YÜZÜNCÜ YILINDA
1915 OLAYLARI’NI
ANLAMAYA DOĞRU…
BİLDİKLERİMİZ VE BİLMEDİKLERİMİZ
ÜZERİNE SÖYLEŞİ
NECATİ SAYGILI
İSTANBUL 2015
NECATİ SAYGILI
Yüzüncü Yılında 1915 OLAYLARI’NI ANLAMAYA DOĞRU…
BİLDİKLERİMİZ VE BİLMEDİKLERİMİZ ÜZERİNE SÖYLEŞİ
ISBN 978-605-83868-0-8
Kitap içeriğinin tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.
© 2015, Beyaz Nokta® Gelişim Vakfı İktisadi İşletmesi
Bu kitabın basım, yayın ve satış hakları Beyaz Nokta® Gelişim Vakfı
İktisadi İşletmesi’ne aittir. Anılan kuruluşun izni alınmadan kitabın
tümü ya da bölümleri, kapak tasarımı; mekanik, elektronik, fotokopi,
manyetik, kayıt ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, basılamaz, dağıtılamaz.
Bu kitap T.C. Kültür Bakanlığı bandrolü ile satılmaktadır.
Okuyucularımızın bandrolü olmayan kitaplar hakkında
yayınevimize bilgi vermesini ve bandrolsüz yayınları
satın almamasını diliyoruz.
1. Baskı: Aralık 2015, Ankara
Yayın-Proje: Neslihan Gürsoy
Dizgi-Grafik Tasarım: Didem Kestek ve Ayşe Nur Kutlu
Kapak Tasarımı: Dilek Karakurt
Baskı: Vadi Grup Ciltevi A.Ş.
İvedik Organize Sanayi 28. Cadde 2284 Sokak No:105
Yenimahalle/ANKARA
(0312 394 55 91)
Yayıncı Sertifika No: 32823
Matbaa Sertifika No: 26687
İletişim
Sedat Simavi Sokak
Çankaya Sitesi No:29 D:63
Çankaya/Ankara
Tel: 0312 442 0760
Belgeç: 0312 442 0776
www.beyaznokta.org.tr
[email protected]
Ayrılıkçı hareketlerde hayatlarını kaybetmiş
bütün masum insanların anısına…
Necati Saygılı Kimdir?
İlkokulu, doğum yeri olan Türkobası* köyünde; Polatlı
Ortaokulu’nda ve Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. Yüksek tahsilini yaptığı Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden 1966 yılında Kimya
Y. Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı fakülteden doktora derecesine
sahiptir. Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Evli; biri erkek, biri kız iki
çocuk babası, üç torun dedesi olup, 72 yaşındadır.
Meslek hayatına 1966 yılında, Ankara Nükleer Araştırma
Merkezi’nde araştırmacı olarak başladı. On yıllık araştırmacılık kariyerinde, Nükleer Tekniklerin Bilimsel ve Endüstriyel Uygulamaları ile
ilgili çalışmalar yaptı.
1975 yılında özel sektöre geçti. 25 yıl süreyle aynı sanayi şirketinin
değişik kademelerinde görev aldı ve yönetti. 2000 yılında, şirketin Genel Müdürü iken emekli oldu. Bir süre daha sanayide ürün geliştirme;
yönetim ve enerji yatırım danışmanlığı yaparak serbest çalıştı.
Kırk yıllık profesyonel çalışma hayatını 2006 yılında noktalayıp,
vaktinin tamamını toplum sorunlarıyla ilgili çalışmalara ayırdı. 2007
yılında kısa bir siyaset denemesinde beraber olduğu bir grup arkadaşı ile birlikte 2009’da İstanbul’da Çağdaş Çözüm Beyaz® Nokta Gelişim
Derneği (ÇÇ BNGD)’ni kurdu (www.ccbngd.org.tr).
İlk olarak 1998 yılında Fransız Millet Meclisi’nde Ermeni
Soykırımı’nı Tanıma Yasası kabul edildiği tarihten bu yana, Ermeni
Meselesi’ni anlama adına araştırmalara yöneldi. “Yüzüncü Yılında 1915
Olayları’nı Anlamaya Doğru…” adlı kitabı, bu çalışmalarının ürünüdür.
