Erdoğan’dan Meclis’e
‘yeni anayasa’ mesajı
24 Aralık 2015 Perşembe
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
EFSANE RÖPORTAJLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı
Külliyesi'nde muhtarları kabulünde konuştu. Erdoğan,
Başkanlık sistemini işaret ederek, “Artık milletimizin de açık ve
güçlü bir talebi haline gelmiş olan bu konuya meclisimizin,
mecliste temsil edilen siyasi partilerimizin daha fazla duyarsız
kalamayacağı kanaatindeyim” dedi. HABERİ 11. SAYFADA
Liderlerin dilindeki
SORUNLAR
NATO bizi ‘SORULAR’
kurtarır mı?
Fotoğraf:
Kenan Ergen
Emekli Tümgeneral Armağan
Kuloğlu’ndan değerlendirmeler
Fotoğraflar: Kenan Ergen
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, son dönemde Rusya ile yaşanan krizin
ardından adı sıkça duyulan içinde bulunduğumuz NATO’yu değerlendirirken
ilginç ifadeler kullandı. Kuloğlu, “NATO’ya güvenmezseniz ne yapacaksınız”
mecburiyetini dile getirdikten sonra şunları söyledi: “Güvenirseniz ne yapacaksınız? Diyelim ki güvenmedik. NATO’dan mı çıkacağız? NATO, 5’ten başladı.
Sonra 12 oldu. Soğuk savaş döneminde 16 idi ve şimdi 28 üye sayısına kadar
geldi… Türkiye’nin NATO içerisinde kalması mecburi ve elzem. NATO’ya
güvenmeye gelince; Türkiye’ye doğrudan bir saldırı söz konusuysa NATO
imkanları Türkiye’ye yardımcı olacaktır. Ama NATO gelir. Bizi kurtarır şeklinde
bir düşünce içerisine girmek son derece yanlış.”
Efsane Güzeldereli’nin röportajı 6. SAYFADA
PKK’YA VURULAN DARBE BÜYÜYOR
Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet güçlerinin Şırnak'ın Cizre ve Silopi,
Diyarbakır'ın Sur, Mardin'in Dargeçit ve Nusaybin ilçeleri ile Bitlis'te
terör örgütüne yönelik operasyonlar devam ediyor.
Operasyonlar kapsamında 8 günde Cizre'de 113,
Silopi'de 9, Sur'da 23, Dargeçit'te 16, Nusaybin'de 3
ve Bitlis'te 4 olmak üzere toplam 168 terörist etkisiz
hale getirildi. Cizre'de bir terörist sağ yakalandı.
Türkiye, çok kritik bir süreçten geçiyor. İçinde, dışında yangın var;
söndürmeye çalışıyor…
İçeride bir bölgenin birkaç kenti ile
birkaç ilçesine ‘sıkıştırılan’ terörü
bitirme çabası ile; Rusya’nın artık sınır
komşumuz olan savunma-saldırı gücü
ve anlık değişimlere uğrayan bölgesel gelişmeler nasıl sonuçlanacak ya
Sorunlar belli, sorular farklı. Bu durum, liderlerin diline de yansıyor.Son döneme damgasını vuran iki sorun da sonuçlanacak mı göreceğiz…
ise terör ve Rusya ile ilişkilerdeki kriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin terör ile terbiye edilemeyecek
kadar büyük olduğunu söylerken, Başbakan Davutoğlu, terörün biteceğini söylüyor ve Rusya’yla saf tutanlara sert çıkıyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Bahçeli ise silah ve terörist yığınağını sorguluyor.
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş da farklı söylemlerle gittiği ve tartışılan Rusya gezisindeydi…
DAVUTOĞLU KILIÇDAROĞLU
toplu açılış yaptı MYK’sını topladı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Orman ve Su
İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Törenini
gerçekleştirdi. HABERİ 11. SAYFADA
CHP Merkez Yönetim Kurulu, dün Genel
Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında
toplanarak gündemindeki konuları görüştü.
‘O’nu anlamada
iki hatamız var’
Başkentte Mevlit Kandili dolayısıyla birçok camide mevlit
okundu, dualar edildi. Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde
gerçekleştirilen programa katılan Diyanet İşleri Başkanı
Mehmet Görmez, "O'nun bugün veladeti, mevlidi yeniden
ülkemizi, milletimizi gönül coğrafyamızı ve alemi İslamı
sevgiyle, muhabbetle, rahmet ve merhametle kuşatsın” dedi.
Görmez, “O'nu anlamada iki hatamız var. Birincisi, O'nu
sadece mucizelerle donatıp beşer üstü anlamaya, okumaya
çalışmak. İkincisi ise sıradan bir beşer yerine koymaktır” diye
konuştu.
HABERİ 11. SAYFADA
LI
Ç
Çocukların görerek, uygulayarak ve yaşayarak öğrenmelerini amaçlayan Keçiören Belediyesi Çocuk Danışma
Merkezi (ÇODAM) ile Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar
Derneği (ÜZYEÇDE), bu doğrultuda destekleyici yöndeki çalışmalarını sürdürüyor. HABERİ 4. SAYFADA
Mamak Sağlık
İşleri yoğundu
Bülend Ulusu öldü
12 Eylül döneminin başbakanı ve 9uncu
Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli
Orgeneral Bülend Ulusu, 92 yaşında
vefat etti. İstanbul'da 92 yaşında hayata
veda eden Bülend Ulusu'nun cenazesi
yarın Teşvikiye Camiinde öğleyin kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu
Mezarlığında toprağa verilecek.
Mamak Belediyesi Sağlık İşleri
Müdürlüğü 2015 yılında yoğun
mesai yaptı.
HABERİ 3. SAYFADA
Fehmi Koru
ER
Gezici Araştırma şirketi, 2015 yılında yerel
yönetimlere yönelik
performans araştırmasını yayınladı.
Büyükşehir belediye
başkanları arasında en
başarılı belediye
başkanı olarak Ankara
Büyükşehir Belediye
Başkanı Melih Gökçek,
seçildi.
HABERİ 4. SAYFADA
Son dönemde medyada sıkça yer alan bal
L H AB
haberlerine bir ekleme de biz yapalım dedik!
ZE
Ankara İli Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim
Kurulu Başkanı Selçuk Solmaz ile görüştük.
Arıcılık ve bal üretiminde Türkiye’nin
UR
dünyadaki yeri nedir? Arı kolonimiz ne
S U N E R KI
kadardır?
Son günlerde çok konuşulan renkli bal nedir? Balın kalitesi en
doğru şekilde nasıl anlaşılır?
HABERİ YARIN
D
EN BAŞARILI
Büyükşehir Belediyesi ekipleri, hafta sonunda tamamen
yanarak kullanılamaz hale gelen Keçiören Osmanlı Halk
Pazarı’nın bulunduğu alanı çok sayıda iş makinesiyle temizledi.
253 dükkanın tamamen yandığı Keçiören Osmanlı Halk Pazarı
yeniden ve daha modern şekilde yapılacak.
Keçiören’in Doğal
Yaşam Atölyesi
Ö
Enkaz
kalktı
Her sorunun görüşülmesi, konuşulması ve çözümlenmesi gereken yer
TBMM olduğu için; bu konular doğal
olarak siyasi partilerin bir numaralı
gündem maddesi. Partilerin Grup
toplantıları da bu maddelerin her
hafta iki kez dillendirildiği ortamlar.
Önceki gün de kürsüdeydi liderler.
Öyle sorular sordular ki; işin aslına
bakarsanız, sorunlar o soruların
karnında büyüyor!
DURSUN ERKILIÇ’IN
HABERİ 11. SAYFADA
Yine,
yeni,
yeniden...
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Kadın çiftçi
serasını kurdu
HABERİ 5. SAYFADA
Kediler, sıcak
yuvaya kavuştu
HABERİ 5. SAYFADA
Hayvanlara
atık maması
HABERİ 5. SAYFADA
Mamak’ta çok
‘özel’ kahvaltı
HABERİ 3. SAYFADA
Mahalle ‘Susuz’
idi ‘Ata’ oldu…
HABERİ 16. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
24 Aralık 2015 Perşembe
Osman Sınav: "Uzun Hikaye"yi
çekmek için 12 yıl beklemiş
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
KÖLN - Yapımcı ve yönetmen Osman Sınav, "Türkiye'de
ilk yıllarda sinema okulları
kurulsaydı günümüzde dünyada Hollywood filmleri yerine
Türk filmleri hakim olurdu"
dedi.
Mustafa Kutlu'nun aynı adlı
eserinden sinemaya uyarlanan
"Uzun Hikaye" filmi,
Almanya'nın Köln kentinde
gösterildi.
Yunus Emre Enstitüsü'nün
Filmforum NRW'de düzenlediği film gösteriminin ardından konuşan Sınav, yarım
bıraktığı üniversiteyi 35 yıl
sonra bitirdiğini ve bu filmin
kendisinin mezuniyet filmi
olduğunu belirterek şöyle
konuştu:
"Türk sinemasının
zamanında biraz geri
kalmasının nedeni, ülkede
Vizyona
yeni
giren
filmler
akademik bir kurumun
olmayışından dolayıdır. Yani
sinema ciddi bir bilimin adıdır,
ciddi bir sanattır, akademik
eğitime ihtiyaç duyar. Biz,
zamanında akademik eğitime
hiç önem vermemişiz.
Amerika, dünyanın her ülkesine film satıyor. Sinemanın
icadından çok kısa bir süre
sonra Amerikan sinema sanatları ve bilim akademisini kurmuşlar ve bugün de meyvelerini topluyorlar. Türkiye'de ilk
yıllarda sinema okulları kurulsaydı günümüzde dünyada
Hollywood filmleri yerine
Türk filmleri hakim olurdu."
"Uzun Hikaye"yi çekmek
için 12 yıl beklediğini ve çok
emek verdiğini dile getiren
Sınav, bu filmin "İyi ki çekmişim" dediği yegane filmlerden olduğunu ve yıllar sonra
Star Wars 7:
Güç Uyanıyor
bile aynı duyguyla izleneceğini
düşündüğünü söyledi.
Sınav, Yunus Emre
Enstitüsü'nün yurt dışındaki
çalışmalarını başarılı bulduğunu ifade ederek "Türk
kültür ve sanatının tanıtımına
katkıda bulunmak için bu
enstitünün etkinliklerine destek
vermelisiniz. Hatta etkinliğe
gelirken herkesin bir de Alman
komşunun elinden tutup
getirmesi gerekmektedir. Dil,
bizim kimliğimizdir. Onu
kaybedersek herşeyimizi
kaybederiz. Irk, önemli
değildir ama herşeyimiz dildir"
diye konuştu.
Söyleşinin ardından Yunus
Emre Enstitüsü Köln Müdürü
Dr. Yılmaz Bulut, Sınav'a
"Köln suyu" isimli bir şişe
kolonya ve Köln'ün tarihi katedralinin maketini hediye etti.
05:28 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:30 Ana Ocağı
07:00 1'de Sabah
09:30 1'de Bugün
09:40 Avrupa Avrupa
11:25 İyi Fikir
13:25 Pastane
14:25 1'de Bugün
14:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
17:00 Ana Ocağı
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:00 "Transformers"
Yenilenlerin İntikamı
22:50 Heredot Cevdet Saati
23:05 Güle Güle
00:50 Alias "Kod Adı"
01:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
03:25 Pastane
04:10 Avrupa Avrupa
08:30 Selena
10:20 Eve Dönüş
13:00 Kırgın Çiçekler
16:00 Evli ve Öfkeli
Çok uzun zaman önce, çok uzaklardaki Cybertron gezegeninde bir savaş
başlamak üzeredir. Burası başka
yapılara bürünebilen robotların
dünyasıdır. Her yerde olduğu üzere bu
gezegende de robotlar da iyiler ve
kötüler olarak ayrılmaktadırlar.
Kendilerince başka amaçlar uğrunda
mücadele eden bu transformerlar,
gezegenin yakıtı biterken uzay
ortamındaki diğer yakıt kaynaklarının
arayışına girerler. Hal böyleyken bu
arayış onları Dünya’ya kadar yönlendirecektir. İstedikleri anda arabaya,
gemiye ya da uçağa dönüşebilen bu
robotlar, bu kez Dünya’yı ele
geçirmek için savaş açacaklardır.
Elbete bu savaşı başlatanların tam
karşısında iyi huylu robotlar baş rolde
olacaklardır.
06:45 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 İlişki Durumu Karışık
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Asla Vazgeçmem
23:30 Mayıs Kraliçesi
01:30 Kız Tarafı
Erkek Tarafı
03:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
04:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
05:30 Asla Vazgeçmem
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
05:15 Geniş Aile
07:00 Bugün
08:45 Beni Affet
09:45 Ezgi Sertel İle
Lezzetin Haritası
10:45 Hatırla Gönül
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Muhteşem Yüzyıl Kösem
23:30 Yerli Dizi
01:45 Evleneceksen Gel
20:00 KERTENKELE
Zekâsı ve sıra dışı
yetenekleri sayesinde
İstanbul polisi tarafından
bir türlü ele geçirilemeyen
profesyonel bir hırsız olan
KERTENKELE'nin
'Hayatın yalan olsa da
aşkın gerçek olsun'
dedirten hikayesi...
Dizi, yapımcı Yalçın Şen
imzasını taşıyor. Yapım
Atölyesi tarafından yapılan
dizinin senaryosu Hakan
Kandal, Ayça Mutlugil ve
Kemal Çelik'e ait. Dizinin
uygulayıcı yapımcısı da
Erdoğan Sevinç.
Yönetmen: CEM TABAK
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
LİNET
KONSERİ
08 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
Penelope Cruz'un, başrollerini İspanyol sinemasının ünlü isimleri Luis Tosar ve
Etxeandia'yla paylaştığı Ma Ma'nın yönetmen
koltuğunda, "Kutup Çizgisi Aşıkları" ve "Sex
and Lucia" filmlerinden adını duyuran Julio
Medem oturuyor. Dram türündeki İspanya
yapımı filmin konusu şöyle: "Bir ilkokulda
öğretmenlik yapan Magda, meme kanserine
yakalandığını öğrenir. Daha önce de
yakalanıp iyileştiği hastalığın bu kez epeyce
ilerlediği ortaya çıkar. Magda yaşadığı bu zor
günlerde en yakınlarının neşesine güvenmektedir. Hayattan alabildiğince keyif almanın
derdinde olan Magda, bunu yanındakilere de
geçirmek ister. Kendisine 6 aylık ömür
biçildiği gün hamile olduğunu öğrenir ve
kaderini değiştirmeye karar verir."
19:00 Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Kertenkele
23:45 Evli ve Öfkeli
02:15 Eve Dönüş
04:45 Doksanlar
20:00 Transformers Yenilenlerin İntikamı"
SELAMİ
ŞAHİN
KONSERİ
26 ARALIK
2015
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
"Ma Ma"
Tür : Bilim Kurgu , Aksiyon , Fantastik
Yönetmen : J.J. Abrams
Oyuncular : Carrie Fisher , Mark Hamill
, Harrison Ford , Adam Driver , John
Boyega
Senaryo : J.J. Abrams , George Lucas ,
Lawrence Kasdan
Yapımcı : J.J. Abrams , Kathleen
Kennedy
Diğer Adı : Star Wars 7, Star Wars
Episode VII, Yıldız Savaşları 7, Yıldız
Savaşları Bölüm VII: Güç Uyanıyor
Orijinal serinin son filminin 30 yıl ardından Star Wars serisi 7. filmiyle beyazperdeye döndü. Filmde, Return of the Jedi
filminin 30 yıl sonrasında yaşananlar
anlatılacak.
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
MEHMET
ERDEM
KONSERİ
25 ARALIK
2015 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
"Lolo"
Romantik filmlerin unutulmaz
aktrisi Julie Delpy, "Lolo" adlı
filmde hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol oyuncusu olarak
izleyicinin karşısına çıkacak.
Başarılı oyuncu Julie Delpy'e
başrolde Dany Boon, Vincent
Lacoste ile Karin Viard'ın eşlik
ettiği filmin konusu şöyle:
"Violette, 40 yaşında, hayatını
moda sektörüne adamış başarılı
bir kadındır. Uzun soluklu bir
ilişkisi olamayan Violette, bir bilgisayar dahisi olan Jean Rene ile
tanıştığında en sonunda aradığını
bulur. Jean Rene farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar
edilemez bir kimya oluşur.
07:00 Çizgi Film Kuşağı
Çizgi Film
07:30 Aşkların En Güzeli
08:40 Maşa ile Koca Ayı
Çizgi Film
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
14:00 Aşkların En Güzeli
15:15 İşte Benim Stilim
All-Star
20:00 Yetenek Sizsiniz Türkiye
00:15 İşte Benim Stilim
All-Star
02:30 Aşkların En Güzeli
03:15 Ver Fırına
06:00 Kanal D Çocuk Kulübü
07:30 Yerli Dizi
09:40 Magazin D
12:30 Bizim Lezzetlerimiz
13:45 Kısmetse Olur
16:15 Yerli Dizi
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Güllerin Savaş
23:15 Kısmetse Olur
01:00 Galip Derviş
19:45 ASLA VAZGEÇEMEM
Sıfırdan zirveye yürümüş,
hırçın bir ruh; Yiğit Kozan
(Tolgahan Sayışman) .
Ateşe koşan pervaneler
misali, aşka inanmayan bu
karanlık adama tutkun iki
kadın; Biri yıllarca süren
derin bir uykudan uyanan
çocuğunun annesi, diğeri
yıldırım aşkının büyüsüne
kapılan masum bir aşık:
Yiğit (Tolgahan Sayışman),
İclal (Şafak Pakdemir) ve
Nur (Amine Gülşe). Sevda
Kafesinde çırpınıp duran
üç yaralı ruh... Ya kafes
onları boğacak... Ya tutsaklığa yalnızca aşk ışık olacak.
ANKARA
24 Aralık 2015 Perşembe
Mamak Sağlık İşleri
2015’i yoğun geçirdi
3
Uyuşturucuya
karşı sahneye
çıkacaklar
Mamak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü 2015 yılında yoğun
mesai yaptı.
HABER MERKEZİ- Mamak Belediyesi Sağlık
İşleri Müdürlüğü ilçede bulunan engelli, kimsesiz ve
yardıma muhtaç vatandaşların imdadına koşarak kol
kanat gerdi. Evlere muayene ve sağlık hizmeti ulaştıran belediye, bir yandan da toplum sağlığını ilgilendiren konularda bilgilendirici seminerler organize
etti. Ayrıca bölgede bulunan evcil ve sahipsiz hayvanlara yönelik aşılama çalışmaları da gerçekleştiren Sağlık İşleri Müdürlüğü böcek ve larva ilaçlamasını da bütün mahallelerde yürüttü. Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül; “Sosyal belediyecilik anlayışı gereği bizler Mamak’ta sağlık hizmetlerini çok yönlü olarak sürdürüyoruz. 2015 yılı içerisinde Mamak’ta bir çok vatandaşa sağlık hizmeti
ulaştırdık” dedi. Mamak Belediyesi’nin 2015 yılı
boyunca Mamak’ta gerçekleştirdiği çeşitli sağlık
hizmetleri;
Mamak Belediyesi evde bakım ve sağlık hizmetiyle 2015 yılı içerisinde 6 binden fazla vatandaşa
sağlık hizmeti ulaştırdı. Kimsesiz, engelli ve yaşlı
hastalara yönelik yürütülen hizmetten faydalanan
vatandaşlara kan alımı, muayene, enjeksiyon, pansuman, serum, sonda, kan şeker ölçümü, kolostomi
bakımı gibi çok hizmet sunuluyor. Ayrıca ihtiyacı
olan hastalara mama, hasta bezi, yatak koruyucu,
havalı yatak ve tıbbi malzeme desteği de sağlanıyor.
Evde sağlık hizmetlerinden faydalanmak isteyen
vatandaşlar Alo Mamak 444 0 149, 550 70 21, 550
70 36 ve 550 70 68’i arayarak hizmet talebinde
bulunabiliyor.
Mamak Belediyesi, Kanser Erken Teşhis Tarama
ve Eğitim Merkezi (KETEM) ile işbirliğinde yürüttüğü kanser seminerleriyle Mamaklıları bilinçlendirdi. KETEM’in uzman doktorları tarafından verilen
seminerler Mamak Belediyesi Aile Merkezleri bünyesinde yapıldı. En yaygın 3 kanser türü olan rahim
ağzı kanseri, kalın bağırsak kanseri ve meme kanseri hakkında katılımcıların bilgilendirildi. 2015 yılı
içerisinde verilen seminerlere yaklaşık 900 Mamaklı
kadın dinleyici olarak katıldı.
2015 yılı içerisinde Mamak Belediyesi ilçe sınırları içerisinde bulunan evcil hayvanlara yönelik
ücretsiz kuduz aşısı kampanyası düzenledi. İlçede
bulunan sahipli ve sahipsiz hayvanlara yönelik
kuduz aşısı kampanyası çerçevesinde 1786 hayvanın
kuduzu aşısı ücretsiz olarak yapıldı. Ayrıca hayvanlara yönelik sahiplendirme çalışmaları yapan
Mamak Belediyesi yıl boyunca 298 köpeği sahiplendirdi. Mahallelerde ilkbahar döneminde larva ilaçlaması yapan ekipler yaz ayları boyunca da düzenli
olarak larva, sinek ve haşere ilaçlaması yaptı.
Hanımlara sağlık semineri
HABER MERKEZİ- Pursaklar Belediyesi
Diyetisyeni Sibel Sarıkaya, “Sağlıklı Yaşam İçin
Sağlıklı Beslenme” seminerleriyle yüzlerce hanımı
bilgilendiriyor.
Yeni dönemin ilk seminerini Saray Kültür
Merkezi ve Altınova Hanım Evi’nde veren Sibel
Sarıkaya, “Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenmek
şart. Bunun yanı sıra düzenli spor yapmak önemlidir” dedi.
Hanımlara beslenmeleri konusunda önemli uyarılarda bulunan Sarıkaya, “Sporu sağlıklı yaşam için
yapın” diyerek beslenmenin yanında sporun da
önemli olduğunu vurguladı. Nezaket Hanımevi bünyesinde bulunan diyetisyen kliğini hakkında da
hanımları bilgilendiren Sibel Sarıkaya, doğru beslenme yöntemi, kilo verirken dikkat edilmesi gerekenler, çocuk ve yetişkin beslenmesi gibi konularda
önemli bilgiler verdi.
Cezaevlerinde yılbaşı
açık görüş yapılacak
ANKARA - Kapalı ceza infaz kurumlarındaki
tutuklu ve hükümlülere, yılbaşı dolayısıyla 28
Aralık 2015-1 Ocak 2016 tarihlerinde açık görüş
yaptırılacak.
Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği'nden yapılan
yazılı açıklamaya göre, Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin ikinci
bölümünde "Bayramlarda ve özel günlerde açık
görüş" alt başlıklı 15. madde gereğince kapalı ceza
infaz kurumlarında yılbaşı münasebetiyle açık görüş
izni verilecek.
İnfaz edilmekte olan hücreye koyma disiplin cezası olması durumunda hükümlü ve tutuklular açık
görüşten yararlandırılmayacak.
Buna göre, Adana E Tipi, Afyonkarahisar E Tipi,
Alanya L Tipi, Antalya E ve L Tipi, Aydın E Tipi,
Bafra T Tipi, Balıkesir L Tipi, Bandırma 1 ve 2
No'lu T Tipi, Bolu T Tipi, Burhaniye T Tipi, Bursa
E ve H Tipi, Çorum L Tipi, Denizli D Tipi,
Diyarbakır D Tipi, Diyarbakır E Tipi, Düzce T Tipi,
Erzurum E Tipi, Eskişehir H Tipi, Fethiye T Tipi,
Gaziantep E Tipi, Hatay E Tipi, Isparta E Tipi, İzmir
1, 2, 3 ve 4 No'lu T Tipi, İzmir-Buca,
Kahramanmaraş E Tipi, Karabük T Tipi, Kocaeli 1
ve 2 No'lu T Tipi, Konya E Tipi, Maltepe 1, 2 ve 3
No'lu L Tipi, Manisa T Tipi, Mersin E Tipi,
Menemen T Tipi, Muğla E Tipi, Osmaniye 1 ve 2
No'lu T Tipi, Rize L Tipi, Sakarya L Tipi, Silivri 1,
2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 No'lu L Tipi, Sincan 1 ve 2
No'lu L Tipi, Sincan T Tipi, Şanlıurfa E Tipi, Şırnak
T Tipi, Siverek T Tipi, Tekirdağ 1 ve 2 No'lu T Tipi,
Tokat T Tipi, Ümraniye E Tipi, Van M Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumlarında kalan hükümlü ve tutuklular 28-29-30-31 Aralık 2015 ve 1 Ocak 2016 tarihlerinde olmak üzere 5 gün boyunca açık görüşten
yararlanacak.
Diğer bütün ağır ceza merkezi ve müdürlük teşkilatı bulunan bağlı ceza infaz kurumlarında kalan
hükümlü ve tutuklulara 28-29-30 Aralık tarihlerinde
olmak üzere 3 gün açık görüş yaptırılacak.
Müdürlük teşkilatı bulunmayan bağlı ceza infaz
kurumlarında kalan hükümlü ve tutuklulara da cumhuriyet başsavcılıklarının görüşü alınarak kurum
tarafından belirlenecek bir günde yapılmak suretiyle
28-29 Aralık tarihlerinde 2 gün süre ile açık görüş
yaptırılacak.
Sayıları ve konumları değerlendirilmek suretiyle,
adli suçlardan hükümlü ve tutuklular ile örgütlü suçlardan hükümlü ve tutuklular için ayrı gruplar oluşturulup, her grubun görüş günleri ve saatleri
Cumhuriyet başsavcılıkları ile kurum idareleri tarafından tespit edilecek. Bu grupların, aynı zamanda
ve aynı görüş mahallinde birlikte bulundurulmaması
sağlanacak.
Hükümlü ve tutuklular, belgelendirilmek suretiyle
sadece anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne,
büyükbaba ve kardeşleriyle görüştürülecekler.
Hükümlü ve tutuklular ile görüşmek isteyen kişilerin, akrabalık durumlarını nüfus idarelerinden veya
ilgili konsolosluklardan verilen resmi belgeler ile
ispatlamaları gerekli. Ancak anne, baba, eş, çocuk,
torun, büyükanne, büyükbaba ve kardeşi olmayan
hükümlü ve tutukluların, üçüncü dereceye kadar
olan akrabalarından en çok üç kişiyle, önceden
haber verilmesi ve belgelendirilmesi kaydıyla görüşme yapmaları sağlanacak. Ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezasına hükümlüler bu haktan yararlanamayacak.
Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş
günü sayısına bölünmesi suretiyle görüş gününe
kadar gruplar oluşturulacaktır. Her grubun görüş
günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere hüküm-
lü ve tutuklulara tebliğ edilecek; hazırlanan program, ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği
uygun yerlere asılmak suretiyle her ziyaretçinin,
ziyaret gününde ceza infaz kurumuna gelmesi sağlanarak, izdiham önlenecek.
Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş
yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler
nezaretinde dikkatli bir şekilde arandıktan sonra
koğuş ve odalarına götürülerek burada sayılacak;
kimlikleri fotoğraflı belgelerle kontrol edildikten ve
grup mevcudunun tam olduğunun anlaşılmasından
sonra, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin
verilecek. İzdihamı, firar ve karışıklıkları önlemek,
disiplin ve düzeni sağlamak için Cumhuriyet
Başsavcılığı ve kurum yönetimi, zabıta ile işbirliği
yaparak gerekli her türlü önlemi alacak, görüş
mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulacak.
Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda ve
eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılacak. Açık
görüşler, yetişkin ve genç hükümlü, hükümözlü ve
tutuklular için görüş süresi yarım saatten az ve bir
saatten fazla, çocuk hükümlü, hükümözlü ve tutuklular için ise bir saatten az ve üç saatten fazla olmamak kaydıyla 09.00-17.00 saatlerinde yaptırılacak.
Ziyaret süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işleyecek. Bu ziyaretin, aynı haftada yapılması gereken ve önceden belirlenen kapalı görüş veya
aylık açık görüş günü ile çakışması halinde, hükümlü ve tutukluların yazılı talebine göre kapalı görüş,
aylık açık görüş veya Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliği'nin 15.
maddesi uyarınca Yılbaşı münasebetiyle verilen açık
görüş yaptırılacak. (AA)
HABER MERKEZİ- Mamak Belediyesi’nin başarılı
tiyatro ekibi Kent Tiyatrosu bu kez sahneye uyuşturucu
ve madde bağımlılığına dikkat çekmek için çıkacak.
Çiçekler Solmasın adlı oyun ‘madde bağımlılığına
hayır’ sloganıyla sahnelenecek. Provalarına yeni başlanan ve ocak ayı itibariyle izleyici ile buluşması planlanan oyunu Mamak Belediyesi Konservatuarı Tiyatro
Bölüm Başkanı Kenan Olpak ve Kent Tiyatrosu
Oyuncusu Burcu Özdemir kaleme aldı. Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül; “Günümüz gençliği
önündeki en büyük tehlike maalesef ki madde bağımlılığı. Gençliğimizi içten içe çürüten bu soruna karşı her
zaman ve her zeminde mücadele etmek zorundayız.
Kent Tiyatrosu’nu böylesi bir soruna karşı doğru ve
güzel mesajlar içeren bir oyun hazırladıkları için tebrik
ediyorum” dedi.
Uyuşturucunun neden olduğu yıkımı biri erkek biri
kadın iki genç üzerinden anlatacak olan oyunda gerçek
hayattan kesitler sahnelenecek. Oyun Mamak’ta bulunan ortaöğretim ve liselerde sahnelenecek.
Başkan Akgül’den
okul ziyareti
HABER MERKEZİ- Mamak Belediye Başkanı
Mesut Akgül zaman zaman ilçede bulunan okullara
ziyaretlerde bulunuyor. Akgül son olarak Cengizhan
Mahallesi’nde Kınık İlköğretim Okulu’nu ziyaret etti.
Kınık İlköğretim Okul Müdürü Nurhan Kavak ile okulun durumu hakkında konuşan Akgül; “Belediye olarak
her zaman imkanlarımız ölçüsünde Mamaklı öğrencilerimizin eğitimlerine destek veriyoruz. Eğitime ne kadar
destek verilirse geleceğe o kadar yatırım yapılmış olur.
