MuhalAfet!
22 Aralık 2015 Salı
EFSANE RÖPORTAJLAR
Fotoğraf:
Kenan
Ergen
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Siyaset dünyasında… ARMAĞAN KULOĞLU:
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail
tarafından gelen ‘anlaştık’ türü açıklamaları yalanlarken, HDP’den
yapılan son açıklamalara da tepki gösterdi. Çelik, Türkiye ile İsrail'in
anlaştığına ilişkin basında çıkan haberlere yönelik, “Kesin anlaşma yok.
Henüz imza atılmış bir şey söz konusu değil. Bir taslak üzerinde çalışılıyor. Kuşkusuz İsrail devleti ve İsrail halkı Türkiye'nin dostudur. Şimdiye
kadar ki eleştirimiz İsrail hükümetinin aşırı davranışlarına, meşru
görmediğimiz davranışlarına dönüktür” dedi. HABERİ 11. SAYFADA
MHP’deki muhaliflerin olağanüstü
kongre toplama
çalışmaları sürerken; muhaliflere yakın bazı
Ülkücülerin,
Devlet Bahçeli’ye
tepkilerini beyaz
çorap giyerek
göstermesi de
ilginç…
Dursun
ERKILIÇ’ın
YAZISI 11’DE
Mülkünüzü
HABERSİZ
SATTINIZ!
Polis-adliye haberlerine konu olan akıl almaz sahtekarlık,
dolandırıcılık olaylarının mağduru olmak istemiyorsanız
L H AB
ünlü Emlak Müşaviri Salim Taşçı’ya kulak vermelisiniz.
ZE
Taşçı’ya, “Hadi Bir Dilekçe Yazalım” başlıklı yazısını
hatırlatarak sorduk, anlattı. “Konuyu bilmeyen insanlar ne dilekçesi diyebilir” dedi ve cevabını verdi:
Güven dilekçesi… Şöyle… HABERİ 11. SAYFADA
ER
MHP’li Yalçın:
Aday çıkabilir
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan,
partisinin kongrelerinin tamamlanmasının ardından, "yeni demokrasi
programı"nı yazıp hayata geçireceklerini söyledi. Türkiye'de son
dönemde yaşanan terör olaylarına değinen Tezcan, "teröre topyekun
karşı durulması" gerektiğini belirtti.
HABERİ 11. SAYFADA
Bunları bilmiyorsanız!..
UR
D
CHP, ‘yeni demokrasi
programı’ yazacak…
Eren Erdem’in
hangi akla hizmet
için söylediğini
bilemediğimiz,
sözleri
tartışılırken;
Rusya bağlamında öne çıkan bir
başka isim HDP
Eş Genel Başkanı
Selahattin
Demirtaş oldu.
Demirtaş yarın
Moskova yolcusu.
Neden? Dönüştü
neler olur?
Efsane Güzeldereli’nin röportajı YARIN YediGün’de
Ç
VE TEPKİ
Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, gazetemize yaptığı
değerlendirmelerde çok önemli konulara değindi ve açıklık
getirdi. “Silahlı kuvvetler demokrasi içerisinde hareket etmeye
alışkın bir sistemdir, bir örgüttür” diyen Kuloğlu,
“Demokrasinin dışına çıkmaz. Demokrasinin dışına çıktığı
zaman senin yaptığın yanlış, ben bunun dışına çıkmak istiyorum diyecek bir lüksü yok” şeklinde konuştu. Kuloğlu,
Güneydoğu’daki gelişmeler için ise, “Devlet, orada her zaman
olabileceği durumunu yaratabilirse terör ortadan kalkar. Terör
ortadan kalktığı için aşırı milliyetçilik ve ayrılıkçı hareketler
ortadan kalkar” dedi.
S U N E R KI
LI
Yalanlama
Kısa süre öncesine kadar Rusya
ile kuzu sarması
olan Türkiye
şimdi kurt ile
kuzu ilişkisi
yaşarken çok
önemli iki siyasi
gelişme yaşandı.
Biri CHP İstanbul
Milletvekili Eren
Erdem'in açıklamaları, diğeri de
HDP cephesindeki hal ve gidiş.
Fotoğraflar: Kenan Ergen
Ö
Türkiye, içeride terör dışarıda Rusya ile boğuşurken siyaset dünyasındaki
gelişmeler de bu iki konu üzerinde şekilleniyor. Öyle söylemler, öyle
eylemler oluyor ki, bazılarını siyaseten anlamak ve anlamlandırmak zor!
TSK demokrasi
dışına çıkmaz…
‘ALO MAMAK’a
rekor
başvuru
Gökçek yangın yerinde
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, MHP'deki olağanüstü
kurultay tartışmalarına ilişkin, "Demokratik bir ülkede yaşıyoruz ve
elbette adaylar çıkabilir. Dört başı mamur bir olağan kongre yapmak
üzere hazırlanıyoruz" dedi. HABERİ 11. SAYFADA
Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih
Gökçek, çıkan yangında kül
olan Keçiören Osmanlı Halk
Pazarı’nda incelemelerde
bulundu.
Çıkan yangında 250 işyeri
yanan Osmanlı Halk
Pazarı’nda ATO Başkanı
Salih Bezci ile birlikte
incelemelerde bulunan
Başkan Gökçek, esnafın
sorunlarını dinledi, taleplerini aldı.
Başkan Gökçek, üzüntülerini de belirterek, “Allah bir
daha böyle felaket vermesin. Acı vermesin. Gelen
mala gelsin, cana gelmesin”
dedi.
Fehmi Koru
Mamak Belediyesi’nin çağrı merkezi ‘Alo Mamak’ 49 bin
500 çağrıya ve elektronik ortamda gelen 19 bin 938 maile
geri dönüş sağladı. Toplamda 69 bin 438 çağrıyı cevaplayan Alo Mamak’ta yıl sonuna kadar bu rakamın 70 binin
üzerine çıkması bekleniyor. HABERİ 5. SAYFADA
YANGIN TATBİKATI
Çankaya Belediyesi, personeline iş güvenliği ve ilkyardım eğitiminin ardından yangın söndürme eğitimi verdi; yangın tatbikatı da gerçekleştirdi. HABERİ 16. SAYFADA
Gerçeği yenidenaçıklıyorum
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Altındağ’da atık
piller kutuda
HABERİ 5. SAYFADA
Çankaya ve TED
Eğitim yatırımı
HABERİ 4. SAYFADA
Bilkentliler
barınaktaydı
HABERİ 5. SAYFADA
Kadınlardan
Karma Sergi
Kenan Ergen’in haberi 16’DA
ASKİ’den su
sayacı uyarısı
HABERİ 4. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
22 Aralık 2015 Salı
Star Wars kostümleri
New York'ta sergileniyor
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
NEW YORK - Dünya
genelinde büyük hayran kitlesine
sahip Star Wars (Yıldız
Savaşları) serisinde kullanılan
kostümler, New York'ta
sergileniyor.
Times Meydanı'ndaki
Discovery TSX sergi alanında
düzenlenen "Star Wars:
Kostümlerin Gücü" sergisinde,
serinin ilk 6 filminden 70'in
üzerinde el yapımı kostüm
görücüye çıktı.
Darth Vader, Obi-Wan
Kenobi, Qui-Gon Jinn, Han
Solo, Padme Amidala, Prenses
Leia ve Darth Maul gibi ünlü
karakterlerin kıyafetlerinin yer
aldığı sergide, karakterlerin kişilikleri ile kostümleri arasındaki
ilişkinin anlatıldığı bilgi notları
da bulunuyor.
Sergide ayrıca, Yoda,
Chewbacca ve C-3PO gibi
karakterlerin yaratılmasındaki
esin kaynakları hakkında bilgiler
veriliyor.
Vizyona
yeni
giren
filmler
"Bilim-kurgu filmlerinin
babası" olarak bilinen Star Wars,
tüm zamanların en iyi seri filmleri arasında gösteriliyor.
İlk filmi 1977'de yayınlanan
seri, 1980'de The Empire Strikes
Back (İmparator), 1983'te Return
of the Jedi (Jedi'ın Dönüşü),
1999'da The Phantom Menace
(Gizli Tehlike), 2002'de Attack
SELAMİ
ŞAHİN
KONSERİ
26 ARALIK
2015
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
LİNET
KONSERİ
08 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
Tür : Bilim Kurgu , Aksiyon , Fantastik
Yönetmen : J.J. Abrams
Oyuncular : Carrie Fisher , Mark Hamill
, Harrison Ford , Adam Driver , John
Boyega
Senaryo : J.J. Abrams , George Lucas ,
Lawrence Kasdan
Yapımcı : J.J. Abrams , Kathleen
Kennedy
Diğer Adı : Star Wars 7, Star Wars
Episode VII, Yıldız Savaşları 7, Yıldız
Savaşları Bölüm VII: Güç Uyanıyor
Orijinal serinin son filminin 30 yıl ardından Star Wars serisi 7. filmiyle beyazperdeye döndü. Filmde, Return of the Jedi
filminin 30 yıl sonrasında yaşananlar
anlatılacak.
06:45 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Sağlıklı Mutlu Huzurlu
16:30 Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber
20:00 Eşkiya Dünyaya
Hükümdar Olmaz
23:20 Cevap Sende
01:20 Kırgın Çiçekler
04:20 Doksanlar
"Ma Ma"
Penelope Cruz'un, başrollerini İspanyol sinemasının ünlü isimleri Luis Tosar ve
Etxeandia'yla paylaştığı Ma Ma'nın yönetmen
koltuğunda, "Kutup Çizgisi Aşıkları" ve "Sex
and Lucia" filmlerinden adını duyuran Julio
Medem oturuyor. Dram türündeki İspanya
yapımı filmin konusu şöyle: "Bir ilkokulda
öğretmenlik yapan Magda, meme kanserine
yakalandığını öğrenir. Daha önce de
yakalanıp iyileştiği hastalığın bu kez epeyce
ilerlediği ortaya çıkar. Magda yaşadığı bu zor
günlerde en yakınlarının neşesine güvenmektedir. Hayattan alabildiğince keyif almanın
derdinde olan Magda, bunu yanındakilere de
geçirmek ister. Kendisine 6 aylık ömür
biçildiği gün hamile olduğunu öğrenir ve
kaderini değiştirmeye karar verir."
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Mayıs Kraliçesi
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Zaman Makinesi 1973
22:00 Yılanların Öcü
00:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
02:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
03:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
04:30 Asla Vazgeçmem
05:30 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle Lezzetin
Haritası
11:00 Big Brother Türkiye
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Paramparça
23:30 Yerli Dizi
01:45 Big Brother Türkiye
03:15 Evleneceksen Gel
20:15 BÜYÜK SÜRGÜN KAFKASYA
Büyük Sürgün Kafkasya,
1944 yılında Stalin'in
emriyle sürgün edilen
Ahıska Türklerinin trajik
hikayesini anlatıyor.
Yaşadıkları topraklardan
sürgün edilen binlerce
insanın, sahipsiz, unutulmuş
bir halkın yürek burkan
hikayesini anlatan
Büyük Sürgün Kafkasya 15
Aralık'tan itibaren dört hafta
süreyle TRT1 ekranlarında
izleyiciyle buluşuyor. Fırat
Sunel'in 'Salkım Söğütlerin
Gölgesinde' ve Gürsel
Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı
romanlarından serbest
olarak uyarlanan Büyük
Sürgün Kafkasya her salı
TRT1'de...
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
Star Wars 7:
Güç Uyanıyor
05:28 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:30 Ana Ocağı
07:00 1'de Sabah
09:30 1'de Bugün
09:40 Avrupa Avrupa
11:25 İyi Fikir
13:25 Pastane
14:25 1'de Bugün
14:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
17:00 Ana Ocağı
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:15 Büyük Sürgün Kafkasya
23:20 Heredot Cevdet Saati
23:35 Filinta
02:00 Zengin Kız Fakir Oğlan
03:50 1'de Bugün
04:00 Avrupa Avrupa
of the Clones (Klonların
Saldırısı) ve 2005'te Revenge of
the Sith (Sith'in İntikamı) ile
devam etmişti.
Serinin son filmi The Force
Awakens (Güç Uyanıyor), dün
vizyona girdi. Serinin yeni filminde, Return of the Jedi
filminin 30 yıl sonrasında
yaşananlar anlatılıyor. (AA)
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
20:00 EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Çakırbeyli Ailesi için felaketin biri
bitmeden diğeri başlar. Meryem
Çakırbeyli hayatında ilk kez "önce
ben" diyerek ailesinden uzak kalma
pahasına bir karar verir ve tutukluluk
günleri başlar. Meryem'in hapse
girmesiyle birlikte Nazlı için de zor
günler başlar. Karısının tutuklanmasına sebep olan kişinin sevgilisi olması
Hızır için felakettir. Nazlı yaşadıklarının sona ermesi için Hızır'dan
artık bir tercih yapmasını beklemektedir. Annesinden uzak kalan
Zeyno'nun da yaşananlara tahammülü kalmamıştır. Babasına açıkça
tavrını belli eder. Hızır ise Meryem
hapisteyken boş durmaz. Bir yandan
karısını kurtarmak için planlar
yaparken bir yandan da ona ve ailesine yaşatılan acıların hesabını
sorumlularından tek tek soracaktır.
MEHMET
ERDEM
KONSERİ
25 ARALIK
2015 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
"Lolo"
Romantik filmlerin unutulmaz
aktrisi Julie Delpy, "Lolo" adlı
filmde hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol oyuncusu olarak
izleyicinin karşısına çıkacak.
Başarılı oyuncu Julie Delpy'e
başrolde Dany Boon, Vincent
Lacoste ile Karin Viard'ın eşlik
ettiği filmin konusu şöyle:
"Violette, 40 yaşında, hayatını
moda sektörüne adamış başarılı
bir kadındır. Uzun soluklu bir
ilişkisi olamayan Violette, bir bilgisayar dahisi olan Jean Rene ile
tanıştığında en sonunda aradığını
bulur. Jean Rene farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar
edilemez bir kimya oluşur.
07:00 Oynat Bakalım
07:30 Aşkların En Güzeli
08:40 Maşa ile Koca Ayı
09:00 Aramızda Kalmasın /
12:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
14:00 Aşkların En Güzeli
15:15 İşte Benim Stilim AllStar / Yeni Bölüm
20:00 O Ses Türkiye / Yeni
23:15 İşte Benim Stilim AllStar Yarışma
05:30 Akasya Durağı
06:45 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
10:00 Aşk ve Günah
11:15 Evim Şahane
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:30 Baba Haber Bülteni
18:45 Ana Haber Bülteni
19:45 İlker Ayrık'la Bir Sıfır
22:15 Yerli Dizi
00:30 Kanıt
02:30 Aşkların En Güzeli
03:15 Ver Fırına
05:00 Aramızda Kalmasın
19:45 İLKER AYRIK’LA BİR SIFIR
Stüdyoya gelen atlıkarınca
ile İlker Ayrık çocukluğuna
dönecek ve izleyenlere
eğlenceli anlar yaşatacak.
Programın ünlü konuğu ise
sevilen sanatçı Dilber Ay...
Dilber Ay, her ekibe de birer
soruyla 0(sıfır) kazandırmak
için uğraşacak. Sevilen
şarkıcı Dilber Ay, dillerden
düşmeyen şarkısı
“Tavukları Pişirmişem” ile
herkesi eğlendirecek.
Beş 0(sıfır)’ı tamamlamayı
başaran ekip, finalde renkli
topların içindeki 0(sıfır)’ları
doğru sıralamayı başarırsa 0
kilometre bir arabanın
sahibi olacak.
ANKARA
ATO - ŞUTSO işbirliği
HABER MERKEZİ– Kalkınma Bakanlığı’na
bağlı Ankara Kalkınma Ajansı ve Karacadağ
Kalkınma Ajansı tarafından, bölgeler arası sosyal
etkileşimin artırılması amacıylayürürlüğe konan
Sosyal Etkileşim Programı’nın pilot uygulaması
Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Şanlıurfa Ticaret ve
Sanayi Odası (ŞUTSO) arasında başladı.
Program kapsamında Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi
Odası’ndan bir heyet Ankara Ticaret Odası’nı ziyaret etti. ATO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen
ortak oturuma Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AK
Parti Şanlıurfa milletvekilleriAhmet Eşref Fakıbaba,
Halil Özcan, Kasım Gülpınar, Mehmet Akyürek ve
Mahmut Kaçar, ATO Meclis Başkanı Nuri Gürgür,
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, ŞUTSO
Meclis Başkanı İbrahim İletmiş, ŞUTSO Yönetim
Kurulu Başkanı Sabri Ertekin, iki Oda’nın yönetim
kurulu ve meclis üyeleri,Ankara Kalkınma Ajansı
Genel Sekreteri Arif Şayıkve Karacadağ Kalkınma
Ajansı yetkilileri katıldı.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, toplantıda yaptığı konuşmada, ATO ve ŞUTSO arasında pilot
uygulama olarak gerçekleştirdikleri Sosyal
Etkileşim Programı’nı yaygınlaştıracaklarını söyledi. Programın amacının ticaret ve sanayi odaları arasında karşılıklı işbirliğini geliştirmek olduğunu bildiren Yılmaz,“Hepimizin birbirimizden öğreneceğimiz şeyler var” dedi. Türkiye’nin kalkınması için
bütün bölgelerinin potansiyelinin sonuna kadar kullanılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Topyekun
bir kalkınmayı gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye
konuştu. Yılmaz, bölgeler arasında işbirliğini artırmak gerektiğine dikkati çekti. Şanlıurfa’nın
Türkiye’nin çok önemli illerinden birisi ve hammadde üretim üssü olduğunu vurgulayan Bakan Yılmaz,
hammaddeyi katma değerli ürünlere dönüştürmek
gerektiğinin altını çizdi. Siyasetin merkezi olması
nedeniyle Ankara’da ticaret ve sanayinin ön plana
çıkamadığını da belirten Yılmaz, Ankara’nın önemli
bir ticaret, sanayi, üniversite, bilim ve teknoloji merkezi olduğunu kaydetti. Enerji konusuna da değinen
Yılmaz, dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynak-
ları değerlendirmek gerektiğini söyledi. GAP bölgesinde güneş enerji üretilmesi gerektiğini ifade eden
Yılmaz, “En ucuz, en temiz enerji, verimli kullanılan enerjidir” diye konuştu. Bakan Yılmaz, Ankaralı
iş adamlarından Şanlıurfa’yı daha sık ziyaret etmelerini ve ilişkileri geliştirmelerini istedi.
ATO Meclis Başkanı Nuri Gürgür, toplantının açılışında,Şanlıurfa’nın hem İslam inancının kadim
merkezlerinden biri hem de ekonomik, ticari ve
tarımsal potansiyeli ile Türkiye ekonomisinin can
damarlarından biri olduğunu söyledi. Urfa’daki
potansiyelin ülkede barış ve refah çalışarak ve üreterek sağlanacağı mesajını verdiğini vurgulayan
Gürgür, iki Oda arasındaki hayata geçirilen projenin
önemine işaret etti. Gürgür, ATO olarak bu tür projelere destek olma konusunda çaba gösterdiklerini
bildirdi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci de
konuşmasında, SEP projesinin amacının
Şanlıurfa’da bulunan küçük ve orta büyüklükteki
işletmelerin ATO ve Ostim Organize Sanayi
Bölgesi işbirliği ile yönetsel, operasyonel ve girişimcilik kapasitelerinin arttırılması, firmaların birlikte ve ortak amaçlar doğrultusunda hareket etme
becerilerinin yükseltilmesi, sürdürülebilir ağ ilişkilerinin geliştirilmesi, firma yapılarının güçlendirilmesinin sağlanması, tecrübe paylaşımı ve ortaklıklar
geliştirilmesi olduğunu söyledi. Bezci, “Ankara
Ticaret Odası olarak ülkemizin herhangi bir köşesinde ticaretin ve sanayinin geliştirilmesi için atılacak
adımın, tüm ülkeyi geliştirecek adım olacağının
bilincindeyiz” dedi.
Ülke meseleleri konusunda duyarlıolmak gerektiğini vurgulayan Bezci, “Son dönemde coğrafyamız
nedeniyle yaşadığımız olaylar gösterdi ki kendi kendine yetebilen ülke olabilmek çok önemli” diye
konuştu.Rusya ile yaşanan krizi fırsata çevirmek
gerektiğini söyleyen Bezci, enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içindeki payını artırmak gerektiğini vurguladı. Güneş
fakiri Almanya’nın güneş enerjisinde kurulu gücü-
Ankara Ticaret
Odası (ATO) ile
Şanlıurfa
Ticaret ve
Sanayi Odası
(ŞUTSO) işbirliğiyle Sosyal
Etkileşim
Programı’nın
pilot uygulaması başladı.
nün 38 bin megavat, Türkiye’nin kurulu gücünün ise
300 megavat olduğunu hatırlatan Bezci, “10 milyar
dolarlık yatırımla 5 yılda Rusya’ya bağımlılıktan
kurtuluruz” diyerek BakanYılmaz’dan destek istedi.
Bezci, ATO olarak bölgesel kalkınma adına yapılacak her çalışmayı destekleyeceklerini de sözlerine
ekledi.
ŞUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ertekin de
toplantıda Şanlıurfa’nın ekonomik ve sosyal verilerini içeren bir sunum yaptı. 2012 yılında teşvik sistemine geçilmesinin ardından Şanlıurfa’nın atılım
gerçekleştirdiğini anlatan Ertekin, “İnşallah Urfa
küllerinden yeniden doğacak” dedi. Şanlıurfa’daki
tarımsal üretim hakkında ayrıltılı bilgi veren
Ertekin, sulamada elektrik sorununu çözmek için
Türkiye’de henüz bilinmeyen “termo solar” sistemini önerdi. Ertekin, yaş sebze-meyve ve hayvancılıkta iki ayrı URGE projesini hayata geçirdiklerini,
yakın zamanda Gıda İhtisas Organize Sanayi
Bölgesi’ni kuracaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından ATO Yönetim Kurulu
Başkanı Salih Bezci, Bakan Yılmaz’a, milletvekillerine ve ŞUTSO Başkanı’na çini ibrik ve tabak ile
Ankara tiftiğinden yapılmış şal hediye etti. Şanlıurfa
heyeti de hediyeler sundu.
Daha sonra gerçekleştirilen Benchmarking
Toplantısı’nda ise Karacadağ Kalkınma Ajansı
Şanlıurfa Yatırım Destek Ofisi KoordinatörüYunus
Çolak, Şanlıurfa’daki yatırım fırsatları hakkında
sunum yaptı. Toplantıda iki Oda’nın birim müdürleri
bir araya gelerek bilgi ve tecrübe paylaşımında
bulundu.
Ankara Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen sunum
ve toplantıların ardından Divan Çukurhan Otel’de
düzenlenen yemekli toplantıda da ŞUTSO ve ATO
Yönetim Kurulu, meclis üyelerive birim yöneticileri
bir araya geldi. Yemekte her iki odanın birim yöneticileri iş akışları hakkında karşılıklı bilgi alışverişinde bulundu.
Belediye personeline Öğrencilere
iş güvenliği eğitimi geri dönüşüm
HABER MERKEZİ- Gölbaşı Belediyesi tarafından belediye personeline iş sağlığı ve güvenliği
eğitimi verildi. İş sağlığı ve güvenliği eğitimi personelin yanı sıra belediye birim müdürlerinin katılımlarıyla Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşti.
6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun
“Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği
Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında
Yönetmelik” gereğince düzenlenen iş sağlığı ve
güvenliği eğitimi, iş güvenliği uzmanları tarafından verildi.
İş kazalarının ve meslek hastalıklarının %98
oranında önlenebileceği ve önlemenin ödemekten
daha kolay olduğu anlayışının öneminin vurgulandığı eğitimde "Çalışma mevzuatı ile ilgili bilgiler,
Çalışanların yasal hak ve sorumlulukları, İşyeri
temizliği ve düzeni, İş kazası ve meslek hastalığından doğan hukuki sonuçlar, Kimyasal, fiziksel
ve Ergonomik risk etmenleri, İş ekipmanlarının
güvenli kullanımı, Güvenlik ve Sağlık işaretleri,
İşyerindeki tehlikeler” başlıkları yer aldı.
İş sağlığı konusunda ise: “ Meslek hastalıklarının sebepleri, Hastalıktan korunma prensipleri ve
korunma tekniklerinin uygulanması, Biyolojik ve
psiko-sosyal risk etmenleri, İlkyardım” anlatıldı.
anlatılıyor
HABER MERKEZİ- Pursaklar Belediyesi
Temizlik İşleri Müdürlüğü okulları gezerek öğrencilere özel seminer veriyor. Temizlik İşleri
Müdürlüğü personellerinden Çevre Mühendisi
İbrahim Hamzaoğlu, Çevre Mühendisi Hüseyin
Koç ve Ziraat Mühendisi Adem Gürpınar’dan oluşan ekip, ilçedeki çok sayıda okul ve kolejde geri
dönüşüm konusunun önemini anlatan seminerler
verdi.
Gelecek nesillere çevre bilinci aşılamak için bu
tür seminerlerin önemli olduğunu belirten yetkiler,
öğretmenlerin de desteği ile Pursaklar’da büyük
bir farkındalık oluşturdu. Düzenlenen seminerlerde çevre bilinci, geri dönüşümün önemi, süreçleri,
atık pillerin kullanımı, doğaya verdiği zararlar
anlatılıyor.
22 Aralık 2015 Salı
3
TESK Genel Başkanı
Bendevi Palandöken:
“Başbakan’ın
açıklaması
güven verdi”
HABER MERKEZİ- TESK Genel Başkanı Bendevi
Palandöken, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşanan olumsuzluklardan etkilenen esnaf ve sanatkarın yaralarının sarılacak açıklamasının çok olumlu karşılandığını açıkladı.
Konuyla ilgil bir açıklamada bulunan TESK Genel
Başkanı Bendevi Palandöken, “Bu açıklama bölgede
güven yarattı. Yaraların sarılacak olması için yapılan
olumlu açıklama bizleri sevindirdi. Bölgede olumsuz
koşullardan etkilenen esnaf ve sanatkarın zararlarının
tazmin edilmesi tekrar hayata tutunabilmeleri açısından
çok önemli.Alınan kararlar, ülkede göçü duracak, piyasalar canlanacak, vatandaş rahat edecek” dedi.
Büyükelçi eşleri
Yaşar’ı ziyaret etti
HABER MERKEZİ- Ankara’da temsilcilikleri bulunan Demokratik Kongo, Nijer, Gambiya, Mali, Gine,
Güney Sudan, Etiyopya ve Çad Cumhuriyetleri
Büyükelçilerinin eşleri, Yenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar’ı ziyaret etti.
Tercüman eşliğinde misafirleriyle sohbet eden
Başkan Yaşar, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile
getirerek, Yenimahalle Belediyesi’nin sosyal belediyecilik hizmetlerden bahsetti.
Yenimahalle’nin Engelli vatandaşlara yönelik hizmetlerini yakından takip ettiklerini dile getiren büyükelçi
eşleri ise Yaşar’ı, Türkiye çapında örnek hizmetleriiçin
tebrik ettiler.
