II.ULUSAL SA⁄LIK KURULUfiLARI
ÇEVRE YÖNET‹M‹ SEMPOZYUMU
22-23 May›s 2014
Editör
PROF. DR.YAfiAR BA⁄DATLI
‹stanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi
2014 - Beyaz›t / ‹stanbul
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
II. ULUSAL
SAĞLIK KURULUŞLARI
ÇEVRE YÖNETİMİ
SEMPOZYUMU
22-23 Mayıs 2014
Editör
Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
2014
İSTANBUL
1
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Bu Kitabın yayın hakkı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne mi Birimi’ne ai er.
Telif Hakları Yasası uyarınca bu kitap kısmen ya da tamamen basılamaz, kopyalanamaz,
mikrofilme çekilemez; teksir fotokopi veya başka teknikle çoğal lamaz; bilgisayarda,
dizgi makinelerinde işlenebilecek bir ortama aktarılamaz, gerek ğinde kaynak gösterilerek alın yapılabilir. Alın , kaynaklar ve içerik ile ilgili sorumluluk yazarlara ai r.
İSTANBUL 2014
Eser Adı: II.ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU
ISBN : 978-605-85833-1-3
Baskı ve Cilt: Birmat Basım Yayın
100. Yıl Mahallesi, Matbacılar Sitesi, 1. Cadde No: 131, Bağcılar / İstanbul
Tel: 212 629 05 59
Tasarım: Ça Grafik
Abbasağa Mahallesi, Kasap Kamil Sokak No: 5 D. 1, Beşiktaş / İstanbul
Tel: 212 260 92 32
Basım Tarihi: Mayıs 2014
Kapak resmi Tıbbi ressam Buket SERDAR tara ndan yapılmış r.
2
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ORGANİZASYON KOMİTESİ
BAŞKAN
Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
İ.Ü Hastaneleri Çevre Yöne m Koordinatörü
ÜYELER
Prof. Dr. Dildar KONUKOĞLU
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi Üyesi
Doç. Dr. Fulya YAMAN AĞAOĞLU
İ.Ü Onkoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi Başkanı
Prof. Dr. Ferda DOĞAN
İ.Ü Diş Hekimliği Fakültesi Çevre Yöne m Birimi Başkanı
Doç. Dr. Sait Mesut DOĞAN
İ.Ü Kardiyoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi Başkanı
Emine Ercan ÇUBUKÇU
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sağlık Kuruluşlarından Kaynaklanan A klarının Yöne mi Şube Müdürü
Dr. Hüseyin İLTER
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanı
BİLİMSEL KOMİTE
FULYA AĞAOĞLU
FATİŞ ALTINDAŞ
YAŞAR BAĞDATLI
ENDER ÇETİN
FERDA DOĞAN
SAİT MESUT DOĞAN
OSMAN GÜMRÜ
BÜLENT GÜRLER
BİLGE HAPÇIOĞLU
ATEŞ KADIOĞLU
LEMAN KUTLU
DİLDAR KONUKOĞLU
PELİN ÖCAL
ÇETİN ÖNSEL
SUPHİ VEHİD
GÜLSÜM YILMAZ
ERAY YURTSEVEN
İ.Ü Onkoloji Ens tüsü
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Mühendislik Fakültesi
İ.Ü Diş Hekimliği Fakültesi
İ.Ü Kardiyoloji Ens tüsü
İ.Ü Diş Hekimliği Fakültesi
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İ.Ü Mühendislik Fakültesi
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Not: Soyadı alfabe k sıralamasına göre yapılmış r.
3
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SOSYAL KOMİTE
LEMAN KUTLU
FATMA AZİZOĞLU
MUSTAFA DALLI
ORHAN YILMAZ
SERAP TATLIOĞLU
AYLA KARAPINAR
MENEKŞE M.CAN
AYCAN KELEZ
BUKET S. YÖRÜKÇÜLER
HAMDULLAH TEKGÖZ
BURCU DOĞAN
SERDAR M. ALTINKUM
NURGÜL TAYRAN
AYŞE DİDEM ÇAKIR
GÜZİN HOŞSÖZ
GANİME FIRAT
HÜLYA DİZER
MERVE PİRECİOĞLU
SEMRA ÜNAL
NACİYE ÖZ
İLETİŞİM
Ph. D. Serdar M. ALTINKUM
0532 425 54 63
Burcu DOĞAN
0545 248 23 20
0212 414 30 76 / 23070-71
E-Mail: cevreyone [email protected]
Tel: 0212 414 30 00 / 230 70 71 /414 30 76
Web: www.istanbul.edu.tr/sakucev
4
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ÖNSÖZ
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), “sahibinin istemediği, ih yaç duymadığı, kullanmadığı, arıtma ve uzaklaş rma gerek ren maddeler”i a k olarak tanımlar.
Üre m , pazarlama ve ulaşım faaliyetlerindeki genişleme, doğal kaynakların daha yoğun kullanımını kaçınılmaz kılarken, sürekli artan tüke m eğilimi ile birlikte oluşan a klar da, hem miktar
ve hem de zararlı içerikleri sebebiyle çevre ve insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmış r
Gelişen çevre bilinci ile birlikte çevrenin korunması bütün dünyada ülkelerin temel poli ka öncelikleri arasında giderek ön sıralara çıkmış ve a k yöne mi de çevre koruma poli kaları arasında ağırlıklı bir yer bulmuştur.
A k yöne mi, ülkemizde 1930’lardan i baren başlamış ve çok sayıda yasal düzenlemeye konu
olmuştur. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi görevlisi Romanyalı toprak ve tarım uzmanı
Sayın Calin Georgescu’nun 2011 yılında hazırladığı ve BM sunduğu bir raporunda, “ Sağlık kuruluşları tara ndan üre len toplam a ğın yüzde 20-25’i tehlikeli olarak kabul edilir ve yöne lir,
uygun bir şekilde imha edilmedikleri takdirde, çeşitli sağlık ve çevre riskleri oluşturabilir,“ denilmektedir.
Sağlık kuruluşlarının faaliyetleri sırasında ortaya çıkan a kların diğer a k türlerinden daha yüksek oranda İnfeksiyon riski taşıdıkları bugün ilgililer ha a halk tara ndan da bilinmektedir. Tıbbi
a klara yönelik yetersiz ve uygunsuz işlemler, ciddi halk sağlığı sorunları oluşturduğu gibi çevre
üzerinde de olumsuz etkiler yapabilmektedir.Bu sebeple güvenli bbi a k yöne mi, çevre ve
insan sağlığının korunmasında önemi olan bir konu haline gelmiş r.
T.C. Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tara ndan bbi a kların güvenli yöne mi amacıyla Yayımlanan
Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği (tarih:22.07.2005, rg:25883)’nde sağlık kuruluşlarından
kaynaklanan a kları dört ana başlık al nda toplamış r.
Tıbbi a klar, gerek içeriklerindeki hastalık yapıcı veya bulaş rıcı maddelerle doğrudan; bazen de
fare, sinek vb. haşere, kemirgen ve diğer canlılar için (fauna) beslenme ve üreme kaynağı olması
nedeniyle insan ve çevre sağlığını dolaylı olarak olumsuz etkileyebilmektedir.
Özellikle bbi a kların diğer a klarla karış rılması sonucu, bir hastanede bulunmayla sebep
ilişkisi gösteren, sağlık personeli, yatan hasta ve ziyaretçilerde hastane enfeksiyonları,ayrıca dışarıdaki çöp karış rıcılarında ve çöp depolama alanları civarında yaşayanlarda ,başta deri olmak
üzere üriner sistem ve akciğer enfeksiyonlarının daha sık görüldüğü bilinmektedir.Morbidite ve
mortalitesi çok yüksek r.Tıbbi a k oluşumunu ar rır. Ülke için ekonomik yükü çok fazladır.Basit
birtakım temel uygulamalarla %20-30 oranında bu infeksiyonlar önlenebilmektedir. Bu işlemlerin başında dezenfeksiyon ve gerekli hijyenin sağlanması gelmektedir. Nano-silver ile yapılacak
bir üst düzey dezenfeksiyon en kirli alanlarda bile 30 gün süren bir hijyen sağlamakta olduğunu yap ğım çalışmalarda gördüm.Bu yöntem yoğun bakım ve ameliyathaneler gibi daha temiz
alanlarda %9 luk dilusyonlar kullanmak sure yle uygulandığında 6-7 ay ile bir yıl arasında süren
bir temizlik sağlamış r.Hasta ve çalışan sağlığı ile alan açısından son derece yararlı olmuştur.
Nano-teknoloji ile dezenfeksiyon ıslak olmamak kaydı ile tüm yüzeylerde kullanılabilmektedir.
Kişi ve ülke açısından,işgücü kaybını önlemesi,an biyo k kullanımını ortadan kaldırması gibi
ekonomik kazanımlarıda vardır.
5
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Dünya Sağlık Örgütü(WHO), hastanelerde oluşan Sağlık bakım a kları diğer hastalara, sağlık çalışanlarına ve genel halka bulaşabilir zararlı mikroorganizmaları içerir demektedir. 2004 yılında
Dünya genelinde her yıl 16.000.000.000 enjeksiyon yapıldığını bildirerek, kontamine şırıngaların
yol aç ğı riskleri de aşağıdaki gibi sıralamış r; şöyle sıralamış r:
21 milyon Hepa t B (HBV) infeksiyonu (tüm yeni infeksiyonların % 32’i)
2 milyon Hepa t C (HCV) infeksiyonu (tüm yeni infeksiyonların %40’ı)
260.000 HİV infeksiyonu (tüm yeni infeksiyonların %5’i)
Sağlık faaliyetleri sırasında üre len toplam a k miktarının yaklaşık % 80’i evsel a klar, kalan %
20 ise, infeksiyoz, toksik ,radyoak f ve tehlikeli a klar olarak kabul edilmiş r.
DSÖ(WHO) bbi a kların tanımlanması ve yöne minde aşağıdaki prensipleri belirlemiş r:
a) A klar için çevresel iyi yöne m poli kaları geliş rilerek, bbi a ğa maruz kalma sonucunda
oluşacak risklerin sağlık çalışanları ve toplum açısından engellenmesi
b) Atmosfere yayılan zehirli gazların azal lması konusundaki global çabalara destek verme ve
global değişimlerin başlamasını erteleme
c) Stockholm kalıcı organik a klar antlaşmasının desteklenmesi
d) Basel tehlikeli ve diğer a klar antlaşmasının desteklenmesi
e) Yüksek ısıda yakma esnasında oluşan toksik ve kanserojen olan a k gaz (Furan ve Dioksin)
atmosfere yayılımının azal lması
A kların üre ldiği noktalarda ayrımı öncelikli ve önemlidir.Bu konuda daha çok hastanelerdeki
servislerde sorun yaşandığı gözlenmiş r.Anketler yoluyla sebepleri araş rıldığında, gözlem ve
daha sonrasında yapılan sözlü sorgulamalarda; bilgi eksikliği, iş yükü fazlalığı, eleman eksikliği,
dikkatsizlik ve a k yöne mi konusunda ha rla cı duyuru, afiş eksikliği dile ge rilmiş r. Konu ile
ilgili farkındalığı ar rmaya yönelik yöntemlerin kullanıldığı uygulamalı eği m yapılması, denem çalışmalarının sürdürülmesi, duyuru ve afiş asılması, daha da önemlisi ulusal ve uluslararası
düzeyde toplan ların düzenlenmesi gerekliliğidir.
Konunun insan boyutunun çok ön planda olması sebebiyle, davranışlarımızı belirleyen kendi
kültür değerlerimiz açısından ahlaki boyutu eği m bölümünde etraflıca ele alınmış r.
Ayrıca A k birim fia nın belirlenmesindeki etkin unsurların taraflarca ele alınarak objek f kriterlerin oluşturulmasınada imkan sağlandı. Sempozyumumuzun insanlık ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diler,sevgi ve saygılarımı sunarım.
Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
İ.Ü. Hastahaneler Genel Direktörlüğü Çevre Yöne m Koordinatörü
6
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
1944 yılında Malatya’da doğdum. İlkokulu Malatya’da Ortaokul ve Liseyi Gaziantep’te okudum.
1963-64 öğre m yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı fakültede1972 yılında Mikrobiyoloji,
Parazitoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim dalında asistan oldum. 1977 Yılında Bakteriyoloji
ve İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı oldum. 1979-1999 yılları arasında infeksiyon hastalıkları kliniğinde uzman ve öğre m üyesi olarak bulundum.
1981’de Doç. 1988 yılında Prof. oldum. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Mikrobiyoloji Paraztolojive enfeksiyon hatalıkları dersleri ile Uğur Derman İngilizce Programında Tıbbi
Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları derslerini verdim.
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Ens tüsünde Enfeksiyon Hastalıkları uzmanlığı konsultanı ve
İnfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi İnfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı ve yöne m kurulu üyeliği yap m.
T.C. Adalet Bakanlığı Ulusal DNA Veri Bankası Yasa Hazırlık Komisyonu Başkanı, Adli Tıp Kurumu
Biyoloji İh sas Daire Bşk. 5. İh sas ve Genel Kurul üyeliği ile Enfeksiyon Kontrol Komitesi kurucusu ve başkanlığı yap m.
Avrupa Birliği Çevre Komisyonu İntensynergy kurulu üyesiyim.
Tıbbi A klar çevre ve insan sağlığı konularında Avrupa Birliği ve Eski adıyla Çevre ve Orman Bakanlığında eği m seminerleri, biyolojik silahlarla ilgili olarakta bazı bakanlıklarda eği m verdim.
SCI Expanded kapsamında olan Tubitak ve Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi’nin bilimsel kurullarında özellikle yabancı dilde yazılan bilimsel makalelerde hakem olarak yer aldım.
Son olarak ta 2011 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Çevre Yöne m Birimini kurmakla görevlendirildim. Halen İ.Ü.C.T.F Çevre Yöne m Birimi Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Hastaneleri
Çevre Yöne m Koordinatörü olarak bulunmaktayım. Evliyim ve üç çocuk babasıyım.
7
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ
II. ULUSAL SEMPOZYUM PROGRAMI
22 MAYIS 2014 (1.GÜN)
08:30-11:30 KAYIT- AÇILIŞ
09.30-10.00 KONFERANS: SAĞLIKTA SAĞLIKLI YAPILAR
Ayşe BALANLI, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Emekli Öğre m Üyesi
10:00-11:30 AÇILIŞ KONUŞMALARI
Sempozyum Başkanı
İ.Ü. Hastaneler Genel Direktörü,
İstanbul Üniversitesi Rektörü
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili
11:30-12:00 KONFERANS: ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE
GELDİĞİ NOKTANIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Yaşar BAĞDATLI, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi Başkanı
12: 00-13:00 YEMEK
13:00-14:20 1.OTURUM: SAĞLIK KURULUŞLARINDA TIBBİ ATIK YÖNETİMİ
Oturum Başkanları: Şafak Sahir KARAMEHMETOĞLU
İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcı
Fa ş ALTINDAŞ, İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı
13:00-13:15 A k Yöne mine Sağlık Bakanlığının Yaklaşımı
Hüseyin İLTER
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanı
13:15-13:30 Tıbbi A kların Toplanması, Bertara Ve Depolanması; Afyonkarahisar İli Örneği
Emrullah GÜLLÜK, Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi,
Çevre Müh. Bölümü
13:30-13:45 Tıbbi A kların Yöne mi; Isparta İli Örneği
Kaan IŞINKARALAR
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Müh. Bölümü
13:45-14:00 Evde Bakım Alan Hastalardan Oluşan Tıbbi A klar
G. Serap TATLIOĞLU, İ.Ü. Kardiyoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi
14:00-14:15 SORU-CEVAP-KATKI
14:15-14:30 ARA
8
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
14:30-15:45 2. OTURUM: SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN ATIKLARIN MALİYET ANALİZİ
Oturum Başkanları: Özgün ENVER, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı
Pelin ÖCAL,
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi Evsel A k Birim Başkanı
14:30-14:45 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Örneği
Pelin ÖCAL,
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi Evsel A k Birim Başkanı
14:45-15:00 Kamu Hastaneleri Örneği
Yıldız ŞAHİN,
Türkiye kamu hastaneleri Kurumu Sağlık Bakım ve Hasta Hizmetleri Daire Başkanı
15:00-15:15 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Örneği
Burcu TAŞKINOĞLU, İBB A k Yöne mi Müdürlüğü
15:15- 15:30 Tıbbi A k Sterilizasyon Tesislerinin Maliyet Bileşenleri
Se ar YALTIR, Tüm Tıbbi A k Tesisi İşletmeciler Derneği (TASTİD)
15:30 -15:45 SORU-CEVAP-KATKI
15.45-16.00 ARA
16:00-17:00 3. OTURUM: TIBBİ ATIKLARIN ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ VE BERTARAF YÖNTEMLERİ
Oturum Başkanları: Beyhan ÖMER, İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya AD
Bülent GÜRLER, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD
16:00-16:15 Sağlık Kuruluşlarında Oluşan Tehlikeli A kların Yöne mi ve Yakılarak
Bertaraf Edilmesi
Şahan DEDE, İZAYDAŞ Yakma Tesisi İşletme Müdürlüğü
16:15-16:30 Depolama Sahalarının Amaca Uygun Olarak Hazırlanması
Aydın BARAN, İSTAÇ A.Ş. Avrupa Yakası Saha Hizmetleri Müdürlüğü
16:30-16:45 Bir Üniversite Hastanesinde A k Yöne mi Kapsamında Verilen Eği min
Değerlendirilmesi
Banu TERZİ
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü
16.45-17.00 SORU-CEVAP-KATKI
9
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
23 MAYIS 2014 (2.GÜN)
09:30 -09:50 KONFERANS: SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİNDE ERİŞKİN EĞİTİMİ
Sevim ULUPINAR
Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü
Hemşirelik Öğre mi AD
09:50-10:10 KONFERANS: SAĞLIK KURULUŞLARINDA ÇEVRE YÖNETİMİ
HİZMETLERİNİN AHLAKİ BOYUTU
Mustafa İsmail BAĞDATLI, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
10:10-10:20 ARA
10:20-11:35 I. OTURUM: ATIK YÖNETİMİ I
Oturum Başkanları: Mehmet Bilgin SAYDAM, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı
Bilge HAPÇIOĞLU, İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD
10:20-10:40 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalında Radyoak f
A kların Yöne lmesi
Çe n ÖNSEL, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp AD
10:40-11:00 Aile Sağlığı Merkezlerinde Tıbbi A k Yöne minin Değerlendirilmesi
İbrahim BAYHAN, Urfa Halk Sağlığı Başkanlığı
11:00-11:20 Sağlık Kuruluşlarında Çevre E ği Eği minin Önemi
Abdullah KARATAŞ, Niğde Üniversitesi
11:20-11:35 SORU-CEVAP-KATKI
11:35-12.00 KONFERANS: HASTANE ATIK SULARININ YÖNETİMİ
Gülsüm YILMAZ, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği
12:00-13:00 YEMEK
13:00-14:00 2. OTURUM: ATIK YÖNETİMİ II
Oturum Başkanları: Yaşar BAĞDATLI, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Çevre Yöne m Birimi Başkanı
Yalçın BÜYÜK, TC Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanı
13:00-13:15 Adli Tıp A kları: Sınıflandırılması, Yöne mi, Kontrolü Ve Bertara
Nihan ZİYADE, Adli Tıp Kurumu
13:15-13:30 Diş Hekimliği Hizmetlerinde A k Yöne mi
Ferda DOĞAN, İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Toplum ve Ağız Diş Sağlığı AD
13:30-13.45 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Birimindeki Hasta ve Yakınlarına
A k Yöne mi Konusunda Verilen Eği min Sonuçlarının Değerlendirilmesi
A. Didem ÇAKIR, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD
10
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
13:45-14:00 SORU-CEVAP-KATKI
14:00-14:15 ARA
14:15-15:00 3.OTURUM: TEHLİKELİ ATIKLAR
Oturum Başkanı: Dildar KONUKOĞLU,
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fak. Tıbbi Biyokimya AD
14:15-14:30 Anestezi A klarının Uzaklaş rılması; Sarf Malzemeleri
Fa ş ALTINDAŞ,
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD
14:30-14:45 Tıbbi Patoloji Laboratuvarında Ksilen ve Formaldehit Buharı
Maruziye nin Araş rılması
Serdar ADAY, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji AD
14:45-15:00 SORU-CEVAP-KATKI
15:00-15:20 KONFERANS: FARMASÖTİK ATIKLARIN YÖNETİMİ
Kadriye KORKMAZ, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi
15:20-15:30 ARA
15:30-16:50 4. OTURUM: ÇEVRE YÖNETİMİ
Oturum Başkanı: Ender ÇETİN, İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi,
Çevre Mühendisliği Bölümü
15:30-15:45 Hastane A ksularının Fizikokimyasal ve Mikrobiyolojik Özellikleri
Selin TOP, Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü
15.45-16:00 İstanbul’daki Kamu Hastanelerinin Yeşil Hastane Ölçütlerine
Uygunluklarının Belirlenmesi
Ayşe Seval PALTEKİ, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD
16:00-16:15 Bir Eği m Hastanesinde İç ve Dış Ortam Gürültü Düzeylerinin Tespi
Nuray BARIŞ, GATA Haydarpaşa Eği m Hastanesi Çevre Yöne m Birimi
16:15-16:30 Bir Sağlık Kuruluşunun Çeşitli Birimlerinde İç Hava Kalitesi Ölçümlerinin
Değerlendirilmesine İlişkin Bir Araş rma
Burcu ONAT, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi,
Çevre Mühendisliği Bölümü
16:30-16:50 SORU-CEVAP-KATKI
16:50
KAPANIŞ KONUŞMASI
11
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İÇİNDEKİLER
SAĞLIKLI SAĞLIK YAPILARI ............................................................................................................................................ 14
Prof. Dr. Ayşe BALANLI
ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE GELDİĞİ NOKTANIN DEĞERLENDİRİLMESİ ............................ 20
Prof.Dr. Yaşar BAĞDATLI
ATIK YÖNETİMİNE SAĞLIK BAKANLIĞININ YAKLAŞIMI .................................................................................................. 24
Hüseyin İLTER
TIBBİ ATIKLARIN TOPLANMASI, BERTARAFI VE DEPOLANMASI; AFYONKARAHİSAR İLİ ÖRNEĞİ ................................. 31
Emrullah GÜLLÜK, M. Yunus PAMUKOĞLU
TIBBİ ATIKLARIN YÖNETİMİ; ISPARTA İLİ ÖRNEĞİ.......................................................................................................... 40
Kaan IŞINKARALAR
EVDE BAKIM ALAN HASTALARDAN OLUŞAN TIBBİ ATIKLAR ........................................................................................ 45
G. Serap TATLIOĞLU, Prof Dr. Yaşar BAĞDATLI
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN ATIKLARIN MALİYET ANALİZİ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÖRNEĞİ .. 47
Pelin ÖCAL
TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU TIBBİ ATIK YÖNETİMİ KAMU HASTANELERİ ÖRNEĞİ ................................. 53
Yıldız ŞAHİN
TIBBİ ATIKLAR ............................................................................................................................................................... 62
Burcu TAŞKINOĞLU
TIBBİ ATIK STERİLİZASYON TESİSLERİNİN MALİYET BİLEŞENLERİ ......................................................................... 75
Se ar YALTIR
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN TEHLİKELİ ATIKLARIN YÖNETİMİ VE YAKILARAK BERTARAF EDİLMESİ ................. 77
Arzu ULUTAŞ , Şahan DEDE
DEPOLAMA SAHALARININ AMACA UYGUN OLARAK HAZIRLANMASI ......................................................................... 85
Aydın BARAN
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ATIK YÖNETİMİ KAPSAMINDA VERİLEN EĞİTİMİN DEĞERLENDİRİLMESİ ................. 98
Hülya GÜL, Fatma AZİZOĞLU, Banu TERZİ, Şehrinaz POLAT, Bilge HAPÇIOĞLU
SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİNDE ERİŞKİN EĞİTİMİ .................................................................................. 102
Sevim ULUPINAR
SAĞLIK KURULUŞLARINDA ÇEVRE YÖNETİMİ HİZMETLERİNİN AHLAKİ BOYUTU ....................................................... 110
Mustafa İsmail BAĞDATLI
İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ NÜKLEER TIP ANABİLİM DALINDA RADYOAKTİF ATIKLARIN YÖNETİLMESİ 120
Prof. Dr. Çe n Önsel
AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE TIBBİ ATIK YÖNETİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ........................................................ 125
İbrahim BAYHAN, M. İrfan YEŞİLNACAR, S. İsmail TEKİNER
SAĞLIK KURULUŞLARINDA ÇEVRE ETİĞİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ .................................................................................... 133
Abdullah KARATAŞ
HASTANE ATIKSULARININ YÖNETİMİ .................................................................................................................... 140
Gülsüm YILMAZ, Yasemin KAYA, İlda VERGİLİ, Z. Beril GÖNDER, Gül ÖZHAN, Berna ÖZBEK ÇELİK,
Serdar Mehmet ALTINKUM, YAŞAR BAĞDATLI
ADLİ TIP ATIKLARI: SINIFLANDIRILMASI, YÖNETİMİ, KONTROLÜ VE BERTARAFI ........................................................ 147
Nihan ZİYADE
DİŞ HEKİMLİĞİ HİZMETLERİNDE ATIK YÖNETİMİ ...................................................................................................... 153
Prof. Dr. Ferda DOĞAN
ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI BİRİMİNDEKİ HASTA VE YAKINLARINA ATIK YÖNETİMİ KONUSUNDA
VERİLEN EĞİTİMİN SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ......................................................................................... 160
Uzm.Hem. A. Didem ÇAKIR, Uzm. Hem. Nurgül TAYRAN, Dr. Hem. Leman KUTLU, Mahi BÜLGÜN,
Gülcan KUŞKONMAZ, Meltem DÖNMEZ, Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
12
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ANESTEZİ ATIKLARININ UZAKLAŞTIRILMASI; SARF MALZEMELERİ ............................................................................ 164
Fa ş ALTINDAŞ
TIBBİ PATOLOJİ LABORATUVARINDA KSİLEN ve FORMALDEHİT BUHARI MARUZİYETİNİN ARAŞTIRILMASI ............... 170
Serdar ADAY, Bilge BİLGİÇ,Öner DOĞAN,Dilek YILMAZBAYHAN
FARMASÖTİK ATIKLARIN YÖNETİMİ .......................................................................................................................... 172
Kadriye KORKMAZ
HASTANE ATIKSULARININ FIZIKOKIMYASAL VE MIKROBIYOLOJIK ÖZELLIKLERI ......................................................... 175
Selin TOP, M. Sinan BİLGİLİ
İSTANBUL’DAKİ KAMU HASTANELERİNİN YEŞİL HASTANE ÖLÇÜTLERİNE UYGUNLUKLARININ BELİRLENMESİ .......... 181
Ayşe Seval PALTEKİ, Gülsüm Nurhan İNCE
BİR EĞİTİM HASTANESİNDE İÇ VE DIŞ ORTAM GÜRÜLTÜ DÜZEYLERİNİN TESPİTİ ...................................................... 189
Nuray BARIŞ, Ender ÇETİN, Burak SELEK, Vedat TURHAN, Yaşar BAĞDATLI
BİR SAĞLIK KURULUŞUNUN ÇEŞİTLİ BİRİMLERİNDE İÇ HAVA KALİTESİ ÖLÇÜMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNE
İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA ............................................................................................................................................. 191
Hülya GÜL, Fatma AZİZOĞLU, Burcu ONAT, Ülkü ALVER ŞAHİN, Bilge HAPÇIOĞLU
TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ HEMŞİRELERİNİN VE
YARDIMCI ÇALIŞANLARININ ATIK YÖNETİMİNE UYUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ .................................... 195
Burcu YILDIZ, Mehmet Ali KILIÇ, Ebru ÖNLER, Tülin YILDIZ, Özkan ATEŞ
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ “ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ”
FİDAN DİKME ETKİNLİĞİ SOSYAL PPROJESİ .............................................................................................................. 197
Fatma AZİZOĞLU, İhsan PAPAKÇI, Betül SÖNMEZ, Hülya GÜL , Bilge HAPÇIOĞLU
TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİNE GENEL BİR BAKIŞ .......................................................................................................... 199
Beste YALÇIN ÇELİK
BİR TIP FAKÜLTESİNİN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNE KATILANLARIN
ÇEVRE DUYARLILIKLARININ BELİRLENMESİ ................................................................................................................ 200
Dr. Hem.Betül SÖNMEZ, Fatma AZİZOĞLU, Dr. Hem. Banu TERZİ, Prof. Dr. Bilge HAPÇIOĞLU
ÇOCUK KLİNİĞİNDE ATIKLARIN KAYNAĞINDA AYRILMASI EVRESİNİN İRDELENMESİ:
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ ÖRNEĞİ ......................................................................................................................... 201
Uzm.Hem. A. Didem ÇAKIR, Uzm. Hem. Nurgül TAYRAN, Dr. Hem. Leman KUTLU, Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ATIK TOPLAYAN İŞÇİLERİN KİŞİSEL HİJYEN DAVRANIŞLARI ...................................... 203
Fatma AZİZOĞLU, Hülya GÜL, Bilge HAPÇIOĞLU, Ehsan PAPAKÇI, Zuhal YAPICI
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ LABORATUVAR GÖREVLİLERİ ARASINDA ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMİNİN
DEĞERLENDİRİMESİ ................................................................................................................................................... 205
Fatma AZİZOĞLU, Serdar ADAY, Beyhan ÖMER, Bilge HAPÇIOĞLU
KURUMA ORYANTASYONDA ÖĞRENCİ HEMŞİRELERE VERİLEN ATIK YÖNETİMİ EĞİTİMİNİN BİLGİ DÜZEYİNE
ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ................................................................................................................................. 207
Nurgül TAYRAN, Esra GÜNGÖRMÜŞ, Leman KUTLU, Ayşegül BAŞAK, Yaşar BAĞDATLI
İSTANBUL DA BİR HASTANEDE 2013 YILINDA TOPLANAN KATI ATIK MİKTARLARI VE TÜRKİYE DEKİ DURUM ............ 212
Hapcioglu B., Azizoglu F., Papakci I., Gul H.
ADLİ TIP KURUMU İHTİSAS KURUL VE DAİRELERİNE GÖRE ATIK TÜRLERİNİN VE ATIK YÖNETİMİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ ................................................................................................................................................. 214
Nihan ZİYADE, Yaşar BAĞDATLI, Yalçın BÜYÜK
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ ÇOCUK SERVİSLERİNDE GÖREVLİ HEMŞİRE VE HEKİMLERİN
ATIK YÖNETİMİ UYGULAMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ....................................................................................... 217
Nurgül TAYRAN, Ayşe Didem ÇAKIR, Leman KUTLU, Eray YURTSEVEN, Yaşar BAĞDATLI
RUTİN LABORATUVARLARDAN ALINAN ÖRNEKLERDE ATIK KOMPOZİSYONUNUN ARAŞTIRILMASI .......................... 220
Serdar ADAY, Fatma AZİZOĞLU, Beyhan ÖMER, Bilge HAPÇIOĞLU
TİP 1 DİYABETLİ İNSÜLİN TEDAVİSİ UYGULAYAN HASTALARIN EVDE OLUŞAN TIBBİ ATIKLARININ YÖNETİMİ
KONUSUNDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ .......................................................................................... 222
Şenay YANIK ZUHUR, A. Didem ÇAKIR, Gülcan KUŞKONMAZ, Leman KUTLU
13
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIKLI SAĞLIK YAPILARI
Prof. Dr. Ayşe BALANLI
Giriş
Yapı, doğanın seçilip sınırlandırılan bir bölümünde, doğadan elde edilen gereçlerle üre len, tüm
(canlı, cansız, doğal, yapma, sosyal, fiziksel) çevresel oluşumları etkileyen ve onlardan etkilenen
yapma bir çevredir. Bu yapma çevre gereksinim duyulduğunda tasarlanır, üre lir, kullanılır ve sonuçta ömrünü tamamlar, yok edilir. Birbirini izleyen bu süreçlerdeki karar ve davranışlar yapının
iç ve dışını çevre nitelikleri açısından olumlu ya da olumsuz etkiler.
Günümüzde çevre ile yapı ilişkisi değişik açılardan ele alınmakta, çevreci (yeşil) yapı kavramı
tar şılmakta ve tanımlar ge rilmeye çalışılmaktadır.
Çevreci yapı,
• En az kaynak (enerji, su, hammadde, yapı ürünleri) tüketen,
• En az a k üreten,
• Canlı sağlığını olumsuz etkilemeyen
nitelikler göstermeli ve bu nitelikler yapının üretim, kullanım ve yok edilme süreçlerinin
tümünde geçerli olmalıdır.
İstanbul Üniversitesi’nin Çapa ve Cerrahpaşa’da bulunan Tıp Fakülteleri yapılarının yok edilip
yeniden yapılması gündemdedir. Bu fakültelerin yerleşkelerinde,
• Önce var olan yapılar yok edilecek,
• Sonra yerlerine yeni yapılar tasarlanacak ve üre lecek r.
Amacı ve işlevi sağlık olan sağlık yapılarının belir len süreçlerde sağlıkla ilişkilendirilmesi gerekir. Süreçlerin bu amaç doğrultusunda irdelenmesine katkı sağlayacağı varsayılan bu sunum,
Türkiye’nin iki büyük Tıp Fakültesi’nin sağlıklı (çevreci) olma nitelikleri açısından önemli görülmektedir.
Var Olan Yapıların Yok Edilmesi
Yapıların yok edilmesi sürecinin çok kapsamlı bir araş rma, saptama ve kararlar ile başlaması
gerekir. Çevre ve ekonomi yönünden zorunlu görülen bu çalışmalar,
• Yapısal a klar / ürünler ve
• Yıkma / sökme yöntemleri
üzerine olmalıdır.
Yapıyı yok etme sürecinde öncelikle yapılardaki ürünlerin (gereç, parça, bileşen, öğe, birim)
düzeylerine, yerlerine, iç yapılarına, çevre etkilerine göre sınıflanması ve böylelikle,
• Yeniden (aynı ya da farklı amaçla) kullanılabilen,
• Geri dönüştürülebilen,
• Sağlığı etkileyebilen,
• Depolanacak,
• Yakılacak
yapısal a kların ve miktarlarının saptanması ile doğru bir yapısal a k planlaması ve yöne mi
gerçekleş rilebilecek r.
Günümüzde yeniden kullanım ve geri dönüşümle a ğı en aza indirme çalışmaları artarak sürmekte, son çalışmalar ‘sı r a k’a ulaşmayı amaçlamaktadır. Örneğin C2C (cradle to cradle - beşikten beşiğe) yaklaşımı bu amaç için geliş rilmiş r.
Yıkılma/ sökülme işlemleri sırasında, yapı ürünlerinde ya da kullanımda olan (asbest lifleri, radyoak f maddeler, toz vb.) sağlığı etkileyecek maddelerin belirlenmesi önem ve öncelikle ele
14
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
alınmalıdır. Örneğin, geçmiş dönemlerde yalı m nitelikleri göze lerek çokça kullanılan, kentsel
dönüşümle yıkılan yapılarda bulunması olası, çevreye yayılan liflerinin solunması ile ölümcül
hastalıklara neden olan asbestli ürünlerin saptanması son derece önemlidir.
Yapıların yıkılma/sökülme yöntemleri a kların geri kazanımı ve çevre sağlığını etkiler. Çevre sağlığı açısından örnek vermek gerekirse, asbestli ürünlerin bulunduğu yapılar ya çok özel önlemler
ile yok edilmekte ya da o yapılara tehlikesinin boyutları düşünülerek dokunulamamaktadır.
Sağlıklı Yapı Tasarımı
Yapı kullanıcılarının gereksinimlerini gidermek üzere tasarlanır. Kullanıcının temel gereksinimi
“yaşamını sağlıkla sürdürme”, yapının asal amacı ise insanı dış çevredeki olumsuzluklardan koruyarak güvenli ve kullanıcısının yapısına uygun bir ortam, kısaca “sağlıklı bir yaşam sürdürme
için sağlıklı bir ortam sunma” dır.
Sağlıklı yapı (healthy building-HB) kullanıcılarının biyolojik, psikolojik, sosyolojik yapılarından
kaynaklanan tüm gereksinimlerini ve gereksinimlerini gidermeye yönelik eylemlerinin gerçekleşmesini iç ve dış çevresinde, fiziksel ve sosyal çevre özellikleri ile karşılar.
Yapıların sağlıklı olarak üre lmesi tasarım sürecindeki kararlar ile olur. Tasarım sürecinin ilk çalışması yapının iç ve dışındaki “çevresel etmenler”in (çevre analizleri) saptanması olmalıdır.
