ABD’ye sert tepki
26 Aralık 2015 Cumartesi
ÇSM'de
sanat…
Çankaya Belediyesi
Çağdaş Sanatlar
Merkezi'nde 2. TÜSGAD Ankara Sanat
Buluşması etkinliği,
sanatseverlerle buluştu.
HABERİ 3. SAYFADA
Emniyet Genel Müdürlüğü de bu
konuda önlemler alıyor. Trafik
kazalarının önlenmesi ve bu
konuda toplumsal bilincin artırılması amacıyla belediye ve
şehirlerarası otobüslerde Emniyet
Genel Müdürlüğünce hazırlanan
spot filmler yayınlanacak.
HABERİ 11. SAYFADA
Ankara’daki en büyük yangın
felaketlerinden biri Keçiören’de
yaşanırken, 250 dükkan kül
olmuştu. Bunun üzerine harekete
geçen hükümet v ebelediyeler
hemen yara sarmaya başladı.
Dostluk filmi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Ertuğrul 1890" filminin
Zorlu Performans Gösteri Merkezi'ndeki galasına katıldı.
Davutoğlu, Türk-Japon dostluğunun nesilden nesile,
kıyamete kadar yaşayacağını belirterek, "Bu filmler gibi
nice eserlerle bu hatıra gelecek nesillere aktarılacak. Bir
tarih olarak söylüyorum; Sultan 2. Abdülhamit Han'dan,
İmparator Mikado'dan, Turgut Özal’dan bize uzanan bu
miras, bizden sonra bütün başbakanlarca ve cumhurbaşkanlarınca gelecek nesillere aktarılacak" dedi.
KOSGEB 4. KOBİ ve Girişimcilik
Ödülleri Töreni'nde yaptığı
konuşmada bu yardımlara da
değinen Başbakan Ahmet
Davutoğlu, Keçiören Osmanlı
Halk Pazarı'ndaki yangında da
değinen Davutoğlu, buradaki
esnafın mağdur olduğunu ve
yaraların sarılması için aynı gün
harekete geçtiklerini söyledi.
Konuyla ilgili acil tedbirler aldıklarını belirten Davutoğlu, dükkanların yeniden inşa edilmesi, nakdi
yardım, vergi ve borçların ertelenmesi için adımların atıldığını
bildirdi.
CHP’de gözler Ankara’da
Genel seçim nedeniyle ertelenen kurultay
takvimini 3 Kasım Salı günü başlatan CHP,
32 il ile 940 ilçede kongrelerini tamamladı.
64 delegenin belirleneceği Ankara İl kongresi bugün yapılıyor. Mevcut İl Başkanı Adnan
Keskin yeniden aday olurken, Keskin'e rakip
çıkabileceği belirtiliyor.
‘HAZIRIZ’
Keçiören
altyapıda
Kılıçdaroğlu yeni anayasa için net konuştu
REKORA
koşuyor
Fehmi Koru
Suriyelilerin Türkiye’nin her yerine dağılmasıyla birlikte sayıları daha da artan dilencileri
her yerde görmek mümkün. Özellikle Başkentin Ulus semti dilencilerin en yoğun
görüldüğü yerlerin başında geliyor. Burada
bulunan Merkez Bankası binasının önünde
dilencilik yapan kadın, buranın Merkez Bankası
olduğunu biliyor muydu bilemeyiz ama iyi bir
yere tezgah açtığı kesin. Banka
L H AB
önünde bekleyen onlarca arabayZE
la gelen ve götürülen torba
torba paralardan faydalanamasa
da boş geçmeyenlerin verdiği
bozukluklarla nafakasını çıkaUR
S U N E R KI
rıyor olmalı.
‘Osmanlı’ gururu!
Olağan Kurultay takvimi çerçevesinde
bugüne kadar 32 ilde kongresini yapan CHP,
hafta başında tüm il kongrelerini tamamlayarak, 35. Olağan Kurultayına gidecek.
CHP'de, 16-17 Ocak tarihinde, Ankara Spor
Salonu'nda gerçekleştirilecek kurultay için
son hazırlıklar yapılıyor...
Keçiören Belediyesi
ekipleri 2015 yılında
115.730 m² kaldırım ve
yol kaplama çalışması
yaptı. Engelli vatandaşlara uygun bir şekilde yapımı süren bordür
ve tretuvar çalışmalarında bordür yükseklikleri
normal 10 -12 cm,
otopark girişlerinde ise
2-4 cm olarak planlandı.
HABERİ 16. SAYFADA
İçerisi para dolu ama…
Ç
Yolcu ve yardımcı personelin
hiçbirinin emniyet kemeri takmaması, emniyet kemeri sembolünün de hiçbir otobüste
bulunmaması denetimlerin
ortaya çıkardığı diğer bir çarpıcı
sonuç.
ER
Bu yıl “Emeğe Saygı”
temasıyla düzenlenen
Hak-İş Kısa Film
Yarışması Ödülleri
sahiplerini buldu.
HABERİ 5. SAYFADA
Yolcu otobüslerinde emniyet kemeri takma zorunluluğu bulunmasına rağmen, yapılan denetimler sonucu, otobüs şoförü ve
yardımcı personelin yüzde 84'ünün yolcuları uyarmadığı, şoförlerin yüzde 60'ının da emniyet kemeri takmadığı saptandı.
D
HAK-İŞ’in
Kısa Film
Yarışması
sonuçlandı
Kemer zorunlu
LI
Çankaya Belediyesi
Fen İşleri Müdürlüğü
ekipleri, yüksek eğimli
ve trafik yoğun sokaklarda buzlanmaya her
gece tuzlama çalışmaları gerçekleştiriyor.
HABERİ 5. SAYFADA
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Ö
BUZ
YOK
TUZ
VAR
Azerbaycan Milli
Meclisi'ne ABD ile
tüm
ilişkilerin
durdurulmasını
içeren
yasa
tasarısı
sunuldu.
HABERİ
11. SAYFADA
İsmet
İnönü
anıldı
2. Cumhurbaşkanı ve CHP'nin 2. Genel Başkanı İsmet İnönü,
ölümünün 42. yılında Anıtkabir'deki mezarı başında törenle
anıldı. Törene, İnönü ailesi üyelerinin yanı sıra
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Nadir Alpaslan,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gençlik ve Spor Bakanı
Akif Çağatay Kılıç, TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, milletvekilleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları katıldı.
CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu,
gazetelerin Ankara
temsilcileriyle kahvaltılı toplantıda bir
araya geldi.
Kılıçdaroğlu, toplantıda yeni anayasanın
yapılması, yargı
bağımsızlığı ve
eğitimde yaşanan
sorunların giderilmesi için CHP'nin
hazır olduğunu kaydetti.
HABERİ 11’DE
Demirtaş yorumu
SDE Başkan Yardımcısı Şahin’in
BAYRAKLI TEPKİ
“PKK, PYD ve YPG adına hareket etti”
Siirt'in Bayraktepe köyünde yaşayan vatandaşlar, PKK'lı teröristlerin
kırsaldan şehirlere taşıdığı saldırılara tepkilerini, köyün girişinde 36
metre yükseklikteki direğe astıkları
Türk bayrağı ile gösteriyor. Çözüm
Süreci'nde silah bırakma sorumluluğunu yerine getirmek yerine Doğu
ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki birçok yerleşimde
gerçekleştirdikleri saldırılar, kazdıkları
hendekler, kurdukları barikatlar ve
patlayıcı tuzakları ile yaşamı hiçe
sayan terör örgütü PKK mensuplarının hedef gözetmeyen kanlı
eylemleri, bölgedeki vatandaşların
tepkisine neden oluyor. Yaklaşık 21
yıl önce teröristlerce kurşuna dizilen
biri bebek, 2'si çocuk, 2'si kadın 11
kişinin hayatını kaybettiği katliamın
acısının yaşandığı Siirt'in Bayraktepe köyündeki vatandaşlar da
terör örgütüne ve gerçekleştirdiği saldırılara karşı olduklarını
göstermek için köylerinin girişine devasa Türk bayrağı astı.
HDP Eş Genel
Başkanı Selahattin
Demirtaş'ın,
Rusya temasları
eleştiri konusu
olurken, SDE
Başkan Yardımcısı
Doç. Dr. Mehmet
Şahin,
Demirtaş'ın,
Rusya temaslarına
dair, "Demirtaş'ın
Türkiye
Cumhuriyeti parlamentosunun bir
üyesi olarak değil
de PKK, PYD ve
YPG adına
hareket ettiğini
görüyoruz" dedi.
HABERİ
11. SAYFADA
Tarih bizde
hep tekerrür
eder
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Katarlı heyet
Hamamönü’nde
HABERİ 4. SAYFADA
DEDELERE
sağlık taraması
HABERİ 3. SAYFADA
ATO heyetinin
Bakan ziyareti
HABERİ 4. SAYFADA
Fatih Duruay'dan
Türkeş'e ziyaret
HABERİ 4. SAYFADA
Mamak’ta park
ve bahçe hizmeti
HABERİ 16. SAYFADA
2
Eşref Kolçak, son yıllarda
SİNEMA
TV / MAGAZİN
26 Aralık 2015 Cumartesi
çekilen filmleri eleştirdi
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
GAZİANTEP - Yeşilçam
sanatçısı Eşref Kolçak, son yıllarda yapılan sinema filmlerini
eleştirerek, "(Ben kasama giren
paraya bakarım) anlayışı, seyirciye yapılmış en büyük saygısızlıktır. Bizim Türkçemiz hep
küfürlü mü? Bizim Türk örf ve
adetlerimizi yaptığınız filmlerle bozamazsınız" dedi.
"Uluslararası Zeugma Film
Festivali" dolayısıyla
Gaziantep'e gelen Kolçak, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
eski Türk sinemasının önemine
değinerek, sinemayı seyircilere
sevdirenlerin kendi jenerasyonları olduğunu söyledi.
Türk sinemasının 1950'li
yıllara kadar şehir tiyatrolarının tekelinde olduğunu
ifade eden Eşref Kolçak, şunları kaydetti:
"Ben sinemada 71'inci
Vizyona
yeni
giren
filmler
"The Lobster"
Büyük Sürgün
Kafkasya, 1944 yılında Stalin'in emriyle
sürgün edilen Ahıska
Türklerinin trajik
hikayesini anlatıyor.
Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen
binlerce insanın,
sahipsiz, unutulmuş
bir halkın yürek
burkan hikayesini
anlatan Büyük
Sürgün Kafkasya 15
Aralık'tan itibaren
dört hafta süreyle
TRT1 ekranlarında
izleyiciyle buluşuyor.
yetenek vermez. Onun için
özellikle gençlere sesleniyorum; eğer yetenekleri varsa rol
yapmasınlar, oynasınlar.
Mustafa Kemal Atatürk'ün
sinemaya ilişkin, "Gün gelecek
sinema en büyük ekol olacak"
dediğini anımsatan Kolçak,
Türk sinemasını bugünlere
getirenin Atatürk olduğunu
vurguladı.
Türk filmlerinin bazılarının
kar amacı güdülerek
yapıldığını öne süren Eşref
Kolçak, "(Ben kasama giren
paraya bakarım) anlayışı, seyirciye yapılmış en büyük saygısızlıktır. Bizim Türkçemiz hep
küfürlü mü? Bizim Türk örf ve
adetlerimizi yaptığınız filmlerle bozamazsınız" diye konuştu.
Kolçak, yeni bir film çalışması yapacaklarını da sözlerine
ekledi. (AA)
08:30 Selena
10:20 Eve Dönüş
13:00 Kırgın Çiçekler
16:00 Evli ve Öfkeli
19:00Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Kertenkele
23:45 Evli ve Öfkeli
02:15 Eve Dönüş
04:45 Doksanlar
23:55 DARBE
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLLY
JOKER
ANKARA’DA
MUSTAFA
KESER KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Son Efsane"
Usta yönetmen Stephen Frears
imzalı filmde Ben Foster, Chris
O'Dowd, Guillaume Canet ile
Dustin Hoffman rol aldı.
Biyografi türündeki film, üst üste
7 kez kazandığı Fransa Bisiklet
Turu şampiyonluğuyla dünyaca
ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf
eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü
anlatıyor.
Son yılların en popüler figürlerinden biri olan Lance
Armstrong'un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü
anlatan filmin senaryosunu John
Hodge kaleme aldı.
05:00 Geniş Aile
07:00 Benim Hala
Umudum Var
08:00 Yerli Dizi
10:00 Yerli Dizi
12:10 Yerli Dizi
14:00 Yerli Dizi
16:30 Yerli Dizi
19:00 Star Haber
w07:00 Belgesel
08:15 Çizgi Film Kuşağı
09:00 Maşa ile Koca Ayı
10:00 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
12:30 Arda’nın Mutfağı / Yeni
13:30 Maral:En Güzel
Hikayem
16:15 Örümcek Adam
18:15 Baybars Altuntaş ile En
Zayıf Halka / Yeni Bölüm
20:00 HAYALET DAYI
23:30 Yerli Dizi
01:00 Yerli Dizi
20:00 Sinema
22:15 Yabancı Sinema
00:30 Yabancı
Sinema
19:40 HAYALET DAYI
Ozan ve Caner, uzun
arayışlar sonucunda hayallerindeki gibi bir evi
oldukça uygun bir fiyata
bulurlar ve yerleşirler.
Zamanla evde yalnız
olmadıklarını fark ederler ve gülünç olaylar birbirini izler.Yalnızca
ikisinin görebildiği yaşlı
bir ruh, evin içinde
dolanıp durmaktadır!
Arafta kaldığı için yardıma ihtiyacı olan bu hayalete yardım etmek
Ozan'a ve Caner'e düşer.
Kendi evlerinde de
huzuru bulmak için giriştikleri bu iş onlara hem
hüzünlü hem de komik
bir macera yaşatacaktır.
LİNET
KONSERİ
08 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
Edgar Ramirez, Luke Bracey,
Teresa Palmer ile Delroy Lindon
ve Numan Acar'ın oynadığı filmin
yönetmen koltuğunda Ericson
Core bulunuyor.
Keanu Reeves ile Patrick
Swayze'in 91 yılında çevirdikleri
ve o dönem oldukça başarılı
bulunup unutulmaz aksiyon sahneleriyle adından söz ettiren orjinal
Point Break'in 2015 yapımı
yeniden çevriminde, yine heyecanlı atlayışların ve kovalamacaların
bol olduğu bir aksiyon izleyiciye
sunuluyor.
06:30 Şüphe
08:30 Nursel'in Mutfağı
10:00 Cumartesi Sürprizi
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Turgay Başyayla İle Lezzet
Yolculuğu
15:15 Otel Transilvanya
17:15 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:45 Show Ana Haber
20:00 İlişki Durumu Karışık
23:30 ZOR BABA 3
01:30 ZOR BABA 3 (Tekrar)
03:30 Cumartesi Sürprizi
05:30 Şüphe
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
SELAMİ
ŞAHİN
KONSERİ
BUGÜN
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Point Break"
Yunan asıllı yönetmen Yorgos
Lanthimos'un yönettiği filmin başrolerinde Colin Farrell, Rachel Weisz, Jessica
Barden ile Olivia Colman gibi isimler
yer alıyor.
Çok da uzak olmayan bir gelecekten
ilginç bir distopya öyküsü anlatan filmin
konusu şöyle:
"Karısı tarafından terk edilen David,
kendisi gibi bekar insanların eş bulmak
üzere yerleştiği bir otelde kalmaya başlar. Ruh eşini bulması için 45 günü vardır ve eğer bunu başaramazsa seçeceği
bir hayvana dönüştürülecektir. Otelin
absürt kuralları, aynı kaderi paylaştığı
insanların halleri ve ceza olarak sürüleceği ormandaki asilerin korkusu bir
araya gelince çaresiz kalan David, derin
bir çıkmaza girer."
06:18 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:20 Ömür Dediğin
06:50 Sen de Gitme
08:10 Avrupa Avrupa
09:45 Yabancı Sinema "Notre
Dame'ın Kamburu"
11:15 1'de Bugün
11:30 Muharrem Klip
11:35 6 Mantı
12:45 1'de Bugün
13:00 Savaşta Barışta Türk Ordusu
13:20 Pastane
14:15 Muharrem Klip
14:20 Baba Candır
16:30 Yeşil Deniz
18:50 Hava Durumu
18:55 Spor
19:10 Ana Haber Bülteni
19:55 Seksenler
23:55 Türk Sineması "Darbe"
yılımı yaşıyorum. Ne yazık ki
1990'lı yıllardan sonra sinemamızda, Türk sinemasına
yakışmayacak filmler yapıldı.
2007 yılında çektiğimiz 'Güle
Güle' filmiyle bu filmlerin
üstesinden geldik. İnsanlar
tekrar bizim sinemamıza dönmek mecburiyetindedirler. Yeni
insanlar nedense bizim eski
Türk sinema anlayışını kabul
etmiyorlar. Hatta bazılarından
şunu işittim, 'siz çok eski tarzda oynuyorsunuz'.
Oyunculuğun eskisi, yenisi
yoktur. Ben her zaman için
şunu söyledim; 'Ben her zaman
Anadolu'yu oynadım'. Bana bir
iki defa kovboy filmi falan teklif ettiler, onlara şunu söyledim; 'Ben çobanım, kovboy
olmam'. Ayrıca güzel sanatların
kitabı yok. Kitap size bazı
şeyler öğretebilir ama size
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
06:00
07:30
09:40
12:30
13:45
16:15
19:00
20:00
Kanal D Çocuk Kulübü
Yerli Dizi
Magazin D
Bizim Lezzetlerimiz
Kısmetse Olur
Yerli Dizi
Ana Haber Bülteni
Güllerin Savaş
23:15
01:00
Kısmetse Olur
Galip Dervi
23:30 ZOR BABA 3
Aradan geçen 10 yıl,
karısı Pam’le yaptıkları
iki küçük Focker ve
aşılan sayısız engelden
sonra Greg nihayet asabi
kayınpederi Jack’in
güvenini kazanır. Fakat
para sıkıntısı çeken
babamız, bir ilaç şirketinde ikinci bir işe
girdiğinde, kayınpederi
Jack’in en sevdiği erkek
hemşireyle ilgili
şüpheleri tekrar baş gösterir. Greg ve Pam’in
tüm tayfası ikizlerin yaş
günü partisi için toplantığında, Greg evinin
erkeği olabileceğini
şüpheci Jack’e kanıtkamak zorunda kalır.
ANKARA
26 Aralık 2015 Cumartesi
3
Dedelere sağlık taraması
Pursaklar Belediyesi Dede Torun Evleri’nde dedelerin tansiyonu ölçüldü, ilaçları kontrol edilip genel sağlık taraması yapıldı.
HABER MERKEZİ- Türkiye’de ilk ve tek olan
Dede Torun Evleri, 5 yıldır Pursaklar’daki ihtiyarlara hizmet veriyor. Eski meşveret meclislerinin yeniden hayata geçtiği Dede Torun Evlerinde, aynı
zamanda müdavimler içinücretsiz sağlık hizmeti de
sunuluyor.Her geçen yıl yaygınlaşan ve kuşaklar
arasındaki bağı güçlendiren Dede Torun Evlerinde,
bu hafta Pursaklar Toplum Sağlığı Merkezi tarafından ihtiyarlara ücretsiz sağlık taraması yapıldı.
Özellikle düzenli olarak sağlık kontrollerini yaptıramayan, kış mevsiminde hastaneye gidemeyen ihtiyarlar için büyük bir imkân olan sağlık taramaları,
düzenli aralıklarla Dede Torun Evlerinde yapılıyor.
Pursaklar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler
Müdürlüğü tarafından sunulan hizmet büyük ilgi
görüyor. Dede Torun Evlerinde tansiyonları ölçülen,
ilaçları kontrol edilen ve genel sağlık taraması yapılan ihtiyarlara simit ve çay ikramı da yapıldı.
Sağlık taramalarından memnun olan ihtiyarlar,
“Soğuk kış mevsiminde bizlere sıcak mekanlar
hazırlayan Belediye Başkanı Selçuk Çetin’e teşekkür ediyoruz” dedi.
ÇSM'de sanat
buluşması
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar
Merkezi'nde 2. TÜSGAD Ankara Sanat
Buluşması etkinliği, sanatseverlerle buluştu.
Gönüllü Akademisi’nden ailelere eğitim
EMİNE ÖZCAN-Keçiören
Belediyesi'ne bağlı Gönüllü Akademisi
gönüllülerinden Ankara İl Milli Eğitim
Müdürlüğü Müfettişi Doğan Ceylan
“Çocukların Okuldaki Gelişimlerinde
Nelere Dikkat Edilmeli?” konulu bir dizi eğitim
semineri verdi. Keçiören’deki ilkokulların 1. sınıflarında çocuğu bulunan velilere yönelik düzenlenen
seminerlerde, çocukların okula uyum sürecinde karşılaşılan sorunların çözümü konusunda ailelere
düşen görevler ayrıntılı olarak öğrenci velilerine
aktarıldı. "İyilik yeryüzüne yayılsın" ilkesiyle hareket eden Gönüllü Akademisi çocukların okul başarılarının artması için velilere düşen görevleri de hatırlatmış oldu.
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak Gönüllü
Akademisi'nin çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi;
"Gönüllü Akademisi sadece sosyal yardımlarıyla
değil duyarlılık oluşturan sosyal sorumluluk projeleriyle de önemli işlere imza atıyor. Çocuklarımızın
iyi yetişmesi, eğitim hayatlarında başarılarını etkileyen engellerin ortadan kaldırılması ve ebeveynlerin
çocuklarıyla güçlü iletişim kurması için düzenlediğimiz eğitim seminerlerinin faydalı olacağına inanıyoruz." dedi.
Yıl sonuna kadar her hafta düzenli olarak gerçekleştirilecek toplantılarla 1000’den fazla veliye ulaşılması hedefleniyor.
HABER MERKEZİ- 2. TÜSGAD Ankara Sanat
Buluşması etkinliği, Çankaya Belediyesi Çağdaş
Sanatlar Merkezi'nde sanatseverlerle buluştu. TÜSGAD
Başkanı Kürşat Yılmaz ve Çankaya Belediye Başkan
Yardımcısı Nafiz Kaya'nın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlik, 27 Aralık tarihine kadar devam edecek.
Bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlikte, Türkiye genelinden TÜSGAD'a üye 18 sanat galerisinden 100'den fazla
sanatçının 500 yapıtı sergileniyor.
Gülüm Pekcan'ın dans gösterisi ve müzik dinletisiyle
start alan etkinlik boyunca sanatseverler, geniş kapsamlı
bir serginin yanı sıra müzik dinletileri ve dans gösterileri ile sanat dolu anlar yaşayacaklar.
Her yıl farklı alanlarda ödüller verilen etkinlikte,
heykeltraş sanatçısı 83 yaşındaki Burhan Akar'a, sanatın
içinde geçen bir ömür ve sanata verdiği hizmetlerden
ötürü 'Onur Ödülü' verildi. Burhan Akar adına ayrıca
özel bir köşe düzenlendi. TÜSGAD'ın bu yılki '20. Yıl
Özel Ödülü' ise ressam Ali Kotan'a verildi.
TÜSGAD Başkanı Kürşat Yılmaz, konuşmasında, "II.
Ankara Sanat Buluşması" ile başkentte sanatseverleri
bir araya getireceklerini belirterek, "Çankaya Belediyesi
Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde 18 sanat galerisinin
100'den fazla sanatçısının seçkin 500 eserini sergileyeceğiz. 8 gün sürecek etkinliğimizde, 19 Mayıs
Üniversitesi Konservatuar öğrencileri özel müzik dinletileri, canlı performans etkinliklerini izleyicilerine sunmanın mutluluğunu yaşayacaklar" dedi.
Kazananlar Kulübü Akgül’ü ziyaret etti
HABER MERKEZİ- Mamak Belediyesi, bünyesinde oluşturduğu spor kulübü yetişen sporcular,
Milli Takım’ın yanı sıra önemli kulüplerde ter döküyor. Kulüp branşlarından tekvando takımının başarılı sporcuları antrenörleri Sezai Yalçın ile birlikte
Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül’ü makamında ziyaret etti. Sayısız başarılara imza atarak,
madalya kazanan sporcuları tebrik eden Akgül, sporun her branşına hizmet edecek tesisleri bölge gençliğine ve tüm Ankaralılara kazandırdıklarını kaydetti. Akgül, “Biz sporun ve sporcunun yanındayız.
Biz tesislerimizle geleceğe yatırım yapıyoruz.
Takımımız, Mamak’ın yüz akı oldu” dedi. Akgül,
takıma yeni sezon için başarı diledi.
Her yılın başında büyüttüğü hedeflere 2015 yılında da ulaşmanın haklı gururunu yaşayan takım, ulusal ve uluslar arası derecelere imza atarak Mamak’a
gurur yaşattı. Takım bu yıl içerisinde ferdi klasmanda bir Avrupa üçüncülüğü, bir balkan ikinciliği, iki
Türkiye Şampiyonluğu ile madalyaları boynuna
takarken, iller arası müsabakalarda da 6 şampiyonluğa imza attı. Yine takım halinde 3 kez Ankara
Şampiyonluğu elde eden takım rakiplerini geride
bıraktı. 8 Ocak’ta Alanya’da başlayacak yeni sezon
için çalışmalara hız verdiğini kaydeden takım antrenörü Yalçın, “Ankara’nın en başarılı spor kulübü
olarak, yeni sezona hazırız. Durmadan yorulmadan
özverili bir şekilde ekip arkadaşlarımızla birlikte
daha iyisi için çalışıyoruz” dedi.
KAGEM'in ilk şubesi
Gaziantep'te açılıyor
Yenimahalle’de kahkaha tufanı
HABER MERKEZİ- Tiyatro
Dünyası Oyuncuları tarafından sahnelenen “Hangisi Karısı?” adlı tiyatro oyunu ile Yenimahallelilere keyifli
anlar yaşattı.
Yenimahalle Belediyesi tarafından
ücretsiz olarak 50.Yıl Dört Mevsim
Tiyatro Salonu’nda Ece Gürsel,
Berke Hürcan, Celal Belgil, Can
Törtop, Ümmühan Kıldiş, Can
Mutluca ve Ferhat Balaban gibi
oyuncularca vatandaşa sunulan oyun,
birbirinden komik sahneleriyle gülmekten kırdı geçirdi.
Tıklım tıklım dolu olan salonda,
vatandaşa Londra’da bir taksi şoförü
olan ve iki nikahlı eşi bulunan
John’un birbirinden habersiz olan
eşleriyle yaşadığı trajikomik hayatını
anlatan oyuncular, performanslarıyla
seyirciden tam puan aldı.
Fars türünün en önemli yazarlarından Ray Cooney’nin yazdığı İngiliz
komedilerinin en iyilerinden biri olan
oyun, akıcı ve komik senaryosuyla
da dikkat çekti.
Oyun sonunda ayakta alkışlanan
oyunculara, Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar adına meclis
üyeleri Erol Şener ve Barış Kadaş
çiçek takdim etti.
Oyuncular da kendilerini ayakta
alkışlayan vatandaşları selamlayarak,
“Bizleri sizlerle bir araya getiren
Yenimahalle Belediyesi’ne teşekkürlerimizi sunuyoruz. Belediyenin her
alanda olduğu gibi kültürel alanda da
yaptığı hizmetler takdire şayan”
dediler.
ANKARA - Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Kadın Aile
ve Gençlik Merkezinin (KAGEM) ilk şubesi, 25 Aralık
Cuma günü Gaziantep'te açılacak.
TDV KAGEM Müdürü Hicret Toprak, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 1996'da Ankara'da kurulan merkezin
çalışmaları aracılığıyla ürettiği bilgiyi toplumla paylaşması ve projelerini daha geniş bir alanda hayata geçirmesi
için şubeleşmesinin faydalı olacağını düşündüklerini ifade
etti. Toprak, KAGEM'in ilk şubesinin 25 Aralık Cuma
günü Gaziantep'te açılacağını dile getirerek "2016'da
İstanbul, İzmir, Adana ve Konya ile birlikte 5 KAGEM
şubesi, aktif olarak çalışmalarına başlayacak" dedi.
KAGEM'in, TDV çatısı altında toplumun her kesimine
ulaşmayı hedeflediğini vurgulayan Toprak, merkezin her
kesimi başta İslam ilahiyatı olmak üzere dini bilgi, düşünce, kültür ve sanatla buluşturmak, toplumsal sorunlar karşısında bilgi, söylem ve proje üretmek üzere kurulduğunu
aktardı.
