T.C.
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Pedodonti Anabilim Dalı
ÇOCUKLARDA SOSYO-EKONOMİK DÜZEYİN ÇÜRÜK
PREVALANSINA ETKİSİ
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi İrem SALGINCI
Danışman Öğretim Üyesi : Prof. Dr. A. Rıza ALPÖZ
İZMİR - 2014
ÖNSÖZ
“Çocuklarda Sosyo-Ekonomik Düzeyin Çürük Prevalansına Etkisi” adlı tez
çalışmamda; konumun belirlenmesinde, çalışmalarım sırasında fikirlerini ve
desteğini benden esirgemeyen, beni yönlendiren değerli hocam Prof. Dr. A.Rıza
Alpöz’e; tezimin yazılması sırasında büyük desteği olan Prof. Dr. Alpay Kırlangıç’a,
istatistiksel değerlendirmelerdeki katkılarından dolayı Yrd. Doç. Timur Köse’ye ve
ayrıca tezimin hazırlanmasının her aşamasında emeği olan meslektaşım Dt. M.Kutay
Karaca’ya teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.
İZMİR – 2014
Stj. Dt. İrem SALGINCI
İÇİNDEKİLER
SAYFA
1. GİRİŞ
2. GENEL BİLGİLER..............................................................................................2
2.1. Diş Çürüğünün tanımı...................................................................................2
2.2. Diş Çürüğünün Etiyolojisi.............................................................................2
2.2.1. Dış Etkenler..........................................................................................3
2.2.1.1.
Diyet (Substrat)........................................................................3
2.2.1.2.
Zaman.......................................................................................4
2.2.2. Bireye Ait Faktörler............................................................................4
2.2.2.1.
Diş..............................................................................................4
2.2.2.2.
Tükürük....................................................................................5
2.2.2.3.
İmmunoglobulinler..................................................................6
2.2.2.4.
Plak...........................................................................................6
2.2.2.5.
Mikroorganizmalar.................................................................7
2.3. Erken Çocukluk Dönemi Çürüğü................................................................9
2.4. Çürük Riskinin Belirlenmesi......................................................................10
2.5. Diş Çürüğüne Ait Epidemiyolojik İndeksler.............................................12
2.5.1. Çürük Prevelans Hızı........................................................................12
2.5.2. Çürüğün Şiddet Derecesini Belirleyen İndeksler...........................13
2.5.2.1.
DMF-T İndeksi......................................................................13
2.5.2.2.
DMF-S İndeksi.......................................................................14
2.5.2.3.
DIMF İndeksi.........................................................................15
2.5.2.4.
df-t İndeksi.............................................................................16
2.5.2.5.
df-s İndeksi.............................................................................16
2.5.3. Çürük İnsidans Hızı..........................................................................16
2.5.4. Laboratuar Bulguları İle İlgili İndeksler........................................17
2.5.4.1.
Çürük Aktivite Testleri.........................................................17
2.5.4.2.
Plak PH’ının Ölçümü............................................................17
2.5.4.3.
Beklenen Çürük Aktivitesini Belirleyen Parametreler .….17
2.5.4.4.
SMAPPI (Streptococcus Mutans Aproximal Plak İndex).17
2.5.5. Uygulanması Gereken İndeksler......................................................18
2.5.5.1.
UGTİ (Uygulanması Gereken Tedavi İndeksi)...................18
2.5.5.2.
UGTİ (Uygulanması Gereken Tedavi İndeksi)...................18
3. GEREÇ VE YÖNTEM.......................................................................................19
4. BULGULAR........................................................................................................23
5. TARTIŞMA.........................................................................................................28
6. SONUÇ................................................................................................................30
7. KAYNAKLAR....................................................................................................31
8. ÖZGEÇMİŞ........................................................................................................34 1. GİRİŞ
Ağız ve diş sağlığı, genel sağlıktan ayrı düşünülmemesi gereken, bireyin
yaşam kalitesini ve konforunu direkt olarak etkileyen önemli bir faktördür. Ağız ve
diş sağlığının en önemli göstergelerinden biri diş çürükleri ve buna bağlı diş
kayıplarıdır. Diş çürükleri çok uzun yıllardır önemli bir sağlık sorunu olarak her