Engellileri sosyal hayata kazandırmak için
Yenimahalle Belediyesi olarak her türlü desteği verdiklerini dile getiren Yaşar, “Engellilerimizin sosyal hayata
katılabilmelerini ve üretime katkı yapabilmelerini sağlayacak fiziki mekanlar oluşturduk. Her insanın olduğu
gibi engellilerinde eğitim ve çalışma hakkı var. Engelli
kardeşlerimizin yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin
değil, ailelerinin, çevrenin, toplumun, bizlerin ve kısacası tüm insanların ortak sorunudur. Bu yüzdenengellilerimizin sorunlarını kendi sorunlarımız olarak gördük.
Engellilerle ilgili 2009’dan bu yana Türkiye’ye örnek
olacak projeler gerçekleştirdik. Bu senede Engelliler
Umut Evi Projesi ile de Batıkent’te bütün engelli gruplarının yararlanacağı eğitim alacağı, spor yapacağı merkezin temelini atacağız” dedi.
Ziyaretin ardından Yenimahalle Belediyesi tarafından
Eğitilebilirler Rehabilitasyon ve Eğitim Vakfı’natahsis
edilenGaloş Üretim Atölyesi’ni de gezen Büyükelçi
eşleri, galoş üreten engelli çalışanları hayranlıkla izleyerek bilgi aldılar.
4
ANKARA
22 Aralık 2015 Salı
Soğuk hava ve
buzlanmaya
dikkat çeken
ASKİ Genel
Müdürü İrfan
Kaya, su
sayaçlarının
zarar
görmemesi
konusunda
Başkentlileri
uyardı.
ASKİ’den su sayacı uyarısı
HABER MERKEZİ- ASKİ Genel Müdürü İrfan
Kaya, yaptığı açıklamada düşen sıcaklığın, su sayaçlarının donarak hasar görmesine neden olacağını
belirterek, donan sayaçlara sıcak su veya ateşle
müdahale edilmemesi gerektiğini, bu durumda
sayaçların bir daha kullanılamaz hale geldiğine dikkat çekti.
Su sayaçlarının bulunduğu yerin hava cereyanına
karşı korunması amacıyla açık bölümlerin kapatılmasını, kırık camların yenilenmesini öneren Kaya,
“Sayaçlar ve açıkta kalan su boruları, cam yünü,
boru kılıfı gibi maddelerle kaplanmalıdır. Sayaç yeri
temiz, aydınlık ve rüzgâr almayacak şekilde düzenlenmelidir. Su sayacının donması halinde ise patlayan sayaçtan akan sudan dolayı diğer sayaçların
donmasına engel olabilmek için vananın kapatılarak
suyun kesilmesi gerekir” dedi.
ASKİ Genel Müdürü İrfan Kaya, abonelerden,
sayacın donması, patlaması veya su akması durumunda derhal vananın kapatılarak, ASKİ Genel
Müdürlüğü’nün 306 72 72 numaralı telefonuna başvurmalarını istedi.
Yaşar, Kırmızı Koltuk
programına katıldı
CHP Engelliler Üst Kurulu İç Anadolu Bölge Temsilciliği tarafından düzenlenen ‘Kırmızı Koltuk’ programına katılan Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar, sorulan sorulara cevap verdi.
Çankaya ve TED’den
EĞİTİM YATIRIMI
Çankaya Belediyesi ve TED Üniversitesi 420 yatak kapasiteli
bir öğrenci yurdunun temelini attı.
HABER MERKEZİ- Çankaya
Belediyesi’nin, TED Üniversitesi ile
protokolünü imzaladığı 420 yatak kapasiteli öğrenci yurdunun temeli, düzenlenen törenle atıldı. CHP Grup
Başkanvekili ve Ankara Milletvekili
Levent Gök, Çankaya Belediye Başkanı
Alper Taşdelen, Türk Eğitim Derneği
(TED) Genel Başkanı ve TED
Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı
Selçuk Pehlivanoğlu ile TED
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat
Tarımcılar’ın katıldığı törende çok sayıda davetli hazır bulundu.
Çankaya Belediyesi ve TED
Üniversitesi iş birliğiyle, öğrenci kenti
olarak bilinen başkente 420 kapasitelik
bir öğrenci yurdu kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren
Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen, “Bu eser insanımıza duyduğumuz sevginin, önderimiz Mustafa
Kemal’e borcumuzun eseridir” dedi.
Temeli atılan öğrenci yurdunun belediye-üniversite işbirliği adına örnek
proje olduğunu kaydeden Taşdelen,
“Mezunu olduğum TED camiasıyla birlikte böylesine bir işi yapmanın gururunu yaşıyorum. Bu öğrenci yurdu hem
Çankaya Belediyesi’ne hem de TED’e
yakışır bir yurt olacaktır” diye konuştu.
Çankaya Belediyesinin eğitime her
alanda katkı sağlamayı görev bildiğini
vurgulayan Taşdelen, Çankaya sınırlarında bulunan 210 devlet okulunun 80’inde
detaylı iç ve dış tadilat çalışması yapıldığını; belediye tarafından hazırlanan
Bilim Serisi ve Tükenmez Kitaplar
Serisinin ise Türkiye’nin 4 bir yanındaki
200 bin çocuğa ulaştırıldığını hatırlattı.
Temel atma töreni öncesi kısa bir
konuşma yapan TED Genel Başkanı
Selçuk Pehlivanoğlu ise “Biz, demokrasiye inanan, dünya ile rekabet edebilecek
gençler yetiştirmek için varız. Bunun
yolu ise adaletli bir eğitim sisteminden
geçmektedir. Bugün temelini atacağımız
yurt bizlerin yarınlara yatırımıdır” dedi.
TED Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Murat Tarımcılar da Çankaya
Belediyesi’ne işbirliği ve desteğinden
ötürü teşekkür etti.
Konuşmaların ardından TED Genel
Başkanı Selçuk
Pehlivanoğlu,
Çankaya Belediye
Başkanı Alper
Taşdelen’e teşekkür
plaketi sundu.
Ardından katılımcılar hep birlikte
öğrenci yurdunun
temeline atılacak ilk
harç için butona
bastı.
AYŞEGÜL BALDEMİR- Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar, 50. Yıl
Dört Mevsim Tiyatro
Salonu’nda düzenlenen
‘Kırmızı Koltuk’ programının konuğu oldu. “İrade asla engel tanımaz” sloganıyla ilki düzenlenen programa Başkan Yaşar’ın yanı sıra CHP
Ankara Milletvekili Murat Emir, CHP
Yenimahalle İlçe Başkanı Ahmet Meşe,
Yenimahalle Belediye Başkan Vekili
Mehmet Kartal, belediye meclis
üyeleri, engelli derneklerinin yöneticileri, çok sayıda engelli vatandaş ve
aileleri katıldı.
Şef Said Olgun Aksu yönetimindeki Engelsiz Koro’nun muhteşem
performansıyla başlayan programda
Kırmızı koltuğa oturan Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar, CHP
Engelliler Üst Kurulu İç Anadolu
Bölge Temsilcisi Cemal Kaman
Moderatörlüğü’nde İşitme Engelliler
Derneği Başkanı Sinan Yıldırım,
Aktif Görme Engelliler Derneği Başkanı
Şerafettin Hasanoğlu, ortopedik engelli
gençler Burçin Bektaş, Sıla Örnek,
Halime Yıldız ve Zihinsel Engelli
Berkant Silleli’nin sorularını cevapladı.
Konukların tüm sorularına tek tek
yanıt veren Başkan Yaşar Engellilere
yönelik projeleriyle Türkiye’de öncü
olduklarını hatırlatarak,“Belediyemizde
engelli istihdamı konusunda da kotanın
çok üzerindeyiz” dedi.
Sözlerine devam eden Yaşar, “Kimin
ne zaman engelli olacağını Allah’tan
başka kimse bilemez, biz bunun bilincindeyiz. İlçemizde de bu bilinçle hareket ediyoruz. Sağlıklı bireylerin olduğu
kadar engelli vatandaşlarımızın da yaşa-
maktan onur duyduğu, mutlu olduğu bir
Yenimahalle için var gücümüzle çabalıyoruz. Bunun içinZihinsel Engelliler
Yaşam Merkezi’ni yaptık. Aynı şekilde
Omurilik Yaşam Merkezi’ni de biz yaptık ve idaresini derneğe verdik. Görme
Engelliler Spor Kulübü sahalarını ve
idari binalarını yaptık teslim ettik.
Belediyenin ekonomik açıdan zor
durumda olan ailelere verdiği Yenikart’ta
önceliği engellilere verdik. Milli Eğitim
Gökçek ve Meclis Üyeleri
ANKAPARK’I İNCELEDİ
HABER MERKEZİ-Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı Melih Gökçek, Belediye Meclis üyeleri ve aileleriyle birlikte Ankapark’ı gezdi. Büyükler Roller
Coaster’dan, Kollu Çember’e, Air Race’ten Kule Coaster’a
kadar değişik oyuncaklarda adrenalin dolu anlar yaşarken,
çocuklar da Uçan Araçlarda, Aile Salıncağı’nda ve 500’e
yakın atarinin olduğu çadırda doyasıya eğlendi.
Hizmete açıldığı zaman 1217 oyuncak sayısıyla ve
içeriğindeki pek çok özelliğiyle dünyanın en büyüğü olacak Ankapark, daha şimdiden ziyarete gelenleri büyülüyor,
eğlendiriyor, adrenalin dolu anlar yaşatıyor.
Ankapark’ın dünyanın en büyük temaparkı olacağını
kaydeden Başkan Gökçek, “Ankapark’ın açılışını önümüzdeki yıl Ağustos ayına yetiştirebilmek için çalışıyoruz”
dedi.
Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımına tüm hızıyla
devam edilen Ankapark’taki çılgın oyuncaklar, hem adrenalin hem de eğlence dolu anlar yaşatmaya başladı.
Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeleri, eşleri ve çocuklarıyla birlikte Ankapark’ı gezerek, bilgiler veren Başkan
Gökçek, Türkiye’nin farklı bölgelerinden 13 ayrı Selçuklu
Mimarisi eserini içinde barındıran temaparkın devasa giriş
kapısı önünde yaptığı açıklamada, kapının 100 metre
genişliği, 35 metre yüksekliği ve giriş bölümünün toplam
10 bin metrekareye yakın
kapalı alanı
bulunduğunu
söyledi.
“Heybeti ve
zenginliğiyle,
ülkemizin tüm
ihtişamını bu
kapıda tadacağız. Anadolu’yu
ve Selçuklu’yu
temsil eden
özel bir dizayn”
diye açıklamalarını sürdüren Başkan Gökçek, “Şu anda içerisinde bulunmuş olduğumuz Ankaparkımız dünyanın en büyük temaparkı” dedi.
Ankapark’ın 1 milyon 200 bin metrekare büyüklükte
olduğunu ve 65 metre yüksekliğindeki dünyanın en büyük
dinozoruyla Guinness Rekorlar Kitabı’na gireceğini ifade
eden Başkan Gökçek, şöyle devam etti:
“Ayrıca 40 metre yükseklikte T-Rex isimli hareketli
dinozorumuz var. Bu dinozorların arkasında da içerisinde
200 dinozorun bulunduğu 10 bin metrekarelik Dinozor
Ormanı Çadırı, 5 bin metrekarelik dinozor kemiklerinin
yer aldığı Dinozor Müzesi ve yine 5 bin metrekarelik dinozor sinemaları, dinozor lokantası, dinozor satış yerinin
olduğu ayrı bir çadırımız var. Dolayısıyla 20 bin metrekarelik dünyanın en büyük kapalı ve açık dinozor dizaynı
burada yer alıyor.”
Ankapark’ın açık (yazlık) ve kapalı (kışlık) olmak
üzere 2 bölümden oluştuğunu anlatan Başkan Gökçek,
“Park’ta ayrıca 84 bin metrekarelik kapalı alanımız var. 4
tane 10 metrekarelik, 6 tane de 5 bin metrekarelik çadırlarımız var. Yani toplam 70 bin metrekarelik çadırımız bulunuyor” diye konuştu.
10 bin metrekarelik Digital Oyun Çadırı’nda 500’e
yakın oyuncak bulunduğunu ve burada da çocukların aileleriyle birlikte doyasıya eğlenebileceğini anlatan Başkan
Gökçek, “Burası bittiği zaman, Ankara turizminde ciddi
anlamda patlama olacağına inanıyoruz. Öncelikle 3 milyon
ziyaretçi, neticede de 10 milyon ziyaretçi bekliyoruz. Bu
da Ankara’da ciddi anlamda turizm potansiyeli demek.
Ankara’da inşallah turizmsizliğin talihsizliği de yıkılmış
olacak” dedi.
Yaralı Şahin’e
şefkat eli uzandı
Bakanlığı ile birlikte otistik engellilere
yönelik bir çalışmaya ortak olduk.
Okullarımıza otistik sınıflar yaptık ve
teslim ettik. 2 Engelli Hizmet Aracı’nı
engellilerimizin hizmetine sunduk.
Tekerlekli sandalye, akülü sandalye, baston yani araç gereç bakımından gücümüz yettiği kadar tüm engelli vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalıştık. Şimdi
sırada Umut Evi var. İnşallah bu sene
ihalesini yapacağımız Engelliler Umut
Evi Projesi ile de Batıkent’te bütün
engelli gruplarının yararlanacağı eğitim
alacağı, spor yapacağı merkezin temelini
atacağız ve bu dönemde de bitireceğiz”
diye konuştu.
HABER MERKEZİ-Avlanırken sert dalış yapan ve
hızını alamayan kızıl şahin yolda seyir halinde bulunan
şahin marka bir araca çarparak yaralandı. Kızıl şahinin
çarptığı otomobil yoluna devam ederken arkadan gelerek
olaya şahit olan Kazan Belediye Başkan Yardımcısı Abidin
Arıkök’ün makam şoförü İbrahim Akel trafiği durdurarak
yola düşen aldı ve Kazan Belediyesi Sokak Hayvanları
Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne yetiştirdi. Ankaraİstanbul kara yolu Aydın Mahallesi yakınlarında meydana
geldi. Ankara’dan görevden dönen İbrahim Akel, av peşinde sert dalış yapan ve nesli tükenmek üzere olan Kızıl
Şahin’in aracın tavanına çarpıp yola düştü. Olaya şahit
olan ve seyir halinde bulunan İbrahim Akel başka bir aracın yolda yatan şahine çarpmaması için trafiği durdurup
yolda yatan şahini alarak Kazan Belediyesi Sokak
Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne yetiştirdi.
Veterinerlerin müdahalesiyle yaşama tutunan Kızıl Şahin
daha sonra Kızılcahamam Doğa Koruma ve Milli Parklar
Şube Müdürlüğüne teslim edildi. Kızıl Şahin’in tedavisi
tamamlandıktan sonra tekrar doğaya salınacağı öğrenildi.
Belediye Başkan Yardımcısı Abidin Arıkök makam
şoförünün bu duyarlılığından dolayı tebrik edip ödüllendirdi. Arıkök “Belediye olarak sokak hayvanlarına karşı
duyarlılığımızı her defasında gösteriyoruz. Personelimizin
bu duyarlılığı da takdire layık bir davranıştı tebrik ediyorum” dedi.
ANKARA
22 Aralık 2015 Salı
Sıhhiye'deki eski
EGO Genel
Müdürlüğü arazisinden kaynaklanan
ihtilaflarla ilgili olarak Başkent
Doğalgaz ile
Büyükşehir
Belediyesi arasında
uzlaşma protokolü
yapılması, Ankara
Büyükşehir
Belediye
Meclisi'nde kabul
edildi.
Büyükşehir ile Başkentgaz
arasında uzlaşma sağlandı
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir
Belediye Meclisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanı
Melih Gökçek başkanlığında yapılan olağan toplantısında, Büyükşehir Belediyesi ile Başkent Doğalgaz
Genel Müdürlüğü arasında "sulh ve uzlaşma protokolü" yapılmasına ilişkin Başkanlık Yazısı görüşüldü.
Konuyla ilgili olarak grup başkanlarına Meclis
Başkanvekili ile birlikte bilgi verdiğini belirten
Başkan Gökçek, şunları söyledi: “Biliyorsunuz
Başkentgaz ile öteden beri bizim Ankara Büyükşehir
Belediyesi arasında büyük ihtilaflar var. Biz daha önce
Ulus’taki Anafartalar Çarşısı, Ulus Çarşısı, Gençlik
Spor Genel Müdürlüğü ve Gümrük Bakanlığı’nın
bulunduğu binaları Sosyal Güvenlik Kurumu ile takas
etmeye karar vermiştik. Takas konusunda Meclis'ten
de karar çıkarttık. Tam tapuya gittiler, bir de baktılar
ki tapuda bizim eski EGO’nun 41 bin metrekarelik
arsası, bizim üzerimizden Başkentgaz’ın üzerine geçmiş aylar öncesi... Haberimiz filan yok. Tabii şok
olduk. Üzerinde kamu haczi var. Kamu haczi olduğu
için hemen Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nü aradık. Epey tartışmadan sonra bunun kanunen devredilmesi mümkün olmadığından, bize hemen yeniden
iade etti. Fakat çok enteresan, 15 dakika içinde karşı
tarafın haberi oldu ve ertesi sabahleyin hemen ihtiyati
tedbir kararı verdiler.”
İhtiyati tedbir kararını kaldırmak için mahkemeye
başvurduklarını belirten Başkan Gökçek, ancak mahkemelerin, yetki karmaşasından dolayı konuyu birbirine devrettiğini ve konunun halen Yargıtay'da olduğunu
söyledi.
Başkan Gökçek, Başkentgaz'ın, Büyükşehir'in 2
ayrı arazisine daha dava açtığını ve ihtiyati tedbir
kararı aldırdığını belirterek, şunları söyledi:
"Yanlış hatırlamıyorsam, biri 100 bin metrekarelik
arazi, diğeri de 4-5 katlı lojmanlarımızın olduğu yer.
Orada da gerekçe, reglaj istasyonlarının olması...
Halbuki reglaj istasyonu burada da metrekare olarak
yazılıyor, tam hatırlayamıyorum 2 bin 600 metrekare
civarında. Böyle olunca, onu da bu sefer karşılıklı
davalaşmaya başladık. Birini kazandık ama o hemen
Yargıtay'dan aleyhimize geri döndü. Diğer dava da
halen dönmedi ama böyle ihtilaflar çıktı.”
Büyükşehir Belediyesi ile Başkent Doğalgaz arasında ihtilaflı konuların devam ederek bugüne gelindiğini kaydeden Başkan Gökçek, şöyle devam etti:
“Tabii Başkentgaz da ister istemez kendisi de
sıkıntı yaşamaya başladı, değişik konularda. Sonra da
dediler ki 'gelin sulh olalım'. Biz de şunu söyledik;
'Sulh olmamızın tek yolu, arazimizin bize iadesinden
geçer, aksi takdirde bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil.' Mahkemenin tespit etmiş olduğu fiyat,
oranın metrekaresi 4 bin lira. Belki ihaleye çıksanız,
daha da çıkabilir 5 bin de olabilir niye olmasın. En
azından 160 milyon lira değerinde olan bir yer, eski
parayla 160 trilyon böyle değerli bir yer. 'Bunu vermeyiz' dedik.
'Birinci şartımız; bu 3 tane açmış olduğunuz davadan vazgeçeceksiniz, sonra karşılıklı olarak bizim de
davamız varsa, biz de vazgeçeceğiz ve normal şartlar-
da AYKOME’nin belirlediği fiyatlardan da sizden,
diğer kazı bedellerini vs. alacağız.' Bu manada bir
anlaşma yaptık.”
Başkan Gökçek, Başkent Doğalgaz yöneticilerinin,
halen bulundukları Sıhhiye'deki yerin, tüm Ankaralılar
tarafından "gazın merkezi" olarak bilindiği gerekçesiyle aynı alanı merkez yapmak istediklerini belirterek, "Onun için '41 dönümlük arazinin 10 dönümünü,
bize mahkeme kararı bedeli üzerinden satın' dediler.
Netice itibariyle biz burayı zaten satacağız. Biz de
bunu kabul ettik ve 10 bin metrekaresini kendilerine
vereceğiz" diye konuştu.
Başkentgaz'ın daha önce hizmet verdiği, GMK
Bulvarı üstündeki Maltepe Çok Katlı Otoparkı ile ilgili hukuki sorunlara da değinen Başkan Gökçek, şu bilgileri verdi:
"Otopark Büyükşehir Belediyesi'nin, ama alttaki
tabanı, zamanında bölüşüm yapılırken TEDAŞ’a
verilmiş. EGO ayrılınca, üstü bizde, tabanı onlarda
kaldı. TEDAŞ’la konuştuk, onlar da memnun olacaklarını, kendilerinin de kullanamadıklarını söylediler.
Bir plan tadilatı getireceğiz. Onların yerleriyle
bizim yerimizi takas etmek suretiyle, onlara yerlerini
vereceğiz, biz kendi yerimizi alacağız. Bu suretle 10
dönümünü de o plan tadilatı yapıldıktan sonra satacağız. Ama öncesinde sizden protokol yetkisi alıyoruz.
Bu protokol yetkisiyle de bu bir taahhütname olacak.
Protokol imzalandığı anda bütün davaların hepsinden
birden karşılıklı olarak çekileceğiz.'
Alo Mamak’a
rekor başvuru
HABER MERKEZİ-Mamak
Belediyesi’nin çağrı merkezi ‘Alo
Mamak’ 49 bin 500 çağrıya ve
elektronik ortamda gelen 19 bin
938 maile geri dönüş sağladı.
Toplamda 69 bin 438 çağrıyı
cevaplayan Alo Mamak’ta yıl sonu-
Bilkentli öğrenciler
barınağı ziyaret etti
Çankaya Belediyesinin Çayyolu Bakım İstasyonunu ziyaret eden
Multi Medya Habercilik dersi alan Bilkentli öğrenciler, çalışmaları
sosyal medya üzerinden duyurdu.
HABER MERKEZİ-Bilkent
İletişim ve Tasarım Bölümü
Multimedya Habercilik dersini alan
öğrenciler, Ankara hakkındaki sosyal
konulara dikkat çekmek amacıyla hayvan barınağını ziyaret etti.
Bilkent Üniversitesi Öğretim
Görevlisi Müge Mengü tarafından verilen ders kapsamında sokak hayvanlarına ilişkin sosyal medyada farkındalık
yaratmak isteyen öğrenciler Çankaya
Belediyesi Çayyolu Geçici Hayvan
Bakım İstasyonunu ziyaret etti.
Hayvanlarla keyifli vakit geçiren öğrenciler 100’ü aşkın ileti ile ortalama biner
kez görüntülenen tweetler yayınladı.
Çankaya ilçesindeki sokak hayvan-
larının durumuna ilişkin detaylı bilgileri
sosyal medyada kullanıcılara aktaran
öğrenciler Çankaya Belediyesinin
sokak hayvanları için başlattığı Şanslı
Projeler ile ilgili detaylı bilgiler de
yayınladılar. hayvanlarına yönelik bilgileri de paylaştı. İnternet sayesinde gazeteciliğin daha kolektif bir platformda
yapılabildiğini dile getiren öğretim
görevlisi Müge Mengü, “Sosyal medya
canlı yayın haberciliği egzersizi olarak
barınağa yaptığımız bu gezide takipçilerimize sokak hayvanlarının durumu
hakkında güncel bilgiler verdik.
Özellikle, sahiplenilmeye ya da tedaviye muhtaç hayvanlarla ilgili paylaşımların duyarlı takipçilerinin bulunduğu
sosyal medyada, barınaktan çektiğimiz fotoğraf ve videolarla sokaklarımızın bir anlamda sahibi olan
hayvanların yaşam şartlarını gösterdik ve yetkililerden aldığımız bilgileri tweetleyerek Çankaya
Belediyesi’nin sokak hayvanları
için yaptığı hizmetlerin kapsamını
toplu olarak sunmaya gayret ettik.
Aynı zamanda, Periscope’tan bir
öğrencimizin yaptığı canlı yayın
hayvan severlerden olumlu tepkiler
aldı. Güzel bir çalışma oldu” dedi.
kurumlarla işi olan vatandaşlardan
tutunda hava şartları nedeniyle
çeşitli sorunlar yaşayan vatandaşlara kadar bir çok kişi doğrudan Alo
Mamak’ı arıyor” dedi.
444 0 149 numaralı telefonla
hizmet veren Alo Mamak’a birbirinden ilginç
istekler geliyor.
Bu yıl içerisinde
gelen en ilginç
istekler arasında;
çocuğunun okul
servisini kaçıran
bir vatandaşın
çağrısı, bulaşık
makinesi bozulan
vatandaşın çağrısı, yıllar önce
kaybettiği sevgilisini bulmak isteyen bir vatandaşın
çağrısı bulunuyor.
Vatandaşlar
Alo Mamak aracılığıyla Fen İşleri,
na kadar bu rakamın 70 binin üzeri- Zabıta, Sağlık İşleri, Park ve
ne çıkması bekleniyor. Mamak
Bahçeler başta olmak üzere belediBelediye Başkanı Mesut Akgül;
yeyle alakalı hizmet talebi yada
“Haftanın 7 günü hizmet veren Alo yapılan hizmetlerle ilgili görüş de
Mamak vatandaş için tam bir bilgi
bildirebiliyor. Yalnızca Mamak
kaynağı olarak hizmet veriyor.
Belediyesi’nin hizmetleri hakkında
Vatandaşlarımız bilgi almak, sorun- değil ilçede bulunan resmi kurumlarına çözüm bulmak üzere Alo
larla alakalı olarak vatandaşlar bilgi
Mamak’la iletişime geçiyor. Resmi almak için Alo Mamak’ı arıyor.
5
Altındağ’da atık
piller kutuda
Altındağ Belediyesi, doğal kaynakların
verimli kullanılması için özveriyle çalışan ve
gerçekleştirdiği kampanyalarla 5 ton atık pil
toplayarak büyük bir başarıya imza attı.
HABER MERKEZİ-Altındağ Belediyesi Temizlik
İşleri Müdürlüğü ve kısa adı “TAP” olan, Taşınabilir Pil
Üreticileri ve İthalatçıları
Derneği işbirliğiyle, Altındağ’da bir eğitim semineri
gerçekleştirildi. Seminer kapsamında, çevre için olumlu
bir işbirliği de başlatıldı.
Atık pillerin toplanması ve bertaraf edilmesi konusunda elbirliğiyle yürütülecek çalışma kapsamında,
Altındağ’daki okullarda görev yapan öğretmen ve idarecilere eğitim verildi. Altındağ Belediyesi Yunus Emre
Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Eğiticilerin Eğitimi”
seminer programına, yaklaşık 250 öğretmen katıldı.
Eğitime katılan öğretmenlere, kontrolsüz şekilde
doğaya bırakılan atık pillerin zararları, yapılması gerekenler, pillerin ayrıştırma ve bertaraf edilme yöntemleri gibi
konularda bilgi verildi. Ayrıca öğretmenlere, atık pil kutuları tanıtıldı ve konuyla ilgili hazırlanan afişler, temizlik
gazetesi, bilgilendirici broşürler, eğitim
cd’si ve kokulu
çöp poşeti
bulunan setler
dağıtıldı. Atık
pillerin doğaya
zarar vermeden
toplanması
konusunda
öğretmenlerden
destek isteyen
Altındağ
Belediyesi
Temizlik İşleri Müdürlüğü, eğitimcileri doğa için elbirliğiyle çalışmaya davet etti.