Halen, “sorunları anlama ve çözüm üretmeye yönelik, toplumsal
becerilerimizin gelişimine katkıda bulunma” amaçlı, ÇÇ BNGD’nin ve
Beyaz Nokta® Gelişim Vakfı (BNGV)’nın (www.beyaznokta.org.tr) Yönetim Kurul Üyesidir.
Ağustos 2015
*
İki yıl öncesine kadar, Polatlı’ya bağlı idi. Mülkî İdare yapılandırılması ile
Sincan İlçesi’nin mahallesi olmuştur.
ÖN SÖZ
Tarih, Anadolu’da pek çok medeniyetin hüküm sürmüş olduğunu
yazar. Eşsiz coğrafi konumu nedeniyle, zaafa düşen yerleşikler ile o zaaftan faydalanarak yerleşmek isteyenlerin savaşlarına sahne olmuştur. O
nedenle Anadolu topraklarının, medeniyetler mezarlığı olduğu sözünde hakikat payı büyüktür.
Irkçılık olarak algılanmasını istemem; ama 1960’lı yıllarda
İstanbul’da düzenlenen bir Türkoloji Kongresine katılmış iki yabancı Türkolog’un Galata Köprüsü üzerinde İstanbul’u temaşa ederlerken
aralarında geçen diyalogu, nakleden kişiden dinlediğim şekliyle hep
hatırlarım. Japon: Ne güzel şehir, değil mi? Amerikalı: Evet, Türklerin olmayacak kadar güzel!..
Bu yargıda ayıplanacak bir taraf olmadığını da belirtmeliyim. Eğer
bu şehirde, bu toprakların üzerinde var olmaya devam etmek istiyorsanız buraların tarihini ve kıymetini iyi bilmek zorundasınız.
100 yıl önce yaşanmış dünya savaşı sonrası hesabı görülmüş ve defteri kapatılmış bir konu, bugün yeniden açılıp önümüze gelebilmişse ve
bedel ödetilmek istenebiliyorsa, coğrafyamızın hakkını verebilmiş olduğumuz söylenebilir mi? Sosyo-ekonomik zaaflarımızın derinliği ve
bunlardan yararlanarak taviz koparmaya kalkışanların davranışları üzerinde çokça düşünmek gerekir.
İnsanlık tarihi boyunca var olan, güçlünün güçsüzü istismarının
tarihini bilmemek ve ona göre donanmamış olmak yüzünden batan
Osmanlı Devleti’nin yerine savaşarak kurduğumuz Cumhuriyet’in nesillerine, Osmanlı Devleti’nin 18-19. yy’daki tarihini iyi öğretmiş olduğumuzu da söyleyemeyiz.
Başkalarının müdahaleleriyle devleti hırpalayıp güçten düşüren, sonunda da batıran azınlıklar sorununu yönetememiş olmak,
Osmanlı’nın yumuşak karnı idi. Benzerleri dünyanın birçok ülkesinin
yakın-uzak tarihinde de bulunan zorunlu göç sorunu, 1. Dünya Savaşı sırasında yaşanmıştı. Savaş şartlarının, coğrafya ve iklimin getirdiği
zorlukların, açlık ve salgın hastalıklarla bileşkesinde pek çok acılara yol
açtığına ve tarafların kendi seçimleri ölçüsünde bundan pay aldığına
kuşku yok.
Savaşta devletler ve Ermeniler taraflarını seçmişler ve can pazarında ayakta kalma mücadelesi vermişlerdir. Bu topraklarda birlikte
yaşamayı seçenlerin verdiği mücadele ile kazanılan Kurtuluş Savaşı
yapılmış; savaşın kazanan ve kaybeden tarafları arasında 1914-1922 döneminin hesabı görülmüş; Lozan Barış Anlaşması’yla 1923’te yeni bir
devlet “T.C. Devleti” kurulmuştu. O anlaşmayla kapatılmış bir sorun
bugün, sahip olduğu boyutların çok ötesine taşınmış olarak tekrar önümüze getirilebilmişse, yeni bir zafiyetler dönemini yaşamakta olduğumuzu söylemek abartı olmasa gerek…
1915 Olayları’nı sadece acı hatıralarıyla geride bırakıp unutmuş
olmayı seçen T.C. Devleti yıllardır, vatandaşlarına yakın-uzak tarihini
bütün gerçekliğiyle okutmamış olması yüzünden bugün iç kamuoyu,
dış dünyadan gelen soykırım suçlamalarına anlam verememektedir.
