MHP’li Özdağ’dan
Kuzey Suriye uyarısı
DEMİR gibi TAŞ!
25 Aralık 2015 Cuma
www.yedigungazetesi.com.tr
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve
Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ,
terör örgütü PKK ve PYD'nin
Suriye'nin kuzeyinin tamamına
hakim olmasının muhakkak engellenmesi gerektiğini söyledi.
HABERİ 11. SAYFADA
Fiyatı 25 Kr
Kürt siyaseti bunu kaldırmaz…
SAVAS
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Rusya
ziyareti gündeme oturdu. Bu ziyaretin çok yönlü ve
çok farklı yansımaları olacağını söylemek için kahin
olmaya gerek yok; söylenenlere bakmak yeter…
Bu ziyaretten akıllarda kalacak en çarpıcı şey, Rusya
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un görüşmede
Demirtaş’a, “Suriye’deki silahlı Kürt grupları desteklemeye hazırız” demesi. Gerisi teferruat! Rusya’nın,
Suriye’de giriştiği katliamlarla DAEŞ’le mücadele
ettiğini ya da yerinden yurdundan sürülmüş Kürt,
Türkmen ve Araplara yardımcı olmaya çalıştığını sanmak ve düşünmek iyi niyetin ötesinde bir saflık olur…
ve ittifak
Kafkasya’da savaş rüzgarları esiyor.
Rusya ve Ermenistan, Rus uçağının
Türkiye tarafından düşürülmesinin
ardından Kafkasya’da hava sınırlarını
güçlendirmek için savunma sistemlerini birleştirdi. Ermenistan ile
Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ
sorunuyla yaşanan gerilim, Ermenistan
Savunma Bakanlığı’nın, iki ülke arasında ateşkes durumunun sona erdiğini,
savaşın söz konusu olduğunu
söylemesiyle başka bir evreye girdi.
Eli ve gözü kanlı DAEŞ’i önce bölgedeki Kürtlerin
üzerine salan sonra da Kürtleri bu vahşiler ordusuyla
mücadele etsin diye silahlandıranlar, namlunun
ucunu yavaş yavaş Türkiye’ye çeviriyor. Böyle bir
ortamda Türklerin ve Kürtlerin sığınacağı tek liman
var: Kardeşlik. Dursun ERKILIÇ’ın yazısı 11. SAYFADA
Kırgızistan'dan Türkiye'nin hava sahasının ihlal etmesi nedeniyle
düşürülen Rus uçağı hakkında hadsiz bir açıklama geldi. Cumhurbaşkanı
Erdoğan’a ‘Abi’ diye hitap eden Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev,
Putin korkusundan Türkiye'nin Rus uçağını vurma kararının hata
olduğunu, Ankara'nın özür dilemesi gerektiğini söyledi.
KURULTAY
kosusu
Ç
LI
Ç
Ö
Türkiye, dünyanın birçok ülkesi gibi
siber saldırılara maruz kalıyor.
Yaşanan son saldırı bunlardan biri
oldu. Ulaştırma, Haberleşme ve
Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım, üç
yıl önce canlı yayın konuğum olduğu
programda siber saldırılara karşı alınan ve alınacak önlemleri anlatmıştı.
Saldırıların bu kadar ucuz atlatılması
belki de alınan bu önlemlerle ilgili.
Bakan Yıldırım, son saldırıyı değerlendirirken ODTÜ’nün de
L H AB
önlem almasını istedi.
E
Z
ODTÜ Rektörü Acar
ise, uluslararası standartların uyguUR
landığını söyledi.
S U N E R KI
11. SAYFADA
D
Fehmi Koru
TARTIŞMASI
ER
ER
D
Son dönemde medyada sıkça yer alan
bal haberleri üzerine Ankara İli Arı
Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu
Başkanı Selçuk Solmaz ile görüşmek
şart oldu. Görüşmede gördük ki, dün,
‘bal gibi haber’ diye duyurduğumuz
haberin içeriği,
Türkiye’deki arıcılar, bal
L H AB
ZE
üreticileri açısından çok
önemli. Sektör her şeye
rağmen acıyı bal
eyleyip yoluna devam
UR
S U N E R KI
ediyor. Arıcılık ve bal
denince dünya çapında
şöhret ve söz sahibiyiz. 11. SAYFADA
Kurultay delegelerinin 176'sının
belirleneceği İstanbul'da, İl Başkanı
Murat Karayalçın yeniden aday
olmayacağını açıkladı. İstanbul'da
çok sayıda adayın yarışacağı belirtiliyor. İstanbul'un ardından, 64
delegenin belirleneceği Ankara'da
ise mevcut İl Başkanı Adnan Keskin
yeniden aday oldu. Ankara'da da
Keskin'e rakiplerin çıkabileceği ifade
ediliyor. İzmir'de 20 Aralıkta yapılan
kongrede ise İl Başkanlığına 281 oy
alan Alaattin Yüksel seçildi. Yüksel,
CHP'de, 16-17 Ocak tarihinde, Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek kurultay CHP Parti Meclisi üyeliğinden istifa
için son hazırlıklar yapılıyor. Genel seçim nedeniyle ertelenen kurultay takvimini 3 etmişti.
Kasım Salı günü başlatan CHP, 32 il ile 940 ilçede kongrelerini tamamladı.
HABERİ 11. SAYFADA
Siber saldırı
Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Binali
Yıldırım, Konya TV Ankara Temsilcisi olarak hazırlayıp sunduğum Ankara’nın Zirvesi programında
canlı yayın konuğum olmuş, siber saldırılara karşı
alınan ve alınacak önlemleri anlatmıştı.
LI
Kurultay takvimi çerçevesinde
bugüne kadar 32 ilde kongresini
yapan CHP, hafta başında tüm il kongrelerini tamamlayarak 16-17
Ocak'ta 35. Olağan Kurultayı’na
gidecek. Kongreler sonrası oluşacak
delege yapısı kurultayda da son
kararı verecek. En fazla kurultay
delegesi çıkaracak İstanbul ve
Ankara'da ise kongre tarihleri 26-27
Aralık olarak belirlendi.
Sektör; acıyı
BAL eyledi!
Başbakan Ahmet Davutoğlu, KOSGEB 4. KOBİ ve Girişimcilik
Ödülleri Töreni'nde konuştu. Davutoğlu konuşmasında HDP Eş Genel
Başkanı'nın Rusya'da, “Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesi yanlıştı”
açıklamasını ‘ihanet’ olarak niteledi. Terörden zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderileceğini belirten Davutoğlu, genç
girişimcilere verilecek destek için çağrıda bulundu.
Ö
BAL GİBİ HABER
‘İHANET’ DEDİ
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş’ın Rusya ziyareti tartışılırken
bir şeyi hatırlatmak isterik. O da şu:
Rusya’yı Akdeniz’e akıtmaktan başka bir
görevi ve etkisi kalmayan Esed yönetimiyle işbirliği içinde olmak, Ruslarla
müttefik olmak Kürtlere bir şey
kazandırmayacağı gibi Türkiye’ye de
çok şey kaybettirir.
Olana bir de
bu gözle
bakın
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Başkan Tiryaki
sergi gezdi
HABERİ 3. SAYFADA
Çankaya’da atıklar
fidana dönüştü
HABERİ 3. SAYFADA
Çankaya’da
gecekondu yıkımı
HABERİ 3. SAYFADA
Mamak zabıtası yıl
sonu denetiminde
HABERİ 4. SAYFADA
Nazım Hikmet’te
heykel sergisi
HABERİ 5. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
25 Aralık 2015 Cuma
"Sinema perdesinde
siyaset yapılmamalı"
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
BURSA - Yönetmen Özcan
Alper, sinemanın politika yapmaması gerektiğini belirterek
"Biz sanatçıların toplumsal
duyarlılıkları olabilir ama sinema perdesinde kalkıp siyaset
yapmamak gerekiyor" dedi.
Tuğba Büyüküstün, Onur
Saylak ve Menderes
Samancılar'ın rol aldığı, 4
Aralık'ta vizyona giren
"Rüzgarın Hatıraları" filminin
yönetmeni Özcan Alper,
Bursa'da sinemaseverler ile
buluştu.
Alper, Nilüfer Belediyesince
Konak Kültürevi'ndeki
söyleşide, çevirmen ve ressam
"Aram"ın, İkinci Dünya Savaşı
döneminde, siyasi nedenler ile
hayatını kurtarmak için
İstanbul'dan kaçarak dönemin
SSCB-Gürcistan sınırındaki
küçük bir dağ köyünde saklan-
Vizyona
yeni
giren
filmler
masını konu alan filmin
hikayesini anlattı.
Sinemanın dünyayı
değiştiremeyeceğini ifade eden
Alper, "Filmlerde umudu, varmış gibi göstermek çok da
doğru değil. Tam tersine filmlerde ve sanatın diğer dallarında hakikati ararsak ve salondan
çıkan seyirciler bu gerçekleri
konuşmaya başlarsa, gerçek
umut o zaman olur. Sinema,
dünyayı değiştiremez ama sinemadan çıkan insanlar kendilerinden daha çok dünyayı
sevmeye başlarsa belki o zaman
dünya değişebilir" diye konuştu. Alper, toplumun bütün
sorunlarının açık bir şekilde
konuşulması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmelerde
bulundu: "Biz çoğu şeyi maalesef konuşamıyoruz.
Konuşamadığımız için de
"The Lobster"
sorunlar gün geçtikçe büyüyor
ve başka bir şeye dönüşüyor.
Eğer üniversitede, sokakta ya
da salonlarda konuşamazsak
siyaset yapamazsak iş başka
yerlere varır. Türkiye'de şunu
karıştırıyoruz, sinema politika
yapmaz, yapmamalı da. Yani
biz sanatçıların toplumsal
duyarlılıkları olabilir ama sinema perdesinde kalkıp siyaset
yapmamak gerekiyor. Tam tersine burada olanı insana anlatmak gerekiyor."
Kamuya ait sinema salonlarının yetersizliğine de değinen Alper, "Biz 'Çağımızın
sanatı sinema' diyoruz ama
sinema salonu yok. Türkiye'de
kamuya ait 3 sinema salonu
var. Biri burası, bir de Batman
ile Şanlıurfa'nın Viranşehir
ilçesinde var" ifadelerini kullandı.
06:08 İstiklal Marşı ve Günün
06:10 Pastane
07:00 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Muharrem Klip
09:20 Beni Böyle Sev
11:25 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
15:05 Pastane
16:05 1'de Bugün
16:20 Muharrem Klip
16:25 Zengin Kız Fakir Oğlan
18:50 Hava Durumu
18:55 Spor
19:10 Ana Haber Bülteni
19:50 Heredot Cevdet Saati
20:00 Filinta
23:30 Yabancı Sinema
01:05 Criminal Minds
"Kriminal"
01:55Ana Ocağı
06:45 Kahvaltı Haberleri
08:00 Nihat Hatipoğlu
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Kırgın Çiçekler
16:30 Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber
20:00 Kara Ekmek
23:20 Kim Milyoner
Olmak İster?
00:25 Biyonik Kız
01:25 Evli ve Öfkeli
04:00 Biyonik Kız
05:00 Doksanlar
20:00 FİLİNTA
Geçtiğimiz hafta Boris Zaharyas
ile geçmişinin ödeşmesini, onu
vurarak yaşayan Kahramanımız
Filinta Mustafa’yı bu hafta yeni
bir görev daha bekliyor… O da
Şehzade Mehmet’in davasındaki
büyük tanıklığı! Şu ana kadar
kendi yarattığı türlü oyunlarıyla
canını kurtaran Boris Zaharyas
(Serhat Tutumluer) gerçekten bu
sefer öldü mü? Yoksa bu da
oyunlarından biri mi? Mustafa
(Onur Tuna) ve Ali (Cem Uçan)
onun cesedini bulmadan buna
inanmayacaklardır… Boris’in
denize düşmeden önce
Mustafa’nın sözünü ettiği ve
Boris’in onu gülerek şüphelendirdiği Şehzade Mehmet’le
(Hakan Kurtaş) olan şifreli telgraflar nedir ?
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
05:15 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle
Lezzetin Haritası
11:00 Kiralık Aşk
13:45 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Kiralık Aşk
23:30 Yerli Dizi
01:45 Evleneceksen Gel
20:00 KARA EKMEK
Asiye ve Çetin sonunda
peşlerinde olan düşmanlarının kim olduklarını
öğrenirler. Ancak onlardan
kurtulmak hiç de kolay
olmayacaktır.
Mine'nin peşine düşen
Bade'yi ise hiç hesapta
olmayan bir son bekliyordur. Sonunda her şey yoluna girerken Asiye ve Çetin
çok büyük bir karar alırlar.
Daha fazla bu sırla yaşamak istemiyorlardır. Yeni
başlangıçlar için gizli saklı
kalanların su yüzüne çıkması gerekiyordur.
Her son yeni bir
başlangıçtır...
LİNET
KONSERİ
08 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
Edgar Ramirez, Luke Bracey,
Teresa Palmer ile Delroy Lindon
ve Numan Acar'ın oynadığı filmin
yönetmen koltuğunda Ericson
Core bulunuyor.
Keanu Reeves ile Patrick
Swayze'in 91 yılında çevirdikleri
ve o dönem oldukça başarılı
bulunup unutulmaz aksiyon sahneleriyle adından söz ettiren orjinal
Point Break'in 2015 yapımı
yeniden çevriminde, yine heyecanlı atlayışların ve kovalamacaların
bol olduğu bir aksiyon izleyiciye
sunuluyor.
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
08:00 Mustafa Karataş ile
Muhabbet Saati
10:30 Turgay Başyayla İle Lezzet
Yolculuğu
Yolculuğu - Tekrar
12:00 Nursel'in Mutfağı
Nursel'in Mutfağı - Yeni Bölüm
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
Evrim Akın İle Ev Kuşu - Yeni
Bölüm
14:00 Asla Vazgeçmem
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Güldür Güldür Show
23:30 Zor Baba
01:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
03:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
04:30 Asla Vazgeçmem
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
SELAMİ
ŞAHİN
KONSERİ
YARIN 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
"Point Break"
Yunan asıllı yönetmen Yorgos
Lanthimos'un yönettiği filmin başrolerinde Colin Farrell, Rachel Weisz, Jessica
Barden ile Olivia Colman gibi isimler
yer alıyor.
Çok da uzak olmayan bir gelecekten
ilginç bir distopya öyküsü anlatan filmin
konusu şöyle:
"Karısı tarafından terk edilen David,
kendisi gibi bekar insanların eş bulmak
üzere yerleştiği bir otelde kalmaya başlar. Ruh eşini bulması için 45 günü vardır ve eğer bunu başaramazsa seçeceği
bir hayvana dönüştürülecektir. Otelin
absürt kuralları, aynı kaderi paylaştığı
insanların halleri ve ceza olarak sürüleceği ormandaki asilerin korkusu bir
araya gelince çaresiz kalan David, derin
bir çıkmaza girer."
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
MEHMET
ERDEM
KONSERİ
BUGÜN
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
"Son Efsane"
Usta yönetmen Stephen Frears
imzalı filmde Ben Foster, Chris
O'Dowd, Guillaume Canet ile
Dustin Hoffman rol aldı.
Biyografi türündeki film, üst üste
7 kez kazandığı Fransa Bisiklet
Turu şampiyonluğuyla dünyaca
ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf
eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü
anlatıyor.
Son yılların en popüler figürlerinden biri olan Lance
Armstrong'un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü
anlatan filmin senaryosunu John
Hodge kaleme aldı.
06:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
07:30 Çizgi Film Kuşağı
07:50 Oynat Bakalım
08:35 Maşa ile Koca Ayı
05:30 Ulan İstanbul
06:35 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
11:00 Kısmetse Olur
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Ölümcül Takip
22:15 Yerli Dizi
23:15 Beyaz Show
01:45 Galip Derviş
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Aşkların En Güzeli
13:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
15:00 İşte Benim Stilim All-Star
/ Yeni Bölüm
19:00 Anasayfa
19:45 Baybars Altuntaş ile En
Zayıf Halka / Yeni Bölüm
21:00 İşte Benim Stilim
20:00 KİRALIK AŞK
Aşıklar arasındaki güç savaşı
başlıyor!
İki şirket arasında ateşkes imzalamaya karar veren Sinan ve
Yasemin, beraber çalışmak için
kolları sıvıyor. Sıra, Ömer ve
Defne’yi ikna etmekte. Bu o
kadar da kolay olmayacak!
Beraber çalışma fikri bir aşk ve
gurur oyununa dönüşüyor!
Ömer ve Defne, aralarında
geçen her şeyin hırsını işte şimdi
çıkarıyor. Hem Defne’nin, hem
de Ömer’in atacağı goller var.
Aşıklar arasındaki güç savaşı
başlıyor! Bu savaştan kim galip
çıkacak? Yoksa sonuç, yine aşktan yana mı olacak?
ANKARA
25 Aralık 2015 Cuma
3
Kent Konseyleri
Yenimahalle’de buluştu
Yenimahalle Belediyesi’nin ev sahipliğinde Türkiye Kent
Konseyleri Platformu 17. Genel Kurul Toplantısı yapıldı.
HABER MERKEZİ- Türkiye Kent Konseyleri
Platformu 17. Genel Kurul Toplantısı’na
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar,
Yenimahalle Kaymakamı Mustafa Dündar,
Yenimahalle Belediye Başkan Vekili Mehmet
Kartal, Başkan Yardımcısı Yaşar Neslihanoğlu,
Platform Dönem Başkanı Nurhan Özcan,
Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı Atila Çınar,
muhtarlar ve 100’e yakın kent konseyi başkanı katıldı.
Ev sahibi Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi
Yaşar “Elbette tüm belediyelerde o kentleri daha iyi
yönetebilmek adına Meclis üyeleri, belediye bürokratları bulunmaktadır. Ancak yine de tüm bu unsurların yaptığı iş ve hizmetler o şehrin tüm ihtiyaçlarına cevap verme veya o şehirde yaşayan her kesimin
ihtiyacını karşılama noktasında yeterli olmayabiliyor. İşte burada devreye sivil toplum örgütleri ve
kent konseyleri giriyor” dedi.
Kent Konseylerinin, kentin yaşanabilir hale gelmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması için çok
önemli görevleri olduğunu hatırlatan Yaşar “ Kent
yaşamına koyduğu katkılar nedeniyle, kent konseylerini çok önemsiyorum ve gelişmesi noktasında elimizden gelen gayreti göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Ancak henüz gerek belediyeler açısından
gerekse vatandaşlarımızdaki duyarlılık açısından
gerekli düzeye eriştiğimizi söylemek zor. Çünkü
Türkiye’deki belediyelerin yüzde 10’u kent konseylerini kurmuş durumda. Yani belediyelerimizin
yüzde 90’ ı yasalarla belirlenmesine rağmen görevi
ihmal ediyorlar” diye konuştu.
Kent konseylerinin aktif olması bünyesinde,
kadınları, gençleri, çocukları ve engellilerin çalışması gerektiğinin de altını çizen Yaşar “Çünkü içinde
yaşadığımız şehirler hızla büyüyen, dolayısıyla
problemleri de hızla artan şehirlerdir. Böyle bir
durumda kent halkının bir bütün olması, herkesin
kendi bilgisini, kendi tecrübesini bu kente katması,
dolayısıyla sorunları birlikte çözmesi gerekiyor”
dedi.
Alanya Kent Konseyi ve Türkiye Kent
KonseyleriPlatform Dönem Başkanı Nurhan Özcan
desteklerinden dolayı Başkan Yaşar’a plaket verdi.
Türkiye’de Kent Konseylerinin kurulma oranının
Çankaya Belediyesi, metruk gecekonduların yıkımını sürdürüyor.
çok düşük olmasından üzüntü duyduğunu belirten
Yenimahalle Kaymakamı Mustafa Dündar da kent
konseylerinin kurulması kadar işlevsel olmalarının
da çok önemli olduğunu vurguladı. Yasa gereği
kurulmuş fakat hiçbir işlevselliği olmayan Kent
Konseyleri olduğunu anlatan Dündar “Kent
Konseylerinin arkasında maddi ve manevi destek
olacak bir yerel yönetim yoksa başarılı olmaları
mümkün değildir. Bu konuda Yenimahalle çok şanslı. Çünkü Yenimahalle Belediyemiz bu konuda çok
büyük bir destek sağlıyor. Belediye Başkanımıza
tüm vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum” dedi.
Toplantıda Divan Kurulu ve sonuç bildirge komisyonlarının oluşturulmasının ardından Yenimahalle
Kent Konseyi’nin Yenimahalle Beceri İş ve Yaşam
Enstitüsü (BİYEN) Projesi, katılımcılara bir sunumla tanıtıldı. Tüm kent konseylerinin projelerinin
masaya yatırıldığı toplantıda karşılıklı görüş alışverişi yapıldı ve ortak kararlar alındı.
Genel Kurulun sonunda 17’inci Dönem Başkanı
Ev sahibi ilçe Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
Atila Çınar oldu.
Katılım ve desteklerinden dolayı tüm konuklara
teşekkür eden Yenimahalle Kent Konseyi Başkanı
ve yeni dönem Türkiye Kent KonseyleriPlatform
Başkanı Atila Çınar “ Bugün Türkiye’nin dört bir
yanından 100’E yakın temsilcimiz burada. Bununla
gurur duyuyorum. Birileri bu güzel ülkenin insanlarını ne kadar ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın, ülkemizin her yerinden insanlarımız gönüllü, koşulsuz,
önyargısız bir arada olmaya hazırlar. Kent
Konseyleri olarak demokrasi ve insan haklarıyla taçlanmış bir barış ikliminin yaşadığımız coğrafyada ve
dünyada yeniden yeşereceğine inanmak istiyoruz.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hem
ülkemiz hem ilimiz hem de ilçemiz için elimizden
gelenin en iyisini yapacağız” dedi.
Başkan Tiryaki sergi gezdi
HABER MERKEZİ- Ulucanlar Yarı Açık
Cezaevi Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda
ressam İclal Karaçete, ressam Nurten Sönmezocak
ve ahşap boyama sanatçısı Zeynep Bozbay’ın eserlerinin yer aldığı sergiyi ziyaret eden Altındağ
Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, sanatçılara sürpriz
yaptı. Eşi Saadet Tiryaki ile birlikte sergiyi gezen
Başkan Tiryaki, sanatçılara “başarılar” diledi.
Başkan Tiryaki’ye Altındağ Kaymakamı Ali Fuat
Türkel ve eşi ile Başkan Yardımcıları ve eşleri de
eşlik etti.
Çalışmalarını Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür
ve Sanat Merkezi Sanat Sokağı’nda yer alan atölyelerinde sürdüren 3 başarılı sanatçı, karşılarında
Başkan Veysel Tiryaki ve eşini görünce büyük mutluluk yaşadı.
Başkan Tiryaki’ye eserleri ve çalışmaları hakkında bilgi veren sanatçılar, Ulucanlar Yarı Açık
Cezaevi Sanat Sokağı gibi güzel bir mekanda çalışmalarını sürdürmekten büyük mutluluk duyduklarını
dile getirdiler ve kendilerine verdiği destekten dolayı Başkan Tiryaki’ye teşekkür ettiler.
Abdullah Baştürk, Yenimahalle’de anıldı
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu (DİSK) kurucusu ve ilk
Genel Başkanı Abdullah Baştürk ölümünün 24. yıldönümünde Yenimahalle
Belediyesi Nazım Hikmet Kültür
Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törenle anıldı.
HABER MERKEZİ- Türkiye Devrimci İşçi
Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurucusu ve ilk
Genel Başkanı Abdullah Baştürk ölümünün 24. yıldönümünde anıldı. Yenimahalle Belediyesi Nazım
Hikmet Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşen anmaya, Baştürk’ün eşi Ayten Baştürk ve
ailesinin yanı sıra CHP Grup Başkanvekili ve
Ankara Milletvekili Levent Gök, Çankaya Belediye
Başkanı Alper Taşdelen, DİSK Genel Başkanı Kani
Beko, DİSK Genel-İş Genel Başkanı Remzi
Çalışkan, Yenimahalle Belediye Başkanvekili
Mehmet Kartal ve çok sayıda işçi katıldı.
Abdullah Baştürk’ün açtığı aydınlık yolda ilerlemeye devam ettiklerini belirten DİSK Genel
Başkanı Kani Beko, “Biz taşeron olmak istemiyoruz
biz kadrolu olmak istiyoruz diyen milyonlarca işçi
arkadaşımı selamlamak istiyorum. Asgari ücretin de
en iyisini hak ediyorsunuz. Türkiye’nin bütçesini
masaya yatırdık, gelir gider tablosunu araştırdık ve
Çankaya’da
gecekondu
yıkımı sürüyor
asgari ücretin net 1800 lira olabileceğini rahatlıkla
gözlemledik. Eğer geçen sene siz alanlara çıkıp
asgari ücretin 1800 lira olması için mücadele vermeseydiniz hükümetin asgari ücret politikası bu yönde
oluşmazdı. Kıdem tazminatı konusu da aynı şekilde,
eğer kıdem tazminatları fona devredilirse hiçbir işçi
arkadaşımızın kesinlikle iş güvencesi kalmaz.
Bunun için çabalarımız devam edecek” diye konuştu.
İşçi sınıfı mücadelesinin efsane ismi Abdullah
Baştürk’ün anısı önünde saygıyla eğildiğini dile
getiren Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen,
“Abdullah Baştürk işçi sınıfı önderi olmasının yanı
sıra aynı zamanda özgürlük ve insan hakları mücadelesinin efsane ismiydi. Böyle isimler aslında
ölmezler ve yüreklerde yaşamaya devam ederler.
Ben bugün aranızda olmaktan onur duyuyorum. 12
Eylül’den sonra DİSK’in açılması ve Genel-İş’in
örgütlenmesi noktasında, rahmetli İsmail Hakkı
Önal’la birlikte sadece kendi belediyesinde değil o
dönemki bütün belediyelerde mücadele gösteren,
gecesini gündüzüne katan bir babanın evladıyım. Ve
şunu gururla söyleyebilirim ki, belediye başkanı
olduğum günden bu güne belediyesini sendikası ile
işçi arkadaşlarıyla birlikte yönetmeye gayret eden
bir belediye başkanıyım. Çünkü bizim bakış açımız
budur. Bizim için DİSK, kendi benliğimizin ve
yüreğimizin bir parçasıdır. Bizler belediyede de
şubemizle sık sık bir araya gelerek belediyenin daha
iyi yönetilmesi, Çankaya’nın daha iyi hizmet alması
noktasında birlikte karar alma mekanizmalarını
hayata geçiriyoruz” dedi.
DİSK yönetimi tarafından Çankaya ve
Yenimahalle Belediyelerine 10 Ekim’de Ankara’da
gerçekleşen terör saldırısı sonrasında gereken gayreti göstermelerinden dolayı teşekkür edildi.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi metruk,
terk edilmiş, kısmen ya da tamamen tehlike arz eden
yapıları yıkmaya devam ediyor. Çankaya sınırları içerisinde bu tür yapıların varlığına izin vermeyen Çankaya
Belediyesi, son olarak yıkım çalışmasını Birlik
Mahallesi bölgesinde gerçekleştirdi.
Birlik Mahallesi 389’uncu sokakta bulunan iki gecekondunun yıkılması ile birlikte bu yıl Belediyenin yıkımını gerçekleştirdiği gecekondu sayısı 100’e ulaştı.
Vatandaşın can güvenliğini tehdit eden yapıların kış
aylarında başka amaçlarla kullanılmaması adına yıkım
işlerini hızlandıran belediye ekipleri, tespit ettikleri
sahipli yapıları sahiplerinin onayını alarak, sahipsiz
yapılarda ise imar kanununun ilgili maddesi gereği
yıkım işlemini gerçekleştiriyor.
Atıklar fidana
dönüştü
Çankaya Belediyesi’nin “Geri
Dönüşümler Fidan Oluyor” kampanyası,
16 günde 3 bine yakın fidanı toprakla
buluşturdu.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi Çevre
Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nün pilot bölge olarak
belirlenen Çayyolu’nda başlattığı “Geri Dönüşümler
Birer Fidan Oluyor, Çankaya Temiz Hava Alıyor” kampanyasının deneme süreci başarıyla tamamlandı.
Evlerinde ve iş yerlerinde biriktirdikleri iki poşet geri
dönüştürülebilir katı atığı belirli noktalara teslim eden
Çankayalılara bir çam fidanı hediye edilen projeye katılım büyük oldu.
Çayyolu sakinleri ve bölgedeki okulların yoğun katılım gösterdiği geri kazanım kampanyası sonucunda, 16
gün içerisinde 2 bin 940 fidan, çevreci Çankayalılara
dağıtıldı. Çankaya Belediyesi ayrıca bu fidanların toprakla buluşturulması için isteyen Çankayalılara destek
de verdi. Pilot bölgede önemli başarı elde eden projenin
ilçenin diğer bölgelerine de yaygınlaştırılması üzerinde
çalışılıyor.