Seminerde ayrıca, Altındağ’daki okullar arasında gerçekleştirilecek olan, ödüllü “Atık Pil Toplama
Yarışması”nın da startı verildi. 30 Nisan 2016 tarihinde
son bulacak olan yarışma kapsamında, Altındağ’daki
okullar arasında en fazla atık pil toplayan okullar dereceye girecek. Dereceye giren okullara Taşınabilir Pil
Üreticileri ve İthalatçıları
Derneği tarafından fotokopi makinası, spor ve satranç
setleri gibi ödüller verilecek. Öğrencilerin de teşvik edilmesini sağlayacak olan yarışma ile, Altındağ genelinde
yine binlerce atık pilin toplanması ve doğaya zarar vermeden bertaraf edilmesi hedefleniyor.
Altındağ Belediyesi’nin atık pil kutularının
Altındağ’daki okullar, Gençlik Merkezleri, Kadın Eğitim
ve Kültür Merkezleri, muhtarlıklar ve halka açık tüm
alanlarda bulunduğunu hatırlatan Altındağ Belediye
Başkanı Veysel Tiryaki, Altındağlı vatandaşların atık pil
toplama kutularını daha aktif bir şekilde kullanmasını
istedi. Pillerde tehlikeli kimyasalların bulunduğunu hatırlatan Tiryaki, bu materyallerin çöpe atılmaması gerektiğinin, atık pillerin toprağa ve suya karışması durumunda
doğanın olumsuz etkileneceğinin altını çizdi.
Çankaya’da muhtarlıklar
dezenfekte ediliyor
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi ilaçlama
ekipleri muhtarlık binalarını ve Çankaya Evleri’ni ilaçlıyor. Yaz boyu sahada ve kapalı mekanlarda ilaçlama çalışmalarını sürdüren Çankaya Belediyesi, kış döneminde
ilaçlama çalışmalarında özellikle kapalı mekanlara ağırlık
veriyor. Ekipler Çankaya sınırlarında bulanan 124 muhtarlık binasında
jel ilaçlaması
ve dezenfeksiyon çalışması yapıyor.
İlaçlama
çalışmasına
21 Çankaya
Evinde de
devam eden
ekipler vatandaşların
yoğun olarak
kullandığı bu
mekanlarda
haşerelerin
varlığına izin vermiyor. Çalışmalarında insana zarar vermeyen ilaçları kullanan ekipler, kimsenin olmadığı saatler
de çalışmaya da özen gösteriyor.
6
DIŞ DÜNYA
22 Aralık 2015 Salı
İsveç Başbakanı Löfven: “Suriye'de
çözüm Türkiye-Rusya ilişkisine bağlı”
İsveç Başbakanı
Stefan Löfven,
Suriye'deki krizin
çözümü için
Türkiye ile
Rusya'nın diyalog içinde ortak
çalışması gerektiğini söyledi.
Hizbullah komutanı Kantar
Suriye'de öldürüldü
STOCKHOLM - Başbakan Löfven,
Türkiye-Rusya ilişkileri, Suriye ve sığınmacı
krizi ile İsveç'teki gelişmeleri AA muhabirine
değerlendirdi.
Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş
uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye
ile Rusya arasında başlayan gerginliğe değinen Löfven, iki ülkenin ilişkilerinin normale
dönmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye ile
Rusya'nın siyasi tansiyonu düşürmesi gerekli. Suriye sorununun çözümü Türkiye-Rusya
ilişkisine bağlı. Suriye'deki kriz, Türkiye ile
Rusya'nın diyalog içinde ortak çalışmasıyla
aşılabilir" dedi.
Löfven, Avrupa'ya ulaşmaya çalışan sığınmacılar konusunda Türkiye'nin kilit role
sahip olduğunun Avrupa Birliği (AB) tarafından kabul edildiğini ifade ederek, "Türkiye
ile AB arasında yapılan sığınmacı krizi odaklı anlaşma hayati rol üstleniyor" ifadesini
kullandı.
Brüksel'de bu hafta yapılan zirvede, AB ile
Türkiye arasında ortak çalışma grubu oluştu-
rulması yönünde karar alındığını hatırlatan
Löfven, "Barınak, eğitim ve iş bulma sorunlarının yanı sıra, sığınmacıların Avrupa'ya
bugünkü gibi tehlikeli değil, güvenli yollardan gelmesi gibi konu başlıkları takip edilecek" diye konuştu.
Löfven, İsveç'in diğer AB ülkelerine göre
kapasitesinden fazla sığınmacıya sahip olduğunu savundu.
"İsveç'te bulunan 150 bin sığınmacının bir
kısmının diğer AB ülkelerine dağıtılması için
AB Komisyonu ile anlaştık" diyen Löfven,
konuyla ilgili gelecek ay AB Komisyonu ile
yeniden bir araya geleceklerini, İsveç'te
bulunan sığınmacıların ne kadarının AB
ülkelerine dağıtılması gerektiği konusunda
karara varacaklarını kaydetti.
Türk vatandaşlarının Avrupa'da serbest
dolaşım hakkını ne zaman elde edeceği noktasında belirli bir tarih veremeyeceğini aktaran Löfven, "AB ve Türkiye, birbirlerine verdiği sözün arkasında durmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk
bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar'ı da kutlayan Löfven, dünyanın gelişimine önemli katkılar sağlayan tüm diğer Nobel ödüllü bilim
adamlarını da tebrik etti.
Löfven, İsveç'te geçen ekim ayında bir
okula düzenlenen "ırkçı saldırı" hakkında da
duygularını dile getirerek, saldırıya uğrayan
okulu ziyaret ettiğini ve öğrenciler, aileleri
ve okul çalışanlarıyla bir araya geldiğini
anımsattı.
İsveç Başbakanı Löfven, "Onların gözündeki şoku, endişeyi, üzüntüyü, korkuyu ve
dostluğu gördüm. Bu tabloyu ömrüm boyunca hiç unutamayacağım" diye konuştu.
İsveç'in Trollhattan kasabasındaki Koronen
isimli okulda göçmen öğretmen ve öğrencilere kılıçlı saldırıda bulunulmuştu. Polis, saldırganın Hitler hayranı ve Müslüman karşıtı
olduğunu açıklamış, saldırının ırkçılık nedeniyle yapıldığını belirtmişti. Saldırıda 3 kişi
hayatını kaybetmişti. (AA)
HATAY - Suriye Türkleri Derneği Genel
Sekreteri Ahmed Vezir, Esed ve Rus güçlerinin Türkmen köylerine yönelik saldırılarına
ilişkin, "Köylerde evlerin yanı sıra okullar, su
depoları, camiler, trafolar, yerle bir oldu hatta
son günlerde köprüler kasıtlı vuruluyor" dedi.
Vezir, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Rusların Suriye'de saldırılara başladığı tarihten itibaren en fazla saldırıya maruz kalan
noktalardan birinin Lazkiye kırsalı olduğunu
söyledi.
Türkmendağı ve Cebel Ekrad'ın yoğun
şekilde vurulduğunu belirten Vezir, "Belki de
4 yılda yapılan saldırının daha fazlası, son 2
ayda yapıldı ve sadece mevziler değil, köyler,
siviller de hedef alınıyor. Türkmen köyleri,
misket bombası dahil, hava, kara ve denizden
bir tonluk füzelerle bombalanıyor" diye
konuştu.
Saldırılar nedeniyle Türkmendağı ve
Cebel Ekrad'dan binlerce kişinin göç etmek
zorunda kaldığını anımsatan Vezir, göçenlerin
Türkiye sınırı yakınlarındaki güvenli noktalara sığındığını vurguladı.
Göçün her gün devam ettiğine dikkati
çeken Vezir, şunları kaydetti:
"Köylerde evlerin yanı sıra okullar, su
depoları, camiler, trafolar yerle bir oldu hatta
son günlerde köprüler kasıtlı vuruluyor. Hasar
çok büyük. Türkmenler evlerine dönmek isteseler de artık evleri yok. '11 köy haritadan
silindi' diyebiliriz. Dev kayaların, ağaçların
yani doğanın bile dayanamadığı bu saldırılarda Türkmen köyleri altyapılarıyla yok ediliyor."
Vezir, Esed rejiminin 40 yıldır Türkmen
köyleri üzerinde çeşitli oyunlar oynadığını,
baskı kurduğunu anlattı.
Vezir, "Esed rejimi, Türkmen köylerinin
isimlerini bir bir değiştiriyordu. Bu, son günlere kadar devam etti. Türkmenlere tarihleri
unutturulmaya çalışıldı. Esed'in, 40 yıl
boyunca Türkmen köylerini silmeye yönelik
attığı adımları, bugün Rusya yaptığı yok edici
bombardımanla devam ettiriyor" ifadelerini
kullandı.
Ahmed Vezir, Rusya ve Esed'in, 1 Ocak'ta
yapılması planlanan ateşkese eli güçlü ve bol
toprakla girmeye çalıştığını, bunun için
Lazkiye kırsalını almak istediğini sözlerine
ekledi. (AA)
Suriye’deki Türkmen köyleri
haritadan siliniyor
PP-PSOE, İspanya’daki “İki partililik”i yıktı
MADRİD - İspanya'da yapılan milletvekili
genel seçimini iktidardaki Halk Partisi (PP)
kazandı, ancak tek başına iktidar için gerekli
çoğunluğu sağlayamadı.
Açıklanan sonuçlara göre ülke genelinde
oyların yüzde 28'ini alan PP, İspanyol meclisine 122 milletvekili gönderdi. Ancak PP, 350
sandalyeli mecliste tek başında iktidara gelmek
için yeterli çoğunluğa sahip olamadı.
2011'deki seçime nazaran 64 milletvekili
daha az çıkaran PP, buna rağmen Katalonya,
Bask, Endülüs ve Extremadura dışında ülkedeki diğer 13 özerk yönetimde 1. parti olmayı
başardı. Ana muhalefetteki Sosyalist İşçi
Partisi (PSOE) ise yüzde 22'lik oy oranıyla 91
milletvekili çıkararak ikinci büyük parti olmaya devam etti. PSOE, Endülüs ve Extremadura
bölgelerinde 1. parti çıktı.
İlk defa genel seçimlere katılan Podemos
(Yapabiliriz) ve Ciudadanos (Vatandaşlar) partileri ise aldıkları oy oranlarıyla İspanya'nın
demokratik siyasi tarihinde bugüne kadar süregelen PP-PSOE iki partililiğini yıktı.
İlk defa PP ve PSOE'nin ülke genelinde
aldıkları oy oranlarının toplamı yüzde 50 düzeyinde kaldı. 2011 yılındaki seçimlerde bu oran
yüzde 72 idi. Podemos ve Ciudadanos'dan
yapılan ilk açıklamalarda da seçim sonuçları
"tarihi ve İspanyol siyasetinde yeni bir dönem"
olarak yorumlandı.
Bu arada ekonomik krizin etkisiyle başlayan "Öfkeliler" adlı halk hareketinin siyasi
uzantısı olan ve 2014 yılında kurulan
Podemos, ülke genelinde aldığı yaklaşık yüzde
21'lik oy oranıyla öne çıktı. Geçtiğimiz mayıs
ayında gerçekleşen yerel seçimlerdeki gibi 20
Aralık Pazar günü gerçekleştirilen genel
seçimde de Katalonya, Galisya ve Valencia
özerk yönetimlerinde farklı isimlerle katılmayı
tercih eden Podemos, bu yüzden toplamda
yüzde 20,55 oy oranına sahip olsa da çıkardığı
milletvekili sayısı 69 oldu. Bu sonuçla
Podemos, İspanya'da solun yeni alternatifi
olduğunu gösterdi.
Seçime ilişkin diğer önemli detay ise geçen
mayıs ayında Barcelona'da belediye başkanlığını kazanan "En Comu Podem (Birlikte
Yapabiliriz)" partisinin, bağımsızlık yanlısı
girişimlerle gündemde olan Katalonya'da ayrılıkçı siyasi partilerden daha çok oy alarak bu
bölgede 1. çıkması oldu.
İlk defa genel seçimlere giren Ciudadanos
ise beklentilerin altında kalarak 40 milletvekiline sahip olsa da, en büyük hedefi olan "iki
partililiği kırıp, İspanyol siyasetinde yeni bir
dönem başlatacak" sonucu aldı.
Öte yandan ülkedeki siyaset uzmanları
seçim sonuçlarıyla ilgili yaptıkları yorumlarda,
İspanya'da ilk defa böyle bir siyasi sahne ile
karşılaşıldığının altını çizdi. Olası bir PPCiudadanos veya PSOE-Podemos koalisyonlarının mecliste çoğunluğu elde etmeye yetmediğinin altını çizen uzmanlar, 4 siyasi partiyi
"uzun ve sert müzakereler" beklediği görüşünü
savundu. İspanyol televizyonlarında yapılan
seçim yorumlarında "İspanya'yı kimin yöneteceği belli değil" ortak görüşü çıktı.
Seçimlere katılım oranının ise yüzde 72,74
olduğu duyuruldu.
Sandıkların açılan yüzde 92'sine göre partilerin kazandığı milletvekilliği sayısı şöyle:
Halk Partisi (PP) 122, Sosyalit İşçi Partisi
(PSOE) 91, Podemos 69, Ciudadanos 40,
Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) 9,
Demokrasi ve Özgürlük (DL) 8, Bask
Milliyetçi Partisi (PNV) 6, Unidad Popular en
Comun (UP) 2, Eh Bildu 2, Kanarya
Koalisyonu (CCA-PNC) 1 (AA)
BEYRUT - Lübnan'daki
Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından Semir Kantar'ın, Suriye'nin
başkenti Şam kırsalındaki
Carmana bölgesinde bir binaya
düzenlenen hava saldırısında öldüğü bildirildi.
Hizbullah'tan yapılan yazılı
açıklamada, Kantar'ın İsrail'in
düzenlediği hava saldırısı sonucu
öldüğüne işaret edilerek, "Kantar,
Siyonist bir saldırıyla Şam kırsalındaki Carmana bölgesinde bulunan sivil bir binada hayatını kaybetti" denildi.
Suriye rejimine ait medya
organlarında saldırıya ilişkin
yayınlanan haberlerde ise Kantar'ın
öldüğüne dair bilgiye yer verilmedi. Haberlerde yalnızca söz konusu
hava saldırısının faili olarak "terörist gruplar" gösterildi. Rejime
bağlı milis gruplar da sosyal paylaşım sitelerinden yaptıkları açıklamada, iki İsrail uçağının
Carmana'daki binayı dört uzun
menzilli füzeyle hedef aldığını öne
sürdü.
Suriye'de iç savaşın başlamasından bugüne İsrail, bu ülkedeki
askeri hedeflere çeşitli hava saldırıları düzenlemiş ve saldırılarındaki hedeflerini Hizbullah'a gönderilmek üzere hazırlanan "kritik ekipman ve silah" diye tanımlamıştı.
İsrail, ocak ayında, Golan
Tepeleri yakınında düzenlediği
hava saldırısında Hizbullah'ın önde
gelen komutanlarından İmad
Muğniye'nin oğlunun da aralarında
bulunduğu altı kişiyi öldürmüştü.
Esed rejimine askeri destek
veren Rusya ise Hizbullah'ı bir
"terör örgütü" değil, "meşru bir
güç" olarak görüyor.
Suriye'deki krize diplomatik
çözüm arayışları sırasında
Avusturya'nın başkenti Viyana'da
bir araya gelen ülkeler, Suriye'de
faaliyet gösteren hangi grupların
"terör örgütü" olduğunun belirlenmesi konusunda Ürdün'ü görevlendirmişti. Bu süreçte Interfax Haber
Ajansı'na konuşan Rusya Dışişleri
Bakan Yardımcısı Mikhail
Bogdanov da ABD ve Avrupa
Birliği'nin terör örgütü listesinde
bulunan Hizbullah'a ilişkin şunları
söylemişti:
"Bazıları Hizbullah'ın terör
örgütü olduğunu öne sürüyor. Biz
Hizbullah ile iletişimimizi ve ilişkimizi sürdürüyoruz çünkü biz
terör örgütü olarak görmüyoruz.
Rus topraklarında bir terör eylemi
gerçekleştirmediler. Hizbullah,
halk tarafından Lübnan parlamentosuna seçildi. Lübnan'da hükümet
üyeleri ve bakanları var. Hizbullah
sosyopolitik bir güç."
İsrail Başbakanı Binyamin
Netanyahu, Rusya'nın Suriye'de
hava saldırılarına başlamadan önce
yaptığı Moskova ziyaretinde, "Rus
ve İsrail güçleri arasında yanlış
anlamaların önüne geçebilmek için
ortak bir mekanizma kurulmasının
kararlaştırıldığını" açıklamıştı.
Moskova'nın 30 Eylül'de
Suriye'deki hava operasyonlarına
başlamasından kısa bir süre sonra
da Rusya Genelkurmay Başkan
Yardımcısı Nikolay Bogdanovskiy
başkanlığındaki Rus askeri heyeti,
İsrail Genelkurmay Başkan
Yardımcısı Yair Golan ve beraberindeki heyetle, Suriye topraklarında iki ülke güçlerinin karşı karşıya
gelmemesini görüştükleri ve tekrar
bir araya gelmeyi kararlaştırdıkları
bildirilmişti.
Öte yandan Hamas, Lübnan
Hizbullahı'nın üst düzey komutanlarından Kantar'ın öldürülmesini
kınadı.
Hamas Sözcüsü Sami Ebu
Zuhri tarafından yapılan yazılı
açıklamada, "Hamas, mücadeleci
Kantar'a yönelik cinayeti kınıyor"
denildi. Kantar'ın hayatını kaybettiği hava saldırısının arkasında
İsrail'in olduğuna işaret edilen
açıklamada, uluslararası toplumun,
"İsrail'in yasa dışı eylemlerine"
karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiği belirtildi.
İsrail'de 1979 yılında dört kişinin öldüğü bir saldırıyla ilgili suçlanan Semir Kantar (53), 29 yılını
İsrail hapishanelerinde geçirdikten
sonra 2008 yılında gerçekleştirilen
bir esir takasında serbest bırakılmıştı. Serbest bırakılmasının ardından Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta
kahraman gibi karşılanan
Kantar'ın, Durzi mezhebine mensup olmasına rağmen Hizbullah'a
yakın bir aileden Şii bir kadınla
evlendiği ve bu şekilde Hizbullah'a
katıldığı iddia ediliyor. (AA)
Eski Tunus Cumhurbaşkanı
Merzuki, siyasi parti kurdu
TUNUS - Eski Tunus
Cumhurbaşkanı Muhammed
Munsif el-Merzuki "Tunus İrade
Hareketi" adlı yeni bir siyasi parti
kurdu.
Başkent Tunus'ta Kongre
Sarayı'ndaki Kurucular
Kongresi'nde konuşan Merzuki,
"Tunus İrade Hareketi"nin kuruluşunu ilan ettiğini söyledi.
"Bizler için, hayalleri için canlarını feda eden şehitlerimizin kanları bizim sırtımızdadır. İstibdad ve
sömürüye karşı mücadelede uğrunda öldükleri hayallerini gerçekleştirecek olanlar ise bizleriz" diyen
Merzuki, "özgürlük ve onur devrim"inin geçmişteki bağımsızlık
mücadelesinden daha az öneme
sahip olmadığını, kendilerinin de
bu döneme bizzat katılma şerefine
nail olduğunu dile getirdi.
"Tunus devriminin soluk geçen
5'inci yılında insanların psikolojik,
manevi ve ahlaki bir kriz yaşadığını, geçiş sürecinde yapılanlarla
halkın büyük bir ümitsizliğe itildiğini" öne süren Merzuki, devrimin
en önemli terimlerinden "diyalog"
ve "ulusal uzlaşı" ile geçiş sürecinde Tunuslular arasında yeni bir
sayfa açmanın hedeflendiğini
belirtti.
Merzuki, hükümeti eleştirerek,
"Belli ki koalisyon hükümetinin
anlayışı farklı. Yolsuzluk yapanlarla uzlaşı ve normalleşme yaptığınızda Tunuslular arasında daha
derin bir yara açacağınızı bilmiyor
musunuz" şeklinde konuştu.
Terörle ilgili uygulamalara
değinen Merzuki, "Kimsenin
vatanseverliğine gölge düşürmüyoruz. Çok kolay bir şekilde ithamlarla suçladıkları gibi kimseyi de
suçlamıyoruz ancak 'güvenliğin
sağlanması için özgürlüğün askıya
alınmasının şart' olduğu yönündeki
söyleme karşı olduğumuzu söylemek bizim hakkımız" ifadesini
kullandı.
Merzuki, yönetimi devrim sonrasında yazılan anayasayla oynamaya başladıkları suçlamasında
bulunarak, "Bu anayasaya ya saygı
duyacaklar ya da çekip gidecekler"
dedi.
Merzuki, "Tunus 2065" projesini hazırladıklarını, içeriğinin önümüzdeki günlerde açıklanacağını
söyledi.
Büyük katılımın olduğu kurucular kongresinde 56 kişiden oluştuğu belirtilen kurucular heyeti
tanıtıldı.
Kurucular heyetinde İbtisam
et-Triki, İbrahim bin Seyyid,
Habib Buacile, Sadık Cebnun,
Arabi el-Abid, İman el-Ceziri, İnas
el-Cedidi, Beşir en-Nefsi, Bilkasım
Şamih, Cemal el-Tavil, Cüneydi
Talib, Halid el-Travli, Halid
Bilhac, Dürra İsmail, Rabii elAbidi, Züheyr İsmail, Lütfü elNaluti, Sami es-Sıdki, Tarık elKahlavi gibi Tunuslu siyasetçi ve
aydınlar bulunuyor. (AA)
bölge haberlerİ
TSK'dan personele
"Rusya" yasağı
ANKARA- Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı
Kuvvetleri mensuplarının izinlerinde Rusya'ya gitmelerini
yasakladı.
Genelkurmay Başkanlığı, sınır ihlali yapan Rus savaş
uçağının angajman kuralları gereği düşürülmesinin ardından birtakım önlemler aldı. Karargahtan kuvvet komutanlıklarına gönderilen yazıyla, TSK personelinin yurt dışı
seyahatlerinde bazı düzenlemelere gidildi. Gönderilen
emir yazısıyla TSK personelinin yurt dışı seyahatlerinde
Rusya'ya gitmeleri yasaklandı.
İSTİHBARAT vE İSTİHBARATA
KARŞı KOYMA UYARıLARı
TSK izin yönetmeliğine göre personelin, yıllık 30 gün
planlı izni bulunuyor. TSK personeline seyahat ve mazeretin yanı sıra mesleki bilgi ve görgüsünü artırmak, öğrenim,
seminer gibi gerekçelerle de yurt dışı izni verilebiliyor.
Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve
kuvvet komutanlıklarına bağlı TSK personeli kendi
kurumlarından, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığına bağlı TSK personeli ise bu
komutanlıkların veya yetki verilecek kıta komutanlarının,
karargah veya kurum amirliklerinin, yetki veren makama
bildirimde bulunması kaydıyla yurt dışı iznine çıkabiliyor.
Yurt dışına izinli gidecek personele, hareket tarzları hakkında, istihbarat ve istihbarata karşı koyma konusunda,
tugay komutanlıkları ve eşiti kurum amirliklerince uyarıcı
bilgiler veriliyor. İzinli gitmesine müsaade edilen personelin Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı,
kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı,
Sahil Güvenlik Komutanlığı ve okul komutanlıklarınca
tutulan kayıtlarda kimliği, birliği, izin tarihleri, gideceği
yer veya yerler ile kalacağı adresler yer alıyor.
YURT DıŞı İZİNLERİNDE UYMALARı
gEREKEN KURALLAR
Yurt dışına izinli çıkan Türk Silahlı Kuvveleri personelinin bazı kurallara uyması da gerekiyor. Buna göre, izinli
olarak yurt dışında bulunan subay, astsubay ve asker
öğrencilerden, milletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin birer
temsilcisi olarak gerek resmi gerekse özel hayatlarını Türk
askerine yaraşır bir şekilde düzenlemeleri isteniyor. Yurt
dışına izne çıkanların yabancılarla temasta daha titiz ve
dikkatli davranmaları, resmi ve özel hayatlarında herhangi
bir olaya sebebiyet vermemek için özen göstermeleri gerekiyor. (AA)
Geminbeli
Tüneli'nde ışığa
bin 800 metre kaldı
SİvAS - SERHAT ZAFER / FARUK KARA
Karadeniz Bölgesi'ni Sivas üzerinden Akdeniz
Bölgesi ile buluşturan ancak olumsuz hava koşuları
nedeniyle çok tercih edilmeyen Geminbeli
Geçidi'nde 4 bin 300 metre uzunluğundaki çift tüp
şeklindeki tünelin yapımı devam ediyor.
Karayolları 16. Bölge Müdürü Aydoğan Aslan,
Projenin bedeli 297 milyon lira ve bugüne kadar harcanan paranın ise 148 milyon lira olduğunu kaydederek, "Fiziksel olarak yüzde 50 civarında bir gerçekleşme sağladık. Her biri 4 bin 300 metrelik iki ayrı
tüpten oluşacak tünelimizin T1 tüpünde 2 bin 500
metre ve T2 tüpünde ise 2 bin 100 metre olmak üzere
4 bin 600 metrede tünel kazı çalışması tamamlandı"
bilgisini verdi.
Aslan, Geminbeli Tüneli tamamlandığında kış şartlarının yoğun olarak yaşandığı Geminbeli Geçidi'nde
yol kotu ortalamasının bin 800 metreye düşeceğini,
bunun da sürücülerin kış şartlarında yaşadığı olumsuzlukları ortadan kaldıracağını ifade etti.
ÇALıŞMALAR gEcE güNDüZ SüRüYOR
Geminbeli Tüneli inşaatının yüklenici firmasının
şantiye şefi Ufuk Mintaş ise çalışmaları çift vardiya
olarak 200 kişilik ekiple gece ve gündüz olarak
devam ettirdiklerini dile getirdi.
Tünel projesi kapsamında yaklaşık 8 bin 500 metre
delme işlemi yapılacağını kaydeden Mintaş, şu ana
kadar bunun 5 bin metrelik kısmının tamamlandığını
kaydetti. (AA)
22 Aralık 2015 Salı
7
İlkokul mezunu hayırsevere
"fahri doktora" verildi
ÇORUM - Çorumlu iş adamı Ömer
Derindere'ye, yaptığı bağışlar ve öğrencilere sağladığı burslar nedeniyle Hitit Üniversitesi Senatosu
tarafından "fahri doktora unvanı" verildi.
Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin
Alkan, rektörlük konferans salonunda düzenlenen
törende yaptığı konuşmada, 2006 yılında kurulan
üniversitenin 16 binden fazla öğrencisiyle
Anadolu'nun önemli bilim yuvalarından biri olduğunu söyledi.
Üniversitenin büyümesi ve gelişmesi için toplumun tüm kesimiyle kucaklaştıklarını dile getiren
Alkan, bu yolda iş adamı Ömer Derindere'nin de
kendilerine büyük destek verdiğini kaydetti.