Kafaları karıştıran bir diğer gelişme de 1915 Olayları’nı dar açıdan değerlendiren “akademisyen-yazar-aydın” kisveli kendi vatandaşlarının,
dış dünyadan gelen suçlamaların sözcüsü gibi; ver kurtulculuğu seçmeleridir.
Kamuoyundaki bilgi eksikliğini gidermeye yönelik bu çalışmayla, 1915 Olayları’nı hazırlayan gelişmeleri 1800’lü yıllardan başlayarak
gözler önüne sererek; okuyucuya sorunun bütün boyutlarını göstermek
istedik.
Tarihi ile yüzleşme, tarihini bilmekle mümkün olacağından iç kamuoyumuzun da yıkılan bir devlet ve yerine kurulan bir başkasının
hangi süreçlerden geçerek akıbetine ulaştığını öğrenmek ve anlamak
hem hakkı; hem de sorumluluğunun gereği olduğuna inanıyoruz.
Bu çalışma ile ayrıntılarına indiğimiz Ermeni Sorunu bağlamında
Taşnak Örgütü’nün kurucu, yönetici ve ardıllarının da kendi tarihleriyle
yüzleşmelerinin insanlık adına bir borç olarak ortaya çıktığını şimdiden
hatırlatmamız gerekiyor.
Son olarak şunu da hatırlatmak isteriz. Ermeni Sorunu’nu yüzyıllık bir perspektiften inceleyince, ister istemez günümüzün sıcak sorunu
Kürt Meselesi kaçınılmaz olarak akla geliyor. İlişki kurmakta zorlananlar ya da merak edenlere bu çalışmamızın çok yönlü çağrışımlar yaptırması beklenir.
Bir nebze de olsa, bu beklentileri karşılamaya katkı yapabilmişsek
kendimizi mutlu sayarız.
Sözlerimi tamamlamadan önce, uzun soluklu bu çalışmayı yayına
hazırlık aşamalarında zaman ayırıp okuyarak önerileri ile katkıda bulunan değerli dostlarım Tınaz Titiz ve Oğuz Çetinoğlu’na; ayrıca gerek
metin düzeltmeleri, gerekse resimlerin seçimi, alt yazıları ile birlikte biçimlendirilmesinde önemli katkıları olan Aynur Bal’a; keza kitabın yayınlanmasına yaptıkları çok değerli hizmetlerinden dolayı Sayın Servet
Sarıkaya başta olmak üzere emeği geçen bütün PEGEM ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.
Necati Saygılı
Dr. Müh.
Çiftlikköy-Yalova, 20.08.2015
[email protected]
İÇİNDEKİLER
ÖN SÖZ ...................................................................................................... vii
İÇİNDEKİLER .............................................................................................xi
BİRİNCİ BÖLÜM
GİRİŞ..............................................................................................................1
İKİNCİ BÖLÜM
OLAYLARI ANLAMAYA DOĞRU...........................................................5
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1915 OLAYLARI’NIN TARİHÎ ARKA PLANI......................................19
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
DÖNÜM NOKTASI: 93 HARBİ VE BERLİN ANLAŞMASI ..............37
BEŞİNCİ BÖLÜM
ERMENİ İHTİLALCİ ÖRGÜTLENMELERİ ........................................55
ALTINCI BÖLÜM
İSYANLAR, MÜDAHALELER ................................................................63
YEDİNCİ BÖLÜM
ISLAHAT DÜZENLEMELERİ .................................................................81
SEKİZİNCİ BÖLÜM
DÜVEL-İ MUAZZAMA’NIN SİYASETİ VE NÜFUZ BÖLGELERİ ..87
DOKUZUNCU BÖLÜM
OSMANLI TOPRAKLARINDA YAŞAYAN ERMENİ NÜFUSU .... 103
ONUNCU BÖLÜM
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARI.............................................. 109
A. Savaş Hazırlıkları .................................................................. 109
B. Doğu Cephesinde Hem Ruslarla Hem de
Ermenilerle Savaş Başlıyor ................................................... 117
C. Çanakkale’de İngiliz ve Fransızlarla ................................... 124
D. 24 Nisan’da Ne Oldu? ........................................................... 127