Bizim geleceğimiz olan bu çocuklarımızın en iyi şekilde eğitim görmesi için her zaman üzerimize düşeni
yerine getiriyoruz” dedi. Akgül’e eğitime verdiği destekten dolayı teşekkür eden Okul Müdürü Nurhan
Kavak; “Başkanım desteğinizi her zaman yanımızda
hissediyorsunuz. Size ne zaman geldiysek desteğinizi
aldık. Eğitim konusunda verdiğiniz bu destek ve bilinçten dolayı teşekkür ediyorum” dedi.
Mamak protokolü
kahvaltıda buluştu
HABER MERKEZİ- Mamak İlçe Protokolü kahvaltıda bir araya gelerek, gilçenin geleceğini masaya yatırdı. Kahvaltıya Mamak Kaymakamı Ali Mantı, Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül, eski Mamak
Kaymakamı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdür
Yardımcısı Ertuğrul Kılıç başta olmak üzere belediye
başkan yardımcıları, Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürü
Rahmi Güney, kaymakamlık protokolü ve daire müdürleri katıldı. Kurumlar arası koordinasyonun daha etkin
bir şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla gerçekleşen
kahvaltıda, Mamak’ın geleceği ele alındı. Kahvaltıda
kurumlar arası iş birlikteliğinin gerekliliği vurgulandı.
Vatandaşa daha iyi hizmet için kurumlar arası uyumlu
çalışmanın önemine dikkat çeken Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül; “Bu tür buluşmalar, programlar
düzenliyoruz. Her kurumun temel amacı vatandaşlarımıza daha iyi hizmet ulaştırmak. İlçemizde yaşanan
sorunlara en hızlı şekilde çözüm üretmek ve yaşanması
muhtemel sorunların önüne geçmek açısından kurumlar
arası işbirliği son derece önemli” dedi.
4
ANKARA
24 Aralık 2015 Perşembe
Çocukların görerek,
uygulayarak ve
yaşayarak öğrenmelerini amaçlayan
Keçiören Belediyesi
Çocuk Danışma
Merkezi (ÇODAM)
ile Üstün Zekalı ve
Yetenekli Çocuklar
Derneği (ÜZYEÇDE), bu doğrultuda
destekleyici yöndeki çalışmalarını
sürdürüyor.
Doğal Yaşam Atölyesi
AYŞENUR GÜRERBağlum Çalseki Köyü'ndeki
Doğal Yaşam Uygulama
Alanı'nda çocuklar mutfak,
bilim, sanat, oyun gibi atölyelere katılarak yaşayarak öğrenme
imkânı bulurken, aynı zamanda da doğayı
yakından gözlemleyebiliyorlar. Çocukların
çevreyi yakından tanıması ve çevre konusunda bilinçlenerek kalıcı davranış değişikliği kazanması amacıyla sürdürülen
çalışmalardan biri olan doğal yaşam atölyeleri, çocukları doğaya davet ediyor.
Atölyelerde atıkların çevreye zarar vermeyecek şekilde doğaya geri kazandırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarına
yönelinmesi gibi konularda bilgili eğitmenler rehberlik ve eğitim hizmeti veriyor.
Çocuklar, doğal yaşam atölyeleri ile
çevre konusunda daha sorumlu davranmayı öğrenirken, AVM, bilgisayar, televizyon üçgenine sıkışmaktan kurtuluyorlar.
Her yaş gurubundaki çocuğun katıldığı
atölyelerde çocuklar biyolojik çeşitliliği de
tanıyarak çevreyi koruma bilinci kazanıyorlar.
Doğayla baş başa olan çocuklar atölyede bulunan at, keçi, eşek, tavuk, ördek,
kedi, köpek gibi hayvanları da gözlemleme ve onları besleme fırsatı yakalıyorlar.
Uygun koşullarda yumurta toplama, süt
sağma, ağaçlardan meyve toplama, sebze
ekimi gibi etkinliklerle doğal üretimin bir
parçası olma şansı elde ediyorlar.
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa
Ak, doğal yaşam atölyelerinin eğitici ve
öğretici bir tarafı olduğuna da dikkat çekerek şunları söyledi; "Çocuklarımız sadece
tüketim toplumunu görmekten ziyade
kendi ürettiğini tüketen insanlarla bir
arada oluyorlar. Böylece geleneksel yapı
kültürümüzü, unutulmuş ya da unutulmaya
yüz tutmuş değerlerimizi, geleneklerimizi,
göreneklerimizi, el sanatlarımızı yakından
tanıyarak günümüz koşullarında da bunu
sürdürmenin mümkün olduğunu fark ediyorlar. Doğayı korumak ancak onu yakından tanımak, onun bahşettiklerinin farkında olmakla mümkün... "
Miniklere tiyatrolu
hijyen eğitimi
Keçiören’in parkları
CNC dubalarla çevrildi
HABER MERKEZİKeçiören’deki parkların etrafını şık ve
estetik görünümlü CNC dubalar ile
çevriliyor.
CNC dubalar, kent estetiğine yaptığı olumlu katkının yanı sıra park ve
bahçelerin dışarıdan görülmesine
imkan tanımasıyla da vatandaşların
beğenisini kazanıyor. 12 çeşit renk
verebilen LED ışıklandırmaya sahip
CNC dubalar Keçiören gecelerini görsel bir şölene dönüştürüyor.
Dayanıklılığıyla dikkat çeken
dubalar ayrıca yüzde 40’a varan oranda enerji tasarrufu sağlıyor.
Keçiören’de hızla yayılan CNC dubalar ile çevrilen park ve yeşil alanlar
arasında Botanik Parkı yürüyüş yolu,
Subayevleri Ahmet Önder Parkı,
Toygar İlköğretim karşısı Süleymaniye
Parkı, Deniz Dünyası etrafı, Ali
Özaydın Parkı, Fatih Terim Parkı,
Eşref Bitlis Parkı, Bülent Ay
Parkı, Hayati Tokgöz Parkı,
Hasan Açıkgöz Parkı ve Aşağı
Eğlence Yavuz Sultan Selim
Parkı da bulunuyor.
İlçeye yapılan hizmetlerde
kent estetiğini korumaya ve
güzelleştirmeye öncelik verdiklerini belirten Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak, “Her kentin kendine özgü bir dokusu vardır. Keçiörenimizin de estetik ve
şık bir görünümde olması için
çalışıyoruz. Tesisleri, parkları ve
yeşil alanları ile çok güzel bir
Keçiören olsun istiyoruz. Bu
durum ilçe belediye başkanlarına
büyük ödevler yüklüyor.
Keçiören Belediyesi olarak yatırım yaparken her türlü detayı
göz önünde bulunduruyoruz”
mesajını verdi.
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi , "Başa Bela
Mikroplar" adlı yeni çocuk oyunuyda çocuklar hem hijyen ve temizlik
konusunda bilgilendiriliyor hem de
neşeli zaman
geçiriyor.
Yunus Emre
Kültür
Merkezinde
sahnelenen
"Başa Bela
Mikroplar"
oyunu özellikle
ana sınıfı ve
birinci sınıf
öğrencileri tarafından büyük
ilgi görüyor.
Oyun boyunca
kötü kalpli mikroplar miniklerin aklını çelmeye çalışıyor,
temizlik ve düzenin önemini anlatan oyunda mikroplar, çocukların
sağlıklarını tehdit ediyor.
Çocuklara temizlik alışkanlığı
kazandırarak, hastalıklara karşı dikkatli olmasını öğütleyen ve sezon
boyunca devam edecek oyun,
Cuma günü 2 seans olarak izleyiciyle buluşuyor.
Her kesime özel kültürel ve
sanatsal faaliyetler düzenleyen
Keçiören Belediyesinin çocuk
oyunları da yıl boyu büyük ilgi
görüyor. Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak,
"Çocuklarımıza öğretici ve eğitici
bilgileri eğlenceli bir şekilde sunmanın çok daha güzel ve kalıcı
sonuçlar doğurduğunu düşünüyorum. Çocuklarımızın sağlıklı yetişmesi için temizlik alışkanlığını
böyle eğlenceli bir oyunla kazandırmaya çalışıyoruz. Hem eğleniyorlar
hem de öğreniyorlar. Tüm miniklerimize iyi seyirler..." dedi.
Gökçek, en başarılı
belediye başkanı seçildi
Büyükşehir belediye başkanları arasında
en başarılı belediye başkanı olarak Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek, seçildi.
HABER MERKEZİ- Gezici Araştırma şirketi,
2015 yılında yerel yönetimlere yönelik performans
araştırmasını yayınladı.
Araştırmaya göre; Türkiye genelinde"en başarılı
büyükşehir belediye başkanları"listesinin ilk sırasında
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek
yer aldı. Anketlere katılan vatandaşların yüzde
65,8’i,"Büyükşehir Belediye Başkanları" kategorisinde
Başkan Gökçek’i çok başarılı bulurken, yüzde 18,3’i
ise kısmen başarılı olarak gösterdi.
Sıralamada ikinciliği Hatay Büyükşehir Belediye
Başkanı Lütfü Savaş alırken, İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanı 5., İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanı 11. ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı
da 15. sırada yer aldı.
"En Başarılı İlçe Belediye
Başkanları" listesine
de,Ankara’dan Sincan
Belediye Başkanı
Mustafa Tuna ile
Yenimahalle
Belediye Başkanı
Fethi Yaşar
girdi.
Konuyla
ilgilitwitter’dan paylaşımda
bulunan
Başkan
Gökçek,
şunları kaydetti:
“Gezici
Araştırma
Şirketi ile pek
yıldızımız barışık değildir ama
beni en başarılı
belediye başkanı seçmiş teşekkürler...
Ankaralı vatandaşlarımızın
%84'ünün bizi başarılı veya kısmen başarılı bulması beni çok mutlu
etti...”
Kış şarkıları
konseri
HABER MERKEZİ-Keçiören Belediyesi
Konservatuarı Türk Sanat Müziği Korosu, "Kış
Şarkıları" konseri verdi.
Yunus Emre Kültür Merkezi'nde düzenlenen konser
sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Şef Özlem Karaağaç
yönetimindeki koro, ölümsüz bestekar Şükrü Tunar'ın
birbirinden güzel eserlerini Keçiörenliler için seslendirdi. Koronun
söylediği
şarkıların
yanı sıra, saz
sanatçıları
tarafından
icra edilen
kanun,
keman ve ud
taksimleri de
konsere renk
katarak dinleyicilerden
büyük alkış
aldı.
Belediyeciliğin sadece yol, park, bahçe. temizlik ve
diğer hizmetlerden ibaret olmadığını belirten Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak, "Belediyecilik aynı
zamanda sanat ve kültürel hizmetlerin de yoğun olarak
verildiği bir görev anlayışıdır. Keçiören Belediyesi hizmetlerin her alanında olduğu gibi sanat ve kültürde de
önemli hizmetlere imza atmaktadır. Bir çok sanat dalında uzman eğiticiler nezaretinde eğitim veren konservatuarımız yetenekli insanlarımıza imkanlar sunmaktadır.
Bugün icra edilen bu güzel konser de bunun en iyi
örneğidir" dedi.
ANKARA
24 Aralık 2015 Perşembe
Yaptığı başarılı
çalışmalarla birçok kez ödül alan
Nallıhanlı kadın
çiftçi Mükerrem
Çolak’ı, Ankara
Gıda, Tarım ve
Hayvancılık
Müdürü Bülent
Korkmaz ve
Nallıhan
Kaymakamı İsmail
Altan Demirayak
ziyaret etti.
Kadın çiftçi kendi
serasını kurdu
HABER MERKEZİ- 2004 yılında
FAO’nun düzenlediği güvenilir gıda ile ilgili
örnek çiftçi ödülüne layık görülen Nallıhanlı
kadın çiftçi Mükerrem Çolak, 2006 yılında
Ankara’da yılın kadın çiftçisi, 2015 yılında
da örnek kadın çiftçi seçildi.
Verilen desteklerle kurulan Mükerrem
Çolak’a ait seraları inceleyen İl Müdürü
Korkmaz ve Kaymakam Demirayak, çiftçilerle sohbet etti. Artık Türk Çiftçisinin sadece kendi içinde rekabet etmediğini, dünya
çiftçileriyle de rekabet ettiğini dile getiren
Korkmaz, çiftçileri bu rekabette daha güçlü
hale getirmek için desteklemekler yapıldığını ve bu kapsamda aile işletmelerine yönelik
çeşitli teşvikler için çalışmalar yapıldığını
söyledi.
Desteklemeler hakkında çiftçilere bilgiler veren Korkmaz, çiftçilere birçok destek
verildiğinin altını çizerek, “Biz çiftçilerimizin karlı bir şekilde üretime devam etmesini
istiyoruz. Bu toprakları dedelerimizin mirası
değil, çocuklarımızın emaneti olarak görü-
yoruz. Bunun için desteklemelerdeki en
önemli kriterimiz üretimin sürdürülebilir
olmasıdır. Çiftçilerimizin sorunlarını çok iyi
biliyor ve bu sorunlara çözüm yolları arıyoruz. Bu sorunları çiftçilerimizle el ele vererek aşacağız” dedi.
Seralarda domates ve ıspanak üretiminde
çok iyi verim alındığını ve bundan memnuniyet duyduğunu kaydeden Korkmaz,
Nallıhan’ın seralar bölgesi haline gelmeye
başladığını belirterek, çiftçilerin kendini
geliştirebilmesi ve yeni teknolojileri yerinde
görmesi için çiftçi Mükerrem Çolak ve diğer
çiftçileri tarım fuarlarına davet etti.
Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kurulan
seralara destek verdiklerini hatırlatan
Korkmaz, çiftçilerin bir araya gelerek bu
desteklere başvurmalarını istedi.
Mükerrem Çolak ise köye TAR-GEL
personeli olarak Mühendis atanmasıyla beraber daha karlı bir çiftçilik yapmaya başladıklarını belirterek, kendisine verilen destekler için teşekkür etti.
“İnfak ve Yoksulluk” semineri
5
Restoran atıkları
hayvanlara mama oldu
Çankaya Belediyesi çeşitli AVM’lerden ve
restoranlarda çöpe gidecek yemekleri sokak
hayvanlarına ulaştıracak.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesinin sokak
hayvanları için hayata geçirdiği Şanslı Projeler her dönem
yeni bir uygulama ile alanını genişletmeye devam ediyor.
Belediye Şanslı Projeler içinde yer alan “Senin Olanı
İstemiyorum benim Olanı Paylaşmak İstiyorum” projesi
kapsamında büyük kurum ve kuruluşların yemeklerini
toplamaya başlıyor. Halen bir çok kamu kurumunun destek verdiği projenin alanları genişletilerek AVM’ler ve
özel restorantlardaki atık yemekler de bundan sonra sokak
hayvanları için toplanacak. Yemek toplanan kurum ve
kuruluşların yemekhanelerinde, salonlarında masalara
“Atık yemeklerle
Çankaya’daki
sokak hayvanları beslenmektedir. Lütfen
içlerine peçete
ve kürdan
atmayınız”
yazılı uyarı
levhaları konulacak.
Barınakta
kalan sokak
hayvanları
kuru ve yaş
mama ile besleyen Çankaya Belediyesi topladığı atık yemekleri de bölgede çeşitli mahallelerde oluşturulan besleme noktalarına
dağıtacak. Özellikle kış koşulları nedeniyle sokak hayvanlarının yiyeceğe ulaşmakta güçlük çektiğini dile getiren
Belediye yetkilileri bu konuyla ilgili herkesin duyarlı
olmasını istedi.
Öğretmenlere atık
pil eğitimi verildi
Çankaya’daki ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine, atık piller hakkında bilgi verildi.
Sincan Belediyesi tarafından “Yoksullarla Dayanışma
Haftası” kapsamında düzenlenen programda Yazar Senai
Demirci “İnfak ve Yoksulluk” semineri verdi.
EMİNE UĞURLU- Sincan
Belediyesi Aralık ayında da alanında
uzman eğitmen ve akademisyenleri
Sincanlılarla buluşturuyor. Sincan’daki
dayanışma ve yardımlaşma bilincini
güçlendirmek amacıyla, “Yoksullarla
Dayanışma Haftası” etkinlikleri kapsamında Lale Konferans Salonu’nda
vatandaşlarla buluşan YazarSenai
Demirci, “İnfak ve Yoksulluk” konusunda bilgiler verdi. “Yardım etmek
Kedilere sıcak yuva
Çankaya Belediyesi, kışın sokakta yaşamak zorunda kalan kedilerin barınma sorununu çözüyor.
HABER MERKEZİ- Çankaya
Belediyesi, kış aylarının gelmesiyle
birlikte sokakta yaşayan köpeklere
kulübe temin etmesinin yanı sıra kedilere de sıcak yuva yapıyor.
Kuğulupark’ta bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Kedi Şenliği’nde bir
araya gelen hayvanseverlere, içerisinde peluş pikenin olduğu 100 adet
Kedi Evi dağıtıldı.
Çankaya Belediyesi’nin geçen
yılın ardından Kedici Dergisi ile bir-
likte yinelediği organizasyonda,
vatandaşlarla birlikte kedilere sıcak
yuva hazırlayan Belediye Başkan
Yardımcısı Anıl Sevinç, pilot bölge
olarak seçtikleri 10 mahallenin, sayısını artıracaklarını müjdeledi. Sevinç
ayrıca sokakta yaşayan köpeklerin
barınma sorununu kulübe
ile çözdüklerini, şimdi de
Kedi Evleriyle birlikte
kedilere sıcak bir yuva
oluşturduklarını sözlerine
ekledi.
Kedi Şenliği’ne yetişkinler kadar çocuklar da
büyük ilgi gösterdi.
Soğuk havaya rağmen
evlerinde ya da mahallelerinde besledikleri kedilere Kedi Evi almak için
sabırsızlanan çocuklardan
birisi de 8 yaşındaki
Derin Gürbüz’dü. Annesi
Esra Gürbüz ile şenliğe
katılan Derin, mahallesinde beslediği Pamuk Şeker
adını verdiği kedisinin evini Anıl
Sevinç’le birlikte yaptı. Kedileri çok
sevdiğini belirten Derin, evinde de
Pati Puti adında bir kedi beslediğini
söyledi.
lendirir” diye konuştu. Katılımcılar
tarafından büyük ilgi ile dinlenen
SenaiDemirci, konuşmalarının ardından vatandaşlardan gelen soruları
cevapladı.
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, yoksulluğun,dünyanın
karşı karşıya kaldığı sorunların başında geldiğini söyledi. Başkan Tuna,
Türkiye’de yoksullukla mücadele
konusunda hükümetin ciddi adımlar
attığını hatırlatarak, yerel yönetim
olarak Sincan
Belediyesinin bu
hamlelere katkı
sağlayacak çalışmalar gerçekleştirdiğini anlattı.
“Hedefimiz yoksulluğun olmadığı
bir dünya…
Yoksullukla mücadele insanlığın
ortak sorumluluğudur” diyen Sincan
Belediye Başkanı
Doç.Dr. Mustafa
Tuna, “İnsanlar
arasında gönül köprüleri kurarak, karkişisel bir gelişimdir” diyen Senai
Demirci, “Muhtaç durumdaki insanla- deşlik duygularını geliştirmeye çalışıra yardımcı olmak, yardım edende
yoruz. İhtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını
kişisel gelişimi temin eder. Malı Allah imkanlar dahilinde gidermeyi kendiyolunda infak etmek, sadece infak edi- mize vazife kabul ediyoruz” diye
len malı değil, infak edeni de bereket- konuştu.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi’nin
Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği (TAP)
ile birlikte düzenlediği etkinlik kapsamında, öğretmenlere atık pil eğitimi verildi. Çankaya Bölgesi’nde bulunan devlet ve özel okul öğretmenlerinin katıldığı eğitimle, öğretmenlerin de öğrencilerini eğitmesi amaçlanıyor.
Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşen eğitimi
veren TAP üyesi Elektrik Elektronik Mühendisi
Abdullah Ömür, pillerin doğaya karışmadan toplanabilmesinin önemine değindi. Atık pillerin içerdiği maddeler nedeniyle çevreye atılmasının kirlenme yarattığını
belirten Ömür,
pillerin toprağa,
suya, kanalizasyona ve çöp
konteynerine
atılmaması
gerektiğini vurguladı.
Pillerin kaynağından ayrıştırılarak toplanmasının ardından en yakın pil
toplama noktasına teslim edilmesi gerektiğini
vurgulayan
Ömür, “Şarjlı
pil atıkları bünyelerindeki
değerli maddelerin ayrıştırılması için
Avrupa’daki
geri dönüşüm
tesislerine gönderiliyor. Türkiye’de de şarjsız piller özel
inşa edilmiş yer altı depolarında tam izoleli bir şekilde
tutuluyor” diye konuştu.
Yaklaşık üç yüz öğretmenin katıldığı eğitim sonunda, “Atık Piller Çöp Değildir Geri Dönüşebilir” başlıklı
çizgi animasyon okullarda gösterilmek üzere öğretmenlere dağıtıldı.
6
Röportaj
24 Aralık 2015 Perşembe
EFSANE RÖPORTAJLAR
Efsane GÜZELDERELİ
[email protected]
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, son
dönemde Rusya ile yaşanan krizin ardından adı
sıkça duyulan içinde bulunduğumuz NATO’yu
değerlendirirken ilginç ifadeler kullandı.
Kuloğlu, “NATO’ya güvenmezseniz ne
yapacaksınız” mecburiyetini dile getirdikten
sonra şunları söyledi: “Güvenirseniz ne yapacaksınız? Diyelim ki güvenmedik. NATO’dan
mı çıkacağız? NATO, 5’ten başladı. Sonra 12
oldu. Soğuk savaş döneminde 16 idi ve şimdi
28 üye sayısına kadar geldi… Türkiye’nin
NATO içerisinde kalması mecburi ve elzem.
NATO’ya güvenmeye gelince; Türkiye’ye doğrudan bir saldırı söz konusuysa NATO imkanları Türkiye’ye yardımcı olacaktır. Ama NATO
gelir. Bizi kurtarır şeklinde bir düşünce içerisine girmek son derece yanlış.”
Armağan KULOĞLU’nun, Efsane
GÜZELDERELİ’ye verdiği röportajın ikinci
bölümü şöyle;
PKK, ARTIK KIRSALDA GÜÇLÜ
DEĞİL
E.G: Çözüm sürecinin ardından yeni bir
mücadele dönemi başlatıldı. Sınırlarımız
içinde ve sınır ötesinde operasyonlar yapılıyor. Sur’da, Silopi’de, Cizre’de olanları
görüyoruz. Doğu ve Güneydoğu’da bazı yerlere girilemediğini biliyoruz. Yoğun şehit
haberleri hepimizi üzüyor. Doğuda ve
Güneydoğuda PKK’nın gücü neden kırılamıyor?
A.K: PKK’nın gücüne baktığımız zaman;
Kırsal alanda artık güçlü durumda değiller.
Kırsal alanda terörle mücadele konusunda,
hükümetin kararlılıkla hareket etmeye başlaması, silahlı kuvvetlerin yeniden alan kontrolünü
ele geçirmesine imkan verdi ve alanı ele geçirdiler. Dikkat ederseniz kırsalda sadece ve sadece yollara kaçak göçek olarak döşenen bombalar, tuzaklar uzaktan bombalarla patlatılabiliyor.
ÇÖZÜM SÜRECİNDE, PKK’NIN TEŞKİLATLANMASINA, MÜHİMMAT YIĞMASINA GÖZ YUMMUŞUZ
E.G: Bu bombalar, tuzaklar döşenirken
devlet neredeydi?
A.K: Geçişlerine, gidişlerine, teşkilatlanmalarına, mühimmat, silah, patlayıcı stoklamalarına göz yummuşuz. Çözüm süreci sırasında
PKK’nın güçlenmesine imkan yaratmışız.
Kırsal alanda hakimiyet var şimdi. Eskiden 10
kişilik, 50 kişilik, 100 kişilik PKK grupları
karakollara saldırırdı. Şu anda böyle bir şey
yapma durumları kırsal alanda yok oldu.
ÇÖZÜM SÜRECİNDE KARAKOLLARIN KAPATILMASI DOĞRU MUYDU?
DOĞUDA VE GÜNEYDOĞUDAKİ OPERASYONLAR SİVİL HALKDAN ÖTÜRÜ
YAVAŞ İLERLİYOR…
E.G: Çözüm sürecinde çok fazla karakolun da kapatıldığını biliyoruz.
A.K: İhtiyaç olmayınca kapatılabilir. Ama
hakimiyeti sağlayacak yerlerde kalekol dedikleri daha güçlendirilmiş karakollar da yapılmıştır.
E.G: Mantıklı mıydı karakolların kapatılması terörle mücadelenin o kadar yoğun
olduğu bir bölgede?
A.K: Bazı yerlerde kontrolü sağlayamayabilirsiniz. Sağlayamadığınız yerlerde de baskına uğrayabilirsiniz. Onun için daha kritik bölgelerde teşkilatlanmak ve konuşlanmak suretiyle bu hakimiyeti sağlayabilirsiniz ki şimdi kırsal alanda öyle. Yapılanma kırsalda daha fazlayken göçler nedeniyle şehirlere doğru akınlar
daha da çoğaldı. Dolayısıyla şehirlerin nüfusları kalabalıklaştı. Kırsallar da azaldı. Az nüfuslu
olan yerlerde hakimiyet sağlamak mı daha iyidir, çok nüfulu olan yerlerde halkı kendine
çekecek şekilde bir hareket mi daha iyidir?
PKK da bunu tercih etti ve şehirlere geldi.
Şehirlere gelince; Şehirde sivil halk ve PKK
teröristleri var. Birbirinden ayıramıyorsunuz.
Evlere, dükkanlara, mahallelere, okullara giriyorlar ve oradan mücadelelerini devam ettiriyorlar. Bu terörü 3-5 günde ortadan kaldırısınız.
Ama dünyanın sivili ölür. Burada problem sivil
halkla teröristi ayırt ederek mücadele etmek
mecburiyetinde oluşunuz. Onun için de zaiyat
veriyor. Yoksa nereden geliyor ateş? Şu evden.
Evi yok edersiniz. Ama evin içinde sivil halk
da var. Kapılarını açık tutmak mecburiyetinde
olduklarını ifade ediyorlar. PKK’lılar geliyor.
Evin içinde barınıyor. Onları tehdit ediyor.
Baskı altında tutuyor. Korkutuyor.
HENDEK OPERASYONLARI..YERLEŞİK BÖLGELERDE MUHAREBE
TEKNİKLERİ…
E.G: Bölgeden çok sayıda göç var zaten.
PKK’nın verdiği mücadele hendekler kazdığını görüyoruz. Habire hendek operasyonları yapılıyor. Hendek kazma, kara savaşında
çok tercih edilen, güçlü bir yöntem midir?
A.K: Hayır. Şimdi yapılan meskun mahallerde muharebe teknikleri uygulamasıdır. Yani
yerleşik bölgelerde, şehirlerde muharebe teknikleri. Şehirlerde muharebe tekniklerinde,
barikat kurmalar, hendek kazmalar v.s olur.
E.G: Çok fazla sayıda sanayi tüpleri de
görüyoruz.
A.K: Aklınıza ne gelirse. Çöp konteynırlarından tutun sanayi tüplerine, kaldırım taşlarına, lastiklere kadar her şeyi kullanmak suretiyle
güvenlik güçlerinin belli bölgelere gelmelerini
önleyici tedbirler alıyorlar. Güvenlik güçleri de
onların direncini kırıp orada güvenliği sağlamak istiyor. Çatışmaların ana şekli böyle cereyan ediyor.
HER BÖLGEYE GİRİLİR..KANTONEL BÖLGE OLUŞTURUP ULUSLARARSI GÜÇLERDEN YARDIM İSTEMEK NİYETİNDELER
E.G: Doğuda ve güneydoğuda girilemeyen bölgelere ne zaman girilebileceğini öngö-
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu’na göre;
PKK artık kırsalda
GÜÇLÜ DEĞİL
Fotoğraf: Kenan ERGEN
rüyorsunuz?
A.K: Her bölgeye girilir.Sıtret merkezi, Sur,
Cizre ve Silopi’de devam ediyor. Buna birtakım yerler de ilave edilebilir. Buralardaki
amaçları, o bölgede kontrolü bırakmamak ve
oralarda kantonel bölgeler şeklinde idare şeklini oluşturmak ve uluslar arası güçlere ‘’Burada
bizi katlediyorlar. Biz de kanton kurduk. Kendi
güvenliğimizi sağlamaya çalışıyoruz. Bize yardım edin’’ diye güç talebinde bulunmak ve
uluslararası güçlerin Türkiye’ye baskı yapmasını ve müdahale etmesini sağlamak. Şu anda ki
amaçları o.
ULUSLARARSI GÜÇLERİN ŞU
ANDA BURAYA MÜDAHALESİ SÖZ
KONUSU DEĞİL..ÇÜNKÜ ÖYLE BİR
LÜKSLERİ YOK…
E.G: Amaçlarına ulaşabilirler mi?
A.K: Zannetmiyorum. Çünkü uluslararsı
güçlerin Türkiye’nin içindeki üç tane ilçeyle
uğraşacak halleri yok. Şu anda Suriye konusu
gündemde. IŞİD konusu gündemde. Gerek
A.B.D, gerek A.B’nin en büyük mücadelesini
IŞİD ile yaptığını görüyoruz. IŞİD ile mücadele
çerçevesinde Türkiye’nin onlara yardımcı olduğunu görüyoruz. İncirlik üssü ve diğer hava
üslerinin kullanılmasına imkan verilmesi ve
buradan IŞİD’e yapılan saldırıların desteklenmesi Türkiye tarafından yapılıyor. Türkiye’de,
Suriye’ye komşu olduğu için ve bu mücadelede
batıya yardım ettiği için uluslararsı güçlerin şu
anda buraya bir müdahalesi söz konusu değil.
Çünkü öyle bir lüksleri yok.
BAŞİKA’YA ASKER GÖNDERMEK
ASKERİ GEREKLİLİK DEĞİL..SİYASİ
GEREKLİLİK…
E.G: Biraz da BAŞİKA’dan bahsetmek
isterim izninizle. Türkiye, BAŞİKA bölgesine askeri birlik gönderdi. Ardından Bağdat
yönetimi ile bir kriz yaşadık ve askeri geri
çektik. Madem asker göndermemiz gerekliydi, gönderdik. Niye Davutoğlu da ardından
geri çekilmenin ‘’askeri gereklilik’’ olduğunu söyledi? Yani özetle askerimizi niye gönderdik ve niye geri çektik?