yaştaki bireyin karşısına çıkmaktadır.
Diş çürüklerinden korunmak için sorunun toplum içindeki yaygınlığının
belirlenmesi ilk aşamadır. Daha sonra çürüğü etkileyen faktörler araştırılır, çözüm
yolları bulunur ve uygulamaya geçilir.
Sosyo-ekonomik düzey, hem eğitim-kültür hem de ekonomik yeterlilik
açısından, ağız ve diş sağlığını etkileyecek en önemli faktörlerdendir. Eğitim ve
kültür düzeyinin yetersizliği, konuyla ilgili bilgi ve ilgi eksikliğini, buna bağlı
çocuklara çok erken dönemlerden itibaren verilmesi gereken bilgi ve motivasyonun
verilememesini doğurmaktadır. Ekonomik kısıtlılıklar sonucu ise hem önleyici ve
koruyucu hem de tedavi edici hizmetlerden yararlanmak güçleşmektedir. Ayrıca,
ağız sağlığına gerekli önem verilmemesi sonucu diş fırçalama alışkanlığının
olmamasına ve yanlış beslenme alışkanlıklarına neden olmaktadır. Özellikle Türkiye
gibi gelişmekte olan ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarının henüz
yaygınlaşmadığı
ülkelerde,
sosyo-ekonomik
durumun
ağız ve diş
sağlığı
problemleriyle ilişkili olabileceği düşünülmektedir.
Türkiye’de ilköğretime başlayan çocukların %19’nda ve 11 yaş grubunun
%77’sinde kalıcı diş çürüğü bulunmaktadır. İleri yaş gruplarında bu prevalans %90
‘lara çıkmaktadır. Süt dişlerinde, 6-8 yaş grubunda 4.5-5 diş çürüğü bulunmakta ve
diş çürüğü prevalansı %80 düzeyine ulaşmaktadır. Modern diş hekimliğinin amacı
çürüğü olmayan sağlıklı diş sayısının artırılmasıdır. Dünya sağlık örgütünün 21.yy
için ağız ve diş sağlığı için hedeflerinden birisi 6 yaş gruplarda %80 çürüksüzlük
oranı ile 12 yaş grubunda DMTF değerinin 1.5 olmasıdır. Bizim ülkemizde 6 yaş
grubunda %84 çürük ve DMTF değeri 2.73 olarak verilmektedir. (1)
DSÖ ile 2004 yılında yapılan ortaklaşa çalışmada Türkiye Ağız ve Diş
Sağlığı Durum Analiz Raporu yayınlanmıştır. Bu raporun sonuçlarına göre 5-6 yaş
grubundaki çocukların %30.2'sinin çürüksüz ve dft değerinin ortalamasının 4 olduğu,
12 yaş grubundaki çocukların DMFT değerinin ortalamasının 1.9 olduğu
bildirilmektedir (2)
Yaptığımız bu çalışmada, sosyo-ekonomik düzeyin çocuklarda çürük
prevalansı üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla kapsamlı bir
anket formu hazırlanarak kliniğimize başvuran 100 çocukta ağız ve diş taraması
yapılmıştır.
2. GENEL BİLGİLER
2.1.Diş Çürüğünün Tanımı
Diş çürüğü oluşumunda ana etken, diş plağı içindeki karyojenik
mikroorganizmaların fermente olabilen karbonhidratları kullanarak oluşturdukları
organik asidin dişin sert (mine, dentin ve sement) dokusunda meydana getirdiği
demineralizasyon sonucu oluşan enfeksiyöz bir hastalıktır. (3)
Çürük; çiğneme, yutma ve konuşma sırasında hareket eden ağız içi yumuşak
ve sert dokularının sürtünme alanları dışında kalan, bu nedenle temizlenmemiş veya
özel bakımla temizlenememiş dişlere ait yüzlerde oluşan dental plakların
mekanizması henüz açıklığa kavuşmamış tesiri veya tesirleri ile, o yüzün direnci
düşük bir noktasından başlayan ve diş sert dokularının ve bu organo-inorganik
moleküllerinin; giderek suda erir hale dönüşü şeklinde devam eden, bir dizi
histoşimik yıkılma olayıdır. (4)
Zero ve arkadaşlarına göre
(5)
diş çürüğü estetik olmayan görünüme ve
fonksiyon kaybına neden olabilen, diş yapılarının yıkımını içeren bulaşıcı, kronik bir
hastalıktır. Tatlı, soğuk ve sıcağa karşı ağrı ve hassasiyet semptomlarıyla kendini
gösterir. Daha ileri dönemlerde ise endodontik tedavi veya diş çekimini gerektiren
şiddetli ağrıların olduğu pulpal abselerle sonuçlanabilir. (4,6)
2.2.Diş Çürüğünün Etiyolojisi
Diş dokusu, çürük oluşumu için uygun konaktır. Diş çürüğü oluşabilmesinde
4 önemli faktör vardır. Bunların herhangi birinin olmadığı durumda diş çürüğü
2
oluşmaz. Bunlar; çürüğe yatkın diş, karyojenik ağız florası, diyet (substrat) ve
zamandır.
M.o.
Diş
Besin
ÇÜRÜK
Zaman
Şekil 1: Çürüğü oluşturan etkenler.
Bunlar dışında bakteri plağının oluşumunu kolaylaştıran veya güçleştiren
faktörler ve plaktaki asit üretimi için gerekli etmenleri azaltan veya arttıran etmenler
yani çürük oluşumunda dolaylı olarak etkili faktörler vardır. Bunlar; tükürük,
beslenme, dişin morfolojisi ve konumu, ağız hijyeni, immün sistem, eğitim seviyesi,
sosyo-ekonomik durum, yaşam tarzı ve flor kullanımı olarak sayılabilir. (7)
2.2.1. Dış Etkenler
2.2.1.1.Diyet (Substrat)
Diyet; bir bireyin, her gün yemeye alışık olduğu yiyecek ve içeceklerin tümü
olarak belirtilmektedir.
için
besin
kaynağı
(8)
Ağza alınan besinler, plak florasındaki mikrorganizmalar
oluşturmaktadır.
3
Diş
çürüğü,
besinlerin
ağızdaki
mikroorganizmalar tarafından fermente edilmesi sonucunda ortaya çıkan asitlerin
etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Asit oluşturan mikroorganizmalar, fermente edilebilir
karbonhidratları ve özellikle sükrozu kullanarak karyojenik etki gösterir. (9)
2.2.1.2.Zaman
Diş çürüğü, aylar veya yıllarca süren bir zaman sonucunda oluştuğundan
kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Zaman faktörünün yiyeceklerle de
yakın ilişkisi vardır. Çürük yapıcı yiyeceklerin ağızda kısa süre kalmasında, çürüğün
daha az görüldüğü; uzun süre kalmasında ise çok daha fazla çürük oluştuğu
belirtilmektedir. Ayrıca çocuklarda, özellikle yemekler arasında yeme sıklığı ile
çürük oranı arasında bir ilişki bulunmuştur. (8)
2.2.2. Bireye Ait Faktörler
2.2.2.1.Diş
Çürüğün oluşumu için gerekli faktörlerden birisi de dişlerdir. Klinik
gözlemlere göre posterior dişlerin pits ve fissürleri, çürüğe çok daha yatkındır.
Yiyecek artıkları ve mikroorganizmalar fissürlere yerleşirler, fissürlerin derinliği
arttıkça çürük oranı da artmaktadır. Çene kavsinin bozuk ve dişlerin çapraşık olması
da çürüğü arttırıcı etkenlerden bir tanesidir.
Dişler; kalsiyum fosfat kristallerinin mineral matriksi olan bir mine içinde,
dişin canlı dokusunu içeren dentin ve pulpa kısımlarından oluşmuştur. Dişler
mikrobiyal floranın yapısının incelenmesinde oldukça önemlidir. Çeşitli bakteriler,
4
özellikle yeni süren dişlerin çatlaklarında ve yüzeylerinde çoğalmaya adapte
olmaktadır. (8)
2.2.2.2.Tükürük
Tükürük; ağız dokularını yıkayan ve ağız boşluğunun sağlıklı durumunun
devamlılığı için temel olan, major ve minor tükürük bezleri tarafından salgılanan,
insan vücudunun en önemli sekresyonlarından biridir. % 99-99,5’i su olan tükürüğün
geri kalan kısmı; proteinler, glikoproteinler, lipidler gibi büyük organik
moleküllerden, glikoz ve üre gibi küçük organik moleküllerden ve fosfat, klor,
kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum gibi elektrolitlerden oluşmaktadır.
Sağlıklı bir insanda günlük tükürük salınım miktarı 1-1,5 litredir. (10)
Tükürüğün yapısına etki eden en önemli faktörlerden biri, tükürüğün akım
hızıdır. Stimüle olmamış tükürüğün akım hızı, yetişkinlerde dakikada yaklaşık 0,30,4 ml; 5 yaş ve altındaki çocuklarda, dakikada 0,2 ml’dir. Stimüle edilmiş
tükürüğün akım hızı ise yetişkinlerde dakikada 1,5-2 ml; çocuklarda ise dakikada 1
ml’ye çıkar. Tükürük miktarı azaldığında, tükürüğün yıkayıcı ve koruyucu etkisi
ortadan kalkacağı için çürük oluşma hızının arttığı bildirilmektedir. (10)
Çürüğe neden olan en önemli etkenlerden biri de tükürük ph’ıdır. Tükürük
ph’ının normal değeri 6,7-7,1 arasındadır.
(10)
Glikoz veya monosakkaritler ağızda
bulunan mutans streptokoklar tarafından fermente edilerek tükürük ph’ını asidik hale
getirir. Tükürük ph seviyesi ile çürük görülme sıklığı arasında negatif bir ilişki
olduğu bildirilmiştir.(9)
5
Tükürük; içerdiği bikarbonat, fosfat ve amfoterik proteinler sayesinde,
tampon görevi görmektedir. Tükürükte bulunan tampon maddeler; ağız içerisindeki
sert ve yumuşak dokuları, kimyasal etkilerle yaralanmalardan ve bakterilerin asit
üretimi ile oluşturdukları zararlı etkilerden korumakta yardımcı olur. Tükürüğün
tamponlama kapasitesi, diş çürüklerinin önlenmesinde önemlidir.(10)
Tükürük, plaktaki mikroorganizmalar tarafından oluşturulan fermntasyon
ürünü asitlerin ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar. Ağız içi ve mikrobiyal ph’ını nötr
duruma getirir. (10)
2.2.2.3.İmmunoglobulinler
Antikorlar,
sıvısal
immuniteden
sorumlu
temel
moleküllerdir.
İmmunoglobulinler insanlarda beş çeşittir (IgM, IgG, IgA, IgE, IgD). sIgA değerinin
mutans streptokoklara karşı koruyucu etkisi tanımlanmıştır. (9)
2.2.2.4.Plak
Dişlerin yüzeyinde; esas olarak ekstrasellüler polimerlerden oluşan bir
matriks içinde, bakteriyel hücrelerden ve tükürük ürünlerinden meydana gelen
‘dental plak’ olarak isimlendirilen bir film tabakası oluşmaktadır. Dental plak, bazik
fuksin veya eritrosin gbi boyalarla boyanarak hemen gözlenebilir. Dişler etkili bir
şekilde fırçalanıyorsa, dental plak yalnızca fırçanın ulaşamadığı çatlaklarda
oluşmaktadır, fırçalama durdurulursa plak birikmeye devam etmektedir. (8)
6
Plak mikroflorası, özellikle karbonhidratlı yiyecekleri fermente ederek, ağız
içerisinde asit üretimine katkıda bulunur. Plak ph’ı kısa bir sürede çürük oluşumunu
başlatacak seviyeye gelir. (9)
2.2.2.5.Mikroorganizmalar
Çürüğün etiyopatolojisinde mikroorganizmaların rolünü saptamak için
gnotobiotik hayvan deneyleri yapılmıştır. Gnotobiotik hayvan, ağızda ve vücudun
diğer kısımlarında flora taşıdığı bilinen hayvandır. Eğer mikroflora bulunmuyorsa bu
özel gnotobiotik hayvanlara, germ-free hayvanlar adı verilmektedir.
Germ-free hayvan deneylerinde, mikroorganizmasız çürük olamayacağı
kesinlik kazanmış olup, aşağıda özetlenen belli başlı sonuçlar elde edilmiştir:
A- Germ-free hayvanlarda, çürük oluşumundaki mikroorganizmanın rolü:
a. Mikropsuz çürük meydana gelmemektedir.
b. Mikrobun çürütme gücü, asit meydana getirme gücüne paraleldir.
c. Mikroplarca
aside
dönüştürülebilen
karbonhidratlı
yiyecekler,
karyojenik etkiye sahiptir.
d. Mikroplarca meydana getirilen asit; ancak plak içinde yoğunlaştığında
çürük oluşturabilir.
