Savunma Bilimleri Dergisi
The Journal of Defense Sciences
Mayıs/May 2015, Cilt/Volume 14, Sayı/Issue 1, 39-64.
ISSN (Basılı) : 1303-6831 ISSN (Online): 2148-1776
El Nusra Cephesi
Aytekin TERKAN1 Vedat ZAYIF2
İsmail YAŞAR3
Öz
Suriye’de 2011 Mart ayında halk hareketleri şeklinde başlayan olaylar kısa
sürede şiddetlenerek iç savaşa doğru evrilmiş ve komşu Irak’taki
istikrarsızlığında etkisiyle çok boyutlu, çok aktörlü bir sorun haline
gelmiştir. Ülkedeki aktörlerden bir tanesi de El Kaide’nin Suriye kolu
olarak faaliyet gösteren El Nusra Cephesi’dir. Varlığını 24 Ocak 2012’de
resmen ilan eden örgüt, sonrasında en etkili muhalif gruplardan biri haline
gelmiştir. El Nusra Cephesi, yaptığı El Kaide tarzı eylemlerle “ılımlı
muhalifler”e zemin kaybettirmiş ve “teröristlerle savaşıyorum” diyen
Beşşar Esad’ın elini güçlendirip rejime zaman kazandırmıştır. El Nusra
Cephesi, ironik bir biçimde düşmanıyla savaştıkça düşmanını
güçlendirmiştir. Bunun tersi olarak, mevcut rejim kaldığı sürece, kendi
sosyal tabanını genişletmiştir. ABD özelinde Batı toplumu tarafından en
büyük tehlike olarak görülen El Kaide’nin kolu olan örgüt, bu şekilde, ilk
başlarda zayıflayan Suriye rejimine IŞİD ile birlikte adeta koltuk değneği
olmuştur. IŞİD’in ilerleyişine karşın ABD öncülüğünde kurulan koalisyon
güçlerinin düzenlediği bombardımanlarda, El Nusra Cephesi de farklı
zamanlarda hedef alınmıştır. Söz konusu koalisyon müdahaleleriyle birlikte
Suriye’deki durum farklılaşmış ve “ılımlı muhalifler”in görece olarak
zayıflamasıyla mevcut rejim daha “mâkul” hale gelmiştir. Zeminin son
derece kaygan olduğu Ortadoğu coğrafyasında bölge ülkelerinin ve
uluslararası toplumun tavrı Suriye’nin geleceğinde etkili olacak, bu durum
da El Nusra Cephesi’nin geleceğinde belirleyici olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Suriye, El Nusra Cephesi, El Kaide, IŞİD.
Yazışma adresi: Kara Harp Okulu, Savunma Bilimleri Enstitüsü, Ankara,
[email protected]
2
Kara
Harp
Okulu,
Savunma
Bilimleri
Enstitüsü,
Ankara,
[email protected]
3
Kara Harp Okulu, Dekanlık, Ankara, [email protected]
1
Makalenin geliş tarihi: 13.03.2015 Kabul tarihi: 30.04.2015
40 |
Terkan vd.
Al-Nusra Front
Abstract
The events that have started as civilian protests in Syria during March 2011
quickly intensified and violently turned into a multidimensional and multiactor civil war with the marked influence of instability in neighboring Iraq.
Al-Nusra Front is one of those actors which operate as the Syrian branch of
Al Qaeda. Upon publicly declaring their existence in January 24, 2012, the
organization became one of the most effective opposition groups. Al-Qaeda
style terrorist attacks carried out by the Al-Nusra Front caused the
moderate opposition to lose ground, and strengthened Assad's hand who
argued that he was fighting to protect the country against “terrorists”.
Ironically, as Al-Nusra fought the enemy it set to destroy, the more it
actually strengthened it. While The Al-Nusra Front fights with its enemy, it
ironically makes its enemy stronger. Moreover, the longer the current regime
stayed in power, its social base has broadened. This branch of Al-Qaeda
which is viewed as the most dangerous threat by the US and the West turned
into a vital support for the initially weakened Syrian Regime . Bombings of
coalition forces led by the US as a response to ISIS terrorist attacks, AlNusra front have also been targeted and affected at times. The coalition's
intervention have changed the situation in Syria and the weakening of
moderate opposition groups have rendered the current regime more
“acceptable” compared to other alternatives. International community and
regional powers' attitude will determine the future of Syria in the ever
changing Middle Eastern political system.
Keywords: Syria, Al-Nusra Front, Al-Qaeda, ISIS.
Giriş
2010 yılı sonlarında Tunus’ta başlayan ve 2011 yılı Mart ayında
Suriye’ye sirayet eden “Arap Baharı” sürecinin doğurduğu çatışma
ortamında şiddet ve sivil ölümlerin sayısı her geçen gün artmış ve siyasi
istikrarsızlık derinleşmiştir.
Suriye’deki gelişmeler neticesinde ABD, Avrupa ve Arap
dünyasından Suriye’ye yönelik tepkiler gelmesine rağmen Esad rejimine
karşı bir dış müdahaleden yana olanların sayısı azınlıktadır. Bazı Ortadoğu
ülkelerinin Suriye’ye müdahaleye olumlu bakmasına rağmen, dış
müdahalenin Suriye’ye istikrar getireceğinin garantisi verilememektedir.
Mevcut rejimden rahatsız olanlar bile Irak, Libya gibi örneklerden dolayı dış
müdahaleden yana görünmemektedir (Kıran, 2014: 104). Esad yönetiminin
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 41
devrilmesine sıcak bakmayan ABD’nin tutunduğu tavır da rejime yönelik
bir müdahalenin henüz gerçekleşmeyeceğine işaret etmektedir.
Suriye’de, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte El Nusra Cephesi,
IŞİD (Irak Şam İslam Devleti), Ahrar al-Sham (Büyük Suriye Özgürlüğü),
Büyük Suriye için Yabancılar Tugayı gibi kendilerini Selefi1 olarak
tanımlayan radikal örgütlerin de rejim aleyhine bir mücadele içerisinde
oldukları bilinmektedir (Kıran, 2014: 104). Bununla beraber, Suriye’deki
farklı örgütlerin birbirleriyle çatıştıkları da bilinmektedir. Bu çatışma
alanları ise şunlardır; Muhalifler-Rejim, Muhalifler-IŞİD, MuhaliflerHizbullah, IŞİD-Rejim, IŞİD-Kürtler, Nusra-IŞİD, Suriye’nin doğusundaki
aşiretler-IŞİD ve Nusra-Rejim (Lister, 2014a: 4).
Suriye’de mezhep farklılıkların fazlaca dillendirilmesinin nedeni,
bazı bölge ülkelerinin bu sayede Suriye üzerinden nemalanmak
istemeleridir. Bölgede etkisini artırmak isteyen ülkeler, destekledikleri
mezhepsel unsurların Suriye’nin yönetimine geçmesini arzulamaktadırlar.
Soruna, Şii yönetimin karşısında duran Sünni halk penceresinden bakan bazı
ülkeler ise Suriye’deki Sünni-İslâmcı unsurların yanında yer almıştır.
Dünyanın dört bir tarafından bu bölgeye giden yabancı savaşçılar, buradaki
radikal unsurlara katılmışlardır. Bu belirsizlik ortamını fırsat bilerek etkinlik
kazanan gruplardan birisi de, rejime karşı en fazla mücadele eden Irak El
Kaidesi ile bağlantılı El Nusra Cephesi’dir (Orhan, 2013: 90-91).
Türkiye’nin hemen yanı başında yer almasına rağmen, El Nusra
Cephesi’ne dair Türkiye’de hazırlanmış nitelikli bir çalışma mevcut
değildir. Bu eksikliği gidermek için hazırlanan çalışma, güncelliğini yitirme
riskinin yanında bünyesinde farklı kısıtlamaları da barındırmaktadır. Bunlar;
 Hassas dengelerin üzerinde hayatını devam ettirmeye çalışan
Esad Rejimi’nin kırılganlığı,
 Bölge ülkelerinin alacağı tavrın kestirilememesi veya aldıkları
tavrı ilkesel olarak almadıkları için değiştirme ihtimalleri,
 El Nusra Cephesi ve diğer uluslararası/küresel terör örgütlerinin
farklı istihbarat servislerinin manipülasyonuna açık halde olması,
 Hilafet ilan edip devlet kurmak gibi yeni terör dalgasına
uluslararası toplumun vere(bile)ceği tepkinin belirsizliği olarak sayılabilir.
Tüm bu kısıtlamalara rağmen, Türkçe yazındaki eksiklik göz önünde
bulundurularak hazırlanan bu çalışmada, mevcut durumun fotoğrafı
42 |
Terkan vd.
çekilmeye çalışılmış ve aynı zamanda orta/uzun vadedeki muhtemel
gelişmelere de ışık tutulması amaçlamıştır.
Çalışmada, El Nusra Cephesi’nin kimliği, mevcut durumu,
özellikleri, güçlü ve zayıf tarafları gibi hususlara ışık tutulmaya
çalışılacaktır. Bu kapsamda; örgütün neden ve nasıl kurulduğu, nasıl
teşkilatlandığı, Suriye’de ulaşmak istediği amacın ne olduğu, finansmanını
nasıl sağladığı, insan gücünü nereden aldığı, diğer örgütlerle ve devletlerle
ilişkisi, kuvvetli ve zayıf yanları gibi hususlar incelenecektir.
Örgütün Tarihsel Gelişimi ve Kimliği
Suriye’deki Selefi düşünce akımının kökleri 19. yüzyılın sonlarına
kadar gitmekle birlikte, 1990’lı yıllarda Filistin’deki İslami Cihat Hareketi,
Lübnan’daki Hizbullah, Hamas ve Çeçen savaşı, Suriye’de yaşayan bir
kısım gençlerin arasında cihatçı düşünceyi yeniden canlandırmış, bu
hareketlerden etkilenen küçük selefi gruplar, aralarında örgütsel bir bağ
olmamasına rağmen kendiliğinden şekillenmeye başlamıştır (Al-Hajj, 2013:
45). 1990’lara kadar Suriye’de, cihatçı terör faaliyetlerine şahit
olunmamıştır. Bu küçük gruplar, halk tabanını etkileyememiş ve sosyal
açıdan kabul görmemiştir. Özellikle 1998’de “Yahudi ve Haçlılarla
Mücadele için Global İslami Cephe”nin kurulmasının ardından, bu grupların
üyelerinin çoğu Suriye’yi terk ederek, Bosna ve Çeçenistan gibi dünyanın
çeşitli bölgelerinde cihat ettiklerini iddia eden cephelere katılmışlardır
(Zaytuna, 2011: 388).
2000’li yılların başında, Irak El Kaide’sinin eski liderlerinden Ebu
Musab el Zerkavi, Afganistan’da kendisiyle beraber mücadele eden birçok
militanı Suriye ve Lübnan’a göndererek örgüt için gerekli altyapının
oluşturulmasını sağlamıştır. Suriye’ye gelen bu militanlar, Irak’a savaşmaya
gelen yabancılar için “misafir evler” kurmuştur. Böylece Suriye, 2003’te
Amerika’nın Irak’a müdahalesinin ardından, ABD’ye karşı savaşan yabancı
militanların Irak’a geçmek için kullandığı bir geçiş noktası olmuştur
(Benotman ve Blake, 2013). Bu aşamada Suriye hükümetinin bu militanlara
destek sağladığı bilinmektedir (Arango vd., 2012: 3). Hatta Suriyeli müftü
Şeyh Ahmet Kaftari, Amerikan saldırılarına karşı tüm Müslümanları cihada
çağırarak bu saldırıları önlemek için canlı bomba eylemleri dâhil her türlü
yola başvurulabileceğini belirtmiştir (Zaytuna, 2011: 340).
2003-2005 yılları arasında cihatçı gruplar, Suriye’nin birçok yerinde
destek ve lojistik sağlayabilme imkânına ulaşmış ve “Irak Destek
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 43
Komiteleri” adı altında Suriyeli savaşçıları bünyelerine katarak bağış
toplamaya başlamışlardır (Baorut, 2006: 202-203).