A.K: Askeri gereklilik değil bir kere. Adına
askeri gereklilik dedi. Aslında siyasi gereklilikti. Bunun adını koymamız lazım. Siyasi gereklilik var ki askeri gereklilik ortaya çıkıyor. Tek
başına askeri gereklilik olmaz. BAŞİKA kampı
bir eğitim kampı. Burada peşmergeler eğitiliyor
ve yeni bir konu da değil. Eskiden beri eğitiliyor. Bizim daha önce de başka yerlerde taburumuz vardı. BAŞİKA’da belli bir birliğimiz
orada peşmergelere, IŞİD ile mücadelesine yardımcı olmak için eğitim veriyor ve bu yardımda da başarı kazanmış durumda. Peşmerge de
son derece memnun. IŞİD ile yaptığı mücadele
de etkinlik kazanıyor bu peşmergeler. Şimdi
orada daha fazla peşmergenin eğitilmesine ihtiyaç oldu. Sadece peşmerge değil.
Peşmerge’nin sahibi olduğu Musul kenti var.
Musul kentinin kurtarılması harekatına henüz
başlanılamadı. Çünkü yeteri kadar güç toplanılamadı. Kimse IŞİD ile mücadelede kara gücünü vermek istemiyor. Kara gücü olarak mahalli
güçleri kullanıp hava desteğiyle IŞİD ile mücadeleyi sürdürmeye çalışıyorlar.
ORTADOĞU’ DA YOĞUN OLARAK
PEŞMERGE GÜCÜ KULLANILIYOR
E.G: Ortadoğu’da IŞİD ile mücadelede
yoğun olarak peşmerge mi kullanılıyor?
A.K: Tabi. Irak’da peşmerge kullanılıyor.
Suriye’de ÖSO’nun bir kısmı ve Kürt bölgesinin bir kısmı. Yoğun olarak onlar kullanılıyor.
E.G: Kürt’lere taşere edilmiş durumda
bu IŞİD ile mücadele işi yani.
A.K: Evet. Ama Irak’ta peşmerge kullanılıyor. Peşmergenin gücü IŞİD ile mücadele de
kara gücü olarak kullanılınca bunun mutlaka
daha fazla bir güce sahip olması gerekiyor.
Daha fazla insanı eğitmek için de daha fazla
insana ihtiyaç oluyor. Bu daha fazla insana ihtiyaç gösterip daha fazla eğitici personel oraya
gönderdiğiniz zaman kampın emniyetini sağlamak için de emniyet güçlerini daha fazla oraya
göndermeniz gerekiyor. Dolayısıyla bizim
BAŞİKA’da birlik arttırmamızın sebebi bu.
TÜRK ASKERİ KENDİSİNE BİR
TECAVÜZ VUKUU OLURSA…
E.G: Türk askeri de mücadele edecek
mi?
A.K: Hayır. Peşmerge mücadele edecek.
Ama kendisine bir tecavüz vukuu olursa kendini koruyacak kadar da oraya tankını, topunu,
birliğini de sevketmiş durumda. Burada Irak
buna itiraz etti.
BAĞDAT YÖNETİMİ İLE KRİZİNİN
SEBEBİ RUSYA..ÇÜNKÜ…
E.G: Evet. Bağdat yönetimi ile aramızda
kriz çıktı. Niye itiraz ettiler peki?
A.K: Bunun sebebi Rusya. Konunun bağlantısı Irak değil. Konunun bağlantısı Rusya.
Kendi başına çıkıp da , kendi ülkesine hakim
olamayan bir Irak yönetim nasıl Türkiye’ye
‘’Alın bu askerlerinizi. Geri çekin’’ diyebilir.
Mümkün değil. Rusya, etkin. Rusya’nın uçağının düşürülmesi konusundan sonra.
Biliyorsunuz ki; Rusya’nın başından itibaren
bir Moskova, Tahran, Erivan ekseni vardır. Bu
ekseni sağlam tutmak suretiyle batı dünyasına
karşı tedbir alır. Buna Şam’ı da ekledi. Buna
şimdi de Bağdat’ı eklemeye çalışıyor.
E.G: Neden?
A.K: Çünkü Irak ve Şam şii. Irak’ın merkezi hükümeti de şii. Dolayısıyla Sünni kuşak karşısında bir şii kuşak oluşturma çabalarına Rusya
destek veriyor. Irak’a bugüne kadar A.B.D
hakimdi. Merkezi hükümeti de A.B.D idare ve
kontrol ediyordu. Halen danışmanları filan
devam ediyor. Ancak bu Şiilik dayanışmasını
ortaya çıkarmak suretiyle ve bölgedeki şiisünni çatışmasını körükleyerek oradaki kaosu
arttırmak ve bu kaos içerisinde girip o arada
kontrol sağlamak düşüncesiyle Irak’ı da kendine çekme çabası içerise girdi. Gitti. Bağdat
hükümetini de kendi yanına çekmek için ona
cesaret verdi ve onun arkasında durdu. Bu cesarette Türkiye’ye ‘’askerini geri çek’’ deme
imkanını sağladı. Türk askeri çekilmeseydi gerginlik tırmanacaktı. Tamamen çekilseydi prestij
kaybına uğrayacaktı. Onun için ikisinin arasında
bir yol bulundu. Bir kısım birliklerini yine
Kuzey Irak bölgesi içerisinde biraz daha kuzeye
kaydırmak suretiyle orada güç, kuvvet azaltılmasına gidildi. Ama oradaki emniyet tedbirlerini azaltmamak için ki geçenlerde bir IŞİD saldırısına maruz kaldı biliyorsunuz.
E.G: Evet. 4 askerimiz yaralandı.
A.K: Dolayısıyla burada Türk askeri de
zarar görmeye başladı. Türk askeri orada mevcut uzun menzilli toplarla, tanklarla v.s ile
cevap verdi IŞİD’e.
BAŞİKA’DA, IŞİD, IRAK HİZBULLAH ÖRGÜTÜ İLE BERABER SALDIRI
YAPMIŞ OLABİLİR
E.G: O saldırıda da Türkiye, resmen
IŞİD’in BAŞİKA’daki askeri birliğimize saldırdığını söyledi. Ama saldırıyı Irak
Hizbullah örgütü üstlendi. Açıklamalar
neden çelişkili?
A.K: Türkiye’nin askeri üssüne saldırılmadı. BAŞİKA’daki peşmerge eğitim kampına
saldırıldı. Bu kampta da Türk askeri eğitici
durumundaydı.
E.G: Neticede bizim askerimizin de o
kampta olduğu biliniyordu ve o kampa saldırı oldu. 4 askerimiz de yaralandı.
A.K: IŞİD’in peşmergeye saldırısıdır o.
Ama peşmergeyle birlikte olduğumuz için biz
de oradaydık.
E.G: Orada olduğumuz biliniyordu. Bize
de gözdağı gibi değil mi?
A.K: Biliniyordu. Ama zaten biz, IŞİD ile
mücadele eden taraf içerisindeyiz. Onun için
karşılığı da verilmiş durumda.
E.G: Peki biz resmen BAŞİKA’daki birliğe IŞİD saldırdı derken Irak Hizbullah
neden saldırıyı üstleniyor?
A.K: Aşırı dinci akımlar birbirleriyle irtibat
içerisindelerdir. Yani her yerde IŞİD değil
IŞİD’in taşeronları da var. Nasıl PKK’nın, El-
Kaide’nin taşeronları var.
E.G: Peki doğrusu ne?
A.K: IŞİD’in kışkırtmasıyla ikisi beraber
yapmış olabilirler. Orada kesin bir bilgi yok.
Ama IŞİD’le birlikte hareket etmiş olabilir.
A.B.D, NEDEN ‘’TÜRKİYE BAŞİKA’DAN ÇEKİLMELİ’’ DEDİ?
E.G: A.B.D, ‘’Türkiye, acilen
BAŞİKA’dan çekilmeli’’ dedi. A.B.D, neden
böyle bir açıklama yaptı ve ne anlama geliyor?
A.K: Irak merkezi hükümeti şu anda gel-git
arasında. A.B.D ile Rusya arasında. A.B.D,
etkinliğini kaybetmek istemiyor. Rusya, etkinliğini kazanmak istiyor. Rusya, merkezi hükümete Türkiye’ye karşı tepki vermesi telkininde
bulundu. A.B.D de oradaki kontrolünü kaybetmek istemiyor. Onları incitmek istemiyor.
Onların gönüllerini yine kazanmak istiyor.
Onun için BAŞİKA’daki eğitim kampını bilmesine rağmen BAŞİKA’ya takviyeye giden birliklerden haberdar olmasına rağmen ki bizim
haberimiz var. Ama koalisyon faaliyetleri içinde değil demişti hatırlarsanız. Demek ki A.B.D
ile bir mutabakat sağlanmış ve oradaki arttırılmış. Ama koalisyon faaliyetleri içerisinde değil
de ikili faaliyetler içerisinde olan bir durumdu.
Sadece ve sadece Irak merkezi hükümetini kaybetmemek için Türkiye’ye karşı ‘’oradaki
askerlerinizi çekin’’ diye bir telkinde bulundu.
Çok sert bir telkin değildir o. Bakmayın gazetelerin bunu bu kadar abarttığına. Zaten bir kısmı
askeri gereklilik ve yeniden düzenleme adı
altında yukarıya çekilmiş, birtakım birlikler
yine BAŞİKA’da eğitimine devam ediyor.
Çekilmedi. Çekileceğini de zannetmiyorum.
FUAT AVNİ’DE ‘’RUS JETİ DÜŞÜRÜLECEK’’ DEMİŞTİ..BİZ FAUAT AVNİ
KİMDİR BİLMİYORUZ..AMA RUS
UÇAĞI KASTEN DÜŞÜRÜLMEDİ…
E.G: Fuat Avni, öncesinden Rus uçağının düşürüleceğini yazmıştı. Sonrasında da
Rus uçağı düşürüldü. Hatta Rusya Dışişleri
sözcüsü; ‘’Fuat Avi, Rus jeti düşürülecek
diye yazmıştı’’ dedi. Ne diyorsunuz konuyla
ilgili?
A.K: ‘’Fuat Ani kimdir’’ biz de bilmiyoruz.
Ama Rus uçağının kasıtlı olarak düşürüldüğü
kanaatini taşımıyorum. Rus uçaklarıyla Suriye
uçaklarının şekilleri, cinsleri her şeyi aynı.
Aynı tip uçak.
E.G: Fuat Ani, falcı mı? Ne dediyse çıkıyor.
A.K: Evet. Çıkıyor. Gelen uçağın Suriye
uçağı mı, Rus uçağı mı olduğunu bilemezsiniz.
Ama bir Türk hava sahasının ihlal edileceği
konusu anlaşıldı ve onun için 5 dk öncesinden
itibaren ikaz adilmeye başlandı. Rus pilotlar,
duydu, duymadı, frekansları açıktı, değildi onu
bilemeyiz. Ama neticede kısa bir mesafeden de
olsa, aslında angajman kuralları gereği 5
km’den itibaren ateş edebilirler. Ama etmediler. ‘’Türk hava sahasını ihlal eder mi’’ diye
beklediler. Etti. Ettikten sonra ateş ettiler.
Ettikleri yerde 4-5 km’lik veya 6-7 km’lik bir
kesit olduğu için, bir uçak için de o mesafeyi
gitmek saniyelerle ilgili, uçak öbür tarafa düştü.
Yani uçak Türk hava sahasında vuruldu. Ama
düştüğü yer Suriye hava sahasıydı.
RUS UÇAĞI DÜŞÜRÜLMEYEBİLİRDİ..’’RUS UÇAĞI OLDUĞUNU BİLSEYDİK DÜŞÜRMEZDİK’’ DEMEK TALİHSİZ BİR AÇIKLAMA…
E.G: İlla Rus uçağını düşürmek zorunda
mıydık sizce?
A.K: Düşürülmeyebilirdi ve zaten
Cumhurbaşkanı dahil ‘’Rus uçağı olduğunu
bilseydik başka türlü davranabilirdik’’ dendi.
E.G: O daha talihsiz bir açıklama mı?
A.K: Evet. Önce ‘’Rus uçağı düştü’’ dendi.
Ondan sonra ‘’milliyeti belli değil’’ dendi.
Sonra Rus uçağı olduğu ortaya çıktı. ‘’Rus
uçağı olduğunu bilseydik başka türlü davranabilirdik’’ demek yani düşürebilirdik de düşüremeyebilirdik de. Ama ‘’bilseydik bu kadar sert
hareket etmek durumunda olmazdık’’ durumuna
getirdi. Tabi böyle diyince, bu sefer Rusya,
bunun yanlışlıkla düşürüldüğünü, bilmeden
düşürüldüğünü kabul etti. Bakmayın şimdi
Putin’in şimdi ‘’kasıtlı olarak düşürüldü’’ dediğine. Ama böyle bir beyana karşı ‘’Bilseydi
düşürmeyecekti. Bilmediği için düşürdü’’ dendiği için ‘’O zaman tazminat ver. Özür dile’’ dedi.
E.G: Uçağın parasını ödeyip tokalaşacak
mıyız?
A.K: Bilerek düşürdüm dese ‘’Özür dile
Tazminat ver’’ demez. ‘’Rus uçağı olduğunu
bilseydik düşürmezdik. Başka şakilde hareket
ederdik’’ demek ‘’Bilmeden bu işi yaptık.
Yanılmış olabiliriz’’ anlamındadır. O zaman da
eğer yanıldıysan ‘’Tazminat ver ve özür dile’’
dendi. Türkiye, ‘’Bunu da yapmayız. Hava
sahamızı ihlal etmişsiniz. Biz de milliyetine
bakmadan düşürdük’’ dedi.
NATO İÇİNDE KALMAK ELZEM VE
MECBURİ..AMA NATO BİZİ GELİR,
KURTARIR DİYE DÜŞÜNMEK ÇOK
YANLIŞ
E.G: Peki sizce Türkiye, NATO’ya
güvenmeli mi?
A.K: NATO’ya güvenmezseniz ne yapacaksınız? Güvenirseniz ne yapacaksınız?
Diyelim ki güvenmedik. NATO’dan mı çıkacağız? NATO, 5’ten başladı. Sonra 12 oldu.
Soğuk savaş döneminde 16 idi ve şimdi 28 üye
sayısına kadar geldi. 28 ülkenin konuları birlikte müzakere ettikleri bir platform ve Türkiye de
bunun içinde. Demek ki bir konuyu 28 ülkeyle
aynı platformda müzakere etme imkanına sahip
ve bu hoşuna gitmezse, kendi milli menfaatlerini zedeleyici bir durum ortaya çıkarsa bunu da
veto etme hakkına sahip. Dolayısıyla NATO
içerisinde kalması mecburi ve elzem. Müzakere
etme ve kabul etmeyerek veto etme hakkından
dolayı. NATO’ya güvenmeye gelince;
NATO’nun bütününe bir tecavüz ortaya çıkarsa
Türkiye’de NATO içerisinde bir ülke olduğu
için hareket edecektir veya Türkiye’ye doğrudan bir saldırı söz konusuysa NATO imkanları
Türkiye’ye yardımcı olacaktır. Ama ‘’NATO
gelir. Bizi kurtarır’’ şeklinde bir düşünce içerisine girmek son derece yanlış. Onun için
Türkiye’nin, politikalarını kendi gücüyle
güvenliğini sağlayabilecek şekliyle düzenlemesi ve adımlarını ona göre atması lazım. ‘’NATO
bana sahip çıkar. Her şeyini gönderir’’ diye
güvenmemesi lazım. Suriye krizi çıktığında,
orta ve yüksek hava savunması için patriotları
istedik. Onların gelmesinde birtakım engellerle
karşılaştık. Askeri komite devreye girdi de öyle
geldi. En son olarak yeniden bu iş tırmanınca,
IŞİD konusu da ortaya çıkınca, Suriye ile de
çok kötü bir duruma gelince yeniden talep
ettik. Lütfen 3 tane batarya gönderdiler. Onu da
Suriye ile gerginlikte azalma var diye geri çektiler. Onun için kendi orta irtifa ve yüksek irtifa
hava savunma sistemimizi mutlaka teşkil etmemiz lazım. Yıllardır ihale açılıyor. Bir türlü
başarıya ulaşamıyor.
ORTA VE YÜKSEK İRTİFA HAVA
SAVUNMASI İLE İLGİLİ İHALEDE
NEDEN BAŞARIYA ULAŞILAMIYOR?
E.G: Neden ihale başarıya ulaşamıyor?
A.K: Çin’den alıyorduk. NATO ve A.B.D
karşı çıktı. ‘’Teknoloji, o tarafa geçer.
Sistemlerimizin içerisine girer. Bilgilerimizi
çalar v.s’’ diye itiraz etti. Halbuki sistem ona
göre dizayn edilebilirdi. Biz de kendi savunmamızı hem milli imkanlarımızla sağlar hem de
gerektiğinde NATO’ya entegre edebilirdik. Bu
ortadan kalktı. Patriot’ları satmak istediler.
Teknolojiyi vermiyorlardı. İtalyan, Fransız
ortak yapımı bir şirketle bu işi yapmaya kalktılar. O da teknolojiyi vermedi. Hem fiyat hem
de teknoloji transferi açısından en yatkın Çin
çıktı. Ona da batı karşı çıktı ve en sonunda iptal
ettiler. En sonunda kendi imkanlarımızla yapacağız dediler. Kendi imkanlarımızla yapmamız
için teknoloji transfer etmemiz lazım. Zaten
sorun da teknoloji transferinde. Bakalım bundan sonra ne olacak? Neticede hiçbir şey olmadı. Patriotlar da gitti. Bizim orta ve yüksek irtifa hava savunmamız hava kuvvetlerinden
başka hiçbir güce teslim değil şu anda. Hava
kuvvetleri de bir tehdit olduğu zaman mutlaka
o tehdit kendisine ulaşmadan yerinde imha
etmek mecburiyetinde. Yani gidip o füze rampalarını, o hava üslerini vurmak mecburiyetinde.
FETÖ OPERASYONUNDA: AKP,
KENDİ ETMİŞ, KENDİ BULMUŞ..AMA
MÜCADELE DOĞRUYMUŞ…
E.G: Son dönemde yapılan FETÖ operasyonuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
A.K: Aslında doğru mu, yanlış mı? Doğru.
Devletin içerisine teşkilatlanmış ve devlet içinde devlet olmaya çalışan, yönetime etki eden
bir örgüt. Yargıyı da ele geçirmiş ve yargı üzerinden de silahlı kuvvetler başta olmak üzere
anayasal etkili güçleri önemsiz hale getiren bir
güç olarak ortaya çıktı. Bu teşkilatlanmaya,
devletin bu kademelerinde yer almalarına kim
müsaade etti? Şimdiki iktidar. Bunun vebalini
onlar taşıyor. Niçin yaptı bunu? Askeri vesayeti
kaldıracağım diye onların bu devlet içerisinde
devlet olma konusundaki kadrolaşmasına
imkan yarattı. Kendisi yerleştirdi ve yargının da
maksatlı ve birtakım düzmece iddialarla silahlı
kuvvetleri etkisizleştirme operasyonuna yardımcı oldu. Bunun savcılığını yaptı ve silahlı
kuvvetler için neler söylenmedi. ‘’İyi ki bu
generallerle savaşa girmemişti’’ Çok af buyurun ‘’Bağırsaklar temizleniyor’’ gibi ifadelerle
karşılaşmıştık. Bu imkanı yaratan iktidar, 17-25
Aralık’ta oklar kendisine döndüğü zaman baktı
ki kendisi de tehlike altında, yönetim tamamen
elden çıkacak, bu sefer onunla mücadeleye başladı. Şu andaki mücadele kendi yaptığını kendi
temizleme mücadelesidir. Ama doğru bir mücadele.
MİT TIRLARINDAN ÖTÜRÜ 2
GENERAL VE 1 ALBAYIN TUTUKLANMASI VE 8 YIL ARADAN SONRA BÜYÜKANIT’IN İFADEYE ÇAĞRILMASI;
GÖZDAĞI VERMEK VE BASKIYI
DEVAM ETTİRMEK ANLAMINDA
E.G: MİT tırları nedeniyle 2 general ve 1
albayın tutuklanmasının ardından Emekli
Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 8 yıl sonra
ifadeye çağrılması size göre neye tekabül
ediyor?
A.K: Silahlı kuvvetleri bugüne kadar itibarsızlaştırmak için yapılan operasyonlara alet
olan iktidar, şimdi terörle mücadele yeniden
başlayınca, silahlı kuvvetlerin başarılarını takdirla karşılamaya ama bir taraftan da onun
yeniden etkinlik kazanabileceği kaygısıyla
tedirgin olmaya başladı. Dolayısıyla silahlı
kuvvetler üzerindeki baskıyı devam ettirebilmek için ve bazı şeyleri hatırlatmak için bu
konuları gündeme getirdiğini değerlendiriyorum. MİT tırları konusunu yargı nasıl sonuçlandırır bilmiyorum. Ama vazifesini yapan bazı
kişilerin ve milliyetçi olduklarını da ifade ediyorlar ki bazılarını da tanıyorum. İki generalin
ve 1 albayın tutuklanmasının daha sonra da
Yaşar Büyükanıt’ın 28 şubattaki internet bilgisinden dolayı ifade vermesi konusunu; ‘’Bakın.
Herhangi bir yanlışlık olursa yine bu tip konular gündeme gelebilir’’ şeklinde bir gözdağı
vermek ve baskıyı devam ettirmek düşüncesi
olarak değerlendiriyorum.
E.G: Açıklamalarınız için teşekkürler
Sayın Kuloğlu.
bölge haberlerİ
62 yıl sonra
elektriğe kavuştular
24 Aralık 2015 Perşembe
Yerel basın “Destek
Paketi” istiyor
KOnYA - Basın İlan Kurumu (BİK) Genel
Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi
Mustafa Arslan, internet sitelerinin, gazetelerin
resmi ilan pastasına göz diktiğini belirterek,
"Bu noktada, sadece gazeteleri değil internet
siteleri, radyo ve televizyonları da içine alan bir
destek sistemini talep ediyoruz" dedi.
nİğDe - beTül AbbAK - Niğde'nin Altunhisar ilçesine bağlı Keçikalesi beldesinin Küme Evleri mevkisinde,
62 yıl sonra elektriğe kavuşmanın sevinci yaşanıyor.
Mahalle sakinlerinden hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Yunus Şimşek (45), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 62 yıl önce yapılan ve bağ evi olarak kullanılan 4
yapıya 14 yıl önce vefat eden babası Gıyaseddin Şimşek'in
elektrik bağlanması için başvuruda bulunmadığını belirtti.
Babasının vefatının ardından evlerde kapsamlı tadilat
yaptıklarını ve 10 yıl önce elektrik bağlanması için başvuruda bulunduklarını aktaran Şimşek, bazı evrakların eksik
olması nedeniyle başvurularının kabul edilmediğini anlattı.
Şimşek, 1,5 yıl önce plan proje, yapı ruhsatı ve tapu
güncellemesi gibi evrakları tamamlayarak yeniden başvurduklarını ve nihayet elektriğe kavuştuklarını dile getirerek,
evlerine ilk defa elektrik geldiğini, ışığa kavuştuklarına
inanamadıklarını ifade etti.
Elektrik için yıllardır mücadele ettiklerini ve yetkililerin
desteğiyle bunu başardıklarını anlatan Şimşek, şunları söyledi:
"Elektrik geldiğine hala inanamıyoruz. Lambayı gördük
şükürler olsun çok mutluyuz. 62 sene sonra yalancı dünyanın cennetine kavuştuk. Devletimizden, Belediye
Başkanımız Şamma Öztürk'ten Allah razı olsun.
Çocuklarımız yemeklerini ışıkta rahat yiyorlar, derslerini
daha rahat çalışıyorlar, zorluklar bitti. Önceleri haber seyredemiyorduk, cep telefonlarımızı şarj edemiyorduk,
cebimde şarj aleti taşıyordum. Gittiğim yerlerde, komşularda şarj ediyordum."
Elektrik yokluğu nedeniyle kış aylarında saat 16.00'da
yaz aylarında ise 20.00'de yatmak zorunda kaldıklarını
dile getiren Şimşek, "Şimdi daha geç saatlerde yatıyoruz.
Çocuklar ders çalışıyor, televizyon seyrediyor. 3-4 gündür
sevincimizden sabaha kadar uyumadık, mutluyuz, huzur
içindeyiz" dedi.
Yunus Şimşek'in eşi Dudu Şimşek (45) de kayınpederinin ve kayınvalidesinin elektriği görmeden vefat ettiğini
belirterek, şöyle konuştu:
"Buraya 30 yıl önce gelin geldim, 30 yıl sonra ışığı gördüm. 'Bu kadar yıl ışıksız nasıl yaşadım, karanlıkta nasıl
yemek yedik' diyorum. Mum ışığında yemek yapmayı
bıraktım, çok mutluyum, rüyada gibiyim. Şimdi bir arada
oturup sohbet ediyoruz. Elektriğin geldiği gün televizyonu
komşular emanet verdi. Maddi durumumuz iyi değil, televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi istiyorum."
"Düğünümüzü TelevİzYOnDA
İlK DefA İzleDİK"
Şimşek ailesinin gelini Havva Şimşek (18) ise geçen yıl
evlendikten sonra Niğde'ye geldiğini, bir yıldır elektrik
olmayan evde yaşamanın zorluğunu gördüğünü belirtti.
Düğünlerini Keçikalesi Belediyesi önünde yaptıklarını
anlatan Şimşek, "Hava karardığında yatıyorduk, her yer
karanlıktı, zindan gibiydi. Düğünümüzü de elektrik olmadığı için Keçikalesi Belediyesi önünde yaptık, düğün kasetimizi de elektrik geldiği için ilk defa izliyoruz. Sanki cennet de gibiyim" diye konuştu. (AA)
Bandırma'da 4 bin
yıllık bronz heykel
ele geçirildi
bAlıKesİR - Balıkesir'in Bandırma ilçesinde
bir eve düzenlenen operasyonda, 4 bin yıllık
bronz heykel ele geçirildi.
Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı
ekipleri, Çalışkanlar Mahallesi'nde hakkında
arama kararı bulunun Y.K'nın bulunduğu konuta
operasyon düzenledi.
Operasyonda Y.K'nın üzerinde 4 bin yıllık, antik
Mısır dönemine ait 11,5 santim uzunluğunda, bir
yüzünde erkek diğer yüzünde kadın figürü ve
altında sadakat mührü bulunan bronz heykel ele
geçirildi.
İfadesinin ardından adliyeye sevk edilen Y.K,
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Tarihi eser ise Bandırma Müze Müdürlüğüne
teslim edildi. (AA)
7
ğını anımsatan Arslan, şu değerlendirmelerde
bulundu:
"İnternet siteleri, gazetelerin
resmi ilan pastasına göz
dikmiş vaziyette. Bu noktada, sadece gazeteleri değil
internet siteleri, radyo ve
televizyonları da içine
Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerel alan bir destek sistemini
basının, yerel demokrasinin mimarı olduğunu söy- talep ediyoruz. Hazine
ledi.
destek paketleri ile yeni
Yerel basının kurumsallaşmasını sağlayacak
düzenlemeler yapılmalıadımların atılmasını beklediklerini ifade eden
dır. Gümrük muafiyetleArslan, bu kurumların kamu görevini sürdürebilri, KDV istisnası, enerji
mesinin ekonomik özgürlüğe bağlı olduğunu, aksi desteği, arazi desteği
halde yerel basının, sermaye ve siyasetin gölgesin- verilmesi gerekiyor. KOSden kurtulamayacağını belirtti.
GEB ile alakalı olmak
üzere sektöre ilişkin özel bir
Arslan, kamu menfaati açısından yerelliğin ve
paketin açıklanmasını bekliyerel medyanın desteklenmesinin ve kurumsallaş- yoruz."
masının her zamankinden daha hayati olduğu bir
İletişim Fakültesi öğrencidönemden geçildiğini dile getirerek,
lerine son sınıfta işletmelerin
"Türkiye'nin dün yaşadığı problemleri yarın da
halkla ilişkiler birimi, radyo-televizyonlar
yaşanmaması için vatan algısını güçlendirecek,
ile gazetelerde yıl boyu staj yapma imkanı getirilkardeşlik algısını geliştirecek, yerel demokrasiyi
mesini öneren Arslan, böylece mezuniyet sonrası
hayata geçirecek bir mekanizmaya ihtiyaç duyuyo- istihdam imkanı sağlanacağını, basın kuruluşlarıruz. Bu mekanizma da gazete, radyo, televizyon ve nın eğitimli personel kazanacağını vurguladı.
internet siteleriyle yerel medyadır" diye konuştu.
"GAzeTeleRİn İsTİKRARı
"HAzİne DesTeK pAKeTleRİ İle
TAKİp eDİlsİn"
Yenİ DüzenlemeleR YApılmAlıDıR"
Mevkute beyannamelerinin basın savcılarınca
Basın ilan mevzuatında, gazetelerin belirli kural- takibinin "elzem" olduğunu, haftalık yayın yapma
ları yerine getirme şartı ile resmi ilan desteği aldı- sözü veren bir gazetenin, yılda 6 defadan az basıl-
ması halinde
"mevkute"
olmaktan çıkarılması gerektiğini savunan Arslan,
"Bu kuralın baskı altına almak için değil gerçekten
bu meslek için gayret eden hem işletmeciler hem
de gazetecilerin haklarına saygı için yerine gelmesi
gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Arslan, basın savcılarına, mevkute beyannamelerinde belirtilen sürelerde yayın yapmayan, "merdiven altı" ve seçim dönemlerinde türeyen yayınlarla
ile ilgili Basın Kanunu çerçevesinde takibat yapmaları çağrısında bulundu. (AA)
“CEYLAN” Akkaya ailesinin
adeta bir ferdi gibi
ÇAnKıRı - ÖzGüR
AlAnTOR - Çankırı'nın
dağ köylerinden
Yaylatepe'nin muhtarı Osman
Akkaya'nın yolda bitkin
halde bulup tedavi ettiği
karaca, iyileşmesinin ardından doğaya salınmasına rağmen Akkaya ailesini terk
etmedi.
Bayramören ilçesine bağlı
Yaylatepe köyünün muhtarı
Osman Akkaya (50), mayıs
ayında yolda bitkin halde
bulduğu karacayı başka hayvanların zarar vermesini
önlemek için evine götürdü.
Birkaç günlük olduğunu tahmin ettiği yavru
karacayı evinde özenle
besleyen Akkaya, iyileştikten ve biraz
büyüdükten sonra
doğaya bıraktı.
Geceleri ormanda
geçiren karaca, gündüzleri ise sık sık
Akkaya ailesinin evine
geliyor. Akkaya ailesi
de kapıyı tırmalayan
"Ceylan" adını verdikleri karacayı eve alıp
besliyor.
Osman Akkaya, AA
muhabirine, karacayı
yolda ölmek üzereyken
bulduğunu söyledi.