Derindere'nin bugüne kadar üniversiteye çok büyük
katkı yaptığını, ayrıca yüzlerce üniversite öğrencisine burs verdiğine dikkati çeken Alkan, Hitit
Üniversitesi tarihinin ilk fahri doktora unvanını
Derindere'ye vermeyi kararlaştırdıklarını anlattı.
Alkan, "Üniversite olarak ilk defa fahri doktora
unvanı vereceğiz. Bu unvanın böylesi bir gönül
insanına verilmesi bizim için, üniversitenin toplumun her kesimiyle bir araya gelmesi kadar önemlidir" ifadesini kullandı. Alkan, şöyle devam etti:
"Ömer Amcayı 2011 yılında üniversiteye davet
ettiğimde bize çok kırgın olduğunu öğrendim.
Üniversiteye koca bir bina bağışlamasına rağmen
kendisine teşekkür edilmediği için kırılmış. İnşallah
Hitit Üniversitesi her anlamda olduğu gibi vefa
konusunda da örnek olacak. İlk kez fahri doktora
unvanı veriyoruz ama son olmayacak. Bu kadar isabetli bir isme bu unvanı vermek çok güzel bir
duygu."
Derindere'ye öğrencilere verdiği burs için de
teşekkür eden Alkan, "Üniversite yıllarında yurtta
kalan, günde 2 lira bulamayan ve sadece öğle
yemeği ile günü geçiştiren bir kimse olarak bursun
önemini çok iyi biliyorum. Verdiğiniz o paralar
öğrenciler için o kadar önemli ki bunun kıymetini
ancak yaşayan bilir. İnşallah sizin desteklerinizle bu
çocuklar ülkemize çok güzel hizmet edecek" dedi.
"İLKOKUL DİPLOMASı OLAN
BİRİSİNE BöYLE BİR ŞEY
vERMENİZ BENİ ONURLANDıRDı"
Derindere de fahri doktora unvanı için üniversite
senatosuna teşekkür etti. Kendisinin ilkokul mezu-
nu olduğuna dikkati çeken Derindere, "Ben ilkokulu 7 yılda bitirdim. Ortaokulu ise 5 yıl okumama
rağmen tamamlayamadım. İlkokul diploması olan
birisine böyle bir şey vermeniz beni onurlandırdı.
Hiç beklemiyordum" diye konuştu.
Duygulandığı için konuşmasını güçlüklü sürdüren
Derindere, şunları söyledi:
"Ben 500 kelimeyle Türkçe konuşuyorum, iki lafı
bir araya getiremiyorum. Hepinize çok teşekkür
ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. El ele verdiğimizde bir enerji ortaya çıkıyor. Burada esas rol sizlerin, duayı da siz alıyorsunuz. Özellikle Son 3-4
yıldır yaptığınız çalışmalar beni gururlandırıyor.
'İyiki okulu zamanında yaptırıp vermişiz' diyorum.
Çorum halkı bunların hepsine layık. Çorum halkı
benim gibileri çok çıkaracak. Sağ olduğum müddet-
çe sizinle beraberim. Ticarette kazanıyorsun, seviniyorsun ama bir süre sonra doyum noktasına ulaşıyorsun. Aldığım ödül ise beni daha çok teşvik ediyor."
Derindere'nin "Birine okul verdik, açılışa beni
çağırmadılar. O günleri gördükten sonra bugün
burada böyle muamele görünce ben sizi başımda
taşırım" sözleri üzerine Rektör Alkan, "Biz bugüne
bakalım. Omuz omuza verelim. Siz bir bina daha
yapın, biz sizi davet edelim" ifadesini kullandı.
Törende burs alan öğrenciler adına konuşan
Aynur Kızılca da verdiği burslar için Derindere'ye
teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Derindere'ye cübbe giydiren Rektör Alkan, kendisine üniversite senatosunun fahri doktora unvanını takdim etti. (AA)
“Hovercraft robotu”
ulaşımda engel tanımayacak
SİNOP- Sinop’ta Ayancık Mesleki ve Teknik
Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri tarafından karada, suda ve engebeli arazide yol alabilmeye olanak sağlayan "hovercraft robotu" geliştirildi.
Okulun bilişim teknolojileri öğretmeni ve
proje koordinatörü Eren Acar, yaptığı açıklamada, Türkiye İhracatçılar Meclisince bu yıl dördüncüsü düzenlenen
Türkiye İnovasyon
Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen
"Robotik Teknolojiler
Yarışması"nda üçüncülük elde eden projede 5
öğrencinin görev aldığını söyledi.
Öğrencileriyle projeyi
hazırlama sürecinde
Türkiye'deki taşımacılık
ve yaşanan ulaşım
sorunlarıyla ilgili araştırma yaptıklarını belirten
Acar, araştırmaları sonucunda özellikle deniz
ulaşımında hovercraft
robotunun faydalı olabileceğine karar verdiklerini anlattı.
Söz konusu projenin
"Robotik Teknolojiler
Yarışması"nda üçüncülük elde etmesinin önemine işaret eden Acar,
şöyle devam etti:
"Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili ama
gemiler her gittikleri yerde bir liman bulamayabilir. Geliştirdiğimiz hovercraft robotu, hem
kadara hem de suda yol alma özelliğine sahip.
Bu özellikle gemiler için liman sorununu ortadan kaldırmak istedik çünkü hovercraft robotu
suda olduğu gibi karada, hatta engebeli arazilerde rahatça kullanılabilir. Robot, liman olmasa
bile karaya çıkabilir."
Geliştirildikleri robotun yapılış süreci ve hare-
ket kabiliyetine ilişkin bilgi veren Acar, şunları
kaydetti:
"Öğrencilerimle ilk olarak robotun şase kısmını oluşturduk. Daha sonra motor aksanlarını yerleştirdik. Orta kısmına yerleştirdiğimiz motorun
aşağıya doğru hava üflemesiyle aracımız hafif
şekilde havaya kalkar, sürtünmesi azaltılır. Bu
anda arka tarafta bulunan fanlar çalışmaya başlayarak araca itme
kuvveti verir. Yine
arka tarafta yer alan
dümenle aracı istediğiniz yöne götürme
şansına sahipsiniz.
Saydığımız özellikler
hovercraft robotunun
karada, suda ve engebeli arazilerde kolayca yol almasına olanak sağlıyor."
Acar, projenin
hayata geçmesinde
kendilerine destek
olan tüm idarecilerine
teşekkür etti.
"ÇOK DAHA
İYİŞEYLER
YAPABİLİRİZ"
Projenin yapımında
görev alan 12. sınıf
öğrencisi İbrahim
Güngör ise az bütçeyle çok önemli başarı
sağladıklarını dile getirdi.
Yarışmanın kendilerine yeni ufuklar açtığını
vurgulayan Güngör, "O kadar yüksek bütçeli
okullar arasından üçüncülük elde etmek bizim
için çok önemli. Bu, bize şunu gösterdi, çok
daha iyi şeyler yapabiliriz. Şimdi ekip arkadaşlarımla yeni başarılara imza atmak istiyoruz.
İnşallah öğretmenlerimiz desteğiyle bunu başaracağız" ifadelerini kullandı.
(AA)
Prof. Dr. Buğra,
Dünya Bilim
Akademisi Ödülünün
sahibi oldu
İSTANBUL- Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof.
Dr. Ayşe Buğra The World Academy of Sciences
(TWAS) 2015 Dünya Bilim Akademisi Ödülü’nün sahibi
oldu.
Gelişmekte olan ülkelerdeki bilimsel faaliyetleri desteklemek amacıyla kurulan Academy of Sciences for the
Developing World (TWAS -Gelişmekte Olan Dünya için
Bilimler Akademisi) 2015 yılı Dünya Bilim Akademisi
Ödülü bu yıl Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve
İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyesi ve Sosyal Politika
Forumu Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof.
Dr. Ayşe Buğra’ya verildi.
Prof. Dr. Ayşe Buğra’ya, gelişmekte olan ekonomilerde
ve küresel düzeyde sosyal politikalar konusundaki araştırmalara katkısı nedeniyle verilen ödül Celso Furtado
Ödülü olarak da biliniyor.
Türkiye’de devlet ve işadamı ilişkisini akademik olarak
çalışan öncü bir isim olan Ayşe Buğra, karşılaştırmalı
sosyal politika ve gelişme iktisadı başlıklarındaki birikimi ile alanının ‘uzmanı’ olarak tanınıyor.
Karl Polanyi’nin Büyük Dönüşüm adlı eserini
Türkçe’ye çevirmiş olan Ayşe Buğra’nın akademik dergilerde ve derleme kitaplarda yayımlanmış çok sayıda
makalesi var.
İktisadi Düşünce Tarihi ve İktisat Metodolojisi,
Karşılaştırmalı Sosyal Politika, Gelişme İktisadı gibi
konularda araştırmalar ve yayınlar yapmakta olan Ayşe
Buğra’nın kitapları arasında İktisatçılar ve İnsanlar
(Remzi Kitabevi, 1989; İletişim Yayınları, 1995), State
and Businessmen in Modern Turkey (State University of
New York Press, 1994; Türkçesi: Devlet ve İşadamları,
İletişim Yayınları, 1995), Islam in Economic
Organizations (TESEV/Friedrich Ebert Vakfı, 1999),
Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde (İletişim Yayınları,
2000), New Capitalism in Turkey The Relationship between Politics, Religion and Business (2014,
Türkçesi:Türkiye’de Yeni Kapitalizm: Siyaset, Din ve İş
Dünyası, İletişim Yayınları, 2014) bulunuyor. (AA)
8
KISA-KISA
22 Aralık 2015 Salı
Düşen petrol fiyatları,
Arap ülkelerinde ekonomik
sorunları artıracak
ABU DABİ- Arap ülkelerindeki ekonomik sorunların
ham petrol fiyatlarındaki düşüşün sürmesiyle 2016
yılında artarak devam edeceği bildirildi.
Merkezi Dubai'de bulunan Stratejik Arap Forumu
tarafından yayımlanan "2016'da Arap Dünyasının
Ekonomik Durumu" isimli raporda, ham petrol fiyatlarındaki düşüşün sürmesi, gelirlerin çeşitlendirilememesi, iç savaşlar, güvenlik sorunları ve eğitim imkanlarının düşüklüğü gibi nedenlerle 2016'da ekonomik sorunların artarak devam edeceği vurgulandı.
Raporda, Körfez ülkelerinin, bölgedeki diğer ülkelere
nazaran daha iyi durumda olacağı, ekonomik senaryoların petrol fiyatlarına bağlı değişebileceği belirtildi.
Petrol fiyatlarının 45 dolara düşmesi halinde bölgede
sermaye ve bütçe açıklarının görüleceğine işaret eden
raporda, Körfez ülkelerinin bütçelerinin, petrole hükümet desteğinin gözden geçirilmesi ve vergi konulması
halinde istikrarını koruyabileceği tespitine yer verildi.
Raporda, "Hükümet desteğinin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması ve vergilerin artırılması, bu
politikanın ne derece etkin uygulandığına, söz konusu
uygulamalardan kaynaklanan değişkenlerin önemine ve
oluş hızına bağlı" ifadeleri kullanıldı.
Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle yabancı yatırım
akışının azalması halinde ise bu durumun Körfez ülkelerine etkisinin sınırlı kalacağı savunulan raporda, buna
gerekçe olarak, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve
diğer körfez ülkelerinin ekonomik tabanda çeşitliliğe
önem vermesi gösterildi.
Çin'deki ekonomik sorunların, bu ülkenin petrol yatırımlarını negatif etkileyeceği, buna karşın Orta Doğu
ülkelerinin özellikle Çin'den sermaye almaya başlayabileceğine dikkati çeken raporda, bu sermayenin ana
hedefinin ise lüks gayrimenkul projeleri olacağı öngörüldü.
Uluslararası piyasalarda işlem gören Brent petrolün
varil fiyatındaki düşüş, bugün itibarıyla son 18 ayda
yüzde 65'i aştı. (AA)
Asgari ücret artarsa
şirketler yüzde 12
zam yapacak
İSTANBUL-UĞUR ARLANHAN-Asgari ücretin
bin 300 liraya çıkarılması halinde şirketler çalışanlarının maaşlarına ortalama yüzde 11,7 zam yapacak.
Toplam 517 şirketin katıldığı bir araştırmaya göre,
Türkiye'de asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılması
halinde şirketlerçalışanlarının maaşlarına ortalama
yüzde 11,7 zam yapacak.
Global insan kaynakları yönetim danışmanlığı şirketi
Hay Group Türkiye tarafından kasım ayında 517 şirketin katılımıyla "Olası Asgari Ücret Değişiminin
Etkileri" başlıklı bir araştırma gerçekleştirildi.
Şirketlerin, asgari ücretin artması halinde mevcut
ücret politikalarını nasıl değiştireceklerine ilişkin soruların yanıtlarının arandığı araştırmanın sonuçlarına
göre, asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılması halinde
şirketlerin çalışanlarına yüzde 11,7 oranında maaşartışı
yapması öngörülüyor.
Zam oranının yerli sermayeli şirketlerde ortalama
yüzde 11,9, yabancı sermayeli şirketlerde ise yüzde
11,3 olması bekleniyor.
TÜRK ŞİRKETLERİNİN YARISI HAZIR,
YABANCILAR BEKLEMEDE
Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 34'ü olası asgari ücret değişimi için alternatif bütçeye çalışırken,
yüzde 28'i henüz bütçelerini revize etmemiş durumda.
Şirketlerin
yüzde 38'si
asgari ücretteki artışı nasıl
yönetebileceği
noktasında
fikir sahibi
değil.
Yabancı sermayeli şirketlerin yüzde
24'ü alternatif
bir bütçe için
çalışırken,
yerli sermayeli
şirketlerin yüzde 44'ü ise asgari ücret artışı için hazırlıklarını yapmış durumda.
Araştırma sonuçları Türk şirketlerin, yabancı sermayeli şirketlere göre konuya daha hazırlıklı olduğunu
ortaya koydu.
YILLIK ZAM ORANI ARTACAK
Hay Group Türkiye tarafından eylül ayında açıklanan bir araştırma sonucuna göre, şirketlerin çalışanlarına ortalama yüzde 9 zam yapacağı belirtilmişti.
Kasım sonrasında şirketlerin olası asgari ücret değişikliğiyle ilgili ek çalışmalara başladığı görüldü.
Alternatif bütçe çalışan şirketlerin yeni bütçelerinde
eskisine oranla ortalama yüzde 3'lük bir artış yapacağı
dikkati çekiyor.
'Mavi yaka' kadroların revize bütçe rakamında öncekine göre yüzde 7,3'lük bir değişim görülüyor. Bu artışın zaman içerisinde kademeli olarak tüm çalışan gruplarını etkilemesi bekleniyor. (AA)
EKONOMİ
Otomobilde marka
tercihi değişmedi
ANKARA- Türkiye'de trafiğe
kaydı yapılan otomobiller arasında
ekimde de marka tercihi değişmedi,
Volkswagen başı çekti.
Türkiye İstatistik Kurumunun
(TÜİK) motorlu kara taşıtları istatistiklerinden derlenen bilgiye göre, trafiğe kayıtlı araç sayısı bu yılın ekim
sonu itibarıyla geçen yılın aynı ayına
göre yüzde 5,8 artarak 18 milyon 693
bin 972'den 19 milyon 793 bin 995'e
yükseldi.
Söz konusu taşıtların yüzde 52,8'ini
otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet,
yüzde 14,8'ini motosiklet, yüzde
8,5'ini traktör, yüzde 4'ünü kamyon,
yüzde 2,3'ünü minibüs, yüzde 1,1'ini
otobüs, yüzde 0,2'sini ise özel amaçlı
taşıtlar oluşturdu. Bu yılın ekim ayında trafiğe kaydı yapılan 84 bin 903
taşıt içinde otomobil yüzde 53,5 ile
ilk sırada yer aldı.
Ekimde trafiğe kaydı yapılan 45
bin 437 otomobilin yüzde 15,2'sinin
Volkswagen, yüzde 13,6'sı Renault,
yüzde 7,1'i Fiat, yüzde 6,6'sı
Hyundai, yüzde 6,3'ü Toyota, yüzde
6,2'si Ford, yüzde 5,9'u MercedesBenz, yüzde 5,4'ü Opel, yüzde 4,9'u
BMW, yüzde 4,6'sı Dacia oldu,
yüzde 24,1'i ise diğer markalardan
oluştu.
Geçen yıl ekimde trafiğe kaydı
yapılan otomobiller içinde yüzde
13,8 paya sahip olan Volkswagen'in,
bu yılın aynı ayında payının yüzde
15,2'ye yükseldiği görüldü.
Bu yılın ocak ayında yüzde 11,9 ile
en çok tercih edilen otomobil markaları arasında ikinci sırada yer alan
Volkswagen, şubatta yüzde 18,7,
martta yüzde 17,3, nisanda yüzde 17,
mayısta yüzde 17,6, haziranda yüzde
15,8, temmuzda 14,9, ağustosta
yüzde 16,1, eylülde yüzde 15,2 payla
birinci sırada yer aldı.
Ocakta yüzde 17,8 payla birinci
sırada bulunan Renault marka otomo-
bil ise şubatta yüzde 14,1, martta
yüzde 12,8, nisanda yüzde 12,3,
mayısta yüzde 11,6, haziranda yüzde
10,9, temmuzda yüzde 14,2, ağustosta yüzde 14,3, eylülde yüzde 13,7,
ekimde ise yüzde 13,6 payla ikinci
sıradaki yerini korudu. (AA)
Massey Ferguson’un
kabinleri Eskişehir'den
ESKİŞEHİR- EMRAH YAŞAR Eskişehir'de faaliyet gösteren bir firma, dünyaca
ünlü traktör devi Massey Ferguson'un "MF4700 Global Serisi"nin kabinlerinin üretimine
başladı.
Proje kapsamında 8 milyon avroluk yatırım
ile Çin, Fransa, Finlandiya ve Brezilya gibi
ülkelere ihraç edilmek üzere yılda 8 bin kabin
üretimi planlayan firma, 2016 yılı ocak ayı itibarıyla kabinlerin seri üretimine geçecek.
Hisarlar Grup Üst Yöneticisi (CEO) Zafer
Türker, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'deki traktör ve iş makinesi pazarının
kabin ihtiyacının yarısını şirket olarak karşıladıklarını belirtti.
Türker, 2015 yılı hedefleri arasında yer alan
"Massey Ferguson Projesi" ile global oyuncular
arasındaki yerlerini alacaklarını vurgulayarak, 8
milyon avroluk bir yatırım ile Çin, Fransa,
Finlandiya ve Brezilya gibi ülkelere ihraç edilmek üzere "MF-4700 Global Serisi"nin kabinlerinin üretimine başladıklarını bildirdi.
Şirketin, 2011 yılından bu yana yaptığı Ar-Ge
çalışmaları sonucu hazırlanan projenin ihracat
potansiyeli açısından önemine dikkati çeken
Türker, şunları kaydetti:
"Yaklaşık
25 milyon
avroluk bir
iş hacmi
oluşturmuştur. Bu proje
ile 100 kişilik bir istihdamın oluşturulması
beklenmektedir.
Hisarlar'ın
bulunduğu
ve üretimin
merkezini
oluşturan
Avrupa,
Ortadoğu ve
Kuzey
Afrika bölgesi, Massey Ferguson traktörlerin satış payının
yüzde 51'ini oluşturmaktadır. 1974 yılından beri
sektör devlerine üretim yapan Hisarlar, global
seri kabin ihracatı ile dünyada kabin üretimi
yapan ilk 5 firma arasında yer alacaktır. Pazara
girdikten sonra yıllık 8 bin adet üretim yapılması hedefleniyor."
Türker, proje kapsamında 2016 yılı ocak ayı
itibarıyla "MF-4700 Global Serisi" kabinlerin
seri üretimine geçileceğini belirtti. (AA)
DÖVİZ KURLARI
DOLAR
2.9170
EURO
3.1700
-
Güneydoğu Anadolu
medeniyetlerin
beşiği olacak
ŞANLIURFA- RAUF MALTAŞ- GAP Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil, geçmişte medeniyetlerin beşiği olarak bilinen güneydoğu kentlerini yeniden eski günlerine kavuşturmak istediklerini söyledi.
Karahocagil, GAP kapsamında başta sulama ve enerji
olmak üzere alt ve üstyapı yatırımlarının sürdüğünü
belirtti.
GAP HUZUR VE BARIŞ İÇİN BAŞLATILDI
GAP'ın yıllar önce bölgeye huzur ve barış getirmesi
amacıyla başlatıldığını hatırlatan Karahocagil. tamamen
bölge insanının refahının artırılmaya çalışıldığını dile
getirdi.
GAP'ı, çok özel ve büyük bir proje olarak nitelendiren
Karahocagil, "GAP'ın oluşturacağı atmosferle dünyada
gıda ve enerji üssü olabilecek bir bölgeyi oluşturmaya
çalışıyoruz. Vizyonumuz çok yüksek. Geçmişte medeniyetler beşiği olan bölgeyi tekrar medeniyetlerin beşiği
haline getirmek istiyoruz" diye konuştu.
BÖLGEYE 30 MİLYAR DOLAR AYRILDI
Sulamanın artığı özellikle Şanlıurfa, Mardin ve
Diyarbakır'da kısa süre sonra kentleşmede hızlanma beklediklerini vurgulayan Karahocagil, daha yaşanabilir
alanlar oluşturmaya gayret gösterdiklerini bildirdi. Bu
kapsamda yaklaşık 30 milyar liralık yatırımın gelişme
eksenli projelere ayrıldığına dikkati çeken Sad- rettin
Karahocagil, şunları kaydetti: "Şehirleşme, kültür, sanat,
spor çerçevesinde çok çeşitli projeler var. Şehirlerde
yaşanabilirliği artıracağız- İnsanların yasama arzusunu
artırıp bölgede kalmalarını sağlayacağız. Böylece bölge,
refah seviyesi daha yüksek gelişmiş bir toplum haline
gelecek. Hedefimiz bu." (AA)
ALTIN FİYATLARI
GRAM ALTIN
100.6600
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
KISA-KISA
EKONOMİ
22 Aralık 2015 Salı
9
Hazır
giyimde
Rusya'nın
boşluğunu
Bakan Yılmaz: “GAP'ın güneşini
daha fazla yatırımla enerjiye
Afrika
ile
kapatmaya
çalışacağız
dönüştürmemiz gerekiyor”
ANKARA - Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, GAP'ın
sadece hidroelektrik değil, güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları açısından da önemli bir potansiyele
sahip olduğunu belirterek, "GAP'ın güneşini daha fazla
yatırımla enerjiye dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun dışında yerli kaynakları da değerlendirerek enerjide dışa bağımlılığı azaltmamız büyük önem taşıyor" dedi.
Yılmaz, Ankara Ticaret Odası (ATO) Konferans
Salonunda düzenlenen Ankara-Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret
Etkileşimi Projesi toplantısına katıldı.
Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin hızlı
şekilde kalkınması gerektiğini belirterek, bu noktada bütün
bölgelerin potansiyellerinin değerlendirilmesi gerektiğini
kaydetti.
Bu amaçla birçok uygulamayı
hayata geçirdiklerini anlatan
Yılmaz,
"Bölgelerimiz
arasında işbirliği
ve etkileşimi
artırmamız lazım.
Bölgelerimizin ve
illerimizin birbirinden öğreneceği
çok şey var" diye
konuştu.
Yılmaz, bilgi
paylaşımında üniversitelere, STK'lara, kamu kuruluşlarına
büyük iş düştüğünü kaydetti.
Şanlıurfa'da tarımın yanı sıra çok ciddi bir ticaret ve
sanayi potansiyeli olduğunu belirten Yılmaz, "Şanlıurfa'ya
gittiğimde özellikle de organize sanayi bölgelerini gezdiğimde (OSB) çok ciddi moral buluyorum. 5-10 sene öncesiyle mukayese ettiğimizde şehirde çok hızlı değişim var.
Şehir aynı zamanda muazzam bir hammadde üretim üssü.
GAP kapsamında şehrin sulama potansiyelini geliştirmeye
çalışıyoruz, önümüzdeki dönem şehirde çok daha geniş bir
alan sulu tarım yapma imkanına kavuşmuş olacak" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Ankara'nın siyasi merkez olmasından ötürü,
ticari ve sanayi yönlerini çok fazla ön plana çıkaramadığını, şehrin bu özelliklerinin de ön plana çıkarılması gerektiğini belirtti.
- "Enerji, gelişmede hayati öneme sahip"
Yılmaz, Türkiye'nin enerjiye bağımlı bir ülke olduğunu,
enerji politikalarının her fırsatta ele alınması gerektiğini
vurguladı.
Bakanlık olarak hazırladıkları 10. Kalkınma Planı'nda bu
konuya güçlü vurgular yaptıklarını hatırlatan Yılmaz,
"GAP sadece hidroelektrik enerji potansiyeli olan bir bölge
değil. Aynı zamanda güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir
enerji politikalarında önemli bir potansiyele sahip bir
bölge. GAP'ın güneşini daha fazla yatırımla enerjiye dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun dışında yerli kaynakları da
değerlendirerek enerjide dışa bağımlılığı azaltmamız büyük
önem taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, enerji konusunda verimliliğin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak, enerjinin ne kadar verimli kullanılırsa o kadar tasarruf yapılacağını anlattı.
Gelecek süreçte iş dünyası ile enerji konusunda çalışmaya hazır olduklarını belirten Yılmaz, enerjinin ülkenin
gelişmesinde hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş adamlarından Şanlıurfa ve doğu illerine daha
fazla seyahat etmelerini isteyerek, sermaye transferleri ile
bu bölgelerin de hızlı bir gelişim göstereceğini kaydetti.
ATO Başkanı Salih Bezci de projeyle Şanlıurfa'da bulunan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ATO ve
OSTİM OSB işbirliği ile yönetsel, operasyonel ve girişimcilik kapasitelerinin arttırılmasını, firmaların birlikte ve
ortak amaçlar doğrultusunda hareket etme becerilerinin
yükseltilmesini hedeflediklerini söyledi. (AA)
Ürdün'de Türk
ürünlerine
büyük ilgi
İRBİD - Ürdün'ün kuzeyindeki İrbid şehrinde bir
alışveriş merkezinde kurulan Türk pazarında sergilenen gıda, giyim ve el yazması eserleri gibi Türk
ürünleri Ürdünlüler tarafından büyük ilgiyle karşılanıyor.
Pazarın kurulduğu alışveriş merkezinin sahibi
Halid Ebu Hasan konuyla alakalı AA muhabirine
yaptığı açıklamada, ''Türk ürünlerinin diğer ülkelerden gelen ürünlere göre daha cazip bulunduğunu"
belirtti. Ebu Hasan, "Bundan dolayı böyle bir pazar
açma kararı aldıklarını ve önümüzdeki yıl başında
da Türk köyü kurmayı düşündüklerini'' söyledi.
Hasan, "Türkiye'nin dışa açılarak ürünlerini uluslararası pazara sunmasının Ürdünlüler arasında Türk
kültürüne ilgiyi artırdığını ve Türk ürünlerinin
Ürdün'de revaç bulmasını sağladığını" kaydetti.