B- Germ-free hayvanlara antibiyotik verilmesi, çürük şiddeti ve sıklığını
azaltmaktadır.
C- Sürmemiş dişte çürük oluşmamakta; diş, ağız boşluğunda görüldüğünde
ve flora ile ilişkiye geçtiğinde çürük oluşmaktadır.
7
D- İn-vitro olarak ağız bakterileri, mine ve dentini demineralize ederek
çürüğe benzer lezyonlar yapmaktadır.
E- Mikroorganizmaların çürük mine ve dentine hücum ettikleri histolojik
olarak gösterilmiştir. Ayrıca çürük lezyonlarından mikroorganizmalar
izole edilerek kültürleri yapılabilmektedir. (11)
Yapılan mikrobiyolojik çalışmalarda, çürüğün oluşumu yönünden üzerinde en
çok
durulan
mikroorganizma
gruplarının;
streptokoklar,
laktobasiller
ve
aktinomiçesler olduğu gösterilmiştir.
Oral streptokoklar; S. sanguis, S. mitior, S. milleri, S. salivarius, S.
mutans’lardır. Özellikle oklüzal fissürlere penetre olurlar ve bu çürüklerden
sorumludurlar.
Laktobasillerin çürüğün başlangıcında önemli roller olduğu söylenemez.
Dentin yıkımından sorumlu bakteri türleri, laktobasillerdir. En sık görülenler; L.
casei, L. acidophilus, L.plantarum, L. salivarius, L. fermentumdur.
Oral aktinomiçesler, plak içinde bulunurlar ve zayıf asit oluştururlar. Kök
yüzeyi çürüklerinden, A. naeslundi ve A. viscosus’un sorumlu olabilecekleri
bildirilmektedir. Subgingival mikrofloradan ve kök yüzeyi çürüklerinden en çok
soyutlanan mikroorganizmalardır. Çocuklarda supragingival dental plakta bulunan
bakteriler arasında % 50’lere varan yoğunluğa ulaşmaktadırlar. (12)
8
2.3.Erken Çocukluk Dönemi Çürüğü
Erken çocukluk dönemi çürükleri (EÇÇ), ‘süt dişlerinde 6 yaşından önce (≤71
ay) gözlenen bir veya daha fazla çürüklü (kavitesiz ya da kaviteli), çekilmiş (çürük
nedeniyle) ya da dolgulu diş yüzeyi varlığı’olarak tanımlanmaktadır. 3 yaşından
küçük çocuklarda herhangi bir düz yüzey çürüğü bulunmasının şiddetli erken
çocukluk dönemi çürüğü (Ş-EÇÇ) göstergesi olduğu bildirilmektedir. (13)
EÇÇ, gingival hat boyunca beyaz dekalsifikasyon bandı olarak ya da oklüzal
yüzeyde plak dağılımıyla uyumlu olarak başlar. Demineralizasyonun ilerleme
sürecinde mine yüzeyi bozulur; oluşan kavite sarı, kahverengi ya da siyah renk alır.
Lezyon daha da ilerlediğinde dişin çevresine yayılır, geniş sert doku kaybıyla siyah
halka şeklini alır. Bu da dişi, kron kırığına karşı hassas hale getirmektedir. (13)
EÇÇ genellikle;
1. Mikroorganizmalar (ağız temizliğinin tam olmaması ve S. Mutans erken
kolonizasyonu)
2. Diyet (gece boyunca şekerli yiyecek süt ve mama ile beslenme, biberon ve
emzik alışkanlığı, şekerli gıdaların çok sık alınması)
3. Çocuk (gece boyu tükrük akış hızı, yeni sürmüş matür olmayan dişler, süt
dişlerinin hipoplastik defektleri, medikal durumlar)
4. Sosyal faktörler (aile bireylerinin eğitimi, sosyo ekonomik durum ) sebebiyle
oluşabilmektedir. (3,14)
İlk olarak üst ön bölge dişler etkilenir, bunu üst arka dişler takip eder. Alt ön
dişler
submandibuler
ve
sublingual
tükrük
bezlerinden
salınan
tükrüğün
koruyuculuğu ve beslenirken dilin koruyuculuğu sebebiyle genellikle etkilenmez.
9
(3)
Sürekli diş dizisinde çürük riskinin tahmininde önemli bir gösterge olan bu çürükler;
tedavi edilmedikleri takdirde erken süt dişi kayıpları, maloklüzyon, büyüme gelişme
geriliği, beslenme yetersizliği, konuşma problemleri, rampant çürükler, ağrı, iltihap,
apse, gastrointestinal sistem bozuklukları gibi somatik-bedensel problemlere,
çocuğun öz saygısının azalması, okul günü kaybı, okulda öğrenme aşamasında
konsantrasyon kaybı gibi subjektif yetersizliklere, özel sağlık bakım ihtiyacı olan
çocuklarda ise olası sistemik hastalıklara ve yaşam kalitesinin azalmasına neden
olmaktadır.(15) EÇÇ için alıanacak önlemler arasında; suların florlanması, eğitim
programları, diş hekiminin uygulayıcı yöntemleri ve evde yapılabilecek uygulamalar,
ağız hijyen alışkanlıkları, diyet ve beslenme alışkanlıkları sayılabilir. (3)
2.4.Çürük Riskinin Belirlenmesi
Koruyucu uygulamalarda kullanılacak en uygun yöntemin saptanması,
hastanın çürük riski seviyesine bağlıdır. Bu nedenle hastanın çürük riski ilk aşamada
değerlendirilmelidir. Yüksek, orta veya düşük çürük riski var olduğunu
saptayabilmek için, hastadan alınan dikkatli bir tıbbi ve dental anamnezle birlikte
klinik inceleme yapılır. Hastadan alınan anamnezde; sosyo-ekonomik durum,
medikal problemler, ilaç kullanımı, diyet, ağız diş sağlığı eğitim seviyesi ve ağız
hijyeni alışkanlıkları incelenir. Klinik incelemede; çürük kavite sayısı, çürük
lokalizasyonları, çürüğün sertliği, çürüğün rengi ve daha önce yapılan dolgu sayısı,
dolguların ne zaman yapıldığı ve yapılma sıklığı, çapraşık dişler, derin fissürler,
hipoplazik dişler ve ortodontik apareylerin varlığı, ağız hijyeni, diş sayısı, diş çekim
nedeni ve en son ne zaman diş çekildiği incelenir. (16,17)
10
Çürük riskinin belirlenmesinde çürük aktivite testleri ve çürük risk modelleri
kullanılmaktadır.
Çocuklarda çürük riskinin sınıflandırılması:
A- Çürük Riski Yüksek