Çevresel etmenler,
• Kullanıcıya,
• Doğal ve yapma çevreye,
• Üretim kaynaklarına,
• Poli ka, yasa ve kurumlara
bağlı olmak üzere dört grupta irdelenebilir.
Kullanıcıya bağlı etmenler kullanıcının tanımlanmasını gerek rir.
Kullanıcının Tanımlanması
Yapıyı kullanan insanların sosyolojik, psikolojik ve biyolojik gereksinimleri, amaçları, eylemleri, yapıdan ve onun çevresinden etkilenimleri ve kullanım süreleri birbirinin aynı değildir. Bu
nedenle, yapının insan sağlığını etkileyen olumsuz özellikleri her koşulda aynı sağlık sorununu
oluşturmayabilir.
Bu doğrultuda kullanıcının;
• Yapıyı kullanım süresine bağlı özelliği (sürekli ya da geçici kullanıcı)
• Sosyolojik, psikolojik ve biyolojik yapısına bağlı özellikleri
nin tanımlanması irdelemede doğru sonuçlar elde edebilme açısından önem kazanır.
Kullanıcının sosyolojik yapısı;
• Grup özellikleri (ırk, ülke, bölge, grupların ilişkileri, bağımlılıkları, amaçları vb.)
• Sosyal normlar (din, ahlak, örf, adet, hukuk vb.)
• Sosyalleşme süreçleri (aile yapısı, eği m durumu, çalışma alanı ve konumu, kültürel
yapı vb.)
Kullanıcının psikolojik yapısı;
• Davranış (fizyolojik, öğrenilmemiş ve öğrenilmiş güdüler vb.)
• Zihinsel süreçler (bebek, çocuk, genç, erişkin, yaşlı, özürlü olma vb.)
Kullanıcının biyolojik yapısı;
• Yaş grubu,
• Risk grubu (bebek, çocuk, özürlü, hasta, madde bağımlısı vb.)
• Biyolojik sistemler (solunum, dolaşım, kas, iskelet vb.) sistemlerin durumu.
15
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Doğal Ve Yapma Çevreye Bağlı Etmenler
Yapının/yapıların konumlanacağı alan ve çevresi, iç çevredeki gereksinimleri doğal ve yapma
çevreye bağlı etmenlerin araş rılması sonucunda tanımlanır. Tasarımların temel verilerini oluşturan ve sağlıklı yapı tasarımları için gerekli bu etmenler;
• Isı ile ilgili (iklim, dış-iç sıcaklık vb.)
• Ses ile ilgili (dış-iç çevre gürültüsü, akus k sorunlar vb.)
• Su, nem ve diğer sıvılar ile ilgili etmenler (hava nemi, su öğeleri, a klar vb.)
• Gazlar ile ilgili etmenler (iç ve dış hava kirliliği, koku, hava devinimleri, doğal gazlar vb.)
• Işık ile ilgili etmenler (gün ve güneş ışığı, yapay ışık vb.)
• Elektrik ile ilgili etmenler (yüksek gerilim, trafo, elektrikli aygıtlar vb.)
• Yangın ile ilgili etmenler (yangın riskleri, yanıcılar vb.)
• Havyanlar, bitkiler ve mikroorganizmalar ile ilgili etmenler (çevre bitkileri, polenler, sinek, böcek vb.)
• Ka zararlılar ile ilgili etmenler (toz, ka a klar, çöp vb.)
• Yükler ve kuvvetler ile ilgili etmenler (deprem, rüzgâr, zemin durumu, kullanım yükü
vb.)
• Yerleşme ile ilgili etmenler (eğim, manzara, ada-parsel nitelikleri, sosyal yapı vb.)
• Kullanım süreci ile ilgili etmenler (bakım-onarım, değiş rme, a klar vb.)
• Yapım süreci ile ilgili etmenler
Üretim Kaynaklarına Bağlı Etmenler
• Yapı ürünlerine ve enerjiye bağlı etmenler,
• İş gücüne bağlı etmenler,
• Parasal ve araçlara bağlı etmenlerdir.
Bu gruptaki etmenler yapının üre mi sürecinde çevre açısından önemlidir.
Poli ka, Yasa Ve Kurumlara Bağlı Etmenler
• Genel yapı üre m poli kalarından kaynaklanan etmenler (çevreci yapı, değerlendirme
yöntemleri vb.)
• Zorunluluklardan gelen etmenler (yasalar, tüzükler, yönetmelikler, şartnameler, standartlar, yönergeler vb.)
• Kurumlara bağlı etmenler (bakanlıklar, yerel yöne mler, üniversiteler vb.)
Çevresel etmenleri araştırma yapının/yapıların özelliklerini belirleme açısından önemli ve
gereklidir.
Yapının dış ve iç, fiziksel ve sosyal çevre özellikleri Şekil 1. de görülmektedir. Bu özellikler kullanıcıların gereksinimlerini giderebiliyorsa yapı “sağlıklı”dır, gideremiyor ise yapı “sağlıksız” ya da
hastadır (hasta bina).
Yapıdan kaynaklanan sağlık sorunlarında (sağlıksız yapılarda);
• Etkilenen (kullanıcı)
• Etkileyen (yapının olumsuz çevre özellikleri)
• Ortam (etkilenen ve etkileyenin bulunduğu yer-birim- mekân)
arasındaki ilişkinin kurulması, sağlıklı yapıların elde edilmesi için de geçerlidir. Sağlıklı yapılar
için ilişkinin;
• Ortam,
• Etkileyen,
• Etkilenen
biçiminde kurulması irdelemeyi kolaylaş rabilir. Şekil 2, ortam, sağlığı etkileyen ve etkilenen
ilişkisini göstermektedir.
16
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 1. Yapının dış ve iç fiziksel ve sosyal çevre özellikleri
Şekil 2. Yapıda (sağlık açısından) ortam – etkileyen – etkilenen ilişkisi
17
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sağlıklı Sağlık Yapıları
Çok değişik nitelikte, büyüklükte ve işlevdeki sağlık yapılarının birimleri / mekanlar da çok farklıdır. Birimler; yöne m ve eği m alanları, poliklinikler, yataklı tedavi birimleri, yoğun bakım birimleri, yenidoğan bölümü, pediatri kliniği, psikiyatri kliniği, ameliyathane, acil servis, kadın hastalıkları ve doğum kliniği, tanısal ve girişimsel radyoloji, laboratuar, fizik tedavi ve rehabilitasyon
servisi, hemodiyaliz birimi, kan bankası, morg, eczane, doktor ve hemşire odaları, mu ak, çamaşırhane, depo, toplan salonu, teknik oda vb. tasarlanacak sağlık yapısının programında yer alır.
Bu birimlerin kullanıcıları; hasra, refakatçi, ziyaretçi, doktor, hemşire, hastabakıcı, teknisyen, laborant, eczacı, yöne ci, sekreter, temizlikçi, aşçı, güvenlikçi vb. de,
• Farklı yaşlarda,
• Biyolojik, psikolojik, sosyolojik yapıları ve sorunları farklı,
• Sağlık yapısında farklı amaçlar (tedavi, çalışma, tanılama, refakat vb.) için bulunan
• Sosyal normları farklı,
• Yapıyı geçici ya da sürekli kullanan
insanlardır.
Sağlık yapılarının kullanıcılarını (etkilenenler), etkileyen ve ortamın dış ve iç çevresindeki etmenlerle ilişkilendiren özellikler;
• Birimlerin işlev ve donanımına uygun boyut ve biçimler,
• Gün ışığı ve yapay ışık gereksinimi ve yeterliliği, renk uygunluğu, görünüşlerin etkisi,
• Dış ve iç gürültü, gürültü kaynakları, gürültüden etkilenen birimler, akus k gereklilikler,
• Dokunulan yüzeylerin sertlik, pürüzlülük, sıcaklık ve kirliliği,
• İç havanın bileşimi; dış hava, yapı ürünü ve kullanımından kaynaklanan kirlilikler, iç
sıcaklık, hava devinimi, radyasyon, elektromanye k alanlar ve elektroiklimsel oluşumlar,
• Yapı dışındaki kullanıcıyı etkileyen çevre (bitkiler, yapılar, su, canlılar),
• Deprem, yangın vb. riskler
zorunluluklarla (yasa, yönetmelik, standart vb.) belirlenen değerler ile irdelenip, yeterli (sağlığı
etkilemeyecek düzeyde) olmayanlar, risk yaratabileceklerin saptanması gerekir.
Riskli olabilecek birimler bbi önlemler ve uygun tasarım çözümleri ile sağlıklı duruma ge rilebilir.
Sonuç ve Öneriler
Sonuç
Amacı kullanıcısına sağlıklı bir ortam sunmak olan yapılar üre minden yok edilmesine dek insan
sağlığını olumsuz etkilememelidir. Sağlıklı olma, sağlık yapıları için çok daha önem kazanır.
Sağlıklı yapı için tasarım sürecinin başında;
• Kullanıcıya,
• Doğal ve yapma çevreye,
• Üretim kaynaklarına,
• Poli ka, yasa ve kurumlara
bağlı çevresel etmenleri araş rmak gerekli görülmektedir. Bu araş rma sağlık yapılarında;
• Ortam,
• Etkileyen,
• Etkilenen
ilişkisinin doğru kurulması açısından yarar sağlar.
Sağlık yapılarında ortamların (birim) farklı amaç, işlev ve nitelikte olması, kullanıcıların (etkilenen) çeşitliliği, iç ve dış çevresel etmenlerin (etkileyen) çok değişik boyut ve türde bulunması
her birimin ayrı ayrı ele alınmasını gerek rmektedir. Elde edilen yapı özelliklerindeki sağlık sorunu yaratabilecek olumsuzluklar mimari tasarımdaki çözümler ve bbi önlemler ile giderilebilir.
18
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Öneriler
• Kentsel dönüşümün uygulandığı tüm yapılar ve İstanbul Üniversitesi’nin Tıp Fakülteleri’nin yapıları yıkılır / sökülürken çevreyi ve çevre sağlığını olumsuz etkilememeli, bu
konuda gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
• Sağlıklı yapı elde etme konusunda zorunlulukların yeterliliği araş rılmalıdır.
• Çevresel etmenler için veri oluşturabilecek belgelerin (gürültü ve radon haritaları vb.)
gerekliliği düşünülmelidir.
• Sağlıklı yapıların üre lmesi konusunda uzaman kişilerin birlikte çalışması sağlanmalıdır.
Kaynaklar
Balanlı, A. ve Öztürk, A., Yapı Biyolojisi – Yaklaşımlar, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, 2006.
Balanlı, A., Yapıda Ürün Seçimi, YÜMFED, Yıldız Teknik Üniversitesi, 1997.
Balanlı, A. ve Öztürk, A., “A Conceptual Model to Examine Buildings in terms of Building Biology”, Architectural Science Review, Volume 47 (2), pp. 97-102, 2004.
Tuna Taygun, G. ve Balanlı, A., “Çevreci Tasarım ve C2C Yaklaşımı”, Çevre-Tasarım Kongresi
2013, Uludağ Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Bursa, ss. 123-134, 12-13 Aralık 2013.
T.C. Sağlık Bakanlığı İnşaat ve Onarım Dairesi Başkanlığı, Türkiye Sağlık Yapıları Asgari Tasarım
Standartları 2010 Yılı Kılavuzu.
19
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE GELDİĞİ
NOKTANIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Prof.Dr. Yaşar BAĞDATLI
İ.Ü. Hastahaneler Genel Direktörlüğü Çevre Yöne m Koordinatörlüğü
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi, 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu
kapsamında, 21.11.2008 tarihli ve 27061 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Çevre Dene mi
Yönetmeliği” ile 16.08.2011 tarihli ve 28027 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanan ve enson değişikliği içeren “Çevre Dene mi Yönetmeliği”nin 12. maddesi gereğince 20 yatak ve üzeri sağlık
kuruluşlarında bulunması ve çevre görevlisi çalış rmak zorunluluğuna dayanarak kurulmasına
dair teklif, Üniversitemiz Senatosunun 14.06.2011 tarihli ve 34 sayılı toplan sında görüşülerek
oybirliği ile kabul edilmiş ve kurulmuştur.
Bu karardan sonra, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi kuruluşunu tamamlayarak, faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan ve/veya neden olabilecek ve Çevre Kanunu’na göre
yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca dene me tâbi kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını
değerlendiren, tesis içi yıllık iç tetkik programları düzenleyen bir birim olarak görevine başlamışr. Görev tanımlamasını aşağıda bildirildiği şekilde düzenleyerek alt birimlerini oluşturmuştur.
a)
b)
c)
d)
e)
f)
g)
h)
i)
j)
k)
l)
CTF’nin çevre kirliliğine neden olan ve/veya neden olabilecek belirlenmiş faaliyetlerinin
mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin sahadaki uygulamalarını değerlendirmek,
CTF’nin çevre yöne mi faaliyetlerini belirlemek, yürütmek ve koordine etmek,
İlgili yönetmelik hükümleri gereğince yılda iki defadan az olmamak üzere kendi iç tetkikini
gerçekleş rmek ve rapor hazırlamak,
CTF’nin çevresel konularda alınması gerekli izin, lisans ve belgeleri alma ve/veya yenileme
çalışmalarını yürütmek,
Bakanlık ile İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce istenecek bilgi ve belgeleri hazırlamak, gerek ğinde çevresel konular hakkında görüşme ve yazışmalar yapmak,
Çevre Yöne m Birimine ulaş rılan acil günlük sorunları belirlemek, çözümüne yönelik ilgili
birimlerle koordinasyonu sağlamak ve sonuçlarını raporlamak,
CTF çalışanlarına çevresel konularda eği m vermek ve özendirici faaliyetler düzenlemek,
Hasta ve hasta yakınlarına çevre bilincini geliş recek eği m çalışmaları yapmak,
Kaynağı ne olursa olsun her türlü alımı yapılan veya yapılacak olan mal ve hizmet kapsamında Çevre Yöne m Birimi görev alanı içerisine giren konularda dene m yaparak, buna
ilişkin olarak sa n alma esnasında (mal ve hizmet) teknik şartname hazırlama sürecinde
yer almak,
CTF’de hizmet alımı yolu ile hizmet veren temizlik ve yemekhane hizmetlerinin devamı
aşamasında işin takibi amacıyla Çevre Yöne m Birimi çalışanlarından oluşan uzman üyeler,
muayene kabul ve birim kontrol teşkilatlarında görev almak,
Çevre Yöne m Birimi acil eylem planını CTF acil eylem planı kapsamında hazırlamak,
Çevre Yöne m Birimi yukarıda sayılan tüm bu faaliyetleri oluşturduğu alt birimler aracılığıyla yürütür.
Ülkemizde bir ilk olarak sağlıkçılar ile çevre görevlilerinin birlikte görev yapacakları bir kuruluş
meydana çıkmış r. Bu organizasyonun başarılı olabilmesi için bir dil beraberliği oluşturulması
gerekliliğini gördüm ve bu yönde çalışmalarımızı planladım.Çevre görevlilerimizi, üniversitemiz
20
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Mühendislik Fakültesi,Çevre Mühendisliği Bölümü öğre m üyelerinden, görevlendirme yaparak
sağladık.Böylece akademik kökenli arkadaşlar bir araya gelmiş oldu. Gördük ki böyle bir oluşum
çok kısa sürede amacına ulaşarak yararlı çalışmalara imza atmış r.
Çevre görevlisi, çevre yöne m birimi ve çevre danışmanlık firmaları hakkında yönetmeliğin
ikinci bölümündemadde 6 ve 7 de, çevre görevlisi olacaklarda aranan nitelikler ile çevre görevlisi belgesi alabileceklere ilişkin gerekenler belir lmiş r.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne mi, sorunlara hızla eğilmiş,belirlenen program gereği öncelik iç eği me verilerek nokta ve genel olmak üzere periyodik bir şekilde uygulanmış r.Burada
Dekanlığımız ve bağlı birimlerin olumlu yaklaşımları bizi manevi açıdan daha da güçlendirmiş r.
İ.Ü. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığından, Çevre Mühendisliği Bölümünden 10 tane yarı
zamanlı çalışma statüsünde öğrenci alınarak bunların sağlık kuruluşlarında çevre görevlisi olarak
ye şmelerinin önü açılmış r.
Bu başarılı çalışmaların arkasından İstanbul Üniversitesinin benzer sağlık kurumlarından olan
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Kardiyoloji Ens tüsü, Onkoloji Ens tüsü, DETAM gibi yerlerde de aynı kuruluşu yaparak üyelerinegerekli olan eği m verildi. CTF’deki Çevre
Yöne m Birimi toplan larına ka lımlarını sağlıyarak eşit düzeye ge rdik.Böyle olunca yeni bir
ça kuruluş oluşturulması gerek . Onuda İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Genel Direktörlüğü
ça sı al nda Koordinatörlük kurarak gerçekleş rmiş olduk. İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Yöne m Kurulu’nun 01.11.2011 tarih ve 2011/39 sayılı kararı ile “Çevre Dene mi Yönetmenliği”
kapsamında Prof.Dr. Yaşar BAĞDATLI’nın Koordinatörlüğünde yapılmasına karar verilmiş r.
Son durum ise; İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Hastaneler Genel Direktörlüğünün 30/10/2012
tarih ve 1011/05 sayılı yazısı, 23/10/2012 Tarih ve 2012/36 sayılı yöne m kurulu kararı ile İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Çevre Yöne m Bölüm Sorumlusu olarak görevlendirildiğim bildirildi.
Koordinatörlüğümüze bağlı tüm kuruluşlarımızda eği cilere eği m seminerleri düzenleyerek
eşit düzeye gelmelerini sağladık.Bunun arkasından ülke genelinde, Çevre Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı bünyesindeki çeşitli Kamu Hastanelerinde ve IBB kamu kuruluşu olan İSTAÇ AŞ. de eğimler vererek oluşumun ülkemiz genelinde alt ve üst yapılanmasını sağlamaya yardımcı olduk.
Sıra bundan sonra perifere gelmiş .Yine ülkemiz genelinde Sağlık Kuruluşlarında I.Ulusal Çevre
Yöne mi sempozyumunu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ÇYB olarak 2012 yılında İstanbulda gerçekleş rdik.Bu sempozyum bir yıllık alan uygulamalarımızın ışığı al nda eği m
ve periferden gelen sorunların dile ge rilmesi ve belirlenmesine yönelik olmuştur.Sempozyumun son oturumu yuvarlak masa toplan sı şeklinde olmuş ve konular ilk ağızlardan soru-cevap
olarak anında değerlendirilmiş r.Sempozyum değerlendirme anke mizde geriye dönüşlerin,
başarılı bir toplan olduğunu ve ikincisininde hızla gerçekleş rilmesi yönünde isteklerden oluştuğunu gördük.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde başla ğımız bir diğer önemli uygulama da
yatağı olmayan ABD da başla ğımız ,herABD’dan bir öğre m üyesi ve uzmanın çevre görevlisi
olarak atanmaları olmuştur. Sorunların tesbi ve çözümlerin en hızlı bir şekilde ulaş rılmasını
amaçladık ve bununda başarılı olduğunu gördük.Benzer uygulamayı Koordinatörlüğümüze bağlı
diğer Sağlık Kuruluşlarında da uygulayacağız.
Başaramadığımız en önemli bir konuyu da burada sizlerle paylaşmak is yorum.Sağlık Kuruluşlarında Çevre Yöne mi konusunu 4-5 ders saa olarak eği m programına koyduramadık. 1 ve 5
veya 6 sınıflara göre planladık ancak Halk Sağlığı’ndaki ‘’Çevre Sağlığı’’ dersi gerekce gösterilerek
21
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
eği m koordinasyonundan izin çıkmadı.Başvuru yazımızda vurgulamama rağmen genel çevre
sağlığı ile bizim önerimiz olan Sağlık Kuruluşlarında Çevre Yöne mi konusu çok çok farklı başlıkları içermektedir. İnşaallah buda birgün gelir ve anlaşılır. Amacımız Tıp Fakültesi ça sı al na
ilk kez giren öğrencilerimizi doğru bilgilendirmek ve uygun davranışlar kazandırmanın yanısıra
mezuniye yaklaşan son sınıf öğrencilerimizinde ileride görev alacakları sağlık kuruluşlarında
benzer oluşumu gerçekleş rebilmelerine yardımcı olacak altyapıyı kazanmalarını sağlamayı
amaçladık. Her yenide olduğu buda inşallah birgün anlaşılacak r.
Sağlık Kuruluşlarında İkinci Ulusal Çevre Yöne mi sempozyumunu Koordinatörlük olarak,Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı A k ve Eği m Daire başkanları ile Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı
Kurumu Başkanı ile görüşerek birliktelik içinde ve İSTAÇ A.Ş.’nin değerli katkılarıyla yapmaya
karar verdik. Yap ğımız duyurularda Sağlık Kuruluşlarında Çevre Yöne mi konusunda çalışan ya
da ilgi duyan tüm Sağlık mensupları, Çevre mühendisleri ve özel danışmanlık firmaları ile tüm
çevre görevlilerinin sempozyuma ka labileceklerini web sayfamızdan duyurduk.Amacımız Ülkemiz genelinde hangi noktada olduğumuzu belirleyerek eksik yada yanlış anlaşılanlan konuları
belirlemek r.Bu konuda ilk sempozyum anket sonuçlarının geri dönüşleri çok yararlı olmuştur.
Biz ülke genelinde ih yaç duyulan her sağlık kuruluşuna giderek yada web sayfası üzerinden,
aynı zamanda direkt telefonla ulaşmalarına imkan vererek, Çevre Yöne m Birimine ilişkin ön
eği m, bize ulaş rılan ve karşılaşılan sorunlara öneriler vererek daha sonrada kurulmalarına
katkı sağlamaya çalış k. Bunların dışında Bakanlıklar ile her kademedeki bertaraf firmalarına,
bilimsel, uygulamalı eği m desteği verdik ve veriyoruz.
Görülen o dur ki; İkinci Ulusal Çevre Yöne mi sempozyumu,ana konu alt başlıklarının konu başlığı şeklinde alınarak işlenmesi gerek ği noktasına gelinmiş r.Bu defa çok sayıda makale sunumu
isteği ulaşmış ancak imkanların elverdiği kadarını, ileriye dönük özel ve genel problemlere katkı
sağlıyacağını öngördüğümüz bildiri ile posterleri sempozyum programına almak zorunda kaldık.
İnşaallah bundan sonra 3 veya 4 gün süreli yaparak ve aynı zamanda uluslararası kongre düzeyinde dili türkce olmak kaydı ile yapmayı düşünüyoruz. Sizlerin bu konudaki yorumlarınızıda
bekliyoruz.
Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne mi olarak alan çalışmalarımızda önemli bir konu daha karşımıza
çık .O da şudur;Çalışanlara yönelik bu kadar uğraşıyoruz ama bu insanlarımızın çalışma alanları
hastalarımızın misafir edildikleri alanlar ne durumdadır ve gerçekte nasıl olmalıdır? İşte buna
yönelik 28-Kasım-2013’te ‘’Sağlıkta Sağlıklı Yapılar’’ başlıklı bir panel düzenledik.Bu paneldeki
konuşmacılar, İstanbul Yıldız Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Yapı Biyolojisi öğre m üyelerinden
seçilmiş r. Burada çok ilginç sunumlar olmuştur. Değerli Hocamız Prof.Dr. Ayşe Balanlı son derece bilimsel sunumu yanında’’İyileş ren Yapılar’’ başlıklı sunum oldukca ilgi çekici idi.Bunun
duyuruları web sayfamızdan sizlerede ulaş rılmış . Toplan ya Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ilgili Daire başkanlığı görevlilerinden heyetlerde ka ldılar. Çok verimli ve yararlı
oldu.
Aşağıda maddeler halinde halen çözüm bekleyen konularıda sıralıyacağım;
1- Sık sık yapılan atama ve yer değiş rmelerden dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ilgili Daire
başkanlıkları ile ile şim bozukluğu
2- Sağlık kuruluşlarından oluşan a klara yönelik sağlıkçıların görüşlerini almadan tek yönlü
olarak birtakım yönetmelik çalışmalarının yapılması
3- A kların toplanmasından tutunda, bertaraf yöntemleri ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan
uygulamalara izin verilmesi
22
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
4- Tıbbi ve Tehlikeli a klar için kuruluşların ödediği birim fiya n belirlenmesinde yerel yönemlerin isteklerini hiçbir inceleme ve dene me tabi tutmadan kabul ederek uygulamaya
sunması
5- WHO,EPA ve CDC kriterleri ile kesinlikle uyumluolmayanTıbbi A k poşetlerine ilişkin kriterlerinuyarılarımıza rağmen ülkemizde kullanılmaya devam edilmesi
6- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve il müdürlükleri elemanlarının eği m yetersizliği sonucu
çeşitli problemler oluşturmaktadır.
7- Kamu Hastanelerinin pekçoğunda Çevre Yöne m Birimlerinin kurulmamış olması,var olanlarında ak f hale ge rilememesi
8- Yerel yöne mlerin Tıbbi a k üretenlerden ve bertaraf firmalarından aldığı vergilerin yeniden taraflarında ka ldığı oturumlarda belirlenmesidir.
A kların üre ldiği noktalarda ayrımı öncelikli ve önemlidir.Bu konuda yap ğımız çalışmalarda,daha çok hastanelerdeki servislerde sorun yaşandığı gözlenmiş r. Anketler yoluyla sebepleri
araş rıldığında, gözlem ve daha sonrasında sözlü olarak sorgulandığında; bilgi eksikliği, iş yükü
fazlalığı, eleman eksikliği, dikkatsizlik ve a k yöne mi konusunda ha rla cı duyuru, afiş eksikliği
dile ge rilmiş r. Konu ile ilgili farkındalığı ar rmaya yönelik yöntemlerin kullanıldığı uygulamalı
eği m yapılması, dene m çalışmalarının sürdürülmesi, duyuru ve afiş asılması daha da önemlisi
ulusal ve uluslararası düzeyde toplan ların düzenlenmesi gerek ği kanısındayız.
23
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ATIK YÖNETİMİNE SAĞLIK BAKANLIĞININ YAKLAŞIMI
Hüseyin İLTER
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanı
Üre cisi tara ndan a lmak istenen veya kullanıldıktan sonra ar k işe yaramaz olarak görülen
ka , sıvı ve gaz maddeler a k olarak isimlendirilir. Bu maddelerin, toplumun huzuru ve çevrenin
korunması bakımından düzenli olarak bertaraf edilmesi gerekmektedir. A k yöne minde genel
ilke; a kların kaynağında azal lması, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan a kların da mümkün olan
en yüksek oranda geri kazanılarak yeniden kullanılmasıdır.
A klar ka , sıvı ve gaz olarak sınıflandırılabilir bunlar ise:
a) Ka a klar;
1.Evsel A klar
2.Tehlikeli A klar
3.Tıbbi A klar
4.İnşaat A kları
5. Tarımsal a klar
b)Sıvı A klar
1.Evsel A klar
2.Endüstriyel A klar
c)Gaz A klar
1.Isınma
2.Sanayi
3.Yanma (orman yangını veya çeşitli maddelerin kontrol dışı yanması)
4.Trafik kaynaklı
A klardır.
Ülkemizde a kların bertara ile ilgilenen başlıca kurum ve kuruluşlar ile görevleri şu şekildedir;
§ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: Başlıca görevi mevzuat hazırlamadır. Ayrıca dene m görevi
olmakla birlikte genellikle bu görevini yetki devri yoluyla yerel yöne mlere bırakmaktadır.
§ Sağlık Bakanlığı: Kendisine bağlı sağlık kuruluşlarından kaynaklanan a kların düzenli ve usulüne uygun olarak toplanması ve uzaklaş rılması ile a kların sağlık etkilerinin izlenmesinden sorumludur.
§ İller Bankası A.Ş.: A k bertara ile ilgili projelerin uygulanmasından sorumludur.
§ İçişleri Bakanlığı ve Yerel yöne mler: Belediyeler ve il özel idareleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından aldıkları yetki ile uygulama ve denetlemeden sorumludur.
§ Kalkınma Bakanlığı: A k bertara ile ilgili ülke çapındaki planlamadan sorumludur.
§ Bölge kalkınma ajansları: A k bertara na kaynak sağlama, projelendirme ve denetlemeden
sorumludur.
§ Organize Sanayi Bölgeleri Yöne mleri: OSB’lerde ortaya çıkan a kların bertara ndan sorumludurlar.
Ülkemizde, a k bertara konusunda mevzuat bakımından önemli ilerlemeler sağlanmış r. Avrupa Birliği mevzuat uyum çalışmaları kapsamında yapılan düzenlemelerle a k mevzua güncel
hale ge rilmiş r. Ancak mevzua n uygulanmasında pra k zorluklar ve alt yapı sorunları bulunmaktadır.
24
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Ülkemizde a k yöne mine ilişkin genel sorunlar; öncelikle a k oluşumunun kaynağında yeterince azal lamaması, geri dönüşüm konusunda toplumsal bilincin yeterince gelişmemiş olması,
kırsal bölgelerde a k bertara sisteminin yetersiz olması, tehlikeli a kların izlenmesi ve bertarakapasitesinin yetersizliği ve mevzua n uygulanmasının yeterince denetlenememesidir.
A k yöne miyle ilgili olarak yapılması gereken en önemli şey, gerek a k oluşumunun azal lması, gerek a kların ayrış rılması ve gerekse a kların sağlıklı bir şekilde bertaraf edilmesi için
toplumsal bilinç oluşturulmasıdır. Bu amaçla,
1) İlkokuldan başlanarak tüm toplum uygun eği mlerden geçirilmeli ve bu konunun bir yaşam
biçimi haline gelmesi sağlanmalıdır.
2) Kırsal bölgede a k bertara konusunun halen çözülememiş olması önemli bir sorundur.
Gerekirse yerel yöne mlerin bu konuyla ilgili görevlendirilmeleri gibi önlemlerle bu sorun
çözülmeli ve kırsal kesimde a k bertara sağlanmalıdır.
3) Tehlikeli ve bbi a kların bertara kapasitesinin ar rılmasına ih yaç vardır. Ayrıca a k bertara nın dene minin daha sıkı yapılabilmesi için nitelikli personel sayısı ar rılmalıdır.
4) A kların ayrış rılmasına kaynağında başlanmalıdır. Ka a kların ayrış rılması için kapasite
ar rılmalı, a k kumbarası gibi yöntemler daha yeterli hale ge rilmelidir. A kların, yetkili
birimler tara ndan toplanıp ayrış rılması sağlanmalı, bu kapasite tüm yurda yayılmalıdır.
5) Ka a k toplama ve taşıma işlemlerinde yeni sağlık riskleri oluşturmasını engellemek için
koruyucu malzemelerin kullanımı sağlanmalıdır. Ka a k bertara nda mümkün olduğunca
depolama yerine, a klardan yararlanmayı sağlayacak yöntemler geliş rilmeli ve kullanılmalıdır.
6) Sıvı a k bertara için sonrasında bir arıtma tesisi bulunan kanalizasyon sistemleri tüm yurda yayılmalıdır. Arıtma tesisi bulunmayan kanalizasyon sistemlerine uygun arıtma tesisleri
yapılmalıdır. Kanalizasyon sistemi olmayan yerlerdeki fossep k sistemleri iyileş rilmelidir.
7) Sanayi a klarının arı lmadan deşarjı önlenmeli ve bu kurumların kendi arıtma tesislerini
yapmaları ve düzenli çalış rmaları sağlanmalıdır.
Ayrıca her türlü a k ve ar ğın çevre ve toplum sağlığına zarar verecek şekilde, doğrudan veya
dolaylı olarak alıcı ortama verilmesi, depolanması, taşınması, uzaklaş rılması ve benzeri faaliyetlerin yasaklanması gerekmektedir. Bu nedenle çevreyi olumsuz yönde etkileyebilecek olan
a kların yöne mini belli bir disiplin al na alarak, hava, su ve toprakta kalıcı etki gösteren kirlecilerin hayvan ve bitki türlerini, doğal zenginlikleri ve ekolojik dengeyi bozmasının önlenmesi
ile buna yönelik prensip, poli ka ve düzenlemelerin belirlenmesi, uygulanması ve geliş rilmesi
gereklidir.
Şekil 1. A k önleme ve minimizasyonuna Avrupa Çevre Ajansı (EEA) yaklaşımı.
25
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ATIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ
a) Hastalık nedeni olma,
b) Hastalıklara predispozanlık etme,
c) Hastalığın seyrini/prognozunu ağırlaş rma ve
d) Hastalıkların yayılmasına aracılık etme.
Bir olay ya da olgu bu özelliklerden herhangi birine sahip ise, onun insan sağlığı ile ilişkisi vardır
ve insan sağlığı açısından önemlidir denilmektedir. Bu açıdan çevreye bakıldığında, çevre;
1) Doğrudan hastalık nedeni olabilir: Mikroorganizmaların hastalık etkeni olması, biyolojik çevrenin doğrudan hastalık yapmasının klasik örnekleridir. Havada bulunan 3-4 Benzopirenin kanser, asbes n mezotelyoma yapması, fizik çevrenin doğrudan hastalık yapmasına örneklerdir.
Aynı şekilde, sağlıksız konut koşulları ya da trafik düzeni nedeniyle oluşan sakatlık ve yaralanmalar ise, doğrudan hastalık yapmaya sosyal çevreden verilecek örnekleri oluşturmaktadır.
2) Hastalıklara predispozanlık yapabilir : Bağırsak parazitleri ve sık yineleyen isallerin etkenleri diğer hastalıklara predispozanlık yapan biyolojik çevre unsurlarıdır. Aynı şekilde, yetersiz ve
dengesiz beslenme sosyal çevrenin bir sonucu olup tüm hastalıklara predispozanlık yapar. Hava
kirliliğinin solunum yolu enfeksiyonlarına predispozanlık etmesi ise, fizik çevrenin predispozan
olarak rol oynamasına örnek r.
3) Hastalıkların seyrini (prognozunu) ağırlaş rabilir : Yetersiz ve dengesiz beslenen toplumlarda
bütün hastalıkların prognozu ağırlaşır veölümcüllüklerini (fetalite) ar rır. Kötü konut koşullarının da benzeri sonuçlar doğurduğu bilinmektedir. Bunlar sosyal çevrenin hastalıkların prognozunu ar rmasına örneklerdir. Aynı şekilde, fizik çevre unsuru olan, hava kirliliği olan yerlerde
solunum yolu enfeksiyonları daha ağır seyreder.
4) Hastalıkların yayılmasına neden olabilir: Suyu, havası kirli olan konut koşulları bozuk olan
toplumlarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere, her türlü hastalığın yayılması kolaylaşır.
A kların ve çevre kirliliğinin sağlığı etkilememesi için genel olarak şu konulara önem verilmelidir:
1) Eği m; kişinin, toplumun ve insanlığın bu konuda bilinçlendirilmesi.
2) Demokrasi; insanın insana ve doğaya olan egemenliğinin sınırlanması.
(Dayanışma ve çevre hakkının sağlanması)
3)Tüke min kontrol al na alınması,
(tüke m bilinci ile tüke min azal lması, dayanıklı ürünler ve az a k bırakan ürünler kullanılması)
4) Sağlık öncelikli kalkınma uygulanması (sektörlere ayrılacak kaynaklar belirlenirken sunulacak
sağlık hizmetlerinin öncelikle göz önünde bulundurulması)
5) Sürdürülebilir, doğayı tüketmeyen ve kirletmeyen kalkınma. (yapılacak faaliyetler belirlenirken çevre etki değerlendirmesi yapılması, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılması gibi)
26
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 2. Sürdürülebilir A k Yöne m Programı
ÇEVRENİN İNSAN SAĞLIĞINI ETKİLEMEMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER GENEL OLARAK İKİ GRUPTA TOPLANABİLİR.
1) Kamu tara ndan yapılması gerekenler: Kamusal sorumlulukla ve sektörler arası işbirliği
sağlanarak çevrenin kirlenmesinin önlenmesi ve kirletenlere yap rım uygulanması. Çevre faktörlerinin insan sağlığına zarar vermesini önleyici önlemlerin özellikle yerel idareler
tara ndan alınması gerekir (içme sularının dezenfeksiyonu, çöplerin toplanması, a kların
arı lması gibi).
2) Kişiler tara ndan yapılması gerekenler: Öncelikle kişisel olarak çevrenin kirle lmemesidir.
Ayrıca çöpleri, a kları çevreye atmamak, gürültü oluşturmamak, iş yerlerinde açığa çıkan
zehirli maddeleri arıtmasını yapmadan direk çevreye vermemek de alınacak önlemlerdendir. Gerekli durumlarda kişisel koruyucular da kullanılabilir.
