LİDERLER NE DEDİ?
Yaraları saran
dayanışma
www.yedigungazetesi.com.tr
Kürt sorunu
tabiri yanlış
Fotoğraflar: Kenan Ergen
UR
D
ARMAĞAN KULOĞLU:
Türkiye, terör sorununu, teröristleri saklandıkları sokaklarda, evlerde
tek tek arayıp, bulup, etkisiz hale getirerek yok etme kararlılığını
sürdürürken, Emekli Tümgeneral Armağan
Kuloğlu gazetemize yaptığı açıklamalarda
önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kuloğlu, “Ülkede Kürt sorunu olması için etnik
bir sorun olması gerekir. Türkiye’deki sorun
etnik bir sorun değil tamamen bir terör
sorunudur. Bu sorunu Kürt sorunu şekline
dönüştürmeye çalışan bir akım var Türkiye’de”
diye konuştu ve ekledi: “Etnik sorun olmadığına göre Kürt sorunu olarak ifade etmemiz
mümkün değil.”
Efsane Güzeldereli’nin röportajı 6. SAYFADA
Hafta sonu meydana gelen
yangın herkesi üzerken, yanan
pazarın yeniden yapılması
kararını esnaflar oylarıyla
verdi. AK Parti Ankara
Milletvekili Nevzat Ceylan da
esnafları ziyaret ederek bilgi
aldı, geçmiş olsun dedi.
Taşdelen’e ziyaret
Büyükşehir muhtarları dinledi
MHP’li muhaliflerde
‘İKNA’ ENDİŞESİ
HABERİ 5. SAYFADA
MHP’deki kurultay
hareketliliği sürerken,
AA bir analiz yayınladı.
Buna göre, tüzük kurultayı düzenlemek için
imza toplayan MHP'li
muhaliflerin en büyük
endişesi, genel
merkezin imza veren
delegeleri ‘ikna’ etmesi.
11. SAYFADA
HABERİ 5. SAYFADA
Fark edildi, imha edildi...
GÖK: Çözüm
yeri Meclis
CHP Grup Başkanvekili
Levent Gök, terör örgütü
PKK tarafından kaçırılan
asker ve polislerin
aileleriyle grup yönetim
salonunda bir araya
geldi. Gök, terörün sona
erdirilmesi gerektiğini
belirterek, “PKK'nın bu
silahlı eylemleriyle hiçbir
sonuç alamayacağı
ortadadır. Biz elbette
Doğu ve Güneydoğu'da
yaşanan sıkıntıların ve
taleplerin farkındayız.
Ama bunların her birinin
yolu, Meclis içinde
konuşarak çözümden
geçer” dedi.
ZE
L H AB
ER
Ö
Fotoğraf:
Kenan
Ergen
250 dükkanı kül eden yangına
Başbakan ve Gökçek el koydu
Ç
EFSANE RÖPORTAJLAR
Fiyatı 25 Kr
S U N E R KI
LI
23 Aralık 2015 Çarşamba
Partilerinin grup toplantılarında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli gündemi değerlendirdi. HABERİ 11. SAYFADA
Keçiören’deki Osmanlı Halk
Pazarı’nı kül eden yangın sonrası
yara sarma harekatı başladı.
Başbakan’dan bakana, belediye
başkanından valiye, STK’lara kadar
herkesin üzerine düşeni yapmasıı
moral ve güç verdi esnafa.
Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı Melih Gökçek, önce felaket
yerini gezdi, bilgi aldı. Sonra
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun
müjdelerini duyurdu. Ardından da
yangınzede esnaflarla biraraya
geldi.
Gökçek, “Yaralarınız sarılacak ve
çok daha güzel bir mekana kavuşacaksınız” sözünün gereğini de yerine getirdi. Dükkanı yanan
esnaflarla bir toplantı yapan
Ankara Büyükşehir
Başkan Gökçek, yanan pazarın yerBelediye Başkanı
ine ne yapılması gerektiğinin
Melih
Gökçek, yangınkararını da esnaflara aldırdı.:
da zarar gören
Osmanlı Halk Pazarı yeniden kuruesnafları rahatlattı.
lacak… HABERİ 11. SAYFADA
Filistin
DEVLET
Yunanistan’da tarihi karar:
Yunanistan parlamentosu, Filistin'i devlet olarak tanıma kararı aldı.
Parlamentonun bu kararı, Yunanistan'ın, Filistin'i resmen tanıması
yönünde hükümete tavsiye niteliği taşıyor. Yunanistan Meclis
Başkanı Nikos Vuçis'in Filistin'in devlet olarak tanınması yönünde
sunduğu tavsiye kararı genel kurulda oy birliği ile kabul edildi.
Oylamayı, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile birlikte parlamentoya gelen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da izledi.
JET Fadıl tutuklandı
Diyarbakır, Şırnak ve Mardin’de devam eden ve Cizre, Silopi gibi yerlerde yoğunlaşan terörle
mücadele operasyonlarında yüzlerce terörist öldürüldü. Bu arada, Silvan-Batman karayolu
Kumluk Mahallesi yol ayrımı mevkisinde mayın ve el yapımı patlayıcı araması icra eden birlikler
tarafından, terör örgütü mensuplarınca menfeze yerleştirilen mutfak tüpleri ile hazırlanan el
yapımı patlayıcıyı tespit etti. Patlayıcı Madde İmha Timi ulaşımın aksamaması ve menfez
üzerindeki yüksek gerilim elektrik hattına zarar vermemesi için bombayı boş arazide imha etti.
Keçiören yasta
Bitlis'te PKK'lı teröristlerce el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit olan
Uzman Çavuş Eren Kılıç'ın başkentteki
babaevine acı haber ulaştı. Kılıç'ın şehit
düştüğü haberi, Keçiören İncirli’deki
babaevine askeri yetkililerce bildirildi.
Terör operasyonu...
Bayrampaşa’da Caprice Gold ve Caprice Maldivler gayrımenkul
projelerinde devre mülk satışı yaptığı kişilerden para topladığı
halde projeleri tamamlamadığı gerekçesi ile hakkında soruşturma
başlatılan Fadıl Akgündüz sevk edildiği İstanbul 9’uncu Sulh Ceza
Hakimliğince, tacir ve ya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan tutuklandı. Akgündüz, birçok ticari
maceranın yanında milletvekilliği de yapmıştı.
DENETİM SERVİSİ!
Ankara Büyükşehir
Belediyesi Zabıta
ekipleri okul servislerini sıkı denetimden
geçiriyor.
HABERİ 5. SAYFADA
Gaziosmanpaşa'da, hücre evlerine yönelik düzenlenen operasyon sırasında çıkan çatışmada, 2 terörist etkisiz hale getirildi, 4
polis yaralandı. Çatışma sırasında yaralanan 4 polis memuru
ambulanslarla, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi, Gaziosmanpaşa Taksim İlkyardım Hastanesi ve
Çapa'daki İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı.
Fehmi Koru
Dış politik
çizgimiz değişiyor
ama neden?
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
ALTINDAĞ
buluşmaları
HABERİ 4. SAYFADA
Yenimahalle’de
ŞEB-İ ARUS
HABERİ 3. SAYFADA
Bakan Tüfenkçi
Bezci ile görüştü
HABERİ 3. SAYFADA
Çocuk Meclisi’nin
dönem heyecanı
HABERİ 4. SAYFADA
Yavuz Sultan
Selim Camii açıldı
HABERİ 3. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
23 Aralık 2015 Çarşamba
"28 Şubat Reşit Oldu"
28 Şubat’ta yayınlanacak
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İSTANBUL - 28 Şubat
Postmodern Darbesi'nin 19. yıl
dönümü dolayısıyla, 19 yönetmenin, 19 kısa filme imza atacağı
projenin tanıtımı yapıldı.
"28 Şubat Reşit Oldu" başlığıyla, Sancak Medya tarafından, TRT
Televizyonu için hazırlanan projenin lansmanı, TBMM Milli
Saraylar'a bağlı Saray
Koleksiyonları Müzesi Sanat
Galerisi'nde gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan TRT
Televizyon Dairesi Başkanı
Tuncay Yürekli, 28 Şubat sürecini
yaşayanlardan biri olduğunu
belirterek, "Özellikle kız kardeşlerimiz ciddi anlamda sıkıntı çektiler.
Sürgünler yaşandı. Baskılar,
psikolojik baskılar oluşturuldu.
Fiili saldırılara uğradılar.
Birilerinin bunu muhakkak ortaya
koyup değerlendirmesi lazımdı.
Bunun TRT olması çok önemli.
Önceki dönemlerde o kadar uzaklaştırılmışız ki TRT'den, içimizden
birilerinin bunu yapıyor olması
Vizyona
yeni
giren
filmler
çok değerli" dedi.
Projenin koordinatörü
Abdulhamit Güler, "28 Şubat"tan
sonra doğan kuşağın, "28 Şubat"a
dair hiçbir şey bilmediğine işaret
ederek, "Bugüne kadar sinema
alanında 28 Şubat'a dair hiçbir şey
yapılmadığından yola çıkarak,
neler yapılmalı diye
düşündüğümde, aklıma bu proje
geldi" diye konuştu.
Projedeki filmlere ilişkin,
"Neden uzun metraj değil?"
sorusunun akla gelebileceğini
kaydeden Güler, "Sinema en
pahalı sanat ama bir o kadar da
postmodern zamanın en etkili aracı
denebilir. Bu en pahalı sanatın, en
etkili şekilde icra edildiği formlardan biri, kısa film. Bir şey yapılıyorsa, çok sayıda kişinin el vererek
yapmasıyla, bu işin daha
hakkaniyetli olacağını düşünmüştüm. Özellikle teşekkür etmek
gerekiyor ki TRT de proje oraya
gittiğinden beri önem verdiğinden,
bu proje bu aşamaya geldi"
Star Wars 7:
Güç Uyanıyor
Tür : Bilim Kurgu , Aksiyon , Fantastik
Yönetmen : J.J. Abrams
Oyuncular : Carrie Fisher , Mark Hamill
, Harrison Ford , Adam Driver , John
Boyega
Senaryo : J.J. Abrams , George Lucas ,
Lawrence Kasdan
Yapımcı : J.J. Abrams , Kathleen
Kennedy
Diğer Adı : Star Wars 7, Star Wars
Episode VII, Yıldız Savaşları 7, Yıldız
Savaşları Bölüm VII: Güç Uyanıyor
Orijinal serinin son filminin 30 yıl ardından Star Wars serisi 7. filmiyle beyazperdeye döndü. Filmde, Return of the Jedi
filminin 30 yıl sonrasında yaşananlar
anlatılacak.
06:08 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:10 Pastane
07:00 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Beni Böyle Sev
11:25 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
15:05 Pastane
16:05 Dizi Klip
16:10 1'de Bugün
16:25 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:00 Siyasi Partilerin Propaganda
20:10 Diriliş "Ertuğrul"
23:15 Pelin Çift İle Gündem Ötesi
01:00 Alias "Kod Adı"
01:45 1'de Bugün
02:00 Beni Böyle Sev
06:45 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Kırgın Çiçekler
SELAMİ
ŞAHİN
KONSERİ
26 ARALIK
2015
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
Penelope Cruz'un, başrollerini İspanyol sinemasının ünlü isimleri Luis Tosar ve
Etxeandia'yla paylaştığı Ma Ma'nın yönetmen
koltuğunda, "Kutup Çizgisi Aşıkları" ve "Sex
and Lucia" filmlerinden adını duyuran Julio
Medem oturuyor. Dram türündeki İspanya
yapımı filmin konusu şöyle: "Bir ilkokulda
öğretmenlik yapan Magda, meme kanserine
yakalandığını öğrenir. Daha önce de
yakalanıp iyileştiği hastalığın bu kez epeyce
ilerlediği ortaya çıkar. Magda yaşadığı bu zor
günlerde en yakınlarının neşesine güvenmektedir. Hayattan alabildiğince keyif almanın
derdinde olan Magda, bunu yanındakilere de
geçirmek ister. Kendisine 6 aylık ömür
biçildiği gün hamile olduğunu öğrenir ve
kaderini değiştirmeye karar verir."
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Mayıs Kraliçesi
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Acı Aşk
22:00 Dursun Çavuş
00:30 İlişki Durumu Karışık
02:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
03:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
04:30 Asla Vazgeçmem
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
LİNET
KONSERİ
08 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
"Ma Ma"
16:30Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Eve Dönüş
23:20 Analar ve Anneler
02:05 Evli ve Öfkeli
04:35 Eve Dönüş
05:30 Haberler
20:10 DİRİLİŞ ERTUĞRUL
Ertuğrul’un ön gördüğü gibi
Noyan, obaya casuslarını yerleştirerek obayı içeriden yıkmak
için çalışmalarına başlamıştır.
Obadaki hırs ve ihtiras kavgalarının giderek büyümesi
Noyan’ın tam da olmasını istediği
şeydir. Bu duruma kadınların birbiriyle olan çekişmesi de eklenince Noyan’ın iki obayı yıkma
planı daha da kolaylaşmaktadır.
Ertuğrul’u dinlememekle hata
yaptığını anlayan annesi ve abisi,
bir yandan obadaki tansiyonu
düşürmek için uğraşırken diğer
yandan yeni stratejiler uygulamaktadırlar. Obadan sürgün edilen
Ertuğrul yeni planlar yaparken
kendisini nasıl tehlikeler beklemektedir?
ifadelerini kullandı.
Sancak Medya Yönetim
Kurulu Başkanı Muhammed
Hakan Sancaktutan da sanat dilinin, toplumsal farkındalığa hizmet
edeceğine inandıklarını dile getirdi. 28 Şubat sürecine dikkati çeken
Sancaktutan, şu bilgileri verdi:
"Aslında '28 Şubat' filmleri
projesi, Türkiye demokrasisinin,
en hassas kırılma noktalarından
biri olan, aslında etkilerini ve
uygulamalarını, dünyada değişen
konjonktüre uydurarak devam
eden hadiseler silsilesine ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Hali
hazırda, zaman zaman
karşılaştığımız, algı yönetimi ve
kitle manipülasyonlarıyla,
toplumun samimi duygularını suistimal eden yüksek aklın deşifresi
ve Türk halkının yakın geçmişiyle
muhasebesini sağlamak istiyoruz.
Bu amaçla projemizde yer alan 19
değerli yönetmenin vizöründen
döneme bakacağız.”
(AA)
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLY JOKER
ANKARA’DA
05:15 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle Lezzetin
Haritası
11:00 Kiralık Aşk
13:45 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
MEHMET
ERDEM
KONSERİ
25 ARALIK
2015 CUMA
22:00
JOLY
JOKER
ANKARA’DA
"Lolo"
Romantik filmlerin unutulmaz
aktrisi Julie Delpy, "Lolo" adlı
filmde hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol oyuncusu olarak
izleyicinin karşısına çıkacak.
Başarılı oyuncu Julie Delpy'e
başrolde Dany Boon, Vincent
Lacoste ile Karin Viard'ın eşlik
ettiği filmin konusu şöyle:
"Violette, 40 yaşında, hayatını
moda sektörüne adamış başarılı
bir kadındır. Uzun soluklu bir
ilişkisi olamayan Violette, bir bilgisayar dahisi olan Jean Rene ile
tanıştığında en sonunda aradığını
bulur. Jean Rene farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar
edilemez bir kimya oluşur.
06:15 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
07:30 Çizgi Film Kuşağı
07:50 Oynat Bakalım
08:35 Maşa ile Koca Ayı
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Aşkların En Güzeli
13:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
15:30 İşte Benim Stilim AllStar 19:00 Aşkların En Güzeli
20:00 Yetenek Sizsiniz Türkiye
00:30 Aşkların En Güzeli
01:45 İşte Benim Stilim All-Star
04:30 Ver Fırına
05:30 Aramızda Kalmasın
06:00 Ulan İstanbul
06:35 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
11:00 Bizim Lezzetlerimiz
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Poyraz Karayel
19:00 Star Haber
20:00 Kara Sevda
23:30 Yerli Dizi
01:45 Evleneceksen Gel
20:00 KARA SEVDA
Kemal ve Nihan kaderlerinin
değiştiği evde yüzleşiyor.
Kemal ve Nihan beş yıl önce
kaderlerinin değiştiği evde
yüzleşirler. Kemal gerçeği açığa
çıkarmak için Nihan’a kaçacak yer
bırakmayacak sorular sorar. Öte
yandan kaza haberi gelene kadar,
Nihan’ın başlatacağı oyuna Kemal
de ayak uydurur. Birlikte hayattan
birkaç saat çalarlar.
Tarık, Önder’i hastaneye
yetiştirdiğinde, Emir’in bütün
planlarını altüst edip, Emir’i kendi
tuzağına düşürdüğünden habersizdir. Emir, polislerden önce
Tarık’a ulaşmak için harekete
geçer.
Önder’in kazadan sonra dudaklarından dökülen ilk kelimeler,
hem Nihan’ın hem de Kemal’in
araştırmalarına yön verir
19:45 ACI AŞK
Acı Aşk, mutluluk ve masumiyetle
başlayan bir aşkın darmadağın ettiği
hayatları konu alıyor. Bir yandan
Melek (Sezgi Sena Akay) ve Bulut’un
(Seçkin Özdemir) rüya gibi yaşadığı
imkansız aşkları, diğer yandan sevgiye
aç bir kadın olan Sude’nin (Selin
Şekerci) çırpınışı ve bütün bu gönül
tutulmalarının arasında aşkın fedakarlık ve cesaretten ibaret olduğunu hatırlatan Ali (Alperen Duymaz)… Bu
kördüğüm nasıl çözülecek, yolları
nasıl kesişecektir.
Yapımını TMC, yapımcılığını Erol
AVCI’nın üstlendiği, senaryosunu
Sema Ali Erol, Figen Şakacı ve Mahir
Erol’un kaleme aldığı, müziklerini
Kıraç’ın yaptığı; Acı Aşk'ın Yönetmen
koltuğu ise M. Çağatay Tosun'un.
Oyuncu kadrosunda; Selin Şekerci,
Seçkin Özdemir, Sezgi Sena Akay,
Alperen Duymaz, Hüseyin Avni
ANKARA
Bezci’den, Bakan
Tüfenkçi’ye ziyaret
HABER MERKEZİ- Ankara Ticaret Odası
(ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, yönetim kurulu, meclis ve komiteüyeleriyle birlikte
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi’ye
“hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu. Ankara Ticaret
Odası’nın çalışmaları hakkında bilgi alan Bakan
Tüfenkçi, Dünya Ticaret Örgütü raporlamalarına
göre, gümrüklerde bir günlük gecikmenin ticari kaybının yüzde 4 olduğunu, gelişmemiş ülkelerde,
gelişmiş ülkelere oranla kağıt ve imza bürokrasinin
daha fazla olduğunu söyledi. İhracatçının üzerindeki
yükü azaltmak, gümrükleme maliyetlerini düşürmek
ve işlemleri hızlandırmak amacıyla Türkiye’nin
bütün gümrüklerinde otomasyona geçmeye yönelik
çalışma yürüttüklerini anlatan Bakan Tüfenkçi, “
İhracatçımızın uluslararası piyasalarda rekabet edebilmesi için, bizim desteklememiz lazım.
İhracatçımızın, konulan kurallara uyduğunda
Türkiye gümrüklerinde beklememesi
lazım.(Gümrüğe rahatlıkla girip çıkabilirim) demesi
ve buna göre fiyat verirken zaman da verebilmesi
lazım. Çünkü uluslararası piyasalarda sadece fiyat
avantajı yetmiyor, zamanında teslim de büyük önem
taşıyor “dedi.
Türkiye’nin ihracat hedefini özel sektörle yakalayacağının altını çizen Bakan Tüfenkçi, “Bu nedenle
biz, köstekleyen değil destekleyen olacağız” dedi.
İhracatı kolaylaştırmak için yetkilendirmiş ve yerinde gümrükleme sistemini yaygınlaştıracaklarını
kaydedenTüfenkçi “Tek pencere ile bütün işlemleri
elektronik ortama taşıyacağız. 1,5-2 sene sonra ithalatçı da ihracatçı da kendilerine verilen şifre ile yüklediği malın nerede olduğunu görebilecek, hangi
aşamada olduğunu görebilecek. Bunları şeffaflaşmak için yapıyoruz. Şeffaflaşırsak denetleme daha
kolay olur. Bu çalışmalardaki amacımız ithalat ve
ihracatımızın hızlanmasını sağlamak ve maliyetleri
düşürmek. Sonuç odaklı çalışmalıyız. Pratik olmak
zorundayız. Bunu milletimiz kazansın diye yapmamız lazım” diye konuştu.
Birçok düzenlemenin birçok bakanlıkta aynı anda
bulunduğuna dikkat çeken Bakan Tüfenkçi, “
Çalışıp ülkeyi bu yükten kurtarmamız lazım.
Örneğin piyasa denetimi Sağlık Bakanlığı tarafından
da yapılıyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
tarafından da. Burada ticaret erbabı mağdur oluyor.
Bir tane muhatap oluşturmak lazım” dedi. Bakan
Tüfenkçi, konunun hükümet programında yer aldığını ve yeni bir düzenleme getirileceğini anlattı.
Bakan Tüfenkçi, Türkiye’yi lojistik merkezlerinden
biri haline getirmeyi hedeflediklerini de bildirdi.
ATO Başkanı Bezcide, Ankara Ticaret Odası üyelerinin sorunlarına aktardığı konuşmasında, son
dönemde ülke gündemini işgal eden Rusya krizine
değindi. Türkiye’nin Rusya’dan 16,5 milyar dolarlık
enerji ithalatı yaptığını kaydeden Bezci, “Güneş ve
rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yıllık
10 milyar dolarlık yatırım yapılması durumunda,
Türkiye enerji alanında dışa bağımlılıktan kurtulabilir” diye konuştu.Bezci, güneş enerjisi yatırımcılarının çok zor bir mevzuatla karşı karşıya olduğunu
belirterek, güneş başta olmak üzere yenilenebilir
enerji kaynaklarına yatırım yapmak isteyenlerin işlerinin zorlaştırılmak yerine kolaylaştırılması gerektiğine vurgu yaptı. Bezci, yenilenebilir enerji kaynakları konusunda Almanya’nın örnek ülke olduğunu
belirterek. “Güneş fakiri Almanya’nın güneş enerjisinde kurulu gücü 38 bin megavattır” diye konuştu.
Ziyarette, ATO yönetim kurulu, meclis ve komite
üyeleri de Bakan Tüfenkçi’ye temsil ettikleri meslek
gruplarının yaşadığı sektörel sorunlar hakkında bilgi
verdi.
Altındağ’da “Şeb-i Aruz” coşkusu
HABER MERKEZİ- Altındağlı kadınlar,
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi Hazretleri'nin öldüğü
gün olan “Şeb-i Aruz” u unutmadı. Mevlana Kadın
Eğitim ve Kültür Merkezi üyesi kadınlar, merkezlerinin ismine yakışır bir etkinlikle bu özel günü andı.
Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, Rabb'ine, yani sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü ve bu
nedenle “Düğün Gecesi” olarak adlandırdığı bu özel
günde, okunan ilahiler ve şiirler dinleyenleri duygulandırdı.
Mevlana Kadın Eğitim ve Kültür Merkezi üyeleri
tarafından hazırlanan etkinlikte ilk olarak Mevlânâ
Celaleddin-i Rumi Hazretleri'ni anlatan bir film
izlendi. Daha sonra merkez üyelerinden oluşan
tasavvuf korosu söyledikleri ilahilerle dinleyenlerin
büyük beğenisini topladı. Okudukları şiirlerle de
büyük alkış alan kadınlar, Mevlana Hazretleri’ne
yakışır bir etkinliğe imza attılar. Oldukça duygulandığı görülen Altındağlı kadınlar, Mevlânâ
Celaleddin-i Rumi Hazretleri'nin yaşam felsefesinin
her zaman örnek alınması gerektiğinin altını çizdiler.
Yenimahalle’de ŞEB-İ ARUS
ŞEBNEM ÜNAL- Mevlana
Celaleddin-i Rumi’nin Hakk’a vuslatının
742’inci yıldönümü dolayısıyla
Yenimahalle Belediyesi tarafından Nazım
Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde
anma programı düzenlendi.
Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve eşi Azize
Yaşar’ın ev sahipliğinde düzenlenen Şeb-i Arus
törenine, Başkan Vekili Mehmet Kartal, Belediye
Başkan Yardımcıları Erhan Aras, Yaşar
Neslihanoğlu, Hüseyin Boran, CHP Yenimahalle
İlçe Başkanı Ahmet Meşe, belediye meclis üyeleri
ve Yenimahalleliler katıldı. Şeb-i Arus Gecesi’nde
Mevlana, okunan Kur’an-ı Kerim ve edilen dualarla
yad edildi.
Mevlana’yı anma gecelerinin yalnızca onu anmaya değil onu anlamaya hizmet etmesi gerektiğini
ifade ederek konuşmasına başlayan Yenimahalle
Belediye Başkanı FethiYaşar, “Bu akşam semazenlerimizi izlerken, ilahileri, kasideleri dinlerken sadece görsel bir şöleni değil dünya hırslarının gelip
geçici olduğuna, baki kalanın bu kubbede bir hoş
seda bırakmak olduğuna, içimizi kemiren nefret,
kin, hor görme gibi tüm kötü hasletlerin boş olduğuna dair de bir düşünce içinde olmamız gerektiğine
inanıyorum” dedi.
Yaşar, “Mevlana Hazretleri, ölümü, ahireti korkuyla ceza ile açıklayanlara karşı aşkı, sevgiyi, merhameti, vicdanı övmüştür. Mevlana sadece bireysel
kurtuluşu değil birlik ve beraberliği, kardeşliği, karşılıklı hoşgörüyü öğretilerinin temeline koymuştur.
Mevlana bin yıllar öncesinden insanlığa “Gel, Ne
olursan ol Gel” diye seslenmeye devam etmektedir.
Bu nedenle Hazreti Mevlana’nın öğretileri, tüm
dünyanın ilgisini çekmektedir. Bugün hala başta
İslam Dünyası olmak üzere tüm dünyada yaşanan
acılar, savaşlar, sen, ben kavgası ve hoşgörüsüzlük
ise devam etmektedir” diye konuştu.
2010 Türkiye Kur’an-ı Kerimi Güzel Okuma
Yarışması Dünya Birincisi Hafız Ali Tel’in Kur’an
tilavetiylebaşlayan program, konuşmaların ardından
musiki konseriyle devam edip,Bilal Demiryürek’in
kasideleri ve Mevlevi Sema Ayini sona erdi.
23 Aralık 2015 Çarşamba
3
700 personele
sağlık taraması
HABER MERKEZİ- Yenimahalle Belediyesi Fen
İşleri Müdürlüğü ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ndeki
700 personel sağlık taramasından geçti.
Belediye Kurum Doktoru Şahin Engin Kargın ve
hemşireler tarafından yapılan kan tahliliyle çalışanlara
kansızlık testi, romatizmal tetkikler, Karaciğer böbrek
fonksiyon testleri, diyabet kontrolü ve bulaşıcı hastalık
taşıyıp taşımadığına dair testler yapıldı.
5 gün süren taramada, kan tahlilleri sonucu rahatsızlığı bulunanlar doktor tarafından Meslek Hastalıkları
Hastanesi’ne tedavi için gönderildi. Personele uyarılarda da bulunan Doktor Kargın, “Sağlıkla ilgili sorunlarda erken teşhis çok önemlidir. El, ağız ve burun temizliğine dikkat edin, mendil kullanın, elinizi çok sık yıkayın, kişilerle gereğinden fazla temas içinde olmayın, kış
aylarında soğuklara karşı kendinizi koruyun ve beslenmenize dikkat edin” diye konuştu.
Personeline ve personelinin sağlığına her zaman
önem verdiklerini kaydeden Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar ise, “Sağlıkla ilgili sorunlarda
erken tanının ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz mümkün olduğunca personelimize rutin olarak
sağlık taraması yaptırıyoruz. Hem personelimizin hem
de vatandaşlarımızın sağlığı bizim için büyük önem
taşıyor” dedi.
Yavuz Sultan
Selim Camii
ibadete açıldı
MURAT HAKKI SÖBÜTAY- Mamak
Belediyesi, Mamak Müftülüğü ve hayırsever
vatandaşlar tarafından başlanan Yavuz Sultan
Selim Cami düzenlenen törenle dualarla açıldı. Açılışa Mamak Belediye Başkanı Mesut
Akgül, Mamak Müftüsü Muharrem Genç, Mamak
Belediyesi Meclis Üyeleri, başkan yardımcıları ve çok
sayıda vatandaş katıldı. Cengizhan Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Yavuz Sultan Selim Cami 800 kişilik
kapasiteye sahip. Yavuz Sultan Selim Cami açılışında
konuşan Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül;
“Göreve geldiğimizden bugüne Mamak’ın maddi ve
manevi imarı için çalışıyoruz. Bu memlekette milletimizi ayakta tutan dini ve milli değerlerimizdir.