İki ya da daha fazla çürük varlığı

Düzgün yüzey çürüklerinin varlığı

Streptococcus mutans sayısının yüksek olması

Derin pit ve fissür varlığı

Ağız hijyenin kötü olması

Diş hekimi kontrolünün düzensiz olması

Beslenme alışkanlığınn kötü olması

Tükürük akımının yetersiz olması
B- Çürük Riski Orta

Bir çürük varlığı

Derin pit ve fissür varlığı

Ağız hijyeninin iyi olmaması

Düzensiz diş hekimi kontrolü

Ortodontik tedavi görülmesi
C- Çürük Riski Düşük

Çürüğün olmaması

Ağız hijyeninin iyi olması

Düzenli diş hekimi kontrolü(17)
11
2.5.Diş Çürüğüne Ait Epidemiyolojik İndeksler
Epidemiyoloji; bir toplumdaki hastalıkların, salgınların dağılımını, sıklığını,
toplumlar arasındaki farklılığını inceleyen bir bilim dalıdır. Epidemioloji yunanca
kaynaklı bir kelime olup, tam tercüme edildiğinde “Toplumda bir şeyi tetkik etmek “
anlamına gelir.
İndeks; bir toplumda alt ve üst değerleri olan, ölçülebilir olguları belli
dereceler halinde ölçen ve diğer toplumlarla karşılaştırmayı olası kılan ölçümlerdir.
WHO (Dünya Sağlık Örgütü), dişhekimliğine ait epidemiyolojik indekslerde
standardizasyonu sağlamak amacıyla bir genelge yayınlamıştır. Buna göre; mine
üzerindeki beyaz tebeşirimsi renklenmeler, kahverengi-siyah arası
değişen
renklenmeler, oklüzal fissürlerde yumuşamış bir tavan varlığı veya kenarların
bulunduğu lezyonlar çürük olarak tanımlanmıştır. (12,18)
2.5.1. Çürük Prevalans Hızı
Bir toplulukta ağzında çürük ve sonuçlarını taşıyan kişilerin çokluk derecesini
(az veya çok olduğunu) gösteren bir değerdir. Yüzde olarak ifade edilir ve aşağıdaki
formülle hesaplanır. Bulunan değer yüzde olarak ifade edilir.
Çürük prevalans hızı =
ğı
çü ü
ç
ı ı
şı
ı ı
ı ı
X 100
İndeksin saptanmasında muayene edilen kişilerde bulunan çürük diş sayısının
ya da çürük sonuçlarının bir veya daha çok olmasının önemi yoktur. (12,18)
12
2.5.2. Çürüğün Şiddet Derecesini Belirleyen İndeksler
2.5.2.1.DMF-T İndeksi
DMF-T indeksi toplumun çürük ve sonuçları açısından hangi düzeyde
olduğunu anlamamıza yardımcı olan bir indekstir.
D
:2
(11 ve 12 nolu dişler)
F
:2
(13 ve 14 nolu dişler)
D+F :2
M
:1
(11 ve 17 nolu dişler)
(16 nolu diş)
DMF indeksi (D=decay,çürük M=missing,eksik F=filled,dolgulu)
Şekil 2 : DMF-T vaka örneği.
çü ü ,
DMFT =
ş
ı ı
ı ı
Bu indeks sürekli dişler için hesaplanır ve kişi başına düşen çürük diş,
dolgulu diş ve çürük nedeniyle çekilmiş diş sayısını gösterir. Şekil l’de görüldüğü
gibi dişin üzerinde birden fazla çürük yada dolgu olması önemli değildir. Üzerinde
hem dolgu hem çürük olan dişler, ya dolgulu ya da çürük kabul edilir.
13
Değerlendirmede indeksin kullanım amacına göre bu grup dişler ayrı bir sınıf olarak
ele alınabilir.
Kronla kaplanmış dişler dolgulu diş olarak kabul edilir. DMF-T indekslerini
karşılaştırarak, toplumların çürük ve sonuçlan açısından hangi durumda olduğu
konusunda bir fikir edinilebilir. Ancak toplumlarda bireylere sunulan diş hekimliği
hizmetlerinin düzeyi ya da tedavi gereksinmelerinin çok farklı olabileceği
unutulmamalı ve bu açıdan grupların karşılaştırılmasında dikkatli olmalıdır.
DMF indeksinin F bileşeni incelenerek toplumun ne kadarının diş hekimliği
hizmetlerinden yararlandığı anlaşılabilir. Ayrıca M ve F bileşenlerinin birlikle
gözlenmesi ağız-diş sağlığı hizmetleri içinden hangilerine ağırlık verilmesi
gerektiğini de ortaya koyar. Indeks de M bileşeninin yüksekliği protez
gereksinmelerini artırırken, D bileşeninin yüksekliği tek diş restorasyonlarının
öncelik
alması
gerektiğini
gösterir.
(12,18)
2.5.2.2.DMF-S İndeksi
DMF-T indeksinin dişlerin yüzeyleri esas alınarak hesaplanan şeklidir ve kişi
başına düşen çürük ve sonuçlarından etkilenmiş yüzey sayısı olarak ifade edilir.
Riskte olan yüzey sayısı küçük azı ve büyük azı dişleri için 5 yüzey, kesici ve
kaninler için 4 yüzey olarak kabul edilir. Erişkin bir kişi için 3. azılar hesaba
katılmadığından riskte olan toplam 128 yüzey vardır. DMF-S indeksi bu 128
yüzeyden ne kadarının etkilendiğini gösterir.
14
çü ü ,
DMFS=
ş ü
ı ı
ı ı
17 numaralı diş (2D, 2F) : 2 çürük yüzey (Vestibül
ve palatinal yüzeyler), 2 dolgulu yüzey (oklüzal ve mezyal
yüzeyler)
16 numaralı diş (5 F) : Kronla kaplı olduğu için 5
yüzeyde dolgulu kabul edilir.
15 numaralı diş (5M) : Çürük nedeniyle çekilmiş
diş olduğundan 5 yüzeyde kayıp kabul edilir.
14 numaralı diş (2F) : 2 dolgulu yüzey (oklüzal ve
mezyal yüzler)
Şekilde görülen dişler için 2 çürük yüzey, 9 dolgulu yüzey, 5 eksik yüzey
saptanmış olup toplam etkilenmiş yüzey sayısı 16 olarak bulunur. (12,18)
Şekil 3: DMF-S vaka örneği.
2.5.2.3.DIMF İndeksi
Bu indekste tedavi edilemeyecek çürük olan dişler ayrıca belirlenmiş ve î
simgesiyle gösterilmiştir. Tedavi gereksinmesinin saptanmasının amaç edinildiği
çalışmalarda kullanılır.
(18)
15
2.5.2.4.df-t İndeksi
DFM-T indeksinin süt dişleri için hesaplanan şeklidir. DMF grubu indeksler
süt dişleri için uygulanırken, eksik olan dişler hesaplamaya katılmazlar. Zira süt
dişlerinin, fizyolojik olarak mı düştüğünü ya da çürük veya başka bir nedenle mi
çekildiğini saptamak güçtür ve hataya düşmek olasılığı yüksektir. Bu nedenle
muayenede sadece çürük ve dolgulu dişlerin kaydı yapılır. (18)
2.5.2.5.df-s İndeksi
df
indeksinin
etkilenmiş
yüzey
sayısına
göre
hesaplanan şeklidir.
İzlenecek yol M bileşeni hariç tutulmak üzere aynen DMF-S deki gibidir. (18)
2.5.3. Çürük İnsidans Hızı
Belirli bir devre içinde yeni meydana çıkan çürük lezyonlarının miktarını (az
veya çok olduğunu) gösteren ve genellikle kişi başına düşen ortalama yıllık yeni
kavite sayısı olarak ifade edilen bir indeksidir. (12,18)