4
ANKARA
25 Aralık 2015 Cuma
Ankara Ticaret
Odası (ATO)
Yönetim Kurulu
Başkanı Salih
Bezci, yönetim
kurulu, meclis ve
komite üyeleriyle
birlikte Kültür ve
Turizm Bakanı
Mahir Ünal’a
“hayırlı olsun”
ziyaretinde
bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal:
“Ana kronik sorun anayasadır”
HABER MERKEZİ- Kültür ve Turizm Bakanı
Mahir Ünal ziyaretinde, ATO Başkanı Bezci, oda
hakkında bilgi vererek başladığı konuşmasında,
ATO’nun Ankara’ya kazandırdığı 3 bin 200 kişilik
Congresium Fuar ve Kongre Merkezi’nin ardından
uluslararası bir fuar merkezi yapmak üzere Ankara
Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışma yürüttüklerini söyledi. ATO bünyesinde Kongre ve Ziyaretçi
Bürosu kurarak uluslararası ölçekte kongrelerin
Başkent’te yapılmasına yönelik faaliyet yürüttüklerini kaydeden Bezci,
Ankara Alışveriş Festivali’nin ardından Ankara
Marka Festivali adıyla ikinci bir festivali şehre
kazandırdıklarını ifade etti.
ATO’nun 150 bine yakın üyesinin inşaattan
turizme varan geniş bir alanda faaliyetler yürüttüğünü de kaydeden Bezci, Antalya’da turizm yatırımı yapan firmaların birçoğunun ATO üyesi olduğunu söyledi. Türkiye’de yapılan pek çok reforma
rağmen yatırım yapmanın hala güç olduğuna dikkat
çeken Bezci, “Özellikle turizm yatırımları yaparken
bir çok bürokratik engelle karşılaşıyoruz. Bir yatırım izni alabilmek için dokuz ayrı kurul ve kurumdan izin alınması gerekiyor. Yabancı yatırımcıyı
ülkemize çekmek için bu izinlerin tek kalem olarak
Turizm Bakanlığı’ndan yapılmasını öneriyoruz. “
dedi. Yatırımcıların izinler için çok fazla zaman da
kaybettiğini belirtenBezci, “Bizler yatırım yapıp,
istihdama katkı sağlayacak, turist getirip, ekonomiye gelir sağlayacağız. Yatırımların kolaylaştırılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Koruma kurulları konusu Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı konulardan biri
olduğunu kaydeden Bakan Ünal, koruma kurulu
başkan ve müdürleriyle toplantı yaptığını ve vatandaşların bu kurullardan şikayetleri hakkında bilgi
edindiğini anlattı. Bakan Ünal, sözlerini
“Şehirlerimizin bir kimliği olmadığı için, şehirlerimiz kanserli bir hücre gibi büyüyor. Yani şehir
kafasına göre büyüyor. Şehrin büyümesinin planlanması gerekiyor. Şehrin tarihi dokusunun, merkezinin korunması gerekiyor.
Sanayi anlamında gelişecek bölgesinin tespit
edilmesi, eğitim, kültür alanlarının tespit edilmesi
ve buna göre bir kimliğine uygun bir planlama
gerekiyor. Ve bu planlamanın ardından koruma
kurullarına (sen şuraları koruyacaksın şu standartlarda koruyacaksın, şu kriterler çerçevesinde davranacaksın) demek gerekiyor”dedi.
“Önümüzdeki süreçte biz kültürü şehir üzerinden planlayacağız” diyen Bakan Ünal, sözlerini
şöyle sürdürdü: “Yani Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, büyükşehir belediyeleri, ticaret odaları, bunlarla birlikte şehri plan-
layacağız. Kültürü çok soyut bir şekilde konuştuğunuz zaman plastik sanatlar, görsel sanatlar vs bunların şehir yaşamdaki karşılığı nedir? Bunların şehirde yaşayan insanlara dokunma biçimi nedir?
İnsanlar sanatla kültürle nerede buluşacaklar?
Büyükşehir belediyesinin rolü ne olacak, ticaret
odalarının rolü ne olacak ya da üniversitelerin rolü
ne olacak? Biz biraz koordinatör bakanlık gibi davranmayı düşünüyoruz. O yüzden ticaret odalarıyla
da işbirliğimiz olacak. Bu sizin için de bir sosyal
sorumluluktur.”
Ankara ve İstanbul’da bulunan Atatürk Kültür
Merkezleri’nin iyi durumda olmadığını kaydeden
Bakan Ünal, Ankara’da Kültür Bakanlığı’nın opera,
bale, tiyatrosu olduğunu 4 bin 200 sanatçısı bulunduğunu ancak Kuğu Gölü Balesi gibi eserleri sergileyecek sahneye sahip olmadığını söyledi.
ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Ertürk’ün
Ankara’nın Altındağ bölgesindeki tarihi ve kültürel
unsurlara dikkat çekmesi üzerine, Ankara’nın da
İstanbul’daki gibi “sur içi” bölgesinin olduğunu
söyleyen Bakan Ünal, çok az kalıntının belli yerlerde kaldığını, sur içinde de çoğunlukla gecekonduların bulunduğunu belirterek “Büyükşehir Belediyesi
buralarda ilgili kentsel dönüşüm düşünüyor. Biz
Büyükşehir’le beraber çalışıp sur içini yani tarihi
Ankara’yı ortaya çıkarabiliriz” dedi.
Başkan Ak’tan Osmanlı
Pazarı'na destek sözü
Keçiören Belediyesi, çıkan yangın sonucunda büyük zarar gören Osmanlı
Pazarı’na destek sözü verdi.
HABER MERKEZİ- Çıkan yangın sonucunda büyük
zarar gören Osmanlı Pazarı’na Keçiören Belediyesi’nden
destek sözü. Son gelişmeler konusunda açıklama yapan
Osmanlı Pazarı Kooperatif Başkanı Hamit Özsoy şöyle
konuştu: “ Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, sıkıntımız
çok büyük. Esnafın 100-500 bin TL arası zararı var. Bu zor
günümüzde bizden desteklerini esirgemeyen öncelikle
Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’na, Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek’e ve bizim
başkanımız Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’a ve
ATO
Başkanımız
Salih Bezci’ye
çok teşekkür
ederiz. Mustafa
Başkanımız
zaten bizi çok
iyi tanıyor. Her
zaman gelir,
halimizi hatırımızı sorardı.
Yangından sonrada hiç yanımızdan ayrılmadı. Halen
sürekli arayıp, gelişmeleri takip ediyor. Çok yakın zamanda
pazarımızın yeni planı çizilecek, ısıtması-soğutması olan
modern bir tesis Keçiören’e kazandırılacak.”
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak ise açıklamasında şunları söyledi: “ Keçiören Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana sıkıntısı olan, dara düşen, bizim
desteğimize ihtiyacı olan her vatandaşımızın hep yanında
olduk. Bugünde desteğimize en çok ihtiyacı olan vatandaşlarımız Osmanlı Pazarı esnafı. Biz esnafımızın her konuda
yanındayız. Elimizden ne gelirse, ne zaman desteğimize ihtiyaçları duyarlarsa yanlarındayız. Keçiören’de hiç kimse yalnız değildir. Şu anda Ankara Büyükşehir Belediyesi harfiyatını yanan pazarın harfiyatını aldı. Yeni bir proje çizilecek.
Daha modern bir tesis en kısa zamanda Keçiören’e yeniden
kazandırılacak.”
Türkçe Eğitim Bayramı
Keçiören’de kutlandı
Mamak Zabıtası
yıl sonu denetiminde
BEREKET KUMBARASI
36 yaşındaki yürüme engelli Beyhan Özay, Keçiören TOGEM binasında bulunan Bereket Kumbarası sayesinde akülü araç sahibi oldu.
AYŞEGÜL BALDEMİR- Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak, eşi
Hatice Ak ve Keçiören
TOGEM Başkanı Dr. Ayten
Aydın, Keçiören TOGEM binasında
misafir edilen Özay’a aracını teslim
etti. Yüzde 80 engelli raporu olan
Beyhan Özay, annesi Sevim Özay ve
oğlu Barış Emre (12) ile birlikte yaşıyor. Belediye ekiplerinin yaptığı ev
ziyaretlerinde akülü aracının bozulduğunu, bu yüzden kendisini özgür hissedemediğini belirten Özay’ın yardımına
Bereket Kumbarası koştu. TOGEM
binasına ihtiyaç sahibi engelli vatandaşlara akülü araç alınabilmesi için
yerleştirilen Kumbara, Özay’ın tekrar
özgürce hareket edebilmesini sağlayan
bir vasıta oldu. Engellilere yönelik hizmetlerinden dolayı Başkan Ak’a teşekkür eden Özay, “Bu mübarek günde
Allah sizden razı olsun. Başkanımız
Mustafa Ak, her daim yanımızda ve
bizden desteğini hiç esirgemiyor” diye
konuştu. Oğlunun okula devamsızlık
yapmasından Başkan Ak’a dert yanan
Özay, “Başkanım okula zor gönderiyoruz” dedi. Okulun çok güzel bir ortam
olduğunu belirten Mustafa Ak ise, “Sen
de istersen her türlü
zorluğun üstesinden
gelirsin. Diploman
olmazsa çok sıkıntı
çekersin. Şimdi zor
geliyor belki, ama
daha sonra keşke
okusaydım dersin.
Derslerine güzelce
çalış, inşallah ileride çok iyi bir mesleğin olur” tavsiyelerinde bulundu.
Başkanın bu sözleri
üzerine Barış Emre,
derslerine daha dikkatli çalışıp okula
devamsızlık yapmayacağı sözünü
verdi.
HABER MERKEZİ-Mamak
Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri Yılbaşı yaklaşırken, tedbirlerini
artırdı. Yılbaşı alışverişlerinin artması nedeniyle denetimlerini artıran zabıta ekipleri, özellikle gıda
satışı yapan işyerlerini mercek altına aldı.
Vatandaşların yeni yılı huzurlu
bir ortamda, sorunsuz
karşılaması için
önlemler alan ekipler,
ilçe genelinde kapsamlı bir denetim
başlattı.
Özellikle un ve
unlu mamüllerin üretimi ile satışı yapılan
yerlerde, kuruyemiş,
pastane ve şekerleme
satışı yapan işyerlerinde titiz davranan
ekipler kontrollerini
sıklaştırdı. Gıdaların
tazelikleri, ambalajları, imal ve son
kullanma tarihlerini gözden geçiren
Mamak Zabıtası, işletmecilere
uyulması gereken kurallar hakkında
bilgi verirken, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi konusunda da
çalışanları uyardı.
Vatandaşların sağlığını tehdit
edecek üretim ve gıda satışına asla
izin vermeyeceklerini belirten
Mamak Belediye Başkanı Mesut
Akgül, alışveriş yapan vatandaşların da bu konuda duyarlı ve hassas
olması gerektiğini söyledi. Akgül,
denetimlerdeki asıl amacın halk
sağlığını korumak ve gözetmek
olduğunu vurgulayarak, Mamak
Belediyesi olarak üzerlerine düşeni
yaptıklarını ve yaklaşan yılbaşı
nedeniyle vatandaşların huzuru ve
sağlığı için ilçe genelinde periyodik
olarak yapılan denetimleri artırdıklarını söyledi.
NECATİ PARMAK-“21 Aralık Türkçe
Eğitim Bayramı” Estergon Kalesi Türk Kültür
Merkezi kümbet katında gerçekleştirildi.
Etkinliğe, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa
Ak, Makedonya Cumhuriyeti Maslatahgüzarı
Şpresa Yusufi, İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mustafa Kılıçgil, Türksoy Genel Sekreter Yardımcısı Prof.
Dr. Fırat Purtaş ve Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil katıldı.
İki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından programda Türkçe Eğitim Bayramı konulu bir sinevizyon gösterisi
yapıldı. Programın konuşmacısı Gazi Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.
İbrahimgil, Makedonya ve Türkçe Bayramı ile ilgili bilgiler
verdi.
Makedonya'da yaşayan Türk toplumunun resmi bayramı
olan Türkçe Eğitim Bayramı’nın 9 yıldır kutlandığını ve
2007'de kazanılan bu hakkın Türklerin Makedonya'da var
oluşunun en önemli göstergesi olduğunu ifade eden Başkan
Mustafa Ak, “Türk toplumu Türkçesiyle, edebiyatıyla, sanatıyla, tarihiyle, kültürüyle, geleneği ve manevi değerleriyle
asırlardır bu topraklarda varlığını kabul ettirmiştir.
Balkanlarda yaşayan yaklaşık 1 milyon soydaşımızın kazanımlarından dolayı memnunuz. Oradaki çocuklarımızın ana
dillerinde eğitim almaları ve kendi kültürel kimliklerini
korumaları çok önemli bir aşamadır” dedi. Bugün 15 ülkede
Türkçe konuşulduğunu belirten Başkan Ak, en zengin dillerden biri olan Türkçe’yi koruma konusunda hassas davranılması gerektiğini kaydederek, “Dilimizi iyi öğrenmeli, yabancı kelimelerin dilimiz üzerindeki istilasına kaşı dikkatli
olmalı ve korumalıyız. Korumak beslenmesine engel olmak,
gelişmesini duraklatmak değildir. Korumak sahip çıkmaktır.
Bu vesileyle diline, kimliğine sahip çıkan soydaşlarımızı kutluyorum” diye konuştu. Başkan Ak, Makedonya ile kültürel
bağları güçlendirmek amacıyla çalışmalar yaptıklarını, Jupa
Belediyesi ile kardeşlik protokolümüz imzaladıklarını hatırlatarak “Kendileriyle kardeşlik iftarında Uluslararası
Ramazan Etkinliklerimizde bir araya geldik. 2014 yılında
Kocacık'ta Atatürk'ün baba evinin açılışında bulunduk. Jupa
Belediyesinin hizmet binasının yapımına katkı sunduk.
Kültürel bağları güçlendirmek ve nesilden nesile devam
ettirmek adına çeşitli programlar yapıyoruz. Makedonya
Türklerinin bu çok değerli ve mutlu bayramını kutlamaktan,
faaliyetlere destek vermekten sonsuz derecede mutluyuz. İş
birlikleri için Makedonya Hükümeti ve Makedonya
Büyükelçiliği’ne ve TÜRKSOY'a da çok teşekkür ediyorum” mesajını verdi. Maslatahgüzar Şpresa Yusufi ise,
Makedonya Cumhuriyeti’ne ve kendilerine verdiği anlamlı
destek için Mustafa Ak’a teşekkür ederek sözlerine başladı.
21 Aralık’ın Türkler için önemli bir gün olduğunu ve her
yıl Türkçe Bayramı’nın kutlandığını kaydeden Yusufi,
“Anayasada yer alan resmi bir bayramdır. Makedonya ve
Türkiye arasında geleneksel ve sıkı bir işbirliği vardır.
Öğrenciler ve sanatçılar da bu iş birliğinin önemli köprüleridir” diye konuştu. İlçe Milli Eğitim Müdürü de Kılıçgil, 542
yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan Makedeonya’da kutlanan
bu anlamlı bayramı Keçiören’e taşıyan Başkan Ak’a ve Türk
Dili’nin tanıtılmasına vesile olan herkese teşekkür etti.
ANKARA
25 Aralık 2015 Cuma
Ankara Oto
Sanatkarları Esnaf
Odası ‘Birlik,
Beraberlik ve
Eğitim Semineri’
düzenledi. Swiss
International
Kızılcahamam
Anadolu
Salonu’nda
gerçekleştirilen
seminere ilgi
yoğundu.
Oto Sanatkarları Esnaf
Odası seminerde buluştu
MİHRİBAN DEMİREL-Ankara Oto
Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Mustafa
Arslanoğlu’nun ev sahipliğinde ‘Birlik,
Beraberlik ve Eğitim Semineri gerçekleştirildi. Seminere, ANKESOB Başkan Vekili
Hüseyin Ar’ın yanı sıra Ankara Büyük
Şehir Belediye Başkan Vekili Ali Gökşin, Büyükşehir
Belediye Meclis Üyesi Ahmet Arslanoğlu, işadamı
Hilmi Yaman, oda başkanları, sektörle ilgili çeşitli firmaların temsilcileri ile çok oda üyesi oto sanatkarı
katıldı.
Birlik, Beraberlik ve Eğitim Semineri’nde konuşan
Ankara Oto Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Mustafa
Arslanoğlu, göreve geldikleri günden itibaren sektörün
ve meslektaşlarının menfaatlerine yönelik kurum ve
kuruluşlarla her zaman işbirliği içerisinde olduklarını
belirterek, esnaf ve sanatkarın sorunları ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ve bu sorunların büyük bir bölümünü çözdüklerini söyledi. Arslanoğlu, birçok başarılı
projeye imza attıklarını ve esnafa her türlü kolaylığı
sağladıklarının altını çizerek özellikle Oto
Sanatkarlarının gelişen teknolojiyi yakından takip
etmelerini ve çok hızlı bir şekilde gelişen teknolojik
yeniliklere uyum sağlanmasının önemini vurguladı.
Oda Başkanı Arslanoğlu, özellikle başlatacakları
UMEM kurslarının önemli olduğunu, bu sayede esnafın SSK primlerine destek olacağını, birlik, beraberlik
ve dayanışma içerisinde olmaya devam edeceklerini ve
bundan sonra esnafı hem bilgilendirici hem de eğitici
seminerlerin devam edeceğini kaydetti.
ANKESOB Başkan Vekili Hüseyin Ar da kendisini
tanıtarak başladığı konuşmasında birlik, beraberlik ve
eğitim toplantılarının sık sık yapılmasının önemine işaret ederek, "Bugün burada ortak akıl geliştiriyoruz.
Sadece Ankara sanayisinin; İskitler, Ata Sanayi, Oto
Sanayi, İvedik ve Şaşmaz'ın sorunlarını tartışmıyor,
aynı zamanda Türkiye'nin sorunlarını da konuşuyor ve
tartışıyoruz. Odaya üye meslektaşlararası birlik ve
beraberliği sağlamak ve ortak bir vizyon geliştirmek
amacıyla düzenlenen bu eğitim seminerini düzenlemelerinden dolayı Başkan Mustafa Arslanoğlu ve yönetimini ANKESOB olarak kutluyor, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.
"Oto Sanatkarları Esnaf Odası, temsil ettiği üye
sayısı anlamında Ankara'da hizmet veren en büyük
odalarımız arasında yer alır." diyen Ar, "Sadece atölyelerinizde ve işyerlerinizde oto tamiri yapmak, karbiratör sökmek ve boya yapmak gibi işler sizi geliştirmez.
Sizi geliştirecek konuların başında bu tür toplantılar da
gelir. Bilgi ve teknoloji çağında yaşıyoruz.
Birbirimizden bilgi alışverişi yapmak zorundayız. Artık
günlük kısır çekişmeleri bırakıp, sistemleri tartışmak,
makine parklarımızı yenilemek, işyerlerimizi ve vizyonumuzu geliştirmek zorundayız. Biz kendimizi yenilemezsek, kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin arasına
katılırız. Bu da çok acı olur." ifadelerini kullandı.
Esnaf ve sanatkarı ilgilendiren bazı yasal düzenlemeler hakkında bilgi veren ANKESOB Başkan Vekili
Hüseyin Ar şöyle devam etti: "Yeni yasal düzenlemeler
var. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek
Kuruluşları Kanunu'nda değişiklikler olacak. Esnaf ve
sanatkarlara yönelik olarak özellikle yeni yapılandırma
ve kanunda, radikal tedbirlerin alınmasıyla ilgili kararlar var. Esnaf tanımı yeniden ele alınıyor. 1 Ocak 2016
tarihinden itibaren Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz
(ÖKC) kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Biz, altyapı
biraz daha otursun, insanlar alışsın diye yeni nesil pos
cihazlarının kullanımının bir yıl ertelenmesi için uğraşıyoruz. Ayrıca, elektronik tebligat uygulamasına 1
Ocak 2016 tarihi itibarıyla başlanacak, ANKESOB olarak esnaf ve sanatkarlarımızın bu konulara uyumu
konusunda çalışmalar yapıyoruz. KOSGEB ile ilgili
çalışmalarımız var. Bakanlar Kurulu kararı yayınlandı.
KOSGEB 30 yaşını aşmamış yeni iş kurmak isteyen
genç girişimcilere 30 bin lira 0 faizli kredi desteği veriyor. Ancak, bu destekten yararlanmanın bazı şartları
var. Kredi kefalet kooperatifleri aracılığı ile kredi aldıysanız borcunuz olmayacak ve yine KOSGEB tarafından hibe kredisi kullanmamış olacaksınız. Yine, 100
bin liraya kadar faizsiz kredi kullanma imkanı var.
Ayrıca, engelli esnaf ve sanatkarlarımız da işyeri açtıklarında hibe desteğinden yararlanabilecekler. Kredi kullanım şekil ve şartları netleştikten sonra sizlere daha
sağlıklı bilgiler veririz."
Pursaklar’da
sinema keyfi
Pursaklarda, Sakal-ı
Şerif’e yoğun ilgi
HABER MERKEZİ-Mevlit
Kandili’nde Pursaklar’a getirilen
Sakal-ı Şerif ziyaretine vatandaşlar
yoğun ilgi gösterdi. Mevlit Kandili
nedeniyle Pursaklar Belediyesi hamım
evlerinde Sakal-ı şerif ziyareti yapıldı.
Hz. Muhammed (s.a.v)’in doğum
günü olan Mevlit Kandili’nde
Resulullah Efendimiz’in mübarek
Sakal-ı Şerif’i Pursaklar Belediyesi
Nezaket, Ayyıldız, Saray, Altınova
hamım evleri ve Tevfik İleri Kültür
Merkezi başta
olmak üzere
birçok noktada
halkın ziyaretine açıldı.
Salavatlar eşliğinde Sakal-ı
Şerif’i ziyaret
edip,
Peygamber
Efendimiz’i
dualarla anan
ziyaretçiler,
duygu dolu
anlar yaşadı.
Peygambere
duyulan hasret
ve muhabbet
Sakal-ı Şerif’in
fotoğrafı çekilerek ölümsüzleştirildi.
HABER MERKEZİ-Pursaklar
Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü
her ay yeni bir rekora imza atıyor.
2015’te hizmete açılan sinema salonunda aralarında yer alan “120”,
“Mucize”, “Selvi Boylum Al
Yazmalım”,
“Yunus Emre
Aşkın Sesi”,
“Neşeli Ayıcıklar”,
“Pinokyo”, “6
Süper Kahraman”,
“Minyonlar” gibi
her yaşa uygun
filmler izleyici ile
buluştu. Aralarında
‘6 Süper
Kahraman’,
‘Neşeli Ayıcıklar’,
ve ‘Minyonlar’ın
bulunduğu filmleri
ise geçtiğimiz günlerde 665 çocuk
izledi.
Pursaklar Belediyesi Tevfik İleri
Kültür Merkezi’ndeki sinema salonunda çocuklara, gençlere ve yetişkinlere hitap eden birbirinden güzel
filmler ücretsiz olarak halkın hizmetine sunuluyor. İlçedeki kültür sanat
faaliyetlerini arttıran Pursaklar
Belediyesi’nin bu uygulaması ilçe
sakinleri tarafından büyük destek
gördü. Öğrencilere, gençlere ve yetişkinlere ücretsiz olarak sunulan bu
sanatsal faaliyetlerin Pursaklar için
büyük bir hizmet olduğunu belirten
ilçe sakinleri “Bizi sinema ile buluşturan Başkanımız Selçuk Çetin’e
teşekkür ediyoruz” dedi.
28 Aralık tarihine kadar çocuklar
için animasyon filmi olan Pinokyo,
Sinema Tebessüm’de izleyici ile
buluşacak.
5
Nazım Hikmet’te
heykel sergisi
HABER MERKEZİ-Yenimahalle Belediyesi
Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi Aslan
Başpınar’ın heykel sergisine ev sahipliği yaptı. Heykel
sanatına ilkokuldan itibaren ilgi duymaya başlayan ve
1982 yılına kadar kendi köyünde çalışmalarını sürdürürken tesadüfler sonucunda Gazi Üniversitesi Heykel
bölümünde misafir öğrenciliğe kabul edilerek profesyonel anlamda heykel sanatıyla tanışan Aslan Başpınar,
1984-2015 yılları arasında ürettiği eserlerinden oluşan
seçkiyi Hikmet Çetinkaya Sergi Salonu’nda sanatseverlerin beğenisine sundu.
Başpınar’ın heykel ve heykel projeleri sergisinin
açılışına Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar,
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, CHP
Yenimahalle İlçe Başkanı Ahmet Meşe, Yenimahalle
Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Kartal, Belediye
Başkan Yardımcıları Erhan Aras, Yaşar Neslihanoğlu
ve sanatseverler katıldı.
Açılışın
ardından sergiyi gezerek
tüm eserleri
yakından inceleyen
Yenimahalle
Belediye
Başkanı Fethi
Yaşar
“Yenimahalle
kültür ilçesi
oldu.
İlçemizde
farklı dallarda
birbirinden değerli sanatçıları ağırlamaktan onur duyuyorum. Sanata ve sanatçıya önem vermeyen toplumlar
gerilemeye mahkumdur. Sanat eleştiri yapar, sanatçı
doğru söyler. Demokrasilerde idarecilerde, onların sözlerine, eleştirilerine tahammüllü olmalıdırlar. Ülkesini
seven ve yanlışlara karşı çıkan sanatçılar bedel ödeseler de yine hayattaymış gibi her zaman anılırlar, yaşarlar. Biz onurla, gururla sanatın ve sanatçının yanında
olmaya, onların etkinliklerine destek olup, onları ilçemizde ağırlayarak Yenimahallelilerle buluşturmaya
devam edeceğiz” dedi.
Uzun yıllar muhtelif heykel atölyelerinde heykel
çalışmalarını sürdüren ve 1996 yılından itibaren
Ankara’da oluşturduğu kendi atölyesinde sanatsal faaliyetlerine devam eden sanatçının, 1984 yılından 2015
yılına dek tasarlamış olduğu 130 a yakın rölyef ve
figürlerden oluşan küçük heykel ile 6 büyük anıttan
oluşan sergisi 28 Aralık Pazartesi gününe kadar ziyaret
edilebilecek.
İşaret dili
kursiyerleri
öğrendiklerini
uyguladı
Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler İlköğretim Okulu’nu
ziyaret eden, Pursaklar Belediyesi Nezaket
Hanımevi’ndeki işaret dili eğitimi alan kursiyerler,
öğrendiklerini uygulamaya koydu.
HABER MERKEZİ- Pursaklar Belediyesi bünyesinde ilk defa açılan işaret dili kursu büyük ilgi gördü.
Kursa katılan hanımlar, düzenli aralıklarla işitme engelli
okullarını ve diğer kurumları ziyaret ediyor. Bu hafta
Altındağ’daki
Kemal Yurtbilir
İşitme
Engelliler
İlköğretim
Okulu’nu ziyaret ederek
öğrencilerle bir
araya gelen kursiyerler, keyifli
bir gün geçirdi.
İki ay boyunca
hanım evindeki
kursta eğitim
gören kursiyerler, teorik eğitimlerini uygulamaya koydu.
Engellilerle sağlıklı ve etkili iletişim kurmanın yöntemlerini yerinde uygulayan kursiyerler, öğretmenlerden de
tam not aldı. Ziyarette öğrencilere çikolata hediye eden
hanımlar, yüzleri güldürdü. Ziyaretten memnun kalan
okul yönetimi, Pursaklar Belediyesi Nezaket Hanımevi
kursiyerlerine teşekkür etti.
6
DIŞ DÜNYA
25 Aralık 2015 Cuma
Bosna savaşının “zarif ve onurlu
kadını”: MELİHA VARESANOVİC
Bosna'daki savaşın
sürdüğü 1994 yılında, kuşatma altındaki Saraybosna'da
çekilen fotoğrafıyla
savaşın sembol
isimlerinden biri
haline gelen Meliha
Varesanovic, savaş
şartlarında gösterdiği zarafetle
"gururlu" Bosna
kadınını temsil ettiğini söyledi.
SARAYBOSNA - Ayağında topuklu
ayakkabıları, üzerinde elbisesi ve boynunda takılarıyla adeta podyumda yürüyen bir mankeni andıran fotoğrafıyla o
dönem dünya kamuoyunda geniş yankı
bulan Varesanovic, savaş günlerinde
dahi ara vermeden çalışmaya devam ettiği belediyedeki işinden kısa süre önce
emekli oldu.
AA muhabirine konuşan Varesanovic,
savaşa ve dünya çapında üne sahip
fotoğrafının çekildiği o güne dair açıklamada bulundu.
Fotoğrafın Nisan 1994'te belediyedeki
işinden eve dönerken çekildiğini söyleyen Varesanovic, "savaşın ortasında zarif
kadın" temalı bu fotoğrafın çekildiğinden haberi dahi olmadığını ifade etti.