İnsanların manevi anlamda eğitim ihtiyaçlarını karşılamak son derece önemli. Göreve geldikten sonra
Mamak’ta bulunan bütün camilerin mülkiyet sorununu
da çözdük. Fiziki koşullarlı iyileştirilmiş, düzeltilmiş,
yeniden yapılmış camiler bu manevi mimarın bir parçası” dedi.
Camilerin önemine değinen Mamak Müftüsü
Muharrem Genç; “Bu hayırlı hizmette maddi ve manevi
katkısı bulunan herkese teşekkür ediyorum. Özellikle
ilçemizde böyle hayırlı hizmetler söz konusu olduğunda
maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Belediye
Başkanımız Sayın Mesut Akgül’e ve ekibine teşekkür
ediyorum. Bu caminin eski halini biliyoruz. Şimdi çok
daha modern şekilde yeniden inşa ederek hizmete açıyoruz” dedi. Konuşmaların ardından Yavuz Sultan
Selim Cami’nin açılışı gerçekleştirildi ve açılışa katılan
vatandaşlara yemek ikram edildi.
4
ANKARA
23 Aralık 2015 Çarşamba
İş ve İş
Makineleri
Kümelenmesi
(İŞİM) 3.
Olağan Genel
Kurul
Toplantısı’na
Yenimahalle
Belediye
Başkanı Fethi
Yaşar da
katıldı.
Başkan Yaşar’dan
tecrübe paylaşımı
MİHRİBAN DEMİREL-Küme
Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.
Ziya Burhanettin Güvenç’in ev sahipliğinde düzenlenen İş ve İş Makineleri
Kümelenmesi (İŞİM) 3. Olağan Genel
Kurul Toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıya, Başkan Yaşar’ın yanı sıra OSTİM
Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, İller
Bankası Genel Müdürü Mehmet Turgut
Dedeoğlu ve Devlet Malzeme Ofisi Pazarlama
Daire Başkanı İsmet Keskin de katıldı.
Genel kurulda konuşan Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar “Bizde maalesef örgütlü
toplum yok. Dünyada olduğu gibi örgütlenmeyi
başarabilmemiz gerekiyor. Artık üretmek kadar,
satmak da acımasız bir noktaya geldi. En güzel
şekilde üretim yapılsa bile o mallar satılamadıktan sonra o sektörün yaşama şansı yok.
Ülkemizdeki bürokratların üretime bakış açısı,
dünyadaki gelişmeler, sektörel başarıların ve
sıkıntıların takip edilmesibu aşamada çok önemli. Bunları tek başına yapmanın da maalesef
imkanı yok” dedi.
Siteler’in değer kaybettiğine dikkat çeken
Yaşar “Siteler örgütlenemediği, pazarlama sistemini kuramadığı, ARGE’sini yapamadığı, fuarlara katılamadığı, kendini geliştiremediği için
pazar payı Türkiye’de başka illere kaydı.
OSTİM bu konuda iyi bir örnek, çok başarılı
noktalara geldi.Bizim sıkıntımız ticareti babadan
gördüğümüz şekilde uzun yıllar yaşatmaya çalışıyoruz. Kümelenmeler daha da artmak zorunda.
Genel kurulda alınacak kararların sektöre ve
ülkemize katkı yapmasını yürekten diliyorum”
diye konuştu.
OSTİM Organize Sanayi Bölgesi olarak
bizim ne alınacak iş makinemiz, ne satılacak
parçamız var. Kendimizi ülkenin ve dünyanın
sorunlarının çözülmesinde sorumlu hissediyoruz
diye konuşan OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı
Orhan Aydın da “Firmalarımızı daha ileri noktalara taşımak, şehirlerimizi daha ileriye götürmek
zorundayız. Bu ülkede yaşanan sorunların büyük
çoğunluğu istihdam, işsizlik, katma değer, ihracat gibi konuları yapamamış olmaktan kaynaklanıyor. Firmalarımız bunu bireysel olarak yapmaya çalışıyor ama bu yetmiyor. İşte bu yüzden bir
araya gelmek gerekiyor” dedi.
Altındağ buluşmaları sürüyor
Çocuk Meclisi’nde
21. dönem heyecanı
HABER MERKEZİ- Ankara
Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi
üyeleri, törenle mazbatalarını alarak
21. döneme başladı.
Çocuk Meclisi Binası’nda düzenlenen mazbata törenine; Büyükşehir
Belediyesi Genel Sekreter Yardımcı
Yunus Aluç,Sosyal Hizmetler Daire
Başkanı Adnan Şeker, çocuk meclisi
üyeleri ile bazı çocukların aileleri
katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın
okunması ile başlayan toplantıyı 21.
Dönem Çocuk Meclisi Başkanı Ayşe
Dila Karakaya yönetti.Dila
Karakaya,yaptığı konuşmada şunları
söyledi:
“Biz çocukların varlığını önemseyen, bizlerin de söz sahibi olması
amacıyla bu öncü meclisi bizlere
sunan, Ankara’mıza üstün hizmetler
veren saygıdeğer Büyükşehir Belediye
Başkanımız Melih Gökçek’e şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Ankara için
emek veren tüm
değerli büyüklerime
ve meclis çalışmalarını sürdürmüş
olan geçmiş dönem
üyelerine teşekkür
ediyorum.”
Toplantıda üyeler çeşitli konularda
önergeler verdiler
ve önergelerle ilgili
görüşlerini açıkladılar. Üyelerin verdiği
önergelerin kabul
edilmesi ve üyelerin
mazbatalarını alması sonucu toplantı
sona erdi.
HABER MERKEZİ-Altındağ
Belediyesi tarafından düzenlenen
pazar sohbetleri hız kesmeden
devam ediyor. Altındağlı vatandaşlar, Başkan Veysel Tiryaki ve
eşi Saadet Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen kahvaltı programlarını iple çekiyor. Her hafta
pazar günü Ulucanlar Yarı Açık
Cezaevi Kültür
ve Sanat
Merkezi’nde
aynı sofraya
oturan
Altındağlılar,
birbirleriyle
hasret gideriyor.
Pazar buluşmalarının bu
haftaki konukları Seyfi
Demirsoy ve
Altınpark
Mahallesi
sakinleri oldu.
Yaklaşık 500 kişinin katıldığı
kahvaltı programında genç yaşlı
herkes aynı sofrada buluştu.
Altındağlı hemşehrilerine her
zamanki gibi samimi ve sıcak davranan Başkan Tiryaki, bu tür
buluşmaların Altındağ’daki aile
bağlarını güçlü tuttuğunu söyledi.
Tiryaki, soğuk havaya aldırış
etmeden Ulucanlar Cezaevi’ne
kadar gelen Altındağlılara teşekkür ederek “Bu kahvaltılara anlam
katan sizlersiniz…” dedi. Başkan
Tiryaki, aynı sofrayı paylaşmanın
bereketi artıracağını da dile getirdi.
Başkan Tiryaki, günümüzde
insani ilişkilerin maalesef geri
planda kaldığını belirterek sevgi
ve saygının önemi üzerinde durdu.
Verilecek bir selamın ya da ufak
bir tebessümün,insanları manevi
yönden rahatlatacağını ifade eden
Tiryaki, ayrım gözetilmemesi
gerektiğinin de altını çizdi.
Meclis
üyeleri
yemekte
buluştu
Etimesgut Belediyesi’nin 2016 bütçe yemeğinde
Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri ile
ilçe Belediye Başkanları, bir araya geldi.
HABER MERKEZİ- Ankara İlçe Belediye
Başkanları ve Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeleri,
Belediye
Başkanı Enver
Demirel'in
daveti üzerine
Etimesgut'ta
bir araya geldiler. Başkan
Demirel,
konuklarını
Eryaman
Emekli
Konağı’nda
ağırladı.
Başkan
Demirel,
Meclis üyelerine Etimesgut’un gelişimi ve belediye
hizmetleri hakkında bilgiler verdi. Demirel, "2016
bütçe yemeğimize katılımlarınızdan dolayı teşekkür
ediyorum. Bu tarz organizasyonlar
birlik ve beraberliğimizi pekiştirmektedir" dedi.
Başkan Demirel,
samimi bir ortamda
geçen ziyarette,
Meclis üyelerine
Göktürk Aile
Yaşam ve
Eğitim
Merkezi’ni
gezdirdi.
Tesisin
bütün
bölümlerini
teker teker
inceleyen
ilçe
Belediye
Başkanları ve
Meclis
Üyelerine,
Başkan Demirel
ayrıntılı bilgi
verdi. Tesisi çok
beğendiklerini belirten
üyeler, gerçekleştirdiği
yatırım ve hizmetlerden dolayı
Başkan Demirel’i tebrik ettiler.
Etimesgutlu hanımlar
KONYA’YI GEZDİ
HABER MERKEZİ- Etimesgut Belediyesi,
Mevlana’nın 742. vuslat yıldönümünde Konya’ya ziyaret programı düzenledi.
Etimesgut Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri ile
ilçede ikamet
eden kadınlar, Şeb-i
Arus törenlerine katıldılar. Ahmet
Özhan’ın ilahileri eşliğinde sema
programını
izleyen
Etimesgutlu
kadınlar,
Mevlana
Camii ile
müzesini
ziyaret ettiler, Konya’nın etli ekmeğini ve yöresel lezzetlerini tattılar.
Günübirlik düzenlenen programa 200’ü aşkın
Etimesgutlu kadın katıldı. Kadınlar, düzenlenen bu
geziden duydukları memnuniyeti dile getirerek,
Belediye Başkanı Enver Demirel’e teşekkür ettiler.
ANKARA
23 Aralık 2015 Çarşamba
Ankara
Büyükşehir
Belediyesi
Zabıta
ekipleri
okul
servislerini
sıkı
denetimden
geçiriyor.
Okul servislerine
sıkı denetim
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir
Belediyesi Zabıta ekipleri, son 2 ayda denetledikleri
1117 okul ve kreş servis aracından 546'sını kurallara
uygun buldu, 328 araca da uyarı cezası verdi.
Zabıta Servis Araçları Karakol Amirliği ekiplerince okul bahçelerinde yapılan denetimlerde, okul
servis araçları kurallara uygunluk bakımından denetlenirken, kurallara uymayan araçlarla ilgili uyarıda
bulunularak cezai işlem uygulanıyor.
Ekipler, okulların açıldığı 28 Eylül'den Kasım
sonuna kadar yapılan denetimlerde 63 okul ile 33
etüt merkezi ve kreşte görev yapan 1117 adet servis
aracını denetledi. Bu araçların 546'sı kurallara
uygun bulunurken, 328 araca uyarı yapıldı, 243
araca da cezai işlem uygulandı. 6 servis aracına ise
"durum tespit idari yaptırım tutanağı" düzenlenerek,
Belediye Encümeni'ne sevk edildi.
Denetimlerin rutin ve şikayete bağlı olarak
yapıldığını belirten yetkililer, okul servis araçlarıyla
ilgili şikayetlerin, 153 No’lu Mavi Masa hattına
yapılabileceğini bildirdiler.
Başkent'te 7200 adet C plakalı servis aracı
bulunduğunu belirterek, bu araçlara yönelik denetimlerin önemini vurgulayan yetkililer,
“Öğrencilerin can güvenliği için okul servis araçları
kurallara uymak zorunda. Bu nedenle yapılan denetimler büyük önem taşıyor" dediler.
Yetkililer, okul servis araçlarında C plakası
bulunmasının zorunlu olduğunu, EGO Genel
Müdürlüğü Ulaşım Daire Başkanlığı’ndan da çalışma ruhsatı ve güzergah izin belgesi alınmasının
gerektiğini bildirdiler.
Okul servis araçlarında ayrıca araç şoförlerinin
ruhsat ve ehliyet kontrolü, araçların yolcu kapasitesinin kontrolü, araç içinin temizliği, okul taşıtı ibaresi ve araç arkasında kırmızı ışıklı ‘dur’ lambasının
bulunması gerekiyor. Araç içinde fiyat tarifesinin
görünür bir yerde asılı olması, ilköğretim ve ortaöğretim için araçta rehber öğretmen bulunması, aracın
12 yaşından büyük olmaması, cam ve pencerelerinin
sabit olması, koltuklarda emniyet kemeri bulunması,
araç koltuklarının yırtık olmaması, diğer kurallar
arasında yer alıyor.
Ayrıca şoförlerin kılık kıyafetinin düzgün olması, araçta göze hoş gelmeyen adap ve ahlaka aykırı
unsurlar bulunmaması ve araç plakalarının sahte
veya çift plaka olmaması yönünde denetlemeler
yapılıyor.
5
Kent Konseyi Genel
Kurulu toplandı
EMİNE UĞURLU- Ankara Büyükşehir
Belediyesi Kent Konseyi 11. Olağan Genel
Kurul Toplantısı yapıldı. Büyükşehir
Belediyesi Konferans Salonu’ndaki toplantıya
Ankara Kent Konseyi Başkanı Seyfi Saltoğlu,
Kent Konsey temsilcileri, Konsey Genel Kurul
üyeleri, Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
Divan başkanlığına Büyükşehir Belediye Meclis 2.
Başkanvekili Nail Çimen’in seçilmesi ve Divan üyeliklerinin belirlenmesinin ardından, Kent Konseyi Başkanı
Seyfi Saltoğlu, faaliyetleri konusunda üyelere bilgi verdi.
Kent Konseyi’nin sivil toplum örgütleri ile belediyeler
arasında bir köprü görevi gördüğünü ifade eden Saltoğlu,
“Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın ilçelerinin kent konseyleri ile bir araya geldik. Ankara ile ilgili deneyimlerimizi
paylaştığımız toplantıların 3 ayda bir yapılmasına karar
verdik. Kent konseyleri Ankaramıza daha çok katkı sağlayacak. Ankara ile ilgili proje ve çalışmalarımız çok olumlu olsa da Ankara’nın daha fazla ilgiyi hak ettiği kanaatindeyim” dedi.
Ankara Kent Konseyi’nin etkinlik ve faaliyetlerinin
tanıtılmasının ardından konuşma yapan Ankara İl Kültür
ve Turizm
Müdürü Doğan
Acar da
Başkent turizmine katkıda
bulanan önemli
çalışmalara
imza attığı için
Ankara
Büyükşehir
Belediye
Başkanı Melih Gökçek’e teşekkürlerini iletti. Acar,
“Ankapark Türkiye projesi değil, Dünya projesidir” diye
konuştu.
Başkent’in tanıtımına ve turizm olanaklarının artırılmasına katkı sağlayacak olan konu başlıklarının görüşüldüğü toplantıda, Tüm Özel Radyo Televizyon Yayıncıları
Derneği Başkanı Ahmet Saydam Yalçın’ın sunumu ile
Tulumtaş Mağarası’nın ıslah edilmesi ve Ankara turizmine kazandırılması projesi konusunda görüşler müzakere
edildi.
Sosyal Hizmetler Eğitim ve Yardım Vakfı Başkanı ve
Halk Ekmek Genel Müdürü Ali İlkbahar’ın, yürütülen
sosyal yardım projeleri ve Halk Ekmek Fabrikası ile ilgili
konuşmasının ardından, konsey temsilcileri ve kurul üyelerinin dilek, görüş ve temennileri ile toplantı son buldu.
Büyükşehir,
Galeri Kara’da Baki
muhtarları dinledi Kurtuluş sergisi
HABER MERKEZİ- Ankara
Büyükşehir Belediyesi Belediyeler
Muhtarlıklar ve Sivil Toplum
Kuruluşları Dairesi Başkanlığı’nda
gerçekleşen toplantıda, Başkent
Muhtarlar Federasyonu Başkanı
Behçet Uyanık öncülüğünde 19 ilçenin
muhtar derneği başkanları, bir araya
geldi.
Başkent Muhtarlar Federasyonu
Başkanı Behçet Uyanık, yeni kurulan
"Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil
Toplum Kuruluşları Dairesi"nin kuru-
CHP Çankaya
İlçe’den
Taşdelen’e ziyaret
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Cumhuriyet Halk
Partisi (CHP) Çankaya İlçe Başkanlığı’na yeniden seçilen
Selçuk Dereli ve yeni yönetimini konuk etti.
HABER MERKEZİ- Cumhuriyet
Halk Partisi’nde kurultay öncesinde
ilçelerde gerçekleştirilen başkanlık
seçimlerinde Çankaya’da yeniden başkanlığa seçilen Selçuk Dereli, yeni
yönetimiyle birlikte Belediye Başkanı
Alper Taşdelen’i ziyaret etti.
Çankaya İlçe Teşkilatı’nı ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirten Taşdelen, “Yerel seçimlerde birlikte çalışarak ilçemizde oy oranını artırdık. İlçede gösterdiğimiz
başarıyı Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde ve daha sonraları partiyi iktidara taşıyarak göstermenin mücadelesini vermeliyiz. Şu anda Ankara’da 24
ilçede sadece 2 ilçede partimizi temsil
ediyoruz. Çankaya’dan başlayarak
gece gündüz çalışıp diğer ilçelerdeki
vatandaşlara bakın Çankaya çalışıyor
bu bizim ilçemizde de olabilir mantığını yerleştirmemiz lazım. Burada siz-
lerin desteği ve gücü çok önemli bir
rol oynuyor. O yüzden ben değil biz
diyerek öncesinde Çankaya’dan başlayarak Ankara’da ve Türkiye’nin genelinde kadrolarımızla bütünlük içerisinde çalışmaya devam etmeliyiz” diye
konuştu.
Çankaya İlçe Başkanlığı’na yeniden seçilen Selçuk Dereli ise Kasım
ayında yapılan seçimlerde Çankaya’da
oy oranlarını bir önceki seçime göre
artırdıklarını ifade ederken bu artışta
Çankaya Belediyesi’nin ilçede yaptığı
olumlu işlerin payının olduğunu dile
getirdi. Belediyenin bölgede gerçekleştirdiği ve insana dokunan çalışmalarda gösterdiği başarılı tutumun
vatandaşlar üzerindeki olumlu etkisinin ilçe teşkilatına artı puan kazandırdığını aktaran Dereli, bundan sonraki
süreçte de birlikte daha iyi işlere imza
atacaklarını söyledi.
met akışının ne şekilde olacağını ve
mevcut sıkıntıların nasıl giderileceğini
de konuştuklarını anlatan Uyanık, “Bu
toplantılarla, muhtarlıklar ile yerel
yönetimler arasındaki ilişkileri en üst
düzeye çıkarmak amacındayız” diye
konuştu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi
"Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil
Toplum Kuruluşları" Daire Başkanı
Osman Usta da Büyükşehir Belediyesi
bünyesinde sivil toplum kuruluşları,
belediyeler ve muhtarlıkların taleplerine yanıt verecek bir daire
başkanlığının kurulmasının önemine değindi.
Usta, yeni dairenin kuruluşunun da İçişleri
Bakanlığı’nın görüşleri ve
Büyükşehir Belediye
Meclisi’nin kararının
ardından gerçekleştiğini
hatırlattı.
Usta, amaçlarının,
belediyelerle sivil toplum
kuruluşlarının kaynaşması, sivil toplum kuruluşlaluş işlemlerinin bittiğini, Federasyon
rıyla ortak projelerin yürütülmesi olduolarak da Büyükşehir Belediyesi ile ilk ğunu, aynı zamanda da sivil toplumun
kapsamlı toplantılarını gerçekleştirdik- belediye hizmetleriyle ilgili katkı ve
lerini bildirdi.
desteğinin sağlanması olduğunu kayToplantıda, yeni kurulan muhtarlık detti. Toplantıda muhtar dernekleri
birimi ile muhtarlıkların nasıl bir işle- başkanlarının sorunlarını dinleyen ve
taleplerini alan Osman Usta, sivil topyiş içinde olacağını ele aldıklarını
belirten Uyanık, “Aynı zamanda kırsal lum kuruluşlarının Belediye'deki
bölgelerdeki muhtarlarımızın sorunları muhatapları olacaklarını belirterek,
2016 yılında dernekler ve vakıflarla
da öncelikli olarak ele alındı” dedi.
Büyükşehir Yasası ile birlikte köylerin ortak projeler yürüteceklerini de sözlemahalleye dönüşmesinden dolayı hiz- rine ekledi.
Eğitimci, tıp doktoru, gazeteci ve ressam Baki
Kurtuluş’un eserleri ölümünün 4. yılında Galeri
Kara’da sanatseverlerle buluştu.
HABER MERKEZİ- Tıp doktorluğunun yanı sıra
kendini adadığı eğitim yaşamını geliştirme mücadelesinde
verdiği küçük molalarla resim yapmaya başlayan Baki
Kurtuluş’un ölümünün ardından kalan eserleri sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
1929’da Makedonya’da doğan ve Yugoslavya’dan
Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olarak öğrenimini
Ankara’da yapan Baki Kurtuluş, Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi mezunu olmasına rağmen iş yaşamına çok fazla
meslek sığdırıp gazetecilik ve yayıncılığa adanmış bir
ömür sürdü. Çocuklara yönelik eğitim ansiklopedileri de
hazırlayan Kurtuluş, 1960 yılından itibaren resim yapmaya başladı.
Eşi Nilüfer
Kurtuluş, “Baki
Bey yoğun yayıncılık ve gazetecilik yaşamında
resime düzenli
olarak zaman ayırır, hatta hafta
sonları sanat gezileri yapardı. Bir
keresinde tatil
dönüşü sigara
molası verelim deyip Azdavay’da durmuştuk. Manzaradan
etkilendiğini söyleyip bagajdan çıkardığı tuval üzerinde
çalışmaya başlamış ve hava kararana kadar hiç ara vermeden resmi bitirmişti” diyerek Kurtuluş’un sanata ve eğitime verdiği önemi anlattı.
Öğretmen- yayıncı Muzaffer Örkçüoğlu ise Baki
Kurtuluş’un kendisini ülke çocuklarının aydınlanması ve
eğitimine adadığını, O’nun eğitim kurumlarına armağan
ettiği resimleri gördükçe mutlu olduğunu aktardı.
Baki Kurtuluş’un yağlı boya resimlerinden oluşan 40
parçalık koleksiyonu Mithatpaşa Caddesi No: 48 Kızılay
adresinde yeralan Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da
görülebilir.
6
Röportaj
23 Aralık 2015 Çarşamba
EFSANE RÖPORTAJLAR
Efsane GÜZELDERELİ
[email protected]
Türkiye, terör sorununu, teröristleri
saklandıkları sokaklarda, evlerde tek tek
arayıp, bulup, etkisiz hale getirerek yok
etme kararlılığını sürdürürken, Emekli
Tümgeneral Armağan Kuloğlu gazetemize
yaptığı açıklamalarda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kuloğlu, “Ülkede Kürt sorunu olması
için etnik bir sorun olması gerekir.
Türkiye’deki sorun etnik bir sorun değil
tamamen bir terör sorunudur. Bu sorunu
Kürt sorunu şekline dönüştürmeye çalışan
bir akım var Türkiye’de” diye konuştu ve
ekledi: “Etnik sorun olmadığına göre Kürt
sorunu olarak ifade etmemiz mümkün
değil.”
Armağan KULOĞLU’nun Efsane
GÜZELDERELİ’ye verdiği röportajın ilk
bölümü şöyle;
ETNİK SORUN YOK Kİ KÜRT
SORUNU OLSUN..SORUN TERÖR…
E.G: Bir zamanlar ‘’Kürt sorunu
yoktur. Dış mihrakların işidir’’ demiştiniz. Yine aynı düşüncede misiniz?
A.K: Ülkede Kürt sorunu olması için
etnik bir sorun olması gerekir. Türkiye’deki
sorun etnik bir sorun değil, tamamen bir
terör sorunudur. Bu sorunu Kürt sorunu şekline dönüştürmeye çalışan bir akım var
Türkiye’de. 1984’te ortaya çıkan terör sorunu bağımsız bir Kürdistan kurmak için ortaya çıkmış bir teşkilattı. O günden bugüne
bunu silah zoruyla yapamayacağını anlamış
durumda. Bu konunun etnik olması için tüm
Kürt kökenli kişilerin bunu bir sorun olarak
kabul edip bir milliyetçilik duygusuyla hareket etmesi ve bir ayrılıkçı hareket içerisine
girmesi lazım. 1984’te ortaya çıkan terörden
sonra süregeldiğimiz 1995’in sonu itibarıyla
bakın kaç yıl geçmiş durumda. Bunca yılda
bunu bir Kürt milliyetçiliği durumuna dönüştüremediğine göre; demek ki Türkiye’de
büyük çapta bir etnik sorun yok. Etnik sorun
olmadığına göre Kürt sorunu olarak ifade
etmemiz mümkün değil.
KÜRT’LERİN BAZI SORUNLARI
OLABİLİR..AMA DAĞA MI ÇIKMALILAR?
E.G: Kürt’lerin hiç sorunu yok mu
yani?
A.K: Kürt’lerin bazı sorunları olabilir.
Ama Türkiye’nin diğer kesimlerinde yaşayan bazı insanlara baktığımız zaman onların
sorunları yok mu? Ama sorunları olan kişiler sorunlarını halledemediği için dağa çıkmıyorlar. Bir şekilde onu halletmeye çalışıyorlar veya onunla yaşamayı öğreniyorlar.
Türkiye’de insanlar hem fırsatlar hem de
kanunlar önünde eşittir. Rahmetli
Demirel’in ifadesiyle ‘’Herkes 1. Sınıf
vatandaştır’’. Bugün iş dünyasında hiç
kimse etnik kökenine bakmıyor.
Bürokraside yer bulmak için hiç kimse etnik
kökenine bakmıyor. Demek ki Türkiye’de
bir etnik sorun yok. Sorun yaratılmaya çalışılıyor.
SORUN; ETNİK SORUN YARATMAYA ÇALIŞAN TERÖR ÖRGÜTÜ
E.G: O halde sorun nedir?
A.K: Sorun, etnik sorun yaratmaya çalışan bir terör örgütünün ortada olmasıdır. Bir
Kürt milliyetçiliği yaratmaya çalışan terör
örgütüdür. Bunda da kısmen başarılı oldu.
Yoğun bir propoganda faaliyeti, korku,
baskı ve o bölgede doğan yeni çocukların
yetişme tarzı ve onların gördükleri bir Kürt
milliyetçiliğine doğru dönüşüm sağlandığını
da gösteren tablolar. Ama bunun tam olarak
gerçekleştiğini söyleyemeyiz.
DIŞ MİHRAKLAR; A.B.D VE A.B…
E.G: ‘’Dış mihrakların işidir’’ derken
kimleri kastettiniz?
A.K: İki tane. Bir tanesi A.B.D, diğeri
de A.B’dir. A.B.D’nin bir BOP projesi var.
Bu proje içerisinde bir Kürdistanda söz
konusu. Burada büyük ülkelerin güçlü bir
şekilde bulunması ve bunların kontrol altında tutulması zor olduğundan, buralarda bir
parçalanmaya gitmek.
E.G: İngiliz taktiği olan ‘’Böl.
Parçala. Yönet’’ yani.
A.K: Küçük ülkeler halinde kontrol
etmesi kolay düşüncesiyle böyle bir sisteme
doğru gittiler. Bunların içerisinde de
Kürdistan projesi var. Kürdistan deyince
hem Irak’dan, hem Suriye’den, hem
Türkiye’den, hem de İran’dan parçalardan
müteşekkül toprakların birleşmesiyle bir
Kürdistan ortaya çıkması önemli hale geliyor. Bu İsrail’in de işine geliyor. Çünkü
İsrail’in esas düşmanlarından bir tanesi
İran’dır.Türkiye değildir. İran ile arasına bir
tampon girmiş oluyor. İsrail’in işine gelen
de A.B.D politikaları içinde olan bir konu
haline geliyor. A.B’de; insan hakları,
demokrasi, özgürlükler kapsamında, madem
ki burada birtakım talepleri olan bir halk
var, bu halkların özgürlüğü ve demokrasi
içerisinde yer bulması ve insan hakları çerçevesinde hareket etmesi ve kendilerine bir
EMEKLİ TÜMGENERAL ARMAĞAN KULOĞLU:
Kürt sorunu
tabiri yanlış
Fotoğraflar: Kenan ERGEN
ARMAĞAN KULOĞLU EMEKLİ TÜMGENERAL
KİMDİR?
1965 yılında Kara Harp Okulu’ndan daha sonra sırasıyla Topçu ve Füze Okulu, Kara Havacılık Okulu, Kara Harp
Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun
olmuştur. Kıbrıs Barış Harekâtına iştirak etmiş ve Liyakat
Madalyası ile taltif edilmiştir. Washington Askeri Ataşeliği
yapmıştır.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Gnkur.Bşk.lığı ve
MSB.lığında karargah görevlerinde ve komutanlıklarda
bulunmuş, harekât konularında çalışmalar icra etmiştir.