Toprak, KAGEM şubelerinin öncelikli hedefinin dini
bilginin topluma ulaşması için bir köprü vazifesi görmek
olduğuna işaret ederek "Burada eğitim verecek kişiler,
başta ilahiyat fakülteleri olmak üzere akademisyen ve
uzman kişilerden oluşacak. Öncelikli hedefimiz, KAGEM
şubelerinin bu bilgi dolaşımına ev sahipliği yapması" diye
konuştu.
Şubelerde kültür ve sanat çalışmalarının yoğun bir
şekilde yürütülmesini, özellikle İslam sanatlarının ruhuna
uygun olarak aktarılmasını önemsediklerini de dile getiren
Toprak, şunları kaydetti:
"Bu sanatlar, İslam ahlakının da en zarif bir şekilde
insanı yoğurduğu birer okuldur aslında. Dolayısıyla biz
şubelerimizde, ilim, kültür ve sanat alanlarını geleneğimizde olduğu gibi yeniden bir araya getirmeye, bilginin
ahlakla, estetikle ve sanatla iç içe olduğu mekanlar oluşturmaya gayret edeceğiz. Bugün toplumun bütün tabakalarını çeşitli düzeylerde etkileyen sorunlar karşısında bizler, bir kadın ve gençlik inisiyatifi olarak sorumluluk
almaya, muhataplarımızı da bu sorumluluğu paylaşmaya
davet ediyoruz." (AA)
4
26 Aralık 2015 Cumartesi
ATO Yönetim
Kurulu Başkanı
Salih Bezci,
Ankara Ticaret
Odası (ATO)
Meclis Başkanı
Nuri Gürgür ve
yönetim kurulu
üyeleri Dışişleri
Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlu’na
“hayırlı olsun”
ziyaretinde
bulundu.
ATO heyeti, Dışişleri
Bakanı’nı ziyaret etti
HABER MERKEZİ- Dışişleri Bakanı
Çavuşoğlu, ATO heyetinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Sizlerin
bizi ziyaret etmesi, bizlere güç veriyor” dedi.
Türkiye’nin istikrarı açısından tek başına
iktidarın önemine dikkati çeken Çavuşoğlu,
“Etrafımıza baktığımız zaman yönetilemeyen ülkeler var, terör var, istikrarsızlık var ve
çıkar çatışmaları var. Böyle bir ortamda
ülkemizin istikrarına devam etmesi hepimiz
için önemli” diye konuştu.
Dünyada ekonomik krizlerin devam ettiğini, Çin’de bile ekonomik durgunluk yaşandığını anlatan Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti: “İyi gelişmeler de var. Umutsuz olmamak lazım. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi
yeniden rayına koymamız önemli bir gelişme. Özellikle Gümrük Birliği Anlaşması’nın
güncellenmesi, ekonomimizin ve siz değerli
iş adamlarımızın ihracatının önündeki dezavantajların giderilmesi, hepimizin yararına
olacak.”
Bakan Çavuşoğlu, dış politik gelişmeler
veTürkiye’nin komşularıyla ilişkileri konusunda da
ATO heyetine bilgi verdi.
ATO Meclis Başkanı Nuri Gürgür, Hükümet’in dış
politikadaki rasyonel tavrını desteklediklerini söyledi.
Arap dünyasının en etkili güçlerinden biri olan
Mısır’la ilişkilerin normalleşmesini arzu ettiklerini
belirten Gürgür, “Ro-ro seferleri anlaşmasının Nisan
ayında uzatılmamış olması ticaretimizi, ekonomimizi
ciddi şekilde olumsuz etkilemiş bulunuyor. Mısır’la
ilişkilerimizin normalleştirilmesi, ticaretimizin daha
güneye, Afrika’ya doğru açılması açısından önemli bir
hamle olacaktır” dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı
Salih Bezci ise Rusya ile yaşanan krizi fırsata çevirmek gerektiğini belirterek, 1974 Kıbrıs Barış
Harekatı’nda silah ambargosu uygulanan
Türkiye’nin kendi silahını kendisinin ürettiğini hatırlattı. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı
doğalgazın yıllık faturasının 16,5 milyar
dolar olduğunu belirten Bezci, “Bu çok
büyük bir meblağ. Bütçenin en önemli açıklarından biri doğalgaza ödediğimiz meblağ.
Biz bu Rus doğalgazından bir an evvel kurtulalım” dedi.
Almanya’nın 38 bin megavatlık güneş
enerjisi, 55 bin megavatlık da rüzgar enerjisi bulunduğunu kaydeden Bezci,
Türkiye’nin toplam kurulu gücünün ise 70
bin megavat olduğunu bildirdi. Almanya
Başbakanı Angela Merkel’in Paris’teki bir
kongrede, “Rusların doğalgazından kurtulmam lazım” dediğini anımsatan Bezci,
“Aynı şey bizim için de geçerli” diye
konuştu. Yılda 10 milyar dolarlık yatırımla
bir yılda 10 bin megavat güneş enerjisi elde
edilebileceğini söyleyen Bezci, bir an önce
mevzuat düzenlemesine gidilerek güneş ve rüzgar
enerjisi yatırımlarının önünün açılmasını istedi. Bezci,
turizm yatırımlarının önündeki engellerin de kaldırılması gerektiğini bildirdi.
Geçen yıl Irak Türkmenleri’ne yardımda bulunduklarını anımsatan Bezci, bu yıl da Suriye’deki
Türkmenlere her hafta iki TIR malzeme gönderdiklerini sözlerine ekledi.
ANKARA
Katarlı heyet
Hamamönü’nde
HABER MERKEZİ- Hamamönü, Katar heyetini
ağırladı. Katar sivil toplum kuruluşlarından gelen 10
kişilik heyet, Ankara’nın gözbebeği Hamamönü’ne hayran kaldı. Heyet üyeleri, soğuk havaya aldırış etmeden
Hamamönü sokaklarını dikkatle inceledi.
Katar heyeti önce Altındağ’ın ve Hamamönü’nün
tarihi süreci hakkında bilgi sahibi oldu. Hamamönü’nün
Altındağ Belediyesi tarafından çok kısa bir sürede restore edilmesi karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen heyet
üyeleri, Hamamönü sokaklarını büyük bir ilgiyle gezdi.
Heyet, Taceddin Dergâhı’nıda yakından görme fırsatı
bularak bölgeye övgüler yağdırdı.
Bölgenin
kültürel ve
sanatsal dokusundan oldukça etkilenen
Katarlı misafirler, daha
sonra soluğu
Hamamönü
Sanat
Sokağı’nda
aldı. Heyet, bu
bölgede yer
alan ve sanatsal faaliyetlerin gerçekleştiği atölyeleri gezerek burada ebru sanatı
üzerine bir deneme gerçekleştirdi. Kabakçı Konağı’nda
çay içerek günün yorgunluğunu atan heyet üyeleri, bölgedeki kültürel dokudan oldukça etkilendiklerini dile
getirdi.
MHP’li kadınlardan
kahvaltılı buluşma
Ankara İl Başkanı Fatih Çetinkaya, partili kadınların kahvaltılı buluşmasına katıldı. Çetinkaya,
Türk toplumunda kadının önemine dikkat çekerek “Devletin, vatanın ve bayrağın önemini
öncelikle kadınlarımız bilmelidir” dedi.
Başkan Duruay'dan
Türkeş'e ziyaret
Etimesgut'un tarihi
resim sergisinde
HABER MERKEZİ- Etimesgut
Belediyesi ile Etimesgut Kültür ve
Sanat Araştırmaları Derneği, "Tarihi
Etimesgut Fotoğrafları" sergisi açtı.
"Tarihi Etimesgut Fotoğrafları"
sergisinin açılışını, Belediye Başkanı
Enver Demirel yaptı.
Korkut Ata Kongre ve Kültür
Merkezi'nde 28 Aralık 2015 tarihine
kadar gezilebilecek olan sergide,
Etimesgut'un 1928 yılında kuruluşundan beri tarihini yansıtan fotoğraflar
yer alıyor.
Fotoğrafları
teker teker
inceleyen
Başkan
Demirel, çoğu
fotoğraflardaki
yerleri ve kişileri teker teker
söyleyerek tarihe not düştü.
1928 yılında Etimesgut’u
Örnek Nahiye
olarak kuran
Atatürk’ün
Etimesgut’ta
kaydedilen ilk
fotoğrafı ile
1980'li yıllarda
ilçe olmak için
yapılan çalışmaların yer
aldığı kupürler
ilgi görüyor.
HABER MERKEZİ- Gölbaşı
Belediye Başkanı Fatih Duruay,
Başbakan Yardımcısı Yıldırım
Tuğrul Türkeş’i Çankaya
Köşkü’ndeki makamında ziyaret
etti.
Başkan
Duruay ve
Belediye Meclis
üyesi Murat Bey
Balta, Başbakan
Yardımcısı
Yıldırım Tuğrul
Türkeş’e hayırlı
olsun diyerek görevinde başarılar
dilediler. Belediye
Başkanı Duruay,
Başbakan
Yardımcısı Tuğrul
Türkeş’e “64.
Hükümette
Başbakan
Yardımcılığı görevine atanmanız
bizleri mutlu etti. Görevinizde
başarılarım dilerim” dedi.
Başbakan Yardımcısı Tuğrul
Türkeş ise Başkan Duruay’a ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile
getirdi.
Başkan Fatih Duruay, Başbakan
Yardımcısı Yıldırım Tuğrul
Türkeş’e Osmanlı motifleri işlemeli
bakır kahve fincanı seti hediye etti.
BURCU KERİM- Milliyetçi Hareket Partisi
(MHP) Ankara İl Kadın Kolları Başkanlığı, partili
kadınları kahvaltıda buluşturdu. Büyük ilgi gören
Ankaralı Asenaların kahvaltılı buluşmasına katılan
Ankara İl Başkanı Fatih Çetinkaya, Türk toplumunda
kadının önemine dikkat çekerek “Devletin, vatanın ve
bayrağın önemini öncelikle kadınlarımız bilmelidir”
dedi.
MHP Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen ve büyük ilgi gören kahvaltıya katılarak programa
gelen konuklara tek tek hoş geldin diyen MHP Ankara
İl Başkanı Çetinkaya, Türk kadınının her zamankinden
daha uyanık olması gerektiğine dikkat çekerek özetle
şöyle dedi:
“Dünyadaki her karışıklıkta yada devletini ülkesini
bayrağını kaybettiğinde ilk hedefin kadın olduğunu asla
aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir vatanın, bir bayrağa
sahip olmanın ne demek olduğunun şuuruna öncelikle
kadınlar varmak zorunda.
Eğer kadın namussa vatan toprağı namustur. Eğer
kadın şerefse o vatan üzerinde dalgalanan bayrak şereftir. O vatanı
önce koruyacak olan o
bayrağına
önce sahip
çıkacak olan
o namusa ve
o şerefe önce
sahip çıkacak ve kollayacak olan
kadından
başka kimse
değildir.”
MHP
Ankara İl
Başkanı
Fatih
Çetinkaya, il teşkilatı olarak Genel Başkan Devlet
Bahçeli’nin yanında kenetlendiklerini belirtti.
Programın açılışında konuşan MHP Ankara Kadın
Kolları Başkanı Çiğdem Çelik, henüz bir yılı doldurmayan görev süreleri içinde iki seçim süreci geçirdiklerine dikkat çekerek ”Doğru bildiğimiz yolda, doğru bildiğimiz davamızda olmaktan dolayı alnımız açık içimiz
rahat. Bu davaya gönül vermiş milliyetçi Türk kadınları olarak bu günden itibaren bizlere düşen dimdik ayakta durarak, daha çok kenetlenerek güçlü olmaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin gönül erleri olarak bizler
partimizi ileri taşıyabilmek için el ele, kol kola girerek
safları sıklaştıracağız. Aramıza fitne ve fesat girmesine
izin vermeyeceğiz. Biz birlikteyken daha güçlü olacağız” diye konuştu.
ANKARA
26 Aralık 2015 Cumartesi
Bu yıl
“Emeğe
Saygı”
temasıyla
düzenlenen
Hak-İş Kısa
Film
Yarışması
Ödülleri
sahiplerini
buldu.
HAK-İŞ’in Kısa Film
Yarışması sonuçlandı
ŞEVKET KALAYCIGençlik Parkı Kültür
Merkezi’nde gerçekleştirilen Hak-İş Kısa Film
Yarışması Ödül Gecesi’ne
Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak, Hak-İş Genel
Başkanı Mahmut Arslan ve MemurSen Genel Başkanı Ali Yalçın da
katıldı. Törende konuşan Başkan
Mustafa Ak, 40 yıldır hak ve emek
için mücadele veren Hak-İş’i, sosyal
sorumluluk anlayışı gereği böyle
güzel ve anlamlı etkinliklere de imza
attığı için kutlayarak “Biz de
Keçiören Belediyesi olarak sanat
yoluyla insanların gelişimine katkı
sağlamak adına yapılan tüm çalışmaları destekliyoruz. Hak-İş bu yarışmayla sanata ve sanatçıya değer verdiğini gösterirken, aynı zamanda işçi
kardeşlerimizi de sanata yönlendiriyor. Yarışmaya
katılan tüm emekçi kardeşlerimi, derece alsın veya
almasın cesaretlerinden ötürü tebrik ediyorum.
Hepsine başarılar diliyorum” dedi.
İlk kısa film yarışmasını 2012 yılında yaptıklarını hatırlatan Hak-İş Genel Başkanı Arslan da, sendikal mücadelede bilinen kalıpların dışına çıkılması
malarımıza destek veren ve sinema
dostu olan Mustafa Ak’a teşekkür ediyorum” dedi. Konfederasyon olarak
kendilerinin de kısa film yarışması
düzenlediklerini kaydeden Memur-Sen
Genel Başkanı Yalçın ise, bu yıl ikincisi
yapılan yarışmanın temasının "örgütlenme" olduğunu ifade etti.
Konuşmaların ardından yarışmada
dereceye girenlere ödülleri verilirken,
sinemaya emeği geçen sanatçılar Anta
Taros, Ulvi Alacakaptan, Deniz Gökçer,
Nilüfer Aydan, Devlet Devrim, Ferdi
Merter Fosforoğlu ile Film-San Vakfı
Müdürü Uğur Kıvanç Terzioğlu'na plaket takdim edildi. Yarışmada “Hayaller
Engel Tanımaz” adlı kısa filmiyle jüri
özel ödülünü kazanan Recep Dere, ödülünü Başkan Mustafa Ak’ın elinden aldı.
Filmini ödüle layık gören jüri üyelerine
teşekkür eden Dere, “Hak-İş
gerektiğini belirterek “Sendikal çalışmalarımıza
Konfederasyonu ve Hizmet-İş Genel Başkanı
sanat ve kültür boyutu katmamız gerekiyor. Sinema, Mahmut Arslan’a vizyoner çalışmaları ile bizlere
tiyatro gibi bütün kültür dallarının temelinde insan
öncülük ettiği için minnettarım. Desteği ile her
ve emek var. Bu anlamda emek sanat ve kültürden
zaman yanımızda olan Mustafa Ak’ın elinden ödül
ayrılamaz” diye konuştu. Arslan, bu yarışmayla
almaktan da büyük onur duyuyorum” diye konuştu.
gençleri ve sendika üyelerini sinemaya teşvik etmeyi Program toplu hatıra fotoğrafının çekimi ile sona
amaçladıklarını da dile getirerek, “Bu alandaki çalış- erdi.
Buzlanmadan
tuzlama
5
Görüntü kirliliğine
geçit yok
Çankaya Belediyesi Çevre Koruma ve
Kontrol Müdürlüğü ekipleri, gürültü kirliliğini
en alt düzeye indirmek için çalışıyor.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi, ilçe
sakinlerini sürekli göz önünde olan kirliliklerin yanı
sıra sebep olduğu stresle yaşam kalitesini düşüren
gürültü kirliliğine karşı da korumak için önemli çalışmalar yürütüyor.
Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri,
hem vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine hem de
rutin denetimlerle, gürültü kirliliğinin önüne geçmeye
çalışıyor. Özellikle işyerleri ve meskenlerin iç içe geçtiği bölgelerde yoğunlaştırılan denetimlerde, elektrik
kesintilerinde güç sağlamak için kullanılan ve çalıştırıldığında yüksek ses çıkaran jeneratör gibi aygıtların
nizami yerleştirilip yerleştirilmediği ve ses yalıtımının
yapılıp yapılmadığı kontrol
ediliyor.
Son olarak
Çankaya’nın
farklı bölgelerinde ikisi
işyerine biri
ise siteye ait
üç ayrıca jeneratörün kapalı
alana alınmasını sağlayan
Çankaya
Belediyesi,
esnaf ve vatandaşla işbirliği içinde yaptığı denetim ve
düzenleme faaliyetlerine devam ediyor.
Çevre koruma ekiplerinin denetim rotalarında dikkat ettiği bir diğer nokta ise, moloz ve hafriyat artıklarının tespiti ile kaldırılması. İnşaat sonrasında ya da
tadilat artığı olarak bırakılan molozları tespit eden
ekipler, vatandaşlarla ve belediyenin ilgili birimleriyle
temasa geçerek molozların kaldırılmasını sağlıyor.
Yol ve kaldırıma cephesi bulunan yeni inşaat alanlarının çevresinin güvenlik açısından kapatılması için
de müdahalelerde bulunan ekipler, bu tür inşaat güvenlik duvarlarının da kent estetiğiyle uyumlu biçimde
olması ve ayrıca görüntü kirliliği yaratmaması için
mülk sahipleriyle işbirliği içinde çalışarak branda
çekilmesini sağlıyor. Böylece hem inşaatın yanından
geçenlerin inşaat nedeniyle oluşan çukur, hendek, tümsek gibi engellere takılması ve yaralanması engellenip
güvenli bir mesafeden yürümeleri sağlanıyor hem de
görsel kirlilik önlenmiş oluyor.
Çankaya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri,
yüksek eğimli ve trafik yoğun sokaklarda buzlanmaya
her gece tuzlama çalışmaları gerçekleştiriyor.
“Bahar Evi”nde
seminer
Çankaya Belediyesi "Bahar Evi"nde bir araya gelen
semt sakinleri, sağlıklı yaşam seminerine katıldı.
HABER MERKEZİ- Her yaş
grubunun ilgi alanlarına göre hizmet
alabildiği Çankaya Evi’nde, “Sağlıklı
Yaşam için Sosyal Hizmet” semineri
düzenlendi. Özellikle yaşlı semt
sakinlerinin ilgi gösterdiği seminerde,
emekli Sosyal Hizmetler ve Aile
Sağlığı Uzmanı Hüseyin Tekin Sevil
yaşlanma ve yaşlılık ile ilgili bilgiler
verdi.
Sevil, Cebeci Çankaya Evi’nin
“Bahar Evi” kısmında düzenlenen
seminerde, yaşlanmanın doğal bir
süreç olduğunu belirtti. Söz konusu
sürecin bebek, çocuk ya da yetişkin
olmak gibi kabul edilmesi gerektiğini
belirten Sevil,
yaşlıların sosyalleşmesinin önemine değindi.
Bahar Evi gibi
mekanlarda yaşıtlarıyla biraraya
gelebilen yaşlıların çok daha kaliteli zamanlar
geçirebildiğini
belirten Sevil,
emekli olmanın
asla tüm hayattan
kopmak anlamına
gelmediğini ifade
etti.
HABER MERKEZİ- Çankaya
Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü
ekipleri, kar yağmamasına karşın
gece eksi derecelerde seyreden hava
şartları nedeniyle
oluşabilecek buzlanmalara karşı
yüksek eğimli ve
trafik yoğun sokaklarda tuzlama çalışmaları gerçekleştiriyor.
Çankaya'nın
özellikle yüksek
bölgelerinde buzlanma yaşanma
riski üzerine harekete geçen Çankaya
Belediyesi, akşam 17 ile 24 saatleri
arasında ilçede tuzlama çalışmaları
yürütüyor.
Başkan Yardımcısı Anıl Sevinç
koordinatörlüğünde yürütülen çalış-
malar, akşam saatlerinden gece
yarısına kadar sürdürülüyor.
Belediye ekipleri dün gece de
Yabancı öğrenciler
Çankaya’nın stajyeri
Yabancı üniversite öğrencisi gençlerin,
Çankaya Belediyesi’nde staj yapmasına
olanak sağlayan protokol uyarınca, 6 farklı
ülkeden 7 genç, bir ay süreyle Belediyenin
değişik birimlerinde staj yapacak.
Keklikpınarı, İlker, Osman Temiz,
Akpınar, Karapınar, Birlik,
Kırkkonaklar ve Alacaatlı mahallelerinde 12 araçtan oluşan bir filo ile
tuzlama çalışması gerçekleştirdi.
HABER MERKEZİ-Ortağı olduğu gençlik programları sayesinde üniversiteli gençlere kişisel ve mesleki gelişim imkanları sunan Çankaya Belediyesi, Uluslararası
Ticari Bilimler ve Ekonomi Öğrencileri Birliği’yle (AIESEC - Ankara) geçtiğimiz Ağustos ayında imzaladığı
genişletilmiş protokol uyarınca ilk stajyerlerini ağırlıyor.
Geçtiğimiz yaz döneminde beş farklı ülkeden 7 gence 6
haftalık staj imkanı sunan ve pilot programın başarısı üzerine projenin kapsamını genişletmeye karar veren Çankaya
Belediyesi, kış staj dönemi itibariyle Endonezya,
Gürcistan, Ürdün, Fas, Romanya ve Gana’dan gelen 7
genci bir ay süreyle ağırlayacak.
Çankaya Belediyesi’ndeki ilk günlerinde Başkan
Yardımcısı Gülsün Bor Güner’le görüşen ve staj dönemleri
hakkında bilgi alan gençler, daha sonra bir ay boyunca
çalışacakları birimleri ziyaret edip, çalışma arkadaşlarıyla
tanıştılar ve işbaşı yaptılar.
Farklı deneyimler edinmek ve farklı kültürleri tanımak
için 1948 yılında Avrupalı gençler tarafından kurulan AIESEC, dünyanın en büyük öğrenci birliklerinden biri.
Portekiz’den Çek Cumhuriyeti’ne, Çin’den Ukrayna’ya,
Tayvan’dan Brezilya’ya dünyanın dört bir yanından üniversite öğrencileri, sosyal sorumluluk ve gönüllük projeleri
kapsamında dünyayı geziyor; yeni kültürler tanıyıp iş ve
yaşam deneyimleri ediniyorlar. Ağırlıklı olarak iktisadi
bilimler ve ekonomi alanında eğitim gören öğrencilerin
rağbet ettiği AIESEC’in sosyal sorumluluk projelerine,
alan ayrımı olmaksızın bütün üniversite öğrencileri başvurabiliyor.
6
DIŞ DÜNYA
26 Aralık 2015 Cumartesi
Türkmendağı'nda durum kritik
Suriye Türkmen Meclisi Hatay Şube Sorumlusu Usame Solak, Suriye rejiminin
karadan Rusya'nın ise hava ve denizden köylerini vurmaya devam ettiğini belirterek, durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini bildirdi.
HATAY - Solak, Türkmendağı'ndaki
son gelişmelerle ilgili AA muhabirine
yaptığı değerlendirmede, ülkesindeki
savaşın başından bu yana en yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Bölgede cami, okul, ev, köprü, araba
gibi her şeyin hedef olduğunu belirten
Solak, "Rejim karadan, Rusya hava ve
denizden köylerimizi gece gündüz vurmaya devam ediyor. Durum her gün
daha kötüye gidiyor. Türkmen birlikler
ise var güçleriyle köylerini korumaya
çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Türkmen köylerinin her mevzisinde
çatışmaların yaşandığını ve büyük
kayıplarının olduğunu anlatan Türkmen
temsilci Solak, Türkiye dışındaki toplumların bu saldırıları sadece izlediğini
savundu.
Solak, Rusların rejime destek verdiği
tarihten bu yana güneyde, batıda ve
kuzeyde önemli cepheler kaybettiklerine
değinerek, şunları kaydetti:
"Rus jetleri, Türkmendağı semalarından ayrılmıyor. Son günlerde bazı noktaları kaybettik. Bir haftada 10 bine yakın
insan sınıra kaçtı. Türkmendağı tarihinin
en zor günlerini yaşıyor. Komşumuz
Cebel Ekrad'da da durum aynı. İnsanlar
perişan, halk çocuklarını korumak için
sınır bölgelerine gelmeye devam ediyor.
Türkmendağı'nda durum oldukça kritik."
Yoğun saldırıların altında farklı planlar
yattığına dikkati çeken Solak, Rusya ve
Esed'in, 1 Ocak 2016'da yapılması planlanan ateşkes öncesi Lazkiye kırsalına
hakim olmak için saldırılarını artırdığını
sözlerine ekledi. (AA)
LONDRA - Uluslararası Af Örgütü
Rusya'nın Suriye'deki hava saldırılarında
yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini
açıkladı.
Örgütün yayımladığı son raporda,
Rusya'nın Suriye'de yürüttüğü hava saldırılarında meskun mahalleri hedef aldığı, evleri, camileri, pazar yerlerini ve
hastaneleri vurduğu kaydedildi.
Raporda, Rus saldırlarının uluslararası
yasaları çiğnediği yönünde güçlü kanıtlar olduğu da vurgulandı.
"Sivil hedefler zarar görmedi:
Rusya'nın Suriye'deki saldırılarıyla ilgili
açıklamalarının maskesi düştü" başlıklı
rapor, sivillerin ödediği yüksek bedeli
gözler önüne serdi.
Rusya'nın eylül-kasım aylarında gerçekleştirdiği 6 operasyon üzerinde
yoğunlaşan rapora göre saldırılarda
sadece bir düzine militan ölürken,
200'den fazla sivil hayatını kaybetti.
Rus yetkililerin bir cami ile hastanenin
zarar gördüğü operasyonlarla ilgili
"yalan" söylediği belirtilen raporda,
Rusya'nın meskun mahallerde uluslararası yasalarca yasaklanmış mühimmat
kullandığı da vurgulandı.
Af Örgütü'nün Ortadoğu ve Kuzey
Afrika Programı Başkanı Philip Luther,
rapora ilişkin yaptığı açıklamada,
"Rusya'nın bazı saldırıları doğrudan doğruya meskun mahalleri hedef almış
görünüyor. Bu alanlarda askeri hedef
yok. Saldırılar sonucunda da siviller
hayatını kaybetti. Bu tür saldırılar savaş
suçu teşkil ediyor" diye konuştu.
Luther, "Rusya ayrım gözetmeyen ve
hukuk dışı saldırılarına son vermeli.
Rusya sivil alanlarda misket bombası ve
Sıralı şekilde dizilmiş 40 cesedin
yanında oturup ağlayan bir kadın gördüğünü anlatan al-Ghazal'ın, "Çocukları
torbalara doldurulmuştu. Bu sahneyi bir
daha unutamadım" sözleri de raporda
yer aldı.
Raporda öne çıkarılan bir diğer saldırıda 15 Ekim'de Humus'ta 32'si çocuk, 11'i
kadın en az 46 sivilin öldüğü belirtilirken, ölenlerin sivil bir binanın bodrumuna sığınmış insanlar olduğu vurgulandı.
Raporda, bu saldırıda kullanılan mühimmatın vakum bombası olduğu kaydedildi.
Af Örgütü'nün raporunda, 7 Ekim'de
denizden fırlatılan bir Rus füzesiyle
Halep'te Darat Izza mahallesinde meskun bir binaya yönelik düzenlenen saldırıda da 5 sivili hayatını kaybettiği ifade
edildi.
Bu saldırının görgü tanıklarından birinin ifadelerine göre saldırı benzerlerinde
farklıydı. Adı açıklanmaya görgü tanığı,
"Yer deprem oluyormuşçasına sallandı.
Gördüğüm en büyük yıkımdı. Bir anne
ve iki çocuğu bir evde hayatını kaybetti.
Genç bir çift de bir başka evde. Gençler
daha bir hafta önce evlenmişti" ifadelerini kullandı. Raporda, vurulan bu bölgede
de herhangi bir askeri tesisin bulunmadığı vurgulandı.
Raporuna göre Rus saldırılarında
vurulan hedefler arasında, uluslararası
hukuka göre özel koruma altında bulunan ve saldırılması savaş suçu teşkil
eden hastaneler de yer aldı. Raporda,
Rusya'nın İdlib'de Sermin hastanesine
yönelik saldırısıyla ilgili görgü tanığı
ifadelerine yer verildi. (AA)
Uluslararası Af Örgütü Suriye'deki
Rus saldırılarını eleştirdi
kılavuzsuz bombalar kullanmaktan vazgeçmeli" dedi.
