SİYASET FELSEFESİ
-Tacitus:
Devlet ne kadar yozlaşmışsa,
o kadar çok kanun olur.
-Oscar Wilde:
Siyasi partilere bayılıyorum.
İnsanların siyasetten
konuşmadığı tek yer orası kaldı.
-Edmund Burke:
Zayıf bir hükümet kadar baskıcı
ve adaletsiz olanı yoktur.
-Charles De Gaulle:
Siyasetçi, efendi olabilmek
için uşak gibi görünür.
www.ismailbilgin.com
SİYASET FELSEFESİ
Her siyasi parti kendi yalanını yutarken
ölür.
JOHN ARBUTHNOT
■ Bir siyasetçi gelecek seçimi bir devlet
adamı gelecek kuşağı düşünür.
JAMES F.CLARKE
■ Devlet adamı koyunu kırpar; siyasetçi
koyunun derisini yüzer.
AUSTİN O'MALLEY
■ Çağdaş siyasi toplum 'insanları
umutsuzluğa düşürme makinesi' dir.
ALBERT CAMUS
■ Muhalefetin görevi muhalefet
etmektir.
RANDOLPH CHURCHİLL
■ Siyasetle ahlakı ayıranlar ikisine de
bir şey anlamamışlar demektir.
JOHN MORLEY
www.ismailbilgin.com
İnsanlık tarihinde siyaset ile ilgili
değerlendirmeleri karşıt iki kümede
toplamak olanaklıdır.
a-) Siyaset toplumsal
sınıflar arasındaki
mücadeledir. Amaç
iktidarı ele geçirmektir.
b-) Siyaset, toplumda
birliği sağlamak, özel
çıkarlara karşı koyarak
genel yararı ve ortak
iyiliği gerçekleştirmektir.
www.ismailbilgin.com
Bu iki görüşten her birinin
gerçeğin bir yönünü
yansıttığı söylenebilir.
Nitekim siyaset bilimcisi
Maurice Duverger (Moris
Duverje) siyaseti şöyle
belirtmektedir:
‘Siyaset (politika) hem bir
çatışma ve iktidar
kavgasıdır hem de
toplumun tüm üyelerinin
yararına olabilecek bir
düzen yaratma aracıdır’’
günümüzde birçok düşünür
siyaseti kısaca ülke, devlet,
insan yönetimi biçiminde
tanımlamaktadır.
www.ismailbilgin.com
A-) SİYASET FELSEFESİNİN
KONUSU

Siyaset hem siyaset
biliminin hem de siyaset
felsefesinin konusunu
oluşturur; ancak bu iki
bilgi dalının siyasete
yaklaşımları farklıdır.

Siyaset bilimi, devlet
biçimlerini, siyasal olguları
ve süreçleri ele alır
betimler ve olanı olduğu
gibi inceler.
www.ismailbilgin.com
Siyaset felsefesi, siyasal varlık alanının dayandığı
varsayımlar hakkında bir soruşturmadır.
Siyaset felsefesi ancak olması gerekene göre
düşünüldüğünde ortaya çıkar. Bu noktada siyaset
felsefesiyle ideolojiyi karıştırmamak gerekir.
İdeoloji, olanı olması gerekene göre yorumlamak ister.
İnsanlara ne yapması gerektiği konusunda öneriler
sunar.
www.ismailbilgin.com

Her ideolojinin dayandığı bir değer sistemi ve buna bağlı
bir eylem öğretisi bulunur. İdeolojiler inandırma etkinliği,
siyaset felsefesi ise anlama kavrama girişimidir.

Siyaset felsefesi, şu ya da bu değerin öbüründen üstün
olduğunu söylemez. Siyaset felsefesinin görevi, olması
gerekeni ideolojiler üstü bir zeminde aramaktır.
www.ismailbilgin.com
Örnek;
Siyaset felsefesi siyaset olgusunu felsefi olarak
değerlendiren felsefe dalıdır.