1991 yılında Tuğgeneralliğe, 1995 yılında Tümgeneralliğe
terfi etmiştir. MSB Müsteşar Yrd.lığı, NATO ve BAB nezdinde Türkiye Milli Silah Direktörlüğü ve Kr.Hvcl.Ok. ve
Eğt.Mrk. K.lığı görevlerinde bulunmuştur. 1999 yılında
emekli olmuştur.
1999 yılından itibaren 6 yıl Avrasya Stratejik
devlet yaratabilecek konuma gelmesi onlar
içinde önemli. Bugün için baktığınızda
A.B’nin lideri konumunda olan
Almanya’nın, çeşitli şekillerde bu terör faaliyetlerine, PKK’ya, Suriye’nin kuzeyindeki
hareketlere yardımcı olduğunu görmemiz
mümkün. Yerel yönetimler yasası, A.B’nin
kriterleri içerisnde ve Türkiye bunu kabul
etmiş ama birçok yerde de rezerv koymuş
durumda. Türkiye’nin A.B’ye girebilmesi
için yerel yönetimler yasasının uygulanır
durumda olması gerekiyor. Bunu uyguladığınız zaman özerk yapıda, kendi kendine
yeterli kantonel bölgelerin ortaya çıkması
mümkün.
Bu da bizim için bölünmeye doğru
giden bir durumu ortaya çıkarıyor.
MÜDAHALE ETMEZSENİZ,
BÖLÜNMEYE GİDER
E.G: Siz de bölünmeyi öngörenlerden
yanasınız yani?
A.K: Tabi. Müdahale etmezseniz bölünmeye doğru gider.
E.G: Bölünme önlenebilir mi?
A.K: Bölünmenin önlenmesi için tek
şart PKK’nın kesinlikle askeri alanda mağlup edilmesi ve etkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun etkisi ortadan kaldırılırsa, o
bölgede PKK’nın baskısından, zulmünden,
etkisinden halk kurtulacak ve kendi yaşam
şartlarını düzeltme yolunda hareket edecek.
DEVLET, HER ZAMAN BÖLGEDE
OLMAK MECBURİYETİNDE
E.G: Halk da şundan şikayetçi;
Devlet, zaman zaman geliyor ve zaman
zaman bizi örgütle baş başa bırakıyor.
Gecenin veya sabahın bir vaktinde kapımızı örgüt de, devlet de çalabilir. Biz her
geleni memnun edip göndermek zorundayız. Devlet, bazen var. Bazen yok.
Halk, haklı ve zor durumda değil mi?
A.K: Doğru. Demek ki; Devlet, her
zaman olmak mecburiyetinde. Devlet, orada
her zaman olabileceği durumunu yaratabilirse terör ortadan kalkar. Terör ortadan kalktığı için aşırı milliyetçilik ve ayrılıkçı hareketler ortadan kalkar. Tüm bunlar ortadan kalktığı için de bölünme ortadan kalkar. En ücra
köşeye kadar devlet otoritesini temin etmek
mecburiyeti var.
Araştırmalar Merkezi (ASAM)’da, 8 yıl Ortadoğu
Strtj.Arş.Mrk.(ORSAM)’da akademik çalışmalar yapmıştır.
Ayrıca eş zamanlı olarak Genelkurmay
Strj.Arş.Mrk.(SAREM)de, Doğu Akdeniz Üniversitesi
Strj.Arş.Mrk.(DAÜSAM)’da, Beykent Üniversitesi
Strj.Arş.Mrk.(BÜSAM)’da çalışmıştır. TAI Ynt.Krl üyeliği
yapmıştır. Halen Ankara Politikalar Merkezi (APM)
Güvenlik Araştırmaları Koordinatörü ve Yeniçağ Gazetesi
köşe yazarıdır. Dış politika ve güvenlik konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Yurt içinde ve yurt dışında Kara Havacılığı, Savunma
Sanayii, Jeopolitik, Strateji, ve Güvenlik Politikaları konularında yayımlanmış çok sayıda röportaj, makale ve analizleri bulunmaktadır. Aynı konularda çeşitli sempozyum,
panel, workshop ve konferanslara katılmış, tebliğler sunmuş, televizyon ve radyo programlarına iştirak etmiştir. Bu
etkinliklerini devam ettirmektedir.
DEVLET, ÇÖZÜM SÜRECİ SAFHASINDA BÖLGEDEN YOK OLMAYI
TERCİH ETTİ
E.G: Peki devlet, bu kadar sorunlu
bir bölgede neden kimi zaman var ve
kimi zaman yok olmayı tercih ediyor?
A.K: Devlet, çözüm süreci safhasında
yok olmayı tercih etti. Diğer zamanlarda
hep var olmayı tercih etti. 1984’te terör fiili
olarak ortaya çıktığı zaman 1990’larda tırmandıktan sonra, büyük bir mücadele içerisine girildikten sonra 1996-97’ye gelindiğinde PKK, askeri anlamda bir noktada mağlup
edilmişti ve terör gündemden düşmüştü.
Sıfırlanmamıştı ama. 1999’da Öcalan’ın
yakalanmasıyla birlikte tamamen bitmişti ve
1999’dan 2003-2004’e kadar biz pek terörden bahseder durumda değildik. Burada
devlet otoritesini sağlamaya devam ettirmek
ve diğer akımlara yer vermemek ve oranın
demokrasi içerisinde refahını sağlayacak
tedbirleri alsaydık ve oraya birliği, beraberliği götürecek, eğitim sistemi üzerinde bir
çalışma içerisine girseydik beki bu terör faaliyetleri yeniden ortaya çıkmayacaktı.
DEVLET KORUMAZSA HALK
KORKU İÇİNDE OLUR VE GÜÇLÜDEN YANA MEYLEDER
E.G: Bölge halkı kendini T.C vatandaşı olarak göremedi mi?
Benimsenmediğini mi düşündü?
A.K: Devlet korumazsa korku içerisinde
olur. Korku içerisinde yaşamak durumunda
kaldığı zaman da kim güçlüyse o taraftan
yana meyletmek zorunda. Geleni memnun
etmek zorunda. Gerçi 2004’ten itibaren şartlar değişti. A.B.D’nin Irak’a girmesi, Irak’ın
kuzeyinde bir özerk bölgenin ortaya çıkması, PKK’nın oarada yeniden canlanması için
fırsat bulması ve Amerikan projesinin yeniden canlanabilir duruma gelip PKK’ya yardım edebilecek duruma kadar çıkması ve
Barzani’nin PKK’ya verdiği destek, İran’ın
PKK’ya verdiği destek yeniden PKK’yı
canlandırdı ve terörü yeniden tırmandırdı.
Yeniden mücadele başladı. 2011 yılına geldiğimizde terör yeniden mağlup edilebilecek
duruma gelmişti. Ama tam o sırada birdenbire bir çözüm süreci ortaya atıldı ve çözüm
süreci ortaya atılırken de silahlı kuvvetlerin
etkinliğinin ortadan kaldırılması ön plana
çıkarıldı. İşte o Ergenekon’lar, Balyoz’lar,
casusluklar 2010’dan itibaren arka arkaya
gelip silahlı kuvvetler köşeye sıkıştırılmaya
ve terörle mücadelede de başarısız gösterilmeye çalışılınca çözüm süreci kendine yer
buldu ve müzakere süreci başladı.
ORDUNUN KARİZMASI ÇİZİLMEYE ÇALIŞILIRKEN ORDU NE
DÜŞÜNÜYORDU?
E.G: Ordunun karizması mı çizilmeye
çalışıldı?
A.K: Silahlı kuvvetler demokrasi içerisinde hareket etmeye alışkın bir sistem ve
örgüttür. Demokrasinin dışına çıkmaz.
Demokrasinin dışına çıktığı zaman senin
yaptığın yanlış, ben bunun dışına çıkmak
istiyorum diyecek lüksü yok. Hukukun
önceliğini de ön planda tuttuğuna göre.
Demokrasi, hukuk konusu son derece
önemli. ‘’Böyle bir şey varsa mutlaka bir
yerden döner. Bu yanlışlık vardır’’ diye bu
işe baştan pek aldırmadı. Bu bir demokratik sistem içinde olan bir yargı sistemidir diye baktı. Ama bir baktı ki;
Komutanlar , askerler v.s gidiyor. Büyük
de bir karalama kampanyası. Medyaya
dikkat ederseniz; Söylenmedik, askerlik
hatıralarını anlatmayan kişiler kalmamaya
başladı. Ne kadar kötü kısım varsa medyaya intikal etti ve halkın önüne döküldü.
Bir sürü küçük düşürücü neler varsa ortaya çıkmaya başladı. Bir taraftan yargı, bir
taraftan aleyhte propoganda, bir taraftan
terörle mücadelede başarısız gösterme
çabaları. İşte o zaman, askeri vesayeti kaldırma adı altında silahlı kuvvetlerin tüm
etkinliğini kaldırma konusu ortaya çıktı.
Dolayısıyla terör ortaya çıktı. Çözüm
süreci bir müzakere süreciydi. Bu süreç
içerisinde PKK’nın şehirlerdeki güçlenmesine fırsat verilince şimdiki süreçle
karşı karşıya kaldık.
ÇÖZÜM SÜRECİ, PKK’YA YARADI
E.G: O halde çözüm süreci PKK’ya
yaradı diyebilir miyiz?
A.K: Evet. Çözüm süreci PKK’ya yaradı.
E.G: Devlet, bunu öngöremez miydi?
A.K: Devlet, bunu görüşmelerle halledebileceğini zannetti. Aslında bunu tek başına
EŞİ NÜKHET HANIMLA 42 YILLIK
EVLİ,..NÜKHET HANIM, SOSYAL
ANTROPOLOG. AMA ÇALIŞMIYOR..EV HANIMI…
ALPARSLAN VE EBRU ADLARINDA İKİ ÇOCUK BABASI..OĞLUNDAN BİRİ KIZ BİRİ ERKEK AYBARS
VE ARİYE ADLARINDA İKİ TORUNU
VAR..GELİNİN İSMİ
AYTOLON..KULOĞLU, AİLEDE TÜM
İSİMLARİN A İLE BAŞLADIĞINA
VURGU YAPTI..
MUTFAĞA ZAMAN ZAMAN ÇAY
YAPMAK İÇİN GİRİYOR…
EN SARSILDIĞI GÜN; GÜRDOĞAN ADINDAKİ YÜZBAŞI, HELİKOPTER PİLOTU VE AYNI ZAMANDA VIP PİLOTU OLAN KARDEŞİNİN
BOLU’DA HELİKOPTERİ DÜŞEREK
33 YAŞINDA ŞEHİT OLDUĞU GÜN
GÜNDE 27 MEDYA KURULUŞUNA BEYANAT VERMİŞLİĞİ
VAR..AYNI ANDA KENDİSİNİ 3 TV
KURULUŞUNDA GÖREBİLİYORDUK…
TÜRKİYE’DE GÖRMEK İSTEDİĞİ
TABLO; KOMŞULARLA SIFIR
SORUN OLAN BİR TABLO..’’TABİ Kİ
ÖYLE BİR ŞEY MÜMKÜN DEĞİL.
AMA TÜRKİYE’NİN ÖZELLİKLE DIŞ
POLİTİKASINDA KENDİ GÜCÜYLE
ORANTILI HAREKET EDEN VE KENDİSİNE TEHDİT OLABİLECEK TÜM
TEHLİKELERİ BERTARAF EDEBİLECEK GÜÇTE..İÇERİDE DE EKONOMİK BAKIMDAN GÜÇLÜ, REFAH
SEVİYESİ EN AZINDAN YETERLİ
SEVİYEYE GELMİŞ BİR KONUMDA
OLMASINI İSTERDİM’’ DİYOR…
ŞU ANDA İÇERİDE VE DIŞARIDA
SORUNLU VE KUTUPLAŞMANIN
ÇOK FAZLA OLDUĞU BİR TÜRKİYE
GÖRÜYOR…
HALKI BİRBİRİNDEN AYIRMAYA
ÇALIŞAN BİR SİYASET İLE KARŞI
KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYOR…
YÜRÜYÜŞ VE YÜZME SPORLARI
YAPIYOR..
KULOĞLU AİLESİNİN, KARAMEL
VE PRENSES ADINDA İKİ DİŞİ
KEDİSİ VAR…
da yapmadı. Bu da A.B.D ve A.B’nin bir
telkiniydi. Bu telkinlerin neticesinde çözüm
süreci 2010’dan itibaren ortaya çıktı. Telkin
de şuydu; ‘’Bugüne kadar savaştınız da ne
oldu? Bunu halledemediniz. IRA ve ETA
örneği var. Tüm bunlara baktığınızda
İspanya’daki, İrlanda’daki örneklere bakarak bunları müzakere ile halletme yoluna
gitmeniz ve birtakım demokratik haklar vermek suretiyle konuyu halledebileceksiniz’’.
PKK’NIN IRA VE ETA’DAN NE
FARKI VAR? NEDEN IRA VE ETA
PKK TERÖRÜNDE BİZE ÖRNEK
GÖSTERİLEMEZ?
E.G: IRA ve ETA’nın PKK’ya benzeyen ve ayrışan yönleri neler?
A.K: IRA, aslında mezhepsel bir çatışmayla ortaya çıkan bir durumdur.
İngiltere’nin kuzeyinde bir İrlanda var.
İrlanda’nın bir güneyi bir de kuzeyi var. Bu
güney ve kuzey birleşikti. Daha sonra mezhepsel çatışmalardan dolayı ayrıldı. Güney
İrlanda bağımsızlığına kavuştu. Kuzey
İrlanda kaldı. Ama bu mezhep çatışmaları
içerisinde Kuzey İrlanda’da yine
Protestanlar hakimdi. Katolikler ile olan bu
çatışmasında bölgenin İrlanda’nın birleştirme çabaları içerisinde İngiltere ile mücadele
ettiler. Bir terör yarattılar. Bizimkine baktığınız zaman bir mezhep çatışmasının sonucunda ortaya çıkan bir durum değil. Bir
etnik sorun yaratmaya çalışarak ortaya
çıkan, bir bağımsız devlet kurmak için ortaya çıkan bir durum. İkisini birbirinden ayırt
etmek lazım. İspanya’ya baktığınızda;
Katalonya bölgesi kendini müstakil görmek
istedi. Özerk yapısı vardı. Bunu bağımsızlığa dönüştürmek istedi. ETA, onun için ortaya çıktı. Ortaya koydukları sebep de; Kuzey
kazanıyor, güney yiyordu. Orada ekonomik
sorunlar, ekonomik durumlar ön plandaydı.
Bizimkiyle sebep, sonuç ilişkilerine baktığınız zaman birbirine benzemeyen durumlar.
E.G: Örnek gösterenler olduğu için
sordum.
A.K: Örnek gösterilmesi mümkün değil.
Her ülkenin kendi sorunlarını göz önüne
alarak kendine göre çözümlemesi lazım.
YARIN: PKK ARTIK KIRSALDA
GÜÇLÜ DEĞİL
bölge haberlerİ
İstanbul’da sigara
izmaritinden 11 ayda
9 bin 834 yangın çıktı
İStANBUL - AdEM koÇ - Bu yılın 11 ayında
İstanbul'da çıkan 24 bin 786 yangının 9 bin 834'üne,
yanık halde unutulan veya atılan sigara izmariti sebep
oldu.
AA muhabirinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi
İtfaiye Daire Başkanlığı verilerinden derlediği bilgiye
göre, bu yılın kasım ayı sonuna kadar kent genelinde
itfaiyenin alanına giren 98 bin 221 olaydan 24 bin
786'sını yangınlar oluşturdu.
Yangınlardan 15 bin 214'ünü konut, iş yeri ve araç
gibi mülk, eşya niteliği taşıyan ve can kaybı riski bulunan "yapısal yangın"lar oluştururken, 9 bin 572 de ot,
çöp, ormanlık ve metruk alan gibi eşya niteliği taşımayan "yapısal olmayan yangın" çıktı.
Yapısal yangın kategorisinde en fazla 8 bin 50 ile
"diğer bina" yangını gerçekleşti. Bu sayıyı 5 bin 328 ile
konut, bin 693 ile araç yangını takip etti. Bu yılın 11
ayında 143 de iş yeri yangınına müdahale edildi.
Yapısal olmayan yangınlar kategorisinde ise en fazla
çöp yangını çıktı. 4 bin 705 çöp yangınını, 4 bin 586 ile
ot yangını, 281 ile orman ve fundalık yangını izledi.
EN FAzLA yANgıN SİgARAdAN Çıktı
İstanbul'da, 2010-2015'te çıkan 147 bin 310 yangından 65 bin 989'u sigara izmaritinden kaynaklandı. 30
bin 768 yangına da elektrik kontağı sebep oldu.
Bu yılın kasım ayına kadar da kentteki yangınların
çıkış nedenleri arasında sigara ilk sırada yer aldı.
Yangınların 9 bin 834'ü, yanık halde unutulan veya
atılan sigara izmaritinden kaynaklanırken, 5 bin 925
yangına da elektrik kontağı neden oldu.
Ütü, ocak ve elektrikli ev aletlerinden kaynaklanan
bin 151, çocukların ateşle oynaması sonucu bin 94 yangın çıkarken, bin 62 de baca yangını meydana geldi.
Kentte en fazla yangın ise sırasıyla temmuz, ağustos
ve eylül aylarında çıktı. Temmuzda 3 bin 771 yangın
vakası kayıtlara geçti. Saatlere göre ise en çok yangın 9
bin 40 ile 12.00-18.00'de meydana geldi. 18.00-24.00
arası 8 bin 666, 24.00-06.00 arası 3 bin 246, 06.0012.00 arasında ise 3 bin 834 yangın vakası yaşandı.
yANgıNLARA 5 dAkİkA 46 SANİyEdE
MüdAHALE
Bu arada, itfaiye ekiplerinin olay yerlerine varış süreleri son 6 yılda kısaldı. 2010'da yangına ortalama varış
süresi 06.02 dakika iken, bu süre 2014'te 05.49 dakikaya, 2015'te de 05.46 dakikaya geriledi. Diğer olaylara
ortalama varış süreleri de 2010'da 06.14 dakika, 2014'te
05.56, 2015'te de 05.53 dakika olarak kayıtlara geçti.
(AA)
Şehitler anısına çakıldan
dev Türk bayrağı yaptı
AFyoNkARAHİSAR - Afyonkarahisar'ın
Sandıklı ilçesi Hüdai Kaplıcalarındaki Hüseyin Develi
Huzurevinde yaşayan 62 yaşındaki Turhan Kaplan,
topladığı çakıl taşları ile Timurlenk tepesine şehitler
için dev Türk bayrağı hazırladı.
Kaplan, 6 Eylül 2015'te Hakkari'nin Dağlıca ilçesinde teröristlerin saldırısında şehit düşen 16 askerin anısını yaşatmak için bir Türk bayrağı yapmaya karar
verdi. El arabası ve tenekelerle 3 ayda topladığı irili
ufaklı çakılları, Timurlenk tepesine getiren Kaplan,
220 metrekare alana serdi. Ardından, sırt pompası ile
taşları kırmızı ve beyaza boyayan Kaplan, dev bir
Türk bayrağı oluşturdu. Kaplan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dağlıca'da 16 askerin şehit edilmesinden çok etkilendiğini ve onların hatırası için bir şey
yapmak istediğini anlatarak, şunları söyledi:
"Dağlıca'nın hemen ardından 15 polisimiz daha
şehit olmuştu. Onlar için bir şeyler yapmak istedim.
'Elimden ne gelebilir' diye düşündüm. Sonra bu bayrağı yapmaya karar verdim. Sabah gelip bu bölgeyi tespit ettim. El arabası ve tenekeler ile çevreden taşları
toplayıp buraya getirdim. Günlerce uğraştım.
Kimseden yardım almadım. Hiç yorulmadım. Allah'ım
bana güç verdi, bunu yaptım. Bu bayrağı başta şehit
ve gazilerimiz olmak üzere, polislerimize, askerlerimize, Cumhurbaşkanım ve Başbakanıma hediye ediyorum." (AA)
23 Aralık 2015 Çarşamba
7
Şişli Belediyesi’nde hukuka
aykırı işlemler yapılmış
İStANBUL - Şişli
Belediye Başkanı Hayri
İnönü, belediyeye ait bazı
taşınmazlarla ilgili 20102013 yılları arasında
hukuka aykırı işlemler
yapıldığını tespit ettiklerini belirterek, "Şişli
halkı aleyhine bir durum
oluştuğunu tespit ettim.
Bu nedenle halkın hakkını aramak için hukuk
süreci başlattım.
Konunun idari ve adli
yönden araştırılması ve
sorumlular hakkında
gereken işlemlerin yapılması için imkanları sonuna kadar kullanacağız"
dedi.
Şişli Belediye Meclisi,
belediye başkanı Hayri
İnönü başkanlığında olağanüstü toplandı.
Toplantıda Şişli ilçesinde
bulunan bazı taşınmazlar
ve bunların devredilmesi
konuları görüşüldü.
Toplantının ardından
gazetecilere açıklamada bulunan Hayri İnönü, başkanlığı döneminde ilk kez özel bir gündemle meclis üyelerini olağanüstü toplantıya çağırdığını
belirtti.
Belediyeye ait bazı taşınmazlarla ilgili 20102013 yılları arasında hukuka aykırı işlemler yapıldığını tespit ettiklerini söyleyen İnönü, "Bazı gayrimenkullerin intifa hakkı verilmesinde belediyele-
re verilen yetkilerin dışına çıkılmıştır. Bu bağlamda özel eğitim kurumu statüsündeki Şişli Meslek
Yüksekokulu'nun taşınmazlarının kullanım hakları
30 yıllığına bir lira karşılığında devredilmiştir"
diye konuştu. Hizmet binaları hariç 70 bin metrekarelik alanın usulsüz olarak devredildiğini öne
süren İnönü, ilk gelen raporda bu taşınmazlarının
değerinin 300 milyon dolar civarında olduğunun
belirtildiğini aktardı.
Eğitime çok önem verdiklerini, amaçlarının
öğrencileri mağdur etmek
olmadığını ifade eden
İnönü, hukuksal bir durumun düzeltilmesi için adım
attıklarını belirtti.
O dönemde bazı kararlarda oyunun ve imzasının
olduğunu dile getiren
İnönü, şunları kaydetti:
"Şişli Belediye Başkanı
olarak daha geniş yetkili
imkanlarla bu kararları
değerlendirdim ve Şişli
halkı aleyhine bir durum
oluştuğunu tespit ettim. Bu
nedenle halkın hakkını aramak için hukuk süreci başlattım. Konunun idari ve
adli yönden araştırılması ve
sorumlular hakkında gereken işlemlerin yapılması
için imkanları sonuna kadar
kullanacağız. Şişli Belediye
Başkanı olarak, belediyeye
ait bütün taşınır ve taşınmazların korunmasında
birinci derecede ben sorumluyum. Ucu bana dahil kime dokunursa dokunsun,
bu hak arama davasından vazgeçmeyeceğim, bu
tüm Şişli halkına borcum ve sorumluluğumdur."
Geçmiş dönemlerde Şişli Meslek
Yüksekokulu'yla ilgili girişimlerde bulunduklarını
ancak sonuç alamadıklarını söyleyen İnönü, bu
nedenle hukuki bir süreç başlattıklarını sözlerine
ekledi. (AA)
Yılbaşı öncesi
“sahte içki” uyarısı
BURSA - İSMAİL ERSAN
- Tüketici Sorunları Derneği
(TÜSODER) Gıda Komisyonu
Başkanı Can Demir, yılbaşı
öncesinde vatandaşlara "sahte
içki" tüketimine karşı uyarılarda bulundu.
Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜSODER olarak vatandaşları sahte içki
tüketmemeleri konusunda
sürekli uyardıklarını hatırlattı.
Ülke genelinde konuyla ilgili
her bireye ulaşamadıklarını
belirten Demir, "Bazı vatandaşların uyarılarımızı önemsemediğini görüyoruz. Son aylarda
sahte içki tüketimine bağlı
ölenlerin sayısı İstanbul'da 33,
İzmir'de ise 11 kişiyi buldu.
Yılbaşı öncesinde, '2015'e
veda, 2016'ya hoş geldin'
eğlencelerinin sahte içki tüketilerek faciaya dönüşmemesi için
uyarılarımızı tekrarlıyoruz"
dedi.
Demir, son dönemde özellikle büyük şehirlerde binlerce
şişeyle ifade edilen sayılarda
sahte içki ele geçirildiğine dikkati çekti.
Sahte içkinin görme kaybı
başta olmak üzere bazı sağlık
sorunlarına hatta can kayıplarına yol açabildiğini anlatan
Demir, şunları belirtti:
"Ülkemizde, alkol ürünlerinde 2007'den bu yana öncelikle
mali takip ve de tüketici sağlığını korumak maksadıyla akıllı
bandrol uygulaması 'uluslararası düzeyde güvenlikli izlenebilirlik' mevcut. Yerli ve ithal
tüm ürünleri kapsayan
Bandrollü Ürün İzleme Sistemi
(BÜİS) uygulaması, tüketicileri
sahte ve kaçak ürünlerden
korumak amacıyla Tütün ve
Alkol Piyasası Düzenleme
Kurumu (TAPDK) ile Gelir
İdaresi Başkanlığı (GİB)
kurumlarının yasal düzenlemesi olarak yapılmaktadır."
Satın alınacak ürünün mutlaka bandrolüne bakılması gerektiğine işaret eden Demir,
"Kontrol, güvene mani değildir" sözünün unutulmamasını
istedi.
Eğlencelerin faciayla sonuçlanabileceği uyarısında bulunan
Demir, şöyle dedi:
"Tüketicilerimiz, otel, bar ve
eğlence merkezleri ile restoranlarda içki şişesinin gözlerinin
önünde açılmasını istemeli ve
akıllı bandrolü detaylı olarak
kontrol etmelidir.
Tüketicilerimiz, kesinlikle akıllı bandrolü olmayan ve de
önceden açılmış şişe ile ölçekli
adı altında bardak ve benzeri
kaplara aktarılmış olarak servis
edilen içki tüketmemeli, yırtık
ve bozulmuş bandrollü ürünleri
satın almamalıdır. Bu durum,
şişenin daha önce açıldığı anlamına gelir."
da siyah yazının çerçevesinde
ve QR kodun üst orta bölümündeki kare içerisinde özel
bir güvenlik özelliği bulunmaktadır. Logoya farklı açılardan
bakıldığında önden bakış,
pembe renk ve açılı bakış, yeşil
renk değişimini kontrol edilmeli. İçki şişesinin kapağına üstten baktığınızda bandrol üzerindeki 'www.buis.com.tr' ve
'SMS 2847' çerçevesi ile kırmızı renkli QR kod ve altında yer
alan seri numarasını oluşturan
karakterler şişe kapağını ortalamış halde görünür."
Can Demir, "SMS 2847"
yazısının alt satırına bandrolün
yapıştırıldığı ürüne ait olan
rakı, şarap, votka gibi ürün bilgisini gösteren ifadelerin yazıldığını belirtti.
Bunun hemen altındaki ikinci satırda 22 ile başlayan 4-6
haneli GTIP grup numaraları
bulunduğunu söyleyen Demir,
BANdRoL SERİ
"Üçüncü sıradaki en alt satırda
NUMARASı İLE
ise şişenin hacim bilgisini gösSoRgULAMA yöNtEMİ teren # 5, 10, 20, 35, 50, 70,
100 gibi bilgiler açık olarak
Alkollü içkilerde geçen hazi- yazılmıştır. Bandrol üzerindeki
ran ayından itibaren bandrol
bu bilgiler ile ürünün ambalaj
kontrolü başlatıldığını anımsa- ve etiket bilgilerini karşılaştırtan Demir, sorgulamanın nasıl
ma yapmak suretiyle ürünü
yapılacağını şu şekilde anlattı: kontrol edin" ifadelerini kul"Bandrollerde birbiriyle
landı.
uyumlu desenler kullanılmıştır.
Bandrolde bulunan kırmızı
Bandrolün bir ucunda GİB
QR kodun altında iki satır olalogosu, diğer ucunda TAPDK
rak yazan görünür bandrol seri
logosu yer alır. Bandrol yapış- numarasının 2847'ye kısa
tırma işlemi TAPDK logosu
mesaj gönderilerek SMS sorguşişenin kapağına, GİB logosu
lamasının yapılabileceğini bilise şişenin boynunda denk
diren Demir,
gelecek şekilde yapılmıştır.