"Bu ihlallerin bağımsız ve tarafsız bir
şekilde araştırılması çok önemli" ifadesini kullanan Luther, "Rusya Savunma
Bakanlığı daha saydam olmalı ve hedef
aldıkları yerlerin uluslararası hukuk karşısındaki sorumluluklarına uyup uymadığının değerlendirilmesini kolaylaştıracak
şekilde bu hedefleri ilan etmeliler" görüşünü dile getirdi.
Rus yetkililerin sadece "terörist hedefleri" vurduklarını iddia ettikleri belirtilen
raporda, Rusların bazı saldırıların ardından sivilleri vurduklarını inkar ettikleri
ancak bazı saldırılardan sonra sessiz kalmayı tercih ettiklerine dikkat çekildi.
Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda
yer verdiği tespitler, saldırılarda hayatta
kalanlar ve görgü tanıkları ile yapılan
görüşmelere ve saldırıların ardından
meydana gelen tahribatın yorumlatıldığı
uzmanların görüşlerine dayandırıldı.
Af Örgütü, saldırılarla ilgili araştırmalarında 6 saldırının hiçbirinde hedeflenen alana mücavir bölgede askeri hedefe
rastlanmadığını açıkladı. Örgüt, uluslararası yasalara aykırı bu saldırıların bir
kısmının savaş suçu teşkil ettiğini kaydetti.
Raporda yer verilen saldırılardan biri,
Idlib'in Ariha mahallesindeki bir pazar
yerini hedef almıştı. 49 sivilin öldüğü
saldırıyla ilgili raporda görgü tanıklarının anlatımları aktarıldı.
Raporda görgü tanıklarından, yerel
medya aktivisti Mohammed Qurabi alGhazal'ın, "Birkaç saniye içinde insanlar
çığlık atmaya başladı, yanık kokusu
havayı kapladı ve bir kaos hakim oldu.
Yakında bir ilkokul vardı, çocuklar dehşet içinde koşuşturuyordu. Her yerde
kafasız, organları kopmuş cesetler vardı"
ifadelerine yer verildi.
Çerkesler üzerindeki Rus baskısı artıyor
Rusya ile
Ermenistan, ortak
hava savunma
sistemi kuracak
MOSKOVA - Rusya Federasyonu ve
Ermenistan arasında ortak hava savunma sistemi
kurulması yönünde anlaşma imzalandı.
Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Sergey
Şoygu, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
savunma bakanları toplantısına katılmak için
Moskova'da bulunan Ermenistan Savunma
Bakanı Seyran Ohanyan ile görüştü.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre görüşmede 2016 yılında yapılması planlanan ortak
askeri faaliyetler müzakere edildi.
Rus Bakan Şoygu, 2015 yılı için düşünülen
ortak eylem planının tam olarak uygulandığını,
ortak tatbikatların gerçekleştirildiğini, Ermeni
askeri uzmanların eğitildiğini, Rus harp okullarına daha fazla Ermeni subayın gönderildiğini
bildirdi.
Ohanyan ise Ermenistan'a askeri alanda gösterilen destek için Rusya'ya teşekkürlerini ileterek, "Gönderdiğiniz bir takım askeri ürünler için
teşekkür ederim. Bu ürünler bizim için büyük
önem taşıyor" dedi.
Rusya ile Ermenistan arasındaki 2015 yılı
ortak askeri eylem planını hatırlatan Ohanyan,
iki ülke arasında bugüne kadar böyle dolgun
eylem planı olmadığını kaydetti.
Görüşme sonrasında Şoygu ve Ohanyan,
Rusya ve Ermenistan arasında Kafkasya bölgesinin kolektif güvenliğinin sağlanması adına
ortak hava savunma sistemi kurulmasına yönelik anlaşmaya imza attı. (AA)
İSTANBUL - Türkiye'nin, hava
sahasını ihlal eden Rus uçağını
düşürmesi ve ardından başlayan gerilim, basında çok fazla yer bulamasa
da Çerkesleri doğrudan etkiliyor.
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının
ardından tarihi anavatanları
Kafkasya'ya dönen Çerkeslerin sayısı
çok olmasa da, dönüş fikri Çerkes
diasporasının en dinamik tartışma
konularından birisi olmayı sürdürüyor. Son uçak krizinden sonra yaşananlar ise bir kısım Çerkes tarafından, Türkiye'den Kafkasya'ya dönüş
yapan Çerkeslerin Rusya'nın elinde
bir koz ya da istediği zaman sahaya
sürebileceği birer rehine haline geldiği şeklinde değerlendiriliyor. Bu
değerlendirmenin somut argümanları
da her geçen gün artıyor.
Türkiye ve yakın çevresinin yoğun
gündemi içerisinde kendisine yer
bulamasa da Kafkasya, insan hakları
ihlalleri ile anılan bir bölge olmayı,
birinci Çeçen savaşından beri sürdürüyor.
Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nde kendisine karşı en
fazla dava açılan ve en fazla dava
kaybeden ülkenin Rusya olması ve
bu davaların büyük çoğunluğunun
Kafkasyalılar tarafından açılması,
bölgedeki durumun en önemli göstergesi.
Ağırlıkla Çerkeslerin yaşadığı
Kuzey Batı Kafkasya ise görece daha
sakin görünen bir bölge. Türkiye'de
yaşayan ve sayıları milyonlarla ifade
edilen Çerkes kitlesinin 151 yıl önce
sürgün edildiği bölge tam da burası.
Çerkeslerden büyük oranda arındırılmış bölgelerin dışında, Çerkes varlığının az da olsa yaşayabildiği alanlar
bu bölgeler. SSCB yıkıldıktan sonra
Türkiye'den dönüş yapan Çerkesler
de genelde Maykop, Nalçik ve
Çerkesk gibi şehir merkezlerinde
yaşıyorlar. Birçoğu çifte vatandaş
olan bu kişiler, her ne kadar dönüş
yapmış olsalar da Türkiye ile ilişkilerini koparmıyorlar. Fakat Türkiye ile
ticaret yapanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
Rusya, Çerkeslerin bölgeye dönmeleri konusunda Boris Yeltsin döneminde biraz daha müsamahalı iken,
Devlet Başkanı Vladimir Putin ile
birlikte vatandaşlık ve oturma izni
alma konusunda özellikle son yıllarda ciddi sorunlar çıkarıyor.
Dönebilenlerin herhangi bir siyasi
faaliyete dahil olmaları ise hoş karşılanmıyor.
"Çerkes Soykırımı" konusunda herhangi bir eylemde bulunmak ya da
insan hakları ihlallerinden bahsetmek
Çerkes dönüşçüler için tam anlamıyla
imkansız. Adnan Khuade ve kızı
Dane'nin başına gelenler bunun en
son örneği. Ortada herhangi somut
bir suç yokken tutuklanan Khuade ve
kızı, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Adnan Khuade'nin belki de Rusya
açısından tek suçu, "Çerkes
Soykırımı"nı gündem edinen aktivist
bir grubun üyesi olmasıydı. Khuade
bu grubun en zayıf halkasıydı:
Kafkasya'da yaşıyordu, dönüşçüydü
ve ticaretle uğraşıyordu. Khuade'nin
başına gelenlerin, politik kimliğinin
yanı sıra son yaşanan gerginlikle
bağlantılı olması da muhtemel. Bu
durum, Kafkasya'ya dönüş yapmış
Çerkeslerin Rusya'nın elinde her an
Türkiye'ye karşı masaya sürülebilecek birer rehine olduklarının en
somut göstergesi.
Aslında insan hakları ihlalleri ve
"Çerkes Soykırımı" gibi konular bölgede yaşayan tüm Çerkesler için riskli. Özellikle Soçi Olimpiyatları öncesinde Çerkes Soykırımı'ndan bahseden, "Çerkes Soykırımı'nın yapıldığı
yerde olimpiyat yapılamaz" diye
sokakta eylem yapma cesaretini gösterenlerin başına gelenler, Rusya'nın
istediği Çerkes tipolojisini de gösteriyor. Bu eylemlere katılan veya organize edenler, evleri sabaha karşı
basıldıktan sonra sudan bahanelerle
mahkemelerde süründürülüyor. Bu
uygulamalara, gerekçesiz verilen
hapis cezaları da dahil. Hiçbir konuda itirazda bulunmayanlara ise yakın
zamana kadar dokunulmuyordu.
Yaşanan son uçak krizinin ardından
Rusya'nın, bölgede kendi halinde
yaşam mücadelesi veren Çerkeslere
Türkiye vatandaşlığından çıkmaları
ve Türkiye karşıtı eylemlere katılmaları konusunda baskı yapıldığı söylentileri Çerkes diasporasına kadar
ulaşmış durumda.
Ayrıca atalarının yaşadığı toprakları sadece görmek ve gezmek arzusundaki Çerkeslerin de sınır kapılarında
uzun süre bekletildiği hatta bir kısmının geri gönderildiği de gelen haberler arasında.
Uçak krizi sadece Kafkasya'daki
Çerkesleri değil, Türkiye'de kendi
kimliği ve diliyle var olmak isteyen
Çerkesleri de olumsuz etkilemiş
durumda. Diaspora Çerkeslerinin
Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettikleri en önemli kazanımlardan biri
olan Düzce Üniversitesi Çerkes Dili
Edebiyatı Bölümü ciddi bir problemle karşı karşıya. (AA)
Roma 2016'yı
karşılamaya
hazır
ROMA - Yılbaşına sayılı günler kala
İtalya'nın başkenti Roma'nın cadde ve sokakları
ışıklarla süslendi, meydanlara büyük Noel
ağaçları yerleştirildi.
Hristiyan aleminin Hazreti İsa'nın doğumunu
kutladığı Noel Bayramı ve yaklaşan yılbaşı
dolayısıyla Roma sokakları ışıl ışıl oldu.
Başkentte her yıl olduğu gibi tarihi arena
Kolezyum'un önüne, Venedik Meydanı ile
komşu Vatikan Şehir Devleti'nin Aziz Petrus
Meydanı'na büyük Noel ağaçları konularak
ışıklandırıldı.
İtalyan enerji şirketi ACEA'nın sponsorluğuyla başkentin ana caddesi Corso'nun üzeri de
400 kar tanesini andıran ışıkla donatılarak süslendi. Ünlü markaların mağazalarının bulunduğu Condotti ile Babuino caddeleri de ışıklandırmalarıyla dikkati çekiyor.
Roma'nın tarihi ve turistik noktalarından biri
olan ve geçen kasım ayında 7 ay sürecek tadilata giren İspanyol Merdivenleri'ne de projeksiyon ile Hazreti İsa'nın doğumunu tasvir eden
resim yansıtıldı.
Roma'daki süslemeler, kenti görmeye gelen
yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini
çekiyor. Pek çok turist, bu süslemeleri fotoğraf
çekerek ölümsüzleştirmeye çalışıyor. (AA)
ABD, bir savaş
halinde Moskova,
Doğu Berlin ve
Pekin dahil birçok
kenti nükleer
bombalarla yok
etmeyi tasarlamış
WASHINGTON - ABD ordusunun, Soğuk
Savaş döneminde Sovyetler Birliği, Çin ve
Doğu Avrupa'da birçok kenti savaş çıkması
durumunda yok etmeye yönelik planlar yaptığı ortaya çıktı.
ABD'nin Stratejik Hava Komutanlığı tarafından 1956'da hazırlanan "1959 İçin Atomik
Silahlar Gereksinimleri Araştırması" adlı çok
gizli çalışmanın üzerindeki gizlilik perdesi
Ulusal Arşivler ve Kayıtlar İdaresi tarafından
kaldırıldı.
Nükleer tarihi belgelendirme projesi yürüten
George Washington Üniversitesi Ulusal
Güvenlik Arşivi ise 59 yıl aradan sonra gün
ışığına çıkan 800 sayfalık araştırmayı yayımladı. Böylece, nükleer hedeflerin bugüne
kadarki en kapsamlı ve detaylı listesi üzerindeki gizlilik perdesi kalktı.
Belgelere göre ABD Stratejik Hava
Komutanlığı, Sovyetler Birliği içindeki bin
100 havaalanı ya da uçak pistini hedef aldı ve
bunları öncelik derecesine göre sınıflandırdı.
Sovyetler'in bombardıman kuvvetlerine en
yüksek öncelik derecesi verilirken, şimdiki
Belarus sınırları içinde bulunan ve Batı
Avrupa'daki NATO güçlerini tehdit etme kapasitesine sahip orta menzilli TU-16 bombardıman uçaklarını barındıran iki hava üssüne
birinci ve ikinci derecede öncelik verildi.
Başka bir listede ise "sistematik yok etme"
amacıyla kentler ve sanayi alanları yer aldı.
Listede bulunan Sovyet Bloku, Doğu
Almanya ve Çin, içindeki Doğu Berlin,
Moskova, Pekin, Varşova ve o zamanki adı
Leningrad olan St. Petersburg gibi bin 200
kente de hava meydanlarında olduğu öncelik
dereceleri tanımlandı.
Moskova'ya en yüksek öncelik verilirken
Leningrad bir sonraki önem derecesi içinde
gösterildi. Moskova'da 179, Leningrad'da 145
"vurulacak nokta hedef" belirlendi.
Araştırmaya göre, ABD Stratejik Hava
Komutanlığı, düşman hava kuvvetleri hedeflerini 1,7 ile 9 megaton arasında değişen bombalarla vurmayı planladı.
George Washington Üniversitesi araştırmacısı William Burr, 1 megatonun Hiroşima'yı
yok eden atom bombasının 70 katı tahribata
yol açabileceğini belirtti. Burr, ABD ordusunun planladığı gibi bu bombaların atılması
halinde çevredeki yüz binlerce, belki milyonlarca kişinin radyoaktif serpintiye maruz kalacağını ifade etti.
Araştırmada, Stratejik Hava
Komutanlığı'nın caydırıcılık adına ve sürpriz
bir Sovyet saldırısı durumunda "ciddi sonuç"
sağlayacak 60 megaton gücünde, yani
Hiroşima'ya bırakılan bombadan 4 bin kat
güçlü, nükleer bomba istediği ortaya çıktı.
(AA)
bölge haberlerİ
26 Aralık 2015 Cumartesi
7
İHH'den, Bayırbucak
Demiryolu atağı... Türkmenlerine 35 tır yardım
İStAnBUl - Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları
(TCDD) Genel Müdürü Ömer Yıldız, 2023'te toplam 1
milyar yolcu, 76 milyon ton yük taşımayı hedeflediklerini
belirterek, "2023'e kadar 3 bin 500 kilometre yüksek hızlı
demiryolu, 8 bin 500 kilometre hızlı demiryolu ve 1000
kilometre konvansiyonel demiryolu inşa etmek suretiyle 13
bin kilometre demiryolu yaparak toplam 25 bin kilometre
demiryolu uzunluğuna ulaşılması planlanıyor" dedi.
Mimar ve Mühendisler Grubu'nun (MMG) düzenlediği
toplantıda konuşan Yıldız, TCDD'nin yeniden yapılandırılarak daha etkin ve verimli hale getirilmesi için çaba içinde
olduklarını ifade etti.
Bu kapsamda 2004-2014 yılları arasında yılda ortalama
175 kilometre olmak üzere toplam bin 759 kilometre
demiryolu yapıldığını aktaran Yıldız, halihazırda 3 bin 80
kilometrelik demiryolu inşasının devam ettiğini söyledi.
Yıldız, demiryolu sektörüne ayrılan ödeneğinin 2003'te
1,1 milyar lira iken 2015'te 8,8 milyar lira olduğunu vurgulayarak, hızlı tren konusunda önemli adımlar atıldığını dile
getirdi.
Mevcut Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattının bin 213 kilometre olduğuna dikkati çeken Yıldız, şöyle konuştu:
"Yapım ve ihale aşamasındaki YHT bin 520 kilometre,
proje aşamasındaki YHT ise bin 558 kilometredir. Mevcut
konvansiyonel hat,11 bin 272 kilometre, yapımı ve ihale
aşamasındaki konvansiyonel hat, 790 kilometre ve proje
aşamasındaki konvansiyonel hat ise 50 kilometre. 2003'ten
bugüne kadar her yıl ortalama 810 kilometre yol yenilenerek toplamda 9 bin 700 kilometre demiryolu yenilemesi
gerçekleştirildi. Demiryolu yük taşıma potansiyelinin
yoğun olduğu, öncelikle organize sanayi bölgeleriyle bağlantılı olarak kurulması planlanan 20 lojistik merkezden
7'si işletmeye alındı. 6'sında yapım ve 7'sinde ise proje ve
kamulaştırma çalışmaları devam ediyor. Organize sanayi
bölgeleri, büyük sanayi kuruluşları, liman ve iskele gibi
hacimli yük taşınan merkezlere bağlanan 281 iltisak hattı
bulunuyor. İşletmecilikte kullanılan 12 YHT setine ilave
olarak saatte 300 kilometre hız yapabilen 1 adet Çok
Yüksek Hızlı Tren (ÇYHT) seti işletmeye alındı. 2016'da
da imalatı devam eden 6 ÇYHT seti teslim alınacak. 106
adet yüksek hızlı tren seti temini kapsamında yüzde 53 yerlilik oranı ve öğrenme tabanlı teknoloji transferi ile birlikte
üretilecek. 80 YHT setinin ihale hazırlıkları devam ediyor.
6 YHT setinin ise Milli Hızlı Tren Projesi kapsamında imal
edilmesi planlanıyor."
Bölgesel yolcu taşımacılığının yoğun olduğu elektrifikasyon olmayan hatlarda metro standardında işletmecilik
yapabilmek amacıyla 24 adet 256 yolcu kapasiteli dizel
motorlu tren setinin üretildiğini ve 28 setin daha üretimine
devam edildiğini aktaran Yıldız, 444 araçlık banliyö ve
bölgesel tren setini 2023'e kadar temin etmeyi planladıklarını kaydetti. Yıldız, 2023'te toplam 1 milyar yolcu 76 milyon ton yük taşımayı hedeflediklerini dile getirerek,
"2023'e kadar 3 bin 500 kilometre yüksek hızlı demiryolu,
8 bin 500 kilometre hızlı demiryolu ve 1000 kilometre
konvansiyonel demiryolu inşa etmek suretiyle 13 bin kilometre demiryolu yaparak toplam 25 bin kilometre demiryolu uzunluğuna ulaşılması planlanıyor. Ayrıca demiryolu
payını yolcu taşımalarında yüzde 10 ve yük taşımalarında
yüzde15'e çıkarma, Milli Demiryolu sanayisi ile ARGE'sini desteklenme ve her türlü demiryolu teknolojisinin
geliştirilmesi hedeflenmektedir" diye konuştu. (AA)
KAYSERİ - MUSA ÖZYÜREK - İnsan Hak ve
Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfınca son bir
ayda Bayırbucak Türkmenlerine 35 tır yardım malzemesi gönderildi.
Vakfın Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Dede, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, topladıkları yardımları, Hatay'ın Yayladağı ilçesi sınırına yakın Yamadiye
bölgesinde kurdukları İHH yardım merkezi vasıtasıyla Türkmenlere ulaştırdıklarını söyledi.
Özellikle son bir ayda Rusya'nın da Türkmenlere
saldırmaya başlamasıyla yardım miktarını artırdıklarını belirten Dede, kış şartlarının etkisinin yoğun hissedildiği bugünlerde ısınmaya yönelik malzemelere
daha fazla ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Vakıf olarak hem ayni hem de nakdi yardım topladıklarını dile getiren Dede, "Saldırıların yoğunlaştığı
son bir ayda Bayırbucak Türkmenlerine içerisinde su,
gıda malzemeleri, giysi, sünger, yatak, battaniye, ısıtıcı gibi ürünlerin yer aldığı 35 tır gönderdik.
Yardımlarımız aralıksız devam ediyor" dedi.
Türkmenlerin daha fazla yardıma ihtiyacı bulunduğunu vurgulayan Dede, şöyle devam etti:
"Kışlık giysiler, gıda, hijyen malzemeleri, bebek
malzemeleri, çocuk bezleri gibi ürünlere çok daha
fazla ihtiyaç duyuluyor. Ayni yardımlar mutlaka çok
önemli ama nakdi yardım olursa bunu ihtiyaç doğrultusunda kullanıyoruz, en çok ihtiyaç duyulan malzemelere yöneliyoruz. Bu sayede daha etkin yardım
yapılmış oluyor. Vatandaşlarımızdan mümkün olduğunca nakdi yardım bekliyoruz. Çünkü ihtiyaç malzemeleri dönem ve mevsime göre değişiyor. Mesela bu
dönem, gıdanın yanı sıra ciddi anlamda sıvı yakıtla
çalışan ısıtıcı ve kışlık bot, mont, pantolon gibi malzemelere ihtiyaç duyuyoruz."
YEnİ YAşAM AlAnlARı
olUştURUlUYoR
Sadece yardım malzemesi göndermekle yetinmediklerini, aynı zamanda bölge halkı için yeni yaşam
alanları oluşturmaya çalıştıklarını bildiren Dede, sınıra çok yakın bir bölgede çadır kamp çalışması yürüttüklerini söyledi.
Çadır kampın alt yapısını tamamladıklarına işaret
eden Dede, şunları kaydetti:
"Toplam 180 çadırdan oluşan kamp bölgesi oluşturacağız. Bunun 60 çadırı tamamlandı. En kısa zamanda geri kalan 120 çadırı da tamamlayarak, kış gününde evinden, yerinden yurdundan olan insanlara sıcak
bir ortam oluşturacağız. Çadır konusunu çok önemsiyoruz, çünkü insanların gidebilecek herhangi yeri
yok. Mutlaka bir yere sığınmaları gerekiyor. Zaten
savaş nedeniyle yeteri kadar dağılmış aileleri daha
fazla dağıtmadan, bir arada tutabilmenin en önemli
yolu bu çadırlardan geçiyor. O nedenle bölgede ciddi
Hükümet, Alevilerin kanayan
yarasına neşter vuruyor
ADıYAMAn/MAlAtYA HAKAn FURKAn / VolKAn KAşİK - Bazı Alevi derneklerinin temsilcileri ve kanaat
önderleri, Başbakan Ahmet
Davutoğlu tarafından açıklanan
64. Hükümet 2016 Yılı Eylem
Planı'nda ilk 3 ayda hayata
geçirilecek çalışmalar arasında
"cemevlerine yasal statü tanınması" konusunun yer almasını
memnuniyetle karşıladı.
Hacı Bektaş Veli Kültür
Merkezi Vakfı Genel Başkanı
Hasan Meşeli, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Hükümet
Eylem Planı'nda cemevleriyle
ilgili sorunun yer almasını ve
bu konuda çalışma yapılacak
olmasını olumlu karşıladıklarını
söyledi.
Alevilerin dinsel, inanç, sosyal ve kültürel açıdan bazı
sorunlarının bulunduğunu belirten Meşeli, bin yıllık bu problemlerin bugüne kadar çözülemediğini ifade etti.
Alevilerle ilgili daha önce
çok sayıda çalıştay ve toplantılar düzenlendiğini hatırlatan
Meşeli, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasını defalarca
dile getirdiklerini ancak hiçbir
sonuç çıkmadığını dile getirdi.
"HÜKÜMEt İçİn
BÜYÜK BİR FıRSAt"
Meşeli, cemevleri konusunda
diğer partilerin de birtakım
çalışmaları olduğunun altını
çizerek, şunları kaydetti:
"Onlara da teşekkür ediyoruz
ancak AK Parti tek başına bir
hükümet. Bu hükümetin
Alevilerin cemevleri ile ilgili
Anadolu'nun bin yıllık tarihindeki kanayan bu yaraya neşter
vurmaları, Alevilerin bu taleple-
Büyükşahin, Alevilerin kendi
inançları doğrultusunda hizmet
verilmesini beklediklerini ifade
ederek, demokrasi istenilen
ülkede herkese inançları doğrultusunda hizmet verilmesi gerektiğini vurguladı.
"Sayın Başbakan Ahmet
Davutoğlu, cemevlerinin resmi
statüye kavuşturulması için
konuşmalar yaptı. Elbette bunu
biz de çok istiyoruz" diyen
Büyükşahin, "Cemevleri resmi
statüye kavuşturulursa daha iyi
"tAKDİR VE
SEVİnçlE
KARşılıYoRUZ"
Hamsiden yapılan suşi
ve kokoreç ilgi gördü
SİnoP - Sinop Üniversitesi Öğrenci Konseyince
düzenlenen şölende, ızgarada pişirilen yaklaşık 1,5 ton
hamsi öğrenciler tarafından kısa sürede tüketildi.
Şölende hamsiden yapılan suşi ve kokoreç rağbet
gördü.
Fen Edebiyat Fakültesi Yerleşkesinde kurulan ızgaralarda pişen hamsi için uzun kuyruklar oluştu.
Protokol üyeleri, akademisyen, personel ve çok sayıda
öğrencinin katılımıyla yapılan şölende, yaklaşık 1,5 ton
hamsi tüketildi. Öğrenciler, çalan müzikler eşliğinde
horon ve kolbastı oynadı.
Şölende en fazla ilgiyi ise Sinop Üniversitesi Su
Ürünleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Bengünur
Çorapcı tarafından haşlanmış hamsiden yapılan suşi ve
kokoreç gördü. Yapılan suşiden tatmak isteyen öğrencilerin zaman zaman yemek çubuklarını tutmakta zorluk çektikleri görüldü.
Çorapcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hazırladıkları suşi ve kokoreç ile hamsi şölenine katkı sunmak istediklerini söyledi.
Özellikle suşinin Türkiye'de fazla tüketilen bir
yemek olmadığını anımsatan Çorapcı, "Biz hamsiyi
haşlayarak suşini yapmak istedik. Aynı zamanda yine
kokorecini yaptık. Tadan öğrencilerimiz çok beğendi.
Gösterilen ilgiden oldukça memnun kaldık" dedi.(AA)
anlamda çadıra da ihtiyacımız var."
Kampta 3 öğün sıcak yemek verileceğini, aynı
zamanda çocukların eğitimi için okullar oluşturulacağını anlatan Dede, bu okullarda Türkmen ve Suriyeli
eğitimcilerin görev alacağını belirtti.
Türk halkının Suriyeliler ve Bayırbucak
Türkmenlerine yardım konusunda gösterdiği duyarlılığa dikkati çeken Dede, 5 yıldır aralıksız sürdürülen
yardım çalışmalarının, her geçen gün büyük özveriyle
artırıldığını vurguladı.
Dede, savaştan kaçıp yaşam mücadelesi veren bu
insanlara yardım konusunda hiç kimsenin çekimser
davranmadığını, bundan mutluluk duyduklarını sözlerine ekledi.
(AA)
Başbakan Davutoğlu'nun
Alevilerle ilgili açıkladığı konuları büyük bir memnuniyetle,
takdir ve sevinçle karşıladıklarını vurgulayan Meşeli, şöyle
konuştu:
"Hükümetin eylem planına
cemevlerinin de dahil edilmesi
bizleri gerçekten mutlu etti.
Bundan dolayı büyük bir sevinç
duymaktayız. Aleviler, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'ün laik,
sosyal, hukuk devleti kavramına son derece bağlıdır. Aleviler,
milli birlik ve beraberlikten
yanadırlar. Bu topraklarda yaşayan insanlar, inansın inanmasın,
laiklik lütfu adı altında mili birlik ve beraberliği oluşturmak
mecburiyetindeyiz."
Meşeli, cemevlerine yasal
statü verilmesi konusunun uzun
yıllardır dillerde olduğunu
anımsattı.
Cemevlerinin, Anadolu'nun
bin yıllık tarihinde kanayan bir
yara olduğuna işaret eden
Meşeli, "Bu, bugüne kadar hiçbir Cumhuriyet hükümetlerine
nasip olmadı. Bu yapılırsa
Türkiye'de devrim, güzel bir
açılım olur. Alevi kardeşlerimizin manevi dünyasına güzellik
getirir, Türkiye'de milli birlik ve
beraberlik sağlanır" dedi.