Hasan, ''Ürdün'ün kuzeyinde Türk pazarı ve Türk
köyü açılmasının bu alanda ilk proje olduğunu'' vurgulayarak ''El işi yapmayı öğrenmek isteyen vatandaşlara Türk ürünlerine dair kurs verilmeye de başlandığını'' belirtti.
Hasan ayrıca "Türkiye'nin Amman Büyükelçisi
Sedat Önal'ın da söz konusu pazarın açılışına katıldığını ve yaptığı konuşmada Türk pazarı ve Türk
köyü projesini desteklediğini" ifade etti. (AA)
İSTANBUL - İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon
İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet
Tanrıverdi, "Rusya'da kaybedilen hazır giyim pazarının
bir bölümünü Afrika ile telafi etmeye çalışacağız" dedi.
Yenibosna'daki Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Tanrıverdi, 24
Kasım'da Suriye hava sahasından Türkiye tarafına
geçen Rus uçağının Türk hava kuvvetleri tarafından
düşürüldüğünü hatırlatarak, Afrika ile ilgilenmeye bu
olaydan daha önce başladıklarını vurguladı.
Afrika'yı 2 yıl önce hedef pazar olarak belirlediklerini dile getiren Tanrıverdi, şöyle konuştu:
"Nijerya ile başladığımız Afrika'ya açılım programımıza Kamerun ile devam ediyoruz. 23 milyon nüfusa
sahip Kamerun, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Gabon,
Ekvator Ginesi ve Kongo'dan oluşan Orta Afrika
Ekonomik ve Parasal Birliği'nin (CEMAC) lideri
konumunda.
Kamerun'un en büyük hazır giyim ve konfeksiyon
alıcılarından oluşan 50 firmayı İstanbul'da ağırlıyoruz.
Bu firmalar üreticilerimizle ikili görüşmeler yapacak.
Alım grupları ayrıca Osmanbey, Laleli, Merter ve
Bayrampaşa'da üretim merkezlerini ziyaret edecek.
Rusya'nın yerine koyabilecek pazarlara ihtiyacımız var.
Kamerun üzerinden 6 ülkeye ve 35 milyon kişiyi kapsayan bir pazara ulaşmayı hedefliyoruz. Rusya'da kaybedilen hazır giyim pazarının bir bölümünü Afrika ile
telafi etmeye çalışacağız."
- "Kamerun, Afrika'ya atlama taşı olacak"
Tanrıverdi, söz konusu pazarın, aralarında gümrük
birliği bulunan, ortak gümrük tarifesi uygulayan ve tek
para birimi kullanan ülkelerden oluştuğunu vurguladı.
Kamerun ve Afrika'daki giyim sektörünün rakamsal
olarak çok büyük olmasa da Türk hazır giyim ihracatçıları açısından ciddi bir pazar olduğuna dikkati çeken
Tanrıverdi, "Bu ülkelere giden ürünlerin yüzde 80'i
bavul ticaretiyle gidiyor. Kamerun'un, hazır giyim ve
konfeksiyon sektörümüz için geleceğin parlayan yıldızı
Afrika'ya atlama taşı olacağına inanıyorum" ifadesini
kullandı. Hazır giyim ve konfeksiyon üreticileri olarak
hesaplarını en kötü senaryo üzerinden yaptıklarını
belirten Tanrıverdi, Rusya kapısının tamamen kapanma
riskine karşı Afrika'nın yanı sıra Avrupa Birliği (AB),
ABD ve İran başta olmak üzere mevcut pazarlardaki
paylarını artırma arayışlarının devam edeceğini söyledi. Tanrıverdi, Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan
ve iki ülke arasında giderek derinleşen sorunun en kısa
zamanda çözülmesini umut ettiklerini kaydetti.
-"Çok işçi çalıştıran sektörlerde ciddi bir daralma
olacağını düşünüyoruz"
Bir gazetecinin, hazır giyim sektörü için dövizde
ideal kurun ne olduğunu sorması üzerine Tanrıverdi,
"Bizim en büyük sıkıntımız çok oynak kurun olması.
Bu bizi çok sıkıntıya sokuyor. Belirsizlik ihracatçının
fiyat verirken elini kolunu bağlıyor. Şu andan sonra
söylenebilecek bir rakam yok. Dar alanda hareket
eden, istikrarlı olan bir kur beklentisi içerisindeyiz"
diye konuştu.
Tanrıverdi, Rusya etkisindeki ülkelerin Türkiye'ye ve
Türk ürünlerine karşı nasıl tavır aldığı sorusuna ise
"Geçici bir ambargo durumu söz konusu olabilir.
Önemli olan Rusların bu boykotu halk olarak yapmasının önüne geçmek. İlişkiler daha fazla gerilmezse diğer ülkelerde de çok fazla sıkıntı olacağını
düşünmüyorum. Ama ilişkiler çok daha fazla gerilirse, devamlı bu iş gündemde tutulursa tabi ki
Rusya'nın gümrük birliği içerisinde olduğu ülkelere
bir takım baskıları yapacağını düşünüyorum" şeklinde cevap verdi. İHKİB Başkanı Tanrıverdi'ye
Rusya ve Türkiye arasındaki sorunun devam etmesi
durumunda bunun istihdama nasıl yansıyacağı da
soruldu. Tanrıverdi, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye'nin önünde çok ciddi bir süreç var. Şu anda
asgari ücret belli değil, onun getireceği maliyet çok
önemli. Bin 300 TL'nin ödenmesinde kimsenin bir
sıkıntısı yok ama üzerindeki vergi yükünün bir kısmının devlet tarafından karşılanması noktasında bir talep
var. Bundan dolayı emek yoğun sektörlerde ve çok işçi
çalıştıran sektörlerde ciddi bir daralma olacağını düşünüyoruz.
(AA)
Limon altın çağını yaşıyor
MERSİN - DERVİŞ ÇÖMEZ
- Mersin Turunçgil Üreticileri
Birliği (MERTUB) Başkanı Ahmet
Dursen Şahin, limonda geçen yıla
göre rekoltenin düşük olmasının
fiyatları artırdığını belirterek, limonun adeta altın çağını yaşadığını
söyledi.
Şahin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, limon ağaçlarının
çiçek açıp meyveye döndüğü
dönemde hava şartlarının istikrarsız
gittiğini hatırlatarak, bu dönemdeki
olumsuz havanın üretimi etkilediğini ifade etti.
Geçen yıl 1 milyon 100 bin ton
civarında olan rekoltenin bu yıl
650-700 bin ton beklendiğini bildiren Şahin, üretimdeki düşüşün
fiyatlara yansıdığını kaydetti.
Yıllardır ürettiğinin karşılığını
alamamaktan yakınan limon üreticisinin bu yılki fiyatlardan memnun olduğunu aktaran Şahin, şöyle
konuştu:
"Rusya'nın uyguladığı ekonomik
yaptırımlarda sadece limon etkilenmedi. Krizin yaşandığı günlerde
narenciyenin tamamında bir etkilenme yaşandı ancak limon üretimi
hem ülkemizde hem de dünyada az
olması nedeniyle Rusya limona bir
yaptırım uygulamadı. İhracat aynı
oranda devam ediyor. Limon fiyatı
1,4 liradan 1,7 liraya kadar çıktı.
Limon eskisine bakarak biraz daha
revaçta. Alıcılar bahçelerden çıkmıyor."
Şahin, Rusya'nın yaptırım uyguladığı mandalina, portakal ve greyfurtta fiyatların düştüğünü, bu
ürünlerde üreticinin mağduriyetinin
giderileceğine inandıklarını sözlerine ekledi.
Üretici Hacı Bekir Demiraslan
da bu yılki limon fiyatlarından
memnuniyet duyduklarını belirterek, talebin de iyi seviyelerde olduğunu kaydetti.
Limon tüketiminin son dönemlerde arttığını anlatan Demiraslan,
"Geçmiş yıllara oranla özellikle
limon tüketimi arttı. Vatandaşımız
limonu sadece yemeklere sıkılan
ürün olarak görmekten ziyade,
doğal ilaç olarak bakmaya ve buna
göre tüketmeye başladı. Bu da
tüketime direkt olarak yansıdı"
dedi.
LİMON İhRAcATI
Akdeniz İhracatçı Birlikleri
Genel Sekreterliğinin verilerine
göre 2015-2016 sezonu narenciye
ihracatının başladığı 20 Eylül'den
30 Kasım'a kadar olan sürede 177
bin 950 ton limon ihraç edildi.
Geçen yıl aynı dönemde ise ihracat
130 bin 676 ton olmuştu.
Limon ihracatında bu yıl 2,5
aylık sürede geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36'lık bir artış
yaşanırken, bu artış elde edilen
gelire de yansıdı.
Geçen sezonun ilk 2,5 aylık
döneminde limon ihracatından 92
milyon 449 bin 532 dolar olarak
sağlanan gelir, bu yıl yüzde 31'lik
artışla 120 milyon 952 bin 952
dolara yükseldi.
Limonun 2015 ocak ve kasım
dönemi ihracatında 104 bin 689
tonla Rusya Federasyonu ilk sırada,78 bin 125 tonla Irak ikinci, 43
bin 60 tonla Suudi Arabistan üçüncü sırada yer aldı. (AA)
FİSKOBİRLİK
borcunu 1 milyon
liraya düşürdü
ORDU - Fındık Tarım Satış Kooperatifleri
Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı
Lütfi Bayraktar, birliğin borçlarını 1 milyon liraya
kadar düşürmeyi başardıklarını belirterek, "FİSKOBİRLİK olarak kalan 1 milyon lirayı da ödemeye hazırız" dedi.
Bayraktar, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
birliğin 2006'dan kalan borçlarının ödenmesi
sürecinde sona gelindiğini söyledi.
Göreve geldiklerinde birliğin 200 milyon lira
borcu olduğunu dile getiren Bayraktar, "Bu borcu
1 milyon liraya kadar düşürmeyi başardık ancak
birliğe dava açan bazı üreticilerimiz oldu. Bundan
dolayı kalan 1 milyon lirayı ödeyemiyoruz. Birlik
adına dava açan üreticilerimizden bu davalarından vazgeçmelerini bekliyoruz. Davalar şimdilik
önümüzü tıkamış durumda.FİSKOBİRLİK olarak
kalan 1 milyon lirayı da ödemeye hazırız" diye
konuştu.
Açılan davaların yanı sıra birlikten alacaklı
olan 100'ün üzerinde üreticiye de ulaşamadıklarını ifade eden Bayraktar, "Bu üreticilere henüz
ulaşamadık. Alacaklı olan bu üreticilere de ulaşmamız durumunda ödemelerimizi yapacağız.
Arkadaşlarımız bu üreticilere ulaşmaya çalışsa da
başarılı olamadı. O üreticilere de çağrımız, gelin
paranızı alın" şeklinde konuştu.
Bayraktar, 200 milyon liralık borcu, her yıl
düzenli, doğru plan ve doğru programlar sayesinde 1 milyon liraya kadar indirdiklerini kaydederek, "Yaptığımız projelerle daha iyi noktalara
geleceğiz. Özellikle fındık yağı ve çikolata ürünlerimizle daha da güçleneceğiz. FİSKOBİRLİK,
inşallah eskisinden daha güçlü duruma gelecek.
Buna yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hedeflerinin borçsuz bir FİSKOBİRLİK bırakmak olduğuna işaret eden Bayraktar, "Bunun için
elimizden geleni yapıyoruz. Üreticilerimiz bize
güvenmeye devam etsin. İnşallah kurumu eskisinden daha iyi noktalara getireceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, fındık alımlarının sürdüğünü, birliğe
getirilen fındık miktarının ise her yıl arttığını sözlerine ekledi.
(AA)
10
KÜLTÜR-SANAT
22 Aralık 2015 Salı
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
MEHMET NURİ PARMAKSIZ’DAN:
“MAHŞERİN ESRARI”
Mehmet Nuri Parmaksız ile İlhan Akın’ın
kaleme aldığı, Akçağ Yayınları arasında 2012
yılının ortalarında yayımlanan Mahşerin
Esrarı adlı romanı, bir pazar günü okudum.
Şeyh Galib ile Beyhan Sultan’ın aşkını konu
edinen roman; vuslata eremeyen ve birbiriyle
bir araya gelmeleri düşüncesinin bile mümkün olmadığı iki insanın muhayyel gönül
maceralarını sıcak ve içten bir üslupla anlatıyor.
Şeyh Galib, hiç kuşkusuz Şair Nedim’den
sonraki dönemin en önemli şairidir. Hind
üslubu diye de bilinen Sebk-i Hindi tarzının
temsilcisi olan Şeyh Galib’in çok zengin ve
süslü bir dili vardır. Bu sebeple onu, sembolik bir şair olarak niteleyenler ve görenler de
vardır. Gerçi sembolizm Batı’da henüz bilinmiyordu ve böyle bir akım yoktu.
Sembolizmin gerektirdiği kurallar belli bile
değildi. Ama Şeyh Galib’in betimlemeleri ve
tasvir yeteneğinin güçlülüğü onun sanki
sembolist bir şair olarak nitelendirilmesine
sebep olmuştur. Şeyh Galib, şiiri monotonluktan kurtarmış; canlı, renkli, ufuklu bir
duruma getirmiştir. Coşkun, lirik, akıcı ve
üstelik fikir yüklü şiirleri, aşka meyilli her şahsın kalbine etki etmektedir.
34 yaşında Galata Mevlevihanesi şeyhliğine getirilen Galib, padişah Sultan Selim’in bir
vesileyle gözüne girmiş, onunla yakınlık
peyda olmuştur. Daha da ötesi padişahın
annesi Mihrişah Sultan, Şeyh Galib’i evladı
gibi seviyordu. Sultan Selim’in kız kardeşi
Beyhan Sultan ve Hatice Sultan’la da samimi
ve rahat görüşebilecek bir konumda idi.
Beyhan Sultan’la bir gönül yakınlığı olduğu
söylenmektedir. Kimi şiirlerini Beyhan
Sultan’a yazdığı kabul edilmektedir.
Aralarında güçlü bir gönül ilişkisi olduğu gerçek midir? Bunu kesin bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki, Şeyh Galib’in şiirlerinde
seslendiği herhâlde Beyhan Sultan’dır. Şeyh
Galib’in hayatı çok kısa sürmüştür. 42 yaşında iken muhtemelen verem hastalığından
vefat etmiştir. Belki de kavuşmaya imkân
vermeyen verem hastalığı bu aşkın sonucudur.
Şeyh Galib’in İsfahani Düyek-Mevlevî
Devr-i Revan makamında bir şarkı olarak
Sadettin Kaynak tarafından bestelenen ve
Alaaddin Yavaşça’nın çok güzel okuduğu
“Fariğ olmam eylesen yüzbin cefa” adlı bir
eseri vardır. Bu eserin sözleri şöyledir:
Fariğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim
seni
(Yüzbin cefa etsen vazgeçmem bir kere
sevdim seni)
Böyle yazmış alnıma kilk-i kaza sevdim
seni
(Kaza ve kader kalemi alnıma böyle yazmış, bir kere sevdim seni)
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nûh felek
(Dokuz gök döndüğü sürece ben bu
sözümden dönmem)
Şahit olsun aşkıma arz u sema sevdim
seni
(Benim aşkıma yer ve gök şahit olsun, bir
kere sevdim seni)
Şeyh Galib, 1757-1799 yılları arasında
yaşamıştır. Kendisini semender adlı efsanevî
bir kuşa benzetmektedir. Semender adlı
canlı, ateşin içinde yaşar hatta ölümü bile
ateşin içinde gerçekleşir. Bir beyitinde şöyle
söylüyor:
Gül âteş gülbün gülşen âteş cûybâr âteş
Semender tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr
âteş
Şeyh Galib, kendisinin bir semender gibi
ateş içinde yaşadığını belirterek, bu ateşten
çıktığı zaman öleceğini ifade ediyor. Yaşadığı
aşk, bir ateş yumağıdır. Belli ki, 42 yaşında
bu ateşten çıkmış veya çıkarılmış ve ömrü
sona ermiştir. Yedi sene ateş topu içinde
bulunduğu aşkının sonu, mahşerin sıcaklığına ve ateşine ertelenmiştir.
Sevdim ben bu romanı. İç içe geliştirdikleri aşk serüvenini sevimli ve sıkılmadan okunabilen bir üslupla kaleme alan Mehmet Nuri
Parmaksız ile İlhan Akın’ı kutluyorum.
Ellerine sağlık, zihinlerine ve hayallerine bolluk, kalemlerine güç diliyorum.
Karanlığa Mum Yakan Adam:
MUSTAFA MİYASOĞLU
Şair, yazar ve fikir adamı Mustafa Miyasoğlu, "Karanlığa Mum Yakan
Adam: Mustafa Miyasoğlu" adlı özel bir oturumla anıldı.
İSTANBUL - İstanbul Büyükşehir Belediyesi
(İBB) Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler
Müdürlüğü tarafından İBB Ali Emiri Kültür
Merkezi'nde gerçekleştirilen program, Mustafa
Miyasoğlu belgeseli ve Miyasoğlu'nun şiirleri ile başladı.
Programa katılan İBB Kültür Daire Başkanı
Abdurrahman Şen AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mustafa Miyasoğlu'nun aramızda olmamasının
kültür dünyası için büyük kayıp olduğunu belirtti.
Miyasoğlu'nun, Necip Fazıl Kısakürek ekolünden
yetiştiğine dikkati çeken Şen, "Üstadın tembihlerini,
yönlendirmelerini en iyi anlayanlardandı. Mustafa
ağabey her zaman yanındaki gençlerin, kendi yaşıtlarının ve kendinden büyüklerin yeteneklerini keşfederek, onları yönlendirirdi. Onun için saat mefhumu da
yoktu, 24 saatin kendisine yetmediğini söylerdi.
Günümüzde Mustafa ağabeyin eksikliği çok fazla
hissediliyor çünkü o bir eksiklik, bir hata gördüğünde
mutlaka onu engellemek ve durdurmak için çabalardı" dedi.
Miyasoğlu'nun eşi Nilüfer Miyasoğlu, programı
yapanlara teşekkür ettiğini dile getirerek, "Hüzünle,
karışık bir mutluluk duyuyorum. Eşim ikinci defa
yaşıyor şu an. 'İnsan 2 defa doğar, önce anasından
doğar, sonra öldükten sonra' derdi. İşte ikinci defa
doğabilen insanlardan biriydi" ifadelerini kullandı.
Şair ve yazar Mustafa Özçelik, üniversitede okuduğu yıllardan itibaren Miyasoğlu'yla karşılıklı mektuplaştıklarını dile getirerek şunları söyledi:
"Edebiyatın birçok alanında eserler vermiştir fakat
benim gözümde şairdir. Sanatta ve sanat eserlerinde
merkeze hep insanı koyardı. Sanat eserlerini oluştururken gelenekten beslenirken, kendi zamanının da
farkındaydı. Batı edebiyatında bir tabir vardır,
'Gogol'un paltosundan çıkmak' şeklinde. Miyasoğlu
ağabey Necip Fazıl Kısakürek'in paltosunun altından
çıkmıştır."
Yazar Muzeffer Doğan, Miyasoğlu'nun şevk verici
olduğunu söyleyerek, "Onu hemen her yerde, birilerine bir şey anlatırken görürdünüz. İstidatlı gördüğü
kimselere bir şeyler anlatır, onları teşvik ederdi.
Böyle adamları çok göremezsiniz. O, bir nevi yürüyen Büyük Doğu, yaşayan Necip Fazıl'dı. Miyasoğlu
eserleriyle ve fikirleriyle bugün de aramızda, yaşıyor" dedi.
Gazeteci ve yazar Ekrem Kızıltaş, Mustafa
Miyasoğlu'nun, kendisine sürekli destek olduğunu
aktararak, "Onun adı geçtiğinde, her an kapı açılıp da
geliverecekmiş gibi bir intiba oluşur bende. Mustafa
ağabey için şair, yazar, sanatçı gibi bir sürü sıfat
sayabilirsiniz ama en önemli vasfı, hayatın içinden
“Roman Hizmet Ödülü”
sahiplerini buldu
KOCAELİ - Türkiye Romanlar
Konfederasyonunca verilen "Roman Hizmet Ödülleri"
sahiplerini buldu.
"1. Ulusal Roman Ödülleri Töreni", İzmit ilçesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Törene, Türkiye Romanlar Konfederasyonu
Genel Başkanı Ahmet Çokyaşar, Türkiye'deki Roman
Federasyon ve derneklerinin başkanları ile temsilcileri katıldı.
Çokyaşar, törende yaptığı konuşmada, ülkede
Roman politikasının çok iyi bir vizyonu olduğunu
söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
Başbakanlığı dönemindeki Roman açılımı ile günümüzde Romanların sorunlarının çözümü noktasında
önemli çalışmalar yapıldığını anlatan Çokyaşar, öz
güven içerisinde Romanların kendi ayakları üzerinde
durabilmesi için hükümetin önemli politikalar geliştirdiğini belirtti.
Özellikle Kocaeli'de yapılan çalışmaların
Türkiye'de örnek olduğunu vurgulayan Çokyaşar, desteklerinden ötürü Büyükşehir Belediye Başkanı
İbrahim Karaosmanoğlu'na teşekkür etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Danışmanı Metin
Özçeri de kendisinin de bir Roman çocuğu olduğunu,
Romanların daha önce pek tanınmadığını, sanki bu
ülkede sığıntı, mülteci gibi görüldüğünü ifade etti.
Özçeri, AK Parti hükümeti ile bu anlayışın ortadan
kalktığını dile getirdi.
Binlerce Roman vatandaşının İstanbul'un fethinde,
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nda şehit düştüğünü
aktaran Özçeri, şunları ifade etti:
"Bu toprakları Romanlar vatan edinmişlerdir.
Kanlarını bu bayraya rengini, bu topraklar için canını
vermişlerdir. Romanlar bu toprakların asli unsurlarıdır. Roman açılımı ile Romanların haklarını veren
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a
teşekkür ediyorum. Tarihte ilk defa Roman vatandaşlarımızdan özür diledi. Sayın Başbakanımız Ahmet
Davutoğlu beni danışman olarak atadı."
Konuşmaların ardından Metin Özçeri, Kocaeli
Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim
Karaosmanoğlu, AK Parti MKYK Üyesi ve Kocaeli
Milletvekili Zeki Aygün, Kocaeli Valisi Hasan Basri
Güzeloğlu ve Bursa Valisi Münir Karaloğlu'na,
Çokyaşar ve dernek başkanlarınca "Roman Hizmet
Ödülleri" verildi.
Özçeri, "Bu benim şahsıma verilmiş bir şey değil,
bu Roman toplumuna verilmiş bir ödüldür. Bu anlamda bu ödülü ben Cumhurbaşkanım, Başbakanım adına
alıyorum" diye konuştu.
Karaosmanoğlu da Kocaeli'de Romanlara her
zaman destek verdiklerini, vermeye de devam edeceklerini söyledi.
Güzeloğlu ve Karaloplu'nun ödüllerini vali yardımcıları aldı.
Roman camiasına katkılarından dolayı da Yeşilçam
sanatçısı Serpil Çakmaklı, şarkıcı Ümmiye, Roman
modacı Kobra Murat'a da birer plaket verildi. (AA)
"Sahn-ı Seman'dan Darülfünun'a Osmanlı'da İlim ve Fikir Dünyası"
İSTANBUL - Zeytinburnu
Belediyesi ve İstanbul Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi işbirliğiyle düzenlenen "Sahn-ı Seman'dan Darülfünun'a
Osmanlı'da İlim ve Fikir Dünyası" sempozyumu başladı.
Zeytinburnu Kültür ve Sanat
Merkezi'nde gerçekleşen sempozyumun
açılış programında konuşan
Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat
Aydın (fotoğrafta), "Öncelikle Rabbime
şükrediyorum, böylesine anlamlı bir
konuda bizlere çalışma imkanını bahşetti" dedi.
Belediye olarak "onurlu bir çalışmanın" paydaşı olmaktan memnuniyet
duyduğunu dile getiren Başkan Aydın,
şöyle konuştu:
"Sempozyumla hem bir konuya dikkat çekmiş oluyoruz hem de ben de
bireysel olarak bilgilenmiş oluyorum.
İslam medeniyetinin gelişmesinde çok
büyük katkısı olan Osmanlı Devleti 'Bu
işi nasıl başardı?' sorusuna cevap bulma
imkanı ortaya çıkıyor. Bu soru önemli
bir soru ve nasıl başarıldığı konusundaki kafamızdaki soru işaretlerine cevap
bulma imkanını bu sempozyum sağlamış olacak." Açılışta konuşan İstanbul
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut
Ak, Osmanlı Devleti'nin tarihin gördüğü "son cihanşümul" devlet olduğuna
dikkati çekerek, "Çeşitli dinlere, kültürlere ve ilim geleneklerine yüzyıllarca
ev sahipliği yapan mirasını nasıl, hangi
yönlerden ve ne derecede beslediği akademik ilgiyi fazlasıyla hak ediyor"
değerlendirmesinde bulundu.
Rektör Ak, son yıllarda Osmanlı
düşünce geleneği üzerine yapılan aka-
demik çalışmalara bakıldığında,
Osmanlı toplumunun bir bilim ve
düşünce toplumu olduğunun gözlendiğini söyledi.
Sempozyumda 16. yüzyılın konuşulacağına işaret eden Rektör Ak, şunları
kaydetti: "16. Yüzyıl siyasi, kültürel ve
bilimsel alanlarda Osmanlı Devleti'nin
zirvesi kabul edilir. Bu dönemde
Osmanlı topraklarında yaşayan ilim
adamları kendinden önce gelen ilim ve
fikir geleneğini temsil etmekle beraber
bu geleneğe köklü katkılar yapmıştır.
Kısacası bu yüzyılda büyük bir düşünsel mirasın devamı olan, aynı zamanda
özgün birçok eser kaleme alınmıştır."
Rektör Ak, sempozyuma destek
veren Başkan Murat Aydın'a ve sempozyumun düzenleme kurulu üyelerine
teşekkür etti. (AA)
olması, fildişi kulesine çekilip, sadece eserlerini yazmaması, hayata dahil olmasıydı" diye konuştu.
Oturum başkanı Mehmet Miyasoğlu, ben vefalı bir
insanın oğluyum diyerek, babasının hayatındaki değişimlere kapı açan en büyük etkenin Necip Fazıl
Kısakürek'in Kayseri'de verdiği konferans olduğunu
vurguladı.
Programa Miyasoğlu'nun diğer oğulları Eren ve
Emre Miyasoğlu'nun yanı sıra edebiyat sevenler de
katıldı. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
SUYUN GÖLGESİNDEKİ DÜŞ
Hayat bir suydu bana ve ben gölgesiydim
dünyanın.
Beni yârin gülüşüne gömsünler, beni yârin
kokusuyla yıkasınlar ve beni kefenlesinler
kalbimin içindeki kalple.
Nasıl bir çocuk kendini muhtaç hissederse
sevdiklerine, işte ben de öyle muhtacım
bende olduğum yâre.
Onsuz aldığım bir nefes yok çok şükür,
onun bana verdiği mutlulukla sonsuzluğu
soluyor kalbim. Tüm umutsuzluklar onun
gülüşleriyle soluyor bir bir. O gönlümdeki tatlı
sızı, o gönlümdeki tek/bir.
