AYLIK GAZETE
Mayıs 2014 / Sayı 12
Bozoğlu: Çernobil benzeri bir kazada
Ankara yok olur
[email protected]
BASIN AÇIKLAMALARI
1 MAYIS
1886 yılından bu yana 1 Mayıs, hem
ülkemizdeki emekçilerimizin, hem de
dünya emekçilerinin birlik mücadele
ve dayanışma günü olarak kutlanmaktadır. Sayfa 4’de
Sulak Alanların
Korunması Hakkında
Yeni Yönetmelik
BAŞBAKANIN İSTEDİĞİ OLDU, KORUMA BÖLGELERİ DARALTILIYOR!
SULAK ALANLARIMIZIN YOK EDİLMESİ HIZLANDIRILIYOR! Sayfa 6’da
Kurupelit’te Kıyı Kanunu
İhlal Ediyor
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, ‘Çernobil veya Fukuşima benzeri bir kazanın Akkuyu veya Sinop`ta yaşanması durumunda Ankara yok olabilir’ dedi. Sayfa 5-6’da
AOÇ İÇİN YENİ DAVA
GENEL MÜDÜR
SATILMIŞ’A ZİYARET
ÇMO Başkanı Baran Bozoğlu
ve Genel Sekreter Yardımcısı Sema
Özenalp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin
ve Denetim Genel Müdürü Mustafa
Satılmış’ı ziyaret etti. Sayfa 4’de
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO),
Şehir Plancıları, Ziraat Mühendisleri,
Peyzaj Mimarları ve Orman Mühendisleri Odaları ile birlikte, 18 Şubat
2014 tarihli ve 28917 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 271 sayılı
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek
Kurulu kararının iptali için dava açtı.
Sayfa 2’de
BOZOĞLU:
BİLİMSEL ÇALIŞMA
YAPILMIYOR
AOÇ’DE SÜREN İNŞAAT
İÇİN AYM’YE BAŞVURDUK
BAKANLIĞIN KAMU
SPOTU TAKİYE’NİN
DANİSKASI!
ANKARA (Haber Merkezi) TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası Yönetim
Kurlu Başkanı Baran Bozoğlu, Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı
kamu spotu için ‘Takiyenin daniskası’
dedi. Sayfa 2’de
BİRİMLERİMİZDEN
E-ÇED SÖYLEŞİ
TMMOB Çevre Mühendisleri odası
olarak, mahkeme kararına rağmen
Atatürk Orman Çiftliği’nde devam
eden inşaatların... Sayfa 3’de
ÇMO Başkanı Baran Bozoğlu,
Halk TV‘de Rahmi Aygün‘ün programında elektrik ithalatı konusunda
ve bu konuda iki bakanın farklı açıklamaları hakkında canlı bağlantıda
konuştu. Sayfa 4’de
Haber, linkin üzerinden izlenebilir: https://vimeo.com/93245690
Sayfa 15’de
LPG EĞİTİMİ Sayfa 15’de
PATLAMADAN KORUNMA EĞİTİMİ Sayfa 16’da
TABS SÖYLEŞİ Sayfa 16’da
TS EN ISO/IEC 17025
EĞİTİMİ Sayfa 16’da
Basına ve kamuoyuna
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin rekreasyon çalışması olarak
tanıttığı, Kurupelit’ten başlayarak
Kızılırmak Deltası’na kadar varan,
kıyıyı ve denizi molozlarla ve kayalarla doldurarak yapılan sahil yolu
çalışması doğru bir uygulama örneği
sergilememektedir. Sayfa 7-8’de
MEMBRAN PROSESLER
VE ATIKSU GERİ KAZANIM
UYGULAMALARI
MESLEKİ SÖYLEŞİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK Sayfa 17’de
Nükleere Karşı Miting’e
katıldık Sayfa 17’de
2. Mersin Çevre Kongresi
Sayfa 18’de
Öğrenci Komisyonumuzla Toplantı. Şube Başkanımız Öğrencilerle buluştu.
Boğa Çayı Toplantısına
katıldık. Sayfa 18’de
haberler 2 - 4 | basın açıklamaları 4-8 | basında odamız 8-14 | birimlerimizden 15-18 | kültür-sanat 19 | eğitimlerimiz 20
2
haberler
AOÇ İÇİN YENİ DAVA
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Şehir Plancıları, Ziraat Mühendisleri, Peyzaj Mimarları ve Orman
Mühendisleri Odaları ile birlikte, 18 Şubat 2014 tarihli ve 28917 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 271 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali için dava açtı.
Dava dilekçesinde, davaya konu olan ilke kararında tarihi sit
alanlarının koruma ve kullanma koşullarının belirlendiği, yürürlükten kaldırılan 421 sayılı İlke Kararından farklı olarak da tarihi
sit alanlarında kamu hizmet yapıları ile zorunlu altyapı uygulamalarının yapılabileceği düzenlenmesinin yer aldığı belirtilerek,
‘Her ne kadar 421 sayılı ilke kararının yeniden düzenlendiği belirtilmekte ise de yapılan değişiklik, sadece tarihi sit alanlarında
kamu hizmet yapılarının “plansız biçimde” yapılmasına olanak
sağlanmasıdır. Yapılan bu değişiklikle, milli park niteliğine sahip
tarihi sit alanlarında Uzun Devreli Gelişme Planı, diğer tarihi sit
alanlarında ise koruma amaçlı imar planları hazırlanmaksızın,
gerekli araştırmalar, analizler ve mutlak koruma alanlarına ilişkin kritik tespitler yapılmadan, hiçbir koşula bağlı olmaksızın yapılaşmaya izin verilmektedir.’ denildi
Dilekçede kararın, kültür varlıklarının korunması ile ulusal
ve uluslararası kurallara, ülkemizdeki koruma ile ilgili mevzuata
açıkça aykırı olduğuna vurgu yapılarak, tarihi sit alanları önemli
tarihi olayların cereyan ettiği ve bu nedenle özellikleri ile korunması gerekli alanlar olduğu belirtildi. Tarihi sit alanlarının doğal
yapısıyla birlikte korunması gerektiğinin altının çizildiği, bu alanlarda herhangi bir yapılaşmaya izin verilmeyeceği, doğal yapısının korunması için her türlü önlemin alınması gerektiğine vurgu
yapılan dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi:
‘Bununla birlikte tarihi sit alanlarında bir yapılaşmaya izin
verilmesi söz konusu olsa dahi; Bunun koruma amaçlı imar planı kararlarıyla belirlenebileceği açıktır. Keza bu durumda dahi
Planlama çalışmaları sırasında;
- Alana gelecek işlevlerin uyumu,
- Günümüz koşullarının gerektirdiği altyapı hizmetlerinin proje
aşamasından itibaren kültür katmanına zarar vermeyecek ve
toprak kullanımını en alt düzeyde tutacak biçimde ele alınması,
- Öneri yapı gabarileri ile yapı tekniği ve malzemesinin geleneksel doku ile uyumuna özen gösterilmesi, gibi hususlar önem arz
etmektedir.’
Dilekçede, ilke kararında tarihi sit alanının tarihi ve kültürel
değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar
kamu hizmet yapısı yapılabileceği kararı verilirken, alanın koruma ve kullanma şartları henüz belirlenmeden fonksiyonu ne
olursa olsun (kamu hizmet yapısı veya başka bir yapı) yapılaşma
koşulları belirlenmeden herhangi bir yapının yapılacak olmasının sit alanına verebileceği zararların önemsenmediğine dikkat
çekildi.
‘Hızlı kentleşme sürecinde özellikle büyük kentlerde sit
alanlarının tahrip edildiğine vurgu yapılan dilekçede, bu alanlardaki zengin mirasın korunmadığını da belirtildi.
BAKANLIĞIN KAMU SPOTU TAKİYE’NİN DANİSKASI!
ANKARA (Haber Merkezi) TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurlu Başkanı Baran Bozoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı kamu spotu için ‘Takiyenin daniskası’ dedi.
Televizyonlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından , Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının ne olduğu ve
önemini anlatan bir kamu spotu yayımlamaya başladı. ÇMO Başkanı Bozoğlu yaptığı açıklamada hazırlanan kamu spotunu
eleştirerek, ‘Yayımlanan film, bu güne kadar yaptığımız eleştirilerimizin haklılığını
ortaya koymuştur’ dedi. Kamu spotunun,
Bakanlığın yaptıklarıyla, söylemlerinin
çelişkileri daha da ortaya çıkardığını belirten Bozoğlu şöyle konuştu:
‘Bakanlık, ÇED yönetmeliği ve Çevre
Kanununda yaptığı değişikliklerle çevre
sorunları yaratan tesisleri ÇED sürecinden daima kaçırmaya çalışmıştır. ÇED
Yönetmeliğindeki, binlerce tesise ÇED
sürecinden muafiyet sağlayan Geçici 3
Madde, açtığımız davalar sonrasında birçok defa Danıştay tarafından iptal edilmiş
olmasına rağmen, her defasında Bakanlık
tarafından bu mahkeme kararları göz ardı
edilmiştir. Başkan Bozoğlu, konuyla ilgili
olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
‘3 Ekim 2013 tarihinde
yeniden yayımlanan Yönetmelikte bu madde Geçici
2. Madde olarak yer almıştır. (“GEÇİCİ MADDE 2 – (1)
23/6/1997 tarihinden önce
kamu yatırım programına
alınmış olup; 29/5/2013
tarihi itibariyle planlama
aşaması geçmiş ve ihale
süreci başlamış olan veya
üretim veya işletmeye baş-
lamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler
Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı
dışındadır.”) Yani 23 Haziran 1997 ye kadar yıllık yatırım programına alınan tüm
projeler ve bu projelerin gerçekleşmesi
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
haberler
için gerekli olan tüm tesis ve yapılar ÇED
sürecinden muaf tutulmuştur. Bunun
anlamı, 3. Köprü örneğin, 1993 yılındaki
yatırım programında yer almaktadır ve
sadece 20km olarak programda belirtilmiştir. ÇED yönetmeliğinde ve Çevre
Kanununda yapılan bu değişiklikle “bu
projelerin gerçekleşmesi için
gerekli olan tüm tesisler ve
yapılar” yani bağlantılı tüm
otoyollar, bu proje için kurulan
asfalt tesisleri, kum, taş gibi
çevresel etkisi olan tüm tesisler ÇED’den muaf tutulmuştur.
Bu muafiyet kapsamına giren
tesislere örnek vermek gerekirse Devlet Hava Meydanlarının faaliyet alanında ve DSİ
nin çalışma alanında kalan
muafiyet sağlanan projelerden bazıları; İzmir - Ödemiş
Beydağı Barajı, Küçükmenderes Projesi Aktaş Barajı, Aşağı Gediz
Çambel Kaya Ocağı, Kargı HES, Gürsöğüt
HES, GAP Batman Silvan Projesi, Cine Barajı HES ve Kaya Ocağı, Gökbel Barajı ve
HES, Manyas Barajı ve HES, Artvin Barajı
ve HES, Bağlık Barajı ve HES.
Çevresel etkisi yoğun olan proje ve
bu projelerin yapılabilmesi için yapılacak
her türlü tesis ve yapı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED sürecinden
muaf tutulmuştur. Kamu spotunda, ÇED
süreci övülürken, yüzlerce hatta binlerce
tesise ÇED muafiyet sağlandığı göz ardı
edilmeye çalışılmaktadır.’
Öte yandan, Phaselis gibi tarihi ve doğal bir miras olan ve koruma kurulları tarafından da SİT alanı ilan edilen bir bölgede, ÇED Yönetmeliğindeki eksikliklerden
dolayı, ÇED zorunluluğu olmadan basit
içerikli bir “Proje Tanıtım Dosyası” ile otel
yapılmasının önünün açıldığını söyleyen
Bozoğlu, ciddi çevresel riskler barındıran
otel faaliyetlerinin, ÇED Yönetmeliğindeki listelerde ÇED zorunluluğu olmayan
alanda yer aldığını vurgulayan Bozoğlu
şöyle devam etti:
‘Bu nedenle, sadece tesisi ön gören
bu listeler faaliyet alanının coğrafi yapısını göz ardı edebilmekte. Bu şekilde
de birçok faaliyette ve tesiste ÇED sürecinden muafiyet sağlanmakta. Yine
3
Kamu Spotunda halkın bilgi edinmesi ve
katılımı vurgusu yapılmakta ancak ÇED
muafiyetlerinin fazlalığı nedeniyle ve
Proje Tanıtım Dosyalarının içeriğinde bu
katılım zorunluluğu olmaması nedeniyle,
halkın kendi yaşam alanındaki projelere
dair bırakın müdahil olmasını bilgi edinme
koşulları bile bulunmamaktadır. Phaselis’te yapılması planlanan otel sürecinde de ÇED
süreci işletilmemiş ve halk
projeye dair bilgilendirilerek
ilgili kurum, kuruluş ve halkın
görüşleri alınmamıştır. 3. havalimanında ise, ÇED süreci
basite indirgenmiş, önemsiz
bir bürokratik “belge” olarak
nitelendirilmiştir.’
Bozoğlu, çevre sorunlarına müdahale eden projelerin
ÇED raporunda muaf tutulmaya çalışıldığını vurgulayarak,
‘‘Şu an ki mevcut ÇED yönetmeliğinin zaten rantın önünü açan, sınırsız bir yatırım
psikolojisini ortaya koyan ve çıkar gruplarının elini güçlendiren bir yapıdadır. Dolayısıyla şu an hali hazırdaki ÇED mevzuatı
sürekli ve sürekli yapılan müdahalelerde
muafiyetin önünü açan, çevresel sorunları göz ardı eden ve gündemde olan birçok rüşvet ve yolsuzluk konusunda karşımıza çıkan ve süreci tetikleyen bir süreçle
karşı karşıyayız’ dedi.
AOÇ’DE SÜREN İNŞAAT İÇİN AYM’YE BAŞVURDUK
TMMOB Çevre Mühendisleri odası olarak, mahkeme kararına rağmen Atatürk Orman Çiftliği’nde
devam eden inşaatların durdurulması için, Şehir Plancıları, Ziraat Mühendisleri, Peyzaj, Mimar
Odaları başkanları ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımızı kullandık.
Odamız adına 2. Başkan Mert Güvenç’in, AYM’ye sununduğu başvuru
dilekçesinde, mahkemenin inşaatlara
ilişkin yürütmeyi durdurma kararının ilgili kurumlara tebliğ edildiği halde, AOÇ’de
inşaatların devam ettiğine dikkat çekildi.
Dilekçelerin teslim edilmesinin ardından yapılan açıklamada, iç hukuk yolları
tükendiği için Anayasa Mahkemesi’ne
bireysel başvuruda bulunmak zorunda
kalındığı belirtildi.
Mahkeme Kararı Neydi
Ankara 5. idare Mahkemesi, 10 Şubat
2014 tarihli ve 2011-879E sayılı kararıyla,
AOÇ’deki inşaatlar için yürütmeyi durdurma kararı vermiş, bu karar ilgili kurumlara
resmen tebliğ edilmişti. Kararın ardından
yapılan açıklamada, kararla birlikte AOÇ
arazisinde devam eden Yeni Başbakanlık
Binası inşaatı, Ankara Büyükşehir Beledi-
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
yesi’nin AnkaPark projesi çalışmalarının
durdurulması gerektiğini bildirmişti.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu‘nun 10.08.2011 tarihli Atatürk
Orman Çiftliği Orman Genel Müdürlüğü
Gazi Tesisleri‘nin (yaklaşık 46 hektar
alanda), daha sonra ilave olarak
7 hektar büyüklüğündeki bitişik
parsellerde, Başbakanlık Hizmet
binasının inşası yapılmak üzere,
1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı
şerhinin kaldırılarak, sadece 3. Derece Doğal Sit Alanı olarak tesciline ilişkin kararının iptaline ilişkin
davada, Ankara 11. İdare Mahkemesi aldığı kararla, alanın “Tarihi
Sit” statüsünün kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden dava konusu
işlemin iptaline karar vermişti.
Mahkeme kararında, Kültür Varlıkları
Koruma Kurulu‘nun almış olduğu bu kararların, Atatürk Orman Çiftliği‘nin Türkiye ve Ankara için öneminin hiçe sayıldığı,
parçacı bir yaklaşımla özel sit alanı derecesi ve niteliğine ait olduğu, AOÇ alanının
Atatürk‘ün vasiyetine aykırı olarak amaç
4
haberler
dışı kullanılması ve küçültülmesi sürecinin bir parçası olduğu ifade edilmişti.
Buna ek olarak, dava konusu alanın
konumunun Ankara‘nın hava koridorunda yer aldığı ve bu kararın yapılaşmaya
yol açacağı, alanın 1/10.000 ölçekli koruma nazım imar planında tarihi çekirdek
alanı içerisinde yer aldığı, bu alan içerisinde Atatürk Evi Müzesi- Gazi İstasyonu-Bira, Şarap, Meyve Suyu Fabrikaları- Tarihi
Köprü arasındaki güzergah ve çevresinin
de yer almasına karşın alınan kararın bu
alanlara olası etkisinin olup olmadığının
yerinde incelemeye tabi tutulmadığı,
kararın bilimsel ve teknik gerekçelerden
yoksun olduğu, Atatürk Orman Çiftliği‘nin
kuruluşundan günümüze gelinceye kadar bir bütünlük içinde değerlendirmeye
tabi tutulduğunun görüldüğü, buna karşın uyuşmazlık konusu alan ile ilgili olarak
alınan kararın Atatürk Orman Çiftliği‘nin
bütününe etki eder nitelikte olup olma-
GENEL MÜDÜR
SATILMIŞ’A ZİYARET
ÇMO Başkanı Baran Bozoğlu ve
Genel Sekreter Yardımcısı Sema Özenalp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve
Denetim Genel Müdürü Mustafa Satılmış’ı ziyaret etti.
Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre
Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmeliğin de
konuşulduğu görüşme olumlu geçti.
dığının, gerekirse tüm çiftlik arazisi üzerinde detaylı bir araştırmaya girişilerek
ortaya konulması gerekirken bu hususta
da idarece bir araştırmaya girişilmediği,
kurulun alanın tarihi sit statüsünü değiştirilmesine ilişkin herhangi bir araştırma,
inceleme, yerinde değerlendirme hazırlıkları yapılmadan karar aldığı belirtilmiş
ve iptal istemimiz uygun görülmüştü.
BOZOĞLU:
BİLİMSEL ÇALIŞMA
YAPILMIYOR
ÇMO Başkanı Baran
Bozoğlu, Halk TV‘de Rahmi Aygün‘ün programında elektrik ithalatı konusunda ve bu konuda iki
bakanın farklı açıklamaları hakkında canlı bağlantıda konuştu.
Haber, linkin üzerinden izlenebilir: https://vimeo.com/93245690
1 MAYIS
1886 yılından bu yana 1 Mayıs, hem ülkemizdeki emekçilerimizin, hem de dünya emekçilerinin
birlik mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmaktadır.
Ne yazık ki, bugün ülkemizde gerek özel sektörde gerekse
kamu kurumlarında emekçilerin, işçilerin yarıdan fazlası ya kayıtsız ya da taşeron firmalar aracılığı ile çalıştırılmaktadır.
Sendika isteği, üyeliği işten atılma sebebidir. Taşeronlaşma, bırakın önlenmeyi tersine hükümetin desteğiyle son hızla
artmaktadır.
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 1.167,17 TL olduğu ülkemizde asgari ücret 846 TL’dir. Emekçiler güvencesiz, zaman
kavramı olmadan, ölümüne çalıştırılmaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ülkemizde hergün ortalama 190 iş kazası meydana gelirken 4 işçi
hayatını kaybetmektedir. İş kazaları işçi cinayetleri halini almıştır.
Kapitalizmin “gölgesini satamadığı ağacı kestiği” bir dönemden geçiyoruz. Doğanın yok edilmesini, ranta ve talana
açılmasını sağlayan birçok kanun ve yönetmelik düzenlemesi
hız kazanmıştır. Orman Kanunu’nun uygulanmasına dair yönetmelikler, sulak alanlara, milli parklara, çevre mevzuatına dair yayımlanan yönetmelikler bu doğa tahribatına yönelik en somut
örnekler arasındadır.
Doğa tahribatına, rant, talan projelerine karşı yurttaşların
verdiği hukuki mücadeleler, mahkeme kararları ise iktidar tara-
fından göz ardı edilmek1886 yılından bu yana 1
te, uygulanmamaktadır.
Bütün bunların üzeMayıs, hem ülkemizdeki
rine hükümet, işçilerin
emekçilerimizin, hem de
bayramı olan bugünü,
dünya emekçilerinin birkimin nerede ve nasıl
lik mücadele ve dayanışkutlayacağı konusunda
ma günü olarak kutlankarar vermektedir.
maktadır.
ÇMO olarak, özgürlüklerin, demokrasinin
arttırıldığı, adaletin bir
an önce tüm yurttaşlar için sağlandığı, çevre sorunlarına karşı
kamu yararı yaklaşımının hakim olduğu, kentlerde yaşanılabilir insani koşulların sağlandığı, suyun ticarileştirilmesinin durdurulduğu, iş cinayetlerine karşı çözüm üretildiği, emekçilerin
insani çalışma koşullarına kavuştuğu bir ülke özlemimizle, tüm
meslektaşlarımızın 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü, iş cinayetlerine kurban giden meslektaşlarımızı ve 1 Mayıs 1977’de Taksim’de ve emek mücadelesinde solan insanlarımızı anarak kutluyoruz.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
basın açıklamaları
5
Bozoğlu: Çernobil benzeri bir kazada Ankara yok olur
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, ‘Çernobil veya Fukuşima benzeri bir kazanın
Akkuyu veya Sinop`ta yaşanması durumunda Ankara yok olabilir’ dedi
NÜKLEER KAZADA, ANKARA
YOK OLUR!
Bilindiği üzere, 26 Nisan 1986 saat
01:23’de Ukrayna’nın başkenti Kiev’in
140 km uzağında bulunan Çernobil Nükleer Santrali’ne kaza meydana gelmiş,
yüzbinlerce insan yaşamını yitirmiş, yüzbinlerce insan evini terk etmek zorunda
kalmış ve geniş bir coğrafya radyasyondan etkilenmiştir.
Ukrayna’da ve bölge ülkelerde etkisi
devam eden, insan ömrünün kısalmasına neden olan radyasyondan ülkemiz de
etkilenmiş ve Türk Tabipler Birliği’nin raporuna göre, Çernobilden kaynaklı olarak
kanser vakalarında artış yaşanmıştır.
3 Rus bilim adamının 5000’e yakın
çalışmayı değerlendirmesi sonucunda
yarım milyon (500.000) kişinin yaşamını
yitirdiğini tespit ettiler.
NÜKLEER SANTRAL GERİ BİR
TEKNOLOJİ OLDUĞUNU, AKKUYUYA
NÜKLEER SANTRAL YAPMAYA ÇALIŞAN FİRMA DA KABUL EDİYOR!
Nükleer santral kamuoyunda yaratılmaya çalışan algı gibi, ileri bir teknoloji
değildir. Bir enerji üretim biçiminin karmaşık görünmesi ve kullanılan hammaddesindeki farklılık o enerji üretim biçimini
teknolojik yapmaz.
Nükleer santrallerin elektrik üretim
biçimi, suyun buharlaştırılması ve bu
buhardan tribünlerin döndürülmesi ile
elektrik üretilmesidir. Suyun buharlaşması için gereken ısı nükleer yakıt çubuklarındaki radyoaktif ışımayla oluşan ısıdan elde edilmektedir. Dolayısıyla sistem
termik santralden çok da farklı değildir.
Termik santralle arasındaki temel fark
hammadde ve atıkların yönetimidir.
Bu durumu nükleer santral yapmayı
hedefleyen Rusya devletinin enerji şirketi olan Rosatomun uzantısı olan ve Mersin Akkuyu’da nükleer santral yapmaya
çalışan NGS şirketi de kabul etmekte ve
internet sitesinde aşağıdaki ifadelere yer
vermektedir;
http://www.akkunpp.com/infocenter#sthash.8Zxd8Krp.dpuf
“Nükleer güç santrali nasıl çalışır?
Nükleer güç santralinde elektrik üretimi, alışılagelen termik santralde uygulanan prensibe benzer. Reaktör, uranyum
atom çekirdeklerinin fisyonu sonucunda
açığa çıkan ısı ile birinci çevrimde dolaşan
suyu ısıtır, bu kızgın su, buhar jeneratö-
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
rüne aktarılır ve buhar
jeneratöründe ikinci
çevrimde dolaşan su
ile ısı değişimi yapılır.
İkinci çevrimde oluşan
buhar, türbine aktarılır
ve türbin elektrik jeneratörünü harekete geçirir. Jeneratör elektrik
enerjisini üretir ve bu
elektrik, enerji nakil
hatları boyunca tüketicilere ulaştırılır.”
DENENMEMİŞ
NÜKLEER
SANTRALLER ÜLKEMİZDE DENENECEK!
VVER 1200 model reaktörün Akkuyu’da, ATMEA 1 rektörünün de Sinop’a
yapılması planlanmaktadır. Her iki reaktör de henüz dünyada denenmemiştir
ve kullanılmamaktadır. İlk defa ülkemizde
denenecektir.
Öte yandan, yeni nesil olarak ifade
edilen reaktörler teknolojik olarak bir ilerlemeden ziyade, güvenlik açısında yapılan eklemelerle tanımlanmaktadır. Yani
yeni bir teknoloji olarak ifade edilen konular aslında 50 yıl önceki temel nükleer
santral biçimlerinden farklı değildir.
Dünyada hiç denenmemiş nükleer
santrallerin ülkemizde inşa edilmesi zaten varolan riski daha da perçinleyecektir.
NÜKLEER SANTRALLERİN ATIKLARI BERTARAF EDİLEMİYOR!