E. Zorunlu Göç veya Tehcir ..................................................... 132
ONBİRİNCİ BÖLÜM
BARIŞ MI, SAVAŞIN YENİDEN BAŞLAMASI MI? .................... 167
ONİKİNCİ BÖLÜM
1915’TEN 2015’E............................................................................... 181
A. Soykırım Masalı ................................................................... 181
B. Belge Savaşı ........................................................................... 184
C. Gerçek Belge Örnekleri ....................................................... 194
D. Çıkar Savaşı ........................................................................... 205
EKLER
Ek-I
Büyükelçi Raporları............................................................. 215
Ek-II Rus Islahat Taslağı ................................................................ 221
Ek-III 8 Şubat 1914 Islahat Nizamnamesi .................................... 224
Ek-IV Talat Paşa’nın Tehcir Değerlendirmesi.............................. 228
Ek-V
İsviçre Büyükelçiliği’ne e-mektup ..................................... 230
Ek-VI İsveçli Binbaşı Hjalmar Pravitz’in Anıları .......................236
Ek-VII Perinçek Davası’nda AİHM Büyük Daire Kararı
Ne Diyor? ......................................................................................250
SON SÖZ ............................................................................................ 272
DİZİN ................................................................................................. 277
BİRİNCİ BÖLÜM
GİRİŞ
Yüzyıl önce, 1915’te yaşanmış olaylar üzerinde bugün hâlâ tartışıyor olmanın, konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlar için yadırgatıcı olması anlaşılır bir şeydir. Ama konunun, bağlamından koparılmış ve/ya çarpıtılmış haliyle gündeme taşındığı görülürse, buna
şaşmamak gerekir.
Oldu/olmadı veya yaptın/yapmadın şeklinde gündem oluşturan konunun temelini, Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecinde silahlı
Ermeni grupları ile devletin güvenlik güçleri arasında başlayıp daha
sonra Türk/Müslüman sivil toplumu da içine alan çatışmalar oluşturur. Bu çatışmalar, her iki tarafta da geniş çaplı göçlere ve can kayıplarına yol açmış; iki tarafa da derin acılar yaşatmıştır. Ayrıntılarına
ineceğimiz bu çatışmalarda sivil Ermeni halk bu çatışmaların içine
fanatik milliyetçi silahlı Ermeni militanlar tarafından zorlanarak sürüklenmiş; başlayan çatışmalar 1. Dünya Savaşı esnasında katliam
boyutlarına tırmandırılmıştır. Bu olayların gerçeklerle tam örtüşen
tanımı, “iki taraflı trajedi”dir. Bu konuda yaptıkları bilimsel araştırmalarla uluslararası üne sahip tarihçiler de aynı kanaati paylaşmaktadırlar.1
Ne var ki, peşin yargılı “anti-Türk/Müslüman” çıkarcı çevreler
bu olayları, Türklerin ve Müslümanların uğradığı kayıpları görmezden gelerek; sadece Ermeniler zarar görmüşler gibi yansıtıyorlar.
1
http://goo.gl/6EfhTU
2
Yüzüncü Yılında 1915 Olayları’nı Anlamaya Doğru…
Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz Üzerine Söyleşi
Taraflardan birine öncelik tanıyan değerlendirmelerin, istismarcılardan başka kimseye faydası olmadığı çok açıktır.
Olaylar, 19. yüzyılın son çeyreğinde bir grup dar görüşlü Ermeni
milliyetçisinin, gerçeklerle uyuşmayan hayal mahsulü bir projeyi hayata geçirmek üzere şiddet yöntemini seçmeleri ile başlamıştır. Terör
eylemlerine masum soydaşlarını da bulaştırdıklarından, olaylar tırmanarak büyümüş; ancak emellerine ulaşamamışlardır. Nedenlerini
akılcı düşünüşle sorgulayıp kendileriyle hesaplaşmış olsalardı, 1915
Olayları yaşanmayabilirdi. Ne yazık ki, bağnazlık galip gelmiştir.