Köyde traktörle giderken yolda karacayı
gördüğünü ancak önce almadığını anlatan Akkaya, birkaç
saat sonra aynı yerden geçerken hayvanı bitkin şekilde
görünce vahşi hayvanların
zarar vermemesi için karacayı orada
bırak-
madığını dile getirdi.
Yavru karacayı orada bitkin halde ölüme terk etmeye
gönlünün elvermediğini
belirten Akkaya, "Tek başınaydı, üzüldüm çünkü hali
oldukça kötüydü. Eve getirip
kendisine sandıktan bir yuva
yaptım. Açlıktan ölmemesi
için birkaç gün şırınga ile süt
verdim. Süt içtikçe toparlandı. Bir süre de biberonla besledikten sonra bahçeye bıraktım, burada ot yemeye başladı" dedi.
"KApıYı AÇmAzsAK
ADeTA ÇAlAR
Gİbİ
TıRmAlıYOR"
İyice iyileştikten sonra
karacayı doğaya saldığını
kaydeden Akkaya, "Geceleri
ormanda kalıyor. Çoğu gün
ise sabahın erken saatlerinde
kapıya geliyor. Kapıyı
açmazsak adeta çalar gibi
tırmalıyor. Biz de mecburen
kapıyı açıp içeri alıyoruz.
Evde bizimle yemek yiyor,
süt içiyor, elimizden ekmek
koparıyor. Adeta aileden biri
oldu" ifadelerini kullandı.
Karacanın evde serbestçe
dolaştığını anlatan Akkaya,
karacanın bazen kanepede
uyuduğunu, bazen de aynada
kendisine baktığını söyledi.
"Ceylan"ın köyde de
oldukça rahat hareket ettiğini
dile getiren Akkaya, "Köy
sakinleri de Ceylan'ı çok
seviyor. Köyde rahatça geziyor. Evde iki köpeğimiz var.
Bölgede karacaya zarar verecek çok sayıda çakal bulunmasına rağmen köpeklerimiz
karacayı koruyor"
diye konuştu.
Akkaya, eskiden avlanmaya çıktığını ancak "Ceylan"ın
hayatlarına girmesinden
sonra av yapmayı bıraktığını
sözlerine ekledi. (AA)
Türk Kızılayına kan
bağışı her yıl artıyor
ORDU - HAYATİ AKÇAY - Türk Kızılayının başlattığı kampanyalar sayesinde kan bağışı, son 10
senede yıllık 342 bin üniteden 2 milyon üniteye yükseldi.
Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, bağışlanan her kanın
hayat kurtardığına işaret ederek, "2014'te hedeflemiş
olduğumuz rakam, yaklaşık 1 milyon 860 bin üniteydi. Büyük bir başarıyla bunu geçerek 1 milyon 860
bin 258 ünite kan topladık" diye konuştu.
Aynı başarıyı 2015'te de yakaladıkları için mutlu
olduklarını belirten Akar, "Henüz 2015'in bitmesine
sayılı günler kalsa da bu yılki hedefimiz, yaklaşık 2
milyon ünite kan toplamaktı. Geride kalan sürede 2
milyon ünite kan toplayarak bu yıl da hedeflerimizi
tutturmuş olduk. Büyük bir başarı göstererek hedefi
yakaladık" ifadesini kullandı.
Türk Kızılayına bağışlanan kan miktarının her yıl
arttığına dikkati çeken Akar, şöyle devam etti:
"2005'te 342 bin ünite kan toplanırken 2006'da 502
bin, 2007'de 593 bin, 2008'de 654 bin, 2009'da 849
bin, 2010'da 1 milyon 14 bin, 2011'de 1 milyon 276
bin, 2012'de 1 milyon 469 bin, 2013'te 1 milyon 641
bin, 2014'te 1 milyon 860 bin ve 2015'te 2 milyon
ünite kan toplandı. Bu işte günlük, haftalık, aylık ve
yıllık periyotlar çok önemlidir. Bunların hepsinde her
yıl ileriye gitmeniz lazımdır. Yani '6 ay geride kaldı,
6 ay sonra bunu telafi ederiz' olmuyor. Ondan dolayı
işimizi sürekli sıkı tutuyoruz. Hedeflerimizi bir an
önce yakalamak ya da aşmak için gece gündüz çalışıyoruz."
"KADın bAğışÇı ORAnını ARTıRAcAğız"
Türk Kızılayının 17 bölge kan merkezinin olduğunu
vurgulayan Akar, şunları söyledi:
"Ayrıca 64 noktada kan bağış merkezimiz, 35 sabit
kan alma birimimiz ve günlük ortalama 150 gezici
ekibimiz var. Dolayısıyla her gün Türkiye'de 250
noktada kan alım faaliyeti yürütüyoruz. Türkiye'nin
her santimetre karesinden kan alıyoruz, her santimetre karesine kan veriyoruz.
Türkiye'deki hastanelerin yüzde 95'inin ihtiyacını
Türk Kızılayı olarak biz karşılıyoruz."
Geçen yıllarda olduğu gibi bu sene de kadın kan
bağışçı sayısının düşük kaldığına işaret eden Akar,
"Kadınlar maalesef yine geride kaldı ama kadınlardan
daha fazla kan almayı planlıyoruz. Bu konuyla alakalı
projelerimiz var ama bir evvelki yıllara göre kadın
bağışçı sayısında yüzde 3-4 civarında bir artış var.
İnşallah, bu oranı daha artıracağız" diye konuştu.
Akar, Türkiye'de artık kan anonslarının yapılmadığını, bunun için kan bağışı yapan herkese ayrı ayrı
teşekkür ettiğini de kaydetti. (AA)
8
24 Aralık 2015 Perşembe
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
GEÇTİ BOR’UN PAZARI
Ta ortaokul çağlarımda, hani başımda
kavak yellerinin estiği günlerde okuyup sevdiğim bir şiir üstünde durmak istiyorum bugün;
“Geçti Bor’un Pazarı”...
Sık sık kullandığımız bir sözdür, “Geçti
Bor’un pazarı”… Fakat bunu aynı adlı şiirinde
rahmetli Namdar Rahmi Karatay, çok güzel
işlemiş;
Başta kavak yelleri estiği günler hani?
Beklediğin nişanlar, şerefli günler hani?
Aradığın sevgili, şanlı düğünler hani?
Selvi gibi ümitler döndü birer iğdeye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye!
Sende varsa bir cevher onu herkes
ne bilsin!
Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin,
Süslü bir dairede müdür bile değilsin!
Ne çıkar öğrenmişsin mesahayı pî diye?
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye!
…
Fırsatı iyi kolla, olma sakın dangalak,
Keyfine bak, dünyada gülerek, oynayarak,
Sonra iç şampanyalar, viskiler bardak
bardak!
Dokunuyor üç kadeh şimdi bizim miğdeye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye!
Fırsat uçan bir kuştur, vaktinde yetişmeli,
Durmadan eğlenmeli, atıştırıp şişmeli,
Yanmadan, kavrulmadan mükemmelen
pişmeli!
Sonra seni almazlar hiçbir yere çiğ diye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye!..
Bence sözde işlenen ana tema, her şeyin
zamanında yapılması gerektiğidir. Beklenen,
aranan, özlenen zamanı kaçırmakla bazen çok
şey kaybederiz. Eşeği Niğde’ye değil, fizana
da sürsek artık bir fayda sağlamaz.
Fırsat uçan bir kuştur, vaktinde yetişmeli…
Hayatımız boyunca kaçırdığımız öyle fırsatlar vardır ki, deme gitsin.
Ben de bu guruba dahilim.
Maliye Okulu son sınıftayken, derslerime
iyi çalışmadım. Boşverdim yani aldırmadım ve
bir senem heba oldu.
Şimdi, memuriyete yeni başlayan bir kişinin aldığı aylığı ve yıllık tutarını hesapladığım
zaman, yaklaşık maddi ve yüksek bulduğum
bir değer çıkıyor ortaya… Çok yazık etmişim.
Kime? Kendime…
Zamanı kaçırmayın, Bor’un pazarı derken,
Niğde’ye gitmeyin!
EKONOMİ
Özel sektör İsrail gazına talip
ANKARA - Turcas Petrol Üst
Yöneticisi Batu Aksoy, İsrail gazının
Türkiye'ye getirilmesinin şu anda Doğu
Akdeniz'deki en reel proje olduğunu ve
özel sektör olarak bu işle ilgilendiklerini
belirterek, "İlk defa bir üretici, 'gel benden bu gazı al sonra da istediğini yap,
istersen Türkiye'ye istersen Avrupa'ya sat)
diyor. Herhangi bir projede fizibilite
varsa, para su gibidir yolunu bulur" dedi.
Aksoy, JW Marriott Oteli'nde, Enerji
Gazetecileri ve Medya Derneği (EGAD)
tarafından düzenlenen toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Enerji sektörüne gönül veren yatırımcılar olarak, "Madem ki üretici değil pazarız, o zaman pazar olmanın avantajlarını
kullanarak bazı başarılar elde etmemiz
lazım" diye düşündüklerini anlatan
Aksoy, bunun temel unsurlarından birinin
de enerji çeşitliliğinin sağlanması olduğunu söyledi. Boru hatlarının LNG ile gelen
gazdan her zaman daha ucuz olduğunu
vurgulayan Aksoy, "LNG olarak gaz ticaretinde üç süreç vardır. Sıvılaştırma yatırımları, yatırım gerektiren gemilerle taşıma ve ithalatçı ülke tarafından ithalat terminali yani tekrar gazlaştırma santralinin
kurulması. Bu üç sürecin hepsi milyarlarca dolarlık yatırım gerektirdiği için LNG
gazı her zaman daha pahalıdır, ancak ihtiyaç zamanlarında da çok önemli bir yer
tutar" diye konuştu.
Türkiye'nin çevresindeki ülkelerin
dünya gaz ve petrol rezervinin yüzde
70'ine sahip olduğunu dile getiren Aksoy,
"Bazı ülkelerle bu enerji hatlarını oluşturduk, şimdi geriye Irak ve Doğu Akdeniz
kalıyor. Irak'ta hala güvenlik açısından
biraz daha zamana ihtiyaç var. Doğu
Akdeniz'de ise en önemli seçenek olarak
İsrail kalıyor. Biz bu gazın buraya getirilmesinin çok faydalı olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
den bu gazı al sonra da Avrupa'ya sat)
diyor, herhangi bir projede fizibilite
varsa, para su gibidir, yolunu bulur. Doğu
Akdeniz gazı Rus gazına alternatif olarak
düşünülmemeli, her proje bir diğeriyle
yapılacak fiyat pazarlıklarına katkıda
bulunur. Yani hiçbir projeyi diğerinin tam
manasıyla alternatifi olarak görmemek
lazım, hepsine Türkiye'ye değer katan
projeler olarak bakmak daha doğru olur."
Aksoy, İsrail açıklarındaki gazın boru
hattıyla Türkiye'ye getirilmesi için 1 ila 3
milyar dolar arasında yatırım gerektiğini
belirterek, yaklaşık 500 kilometrelik
denizaltı boru hattının ekonomik çerçevede gerçekleştirilebilir bir boyutu olduğu
"Doğu AKDeNiZ Rus
dile getirdi.
gAZıNA ALteRNAtif
İsrail gazının getirilmesinin reel bir
oLARAK DüşüNüLmemeLi"
proje olduğunu vurgulayan Aksoy,
"Buradan gelebilecek gaz zorlanırsa 10
Doğu Akdeniz'deki keşiflerin Rus gazı- milyar metreküpe kadar çıkabilir.
na alternatif olup olamayacağının sorulGerçekçi olarak 8 milyar metreküpün
ması üzerine Aksoy, şöyle konuştu:
orta vadede akabileceğini düşünüyorum.
"Kısa vadede Rusya'ya alternatif olabi- İsrail gazının 2020 gibi Türkiye'ye getirilleceğini düşünmüyorum. Ancak, Rusya
mesi enerji merkezi olma projesine de
ve Türkiye çok uzun süredir dostlar.
katkı sağlar" dedi.
Rusya ile yaşanan tansiyonun de tıpkı
Bu tip projelerde inşaatın en kolay
İsrail ile aramızdaki gibi geçici bir durum kısım olduğunu kaydeden Aksoy, projeolduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte nin tamamlanmasının 4-5 yıl alabileceğiilk defa bir üretici olarak İsrail, (gel ben- ni söyledi.
"gAZı öZeL
seKtöR
getiRmeLi"
BOTAŞ'ın bu projede
payının düşük tutulması
gerektiğini savunan Aksoy
bunun nedenini şöyle açıkladı: "Bu projedeki en büyük
fark şu, Rusya'dan gelen gazın
sahibi Rus devleti, İsrail'den
gelecek gazın sahipleri ise
Amerikalı ve İsrailli üç özel şirketten oluşan bir konsorsiyum. 25 yıl
önce gazı satacak devlet tabii ki karşısında bir devlet şirketi görmek istiyordu.
Ancak Rusya'dan gelen 30 milyar metreküplük gazın 14 milyar metreküpünü
taşıyan batı hattından gelen gazın 10 milyar metreküpü bugün özel sektöre devredildi. Rusya bile bakış açısı özel sektöre
devrin uygun olduğu yönünde. Kamu ile
özel sektörün iş yapabilmesinde bazı
sorunlar olabilir, ancak özel şirketler aynı
dili konuştukları için daha iyi iş yapabileceklerdir. Turcas dahil özel sektör, Doğu
Akdeniz gazıyla ilgili yoğun olarak çalışıyor. Devletimiz de bizim önümüzü hiç
bir zaman tıkamadı. Türkiye'nin enerji
yöneticileri de
çeşitlendirmenin önemini biliyorlar.
Görüşmeler yaptık yapmaya da devam
ediyoruz. Sağlıklı, öztüketimi olan bu
işlerde tecrübesi olan, ehil, yerli ve
yabancı şirketlerin de içinde olduğu bir
konsorsiyum oluşturabilirsek sanırım en
önemli aşama bu olacaktır. Bu projenin
en büyük farkı İsrail gazının devlete değil
özel şirketlere ait olduğundan, iletimi de
özel sektör konsorsiyumuyla yapılmalıdır." (AA)
Türk mermerciler Fas'ta
fuar düzenleyecek
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞINDAN
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 24.11.2015 tarih 2314 sayılı kararı ile onaylanan,
Yenimahalle ilçesi 60583 ada 13 nolu imar parseline ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
revizyonları Başkanlığımız ilan panosunda bir ay (30 gün) süreyle askıya çıkarılmıştır.
İlanen ilgililere duyurulur.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 208608 (www.bik.gov.tr)
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞINDAN
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 25.11.2015 gün ve 2349 sayılı kararı ile onaylanan
“Polatlı/Karahamzalı Mahallesi Köy Gelişim Alanı 1/5000 ölçekli nazım imar planı"
Başkanlığımız ilan panosunda 1 ay (30 gün) süre ile askıya çıkarılmıştır.
İlanen ilgililere duyurulur.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 209363 (www.bik.gov.tr)
ANFED-ANADOLU İŞADAMLARI FEDERASYONU
GENEL KURULU İLANI
Federasyonumuzun Genel Kurul Toplantısı 09.01.2016 tarih ve saat 11:00’de Federasyon Merkezinde
(Ehli Beyt Mh. 1271 Sk. Sümer İş Mrk. 15/17 Balgat, Çankaya, Ankara) aşağıdaki gündem maddelerini
görüşmek üzere toplanacaktır. Çoğunluk sağlanamaması veya ertelenmesi halinde 30.01.2016 tarihinde aynı adres ve saatte tekrar yapılacaktır.
Genel Kurul Gündemleri:
ANADOLU İŞADAMLARI FEDERASYONU
YÖNETİM KURULU
1) Açılış ve Yoklama.
2) Başkanlık Divanının oluşturulması.
3) Saygı duruşu ve İstiklal Marşı.
4) Yönetim Kurulu Faaliyet ve Denetleme Kurulu raporlarının okunması ve oylanması.
5) Yönetim Kurulu organlarının asil ve yedeklerinin seçimi.
6) Dilek ve temenniler.
7) Kapanış.
KAZABLANKA - İstanbul Mermer İhracatçılar
Birliği (İMİB), 14-16 Ocak 2016 tarihleri arasında
Fas'ın Kazablanka kentinde mermer ve doğaltaş fuarı
düzenleyecek.
Uluslararası Mermer, Doğaltaş ve Teknolojileri
Fuarı Kazablanka'da düzenlenen basın toplantısı ile
tanıtıldı.
Basın toplantısına İMİB Başkanı Ali Kahyaoğu,
Türkiye Kazablanka Ticari Ateşesi Gökan Üsküdar,
Fas Mermermerciler Derneği Başkanı Eyub Kahlavi
ve Vifak Mermer Sanayi Marakeş Şube Başkanı Said
Bujlida katıldı. Kahyaoğlu, burada yaptığı açıklama-
da, dünyanın en büyük dördüncü mermer üreticisi
olan Türkiye'nin tecrübelerini Fas'a taşıyabilmenin
sevincini yaşadığını belirtti. Kahyaoğlu, "Türkiye,
mermer sektöründe son otuz yılda 234 kat büyüyerek
dünyanın sayılı mermer ihracatçıları arasına girdi, bu
süreçte mermer ve değerli taş çıkarmak ve işlemek
dışında mermer teknolojisi de gelişti. Türkiye olarak
mermer sektöründeki teknolojik gelişimi ve tecrübeyi
yurt dışına taşıyarak ihracat hacmimizi arttırmak istiyoruz'' diye konuştu. Uluslararası Mermer, Doğaltaş
ve Teknolojileri Fuarı, Fas ve Türkiye mermer sektörü
açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. (AA)
Gazprom, Türk şirketlere
indirim yapabilir
ANKARA - emRe güRKAN ABAY - Düşen
pazar payları nedeniyle fiyatlandırma politikasında
değişikliğe giden Gazprom'un, Türk doğalgaz ithalatçılarına indirim yapabileceği, ancak bunun için önce
bazı koşulların oluşması gerektiği belirtiliyor.
Merkezi Moskova'da bulunan Renaissance
Capital'ın Petrol ve Doğalgaz Analisti İldar
Davletshin, konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını
yanıtladı.
Davletshin, Gazprom'un, özellikle ABD'nin yakında ihraç etmesi beklenen kaya gazı nedeniyle artan
rekabetten ötürü küresel gaz
piyasalarındaki pazar payını
kaybetme korkusu yaşadığını kaydetti.
Gazprom'un Rusya'da da pazar payını kaybetmeye
başladığını dile getiren Davletshin, "Bu nedenle
Gazprom, uluslararası müşterileri için fiyatlandırma
politikasında değişikliğe gidiyor" dedi.
Davletshin, Gazprom'un, müşterilerine indirim de
dahil daha esnek şartlar sunmaya başladığına dikkati
çekerek, "Ancak, Türkiye'deki müşterilere indirim
için Türkiye ve Rusya arasında
gerilimin biraz
azalması gerekiyor" ifadelerini
kullandı.
"iNDiRim
içiN ZAmANA
ihtiYAç vAR"
Uluslararası
hukuk firması
Dentons'tan
Hukuk Danışmanı
Orestis Omran ise
Rusya'nın Avrupa'da ve Türkiye'de önemli bir gaz
tedarikçisi olarak pozisyonunu korumak istediğini ve
enerji ihracına dayanan ekonomisini ayakta tutmak
için Türkiye ile doğalgaz görüşmeleri yapabileceğini
vurguladı.
Ancak fiyatlarda indirim için biraz zamana ihtiyaç
duyulduğunun altını çizen Omran, "Jeopolitik ve politik koşullar nedeniyle iki ülke ilişkileri son derece
gergin durumda. Diplomatik tablo biraz daha netleşmeden enerji ilişkilerinin şimdilik ilerleyebileceğini
düşünmüyorum" görüşünü de paylaştı.
Rus enerji şirketi Gazprom, Türk özel doğalgaz ithalatçı firmalarına fiyat görüşmeleri için
toplantı çağrısı yapmıştı.
Bu yılın başında petrole endeksli
fiyatlar nedeniyle Türk şirketlerine indirim yapan Gazprom, sonraki dönemde
bu indirimi kompanse
edebilmek amacıyla
fiyatlarında artışa gitmişti. (AA)
KISA-KISA
EKONOMİ
Yılbaşı için 500 bin
hindi kesilecek
ANKARA - BAHATTiN gÖNüLTAş - MERVE
ÖZLEM ÇAKIR - Beyaz Et Sanayicileri ve
Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Genel
Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Ergün, yılbaşı nedeniyle Türkiye
genelinde yaklaşık 500 bin hindi kesileceğini belirterek,
"Ortalama 1 hindiyi 8 kişinin tükettiği düşünülecek olursa
yılbaşında 4 milyon kişinin hindi tüketeceği söylenebilir"
dedi.
AA muhabirinin BESD-BİR ve Türkiye İstatistik
Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre,
Türkiye'de 2008 yılında yaklaşık 3,5 milyon hindi kesilirken, 2012 yılında bu sayı 4,8 milyona yükseldi. 2013 yılında ise 4,6 milyona gerileyen hindi kesimi, geçen yıl 5,2
milyona çıktı. Bu yılın ocak-ekim döneminde kesilen hindi
sayısı da 4,3 milyona ulaştı.
Geçen yıl 48 bin 662 ton olan hindi eti üretimi de bu
yılın 10 ayında 43 bin 687 tonu buldu.
Kesilmiş ve temizlenmiş hindinin kilogramı büyük marketlerde 13-18 liradan satılırken, bütün bir hindinin fiyatı
80 ile 150 lira arasında değişiyor. "Organik" olarak satılan
bütün hindi fiyatı 250 liraya kadar çıkıyor.
Bunun yanı sıra 2013'te hindi eti ihracat tutarı yaklaşık
11 milyon dolar iken, geçen yıl yüzde 50'lik artışla 16 milyon dolara ulaştı.
HiNDi ETi TüKETiMiNDE iSRAiL
BAşI ÇEKiyoR
Dünyanın en fazla hindi eti üretimi geçen yıl 2 milyon
253 bin tonla ABD'de yapıldı. Avrupa Birliği ülkelerinde
ise toplam 1 milyon 848 bin ton üretim gerçekleşti.
İsrail yıllık 15 kilogram ile kişi başına hindi eti tüketiminde dünyada ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 8 kilogram
ile ABD, 6-8 kilogram ile Avrupa ülkeleri takip ediyor.
Türkiye'de ise 2013'te 0,49 kilogram olan kişi başına tüketim geçen yıl 0,57 kilograma yükseldi.
yILBAşI HAFTASINDA HiNDi ETi TüKETiMi
4 KATINA ÇIKIyoR
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan BESD-BİR Genel
Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Ergün, son yıllarda artış trendine
giren hindi eti üretiminin bu sene 60 bin ton olarak gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
Özellikle yılın son haftasında hindiye talebin arttığına
dikkati çeken Ergün, bu talebi karşılamak için firmaların
fazladan çalışma yaptıklarını vurguladı.
Ergün, toplumun sağlıklı beslenebilmesi için et tüketiminin artırılmasının önemine işaret ederek, "Bu artışı sağlamada beyaz et sektörü tek alternatiftir. Kişi başına tüketimi
600 gram olan hindi etinin, AB'de olduğu gibi 6-7 kilograma çıkma potansiyeli vardır. Yılbaşı nedeniyle Türkiye
genelinde yaklaşık 500 bin hindi kesilecektir. Ortalama 1
hindiyi 8 kişinin tükettiği düşünülecek olursa yılbaşında 4
milyon kişinin hindi tüketeceği söylenebilir. Yılbaşı haftasında hindi eti tüketimi diğer haftalara göre 4 katına çıkmaktadır. Yılbaşı için üretilen hindilerin karkas ağırlığının
4-6 kilogram olması ideal olandır. Yılbaşında tüketilen hindinin tamamı bütün hindi olarak yapılmaktadır." (AA)
Üretilen her 100 araçtan
73'ü ihraç edildi
BURSA - HALUK yüKSEL - Ekonominin lokomotifi konumundaki otomotiv sektörü, "parite" kaybından kaynaklanan olumsuzluklara rağmen 11 ayda,
1 milyon 233 bin 35 adetlik toplam üretiminin (traktörler hariç) yüzde 73'ünü (899 bin 996 adet) ihraç etti.
Üretim ve ihracatın lideri OYAK Renault, toplam
ihracatın dörtte birinden fazlasını (yüzde 26,93) gerçekleştirirken, bunu yüzde 25,57 ile Ford Otosan,
yüzde 20,55 ile Hyundai Assan, yüzde 17,61 ile Tofaş
ve yüzde 8,35 pay ile Toyota takip etti.
AA muhabirinin Otomotiv Sanayii Derneği (OSD)
verilerinden derlediği bilgilere göre, Türk otomotiv
sektörünün, 2014'ün ocak-kasım döneminde 1 milyon
49 bin 852 adet olan üretimi (traktörler hariç), bu
senenin aynı döneminde yüzde 17,4 artışla 1 milyon
233 bin 35'e yükseldi. Sektör, bunun yüzde 73'ünü
(899 bin 996 adet) ihraç etti.
Otomobilde ise 2014'ün 11 ayında 662 bin 959 adet
olan üretimini, bu senenin aynı döneminde yüzde 8
artışla 716 bin 339'a yükselten sektörün ihracat oranı,
yüzde 76'yı buldu.
üRETiM VE iHRACATIN
LiDERi oyAK RENAULT
Sektör üretiminde lider konumdaki OYAK Renault,
otomobil üretiminin yüzde 43,34'ünü (310 bin 481),
toplam üretimin de yüzde 25,18'ini (310 bin 481) gerçekleştirdi. Bu firmayı, toplamda 303 bin 606 adet ve
yüzde 24,62'lik payla Ford Otosan, 248 bin 131 adet
ve yüzde 20,12'lik payla Tofaş, 204 bin 140 adet ve
yüzde 16,55'lik payla Hyundai Assan ve 109 bin 344
adet ve yüzde 8,86'lık payla Toyota takip etti. (AA)
24 Aralık 2015 Perşembe
9
İhracatın önündeki
engeller kalkacak
BAyBURT- TUĞBA yARDIMCI - Maliye Bakanı
Naci Ağbal, "Üretimin, yatırımın ve ihracatın önündeki
engelleri kaldıracağız, var olan birtakım bürokratik
engellerin üzerine gideceğiz" dedi.
Bakan Ağbal, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
hükümet programında Türkiye'yi her anlamda dönüştürecek altı reform başlığı belirlediklerini, hepsinin de
önemli olduğunu söyledi.
Hem ekonomik büyümeyi sağlamak hem de
Türkiye'nin nihai hedefi olan, ülkenin topyekun kalkınmasını gerçekleştirmek için demokratikleşme ve hukuk
reformunun çok önemli olduğunu belirten Ağbal, "Bir
hukuk devletinin inşası noktasında AK Parti hükümetleri döneminde çok önemli işler yapıldı.
Demokratikleşme alanında kaydedilen mesafeler bugüne kadar uluslararası alanda takdir edildi. Biz onları
daha da pekiştirecek reformları süratle hayata geçireceğiz" diye konuştu.
Ağbal, kamu yönetimi reformunun çok önemli olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Geçen dönem özellikle yatırım ortamının iyileştirilmesi ve sanayinin dönüşümü noktasında gördük ki
kamu yönetimi mevcut haliyle bu dönüşüme ayak
uyduramıyor. Dolayısıyla kamu yönetiminde merkezi
idari birimlerinin daha küçük ama daha etkin bir yapıya dönüştürülmesi gerekiyor. Bürokrasinin azaltılması
gerektiğini hep söyleriz, doğru ama bu dönemde inşallah çok daha kapsamlı bir şekilde bürokratik yetkilerin
daraltılması, gereksiz süreçlerin azaltılması noktasında
çalışacağız. Kamu kurumları birçok gereksiz yetkileri
almış. Bu yetki karmaşası ve yetkilerin dağınık olması,
yatırımcı ve idareciler arasında gelgite neden oluyor,
bunları değiştireceğiz."
Reform başlıklarından birinin, yine Maliye
Bakanlığını ilgilendiren kamu maliyesi reformu olduğunu anlatan Ağbal, "Harcama boyutu itibarıyla biz
daha hesap verebilir, daha şeffaf, saydam ve kamu
kaynağının kullanımında daha etkin bir mali politika
çerçevesini inşallah bu dönemde oluşturacağız. Yasa
tasarılarımız hemen hemen hazır" ifadesini kullandı.
Maliye Bakanı
Naci Ağbal
Bakan Ağbal, kamu alımlarıyla ilgili teknik çalışmanın bitirildiğini ve bu konuda kendisine sunum yapıldığını paylaşarak, "Özellikle kamu alımlarında küçük ve
orta ölçekli işletmelerin daha fazla yer bulmasını sağlamak üzere arkadaşlara söylediğim bazı konular var. Bir
de Kamu İhale Kanunu'na, klasik kamu alımları içerisinde özellikle teknoloji yoğun alanlarda yerli firmaların daha fazla yatırım yapmasına imkan verecek kamu
alımı politikasını nasıl yerleştirebiliriz diye birtakım
talimatlarım oldu. Arkadaşlar onları süratle çalışıyorlar" diye konuştu.
Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı'nın Meclis'te bulunduğunu anımsatan Ağbal, şöyle devam etti:
"Bununla ilgili ben özellikle özel sektör temsilcile-
riyle, özel sektör kuruluşlarıyla bir süredir görüşüyorum. Mevcut tasarımızla ilgili olarak her türlü eleştirilerine, her türlü değer katacak görüşlerine hazır olduğumu kendilerine ifade ettim. Tasarıyı kendileriyle tekrar paylaştık. Tasarıyla ilgili yazılı olarak görüşlerini
bildirecekler ama ben ayrıca belli başlı sivil toplum
örgütleriyle ayrı ayrı toplantılar yaparak, Gelir Vergisi
Kanunu Tasarısı'nı daha iyi hale nasıl getirebiliriz diye
çalışacağım. Bu çok önemli."
Ağbal, gelir vergisine ilişkin kanunların 40-50 yılda
bir çıktığını belirterek, "Geçen dönemde Meclis'e
sunulan bir tasarı var ama onun daha da zenginleştirilmesi ve reform içeriğinin daha da genişletilmesi lazım.
O çalışmaları sürdürüyoruz" dedi.
(AA)
Türkiye’de 38 farklı türde
56 binden fazla kooperatif var
ANKARA - Gümrük ve Ticaret Bakanı
Bülent Tüfenkci, Türkiye'de 38 farklı türde 56
binden fazla kooperatif ile bunların 7 milyonu
aşkın ortağı bulunduğunu belirterek, "Yedi
milyonu aşkın insanımızın güçlerini birleştirmeyi başaran kooperatiflerimiz, refahın, gelişmişliğin, ülkemizin en ücra köşelerine kadar
ulaşmasına öncülük ediyorlar" dedi.