Aşağıdakilerden hangisi siyaset felsefesinin
sorunları arasında yer almaz?
a-) Bürokrasi gerekli midir?
b-) Devlet hangi bilimsel yöntemle incelenmektedir?
c-) İktidar kaynağı nedir?
d-) İdeal bir devlet düzeni nasıl olmalıdır?
e-) Bireyin temel hakları nelerdir?
www.ismailbilgin.com
Geçmişe bakmak şimdiyi kavramak için gereklidir.
Ama her çağda karşımızda duran sorunlar, yeni
sorunlardır. Siyaset felsefesinin işi her çağda bu
yeni sorunları çözmektir. Çözülmeyi bekleyen
sorunlar her çağda başka başkadır.
www.ismailbilgin.com
UYARI:
Her tarihsel çağın gerçekleştirmeyi amaçladığı ‘‘ideler’’
vardır.
Örneğin Orta Çağın idesi insanlığı dinsel bir çatı altında,
evrensel bir devlet idealinde birleştirmekti.
Yeni Çağın ideleri ise ‘‘özgürlük’’ ve ‘‘eşitlik’’olmuştur.
Siyaset felsefesinin yakın geçmişine baktığımızda hep bu
idenin gerçekleştirilmeye çalışıldığını görürüz.
Günümüz siyaset felsefesinin en önemli sorunu olan
‘‘demokrasi’’ bu idelerin gerçekleşme sürecinin bir ürünü
olarak ortaya çıkmıştır.
www.ismailbilgin.com
www.ismailbilgin.com
1-) Siyaset Felsefesinin Temel
Kavramları
Devlet: belli bir ülke üzerine yerleşmiş, zorlayıcı yetkiye
sahip iktidarca yönetilen bir insan topluluğunun oluşturduğu
siyasi kuruluştur.
Toplum: bilinçli bireylerden ve özellikle aralarında
örgütleşme bağları ve karşılıklı görevler bulunan kişilerden
kurulu topuluğun adıdır.
www.ismailbilgin.com
Sivil topluma göre: Toplum bireyleri, bir gücün uyruğu
değil, yurttaştır. Yasalar, devletçe dayatılmayıp halkın
beklentilerine uygun olarak, yurttaşların özgür iradeleri
ile belirledikleri temsilciler tarafından yapılır. Bu,
devletin özerkliğine bir sınır getirilmesi ya da topluma
devlet karşısında daha fazla özerklik vermesi anlamına
gelir.
www.ismailbilgin.com
Toplumdaki çeşitli çıkarları temsil eden siyasi partiler,
dernekler, sendikalar gibi toplumsal örgütlenmelerin
siyasi kararların verilmesinde etkili olabildiği sivil toplum,
bireyi devlet karşısında korumanın gerçek güvencesidir.
Böylece siyasi kararların oluşmasında, devletin egemen
rolü azalmakta, devlet ile toplum arasındaki ayrışma
dengelenmektedir.
www.ismailbilgin.com
Günümüzün demokratik toplumlarında, kişilerin, belirli
toplumsal, iktisadi, siyasi amaçlar için örgütlenerek bir
araya geldiklerini görüyoruz. Yani birey, devletle tek
başına karşı karşıya kalmıyor, kendi çıkar ve istediklerini
yine kendisi gibi düşünen insanlarla birlikte devlete kabul
ettiriyor. Devlet de işlevlerini yerine getirirken, toplum
içindeki grupları ve örgütlemelerini hesaba katmak
zorunda kalıyor.
www.ismailbilgin.com
UYARI :
Sivil toplumda devlet kurumları hukuk devleti idealine göre
oluşmuştur. Yasa yapma, yargılama, yürütme tek elde
toplandığında bunun adı despotizm dir. Oysa bir devletin
temel görevi, bireyin haklarını güvenceye almaktır. Bir hukuk
devletinde yaşama yetkisi halkın temsil ettiği parlemontoya,
yürütme hükmünü aittir. Yargıda devletin güvencesi altında
bağımsız yargı organına devrilir. Devletin işlevlerinin bu
şekilde ayrılmasına güçler ayrılığı denir.
www.ismailbilgin.com
Örnek;
Demokratik toplumların önemli niteliklerinden biridir. Ve
bireyler örgütlüdür. Örgütler, bireyleri gerek davetleri
gerekse toplum içerisindeki odakların baskısından
koruyan bir şemsiye gibidir.