Ermeni diasporası, mağduriyet ticareti yöntemiyle edindikleri
mali imkânları kullanarak “fabrikasyon” kanıt ve tanık üretip; haklı
olduklarına inananları çoğaltmaya çalışıyorlar. Sözde soykırım masalını tahrif edilmiş belgeler, çarpıtılmış bilgiler ve yalan haberlerle
dolu medya imkânları, kitaplar ile inanmaya hazır kitlelere ulaştırmaktadırlar.
Bu kampanyayı ısrarla sürdürenler, Ermenistan’ın komşu ülkelerle dostane ilişkiler kurmasını ve işbirliği yapmasını engellediklerini; halkının refah ve mutluluğuna zarar verdiklerini görmek
istemiyorlar. Nefret ve düşmanlık yerine; yaşanmış acıların karşılıklı
olduğu düşünülmeli; acıların paylaşılarak hafifletileceği görülmeli;
oluşturulacak barışçı ortamın herkesin yararına olacağı anlaşılmalı;
meydan istismarcılara bırakılmamalıdır.
Diaspora Ermenileri ki bunlar, Taşnak zihniyetinin torunlarıdır,
Türkiye’den tazminat alma amaçlarını saklamıyorlar. Topladıkları
paralarla müreffeh hayat sürüp, bağışçı soydaşlarına da amaçlarının
gerçekleşeceği umudunu aşılamaya devam ediyorlar. Kullandıkları
yöntemlerden beslenen üçüncü taraftan çevreler de onların değirmenine su taşımaktan geri durmuyorlar.
Soğukkanlılıkla düşünülecek olsa bütün bu çabalar, “ya tutarsa”
hayalciliği ile “göle maya çalmak”tan başka bir anlam taşımıyor.
Giriş
3
T.C. Devleti, iddiaların muhatabı olamayacağı inancı ile mi bilinmez; aleyhinde yürütülen boş kampanyalara karşı bugüne kadar
net bir dik duruş sergilememiş; kendi kamuoyunu da yeterince bilgilendirmemiştir.
Olayların 100. yılı dolayısıyla kamuoyumuzdaki bilgi noksanlığını gidermeye katkısı olacağı düşüncesi, derleme-yorumlama eksenli söyleşi türündeki bu çalışmanın hareket noktası olmuştur.
Konu hakkında bir hayli sözlü, yazılı ve görsel yayın yapıldığı
doğrudur. Ancak olaylara bakış ve değerlendirmeler genellikle, hep
dar kalıplar çerçevesinde kalmaktadır. Olayların sebep-sonuç ilişkisi içerisinde birbirini tetikleyip gittikleri açıktır. Ermeni Sorunu
gibi bir sorunun kökleri çok daha eskilerde olmasına rağmen, günümüz yorumcularınca 1915’te vuku bulan tehcir olayı ile başlamış
gibi ele alınması sorunu anlaşılmaz kılmakla kalmıyor; çözümünü
de imkânsızlaştırıyor.
O nedenle bu çalışmada olaylara, geniş bir tarihsel perspektiften, soruna kaynaklık eden gelişmeleri sergileyerek bakmaya özen
gösterilmiştir. Doğrulara ve yanlışlara ait kaynaklara göndermeler
yaparak, söylenenlerin havada kalmamasına da dikkat edilmiştir.
Yararlı olması umulur…
İKİNCİ BÖLÜM
OLAYLARI ANLAMAYA DOĞRU
100 yıl önceki savaşın olaylarını hâlâ tartışıyor olmak tuhaf
değil mi? Bu olayın aslı nedir?
Olayların içeriğine dair kısa değinmeler yaparak genel çerçeveyi belirlemek uygun olacaktır.
a) 1915 Olayları nedir?
Olayın kaynağında siyasî hesaplar yatıyor.