"www.buis.com.tr" web adreBandrolün şişe kapağı üzerinsinde açılan sorgulama alanına
deki kısa kenarında sarı üzüm
bu numara girilerek ürünün
salkımı içerisinde TAPDK
kontrol edilebileceği bilgisini
logosu bulunur. Logonun üst
verdi.
bölümünde kalan üzüm yaprakDemir, söz konusu kontrolün
ları yanar döner altın sarısı yal- akıllı telefonlardaki uygulamadız olarak renk değiştirir. Bu
lardan da sağlanabileceğini
görünür görünmez değişimini
sözlerine ekledi.
kontrol edin. TAPDK logosun(AA)
Kayseri'ye 3 yeni
OSB daha kurulacak
AdANA - İSMAİL İÇER - Kayseri Büyükşehir
Belediye Başkanı Mustafa Çelik, kentte faaliyet gösteren
üç ayrı Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve serbest bölgeye
ilave olarak 3 yeni ihtisas OSB daha kurmak için çalışmalara başladıklarını belirtti.
Çelik, Adana'daki Kayseri Erciyes Anadolu Derneği'ni
ziyaretinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, her üç
OSB için de Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan destek sözü
aldıklarını belirterek, "Kayseri'ye 3 yeni OSB daha kuracağız. Bunlar, öncekilerden biraz daha farklı olacak.
Güneş Enerjisi İhtisas OSB, Et ve Et Ürünleri OSB ile
Havacılık ve Savunma Sanayi OSB" dedi.
Belediyelerin altyapı, imar, şehircilik ve sosyal hizmetlerin yanında kentin ekonomik anlamda gelişip kalkınması
için de projeler üretmesi gerektiğini savunan Çelik, ilk
projeleri Güneş Enerjisi İhtisas OSB'nin yer tespit çalışmalarını tamamladıklarını belirtti. Çelik, şöyle devam etti:
"Artık katma değeri yüksek, çevre ile dost ve yüksek
teknoloji ürünlerinin yapıldığı fabrikalar kurmalıyız.
Dünyada son yıllarda büyük ilgi gören temiz, çevreci ve
kar getirisi yüksek güneş enerjisinden elektrik üretme faaliyetlerine biz de kent olarak yabancı değiliz. Türkiye'nin
ilk özel elektrik dağıtım şirketi Kayseri'de kurulmuş.
Onlarca sanayici müteşebbisimiz güneşten elektrik üretiyor. Bünyan Köprübaşı civarında hazineye ait 10 milyon
metrekare alana 500 megavat kapasiteli Güneş Enerjisi
İhtisas OSB kurmak için çalışmalara başladık."
PAStıRMA vE SUcUğA dA oSB
Kayseri'nin meşhur pastırma ve sucuğunun Karpuzatan
mevkisindeki üretim tesislerini de daha geniş, altyapısı
mükemmel bir yere taşımak istediklerini belirten Çelik, bu
bölgeye kent genelinde özellikle şehir merkezine yakın
yerlerde hayvancılık yapan üreticilerin ahırlarını da taşıyacaklarını söyledi.
Çelik, "Kayseri, et ve et ürünlerinde önemli bir merkez.
Çok sayıda küçük ve orta ölçekli besicimiz var. Ankara
yolundaki Beydeğirmeni bölgesinde 5 milyon metrekarelik bir alan var. Kentteki tüm besicileri oraya taşımayı
düşünüyoruz. 700-800 bin metrekarelik bölümüne de Et
ve Et Ürünleri İhtisas OSB'yi kurmak istiyoruz.
Karpuzatan'daki sucuk pastırma imalathanelerini de belli
bir takvim içinde oraya taşıyacağız. Beydeğirmeni bölgesindeki arsanın Milli Emlak'tan devir işlemleri sürüyor.
Yakında Kocasinan Belediyesi'ne geçecek" ifadelerini kullandı.
HAvAcıLık vE SAvUNMA SANAyİ
Türkiye'nin ilk uçaklarının üretildiği halk arasında
"Tayyare Fabrikası" olarak bilinen 2. Hava İkmal Bakım
Merkezi'ni taşıyacakları Erkilet Havalimanı'nın üst kısmındaki 5 milyon metrekarelik araziye de Havacılık ve
Savunma Sanayi OSB kuracaklarını dile getiren Çelik,
"Burada Havacılık Kümelenmesi ve Savunma Sanayi
kurulmasına yönelik çalışmalarımız var" dedi. (AA)
8
23 Aralık 2015 Çarşamba
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
BEN ANADOLUYUM
Ben Anadoluyum.
Ben Anadolunun bir köyünde doğdum,
büyüdüm.
Anadolu’nun çok yerini de gezdim, gördüm.
Benim köyüm Batı Karadeniz yöresinde,
suyu bol, ağacı bol, yeşillikler içinde bir yerdi.
Ege köylerine de bir diyeceğim yoktur.
Ama İç Anadolu’da, Doğu ve Güney
Anadolu’daki birçok köy kıraç ve adeta yeşilliğe aç’tı.
Şimdiki gibi doğru dürüst yolları yoktu.
Elektrik yok, elverişli içme suları yoktu.
Çağın gelişmelerine ayak uydurmaya başlayalı, köylünün yüzü de gülmeye başlamıştı.
Evinin önünde kümes hayvanları, koyun,
keçi, inek besleyebiliyor, kendi yumurtasını,
sütünü, etini üretip yiyebiliyordu.
Zamanla bu çark da değişti. Nasıl değişti
?
Nasıl bir çark geldi ?
Köylüyü üretimden uzaklaştıran bir çark…
Burada o çarktan söz etmeyeceğim.
Fakat, köylümün eski halini anlatan,
Bakiler üstadın “Ben Anadoluyum” şiirini
de okumadan geçemeyeceğiz.
Ben Anadoluyum...
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...
Şükrederek, kalktığım sofralarımda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.
Hastalarım ölüm yataklarında
Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.
Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...
Devlet denince hep vergi geldi aklıma
Jandarma deyince kırbaç...
En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
Üç beş adım ötesinde toprağım vardı
kıraç.
Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında
Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç...
Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara
Barışta düştü üstüme gölge gölge haç...
Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ
Alın terine muhtaç...
Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
Bende bitmez tükenmez dert kulaç
kulaç...
Yavuz Bülent BAKİLER
EKONOMİ
Konut satışları arttı
istANbUl - UĞUr AslANHAN Türkiye Sınai Kalkınma Bankası
(TSKB) Gayrimenkul Değerleme Genel
Müdürü Makbule Yönel Maya, yıl sonu
itibariyle 1 milyon 250 bin ile 1 milyon
300 bin arasında konut satışı gerçekleşeceğini belirterek, "2015'te geçen yıla
göre konut satışlarında yaklaşık yüzde
12'lik büyüme bekliyoruz" dedi.
Maya, gayrimenkul sektörüne ilişkin
yaptığı yıl sonu değerlendirmesinde,
aylık 0,85 düzeyinde konut kredisi faiz
oranı ve 86 bin adet satışla 2015 yılına
başlayan konut sektörünün 1,10 faiz
oranı ve 130 binler düzeyindeki satışla
yılı kapatacağını söyledi.
Türkiye'nin 2015 yılını 2 seçimle ve
sınırlarında yaşanan karmaşıklıkla geçirdiğini dile getiren Maya, bu ve benzeri
sıkıntıların gayrimenkul sektörüne de
yansıdığını aktardı.
Maya, konut satış istatistiklerinden
yola çıkıldığında mayıs ayı sonuna
kadar her şeyin seçim öncesi dönemde
tamamlanma isteğiyle birlikte rakamların normal seyrettiğini, hatta satışların
2014 yılına göre yüzde 21 arttığını
anımsatarak, haziran ayı ile birlikte
gerek seçim dönemi gerek mevsimsel
etkilerle satış adetlerinde daralma yaşandığını, ekim ayı sonunda ise bir önceki
döneme göre satışlarda yüzde 12'lik artış
görüldüğünü bildirdi.
Kasım ayında yapılan seçim sonrasında ertelenen alımların ve yıl sonu satış
kampanyalarının artmasıyla biraz daha
hareketlenen bir piyasa görüldüğünü
belirten Maya, yıl sonu bu gelişmeler
altında 1 milyon 250 bin ile 1 milyon
300 bin arasında satış beklendiğini
aktardı.
Maya, "2015'te geçen yıla göre konut
satışlarında yaklaşık yüzde 12'lik büyüme bekliyoruz" dedi.
FAiz ArtIşI YüzDe 9
ek mAliYet getirDi
Maya, ipotekli satışlarda 2015'in
konut kredisi faiz oranlarının artış etkisinin hissedildiği bir yıl olduğunu kaydederek, önceki 3 yılda ipotekli satışların
toplam satışlara oranı yüzde 33-40 aralığında değişirken bu yıl ekim ayı itibariyle söz konusu rakamın yüzde 28 olarak gerçekleştiğini bildirdi.
Genel Müdür Maya, şöyle devam etti:
"Yılbaşı ile bugün için bir kıyaslama
yaptığımızda ise Ocak 2015'te aylık faiz
oranı 0,82 ile Kasım 2015 itibarıyla
aylık konut kredisi faiz oranını 1,15
kabul ettiğimizde 60 ay vadeli kredi kullanan bir kişi için toplam ödeme ve
aylık taksitteki maliyet artışı yaklaşık
yüzde 9'lar seviyesinde gerçekleşti. Yani
ocak ve kasım ayları arasında 0,82'den
1,15'e kadar çıkan konut kredisi faiz
oranı tüketiciye ek yüzde 9 maliyet
getirdi. Bu maliyet artışı da doğrudan
ipotekli satışları etkiledi. Ocakta 60 ay
vadeli 100 bin lira konut kredisi alan bir
tüketici toplamda 127 bin lira öderken,
bu rakam haziran ayında 131 bin liraya,
aralıkta ise 138 bin liraya yükseldi."
"ikiNci el sAtIş
orANI DeĞişmeDi"
Maya, ilk el ve ikinci satışlarda ise
ilginç şekilde son 3 yıldaki yüzde 46'lık
ilk satış, yüzde 54'lük ikinci satış oranının yine hiç değişmeden kalacak gibi
göründüğünü bildirdi.
Yıl içindeki gelişmelerin 2015 boyunca ticari gayrimenkul piyasalarının da
stabil kalmasına neden olduğunu dile
getiren Maya, eskiden kurların aşırı
değiştiği dönemlerde alışveriş merkezleri piyasasında görülen kur sabitlemelerinin bu yıl ofis kiralamalarında karşılarına çıktığını ifade etti.
Pamukta haksız
kazanç iddiası
AYDIN - 131 No'lu Söke Pamuk ve Yağlı Tohumlar
Tarım Satış Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, Söke'de bazı
çırçır fabrikalarının haksız kazanç elde ettiğini öne sürerek
"Söke Ovası'nda bu yıl bizim yaptığımız hesaplar dahilinde
40 milyon kilogram pamuk üretimi yapılmış gibi faturalandırılarak 22 milyon lira haksız kazanç birilerinin cebine girmiştir" dedi.
Özer, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin önemli
pamuk üretim merkezlerden biri olan Söke Ovası'nda, alım
yapan bazı çırçır fabrikalarının bu yılki rekolte beklentileri
üzerinden faturalandırma yaparak haksız kazanç sağladığını
iddia etti.
Devletin pamuk üreticisine kilogram başına 65 kuruş destek verdiğine işaret eden Özer, şunları söyledi:
"Dönümünde 700 kilogram pamuk üretimi yapıldığı tespit edilen ovada bu yıl rekolte düşüklüğü nedeniyle dönümde 350-400 kilogram ancak pamuk elde edilebildi. Geçen
yıla oranla yüzde 20 bir rekolte düşüklüğü yaşandı. Buna
rağmen tarladaki pamuğu alan çırçır fabrikaları 700 kilogram üzerinden destekleme primini faturalandırarak haksız
kazanç elde ediyorlar. Söke Ovası'nda bu yıl bizim yaptığımız hesaplar dahilinde, 40 milyon kilogram pamuk üretimi
Maya, AVM'lerde genel itibarıyla
kur sabitlemelerine rastlamadıklarını
kaydederek, "Ofislerde ise özelikle arz edilen yeni stok, alternatifleri ve seçenekleri artırdıkça
rekabet ve sürdürülebilirlik
isteği kur sabitlemesini getirdi" diye konuştu.
"2016, DAHA iYi
geçecek"
Maya, 2016 yılının bu
veriler ışığında 2015'e göre
daha iyi geçecek gibi
göründüğünü belirterek,
"İstikrar ortamı, reformlar,
yapısal düzenlemeler gayrimenkul sektörünü 2016 yılı
için önemli bir gündem maddesi
yapacaktır. 2015 yılındaki belirsizlik ortamına rağmen, konut satışlarında büyüme grafiği çizen piyasanın, 2016 grafiğine devam edeceğini
öngörebiliriz" dedi.
Buna bağlı olarak 2015'te yavaşlayan
ve ertelenen lansmanlarda ve yatırım
kararlarında da pozitif ivme beklenebileceğini dile getiren Maya, 2016'da sektörü ilgilendirecek yeni yasal düzenlemelerin daha çok duyulacağını söyledi.
Maya,
2016'da özelikle kentsel dönüşüm uygulamaları ile ilgili bugüne kadar tıkanılan
noktaları gidermeye yönelik yapıcı
adımlar atılacağını sözlerine ekledi.
(AA)
yapılmış gibi faturalandırılarak 22 milyon lira haksız
kazanç birilerinin cebine girmiştir. Devlet büyük zarara
uğratılmıştır."
"FAbrikAlAr DeNetleNsiN"
Özer, bu yıl bekledikleri oranda rekoltenin gerçekleşmediğini belirterek, kooperatif olarak geçen 18 milyon kilogram pamuk alırken bu yıl 12 milyon kilogram aldıklarını
kaydetti.
Söke'de 35 tane çırçır fabrikası olduğunu ve bu fabrikaların yılda sadece üç-dört ay çalıştığını söyleyen Özer, şöyle
devam etti:
"Bu kadar çırçır fabrikasının olmasının tek sebebi pamuğa verilen primdir. Geçen yıl 55 kuruş, bu yıl ise 65 kuruş
olan prim desteklemesinden haksız kazanç elde ediyorlar.
Mantar gibi her geçen gün çoğalıyorlar birisinin buna dur
demesi gerekiyor. Parsel verimleri 500 kiloya çıksın 65
kuruş yerine 85 kuruş prim verilsin. Bu vesileyle de devletin bütçesinden daha az para çıksın, çiftinin cebine de para
girsin. Biz bu fabrikaların denetlenmesini istiyoruz." (AA)
ÜrgÜplÜler Derneği
genel Kurul Çağrısı
Sayın:
………………………………………………………………….
İlgi: a. 5253 Sayılı Dernekler Kanunu
b. Dernek Tüzüğü
1. İlgili Kanun ve Tüzüğümüze göre derneğimizin 22. Olağan Genel Kurulu 23 Ocak 2016 Cumartesi
günü saat 13.00 da aşağıda yazılı adreste yapılacaktır.
2. Belirtilen tarihte geçerli çoğunluk sağlanmadığı takdirde 2. Toplantı 30 Ocak 2016 Cumartesi günü
saat 13.00’de aynı adreste yapılacaktır.
3. Yılda bir defa yapılan bu genel kurula üyelerimizin tamamının katılması ile derneğimizin geçmişteki
faaliyetleri gelecekteki kararları aşağıda belirtilen gündeme göre görüşülecektir.
4. Bu sebeple belirtilen gün ve saatte dernek üyelerimizin toplantıya bizzat katılmalarını (Dernekler
Kanununa göre Vekil Tayin Edilemez) temenni eder saygılar sunarız.
BAŞKAN
Zekai ULUSOY
TOPLANTI YERİ:
SAĞLIK 2 Sok. No: 71/4
KOLEJ - YENİŞEHİR / ANKARA
TOPLANTI GÜNDEMİ
1. Yoklama, açılış ve saygı duruşu,
2. Divan Başkanı ve Katip üyelerin seçimi, genel kurulda alınan kararları onaylaması,
3. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun Okunması,
4. Denetim kurulu Raporunun Okunması,
5. 2015 yılının gelir ve giderlerinin açıklanması,
6. Faaliyet ve Denetim raporları ile gelir ve gider raporları hakkında görüşmeler,
7. Yönetim ve Denetim Kurullarının ayrı ayrı ibra edilmesi,
8. 2016 yılı tahmini bütçesinin görüşülmesi ve karara bağlanması,
9. Yönetim ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerin seçilmesi,
10.Dilek, Temenniler ve Kapanış.
KOngre ilanı
HasKÖY Kurs Ve OKul TaleBelerine
YarDıM Derneği BaŞKanlığı’nDan
Hasköy Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği’nin Olağan Genel Kurul toplantısı 24 Ocak 2016
Pazar günü saat 11:00’da Gülpınar Mah. 169. cadde No:48 Altındağ/ANKARA’daki Dernek hizmet
binasında aşağıdaki gündemle yapılacaktır.
Toplantıda yeterli çoğunluksağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 31 Ocak 2016 Pazar günü aynı yer
ve saatte yapılacaktır. Üyelerimize duyurulur.
GÜNDEM:
1- Açılış, Divan heyetinin seçimi.
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve müzakeresi,
3- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun ibrası
4- Yönetim Kurulunca hazırlanan Tahmini bütçenin görüşülmesi ve karara bağlanması.
5- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi.
6- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış veya
vasiyet yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması,
mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların satılması
veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların
başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi
tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya
başkaların yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu
kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı tesis ettirmek,
derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi
7- Dilek ve temenniler.
8- Kapanış.
KISA-KISA
EKONOMİ
Doğalgazda deposu
olan rahat
AnKARA - mURAt tEmİzER - Rusya ile Türkiye
arasında yaşanan uçak krizi, doğalgaz depolama tesislerinin önemini yeniden gündeme getirdi.
Brookings Enstitüsü Enerji Güvenliği İnisiyatifi
Direktörü Dr. Tim Boersma, AA muhabirine, doğalgaz
depolama tesislerinin olası gaz kesintilerinde öneminin
ortaya çıktığını belirterek, "Depolama tesislerine sahip olan
ülkeler daha rahat olabilirler. Doğalgaz depolama tesisleri,
doğalgaz fiyatlandırma işlemleri sırasında bulunduğu ülkeye yeteri kadar seçeneği de beraberinde getirir" dedi .
Türkiye'de ilk yer altı doğalgaz depolama tesisi olan
Silivri, TPAO tarafından işletiliyor ve tesisin depolama
kapasitesi 2,6 milyar metreküp civarında bulunuyor.
Türkiye'nin ikinci tesisi olacak Tuz Gölü Doğalgaz
Depolama Tesisi de 2016 itibarıyla kullanıma açılacak ve
ilk etapta kapasitesi 500 milyon metreküp olacak. Tesisin
2019 yılında devreye alınacak 500 milyon metreküplük
ikinci kısımıyla toplamda kapasitesinin 1 milyar metreküpe
ulaşması bekleniyor.
tARSUS'tA BüyüK yAtIRIm
Rusya gerginliği ortaya çıkmadan ekim ayında eski
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin, enerji güvenliğinin
sağlanması için Tarsus'ta 10 milyar liralık gaz depolama
yatırımının stratejik teşvik kapsamına alındığını açıklamasının ardından, söz konusu proje krizin ardından hız kazandı. Toplamda 10,5 milyar liralık yatırım teşvik belgesi
düzenlenen iki depolama tesisiyle Tarsus civarında 4 milyar metreküp depolama kapasitesi hedeflendi.
Yatırımlardan biri yaklaşık 7 milyar lira, diğeri de 3 milyar
500 milyon lira tutarında ve depolama tesislerinin ikisi de
Tarsus'ta Bendis Enerji tarafından kurulacak.
Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı, ayrıca her yıl ithal
edilen doğalgazın yaklaşık yüzde 10'luk miktarının 5 yıl
içerisinde Türkiye'de depolanması için projeler geliştiriyor.
Doğalgaza erişim için kaynak ülkelerle doğrudan bağlantı
kuramayan ve transit ülkeler kullanan Avrupa ülkeleri için
doğalgaz depolama tesisleri ayrı bir önem taşıyor.
tESİSLER AVRUpA'dA İhtİyAcIn
yüzdE 25-30'UnU KARŞILIyoR
Doğalgaza erişim için kaynak ülkelerle doğrudan bağlantı kuramayan ve transit ülkeler kullanan Avrupa ülkeleri
için doğalgaz depolama tesisleri ayrı bir önem taşıyor.
Doğalgaz depolama sistem operatörleri, LNG terminal
operatörleri ve doğalgaz iletim sistemi işletmecilerinin
oluşturduğu Avrupa Gaz Altyapıları Kurumu verilerine
göre, Ukrayna'nın 13 tesisle yaklaşık 32 milyar metreküplük (bcm) doğalgaz depolama kapasitesi bulunurken, aralık
sonu itibarıyla bu kapasitenin yüzde 50'si kullanılıyor.
Düşük kapasiteli birçok depolama tesisine sahip olan
Almanya 47 aktif tesis ile dikkati çekerken, tesis sayısı 10
olan İtalya, 12 tane daha kurmayı planlıyor.
Almanya 22 bcm, İtalya 16 bcm, Fransa 12 bcm,
Hollanda 10 bcm, Macaristan 6 bcm, Avusturya 5 bcm,
Birleşik Krallık 4 bcm, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti 3'er
bcm, Polonya, Letonya ve İspanya 2,5'er bcm, Danimarka
da 1 bcm'lik depolama kapasitesine sahip. (AA)
Türk mutfağı EXPO
2016'da tanıtılacak
23 Aralık 2015 Çarşamba
9
İzmir yat üretiminde marka olacak
İzmİR - EŞBER AyAydIn - İzmir Tekne ve Yat
İmalatçıları Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi (YATEK)
Başkanı Aslan Bilgi, Türkiye'nin yüksek oranda ihracat
potansiyeline sahip olduğu tekne ve yat sektöründe
İzmir'i bir merkez haline getirecek projede son aşamaya gelindiğini bildirdi.
Bilgi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa'da
Türkiye'nin yakın olduğu coğrafya içinde tekne ve yat
pazarının hızla büyüdüğünü, mega yatların bakım ve
onarım işlerinin de ayrı bir pazar oluşturduğunu söyledi.
Kentin farklı ilçelerinde dağınık durumda bulunan
yat imalatçılarının ihtisaslaşmış bir bölgede toplanması, Kuzey Ege Limanı ve sayıları hızla artan marinaların ihtiyacına yanıt verilebilmesi için Aliağa'nın
Çaltıdere mevkisinde yat ve tekne üretim bölgesi oluşturma projesi hazırladıklarını anlatan Bilgi, projenin
son olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığınca onaylandığını kaydetti.
Projede tüm aşamaların tamamlandığını, Başbakan
Ahmet Davutoğlu'nun onayına sunulduğunu dile getiren Bilgi, "Projeyle bin 200 dönüm arazi üzerine 130
üretim yeri yapılacak. Yaklaşık 5 bin kişiye istihdam
yaratacak projenin 3 yıl içerisinde faaliyete geçmesini
planlıyoruz. Bu tesis, aynı zamanda Avrupa'nın en
büyük yat ve tekne üretim bölgesi olacak. Projenin
hayata geçmesiyle İzmir, yat üretiminde bir marka
haline gelecek" diye konuştu.
Bilgi, Türkiye'deki işçilik ve malzeme zenginliğinin
kullanıcılar tarafından beğenildiğini, projenin hayata
geçmesiyle ülkeye önemli miktarda döviz girdisinin
sağlanacağını söyledi.
Kentte dağınık vaziyette tekne imalathanelerinin
olduğu ve buralarda çok iyi tekneler yapıldığını aktaran Bilgi, bu işletmelerin denize olan uzaklıkları nedeniyle büyüme şanslarının bulunmadığını ifade etti.
Üreticilerin denize olan uzaklıkları nedeniyle belli
bir boyutun üzerinde tekne üretmediklerini dile getiren
Bilgi, şunları kaydetti:
"Denizden kilometrelerce uzakta oldukları için 10
metrenin üzerinde üretim yapamıyorlar. Yaptıkları
zaman köprülerin altından geçiremiyorlar, denize ulaş-
tıramıyorlar. Yani o tekneyi denize atamadığın
sürece büyüğünü yapma şansın yok. Oysaki devletimizin sağladığı bu olanakla Aliağa'daki tekne yat
imalat bölgesinde 120 metreye kadar istediği tekneyi yapabilecekler ve ihracatını yapacaklar."
yAtIRImcIyA cAzİp hALE gEtİRmELİ
Aslan Bilgi, projenin hayata geçmesiyle dünyadaki
büyük tur şirketlerinin ellerindeki kıymetli yatları bakımı için Türkiye'ye yönlendireceklerini söyledi.
Türkiye'nin cazip hale getirilmesi için teşvik düzenlemelerine ihtiyaç duyulduğunu belirten Bilgi, sektörün
Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşmasında etkili bir rol
oynayabileceğine işaret etti. (AA)
Türkiye yeniden IMO
konsey üyesi seçildi
AnKARA - AyŞEnUR SAĞLAm Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
Binali Yıldırım, Türkiye'nin denizcilik alanında dünyanın en önemli birliği sayılan
Uluslararası Denizcilik Organizasyonuna
(IMO) yeniden konsey üyesi olarak seçildiğini belirterek, "Böyle önemli bir göreve
yeniden seçilmek, Türk denizciliği adına
dikkat çekici bir başarı oldu" dedi.
Bakan Yıldırım, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, IMO'nun İngiltere'deki 29.
genel kurulunda Türkiye'nin 2016 ve 2017
yılları için yeniden konsey üyesi seçildiğini
ifade etti.
Türkiye'nin IMO'ya 25 Temmuz 1956'da
katıldığını ve konsey üyeliğine 1999 itibarıyla aday olduğu hatırlatan Yıldırım,
"Bakanlık olarak önem verdiğimiz denizcilik
alanında böyle önemli bir göreve yeniden
seçilmek, Türk denizciliği adına dikkat çekici bir başarı oldu" diye konuştu.
"En çoK oy ALAn
İKİncİ üLKE tüRKİyE"
Türkiye'nin, 171 üye ülkesi bulunan
IMO'nun genel kurulunda geçerli oy kullanan
154 üye ülkeden 137'sinin oyunu alarak
Singapur'dan sonra ikinci en çok oy alan ülke
olarak "C" kategorisinde konsey üyeliğine tekrar seçildiğini belirten Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:
"Merkezi Londra'da olan IMO, 171 üye
ülke, 76 hükümet dışı uluslararası kuruluş ve
64 hükümetlerarası uluslararası kuruluş ile
denizcilikte ilgili ülkeleri bağlayıcı kararlar
alan denizcilik alanındaki en önemli kuruluştur. Alınan kararlar ancak konsey üyesi olan
ülkelerin onayıyla yürürlüğe konabilmektedir.
Türkiye, İngiltere'nin teklifi ve üye ülkelerin
yoğun desteğiyle 2013-2015 döneminde
Meksika'dan devraldığı IMO Genel Kurul
Başkanlığı görevini de başarıyla yürüttü. Bu
dikkat çekici başarılarda, ülkemizin son yıllarda denizcilik konusunda gösterdiği atılımların
büyük rolü vardır. Nitekim, Türk bayraklı
gemilerimiz 2008'den itibaren dünyanın lider
liman devleti denetimi rejimi olarak kabul edilen Paris Liman Devleti Denetimi Muhtırası
(ParisMoU) kapsamında 'beyaz liste'de yer
almaktadır."
"2016 dünyA dEnİzcİLİK
günü pARALEL
EtKİnLİĞİ tüRKİyE'dE
yApILAcAK"
Bakan Yıldırım, IMO tarafından her yıl farklı bir ülkede düzenlenen Dünya Denizcilik
Günü Paralel Etkinliğinin ev sahipliğini
2016'da Türkiye'nin üstlendiğini söyledi.
Türk denizciliğinin gelişmesi için çalışmaları hız kesmeden sürdüreceklerini dile getiren
Yıldırım, "Bakanlığımız, ülke menfaatlerimizi
gözeterek denizcilikle alakalı kazandığı bilgi
ve birikimini IMO'da aktarmaya, çalışmalara
aktif olarak katılmaya ve alınan kararların
uygulamasının takibi noktasında gereğini yapmaya devam edecek" şeklinde konuştu.
(AA)
Balıkesirli sanayici yerli
otomobil üretimine talip
BALIKESİR - Balıkesir Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur,
yerli otomobil üretimi projesine ilişkin, "Halkın deyimiyle bu
tekeri en iyi biz döndürürüz. Türkiye'nin 2023 hedeflerine ustaca
süreriz" dedi.
Uğur, yazılı açıklamasında, yerli otomobil projesi açıklandığından beri üretime talip olduklarını, yer seçimi için en doğru adresin Balıkesir olduğunu belirtti.
Yerli otomobil üretiminde yer seçimi yaparken fiziki yeterlilik
kadar, bölgenin bu heyecanı taşıyacak ruha da sahip olması
gerektiğini ifade eden Uğur, "Balıkesir, hem fiziki altyapı hem
milli heyecanıyla bu üretime hazır. Hükümetimizin bu potansiyeli kullanmasını diliyoruz. Bunun daha adil bir yer seçimi olacağına inanıyoruz. Halkın deyimiyle bu tekeri de en iyi biz döndürürüz. Türkiye'nin 2023 hedeflerine ustaca süreriz" görüşüne yer
verdi.