Paragrafta, sözü edilen kavram aşağıdakilerin
hangisidir?
a-) Siyasal partiler
b-) Sivil toplum
c-) Bürokrasi
d-) Parlamento
e-) Eğitim kurumları
www.ismailbilgin.com
Birey; kendisini başkalarından ayıran, kendisine özgü ve bir
kimliği olan tek insan demektir. Birey toplum içinde yaşama
zorluğunun yanı sıra, temel hak ve özgürlükleri olan bir
varlıktır. Bizler, hak ve özgürlüklerimizi öğrenip kullandıkça
bireyleşebiliriz. Sorumluluk duygusuyla özgürlüğümü kullanan
bireyin dokunulmazlığı vardır.
www.ismailbilgin.com
UYARI:
‘‘Halk’’ sözcüğü hep başka bir sözcükte kullanılır ve onunla
bir çift oluşturur. O da ‘‘ödev’’ ya da ‘‘yükümlülük’’
sözcüğüdür. Hak ile ödev arasında sıkı bir ilişki vardır.
Hukuk düzenin bir kişiye tanıdığı hak, başka bir kişi için bir
ödev doğurur. Örneğin alacaklıya alacağını isteme hakkını
tanıyan hukuk kuralı, borçlu içinde bir hukuksal yükümlülük
ya da ödev yaratır. Hak ve ödev kavramlarına başvurmadan
hukuk ilişkilerinin gerçekleşmesi olanaksızdır.
www.ismailbilgin.com
Meşruiyet, siyaset alanında eylemlerin, hukuk
düzenine uygunluğuna denir. Gerek devletin gerek
bireylerin yapıp etmeleri hukuk düzenince
belirlenmiş hak ve ödevlere uygun olmalıdır.
Hak çiğneyen, ödevi yerine getirmeyen eylem
meşru bir eylem sayılmaz.
www.ismailbilgin.com
UYARI;
Meşrutiyetin iki kaynağı egemenlik ya da
toplumda geçerli olan yasalara dayalı olarak kullanılır ya da
sosyal haklılığa(meşruluğa) dayanır.
En büyük gücü elinde bulunduran devlet, bu gücü yasalara
uygun kullandığı sürece meşru sayılır.
Ancak, daha genel anlamıyla meşruiyet, iktidarın kendisini
meydana getiren kaynağına uygun olmasını ifade eder.
www.ismailbilgin.com
Bürokrasi; bireyin hakkını korumak, yasalar önünde
herkesin eşit olmasını sağlamak, yönlendirici yöntemlerle
toplumda gerginliklerin, çatışmaların ortaya çıkmasını
önlemek devletin görevidir. Ancak devletin bu işlevi
görebilmesi için yönetim(hükümet) gerekmektedir.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK;
‘‘Gelişmiş bir iş bölümü ve uzmanlaşmaya sahip devlet
memurlarından meydana gelen, tüm yurttaşlar için eşitlik
ve yasaların herkes için geçerli ilkeler doğrultusunda
devlet tarafından çalıştırılan hiyerarşik topluluk’’tanımı
aşağıdaki toplulukların hangisine aittir?
a-) Sivil toplum
b-) Bürokrasi
c-) Devlet
d-) İktidar
e-) Yönetim
www.ismailbilgin.com
2-) Siyaset Felsefesinin Temel
Sorunları
Siyaset felsefesi ‘devlet nedir’ ,’ iktidar
nedir’, ‘egemenlik nedir’, ‘ toplum nedir ’
gibi soruları sormak ve bu soruları
yanıtlamak zorundadır.