Varesanovic, İngiliz foto muhabiri
Tom Stoddart'ın çektiği fotoğrafın yayınlanmasından yıllar sonra adresine, kapağında kendi resminin bulunduğu dünyaca ünlü bir derginin gönderildiğini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Savaş boyunca Saraybosna'daydım ve
çalışmaya devam ettim. O gün de işimden evime dönüyordum. Etrafımızdan
askerlerin olmasına, sık sık patlamaların
İngiltere’de
Müslüman
ailenin ABD
uçağına
binmesi
engellendi
yaşanmasına alışmıştık. O gün de bir
patlama oldu. Biraz duraksadım ve yola
devam ettim. Benim için sıradan bir
gündü. O an olağanüstü bir durum fark
etmedim. Fotoğrafın çekildiği yerden
geçerken savaş sırasında Saraybosna'da
bulunan Tom Stoddart benim fotoğrafımı
çekmiş. Bundan yıllar sonra haberim
oldu."
Fotoğrafı yıllar sonra adresine geldiğinde çok heyecanlandığını ve aynı
zamanda gururlandığını belirten
Varesanovic, "Fotoğrafa daha derin baktığınızda gururun yanı sıra yüzümde gizlenen bir hüzün olduğu fark ediliyor.
Fotoğrafın çekildiği dönemde annemi
kaybetmiştim. Annemin bana bıraktığı
en büyük miras, ne olursa olsun hayata
devam etmek ve başım yukarıda yürümekti. Ben de öyle yaptım" diye konuştu.
Varesanovic, bu fotoğraf sayesinde
tüm dünyanın Bosna Hersek kadınının
gururlu ve savaşçı yanını gördüğünü ve
Bosna halkının nasıl ayakta kaldığına
şahit olduğunu ifade etti.
Fotoğrafını çeken Stoddart ile yıllar
sonra sosyal paylaşım siteleri aracılığıy-
la tanıştıklarını belirten Varesanovic,
İngiliz fotoğrafçının daha sonra
Saraybosna'ya gelerek kendisini ziyaret
ettiğini söyledi.
Stoddart'ın savaşın ardından sürekli
kendisinin hayatta kalıp kalmadığını
düşündüğünü öğrendiğini anlatan
Varesanovic, "Hayatta olduğumu öğrenince benimle tanışmak için
Saraybosna'ya geldi. Fotoğrafçının her
fotoğrafında anlatmak istediği bir hikaye
vardı. Stoddart'ın gözünden benim hikayem ise savaşın ortasında, başı dik,
gururlu ve şık bir kadının duruşuydu"
dedi.
Fotoğrafın hikayesini Stoddart'tan dinlediğini söyleyen Varesanovic,
"Patlamanın ardından geri çekilirken
beni görmüş. Saraybosna'da en yoğun
kuşatma altındaki semtti Dobrinje.
Etrafta bombaların patladığı, askerlerin
gezdiği bir semtte topuklu ayakkabı
giyen son derece bakımlı birini görünce
çok şaşırmış ve bu anı ölümsüzleştirmek
istemiş" ifadesini kullandı.
Varesanovic, fotoğrafın ardından birçok olumlu yorum yapıldığını belirterek
bunların arasından en çok "Kraliçe
Elizabeth ile çay içmeye giden hanımefendi" ve "Gelecek sezonun modası
Bosna Hersek'te tanıtılıyor" yorumlarını
beğendiğini kaydetti.
Fotoğraf sayesinde ülkenin "moda
ikonu" haline gelen Varesanovic, küçük
yaştan itibaren bakımlı olmaya özen
gösterdiğini, kadını kadın yapan en
önemli özelliğin zarafet olduğunu vurguladı.
Belediyesinde 40 yıl çalıştıktan sonra
kısa süre önce emekliye ayrılan
Varesanovic, uzun süren çalışma yaşantısından aklında en fazla savaş günlerinin
kalacağını söyledi.
Savaş sırasında herkesin birlik ve
beraberlik duyguları içinde hareket ettiğini anlatan Varesanovic, "Her sabah işe
geliyorduk ama ertesi gün birbirimizi
tekrar göreceğimizin garantisi yoktu. Bu
nedenle herkes büyük bir heyecan ve
mutlulukla çalışıyordu" diye konuştu.
Çalışma arkadaşları tarafından son
derece güzel ve anlamlı bir şekilde
emekliliğe uğurlandığını belirten
Varesanovic, kendisine daha çok zaman
ayırıp seyahat ederek emekliliğinin tadını çıkaracağını sözlerine ekledi. (AA)
Kerry, ABD tarihinde en çok
seyahat eden dışişleri bakanı
ABD, PKK'lı Parlak'ın
sınırdışı kararını 90
gün erteledi
WASHINGTON - ABD'de yaşayan PKK'lı terörist İbrahim Parlak için 2005 yılında verilen ve
bugüne kadar özel yasayla iki kez ertelenen sınır
dışı kararının uygulanması, İç Güvenlik Bakanlığı
tarafından 90 gün ertelendi.
Michigan eyaletinde yaşayan terörist Parlak'a,
sınır dışı edilmeden önce, İç Güvenlik Bakanlığı
tarafından 90 gün ek süre verildi. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, Parlak'ın avukatına, BM
İşkenceyi Önleme Sözleşmesi çerçevesindeki başvurusuna istinaden bu ek sürenin verildiği kaydedildi. Parlak ve bölücü terör örgütü elebaşlarından
Murat Karayılan'ın da aralarında bulunduğu PKK'lı
grup, 1988'de Suriye sınırından Türkiye'ye geçerken jandarma ile girdikleri çatışmada iki askeri
şehit etti. Üzerinde kalaşnikof ve el bombasıyla
yakalanan Parlak, 16 ay hapis yattıktan sonra, sahte
pasaportla 1991 yılında ABD'ye kaçarak siyasi iltica talebinde bulundu.
Kendisine 1992 yılında ABD hükümeti tarafından siyasi iltica hakkı verilen PKK'lı terörist
Parlak, Michigan'da "Gülistan Cafe" adlı bir işletme açtı ve "green card" başvurusu yaptı. 1997
yılında ABD'nin PKK'yı terörist örgütler listesine
alması, Parlak'ın ileride Amerikan vatandaşı olma
hayalini sona erdirmiş oldu.
2004 yılında, "bir terör örgütüne mensup olduğunu ve hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğunu
gizlediği" için FBI tarafından gözaltına alınan
Parlak, 10 ay hapis yattı ve daha sonra 50 bin dolar
kefaletle serbest bırakıldı. Ancak mahkeme, 2005
yılındaki son duruşmada PKK'yı hala desteklediğini ifade eden Parlak'ın Türkiye'ye iadesine karar
verdi. Siyasi çevrelerle iyi ilişkiler kuran Parlak
için özellikle Michigan'ın Demokrat Senatörü Carl
Levin, İç Güvenlik Bakanlığı'nda devreye girerek,
iki kez ikişer yıl sınır dışı kararının Kongre'de ertelenmesini sağladı. Kısa zaman önce emekliye ayrılan Levin'in yerine seçilen yeni Senatör Gary
Peters ise Parlak için özel bir yasa çalışması yapmayacağını açıkladı.
Levin ile Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi
Fred Upton, Parlak'ı ABD vatandaşı yapmak için
Senato'ya ve Kongre'ye 3 kez özel yasa önergesi
verdi. Ancak PKK'lı Parlak'a Amerikan vatandaşlığının yolunu açan yasa önergeleri kabul edilmedi.
(AA)
WASHINGTON - ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry, göreve geldiği
Şubat 2013'ten bu yana 77 ülke ziyaret ederek 1 milyon 551 bin kilometre yol kat etti ve ABD'nin en çok
seyahat eden dışişleri bakanı unvanını selefi Hillary Clinton'dan aldı.
ABD Başkanı Barack Obama'nın,
Beyaz Saray'daki ikinci döneminde,
Hillary Clinton'dan boşalan dışişleri
bakanlığı koltuğunu teslim ettiği
John Kerry, yoğun yurt dışı programıyla ABD tarihinde en çok seyahat
eden dışişleri bakanı oldu.
AA muhabirinin dışişleri bakanlığından derlediği bilgiye göre Kerry,
göreve geldiği Şubat 2013'ten itibaren 14 ayını ülke dışında geçirdi, her
ay en az bir yurt dışı gezisine çıktı.
Yaklaşık üç yıllık görev süresinin
431 gününü ABD dışında geçiren
Kerry, şu ana kadar 77 ülkeyi ziyaret
etti. Toplam 1 milyon 551 bin kilometre yol kateden Kerry, dünya etrafının yaklaşık 39 kez uçakla dolaşılmasına eşdeğer mesafe katetmiş
oldu. Kerry'nin toplam uçuş süresi
ise 2 bin 115 saat 26 dakika, başka
bir deyişle 88 gün.
Kerry'nin selefi Hillary Clinton
Amerikan tarihinin en çok seyahat
eden dışişleri bakanı unvanını bu aya
kadar elinde bulunduruyordu.
Clinton, göreve geldiği 2009'dan
bakanlıktaki son gününe kadar yaklaşık 350 gününü seyahatlerde geçirmişti. 102 ülkeyi ziyaret eden
Clinton, 1 milyon 357 bin 964 kilometre yol katetmişti.
Kerry, bakan olarak ilk yurt dışı
seyahatinde Türkiye'yi de ziyaret ettiği Avrupa ve Ortadoğu turuyla başladı. Suriye krizine çözüm bulma çabaları çerçevesinde 2013 yılında
Türkiye'yi şubat, mart ve nisan aylarında üç kez ziyaret eden Kerry, 2014
yılında ise sadece eylül ayında
Türkiye'de temaslarda bulundu.
Kerry, bu yıl ise NATO'nun dışişleri
bakanları toplantısı için mayısta
Antalya'ya giderken, kasım ayında da
yine bu kentte yapılan NATO
Zirvesi'nde ABD Başkanı Obama'ya
eşlik etti.
İsrail-Filistin sorununun çözüme
kavuşturulması için bakanlığa gelişinin ilk yılında yoğun temaslarda
bulunan Kerry'nin en çok ziyaret ettiği şehirler arasında Kudüs ve
Ramallah yer alıyor. Kerry, İsrail ve
Filistin'e 14 kez gitti.
Suriye'de şiddetin sona erdirilmesi
için sıklıkla seyahat eden Kerry'nin
bu çerçevede temaslarda bulunduğu
Batı ülkelerinin arasında Fransa,
İngiltere ve son dönemde İsviçre dikkat çekiyor. İran'ın nükleer programının müzakere edildiği dönemde
İsviçre'de de bazı görüşmeler gerçekleştiren Kerry, aynı konuda
Avusturya'nın başkenti Viyana'da da
defalarca müzakerelerde yer aldı.
Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik
Arap Emirlikleri, Katar, Umman,
Ürdün gibi ülkeleri ziyaret eden
Kerry, Orta Asya turuna bir kez çıktı.
Kerry, turunda Kırgızistan,
Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan
ve Türkmenistan'da temaslarda
bulundu.
Kerry, görevdeki ilk yılında
Vietnam'a tarihi ziyaret gerçekleştirmişti. Vietnam Savaşı sırasında ABD
donanmasında subay olarak görev
yaptığı Mekong deltasına 50 yıl
sonra tekrar giden Kerry, diğer tarihi
nitelikteki ziyaretini ise bu yıl
Küba'ya yaptı.
ABD ile Küba arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleştirilme sürecinde yaz aylarında karşılıklı büyükelçilikler açılırken, Kerry, ağustos
ayında Havana'ya gitti. Bu ziyarette
büyükelçilikte ABD bayrağı yarım
asırdan sonra göndere çekildi. Kerry
ayrıca bu ziyaretiyle 1945'ten bu
yana Küba'yı ziyaret eden ilk ABD
dışişleri bakanı oldu.
Çoğunlukla Avrupa ve Ortadoğu
ülkelerini ziyaret eden Kerry,
Amerika kıtasında ayrıca Brezilya,
Kolombiya, Guatemala, Panama,
Şile, Meksika ve Peru'da temaslarda
bulundu.
Kerry'nin gelecek yıl nasıl bir performans sergileyeceği ise şimdiden
merak ediliyor. (AA)
LONDRA - İngiltere'de Müslüman bir
ailenin Los Angeles uçağına binmesinin
Amerikalı yetkililerce engellendiği ortaya
çıktı.
The Guardian gazetesinin haberine göre,
Londra'da yaşayan Muhammed Tarık
Mahmud, kardeşi ve dokuz çocuğu, 15
Aralık'ta ABD'nin Los Angeles kentine gitmek üzere geldikleri Gatwick
Havalimanı'nda Amerikalı yetkililerin engellemesiyle karşılaştı.
Herhangi bir gerekçe gösterilmeden uçağa
binmesi önlenen ailenin, 9 bin sterlin değerindeki biletleri de yandı.
İngiliz İşçi Partisi milletvekili Stella
Creasy, İngiltere Başbakanı David
Cameron'a, olayla ilgili olarak Amerikalı
yetkililerden açıklama istemesi çağrısı yaptı.
Başbakanlıktan yapılan açıklamada,
Cameron'ın da konuyu inceleyeceği kaydedildi.
İngiliz Müslümanların yaşadığı benzer
olayların sayısının arttığını belirten Creasy,
bunu "gittikçe büyüyen bir sorun" olarak
nitelendirdi.
Creasy, olayla ilgili ABD'nin Londra
Büyükelçiliği nezdindeki kendi girişimlerinin de adeta "duvara çarptığını" söyledi.
Müslüman ailenin yaşadığı olayın
ABD'deki Cumhuriyetçi Başkan aday adayı
Donald Trump'ın çağrısıyla bağlantılı olarak
değerlendirilebileceğine dikkat çeken
Creasy, "Trump'ın Müslümanları ABD'ye
almama çağrısı yaygın bir şekilde kınanıyor
ancak gerçekte yaşananlar farklı" ifadesini
kullandı.
Amerikalı iş adamı Donald Trump bu ay
başında, başkanlık seçimi için yürüttüğü
kampanya kapsamındaki konuşmasında,
göçmen ya da turist olarak ABD'ye gelmek
isteyen Müslümanların ülkeye alınmaması
için çağrıda bulunmuştu.
David Cameron da Trump'ın sözlerini
"bölücü, sorunların çözümüne yardımcı
olmaktan uzak ve düpedüz yanlış" diye nitelendirmişti. (AA)
Rusya ile İran
Suriye için
işbirliği yapacak
WASHINGTON - Suriye'deki hedeflerini
vurma amacıyla İran üzerinden geçen Rus
savaş uçaklarına İran ordusunun "hava sahasını ve bazı askeri üslerini kullandırma" noktasında kolaylık sağladığı iddia edildi.
Washington merkezli Amerikan
Girişimcilik Enstitüsü'ne (American
Enterprise Institute) bağlı "Hassas Tehditler"
çalışma grubunun yayımladığı "Suriye'deki
Rus-İran askeri koalisyonu derinleşebilir"
başlıklı analizde, İran ordusunun Rus askeri
uçaklarına kolaylık sağladığı iddia edildi.
Frederick Kagan, Marie Donovan ve Paul
Bucala imzalı analizde, iki ülke ordusu arasındaki Suriye eksenli bu işbirliğinin, yakın
gelecekte daha derin ve yakın bir askeri
işbirliğine zemin teşkil edebileceği savunuldu.
Analizde, "Aviationist" adlı internet sitesine dayandırılan bir habere atıfla, kasım
sonundan beri Rus Tu-95MS Bear, Tu-160
Blackjack ve Tu-22M Backfire tipi savaş
uçaklarının, İran hava sahasından İran savaş
uçaklarının eşliğinde geçiş yaptığı bildirildi.
Buna ilaveten Rus Su-34 "Fullback" tipi
saldırı uçağının Shahid Nojeh askeri üssünde
23 Kasım tarihinde iniş yaptığı ve iki gün
sonra yeniden havalandığı kaydedildi. Aynı
günlerde Il-76 "Candid" tipi kargo uçağının
da aynı üsse iniş yaptığı ve muhtemelen teknik bir sorunu gidermek için parça bıraktığı
tahmin ediliyor.
Söz konusu analizde, Rusya'nın
Suriye'deki hava saldırıları noktasında
Shahid Nojeh hava üssünün özel bir avantaja
sahip olduğu ve eğer bundan sonra İran ile
Rusya arasındaki askeri işbirliği derinleşecekse bu üssün özel bir konuma sahip olacağı yorumu yapıldı.
Rusya'nın, Suriye'deki operasyonlarını
istediği ölçüde gerçekleştirebilmek için bundan sonra İran'ın askeri kapasitesinden daha
fazla faydalanmak isteyeceğine dikkat çekilen analizde, Moskova'nın Hazar Denizi ile
Akdeniz'den attığı uzun menzilli füzeler için
güvenli bir koridora ihtiyaç duyduğu belirtildi. (AA)
bölge haberlerİ
Berberlere, modern
kesim eğitimi verilecek
İStANBul - HAlİl İBRAHİm BAşER - İstanbul
Berberler Odası, üyelerine, modern kesim tekniklerinin
anlatılacağı eğitimler verecek.
İstanbul Berberler Odası Başkanı Şükrü Yavuz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde her alanda
olduğu gibi berberlikte de şartların ve ihtiyaçların değiştiğini söyledi.
Günümüzde eğitimin çok önemli olduğunu, bu doğrultuda berberlerin de çıtayı artık yükseltmesi gerektiğini
belirten Yavuz, "Eğitim, müşteri potansiyelinden kazanca kadar her şeye etki yapan önemli bir faktör" dedi.
Yavuz, berberlerin, insanların oldukça önem verdiği
bir iş yaptığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Ustandan gördüğünle çalışmaya devam edersen,
önün kapanır, bir yere varamazsın. İnsanların bir adım
daha atması için çağın şartlarına göre eğitim alması,
buna göre çalışması lazım. Artık kullanılan malzemeler
de değişti. Mesela saç şekillendirmek için eskiden jöle
vardı. Ancak şimdi birçok yeni malzeme var. Sadece saç
sakalla bir berber bir yere varamaz. İstediğin kadar dükkana ayna, klima koy. Müşteri hizmete geliyor. Sen kendini geliştirmezsen, müşterini de geliştiremezsin."
Yavuz, günümüzün ihtiyaçlarının ve taleplerin yakalanmasının şart olduğunu kaydetti.
İStANBul'DAKİ 5 BİN 500 BERBERE
Eğİtİm vERİlEcEK
Şükrü Yavuz, berberleri ve hizmetlerini daha modern
hale getirmek istediklerini vurguladı. Bu açıdan üyelerine çeşitli konularda eğitimler vereceklerini aktaran
Yavuz, şöyle devam etti:
"5 bin 500 üyemiz var. Üyelerimize, saçın taranmasından ayrılmasına, açısından kullanılacak makasa kadar
birçok konunun anlatılacağı bir eğitim vereceğiz.
Modern saç kesimi ve kişisel gelişim eğitimi alacaklar.
Eskiden bodoslama kesim yapılırdı. Elde makas durmadan keserdi. Artık öyle değil. Berber artık tek hareketle
ihtiyaç olan yeri kesecek. Buna teknik kesim yani
modern kesim diyoruz. Açılar, ayrımlar artık önemli.
Saçı öyle tarak üstüne alıp da çim biçer gibi kesme devri
bitti."
Yavuz, berberlerin kişisel gelişim eğitimi de alacağını
belirterek, "Artık 'Abicim, yenge hoş geldin' devri bitti.
Bu 'Beyefendi, hanımefendi' oldu. Bunlar kişisel eğitime
giriyor" diye konuştu.
Eğitimlerin uzmanlar tarafından verileceğini dile getiren Yavuz, şunları kaydetti:
"Bu işin modern kesim eğitmenleri var. Yurt dışında
eğitimini almış uzmanlar. Pazarlama, işletmecilik, iletişim gibi konularda da eğitim olacak. Meslektaşlarımızın
buna çok ihtiyacı var. Konuşma, davranış, iletişim,
pazarlama eğitimi bu. İlçe ilçe yapılacak. Belediyelerin
kültür merkezlerinde gruplar halinde eğitim verilecek.
Eğitimler ücretsiz olacak. Önümüzdeki yıldan itibaren
bu eğitimi vermiş olacağız. Modern saç kesme eğitimi
uygulamalı olacak." (AA)
Yılbaşı için ağaç
kesenleri ağır
cezalar bekliyor
KıRKlARElİ - Yılbaşı süsü olarak kullanmak
üzere kaçak ağaç kesenlere, Orman Kanunu uyarınca
ağır cezalar verileceği bildirildi.
Kırklareli Orman İşletme Müdürü Nüfer Yavuz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, vatandaşları yeni yıl
dolayısıyla ağaç kesmek yerine en az bir fidanı toprakla buluşturmaya davet etti.
Kırklareli'nin yüzde 40'ının orman olduğunu belirten
Yavuz, yılbaşı öncesinde zaman zaman kaçak kesimlerle karşılaştıklarını ifade etti.
Kaçak ağaç kesenleri ağır cezaların beklediğini aktaran Yavuz, "Yılbaşı öncesinde 9 ekibimiz 24 saat
ormanları koruyacak. Yeni yıl öncesinde yılbaşı süsü
olarak kullanmak üzere kaçak ağaç kesenlere Orman
Kanunu uyarınca 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası
verilecek" diye konuştu.
Vatandaşları bu konuda bilinçli olmaya çağıran
Yavuz, şunları kaydetti: "Yeni yıl öncesi süs amaçlı
ağaç kesmek yerine her vatandaşımızı ağaç dikmeye
davet ediyoruz. Orman İşletme Müdürlüğü olarak yeni
yıl öncesinde vatandaşlarımıza 5 bin çam fidanını
ücretsiz dağıtacağız. Bu nedenle ekiplerimiz gece gündüz demeden ormanlarımızı gözetliyor.
25 Aralık 2015 Cuma
7
Meriç’in yatak kumu
İstanbul’a taşınıyor
EDİRNE - Meriç Nehri'nden çıkan kum, İstanbul'a
satılmaya başlandı.
İlk kumun nakliyesi için Sarıbayır mevkisindeki
kum ocağında düzenlenen törene telefon bağlantısıyla
katılan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Meriç
yatak kumunun İstanbul'a nakliyesinin hem Edirne
hem İstanbul için kazanım olacağını belirterek, bu
sayede Meriç yatağının da daha sağlıklı temizlenebilir
hale geleceğini söyledi.
Bu çalışmada başta Edirne Valisi Dursun Ali Şahin
olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden
Müezzinoğlu, "Edirne, her türlü güzel hizmeti hak
eden bir il. Önümüzdeki süreçlerde de daha güzel hizmetler yapabilmeyi Edirne'de sorumluluk üstlenen
tüm arkadaşlara Allah nasip etsin diyorum" diye
konuştu.
Kumun İstanbul'a naklinin katkılarına değinen
Bakan Müezzinoğlu, şunları kaydetti:
"Meriç yatak kumunun İstanbul'a nakliyesi hem
Edirne'nin hem İstanbul'un kazanımı olacak hem de
Meriç yatağı daha sağlıklı olarak temizlenebilir duruma gelecek. Baypas kanalı da inşallah bu kışı olağanüstü bir durum olmadan atlatırsa ondan sonraki süreçlerde Edirne'miz Meriç taşkınlarıyla değil, Meriç'in
güzellik ve peyzajlarıyla inşallah gündeme gelecek."
Edirne Valisi Şahin de görevde olduğu 20 ayın
tamamına yakınını kumun nakli konusuna ayırdığını
ve bunun gerçekleşmesinde Sağlık Bakanı
Müezzinoğlu ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel
Eroğlu'nun büyük katkıları bulunduğunu ifade ederek,
bakanlara teşekkür etti.
Her yıl Bulgaristan ve Yunanistan'dan nehirler aracılığıyla kente 1 milyon 600 bin metreküp kum ve
alüvyonlu toprak geldiğinin altını çizen Şahin, bu
kum ve toprağın nehir yatağını doldurduğunu belirtti.
Meriç Nehri'ndeki taşkınların ülkeler arası ilişkilerle
çözüme kavuşturulacağını anlatan Şahin, "Bu adalar
temizlenmezse Meriç Nehri'nin taşkınları devam eder.
Biz, şu anda sadece Edirne bölümünü temizliyoruz,
sadece milli topraklarımızdan akan Meriç Nehri ile
uğraşıyoruz. O da 12,5 kilometrelik bir bölümdür. Bu
bölümde 4 ada mevcut. Onlar da bu vesileyle temizlenmiş olacak. Bir taraftan kumun İstanbul'a nakli,
diğer taraftan bu adaların temizlenmesi ihalesi yapıldı.
Müteahhit, şu an Kanal Edirne'nin köprülerini yapmaya başladı" ifadelerini kullandı.
liye ve satışı yapıldı. Şimdi bugün de buradaki firmadan kumu satın alarak, onunla ilgili sözleşmeyi yapacağız. Maksat Meriç Nehri'ni temizlemek, maksat
İstanbul'da 3'üncü havalimanının yapılmasıyla kapanan o taş ocaklarının yerine bu güzel kumun kullanımıdır. Bu kum, öyle gelişigüzel kullanılmayacak. Bu
kum, şap atma ve sıvada kullanılacak."
"Bu Kum, şAp AtmA vE SıvADA
Şahin, kumdan elde edilen gelirin üçte birinin
KullANılAcAK"
Köylere Hizmet Birliği aracılığıyla köylere yatırım
olarak kullanılacağını kaydetti.
Başlangıç olarak günde 3 bin ton, sonrasında ise 5
Vali Şahin'in konuşmasının ardından Edirne
bin ton kumun İstanbul'a nakledileceğini aktaran
Müftüsü Emrullah Üzüm, törene katılanlara dua
Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
ettirdi.
"Ispartakule'den bir müteahhit arkadaş, bizden
Kurdele kesiminden sonra kamyonlara kum yüklengünde 10 bin ton kum almayı taahhüt etti. Bunun nak- mesiyle nakliye işlemi başladı. (AA)
"Sadaka taşı" geleneği
Kırıkkale'de sürdürülüyor
KıRıKKAlE - Osmanlı
kültüründeki "sadaka taşı"
geleneği, Kırıkkale'de öğrenciler tarafından yaşatılıyor.
Kırıkkale Beşir Atalay
Anadolu İmam Hatip Lisesi
İnsani Değerleri Yüceltme
Kulübü öğrencilerinin başlattığı etkinlik kapsamında, okul
koridoruna yerleştirilen üzerinde "sadaka taşı" yazılı
kasada, ihtiyaç sahipleri için
yardım toplanmaya başlandı.
Okul Müdürü İdris Akgül,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin
gönüllülük esasıyla
harçlıklarından fedakarlıkta bulunarak ihtiyaç sahipleri için yardımda bulunduklarını
söyledi.
Projenin kumbara
şeklindeki sadaka kutusuyla başladığını dile
getiren Akgül, şöyle
konuştu:
"İnsani Değerleri
Yüceltme Kulübü'nde
görevli öğretmen ve
öğrencilerin hazırlamış
olduğu yardım projesini okul müdürlüğü olarak geliştirerek daha
kapsamlı olması açısından genelleştirdik ve
Sadaka Taşı Projesi
haline dönüştürdük. Projeye
destek vererek, çelik kasayı
sadaka taşı haline getirip okul
girişinde tüm öğretmen ve
öğrencilerimizin hatta ziyaretçilerimizin görebileceği bir
yere yerleştirdik. Amacımız,
öğrencilerimize sadaka vermeyi, iyilik yapmayı, güzel
davranışlarda bulunmayı,
güzel hasletleri, yardımlaşma
ve dayanışmayı kazandırmak
ve kavratmaktır. Uygulama
sayesinde öğrenciler arasında
sadaka verme alışkanlığı da
gelişmiş oldu ve memnuniyetle karşılandı. Öğrencilerimiz
kendi harçlıklarını, aile ve
yakınlarının verdikleri sadakaları gelip okuldaki sadaka
taşına bırakıyorlar."
"tOplANAN YARDımlAR İHtİYAç SAHİplERİNE ulAştıRılAcAK"
Akgül, kulüp görevlilerinin
sadaka taşı aracılığıyla toplanan yardımların kayıtlarını
tuttuğunu ve toplanan yardımların sadece Türkiye'de değil
dünyanın dört bir yanındaki
ihtiyaç sahiplerine de ulaştırılacağını vurguladı.