1914 yılında 1. Dünya
Savaşı’nın patlak vermesini fırsat bilen Taşnak Partisi mensupları veya Taşnaklar diye anacağımız Ermeni Komitacılar,
batılı güçlerin “Eğer Ermeniler,
Türklere karşı bizim yanımızda
savaşırlarsa, galip gelmemiz
halinde kendilerine bağımsızlık
tanıyıp toprak vereceğiz.” vaadine kapılırlar.2 Osmanlı-Rus Savaşı
sürerken; silahlı çeteler öncülüğünde Doğu Anadolu vilayetlerinde
yaygın ayaklanmalar başlatırlar.
2
Genel Sekreter Dr. Fridthjof Nansen’in, Milletler Cemiyeti’nin (League of Nations)
21 Eylül 1929 tarihli 16. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın Milletler Cemiyeti
Resmi Gazetesi’nde yer aldığı sayfa için bkz: Sy.9; http://goo.gl/ipGXVs
6
Yüzüncü Yılında 1915 Olayları’nı Anlamaya Doğru…
Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz Üzerine Söyleşi
Tarihî bağımsızlık emelleri doğrultusunda Ermeni ahaliyi teröre ortak edip, bölgede Ermeni nüfus çoğunluğunu sağlamak üzere
çeteler eliyle, Müslüman ahaliyi katlederler ve/ya yaşadığı toprakları
terke zorlarlar. Bu durum, kaçınılmaz olarak karşılıklı katliamlara
yol açar. Osmanlı Ordusu içinde Ruslara karşı savaşmak üzere
silâhaltına alınan Ermeni askerlerin, silahlarıyla karşı cepheye ve/ya
cephe gerisindeki isyancılara katılmasıyla ordu, iki savaş arasında
kalır. Ermeni ve Müslüman halkın birbirini yok etme derecesinde
katliamları, Ordunun cephe gerisi güvenliğini tehlikeye sokar.
1915 Nisan ayına gelindiğinde tehlike o denli büyür ki, Cephe Kumandanlığı
bölge vilayetlerinde çetelere katılan, yardım ve yataklık yapan Ermenilerin savaş
alanının dışına çıkarılmasını ister. Osmanlı Hükümeti de 27 Mayıs 1915 tarihinde Geçici İskân (Tehcir/Zorunlu Göç)
Yasası’nı3 çıkarır. Yasaya göre, o yörede yaşayan Ermeniler geçici olarak Kuzey Suriye topraklarına yerleştirileceklerdir. Savaş bitince de eski yerlerine
dönebileceklerdir.
Nitekim 30 Ekim 1918 Ateşkes Anlaşması sonrasında Osmanlı Hükümeti, tehcire tabi tutulan Ermenilerden isteyenlerin tekrar eski yerlerine dönmeleri için 31 Aralık 1918 tarihli “Dönüş
Kararnamesi”ni çıkarır. 4 Ocak 1919’da Dâhiliye Nezareti, Sadaret’e
gönderdiği yazıyla, Ermenilerden dönmek isteyenlerin eski yerlerine nakledilmeleri konusunda ilgili yerlere talimat verildiği ve gereken tedbirlerin alındığı belirtilir.4
3
Resmî adıyla Sevk ve İskân Kanunu diye bilinen düzenlemenin orijinal adı:Vakt-i
seferde icraat-i hükûmete karşı gelenler içün cihet-i askeriyece ittihaz olunacak tedabir hakkında kanun-i muvakkat.
4
BA, BEO, nr. 341055. Dahiliye Nezareti’nin bu yazısı, Sadaret tarafından 26 Kânun-ı
Evvel 1334 (8 Ocak 1919) tarihinde, ilgili olması sebebiyle Adliye ve Mezahib
Nezareti’ne de havale edilmiştir. Nakleden Y. Halaçoğlu http://goo.gl/Ts67Gi
Olayları Anlamaya Doğru
7
Zorunlu göçe tâbi tutulanlardan pek çoğu Fransa, ABD ve başka ülkelere gitmeyi tercih etmiş; bir kısmı da eski yerlerine dönmüşlerdir. Geri dönenlerin yerleşmelerinde karşılaştıkları sorunlar ve
çözümlenmelerine dair arşiv belgeleri için: Bkz.5
Coğrafya ve iklimin arz ettiği zor koşullar, açlık ve salgın hastalıklar yanında, silahlı soyguncu ve çetelerin saldırıları pek çok can
ve mal kayıplarına yol açar. Savaş hali nedeniyle az sayıdaki güvenlik
güçlerinin de engel olamadığı bu saldırılarda meydana gelen soygunlar ve ölümler, “1915 Olayları”nın esası olarak öne çıkarılmıştır.