Uğur, İstanbul, Kocaeli ve Bursa'nın benzer yatırımlara doyduğunu, Balıkesir'in ise Türkiye'nin ilk yerli otomobilinin tarihi
misyonunu da taşıyacak ruh haline sahip olduğunu savundu.
Yerli otomobilin, yerli uçak projesi ile Türkiye için yüzyılın en
önemli projelerinden biri olduğunu vurgulayan Uğur, şöyle
devam etti:
"Bu iki projenin hayata geçirilmesiyle kişi başı yıllık gelirin 10
bin dolardan 25 bin dolar seviyesine çıkarılması, 2023 vizyonunda yer alan 500 milyar dolar ihracat hedeflerinin de tutmasını
sağlayacak. Ülkemiz son 14 yılda siyasi istikrar sayesinde ekonomik büyüme ve sanayi yatırımlarında mesafe aldı. Anadolu'daki
sanayi yatırımları ve organize sanayi bölgeleri bu kalkınma hamlesinde ciddi pay alamadı. Ancak, yan sanayisiyle birlikte lokomotif sektörler dikkate alındığında, Anadolu illeri, İstanbul,
Kocaeli ve Bursa gibi aynı payı alamadı. Hatta, bu büyük iller
yatırım alanları ve iş gücü açısından doygunluğa ulaştı. Arsa
bedellerinin yanı sıra iş gücü maliyetlerinin yüksekliği de bir gerçek. Tekirdağ'dan Bursa'ya kadar sanayi ve üretim hattı artık
doydu."
"BALIKESİR'İn göz ARdI
EdİLmEmESİ gEREKİyoR"
AntALyA - Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinin mutfak kültürü, EXPO 2016 Antalya sergi alanında oluşturulacak "Restoranlar Sokağı"nda buluşturulacak.
EXPO 2016 Antalya Ajansından yapılan yazılı açıklamaya göre, 23 Nisan 2016'da kapılarını açacak olan
botanik EXPO'da Türk mutfağına da yer verildi.
EXPO Gölü yanına Restoranlar Sokağı oluşturuldu.
Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinin mimari özelliklerini
yansıtan Restoranlar Sokağı'nda İstanbul yalısı,
Antalya evi, Bodrum evi, Diyarbakır evi, Erzurum evi,
Konya evi ve Trabzon evi yer alacak.
Yörelerin tipik yapı özelliklerini taşıyan malzemelerle inşa edilen restoranlarda menü de yine o bölgenin
yemek kültürü ve lezzetlerinden oluşacak. Restoranlar
Sokağı, hem görsel zenginliği hem de sunacağı lezzetle ziyaretçileri Türkiye turuna çıkaracak.
EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreteri Kazım
Aydın, çalışmaların hızla ilerlediğini belirterek, şunları
kaydetti:
"Dünya bahçe kültürlerinin ve mutfak lezzetlerinin
yanı sıra biz de alanımızı ziyaret eden yerli ve yabancı
ziyaretçilerimize kendi kültürümüzü ve mutfağımızı
tanıtma fırsatı bulacağız. Bu anlamda Restoranlar
Sokağı, alanın en ilgi çekici yerlerinden biri olacak.
Yörelerin mimari özelliklerine göre inşa edilen hatta o
yörelerden getirilen malzemelerle yapılan bu 7 ayrı ev
sayesinde ziyaretçiler Türk mutfağının lezzetlerini
tatma şansını bulacak." (AA)
döVİz KURLARI
DOLAR
2.9550
EURO
3.2350
-
Uğur, İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi illerin otomotiv sektöründeki yatırımlarının yeterli olduğunu, yeni gelecek yatırımların
bu illere heyecan ve motivasyon katmayacağını iddia ederek,
şunları kaydetti:
"En yüksek heyecanı başından beri taşıyan Balıkesir'in göz
ardı edilmemesi gerekiyor. Balıkesir, Ege ve Marmara'da olan
limanlara yakınlığı, genç ve dinamik iş gücü, ekonomik arsa
maliyetleri ve üniversitesiyle yatırım yapılacak en uygun kentlerin başında geliyor. İstanbul-İzmir otoyolu ve İzmit Köprü
Körfez geçişi tamamlandığında, Balıkesir hızlı ulaşılabilir bir
sanayi merkezi olacak. Hükümetimizin yerli otomobil yer seçimini Balıkesir'den yana tercih etmesiyle halkımız mutluluktan
sokağa dökülür. Ancak İstanbul, Kocaeli ve Bursa'da aynı etki
ortaya çıkmaz. Çünkü bu iller artık sosyal ve psikolojik doyuma ulaştı. Balıkesir, yerli otomotiv projesinde yer olarak seçilmesi, aynı zamanda bölgesel bir kalkınmaya da heyecan katar.
Anadolu yatırımcısını ve Anadolu'daki girişimcilik ruhunu daha
da ateşler." (AA)
ALtIn FİyAtLARI
GRAM ALTIN
102.6300
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
23 Aralık 2015 Çarşamba
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
TÜRKİYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR
MU?
Hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu dönüştürülme; Türk
tarihi, Türk dili, Türk kimliği üzerinden yapılıyor.
Milli tarih, milli kimlik siyasetin temel
unsurudur. Dil ise tarihi derinliği içinde milli
duygunun oluşmasında birincil gerekliliktir.
Bu milli unsurlar ve dil; “milli devlet”, ve “millet” formelinin oluşmasını sağlar. Bu unsurlardan birinin yokluğu; hem diğer unsurların
yokluğudur, hem de “milli devlet” hatta “milletin” yokluğu demektir.
Türkiye’yi dönüştürmek isteyen liboşlar,
AB’ci sözde aydınlar, muhafazakâr kimlikli
dinciler, bölücüler; Türk kimliği yerine etnik
ve mezhepsel temelde yeni bir siyasi model
istemektedirler. Bunlar koro halinde ve söz
birliği etmişçesine milli kimliğin tarih yaklaşımında kahramanları hain, hainleri kahraman
olarak ortaya çıkarmak gayreti içindedirler.
Milli kahramanlar Atatürk, İnönü, Bayar ve
arkadaşlarını itibarsızlaştırma gayretlerini
açıkça izliyoruz. Bunlara göre; 1937-1938
Dersim Olayı bir isyan değil, bir katliamdır.
Ermeniler durup dururken soykırıma tabi
tutulmuştur. Şeyh Sait masumdur, 1925’te
yok yere idam edilmiştir. İskilipli Atıf Hoca
sadece şapka giymediği için idam edilmiştir.
1928’de Menemen’de bir irticai kalkışma
olmamıştır. Bir yedek subayın tesadüfi ölümü
ile devrim fırtınaları yaratılmıştır. Atatürk
döneminde 1936’da camiler ahır yapılmıştır.
İnönü döneminde yüzlerce cami kapatılmış,
satılmış ve hayvan barınağı yapılmıştır.
Ayrıca Kur’an’ı Kerim yasaklanmış, elifbalar
suç sayılmış, namaz kılanlar dövülmüştür.
Dersim İsyanı’nın elebaşısı Seyit Rıza’nın
heykeli dikilerek kahraman haline getirilmektedir. Kürt İsyanı’nı gerçekleştiren Şeyh
Sait’e iadei itibar istenmektedir. İskilipli Atıf
Hoca’nın adı kültür merkezlerine, parklara
verilmektedir.
Türkiye’yi dönüştürmek isteyenlerin, milli
tarihi; “resmi ve yalan tarih” ve uydurmacı
olduğunu iddia ederek itibarsızlaştırma ve
kimliksizleştirme girişimleri artarak devam
etmektedir. Türk milleti ve devletinin geçmişi
suçlanmakta ve geçmiş iktidarların meşruiyeti tartışılan bir noktaya çekilmektedir. Bir
milletvekiline göre; “Yunan tarihinde bir Ege
savaşı yoktur. Yunan tarihinde Ege’de
Türklerle savaş yok. Oysaki bizim tarihimizde
en önemli bir savaş olarak Yunanlılarla yaptığımız savaş gösteriliyor. Bütün şehitlikler
temsili”dir. Bu sözler, Milli Kurtuluş
Savaşı’mızın nasıl küçültüldüğüne açık bir
örnektir. Halbuki Türkiye Cumhuriyetinin varlık sebebidir Kurtuluş Savaşı’mız.
Çok küçük bir azınlık olarak düşündüğümüz ve sayılarının çok az olduğunu bildiğimiz bu art düşünceli, sözde yenilikçi, ileri
demokratlar; hedef tahtalarına; Cumhuriyeti,
milli devleti, Atatürk’ü ve milli kahramanları
oturtmuşlardır. Öyleki Atatürk’ün şahsında
Cumhuriyet ve Türklük temel hedeftir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratarak ve yıkarak, Yeni Türkiye veya 2. Cumhuriyet inşa
etmek isteyenler; milliyetçilik, milli kimlik,
ulus devlet ve Türk kimliği karşıtı bir çalışmanın ve gayretin içindedir. Oysaki; bu yıkıcılar,
bölücüler, ikinci cumhuriyetçiler, yeni
Türkiyeciler, sözde ileri demokratlar; dilimizi,
kimliğimizi, geçmişimizi yıkarak istedikleri
binayı neyin üstüne inşa edecekler? Asla
başaramayacaklar. Çünkü Türk halkı bu çok
azınlıkta olan düşüncelere imkân vermeyecektir.
“Photo for Tolerance+”
ödülleri dağıtıldı
Farklı ülkelerden genç fotoğrafçıların katıldığı uluslararası fotoğraf
yarışması, "Photo for Tolerance+"ı (Hoşgörünün Fotoğrafı+) kazananlar ödüllendirildi.
İSTANBUL - "İstanbul İslam Dünyası Gençlik
Başkenti" programı kapsamında, İslam İşbirliği
Teşkilatı'na bağlı İslam Konferansı Diyalog ve İşbirliği
Gençlik Forumu (İKGF-Dİ), Gençlik ve Spor Bakanlığı
ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen
yarışmanın ödül töreni, Taksim Cumhuriyet Sanat
Galerisi'nde gerçekleştirildi.
Törene katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet
Misbah Demircan, yarışmanın teması olan "hoşgörü"ye
değinerek, hoşgörüyü en iyi Mevlana'nın anlattığını kaydetti.
Beyoğlu'nun da bir "Mevlana" olduğuna vurgu yapan
Demircan, "İstanbul'un özetidir Beyoğlu" diye konuştu.
Demircan, İstanbul'un tarihine ilişkin bilgi vererek,
şunları aktardı:
"1200'lü yıllar önemli. O zamanlar Müslümanlar ve
Türkler yoktu. Bugünkü Eminönü, Fatih ilçemizde
büyük bir savaş yaşanıyordu. 1453'e, İstanbul'un fethine
giden süreçte, İstanbul'dan insan manzaraları, birbirleriyle emniyet, diyalog, huzur içerisinde pek de yaşayamayan bir şehir olduğunu görüyoruz. Fetih burada kıymetli.
Çünkü biliyorsunuz fetih, 'açmak' demek. Sultan Fatih,
gönülleri, kalpleri fethe geldiğinde, surları, kapıları kaldırarak, insanların emniyet içerisinde yaşayacağı bir şehirden bahsetmişti."
Törende, AA muhabirine açıklamada bulunan İKGFDİ Başkanı Büyükelçi Elshad İskandarov, Müslüman
gençleri motive edecek mesajlar vermeye çalıştıklarını
belirterek, "Bu proje, İstanbul'un hem tarihe hem geleceğe sahip, genç ve dinamik bir kent olarak tanıtılması ve
Müslüman gençlere bir üst kimliğin oluşturulmasını sağlayacak. İslamofobinin şiddetli bir döneminde, İslam'ın
terörle bağdaştırılmaya çalışılan bir kara kampanya
döneminde, dünyaya verilmiş bir hoşgörü mesajı için
hayırlı bir vesile olacaktır" dedi.
Gösterilen ilgiden çok memnun olduklarına dikkati
çeken İskandarov, "Gençler fotoğraflarını çok kısa bir
sürede gönderdiler. Onların arasından en kreatif, mesajları en dolgunlukla hissettiren fotoğraflar sergileniyor.
Taksim'deki bu sergi bittikten sonra da Marmaray istasyonlarını bu fotoğraflarla bezeyeceğiz. 100-150 bin kişinin bu sergiyi görmesine imkan sağlanacak" ifadelerini
kullandı.
İslam Dünyası Gençlik Başkenti Programı Genel
Direktörü Musa Akgül ise İstanbul'da bir sene boyunca,
kültürel, sanatsal, sportif, akademik faaliyetler düzenleyeceklerini söyledi.
Yarışmaya binden fazla fotoğrafın katıldığının altını
çizen Akgül şunları kaydetti:
Başkentte “Soundpainting”
rüzgarı esti
ANKARA - Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel
Sanatlar Fakültesi resim ve müzik bölümü öğretim
üyeleri ve öğrencilerinin düzenlediği
"Neoperformans-Soundpainting" etkinliği ilk kez sahnelendi.
Etkinlikte, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel
Sanatlar Fakültesi resim ve müzik bölümü öğretim
üyeleri ve öğrencilerinden oluşan 22 kişilik bir ekip
sahne aldı.
Tüm Sanat Galerileri Derneği (TÜSGAD) 2'nci
Ankara Sanat Buluşması kapsamında, Ankara Çağdaş
Sanatlar Merkezi'nde düzenlenen "Soundpainting"
performansının, Türkiye'de ilk kez Ondokuz Mayıs
Üniversitesince düzenlendiğini ifade eden etkinliğin
Sanat Yönetmeni ve Güzel Sanatlar Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Gülten İmamoğlu, Türkiye'ye sıra dışı bir
sanat etkinliği kazandırdıklarını söyledi.
"Soundpainting'in", seslerle ve müzik enstrümanları
ile resim yapmak anlamına geldiğini ifade eden
İmamoğlu, "Soundpainting, anlık, doğaçlama ile gelişen bir sanat ve soundpainter şefinin doğaçlama
kurgu yaptığı anda, diğer sanatçıların senkronize bir
şekilde resim yapma performansı bu sanat" şeklinde
konuştu.
Etkinliğin orkestra şefi ve müzik öğretmenliği bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Sonat Coşkuner ise
"Soundpainting'in" besteci Walter Thompson tarafından 1974'de geliştirilen bir işaret dili olduğunu ve bu
sanatın 1500'den fazla jest ve işarete sahip olduğunu
ifade etti.
"Performansımız birinci seviyeden ve toplam 41
hareketten oluşuyor. Her hareketin müzik dilinde bir
karşılığı var. Müzisyenler yapılan hareketin, jestin ne
anlama geldiğini biliyorlar ve bana cevap veriyorlar.
Sonra ben onların verdiği cevaba göre kompozisyonu
doğaçlama olarak şekillendiriyorum" bilgisini veren
şef Coşkuner, 41 hareketin 342 kombinasyonu olduğunu, "Soundpainting" in büyük bir beden dili olduğunu vurguladı.
Walter Thompson'ın öğrencisi olarak Fransa'da
"Soundpainting" eğitimi aldığını ve 2008 yılından
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
NEFESİ İKİYE BÖLMEK
beri bu sanatı yaptığını ifade eden Coşkuner,
Ondokuz Mayıs Üniversitesi yüksek lisans ve doktora
programlarında da "Soundpainting" dersi verdiğini
kaydetti.
Resim bölümü ve müzik bölümü öğrencilerinin
hocaları Gülten İmamoğlu, Sonat Coşkuner ve Beden
Müzisyeni Doç. Dr. Muzaffer Özgü Bulut ile sahne
aldığı etkinliğe çok sayıda davetli katıldı.
Soundpainting şefinin ve beden müzisyeninin
(Bodypercussion) yarattığı doğaçlama ve seyirci etkileşimli "Soundpainting" performansında; kalabalığın
bedenlerinin aynalama ve yansılama oyunları yoluyla
çıkardıkları seslerin birleşimiyle, dansçılar ve tiyatrocuların yanı sıra; ressamlar duydukları seslerin psikolojik tepkimesine dayalı resim yapıyorlar.
Performansta farklı disiplinler iç içe geçerek sesler
renklere, bu renkler Soundpainter'ın işaretlerine, işaretler yeniden seslere dönüşüyor. (AA)
Gürbüz Azak için saygı gecesi düzenlenecek
İSTANBUL - Gazeteci, yazar, şair
ve ressam Gürbüz Azak'ın doğumunun 78. yılı dolayısıyla saygı gecesi
düzenlenecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Kültür Daire Başkanlığı Kültürel
Etkinlikler Müdürlüğü ile Edebiyat
Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği
işbirliğiyle yapılacak etkinlikte,
Azak'ın hemşehrisi yazar Mustafa
Nadir Önay'ın başkanlığında oturum
gerçekleştirilecek.
Programda, Üstün İnanç, Ünal
Sakman, Mehmet Nuri Yardım ve
Uğur Canpolat, Azak'ın hayatı ve
eserleri hakkında konuşacak.
"Gürbüz Azak'a Saygı Gecesi", 25
Aralık Cuma günü saat 19.00'da,
Fatih'teki Ali Emiri Efendi Kültür
Merkezi'nde yapılacak.
"Aslında fotoğraf yarışması ve sergisi, bizim yapmak
istediklerimiz için bir araç. İslam dünyasındaki gençlerin
bir araya gelebileceği, İstanbul'da aidiyet duygusuyla
hareket edebilecekleri bir şehir, bir konsept yaratmaya
çalıştık. Dolayısıyla fotoğraf yarışmasının da çağrısına,
özellikle İstanbul'la özdeşleşen hoşgörü, barış, sevgi, kardeşlik gibi önemli unsurları barındıran temada çıktık."
Törene, Demircan ve İskandarov'un yanı sıra
Arnavutluk, Pakistan, Fas, Endonezya, Bosna Hersek
gibi ülkelerin konsolosluk temsilcileri, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, yabancı öğrenciler ve
sanatseverler katıldı. (AA)
Denizli'nin Acıpayam ilçesinde
1938'de dünyaya gelen Gürbüz Azak,
Denizli Lisesi ve Güzel Sanatlar
Akademisi yüksek mimarlık bölümünü bitirdi. 1961'de Hür Vatan gazetesinde grafiker olarak gazeteciliğe başlayan Azak, Yeni İstanbul, Babıali'de
Sabah, Günaydın, Yeni Asya,
Tercüman gazetelerinde çalıştı.
Türkiye gazetesinde 19 yıl yazarlık
yapan Gürbüz Azak buradan emekli
oldu.
Gürbüz Azak'ın, Dostlara Mektup,
3000 Türk Motifi, Anadolu Cayır,
Reis Ne Almış, Atlar Hazır mı, Sizi
Biri Arıyor, Güzel İnsanlar, Dünyayı
Ölüler Yönetir, Meşhurları İlk
Görüşüm, Gazeteci Milleti, 48-49-50,
Ben Adnan Menderes, Kaybolan
Kuyruk, Ülkeyi Kurcalayan Yazılar,
Ressam İbrahim Çallı, Patavatsızlar
ve Düşünürler Gözüyle Kadın, 20.
Yüzyıl Türkiye'sinin Hüzün ve Dehşet
Tarihi adlı eserleri bulunuyor.
Azak, 1985'te Yılın Ressamı (İnanç
Sanat Dergisi), 1991'de Basında
Üstün Hizmet Armağanı, (Denbir
Vakfı) 1994'te Yılın Yazarı (Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti) 1994'te Özel
Başarı (Babıali Ressamları Derneği),
1998'de Mevlana (Kombassan Vakfı),
2010'da Yılın Romancısı (Edebiyat
Sanat ve Kültür Araştırmaları
Merkezi) 2012'de Burhan Felek Basın
Hizmet (Türkiye Gazeteciler
Cemiyeti), 2012'de Babıali'de 50. Yıl
Altın (İstanbul Gazeteciler Derneği)
ödüllerine layık görüldü. (AA)
Mutluluk, sükût merdivenlerini çıkabilenlere tebessüm eder.
İnanmak güvenmektir, güvenmek yâr
için ölmek. Aşk, nefesi bile ikiye bölmek…
Siz sükûtla can bulan sözleri bilir misiniz
ya da duydunuz mu hiç kalbin içindeki kalbin konuşmasını? Hiç şahit oldunuz mu bir
ruhun sevdiği kalbe şakımasına?
Her saniye bir basamak mahşere, her
gün mutlak mutluluğa merdiven. Aşkla
coşan gönül her nefeste yediveren.
Sükût bazen sağır eder insanı ama âşık
olan gönüller sessizlikte bile duyarlar canan
bildikleri canın sesini.
Mutluluk sükût merdivenlerini çıkabilenlere tebessüm eder, âşık için can nedir ki,
cana ruh veren sevilen için Mevlâ’dan gayrı
her şeyi feda etmeye değer.
Nefes aşkla alınan, nefes aşkla verilendir.
Âşık için gülmek yârin gülüşü, âşık için
ölmek yârsız alınan nefeslerce ruhun ölüşüdür.
Bir kere inanır, bir kere güvenir insan.
Aşk bir defa yaşanır bir gönülde, sevdaya
bir kere tutulur kalp ve bin defa da kurban
etse de canını yâre, yine de doyamaz âşık
bu ölüşlere.
Her gece direnmek yâre, her sabah ona
yenilerek kalmak ne güzel. Sonsuzca mağlubiyeti, sonsuzca arzuyu yaşamak ve yârin
hayalinde bile kendini kaybedip nefeslerce
onda asılı kalmak ne güzel.
Nefes ki sadece âşığın kendisi için aldığı
değildir, nefes aslında iki kişiliktir. Âşığı âşık
eden, gönlü gönül, hayatı hayat eden her
şeyin sahibi Hüdâ’ya şükür ve hayatı
anlamlı kılan yâre teşekkürdür.
Nefes ikiye bölünürse nefestir, ses yârdan gelenin maşuğun dilinde terennüme
dönüşen sözdür. Yârsız geçen zaman, yârsız olan hayat âşığı kör, nefesi çekilmez
kılan közdür.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Ellerimde titreme, gözlerimde pırıltı.
Senin ismini duysam başlar bende çarpıntı.
Sana âşık bu gönlüm mahşere dek acıkmaz,
Bir kere gül yüzüme yeter bana kırıntı.
22 Aralık 2015 Salı
250 dükkanı kül eden yangına
Başbakan ve Gökçek el koydu
Yaraları saran dayanışma
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Başkent, zaman
zaman yaşadığı felaketlerde yarasını
sarmayı bilen bir geleneğe sahip.
Hiçbir şey gibi bu da eksiksiz değildir
ama felaketzedelerin devleti ve dostlarını yanında görmesi büyük moral
kaynağıdır. OSTİM’deki patlamalarda, trafik kazalarında ya da sel-su baskınlarında gördüğümüz yara sarma
operasyonu, geçen hafta sonunu karartan Osmanlı Halk Pazarı’ndaki yangın
sonrası da görüldü. 250 dükkanın kül
olduğu felaketin tek teselli kaynağı
can kaybının olmamasıydı. Bir de,
Başbakan’dan bakana, belediye başkanından valiye, STK’lara kadar herkesin üzerine düşeni
yapmasıydı moral ve güç veren şey.
DEVLET-MİLLET
DAYANIŞMASI…
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in,
“Devlet, şefkat elini uzatacak ve esnafın zararları kısa
zamanda karşılanacak” sözleri anında karşılık buldu ve
bilindiği gibi, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent
Tüfenkci, yanında AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah
İşler, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Ankara
Valisi Mehmet Kılıçlar ve Ankara Ticaret Odası (ATO)
Başkanı Salih Bezci ile olay yerinde incelemelerde
bulundu. Yangınzede esnafı teselli ederek devletin yanlarında olduğunu söyledi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu da, bakanlar, Ankara
Valisi ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşerek bilgi aldı. Gereğinin yapılması talimatını verdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci’nin, “Birkaç gün
içinde gerek AFAD eliyle gerek fon eliyle desteklerimiz
inşallah olacak. Biz esnafımızı yarı yolda bırakmayız”
sözleri; Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar’ın eksilmeyen
ilgisi; Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’ın esnafları
koruyup, kollayan tutumu; ANKESOB Başkanı Mehmet
Yiğiner’in maddi, manevi desteği üzüntüleri azalttı.
AYNEN YAPILACAK
Osmanlı Halk Pazarı’ndaki yangının ardından felaket yerine ilk
koşanlardan olan Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek de
yangınzede esnafın yüreğine su serpti. İlk açıklamasında, “Belediyede
esnafla toplantı yapacağım.
Toplantıdan sonra ne yapacağımıza
birlikte karar vereceğiz” dedi ve
dediğini yaptı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Başkan Gökçek,
yangında zarar gören esnafa 30’ar
bin lira yardım yapılacağını söyledi.
Bu yardım, Başbakanlık Afet ve Acil
Durum Başkanlığından (AFAD)
20’şer bin ve valilik nezdindeki vakıftan 10’ar bin lira
şeklinde gerçekleştirilecek. Ayrıca, düşük faizli kredi
verilmesi, sigorta ve vergi borçlarının ertelenmesini de
Başbakan Davutoğlu’nun müjdesi olarak duyuruldu.
Büyükşehir Belediyesi olarak, Ankara Ticaret Odası ile
yanan yerlerin bir an önce yapılması yönünde karar aldıklarını anlatan Gökçek, “Yaralarınız sarılacak ve çok daha
güzel bir mekana kavuşacaksınız” dedi ve ‘2-3 ay gibi’
bir süre sabır istedi. Keçiören Belediyesi’nin de diğer hizmetleri vereceğini söyleyen Gökçek, yenilenecek pazar
yeriyle ilgili esnafın görüşünü aldıklarını ve çoğunluğun
‘aynen yapılması’ yönünde görüş bildirdiğini ifade etti.
LİDERLERDEN ELEŞTİRİLER
ANKARA- Partilerinin grup toplantılarında konuşan
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündemi değerlendirdi.
BAŞBAKAN DAVUTOĞLU
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet
Davutoğlu, AK Parti Grup Toplantısında konuştu.
Davutoğlu, Aziz Sancar ve Ara Güler'e karşı yapılan linç
girişimlerini sert bir dille eleştirdi. Terör örgütün saldırılarından zarar gören vatanşlara yönelik destek paketini açıklayan Davutoğlu, İsrail ile yürütülen görüşmelerde
Türkiye'nin öne sürdüğü şartlardan geri adım atmayacağını
söyledi. Davutoğlu şöyle konuştu:
“AK Parti'nin vaadi mutlaka gerçekleşecek vaattir. Yeni
Türkiye'de söz verildi mi yapılacak. Allah'ın izniyle milletimize verdiğimiz sözleri gerçekleştireceğiz.
Söylediklerimizi eksiksiz yaparız. Bizim siyasetimizin ilk
günden beri böyle ahlaki zemini vardır. Neticeleri burada
halkımızla paylaşacağız. Biz söyleriz söylediklerimizi de
eksiksiz yaparız.
Medeni ve olgun bir siyaseti muhalefetten göremiyoruz… Bunlar, milletle beraber hareket etmektense, Türkiye
ile kimin derdi varsa onlarla birlikte işbirliği yapmayı kendilerine ahlak edinmişler
Evlerini terk eden vatandaşlarımız, dükkanlarını açamayan vatandaşlarımız müsterih olsunlar Türkiye
Cumhuriyeti daima yanlarında olacak. Terörden görülen
zararları karşılayacak güçteyiz. Her türlü ihtiyaçları karşılanacak. Tek tek il ve ilçeler ele alındı önemli talimatları
arkadaşlarımıza ilettik. Bu ülkede kimse sahipsiz değildir.
Göç eden bütün kardeşlerimizin yanındayız. Valiliklerimiz
bu yönde vatandaşlarımızla temasa geçip ihtiyaçları karşılanacak. Terör dolayısı ile kaymakamlıklara müracaat eden
her vatandaşa gereken destek verilecek. Bayrağımızın dalgalandığı hiçbir yerde insanlarımızı evsiz, okulsuz, yurtsuz
bırakmayız. Sur başta olmak üzere esnaf kardeşlerimizin
kayıpları giderilecek. 1 Aralık 2015'ten itibaren 3 aylık
vergi ve sigorta beyannamelerini erteledik.
DAEŞ'e karşı mücadelede uluslararası koalisyonun
parçasıyız. Ama ister Rusya olsun, isterse başka zalim bir
devlet olsun, kim Suriye halkını bombalarsa onun da karşısındayız, karşısında olacağız.
İsrail ile ilişkilerimizim kesilmesi Mavi Marmara
Gemisi ve vatandaşlarımızın şehit edilmesidir. İsrail'in
sorumluluğu sabittir. Biz olayın ardından İsrail ile ilişkilerimizin normale dönmesi konusunda üç şartımızı açıkladık.
Özür dilenmesi, tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılması. Özür şartı yerine getirmiştir. Türkiye bu anlamda İsrail'e
özrü dileten bir devlet olma onurunu yaşatmıştır. Diğer
şartlar için görüşmeler sürmekte nihai bir sonuç yok. Bir
sonuç çıkarsa bunu kamuoyu ile paylaşırız. Bizim pozisyonumuz başta ne ise yarın da o olur. Bizim pozisyonumuz
neyse yarın da o olacaktır. Türkiye hem tazminat hem de
ambargonun kaldırılması konusunda ısrarlıdır. Bizim mazlum kardeşlerimize desteğimiz sürecektir.
Ankara Keçiören'de yangın nedeniyle sıkıntıya düşen
kardeşlerimize öncelikle geçmiş olsun diyorum. Allah
başka acı göstermesin. Bu vatandaşlarımıza dükkân başına
30 bin lira yardım yapılmasını karara bağladık.
Esnafımızın sigorta borçlarını da erteleyeceğiz.
DEVLET BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin grup
toplantısında yaptığı konuşmasında, Türkiye'nin fiziken ve
fikren bölünmenin eşiğine geldiğini vurgulayarak,
Başbakan Ahmet Davutoğlu'na seslendi. Bahçeli,
"Teröristler ev ev, sokak sokak bulunmalı teröristler tek tek
hendeklerle imha edilmelidir. Sayın Davutoğlu terörle
mücadelede samimi olduğunuz sürece MHP sizi şunun
bunun ağzına baktırmayacaktır" dedi.
Bahçeli, Arap baharın değerlendirirken, “Sözde kral,
emir ve şeyhler için öncelikleri taht ve taçlarıdır.
Osmanlı'dan ayrılan her devlet kriz geçirmektedir. Buna
Türk'ün bedduası mı tuttu demek bilemiyorum. Bildiğim
şu ki Ortadoğu ateş almıştır. Meselenin tuhaf yanı tehlikenin hala kavranamamış olmasıdır. Türkiye'nin yer aldığı 34
İslam ülkesinin ittifak kurması bu gerçeği değiştirmeyecektir” dedi.
"PUTİN'İN GÖZÜNÜ KAN BÜRÜDÜ"
Devlet Bahçeli Rusya’ya da sert çıktı: “İçinde bulunduğumuz coğrafyada her yer karışıktır. Bunun Türkiye'ye
maliyeti büyümektedir. Suriye'de insani, tarihi ve kültürel
miras yok edilmektedir. Türkmen dağındaki katliamlar
görülmemektedir. Putin'in gözünü kan bürümüştür.”
İSRAİL İLE İLİŞKİLER
“7 Haziran'dan sonra Tel Aviv'de bayram yapıldı diyen
yandaş asalaklar, asıl bayram hediyesinin bizzat Erdoğan
diliyle verildiğini göremeyecek kadar vicdan ve iradenizi
aldırdınız mı? Her şeyi geçtik de Gazze'dekilerin yüzüne
nasıl bakacaksınız? Biz demiyoruz ki İsrail'le düşman olalım. Biz Erdoğan'ın dönüş gerekçesini, eriyen buzların
sebebini öğrenmek istiyoruz.” “Günlerdir Sur, Cizre, Silopi
ve Nusaybin olmak üzere teröristler saldırı düzenlemektedir. 1 Kasım'dan bu tarafa 17 polis, 19 asker bir hilal uğruna kara toprağa girmiştir. Hükümet uyuşarak seyretmiş,
evler silah ve cephaneyle doldurulmuştur. Biz hayal görmeyin, milleti aldatmayın dedikçe Erdoğan öfkeden renkten renge girmektedir. Türkiye fikren ve fiziken bir bölünmenin eşiğindedir. Çözüm diyenler, bu hendekler kazılırken nerelerdeydiniz? Sözde akiller hangi delikten, hangi
yalıdan terörü seyrediyorsunuz. Bir ara demokrasi türküsü
söylüyordunuz, barışı getiriyordunuz? Şimdi nerede keyif
çatıyorsunuz?”
KEMAL KILIÇDAROĞLU
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Rus kanalına yaptığı
açıklama nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline gelen
milletvekili Eren Erdem'e sahip çıktı: Hiçbir milletvekilimizi kimseye yedirmeyiz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin
grup toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun gündeminde, hükümetin 'Türkiye'nin
IŞİD'e sarin gazı gönderdiğini' iddia eden CHP İstanbul
Milletvekili Eren Erdem'e yönelik eleştirileri vardı.
Erdem'e sahip çıkan kılıçdaroğlu, "Hükümet başarısızlıklarının altında bunaldığı için, kendisi için çıkış arıyor.
Bizim bir milletvekili arkadaşımıza acımasızca saldırıyorlar. 'Türkiye üzerinden kimyasal silahların Suriye'ye gönderilmesini' dile getirdi diye arkadaşımız bir numaralı düşman ilan edildi, Eren Erdem. Hiçbir milletvekilimizi kimseye yedirmeyiz" diye konuştu.
"Bizim milletvekillerimiz namuslu insanlardır.
Ağızlarından çıkanı bilirler. Belge döküman olmadan
konuşmazlar" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu şöyle
devam etti:
"Konuştukları her şeyin gerekçesi vardır. Tam bir
yavuz hırsız misali, batmış bir yerlere saldırıp buradan
çıkabilir miyim. Çıkamazsın, sen o batağa saplandın.
Çünkü senin oradan çıkacak aklın da erdemin de yok.
28 Şubat 2013... Adana polisine bir ihbar geliyor, buradan kimyasal silahlar Suudi Arabistan'a gidecek. Polis de
üzerine düşüyor, operasyonu yapıyor. Yüzlerce sayfa ifade
alıyor. Tapeler polis kayıtların da var. Bunların başında
Haytan Kasap var. El Kaide üyeliğiyle bilinen bir isim.
Soruşturma sonucu Adana Cumhuriyet Savcılığı iddianamesini hazırlıyor. 190 sayfalık iddianame hazırlanıyor.
Bir süre sonra sayın Erdem milletvekili olduktan sonra
olayı araştırıyor. Batı'dan alınan ürünlerin Türkiye üzerinden Suriye gönderildiğini açıklıyor. Bunu Meclis'te de
açıklıyor ve Davutoğlu'na bir soru önergesi veriyor.
Ne yapsın milletvekili sussun mu? Sizin kirli işlerinizi
ortaya dökmesin mi? 190 sayfalık iddianameyi merak
edenlere yollayabiliriz. Kimyasal silahların nasıl kullanıldığı da var. Arkadaşımız Türkiye'yi suçlamıyor. Asıl Batı'nın
suçlanması gerekiyor."
ERDOĞAN'A SERT ELEŞTİRİ
Eren Erdem'e yönelik eleştirileri üzerinden
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da sert ifadelerle
yüklenen Kılıçdaroğlu,"Ben Davutoğlu'nun bunu eleştiri
konusu yapmasını anlarım. Biz de cevabımızı veririz. Ama
bir diktatör bozuntusunun bu işe burnunu sokmasını anlamakta zorlanıyorum" dedi.
MHP’li muhaliflerde ‘İKNA’ ENDİŞESİ Bakanlar Kurulu teröre ‘Sur’ çekti
ANKARA - 1 Kasım seçiminin ardından
parti yönetiminin değişmesini isteyen ve
tüzük kurultayı için imza toplamaya başlayan
MHP'li muhaliflerde, genel merkezin imza
veren delegelere yönelik "ikna" turu yapacağı
endişesi oluştu.
Partiye yakın kaynaklar, MHP'de "karşı
seslerin" yükselmesine neden olan olayları; 7
Haziran seçimi ardından Genel Başkan
Devlet Bahçeli'nin "AK Parti'ye asla kabul
etmeyecekleri şartlarla" yaklaşması ve 1
Kasım seçiminde partinin aldığı sonuç şeklinde sıralıyorlar. Genel seçimin yapıldığı 7
Haziran akşamında kameralar karşısına geçen
Bahçeli, "Birinci koalisyon, başlangıcından
bu yana birliktelikleri devam eden AKP ile
HDP arasında olması lazımdır. İkinci bir koalisyon modeli olarak AKP, CHP ve HDP'yi
bir araya getirebilirsiniz. Böyle bir yapılanma
içinde MHP, şerefi ve haysiyetiyle ilkeli ve
dürüst politikalarıyla Meclis'te denetimi esas
alan ana muhalefet partisi görevini üstlenmeye de hazırdır. Eğer bunların hiç birisinden
sonuç alınamıyorsa, Türkiye'yi, AKP'nin azınlığına, bir takım çevrelerin senaryosuna mahkum etmeye kimsenin hakkı yoktur. En erken
seçim ne zaman olacaksa o zaman da seçim
olur" diye konuşmuştu.
Bu açıklamanın bir çok kesim tarafından
"en mantıklı koalisyon" olarak görülen AK
Parti-MHP birlikteliğinin daha başlamadan
bitmesine neden olduğu ifade edildi. Bahçeli,
9 Temmuz'da yaptığı yazılı açıklamada görüşünü yineledi ve "AKP-HDP, değilse bile
AKP-CHP, bu da kafi gelmezse, AKP-CHPHDP arasında bir koalisyon hükümeti kurulması 7 Haziran'da sandıktan çıkan iradenin en
bariz temennisidir" beyanında bulunmuştu.
Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından, "Milliyetçi Hareket
Partisi'nin 7 Haziran akşamından itibaren
tayin ve tespit ettiği siyasi tutumunda bir
değişiklik olmadığı muhataplarına açık ve
dürüst bir üslupla iletilmiştir. AKP'nin en
uygun koalisyon partneri hiç kuşkusuz
HDP'dir", ağustos başında da "AKP-CHP
koalisyon hükümeti bu hafta içinde mutlaka
kurulmalı, Türkiye artık nefes almalıdır"
beyanlarını verdi. Ağustos ayının sonunda
seçimlerin yenilenmesi kararının ardından 3
Ekim'de, "Açık açık söylüyorum; Davutoğlu
bize koalisyon teklifiyle gelmedi" diyen
Bahçeli, partisinin büyük oy kaybı yaşadığı 1
Kasım günü, "Milletimiz koalisyon kurmaktan köşe bucak kaçan AKP'ye tek başına iktidar vizesi ve görevi vermiştir. Milliyetçi
Hareket Partisi'nin zayıflaması, kaybetmesi ve
hatta baraja takılması maksadıyla siyasi tarihimize kara bir leke gibi geçecek her neviden
saldırı icra edilmiştir" dedi.
ANKARA - Başbakan Yardımcısı ve
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı il ve ilçelerde terör olayları nedeniyle ekonomik kayıp yaşayan esnafın
mağduriyetinin giderilmesiyle ilgili alınabilecek tüm tedbirlerin ele alındığını belirterek, "Mağduriyetlerin giderilmesi için
esnaf kardeşlerimizle ilgili adımlar atılacaktır. Vergi borçları, prim borçlarının ertelenmesinden birçok alana kadar buradaki
mağduriyetlerin giderilmesini sağlayacak
olan adımlar atılmıştır" dedi. Kurtulmuş,
Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Ahmet
Davutoğlu başkanlığında düzenlenen
Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken,
gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, toplantıda ele alınan konulardan birinin Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan
terör olayları olduğunu söyledi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı il ve ilçe merkezlerinde yaşanan terör olayları ve terörle mücadele kapsamında mağdur olan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesiyle ilgili alınacak
tedbirlerin detaylı şekilde değerlendirildiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Kararlarımızı aldık, yarın grup toplantısında Sayın Başbakanımız bunları teferruatlı olarak kamuoyuyla paylaşacak.
Öncelikle Sur başta olmak üzere birçok
ilçemizde, ilçe merkezlerinde ticaret yapan
esnaf kardeşlerimiz, maalesef terör örgütünün acımasız hendek kazması, bomba patlatmaları, hendeklerle vatandaşları baskı
altına almaları sonucu oluşan atmosferde
çok ciddi ekonomik kayıplar ve mağduriyetler yaşamışlardır, yaşamaktadırlar.
Bunların giderilmesi için her türlü tedbir
konuşuldu. Bu tedbirler en kısa zamanda
kapsamı ve süresi belirlenmiştir. Bunlar bu
şekilde bu mağduriyetlerin giderilmesi için
esnaf kardeşlerimizle ilgili adımlar atılacaktır. Vergi borçları, prim borçlarının ertelenmesinden bir çok alana kadar, buradaki
mağduriyetlerin giderilmesini sağlayacak
olan adımlar atılmıştır." Kurtulmuş, terör
olaylarının yaşandığı bölgedeki eğitim
konusuyla ilgili olarak, 4 ilçede eğitime
ara verilmek durumunda kalındığını belirterek, şöyle devam etti: "Bu dört ilçedeki
eğitimden etkilenen öğrencilerimiz yaklaşık 80 bin civarındadır. Ayrıca 7 bin 500
civarında öğretmenimiz bu süreçten etkilenmiştir. Dolayısıyla öğrencilerimizin hiçbir saat bile kaybı olmadan eğitimlerindeki
boşluklar, terör baskıları oluşan bu ortamda eğitim alamadıkları günler telafi edilecek. Bildiğiniz gibi 180 günlük yıllık eğitim mecburiyeti var. Bu 180 gün ara tatillerde gerekli zaman aralıklarında telafi edilecek. İlave dersler verilecek, ilave kurslar
verilecek.”
Fehmi KORU
11
[email protected]
[email protected]
haber
Dış politik çizgimiz
değişiyor ama neden?
Türkiye’nin dış politikasında önemli dönüşümler
yaşanıyor.
Ürkelim, korkalım, telaşa kapılalım mı?
Hayır. Şimdiden görünen, hatalara düşülmez ve
iyi değerlendirilebilirse ülkenin önünü açabilecek
yeni bir döneme girileceğidir. Bu, belirsizlikler ve
kaçan fırsatlarla dolu bir dönemi geride bırakıp,
riski ve fırsatları az, ancak öngörülebilir yeni bir
dönem olacak.
Geride bırakacağımız dönemi içinde barındırdığı
belirsizlikler yüzünden sürekli eleştirenler, müfrit AK
Parti -ve Tayyip Erdoğan- düşmanları, bu defa da
fırsatlar elden gitti diye ortalığı velveleye verebilir;
geçen dönemin hamasete açık özellikleri sebebiyle
her yapılanı övmeye alışmış çevrelerde de şaşkınlıklar yaşanabilir...
Dış politikada yapılan tercihlerin herkesi memnun etmesi zordur zaten...
Biz pek çok yönden başkalarından farklı bir ülkeyiz; farklarımız bizim için hem talih hem de talihsizlik...
Sözgelimi, 600 yıl ayakta kalmış muazzam bir
imparatorluğun vârisiyiz; bu durum hem bizim davranışlarımızı, hem de büyük devletlerin bize davranışlarını olumlu olarak etkiliyor.
Küçük devlet muamelesi görmüyoruz.
Buna karşılık, 600 yıl boyunca imparatorluğun
birer parçası olan şimdinin bağımsız ülkelerinin
bize bakışlarını da etkiliyor tarih ve bu etkilenme
olumlu değil. Her atılan adımı geçmişe bakarak
değerlendirme âdeti o ülkelerde giderek yaygınlaşıyor.
Şu yakınlarda Irak’la yaşanan Başika Kampı
“krizi” bu sebeple çıktı.
Ne yapalım, biz de bunu bilerek hareket edeceğiz.
Dikkate almamız gereken tek nokta geçmişimiz
olsa neyse, bir de bugünün kendine özel sorunları
var ve adımlarımızı atarken onları da aklımızdan
çıkarmamamız gerekiyor.
Örnek olay Suriye... Bugünün sorunu yalnızca
Suriye olsaydı kendi çözümümüzü başkalarına
kabul ettirmekte fazla zorlanmayabilirdik. Ancak
bütün Ortadoğu ateş çemberi ve en önemlisi IŞİD
denilen nevzuhur bir kanlı örgüt varlığıyla herkesi
tehdit ediyor. IŞİD var diye İran da var, Rusya da
var; tek taraflı kararlar dolayısıyla pek sökmüyor.
İsrail’i ve onunla birlikte harekete mahkûm müttefikimiz ABD’yi de unutmamamız şart.
ABD’de Barack Obama’nın başkanlıktaki son
yılına girilmek üzere. Beyaz Saray’ı terk etmeye
hazırlanan ABD başkanları, arkalarında, kötü konuşulmayacakları bir miras bırakmak isterler.
Ronald Reagan, İrangate’le başı dertte olduğundan, son yılında her şeyi bıraktı, uyguladığı ekonomik politikalarla sokağa terk edip açlığı tattırdığı
insanları kollayan bir yasa (McKinney-Vento
Homeless Assistance Act) için uğraştı.
Monica Lewinsky skandalıyla az kalsın başkanlığı kaybedecek duruma gelen Bill Clinton, çareyi,
Çin’i dünya sistemine kazandırmakta buldu.
Obama’nın da böyle bir derdi var; San
Bernardino eylemlerinin etkisi altında yaptığı basın
toplantısında, 18 Aralık günü, önümüzdeki yılın
gündemini neredeyse teke indirdi: IŞİD ile savaş...
“İkmal hatlarını, finansman kaynaklarını tarumar
edip, altyapılarını yıkıp, güçlerini yok edip liderlerini
yakalayacak ve IŞİD’i yeneceğiz” dedi Obama.
Etrafımızda taşların yerinden oynaması, eski ittifakların çatırdayıp yerlerine yenilerinin konulmaya
çalışılması hep bu yüzden...
Ülkemiz ve ülkemizin dış politikası da bu gelişmelerden etkileniyor elbette.
Çalkantılar, hatta sarsıntılar yaşanması normal.
Zorlanacağımız ittifaklar ve savaş ihtimalleri
yüzünden tehlikeler de yok değil.
Aklımızı kullanır, gelişmeleri lehimize çevirme
becerisini gösterebilirsek, yeni dönemde fırsatlar
yakalanabilir yine de.
Göreceğiz.
CHP’li Erdoğdu’dan ‘KORKUTAN’ sözler
KÜTAHYA - CHP Genel Başkan Yardımcısı
Seyhan Erdoğdu, "Dışarıdan bakıldığı zaman Türkiye,
adeta bir zamanlar 'Balkanlaşma', şimdi de 'Suriyeleşme'
denilen bir karanlık mecraya sürüklenmek isteniyor"
dedi. Erdoğdu, partisinin Kütahya İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye sınırlarının adeta kan gölüne
döndüğünü, ülkenin Ortadoğu'nun savaş ortamına sürüklenmek istendiği karanlık bir dönemden geçildiğini
savundu. Yurt içinde, birçok ilde şiddet ve terör olaylarının tırmandığını dile getiren Erdoğdu, şöyle konuştu:
"Bazı illerimizde halk iki ateş arasında kalmış çaresizlik
içinde göç ediyor. Dışarıdan bakıldığı zaman Türkiye
adeta bir zamanlar 'Balkanlaşma', şimdi de 'Suriyeleşme'
denilen bir karanlık mecraya sürüklenmek isteniyor. Bu
bizi asla yıldırmayacak. Çünkü biz Mustafa Kemal'in
kuşağıyız, cumhuriyetin çocuklarıyız. Biz, aydınlanmanın ışığını yüreğimizde, bilincimizde taşıyoruz ve bunu
geleceğe taşımakta kararlıyız. Emeğin hakkını biliyoruz.
Biz, bu ülkenin çalışan insanını, kendi geçimini ve ailesinin geçimini sağlamak için alın teri dökenlerin davasının savunucularıyız. Onun için bizim içimizde umut hiç
yok olmaz. Bir söz vardır; 'Umut kesilmez umuttan'
diye. Çünkü kendimize, çocuklarımıza ve geleceğe inanıyoruz. Kongremizi zor günlerde yapıyoruz ama
aydınlık bir gelecek için yapıyoruz. Kıvançla, onurla bu
yolda yürüyeceğiz."
Özdağ: HDP çözüm sürecine inanmadı…
DÜZCE - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı
Selçuk Özdağ, HDP'nin Çözüm Süreci'ne zarar verdiğini belirterek, "Çözüm Süreci'ne inanmadılar. Çözüm
Süreci başladığında bitine kadarki süreci bitiren kendileri idi, 61 askerimizi, polisimizi, vatandaşımızı, korucumuzu öldürdüler" dedi. Özdağ, partisinin Düzce İl
Başkanlığı'nı ziyareti sırasında yaptığı basın toplantısında, tüm kesimlerin milli bütünlük içerisinde siyaset yapması gerektiğini söyledi. HDP'nin milli bütünlük içerisinde siyaset yapmadığını savunan Selçuk Özdağ,
"Çözüm Süreci'ne inanmadılar. Çözüm Süreci başladığında bitine kadarki süreci bitiren kendileri idi, 61 askerimizi, polisimizi, vatandaşımızı, korucumuzu öldürdüler. Bine yakın eylem yaptılar, bir de gizli eylemleri
vardı. Türkiye ve emniyet sabırla bunlara tahammül etti.
Ardından biliyorsunuz ki iki polisimizin öldürülmesiyle
beraber Türkiye gereğini yaptı.”
12
23 Aralık 2015 Çarşamba
Kaymakam karı-koca
Başburt’ta görev yapıyor
Türkiye'nin 80 bin
607 kişiyle en az
nüfuslu ili olan
Bayburt'un iki
ilçesinden
Demirözü'nde
Zihni Yıldızhan,
Aydıntepe'de de
eşi Yeliz Yıldızhan
bir yıldır kaymakamlık yapıyor.
BAYBURT - Yeliz Yıldızhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bayburt'a çok
isteyerek geldiklerini belirterek, "Bayburt
Türkiye'nin en huzurlu şehirlerinden birisi.
İlk geldiğim gün, güleryüzlü, samimi insanlarla karşılaştım. Bu devam etti, güzel bir
iletişim kuruldu. Hem mesai arkadaşlarım
hem vatandaşlarla güven içerisinde ilişkimiz
ilerliyor" dedi.
Kentte hiç hayal kırıklığına uğramadıklarını, yörenin insanına bir şeyler vererek ayrılmak istediklerini dile getiren Yıldızhan,
"Bayan kaymakam arkadaşlarım var,
'Benden sonra buraya sen gel' diyorum.
Huzurlu, devlete itaat geleneklerinin çok
geliştiği, kanaatkar insanların olduğu, mütevazi bir şehir. Halkı da şehir de o şekilde.
Görev yapmaktan keyif aldığımız bir şehir"
diye konuştu.
Yeliz Yıldızhan, iş hayatında eşiyle birbirlerinin tecrübelerine başvurduklarını anlatarak, şunları söyledi:
"Onun yaşadığı farklı deneyimler oluyor.
Siz de ilçenizde bir olayla karşılaştığınızda
karşılıklı istişare ederek, yaşanmışlardan
ders çıkarıp ona göre kendinize yön çizebiliyorsunuz. Belki mesleki anlamda birçok
insanla paylaşamayacağınız, konuşamayacağınız konuları bu olaylara vakıf eşinizle paylaşmış olmak sizi rahatlatıyor, daha doğru
bir yön çizmenize vesile oluyor. Biz bu
anlamda paslaşıyoruz, doğru kararlar vermeye çalışıyoruz. Birbirimize yardımcı olduğumuzu düşünüyorum."
Demirözü Kaymakamı Zihni Yıldızhan da
Bayburt'a hizmet etmekten çok memnun
olduğunu vurgulayarak, "Kurumlarıyla oturmuş yapısıyla eşimin de ifade ettiği gibi
güzel duygular içerisinde, güzel hizmetler
etmek istiyoruz. Bunun da ilk örnekleri
verilmeye başlandı. Burada hem siyasetçilerimiz hem milletvekillerimiz olsun,
Bayburt'un büyük katkısıyla her iki ilçemize
de meslek yüksekokulu kuruldu" sözlerine
yer verdi.
Kendisinin de yörenin insanı olduğunu
dile getiren Yıldızhan, "Babam Bayburtlu,
burada doğup büyümüş. Biz burada doğup
büyümesek de bu vatanın evlatlarıyız.
'Buraya daha farklı neler yapabiliriz', inanın
sabah, akşam bunu düşünüyoruz, onun yolunu açmaya çalışıyoruz. Tanıtımına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Her ortamda eşimizi
dostumuzu buraya çağırıyoruz, buraları gelip
görmelerini, buraların insanıyla hemdem
olmalarını istiyoruz" değerlendirmesinde
bulundu. (AA)
lediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bir yere giderken benimle beraber birinin gelmesi gerekiyordu. Kendimi hep
onların zamanına göre hazırlamak zorundaydım. Doktora gittiğim zaman birisinin
eşlik etmesini bekliyordum. Tahlil verdi-
ğim zaman ya sürekli yol soruyordum ya
da okuma bilen birisinin götürmesi gerekiyordu. Okuma yazmayı öğrenmeye başladıktan sonra kendin aldığın tahlili kendin
okuyorsun. Her işini kendin görüyorsun,
onun için ikinci bir kişiye gerek duymuyorsun. Kendi işini kendin halledebiliyorsun.
Bunun önemi çok büyük. Ben de kendi
raporumu artık kendim okumak istiyorum."
Okuma yazmanın ilk zamanlarda çok zor
geldiğini anlatan Hatice Erkan da
"Hocamız bize çok güzel şekilde anlattı ve
hiç zor olmadığını gördük. Kısa zamanda,
bir ay içerisinde öğrenmeye başladık. Allah
izin ederse daha da ilerleteceğiz.
Marketlerden gidip de bir şey alamıyorduk,
arabaları tanıyamıyordum ama artık çok
daha kolay oluyor" ifadelerini kullandı.
Kurs öğretmeni Hamdi Arslan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Halk Eğitim
Merkezlerinin son yıllarda okuma yazma
alanında ciddi çalışmalar yürüttüğünü ifade
ederek, Güneysu'da yaptıkları çalışmalara
ilginin çok fazla olduğunu söyledi. (AA)
60'ından sonra okuma yazma öğreniyorlar
RİZE - Rize'de 60 yaş üzerindeki 4
kadın günlük işlerini bile tek başına yapamayınca, kurslara katılarak okuma yazma
öğrenmeye başladı.
Güneysu ilçesinin Kıbledağı köyünde
yaşayan 63 yaşındaki Hatice Küçük, 60
yaşındaki Meryem Yılmaz, 63 yaşındaki
Hatice Erkan ve 62 yaşındaki Meryem
Erkan, günlük yaşamlarını kolaylaştırmak
için Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan okuma yazma kursuna gitmeye karar verdi.
Kursa kaydolan kadınlar, bir aylık süre
sonunda okuma ve yazmayı az da olsa
öğrendi. Bu süre zarfında öğrendikleriyle
birçok günlük işi kendileri yapmaya başlayan kadınlar, 4 ay sürecek kursun ardından
hayatlarının çok daha kolaylaşacağına inanıyor.
Hatice Küçük, okuma yazması olmayan
kişinin başkasına bağımlı yaşadığına işaret
ederek, okuma yazmanın hayatını büyük
oranda kolaylaştırmaya başladığını belirtti.
Meryem Yılmaz ise okuma yazmadan
önce hayatında hep birisinden yardım bek-
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. Spor müsabakalarını yöneten tarafsız kişi. – Şehir. 2. Közlenmiş patlıcan,
sarımsak ve kıyma ile yapılan bir tür kebap. 3. Oyunda kazanılan her parti. –
Bir çalgıyı doğru ses vermesi için ayarlama. 4. Murdarilik. 5. Yasaklama,
yasak etme. – Bir halk sazı. – Nikelin simgesi. 6. Tarih öncesi çağlarda tanrılara adak olarak kurban edilen küçük heykellere verilen ad. – Kişinin dış
görünüşü. 7. Şaşma anlatan ünlem. – Çok ince ve değerli bir tür kumaş. 8.
Fiyat yaftası. 9. Eşi olmayan, biricik, yegâne. – Dantel veya nakış ipliği
yumağı. 10. Bir tür iç giysisi. – Bir renk. 11. Tanrıya göre insan. – Düzen. 12.
Dağ keçisi. – Orta. 13. Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol. –
Bir nota. 14. Güzel sanat. – En uzun yaya koşusu. 15. Olağanüstü irilikte olan.
– Lezzet. 16. Esirlik, tutsaklık. 17. Özenli, düzgün. – Zahmet, sıkıntı. 18.
Karışık renkli. – İki taneden oluşan. 19. Başlıca içeceğimiz. – Atın sırtına
konulan oturmalık. – Bir nota. 20. Bir yerde oturma, eğleşme. – Gözde canlılık.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Egemenlik. – Keman ya da kemençe yayı. – İsyan eden, başkaldıran. 2.