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN ATIKLAR VE ÇEŞİTLERİ
Sağlık kuruluşlarında oluşan a klar aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir;
Tıbbi A k: Ünitelerden kaynaklanan enfeksiyöz, patolojik ve kesici-delici a kları,
Tehlikeli A k: Ünitelerden kaynaklanan genotoksik, farmasö k ve kimyasal a klar ile ağır metal
içeren a kları ve basınçlı kapları,
Enfeksiyöz A k: Enfeksiyon yapıcı etkenleri taşıdığı bilinen veya taşıması muhtemel başta kan
ve kan ürünleri olmak üzere her türlü vücut sıvıları ile insan dokuları, organları, anatomik parçalar, otopsi materyali, plasenta, fetus ve diğer patolojik materyali; bu tür materyal ile bulaşmış
eldiven, örtü, çarşaf, bandaj, flaster, tamponlar, eküvyon ve benzeri a kları; hemodiyaliz ünitesi ve karan na al ndaki hastaların vücut çıkar larını; bakteri ve virüs tutucu hava filtrelerini;
enfeksiyöz ajanların laboratuvar kültürlerini ve kültür stoklarını; araş rma amacı ile kullanılan
enfekte deney hayvanlarının leşleri ile enfekte hayvanlara ve çıkar larına temas etmiş her türlü
malzemeyi, veterinerlik hizmetlerinden kaynaklanan a kları,
Patolojik A k: Cerrahi girişim, otopsi veya anatomi çalışması sonucu ortaya çıkan dokuları, organları, vücut parçalarını, insan fetusunu ve hayvan cesetlerini,
Kesici-Delici A k: Şırınga, enjektör ve diğer tüm deri al girişim iğneleri, lanset, bisturi, bıçak,
serum se iğnesi, cerrahi sütur iğneleri, biyopsi iğneleri, intraket, kırık cam, ampul, lam-lamel,
27
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
kırılmış cam tüp ve petri kapları gibi batma, delme, sıyrık ve yaralanmalara neden olabilecek
a kları,
Farmasö k A k: Kullanma süresi dolmuş veya ar k kullanılmayan, ambalajı bozulmuş, dökülmüş ve kontamine olmuş ilaçlar, aşılar, serumlar ve diğer farmasö k ürünler ve bunların ar klarını ih va eden kullanılmış eldivenler, hortumlar, şişeler ve kutuları,
Genotoksik A k: Hücre DNA’sı üzerinde mutasyon yapıcı, kanserojen veya insan veya hayvanda
düşüğe neden olabilen türden farmasö k ve kimyasal maddeleri, kanser tedavisinde kullanılan
sitotoksik (an neoplas k) ürünleri ve radyoak f materyali ih va eden a klar ile bu tür ajanlarla
tedavi gören hastaların idrar ve dışkı gibi vücut çıkar larını,
Kimyasal A k: Ünitelerde tedavi, tanı veya deneysel araş rmalar gibi bbi alanlarda kullanılan
ve insan ve çevre sağlığı için çeşitli etkilerle zararlı olabilen kimyasal maddelerin gaz, ka veya
sıvı a klarını,
Ağır Metal İçeren A klar: Ünitelerde tedavi, tanı veya deneysel araş rmalar gibi bbi alanlarda
kullanılan termometre, tansiyon ölçme ale ve radyasyondan korunma amaçlı paneller gibi alet
ve ekipmanların içinde veya bünyesinde bulunan cıva, kadmiyum, kurşun içeren a kları,
Basınçlı Kaplar: Ünitelerde tedavi, tanı veya deneysel araş rmalar gibi bbi alanlarda kullanılan
gazları içinde bulunduran silindirleri, kartuşları ve kutularıdır.
Bakanlığımıza bağlı kurumlarda oluşan en önemli a klar sağlıkla ilgili işlemler sırasında ortaya
çıkan bbi a klardır. Bu a kların %75-90’ı genel a k kapsamında yani günlük yaşam sırasında
toplumda ortaya çıkan a klara benzer yapıda iken, geri kalan kısım riskli a klardan oluşur. Riskli
veya tehlikeli a klar, insan ve çevre sağlığını tehdit ederler. Hastane pres jinin ar rılması ve
hastane hijyeni düzeyinin iyileş rilmesi veya sürdürülebilmesi yanında, sağlık personelinin, toplumun ve çevrenin güvenliğini sağlama amacıyla, bbi a kların yöne mi önemlidir.
Tıbbi a klar, Dünya Sağlık Örgütü tara ndan; infeksiyöz, patolojik, kesici- delici, genotoksik, farmasö k, kimyasal, ağır metal, basınçlı kap ve radyoak f a k olmak üzere çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. A kların sınıflandırılarak toplanması, uygun şekilde bertaraf edilmeleri açısından
son derecede önemlidir. Bertaraf etmek, ortadan kaldırmak anlamındadır. Yasa, yönetmelik,
genelge, tüzük ve diğer düzenlemelerde a kların ortadan kaldırılması, bertaraf kelimesi ile ifade
edilmektedir. Belediye a klarına uygulanan bertaraf yöntemleri, bbi a kların yaklaşık %80’inin
bertaraf edilmesine uygun iken sağlık personeli, toplum ve çevreyi tehdit eden diğer %20’lik
kısım için uygun değildir. Bertaraf etme yöntemleri; a ğın pine, bulunduğu çevreye, mevcut
teknolojiye, ge receği maliyete ve sosyal kabule bağlı olarak değişmektedir.
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN ATIKLARININ TOPLANMASI VE AMBALAJLANMASI
Hastanelerde a k yöne mi ekibinin; sorumluluk bilinci içinde planlı hareket etmesi, a k personelini bilgi ve davranış bakımından eğitmesi, a k taşımaya uygun araçların teminini sağlaması,
a klar için hastane içi ve dışında uygun bertaraf yöntemlerini tespit etmesi, değerlendirmesi ve
uygulatması gerekir.
A klar, kategorilerine göre farklı renklerde olan plas k torba veya kaplar içinde toplanmalıdır.
Seçenekler göz önünde bulundurarak, tüm a klar en azından üç gruba ayrılarak toplanmalıdır:
Genel a klar, evlerde kullanılan siyah renkli çöp poşetlerine konulmalıdır. Kullanılmış kesici-delici a klar (kırık camlar dahil), kontamine olup olmadıklarına bakılmadan birlikte toplanmalı ve
delinmeye dayanıklı, sarı renkte plas k kaplarda toplanmalı ve bu kapların kapağı kapa lmalıdır. Potansiyel infeksiyöz özellikteki a klar (tehlikeli bbi a klar), sarı poşetlerde toplanmalıdır.
İnfeksiyöz a k konan torba ve kapların üstüne uluslararası infeksiyöz madde sembolü eklenmelidir (Şekil 3). Yüksek derecede infeksiyöz a klar, mümkün olan en kısa zamanda otoklavda
sterilize edilmelidir. Bu nedenle otoklav işlemine uygun kaplarda toplanmalıdır. Otoklavlanacak
a klar için kırmızı torbalar tavsiye edilir. Sitotoksik a klar, dayanıklı maddeden yapılı su sızdır28
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
maz kaplarda toplanmalı ve kabın üstüne “Sitotoksik a k” e ke yapış rılmalıdır. Küçük miktardaki kimyasal veya farmasö k a klar, infeksiyöz a klarla birlikte toplanmalıdır. Büyük miktarda
artan veya miadı dolan farmasö k klar ise hastane depolarında saklanmalı veya elden çıkarmak için üre cisine gönderilmelidir. Bu düzeyde oluşan dökülmüş ve kontamine ilaçlar veya
ilaç kalın ları içeren paket pindeki diğer farmasö k a klar, geri döndürülmemelidir. Hastane
personelinin hastane içinde a k toplama kurallarını gösteren basit bilgilerle yönlendirilmesi a k
yöne mine katkı sağlayabilir.
Genel a klar; kağıt ve ambalaj malzemeleri, cam şişe veya karton içecek kapları, cam malzeme,
besin kalın ları, cansız çiçekler, intravenöz (IV) besleme şişeleri, el havluları ve kağıt mendiller ve
vücut sıvıları ile kontamine olmayan malzemelerden oluşurlar. Hastane a klarının %80’i genel
a klardan, geri kalanı; patolojik ve infeksiyöz a klar (%15), kesici-delici özellikteki a klar (%1),
kimyasal veya farmasö k a klar (%3) ve radyoak f-sitosta k-basınçlı kap-kırık termometre vs.
Sekil 3. Tehlikeli a k sembolü
ATIKLARIN DEPOLANMASI
Sağlık bakımından a klar için depolama yeri sağlık kuruluşunun içinde olmalıdır. Torba veya kaplara konan a klar, ayrı bir alanda, odada veya a k miktarına uygun diğer bir binada depolanmalıdır. A ğın oluştuğu tarihten muamele edilmesine kadar depoda tutulacağı süre çevre ısısına
bağlıdır. Soğutma ter ba olmayan a k depolarında, ılıman iklimlerde; kışın 72 saat ve yazın 48
saat saklanabilirken sıcak iklimlerde; soğuk mevsimlerde 48 saat ve sıcak mevsimlerde 24 saat
depolanabilirler. Sitotoksik a klar, diğer sağlık bakımı a klarından ayrı bir yerde depolanmalıdır. Radyoak f a klar, duvarları kurşun levhalarla kaplanmış odalarda saklanmalıdır. Radyoak f
bozulmaya bırakılan a kların üstüne; radyoak f izotopun pini, tarihi ve depolama için gereken
detaylı bilgileri gösteren bir e ket yapış rılmalıdır.
Hastanelerde a klar depolanırken; depolama alanı su geçirmez, iyi drene ve sert zeminli olmalı, kolay temizlenebilmeli ve dezenfekte edilebilmelidir. Depo içinde, temizlik amacıyla bir
su kaynağı bulunmalıdır. A k işçileri depolama alanına kolayca ulaşabilmelidir. Yetkisiz kişilerin
içeri girmesini engellemek için kilitlenebilmelidir. A k toplama araçları kolayca girebilmelidir.
Güneş ışığından korunmalı, ışıklandırma ve havalandırma ter ba olmalıdır. Depolama alanına
hayvanlar, böcekler ve kuşlar ulaşamamalıdır. Taze yiyecek ve yiyecek hazırlama alanlarından
uzakta olmalıdır. Depo yakınında; temizlik donanımı, koruyucu giysiler ve a k torbası veya kaplar konulmalıdır.
ATIKLARIN OLUŞUM YERİNDEN TAŞINMASI
A klar, hastane ve diğer birimler arasında tekerlekli arabalar, kaplar veya diğer amaçlarla kullanılmayan el arabaları ile taşınabilir. Bu araçlar; kolay yüklenebilmeli ve boşal labilmeli, yükleme
ve boşaltma sırasında a k torba veya kaplarında hasara neden olabilen kesici uçları olmamalı ve
kolayca temizlenebilmelidir. Taşıtlar, uygun bir dezenfektanla her gün temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. A k torbaları bağlanıp mühürlenmeli ve taşıma sonunda sağlam olmalıdır.
29
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sonuç olarak; a k yöne minin temel amacı, insan sağlığı ve çevreye zarar vermeden en ekonomik yolla a kların toplanması, ayıklanması, kullanılacak şekle geri dönüştürülmesi, tekrar kullanılması ve son olarak, miktar ve hacminin azal larak güvenli bir şekilde bertaraf edilmesidir.
İnsan sağlığı ve çevre açısından bakıldığında; hastanelerde oluşan a klar, sadece hastane çevresi ve hastalar için risk oluşturmaz, aynı zamanda, tüm çevre ve toplum sağlığını da tehdit eder.
Çünkü, bbi a klar, özenle ayrılmamakta, bazen belediye ekiplerince genel a klarla birlikte
toplanabilmekte ve aynı şekilde bertaraf edilebilmektedir. Bu riskler, insanların a k üretmeme
konusunda hassas olması, genel a k yöne mi stratejilerini öğrenmesi ve a k yöne mine ka lımlarının sağlanması ile azal labilir.
30
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TIBBİ ATIKLARIN TOPLANMASI, BERTARAFI VE DEPOLANMASI;
AFYONKARAHİSAR İLİ ÖRNEĞİ
1,2
Emrullah GÜLLÜK1, M. Yunus PAMUKOĞLU2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Müh. Bölümü 32100, Isparta
[email protected]
Tıbbi A kların Toplanması, Bertara ve Depolanması; Afyonkarahisar Örneği isimli çalışmanın
amacı, bbi a kların bertaraf edilmesi sürecindeki yapılan işlemlerde yasal sürece uygun a k
yöne m planı oluşturmak ve bertaraf işlemlerini gerçekleş rmek r. Bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde, Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’ne
(TAKY) uygun olarak bbi a kların toplanması, taşınması ve bertara hakkına genel bilgiler verilmiş r. İkinci bölümde; bbi a klar üzerine yapılan makale, yayın ve tez çalışmalarının değerlendirilmesine yer verilmiş r. Üçüncü bölümde, Türkiye’nin ve Afyonkarahisar’ın nüfus ar şına
göre sağlık kuruluşlarının personel ve yatak sayılarının değişmesi sonucunda kişi başına düşen
yatak ve hekim sayısı tespit edilmeye çalışılmış r. Bu çalışmaların bbi a klar üzerinde içerik ve
miktar yönünden etkisi belir lmiş r.
Bu çalışma sonucunda Afyonkarahisar Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinde bulunan makinelerin
sterilizasyon etkinlik kontrolü işlemi için TAKY’e göre uygun olduğu ve Akdeniz ve Ege Bölgesinde bbi a ğın toplanmasında, taşınmasında ve bertaraf edilmesinde TAKY’e göre örnek bir il
olduğu yapılan incelemeyle görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, basınç, bertaraf, sıcaklık, sterilizasyon, bbi a k
1. GİRİŞ
Son 20-30 yıldır Dünya’da meydana gelen çevresel sorunlar yüzünden sağlık problemlerinin ve
hastalıkların artmasına bağlı olarak bbi a kların miktarlarında da ar şlar meydana gelmektedir. İnsan ak viteleri ve yaşam tarzları ile birlikte tüke m durumlarında meydana gelen değişikliklerden dolayı, büyük hacimlerde farklı pte a kların üre lmesine neden olmaktadır. Sağlık
kurum ve kuruluşlarında oluşan a klar; evsel, ambalaj, bbi, tehlikeli ve radyoak f a k olarak sınıflandırılmaktadır. Tıbbi a kların yöne mi ve bertara , Türkiye dâhil olmak üzere dünya
ülkelerinin genel problemlerinin başında gelmektedir. Bu a klar, insanların ve diğer canlıların
yaşamlarını doğrudan ve dolaylı olarak tehdit etmekte olup, ekosistem içerisinde de çok farklı
olumsuz etkiler göstermektedirler (Henry ve Heinke, 1996).
Ülkemizde son yıllarda bbi a klardan oluşan çevre kirliliği problemleri enfeksiyon ve kanser
vakalarının artması ile dikkat çekmektedirler. Sağlık kurumlarında oluşan bbi a klar ise enfeksiyoz, patolojik ve kesici-delici a klar olmak üzere üç kategoride irdelenmektedir. Bunların içerisinden enfeksiyöz ve patolojik a klar sızdırmaz poşetlerde birik rilirken, kesici - delici a klar
diğer bbi a klardan ayrı olarak delinmez plas k kutularda toplanmaktadır.
Ülkemizde bbi a klar üzerine yapılan yönetmeliğin henüz yeni olması dolayısı ile hastane a kları hala önemli bir çevre sorunu olarak devam etmektedir. Bunların nedenleri:
ü Sağlık kuruluşlarının konunun üstüne yeterince düşmemesi,
ü Hastane a klarının toplanması, depolanması ve taşınması
ü Hastane a klarının bertara
ü Hastane a kları yöne minin bilinçli bir planlama ve hareket tarzının olmaması,
ü Halkın ve personelin konuyla ilgili olarak yeterince eği lmemiş olması gibi etmenler sıralanabilir.
31
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Bu bakımdan, bbi a kların en önemli üre cisi konumunda bulunan sağlık kurumlarına çok
önemli görevler düşmektedir. Bir hastanenin iyi çalışması, iyi bir donanıma sahip olmasından
veya tesadüflere bırakılmış yöne m faaliyetlerinden çok, iyi düzenlenmiş yöne m faaliyetleri ve
iç hizmet prensiplerinin sürekli uygulanması ile olur (Akbolat ve ark,1994). Dolayısı ile genel a k
yöne mi ve a k kirlenme problemleri ile ilgili a k meydana ge ren kaynakların önemine dikkat
çekmek gereklidir (La-Grega ve ark,1994).
Tıbbi a kların en genel problemlerinden birisi yetersiz a k yöne mi, sağlığa zararlı etkilerinden
haberdar olmama, yetersiz finans ve insan kaynakları ile a kların beklenen düzeyde olmayan
kontrolüdür (WHO, 1999). Uygun olmayan taşıma, toplama ve bertaraf metotları halk sağlığı ve
çevre için olumsuz etkiler yaratmaktadır. Tıbbi a kların uygun ve düzenli bir şekilde çalışmayan
ve kontrol edilmeyen yakma tesislerinde bertaraf edilmesi sonucunda ortama önemli miktarda
gaz ve ka formda tehlikeli kirle ciler verilmektedir. Bu tehlikeli kirle cilerden bazıları; dioxinler
ve furanlar, ağır metaller içeren Cd, Hg ve Pb içeren a k küller olarak sıralanabilir (Lerner, 1997).
Son yıllara kadar bbi a kların bertara için yaygın bir şekilde kullanılan yakma tesislerinin kullanımları giderek azalmaktadır. Bu azalışın en önemli sebebi ise yakmadan oluşan sera gazların
(CO2 (g), NOx (g), H2O (g)) sebep olduğu küresel ısınmanın ar şı ve oluşan bu gazların emisyon limit
ve standartlarının oldukça düşük konsantrasyonlarda tutulma zorunluluğudur. Bu zorunluluk ve
yap rımlar ne cesinde yakma tesislerinin inşa ve işletme maliyetleri çok önemli miktarlarda
artmış ve bbi a kların yakılması işlemini ekonomik bir yol olmaktan çıkarmış r (Ege,2009).
Hastanede faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan a kların kontrol ve yöne minin sağlanması, hastane ortamının hijyen olması, bbi a klar üzerine yapılan faaliyetleri başarılı kılmaktadır. Aksi
takdirde enfeksiyona ve kontaminasyona elverişli bu a klar uygunsuz koşullarda toplanarak
hastanelerin sağlık hizme sunamaz duruma gelmesine neden olur. Bugün ülkemizde birçok
sağlık kurumlarında oluşan a klar uygunsuz koşullarda toplanmakta, depolanmakta ve belediye
tara ndan uygun olmayan kamyonlarda çöp sahalarına taşınarak bertaraf edilmektedir. Büyük
şehirlerimizde ise özellikle hastane a klarının yöne minin daha iyi olduğu bilinmesine rağmen,
birçok konuda eksiklikler mevcu ur. A kların sağlık kurumlarında ayrı toplanması, paketlenmesi, taşınması ve geçici depolanması konularında ilerlemeler olduğu görülmesine rağmen, özellikle bbi a kların taşınması ve bertaraf edilmesi konularında teknolojik yetersizlikler ve ihmaller
söz konusudur.
Tıbbi a kların yöne mi, sağlık birimlerinde bbi a ğın oluşumundan bertara na kadar geçen
süreci kapsamaktadır. Tıbbi a k yöne minin doğru bir şekilde yapılabilmesi için kapsamlı bir Tıbbi A k Yöne mi Sistemine ih yaç duyulmaktadır. Ülkemizde bbi a kların yöne mi sürecinde
yapılan uygulamalar ve işlemler “Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği” uyarınca yapılmaktadır.
2. MATERYAL VE METODLAR
Afyonkarahisar’da bulunan bu tesis bbi a kların lisanslı araçlarla ve yetki belgesine sahip personeli ile uygun şekilde toplanarak sterilizasyona tabii tutulması ve düzenli depolama sahasında
depolanmasını sağlayarak kamu ve çevre sağlığının iyileş rilmesi amaçlanmış r.
2.1. Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi
Bu çalışmasında Afyonkarahisar İl’inde bulunan ve özel şirket tara ndan işle len (1300 kg/
sa’lik işletme kapasiteli) tesis kullanılmış r. 1000 m2 alana kurulmuş olan bu tesisin etra tel
çitle çevrili ve tesis alanına giriş kontrollüdür. Kullanılan raylı dış kapı normal şartlarda kapalı
tutulmaktadır. Tesise Afyonkarahisar, Burdur, Uşak, Akşehir, Antalya illerinden bbi a klar kabul
edilmektedir. İki bina halinde, içerisinde önden kırmalı 2 adet bbi a k sterilizasyon makinesi
32
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
bulunan ve her makinenin olduğu bölümde geçici soğuk hava depoları bulunan tesis r. (Şekil 1.)
Sterilizasyon işleminden sonra evsel a k statüsünde olan a klar romörke alınarak Afyonkarahisar Belediyesi Çevre Hizmetler Birliğine ait Ka A k Depolama alanında tar m işleminden sonra
dökülmektedir.
Şekil 1. Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi
2.1.1. İş Akım Şeması
Sterilizasyon tesisinde uygulanan iş akım şeması Şekil 2’ de verilmiş r. Tıbbi a klar a k üre cisi
kurumdan alındıktan sonra bertaraf edilmek üzere Afyonkarahisar’da bulunan bbi a k sterilizasyon tesisine ge rilirler. Burada belirli işlemlerden geçirilen bbi a klar düzenli depolama
sahasına alınırlar. Bu aşamada uygulanan yöntemler prosesin kolaylık ve a ğın bekle lmeden
bertaraf edilme yöntemine göre uygulanır.
Şekil 2. İş Akım Şeması
33
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
3. ARAŞTIRMA BULGULAR ve TARTIŞMA
Tıbbi a klar sağlık kurumlarında bbi malzemelerin enfeksiyon taşıyan hastalar üzerinde kullanılması sonucu açığa çıkan, çevre ve insan sağlığı için tehdit oluşturan a klardır. Bununla birlikte
bbi a klar, insan sağlığına ve çevreye tehdit oluşturan patojen mikroorganizmaları, virüsleri vb.
içerdiğinden bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Tıbbi a kların oluşum miktarlarını etkileyen en önemli faktörler; nüfus ar şı, sağlık kurumu,
sağlık personeli, yatak sayısının az veya çok olmasıdır. Türkiye’ deki bbi a k üreten sağlık kuruluşlarının sayılarının yıllara göre dağılımı Şekil 3’ de verilmiş r. Bu kurumların yıllara göre gelişimi incelendiğinde kurum sayısının 2000 yılından 2011 yılına kadar dalgalanmalar gösterdiği
görülmektedir. Sağlık kurumlarının sayılarının artması veya azalması şeklinde ortaya çıkan dalgalanmalar ise Türkiye’nin ekonomik düzeyine bağlı olarak açıklanabilir. 2005 ile 2011 yıllarını kapsayan son al yıl içerisinde ise sağlık alanında yapılan ya rımlar sonucunda sağlık kuruluşlarının
sayılarının ar ğı açıkça görülmektedir. 2000 yılında 1183 olan sağlık kuruluşu sayısı 2011 yılında
1410’ a yükselmiş r. Bu yükseliş hem ülkemizin sağlık kurumlarına yap ğı ya rım hem de artan
çevre kirliliği sonucunda hastalıkların artması sonucunda ortaya çıkan ih yaç ile açıklanabilir.
Şekil 3. Türkiye’ deki sağlık kuruluşlarının yıllara göre dağılımı, (TUİK, 2012)
Türkiye’deki sağlık personel sayısı ve toplam yatak sayısının yıllara göre değişimleri Şekil 4’de
verilmiş r. Elde edilen veriler incelendiğinde 2000 yılından 2011 yılana kadar hem sağlık personeli sayısı hem de yatak sayısı benzer şekilde sürekli bir şekilde artmış r. 2000’li yıllarda 135x103
civarında olan toplam yatak sayısı 2011 yılı i bari ile yaklaşık 188x103 civarına ulaşmış r. Yatak
sayısında 11 yılda devamlı artan bir eğim görülmektedir. Sağlık personeli sayısı ise 2000 yılında
286x103 kişi iken 2011 yılında 461x103 kişi değerine artmış r. Hem yatak sayısı hem de sağlık
personeli sayısının ar şları; çevre kirliliği, beslenme alışkanlıkları, iklim değişikliği gibi etmenlerden kaynaklanan hastalıkların artmasına paralel olarak sağlık alanına yapılan ya rımlar olarak
gösterilebilir.
34
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 4. Türkiye’deki sağlık personel sayısı ve toplam yatak sayısının yıllara göre dağılımı,
(TUİK,2012)
Türkiye’de kişi başına düşen hekim ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri Şekil 5’de verilmiş r. 2000 yılından 2011 yılına kadar geçen sürede kişi başına düşen hekim ve yatak sayılarına
bak ğımızda sürekli bir ar ş görülmektedir. 2000 yılında kişi başına düşen hekim sayısı 12x10-4
iken 2011 yılında bu değer 17x10-4’ yükselmiş r. Bir başka deyişle 2000 yılında 10.000 kişiye 12
doktor düşerken 2011 yılında 10.000 kişiye 17 doktor düşmektedir. Kişi başına düşen yatak sayısında meydana gelen değişime bak ğımızda ise 2000 yılında 10.000 kişiye 21 yatak düşerken
2011 yılında 10.000 kişiye 25 yatak düştüğü görülmektedir. Kişi başına düşen yatak sayısı ile
kişi başına düşen hekim sayısını karşılaş rdığımızda, yatak sayısının hekim sayısına oranla daha
hızlı ar ğı görülmektedir. Bu sonuç ise özellikle son on yılda ülkemizde sağlık alanında yapılan
ya rımların çoğunluğunun yeni sağlık kuruluşları yapmaya yöneldiğini göstermektedir. Bununla
birlikte kişi başına düşen hekim sayısının özellikle gelişmiş ülkeler kıyas ile yetersiz olduğu ortaya
çıkmaktadır.
Bir başka açıdan bak ğımızda, ülkemizde daha önceki yıllarda sağlık kurumu sayısının az olması
dolayısı ile bir odada 5 ve üzeri yatak bulunmaktaydı. Bunun sonucunda ise sağlık kurumlarında
en ön önemli ve gerekli şart olan çalışma ortamının steril olması sağlanamamaktaydı. Son on
yılda sağlık alanında yapılan ya rımlar sonucunda sağlık kurumu ve kişi başına düşen yatak sayılarının artması ile steril ortamlar daha uygun hale ge rilmiş ve doktorlar hastalarına daha uygun
imkanlarda tedavi hizme sunmaya başlamışlardır. Önceki yıllardaki ekonomik sıkın lar nedeni
ile yapılamayan sağlık kurumu sayısının son yıllarda artması, ülkemizin ekonomik, kültürel ve
insani değerlere verilen ehemmiyet açısından çok önemli bir adım olarak ortaya çıkmaktadır.
35
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 5. Türkiye’de kişi başına düşen hekim ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri, (TUİK,
2012)
3.1. Afyonkarahisar İli Örneği
Türkiye genelindeki nüfus sayısı, sağlık personeli sayısı, hekim sayısı, yatak sayısı, kişi başına
düşen yatak ve doktor sayılarının değişimlerine paralel olarak Afyonkarahisar’da da 2000 yılından 2011 yılına kadar bu sayılarda sürekli ar şlar görülmektedir. Afyonkarahisar İl’inde bulunan
sağlık personeli ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri Şekil 6’da gösterilmiş r. 2000 yılında
3000 civarında olan sağlık personeli sayısı 2011 yılında 5250 civarına yükselmiş r. Yatak sayısı
ise 2000 yılında 1500 civarında iken 2011 yılında 1900 civarına yükselmiş r. Bu sonuçları incelediğimizde Afyonkarahisar İl’inde nüfus ar şına bağlı olarak toplam sağlık personeli ve yatak
sayılarında ciddi bir ar ş olduğu söylenebilir. Bununla birlikte Afyonkarahisar’da bulunan yeral
suyunun mineral yönünden zengin olmasından dolayı şehir içi ve çevre illerden gelen hastalar
bu bölgeye gelip tedavi olmaktadırlar. Özellikle son on yılda Afyonkarahisar’ da gelişen bu turizm potansiyeline cevap verebilecek şekilde sağlık kurumları, doktorlar ve kişi başına düşen
yatak sayıları da artmış r.
36
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 6. Afyonkarahisar İl’inde bulunan sağlık personeli ve yatak sayılarının yıllara göre değişimi, (TUİK,2012)
Afyonkarahisar’ın bbi a k üre ci konumundaki sağlık kuruluşları içinde 10x103 kg/yıl al nda
olan sağlık kurumlarını değerlendirme dışı bırakarak Afyonkarahisar’da bulunan büyük ölçekli
sağlık kurumlarının a k miktarları belirlenmiş r. Afyonkarahisar İl’inde bulunan sağlık kurumlarının 2012 yılı bbi a k üre m miktarları Şekil 7’de belir lmiş r. 2012 yılı i bari ile 96 ton/
yıl ile Afyonkarahisar İl’inde en fazla bbi a k üreten sağlık kuruluşu konumunda Afyon Devlet
Hastanesi (ADH) bulunmaktadır. Bu sağlık kuruluşunu 53 ton/yıl ile Park Hastanesi (PH) ve 39
ton/yıl ile Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi (ZHKDH) izlemektedir. Bölgede tek üniversite hastanesi konumunda olan Afyon Kocatepe Üniversitesi Uygulama ve Araş rma Hastanesi
(AUAH) ise 26 ton/yıl a k üretmektedir.
Şekil 7. Afyonkarahisar İl’inde bulunan sağlık kurumlarının 2012 yılı bbi a k üre m miktarları
37
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Afyonkarahisar İl’inde kişi başına düşen sağlık personeli ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri Şekil 8’ de verilmiş r. Afyonkarahisar’da 2000 yılında kişi başına düşen hekim sayısı yatak
sayısına oranla az iken 2011 yılında kişi başına düşen hekim sayısı yatak sayısına oranla artmaktadır.
Şekil 8. Afyonkarahisar İl’inde kişi başına düşen hekim (doktor) sayısı ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri, (TUİK, 2012)
4. SONUÇLAR
Son 20-30 yıldır Dünya’da meydana gelen çevresel sorunlar yüzünden sağlık problemlerinin ve
hastalıkların artmasına bağlı olarak bbi a kların miktarlarında da ar şlar meydana gelmektedir. İnsan ak viteleri ve yaşam tarzları ile birlikte tüke m durumlarında meydana gelen değişikliklerden dolayı, büyük hacimlerde farklı pte a kların üre lmesine neden olmaktadır. Sağlık
kurum ve kuruluşlarında oluşan a klar; evsel, ambalaj, bbi, tehlikeli ve radyoak f a k olarak
sınıflandırılmaktadır. Tıbbi a kların yöne mi ve bertara , Türkiye dâhil olmak üzere dünya ülkelerinin genel problemlerinin başında gelmektedir.
Bu çalışmada çok ciddi çevresel ve sağlık problemleri teşekkül eden bbi a kların toplanması,
bertara ve depolanması incelenmiş r. Türkiye’de bazı belediyeler buhar ile sterilizasyon bertaraf yöntemini kullanarak bbi a kların bertaraf edilmesi yönünde çalışmalar başlatmışlardır.
Afyonkarahisar bunun en güzel örneklerinden bir tanesidir. Özel işletme ile çalış rılan bbi a k
sterilizasyon tesisi, Afyonkarahisar ve çevre illerden de bbi a kları tesise ge rerek bertaraf
edebilmektedir. Böylece Afyonkarahisar ve çevre illerin bbi a k problemi ortadan kaldırılmış
olmaktadır.
2005 ile 2011 yıllarını kapsayan son al yıl içerisinde ise sağlık alanında yapılan ya rımlar sonucunda sağlık kuruluşlarının sayılarının ar ğı açıkça görülmektedir. 2000 yılında 1183 olan sağlık
kuruluşu sayısı 2011 yılında 1410’ a yükselmiş r. Bu yükseliş hem ülkemizin sağlık kurumlarına
yap ğı ya rım hem de artan çevre kirliliği sonucunda hastalıkların artması sonucunda ortaya
çıkan ih yaç ile açıklanabilir.
Sağlık personeli sayısı ise 2000 yılında 286x103 kişi iken 2011 yılında 461x103 kişi değerine artmış r. Hem yatak sayısı hem de sağlık personeli sayısının ar şları; çevre kirliliği, beslenme alış38
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
kanlıkları, iklim değişikliği gibi etmenlerden kaynaklanan hastalıkların artmasına paralel olarak
sağlık alanına yapılan ya rımlar olarak gösterilebilir.
Tıbbi a kların toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesi işlemlerinin TAKY’e göre uygulandığı
takdirde çevre ve insan sağlığı açısından herhangi bir sorun teşkil etmediği tespit edilmiş r. Bununla birlikte bbı a kların ünite içinde toplanmasında hastane personeli ve bbi a kları toplayan personelin a k yöne m planına uygun olarak a kları toplamaları da çevre ve insan sağlığı
açısından önemli bir diğer faktördür.
Bu çalışma sonucunda Afyonkarahisar Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinde bulunan makinelerin
sterilizasyon etkinlik kontrolü işlemi için TAKY’e göre uygun olduğu ve Akdeniz ve Ege Bölgesinde bbi a ğın toplanmasında, taşınmasında ve bertaraf edilmesinde TAKY’e göre örnek bir il
olduğu yapılan incelemeyle görülmüştür.
REFERANSLAR
1. Akbolat M., Işık O., Dede C., Mesut Ç.2011, Sağlık çalışanlarının bbi a k bilgi düzeylerinin
değerlendirilmesi, Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt – 2 Sayı 3
2. Ege H.2009, Adana ili bbi a k yöne mi sorunlar ve çözüm önerileri, Adana
3. Henry, J. G., Heinke, G.W., 1996. Environmental Science and Engineering, Second Edi on,
778 Pp, Pren ce Hall, Inc., New Jersey, ABD
4. Lagrega, M. D., 1994. Phillip L. Buckingham, and Jeffrey C. Evans, Hazardous Waste Management, McGraw-Hill, Inc., New York, NY
5. LERNER, B.J.,1997. Preven on of Dioxin Forma on in medical waste incinera on, yıllık 90.
toplan ve sunum, Kanada, 8-13 Haziran 1997, sayfa; 97.
6. WHO, 1999. Safe Management of Wastes from Healt-careAc vi es, Dünya Sağlık Örgütü,
Ceneve
39
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TIBBİ ATIKLARIN YÖNETİMİ; ISPARTA İLİ ÖRNEĞİ
Kaan IŞINKARALAR
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Müh. Bölümü 32100,Isparta
[email protected]
Bu çalışma kapsamında Isparta ilinde bulunan bbi a k miktarının belirlenmesi ve bu a kların
yöne mi ( bbi a kların toplanması, taşınması ve bertara ), daha önceden yapılan çalışmaların
değerlendirilmesi, Türkiye’nin ve Isparta’nın nüfus ar şına göre sağlık kuruluşlarının personel ve
yatak sayılarının değişmesi sonucunda kişi başına düşen yatak ve hekim sayısı tespit edilmiş r.
Isparta için ortalama yıllık bbi a k miktarı en fazla olan 11700 kg/yıl ile Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi (SDÜTF), 7000 kg/yıl ile Isparta Devlet Hastanesi (IDH), 1800
kg/yıl ile Gülkent Devlet Hastanesi (GDH) olarak tespit edilmiş r. Ayrıca buna ek olarak yapılan
araş rmalar sonucunda en uygun yöntem olarak buharla sterilizasyon sonrasında düzenli depolama işlemi olduğu kanaa ne varılmış olmakla birlikte elde edilen veriler değerlendirilerek en
uygun çözüm önerileri sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: A k yöne mi, Bertaraf, Isparta, Sterilizasyon, Tıbbi A k.
1.GİRİŞ
Geçmişten günümüze gelen çeşitli a k türlerinin miktarlarında sürekli bir şekilde ar ş meydana gelmektedir. İnsanların yaşam tarzları ile birlikte tüke m durumları da hızlanmakla birlikte
büyük hacimlerde ve farklı plerde a kların oluşmasına sebep olmaktadır. Özellikle son yıllarda
Dünya’da meydana gelen çevresel sorunlar ve çevreye etkileri yüzünden sağlık problemlerinin
ve hastalıkların artmasına bağlı olarak bbi a kların miktarlarında da ar şlar meydana gelmektedir. Türkiye’de bbi a kların yöne mi ve bertara önceki yıllara nazaran kayda değer bir yol
almakla birlikte dünya standartlarını da yakalamış r. Sağlık kurumlarında oluşan bbi a klar ise
enfeksiyoz, patolojik ve kesici-delici a klar olmak üzere üç kategoride irdelenmektedir. Bunların
içerisinden enfeksiyöz ve patolojik a klar sızdırmaz poşetlerde birik rilirken, kesici - delici a klar diğer bbi a klardan ayrı olarak delinmez plas k kutularda toplanmaktadır.
Tıbbi a kların topluma ve çevreye karşı verdiği zararlardan dolayı ciddi bir potansiyel tehlike
oluşturduğu çok açık r. Bu yüzden bbi a kların gelişigüzel çevreye a lmadan kaynağında toplanması, taşınması ve bertara nın sağlanması gereklidir. Isparta’da insan sağlığı ve çevrenin korunmasına yönelik yapılan bbi a k bertaraf tesisinde yönetmeliklere uygun bir şekilde bbi
a k yöne m modelinin uygulandığını söylemek mümkündür.
Bu çalışmanın içeriğinde;
• Öncelikle teze konu olan hastanelerin ve sağlık kuruluşlarının belirlenmesi,
• Isparta ilinde sağlık kuruluşları tara ndan üre len bbi a kların fizibilitesinin çıkarılması,
• Hastane a klarının genel özellikleri ve bu a kların kontrolünün nasıl olduğunun ortaya konması,
• İlgili ulusal mevzuat ve yönetmeliklerin incelenmesi sure yle bbi a kların bertara ve depolanmasında mevcut durumun ayrın lı olarak değerlendirilmesi ve be mlemesi,
• Bu bilgiler doğrultusunda değerlendirmelerde bulunarak sistemin eksik taraflarının kalitesinin artmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
40
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
2. MATERYAL VE METODLAR
2.1. Isparta Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi
Isparta ilinde yapılan bu tez çalışmasında özel şirket tara ndan işle len bu tesis 300 m2 alana
kurulmuş olup Isparta ve ilçelerinden bbi a klar kabul edilmektedir. Tesisin dış kapısı raylı sistemle çalışmakta olup normal şartlarda kapalı tutulmaktadır. Tek bina halinde işle len tesiste
önden kırmalı 1 adet bbi a k sterilizasyon makinesi bulunan ve makinenin olduğu bölümde
geçici soğuk hava deposu bulunmaktadır. Firma yetkilileri tara ndan bbi a k sterilizasyon tesisi
için (Tıbbi a k sterilizasyon cihazı, bina yapımı, buhar kazanı, dizel tankı, laboratuvar malzemeleri, araçlar ve araç yıkama üniteleri vs.) 2008-2010 yılları arasında yaklaşık 1.200.000 TL’lik bir
ya rım yapıldığını beyan etmişlerdir.
Şekil 1. Isparta ili bbi a k sterilizasyon tesisinin dış görünümüi
2.1.1. İş Akım Şeması
Isparta’da bbi a k yöne m planı uygulanırken dikkat edilmesi ve uygulanması gereken hususlar Çizelge 2’de verilmiş r. Bu a k yöne m planının aşamaları ise; a k yöne m planını hazırlamak, a kları kaynağında ayrı toplamak, a kları ayrı taşımak, a kları geçici depolamak, personeli
eğitmek, bertaraf harcamalarını karşılamak, bbi a k miktarını kayıt al na almak r. Dolayısı
ile a kların minimize edilmesi ve ciddi bir a k yöne m planının uygulanması aşamaları, a k
üre cileri tara ndan daha fazla bir hassasiyet gösterilmesi zorunlu ve gerekli bir konu olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Isparta bbi a k tesisi için yöne m şeması hazırlamak
Tıbbi a kları kaynaklarından toplarken dikkat etmek
Kaynaklarından toplanan a kları özenle tesise taşımak
Tesise ge rilen a kları gerek ği durumlarda geçici depoya almak
Tesiste çalışan personelin yeterli düzeyde eği m almasını sağlamak
A kların tesiste yönetmeliklere uygun bertara için a k kaynaklarından ücret almak
Bakanlığa bildirilmek üzere toplanan bbi a kların miktarını kayıt al na almak
Çizelge 1. İş Akış Şeması
41
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
3. ARAŞTIRMA BULGULAR ve TARTIŞMA
Isparta ilinde buhar ile sterilizasyona örnek bir tesis mevcut olup taşeron sistemi ile belediyeden
kiralanarak çalış rılmaktadır. Bu bbi a k sterilizasyon tesisinde Isparta il merkezi, ilçeleri ve
az miktarda çevre illerden de bbi a klar tesise ge rilerek bertaraf edilebilmektedir. Böylece
Isparta ve çevre illerin bbi a k problemi ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Şekil 3’ de verilen grafikte Türkiye’ nin ekonomik düzeyine bağlı olarak yıllara göre bbi a k
üreten sağlık kuruluşlarının sayıları gösterilmiş r. Ülkemizdeki faaliyet gösteren sağlık kurumlarının yıllara göre gelişim içerisinde olduğunu ve kurum sayısının 2000 yılından 2011 yılına kadar
dalgalanmalar gösterdiği ancak 2005 ile 2011 yıllarında artan bir oranla devam e ği görülmektedir. 2000 yılında 1183 olan sağlık kuruluşu sayısı 2011 yılında 1410’a yükselmiş r. Bu yükselişe
paralel olarak Türkiye’deki sağlık personel sayısı ve toplam yatak sayısının yıllara göre dağılımı ve
Türkiye’de kişi başına düşen hekim ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri ile hem ülkemizin
sağlık kurumlarına yap ğı ya rım hem de artan çevre kirliliği sonucunda hastalıkların artması
sonucunda ortaya çıkan ih yaç ile doğru oran yla açıklanabilir.
Şekil 2. Türkiye’ deki sağlık kuruluşlarının yıllara göre dağılımı, (TUİK, 2012)
3.1. Isparta İli Örneği
Türkiye’de ki ar şa paralel olarak Isparta’da nüfus sayısı, sağlık personeli sayısı, hekim sayısı,
yatak sayısı, kişi başına düşen yatak ve doktor sayılarının ar şı 2011 yılına kadar sürekli ar ş
gözlenmektedir. Isparta İli’nde bulunan sağlık personeli ve yatak sayılarının yıllara göre değişimleri Şekil 4’de gösterilmiş r. Sağlık personeli sayısı 2000 yılında 3657 iken 2011 yılında 5000’e
yükseldiği gözlenmiş r. Yatak sayısı ise 2000 yılında 1835 iken 2011 yılında 2244’e yükselmiş r.
Bu sonuçları incelediğimizde Isparta İli’nde nüfus ar şına bağlı olarak toplam sağlık personeli ve
yatak sayılarında ciddi bir ar ş olduğu söylenebilir.
42
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 3. Isparta İl’inde bulunan sağlık personeli ve yatak sayılarının yıllara göre değişimi,
(TUİK,2012)
Isparta’nın bbi a k üre cileri içinde yapılan aylara göre değerlendirmede sağlık kurumlarının
a k miktarları belirlenmiş r. Isparta İli’nde bulunan sağlık kurumlarının 2012 yılı bbi a k ürem miktarları ise Şekil 5’de belir lmiş r.
Şekil 4. Isparta İli’nde bulunan sağlık kurumlarının 2012 yılı bbi a k üre m miktarları
4. SONUÇLAR
Günümüzde oluşan çok çeşitli sağlık problemlerinin ve hastalıkların yanı sıra küresel çapta çevresel sorunlarda patlak vermeye başlamış r. Gelişen teknoloji ve çeşitli insan ak viteleriyle birlikte insanların büyük ölçekli hastanelere ve sağlık merkezlerine ih yaçları vardır. Bu sağlık merkezlerinde oluşan a klar evsel, ambalaj, bbi, tehlikeli ve radyoak f a klar olmak üzere çeşitli
a klardan oluşmaktadır. Ancak bu a kların arasında önemli yeri olan bbi a kların yöne mi ve
bertara başta ülkemiz olmak üzere dünya çapında popüler bir problemdir.
Ülkemizde inşa edilip faaliyete geçirilen sağlık merkezlerinin sayısının son 10 yıl içerisinde ar ğı
görülmektedir. 2000 yılında 1183 olan sağlık kuruluşu sayısı 2012 yılında 1483’e yükselmiş r.
Bu yükseliş hem ülkemizin sağlık kurumlarına yap ğı ya rımın hem de kirlenen ülkemizin hasta
e ği insanların artmasından kaynaklı bir yükseliş r. Artan sağlık merkezleriyle birlikte sağlık
personeli sayısı da ar şa geçmiş r. 2000 yılında 286106 sağlık çalışanı (hekim, diş hekimi, eczacı,
hemşire, ebe, sağlık memuru) varsa 2012 yılında bu sayı 488782 kişi değerine çıkmış r.
43
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tıbbi a kların toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesi işlemlerinin TAKY’e göre uygulandığı
takdirde çevre ve insan sağlığı açısından herhangi bir sorun teşkil etmediği tespit edilmiş r. Bununla birlikte bbı a kların ünite içinde toplanmasında hastane personeli ve bbi a kları toplayan personelin a k yöne m planına uygun olarak a kları toplamaları da çevre ve insan sağlığı
açısından önemli bir diğer faktördür.
Bu çalışma sonucunda Isparta Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinde bulunan makinelerin sterilizasyon etkinlik kontrolü işlemi için TAKY’e göre uygun olduğu ve Isparta il ve ilçelerinde toplanan
bbi a ğın bertaraf edilmesinde TAKY’e göre uygun bir il olduğu yapılan incelemeyle ortaya
konmuştur.
REFERANSLAR
1. EPA., 1998. WasteMinimiz onOpportuni esAssessment Manual, EPA/625/7- 88/003,
Amerika Birleşik Devletleri ka a klar Çevre Koruma Ajansı, Roma
2. Esmen C., Varınca K.B., Şengil A.S., Albayrak D. 2008, Tıbbi a k bertaraf metodu olarak
otoklav ile sterilizasyonda sondan parçalamalı sistem örneği Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre
Mühendisliği Bölümü
3. Baylan A.2009, Tıbbi a kların bertara üzerine çalışma Edirne örneği, Edirne
4. CHRİSTEN, J., 1996. Dar es Salam Urban Health Project: Health-carewastes Management
in districtHealthFacili es:Situa onal Analysis andSystem Development,SwisscentreforDevolopmentCo-opera onin technologyand Management
5. Ç.S.B. 2013, Erişim Tarihi: 12.01.2013.h p://www.csb.gov.tr
6. Güllük, E., 2013 Tıbbi A kların Toplanması, Bertara ve Depolanması ile Buharın Bakteriler
Üzerine Etkilerinin İncelenmesi; Afyonkarahisar Örneği
44
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
EVDE BAKIM ALAN HASTALARDAN OLUŞAN TIBBİ ATIKLAR
G. Serap TATLIOĞLU, 2Prof Dr. Yaşar BAĞDATLI
İ.Ü. Kardiyoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi
İ. Ü. Çevre Yöne m Birimi Koordinatörlüğü
2
1
1
Sağlık Bakanlığınca Sunulan ‘’Evde Sağlık Hizmetlerinin Uygulama Usul Ve Esasları Hakkındaki
Yönerge’’nin 1. Maddesinde amaç şöyle açıklanmaktadır.
MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı; evde sağlık hizme sunumuna ih yacı olan bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, bbi bakım ve rehabilitasyonlarının evinde ve aile ortamında sağlanması, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak
birlikte verilmesi için Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumları bünyesinde evde sağlık hizmetleri
birimleri kurulması kararlaş rılmış r.
Sağlık kuruluşları, faaliyetleri sonucunda oluşan a kları 22.07.2005 tarih ve 25883 sayılı Resmi
Gazetede yayınlanan Tıbbi A kların kontrolü yönetmeliğine göre toplayarak lisanslı firmalara
vermekle yükümlüdür. Ancak evde bakım alan hastalardan ( diyaliz hastaları, diyabet hastaları
vb.) çıkan bbi a klar konusunda hala yeterli bilinçlenme olmadığını düşünmekte ve gözlemekteyiz.
Kliniğimizde tedavi gören ve insülin kullanan 86 diyabet hastası ve yakınlarıyla yapılan görüşme
sunucunda bu hastalardan kan şekeri bakmak ve insülin uygulamak sure yle çıkan bbi a kların
ayrı olarak toplanmadığı ve evsel a klara karış rıldığı belirlenmiş r. Üre kleri bu bbi a klarla ilgili olarak hiçbir eği m almadıkları da gözlenmiş r. Kliniğimizde hizmet veren hekim ve
hemşirelerin de bu hastalara bbi a klar konusunda yeterli bilgi vermediği yapılan görüşmeler
sonucunda tespit edilmiş r.
Tıbbi a kların kontrolü yönetmeliğinde küçük miktarlarda a k üreten ünitelerden çıkan bbi
a kları için madde 17’de diğer a klardan ayrı olarak toplanması gerek ği belir lmiş r. Yine
madde 22’de en yakında bulunan geçici a k deposuna götürülmesi bu imkana sahip olunmaması halinde üre len bbi a kların ilgili belediyenin bbi a k toplama ve taşıma aracı tara ndan
alınması sağlanmalıdır. Bu durumda oluşan bbi a klar güvenli bir şekilde muhafaza edilmeli ve
gerekirse ikinci bir bbi a k torbasının içine konulmalıdır. A klar, bbi a k toplama aracı gelmeden önce kesinlikle dışarıya bırakılmamalı ibaresi yer almaktadır.
TC Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun yayınlamış olduğu Sağlık Bakanlığınca sunulan evde sağlık hizmetlerinin uygulama usul ve esasları hakkında yönergede, sorumlu hekimin görev yetki ve sorumlulukları Madde 11ç’de evde sağlık hizmetleri sırasında oluşacak bbi
a kların toplanması ve muhafaza edilmesi konusunda bilgilendirir ve danışmanlık hizme verir
denilmektedir. Aynı yönergede Madde 12 A7’de hemşirelerin (Toplum Sağlığı) tek kullanımlık
malzemelerin ve a k materyallerin Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak toplanması konusunda kişi ve aile bireylerini bilgilendirmesi gerek ğini belir lmektedir. Bu
konuda 3 Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor ve hemşirelerle yapılan görüşme sonucunda ev
ziyaretlerinde bbi a klarla ilgili olarak aileleri bilgilendirdiklerini belirtmişlerdir. Ancak Aile Sağlığı Merkezlerinde görevli personelin bbi a k eği mlerinin yetersiz olduğu gözlenmiş r. Ayrıca
merkezlerdeki bbi a k kovalarının hastaların ve çocukların bulunduğu ortamda ağzının açık
bir şekilde olduğu, çalışan yardımcı personelin bbi a klarla ilgili olarak bilgi eksikliği, Tıbbi a k
kovarlından bulaşabilecek enfeksiyon risklerinin bilincinde olmadıkları gözlenmiş r.
45
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İstanbul’daki belediyelerle karşılıklı ve telefonla yapılan görüşmeler sonucunda evde bakım alan
hastaların kendilerine başvuru yap kları takdirde bbi a klarını aldıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca
bbi a k torbalarını da başvuran hastalara verdiklerini söylemişlerdir. Başvuran hastaların daha
çok diyaliz hastaları olduğu, çok az sayıda evde bakım hastasının a klarını aldıklarını belirtmişlerdir. Diyabet hastaları vb. tedavi alan hastaların başvuru yapmadıklarını belirtmişlerdir. Belediyede a k toplayan personelin bağışıklığı sorgulanmış ve bu konuda bilgi sahibi olmadıkları, bbi
a klardan kaynaklanan enfeksiyonlar konusunda bilgi sahibi olmadıkları görülmüştür. Tıbbi a k
toplayan personelin eği mleri de planlı bir şekilde, belirli periyotlarla yapılmalı ve bu çalışanların bağışıklığının sağlanması gerekmektedir.
Belediyeler ayrıca 20 yatak al merkezlerin, diş hekimleri ve hekimlerin muayenehanelerinden
ve Aile sağlığı merkezlerinden oluşan bbi a kları da aldıklarını belirtmişlerdir. Bu türden kuruluşların bbi a klarını özel konteynerlerde saklamak gibi bir sorumlulukları vardır. Yapılan görüşmeler sonucunda a k toplayan personelin özellikle kendilerini korumada yetersiz kaldıkları
gözlenmiş r. Belediyelerin a k toplamada yaşadıkları sorunlar ise;
1- Sürekli yardımcı personelin değişmesi
2- Yardımcı personelin eği msiz oluşu
3- Tıbbi a k konteynırlarının yetersiz oluşu
4- Personellerin bbi a k toplama konusunda yetersiz olması
5- Delici ve kesici alet ve materyallerin nasıl toplanması konusunda bilgi eksikliği olarak bildirilmiş r.
Sonuç olarak evde bakım alan ve tedavi uygulanan hastaların bbi a k konusunda yeterli bilgiye
sahip olmadıkları görülmüştür. Özellikle bbi a klardan kaynaklanan enfeksiyonlar düşünüldüğünde, sorunun önemi gözler önüne serilmektedir. Bu konuda, öncelikle Aile sağlığı Merkezlerinde görevli sağlık personeli başta olmak üzere, eği mlerinin planlanarak bbi a k konusunda
bu farkındalığı oluşturulmalıdır. Bu suretle toplumda da farkındalık yara lmış olur.
Kaynaklar
1- TC Çevre ve Orman Bakanlığı (2005) Tıbbi A kların Konrolü Yönetmeliği
2- TC Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (2011) Sağlık Bakanlığınca Sunulan Evde Sağlık
Hizmetlerini Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönerge.
46
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN ATIKLARIN MALİYET ANALİZİ
CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÖRNEĞİ;
Pelin ÖCAL
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi /İstanbul ([email protected])
Sağlık hizmetleri sonucu oluşan a kların sağlık çalışanlarına hastalara ve çevreye zarar vermeden uygun şekilde kaynağında ayrı toplanması, taşınması, geçici depolanması ve bertara yönetmeliklerle belirlenmiş r.
Bu yönetmeliklere göre, sağlık tesislerinden (hastaneler, aile hekimleri,laboratuvarlar, veteriner
klinikleri, özel muayenehaneler vb.) kaynaklanan A klar Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün genel
sınıflandırmasına uygun olarak evsel (genel) a klar, bbi (enfeksiyöz, patolojik ve kesici delici
a klar), tehlikeli (kimyasal ve farmasö k a klar gibi) ve radyoak f a klar olmak üzere dört ana
grupta toplanmaktadır.
Genel kural olarak, sağlık tesislerinde üre len a kların % 75-90’ı risk taşımayan (enfeksiyöz ve
tehlikeli olmayan) evsel a ğa benzer nitelikte genel a k r. Diğer bir deyişle, sağlık tesislerinde
üre len a kların sadece küçük bir oranı (% 10-25’i) tehlikeli ve sağlık riskleri yaratabilir olarak
adlandırılmaktadır.
Bu a kların toksisite, enfeksiyöz, kimyasal reak vite ve uçlarının delici ve keskin oluşu gibi bazı
özellikleri onları tehlikeli hale ge rmektedir. Bundan dolayı tehlikeli bbi a kların yöne mi ve
bertara için özel yöntemlerin uygulanması gerekmektedir.
Tıbbi A kların Kontrolü yönetmeliğine göre genel olarak a kların kaynağında ayrı toplanması ve
geçici depolanması sorumluluğu sağlık kuruluşlarının, a kların geçici a k depolarından alınarak
taşınması, sterilizasyon işlemine tabi tutulması ve bertaraf edilmesi konularındaki sorumluluklar
ise belediyelere ai r.
“Kirleten öder” prensibine göre, her bir bbi kurum üre ği tüm a kların güvenli yöne mi için
gerekli harcamaları karşılamakla yükümlüdür.
Kaynağında ayırma, toplama, uygun ambalaj veya konteynırler içine yerleş rme ve a kların
oluştuğu sahada meydana gelen tüm masraflar kuruma ai r. Aynı şekilde temizlik işçilerinin
bağlı olduğu şirkete ve tüke len malzemelere yapılan ödemeleri a ğı üreten sağlık kuruluşu
karşılar.
A kların kurum dışına taşınması, geçici a k aktarma istasyonlarına oradan bertaraf tesislerine
nakliyesi için sağlık kuruluşları bu hizme sunan belediyelere gereken ücretleri ödemekle yükümlüdür.
Büyükşehirlerde Büyükşehir Belediyeleri, büyükşehir olmayan yerlerde ise belediyeler her sağlık
kuruluşundan toplanan ve bertaraf edilen bbi a k miktarını kayıt al na alırlar ve yılsonu i bari
ile valiliğe bildirirler.
Günümüzde hastane işletmelerinin kısıtlı kaynakları ve ekonomik güçlükleri nedeni ile üre len
hizmetlerin maliyetleri önemli hale gelmiş r.
Kar amacı olsun veya olmasın hastanelerde maliyetlere neden olan tüm unsurların belirlenerek
hizmet maliyetlerinin sağlıklı bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
47
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Hastanelerde gider çeşitleri; direkt ilk madde ve malzeme giderleri, direkt personel giderleri ve
genel üre m giderlerinden oluşmaktadır.
Genel üre m giderleri içerisinde yer alan Tıbbi A k giderinin tespi amacıyla bölümlerden çıkan
bbi a k miktarları Çevre Birimi tara ndan takip edilerek yıllık bbi a k miktarı (kg) hesaplanmış r.
A k üre cisi olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi örneğini incelersek:
1-A kların toplanmasında kullanılan ambalajlar: poşetler, çöp kutuları, variller ve konteynırlar.
Bunlar için 2013 yılında yapılan ihalede 45 480 TL harcandı.
A kların toplanması için pedallı plas k bbi a k kovası 40 lt ve 65 lt ( birim fiyatları 39 ve 44 TL),
evsel a k kovası 40lt ve 65 lt için birim fiyat 69,5 TL ve 49 TL, geri dönüşüm a k kovası 40 lt ve
65 lt için birim fiyat 49.5 TL ve 69.5 TL, kesici-delici sarı orta boy bbi a k kutuları için birim fiyat
1.79 TL ve 12000 adet alındı.
2-Temizlik firmasına temizlik personeli ve temizlik malzemeleri için ödenen fiyat;
Temizlik Şirke ne ayda 550 000 – 600 000 TL ödenmekte olup 2013 yılında
7. 076. 263 tl ödendi.
3-Hastanemizin evsel nitelikli a kları İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tara ndan alınarak
ara depolama tesislerine sonra düzenli depolama alanlarına götürülmektedir Bir kısım evsel
a kların geridönüşümü sağlanmaktadır.
Kaynağında ayrı toplanan ambalaj a kları, kâğıt, cam ve metal a klar Belediyenin anlaşmalı özel
geridönüşüm firması tara ndan toplanmaktadır. Hastanemiz bunun için bir maliyet ödememekte. Bu ambalajların geri dönüşümden elde edilen gelirden de bir pay talep etmemekteyiz.
4-Tıbbi a k ve Tehlikeli a kların taşınması ve bertara için İBB ve İSTAÇ’ a belirlenen birim fiyat
üzerinden ödeme yapıldı. Örnek olarak hastanemizin 2012 yılında üre ği a k miktarları aşağıdaki tabloda gösterilmiş r:
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi 2012 yılı a k miktarı:
EVSEL ATIK
2 737 500 (kg)
GERİ DÖNÜŞÜM
KÂĞIT/METAL/PLASTİK (kg)
TEHLİKELİ ATIK
2342
(kg)
TIBBİ ATIK
525 831 (kg ) / 176 205
poşet
108 000 / 6000 /
30 000
Ödenen: 1980 TL
48
Ödenen: 400 983 TL
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin üre ği bbi a k miktarları ve bedeller aşağıdaki tabloda gösterilmiş r.
YIL
BİRİM FİYAT
KG
TORBA SAYISI
ÖDENEN
( %18 KDV hariç )
2010
0.64
369 990
120 676
2011
0.69
433 221
140 001
2012
0.64 - 0.69
483 023
163 248
309 134 TL
2013 İLK 6 AY
0.75
119 746
41 077
89 809 TL
2013 İKİNCİ 6AY
1.19
216 318
43 742
257 418 TL
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin İBB + İSTAÇ’ a yapılan ödemeleri :
2011
113 315,02 TL
2012
511 713,03 TL
2013
503 924, 71 TL
İBB İşletmeler Müdürlüğü’nün görevleri arasında, bbi a kların kaynağında ayrı toplanması ve
bbi a k yakma tesisinin işle lmesi hizmetleri de bulunmaktadır.
İstanbul genelinde 20 yatak kapasitesi üzerindeki 174 Sağlık kuruluşunun bbi a kları özel donanımlı araçla günlük periyotlar halinde toplanmakta ve Kemerburgaz - Odayerindeki Tıbbi a k
yakma tesisinde yakılarak imha edilmektedir.
İstanbul’un Tıbbi A k miktarı ~50 ton/gün düzeyindedir Gelişmiş ülkelerde Tıbbi kuruluşlar her
yıl yarım milyon ton a k üretmektedir. Hastaneler bbi a kların %77’sini üretmektedir. Sağlık
kuruluşlarında oluşan a kların %10 ila %25’ni bbi a klar oluşturmaktadır. İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp
Fakültesinin bbi a ğı 1200–1400 kg/gün dür.
Tıbbi a kların çevreye olan risklerinin en aza indirilmesi için en uygun teknoloji kullanılarak bertaraf edilmesi gerekmektedir.
Ülkemizde sağlık kuruluşlarından kaynaklanan bbi a kların yöne minin belediyeler tara ndan
özel firmalara devredilmesi sonucu ve bertaraf teknolojilerinin yaygınlaşması ile bbi a kların
taşınması ve bertara için ödenen ücretler giderek ar ş göstermiş r.
Artan maliyet baskısı sağlık tesislerinin, a kların azal lması ve geri dönüşümü ile personel alışkanlıklarını değiş rmek için eği m ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermesini zorunlu kılmaktadır.
Son 20-30 yılda, nüfus ve sağlık tesislerinin sayısı ile büyüklüğünün artması, hizmet kalitesinin
yükselmesi, tek kullanımlık bbi ürünlerin çoğalması, bbi a k üre m oranlarında bir ar şa neden olmuştur
Sağlık kuruluşları a k ista s kleri araş rması, 2012 yılı TÜİK verilerine göre, ülkemizde 69 bin
ton bbi a k toplandı(TÜİK, 2012).
49
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Toplanan bbi a ğın, %46’sı sterilize edilerek, %28’i sterilize edilmeden düzenli depolama
sahasında, %16’sı sterilize edilerek, %1’i sterilize edilmeden belediye çöplüğünde, %8’i ise
yakma tesisinde bertaraf edildi.
Tıbbi a ğın %22’sinin İstanbul, %11’inin Ankara, %8’inin ise İzmir’deki sağlık kuruluşlarında
toplandığı tespit edildi. Toplam bbi a ğın %41’i üç büyükşehirde toplandı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Çevre ve Şehircilik il müdürlüğü İstanbul ilindeki mevcut
sağlık kurum ve kuruluşlarından kaynaklanan 2014 yılı bbi a kların bertara nda uygulanacak
ücret tarifesini belirlemiş r: 20 yatak ve üzeri kapasiteli sağlık kuruluşlarının yatak başına çıkan
bbi a k miktarı birim fiya nın çarpılması ile fiyatlandırılma yapılır.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi “eği m veren üniversite hastanesi “ sını nda olarak fiyatlandırma 0.80 kg / yatak- gün a k üre ğimiz kabul edilerek, 2014 yılı birim fiyat olarak 1 Kg bbi
a k bertaraf ücre nin 1,24TL +KDV olarak belirlenmiş r.
Sağlık bakanlığının son genelgesi uyarınca özel ve kamu tüm sağlık kuruluşlarının bbi a klarının 2014 Haziran ayı i barıyla tar larak verilmesi öngörülmüş. 2014 Kasım ayında 2015 yılı için
a kların kg bertaraf ücre yeniden belirlenecek.
Bertaraf işlemi için Büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin sorumluluk alanlarındadır ve
günlük 10 tonun üzerinde bbi a k oluşması halinde bbi a klar yakılarak bertaraf edilir, üniteler tara ndan münferit yakma tesisleri kurulamaz ve işle lemez denilmektedir.
Enfeksiyöz a klar ile kesici delici a klar sterilizasyon işlemine tabi tutularak zararsız hale ge rilebilirler. Zararsız hale ge rilen a klar evsel a k depolama alanlarında depolanarak bertaraf
edilebilirler. Bu işlem Belediyeler veya yetkilerini devre kleri lisanslı sterilizasyon firmaları tara ndan gerçekleş rilir.
50
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
20 yatak ve al ve yataksız teşhis ve tedavi kurumları ile diğer sağlık kuruluşları ünitenin cinsine
göre yıllık ücret ödemektedirler Örneğin dâhili muayenehaneler için yıllık 125 TL cerrahi muayenehaneler için 197 TL talep edilmekte.
Ancak bu fiyatlandırmalar bazen i razlara sebep olmakta ve yargıya taşınmaktadır.
Bu sebeple a k üre cilerinin de fikri alınarak fiyat belirlenmesi yapılmalıdır.
Belediyelerin bbi ve tehlikeli a k bertaraf maliyetlerini yüksek tutmaları durumunda bbi a klar ve tehlikeli a kların evsel a klarla a lma olasılığı artar. Bunun sonucu çevre kirlenmesi, ekolojik dengelerin bozulması halk sağlığının etkilenmesi ve bu durumun sebep olduğu hastalıkların
teşhis ve tadavisinin topluma maliye nin daha fazla olacağı bir gerçek r.
A k yöne mi için fiyat belirlerken toplum sağlığı için hizmet üre ldiği unutmamalı, belediyelerin maliyet analizlerinde kâr gütmeden bu hizme sunmaları gerekir. Son yıllarda pek çok ülkede, a kların yöne mi gibi kamu işlerinin özelleş rilmesi alterna fi giderek daha çok kullanılan
bir alterna f haline gelmeye başlamış r. Bu tür yaklaşımlarda özel bir kurum bertaraf sistemi
için gerekli finansı sağlar ve bunu tasarla-yap-ve işlet modeli ile hareket edilebilir. Bu kurum
hükümete veya özel p kuruluşlarına a kların toplanması ve bertara için hizmetlerini satabilir.
Hastanelerin gerekli sermayeyi bulmaktaki sıkın ları ve özel sektörden beklenilen yüksek verimlilik bu durumda avantajlar sağlamaktadır a.Buna karşın özelleş rmenin dezavantajı kamu
kurumlarının toplam dene m kontrolünü kaybetme potansiyelidir. Bu dezavantaj özel kurum ile
kamu kuruluşu arasında yapacakları bir anlaşma ile en aza indirilebilir. Yerel bbi kurumlarının
birbiri ile yapabilecekleri işbirlikleri de masrafların minimize edilmesi için bir alterna f olarak
göz önünde bulundurulmalıdır.
Hastanelerin a k maliye ni azaltmak için öneriler:
A kların minimizasyonu yani a kların oluşumunun ve miktarının azal lması amacı ile çalışmaların yapılması, bu konuda eği mlerin ve denetlemelerin ar rılması gerekir.
A kların kaynağında ayrı toplanması sırasında evsel nitelikli a kların ve ambalaj a klarının bbi
a k torbalarına a lmaması gerekir.
Geri dönüşüm yapılabilen malzemelerin kullanımının sağlanması a k üre mini azal r.
Hastanemizde geri dönüşüm için toplanan ambalaj a klarının 2012 ve 2013 yılları için dağılımı
tabloda gösterilmiş r. Plas k ambalaj toplanması iki misli artmış r. Bu da verilen eği mlerin
toplumun bilinçlenmesine faydalı olduğunu yansıtmaktadır.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin Geri Dönüşebilen Ambalaj A kları Miktarı 2012 -2013
Yılları
KAĞIT (kg)
PLASTİK(kg)
METAL(kg)
2012
108 000
30 000
6 000
2013
97 600
68 000
8 000
Sağlık kuruluşları bbi a kların yöne mi sırasında ortaya çıkan masrafları dokümante edecek bir
muhasebe sistemini kurmak zorundadırlar. Kayıtlar ve maliyetlerin analizi bu iş için özel olarak
görevlendirilmiş bir kişi tara ndan yerine ge rilmelidir. Bu farklı zamanlarda meydana gelen
masrafların birbiri ile karşılaş rılabilmesini ve yöne m giderlerinin azal lmasını sağlar.
51
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sağlık kuruluşlarında oluşan a kların azal lması aşağıdaki poli kaların uygulanmasıyla sağlanabilir:
-Kaynakta azaltma: daha az a k veya tehlikeli a k oluşmasını sağlayacak metotların kullanılmasının sağlanması. Ürünlerin gereksiz yere kullanılmasının önlenmesi, örneğin bakım ve temizlik
işlemlerinde.
-Geri dönüştürülebilir ürünler: sağlık uygulamalarının tek kullanımlık malzemeye dayandırılması
a k miktarını ar rmaktadır Dolayısıyla alınacak malzemelerin geri dönüşüme ve tekrar kullanıma uygun olanlardan seçilmesi ve bu tür malzemelerin kullanılması özendirilmeli.
-A kların ayrı toplanması: tehlikeli ve bbi a k miktarının azal lması için mümkün olduğunca
evsel a klarından ayrı olarak toplanmasının sağlanması ve bunun denetlenmesi için hastane
genelinde yöne m ve kontrol ölçümlerinin uygulanması
-İlaçların veya kimyasalların sa n alımının ve kullanımının kontrollü olmasının sağlanması. Tehlikeli kimyasalların tek yerden alınması, sağlık kuruluşu içerisinde kullanılan kimyasalların akışının, ham madde olarak girişinden tehlikeli a k olarak çıkışına kadar dikkatli bir şekilde izlenmesi.
-İlaçların ve kimyasal ürünlerin bir seferde büyük miktarlar yerine sık ve küçük miktarda alınması, bir ürünü kullanmaya en eski olanından başlanması, yeni gelen her ürünün düzenli olarak son
kullanma tarihlerinin kontrol edilmesi a klar için kullanılacak paketleme miktarını düşürecek r.
Küçük miktarlardaki kimyasal a kların bertara kolay ve ucuz olması yanında a k miktarı çoğaldıkça bunların bertaraf maliye daha yüksek özel arıtma işlemleri gerek recek r.
-İlaçları ve kimyasalları satan firmalarda a k azaltma programının bir parçası olmalıdır. Bu sağlık
kuruluşlarının küçük siparişleri hızlı bir şekilde ulaş rabilen, açılmamış paket kimyasalları tekrar
kabul eden ve oluşacak tehlikeli a klar için a k bertaraf tesisleri önerebilecek firmalardan bu p
ürünleri sa n almayı seçerek onları teşvik etmek mümkündür.
Bütün bbi personel yukarıda belir len a k azaltma prosedürleri ve bbi ve tehlikeli a kların
yöne mi konusunda eği m almalıdır. Bu durum özellikle tehlikeli a kları en çok oluşturan bölümler için geçerlidir. Personele verilen bu eği mler sayesinde a kların kaynağında doğru ayrılmasının a k maliye nde de önemli iyileşmeler sağlar.
Sonuç olarak Tıbbi A kların kg tutarları Çevre ve Şehircilik bakanlığına bağlı İl Mahalli Çevre
Kurulları tara ndan belirlenmektedir. Tıbbi A k Kontrolü Yönetmeliği sağlık kuruluşlarının yakma veya sterilizasyon tesisleri kurmalarını veya bbi a kların başka şekilde bertara nı engellemektedir. 2012 yılında bbi a kların kamu ve özel sağlık tesislerine mali yükü 150 milyon TL
civarındadır. Son yıllarda belediyeler özel firmalardan hizmet almaktadırlar. Sağlık kuruluşları
için rekabet ortamı yaratacak düzenlemeler sağlık tesislerini yüksek maliyetlerden kurtarabilir.
Bazı illerde sağlık tesislerinin ortak bbi a k sterilizasyon tesisi kurmaları veya özel sterilizasyon
firmalarından direk hizmet almaları önündeki yasal engellerin kaldırılması bertaraf giderlerini
azaltacak r. Belediyelerin sağlık kuruluşlarından kaynaklanan a kların yöne mine bir sosyal hizmet anlayışı ile yaklaşmaları bunu kar amaçlı bir hizmet alanı olarak görmemeleri gerekir.
Ayrıca sağlık tesislerinden kaynaklanan a kların mali zorluklardan dolayı yetersiz bertara nın
ciddi halk sağlığı sonuçları yaratabileceği ve çevre üzerine olumsuz etkiler yapabileceği unutulmamalı.
52
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU TIBBİ ATIK YÖNETİMİ
KAMU HASTANELERİ ÖRNEĞİ
Yıldız ŞAHİN
Türkiye kamu hastaneleri Kurumu Sağlık Bakım ve Hasta Hizmetleri Daire Başkanı
•
•
•
•
•
•
•
Tıbbi A k Kavramı
Sağlık ünitelerindeki işlemler sırasında ortaya çıkan enfeksiyöz, patolojik ve kesici-delici
a klardan oluşan a kların genel adıdır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün bbi a k tanımına göre; sağlık kuruluşları, laboratuvarlar ve araşrma kurumları tara ndan üre len tüm a klar ile evde bbi bölüm işleri (diyaliz, insülin,
enjeksiyon vs.) gibi küçük dağınık kaynaklardan ortaya çıkan her türlü a ğa TIBBİ ATIK denir.
Tıbbi A k İle İlgili Mevzuatlar
Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği
Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliği
A k Yöne mi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik
Çevre Dene mi Yönetmeliği
Yüksek Çevre Kurulu ve Mahalli Çevre Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Tıbbi A k
Mikrobiyolojik laboratuvar a klarını,
Kan, kan ürünleri ve bunlarla kontamine olmuş nesneleri,
Kullanılmış ameliyat giysilerini (kumaş, önlük ve eldiven v.b),
Diyaliz a klarını (a k su ve ekipmanlar),
Karan na a klarını,
Bakteri ve virüs içeren hava filtrelerini,
Enfekte deney hayvanı leşleri, organ parçaları, kanı ve bunlarla temas eden tüm nesneleri,
Vücut parçaları, organik parçalar, plasenta, kesik uzuvları v.b. (insani patolojik a klar),
Biyolojik deneylerde kullanılan kobay leşlerini,
Enjektör iğnelerini,
İğne içeren diğer kesicileri,
Bistürileri, -Lam-lameli,
Kırılmış diğer cam vb. Nesneleri, kapsamaktadır.
•
•
•
•
Sağlı Kuruluşlarından Kaynaklanan A kların Sınıflandırılması
Evsel Nitelikli A klar
Tıbbi A klar
Tehlikeli A klar
Radyoak f A klar
•
•
•
Enfeksiyöz A klar
Patolojik A klar
Kesici ve Delici Aletler
Tıbbi A k Kategorileri
53
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sağlık Tesislerinden Kaynaklanan Atıkların Sınıflandırılması
Bertaraf Yöntemleri
Yakma Teknolojileri
Tıbbi atıklar, fırında yakma, döner fırınlarda yakma, pirolitik fırınlarda yakma (piroliz ve
gazlaştırma) şeklinde birkaç teknikle bertaraf edilebilmektedir. Yakma, atıkların kütlesini %
95-96 oranında azaltır. Bu azaltma materyallerin bileşenlerine ve geri dönüşüm derecesine
bağlıdır. Bu yöntem yüksek maliyet ve işletme giderlerine sahiptir.
Danimarka ve İsveç gibi ülkelerde ise yakma ile enerji üre mi çok fazla talep edilmektedir. 2005
yılında Danimarkalıların tüke ği elektriğin % 4.8’inin a kların yakılması ile üre ldiği tahmin
edilmektedir. Danimarka ve İsveç dışındaki birçok Avrupa ülkesi de a ktan ısı ve elektrik elde
etmektedir. Bu yöntem Güney Amerika ve Vietnam, Malezya gibi Asya ülkelerinde de yaygın
olarak kullanılmaktadır.
AB ülkelerinin çoğunda ise yakma sonucu oluşan furan ve dioksin gibi zararlı emisyonların oluşması, bunların arı lması için de pahalı cihazlara gereksinim duyulması nedeniyle birçok yakma
rını kapa lmış r. Örneğin Almanya’da 1987’de 218 olan yakma rını sayısı 1996’da 10 adete
düşmüştür.
Buhar Bertaraf Teknolojileri
Otoklav ile sterilizasyon, a kların yüksek sıcaklık, yüksek basınçlı buhara tabi tutulma işlemi
olup, yakmadan sonra en çok kullanılan alterna f bir bertaraf yöntemidir. Otoklavlar, bir yüzyıldan fazla bir süredir sağlık tesislerinde yeniden kullanılan bbi ekipmanların sterilizasyonu için
kullanılmakta iken son yıllarda özellikle enfeksiyöz a kların bertara için adapte edilmişlerdir.
Bu yöntemde a klar işlenmeden önce parçalanarak sistemin verimliliği ar rılır ve mikroorganizmaların yaklaşık % 99’u etkisiz hale ge rilir. Düşük ya rım ve işletme masrafları nedeniyle tercih
edilmektedir.
Kimyasal Bertaraf Teknolojileri
Sağlık hizmetlerinde kullanılan bbi ekipmanların, yerlerin ve duvarlardaki mikroorganizmaların öldürülmesi amacıyla sık olarak kullanılmakta olan kimyasal dezenfektanlar son zamanlarda bbi a kların bertara nda da kullanılmaktadır. A klara kimyasallar ilave edilerek içerdikleri
patojenler etkisiz hale ge rilir veya öldürülür. Bu işlem genellikle sterilizasyondan ziyade bir
dezenfektasyon işlemidir.
54
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Kimyasal dezenfektasyon daha çok kan, idrar, dışkı veya hastane lağımı gibi sıvı a kların işlenmesi için uygundur (Veeken, 2000: 37; WHO, 2013a: 112-116). Tıbbi a kların dezenfeksiyonunda
yaygın olarak formaldehid, e len oksit, glutaraldehit, sodyum hipoklorit ve klordioksit gibi kimyasal maddeler kullanılmaktadır.
Kireçle kimyasal dezenfeksiyon da özellikle gelişmekte olan ülkelerde kullanılan alterna f bir
teknik r.
Yıllara Göre Bertaraf Tesisleri Sayısı
Toplam 42 Adet Sterilizasyon Tesisi İle 81 İl’e Hizmet Verilmektedir.
Haritada sterilizasyon tesisinin bulunduğu il ile, aynı renkte gösterilen illerin bbi a kları ilgili
sterilizasyon tesisine gönderilmektedir.
Kaynak: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
55
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türkiye’de;
Türkiye’de bbi a kların güvenli yöne miyle ilgili esaslar, Bakanlığımız tara ndan hazırlanan ve
22 Temmuz 2005 tarih ve 25883 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tıbbi
A kların Kontrolü Yönetmeliği” ile belirlenmiş r.
Yönetmeliğe göre genel olarak a kların kaynağında ayrı toplanması ve geçici depolanması sorumluluğu sağlık kuruluşlarının, a kların geçici a k depolarından alınarak taşınması, sterilizasyon işlemine tabi tutulması ve bertaraf edilmesi konularındaki sorumluluklar ise belediyelere
ai r.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Çevre Kurulu ve Mahalli Çevre Kurullarının
Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğe Göre
Mahalli Çevre Kurulu Görevleri
BEŞİNCİ BÖLÜM
Madde 19) ‘ç’ Bendinde; İlde çevre kirliliğine neden olan veya olabilecek tesis ve işletmeleri belirlemek, yapılan iş ve işlemleri incelemek, değerlendirmek ve gerekli önlemleri almak şeklindeki
ifadeye is naden kg başına bbi a kların ne kadar ücrete bertaraf edileceği tespit edilmektedir.
Mahalli Çevre Kurulu
Mahalli Çevre Kurulu her ilde,
• Valinin veya Valinin görevlendireceği Vali Yardımcısının başkanlığında,
• İçişleri Bakanlığı,
• Milli Eği m Bakanlığı
• Sağlık Bakanlığı
• Ulaş rma Bakanlığı
• Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
• Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
• Kültür ve Turizm Bakanlığı
• Orman ve Su İşleri Bakanlıkları
• Diyanet İşleri Başkanlığının imza yetkisine haiz il temsilcileri,
• İl Jandarma Komutanlığı,
• İl Emniyet Müdürü ve denize kıyısı olan illerde Sahil Güvenlik Komutanlığının imza yetkisine
haiz temsilcileri,
• Ticaret ve Sanayi Odaları Temsilcisi,
• Büyük şehirlerde büyükşehir belediye başkanlığının imza yetkisine haiz temsilcisi,
• Diğer illerde ise belediye başkanlığının imza yetkisine haiz temsilcisinden oluşur.
Mahalli Çevre Kurulu Kararları
2012-2013
56
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Mahalli Çevre Kurulu Kararlarına göre 2012 ve 2013 yılına ait en düşük ve en yüksek kg başına
ortalama a k bertaraf bedeli yukarıdaki gibidir.
Bazı Ülkelerin Bertaraf Ücretleri Karşılaş rması
Sağlık Tesislerindeki Bertaraf Giderlerindeki Hızlı Ar ş
57
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerine Ait Yıllara Ait Toplam Bertaraf
Maliyeti
58
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tıbbı A k Üre mi Sıralamasında Her 2 Yıla Ait Verilerde İlk 5 İlimiz:
1-İstanbul 2-Ankara 3-İzmir 4-Adana 5-Bursa
59
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ATIĞA GENEL BAKIŞ
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
SONUÇ VE ÖNERİLER
2007 yılında yayımlanan Sayıştay Raporunda belir ldiği üzere, ücretlendirmede kullanılacak ölçütlerin Çevre Bakanlığınca tespit edilerek ülke düzeyinde standart bir uygulamaya gidilmesinin, sistemin daha şeffaf işlemesinde ve sağlık tesislerinin şikâyetlerinin azalmasında
etkili olacağı (Sayıştay, 2007: 32) önerisi yeniden düşünülmelidir.
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumunu ve Üniversite Hastanesini
temsilen Mahalli Çevre Kurulu’nda üye bulundurulmalıdır.
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu olarak sağlık tesislerinde uygulanmak üzere Tıbbi A k
Yöne mine dair kurum poli kası oluşturulmalıdır.
Sağlık tesislerinde üre len a kların türlerinin genel (evsel), bbi, tehlikeli, kesici-delici, sıvı
ve radyoak f a k olarak çeşitlilik göstermesi kapsamlı bir yasal düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır.
Sağlık hizmetleri sonucunda oluşan bbi a kların teslim sürecinde sorumlu personelce
doğru tar kayıtlarının tutulması ve takip edilmesi maliyetlerin düşürülmesine olumlu etki
edebilir.
Tıbbi a k toplanması ve bertara ile ilgili rekabet ortamı yaratacak düzenlemeler ve/veya
alterna f bertaraf yöntemleri sağlık tesislerini yüksek maliyetlerden kurtarabilir.
Tıbbi a kları doğru ayrış rmamanın çevresel ve mali yükünün bilincinde olmayan personele yapılacak farkındalık eği mleri maliyetlerde ha rı sayılır azalmalara neden olabilecek r.
Özellikle ölçek ekonomilerinin etkin olarak kullanılabileceği kamu-özel ortaklığı modeli ile
yapılacak olan sağlık kampüsleri/şehir hastaneleri bünyesinde bbi a kların yerinde bertara düşünülebilir.
Sağlık tesisleri rolleri, yatak sayılar, yatak doluluk oranları ve ameliyat sayıları gibi verilerin
bbi a k oranları ile olan ilişkileri takip edilmeli, ortalama değerler oluşturulmalıdır.
Sağlık kuruluşlarından, kaynaklanan tehlikeli a kların ve bbi a kların özelliklerine göre
netleş rilmesi ve bertaraf-geri kazanım yöntemlerinin belir lmesinin sağlık kuruluşları için
uygulamayı rahatlatacağı ve bertaraf maliye ni düşüreceği düşünülmektedir.
Tıbbi a kların bertara nda kilo başına belirlenen bedelin tespit edilmesinde bir düzenleme yapılarak gelişigüzel fiyat ar şlarının önüne geçilmelidir.
Tıbbi a kların; Yönetmeliğe uygun olarak toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesi için uygun teknoloji ve bertaraf yönteminin seçilmesi, gerekli altyapı ve tesislerin kurdurulması ve
60
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
işle rilmesi işinin özel sektöre ihale edildiği veya mevcut tesislerin Belediyeler tara ndan
özel sektöre devredildiği görülmektedir. Tıbbi a k yöne mi belediyeler tara ndan bir kamu
hizme /sosyal hizmet olma anlayışından çıkıp kar amaçlı bir hizmet olmuştur. İhalelerde
firmaların elde edecekleri cirolardan Belediyelere ödeyecekleri pay % 8-10’lardan başlayan
açık ar rmalar ile bazı illerde % 30-40’ları bulabilmektedir.
TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU OLARAK;
Komisyon çalışmaları sonucunda; sahada oluşturulacak olan farkındalık, ‘aylık a k takip çizelgelerinin’ oluşturulması ve alınacak olan tedbirlere yönelik planlamalar sonucunda: sağlık tesislerimizde bbi a k için ödenen miktarların %30 azalacağı öngörülmektedir.
61
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TIBBİ ATIKLAR
Burcu TAŞKINOĞLU
İBB A k Yöne mi Müdürlüğü
1995 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tara ndan 20 ve üzeri yatak kapasiteli
yaklaşık 260 sağlık kuruluşunun bbi a kları yönetmeliklere uygun özel donanımlı araç, personel ve turuncu renk torbalarla toplanmakta (Şekil 1) ve Tıbbi A k Yakma Tesisine taşınmakta ve
bertaraf edilmektedir. 20 yatak al ve yataksız sağlık kuruluşlarının bbi a kları ise ilçe belediyeleri tara ndan toplanmakta ve yine İBB tara ndan bertaraf edilmektedir.
Şekil 1. Tıbbi a k toplama-taşıma
Tıbbi a klar ayrı olarak toplanıp bertaraf edilmedikleri takdirde, başta Hepa t olmak üzere tehlikeli hastalıkların insanlara bulaşma riskinin önüne geçilemeyeceği gibi, birçok sağlık, çevre ve
maliyet probleminin ortaya çıkması da kaçınılmaz olur. Tıbbi a klar ile ilgili çalışmalar, Temiz
Şehir – Sağlıklı Toplumun oluşmasına katkı sağlayan uygulamalardır.
Tıbbi a k tehdidinin önlenmesi amacıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tara ndan 20 Mayıs 1993
tarih ve 21586 sayılı “Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği” çıkar lmış ve yönetmelik 22.07.2005
tarih ve 25883 sayılı Resim Gazete ile yeniden düzenlenmiş r. Bu Yönetmeliğe göre; bbi a kların diğer a klardan ayrı toplanması ve geçici depolanması sağlık kuruluşlarının, geçici bbi a k
depolarından alınarak taşınması ve bertaraf edilmesi belediyelerin, dene m görevi ise Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’nın sorumluluğundadır.
62
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
2012 yılında İstanbul’da 20 ve daha fazla yatak kapasiteli sağlık kuruluşlarından günde yaklaşık
55 ton civarında bbi a k toplanmış r.
Tıbbi A k Miktar Verileri
Tablo 1. Yıllara sari bbi a k miktarları
Yıllar
Tıbbi A k Miktarları (ton)
2004
8.892
2005
10.125
2006
11.044
2007
12.700
2008
13.267
2009
15.500
2010
17.316
2011
18.802
2012
19.920
2013
20.245
2013 yılı i bariyle yıllık 20.245 ton bbi a k oluşmuş olup (Tablo 1), 2025 yılında yıllık yaklaşık
25.000 ton bbi a k oluşması öngörülmektedir (Şekil 2).
Şekil 2. Tıbbi a k miktar projeksiyonu
Nüfus ve buna bağlı olarak da sağlık kuruluşlarının sayısındaki ar ştan dolayı İstanbul’un bbi
a k miktarı gün geç kçe ar ğından mevcut bbi a k yakma tesisi kapasitesi yetersiz kalmış r.
Bu nedenle alterna f bbi a k bertaraf metotlarının uygulanması gerekmiş r. “Tıbbi A kların
Kontrolü Yönetmeliği”nin 6. Bölümü’nde bbi a kların sterilizasyon ön işlemine tabi tutulduktan
sonra diğer evsel a klarla beraber düzenli depolanmasının yakma dışında diğer bir alterna f
bbi a k bertaraf yöntemi olduğu belir lmektedir. Sterilizasyon; bakteri sporları dahil her türlü
mikrobiyal yaşamın fiziksel, kimyasal, mekanik metotlar veya radyasyon yoluyla tamamen yok
edilmesi veya bu mikroorganizmaların seviyesinin %99,9999 oranında azal lması olarak tanım63
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
lanır. Son zamanlarda özellikle ülkemizde gerek ekonomik oluşu gerekse işletme kolaylığı gibi
avantajlarından dolayı sterilizasyon metodu tercih edilmektedir.
İstanbul için de gerek ilk ya rım ve işletme maliyetlerinin nispeten düşük oluşu gerekse büyük
miktarlarda a k işleyebilecek şekilde dizayn edilebilir olması sebebiyle bir çeşit ısıl termal işlem
olan otoklavlama metodunun uygun olduğu düşünülmüş ve bbi a k sterilizasyon tesisi faaliyete geçmiş r.
İBB Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi
3 vardiya çalışması halinde tesisin kapasitesi 100 ton/gündür. Bu tesis, 2045 yılına kadar İstanbul’da üre len bbi a kları bertaraf edilebilecek kapasitede dizayn edilmiş r. Şekil 3’te tesisten
bir görünüm verilmiş r.
Şekil 3. Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinden bir görünüm
Tıbbi A kların Sağlık Kuruluşlarından Toplanması-Taşınması
Sterilizasyon tesisinin devreye alınması ile birlikte bbi a k toplama-taşımada bbi a k torbalarının içine konulduğu ve yüksek yoğunluklu polie len malzemeden (HDPE) bbi a k kovaları
kademeli olarak kullanılmaya başlanmış r (Şekil 4). Bugün i bariyle yaklaşık 50 hastanede bu
uygulamaya geçilmiş olup, İstanbul genelinde bütün 20 yatak ve üzeri hastanelerde bu uygulamanın yaygınlaş rılması hedeflenmektedir. Tıbbi a klar sağlık kuruluşlarından bbi a k kovaları
ile toplanmakta ve dolusu alınan kovaların yerine sağlık kuruluşuna klordioksitli su ile yıkanmış
boş kovalar teslim edilmektedir. Böylece bbi a k torbalarına el değmeden toplama-taşıma işlemi gerçekleş rilmektedir.
64
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 4. Tıbbi A k Kovaları
Tıbbi a k kovalarını geçici bbi a k deposundan i baren kullanan sağlık kuruluşları mevcu ur
ancak bbi a k kovalarının sağlık kuruluşlarında ünite içlerinde kullanılması esas r. Dolayısıyla,
sağlık kuruluşlarının bbi a k kovalarını ünite içlerinde kullanılacak şekilde gerekli altyapıyı oluşturması gerekmektedir.
Sterilizasyon Tesisi Proses Özetleri
Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi, aşağıda belir len ana kısımları içermektedir.
1. BÖLÜM: Otoklav Ünitesi
2. BÖLÜM: Su Kuleli Soğutmalı Kondenser Sistemi
3. BÖLÜM: Parçalama Ünitesi
4. BÖLÜM: Buhar Üre m Ünitesi
5. BÖLÜM: Tıbbi A k Birik rme Ünitesi
6. BÖLÜM: Konteynır Yıkama Ünitesi
7. BÖLÜM: Araç Yıkama Ünitesi
8. BÖLÜM: LNG Tankı
1.
Otoklav Ünitesi:
Buharla sterilizasyon; prensip olarak enfekte a kların basınçlı kap içinde buharla doyurulmak
sure ile dezenfekte edilerek, evsel a k haline dönüştürülmesidir. Tesiste bbi a kların bertaranda “Otoklavla Sterilizasyon” yöntemi uygulanmaktadır.
Tesise ge rilen a klar, (soğuk hava deposunun kullanılması gerekmesi halinde) işleme tabi tutulmadan önce, çevre ve insan sağlığına zarar vermeden güvenli bir şekilde geçici olarak, +4
°C’de soğutulan bir depoda birik rilir. Yönetmelik gereği; sterilizasyon işlemine tabi tutulacak
a klar içinde patolojik a klar ile başta uçucu ve yarı uçucu organik maddeler ve civa olmak
üzere kimyasal maddeler, genotoksik/sitotoksik ajanlar, radyolojik a klar ve basınçlı kaplar bulunmamaktadır. Depoda birik rilen bbi a klar tekrar X-Ray metal kontrolü radyoak f ölçer ile
65
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
kontrol edilir ve otoklav ünitesine (Şekil 5) gönderilmek üzere otoma k kova boşaltma sistemi
ile (Şekil 6) otoklav konteynırına aktarılır. Bu işlem, otoma k a k taşıma (konveyör) sistemi ile el
değmeden yapılır (Şekil 7). Yüklemeden sonra kapak kapa lır ve sonra görevli tara ndan programlanmış işlemi başlatmak için start verilir.
Şekil 5. Otoklav Ünitesi
Bu esnada boşal lan araçlar ve konteynırlar yıkanır ve dezenfekte edilir. Otoklav ünitesinde her
birinin kapasitesi 1,5 ton/saat olan 3 adet otoklav bulunmaktadır.
Otoklav sisteminde ısınan a k üzerine etkisi için kazanın içindeki havanın mutlaka alınması gerekir. Bunun için ön vakumlama yapılır ve sıcaklık 121°C’ye çıkarılır. Daha sonra 2. vakumlama
uygulanır ve sıcaklık 145 °C’ye çıkarılır. 145 °C’de 15 dakika beklenir.
Şekil 6. Otoma k Kova Boşaltma Sistemi
66
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 7. Otoma k A k Taşıma Sistemi
Son olarak, sistemdeki kalan buharı almak için son vakum işlemi uygulanır. Son vakumlama işlemi otoklav içinde kalan buharı tahliye eder, a kta kalan sıvıyı çekerek a ğı kurutur, işlem sırasında oluşan kokuyu en aza indirger ve çalışma sahasındaki görevliler ve çalışanlar için daha güvenli
bir ortam sağlar. Toplam işlem süresi yaklaşık 35 dakikadır.
Otoklav sterilizasyon işlemini bi rdikten sonra kapağın açılmaya hazır olduğunu gösteren bir
yeşil ışık ikazı verir. Otoklav kapağı açıldıktan sonra sterilize edilmiş konteynır içindeki a klar
otoma k konveyör sistemi ile parçalama ünitesine gönderilir.
Sterilizasyon İşleminin Kayıt Al na Alınması: Başta miktar, basınç, sıcaklık ve a ğın işleme maruz
kalma süresi olmak üzere bütün işlem elektronik olarak kayıt al na alınmaktadır (Tıbbi A kların
Kontrolü Yönetmeliği 46. Madde)(Şekil 8).
Şekil 8. Proseslerin Online Kontrolü
Sterilizasyon işleminin başarılı bir şekilde tamamlandığının gösterilmesi amacıyla, her sterilizasyon yükünün aşağıda belir len verileri kayıt al na alınarak muhafaza edilmektedir:
ü
ü
ü
Sterilizatörün cinsi, seri numarası,
Uygulanan sterilizasyon türü,
Her sterilizasyon devri için sterilizasyon esnasında gerçek zamanlı (real me) olarak kaydedilmiş sıcaklık, basınç, uygulama süresi gibi parametrik izleme değerleri,
67
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ü
ü
ü
Yüklenen a k miktarı,
Ha alık olarak yapılan biyolojik indikatör testlerinin karşılaş rmalı sonuçları,
Cihazın periyodik bakım-onarım sözleşmesi çerçevesinde üre ci veya dağı cı firma tara ndan yapılmış son al aya ait ayar kontrollerine dair belge.
A kların sisteme yüklenmesinden steril hale ge rilmesine kadarki işlemler otoma k olarak gerçekleşmektedir. Sisteme yükleme esnasında temasın olmamasını sağlayacak şekilde kapak otoma k açılmakta, sızdırmazlığı sağlanmış olan kapak açıkken etrafa hava, koku vb. emisyonların
yayılımının önlenmesi için son vakumlama uygulanmaktadır.
Tüm süreç elektronik ortamda kontrol edilecek, sıcaklık, basınç gibi tüm parametreler kayıt al na alınmaktadır. Kayıtlar en az 5 yıl süre ile saklanmaktadır.
Sterilizasyon ünitesinde oluşabilecek her türlü aksaklıkta sistem otoma k bir şekilde durmaktadır. Öğütücüye veya sistem ekipmanlarına müdahale gerek ğinde sistem öncelikle kendini steril
etmekte ve ondan sonra müdahaleye izin verilmektedir. Sistemin kendi kendini sterilize etme
işlemi her istendiğinde yapılabilmektedir.
ü
ü
ü
A k sterilizasyon sistemine büyük metal parçaların girmemesi için sistem girişinde poşetleri
açmadan tespit yapabilecek X Ray cihazı bulunmaktadır.
Sistem girişinde radyoak f a kları belirleyecek radyoak vite ölçer cihaz bulunmaktadır.
İşlemin hiçbir aşamasında insan ve çevre sağlığına zarar verecek kimyasal madde kullanılmamaktadır.
Sterilizasyon İşleminin Etkinliği: Sterilizasyon teknolojisinin ana hedefi patojenleri imha ederek
a ğı mikroplardan arındırmak r. Sterilizasyon işlemine tabi tutulan enfeksiyöz a kların zararsız
hale ge rilip ge rilmediği kimyasal ve biyolojik indikatörler kullanılarak test edilir.
Biyolojik İndikatörün Etkinliği
Biyolojik indikatörler kullanılarak uygulanan sterilizasyon geçerlilik testleri Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre, o gün sterilize edilen a k ile birlikte sterilizatöre konulan biyolojik
indikatörlerin incelenmesi sure yle ha alık olarak yapılır.
Ayrıca, al ayda bir Çevre Dene m Yönetmeliği hükümlerine göre yap rılacak testler ile belediyeler veya yetkilerini devre ği kuruluşlarca yapılan sterilizasyon işleminin geçerliliği kontrol
edilir. Analiz için gerekli numune, ilgili standart prosedürlere göre, analizi yapacak laboratuar
tara ndan valiliğin göze minde alınır ve analiz sonuçları Bakanlığa gönderilir.
Bunun dışında aylık olarak sterilizasyon işleminin her aşaması bir rapor halinde tesisin bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne ile lmelidir. İBB Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinde
ha ada 2 sefer alınan biyolojik indikatörler akredite olmuş laboratuara gönderilerek etkinliği
kontrol edilmektedir. Laboratuardan gelen test raporları aylık olarak dosyalanmaktadır.
Kimyasal İndikatör Etkinliğinin Kontrolü
Sterilizasyon tamamlandığında, a k ile birlikte otoklava konulmuş kimyasal indikatör taşıyıcısında renk değişikliği saptanmalıdır. Kimyasal indikatörün işlem görmeden önceki hali mavi
renklidir. Sterilizasyon işleminden sonra renk kahverengi veya siyaha yakın bir renk alır. Bu renk
değişikliği gözlemlendiğinde kimyasal indikatörün etkinliği başarılı demek r.
68
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
2.
Su Kuleli Soğutmalı Kondenser Sistemi:
Otoklav cihazından sterilizasyondan çıkan buharın yoğunlaş rılması için soğutmalı kondenser
sistemi kullanılmaktadır. Otoklavdan kondensere verilen buharın yoğunlaş rılması için saa e
160 m3/saat debi ile kondenser içerisinden su geçirilmektedir. Yoğunlaş rma sırasında ısınan su
(yaklaşık 55°C) kapasitesi 5.200.000 kcal/sa olan su kulesine gönderilerek soğutulur. Soğutulan
su tekrar kondenser içerisinden geçirilerek devre devam eder.
3.
Parçalama Ünitesi:
Yönetmelik gereği sterilizasyon tesislerinde parçalama ünitesi bulunması zorunludur. Parçalama ünitesi tesisin çalışma prensibine göre önde veya sonda bulunabilmektedir. Eğer parçalama
ünitesi sonda olursa a k sterilize edildikten sonra parçalanacağından hepa filtreye gerek duyulmamaktadır. Ancak parçalama ünitesinin önde olması durumunda a klar sterilize olmadan önce
parçalanacağından havaya yayılabilecek mikroorganizmalara karşı hepa filtre kullanılması gerekmektedir. İBB Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi’nde 2 adet parçalama ünitesi bulunmaktadır (Şekil
9). Sterilizasyon işlemine tabi tutulan a klar daha sonra parçalama ünitesine gönderilmekte ve
hacimce azalma sağlanmaktadır.
Şekil 9. Parçalama Ünitesi
Parçalama işlemi sonucunda a k hacmi %70 oranında azal lmaktadır. Daha sonra Tıbbi A kların
Kontrolü Yönetmeliği’ne uygun değerlere ge rilen a klar evsel a klarla beraber depolanmak
üzere sterilize a k taşıma konteynerine yüklenerek Ka A k Düzenli Depolama Alanına gönderilmektedir (Şekil 10, 11).
69
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 10. Sterilize A k Taşıma Konteyneri
Şekil 11. Sterilize A k Taşıma Aracı
4.
Buhar Üre m Ünitesi :
Tıbbi a kların sterilizasyonu için gerekli olan buhar üre lmektedir. Buhar üre m merkezinde
yakıt olarak LNG (Sıvılaş rılmış Doğalgaz) kullanılmaktadır. Bütün sistemin ısı yalı mı yapılmış
olup, tüm güvenlik önlemleri alınmış r. Bu bölümde ayrıca sistem için gerekli olan su ih yacını
karşılamak üzere 10.000 litrelik su deposu mevcu ur.
5.
Tıbbi A k Birik rme Ünitesi:
Tıbbi a kların beklemesi gerek ğinde bbi a klar soğuk hava deposunda bekle lmektedir. Soğuk hava deposu +4 °C soğuklukta, 150 m2 alan üzerine kurulu olup, 3 katlı olarak inşa edilmiş r.
Bu soğuk hava deposu 2 günlük bbi a ğı alabilecek kapasitede dizayn edilmiş r.
70
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
6.
Kova Yıkama Ünitesi:
Tıbbi a klar sağlık kuruluşlarından toplanırken kullanılan bbi a k kovaları el değmeden otoklav
konteynırına boşal ldıktan sonra boşalan bbi a k kovalarının ClO2’li (klor dioksit) su ile yıkandığı bölümdür (Şekil 12).
Şekil 12. Otoma k Kova Yıkama Sistemi
7.
Araç Yıkama Ünitesi:
Tıbbi a k araçlarının gün sonunda ClO2’li (klor dioksit) su ile yıkandığı bölümdür.
8.
LNG Tankı:
Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisinde gerekli buhar ih yacını karşılamak için yakıt olarak sıvılaş rılmış doğalgaz (LNG) kullanılmaktadır. LNG tankları 2 adet olup, her birinin kapasitesi 25m3’tür.
71
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sterilizasyon Tesisi Akış Şeması
Şekil 13. Sterilizasyon İş Akış Şeması
İstanbul’da Tıbbi A k Bertaraf Ücre
Her yıl Kasım ayında bir sonraki yıla ait bbi a k bertaraf ücre İstanbul Valiliği’nde Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, ilçe belediye yetkilileri, özel hastane, devlet hastaneleri ve diyaliz
merkezleri temsilcileri vs. gibi ilgili tarafların bir araya geldiği İl Mahalli Çevre Kurulu (İMÇK)
toplan larında kararlaş rılır. 2014 yılı için kg başına bbi a k bertaraf ücre 1,24 TL+KDV olarak
belirlenmiş r. İlçe belediyeleri tara ndan bbi a kları toplanan 20 yatak al ve yataksız sağlık
kuruluşları, bbi a k bertaraf ücre ni belirlenen yıllık tarife üzerinden ödemektedirler. Büyükşehir Belediyesi tara ndan bbi a kları toplanan 20 yatak ve üzeri sağlık kuruluşları ise hasta
yatağı başına veya tar sistemi kurmak sure yle a k miktarına göre ödeme yapmaktadır. Sağlık
Bakanlığı’nın 2010/75sayılı Genelgesine ve 02.12.2013 tarih ve 137 sayılı İMÇK Kararı’na is naden 1 Ocak 2015 tarihinden i baren İstanbul genelinde 20 yatak ve üzeri sağlık kuruluşlarının
tamamı tar sistemi kurmak sure yle a k miktarı üzerinden ödeme yapacak r.
72
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türkiye’deki İllerde Tıbbi A k Bertaraf Ücretleri
Tablo 2. 2013 Yılı Diğer İllerdeki Tıbbi A k Bertaraf Ücretleri
No
İller
Birim Fiyat (TL/kg)
KDV
1
Adıyaman
1,98
Hariç
2
Afyonkarahisar
1,85
Hariç
3
Ağrı
1,70
Hariç
4
Amasya
3,00
Hariç
5
Ankara (Polatlı hariç)
Ek-1 a) 0,75 Ek-1 b ve c) 8 TL/sefer
Hariç
6
Artvin
2,50
Hariç
7
Balıkesir
1,75
Hariç
8
Bayburt
2,50
Hariç
9
Bitlis
3,50
Dahil
10
Bolu
2,15
Hariç
11
Bursa
1,70
Hariç
12
Çanakkale
2,00
Dahil
13
Çankırı
2,00
Dahil
14
Çorum
2,00
Dahil
15
Düzce
2,15
Hariç
16
Elazığ
2,10
Hariç
17
Erzincan
2,43
Hariç
18
Eskişehir
2,00
Hariç
19
Giresun
1,94
Dahil
20
Gümüşhane
2,20
Dahil
21
Hakkari
2,16
Dahil
22
Hatay
2,15
Hariç
23
İstanbul
1,19
Hariç
24
İzmir
1,50
Hariç
25
Kars
2,70
Hariç
26
Kastamonu
2,15
Hariç
27
Kahramanmaraş
1,90
Hariç
28
Muş
3,20
Hariç
29
Ordu
1,70
Hariç
30
Sinop
3,00
Hariç
31
Uşak
1,85
Hariç
32
Şırnak
2,70
Hariç
33
Iğdır
2,05
Hariç
34
Karabük
2,10
Hariç
35
Kilis
1,88
Hariç
73
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tıbbi A k Maliyetleri
Tıbbi a k maliyetleri;
1.
2.
3.
Yakma Tesisi İşletme Maliye
Sterilizasyon Tesisi İşletme Maliye
Tıbbi A k Nakliye Maliyetlerinden oluşmaktadır.
2012 yılı fiyatlarıyla sterilizasyon tesisi işletme maliye nakliye hariç 570 TL+KDV, bbi a k yakma tesisi işletme maliye nakliye hariç 810 TL+KDV’dir.
74
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TIBBİ ATIK STERİLİZASYON TESİSLERİNİN MALİYET BİLEŞENLERİ
Se ar YALTIR
Tüm Tıbbi A k Tesisi İşletmeciler Derneği (TASTİD)
Tüm Tıbbi A k Sterilizasyon Tesisi İşletmecileri Derneği (TASTİD), bbi a k sterilizasyon tesisi
işletmecisi firmaların bir araya gelmeleriyle kurulmuştur.
Derneğimiz,
– Toplumun bbi a klar ve tehlikeleri konularında bilgilendirilmesini,
– Sektörün ve sektördeki paydaşların sorunlarının belirlenmesini ve bu sorunlara kalıcı çözümler üre lmesini,
Çözümlerin, ilgili bütün taraflarla paylaşılarak, bbi a k sorunlarından kurtulmuş bir
Türkiye yara lmasını,
– Tıbbi a kların bertara için çevre dostu teknolojiler kullanımının yaygınlaş rılmasını
Amaçlamaktadır.
–
Derneğimiz, bütün paydaşlarla sürekli diyalog içinde olacak ve sektörel sorunların çözümü için,
yasal alt yapının güçlendirilmesi de dahil olmak üzere, gerekli bütün çabayı gösterecek r.
Mart 2014 Ayı i bariyle Türkiye’de 41 adet lisanslı bbi a k sterilizasyon tesisi bulunmaktadır.
Bu tesisler 80 ile bbi a kların sterilizasyonu hizme vermektedir.
2013 Yılı’nda sterilize edilen bbi a k miktarı 100.000 tona yaklaşmış r.
Tıbbi a kların toplanması ve taşınması için 400 civarında lisanslı bbi a k taşıma aracı kullanılmaktadır.
Tıbbi a k sterilizasyon tesisleri, tedarikçileriyle birlikte, yaklaşık 1.500 kişiye iş imkanı yaratmaktadır.
Orta büyüklükte bir bbi a k sterilizasyon tesisinin, taşıma araçlarıyla birlikte kurulumu, yaklaşık 3,250 milyon liraya mal olmaktadır.
Mevcut sterilizasyon tesislerinin kurulum maliye nin 133,250 milyon lira civarında olduğu
söylenebilir.
Tıbbi a k sterilizasyon tesislerinin kurulum ve işletme dönemlerindeki başlıca ya rım ve
işletme gideri kalemlerini
Ø Kurulum Maliye ,
Ø Tesisin İşletme Maliyetleri,
Ø Tıbbi A kIarın Toplanması ve Taşınması Giderleri,
Ø Belediyelere Ödenen Prim ve Yer Kiraları
Oluşturur.
Kurulum giderlerinin başlıcalarını;
Ø Bina ve Soğuk Hava Deposu İnşaa , Araç – Konteyner Dezenfekte ve Yıkama Bölümünün
Kurulması,
Ø Sterilizasyon Cihazı ve Eklen lerinin (Buhar Jeneratörü, Kompresör, Kırıcı VB.) Tedarik
ve Montajları,
Ø A k Toplama – Taşıma Araçlarının Alınması,
Ø Konteyner Alım Giderleri,
Ø İhale ve Lisans Dönemlerindeki Kuruluş Giderleri,
75
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Ø Dedektör, Laboratuvar ve Büro Tefrişa , Bilgisayar VB Donanım Giderleri
Oluşturur.
İşletme Giderleri,
Ø Personel ve Yöne m Giderlerinden,
Ø Amor sman Giderlerinden,
Ø Enerji (Elektrik, Doğalgaz, CNG, LNG) ve Su Giderlerinden,
Ø Koruyucu Malzeme, Giysi, Analiz, Dezenfektan, Dedektör, Absorban Malzeme, Laboratuvar
ve Kırtasiye Gibi Sarf Malzemesi Giderlerinden,
Ø Yedek Parça Giderlerinden,
Ø Depolama ve Bertaraf Giderlerinden;
Tıbbi A k Toplama ve Taşıma Giderleri İse,
Ø Personel Giderlerinden,
Ø Amor sman Giderlerinden,
Ø Akaryakıt Giderlerinden,
Ø Bakım ve Onarım Giderlerinden,
Taşıt Kasko ve Trafik, Tehlikeli Madde Taşıma Mali Sorumluluk Sigortası Giderlerinden
Oluşur.
Tıbbi a k sterilizasyon tesisleri işletme maliyetlerinin bileşenleri aşağıda sunulmuştur.
TIBBİ ATIK STERİLİZASYON TESİSLERİ İŞLETME MALİYETLERİ BİLEŞENLERİ
GİDER TÜRÜ
PAY (%)
TESİS BAKIM – ONARIM VE İŞLETME GİDERLERİ
30
TOPLAMA VE TAŞIMA GİDERLERİ
25
PERSONEL GİDERLERİ
23
AMORTİSMAN GİDERLERİ
8
OFİS GİDERLERİ
3
İŞLETMECİ KARI
11
TOPLAM :
100
HİÇ BİR ŞEY
İNSAN, TOPLUM VE ÇEVRE
SAĞLIĞINDAN DAHA ÖNEMLİ, DAHA KIYMETLİ OLAMAZ.
SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİZ.
SAYGILARIMIZLA,
TASTİD
76
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARINDA OLUŞAN TEHLİKELİ ATIKLARIN YÖNETİMİ VE
YAKILARAK BERTARAF EDİLMESİ
Arzu ULUTAŞ* , Şahan DEDE*
*
İZAYDAŞ, İzmit, Kocaeli
20. yüzyılda sanayinin gelişmesi ile beraber çok çeşitli kimyasal tehlikeli a k üre mi gerçekleşmiş ve bu
a kların kaynağında azal lması, yöne mi ve uygun koşullarda bertaraf edilmesi önem arz eden bir konu
olmuştur. Tehlikeli a klar sanayi kaynaklı olduğu gibi sağlık kuruluşlarında teşhis, tanı, dezenfeksiyon ve
temizlikte kullanılan ekipman ve malzemelerden kaynaklı da oluşabilmektedir. Sağlık kuruluşlarından kaynaklanan tehlikeli a kların evsel ve bbi a klara karış rılmadan ayrı bir şekilde toplanarak geri kazanılması ve/veya bertaraf edilmesi gerekmektedir.
TEHLİKELİ ATIK
Çevre kirliliğine sebep olan maddelerin başında tehlikeli a klar gelir. Tehlikeli a k çevre ve insan
sağlığı üzerinde tehlikeli ve zararlı etkilere sahip maddeler olup ka , sıvı, gaz ve çamur halinde
olabilirler. Üre m sürecinden kaynaklanan a klar olabileceği gibi pes sit ve temizlik ürünlerinde olduğu gibi son kullanım ürünleri de olabilirler. Tehlikeli a kların oluştuğu yerde azal lması,
ayrış rılması, depolanması ve sonrasında bertaraf edilmesi gerekir. Tehlikeli a kların gelişigüzel
çevreye a lması su, toprak ve hava kirliliğine sebep olmakta, çevre ve halk sağlığını tehdit etmektedir.
Tehlikeli a klar, uygun şekilde bertaraf edilmeyip çevreye bırakılması durumunda besin zinciri ve solunum yoluyla insana geri dönebilmektedir. Tehlikeli a kların zararlı etkileri; asitlerin,
bazların, ağır metallerin (cıva, kadmiyum, çinko, kurşun vb.) toprağa ve suya karışarak bitki,
hayvan ve insanların yaşam döngüsüne zarar vermeleridir. Tehlikeli a klar ekolojik dengeyi bozacak etkilere sahip olup global çevre sorunlarına da yol açabilir. Sadece bir bölgeyi kirletmekle
kalmayıp kirlilik uzak bölgelere ulaşabilir.
İnsan ve çevre sağlığı için tehlike arz eden yanıcı, yakıcı, patlayıcı, tahriş edici, zehirleyici ve
kanserojen etkilere sahip olan tehlikeli a klar aşağıda özelliklerden bir veya bir kaçına sahip
olabilirler [1]:
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
H1 ‘Patlayıcı: Alev etkisi al nda patlayabilen şoklara ve sürtünmeye hassas olan maddeler,
H2 ‘Oksitleyici: Özellikle yanıcı maddelerle temas halinde iken reaksiyona giren maddeler,
H3-A ‘Yüksek Oranda Tutuşabilenler: 21 oC’nin al nda parlama noktasına sahip maddeler, ortam sıcaklığında hava ile temas e ğinde ısınabilen ve sonuçta tutuşabilen maddeler,
bir ateşleme kaynağı ile kısa süre temas e ğinde kolayca tutuşabilen ve ateşleme kaynağı
uzaklaş rıldığında yanmaya devam eden maddeler,
H3-B ‘Tutuşabilen: Parlama noktası 21 oC den büyük 55 oC den küçük maddeler,
H4 ‘Tahriş edici: Deri ile temas halinde yanığa sebebiyet veren korozif olmayan maddeler,
H5 ‘Zararlı : Solunduğu, yenildiği veya deri ile temasında sağlık riski içeren maddeler,
H6 ‘Toksik: Sağlık yönünden ciddi akut veya kronik risk oluşturan maddeler,
H7 ‘Kanserojen: Kansere yol açan maddeler,
H8 ‘Korozif: Temas halinde canlı dokuları tahrip eden maddeler,
H9 ‘Enfeksiyon yapıcı: Hastalığa sebep olan mikroorganizmaları içeren maddeler,
H10 ‘Teratojenik: Kalı msal olmayan sakatlıklara yol açan ve riskini barındıran maddeler,
77
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
•
•
•
H11 ‹Mutajenik: Kalıtsal gene k bozukluklara yol açan veya riskini barındıran maddeler,
H12 ‘Havayla, suyla veya bir asitle temas etmesi ile zehirli veya çok zehirli gazları serbest
bırakan madde veya preparatlar,
H13 ‘Yukarıda listelenen karakterlerden herhangi birine sahip olan a kların bertara esnasında ortaya çıkan madde ve preparatlar,
H14 ‘Ekotoksik: Çevre üzerinde zararlı etkileri olan maddeler,
Ülkemizde tehlikeli a kların yöne mi 14.03.2005 tarihli Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliğine göre yapılmaktadır. Bu yönetmeliğin temel amacı, tehlikeli a kların üre minden bertara na
kadar; insan ve çevre sağlığına zarar verecek şekilde alıcı ortama verilmesinin önlenmesi ve
bir a k yöne m sistemi çerçevesinde kontrolünün sağlanmasıdır. Bu yönetmeliğe göre tehlikeli
a ğın kaynağında azal lması ve a ğın üre len yere en yakın yerde bertaraf edilmesi esas r.
Tehlikeli a ğın üre min bertaraf tesisine gelmesine kadar olan kısmı ile ilgili tüm işlerden a k
üre cisi sorumludur. A kların yara ğı çevresel kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı a k üre cisi, a k taşıyıcıları ve bertaraf edicileri kusur aranmaksızın sorumludurlar [2].
Tehlikeli a klar, sanayinin birçok biriminden çık ğı gibi sağlık sektöründen de çıkmaktadır. Tıbbi
A kların Kontrolü Yönetmeliği Ek-2 “Sağlık Kuruluşlarından Kaynaklanan A kların Sınıflandırılması” tablosunda tehlikeli a klar; sağlık kuruluşlarında oluşan evsel, bbi ve radyoak f a klar
ile birlikte yer almaktadır [3]. Hastanelerden çıkan tehlikeli a kların da öncelikle kaynağında
azal lması, ayrış rılması ve geri dönüşüm veya bertaraf tesislerine gönderilerek çevreye zarar
vermesinin önlenmesi gerekmektedir. Hastanelerden çıkan tehlikeli a klar, A k Yöne mi Genel
Esaslarına İlişkin Yönetmelik, Ek IV-A k Listesi, 18 no.lu “İnsan ve Hayvan Sağlığı ve/veya Bu Konulardaki Araş rmalardan Kaynaklanan A klar” grubunda yer almaktadır [1].
Dünya Sağlık Teşkila tara ndan gelişmiş ülkelerde yapılan araş rmalarda, sağlık kuruluşlarında
oluşan a kların kompozisyonu ile ilgili olarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmış r [4]:
%80’i evsel a k yöne m sistemi ile işlenebilen genel bbi a klar,
%15’i patolojik ve enfekte a k,
%1’i kesici ve delici a k,
%3’ü kimyasal ve farmaso k a k,
%1’i özel a k (radyoak f ya da sitosta k a k, basınçlı kaplar, kırık termometreler, kullanılmış
piller vs.)
Bu araş rma sonucundan görüleceği üzere hastanelerden çıkan toplam a ğın %3 ünü tehlikeli
a klar oluşturmaktadır.
SAĞLIK KURULUŞLARINDAN ÇIKAN TEHLİKELİ ATIKLAR
Sağlık kuruluşlarında oluşan başlıca tehlikeli a k türleri aşağıda verilmiş r:
1.
Farmaso k a klar: Süresi dolmuş, kullanılmayan, yanlışlıkla dökülen ve kontamine olan
farmaso k ürünler, ilaçlar, aşılar ve ar k istenmeyen ve uygun şekilde bertaraf edilmesi
gereken a kları içerir [5].
2.
Genotoksik a klar: Mutajenik, teratojenik veya karsinojenik özelliklere sahip yüksek derecede tehlikeli a klardır. Hem hastane içerisinde hem de bertara sırasında özel dikkat
gösterilmelidir. Genotoksik a klar, bazı sitosta k ilaçları, sitosta k ilaçlarla tedavi edilen
hastaların kusmuk, idrar veya dışkıları, kimyasallar ve radyoak f maddeleri içerebilir. Bu
78
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
kategorideki temel maddeler olan sitotoksik (veya an neoplas k) ilaçlar, bazı canlı hücrelerin büyümesini durdurma veya öldürme yeteneğine sahip rler ve kanser kemoterapisinde
kullanılırlar [5].
3.
•
•
•
•
•
Kimyasal a klar: Kimyasal a k; ka , sıvı ve gaz kimyasalların a lmasından oluşur. Örnek
olarak tanı ve deneysel çalışmalar, hastane genel temizlik ve dezenfeksiyon işlemlerinden
çıkan a klar verilebilir. Sağlık hizmetlerinden oluşan kimyasal a k tehlikeli veya tehlikesiz
olabilir; a k aşağıdaki özelliklerden en az birine sahipse tehlikeli olarak düşünülür:
Toksik
Korozif (asitlerin pH’ı < ve bazların pH’ı >12)
Yanıcı
Reak f (patlayıcı, suya reak f, şoka duyarlı)
Genotoksik (sitotoksik ilaçlar vb.) [5]
Hastanelerde yaygın olarak kullanılan tehlikeli kimyasallar; halojenik ve halojenik olmayan kimyasallar, ağır metal içeren sulu çözel ler, toksik ürün içeren otoanalizör a kları, asitler, bazlar ve
fotoğrafik kimyasallardır. [5].
• Halojenik Bileşikler
- Alkol ve hidroklorik asit karışımı,
- Diklorometan,
- Dikloroetan
- Triklorometan,
- Halojenik asitler karışımı
Halojenik kimyasallar Biyokimya ve patoloji laboratuarında kullanılmaktadır.
• Halojenik Olmayan Bileşikler
- Metanol, etanol, isopropanol, formol, aseton
- Ksilen, toluen, bu l asetat, benzen
- Siklohekzan, propilen oksit
- Formaldehitler, parafin, eter
Halojenik olmayan bileşiklerin kullanıldığı üniteler şunlardır:
- Patolojik Anatomi: Ksilen, formaldehit, parafin+ksilol, etanol, formol, ksilol
- Biyokimya: Aseton, siklohekzan
- Mikrobiyoloji : Aseton+ metanol
- Eczane : Etanol 70 (paranteral beslenme)
• Formaldehit
Formaldehit hastanelerde kullanılan önemli bir kimyasaldır. Cihazları (ör : hemodiyaliz cihazı
veya ameliyat ekipmanları) temizlemekte ve bunların dezenfeksiyonunda, numuneleri muhafaza etmede, sıvı haldeki bulaşıcı a kları dezenfekte etmede, patolojide, otopside, diyalizde ve
mumyalama ünitelerinde kullanılır.
• Yüksek Oranda Ağır Metal İçerikli A klar:
Yüksek oranda ağır metal içerikli a klar, tehlikeli kimyasal a kların bir alt kategorisidir ve genellikle aşırı toksik r. Cıva a kları kırılan klinik araç gerecin a lmasından kaynaklanır; fakat bu
a kların miktarları onların yerine elektronik aletlerin (termometreler, tansiyon aletleri, vb.) kullanılması ile azalır. Diş hekimliği ile ilgili a klar yüksek cıva içeriğine sahip r. Kadmiyum a kları
pillerin boşalmasından meydana gelir. Radyoloji ve diagnos k bölümlerinin radyasyon geçirmez
79
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
hale ge rilmesinde kurşun içeren bazı ahşap paneller kullanılır.
• Ağır Metal İçeren Sulu Çözel ler
- Uranil asetat
- Kurşun sitrat
- Tungsten
- Klorür
- Gümüş nitrat
- Sodyum yosülfat
- Osmiyum tetraoksit
- Patolojik Anatomi: Osmiyum tetraoksit
• Asitler
- Sülfirik asit,
- Hidroklorik asit,
- Nitrik asit
Mürekkep renklendirici ve reak flerde kullanılmaktadır. Sülfürik asit ayrıca kurutucu madde olarak kullanılır.
• Bazlar
- Sodyum, potasyum, amonyum hidroksi
Genel olarak reak fler olarak, bazı durumlarda ise yağ sökücü olarak kullanılır.
4.
Diş Amalgam A kları: Diş dolgu, protez işlemlerinde çıkan a klardır.
5.
Toksik Ürünler İçeren Otoanalizör A kları: Siyanür tekniği gerçekleş rilen hemoglobin
otoanalizörlerinin sıvı a klarıdır [6].
6.
•
•
Radyografik İşlemlerden Türeyen A klar:
Film banyoları, a lan kaplamalar, gümüş ve diğer ağır metalleri içeren X-Ray filimler,
Fotografik kimyasallar: Fotoğrafik amaçlı solüsyonlar X-ışını röntgen departmanlarında kullanılır. Bu solüsyonlarda sabitleş rici olarak kullanılan (fixer) kimyasallar genellikle %5-10
hidrokinon, % 1-5 potasyum hidroksit ve % 1’den az miktarda gümüş içerir. Röntgen filmlerinin banyo sıvıları yaklaşık % 45 glütar aldehit içerir. Ayrıca banyo yapılan sıvılarda ve fixer
çözel leri içinde ase k asit de diğer bir kimyasal madde olarak kullanılmaktadır [6].
7.
Basınçlı Kaplar: Hastanelerde kullanılan birçok gazın depolandığı basınçlı silindirler, kartuşlar ve aerosol kutuları tehlikeli a k sını na girer. Basınçlı kaplardaki gazlara daima dikkatli
bir şekilde işlem yapılmalıdır. Kapların gelişi güzel yakılması, güneş al nda bırakılması patlamasına ve çevresine zarar vermesine yol açar [6].
8.
Diğer: Kalp pilleri, oto analizör filtreleri, jeller, reçineler, yağlar, PCB’ li yağlar, pes sit- fungusit a kları, kurşun siperler, boya ve temizleme ürünleri a kları, neon cıva buharlı, yüksek
sodyum basınçlı metal halide lambalar, flüoresan lambalar, bilgisayar monitör ve parçaları,
kan basınçölçer aletler, cıva ve cıva içeren parçalar (termometreler) [6].
80
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TEHLİKELİ ATIKLARIN TAŞINMASI VE BERTARAFI
Tehlikeli a kların, taşıma ve bertaraf sırasında oluşabilecek olumsuzlukları önlemek için özelliklerine uygun ambalajlarda birik rilerek e ketlenmesi, taşıma formu doldurulması ve taşıma işleminin lisanslı araçlarla yapılması zorunludur. A ğın uygun şekilde ambalajlanıp e ketlenmesi,
analizlerinin yap rılması, lisanslı araçlarla geri kazanım veya bertaraf tesisine gönderilmesi ve
bu işlemlerden kaynaklanacak harcamaların karşılanması a k üre cisinin yükümlülüğündedir.
Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre, a kların geri kazanılması ve tekrar kullanılması esas r. Ancak geri kazanımın mümkün olmadığı durumlarda, A k Yöne mi Genel Esaslarına
İlişkin Yönetmelik Ek IIA’ da yer alan bertaraf yöntemlerinden a ğın özelliklerine uygun olanı
belirlenerek bertaraf sağlanır [2].
Ülkemizde tehlikeli a kların bertara için genellikle iki yöntem kullanılmaktadır: Yakma ve Düzenli Depolama. Yakma yoluyla bertara a, a klar yüksek sıcaklıkta (900-11000C) çalışan rınlara
kontrollü olarak beslenirken yanma sonucu oluşan gaz, gaz temizleme sisteminden geçirilerek
çevrenin minimum düzeyde etkilenmesi sağlanmaktadır. Düzenli depolamada ise, zemin üzerine çeşitli sızdırmazlık katmanları oluşturularak a klar sistemli bir şekilde depolanmakta, sızın suyu toplama sistemi ile toplanan a k sular arı ldıktan sonra alıcı ortama verilmektedir.
Bertaraf tesislerinin çalışmaya başlayabilmeleri için T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans
almaları zorunludur. Hâlihazırda Türkiye’de bu iki bertaraf yönteminin bir arada bulunduğu tek
tesis İZAYDAŞ’ r.
Şekil 1.İZAYDAŞ Yakma Tesisi
Şekil 2.Yanma rınından görünüm
İZAYDAŞ TIBBİ VE TEHLİKELİ ATIK YAKMA VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİ
İZAYDAŞ Tehlikeli A k Yakma Tesisi, tehlikeli a kların yüksek sıcaklıkta yakıldığı Türkiye’de lisanslı
ilk bertaraf tesisidir. 35.000 ton /yıl kapasiteye sahip olan tesis 1997 yılında devreye alınmış
olup faaliye ne devam etmektedir. Yakma tesisine, patlayıcı maddeler, radyoak f a klar, mezbaha a kları, dışkı ve kadavralar kabul edilmemektedir.
A klarını bertaraf etmek isteyen a k üre cisi, a klarını deklarasyon numunesi sonucuna göre
ulusal a k taşıma formu ve lisanslı araçlarla İZAYDAŞ Yakma Tesisine gönderir. Tesise gelen a klar radyoak vite kontrolü sonrası tar lır, numuneleri alınır ve kabul analizleri yapılır.
A klar, İZAYDAŞ A k Kabul kriterleri çerçevesinde kabul edilir. Kalorifik değer, yoğunluk, viskozite, halojen ve kükürt içeriğine göre a ğın hangi şartlarda depolanması ve yakma rınlarına nasıl
beslenmesi gerek ği belirlenir. Tehlikeli a klar analizleri sonucu yakma tesisinin ilgili stok alanına alınır. Depolanan a klar, yakma rınlarına hazırlanan günlük yakma menüsüne göre beslenir.
81
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Yakma tesisinde ka a klar bunker depolama alanına, yanabilir sıvı ve kalorifik değeri düşük
a klar tank çi liği sahasındaki 50 m3 lük tanklara, halojen değeri yüksek özel sıvı a klar 10 m3
lük özel sıvı besleme konteynerlerine, çı ile beslenecek a klar da özelliklerine göre çı depolama sahasına alınmaktadır. Bunker sahasındaki ka a klar vinç ile, çılar ise konveyör –asansör
sistemi ile döner rına beslenmektedir. Yanabilir sıvı a klar hem döner rına hem de ikinci
yakma odasına brülörler vasıtası ile beslenmektedir.
A klar döner rın ve ikinci yakma rınında yakılmaktadır. Döner rın 86 ton ağırlığında 12 metre uzunluğunda kendi etra nda belli hızlarda döndürülen içi refrakter tuğlarla örülü bir rındır.
Döner rında ka , sıvı ve çı ile beslenen a klar 950-1200 oC arasında yakılır. Yanma sonucu çıkan gaz ikinci yanma odasına baca kısmında bulunan emiş fanı sayesinde oluşan vakum ile ikinci
yakma odasına yönlendirilir. Yanma gazları ikinci yanma odasından geçerken 1100-1200 oC deki
yüksek sıcaklığa maruz kalır ve yanma işlemi devam eder. A kların yakılması sonucu üre len ısı
enerjisi; döner rında en çok 55 GJ/saat, ikinci yakma odasında ise 31 GJ/saat´ r.
Döner rında yanma sonucu beslenen a ğın %15’i civarında cüruf, döner rın al nda bulun ıslak
p konveyörü ile alınarak tehlikeli a k depolama alanına gönderilir.
Şekil 3.Yakma rınları
İkinci yakma odasından çıkan a k gazlar su borulu kazana girer. Burada a k gaz sıcaklığı 11001250 oC den 200 oC ye düşürülerek kızgın buhar elde edilir. Su borulu kazan radyasyon, süper
heater ve ekonomizer bölümlerinden oluşur. Radyasyon bölümünde elde edilen doymuş buhar
süper heater kısmında 40 bar 350 oC lik kızgın buhara dönüştürülür. Ekonomizer kısmında ise
a k gazın son ısısından faydalanılır.
Kızgın buharın çok kademeli, karşı basınçlı buhar türbinine verilmesiyle enerji elde edilir. Türbin
kurulu gücü 5,2 MW olup, üre len enerjinin 1,3 MWh’lik kısmı tesis ih yacı olarak kullanılmakta, geri kalan kısmı TEİAŞ dağı m sistemine verilmektedir. İZAYDAŞ Yakma tesisi 49 yıllık elektrik
üre m lisansına sahip r.
82
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türbin çıkışında çürük buhar kondenser ünitesinde yoğuşturularak tekrar kazan besi suyu olarak
kullanılmaktadır.
Yakma sonrası su borulu kazan çıkışında sıcaklığı düşürülen a k gaz, içerdiği kirliliğin arı lması
için sırasıyla elektrosta k filtre, venturi yıkayıcı, desülfirizasyon ve dioksin –furan ünitesinde arılarak bacadan atmosfere verilmektedir.
Elektro Sta k Filtre : A k gaz içinde toz ve par küllerin etkin bir şekilde tutulduğu ünitedir. %99
verimlilikte çalışan bu ünitede oluşturulan manye k alan sayesin de tozlar tutulmakta ve küller
çekiçleme mekanizması ile dökülerek kül silosuna gönderilmektedir.
Venturi Yıkayıcı : ph 1-2 arasında olan sulu çözel ile a k gazın ters yıkanarak HF, HCI, halojen
ve ağır metallerin arı ldığı ünitedir. Basınçlandırılmış çözel nozullar vasıtası ile a k gazın yıkanması sağlanmakta ve fiziksel- kimyasal reaksiyonlar gerçekleşmektedir.
Desülfürizasyon : Venturi yıkayıcıyı terk eden a k gazın nötralizasyon, oksidasyon ve absorsiyon
kısımlarından oluşan ve %10 kireç çözel si ile gazın yıkanarak SO2, arta kalan ağır metal- ve
halojenlerin arı ldığı ünitedir. Desülfirizasyon ünitesinde a k gazın yıkanmasında kullanılan çözel nin pH’ı 5-6 arasındadır.
Dioksin-Furan Filtresi: Ak f karbon kartuşlarından oluşan ve a k gazın bünyesindeki dioksin ve
furan gazlarının tutulduğu ünitedir. Doygunluğa ulaşan ak f karbonlar periyodik olarak değiş rilmektedir.
Bu ünitelerde arı lan gaz atmosfere verilmeden önce on-line olarak SO2, CO, CO2, NOx, HF, HCI,
organik karbon ve toz analizleri yapılır. Baca gazının anlık, yarım saatlik ve günlük ortalama analiz
sonuçları Kocaeli İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Dairesi
Başkanlığı tara ndan takip edilmektedir. Bunun dışında al ayda bir ağır metal ve dioksin-furan
emisyon ölçümlerine bakılmakta ve Bakanlığa rapor edilmektedir.
Şekil 4.Elektrosta k filtre ve gaz yıkama ünitelerinden görünüm
83
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ÜLKEMİZDE SAĞLIK SEKTÖRÜNDEN ÇIKAN TEHLİKELİ ATIKLARIN DURUMU VE BERTARAFI
Ülkemizde 2011 yılında sağlık kuruluşlarından 83.000 ton bbi a k çıkmış r [7]. Dünya Sağlık
Örgütü’nün verilerinden, tehlikeli a kların toplam a ğın %3’ünü kapsadığını belirtmiş k. Buna
göre, 2011 yılı değeri esas alındığında Türkiye’de sağlık kuruluşlarından yılda min. 2000 ton tehlikeli a k çıkması gerek ği görülür. Ülkemizde tehlikeli a klar, İZAYDAŞ Klinik ve Tehlikeli A k
Yakma Tesisi ve diğer lisanslı firmalar tara ndan bertaraf edilmekte, bir kısmı ise geri kazanılmaktadır. Sağlık kuruluşlarından İZAYDAŞ’a gönderilen tehlikeli a k miktarı Tablo.1.de verilmiş r
[8].
Tablo.1. Sağlık kuruluşlarından İZAYDAŞ’a gelen tehlikeli a k miktarları
YIL
MİKTAR (kg)
2007
600
2008
5.528
2009
63.320
2010
111.927
2011
209.157
2012
478.546
2013
615.498
Ülkemizde sağlık kuruluşlarından çıkan tehlikeli a klarının ne kadarının bertaraf edildiği veya
geri kazanıldığı konusunda elimizde sağlıklı veriler bulunmamaktadır. İZAYDAŞ Yakma Tesisinde
bertaraf edilen miktarlar Tablo 1 de verilmiş r. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sağlık kuruluşlarından çıkan toplam a ğın % 3 nün tehlikeli a k olacağı düşünüldüğünde; sağlık kuruluşlarından çıkan tehlikeli a kların bertaraf edilmesinde alacağımız bir mesafenin olduğu, ancak
İZAYDAŞ’ta bertaraf edilen geçmiş dört yıllık veriler göz önüne alındığında da bu konuda bir
ıyileşme olduğu görülmektedir. Tehlikeli a kların evsel ya da bbi a klarla birlikte bertaraf
edilmesi ise insan ve çevre sağlığı açısından önemli riskler içermektedir. Bu riskler nedeniyle
tehlikeli a kların kaynağında özel dikkat gösterilerek ayrılması, ambalajlanması, taşınması ve
bertaraf ya da geri dönüşümünün sağlanması gerekmektedir.
KAYNAKLAR
[1] A k Yöne mi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, R.G. Tarih:05.07.2008,
No:26927
[2] Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliği, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, R.G. Tarih:14.03.2005,
No:25755
[3] Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, R.G. Tarih:22.07.2005,
No:25883
[4] Safe Management of Wastes From Health-Care Ac vi es, World Health Organiza on (WHO),
1999
[5] Karaca Y., Tıbbi A klar Hakkında Genel Bilgi, 2006, Çevre ve Orman Bakanlığı
[6] Tıbbi ve Tehlikeli ve Enfeksiyöz A k Yöne mi Konusunda Meslek Eği cilerin Eği m Projesi
Notları -2009
[7] Güvenli Tıbbi A k Yöne mi, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yöne mi Genel Müdürlüğü,
A k Yöne mi Dairesi Başkanlığı, Nisan 2013
[8] İZAYDAŞ Endüstriyel A k Yakma Tesisi Verileri
84
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
DEPOLAMA SAHALARININ AMACA UYGUN OLARAK HAZIRLANMASI
Aydın BARAN
İSTAÇ A.Ş. Avrupa Yakası Saha Hizmetleri Müdürlüğü
Hızla artan insan nüfusu buna bağlı olarak ekonomik koşullar, yoğun teknoloji kullanılması
çevre tahriba nı hızlandırmaktadır. Çevre kirlenmesi toprağı, hava ve suyu tehdit etmektedir.
Çevrenin kirlenmesi demek, insan yaşaması için gerekli olan ortamın bozulması demektedir.
Ekonomik avantajları nedeniyle ka a kların bertaraf edilmesinde uygulanan en yaygın yöntem
düzenli depolamadır. Düzenli depo sahalarının inşa edilmesindeki amaç; yer al sularının ve yüzey sularının kalitesinin korunması, hava kalitesinin korunması ve gaz toplama amaçlı sistemler
ile enerji kazanma, depo sahasının etkili ve uzun sürekli kullanımı ve depolama sona erdiğinde
sahanın değerlendirilmesidir. Bu çalışmada önce depolama sahası geçirimsizlik tabakası oluşturulması anla lmış r. Daha sonra sızın suyu dren boruları ve gaz toplama bacalarının yerleş rilmesi sistemleri hakkında bilgi sunulmuştur.
GİRİŞ
Çevreden içindeki varlıklara göre en çok yararlanan bizleriz. Çevreyi en çok kirleten yine bizleriz.
Bu nedenle çevreyi kirletmek kendi varlığımızı ve geleceğimizi yok etmeye çalışmak demek r.
İlkel bir şekilde depolanan ka a klar, yapısında oluşan metan gazı ve döküldüğü yerlerin arazi
yapısının uygun olmayışı nedeniyle yanma, kayma ve patlamalara neden olmaktadır. Ha rlanacağı gibi 1993 yılı Nisan ayında İstanbul-Ümraniye-Hekimbaşı vahşi döküm çöplüğündeki kayma
ve patlama yüzünden 33 kişi ölmüştür. Türkiye, dünya üzerindeki ilk çöp kayıplarını vermek nedeniyle literatüre geçmiş r.
Düzenli depolama, ekonomik ve teknik üstünlükler sağlaması nedeniyle evsel ve ka a kların
bertaraf edilmesinde uygulanan en yaygın sistemdir. Depolama sahasının neden olabileceği çevresel etkilerin azal labilmesi için depo tabanında dizayn edilen geçirimsizlik tabakası sayesinde
depo ortamından süzülen çöp suları toplanarak yer al sularının ve yüzeysel sularının kirlenmesi
önlenebilir. Düzenli depolama sahalarını ilkel çöp alanlarından ayıran en önemli farklarından
biri de, sızın sularının ve depo gazının olumsuz etkilerini kontrol al na alacak bir tasarımın
olmasıdır.
1. DEPO TABANI GEÇİRİMSİZLİK TABAKASI OLUŞTURMA
Sızın suyu ka a kların içinden süzülerek birtakım kimyasal, biyolojik ve fiziksel olaylara maruz
kalarak oluşur ve sızın suyu toplama sistemleri ile dışarı alınır. Ka a kların içinden süzülen
sızın suyu, ka a kların muhtevasından kaynaklanan çok sayıdaki element ve bileşiği içerir.
Sızın suyunun üç önemli kaynağı; depolanan a ktaki su muhtevası, dışarıdan depoya giren su
ve depolanan ka a kların içindeki organik maddelerin ayrışması sonucu oluşan su miktarıdır.
Dışarıdan depolama gövdesine giren su, yağmur sularının depo üzerinden sızması ile oluşur.
Saha içerisinde organik maddelerin ayrışması ne cesinde oluşan su yukarıdaki iki kaynağa göre
daha önemsizdir.
Sızın suyu özelliği; ka a k bileşenleri, depo yaşı, depo alanının hidrojeolojik durumu, depo
içindeki fiziksel, kimyasal ve biyolojik ak viteler, ka a ktaki su miktarı, ısı, pH, redoks potansiyeli, stabilizasyon derecesi, ka a k depolama yüksekliği, depolama sahasının işle lmesi ve
iklim şartlarına göre değişir.
Bunların içinde en önemlisi a k bileşenleridir. Organik ve inorganik bileşenlerin biyolojik, kimyasal ve fiziksel prosesleri genel olarak sızın suyu karakterini belirler. Yüksek miktardaki organik
85
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
maddeler için en önemli proses biyolojik proses r. İnorganik a kların çözünürlüğü de sızın
suyu kompozizyonu için önemlidir. A k bileşenleri ve reaksiyon ürünleri depo içinde süzülerek
sızın suyu içinde eriyik veya gaz olarak dışarı çıkar. Değişik bileşenlerin azalması, tükenmesi ve
redox potansiyeli, pH, sülfitler, iyonik kuvvet gibi kimyasal çevreden dolayı da a k ve sızın suyu
kompozisyonu zamanla değişir.
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesi 1 krasında “Düzenli depolama tesisinin tabanı ve yan yüzeylerinde, sızın suyunun yeral suyuna karışmasını önleyecek
şekilde bir geçirimsizlik tabakası teşkil edilir. Bunun için kil veya eşdeğeri malzemeden oluşturulmuş geçirimsizlik tabakası serilir. Geçirimsizlik tabakasının fiziksel, kimyasal, mekanik ve
hidrolik özellikleri depolama tesisinin toprak ve yeral suları için oluşturacağı potansiyel riskleri önleyecek nitelikte olmak zorundadır. Geçirimsizlik malzemeleri teknik özellik bakımından Türk Standartları Ens tüsü standartlarına uygun olmalıdır.” şeklinde ifade edilmektedir.
Bu madde doğrultusunda Düzenli Depolama Tesisinde Depolama Sahası Geçirimsizlik Tabakası
oluşturulmaktadır.
1.1. Kilden Geçirimsizlik Tabakası Oluşturulması
Düzenli Depolama Tesislerinde depolanan a kların çeşitli fiziksel kimyasal ve biyolojik faaliyetleri sonucu oluşan çöp sızın suyu, doğaya salınması durumunda çevreye verebileceği zarar son
derece fazladır. Oluşan çöp sızın suyunun bir şekilde kontrol al na almak için depolama taban
sızdırmazlığı geoteknik yönden en önemli aşamadır. Killi toprakların kolayca bulunması geçirimsizlik tabakası uygulanmasını yaygın hale ge rmektedir. Killi toprakların geçirgenliğini etkileyen
etmenler sıkış rma metodu, sıkış rma enerjisi, kilin nem içeriği, kilin topak büyüklüğü ve toprak
katmanları arasındaki bağın derecesidir. Killi toprakların çatlaklarını kendi kendilerine kapatma
özelliği ve taban örtüsünün tüm kalınlığı boyunca delinmesi zor oluşu kil taban örtüsünün avantajı olarak sayıla bilinir. A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliği’nin 16. Madde Depo
Tabanı Teşkilinde düzenli depolama tesisinin depo tabanının asgari aşağıda Tablo 1’de belir len
geçirgenlik ve kalınlık özelliklerine sahip olması gerekmektedir
Tablo 1. Taban Sızdırmazlığı İçin Yasal Sınırlamalar.
Depolanan Ka A k Türü
Doğal jeolojik geçirimsizlik
kil permalite ve kalınlık
Yapay geçirimsizlik
II.sınıf düzenli depolama tes.
K < 1x10-9 m / sn ; kalınlık > 5 m
En az 0.5 m
II.sınıf düzenli depolama tes.
K < 1x10 m / sn ; kalınlık > 1 m
En az 0.5 m
III.sınıf düzenli depolama tes.
K < 1x10-7 m / sn
En az 0.5 m
-9
; kalınlık > 1 m
Resim 1. Kil Geçirimsizlik Tabakasının oluşturulması
86
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde geçirimsizlik tabakası 25 cm kalınlığında (toplamda en az
50 cm.) aşamalı olarak iki kademeli serilerek sıkış rılmaktadır. Serilen kil tabakasının ardından
gelen tabaka ile birleş rilmektedir. Ezici ve çiğneyiciler(kompaktör ve dozer yardımıyla) kullanılarak kilin topak kısmı parçalanmaktadır. Taban zemini vibratörlü silindirler yardımı ile sıkış rma
yapılarak, olası oturmalar minimize edilmektedir.
1.2. Geomembran ve Uygulaması
Geomembran, kimyasal maddelere karşı yüksek direnç gösterdiği, çekme mukaveme yüksek,
geçirgenliği düşük, delinme ve çatlamalara karşı son derece dayanıklı olduğu için sızmalara karşı
üstün bir koruma oluşturmaktadır. Ka a k dolgu alanlarında zemin taban örtüsü olarak kullanılmaktadır. Yüksek Yoğunluklu Polie len (HDPE) yaklaşık 2-10 metre genişliğinde, yoğunluğu;
941-965 kg/m3, rulolar halinde ve 140-190 metre uzunluklarında üre lmektedir. Kalınlıkları 1,5
ile 8 mm arasında değişmektedir.
Geomembran ruloları zarar görmemeleri için uygun şekilde ambalaj yapılmakta ve yüklenmektedir. Geomembran delinmeden, kirden, yağdan, sudan, nemden, çamurdan, mekanik aşınmadan, aşırı sıcaktan ve diğer zararlardan korunacak şekilde is flenmektedir. Geomembran
kaplanacak bütün yüzeyler düz olmakta, yabancı ve organik maddelerden, kesici madde ve molozlardan arındırılmış r. Su birikin lerine ve aşırı neme müsaade edilmemektedir.
Ankraj hendekleri; Geomembranın depolanan çöp yükünden dolayı kaymasını önlemek için sahanın etra na kazılan 130 cm derinliğindeki hendeklerdir. Geomembran serilmeden önce uygulama projelerinde gösterildiği biçimde kazılmaktadır. Resim 10’de gösterildiği gibi hendek köşeleri hafifçe yuvarla larak, Geomembranın hendekle birleş ği yerlerde keskin kıvrılmalardan
kaçınılmaktadır. Ankraj hendeği dolgu malzemesi ile sıkış rılır.
Resim 2. Ankraj Hendeği ve geomembranın hendeğe yerleş rilmesi
Geomembranın taşıma ve serilmesi sırasında geomembrana zarar verilmemelidir.
87
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Resim 3. Geomembranın Taşınması ve Serimi
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesi 4/a krasında ; “I. sınıf ve II. sınıf düzenli depolama tesislerinde jeolojik geçirimsizlik tabakası yapay geçirimsizlik malzemesi
ile oluşturulur. Yapay geçirimsizlik malzemelerinin yeterli teknik özelliklere haiz olduğunun
ve Ek–3’te yer alan standartlara veya bunun mümkün olmaması halinde uluslararası standartlara uygunluğu belgelenir ve Bakanlığa bildirilir.”şeklinde ifade edilmektedir. Bu madde
gereğince II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde kullanılan Geoteks l ve Geomembranlar aşağıda
verilen standartları (A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliği Ek-3) sağlamaktadır.
Tablo 2. Düzenli Depolama Tesislerinde Kullanılan Sızdırmaz Malzemeler İle İlgili Standartlar
(A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliği Ek-3)
STANDARD NO
STANDARDIN ADI
TS EN 13257
Jeoteks ller ve Jeoteks lle İlgili Mamuller-Ka A k Depolama Alanlarında Kullanım İçin Gerekli Özellikler
TS EN 13257/AC
Jeoteks ller ve Jeoteks lle İlgili Mamuller - Ka A k Depolama Alanlarında Kullanım İçin Gerekli Özellikler
TS EN 13257/ A1
Jeoteks ller ve Jeoteks lle İlgili Mamuller - Ka A k Depolama Alanlarında Kullanım İçin Gerekli Özellikler
TS EN 13493
Geosente k Bariyerler - Ka A k Depolama ve Bertaraf Etme Yerlerinde
Kullanım İçin Gerekli Özellikler
1.2.1. Geomembran Kaynakları
Onaylanmış kaynak metodu otoma k makine ile füzyon kaynağı veya ekstürüzyon kaynağıdır.
Kaynaklar mümkün olduğunca şeve paralel olarak düzenlenmelidir. Şeve dik kaynaklardan kaçınılmalı, köşelerde ve geometrik şekilli kısımlarda, saha kaynakları en aza indirgenmelidir. Tabandaki T kaynakları şev topuğuna 1.5 metreden daha yakın olamaz. Kaynaklar en az kırışıklığın
ve balık ağzının oluşacağı şekilde düzenlenmelidir. Eğer bir balıkağzı yada kırışık bulunursa, düzel lmeli veya kesilerek alınmalıdır.
Şekil 1. Ekstürüzyon kaynak şekilleri
88
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Kaynak Ekipmanları
1. Füzyon (Hot Shoe) Kaynak Makinesi
2. Ekstrüzyon Kaynak Makinesi
3. Yüksek hızlı grinder ( Taşlama ale )
4. Sıcak Hava Bloveri
5. Vakum Tes Ekipmanı
6. Kaynak kayma ve sıyrılma testleri için saha tensiometresi ve test numunesi kesme ekipmanı
7. Hava basıncı tes için ekipman
8. Rulo açma ekipmanı
9. Gerekli Elektrik Kabloları ve diğer aletleri
1.2.2. Saha kaynaklarının Testleri
a. Vakum Tes
Test için yapılması gereken işlemler:
1. Bindirmenin fazlalık kısımları kesilecek r.
2. Vakum kutusu izleme penceresi, conta yüzeyleri temizlenecek, kaçak olabilecek yerler kontrol edilecek r.
3. Geomembran üzeri yaklaşık 30cm x 120 cm ( kutu boyu kadar) bir şerit halinde köpüklü solüsyon ile ısla lır.
4. Kutu ısla lan kısımın üzerine yerleş rilir ve bas rılır.
5. Vakum motoru çalış rılır ve vakum kutusunun geomembranı emmesi sağlanır.
6. Kaçağın olmadığı kontrol edilir.
7. Yaklaşık 15 sn süre ile izleme penceresinden sabunlu solüsyonda kabarcıklarının varlığı araşrılarak geomembran incelenir.
8. Eğer 15 saniyelik sürede kabarcık görülmez ise vakum motoru kapa lır ve membran serbest
bırakılır. Kutu 15 cm test edilen kısıma taşırılarak bi şik kısıma ge rilir ve işlem tekrarlanır.
9. Kabarcık görülen tüm alanlar işaretlenmeli, onarılmalı ve tekrar test edilmelidir.
b. Hava Basıncı Tes
Test için yapılması gereken işlemler:
1. Test edilecek kaynağın bir ucu kapa lır.
2. İğne yada onaylanmış basınç besleme ale , çi dikişli füzyon kaynağı ile oluşturulan kanalın
kapa lmış ucundan, sokulur.
3. Hava kanalının tamamen temiz olduğunun görülebilmesi için pompa ile hava basılır.
4. Kanalın diğer ucuda kapa lır.
5. Hava pompası ile 25-30 psi (1.75-2.10 at) lik bir basınç verilir, vana kapa lır ve kanal içindeki
basınç iki dakika içinde dengelendikten sonra, basınç yaklaşık 5 dakika tutulur.
6. Basınç kaybı 4 psi (0.28 at ) aşarsa yada basınç sabitleşmez ise, hatalı yer bulunur, onarılır
tekrar test edilir.
7. İğne yada onaylanmış basınç besleme ale çıkarılır, kanalın uçları açılır.
1.2.3. Bozuk Ve Hatalı Kaynakların Onarım İşleri
1. Küçük delikler, üzerleri ekstrüzyon kaynağı ile kapa larak onarılabilir. Eğer delik 6 mm den
büyükse yamanmalıdır.
2.Yır klar yama yapılarak onarılacak r. Yama eğer şev üzerinde yada , bir gerilme bölgesinde
ise ve keskin bir ucu varsa burası yama yapılmadan önce yuvarla larak ilerlemesi engellenmiş
olacak r.
3. Geniş delikler, pürüz ve ham maddenin iyi dağılmamasından dolayı oluşan bozukluklar ile
herhangi bir yabancı maddeden dolayı kirlenmiş yerler yamanacak r.
4.Yamanacak HDPE geomembran yüzeyi, onarımdan en fazla 10 dakika önce temizlenmeli ve
taşlanmalıdır. Kalınlığın % 10 undan fazlası alınmamalıdır. Kaynaklama , taşlamanın başladığı
yerden i baren başla lmalıdır ve daha önceki kaynak yerine en az 5 cm bindirme yapılmalıdır.
89
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Mevcut bir exturüzyon kaynağının üzerine tekrar ekstürüzyon kaynağı yapılacak ise eski kaynak
yüzeyi taşlanmalıdır.
5. Yamalar yuvarlak yada oval biçimde olmalıdır ve hatalı kısımın kenarını en az 15 cm aşmalıdır. Tüm yamalar kullanılan geomembran ile aynı kalınlıkta ve yapıda olmalıdır. Tüm yamalar,
geomembran üzerine yerleş rilmeden önce açılı grinder ile taşlanarak kenarları eğimli hale
ge rilmelidir. Yamalar ancak onaylanmış yöntemlerle uygulanabilir.
Geomembranların birleşim noktaları füzyon kaynağı veya ekstürüzyon kaynağı ile birbirlerine
yapış rılmaktadır.
Resim 4. Ekstürüzyon Kaynak Şekilleri
Geomembran kaynak yerleri hava basıncı tes ile kontrol edilmektedir. Geomembran yüzeyi
gözle kontrol edilerek imalat sırasında oluşabilecek yır klar ve delinmeler füzyon kaynağı ile
onarımı yapılmaktadır. Hava Basıncı Tes iğne ya da basınç besleme ale ile çi dikişli füzyon
kaynağı ile oluşturulan kanalın kapa lmış ucundan sokulmaktadır. Hava pompası ile 25-30 psi
(1.75-2.10 at) lik bir basınç verilerek vana kapa lmakta ve kanal içindeki basınç iki dakika içinde
dengelendikten sonra basınç yaklaşık 5 dakika tutulmaktadır. Basınç kaybı 4 psi (0.28 at ) aşarsa
ya da basınç sabitleşmez ise hatalı yer bulunmakta onarılarak test yenilenmektedir.
Resim 5. Hava Basınç Tes ve Füzyon kaynağı ile Geomembran onarımı
90
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
1.3. Geoteks l İşlevi ve Kullanımı
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesi 4/b krasında ; “Yapay geçirimsizlik tabakasının korunması amacıyla koruyucu örtü malzemesi kullanılır.” şeklinde ifade
edilmektedir. II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde Geomembranların üzerine koruyucu örtü malzemesi olarak Geoteks ller kullanılmaktadır. Sahada kullanılan geoteks ller A kların Düzenli
Depolanmasına Dair Yönetmeliği Ek-3’te belir len standart ve özelliktedir.
Geoteks llerin uzama özelliği sayesinde yüksek bölgesel yüklere dayanıklıdır. Gözenek yapıları
suyun geçişine müsaade ederken silt veya kum gibi ince taneli malzemeleri tutulmasını sağlamaktadır. Geoteks llerin özel yapısı geomembranın üzerine serilerek zarar görmesini engellemektedir. Geoteks l füzyon kaynağı ile geomembranlara yapış rılır. Bu sayede geoteks lin yük
al nda kayması engellenmektedir.
Resim 6. Geoteks lin Serimi ve Geoteks l Kaynak İşi
2. SIZINTI SUYU TOPLAMA SİSTEMİ OLUŞTURMA
2.1. Drenaj Tabakası
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesi 4/c krasında; “I. sınıf ve II.
sınıf düzenli depolama tesislerinde yapay geçirimsizlik kaplaması üzerine asgari 0,5 metre
kalınlığa ve en az K ≥ 1,0 x 10-4 m/s geçirgenliğe sahip drenaj tabakası uygulanır.”şeklinde
ifade edilmektedir. II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde bu maddede belir ldiği şekilde drenaj
tabakası oluşturulmaktadır.
II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde birleşik drenaj sistemi kullanılmaktadır. Birleşik drenaj sistemi alan drenajı ve boru drenajının birlikte uygulandığı sistemdir. Alan drenaj sisteminde yıkanmış, sivri ve keskin hatlara sahip olmayan dere çakılı (16/32 tane çaplı) kullanılmaktadır.
Kullanılan çakılın kalker oranı %20 dan küçüktür. Drenaj kalınlığı en az 50 cm ve geçirgenliği K
>1x10-4m/sn olmalıdır.
91
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
2.1.1. Sızın Suyu Drenaj Borularının Yerleş rilmesi
Resim 7. Drenaj Tabakası Yapımı
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesi 4/c krasında;“Drenaj katmanının içinde drenaj boruları bulunur. Boru çapı, yapılacak kontrol ve temizlemelere imkân verebilecek genişlikte olur. Depo tabanında sızın suyuna dayanıklı bir malzemeden imal edilmiş yeterli sayıda drenaj borusu, ana toplayıcılar ve bacalar bulunur. Sızın suyu toplama ve
drenaj sistemi sızın suyu toplama havuzu ile son bulur. Sızın suyu toplama havuzu tesisin
kurulacağı yerin meteorolojik koşulları ve depolanacak a kların su içeriği göz önünde bulundurularak herhangi bir olumsuzluğa mahal vermeyecek şekilde tasarlanır ve inşa edilir.” denilmektedir. Bu madde uyarınca II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde Drenaj sistemi için birleşik
sistem yapılmaktadır. Drenaj tabakası ve boru sisteminin oluştuğu sistem aşağıda açıklanmış r.
Geçirimsiz hale ge rilen taban üzerine drenaj boruları döşenerek sızın suları bir noktada toplanmaktadır. Depo tabanının boyuna eğim en az %3 olacak şekilde yapılmaktadır. (A kların Düz.
Dep.Yön -Madde 16) Drenaj boruları, münferit borular şeklinde, yatayda ve düşeyde kıvrım yapmadan doğrusal olarak depo sahası dışına çıkar lmakta ve çöp sızın suyu toplama havuzuna
ile lmektedir.
Resim 8. Sızın Suyu Drenaj Borusu Yerleş rilmesi
92
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 1. II. Sınıf Düzenli Depolama Alanı Çöp Sızın Suyu Toplama Sistemi
Şekil 2. II. Sınıf Düzenli Depolama Alanı Taban Geçirimsizlik Sistemi
93
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 3. Örnek Birleşik Drenaj Sistemi
3. DEPO GAZI TOPLAMA SİSTEMİ OLUŞTURMA
3.1. Depo Gazı Hakkında Genel Bilgiler
Ka a k depo gazı, depolanan a ğın içindeki bütün oksijen aerobik organizmalarca yok edildikten sonra anaerobik ayrışmaya maruz kalmasıyla oluşan bir üründür. Anaerobik bakteriler,
metabolik bir ürün olan ve hacminin yarısından çoğunu metan gazının ve geri kalanını karbondioksi n oluşturduğu bir gaz karışımı üre rler. Bu bakteriler selülozlu maddeler gibi a ğın içindeki
(yiyecek a ğı gibi) diğer organik maddeleri de çürütebilirler. Bu durum, bütün ka a k dolgu
alanlarında görüldüğü üzere yüzeyin zamanla oturmasını ve ka a k dolgu alanı gazının oluşmasını sağlar. Depo gazı toprağa sızıp kapalı yerlerde birikebilir. Bu gibi durumlarda depo gazı uygun
şekilde kontrol al nda tutulmazsa tehlike yaratabilir.
Ka a k depolama sahalarında kurulan dahili gaz elde etme sisteminin görevi, depo alanında
gazı oluştuğu anda toplayıp çıkartmak ve böylece bi şikteki arazilere kontrolsüz gaz kaçaklarını
en aza indirerek enerji kazanımını en üst düzeye çıkartmak r. Dahili gaz elde etme sistemi depo
alanı üst kapak örtüsünün al nda yer alacak bir gaz toplama sistemi ve a k içindeki düşey kuyulardan oluşacak bir sistemden oluşmalıdır.
Depolama sahalarında gaz oluşumu a ğın içinde bulunan aşağıdaki parametrelere bağlıdır.
ü Biyolojik olarak hızlı ayrışabilir maddelerin miktarı. (neba a klar, hayvan ölüleri vb.)Biyolojik olarak yavaş ayrışabilir maddelerin miktarı. (kağıt ürünleri, teks l, ahşap vb.)
ü Biyolojik olarak ayrışamayan maddelerin miktar (metaller, plas kler, seramikler vb.)
ü Diğer inert maddeler. (toprak, kömür külü vb.)Depolama sahalarında oluşan biyogaz genelde %55 metan, %45 karbondioksi en oluşmaktadır. Gaz oluşumu ile ilgili değerlendirmeler,
kullanılabilecek depo alanı gaz üre minin depolamanın fiilen işle ldiği dönem süresince
ve buna ilaveten 10-20 yıl boyunca gerçekleş rilebileceğini göstermektedir. Gerçek üre m
ömrü, kullanılacak depo gazı elde etme sisteminin verimine ve işletme parametrelerine
94
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
bağlı olacak r. Depolama sahalarında oluşacak gaz miktarlarını belirlemek amacıyla kullanılan bazı teorik metotlar oluşturuluştur.
3.2. Gaz Toplama Bacalarının Yerleş rilmesi
Depo kütlesinde havasız kalan organik maddenin, mikrobiyolojik olarak ayrışması sonucu oluşan
metan gazı ağırlıklı olmak üzere karbondioksit, hidrojen sülfür, amonyak ve azot bileşikleri yatay
ve düşey gaz toplama sistemi ile toplanmaktadır. Gaz bacalarının yapım amacı ileriye dönük
enerji dönüşümü ve depolamadan kaynaklanan gazların kontrol al na alınması, yangın v.b risklerin minimize edilerek pasif kontrolü sağlamak r. Verimli olan gaz kuyuları LFG enerji santrali,
arıtma tesisi biyolojik havuzların ısı lması ve Flare’de yakılmak sure yle değerlendirilmektedir.
Şekil 5’te görüldüğü gibi gaz bacası yapımında140 mm. HDPE delikli boru, çelik hasır(5*15 cm)
ve çakıl malzemeleri kullanılmaktadır. II. Sınıf Düzenli Depolama Tesisinde Pasif Gaz Toplama
bacaları 50–75 metre aralıklarla depolama alanına projeye uygun olarak döşenmektedir.
Şekil 4. Gaz Toplama Bacası Kesi
95
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Resim 9. Gaz Toplama Boruları
4. DEPOLAMA TESİSİ İNŞAATININ TAMAMLANMASI VE İŞLETMEYE ALINMASI
A kların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 16. Maddesinde belir len “Depo tabanının
teşkili”nden sonra sahaya ilk karışık belediye a ğı alınmaya başlar.
Resim 10. Ka A k Dökümüne Hazır Sahanın Genel Görünümü
96
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
5. SONUÇ
Çevre tahriba ndan sonra çevreyi normalleş rme süreci zaman ve ekonomik açıdan biz insanlara pahalıya mal olmaktadır. Prensip olarak çevre kirliğinden sonra çevreyi korumak yerine çevre
kirlenmesini önlemek olmalıdır.
Yukarıda anla lan depolama sahasında geçirimsizlik tabakasının oluşturulması ve sızın suyu
borularının yerleş rilmesi toprak kirlenmesini önlemek ve yeral sularının korunması amacına
yönelik r. Gaz bacalarının yerleş rilmesi çalışmaları depo gazını kontrol al na almak, yangın ve
patlama risklerine karşı önleme amacına yönelik r.
97
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ATIK YÖNETİMİ KAPSAMINDA
VERİLEN EĞİTİMİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hülya Gül1, Fatma Azizoğlu2, Banu Terzi3, Şehrinaz Polat3, Bilge Hapçıoğlu2
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı/İstanbul -Türkiye
2 1
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimlik Çevre Yöne m Birimi/
İstanbul-Türkiye
3
: İstanbul Üniv., İstanbul Tıp Fak, Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü, Istanbul-Turkey
1
Giriş ve Amaç
A k toplama işi, tüm dünyada biyolojik, kimyasal, fiziksel ve psikolojik birçok tehlikeyi içinde barındıran fakat yapılması kaçınılmaz olan yüksek riskli bir meslek r. A k toplama işçileri yap kları
işle ilgili tehlikelere gün boyunca sürekli maruz kaldıklarından bir kısım ciddi mesleki hastalıklar
riski al ndadırlar. Toplumda çeşitli üre m ve kullanım faaliyetleri sonucu ortaya çıkan, insan ve
çevre sağlığına zarar verecek şekilde doğrudan veya dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi sakıncalı olan her türlü madde a k olarak tanımlanır. A k yöne mi ise a ğın kaynağında azal lması,
özelliğine göre ayrılması, toplanması, geçici depolanması, ara depolanması, geri kazanılması,
taşınması, bertaraf edilmesi ve bertaraf işlemleri sonrası kontrolü ve benzeri işlemleri içeren bir
yöne m biçimidir. Gelişmekte olan ülkelerde a k yöne mi halk sağlığı için kri k bir önemdedir.
Ülkemizde de bbi a kların halk sağlığı ve çevre için ciddi tehlikeler oluşturduğu yadsınamaz
bir gerçek r. A klar içinde, hastanelerden kaynaklanan bbi a klar özel a k statüsünde değerlendirilir. Tıbbi a kların iyi yöne lememesinden dolayı oluşacak çevresel riskler nedeniyle halk
sağlığı tehdit al na girebilir. Hastane a kları içinde enfekte, farmöso k, patolojik, çeşitli kimyasal ve radyoak f a klar, ayrıca sivri uçlu ve kesici aletler olduğundan, bunların genel a klardan
ayrı olarak toplanması ve işlem görmesi gerekmektedir. Hastane a klarının, gerekli işlemlerden
geçirilmeden depolanması ya da gelişigüzel bir alana yığılması, a lması önemli çevre sorunlarına da yol açar.
Sağlık kuruluşlarından toplanan a klar, konutlardan ve sanayi kuruluşlardan çıkan a klara kıyasla çevre ve halk sağlığı açısından daha fazla tehlikeyi içinde barındırır. Hastanelerin yerleşim
yerleri içinde ve sayıca çok fazla olması, hastane a klarının insan ve çevre sağlığı açısından yoğun riskler oluşturmasına yol açmaktadır. Bu da hastanelerde a k yöne mine verilmesi gereken
önemi ar rır. Sağlık kuruluşlarında üre len a klar, Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliğine uygun
olarak toplanır, taşınır ve bertaraf edilir. Hastanelerdeki evsel nitelikli a klar ve diğer a kların birbirine karış rılmadan ayrı olarak toplanması gerekir. Hastane a klarının kaynakta ayrılıp, toplanması, taşınması, geçici depolanması ve bertaraf edilmesi ile ilgili uluslararası kurallar
bulunmaktadır. İşyeri ortamında bu kurallara uygun çalışılması için personele gerekli eği mler
verilmeli ve düzenli kontroller yapılarak, a kların insan ve çevreye olan zararlı etkisinin en aza
indirilmesi sağlanmalıdır.
Hastane a klarının oluşumundan bertaraf edilmelerine kadar olan süreçte risk al nda olan kişiler; laboratuar teknisyenleri, doktorlar, hemşireler vb. sağlık personeli, a kları toplayan temizlik
personeli, belediyede bbi a kların taşınması ile görevli personeldir. Hastanelerde a k toplama işini yürüten hizmetli grubunu oluşturan kişiler, yeterli eği m alamadıkları zaman hastane
a klarının tehlikelerinden yeterince haberdar olmadıklarından, hem kendileri hem de hastalar
için tehlike yaratabilirler. Bu nedenle bu grubun eği mi için sürekli hizmet içi etkin eği m programları uygulanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği açısından, hastane bünyesinde çalışan konuyla ilgili personele eldiven, maske, özel koruyucu kıyafet giyme zorunluluğunun ge rilmesi, a kların
98
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ayrış rılarak renkli poşetlere konulması ve poşetlerin renklerinin anlamının tüm personel tarandan bilinmesi zorunlu ve gereklidir. Kurslar, seminerler, çalıştaylar, proje ka lımı biçimindeki
eği mler, hastanede a k yöne minde veya uygulamada herhangi bir değişiklik yapıldığında ve
yeni elemanlar göreve başladığında tekrarlanmalıdır.
Bu çalışmada, bir üniversite hastanesi bünyesinde çalışan işçilerin a klar konusunda bilgi, tutum
ve davranışlarının değerlendirilmesi ve verilen eği mlerin etkinliğinin incelenmesi amaçlanmışr.
Materyal ve Metot
Araş rma için İstanbul’da bir üniversite hastanesi bünyesinde taşeron olarak çalışan 328 temizlik şirke elemanının hepsi 11-19 Şubat 2013 tarihinde hastanenin çevre yöne m birimine
çağrılmış r. Ancak, örneklem seçimi yapılmadan eği m için çağırılan kişilerin 264’ü (%80,48)
gelmiş r. Gerekli izinler üniversite yöne minden alınmış r. A k toplama işçilerine, a klarla ilgili
mevcut bilgilerini araş rmak amacıyla, ulusal ve uluslararası kaynaklar taranarak araş rmacılarca oluşturulan bir anket, yüz yüze görüşme yöntemiyle eği m öncesi ve eği m sonrasında
uygulanmış r. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov tes ile değerlendirilmiş r. Veri girişi ve analizler SPSS 21,0 paket programı ile yapılmış, tanımlayıcı ista s kler ve
parametrik olmayan yöntemlerden Wilcoxon tes kullanılmış r. İsta s ksel anlamlılık düzeyi
olarak p<0.05 kabul edilmiş r.
Bulgular
İşçilerin yaş ortalaması 41,58 ±7,34’ dır. % 53,0 (140 kişi)’ü kadın, % 47,0 (124 kişi)’ı erkek r. %
’82,9 ‘u ilkokul, % 12, 2’si i ortaokul, %4,9’u lise mezunudur. Temizlik işinde çalışma süresi ortalama 7,05 ±3,99 (min:0,5, mak:25) ‘yıldır. % 97.0 ‘ı ilk işe başladıklarında firmanın kendilerine
genel bir hijyen eği mi verdiğini bildirmiş r. % 80,3 ‘ü a k toplarken hiç yaralanmamış r. % 95,5
‘i, delici kesici alet yaralanmalarında hepa t olma olasılıkları olduğunu eği m sonrası doğru bilmiş r. Mu aktan çıkan çöpler ne renk poşete konmalı sorusuna eği m sonrası % 97’3’ü doğru
cevap vermiş r. Eği m sonrası; piller nereye a lmalı sorusunu %57,6’sı, serum şişesi ve büyük
camlar sorusuna % 94, 7 ‘si, pansuman malzemesi, sonda, hasta alt bezi sorusuna % 98’1 ‘i,
iğne ucu, bisturi, kırık cam nereye a lmalı sorusuna % 75, 8’ i doğru yanı vermişlerdir. % 83,7’si
kâğıt, plas k, karton metal a kların hangi renk poşete konması, % 69,3’ü de florasan ampullerle
ilgili soruya eği m sonrası doğru cevap vermişlerdir. Çalışma grubunun ön test-son test puanları
arasında 0,05 anlamlılık düzeyinde ista s ksel olarak ileri derecede anlamlı bir fark bulunmuştur (z= 0,175, p=0,0001).
Sonuç ve Öneriler
Hastaneler çok tehlikeli işyeri grubundan olup, buralarda çok fazla miktarda a k üre lmektedir.
Üre len a klar, hem çalışanlar, hem hastalar, hem de çevre için büyük risk oluşturmaktadır.
Hastanelerde üre len a klar, evsel nitelikli, bbi, tehlikeli ve radyoak f a klar şeklinde sınıflandırılmaktadır. Hastane a klarının toplanması, depolanması ve bertaraf edilmesi aşamalarında
yer alan çalışanların, bu konuda düzenli eği m almaları gerekmektedir. İşyerinde sağlık ve güvenliğin sağlanması ve sürdürülebilmesi için işveren, her işçinin çalış ğı yere ve yap ğı işe özel
bilgi ve kuralları da içeren sağlık ve güvenlik eği mi almasını sağlamak zorundadır. Sağlık ve
güvenlik eği minde işçilerin hastane a kları ile ilgili potansiyel riskleri, kişisel koruyucuların düzenli kullanımının, Hepa t B’ye karşı aşılanmanın önemi vb konuları bildikleri ve anladıklarından
emin olunmalıdır. Kişisel yaralanmaya karşı risk al nda bulunan tüm işçilerin korunması esas r.
Hastanelerde sürekli sağlık ve güvenlik kontrolü yapılarak, işçiler izlenip taşıma, ayırım ve depolama işlerinin doğru yapıldığından emin olunmalı, uluslararası kurallara uygun a k yöne m
99
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
poli kaları ve planları düzenlenmelidir. Etkin ve temel iş sağlığı ve güvenliği kuralları hastanelerde eksiksiz uygulanmalıdır (işçilerin uygun eği mi, personel koruma giysileri, cihaz temini vb.).
Hastanelerde üre len a klar, belediyeler tara ndan toplanan tüm a kların önemli bir miktarını
oluşturmaktadır. A kların kaynağında sınıflara ayrılıp uygun olarak toplanması bir ülkenin sağlık,
çevre ve ekonomik açısından gelişimi için önemlidir. Hastanelerden çıkan a ğın miktarı ülkelerin
gelişmişlik durumu ile paralellik göstermektedir. Bu noktadan hareketle, hastanelerde a k toplama işinde çalışanların a kları toplama işini usulüne uygun olarak, tam ve doğru yapabilmeleri
için iyi eği m almalarının önemi açık r. Bulguları sunulan bu araş rmada, çalışanların a k toplama ile ilgili bilgilerinin eği m öncesi ve sonrası karşılaş rıldığında, olumlu yönde değiş ği saptanmış r. Bu çalışmanın sonuçları eği min yararlarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda
hastane yöne cilerine, işçilerde olumlu tutum ve davranış değişiklikleri oluşturacak sürekli etkin
eği m programları düzenlemeleri önerilmektedir.
Hastane a kları eğer iyi bir şekilde yöne lmezse halk sağlığı ve çevre için büyük bir tehlike arz
eder. Günümüzde toplum, çevre ve halk sağlığı konusunda giderek daha duyarlı hale gelmektedir. Bu bakımdan sağlık kuruluşu yöne cilerine çok önemli görevler düşmektedir. Bir hastanenin
nitelikli ve verimli çalışması, iyi bir teknik donanıma sahip olması veya üstün akademik yöne m
faaliyetleri yanı sıra, doğru planlanmış çevresel yöne m faaliyetleri ve iç hizmet eği mlerinin
güncellenerek sürekli ve düzenli olarak uygulanması ile olur. A k yöne m sisteminin uygulanmasındaki başarı, tüm düzeydeki hastane çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve etkin ka lımının
sağlanmasına bağlıdır. Hastane a k yöne minden sorumlu olan kişiler, mevcut tüm risklerin
tanımlandığından ve bu risklerden korunma için uygun korunma önlemlerinin alındığından, çalışanlara uygun eği mler verildiğinden emin olmalıdırlar.
Kaynaklar
1. Sawalem M, Selic E, Herbell JD: Hospital waste management in Lybia: A case study. Waste
Management 2009; 29: 1370-75.
2. Shinee E, Gombajav E, Nishimura A, Hamajima N: Health waste management in the capital
city of Mongolia. Waste Management 2008; 28: 435-44.
3. World Health Organiza on. Healthcare waste management, WHO October 2004; Fact sheet No.281
4. Silva CE, Hoppe AE, Ravanello MM, Mello N: Medical wastes management in the south of
Brazil Waste Management 2004;25(6):600-605.
5. Blenkharn JI: Standards of clinical waste management in UK hospitals. Journal of Hospital
Infec on 2006; 62: 300-303.
6. Blenkharn JI: Standards of clinical waste management in hospitals – Second look, Journal of
Hospital Infec on 2007; 121: 540-545.
7. Mostafa GMA, Shazly MM, Sherief WI: Development of a waste management protocol based on assessment of knowledge and prac ce of healthcare personnel in surgical departments. Waste Management 2007; 29 (1): 430-439.
8. Patwary MA, O’Hare TW, Sarker MH: Assessment of occupa onal and environmental safety
associated with medical waste disposal in developing countries: A qualita ve approach.
Safety science 2011;49(8-9):1200-1207.
9. Ramokate T, Basu D: Healthcare waste management at an academic hospital: knowledge
and prac ces of doctors and nurse. South African Medical Journal 2009;99(6): 444-450.
10. Rao PH. Report: Hospital waste management-awareness and prac ces: a study of three
states in India. Waste management and research 2008;26: 297-303.
11. Shafee M, Kasturwar NB, Nirupama N: Study of knowledge, a tude and prac ces regar100
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ding biomedical waste among paramedical workers. Indian Journal of Community medicine
2010; 35.369-370.
12. Abah SO, Ohimain EI: Healthcare waste management in Nigeria: A case study. Journal of
Public Health and Epidemiology 2011;3(3): 99-110.
13. Gehan MA, Mostaf MM, Shazly M, Wafaa IS: Development of a waste management protocol based on assessment of knowledge and prac ce of healthcare personnel in surgical
departments. Waste Management 2009;29(1): 430-439.
14. Orloff K, Falk H. An interna onal perspec ve on hazardous waste prac ces. Int J Hyg Environ Health. 2003 Aug; 206(4-5):291-302.
101
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİNDE ERİŞKİN EĞİTİMİ
Sevim ULUPINAR
Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Öğre mi AD
Bilgiye erişme, bilgiyi uygulayabilme ve bilgi üretebilecek yeterliğe sahip olmanın yolu eği m
olduğu için eği min yaşam boyu sürmesi, hem bireyler hem de uluslar için yaşamsal bir zorunluluktur. Ye şkin eği minin odak noktası, ye şkinlerin nasıl öğreneceklerini, kendilerini nasıl
yönlendireceklerini öğrenmelerine yardım etmek r. Ye şkin, diğer yaşam etkinliklerinde olduğu
gibi, öğrenmede de kendi kendini yönetme yeteneğini keşfe ği zaman öğrenmeye güdülenir.
Ye şkin eği minde son hedef, bilginin sürekli olarak değerlendirildiği, genişle ldiği ve evrensel
olarak yayıldığı “öğrenen topluma” ulaşmak r.
Günümüzde uluslararası finans sermayesinin küresel egemenliği artmakta, uluslar ve kültürler arasında etkileşim giderek yoğunlaşmaktadır. Bilişim, ulaşım ve ile şim teknolojilerindeki
gelişmeler, ekonomik ve toplumsal yaşamda hızlı ve derin değişmelere yol açarak, herkes için
yaşam boyu eği mi zorunlu kılmaktadır. Yaşam boyu eği m, insanların okul eği mi sonrasında
eği m olanaklarından yararlanabilmesi ile olanaklıdır. İnsanlara okul eği mi sonrasında eği m
olanakları sunmak, ye şkin eği mi sisteminin görevidir. Yaşam boyu eği m bağlamında ye şkin
eği mi olanaklarından, eği m ve gelir düzeyi ne olursa olsun herkesin yararlanabilmesi, herkesin nitelikli bir yaşama erişebilme olanağını elde edebilmesi için gereklidir. İnsanın gizil gücünü
olası en üst düzeyinde üretken ve verimli kılmanın yanı sıra toplumsal ve kültürel gereksinmelerine de yönelmesi gereken ye şkin eği mi, hali hazırda sosyal, siyasal, kültürel işlevlerini yerine
ge rmekte beklenilen düzeyde kapsayıcı olamamaktadır. Küreselleşmenin kamu harcamalarını
kısma yönündeki eğilimi, bu ihmalin daha da artmasına yol açar gözükmektedir.
Türkiye’de bireylerin eği m hakkı Anayasası’nın 42. Maddesinde “kimse, eği m ve öğrenim
hakkından yoksun bırakılamaz” denilerek garan al na alınmış r. Bu nedenle ülkemizde ye şkin eği mi bireyler bakımından bir hak, devle n ise temel görevidir. Devlet bu görevini; yaygın eği m kurumları açmak ve her yaştaki ye şkinlere yönelik programlar (genel ve mesleki)
düzenlemek veya diğer kamu ve özel kurumlarla işbirliği halinde kurslar düzenleyerek yerine
ge rmeye çalışmaktadır. İşverenler bakımından ise; 20 ve daha fazla işçi çalış ran işyerlerinin,
ya işletmelerde meslek eği mi yap rma (beceri eği mi) veya mesleki eği me mali katkıda bulunma biçiminde yükümlülükleri bulunmaktadır. Ayrıca, 50 ve daha fazla işçi çalış ran işyerleri,
personelinin gelişimini sağlamak için işyerinde kurs açmak veya personelinin başka kurslara ka lımını sağlamakla sorumludurlar. Türkiye’de ye şkin eği minin yaygınlaş rılması ve etkinliğinin
ar rılması amacıyla başta AB olmak üzere uluslararası birçok kurum ve kuruluşla iş birliği içinde
protokoller yapılmakta, kampanyalar düzenlenmekte ve projeler gerçekleş rilmektedir.