Sadakalardan Başbakanlık
aracılığıyla Bayırbucak
Türkmenlerine de yardım
yapmayı düşündüklerini aktaran Akgül, şunları kaydetti:
"Ecdadımız tarafından
Selçuklular ve Osmanlılar
döneminde ve genellikle cami
önlerinde yapılmış sadaka taşları vardı. İçi boş olan sadaka
taşlarına zengin olanlar ihtiyaç sahipleri için sadaka bırakır, fakir ve ihtiyaç sahibi
olanlar da buradan kendisine
yetecek miktarda alır, kalan
sadakayı bir başka ihtiyaç
sahibinin alması için bırakırdı. Bu alışkanlığın toplumsal
yönden hepimize çok farklı
bir mesajı var. Sadaka taşı
geleneğini günümüzde de
yaşatarak nesilden nesile
aktarılması için çaba gösteriyoruz.
Bu nedenle okuldaki sadaka
taşı uygulamamız sürekli olarak devam edecektir."
(AA)
BİK çalışanlarına
Uyumaz’ın ağırlaştırılmış
iki müebbet ve 20 yıl
hapis cezası onandı
SAKARYA - Basın İlan Kurumu (BİK) Sakarya
Şube Müdürü Recep Bolat ile kurum çalışanı Devrim
Ersen Özergin'i tabancayla öldüren ve yerel gazete çalışanı Mustafa Süke'yi yaralayan Anadolu gazetesinin
imtiyaz sahibi Adnan Uyumaz'ın çarptırıldığı ağırlaştırılmış iki müebbet ve 20 yıl hapis cezası, Yargıtay 1.
Ceza Dairesi tarafından onandı.
BİK Baş Hukuk Müşaviri Gökhan Türkoğlu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, cezanın gidenleri geri
getireceğine inanmadıklarını ancak adaletin yerini bulduğuna inandıklarını söyledi.
Türkoğlu, "Bu cezalar, tabii ki buradaki maddi ve
manevi acıyı gidermeyecek ancak mahkemenin adaletli
bir karar verdiğine inanıyoruz. Onama kararı için de itirazda bulunacaklarını duyduk. Sanık, her türlü hakkını
kullanır. Biz onama kararının da yerinde olduğunu
düşünüyoruz" ifadesini kullandı.
Avukat Türkoğlu, olayın delilleriyle çok net ortada
olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Tam olarak hatırlamıyorum ama yaklaşık iki şarjöre
yakın mermi kovanı var yerde. Yere düştükleri, kapaklandıkları halde ateş edilmeye devam edildiğini biliyoruz. Dolayısıyla bu cezalardan geri adım atılacağını pek
zannetmiyorum. İtiraz süreçlerini de müşteki vekili olarak hem de kurumumuzun şehit personeli olduğu için
onlar adına itiraz süreçlerini de takip edeceğiz."
OlAY
Denetim amacıyla 26 Eylül 2012 tarihinde Anadolu
gazetesine giden BİK Şube Müdürü Bolat ve Özergin
ile Yenisakarya gazetesinden temsilci olarak alınan
Süke, gazetenin imtiyaz sahibi Uyumaz tarafından
silahla yaralanmış, Özergin, aynı gün Sakarya Eğitim
ve Araştırma Hastanesinde, Bolat da 8 Ekim'de
İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti.
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada,
11 Ekim 2013'te mahkeme heyeti, Uyumaz'ı kamu
görevlileri Bolat ile Özergin'i kasten öldürmek suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve yerel gazete çalışanı Süke'yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 20 yıl
hapis cezasına çarptırmıştı.
Zanlıyı kayırdıkları ve kaçmasına zemin hazırladıkları
gerekçesiyle yargılanan Saffet Ö. ve Vedat Ö. ile
makam şoförü Bahattin A. da iki yıl altışar ay hapisle
cezalandırılmıştı. (AA)
8
25 Aralık 2015 Cuma
Ahmed ŞAHİN
Hz. Ömer, kardeş katiliyle nasıl barıştı?
Bugünkü toplumda maruz kalınan mağduriyetlerle
oluşan gerilimler geçmişte de yaşanmış ancak gerilimleri düşürme örnekleri de yine önemli şekilde verilmiştir.
Günümüze de mesaj veren bu gerilimi düşürme
örneklerinden birini, ölçü vereceği ümidiyle arz etme
gereği duydum bugün. İbretle okuyup tefekkürle
yorumlamak elbette sizin takdirinize ait olacaktır.
Bilindiği üzere Hz. Ömer Efendimiz'in, üvey annesi
Esma'dan doğan Zeyd adında bir kardeşi vardı. Üvey
kardeşi olmasına rağmen Zeyd'i çok seviyordu. Çünkü
Zeyd hem İslam'a kendisinden önce girmiş, hem kendisinden önce hicret etmiş, hem de tüm gazalarda
Peygamberimiz'in yanında hazır bulunmuştu. Bedir'de
ise bir başka fedakarlık göstermişti. Savaş öncesinde
kendisine verdiği zırhı giymeyerek, ‘Ben senden yaşlıyım. Önce ben şehid olarak gitmeliyim, zırhı sen giymelisin.' diyerek zırhsız olarak cepheye yürümüş, böylece
zırh ortada kaldığından iki kardeş de savaşa zırhsız olarak gitmişlerdi!.
Ancak Zeyd'e çok arzu ettiği şehidlik, Hazret-i Ebu
Bekr'in (ra) zamanında Yemame'de sahte peygamberlere karşı girişilen savaşta nasip olmuştu. Savaşta gösterdiği büyük fedakarlık sonunda zafer kazanılmış, nihayet
çok arzu ettiği şehidlik rütbesine de Yemame'de erişmişti.
Üvey kardeşi olmasına rağmen Zeyd'in ölümüne
çok üzülen Hz. Ömer (ra), savaştan sonra barışın
hakim olduğu Medine'de Halife olarak çarşıyı kontrol
ederken Zeyd'in savaştaki katiliyle barışta yüz yüze
gelivermez mi? Karşılıklı bir susma ve şaşırma hali olur
bir müddet. Ancak duygularına hakim olan Hazret-i
Ömer Efendimiz, bu sırada can yakıcı sorusunu şöyle
sorar:
– Yemame Savaşı'nda kardeşim Zeyd'i sen mi
öldürdün? Zeyd'in katili de önce şaşırır gibi olursa da
toparlanarak imanlı insanlara mahsus bir muhakeme ile
cevap vererek;
– Ya Ömer, önce beni bir dinle, sonra ne istersen
yap, senin adaletine karşı güvenim tamdır, teminatını
verdikten sonra beklenmedik derinlikteki açıklamasını
şöyle yapar:
– O savaşta ben müşrikler arasında imandan mahrum biriydim, Zeyd ise müminler arasında imanla şereflenmiş biriydi. Zeyd o sırada beni küfür üzere iken
öldürse de şu anda kavuştuğum imandan beni mahrum
bıraksaydı, Zeyd ne kazanırdı beni imansız olarak
cehenneme göndermekle? Lütfen bunu bir düşünün!
Ama Rabb'imin takdirine bak ki, Zeyd'in eliyle beni
cehenneme göndermedi, yaşatıp bana Müslüman olma
şerefi nasip etti. Benim elimle de Zeyd'e şehidlik takdir
edip ona da cennetin en yüksek şehidlik makamını
nasip eyledi. Sen bu iki İlahi takdirin hangi yanından
üzüntü duyuyorsun? Benim Zeyd'in eliyle küfür üzere
ölmeyip bana iman nasip etmesinden mi, yoksa Zeyd'in
benim elimle şehid olup da cennetteki şehidlik makamına yükselmesinden mi? Bu iki ilahi takdirin hangisinde
üzülecek sonuç var? Şimdi savaş bitti, barış başladı.
Ben imanlı bir kardeşiniz olarak huzurunuzdayım. Zeyd
de peygamberlerden sonra gelen şehidlerin içinde cennettedir. O da bulunduğu yerden binlerce defa memnundur! Kaderin bu takdirini, senin emin olduğum takdirine bırakıyorum!.
Bu yaklaşımı dikkatle, takdirle dinleyen Hazreti
Ömer'in bir vasfı da vakkaf'lıktı. Yani doğruyu bulunca
anında fren yapıp zınk diye durmak! Yine öyle oldu.
Aynı vasfını burada da gösterdi. Söylenenleri tam
değerlendirerek dedi ki:
–Şükrederim Rabb'ime ki, savaşta kardeşime şehidlik takdir etmiş, karşı safta yer almış katiline de iman
nasip eyleyip bize din kardeşi yapmış!..
Bundan sonra Müslümanların Zeyd'in katiline intikam duygusuyla bakmaması için halk içinde kol kola
birlikte yürümüşler, artık savaşın bitip barışın başladığını, toplumun geçmişi unutarak geleceğe barış içinde
bakmalarını fiilen ifade etmiş, toplumdaki gerilimi böyle
bir barış örneğiyle düşürmüşlerdir.
Ne dersiniz, bu büyük barıştan günümüze de barış
mesajları çıkar mı?
Fa'tebirû ya ülil ebsar! Düşünün ey basiret sahipleri!
EKONOMİ
Karahan Tüneli’nde
sona yaklaşıldı
MALATYA - Malatya ile
Doğu Anadolu'daki 12 ili
Kayseri üzerinden batıya bağlayacak D300 karayolu üzerindeki
Karahan Tüneli'nin büyük bir
kısmı tamamlandı.
Yapımına 2009'da başlanan,
Malatya'nın Darende ve Akçadağ
ilçeleri arasındaki Karahan
Tüneli'nin kazı destek ve nihai
beton kaplaması bitti.
Kontrollü olarak ambulans ve
polis araçlarının geçişine izin
verilen tünelin havalandırma,
aydınlatma, yangın tertibatı,
güvenlik kameraları montajları
yapılıyor.
Toplam maliyeti 175 milyon
610 bin lira olan tünel, yılın yaklaşık 120 günü hava sıcaklığının
0 derecenin altında olduğu bölgede sürücülere güvenli sürüş konforu sağlayacak.
Karayolları 8. Bölge
Müdürlüğünde görevli yol yapım
başmühendisi Zafer Özdemir,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karahan Tüneli'nin bin 800
rakımlı Karahan Geçidi'ni baypas
etmek için açıldığını hatırlattı.
Tünelin bağlantı yollarıyla
uzunluğunun 8 bin 657 metre
olduğunu belirten Özdemir,
"Bunun 7 bin 57 metresi bağlantı
yolları, bin 600 metresi de
Karahan Tüneli'nden oluşmaktadır. Yolun platform genişliği 22
metredir. Tünel, çift tüp olup
10,8 metre genişliğinde, 7 metre
yüksekliğinde, kullanılabilir
gabarisi de 5 metre olan bir
tüneldir. Karahan Geçidi'ne açılan tünel ile 20 dakikayla geçilen
yol, 5 dakika gibi kısa bir süreye
indirilmiştir" diye konuştu.
"KıSA BİR SÜRE
İÇERİSİNdE
TÜNELdEN gEÇİŞLER
BAŞLAYACAKTıR"
Mevcut yola göre güzergahı
1,2 kilometre kısaltan tünelin kış
şartlarının ağır olduğu geçitteki
"TÜNEL BİZİM İÇİN
trafik yoğunluğunu da azaltacağıCAN dAMARı"
nı vurgulayan Özdemir, güzergahı kullanan sürücülerin kışın da
Yöre halkından Hıdır Şimşek,
konforlu ve güvenli bir şekilde
bölgede çok sık kaza olduğunu
seyahat etme imkanına kavuşaifade ederek "Bu tünel, bizim
caklarını söyledi.
için can damarıdır. Karahan
Geçidi'nde çok kazalar oldu,
Tünelin toplam maliyetinin
175 milyon 610 bin lira olduğu- çok insanlar hayatını kaybetnu aktaran Özdemir, şöyle devam ti. Biz, bunlara köylüler olarak hep şahit olduk. Tünel,
etti:
bizim için harika oldu" dedi.
Darende ilçesinde yaşayan
"Şu an tünel içerisinde kazı
sürücü Bekir Akdemir de
destek ve nihai beton kaplama
Karahan Geçidi'nin kendileişleri tamamlanmış olup aydınlatma, havalandırma, yangın ter- ri için kabus olduğunu dile
getirerek şunları kaydetti:
tibatı ve güvenlik kameraları
"Özellikle kış aylarında kar
tünel kontrol merkezi ile bağlanve buzlanmanın olduğu güntıları yapılmaktadır. Dışarıdan
lerde ilerlemek çok sıkıntılıydı.
yürütülen çalışmaların da bir
kısmı tamamlanmış olup oto kor- Yolun tek şeritli olması önünüzkuluk ve bilgilendirme levhaları- de bir ağır bir vasıta olduğu
zaman çekilmez oluyordu. Bu
nın montajları yapılmaktadır.
Bağlantı yolları ile üst yapı çalış- tünel ile 20 dakikalık yolun 5
dakikaya düşmesi büyük bir avanmaları tamamlanmıştır. Kısa bir
süre içerisinde tünelden geçişler taj olacak. Devletimizden Allah
razı olsun." (AA)
başlayacaktır."
Avrupa'nın balığı Türkiye'den
ÇANAKKALE - FEHMİ ŞENYİĞİT Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ)
Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz
Teknoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.
Dr. Murat Yiğit, Avrupa'da satılan 3 balıktan
birinin Türkiye'den ihraç edildiğini bildirdi.
Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin, "aqua-kültür endüstrisi"nde son 10
yılda oldukça önemli atılımlar yaptığını belirtti.
Avrupa'da satılan her 3 balıktan birisinin
Türkiye'den gittiğine değinen Yiğit, sektörün
üniversiteler, özel sektör ve üniversite-özel
sektör işbirliğinde yapılan çalışmalar sayesinde
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞINDAN
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 26.11.2015 gün ve 2364 sayılı kararı ile onaylanan,
Yenimahalle İlçesi, Gazi Mahallesi 7363 ada 21 ve 22 sayılı parsellerde plan notu ilavesine ait
1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği, Başkanlığımız ilan panosunda bir ay (30 gün)
süreyle askıya çıkarılmıştır.
İlanen ilgililere duyurulur.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 210257 (www.bik.gov.tr)
ETLİK KURS VE OKUL TALEBELERİNE YARDIM
DERNEĞİ KONGRE İLANI
Derneğimizin Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan GÜLER’in başkanlığında toplanacak aşağıdaki kararları almıştır.
1-Derneğimiz Olağan Genel Kurul toplantısınin 17 Ocak 2016 Pazar günü saat 10:00’da İncirli Mah.
Barışyolu Cad. No:10 Keçiören/ANKARA’daki Dernek hizmet binasında aşağıdaki gündemle yapılmasına
2- Toplantıda yeterli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 24 Ocak 2016 Pazar günü aynı yer ve saatte
yapılmasına.
3- Yapılacak masrafların karşılanmasına
4- Toplantının gazete ilanı ile ilan ettirilerek üyelerine duyurulmasına karar verildi.
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi,
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası
4- Yönetim Kurulunca hazırlanan Tahmini bütçenin görüşülmesi ve karara bağlanması.
5- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
6- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış veya
vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması,
mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların satılması
veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların
başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi
tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya
başkaların yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu
kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı tesis ettirmek,
derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi
7- Dilek ve temenniler.
8- Kapanış.
bugün Avrupa'da önemli bir noktaya ulaşıldığını vurguladı.
Yiğit, balık üretimindeki artışın son 10 yılda yüzde
200-250 arttığını, 2015 yılı itibarıyla yaklaşık 250 bin
tonluk üretime ulaşıldığını belirterek, "Bu durum
Türkiye'yi hemen 2'nci sırada takip eden
Yunanistan'ın üretiminin yaklaşık 2 katı oranda gerçekleşti" dedi.
Avrupa'da ilk sıraya yerleşmiş olacak Türkiye su
ürünleri üretim endüstrisi, bu artış hızıyla dünyada da
ilk sıralara yerleşebilecektir."
Yiğit, bu anlamda üniversitelerde yapılan çalışmalar
ve araştırmaların, topluma ve endüstriye katkı sağlayacağına vurgulayarak, üniversitelerdeki araştırmala-
"TÜRKİYE 10-15
YıLdA AvRUpA'dA
İLK SıRAYA YERLEŞECEK"
Söz konusu üretimin ekonomiye geri dönüşünün 800 milyon dolar civarında olduğuna
işaret eden Yiğit, şöyle konuştu:
"Avrupa'daki pazarın yüzde
33'lük payının Türkiye'de üretilen balıklardan sağlandığını
memnuniyetle söyleyebiliriz.
Bu haliyle tabii ki ekonomik
bir getirisi de var. İnanıyorum
ki Avrupa'da su ürünleri deniz
bilimleri konusundaki çalışmalara verilen önemin daha
da artırılması, araştırma faaliyetlerine, endüstriyel
bazdaki çalışmalara yapılan katkıların daha da fazlalaşmasıyla var olan ekonomik gücün ve yakalanmış
olan hızlı ivmenin de katlanarak artacağını düşünüyorum. Bizim öngörümüz; 10-15 yıl içerisinde
rın sadece raflarda kalamaması, endüstriyel bazda
işbirliğine yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yiğit, Türkiye'nin, su ürünleri üretim endüstrisinde
Avrupa'da öncü olduğuna dikkati çekerek, üretim
rakamlarının da bunu teyit ettiğini kaydetti. (AA)
BURSA - BÜŞRA NUR ÖZCAN - Promosyon
Ürünleri İmalatçıları ve Satıcıları Derneği (PROMOTÜRK) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Gezer,
yılbaşı yaklaşırken promosyon sektöründe üretimin
yoğunlaştığını belirterek, Türkiye'de promosyona
yılda yaklaşık 20 milyar lira civarında harcama
yapıldığını tahmin ettiklerini söyledi.
Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılbaşı
öncesi promosyon sektöründeki hareketlilikte, son
yılların en canlı dönemini yaşadıklarını söyledi.
İmalatçı üyelerin yılbaşı promosyonlarına yönelik
talep edilen ürünleri yetiştirmek için üç vardiya
çalıştığını belirten Güler, "Kapasiteler, yüzde 100'e
ulaşmış durumda. Ekonomik durgunluğun yaşandığı
dönemlerde, sektörümüzün yüzde 100 kapasiteyle
çalışması, mutluluk verici" dedi.
Özellikle üretim yönü güçlü firmaların yılın son 3
ayındaki cirolarının, yıllık cirolarının yüzde 40'ını
oluşturduğunu vurgulayan Güler, promosyon çalışmalarındaki bereketin ilerleyen dönemlerde de
devam etmesi temennisinde bulundu.
Firmaların cirolarında belli bir bütçenin promosyon olarak belirlediğini dile getiren Güler, şunları
kaydetti: "Ülkemizde yıllık promosyona harcanan
paranın 20 milyar lira civarında olduğunu tahmin
ediyoruz. Bu rakamın ortalama 8 milyar lirası, yılbaşı öncesinde yılın son 3 aylık döneminde gerçekleşiyor. Yılbaşı için verilen promosyon siparişlerinde,
alışılageldiği üzere ajanda, takvim, saat, hediyelik
eşyalar, kalem, tekstil ürünleri, logolu çikolatalar en
çok tercih edilenler arasında. Dünyada ve ülkemizde
ekonomik krizler şiddetli olmadığı takdirde sektörümüzün çok verimli geçeceği bir yıl bekliyoruz."
(AA)
Promosyona yılda
20 milyar lira harcanıyor
KıSA-KıSA
EKONOMİ
Pirina yağı
ihracatında
büyük artış
BAlıKESİR - İSmAİl ERSAN - Zeytin çekirdeği
ve posasından elde edilen pirina yağı ihracatı, bu yılın
kasım ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 236
artarak 100 tonu aştı.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine göre, 1 Kasım 2014'te başlayan Türkiye zeytinyağı
ihracat sezonu, 31 Ekim 2015'te sona erdi. Geride kalan
sezonda zeytinyağı ihracatı yüzde 44 azalarak 14 bin
856 tona geriledi. Aynı dönemde pirina yağı ihracatı ise
yüzde 26 azalarak bin 187 ton oldu. Bu yıl 1 Kasım'da
başlayan yeni ihracat sezonunun ilk ayında zeytinyağının dış satımındaki düşüş devam etti ve geçen yılın
kasım ayına göre yüzde 35 azalma yaşandı.
Buna karşın pirina yağı ihracatı, bu yıl kasım ayında,
geçen yılın kasım ayına göre yüzde 236 artışla 100 ton
980 kilogram olarak gerçekleşti. Bu dış satımdan 311
bin dolarlık gelir elde edildi.
Pirina yağına en fazla talep 35 tonla Pakistan ve 24
tonla Irak'tan geldi. Bu ülkeleri 11,5 tonla Sudan, 7'şer
tonla İran ve Türkmenistan izledi.
İhracat sezonunun ilk ayında pirina yağı dış satımı
geçen döneme göre yüzde 100 artan ülkeler, Sudan,
Pakistan, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran,
Kazakistan ve Türkmenistan oldu.
Zeytinin sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmeyen posası olan "pirina", bin dereceye ulaşan
fırınlarda tekrar işleme tabi tutularak içinde kalan yağ
da çıkarılıyor. Pirina yağı, 100 kilogram üründen 2,5-3
kilogram elde ediliyor. (AA)
Sinek kovan kumaş
üreten firma
dünyaya açıldı
DENİzlİ - İBRAHİm SÜzER - Denizli'de yüksek teknoloji kullanarak kumaş üreten bir firma, geliştirdiği sinek kovucu döşemelik kumaşları, Afrika ve
Uzakdoğu ülkelerine ihraç etmeye başladı.
Firmanın yönetim kurulu başkan yardımcısı Murat
Tosunoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 30 yıl
önce havlu ve bornoz üretimi ile başladıkları tekstilde
1994 yılında iplik imalatına geçiş yaptıklarını, bu alanda da farklılaşmak için ABD üretilen ve "şönil" adı
verilen arkası kaplamalı kumaşların üretimine geçtiklerini anlattı.
Bu ürünle iç piyasanın en büyük tedarikçisi olduklarını, ABD'den yapılan ithalatın da önüne geçtiklerini
dile getiren Tosunoğlu, Osmanlı figürleri, Osmanlı
renkleri ve o döneme ait esintilerin bulunduğu "nakkaş" isimli kumaş koleksiyonu oluşturduklarını, bu
ürünün fuarlarda çok beğenilmesinin ardından
"Muhteşem Yüzyıl" dizisinin ilk 3 yılında özellikle
erkeklerin üzerindeki kaftanlar ve savaş alanlarındaki
çadırlarda, saraydaki koltuklarda bu kumaşların kullanıldığını söyledi. Son dönemde teknik tekstillere de
adım attıklarını, fonksiyonel kumaşlar üretmeye çalıştıklarını dile getiren Tosunoğlu, Ar-Ge çalışması sonucu ferahlık duygusu veren ve cildi yenileme özelliği
bulunan aloe veralı ve ortama güzel koku yayan parfümlü döşemelik kumaşlar ürettiklerini ifade etti.
Genelde döşemelik kullanılan koku veren kumaşın
fuarlarda beğeni kazandığını anlatan Tosunoğlu, içine
nano boyutlarda yerleştirilen kapsüllerin koltuklar kullanıldıkça patlayarak koku yayması ilkesine göre hareket eden teknolojik kumaşları farklı ihtiyaç alanlarına
da yaygınlaştırdıklarını dile getirdi.
Bu üretimin ardından Endonezya, Malezya ve
Singapur'dan, sinek kovucu döşemelik kumaş üretimi
için gelen talepler için kolları sıvadıklarını kaydeden
Tosunoğlu, yaptıkları çalışmada sinek kovucu kumaşı
üretmeye başardıklarını ve testlerinde olumlu sonuç
aldıklarını belirtti. Gönderdikleri kumaşların beğenilmesinin ardından seri üretime geçtiklerini dile getiren
Tosunoğlu, şunları söyledi: "Sinek kovucu kumaşla
kapanan koltuğa oturduğun zaman partiküller patlıyor
ve bizim duyamayacağımız ama sinekleri iten bir koku
yayıyor. Bu şekilde sinek kovucu ürünler geliştirmiş
olduk. Yaptığımız testlerde başarı elde ettik ve uluslararası belgelerimizi aldıktan sonra ihracata başladık. Şu
anda en çok talep Uzakdoğu'dan geliyor. Üretimin
büyük bölümünü Singapur'a gönderiyoruz. Ürünü
tanıttıkça Afrika'dan da talepler gelmeye başladı.
Özellikle sineklerin önemli bir sorun olduğu tropik
iklime sahip ülkelerden yoğun talep bekliyoruz."(AA)
25 Aralık 2015 Cuma
9
Rusya'nın milyarlarca dolarlık
enerji projeleri tehlikede
mOSKOVA - EmRE GÜRKAN ABAY Rusya'nın milyarlarca dolarlık yatırım yaptığı büyük
enerji projeleri, Batı'nın yaptırımları ve düşen petrol
fiyatları nedeniyle durma noktasına geldi.
Ukrayna krizindeki rolü nedeniyle ABD ve Avrupa
Birliği (AB), 2014 yılının başlarında Rusya'ya bir dizi
ekonomik yaptırım uygulamaya başlamıştı.
Özellikle Rusya'nın finans ve enerji sektörlerini hedef
alan yaptırımlar kapsamında, Rus şirketlerin Batılı
finans piyasalarına girişi engellenmiş, ülkenin en önemli ihracat kaynağı petrolde yeni sahaların keşfi için ihtiyaç duyduğu ileri teknolojik ekipmanlara da erişimi
yasaklanmıştı.
Son olarak pazartesi günü AB, Rusya'ya uyguladığı
yaptırımları 6 ay daha uzatma kararı alırken, ABD ise
salı günü Rusya'ya mevcut yaptırımları delme girişimleri nedeniyle toplam 34 kişi ve kuruluşu "kara listeye"
ekledi.
400 mİlYAR DOlARlıK pROjE
İlERlEmİYOR
Yaptırımlar nedeniyle yüzünü Asya'ya çevirme stratejisi izleyen Rusya için geçtiğimiz yılın kasım ayında
Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı
Şi Jinping arasında imzalanan ve değeri 400 milyar
dolar olduğu öne sürülen doğalgaz anlaşması büyük
önem taşıyor. Ancak Rusya'nın yaşadığı ekonomik kriz,
düşen petrol fiyatları ve Rus rublesinin yüzde 50'den
fazla değer kaybetmesi nedeniyle anlaşma kapsamında
inşa edilmesi planlanan 17 milyar dolarlık "Altay" ve
20 milyar dolarlık "Sibirya'nın Gücü" boru hatlarında
ilerleme kaydedilemiyor.
Çin, hatların inşası için 25 milyar dolarlık finansman
desteğini Rusya'nın beklentisinin aksine temin etmekten
kaçınırken, hattın Rusya tarafındaki inşasını üstlenen
Rus firmalarının birçoğu da ABD ve AB'nin yaptırım
uyguladığı şirketler arasında yer alıyor.
Çin'de yaşanan ekonomik durgunluk ve küresel
doğalgaz piyasalarında artan sıvılaştırılmış doğalgaz
(LNG) arzı nedeniyle de projenin akıbeti belirsizliğini
koruyor.
tÜRK AKımı RAfA KAlKtı
Rusya'nın büyük önem verdiği enerji projelerden birisi de Putin'in, Aralık 2014'te Ankara'da duyurduğu,
Türk Akımı olarak adlandırılan doğalgaz boru hattı projesiydi.
Ukrayna'da bulunan boru hatlarını baypas etmek için
geliştirilen proje ile Rusya, Ukrayna üzerinden ihraç
ettiği gazın bir kısmını Türkiye'ye bir kısmını da
Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımayı planlıyordu.
Ancak Rus enerji şirketi Gazprom'un, Türkiye'ye sattığı doğalgazda daha önce anlaşmaya varılan yüzde
10,25'lik indirimi sözleşmeye yansıtmaması nedeniyle
projede ilerleme kaydedilemezken, Türk hava sahasını
ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından
iki ülke yetkilileri de projedeki görüşmelerin durdurul-
duğuna dair açıklamalarda bulundu.
AVRupA'DA, KuzEY AKım-2'YE
İtİRAzlAR VAR
Almanya'ya Baltık Denizi altından toplam 55 milyar
metreküp kapasiteli iki ayrı deniz boru hattının yapılmasının planlandığı Kuzey Akımı-2 doğalgaz boru hattı
da Rusya'nın tehlikeye giren mega-projeleri arasında
yer alıyor.
Gazprom, Alman enerji şirketleri E.ON ve BASF ile
merkezi Avusturya'da bulunan enerji şirketi OMV arasında eylül ayında bir anlaşma imzalandı ancak
Polonya, Slovakya ve Ukrayna gibi Doğu Avrupa ülkeleri, projenin yürütülmesine karşı çıkan açıklamalar
yapıyor. (AA)
Altın üretimi yarı yarıya düştü
İStANBul - BEKİR GÜRDAmAR Altın fiyatının kasım ayında düşüşe geçmesi
yurt içinde Cumhuriyet altını talebini artırsa da
yıllık bazda altın üretim miktarı geçen yılın
aynı dönemine kıyasla yarı yarıya azaldı.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre,
kasım ayında altının gram fiyatının 100 liranın
altına gerilmesi yurt içinde talebi artırdı ve
altın üretimi önceki aya kıyasla yükselişe
geçerek 1,8 tona çıktı. Darphane, Cumhuriyet
altını olarak; çeyreklik, yarımlık, birlik, ikibuçukluk ve beşlik ziynet altını ile altın sikke
üretimi gerçekleştiriyor.