Düşlerim, uçurum gecelerimde beni yara
düşmekten kurtaran düşlerim. Yârin kalbi
ayna bana; ben ömrümün saçlarını onun
denizinde tarıyorum, ben dünyadayken bile
onunla sonsuzluğu arıyorum. Düşlerim kalbimin gülüşleri, düşlerim yârin ruhumu öpüşleri.
Yârin saflığı hayat kaynağım, suyum,
okyanusum benim. Bense ruhumla ve kalbimle onun sonsuzca gölgesiyim. Ben ona
esir, ben sadece onun aşk gemisiyim.
Çöller gibi yalnızdı içim o teşrif etmeden
ruh dünyama. Kimsesizler gibi kimsesiz, sessiz sedasız yaşıyordum bu âlemde.
Hayat bir suydu bana ve ben gölgesiydim
dünyanın. Dualarım düşümdü ve bana en
çok sevdirilecek olanı diledim Mevlâ’dan;
usanmadım yâri kalp dünyama, sonsuzluk
özlemime çağırmaktan.
Kabul olan duam o benim, hayat suyum,
neşem o benim. Rüyamın gerçek oluşu, sonsuzluğun ruhuma damla damla doluşu o
benim.
Benim bildim ben yâri sonsuzca. Onsuz
yoktum, onunla çokların çoğuna ve aşkın
kalbine yol alıyor ruhum.
Suyun gölgesi olur mu hiç demeyin?
Bazılarımız aşkın gölgesine bile âşık olmaya
razıyken, ben aşk yerine suyu koymuşum
çok mu?
Neden olmasın suyun gölgesi? Düşler
değil mi bizi ayakta tutan, rüyalar değil mi
nefes almamızı kolaylaştıran lütuf?
Ben âşığım suyun gölgesinde gördüğüm
düşe. Ben sonsuzca bağlıyım aşkın kendisi
bildiğim yâre.
Suyun gölgesi olmak bir nimet, duam sonsuzca bu düşü yaşayacağım yârla ebed ve
bir gün ruhum o diyara ayak basacak elbet.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Gönlüm şad oldu senle sevgilime teşekkür
Herşeyin sahibi O, Yaradan'a şükür
Rabb'imden bir başkası susturamaz dilimi
Sende benden emin ol, sevdam mahşere yürür.
22 Aralık 2015 Salı
Siyaset dünyasında…
MuhalAfet!
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Türkiye, içeride terör
dışarıda Rusya ile boğuşurken siyaset
dünyasındaki gelişmeler de bu iki
konu üzerinde şekilleniyor. Öyle söylemler, öyle eylemler oluyor ki, bazılarını siyaseten anlamak ve anlamlandırmak zor!
SİYASET DÜNYASINDA
EREN ERDEM FIRTINASI
Kısa süre öncesine kadar Rusya ile
kuzu sarması olan Türkiye şimdi kurt
ile kuzu ilişkisi yaşarken çok önemli
iki siyasi gelişme yaşandı.
Biri CHP İstanbul Milletvekili
Eren Erdem'in açıklamaları, diğeri de
HDP cephesindeki hal ve gidiş.
Eren Erdem’in hangi akla hizmet
için söylediğini bilemediğimiz, “Eğer
İran-Türkiye karşı karşıya gelirse,
Türkiye'ye karşı, İran safında olurum”
demesi ve bunu “İran düşerse, bütün
doğu düşer” ile taçlandırması tartışılırken; Rus televizyonunda görünmesi
ve hükümeti DAEŞ’e sarin gazı vermekle suçlaması; Rusya’nın “Türkiye DAEŞ’ten petrol
alıyor” iftirasından daha sarsıcı oldu…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu,
hükümet ve AK Parti sözcüleri bu ‘malzeme’yi kullanmayı sürdürüyor doğal olarak.
CHP’liler Erdem’e sahip çıkıyor çıkmasına da biraz
zor oluyor bu. Çünkü bir mazeretle desteklemeleri gerekiyor.
Örnek, CHP'nin 16-17 Ocak'ta gerçekleştirilecek 35.
Olağan Kurultayı'nda genel başkan aday adayı olacağını
açıklayan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın
konuşmasından:
“Bugün iktidar, Can Dündar’ı, Erdem Gül’ü, 33 milletvekilini içeri attı. İzmir’deki son operasyonda peynirci
Mehmet ile avukat Mehmet'i birbirine karıştırmışlar, 40
saat sonra özür dilediler. Böyle bir ortamda iktidar, bir
CHP milletvekilini aslanların önüne atar gibi, adeta vatan
haini ilan etmeye kalkıyor. Bu ayıp herkesin.”
DEMİRTAŞ’IN
RUSYA ZİYARETİ
Rusya bağlamında öne çıkan bir başka isim HDP Eş
Genel Başkanı Selahattin Demirtaş oldu. Ziyaret hakkında bilgi veren Demirtaş,
Rusya’da partisinin temsilciliğini açacağını ve
Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile
görüşeceğini söyledi.
ABD ve Brüksel ziyaretlerinin ardından yazılanlar,
söylenenler hatırlanınca bu ziyaret de büyük gürültü
koparacak gibi görünüyor.
Kullanılabilse ya da siyasi iklim uygun olsa 7 Haziran
sonrası bir hükümet formülü içinde yer alarak bu ülkeyi
yönetmeye aday bir partinin, bu ülkenin cumhurbaşkanlığına aday olmuş Eş Başkanı bu koşullarda Rusya’ya
giderse, karşıtlarının bunu kullanmak istemesi siyasetin
doğası gereğidir. Bu ziyaretin ne getirip ne götüreceğini
elbette hesaplamışlardır ama; şahsi düşüncem; Selahattin
Demirtaş, çok zor elde ettiği siyasi
kazancını kolay harcayacakmış gibi
görünüyor.
Bakalım Moskova dönüşünden
sonra neler olacak?
“Biz etkiliyiz, gücümüzü kullanmak istiyoruz” ifadesinin yansımaları olacaktır…
ÖZÜR BEKLENTİSİ
CHP Milletvekili Erdem'in iddialarına sert sözlerle tepki gösteren
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan özür
beklentisi, Bakanlar Kurulu sonrası
açıklama yapan Sözcü Ömer
Çelik’in de gündemindeydi.
Çelik’e göre, "Eren Erdem'in
kendisinin özür dilemesi gerekiyor.”
Neden? Şundan: “Türkiye
Cumhuriyeti'ne bir parlamento mensubu olarak bu iftirayı attığı için.”
HDP Eş Genel Başkanı Figen
Yüksekdağ’ın, hava sahasını ihlal
eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye’yi suçlaması,
Demirtaş’ın Rusya ziyareti, Eren
Erdem’in Türkiye’yi sıkıntıya sokmaya dönük açıklamaları ve diğer gelişmeler üst üste konduğunda, ‘Rusya’
merkezli siyasi şekillenme hızlanacak görünüyor.
ÜLKÜCÜLER VE
BEYAZ ÇORAP…
Sosyal medyada rastlamış olmalısınız; MHP’deki
muhaliflerin olağanüstü kongre toplama çalışmaları sürerken; muhaliflere yakın bazı Ülkücüler, Devlet Bahçeli’ye
tepkilerini beyaz çorap giyerek gösteriyor. Bununla yetinmeyenler, fotoğrafını çekip paylaşıyor!
Ülkücülüğüyle bilinen bir dostum ve meslektaşımın
paylaşımında şu ifade dikkat çekici:
“Ben de eyleme katılmak için beyaz çorap giyip
resim çektirecektim. Ama evde beyaz çorap bulamadım.”
Evet, muhalefet partilerinden yansıyan bu türden söylem ve eylemler toplumun bir bölümünce farklı algılandığı kesin. Bu algılama, muhalefet açısından ‘muhalafet’e
dönüşmesin sakın…
Ünlü Emlak Müşaviri Salim Taşçı uyarıyor!
Malınıza, mülkünüze dilekçe ile sahip çıkın
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Birçok polis - adliye haberinde
pek çok sahtekarlık olayına tanık olursunuz.
Bazıları öylesine inanılmazdır hatta komiktir
ki, gülersiniz. Siz gülerken sizi dolandıranlar,
malınızı, mülkünüzü elinizden alanlar olduğundan haberiniz bile yoktur.
Konuyu gündeme taşıyan isim emlakçılar
kralı Salim Taşçı oldu. Aynı zamanda TÜSİAV
Emlak Kurul Başkanı da olan Taşçı’ya ‘bu
nedir’ diye sorduk anlattı.
“Hadi Bir Dilekçe Yazalım” başlıklı yazısını hatırlatarak, bu yazıyı okuyan insanların
dilekçe yazmaktan korkar olduğunu söyleyip
sorunca, “Konuyu bilmeyen insanlar ne dilekçesi diyebilir” dedi ve cevabını verdi: Güven
dilekçesi…
Artık dilekçelere pul bile yapıştırılmadığı için bir
imza ile karşı tarafa verilen hak ve imtiyazlara dikkat
çeken Salim Taşçı, “Güven dilekçesi de ne diye soranlara, mülkünüzün sizden habersiz satılmaması derim.
Yeter ki usule uygun olsun. Yani güven dilekçesi mülkünüzün garantisidir” dedi.
Gazetelerde sıkça “sahte vekaletle mülkler satıldığı”
haberleri yayımlandığına dikkat çeken Salim Taşçı şun-
duğu tapu sicil muhafızlığına gidip, ilgili evraka
dilekçenizi verin. Diğer suret dilekçenizin üstüne de, verdiğiniz tarih ve sayısını yazdırınız. Ve
bu dilekçe suretini saklayın. Bu vermiş olduğunuz dilekçeye rağmen, mülkünüz sizden habersiz satılırsa; Devlet direk sorumlu olur ve mülkünüzün bedelini ödemekle yükümlü duruma
düşer.”
İŞTE O DİLEKÇE
… TAPU SİCİL MUHAFIZLIĞI’NA
………
ları söyledi:
“Malım benden habersiz nasıl satılıyor diyenlere
şunları söylem isterim: Sahtekarlar bir yolunu bulup
adınıza sahte vekalet çıkartıp, haberiniz olmadan mülkünüzü satıyor. Durum bu… Siz ‘yandım Allah’ bağırtıları ve acısıyla savcılığa koşuyorsunuz. Bu gibi sahtekarlıkları örnekleri ile yazmaya kalksak roman olur.
Sizler de bu romanların parçası ve mağduru olmamak
için, alın elinize kalemi ve aşağıda örneğini verdiğimiz
dilekçeden iki nüsha yazın. Mülkünüzün kayıtlı bulun-
HDP’YE TEPKİ VAR
AK Parti’li Çelik’ten İsrail’e ‘yalanlama’
ANKARA - AK Parti Genel Başkan
Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik,
Türkiye ile İsrail'in anlaştığına ilişkin
basında çıkan haberlere yönelik, "Kesin
anlaşma yok. Henüz imza atılmış bir şey
söz konusu değil. Bir taslak üzerinde çalışılıyor. Kuşkusuz İsrail devleti ve İsrail halkı
Türkiye'nin dostudur. Şimdiye kadar ki
eleştirimiz İsrail hükümetinin aşırı davranışlarına, meşru görmediğimiz davranışlarına dönüktür" dedi. Çelik, Genel Başkan ve
Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında
AK Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu
(MKYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları
yanıtladı. Bazı basın kuruluşlarında
Türkiye ile İsrail'in anlaştığı yönünde
haberler çıktığını hatırlatan Çelik, "Bir
kesin anlaşma yok. Henüz imza atılmış bir
şey söz konusu değil. Bir taslak üzerinde
çalışılıyor. Kuşkusuz İsrail devleti ve İsrail
halkı Türkiye'nin dostudur. Şimdiye kadar
ki eleştirimiz İsrail hükümetinin aşırı davra-
nışlarına, meşru görmediğimiz davranışlarına dönüktür. Bu bağlamda Mavi Marmara
saldırısı bir dönüm noktası olmuştur" diye
konuştu. Çelik, Mavi Marmara saldırısında
hayatını kaybeden şehitleri bir kez daha
rahmetle andığını belirterek, İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi için özür dilenmesi,
tazminat ödenmesi ve Gazze'den ambargonun kaldırılmasının şart sunulduğunu anımsattı. "Birinci şart yerine geldi ama diğer iki
şartımız yerine gelmedi" diyen Çelik, şöyle
devam etti: "Dolayısıyla kamuoyunun şunu
açıkça bilmesi gerekir. Böylesi bir taslağın
bu parametreler etrafında şekilleneceği
konusunda kuşku duymuyoruz. Türkiye'nin
bu temel yaklaşımı, bu üç şart yerine gelmek kaydıyla baştan beri ifade edilen normalleşme süreci sağlıklı bir süreç olur.
Ama bu şartlar yerine gelmediği takdirde o
sağlıklı bir süreç olmaz. Şimdiye kadar
gelinen nokta, henüz imzalanmış bir şey
olmadığı ifade edildi. Bu imzalanmış düzeye gelinceye kadar görüşmeler devam edecek.
… İli, … İlçesi, … Köyü, … Semti … Ada
… Parselde kayıtlı … taşınmazın malikiyim.
Bizzat kendim tapu dairenize gelmeden hiçbir
kişi ve kişiler adıma vekaletle satış işlemi yapamaz,
yapamazlar.
İş bu dilekçemin taşınmazımın dosyasına konulmasını ve gereğinin yapılmasını rica ederim.
Ad, soyad: … Adres: … Telefen: … Tarih: … İmza:
…
Salim Taşçı, “Daire, dükkan, mağaza, bina, arsa,
arazi mülkünüz hangisi ise onlar yazılacaktır. Her bir
mülk için ayrı dilekçe yazınız” demeyi de ihmal etmedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Tezcan: CHP, ‘yeni demokrasi
programı’ yazacak…
İZMİR - Cumhuriyet Halk Partisi
(CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent
Tezcan, partisinin kongrelerinin tamamlanmasının ardından, "yeni demokrasi
programı"nı yazıp hayata geçireceklerini
söyledi. Celal Atik Spor Salonu'nda
düzenlen CHP İzmir İl Başkanlığı olağan
kongresine katılan ve divan başkanı seçilen Tezcan, konuşmasında, Türkiye'de
toplumsal barışın bozulduğunu savundu.
Türkiye'de son dönemde yaşanan terör
olaylarına değinen Tezcan, "teröre topyekun karşı durulması" gerektiğini belirterek, "İnanç ayrımlarını tahrik etmeden
bir kesimi diğerine düşman etmeden
yaşamayı öğreneceğiz. Bunun için çözüme yönelik tüm adımlarımız, birilerinin
iktidar sevdasını gidermeye yönelik
olmayacak" dedi.
Eşitlik, özgürlük ve dayanışma ilkeleri altında Türkiye'nin toplumsal barışını
kuracaklarını ifade eden Tezcan, kongrelerin sonunda yeni demokrasi programını
yazıp hayata geçireceklerinin altını çizdi.
Türkiye'nin Ortadoğu'daki tüm aktörleri
karşısına aldığını iddia eden Bülent
Tezcan, şöyle konuştu:
"(Ortadoğu kaynarken buraya bulaşmadan nasıl durursun, kenarda durma
şansın var mı?) diyorlar. İkinci Dünya
Savaşı yıllarında dünyanın tüm büyük
güçleri, şantaj, tehdit, rüşvet ve ısrarla
Türkiye'yi savaşa sokmaya çalıştı.
Türkiye, bugüne göre çok daha zor şartlarda o yıllarda savaşa girmedi. Tüm ağır
şartlara rağmen Türkiye'nin başında bir
büyük insan vardı, Kuvayımilliye ruhunu
taşıyan İsmet Paşa gibi lider vardı."
CHP'nin 16-17 Ocak'ta gerçekleştirilecek
35. Olağan Kurultayı'nda genel başkan
aday adayı olacağını açıklayan CHP
İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise
partililere, 10 ana başlıkta hazırladığı
"Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Son
Çağrı" adlı manifestosunu okumasını
istedi.
Fehmi KORU
[email protected]
11
[email protected]
haber
Gerçeği -yeniden- açıklıyorum
MESLEĞİN öncülerinden Mark Twain, “Gerçek
ayakkabılarını giymeden, yalan dünyayı üç kez
dolanır” derken doğru söylemiş. Yalanla, dolanla,
iftirayla baş etmek gerçekten zor.
Üzerinden iki yıl geçti; hafiften başlayan bir kavganın öldürücü darbelere dönüşmeye meylettiğinin
en kuvvetli işaretinin alındığı zaman dilimi olan 1725 Aralık haftasındayız. O hafta içerisinde benim
de -hasbelkader- bir rolüm vardı.
Kavga başladığında tahribatının nerelere varabileceğini görmüş, görüşümün devleti yönetenler
tarafından da paylaşıldığını anlayınca, gidilen yanlış
istikameti önlemek amacıyla bir yolculuğa çıkmıştım.
Sonunda bir mektupla döndüğüm yolculuğa...
Önlemek için gayret ettiğim kavganın iki yıl içerisinde kaydettiği merhale herkesin gözü önünde.
Geriye dönüp baktığımda, bugünlere dair öngörülerimin büyük çapta gerçekleştiğini, bunu önleme
çabasına katkı vermemin ise doğru bir tavır olduğunu görüyorum.
“Hayır” diyorlar, “Bu bir kumpastı.” İddiaya göre,
ben, iyi niyetli bir barış misyonunun değil, kötü
niyetli bir çabanın piyonu olmuşum.
İyi de, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hitaben
yazılan “mektup” ile sonlanan girişim
Pennsylvania’dan başlamadı ki...
17 Aralık’taki ilk saldırıdan itibaren yazdıklarım
ve söylediklerim arşivde. Ertesi akşam (18 Aralık),
Ankara’da, Çankaya Köşkü’nde, Cumhurbaşkanı
Gül ile görüşürken, rahatsızlığını fark ettim. Çok
kızgındı. Tapelerin sağlıklı olduğuna inanmıyor,
bütün belirtiler aynı kaynağı işaret ettiği halde,
Cemaat’in böyle bir fesadı yapmış olabileceğine
akıl erdiremiyordu.
Benim Pennsylvania’ya gitmem düşüncesi o
görüşmede doğdu.
Ertesi sabah (19 Aralık), bu defa İstanbul’da,
Kısıklı’daki evinde, o zaman başbakan olan
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile buluşup aynı
konuyu etraflıca görüştüm. Üzüntülüydü. Aynı hassasiyetleri paylaşıyor ve rahatsızlığının karşı tarafa
aktarılmasını istiyordu.
Görüşmeler sırasında konunun aciliyeti sebebiyle
devletin uçağının tahsisi teklif edildi; reddettim.
Kendi aldığım biletle gidip geldim, otel paramı da
kendim ödedim.
Hemen o gün yola çıkmamamın sebebi, zaman
farkı sebebiyle ilettiğim görüşme talebinin kabulü
bilgisinin akşam saatlerinde bana ulaşmasıdır.
Yola ertesi gün (21 Aralık) çıktım. “Beddua”
seansı ben yoldayken görüntülü yayınlanmış...
Pennsylvania’daki görüşme ertesi gün (22 Aralık)
gerçekleşti. Mektubun yazılmasını beklemeden
oradan ayrıldım; mektup bir gün sonra New York’ta
kaldığım otele ulaştırıldı.
New York’tan 23 Aralık’ta ayrıldım ve ertesi gün
(24 Aralık) Türkiye’ye gelir gelmez, geç vakit,
Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Gül’e mektubu elden teslim ettim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakanlık resmi
konutunda görüşmem, sürecin ikinci büyük darbesinin gerçekleştiği gün (25 Aralık), öğleden sonra
gerçekleşti.
Her ikisine izlenimlerimi aktardım. Getirdiğim
izlenim ile ikinci darbenin çelişkisi meydandaydı.
Buna rağmen, Tayyip Erdoğan, benimle görüşmesinin akabinde mektubu okumak için Çankaya’ya
çıktı.
Tamamiyle bir rahatsızlığın duyurulması için katlandığım bir seyahatten ibarettir olay. Ankara’da
başlamış ve Ankara’da nihayete ermiştir. Şimdi
birileri “Pennsylvania kumpası” diyorlar ya, kavganın şiddeti arttığında, aynı tespitin, bu defa
“Ankara’nın kumpası” diye Pennsylvania’da dillendirildiği kulağıma gelmişti.
İkisi de doğru değildir. İyi niyetli bir girişim, kötü
niyetliler tarafından, başarısızlığa uğratılmıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Cumhurbaşkanı
Gül de gerçeğin anlattığım gibi olduğunu biliyor.
Bu yazı tarihin kafası karıştırılmasın diye yazıldı.
MHP Genel Başkan
Yardımcısı Yalçın:
Aday çıkması doğal
KONYA- MHP Genel Başkan Yardımcısı
Semih Yalçın, MHP'deki olağanüstü kurultay tartışmalarına ilişkin, "Demokratik bir ülkede yaşıyoruz
ve elbette adaylar çıkabilir. Dört başı mamur bir olağan kongre yapmak üzere hazırlanıyoruz" dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın,
Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndaki partisinin
genişletilmiş il istişare toplantısı öncesi gazetecilere
yaptığı açıklamada, 1 Kasım seçimleri sonrasında
MHPGenel Merkezi'nin aldığı karar üzerine başlatmış oldukları il divan toplantısının ilkini Konya'da
gerçekleştirmek istediklerini söyledi.
Seçim sonuçlarını partilerinin önce genel merkez
ve taşra teşkilatları düzeyinde analiz çalışması yaptığını ifade eden Yalçın, MHP'in kaybının nereden ve
nasıl kaynaklandığının inceleme altına alındığını bildirdi.
Yalçın, MHP'deki olağanüstü kurultay tartışmalarına da değinerek, genel başkan seçimin olmayacağını fakat tüzük değişikliğine gidilebileceğini
belirtti.
Kurultayın, tüzüğün 63. maddesine göre bir
hüküm olduğunu ve MHP Genel Merkezi'nin de
kurultayı olağan bir şekilde gerçekleştireceğini vurgulayan Yalçın, "MHP Genel Merkezi'nin gündeminde olağanüstü bir kongre kararı yok. Demokratik
bir ülkede yaşıyoruz ve elbette adaylar çıkabilir.
Dört başı mamur bir olağan kongre yapmak üzere
hazırlanıyoruz. Bu makama aday olabilecek kapasitede her arkadaşımız aday olabilir. MHP'nin ortaya
koyduğu ölçüler çerçevesinde bu kurultayın gerçekleşeceğini şimdiden ilan etmek isterim" ifadesini
kullandı.
12
22 Aralık 2015 Salı
“Gazilik” unvanına
31 yıl sonra kavuştu
Hakkari'de 31 yıl
önce teröristlerle
girilen çatışmada
yaralanmasına
rağmen "gazilik"
unvanı kapsamı
dışında bırakılan
Lokman Kurt,
açtığı davayı
kazanarak bu
hakkını elde etti
AFYONKARAHİSAR - Hakkari'nin
Şemdinli ilçesinde, 1984 yılında teröristlerle
girilen çatışmada yaralanmasına rağmen
"gazilik" unvanı kapsamı dışında bırakılan
Lokman Kurt, açtığı davayı kazanarak, maaşını almaya başladı.
Afyonkarahisar'da yaşayan 51 yaşındaki
Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
askerlik görevini Şemdinli'de şoför olarak
yaptığını söyledi.
Umurlu sınır karakoluna erzak götürdüğü
sırada bölücü terör örgütü tarafından pusuya
düşürüldüklerini anlatan Kurt, "Akşam
karanlığıydı, mermilerin isabet etmesi sonucu yaralandım. Hakkari Devlet Hastanesine
kaldırıldım, daha sonra sevk edildiğim
Gülhane Askeri Tıp Akademisinde ameliyat
oldum" dedi.
Tedavisi sonrası askerliğe elverişli olmadığı yönünde rapor verildiğini dile getiren
Kurt, "Tabii raporu almak istemedim ama
zaten taburcu edildikten sonra 2,5 yılım hastanede geçti. 10 yıl sonra gazilik unvanı
verilmesi için başvurdum ancak sonuç alamadık. Daha sonra Türkiye Harp Malulü
Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği
Afyonkarahisar Şubesi yöneticilerinin öncülüğünde, tekrar başvuru yaptım. Davayı
kazanarak, gazilik unvanını 31 yıl sonra
aldım" diye konuştu.
Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve
Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube
Başkanı İsmail Kumartaşlı, Kurt'un yaşadıklarını öğrendikten sonra kendisine yardımcı
olmaya karar verdiklerini ifade etti.
Lokman Kurt'un gazilik unvanına sahip
olması için gerekli işlemleri başlattıklarını
dile getiren Kumartaşlı, önce askeri hastaneden yeniden rapor aldıklarını belirtti.
Raporla Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru yapıldığını aktaran Kumartaşlı, şöyle
devam etti:"Başvurumuz sürenin geçtiği ve
evrak eksikliği gerekçesiyle reddedildi. Olay
yeri tutanağı, görev emri gibi evrakların
olmadığı bahane edildi. Biz de Ankara'da bu
tür davalarda bize yardımcı olan avukatımız
Halil Öztürk aracılığı ile dava açtık.
Kurumların evrak muhafaza zorunluluğunu
mahkemenin dikkatine sunduk. Mahkeme
bizi haklı buldu. Davayı kazanarak, Lokman
ağabeyimize 31 yıl sonra hak ettiği gazilik
unvanı ve haklarının verilmesini sağladık."
(AA)
Küçük kızın annesi Nazife Çalışkan da
doğuştan ayaklarında şekil bozukluğu ve
kalça çıkıklığı gibi engelleri bulunan
Hatime'nin sırtında bir kitleyle dünyaya
geldiğini söyledi.
Hatime'nin henüz bir yaşına gelmeden
hayati tehlikeye neden olduğu belirtilen bu
kitlenin alınması için ameliyat edildiğini
anlatan Çalışkan, bu sırada boşaltım sistemi sinirlerinin zedelendiğini belirterek,
"Doktorlar ameliyat öncesinde bir hasar
kalacağını söylemişti. Operasyonların
ardından ayaklarının altını da hissetmemeye başladı. Bu nedenle yürüme güçlüğü
çekti. İdrarını hissetmiyor. İdrarını 4 saatte
bir almamız gerekiyor. Aksi halde böbreğine kaçabilir" ifadelerini kullandı
Kızlarının 12 ameliyat geçirdiğini belirten anne Çalışkan, Hatime'nin tedavisinin
sürdüğünü ve devamlı doktor kontrolünde
olduğunu kaydetti.
Kızının ayak bilek kemiklerinde de erime
başladığını aktaran anne Çalışkan, şöyle
devam etti:
"Hatime, rahatsız olduğu için çabuk
enfeksiyon kapıyor. Dengesini sağlayamıyor. Okulda düşer, öğretmenler başında
sürekli duramazlar diye doktorlar evde eğitimi önerdi. Şu anda evde eğitim alıyor.
Onu okutmak istiyoruz. Hatime, çok azimli
bir çocuk, okumak, yükselmek istiyor.