ş
Çürük insidans hızı =
ı ı
16
çü ü
ı ı
2.5.4. Laboratuar Bulguları İle İlgili İndeksler
2.5.4.1.Çürük Aktivite Testleri
Tükrükte bulunan lakcobasil bakterilerinin sayımı yapılır.
Sulandırılmış tükrüğün 48-72 saat boyunca 37
0
C de enkübe edilmesinden
sonra oluşan asit miktarının değerlendirilmesine dayanan Synder testi de
yapılmaktadır. (12)
2.5.4.2.Plak PH’ının Ölçümü
Bu yöntemle çürüğe yatkınlık hesaplanabilir. (12)
2.5.4.3.Beklenen Çürük Aktivitesini Belirleyen Parametreler
Hastada herhangi bir nedenle tükrük akış hızı azalırsa dental plak içindeki
asitler nötralize edilemezler. Akış hızının fazlalığı yeni çürük oluşumunun çok az
olacağını gösterir. Tükürüğün uyarılmasıyla toplanmış olan örnekte S.mutans’ın
sayısını kantitatif olarak saptarsak kişinin çürüğe yatkınlığı hakkında fikir edinilir.(12)
2.5.4.4.SMAPPI (Streptococcus Mutans Aproximal Plak İndex)
Ara yüz bölgelerindeki dental plak içerisindeki S.mutans varlığını, miktarını
gösteren bir indekstir. (12)
17
2.5.5. Uygulanması Gereken İndeksler
2.5.5.1.UGTİ (Uygulanması Gereken Tedavi İndeksi)
Bu indeksin değerinin sıfıra doğru azalması toplumdaki diş tedavi
hizmetlerinin iyi olduğunu gösterir. (12)
UGTİ =
X 100
2.5.5.2.UTİ (Uygulanan Tedavi İndeksi)
Toplumda uygulanmış olan tedavilerin yüzdesini belirler. % 100 ‘e yakın
olması istenir. (12)
UTİ =
x100
18
3. GEREÇ VE YÖNTEM
Sosyo-ekonomik durum, ailenin eğitim seviyesi, beslenme ve hijyen
alışkanlıkları gibi faktörlerle diş çürüğü arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve hangi
faktörlerin çürük riskinde etkili olduğunu belirlemek amacıyla yapılan bu
çalışmamıza, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Kliniği’ne
başvuran yaşları 3-12 yaş arasında değişen 49 kız ve 51 erkek toplam 100 çocuk ve
aileleri katılmıştır. Çalışmada yer alan çocuklar, rastgele seçilmiştir. Yapılan bu
çalışmada kullanılmak üzere aileler için sosyo-ekonomik durum, beslenme ve ağız
hijyeni alışkanlıklarının sorulduğu 13 soruluk bir anket formu ve çocukların ayna ve
sondla yapılan ağız muayeneleri sonucunda DMFS ve dfs indekslerinin kaydedildiği
bir form hazırlanmştır. (Tablo.1 ve Tablo.2) Çalışma kapsamında sorulan sorulara
verilen cevapları analiz etmeye yönelik olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim Anabilim Dalı’nda Mann-Whitney Testi ve KruskalWallis Testi uygulanmıştır.
19
Tablo.1
VELİLERE YÖNELİK ANKET FORMU
Ad – Soyad :
Cinsiyet :
Yaş :
Adres :
Telefon numarası :
1. Sosyo – ekonomik durum :
Anne :
a) Emekli
b) İşçi
c) Memur
d) Serbest meslek
d) Çalışmıyor
Baba :
a) Emekli
b) İşçi
c) Memur
d) Serbest meslek
d) Çalışmıyor
Aylık ortalama kazanç : (……………………………)
2. Ailenin eğitim durumu:
Anne:
a) Yüksek tahsil
b) Lise mezunu
c) İlk-orta okul
d) Okur yazar
a) Yüksek tahsil
b) Lise mezunu
c) İlk-orta okul
d) Okur yazar
değil
Baba:
değil
3. Çocuğun düzenli öğün saatleri var mı (sabah, öğle, akşam)?
a) Evet
4. Ara öğünler ne sıklıkta?
a) Günde 1 kez
b) Günde 1-3 arası
20
c) Günde 3’ten fazla
b)Hayır
5. Çocuğunuzun bebekken beslenme şekli nasıldı?
a) Anne sütü
b) Mama
6. Anne sütü ile beslenme süresi ne kadar?
a) 6 aydan az
b) 6-12 ay
c) 12 aydan fazla
7. Yemek aralarında genellikle ne tür gıdalar tüketilir?
a) Ekmek-sandviç
b) Meyve
c) Bisküvi-gofret
d) Şeker-çikolata
e)Diğer
8. Yemekler arası gün boyu şeker tüketimi ne kadardır ( Biberonla ya da sulukla su
dışında meyve suyu, gazlı içecekler, şekerli ilaçlar dahil olmak üzere)
a) Günde 3’ten fazla
b) Günde 1-2
9. Bebekken yiyecekleri tatlandırdınız mı?
10. Çocuğunuz biberon kullandı mı?
c) Sadece yemeklerde
a) Evet
a) Evet
11. Çocuğunuz daha önce diş hekimine gitti mi?
b) Hayır
b) Hayır
a) Evet
b) Hayır
12. Çocuğunuz günde kaç kere dişlerini fırçalıyor?
a) Günde 1’den az
b) Günde 1
c) Günde 2-3
13. Aile bireyleri diş fırçalamasına yardımcı oluyor mu?
21
a) Evet
b) Hayır
Tablo.2
Ad – Soyad :
Yaş :
Cinsiyet :
DMFS – dfs İNDEX DEĞERLERİ
22
4. BULGULAR
Çalışmamıza katılan çocukların intraoral muayenelerinin sonuçları ve
ailelerine uygulanan anket çalışmasının sonuçları Mann-Whitney ve Kruskal-Wallis
Testi uygulanarak incelenmiştir. Yapılan incelemelerin sonuçları aşağıda tablolarda
verilmiştir.
Tablo. 3
DMFS
dfs
Sosyo – ekonomik durum
**
**
Ailenin eğitim durumu
**
*
Düzenli öğün saatleri
**
*
Ara öğünlerin sıklığı
**
**
Bebekken beslenme şekli
**
**
**
**
**
**
*
**
**
**
**
**
Anne sütü ile beslenme
süresi
Yemek aralarında
tüketilen gıda türü
Yemekler arası gün boyu
şeker tüketimi sıklığı
Bebekken yiyeceklerin
tatlandırılması
Biberon kullanımı
23
Diş hekimine gitme
Günde diş fırçalama
sıklığı
**
**
**
*
**
**
Aile bireylerinin diş
fırçalamasına yardımcı
olması
* : p<0,05 (Kruskal Wallis Testi, istatistiksel anlamlı)
** : p>0,05 (Kruskal Wallis Testi, istatistiksel anlamsız)
Yapılan analiz sonucunda elde edilen veriler incelendiğinde;
Kızların DMFS ve dfs değerleri daha yüksek olmakla birlikte, cinsiyetlere
göre DMFS ve dfs verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır
(DMFS: p=0.072 , dfs: p=0.883).
Orta gelir düzeyine sahip olan ebeveynlerin çocuklarında DMFS değeri daha
düşük olmakla birlikte, sosyoekonomik duruma göre DMFS verilerinde istatistiksel
olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0.513). Yüksek gelir düzeyine sahip olan
ebeveynlerin çocuklarında dfs değeri daha düşük olmakla birlikte, sosyoekonomik
duruma göre dfs verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır
(p=0.376).
Ebeveynlerin eğitim düzeyine göre DMFS verilerinde istatistiksel olarak
anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0.364). Ebeveynlerin eğitim düzeyine göre dfs
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0.003). Eğitim
düzeyleri arasında yapılan 2’li analizlerde;
24
0 x 1  p=0.095 Anlamsız,
0 x 2  p=0.001 Anlamlı,
1 x 2  p=0.027 Anlamlı olarak bulunmuştur.
Sonuç olarak, yüksek eğitim düzeyine sahip ebeveynlerin çocuklarında dfs
değeri daha düşüktür.
Çocuğun düzenli öğün saatleri bulunup bulunmamasına göre DMFS
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamışken, dfs değerlerinde
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (DMFS: p=0.994 , dfs: p=0.022).
Düzenli öğün saatleri olan çocukların dfs değeri daha düşüktür.
Gün içindeki ara öğün sıklığına göre DMFS ve dfs verilerinde istatistiksel
olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.780 , dfs: p=0.515).
Mamayla beslenen çocukların DMFS ve dfs değerleri daha yüksek olmakla
birlikte, çocuğun bebekken beslenme şekline göre DMFS ve dfs verilerinde
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.347 , dfs: p=0.705).
Çocuğun anne sütü ile beslenme süresine göre DMFS ve dfs verilerinde
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.459 , dfs: p=0.894).
Çocuğun anne sütü ile beslenme süresi, çürük düzeyini etkilememektedir.
Çocuğun yemek aralarında tükettiği gıda türüne göre DMFS ve dfs
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.536 , dfs:
p=0.380).
Çocuğun yemekler arasında gün boyu şeker tüketim miktarına göre DMFS
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuşken, dfs değerlerinde
25
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.048 , dfs: p=0.304).
Buna göre, yemekler arası gün boyu şeker tüketim miktarı, daimi dişlerde çürük
oluşumunu etkilemektedir.
Bebekken yiyecekleri tatlandırılan çocukların dfs değerleri daha yüksek
olmakla birlikte, bebekken yiyeceklerin tatlandırılmasına göre DMFS ve dfs
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.993 , dfs:
p=0.083).
Biberon kullanımına göre DMFS ve dfs verilerinde istatistiksel olarak anlamlı
bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.544 , dfs: p=0.362).
Daha önce diş hekimine giden çocukların DMFS ve dfs değerleri daha yüksek
olmakla birlikte, çocuğun daha önceden diş hekimine gitmesine göre DMFS ve dfs
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.642 , dfs:
p=0.156).
Günde diş fırçalama sıklığına göre DMFS verilerinde istatistiksel olarak
anlamlı bir fark bulunamamışken, dfs değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark
bulunmuştur (DMFS: p=0.207 , dfs: p=0.026). Diş fırçalama sıklığı arasında yapılan
2’li analizlerde;
1 x 2  p=0.368 Anlamsız,
1 x 3  p=0.015 Anlamlı,
2 x 3  p=0.023 Anlamlı olarak bulunmuştur.
Sonuç olarak, günde 2 – 3 kere diş fırçalayan çocukların dfs değeri en
düşüktür.
26
Ebeveynlerin çocuğun diş fırçalamasına yardım etmesine göre DMFS ve dfs
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (DMFS: p=0.177 , dfs:
p=0.908).
27
5. TARTIŞMA
Yaşadığımız yüzyıl boyunca diş çürüğü, gelişmiş ülkelerde daha yüksek
oranda gözlendiği için “medeniyet hastalığı” olarak değerlendirilmiş ve bu ülkelerde
yoğun koruyucu diş hekimliği uygulamaları ile son 25-30 yılda önemli oranda
azalma sağlanmıştır.
(19,20)
Buna karşın ülkemizde diş çürüğünün yaygın olarak
gözlendiği yapılan çeşitli epidemiyolojik çalışmalarda bildirilmiştir. (21)
Kız ve erkek çocuklar arasında DMFS ve dfs verilerinde istatistiksel olarak
anlamlı bir fark bulunamamıştır. Haugejorden(22)’ın yaptığı çalışmada da kız ve erkek
çocuklar arasındaki DMF değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark
gözlenmemiştir.
Ebeveynlerin eğitim düzeyine göre dfs verilerinde istatistiksel olarak anlamlı
bir fark bulunmuştur. Bu bulgu, Eronat ve Koparal(23)’ ın bu konuda yapmış oldukları
bir çalışmanın sonuçları ile benzerlik göstermiştir. Araştırmacılar, annenin eğitim
seviyesi ile çocukta diş çürüğünün görülme oranı arasında ters bir ilişki olduğunu
bildirmişlerdir. Samuelson ve arkadaşları(24) da eğitim düzeyi daha az olan ailelerin
çocuklarının, yemek aralarında daha fazla tatlı ve karbonhidratlı yiyecekler
tükettiğini belirtmişlerdir. Diş fırçalama eksikliği ve yemek arası tatlı ve
karbonhidratlı yiyeceklerin atıştırılması, bu grupta yüksek çürük prevalansının
nedeni olarak gösterilmiştir(24).
Ailenin sosyoekonomik durumuna göre DMFS ve dfs verilerinde istatistiksel
olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kırzıoğlu ve arkadaşları(25)’nın Erzurum
çocuklarında sosyoekonomik durumun diş çürüklerine etkisinin incelendiği
çalışmada, sosyoekonomik seviyesi düşük olan ailelerin çocuklarında diş çürüğü ve
periodontal hastalık prevalansı yüksek bulunmuştur. Aynı şekilde Eronat ve
28
arkadaşları(21)’nın İzmir Bornova’da sosyoekonomik durumun diş çürüklerine
etkisinin incelendiği çalışmada 9-10 ve 11-12 yaş gruplarında sosyoekonomik
durumu farklı olan gruplar arasında çürük görülme sıklığı açısından anlamlı bir fark
bulunmuştur. Rizk ve arkadaşları(24), sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerin
çocuklarında, sosyoekonomik düzeyi düşük olanlara göre çürük prevalansının daha
az olduğunu bildirmişlerdir.
Çocuğun yemek aralarında tükettiği gıda türüne göre istatistiksel olarak
anlamlı bir fark bulunamamıştır. Eronat ve Koparal(23) tarafından yapılan çalışma
sonucunda çürüksüz bireylerin daha sağlıklı beslendiği bulgusu elde edilmiştir.
Çocuğun yemekler arasında gün boyu şeker tüketim miktarına göre DMFS
verilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bowen WH ve