Nükleer santrallerden yok edilemeyen radyo aktif atıklar çıkmaktadır.
Nükleer santrallerin enerji üretimindeki
çevresel kirliliği sadece üretim aşamasında değil hammaddenin yer altından
çıkarılışıyla başlamaktadır. İklim değişikliği yapmadığı belirtilen bu santrallerin,
madencilik faaliyeti, hammadde ve atık
taşınması süreci, inşaat malzemelerinin
üretimi süreci gibi konularda emisyona
neden olan faaliyetlerin yoğun olduğu
bilinmektedir.
Öte yandan, yüksek, orta ve düşük
etkili radyo aktif atıkların dünyada çözümü, bertarafı bulunmamaktadır. Nükleer
santraldeki radyoaktif atıkların sadece yakıt çubuklarından değil, santralde
kullanılan her türlü ömrünü tamamlamış
veya bir defaya mahsus kullanılan aletlerden, çalışanların kullandıkları giysilerden de oluştuğunu unutmamak gerekir.
Öte yandan, nükleer santrallerde Kyripton-85, xenon 133, iodine 131 gibi gazların da oluştuğu bilinmektedir. Soğutma
suyu ve kullanılmış nükleer hammaddenin bekletildiği havuzlarda da sıvı atıkların oluştuğu bilinmektedir.
Tüm bu atıklar, çevre kirliliği yaratmak, yaşamı bitirmek adına oldukça
yeterlidir. Ancak Fransa, ABD, Almanya
gibi nükleer santralden elektrik üreten
ülkelerde atıklarına dair çözüm üretememişlerdir. Nükleer atıkların büyük çoğunlu nükleer santrallerde havuzlarda tutulmakta bir kısmı ise güvenli olduğu iddia
edilen varillerde dış ortamda geçici olarak
tutulmaktadır. Nükleer atıklara dair hiçbir
ülke net bir çözüm getirmemiştir.
Yapılması halinde, Akkuyu ve Sinop’ta da ciddi bir nükleer atık sorunu ile
karşı karşıya kalınacağı, yapılan uluslararası sözleşmede ve tartışmalarda da atıklara dair ne gibi önlemler alınacağı belirtilmemektedir.
TBMM’de verilen soru önergelerinde
atıkların yönetimine dair sorulara, “şirket
sorumludur” cevabından öte bir cevap
verilememekte, en büyük sorun olan atık
sorununa dair ne yapılacağı ifade edilememektedir. Zaten Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na sunulan proje tanıtım dosyasında da atığa dair herhangi bir ifade yer
almamaktaydı.
İZMİR GAZİEMİRDEKİ RADYOAKTİF ATIKLARINA, MANİSA KÖPRÜ BAŞINDAKİ AÇIK URANYUM MAÇevre Mühendisleri Odası Başkanı
Baran Bozoğlu, ‘Çernobil veya Fukuşima benzeri bir kazanın Akkuyu
veya Sinop`ta yaşanması durumunda Ankara yok olabilir’ dedi
6
basın açıklamaları
DENİNE ÇÖZÜM ÜRETİLMEYENLER
NÜKLEER SANTRAL ATIKLARINA
NASIL ÇÖZÜM ÜRETECEKLER?
1,5 yıl önce basına yansıyan ancak
geçmişi daha da öncelere dayanan İzmir
Gaziemir’deki fabrikada radyoaktif ve
tehlikeli atıkların bulunduğu ve benzer bir
biçimde Manisa Köprübaşı’nda geçmişte
açılan uranyum maden tesisinin açık bir
şekilde bırakıldığı alanlara dair herhangi
bir kurumdan somut adımlar atılmamıştır.
Çözüm üretilmemiştir. Söz konusu alanlar
zehir saçmaya devam etmektedir.
Ülkemizin henüz atık envanteri
bulunmamaktadır. Hangi atıkların nerelerden ne kadar çıktığı bakanlıklar tarafından tespit edilememekte, atıkların
nerelere deşarj edildiği gözlenememektedir. Bu kadar somut ve kritik sorunlar
varken, hiçbir ülkenin çözüm üretemediği
ve maliyeti tesisin kendi maliyetini aşan
atıklara dair çözüm üretilemeyeceği endişesini taşımak oldukça meşrudur.
OLASI BİR KAZADA TÜRKİYE’NİN TÜM KENTLERİ ETKİLENECEKTİR!
Fukuşima ya da Çernobil benzeri bir
kazanın Akkuyu veya Sinop`ta yaşanması durumunda ülkemiz ve bölgemizin
nasıl bir risk altında kalacağını belirlemek
için Odamız bünyesinde bir çalışma yapılmıştır.
Bu çalışmada; ABD-NOAA kurumu
tarafından geliştirilen HYSPLIT (http://
ready.arl.noaa.gov/HYSPLIT.php,
Tek
Parçacık Entegre Yörünge Modeli) modeli
kullanılarak, Akkuyu ve Sinop`tan olacak bir radyoaktif serpintinin izleyeceği
yollar hesaplanmıştır. Her 2 nokta için,
atmosfere salınan parçacıkların 4 günlük (96 saat) güzergahları belirlenmiştir.
Bu çalışma 2010 yılına ait tüm günler için
tekrarlanmış ve aşağıda verilen sonuçlar
elde edilmiştir.
Yapılan çalışmada, Türkiye alanı küçük hücrelere bölünmüş, Sinop ve Akkuyu`dan salınan parçacıkların bu hücreler
üzerinde ne kadar zaman (saat) geçirdiği
hesaplanmıştır. 2010 yılı için yapılan hesaplama sonuçlarına göre, hem Akkuyu,
hem de Sinop`ta meydana gelecek bir
radyoaktif sızıntının Türkiye`nin büyük
bölümünü etkileyeceği hesaplanmıştır.
Bu etkiler her 2 noktanın 300 km`ye kadar olan çevresinde daha yoğun bulunmuştur. Özellikle Sinop için yapılan çalışmada, Karadeniz Bölgesinin tamamı ile İç
Anadolu Bölgesinin Kuzeyinin daha yüksek risk taşıdığı görülmektedir. Son dönemde potansiyel santral sahası olarak
belirtilen Kırklareli-Kıyıköy ise, yaklaşık
20 milyon kişinin yaşadığı ve nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgede
bulunması nedeniyle en riskli alanlardan
birisi olacaktır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
tarafından 5-10 yıllık periyodu kapsayan
ve doz hesaplamalarını da içeren daha
kapsamlı bir çalışma yapılarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Diğer taraftan; Ermenistan ve Bulgaristan`da sınırımıza yakın bulunan Nükle-
er santraller de büyük tehlike arz etmektedir. Benzer bir çalışma bu noktalar için
yapılırsa, bu santrallerin de Türkiye için
büyük risk yarattığı görülecektir. Bu santralleri bahane ederek, Türkiye`ye santral
inşa etmek yerine, bu santrallerin kapatılması için uluslararası girişimde bulunulması gerekmektedir.
NÜKLEERE MUHTAÇ DEĞİLİZ!
Ülkemiz, dışa bağımlı geri bir teknoloji olan nükleer santrale bağımlı değildir. Kimi zaman %25’e varan kayıp kaçak
oranlarının düşürülmesi her iki santralin
yapımına dahi gerek duymamamızı sağlayacaktır. Öte yandan, enerji verimliliği,
evlerde ve özellikle fabrikalarda, işyerlerindeki enerji tüketiminin düşürülmesi oldukça mümkündür. Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığının, kurumlarla, bilim
insanlarıyla ve meslek odaları ile görüşerek topyekün, tüm kesimlerin katılımı ile
enerji tasarrufu seferberliği ilan etmesi,
hiç kuşkusuz dışa bağımlılığı çözecek,
nükleer santral yapımından ülkemizi kurtaracaktır.
Saygılarımla,
Baran BOZOĞLU
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
Başkanı
Sulak Alanların Korunması Hakkında Yeni Yönetmelik
BAŞBAKANIN İSTEDİĞİ OLDU, KORUMA BÖLGELERİ DARALTILIYOR!
SULAK ALANLARIMIZIN YOK EDİLMESİ HIZLANDIRILIYOR!
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bugün,
Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği
yayımladı. 2002 yılında ilk defa yayımlanan yönetmelik, 2005’de yeniden yayımlanmış ve günümüze kadar birçok değişiklik yapılmıştır. Bugün Sulak Alanların
Korunması Yönetmeliği 3. kez önemli
değişiklikler yapılarak yayımlanmıştır.
BÖL, PARÇALA, YAPILAŞMAYA
AÇ! SULAK ALANIN ULUSALI, MAHALLİSİ OLMAZ!
Yeni yönetmelikte, sulak alanlar bilime, doğa kanunlarına aykırı bir şekilde
2’ye ayrılmış, mekanik bir yaklaşımla ele
alınmıştır. Sulak alanlarımız “ulusal öneme haiz sulak alanlar” ve “mahalli öneme
haiz sulak alanlar” gibi iki ana başlığa ayrılmıştır. Mahalli öneme haiz sulak alanlar
RAMSAR sözleşmesi kapsamın girmediği
iddia edilen sulak alanları kapsamaktadır. Bu alanların söz konusu sözleşmeye
uyup uymadığına da yine Bakanlık karar
vermektedir.
Yapılan düzenlemeyle, mahalli öneme haiz sulak alanlardaki yapılaşmaya,
tahribata dair izinleri, Bakanlık taşra teş-
kilatı verecektir. Mahalli komisyonlarda,
teknik, bilimsel niteliğe sahip olup olmadığı bilinmeyen kişilerce sulak alanlarımızın kaderine karar verilebilecektir.
Sulak alanlar tanımı, uluslararası uygulamalar ve hiç kuşkusuz bilimsel olarak
bütündür. Birbirinden farklı tanımlamak
doğru değildir. Sulak alanın, ulusalı, mahallisi olmaz! Yaşamı besleyen, su kaynaklarımızın temeli olan bu alanlar tek bir
başlıkta yani “sulak alan” olarak tanımlanmalı ve korunmalıdır.
BAŞBAKANIN İSTEDİĞİ OLDU,
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
basın açıklamaları
KORUMA BÖLGELERİ DARALTILIYOR!
Koruma bölgeleri, eski düzenlemelerde tüm sulak alanları kapsayabilmekteydi ancak bu yönetmelikle beraber
sadece “ulusal öneme haiz” sulak alanları
kapsar hale getirilmiştir. Yani, “mahalli
öneme haiz” sulak alanlar koruma bölgeleri kapsamına giremeyecektir. Bu nedenle, önemli biyoçeşitliliğe sahip olan,
orman alanlarını, endemik türleri, bitkileri
barındıran bölgelerde, imar çalışmaları
yapılabilecek, rantın, talanın hukuki zemini tamamlanmıştır.
3. HAVALİMANI ALANINDAKİ
SULAK ALAN “SORUNUNU” AŞMAYA ÇALIŞIYORLAR! BİZİ KANDIRAMAZSINIZ!
Bilindiği üzere, İstanbul’a yapılması
planlanan 3. Havalimanı projesi 2,5 milyon ağacın ve 70 sulak alanın, 8 derenin
yok edilmesine neden olacaktır. Projenin
yer seçiminin yanlış olduğu defalarca dile
getirilmiştir. Bu sulak alan, Trakya’ya, İstanbul’a hayat veren Terkos gibi önemli
havzaları beslemektedir. Yaşamın kaynağıdır. Eski maden sahaları olması bu
alanların on yıllardır kendi ekosistemlerini oluşturarak sulak alan haline gelmeleri
gerçeğini değiştiremez. Bilimsel olarak
bu bölgeler sulak alandır.
Yönetmelikle, bu sulak alanlar, “ma-
halli öneme haiz” olarak tanımlanmakta
ve yapılaşmaya açılması kolaylaştırılmaktadır. Özetle, kavramsal kargaşa yaratılarak, bu sulak alanların önemsiz gösterilmesi sağlanmakta, doğa katliamına kılıf
oluşturulmakta, mahkemeler, kamuoyu
yanıltılmaya çalışılmaktadır.
GEÇİCİ 1. MADDE İLE MEVCUT
TALAN MEŞRULAŞTIRILIYOR!
“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce faaliyete geçmiş olan ve bu Yönetmelik kapsamında
izin almamış işletmeler, bu Yönetmeliğin
yayımından itibaren iki yıl içerisinde Bakanlıktan izin almaları şartı ile faaliyetlerine devam ederler.”
Bu madde ile sulak alanlardaki mevcut yapılaşmanın kabul edilerek, 2 yıl daha
sürdürülmesinin önü açılmakta, haksız
yere, halkın, doğanın kaynaklarını kullanan kişilere ve kuruluşlara tabiri caizse af
getirilmekte ve bu talan teşvik edilmektedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Çevre
Kanunu 9. Madde kapsamında sulak alanların korunmasını sağlamalıdır. Orman ve
Su İşleri Bakanlığı, yüzünü kamu yararına,
doğanın korunmasına ve ülkemizin su fakiri halini gözeterek, kısa vadeli popülist
yaklaşımlardan vaz geçmelidir. Ülkemizin
geleceğini gözeten bir yaklaşımla, sulak
alanların korunması sağlanmalıdır. Aksi
halde, ciddi bir su krizinin bizi beklediği su
Kurupelit’te Kıyı Kanunu İhlal Ediyor
Basına ve kamuoyuna
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin
rekreasyon çalışması olarak tanıttığı, Kurupelit’ten başlayarak Kızılırmak Deltası’na kadar varan, kıyıyı ve denizi molozlarla ve kayalarla doldurarak yapılan sahil
yolu çalışması doğru bir uygulama örneği
sergilememektedir.
Özellikle yaz aylarında çevre illerden
gelenlerin de yoğun olarak kullandığı bu
bölgede denizin ve kumul alanın kaya ve
molozlarla doldurulmasıyla yapılan yol
çalışması, halkımızın en doğal hakkı olan
denizden ve kumdan faydalanabilmesine
engel olacaktır. Ayrıca planlanan projeyle
bu taşıt yolu, 3621 sayılı kıyı kanunu’nun
5. ve 6. maddesinde belirtilen “Kıyılara
moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez” ve
“Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı
yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz
veya çekilemez” maddelerini de açık bir
şekilde ihlal etmektedir.
Doğal bir kıyı güzelliğine sahip olan
bölge sahilinin taşıt trafiğine açılması,
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
özellikle yaz aylarında ki yoğunluk da dikkate alındığında hava kirliliği ve gürültü
gibi çevresel parametrelerde artış meydana getireceği muhtemeldir.
Her deniz dolgusu, az ya da çok deniz
canlılarının yaşam ortamlarını yok etmekte “doğayı tahrip” etmekte ve ekosistemi
7
3. HAVALİMANI ALANINDAKİ SULAK
ALAN “SORUNUNU” AŞMAYA ÇALIŞIYORLAR! BİZİ KANDIRAMAZSINIZ!
götürmez bir gerçektir.
HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATIYORUZ!
Ülkemizde, uzun bir süredir, halkı,
doğayı ilgilendiren yönetmelikler, düzenlemeler, kanunlar bilim çevrelerinden, meslek odalarımızdan kaçırılarak
yayımlanmaktadır. Halkın demokratik
katılımından uzak hazırlanmaktadır. Bu
yönetmelikte, benzer bir şekilde, verilen
görüşleri göz ardı eden bir biçimde hazırlanmış ve ne yazık ki, bizleri yine mahkeme süreçlerine mahkum kılmıştır. Derdimiz yönetmelikleri mahkeme süreçleriyle
çözmek olmamalı, aklı selim, bilim-teknik
ışığında kamu yararı gözeten tartışmalarla yönetmelikler çıkartılmalıdır. Ancak
bu yönetmelikte de aynı sorunlar görülmektedir. Toplumsal sorumluluğumuz
gereği, kamu yararından uzak, su krizini
perçinleyecek, bilim dışı bu yönetmeliğin
iptali için önümüzdeki günlerde başvuru
yapılacaktır.
Kamuoyuna duyurulur.
Saygılarımla,
Baran BOZOĞLU
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca,
denizin doldurulması, kıyı yönetimi çerçevesinde birçok açıdan ele alınması ve
irdelenmesi gereken, sucul ekosisteminin yaşamı dikkate alınarak çevresel risklerin değerlendirilmesi gereken önemli
bir konudur.
8
basında odamız
Proje kapsamında yol Kızılırmak Deltası’na doğru son hızla ilerlemektedir.
Eğer bu yol inşaatı durdurulmazsa Subasar Ormanları ve içinde 341 kuş türü ve
göç yolları bulunduran Delta yaşam alanı
yok olma riski ile karşı karşıya gelecektir.
Kızılırmak deltası ve içerisinde bulunan
RAMSAR alanı uluslararası öneme sahip
sulak alanlar kapsamında olup, akarsu,
deniz kıyısı ve sulak alanlar birbirinden
ayrı düşünülemeyecek bütünleşik alanlardandır. Sadece karayı değil deniz ve
kumul alanı da içine alan bu özel bölgeye
müdahale edilmesi ekolojik yaşam açısından doğru değildir.
Çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından, Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ve
Ulusal Sulak Alan YöneSamsun Büyükşehir Belediyesi’nin rekreasyon çalıştim Planına göre; 2008- ması olarak tanıttığı, Kurupelit’ten başlayarak Kızılır2012 yıllarında “Kızılır- mak Deltası’na kadar varan, kıyıyı ve denizi molozlarla
mak deltası Sulak Alan ve kayalarla doldurarak yapılan sahil yolu çalışması
Yönetim Planı” hazır- doğru bir uygulama örneği sergilememektedir.
lanmış ve Kızılırmak delumarsızca, bilimsel değerlerden uzak,
tası Sulak Alan Koruma
Bölgeleri 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni hiçbir açıdan Çevresel Riskleri ve Etkileri
Planı hükümlerinde yer almıştır. Yapılan değerlendirilmeden yok edileceğini, tüm
sahil yolu projesi, Çevre Düzeni Planında canlı ve cansız yaşam için geri dönüşü
ve Kızılırmak deltası Sulak Alan Yönetim olmayan yıkımlara sebep olacağını düPlanı kapsamında olmayan bir çalışma şünmekteyiz. Samsun Çevre ve Şehircilik
İl Müdürlüğü’nün konuya biran önce ilgi
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çevre Mühendisleri Odası Samsun göstermesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Bölge Temsilciliği olarak, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bu uygulama ÇEVRE MÜHENDİLERİ ODASI
ile, doğal zenginliklerimizin son derece SAMSUN BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ
Birgün
Hürriyet / 19 Nisan
Karşı / 10 Nisan
Karşı / 10 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
basında odamız
9
Yurt Gazetesi / 30 Nisan
Sol / 5 Nisan
Bursa Hakimiyet/ 30 Nisan
Yeni Ekonomi / 29 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
10
basında odamız
Yurt Gazetesi / 19 Nisan
Habertürk / 30 Nisan
Ankara Başkent / 26 Nisan
Hürriyet / 5 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
basında odamız
Sözcü / 19 Nisan
Milliyet / 9 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
11
12
basında odamız
İzmir 9 Eylül / 6 Nisan
Ortodoğu / 19 Nisan
İstanbul Gazetesi / 28 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
basında odamız
13
A Gazete / 19 Nisan
Taraf / 5 Nisan
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
Sol / 9 Nisan
14
basında odamız
A Gazete / 30 Nisan
Günboyu / 28 Nisan
Yeniçağ / 19 Nisan
Birgün
Milliyet / 30 Mart
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
birimlerden
15
ANKARA ŞUBE
SÖYLEŞİLERİMİZ
ÇEVRİMİÇİ ÇED SÜRECİ YÖNETİMİ
ÇMO Ankara Şube olarak, Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetimi
(e-ÇED) Sistemi hakkında söyleşi düzenledik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Bilgi Sistemleri Şube Müdürü Özgür SOLAK‘ın
katılımları ile gerçekleştirilen söyleşiye, ÇED konusunda Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı‘nca yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşların
temsilcileri katıldı.
TABS-MOTAT-KDS
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Veri Değerlendirme Şube Müdürü
Sayın Arzu NURAY ve MOTAT-KDS Sisteminin kurucularından
Sayın Mustafa Kemal ÖZEL‘in katılımıyla gerçekleştirilen söyleşieğ karşılaşılan problemlerin çözümleri uygulamalı olarak anlatılarak üyelerimizin soruları yanıtlandı.
EĞİTİMLERİMİZ
ÇMO Ankara Şube olarak Nisan ayı içerisinde, TS EN ISO/IEC
17025 Deney Ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği Eğitimi, LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdürlük eğitimi ve
ATEX direktifleri ve ulusal mevzuatlarımız kapsamında özel ve
tüzel kuruluşların patlamadan korunma konusunda yapmaları
gereken zorunlu önleyici faaliyetlerle ilgili olarak “Patlamadan
Korunma Dokümanı Hazırlanması” eğitimlerini gerçekleştirdik.
E-ÇED SÖYLEŞİ
20.03.2014 tarihinde Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından ‘ÇEVRİMİÇİ ÇED SÜRECİ YÖNETİMİ (e-ÇED) SİSTEMİ
Konulu Söyleşi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Bilgi Sistemleri
Şube Müdürü Sn. Özgür SOLAK‘ın katılımları ile gerçekleştirilmiştir.
Söyleşiye ÇED konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nca yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşların temsilcileri katılım sağlamıştır.
Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetimi Projesi tamamlanmış ve
03.10.2013 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği‘nin değişmesi ile birlikte kullanıma açılmıştır. Yönetmeliğin
değiştiği tarihten itibaren tüm yeni ÇED süreçleri, söyleşiye konu
ÇEVRİMİÇİ ÇED
SÜRECİ YÖNETİMİ
(e-ÇED)
SİSTEMİ üzerinden gerçekleştirilmektedir.
‘ÇEVRİMİÇİ ÇED SÜRECİ YÖNETİMİ (e-ÇED) SİSTEMİ Konulu Söyleşi‘de Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı‘nın e-ÇED Sistemi üzerine yetkili Şube Müdürü Sn. Özgür
SOLAK, ÇED sürecinin tarihsel gelişimi, e-ÇED sisteminin kullanımı ve sistemde
karşılaşılan sorunlar üzerine bilgilendirme yapmış ve katılımcıların sorularını yanıtlamıştır.
Değerli katılımlarında dolayı Sn. Özgür SOLAK‘a, tüm firma yetkililerine ve
üyelerimize Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak teşekkür ederiz.
LPG EĞİTİMİ
Şubemiz tarafından 11-12-13 Nisan 2014 tarihlerinde, Şubemizin eğitim salonunda, LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdürlük
eğitimi gerçekleştirilmiştir.
Meslektaşlarımızdan, Sema ÖZENALP, Fatih AYDIN ve Cem ŞAHİN‘in eğitmen olarak katıldığı eğitimde; LPG Mevzuatı, LPG Tesislerinin Kuruluşu ve İşletilmesi, Ruhsatlandırılma ve Denetim Prosedürü, LPG İstasyonları İle İlgili Çevre Mevzuatı, Oluşabilecek Muhtemel
Çevre Sorunları Ve Alınacak Önlemler, İlkyardım İlkeleri, Uygulamaları
ve Organizasyonu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği İle İlgili Tanım, Yasa,
Yetki ve Sorumluluklar, Sorumlu Müdürlüğün Yasal Boyutu, LPG Tanımı ve Kullanım Alanları, Yangın ve Patlama İle İlgili Temel Bilgileri,
Yangın Nedenleri ve Kontrol Noktaları, Gazlar, Parlama ve Patlama,
Yangınların Önlenmesi ve Yangına Müdahale Teknikleri, Statik Elektrik, Tank Ekipmanları, Topraklama ve Katodik Koruma Testleri ve Kişisel Koruyucular konularında bilgiler verilmiştir. Eğitim, 1 saat süren
teknik gezinin ardından sınavın yapılmasıyla sona ermiştir.
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
16
birimlerden
PATLAMADAN KORUNMA EĞİTİMİ
ATEX direktifleri ve ulusal mevzuatlarımız kapsamında özel ve tüzel kuruluşların patlamadan korunma konusunda yapmaları
gereken zorunlu önleyici faaliyetlerle ilgili olarak düzenlemiş olduğumuz “Patlamadan Korunma Dokümanı Hazırlanması” Eğitimini
22-23 Mart tarihlerinde Şube Eğitim Salonumuzda gerçekleştirdik.
Eğitim; katılımcıların, yasal mevzuatın ve uluslararası mevzuat yükümlülükleri ışığında, patlamaların önlenmesi ve bunlardan
korunmayı sağlamak, patlamadan korunma dokümanı hazırlamak ve işyerlerinde düzenlemeleri amacı ile gerçekleştirilmiştir.
Eğitimde yapılan anketler ve birebir yapılan görüşmelerde, eğitimin başarılı olduğu ve keyifli geçtiği yönünde dönüşler olmuştur.
İlginiz için teşekkür ederiz.
TABS SÖYLEŞİ
TABS-MOTAT-KDS Söyleşimiz 27 Mart 2014 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası
Rüştü Özal Toplantı Salonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Veri Değerlendirme Şube
Müdürü Sayın Arzu NURAY ve MOTAT-KDS Sisteminin kurucularından Sayın Mustafa
Kemal ÖZEL‘in katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Söyleşimizde sistem uygulamaları ile ilgili sunumlar yapılmış, karşılaşılan problemlerin
çözümleri uygulamalı olarak anlatılmış ve üyelerimizin soruları yanıtlanmıştır.
Katılımlarından dolayı Sayın Arzu NURAY‘a, Sayın Mustafa Kemal ÖZEL‘e ve tüm üyelerimize ayrıca söyleşimizin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm Şube çalışanlarımıza
Ankara Şube Yönetim Kurulu olarak teşekkür ederiz.
TS EN ISO/IEC 17025 EĞİTİMİ
TS EN ISO/IEC 17025 Deney Ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının
Yeterliliği Eğitimi
20 Nisan 2014 tarihinde laboratuvarların akreditasyon sürecine yönelik olarak TS EN ISO/IEC 17025 Deney Ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği İçin Genel Şartlar Standardı temel eğitimi
Şubemiz Eğitim Salonunda Sayın Hakan ÇELİK tarafından verilmiştir.
1 günlük eğitim süresince; akreditasyon ile ilgili temel kavramlar, laboratuvarların ISO/IEC 17025’e göre akreditasyon süreci, TS
EN ISO/IEC 17025 standardının maddelerinin açıklanması, standardın yönetim şartları ve teknik şartları üzerinde durulmuştur.
Eğitime; işyerlerinde ISO 17025 Laboratuvar Akreditasyon
Standardına göre Yönetim sistemini kurmak ve uygulamak isteyen
çalışanlar, ISO 17025 Laboratuvar Akreditasyon standardına göre
yönetilen firma çalışanları ve 17025 Laboratuvar Akreditasyon
standardı ile ilgili bilgi edinmek isteyen çalışanlar ve öğrenciler katılım sağlamışlardır.
Keyifli geçen eğitimin sonunda katılımcılara katılım sertifikası
verilmiştir.
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
birimlerden
17
İSTANBUL ŞUBE
MEMBRAN PROSESLER VE ATIKSU GERİ KAZANIM UYGULAMALARI
MESLEKİ SÖYLEŞİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK
beslenecek suyun kalitesinin performans
açısından belirleyici olduğu belirtilerek
özellikle endüstriyel kaynaklı atıksuların
geri kazanımında pilot çalışmaların gerçekleştirilerek sistem tasarımının yapılmasının gerekliliği vurgulandı.
Söyleşimize katkı veren meslektaşımız Akın Büyükdere‘ye ve söyleşimize
katılan üyelerimize teşekkür ederiz
KAĞITHANE HALKI ZEHİRLİ
HAVA SOLUMAK İSTEMİYOR
25 Nisan 2014 tarihinde Makina
Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde
"Membran Prosesler ve Atıksu Geri Kazanım Uygulamaları" konulu mesleki söyleşi etkinliğimiz, Çevre Yüksek Mühendisi
Akın Büyükdere‘nin konuşmacı olarak katılımı ile gerçekleşti.
Atıksuların geri kazanımı ve yeniden
kullanımının her geçen gün artan öneminden yola çıkılarak, geri kazanım stratejisinin belirlenmesinde izlenmesi gereken yol açıklandı. Evsel ve endüstriyel
kaynaklı arıtılmış atıksuların geri kazanımında dikkat edilmesi gereken hususlar
konusunda bilgilerin paylaşıldığı, mikrofiltrasyon, ultrafiltrasyon, nanofiltrasyon
ve ters osmoz sistemleri hakkında temel
bilgilerin aktarımı ve kullanım alanlarının
değerlendirildiği etkinliğe yaklaşık 20
üyemizin katılım sağladı.
Atıksu geri kazanımında sisteme
21 Nisan 2014 tarihinde Kağıthane Cendere Caddesinde bulunan bölge halkının
sağlını tehdit eden fabrika hakkında yaptığımız basın açıklamasına bölge halkının
yoğun katılımı ile gerçekleştirdik.
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
İstanbul Şubesi ile ortak hazırladığımız
basın metnini Şube Başkanımız Emine
Girgin okudu.
"Zehirli hava solumak istemiyoruz" , "
Kısır olmak istemiyoruz" , "Kanser olmak
istemiyoruz" sloganlarının atıldığı basın
açıklamamız konu hakkında en kısa sürede suç duyurusunda bulunacağız bilgisi
verilerek sonlandırıldı.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
ATIKSU ARITMA TESİSİ OPERATÖRÜ BİLGİLENDİRME EĞİTİMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK
17-18 Nisan 2014 tarihinde Makina
Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde
Atıksu Arıtma Tesisi Operatörü Bilgilendirme Eğitimini gerçekleştirdik. Çevre
Yüksek Mühendisi Ahmet Dursun Kahra-
man ve Çevre Mühendisi Kerem Yorgancı Pompa Teorisi ve Çevre Mühendisleri
Emre Seçkin ve Hande Tuğçe Korkmaz’ın
sunumları, Tunceli , Diyarbakır Büyükşehir ve Sakarya Büyükşehir Belediyelerinin Su ve Kanalizasyon İdaresi Müdürlükleri, Kütahya Organize Sanayi, Arçelik,
Donghee Otomotiv ve Componenta Dökümcülük A.Ş. çalışanları ile Çevre Mühendisleri ve Operatörlerinin katılımı ile
gerçekleştirdiğimiz eğitimimiz, yapılan
sınav ve anket ile sonlandı.
SAMSUN BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ
Nükleere Karşı Miting’e
katıldık
26 Nisan 1986’da gerçekleşen Çernobil nükleer faciasının
28. yılında Nükleer Karşıtı Platform eliyle Sinop Uğur Mumcu
Meydanı’nda düzenlenen mitingdeydik.
Türkiye’nin her yerinden gelen nükleer karşıtlarıyla birlikte,
Temsilcimiz Özcan ÇOLUK, Yönetim Kurulu Üyemiz Kübra Küçük ve Öğrenci Komisyonumuzdan arkadaşlarımız Sinop’ta buluştuk.
Kurupelit-Kızılırmak Deltası Hakkında Basın Açıklaması yaptık
“Samsun Kurupelit-Kızılırmak Deltası arasında yapılması devam
eden taşıt yolu çalışmaları” hakkında basın açıklaması yaptık. 25
Nisan tarihinde yaptığımız açıklamada, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin rekreasyon çalışması olarak tanıttığı, Kurupelit’ten
başlayarak Kızılırmak Deltası’na kadar varan, kıyıyı ve denizi mo-
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
lozlarla ve kayalarla doldurulmasının doğru olmadığını, deniz
dolgusunun, az ya da çok deniz canlılarının yaşam ortamlarını
yok ederek ekosistemi olumsuz yönde etkilediğini vurguladık.
18
birimlerden
MERSİN İL TEMSİLCİLİĞİ
2. Mersin Çevre Kongresi
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilciliğimiz
ve Mersin Üniversitesi Çevre Topluluğunun Ortaklaşa düzenlediği 2. Mersin Çevre Kongresi 3-5 Nisan tarihinde yapıldı. Mersin
Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen kongre 3 gün sürdü.
Kongrede, Çevre politikaları, Çevre ve Toplum İlişkileri, Biyoteknoloji, Bölgesel ve Yere çevre sorunları tartışıldı. Kongreye, Sakarya Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Marmara
Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi,
Süleyman Demirel Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Uludağ
Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi Ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nin farklı bölümlerinden toplam 200 öğrenci katıldı.
Çevre konusunda bilimsel yaklaşımların tartışıldığı bu kongrede öğrenci arkadaşlarımızın hazırladığı çok önemli bilgiler ve
çalışmalar sunuldu. Çevre duyarlılığını, sorumluluğunu ve çevre
sevgisini yüreğinde hissederek, ortak bir bilinçle hazırlanan bu
kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor,
üniversite öğrencisi genç arkadaşlarımızı kutluyoruz.
ANTALYA İL TEMSİLCİLİĞİ
Öğrenci Komisyonumuzla Toplantı
TMMOB Çevre
Mühendisleri Odası
Antalya Şubesi Öğrenci Komisyonu
Akdeniz Üniversitesi ve Süleyman
Demirel
Üniversitesi Çevre mühendisliği öğrencileriyle 20 Nisan
tarihinde, öğrenci
komisyonun işlevi
ve yapılan çalışmaların değerlendirilmesi gündemi ile
bir araya geldi.
Toplantıda, Çevre mühendisliği bölümü öğrencilerinin odaya katılım sayısının arttırılması ve
her bir öğrenci üyenin odaya en az yeni üç öğrenci
kazandırması, Üniversitede öğrenci arkadaşlarının
odayla bağlantısının kurulması için sosyal etkinliklerin arttırılması, Genel katılımlı “2. ÇMO Öğrenci
Yaz Kampı “ nın Antalya’da gerçekleştirilmesi için
çalışma ekibinin kurulmasına ve en kısa zamanda
çalışmalara başlanması, Üniversite’deki ders içeriklerinin iyileştirilmesi için neler yapılabileceği,
Yapılan mühendislik çalışmalarının uygulama sahasında görülüp daha iyi kavranması için oda destekli teknik geziler düzenlenmesi, Üniversitelerde
yapılacak olan panel-kongrelere katılma kararları
alındı.
Şube Başkanımız Öğrencilerle buluştu
Şube Başkanı Erdal Özdemir, 9 Nisan’da öğrenci komisyonumuz, üniversitelerdeki aktifliğin
arttırılması ve öğrenci komisyonumuz bünyesine
yeni öğrencilerin kazandırılması gündemiyle odamızda bir araya
geldi. Toplantıda öğrenciler ile ÇMO’yu daha fazla
biraraya getirecek kararlar alındı.
Boğa Çayı Toplantısına katıldık
Antalya Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak, Kent Konseyi İmar Planlama Komisyonu
tarafından 09 Nisan tarihinde düzenlenen “Boğa
Çayı Projesi” ile ilgili toplantıya katıldık.
Şube Başkanı Erdal Özdemir”in temsilciliğinde katıldığımız toplantıda, süreç ile ilgili yaşanabilecek
muhtemel çekincelerimizi, dikkat edilmesi gereken
hususları belirterek konu hakkındaki önerilerimizi
sunduk.
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
kültür - sanat
19
Film Tanıtım
2014 İşçi Filmleri Festivali
Bu yıl 9. kez düzenlenen Uluslararası
İşçi Filmleri Festivali 1-8 Mayıs tarihlerinde, İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak düzenleniyor.
Etkinlik kapsamında “Her Yer Festival
Her Yer Direniş” teması ile 17 farklı ülkeden toplam 77 film gösterilecek. Festivalin ana karakterleri Karagöz ve Şarlo bu yıl
yanında iki tanıdık dostla “Haziran Direnişi”ne selam veriyor.
9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 4
şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra
birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa
çıkacak ve gösterimler her yılki gibi ücretsiz olacak.
Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından, emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini
özendirmeyi amaçlayan festival, DİSK
/ Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-İş, DİSK
/ Birleşik Metal-İş, DİSK/Genel-iş, DİSK/
Basın-iş,Türk-İş / Petrol-İş ,Türk-iş / TekGıda-İş, Türk-iş / Kristal-İş, KESK / SES
,TTB Halkevleri ,Sendika.Org ve ÇapulTV
tarafından düzenleniyor.
ULUSLARARASI KONUKLAR
Festivalin bu yılki uluslararası konukları ‘İngiliz İşçi Sınıfının Durumu’ filminin İngiliz yönetmeni Michael Wayne
ve ‘Elif’in Erkekleri’ filminin Alman yönetmenleri Markus Fiedler ile Kirstin Krüger.
Yönetmenlerle İstanbul’da özel gösterimlerle söyleşiler de gerçekleşecek.
Gerek kamu kurumlarına gerekse özel sektöre de ulaşan gazetemizin arka kapak ve arka iç kapaklarına ilan/reklam
verebilirsiniz. Sektörel görünürlüğü yüksek olan ÇMO Gazete’ye ilan/reklam vermek, ilan/reklam fiyatlarını öğrenmek için
[email protected] adresine e-posta göndererek ve/veya 0 312 419 80 76 numaralı telefonu arayarak bilgi alabilirsiniz.
Mayıs 2014, 12.sayı, Ayda bir yayınlanır
Editör: Zeynep İPEK, Sahibi: Baran BOZOĞLU, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Zeynep İPEK,
Yayın Kurulu: Sema ÖZENALP, Canan Esin KÖKSAL, Yeşer ASLANOĞLU, Aslı ÖZTÜRK
Yayın İdare Merkezi: Hatay 2 Sokak 24/17 06650 Çankaya - ANKARA Telefon: +90 312 419 80 71
Basım Yeri: Ümit Ofset Form Matbaa Sanayi Tic. Ltd. Şti. K. Karabekir Cad. Murat Çarşısı No: 41/1
İskitler/ANKARA Tel : 0312 384 26 27 (pbx) Fax : 0312 384 17 07
Basım Tarihi: 08.05.2014 Yerel Süreli Yayın, 21x29.7 boyutunda 2000 adet basılmıştır.
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
20
eğitimlerimiz
NİSAN 2014 DÜZENLENEN EĞİTİMLER
EĞİTİM ADI
EĞİTİM YERİ
EĞİTİM TARİHİ
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
GAZİNATEP
04-06 NİSAN 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
SAMSUN
04-06 NİSAN 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
ANTALYA
05-07 NİSAN 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
ANKARA
11-13 NİSAN 2014
YEŞİL YILDIZ (ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSİ BELGESİ) EĞİTİMİ
İZMİR
12-13 NİSAN 2014
TS EN ISO 50001 ENERJİ YÖNETİM SİSTEMİ EĞİTİMİ
İZMİR
17-19 NİSAN 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
ADANA
17-19 NİSAN 2014
ATIKSU ARITMA TESİSİ OPERATÖRÜ BİLGİLENDİRME EĞİTİMİ
İSTANBUL
17-18 NİSAN 2014
BİYOSİDAL ÜRÜN UYGULAYICI EĞİTİM PROGRAMI
ANTALYA
19-21 NİSAN 2014
TS EN ISO/IEC 17025 TEMEL EĞİTİMİ
ANKARA
20 April 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
MERSİN
25-27 NİSAN 2014
MAYIS 2014 EĞİTİM PROGRAMI
EĞİTİM ADI
EĞİTİM YERİ
EĞİTİM TARİHİ
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
ANKARA
02-04 MAYIS 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
TRABZON
02-04 MAYIS 2014
ISO 14064–1 SERA GAZI EMİSYONLARI ENVANTERİ VE SERA
GAZLARI EMİSYONLARI HESAPLANMASI TEMEL EĞİTİMİ
İSTANBUL
08-09 MAYIS 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
GAZİANTEP
09-11 MAYIS 2014
PROJE DÖNGÜSÜ YÖNETİMİ-PROJE YAZMA EĞİTİMİ
ANKARA
10-11 MAYIS 2014
YEŞİL YILDIZ (ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSİ BELGESİ)
EĞİTİMİ
MERSİN
10-11 MAYIS 2014
ISO 50001 ENERJİ YÖNETİM SİSTEMİ BAŞ TETKİKÇİ EĞİTİMİ (IRCA
ONAYLI A17573)
İZMİR
12-16 MAYIS 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
İSTANBUL
13-17 MAYIS 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (5 GÜN)
İSTANBUL
15-17 MAYIS 2014
LPG OTOGAZ İSTASYONLARI SORUMLU MÜDÜR EĞİTİMİ (3 GÜN)
ANTALYA
24-26 MAYIS 2014
HAVA KALİTESİ MODELLEMESİ (AERMOD) EĞİTİMİ
ANKARA
30 MAYIS-1 HAZİRAN
2014
YEŞİL YILDIZ (ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSİ BELGESİ)
EĞİTİMİ
İSTANBUL
30-31 MAYIS 2014
İLETİŞİM
Tel : 0 312 419 80 71
e-posta: [email protected]
Tel : 0 462 321 59 38
e-posta: [email protected]
Tel : 0 212 245 89 15
e-posta: [email protected]
Tel : 0 342 322 32 56
e-posta: [email protected]
Tel: 0 312 419 80 71
e-posta: [email protected]
Tel: 0 324 328 93 03
e-posta: [email protected]
Tel : 0 232 464 00 22
e-posta : [email protected]
Tel : 0 212 245 89 15
e-posta: [email protected]
Tel : 0 212 245 89 15
e-posta: [email protected]
Tel: 0 242 322 32 56
e-posta: [email protected]
Tel: 0 312 419 80 71
e-posta: [email protected]
Tel : 0 212 245 89 15
e-posta: [email protected]
Genel Sekreter Yardımcımız Sema Özenalp’in
eşi vefat etti
Ankara Mamak Cezaevi’nde Balyoz davasından tutuklu
bulunan, 26 Nisan Cumartesi günü geçirdiği beyin kanamasının ardından beş gündür komada olan Albay Murat Özenalp
1 Mayıs sabahı vefat etti.
ÇMO Genel Sekreter Yardımcımız Sema Özenalp’in eşi olan
Murat Albay için ilk tören GATA’da düzenlendi. Özenalp’in cenazesi daha sonra, cezaevinde beraber kaldığı Balyoz davası
sanığı tutuklu askerlerle vedalaşabilmesi için Mamak Cezaevi’ne götürüldü ve burada da bir tören düzenlendi. Albay Özenalp, Kocatepe Cami’nde kılınan cenaze namazının ardından
Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.
49 yaşında ve iki çocuk babası olan Albay Özenalp’in cenaze törenine, askeri ve siyasi kesimden katılanların yanı sıra
vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.
ÇMO olarak Murat Albaya Allah’tan rahmet, başta Sema
hanım ve ailesi olmak üzere bütün sevenlerine başsağlığı ve
sabır diliyoruz.
www.cmo.org.tr
www.cevresektoru.com
Download

Bozoğlu - Çevre Mühendisleri Odası