24.01.2014
YENİ ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ NELER
GETİRİYOR?
Değişiklik önerileri ile birlikte yeni yönetmelik değerlendirmeleri
Genel eğitim sistemi içerisinde ve ona paralel olarak yürütülen özel eğitim çalışmaları;
bilindiği üzere, Türkiye’de özel eğitime ilişkin süreç ve uygulamaları içeren en kapsamlı
mevzuat olan 31.05.2006 tarih 26184 sayılı “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği”
(kısaca eski Yönetmelik) ile yürütülmektedir.
Ülkemizde 2012/2013 eğitim öğretim yılında örgün eğitimde; eğitimin tür ve
kademelerinde toplam 25.305.960 öğrenci bulunmaktadır1. Özel eğitim gören öğrenci
sayısı 252.025’ dir. Bu sayı genel eğitim ile oranlandığında yaklaşık %1 civarındadır.
Özel eğitim gören öğrencilerden 161.205 öğrenci kaynaştırma yolu ile en az
sınırlandırılmış ortamda doğal gelişim gösteren akranları ile birlikte eğitim görmektedir.
Özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden öğrenci sayısı 90.230’dur. Rehberlik
Araştırma Merkezleri’nin sayı ve çalışmalarının artmasına paralel olarak önümüzdeki
yıllarda genel eğitim sistemi içerisinde özel eğitim gören öğrenci sayısının çok az
olduğunu, bu oranın hızla artacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) ve Dünya Bankası (WB)’ın, 2011 yılında açıkladığı ve Şubat 2012’de
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından da Türkiye’de tanıtımı yapılan “Dünya
Engellilik Raporu” nda engellilik ile ilgili ortaya çarpıcı ve önemli sonuçlar konmuştur.2
Dünya Sağlık Örgütünün daha önceki araştırmalarında dünya nüfusunun yaklaşık %10
engelli iken, 2011 Dünya Engellilik Raporu’na göre %15 olduğu varsayılmaktadır. Buna
göre yakın bir gelecekte sadece engellilik tanımı esas alındığında dahi en az 3.795.894
öğrencinin daha eğitsel değerlendirme ve tanılamasının yapılarak özel eğitim alması
beklenmektedir. Özel eğitimin içerisinde engel tanımının özel gereksinimli bireylerin bir
bölümünü kapsadığı düşünüldüğünde bu sayının gerçekte çok daha fazla olabileceği
hususu da göz ardı edilmemelidir.
Kısaca, bu yönüyle bakıldığında yeni “Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği”
hepimizi ilgilendiren çok önemli bir yönetmeliktir.
MEB, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan
mevzuat değişikliği çalışması ile “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği” ile 17.4.2001
tarih ve 4376 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Ve
Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği”’nin (kısaca Rehberlik Hizm.Yönetmeliği)
birleştirilerek, “Özel Eğitim Ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği” (kısaca yeni
Yönetmelik) adı altında tek bir başlık altında hazırlanan yönetmelik hazırlanmış ve
kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Okullarda da rehberlik ve özel eğitim gibi en az iki
birimin bulunması; tüm öğrencilerin fırsat eşitliği kapsamında eğitim almaları ve
1
2
MEB 2012/2013 İstatistikleri’nden alınmıştır.
http://www.who.int/disabilities/world_report/2011/en/index.html
eğitimin bireyselleştirilmesi, öğrenci üstün yararı açısından bir gerekliliktir. Daha önce
“Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği” şeklindeki yönetmelik, bu kez “Özel Eğitim ve
Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği” şeklinde yeniden düzenlenmiş, yönetmeliğin amaç
kısmına “bu yönetmeliğin özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitim haklarından
yararlanmalarının sağlanmasına” ve “okullardaki/kurumlardaki rehberlik ve psikolojik
danışma hizmetlerinin yürütülmesine” dair esasları da kapsayacağı hususu
eklenmiştir.
Güçlü eğitim ve buna paralel olarak düzenlenen özel eğitim hizmetleri; bu hizmetlerin
etkin olarak alındığı güçlü okullar anlamına gelmektedir.
Söz konusu değişiklikler TC ve AB tarafından ortaklaşa finanse edilen ve Milli Eğitim
Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde
yürütülen “Özel Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında yapılan çalışmalarla
uyumlu olarak yapılmış, bu yönetmelik taslağı ile ilk kez “Bütünleştirme” özel eğitimin
amaç ve ilkeleri arasına alınarak geleceğe yönelik önemli bir adım atılmıştır.
Yeni yönetmelikle birlikte özel eğitimin amaç ve ilkeleri altında “bütünleştirme”’nin
temel olarak hedef alınması; yönetmelikte bu kısımda “Türk Millî Eğitiminin genel amaç
ve temel ilkeleri doğrultusunda; özel eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde bütünleştirme
temel olmak üzere, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
belirtilen özel eğitimin ilkeleri esas alınır” denmesi, özel eğitimde kaynaştırma
uygulamalarından bütünleştirme uygulamaları daha doğrusu engelsiz okul modellerine
doğru geçiş aşamasında çok önemli bir adımdır.
Söz konusu metin “Özel eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde bütünleştirme temel
olmak üzere, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
belirtilen özel eğitimin ilkeleri esas alınır” şeklindedir. Bu güne kadar ülkemizde özel
eğitimde temel ilke en az sınırlandırılmış ortam ve kaynaştırma ilkesidir. Kaynaştırma
uygulamalarında amaç; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin mümkün olduğu ölçüde
doğal gelişim gösteren akranları ile aynı ortamda eğitim görmelerinin sağlanması iken
bilindiği üzere, bütünleştirme uygulamaları ile bilindiği üzere eğitime erişimi mümkün
kılmak üzere tüm okula ve öğrencilere yönelik bir yapılandırma söz konusudur.
Yönetmeliğin “tanımlar” kısmında değişiklikler yapılmıştır. Bu maddede eski
yönetmelikten farklı olarak “özel eğitim gerektiren durumlar”ın neler olduğu
tanımlanmamış, sadece “özel eğitime ihtiyacı olan birey” tanımına yer verilmiştir.
Yönetmelikte tek tek tıbbi tanılamadan çok eğitim gereksinimlerini öne çıkarmayı
amaçlayan tek bir “özel eğitime ihtiyacı olan birey” tanımına yer verilmesi uluslararası
sözleşmeler ve özel eğitim alanındaki yenilik ve değişikliklere koşut olarak çok yerinde
ve doğru bir uygulamadır.
Yeni yönetmeliğin tanımlar maddesinde kaynaştırma ve bütünleştirme
tanımlarının ayrı ayrı ve açıkça yer almasını önermekteyiz. Kaynaştırma yanında
bütünleştirmeye temel ilke ve hedefler arasında yer verilmesi, özel eğitimde
uygulamada karışıklığa yol açabilecektir. Dolayısıyla bu çok önemli iki kavramın
tanımlar maddesi altında açıklamasının yapılması, aradaki farkın kanun koyucu
tarafından dile getirilmesini geleceğe yönelik uygulamaların sağlıklı olarak
yürütülmesi açısından daha uygun olacaktır.
Yönetmelik 2. Bölüm aynen muhafaza edilmiştir. Yeni yönetmelikte temel ilkelerin daha
sadeleştiği; bireye ve bireysel farklılıklara saygı, bilimsellik, gizlilik, gelişimsel bir
anlayış, önleyici/koruyucu yaklaşım, bireysel, kurumsal ve toplumsal özellikler ile
ihtiyaçların göz önünde bulundurulması, hayat boyu rehberlik anlayışı, bireylerin yaş,
gelişim özellikleri ve öğretim kademelerinin dikkate alınması, profesyonellik ile mesleki
ve etik değerlere uyulması, ilgili tüm tarafların işbirliği ve eşgüdümü gibi uluslararası
sözleşmeler, ilke ve uygulamalar doğrultusunda “çağdaş” “öncü” hususların yer aldığı
görülmektedir.
Eski yönetmelikte mevcut olan ve hiçbir anlam ifade etmeyen Millî eğitim müdürlükleri,
örgün ve yaygın eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, üniversiteler, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı birimler ve yerel yönetim birimleri özel eğitime
ihtiyacı olan bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılanması amacıyla RAM’a
yönlendirilmesinde sorumluluğu paylaşırlar” maddesinin yönetmelikten çıkarıldığı
görülmüştür.
İzleme eski yönetmelikte (madde 13) ”Bireylerin gelişimlerinin izlenmesi; önerilen özel
eğitim hizmetlerinin uygunluğunun ve BEP’lerinde yer alan amaçların gerçekleşme
düzeyi bakımından değerlendirilerek her yıl eğitim planlarının yenilenmesi yoluyla
yürütülür. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesine yönelik
faaliyetler; özel eğitim hizmetleri kurulu, rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar,
kurumlar ve ailenin iş birliğiyle yürütülür” iken, yeni yönetmelikte (İzleme) (madde 9)
“Özel eğitim hizmetlerinin planlanması ve eğitimde sürekliliğin sağlanması amacıyla
erken çocukluk döneminden itibaren eğitimin her kademesinde özel eğitim ihtiyacı olan
bireylerin gelişimlerinin izlenerek belgelendirilmesi esastır” şeklindedir.
Özel eğitim hizmetlerinde tanılama(tıbbi/eğitsel), yönlendirmeden sonra yer alan
ve özel eğitimin gerçekleşme düzeyi, etkililik ve yararını ölçen “İzleme”’de
belgelendirme esas alınmakla birlikte hala izleme görevini hangi kurum/kurumlar
veya birimlerin yapacağı yeni yönetmelikte henüz net olarak ortaya
konulmamıştır. “İzleme” fonksiyonunun en etkin olarak okullarda yerine
getirileceğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla resmi ve özel okul ve/veya kurumlarda
“rehberlik birimleri” yanında “özel eğitim birimleri” bulunmalı, bu birimlerin bir
görevi de izlemeye ve izleme sonuçları ile ilgili olarak İl/ilçe Milli Eğitim
Müdürlükleri’ndeki “Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu”nu (ve/veya RAM/Özel Eğitim
Değerlendirme Kurulu) bilgilendirmek yolu ile “izleme” fonksiyonu yerine
getirilebilir.
Yine yeni yönetmelikte, rehberlik başlığı altındaki ikinci bölümde rehberlik hizmet
türleri tanımlanmıştır. Bunlar; eğitsel rehberlik, mesleki rehberlik, kişisel rehberlik
olup, bu konuda hükümler getirilmesi son derece olumlu bir gelişmedir. Eski
yönetmelikte bu gibi hükümler bulunmamaktadır.
Daha önce yönetmelikte beşinci kısımdaki EĞİTİM HİZMETLERİ başlığı adı altında
bulunan bölüm yeni yönetmelikte üçüncü bölüm altına alınmıştır.
Yeni Yönetmelikte Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için her tür ve kademedeki
okullarda/kurumlarda hizmetlerin yürütülmesinde (c) bendinde “Özel eğitim ihtiyacı
olan bireylerin eğitimlerini kaynaştırma uygulamalarıyla sürdürmeleri esas olmakla
birlikte özel eğitim okulları da açılabilir” ibaresinin eski yönetmelikte yer aldığı gibi;
“Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini kaynaştırma uygulamalarıyla
sürdürmeleri esas olmakla “en az sınırlandırılmış ortamdan en çok sınırlandırılmış
ortama doğru yapılır” şeklinde değiştirilmesini önermekteyiz. Bu şekilde kaynaştırma
ya da ayrıştırma şeklinde bir uygulamadan çok, kaynaştırmanın temel olarak zorunlu
tutulması, bu mümkün olamıyorsa (tam/yarı zamanlı kaynaştırma/tersine
kaynaştırma), özel eğitim sınıfı (özel alt sınıf) uygulamaları (yeni yönetmelikte yer
almıştır) bu mümkün olamıyorsa özel eğitim okul ve/veya kurumları şeklinde
olduğunun belirtilmesinde yarar bulunmaktadır.
Yönetmelik beşinci bölüm PROGRAMLAR başlığını taşımaktadır. Bu bölüm
altında ilk olarak “EĞİTİM PROGRAMLARI VE BEP” düzenlenmiştir.
Daha önce eski yönetmelikte bulunmayan Tamamlama programı” bu bölüm
altına ilk kez yer verilmiştir buna göre; (madde 20) (1) 10 yaşına girmiş ve 18 yaşını
tamamlamamış, okula hiç kayıt yaptırmamış bireylerden; eğitim uygulama ilkokullarına
yerleştirme kararı verilenlerin, okullara devamının sağlanması amacıyla tamamlama
programları düzenlenir. Söz konusu tamamlama programının yeni yönetmelikte yer
almasının son derece önemli ve olumlu bir gelişmedir.
Yönetmelik üçüncü kısım KAYNAŞTIRMA UYGULAMALARI başlığını
taşımaktadır. Buna göre; birinci bölüm KAYNAŞTIRMA UYGULAMALARI VE
BAŞARININ DEĞERLENDİRİLMESİ’ ni içermektedir.
Eski yönetmelikte kaynaştırmaya ilişkin (madde 23) (f) bendinde yer alan
“Kaynaştırma uygulamaları yapılan okul ve kurumlardaki personel, diğer
öğrenciler ve onların aileleri özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin özellikleri
hakkında okul idaresince yapılan planlama doğrultusunda RAM, BEP geliştirme
birimindeki ilgili kişilerce bilgilendirilir” düzenlemesinin önemli olduğuna
inanıyor, bu hükmün yeni yönetmelik kapsamına da aynı şekilde alınmasında
yarar bulunmaktadır. Özel eğitime ilişkin bilgilendirme çalışmalarının
arttırılması, kaynaştırma uygulamalarının etkinliğini arttıracak, hayata geçirecek,
yayılımını sağlayacaktır.
Madde metninde yer alan; tam zamanlı kaynaştırmaya devam eden öğrenciler ve
özel eğitim sınıflarında eğitimlerine devam eden öğrencilerin yılsonu başarı
puanı ayrı hesaplanması ve okul başarı puanı dışında tutulmasının fırsat eşitliği
ilkesine aykırı olduğunu ve bu uygulamanın ayrımcılık teşkil edebileceği
yönünde kaygılarımız bulunmaktadır. Bu hükmün madde metninden
çıkarılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz. Bir örnek vermek gerekirse tam
zamanlı kaynaştırma uygulamalarında özel eğitime ihtiyaç duyan bireye diğer
akranlarıyla aynı eğitim programı uygulanmakta ve okulu bitirdiğinde aynı
bitirme belgesi verilmektedir. Bu öğrencinin sınav uyarlamaları, destek eğitim
hizmetleri ve BEP kapsamında kendisine konulan hedefleri gerçekleştirmesi
halinde aldığı başarı puanının ayrı tutulmasının Anayasa’da yer alan eşitlik
ilkesine uygun olmadığı ileri sürülebilecektir.
Yönetmelik İkinci Kısım, ikinci bölüm ÖZEL EĞİTİM SINIFLARI’ na ayrılmıştır.
Yeni yönetmelikte bu düzenleme ile tam zamanlı kaynaştırma uygulamaları
yanında eski yönetmelikte olduğu gibi özel eğitim sınıfı uygulamalarına yer
verilmiştir. Eski yönetmelikten farklı olarak özel eğitim sınıflarında; sadece
görme ve işitme engelli öğrenciler için bulunduğu okulun eğitim programını
uygulayan özel eğitim sınıfları açılabileceği, bunun dışında tüm özel eğitime
ihtiyacı olan bireyler için özel eğitim programı uygulayan özel eğitim sınıfları
açılabileceği, ayrıca tüm kademelerde açılan bu sınıflarda derslerin sınıf
öğretmenleri tarafından okutulacağı öngörülmüştür. Bu düzenlemenin eski
yönetmelikte yer aldığı şekliyle (belki biraz daha sadeleştirilerek kaleme
alınmasını) değiştirilmesini önermekteyiz.
Ayrıca, özel eğitim programları uygulayan özel eğitim sınıflarında derslere giren
sınıf öğretmenleri “özel eğitim öğretmeni” olmalıdır.
Yönetmelik üçüncü bölüm DESTEK EĞİTİM ODASI başlığını taşımaktadır.
Bu bölümün “Okul ve/veya Kurumlarda Destek Eğitim Hizmetleri” şeklinde
değiştirilmesini önermekteyiz. Önerilen başlığın altında ilk kısım destek eğitim
odasına, diğer kısım da destek eğitim personeline ilişkin olmalıdır. Okul ve/veya
kurumlarda destek eğitim hizmetlerinin güçlendirilmesi, Rehabilitasyon
merkezlerine olan ihtiyacı zaman içerisinde azaltarak minimuma indirecek,
böylece bir yandan okul dışında eğitim kurumlarının azalmasına yol açacak, öte
yandan okulları güçlendirecek, tüm öğrencilerin fırsat eşitliği kapsamında eğitim
almalarını sağlayacaktır. Bu nedenle, bu bölümün değiştirilmesini ve kapsamının
genişletilmesini öneriyoruz.
Yönetmelik dördüncü kısım OKULLAR VE KURUMLAR başlığını taşımakta olup
birinci bölüm ÖZEL EĞİTİM OKUL VE KURUMLARI’na ayrılmıştır.
Yeni yönetmelik bu maddelerde ilk olarak 37 aydan gün alan ve 66 ayını
doldurmayan çocuklar için özel eğitim anaokulu, 48 aydan gün alan 66 ayını
doldurmayan çocuklar için özel eğitim okulları bünyesinde özel eğitim
anasınıfları açılacağı düzenlenmiştir. Anasınıflarında sınırlı olarak ayrıştırma
uygulamalarına yer verilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Kaynaştırma ve
bütünleştirme uygulamalarına erken başlanması uygulamanın etkinliği
açısından son derece önemlidir.
Sadece gündüzlü ve/veya yatılı ilkokulların sadece İşitme veya görme yetersizliği
olan bireyler için açılacağı öngörülmüştür. Bu düzenleme uluslararası
uygulamalara uygun ve yerinde bir uygulamadır.
İlköğretimlerini tamamlayan, genel, mesleki ve teknik ortaöğretim programlarına
devam edemeyecek durumdaki özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere iş ve mesleğe
yönelik bilgi ve beceriler kazandırmak amacıyla gündüzlü meslek okulları açılması,
Eğitim Uygulama Ortaokulu’nu tamamlayan, genel, mesleki ve teknik ortaöğretim
programlarına devam edemeyecek durumdaki orta veya ağır düzeyde zihinsel
yetersizliği olan bireyler ile otistik bireyler için, işe yönelik beceriler kazandırmak
amacıyla GÜNDÜZLÜ İŞ UYGULAMA OKULLARI açılması, mesleğe yönlendirmeye
ilişkin düzenlemelerin de yerinde olduğunu düşünüyoruz.
Yönetmelik beşinci kısım Kurullar, Komisyonlar, Birimler ve Ekipler
düzenlemektedir. Birinci bölüm,
Milli Eğitim Müdürlüklerindeki Kurullar,
Komisyonlar ve Birimleri düzenlemiştir.
Bu hükümler uyarınca, “Özel eğitim Hizmetleri Kurulu”; Özel eğitim
değerlendirme kurul raporu doğrultusunda ve velinin/vasinin yazılı talebi dikkate
alınarak bireyin resmî bir okula/kuruma yerleştirilmesine karar vermek ve gerekli
özel eğitim tedbirlerini almakla görevlidir… Aynı zamanda bu kurul, Özel eğitim
değerlendirme kurul raporu ve velinin/vasinin yazılı talebi doğrultusunda özel
okullarda öğrenimlerini sürdüren öğrenciler için bulunduğu okulda
kaynaştırmayla eğitime devam kararı alır… Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler
için velinin/vasinin yazılı başvurusu, öğretmenin uygun görüşü doğrultusunda
velinin kendisi ya da veli tarafından sağlanacak bir kişinin öğrenciye destek
olmak üzere okulda/sınıfta bulunmasına karar vermek de Özel Eğitim Hizmetleri
Kurulu’nun görevleri arasındadır.
Madde metninde “Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için velinin/vasinin yazılı
başvurusu, öğretmenin uygun görüşü doğrultusunda velinin kendisi ya da veli
tarafından sağlanacak bir kişinin öğrenciye destek olmak üzere okulda/sınıfta
bulunmasına karar vermek” düzenlemesi ile yeni yönetmelikte çok önemli bir
uygulama olan “gölge öğretmen” uygulamasına yer verilmiştir. Bu tüm özel
gereksinimli bireyler ve aileleri için sevindirici bir gelişme olmuştur. Madde
metninde eski yönetmelikte olduğu gibi “gerektiğinde görüşlerine başvurulmak
üzere bireyin velisi/vasisi ve ilgili kurumlardan/kuruluşlardan kişilerin kurula
katılımı sağlanır” hükmü ile birlikte “Özel eğitim değerlendirme kurul raporu
doğrultusunda ve velinin/vasinin yazılı talebi dikkate alınarak bireyin resmî bir
okula/kuruma yerleştirilmesine karar vermek” düzenlemesi yer almaktadır. Bu
maddeye gerektiğinde görüşlerine başvurulmak üzere bireyin velisi/vasisi ve
özel eğitime ihtiyacı olan bireyin katılımı sağlanır ibaresinin eklenmesi
uygundur. Ayrıca Özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda ve
velinin/vasinin yazılı talebi dikkate alınarak bireyin resmî bir okula/kuruma
yerleştirilmesine karar vermek ve gerekli özel eğitim tedbirlerini almak
maddesine; “resmi ve/veya özel okul/kuruma yerleştirilir” şeklinde veli talebi ve
okul eğitim ücretini üstlenmesi doğrultusunda özel okullara da yerleştirme
yapılabileceği hususunun eklenmesi gerekmektedir. Bu maddenin mevcut
haliyle takip eden c bendi yani, “Özel eğitim değerlendirme kurul raporu ve
velinin/vasinin yazılı talebi doğrultusunda özel okullarda öğrenimlerini sürdüren
öğrenciler için bulunduğu okulda kaynaştırmayla eğitime devam kararı almak”
maddesi birlikte değerlendirildiğinde; veli/vasi özel okul eğitim ücretini üstlense
dahi ancak resmi okullara yerleştirme yapılabileceği, eğitimde tür ve kademeler
arası geçişlerde özel okullara yerleştirme kararı verilemeyeceği, ancak, özel
okullarda eğitimine devam eden öğrenciler için “eğitime devam” kararı
verilebileceği gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Bu da eğitime ilişkin temel
düzenlemelere, mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
Bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi;
(madde 50) Özel eğitim
ihtiyacı olan öğrenciler için okullarda/kurumlarda BEP hazırlamak amacıyla BEP
geliştirme birimi oluşturulur.
Bu madde içerisine gerektiğinde görüşlerine başvurulmak üzere, özel eğitim
değerlendirme kurulundan bir üyenin, özel eğitime ihtiyacı olan öğrencinin
BEP’ine katkı sağlayacağı öngörülenlerin BEP geliştirme birimine katılımı
sağlanır şeklinde bir ekleme yapılmasını önermekteyiz. Bir örnek vermek
gerekirse, BEP hazırlanan öğrenci aynı zamanda okul dışında destek eğitim
hizmeti kapsamında bir rehabilitasyon merkezinde özel eğitim hizmeti alıyor
olabilir. Bu durumda aynı öğrenci için birden fazla BEP hazırlanma ve uygulanma
durumu ortaya çıkacaktır. Halbuki okulda hazırlanan BEP’e destek eğitim
hizmetleri kapsamında da devam edilmesi uygulamanın etkinlik ve verimini
arttıracak, öğrenciye daha fazla yarar sağlayacaktır.
Rehberlik ve psikolojik danışma servisi; (madde 55) (1) Rehberlik ve psikolojik
danışma servisi okullarda/kurumlarda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini
yürütür. Bu servis okuldaki/kurumdaki birim, kurul, komisyonlar ve RAM’la iş birliği
içinde çalışır.
Okul ve kurumlarda “Bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi”,
“Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu” “Rehberlik ve
psikolojik danışma servisi” yanında “özel eğitim servisleri”nin kurulması
gerekmektedir. Rehberlik ve özel eğitim hizmetlerinin tek bir yönetmelik altında
birleştirilerek verilmesinden hareketle okul kurumlarda kurulacak Rehberlik ve
psikolojik danışma servisi’nin, “REHBERLİK, PSİKOLOJİK DANIŞMA VE ÖZEL
EĞİTİM SERVİSİ” adı altında yeniden düzenlenmesini, tüm okul ve kurumlarda
ders saati uygulamasına tabi olmayan bir özel eğitim öğretmeni “kadrosu”
bulunması uygulamasına geçilmesini öneriyoruz. Özel eğitime ilişkin rehber,
danışman ve uygulayıcı olarak görev yapan bu öğretmenin varlığı, engelsiz okul
modeline geçişte daha da önem arzedecektir düşüncesindeyiz.
Yönetmelik üçüncü bölüm; “Rehberlik ve Araştırma Merkezlerindeki Kurullar,
Komisyonlar” a ilişkindir. Buna göre ÖZEL EĞİTİM DEĞERLENDİRME KURULU
(madde 56)
Eski yönetmelikte yer alan “Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunu dikkate
alarak birey için en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine
ilişkin öneride bulunmak” hükmünün değiştirilerek/düzeltilerek “Eğitsel
değerlendirme ve tanılama sonucunu dikkate alarak birey için KURAL OLARAK
en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine ilişkin öneride
bulunmak” şeklinde yer almasını öneriyoruz. Eski yönetmelikte “en az
sınırlandırılmış ortam ve kaynaştırma” uygulamalarına her fırsatta yer
verilmesine rağmen, yeni yönetmelikte bu hususa çok fazla yer verilmediği
görülmektedir. Bu hususa dikkatinizi çekmek isteriz. Yeni yönetmelikte
bütünleştirme amaç ve ilkeler arasına alınmasına rağmen, en az sınırlandırılmış
ortam ve kaynaştırma ilkesine en azından yönetmelik kapsamında daha fazla
vurgu yapılmasının yerinde olacağına inanıyoruz.
ÖZEL EĞİTİM DEĞERLENDİRME KURULU’NUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI
(madde 58) (1) Özel eğitim değerlendirme kurulunun çalışma usul ve esasları
şunlardır:Kurul üyelerinin görev süresi iki yıldır. Süresi biten üye yeniden
görevlendirilebilir. Kurul üyelerinin görevden ayrılması halinde en geç onbeş gün içinde
yerlerine görevlendirme yapılır. Kurul kararları oy çokluğu ile alınır. Oyların eşit olması
halinde başkanın oyu iki oy sayılır. Kurula yapılan başvurular en geç altmış gün içinde
karara bağlanır ve düzenlenen rapor bireyin velisi/vasisi ya da yazılı dilekçe ile
yetkilendirdiği kişiye imza karşılığı verilir.
Eğitsel değerlendirme ve tanılama yapılmak üzere “Kurula yapılan başvurular en
geç altmış gün içinde karara bağlanacağı” hususunun değiştirilerek ve
düzeltilerek 30 güne indirilmesini önerilmektedir. 60 gün süre, eğitim ve öğretim
açısından uzun bir süredir. Eğitsel değerlendirme ve tanılamanın mümkün
olduğunca çabuk ve her halükarda 30 günü aşmayan bir süre içerisinde
sonuçlandırılması gerektiğine inanmaktayız.
Yönetmelik altıncı kısım “Personel, Görev ve Sorumlulukları”na aittir. Buna göre
birinci bölüm; OKULLARDA VE KURUMLARDA GÖREVLİ PERSONELİN GÖREV
VE SORUMLULUKLARI düzenlemektedir.
Okullarda özel eğitim hizmetleri biriminin kurulmasına ilişkin yukarıdaki
önerimizi burada da yineliyoruz. Okuldaki öğretmenlerin ile rehberlik ve
psikolojik danışma hizmetleri kapsamında işbirliği içinde çalışmalarını sağlamak
gibi bir amacı gerçekleştirmek okulda özel eğitim öğretmeni bulunmadığı sürece
mümkün olmayacaktır.
Kayıt için gerekli belgeler (madde 85) (1) Okullara kayıtlarda: (a) Fotoğraf, (b)
Yatılı okullar/kurumlar için sağlık kurulu raporu, (c) Yerleştirme kararı alınmış
öğrenciler için özel eğitim hizmetleri kurulu kararının sureti aranır.
Okula kayıtlarda “Yerleştirme kararı alınmış öğrenciler için özel eğitim hizmetleri
kurulu kararının sureti” maddesinin yönetmelikten çıkartılması gerektiğini
düşünmekteyiz. Yerleştirme kararının bir örneği “Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu”
tarafından okula re’sen gönderilir. İdare hukukunun temel prensipleri içerisinde
mevcut uygulama hukuka uygun ve yerinde bir uygulamadır. Veliden kayıt kabul
esnasında Yerleştirme kararı alınmış öğrenciler için özel eğitim hizmetleri kurulu
kararının suretini istemeye dair uygulamanın eğitim ve öğretimi aksatacağı, eokul sistemi düşünüldüğünde gereksiz bir uygulama olduğu düşünülmektedir.
Bu hüküm yönetmelikten çıkartılmalıdır.
ÖĞRENCİ BAŞARISININ DEĞERLENDİRİLMESİ
(madde
88)
Bu
madde
“Kaynaştırma ve Başarının Değerlendirmesi” başlıklı kısımda yer almalıdır. Bu madde
de tekrarlar mevcuttur.
Yönetmeliğin diğer hükümlerinin değerlendirmesi ve bu hükümlere ilişkin öneriler
konusunda ayrıca bir çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmanın bitiminde diğer öneriler de
kamuoyunun dikkatine sunulacaktır.
Özel eğitim alanında “yeni yönetmelik”’in bir çok yeni düzenleme ve uygulama yanında
en azından bütünleştirmeyi ilkeleri arasına alması dolayısıyla özel eğitime yeni
uygulamalar, kolaylıklar ve gelişmeler getireceği inanç ve umuduyla…
Saygılarımla,
Av.Jülide Işıl Bağatur
Download

Yeni Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği Neler Getiriyor?