Siyaset felsefesi bu soruları yanıtlamaya
çalışırken bazı başka temel sorular ve
sorunlar ortaya çıkar. ‘sivil toplum nedir?’,
‘iktidar kaynağını nereden alır?’,
‘meşrutiyetin ölçütü nedir?’, ‘egemenliğin
kullanış biçimleri nelerdir?’, ‘bireyin temel
hakları nelerdir?’, ‘bürokrasiden
vazgeçilebilir mi?’ gibi sorular siyaset
felsefesinin yanıtlaması gereken sorulardır.
www.ismailbilgin.com
‘İktidar kaynağı nedir?’ ile ‘Meşrutiyetin ölçütü
nedir?’ soruları birbiriyle sıkı sıkıya ilişkili sorulardır.
Bunlara ilişkin görüşleri birkaç noktada özetleyebiliriz. Bu
konudaki bir görüşe göre, iktidar kaynağını insanın doğal
yapısında bulunur.
www.ismailbilgin.com
Örneğin, Platon’a göre devletin
kurulmasına yol açan doğal bir
neden vardır, o da hiçbir
insanın kendi kendine
yetmemesi ve gereksinimlerini
gidermek için başkalarının
yardımını istemesidir. Devletin
ödevi, insanların yaşayışlarını
kendilerine mutluluk
sağlayacak şekilde
düzenlemektedir. Bu ödevi
gerçekleştirmeyi amaçlayan
iktidar meşrudur.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK;
Her şey ne kadar
da anlamsız…
Nihilizme göre evren anlamsız ve amaçsızdır. Hiçbir şey değer
taşımaz. Bu öğretiye göre otorite ya da devlet, doğaya aykırıdır.
Bütün toplumsal kötülükler, insanların özgür olmalarından
kaynaklanır. Öyleyse insanı sınırlayan bütün değer kurum ve
düzenler ‘kötü’dür ve yıkılmalıdır. Nitekim Bakunin ‘‘yıkma
tutkusunun aynı zamanda yaratıcı dürtü olduğunu’’ söyleyerek
başta devlet olmak üzere, var olan kurumların tümünün birden
ortadan kaldırılması gerektiğini savunur.
Bu parçaya dayanarak, aşağıdaki genellemelerden
hangisine ulaşılabilir?
a-) Eşitlik özgürlükle sağlanabilir.
b-) İdeal düzen adaletin sağlanması ile gerçekleşebilir.
c-) Düzenin olmadığı yerde karmaşa olur.
d-) Özgürlükleri kısıtlayan devlet kurumu yıkılmalıdır.
e-) İktidar, egemenliği ellerinde bulunduranlara, devlet gücünü
kullanma yetkisi verir.
www.ismailbilgin.com
Bu sorunlara ilişkin ikinci görüşe göre, iktidar, kaynağını
Tanrı’da bulur. İktidar tanrının yeryüzündeki temsilcisidir ve
Tanrı’nın kendisine gösterdiği amacı gerçekleşmektedir.
İktidarın meşrutiyeti de bu amaca bağlı kalıp kalmamasıyla
ilgilidir.Üçüncü görüşe göre, iktidar kaynağını toplumsal
sözleşmede bulur.
www.ismailbilgin.com
Örneğin, Hobbes’e göre, insanın
doğa durumunda yaşaması,
varlığını tehdit eder hale
gelmiştir. Bundan ötürü bireyler
bir araya gelerek birtakım
hakları kullanmayı üstün bir
güce, devlete devretmişlerdir.
Burada iktidarın kaynağı
toplumu oluşturan bireylerin
genel istencidir. Dolayısıyla
meşruiyet de iktidarın, toplumu
oluşturan bireylerin çıkarlarını
göz önünde bulundurması
ölçüsünde söz konusudur.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK:
Thomas Hobbes ‘‘insan insanın kurdudur’’ demiştir.