arkadaşları(26) yaptıkları bir çalışmada, diyetteki şeker miktarıyla bunun diş çürğüne
sebep olabilmesi arasında az miktarda bir ilişki saptamışlardır. Buna karşın Szpunar
ve arkadaşları(27) 11-15 yaşları arasındaki 429 çocukta gerçekleştirdikleri
çalışmalarında, DMFT artışı ve karbonhidrat alım sıklığı arasında anlamlı bir ilişki
olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Günde diş fırçalama sıklığına göre DMFS verilerinde istatistiksel olarak
anlamlı bir fark bulunamamışken, dfs değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark
bulunmuştur. Eronat ve Koparal(23)’ın bu konuda yapmış oldukları çalışma sonucuna
göre çocuklarda çürük oranı yüksek olan grubun, dişlerini hiç fırçalamadığı veya
düzensiz fırçaladığı saptanmıştır.
29
6. SONUÇ
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılı için ağız-diş sağlığı ile ilgili global
hedefleri arasında 5-6 yaş grubunun %50’sinin çürüksüz olması; 12 yaş grubunda
çürük, dolgulu, eksik diş sayısının 3’ten az olması; 18 yaş grubunun %85’inin
ağzında tüm dişlerinin var olması gelmektedir(28).
Bu
çalışmamızda,
çocuklarda
çürük
gelişme
riskinin;
ebeveynlerin
sosyoekonomik ve eğitim düzeyi, bebekken beslenme şekli, diyet sıklığı, diyet
karyojenitesi, diş fırçalama sıklığı gibi faktörler tarafından etkilendiği görülmüştür.
Bu yüzden; ağız-diş sorunlarının önlenmesinde tek bir koruyucu uygulamanın yeterli
olmayacağı, alışkanlıkların değiştirilmesinin yanında; eğitim, sosyoekonomik düzey
gibi faktörlerin de dikkate alınması gerektiği ortaya konmuştur. Bu amaçlar
doğrultusunda ilköğretim çağından itibaren çocukların düzenli periyotlarla hekim
kontrolüne gitmesi ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarının yapılması ağız-diş
sağlığını düzeltecektir. Ayrıca aile ve öğretmenlere yönelik halk sağlığı
programlarının düzenlenmesi de etkili olacaktır.
30
7. KAYNAKLAR
1. Tekçiçek M. Diş Çürüğü. Katkı Pediatri Dergisi 2001, 22, 579-584.
2. T.C. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Türkiye Ağızdiş Sağlığı Profili Ankara 2004.
3. Twetman S, Garcia-Godoy F, Goepferd SJ. İnfand oral health. Dent Clin
North America 2000, 44, 487-505.
4. Cengiz T. Endodonti 3. Baskı, İzmir, 1990.
5. Zero. Dental caries process. Dent Clin North Am 1999, 43(4), 635-664.
6. Newburn, E.. Cariology Quintessence Publishing Co, Inc, 1989, S: 110-180.
7. Ismail AI, Hasson H, Sohn W. Dental caries in the second millenium. J
Dent Edu 2001, 65, 953-959.
8. Aykut A. 7-9 Yaş Çocuklarda Çürük Riskine Etkili Faktörlerin İncelenmesi,
Bitirme Tezi E.Ü.D.H.F. 2002.
9. Bakıcı E. Çocuklarda Sosyo-Ekonomik Düzeyin Ağız ve Diş Sağlığı Üzerine
Etkisinin Değerlendirilmesi, Bitirme Tezi E.Ü.D.H.F. 2010.
10. Humphrey, S. P, Williamson, R.T. A Review of saliva: Normal composition,
flow and function, J Prosthet dent, 2001, 85, 162-169.
11. Restoratif Diş Tedavisi Ders Notları, Çürük, Prof. Dr. Necmi Gökay.
12. Pedodonti Ders Notları, Diş Çürüğü ve Diş Çürüğü Epidemiyolojik
İndeksleri, Prof. Dr. Ali Rıza Alpöz.
13. Bodrumlu E.H., Avşar A. Erken Çocukluk Dönemi Çürükleri. G.Ü. Diş Hek.
Fak. Dergisi, 2011, 28(2), 131-139.
14. Pedodonti Ders Notları, Çocuklarda Diş Çürüğü Etiyolojik Faktörler, Doç.
Dr. Dilşah Çoğulu.
31
15. Peker G., Bermek G. Erken Dönem Süt Dişi Çürüklerinin Önlenmesinde
Risk Değerlendirilmesinin Önemi. Atatürk Üniv. Diş Hek. Fak. Derg. 2013,
23(1), 106-115.
16. Pedodonti Ders Notları, Koruyucu Diş Hekimliği Uygulamaları ve Flor,
Prof. Dr. Nesrin Eronat.
17. Pedodonti Ders Notları, Çürük Riski, Prof. Dr. Fahinur Ertuğrul
18. Darendeli H. Ülkemizde Yapılan Çürük Epidemiyolojik Çalışmaların
Toplanması, Bitirme Tezi E.Ü.D.H.F. 2006.
19. Blinkhorn AS, Davies RM. Caries Prevention. A contiuned Need
Worldwide. Int Dent J 1996, 46, 119-125.
20. Rugg-Gunn A. Preventing the Preventable-The Enigma of Dental Caries. Br
Dent J 2001, 191, 478-488.
21. Eronat N, Ertuğrul F, Uğur ZA, Önçağ Ö, Köse T. İzmir Bornova’da
Sosyoekonomik Düzey ile Ağız-Diş Sağlığı Durumunun 7 ve 12 Yaş Grubu
Çocuklarda Değerlendirilmesi. Hacettepe Diş Hek Fak Derg 1997, 21, 46-51.
22. Haugejorden O. Using the DMF gender difference to assess the “major” role
of fluoride toothpaste in the caries decline in industrialized countries: a
metaanalysis. Comm Dent Oral Epidemiol 1996, 24, 369-375.
23. Eronat N, Koparal E. Dental caries prevalance, dietary habbits, toothbrushing and mother’s education in 500 Urban Turkish Children, J of
Marmara University Dental Faculty 1996, 2-4.
24. Rizk SP, Christen AG. Falling between the cracks: Oral health survey of
school children ages five to thirteen having limited access to dental services.
J Dent Child Scp-Dcc, 1994, 356.
32
25. Kırzıoğlu Z, Demiröz I. 7-12 Yaş Grubu Erzurum Çocuklarında
Sosyoekonomik Durumun Diş Çürüklerine Etkisinin İncelenmesi. Hacettepe
Diş Hek Fak Derg 1983, 7, 195-200.
26. Bowen WH Jul; Food components and caries Adv Dent Res. 1994, 8(2),
215-20.
27. Szpunar S.M, Eklund S.A. Burt, B.A. Sugar Consumption and Caries Risk in
Schoolchildren wih Low Caries Experience. Community Dent Oral
Epidemiol 1995, 23, 142-146.
28. Monitoring and evaluation of Oral Health Report of a WHO expert
committee Technical Report Scries, WHO, Geneva 1989, 782.
33
8. ÖZGEÇMİŞ
30.05.1991’de Balıkesir’de doğdum. İlköğrenimimi Balıkesir Atatürk
İlköğretim Okulu’nda tamamladım. Lise eğitimimi Sırrı Yırcalı Andaolu Lisesi’nde
tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni kazandım.
34
Download

1244 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi