Osmanlı Mutasarrıfı Çapanoğlu Mahmut Celâleddin (Celȃl) Bey’in Hȃtıraları
Yayına Hazırlayanlar: Hakkı Acun, Abdulkadir Dündar, Editör A. Yaşar Ocak
Ankara, Türk Tarih Kurumu, 2013, 357 sayfa, ISBN: 978-975-16-2692-9
Nursal KUMAŞ ∗
Çapanoğulları, XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Bozok (Yozgat) 1 merkezli olmak üzere İç
Anadolu Bölgesi’nde hâkimiyet kurmuş olan Mamalu Türkmenlerine mensup bir ȃyan
ailesidir 2. Çapanoğulları ailesi, bölgeye yerleştikten sonra -zaman zaman ters düşseler de-
∗
Okutman, Dr., Uludağ Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılȃp Tarihi Bölümü, Bursa, Türkiye.
E-mail: [email protected]; [email protected]
Şehrin Bozok olan ismi 23 Haziran 1927 tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sırrı Bey ve arkadaşlarının
verdikleri bir takrir ile Yozgat olarak değiştirilmiştir (TBMM, Zabıt Ceridesi, Devre: II, İçtima Senesi: IV, c.33,
s.681; Yunus Koç, “Yozgat”, TDV İslȃm Ansiklopedisi, c.43, İstanbul, 2013, ss.559-560.).
2
Çapanoğulları ailesinin tarihsel geçmişi hakkında geniş bilgi için bakınız: Özcan Mert, “Çapanoğulları”, TDV
İslȃm Ansiklopedisi, c.8, İstanbul, 1993, ss.221-224. Özcan Mert bu bilgiyi vermesine karşın, Çapanoğulları’nın
tarihsel geçmişi hakkında bir değerlendirmenin yapıldığı giriş bölümünde, Çapanoğulları’nın menşei hakkında
1
Tarih Kritik - Sayı 2, Ocak 2016
90
Çapanoğlu Mahmut Celaleddin Bey’in Hatıraları
Osmanlı yönetimi ile olan ilişkilerini sıcak tutmaya özen göstermişlerdir. Bu durum, onların
bölgedeki ekonomik ve sosyal nüfuzlarını arttırdığı gibi devletin çeşitli kademelerinde de
görev almalarına vesile olmuştur 3.
Celâl Bey, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, ülkenin taşra vilayetlerinde alaylı olarak
görev yapmış bir Osmanlı mutasarrıfıdır 4. 1861 yılında Yozgat’ın Arapseyfi Köyü’nde
doğmuştur. Babası, Akdağmadeni Kaymakamı Hacı Osman Nuri Bey’dir. Kardeşleri:
Mustafa Edib, Hȃlid ve Sȃlih Beylerdir. Celȃl Bey, 1935 yılında hatıralarını bir deftere
nakletmiştir. Torunu Abdülkadir Çapanoğlu tarafından muhafaza edilmiş olan bu defter,
10×15 cm boyutlarında ve 166 sayfadan oluşmakta olup, siyah renkli küçük bir kapak içinde
yer almaktadır. Prof.Dr. Hakkı Acun tarafından defterin bir kopyası alınarak gerekli
düzenlemeleri yapılmış, Prof.Dr. Abdulkadir Dündar tarafından günümüz Türkçesine
çevrilmiş ve Prof.Dr. Ahmet Yaşar Ocak tarafından da metin kontrolü gerçekleştirilerek,
Türk Tarih Kurumu tarafından 2013 yılında basılmıştır. Eserin giriş bölümünde,
Çapanoğulları’nın tarihi ile ilgili kısmen bilgi verilmiş olup, sonuna da kısa bir de
değerlendirme eklenmiştir.
Celâl Bey, mahalle mektebini bitirip rüşdiye (ortaokul) tahsilini de tamamladıktan sonra,
Yozgat’ta evrak mukayyidi (kayıt memuru) olarak memurluk hayatına başlar. Ardından,
Tokat’ta tahrirat (yazı işleri) kâtipliği, Malatya’da tahrirȃt müdürlüğü (s.60) ve Konya’da da
maiyet memurluğu makamlarına getirilir. Sonra sırasıyla: Cidde, Çorum, Yanya-Berat,
Tokat, Manastır-Serfice, İstanbul-Çatalca, Zor ve Afyonkarahisar mutasarrıflığı görevlerinde
bulunur.
Celâl Bey, hatıralarını yazmaya önce kendini tanıtarak başlıyor. Memuriyet hayatındaki
başarılarının kendisini mevki olarak yükselttiğini fakat aynı başarıyı tahsil yaşamında
gösteremediğini ve bundan dolayı üzüntü içinde olduğunu ifade ediyor. Celâl Bey
hatıralarında, görev yaptığı yerlerin idari, ekonomik ve sosyal yapısını ve bu yapılardaki
eksiklikleri ve bozuklukları dile getirerek, Osmanlı Devleti’nin son dönemleri hakkında
önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler arasında; halkı haraca bağlayan birtakım çetelerin
ortadan kaldırılması, veba hastalığını önlemek için Mekke’de bir etüv makinesinin
kurulması, karantina bölgelerinde görev yapan Müslüman doktorların sayılarının az olması,
bedevilerin saldırgan tavırları, konsolosların idari makamları baskı altına alıp yönlendirme
çeşitli rivayetler ileri sürüldüğünü fakat kökenleri hakkında kesinleşmiş bir bilginin olmadığı söylenmektedir
(ss.1-5).
3
Mert, a.g.e, ss.221-224.
4
Mutasarrıf: Bir sancağın en büyük idȃre ȃmiri (Tanzimat’dan sonra). Bakınız: Ferit Devellioğlu, OsmanlıcaTürkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi, Ankara, 2013, s.807.
Tarih Kritik - Sayı 2, Ocak 2016
91
Nursal Kumaş
girişimleri vs. bulunmaktadır. Celâl Bey bunlara ek olarak; Anadolu’nun taşra
kasabalarındaki memurların, İstanbul’daki merkezi yönetimin zafiyetinden yararlanıp
karıştıkları yolsuzlukları, halkın ve valilik yönetiminin iyi niyetli girişimlerine karşın sözü
edilen bu memurların maddi menfaat temini elde etme hırslarını ve aralarındaki çatışmaları
da hatıralarında sıkça dile getirmekte ve bu tür olaylarda kanunlara son derece dikkat ettiğini,
amiri bile olsa doğru bildiği konuda kesinlikle taviz vermediğini söylemektedir.
Celâl Bey, Milli Mücadele sırasında çıkan ve Çapanoğlu (Yozgat) Ayaklanması olarak
adlandırılmış olan olayların kahramanlarından biri olarak anılmaktadır. Bu durumu destekler
nitelikte, Mustafa Kemal Paşa, Nutukta şöyle demektedir: “…Çapanoğullarından Celȃl, Edip, Salih,
Halit beyler; Aynacıoğulları ve Deli Ömer çeteleri gibi birtakım eşkıyayı başlarına toplayarak 13 Haziranda
(1920) Yozgat civarında Köhne nahiye merkezini işgal etmek suretiyle isyan ettiler ve 14 Haziranda da Yozgat
şehrini işgal ederek büyük bir mıntıkaya hȃkim oldular…”
5
Bu olayı bastırmakla görevlendirilmiş olan Çerkes Ethem de hatıralarında, Nutuk’ta
belirtilen ifadeye paralel olarak, Celȃl Bey’in ayaklanmanın baş sorumlularından biri
olduğunu belirtiyor:
6
“…Bu şehri kendilerine ittihaz eden ve bu haçlı isyanını idare
edenlerin başında Çapanoğlu Celȃl ve Edip Beyler bulunuyordu. Bununla beraber
Yozgat’taki bu ilk mücadeleye bizzat yetişememişlerdi, civarlarda kuvvet topluyorlarmış...”
Celȃl Bey, genel görüşlerin aksine, bu olayların çıkmasından küçük kardeşi Halid’i sorumlu
tutmaktadır. Kardeşinin uygun olmayan hareketleri nedeniyle tüm ailenin zan altında
kaldığını ifade etmektedir. Halid’in, kendisinden ve ailesinden gizli olarak Sivas’ta Nȃzım
isminde bir şahısla bir olaya karıştığını beyan etmektedir. Bu durumdan haberi olmadığına
dair yemin eden Celȃl Bey, kardeşinin karıştığı olay ve Nȃzım denilen kişi hakkında bilgi
vermemektedir. Eseri yayına hazırlayanlar da Celȃl Bey’in “haberim yoktu” ifadesini-dolaylı
da olsa- destekleyici nitelikte, Edib Bey’in oğlu Şekip Bey’in İstiklȃl Madalyası sahibi
olduğu, Celȃl Bey’in oğlunun ise İstiklȃl Savaşı gazisi olduğuna dikkat çekmektedirler.