Eylül ve ekim aylarında gram fiyatı 110 lira
seviyelerinden işlem gören altının Darphane
ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından üretimi, tarihi düşük seviyelerine gerilemişti. Darphane, ağustos ayındaki 1,9 tonluk
üretimin ardından eylül ayında 25, ekim ayında ise 104 kilogramlık üretim yapmıştı.
Altının gram fiyatının kasım ayında 97,50
lira seviyelerine kadar inmesinin yatırımcı
talebini artırmasıyla Darphane'nin üretimi 1,8
tona yükseldi. Darphane'nin Cumhuriyet altını
üretimi yılın 11 ayında 7 milyon adedi aşarken, bunun yüzde 76'sı çeyrek altın olarak üretildi.
Önceki yıllara bakıldığında ise Darphane'nin
kasım aylarındaki üretiminin 10 tonun üzerinde olması dikkati çekiyor. 2014 yılının Kasım
ayında 10,6 ton üretim yapan Darphane, 2013
yılının Kasım ayında da 11 ton üretim gerçekleştirmişti.
11 AYlıK CumHuRİYEt AltıNı
ÜREtİmİ 7 mİlYON ADEt
Darphane'nin 11 aylık üretimlerine bakıldığında ise 2015 yılında, önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yarı yarıya bir düşüş görülüyor. Darphane, 2014 yılının Ocak-Kasım
döneminde 42,4 ton altın üretirken, bu ramak
2015 yılının aynı döneminde 19,5 tona gerile-
di. Adet bazında bakıldığında ise söz konusu
dönemde 13,9 milyon adet olan Cumhuriyet
altını üretimi bu yıl 7 milyona düştü.
Darphane, aynı dönemler içinde 2013 yılında 86,5 ton ve 27,7 milyon adet, 2012 yılında
ise 40,4 ton ve 12,7 milyon adet üretim yapmıştı.
Analistler, 2013 yılında 97 lira seviyelerinden 73 liraya kadar gerileyen altının gram
fiyatının, yatırımcılarda altın biriktirme iştahını
canlandırdığını ve bu nedenle altın üretiminde
tarihi zirvelerin görüldüğünü belirtiyor. 2014
yılında sınırlı bir yükseliş görülse de altın
fiyatlarının sakin seyrinin yatırımcılar tarafından biriktirme fırsatı olarak kullanıldığını ifade
eden analistler, 2015 yılında fiyatların tüm
zamanların en yüksek seviyesine çıkması ile
talebin azaldığını vurguluyor.
"BElİRSİzlİK NEDENİYlE 'KötÜ
GÜN DOStu'NA DOKuNulmADı"
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını
yanıtlayan İstanbul Kuyumcular Odası
Başkanı Norayr İşler, kuyumculuk sektöründe
görülen talep düşüklüğünün Darphane üretimine de yansıdığını belirtti.İşler, 2015 yılında iç
pazarda önemli ölçüde talep daralması yaşandığını, ihracatın da yüzde 10'dan fazla gerilediğini dile getirerek, "Talep düşüklüğünde işsizlik ve konjonktür mutlaka etkili olmuştur.
Sonuçta Darphane'nin ürettiği altınları vatandaşlarımız tasarruf amacıyla satın alıyor" dedi.
Vatandaşların, Orta Doğu'daki belirsizliklere
7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri de eklenince
uzun süre "bekle-gör" politikasını uyguladığına dikkati çeken İşler, "Özetle vatandaş,
Cumhuriyet altınları ve sarrafiye altınlarında
pozisyonunu korumayı tercih etti. Bu süre
içinde yastık altındaki altınlarına da pek
dokunmadı, geleneksel 'kötü gün dostu' olarak
saklamaya devam etti" ifadelerini kullandı.
(AA)
BP Türkiye Akaryakıt Genel Müdürü Thomsen:
"Türkiye pazarı
BP için önemli"
ANKARA - HÜSEYİN ERDOĞAN - BP Türkiye Akaryakıt
Genel Müdürü Martin Thomsen, Türkiye pazarının altyapı olarak
sağlıklı, ancak dış etkenler yüzünden karlılık sağlamanın zor
olduğunu belirterek, "2016 için ümidimiz, pazarın karlılığı açısından daha iyi bir yıl olmasıdır. Türkiye pazarı BP için önemli
ve stratejik olmaya devam ediyor" dedi.
Thomsen, Türkiye'deki akaryakıt piyasasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Akaryakıt pazarının olması gerekenden daha az kar sağladığını
anlatan Thomsen, şöyle konuştu:
"Türkiye pazarı altyapı olarak sağlıklı, ancak dış etkenler
yüzünden karlılık sağlamak hala çok zor. Bunun başlıca sebebi
düşük marjlar ve artan maliyetler. Türkiye büyüyen bir pazar,
ancak sektörümüz bu büyüyen pazarın potansiyelinden tam olarak faydalanamıyor. Buna karşın, Türkiye pazarı BP için önemli
olmaya devam ediyor. BP'deki tüm iş kollarımız için Türkiye
stratejik bir ülke. Umudumuz 2016 için karlılık açısından daha
iyi bir olmasıdır."
Yılda yaklaşık 30-35 yeni akaryakıt istasyonu açtıklarına işaret
eden Thomsen, "2016'da büyüme hedefi tamamen sektördeki
karlılık ile ilgili. Karlılık istenilen düzeyde olursa, yeni istasyon
yatırımları da buna paralel olacaktır" diye konuştu.
"SEKtöRE EK KÜlfEt pOmpAYA YANSıR"
DöVİz KuRlARı
DOLAR
2.9310
EURO
3.2050
-
Thomsen, sektörün önde gelen sorunları arasında önceden
bilinmeyen maliyetlerin dağıtıcılara yansıtılmasının geldiğini
kaydederek, şunları söyledi:
"Deniz yoluyla yapılan akaryakıt ithalatının belirlenmesi için
dağıtıcılara getirilen sayaç tesisi zorunluluğu sektöre toplamda
100 milyon dolar ek yük getirecek. Sektöre ek külfetin pompaya
yansıması kaçınılmaz. Bu yeni sistemin kalibrasyon ve test aşamaları için sürecin 1 yıl ertelenmesi, hatta eğer mümkünse askıya
alınması gerektiğini düşünüyoruz. Teknik olarak sürdürülebilir
bir sistem kurmak burada çok zor. Örneğin, kalibrasyon sürekli
ve maliyetli bir süreçtir. Boru çapları arttıkça hassasiyet ve güvenilirlik azalmaktadır. Bu değişim genel anlamda ikmal ve dağıtım optimizasyonunu zorlaştıracak."
Thomsen, akaryakıt dağıtım sektöründe kendilerinin dışındaki
olumsuz unsurlara rağmen, verimli hizmet sürdürmeye çalıştıklarını belirtti. (AA)
AltıN fİYAtlARı
GRAM ALTIN
101.3200
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
25 Aralık 2015 Cuma
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
TÜRKMEN ŞAİRİ MAHDUM KULU
FERAGÎ-2
Mahdum Kulu’nun “Türkmenin” döner
ayaklı şiirini, Türkmen ağzıyla, önemi bakımından buraya yazıyorum.
Türkmenin
Ceyhun bile bahri Hazar arası
Çöl üstünden öser eli Türkmenin
Gül goncası gara gözüm ganisi
Gara dağdan iner sili Türkmenin
Hak sılamış bardır onun sayesi
Çırpınşar çölünde neri, mayası.
Renk-be-renk gül açar yaşıl yaylası
Gark bolmuş reyhana çöli Türkmenin
Al yaşıl bürenip çıkar perisi
Kükreyip berk urar anberin ısı
Beg, töre, aksakal yurdun eyesi
Küren tutar gözel ili Türkmenin
Ol merdin oğludır, mertdir pederi
Göroğlu gardaşı serhoşdur seri
Dağda, düzde kovsa sayyatlar diri
Alabilmez, yolbars oğli Türkmenin
Könüller, yürekler, bir bolup başlar
Tartsa yığın, erer topraklar daşlar
Bir sofrada tayyar kılınsa aşlar
Gösteriler ol ikbâli Türkmenin
Könül hovalanar ata çıkanda
Dağlar la'le dönergıya bakanda
Bal getirer, coşup derya akanda
Beni tutdurmaz, gelse sili Türkmenin
Garip galmaz, dövüş güni har olmaz
Gargışa nazara giriftar olmaz
Bülbülden ayrılıp, solup saralmaz
Dâyim anber saçar güli Türkmenin
Tireler gardaşdır Urug yarıdır
İkbâllar ters gelmez Hakk'ın nurudur
Mertler ata çıksa savaş sarıdır
Yav üstüne yörer yolı Türkmenin
Serhoş bolup çıkar, ciğer dağlanmaz
Daşları sındırar yolı bağlanmaz
Gözüm gayra düşmez, könül eğlenmez
Mağtumgulı sözler tili Türkmenin
Mahdum Kulu Firagî ile ilgili son 20 yıl içinde çok yazılar yazıldı. Ancak şiirlerinin bütünü
yeniden yayımlanmalıdır. Türksoy’un
(Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı) bu yıl içinde yayımlandığı Mahdum Kulu Firagî külliyatını
olumlu olarak görmekteyiz.
“Ben Akseki'yim”
fotoğraf sergisi açıldı
İSTANBUL Antalya'nın
Akseki ilçesinin
en eski çağlardan
bugüne uzanan
tarihi ve kültürüyle ilgili "ilk kapsamlı çalışma"
olan "Ben
Akseki'yim" kitabında yer alan
fotoğrafların yer
aldığı "Toroslar'da
Mekan,
Akdeniz'de
Zaman: Ben Akseki'yim" isimli fotoğraf sergisi açıldı.
Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde açılan sergide, Akseki Eğitim Hayratı Derneği tarafından, fotoğraf
sanatçısı Attila Durak danışmanlığında 3 yıllık çalışma
sonunda yayımlanan "Ben Akseki'yim" kitabında yer
alan fotoğraflardan seçilen yaklaşık 200 eser, sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Serginin açılışında konuşan Akseki Belediye
Başkanı İsmet Uysal, Akseki'nin çok eski bir yerleşim
merkezi olduğunu belirterek, "Akseki çok eski bir yerleşim ama şu anda çok fazla göç vermiş vaziyetteyiz.
Çünkü Akseki'de yaşamak çok zordur. Ekonomik bir
olgu yok. Ekili, dikili alanlar çok dar. Orman işiyle
geçinen bir toplumdu. Türkiye'de Aksekili sayısı 700
bin civarındadır. Hiçbir Aksekili nüfusunu Akseki'den
almaz. Buradan biliyoruz. Fakat çok göç verince bu
kültür abidesi, bu endemik bitkileri, doğası çok güzel
olan bölgenin çok eskiye dayanan tarihi ve kültürü
var" diye konuştu. Akseki'nin tarihi İpekyolu üzerinde
yer aldığını söyleyen Uysal, köylerin de aynı yolla birbirine bağlandığını ve bu yolla Antalya'ya kadar ulaşılabildiğini ifade etti. Uysal, Akseki'nin 1980'lerden
sonra çok fazla göç vermeye başladığı için nüfusunun
azaldığını dile getirerek, bu tarihi ilçenin zenginliklerini kayıt altına almayı ve gelecek nesillere aktarmayı
hedeflediklerini vurguladı.
"Ben Akseki'yim" kitabını hazırlayan fotoğraf sanatçısı Attila Durak da Akseki ile ilgili kitap hazırlama
teklifi aldığında Akseki'ye gittiğini, ilçenin tarihi ve
doğal güzelliklerini görür görmez projeyi kabul ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:
"Projenin 2 buçuk yıl süreceğini tahmin etmemiştim. Baktık ki asıl problem, güzellikleri fotoğrafik olarak yansıtmakta değil, asıl problem, o güne kadar tek
bir virgül yazılmamış. Bir ekip kurduk, 12 bin kilometre yol yaptık. Akdeniz Üniversitesi'nden sahasında
uzman hocalarla beraber 41 kişi bu projeye katkı
sundu. Kitapta 33 bölüm yer alıyor. Ben estetik tarafını yaptım. Hocalar da bilgi tarafını tamamladı. Hikaye
sıfırdan başladı ve bu kitap ortaya çıktı. Biz bir kapı
açtık ve bundan sonra Aksekililer bir şey yapmak
zorunda. Antalya'ya çok yakın ama insanlar Akseki'yi
tanımıyor." (AA)
Hastaların yaptığı resimler
hastaneyi galeriye çevirdi
Recep Tayyip Erdoğan
Üniversitesi Tıp
Fakültesi Göğüs
Hastalıkları Ana Bilim
Dalı Başkanı Prof. Dr.
Ünal Şahin, beş yıldır
hastalarının çizip kendisine hediye ettiği
resimlerle hastanedeki
odasının duvarlarını
süslüyor.
RİZE -Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
ilk olarak 5 yıl önce 6 yaşındaki bir kız çocuğunun
çizdiği resmi odasının duvarına astığını belirterek
daha sonra hastalarının yaptığı resimleri biriktirmeye
başladığını söyledi.
Duvarda asılı resimden etkilenen çocukların kendisine yeni resimler getirmeye başladığını anlatan
Şahin, resimler sayesinde özellikle çocuk hastalarla
çok daha etkili diyalog kurduğunu, hastalarla arasında sıcak ve samimi bir diyalog oluştuğunu ifade etti.
Şahin, şöyle devam etti:
"Annelerin çocuklarını hastaneye getirmekte büyük
sıkıntılar çektiğini hepimiz bilmekteyiz. Birçok hastam, hastane fobisini bu sayede yendi. Anneleri de
bizlere teşekkür ediyor. Gerek hastane içinden gerekse de hastalarımızdan güzel bildirimler aldık. Gün
geçtikçe resim getiren hasta sayımız arttı. Bu durumdan hem ben hem de hastalarım oldukça memnun
olduk."
Şahin, resimleri duvara yapıştırmaya başladıktan
sonra hastalarla ev ortamında sohbet havası oluştuğunu ve bunun faydalarını gördüklerini bildirdi.
Bir mahkum hastasının tedavi olmak için geldiğinde duvardaki resimleri gördüğünü ve bu resimlerin
hikayesini merak ettiğini belirten Şahin, "Hasta, iki
hafta sonra geldiğinde kendisi çok güzel bir çalışma
yaparak bir resim hediye etti. Resminin burada asılmasından hem biz çok mutlu olduk hem de kendisi.
Hastalarımızla bu şekilde iletişim kurmanın ayrıcalığını yaşıyoruz" diye konuştu.
Hastahanedeki odasının duvarlarında çok farklı
resimler olduğuna dikkati çeken Şahin, resimlerin
büyük bölümünü çocukların getirdiğini ifade etti.
Şahin, bugüne kadar yaklaşık hastalarının yaptığı
yaklaşık 250 resmi duvarlarına astığına işaret ederek
şu değerlendirmeyi yaptı:
"5 yıldan beri resim geliyor ve duracağı da yok.
'Yer yok' diye bazılarını asamıyoruz ama hiçbirine
kıyamıyorum. Dolabımda sakladıklarıma ara sıra
çıkarıp bakıyorum. Her resmin bende ayrı hatırası
var. 'Sergi yapalım bunları' diyen de oldu ama biz
poliklinikte bulunan yerimizden oldukça memnunuz."
Şahin, hastaların kapıdan girdikleri andan itibaren
tedavi olmaya geldiğini unutup önce resimleri seyrettiğini aktararak şunları kaydetti:
"Duvardaki resimleri izleyen çocuklara özellikle
ben de söylüyorum, 'Bir dahaki gelişinde resim yap,
gel. Adını, soyadını yaz. Senin de resmini yapıştıralım' diyorum. O da 'Benim de duvarda bir resmim
olsun' isteyip bir dahaki gelişinde resimle geliyor.
Resimler sayesinde özellikle çocuklarla aramda kuvvetli bir bağ oluştu. Kapıdan girdiklerinde kucağıma
koşuyorlar. Beraber balon şişiyoruz. Eğlenerek hastalarımızı tedavi ediyoruz. Hasta psikolojini anlamak
oldukça önemli. Biz, hastalarımızla o ortamdan çıkarıp bir sergi sarayında, bir doktor değil de abi, amca
edasıyla konuşarak dertleşiyoruz. İstanbul'dan dahi
resim gönderen hastalarımız var. 'Bu çorbada benim
de tuzum olsun' diyen çok insan var."
Şahin, bu çalışmayı doktorluk hayatının sonuna
kadar sürdürmeye çalışacağını sözlerine ekledi. (AA)
KONYA - Konya'da 35 yıldır ney üfleyen Ali Erol,
tasavvuf musikisi ve bu enstrümana ilginin her geçen
gün arttığını belirterek "Ney sesinden etkilenip
Müslüman olan birçok kişi tanıdım. 'O ses bu aletten
mi çıkıyor' diye araştırmaya başlayınca Hazreti
Mevlana'yı buluyorlar. İnsanlar ülkemizi, bizi tanıyor,
dinimizi araştırıyor ve Müslüman oluyor" dedi.
Lise döneminde ney ile tanışan Ali Erol (52) Konya
Büyükşehir Belediyesinin kursunda eğitim aldı.
Konya Musiki Derneğinde sanatını icra eden Erol,
gelecek kuşaklara da aktarılması için gönül verdiği bu
enstrümanın yapımını da öğrendi.
Erol, Konya Tasavvuf Müziği ve Sema Ekibi ile
yurtiçi ve yurtdışındaki etkinliklere katılıyor.
Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençken
duyduğu ve "o ses içimi yaktı" diye tabir ettiği ney
aşkının, ilk günkü heyecanla sürdüğünü söyledi.
Kurduğu atölyede öğrenci yetiştirdiğini aktaran
Erol, "Ney üflemek zordur. Bunu başarabilmek için
kişide sevgi ve çalışma isteği olması gerekiyor.
Türkiye'de, hatta yurt dışında neye ilgi artıyor.
Belediyelerin açtığı kurslara büyük talep var. Birden
sivrilip, bizim 30 senede aldığımız yolu 3-4 yılda
katedenler oluyor. Hatta 'hocam, üniversite puanım
başka yerleri de tutuyordu ama sırf ney öğrenebilmek
için Konya'yı tercih ettim' diyen öğrencilerim bile
var" diye konuştu.
Yaptığı neylere yurtiçi ve yurtdışından yoğun talep
olduğunu, en çok da Fransa ve ABD'den sipariş aldığını anlatan Erol, şöyle devam etti:
"ABD'liler Mesnevi'yi çok okuyor. Dolayısıyla
tasavvuf musikisine ve neye ilgi çok. Yabancılar
Hazreti Mevlana'yı belki bizden daha iyi tanıyor ve
biliyor çünkü okuyor ve araştırıyorlar. Öyle olunca da
tasavvufa ilgililer. Biz Konya'dayız ama çoğumuzun
Mesnevi'den haberi yok, okumuyor. Aslında
Mevlana'nın hemen yanı başındayız, kulaklarımız
küçüklükten beri ney sesiyle doldu. O yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Haliyle çevrem de bu şekilde
gelişti. Şefliğini yaptığım 42 kişilik sanat müziği
koromuz var. Ayrıca Konya Tasavvuf Müziği ve
Sema Ekibi ile Türkiye'de ve yurt dışında sema gösterilerine katılıyoruz."
Erol, gittiği ülkelerde ney üfleyenler ile karşılaştığında mutlu olduğunu, yıllardır ayrı kaldığı bir kardeşini yeniden görmüş gibi hissettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bu bir kültür mirasıdır. Bunu gençliğe anlatmamız
lazım. Konser için gittiğim Fransa'da bir İspanyol ile
tanıştım. Ney sesinden çok etkilendi. Ardından her yıl
Konya'ya gelmeye başladı. Bizden ders aldı, şu anda
sahneye çıkıyor. Bana 'Müslüman olduğunu' söyledi.
Ney sesinden çok etkilenmiş, araştırmaya başlamış,
sonrasında Müslüman olmaya karar vermiş. Şu anda
Türkiye'de, evli. Gönlü bu yola düşmüş işte."
Musikinin açamadığı kapı bulunmadığını vurgulayan Erol, "İnsanların ortak dili. Ney sesinden etkilenip Müslüman olan birçok kişi tanıdım. 'O ses bu
aletten mi çıkıyor' diye araştırmaya başlayınca
Hazreti Mevlana'yı buluyorlar. Ney sesi insanları
buraya kadar getiriyor. İnsanlar ülkemizi, bizi tanıyor,
dinimizi araştırıyor ve Müslüman oluyor" ifadesini
kullandı. (AA)
35 yıldır “ney üfleyen” Ali Erol:
“Ney sesi insanları İslam'a çağırıyor”
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
SÜRGÜNDE SÜRGÜN VERMEK
Bir gün ölüm bile fâni olduğunu haykıracak bize.
Ateşi solumak gibidir ayrılık, serinliği özlemekle müsavidir vuslat. Gerçeği biliriz de
lakin hayallerle kalbimizi kandırırız işte.
Her nefeste rüyanın içindeki rüyada yaşarız, ölümün içindeki ölüme koşarız ya...
Günler öyle böyle geçiyor işte. Tek gerçek
var hayatta, ömür ölüme koşuyor. Esen rüzgârı duyuyorum bazen ruhumun saçlarını
okşuyor.
Aslında bir hiç/iz ve hiç olduğumuzun farkına varamıyoruz hiç. Asıl özgürlük, sonsuzca bağlanabildiğimizde eriyebilmekte; asıl
mutluluk, aşk vadisindeki şükür ve vuslat
çiçeklerini koklayabilmekte.
Hayat ellerimizden kayan bir yıldız; ömür,
yıldızımızı bulmaya dâir ettiğimiz dua; ölüm,
vuslatla kıydığımız nikâh ve mutluluk sonsuzluk inancıyla aldığımız nefestir. Mutlak olan
şu: Bir gün ölüm bile fani olduğunu haykıracak bize.
Gözlerim bir liman, gemisini beklemekte.
Her nefeste hasrete hasret eklemekte.
Günler hırçın bir dalga gibi sahilime vurmakta lakin içimdeki mahşer iştiyakı hep taptaze
durmakta benim. Çok şükür saatim vuslata
kurulu; dualarım pusula; şükrüm rüzgâr olup
mutluluğa ve sonsuzluğa koşmakta benim.
Hayatın bir tarafı ölüm, diğer tarafı sonsuzluk. Sonsuzluğa ölüyor içim... Öğrendim,
sükût edebilmek ölümün yarısıymış, diğer
yarısı da hasretle yaşamak zorunda kalmakmış. İşte bu yüzden mahzunluğum masumiyetimin şiiri, sevdam sonsuzluğu çağıran
duadır.
Anladım en sonunda; umut, bir ağaçmış
gölgesinde dinlendiğimiz. Üzerine konan
kuşlarmış rengârenk ve sayısız hayallerimiz.
Bundan dolayı hayallerim bulutlara benzer
benim; şekli ve sınırı yoktur onların bazen
ağlar, bazense coşarlar.
Özlemek, ateşin içindeki ateşe kulaç
atmakmış hasretle. Beklemek, duanın gücüne inanıp tevekküle sarılmakmış ümitle
çünkü umut güneşin doğuşu ve o her mevsim yeşil kalabilen ve de hiç yaprak dökmeyen duadır.
Beklemek zordur lakin insan hep beklenen
olmak ister. Hayat bazen bir dönemecin eşiğine geldiğimiz bir yerdir; o noktadan ileri mi,
geri mi gideceğimiz bu her zaman bizim elimizde değildir. En güzeli her şeyin en hayırlısını istemektir Mevlâ'dan çünkü şükredebilmek ve çok şükür diyebilmek lütufların en
güzelidir mahşer gönüllü âşıklara.
Biliyorum herkesin gizli bir ağacı, herkesin
ışıksız bir tarafı vardır. O yüzden kalbimin
dallarını sükûtla budadım ben ve her dalımdan yeni bir ağaç çıkıverdi.
Anladım ki aşk, sürgünde yeni sürgünler
verebiliyorsa aşkmış. Anladım ki yalnızlık,
kalbimizin ve ruhumuzun sahibini bulana
kadarmış.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Desem ki sonsuzluk var; arzuladığım mahşer
Duyan durur düşünür hayır mıdır yoksa şer?
Gaybı kimse bilemez her şey Rabbime tabi,
O isterse seninle gülistan olur her yer.
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- HDP Eş Genel Başkanı
Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı
adayı olarak verdiği mesajlar ne kadar
sevindiriciyse; Türkiye Cumhuriyeti
yasalarına göre kurulmuş bir parti olan
HDP’nin ‘Türkiyelileşme’ projesi de o
kadar şaşırtıcıydı…
Demek ki, o ana kadar Türkiyeli
değilmiş!
Demirtaş’ın son Rusya ziyaretinden
Türkiye’ye yansıyan pozlar ve söylemler yukarıda sözünü ettiğim sevinç ve
şaşırmaya bir de üzüntü ekledi…
TERÖR BAŞARAMADI
İnsanlık suçu olan ırkçılık ne yazık
ki Türkiye ile Rusya arasındaki krizin
bir yerinde sırıtıp duruyor… Bu sırıtma,
Rus Putin’in ‘gözetiminde’ Ermeni
Lavrov ile Kürt Demirtaş’ın
‘Türkiye’yi görüşmesinde de görüldü.
40 yıldır bu ülkenin her köşesini
kana bulayan terörün başaramadığı
‘kırılma’, Moskova’dan yansıyan fotoğraflar ve yankılanan seslerle oluşabilir…
‘Oluşabilir’ diyorum, çünkü Türkiye
öyle bir kırılmayı, Kürt siyasi hareketi
de Rusya’nın güdümüne girmiş bir
politik tavrı kaldırmaz, kaldıramaz. Bu
yol politik sarsıntıya gider…
SÖYLENENLER ÖNEMLİ
Demirtaş’ın Rusya ziyaretinin çok
yönlü ve çok farklı yansımaları olacağını söylemek için kahin olmaya gerek
yok; söylenenlere bakmak yeter…
AA’nın geçtiği haberde yer alan,
“HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş,
Moskova’da işadamları derneğinin açı-
lışını yaptı, terör örgütü PKK’nın
Suriye'deki uzantısı PYD’nin silahlı
kanadı YPG’nin simgelerinin bulunduğu salondaki toplantıya katıldı” ifadesindeki fotoğraf ile; “Lavrov, PKK’nın
Suriye uzantısı PYD’ye destek önerisini
gündeme getirdi” teklifi yan yana konduğunda, o ‘çok yönlü’ ve ‘çok farklı’
muhtemel gelişmelerin ayak izleri görülebilir…
Bu ziyaretten akıllarda kalacak en
çarpıcı şey, Rusya Dışişleri Bakanı
Sergey Lavrov’un görüşmede
Demirtaş’a, “Suriye’deki silahlı Kürt
grupları desteklemeye hazırız” demesi.
Gerisi teferruat!
Türkiye’ye dönük söylemler için
“DEMİR gibi TAŞ” dememizin nedeni
de bu ve Demirtaş’ın öneriyi, tepki göstermek bir yana memnuniyetle karşıla-
ması, sahiplenmesidir…
Sınır boyunca kuşatıldığını düşünen
Türkiye’yi yönetmeye aday bir partinin
Eş Genel Başkanı’na bu teklif yapılıyor
ve o da bu teklifi sevinçle karşılıyorsa,
o çok yönlü ve çok farklı olasılıkların
bizi nereye götüreceğini kestirmek güçleşiyor.
HER ŞEY ORTADA…
Rusya’nın, Suriye’de giriştiği katliamlarla DAEŞ’le mücadele ettiğini ya
da yerinden yurdundan sürülmüş Kürt,
Türkmen ve Araplara yardımcı olmaya
çalıştığını sanmak ve düşünmek iyi
niyetin ötesinde bir saflık olur…
Bu bölgede birbirini düşünecek iki
halk vardır Türkler ve Kürtler. Bunun
aksine yapılacak işler, söylenecek sözler, kurulacak ittifaklar her iki halka da
büyük zarar verir.
“Herkesin bir Kürt’ü var” diye bir
yazı yazmıştım. Kürtleri felakete götürecek hususların başında bu geliyor.