Bakan Tüfenkci, Dünya Kooperatifçilik
Günü dolayısıyla bu alanda akademik çalışma
yapanlar ile Amesia Çalışan Arılar Kadın
Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi yöneticilerine, Bakanlıkta düzenlenen törende ödüllerini verdi.
Tüfenkci, burada yaptığı konuşmada, kooperatifçilik anlayışının, Anadolu medeniyetindeki
yardımlaşma ve dayanışma anlayışının temel
felsefesiyle neredeyse bire bir örtüştüğünü
belirterek, Türkiye'nin sadece kendi çıkarını
gözeten bir toplum olmadığının altını çizdi.
Yaşadığı coğrafyada herkesin mutlu olmasını
isteyen bir toplum olduğunu belirten Tüfenkci,
"Bugün de Suriyeli kardeşlerimize, Türkmen
kardeşlerimize, tüm mültecilere kapılarımızı
açmamız, soframızı paylaşmamız işte bu anlayışın bir sonucudur. Biz, herkes refah içindeyse, yaşanan refahın bir manası olduğuna inanan bir toplumuz. Biz, herkes barış içindeyse
barışın kalıcı olacağını bilen bir toplumuz"
değerlendirmesinde bulundu.
Dünya genelinde 1 milyardan fazla insanın
kooperatif ortağı olduğunu, bunların tarımdan
sanayiye, el sanatlarından bankacılığa kadar
çok farklı alanlarda faaliyet yürüttüğünü anlatan Tüfenkci, dünya gıda üretiminin yarısından
fazlasının kooperatifler eliyle sağlandığını kaydetti.
Tüfenkci, kooperatiflerin ticaret hacimleri, gelişen ve gelişmekte olan ülkelerin gayrisafi
yurtiçi milli hasıla rakamlarının
yüzde 3 ila 10'unu oluşturduğunu, bugün itibarıyla
Türkiye'de 38 farklı türde 56
binden fazla kooperatif ve bu
kooperatiflerin 7 milyondan
fazla ortağı bulunduğunu bildirdi. Kooperatiflerin bulundukları
bölgelere ve faaliyet gösterdikleri sektörlere yönelik
katkılarını
gör-
menin mutluluğunu dile getiren Tüfenkci,
"Yedi milyonu aşkın insanımızın güçlerini birleştirmeyi başaran kooperatiflerimiz, refahın,
gelişmişliğin, ülkemizin en ücra köşelerine
kadar ulaşmasına öncülük ediyorlar" diye
konuştu.
"KoopERATiFÇiLiĞE DE
ÖZEL BiR ÖNEM VERDiK"
Bakan Tüfenkci, hükümet olarak 2023 yılı
için her alanda somut hedefler belirlediklerini,
bu hedeflere ulaşmak için yol haritaları hazırladıklarını belirterek, AK Parti hükümetleri
döneminde kooperatifçiliğe de özel bir önem
verildiğini bildirdi.
2012'de "Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi
ve Eylem Planı" hazırlandığını ve dönemin
Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan öncülüğünde uygulanmaya başlandığını anımsatan Tüfenkci, strateji kapsamında
yer alan 36 faaliyetin tamamlanması için
Bakanlık olarak kooperatif üst kuruluşları
başta olmak üzere tüm paydaşlarla işbirliği
yaptıklarını anlattı.
Bakanlığının bu konudaki çalışmalarını özetleyen Tüfenkci, Kooperatif Bilgi Sistemi
(KOOP-BİS) ve Uluslararası Çalışma Örgütü
tarafından başlatılan Kooperatif
İstatistiklerinin Geliştirilmesi Projesi (KOOPİST) hakkında bilgi verdi.
Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerinin
Sürdürülebilir İdari ve Mali Yapıya
Kavuşturulması Projesi'nin (BİR-GEP), ülkenin tarım satış kooperatifçiliğinin yeni
kooperatifçilik stratejisi çerçevesinde
dönüştürülmesi ve geliştirilmesi, sürdürülebilir mali ve idari yapıya
kavuşturulması, yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik tedbirlerin
alınması, yeniden yapılandırma diye
adlandırılan geçiş sürecinin sonlandırılması amacıyla hazırlandığını
ifade eden Tüfenkci, Tarım Satış
Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında
4572 sayılı Kanunda 28 Mart 2013
tarih ve 6455 sayılı Kanunla yeniden
düzenlenerek köklü değişiklikler yapıldığını bildirdi.
(AA)
DÖViZ KURLARI
DOLAR
2.9550
EURO
3.2350
-
OECD ülkelerinde
“vergi yükü”
rekor seviyede
FRANKFURT - ABDULSELAM DURDAK - Ekonomik
Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerde toplam
vergi gelirlerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı,
2014 yılında yüzde 34,44'le ilk verinin açıklandığı 1965 yılından
bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
AA muhabirinin OECD verilerinden derlediği bilgilere göre,
toplam vergi gelirlerinin GSYH içindeki payı anlamına gelen
"vergi yükü"nün OECD ortalaması, verinin başlangıcı olan 1965
yılında yüzde 24,8 iken bu oran 2010 yılında 32,78'e, 2011 yılında 33,29'a, 2012'de 33,79 yükseldi.
2013 yılında da 34,16'ya çıkarak yükselmeye devam eden bu
oran, 2014 yılında bir önceki yıla kıyasla 0,28 puan artarak
34,44'e çıktı. Böylece OECD ülkelerinde vergi yükü 50 yıldan bu
yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
34 üyeli OECD'nin 30 üyesine ilişkin geçici verilere göre,
2014 yılında vergi yükü 2013'e kıyasla 16 ülkede arttı, 13 ülkede
azaldı ve 1 ülkede değişmedi.
Avrupa'nın lokomotif ülkesi Almanya'nın toplam vergi gelirlerinin GSYH içindeki payı, 2013 yılında yüzde 36,52 iken 2014
yılında yüzde 36,13'e geriledi.
Aynı dönemde vergi yükü Fransa'da yüzde 45,03'ten yüzde
45,22'ye, İspanya'da yüzde 32,70'ten yüzde 33,20'ye ve
Yunanistan'da da yüzde 34,42'den yüzde 35,90'a çıktı.
VERgi yüKü EN yüKSEK DANiMARKA,
EN DüşüK MEKSiKA
Vergi gelirlerinin GSYH içindeki payı yüzde 50,88 olan
Danimarka bu oranla OECD ülkeleri arasında vergi gelirlerinin
GSYH içindeki payı en yüksek ülke oldu. Bu ülkeyi, yüzde
45,22 ile Fransa, 44,66 ile Belçika ve yüzde 43,85'le de
Finlandiya izledi. İtalya, İsveç ve Almanya gibi ülkeler de yüzde
34,44 olan OECD ortalamasının üstünde yer aldı.
OECD üyeleri arasında en düşük vergi yükü yüzde 19,50 ile
Meksika'da belirlenirken, bu alanda Şili yüzde 19,82 ile ikinci,
Güney Kore yüzde 24,61'le üçüncü sırada bulunuyor.
TüRKiyE, VERgi yüKü EN DüşüK 6. üLKE
Toplam vergi yükü 2014 yılında önceki yıla göre 0,55 puan
düşerek yüzde 28,72'ye gerileyen Türkiye, OECD vergi yükü
ortalamasının altında yer aldı. (AA)
ALTIN FiyATLARI
GRAM ALTIN
102.6300
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
24 Aralık 2015 Perşembe
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
TÜRKMEN ŞAİRİ MAHDUM KULU
FERAGÎ-1
Türkmenistan’ın Göklen uruğunun yaşadığı
Gincan (Hazar Denizi’ne dökülen Etrek Çayı
civarında bir yer) denilen bölgede doğmuştur.
Gerkez kabilesinden Devletmehmet Azadî’nin
oğludur. Buhara ve Hiyve’de iyi bir medrese
öğrenimi görmüştür. Arapça’yı, Farsça’yı ve
Edebî Doğu Türkçesini öğrenmiştir. Sadî, Fuzulî,
Nevaî gibi Türkçe’nin ve Farsça’nın klasiklerini
öğrenmiş ve tanımıştır.
2014 yılı, Mahdum Kulu’nun Doğumunun
290. Yılı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle
dünyada anılacak insanlar arasında listede yer
almıştır. Oysaki, Mahdum Kulu’nun doğum ve
ölüm tarihleri kaynaklarda hep tartışmalı olarak
yer almaktadır. Hattâ, Mahdum Kulu’nun kaç yıl
ömür sürdürdüğü bile netleşmiş değildir. 1730
yılında doğduğu, 1780’li yıllarda öldüğü geniş
kabul görmüştür. Ancak, doğum ve ölüm tarihleri
çok değişik olarak gösterilmektedir. 1733-1783
ve 1733-1790 yılları arasında yaşadığı, kaynaklarda ortak bir kabuldür. 1733 yılında doğduğu
geniş bir kabul görmektedir. O sebeble ki 1983
yılı, doğumunun 250. Yılı olarak ilân edilmiş ve
bu yıl içinde çok geniş etkinlikler düzenlenmiştir.
Gerçi, o yıllarda Türkmenistan, Sovyet sistemi
içinde bulunuyor ve henüz bağımsız değildi. O
yıllardaki bu tür düzenlemeler, Sovyet yöneticilerinin özel izinleri ile yapılıyordu. Bu doğum tarihine güven duyulmamış olacak ki Mahdum
Kulu’nun doğum ve ölüm tarihleri, bağımsızlıktan
sonra sürekli tartışılmıştır. Ölüm tarihi de pek
bilinmemektedir. Çünkü 50 yıl mı, yoksa 57 yıl mı
yaşadı, tereddüdler vardır. Türkmenlerin bu tarihler üzerindeki düşünceleri; Mahdum Kulu’nun
1724 yılında doğduğu 1781 yılında öldüğüdür.
Biz de bu tarihleri şimdilik böyle kabul ediyoruz.
Mahdum Kulu; Türkmenistan, Özbekistan,
Afganistan ve İran'ın bir kısmını dolaşmıştır.
Mahdum Kulu, Türkmenler tarafından son
derece sevilir. Türkiye’de Yunus Emre ne ise,
onlarda Mahdum Kulu öyledir.
Sevilmesinin tek sebebi yalnızca Türkmen
edebiyatının en büyük şairi olması değildir. İyi bir
şair olması da çok sevilmesine bir sebeptir.
Ama, en önemlisi yaşadığı devirden bugüne
kadarki ideal bir Türkmen tipinin 18. yüzyıldaki
temsilcisi olmasıdır. Şair, hem Türkmen edebiyatının şiir yapısına uygun sözler söylemiş, hem
Türkmen-İslâm ruhunu aksettirmiş, hem de
Türkmen birliğini terennüm etmiştir.
Bazı şiirlerinde Piragî (Firakı = Ferağî") mahlasını da kul¬lanmıştır. Ve Anadolu'daki bazı
âşıklarda olduğu gibi, "badeli âşık "lardandır.
Mahdum Kulu ile ilgili olarak Türkiye'de fazla
çalışma yapılmamıştır, ilk kitap Şeyh Muhsini
Fani'nin1 (namı diğer Hüseyin Kâzım Kadrî;
Şeyh Muhsiddin Fani diye de anılır). H. 1340
yılında İstanbul'da eski harflerle yayımladığı
"Mahdum Kulu Divanı ve Yedi Asırlık Türkçe Bir
Manzume" adlı kitaptır.2 Bu kitap; Vambery'nin
1879'da yayımladığı (bu kitabın 1873 yılı baskısı
da bulunuyor). "Voyages d'un faux derviche
dans L'Asie Centrale de Theran d Khiva,
Bukhara et Samarkand" adlı kitap¬tan da faydalanılarak hazırlanmıştır.3 Vambery'nin bu kitabı;
ilk defa Vakit Matbaası tarafından eski harflerle
1928 yılında İstanbul'da "Bir Sahte Derviş'in
Asya-ı Vustâ'da Seyahati" adıyla Türkçe'ye çevrilerek yayımlanmıştır.4 En son baskı ise Ses
Yayınları tarafından yapılmıştır.5
Şeyh Muhsini Fanî'nin yayımı hatalarla doludur. Ancak, Mahdum Kulu ile ilgili ilk yayın olması açısından önemlidir.
Mahdum Kulu ile ilgili Türkiye'de iki kitap
yayımlanmıştır. Bunlardan birisi 1990 yılında
İrfan Ünver Nasrattınoğlu'nun yayımladığı
"Görkemli Türkmen Ozanı Madum Kulu"6, ikincisi Himmet Biray’ın KüItür Bakanlığı'nca 1992
yılında yayınlanan "Mahdumkulu Divanı” 7itaplarıdır. Nasrattınoglu'nun kitabında Mahdum
Kulu'nun hayatı, 61 şiiri ve 1 adet Durdu Şâir ile
karşılaşması bulunuyor. Biray'ın kitabında ise;
18. yüzyılda Türkmenlerin durumu ve Türkmen
edebiyatı hakkında bilgiler ile Mahdum Kulu'nun
hayatı, edebî kişiliği ve hakkında yapılan yayınlar
konusunda açıklamalar bulunmaktadır. Kitapta
her türden seçilmiş 304 şiir de yer almaktadır.
Prof. Dr. M. Fuad Köprülü “Türk Edebiyatında
İlk Mutasavvıflar” adlı eserinde8 Mahdum Kulu
ile ilgili bilgiler bulunuyor.
Prof. Dr. Fuad Köprülü “Türk Edebiyatı’nın
Menşe’i” adlı yazısında; “XIX. Asırda Türkmenler
arasında büyük şöhret kazanan Mahdum Kulu,
İslamiyetten önceki Türk Râhip-şairlerinin
İslâmlaşmış bir şeklinden başka bir şey değildir”
diyerek ona rahip-şair sıfatını vermektedir.9
Fuad Köprülü; hem bu yazısında, hem de
“Bahşi” adlı yazısında; Vambery’nin “Bir Sahte
Derviş’in Asya’yı Vustâ’da Seyahati” adlı eserinden Mahdum Kulu ile ilgili alıntılar da bulunmaktadır. 10
1 Şeyh Muhsini Fani'nin asıl adı Hüseyin Kâzım Kadridir. 1870 yılında
İstanbul'da doğmuş, 1934 yılında Tarsus'ta ölmüştür. Din, felsefe, iktisad, ziraat,
dil, edebiyat gibi çok çeşitli alanlarda yazılar yazmış ve 60'a yakın eser vermiştir.
En önemli eseri "Türk Lügati" ve "Mahdumkulu Divanı"dır. [M.Şakir Ülkütaşır,
"Hüseyin Kâzım Kadri" Türk Dili Dergisi, Cilt: I, Şubat 1952, Sayı: 5, 24-26 s].
2 Şeyh Muhsini Fani , Mahdumkulu Divanı ve Yedi Asırlık Bir Türkçe
Manzume, İstanbul-134O H., (Eski Yazı)
3 Arminius Vambery, Voyages d'un faux derviche dans L'Asie Centrale de
ıneran aKhiva, Bukhara et Samarkand par le grand desen Turkomen
(İngilizce'den Fransızcaya Tercüme: Emile Daurand Forgues). Paris Libraire
Hachette C. 1873. İkinci Basım 1879 Paris] 404 s+34 gravür + 1 harita. 8°.
4 A. Vambery, Bir Sahte Derviş'in Asya-i Vustâ'da Seyahati. Vakit Matbaası,
İstanbul 1928. [Eski Yazı].
5 Arminius Vambery, Bir Sahte Derviş'in Orta Asya Gezisi, (Hazırlayan: N.
Ahmet Özalp). Ses Yayınları, Tarih: 4 Seyahatnameler 2. Prestij Matbaası, İstanbul
1993, 229 s+2 resim.
6 İrfan Ünver Nasrattın'oğlu. Görkem/i Türkmen Ozanı Mahdum Kulu. Özen
Matbaası, Ankara 1990 76 s.
7 Himmet Biray, Mahdum Kulu Divanı. Kültür Bakanlığı Yayınları 1398 Türk
Dünyası ' Edebiyat Dizisi 29. Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1992,
XXII+538 s.
8 Prof. Dr. Fuad Köprülü. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. (Gerekli
Sade¬leştirmelerle ve Bazı Notları ilavelerle Yayımlayan: Dr. Orhan F. Köprülü] 4.
Baskı (I. Baskı İstanbul 1919-1. Baskı Ankara 1966-111. Baskı Ankara 1976)
Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1981. 177-178 s.
9 Fuad Köprülü "Türk Edebiyatının Menşei". Millî Tetebbu'lar Mecmuası, Cilt:
II No: IV. Eylül-Teşrinievvel 1331 (Eylül-Ekim 1915) 5-78 s. (Aynı yazı; "Edebiyat
Araştırmaları 2 Baskı, Ankara 1986, Türk Tarih Kurumu Basımevi. Atatürk Kültür
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu T.T.Kurumu Yayınları, VII. Dizi-Sa. 47. Makaleler
Külliyatı I" adlı kitabın 49-130. sayfaları arasında da yayımlanmıştır).
10 Fuad Köprülü. "Bahsi" maddesi. İslâm Ansiklopedisi. Cüz'-13. Maarif
Matbaası. İstanbul 1942, 233-238 s. (Aynı yazı. "Edebiyat Araştırmaları, 2. Baskı,
Ankara 1986. Türk Tarih Kurumu Basımevi-Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu T.T.Kurumu Yayınları VII. Dizi-Sa. 479, Makaleler Külliyatı I" adlı kitabın
145-156. sayfaları arasında da yayımlanmıştır).
“Ertuğrul 1890” filminin
özel gösterimi yapıldı
Türkiye'de 25 Aralık'ta
vizyona girecek
Japonya ile
Türkiye'nin ilk ortak
sinema filmi "Ertuğrul
1890"ın özel gösterimi
yapıldı.
ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal,
"Ertuğrul 1890"ın Devlet Tiyatroları Cüneyt Gökçer
Sahnesi'ndeki özel gösterimi öncesinde gazetecilere
yaptığı açıklamada, Türk-Japon ortak yapımı filmin,
insanın içindeki iyiliği keşfetmenin hikayesini anlattığını belirtti.
Uluslararası ilişkilerde 1800'lü yıllara dayanan
Türkiye-Japonya dostluğunun ele alındığı filmin
Başkentte özel gösteriminin, 24 Aralık'ta da
İstanbul'da büyük galasının yapılacağını dile getiren
Ünal, filmin 25 Aralık'ta Türkiye'de vizyona gireceğini söyledi.
Ünal, "Önümüzdeki süreçte Türkiye ve Japonya
dostluğuna yeni katkılar sunacak yeni insani hikayelerle inşallah tekrardan birlikte olacağız" dedi.
Özel gösterime, Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve
Başmüzakereci Volkan Bozkır, Gümrük ve Ticaret
Bakanı Bülent Tüfenkci, Gençlik ve Spor Bakanı
Akif Çağatay Kılıç, bazı yüksek yargı mensupları ile
siyaset dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Film, 1890'da Japon karasularında batan Osmanlı
firkateyni Ertuğrul'un hazin hikayesi ile 1985'te 215
Japon vatandaşının Turgut Özal'ın talimatıyla THY
tarafından İran-Irak savaşından kurtarılmasını kurgusal bir senaryoyla aktarıyor.
Yapımcılığını Türkiye tarafında Kültür ve Turizm
Bakanlığı, Japonya tarafında ise Ertugrul Film
Partners yapım ortağı grubunun üstlendiği filmin
uygulayıcı yapımcılığını Japonya'da TOEI şirketi,
Türkiye'de Böcek Yapım yaptı.
Filmin oyuncu kadrosunda Kenan Ece, Alican
Yücesoy, Uğur Polat, Mehmet Özgür, Tamer Levent,
Melis Babadağ, Murat Serezli, Deniz Oral, Hakkı
Haluk Cömert, Cem Cücenoğlu, Erkan Pekbay, Mert
Aygün, Alper Düzen ile Japon sinemasının tanınmış
oyuncularından Seiyo Uchino ve Shioli Kutsuna ile
Naoto Takenaka, Yui Natsukawa, Toshiyuki
Nagashima, Takashi Sasano ve Yukiyoshi Ozawa yer
aldı.
Yönetmen Mitsutoshi Tanaka imzası taşıyan filmin
senaryosu Eriko Komatsu tarafından kaleme alınırken, senaryo ve tarih danışmanlığı Prof. Dr. İskender
Pala tarafından yapıldı. Filmin görüntü yönetmenliğini Tetsuo Nagata, sanat yönetmenliğini Hakan Yarkın
ve Hidefumi Hanatani üstlendi. Filmin çekimleri,
Japonya ve Türkiye'de 4,5 ayda tamamlandı. (AA)
İSTANBUL - İranlı sanatçı Reza Hemmatirad,
efsane, kaside ve şiirlerden yola çıkarak Sabri Tuluğ
Tırpan'ın piyanosu ve Burcu Karadağ'ın neyi eşliğinde minyatür yaptı.
Hemmatirad, Fulya Sanat'ta gerçekleşen etkinlikte
minyatürlerin hikayelerini ve bu eserlere ilham veren
şiirleri yorumladı.
Etkinliğin ardından AA muhabirine açıklamada
bulunan Reza Hemmatirad, projenin Burcu
Karadağ'ın fikri olduğunu belirterek, "Daha önce,
ebru ve kum sanatıyla sahnede birtakım şeyler yapmıştık. Bu minyatürler için de konuya uygun olarak,
önceden çizip, hazırlayıp sahnede sunacaktık. Fakat
seyircimize mekanik bir şey seyrettirmek saygısızlık
oluyor dedik ve sahnede bir şeyler yapmaya karar
verdik" dedi.
Bu şekilde gecenin daha samimi olacağını düşündüklerini aktaran Hemmatirad, "Onun için sahnede
bir konsept hazırladık. Bir konserle birlikte ilk kez
bunu yapıyoruz" dedi.
Reza Hemmatirad, Mevlana'nın 742. vuslat yıl
dönümü dolayısıyla ekibin adını "Nefir" koyduklarını
dile getirerek şu bilgileri aktardı:
"Mevlana'nın Mesnevi'sinden esinlenerek neyin
sesine 'nefir' diyorlar. Dolayısıyla biz, piyano, ney ve
minyatür tekniğiyle inşallah bundan sonra hep aşk
anlatacağız. Bundan sonra, bu grup nereye giderse
hangi sahne performansını yaparsa aşkı anlatacak.
Leyla ile Mecnun'la başladık. Kerem ile Aslı ve
diğerleriyle bu şekilde Doğu'nun aşk hikayelerini
nasip olursa anlatacağız."
Ney sanatçısı Karadağ da hem dünyevi hem de
manevi aşkın insanın içinde yaşadığına işaret ederek
şöyle konuştu:
"Biz, Leyla ile Mecnun vasıtasıyla yani onları bir
rol model kılarak her türlü aşka hitap eden bir şeye
dönüştürmeyi düşündük sahnede. Piyano ve ney
olmasının özelliği şu, piyano bir batı müziği enstrümanı. Ney, mistik bir saz. İkisinin bir araya gelişi,
müzikal sebeplerden dolayı zor. Bir de üstüne Farsça
ve minyatür sanatı eklendiği zaman, gerçekten daha
zor bir hal alıyor."
Aşkın, müzik ve görsellikle sembolize edilişini
anlatmaya çalıştıklarına işaret eden Karadağ, şunları
söyledi:
"Bu güzelliklerin bir araya gelişine, en güncel söylemle doğu ve batının buluşması diyebiliriz. Özellikle
sahnede canlı minyatür yapılıyor olması, son derece
ilgi çeken bir özellik ve bu çok fazla talep görüyor.
2016 için konser tarihlerimiz netleşiyor. Ne kadar çok
insanla bu müziği ve sanatı buluşturabilirsek o kadar
mutlu olacağız."
Piyano sanatçısı ve besteci Sabri Tuluğ Tırpan ise
sahnede minyatür yapılırken insanlarla müziği paylaşmanın kendisi için bir ilk olduğunu belirterek "Nasıl
bir ressamın boş kağıdı korkutucuysa bizim için de en
korkunç şey sessizliktir. Biz müzisyenler de sessizliği
boyarız. Konserin başında bu kağıtlar bembeyazdı ve
hiçbirimiz bilmiyorduk ne çıkacağını. Konserin
sonunda Leyla ile Mecnun'un hikayesi ortaya çıktı.
Galiba insanların da çok hoşuna gitti" diye konuştu.
(AA)
İranlı sanatçı Hemmatirad, piyano
ve ney eşliğinde minyatür yaptı
“Delibal” filminin Antalya galası yapıldı
ANTALYA - Ali Bilgin'in yönetmenliğini yaptığı
"Delibal" filminin Antalya galası gerçekleştirildi.
Bir alışveriş merkezindeki sinemada gerçekleştirilen
galaya, oyuncular Çağatay Ulusoy, Leyla Lydia
Tuğutlu ve filmin yönetmeni Bilgin katıldı. Filmin
galasına oyuncuların hayranları yoğun ilgi gösterdi.
Gala öncesi konuşma yapan Çağatay Ulusoy,
İstanbul'dan sonra ikinci galanın Antalya'da yapıldığı
ve sinemaseverlerin filme çok ilgi gösterdiğini söyledi.
Filme genelde yakın çevresi tarafından yorumlar yapıldığı ve onların çok objektif olamadıklarını dile getiren
Ulusoy, filmin seyirciyle buluştuğu andan itibaren
yapılan yorumların kendisi için daha önemli olduğunu
belirtti.
Ulusoy, film çekim sürecinin çok güzel olduğunu ve
her şeyin programlı gerçekleştiğini anlatarak, "Film
çekim süreci çok eğlenceliydi ve 27 iş günü içerisinde
bitirdik. Yönetmenimiz Ali Bilgin ile çok güzel çalışma yaptık, bu projenin içinde yer almaktan çok mutluyum" dedi.
Oyuncu Leyla Lydia Tuğutlu ise filmin vizyonu girmesi ile olumlu yorumlar, tepkiler aldıklarını belirterek, çalışmalar sonunda güzel bir dram filminin ortaya
çıktığını söyledi. Tuğutlu, sinemaseverlerden filmi
kaçırmamalarını istedi.
Daha sonra oyuncular, sinema salonlarında izleyiciyle bir araya geldi. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
SÜKÛT SARMAŞIĞI
Göğsümde sana ait bir cihan taşıyorum.
Günaydın gökyüzüm, günaydın yıldızım,
günaydın maşukların sultanı…
Yâr! Ellerinde, parmaklarında ölesim var!
Parmak izim, imzam, kalbimden inşallah
hiç çıkmayacak mührümsün benim.
Beni yakan, beni her nefesiyle dünyadan
ukbaya uçuran maşuk; delice, tanımı, sınırı
olmayan bir şekilde âşığım sana.
Ben kandilin içindeki fitil olayım, sen ateşim ol ve yak beni.
Kendimi o kadar çok sana ait hissediyorum ki belki de bu kadar çokça hasreti yaşamam bundan.
Kendimde değilim bu gecede, hiç bir gece
değilim aslında. Bu geceler sabah olmuyor
yâr. Ateşin başka başka hâlleriyle yanıyor
kalbim, kimbilir aşkın daha bilmediğimiz ne
hâlleri var?
Hasretin yüreğime ya da bedenime vurdu
mu kayboluyorum, uçurumlardan düşüyorum
sanki o an. Cemalin aklıma gelince mutluluğa kanat çırpıyor içim ve kaynağı belirsiz bir
ışığa koşuyor kalbim.
Öyle çok seviyorum ki seni, adını duyunca
içim titriyor, seni hayal edince kendimden
geçiyorum ve hayaline sarılınca geceleri dünyada değil de başka bir âlemde atıyor yüreğim.
Elbette her gece sabaha, her ayrılık şükürle örülmüşse vuslata ulaşır. Elbette sükût
sarmaşığı bir boşluk buldu mu bedeni de,
ruhu da sarmaya çalışır.
Yârim, ben çokça senden kopya çekiyorum mutluluğu, huzuru, gülüşü ve teslimiyeti.
Yüzündeki tebessümün, içindeki mutluluk
kuşunun bir tüyü olsam onu da bahtiyarlık
sayarım ruhuma, yeter ki seninle olsun herşeyim.
Benim yağmurum, benim güneşim, benim
şükrüm, sana ermek için geceleri dizdim
şükür tesbihine. Bu dünya yolculuğu elbet
bitecek bir gün, o yüzden seninle geçirdiğim
her saniye çok kıymetli ve sana dâir aldığım
nefesin değeri hiçbir şeyle ölçülmez.
İki gözüm, nur yüzlüm, kâlû belâ kokulum... Tezatları seninle aştım ve cümle olumsuzlukları yok saydım seninle.
Benim mumum, benim pervanem, benim
duam, benim şükür meşalem, benim
ateşim, benim diye başlayan herşeyim
sensin.
Göğsümde sana ait bir cihan taşıyorum,
anladım ve idrak ettim ki sensiz bir manası
yok hiçbir şeyin. Her şey seninle anlam
kazandı bende, benim aklım ve ruhum hep
sende.
Sana dair öyle çok biriktirdiğim hâlim,
sözüm, hayalim var ki anlatmaya başlasam
dünyadaki su zerrelerinin toplamı bile anlatacaklarım yanında küçük bir birikinti gibi kalır,
ama nedense çok yaşamayacağıma dair bir
his yıllardır benim gönlüme gelip gelip bağdaş kurup oturuyor işte…
Bir gün aşkımıza şahit olan ateş acaba
ateşliğinden utanırım mı bilmem? Ayaklarının
bastığı yol, ömrüne nişan, içine nefes olayım
senin.
Çek içine beni, çek de öleyim seninle…
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Ağlama sevdiceğim hiçbir gece ağlama,
Hasret kızgın bir demir ciğerini dağlama.
Elbet bitecek hayat, gelecek sonsuz mahşer.
Boş şeyler için aşkı dünyaya da bağlama.
