DEVLET ORMAN İŞLETMELERİNDE HALKLA İLİŞKİLER VE
SERTİFİKASYON
Doç. Dr. Mustafa Fehmi TÜRKER
Arş. Gör. İdris DURUSOY
KTÜ Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Ekonomisi Anabilim Dalı,
61080-TRABZON
E-Posta Adresleri: [email protected], [email protected]
ÖZET
Günümüzde halkın inanmadığı, desteklemediği işleri gerçekleştirmek kolay olmamaktadır.
Bu nedenle gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşları, hedef kitlesi olan halkın güven ve
desteğini sağlayabilmek için çaba göstermektedirler. Ülkemiz ormanlarının işletimine
ilişkin faaliyetleri gerçekleştiren Devlet Orman İşletmeleri (DOİ), sektörde halkla en yakın
ilişkide olan birim olmaktadır. Ülkemizde orman kaynakları içerisinde ve bitişiğinde
yaşayan orman köylüleri, DOİ'lerin en önemli hedef kitlesi olagelmiştir. Bununla birlikte
giderek artan çevre bilinciyle, DOİ'lerin hedef kitlesi sürekli genişlemektedir.
20. yüzyılın sonlarında uluslararası bir politika olarak benimsenen sürdürülebilir
kalkınmayı ve sürdürülebilir orman işletmeciliğini tanımlamak amacıyla ölçütler ve
göstergeler geliştirmek amacıyla bir dizi süreçler geliştirilmiştir. Orman kaynaklarını
ekolojik, sosyal ve ekonomik gerekler dahilinde yönetimini sağlamak için, söz konusu ölçüt
ve göstergeler yardımıyla orman işletmelerinin denetlenmesi ve belgelendirilmesini ifade
eden orman sertifikasyonu bir araç olarak benimsenmiştir.
Bir taraftan DOİ'lerin halkla ilişkilerinde olan eksiklikleri ve giderek artan yoğun halkla
ilişkiler gereksinimleri, diğer taraftan orman sertifikasyonunun gerçekleşmesinin garanti
altına aldığı sürdürülebilir orman işletmeciliğinin sosyo-ekonomik faydaları ve çeşitli
toplum kesimleri ile ormancılık sektörü arasında kurduğu yakın bağlar göz önüne
alındığında, orman sertifikasyonunun DOİ'lerin halkla ilişki kurmalarında etkenliği artırıcı
bir araç olacağı gözlemlenilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Devlet Orman İşletmeleri, Sürdürülebilir Orman İşletmeciliği, Sürdürülebilir
Kalkınma, Orman Sertifikasyonu, Halkla İlişkiler.
PUBLIC RELATIONS IN THE STATE FOREST ENTERPRISES
AND CERTIFICATION
ABSTRACT
Today, it is not easy to implement operations which people do not rely and provide. Thus,
both public and private sector organizations are striving to gain reliance and provide of
their interest groups. State Forest Enterprises (SFE) fulfill forest management activities in
Turkish Forestry Sector. These bodies are the most closest part of the sector to the public.
Living inside and near the forests, forest villagers have been most important interest groups
of SFE’s. However, with the increasing environmental awareness, SFE’s interest groups
are constantly expanding.
At last decade, Sustainable Development and Sustainable Forest Management are
perceived as an international policy framework. A number of initiatives were started to
describe sustainable forest management through
criteria and indicators. Forest
certification has accepted as a means to guarantee sustainable forest management by
auditing of forest management operations against ecological, social and economic criteria
and indicators.
Considering SFE’s deficiencies and increasing need of public relations, forest certification
can expected to be a valuable communication mechanism for SFEs. Because forest
certification includes socio-economic aspects of forestry and it also establishes efficient
relations between SFEs and people and groups affected by forestry activities.
Key Words: State Forest Enterprises, Sustainable Forest Management, Sustainable Development,
Forest Certification, Public Relations.
1. GİRİŞ
Çağımızda kuruluşların başarılı olmasında halkla iyi ilişkiler kurmaları büyük önem taşımaktadır.
Zira günümüzde halk, kuruluşların çalışmaları ile yakından ilgilenmekte ve yapılan işlerin
gerekçelerini öğrenmek istemektedir. Artık halkın inanmadığı ve desteklemediği işleri yapmak
kolay olmamaktadır. Bu nedenle, gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşları faaliyet alanlarına
giren halkın güven ve desteğini sağlayabilmek için yoğun çaba göstermektedirler (ÖZDÖNMEZ ve
ark.; 1999).
Halkla ilişkiler, işletmenin halkla doğru ve sağlıklı ilişkiler kurup geliştirmesi, halkta işletme
konusunda olumlu izlenimler yaratması, halkı işletmeye karşı olumlu düşünce ve davranışlara
yöneltmesi, halkla karşılıklı çıkarlara dayalı ilişkiler kurup sürdürmesi yolundaki planlı çalışmalar
olarak tanımlanmaktadır (ŞAHİN, 1996)
Halkla ilişkilerin esas amacı kamu oyunu belirli bir konuda etkileyebilmek, onun desteğini,
güvenini kazanmak ve böylece halkı belli bir tutumu kabule ya da bir uygulama yolunu izlemeye
dürüst yollardan itebilmektir (ÖZDÖNMEZ ve ark., 1999). Bir başka anlatımla halkla ilişkiler,
yönetimin eylem ve işlemlerini halka onaylatma çabası değil, eylem ve işlemlerini yönetilenlerle
etkileşerek gerçekleştirme ve böylece kendiliğinden oluşan bir onay elde etmektir (KAZANCI, 1980).
Halkla ilişkiler, kuruluş ile hedef kitlesi olan halk kesimi ile arasında iletişim yönetimidir. Halkla
ilişkiler açısından halk, kuruluşların dikkate alma gereği duyduğu, ortak beklentileri olan insanlar
topluluğudur. Yani genel anlamda halkın kuruluşla doğrudan ya da dolaylı bağı olan alt gruplar,
halkla ilişkiler açısından halkı oluşturur (PELTEKLİOĞLU, 1993). Kuruluşlar faaliyetlerini etkin
ve verimli kılabilmek amacıyla, ilişkide olduğu bu halk kesimi ile iyi ilişkiler içerisinde olmak,
onların güven ve desteğini kazanmak zorundadırlar.
Ülkemizde ormancılık sektörü bir kamu kuruluşu niteliğindedir. Başka bir ifadeyle Türkiye
ormanlarının işletimi ve yönetimi devlet tarafından gerçekleştirilmektedir. Ülke alanının
% 26.6’sını teşkil eden 20.7 milyon hektar genişliğindeki orman kaynaklarının yönetimine ilişkin
etkenlikler, Orman Bakanlığı’na bağlı ana hizmet birimlerinden birisi olan Orman Genel
Müdürlüğü aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu genel müdürlüğün taşra teşkilatını oluşturan, 27
Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde yer alan 241 Devlet Orman İşletmesi (DOİ) söz konusu
etkinliklerin yürütüldüğü temel birimler olmaktadır.
Ülkemizde yaklaşık 7 milyon orman köylüsü orman kaynağı ile iç içe yaşamaktadır. Bununla
beraber giderek artan çevre bilincinin paralelinde, tüm toplum kesimleri orman kaynaklarını
yönetimi ile yakından ilgilenmektedir. Diğer taraftan, sayıları giderek çoğalan sivil toplum
örgütleri bu kaynakların işletilmesine ilişkin kararların alınması ve politikaların saptanmasında
etkili olmak uğraşısındadırlar. Kısacası DOİ'lerin ilişkide olduğu hedef kitlesi gün geçtikçe
genişlemektedir.
Bu itibarla, ülkemiz ormancılık sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi yoğun halkla ilişkiler
faaliyetlerinde bulunarak bu geniş kitlenin güven ve desteğini kazanmak ve orman işletmeciliği
faaliyetleri etkin ve verimli kılınmak durumundadır.
Bu bildiride, öncelikle ülkemiz ormancılık sektörünün bugünkü koşulları itibarıyla halkla olan
ilişkileri incelenecektir. Türkiye ormancılığının halkla ilişkiler açısından mevcut durumunun ve
karşılaştığı darboğazların saptanmasının amaçlandığı ilk bölümde DOİ’ler ile değişik hedef kitleleri
arasındaki ilişkiler ele alınacaktır. Ancak bildirinin esas konusunu ülke ormancılığının durumunu
da göz önüne tutmak suretiyle, sertifikasyonun halkla ilişkiler açısından değerlendirilmesi teşkil
ettiğinden özellikle orman köylüleri ve gönüllü kuruluşlar üzerinde ayrıntılı olarak durulacaktır.
Daha sonra sürdürülebilir orman işletmeciliğine ilişkin olarak geliştirilen süreçlerde, halk ve
ormancılık sektörü arasında diyalogun kuvvetlendirilmesine ilişkin gelişmeler değerlendirmeye tabi
tutulacaktır. Son olarak orman sertifikasyonunun ölçüt ve göstergeler kapsamından hareketle,
DOİ'lerin halkla ilişkiler faaliyetlerine ne gibi katkılar sağlayabileceği ortaya konularak, halkla
ilişkiler ve de sertifikasyon açısından öneriler sıralanacaktır.
2. DEVLET ORMAN İŞLETMELERİNDE HALKLA İLİŞKİLER
Orman işletmeleri, orman ve ürünlerine olan ihtiyacı doğrudan doğruya veya dolayısıyla, sürekli
bir şekilde sağlamak amacıyla, sınırları belli olan ormanlarda üretim faaliyetlerinde bulunan
ekonomik birimlerdir (FIRAT, 1976). Ülkemiz ormancılığında mevcut örgüt yapısında söz konusu
birimler Devlet Orman İşletmeleri (DOİ) olmaktadır. Bu itibarla bu bölümde ormancılık sektörü ile
halk arasındaki etkileşimler DOİ’ler dikkate alınmak suretiyle değerlendirilecektir.
Ülkemiz ormancılık sektörü örgüt yapısı içerisinde, Orman Bakanlığı’na bağlı Danışma ve
Denetim Birimleri bünyesinde bulunan Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, merkezde halkla
ilişkiler kapsamında faaliyet gösteren bir birim olarak yer almaktadır (TÜRKER, 2000).
Türkiye ormancılığında halkla ilişkiler örgütü olarak değerlendirilebilecek diğer bir birim de,
Orman Bakanlığına bağlı ana hizmet birimlerinden birisi olan, ormanların korunması, geliştirilmesi
ve genişletilmesini gerçekleştirmek, orman içi ve bitişiğindeki köylerin sosyal ve ekonomik
gelişmelerini sağlamak amacıya kurulmuş olan, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü
(ORKÖY) olmaktadır (TÜRKER, 2000).
Bununla birlikte, yetersiz finansal imkanlar, istikrarsız örgüt yapısı, hazırlanan orman köyü
kalkındırma planlarının uygulanmasındaki kesintiler, ilgili planlar doğrultusunda verilen kredilerin
azlığı, kredilerin verildiği köylerin çokluğu ve bu köyler arasından seçilen köylerin bilimsel
kriterler yerine, politik tercihler sonucu seçilmesi, kredilerin etkin ve verimli bir işletmeciliğin
yapılması bakımından gerekli olan ölçek büyüklüğüne yetmemesi, kredi denetiminde görülen
yetersizlikler, orman köylülerinin bilgi, tecrübe ve en önemlisi müteşebbis ruha sahip olmamaları
vb. şeklinde özetlenebilecek sorunlardan dolayı, ORKÖY teşkilatı kendisine verilen görevleri etkin
ve verimli bir şekilde yürütememektedir (TÜRKER, 1999).
Bunların yanı sıra, işletme, üretim, pazarlama, gözetim, denetim, koruma, ağaçlandırma, bakım,
gençleştirme, erozyon, mera, biyolojik çeşitlilik, peyzaj koruma vb. ormancılığa ilişkin faaliyetlerin
yürütülmesinde temel birimler olan DOİ'ler bünyesinde, halkla ilişkiler faaliyetlerini etkin ve
verimli bir biçimde gerçekleştirecek bir birim yer almamaktadır.
Ormancılık sektöründe hakla ilişkileri, örgüt içi halkla ilişkiler ve örgüt dışı halkla ilişkiler olarak
sınıflandırmak mümkündür. Buna göre ormancılık örgütünde çalışan işçiler ve memurlar ile
DOİ'ler arasındaki etkileşimler, örgüt içi halkla ilişkilere dahil olmaktadır. Örgüt dışı halkla
ilişkiler kapsamında ise, orman köylüleri, kamu veya özel diğer kuruluşlar, orman endüstrisi, bilim
çevresi (üniversiteler), sivil toplum örgütleri, medya kurumları ile ormancılık teşkilatı arasındaki
ilişkiler sıralanabilir (ÖZDÖNMEZ ve ark., 1999).
Ülkemiz ormancılığı şartlarında, özellikle örgüt dışı halkla ilişkilerin ve bu noktada da orman
teşkilatı-orman köylüsü ilişkilerinin öne çıktığı görülmektedir (TÜRKER, 1999). Yurdumuzda,
mülkiyeti devlete ait 20,7 milyon ha. orman alanı içerisinde ve bitişiğinde, 18.688 adet orman
köyünde yaşayan 7.050.671 orman köylüsü, DOİ'lerin ilişkide olduğu en önemli hedef kitlesi
olagelmiştir (OGM, İnternet Sayfası). Bu nüfus, 14 151 000 olan toplam köy nüfusunun % 50'sini
teşkil etmektedir (KONUKÇU, 2001).
Orman köylerinde yaşayan köylüler özellikle aile başına düşen gelir düzeyinin düşük olması nedeni
ile tasarruflarının, dolayısı ile sermaye birikimlerinin yetersizliği, kamu yatırımlarından ayrılan
payın azlığı, büyük ölçüde kapalı ekonomi şartları yaşamaları, endüstriyel üretiminin azlığı, pazar
için yapılan üretim düzeyinin düşüklüğü ve her zaman için erozyona maruz olan alanlarda ilkel
tekniklerle yapılan tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde verim düşüklüğü nedenlerinden dolayı,
asgari hayat şartlarının gerektirdiği geliri sağlayamamaktadır (TÜRKER ve AYAZ, 1998).
Bu koşullar altında yaşayan insanların hayat standardı ülke, hatta kırsal kesim ortalamasının çok
altındadır. Bu nedenlerden dolayı, orman köylüleri orman kaynaklarına yönelmekte, yerleşim yeri
ve tarla elde etmek için ormanlarda açmacılık yapmakta, kaçakçılık ve orman içinde hayvanlarını
otlatmak suretiyle hayatlarını sürdürmektedir.
Bu durumda DOİ'ler ve orman köylüleri arasındaki etkileşimler, işletme faaliyetlerinin yürütülmesi
açısından büyük önem taşımaktadır. Zira, Maçka DOİ'de yapılan bir çalışma (TÜRKER ve ark.,
1998) DOİ ile orman köylüleri arasındaki sosyal baskılar ve ihtilaflar nedeniyle, İşletme
Müdürlüğü toplam orman alanının % 12'sinin üretim dışı kaldığı ve üretim kaybının ise işletmenin
yıllık üretiminin yaklaşık % 28'ine ulaştığını ortaya koymuştur.
Orman köylülerinin yanı sıra, gerek ülkemizde gerekse de dünya da çevre ve ormancılıkla ilgili
sorunların giderek artmasıyla birlikte, çevre ve ormancılıkla ilgili gönüllü kuruluşlar da ormancılık
teşkilatının hedef kitlesi arasında yerlerini almaya başlamışlardır. Nitekim gerek mesleki kurumlar
gerekse de sivil toplum örgütleri ormanların korunması, geliştirilmesi, bunlara ilişkin yapılan
olumsuz yasal düzenlemeler ve mesleğin yeniden yapılanması gibi konularda zaman zaman bir
araya gelerek çeşitli eylem ve etkenliklerde bulunmaktadırlar. Ortak paydaları ormanların
korunması olan söz konusu kuruluşlar bu amaçla mesleğin önemli gelişmeleri ve darboğazlarında
ortaklaşa hareket edebilmektedirler (SÖNMEZIŞIK, 1998).
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği,
Türkiye Çevre Vakfı, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve
Tanıtma Vakfı ile Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
ormancılıkla ilgili belli başlı sivil toplum örgütleri olarak sıralanabilir (SÖNMEZIŞIK, 1998).
Gönüllü kuruluşlar, faaliyetlerinin sonuçlarına ve etkilerine göre bir “baskı grubu” olabilirler.
Böylelikle idareye ve siyasi kadrolara etki yapma ve devlet organlarını kendi istedikleri yönde
karar almaya yöneltme işlevini de üstlenebilmektedirler (KEATING, 1993). İşte sayıları giderek
artan bu kuruluşlar, orman kaynaklarının işletilmesine ilişkin kararların alınması ve politikaların
saptanması süreçlerine katılma uğraşısındadırlar. Nitekim, bu amaçla değişik toplum kesimlerini
bilgilendirmek ve bilinçlendirmek suretiyle onların desteğini de alarak etki güçlerini artırmaya
çalışmaktadırlar.
Bu itibarla, DOİ’lerin, gerek orman köylüleri ve gönüllü kuruluşlar ile, gerekse de diğer etki ve
çıkar grupları ile birlikte hareket ederek orman kaynaklarının yönetimine etkenlik kazandırmak
zorunlulukları gün geçtikçe artmaktadır.
Orman Bakanlığının görevleri arasında, “Orman köylülerinin kalkınmalarıyla ilgili her türlü kredi
ve yardım kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak, devlet ile orman köylülerinin işbirliğini sağlayıcı
gerekli tedbirleri almak, devlet ormanları içinde ve bitişiğinde oturan köylülerin sosyal ve
ekonomik gelişmelerini sağlamak maksadıyla her türlü çalışmaları yapmak” (OB, İnternet Sayfası)
ifadeleri yer almasına karşın, bu görevlerini etkin ve verimli bir şekilde yerine getirdiğini söylemek
mümkün değildir.
Nitekim orman ürünlerine olan talebin sürekli olarak karşılanamaması ve ormanların içinde ve
bitişiğinde yaşayan köylülerin ormanlara yönelik olumsuz baskılarını en aza indirmek için gerekli
önlemlerin etkin hale getirilememiş olması nedeniyle ormancılık sektörü, odun hammaddesi arz ve
talebi arasındaki dengeyi kuramamış ve orman köylülerinin fakirlik alt sınırındaki hayat
standartlarını yükseltememiştir (TÜRKER, 1999).
Öte yandan, ormancılık sektöründeki kalıplaşmış organizasyon yapısı ve işletme anlayışı
çerçevesinde ülke doğal bir kaynak olan ormanlar ekonomik, sosyal ve teknik gereklere göre
işletilememektedir (TÜRKER, 1999). Bu süreçte sektörün ilişkili olduğu etki ve çıkar gruplarını
dikkate alma gereği de duyulmamaktadır. Özetle, DOİ'lerin gerek orman köylüleri gerek sivil
toplum örgütleri gerekse de diğer etki ve çıkar grupları ile etkileşimleri açısından yeterli ya da
arzulanan düzeyde olmadıkları ifade edilebilir.
3. ORMANCILIKTA SERTİFİKASYON VE HALKLA İLİŞKİLER AÇISINDAN
SÜRDÜRÜLEBİLİR ORMAN YÖNETİMİ ÖLÇÜT VE GÖSTERGELERİ
Bu başlık altında sürdürülebilir orman yönetimi ölçüt ve göstergeleri ve sertifikasyon kurumlarının
temel aldığı prensipler, orman halk ilişkileri açısından incelenecek ve genel olarak
değerlendirilecektir.
Dünyada gerek orman ekosistemleri, gerekse diğer ekosistem bütünlüklerinde beliren çözülmeler,
klasik kalkınma modellerinin sorgulanması ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu kapsamda
uluslararası katılımlı Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı düzenlenmiş, kalkınma ve
çevre arasında uzlaşmanın sağlanarak, “sürdürülebilir kalkınma” yaklaşımının izlenilmesi,
dolayısıyla mevcut doğal kaynakların üzerinde gelecek kuşakların da hak sahibi oldukları bilincine
varılarak, “sürdürülebilir işletimi” öngörülmüştür. Yenilenebilir bir doğal kaynak olan ormanların
da bu anlayışla yönetimi için bağlayıcı özelliği olmayan bir dizi prensipler ortaya konulmuştur.
Bu konferanstan sonra söz konusu işletim şeklini, başka bir deyişle Sürdürülebilir Orman
İşletmeciliğinin uygulanmasını sağlamak için kapsamlı girişimlerde bulunulmuştur. Bu amaçla,
öncelikle bu işletim şeklini tanımlamak üzere ölçüt ve göstergelerin geliştirilmesi
kararlaştırılmıştır.
Ölçütler, sürdürülebilir orman işletmeciliğinin temel çıktılarını ve kapsamını belirleyen açık bir
şekilde tanımlanmış öğelerdir. Bunlar, ormanların çevresel, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarıyla
ilişkili bir takım değerleri yansıtmaktadır. Göstergeler ise, ölçütlere ölçülebilirlik kazandırmak için
seçilirler. Her bir ölçüt, bir takım göstergelerle karakterize edilir ve alt bileşenler zaman içindeki
değişimleri kontrol edebilecek şekilde saptanmaktadırlar.
Ölçüt ve göstergelerin geliştirilmesi yönünde ilk girişim, Uluslararası Tropikal Tomruk Kurumu
(ITTO) tarafından yapılmıştır. Kurum 1992 Mayısında yapılan bir toplantısında, Tropikal
Ormanların Sürdürülebilir İşletimi ve Sürdürülebilir Orman İşletmeciliğinin Gösterilmesi ve
Kontrolü İçin Ölçüt Ve Göstergeleri kabul etmiştir. Bu amaçla, ülke düzeyinde uygulanacak 5 ölçüt
ve 27 gösterge tanımlanmıştır.
İlki 1990 yılında Strazburg’ta, ikincisi 1993 yılında Helsinki’de düzenlenen Avrupa’da Ormanların
Korunması Bakanlar Konferanslarının şekillendirdiği Helsinki süreci olarak nitelenen girişimler
sonucunda, 1994 yılında Cenevre’de 6 ölçüt ve 27 gösterge tanımlanmıştır.
Ilıman ve Boreal ormanlarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi için ölçütler ve göstergeler
üzerine bir çalışma grubunun oluşturulması ve daha sonra 1995 yılında Santiago deklarasyonu ile
sonuçlanan Montreal sürecinde, ise 7 ölçüt ve 67 gösterge saptanmıştır.
Bu süreçlerin yanı sıra, bir çok bölgesel süreç de geliştirilmiştir. Amazon ormanları için Tarapato
Önergesi, Orta Amerika Süreci, Kurak Afrika Süreci ve Yakın Doğu Süreci Sürdürülebilir Orman
İşletmeciliği ölçüt ve göstergelerinin geliştirilmesine ilişkin bölgesel girişimler, bu kapsamda
sayılabilir.
Orman sertifikasyonu ise, orman işletmelerinde yürütülen faaliyetlerin, belirlenen ölçüt ve
göstergeler kapsamında bağımsız bir kuruluş tarafından denetlenmesi süreci olmaktadır. Eğer
işletme söz konusu standartlar dizisini karşılıyorsa, işletmenin Sürdürülebilir Orman İşletmeciliği
doğrultusunda faaliyette bulunduğunu ifade eden yazılı bir belge düzenlenmekte ve işletmeye
verilmektedir.
Günümüzde Amerika’da ve Avrupa’da bir çok kurum, orman sertifikasyonu
gerçekleştirmektedirler. Bu kuruluşlardan en çok bilinenleri Orman İdare Konseyi (FSC),
Pan-Avrupa Orman Sertifikasyon Kurumu (PEFC) ve Uluslararası Standartlar Kurumunun (ISO)
sertifikasyon sistemleri olmaktadır. Bunlardan ilk ikisi, performans standartlarına göre
değerlendirme yapmaktadır. Başka bir deyişle, önceden saptanmış kriterlere göre orman işletmesini
sertifikalandırmaktadır. ISO ise, sistem yaklaşımına göre değerlendirme yapmakta, standartlar
belirlememektedir.
FSC uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, ilkeler ve ölçütlerle genel ilkeleri de içeren global bir
sertifikasyon çatısını başarılı bir şekilde kurmuştur. FSC sertifikasyon kurumlarını denetleyerek
güvenirliliklerini saptamak için uluslararası bir yetkilendirme kurumu görevi görmektedir. FSC’nin
onayını almış bir çok kurum Avrupa’da ve Amerika’da çalışmalarını sürdürmektedir. FSC tüm
Tropikal, Ilıman ve Boreal ormanları ve de plantasyon ormanları için uygulanabilecek ilkeler ve
ölçütler saptamıştır. PEFC ise, Helsinki süreci neticesinde tüm Avrupa ormanları için saptanan
ölçüt ve göstergeler kapsamında değerlendirme yapan ve Avrupa’da faaliyet gösteren bir
sertifikasyon kurumudur.
İşte, Çevre ve Kalkınma Konferansından bu yana tüm bu ölçüt ve göstergelerin ve de sertifikasyon
kurumlarının oluştuğu süreçlerde, ormanlar, ormancılık ve halk arasında sağlıklı ilişkilerin
geliştirilmesinin gerekliliğine işaret edilmiştir. Nitekim aşağıdaki alt bölümden de görüleceği üzere,
tüm süreçlerde ayrı bir ölçüt olarak sürdürülebilir orman işletmeciliğinin sosyal boyutu ele alınmış
ve buna ilişkin göstergeler tanımlanmıştır.
ITTO Süreci (ITTO Web Page)
ÖLÇÜT: Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hususlar
Sosyo-Ekonomik Göstergeler;
¾ Ormancılık sektöründe istihdam; yerel toplumların direkt kullanımları ve faydaları
¾ Geçimlik kullanım ve geleneksel ve alışılmış hayat tarzları olarak ormana bağımlı insan sayısı
¾ İnsanların geçim amaçlı ve geleneksel ve alışılmış hayat tarzları açısından bağımlı olduğu
orman miktarı
Toplum Katılımına İlişkin Göstergeler;
¾ Orman planlama ve yönetim faaliyetleri ve süreçlerinin yerli halk, yerel toplumlar, ormanda
yaşayanlar, ve diğer ormana bağımlı toplumlara ilişkin yasal veya geleneksel hakları dikkate alma
ve tanıma düzeyi
¾ Yerli halk, yerel toplumlar, ormanda yaşayanlar ve diğer ormana bağımlı toplumların
ormanlara ilişkin ekonomik faaliyetlere katılım düzeyi
¾ Yerel toplumları ortak yönetim sorumluluklarına dahil eden anlaşma sayısı
Ayrıca “sürdürülebilir orman yönetimi için koşulları uygun hale getirmek” olarak tanımlanan ölçüt
kapsamında;
¾ Yerel toplumların katılımını sağlamak için kanunlar, politikalar ve düzenlemelerin mevcudiyeti
¾ Planlama, karar verme, bilgi toplama, denetleme ve değerlendirme vb. hususlarda orman
yönetimine halkın katılma derecesi
¾ Halkı orman politikaları, kanunları ve sürdürülebilir orman yönetimi uygulamaları konularında
bilinçlendirmek için bilginin yeterliliği
şeklinde sıralanabilecek ilgili göstergeler tanımlanmıştır.
Helsinki Süreci (MCPFE, 1998)
ÖLÇÜT: Diğer sosyo-ekonomik fonksiyonların ve koşulların sürdürülmesi
Kamuoyu Bilincine İlişkin Göstergeler;
¾ Bir yasal veya düzenleyici yapının varlığı ve halka bilgiye erişme fırsatlarını sağlama düzeyi
¾ Bir kurumsal yapının varlığı ve genel kamuoyu için yayım hizmetlerini temin etmek amacıyla
organizasyonları destekleme kapasitesi
¾ Ekonomik politika yapısının ve mali araçların varlığı ve orman gelirlerinden bir kısmının halkı
ormanlar hakkında bilinçlendirmek amacıyla kullanılmasını garanti altına alma düzeyi
¾ Politik yapının uygulanması için bilgilendirici araçların varlığı ve çevre konularında ve diğer
ormancılıkla ilgili konularda bilgilendirme ve öğretim sağlama derecesi
Halkın Katılımı İlişkin Göstergeler;
¾ Yasal veya düzenleyici bir yapının varlığı ve kamu politikalarında ve ormanlara ilişkin karar
verme süreçlerine halkın katılma olanakları sağlama derecesi
¾ Kurumsal bir yapının varlığı ve karar verme sürecine yerel halkın ve Sivil Toplum Örgütlerinin
katılımını sağlamak için kurumsal mekanizmaları güçlendirme kapasitesi
¾ Ekonomik politika yapısının ve mali araçların varlığı ve kamu sosyal yardımlarını ve
hazırlayıcı planlarının oluşmasını sağlama düzeyi
¾ Politik yapının uygulanması için bilgilendirici araçların varlığı ve orman politikalarının
uygulanmasına ilişkin karar verme süreçlerine halkın katılımını destekleme kapasitesi.
Montreal Süreci (MPWG, 1998)
ÖLÇÜT: Toplumların İhtiyaçlarının Karşılanması İçin Uzun Dönemli Çok Yönlü Sosyo-ekonomik
Faydaların Sürdürülmesi ve Artırılması
İstihdam ve Toplum İhtiyaçları Göstergeleri
¾ Ormancılık sektöründe doğrudan ve dolaylı istihdam ve toplum istihdamının bir oranı olarak
ormancılık sektörü istihdamı
¾ Ormancılık sektöründe ana istihdam sahalarında ortalama ücret ve kaza oranları
¾ Yerli toplumlar dahil olmak üzere, ormana bağımlı toplumların yaşama kabiliyeti ve değişken
ekonomik koşullara uyumu
¾ Geçim amaçlı kullanılan orman alanı ve oranı
Ayrıca “ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için yasal, kurumsal ve ekonomik yapı”
şeklinde belirlenen ölçüt kapsamında yine halkla ilişkiler kapsamında aşağıdaki göstergeler
tanımlanmıştır.
¾ Yasal yapının, kamu politikaları ve ormanlarla ilgili karar verme süreçlerine halkın katılımı ve
halkın bilgiye ulaşması için olanaklar sağlama kapsamı,
¾ Kurumsal yapının, kamu katılım faaliyetleri, halkın eğitim, bilinçlendirilmesi ve yayım
programları sağlama ve ormanlarla ilgili bilgilere sahip olma kapasitesi
Bu süreçlerin yanında, FSC (Orman İdare Konseyi) sertifikasyon kurumu, sertifikalandırma
düzeninde 11 ilkeyi temel almaktadır. İlke 3, yerli halkın hakları olarak belirlenmiş, “yerli halkın
kendi arazilerini, alanlarını ve kaynaklarını kullanma ve sahip olmalarına ilişkin yasal ve
geleneksel hakları benimsenecek ve tanınacaktır” şeklinde tanımlanmıştır (FSC, 2000). Yine bu
ilke kapsamında; “ormancılık uygulamalarında yönetim sistemlerinin veya orman toplumlarının
kullanımına ilişkin geleneksel bilgilerinin uygulanması karşılığında, yerli halka bunun bedeli
ödenmelidir. Bu ödeme ormancılık faaliyetleri başlamadan önce halkın rızası doğrultusunda resmi
olarak belirlenmelidir” şeklinde alt bileşen saptanmıştır.
Yine ilke 4, toplum ilişkileri ve işçilerin hakları olarak belirlenmiş, “orman işletmeciliği faaliyetleri
orman işçilerinin ve yerel toplumların uzun dönem sosyal ve ekonomik refahını devam ettirmeli
veya desteklemelidir” şeklinde açıklanmıştır. Bu ilkenin alt bileşenleri şunlardır;
¾ Orman yönetimi alanı içerisindeki ve bitişiğindeki toplumlara
hizmetlere ilişkin imkanlar sağlanmalıdır.
istihdam, eğitim ve diğer
¾ Orman yönetimi çalışanların ve ailelerinin sağlık ve güvenliği hakkındaki tüm uygulanabilir
kanunlara veya düzenlemelere uymalıdır.
¾ Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 87. ve 98. anlaşmalarında kararlaştırıldığı gibi, işçilerin
örgütlenme ve işverenleriyle uzlaşmaya gidebilme haklarını garanti altına alınmalıdır.
¾ İşletme planları ve faaliyetleri, sosyal etki değerlendirmesinin sonuçlarını içermelidir. İşletme
faaliyetlerinden direkt olarak etkilenen insanlar ve gruplarla karşılıklı müzakereler devam
ettirilmelidir.
¾ Şikayetlerin oluştuğu durumlara çözüm getirecek ve yerel insanların yasal veya geleneksel
hakları, mülkiyetleri, kaynakları veya geçimlerini etkileyen zararlar veya kayıpların oluşması
durumunda, bunları adil bir şekilde telafi edecek uygun mekanizmalar kullanılmalıdır. Bu tür
kayıplar veya zararlardan kaçınmak için gerekli önlemler alınmalıdır
Tüm bu süreçlerde geliştirilen ölçütler ve göstergeler halkla ilişkiler işlevi açısından
incelendiğinde, yukarıda sıralandığı şekilde, sürdürülebilir orman işletmeciliğinin temel
elemanlarından olan orman ekosistemlerinin sosyo-ekonomik işlevlerinin diğer iki temel bileşen
olan ekolojik ve ekonomik işlevleri ile dengeli bir şekilde ele alınmasının ve de orman
kaynaklarının yönetimine ilişkin amaç, strateji, politika ve kararların tespitinde ormancılık sektörü
ile toplum arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi gerekliliği üzerinde durulduğu gözlemlenilmektedir.
Nitekim ülkemizin de bakanlık düzeyinde katıldığı 1998 yılında Lizbon’da düzenlenen 3.
Avrupa’da Ormanların Korunması Bakanlar Konferansında da, alınan iki karardan birisi “halk,
ormanlar ve ormancılık” olmuştur. Bu kararlar kapsamında, genel olarak toplum ve ormancılık
arasındaki karşılıklı etkileşimin ve ortaklıkların desteklenmesi ve sürdürülebilir kalkınmada
ormanlar ve ormancılığın rolü ve sürdürülebilir orman yönetimi kavramı konularında genel
anlamda artan toplum bilincinin güçlendirilmesi ve bu nedenle ormancılıkta yeterli katılım, eğitim,
halkla ilişkiler ve şeffaflığın oluşturulması gerekliliği üzerinde durulmuştur (OB (AOKBK), 2000).
4. TARTIŞMA VE SONUÇ
Sürdürülebilir orman işletmeciliği ölçüt ve göstergelerin geliştirildiği süreçlerde ve de orman
işletmelerinin bağımsız kurumlar tarafından teftiş edilmesi süreci olarak özetlenebilecek olan
sertifikasyon sistemleri bünyesinde sosyal gözetişler olarak yerini alan prensiplerde; ormancılık
teşkilatı ve toplum arasında sağlam ilişkiler kurarak, ormanların sürdürülebilir işletmeciliğinin
sağlanması, yerel toplumların ekonomik ve sosyal yönlerden kalkındırılmaları, sivil toplum
örgütleri de dahil olmak üzere çeşitli etki ve çıkar gruplarının karar süreçlerine dahil edilmesi,
halkın ormanların işlevleri ve sürdürülebilir işletimi hususunda bilgilendirilmesi ve
bilinçlendirilmesi konuları üzerinde önemle durulmaktadır.
Türkiye ormancılığında çağdaş anlamda ormancılığın başladığı 1937’den bu yana, hedeflenen
gerekli ve yeterli atılımlar gerçekleştirilememiş ve uygulanan politikalar sonucunda; ülke orman
işletmeciliği yönetim, satın alma, üretim, pazarlama, finans, işgören, muhasebe, araştırmageliştirme ve özellikle halkla ilişkiler işlevlerini etkin ve verimli bir şekilde yerine getirememiştir
(TÜRKER, 1999).
Ülkemiz ormancılığını mevcut durumunu yukarıda sıralanan ölçüt ve göstergeler açısından
değerlendirildiğinde, ormancılığa ilişkin planlarda sürdürülebilirliği sağlayacak biçimde envanter,
artım eta düzeylerinin ortaya konulmuş olması ve bunların uygulanması yönlerinde yeterli
sayılabilecek bir tablonun varlığı ifade edilebilir. Bununla birlikte genelde biyofizik bir içerik
bulunmakta, sosyal ve ekonomik içerik ihmal edilmektedir. Söz konusu planları gerekli olan tüm
sosyal, ekonomik, çevresel yanları yönünden en azından minimum düzeye ulaştırmak
gerekmektedir. Bunu yaparken, temel hizmet birimlerinin ve diğer etki ve çıkar gruplarının katılımı
sağlanmalıdır (GERAY, 1999).
Ülkemizde DOİ’lerin öncelikli hedef kitlesini orman köylüleri oluşturmasına rağmen, DOİ örgüt
yapısında orman köylüleriyle orman teşkilatı arasında, karşılıklı etkileşimleri düzenlemeye yönelik
bir halkla ilişkiler birimi bulunmamakta ve dolayısıyla DOİ’de halkla ilişkiler faaliyetleri yönetici
konumundaki teknik elemanların bireysel çabalarıyla sınırlı kalmaktadır. Bu itibarla söz konusu
etkenlikleri gerçekleştirecek bir halkla ilişkiler biriminin, DOİ’lerin teşkilat yapısı içerisinde
oluşturulması sağlanmalıdır (TÜRKER, 2000).
Sertifikasyon da orman köylüleri için, sürdürülebilir orman yönetimini güvece altına alma yolunda
kazanılabilecek haklar ve kırsal geri kalmışlığı gidermeyi gündeme getiren ölçütler yönünden
bakıldığında olumlu sonuçlar doğurabileceği gözlemlenilmektedir (GERAY, 1999).
Ülke kırsal nüfusunun yarısını teşkil eden orman köylülerinin ekonomik yönden gelişmelerinin
sağlanamadığı ve bu nedenle öncelikle yararlanılacak kaynak olarak ormanları gördükleri, hayat
şartlarını devam ettirebilme noktasında ormanlara çeşitli şekillerde hasar verdikleri bilinmektedir.
Bu itibarla, orman köylülerinin sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesi öncelikli olarak
sağlanmalıdır.
Bu noktada, DOİ’lerin asli ve tali orman ürünlerinden elde ettikleri gelirlerin bir bölümü, bu
köylerin bütçelerine aktarılmalıdır. Bu köylerdeki halk yeni oluşumlara karşı soğuk baktığından,
orman köylüsünün kalkındırılmasını amaçlayan çalışmaların özellikle üzerinde durulması ve takibi
gerekmektedir. Yapılacak örnek projelerin başarısız olmaması için azami dikkat gösterilmelidir.
Hayvancılığın ve el sanatlarının yapılabileceği küçük atölyelerin geliştirilerek halka benimsetilmesi
gerekmektedir. Bu yeni oluşumlara halkın katkısını sağlamak amacıyla özellikle ORKÖY
bünyesinde halkla ilişkiler biriminin kurulması gerekmektedir (ÇATAL ve TÜRKER, 1998).
Orman halk ilişkilerinde yeterli mesafe alınamamasının bir diğer nedeni de, orman kaynağının
yönetiminde, işletilmesinde ve korunmasında bu kaynağa en yakın olan orman köylüsü kesiminin
ve köy tüzel kişiliklerinin katılımının göz ardı edilmesi olmaktadır (TÜRKER, 1999). Benzer
şekilde, Sivil Toplum Örgütleri de artık ormancılık teşkilatının dikkate alınma önceliği bulunan
hedef kitleleri arasındaki yerini almıştır. Sivil toplum örgütleri sertifikasyon uygulamalarının
gerçekleştirilmesini desteklemekte ve hatta kendi sertifikasyon sistemlerini oluşturmaktadırlar.
Ormancılıkta sertifikasyon uygulamaları, orman kaynaklarıyla ilintili etki ve çıkar gruplarıyla,
sürdürülebilir orman yönetimini gerçekleştirmek üzere sağlıklı bir iletişim kurulmasında anlayış
ortaklığının oluşmasında da itici bir güç olarak dikkat çekmektedir. Böylece iletişimsizlik ve bilgi
eksikliğinden kaynaklanan çatışmaların büyük ölçüde ortadan kalkması ve gerçekçi önerilerin
gündeme gelmesi beklenmektedir (GERAY, 1999). Bu yüzden, gönüllü ve bağımsız orman
sertifikasyonu sistemleri gibi, nitelikli teminat sistem ve programlarının potansiyel etkilerinden;
halk, ormanlar ve ormancılık arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi noktasında yararlanılmalıdır
(OB (AOKBK), 2000). Plan yapım sürecine çeşitli kesimlerin dahil edilmesiyle, katılımcı
ormancılık faaliyetlerine geçiş sağlanabilecektir. Nitekim, sertifikasyon süreci, bilim
adamlarından, sivil toplum örgütlerine varıncaya kadar oldukça geniş bir katılım yelpazesine
sahiptir (TÜRKER ve ark., 2001).
Sertifikasyonun, piyasa tabanlı bir sistem yapısına sahip olması, başka bir ifadeyle, sertifikasyon
mekanizmasının işleyebilmesi için piyasada sertifikalı odunlara talep oluşması gerekmesine karşın,
nihai tüketicilerden talebin zayıf olmasına karşın, dünya odun endüstrisinde, perakendeciler,
toptancılar ve üreticiler sertifikalı odun ticaretinde, değerli bir halkla ilişkiler aracı olarak avantajlar
bulmaktadırlar. Nitekim, hükümetler ve ticaret kurumları, sertifikasyonu hedef kitlelerine ulaşmak
için yeni bir iletişim kanalı olarak görmekte ve benimsemektedirler (ECE/FAO).
Her ormanlık bölge ve su havzası için uzun vadeli orman koruma ve yönetim politikaları
geliştirilmesi amacıyla, iş çevreleri, gönüllü kuruluşlar, bilim adamları, teknokratlar, yerel gruplar,
yerli halk, başka bir ifadeyle, orman köylüleri ve yerel yönetimler ile birlikte çalışmak
gerekmektedir (KEATİNG, 1993).
Bunların yanında, halkın ormanların fonksiyonları, ormancılık ile ilgili faaliyetler ve de
sürdürülebilir orman işletmeciliği hususlarında bilgilendirilmeleri de gerekmektedir. Ormancılık
faaliyetlerine başlamadan önce, DOİ’ler çalışma alanı içerisindeki ve bu alanla ilgili kitlenin
bilgilendirmesi ve ikna etmesi çalışmaların başarısını olumlu yönde etkileyecektir (ÇATAL, 1997).
Zira ormana yönelik yasal olmayan faydalanmaların temelinde, ekonomik ve sosyal nedenlerin
yanında kültürel nedenlerin de rolü bulunmaktadır. Esasen doğal bir kaynak olan ormanın tahrip
edilmesinde, ekonomik yetersizliğin yanında, halkın bilgisizliğinin ve kayıtsızlığının da rolü
bulunmaktadır (TÜRKER, 1992).
Kısacası ormancılık sektörünün ülke, sektör, işletme ve proje silsilesindeki amaçlarına ulaşmak ve
orman kaynaklarını sürdürülebilir işletmeciliğini sağlamak amacıyla, hedef kitlesini teşkil eden
gerek örgüt bünyesinde çalışan işçi ve memurlarla, gerekse de orman köylüleri, sivil toplum
örgütleri, kamu veya özel diğer kuruluşlar, orman endüstrisi, bilim çevresi, medya kurumları vb.
kesimlerle iyi ilişkiler içerisinde olmak için etkin ve verimli bir halkla ilişkiler programı takip
etmelidir.
KAYNAKLAR
Avrupa’da Ormanların Korunması Bakanlar Konferansı (AOKBK) Genel Deklarasyon ve
Kararlar, T.C. Orman Bakanlığı APK Kurulu Başkanlığı, Dış İlişkiler ve AB Dairesi Başkanlığı,
Kasım 2000, Ankara
DİNÇER, M., 1996, Çevre Gönülleri Kuruluşları, Türkiye Çevre Vakfı Yayını, Yayın No:
10, Ankara.
ÇATAL, H.A., Haziran 1997, Devlet Orman İşletmeciliğinde Halkla İlişkiler İşlevinin
İncelenmesi (Sürmene Devlet Orman İşletme Müdürlüğü Örneği), KTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü,
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
ÇATAL, H.A., TÜRKER, M.F., 1998, Orman İşletmeciliğinde Halkla İlişkiler İşlevinin
Orman Yasaları, Orman Kadastro Faaliyetleri, Orman Suçları ve Orman tahripleri Açısından
İncelenmesi (Sürmene DOİ Müdürlüğü 31. ve 32. Madde Köyleri Örneği), Doğu Karadeniz
Bölgesinde Orman Mülkiyet Sorunları Sempozyumu, 8-10 Ekim, Trabzon.
FIRAT, F., 1976, Ormancılık İşletme İktisadı, İ.Ü. Orman Fakültesi Yayın No: 156, İstanbul
(1971).
Forest Stewardship Council (FSC) Principles and Criteria, Revised February 2000, Forest
Stewardship Cuncil, Oaxaca, Mexico.
GERAY, U., 1999, Türkiye’de Orman Sertifikalandırma Olabilirlik Raporu, 31 s. (Henüz
Yayınlanmamıştır)
International Tropical Timber Organization (ITTO), Criteria and Indicators for Sustainable
Management
of
Natural
Tropical
Forests,
ITTO
Web
Page
(http://www.itto.or.jp/policy/pds7/page4.html).
KAZANCI, M., 1980, Halkla İlişkiler, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Yayınları, No: 459, Ankara.
KEATING, M., 1993, Değişimin Gündemi, Gündem 21 ve Diğer Rio Anlaşmalarının
Popüler Metinleri, UNEP Türkiye Komitesi (Türkiye Çevre Vakfı) Yayını, Ankara.
KONUKÇU, Eylül 2001, Ormanlar ve Ormancılığımız; Faydaları, İstatistik Gerçekler,
Anayasa, Kalkınma Planları, Hükümet Programları ve Yıllık Programlarda Ormancılık,
Yayın No. DPT : 2630, Ankara.
Montreal Process Working Group (MPWG), 1998, Criteria and Indicators for the
conservation and Sustainable Management of Temperate and Boreal Forests
(http://www.mpci.org/whatis/criteria-e.html).
Orman Bakanlığı İnternet Sayfası, Orman Bakanlığının Görevleri, http://www.orman.gov.tr,
Erişim Tarihi; 12.12.2001.
Orman Genel Müdürlüğü İnternet Sayfası,
http://www.ogm.gov.tr, Erişim Tarihi; 12.12.2001.
Orman
Köylülerinin
Durumu,
ÖZDÖNMEZ, M., AKESEN, A., EKİZOĞLU A., 1999, Halkla İlişkiler, AB OFSET Basın,
Yayın Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi, İstanbul.
PELTEKLİOĞLU, F.B., 1993, Halkla İlişkiler Giriş, Marmara Üniversitesi Yayın No: 524,
İletişim Fakültesi Yayın No: 1, İstanbul.
SÖNMEZIŞIK, S., 1998, Cumhuriyet Döneminde Ormancılığımız, Ormancı Meslek
Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri, Cumhuriyetimizin 75. Yılında Ormancılığımız
Sempozyumu Bildiri Kitabı, İÜ Yayın No: 4187, Fakülte Yayın No: 458, 47-56, İstanbul.
ŞAHİN, M., 1996, Halkla İlişkiler İşlevi (İş İdaresine Giriş), Anadolu Üniversitesi Yayınları
No: 72, Fasikül 2, Ünite: 15-28,Eskişehir.
Third Ministrial Conference on the Protection of Forests in Europe (MCPFE), 1998, PanEuropean Criteria and Indicators for Sustainable Forest Management.2-4 June, Lisbon, Portugal.
TÜRKER M.F., BAŞKENT E.Z., DURUSOY İ., 2001, Ormancılıkta Sertifikasyon : Orman
Kaynakları ve Orman İşletmeciliği Üzerine Etkileri, Uluslararası Gelişmeler ve Türkiye
Ormancılığında Gerekliliği ve Olabilirliği, I. Ulusal Ormancılık Kongresi, Türkiye Ormancılar
Derneği Yayını, Kongre Serisi No: 1, Ankara.
TÜRKER, 1999, VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ormancılık Özel İhtisas Komisyonu
Raporu, Orman Halk İlişkilerini Çalışma Grubu Taslağı Oluşumu Üzerine Görüşler, 11s, Ankara.
TÜRKER, M. F., 1992, Devlet Ormanlarından Odun Hammaddesinin Yakacak Odun
Amacıyla Tüketilmesi Probleminin Çözüm Yolları, Ekoloji Çevre dergisi, Yıl:2, Sayı:5.
TÜRKER, M.F., 2000, Orman İşletmeliği Ders Notu (Değiştirme, Gözden Geçirme ve
İlavelerle Yeniden İşlenmiş İkinci Baskı), KTÜ Orman Fakültesi, Ders Notları Yayın No: 59,
Trabzon.
TÜRKER, M.F., AYAZ, H., 1998; Orman Köylerinin Sosyo-Ekonomik Yapısı ve Orman
Kaynaklarının Tahribi, Çevre Eğitimi : Metot ve Özel Konular, Uluslararası Katılımlı III. Ekoloji
Yaz Okulu Tebliğleri, 21-27 Temmuz 1997, Trabzon, Çevre Koruma ve Araştırma Vakfı, Çevre
Eğitimi Merkezi Yayınları:2, 165-187, İzmir.
TÜRKER, M.F., BALIK, T., AYAZ, H., 1998, Sosyal İhtilaflı Orman Alanlarının Orman
İşletmeciliği Faaliyetleri Üzerine Etkileri (Maçka Devlet Orman İşletmesi Örneği), Doğu
Karadeniz Bölgesinde Mülkiyet Sorunları Sempozyumu Bildiri Metinleri, 251-260, Trabzon.
United Nations Economic Commission for Europe / Food and Agriculture
Organization (ECE/FAO), Forest Products Annual Market Review (Certified Forest
Products Marketplace), 1999-2000, Chapter 13, 157-164.
Download

devlet orman işletmelerinde halkla ilişkiler ve sertifikasyon publıc