Öğretmeni de çok iyi ilgileniyor.". (AA)
Engelli küçük kızın hayalleri doktor olmak
MALATYA - Malatya'da doğuştan gelen
rahatsızlığı ve geçirdiği ameliyat sonucu
bedensel engelli olan 8 yaşındaki Hatime
Çalışkan, Milli Eğitim Bakanlığının evde
eğitim hizmetiyle doktor olma hayalini gerçekleştirmek için çalışıyor.
Aziz ve Nazife Çalışkan çiftinin 5 çocuğundan 4'üncüsü olan Hatime Çalışkan,
ilkokul 2. sınıfa devam ediyor.
Bedensel engeli nedeniyle evde eğitim
alan küçük kız, kendisi gibi akranlarına
azmiyle örnek oluyor.
Tedavisi devam eden Hatime Çalışkan,
örnek aldığı doktorlar gibi büyüyünce hastaları iyileştirmek istiyor.
Hatime Çalışkan, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, okumayı çok sevdiğini belirtti.
Derslerine çok çalıştığını ifade eden
Çalışkan, "Bütün derslerimi seviyorum. En
çok matematiği seviyorum. Büyüyünce
doktor olacağım. Çünkü hastaneye çok gittim. O nedenle doktor olmayı, insanları iyileştirmeyi çok istiyorum. Hastaneye gittiğimde doktorların yanına gidiyorum. Orada
onlardan bilgi alıyorum. Onlara bakıyorum,
biraz öğreniyorum" diye konuştu.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. Saatleri çeşitli parçalarını harekete geçiren yay. 2. Kırsal kesimlerde sözü
geçen varlıklı kimselere verilen ad. – Maydanozgillerden, gaz söktürücü
olarak kullanılan bir bitki. 3. Antlaşma. – İlham. 4. Anahtar. – Tropikal bölgelerde esen rüzgâr. 5. Atın eşkin yürüyüşü. – Ad, san, şan. 6. Bir nota. – Ama,
lakin. 7. Killi topraktan yapılan çanak, çömlek, vazo gibi şeyler. 8.
Madencilikle uğraşan kurumumuzun kısaltması. – Kayınbirader. – İlave. 9.
CÜNEYT …….. ( Sinema sanatçımız ). – Mektup. 10. Bir halk sazı. – Güzel,
yakışıklı. 11. Karadeniz yelkenlisi. – Çıplak, özgür, hür. 12. Tayin. – Bir renk.
13. Bir cins iri at. – Bir takımın gözde oyuncusu. 14. Yumurtanın bir bölümü.
– Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. 15. Yarı,
yarım. – Ağırbaşlılık. 16. Evrensel alıcı kan grubu. – İcar. – Lahza. 17. Manda
pastırması. – Yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. 18. Meşin
kesmekte kullanılan araç. – Bir masal dağı. 19. Bir nota. – Avrupa Uzay
Ajansının kısaltması. 20. İspanyolların ünlü sevinç nidaları. – Bir düşünce
veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma.
Yukarıdan Aşağıya:
1. En iyi süreyi belirleme. – Alacak, borç. – Bir nota. 2. Yemiş koparırken dalları çekmeye ya da kovandan bal almaya yarayan araç. – Türkiye Radyo
Televizyon kurumunun kısaltması. – Kovuşturma. 3. Çocuklara anlatılan
uydurma hikâyeler. – Kesilen hayvanın iç organları ile baş ve ayakları. –
Terazi gözlerinden her biri. 4. Ön gün. – Uzaklaşmak. – Özensiz, gelişigüzel
yapılmış, sakil. 5. Bir işi yaptırabilme gücü, kudret, iktidar. – İnce yapılı. – El
işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. 6. Bir nota. – Lenf. –
Kiloamperin simgesi. – Paylama, itap. – Kabul etmeyerek geri çevirme. 7.
Başlangıcı belli olmayan zaman. – Haz. Muhammet’in annesinin adı. – Kiraya
verilerek gelir getiren mülk. – Bir nota. 8.
Kesilen para. – Kamufle etme. – Telli balıkçıl. 9.
Çekişme, kavga. – Bel bağı. – Alay, istihza. 10.
ÇÖZÜMÜ
Tecrübe etme, sınama. – Sıra, nöbet. – Delip geçen,
BUGÜN
içe işleyen.
14. SAYFADA
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
AKP’NİN TÜRKLÜKLE İMTİHANI
AKP’NİN TÜRKLÜKLE İMTİHANI
Prof. Dr. Nurullah Çetin
AKP adlanan Amerikancı ve
Barzani sevici partinin şefleri iktidara gelmeden önce de, geldikten sonra da siyasi projelerinin
merkezine sosyolojik ve hukuki
anlamda başta anayasa olmak
üzere bütün resmî kurumlardan
“Türk milleti” ifadesini çıkarmayı,
Türk millet yapısını ve dokusunu
darmadağın edecek, “Tek millet:
Türk milleti” bütünlüğünü bozup
parçalayacak, Türkiye’yi iyice
ayrıştırılmış etnik topluluklar karmaşasına sürükleyecek bir politikayı oturttu.
İktidar yılları boyunca hem söylemleri hem de eylemeleriyle
vatandaşlarımızın etnik mensubiyet damarlarını iyice tahrik etti.
Buradan hareketle onlardan etnik
aidiyetleri etrafında toplanan
ayrışmış milletler üretilmesine
zemin hazırladı. Atatürk’ün ve
Cumhuriyetin vatandaşlarımızı
ortak sosyolojik, kültürel ve hukuki değerlerde birleştirmeyi ve kaynaştırmayı amaçlayan tek millet
projesini işlevsizleştirme çalışmalarında epeyce de başarılı oldular.
Türkiye’yi millî devlet olmaktan
çıkarıp etnik karmaşa devletine
dönüştürme yolunda epey mesafe alan AKP şeflerinin asıl hedefleri başka kavimleri kutsarken
Türklüğü, Türk milliyeti ruh ve
şuurunu yok etmekti. Nitekim
Türklüğü yok etmeye dönük bazı
beyanatlarına ve eylemlerine
bakalım.
* “Ne mutlu Türk’üm diyene
sözünü dağlara taşlara yazdılar.
Bu ilkelliktir ve aşılacaktır.”
(Abdullah Gül)
"Türk dediğin bir sentezdir
zaten. Türk diye bir ırk yok" (AKP,
MKYK üyesi Prof. Dr. Yasin
Aktay)
“Partimiz iktidarından önce
hepimiz Türk’tük.” (AKP İstanbul
İl Başkanı Aziz Babuşcu)
* “Biz her türlü milliyetçiliği,
ayaklarının altına almış bir iktidarız.” (AKP Genel Başkanı)
* “Anayasayı değiştireceğiz ve
vatandaşlıktaki Türklük tanımını
kaldıracağız. Yoksa demokratikleşmeyi yapamayız. Vatandaşlık
tanımı da değiştirilecek.” (AKP
Grup Başkanvekili ve İstanbul
Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı)
* “Aslında ben Türk değilim.”
(AKP İstanbul milletvekili Hakan
Şükür)
* “Ülkemizin kurtuluş felsefesi
1920 Meclis’inde ve 1921
Anayasası’nda karşılığını bulan
kapsayıcı Anadolu felsefesiydi.
Bütün Anadolu kimlikleri eşit
unsurlar olarak sürecin içindeydi.
1924’le birlikte kuruluş felsefesine
geçildi. Kuruluş felsefesi dışlayıcı
ve baskıcı ulus yaklaşımı üzerine
kuruldu. İşte bu yaklaşımı benimseyen Türkiye toplumunun bugün
oluşturmaya çalıştığı millet artık
Türkiye milletidir. Yani dışlayıcı ve
baskıcı Türk milletinden kapsayıcı
ve özgürleştirici Türkiye milletine
geçiş sürecinde Kürt sorununun
kalıcı çözümünün gerçekleşeceği
bir siyasal realite söz konusudur.
Gerçekten de Türkiye toplumu,
özellikle AK Parti hükümetleriyle
birlikte bir Türkiye milleti inşa
süreci yürütüyor. Bu tamamlandığında sadece Türkiye bakımından
değil, bölgedeki Kürtler ve diğer
toplumlar bakımından da çok
önemli imkânlar doğacağı görülüyor.” (AKP Kars Milletvekili
Mehmet Uçum)
AKP şefleri bu tür laflar ederken, bir yandan da Türk çocuklarına Türklük, milliyet ruh ve şuuru
veren Andımızı kaldırdılar. “Türk
Kızılayı Maden Suyu” nun adından “Türk” kelimesini çıkardılar,
”Kızılay Doğal Maden suyu” ibaresini koydular. Bazı resmî
kurumlardan TC (Türkiye
Cumhuriyeti) ismini çıkardılar.
Hazırladıkları yeni anayasa taslağınızda temel hak ve özgürlüklerle ilgili önerilerinde "Türk vatandaşı" ya da "Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı" şeklinde bir tanımlamaya yer vermediler. Mevcut
anayasadaki "Türklük" ifadesini
kaldırıp, vatandaşlığı "vatandaşlık
bir haktır" şeklinde tanımladılar.
Bütün konuşma ve yazılarında
”Türk milleti” demek yerine ne
idüğü belirsiz soyut bir tanımlama
olarak sadece “milletimiz” dediler.
İlginçtir, 1 Kasım 2015 seçimlerine giderken AKP, tek başına
iktidar olabilmek için Türklerin
oyuna muhtaç oldu ve ara sıra
ürkek ürkek de olsa “Türk”, “Türk
milleti” demeye başladı. Ama
unutmayalım AKP, seçimlerden
hemen önce söylem planında
biraz milliyetçi, iktidara geldikten
hemen sonra eylem planında
tamamen Türk milliyeti tasfiyecisidir.
Gurbetçinin çocukluk hayali
“kanatlı hayvan parkı” kurdu
YALOVA - Belçika'da 35 yıl çalıştıktan sonra Türkiye'ye kesin dönüş
yapan gurbetçi, çocukluk hayali
"kanatlı hayvan parkı"nı Yalova'da
hayata geçirdi.
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde yaşayan Bülent Gürçam, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 1980 yılında çalışmak amacıyla Belçika'ya gidip yerleştiğini söyledi.
Başkent Brüksel'de 35 yıl kaldıktan
sonra Türkiye'ye kesin dönüş yaptığını
belirten Gürçam, çocukluğunda en
büyük hayalinin kanatlı hayvanların
bulunduğu park kurmak olduğunu
anlattı.
Gürçam, ilçeye döndükten sonra
arazi edindiğini dile getirerek,
"Çocukluğumdan bu yana güvercin ve
diğer kanatlı hayvanlara merakım
vardı. 'Neden olmasın' diyerek böyle
bir yer oluşturdum. Burada her türlü
kanatlı hayvan besliyoruz. Çevremdeki
insanlar ile paylaşmaya başladım.
İnsanların da merakı çok büyüktü.
Bunu görünce işi daha da büyüttük.
Artık burası hayvanat bahçesi gibi
oldu" ifadelerini kullandı.
Ziyaretçilerden bazılarının kimi hayvan türlerini ilk kez gördüğünü kaydeden Gürçam, misafirlerin arazideki
çadırda çay içerken çocuklarının da
hayvanları beslediğini belirtti.
"Koru Kanatlı Hayvan Parkı" ismini
verdiği bahçede 35 türden hayvan
bulunduğunu aktaran Gürçam, şöyle
konuştu:
"Burada her türlü tavuk, hindi, kaz,
ördek, sülün, bıldırcın, kanarya, sultan
papağanı ve diğer kanatlı hayvanlar
var. Yakında birkaç deve kuşu getireceğiz. İstiyoruz ki burada her türlü
kanatlı bulunsun, buraya okullardan
talebeler gelsin, her türlü kanatlı hayvanları görsün ve onlar hakkında bilgiler alsınlar. Her tür hayvanın kafesleri
olacak ve üzerlerine bunlarla ilgili bilgiler yazılacak."
Gürçam, parkın ücretsiz gezilebildiğini sözlerine ekledi. (AA)
SAĞLIK
22 Aralık 2015 Salı
13
Su içerek soğuğa meydan okuyun
Su içmenin önemi yaz aylarında daha çok gündeme gelse de kış
aylarında da yeterli miktarda su tüketmek büyük önem taşıyor.
HABER MERKEZİ - Kış aylarında su
içmenin önemini anlatan Anadolu Sağlık
Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece
Köprülü, “Kışın, soğuk havalarda vücut ısı
kaybını engellemek için damarların çapını
daraltır. Bunun sonucunda da derin dokulardan deri yüzeyine olan kan akışı azalır;
dolayısıyla vücut daha çok üşür. Yeterli
miktarda su içilmediğinde kan dolaşımını
daha da yavaşlar” diyor. Su içmenin vücut
ısısını dengelemede kritik bir rol oynadığını dile getiren Köprülü, az miktarda içilen suyun vücut ısısını düşürdüğünü söylüyor.
Sağlıklı bir yaşam için yeterli miktarda
su içmek vücudun tüm fonksiyonlarını
yerine getirebilmesi için hayati önem taşıyor. Vücudun %60’ının su olduğu da göz
önüne alındığında su gerçekten tüketilmesi
gereken elzem bir içecek. Yaz sıcaklarında
bol miktarda tüketilen suyun kışın da aynı
özenle tüketilmesi gerekiyor. Her gün
düzenli tüketilen suyun bağışık sistemini
kuvvetlendirdiğini ve böylece hastalıklardan korunmaya yardımcı olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve
Diyet Uzmanı Ece Köprülü, “Su içmek,
özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarını, gribal enfeksiyonları ve idrar yolu
enfeksiyonlarını önleyici etki gösterir. Bir
nevi doğal ilaç da diyebiliriz su için.
Yeterli miktarda su içilmediğinde özellikle
karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında
bozulmalar görülebilir; bu da kişiyi uzun
vadede ciddi hastalıklarla baş etmek
zorunda bırakabilir. Bunlarla birlikte,
özellikle mevsim geçiş dönemlerinde
vücut daha yorgun düşer ve bağışıklık
daha kolay zayıflar. Bunu engellemek ve
günlük enerjinizi yüksek tutmak için mutlaka su tüketmeniz gerekir” diyor.
Fazla terlemediğimiz için kış aylarında
su içmek çoğu zaman aklımıza gelmez;
ancak vücut yaz-kış hiç fark etmeksizin
aynı oranda suya ihtiyaç duyar. Beslenme
ve Diyet Uzmanı Ece Köprülü, “Çok fazla
hareket edilip terlenmeyen normal bir
günde minimum 8-10 bardak kadar su
tüketmelidir. Bu oran aslında kişiden kişiye değişim gösterir ancak ortalama olarak
baktığımızda günde 2-3 litre kadar su
tüketmek bireylerin genel sağlığı için
elzemdir. Dikkat edilmesi gereken bir
konu ise su zehirlenmesidir. Günde 5 litreden fazla su tüketmek ve buna uygun
oranda idrara çıkmamak vücutta su zehirlenmesine sebep olur. Aşırı su tüketimi ve
idrara çıkmamak vücudun tuz konsantrasyonun bozulmasına yol açarken bu da
ciddi boyutlarda karaciğere ve böbreklere
zarar verir” diyor. Köprülü, su zehirlenmesinin vücudu ölüme kadar götürebilecek
bir durum olduğunu ve içilen suyun miktarının da aşırıya kaçmamasına özen göstermek gerektiğini vurguluyor.
Kış aylarında havaların soğuması ile
beraber iç mekanlardaki hava, klima veya
diğer ısıtıcılarla daha sıcak hale geldiği
için vücut ısısında değişimler oluyor. Ece
Köprülü, “Soğuk havalarda aniden sıcak
bir alana girildiğinde cilt, nemini kaybeder. Bu durum kurumalara ve hatta aşırı
kuruma sonucu çatlaklıklara bile yol açabilir. Bu sebeple yaz aylarında olduğu gibi
kış aylarında da su tüketimine önem vermek gerekir. Yeterli su içmeyen kişilerde
cildin nem dengesi bozulduğu için cilt
daha çabuk kırışır, bu da kişinin daha yaşlı
Ameliyatsız reflü
tedavisi mümkün
HABER MERKEZİ - Dünyada sık
görülen bir hastalık olan reflü, stres, kilo
ve yanlış beslenme yüzünden ülkemizde
sıklıkla görülüyor. Yapılan araştırmalara
göre her 5 kişiden birinde reflü görülüyor.
Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı
Prof. Dr. Cengiz Pata reflüde, yüzde doksan oranında çözüm olan ameliyatsız reflü
tedavisi, stretta ile ilgili bilgi verdi. Prof.
Dr. Cengiz Pata ‘’Eğer hasta genç ve
mide kapakçığındaki açıklık 3 cm altında
ise yemek borusunun alt ucuna özel bir
elektrik akımı (radyofrekans) verilmesi ile
cerrahi bir girişime gerek kalmadan 30
dakikada tedavi etmek mümkün. Bu yöntemle hasta aynı gün taburcu olarak, ilaç
kullanmadan hayatına devam edebiliyor.
Stretta yöntemi ile zahmetsiz ve uzun süreli tedavi sonuçları elde edilebiliyor. Stretta
yönteminde kullanılan radyofrekans akımı,
ayrıca yıllardır kalp ritim bozuklukları,
karaciğer kistleri gibi çeşitli hastalıkların
tedavisinde de kullanılıyor’’ dedi.
Mide ve yemek borusu birleşiminde kas
yapısının özelleşmesi ile kapakçık benzeri
fonksiyonel bir yapı oluşmuştur. Bu
kapakçık sayesinde mide asidi , safra,
midedeki diğer sıvılar ve yediğimiz gıdalar
normal şartlarda yemek borusuna geriye
kaçmaz. Mide içeriğinin yemek borusuna
doğru geriye kaçmasına reflü, reflü’ye
bağlı olarak ortaya çıkan hastalığa ise
Gastroozofagial Reflü Hastalığı (GÖRH)
denir. Aslında reflü, fizyolojik bir olay
olup her insanda günün belli dönemlerinde
olmaktadır. Önemli olan geri kaçan mide
asidinin yemek borusunda, gırtlakta, akciğerlerde, ağız ve dişlerde ortaya çıkardığı
doku değişiklikleri ve buna bağlı gelişen
hastanın şikayetleri Reflüdür.
Mide de yanma ve bu yanmanın göğüste
yukarı doğru hissedilmesi, ağza acı su gelmesi, ağıza yemeklerin doluyor gibi hissedilmesi, yutma güçlüğü, kuru öksürük, ses
kısıklığı, kulak ağrısı gibi çeşitli şikayetler
sıklıkla reflüyü düşündürür. Ses kısıklığı,
gögüs ağrısı gibi şikayetlerle, kulak burun
boğaz ve kardiyoloji bölümlerinde de olabilir.
Hastalığın tanısı için göğüse yayılan
yanma son derece önemlidir. Tanı amaçlı
yapılması gereken ilk tetkik, gastroskopidir. Nadir olarak tanıda güçlük çekilen
hastalarda 24 saat boyunca yemek borusundaki asit düzeyi ölçülür.
ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN
• Gece yatmadan 2 saat önce yemek
yemeyin.
• Öğünlerde mideler az doldurulmalıdır.
• Geceleri yüksek yastıkla yatılmalıdır.
• Dar giyecekler giyilmemelidir.
• Kilo problemlemi olanlar ideal kilolarına inmelidir.
Soğuk havalarda cildiniz pul pul dökülmesin
HABER MERKEZİ - Soğuk hava, cilt
sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Kış aylarında artan su ve nem ihtiyacı sağlanmazsa
ciltte kuruluklarla birlikte başta egzama
olmak üzere birçok sağlık sorunu yaşanabiliyor. Memorial Wellness Kozmetik
Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr.
Makbule Dündar, soğuk havaların cilt sağlığına etkisi hakkında bilgi verdi.
Kış aylarının gelişi ve havanın soğumasıyla birlikte, ciltte kuruluklar ve pul pul
dökülmeler görülebilir. Nem ihtiyacı artan
ciltte, kuruluğa bağlık olarak kserotik
egzamalar denilen kuruluk ya da kış egzamaları ortaya çıkmaktadır. Egzamanın yanı
sıra kuruluktan dolayı özellikle el ve ayaklarda oluşan çatlaklardan çeşitli mikroorganizmalar cilde yerleşmektedir. Bu mikroorganizmalar çeşitli cilt enfeksiyonlarının da ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Kış aylarında cilt kuruluğuna bağlı egzamaların yanı sıra diğer egzama türleri de
sıklıkla görülmektedir. Bebek ve çocukluk
çağının en sık görülen hastalığı olarak bilinen atopik egzama kış aylarında soğuk
havaya ve kuruluğa bağlı olarak atak yapabilmektedir. Özellikle diz ve dirseklerin iç
yüzleri ile yüz bölgesinde görülen egzamalı cilt bölgesinde kızarıklık, pullanma ve
kaşıntı görülebilmektedir.
Kış aylarında ciltte oluşabilecek egzama
ataklarından korumak için sık sık yoğun
içerikli nemlendiriciler kullanmak gerekmektedir. Özellikle banyo sonrası cilt tipine uygun bir nemlendirici tüm vücuda
sürülmelidir. Sabahları yüze uygulanacak
nemlendirici kışın ciltte meydana gelecek
kuruluk ve soğuk havaya karşı etkili
olmaktadır. Nemlendirici kullanmanın yanı
sıra günde mutlaka en az 2-3 litre su tüketilmelidir.
Kışın kayak sporuyla uğraşan kişilerin,
kardan yansıyan güneş ışınlarından zarar
görmemesi için yüzlerine mutlaka yüksek
faktörlü güneş koruyucu krem sürmesi
gerekmektedir. Yüzünde koyu renkli leke
veya ben olanlar da SPF 20-30 içerikli
güneş koruyucu nemlendirici kullanmalıdır. Bunun yanı sıra soğuk havalarda eldiven kullanmak, günde 4-5 kez yoğun nemlendirici ile elleri nemlendirmek ve nötr Ph
içerikli sabunlar kullanmak kış aylarında
atak yapabilecek egzamalara karşı koruyucu olmaktadır.
Yaz aylarında ısıya bağlı damar genişlemeleri olabileceğinden, özellikle lazer içerikli kozmetik uygulamalar için kış ayları
daha uygun zamanlar olarak değerlendirilmektedir
Cilt ve hamilelik
lekeleri, güneş
hasarına bağlı oluşmuş koyu renkli
lekeler, kimyasal
peeling veya Q
switched lazer
uygulamaları ile
yok edilebilmektedir. Bu uygulamalar güneşten etkilendiği için yaz
aylarında yapılamamaktadır.
Bacaklarda oluşan
variköz damarsal
genişlemeler, yüzdeki kılcal damarlar, venöz göllenmeler de kış aylarında Nd-yağ lazer
uygulamalarıyla
giderilebilmektedir.
Hamilelik sonrası ya da aşırı kilo
alıp vermeye bağlı oluşan cilt çatlakları da
fraksiyonel Er-YAG lazerlerle %80 oranında tedavi edilebilmektedir. Lazer sonrası
cildin düzelmesi yaklaşık 1 hafta süreceği
için kış ayları bu işlemler için daha uygundur. Derin akne yani sivilce izleri de
Fraksiyonel Er-YAG seanslarından oldukça yüksek oranda fayda görmektedir. Bu
işlem ile yüz derisinin en üst tabakası
komple soyulmaktadır. Bu süreçte kişinin
direk güneş ışığına maruz kalmaması
gerektiği için kış ayları bu işlem için
uygundur. Mikroabrazyonlu medikal cilt
bakımları ile ciltte çok yüzeysel soyulmalar sağlanıp yoğun nem serumu ve nem
maskesi uygulamalarıyla kışın ciltte eksilen nem yerine konulabilmektedir.
görünmesine sebep olur. Su içmek cilt
güzelliği için de vazgeçilmezdir.
Yaşlandıkça ve dış etmenlerle karşılaştıkça cilt zamanla yıpranmaya uğrar, esnekliğini kaybeder ve incelir; bu da gayet normaldir. Ancak cildi kozmetik malzemelerle korumadan önce onu daha sağlıklı hale
getirmek için su tüketimine önem vermek
gerekir. Sağlıksız görünen bir cilt, nemini
kaybetmiş ve matlaşmış bir cilttir. Böyle
olan cilt kesinlikle daha çabuk kırışır ve
daha yaşlı durur. Bu nedenle tek başına
kozmetik malzemelere güvenip, cildimizi
tonlarca kimyasala maruz bırakmak yerine, önce günlük su tüketimimizi düzenlemeye özen göstermeliyiz” diyor.
Alerjik çocuklar kalp
hastalığı riski taşıyor
HABER MERKEZİ - Çocukluk
dönemi kalp hastalıkları, doğumsal ve
sonradan kazanılmış kalp hastalıkları
olarak iyi ayrı başlık altında değerlendiriliyor. Doğumsal olan kalp hastalıklarında, kalpte doğuştan kaynaklı yapısal
sorunlar; sonradan oluşan kalp hastalıklarında ise akut romatizmal ateşe bağlı
kalp kapak ve bulaşıcı hastalıklar akla
geliyor.
Memorial Antalya Hastanesi
Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Nuri
Cömert, ileri yaşta önemli sağlık sorunlarına yol açan ve temelleri çocukluk
döneminde atılan kalp hastalıkları hakkında bilgi verdi.
Yaklaşık bin yeni doğan bebekten 810’unda doğumsal kalp anomalisi
görülmektedir. Kalbin kulakçıkları veya
karıncıkları arasında delikler, ana atardamar ve toplardamarın yer değiştirmesi veya bu durumların birlikte görülmesi
sık rastlanan problemlerdir. Hastalığın
şiddetine göre bebeklerin yarısına ilk
haftada, geri kalarına ise ilk bir ayda;
riskli gebeliklerde ise anne karnındaki
bebeğe ekokardiyografi yaparak doğum
öncesi tanı konulmaktadır.
Çocukluk çağında kalp açısından dikkat edilmesi gereken en önemli hastalık,
akut eklem romatizmasıdır. Mikrobik
bir hastalıktır ve boğazda bademcik iltihabı şeklinde başlamaktadır. Daha sonra
başta diz olmak üzere eklemlere ulaşmakta ancak asıl hasarı kalpte oluşturmaktadır. Eklem romatizması geçiren
çocuklar erken ve doğru tedavi edildikleri takdirde hiçbir kalp hasarı olmadan
iyileşebilir.
Yakın dönemde yapılan araştırmalarda; çocukluk çağında astım, egzema,
saman nezlesi gibi alerjik durumu olan
çocukların kalp hastalığı riski altında
olduğu belirlenmiştir. Bu çocukların
alerjik olmayanlara göre erişkin dönemde iki kat daha fazla obezite, yüksek
kan basıncı, kolestrol yüksekliği ve
buna bağlı olarak kalp hastalığı riski
bulunmaktadır. Alerjik bir bünyeye
sahip olan ve bu nedenle tedavi alan
çocukların takibinde bu durum mutlaka
göz önüne alınmalıdır.
Çocuklar spor sırasında aşırı efor sarf
etmektedir. Bu durum sağlıklı bir kalpte
problem yaratmazken altta yatan hastalık varlığında sıkıntı oluşturabilir.
Çocukların yapacağı sporun zorluk
derecesine göre kalp hastalığı açısından
detaylı bir kalp muayenesi, elektrokardiyografi ve kalp yapısını kontrol etmek
içi EKO gibi testler uygulanmalıdır. Bu
tetkikler sonucunda kalp kasında kalınlaşmalar, kalp kapak bozuklukları veya
kalp ritminde sorun olup olmadığı tespit
edilerek gerekli önlemler alınabilir.
Hiçbir şikayeti olmayan çocuklar için
de risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa,
çocuk kilolu ve hareketsiz bir yaşam
sürüyorsa kalp kontrolleri okul döneminde başlamalıdır. Ergenlik, bir geçiş
ve kendine has stres etkenlerinin arttığı
bir zaman dilimi olduğundan bu dönemde kalpte çarpıntı sorunları yaşanabilir.
Erken tanı ve tedaviyle gerekli önlem
alındığında, kalp hastalığı olan çocuklar
da sağlıklı bir şekilde yaşamlarına
devam edebilir.
Prostat genel olarak yaşamı tehdit
eden bir durum olmamasına rağmen
erkeklerin yaşam kalitesini etkiliyor.
Üreme fonksiyonunda önemli görevleri
olan prostat bezinin genel olarak üç
hastalığı görülür. Prostatit erişkin
dönemde her yaşta görülebilirken, prostat kanseri ve prostat büyümesi daha
ileri yaşların hastalığı. Prostatın en sık
görülen rahatsızlığı ise prostat büyümesi. Liv Hospital Üroloji Uzmanı Prof.
Dr. Muammer Kendirci soğuk havaların
prostatı tetiklediğini vurgulayarak dikkat edilmesi gereken püf noktaları açıkladı. Prof. Dr. Muammer Kendirci
“Soğuktan mümkün olduğunca kaçının.
İdrarınızı çok fazla bekletmeyin, uygun
ortam varsa çok fazla sıkışmayı beklemeden idrarınızı boşaltın. Çay, kahve
gibi kafeinli içecekleri özellikle akşam
saatlerinde sınırlayın” dedi.
Erkekler fark etmese de 35’li yaşlardan itibaren prostat büyümeye başlıyor.
Hemen hemen her erkekte prostat
büyümesi olmasına rağmen, idrar
yapma alışkanlığında bozulma herkeste
olmayabilir. Olağan idrar yapma alışkanlığında, tutarlı değişiklikler ortaya
çıktığında prostat büyümesi akla gelmelidir. İdrara sık çıkma, gece idrara
kalkma, idrar yaparken sızı-yanma,
idrarı hemen başlatamama, idrarın
kesik-kesik gelmesi, incelmesi, saçıl-
ması, idrarı boşaltma süresinin uzaması, birden idrara sıkışma, bazen yetişmekte zorlanma gibi yakınmaları olanlarda prostat büyümesi değerlendirilmelidir. İdrar alışkanlığındaki bu tür
bozulmalar erkeklerin yaşam kalitesini
etkilemektedir.
Prostat büyümesi olan erkeklerin kış
mevsiminde yakınmaları artar. Çünkü
vücutta soğuktan en çok etkilenen
organların başında prostat gelir. Soğuğa
maruz kalma durumunda idrar yakınmalarında akut kötüleşmeler beklenebilir. Prostat büyümesi olan erkekler,
özellikle kış döneminde bazı tedbirler
alarak idrar şikayetlerini kontrol altına
alabilirler.
Prostat Büyümeniz Varsa
İhtiyacınız kadar su için.
Tüketeceğiniz suyu zamana yayın;
bir seferde çok miktarlar yerine, aralıklı
ve makul miktarlar tüketin.
Özellikle akşam saatlerinde olmak
üzere alkolü sınırlayın.
Düzenli fiziksel egzersiz yapın.
Yatmadan 2 saat öncesinde su içmeyi
bırakın.
Stresinizi azaltacak uğraşlara daha
fazla zaman ayırın.
Soğuk algınlığı ilaçları idrar yakınmalarını artırabilir; doktora danışmadan
kullanmayın.
Prostatı olanlar soğuk
havaya dikkat!
14
22 Aralık 2015 Salı
Taşyaran Vadisi'ne
"tabiat parkı" projesi
TURİZM
Samsun doğa
turizminde atağa
kalkıyor...
SAMSUN - Samsun Büyükşehir Belediyesi,
kentin turizm potansiyelini artırmak için üç tabiat
parkını Orman ve Su İşleri Bakanlığından kiraladı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya
Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Vezirköprü ilçesindeki Şahin Kanyonu, Tekkeköy
ilçesindeki Bayrak Tepe ve Terme ilçesindeki
Gölyazı Subasar Ormanı'nın bulunduğu tabiat
parklarını Orman ve Su İşleri Bakanlığından kiraladıklarını söyledi.
Bayrak Tepe'nin bin 320, Gölyazı'nın 5 bin
620, Şahin Kalyonu'nun ise 7 bin 340 dönüm
alanda bulunduğunu belirten Şahin, "Bu yerlerin
bakımını yaparak turizm alanı haline getirip
insanların doğa turizmi ve doğal hayatla ilgili
beklentilerine cevap vermek istiyoruz. Çünkü
artık insanlar tarih veya doğal hayatla ilgili cazibe merkezi arıyor. Lüks otellerin doldur boşat
ortamı artık insanlara cazip gelmiyor" dedi.
Eğitimli kişilerin doğal hayatı ve tarihi şehirleri tercih ettiğini vurgulayan Yılmaz, kültür
turizmi ve doğa turizmi denilen konunun her gün
biraz daha ön plana çıktığına işaret etti.
Bayrak Tepe, Gölyazı ve Şahin Kanyonu
turizm alanlarını çok önemsediğini söyleyen
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Şahin Kanyonu ve Altınkaya Barajı arasını
gezebilecek bir gemi yaptıracağız. Orada bir iskele yaptırıp yerli ve yabancı turistleri doğa ile iç
içe gezdirebileceğimiz bir plan yapıyoruz. Bu
alan Türkiye'de baraj gölünün kanyon ile buluştuğu ender yerlerdendir. Tekne gezileri, doğa yürüyüşü, yaban hayatı gözlemi gibi etkinliklere evsahipliği yapabilir. Bu çalışma, doğa turizmine ve
halkımızın doğayla bütünleşmesine büyük katkı
sağlayacaktır."
Gölyazı Subasar Ormanları'nın da Türkiye'nin
en büyük deltalarından Yeşilırmak Deltası'nın içerisinde bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, ormanın, barındırdığı zengin flora ve fauna biyoçeşitliliğinin yanında yaban hayatına evsahipliği yaptığını kaydetti. Yılmaz, bu alanda ayrıca doğa
yürüyüşü, yaban hayatı ile flora ve fauna gözlemleme gibi aktiviteler de yapılabileceğini söyledi.
Bayrak Tepe'nin ise Samsun'un şehir merkezine yakınlığı, görsel peyzaj ve deniz manzarası
dolayısıyla daha çok piknik amaçlı kullanıldığını
anlatan Yılmaz, "Hayvanat bahçesini buraya taşımak istiyoruz. Ayrıca burada fotoğrafçılık, atlı
yürüyüş, bisiklet gezisi gibi pek çok etkinlik
yapılabilir. Bölgenin ekoturizm potansiyeli önemli oranda katkı sağlayabilir" ifadesini kullandı.
UŞAK - Uşak'ta suyun kayalar üzerinde
oluşturduğu şekiller dolayısıyla halk arasında
"Taşyaran" adıyla anılan vadi, "Tabiat Parkı
Projesi" kapsamında turizme kazandırılacak.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Uşak Şube
Müdürü Hüseyin Tekin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Uşak-İzmir karayolu üzerindeki
Yenişehir köyü yakınlarındaki Taşyaran
Vadisi'nin turizme kazandırılması için çalışmalara başlandığını söyledi.
Aşırı soğuklarda zeminde akan suyun buz
tutmasıyla adeta doğal bir akvaryuma dönüşen
bölgenin jeolojik açıdan ilginç ve özel bir alan
olduğunu aktaran Tekin, üç bölümden oluşan
yaklaşık 57 hektarlık alanda yapılacak çalışmalarla ilgili etüt raporunun Doğa Koruma ve
Milli Parklar Genel Müdürlüğüne sunulduğunu
belirtti. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel
Eroğlu'nun geçen ay Uşak ziyareti sırasında
verdiği talimatın ardından kısa süre içinde
çalışmaların tamamlandığını dile getiren Tekin,
"Sayın Bakanımızın Taşyaran Vadisi'nin tabiat
parkı ilan edilmesi ve bölgede düzenlemeler
yapılması için verdiği talimatı ivedilikle yerine
getirdik. Ekiplerimiz, bölgede bir hafta süren
saha araştırması yaptı. Görsel arşiv oluşturarak
neler yapabiliriz rapor haline getirdik" dedi.
Suyun 300-400 yılda gnays adı verilen çok
sert yapılı kayaları şekillendirilmesiyle oluşan
bölgenin 1 kilometrelik uzunluğa sahip
olduğunu, jeolojik açıdan doğal bir laboratuvar
olarak tanımlandığını anlatan Tekin, sözlerini
şöyle sürdürdü:
"Aşırı soğuklarda vadinin zemininden akan
su, buz tutuyor ve bölge doğal bir akvaryuma
dönüşüyor. Eşsiz bir alan. Bölgenin tabiat parkı
Kartalkaya ve Gölcük
gökyüzünden bir başka güzel
4
5
6
ISSN 1308-7622
7
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
9
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
10
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
1
3
22 Aralık 2015
Salı
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
2
Yıl: 45
Sayı: 15340
11
BOLU - Kartalkaya Kayak
Merkezi ile her mevsim ayrı bir
güzelliğin yaşandığı Gölcük Tabiat
Parkı'nda gökyüzünden çekilen
görüntülere eşsiz manzaralar yansıdı.
Köroğlu Dağları'nın zirvesinde
yer alan Türkiye'nin önemli kış
turizm merkezlerinden Kartalkaya'da
sezonunun açılmasıyla pistleri dolduran tatilcilerin kayak ve snowboard
yaparken oluşturduğu renkli görüntüler, insansız hava aracı "drone"yle
kaydedildi.
Her mevsim farklı bir güzelliğe
bürünen Gölcük Tabiat Parkında da
kar yağışının ardından kartpostallık
manzaralar oluştu.
Gökyüzünden çekilen görüntüle-
re, beyaz örtünün göl ve etrafını
saran ağaçlara kattığı eşsiz güzellik
yansıdı.
Bolu Belediye Başkanı Alaaddin
Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehrin yüzde 65'inin ormanlarla kaplı olduğunu söyledi.
Kentin Türkiye'nin önemli turizm
merkezleri arasında yer aldığını anlatan Yılmaz, "Her sezon 200 binin
üzerinde tatilci, Kartalkaya'yı ziyaret
ediyor. Doğal güzellikleriyle tatilcileri büyüleyen Gölcük Tabiat Parkı da
özellikle kışın muhteşem bir görsel
şölen sunuyor. Konuklarımızın rahat
bir şekilde tatil yapması için üzerimize düşeni yapmayı sürdüreceğiz"
diye konuştu.
olarak ilan edilmesinin ardından rahatlıkla
gezilebilmesi için yürüyüş yolları ve yönlendirme levhaları, vadinin üst bölümüne asma
köprü yapımı için çalışma yapılacak. Gelişim
planında tüm bu detaylar yer alacak. Bölgede
farklı jeolojik dokular var. Hiçbir özelliği atlamadan titiz şekilde çalışıyoruz. Bölgenin turizme kazandırılması için düğmeye basıldı."
Uşak Kültür ve Turizm Müdürü Şerif
Arıtürk ise bölgeye ziyaretçi ilgisinin her geçen
gün arttığını belirterek, bölgenin şu an için
rehbersiz gezilmeye elverişli olmadığını, yüksek kayaçlar üzerinde yürümenin tehlikeli olabileceğini kaydetti. Arıtürk, bu nedenle gerekli
düzenlemeler yapıldıktan sonra bölgenin
ziyaret edilmesinin uygun olduğunu uyarısında
bulundu.
(AA)
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
22 Aralık 2015 Salı
"Türk tekvandosu dünyada ilk 3'te"
KONYA - Türkiye Tekvando
Federasyonu Başkanı Metin Şahin, tekvandoya üye 200 ülkenin 197'sini geride bıraktıklarını, bunun bir başarı olduğunu söyledi. Şahin, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, bu yıl Türk gençliğinin tekvando sporuna katılımı noktasında büyük bir başarı elde ettiklerini
ifade etti. Lisanslı sporcu sayısında 350
bin rakamına yaklaştıklarını belirten
Şahin, bu sayının giderek arttığını dile
getirdi. Şahin, dünyada 200 ülkenin
tekvandoya üye olduğunu ve sporda
istatistiklerin başarıyı gösterdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Türkiye
İPEK SOYLU
ilklerin peşinde
ANKARA - Milli sporcu İpek Soylu,
dünya sıralamasında ilk 100'e girmek ve
"grand slam"de ana tabloya yükselen ilk Türk
kadın tenisçi olmak istediğini söyledi.
ABD Açık'ta genç çiftlerde Türkiye'ye ilk
grand slam şampiyonluğunu kazandıran milli
tenisçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
yeni sezon için umutlu konuştu.
Yeni yıla iyi başlamak istediğini belirten
İpek, "Kadınlar dünya sıralamasında ilk 100'e
girmek istiyorum. Çok güzel bir sezon olacağına inanıyorum. Sürprizlerle dolu bir sezon
geçeceğini düşünüyorum" dedi.
İpek, 2016 sezonunun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık'ta elemelerde mücadele edeceğini dile getirerek, ana tabloya kalarak bir ilki gerçekleştirmek istediğini vurgula-
dı. Yoluna büyükler kategorisinde devam ettiğine işaret eden kadınlar dünya sıralamasının
158. basamağındaki milli tenisçi, şöyle devam
etti:
"Gençler ve büyükler arasında çok büyük
fark var, seviye çok artıyor. Yeni sezonda
kendimden beklentim, elemelerden çıkıp ana
tablo oynamak. Bu sezon hedeflediğim çoğu
şeyi başardım. İlk 100'e girdiğiniz zaman
grand slam turnuvalarına ana tablodan dahil
oluyorsunuz. Büyüklerde 'grand slam'de ana
tabloda mücadele eden Türk kadın tenisçi
yok. Bunu başaran ilk tenisçi olmayı amaçlıyorum."
İpek Soylu, dünya 4 numarası Rus Maria
Sharapova ve tenisi bırakan Çinli Li Na'yı
idol aldığını belirtti.
Sharapova'nın oyun içindeki disiplinini
sevdiğini anlatan İpek, "Ancak oyunlarımız
çok farklı. Li Na'yı fizik ve oyun olarak kendime daha yakın görüyorum. Tabii ki ilk
10'da olan oyuncuların hepsinin birçok özelliği var. Hepsinden faydalanmaya, örnek almaya çalışıyorum" diye konuştu.
Marsel İlhan'ın, dünyanın en önemli tenisçileriyle maçlar yaptığına değinen İpek, milli
sporcunun Türk tenisi adına önemli işler
başardığını belirtti.
İpek, Marsel'in İspanyol raket Rafael
Nadal'la karşılaştığını hatırlatarak, "Benim de
hayalim, Serena Williams ya da Venus
Williams'la maç yapmak. O tecrübeyi elde
etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
(AA)
olarak, tekvandoya üye 200 ülkenin
197'sini geride bırakmışız. Türk tekvandosu dünyada ilk 3 içinde yer alıyor. Bu
bir başarıdır. Böyle başarılar zor elde
edilir. Dünyanın en başarılı federasyonlarından biriyiz. Son 12 yıldır böyleyiz.
Bu çıtayı dengede tutabilmek için çok
gayret etmek zorundayız. Başarıyı
sürekli hale getirmek de çok zordur.
Zaman zaman düşüşler de yaşanabilir
fakat bizim omurgamız çok kuvvetli.
Bugün bazı sporcularımızda düşüş olsa,
onların yerini tamamlayacak çok ciddi
tekvandocular yetiştiriyoruz. Onun için
gelecek adına bir kaygımız yok."
Yarış atlarının
kadın antrenörü
BURSA - Meslekte 26 yılını dolduran
Türkiye'nin lisanslı yarışan ilk kadın jokeyi
Zülfiye Bulut, son bir yıldır yarış atı antrenörlüğü
yaparak mesleğine devam ediyor.
Bugüne kadar jokey olarak katıldığı 244 koşuda 8 birincilik elde eden Zülfiye Bulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, at binmeye 6 yaşında
başladığını söyledi.
Atlara aşık olduğunu ve babasının kendisine
bir yarış atı almasıyla hayatının değiştiğini dile
getiren Bulut, "O zaman Bulgaristan'da yaşıyorduk. Atımla köy yarışlarına katılmaya başladım.
Zorunlu olarak Türkiye'ye göç ettikten sonra
1989'da Türkiye Jokey Kulübü'ne (TJK) başvurdum ve lisansımı alarak at binmeye başladım. İlk
yarışıma da İzmir'de 23 Kasım 1989'da katıldım"
dedi.
Jokeyliğe ilk başladığında bu durumun çok
yadırgandığını ifade eden Bulut, şöyle konuştu:
"Ben Türkiye'de profesyonel anlamda yarışan
lisanslı ilk bayanım ve 26 yıldır da bu işte çalışıyorum. Sağlığım el verdiği sürece de devam edeceğim. Çünkü ben atları seviyorum ve onlara aşığım. Atsız bir hayat düşünemiyorum. Bu mesleği
de o yüzden yapıyorum. Buraya çalışmak için
gelen bayanlar oluyor ancak bizim çalışma alanımız zor bir alan. Açık havada çalışıyoruz ve hava
şartları kötü olabiliyor. Daha sonra bırakabiliyorlar. Ancak gülü seven dikenine katlanır misali ben
devam ediyorum."
Silvanlı wushu sporcuları destek bekliyor
DİYARBAKIR - Terör
olaylarıyla son dönemde sık sık
gündeme gelen Diyarbakır'ın
Silvan ilçesinde wushu sporuyla
ilgilenen gençler, teröre inat
şampiyonluk yolunda ilerlemek
için destek bekliyor.
Terör örgütü PKK mensuplarının kazdığı hendekler ve
tuzaklar her alanda olduğu gibi
spor alanındaki faaliyetlerin de
rahatlıkla yürütülmesine engel
oluyor.
Son 4 ayda terör saldırıları
nedeniyle 6 kez sokağa çıkma
yasağının uygulandığı Silvan'da
wushu sporuyla ilgilenen
çoğunluğu kızlardan oluşan
gençler, teröre inat branşlarında
başarılı olabilmek için çaba
gösteriyor.
2014 yılında wushu taolo
okullararası Türkiye şampiyonluğu ve wushu sanda da
Türkiye üçüncüsü olan Mehmet
Soner Bayka, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, yaklaşık 4
yıldır bu spor ile ilgilendiğini
söyledi.
Yetkililerden güvenlik şartlarının iyileştirilmesini beklediklerini aktaran Bayka, "Sayın
Cumhurbaşkanımıza,
Başbakanımıza, devlet yetkililerine ve iş adamlarına seslenmek
istiyorum, biz buradan müsabakalara çok zor şartlar altında
katılıyoruz bize destek olun lütfen" dedi.
İller arası şampiyonluğu
olan Dilan Gülüp de güvenlik
sorununun giderilmesini beklediklerini vurgulayarak, "Bu
sporu yapmak isteyen çok sayıda arkadaşım var fakat güvenlik
nedeniyle Silvan gibi bir yere
gelemiyor. Aileleri kızlarını
spor salonuna gönderebilirler
burada sevgi ve saygı içerisinde
güvenle sporumuzu yapmaya
çalışıyoruz" diye konuştu.
Dövüş kategorisinde
Budokaido Kyokushin Türkiye
ikincisi olan Hiram Nur Aras
ise Türkiye Şampiyonluğu
müsabakaları için gittiği kentlerde yeni arkadaşlar edinmesinin kendisini mutlu ettiğini
anlattı.
Dünya şampiyonu olmak
istediğine değinen Aras,
"Türkiye'yi, Güneydoğu'yu ve
Silvan'ı temsil etmek istiyorum.
Buradan Silvan gençlerini de bu
tür etkinliklere davet ediyorum"
ifadelerini kullandı.
Kaymakamlık bünyesinde
açılan kursta eğitim veren
wushu milli takım antrenörü
Nimet Kalkan da ilçede yaklaşık 4 yıldır öğrenci yetiştirdiklerini belirtti.
Silvan'a, şu ana kadar farklı
kategorilerde 300'ü aşkın
madalya getirdiklerine dikkati
çeken Kalkan, verilecek desteğin artmasıyla gelecek yıl daha
iyi dereceler elde etmek istediklerini sözlerine ekledi.
(AA)
Türk kayağı
"yüksek teknoloji"
ile donatılıyor
ERZURUM- Türkiye Kayak Federasyonu tarafından Erzurum'da yüksek teknolojiyle donatılarak yapılan
Kayak Bakım Merkezi'nde testlere başlandı.
Kayak Federasyonu Başkan Vekili Fatih Kıyıcı, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Avusturyalı
Wintersteiger AG firması yetkilileriyle ekim ayında
yapılan protokol gereği başlatılan çalışmalar kapsamında
getirilen cihazlarla, federasyonun Erzurum ofisinde
bakım merkezi oluşturulduğunu söyledi.
Yeni yılda açılışı gerçekleştirilen merkezin milli
takımların gelişmesine katkı sağlayacağını belirten
Kıyıcı, merkezde testlerin başladığını ifade etti.
Milli takım sporcularının yarışmalarda daha üstün
performans göstermelerinde malzemelerin önemli olduğunu anlatan Kıyıcı, "Kayak takımlarının iyi bir şekilde
yapımı için milli takımımıza hizmet vereceğiz. Daha
sonra spor kulüplerimize bu hizmeti sunacağız. Bazı
zamanlarda da isteyen kayakseverlere hizmet vereceğiz"
dedi. Milli takımlarda görev yapan antrenör ve sporcuların kayak takımlarının bakımlarını kendilerinin "el ayarı"
yöntemiyle yaptığını dile getiren Kıyıcı, şöyle konuştu:
"Kayak sporunda artık dereceler, saliselerle ölçülüyor.
Aynı dakika, saniye veya saliseye birden fazla sporcunun
girdiği müsabakalar çok oluyor. Bu da kayak sporunun
materyali olan kayak takımının kenarlarındaki çeliklerin,
altlarındaki vaksın önemini bize göstermekte. Biz bunu
elle yapmayacağız, tamamen yarışçılar için dizayn edilmiş, dünyanın en önemli iki firmasından birinin ürünüyle yapacağız. Milimetrik hesaplar üzerinde, hem kayağın
daha uzun ömürlü olması hem de sporcunun en iyi şekilde yarışma ve antrenmana hazırlanmasını sağlayacağız."
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
22 Aralık 2015 Salı
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği’nin
‘Yaşasın Kadın’ isimli sergisi Ankara’da
Next Level Art’ta açıldı. Sergide,
56 sanatçının eserleri sergileniyor.
Girişimci kadınlardan
KARMA SERGİ
ER
Ö
Ankara Girişimci
Kadınlar Derneği’nin bu
yıl ikincisini düzenlediği ‘Yaşasın Kadın’
isimli karma sergisi
sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 56
sanatçının eserleriKENAN ERGEN
nin sergilendiği
karma serginin proje
koordinatörlüğünü Gülseren
Bozkurt yapıyor. Çalışmaları hakkında bilgi veren Proje
Koordinatörü Bozkurt; hedeflerini:
Kadınların sosyal katılım ve cinsiyet eşitliği, toplumsal refah, kültürel zenginlik, kaynakların verimli
kullanılmasına katkı sunmamak
olarak açıkladı.
Bozkurt şunları söyledi:
L H AB
ZE
“Projenin bir diğer hedefi de
kadınların günümüze kadar gelen
olumsuzluklarının çözüm yollarının irdelemek. Bu bağlamda sergiden elde edilecek gelir; sosyal bir
projeleye aktarılacak. Sergilerden
elde edilecek gelirle, engelli yurttaşların yanı sıra kadın ve gençlerin de yaralanabileceği ‘hobi evleri
projesi’ hayata geçirilecek. Yaşasın
Kadın Projesi her ay farklı mekânlarda sanatçı katılımı artarak sergi
ve gösteriler devam edecek. Mart
ayında kadınlar haftası kapmasında, üç oturumla bir sempozyum
organize edilecek. Sempozyum
sonunda 100 sanatçının katılacağı
bir sergi ve müzayede yapılacak.
Müzayeden elde edilecek gelirde
projeye aktarılacak” diye konuştu.
Çankaya Belediyesi’nde
YANGIN TATBİKATI
Çankaya Belediyesi, personeline iş güvenliği ve ilkyardım eğitiminin ardından yangın söndürme eğitimi
verdi; yangın tatbikatı da gerçekleştirdi.
HABER MERKEZİ- Çankaya
Belediyesi, personele yönelik düzenlenen işyeri güvenliği ve işçi sağlığı eğitimlerinin yanı sıra sivil savunma eğitimlerini de sürdürüyor.
Üretimhanelerde çalışanlara yönelik
düzenlenen yangın eğitimi başarıyla
tamamlandı.
Park Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı
atölye ve diğer üretimhanelerde çalışan
personele yönelik yapılan çalışmada
elektrik, patlayıcı, parlayıcı madde yangınlarına yönelik eğitim veren uzmanlar, yangın tüplerinin içeriği hakkında
da bilgi verdi. Belediyenin Yıldız
ve dış mekanlarda olası yangınlara doğru
Yereşkesi’nde gerçekleştirilen eğitimin
ardından uygulamaya geçildi. Çalışanlar, iç şekilde müdahale etmeyi uygulamalı olarak öğrenerek bilgilerini pekiştirdiler.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
6 Kişilik
HAŞHAŞLI ÇÖREK
Malzemeler
2 su bardağı süt
1 su bardağı ılık su
Yarım su bardağı sıvı yağ
2 yemek kaşığı maya
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
İçi için:
Yeteri kadar haşhaş
Sıvı yağ
Hazırlanışı
Ilık süte 2 yemek kaşığı mayayı ve
şekeri ekleyip 5 dk kadar bekletin
.Diğer malzemeleri de ekleyin karıştırın .Tuzu ekleyin .Ununu kontrollu
şekilde ekleyin yoğurun 20 dk kadar
mayalanmaya bırakın. 1 çay bardağı
haşhaşa, 1 su bardağı kadar sıvı yağ
ekleyip karıştırın.Mayalanan hamuru 9
parçaya ayırın.3 tanesini tabak büyüklüğünde açın .İlk parçasına haşhaşlı sıvı yağ karışımından yeteri kadar sürün .Elinizle hamuru biraz
çekerek büyütün üstüne diğerini koyup tekrar haşhaş sürün 3. Katıda
üstüne koyun haşhaş sürün.Açabildiğiniz kadar elinizle çekerek açın
.Sonra üst üste koyduğumuz 3 unu rulo yaparak sarın 2 parmak genişli-
AFİYET OLSUN...
Download

Yalanlama - Yedigün Gazetesi