LI
Ç
Ö
ER
da konuşmaktan korkanlar, çekiya da bu ziyaret sonrası yaşanaL HAB cak birtakım gelişmelerin
nenler; bizimle problemli ne
E
Z
kadar başkent varsa oraya
peşinden daha çok tartışılagidip, onlarla iş birliği yapcaktır…
maktan hiç çekinmiyorlar…
KILIÇDAROĞLU
Neden iki ay önce, bir sene
CHP Genel Başkanı
önce gitmediler? Neden, bu
Kemal Kılıçdaroğlu grupta
UR
milletin hava sahasını ihlal
sordu, yanıtladı; yine sordu:
I
SUN ERK
ettikleri için kriz yaşadığımız
“Terör bir insanlık suçu
bir ülkeye, tam da böyle bir zamanmudur? Evet. Teröre karşı devlet
da gidiyorlar?”
mücadele etmeli midir? Evet. Terör
Diyarbakır Cumhuriyet
örgütü mensupları etkisiz hale getirilBaşsavcılığı, HDP Eş Genel Başkanı
meli midir? Evet. Hiçbir sorun yok
Selahattin Demirtaş, DBP Eş Genel
burada. Bunun hukuk içinde yapılması
Başkanı Figen Yüksek, HDK Sözcüsü
lazım mı? Evet. Hukuk devletine yakıErtuğrul Kürkçü ile DTK Eş Başkanları şan da budur. Ama şu soruyu 78 milyon
Hatip Dicle ve Selma Irmak hakkında,
vatandaşımın kendisine sormasını istiortak düzenledikleri basın toplantısınyorum; iller ve ilçeler silah deposuna
daki açıklamaları nedeniyle soruşturma
dönüştürülürken bu ülkenin başında
başlatırken; Demirtaş, eleştirilen
kimler vardı?”
Moskova ziyareti için Rusya’ya giderKılıçdaroğlu’nun ‘kimler’ dediğine
ken yanıtladı soruyu. Gerekçe şu:
bir soru da Demirtaş’tan geldi:
“Rusya Dışişleri Bakanı Sergey
“Kürt sorunu çözüldü de bizim
Lavrov ile Suriye’deki çözüm için parhaberimiz mi yok. Bu sorunun nasıl
tilerinin görüşlerini paylaşmak…”
hendek, barikat sorunu olarak değerlenYoruma açık bu cümle,
dirirsiniz? 1980’de neler söyleniyorsa
Moskova’dan gelecek seslerin ardından aynı sözleri Cumhurbaşkanı ve
D
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Türkiye, çok kritik bir
süreçten geçiyor. İçinde, dışında yangın
var; söndürmeye çalışıyor…
İçeride bir bölgenin birkaç kenti ile
birkaç ilçesine ‘sıkıştırılan’ terörü bitirme çabası ile; Rusya’nın artık sınır
komşumuz olan savunma-saldırı gücü
ve anlık değişimlere uğrayan bölgesel
gelişmeler nasıl sonuçlanacak ya da
sonuçlanacak mı göreceğiz…
Her sorunun görüşülmesi, konuşulması ve çözümlenmesi gereken yer
TBMM olduğu için; bu konular doğal
olarak siyasi partilerin bir numaralı
gündem maddesi. Partilerin Grup toplantıları da bu maddelerin her hafta iki
kez dillendirildiği ortamlar. Önceki gün
de kürsüdeydi liderler. Öyle sorular sordular ki; işin aslına bakarsanız, sorunlar
o soruların karnında büyüyor!
DAVUTOĞLU
DEMİRTAŞ
AK Parti Genel Başkanı ve
Başbakan Ahmet Davutoğlu partisinin
grup toplantısında şunları söyledi:
“Milletimize gidip bizim hakkımız-
Başbakan söylüyor. Kimi nasıl ev ev
temizleyeceksiniz?”
BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
de herkesi, özellikle de Cumhurbaşkanı
Erdoğan ve HDP Eş Başkanı Demirtaş’ı
topu tuttuktan sonra Başbakan
Davutoğlu’na sordu:
“Erdoğan Kısıklı’daki villasında poz
verip aile boyu fotoğraf çektirirken soydaşlarımız katledilmektedir. Davutoğlu,
sosyal medyadan görücüye çıkar gibi
icraatlarını sıralarken Türkiye'nin
güvenliği erozyona uğramaktadır. Sayın
Davutoğlu Türkmenler öldürülüyor,
neredesin? Ülkemiz dört bir koldan tahriklere uğruyor, ne yapıyorsun?”
ERDOĞAN
Aslında söylenecek çok şey var ama
son sözü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’a söyletelim. Dedi ki:
“Artık eskisi gibi manipülasyona
açık, dengeleri ile rahatça oynanabilen,
zayıf bir ülke hamdolsun değiliz. Açık
ve net konuşuyorum, Türkiye terör üzerinden terbiye edilemeyecek kadar
güçlü ve büyük bir ülkedir…”
Erdoğan’dan Meclis’e ‘yeni anayasa’ mesajı
ANKARA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarları
kabulünde konuştu.
Erdoğan, Başkanlık sistemini işaret ederek,
"Artık milletimizin de açık ve güçlü bir talebi haline
gelmiş olan bu konuya meclisimizin, mecliste temsil
edilen siyasi partilerimizin daha fazla duyarsız kalamayacağı kanaatindeyim" dedi.
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan hususlar
şöyleydi: 7 Haziran - 1 Kasım sürecinde yaşananları
gördük. Bunu bizzat ben de gördüm. Bürokratik oligarşi ülkelerin felaketidir. Millete daha iyi hizmet
verecek sistemi kurmak için yeni anayasa ve başkanlık sistemi diyoruz.
Dünyanın en gelişmiş ülkeleri madem ki bugün
başkanlık sistemiyle yönetiliyor, demek ki burada bir
özellik var. Öyleyse biz bundan niye korkuyoruz,
niye çekiniyoruz, niye kaçıyoruz? Dert başka. Bu
konuda karar mercii önce TBMM, ardından milletimiz olacaktır. Ama artık milletimizin de açık ve
güçlü bir talebi haline gelmiş olan bu konuya meclisimizin, mecliste temsil edilen siyasi partilerimizin
daha fazla duyarsız kalamayacağı kanaatindeyim.
Siz muhtarlarımızdan da bu meseleyi hem milletimiz
hem de tüm partilerden siyasetçiler nezdinde gündeme getirmenizi, düşüncelerinizi kendileriyle paylaşmanızı bekliyorum.
Rusya, belki karakutuyu deşifre edemedi ama bu
olay ülkemizdeki pek çok olayı deşifre etti. Balkan
Harbi sırasında, Edirne'ye Enver gireceğine Bulgar
girsin zihniyetinin temsilcileri bugün ne diyor biliyor
musunuz: Erdoğan haklı çıkacağına Putin haklı çıksın düşüncesiyle ortaya döküldüler.
Kendi ülkesinin karşısında İran varsa İran, Rusya
varsa Rusya'nın yanında olan bu isme ana muhalefet
partisi genel başkanı da sahip çıkıyor. Milletimi
yedirmem diyor. Yedirmem dediği milletvekili dün,
"İran ile Türkiye karşı karşıya gelirse İran'ın safında
yer alırım" diyen bir hain. Aynı kişi Gezi olaylarında
en başta yer alıyordu. Bugün de kendi ülkesinin teröristlere sarin gazı sattığı iftirasını dile getirerek ihanetini katmerleyen bir karanlık adam. Bu karanlık
adamı milletvekili yapan, şimdi de arkasında duran
bir genel başkan, bana göre aynı yolun yolcusudur.
Şimdi bu zat, esnaftan sorunlarını kendisine mektup yazmasını istemiş. Bu çağrıyı olumlu buluyorum. Ben de milletimin bu zata mektup yazmasını
istiyorum. Milletimizi nasıl sefalete mahkum ettiğini
anlatmaya çağırmasını istiyorum. Hatta babanızdan
kalma nüfus kağıtları varsa, o ekmek almak için beklenen karnelerin fotokopilerini de gönderseniz çok
isabetli olur. Bu zatın niçin kendi doğduğu topraklardan utandığının sorulmasını istiyorum. Bu zatın partisine terör örgütü mensuplarını nasıl milletvekili
adayı yaptığının izahının verilmesini talep edilmesini
istiyorum. Hiç ümidim yok ama bu mektuplar o zata
kendi gerçek durumunu anlama, sorgulama fırsatı
verebilir. Demokrasi güçlü muhalefetle güç kazanır
ama bu tür muhalefetle zafiyet bulur. Ben bu üsluptan onlar adına utanıyorum.
Bu sözlerimin Cumhurbaşkanın tarafsızlığıyla bir
ilgisi yoktur. Bu zatın, eskiden beri şahsıma yönelik
terbiyesizliğini de, kendisini bildiğim için önemsemiyorum. Dünkü yaptığı konuşma, yenilir yutulur
gibi değildir.
Davutoğlu, 175 eseri hizmete açtı
ANKARA - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bütün
çevreciler, çevreye, mekana duyarlı olan herkes duysun ve bilsin ki AK Parti iktidarları döneminde yaklaşık 3,5 milyar ağaç fidanı dikilmiştir. 3,5 milyar.
Milyon değil milyar. İnşallah yakında dünyadaki her
bir insan için Türkiye'de ağaç fidanı dikilecek" dedi.
Davutoğlu, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca
yapımı tamamlanan Türkiye genelindeki toplam 175
eserin açılışı için Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen törene katıldı.
Başbakan Davutoğlu, konuşmasının başında,
Bulgaristan Başbakanı ile, son ziyaretinde aldıkları
bazı kararlar ve önümüzdeki aylarda gerçekleştirilmesi planlanan Türkiye-Bulgaristan-Yunanistan üçlü
zirve planlamaları çerçevesinde bir görüşme yaptığını, programa bu nedenle biraz geç katıldığını söyledi.
Tarihi bir gün yaşadıklarını, bugünün, Anadolu
haritası ve 78 milyon vatandaş için yeni bir milat
olduğunu belirten Davutoğlu, "Doğu'ya, Batı'ya,
Akdeniz'e, Ege'ye, Trakya'ya, muhteşem eserler
kazandırıyoruz. Türkiye'nin kaynaklarını Türkiye'ye
kazandırıyor, halkımızın refah seviyesini yükseltiyoruz. Anadolu'nun bereketli topraklarını, Türkiye'nin
geleceği için birer birer zenginliğe dönüştürüyoruz.
Biliyorsunuz ki su hayattır, su azizdir. Büyükler ne
güzel söylemişler 'su gibi aziz ol' diye. Su gibi aziz
olmak için suyun kıymetini bilmek lazım. Hayata ve
insana hizmeti esas alan siyasetimizde en çok önem
verdiğimiz hususların başında bunun için su geliyor"
ifadesini kullandı.
Davutoğlu, İstanbul'da yaşanan su sorununu,
Görmez: O’nu anlamada iki hatamız var
ANKARA - Diyanet İşleri Başkanı
Mehmet Görmez, "O'nun bugün veladeti,
mevlidi yeniden ülkemizi, milletimizi
gönül coğrafyamızı ve alemi İslamı sevgiyle, muhabbetle, rahmet ve merhametle
kuşatsın. Hepinizi Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Kandiliniz mübarek olsun" dedi
Başkentte Mevlit Kandili dolayısıyla
Ahmet Hamdi Akseki, Hacı Bayram-ı Veli
ve Kocatepe camilerinin de aralarında
bulunduğu birçok camide mevlit okundu,
dualar edildi.
Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde gerçekleştirilen programa katılan Görmez,
Hazreti Muhammed'in veladetinin anlamına dair mesajlar verdi.
Hazreti Peygambere salat ve selam
eden Görmez, Müslümanların Hazreti
Muhammed'e karşı üç vazifesi olduğuna
vurgu yaparak, "Kandillerde telefonlarımız
kilitleniyor. Vatandaşlarımız bizlere kandili
nasıl ihya edelim diye soru soruyorlar. Bu
geceyi en güzel, O'na karşı üç vazifeyi
idrak ederek yapabiliriz. O'nu anmak, anlamak ve yaşamak bizim en önemli üç vazifemizdir" ifadelerini kullandı.
Hazreti Peygamberi anmanın çeşitli
yollarından birinin de O'na salat ve selam
etmek olduğunu ve bunu Müslümanların
layıkıyla yaptığını belirten Görmez, "Asıl
bizden istenen O'nu anlamaktır. Elbette
sadece siyer kitapları ve hadis kitaplarını
okuyarak O'nu yeterince anlayamayız. Biz
tarihte yaşamış, hayatı bitmiş bir kahramanın hayatını okur gibi Rasulün hayatını
okuyamayız. O'nu anlamada iki hatamız
var. Birincisi, O'nu sadece mucizelerle
donatıp beşer üstü anlamaya, okumaya
çalışmak. İkincisi ise sıradan bir beşer yerine koymaktır" diye konuştu.
Hazreti Muhammed'in beşeriyetinin de
risaletinin de rahmet olduğunu ifade eden
Görmez, O'nun vazifesinin bize sadece
kitabı getirmek değil kitabı yaşanan bir
hayata dönüştürmenin mücadelesini verdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, belediye
başkanlığı döneminde Orman ve Su İşleri Bakanı
Veysel Eroğlu ile birlikte çözdüğünü belirterek,
"Veysel Bey, Aşık Veysel gibi uzun ince yoldan
giderek Türkiye'nin her köşesindeki suya, ırmağa,
nehre, ovaya hizmet etti. Kendisine ve ekibine teşekkür ediyoruz. Marifet iltifata tabidir. Türkiye'ye hizmet eden her arkadaşımızın böylesi hizmet dolayısıyla milletimizin şükran hislerini kazanma azmine
teşvik ve destek olmak gerekir" diye konuştu.
"Temel atarken tarih ve saat verme geleneği bu
açılışlar vesilesiyle İstanbul'da başladı. Ne mutlu
bizlere ki 24 sene sonra hükümetimizin eylem planını ilan ederken de yine saat ve zaman vererek aynı
yöntemi kullanıyoruz" diyen Davutoğlu, şöyle
devam etti:
"Yine toplu açılış geleneğini biz başlattık. AK
Parti'den önce, isim vermeyeceğim ama, mesela
küçük bir sulama tesisini açılışına bir başbakan, 4
bakan, 4 ilin valisi ile Trakya bölgesinin bütün kaymakamları katılmıştı. Çok küçük bir sulama tesisinin
açılışı için. Bugün bakanlarımızın sulama tesislerinin
açılışına gitmesi gerekse 175 tesis için herhalde bir
yıl boyunca sadece Orman ve Su İşleri
Bakanlığımızın açılışlarına katılmak icap eder. 90'lı
yıllarda Türkiye böyleydi."
(AA)
24 Aralık 2015 Perşembe
Fehmi KORU
11
[email protected]
[email protected]
Liderler, sorunlar ve ‘sorular’
haber
Yine, yeni, yeniden...
Dış politika çoktandır yalnızca dış politika değil;
devletin atacağı her adımı etkileyen en önemli
unsurların başında geliyor...
O alanda alınan bir kararla ülkenin gittiği istikametle birlikte iç politik öncelikler de değişebilir.
Hatırlatayım: ABD bir zamanlar Çin’e karşıydı,
ona “düşman” muamelesi yapıyordu. Richard
Nixon önce iki ülkenin masa tenisi takımlarını
yarıştırdı, sonra da kimselere duyurmadan çıktığı
bir yolculukta Çin’e de uğradı (21 Şubat 1972).
Mao ile Nixon’un Pekin’de el sıkışırken çekilmiş
fotoğrafları yayımlandığında, Amerikalılar gördüklerine inanamadılar.
Bugün ABD’nin en büyük ticari ortağı Çin. ABD
devletinin borçlarının büyük bölümü, devlet tahvili
satın alan Çin’in portföyünde.
İran da ABD’nin “düşman” saydığı ülkelerden
değil miydi? Barack Obama, İran’ın yeni cumhurbaşkanını tebrik için telefon edince, ikili ilişkileri
farklı bir zemine taşıyan yolu da açmış oldu.
Fransa ile Almanya iki dünya savaşında karşı
karşıya gelmişti. Hatta Almanlar, 2. Dünya
Savaşı’nda Paris’i işgal etmişti. İki ülke bugün
Avrupa Birliği içerisinde, 60 yıl önce yaşananları
hatırlamaz görünüyor.
Sözün kısası şu: Devletler arasında ebedi dostluklar veya ebedi düşmanlıklar yoktur; ulusal çıkarlar neyi gerektiriyorsa öyle davranılır. Politikalarını
etkilemek istediğiniz ülkelerle asgari düzeyde de
olsa ilişkilerinizi sürdürmeniz gerekir.
Türkiye’nin AK Parti eliyle tadını alıp sevdiği ve
sevindiği çok yönlü dış politika, Ankara’yı, ülkeler
arası ihtilaflarda hakem konumuna yükseltmiş, o
sayede -sözgelimi Filistin gibi- kronikleşmiş görünen sorunların da çözülebileceği umutları doğmuştu.
“Arap Baharı” diye adlandırılan uyanış hareketi,
hiç değilse henüz masumiyetini koruduğu ilk döneminde, Türkiye’den esinlenmişti. Türkiye’nin
ABD’ye kafa tuttuğu halde ikili ilişkilerini eşit
düzeyde sürdürebilmesi... İslami kimliği belirgin
yönetim kadrosunun izlediği demokratik ve hukuk
devletine uygun politikalar sayesinde “Hıristiyan
Kulübü” görüntüsündeki AB’ye kabul edilebilme
başarısı göstermesi... Bütün bunlar, dondurulmuş
ilişkileri uyandırarak, Türkiye’nin İslam dünyasına
esin kaynağı olabilmesini getirmişti.
O çok yönlü dış politika çizgisi sayesinde, hak
ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne saygılı, halkı
refaha kavuşmuş bir ülke olma yolunda ilerliyorduk.
Ne olduysa oldu, dışarıda hayranlık uyandıran o
çizgi kırıldı; dengeleri içeride de olumsuz etkileyecek kadar hem de...
Eğer belirtileri doğru okuyabiliyorsak, öyle anlaşılıyor ki, yeniden çok yönlü dış politika çizgisine
sarılma niyeti var. Elbette bu bazı sarsıntılara yol
açacaktır, açıyor da... Ancak yeni açılımın getirileri
elle tutulur hale geldiğinde, bu kararı alanlar, kararlarının siyasi yararlarını göreceklerdir.
Rusya ne olacak? Ya İran?
Çok yönlü politik çizgi içerisinde bu iki komşu
ülkenin de bir yeri olmalı. Aksi halde Türkiye, başkalarının yönlendirmelerine kendisini bütünüyle
kapatamaz; Filistin konusunda kendisinden beklenen işlevi yerine getirmekte zorlanır.
Dış politikada rasyonel çizgiye oturan bir ülkede,
kendi içinin yangın yerine dönmesi, cezaevlerinin
gazetecilerle dolması, kitap yasaklarının hortlaması
mümkün mü? Demokrasisi güçlü, sorunlarını barışçı yollarla çözen, intikamcı duygulara sağır, adaletin şaşmaz terazisinin iyi çalıştığı bir ülke olmak
zorunda kalacaktır Türkiye.
Zor mu bu?
Hiç değil.
Yakın geçmişte başardığımızı bugün daha kolay
gerçekleştirebiliriz.
Haydi hayırlısı!
ANKARA - Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun TBMM'de grubu bulunan
tüm siyasi parti liderlerinden 30 Aralık'ta
görüşmek için randevu talebinde bulunduğu bildirildi.
Başbakanlık kaynaklarından yapılan
açıklamada, Başbakan Davutoğlu'nun, 30
Aralık Çarşamba günü öncelikle bütçe,
reformlar ve iç tüzük, özellikle de yeni
anayasa konusunu değerlendirmek üzere
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş'tan randevu talep ettiği belirtildi.
Görüşmelerin aynı günde yapılmasının planlandığı ancak henüz programın
netlik kazanmadığı kaydedildi.
Programlar netlik kazandığında kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
Başbakan Davutoğlu'nun gerek seçim
öncesi gerekse seçim sonrasında 4 yılın
iyi değerlendirilmesi konusunda açıklamalarda bulunduğu ve 7 Haziran'dan
sonra da bütün siyasi partilere gittiği
hatırlatıldı.
Davutoğlu'nun, milletin temsilcileri
milletvekillerinin yapacağı Anayasa'da,
Meclis'te grubu bulunan tüm siyasi aktörlerle görüşmek gerektiğini her defasında
ifade ettiği ve bu doğrultuda 2016 yılına
girmeden bu görüşmeleri gerçekleştirmek
istediği vurgulandı.
Bu arada, Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun randevu talebine CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun
olumlu yanıt verdiği bildirildi.
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki
görüşmenin, 30 Aralık Çarşamba günü
yapılacağı öğrenildi.
Yüksel Coşkunyürek Bakan Yardımcısı
ANKARA - Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakan Yardımcılığına Yüksel
Coşkunyürek getirildi.
Resmi Gazete'de yayınlanan atama kararına
göre, Coşkunyürek, Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakan Yardımcısı oldu.
Kül olan Osmanlı Halk
Pazarı yeniden yapılacak
ANKARA- Ankara Büyükşehir Belediyesi ekipleri,
tamamen yanan Keçiören'deki Osmanlı Halk Pazarı'nı
yeniden inşa etmek için alan temizliğine başladı.
Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, çıkan yangında kullanılmaz hale gelen Keçiören
Osmanlı Halk Pazarı'nın bulunduğu alan, çok sayıda iş
makinesiyle temizlenmeye başlandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in dün
pazar esnafı ile yaptığı toplantıda, pazarın yeniden
modern bir şekilde yapılması kararı alındı.
Keçiören Osmanlı Halk Pazarının inşasıyla ilgili
hemen ihaleye çıkılacak ve bir hafta içinde ihale süreci
tamamlanacak. Bu süreçte, demir yığınları ve hurdalar
toplanacak, alan temiz ve düzgün hale getirilecek.
Esnafın isteği doğrultusunda prefabrik olacak yeni pazarın yapımının 3 ay içinde tamamlanması öngörülüyor.
Yeni Osmanlı Halk Pazarı'nın üst kısmı, "uzay çatı"
sistemiyle kapatılacak ve eskisine göre daha yüksek olacak. Pazarda ısıtma ve soğutma merkezi de yapılacak.
Isıtma sisteminin, esnafın küçük olan iş yerlerini daha
fazla daraltmamak için tavan kısmına monte edilmesi
planlanıyor. Yeni projede, tuvaletlerin ise yerin altına
alınması öngörülüyor.
12
24 Aralık 2015 Perşembe
Ceviz, mahkumlara
“altın bilezik” olacak
Açık cezaevlerinde
kalan yaklaşık 45 bin
mahkum,
Kahramanmaraş
Sütçü İmam
Üniversitesi (KSÜ)
Ziraat Fakültesi akademisyenlerinden
alacakları eğitimle
hem ceviz yetiştiriciliğini öğrenecek hem
de her yıl binlerce
fidanı toprakla buluşturacak.
KAHRAMANMARAŞ - Ceviz konusundaki bilimsel çalışmalarla öne çıkan KSÜ,
Adalet Bakanlığı ile "Ceviz Bahçeleri Tesis
Protokolü" imzaladı. Protokolle Türkiye'nin
farklı kentlerinde belirlenecek açık cezaevlerinde kalan 45 bin civarında mahkum, her
yıl yaklaşık 10 bin ceviz ağacı dikecek.
Mahkumlar, bu projeyle aynı zamanda meslek sahibi olacak.
Dezavantajlı grupların topluma kazandırılması ve iş gücünden faydalanılmasını amaçlayan projeyle mahkumlar, "altın bilezik"
sahibi olacak ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak. KSÜ Rektörü Prof. Dr. Durmuş
Deveci, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Kahramanmaraş'ın ceviz üretiminde öncü
kentlerden olduğunu söyledi.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile
imzalanan ceviz protokolüyle mahkumların
meslek sahibi olmalarının amaçlandığını
belirten Deveci, söz konusu projenin KSÜ
Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Mehmet Sütyemez tarafından hazırlandığını
ifade etti.
Sütyemez'in, ceviz konusunda özellikli bir
akademisyen olduğunu dile getiren Deveci,
dünyaya farklı ceviz çeşitleri sunan bir bilim
insanıyla da aynı çatı altında bulunduğu için
mutlu olduğunu aktardı.
KSÜ'nün birçok konuda olduğu gibi
cevizde de bilimsel çalışmalarıyla öne çıktığını anlatan Deveci, şöyle devam etti:
"Bu çalışmayla cezaevlerinde bulunan
uygun arazilere ceviz fidanı dikimi yapıp
mahkumları daha verimli hale getirerek topluma kazandırmak istedik. Böylece hem
onların iş gücünden istifade edilecek hem de
bu kişiler meslek sahibi olacak. Bilimsel ve
fizibilite çalışmaları üniversitemizden; bakımı, dikimi, toplanması ve piyasaya sunulması ise cezaevlerine yani mahkumlara ait olacak." Hangi ceviz çeşidinin hangi araziye
uygun olacağının üniversitedeki öğretim
üyelerince belirleneceğini belirten Deveci,
atıl durumdaki arazilerin bu şekilde değerlendirileceğine dikkati çekti.
Projeyi, mahkumların meslek sahibi olması açısından da çok önemsediklerini vurgulayan Deveci, Türkiye'nin ceviz potansiyeli
açısından hak ettiği yerde olmadığına işaret
etti. Doç. Dr. Mehmet Sütyemez de projeyle
Türkiye'de cezaevlerine ait tarıma uygun
alanların değerlendirilmesini amaçladıklarını
belirterek buradan yola çıkarak projeyi
geliştirdiklerini söyledi.
Sütyemez, "Eski Adalet Bakan Yardımcısı
ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili
Veysi Kaynak'ın da destekleriyle cezaevlerinde ceviz yetiştiriciliği fikri oluştu.
Bundan yola çıkarak proje geliştirdik.
Mahkumlar, böylece hayatlarına bir meslek
sahibi olmuş olarak dönecek" diye konuştu.
(AA)
Kanser hastası Büşra okuluna kavuşmak istiyor
MUŞ - Muş bağlı Karameşe köyünde
yaşayan ve yakalandığı böbrek kanseri
nedeniyle eğitimi yarıda kalan 8 yaşındaki
Büşra Gölbaşı, sağlığına kavuşmayı ve
okuluna devam etmeyi istiyor.
Yaklaşık 9 ay önce böbrek kanseri teşhisi konulan ilkokul birinci sınıf öğrencisi
Gölbaşı, rahatsızlığı nedeniyle okula gidemiyor.
Köydeki tek odalı evlerinde hayat mücadelesi veren minik Büşra'nın tek hayali,
sağlığına kavuşarak okula gidebilmek.
Okulunu ve arkadaşlarını özlediğini belirten Büşra, büyüyünce hemşire olmak istediğini söyledi.
Köyde çiftçilik yapan baba Veysi
Gölbaşı, kızını belli aralıklarla Turgut
Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi'nde kemoterapiye götürdüğünü
ancak maddi durumu iyi olmadığı için
masrafları karşılamada zorlandığını aktardı.
Gölbaşı, "Kızım kemoterapi gördüğü
zaman biraz düzeliyor. Doktorlar, evde
sağlıklı bir ortamda bakılmasını istiyor.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
Maddi durumum elverişli olmadığı için
çocuğuma sağlıklı bir ortamda bakamıyorum. Tek odada 7 kişi kalıyoruz.
Çocuğumun bir yatağı bile yok. Yer yatağında yatıyor. Yetkililerden yardım bekliyorum" ifadelerini kullandı.
Minik kızın rahatsızlığı nedeniyle okulu
bırakmak zorunda kaldığını aktaran sınıf
öğretmeni Sercan Gülnaz, kemoterapiden
döndükten sonra Büşra'yı ziyaret ederek
moral verdiğini söyledi. Gülnaz, şunları
kaydetti:
"Büşra derslerinde başarılı ve derslere
ilgisi olan bir öğrenciydi. Bu hastalıktan
dolayı maalesef okula gelemiyor. Okulu
çok özlüyor, hatta bazı günler hasta olmasına rağmen soğukta okula geliyor. Çok
istekli ama bu öğrencimiz eğitiminden
geri kalmış durumda. Büşra'nın bir an
önce sağlığına kavuşmasını diliyorum.
Öğrencimin sağlığına kavuşması için
hayırseverlerden yardım bekliyoruz."
(AA)
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. – Yeşile çalar toprak
rengi. 2. Genişlik. – Gözde ağ tabaka. 3. Hareket olaylarını inceleyen bilim
dalı. – Eski Mısır’da bir tanrı. 4. Sağlıklı, sıhhatli, iyi. – Paltoya benzer kalın
bir üstlük. 5. Açıklama. – Deride geniş leke. 6. Yaprakların düz ve parlak olan
bölümü. – Çabuk davranma zorunluluğu. 7. üzerine iplik, tel gibi şeyler
sarılan, ekseni boyunca ortası delikli silindir. – Bir göz rengi. 8. Gümüş balığı.
– Tembel hayvan. 9. Pamuktan dokunmuş basma. – Kürekle yürütülen, dar,
uzun, hafif tekne. 10. Topraktan veya camdan, ağzı geniş, orta veya ufak
boyda kap. 11. Bir nota. – Halkın aşağı tabakası. 12. İnce dantel. – Sahnede
oynanmak için yazılmış oyun. 13. Taşıt dizisi. – Gam, keder. 14. Atın yürüyüş
şekillerinden biri. – Yabancı. 15. ABD’de bir eyalet. 16. Göçebelerin konak
yeri. – Kalın sicim. – Uyanık, gözü açık. 17. Tantalın simgesi. – Sıcak ülkelerde yetişen hoş kokulu bir meyve. 18. Abide. – Uygulamalı olarak yapılan
askerlik eğitimi. 19. Bir renk. – At üretilen çiftlik. 20. Paylama, itap. – Bir yerden alıp başka bir yere götürme, aktarma, iletme.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Kirliliği gösteren iz. – Gaye, maksat, erek. – Yaprakları salata olarak yenen
bir bitki. – İlaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışma, tedavi etme. 2. Öncecilik,
üstünlük. – şaşma anlatan ünlem. – Siyah renkli kerestesi sert bir ağaç. 3.
İncelik, naziklik. – Askerin su kabı. – Seciye, karakter. 4. Boğa güreşi alanı. –
Utanma, utanç duyma. – İlgi eki. – Bayağı, sıradan. – Binek hayvanı. 5. Kabul
etmeyerek geri çevirme. – Çok büyük hayranlık uyandıran, mükemmel. – Yol
kontrol ve bakımı için demiryollarında kullanılan küçük araba. 6. Herhangi bir
kas kümesinin irade dışı hareketi. – Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan. – Bir kavun türü. 7. Öykü. – Bir şeyin ilk kez yetiştiği veya göründüğü
yer. – Sarhoş ya da külhanbeyi bağırması. 8. İki
tarla arasındaki sınır. – Belli figürler, adım
atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayÇÖZÜMÜ
alı gösteri türü. – Uygun bulma, tasvip etme. –
BUGÜN
Parazit, tufeyli. 9. Bir tür şekerleme. – Kemiklerin
14.
SAYFADA
toparlak ucu. – Tavlada bir sayı. – İsyan eden,
başkaldıran. 10. Çocuk sahibi olmuş kadın. – Kuru
soğuk. – İç organlarımızdan biri. – Uzunluğu yer
yer değişen bir uzaklık ölçü birimi.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
“NEME LAZIM DENDİĞİ ZAMAN”
Prof. Dr. Nurullah Çetin
Yavuz Sultan Selim Han, zamanın
büyük Türk alimi Yahya Efendi’ye:
“Bir devlet ne zaman çöker ve
sonunda ne olur?” diye sorar. Yahya
Efendi’nin cevabı şudur: “Neme lazım
dendiği zaman.” Bu cümlenin açıklaması bağlamında Yahya Efendi,
Yavuz’a şu anda Topkapı Sarayı'nda
sergilenmekte olan şu mektubu
yazar:
“Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık sıradan bir hale gelirse, işitenler
de neme lazım deyip uzaklaşırsa,
sonra koyunları kurtlar değil de
çobanlar yerse… Bilenler bunu söylemeyip susarsa ve gizlerse…
Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların,
kimsesizlerin feryadı göklere çıkar,
bunu da taşlardan başkası işitmezse… İşte o zaman devletin sonu
görünür. Böyle durumlardan sonra
devletin hazinesi boşalır. Halkın güven
ve saygısı sarsılır. Asayişe itaat hissi
kaybolur. Halkın umutları yok olur,
böylece mukadder hale, kaçınılmaz
hale gelinir.”
Şimdi bu mektubu cümle cümle
günümüz Türkiye’sine uyarlayalım:
*Bugün zulüm ve haksızlık, sıradan
ve yaygın hale gelmiştir. Devlet dairelerinin idari kadroları, memuriyetleri,
etkili ve yetkili makamları ehliyetli,
liyakatli, donanımlı, bilgili, kültürlü,
deneyimli ve hak edenler değil de
şımarık iri partinin adamları, yakınları,
aşiret tebaası olmaktan başka meziyeti olmayan kavmiyetçiler istila ve
işgal ediyorsa, devletin, vatanın
imkân ve fırsatları Türk milletinin
tamamı tarafından eşit ve adaletli
şekilde dağıtılmıyor da sadece eşe
dosta, yakınlara, kendi parti, cemaat,
tarikat ve aşiret mensupları tarafından
yağmalanıyorsa orada zulüm ve haksızlık yaygın ve sıradan hale gelmiştir.
Milletin birliğini ve dirliğini isteyen
sahih münevver Müslüman Türk
aydınları hakkı, hakikati, doğruları,
gerçekleri söyledikleri için her türlü
cezaya çarptırılıyorsa, kodese tıkılıyor,
işlerinden ediliyor, en doğal insan
haklarından mahrum ediliyorsa zulüm
ve haksızlık, sıradan ve yaygın hale
gelmiştir.
*Bugün zulüm ve haksızlığı işitenler
de neme lazım deyip uzak durmaktadırlar. Bir milletin ve devletin yıkılması
için en büyük etken budur. Türk milletinin aydınları, âlimleri, yazarları çizerleri, siyasetçileri haksızlık karşısında
susup dilsiz şeytan olma konumunu
kendileri için uygun görüyorlarsa,
bana ne diyorlarsa, etliye sütlüye
karışmam deyip, Türk milletinin
bağımsız millî devletinin dağıtılmasına, Türk millet birliğinin etnik aidiyet
ve mezhep mensubiyetlerine göre
bölünüp parçalanmasına ses çıkarmıyorlarsa, Türk milletinin bütün dinî ve
millî kimliğinin, değer, sembol ve
kurumlarının kademe kademe yok
edilmesine kayıtsız kalıyor, sadece
bireysel haz ve zevklerine bakıyorlarsa ortada ne devlet kalır, ne millet, ne
de vatan.
*Koyunları kurtlar değil de çobanlar
yemektedir. Bugün Türk milletinin en
büyük felâketlerinden biri de budur.
Bu cümlede “koyunlar”, Türk milleti,
“çoban”, Türk milletinin yöneticileri,
“kurtlar” da dışarıdan her türlü Haçlı
Siyonist emperyalist Avrupa,
Amerika, Çin ve Rusya gibi devletler
ve onların içimizdeki yerli işbirlikçileridir. Bugün Türk milletinin koruyucusu,
hamisi, sahibi olması gereken çobanlar, yani yerli idareciler, dış emperyalist siyasi ve ticari odaklarla işbirliği
halinde Türk milletinin bütün kaynaklarını sömürüyorsa, yani dahilî bedhahlar hırsızlık, arsızlık, soygunculuk,
rüşvetçilik yapıyorsa ve ülke kaynaklarını yabancı firmalara peşkeş çekiyorsa Türk milleti kendi çobanları
tarafından yeniyor demektir.
*Bilenler bunu söylemeyip susmakta ve gizlemektedir. Türk milletinin
nasıl soyulduğunu, topraklarının,
madenlerinin, fabrikalarının, bankalarının, büyük işletme ve şirketlerinin,
her şeyinin emperyalist odaklara satıldığını, Türk milletinin millî ve dinî kimliğinin ortadan kaldırılışını,
Müslümanlık ve Türklük değerlerinden oluşan özgün şahsiyetinin yok
edilişini bilen ve gören aydınlar, bilim
adamları, gazeteciler ve siyasetçiler
susmakta ve gizlemektedir.
*Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların,
kimsesizlerin feryadı göklere çıkmaktadır ve bunu da taşlardan başkası
işitmemektedir. Bugün Türkiye’nin
maddi imkânlarının yüzde sekseninin
yüzde yirmilik bir nüfus tarafından
yağmalanması, günden güne fakirliğin, işsizliğin artması, ekonomik dengenin giderek bozulması konusundaki eleştiri, itiraz ve feryatlar gazete ve
televizyonlardan duyurulmamaktadır.
*Bu yüzden devletin hazinesi giderek boşalmaktadır. Böyle giderse
üretmeyen ama gâvurun parasıyla
sürekli tüketen ve israf eden Türk
ekonomisi çökecek, devlet hazinesi
boşalacak ve halkın güven ve saygısı
sarsılacaktır.
*Asayişe itaat hissi kaybolmuştur.
Bugün ülkemizin Güneydoğu
Anadolu Bölgesi, PKK denilen eşkıya
güruhuna terk edilmiş, devlet otoritesi
oradan çekilmiştir. Bunun sonucu
olarak sadece Güneydoğu
Anadolu’da değil, yurdun her tarafında PKK eşkiyası dağdan şehre, düz
ovaya inmiş, devlet otoritesine itaat
etmemektedirler, yakıp yıkmakta ve
her türlü terörü estirmektedirler.
AKP’nin “ileri demokrasisi”, devletin
asayişine itaat hissini yok etmiş,
özgürlük, müsamaha, insan hakları
diyerek eşkiyanın istediği gibi at
oynatmasına zemin hazırlanmıştır.
*Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız,
yerli ve millî Türk devleti olan Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin yok olmaması, Türk millet birliğinin dağılmaması,
daha da gelişmesi ve ilerlemesi için
Türk milletinin helal süt emmiş temiz
evlatları, yüzde yüz yerli, millî ve
İslamî niteliklere sahip aydınları,
erdemli uzmanlar kadrosu, demokratik yollardan acilen Türk devlet yönetimini devralmalıdır.
2016 daha sıcak geçecek
LONDRA - Meteoroloji uzmanları,
özellikle beyaz Noel tatili hayali
kuranları ve Alpler'e gitmeyi planlayanları düş kırıklığına uğratan Avrupa
genelinde etkili ılık havanın, "El Nino"
doğa olayıyla bağlantılı olduğunu ve
önümüzdeki yılın ilk yarısında da
devam edeceğini bildirdi.
Birleşik Krallık Meteoroloji
Kurumunun 2016 küresel ortalama
sıcaklık araştırması verilerine göre,
ülke genelinde bu ay, bazı bölgelerde
hava sıcaklığı gündüz saatlerinde 16
dereceye ulaştı. Bunun mevsim normallerinin ortalama 8 derece üzerinde
olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, Birleşik Krallık da dahil
bu ay Avrupa geneli ve Kuzey
Afrika'da etkili ılık havanın tek bir
faktörle açıklanamayacağını ancak
Pasifik Okyanusu'ndaki aşırı hava
olaylarını tanımlayan El Nino'nun
etkisiyle okyanus yüzeyinin ısınmasının bu durumla bağlantısı bulunduğunu söyledi.
El Nino etkisinin 2016'da da süreceğini ifade eden İngiliz uzmanlar, küresel ortalama sıcaklığın gelecek yıl,
1961-1990 yılları arasını kapsayan
dönemdekinin 0,84 derece üzerine
çıkacağını öngördü.
Meteoroloji Kurumu, 2015 yılı için
küresel sıcaklığın ortalamanın 0,64
derece üzerinde olacağını belirtmişti,
ancak yılın 10 ayında sıcaklık, 19611990 yılları arasındaki dönemin 0,72
derece üzerinde seyretmişti.
Ülkede aralıkta en sıcak gün 18,3
dereceyle 1948 yılında İskoçya'da
yaşanmıştı. İngiliz hava durumu
uzmanları, bu rekorun önümüzdeki
günlerde kırılmasını, 2016'da da sıcaklığın sanayileşme öncesi döneme göre
ortalama 1,1 derece artmasını bekliyor.
Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava durumu, bazı Londralıları
mutlu ederken bazılarını da üzdü.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan
Andaal Verma adlı vatandaş, bu ayı ılık
havayla geçirmekten memnuniyet duyduğunu dile getirerek, "Önceki yıllara
kıyasla hava normalden daha sıcak
olduğu için bu kış çok fazla kalorifer
kullanmama gerek kalmadı. Finansal
bakımdan bu beni sevindiriyor. Bazı
akşamlar yaz akşamlarından daha sıcak
geçiyor" dedi.
Bir diğer Londralı Megan Hughes ise
havanın mevsim normallerinin üzerinde
seyretmesinden ötürü özellikle Noel
döneminin tam anlamıyla "soğuk Noel
havasında geçmeyeceğini" ve bu nedenle hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.
Hughes, havanın durumunun küresel
ısınmayla bağlantısı olabileceğini
düşündüğünü ve bunun da kendisini
endişelendirdiğini vurgulayarak, "Bir
ayda 3 mevsim yaşadık. Londra'da
Noel döneminde hep gittiğimiz buz
pateni pistlerinin kalitesi bu yıl çok
kötü. Havadan dolayı buz çok sulu.
Ayrıca iki hafta sonraya, Fransa'ya
kayak tatili için rezervasyon yaptık
ama tesislerde yeterli seviyede kar yok
henüz. Her gün hava durumunu kontrol ediyoruz" diye konuştu. (AA)
13
SAĞLIK
24 Aralık 2015 Perşembe
“Ayaklı cankurtaran”lar hastalara umut olacak
Akıllı telefon, tablet ve masaüstü bilgisayarlara ücretsiz indirilebilen
"Ayaklı Cankurtaran" uygulaması sayesinde sesli uyarı mesajı alan
ve acil durumdaki hastanın yerini harita üzerinden tespit eden ilk
yardım sertifikalı sağlık çalışanları ile gönüllüler, yaşam kurtarma
zincirine göre hastalara anında müdahale edebilecek.
İSTANBUL - Akıllı telefon, tablet ve
masaüstü bilgisayarlara ücretsiz indirilebilen "Ayaklı Cankurtaran" uygulaması
sayesinde sesli uyarı mesajı alan ve acil
durumdaki hastanın yerini harita üzerinden tespit eden ilk yardım sertifikalı sağlık çalışanları ile gönüllüler, yaşam kurtarma zincirine göre hastalara anında müdahale edebilecek.
Her yıl binlerce insanın ani kalp durması sonucu hayatını kaybettiği Türkiye'de,
hastaların yaşam kurtarma zincirine uygun
müdahale edilmesi önem taşıyor. Kalp
krizi veya acil tıbbi müdahale gerektiren
durumlarda, hastanın hayatta kalması için
ilk önce 112 Acil Servisi'nin aranması,
ardından da aralıksız kalp masajı yapılması gerekiyor. Hastanın elektroşokla kalbinin yeniden çalıştırılması ve solunumunun
yeniden kazandırılmasıyla olay yerine
gelen sağlık ekiplerinin zaman kazanmasına ortam hazırlanıyor. İlk yardım yönetmeliğindeki değişiklikle sertifikası olan
vatandaşlar otomatik kalp şok cihazlarını
da kullanılabiliyor.
Sağlık çalışanlarıyla ilk yardım sertifikalı gönüllüler, artık acil tıbbi durumlar ve
kalp durması yaşayan vatandaşlarla
"Ayaklı Cankurtaran" uygulaması sayesinde vakit kaybetmeden buluşacak. Acil
durum tuşuna basıldığında sesli uyarı
mesajı alan en yakın gönüllü, harekete
geçerek, olay yerine ambulans gelmeden
önce hastaya ilk müdahaleyi etkin şekilde
yapacak.
Hayatta Kal Derneği Başkanı
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Vural,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk
yardım müdahalesinde zaman kaybını
gidermek için projeyi hazırladıklarını söyledi.
Vural, Türkiye'de ilk yardım sertifikalı
kişilerin yeterli olmadığına dikkati çekerek, "Ani ve acil tıbbi durum olduğunda
hastaya müdahale olanağı Türkiye'de
yüzde ikiyken bazı ülkelerde bu yüzde
50'nin üzerine çıktı. Biz de ülkemizdeki
oranları artırmak istiyoruz" dedi.
Bazı durumlarda vatandaşların komşusunun geçirdiği kalp krizinden bile haberinin olmadığını dile getiren Vural, binlerce
sağlık personelinin habersiz olması nedeniyle çevredeki hastalara müdahale edemediğini belirtti.
Mutlu Vural, gönüllü ilk yardımcılar ile
acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyanları
mobil platformda buluşturmak istediklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Acil müdahale edilmesi gereken tıbbi
bir durum olduğunda 'Ayaklı Cankurtaran'
projesi uygulamasında yer alan tuşa bastığında, olay yeri hemen tespit ediliyor.
Çağrının geldiği çevredeki gönüllü ilk yardımcı veya sağlık çalışanlarına sesli bir
uyarı mesajı gidiyor. Onlar hızlı bir şekilde hareket ederek, olay yerine ulaşabiliyor. Ambulans gelmeden hastaya ilk
müdahaleyi doğru gerçekleştiriliyor.
Uygulamayla ilk 5 saniye içerisinde çevredeki ilk yardımcılar bulunabiliyor. Aynı
zamanda otomatik olarak derhal 112'ye
çağrı yapılabiliyor."
Uygulamanın işleyişi hakkında da bilgi
veren Vural, bilinci açık hasta ya da
yanındaki tanığın akıllı telefondaki düğmeye basmasının çağrı için yeterli olduğunu kaydetti.
Vural, uygulamanın hayat kurtarmak
için önemli olduğuna işaret eden Vural,
"Çünkü kalbi duran kişilerde 3 dakika
sonra ölüm başlıyor, 6 dakika sonra ağır
beyin hasarı oluşuyor. 12 dakika sonra da
hasta yaşamını kaydediyor. Ambulans geldiğinde çoğunlukla zaman geçmiş oluyor"
diye konuştu.
Doç. Dr. Mutlu Vural, ambulans öncesi
müdahaleyi hızlandıran projeyle bu tip
ölümlerin önüne geçilmek istendiğine dikkati çekti.
Projenin başarılı olabilmesi için herke-
Güzelleşmek isterken
cildinizi bozmayın
MANİSA - Manisa Celal Bayar
Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim
Dalı Kozmetoloji Merkezi Sorumlusu Doç.
Dr. Gülsüm Gençoğlan, cilt temizliği ve bakımı için ürün seçiminde dikkatli davranılması
gerektiğini belirterek, "Güzel görünmek
adına yapılan işlemler estetik olmayan hatta
lekenmiş bozulmuş bir ciltle sonuçlanabilir"
uyarısında bulundu.
Gençoğlan, AA muhabirine yaptığı açıkla-
mada, cilt güzelliği için kullanılan bazı kimyasal ürünlerin, bakım yerine zarar verici
etkisinin olabileceğini belirtti.
Cilt bakımı konusunda uzman kişilerden
destek alınmasının önemine değinen
Gençoğlan, ciltteki her lekenin "iyi huylu"
olmayacağını belirterek "Müdahaleden önce
onun nasıl bir leke olduğunu, iyi mi, kötü
mü, prekanseröz lezyon mu olduğunun ayırt
edilmesi lazım" dedi.
Konuya ilişkin uzman bulunmayan merkezlerde, tespit yapılamadan lekeye müdahale edildiğini ifade eden Doç. Dr. Gençoğlan,
lekenin müdahaleden önce mutlaka dermatologlar, uzman hekimler tarafından kontrol
edilmesi gerektiğini söyledi.
Kötü huylu bir lekeye uygunsuz bir tedavi
yapıldığında istenmeyen sonuçların doğabileceğine dikkati çeten Gençoğlan, şekli değişen
lekeye de uygulanacak tanıda güçlük yaşanacağını savundu.
Hızla büyümesinin, üzerinde zımpara gibi
bir sertliğin oluşmasının lekenin "kötü huylu"
olduğuna işaret ettiğini anlatan Gençoğlan,
"Ben gibi bir büyüme, kanama, yara açılması
da buna yönelik ipuçları olabilir. Bazıları ise
hiç ipucu vermeyebilir. Dolayısıyla dermatologlara ya da konunun uzmanlarına göstermeden lekelere müdahale etmek sıkıntılı olabilir" dedi. Leke tedavi ile cilt bakımlarında
kimyasal ürün kullanımında çok dikkatli
olunması gerektiğini vurgulayan Gülsüm
Gençoğlan, "Yüze peeling uygulaması ya da
benzer uygulamalar öncesinde mutlaka dermatolog görünülmeli. Bu işleri eczaneler, işin
ehli olmayan insanlar ya da sertifikası olmayan merkezlerde de gerçekleştirilmeye çalışıyor. Bunlar kolay gibi görünse de cilt için
uygunluğunun belirlenmesi çok önemli" uyarısında bulundu. (AA)
LALE EĞİTİM KÜLTÜR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
DERNEĞİ OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL İLANI
Yönetim Kurulumuz dernek merkezinde, Sevgi ÇELEN başkanlığında 23.12.2015 tarihinde saat 09:00’da toplanarak aşağıdaki kararları almıştır.
Derneğimiz olağanüstü Genel Kurul toplantısını 07/01/2016 tarihinde Kavacık Subayevleri mahallesi Dinç Sokak
No:8/6 Keçiören/ANKARA adresindeki dernek merkezinde saat 10:00’da aşağıdaki gündemlere göre yapılmasına
,çoğunluğun sağlanmaması halinde ise ikinci toplantının14/01/2016 tarihinde aynı gündemlerle ,aynı yer ve saatte toplanılmasına ve üyelere yerel bir gazetede ilan edilerek duyurulmasına,
Olağanüstü Genel Kurul Gündem Maddeleri;
1-Açılış, yoklama
2-Yönetim Kurulu başkanının konuşması
3-Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması,
4-Yönetim Kurulu faaliyet raporlarının okunması ,müzakeresi ve kabulü,
5- Denetleme Kurulu raporunun okunması, müzakeresi ve kabulü
6- Derneğin Feshedilmesinin görüşülmesi, genel kurulca karara bağlanması,
Tasfiye Kurulu oluşturulması ( en az üç üye )
7- Dilek ve temenniler
8- Kapanış
BAŞKENT İŞADAMLARI VE SANAYİCİLERİ DERNEĞİ
(BAŞKENTSİAD) OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI İLANI
Derneğimizin Olağan Genel Kurulu aşağıda yazılı gündemleri görüşmek üzere toplantı yapacaktır. Birinci toplantının
09/01/2016 cumartesi günü saat 10:00’da Ehlibeyt Mahallesi Ceyhun Atuf Kansu Caddesi 1271. Sokak No:15/17
Sümer İş Merkezi adresindeki dernek merkezi toplantı salonunda, çoğunluk sağlanamadığı takdirde, ikinci toplantının
16/01/2016 tarihinde cumartesi günü aynı saat ve aynı yerde toplantı çoğunluğu aranmaksızın yapılacaktır. Olağan
Genel Kurul için belirlenen yer ve saatte ilgili adreste bulunmanız gerekmektedir.
Gereğini arz ederim.
1) Açılış ve yoklama
2) Başkanlık Divanı Seçimi
3) Saygı duruşu ve İstiklal marşı
4) Yönetim Kurulu Faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun okunması ve müzakeresi
5) Tüzük Değişikliği
6) Yönetim kurulunun ibrası
7) 2013- 2014-2015 Yılları Gelir Tablosu ve Bilançonun ibrası
8) Yeni Yönetim, Denetim Kurulu ve Federasyon delegesi asil ve yedek üyelerinin seçimi
9) Dilek ve temenniler, Kapanış
sin uygulamayı cep telefonlarına indirmesi
gerektiğini aktaran Vural, sağlık eğitim
merkezleriyle okulları projeye katılmaya
davet etti.
Mutlu Vural, belediyeler tarafından da
desteklenen proje kapsamında otomatik
kalp şok cihazlarının İstanbul'daki çeşitli
meydanlara yerleştirileceğini bildirdi.
Kalabalık semtlerdeki esnafı ilk yardım
eğitimi için teşvik ettiklerini anlatan
Vural, "Böylece ani kalp krizi vakalarında
sadece ilk yardımcı değil, bu cihazın olduğu yerlere de uyarı gidecek. Sorumlu olan
kişiler hemen cihazla olay yerine hızlı
şekilde ulaşabilecek" dedi.
Hayatta Kal Derneği Başkanı Vural,
masaüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlara indirilebilen uygulama ile hastanın
durumunu video bağlantısıyla görülebile-
ceğini, adres tarifi için harita üzerinden
yönlendirilme yapılabileceğini dile getirdi.
Acil vakalarda ambulans beklenmesinin
hastanın sağlık durumu açısından tehlike
olduğunu belirten Vural, şunları kaydetti:
"Bir kişinin kalbi durduğunda ülkemiz
şartlarında hayatta kalma ihtimali yüzde
birdir. Hastaya kalp masajı yapılırsa, üstüne de elektroşok uygulanırsa bunun hayatta kalma oranı yüzde 30'a çıkıyor. Ne
kadar erken müdahale edilirse bu oran
artabiliyor. Ayrıca ilk yardım gerektiren
her durumda bu uygulama kullanılabilecek. Batılı standartlarda yaşam kurtarma
zinciri uygulayamadığımız için en az 25
bin insanı kaybettiğimizi düşünüyorum.
Bu yazılım, acil müdahale ile kurtarılabilecek insanların hayata dönmesine ciddi
oranda katkı sağlayacak." (AA)
Bölgesel ağrı sendromu,
en çok masabaşı
çalışanları etkiliyor
İSTANBUL - Boyun, bel fıtığı ve siyatik ağrısıyla sıkça karıştırılan ve yanlış
tedavi sonucunda hayat konforunu etkileyip, iş gücü kaybına sebep olan bölgesel
ağrı sendromunun daha çok masabaşı
çalışanlarda görüldüğü bildirildi.
Acıbadem Hastanesi Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Selda
Özçırpıcı, yaptığı yazılı açıklamada, diğer
hastalıklarla karıştırıldığı için gözden
kaçırılabilen sorun nedeniyle hastaların,
şiddetli ağrılarla yaşamak zorunda kaldığını belirtti. Kötü çalışma koşullarıyla
çalışma şartlarına uygun ergonominin
olmamasının, cep telefonu kullanımının
artmasının, sendromun en önemli nedenlerini oluşturduğuna işaret eden Özçırpıçı,
"Masabaşında uzun süre çalışmak, bilgisayar kullanmak, telefonu başla boyun
arasında sıkıştırarak konuşmak, duruş
bozuklukları, stres, ağır yük taşımak,
uzun süre ayakta kalmak sendromu tetikleyebiliyor" ifadesini kullandı.
Masa, diz üstü bilgisayar, cep telefonu
kullanımı sonucunda oluşan duruş bozukluklarıyla stres düzeyinin artmasına bağlı
olarak sendromun giderek daha sık görüldüğüne dikkati çeken Özçırpıcı, şunları
kaydetti: "Ağrı kronik seyirli olduğu ve
çok şiddetli boyutlara ulaşabildiği için
hastanın yaşam kalitesini bozuyor ve iş
gücü kaybına yol açıyor. Sendrom genellikle bel veya boyun fıtığıyla siyatik gibi
başka hastalıklarla karıştırılıyor ve sıklıkla gözden kaçıyor. Ağrı kesiciler ağrıyı
dindiremediği için hastalar tanı konuluncaya dek ağrılarla yaşamak zorunda kalabiliyor. Üstelik ağrılar bazen hastaların
acil servise başvurmalarını gerektirecek
kadar şiddetli olabiliyor. Güçlü ağrı kesiciler hastaları kısa süre rahatlatsa da ağrılar tekrar başlıyor. Eklem dışı romatizma
grubunda yer alan sendrom kaslarda
veya bağ dokusunda gelişen gergin
bantlardaki tetik noktalardan kaynaklanıyor."
Prof. Dr. Özçırpıcı,hastalığın kaslarda
ağrıyla, buna eşlik eden spazm, batma,
uyuşma, karıncalanma, çekilme, eklem
hareket açıklığında kısıtlılık, tutukluluk
ve yorgunluk gibi birçok yakınmayla
seyrettiğini vurgulayarak, "Bu yakınma-
lara terlemeyle üşüme de eklenebiliyor.
Belirtiler tutulan kas grubuna ve ağrının
yansıdığı bölgeye göre değişiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Sendromun neden oluştuğunun tam olarak bilinmediğini, genetik yatkınlığın
yanı sıra, duruş bozukluğu, stres, demir
ya da D vitamini eksikliği gibi faktörler
nedeniyle de ortaya çıkabileceğini aktaran Özçırpıcı, tedaviye ilişkin şu bilgileri
verdi: "Hastalığın kesin bir çözümü olmasa da günümüzde pek çok tedavi seçeneği
mevcut. Burada önemli olan tetikleyici
faktörü bulup, hastaya uygun tedaviyi
seçmek. Ağrının giderilmesi için sıcaksoğuk uygulamalar, fizik tedavi ajanları,
tetik nokta enjeksiyonları, kuru iğne tedavisi, nöralterapi, germe-gevşeme egzersizleriyle şok dalga tedavisi gibi pek çok
seçeneğin arasından hasta için en uygun
olan belirleniyor. Ağrıyı tetikleyen faktör
bulunup düzeltilebilirse tedavide oldukça
başarılı sonuçlar alınıyor."
Özçırpıcı, oturma ve vücut pozisyonunuza dikkat edilmesi, stresten kaçınılarak,
uyku, beslenme ve egzersiz programlarının düzenlenmesinin ağrıları önleyebileceğini kaydetti. (AA)
KAYIP
BEKO 200TR YHB AN 30402241
No’lu yazar kasa levhası kaybolmuştur. Hükümsüzdür.
Mehmet Şerif Bektarım
ERPA DAY. TÜK. MAL. ELEK. SERVİS HİZMETİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ.
GENEL KURUL İLANI
06-062-162 Kod Nolu 2. Afşar Köyü Kültür-Güzelleştirme Spor Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı
10.01.2016 tarihinde Saat: 13.00’da Önder Mahallesi Altınay Caddesi
No:35/7 Kavaklar (İş bankası üstü) Altındağ - Ankara adresinde yapılacak.
Yasal çoğunluk sağlanamaması durumunda 2. toplantının 17.01.2016 tarihinde aynı yer ve saatte yapılacaktır.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Yoklama, Açılış ve saygı duruşu
2- Divan teşkili
3- Yönetim Kurulu Faaliyet ve Denetim Kurulu raporunun okunması ve
müzakeresi
4- Yönetim ve Denetim Kurulunun ibrası
5- Üyelik aidatlarının görüşülüp karara bağlanması
6- Dilek ve temenniler
7- Seçimler
8- Kapanış.
14
24 Aralık 2015 Perşembe
Artvin'de
kayak keyfi
ARTVİN - Artvin Valiliğince 2009 yılında
Mersivan Dağı'nda yaptırılan Atabarı Kayak Merkezi,
hafta sonunda çok sayıda kayak tutkununu ağırladı.
Atabarı Kayak Merkezi'nde yaklaşık bir metre
karla kaplanan kayak pisti, Artvin Valisi Kemal Cirit'in
talimatı üzerine Gençlik ve Spor Hizmetleri
Müdürlüğünce paletli kar aracıyla düzeltilip sertleştirilerek kayak yapmaya elverişli hale getirildi.
Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ise il merkezinden yaklaşık 16 kilometre mesafede bulunan kayak
merkezinin yolunu araç trafiğine açarak kayak severlerin bölgeye rahat ulaşmasını sağladı.
Yaklaşık 2 bin rakımlı Mersivan Dağı'nda bulunan
ve şehir merkezine 17 kilometre uzaklıktaki Atabarı
Kayak Merkezi, hafta sonunda, havanın da güneşli
olmasını fırsat bilen kayak severleri ağırladı.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünün yanı
sıra bölgede sertifikalı kayak antrenörleri, kayak sporunu öğrenmek isteyenlere yardımcı oluyor.
Öte yandan, bazı vatandaşlar çocuklarıyla kızakla
kayarak karın tadını çıkardı.
Kayak yapmayı bilmeyen gençler ise zaman zaman
yaşadıkları tehlikelere aldırmayarak şambrelle kaydı.
Şambrel bulamayan çocuklar ise naylon torbayla kayak
yaptı. Artvinli olduğunu ve işi gereği Antalya'da ikamet
ettiğini belirten İbrahim Ocakçı, "Arkadaşlarımla
Antalya'dan doğal güzellikleriyle öne çıkan memleketimi kış mevsiminde görmek, ormanların oksijenini
solumak ve kışın tadını karda çıkarmak için geldik.
Gerçekten kayak merkezinin bulunduğu bölge doğal
güzelliğiyle insanları mest ediyor" dedi.
Kayak merkezindeki karın kalitesi ve pistin uzunluğunun, buranın kayak yapmaya ne kadar elverişli olduğunu gösterdiğini dile getiren Ocakçı, "Kayak merkezine gelen yerli ve yabancı turistlerin konaklayacakları
nitelikli otel ve konaklama tesisi yetersizliğinin bir an
önce yetkililerce giderilmesi gerekiyor. Doğa harikası
bölgede bulunan kayak merkezinin yakın zamanda
konaklama tesisleriyle kayak ve doğaseverlerin akınına
uğrayacağına inanıyorum" diye konuştu.