Alevi dedesi Ali Büyükşahin, hükümet eylem planında verilen
sözün 3 ay içinde tamamlanacak öncelikli konular arasında yer
aldığını görmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
rinin makul ölçüler içerisinde
kabul edilmesi, irfan merkezleri
değil de cemevleri adı altında
bunların faaliyete geçirilmesi,
yasal statüye kavuşturulmasıyla
bizler daha büyük mutluluk ve
huzura kavuşacağız. Bu, hükümet için büyük bir fırsattır. Bu,
Cumhuriyet hükümetleri döneminde bir devrim olarak sayılmaktadır. Alevilerin kanayan bu
yarasına neşter vurulup cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını canı gönülden temenni ediyoruz."
olur çünkü Aleviler bu ülkenin
yurttaşıdır, vatandaşıdır ve bu
ülkeye hizmet vermektedir" ifadesini kullandı.
"çÖZÜM İçİn ADıM
AtılMASı ÖnEMlİ"
Alevi kanaat önderi Hasan
Doğan ise cemevleri konusunun
Cumhuriyet tarihinde çok geç
kalınmış, çözümü geç ele alınmış bir konu olduğunu söyledi.
Hükümetin eylem planında
"cemevlerine yasal statü verilmesi" konusunun ele alınması"AlEVİlER BU
nın önemine dikkati çeken
ÜlKEnİn
Doğan, "Sorunun ele alınması
YURttAşıDıR"
ve çözümü için adım atılması
önemli. Benim verdiğim verAlevi dedesi Ali Büyükşahin giyle eğer Sünni vatandaşlarıde hükümet eylem planında
mızın bu anlamda talepleri karverilen sözün 3 ay içinde
şılanıyorsa, ibadethanesine belli
tamamlanacak öncelikli konular ödenekler ayrılıyorsa, bir Alevi
arasında yer aldığını görmekten olarak ben de vergi veriyorum
duydukları memnuniyeti dile
ve bu vergimden ben de inançgetirdi.
sal bazda bunun karşılığını bizAlevilerin çok sayıda sorunu ler de almak istiyoruz" değerbulunduğunu belirten
lendirmesinde bulundu. (AA)
Üniversite
öğrencisi "
" yaptı
KARABÜK- AHMEt ÖZlER - Karabük
Üniversitesi (KBÜ) Elektrik Elektronik Bölümü öğrencisi Mustafa Türkcan, Mevlana Celaleddin Rumi'nin
742. Vuslat Yıl Dönümü dolayısıyla sema gösterisi
yapan robot tasarladı.
KBÜ Proje Tasarım ve Geliştirme Kulübü üyesi
Türkcan, üç arkadaşının yardımıyla 3 günlük çalışmanın
sonunda geliştirdikleri yazılım sayesinde 30 santimetre
boyunda "semazen robot" yaptı.
Mevlevi kıyafetleriyle donatılan ve başına sikke
konulan robot, cep telefonuyla uzaktan kumanda edilebiliyor ve 5 dakika boyunca eğilerek selam verdikten
sonra gösteri sunabiliyor.
Türkcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robotun
Mevlana'nın 742. Vuslat Yıl Dönümü dolayısıyla kentteki etkinliklerde gösteri sunacağını söyledi.
Robotları
çoğaltıp, yazılım sayesinde
çeşitli figürleri
de ekleyerek
özel gösteri
grubu yapmayı planladıklarını ifade eden
Türkcan,
"Mevlana
Celaleddin
Rumi'nin
Vuslat Yıl
Dönümü dolayısıyla böyle bir robot yapmayı planladık.
Robotu yaparken elektrik dersinden öğrendiğimiz teknikleri uyguladık" diye konuştu.
"nEDEn DAHA BÜYÜğÜ olMASın"
Robot için herhangi bir bütçe ayırmadıklarını ve robotu hurda parçaları toplayarak ürettiklerini anlatan
Türkcan, "Robotumuzda 6 motor var. Bu motorları
kendi tasarladığımız kart sayesinde beli bir hareketler
çizelgesi doğrultusunda yönlendiriyoruz. Başladığımız
bu çalışmada, robot sayısını artırarak 'semazen robotlarla' gösteri yapmayı planlıyoruz. Bizim Proje Tasarım ve
Geliştirme Kulübü olarak bazı çalışmalarımız var.
'Neden daha büyüğü olmasın?' diye düşünüyoruz.
Karabük Üniversitesi bize güzel imkanlar sunuyor" ifadelerini kullandı. (AA)
8
26 Aralık 2015 Cumartesi
5 yabancı şirketten
3'ü İstanbul'da
ANKARA - AYŞENUR SAĞLAM - Türkiye'de faaliyet
gösteren 46 bin 251 uluslararası sermayeli şirketin yüzde 60'ı
İstanbul'da bulunuyor.
AA muhabirinin Ekonomi Bakanlığı verilerinden derlediği
bilgilere göre, 2015 yılı ekim ayı sonu itibarıyla kurulan
uluslararası sermayeli şirket ve şube sayısı 39 bin 806'ya ulaşırken, 6 bin 445 yerli sermayeli şirkete de uluslararası sermaye iştiraki gerçekleşti. Böylece Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası sermayeli şirket sayısı 46 bin 251'e yükseldi.
Uluslararası sermayeli şirketlerin, başta toptan ve perakende ticaret olmak üzere gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri
ile imalat sanayi sektörlerinde faaliyette bulundukları görüldü. İmalat sanayinde faaliyette bulunan uluslararası sermayeli
şirketlerde kimyasal madde ve ürünleri imalatı ilk sırada yer
alırken, bunu tekstil ürünleri imalatı, gıda ürünleri, içecek,
tütün imalatı ile makine ve teçhizat imalatı takip etti.
Bu dönemde AB ülkeleri ortaklı girişimlerin sayısı 20 bin
429'a ulaştı. AB ülkelerinin ortak olduğu uluslararası sermayeli şirketler arasında Almanya 6 bin 399 şirketle başı çekerken, bu ülkeyi 2 bin 890 şirketle İngiltere, 2 bin 564 şirketle
Hollanda ve bin 292 şirketle İtalya takip etti.
Söz konusu şirketlerin illere göre dağılımına bakıldığında,
İstanbul 27 bin 882 yabancı ortaklı şirketle ilk sırada yer alırken, bu ili 4 bin 649 şirketle Antalya, 2 bin 652 şirketle
Ankara, 2 bin 209 şirketle İzmir, bin 565 şirketle Muğla, bin
298 şirketle Mersin, 784 şirketle Gaziantep, 639 şirketle
Bursa, 614 şirketle Aydın, 487 şirketle Hatay izledi. Diğer
illerdeki uluslararası sermayeli şirket sayısının toplamı ise 3
bin 472 oldu.
İstanbul'daki uluslararası sermayeli şirketlerin 10 bin 751'i
toptan ve perakende ticaret, 4 bin 636'sı gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 3 bin 673'ü imalat sanayi, 2 bin 816'sı
ise ulaştırma, haberleşme ve depolama hizmetleri sektöründe
faaliyet gösteriyor. (AA)
EKONOMİ
Türkiye’de 11 ayda
1,15 milyon konut satıldı
İSTANBUL - HÜSEYİN DEMİR Türkiye genelinde bu yılın 11 ayında
toplam 1 milyon 146 bin 721 konut
satıldı. 11 aylık konut satışı, geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde 11,25
arttı.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik
Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği
bilgilere göre, 2015 Ocak-Kasım
döneminde konut satışları bakımından
İstanbul ve Ankara diğer illere büyük
fark attı.
Söz konusu dönemde, Türkiye'nin
en fazla nüfusa sahip kenti İstanbul'da
213 bin 172 konut satılırken, bu
rakam başkent Ankara'da 130 bin 491
olarak gerçekleşti. Türkiye'nin nüfusu
en kalabalık 3. ili İzmir'de ise aynı
dönemde 69 bin 451 konut satıldı.
Antalya, Bursa ve Mersin'de de toplam 134 bin 430 konut yeni sahibini
buldu.
Bu dönemde en az konut satışı yapılan iller ise toplam 800 ile Hakkari,
Ardahan ve Bayburt olurken, Muş,
Tunceli, Şırnak ve Bitlis'te toplam 3
bin 439 konut satışı yapıldı.
SADEcE 5 İLDE KoNUT SATıŞı AzALDı
Bu yılın 11 ayında, geçen yılın aynı dönemine
göre sadece 5 ilde konut satışı azaldı. Hakkari,
Bayburt, Tunceli, Kırşehir ve Nevşehir dışındaki
bütün illerde konut satışları artış gösterdi. Yüzde
141,39 ile en fazla artışın görüldüğü Bingöl'de
Ocak-Kasım 2014 döneminde 459 olan konut
satışı, bu yılın aynı döneminde bin 108'e çıktı.
Bingöl'ü yüzde 57,98 ile Gümüşhane, yüzde
51,89 ile Bartın, yüzde 41,05 ile Muş ve
yüzde 38,82 ile Sivas izledi.
Konut satışları en fazla Hakkari'de
düştü. Yüzde 34,71'lik düşüşün kaydedildiği Hakkari'de geçen yılın 11 ayında 193
konut satılırken, 2015'in aynı döneminde bu
rakam 126'ya geriledi.
Türkiye genelinde 2015 yılının 11 ayında toplam 1 milyon 146 bin 721 konut satıldı. Birçok
yeni konut projesinin hayata geçmesiyle hareketlenen sektörde 11 aylık konut satışı, 1 milyon 30
bin 715 konutun satıldığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,25 yükseldi.
JANDARMA EĞİTİM KOMUTANLIĞI ŞEHİT KORGENERAL İSMAİL SELEN KIŞLASI ISI MERKEZLERİ VE KLİMA
SANTRALLERİNİN 2016 YILI 12 AYLIK PERİYODİK BAKIM VE ONARIMLARININ YAPILMASI
JANDARMA EĞİTİM KOMUTANLIĞI İÇİŞLERİ BAKANLIĞI JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
Jandarma Eğitim Komutanlığı Şehit Korgeneral İsmail SELEN Kışlası Isı Merkezleri ve Klima
Santrallerinin 2016 Yılı 12 Aylık Periyodik Bakım ve Onarımlarının Yapılması Hizmet Alımı
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2015/177142
1-İdarenin
a) Adresi : AHLATLIBEL MAH. INCEK BULVARI 06835 BEYTEPE ÇANKAYA/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3124644341 - 3124644345
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : 181 Kalem 949 Adet Muhtelif Makine ve Ekipman
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : J.Eğt.K.lığı Şehit Korgeneral İsmail SELEN Kışlası Beytepe/Ankara
c) Süresi : İşe başlama tarihinden itibaren 350(Üçyüzelli) gündür
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : JANDARMA EĞİTİM KOMUTANLIĞI İHALE KOMİSYON BAŞKANLIĞI BEYTEPE/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 19.01.2016 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak
kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili
meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya
kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları
ile tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu
bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü
göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin alt yüklenicilere yaptırmayı düşündükleri işlere ait listeyi, teklif eki olarak tekliflerine dahil edeceklerdir.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası
bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya serbest muhasebeci, yeminli mali müşavir
ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve
düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.2.1 Bankalardan temin edilecek belgeler:
Teklif edilen bedelin %10 dan az olmamak üzere istekli tarafından belirlenecek tutarda bankalar
nezdindeki kullanılmamış nakdi veya gayrinakdi kredisini ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan
mevduatını gösterir banka referans mektubu,
Bu kriter mevduat ve kredi tutarları toplanmak ya da birden fazla banka referans mektubu sunularak sağlanabilir.
4.2.2. İsteklinin ihalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya eşdeğer belgeleri:
a) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olan istekliler yıl sonu bilançosunu veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini,
b) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olmayan istekliler, yıl sonu
bilançosunu veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini ya da bu kriterlerin sağlandığını göstermek üzere serbest muhasebeci, yeminli mali müşavir veya serbest
muhasebeci mali müşavir tarafından standart forma uygun olarak düzenlenen belgeyi sunar,
Sunulan bilanço veya eşdeğer belgelerde;
a) Cari oranın (dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar) en az 0,75 olması,
b) Öz kaynak oranının (öz kaynaklar/ toplam aktif) en az 0,15 olması,
c) Kısa vadeli banka borçlarının öz kaynaklara oranının 0,50’den küçük olması, yeterlik kriterleridir ve bu üç kriter birlikte aranır.
Yukarıda belirtilen kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabi-
lirler. Bu takdirde, son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin
sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
Serbest meslek erbabının vereceği, ilgili mevzuatına göre düzenlenmiş ve onaylanmış serbest
meslek kazanç defteri özetinde gösterilen değerlere göre, son yıla ait toplam gelirin toplam
gidere oranının veya son iki yıla ait gelir ve giderlerin parasal tutarlarının ortalaması üzerinden
bulunacak oranın en az (1,25) olması şartı aranır. Serbest meslek kazanç defteri özetinin serbest muhasebeci, yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir ya da vergi dairesince onaylı olması gerekir.
İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait belgelerini
sunmayanlar, iki önceki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini sunabilirler. Bu durumda,
belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp
sağlanmadığına bakılır.
4.2.3. İş hacmini gösteren belgeler:
a) İhalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait toplam ciroyu gösteren gelir tablosu,
b) Taahhüt altında devam eden hizmet işlerinin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen hizmet
işlerinin parasal tutarını gösteren, ihalenin yapıldığı yıldan önceki yılda düzenlenmiş faturalar,
Bu belgelerden birinin sunulması yeterlidir.
Toplam cironun teklif edilen bedelin %25'inden , taahhüt altında devam eden işlerin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen işlerin parasal tutarının ise teklif edilen bedelin %15'inden az olmaması gerekir. Bu kriterlerden herhangi birini sağlayan ve sağladığı kritere ilişkin belgeyi sunan
istekli yeterli kabul edilir.
Bu kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu takdirde
son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanamadığına bakılır.
Yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait gelir tablosunu sunmayanlar, iki önceki
yılın gelir tablosunu sunabilirler. Bu gelir tablosunun yeterlik kriterini sağlayamaması halinde,
iki önceki yılın ve üç önceki yılın gelir tabloları sunulabilir. Bu durumda, gelir tabloları sunulan
yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına
bakılır.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif
edilen bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş
deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1.
a) Isı Merkezlerinin ( Doğalgazlı kalorifer kazanları, doğalgazlı brülörler, bina/yangın hidraforları, su arıtma cihazları ve bu cihaz ve sistemlere ait ek donanımlar, Isı Merkezi Otomasyon
Sistemleri) yedek parçasız periyodik bakım ve/veya onarım hizmetleri ile temin, montaj ve/veya
işletmeye alma yapılması,
b) Klima Santrallerinin (Soğutma ve/veya Isıtma Grupları) yedek parçasız periyodik bakım
ve/veya onarım hizmetleri ile temin, montaj ve/veya işletmeye alma yapılması, işleri benzer iş
olarak kabul edilecektir.
Yukarıda sayılan işler birlikte veya ayrı ayrı benzer iş olarak kabul edilebilecektir.
5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 10 TRY (Türk Lirası) karşılığı J.EĞT.
K.LIĞI BEYTEPE/ANKARA [1 NU.LI NİZAMİYE KARAKOL KOMUTANLIĞI, TEL NU:0.312 464
4450, 0.312 464 4456,] adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden eimza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar JANDARMA EĞİTİM KOMUTANLIĞI İHALE KOMİSYON
BAŞKANLIĞI BEYTEPE/ANKARA adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli
taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, götürü bedel üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu, ihale üzerine bırakılan istekliyle toplam bedel üzerinden götürü bedel sözleşme imzalanacaktır. Bu ihalede, işin
tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda
geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (doksan) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 212077 (www.bik.gov.tr)
EKONOMİ
26 Aralık 2015 Cumartesi
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
YORGAN
Bir atasözümüz vardır, herkesin bildiği;
“Ayağını yorganına göre uzat”.
Ta çocukluğumdan beri duymakta idim.
Bir meslek sahibi olup, yuvamı kurduğumda,
uygulamaya koyuldum mecburen…
Ama nafile.
Ne ettiysem, yorgan hep kısa geldi.
Oysa ki, benim boyum hiç değişmiyordu.
Ah şu piyasa denilen şey yok mu?
Ne hınzırdır bilseniz o…
Meslek hayatımın yarıdan fazlası,
memuriyette geçti.
Maaşıma gelecek zamları dört gözle beklerdim.
Fakat, o hınzır piyasa daha önce harekete
geçer,
alacağımız zammın önünü keserdi.
Umutla bekleyişimiz de mum gibi sönerdi.
Memurken de, emekliyken de bu rekabet bitmedi gitti.
İsteğime uygun giyemez, istediğimizi yiyemezdik.
Genç bir memur iken bir şiirimde demişim ki;
Memurum cebim delik,
Ayın biri zenginik,
İkisi yok metelik,
Hiç dinmez benim sızım.
Bakkal yapışır yakama,
Kasabın satırı kafama,
İnecek belki ama
Zaten sıkılıyor boğazım
Halil Soyuer üstadın şu dörtlüğü de aklımdan
çıkmaz;
Hem yazlıkla, hem kışlıkla,
Gezdik perişan kılıkla,
Dünya diye yanlışlıkla
Kör bir kuyuya gelmişiz.
Yorgan diyorum da, hiç yorgancı demiyorum.
Sahi yorgancı neden böyle yapıyor?
Yorganı insanın boyuna posuna uygun yapamazlar mı?
Onu biraz kısa dikmekle ellerine geçiyor?
Neye yarıyor bu?
Bize eziyet etmekten başka…
bakan Işık,
kocaeli'deki
yatırımları inceledi
KOcAeLi - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık, Kocaeli'de devam eden projelerin acilen
sonlandırılması talimatını verdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Işık,
Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, AK Parti
Kocaeli milletvekilleri, Kocaeli Büyükşehir Belediye
Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, TOKİ Başkanı
Mehmet Ergün Turan ve Karayolları Genel Müdürü
İsmail Kartal ile Kocaeli'deki yatırımları inceledi.
Işık, devam eden projelerin acilen sonlandırılması
talimatı verirken, kente yeni sosyal alanlarının kazandırılması, vatandaşların rahat edeceği yeşil alan ve
parkların yeni dönemde projelendirilmesini istedi.
Seçim öncesi kente dair dile getirilen vaatlerin
hayata geçirilmesinin önemini vurgulayan Işık,
"Daha yaşanabilir Kocaeli için seferber oluyoruz. Bu
amaçla kentin yöneticileri de azimle çalışıyor.
Kentimizdeki mevcut yatırımları hızla sonlandırırken
yeni projeleri hayata geçiriyoruz" ifadesini kullandı.
TOKİ'nin yürüttüğü şehir stadı, hastaneler, gençlik
merkezleri ve okullar gibi çalışmaların son durumlarının da ele alındığı toplantıda, Yalova ve Kocaeli'yi
yakından ilgilendiren Güney Otoyolu Projesi detaylarıyla irdelendi.
Güney Otoyolunun Karamürsel, Gölcük, Başiskele
ve Kartepe ilçelerinin yerleşim yerlerinden geçmemesi için yol güzergahının yeniden düzenlendiği toplantıda, Kandıra-İzmit ve Kandıra-Kaynarca duble yollarıyla trafiği rahatlatacak köprülü kavşak çalışmaları
hakkında da Bakan Işık'a bilgi sunuldu. (AA)
9
Antalya'da 3 otel ve 1 hastaneye
“
” ödülü verildi
ANTALYA - Antalya'da üç otel ve bir hastaneye
"Beyaz Bayrak Gıda Güvenliği" ödülü verildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün "Gıda
Güvenliği Eylem Kurulu Toplantısı", müdürlük konferans salonunda yapıldı.
Toplantıda, Gıda Güvenliği Eylem Kurulu'nun 2015
yılında yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Gıda,
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ahmet Dallı, gıda
denetim sayısında geçen yıla göre yüzde 25 artış kaydedildiğini söyledi.
Bu yıl 27 bin gıda denetimi yapıldığını ve 501 idari
para cezası düzenlendiğini anlatan Dallı, denetimler
çerçevesinde 2 bin 377 konaklama tesisinin denetlendiğini ve 56'sına idari para cezası verildiğini bildirdi.
Dallı, yabancı konukların şikayetleri için 174 hattında
iki yabancı dil bilen personel istihdamı sağlandığını
vurguladı.
Alkolle hem sahte hem de kaçak içki faaliyetleriyle
ilgili güvenlik güçleriyle denetimler yaptıklarını ifade
eden Dallı, bu yıl 4 bin 278 alkollü içki denetimi gerçekleştirildiğini söyledi. Dallı, bu yıl yürütülen sıkı
denetimler neticesinde alkollü içkilerde kaçak ürünle
karşılaşmadıklarını da dile getirdi.
Okul kantinleri konusunda çok hassas olduklarını
kaydeden Dallı, Okul Kantinleri Hijyen Yönetmeliği
çerçevesinde bin 192 denetim yapıldığını ve 45 okul
kantinine idari para cezası verildiğini bildirdi.
Pestisitle ilgili hasat öncesi ve sonrası piyasa denetim
mekanizması bulunduğunu anlatan Dallı, hasat öncesi
bin 126, ihracat ve hasat sonrasında da 5 bin 96 numuneyi incelediklerini ve 222 idari para cezası uygulandığını söyledi.
"BeYAz BAYRAK
müRAcAATıNdA AzALmA vAR"
Toplantıda konuşan Antalya Vali Yardımcısı Halil
Serdar Cevheroğlu da 2015 yılında Beyaz Bayrak
müracaatında azalma bulunduğunu, bunun Antalya için
iyi bir konu olmadığını söyledi.
Beyaz Bayrak'ı çok önemsediklerini ifade eden
Cevheroğlu, şöyle konuştu:
"Sizlerin de önemsemesini özellikle istirham ediyo-
rum. Beyaz Bayrak bir marka, bir kalite sembolüdür.
Bu anlamda Antalya'da bu müesseselerin sayısının artması lazım. Yemek yediğiniz yerde, dondurma aldığınız
dondurmacıda, pasta yediğiniz pastanede ve alışverişinizde mutlaka bakın. Beyaz Bayrak resmi bir belgedir.
Kişiye herhangi bir bedeli yoktur. Biz kimseye 'Kamu
adına sana Beyaz Bayrak verelim, seni hijyen ilan edelim' diyemeyiz. Kurumların bize başvurması lazım.
Eskiden işletmelerde 'Müşteri velinimetimizdir' yazardı.
Bunları yönlendirecek müşterilerdir. Antalya'da Beyaz
Bayrak'ın daha yaygın olması ve daha istenir hale gelmesi lazım. Beyaz Bayrak gördüğünüz yerlere güvenin.
Ben kendi adıma güveniyorum, oralardan alışveriş
yapıyorum."
OTeLLeR iLe hAsTANeYe
"BeYAz BAYRAK"
Toplantının ardından düzenlenen törende Mardan
Palace, Side Sungate Otel, Mary Palace Resort&SPA
ve Özel Dünya Göz Hastanesine "Beyaz Bayrak Gıda
Güvenliği" ödülü verildi.
İşletme yetkililerine "Beyaz Bayrak"larını veren Vali
Yardımcısı Cevheroğlu, "Bu bayrak verilmiş bir hak
değil, hep beyaz kalsın" dedi.
BeYAz BAYRAK NediR?
Antalya Valiliğinin onayı ile 6 Ocak 2006 tarihinden
itibaren uygulamaya konulmuş Beyaz Bayrak Gıda
Güvenliği ödülü ile teknik, hijyenik yönden gıda mevzuatında belirtilen koşullara özenle uyan gıda iş yerlerini valilik adına belgelendirerek ödüllendirmek, bu işletmeleri halka duyurmak ve diğer iş yerlerini daha iyi
koşulları sağlamaya teşvik etmek amaçlanıyor.
Antalya'da faaliyet gösteren restoran, kafe, otel, pastane, yemekhane gibi toplu tüketim yerleri ödül kapsamında bulunuyor, gıda üretim ve satış yerleri kapsam
dışında tutuluyor.
Tüketici derneklerinden
"yalancı indirim" uyarısı
sAKARYA - ONUR ORhAN - Tüketici
derneklerinin yetkilileri, "yılbaşına özel indirim" adı altında müşteri çekip mevcut fiyat
üzerinden satış yapanlara karşı vatandaşları
uyardı.
Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER)
Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı bankaların SMS
yoluyla tüketicilere faizli ve faizsiz kredi
imkanı sunduklarını söyledi.
Fırsat gibi gözüken bu kredilerin aslında
2016 yılı boyunca tüketiciye kabus yaşatabileceğini savunan Ağaoğlu, "Bunu yapmak
yerine tüketiciler geçmiş yılın muhasebesini
yapıp hane halkı bütçesinde özellikle ne tür
harcamalar yapıldığını, bunların hangilerinin
gerçekten yerinde olduğunu, kredi kartı ve
diğer borç miktarını gözden geçirmesinde
yarar vardır. Böylelikle çoğu tüketici görecektir ki 2016'da borçlanmak bir yana, eski
borçları ödemek için bile ciddi külfete katlanma ihtiyacı ortadadır" ifadelerini kullandı.
Yılbaşı tatilinin 31 Aralık Perşembe günü
öğleden itibaren başlayacağını anımsatan
Ağaoğlu, "Hafta sonunu da ekleyip bunu 3-4
günlük tatil olarak kullanacak kişilerin borçlanarak yılbaşını güzel geçirmeleri durumunda bütün yıl boyunca bu borcu ödemek için
sıkıntı çekeceklerini gözardı etmemeleri gerekir. Bunun için vatandaşlar, bütçelerini dikkate alarak tatil planlarını buna göre yapmalı,
bütçeleri el vermiyorsa evlerinde sevdikleriyle birlikte yılbaşı gecesini geçirmelerini öneriyoruz" dedi.
"YALANcı iNdiRimLeRe
diKKAT ediN"
Ağaoğlu, 100 bin liraya varan banka kredilerinin yanında bir de "yalancı indirimler"
olduğuna dikkati çekerek, bunların tüketimi
teşvik ederek ihtiyaç fazlası pek çok harcamaya sebep olduğunu belirtti.
Alışveriş merkezlerinde özellikle "3 al, 2
öde" şeklinde indirim ve taksit kampanyalarının "tuzak" niteliğinde olabileceğini dile getiren Ağaoğlu, bunun gözardı edilmemesi
gerektiğini söyledi.
Ağaoğlu, şunları kaydetti:
"Böylelikle tüketiciler borçlarını artırıyor
ama lüzumsuz eşyayla evlerini dolduruyorlar.
Bankalar, kredi kartı komisyon gelirlerini
yükseltiyor, satıcılar da stoklarını eritiyorlar.
Tüketiciler, ihtiyaç fazlası ürünleri satın
almaktan uzak durmalı, ihtiyaçlarını satın
almadan önce mutlaka gerçekten gerekli olup
olmadığını düşünmeli ve piyasada mukayeseli araştırma yapmalılar. Yılbaşı kredilerine
güvenip hesapsızca harcama yapmak, hele ki
kredi kartının, yani plastik paranın cazibesine
kanıp 'nasılsa taksitle bunu öderim' diye
düşünmek tüketicilerin geleceklerini ipotek
altına almaktan başka bir şey değildir. 2016
yılını huzurlu geçirmek isteyenler borçlanmaktan kaçınsınlar."
Ağaoğlu, bazı mağazaların "özel yılbaşı
indirimi" diye 100 liralık ürünü önce 250
liraya yükselttiğini, daha sonra yüzde 50 indirim yaparak hedeflediği fiyat üzerinden satış
yaptığına işaret ederek, "Bizler de 'nasılsa
taksit, özel indirim, mağaza kartına yüzde 50
indirim var' diyerek alışveriş yapıyoruz. 250
lira yaptığı 100 liralık ürün 125'e düşüyor.
Burada da 'yüzde 20 indirim var' diyor, 125
liranın yüzde 20'sini indiğin zaman gerçek
fiyatı olan 100 liraya alıyorsunuz ama bu
yüksek indirimli aldığımızı zannettiğimiz
ürün, önümüze konan bu cazip önerilerden
ötürü gerçekten ihtiyacımız mı değil mi, onu
da fazla düşünmüyoruz. Bu 'yalancı indirimlere' kanmayın, kredilerden ve borçlanmaktan
uzak durun" şeklinde konuştu. (AA)
dÖviz KURLARı
DOLAR
2.9250
EURO
3.2030
-
TİSK ve TÜRK-İŞ’ten ortak
asgari ücret açıklaması:
“Pirimler indirilmeli”
ANKARA - Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu
(TİSK) ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ)
asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılması çalışmalarına yönelik
yaptıkları ortak açıklamada, işsizlik sigortası ve Sosyal Güvenlik
Kurumu (SGK) primlerinde indirimler yapılmasının isabetli olacağını bildirdi.