Suriye rejimi, 2005-2008 yılları arasında maruz kaldığı uluslararası
izolasyona karşı El Kaide’yi ve cihatçıları kullanmıştır. Bu tarihten sonra ise
cihatçıların hareketlerini kısıtlayarak, sınırları kontrol altında tutarak ve
istihbarat birimleri arasında iş birliği sağlayarak Amerika’nın kendi
üzerindeki baskısını azaltmış ve El Kaide ile yollarını ayırmıştır. Suriye
rejimi böylece El Kaide’nin düşmanı haline gelmiştir (ACRPS Policy
Analysis Unit [web], 2012).
Irak’ta yaşanan tecrübelerin, Suriye’deki cihat hareketine yeni
katılımların da olmasıyla birlikte, önemli yansımaları olmuştur. Bu zaman
zarfında birçok cihatçı grup ortaya çıkmıştır. Bu gruplar, El Kaide’nin Irak
yapılanması olan Irak İslâm Devleti çatısı altında toplanmıştır (Mohammad
[web], 2005). 2007 istatistiklerine göre Irak’ta, Suriye’li savaşçılar ikinci
büyük grubu oluşturmuştur. Bu savaşçıların büyük çoğunluğu, Irak’taki
cihat faaliyetleri azalmaya başlayınca Suriye’ye dönerek, Suriye devriminde
önemli roller üstlenmişlerdir (Al-Shishani, 2011: 53).
Bu gelişmeler ışığında, Irak İslâm Devleti çatısı altında bulunan
Suriyeli militanlar, Suriye’de özgürlük hareketlerinin başlanmasının
ardından 2011’de, Ebu Muhammed Julani liderliğinde Suriye’ye geçerek El
Nusra Cephesi adlı örgütü kurmuşlardır (Jones, 2013: 55-59). Bu örgüt,
varlığını 24 Ocak 2012’de resmen ilan etmiş ve rejime karşı verilen
mücadelede önemli bir aktör haline gelmiştir (Dursunoğlu ve Eren, 2014:
943).
Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Temmuz 2012’de, Irak’tan bir
kısım teröristin Suriye’ye geçiş yaparak Suriye rejimine karşı mücadeleye
giriştiğini açıklamış ve böyle bir örgütün varlığını doğrulamıştır (Ntvmsnbc
[web], 2012).
El Nusra, özellikle başta Ebu Bekir el-Bağdadi olmak üzere Irak El
Kaidesi’nin üyeleri tarafından kurulmuştur. Bu yüzden IŞİD ile aynı kökten
gelmektedir. Örgüt, Suriye rejimine ve azınlıkları içeren sivil hedeflere karşı
bir dizi terör saldırısı gerçekleştirmiştir. Örgütün merkezî liderleri
çoğunlukla Suriyeli, savaşçıların büyük kısmı ise 20-30 yaş aralığındadır
(United Nations Report [web], 2014).
IŞİD ve El Nusra, liderlik ve hedef öncelikleri noktasında
anlaşmazlığa düşmüşlerdir. El Nusra, Suriye’deki hükümet güçleri ile
44 |
Terkan vd.
savaşa konsantre olurken, IŞİD ise hedefini daha geniş tutarak hem Irak
hem de Suriye’de etkili olmaya çalışmaktadır. Aralarındaki farklılıklara
rağmen her iki grup da El Kaide merkezî yönetiminin hedeflerini
desteklemeye devam etmektedir (United Nations Report [web], 2014).
IŞİD’in giderek güç kazanması, El Nusra’yı zor durumda
bırakmıştır. El Kaide’nin merkezî yönetimi tarafından da bir problem olarak
algılanan IŞİD, Suriye topraklarına yöneldikçe, El Kaide, El Nusra’nın
önem kazanması için desteklemek amacıyla üst düzey yetkilililerini
Suriye’ye göndermiştir (Lister, 2014a: 2-4). Ancak bölgede koalisyon
güçlerinin etkin hava saldırıları neticesinde, zaman geçtikçe bu iki örgütün
ilişkilerinde değişim yaşanmıştır. Kasım 2014 ortalarında, bir resmi üst
düzey muhalif liderin aktardığına göre; El Nusra ve IŞİD’in askerî liderleri,
Suriye’nin kuzeyinde bir çiftlik evinde biraraya gelmiş ve son bir yıldır
aralarında devam eden çatışmaya son vererek düşmanlarına karşı beraber
savaşma konusunda anlaşmaya varmışlardır (Menasource [web], 2014).
Aynı zamanda, ABD hava saldırılarının yalnızca IŞİD’i değil, Nusra’yı da
hedef alması, bu iki örgütün aralarındaki bağın güçlenmesine katkı
sağlamıştır.
IŞİD ve El Nusra’nın kullandığı taktikler farklılık gösterse de
söylemleri birbirine paraleldir. El Nusra’ya bağlı bazı teröristler, başta
ABD olmak üzere koaIisyon güçlerinin IŞİD’e karşı düzenlediği hava
saldırılarını İslâm’a karşı bir Haçlı Savaşı şeklinde değerlendirmektedir. Bu
nedenle zaman zaman IŞİD ile olan görüş ayrılıklarının bir kenara
bırakılarak iki örgütün bu ortak düşmana karşı birleşmesi düşüncesi her iki
örgüte de yakın kaynaklar tarafından dile getirilmektedir. Suriye iç savaşını
başından bu yana izleyen ve muhaliflere yakın olarak bilinen İngiltere
merkezli Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Halep civarında
200’den fazla Nusra savaşçısı IŞİD’e katılmıştır. El Nusra’nın
komutanlarından birinin; “Aramızda ne olursa olsun onlar bizim kardeşimiz
ve aramızdaki ideolojik bağ her şeyden güçlüdür. Onların safında
savaşmaya hazırız. Onların kanı bizim kanımızdır.” şeklindeki ifadesi
aslında her iki örgütün de birbirine ne kadar yakın olduğunu göstermektedir.
Diğer yandan, bir takım El Nusra kaynakları ise El Nusra liderinin, IŞİD
lideri Bağdadi’ye ve takip ettiği politikalara güvenmediği için, El Kaide
lideri Zevahiri’nin aksi bir talimatı olmadığı sürece, IŞİD ile asla birlikte
hareket etmeyeceği kanısındadır (Dönmez [web], 2014). Bu iki örgütün
birleşmesi durumunda El Nusra’nın, IŞİD’in bünyesi içerisinde eriyerek
kaybolması ihtimalinden dolayı, özellikle El Nusra’nın böyle bir birleşmeyi
kabul etmeyeceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu iki örgütün
birleşmeden ziyade, ittifak oluşturması ihtimali daha kuvvetlidir.
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 45
El Nusra, özellikle Suriye’nin kuzeybatı ve güneybatı bölgelerinde
daha aktiftir. Halep, Hama, Humus, Deraa ve İdlip’in bazı kesimleri ile
Şam’ın kenar mahalleleri hâkim olduğu bölgelerdir. El Nusra, bu
vilayetlerde insani yardım faaliyetleri yürüterek dinî mahkemeler ve okullar
açmıştır. Bununla birlikte Deraa vilayetinde, Ürdün sınırında ve Şam’da da
benzer uygulamalarına rastlanmaktadır (Cafarella, 2014: 20).
Örgütün Yapılanması
Teşkilatı
El Nusra; askerî kanat, dinî kanat ve politik kanat olmak üzere hepsi
Ebu Muhammed Julani’nin liderliği altında olan üç ayrı kanattan
oluşmaktadır (United Nations Report [web], 2014). Ayrıca, Nusra’nın,
stratejik politika oluşturmak ve dinî rehberlik yapmak gibi görevleri olan,
kendi kontrolündeki yerel bölgelerin temsilcilerinden oluşan, sözde bir
“Şûra Meclisi” vardır (United Nations Report [web], 2014). Ayrıca askerî
operasyonlar, finans sağlama, silah tedariği, dinî işlemler, iletişim ve halkla
ilişkileri yürüten üst düzey yöneticiler de örgüt bünyesinde bulunmaktadır
(The Meir Amit Intelegence and Terorism Information Center, 2013: 3).
Başlangıçta düşük yoğunluklu çatışmalar icra eden küçük hücre
yapılanmaları, Suriye’nin bazı bölgelerinde askerî düzendeki birliklere
dönüşecek kadar büyümüştür. Sahadaki birliklerin yapısı, coğrafî bölgelerin
özelliklerine göre değişiklik arz etmektedir. Şam’daki birlikler tespit
edilmekten kaçınırken, Halep’te ise yarı konvansiyonel askerî birlikler
(takım, alay, tugay) teşkil edilmektedir (United Nations Report [web],
2014).
Sözde hükümet kanadı ise “Genel Hizmetler Bölümü” olarak
adlandırılmaktadır. Görevi, El Nusra’nın kontrolü altında bulunan
eyaletlerdeki halka su, elektrik ve yiyecek sağlama gibi sosyal yardımları
yürütmektir (United Nations Report [web], 2014).
Lider Kadrosu
Ebu Muhammed Julani, örgütün lideridir. Kritik seviyedeki liderlerin
çoğu Irak veya Suriye’dendir (Jones, 2013: 55-59). Gizliliğe son derece
önem veren El Nusra Cephesi’nin kurucu lideri hakkında detaylı bilgi
bulunmamaktadır. Julani’nin kırk yaşlarında olduğu, Golan Tepeleri
civarında doğduğu, katıldığı toplantılarda ve temaslarında yüzünü kapatarak
kimliğini gizli tutmaya çalıştığı bilinmektedir. Bu tedbir, Afganistan ve
46 |
Terkan vd.
Irak’ta üst seviye liderlerin başlarına gelenlerden önemli dersler alındığını
göstermesi açısından önem arz etmektedir (The Meir Amit Intelegence and
Terorism Information Center, 2013: 3).
Julani, örgüt elemanlarıyla çok az temas kurmakta ve medyaya
görüntü vermemeye çalışmaktadır. IŞİD’in hilâfet ilanının ardından
Temmuz 2014’te Halep’te emirlik ilan eden Julani, Suriye’de hâkim olduğu
yerlerde de emirlik ilan edeceğini bildirmiş, El Nusra’nın yeniden
örgütlenmesini tartışmak amacıyla yapılan toplantıya Suriye’deki tüm bağlı
grupları çağırarak emirliğin bayrağı altında birleştirmiştir (United Nations
Report [web], 2014).
El Nusra’nın operasyon yapısı oldukça karmaşıktır. Haseke
bölgesindeki savaşçıların eğitiminden El Kaide lideri Zarkavi’nin kuzeni
Ürdün uyruklu Iyad Nadmi Halil Saleh sorumlu tutulmuştur. Lojistik destek
bölümünün başında ise, Ebu Hamza kod adlı Anas Hasan Hattab
bulunmaktadır. Politik kanada ise Tayssir Al Khatib liderlik etmektedir.
Yargısal konulara, Suudi uyruklu Musab Salim İbrahim Al Kahtani
bakmakta, yerel dinî mahkemelere nezaret ve teftiş görevini yerine
getirmektedir. Örgütün sözcüsü ise Ebu Firas kod adlı Redouan Nemous’tur
(United Nations Report [web], 2014).
Örgütün İdeolojisi, Politik, Askerî ve Diğer Hedefleri
Örgütün İdeolojisi
El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra Cephesi’nin ideolojisinin
temelinde Selefilik inancı yatmaktadır. Selefilik, “Asr-ı Saadet”teki arı-duru
İslâmî yaşayışa, anlayışa dönmek olarak tanımlanmaktadır. Selefiliğin en
önemli temsilcisinin İbn-i Teymiye olduğu kabul edilmektedir. Farklı
şekilde kategorilere ayrılıp anlatılmasına rağmen genel kabul gören
sınıflandırma, Cihâdi Selefilik ve Vahhabi/Suudi Selefilik şeklindedir
(Büyükkara, 2004: 205-234).
Cihâdi veya Cihatçı Selefiyye, özellikle iman ve bid’atler
konusunda, usul ve fıkıhta geleneksel Selefiliğe sadık kalmakla beraber,
siyaset ve fiili cihat konularında farklılaşan akım olarak bilinmektedir.
Suudi/Vahhabi Selefilik ise 18’inci asırda Vahhabiliğin kurucusu
Muhammed İbn Abdülvahhab’ın Selefiliği siyasetle birleştirerek yeniden
gündeme getirdiği öğretilerine dayanmaktadır.2 İki görüş arasındaki
farklılıkların ötesinde, Selefiliğin şu esasları bir nefret söylemine neden
olabilmektedir:
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 47