Kürtlerin bir bölümü ABD’nin, bir
başka bölümü Rusya’nın, ötekiler de
AB’nin ve bölgeyle ilgilenen diğer
ülkelerin peşine takılmış durumda…
Dünyanın en büyük Kürt kenti
İstanbul ise ve Kürt coğrafyasının
tümüyle Türkiye sınırdaş ise, oralarda
yaşayanlar buralarda yaşayanlarla akraba ise Türk-Kürt ittifakından ve kardeşliğinden başka çıkar yol yoktur.
DAEŞ BİR KILIF…
Rusya’yı Akdeniz’e akıtmaktan
başka bir görevi ve etkisi kalmayan
Esed yönetimiyle işbirliği içinde olmak
Kürtlere bir şey kazandırmayacağı gibi
Türkiye’ye de çok şey kaybettirir.
Artık her şeyin ‘mazereti’ haline
getirilen DAEŞ ve onunla mücadele
‘kılıfı’ insanları eskisi kadar etkilemiyor. Zaten DAEŞ de ürettiği petrolün
ticaretini yapmak, tadını çıkarmakla
meşgul. Hem de, yeni bir paylaşım
savaşı çılgınlığı yaşayan dünyanın gözü
önünde.
Bu eli ve gözü kanlı örgütü önce
bölgedeki Kürtlerin üzerine salan sonra
da Kürtleri bu vahşiler ordusuyla mücadele etsin diye silahlandıranlar, namlunun ucunu yavaş yavaş Türkiye’ye
çeviriyor…
Böyle bir ortamda Türklerin ve
Kürtlerin sığınacağı tek liman var:
Kardeşlik…
Herkesin her şeyi ‘çok yönlü’ ve
‘çok farklı’ düşünmesi gerekiyor. Geç
kalmadan…
CHP'de gözler il kongrelerinde
ANKARA - Kurultay takvimi çerçevesinde bugüne kadar 32 ilde kongresini
yapan CHP, hafta başında tüm il kongrelerini tamamlayarak, 35. Olağan
Kurultayına gidecek.
CHP'de, 16-17 Ocak tarihinde,
Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek kurultay için son hazırlıklar yapılıyor.
Genel seçim nedeniyle ertelenen
kurultay takvimini 3 Kasım Salı günü
başlatan CHP, 32 il ile 940 ilçede kongrelerini tamamladı.
Hafta başında il kongrelerinin tamamını bitirmeyi planlayan CHP'de ortaya
çıkan delege yapısı, kurultayda da son
kararı verecek.
Partinin, illerden gelen bin 100 civarında delegesi bulunuyor. Büyük kurultaylarda milletvekili ve milletvekili
olmayan PM üyeleri de doğal delege
sayılıyor.
Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olacağı
kurultayda, başkanlık yarışına girmek
isteyenlerin, 120'den fazla delegenin
imzasını divan başkanlığına sunması
gerekiyor.
Kurultayda, genel başkanlık ve Parti
Meclisi (PM) üyelerinin seçiminin yanı
sıra "tüzük" ve "sonuç bildirgesi" komisyonlarının da oluşturulması bekleniyor.
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından, 7 Haziran seçimi
öncesi açıklanan "kontenjan aday" uygulamasına
yönelik değişikliğin, önce komisyona, kabulü halinde ise delegelerin onayına sunulması planlanan
kurultayda, 1 Kasım seçimi öncesi aday belirleme
yönetmeliğinde yapılan değişikliğin de tüzük komisyonuna geleceği ifade ediliyor.
Kurultayda, PM sayısının düşürülmesine ilişkin
önerinin de görüşülebileceği belirtiliyor. CHP'de 60
kişiden oluşan PM'nin 8 üyesi, Bilim Yönetim ve
Bal gibi haberin ayrıntıları var…
Sektör; acıyı BAL eyledi!
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Son dönemde medyada
sıkça yer alan bal haberlerine bir ekleme de
biz yapalım dedik! Ankara İli Arı
Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu
Başkanı Selçuk Solmaz ile görüştük.
Görüşmede gördük ki, dün, ‘bal gibi haber’
diye duyurduğumuz haberin içeriği,
Türkiye’deki arıcılar, bal üreticileri açısından çok önemli. Sektör her şeye rağmen acı
bal eyleyip yoluna devam ediyor… Selçuk
Solmaz ile kısa sohbetimizde öğrendik ki,
Türkiye arıcılık sektörü olarak dünyada
koloni bakımından ikinci, üçüncü sıralarda
yer alırken, bal üretimi bakımından üçüncü,
dördüncü durumda. Selçuk Solmaz, “Altı
milyon beş yüz bin arı kolonisi bulunan
ülkemizde bal çeşitliliği endemik bitkileri
ve kalitesi bakımından da ilk sıralarda yer
almaktadır” diyerek, arıcılığın ülkemiz için
önemine dikkat çekti ve son zamanlarda
medyada yer alan renkli bal tartışmaları
için, “Tüketiciyi doğru bilgilendirme açısından çok önemsiyoruz” dedi.
Bilinmesini istedikleri şunlar:
“Balın rengi üretim yapılan bölgenin
florası, bitki örtüsü, endemik bitkileri ve
bölge orijinine göre farklılık gösterir. Su
beyazından kahverenginin her tonunda bal
rengi görmek mümkündür. Bal renginin
çok farklı olması çok doğal bir durum iken
rehası, kokusu, tadı da bölge florasına göre
farklılık ve çeşitlilik gösterir. Tek tip bal
rengi ve rehası mono flora dediğimiz tek
bitkilerden elde edilen ballardır. Pamuk,
ayçiçeği, çam, lavanta, kestane gibi yayla
ve çiçek balları ise yüzlerce çiçekten oluştuğu için renk koku ve tat bakımından faklılık gösterebilir. Balın kalitesinin anlaşılmasında en doğru yöntem ise laboratuvar
analizleridir.”
Kültür Platformu'ndan (BYKP) seçiliyor.
ANKARA-İSTANBUL
En fazla kurultay delegesi çıkaracak
İstanbul ve Ankara'da ise kongre tarihleri 2627 Aralık olarak belirlendi.
Kurultay delegelerinin 176'sının belirleneceği İstanbul'da, İl Başkanı Murat Karayalçın
yeniden aday olmayacağını açıkladı.
İstanbul'da çok sayıda adayın yarışacağı
belirtiliyor.
İstanbul'un ardından, 64 delegenin belirleneceği Ankara'da ise mevcut İl Başkanı
Adnan Keskin yeniden aday oldu. Ankara'da
da Keskin'e rakiplerin çıkabileceği ifade ediliyor.
İzmir'de 20 Aralıkta yapılan kongrede ise
İl Başkanlığına 281 oy alan Alaattin Yüksel
seçildi. Yüksel, CHP Parti Meclisi üyeliğinden istifa etmişti.
DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM
CHP'nin, 1 Kasım Seçim sürecinde de
kullandığı "Önce Türkiye" sloganı kurultayda
da kullanılacak. "Değişim ve dönüşüm" ana
teması üzerinde durulacak kurultayda, "birlik,
kardeşlik, adalet ve eşitlik" vurgusunun yapılacağı belirtiliyor.
Kurultaya, siyasi parti temsilcileri ve
meslek odaları ile bazı sürpriz isimlerin de
davet edilmesi bekleniyor.
Kurultay tarihini Basketbol Ligi'nin devre
arasına göre planlayan CHP, kurultay salonunun dizaynı, partililere dağıtılacak kumanya,
ses ve ışık sistemleri için firmalarla görüşmelerini de
tamamladı.
Kurultay Koordinasyon Birimi, delegelerin
konaklayacağı otellerle de anlaşma sağladı.
Kurultayı bin civarında basın mensubu takip edecek.
Siber saldırı TARTIŞMASI
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Türkiye, dünyanın birçok gelişmekte olan ülkesi gibi siber saldırı tehdidi altında.
Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik
Bakanı Binali Yıldırım, kısa bir aranın
ardından oturduğu bakanlık koltuğunda
kendisini de şaşırtan bir siber saldırı
altında kaldı.
Bu türden saldırıların olabileceğini üç
yıl önce bendenize bir canlı yayında söylemişti.
Konya TV Ankara Temsilcisi olarak
hazırlayıp sunduğum Ankara’nın Zirvesi
programında canlı yayın konuğum olan
Bakan Yıldırım, siber saldırılara karşı alınan önlemleri program ve arasında yaptığımız sohbette anlatmıştı.
Çok önemli açıklamalarda bulunduğu
o programda yaptığı o açıklamaların haklılığını gösteren pek çok saldırı yaşadı
Türkiye. Son saldırı da bunlardan biri.
Bakan Binali Yıldırım, ‘.tr’ uzantılı
internet sitelerine yönelik saldırıların
ardından Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu (BTK) ile Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığının (TİB) anında
müdahale ettiğini belirterek, “17 Aralık’a
kadar bu olay devam etti. İki saat yavaşlama, kesilme oldu” dedi. Bakan ilk anda
bu saldırıların hangi ülkeden yapıldığının
tespit edilmesinin kolay olmadığını
belirtti.
Bakan Yıldırım, 14 Aralık itibarıyla
özellikle ‘.tr’ uzantılı internet sitelerine
yapılan siber saldırıların arttığını; ODTÜ
DNS grubuna DDOS saldırısı olduğunu
belirtirken, bu durumu, “on binlerce insanın aynı anda kapıya yığılması, içeri girilememesi” örneğiyle izah etti. Yıldırım,
saldırıların yurt dışı kaynaklı olduğunun
kesin olduğunu belirtti.
Bakan Yıldırım, sözünü ettiğim programda, siber saldırılara karşı etkili
önlemler alacaklarını söylemişti. Bu saldırıların bu kadar ucuz atlatılması belki
de alınan bu önlemlerle ilgili.
ODTÜ ÖNLEM ALSIN
Binali Yıldırım, Türkiye’nin geçen
hafta hedefi olduğu büyük siber saldırıyla ilgili olarak, “Siber savaş, gerçek
savaştan bin beter sonuçlar doğurabiliyor, her türlü önlemi alıyoruz, daha da
almamız lazım” dedi. Bakan, ‘tr’ uzantılı
adreslere yaşanan siber saldırıya ilişkin
ODTÜ’nün yeterli önlemi almadığını
belirterek, “Sunucuyu ODTÜ işletiyor
ama mesele bir ulusal güvenlik meselesi,
bu çeşit saldırılara karşı gerekli önlemlere sahip olunmalı” değerlendirmesinde
bulundu.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar
ise, “Uluslararası standartlar uygulandı”
dedi.
25 Aralık 2015 Cuma
Fehmi KORU
11
[email protected]
[email protected]
DEMİR gibi TAŞ!
Kürt siyaseti bunu kaldırmaz
haber
Olana bir de bu gözle bakın
Uluslararası ilişkiler ağının karmaşıklığı meydanda. Ama ne kadar karmaşık?
Düne kadar birbirlerine ters bakan ülkeler, diyelim ABD ile İran, gün geliyor, yakınlaşmaya ve belli
konularda benzer tavırlar sergilemeye başlıyor...
Acaba bu gelişme kendiliğinden ve sürpriz bir
şekilde mi gerçekleşiyor, yoksa perde gerisinde
yaşanan bazı hazırlıklar sonrasında mı?
Sizce?
Ülkeleri yönetenlerin tercihleri içeride ve dışarıda
nasıl bir politika izleneceği üzerinde etkilidir; ülkeler
“egemen” ve demokrasiyle yönetilen ülkelerde
sandıktan çıkan iktidarlar yine aynı yöntemle iktidar
dışı kalana kadar istedikleri politikayı izleyebilirler...
Eyvallah...
Bu, var olan gerçeğin bir yüzüdür.
Dünyanın en güçlü ülkesi olduğu kuşkusuz ABD,
hep aynı dış politika çizgisini mi izledi? Rusya’ya
(Sovyetler Birliği’ne), Çin’e, İran’a bakışı neden
değişti öyleyse?
Sekiz yıldır ABD’de başkan olan Barack Obama
her istediğini yapabildi mi? İtibarlı bir gazeteci olan
Pulitzer ödüllü Seymour Hersh, London Review of
Books Dergisi’nde çıkan son yazısında, Obama’nın
Suriye’de izlediği “Esad gitmeli” politikasını tasvip
etmeyen Amerikalı subaylar ve istihbarat elemanlarının, Batı ülkelerindeki muhataplarına sızdırdıkları
bilgilerin Esad tarafından kullanılmasını sağladıklarını yazıyor.
Obama’yı politika değiştirmeye böyle zorlamışlar.
Eh, ABD’nin Suriye politikası -Obama’ya rağmen- farklılaşınca, aynı politikaya bel bağlamış
başka ülkelerin de kendilerini bu duruma uyarlamaları gerekir...
Bazen, şartlar öyle zorladığı için, yavaş yavaş
değişir politik çizgiler, bazen de sert ve beklenmedik biçimde.
Devletlerde durum böyle de, devlet dışı aktörlerin durumu çok mu farklı? Mesela PKK örgütünün
durumu?
1998 yılının sonlarına kadar Suriye tarafından
kollanıp kullanıldı PKK; örgütün eğitim kampı
Suriye gözetimindeki bir bölgede (Bekaa
Vadisi’nde) idi, liderleri de Şam’da ikamet etmekteydi. Suriye birdenbire “Çık git” dedi Abdullah
Öcalan’a. Hiçbiri kendisine “Kal” demediği için,
birkaç ülkeye uğradıktan sonra Kenya’da yakalanıp
Türkiye’ye teslim edildi PKK lideri...
PKK’nın eylemleri ve eylemsizliklerinin
Türkiye’nin iç politikasını derinden etkilendiğine
kuşku duyuyor musunuz?
Öcalan’ın tesliminden (Şubat 1999) hemen sonra
yapılanla başlayarak, 1 Kasım 2015’e kadar yapılan bütün seçimlerde, az veya çok etkisi oldu
PKK’nın izlediği çizginin...
“Ne yani, PKK başkalarının Türkiye üzerindeki
hesaplarında kullanılan bir alet mi?” sorusunu
bana yöneltecek olursanız, cevabım, “Bunu ben
değil, siz söylediniz” olacaktır.
Herkes, “egemen” devletlerin ve demokratik
yöntemle seçilmiş iktidarların manevra alanlarının
dahi etkilere açık olduğu, hiçbir devlet ve hiçbir
politikacının “Ben istediğimi yaparım” diyemediği
karmaşık ilişkiler dünyasında, devlet dışı aktörlerin
serbestçe hareket yönünden çok daha zor -neredeyse imkânsız- durumda bulunduğu gerçeğine
göre hesabını yapmalı.
Türkiye bugünlerde dış politikasında radikal
değişikliklere gideceğinin sinyallerini veriyor.
Türkiye gibi “önemli” devletler transatlantik cesametindedir; bu sebeple gövdesini değişen rotaya
uyarlaması zaman alır. Onun gövdesinde yolculuk
edenler (örgütler, cemaatler, eski politikayı ölümüne destekleyenler), rota değişince, sarsıntıya uğrarlar.
Hissetmez ve kendilerini yeni duruma uyarlamazlarsa?
Bu sorunun cevabı için fazla beklememiz gerekmiyor.
Koca transatlantik devasa gövdesiyle rota değiştirince onun üzerindeki büyüklü küçüklü tahlisiye
sandalları yeni rotaya uyum sağlayamamışlarsa...
Vay hallerine...
MHP’li Özdağ’dan
Kuzey Suriye uyarısı
ANKARA - PKK ve PYD'nin Suriye'nin kuzeyinin
tamamına hakim olmasının muhakkak engellenmesi
gerektiğini söyledi. Özdağ, Mecliste düzenlediği basın
toplantısında, PKK'nın, eylemleriyle devlet güçleri ve
halk arasında gerilim yaratmayı amaçladığını belirtti.
Terör örgütünün siyasi bağlantılarının liderliğini
yapan kişinin açıklamalarının "PKK ile HDP arasındaki
akışkanlığı net bir biçimde gösterdiğini" vurgulayan
Özdağ, PKK'nın asıl ağırlığını Suriye'ye verdiğini kaydetti. PKK ve PYD'nin, Suriye ve Rusya'nın desteğiyle
Cerablus'ta yığınak yapmaya başladığını ve bölgeye
girebileceğini ifade eden Özdağ, "Bu adım AKP'nin
güvenlikli bölge politikasını tarihe gömeceği gibi
Suriye'nin kuzeyinin neredeyse tamamının PKK'nın
denetimine gireceği anlamına da gelir. Şimdiden diplomatik ve askeri önlemler alınmalıdır. PKK ve PYD terör
örgütünün Suriye'nin kuzeyinin tamamına hakim olması
muhakkak engellenmelidir" diye konuştu.
Özdağ, Güneydoğu'daki operasyonlarda devletin
tüm imkanları seferber etmesini isteyerek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Çünkü çatışmalar sürdüğü müddetçe
geçen zaman terör örgütünün lehine işlemektedir.
2002'de terörsüz Türkiye devralan ve bunları 'güvenlikçi
politikalar' diye aşağılayan AKP'nin, bugün, Türkiye'nin
güvenliğini getirdiği nokta ibret vericidir. Sayın Devlet
Bahçeli'nin 'sıkıyönetim' önerisini dikkate almayacaklarını söyleyen Davutoğlu, bugün, küçük küçük sıkıyönetim hatta kısmi seferberlik halinde uygulanabilecek tedbirlere başvurmak zorunda kalıyor. AKP'nin bundan
sonra yapması gereken, güvenlik güçleri sonuç alıncaya
kadar onların elini kolunu bağlamamak olmalıdır."
Rusya ile yaşanan krizden dolayı, AKP
Hükümeti'nin, İsrail hükümetine karşı sürdüğü şartları
geri çekerek uzlaşmak zorunda kaldığını öne süren
Özdağ, bu durumu, Mavi Marmara'da ölenlerin ailelerine anlatmanın kolay olmayacağını dile getirdi.
Bir gazetecinin, "AK Parti'li bazı milletvekillerinin
yaptığı açıklamaların ardından PKK ile yeniden masaya
oturulabilir mi?" sorusuna Özdağ, "MHP olarak bundan
hiçbir zaman şüphemiz olmadı. Bu nedenle
Güneydoğu'da operasyonların sınırlı tutulmaya çalışıldığını ve PKK ile tekrar masaya oturacağını biliyoruz"
12
25 Aralık 2015 Cuma
34 yıllık evli çiftin 17
çocuğu, 24 torunu var
Gaziantep'te 34 yıl
önce evlenen
Güngör çifti, 21
kez doğum heyecanı yaşadı. 4
çocuklarını
doğumdan sonra
çeşitli nedenlerle
kaybeden çift, biri
engelli 17 çocuk
ve 24 torunuyla
mutlu bir yaşam
sürüyor.
GAZİANTEP - Şahinbey ilçesindeki
Yalangoz Mahallesinde 1981 yılında dünya
evine giren Raziye (51) ve Abdulkadir (55)
Güngör çiftinin evliliklerinin ardından henüz
1 yıl olmadan Fatma (33) ismini verdikleriz
kız çocukları dünyaya geldi. 34 yıllık evlilikleri süresince 28 kez bebek heyecanı yaşayan
çiftçin mutluluğu 7 defa düşük doğum nedeniyle yarıda kesilse de 21 kez bebeklerini
kucaklarına aldı.
En sonuncusu hariç hepsi normal doğumla
dünyaya gelen çocuklarından 4'ünü çeşitli
rahatsızlıklarla kaybeden Güngör çifti, son
oğullarıyla bir yıl önce yeniden bebek heyecanı yaşadı
Çocuklarından 5'i kız 3'ü erkek olmak
üzere 8'ini evlendiren Güngör çiftinin 24 de
torunları oldu. Güngör çiftinin, 9'u erkek 8'i
kız çocuklarının yaşları ise 33 ila 1 arasında
değişiyor.
Baba Abdulkadir Güngör, gazetecilere yaptığı açıklamada, çocukları bereket olarak gördüğünü dile getirerek, köylerinde mutlu bir
yaşam sürdürdüklerini söyledi.
Çok çocuk dolayısıyla herhangi bir sıkıntılarının olmadığını, pişmanlıklarının da bulunmadığını dile getiren Güngör, ancak zaman
zaman bürokrasi işlerinde sıkıntı yaşadıklarını
ifade ederek, "En küçük oğlum Hilmi doğduğunda, kimliğini çıkarmak için nüfus müdürlüğüne başvurdum. Ancak çocuk sayısına
inanmayan ekipler, evimde inceleme yaptıktan sonra kimlik çıkardı. Benim kendileriyle
dalga geçtiğimi düşündüler, hatta 'bu kadar
çocuk olmaz, aile tablosuna sığmıyor' dediler.
Ciddi olduğumu anlatmaya çalışırken 'O
zaman araştırın ondan sonra kimliğini verin'
dedim. Bunun üzerine köye ekip geldi araştırdı, jandarma eve gelip baktı. Gerçek olduğuna kanaat getirince kimliği çıkarabildik" dedi.
Çocuklarından Furkan'ın (9) zihinsel engelli olduğunu kaydeden Güngör, şöyle konuştu:
"Furkan engelli olduğu için düzenli olarak
şehre gidip, kontrollerini, fizik tedavilerini
yaptırmamız gerekiyor. Ancak aracımız yok.
Komşularımızdan yardım istiyoruz. Onların
yardımıyla çocuğu hastaneye götürüp getiriyoruz. Bu noktada desteğe ihtiyacımız var.
Devletten engelli çocuğumuz için yardım
bekliyoruz."
Güngör, tarımsal faaliyetlerle yaşamlarını
sürdürdüklerini belirterek, ayrıca engelli
oğulları için engelli maaşı aldıklarını söyledi.
Bazı zamanlarda çocuklarının ismini karıştırdığını anlatan Güngör, "İnsanlık hali,
çocuklar torunlar bir araya gelince haliyle
isimlerini karıştırabiliyorum. Ama onlar da
alıştı. Sorun olmuyor" diye konuştu.
Anne Raziye Güngör de 17 yaşındayken ilk
çocuğunu kucağına aldığını, 28 kez hamile
kaldığını, çocuklarından 17'sinin ise şu an
hayatta olduğunu anlattı.
Çocuklarından 8'inin evli, 2'sinin de nişanlı
olduğunu dile getiren Güngör, 24 torunu
bulunduğunu belirterek, "Çok çocuğa bakmak
zor olmadı ama maddi sıkıntılar nedeniyle
bazen zorlandık. Herkesin çocuk yapmasını
tavsiye ederim. Çocuktan zarar gelmez.
Şimdi yine olsun başımın üstünde yeri var.
Vatana asker gerek. Çok çocuk yaptım, maddi
destek olursa daha da yaparım." (AA)
"Bu, bilinen bir olaydır. Kuyruk daha
sonra yeniden çıkar. Biz buna 'yenilenme'
diyoruz. Doğada bu durum sıkça görülen
bir olaydır ancak bu örneğimiz, sıradan bir
kuyruk tipi değil. Tek bir yenilenme yok.
Kuyruk yerine birden fazla dallanma var.
Üç kuyruk yapısı karşımıza çıkıyor. Tabii
bu çok önemli bir örnek teşkil ediyor. Üç
kuyruğa sahip kertenkele örneklerine doğada rastlamak çok ama çok zordur. Ben ve
ekip arkadaşlarım böyle bir duruma ilk kez
şahit olduk. Milyonda bir görülebilecek
durum diyebiliriz."
"Bu kertenkele, alışılmışın dışında üç
farklı kuyruk yapısının üç koldan yenilenmesiyle diğerlerinden farklılık gösteriyor"
diyen Tosunoğlu, üç kuyruğun hayvanın
hareket kabiliyetlerini kısıtlayabildiğini
belirtti.
Kertenkelenin kuyruğuna zarar verilmiş
olabileceğini dile getiren Tosunoğlu, şunları kaydetti:
"Kuyruğun zarar gören yerlerinden
kemik yerine, kıkırdak bir yapıda oraya
uyaranlar gelip, zarar gören farklı yerlerden
tomurcuklanarak ya da oradan gelişerek,
dokular ilave kuyruk yapısı oluşturmuş.
Demek ki bu hayvan, kuyruğundan çok
farklı şekillerde şiddetli bir saldırıya uğramış. Farklı yerlerinden kuyruğa güç uygulanmış. İşte bu zarar gören yoğun yerlerden
uyaranların etkisiyle, oralardan yeni kuyruk dokuları oluşmuş." (AA)
“Üç kuyruklu kertenkele” müzede sergileniyor
ÇANAKKALE - Kırklareli'de arazide
bilimsel inceleme yapan Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesinden (ÇOMÜ)
bazı bilim adamlarının bulduğu üç kuyruklu kertenkele, özel sıvı içinde müzede sergileniyor.
ÇOMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji
Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim
Üyesi Doç. Dr. Murat Tosunoğlu, AA
muhabirine, Kırklareli'nin Üsküp beldesinde bazı öğretim üyeleriyle kısa süre önce
yaptıkları çalışma sırasında, ot ve çalıların
arasında sıkışmış kertenkele bulduklarını
söyledi.
Çabalarına rağmen kurtaramadıkları
sürüngenin üç kuyruğu olduğunu fark ettiklerini anlatan Tosunoğlu, bunun, çok nadir
görüldüğünü ifade etti.
Kertenkelelerin, tehlike anlarında hayatlarını kurtarmak ve daha hızlı kaçabilmek
için mevcut kuyruklarını bırakabildiğine
dikkati çeken Tosunoğlu, şöyle konuştu:
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bir makyaj malzemesi. – Baston. 2. Kiraya verilerek gelir getiren mülk. – Suudi
Arabistan’ın para birimi. 3.Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan
yumurta veya benzeri şey. – Pey akçesi. 4. Bir konuda direnme, ayak direme. –
Kömürleştirilecek ağaç ya da pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile
sıvanan kümbet. 5. Türlü ürün ve mal alım satımı. 6. Temiz olma, temizlik. 7. Sıvı.
– İskambil kâğıtlarında bir gruba verilen ad, dineri. 8. Bir sayı. – Ad, ün, san. –
Donmuş su. 9. Bir yerden alıp başka bir yere taşıma, iletme, aktarma. 10. Balıkesir
ilinin bir ilçesi. – İlkel silah. 11. Altının simgesi. – Devlet memurlarının maaşlarının
derece ve tutarlarını düzenleyen çizelge. 12.Kızartma kabı. –Cılız, zayıf, güçsüz.
13. Avuç içi. – Ses yitimi. 14. Çam ağacından yapılmış su testisi. – 17.Yy’da
yaşamış hiciv şairimiz. 15. Lahza. – İskambilde aynı cinsten iki kâğıt. – “ÇOK
ÖNEMLİ KİŞİ” anlamında yabancı bir kısaltma. 16. İrat. – İzmir ilinin bir ilçesi.
17. Yanağın alt kısmı. 18. Mektup. – Rey. – Bir nota. 19. Sandalları asmaya yarayan
ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad. 20. Kampana. – Devlet
malı veya parası.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Bazı hayvan veya bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde. –
Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz.
– Eski Türklerde kutsal hekim. 2. Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan
zehirli bir madde. – Bir kimsenin hasta olup olmadığını ya da hastalığın nerede
olduğunu araştırma. – Gözleri görmeyen. 3. Üstünde ölü yıkanan kerevet, teneşir. –
Arapçada su. – Bir ilimiz. – Avrupa’da bir göl. 4. Ülkemizin plaka işareti. –
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. – Amerikan Profesyonel Basketbol Liginin
kısaltması. – Klavsene benzeyen klavyeli bir çalgı. 5. 20–40 cm yükseklikte, basit
yapraklı, kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık. – Öküz yemliği. – İlenme,
beddua. 6. Yanardağ ağzı. – Eğitim öğretim sistemi. – Hasırotu, saz, kamış. 7. Tutu,
rehin. – Havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz, asal gaz. –
Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan. 8.
Değerli madenlerin saflık derecesi. – Bağımlı. –
ÇÖZÜMÜ
Dalgır, hare. – Endonezya’nın plaka işareti. 9. İri delikli kalbur. – Dürülerek boru biçimi verilmiş deri ya da
BUGÜN
kâğıt tomar. – Tütün dumanının bıraktığı yağlı kir. –
14.
SAYFADA
Hava ya da gaz akımları oluşturmakta kullanılan aygıt.
10. ERSİN ……. (Fotoğraf sanatçımız). – Ceviz. –
Güreşte bir oyun. – Altın kökü.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
KAFES, MAYMUNLAR, MUZLAR VE TAZYİKLİ SU
Önce çokça anlatılan bir maymun deneyi: “Bir kafese beş
maymun koyarlar. Ortaya bir merdiven kurarlar. Kafesin tepesine
de iple muz asarlar.
Maymunlardan biri merdivenleri
çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışarıdan üzerine soğuk su
sıkarlar. Sonra maymunlardan biri
dışarı alınıp, yerine yeni bir maymun konulur. Muzlara ulaşmak
için merdivene tırmanmak istediğinde diğer dört maymun buna
izin vermez ve yeni maymunu
döverler. Daha sonra ıslanmış
maymunlardan biri daha yeni bir
maymunla değiştirilir. O da merdivene yaptığı ilk atakta dayak yer.
Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven sonradan
kafese giren ilk maymundur!
Bunların en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda
hiçbir fikirleri yoktur! Yine de şiddetle onu döverler. Tepelerinde
bir salkım muz aslılı olduğu halde
artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadırlar. Neden mi? Çünkü
burada işler böyle gelmiştir ve
böyle gitmektedir.”
(http://blog.milliyet.com.tr/darwin-in-anisina--maymun--muzve-kafes/Blog/?BlogNo=102858)
Bu hikâye aslında hem günümüz Türkiye’sini hem de bütün
İslam dünyasının hal-i pür-melalini çok güzel, etkili, vurgulu ve
çarpıcı bir şekilde sembolik bir
kurgu içinde açıklamaktadır.
Gerek Türkiye’de Türk milleti,
gerek diğer Müslüman milletler,
emperyalist Haçlı Siyonist Batı
tarafından kendi ülkelerinde siyasi, ekonomik, kültürel, askerî her
anlamda dışarıdan güdümle kafese tıkılmışlardır. Emperyalist
odaklar, Müslümanlara kendi
ülkelerini kendilerine bir hapishane, bir kafes haline getirmiştir.
Müslümanlar, siyasi, ekonomik,
bilimsel, teknolojik, askerî, kültürel anlamda Batı tarafından tek
taraflı bağımlılık, kölelik ve esaret
kafesine tıkılmıştır. Diğer İslam
ülkeleri ve Türkiye, istiklallerini
kaybetmiştir.
Muzlar da Müslümanların kendi
ülkelerinin yeraltı ve yerüstü
bütün zenginlikleri, dinî ve millî
bütün kutsal değerleri, maddi ve
manevi bütün varlıklarıdır.
Müslümanların kendilerine ait bu
muzları yani bütün değerlerini
almaları, istifade etmeleri, kullanmaları, istedikleri gibi özgürce
tasarruf etmeleri en doğal hakları-
dır. Ama Müslümanlar ellerini
kendi kaynaklarına uzattığı zaman
yani kendi zenginliklerini kendileri
kullanmak istedikleri zaman
emperyalist Batı, dışarıdan
hemen tazyikli suyu sıkıyor ve
Müslümanı yere düşürüp korkutuyor.
Mesela diyor ki madenlerine
elini uzatma, onlar benim malımdır, sen kullanmaya kalkarsan
seni baskıyla, tazyikli suyla yere
sererim. Bir süre sonra emperyalist Haçlı Batı, haricî bedhah olarak dışarıdan kendisi baskı yapmayı bırakır, içerden ayarladığı
dahilî bedhah olan yerli işbirlikçiler eliyle Müslümanları kendi kaynaklarına uzanmaktan mahrum
eder. Tazyikli suyla terbiye ettiği,
köleleştirdiği, mankurtlaştırdığı
PKK, IŞİD gibi örgütler çıkarır,
Müslümanları bunlara dövdürür.
Ya da liberal, sağcı, solcu,
İslamcı gibi etiketlerle birtakım
siyasetçi, cemaatçi vs ayarlar
bunlar eliyle dövdürür.
Şu anda diğer İslam ülkeleri
gibi Türkiye’nin, Türk milletinin
hali de budur. Türk milletine düşman olan PKK’sı, IŞİD’i, İslamcı
görünümlü iri Amerikancı,
Barzanici partisi, Atatürkçü ve
Cumhuriyetçi görünümlü ama
yine Amerikancı, TESEV’ci, HDP
sevici parti ve diğer oluşumlar
hepsi Amerika ve Avrupa tarafından tazyikli suyla terbiye edilmişlerdir. Kendi kaynaklarını, kendi
kimliğini, Türk-İslam kültür ve
medeniyetini özgürce yaşamak,
Müslüman Türk milleti olarak kalmak isteyen Türkler, terbiye edilmiş bu mankurtlar tarafından
dövülüyor.
O halde çare bellidir. Özgür,
şahsiyetli, yerli, millî, İslamî
değerlere bağlı onurlu Türk milleti, gerçek Türk milliyetçileri, düşmanlar hesabına kendi milletini
döven, kendi nimetlerimize ulaşmamıza engel olan bütün mankurtları, işbirlikçileri, teslimiyetçileri, Türk düşmanı hain çeteleri,
gâvurun gönüllü askerlerini,
Amerika’nın kara ordusu PKK’yı
elimizin tersiyle bir tarafa iteceğiz,
yok edeceğiz, içine hapsedildiğimiz Batı emperyalizmine bağımlılık ve kölelik kafesini parçalayacağız ve kendi özgür vatanımızda
özgür bir Müslüman Türk milleti
olarak kendi kimlik değerlerimizle
kendi hayatımıza devam edeceğiz.
Taş ve altından klarnet yaptı
ORDU - Ordu'da geçen yıl yaşamını
yitiren klarnet ustası Ahmet
Özdemir'in torunu Erman Özdemir,
mermerden klarnet de yapan dedesinin
mesleğini sürdürerek, aynı enstrümanı
taş ve 24 ayar altından 8 ayda imal
etti.
Altınordu ilçesine bağlı Bayadı
Mahallesi'ndeki atölyesinde 2010'da
mermerden klarnet yapan Ahmet
Özdemir'in torunu Erman Özdemir,
dedesinin mesleğini devam ettiriyor.
Yaklaşık 15 metrekarelik barakadan
oluşan atölyede abanoz, zeytin, gül ve
erik ağaçlarından el yapımı klarnet
üreten ve arızalı klarnetlerin tamirini
gerçekleştiren Özdemir, dedesinin
vefatının ardından taş ve altın kullanarak klarnet yaptı.
Özdemir, AA muhabirine, dedesinin
65 yıl atölyesinde, zor şartlarda klarnet
ustalığı yaparak geçimini sağladığını
söyledi.
Dedesinin ürettiği klarnetlerin bazı
ünlü sanatçılar tarafından halen kullanıldığını belirten Özdemir, "Dedem, en
son mermerden yaptığı klarnetiyle
gündeme gelmişti" dedi.
Dedesinin yetiştirdiği onlarca çıraktan birinin de kendisi olduğunu dile
getiren Özdemir, "Kardeşlerimle bu
mesleği devam ettiriyoruz. Dedem,
mesleği belli bir yere kadar getirdi,
şimdi sıra bizde. Dedemizden aldığımız bu mesleği daha ileriye taşıyacağız" diye konuştu.
Ölümünden önce dedesine bazı sözler verdiklerini anlatan Özdemir, şunları kaydetti:
"Bugün bu sözleri tek tek yerine
getiriyoruz. Bunlardan birisi de taştan
klarnet yapmaktı. Bu, bizim mesleğimiz. Dedemize yakışan bir klarnet
yapmamız gerekiyordu. Bu fikirle yola
çıkarak bir süre önce corian taşından
klarnet yapımına başladık. Bu tamamen doğal, bakteri barındırmayan ve
leke tutmaz bir taş. Bu taşı atölye ortamında işleyerek klarnete çevirmeyi
başardık. Bunu tasarlaması ve belli bir
yere getirmesi yaklaşık 8 ayımızı aldı.
Bu işte en büyük destekçim, kardeşlerim Eren ve Ege oldu. Bu klarnetten 2
adet yaptık. Birini ünlü sanatçı Hüsnü
Şenlendirici'ye hediye ettik, diğerini
ise atölyemizde sergilemeye başladık."
Özdemir, taştan yaptıkları klarneti
24 ayar altınla süslediklerini belirtti.
Daha özel kılmak amacıyla klarnetin
tuşe kısımlarını 24 ayar saf altın kaplamayla bütünleştirdiklerini bildiren
Özdemir, toplam 4 gram altın kullandıklarını ifade etti.
Özdemir, "Bilezik aksamını ise el
işlemiyle yaptık. Sonuç itibarıyla ortaya harika bir klarnet çıktı. Dedem mermerden klarnet yapmıştı. Biz de torunları olarak taştan klarnet yapmayı
başardık. Dedeme verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz" dedi.
Taş klarnetin ton ve tını sesinin
diğerleriyle aynı olduğunu vurgulayan
Özdemir, enstrümanın ağırlığının ise 1
kilogramı bulduğunu söyledi. (AA)
SAĞLIK
25 Aralık 2015 Cuma
13
Prof. Dr. Tabak: “Hepatit bulaşıcı bir hastalık”
Viral Hepatitle Savaşım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, hepatitin bulaşıcı özelliğinden dolayı bir hastalık olmanın
yanı sıra sosyal bir problem olarak da ortaya çıktığını belirterek, "Halen yeni hepatit etkenlerinin bulunması ve klinik önemleri konusunda çalışmalar olanca hızıyla devam ediyor. Viral hepatitler dünya için önemli bir sorun" dedi.
İSTANBUL - Hepatit alanında
hasta ve hasta yakınları tarafından
kurulmuş bir dernek olan Hepatitle
Yaşam Derneği, Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Enfeksiyon Anabilim
Dalı ve Viral Hepatitle Savaşım
Derneğinin ortaklaşa düzenlediği
"2. Ulusal Sosyal Yönleriyle
Hepatit Sempozyumu" İstanbul
Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Cemi Demiroğlu
Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.
Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Tabak, viral hepatitlerin tüm dünyada yaygın olarak
görülen ve Türkiye'yi de yakından
ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade ederek, viral
hepatitlerin tarihinin insanlık tarihi
kadar eski olduğunu söyledi.
Tabak, 1963'te Avustralya antijeninin (hepatit B virüsü) bulunmasıyla viral hepatitlerin tarihinde
yeni bir dönem açıldığını, 1973'te
hepatit A virüsü (HAV), 1977'de
hepatit D virüsü (HDV), 1989'da
hepatit C virüsü (HCV) ve 1992'de
hepatit E virüsünün (HEV) bulunduğunu anlattı.
Halen yeni hepatit etkenlerinin
bulunması ve klinik önemleri
konusunda çalışmaların olanca
hızıyla devam ettiğine dikkati
çeken Tabak, viral hepatitlerin
dünya için önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
HAV'ın gelişmişlik derecesinin
değişik toplumlarda insanların
yüzde 70-90'ını enfekte ettiğini
dile getiren Tabak, HBV ile karşılaşma oranının dünyanın değişik
yerlerinde yüzde 10-90 arasında
bulunduğunu ve HBV taşıyıcılarının sayısının tüm dünyada 400-500
milyon olduğunu, HCV'nün ise
yaklaşık olarak tüm insanların
yüzde 3'ünü etkilediği belirtti.
Tabak, insanların büyük bir
çoğunluğunun yaşamları boyunca
değişik hepatit virüsleri ile karşılaştığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bu karşılaşma A ve E tipi viral
hepatitlerde nadiren fulminan seyredip, genellikle iyileşip kronikleşmeye yol açmazken, B, C ve D tipi
viral hepatitler değişik oranlarda
kronikleşerek siroz ve karaciğer
kanseri gibi arzu edilmeyen hastalıklara yol açarlar. Tamamen sağlıklı bir insanın bir kan bağışından
sonra B veya C tipi hepatit taşıyıcısı olduğunu öğrenmesi veya rutin
kan kontrolleri sırasında karaciğer
enzimlerinde yükseklik saptanmasını takiben yapılan incelemelerde
kronik hepatit olduğunu duyması
ve hepatitler ile ilgili abartılı ve
kulaktan dolma bilgileri öğrenmesi
ile psikolojisinin gereksiz yere ne
kadar değişebileceğini tahmin
etmek hiç de güç değil. Yeterli ve
doğru bilgilendirilmeme sonucunda şahsın ailesi ve yakın çevresi ile
ilişkileri de gereksiz yere bozuluyor. Hepatit virüsleri ile belki de
yaşam süresini hiç kısaltmayacak
bir birlikteliği olan şahıs yine yanlış bilgilendirilme sonucu tüm
ömrünü büyük bir karamsarlık
“Köpek kisti” damarlarını işgal etti
İZMİR - İzmir'de yaşayan 37 yaşındaki
müteahhit, yürüyememe şikayetiyle gittiği
hastanede aortuna yerleşen köpek kistinin
damarlarına yayıldığını öğrendi.
Müteahhit Sebahattin Yolcu, bacaklarındaki ağrı nedeniyle yürümediği için Ege
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine
başvurdu.
Tümör olabileceği şüphesiyle Ege
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel
Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun ve ekibi tarafından ameliyata alınan hastanın aortuna
köpek kistinin yerleştiği ve damarlara
yayıldığı tespit edildi.
Yolcu, vücudundaki kistlerin 8 saat
süren ameliyatla temizlenmesi sonucu sağlığına kavuştu.
Hastanın durumuyla ilgili AA muhabirine bilgi veren Cüneyt Hoşcoşkun, "echinococcus granulosus" adı verilen bir parazitin neden olduğu hastalığın halk arasında
"köpek kisti" olarak bilindiğini kaydetti.
Parazitin esas kaynağının köpek, kurt,
tilki gibi et yiyen hayvanlar olduğuna dikkati çeken Hoşcoşkun, parazitin köpeklerin
ince bağırsağında yaşadığını, köpek dışkısı
ile atılan yumurtaların da insana bulaştığını anlattı.
Köpek kistine daha çok akciğer ve karaciğerde rastlandığını anlatan Prof.
Hoşcoşkun, şunları kaydetti:
"Hastamız şikayetleri devam ettiği için
bize geldi. Aort dediğimiz ana atardamar,
böbreklerin olduğu bölüm ve karın bölümünde köpek kistleri oluşmuş. Ana damardaki iki tabaka arasına yerleşmiş, kan
yoluyla yumurtası gelip yerleşmiş. Kitle
oluşmuş ve büyümüş. 'İç dümen' dediğimiz bölümü tamamına yakın şekilde yüzde
90-95 oranında daraltmış. Hasta yürüdüğü
zaman bacaklara ve karnın alt kısmına
giden kan akımı bloke olduğu için kan gitmiyordu."
Ameliyat öncesi hastaya her türlü tetkikin yapıldığını ancak köpek kistlerinin bu
tetkiklerde belirlenemeyeceğini dile getiren Prof. Dr. Hoşcoşkun, "Dışarıdan bası,
tümör olabileceğini düşündük. Açtığımız
zaman ana damarda büyük bir kitle olduğunu gördük. Kist içine kanama olmuş.
Böyle bir olayla karşılaşmamıştık. Biz
tümör var diye düşünmüştük, tümörü de
oradan uzaklaştırabileceğimizi düşünüyorduk. Ancak ameliyatta çevre dokularla ileri
derecede yapışıklığı olan köpek kistleriyle
karşılaştık" dedi.
Ameliyatın 8 saat sürdüğünü ve tüm
kistleri temizlediklerini anlatan
Hoşcoşkun, ölümle sonuçlanabilecek hastalıktan kurtulan Sebahattin Yolcu'nun da
kısa sürede taburcu edilebileceğini kaydetti.
Aort duvarındaki köpek kistiyle daha
önce karşılaşmadıklarını dile getiren Prof.
Dr. Cüneyt Hoşcoşkun, henüz literatürü
taramadıklarını ancak Sebahattin
Yolcu'nun dünyadaki ilk vaka olabileceğini
söyledi.
Köpek kistinin belirtilerinin çok uzun
yıllar sonra ortaya çıkabileceğini de aktaran Hoşcoşkun, evlerinde özellikle köpek
beslemek isteyenlere de "aşı yaptırın" çağrısında bulundu.
Sebahattin Yolcu da iki yıl önce başlayan göğüs ağrısı ve bacaklarda ağrı şikayeti nedeniyle birçok defa hastaneye gittiğini
ancak derdine çare bulamadığını söyledi.
Kısa sürede ayağa kalkmayı istediğini
dile getiren Yolcu, "Aslında hiç kedi,
köpek beslemedim, hayvanlardan hep uzak
durdum. Nasıl vücuduma yerleştiğini de
anlayamadım ama şimdi köpek kistlerinden kurtulduğum için mutluyum" diye
konuştu. (AA)
içinde geçiriyor."
Amaçlarının toplumu doğru bilgilendirmek, hastalıkla savaşta
başarı elde etmek olduğun aktaran
Tabak, hepatitle savaşın, sağlık
çalışanları, kanun yapıcılar, sağlık
politikası üretenler ve toplumla
birlikte olabileceğinin altını çizdi.
HEPYAŞAM Derneği Başkanı
Hilal Ünalmış Duda ise sağlığın
tanımı ve kapsamının biraz daha
geliştiğini, bireylerin bedensel,
zihinsel, sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak nitelendirildiğini
söyledi.
Duda, devletler tarafından yürütülen çeşitli stratejilerle bu iyilik
haline varmaya uğraşıldığını dile
getirerek, dünyada ekonomik kaynakların kıt olduğunu bilerek, bu
kaynakların gelecek kuşakların da
kendi gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğini ortadan kaldırmadan, şimdiki kuşağın gereksinimlerini en üst dereceden karşılayabilme stratejisine de "sürdürülebilir
kalkınma" denildiğini belirtti.
Sağlıklı birey ve toplum için sürdürülebilir sağlık politikalarına
gereksinim olduğunun altını çizen
Duda, sağlık politikalarının sürdürülebilirliğinin çok bileşenli bir
durum olduğunu, ekonomik,
sosyo-kültürel ve çevresel faktörle-
ri bulunduğunu vurguladı.
Duda, sosyo-kültürel bağlamda
sahneye çıkmış olan sivil toplum
kuruluşlarının sağlık politikalarının
sürdürülebilirliğinde önemli rol
aldığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Yakın zamana kadar, hiçbir şey
bilmeyen hasta ve hasta yakınları,
her şeyi bilen sağlık çalışanı ve
sınırları belirlemiş sağlık sistemi
ile karşı karşıya geldiği zaman
müthiş bir dengesizlik vardı.
Sistemin arz ettiği ürün yani sosyal
güvenlik kapsamındaki ilaç ile sistemin arz ettiği hizmet (her şeyi
bilen ve hastanın hiçbir şey bilmediğini düşünen yeterli bilgi vermeyen davranışları ile üstünlük oluşturan sağlık çalışanının verdiği
hizmet) ilişkiyi belirliyordu. Ancak
günümüzde bilgi birikiminin paylaşımı, teknolojinin gelişmesi ile
paralel olarak artmış ve hastalar ile
hasta yakınları özellikle internetin
insanların hayatına girmesi sonucunda sağlık konusunda da bilgi
sahibi olmaya başlamıştır. Eğitimin
yükselmesi, bilgiye erişimin kolaylaşması, iletişim olanaklarını gelişmesi bu bilgi dengesizliğini, hasta
ve hasta yakınları açısından olumlu olarak giderdi" (AA)
Kalp hastalarına
SOĞUK UYARISI
YOZGAT - Kalp hastalarının soğuk
havalarda risk altında bulundukları, soğuk
havanın kalbi besleyen damarları daraltarak
kalp krizine sebebiyet verebileceği bildirildi.
Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Ali Rıza Erbay, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, kalp hastalarının soğuk havada
mecbur kalmadıkça ve korunmadan dışarı
çıkmamaları gerektiğini belirtti.
Kalp rahatsızlığı olanların soğuk havalarda önlem almamaları durumunda kalp krizi
riski altında bulunduğuna işaret eden
Erbay, şunları söyledi:
"Soğuk hava, kalp krizini tetikleyebilir.
Kalbi besleyen damarlar vardır. Biz, bunlara koroner damarlar, koroner arterler diyoruz. Soğuk hava, bu damarlarda büzüşmeye sebep olur. Kalbi besleyen koroner
arterlerde büzüşme meydana geldiğinde
kalp krizi meydana gelebilir. Bunlar, genellikle koroner arter hastalığı olanlarda meydan gelir. Kalbinizi besleyen damarlarda
hasar ve darlık varsa bu darlığı soğuk aktive eder ve daha fazla hale getirir.
Dolayısıyla kalbi besleyen damarlar, kalbi
besleyemez hale gelir ve kalp krizine sebep
olabilir."
Soğuk havalarda kalp hastalarının şikayetlerinde ciddi artış olduğunu vurgulayan
Erbay, özellikle kalp damarı tıkalı olan,
daha önce kalp hastalığı bilinen hastalar
için soğuk havanın olumsuz etkisi olduğunu ifade etti.
Erbay, kış aylarında özellikle kalp rahatsızlığı olan kişilerin kendilerini koruması
ve sıkı giyinmesi gerektiğine dikkati çekerek "Mecbur kalmadıkça soğuk havalarda
dışarı çıkmamaya özen göstermelidirler.
Özellikle göğüslerini soğuktan koruyacak
önlemler almalıdırlar" diye konuştu.
Soğuğun akciğerde de olumsuz etkileri
olabileceğini dile getiren Erbay, "Soğuk
insanın vücut direncini kırar, akciğerlerde
birtakım enfeksiyonlar meydana gelebilir.
Bu da hastalarımızda kalp yetmezliğiyle
sonuçlanabilir" dedi.
Soğuğa maruz kalınması durumunda
vücut direncinin kırılmasıyla mikroorganizmalar, bakteriler ve virüslerin aktif hale
geleceğini aktaran Erbay, şöyle devam etti:
"Akciğer enfeksiyonları da dolaylı yoldan kalp yetmezliğine sebep olur. Akciğer
hastalığı olanlar, soğuk havaya çıkarken
çok dikkatli olmaları gerekir. Soğuklarda
fazla dışarı çıkmasınlar, evde beklesinler.
Eğer çıkmaları gerekiyorsa önlemlerini
alsınlar. İyi ve sıkı bir şekilde kendilerini
sıcak tutacak giysilerle dışarıya çıkmalarını
öneriyoruz." (AA)
ANKARA - Sağlık Bakanı Mehmet
Müezzinoğlu, Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşanan terör olaylarında ambulanslara yönelik gerçekleşen saldırılar nedeniyle, zırhlı ambulansların devreye gireceğini açıkladı.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu,
TGRT Haber Televizyonu'nda gündeme
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Müezzinoğlu, Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a
Genelkurmay Karargahı'nda yaptığı ziyarete ilişkin de bilgi verdi.
Orgeneral Akar'ın Şırnak'ı ziyaretini
hatırlatan Müezzinoğlu, şunları kaydetti:
"Sağlık alanında bir ihtiyaçları olup
olmadığını sorduk. Biliyorsunuz kendisi
de Şırnak'ı ziyaret etti geçtiğimiz günlerde. Sağlık alanında bir ihtiyaçlarının olup
olmadığını sorduk. Hekim açığı var
sonuçta. Bizim olduğu kadar onların da
hekim ihtiyaçları oluyor. Hem bu konularda hem de bölgedeki durumla ilgili
görüştük."
Müezzinoğlu, operasyonların yoğun
olarak devam ettiği yerlerde sağlık durumuna ilişkin bilgi verirken yaşadığı ilginç
bir olayı da paylaştı. Cizre'deki son
durumla ilgili bir telefon görüşmesi yaptığını anlatan Müezzinoğlu, "Telefonda iki
sesi bir arada duydum. Bir yanda silah
sesi ve bir doğum. Arkadaşlarımız yeni
bir doğumun sevincini yaşıyorlardı. Ben
de çok etkilendim. Orada aslında büyük
bir özveri ile çalışıyorlar. Sağlık personelimize teşekkür ediyorum" dedi.
Bakan Müezzinoğlu, terör saldırılarında
özellikle ambulansların hedef alınmasına
ilişkin herhangi bir tedbir alınıp alınmayacağına ilişkin bir soru üzerine,
"Önümüzdeki günlerde zırhlı ambulanslar
devreye girecek. Özellikle o bölgelerde
zırhlı ambulanslar hizmet verecek" diye
konuştu.
Sağlık hizmetlerinin her koşulda devam
edeceğinin altını çizen Müezzinoğlu,
"Çok ciddi olaylar yaşanıyor. Hastaneye
roketatar geliyor. Hekimlerimiz sağlık
personelimiz sığınağa iniyor. Doğum bekleyen anneler var, yatan hastalar var.
Bunları bırakıp nasıl geri çekilebilirsiniz?
Her türlü tedbiri alıyoruz. Ulaşılamayan
bölgelere emniyet güçlerimizin desteği ile
gidiyoruz. Normal hastalıklar dolayısıyla
polikliniklerimize gelen hasta sayısı azaldı. Doğum ve diyaliz ve acil durumları
çözmekte sorunumuz yok. Bölgede bir
hafta 10 gün sonra bölge tamamen temizlendikten sonra eskisinden çok daha iyi
koşullarda sağlık ve diğer alanlarda hizmet vermeye devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. (AA)
Az uyku çocuklarda obeziteye yol açabilir “Zırhlı ambulanslar” geliyor
SAMSUN - Uyku Derneği (UYKUDER) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr.
Zerrin Pelin, özellikle çocuklarda uyku
süresinin azalmasının konsantrasyon güçlüğü, davranışsal ve hafıza problemleri ile
obeziteye yol açtığını belirtti.
Pelin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklar için uykunun en az onların
beslenme ve güvenli bir ortamda yaşamalarını sağlamak kadar önemli olduğunu
söyledi.
Ebeveynlerin uzun çalışma saatleri, okul
saatlerinin uzunluğu, okul sonrası aktivitelerin varlığı ile günlük hayatla ilişkili diğer
birçok faktörün çocuklarda gündüz uykularının atlanmasına yol açtığına vurgu
yapan Pelin, gece uyku saatlerinin ötelenmesinin sabah erken kalkışlara yol açtığını, bunun da çocukların yeterli sürede ve
rahatlıkta uyumalarını engellediğine işaret
etti.
Pelin, çocuklarda uykuyla ilgili sıkıntıların yüzde 20-40 arasında görüldüğünü,
uykuya dalma ve sürdürme güçlüğü, gece
terörü, kabus bozukluğu ve toplam uyku
süresinde kısalma gibi problemlerin yer
aldığını belirterek, "Bu problemlerin ortaya çıkması çocuklarda konsantrasyon güçlüğüne, davranışsal ve hafıza problemleri
ile obeziteye yol açtığı çalışmalarla gösterilmektedir" dedi.
Uykunun rüya dönemi REM ve rüya dışı
dönem non-REM olmak üzere ikiye ayrıl-
dığını anlatan Pelin, şunları söyledi:
"Non-REM uykusu içerisinde derin
yavaş uyku adını verdiğimiz vücudu dinlendiren aynı zamanda fiziksel olarak
büyümeyi sağlayan büyüme hormonunun
salgılandığı dönem bulunmaktadır. Derin
yavaş uyku fiziksel büyümeyi sağlarken,
REM uykusu da bilgi depolanması ve hafıza organizasyonu ile ilgili düzenlemeleri
yapmaktadır. Dolayısıyla sağlıklı ve yeterli
sürede uyuyan bir çocuğun hem fiziksel
hem de zihinsel gelişimi desteklenmektedir."
Son yıllarda ailelerin çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara cep telefonu, tablet,
bilgisayarlar ve benzeri araçlardan çizgi
film seyredilmesine izin verdiğine işaret
eden Prof. Dr. Pelin, şöyle dedi:
"Özellikle hava karardıktan sonra bu
cihazların kullanımı ve TV seyredilmesine
izin vermek çocuklarda uykunun geç saatlere kaymasına neden olmakta, bu da ihtiyaçları olan süreden daha az süre uyumalarına yol açmaktadır. Bilgisayar ve televizyon gibi cihazlar akşam saatlerinde melatonin salınmasına engel olduğundan bu
çocukların hem uykuya dalmaları hem de
uykuyu kaliteli bir şekilde sürdürmeleri
güçleşmektedir. Ayrıca çocukların seyrettikleri çizgi film içerikleri gece içerisinde
korkuya zaman zaman da kabus bozukluğu
adını verdiğimiz kötü rüyaların görülmesine neden olmaktadır."
Pelin, Hollanda'da, 7 yaşında toplam 2
bin 361 çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada, baz istasyonları, mobil telefonlar,
kablosuz hat kullanımı ve kablosuz telefonların uyku üzerine etkilerinin araştırıldığı çalışmanın sonuçlarını da değerlendirdi.
Söz konusu çalışmada baz istasyonlarının çevrede var olmasının toplam uyku
süresinde kısalmaya yol açtığının belirlendiğini aktaran Pelin, mobil telefonların
aşırı kullanılmasının uyku süresinde kısalmaya, gece sık uyanmalara, parasomniye
ve uykuya dalma güçlüğüne yol açtığının
ortaya konduğunu sözlerine ekledi. (AA)
14
25 Aralık 2015 Cuma
SAĞLIK TURİZMİNDE
TURİZM
dünyanın gözü Türkiye’de
Ecevit'in
daktilosu
Eskişehir'deki
müzede
sergilenecek
ESKİŞEHİR - Eskişehir'de eski başbakanlardan Bülent Ecevit'e ait bir daktilonun da
bulunduğu "Daktilo Müzesi" kurulacak.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt,
projeye katkı sağlayan gazeteci ve televizyon
programcısı Tayfun Talipoğlu ile belediye meclis
toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi.