TİSK ve TÜRK-İŞ tarafından yapılan yazılı açıklamada, 64.
Hükümet Programı'nda yer alan taahhüt doğrultusunda, 1 Ocak
2016 tarihinden itibaren aylık asgari ücretin net bin 300 liraya
yükseltilmesi çalışmasının Asgari Ücret Tespit Komisyonuna
önerildiği hatırlatıldı.
İşçi kesimi temsilcilerinin, söz konusu tutarı görüşmelerde başlangıç olması bakımından olumlu karşıladığına dikkat çekilen
açıklamada, "İşveren kesimi temsilcileri ise söz konusu artışın
işverene getireceği ilave maliyetin yaratacağı etkiler konusundaki
endişelerini dile getirerek, işçiye ödenecek net tutarın değil, işveren üzerine gelecek ilave maliyet yükünün azaltılmasını talep
etmiştir" ifadesi kullanıldı.
Bu çerçevede, gerek işsizlik sigortası primlerinde gerek SGK
primlerinde indirimler yapılmasının isabetli olacağının altı çizilen
açıklamada, tespit edilecek brüt asgari ücretin işçiye ödenecek
net tutarında yılın ilerleyen aylarında gelir vergisi kesintisi nedeniyle azalma olmamasının sağlanması gerektiği belirtildi.
Bu kapsamda, asgari geçim indiriminin asgari ücret seviyesine
getirilmesi ve vergi oranları ile gelir vergisi tarifesinde ücretli
çalışanlar için iyileştirmeler yapılmasının olumlu olacağının ifade
edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Yapılacak bu düzenlemeler, asgari ücret artışının ücret kademelerini daraltması nedeniyle iş yerlerinde ortaya çıkabilecek
huzursuzluğu ve verim düşüklüğünü de önleyecektir. Asgari
ücret artışıyla birlikte, mevcut mevzuata göre işçi ve işverenin
devlete yapacağı vergi ve prim ödemelerinde ortaya çıkacak
ilave artışların çalışma hayatına ve ekonomiye olumsuz yansımasının önüne geçilmelidir. TİSK ve TÜRK-İŞ olarak, sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyümenin sağlanması ortak amacımızdır. Ülkemizdeki istihdamın artırılması ve sosyal politikalarla
desteklenmesi, çalışma barışının sürdürülmesi için asgari ücret
artışından kaynaklanacak vergi ve prim yükü artışlarının önemli
ölçüde azaltılmasını devletimizden bekliyoruz." (AA)
ALTıN FiYATLARı
GRAM ALTIN
101.5400
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
26 Aralık 2015 Cumartesi
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
ULTRAKİTAP
Okumak, yazının icadı ile başlamıştır.
Yaklaşık 5000 yıldır yazı, gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Her uygarlık kendi yazısını geliştirmiştir. Yazının gelişmesi ile kağıt da
geliştirilmiş ve bugün 2000 yıldan bu yana
uygarlıklar serüveni içinde kitap ortaya çıkmıştır.
Yazıyı icad edenler ve bunu kullanmak
isteyenler; öncelikle yapraklara, taşa, duvara, kemik parçalarına, deri üzerine yazıyorlardı. Önce papirüs kağıt görevi gördü,
sonra Çin uygarlığı kağıdı icad etti. Kağıt da
kitap kavramını ortaya çıkardı.
İletişimin çok gelişkin olduğu günümüzde ve çağımızda kitap halâ etkisini ve fonksiyonunu devam ettirmektedir.
Kağıt, yazı, mürekkep, matbaa ve yazar
buluşması; kitabın önemini devam ettirmektedir. Gerçi her türlü bilgiyi günümüzde,
internet kanalıyla elde etmek mümkündür
ama halâ kitabın okuma zevkini ve de güvenirliğini sağlayamamaktadır.
Kitap, deyince aklımıza kağıdın üzerindeki yazılar geliyor. Oysaki bizim hayalimizdeki
bir gün icad edileceğini düşündüğümüz
“Ultrakitap” var. Ultrakitap nasıl bir buluştur? Biraz bu buluştan söz etmek istiyorum.
Ultrakitabın boyutları, bugünkü kitaplardan farklı değil. 13x19 cm, 16x24 cm ve
benzeri boyutlardadır. Hatta bu boyutlardan
da küçük hale getirilebilir.
Ultrakitapta, bildiğimiz sentetik veya sellülozik maddelerden üretilmiş kağıt yok.
Kağıtlar şeffaf, ince asetat ve plastik ham
maddeden üretilmiş olabilir. Veya daha
değişik bir hammadde kullanılabilir. Ama
kesinlikle bu hammadde madeni ve metal
değildir, olmamalıdır.
Ultrakitabın kapağı yine metalden ve
kağıt hammaddelerden üretilmiş kapak
değildir. Ama kapak hafif, sağlam ve güvenilir bir kimyasal maddeden üretilmiştir.
Ultrakitabın üst kapağının sağ alt tarafında kapağa gizlenmiş durumda bir yuvarlak
cips bulunmaktadır. Bu cips programlanmış
olan asıl kitaptır. Bunun büyüklüğü bir kol
saati bataryası kadar küçüktür. Dışardan
bakıldığında kapakta böyle bir cipsin olduğu
farkedilmez.
Ultrakitapta, sayfaların sol tarafları bir
ekran gibi görev yapmaktadır. Bu sayfanın
karşısında bulunan sağ taraftaki sayfalar
yazılımdaki sesli bilgileri içermektedir. Sol
sayfalarda bu sesli bilgiler görüntülenmektedir.
Kitabı hem sesli, hem de görsel olarak
okumak böylece mümkün olmaktadır. Kitap
bu haliyle audi-visiel (sesli-görüntülü) bir
niteliktedir.
Ultrakitap çok uzun ömürlü olup, bozulması veya çalışamaz duruma gelmesi mümkün değildir. Bu kitabın ömrü en az 500-600
yıla ulaşmaktadır. İyi korunduğu zaman ultrakitabı sonsuza kadar saklamak mümkündür. Her ortamda ve her şartlarda ultrakitabın korunması sorun olmamaktadır.
Ultrakitabın taşınması gayet kolay olup
ağırlığı bugün kullanılan kitaplardan daha
hafiftir.
Ultrakitabı okumak için sayfalarını açmak
gerektiğinde herhangi bir şifreye ihtiyaç
duyulmamaktadır. Kitabın şifresi, kitabın
sahibinin gözbebekleridir. Eğer kitabın başkaları tarafından okunmasını istemiyorsanız;
gözbebeklerinizle ultrakitabı şifreleyebilirsiniz. Ama buna gerek olmadığına inanıyorum. Çünkü her kitap, herkes tarafından
okunmaya değerdir ve lâyıktır.
Ultrakitabını okumak, kitabı dinlemekle
sağlanıyor. İlk sayfadan başlamak üzere
kitap sesli olarak okuyucuyu bilgilendirmektedir. Kitabın sayfasının sol tarafı bir ekran
görevi görerek, sağ tarafta yazılı ve sesli bilgiler okuyucuya aktarılmaktadır.
Ultrakitap dünyada geçerli olan en yaygın 16 dille yazılırlar. İsteyen bu 16 dilden
birisi ile kitabı okuyabilir.
Ultrakitap okunurken yanınızda bulunanlar kesinlikle kitabın seslendirdiği sayfaların
okunduğunu duymamaktadırlar. Ve kesinlikle görüntüleri görememektedirler. Ancak
bunları kitabı birinci elden okuyan okuyucu
görmekte ve duymaktadır. Ne zamanki bir
ikinci şahıs kitabı okumak isterse; doğal
olarak birinci okuyan kişi gibi kendisine
imkân sağlayacaktır.
Ultrakitabı kullanmak oldukça basittir.
Sadece sayfaları gözle çevirmek kitabı kullanmaya yetmektedir.
Ultrakitapla her türlü edebi sanat eserlerini zevkle ve yorulmadan okumak mümkündür.
Ultrakitab icad edilmek üzere. Şimdilik
üzerinde çalışılıyor ve giderek geliştiriliyor.
Ben de bu yeni teknolojik gelişmeyi görecek
kadar yaşayacak mıyım?
Kırgız yönetmen
Tölömüş Okeyev anıldı
Kırgız yönetmen, senarist ve devlet adamı Tölömüş Okeyev, doğumunun 80.
yılında gerçekleştirilen etkinlikte anıldı.
İSTANBUL - Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi (MSGSÜ), Uluslararası Türk Kültürü
Teşkilatı (TÜRKSOY) ve Kırgızistan İstanbul
Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen anma toplantısı, MSGSÜ Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV
Merkezinde gerçekleştirildi.
Etkinlikte konuşan MSGSÜ Rektörü Prof. Dr.
Yalçın Karayağız, Tölömüş Okeyev'in, 66 yıllık
yaşamına bir çok başarılı iş sığdırdığını söyleyerek,
"Mütevazı kişiliği, engin birikimi, entelektüel yaklaşımlarıyla, bulunduğu makama değer vermiş,
Kırgız kültürünü Türkiye'ye tanıtmış, özgün ve özel
bir kimliğe sahip olan büyük sanatçı ve devlet
adamı. O, filmleriyle her zaman yaşayacak.
Yapıtlarıyla, iki ülke arasındaki önemli bir köprüyü,
ebediyete kadar yaşatacak ve ayakta tutacaktır" ifadelerini kullandı.
Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Renat
Tuleberdiev, Kırgızistan sanatına çok büyük katkılarda bulunan Okeyev'in açtığı yoldan devam ettiklerini söyledi.
Tölömüş Okeyev'in Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği ve "Kırgızistan Halk Sanatı
Ödülü" sahibi olduğuna işaret eden Tuleberdiev, şu
bilgileri verdi:
"Yaptığı filmlerle Kırgızistan'da çok sevilen
(Okeyev), onlarca sinema, 20'den fazla belgesel
film yapmıştır. Bugün biz onu, sadece Türk dünyası
sanatçısı veya büyükelçi olarak değil, gururlu ve
doğruya her zaman destek olan bir insan olarak anıyoruz. Kırgızistan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki ilk
elçisi olarak, iki ülke arasında her yönlü bağın kuru-
culuğunu yapmıştır. Büyükelçi olarak Türkiye'de
yaptığı işler neticesinde bugün gördüğünüz gibi, iki
ülke arasındaki ilişkiler dinamik bir şekilde gelişmektedir."
TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr.
Fırat Purtaş da Okeyev'in vefatından sonra da insanları bir araya getirdiğine dikkati çekerek, "Okeyev
hala Türkiye ve Kırgızistan arasında kültürel ve
gönül köprüleri oluşturabiliyor" dedi.
Tölömüş Okeyev'in Türk dünyası için önemine
değinen Purtaş, şunları söyledi:
"Gerçekten ne kadar büyük bir insan olduğunu,
hem kendi kültürüne hem Türk dünyasına yaptığı
hizmetleri, bu vesileyle bir kez daha öğrenmiş
olduk. İnanıyorum ki bu etkinliğin ardından, Türk
dünyası sinemasının daha da yakınlaşması ve birlikte üretimlerle, ortak yapımlarla, belki eğitim programlarıyla bu ortaklığı güçlendirme hususunda yeni
yeni projelere adım atılacak. Bu işte de yine rahmetli Okeyev, bize önderlik ve rehberlik edecek."
Kırgızistan Devlet Sinema Departmanı Müdürü
Muktali Bektenaliyev ise Okeyev'in sadece
Kırgızistan için değil Türk dünyası için büyük bir
insan olduğuna vurgu yaparak, "Tölömüş Okeyev'in
Kırgızistan filmlerine ve Türk dünyası film alanına
yaptığı katkılar çok önemlidir. Sadece Kırgız sanatına değil, Kırgızistan Türkiye arasındaki ilişkilere de
çok büyük katkılar sağlamıştır" diye konuştu.
Okeyev'in 80. doğum yılı sebebiyle birçok yerde
anma programı yapıldığını dile getiren
Bektenaliyev, bu kapsamda Kırgızistan'da doğduğu
köyde de etkinlik düzenlendiğini söyledi.
Türkçenin Sesi Radyosu Ankara'da tanıtıldı
ANKARA - Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof.
Dr. Hayati Develi, yayın hayatına başlayan Türkçenin
Sesi Radyosu'nun kurulmasının başlangıçta bir hayal
olduğunu belirterek, "Temel amacı Türkçenin öğretimi olan, Türkçenin öğretimini destelemek olan bir
radyo oluşturuldu" dedi.
Türkiye'nin ve Türkçe'nin sesini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve dünyada Türkçe öğretimini güçlendirmek amacıyla kurulan Türkçenin Sesi Radyosu'nun
tanıtım programı Ankara Palas Devlet Konukevi'nde
gerçekleştirildi.
Programda konuşan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı
Develi, Enstitünün temel misyonunun, bütün dünya
halklarıyla, Türkiye halkı arasında yeni kültür köprüleri, barış köprüleri ve alışveriş imkanları oluşturmak
olduğunu söyledi.
Türkiye'nin bütün dünya halklarına sunacak ve
onlarla paylaşacak kültürel birikime sahip olduğunu
vurgulayan Develi, "Bunu işlememiz ve daha geniş
kitlelere ulaştırmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek
için önce dilimizi öğreteceğiz. O zaman, dilimizi
öğreterek, dilimizi tanıtarak, birçok insana ulaşma,
kendimizi anlatma, tanıtma ve yeni dostlar edinme
imkanı aramalı ve bulmalıyız" şeklinde konuştu.
Develi, Enstitü bünyesindeki kurslarda her yıl 5
bine yakın kişinin Türkçe öğrendiğini, buna ek olarak
da, Bosna Hersek, Polonya, Gürcistan ve Arap ülkelerinde 6 bin civarı gencin ikinci dil olarak Türkçeyi
öğrendiğine dikkat çekti. Develi, "Sadece Yunus
Emre Enstitüsü üzerinden Türkçe öğrenen genç sayısı
10 binin üzerinde" dedi.
Radyonun kuruluşu hakkında da bilgiler veren
Enstitü Başkanı Develi, herkesin yabancı dil öğreniminde yabancı bir radyoyu dinlemişliği olduğunu
ifade ederek şunları kaydetti:
"O zaman biz de 'esas amacı Türkçe öğretmek ve
Türkçe öğretimine destek olan bir radyo kurabiliriz.
Biz sadece Türkçe öğretimini destekleyecek, geliştirecek oraya malzeme sağlayacak bir radyo kurmalıyız.
Bunun için de internet ortamından istifade edebiliriz,
bir internet radyosu oluşturabiliriz' diye yola çıktık.
Başlangıçta bir hayaldi, acaba nasıl yaparız, buna
bütçe imkanlarımız yeter mi? Çok şükür bu projeyi 1
yıl içerisinde hayata geçirdik. Şimdi artık 'Türkçenin
Sesi' adını verdiğimiz bir radyomuz var. Amacımız
kesinlikle TRT'ye rakip olmak değil. Fakat Türkçeyi
öğretme konusunda bir ilki başardığımızı düşünüyoruz. Temel amacı Türkçenin öğretimi olan, Türkçenin
öğretimini destelemek olan bir radyo oluşturuldu."
Develi, radyo haberlerinin amacının sadece
Türkçeyi öğretmek olmayacağını, Türkçeyi az çok
bilen birisinin de Türkiye'de ne olup bittiğini, dünyada olup bitenlere Türkiye'nin nasıl baktığını nispeten
basitleştirilmiş bir Türkçeyle anlayabileceğini de sözlerine ekledi.
Program sonunda, Türkçenin Sesi Radyosu'na katkılarından dolayı bazı kurum ve kuruluşlar için ödül
töreni düzenlendi.
Türkçenin Sesi Radyosu'na yaptığı içerik katkılarından dolayı ödül alan kurumlar arasında Anadolu
Ajansı'da (AA) yer aldı. AA adına törene katılan
Kurumsal İletişim Direktörü Esra Kireççi'ye, Yunus
Emre Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi ve Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof.
Dr. Derya Örs tarafından bir tablo takdim edildi.
Törende konuşan Kireçci, Yunus Emre Enstitüsü'nü
Türkçenin Sesi Radyosu'nun kurulmasından dolayı
tebrik etti.
"Anadolu Ajansı Genel Müdürümüz Sayın Şenol
Kazancının selamlarını iletiyorum" diye sözlerine
başlayan Kireçci, "Bu güzel ödül ve güzel akşam için
çok teşekkür ediyoruz. Biz aynı hedef ve aynı misyon
için çalışan kurumlar olarak birbirimizin başarılarıyla
gurur duyuyoruz. Anadolu Ajansı olarak hem
Türkçenin Sesi Radyosuna içerik sağlamaktan, hem
de Türkiye'de ve 11 dilde dünyaya duyurmaktan da
memnuniyet duyuyor olacağız. Tebrik ediyorum. Çok
teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Türkçenin Sesi Radyosu,
"http://turkceninsesi.yee.org.tr" adresinden internetin
bulunduğu her yerde dinlenebilecek. Karasal ve uydu
yayınına da önümüzdeki yıllarda geçilebilecek olan
radyo merkezi ve stüdyosu, Yunus Emre
Enstitüsü'nün Ankara'daki merkez binasında faaliyet
gösteriyor. (AA)
Etkinliğin sonunda Okeyev'in, "Çocukluğumuzun
Gökyüzü" filmi gösterildi. Kırgız şarkıcı Salamat
Sadıkova da mini bir konser verdi.
Tölömüş Okeyev, 11 Eylül 1935'te Kırgızistan'da
dünyaya geldi. Yönetmen ve senarist olarak birçok
filme imza atan ve Kırgızistan'da milletvekilliği
yapan Okeyev, Kırgızistan'ın Türkiye'deki ilk
büyükelçiliği görevini üstlendi.
Uluslararası Moskova Film Festivali'nde jüri üyeliği de yapan Okeyev, 18 Aralık 2001'de Ankara'da
hayatını kaybetti. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
ŞÜKRÜN SERİNLETEN RÜZGÂRI
Mahşere dek sürecek olsa da orucum,
iftarım olacağını bilmek güzel...
Semenderlerin şahı olan yüreğim yansın
aşkla ama sevdiğim hiç ağlamasın, hüznün
rüzgârı bile değmesin ona.
Bakışlarımı mendil yapayım gözüne, yüreğimi halı gibi paspas gibi sereyim önüne.
Hayatımı adayayım her göz yaşına, ruhumu
vereyim kirpiklerinin ıslaklığına ve nefesimi
bende edeyim yârin nefesine.
Sevgili yüreğinle hisset, rüzgarlarla gönder
bana aşk nağmelerini. Sanırmısın ki dillendirdiğin, hissettiğin bana ulaşmaz? Her duygun,
her hissin bana ulaşır, hârın ateşim, bakışın
bakışım, ölüşün ölüşümdür çünkü...
Yazdıklarım gönlümün nağmeleri, saf, billur gibi tertemiz, kalbimin dilidir. Bakışlarım
sana âşık olan benin hasreti. Susuzluğumdur
bana yazdıran, özlemindir beni delirten ama
bir taraftan da şükür ve inanç doludur aşkla
yanan nefesim.
Yazmasam dinmiyor içimdeki ateş hârını
artıyor o zaman. Gönlümde yetiştirdiğim
çiçekleri sana koklatmadan soldurmak istemiyorum yâr. Bahçıvanınım senin, sana gül
kokan sözlerimden mürekkep demetler vermeden bir günün geçsin istemiyorum ki...
Aramızda o kadar güçlü bir bağ ve köprü
var ki, bir ucu kâlû belâda, bir ucu dünyada.
Beklemek seninle anlam buldu vuslatım
mahşere kesilmiş bir bilet olsa da, her dem o
bileti ve sana varışı düşünmek bana güç
veriyor.
Mahşere dek sürecek olsa da orucum,
iftarım olacağını bilmek güzel. Teslimiyet
olmasa Rabbime, o korumasa aklımı ve gönlümü, O güç vermese bana, dayanmak kabil
mi sanıyorsun hasrete? Her hâlini, herşeyini
özleyerek yaşamak, nefes almak o kadar zor
ki...
Yangıların en güzeli, dünyanın ve ukbanın
gıbta ettiği yârim, melekleri bile kıskandıran
benim diğer yarım olan ruh eşim, sabrım,
vuslatım ve de tarif edemediğim canımın
içindeki cânım...
Yanmanın sonu yok anladım lakin mahşer
olmasa, dünya sonlu olmasa nasıl dayanılır ki
bu sevdaya; şükür olmasa, tevekkül olmasa
nasıl katlanılırki bu ayrılığa?
Ayçiçeğim, güneşim, gönlümün içinde yıllarca büyüttüğüm, sahibim ve inşallah hiç
solmayacak çiçeğim...
Yalnızlıklara gark olmuş gönlümü, lal
olmuş dilimi ve zulmette kalmış ruhumu
aydınlatan; beni kendine, şükre, tevekkül ve
huzura tarifi imkânsız şekilde bağlayanım...
Yanmak seninle, dünyada şükürle nefes
almak ve her dem seni ve ukbayı özlemek bu
kadar mı güzeldir? Bir gülüş bu kadar mı
yakışır bir yüze, bu kadar mı sever bir yürek
yârini? Rabbimden sonra öyle hâkimsin ki
bana; melekler kıskanıyor, dünya, eşya, tabiat hülasa herşey kıskanıyor sana aşkımı.
Benim toprağım, benim dünyam seninle
sulanmasa; sen beni aydınlatmasan ben
solarım yârim. Vatanımsın sen benim, kâlû
belâyı haşa seninle hatırladım dünyada,
şükre seninle vardım ben.
Sabırsızdım senden önce şimdi ise öyle
mi? Karamsardım seni bulana kadar, dünyaya bağlanmış unutmuştum tevekkülü ve teslimiyeti nerdeyse ama şimdi tamam olunca
yüreğinle, ben beni buldum senle. Kendimi
kaybetsem de, ateşlerde yansam da hasretinden, dilimden düşmüyor Rabbime şükür.
Tesbih çeker gibi saniye çekiyorum dünya
denen hasret mekânında, hiç bitmeyecek
gibi geliyor bazen ama biliyorum ki eninde
sonunda bitecek sonlu olan ve tamamen bir
gün kavuşacağım Mevlâ’nın izniyle sana.
Umut insanı yaşatıyor ve şükrün serinleten
rüzgârı ruhumu ayakta tutuyor işte...
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
O buğulu bakışa sana olayım kurban,
Mutluyum, huzurluyum; lâkin geçmiyor zaman.
İstediğim tek şey var mahşere dek sevgilim
Her gece benle uyu, her sabah benle uyan.
Emniyet Genel Müdürlüğü, yolcu otobüslerinde emniyet kemeri kullanımına yönelik denetimlerin artırılacağını duyurdu. Trafik kazalarının önlenmesi ve bu konuda toplumsal bilincin artırılması amacıyla
belediye ve şehirlerarası otobüslerde Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan spot filmler yayınlanacak.
ANKARA - Emniyet Genel
Müdürlüğü, trafik kazalarının önlenmesi ve seyahat güvenliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarına hız verdi.
Emniyet Genel Müdürlüğünün
internet sitesinde yayınlanan veriler,
yolcu otobüslerinde personel ile yolcuların emniyet kemeri takılması hususuna özen göstermediğini ortaya koydu.
Emniyet Genel Müdürlüğü
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin
150. maddesine göre, yolcu otobüslerinde sürücü ve yardımcı personelin,
yolcuları emniyet kemeri takmaları
konusunda sesli olarak uyarmaları
gerekiyor. Emniyet kemeri sembolünün de yolcuların görebileceği şekilde
koltukların arkasına yapıştırılması
zorunluluğu bulunuyor.
Ancak yapılan denetimler sonucu,
otobüs şoförü ve yardımcı personelin
yüzde 84'ünün yolcuları uyarmadığı,
şoförlerin yüzde 60'ının da emniyet
kemeri takmadığı saptandı. Yolcu ve
yardımcı personelin hiçbirinin emniyet
kemeri takmaması, emniyet kemeri
sembolünün de hiçbir otobüste bulunmaması denetimlerin ortaya çıkardığı
diğer bir çarpıcı sonuç.
Emniyet kemeri takılması uygula-
masının vatandaşların trafikte daha
huzurlu ve güvenli seyahat etmeleri
için gerekli olduğu belirtilirken,
Emniyet Genel Müdürlüğü, bu amaçla
denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini
açıkladı.
- Filmlerle toplumsal bilinci artırma girişimi
Emniyet Genel Müdürlüğü ayrıca,
trafik kazalarının önlenmesine ve bu
konuda toplumsal bilincin artırılmasına yönelik başlatılan girişim çerçevesinde, belediye ve şehirlerarası otobüslerde yayınlanması amacıyla spot filmler hazırladığını duyurdu. Spot filmler,
belediye otobüsleri ile şehirlerarası
yolcu taşımacılığı yapan otobüslerdeki
televizyon ekranlarında ve dijital bilboardlarda yayınlanacak.
Hazırlanan spot filmler, yayınlanmak üzere Türkiye Belediyeler Birliği,
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler
Federasyonu, Türkiye Otobüsçüler
Federasyonu, Uluslararası ve Yurtiçi
Otobüsçüler Federasyonu, Türkiye
Seyahat Acenteleri Birliği ve otobüs
firmalarına gönderilirken, vatandaşlar
da Emniyet Genel Müdürlüğünün
www.trafik.gov.tr internet adresinden
bu filmlerin tamamına ulaşılabilecek.
Azerbaycan’dan ABD’ye sert tepki
Azerbaycan Milli Meclisi'ne ABD ile
tüm ilişkilerin durdurulmasını içeren
yasa tasarısı sunuldu.
Milletvekili Rövşen Rzayev'in hazırladığı yasa tasarısında, ABD'de yaşanan
insan hakları ihlallerine, yolsuzluk ve
seçimlerde yapılan hilelere dikkat çekilerek, ABD'li bazı yetkililerin
Azerbaycan'a girişinin yasaklanması ve
Azerbaycan ile ABD arasındaki ilişkilerin durdurulması tavsiye edildi.
ABD'nin çeşitli kurumlarının çifte
standartlarla Azerbaycan'ı etki altında
tutmaya çalıştığı vurgulanarak, bu ülkede, son yıllarda dini ve milli ayrımcılık,
islamofobi gibi akımların arttığı, ifade ve
basın özgürlüğüne kısıtlamaların getirildiği, siyasetçilerin yolsuzluğa bulaştığı
ileri sürüldü.
Kızılderililere, zencilere yapılanların tarihten
örneklerle hatırlatılan, son dönemlerde yaşanan
Ferguson olaylarına değinilen tasarıda, ABD istihbaratının sosyal medya aracılığıyla insanları yasa dışı
dinlediği savunuldu.
ABD'de yaşanan yolsuzluk olayları ve seçimlerde yapılan usulsüzlüklere ilişkin örnekler verilerek,
ABD'nin diğer devletlerin iç işlerine karıştığı öne
sürüldü.
Irak, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerin,
ABD'nin müdahalesi sonucu iç savaş ve toprak
bütünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı iddia edilen tasarıda, Dışişleri Bakanlığı'na,
ABD hükümet üyeleri ve onların ailelerine, ABD
Kongresi'nde Azerbaycan aleyhine çalışma yürüten
Demirtaş döndü
İSTANBUL - HDP Eş Genel Başkanı
Selahattin Demirtaş, Rusya'daki temaslarının ardından Türkiye'ye döndü.
Türk Hava Yolları'na ait tarifeli seferle
Rusya'nın başkenti Moskova'dan gelen
Demirtaş, Atatürk Havalimanı VİP
Salonu'nda basın mensuplarının sorularını
cevapladı. Demirtaş, Rusya ziyaretinin
uzun zaman önce planlandığını, Türkiye'nin
Rusya ya da başka bir ülkeyle savaş istemediğini söyledi.
Hükümetin bazı kararları sonucunda iki
ülke arasında gerilim oluştuğunu öne süren
Demirtaş, "Rusya'nın uçağının düşürülmesinin Türkiye'ye tek bir tane faydasını söylesinler, ben özür dileyeceğim. Milyonlarca
insan, şu anda mağdur olmuş durumda.
Rusya'da iş yapan, ticaret yapan, ithalat
ihracat yapan, orada ihale almış olanlar,
öğrenciler, çalışmaya giden işçiler...
Buradan malı gönderen, Akdeniz'de narenciye üreticisinden, Laleli esnafına kadar
herkes mağdur olmuş durumda" diye
konuştu.