Selef döneminin temsil ettiği sahihlik söylemi, hakikate sahip
olma duygusu,

İslâm adına insanlar üzerinde hak iddia etme,

Bugünden, mevcut durumdan hoşnutsuzluk,

Dışlamacı din dili,

Tek kimlik kodu olarak İslâm’ı görme (Büyükkara,
2004:205-234).
El Nusra’nın bazı uygulamaları, bu örgütün kimliği ve ideolojisi
hakkında önemli ipuçları vermektedir. Bunlar (Mahalli, 2014: 315-316):





İçki satmak ve içmenin cezası 40 kırbaç,
Nargile ve sigara içmenin cezası 20 kırbaç,
Namaz saatinde camiye gitmeyene kırbaç cezası,
Kadınların erkek doktora gitmelerinin yasak olması,
Mağazalarda kadın iç çamaşırlarının sergilenmesinin yasak
olması,

Lokantalarda kadın ve erkeklerin aynı bölümde yemek
yemelerinin yasak olması.
Örgütün Politik, Askerî ve Diğer Hedefleri
El Nusra’nın politik, askerî ve diğer hedefleri:

Ortadoğu’da yürütülen politik düzeni, terör eylemleri
vasıtasıyla değiştirerek bölgedeki dış kaynaklı ideolojik, politik ve
ekonomik etkileri defetmek (United Nations Report [web], 2014),