Hobbes’a göre, insanın toplumdaki davranışlarının
temelinde aşağıdaki ilkelerden hangisi yer alır?
a-) Özgürlük, boyun eğme ve adalet isteği
b-) Toplumsal güvenlik isteği, korunma içdürtüsü ve
özgürlük
c-) Bencillik, bireycilik ve yaratıcılık
d-) Egemen olma isteği, hoşgörü ve eşitlik
e-) Bir arada yaşama isteği, güvenlik gereksinimi
www.ismailbilgin.com
1 Kaç Tür Egemenlik Vardır?
Egemenlik biçimlerinden
ilki geleneksel
egemenliktir. Bu
egemenlik biçiminin söz
konusu olduğu
toplumlarda, yöneticilerle
yönetilenler arasındaki
ilişki töreyle, gelenekle,
toplumsal inançlarla
belirlenir. Egemenlik bir
soya aittir ve babadan
oğla geçer.
www.ismailbilgin.com
2 Kaç Tür Egemenlik Vardır?
İkinci egemenlik biçimi
karizmatik egemenliktir,
burada liderin olağanüstü nitelikler taşıdığına
toplumu onun esenliğe
götüreceğine inanır.
Örneğin, Atatürk, Mahatma
Gandhi böyle özellikleri olan
liderler olarak görülmüşlerdir.
Mahatma Gandh
www.ismailbilgin.com
3 Kaç Tür Egemenlik Vardır?
Üçüncü egemenlik biçimi ise demokratik ve hukuksal
egemenliktir. Burada egemenlik kişilere ya da zümrelere
değil, halka aittir, halk adına kullanılır. Bu egemenlik biçiminde
güçler ayrılığı ilkesi geçerlidir. Serbest seçimler yoluyla
seçimi, kişilerden oluşan ve yasama yetkisi bulunan bir
meclis, o meclisin yürütme görevi verdiği bir hükümet ve
bağımsız yargı organları aracılığıyla, egemenlik halk
tarafından halk adına yürütür.
www.ismailbilgin.com

Siyaset felsefesinin önemli sorunlarından biri de
‘‘ Bireyin temel hakları nelerdir?’’ sorusudur.
Demokratik toplumlarda kişilerin sahip oldukları hak ve
özgürlükler üç öbekte ele alınabilir.
Birincisi, bireyi devlete ve topluma karşı koruyan haklardır.
1
Bunlara koruyucu hakları adı verilir. Din ve vicdan
özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, özel hayatın korunması,
basın özgürlüğü v.b
www.ismailbilgin.com
2
İkincisi ‘‘isteme hakları’’dır. Bunlar kişilerin devletten
bazı şeyleri talep edebileceğini ifade eder. Örneğin;
çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, öğrenim hakkı,
konut hakkı bu türden haklardır. Bunlar, devlete
toplumsal alanda bir takım ödevler yükler.
www.ismailbilgin.com
3
Üçüncüsü ‘‘ katılma hakları’’dır. Bunlar kişilerin toplum
yönetiminde söz sahibi olmasını sağlayan, siyasi
iktidarın kullanımına katılmasına imkan veren haklardır.
Siyasi etkinlikte bulunma, siyasi parti, dernek ve sendika
kurma, bunlara üye olma, seçme ve seçilme hakları bu
öbeğe girer.
www.ismailbilgin.com
UYARI
Bu üç öbekteki haklar, ayrı ayrı ele alınmalarına karşı bir
bütün oluştururlar. Haklardan birinin bulunmadığı bir
toplumda, ötekilerin de işlerliği kalma.
www.ismailbilgin.com
Bürokrasiden Vazgeçilebilir mi?
Bürokrasi zamanla halktan kopabilir, hatta halka karşı
bir güç haline gelebilir. Bu nedenle bürokrasinin gereksiz
olduğunu savunanlar; bürokrasiyi, yönetimde yavaşlığın,
katılığın, kuralcılığın, formalitenin ‘‘ kraldan çok
kralcılığın’’ sembolü olarak görürler.
www.ismailbilgin.com
Bürokrasi, devlet yönetiminde
bulunan aşamalı memurlardan
oluşan bir gruptur.