Ünlü Amerikalı tarihçi Prof. Justin McCarthy, “1915 Olayları”nı
kısaca şöyle tanımlıyor:
“Osmanlı güçsüzlüğünün, Rus emperyalizminin, Avrupalıların
işe burun sokmasının ve Ermeni ayrılıkçı ulusçuluğunun sonucu, çok
yaygın kapsamda yakılıp yıkılma idi.”6
b) 24 Nisan’ın Anlamı Nedir?
Nisan 1914’te, Osmanlı Hükümeti, Ermeni İhtilâlcı Federasyonu (Taşnak Partisi)
Komiteleri’nin ülke genelinde silahlı bir ayaklanma başlatma hazırlıklarında olduklarını haber
alır. Bunun üzerine 24
Nisan’da, İstanbul’dakiler
başta olmak üzere parti
örgütlenmelerinin bulunduğu yerleşim birimlerinde tutuklamalar
başlar. Tutuklananlar Ankara ve civar illere sürgün edilirler. Tutuklananların sayısı kesin olmamakla beraber elebaşı nitelikli oldukları
5
Ahmet Akyol, http://goo.gl/Gqj6LD
6
Justin McCarthy Ölüm ve Sürgün, İnkılap Kitabevi 1998 ; Sy.193
8
Yüzüncü Yılında 1915 Olayları’nı Anlamaya Doğru…
Bildiklerimiz ve Bilmediklerimiz Üzerine Söyleşi
belli “birkaç yüz” şeklinde ifadeler daha inandırıcı görünmektedir.
Büyük bir isyan hareketini önlediğinden bu tutuklamalar ve 24 Nisan tarihi, Taşnakların ezberci söylemlerinde sembol olmuştur.
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, 235 tutukludan bir çoğunun kısa süre
sonra serbest bırakıldığını, 235 tutukludan birisinin vefat ettiğini,
ikisinin katledildiğini, katillerinin yargılanıp idam edildiklerini, geri
kalanlarının savaşın sonunda sağ ve salim olduklarını, “... her birinin isimleri, meslekleri, tutuklanma sebepleri ve diğer bilgileri detaylı
olarak kayıt edilmişti. Bu kayıtlara halen araştırmacıların ulaşabildiğini...” söylemektedir.7 Keza Ş. Server Aya da, “Bazı Türklerin itirazı
ile bunlardan 15 kadarı iki hafta sonra bırakılarak, İstanbul’a evlerine
dönmüşlerdir.” demektedir.
c) İddia Edilen Nedir?
Tarafsız tarihçilerin belirttiği üzere 1915’te olanlar, savaş ortamında meydana gelmiş istenmeyen trajik olaylardır ve mahiyetine
uygun bir adla nitelemek gerekirse; savaş ortamında Müslüman ve
Ermeni ahali arasında yaşanmış “mukâtele-karşılıklı kıyım” olayları ve onun kaçınılmaz kıldığı zorunlu göç olayıdır.
Ermeni diasporası, Osmanlı Hükümeti’nin, Zorunlu Göç/Tehcir Kararı’nı Ermeni nüfusunu kasıtlı ve sistemli bir şekilde yok etmeyi düşünüp, tasarlayarak uyguladığını; “bu göç dolayısıyla milyon
mertebesinde Ermeni’nin can kaybına uğradığını, dolayısıyla soykırım
suçu işlenmiş olduğunu” iddia etmektedir.
Ancak; gerçekler çarpıtılıp-abartılarak, olayların farklı amaçlara alet edilmesi, farklı boyutlar kazanması sonraki tarihlerin konusudur.8
7
http://goo.gl/lYZxBr
8
Bu olayları adlandırmada “soykırım-genocide” sözcüğünün kullanılması, o
sözcüğün Raphael Lemkin tarafından 1944 yılında icat edilmesinden sonradır.
Download

Yüzüncü Yılında 1915 Olaylarını Anlamaya Doğru