Suriye’de dine dayalı, İslâmî bir devlet kurmak,

Büyük Suriye halifeliğini kurmak şeklindedir (Benotman ve
Blake, 2013).
Eylül 2012’de, El-Nusra’nın başını çektiği Suriye’deki 13 silahlı
grubun; “Suriye Ulusal Koalisyonu ve önerdikleri Ahmet Tomeh
liderliğindeki hükûmet, hiçbir şekilde bizi temsil etmiyor ve onları
tanımıyoruz. İmza koyan güçler olarak tüm askerî ve sivil güçleri yasamanın
tek kaynağı olacak şeriata dayanan açık bir İslâmi çatı altında birleşmeye
çağırıyoruz!” şeklindeki ortak açıklaması (Zaman, 2013), Suriye’deki
cihatçıların hedeflerini açıkça ortaya koymaktadır.
Uzun dönem hedefi olarak, Suriye’de dine dayalı İslâmî bir devlet
kurmayı amaçlayan El Nusra, bu amacını gerçekleştirmek için zemin
hazırlamaktadır. IŞİD’den daha zekice ve sinsi bir şekilde hareket etmesi ve
48 |
Terkan vd.
halkın ihtiyaçlarına cevap verecek faaliyetlere önem vermesi, IŞİD sonrası
dönemde bu hedefin gerçekleşmesine ve rejimin zayıf olduğu bölgelerde
özerk bir yönetim kurulmasına katkı sağlayacak olan faktörler olabilir.
Örgütün lideri Julani, halka yapılan bu yardımlarla; günlük ihtiyaçların,
güvenlikle ilgili beklentilerin ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının
hedeflendiğini belirtmiştir. Elektrik ve su ihtiyacının karşılanması, yol
yapımı, un değirmenlerinin işletilmesi, hastanelerin işlerliğinin temini gibi
faaliyetler, günlük ihtiyaçların karşılanması yönündeki faaliyetlerdir. El
Nusra bu tür faaliyetlerin yanında sivillerle, yerel liderlerle ve bazı muhalif
gruplarla iş ilişkileri de kurmaktadır. IŞİD sonrası dönemde
devletleşmesinin önünü açacak olan bu tür zemin hazırlayıcı insani
faaliyetler ve iş ilişkileri aynı zamanda, ileride El Nusra’nın geniş bir
Suriyeli kesim tarafından da kabul görmesini mümkün kılabilir. Örgüt, bu
kabulün kolaylaşması için yaptığı yardım faaliyetlerinin medya yoluyla
duyurulması yönünde faaliyetlerde de bulunarak propaganda yapmaktadır.
El Nusra’nın muhalif gruplar içerisindeki önemli konumu ve geniş etki
alanı, amacına ulaşma yolunda örgüte katkı sağlayacak olan bir diğer önemli
faktördür (Cafarella, 2014: 8-15).
Örgütün Gerçekleştirdiği Terör Eylemleri
El Nusra, Suriye’de devam eden iç savaşın sürmesinde önemli bir
faktör olmakla birlikte, kendisine bölgesel ve politik bir boşluk sağlama
avantajını yaratmak için, buradaki çatışma ortamını körüklemektedir. Örgüt,
milyon dolarlarca finansal kaynak sağlayacak uluslararası yardımların ve
binlerce yabancı terörist savaşçıdan oluşan gönüllülerin bölgeye akması için
Suriye’deki çatışmayı bir bahane olarak kullanmaktadır (United Nations
Report [web], 2014).
Suriye’deki sürece radikal dinci terör örgütlerinin de müdahil
olmasıyla birlikte şiddet tırmanmıştır. Bu örgütlerin en önde gelenlerinden
olan El Nusra, yalnızca rejim kuvvetlerine değil aynı zamanda din dışı
gördüğü Hristiyanlar, Nusayriler ve diğer azınlıklara karşı da çeşitli
eylemlerde bulunmaktadır (Abascal, 2013: 125). 2013 yılının sonlarında,
Şam yakınlarında bulunan ve Hristiyanların yaşadığı Malule kasabasına
yönelik düzenlediği saldırı, azınlıklara karşı gerçekleştirdiği eylemlere
örnek teşkil etmektedir (Mahalli, 2014: 291).
El Nusra, “düşmanla mümkün olduğu kadar az temasa geçmek ve bu
temaslarda büyük zayiatlar verdirmek” şeklinde etkili bir eylem yöntemi
geliştirmiştir. Şehir merkezlerinde bombalı intihar saldırıları düzenlerken,
kırsal alanlarda koordineli saldırılarla yerleşim yerlerine hâkim olmaya
çalışmaktadır. Örgütün kullandığı yöntemler genellikle; bomba yüklü araç
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 49
patlatma, motosikletli canlı bomba ve el yapımı patlayıcılar kullanmaktır
(The Meir Amit Intelegence and Terorism Information Center, 2013: 112135).
Örgütün Politik Durumu ve Kaynakları
Politik Durum
El Nusra Cephesi’nin ABD ve Batı ülkeleri hakkındaki son derece
olumsuz değerlendirmeleri, örgütün Batı’ya olan düşmanlığını açıkça ortaya
koymaktadır (The Meir Amit Intelegence and Terorism Information Center,
2013: 44-45). Düşmanlığı körükleyen bu tür söylemlerin muhatabı olan
ABD ise, Suriye’deki Nusra ve IŞİD gibi El-Kaide bağlantılı grupları temel
tehdit unsuru olarak görmektedir (Okur [web], 2013). IŞİD’e karşı ABD
öncülüğünde oluşturulan koalisyonun bugüne kadar düzenlediği hava
saldırıları, bu tehdit algısının ne boyutta olduğunun en önemli göstergesidir.
Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı Suriye’nin kuzey bölgesi, ABD
açısından İran’ı kontrol altında tutabilmek ve Irak’ın kuzeyinden Akdeniz’e
bir koridor açmak için kritik öneme sahiptir (Doster, 2013: 72-79).
Dolayısıyla, ABD’nin Suriyeli Kürtlere verdiği desteğin ileri dönemde daha
fazla artacağı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda ABD’nin, ilerleyen
dönemlerde PYD’yi bölgedeki radikal örgütlere karşı destekleyeceği öne
sürülebilir. Radikal örgütleri kendisine tehdit olarak gören ABD, PYD’yi bu
örgütlere karşı kullanılabilecek ve iş birliği yapılabilecek bir aktör olarak
görmektedir (Akdemir, 2014: 199). Nitekim IŞİD ile mücadelesinde bu
destek gerçekleşmiştir. ABD’nin, Suriye’nin kuzey bölgesinde PYD’ye
olan desteğinin artması, El Nusra’nın bu bölgedeki hâkimiyetinin
azalmasına yol açabilir.
El Nusra Cephesi ile ilgili her türlü gelişmenin, Suriye’nin mevcut
ve gelecekteki durumunu doğrudan etkileme olasılığı söz konusudur.
Dolayısıyla örgüt ile ilgili gelişmelerin Türkiye tarafından dikkatle takip
edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin El Nusra’ya
bakışı ve yaklaşımı ile El Nusra’nın Türkiye hakkında düşündükleri önem
arz etmektedir. Kuruluşunu ilan ettiği bir videoda El Nusra, Suriye’de dine
dayalı bir devlet kuruluncaya kadar mücadelesini sürdüreceğini iddia ederek
Türkiye’yi, İslam dinini düzgün yaşamamakla ve ABD’nin bölgedeki
destekçisi olmakla itham etmiştir (Karabat, 2013: 216).
Türkiye’nin, kendi çıkarları doğrultusunda, Suriye’nin kuzeyinde
PYD ile ve farklı bölgelerde Esad rejimi ile mücadele halinde olması
50 |
Terkan vd.
dolayısıyla El Nusra’yı desteklediği, sınır geçişlerini kolaylaştırdığı
yönünde iddialar bulunsa da (Burweila, 2014: 6), El Nusra Cephesi
3 Haziran 2014 tarihinde Türkiye tarafından terör örgütleri listesine dâhil
edilmiştir (Hürriyet [web], 2014). Dolayısıyla El Nusra Cephesi, Türkiye
açısından resmi olarak “terör örgütü” olarak kabul edilmektedir.
El Nusra Cephesi ile ilgili olarak Türkiye’nin gündemini işgal eden
bir diğer önemli konu ise, Türkiye sınırından yasa dışı yollarla Suriye’ye
geçerek bu örgüte katılan “yabancı savaşçılar” konusudur. Türk yetkililer,
diğer radikal örgütlerle birlikte El Nusra’nın eleman teminine katkı sağlayan
bu duruma son verebilmek için önceliğin, bu tür savaşçıların ülkeye ilk giriş
noktalarında durdurulması olduğunu ifade etmektedirler (Yalçınkaya, 2015:
3).