Max Weber’e göre bürokrasi
önemlidir. Ondan
vazgeçilemez. Yönetim
sorumluluğu siyasilerde
olmasına karşın onlar gelip
geçicidir.
Bürokratlar, hem uzman hem de
kalıcı kişiler olduklarından
devletin sürekliliği için
vazgeçilmez insanlardır.
Ayrıca, devletin iş bölümü ilkesine
dayalı görev dağılımı ile mevki
ve yeteneğe dayalı yetki ve
sorumluluk anlayışı da
bürokrasinin varlık nedenidir.
www.ismailbilgin.com
B-) SİYASET FELSEFESİNİN İKİ
ANA PROBLEMİ
1-) Karmaşa-Düzen-Ütopya:
Toplum, düzen demektir. Düzen, toplumun barış içinde
yaşamasıdır.
Karmaşa, düzensizlik demektir. Düzensizliği ve
karmaşayı hiçbir toplum taşıyamaz.
www.ismailbilgin.com
Karmaşa-Düzen
İnsanların karmaşa ortamında, yasa ve düzen yokluğunda
yaşaması olanaksızdır.
Kişinin, kendi özgürlüğünün başkalarınınki ile sınırlanmış
olduğunu kabul ettiğini, kendi özgürlüğünü kendi özgür
kararlarıyla sınırlamasını bildiği bir düzen, insanın
varlığını sürdürmesi için gereklidir.
www.ismailbilgin.com
Ütopya
İnsanoğlu, tarih boyunca bir düzenin gerekliliğinin bilinci içinde
olmuştur. Ne var ki böyle bir bilinç, böyle bir gereklilik bilinci,
insanoğlunun refah ve mutluluk sağlayacak bir toplumsal
düzene kavuşmasına yetememiştir.
www.ismailbilgin.com
Ütopya
Bundan ötürü, düşünce tarihinde
filozoflar; özgürlük, eşitlik,
adalet idelerinden ya da dinsel
kavramlardan yola çıkarak,
ideal düzen arayışları
içerisinde olmuşlardır.
Filozofların gerçekte olmayan,
bu idelere, kavramlara dayalı
olarak kurulmuş ideal devlet,
ideal toplumsal düzen
tasarımlarına ütopya (yok
ülke) adı verilir.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK:
Göklerde onu görmeyi isteyen için kurulmuş bir örnek
vardır. Bu örneği gören onu kendisi için de bulunmayı
ister. Ama böyle bir örneğin her hangi bir yerde olup
olmadığı ya da hiç var olup olmayacağı önemli değildir.
Platon bu ifadesinde aşağıdakilerin hangisinden
söz etmektedir?
a-) Devletten
b-) Ütopyasından
d-) Duyular dünyadan
c-) İdealar dünyasından
e-) İyi ideasından
www.ismailbilgin.com
a. Düzenin Gerekliliği ve Devlet
1-) Devleti Doğal Düzenin Devamı
olarak görenler
Platon’a göre devletin ortaya
çıkmasının doğal bir nedeni vardır. O
da hiçbir insanın kendine
yetememesi, gereksinimlerini
gidermek için başkalarından yardım
istemesidir.
Bundan dolayı da devletin görevi
insanların yaşayışlarını kendilerine
mutluluk sağlayacak şeklinde
düzenlenmesidir.
Platon’a göre insan organizmasıyla
devlet arasında sıkı bir benzerlik
vardır.
www.ismailbilgin.com
2-) Devleti yapma varlık olarak görenler
Bu anlayışa göre insanlar birbiriyle uzlaşıp anlaşarak
toplumu ve devleti meydana getiriler. Buna da toplumsal
sözleşme adı verilir. Toplumsal sözleşme düşüncesini
savunan filozoflar şunlardır:
T. Hobbes
ve
J.J. Rousseau.
www.ismailbilgin.com
T. Hobbes: T. Hobbes’a göre
önceleri insan doğa durumunda
bulunuyordu. Bu doğa
durumunda insanların tavrı
kurdun kurda karşı tavrı
gibiydi.( homo homini lupus).