Demirtaş, Rusya ile sorunları gidermek
için çaba sarf ettiklerini savunarak, ilkeli ve
barış politikasını savunabildikleri için
Rusya'ya gittiklerini dile getirdi.
"Böyle hamasetle, 'ülkeye ihanet ettiler,
millete ihanet ettiler' teraneleriyle kendi
hatalarını örtemezler" ifadesini kullanan
Demirtaş, "Şunu bir listelesin hükümet ve
Dışişleri Bakanlığı... Biz hangi ülkelerle
görüşebiliriz? Bu konuda sınır nedir?
Örneğin komşularımızla, hangisiyle aramız
iyi, gidip görüşebiliriz?" değerlendirmesini
yaptı. Her politikayı olduğu gibi onaylamak zorunda olmadıklarını anlatan
Demirtaş, "Biz muhalefet partisiyiz. Zaten
sizin her işi doğru yaptığını düşünsek sizin
partinizde olurduk" ifadesini kullandı.
- "Diyalog kapısı kurmaya çalışıyoruz"
Moskova'dan geldikleri uçağın yaşanan
sıkıntılar nedeniyle boş olduğunu dile getiren Demirtaş, "Bir diyalog kapısı kurmaya
çalışıyoruz. Bunu vatana, millete ihanet
olarak burada ifade eden bir anlayışla biz
hangi sorunu, nasıl çözeceğiz?" diye konuştu.
Demirtaş, terör örgütüne yönelik operasyonlara ilişkin de şunları kaydetti:
"Ateşkes, barış, silahlar sussun çağrısı
yapmaktan bizim dilimizde tüy bitti.
Açsınlar baksınlar bugüne kadar son bir
yıla baksınlar, altı aya baksınlar. Hangi
parti lideri, kaç defa barış sözcüğünü ağzına almış, kaç defa 'şu silahlar sussun, diyalogla müzakere ile sorunlarımızı çözelim'
demiş. Parti liderleri içinde kim, kaç defa
söylemiş. Yine eğer bizden bir defa fazla
söylemeyi başarmışlarsa diğer partiler,
liderleri bütün sorumluluğu kabul edeceğiz.
'Suç bizimdir, günah bizimdir' diyeceğiz."
(AA)
kongre üyelerine, Ermeni diasporası ile işbirliği yapan siyasetçilere, seçimde hile yapanlara vize verilmemesi tavsiye edildi.
Azerbaycan kamu ve özel kurumlarından,
ABD şirketleriyle ilişkilerini gözden geçirmesi istenen tasarıda, bu ülkeyle yeni anlaşmaların yapılmaması önerildi.
Tasarıda şu tavsiyeler yer aldı:
"ABD'li sivil toplum kuruluşlarının,
Azerbaycan'da proje gerçekleştirmesi engellensin, bunların banka hesapları kapatılsın.
ABD ile ticari, enerji, askeri ve güvenlik
alanlarında iş birliğine son verilmesi için teklifler hazırlanarak ilgili yerlere sunulsun.
Azerbaycan'ın Afganistan'da ISAF bünyesindeki operasyonlarına son verilsin. ABD'nin
Azerbaycan üzerinden askeri ve diğer amaçlı
yük taşımacılığına müsaade edilmesin.
ABD'nin AGİT Minsk Grubu
Eşbaşkanlığı'ndan çıkartılması için gereken süreç
başlatılsın."
ABD Helsinki Komisyonu Başkanı Chris Smith,
18 Aralık 2015'te, Azerbaycan'daki insan hakları
ihlalleri gerekçesiyle, Azerbaycan hükümetinin üst
düzey üyelerine vize verilmemesini içeren yasa tasarısı hazırlayarak ABD Kongresi'ne sunmuştu.
KILIÇDAROĞLU:
Yeni anayasa için hazırız
ANKARA- CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu, gazetelerin
Ankara temsilcileriyle kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.
Kılıçdaroğlu, JW Marriott Otel'de
gerçekleşen ve yaklaşık 2 saat süren
toplantıda, 2015 yılının değerlendirmesini yaptı, Ankara temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Toplantıda, CHP Genel Başkan
Yardımcıları Haluk Koç, Selin Sayek
Böke ve Enis Berberoğlu ile TBMM
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök
de hazır bulundu.
Toplantı salonunda, Silivri
Cezaevi'nde tutuklu bulunan
Cumhuriyet Gazetesi Ankara
Temsilcisi Erdem Gül için de masada
isminin bulunduğu bir yer ayrılması
dikkat çekti.
Alınan bilgiye göre, ağırlıklı olarak
yeni anayasa, dış politika, ekonomi,
eğitim ve terör olaylarının gündeme
geldiği toplantıda Kılıçdaroğlu,
Türkiye'nin artan sorunlarının çözülmesi için hep birlikte hareket edilmesi
gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu,
yeni anayasanın yapılması, yargı
bağımsızlığı ve eğitimde yaşanan
sorunların giderilmesi için CHP'nin
hazır olduğunu kaydetti.
(AA)
26 Aralık 2015 Cumartesi
Fehmi KORU
[email protected]
11
[email protected]
Yolcu otobüslerinde
emniyet kemeri şart
haber
Tarih bizde hep tekerrür eder
Bir dönemin önemli İslam bilginleri olan
Ebussuud ile Birgivi arasında başlayıp Kadızade ve
Sivasi ile devam etmiş din eksenli bir tartışma,
taraftarları tarafından şiddete de başvurulan müthiş
bir kavgaya dönüşmüştü.
Merkezi yönetimin müdahalesini gerektirecek
kadar...
Şeyhülislamın verdiği fetvayla hedef haline dönüşen Sivasiler baskılarla sindirilince, bu defa
Kadızadelilerin üzerine gider devlet...
17. yüzyılda geçen tarihimizin az bilinen bir olayıdır bu.
Olayı bugün hatırlatan dün Zaman’da çıkan yazı
şöyle bitiyor: ‘’Yaklaşık 100 sene süren bu kavgada, taraflar, a) Birbirlerine karşı üstünlük kazanmak
isterlerken sırtlarını devlete dayandırmayacak; b)
Fikri ve medeni bir ortamda tartışma becerisini
gösterecek olsalardı, belki de durgunlaşmakta olan
Osmanlı zihnini harekete geçirir; fikri, ilmi ve
maddi-sosyal yönden bir silkinme yapabilirlerdi.
Tarih tekerrür ediyor!’’
‘’Tarih tekerrür ediyor’’ denildiğinde, Mehmet
Akif’in ‘’Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’’
cevabını gelin de hatırlamayın...
Geçmişi değerlendirirken “keşke” ile başlayan
veya içinde “olsaydı, yapılsaydı” sözcükleri geçen
cümleler kurmak fazla anlam taşımaz; hele bir de
yapanların günümüzde takipçileri de kalmamışsa...
Olmuş ve yapılmıştır o yanlışlar.
Ancak, eğer tarihte yaşanmış yanlışa benzer bir
durum bugün söz konusu ise, kavgada yer alanların aynı hatalara düşmemeleri için, tarihi olayı hatırlayanların uyarıda bulunması yerindedir. Tabii,
zamanında, henüz iş işten geçmemişken...
Kadızadeliler ile Sivasiler arasında 17. yüzyılda
yaşanmış olayın bir benzeri bugün bire bir söz
konusu değil. Kavga var gerçi, ancak kavga iki dini
grup arasında olmadığı gibi, dini konular üzerindeki
bir görüş ayrılığıyla da ilgisi yok.
Süregiden kavganın bir tarafında başında dini
kimliği belirgin biri bulunsa da karşısında tavır alınan kişi bir siyaset adamı. Önce başbakan, şimdi
de cumhurbaşkanı olarak devleti yönetiyor. “Sünni”
anlayış böyle birine “itaat” etmeyi zorladığına göre,
kavga çıkarmakta yarar gören taraf da, kavgayı
dini özellikli olarak değerlendirmiyor demektir.
Esasen kavga “dini” olmadığına, neredeyse
bütünüyle “siyasi” bir tavırla ilgili bulunduğuna
göre, bugünle geçmişteki olay arasında bire bir ilişki kurmak yanıltıcıdır.
Yine de ilişki kurulabilir; aralarında türdeşlik
bulunmadığı halde, ihtilaflarını fikri zenginlik üreten
bir tartışma zemininde yürütebilseler ve yek diğerine karşı üstünlük kazanmak için kullanmasalar, iki
grup sonunda uzlaşabilecekleri ortak noktalar
bulabilirlerdi.
Birileri araya girer ve bunu sağlayabilirdi.
Güç gösterisiyle başlayıp sonunda birinin diğerini yok edeceği türden bir üstünlük sağlama kavgasına dönüşen ihtilaflarda yapılabilecekler sınırlıdır.
O tür kavgalarda daha güçlü olan ve üstünlüğü
elde etmeye yakın duran kazanır.
Siyasi kavgalarda mucize bekleyen sonunda
kaybeder.
Uyarıların zamanında yapılanının işe yarayabileceğini yukarıda kayda geçirdim. Yazdıkları ve söyledikleriyle alenen tarafını tuttuğu cepheye cesaret
vererek kavganın daha da yıkıcı geçmesine sebep
olanların, her şey tahrip edildikten sonra uyarıda
bulunmalarının kimseye yararı dokunmaz.
Onların bugün yapmaları gereken, yakın durdukları cepheye, zararı en aza indirmeyle sonuçlanacak akıllar vermeleridir.
Hâlâ verilebilecek akıllar var; tabii zamanında
uyarılarda bulunmayanlar, vakit geçtikten sonra
kendilerini dinleyecek birilerini bugün bulabilirlerse...
Demirtaş PKK, PYD ve
YPG adına hareket etti
ANKARA- HDP Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş'ın, Rusya temasları kapsamında, Türkiye'nin
dış politikasını Rus yetkililer nezdinde eleştirmesi ve
terör örgütü PKK ve uzantısı PYD konusunun gündeme
gelmesi eleştirilere neden oldu.
Demirtaş, Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı
Sergey Lavrov tarafından kabul edilmiş ve Lavrov,
PYD'ye destek önerisini gündeme getirmişti. Demirtaş,
ziyaretin önceden planlandığını ve Moskova'da temsilcilik açacaklarını söylemiş, ancak bu gerçekleşmemişti.
Ziyaret sırasında Demirtaş'ın, Moskova'daki işadamları
derneğinin açılışının ardından PKK'nın Suriye'deki
uzantısı PYD'nin silahlı kanadıYPG'nin simgeleri ve
terör elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterlerinin bulunduğu salondaki toplantıya katılması dikkati çekmişti. HDP
Eş Genel Başkanı, Öcalan için atılan sloganlarla karşılanmıştı. Demirtaş'ın Moskova ziyaretini AA'ya değerlendiren Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkan
Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Şahin, "Demirtaş'ın
Türkiye Cumhuriyeti parlamentosunun bir üyesi olarak
değil de PKK, PYD ve YPG adına faaliyet gösteren ve
onlar adına siyasi kimliğe bürünmüş bir kişi olarak
hareket ettiğini görüyoruz" dedi. Demirtaş’ın Rusya
ziyaretinin zamanlama açısından önemine vurgu yapan
Şahin, "Rusya ile Türkiye arasında yaşanan krizi fırsata
çevirmeye çalışan bir Selahattin Demirtaş ile karşı " ifadelerini kullandı. Şahin, ziyaretin sadece Türkiye açısından değil Suriye’deki gelişmeler açısında da dikkat
çekici olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
"Bu ziyaretin, Suriye’de PYD ve YPG’nin pazarlanması, bir anlamda Rusya ile birlikte hareket etme imkanının ortaya çıkması, aynı zamanda Türkiye ve Rusya
arasında yaşanan krizi düşünerek, PKK’ya karşı
Türkiye’nin yürütmüş olduğu operasyonlara karşı da bir
anlamda Türkiye’yi sıkıştırmak amaçlı bir ziyaret olduğu gözüküyor. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Demirtaş'ın Moskova ziyareti PKK, PYD ve YPG’nin
pazarlanmasına yöneliktir. Demirtaş, Türkiye
Cumhuriyeti parlamentosunun bir üyesi olarak değil de
PKK, PYD ve YPG adına faaliyet gösteren ve onlar
adına siyasi kimliğe bürünmüş bir kişi olarak hareket
ettiğini görüyoruz"
12
26 Aralık 2015 Cumartesi
Okula gitmek yerine ısınmak
için odun topluyorlar
Ülkelerindeki
savaştan kaçarak
aileleriyle
Türkiye'ye gelen ve
Antalya'da derme
çatma çadırlarda
yaşayan Suriyeli
çocuklar, yaşıtları
gibi okula gitmek
yerine günlerini
yemek pişirebilecekleri ve ısınabilecekleri odunları bulmakla geçiriyor.
ANTALYA - Antalya'da sayıları 20 bini
bulduğu tahmin edilen Suriyeli sığınmacılar,
tarım sektöründe iş bulabilmek umuduyla
çoğunlukla Aksu ve Serik ilçelerinde tarım
alanlarına yakın yerlerde çamurlu boş arsalara çadır kuruyorlar.
Elektrik ve suyun bulunmadığı, naylon ve
brandadan kurulan çadırlarda hayata tutunmaya çalışan Suriyeli sığınmacılar, çevrede
buldukları çalı çırpı ve çöpleri yakarak ısınma ihtiyaçlarını gideriyor.
Özellikle geceleri nemli ve soğuk havada
zor saatler geçiren sığınmacılar, kış döneminde yemekten sonra en çok soba ve yakacağa ihtiyaç duyuyor. Tuvalet ve banyo gibi
zorunlu ihtiyaçlarını gidermekte de güçlük
çeken Suriyeliler, kendilerine uzatılacak yardım elini bekliyor.
Suriyeli çocuklar da günlerini yaşıtları
gibi okula gidip eğitim almak yerine yemek
pişirebilecekleri ve ısınabilecekleri odun ve
çalı çırpıları bulmakla geçiriyor.
Yaklaşık 70 akrabasıyla Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinden geldiğini belirten
34 yaşındaki Ahmet Hamud, savaşta 2 kardeşini kaybettiğini, ailesini korumak için de
Türkiye'ye sığındığını söyledi.
Ülkesinden 15 ay önce kaçtığını anlatan
Hamud, şöyle devam etti:
"6 çocuğum ve eşimle yollara düştük. İki
ay kadar Konya'da yaşadık, tarlalarda çapa
yaptık. 13 aydır da Antalya'dayız. Savaş bittiğinde ülkemize döneceğiz. Mesleğim elektrik teknikerliği. Konya'da çapa yaptık,
Antalya'da pamuk tarlalarında çalıştık.
Pamuk sezonu bittiği için şu anda işsisiz.
Yaşadığımız yeri görüyorsunuz, elimizden
bir şey gelmiyor. Suriyeli olduğumuz için
pek fazla iş de verilmiyor. Genelde çay ve
ekmekle yaşamaya çalışıyoruz. İş yok,
çocuklarımız için okul yok. Az da olsa gelen
yardımlardan başka gıdamız yok. Yardım
edenlere çok teşekkür ediyoruz."
Çadırlarda yaşayan Suriyeli sığınmacılar
arasında bulunan ve işitme sorunu yaşayan 8
yaşındaki Takva ile 10 yaşındaki Ahlem'in
en büyük ihtiyacı ise işitme cihazı.
Çocukların akrabaları olan Ahmet Hamud,
çocukların duyma cihazlarının eskidiğini ve
yenisini alamadıklarını belirterek "İkisinin
de işitme cihazına ihtiyacı var. Türk hayırseverlerin şefkat elini bekliyoruz" dedi.
Rakka'dan gelen 70 kişilik grupta yer alan
ve ismini vermek istemeyen Suriyeli kadın
ise "Bir süre önce yağan yağmurda bütün
eşyalarımız su altında kaldı. Yataklarımız ve
bütün eşyalarımız ıslandı. Çocuklarımızı
yatıracak bir yer bulamıyoruz" diye konuştu.
Çocukların gününü okulda değil ısınmak
için odun bulmakla geçirdiğini anlatan
Suriyeli anne, yeterli gıda bulmakta güçlük
çektikleri için çocuklarının hastalıklarla
mücadele ettiklerini söyledi. (AA)
Ünlüler ormanına bir ağaç da Rumen şarkıcı Sina’dan
ANTALYA - Romanyalı Akcent
Grubu'nun solisti Adrian Sina, EXPO 2016
Antalya sergi alanındaki ünlüler ormanına
ağaç dikti.
EXPO 2016 Antalya Ajansı'ndan yapılan
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
yazılı açıklamaya göre, davet üzerine
Antalya'ya gelen Rumen şarkıcı Adrian
Sina, Aksu ilçesindeki sergi alanını gezdi
ve projeyle ilgili bilgi aldı.
Ünlüler ormanına salon çamı diken
7
8
9
10
Adrian Sina, ağaca can suyunu verdi ve
isim künyesini taktı. "Gelecekte olduğumuzu düşünüyorum. Bu çok büyük bir proje"
diyen Sina, ağaç dikerek projenin bir parçası olduğu için çok mutlu olduğunu dile
getirdi.
Kendi evine de fidanlar diktiğini anlatan
Sina, şöyle konuştu:
"Türkiye ve Antalya'ya sıklıkla geliyorum. Bu nedenle 23 Nisan'da da gelip ağacımı göreceğim. Zaman zaman ağacımı
görmeye geleceğim. Belki gelecekte
çocuklarımı da getiririm. Bütün alan çok
güzel. Antalya'da deniz ve oteller zaten çok
güzel. Yazları genellikle buradayım.
Projeyi ve projenin temasını çok beğendim.
Çocuk Adası da en beğendiğim yerlerden
birisi oldu."
Ünlüler Ormanı'na yerli ve yabancı
sanatçılar, spor ve politikacıların yanı sıra
G20 Zirvesi için Antalya'ya gelen devlet ve
hükümet başkanlarının eşleri de ağaç dikmişti. Proje kapsamında bin 121 bin
dönümlük alana 25 bin ağaç dikilmesi
planlandı ve bugüne kadar 22 bin 108 ağaç
dikildi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç. – Manisa ilinin bir ilçesi. 2. Renksiz, sarımsak kokulu, güçlü ve parlak bir ışık vererek yanan, hidrokarbonlu bir gaz. 3. Paltoya
benzeyen bir tür üstlük. – Sinirli. 4. Kiraya verilerek gelir getiren mülkler. –
Bir renk. 5. Eski dilde yol. – Bir tür sinir hastalığı, tutarak, yilbik. 6. Meşime,
son, plasenta. – Bir renk. 7. Duyarga. – Damarlara dolaşan hayati sıvı. 8.
Sodyumun simgesi. – Hitabet sanatı. 9. Güç, kudret. – Büyük ve sert taş kütlesi. 10. Bir masal dağı. – Başta olan, dominant. 11. Karaciğerinden balık yağı
çıkarılan bir balık. – Kaz Dağlarına mitolojik devirlerde verilen ad. 12. Üye. –
İlerleyen, acil hastalık. 13. Öküz, sığır. – Bir cetvel türü. 14. Yeryüzü parçası.
– Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç. 15. Yükselme, yücelme. – Soyundan
gelinen kimse. 16. Olduğundan büyük gösterme, abartma. – Hint çalgısı. 17.
Fide dikmeye yarar çubuk. – Bir nota. 18. Yumurtanın bir bölümü. – Dinlence.
19. Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan
demir parçası. – Askerin su kabı. 20. Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad. – Bir ilimiz.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Gözlemevi. – İskambil kâğıtlarında bir gruba verilen ad, pik. – Yönetme,
yönetim. 2. Japonya’da bir kent. – İlaçla yapay olarak sağlanan vücutta bir ya
da birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu. – Zarara uğrama tehlikesi.3.Erdenlik.–Tüyleri siyah, balıkla beslenen bir deniz kuşu. –Tellürün simgesi. 4. Yetkeli, sultalı. – Çok eski ve bilinmeyen bir tarihi anlatırken kullanılan
sözcük. – Eski dilde gidiş. 5. Boru sesi. – Düzenli ekilen yer. – Bir yerden alıp
başka bir yere aktarma, iletme, taşıma. – Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan bir yük hayvanı. 6. İslamiyet’ten önce Kâbe’de bulunan üç
puttan biri. – Katman. – Asetik asidin tuzu ya da esteri. 7. Kulağın duyabildiği
titreşim. – Boyu 100 metreyi aşabilen büyük bir
orman ağacı. – Sınır nişanı. – İçilen şey. 8. Uygun
ÇÖZÜMÜ
bulma, tasvip etme. Yer fıstığı. – Giyeceklerde
takım –Yanardağ püskürtüsü. 9. Pirinçli, yumurtalı
BUGÜN
ve yoğurtlu ıspanak ya da benzeri sebze yemeği. –
14.
SAYFADA
İsim. –Bütünsel. – Eski Mısır’da bir tanrı. 10.
Deniz kuvvetlerinde bir aşama. – Yazıt. – Türk
müziğinde bir makam.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
LOZAN HİZMETTİ, ŞİMDİ HEZİMETE
DÖNÜŞTÜRDÜLER.
1914’te Osmanlı Devleti, alavere dalavere ile Birinci Dünya
Paylaşım Savaşına sokuldu.
Zaten amaç da Türk topraklarını
paylaşmaktı. Savaştan yenik çıktık. Yurdumuzun büyük bölümü
gâvur tarafından işgal edildi. 10
Ağustos 1920'de Paris'in banliyösü Sevres'de Osmanlı Hükûmeti
ile Haçlı Batılı devletler arasında
Türk topraklarının paylaşılması
anlaşması imzalandı. Ancak
Ankara'da Başbuğ Atatürk’ün
önderliğindeki yeni Türk hükûmeti
bunu tanımadı. Kuva-yı Milliye
ordusunun yiğit Türk mücahitleri
sonuna kadar savaşarak emperyalist Batının jandarmalığını
yapan Yunan ordularını denize
döküp kendi bağımsız millî Türk
devletlerini kurarak Sevr paçavrasının zaten uygulanmasına fiilen
izin vermediler.
Gâvur, artık bu yeni durumda
Birinci Dünya Paylaşım Savaşının
mağlup devleti Osmanlı Hükûmeti
ile değil; “ya istiklâl ya ölüm” şiarıyla yürütülen Millî Mücadelenin
galip devleti Türkiye Cumhuriyeti
ile masaya oturmak zorundaydı.
Bu anlaşmanın adı Lozan Barış
Anlaşmasıdır. 24 Temmuz 1923
tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi
temsilcileriyle emperyalist Batılı
devletler arasında imzalandı.
8 ay süren bu görüşmeler
sonucunda Türk’ün kazanımları
ana hatlarıyla şunlardı: Türk milleti, tam bağımsız ve bağlantısız
millî Türk devletini emperyalist
Batının lütfuyla değil; kanını, canını, imanını, cesaretini, yiğitliğini
ortaya koyarak kazandı ve bütün
dünyaya bu toprakların tapusunu
kanıyla imzaladığını ve imzalattığını ilan etti. Lozan, bu hür vatan
topraklarının ve tam bağımsız
millî Türk devletinin tapusudur.
Ama kanımızla, canımızla, bileğimizin gücüyle tescillediğimiz
bağımsız Türk devleti ve vatanı,
bugün milliyetsiz liberal ve
İslamcı kılıklı güruh ve Türk düşmanı etnik ırkçı kalleşler eliyle
tasfiye edilmek isteniyor. Yani
kanımızla aldığımız vatanımız ve
devletimiz, demokrasi ile yok
edilmek isteniyor.
Lozan Antlaşması, bu toprakların ve devletin bizim olduğunun
siyasi ve hukuki alanda bütün
dünyaya tescil ettirilmesidir.
Bugün Batı tarafından Türk’ü tas-
fiyeye memur siyasetçiler marifetiyle topraklarımız, PKK eşkiyasına paylaştırılıyor, bağımsız millî
Türk Devleti Amerika ve Avrupa
Birliği’nin sömürgesi haline getiriliyor.
Lozan ile atalarımız, bütün dünyaya, Türkiye'nin bağımsız ve eşit
bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesini sağlamışlardı. Bugün ise teslimiyetçi ibiş
siyasetçiler tarafından Türkiye,
diğer devletlerle eşit olmaktan
çıktı, tek taraflı olarak sürekli taviz
veren, sürekli sömürülen, sürekli
talimatlarla yönetilen, sömürge ve
köle bir devlet konumuna getirilmiştir.
Lozan ile atalarımız, kapitülasyon denen ve ülkenin iç işlerine
karışma yetkisi veren ayrıcalıkları
kaldırdılar ve ülkemizi ekonomik
bağımsızlığa kavuşturdular. Ama
bugün Atatürk’ten ve Türk milletinden intikam almayı din haline
getiren Türk düşmanı karanlık
siyasi odaklar, Türkiye’yi modern
bir sömürgeye dönüştürmek istiyorlar. Ülkenin yer altı ve yer üstü
bütün zenginliklerini gâvura peşkeş çektiler, gâvur şirketlerine her
türlü ayrıcalığı tanıdılar, siyasi,
idari, ekonomik, kültürel ve askerî
anlamda içişlerimize karışmalarına izin vermekten öte, devleti
idare etmenin gâvurun emir ve
talimatlarını uygulamak olduğunu
zannettiler.
Lozan’la atalarımız, ülkesi ve
milletiyle bölünmez bir bütün
oluşturan Türkiye'de yaşayan ve
Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit ve aynı
haklara sahip Türk milleti olduğunu bütün dünyaya kabul ettirdi ve
imzalattı. Ama bugün Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alan siyaset esnafı tarafından bir ve bütün
olan Türk milleti, 36 etnik gruba
bölündü, ayrıştırıldı, birbirine düşman edildi, ülke ve millet bölünmenin eşiğine getirildi.
Türk milletine en büyük hizmetlerden biri olan Lozan
Anlaşmasını hezimet olarak niteleyen ibişlerin bugün Türkiye’yi
ne hale getirdikleri gözümüzün
önündedir. Türk, aklını başına
almaz, kendi millî kazanımlarına,
değerlerine, kimliğine, bağımsız
ve hür devlet ve vatanına sahip
çıkmazsa, asıl hezimetin ne olduğunu yakında görecektir. Irak’ta,
Suriye’de olduğu gibi.
Umuda yolculukta
çocuklarıyla ölüme gitti
MUĞLA - Irak'tan 11 yıl önce kaçarak Suriye'ye geçen ve iç savaş nedeniyle Türkiye'ye sığınan Iraklı Zine
Ömer Al Aczahdy'nin, 3 çocuğunu alarak ailesinden habersiz çıktığı umut
yolculuğu, bindikleri teknenin batmasıyla ölümle son buldu.
Ülkelerindeki iç savaş ve kargaşa
nedeniyle yeni bir hayat umuduyla
yola çıkan sığınmacıların, Avrupa
ülkelerine gitmek için irtibata geçtiği
insan kaçakçıları aracılığıyla çıktıkları
yolculuklar, ölümle sonuçlanabiliyor.
Bodrum'da, 19 Aralık'ta Yalıkavak
Mahallesi Kiremit Adası açıklarından
Kos Adası'na geçmek üzere denize
açıldıktan sonra batan teknede ölen 18
kişi arasında Iraklı Zine Ömer Al
Aczahdy ile çocukları bir yaşındaki
Yusuf, 6 yaşındaki Nadin ve 10 yaşındaki Ahmed Abdu Zeydeki'nin cesetlerine ulaşıldı.
Eşi ve çocuklarının ölüm haberinin
bildirilmesi üzerine Irak'tan Muğla'nın
Bodrum ilçesine gelen Abdurrahman
Salih Zeydeki, Adli Tıp Kurumu morguna gelerek cenazeleri teşhis etti.
Burada acı bekleyişini sürdüren
Zeydeki, otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından eşi ve çocuklarının cenazelerini, İstanbul'a götürerek
burada defnedecek.
Zeydeki, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, olayı haber alır almaz
Türkiye'ye geldiğini belirterek, çok
büyük bir acı yaşadığını söyledi.
Irak'ta 11 yıl önce yaşanan olaylar
nedeniyle ailesiyle kaçarak Suriye'ye
göç ettiklerini dile getiren Zeydeki, bu
kez de Suriye'de başlayan savaş nedeniyle eşi ve 3 çocuğunu kayınpederi
Ömer Mustafa ile İstanbul'a gönderdiğini kaydetti.