El Nusra Cephesi’nin İran hakkındaki düşüncesi de olumlu değildir.
El Nusra, İran’ın, İslam’ı Şiilik üzerinden teslim alarak Sünnileri
radikalleştirmeye çalıştığını düşünmektedir (The Meir Amit Intelegence and
Terorism Information Center, 2013: 53). İran ise Suriye rejimine destek
vermektedir. Suriye’de, muhaliflere karşı rejimle beraber savaşan yabancı
savaşçıların arasında, Hizbullah mensupları, İranlılar ve İran Devrim
Muhafızları’nın da mevcudiyeti bilinmektedir (The Meir Amit Intelegence
and Terorism Information Center, 2013: 85).
El-Nusra ve Şiiler arasında yaşanan çatışmaların temelinde,
mezhepsel farklılıkların yanı sıra El Nusra’nın Şiiler tarafından kutsal
görülen yerlerde yaptığı eylemler yatmaktadır (The Meir Amit Intelegence
and Terorism Information Center, 2013: 53).3
El Nusra Cephesi, Suriye’ye yapılacak uluslararası boyutta bir
müdahalenin karşısında durmaktadır. Çünkü bu tarz bir müdahale, örgütün
hedeflerine ulaşmasına engel olabilecektir (Benotman ve Blake, 2013). Bu
yüzden örgüt, bir yandan rejimle çatışırken bir yandan da yerel halkın
sempatisini kazanmak için birtakım faaliyetler sürdürmektedir (Totten,
2013: 28-30).
İnsan Gücü
Esad rejimine karşı verilen mücadelede El Nusra’ya destek veren
yabancı savaşçıların, yakın bölge ülkelerinden olan Libya, Tunus ve Suudi
Arabistan’dan geldikleri bilinmektedir (Byman, 2013: 981-1004). Bunların
yanı sıra Afganistan, Kafkasya ve diğer Arap ülkelerinden de bu örgüte
katılımların olduğu değerlendirilmektedir (Soyalan, 2013: 275).
Avrupa ülkelerinden başta Almanya olmak üzere İngiltere, Belçika
ve Hollanda’dan çok sayıda yabancı savaşçı, rejime karşı savaşmak üzere El
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 51
Nusra’ya katılarak mücadele etmektedir (Karagiannis, 2013: 119-134). Bu
yabancı savaşçıların örgüt içindeki oranının % 7-11 civarında olduğu
düşünülmektedir (İbrahim, 2014: 29).
El Nusra’nın 6.000-10.000 arasında savaşçısı olduğu ileri
sürülmektedir (Australian National Security [web], 2013). Örgütün gücü
hakkında, BM üyesi devletler arasında yapılan tahminler farklılık
göstermektedir. Örgüt üyeleri farklı sosyal altyapılara sahiptir. Çok az bir
kısmı iyi eğitim almış üniversite mezunları, teknoloji uzmanları,
mühendisler ve doktorlardan oluşmaktadır. Örgüt bünyesinde, az sayıda
kadın savaşçı da bulunmaktadır (United Nations Report [web], 2014)
Silah Gücü
Çatışma bölgelerinde konvansiyonel silahlar kullanan El Nusra, iyi
silahlanmış bir terör örgütüdür. 1980-90’lı yıllardan kalan depolanmış silah
ve mühimmatın örgütçe kullanıldığı bilinmektedir. Desteğin büyük
çoğunluğu, Irak Silahlı Kuvvetleri’nden ve az bir oranda da Suriye’den ele
geçirilen silah ve mühimmatlarla sağlanmaktadır (United Nations Report
[web], 2014).
Örgütün silah tedarik sistemi; bölgede örgüte destek veren ülkelerin
silah satın alması, kaçakçılık vasıtasıyla bu silahların Suriye’ye girmesi ve
örgüte ulaşması şeklindedir. Yabancı savaşçıların yanlarında silah ve
teçhizatlarıyla birlikte gelmeleri de örgütün silah gücünü desteklemektedir.
Buna ilave olarak, Batı ülkelerinin muhalif grupları desteklemek için
bölgeye gönderdikleri silah ve mühimmatlar da örgüt tarafından ele
geçirilebilmektedir. Örneğin, Suudi Arabistan’ın, Dera vilayetindeki
muhalif gruplara teslim ettiği anti-tank silahları ve roketatarlar, önce El
Nusra, bir süre sonra da IŞİD tarafına geçmiştir (Lister, 2014b: 10).
Nusra Cephesi, rejimle mücadele esnasında, rejim kuvvetlerinden de
yüklü miktarda silah elde edebilmektedir. Hatta bu yolla ele geçirilen
silahların, diğer yöntemlere nispeten daha fazla olduğu ifade edilmektedir
(The Meir Amit Intelegence and Terorism Information Center, 2013: 77).
El Nusra sosyal medya aracılığıyla, her geçen gün kapasitesi
genişleyen bir silah fabrikası kurduğunu duyurmuştur. Örgütün ayrıca bazı
portatif hava savunma silah sistemlerini Suriye rejiminden ele geçirdiği de
bilinmektedir. Hafif Silahlar Araştırması’nın son analizine göre bu silah
sistemleri 40 yıllık birinci nesil sistemlerden, üçüncü nesil sistemlere kadar
çeşitlilik göstermektedir. Bunlardan bazılarının 3.500 metre mesafeden
52 |
Terkan vd.
hedefleri ateş altına alabilecek şekilde tasarlandığı rapor edilmiştir. Bunun
yanı sıra örgüt, bombalı araç eylemlerinde savaştan kalan patlayıcıları da
kullanmaktadır. El Nusra’nın, dış destek ağlarına bağımlı olmasından dolayı
ileride silah tedariği konusunda sıkıntıya düşebileceği, bu durumu aşmak
için IŞİD ile temas kurabileceği değerlendirilmektedir (United Nations
Report [web], 2014).
Ekonomik Gücü
El Nusra’nın finansman desteği, büyük ölçüde aynı idelojiyi
paylaşan dış kaynaklar tarafından sağlanmaktadır (Arango vd., 2012: 1).
Selefiliğe gönül vermiş topluluklar ve din adamları ile Kuveyt, Katar, Suudi
Arabistan ve muhtemelen Mısır’daki El-Kaide’nin zengin taraftarları, finans
konusunda desteklerini esirgememektedir. Söz konusu destekçiler, IŞİD ve
El Nusra’ya finans desteğini kesmeleri durumunda, uluslararası
kamuoyunda isimlerinin açıklanarak “teröre destek veren kişiler” olarak
yaftalanmak istememeleri dolayısıyla, bu yardımlara devam etmek
durumundadır (The Meir Amit Intelegence and Terorism Information
Center, 2013: 71-72).
El Nusra’nın gelir kaynakları günümüzde hâlâ şeffaf değildir. Finans
sağlama konusunda IŞİD’e nazaran çeşitli ve kapsamlı eksiklikler
yaşamaktadır. Fidye için adam kaçırmaktan ve tarihi eser kaçakçılığından
önemli ölçüde gelir sağladığı bilinmektedir (United Nations Report [web],
2014).
Nusra Cephesinin finans sağlama adına izlediği bir diğer strateji ise
özellikle ekonomik değere sahip bölgeleri ve sahaları ele geçirme
üzerinedir. El Cezire bölgesinde petrol kuyuları, işlenmiş pamuk ve sanayi
bölgelerini Nusra’nın ele geçirmesi ve ÖSO’ya bağlı güçleri bu alanlardan
uzak tutmaya çalışması dikkat çekicidir (Kırboğa [web], 2013).
El Nusra, Suriye’deki diğer muhalif gruplara silah satarak finansal
gelir kaynağı oluşturmuş, ancak son birkaç ayda buradan elde edilen gelir
azalmıştır (United Nations Report [web], 2014).
Teknoloji ve İletişim Gücü
El Nusra, sanal ortamda medya kolu olan “Beyaz Minare Grubu” ile
propaganda yapmakta, Facebook, Twitter ve Youtube vasıtasıyla
faaliyetlerini tüm dünyaya duyurmaktadır. Sosyal medya forumlarını
kullanarak; binalar, askerî bölgeler ve havaalanları gibi hedefler hakkında
bilgi toplamak, sanal vakıflar kurarak para toplamak, yeni savaşçılar
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 53
kazanmakve taktik bigileri paylaşmak gibi sayısız aktivitede bulunmaktadır
(Jones, 2013: 61).
Örgütün Kuvvetli ve Zayıf Tarafları
Kuvvetli Tarafları
Suriye rejimi karşısındaki muhalif gruplardan biri olan El Nusra
Cephesi, mevcudu 6.000-10.000 olmasına rağmen bir takım özellikleri
dolayısıyla rejime karşı etkin bir mücadele yürütmektedir. Örgütün söz
konusu güçlü yanları şunlardır:

Diğer muhaliflere nazaran ideolojik bağlılıkları daha
güçlüdür. Eğitim seviyeleri iyi düzeydedir ve örgüt nispeten iyi askerî
kaynaklara sahiptir (Orhan, 2013: 90-91).

Örgüt liderlerinden El Emir Gazi El-Haj verdiği bir
ropörtajda örgütün etkinliğini şu şekilde açıklamıştır: “Biz, herkesi kabul
etmiyoruz, sadece iyilerin en iyisini örgüte kabul ediyoruz.” Bu açıklama,
örgüt elemanlarının nitelikli olduğunu göstermektedir (İbrahim, 2014: 28,
29).

Özgür Suriye Ordusu çatısı altında rejime karşı savaşmak
amacıyla Suriye’ye gelenlerin birçoğu, daha iyi imkânlar (fazla maaş, iyi
ekipman, geniş kaynaklar) sağlayan El Nusra tarafına geçmektedir. Bu
nedenle örgüt, eleman temininde zorluk yaşamamaktadır (İbrahim, 2014:
28, 29).

Örgüt, başta lideri Julani olmak üzere, lider konumundaki
kişilerin gizliliğine son derece önem vermektedir. Julani, korunmak
maksadıyla son derece katı bir operasyonel gizlilik sürdürmektedir (United
Nations Report [web], 2014). Bu gizlilik, örgüt elebaşlarına karşı
düzenlenecek bir operasyonu güçleştirmektedir. “Gizlilik” prensibi, örgütün
güçlü yanlarından birini teşkil etmektedir.

El Nusra, IŞİD’in ve El Kaide’nin Irak’ta yaptığı hatalardan
ders almaktadır. Özellikle yerel halka karşı daha ılımlı bir söylem ve eylem
tarzını benimsemiştir. Bu kapsamda kontrolü altında bulunan bölgelerdeki
halka su, elektrik ve yiyecek sağlama gibi sosyal yardımları yürütmektir
(United Nations Report [web], 2014). Bu faktörler, halkın örgüte bakış
açısını örgüt açısından olumlu yönde etkilemektedir.
54 |
Terkan vd.

El Nusra, ideolojisini dijital propaganda vasıtalarıyla değişik
tarz (profesyonelce hazırlanmış videolar) ve dillerde güçlü bir şekilde tüm
dünyaya duyurabilmekte, bu sayede yeni teröristler kazanabilmektedir
(United Nations Report [web], 2014).

El Nusra’nın, patlayıcı sistemler geliştirme konusunda son
derece kabiliyetli ve tecrübe sahibi olduğu bilinmektedir (Riedel [web],
2013). Irak’ta elde edilen tecrübenin bu açıdan önemi büyüktür.
Zayıf Tarafları
El Nusra Cephesi’nin hassasiyet arz eden ve istismar edilebilecek
zayıf yönleri ise şunlardır:

Nisan 2013’te, IŞİD’in lideri Bağdadi, El-Nusra lideri Ebu
Muhammed el-Julani’ye, kendi emir-komutasına girerek mücadeleyi birlikte
sürdürmeyi önermiştir. Fakat Julani, buna itiraz etmiş ve hemen akabinde de
El Kaide lideri Zevahiri’ye bağlılığını yinelemiştir (Lister, 2014c: 1).
Zevahiri, Bağdadi’nin kendi başına buyruk olarak aldığı bu kararın
hükümsüz olduğunu vurgulamıştır (Dursunoğlu ve Eren, 2014: 948).
IŞİD’in, Nusra üzerinde hâkimiyet sağlamak, liderlik rolünü üslenmek
maksadıyla yaptığı/yapabileceği bu ve benzeri eylemlerin Nusra’yı
zayıflatırken, IŞİD’in daha fazla büyümesine yol açabileceği
değerlendirilmektedir. Bu iki örgüt arasındaki liderlik çatışması, her iki
örgüt açısından istismar edilebilecek bir çatışma alanı olarak
değerlendirilebilir.

El Nusra örgütünün yeni eleman kazanmak maksadıyla
kullandığı argümanlardan en güçlüsü olan “cihat” söylemi her ne kadar
yabancı ülkelerden ve batıdan birçok cihatçının örgüte katılımını sağlasa da
bu söylem yerel halk nezdinde desteklenen ve taban bulan bir argüman
olmaktan uzak bir görünüm sergilemektedir.