Gürcistan'ın Batum kentinden Türk eşiyle kayak
merkezine gelen Gürcü Jana Nasradze, Batum'da
kayak merkezi olduğunu ancak kayak merkezine yaklaşık 3,5 saatte ulaşabildiklerini ifade ederek, şunları
söyledi: "Batum'dan Artvin'deki kayak merkezine yaklaşık 2 saatte ulaştık. Artvin'e bu yıl kar erken düşmüş.
Doğası ve ağaçlarla kaplı orman içindeki kayak merkezini yerinde gördüğüm için çok şanslıyım. Burası gerçekten doğa harikası bir yer. Ayrıca karın kalitesi ve
pistin uzunluğu, bizleri ayrıca mutlu etti. Sabahtan
akşama kadar kayak yaparak doğanın ve karın keyfini
yaşadık. Gürcistan'a dönünce burayı bütün arkadaşlarıma tavsiye edeceğiz." (AA)
Tarihi Roma hamamına
TANITIM ATAĞI
TURİZM
YOZGAT - Sarıkaya ilçesindeki 3 bin yıllık
geçmişe sahip Roma hamamının turizme
kazandırılması için belediye tarafından tanıtım
filmi hazırlandı. Sarıkaya Belediye Başkanı
Ömer Açıkel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Kral Kızı" adıyla da bilinen Roma
İmparatorluğu döneminden kalma hamamın
medeniyetin sanatsal ve tarihi özelliklerini
taşıdığına dikkati çekti. Açıkel, yapının termal
tedavi merkezi olarak da kullanıldığını ifade
ederek, şöyle konuştu:
"Roma'nın gücünü temsil eden boğa başı
figürü, bunun yanında aynı zamanda dili dışına
çıkmış bir yılan figürü var. Bu da sağlık tanrıçasını simgeliyor. Bu iki işaretin aynı anda
kullanıldığı nadir yapılardan biridir. Bu da bize
burasının dünyanın en eski termal tedavi merkezlerinden birisi olduğunu gösteriyor. Roma
askerlerinin güç depolamak için sıcak sulardan
faydalandıkları, aynı zamanda cilt ve romatizmal
hastalıkları olanların da şifa bulmak için bu
hamama girdikleri bilimsel verilerle ortaya
konulmuş. Hamam, 3 bin yıldır içerisinde sıcak
suyunu muhafaza ediyor."
Açıkel, hamamın turizme kazandırılması
noktasında Orta Anadolu Kalkınma Ajansınca
(ORAN) hazırlanan ''Turizmin Desteklenmesi
Projesi'' kapsamında tanıtım filmi çektiklerini
dile getirdi. Belgesel tadında 15 dakikalık film
hazırladıklarını, filmin 3 dakikalık bölümünü
sosyal medyada paylaştıklarını ve bir hafta
içerisinde 170 bin kişiye ulaşıldığını söyledi.
Hakkarililerin kayak keyfi
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15342
24 Aralık 2015
Perşembe
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
RİZE - Rize Belediyesi ve Rize
Kadınlar Eğitim, Kültür, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneğince (RİKADER) "Martı
Çığlıklarındaki Gri Lezzet" sloganıyla 1. Hamsi Festivali düzenlendi.
Rize sahil dolgu alanında kurulan
metrelerce uzunluktaki ızgaralarda
pişirilen 2,5 ton hamsi vatandaşlara
ekmek arasında ikram edildi.
Kuyrukların oluştuğu etkinlikte pişirilen hamsiler 1,5 saatte tüketildi.
Karadenizli sanatçıların konser
verdiği festivalde, hamsi yeme ve
kesme yarışması da düzenlendi.
Hamsi yeme yarışmasına katılan
20 kişiden, tam bir ekmeğin arasındaki hamsiyi en kısa sürede bitiren
Adem Birinci çeyrek altınla ödüllendirildi. Hamsi kesme yarışmasında
ise her bir yarışmacıya temizlemesi
için 2 kilogram çiğ hamsi verildi.
Hamsileri en kısa sürede kesen
Fatma Bursa da çeyrek altın kazandı.
Etkinliğe katılan Vali Ersin
Yazıcı, gazetecilere yaptığı açıklamada, güzel havada çok güzel bir festival gerçekleştirdiklerini belirterek,
"Katılım çok üst düzey.
Vatandaşlarımızın bu tür kültürel festivalleri ne kadar önemsediği, her yıl
düzenlenmesi gerektiğinin göstergesidir bu. İnşallah daha güzel festivalleri birlikte geçirme imkanımız olur.
Rize Belediyesi ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" dedi.
Belediye Başkanı Reşat Kasap ise
festivalin, birliğin ve dayanışmanın
güzel bir örneği olduğunu ifade ederek, "Bu yıl ilk defa hamsi festivali
yapmaya karar verdik. İlgi beklediğimizden de fazla oldu. 2,5 ton hamsi
getirdik ve vatandaşlarımıza ikram
ettik. İlimize yakışacak, dayanışma
ruhunu yansıtacak festivallerimize
devam edeceğiz" diye konuştu.
RİKADER Başkanı Selda
Albayrak ise her yerde hamsi festivali düzenlendiğini ancak hamsinin
memleketi Rize'de yapılmadığını dile
getirerek, "Bu bizimdir, bizim olmalı.
Rizeli kadınlar olarak dün hamsilerimizi kestik. Özel ızgaralarımızda
bugün pişirdik ve neredeyse 1,5 saat
içinde 2,5 ton hamsi tükendi" ifadesini kullandı. (AA)
Roma hamamın efsanesinin 3 bin yıl öncesine dayandığını anlatan Açıkel, şunları ifade
etti: "Kayseri'de oturan Roma krallarından
birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır.
Hekimlerin çare bulamadığı kral kızının
ömrünün son anlarını yaşaması için gönderildiği
o gün balçıktan oluşan alanda oyunlar oynadığı
sırada sıcak sudan şifa bulduğu rivayet edilir.
Biz de filmin ana temasında efsaneyi canlandırmak için Roma kralı ve kızı yerine profesyonel
oyuncuları oynattık. Filmi, uluslararası turizm
fuarlarında tanıtmaya devam ediyoruz. İngilizce,
Fransızca ve Almanca dillerine de çevrildi.
Yaklaşık bin 500 CD çoğalttık. İzmir'deki
Turkey Travel Turizm Fuarı'na katılan yabancı
konuklarımıza da hediye ettik."
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
24 Aralık 2015 Perşembe
Süreyya Ayhan’a “danışmanlık” reddi...
Hedefleri, Rio'nun
kapısını aralamak
ANKARA- Milli atlet
Aslı Çakır Alptekin'e danışmanlık hizmeti verdiği gerekçesiyle, sporcunun kazandığı
ödüllerde hak iddia eden eski
milli atlet Süreyya Ayhan
Kop'un açtığı dava aleyhte
sonuçlandı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2012 Londra
Olimpiyatları'nda kadınlar
1500 metrede altın madalya
kazanan Aslı Çakır Alptekin
ile aralarında bir danışmanlık
sözleşmesi bulunduğunu ancak
Aslı'nın sözleşme gereklerine
uymadığını iddia eden Süreyya
Ayhan Kop, milli atletin 20102012 yıllarında elde ettiği
ödüllerde hak sahibi olduğu
gerekçesiyle Ankara 14. Asliye
Hukuk Mahkemesi'nde dava
açtı. Mahkeme, Kop'un,
Aslı'ya herhangi bir danışmanlık hizmeti vermediğine hükmetti. Kop, dava dosyasına
göre, olimpiyat şampiyonluğu
da dahil olmak üzere Aslı'nın
elde ettiği ödüllerden ücret
talep etmişti. (AA)
Şampiyon sporcu
hedef büyüttü
ANTALYA - Türkiye Okçuluk
Federasyonu Başkanı Abdullah Topaloğlu,
olimpiyatların kapısını aralamak için sıkı
çalıştıklarını belirterek, "Takım olarak olmasa
bile ferdi olarak madalya kazanma şansımızın
olduğunu düşünüyorum" dedi.
Topaloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk kampı 8 bayan, 8 erkek sporcuyla
yaptıklarını ve mart ayından itibaren takımdaki sporcu sayısının 3'e düşeceğini söyledi.
Okçuluk için Antalya'nın ikliminin çok
uygun olduğunu ve kampları burada gerçekleştirdiklerini anlatan Topaloğlu,
"Olimpiyatların kapısını aralamak istiyoruz, o
nedenle bütün çalışmalarımız, programlarımız
buna yönelik. Tek hedefimiz olimpiyatlara
gitmek" dedi. 2016'da Brezilya'da düzenlenecek Rio Olimpiyatları'na sıkı hazırlandıklarını
belirten Topaloğlu, olimpiyatlara katılabilmek
için kota müsabakaları olacağını kaydetti.
İlk dünya şampiyonası müsabakasının
gelecek mayıs ayı sonunda İngiltere'de, ikincisinin ise haziran başında Antalya'da gerçekleştirileceğine dikkati çeken Topaloğlu, "Bu
müsabakalarda sporcularımız olimpiyat kotası
almak için mücadele edecek. Bir bayan ve bir
erkek sporcudan kota bekliyoruz. Dünya
Kupası yarışlarında da takım kotası bekliyoruz. Ülkemizi Brezilya'da, Rio'da temsil edecek okçularımız belirlenecek" diye konuştu.
Okçuluk Milli Takımının teknik sorumlusu
antrenör Göktuğ Ergin de çok sıkı çalıştıklarını, iki önemli sınavdan geçeceklerini söyledi.
Zamanın kısa olduğunu ve performans
çalışmalarını artırdıklarını vurgulayan Ergin,
"Olimpiyatlar için mutlaka kotayı alacağız,
bunu başarabilecek güçteyiz. Sıkı çalışıyoruz,
ilk kez antrenman yöntemlerimizi değiştirdik.
Daha önce antrenmanlarımızı zaman ve
mekan olarak farklı yerlerde yapıyorduk.
Şimdi ise hem dayanıklılığı hem kuvveti hem
de spor antrenmanlarını bir araya getirip,
karma antrenman gerçekleştiriyoruz" şeklinde
görüş belirtti.
(AA)
ERZURUM - İrlanda'da düzenlenen Dünya Kick
Boks Şampiyonası'nda 57 kiloda gümüş madalya kazanan Cebrail Gençoğlu, 2017 yılındaki dünya şampiyonasında altın madalyaya uzanmak istiyor.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Gençlik Spor
Kulübü sporcusu Cebrail, İrlanda'da 21-29 Kasım'da
yapılan şampiyonada elde ettiği bu başarının ardından,
ara vermeden Avrupa şampiyonaları için hazırlıklara
başladı. Türkiye ve Yunanistan'ın ev sahipliğinde 2016
yılında düzenlenecek şampiyonalar için Palandöken
ilçesindeki özel bir salonda, antrenör İlknur Yılmaz
gözetiminde günde iki antrenman yapan milli sporcu, bu
organizasyonlarda başarısını sürdürmek istiyor.
Cebrail Gençoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 yaşında tekvando ve kick boks dallarında başladığı
spor hayatında büyük zorluklar çektiğini ve amacına
ulaşarak sonunda başarı elde ettiğini söyledi.
Bu spor dalında sadakatin çok önemli olduğunu,
kendisinin de bunu yaptığını belirten Cebrail, şunları
kaydetti: "Çok zorluklar çektim. Zaman oldu soğuk
nedeniyle antrenmana gidemedim. Eğitimim ile sporu
birlikte yürüttüm. Bu branşta Erzurum'un tek milli sporcusuyum. Bu duyguyu yaşamak ilk bana nasip oldu.
Umarım benden sonra genç kardeşlerim de örnek alacaklardır. Benim yetiştiğim dönemde Erzurum'un bu
branşta hiç milli sporcusunun bulunmaması nedeniyle
büyük zorluklar yaşadım. Etrafımda görüp örnek alabileceğim kimse yoktu. Şimdi gençlerimizin böyle bir
avantajı var. Milli takımı bilen, uluslararası tecrübesi
olan biri olacak yanlarında. Sadece ben değil, bu kent
adına daha fazla sporcu bu organizasyonlara katılabilsin
istiyorum." (AA)
Barcelona'nın kupa avcıları durmuyor
ANKARA - Barcelona altyapısından yetişen futbolcular Lionel Messi ve Andres Iniesta, 2015 FIFA
Kulüpler Dünya Kupası ile kulüp kariyerlerindeki
kupa sayısını 26'ya çıkartarak 34 şampiyonlukla
rekorun sahibi Ryan Giggs'e bir adım daha yaklaştı.
Barcelona futbol takımının altyapı okulu "La
Masia"nın ürünü Lionel Messi ve Andres Iniesta,
River Plate'i 3-0 yenerek kazandıkları 2015 FIFA
Kulüpler Dünya Kupası ile koleksiyonlarına bir şampiyonluk daha ekledi. Kulüp kariyerlerindeki ilk
zaferlerini, 2005 İspanya Süper Kupası'nda yaşayan
ikili böylece 10 yılda 26. kupalarını kaldırdı.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 4, UEFA Süper
Kupası'nda 3, FIFA Kulüpler Dünya Kupası'nda 3,
İspanya Birinci Futbol Ligi'nde (La Liga) 7, İspanya
Kral Kupası'nda 3, İspanya Süper Kupası'nda ise 6
şampiyonluğu bulunan Messi ve Iniesta, "kulüp kariyerinde en fazla kupa kazanan futbolcular" listesinde, Milan'ın unutulmaz oyuncusu Paolo Maldini ile
beraber 6. sırayı paylaştı.
5'i Sevilla, 21'i de 2008 yazında transfer olduğu
Barcelona formasıyla 26 şampiyonluğu bulunan bir
diğer isim Dani Alves de 6. sıradaki yerini aldı.
FIFA Altın Top Ödülü'ne 4 kez layık görülen
Messi böylece sürekli karşılaştırıldığı Cristiano
Ronaldo ile arasındaki farkı, 10 kupaya çıkardı.
FIFA Altın Top Ödülü'nü 3 kez kazanan Ronaldo'nun
Manchester United ve Real Madrid formalarıyla 16
şampiyonluğu bulunuyor.
Profesyonel kariyerine, altyapısından yetiştiği
Manchester United formasıyla 1990 yılında başlayan
Galli kanat oyuncusu Ryan Giggs, aktif sporu bıraktığı 2014'e kadar 34 kupa kaldırdı.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2, UEFA Süper
Kupa, FIFA Kulüpler Dünya Kupası ve Kıtalararası
Kupa'da birer, İngiltere Premier Lig'de 13, İngiltere
Federasyon Kupası'nda 4, İngiltere Lig Kupası'nda 3,
Community Shield'da ise 9 kez mutlu sona ulaşan
Giggs, "kulüp kariyerinde en fazla kupa kazanan futbolcu" unvanını elinde tutuyor.
Bilardoda rekor yılı
Portekizli eski kaleci Vitor Baia, 27'si Porto, 5'i
de Barcelona'da elde ettiği 32 şampiyonlukla
Giggs'in arkasında 2. sırada yer alıyor.
1970 ve 1980'li yıllarda Celtic ve Liverpool'da
top koşturan efsanevi İskoç futbolcu Kenny
Dalglish'in şampiyonluk hanesinde 31 yazıyor.
Kimilerine göre dünya futbolunun en iyisi olarak
gösterilen Edson Arantes do Nascimento ya da bilinen adıyla Pele, listenin 4. sırasında yer alıyor.
Kariyerinde çıktığı 831 resmi karşılaşmada 767 kez
fileleri havalandıran Pele'nin, ülkesinin Santos ve
kariyerinin son döneminde oynadığı ABD'nin New
York Cosmos takımlarıyla 28 şampiyonluğu bulunuyor. Aktif kariyerini 2011'de noktalayan Hollandalı
file bekçisi Edwin van der Sar ise 21 yılda kazandığı
27 kupayla sıralamanın 5. basamağında yer alıyor.
Futbolu bırakan Paul Scholes, büyük bölümünü
Barcelona'da geçirdiği kariyerine Katar'ın El-Sadd
kulübünde devam eden Xavi Hernandez ve Paris
Saint Germain'de (PSG) oynayan Zlatan
Ibrahimovic'in de yirmi beşer şampiyonluğu bulunuyor. (AA)
KIRŞEHİR- Türkiye Bilardo Federasyonu Başkanı
Ersan Ercan, bu yıl federasyon tarihinin en yüksek uluslararası başarılarını kazandıklarını belirterek, 17 uluslararası madalyayla federasyon tarihinin rekorunu kırdıklarını söyledi.
Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2015
yılında katıldıkları her turnuvada kupa kazandıklarını
belirtti.
Bu yıl rekor sayıda madalya kazandıklarını aktaran
Ercan, "2015 bizim için başarılarla dolu bir yıl oldu.
Türkiye Bilardo Federasyonu tarihinin en yüksek uluslararası başarılarını kazandık. Toplam 17 uluslararası
madalyayla yılı tamamladık. Bu bizim için rekor madalyaydı" dedi.
Vietman ve Türkiye'de yapılan Dünya Kupalarında
birincilik elde ettiklerini anlatan Ercan, şöyle konuştu:
"En son İstanbul'da yapılan Dünya Kupası'nda Murat
Naci Çoklu şampiyon olmuştu. Vietnam'da da Tayfun
Taşdemir şampiyon oldu. İki gün önce Mısır'da 2015
yılının son Dünya Kupası'nda Lütfü Çenet üçüncü oldu.
Altın, gümüş, bronz bütün madalyaları topladık.
Dünyada ülke bazında 2015 yılını en yüksek bilardo
madalyası ile Türkiye kapattı. Oyuncularımla da gurur
duyuyorum."
Türkiye 3 Bant Bilardo Şampiyonası'nın Kırşehir'de
yapıldığını anımsatan Ercan, milli takıma seçilecek sporcuların da burada belirlendiğine işaret ederek, 2016
yılındaki ilk hedeflerinin Bursa'da yapılacak Dünya
Kupası etabı olduğunu dile getirdi.
KAYIP
TBMM Personel tanıtım kartımı kaybettim.
Hükümsüzdür.
GÜLŞEN KARATAŞ
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
Unutulmuş meslekler
pul ile hatırlatıldı
‘Unutulmaya Yüz Tutmuş Meslekler’ konulu dört
adet resim, PTT tarafından meslekleri tanıtmak
amacı ile anma pulu olarak tedavüle sunuldu.
HABER MERKEZİ-‘Kaybolan Meslekler ve Son Ustalar’
üzerine araştırma, makale ve kitap çalışmaları bulunan Ressam
Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu, kendisine ait dört adet resme ait
görselin PTT tarafından anma pulu olarak tedavüle sunulmasının
onurunu ve gururunu yaşadığını söyledi.
1990'lı yılların başında tasarladığı "Kaybolan Meslekler" projesi, sanatçının yıllar içinde açtığı çoğu serginin ana temasını oluşturdu.
Çocukluğundan itibaren edindiği tecrübelerini sanatıyla birleştiren Diyarbakırlıoğlu, konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “PTT
Genel Müdürlüğü'nün
başlattığı 'Unutulmaya
Yüz Tutmuş Meslekler'
projesi kapsamında benim
resimlerimden dört tanesi,
tedavüle çıkan pullarda
yer aldı. Teklif, PTT
Genel Müdürlüğü
Kıymetli Kağıtlar
Dairesi'nden gelmişti.
Benim açımdan onur
verici bir durumdu. Her
sene müdürlüğün belirleyeceği resimlerden yayınlamaya devam edeceklerini söylediler. 'Kaybolan
Meslekler' ya da
'Kaybolmaya Başlamış
Meslekler' projesi bana
aittir. 1991 yılından bu
yana bu konu üzerinde
yoğunlaşıp eserler verdim. Ustaların geçmişte
bıraktıkları izler, yaşadığımız dünyada da asla silinmeyecektir. Alın terleri, becerileri ve
özverileri ile yapmaya çalıştıkları meslekleri, başta benim resimlerime, yazılarıma ve bu kitabıma ilham kaynağı oldu. Ustalarımızın
binbir emek ile kazanılmış becerileriyle, araç ve gereçleriyle ürettikleri, yüzyıllardır insanlığın hizmetine sundukları ile hayatımız
güzelleşip kolaylaşmıştır. Onların birikimleri, bilgi ve becerileri
günümüz uygarlığının basamaklarını oluşturmuştur. Siftah yapamadan dükkanını açıp kapayan, kirasını dahi veremeyen bu son
ustaların, benim yazılarımdan olsa gerek vergileri kaldırıldı ya da
düzeltme yoluna gidildi. Resim sergileri, söyleşiler, kitaplar ve
ustalarla ilgili belgesel video çekimlerim 25 yıldan bu yana devam
etmektedir. Elimde küçük bir etnografya müzesi açacak kadar birikim oluştu. Bunları Afyon/ Dinar Belediyesinin bu konudaki
müzesine bağışlamayı düşünüyorum. Halkın ilgisine göstermek
için söylüyorum, İstanbul'da İTO'nun önderliğinde Hünkar kasrında 10-25 Nisan 2015 de açtığım sergimi 14 bin kişi gezmişti. Bu
sayı, bir resim sergisi için bir rekordur."
Susuz “Ata” oldu
Yenimahalle Susuz Mahallesi, isim değişikliği için gittiği
referandum sonundu adını Ata Mahallesi olarak belirledi.
24 Aralık 2015 Perşembe
TESK Genel Başkanı Bendevi
Palandöken, yeni yıla sayılı günler
kala alkollü içeceklere, sigaralara,
kuruyemişlere ve çikolatalara
vatandaşların dikkat etmesini istedi.
Palandöken, “Sahte
içkiye” dikkat çekti
ANKARA- TESK Genel Başkanı
Bendevi Palandöken, kaçak içki ve
sigara üreticilerinin daha fazla kazanç
elde etmek amacıyla insan sağlığını
hiçe saydığını, metil alkolden üretilen
sahte içkinin bu yıl içinde sadece
İstanbul ve İzmir’de 44 can aldığını
belirtti.
Yaklaşan yılbaşı nedeniyle denetim ve operasyonların arttığını kaçak
içkide ele geçirilen miktar ve yakalanan kişi sayısında geçen yıla göre 3
kata varan artışlar gözlendiğini kaydeden Bendevi Palandöken, “Tüketimin
arttığı yılbaşı yaklaştıkça fırsatçıların
sahte alkol üretimini arttırdığı bilinmektedir. Buna paralel olarak kaçak
sigara satışı ise ülkemizin hemen her
bölgesine yayılmış durumda.
Vatandaşlarımız yeni yıla girerken acı
bilançonun artmaması için gittikleri
mekânı ve alışveriş yaptıkları mağaza
ve dükkanları çok iyi seçmeli, güvenilir olmalarına dikkat etmeli.
Bunun içinde alkollü içki, sigara
alırken mutlaka TAPDK bandrollerine
ve kuruyemişler başta olmak üzere
çikolataları bildiğiniz ve güvendiğiniz
yerlerden almaya dikkat edin.
Çünkü bugünler bayat kuruyemiş
ve merdiven altı üretilen çikolata ile
sahte içki, sigara satan fırsatçıların
piyasaya en fazla girdiği günlerdir'
dedi.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları
Konfederasyonu (TESK), Türkiye’nin
en büyük
sorunlarından biri olan kaçak ticareti ile mücadele kapsamında
2016’daki yol haritalarını belirlemek
üzere Antalya’da bir çalıştay düzenli-
yor. Genel Başkan Bendevi
Palandöken’in başkanlığında 21-23
Aralık tarihleri arasında Türkiye
Bakkallar Bayiler Federasyonuna
bağlı yaklaşık 200 Bakkal Odası
Başkanı’nın katılımıyla kaçak sigara
ve alkol ile mücadele kapsamında bir
çalıştay düzenleniyor. 450Milyar lira-
lık bir ekonomik büyüklüğü olan
kayıtdışı ekonomi ile mücadele kapsamında başarılı sonuçlar elde edilse de,
ülkemizin için kritik bir sorun olmaya
devam ettiğini anlatan Palandöken,
“TESK olarak bu çalıştayda esnafın
gelirinin yanı sıra, tüketici sağlığı ve
ülke ekonomisini tehdit eden kaçak
ticaretiyle mücadelede 2016 yılında
izlenecek yol haritası da ele alınacak.
Çalıştay gündeminin ilk sırasında suç
örgütlerine finansman sağlayan kaçak
sigara ticareti ve son günlerde çok
sayıda vatandaşın ölümüne yol açan
sahte içki ile mücadele konusu bulunuyor” şeklinde konuştu. (AA)
Keçiören’de kişisel gelişim seminerleri
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi Aile
Eğitim Merkezi düzenlediği
seminerlerle özellikle gençlerin
ve yetişkinlerin yanında olmayı
sürdürüyor.
Bilgilendirme misyonunu
yerine getiren seminerlere her
yaş gurubundan insanlar katılırken, her ay ortalama 15
seminer düzenleniyor. 2014 2015 yılında düzenlenen 134
seminere toplamda 5800 kişi
katılım sağlarken, 6 yılda
seminerlere katılanların sayısı
ise 60 bine yaklaştı.
Alanında uzman kişiler
tarafından 2 saat olarak düzenlenen seminerler arasında en
büyük ilgiyi yetişkinler arasında "Aile İçi İletişim", "Beden
Dili", "İletişim Becerileri"
görürken, gençler arasında en
ilgi gören seminer ise "Etkili
Not Tutma Teknikleri" oldu.
Ayrıca bu yıl ilk kez öğretmenlere yönelik olarak “Sınıf
Yönetimi” konusunda da seminer veriliyor.
“Güvenmek ve
Güvenilmek”,
“Konsantrasyon”, “Zaman
Yönetimi”, “Anlamlı Yaşama
Sanatı”, “Problem Çözme ve
Karar Verme Teknikleri” gibi
kişisel gelişim içerikli seminerlerin yanında “Liderlik, Başarı
ve Motivasyon”, “Proje
Geliştirme Teknikleri”,
“Toplantı Yapma ve
Moderatörlük Becerileri” gibi
iş başarısına yönelik seminerler
de talep doğrultusunda düzenleniyor.
Turgut Özakman’ın kapıları
özel sporcular için açıldı
HABER MERKEZİ-Hafta sonu iki gün boyunca oy kullanan Susuz Mahallesi sakinleri kararlarını verdi. 4099 vatandaşın
oy kullandığı oylamanın sonucunda Susuz Mahallesi’nin yeni
ismi Ata Mahallesi olarak belirlendi.
Daha önce ismi Susuz köyü olan Büyükşehir Belediyesi
Yasası’ndan sonra Yenimahalle Belediyesi’ne bağlanan Susuz
Mahallesi, isim değişikliği için bugün referanduma gitti. Ata,
Hürriyet, Cumhuriyet ve sizin tercihiniz seçeneklerini oylayan
mahalle sakinleri 2712 oyla Ata ismini tercih etti. Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Susuz Mahallesi yeni bir mahallemiz olmasına rağmen hızla gelişen bir bölge. Buraya yeni bir
isim verilmesi gerekliği ortaya çıktıktan sonra bölgede bulunan
muhtarımız ve site yöneticileri ile de görüşerek bir referandum
yapılmasının daha demokratik olacağına ve ismi bölge sakinlerinin belirlemesine karar verdik. Bölge halkı da hür iradesiyle
seçimini Ata’dan yana yaptı” dedi.
Mahalle sakinlerine duyarlılıkları için teşekkür eden Yaşar,
“Mahalle sakinlerinden isimin değişmesi yönünde talepler alıyorduk ancak bu talebin genel bir fikir olup olmadığını öğrenmek adına mahalle sakinleri ile toplantılar yaptık. Demokratik
bir seçimle de yeni ismi belirledik. Hemşerilerime mahallelilerine gösterdikleri duyarlılıkları nedeniyle teşekkür ediyorum. Ata
ismi hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
Site yöneticilerinin gözetiminde yapılan oylamada 4099
vatandaş oy kullanırken bu oyların 21’i geçersiz sayıldı. 4078
geçerli oyun 2712’si Ata, 752’si Cumhuriyet,92’si ise Hürriyet
ismi için oy kullanıldı.
Yenimahalle Belediyesi’nin destekleriyle Ankara’da Turgut Özakman Yüzme Havuzu ve Spor Tesisi’nde
düzenlenen kursun konukları otizmli çocuklar oldu.
HABER MERKEZİ-Türkiye
Özel Sporcular Spor Federasyonu ve
Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı’nın
ortak projesi olan Antrenör
Yetiştirme Kursu kapsamında
Otizmli sporcularla uygulama yapıldı.Türkiye’nin dört bir yanından
gelen zihinsel engelli yüzme antrenörü adayları 14 gün boyunca Turgut
Özakman Havuzu’ndaeğitim alacaklar. Kurs kapsamında teorik ve uygulamalı ders alan antrenör adayları
otizmli çocuklar üzerinde uygulama
yaptı. Türkiye Özel Sporcular Spor
Federasyonu Ankara İl Temsilcisi ve
milli takım antrenörü Muammer
Akgöz ve İşitme Engelliler Yüzme
Federasyonu Milli takım teknik
direktörü Kamil Tombuloğlu eşliğinde eğitim alan antrenör adayları, her
gün 3 saat uygulamalı ve 3 saat teorik ders alarak antrenörlük sertifikası
almaya hak kazanacak.
Otizmli çocuklara nasıl davranılması gerektiğini havuzda nasıl bir
uygulama yapılması gerektiğini anlatan eğitmenlerden Akgöz, engelli
çocukların seviyesine inilmesi gerektiğini ve eğitimin ona göre verilmesi
gerektiğini ifade etti. Antrenör adaylarına çeşitli uyarılarda bulunarak
kurs veren Ak, kurs sonunda yapılacak sınavla antrenörlere sertifika
verileceğini belirtti. Engelli sporcularda havuzda kendilerine gösterilen
ilgiden oldukça mutlu oldu.
Yenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar, havuzların hijyenik
olmasına özen gösterdiklerini ifade
ederek,
"Havuzlarımızı engelli ve engelsiz tüm vatandaşlarımızın kullanabilmesi için dizayn ettik. Burada yapılan kurs bizim için oldukça önemli.
Çünkü buradan çıkan antrenörler bir
engellinin daha hayata katılımını
sağlamak için çalışacak" dedi.
Havuzların hijyenik ve standartlara
uygun olması için çalışmalar yürüttüklerini anlatan Yaşar,
"Havuzlarımız periyodik olarak
bakımlardan geçiyor. Suyun kalitesine çok önem veriyoruz" şeklinde
konuştu.
Download

Liderlerin dilindeki