Zeydeki, kendisinin de daha sonra
Irak'a gittiğini ifade ederek, "Eşim,
babası ve çocuklarımızla İstanbul'a
geldi ve burada oturma izni aldı. Bir
süre sonra ben de gelecektim" dedi.
Eşinin, İstanbul'da beraber kaldığı
babasına Irak'a gideceğini söylerek
evden ayrıldığını anlatan Zeydeki,
bunu da sonradan öğrendiğini belirtti.
Zeydeki, "Irak'a gideceğim diye
çocukları da alıp ayrılmış fakat birilerinin de yardımıyla Bodrum'a gelmiş.
Burada göçmen kaçakçılarıyla tanışarak olayın yaşandığı gün tekneye binmiş" diye konuştu.
Teknenin batması sonucu 18 kişinin
öldüğünü hatırlatan Zeydeki, şöyle
konuştu:
"Ölenler içerisinde eşim ve 3 çocuğum var. Ben, eşim ve çocuğumu
savaştan kaçırdım daha iyi bir hayat
yaşasınlar diye İstanbul'a gönderdim
ancak onlar Ege Denizi'nde bizden
habersiz çıktıkları yolculukta boğularak hayatlarını kaybetti. Bu, çok büyük
bir acı. Savaştan kaçıp denizde can
vermek çok büyük acı. Yaşadığım
acıyı anlatmam mümkün değil." (AA)
SAĞLIK
13
26 Aralık 2015 Cumartesi
Metabolizmanızı hızlandırarak
zamanı yavaşlatın
“Metabolizmam yavaş bir türlü kilo veremiyorum, menopoz yaklaştı kilolar gelecek” şeklindeki
yakınmaları çevremizden sıkça duyarız. Yaş ilerledikçe metabolizmanın yavaşlaması neredeyse
kaçınılmaz hale gelmektedir. Ancak doğru bir egzersiz programı ve sağlıklı beslenme ile metabolizma hızını artırmak mümkündür.
HABER MERKEZİ - Endokrinoloji ve
Metabolizma Uzmanı Memorial Wellness
Sağlıklı Yaşam Danışmanı Doç. Dr.
Gökhan Özışık, metabolizmanın hızlandırılması için yapılması gerekenler hakkında
bilgi verdi.
Doğru egzersiz yaparak kaslara doğru
mesajı verildiğinde fizyoloji işlemeye başlar. Öncelikle kas hücreleri kendi içinde
yeni mitokondriler yapar, yeterli oksijen
ve besin maddelerinin ulaşabilmesi için
yeni kan damarları ve yeni kas hücreleri
oluşturur, sonra da kas hücreleri içindeki
enzimleri arttırır.
Eğer bir egzersiz kişiyi terletmiyor veya
nefes alıp vermeyi hızlandırmıyorsa aerobik egzersiz yapılmıyor demektir. Egzersiz
yaparken kişi yanındaki biriyle veya telefonda konuşabiliyorsa ya da başka şeyler
düşünebiliyorsa bu aerobik egzersizdir.
Hızlı yürüyüş, hafif tempoda koşu, merdiven çıkmak, bahçe işi ile uğraşmak bu tür
egzersizlerdendir.
Yapılan egzersiz kan dolaşımının kaslara
getirdiğinden daha fazla oksijen gerektiriyorsa yani kaslar daha az oksijenle yetinmek zorunda kalıyorsa, kaslarda bir yanma
ve acı hissediliyorsa bu anaerobik yani
bolizmayı harekete geçirir. Egzersiz öncesi
fazla ağır gıdalar tüketmemek ve sonrası
karbonhidrat ile protein dengeli beslenmek, yıpranan kasları onarıp, harcanan
enerjiyi yerine koymaktadır. Düzenli uyku
da kasları yeniden yapılandıran ve bir sonraki egzersiz için direncini artıran önemli
bir etkendir.
Taze kış sebze ve meyveleri, tam tahıllar, kurubaklagiller, posası yüksek olan
glisemik indeksi düşük gıdalar, proteini
yüksek, yağ oranı düşük ve kalsiyumdan
zengin besinler tüketmek metabolizmayı
hızlandırıcı etkiye sahiptir. Yeterli ve
düzenli su tüketiminin yanında ara öğünlü
beslenme planına da sadık kalınarak metabolizma hızlandırılabilir. Tüm bunların
yanında enerjiyi de yeterli tüketmek alınacak verimi artıracaktır.
Soğuk havalarda su ihtiyacı çok hissedilmediği için kış aylarında su içme oranı
düşmektedir. Ancak yeterli ve düzenli su
oksijensiz egzersizdir. Ağırlık kaldırmak,
Sadece egzersiz yapmak metabolizmayı tüketimi metabolizmanızı hızlandırır,
temizler, düzenler ve korur. Bu nedenle
kürek çekmek, hızlı pedal çevirmek, kayak hızlandırmak ve kilo vermek için yeterli
yapmak, barfiks, mekik ve şınav çekmek
değildir. Egzersiz öncesi ve sonrası sağlık- günde 2 litre su içmeye özen gösterilmelibu tür egzersizlerdendir.
lı beslenmek ve düzenli uyumak da meta- dir.
HABER MERKEZİ - Soğuk algınlığı,
grip, bağırsak enfeksiyonları... Kış döneminde çocukların en sık yaşadığı bulaşıcı
hastalıklar, ebeveynlerin de en çok endişe
ettiği konuların başında geliyor.
Çocuklarını kış hastalıklarından korumak
için anne babaların bazı önemli noktalara
dikkat etmesi gerekiyor. Memorial
Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve
Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Özlen Kaya
Çardak, çocuklarda kış hastalıklarına karşı
alınması gereken önlemler hakkında bilgi
verdi.
Çocuklarda basit bir soğuk algınlığı ve
nezle ile başlayan hastalıklar grip, bronşit
ve zatürreye ilerleyerek daha ciddi bir
tablo oluşturabilmektedir. Bu dönemde
çocuklarda en sık görülen rahatsızlıkların
başında üst solunum yolu enfeksiyonları
gelmektedir. Bu enfeksiyonlara yol açan
mikropların çoğalmaları için gereken en
uygun ortam, bu mevsimde sağlanmaktadır. Havalandırılmayan odalar, ofisler,
okullar ve düşen hava sıcaklığı mikropların çoğalmasına neden olmaktadır. Hava
soğuk da olsa bulunulan mekanları havalandırmak ve çocukları dış ortamlara
çıkarmak gerekir.
Soğuk algınlığının tedavisinde tuzlu su
ile burun temizliği, dinlenme, bol sıvı
tüketimi ve dengeli beslenme önem taşımaktadır. Genel hijyen kurallarına dikkat
etmek, elleri sık sık yıkamak önemlidir.
Grip durumunda bu temel önlemlerin yanı
sıra koruyuculuk için aşı yaptırılması da
gerekir. Hastalığa yol açan virüslerin her
Çocuğunuzu bulaşıcı kış hastalıklarından koruyun
Afrika, Ebola ile
savaşı kazanıyor
TUNUS - Ebola salgını nedeniyle 7 bin 779 kişinin öldüğü Afrika'da, alınan önlemler, kurulan
mücadele merkezleri ile ulusal ve bölgesel koordinasyonun sağlanmasındaki başarı, hastalığın yayılmasını yavaşlattı.
Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, hastalığın
en çok can aldığı ülkelerden olan Gine'de 28
Aralık'a, Liberya'da ise 14 Ocak'a kadar hiç bir
vaka görülmezse Ebola'ya karşı kesin bir zaferden
bahsedilebilecek. DSÖ Genel Müdür Yardımcısı
Bruce Aylward, geçen ağustosta Cenevre'de düzenlenen bir basın toplantısında yaptığı açıklamada,
Ebola salgınının 2015 sonuna kadar yok edilebileceğini söylemişti. Tedavisi ve ilacı olmayan bulaşıcı Ebola virüsü, ilk olarak 1976'da Sudan ve
Kongo Cumhuriyeti'nde görüldü ve sonrasında 9
ülkeye yayıldı. Virüs, şu ana kadar en fazla Gine,
Liberya ve Sierra Leone'da ölüme neden oldu.
Gine'nin 23 Mart 2014'ten itibaren DSÖ'ye Ebola
ile ilgili "Çok hızlı yayılan bir salgın" olduğunu
bildirmesine rağmen, örgüt ancak Ağustos 2014'te
küresel seferberlik ilan etti ve ülkeye ilk yardımları
ekim ortasında gönderdi. Böylece virüse karşı
mücadelede de ancak başarı 2015'in başında kaydedilebildi. Gine'de 9 Aralık'ta ortaya çıkan salgından
toplamda 3 bin 804 kişi etkilendi. Bunların 2 bin
536'sı hayatını kaybetti. Liberya'da 10 bin 675
vakadan 4 bin 809'u, Sierra Leone'da 14 bin 122
vakadan 3 bin 955'i ölümle sonuçlandı.
Önce yabani hayvanlardan insanlara bulaşan,
daha sonra insandan insana geçerek yayılan virüs
ortaya çıktığında kontrol edilemeyen bir hastalık
gibi göründü ancak Ebola ile savaşan Afrika ülkeleri, uluslararası toplulukların desteğiyle mücadelede başarılı olabildi. (AA)
sene farklı olması sebebiyle grip aşısı tekrarlanmalıdır. Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek için hasta çocukların
okula gönderilmemesi dikkat edilmesi
gereken bir durumdur.
Çocuklarda, kış aylarında orta kulak iltihabı da sıkça yaşanmaktadır. Bu rahatsızlığa çoğunlukla geniz eti problemleri yol
açar. Eğer çocuk horluyorsa kesinlikle
hasta olmasını beklemeden bir kulak
burun boğaz uzmanına götürmek doğru
olacaktır.
Boğaz ağrısıyla birlikte oluşan bademcik
iltihaplarında “Beta” mikrobuna dikkat
edilmesi gerekir. Bu durumda bademcikler
şişer, bayrak kırmızısı renginde ve sanki
üzerinde beyaz peynir parçaları var gibi
tipik bir görüntü oluşur. Bu durumda test
yaptırılması gerekir. Normalde boğaz ağrısında uygulanmasa da “Beta” mikrobu
tanısı varsa mutlaka antibiyotik tedavisi
uygulanır. Çünkü bu mikrop ileride kalp
romatizması ve böbrek sorunlarına yol
açabilmektedir.
Kış dönemlerinde çocuklarda bronşit ve
zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonları da görülmektedir. Öksürükle bulaşan
ve tedavisi eksik kalan gribin zemin hazırladığı bronşit ve uzayan öksürüklerle kendini gösteren zatürrenin tedavisinde de
antibiyotik tedavisi kullanılmaktadır.
Kış aylarında sık rastlanan hastalıklardan biri de bağırsak enfeksiyonlarıdır.
İshal ve kusma ile seyreden bu enfeksiyon
durumunda çocuk okula ya da kreşe gitmemelidir. Çünkü ortak tuvaletler hastalığın bulaşması için zemin oluşturabilir. Bu
belirtiler varsa çocuğun zaman kaybetmeden doktora götürülmesi gerekir. Kimi
zaman günde 50 kez kusma, 20 kez ishale
yol açabilen rotavirüsten korunmak aşıyla
mümkündür. Bu aşı çocuklara ilk 6ı ay
içinde ağızdan iki ya da üç doz olarak
yapılmaktadır. Aşı çocuğu çok ciddi seyredecek bir hastalık tablosundan korumaktadır. 6-7 yaşındaki çocuklar rota virüsü ile
daha kolay baş edebilse de 2 yaşındaki bir
çocukta durum biraz daha ağır seyredebilmektedir.
Rutin aşılama takviminde bulunan kızamık, suçiçeği, kabakulak gibi hastalıklara
özellikle ilk yaşlarda dikkat edilmelidir.
Bebek beklenen bir evde babanın doğumdan önce, annenin de doğumdan sonra
boğmaca, difteri ve tetanosa karşı koruyan
karma aşıyı yaptırması gerekir. Yetişkinler
boğmacayı kısa süreli öksürükle atlatabilirken, dünyaya yeni gelmiş bir bebekte
aynı hastalık çok ciddi sağlık sorunlarına
yol açabilmektedir.
Çocuğun bulaşıcı hastalıklardan korunmasında anne sütüyle beslenmiş olması
önem taşımaktadır. Sadece ilk 6 ay değil,
2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmesi önemlidir. Çocukların beslenmesinde
yapay vitamin ve şuruplar yerine taze
meyve ve sebze tercih edilmelidir. Çok iyi
bir antioksidan olan cevizin bolca tüketilmesi, kuruyemiş, kuru kayısı, dut gibi
yiyeceklerin de sofralarda daima bulunması gerekir. Tüketilen balık miktarını artırma, kaliteli bal ve pekmezin de beslenme
düzenine eklenmesi önemlidir. Ellerin
yemeklerden önce mutlaka yıkanması
gerektiği çocuklara aşılanmalıdır. Alışveriş
merkezi ya da kalabalık ortamlarda bulunmak, ortak kullanılan kapı kolları ve klavye gibi eşyalara sıkça temas edilmesi
nedeniyle el yıkama alışkanlığı daha önem
kazanmaktadır.
Soğuk havalarda yüz felcine dikkat!
HABER MERKEZİ - Kış aylarına
girdiğimiz bugünlerde soğuk havaların
artmasıyla birlikte hastalıklar da yüzünü göstermeye başladı. Bunlardan biri
de çok dikkatli olunması gereken yüz
felci. Liv Hospital Ankara Nöroloji
Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal
“Soğuk hava ve şiddetli rüzgar özellikle yüz bölgesindeki sinirleri olumsuz etkiliyor. Hızlı ilerleyen yüz felci
gün içerisinde artış gösterebilir ve
istenmeyen sonuçlar doğurabilir”
diyor.
Yüz felci genellikle iz bırakmadan
iyileşiyor. Bunda da yüz felcinin nedeninin belirlenmesi önem taşıyor. Ani
ısı farklılıkları, şeker hastalığı, tiroid
bezi bozuklukları, hipertansiyon, bazı
romatizmal hastalıklar, sık alkol tüketimi, vitamin eksiklikleri, orta kulak
enfeksiyonları, tükürük bezi ve kulak
cerrahileri sonrası sinirin haraplanmasına bağlı olan yüz siniri çevresel felçlerinde ortaya çıkar.Tedavi olarak ilaç
ya da cerrahi uygulama yapılabilir.
Yüz felçlerinin yüzde 85'i herhangi bir
iz bırakmadan başlangıcından itibaren
üç hafta ile altı ay içinde iyileşir.
İyileşme olmayanlarda tam felç,
spazmlar, yüzde güçsüzlük gibi çeşitli
düzeylerde kalıcı problemler yaratabilir.
Yüzümüzü direkt soğuğa maruz
bırakmamak en önemli korunma yolu-
dur. Soğuk ve rüzgarlı havalarda yüzü
mutlaka sert hava akımından korunmak gerekir.
Kar maskesi, atkı takarak yüzün
rüzgarla direkt teması önlenmelidir.
Dışarı çıkarken mutlaka yüz ve başı
soğuktan koruyacak şekilde şapka, şal
ve atkı kullanılmalıdır.
Banyo sonrası saçlar tam kurutulmadan dışarı çıkılmamalıdır. Çok
soğuk havalarda özellikle erkekler
tıraş olduktan sonra en az 10 dakika
bulundukları ortamdan çıkmamalıdır.
Tıraş, ılık suyla olunmalıdır.
Rüzgara maruz kalmamak için otomobil kullananların da camlarını
açmaması önemlidir.
Yüz felci olan hastaların, hekimlerce verilen tedavi ve önerilere uyması
gerekir.
Yüz felci tedavisinde yüz egzersizleri çok önemlidir. Yüz felci hastaları,
yüz kaslarına masaj yapmalı, sıcak
uygulama yapmalı ve bu kasların
hareket etmesini sağlamak için sakız
çiğnemelidir.
Uzun süren yüz felçlerinde yüz kasları hareketsizlikten güçsüzleşir ve yüz
siniri çalışsa bile yüzde güç kaybı olabilir. Hastanın kendi kendine uygulayabileceği masaj ve sakız çiğneme
dışında fizik tedavi uygulanması da
hekimin gerekli gördüğü durumlarda
önerilebilir.
Ek gıdaların
yanlış
seçimi
bebeği
hasta ediyor
HABER MERKEZİ - Anne sütü
bebekle anne arasında özel bir sevgi
bağının kurulmasını sağlıyor. Bebeğin
anne sütü haricinde ek besinlere geçeceği zaman ise sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanması ve hastalıklardan koruması için bazı önemli noktalara dikkat
edilmesi gerekiyor. Memorial Hizmet
Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Bölümü’nden Uz. Dr. Eda Durmuş,
bebeklerde ek besinlere geçiş dönemi ve
alınması gereken önlemler hakkında
bilgi verdi.
Yalnızca anne sütü ile beslenen bebeklerde ek besinlere en erken 6. ayda başlanır. Bununla birlikte ek besine geçilirken
bebekte bazı gelişmelerin de takip edilmesi gerekir. Bebeğin başını dik tutması,
oturabilmesi, el ve göz uyumunun gelişmiş olması gerekmektedir. Bebekler ilk
aylarda besinleri dilleri ile itebilir, bu
normal ve zaman içinde kaybolacak bir
harekettir. Bununla birlikte ağız açma,
yutma ve çiğneme uyumu gelişmektedir.
Bebeklerin beslenme durumu en iyi tartı
alımları ile değerlendirilir. Bu nedenle
bebek düzenli sağlık kontrolüne götürülmelidir. Bu dönemde çocuğa verilen ek
besinlerin anne sütünün tamamlayıcısı
olduğu unutulmamalıdır.
Ek besinlere başlanırken dikkat edilmesi gereken önemli detaylar bulunmaktadır. İlk kez denenecek yiyeceklerin
bebek açken ve öğle öğününde verilmesine dikkat edilmelidir. Ek besinlere
teker teker ve az miktarda başlanmalı,
bebeğin alımına göre arttırılmalıdır. Her
yeni başlanan gıda sonrası bebekte ishal,
döküntü, kusma olup olmadığının kontrol edilmesi unutulmamalıdır. Bebek
istemediği bir besine zorlanmamalı, belli
bir ara sonrasında gıda yeniden denenmelidir. Ek gıdalara yoğurt, meyve püresi gibi tekli besinlerle başlanmalı daha
sonra karışımlara geçilmelidir. Tüm
besinlerin kaşık ile verilmesine özen
gösterilmelidir. Bu süreçte kesinlikle
biberon kullanılmamalıdır. Her zaman
doğal ve taze besinler tercih edilmelidir.
Beslenme aceleye getirilmemelidir. Hızlı
ya da fazla beslenen bebeklerin kusacağı
göz önüne alınmalıdır.
Ek besinlere geçilirken; elma, şeftali,
armut gibi meyveler ile patates, havuç ve
kabak gibi sebzelerin püresi ve suyu tercih edilmesi sağlıklıdır. Bunların yanı
sıra evde mayalanmış yoğurt, pirinç unu
ile sade ya da formül süt ile hazırlanan
muhallebi ve yumurta sarısı da bebeklere
verilebilir. 7 aydan sonra etli dolmalar,
etli sebze yemekleri, köfte, pilav, makarna ve ekmek de beslenme zincirine eklenebilir.
İnek sütü bağırsakta gizli kanamaya
sebep olabilmektedir. Bunun yanın da
demir içeriğinin yeterli olmaması ve
içerdiği yabancı proteinlerle alerjiye
sebep olabilmesi nedeni ile 1 yaşından
önce verilmemelidir. Bununla birlikte
yiyeceklerin içindeki miktar ihtiyacı karşılayacağından1 yaşından önce tuz verilmesi de sakıncalıdır. Hazır besinlerin
bebek beslenmesinde yerinin olmadığını
bilinmelidir. Besinler doğrudan şeker
yerine pekmez ya da meyve ile tatlandırılması tercih edilmelidir. Bal 2 yaşından
önce verilmemelidir. Fındık, fıstık gibi
sert besinler en az 3 yaşına kadar çocuklardan uzak tutulmalıdır. Soya, alüminyum ve östrojen içerdiği için verilmemelidir. Çayın besleyici değeri olmadığı
gibi başta demirin olmak üzere gıdaların
bağırsaktan emilimini bozduğu için
bebek beslenmesinde yeri yoktur.
1.Farklı tatlara alışması için 6.aydan
önce ek besin vermek… YANLIŞ!
Çeşitli beslenen annenin süt tadı da değişir, böylece bebeği de değişik tatları
öğrenir.
2.Gece sık uyanan bebeklere ek besin
verilmelidir… YANLIŞ! Bebekler 6.ay
civarında sık uyanır. Bebeğin kilo alımı
ve uykuya geçişteki uygulamalar değerlendirilmelidir.
3.Ayda 1-1.5kg alırken 500-600 gr
alan bebekte ek besine geçilmelidir…
YANLIŞ! Tartı alımı sürekli aynı hızla
devam etmez, anne sütü alan bebeklerde
4-6.ayda kilo alımı yavaşlayabilir.
4.Emzirme sonrası hemen uyumayan
bebeklere ek besin başlanmalıdır…
YANLIŞ! 4.aydan sonra bebeklerin etrafa ilgisi arttığı için hemen uyumayabilir.
5.Annesi yetersiz beslenen bebeklere
6.aydan önce ek besin verilmelidir…
YANLIŞ! Anne dengeli beslenmiyorsa
anneye vitamin ve mineral desteği yapılmalıdır.
6.6-12 ay arası bebeklerin günde ½ litre
anne sütü alması gerekir… YANLIŞ!
Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bu bilgi
tamamıyla yanlıştır. Bebeklerin alması
gereken anne sütü miktarı tartı kontrolüne
göre her bebeğe özel belirlenir.
7.Sağlıklı beslenmeleri için bebeklere
kırmızı et az verilmeli, besinlere yağ
katılmamalı… YANLIŞ! Erişkinler az
çocuklar fazla hayvansal gıda tüketmeli,
bebeklere en faydalı yağ zeytinyağıdır.
14
26 Aralık 2015 Cumartesi
Bu müzede
7 uygarlıktan
eserler
sergileniyor
KIRŞEHİR- Kırşehir'in Kaman ilçesindeki
Kalahöyük Arkeoloji Müzesi, yaklaşık 30 yıldır
Çağırkan köyündeki höyükten çıkarılan Osmanlı,
Selçuklu, Bizans, Roma, Frigya, Hitit ve Asur
uygarlıklarına ait çok sayıda tarihi esere ev sahipliği yapıyor.
Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi ve Japon
Anadolu Arkeoloji Enstitüsü adına höyükte yapılan kazılarda çıkarılan av malzemeleri, mühürler,
sikkeler, seramik parçaları, Çin'den gelen porselen
parçaları, çeşitli yapılar, çanak, çömlekler, insan
iskeletleri gibi çok sayıda buluntu, müzede ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Kalehöyük'teki kazılar, yaklaşık 30 yıldır bu
bölgede çalışan Japon Profesör Sachihiro Omura
tarafından yürütülüyor.
Omura, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 30
yılda 7 medeniyetin kalıntılarına ulaştıklarını,
çalışmalar kapsamında milattan önce 5 veya 6
binli yıllara tarihlenen neolitik döneme kadar
inmeyi planladıklarını söyledi.
Bunun için 5-6 metre daha kazmaları gerektiğine işaret eden Omura, "İnmeyi planladığımız 5-6
metreyi kazmak 50 yıl sürer. Kaman Kalehöyük'te
daha çok çalışmak lazım" dedi.
Omura, höyükten çıkan tarihi eserlerin Japon
Anadolu Arkeoloji Enstitüsü'ndeki işlemlerin
ardından arkeoloji müzesine teslim edildiğini dile
getirdi.
Müzedeki 7 uygarlığa ait izler hakkında bilgi
veren Omura, şunları kaydetti:
"Şu ana kadar 7 medeniyeti ortaya çıkardık.
Milyonlarca seramik parçaları var. Asur ticaret
kolonilerinin kullandığı tarihi buluntular var.
Demir Çağı'na ait mühürler, Osmanlı dönemine ait
sikkeler, Çin'den gelmiş Quin Hanedanı'na ait porselen parçaları var. Arkalarında Çince yazılar bulunuyor ve bunlar 17. yüzyılda gelmiş. Kaman
Kelehöyük'ün İpek Yolu üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. En enteresan eserler arasında, Asurların
bronz silahları var, bunlar yaklaşık 3 bin 800 sene
öncesine ait. Yangın tabakadan Asurlulara ait
70'den fazla insan iskeletleri çıktı. Binanın dışında
da insan iskeletleri vardı."
Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, kazı
çalışmalarının yapıldığı höyüğün yakınına yapıldı.
Müzede tarihi eserlerin yanı sıra Osmanlı
dönemini anlatan maket, Kalehöyük'ün 1/100 oranında küçültülmüş, içinde LED aydınlatma sistemiyle kültür katlarını gösteren birebir maketi,
ziyaretçinin tarihe dokunması amacıyla konulmuş
seramik kasaları, bazı mühürlerin üç boyutlu gösterimini yapan kiosk makinesiyle çalışan LCD
ekran, Hitit İmparatorluk Çağında ve Demir
Çağında Kalehöyük'teki yaşantıyı anlatan ve yine
bir kiosk yardımıyla 3 boyutlu canlandırmanın
yapıldığı LCD ekran bulunuyor.
Japon Hükümeti'nin "Kültürel Mirası Koruma
Projesi" çerçevesinde hibe olarak yaptığı Kaman
Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, 470 metrekaresi
kapalı 1500 metrekarelik alanda höyük şeklindeki
mimarisiyle dikkati çekiyor.
Japon Bahçesi ile aynı yerleşke içinde olan
müze, 2011 yılında "En İyi Müze" seçilmiş, 2012
yılında da Avrupa'da "Yılın Müzesi" ödülüne aday
gösterilmişti.
Pamukkale'ye
Alman turist ilgisi
TURİZM
DENİZLİ - UNESCO Dünya Miras
Listesi'nde yer alan Pamukkale'ye gelen Rus turist sayısındaki azalışın, Almanya'dan gelen
ziyaretçilerin artmasıyla telafi edilmesi bekleniyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
(TÜRSAB) Pamukkale Bölgesel Yürütme
Kurulu Başkanı Turan Köseoğlu, AA
muhabirine, Pamukkale'nin dünyanın her
yerinden ziyaretçi çeken, doğal ve tarihi güzelliğiyle dünya mirası bir turizm merkezi
olduğunu söyledi.
Son zamanlarda Rusya ile yaşanan sorunlar
nedeniyle bu ülkeden gelen turist sayısının
azaldığını belirten Köseoğlu, Almanya, ABD ve
Uzak Doğu ülkelerden ziyaretçi sayısının ise arttığını bildirdi.
Özellikle bu yıl Alman ileri yaş gruplarıyla
yeni bağlantılar yapıldığını dile getiren
Köseoğlu, "Bu kapsamda kış dönemi boyunca
Almanya'dan 100 bine yakın turist gelecek.
Rusya'dan gelen ziyaretçi sayısındaki azalmaya
rağmen toplamda geçen yılın rakamlarını
yakalayacağımızı düşünüyorum. Özellikle
Almanya pazarındaki artışın, Rusya'daki bu azalışı telafi edeceğini düşünüyoruz" dedi.
Turizmciler olarak morallerini yüksek tuttuklarını, alternatif pazarlar yaratmaya odaklandıklarını ifade eden Köseoğlu, Rusya ile yaşanan
sorunun uzun vadede yeni pazarlar yaratmak
açısından olumlu etkilerinin de görülebileceğini
belirtti.