Örgütün eylemlerinde en çok tercih ettiği yöntemlerden biri,
uzaktan komuta ile bombalı saldırılar düzenlemektir. Söz konusu
saldırılarda hedef alınan kişilerin yanında masum sivillerin de ölmesi veya
yaralanması, yerel halkta örgüte karşı tepki yaratmaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
Suriye’de, halk tarafından masumane bir şekilde başlatılan
demokrasi hareketi, zamanla bir kaosa dönüşerek tanımlanması güç bir
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 55
duruma evrilmiştir. Suriye’nin geleceğine yönelik bu belirsizlik, başta bölge
halkı olmak üzere tüm dünya kamuoyunu tedirgin etmektedir.
Radikal örgütler, bu çatışma ortamının mimarları arasında yerini
almıştır. Suriye’de radikal örgütlerin mevcudiyeti, muhalif grupların bir
araya gelmesini engellemekte, bu da rejimin bekasına katkı sağlamaktadır.4
Rusya ve İran bu terör örgütlerini öne sürerek ve kendi çıkarları
doğrultusunda Esad rejimine destek olmaya devam etmektedir. Gelinen
noktada, ABD’nin de en azından şimdilik, Esad rejiminin sona ermesinden
yana olan tavrından vazgeçtiği görülmektedir.
Suriye’deki radikal örgütlerin varlığını fırsata dönüştürmede başarılı
olan Esad, bu örgütleri rejime karşı büyük bir tehdit unsuru olarak
göstererek, bölgedeki Alevi, Şii ve Hristiyan halkların birlikteliğini
pekiştirmeye çalışmaktadır.
Suriye’de radikal örgütlerin güç kazanması, muhalif unsurların Batı
tarafından desteklenmesine ket vurmaktadır. Batılı ülkeler, özellikle
muhaliflere gönderecekleri silahların, radikal örgütlerin eline geçeceği
endişesini taşıdıklarından dolayı, destek konusunda yavaş davranmaktadır.
Körfez ülkeleri ise bunun tam aksine, radikallere destek konusunda gayet
hızlı hareket etmektedir.
El Nusra Cephesi, ilk zamanlarda uyguladığı standart terör
eylemlerinin (sivillerin ölümüne neden olan intihar eylemleri) halk nezdinde
kabul görmediğini anlamasının ardından, IŞİD’e nispeten daha ılımlı
hareket etmeye başlamıştır. Yerel halkı kazanmak adına yürüttüğü
faaliyetler örgütün etkinliğini artırmış, IŞİD ile ilişkilerinde temkinli
davranması ise IŞİD’in uygulamalarını beğenmeyen çevrelerce kabul
görmesini sağlamıştır. El Nusra Cephesi, söz konusu faaliyetleri sadece
Suriye halkını düşünerek değil, aynı zamanda uluslararası toplumun
beklentilerinin de dikkate alarak yapmaktadır. Suriye’de sürekli olarak
aranan “ılımlı muhalif” boşluğunu göz önünde bulundurarak yapılan bu
uygulamalar ile kendisine sahada alan açmaya ve göreceli olarak meşruiyet
kazanmaya çalışmaktadır.
El Nusra, eylemlerini planlarken sivil halka zarar vermemeyi düstur
haline getirmiştir. Çünkü bölge insanına verilen zarar, rejimin elini
güçlendirirken örgüte karşı da bir nefret hissi uyandıracaktır. Bu nedenle,
halkın desteğine talip olduklarını göstermek için çeşitli belediyecilik
faaliyetleri de yürüterek büyük ölçüde başarı sağlamaktadır.
El Nusra Cephesi bugün için Türkiye açısından önemli ve ciddi bir
tehdit olarak belirmektedir. 08 Ocak 2015 tarihinde 7’nci Büyükelçiler
56 |
Terkan vd.
Konferansı çerçevesinde düzenlenen güvenlik toplantısında MİT Müsteşarı,
IŞİD ile mücadele konusunda kapsamlı bir stratejinin gerekliliğini ve
Suriye’de IŞİD’den önce El Nusra’nın “büyük tehdit” olarak görüldüğünü
vurgulamıştır (Radikal [web], 2015).
Son dönemde IŞİD’e karşı dünya genelinde artan tepki ve buna bağlı
olarak düzenlenen/düzenlenecek operasyonların da etkisiyle IŞİD’in
zayıflaması ihtimal dâhilindedir. Böyle bir ortamda, sahip olduğu ekonomik
imkânlar, insan ve silah kaynağı, köklü ideolojisi ve bu ideolojiyi yaymak
adına yaptığı propaganda faaliyetleri dikkate alındığında, IŞİD’den sonra El
Nusra’nın güçlü bir şekilde ortaya çıkması kuvvetli bir olasılıktır. Yerel
halkı kazanma adına yaptığı faaliyetler ise, örgütün halk nezdinde kabul
görmesini ve dolayısıyla daha da güçlenmesini sağlayan bir faktördür.
Ayrıca IŞİD’in zayıflamasıyla, bünyesinde bulunan yabancı savaşçıların bir
kısmının El Nusra’ya katılabilecekleri de göz önünde bulundurulduğunda,
El Nusra Cephesi’nin IŞİD’den sonra uluslararası kamuoyunun gündemini
daha fazla meşgul edeceği değerlendirilmektedir.
Son Not
1. Selefilik, İslâmı, sahabe dönemindeki gibi arı bir şekilde, bidatlerden, geçmiş
medeniyetlerin izlerinden ve daha sonra ortaya çıkan grupların/fırkaların
düşüncelerinden uzak durarak yaşayan bir inanış şeklidir (Hakyemez, 2014: 10).
Selefilik bir mezhep gibi görünse de esasen bir yaklaşım biçimini ve bir metodu
ifade etmektedir (Sönmez, 2010: 75). İslâm dininde tekrar bir dirilişin
gerçekleşmesini arzu eden bu yaklaşımın amacı, içinde bulunulan dönemi yeniden
yorumlayarak bugünün şartlarına göre ihtiyaç duyulan yeniliklerin yapılması,
problemlere çözüm olabilecek yaklaşım tarzlarının belirlenmesi değil, İslâm’ın ilk
zamanlarındaki saflığa geri dönmektir (Sönmez, 2007: 24,25). Bu anlayış ve
düşünce yapısı zamanla, İslâm Dünyası’nda yaşanan problemlerin kronik bir hale
gelmesi dolayısıyla dini tarafı ön plana çıkan bir ideolojiye evrilmiş, yeniliğe
kapalı ve politik bir kimlik kazanarak aksiyonel bir şekle bürünmüştür. Dinin esas
ruhundan daha çok şekilciliğe önem vermiş, İslâm’ın ilk dönemlerinden sonra
edinilen kültürel ve tarihi kazanımları reddetmiştir (Yılmaz, 2014: 532-553).
2. Cihâdi Selefilik ve Vahhabi / Suudi Selefilik arasındaki farklılıkların
detayları için bkz. (Büyükkara, 2004).
3. El-Nusra tarafından düzenlenen söz konusu saldırılardan bazıları; Şubat 2013’te
Şiiler açısından büyük önem arzeden, Şam yakınlarındaki bir türbenin
bombalanması, Mayıs 2013’de yine Şam yakınlarında Şiilere ait başka bir türbenin
havaya uçurulması, Haziran 2013’te Deir ez-Zor’da düzenlenen, Suriye rejimine
destek veren çok sayıda Şiinin öldürüldüğü, evlerinin yakıldığı saldırı, 2013’ün ilk
altı ayında Şiiler için son derece önemli olan İmam Ali’nin kızı Zeynep’in türbesini
havaya uçurmak amacıyla yapılan saldırılar şeklindedir (The Meir Amit
Intelegence and Terorism Information Center, 2013 : 53,54).
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 57
4. Esad rejimi, özellikle ülkenin kuzeyinde yoğunlaşan Kürtlerin muhaliflerin
safında yer almasını engellemek maksadıyla ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda
PYD’nin güç kazanmasına imkân tanımıştır. Muhaliflerin biraraya gelememesinde
Suriye istihbarat teşkilatı El Muhaberat’ın da etkisi vardır. El Muhaberat ile
eşgüdüm sağlayan, bir anlamda anlaşan PYD, Suriye’deki muhaliflere destek olan
Kürt liderlere suikast düzenlemekte, talep edilen bazı şahısları ise Esad rejimine
veya rejime bağlı güçlere teslim etmektedir (Ünal [web], 2012).
Kaynakça
Abascal, E. G. (2013). İkiz kuleler’den Arap Baharı’na Ortadoğu’da
imparatorluğun son baharı. (Çev. S. Altunoğlu ve B. Yıldırım),
Ankara: NotaBene Yayınları.
ACRPS Policy Analysis Unit. (2012). The recent bombings in Syria: Do
they change reality on the ground? 18 Nisan 2015’te
˂http://english.dohainstitute.org/release/e901287d-f551-4e70-929dbbf2b3cc5059˃ adresinden alınmıştır.
Akdemir, E. (2014). Bir Arap ülkesinde bahar: Suriye’de Arap Baharı ve
Türkiye’nin güvenliğine etkisi. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi). Kara Harp Okulu, Ankara.
Al-Hajj, A.R. (2013). Salafism and Salafists in Syria: From reform to jihad,
17
Nisan 2015’te ˂http://studies.aljazeera.net/reports/2013/
05/2013520105748485639.htm˃ adresinden alınmıştır.
Al-Shishani, M. B. (2011). Abu Musab al-Suri and the third generation of
jihadi Salafists. Dubai: al-Misbar Center for Studies and Research.
Arango, T., Bernard, A. ve Saad, H. (2012). Syrian rebels tied to Al Qaeda
play key role in war. The New York Times, ss. 1-5.
Australian National Security. (2013). Listed terrorist organizations, 25
Kasım
2014’te<http://www.nationalsecurity.gov.au/Listedterroristorganisati
ons/Pages/Jabhatal-Nusra.aspx> adresinden alınmıştır.
Barout, M. J. (2006). Syria: The origins and meanderings of the struggle
between the traditional and radical schools. Damascus: The Arab
Center for Strategic Studies.
Benotman N. ve Blake, R. (2013). Jabhat al-Nusra a strategic briefing. 25
Kasım
2014’te
˂http://www.quilliamfoundation.org/freepublications/˃ adresinden alınmıştır.
58 |
Terkan vd.
Burweila A. (2014). How to lose a war: When your allies are your enemies,
18
Nisan
2015’te
˂http://www.rieas.gr/researchareas/editorial/2278-how-to- lose-a-war-when-your-allies-are-yourenemies˃ adresinden alınmıştır.
Büyükkara, M. A. (2004). 11 Eylül’le derinleşen ayrılık: Suudi Selefiyye ve
Cihadi Selefiyye. Dini Araştırmalar, 7(20), 205-234.
Byman, D. (2013). Outside support for insurgent movements. Studies in
Conflict
and Terrorism, 36(12), 981-1004.
Cafarella, J. (2014). Jabhat Al-Nusra in Syria, an İslâmic emirate for AlQaeda.
Middle East Security Report 25, Institute for the
Study of War, Washington.
Doster, B. (2013). İttifaklar, Türk dış politikası ve Suriye, Ortadoğu Analiz,
5(58), 72-79.
Dönmez, B. (2014). İki örgüt bir ideoloji. IŞİD ve El Nusra birleşir mi? 04
Şubat 2015’te ˂http://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/begumdonmez/iki-orgut-bir-ideoloji-isid-ve-el-nusra-birlesir-mi˃
adresinden
alınmıştır.
Dursunoğlu, A. ve Eren, İ. (2014). Suriye’de vekalet savaşı. İstanbul: Önsöz
Yayıncılık.
Hakyemez, C. (2014). IŞİD’in akaid/ideolojisi ve Selefi ekolü ile olan
ilişkisi,
7söz , 2(18), 10-13.
Hürriyet. (2014). Nusra Cephesi terör örgütü listesine dâhil edildi, 18 Nisan
2015’te ˂http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26538765.asp˃
adresinden alınmıştır.
Ibrahim, A. (2014). The resurgence of Al-Qaeda in Syria and Iraq.
Strategic
Studies Institute and U.S. Army War College Press.
Jones, S. G. (2013). Syria’s growing jihad. Survival: Global Politics and
Strategy,
55(4), 53-72.
Karabat, A. (2013). Suriye savaşları. İstanbul: Timaş Yayınları.
Karagiannis, E. (2013). Transnational İslâmist networks: Western fighters in
Afghanistan, Somalia and Syria. The International Spectator: Italian
Journal of International Affairs, 47(4), 119-134. DOI:
10.1080/03932729.2013.847696.
Kıran, A. (2014). Arap Baharı, Suriye ve demokratik dönüşüm beklentileri.
Muş Alparslan Ünı̇ versı̇ tesı̇ Sosyal Bı̇ lı̇ mler Dergisi, 2(1), 104.
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 59
Kırboğa, Ş. (2013). Suriye’de cihad savaşı: Cephetül el-Nusra, 25 Kasım
2014’te ˂http://www.impr.org.tr/suriyede-cihad-savasi-cephetul-elnusra/#˃ adresinden alınmıştır.
Lister, C. (2014a). The ‘Real’ Jabhat al-Nusra appears to be emerging”.The
Huffington Post Brookings, ss. 1-4. -----(2014b). Dynamic
Stalemate: Surveying Syria’s Military Landscape. Brookings Doha