Doğa durumundaki insan
kendini koruma güdüsüyle,
diğer insanlara düşman olur.
Ancak Hobbes’a göre insanda
birde kendi varlığını güvenlik
altına alma isteği vardır. İşte
insanlar bu istekle bir araya
gelerek uzlaşırlar. Devlet de bu
sözleşmeden (uzlaşmadan)
doğar.
www.ismailbilgin.com
J.J. Rousseau:
Rousseau’ya göre insan
doğa durumundan başlayıp
toplumun kuruluşuna kadar
tam bir eşitlik içerisinde
yaşıyordu.
Tarımın başlamasıyla birlikte
ortaya çıkan mülkiyet eşitliği
ortadan kaldırıldı.
Rousseau’ ya göre doğal
eşitliğin ortadan kalkması
insanları sözleşme yoluyla
bir araya gelmeye zorladı.
Yapılan bu sözleşmeyle de
mülkiyet ve eşitsizlik iyice
perçinleşti, özgürlük ortadan
kalktı.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK;
‘‘İnsan kendini güvenlik altına almalıdır. Her insan diğeri
için potansiyel kötülüktür. Herkesin birbirini kolladığı bir
ortam her insanın zararınadır. Bu yüzden insanlar
aralarında bir sözleşme yapmak zorundadırlar.’’ diyen
Hobbes’a göre, yukarıda anlatılan süreç sonunda
aşağıdakilerden hangisi gerçekleşmiştir?
a-) Sivil toplum
b-) Hükümet
c-) Baskı Grupları
d-) Devlet
e-) Din
www.ismailbilgin.com
b. İdeal Düzen Arayışları
İlk çağdan bu yana insanlar, toplumda gelişi güzel
davranışları önlemek, toplumun amacını ve işlevlerini
belirlemek için akılcı
kurallar koyarak ideal düzen oluşturmaya çalışmışlardır.
Bu çabadaki görüşler iki bölümde toplanabilir.
www.ismailbilgin.com
1. İdeal bir Düzenin Olamayacağını Savunanlar
Sofistler: bu görüşün temsilcilerden
Protagoras’a göre; ‘‘insan her şeyin ölçüsüdür.’’ Her
şey insana göre değişiyorsa, herkes için ortak bir
düzenden söz edilemez.
Gorgias’a göre, varlık diye bir şey yoktur ki ideal
düzenden söz edilebilsin.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK:
“ İnsan her şeyin ölçüsüdür.’’ diyen Protagoras, bu
görüşü doğrultusunda aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşır?
a-) İdeal bir toplum düzeni eşitliğe dayanmalıdır.
b-) İdeal bir toplum düzeni özgürlüğe dayanmalıdır.
c-) İdeal bir toplum düzeninden söz edilemez.
d-) İdeal bir toplum düzeni adaletli olmalıdır
e-) İdeal bir toplum düzeninde demokratik yönetim
bulunmalıdır
www.ismailbilgin.com
Nihilizm: Hiçbir otoriteyi
benimsemeyen nihilistlere
göre, toplumda ahlaki ve
kültürel hiçbir kural yoktur.
Hiçbir kuralın olmadığı
toplumda ideal düzenin
olması olanaksızdır.
www.ismailbilgin.com
Anarşizm: Özgürlüğü savunduğu, baskıyı reddettiği ve
düzeni tanımadığı için burada Proudhon ve Kropotkin’in
öncülüğünü yaptığı anarşizmi de ideal düzeni tanımayan
görüş olarak sayabiliriz.
www.ismailbilgin.com
İdeal Bir Düzenin Olabileceğini Kabul
Edenler
Özgürlüğü temel alan görüş: Adam Smith
ve J.Stuart Mill gibi düşünürlerin
savundukları liberalizm, özgürlüğe
dayanır.