Kekliğin boynundaki siyah halka. – İlgeç. – İpek eşarp. – Parlaklığını yitirmiş,
rengi atmış olan. 3. Japonların ulusal giysisi. – Üstten sağa doğru eğik olan
basım harfi. – İneğin, sütten kesilmesinden bir yaşına kadar olan erkek
yavrusu. 4. Kuranda bir sure. – Kaşındırıcı bir deri hastalığı. – Alıcı, fotoğraf
makinesi. – İlaç, merhem. 5. Fas’ın plaka işareti. – Bir çalgı. – Asya’da bir
başkent. – Çağrı kâğıdı. 6. İncelik, güzellik, zariflik. – İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz. – Engel. 7. Zayıf, ince uzun boylu kimse. –
Bombalardan, obüslerden korunmak için yerin altına kazılmış siper. – Kayısı,
erik gibi meyvelerin kurusu. 8. Okul. – Derviş selamı. – Favori. – Dinlence. 9.
Burun iltihabı. – Gemilerde yolcuların hizmetine
bakan görevli. – Bir öğretim kurumu. 10.
İnceleme. – Adalet. – İnsan vücudunun dış yüzü. –
ÇÖZÜMÜ
Barbunyaya benzeyen bir balık.
BUGÜN
14. SAYFADA
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
CAN, MAL VE NAMUS EMNİYETİMİZ
Devlet demek, üzerinde hâkim
olduğu topraklar üzerinde idare
ettiği milletin, can, mal ve namus
emniyetini sağlayan siyasi teşkilat
demektir. Bu teşkilatın rejimi ister
sosyalist, ister kapitalist, ister
millî devlet hangi türden olursa
olsun yani ideolojik ve teknik işleyiş sistemi ne olursa olsun,
yönettiği milletinin canını, malını
ve namusunu korumak zorundadır.
Bizim bugün Atatürk’ün kurduğu bir millî Türk devletimiz var.
Ama Atatürk’ten sonra idareyi ele
geçirenler tarafından bu devletin
millî, bağımsız, yerli, dirayetli,
adil, demokratik, sosyal ve hukuk
devleti olma vasıfları kademe
kademe yok edildi.
Bugün 13 yıldır devletimizi
yönetme görevi verilen AKP, yer
altı ve yer üstü bütün ekonomik
kaynaklarımızı, topraklarımızı,
fabrikalarımızı, işletmelerimizi,
pazarımızı, beyin ve kol gücü
ürünlerimizi büyük ölçüde yabancılara peşkeş çektiği için mal
güvenliğimizi yok etmiştir.
Bize ait bir Türk-İslam kültür ve
medeniyetimiz, kültürümüz, ahlâkımız, gelenek ve göreneklerimiz,
millî ve dinî değerlerimizden oluşan bir kimliğimiz yani millî namusumuz vardı. Namus demek,
sadece ahlakî anlamda cinsellikle
ilgili olan bir kavram değildir.
Bununla birlikte bir milletin namusu, onun millî kimliğidir. Bu bağlamda AKP Türk milliyetini, millî
değer, sembol ve kurumlarımızı,
Türklüğü ayaklar altına alarak,
Türk’ün kimliğini, millî ruh ve şuurunu yok ederek bizim namus
emniyetimizi de sağlamamıştır.
Gelelim can emniyetine. İktidarı
boyunca Amerika’nın, Avrupa
Birliği’nin belirlediği bize dönük
şer politikaları doğrultusunda;
mesela bu bağlamda Büyük Orta
Doğu Projesi kapsamında diğer
İslam ülkelerinin olduğu gibi
Türkiye’nin de etnik temelde
bölünmesinin siyasi, hukuki, ekonomik, psikolojik zemininin oluşmasına yol açmıştır. Bu çerçevede PKK’ya açılım, çözüm (aslında
çözülüm), müzakere süreci politi-
kasıyla her türlü PKK eşkiyalığına
göz yummuş, ileri demokrasi
diyerek güvenlikçi tedbirleri hor
görmüştür. Askeri kışlaya, polisi
karakola hapsetmiştir. Ama öbür
taraftan PKK’nın her anlamda
hazırlık yapmasına, paralel devlet
kurmak için gerekli olan altyapı
çalışmalarına, vergi adı altında
haraç toplamasına, yol kesmesine, silahlanmasına, eleman toplamasına, cinayetlerine, yakıp yıkmalarına çözüm sürecine halel
gelmesin diye göz yummuştur.
Bugün geldiğimiz noktada ise
AKP’nin ileri demokrasisinin gereği olan açılım saçılım süreci ile
PKK iyice azgınlaşmıştır. AKP ise
PKK’nın isyanları, eşkiyalıkları
karşısında ne yapacağını bilemeyince hor gördüğü eski güvenlikçi
politikalara geri dönmek zorunda
kalmıştır. Zira beslediği yılan,
diliyle kendisini yalamaya başlayınca can korkusuna düştü. AKP,
millî Türk devletinin, egemenlik
namustur anlayışıyla devlet hâkimiyetini tesis etmek ve korumak
adına ortaya koyduğu meşru
güvenlik politikalarına sarılıyormuş gibi bir görüntü vermektedir,
ama tam da tatminkâr değildir.
Bugün AKP, gâvur aklına uyarak ileri demokrasi zırvasıyla
PKK’ya her türlü müsamaha politikasının sonucu olarak Türk milletinin can güvenliğini sağlayamamıştır. Her gün vatan evlatlarımız
beşer onar şehit oluyor.
Dolayısıyla millî bir ruhtan yoksun
olduğu için AKP’nin Türk milletini
ve devletini yönetebilme yeteneği
yoktur. Bu durumda Türk milleti,
demokratik nizam içinde kalarak
kendi idaresini, can, mal ve
namus güvenliğini sağlayacak
yüzde yüz yerli, millî ve İslamî bir
ruha sahip, tam istiklalci, anti
emperyalist bir siyasi kadroya
devretmelidir.
Türk misafirperverliği
Suriyelilerin yüzünü güldürüyor
ŞANLIURFA - Ülkelerindeki
savaştan kaçarak sığındıkları
Türkiye'de misafir edilen Suriyeliler,
sağlanan imkanlar ve gösterilen hoşgörüden dolayı Türkiye'ye teşekkür
ediyor.
Suriyeliller, 5 yıldır Başbakanlık
Afet ve Acil Durum Yönetimi
(AFAD) tarafından kendileri için
hazırlanan çadır ve konteyner kentlerde barınıyor.
Terör örgütü DAEŞ ile bazı Kürt
gruplar arasında geçen yıl çıkan çatışmalar nedeniyle Kobani'den (Ayn el
Arap) kaçarak Türkiye'ye sığınan 26
bin Suriyeli, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesindeki AFAD'ın oluşturduğu "tam
donanımlı" çadır kentte barınıyor.
Kampta yaşıtlarıyla çeşitli oyunlar
oynayayan sığınmacı çocuklar, çadır
kentte kendileri için oluşturulan okullarda eğitim ve öğretimlerini sürdürüyor.
Yetişkinler de konaklama tesislerinde açılan çeşitli kurslara katılarak hem
savaşın atmosferini unutuyor hem de
ülkelerine döndüklerinde yapabilecekleri meslekleri öğreniyor.
Suruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi,
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
çatışmalar döneminde bir haftada 210
bin sığınmacının Türkiye'ye giriş yaptığını anımsattı.
Devlet ve milletin sağladığı desteklerle misafirlerin en iyi şekilde ağırlandığını belirten Çiftçi, Suriyelilerin
yaşadıkları memnuniyetin yüzlerine
yansıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Tarih boyunca milletimiz nasıl
mazluma sahip çıkmışsa biz de bu
dönemde aynı şekilde misafirlere merhametle, şefkatle sahip çıkmaya çalışıyoruz. İlçemizde yaklaşık 50 bin
misafir var. Bunların 26 bini çadır
kentte kalıyor. Gerek çadır kentte
kalan kardeşlerimiz, gerek Suruç'un
mahallelerinde kalan kardeşlerimizin
tamamının mağduriyet yaşamaması
adına büyük bir gayret içerisindeyiz.
Şu anda ilçe merkezinde 3 okul
Suriyeli öğrencilere tahsis edilmiş
durumda, burada yaklaşık 3 bin
öğrenci eğitim görüyor. Çadır kentte
ise 7 bin civarında öğrencimiz var,
eğitim kalitesi Suriye'den daha iyi.
Çocuklar da bundan gayet memnunlar."
Konaklama tesisinde kalanların
diledikleri zaman tesise giriş çıkış
yapabildiğini anlatan Çiftçi, çadır kentin içerisinde oluşturulan atölyelerde,
sosyal donatı alanlarında ve diğer
alanlarda misafirlerin en güzel şekilde
ağırlandığını ifade etti.
Sığınmacıların tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiklerini dile getiren
Çiftçi, alanda oluşturulan marketlerden Suriyelilerin kişi başı yüklenen 85
liralık kartlarla dilediklerince alış
veriş yapabildiklerini belirtti.
Suriyelilerin çadır kentte özgür
olduklarını da ifade eden Çiftçi, şöyle
dedi:
"Çadır kentte giriş çıkışlarda kontrollü bir serbestlik var, kardeşlerimiz
günlük çıkıp çalışıp akşam çadır kente
dönebiliyorlar, çadır kentte yaşayan
insanların tamamının yüzünde bir
memnuniyet ifadesi var bunu görebilirsiniz. Devletimiz bu kardeşlerimizin
her türlü sıkıntısına koşuyor, her
geçen gün çadır kentin şartlarını iyileştiriyoruz, gerek altyapı gerekse sosyal donatı alanı olarak ve bu kardeşlerimiz burada kaldıkları sürece her
türlü yardımı yapmaya devam edeceğiz." Sığınmacılardan Ali Muhammed,
tesislerde kendileri için her şeyin
düşünüldüğünü, hiçbir eksiklerinin
bulunmadığını söyledi.
Kendilerine sunulan hizmetler için
Türk hükümetine teşekkür eden
Muhammed, "Neye ihtiyacımız olsa
hemen karşılanıyor, en ufak bir sıkıntımızda yetkililere ulaşabiliyoruz. En
önemlisi burada zorla tutulmuyoruz.
Canımız sıkıldığında ya da istediğimizde dışarı çıkıp tekrar girebiliyoruz,
bu çok önemli. Bizim için daha iyisi
yapılamazdı" dedi.
Emira Seyf, çadır kentte tekstil kursuna katıldığını ve para kazanma
imkanı elde ettiğini belirterek,
"Burada Suriye'deki imkanlardan daha
fazlasına sahibiz, oradayken okula
bile gidememiştim. Şimdi burada
bizim için kurslar açıldı. Kısa bir süre
içinde para kazanmaya başladık, çok
mutluyuz" diye konuştu. (AA)
13
SAĞLIK
23 Aralık 2015 Çarşamba
Kısırlığa “Yumurta dondurma” ile çözüm
Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi sonrasında görülen kısırlık, tedavi öncesinde yapılan yumurta dondurma işlemiyle ortadan kalkıyor.
ANKARA - Medicana International
Ankara Hastanesi Medikal Onkoloji
Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Tek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle kanser
tedavisi alan genç hastaların kısırlığa
yönelik endişeler taşıdığını belirterek,
bunun hastanın motivasyonunu ve yaşam
kalitesini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Tek, "Kemoterapiye bağlı kısırlık oranı,
kullanılan ilaca bağlı yüzde 15-30 oranındadır" dedi.
Tek, kanser tedavisinde kemoterapi ve
radyoterapinin vazgeçilmez olduğuna
değinerek, "Bu tedaviler sağ kalım oranını
artırmaktadır. Bunun yanı sıra tedavi sonrasında özellikle genç yaştaki hastalar için
kısırlık önemli bir sosyal sorun teşkil
etmektedir" diye konuştu.
Kısırlıkla karşılaşılmaması için özellikle
kadın hastaların tedavi öncesi dönemde bu
açıdan dikkatli değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Tek, "Çünkü erkek hastalarda sperm toplanması kolay olmakla
beraber, kadınlarda geleneksel kurallar ve
regl dönemi gibi nedenlerle yumurta toplanması işlemi için uzun süreç gerekebilir.
Diğer yandan özellikle pelvis bölgesine
(rahim, yumurtalıklar ve rahim boynu)
radyoterapi verilmesi gereken durumlarda
da bu tedavi, kısırlık sebebi olabilir" ifadesini kullandı.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Dr. Osman Denizhan Özgün de işlemin,
"kadının yumurtalıklarından toplanan
olgun yumurtaların ileriki yıllarda çocuk
sahibi olunabilmesi için çok özel sistemle
dondurulması" esasına dayandığını anlattı.
Yumurta dondurma işleminin, Eylül
2014'te Yardımcı Üreme Teknikleri
Yönetmeliğinde yapılan düzenlemeyle
yasal hale geldiğini anımsatan Özgün,
"Temel amaç, kadınların üreme yeteneğinin korunmasıdır. Bu işlemle ilk bebeğin
Avustralya'da doğmasından günümüze
kadar geçen yaklaşık 30 senede yumurta
dondurma teknikleri ve başarı oranları
hızla gelişti. Günümüzde artık dondurulmuş yumurtaya uygulanan tüp bebek yöntemleriyle gayet başarılı gebelik oranları
elde edilebiliyor" dedi.
Yumurta dondurma işleminin gerçekleştirilmesine kanunen belirlenmiş belirli
tıbbi zorunluluk hallerinde izin verildiğine
dikkati çeken Özgün, şöyle devam etti:
"Bu kriterler arasında kemoterapi ve
radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar
veren tedaviler görülecek olması, yumurtalıkların alınması gibi üreme fonksiyonla-
rının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyat geçirilmesi, kişinin düşük yumurta
rezervine sahip ve henüz doğum yapmamış olması veya aile öyküsünde erken
menopoz hikayesi bulunanlarda bulunması
yer almaktadır.
Yardımcı Üreme Teknikleri
Yönetmeliğine göre, dondurulmuş üreme
hücreleri merkezlerde en fazla beş yıl
süreyle saklanıyor. Daha fazla saklanması
Bakanlığın ve hücre sahiplerinin iznine
tabi olup, saklanan numunelerin değerlendirmeleri, sayımları ve tekrar kullanılmasını engelleyecek şekilde imhası ilgili
müdürlük bünyesinde kurulacak komisyon
tarafından yapılıyor."
İşlemin mutlaka deneyimli tüp bebek
merkezlerinde yapılması gerektiğini vurgulayan Özgün, uygulamanın işleyişini
şöyle anlattı:
"Yardımcı üreme teknikleri konusunda
sertifikalı kadın doğum uzmanınca, hastanın yumurtası belli bir takibin ardından
10-12 gün sonra toplanıyor. Yumurtalar,
kadının hormonal ilaçlarla uyarılmış
yumurtalıklarından vajinal ultrasonografi
ve yumurta toplama iğnesi yardımıyla alınıyor. Toplanan yumurtalara dölleme ve
rahime transfer işlemi yapılmıyor.
Diyabet, organları
içten içe etkiliyor
MALATYA - Türkiye Diyabet Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi ve İnönü
Üniversitesi Endokrinoloji Ana Bilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. İbrahim Şahin, halk arasında şeker olarak bilinen ve yaşamı olumsuz yönde etkileyen tip 2 diyabetin çoğu
zaman gizli seyrederek organları içten içe
etkileyebildiğini söyledi.
Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diyabetin insanlığın tarihi kadar eski
bir hastalık olduğunu, tedavisinin ise son
yüzyılda bulunduğunu ancak tamamen
ortadan kaldıracak bir tedavi yönteminin
henüz bulunamadığını belirtti.
Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülini
etkili şekilde kullanılamaması durumunda
gelişen diyabetin yaşamı olumsuz etkiledi-
ğini anlatan Şahin, hastalığın Avrupa'da en
fazla görüldüğü ülkenin Türkiye olduğuna
işaret etti.
Şahin, diyabetin tip 1 ve tip 2 olarak
ayrıldığına değinerek, şöyle devam etti:
"Kronik bir hastalık olan tip 2 diyabet
çoğunlukla gizli seyrediyor. Maalesef 5-10
yıl sizinle beraber olur ama fark etmeyebilirsiniz. Dolayısıyla farkındalık çok önemli. Kiloluysanız, ailenizde diyabet varsa,
fazla kilolu çocuk doğurma öykünüz varsa,
hızlı kilo alıyor ya da veriyorsanız diyabet
olma riskiniz yüksek. Bunun semptomlarını bilmek ve oluştuğunda erken fark edip
doktora gitmemiz gerektiğini bilmek önem
taşıyor. Riskleri bilip bunlara dikkat çekmek, öğretmek gerekiyor. Bulgular ortaya
çıkıp, tanı konulduğunda da hastalık pek
çok organı çoktan olumsuz etkilemiş ve iş
işten geçmiş olabilir."
Tip 2 diyabetin Türkiye'de fazla görüldüğüne işaret eden Şahin, "Obezite ile
diyabetin görülme sıklığı artıyor. Son 10
yılda Türkiye'de diyabetin görülme sıklığı
2 kat artarak yüzde 7'lerden 14'lere yükseldi. Türkiye'de yaklaşık 7 milyon diyabet
hastası var" dedi.
Şahin, Türkiye'deki diyabet hastalarının
yarısının hastalığının farkında olmadığını
vurgulayarak, diyabette farkındalığın
büyük önem taşıdığını bildirdi.
Diyabetin organları içten içe etkilediğine
dikkati çeken Şahin, şunları ifade etti:
"Diyabet; sinsi bir hastalık, şikayet vermeyebilir ama kalbinizi, damarlarınızı,
böbreğinizi, gözünüzü ve daha birçok
organınızı içten içe olumsuz yönde etkiler.
Dolayısıyla hastalığı zarar vermeden önlememiz ve rutin kontrolleri sürekli yaptırmamız gerekiyor. Adı şeker olunca biraz
önemsenmiyor. 'Herkesin şekeri var' gibi
algılanıyor ama öyle değil. Önemli bir hastalık, ciddi sonuçları olan bir hastalık.
Şeker deyip geçmemek lazım. Diyabetin
adı şeker ama kendisinin çok da şeker bir
hastalık olmadığını bilmemiz gerekiyor.
Zamanında tanı konulursa, dikkat edilirse,
yaşam tarzımızı ona göre değiştirirsek,
hastalıkla dost olup beraber yaşayabiliriz.
Çok uzun süre diyabetli olup da birlikte
yaşamayı öğrendiği için hiçbir organı etkilenmeyen hastalarımız da mevcut.
Düşmanımız da olsa iyi tanıyıp onun
nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını bilirsek,
ona göre hayatımızı düzenlersek bu hastalığın olası etkilerinden kurtulmuş oluruz."
Şahin, diyabetten sağlıklı beslenme ve
hareketli yaşamla korunmanın mümkün
olduğunu da sözlerine ekledi. (AA)
BALA KURS VE OKUL TALEBELERİNE YARDIM DERNEĞİ
KONGRE İLANI
Dernek Yönetim Kurulumuz Yüksel Uslu başkanlığında toplanarak aşağıdaki kararları almıştır.
1- Derneğimiz olağan genel kurul toplantısının 16.01.2016 tarihinde Cumantesi günü saat 11.00’de Kartaltepe
Mahallesi Alparslan Türkeş Bulvarı No:5 ‘deki dernek merkezinde yapılmasına, çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci
toplantının 23.01.2016’da aynı yer ve saatte yapılmasına,
2- Günlük bir gazetede ilan edilmesine,
3- Gerekli masrafların yapılmasına,
4- Gündemin aşağıdaki şekilde tesbitine karar verilmiştir.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Kongre Başkanlık divanının teşkili,
2- Yönetim ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması ve görüşülmesi,
3- Yönetim Kurulunun ibrası,
4- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi,
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın alınması, kiralanması, bağış veya vasiyet yoluyla
derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması, mülkiyetten başka ayni hakların
tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel
kişilere bedelli veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu kütüğünde her türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı tesis ettirmek, derneğin gayesine uygun
olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi,
7- Dilek ve temenniler,
8- Kapanış.
Bunların yerine yumurtalar, antifriz görevi
gören kimyasal solüsyonlarla belirlenmiş
süreler boyunca muamele ediliyor ve hastaya özel olarak hazırlanmış taşıyıcılarda
(-196) santigrat derecedeki sıvı azotu içeren tanklarda uzun süre muhafaza ediliyor.
Dondurma işlemi, merkezin embriyoloji
laboratuvarında sorumlu embriyologlar
tarafından gerçekleştiriliyor. Dondurma
işlemi çok hızlı oluyor. Bu şekilde dondurma sırasında yumurtalara ciddi zararlar
verebilen buz kristallerinin oluşması
engelleniyor. Dondurulan yumurtalar
çözüldüğünde yumurta başına yüzde 90100 canlılık oranları elde ediliyor.
Çözülen her bir yumurta başına canlık
oranlarında yüzde 5-10 düşme ihtimali
bulunuyor."
Özgün, sperm dondurma işleminde de
sperm hücrelerinin canlılıklarını uzun süre
korunabildiğini belirterek, bilimsel çalışmaların, dondurulmuş ve çözülmüş hareketli spermlerle yapılan mikroenjeksiyon
sonrasında döllenme ve gebelik oranlarının olumsuz etkilenmediğini ortaya koyduğunu kaydetti. (AA)
Kronik migrene
botokslu çözüm
İSTANBUL - Türk Nöroloji Derneği
(TND) Yönetim Kurulu İkinci Başkanı
Prof. Dr. Yeşim Gülşen Parman,
2010'dan itibaren, 15 gün ve üzeri baş
ağrısı yaşayan kronik migren hastalarına
belirli bir protokol çerçevesinde botoks
uygulandığını belirterek, tedavinin sorunun çözümünde yararlı olduğunun
görüldüğünü söyledi.
Parman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, botoksun ilk kez tedavi amaçlı
olarak şaşılıkta kullanıldığını anımsattı.
Botoksun 80'lerin sonundan itibaren
tamamen nörolojinin kullanımına girdiğini ve yöntemin istemsiz hareketlerin,
hareket bozukluklarının, aşırı kasılan
göz ve boyun kaslarının tedavisine kadar
birçok sorun için uygulandığını ifade
eden Parman, şöyle konuştu:
"İlerleyen yıllarda, botoks adalelerin
aşırı derecede kasılması, sertleşmesi ve
istem dışı spazmların oluşması şeklinde
seyreden spastisite tedavisinde de olumlu sonuçlar verdi. 2000'li yıllarda, enjeksiyon yaptıkça görüldü ki hastaların
ağrıları diniyor, baskılanıyor. O zaman
botoks ağrı tedavisinde de kullanılmaya
başlandı. Botoks yüzde tedavi edici olarak uygulandığında görüldü ki yüzdeki
çizgiler de ortadan kalkıyor, o zamandan
sonra da güzellik için kullanım dönemi
başladı."
Prof. Dr. Parman, bugüne kadar çeşitli
ilaçlarla kontrol edilmeye çalışılan kronik migrenin tedavisinde botoks uygulamasının etkili olduğunu söyledi.
Sonuçları 2010'da yayınlanan ve
700'den fazla kronik migrenli hasta üzerinde 2 aşamalı yapılan çalışmanın
olumlu netice vermesi üzerine,
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden
(FDA) botoksun tedavi amaçlı kullanılması için ruhsat alındığını belirten
Parman, 1 ay içinde 2 hafta süreyle baş
ağrısından yakınan hastalara bu tedavinin önerildiğini, uygulamalarda da başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade etti.
Parman, migren tedavisinde botoks
uygulamasına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Baş, boyun, omuz ve saçlı deride 31
ayrı noktaya oldukça yüksek dozda
uygulanan botoksun sorunun çözümünde oldukça yararlı olduğu görüldü. Biz
ondan sonra kronik migren söz konusu
olduğunda botoks kullanmaya başladık
ve oldukça da başarılı sonuçlar elde
ettik. Fibromiyalji de ağrılı bir sendrom.
Bu alanda çalışma yok ama ağrılı noktalara botoks uyguladığını yazan araştırmacılarla, vaka bildirimleri şeklinde
çalışmalar var. Botoks, dolgu değildir.
Botoks, ağrıya neden olan sinir uçlarından salgılanan ağrı kimyasallarını engelliyor, baskılıyor. Bunu da geçici olarak,
bir süreliğine yapıyor." (AA)
İSTANBUL - Memorial Hastanesi
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof.
Dr. Hakan Oruç, aniden ortaya çıkan
görme kaybı, yürüme problemleri, geçmeyen baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi
yakınmaların beyin tümörü belirtileri olabileceğini bildirdi.
Oruç, yaptığı yazılı açıklamada, oluşturduğu hayati risk nedeniyle başlangıçta
korkutucu bir tabloya neden olan beyin
tümörlerinin, doğru zamanda, uygun
tedaviyle kontrol altına alınabileceğini
ifade etti.
Birçok nörolojik hastalıkla benzer şikayet ve bulgulara neden olan tümörlerin
iyi ve kötü huylu olmak üzere iki grupta
ele alındığını vurgulayan Oruç, tümörün
belli bir boyuta ulaşmasının ardından
fonksiyon kaybına yol açabildiğine
değindi.
"Aniden ortaya çıkan görme kaybı,
yürüme problemleri, geçmeyen baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi yakınmalar
beyin tümörünün habercisi olabilir" bilgisini veren Oruç, şunları kaydetti:
"Daha önce hiç olmadığı halde nöbet
geçirmek, vücudun bir kısmında duyu
veya kuvvet kaybı gelişmesi, kısa zamanda gelişen görme, işitme kaybıyla çift
görme, hafıza ve davranış, konuşma
bozuklukları, dengesizlik ve yürüme
problemleri, hormonal sorunlar ve buna
bağlı klinik semptomlar, baş ağrısıyla
beraber bulantı, kusma gibi şikayetler
beyin tümörlerinin başlıca belirtileri arasında yer alır. Hastada beyin tümörüne
işaret eden bulgular olması durumunda
ilk yapılması gereken, tam nörolojik
muayenedir. Eğer muayene bulguları bir
tümör olasılığını düşündürüyorsa hastaya
MR ve gerekirse ek olarak bilgisayarlı
tomografi çekilmelidir. Tümör tanısında
bu tetkikler genellikle yeterli bilgi sağlamakla birlikte, daha ileri bilgi edinmek
ve tedavinin planlanması amacıyla fonksiyonel diğer yöntemlere başvurulabilir."
Prof. Dr. Oruç, son yıllarda standart
yöntemlerle yapılan incelemelere ek olarak kullanılmaya başlanan yöntemlerin
tümörün hücre tipinin ve muhtemel biyolojik davranışının belirlenmesinde etkili
olduğuna ve bunların ideal tedavi şemasının seçiminde önemli rol oynadığına dikkati çekti.
Tedavide hastanın yaşam kalitesinden
ödün vermeden tümörü yok etmeyi veya
hastalıksız sağkalım süresini uzatmayı
amaçladıklarını vurgulayan Oruç, şu
değerlendirmede bulundu:
"Beyin tümörlerinde tedavi yöntemi
kişiye özel olarak belirlenmelidir.
Buradaki ilk ve en önemli seçenek lezyonun cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Cerrahi
tedavide belirleyici olan faktörler tümörün tipi, yerleşim yeri, hastanın yaşı,
genel durumu ve hastada operasyon kararını etkileyebilecek ek sistemik problemlerin olup olmamasıdır. İyi huylu tümörlerin tam ya da tama yakın çıkarılmasıyla
ek tedaviye gerek duyulmadan uzun ve
sağlıklı bir yaşam elde edilebilir. Kötü
huylu tümörlerde cerrahi tedaviye ek olarak hastaya radyoterapi ve kemoterapi
verilmesi gerekir ve bu yöntemler hastalığın tekrarlama olasılığını azaltarak sağlıklı yaşam süresini uzatır." (AA)
Görme ve konuşma bozuklukları
tümör habercisi olabilir
14
23 Aralık 2015 Çarşamba
Kış turizminin yeni gözdesi
"ÇAMBAŞI YAYLASI"
TURİZM
Ilgaz'da kayak
merkezleri
kar bekliyor
ÇANKIRI- Ilgaz Dağı Yıldıztepe Kayak
Merkezi'nde otel işletmecileri, yaklaşan yılbaşı öncesi
karın yağmasını bekliyor.
Kayak merkezinde bulunan bir otelin sorumlusu
Osman Satılmış, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede uzun zamandır istenilen düzeyde kar yağmadığını
ifade etti.
Bölgede kış sezonu için hazırlıkların tamamlandığını, tek eksiklerinin kar olduğunu vurgulayan Satılmış,
"Kış sezonu için tüm hazırlıklarımızı yaptık. Babylift
ve telesiyej hattımızın bakımını yaparak çalışır konuma
getirdik. Kayak malzemelerimizi sezona uygun olarak
hazırladık. Otel olarak eksiklerimizi tamamladık ve
bakımımızı yaptık. Tamamen sezona hazırız" dedi.
Rezervasyonların yavaş yavaş dolmaya başladığını
belirten Satılmış, "Yılbaşı için yüzde 100 oranında
rezervasyon aldık, yarı yıl tatili için yüzde 80'lere yakın
rezervasyon yaptırdık ama ne yazık ki kar yağışı yok.
Bölgedeki oteller olarak kar yağışı bekliyoruz" diye
konuştu.
Satılmış, kayak severlerin de sezonu heyecanla
beklediğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Sezonun başlamasını bizim kadar kayak severler
de bekliyor. Onlar da uzun zamandır kar görmedikleri
için özlediler. Kayak severler ve işletmeciler olarak bir
an önce kar yağmasını bekliyoruz."
Çankırı Kayak Antrenörleri Derneği Başkanı İmdat
Yarım ise bölgenin bir an öne kara ihtiyacı olduğunu
söyledi.
Yıldıztepe Kayak Merkezi'nin geçen yıl güzel
sezon geçirdiğini hatırlatan Yarım, "Geçen sezon havalar çok güzel gitti. Yağış da oldukça iyiydi. Güzel bir
sezonu geride bıraktık. Aynı şekilde bu yıl da güzel bir
sezon geçirmek istiyoruz" ifadesini kullandı.
Yarım, kar yağışının bu sezon biraz geç kaldığına
dikkati çekerek, "Bu yıl kar erken yağdı fakat ne yazık
ki istediğimiz düzeyde olmadı. Kısa sürede de havaların sıcak gitmesi dolayısıyla eridi. Yılbaşı öncesi bir
sorun yaşamak istemiyoruz. Bir an öne karın yağmasını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. (AA)
ORDU - Ordu'nun Kabadüz ilçesi Yokuşdibi
beldesi sınırlarındaki 2 bin rakımlı Çambaşı
Yaylası, kış turizminde Karadeniz'deki gözde
mekanlar arasında yerini almaya başladı.
Kabadüz Belediye Başkanı Yener Kaya,
gazetecilere yaptığı açıklamada, Çambaşı
Yaylası'nın birçok yerli ve yabancı turistin uğrak
yeri haline geldiğini, bölgeye en fazla ilgiyi ise
Arap turistlerin gösterdiğini söyledi.
Çambaşı Yaylası'nın kış turizminde oldukça
iddialı hale geldiğini belirten Kaya, "Çambaşı
Yaylası yıllar geçtikçe önemi ve değeri daha
fazla anlaşılan yerler arasında. Her geçen yıl
Çambaşı Yaylası'na çıkan yerli ve yabancı turistlerin sayısı artıyor" dedi.
Başkan Kaya, yaylanın kış turizminin yeni
gözdesi haline geldiğini ifade ederek, "Aralık
ayıyla birlikte burada kış turizmine yönelik
faaliyetler tam anlamıyla kendisini gösteriyor.
Mart ayına kadar da burada faaliyetler devam
ediyor. Özellikle hafta sonlarını fırsat bilen
vatandaşlarımız buraya gelerek bir çok etkinlikten faydalanabiliyor" diye konuştu.
Ordu Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle
ziyarete gelenlerin ihtiyaçlarına cevap verebilmek adına yoğun şekilde çalıştıklarının altını
çizen Yener Kaya, şunları kaydetti:
"Çambaşı Yaylası, geçmiş tarihinden bu yana
hem yaz hem de kış mevsimlerinde ziyaretçi
akınına uğramakta. Birçok güzelliğe sahip
bölgede bizler de yatırımlarımızı artırdık. Yaz ve
kış mevsiminde ilgi gören Çambaşı Yaylası'nda
kayak merkezinin yapımına başlayarak, çok
ciddi bir adım attık. Özellikle otel sorununu
aşmak adına girişimlerde bulunduk. Şu an
itibarıyla otel sorunumuz büyük ölçüde
çözülmüş durumda. Yatırımcılarımız tarafından
da buraya halen ciddi talepler var. Yayla ile ilgili
çalışmalarımız kapsamlı şekilde devam ediyor.
Hedefimiz, önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde
Hakkarililerin kayak keyfi
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15341
23 Aralık 2015
Çarşamba
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
HAKKARİ - Hakkari Valiliği
öncülüğünde yapılan yatırımlarla
yenilenen Merga Bütan Kayak
Merkezi, özellikle hafta sonu tatillerinde Hakkarililerin akınına uğruyor.
Geçtiğimiz hafta etkili olan yağışların ardından kar kalınlığının 1,5
metreye kadar çıktığı Merga Bütan
Kayak Merkezi, hafta içi ve hafta
sonu çok sayıda kayak severe ev
sahipliği yapıyor.
Hafta sonu havanın güneşli olmasını fırsat bilerek kent merkezine 12
kilometre uzaklıktaki 2 bin 800
rakımlı kayak merkezine akın eden
Hakkarililer, kayak takımlarının yanı
sıra kızaklarla da kayarak gönüllerince eğleniyor.
Kaymanın yanında mangal yakıp,
yürüyüş yaparak güzel bir gün geçiren vatandaşlar, sosyal yaşamı bitme
noktasına getiren terör olaylarını bir
nebze de olsa unutmanın mutluluğunu yaşıyor.
Gençlik ve Spor Hizmetleri İl
Müdürü Reşit Güldal, Hakkari'deki
en önemli sosyal eğlencelerden birinin kayak olduğunu söyledi.
Vatandaşların hafta sonlarında
aileleriyle kayak yaparak stres attığını belirten Güldal, "Bu yıl kar biraz
geç yağdı. İlk kar yağışında pistimizi
hazırladık. Geçen hafta sonu yağan
karla beraber şuan kayak merkezimizde bir buçuk metre kar mevcut.
Bizim sezonumuz, Türkiye'de belki
en uzun sezonlardan biridir. Kayak
merkezimizde 1 Mayıs'a kadar kayak
yapma imkanı var" diye konuştu.
Güldal, kayak merkezine vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Hakkari'de insanların hafta sonlarını değerlendirebilecekleri başka
bir eğlence merkezi yok. Varımız
yoğumuz kayak merkezi.
Vatandaşlarımız ailesiyle gelerek gün
boyu eğleniyor. Burada kimi mangal
yakıyor, kimi yürüyüş yapıyor, kimi
de kızakla kayıyor. Kayak merkezimiz Hakkari için bir nimettir.
Kayak yapmaya gelen vatandaşlar
ise kayak merkezinin hafta sonunu
değerlendirmek için çok güzel bir yer
olduğunu kaydetti.
(AA)
Çambaşı Yaylası'nın Türkiye'nin turizm cenneti
olmasını sağlamak." Kaya, Ordu Büyükşehir
Belediyesi tarafından Çambaşı Kayak Tesisi
yapımının tamamlandığını, ancak henüz tam
anlamıyla hizmete girmediğini kaydederek, "Bu
tesis hizmet vermeye başladıktan sonra bölgeye
gelecek yerli ve yabancı turistlerin sayısında çok
ciddi artış bekliyoruz. Bilindiği üzere kayak
tesisi deniz ve havalimanına en yakın tesislerin
arasında yer alıyor. Bunu fırsat bilen turistlerin
kayak tesisinden faydalanacağını bekliyoruz"
ifadesini kullandı. Yener Kaya, Çambaşı
Yaylası'nda her yıl kar festivali düzenlediklerini
de anımsatarak, "Bu yılki festivalimizi her yıl
olduğu gibi Ordu Büyükşehir Belediyesi ile
düzenleyeceğiz. Festival, 30-31 Ocak'ta olacak.
2 gün sürecek festivalde birbirinden güzel etkinlikler olacak. Ünlü sanatçılar festivalde sahne
alacak. Şimdiden bu festivale davetimizi yapıyoruz" şeklinde konuştu. (AA)
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
23 Aralık 2015 Çarşamba
78 sayılık farkla gelen galibiyet
Kartal Sosa’yla coştu
HABER MERKEZİ Mamak Belediyesi DSİ Genç
Takımı, potada fırtınalar estirmeye devam ediyor. Aldığı
başarılı sonuçlarla adından söz
ettirmeye başlayan genç basketbolcular, Gençler A kategorisi 8. hafta müsabakasında
karşı karşıya geldiği Anadolu
Basket’i 78 sayılık farkla mağlup etti. Ankara Arena Spor
Salonu’nda gerçekleşen karşılaşmanın başlangıcıyla bitişine
kadar sahada fırtına gibi esen
Mamak Belediyesi DSİ Genç
Basketbol Takımı, rakibini
115-37 ezici bir skorla yendi.
Takımın gelecek vaat ettiğini
söyleyen Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül, genç
sporcuları tebrik ederek;
“Yetenekli sporculardan kurulu
olan genç basketbol takımımız
gelecek için büyük ümit vaat
ediyor. Yeteneklerini her maçta
fazlasıyla sergileyen takımımız
rakibini farklı bir skorla yenerek ne kadar güçlü olduğunu
gösterdi. Ben tüm sporcularımızı kutluyorum” dedi.
Futbolun zirvesinde
yaprak dökümü
İSTANBUL - Beşiktaş'ın, Spor Toto Süper
Lig'de Osmanlıspor'u 3-2 yendiği maçta kaydettiği 2 golle 3 puanın alınmasında büyük
rol oynayan Jose Sosa, deplasman müsabakalarındaki skorer oyunuyla dikkati çekti.
Siyah-beyazlı formayla bu sezon 18 resmi
maça çıkan Arjantinli futbolcu, 4 kez rakip
fileleri havalandırırken, gollerinin hepsini dış
sahada attı.
Beşiktaş'ın, UEFA Avrupa Ligi'nde
Arnavutluk'un Skenderbeu takımıyla deplasmanda yaptığı karşılaşmada bu sezonki ilk
golünü kaydeden Sosa'nın, diğer 3 golü ise
Süper Lig'de geldi.
Ligin 14. haftasında Kayserispor'la dış
sahada oynanan mücadelede bir gol atan 30
yaşındaki futbolcu, son olarak Osmanlıspor
deplasmanında 2 gol kaydetti.
Jose Sosa, geride kalan sezon attığı 5
golün 3'ünü İstanbul dışında rakip filelere
gönderdi.
Beşiktaş'taki ilk yılında sadece Süper
Lig'de gol atan tecrübeli futbolcu, Torku
Konyaspor ve Çaykur Rizespor ile deplasmanda oynanan maçların yanı sıra
Gaziantepspor'la Ankara'da yapılan iç saha
karşılaşmasında birer kez skor üretti.
Sosa, İstanbul'da ise Akhisar
Belediyespor'la yapılan maçın yanı sıra
Kasımpaşa'ya konuk oldukları mücadelede
birer kez rakip fileleri havalandırdı.
Beşiktaş, son 2 sezonda Jose Sosa'nın gol
attığı 7 maçın 6'sını kazandı.
Başarılı futbolcunun bu sezon gol attığı
maçlarda siyah-beyazlı ekip, Skenderbeu ve
Kayserispor'un ardından Osmanlıspor'u da
mağlup etmeyi başardı.
Beşiktaş, geride kalan sezon ise Sosa'nın
skor ürettiği müsabakalarda Akhisar
Belediyespor, Torku Konyaspor, Çaykur
Rizespor ve Kasımpaşa'yı mağlup etmeyi
başarmış, sadece Gaziantepspor'la 1-1 berabere kalmıştı.
Jose Sosa, üst üste iki sezondur 21
Aralık'ta gol atma başarısı gösterdi.
Beşiktaş formasıyla ilk golünü geçen yıl
21 Aralık'ta Akhisar Belediyespor'a karşı kaydeden Arjantinli oyuncu, bu sezon yine aynı
tarihe denk gelen Osmanlıspor maçını da boş
geçmedi ve rakip fileleri 2 kez sarstı.
(AA)
Galatasaray kupada ikide iki peşinde
İSTANBUL - Galatasaray
Futbol Takımı, Ziraat Türkiye
Kupası E Grubu'ndaki ikinci
maçında bugün Spor Toto 3. Lig
ekiplerinden Kastamonuspor
1966'ya konuk olacak.
Gruptaki ilk maçında Akhisar
Belediyespor'u 2-1 yenen sarı-kırmızılı ekip, Kastamonuspor 1966
karşısında ikinci maçını da kazanarak yoluna firesiz devam edebilmenin hesaplarını yapıyor. Ev sahibi
ekip ise ilk karşılaşmasında
Karşıyaka'ya deplasmanda 2-1
yenilmişti.
Galatasaray'da teknik direktör
Mustafa Denizli'nin, kupadaki
Akhisar Belediyespor müsabakasında olduğu gibi yine kadroda
rotasyona gitmesi ve as oyuncularının bir bölümünü dinlendirmesi
bekleniyor. Tecrübeli teknik adamın, sakatlığının düzelmesinin
ardından henüz takımla maça çıkamayan Lionel Carole'ü de
Kastamonu deplasmanına götürebileceği öğrenildi.
Sarı-kırmızılı ekipte
Kastamonuspor 1966 müsabakası
öncesi, Burak Yılmaz, Jason
Denayer ve Hamit Altıntop'un
sakatlıkları sürüyor.
Kastamonu Gazi Stadı'nda saat
13.45'te başlayacak karşılaşmayı,
hakem Ümit Öztürk yönetecek.
Hazırlıklarını İstanbul'da
tamamlayacak olan Galatasaray
takımı, öğleden sonra özel uçakla
Kastamonu'ya hareket edecek.
(AA)
İSTANBUL - FIFA Etik Kurulu'nun Sepp
Blatter ve Michel Platini'yi sekizer yıl futboldan
men etmesiyle dünya futbolu yeni bir döneme
giriyor.
FIFA başkanlığını 17 sene yürüten Blatter ve 8
yıldır UEFA Başkanı olan Platini, görev yaptıkları
dönemlerde aldıkları kararlarla tartışma konusu
oldu. Blatter tarafından Şubat 2011'de Platini'ye
yapılan 2 milyon İsviçre frangı ödemesi başta
olmak üzere rüşvet ve yolsuzlukla ilgili çıkan
söylentiler, iki ismin de futbolla tüm ilişkilerinin
en az sekizer sene sona ermesine yol açtı.
Uzun süre futbol dünyasının patronluğunu
yapan Blatter, aldığı farklı kararlarla tartışmalara
yol açtı. FIFA Dünya Kupası'nın oynandığı yerlerle ilgili yapılan tercihler, diğer ülke federasyonları tarafından eleştiri konusu oldu.
Sepp Blatter, 1998'de göreve gelmeden önce
FIFA Dünya Kupası maçları sadece Avrupa ve
Amerika kıtalarında oynandı, ilk kez 2002'de
kupanın ev sahipliği Asya kıtasında Güney Kore
ve Japonya ortaklığında yapıldı. Daha sonra 2010
yılında FIFA, dünyanın en büyük futbol organizasyonunu Güney Afrika'ya vererek dikkatleri
üzerine çekti.
Rusya'da oynanacak 2018 FIFA Dünya Kupası
için ortaya atılan rüşvet iddiaları da Blatter'in
başkanlığını tartışmalı hale getirdi. Son olarak
2022 Dünya Kupası'nın Katar'da oynanacak olması, birçok eleştiriyi de beraberinde getirdi. (AA)
82 YAŞINDA
bitmeyen spor aşkı
MANİSA - Atıcılık tutkusundan 82 yaşında olmasına rağmen vazgeçmeyen eski milli sporcu Erdoğan
Karaöz, antrenör olarak devam ettiği spor yaşamında
gençlere adeta taş çıkartıyor.
Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu'nun Manisa
il temsilciliği görevini üstlenen Erdoğan Karaöz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, 63 yıldır atıcılık sporuyla uğraştığını, eşi Atike (63) ve oğlu Murat Karaöz'ün
(35) de kendisi gibi milli sporcu olduğunu söyledi.
Zonguldak'ta dünyaya geldiğini, babasının tayini
nedeniyle gittiği Yozgat'ta kayak ve atletizm yaptığını
anlatan Karaöz, 1950 yılında Manisa'ya gelmesi sonrası
arkadaşlarının tavsiyesiyle atıcılık sporuna başladığını
dile getirdi. "Arkadaşlarım beni antrenman yaptıkları
sahaya götürmüştü. O gün sahaya girdim, bir daha da
çıkmadım. Bu spordan kopamadım" diyen Karaöz, çalışma hayatına atıldıktan sonra spordan kopmamak için
mücadele verdiğini, işverenlerinin de kendisinin başarılarını gördükçe destek olduklarını aktardı.
Atıcılık sporunda kendisini geliştirerek 1966 yılında
Türkiye ikinciliğini kazandığını, 1985 yılına kadar aralarında dünya ve Avrupa şampiyonaları da bulunan çok
sayıda organizasyonda yarıştığını aktaran Karaöz, hayatı
boyunca olimpiyatlarda ter dökmeyi hayal ettiğini dile
getirerek, bu amaç uğrunda 40 yaşına kadar evliliği dahi
düşünmediğini vurguladı. En büyük hedefinin, olimpiyatlara gidip Türkiye'yi temsil etmek olduğunu söyleyen
Karaöz, "Hatta bu hedefimden dolayı 40 yaşına kadar
evlenmedim. Evlendiğimde, sporda başarılı olamayacağım düşüncesi vardı. En sonunda 1972 Münih
Olimpiyatları'na gitme hakkı kazandım. Ancak o dönemde görev yapan ilgili bakanın inisiyatifiyle ismim listeden çıkarıldı. Yerime 2 yıldır antrenman yapmayan bir
kişinin ismi yazıldı. Olimpiyatlara katılmak içimde ukde
kaldı. En büyük hedefim, çalıştırdığım gençleri olimpiyatlara göndermek" şeklinde konuştu.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
23 Aralık 2015 Çarşamba
Altındağlı sporcu Eda Nur Çağlar, elde ettiği
başarılarla hem yurtiçinde hem de yurtdışında göğsümüzü kabarttı. Bir çeşit savunma
sanatı sporu olan “Wushu” ve “Dart”ta rakip
tanımayan Eda Nur, boy gösterdiği tüm
turnuvalarda madalya aldı.
Altın kız Eda Nur
HABER MERKEZİ- Eda Nur
Çağlar, Altındağ’ın yetenekli çocuklarından sadece biri. Yaklaşık 10 yıldır sporla
uğraşan Eda Nur’un, wushu, dart, kickboks ve tekvandoda bileğini büken yok.
Antrenmanları Wushu Milli Takım
Antrenörü ve aynı zamanda babası olan
Orhan Çağlar ile birlikte gerçekleştiren
Eda Nur, adeta bir madalya canavarı.
Henüz 14 yaşında olmasına rağmen
Avrupa ve Balkan 3.lükleri ile Türkiye ve
Ankara 1.likleri bulunan Eda Nur, şimdide gözünü Dünya Şampiyonluğu’na
dikti.
“HERKEs spoR yApsA
KİMsE suç İşlEMEZ.”
Altındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki, çocukların bu tür başarılarıyla
büyük mutluluk duyduğunu aktardı.
Tiryaki, sporla ve sanatla uğraşan çocuk-
ların kötülük düşünmeyeceğini, böylece
zararlı alışkanlıklardan da uzak kalabileceklerini vurguladı. Eda Nur’un bu konuda iyi bir örnek olduğunu kaydeden
Başkan Tiryaki: “Herkes sanatla, sporla,
edebiyatla uğraşsa kimse suç işlemez,”
dedi. Tiryaki, spora yönelik çok sayıda
yatırımı Altındağ’a kazandırdıklarının da
altını çizdi.
dan birçok arkadaşına sporu sevdirmek
için büyük çaba harcadığını ifade etti.
BİlEğİnİ BüKEn yoK
Başarılarından bahseden Eda Nur,
şöyle devam etti: “2014 yılında
Hırvatistan’da düzenlenen Avrupa Dart
Şampiyonası’nda 3. oldum. Yıldızlar
kategorisinde yarıştığım bu turnuvaya 16
ülkeden 16 sporcu katılmıştı. Yine 2014
AİlEcEK spoR yApıyoRlAR yılında Sakarya’da düzenlenen Wushu
Eda Nur Çağlar, spora olan bağlılığını Balkan Şampiyonası’nda da 3.lük elde
anlattı. Ailecek spora büyük ilgi duyduk- ettim. 48 kiloda yarıştığım bu turnuvada
larını dile getiren Eda Nur, annesinin ve
tam 280 sporcuya karşı mücadele verbabasının wushu antrenörü, kardeşinin de dim. Türkiye’de de aldığım madalyalar
yine wushu ve dartla uğraştığını söyledi. var. 2015’te Antalya’da Türkiye Dart
Antrenmanlarını babasıyla gerçekleştirdi- Şampiyonu oldum. Bu şampiyonda 300’e
ğini belirten Eda Nur, başarıya giden en
yakın sporcuyu geride bıraktım. Wushu
önemli unsurun disiplin olduğunu söyle- Ankara Bölge Şampiyonası’nda ise 30
di. Eda Nur, Altındağ’da çok yetenekli
kulüp 350 sporcu arasından sıyrıldım ve
çocuklar olduğuna dikkati çekerek, okul- zirveye çıktım.”
Hamamönü’nde her hafta Meslek tanıtım semineri
bir sanatçı ağırlanıyor
HABER MERKEZİ- Farklı sanat dallarından çok sayıda sergiye ev sahipliği yapan
Hamamönü Sanat Galerisi, her hafta bir
sanatçıyı ağırlıyor. Sanat Galerisi, en seçkin
sanatçıları ağırlarken Ankaralılar birbirinden
başarılı eserlerle Hamamönü’nde buluşuyor.
Sanat Galerisi bu hafta, çalışmalarını
Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Sanat
Sokağı’nda sürdüren, ahşap kaplama ve hey-
kel sanatçısı Nevzat Özbay’ın eserlerine ev
sahipliği yapıyor.
GöRülMEyE dEğER
çAlışMAlAR
Ankara’da sanatsal faaliyetlerin beşiği
olan Hamamönü Sanat Galerisi’nde ahşap
kabartma ve heykel çalışmaları sergilendi.
Yaklaşık 70 eserin yer aldığı ‘Sanatın Ahşap
Duruşu’ isimli sergide Mustafa Kemal
Paşa’nın Kocatepe’de zirveye yürüyüşünden,
Çanakkale Savaşları’nda cepheye mermi taşıyan Türk kadınına, Âşık Veysel’den Yunan
Filozof Platon’a kadar birçok kabartma eserle
karşılaşmak mümkün… İspanya’nın
Guernica şehrinin bombalanmasını anlatan
Picasso imzalı başyapıtın ahşap heykeli de
serginin en dikkat çekici eserleri arasında yer
alıyor.
AnKARA’nın nEfEs BoRusu
Ahşap kaplama ve heykel sanatçısı
Nevzat Özbay, Altındağ Belediyesi’nin sanata
verdiği önemle diğer yerel idarelerden çok
farklı bir yerde olduğunu vurguladı. Altındağ
Belediyesi’nin bu doğrultuda önemli bir
örnek teşkil ettiğini belirten Özbay,
Ankara’da kültür ve sanat mekânlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Özbay, eserlerini Ulucanlar Cezaevi Sanat Sokağı’nda icra
ettiğini sözlerine ekleyerek bu bölgeyi
‘Ankara’nın nefes borusu’ olarak yorumladı.
Altındağlı gençlerin farklı kişilerle tanışması ve farklı meslek
dallarını yakından tanıması için, değişik alanlarda tanıtım
seminerleri düzenleyen Altındağ Belediyesi, Altındağlı gençleri bir bilim adamıyla buluşturdu.
HABER MERKEZİ- Bu zamana
kadar pek çok değişik meslek grubundan
kişilerle tanışma imkanı bulan ve onların
başarı öykülerini dinleyen Altındağlı
gençler, bir matematik profesörüyle
tanışmanın heyecanını yaşadı.
TÜBİTAK’ın “Gençleri bilimle
buluşturma” projesi kapsamında
Altındağlı gençlerle buluşan Bilkent
Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Ali
Sinan Sertöz, gençlerle "Şu
Matematik Dedikleri" konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Ulucanlar Yarı
Açık Cezaevi Kültür-Sanat ve Kongre
Merkezi’nde gerçekleştirilen meslek
tanıtım seminerine yaklaşık 200
Altındağlı genç katıldı.
“MAtEMAtİKtEn
KoRKMAyın.”
Seminerde gençlere matematik bilimi
hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Sertöz,
matematiğin tarihi ve gelişim süreci hakkında da ilginç bilgiler paylaştı.
HABER MERKEZİ-Etimesgut
Belediyesi’nin tesis isimlerinde millilik ve
Türk vurgusu dikkat çekiyor. Türk tarihine
yön veren isimler, devlet adamları, siyasiler, şehitlerimiz, bilim adamları ve sanatçılar, isimleriyle belediyenin tesislerinde
yaşatılıyor.
İlçenin Selçuklu mimarisinden izler
taşıyan ve 16 büyük Türk Devleti’nin
kurucularının heykellerinin yer aldığı
meydanına “Türk Beyleri Kent Meydanı”
adını veren belediye, kültürel ve sanatsal
etkinliklere ev sahipliği yapan tesisine
“Korkut Ata”(Dede Korkut) adını uygun
gördü. Eryaman bölgesindeki eğitim,
kültür ve spor alanlarına ev sahipliği
yapan yaşam merkezi ise "Göktürk'
adını taşıyor. İlçedeki en büyük
kreşine ulu önder Mustafa Kemal
Atatürk'ün annesi “Zübeyde Hanım”
adını veren Etimesgut Belediyesi,
Türk ülküsünün öncü isimlerinden
“Ziya Gökalp” adını aile akademisi ve sosyal alanların bulunduğu
tesise verdi. Tesislerin yanı sıra
prestijli parklara da milli isimlerin verilmesine özen gösteriliyor.
Etimesgut Belediyesi’nin bu
dönemde yaptığı büyük parklara
verilen isimlerden bazıları şöyle:
Tuğra, Sultan Alparslan, Sultan
Sencer, Oktay Sinanoğlu, Gün
Sazak, Genç Osman, Sultan
Melikşah. Etimesgut Belediyesi ülkeye
hizmet etmiş siyasilerin ve sanatçıların
isimlerini de parklarda yaşatıyor.
Etimesgut’ta Alpaslan Türkeş, Bülent
Ecevit, Necmettin Erbakan, Muhsin
Yazıcıoğlu, Zeki Alasya, Kayahan Açar
gibi siyaset ve sanat adamlarının isimlerini taşıyan parklar bulunuyor. Etimesgut
Belediyesi’nin 26 parkının ismi, ilçede
doğup büyümüş veya ailesi burada yaşayan Doğu ve Güneydoğu şehitlerimizin
ismini taşıyor. Etimesgut Belediyesi son
olarak ilçeye kurduğu 135 bin metrekarelik ormana Atatürk Ormanı adını verdi.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver
Demirel, tesis ve parklara isim verirken
belli bir siyasi görüş ve düşünce ekseninde hareket etmediklerini
belirterek;
“Bu ülkeye hizmet etmiş, vatanını, milletini, bayrağını seven ve ülkesine, milletine
hizmet etmiş devlet adamlarımızın, şehitlerimizin, bilim adamlarımızın, sanatçılarımızın isimlerini tesislerimize vermekteyiz. Onların hatıralarını Etimesgut’ta yaşatıyoruz. Nobel Ödülü’nü kazanan milli
gururumuz Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar’ın
ismini de şehrimizde, şanına uygun bir
mekana vermeyi
değerlendirmekteyiz” dedi.
Öğrencilere matematikten korkmamaları
tavsiyesinde bulunan Sertöz, seminerin
sonunda matematikçi olmak isteyen
öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Altın gençlerle buluşmaktan büyük
mutluluk duyduğunu ifade eden Prof. Dr.
Sertöz “Bizim gençlerle buluşmamıza
aracılık eden ve bugün bizi bir araya getiren Altındağ Belediyesi’ne ve ilgi gösterdiğiniz için siz değerli gençlere çok teşekkür ederiz.” dedi. Seminere katılan tüm
öğrencilere TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik
Dergisi dağıtıldı.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
6 Kişilik
ISPANAK BORANİ
Malzemeler
Yarım kg ıspanak
1 kuru soğan
3-4 yemek kaşığı zeytinyağ
1 kase yoğurt
2 diş sarımsak
Üzeri için:
Tereyağ
Toz pulbiber
Ceviz
Hazırlanışı
Yemeklik doğranmış soğanı zeytinyağda soteleyelim.
Temizlenmiş ıspanakları küçük
küçük doğrayıp tencereye alalım,
tuzunu ekleyip kısık ateşte ıspanaklar yumuşayana kadar pişirelim.
Pişen ıspanakları hazırladığımız
sarımsaklı yoğurt ile karıştıralım.
Servis tabağına alıp, üzerine
tereyağda kızdırdığımız pulbiberi
dökelim.
Üzerini isterseniz ceviz ile süsleyebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...
Download

Kürt sorunu tabiri yanlış