Center, 1-23.------ (2014c). Syria’s Evolving Salafist Suffer a
Crippling Blow. The Huffington Post Brookings, ss. 1-4.
Mahalli, H. (2014). Diren Suriye. İstanbul: Destek Yayınları.
Menasource. (2014). ISIS and Nusra reach accord in Syria. 30 Kasım
2014’te http://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/isis-andnusra-reach-accord-in-syria adresinden alınmıştır.
Mohammad, A. R. (2005). Al-Qaeda leader Suleiman Khalid Darwish, aka
Abu
al-Ghadiya,
killed.
16
Nisan
2015’te
˂http://www.alghad.com/index.php/article/27244.html˃ adresinden
alınmıştır.
Ntvmsnbc. (2012). El Kaide militanları Suriye'ye geçti. 25 Kasım 2014’te
<http://www.ntvmsnbc.com/id/25364204/> adresinden alınmıştır.
Okur, M.A. (2013). ABD, PYD ile ilişki kurmaya mı hazırlanıyor? 04 Aralık
2014’te
˂http://www.ankarastrateji.org/yazar/doc-dr-m-akifokur/abd-pyd-ile-iliski-kurmaya-mi-hazirlaniyor/˃
adresinden
alınmıştır.
Orhan, O. (2013). ABD Suriye konusunda neyi bekliyor? Ortadoğu Analiz,
5(53), 90-91.
Radikal. (2015). Hakan Fidan: Türkiye'ye saldırı riski arttı. 09 Ocak
2015’te
˂http://www.radikal.com.tr/politika/hakan_fidan_turkiyeye_saldiri_r
iski_artti-1268339˃ adresinden alınmıştır.
Riedel, B. (2013). Al Nusra: Al Qaeda’s Syria offensive. 11 Aralık 2014’te
<http://www.brookings.edu/research/opinions/2013/02/23-al-qaedasyria-riedel> adresinden alınmıştır.
Soyalan, M. Y. (2013). Emevi hanedanlığından Esed diktatörlüğüne Suriye.
İstanbul: Mana Yayınları.
Sönmez, K. (2007). İslâm düşüncesinde gelenekçi din söyleminin analizi.
İslâmiyat,10(3), 24-25.
60 |
Terkan vd.
Sönmez, V. (2010). Selef düşüncesinin tarihi arka planı ve Selefilik. Araşan
Sosyal Bilimler Enstitüsü İlmî Dergi,9(10), 175.
The Meir Amit Intelegence and Terorism Information Center. (2013). The
Al-Nusra Front (Jabhat al-Nusra). 25 Kasım 2014’te
<http://www.terrorism-info.org.il/en/article/20573>
adresinden
alınmıştır.
Totten, M. J. (2013). Syria’s endgame prospects dim, options narrow. World
Affairs, ss. 28-34.
United Nations Report. (2014). The İslâmic State in Iraq and the levant and
the Al-Nusrah Front for the people of the levant: report and
recommendations submitted pursuant to resolution. 25 Kasım
2014’te
˂http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=S/2014/815˃
adresinden alınmıştır.
Ünal, B. (2012). Esed Rejimi-PKK terör örgütü iş birliği, 15 Ocak 2015’te
˂http://www.bilgesam.org/incele/1111/-esed-rejimi-pkk-terororgutu-˃
adresinden alınmıştır.
Yalçınkaya, H. (2015). International cooperation against foreign terrorist
fighters: The Experience of Turkey, ORSAM Review of Regional
Affairs.
Yılmaz, M. S. (2014). İslâmi düşünce tarihinde bir anlama biçimi olarak
Selefilik üzerine bir deneme. İnsan ve Toplum Bilimleri
Araştırmaları Dergisi, III (3), 532-553.
Zaman, A. (2013). El-Kaide sınırlarımıza dayanmışken. Taraf Gazetesi, 25
Kasım 2014’te ˂http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/amberin-zaman/elkaide- sinirlarimiza-dayanmisken/27416/˃ adresinden alınmıştır.
Zaytuna, R. (2011). Syrian Islamists and the seduction of Jihad in Iraq,
Dubai: alMisbar Center for Studies and Research.
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 61
Extended Summary
Al-Nusra Front
Introduction
Public protests popularly named as the “Arab Spring” broke in
Tunisia in 2010, spread to other countries in the Middle East region in a
short period of time and to Syria in 2011. The events which are started as
civil unrest to protest the regime in Syria intensified and deepened political
instability in the country.
After this civil turmoil the society has divided into two groups as
supporters of the existing regime in Syria and opponents of it, which then
branched out to even more subgroups later on. Just like this domestic divide
in Syria, the international community has also separated into supporters and
opponents of the Syrian regime. With the international community’s
bringing the issue to the UN agenda and its subsequent failure to find a
solution have turned the Syrian crisis into an unsolvable chronic problem.
The death of the American ambassador in Libya in a terrorist attack
has caused the US to question her point of view to the Arab spring. At the
same time, political failure following the overthrow of Qaddafi in Libya and
the Egyptian Spring, USA’s appetite to solve the problem in Syria has
diminished. During this period, Russia and Iran's support to uphold the
Assad regime have increasingly continued. Other countries in the region
have taken conjectural positions as opposed to ethical ones regarding the
issue. All these development have caused the opposition groups to lose
power, and with the regime weakening, a political vacuum have been
created.
Historical Development of Al Nusra
One of the actors who have filled the vacuum explained above is AlNusra front. Established under the leadership of Abu Mohammad al-Julani,
the organization has been formed with ISIS militants’ crossing over the
border to Syria, when protests against the regime have begun there. AlNusra front have officially announced its formation in January 24th, 2012
and have entered into an active campaign against the Syrian regime. AlNusra is the Syrian branch of the terrorist organization Al-Qaida, and the
foundation of its ideology Salafist faith. Salafism aims to return to the more
simple, pure and limpid way of life believed to exist during the time of
62 |
Terkan vd.
Prophet Mohammed (The era of “Asr-ı Saadet”, “Asır” meaning 'era',
“Saadet” meaning 'bliss, happiness, prosperity'.).
Composed of military, religious and political components, Al-Nusra
Front continue their activities under the leadership of al-Julani. In addition
to this threefold structure, al-Nusra's local delegates in regions under its
control comprise a so-called Shura Council (Şura Meclisi) with the mission
to formulate strategic policies and religious guidance. Militia fighters who
support Al-Nusra's fight against the Assad regime typically come from the
region countries such as Libya, Tunisia and Saudi Arabia. Additionally,
others have joined the group from Afghanistan, Caucasus region and other
Arab countries. From Europe, a great number of fighters have joined from
primarily Germany, and England, Belgium and Holland as well. It is
estimated that 7-11% of the 6000-11000 members of Al-Nusra Front is of
foreign origin. And total number of militants in Al-Nusra is 6000-11000.
Predictions about the Front's strength among member states of UN have
shown disparities. A small portion of the members have highly educated
backgrounds such as university graduates, technological experts, engineers
and doctors, and there are a few female fighters.
Al Nusra’s Operations
Al-Nusra is a well-armed terrorist group that uses conventional
weapons in engagement zones. The majority of its arsenal is seized from the
Iraqi Armed Forces and some from Syria.
The main channel through which Al-Nusra procures weapons is as
following: countries supporting the organization first purchase weapons
within their borders, which then get smuggled into Syria by illegal means
and finally reach the hands of fighters. New recruits also bring their arms
and equipment together with them, which provide an additional firepower.
Weapons sent by Western countries to support other opposition groups also
get captured following successful clashes.
Nusra Front can procure a large number of weapons, seizing them
during their struggle with the regime. It is estimated that weapons gained in
this way surpass those gained by any other method. Since Al-Nusra is
dependent on external support for its weapon supply, it should be noted that
they may have to go changes in their general attitude and strategic position
in order to overcome this logistic problem.
Savunma Bilimleri Dergisi, Mayıs 2015, 14 (1), 39-64.
| 63
Political Situation
Al-Nusra’s financial support is met by external sources that share the
same ideology to a large extent, such as communities of people and
religious figures who believe in Salafism, along with rich supporters of AlQaeda in Kuwait, Qatar, Saudi Arabia and probably in Egypt who do not
withhold their support. Al-Nusra's financial resources are not still
transparent to this day and have various deficiencies compared to ISIS.
They are known to finance their operations by means ranging from
kidnapping for ransom to smuggling historical artifacts. Another strategy
that Al-Nusra uses is capturing regions and sites with high economical
worth.
Al-Nusra is working towards creating a political climate upon which
they ultimately aim to create an Islamic state in the long run. They proceed
with popular support of the people where they act, outsmarting ISIS in this
regard. Al-Nusra also advertises aid projects they conduct for civilians
through media to ease civilian acceptance of their activities and further
spread their propaganda. Al-Nusra Front realizes these activities not only for
the Syrian people but also for the international community at large. Through
all the actions listed above, Al-Nusra is attempting to replace moderates and
gain relative legitimacy for itself, by taking into account the lack of a
"moderate opposition" much desirable to both domestic and international
parties.
Conclusion
The article which aims to fulfill the surprising lack of qualitative
research on the Al-Nusra Front in Turkey (despite the country's adjacent
geographic position) has some limitations. These are: vulnerability of the
Assad regime which hangs on a delicate balance, probability of region
countries changing their strategies they lack a guiding ethical attitude
regarding the conflict, Al-Nusra’s vulnerability to manipulations to
numerous intelligence agencies just like any international and global
terrorist organization and the dilemma major powers go through due to their
inability to predict what will follow the current regime in place Its dilemma
about not being able to estimate post regime.
Local actors' openness and willingness to be open to external
influences, along with regional actors' repositioning themselves to shifting
balances can bring the Al-Nusra front from a position of a dangerous
organization to an entity that could be "moderated". This situation is
64 |
Terkan vd.
definitely caused by moderate opposition's failure to reach the desired
position of power to counter the regime and its inability to play an adequate
proxy role in this war.
Despite of all these probabilities and restrictions, the study aims to
explain the temporary situation and also make a mid- to long-term
projection into the future.
Download

El Nusra Cephesi