Kültür ve sanat çalışmalarına verdikleri
öneme dikkati çeken Kurt, kente ahşap müzesi
kazandırmayı planladıklarını belirtti.
Kurt, lületaşı ve cam müzelerinin faaliyete
sokulduğunu anımsatarak "Şimdi de sevgili
Tayfun Talipoğlu ile şehrimize bir daktilo müzesi
kazandırmak için ilk adımımızı attık. Tayfun
Talipoğlu, elindeki daktiloları belediyemize teslim etti. Şu anda 100 daktilomuz hazır durumda
ancak bu projeyi daha da geliştirmenin yollarını
arıyoruz" dedi.
Projenin, Talipoğlu'nun ağustos ayında yayınlanan bir yazısını okuduktan sonra geliştiğini
aktaran Kurt, müzenin Eskişehir adına "hayırlı
olması" dileğinde bulundu.
Talipoğlu da projenin Eskişehir'de hayat bulmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Çocukluğunun Eskişehir'de geçtiğini aktaran
Talipoğlu, şunları kaydetti:
"Daktilo müzesi projesinin Eskişehir'de hayata geçmesi bana gurur veriyor. Geçenlerde daktilolardan birini gören bir çocuk, 'yazıcısı içinde
bilgisayar' dedi. Bilgisayarların bir ruhu yok ama
daktiloların ruhu olduğuna inanıyorum. Herkese
desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.
Yakın bir zamanda müzemiz açılacak. Bu projenin içinde sayın rahmetli Bülent Ecevit'e ait bir
daktilo da var. O daktilo bende kalmıştı. Benden
isterler diye çok dile getirmiyordum. Şimdi
böyle bir projenin içinde olması çok onur verici."
ANKARA - Türkiye, göz ameliyatlarında
yurt dışından en fazla hasta kabul ederek, yılda
yaklaşık 40 bin operasyonla dünya genelinde
birinciliği elinde tutuyor.
Göz ameliyatlarında Türkiye'yi ilk sırada
İngiltere'den gelen hastalar tercih ederken, bunu
Almanya ve Ortadoğu ülkeleri takip ediyor.
Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi
Genel Müdürü Ömer Tontuş, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Dönüşüm Programı ile
Türkiye'nin özellikle sağlık turizmine daha fazla
önem vermeye başladığını söyledi.
Türkiye'nin öncelikli hedefleri arasında yer
alan sağlık turizminde çok önemli adımlar
atıldığını ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin hazırlanarak hayata geçirildiğini vurgulayan Tontuş, bu alanda dünyanın sayılı
ülkeleri arasına girdiğini bildirdi. Tontuş,
Türkiye'nin kısa süre içinde özellikle yakın
coğrafyasında sağlık turizminde önemli bir
merkez haline geldiğine dikkati çekti.
Tıp turizmi kapsamında Türkiye'de yapılan
uygulamalar içinde miyop, hipermetrop gibi göz
kusurlarının ilk sırada yer aldığının belirten
Tontuş, "Tedavide özellikle lazer göz cerrahisi
teknolojisi çığır açtı. Bununla birlikte gerçekleştirilen göz ameliyatlarının sayısı da önemli
ölçüde arttı" dedi.
Gözlük ya da lenslerle idare eden çok sayıda
kişinin, lazer teknolojisiyle operasyon yaptırdığına işaret eden Tontuş, "Alt teknolojik gru-
plarla birlikte yapılan göz ameliyatı sayısı
1960'lı yıllara göre 15-20 kat arttı. Dünya
genelinde hiçbir branşta böyle bir gelişme
olmadı. Artık göz kırma kusurlarının ameliyatla
tedavi edilebilir bir hastalık olduğu anlayışı yerleşti" diye konuştu.
Tontuş, bu teknolojinin daha önceleri sayılı
merkezde yapıldığına değinerek, operasyon sonrasında kişinin gözlük kullanmak zorunda
kalmadığını söyledi. Tontuş, operasyonun çok
kısa sürdüğünü ve hastanın uygulamadan birkaç
saat sonra sosyal yaşama dönebildiğini ifade
etti.
Ameliyat başarısında hekim tecrübesinin çok
önemli olduğuna dikkati çeken Tontuş, yapılan
bir hatanın görme yetisinin kaybı ile sonuçlanabileceğinden güvenli yerlerde yapılması gerektiği uyarısında bulundu. Ameliyat başarısında ve
uygulama sayısında Türkiye'nin önemli bir ülke
olduğunu vurgulayan Tontuş, şöyle devam etti:
"Tıp turizminde göz ameliyatları kapsamında, sınır aşan hastaların yaklaşık yüzde 25'i
Türkiye'yi tercih ediyor. Bizden sonraki 5
ülkenin toplamı, Türkiye sayısına erişemiyor.
Türkiye'de yurt dışından hastaları kapsayacak
şekilde yıllık yaklaşık 40 bin ameliyat yapılıyor.
Bu, çok ciddi bir rakam. Türkiye kadar yapan
ülke yok. Dolayısıyla yurt dışından göz ameliyatları yapılması için hasta alan en iyi ülke biziz.
Bu sektörün lideri Türkiye'dir. Bu alanda
Türkiye'yi Hindistan, Malezya, Singapur ve
Mardinli turizmciler destek bekliyor
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15343
7
25 Aralık 2015
Cuma
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
MARDİN - Mardin Turizm ve
Otelciler Derneği (MARTOD)
Başkanı Özgür Azad Güngör, ilde
son dönemde turizmcilerin yaşadığı
sıkıntıları ve devletten destek taleplerini içeren rapor hazırlayıp
Başbakanlık ile Kültür ve Turizm
Bakanlığına sunduklarını söyledi.
Dernek tarafından kentte bir otelde düzenlenen toplantıda, Mardin'de
turizm alanında son dönemde yaşanan gelişmeler ele alındı. Toplantıda
konuşan Güngör, Başbakanlık ile
Kültür ve Turizm Bakanlığına sundukları rapora ilişkin bilgi verdi.
Güngör, 6-7 Ekim 2014'teki olaylardan bu yana turizmde ciddi sıkıntılar
yaşadıklarını dile getirdi.
Turizmcilerinin sorunlarının ele
alınması amacıyla Valilik öncülüğünde çalışma başlatıldığını belirten
Güngör, şöyle devam etti:
"Kapanma noktasına gelen orta
büyüklükte oteller var. Oteller kapanma noktasında ve iki otelimden birini
kapatmak zorunda kaldım. Bu şekilde ayakta durabilmemiz de çok zor.
İşletme bir ay zarar etse, iki ay zarar
etse olmaz. Sonuçta iş adamıyız, kar
elde etmek istiyoruz. Raporumuzda
bununla ilgili destekler istedik.
Bunlara olumlu baktılar. Başbakanlık
ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bizi
heyet olarak kabul edecekler."
Güngör, destek taleplerini
Ankara'ya giderek yapacakları görüşmelerde de yetkililere ileteceklerini
anlattı.
Taleplerini aktaran Güngör,
"İŞKUR üzerinden yapılacak personel desteği, vergilerin ve sigortaların
düşürülmesi, işçilerin istihdamına
yönelik destek, elektrik indirimi ve
şu anda devam eden işletmelerin kredilerinin ertelenmesini talep ediyoruz" diye konuştu.
Tayland takip ediyor."
Tontuş, Türkiye'de bu alanda yapılan
operasyon maliyetlerinin de diğer ülkelere oranla çok daha uygun olduğunu belirterek, "Toplam
ödenen maliyette yolculuk giderleri çok önemli
olduğundan, bu operasyonlarda da yakın uçuş
mesafeli ülkeler tercih edilmektedir. Bu nedenle
Türkiye'ye göz ameliyatı için ABD'den hasta
gelmesi beklenmemelidir" ifadesini kullandı.
Tontuş, Türkiye'ye göz ameliyatları için
gelen ülkeler arasında İngiltere'nin ilk sırada yer
aldığını bildirdi. Tontuş, "İngiltere'den çok
önemli sayıda hasta kabul ediyoruz, ardından
Almanya ve Ortadoğu ülkelerinden hasta alıyoruz" dedi.
Tontuş, göz cerrahisindeki hasta sayısının bu
rakamların çok daha üstünde olduğunun altını
çizerek, dünyada milyonlarca kişinin ameliyat
için sıra beklediğine dikkati çekti.
Göz ameliyatlarının kısa sürdüğü ve daha
sonrasında ayaktan takip gerektirdiği için bu
operasyonlar için gelen hastaların, merkezlerin
turistlik illerde olup olmadığında de önem
verdiğine dikkati çeken Tontuş, şunları kaydetti:
"Hastalar, işlem sonrasında geleneksel turistlik faaliyetleri de talep ettiğinden, göz ameliyatlarında İstanbul ve Antalya'daki merkezleri
seçiyor. Gelen hastaların üçte ikisi göz operasyonlarında bu illeri tercih ediyor. Bunu Ankara,
İzmir ve Bursa takip ediyor. Bursa'ya daha çok
Arap turistler geliyor."
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
25 Aralık 2015 Cuma
Gençler, Yılmaz Vural ile görüşüyor
Rio için özel kamp
ANKARA Gençlerbirliği Kulübü
Başkan Vekili Niyazi
Aktaş, teknik direktör
Yılmaz Vural ile görüştüklerini söyledi. Aktaş, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, takımın Spor Toto
Süper Lig'de zor bir süreçten geçtiğini belirterek, "En
uygun teknik adamla anlaşarak kulübümüzün geleceğini kurtarmaya çalışacağız.
Başkanımız İlhan Cavcav
ince eleyip sık dokuyor.
Bütün derdimiz bir hata
yapmamak. Teknik direktör
Yılmaz Vural ile görüşüyoruz. Bugün itibarıyla bir
anlaşma sağlayamadık.
Kendisiyle yarın son bir
görüşme daha yapacağız"
diye konuştu. Bu arada kırmızı-siyahlı ekibin yöneticileri, teknik direktör
Mehmet Özdilek ile yollarını ayırdıktan sonra görüşmek için Ankara'ya davet
ettiği Fuat Çapa ile anlaşamamıştı.
Türkiye'nin
modern statları
ANTALYA - Tekvando branşında 2016
Rio Olimpiyatları'na katılmak için Avrupa
kıtası elemelerine katılacak olan milli sporcular Nafia Kuş ve Yunus Sarı, kendileri için
Antalya'da düzenlenen özel kampta çalışmalarını sürdürüyor.
Meksika Grand Prix Finalleri'nde Nur
Tatar ve Servet Tazegül'ün olimpiyatlara
katılmaya hak kazanmasının ardından,
İstanbul'da 16-17 Ocak 2016 tarihlerinde
yapılacak Avrupa kıtası elemeleri,
Türkiye'nin olimpiyatlara göndereceği sporcu sayısını belirleyecek.
Dünya Tekvando Federasyonu (WTF)
sıralamasında 14. sırada bulunan Nafia Kuş
ile sıralamada 16. sırada yer alan Yunus Sarı,
kıta elemelerinde finale çıkmaları halinde
tekvando branşında Rio'ya gidecek Türk
sporcu sayısı 4'e yükselecek.
Türkiye Tekvando Federasyonu, bu iki
sporcu için Antalya'da özel bir kamp düzenledi. Kampa ayrıca, bu sporculara destek
olması için aralarında 2016 Rio
Olimpiyatları katılma hakkı alan ve 2012
Londra Olimpiyat Oyunları'nın gümüş
madalyalı sporcusu Nur Tatar'ın da olduğu 8
sporcu davet edildi.
Tekvando Milli Takımlar Teknik
Direktörü Ali Şahin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Meksika Grand Prix
Finalleri'nde Nur Tatar ve Servet Tazegül'ün
olimpiyatlara katılma vizesi aldıklarını
anımsatarak, kampın amacının bu sporcuların sayısının 4'e çıkarmak olduğunu belirtti.
İstanbul'da yapılacak kıta elemelerine
Nafia Kuş ile Yunus Sarı'nın katılacağını dile
getiren Şahin, "Çalışmalarımız şu anda ikinci aşamasında. Üçüncü aşamasını İstanbul'da
yapacağız. İstanbul'da iki haftalık bir aşama
var. Ondan sonra inşallah çocukları Boğaziçi
Köprüsü'nden geçirmeye çalışacağız. Rio
Olimpiyatları için hummalı bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Şahin, Rio Olimpiyatları'na dört sıklette
katılabilirlerse, hepsinde de madalya almayı
hedeflediklerini vurgulayarak, tekvando sporunda olimpiyatlarda başarıyı yakalamanın
bayağı zorlaştığını kaydetti.
Artı 67 kiloda mücadele eden dünya
üçüncüsü Nafia Kuş da İstanbul'da düzenlenecek kıta elemelerinde Türkiye'yi güzel bir
şekilde temsil etmek istediğini dile getirdi.
Finale kalarak olimpiyatlara gitmeye hak
kazanmak istediğinin altını çizen Nafia Kuş,
"Ali Şahin hocamız sağ olsun, kamp için
bize partner topladı. Diğer illerden gelen
arkadaşlarımızla beraber, güzel bir şekilde
kampımızı devam ettiriyoruz. Çalışmalarımız
çok güzel gidiyor. İyi hazırlanıyoruz.
İnşallah güzel sonuçlar alırız" dedi.
80 kiloda mücadele eden dünya ikincisi
ve Avrupa şampiyonu Yunus Sarı da iki arkadaşlarının dünya sıralamasında ilk 6'ya girerek, Rio Olimpiyatları'na direkt katılma
hakkı kazandığını belirterek, kıta elemelerinde finale çıkan sporcuların da olimpiyatlara
katılmaya hak kazandığını söyledi.
"Kıta elemelerinde başarılı olarak, ülkemizi olimpiyatlarda 4 kişi temsil etmek istiyoruz" diyen Sarı, kendisini olimpiyatlara
hazır hissettiğini kaydetti.
(AA)
ANKARA- Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından
projelendirilen 29 stattan Bursa, Afyon, Mersin, Antalya
ve Konya statları tamamlanırken, birçoğunun yapımına
da başlandı. Ankara'da yapılması planlanan stadın yer
konusu, 6 ay içinde netlik kazanacak. Çorum, Edirne,
Elazığ, Karaman, Hakkari ve Ordu'ya da stat yapılması
planlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından
yaptırılan ve Bursaspor taraftarlarının "Timsah Arena"
olarak adlandırdığı 44 bin seyirci kapasiteli yeni stat,
400 bin metrekarelik proje, 190 bin metrekarelik de
inşaat alanıyla Bursa'nın en büyük anıtsal yapılarından
biri olma özelliği taşıyor.
Temeli 2011 yılının haziran ayında atılan statta, 74
taraftar, 20 VIP, basın, loca ve 7 engelli turnikesi ile 84
tribün kapısı bulunuyor ve seyircilerin 8 dakika gibi kısa
sürede tahliyesine imkan sağlanıyor. Ayrıca 644 araç ve
2 otobüslük kapalı, 912 araç ve 254 otobüslük açık otoparkın yer aldığı statta, 100 bin 123 metrekare alan otoparklara ayrıldı.
Statta 35 ile 190 metrekare arasında olan 72 loca,
789 tuvalet ile 35 büfe bulunuyor. İki adet son teknoloji
led ekran skorbord tabelasının bulunduğu statta, 240
metre uzunluğunda led reklam tabelası yer alıyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Başbakanlık Toplu
Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı iş birliğinde 2013 yılı
mayıs ayında Sivas'ta yapımına başlanan Sivas Stadı,
Türkiye'nin ilk ekolojik stadı olma özelliğini taşıyor.
Statta kendi enerjisinin bir bölümünü üretme, yağmur ve kar sularını depolama ve ısıtma sistemi bulunuyor. Seyirci kapasitesi 25 bin kişi olan ve bin 600 araçlık otoparka sahip stadın gelecek sezon hizmete açılması
planlanıyor. (AA)
Osmanlıspor hazırlıklara başladı
"Futbolla işim kalmadı"
ANKARA - Osmanlıspor, Spor Toto Süper
Lig'de ilk devrenin son haftasında Akhisar
Belediyespor ile deplasmanda oynayacağı maçın
hazırlıklarına başladı.
Beşiktaş'a 16. haftanın kapanış maçında 3-2
yenilen Ankara ekibi, bir günlük iznin ardından
topbaşı yaptı.
Batıkent Tesisleri'nde, teknik direktör Mustafa
Reşit Akçay yönetiminde gerçekleştirilen antrenman 1,5 saat sürdü.
Antrenmana ısınma koşusuyla başlayan morsarılı futbolcular, ardından koordinasyon çalışması yaptı. Haftanın ilk idmanı yarı sahada oynanan
çift kale maçla son buldu.
Tedavilerine devam edilen Artur Moraes,
Lukasz Szukala ve Avdija Vrsajevic antrenmana
katılmazken, Bakary Soro ile Gabriel Torje takımdan ayrı çalıştı. Osmanlıspor, yarın yapacağı
antrenmanla Akhisar Belediyespor maçının hazırlıklarını sürdürecek.
İSTANBUL - FIFA Etik Kurulu'nun futboldan 8 yıl
men cezası verdiği Sepp Blatter, bundan sonra futbolun
içinde yer almayacağını söyledi. Blatter, ABD'nin The
Wall Street Journal gazetesine verdiği röportajda,
FIFA'nın insanların gözünde bir mafya örgütü imajına
büründüğünü belirterek, "FBI tarafından 27 Mayıs'ta
İsviçre'de başlatılan operasyonlardan sonra FIFA'ya
yönelik inancımı kaybettim. Bundan sonra futbolla işim
kalmadı" ifadelerini kullandı. Michel Platini ve kendisine verilen cezaları saçma olarak niteleyen 79 yaşındaki
Blatter, "İsviçre yargısına göre 8 yıl cezalandırılmanız
için cinayet işlemeniz ya da banka soymuş olmanız
gerekir" dedi. Görev yaptığı süre boyunca Dünya
Kupası'nı düzenleyecek ülkeleri hükümetlerin isteklerine
göre belirlemediklerini aktaran Blatter, "Politikanın futbola müdahale etmesini doğru bulmuyorum.
Yaptıklarımızla bu düşüncede olduğumuzu insanlara
gösterdiğimize inanıyorum" şeklinde görüş belirtti.
Zaman geçtikçe Platini ile aralarındaki ilişkinin değiştiğine dikkati çeken İsviçreli spor adamı, "Platini, FIFA
başkanlığı seçim sürecinde 'Blatter'e oy vermeyin' diyene kadar her zaman saygılı bir ilişkimiz vardı" diye
konuştu. FIFA'nın Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler
Futbol Konfederasyonu (CONCACAF) ve Güney
Amerika Futbol Konfederasyonu'nun (CONMEBOL)
çalışmaları üzerinde kontrol gücünün olmadığını savunan Blatter, "Suçlanan FIFA çalışanlarının harika insanlar olduğunu düşünüyordum ama şu anda çoğu ya suçlanıp hüküm giymemiş ya da suçlanıp cezaevine girmiş
durumda" değerlendirmesinde bulundu. ABD'de açılan
yolsuzluk davası kapsamında, FIFA'nın üst düzey yöneticileri 27 Mayıs'ta Zürih'te düzenlenen operasyonla gözaltına alınmıştı. Blatter, 29 Mayıs'ta düzenlenen kongrede 5. kez başkanlığa seçilmiş ve bu durum uluslararası
kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. Bu gelişmeler sonrasında da İsviçreli spor adamı, seçildikten 4 gün sonra
istifa edeceğini açıklamıştı.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
25 Aralık 2015 Cuma
Ankara Büyükşehir Belediyesi,
şoför esnafına ilkyardım ve
temel yaşam desteği eğitimi
vermeyi sürdürüyor.
Taksicilere ilkyardım eğitimi
Hisar Park
Caddesi’ne
kaldırım
aydınlatması
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir Belediyesi, son olarak Ulus’tan Ankara Kalesi’ne uzanan Hisar Park Caddesi’nde,
kaldırımlarda taban aydınlatması yaparak, tarihi yola estetik görünüm kazandırdı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi
Başkanlığı, Ankara Kalesi’ne çıkılan turistik yolu daha aydınlık
kılmak için zemine led aydınlatma sistemi yerleştirdi.
Yol boyunca
Anadolu
Medeniyetleri
Müzesi'ne kadar
ışıl ışıl yanan,
Ankara Kalesi’ne
çıkılan turistik bir
güzergah niteliğindeki Hisar Park
Caddesi, gece
karanlığında eşsiz
bir güzellik kazandı.
Büyükşehir
Belediyesi, Ulus’ta
tarihi Hacı Bayram
Camii’nin batı
cephesine de özellikle yaşlı ve
çocuklu yayaların
rahat ulaşımı için yürüyen merdiven yaptı.
Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı yetkilileri, daha önce kot farkı nedeniyle yapılan yüksek merdivenlerden
dolayı özellikle yaşlıların, camiye ulaşımda sıkıntı yaşadığını,
ancak yürüyen merdivenin yapılmasıyla bu sıkıntının ortadan
kalktığına dikkat çektiler.
Yetkililer, otoparkla tarihi surlar arasında kalan zeminin de
genel çalışmalar kapsamında Hacı Bayram Camii’nin tarihi dokusuna yakışır şekilde yapılacağını bildirdiler.
Çankayalılar
Gazze Parkı’nda
spor yapıyor
HABER MERKEZİ-Çankaya Belediyesi Gazze Parkı,
kış mevsimine rağmen spor yapanların uğrak yeri oluyor.
Önceki yıl semt sakinlerinin talepleri doğrultusunda
Belediye tarafından planlanıp yapılan Gazze Parkı, soğuk
kış günlerinde de her yaştan insanın vazgeçemediği bir
mekan olmaya devam ediyor.
Huzur Mahallesi’nde 3 bin metrekarelik bir alanda sentetik çim yürüyüş parkuru, spor aletleri, oturma grupları,
çocuk oyun alanları ile her yaştan vatandaşın buluşma noktası olan Gazze Parkı, komşulara birlikte spor yapma olanağı da sağlıyor.
Mevcut ağaçların korunduğu ve 5 bine yakın bitkiyle
çehresi değişen Gazze Parkı, sabahın erken saatlerinden itibaren dolup taşıyor.
HABER MERKEZİ- Ankara
Büyükşehir Belediyesi'nin, yeni kurulan Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil
Toplum Kuruluşları Dairesi Başkanlığı,
Ankara Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle,
Ankara’da bulunan şoför esnafı odaları
üyelerine ilkyardım eğitimi verdi.
Büyükşehir Belediyesi Kültür
Merkezi’nde düzenlenen eğitim seminerinde,taksi şoförlerine, muhtemel
kazalarda sağlık ekipleri olay yerine
ulaşana kadar yapmaları gereken
işlemler anlatıldı.
Eğitim seminerinde,İl Sağlık
Müdürlüğü’nden Dr. Hasan Kuş,şoförlere herhangi bir kaza ya da yaşamı
tehlikeye düşüren birdurumda, sağlık
görevlilerinin tıbbi yardımı sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması ya da
durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla, olay yerinde tıbbi
araç gereç aranmaksızın mevcut araç
ve gereçlerle yapılacak uygulamaları
anlattı.
Seminer süresince Dr. Hasan Kuş,
hasta veya yaralının yaşamsal fonksiyonlarının sürdürülmesini sağlamak,
durumunun kötüleşmesini engellemek,
iyileştirmeyi kolaylaştırmak gibi ilk
yardımın öncelikli amaçlarını,manken
üzerinde taksi şoförlerini de uygulamaya katarak şoför esnafına aktardı.
2 saat süren seminerin ardından katılımcılara,
Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan sertifikaları verildi.
Büyükşehir Belediyesi Belediyeler
Muhtarlıklar ve Sivil Toplum Kuruluşları Dairesi
Başkanlığı yetkilileri, artan şehir trafiği ve şoför
esnafının olası kazalardaki konumu düşünüldüğünde, ilk yardım ve temel yaşam desteği konusunda şoförlere önemli sorumluluk düştüğünü
söylediler. Yetkililer, bu çerçevede Ankara İl
Sağlık Müdürlüğü ile işbirliği yaparak profesyo-
nel şoförlere belirlenen program
çerçevesinde ilk yardım ve temelyaşam desteği kursu verdiklerini kaydettiler.
Daha önce Ankara Minibüsçüler
Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Özel Halk
Otobüsler Odası’na bağlı şoförlere yönelik ilk yardım semineri verdiklerini hatırlatan yetkililer, taksi şoförleriyle devam eden
seminerler dizisinin, diğer şoför odalarını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılarak devam edeceğini söylediler.
Bu konak 3 mahalleyi birleştirecek
HABER MERKEZİ-Keçiören Belediyesi yeni
yaptığı Aktepe Mahalle Konağı ile Yeşiltepe ve
Şenyuva Mahalleri’ne de hizmet götürmeye hazırlanıyor. Keçiörenlilerin mahallelerindeki düğünler,
nişanlar, cenazeler, asker uğurlamaları, sohbet ve
buluşmalarına aracılık eden mahalle konakları
Keçiören geneline yayılmaya devam ediyor. 645
m²'lik alanda 3 katlı olarak inşa edilen Aktepe
Mahalle Konağı, Aktepe'nin yanı sıra Yeşiltepe ve
Şenyuva Mahallelerine de hizmet edecek. İçerisinde
7 derslik, 1 atölyenin de olduğu KEDEM birimleri,
toplantı ve idare odası yer alıyor.
Mahalle konakları, mahalle kültürünü ayakta tutmayı, insanları şehir yalnızlığına mahkum etmeden
birbirlerinin acısına ve sevincine ortak olmalarını
sağlamayı amaçlıyor. Sevinçlerin paylaşıldıkça artıp,
acıların paylaşıldıkça azaldığı düşüncesinden yola
çıkan Keçiören Belediyesi, mahalle konaklarını,
insanların acılarını da sevinçlerini de tek başına
yaşamalarını engelleyen mekanlar haline getirmeyi
hedefliyor.
Keçiören Belediyesi olarak hiçbir ayrım gözetmeden her bölgeye, her mahalleye eşit hizmet götürmeyi kendilerine şiar edindiklerini belirten Mustafa
Ak, “Hizmetlerimizin odağında insan vardır. Çünkü
biz yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz ve ona hizmet etmeyi kendimize en büyük görev addediyoruz.
Keçiören'i bir bütün olarak görüyor ve her mahalleye hizmet götürüyoruz.” dedi.
Galeri Çankaya’da
Zeki Şahin'e
vefa sergisi
Ressam Zeki Şahin için düzenlenen "Vefa ve Veda
Sergisi" Çankaya Belediyesi Galeri Çankaya'da
sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
HABER MERKEZİ-Geçirdiği
Alzheimer hastalığı nedeniyle ağır
sağlık sorunları yaşayan ve yaşamını özel bir huzurevinde geçiren
Zeki Şahin’in sanatçı dostları
Galeri Çankaya’da bir araya geldiler. Galerim Sanat Galerisi,
Birleşik Ressam ve Heykeltraşlar
Derneği ve Şahin'in Gazi Eğitim
Enstitüsü
Resim
Bölümü'nden
dönem arkadaşları, Türk
resminin en
üretken sanatçılarından biri
olan Şahin
için bir "Vefa
ve Veda sergisi" düzenlediler.
Serginin
açılış törenine,
Çankaya
Belediye Başkanı Alper Taşdelen
ve eşi Kezban Taşdelen de katıldı.
Taşdelen çifti, Şahin'e geçmiş
olsun dileklerini ileterek, destek
verdiler.
Sanatseverler, Zeki Şahin'in
son sergisi olan "Retrospektif"i 31
Aralık tarihine kadar Galeri
Çankaya'da ziyaret edebilecekler.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
4 Kişilik
Pamuk Pasta
Malzemeler
4 yumurta
1. 5 bardak şeker
1 fincan yağ
1 fincan su
1 bardak un
1 bardak nişasta
Vanilya
Kabartma tozu
Kreması için;
1 kg süt
3 kaşık un
2 kaşık nişasta
Kremşanti
Hindistancevizi
Hazırlanışı
Yumurta ve şekeri iyice çırpıyoruz,
yağ, su,un, 1 bardak nişasta, vanilya
,kabartma tozu eklenip çırpılır, normal
bir borcam tepsisine döküp fırına veriyoruz, kek çok kızarmayacak tencereye sütü ,1 bardak şekeri ,unu, nişastayı koyup pişiriyoruz ,soğuduktan
sonra krem şantiyi koyup çırpıyoruz
,keki 1 bardak süt ile ıslattıktan sonra
soğuyan kremayı döküyoruz ,en son
bolca hindistan cevizi döküyoruz.
AFİYET OLSUN...
Download

Kürt siyaseti bunu kaldırmaz…