Köseoğlu, Pamukkale'nin yerli turistlerin de
gözde ziyaret merkezleri arasında yer aldığını,
Buzul göllerinde kayak keyfi
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
7
26 Aralık 2015
Cumartesi
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
Yıl: 45
Sayı: 15344
BURSA - Kayak ve kış turizminin
önemli merkezlerinden Uludağ'da kar
yağışı olmaması nedeniyle kayak yapamayan bir grup dağcı, 2 bin 543 metre
yükseklikteki buzul göllerinin donmuş
yüzeyinde kayak yapmanın keyfini
çıkardı. Uludağ'ın zirvesine yakın bölgelerde bulunan buzul göllerinden
Karagöl, Kilimli Göl, Aynalıgöl ve
Buzlugöl'ün yüzeyi, hava sıcaklıklarının düşmesiyle doğal buz pistine dönüştü. Uludağ Dağcılık Kulübü (ULUDAK) üyeleri, Uludağ'da kayak yapamayınca buzul göllerinin bulunduğu
bölgeye giderek yüzeyi buz tutan göllerde kayak yaptı. ULUDAK Başkanı
İsmet Şentürk, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, kış mevsiminin başlangıcında göller bölgesinde yaptıkları faaliyetlerden birini gerçekleştirdiklerini
söyledi. Şentürk, Uludağ'da kalıcı 4 göl
olduğunu belirterek, "Çok farklı güzergahlardan göller bölgesine çıkma imka-
nınız var. Biz 8 kişilik bir ekiple dağın
kuzey yüzünden Kestel ilçesine bağlı
Orhaniye Mahallesi'nden başlayarak 6
saatlik bir yürüyüş sonunda kamp
yüklü çantalarımızla Aynalıgöl'e ulaştık" diye konuştu. Göllerin bu mevsimde çok kısa süre içinde buz pistine
dönüşüp görsel şölen sunduğunu dile
getiren Şentürk, şunları ifade etti:
"Biz de bu görsel şöleni yaşamak
için hafta sonu Uludağ'daydık. Çok
güzel bir kamp gerçekleştirdik. Kısa
süreli dönemde doğal buz pistini göllerde yaşama şansı buluyoruz. Çünkü kar
yağdıktan sonra buzun yerini kar alıyor.
Aslında bunu iklim koşulları belirliyor.
Eğer uzun süre kar yağışı olmazsa buz
pisti konumunu koruyabiliyor. Biz bu
doğal güzelliklerin herkes tarafından
görülmesini istiyoruz. Aynı zamanda
bunları korumak için de özen göstermemiz gerekiyor. Yoksa bu doğal güzellikleri gelecek kuşaklara aktaramayız."
yılbaşı tatilinin 3 gün olması nedeniyle bölgedeki otellerde doluluk oranının arttığını söyledi.
Yerli ve yabancı turistlerin ilgisiyle bu yıl
Pamukkale'ye gelen ziyaretçi sayısının 2 milyonu bulacağını tahmin ettiklerini bildiren
Köseoğlu, şunları kaydetti:
"Geçen yıl 1 milyon 875 civarında olan
ziyaretçi sayısının yıl sonu itibarıyla düşmeyeceğini düşünüyoruz. Ören yerleri içinde
Pamukkale şu anda birinci sırada. Müze ve ören
yerleriyle değerlendirdiğimizde, Topkapı ve
Ayasofya Müzesi'nden sonra üçüncü sıradayız.
Bu, Pamukkale'nin önemini bize daha da hissettiriyor. 2016'da da yurt içi ve dışından gelen
ziyaretçilerle ülkemiz ekonomisine ciddi katkı
sağlamaya devam edeceğimize inanıyorum."
(AA)
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
26 Aralık 2015 Cumartesi
"Avrupa Ligi'nde hedef çeyrek final"
İSTANBUL - Darüşşafaka Doğuş
Kulübü İcradan Sorumlu Yönetim
Kurulu Üyesi İbrahim Kutluay, THY
Avrupa Ligi'nde Top 16 turunda yer
alacakları E Grubu'nda ilk 4'e girerek
çeyrek finale çıkmak istediklerini söyledi. Türk basketbolunun unutulmaz
isimlerinden İbrahim Kutluay,
Darüşşafaka Doğuş'un hedeflerini
AA'ya anlattı.
Avrupa Lig'inde normal sezonda
zorlu bir gruptan çıkarak Top 16'ya
kaldıklarını belirten Kutluay, şöyle
konuştu:
"İlk sezonumuzda çok zorlu bir
Mersin, dünyanın en iyi
cimnastikçilerini ağırlayacak
grupta mücadele ettik. Zor gruptan
çıkarak hedefimiz olan Top 16'ya kalmayı başardık. Deplasmanda aldığımız Maccabi FOX galibiyeti bizim
açımızdan grubun dönüm noktasıydı.
Neticede son maça kaldı. İsrail deplasmanında kazandığımı 11 sayılık
avantajı burada en iyi şekilde kullandık. İlk hedefimiz olan Top 16'yı
yakaladık. Kulüp imajı olarak çok
önemliydi bu. Takımımızı da buraya
kalmak için kurduk. Bunu başardığımız için hem teknik heyeti hem de
oyuncu kadromuzu tebrik ediyorum.
Önemli bir iş başardılar."
“Voleybol
ligimiz dünyanın
en iyisi”
BOLU- Türkiye Cimnastik Federasyonu
Başkanı Suat Çelen, Dünya Cimnastik
Federasyonu'nun 2016 Artistik Dünya
Kupası'nın bir ayağının Mersin'de yapılması
kararını verdiğini söyledi.
Çelen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cimnastikte güzel bir haber aldıklarını, 13 Temmuz'da Mersin'de, Akdeniz Oyunları
vesilesiyle yapılan salonda Artistik
Cimnastik Dünya Kupası'nın bir ayağının
düzenleneceğini, verilen kararın kendilerini
çok sevindirdiğini ifade etti.
Dünyanın en iyi sporcularının Türkiye'ye
geleceğini vurgulayan Çelen, "Mersinlilerle
birlikte tüm Türkiye, cimnastik şölenini, seyrini hep beraber yaşayacağız. Bunun bir artısı da sporcularımız dünyanın en iyi sporcularını kendi salonlarında görecekler ve onların
yaşantılarını da takip edebilecekler. Bu da
ülkemizin cimnastikte gelmiş olduğu noktayı
gösteriyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin Dünya Kupası organize edecek hale geldiğini vurgulayan Çelen, alınan
bu güzel haberle de bunu tescillemiş olduklarını dile getirdi.
Dünya federasyonuyla yaptıkları görüşmelerin, yönetim kurulunun Türkiye'yi ziyaret etmesinin, salonlarda yapılan incelemelerin ve Türkiye'nin organizasyon kabiliyetini
görmelerinin büyük etki yarattığını anlatan
Suat Çelen, "Sporcularımızın Dünya Kupası
ve Dünya Şampiyonalarında başarılar elde
etmesi, bununla ilgili olarak Gençlik ve Spor
Bakanlığımızın çok ciddi desteğinin olduğunu, bizim arkamızda olduğunu görmeleri bu
Dünya Kupası'nı ülkemize getirmemizin en
büyük etkeni oldu" şeklinde görüşlerini
aktardı.
Federasyon başkanı Çelen, her şeyin ikili
ilişkilerle yürüdüğüne dikkati çekerek, şun-
ları kaydetti:
"Mersin'de önümüzdeki yıl dünyanın en
iyi sporcularını ülkemize getirmek için çaba
sarf edeceğiz. Bulgaristan, Slovenya var.
Tarih ayarlanması konusunda bu ülke federasyon başkanlarıyla görüşme halindeyiz.
Özellikle Asya ve Amerika'dan gelen sporcuların Avrupa kıtasını terk etmeden şampiyonaları bir dizi sıra ile yapıp gitmesi için tarih
planlaması yapılıyor. Biz istediğimiz tarihi
gerçekleştirdik. Bizim için tarih çok önemli.
Bu organizasyon 2016 Olimpiyatları öncesi
olacak. Ondan sonraki dönemde Dünya
Şampiyonası'ndan önceki bir tarihe almış
olduk. Dünya Şampiyonası'ndan önce yapılan organizasyon olmadığı için dünyanın en
iyi sporcularının bu Dünya Kupası'na katılmasına sebep olacak diye düşünüyorum. Bu
da federasyon ve ülkemiz cimnastiğinin
gelişmesi açısından çok önemli bir başarı."
ANTALYA - Bayan Voleybol Milli Takımlar
Başantrenörü Ferhat Akbaş, 2016 Rio Olimpiyatlarına
katılma hakkı elde etmeleri halinde iyi bir derece yapmak için konsantre olacaklarını bildirdi.
Ankara'da 4-9 Ocak 2016'da düzenlenecek Avrupa
Kıta Elemeleri öncesi ilk hazırlık kampını Antalya'da
gerçekleştiren milli takım, Belek Turizm Merkezi'ndeki
Gloria Sports Arena'da günde çift antrenmanla çalışmalarını sürdürüyor.
Ay-yıldızlı ekibin başantrenörü Ferhat Akbaş, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, kıta elemelerinde başarılı olarak 2016 Rio Olimpiyatlarına katılmak istediklerini ifade etti.
Türk spor tarihinde voleybolda sadece bir kez olimpiyatlara gidebildiklerini anımsatan Akbaş, "O yüzden
olimpiyatlara gitmenin büyük bir başarı olacağını düşünüyorum. Olimpiyatlara gitme hakkı kazanabilirsek,
orada iyi bir derece için konsantre olacağız. Ama ilk
konsantre olmamız gereken şey olimpiyatlara gitmek"
dedi.
Başantrenör Akbaş, farklı kulüplerde oynayan, farklı
özelliklere sahip oyuncuları milli takımda bir araya
getirdiklerinin altını çizerek, onları kendi oyun sistemlerine adapte etmenin kolay olmadığını vurguladı.
Diğer Avrupa ülkelerinin milli takımlarında da aynı
durumun geçerli olduğunu dile getiren Akbaş , "En
büyük avantajımız, voleybol ligimizin Avrupa'nın belki
de dünyanın en iyi ligi olması. Oyuncularımız ligde çok
kaliteli maçlar yapıyorlar" diye konuştu.
(AA)
Bilardoda rekor yılı
Şampiyon sporcu
hedef büyüttü
KIRŞEHİR - Türkiye Bilardo Federasyonu
Başkanı Ersan Ercan, bu yıl federasyon tarihinin en
yüksek uluslararası başarılarını kazandıklarını belirterek, 17 uluslararası madalyayla federasyon tarihinin rekorunu kırdıklarını söyledi. Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2015 yılında katıldıkları
her turnuvada kupa kazandıklarını belirtti. Bu yıl
rekor sayıda madalya kazandıklarını aktaran Ercan,
"2015 bizim için başarılarla dolu bir yıl oldu.
Türkiye Bilardo Federasyonu tarihinin en yüksek
uluslararası başarılarını kazandık. Toplam 17 uluslararası madalyayla yılı tamamladık. Bu bizim için
rekor madalyaydı" dedi. Vietman ve Türkiye'de
yapılan Dünya Kupalarında birincilik elde ettiklerini anlatan Ercan, şöyle konuştu:
"En son İstanbul'da yapılan Dünya Kupası'nda
Murat Naci Çoklu şampiyon olmuştu. Vietnam'da
da Tayfun Taşdemir şampiyon oldu. İki gün önce
Mısır'da 2015 yılının son Dünya Kupası'nda Lütfü
Çenet üçüncü oldu. Altın, gümüş, bronz bütün
madalyaları topladık. Dünyada ülke bazında 2015
yılını en yüksek bilardo madalyası ile Türkiye
kapattı. Oyuncularımla da gurur duyuyorum."
Türkiye 3 Bant Bilardo Şampiyonası'nın Kırşehir'de
yapıldığını anımsatan Ercan, milli takıma seçilecek
sporcuların da burada belirlendiğine işaret ederek,
2016 yılındaki ilk hedeflerinin Bursa'da yapılacak
Dünya Kupası etabı olduğunu dile getirdi. Ersan
Ercan, "Önümüzde 2016 yılında yapılacak Bursa
etabı var. Şubatta Bursa'daki turnuva Dünya
Kupası'nın ilk ayağı. Kırşehir'deki Türkiye 3 Bant
Bilardo Şampiyonası'ndan sonra ona hazırlanacağız.
Sporcularımız çok formda. Ülkemize şampiyonluk
bekliyoruz. Dünya çapında olan başarılı sporcularımız var" ifadelerini kullandı. Lisanslı sporcu sayısını artırmayı hedeflediklerini de aktaran Ercan, şöyle
devam etti: "Lisanslı sporcu sayımız geldiğimizden
beri 4 kat artmış durumda. Bilardoda 10 bin lisanslı
varsa, 1 milyon oynayan vardır. Halı sahada futbol
oynayanlar gibi düşünebilirsiniz bunu. Bilardo,
Türkiye'nin en çok oynanan dördüncü sporu.
Bilardo oynayan 1 milyon kişi lisanslı sporcu kimliğiyle spora kattığımızda çok şeyler kazanacağımıza inanıyorum. 10 bini aktif toplam 30 bin lisanslı
sporcumuz var. Lisansız olarak oynayanların sayısı
bütün sporlardan fazla. Bir milyon kişi Türkiye'de
bilardo oynuyor. Herkesin mutlaka bir isteka almışlığı vardır." (AA)
ERZURUM - İrlanda'da düzenlenen Dünya Kick
Boks Şampiyonası'nda 57 kiloda gümüş madalya kazanan Cebrail Gençoğlu, 2017 yılındaki dünya şampiyonasında altın madalyaya uzanmak istiyor.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Gençlik Spor
Kulübü sporcusu Cebrail, İrlanda'da 21-29 Kasım'da
yapılan şampiyonada elde ettiği bu başarının ardından,
ara vermeden Avrupa şampiyonaları için hazırlıklara
başladı. Türkiye ve Yunanistan'ın ev sahipliğinde 2016
yılında düzenlenecek şampiyonalar için Palandöken ilçesindeki özel bir salonda, antrenör İlknur Yılmaz gözetiminde günde iki antrenman yapan milli sporcu, bu organizasyonlarda başarısını sürdürmek istiyor.
Cebrail Gençoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 yaşında tekvando ve kick boks dallarında başladığı
spor hayatında büyük zorluklar çektiğini ve amacına ulaşarak sonunda başarı elde ettiğini söyledi.
Bu spor dalında sadakatin çok önemli olduğunu,
kendisinin de bunu yaptığını belirten Cebrail, şunları
kaydetti:
"Çok zorluklar çektim. Zaman oldu soğuk nedeniyle
antrenmana gidemedim. Eğitimim ile sporu birlikte
yürüttüm. Bu branşta Erzurum'un tek milli sporcusuyum. Bu duyguyu yaşamak ilk bana nasip oldu. Umarım
benden sonra genç kardeşlerim de örnek alacaklardır.
Benim yetiştiğim dönemde Erzurum'un bu branşta hiç
milli sporcusunun bulunmaması nedeniyle büyük zorluklar yaşadım. Etrafımda görüp örnek alabileceğim
kimse yoktu. Şimdi gençlerimizin böyle bir avantajı var.
Milli takımı bilen, uluslararası tecrübesi olan biri olacak
yanlarında. Sadece ben değil, bu kent adına daha fazla
sporcu bu organizasyonlara katılabilsin istiyorum." (AA)
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
26 Aralık 2015 Cumartesi
Yenimahalle Belediyesi, Dünya
Avrupa ve Olimpiyat şampiyonu
eski güreşçi Ahmet Ayık’ın adını
Yenimahalle’de bir parka verdi.
Milli Güreşçi’nin adı
Büyükşehir parkta yaşatılacak
Orkestrası
30.yılında
Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, 30.
yılını kutluyor. Geride bırakılan birbirinden seçkin yıllar içinde müziğin ışığını daha da parlatarak
yukarılara çıkaran “Kent Orkestrası”, ayrı bir istek ve
heyecanla veriyor konserlerini 30. Yılında
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir Belediyesi Şef
Kemal Günüç yönetimindeki 31 kişilik kadrosuyla, etnik müzikten
caza, Türk poptan, dünya müziklerine kadar geniş bir yelpazede
örnek repertuarla konserler veren Kent Orkestrası, yurt içinde ve
yurt dışında gerçekleştirdiği konserlerle de yerelden evrensele
Türk müziğinin tanıtımına katkı sağlamayı sürdürüyor.
Her yıl onlarca konsere imza atan Orkestra, festivaller, açık
hava konserleri ve üniversite şenliklerinde verilen konserlerin yanı
sıra “Ustalara Saygı”, “Doğu Batı Sentezi”, “Film Müzikleri”,
“Nostalji Konserleri”, “Pop, Jazz ve Blues” ile “Romantik
Şarkılar” gibi özgün konser serileriyle de her yıl 100 binin üzerinde müzikseverle bir araya geliyor.
Başarıyla geçen 30 yılı, çeşitli etkinliklerde verilen nitelikli
konserle geride bırakan Kent Orkestrası, Aralarında Yunanistan,
Bulgaristan, Kore’nin de bulunduğu değişik ülkeler de verdiği
konserlerle de Türk Müziği’nin sesini duyurmada sanatsal köprü
görevini üstleniyor.
Birbirinden değerli sanatçılarla birlikte dinleyicilerinin karşısına çıkan Orkestra, Ankara ezgilerinden oluşan “Folk Jazz” ve
“Derin Köklerin Türküleri” adlı iki de albüme sahip bulunuyor.
Başkent’te nitelikli müziğin toplumsal yaşamda işlevsel kılınmasında büyük katkıları olan Kent Orkestrası’nın, dünün bando
takımından, bugünün dünyaca ünlü sanatçılarının birlikte konser
vermek istediği bir orkestraya dönüştüğünü belirten, en eski üye
Hilmi Korkut, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın
temellerinin, 1976 yılında “Ankara Belediyesi Şehir Bandosu”
olarak atıldığını söyledi.
Başlangıçta zabıtalardan kurulu kadrosuyla çalışmalarına başlayan Ankara Belediyesi Bandosu, resmi açılışlar, heyetleri karşılama ve milli bayramlarda boy gösteriyor. Topluluğa, 1978 yılında
flüt ve gitar çalmak üzere sanatkar işçi kadrosuyla katılan orkestranın usta müzisyeni Hilmi Korkut, ilk zamanlarda bandonun icra
edebileceği hafif müzik parçaları çaldıklarını belirtti.
Ankara Belediyesi’nin Büyükşehir statüsüne kavuşmasıyla birlikte Ankara Bandosu’nun kaderinin de değiştiğini anlatan Korkut,
grubun adının, 1985 yılında “Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent
Orkestrası” olduğunu kaydetti.
Korkut, değişen adıyla birlikte kadrosu tamamen profesyonel
müzisyenlerle yenilenen Orkestra’nın müzisyenlerine de "sanatçı"
statüsünün verildiğini kaydetti. Müzikal yolculuklarının yepyeni
bir boyuta taşındığına dikkat çeken Korkut, özellikle 2009 yılından itibaren de sadece sayılı orkestraların sahip olduğu mükemmel
prova salonunda çalışmaya başladıklarını söyledi.
Konserlerini, Gençlik Parkı içindeki Konser Salonu’nda verdiklerini belirten Hilmi Korkut, "Eskiden sazların eskiyen parçalarını dahi değiştiremezken, bugün yenilerini almaya başladık.
Kayıtlar ve repertuar olanakları derken, orkestramız aldı yürüdü.
2000 yılına kadar orkestraya dışarıdan gelen sanatçılar eşlik ederken, bu tarihten sonra kadrolu ve genç sanatçılar alınmaya başlandı. Müzikal anlamda daha da modernleştik” diye konuştu.
Bayır-Bucak’a
yardım eli
HABER MERKEZİ-Mamak Belediyesi, Suriye'deki BayırBucak Türkmenleri’ne yardım için kampanya başlattı. Türk
Kızılay’ı ile işbirliği yapan belediye, özellikle zorlu kış şartlarının kendini iyiden iyiye hissettirdiği bu günlerde yoğun çatışmaların yaşandığı Bayır-Bucak Türkmenlerine kuru gıdadan giyeceğe birçok yardım toplayacak. Mamak Belediye Meclisi’nden oy
birliğiyle aldıkları kararla Türkmenlerin yanında olduklarını kaydeden Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül; “Ülke olarak milyonlarca mazluma kucak açtık. Şimdi Suriye’de Bayır-Bucak
Türkmenleri son derece zor bir durumda ve bizlerden yardım
bekliyor. Bizler kendi soydaşlarımızın yanındayız. Mamaklı
vatandaşlarımızın, esnafımızın karınca kararınca bu yardım kampanyasına katılımlarını bekliyoruz. Bayır-Bucak Türkmenleri
sahipsiz değil” dedi.
Çocuk bezi, kuru gıda, battaniye, elektrikli soba, bot, kaban
gibi malzemeler toplanarak ihtiyaç sahibi Bayır-Bucak
Türkmenlerine ulaştırılacak. Kampanyaya katılmak isteyen
vatandaşlar 444 0 149 numaralı Alo Mamak’tan ve 550 73 73 ve
550 74 88 numaralı telefonlardan bilgi alabilir. Yardım yapmak
isteyen ve ulaşım imkanı olan vatandaşlar yardımlarını Mamak
Belediyesi’ne ve Zabıta Müdürlüğü’ne teslim edebiliyor ancak
ulaşım sıkıntısı çeken vatandaşların yardımları ise gönderilecek
ekiplerle evlerinden alınacak.
HABER MERKEZİHalka mal olmuş birçok
yazar, şair, sporcu ve şehitlerimizin isimlerini ilçe sınırları içinde yaşatan Yenimahalle
Belediyesi, son olarak
Yenimahalle’ye büyük katkı
veren değerli iş adamlarından, Türkiye'nin serbest stilde en başarılı güreşçilerinden
olan Ahmet Ayık’ı 25 Mart
Mahallesi’nde ölümsüzleştirdi.
Göreve geldiği günden
buyana bu ülke için çivi
çakan herkese destek olduklarını hatırlatan Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar
“Hem ülkesine, hem de
Yenimahalle’ye yıllardır hizmet eden, Türk bayrağını
dünyada dalgalandıran
Ayık’a bir vefa borcumuz
vardı. İlçemizde adını verdiğimiz tüm değerlerimiz gibi
Ahmet Ayık adının da gelecek kuşaklara aktarılmasından onur duyuyorum” dedi.
Ayık, 1961'de Serbest
Güreş Milli Takımı'nda yerini aldı. 1962'de Adriyatik
Kupası, 2.'liği, 1963
Akdeniz, 1964 Balkan
Şampiyonu oldu. 1965'de o
yılların en meşhur güreşçisi
Rus Medved'i yenerek
Dünya Şampiyonu oldu.
1967 Avrupa, 1967 Dünya,
1968 Olimpiyat oyunlarında
97 kiloda şampiyonluklar
kazandı. Otoritelerce dünyanın en iyi güreşçilerinden bir
olarak kabul edilen Ayık,
1970'de Avrupa Şampiyonu
oldu. Toplam 7 şampiyonluğu Türk milletine hediye etti.
Güreş Federasyonu
Başkanlığı da yapan Ahmet
Ayık, halen ata sporumuza
hizmet etmektedir.25 Mart
Mahallesi’nde 24 bin metrekare alan üzerinde, 350
metre koşu yolu, 280 metrekare çocuk oyun ve 130 metrekare fitness alanı ile
Demetevler sakinlerinin
uğrak noktası olan park, yeni
adıyla hizmet vermeye
devam edecek.
Keçiören altyapıda rekora koşuyor
HABER MERKEZİ-Keçiören
Belediyesi ekipleri 2015 yılında
115.730 m² kaldırım ve yol kaplama
çalışması yaptı. Engelli vatandaşlara
uygun bir şekilde yapımı süren bordür
ve tretuvar çalışmalarında bordür yükseklikleri normal 10 -12 cm, otopark
girişlerinde ise 2-4 cm olarak planlandı.
Engelli vatandaşlar için engelli girişleri % 5 eğim standardına göre planlanırken, tretuvar genişlikleri de engelli
vatandaşlar gözetilerek yapılıyor. Asfalt
ve tretuvar çalışmaları birlikte yürütülerek mahalleler modern bir görünüme
kavuşturulurken, engelli girişlerinde
10*10*6 cm kumlamalı beton parke
taşı kullanımı da algılama kolaylığı
sağlıyor. Vatandaşların güvenli bir
şekilde tretuvarda yürümesini sağlamak
ve gece yol hattını belirginleştirmek
için 30 cm yüksekliğinde, esnek, reflektörlü delinatörler (duba) bordür
üzerinde belli aralıklarla monte ediliyor. 2015 yılında 35 mahalle 240
sokakta yamalar dahil toplamda
284.698 ton asfalt döküldü. Asfaltlama
çalışmalarını 3 kısım halinde sürdüren
ekipler ilk olarak asfalt kazıyıcı ile yıpranmış asfaltları kazıyarak yeniden
asfaltladılar. Bu sayede mahalleler yeni
ve modern bir görünüme büründü.
Mahallelerde yıpranmış ve altyapı
sorunu olmayan sokaklarda ise trimer
ile bozulmuş yüzeyler kazınarak asfalt
döküldü. Altyapı kuruluşlarının yapmış
olduğu çalışmalar sonrası bozulan
yüzeylerde ise yama çalışmaları yapıldı. Keçiören Belediyesi 2 büyük asfalt
serim ekibi ve 2 yama ekibi ile çalışmalarını sürdürürken serim ekiplerinde
12'şer kişi, yama ekiplerinde ise 4'er
kişi görev aldı.
Türkiye’nin en büyük ilçelerinde
biri olan Keçiören’in altyapıda da öncü
olduğuna dikkat çeken Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak çalışmalarla ilgili şunları söyledi; "Asfalt ve
tretuvar çalışmalarımızla Keçiören'in
yayalar için de sürücüler için de güvenli olmasını sağladık. Ayrıca 2015 yılı
içerisinde 64 sokağımızda 12.085 m
yol açma çalışması yaptık."
Park ve Bahçeler Müdürlüğü
2015 yılını mesaide geçirdi
HABER MERKEZİ-Mamak
Belediyesi Park ve Bahçeler
Müdürlüğü 2015 yılı boyunca yeni
parlar yaparken, bir yandan da eski
parklarda revize çalışmalarına
devam etti. Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül: “Park ve
Bahçeler Müdürlüğümüz 2015 yılını
yoğun bir tempoda çalışarak geçirdi.
Hizmete sunulan yeni parklarla birlikte Mamak ta hem yeşil alan miktarını artırıyoruz hem de ilçemizi
daha estetik bir hale getiriyoruz.
Hizmete sunduğumuz park, bahçe
ve rekreasyon alanları 7 de 70’e herkese hitap ediyor. Fonksiyonelliği
ön plana çıkardığımız parklarımızla
Mamak daha estetik bir kimliğe
bürünüyor” dedi.
316 Park bulunan Mamak’ta
2015 yılı içerisinde hizmete açılan 10 yeni
parkla birlikte Mamak’ta
ki park sayısı 326 ya
ulaştı. 2015 yılı içerisinde hizmete açılan yeni
parklar toplam 40 bin
metrekareden oluşuyor.
Yine 2015 yılı içerisinde
18 parkı revize eden
Mamak Belediyesi parkları tam bir yaşam alanına çeviriyor. İçerisinde
şehir mobilyaları, çocuk
oyun alanları, koşu yolları fitnes ve spor aletleri
bulunan parklar 7’den
70’e herkese hitap ediyor.
Park Bahçeler Müdürlüğü atölyesinde 2015 yılı içerisinde üretim
tüm hızıyla devam etti. Çok çeşitli
şehir mobilyaları üretimi gerçekleştiren atölyede, otobüs durakları,
banklar, çöp kovaları, basketbol
potası gibi bir çok kalemde üretimler gerçekleştirildi.
Şehir estetiğine büyük önem
veren Mamak Belediyesi mevsimsel
çiçek dikimlerini de ihmal etmedi.
Mamak Belediyesi park ve bahçelerde, yol kenarlarında, kavşaklarda
binlerce çiçek dikimi gerçekleştirdi.
Menekşe, begonya, kasımpatı ve
lale gibi çiçeklerin dikimlerini gerçekleştiren Mamak Belediyesi bunların dışında estetik çalı, süs bitkisi
ve ağaç dikimi de gerçekleştirdi.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
4 Kişilik
Kandil Simidi
Malzemeler
1 paket oda sıcaklığında
margarin
2 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay bardağı zeytinyağı
1 paket kabartma tozu
(Mahlep-susam aromalı kabartma tozu kullanabilirsiniz)
1 tatlı kaşığı mahlep (arzuya
göre )
Aldığı kadar un
Üzeri için:
Yumurta akı, susam
Hazırlanışı
Bütün malzemeleri karıştırın. Aldığı
kadar unu ekleyerek yumuşak ama ele
yapışmayan bir hamur haline getirin.
Ceviz büyüklüğündeki hamuru rulo
yapalım sonra iki ucundan birleştirerek
halka şeklini verelim. Üzeri için 1
yumurtayı çatalla iyice çırpalım. Ön ve
arka tarafını önce yumurtaya sonra
susama batırarak simitimizi hazırlayalım. 180 derece fırında üzeri pembeleşinceye kadar pişirin. Afiyet olsun.
AFİYET OLSUN...
Download

Demirtaş yorumu - Yedigün Gazetesi