İdeal düzenin ancak bireylerin özgür
olabilmesi ile sağlanabileceğini ileri
sürerler.
Bireyler önemli hakkını elde ettiklerinde,
doğanın kendi yapısında var olan
ideal düzen, toplumda da
kendiliğinden var olacaktır.
Özellikle ekonomik yaşamda gerekli ideal
düzen oluşacak, bireylerin ekonomik
çıkarlarının doyurulması sağlanınca
toplumunun da çıkarı gerçekleşmiş
olacaktır.
Bu ise kapitalizmde olabilir.
www.ismailbilgin.com
ÖRNEK;
Adam Smith’e göre, ‘‘devlet insanları kişisel çıkarlarını
gerçekleştirmede serbest bırakmalıdır.’’Smith’e göre
ideal düzenin temel ilkesi aşağıdakilerden
hangisidir?
a-) Eşitlik
b-) Adalet
c-) Özgürlük
d-) tolerans
e-) Tanrı sevgisi
www.ismailbilgin.com
Eşitliği Temel Alan Görüş:
S.Simon, L. Blanck ve K. Marx’ın bu görüşü özgürlüğü temel
alan görüşe bir tepkidir.
Bireylerin en temel hakkı, diğerleriyle eşit yaşama hakkıdır.
Bunun gerçekleştirilebilmesi, bütün üretim araçlarının, bir gruba
ait olmaktan çıkarılıp bütün toplum bireylerinin sahip olduğu
bir yapıya kavuşturulmasıyla (sosyalizmle) olanaklı olur.
www.ismailbilgin.com
Adaleti temel alan görüş: Bu görüşe göre, ne tek başına
özgürlük, ne de tek başına eşitlik ideal düzeni
sağlayabilir. Adalet hem özgürlüğü hem de eşitliği
kapsar. Adalet ise demokratik bir ortamda ve karma
ekonominin var olduğu bir düzenle gerçekleşebilir.
www.ismailbilgin.com
İdeal bir düzenin
olabileceğini kabul eden
görüşler, yeni çağdan
beri özgürlük ve eşitlik
idelerini
gerçekleştirebilecek
amaçlar olarak ele
almışlardır.
Çağımız siyaset
felsefesinin en önemli
sorunu olan demokrasi
de bu idelerin
gerçekleşme sürecini
bir ürünü olarak ortaya
çıkmıştır.
19. yüzyıldan bu yana,
özgürlük idesine daha
çok liberalist, eşitlik
idesine ise sosyalist
görüşle sahip çıkmıştır.
UYARI;
www.ismailbilgin.com
Ütopyalar
Düşünce tarihinde, ideal düzen arayışları, kimi zaman
ütopyalar biçiminde karşımıza çıkar, ütopya, gerçekte var
olmayan, ama gelecekte var olabileceği düşünülen
devlet ve toplum tasarımıdır. Ütopyalar, gerçekleşmesi
istenen ütopyalar ve gerçekleşmesinden korkulan
ütopyalar diye iki öbekte toplanabilir.
www.ismailbilgin.com
1. Gerçekleşmesi istenen ütopyalar
Platon’un ‘‘devlet’’i,Thomas More’un ‘‘ütopya’’sı,
Campanella’nın ‘‘Güneş Ülkesi’’, Farabi’nin ‘‘Erdemli
Şehir’’ ütopyaları bunlara örnektir.
www.ismailbilgin.com
2. Korkutucu ütopyalar
A. Huxley’in ‘‘ Yeni Dünya’’
ütopyası, George
Orwell’in 1984 ütopyası
örnektir. İnsan ve
toplumları geleceğe
yönelik uyaran
ütopyalardır.
www.ismailbilgin.com
Download

SİYASET FELSEFESİ