Eserin giriş bölümünde; Çapanoğulları (Yozgat) Ayaklanması, siyasi bir olay olarak
görülmekte ve günümüze kadar bu olay hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılmadığı,
bölgedeki diğer isyanlarla karıştırıldığı ve olayın yalnızca askeri yönden ele alındığı iddia
edilmektedir. Prof.Dr. Ahmet Yaşar Ocak’tan yapılan alıntı ile bu olay “zoraki isyan” (s.4)
olarak tanımlanmakta ve Çapanoğulları’nın bir kısmının bu olayın dışında kaldığı ifade
92
edilmektedir. Bölge liderlerinin geçmişte devletle olan ilişkilerini iyi tuttukları için bölgede
5
6
Gazi Mustafa Kemal, Nutuk Söylev, c.II, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2006, s.602.
Çerkes Ethem, Çerkes Ethem’in Hatıraları, Dünya Yayınları no:6, 1962, s.65.
History Critique- Issue 2, January 2016
Çapanoğlu Mahmut Celaleddin Bey’in Hatıraları
güç kazandıkları, merkezi hükümetin de bu güçten çekindiği için bölge üzerinde gereğinden
fazla hassas davrandığı iddia edilmektedir. Bu ayaklanmanın sürekli öne çıkarıldığı ve “bir
bardak suda koparılan bir fırtına” 7 (s.5) dan ibaret olduğu ifade edilmektedir. Eseri
hazırlayanlar, olayların tarafsız ve bilimsel olarak yeniden incelenmesi gerektiğini
söylemektedirler. Buna karşın, ayaklanmayı çok önemli olmayan nedenlerden çıkmış bir
durummuş gibi göstermeye ve olayın boyutunun büyümesinin nedenini Milli Mücadele
liderlerinin tutumuna bağlamaya çalışmaktadırlar. Eseri hazırlayanların, Celȃl Bey’in de
hatıralarında dile getirdiği şu sözlerden etkilenmiş oldukları ortadadır:
“Ma’ahȃza hakkımızda söylenmedik hezeyan-ȃmiz (saçma sapan) söz kalmadı. Güyȃ tarihi
ihtirasa ve Samsun’dan akub gelen İngiliz paralarına isnȃd ve i’lȃn ediliyordu. Bu ise efkȃr-ı
umûmiyeyi aleyhimize tahrik için yapılmakda olduğuna hem de gülerekden halk kȃildi (emindi).
Zȃten şaki Ethem ve avenesinin bu kıratda bulunanların yapacağı bundan başka ne olabilirdi?
Tarihî ihtirȃs denilen yüzlerce sene evvelki derebeyliğini ihyȃ maksadı imiş. Yirminci asırda
hususiyle Anadolu’nun hem de en orta kısmında böyle bir ihyȃnın mümkün olmayacağını akl-ı
selim elbette teslim ederdi. İngiliz parasına nȃmusunu satmak ise sȃlifü’l-beyȃn Edhem ve
avanesi gibi erȃzilin (rezillerin) kȃrı idi. Hȃin-i vatan deniliyor idik. Hȃlbuki bunu diyenler bu
vatanla alȃkadar olmadıktan başka ve vatan kelimesinin vȃvını bile bilmek ve takdir etmek
meziyetinden mahrum bir alay hȃne-harȃbdı (evi yıkılası idi). Acaba biz ki hȃin-i vatan ad edilir
isek sȃdıkı kim olabilirdi…”(s.322).
Celȃl Bey bu sözleri ile İngiliz parasına tenezzül etmediklerini, bağımsız olmak gibi bir
niyetlerinin olmadığını ve vatan haini tabirini kabul etmediklerini belirtiyor. Celȃl Bey,
ayaklanmanın çıkış nedeni olarak sadece şu sözleri söylemektedir:
“…fakat mütekȃbil hatalar işi çığrından çıkardı. Mecburiyet hȃsıl eden mudȃfa-i nȃmus ve şeref
ve haysiyet mes’elesine isyȃn şekli verildi. Bu yüzden mȃlen, mülken, cȃnen büyük zararlara
uğradıldık. Kasabada hȃnelerimiz, çiftliklerde ne var ne yok yakıldı yıkıldı. Hȃk ile yeksȃn edildi.
Bir hayli mevȃşî (büyük baş hayvan) Ankara’ya götürülüp ganȃyim (ganimetler) denilerek
satıldı…”(ss.320-322).
Ayrıca bu olaylarda Çerkez Ethem’in yağmacı bir tutum sergilediği, bölgedeki sermaye
birikimini yok ettiğini ve şehir nüfusunun azalmasında önemli bir rol oynadığını ifade
etmektedir. Eserin giriş bölümünde, Çapanoğulları’nın damadı olan Abdulkadir Bey’in
hatıratına dayanarak: “Çapanoğulları’nın:“Milli Mücadeleye karşı olmadıklarını fakat Milli
Mücadele’nin başında olan kişiler hakkında bazı tereddütleri bulunduğu” (s.3) şeklinde bir
yorum getirilmiştir. Bu yoruma paralel olarak: “Onlara göre Mustafa Kemal Paşa ve
etrafındakilerin amacı düşmanı temizlemek değil, padişahı tahttan indirmekti” (s.3) şeklinde
Çapanoğulları’nın, Milli Mücadeleyi İttihatçıların hazırladığı bir oyun olarak görme
eğiliminde oldukları iddia edilmektedir. Celȃl Bey’in bu konuda, doğrudan bir ifadesi
bulunmamasına karşın, halkın bir kısmının milli mücadelecileri sonu başarılı olmayacak bir
maceraya atılmış kişiler olarak görme eğiliminde olduğunu ifade ettiği şu sözleri, yazarların
7
Dr. Ali Şakir Ergin’in yayımladığı, Çapanoğulları Hadisesi ve Abdülkadir Beyin Hatıraları isimli kitabın takdim
sayfasını yazan Kȃzım Yaşar Kopraman’dan alıntı yapılmıştır.
Tarih Kritik - Sayı 2, Ocak 2016
93
Nursal Kumaş
bu tezini kısmen de olsa destekler niteliktedir: “…Anadolu’nun da bir macerȃya kurban ve
neticen ahȃlisinin diğerleri gibi mahv-u perişan edilmeleri mülȃhazası biraz derin
düşünenler için pek hȃtır-ı hazȃyin idi…”(s.318).
Çapanoğulları’nın, İttihat ve Terakki Partisi’ne güvenmemelerinin nedeni geçmişte
yaşadıkları olaylardır. Celȃl Bey, 1915 yılında emekli olduktan sonra, İttihat ve Terakki
Partisi’ne üye olmuş fakat partinin bazı konulardaki tutumunu beğenmeyip eleştirmiş ve
bundan dolayı da emeklilik ile birlikte tüm hakları elinden alınıp, kardeşi Mustafa Edip Bey
ile beraber partiden ihraç edilmiştir. Daha sonra Yozgat’a yerleşen Celâl Bey, İtilȃf ve
Hürriyet Partisi’ne girerek muhalefetini sürdürmüştür. Eserin yazarları da bu durumu
hatırlatarak tezlerini desteklemeye çalışmaktadırlar. Çapanoğulları’nın Ankara’dan gelen ve
bölge milletvekillerinden oluşan nasihat heyetini dinlememeleri de bu tezi destekler nitelikte
olduğu söylenebilir.
Celȃl Bey’in hatıralarında, meşrutiyet yanlısı olduğunu gösteren veya en azından
meşrutiyetin ilan edilmesini destekleyici nitelikte söylediği bir beyanı yoktur. Buna karşın
sıradan gördüğü ve baldırı çıplak olarak nitelendirdiği kimselerin vatan ve hürriyet sevdalısı
kesilip, vali dâhil mevcut idarecileri hafife almaya başladıklarını söylemektedir. Çatalca’daki
görevi sırasında da bazı kişilerin hürriyet söylemleri ile İttihat ve Terakki Partisi’ni de
arkalarına alarak nüfuz kurmaya çalıştıklarını fakat kendisinin buna izin vermediğini beyan
etmektedir. Hürriyet kahramanı sıfatıyla memur yapılan birtakım görevlilerin, İttihat ve
Terakki Partisi’ne çok zarar verdiğini ve partinin bundan dolayı halkın desteğini kaybetmeye
başladığını ifade etmektedir.
Celȃl Bey, herkesin gözünü hırs ve intikam bürümüştü diyor. O’na göre, Osmanlı idarecileri
gerçek anlamda bir devlet memuru olmadıkları sürece, yönetim şeklinin meşrutiyet veya
herhangi bir rejim olması bizim başarılı olmamızı sağlayamayacaktır. Celȃl Bey, fırkacılık
ve kabinelerdeki kararsızlıktan, en çok taşrada çalışan memurların zarar gördüğünü ifade
etmektedir. Birinci Dünya Savaşı’na Osmanlı Devleti’nin girmesine neden olanların yurt
dışına kaçıp orada can verdiklerini belirten Celȃl Bey, keşke kalsalardı da vatanlarında
ölselerdi diyor. Harp süresince devlet hazinesinin çeşitli şekillerde suiistimal edildiğini
bunların bir kısmının yakalandığını ama bir kısmının da zengin olup mevki makam
kazandıklarını ifade ediyor.
94
Celȃl Bey, Çapanoğulları ile ilgili ayaklanmayı anlatırken dikkat çeken dört isimden
bahsetmektedir: Çapanoğulları üyeleri için tutuklama kararı çıkartan Erkȃn-ı Harbiye Reisi
Miralay İsmet İnönü, af çıkmış olmasına karşın kardeşi Halit ve akrabalarından bazı kişileri
History Critique- Issue 2, January 2016
Çapanoğlu Mahmut Celaleddin Bey’in Hatıraları
asıp, hayvanlarına el koyup şehre zarar verdiğini söylediği ve şaki (haydut) olarak
nitelendirdiği Çerkez Ethem 8, kendisini şikâyet ettiğini söylediği kaymakam Giridli Fahri ve
Ankara’da çıkardığı ilk gazetenin basıldığı matbaanın düzenlenme masrafının Çerkez Ethem
tarafından verildiğini iddia ettiği Yunus Nadi.
Çerkez Ethem, Celȃl Bey’in kaçarak Sivas Aziziye’de ikȃmet eden Çerkezlere iltica ettiğini
ve bazı Çerkes beylerinin kendisine telgraf çekerek Celȃl Bey için af dilediklerini ifade
etmektedir 9. Celȃl Bey ise Çerkez Ethem’in yaşattığı olay nedeniyle Yozgat’tan uzaklaşmak
gereğini duyduğunu ve bu nedenle Çerkeslerin misafiri olduğunu söylemektedir. Bu
olaylarda Çerkez Ethem’in yağmacı bir tutum sergilediğini, bölgedeki sermaye birikimini
yok ettiğini ve şehrin nüfusunun azalmasında önemli bir rol oynadığını iddia etmektedir.
Çapanoğulları (Yozgat) Ayaklanması’ndaki rolü nedeniyle, Celȃl Bey’in hatıraları dikkate
değer görünmektedir. Fakat beklentilerin aksine Celȃl Bey, bu ayaklanma ile ilgili çok fazla
bilgi vermemekte ve bazı konuları atlamakta veya üstü kapalı ifadeler kullanmaktadır.
Örneğin; Ankara’ya göç kararının iptal edilme gerekçesi: “Birçok düşüncelerden ve
muhȃkemȃt-ı zihniyeden …” (s.320) denilerek geçiştirilmektedir. Eseri hazırlayanlara göre
Celȃl Bey’in böyle davranma nedeni; konuyu yeniden dile getirmekten çekinmesi veya
kabuk bağlamış bir olayı tekrar gündeme getirmek istememesidir. Bu yorumlara ek olarak,
anlatılan olayların farklı alanlara çekilmek istenmesiyle Çapanoğulları’nın bundan daha fazla
zarar göreceği endişesinin yer aldığı söylenebilir.
Sonuç olarak, Celȃl Bey’in hatıraları, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki yerel
yönetimlerde yaşanan sorunları ortaya koyması açısından son derece önemlidir. Fakat
Çapanoğulları (Yozgat) Ayaklanması ile ilgili sınırlı olarak verdiği bilgiler olayın
aydınlatılması ve birtakım soruların cevabının verilmesi konusunda yetersizdir. Buna karşın,
Celȃl Bey’in hatıralarında dile getirdiği birtakım ipucu niteliğindeki veriler, bu konuda
araştırma yapacak olanlar için yol gösterici nitelikte olacaktır.
8
Çerkez Ethem, hatıralarında;“… Vakit geçirmeksizin Yozgat şehrinde Kuvay-ı tedibiye divan-ı harbi
kurulurken… Abaza Rıfat müfrezesinden dört kişi de bulunuyordu… Şehir içinde ilk müsademe gecesi
kargaşalıktan istifade ederek, Rıfat Bey’in müsaadesiyle bazı evlere girip sahiplerini tazyik etmek ve bu suretle
birkaç yüz liralarını almaktı. Aynı zamanda bir Ermeni kızının da bikrini izale eylemekti… Abaza Rıfat Bey dâhil
olmak üzere dört kişi de maznun olarak tevkif edilmişlerdi…” (ss.65-66) diyerek bir anlamda Celȃl Bey’in
söylediklerini doğrulamaktadır.
9
Çerkez Ethem, a.g.e., s.69.
Tarih Kritik - Sayı 2, Ocak 2016
95
Download

Sayfa / Page : 90 | İndir / Download