Türkiye’de ye şkin eği miyle ilgili olarak son zamanlarda çeşitli düzenlemeler yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Son zamanlarda yapılan en önemli düzenleme; 2006 yılında çıkarılan
MEB Yaygın Eği m Kurumları Yönetmeliğidir. Yeni yönetmelik, ye şkin eği minde daha yeni yaklaşımları öngörmüştür. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013); eği m sisteminin, yaşam boyu
eği m yaklaşımıyla ele alınmasını ve e-öğrenme dâhil, yaygın eği m olanaklarının geliş rilmesini öngörmektedir. Bu poli ka ve stratejilerin hayata geçirilmesi doğrultusundaki ilk çalışmalar
bir Avrupa Birliği Projesi (MEGEP) ile başla lmış olup, ilk aşamada, “Türkiye’de Hayat Boyu Öğrenmeye İlişkin Bir Poli ka” dokümanı (taslak) oluşturulmuştur.
102
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türkiye’de ye şkinlere yönelik yaygın eği m/ye ş rme hizmetlerini yürüten kurumlar aşağıdaki
şekilde gruplandırılabilir:
• Halk Eği m Merkezi (HEM): Geçmişten günümüze Türkiye’de yaygın eği min ana sağlayıcısı
MEB’e bağlı Halk Eği m Merkezleri (HEM) olmuştur. HEM’ler, illerdeki Halk Eği mi Başkanlıklarına bağlı olarak faaliyet bulunurlar. Bu kurumlar her türlü yaygın eği m hizme sunmaktadırlar.
• Pra k Kız Sanat Okulu: Kadınlara yönelik yaygın eği m hizme sunan kurumdur.
• MEB’e bağlı diğer kurumlar: Yukarıdaki iki kuruma ek olarak, MEB’e bağlı olarak sınırlı ölçüde
yaygın eği m hizme sunan kurumlar arasında; METEM, olgunlaşma ens tüsü, ye şkinler teknik eği m merkezi bulunmaktadır.
• MEB uzaktan eği m hizmetleri: Açık İlköğre m Okulu, Açık Öğre m Lisesi ve Meslekî ve Teknik
Açık Öğre m Lisesi.
• Özel öğre m kurumları: Özel kurslar.
Ye şkin eği mi hizme sunan kurumlarda, imkânların elverişli olması ya da gerek duyulması
durumunda merkezler bünyesinde kursiyerler için psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri
verilmektedir. Rehberlik ve Araş rma Merkezleri (RAM) ve öğre m kurumlarındaki rehberlik ve
psikolojik danışma servisleri aracılığı ile öğrencilerin dışında ye şkinlere yönelik “özel eği m”
destek hizmetleri de sunulur.
Ye şkin Eği mi Nedir?
Geniş anlamda eği m, insanı değiş rmeye yönelik çabaların tümüdür. Eği m; bireyin davranışlarında kendi yaşan sı yoluyla kasıtlı olarak istendik değişme meydana ge rme sürecidir.
Eği m Terimleri Sözlüğü’ne göre ye şkin kavramı; “Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)” “Kanunların belir ği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını
bilme durumunda olan genç” olarak tanımlanmaktadır (h p://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=YET%DD%DEK%DDN&ayn=tam). Ye şkin, kendisinin ve başkalarının yaşamını
sürdürebilmek için üre m yapabilecek, gereken kararları kendi başına alabilecek, bedensel ve
ruhsal gelişimini tamamlamış olduğu içinde yaşadığı toplum tara ndan kabul edilen bireydir.
Ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılıklar göstermekle birlikte Dünya Sağlık Örgütü 24 yaş
üzerindekileri ye şkin olarak tanımlamakta; ülkemizde ise, zihinsel bir engel bulunmaması koşuluyla 18 yaşını geçen birey yasal olarak ye şkin (reşit) sayılmaktadır. Birey; biyolojik olarak
üreme yaşına geldiğinde; yasal olarak oy verme, ehliyet alma, içki içme, kendi isteği ile evlenme
veya askere alınma yaşına geldiğinde; sosyal olarak evlenme, olma, anne-baba olma, tam gün
çalışma yaşına geldiğinde; psikolojik olarak kendi yaşamından sorumlu yaşa geldiğinde ye şkin
sayılır.
Pedagoji, Yunanca paid (çocuk) ve agogos (yöneltme) köklerinden türe lmiş r. “Çocukların yönlendirilmesi ve ye ş rilmesi bilim ve sana ” anlamına gelir. Androgoji ise Yunanca andr (adam)
kökünden gelen aner sözcüğünden türe lmiş r ve “ye şkinlerin öğrenmesine yol gösterme ya
da yardım etme bilim ve sana ” anlamına gelir.
Ye şkin eği mi; çeşitli eği m kurumlarındaki öğrenimden ayrılmış ya da hiç öğrenim görmemiş
ve gönüllü olarak kendini ye ş rmeyi isteyen bireylerin değişik eği m ih yaçlarını karşılamak
üzere geliş rilmiş eği mdir. Çocukluk çağında başlayan sürekli eği min ilk evresini tamamlamış
kişilerin ih yaçlarına göre ayarlanan düzenli ve devamlı öğrenme sürecidir. Resmi veya özel kuruluşlarca ye şkinlere türlü alanlarda bilgi, beceri ve anlayış kazandırmak amacıyla düzenlenip
yürütülen planlı eği m etkinlikleridir. Mesleki eği m hariç olmak üzere okul ve yüksek öğre m
sistemi dışında yapılan her türlü eği mi belirtmek için kullanılan terimdir. Ye şkinlerin çalışma güçlerini ar rmak, yaşam kalitelerini yükseltmek, ulusal ve insancıl değerlerini geliş rmek
amacıyla okul eği mi dışında yapılan eği m çalışmaları ye şkin eği midir. Ye şkin eği mi, değişik isimlerle anılmış, ülkemizde de yaygın eği m, halk eği mi vb. gibi terimler kullanılmış r.
103
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Günümüzde ye şkin eği mi (adult educa on, androgoji) kavramı giderek yaygınlık kazanmış r.
(Fişek)
Ye şkin eği mi, örgün eği me ka lanlar dışındaki herkesi kapsamaktadır. Örgün eği me devam
ederken o eği m sürecinde kazanamayacağı bilgi ve becerileri kazanmak üzere herhangi bir
eği m programına ka lan kişinin eği mi de ye şkin eği minin kapsamına girmektedir. Ye şkin
eği mi sonuçta belirli bir belge versin veya vermesin hedef grupları belli, amaç ve hedefleri düzenli, planlı bir eği mdir. Ye şkin öğrenimi, yaşam merkezlidir. Deneyim, ye şkinlerin öğrenimi
için en zengin kaynak r. Ye şkin eği minde ye şkinlerin bireysel özellikleri ve koşulları dikkate
alınır. Kurallar, amaç, ka lan kişi, yer ve zamana göre esnek tutulur. Ye şkinin, gereksinim duyduğu şeyi öğrendiği ilkesinden yola çıkılarak, onların ih yaç duyduğu her şey ye şkin eği minin
kapsamında sayılır.
Ye şkinlere eği m verildiğinde, ye şkine özel yaklaşımları uygulamak eği min daha etkili olmasını sağlar. Çocuk ve ye şkin eği mindeki bazı kurallar birbirine benzemektedir, ancak ye şkin eği mlerinde çocuk eği mine ilişkin kuralları kullanarak eği m yapmak eği min başarısını
olumsuz yönde etkilemektedir. Bu iki eği m yaklaşımını ve kurallarını bilmek ve yerinde kullanmak doğru olan uygulamadır.
Pedagoji ve Androgoji Arasında Temel Farklar
Knowles (1980), pedagoji ve androgojiyi kesin siz bir sürecin iki ayrı kutbu olarak değerlendirir
ve her iki yaklaşımın duruma bağlı olarak çocuklar ve ye şkinler için değeri olduğunu belir r. Pedagoji ve androgoji arasındaki temel farklar dört temel kavram çevresinde açıklanabilir. Bunlar:
1. Kendini algılama: Ye şkinin benlik algısı bağımlılıktan öz yönelmeye doğru ilerler. Kendini
karar alma, sonuçları için sorumluluk üstlenme ve kendi haya ile başa çıkma gibi eylemlere hazır hisseder. Pedagojik yaklaşımda eği mci ak f öğrenci pasif roldedir, yöne len bir ilişki vardır.
Androgojik yaklaşımda ise öğrenme karşılıklı anlaşma ile gerçekleşir ve yardım edici bir ilişki söz
konusudur.
2. Deneyimler: Ye şkinler yaşamı boyunca farklı deneyimlere sahip olurlar. Androgojik yaklaşımda, ye şkinlerin deneyimleri değerlidir ve öğrenme için zengin bir kaynak olarak değerlendirilir. Bu nedenle de herkes tara ndan paylaşılan çok yönlü bir ile şim söz konusudur. Pedagojik
yaklaşımda birincil olarak eği mcinin deneyimleri değerlidir ve bu nedenle öğretmenden öğrenciye tek yönlü bir ile şim vardır.
3. Öğrenmeye hazır olma: Pedagojide eği mci hem içeriğe (ne öğrenileceğine) karar verir, hem
de yöntem seçimi (nasıl ve ne zaman öğre leceği) konusunda sorumluluk üstlenir. Androgojide
ise içerik ve yöntem, ka lımcıların öğrenme gereksinimlerine ve bireysel ilgilerine doğrudan
bağlı olarak belirlenir. Ye şkinler “neyi öğrenmeye gereksinimleri olduğuna” kendileri karar verir. Kişinin öğrenmeye hazır oluşunu gelişimsel ödevleri ve sosyal rolleri yönlendirir. Androgojide eği mci, öğrenmeyi kolaylaş rıcı bir kişidir. Eği mci, grupların ilgilerinin belirginleşmesinde
ve öğrenme gereksinimlerinin saptanmasında öğrencilere yardım etmek için kaynak kişi olarak
davranır. Geleneksel yaklaşımda, öğrenciler için programa öğretmen karar verir ve öğrenciler
derece ve sınıflarına göre gruplandırılır. Androgojik yaklaşımda ise, eği mci öğrenme gereksinimlerini belirlemek için ka lımcılara yardım eder ve ilgilerine göre kendileri grup oluştururlar.
4. Zamana bakış ve öğrenmeye uyum: Örgün eği m programlarında gerçekleş rilmek istenen
kişisel ve toplumsal amaçlar geleceğe yönelik r. Geleneksel yaklaşımda, öğretmenler geçmişle
ilgili “bilgi bankası” ya da “bilginin kaynağı” gibi görülürler. Konular halinde gruplanan ve sınıflanan bilgiler “herhangi bir gün” kullanılmak üzere öğre lir. Androgojik yaklaşımda ise öğrenme
“bugünün sorunları” üzerinde “bugün çalışarak” sağlanır. Ye şkin bir eği m programından var
olan gereksinimlerine ve sorunlarına yanıt vermesini bekler, eği mde kazandıklarını hemen uygulamaya aktarmak ister. Bu nedenle, eği mde androgojik yaklaşımda öğrenme, “konu merkezli” olmaktan çok “sorun merkezli”dir, öğrenme sorunu bulma ve çözmeyi amaçlar.
104
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Varsayımlar
Kendini
algılama
Uygulamalar
Öğrenenin kendi ih yaçlarını ifade etmesini onayla
Seçim yapma ve hayat ile başa çıkabilme kabiliyetlerinden dolayı saygı göster
Kabul ve isteğe dayalı psikolojik bir ortam yarat
Öğrenenin düşünce ve fikirlerini korkusuzca ve utanmadan rahat ifade etmelerini sağla
Deneyimler Geçmiş yaşan ları öğrenme için bir kaynak olarak görme. Olumsuz geçmiş yaşan ların öğrenci ve öğretmen için engel oluşturabileceğinin farkında ol.
Ye şkinlerin deneyimlerine saygı göster.
Eski öğrenimler ile yenilerini ilişkilendir.
Grup ortamında ye şkinlerin de bir şeyler öğretmesini sağla
Öğrenmeye Ye şkinin sosyal rolünü ve gelişimsel ödevlerini tanı.
hazır olma
Yetenekleri ile öğrenmeleri ilişkilendir.
Zamana
bakış ve
öğrenmeye
uyum
Ye şkinlerin sorunlarına pra k cevaplar ver.
Uygulama sırasında öğrendiklerini hemen uygulamalarına yardımcı ol. Ye şkinlerin özellikle kriz durumlarında öğrenmeye mo ve olduğunu unutma.
Öğrenme ak vitelerini, ih yacın aciliye ve kişinin algısına göre sırala.
Öğrenmeyi pekiş r ve problem çözme becerilerini geliş r.
Androgojik yaklaşımla eği m programlarının geliş rilmesi, oluşturulması ve yöne mi yedi aşamada sağlanır. Bu aşamalar birbirinden kopuk ve bağımsız değildir, bir döngü şeklindedir.
1. Öğrenme için uygun ortam oluşturma
2. Ortaklaşa plan yapmak için bir yapı oluşturma
3. İlgilerin, gereksinimlerin ve değerlerin saptanması
4. Amaçların açık ve net olarak belirlenmesi
5. Öğrenim etkinliklerinin planlanması
6. Öğrenim etkinliklerinin uygulanması
7. Sonuçların (gereksinim, ilgi ve değerlerin) değerlendirilmesi
Ye şkinler Nasıl Öğrenir?
Yeni bilgi, tutum ve davranış edinmek üzere eği mlere ka lan ye şkinlerle çalışırken onların
nasıl öğrendiği dikkate alınmalıdır. Bunu anlamak olumlu bir eği m ortamı yaratacak r. Eği mci,
ka lımcıların beklen ve gereksinimlerini, ka lımcılar da neden orada bulunduklarını net bir
biçimde anlamış olmalıdır.
Ye şkinlerin öğrenmeye yönelik özellikleri şu şekilde ifade edilmektedir:
• Ye şkinlerin öğrenmesi çocuklara göre daha yavaş r ancak öğrenme, muhakeme, süreklilik
ve güvenirlik yönünden daha zengindir
• Ye şkinler ih yaç duyduklarını öğrenirler. Eği min kendi gereksinimleriyle bağlan lı olmasını isterler. Aile, toplum ve meslekleriyle ilgili konularda eği me daha açık rlar.
105
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Ye şkinler “Neden” “Niçin” ve “Nasıl” eği leceklerini bilmek isterler.
Ye şkinler sorunlarına çözüm ge ren öğrenme yaşan larına ilgi duyarlar. Anlamsız ve yararsız buldukları konuları öğrenmek istemezler.
Öğrendiklerini hemen yaşamlarında kullanmak isterler.
Ye şkinler eği mde ak f rol almak isterler, pasif olmaktan hoşlanmazlar.
Ye şkinler eği m sırasında deneyimlerinden yararlanılmasını beklerler. Deneyimleri ile çelişen öğrenmelere direnç gösterirler. Kendi deneyimlerine uygun olan öğrenmelere daha
açık rlar.
Ye şkinlerde benlik duyusu gelişmiş r. Ye şkinler herkesten farklı bilgi, görgü ve deneyime
sahip özgün birer birey olarak görülmek isterler.
Ye şkinlerin kişisel kaygıları vardır ve güvenli bir ortama gereksinim duyarlar. Kişiliklerine
saygılı olunmasını isterler, başkalarının yanında küçük düşmekten çekinirler, alıngandırlar,
başarısızlıktan korkarlar. Ye şkinler olumlu geribildirim verilmesini isterler.
Ye şkinler eği mde tek düzelikten hoşlanmazlar, değişiklik isterler.
Ye şkinlerin kendileri ve eği mcileri için beklen düzeyleri yüksek r.
Ye şkin Eği minde Dikkat Edilecek İlkeler
En uygun öğrenme zamanı bir şeyi bilmedikleri için huzursuz oldukları zamandır. En verimli
öğrenme, ka lımcı öğrenmeye hazır olduğunda gerçekleşir. Güdülenme içsel bir dinamik
olmasına karşın, ka lımcıların güdülerini besleyecek bir ortam yaratmak eği mcinin elindedir.
• Ye şkinlerin bireysel gereksinimleri göz önüne alınmalıdır. Ka lımcılar, neleri öğrenmeleri
gerek ğinin farkında olurlarsa öğrenme daha etkili olur.
• Öğrenim ka lımcıların daha önce bildikleri ya da deneyimleri üzerine yapılandırılırsa daha
etkili olur.
• Ye şkin grubu, heterojendir; öğrenme süre ve şekilleri farklıdır. Bu nedenle öğrenme etkinlikleri çeşitli ve değişik yaşan ları içermelidir.
• Öğrenme ortamı gerçeğe ne kadar yakın olursa, öğrenme de o kadar etkili olur. Beceri öğrenmek için gözlem al nda ya da gerçeğine benzer ortamlarda (örn; oyunlaş rma ve maketler vb.) uygulama yapma olanağının verilmesi gerekir.
• Öğrenme ortamı fiziksel ve psikolojik yönden rahat olmalıdır. Ye şkinlerin özgüvenlerini korumaları gerekir.
• Ka lımcılara gelişimleri ile ilgili geribildirim verilmelidir. Geribildirimin etkili olabilmesi için;
uygulamadan hemen sonra verilmeli, olumlu olmalı, yargılayıcı olmamalıdır.
Ye şkinler pek çok engelden dolayı eği me ka lma konusunda güçlük yaşayabilirler. Bu engeller; kişisel, çalışma yaşamı, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlerle ile ilgili olabilir.
Kişisel engeller; öğrenmeye karşı olumsuz tutum sergileme, eği min sağlayacağı yararlardan
emin olmama, zihinsel ve fiziksel eksiklikler, eği m ortamından hoşlanmama, bilinmeyenden
korkma, gülünç duruma düşmekten korkma, güvensizlik ya da sosyal açıdan yetersizlik hissetme
şeklinde sıralanabilir.
Çalışma yaşamı ile ilgili engeller; vardiya çalışması, yorgunluk, ulaşım zorluğu, zaman yetersizliği veya uygunsuz zaman, evdeki işlerinden rsat bulamama, aile üyelerinin karşı çıkması, evdeki
koşulların ders çalışmaya uygun olmaması şeklinde sıralanabilir.
Ekonomik faktörler ile ilgili engeller; ekonomik durumun yetersiz olması, maddi ve sosyal yardıma ih yaç duyma vb. şeklinde sıralanabilir.
Sosyal ve kültürel etkenler ile ilgili engeller; gelenek, görenek ve inançlar, değerler ve alışkanlıklar şeklinde sıralanabilir.
•
106
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Ye şkin Eği mi Yapan Eği mcinin Nitelikleri
Ye şkinler, çocuklardan gelişimsel olarak farklı olduklarından, öğrenim yaşan larının, öğrenim
gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenmesi önemlidir. Ye şkinlerin eği minde ka lımı sağlamak, dikka toplamak ve sürdürmek, eği cinin niteliği ile yakından ilişkilidir. Ye şkin eği minde
baskın ve otoriter eği cinin yeri yoktur.
Eği cinin, üstlendiği rolleri ve görevleri başarıyla yerine ge rebilmesi için belirli kri k yetkinlikler bulunmaktadır. Bunlara sahip bulunan ve geliş rilebilecek olan kişilerin eği ciliği meslek
olarak seçmesi veya organizasyonlar tara ndan eği ci olarak seçilmesi ve ye ş rilmesi gerekir.
Zor gruplar ve zor konular söz konusu olduğunda, (örneğin, üst düzey yöne ciler ya da sorunlu iş takımları için eği mler hazırlandığında) eği cinin gerek duyacağı yetkinlikler daha da artmaktadır. Sürekli tekrarlanan ve daha çok standart bilgi ve beceriler kazandırmaya yönelik bazı
eği mler, genç ve deneyimsiz eği ciler tara ndan da kolaylıkla verilebilmektedir. Buna karşın,
bazı eği mlerde de ciddi deneyimleri olmayan ve kanıtlanmış yetkinlikleri bulunmayan eği ciler
ka lımcılar tara ndan asla kabul edilmezler.
Bir işin nasıl yapılması gerek ğine ilişkin tutumlar ve bir çalışanın o işi nasıl yap ğını yansıtan
davranışlar yetkinlik olarak adlandırılır. Ye şkin eği mi açısından bir eği cinin sahip olması gereken yetkinlikler şöyle gruplanabilir:
Anali k Düşünme: Bilgileri analiz etmek, alt öğelerle ilişkisini kavramak ve sonuç çıkarmak r.
Eği mci, konularını ve çözmeye yardımcı oldukları sorunları anali k yaklaşımla ele almalıdır.
İle şim ve İnsan İlişkileri: Bilgilerin açık ve özlü bir şekilde aktarılması, kendini iyi ifade etme,
başkalarını dinleme ve diğerlerinin ile len bilgileri anlamasını sağlama becerisidir. Bu yetkinliğe
sahip bir kişi başkalarının düşünce, duygu ve tutumuna duyarlılık gösterir. İnsanlarla olumlu ilişkiler kurar ve sürdürür. Bir eği ci için bu yetkinlik olmazsa olmaz niteliğe sahip r.
Sürekli Gelişim: Kendi verimliliğini ar rarak performansı iyileş rmek r. Eği ci, değişim yönünden girişimlerde bulunur, isteyerek yeni sorumluluklar üstlenir.
İşbirliği: Takım üyeleri ve ka lımcıları destekleyici ilişkiler kurmak, kaynakları ve bilgiyi paylaşmak r. Eği ci, hedeflerini gerçekleş rmek için diğerleriyle işbirliği yapar. Etkili iş ilişkileri gelişrme yetkinliği eği cinin profesyonel gelişimi açısından da önem taşır.
Yetkilendirme: Birlikte çalış ğı kişileri yap kları işler ve aldıkları kararlar konusunda sorumluluk
üstlenmeye özendirir ve onları destekler.
Liderlik: Eği mciler ka lımcılar için ilham verici ve değişimi kolaylaş rıcı lider rolündedir.
Organizasyon ve Planlama: Eği ci, eği m programlarını uygulamak için stratejiler geliş rir, süreçleri tanımlar, öncelikleri saptar, planların uygulanmasını organize eder ve denetler.
Karar Alma: Alterna f eylem tarzları üzerinde bilgi edindikten ve düşündükten sonra man klı ve
sağlam kararlar vermeyi ifade eden yetkinlik r. Eği ci, eği m sürecinin hemen her aşamasında
çeşitli kararlar almak ve uygulamak durumundadır.
Kararlılık ve Esneklik: Ka lımcılar, eği cinin söylediklerini yapan, sözünü tutan ve kararlılık gösteren bir kişi olması durumunda ona saygı ve güven duyarlar. Eği ci, durumun gereklerine göre
esneklik gösterebilen ve baskı al nda ya da belirsiz durumlarda da çalışmalarını etkili bir şekilde
yürüten bir kişidir.
Rehberlik ve Geliş rme: Ka lımcıların eği m ve öğrenme gereksinimlerini saptar, onlara bilgi
geri dönüşü sağlar ve takım çalışmasında etkili olabilmeleri için gerekli becerilerini geliş rir. Sorunlarıyla ilgilenir ve çözer.
Eği mcinin Görev ve Rolleri
Eği cinin rolü, yalnızca bilgi, beceri ve davranış geliş rmeye yönelik bir eği m materyalini karşısındakilere aktarmak değildir. Eği m süreci içinde bir eği ci farklı roller üstlenmek durumundadır. Bu rollerde başarılı olmak için de farklı beceriler geliş rmesi gerekmektedir. Bir eği ciden
ih yaç analizinin yapılması, eği min tasarlanması, materyalin hazırlanması, grubun yöne lmesi, sonuçların değerlendirilmesi ve eği min işe transferinin izlenmesi gibi görevler de beklen107
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
mektedir. Eği ci, izleyicilerinin kendisinden eği min konusuna, yöntemlerine ve gruba hakim
olmasını beklediğini bilmelidir. Ye şkin eği minde görev alan bir eği ci, bir öğretmen değil, kolaylaş rıcı danışman rolünü oynamalıdır. Kendisinden beklenen rolleri gerçekleş rebilmek için
başarılı bir eği ci:
• Öğrenmeyi kolaylaş ran ve destekleyen bir ortam oluşturur, uygun bir hava yara r.
• Karşılıklı etkileşim halinde ak f ka lım sağlar.
• Öğrenme ve geliş rme ih yaçlarını belirler, konu ve kapsamı buna uygun olarak düzenler.
• İçeriği ve yöntemi, amaçları ve ih yaçları karşılayacak şekilde geliş rir ve kullanır.
• Öğrenme deneyimlerini uygun teknik ve materyallerle bütünleşir.
• Kazandırmayı amaçladığı bilgi, beceri ve davranışlar için bir ilham kaynağı ve rol modeli
oluşturur.
• Sonuçları değerlendirir ve öğrenme ih yaçlarını yeniden gözden geçirir.
Eği ci, işinde başarılı olabilmek için belirli fiziksel, zihinsel, duygusal özelliklere sahip olmak ve
bu özelliklerini geliş rmek zorundadır. Bir eği cinin üç boyu a kendini geliş rmiş olması ve bu
yönleriyle öne çıkması gerekir. Bunlar: konusunda yeterlilik (bilgi ve deneyim birikimi), öğretme
yetkinliği (sunum becerileri) ve kişilerarası ilişkilerde yeterlilik r.
Bir eği cinin sahip olması gereken bazı kişisel özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:
Olumlu tutum, iyimserlik, sesi etkili kullanma becerisi, okuma, araş rma alışkanlığı, öğrenmeye
açık ve istekli olması, sözleriyle yap klarının tutarlı olması, öğre klerini uygulaması, samimi,
içten davranması, sakin ve soğukkanlı olması, gerginlik ve stresle baş etme becerisi, zaman yöne mi becerisi, anlayışlı ve saygılı olması, her zaman dürüst davranması, kendisi ile ve çevresiyle
barışık olmasıdır.
Ye şkin Eği minde Anahtar Noktalar ve Öneriler
Hakimiyet: Uzman olduğunuz konuları bireylerle paylaşın, uzmanlığınız konusunda alçak gönüllülük göstermeyin. Uzman gibi davranın, iyi dinleyin, iyi gözlemleyin ve sını a etkili uygulamalar
yapın. Uzmanlık alanınızın göstergesi olarak geçmiş yaşan larınızdan örnekler verin. “Kısa sürede çok fazla bilgi” vermekten kaçının, anahtar noktalarda yaşamsal öneme sahip bilgiler verin.
Tecrübe: Kişisel tecrübenizi sunun. Ka lımcıların da tecrübelerini ve uzmanlıklarını ortaya çıkaran etkinlikler düzenleyin.
Heyecan: İyi hazırlanın, detaylı öğre m planlarına sahip olun, kullanacağınız materyale ve içeriğe hakim olun. Eği me başlamadan önce rahatla cı ve atmosferi daha çekici hale ge ren etkinlikler yapın.
Problemli ka lımcılar: Ka lımcıların fiziksel ve duygusal ih yaçlarına karşı duyarlı olun. Sorunlu
ka lımcılara esprili yaklaşın. Eği mden sonra ya da arada bireysel konuşarak sorundan rahatsız
olduğunuzu ka lımcıya hisse rin. Sözel bir hakimiyet kurmak yerine, mimiklerle davranışlarını onaylamadığınızı gösterin. Grup çalışmaları yapın, bu ka lımcılar küçük çalışma gruplarında
daha az rahatsız edici davranırlar.
Ak f ka lım sağlama: Eği me ka lmayan bireylere ilgi uyandırıcı, açık uçlu sorular sorun ve
göz ile şimini kaybetmeyin. Küçük grup etkinlikleri tasarlayın. Grup üyeleri ile bire-bir ilgilenin.
Zamanı etkin kullanma: Eği mde zamanınızı ve eği m araçlarınızı planlayın ve plana sadık kalın. Eği me gelmeden önce mutlaka kullanacağınız materyali deneyin, uygulamaların ne kadar
zaman gerek rdiğini bilin.
Öğre m düzeyini belirleme: Grubun eği m ih yacını temel alarak eği mi tasarlayın. Eği m düzeyi, yöntemleri ve konuları, kişilerin yaş, zeka, anlayış ve yeteneklerine göre düzenleyin. Ka lımcılara adları ile hitap edin. Eği m boyunca ve aralarda ka lımcıların tepkilerine göre içerik ve
materyalleri tekrar düzenleyin. Kişiler belki bilgisizliğini göstermek ya da yanlış yapmak istemeyebilir. Basi en karmaşığa ilkesini uygulayın, bireyi destekleyin, deneme yapmasını teşvik edin.
Sorular: Gelebilecek soruları önceden belirleyin ve hazırlık yapın. Sorulan soruları kendi cümlelerinizle tekrar edip herkesin duyup duymadığından ve herkesin aynı şeyi anlayıp anlamadı108
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ğından emin olun. Sorunun cevabını bilmediğinizde “bilmediğinizi” söyleyin. Geribildirim: Kalımcılardan yazılı ve sözlü geribildirimler alın. Ka lımcıların sözel olmayan geribildirimlerine
de önem verin. Her eği m sonunda ka lımcıların eği mle ve eğitmenle ilgili bir değerlendirme
yapmalarını isteyin.
Eği m araçları: Görsel materyaller konunun anlaşılmasını kolaylaş rır. Farklı eği m araçları ve
yöntemleri kullanmaya özen gösterin. Eği mde kullanacağınız sunum teknolojilerini daha önceden kullanıp tecrübe edin. Kullanacağınız materyallerin her zaman yedeklerini ve alterna fini
de yanınızda bulundurun.
Başlama ve bi rme: Eği m başlamadan önce ka lımcıları “ders” psikolojisinden çıkartmaya çalışın. Eği mi bi rmeden önce mutlaka özet ve pekiş rme yaparak ka lımcıların yeni bilgileri
gerçek hayata aktarmalarına yardımcı olun.
KAYNAKLAR
1. Aydın İ (2011). Kamu ve Özel Sektörde Hizme İçi Eği m El Kitabı Pegem Akademi, Ankara.
2. Barutçugil İ (2002). Eği cinin Eği mi, Kariyer Yayıncılık, İstanbul.
3. Deniz N (1999) . Global Eği m, Türkmen Kitabevi, Yayın No. 129, İstanbul.
4. Fişek N (1978). Toplumun Sağlık Düzeyinin Yüksel lmesinde En Önemli Araç: Eği m Toplum
ve Hekim, Sayı:8, Ağustos.
5. Kurt İ (2000). Ye şkin Eği mi. Nobel Yayın Dağı m, Ankara.
6. Miser R (2002). “Küreselleşen” Dünyada Ye şkin Eği mi. Ankara Üniversitesi Eği m Bilimleri Fakültesi Dergisi 2002, Cilt:35, Sayı:1-2
7. Oğuzkan AF (1993). Eği m Terimleri Sözlüğü, Emel Matbaacılık, 3.Baskı, Ankara
8. Okçabol R (1996). Halk eği mi (Ye şkin Eği mi). Der Yayınları, 2. baskı, İstanbul.
9. Rankin HS, Stallings DK (2001). Pa ent Educa on Principles and Prac ce. Fourt Edi on,
Lipinco comp 2001, Philadelphia. New York.
10. Taymaz, H. (1997). Hizme İçi Eği m (Kavramlar İlkeler Yöntemler). 3. Baskı, A.Ü Eği m
Fakültesi Yayınları, Ankara.
11. Ulupınar S, Kaya H (1995). Ye şkin Eği minde Temel İlkeler ve Eği mcinin Rolü. Hemşirelik
Bülteni. Sayı 37. Cilt 9 sf 83-91
12. Ulusoy Gökkoca FZ (2001). Sağlık Eği mi Açısından Ye şkin Eği mi. STED cilt 10:sayı 11;
412-414.
13. Yıldız A, Uysal M (2013). Ye şkin Eği mi Kuramdan Uygulamaya. 2. Baskı, Kalkedon Yayınları, İstanbul.
14. Avrupa’da Genel Eği m Mesleki Eği m ve Ye şkin Eği mi Sistemlerinin Yapısı, Türkiye
2008, Hazırlayan: Milli Eği m Bakanlığı Strateji Geliş rme Başkanlığı (SGB) Eurydice Birimi
h p://www.eurydice.org erişim: 20.04.2014.
109
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARINDA ÇEVRE YÖNETİMİ HİZMETLERİNİN
AHLAKİ BOYUTU
Mustafa İsmail BAĞDATLI
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Konuya girmeden önce özellikle diğer tebliğlerle ve dinleyicilerin büyük çoğunluğu ile disipliner
bir farklılık bulunması ve çalışma içerisinde ifade edilenlerin doğru anlamlandırılabilmesi için bir
takım kavramları açıklamak faydalı olacak r.
Sosyal bilimler perspek finden bakıldığında, sağlık kuruluşları ve çevre kelimelerini bir araya
ge rdiğimizde, sağlık kuruluşlarının ya da sağlık kuruluşlarında verilen hizmetlerin çalışan, hasta
ve hasta yakınları açısından sosyal çevre ile ilişkisi anlaşılmalıdır. Sosyal çevrenin içine yukarıda
saydıklarımın dışında, hayvanlar bitkiler ve eşya girmektedir. Sağlık hizme veren bireylerle bu
hizme alanlar arasında cereyan eden ilişkinin mahiye veya biraz daha genişle lirse sağlık kuruluşları ile toplum, diğer canlılar ve çevrede bulunan maddeler ve eşyaların kullanımı sırasında
aralarında ortaya çıkacak ilişkinin boyutları çevre kapsamı içinde değerlendirilebilmektedir.
Bu ilişkide belirleyici olan nedir? Sorusu üzerinde uzun tar şmalar yapılabilir. Bu sunumun sınırlı
alanı içerisinde konuyu derinlemesine incelemek mümkün değildir. Bu ilişkinin pek çok etken ile
şekilleneceği aşikar olmakta birlikte özellikle ahlâk kurallarının yukarıda belir ğimiz kapsam göz
önüne alınarak bakıldığında etkenler arasında önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. Ahlak,
kavram olarak, “İnsan hareketlerini idare eden ideal kanunların (kuralların) ilmi ve bunları hayan çeşitli durumlarına en iyi şekilde uygulayabilmek sana ”1 olarak tanımlanmış r. Ahlâk ilminin
bu tanımı yukarıda ifade edilenleri destekleyecek mahiye edir ve bireyler arası ilişkinin şekillendirici unsuru olarak ahlâkın önemini vurgulamaktadır. Ahlâk kelimesi, “moral” veya “e k” kelimeleri ile eş anlamlı olarak dilimizde kullanılmaktadır. Nitekim, Haluk Nurbaki, sağlığı “vücu aki
tüm sistemlerin eksiksiz, arızasız çalışmasıyla oluşan beden ve moral yapımızın güçlü düzeni”2
şeklinde tarif ederek sağlık ve moral yapı yani ahlâk arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir.
Ahlâk ilmi, bilimin genel alışkanlığı ve metodu olduğu şekli ile olayları tasvir etmekle, açıklamakla ye nmemekte, bunların yüksek bir amaca göre şu veya bu şekilde olmalarını istemektedir. Bir
ideale ulaşmak için kaideler ortaya koymaktadır.3 Dolayısıyla ahlâk ilminin, bilimsel metodolojiden ayrılan farklı özelliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Sadece “nasıl” sorusunun değil aynı
zamanda “niçin” sorusunun cevabı da ahlâk ilmi için önemlidir. Ahlâk, akıl ve irade sahibi bir
varlık olan insanın aynı zamanda diğer varlıklardan ayrıldığı önemli bir özellik olarak da karşımıza
çıkmaktadır. İnsana has bir özellik r. Bir hayvanın ahlâklı olması veya ahlâkî kurallara göre hayanı düzenlemesi beklemek gerçekçi olmayacak r.
Ahlâk ilminin mahiye ni kavramak açısından şu şekilde bir örnekleme de yapılabilir; insan bedeni çeşitli sebeplerle hastalanıp, organlar fonksiyonunu gerek ği gibi icra edemeyebilirler. O
zaman hekimler hastayı muayene ederek hastalığını önleyecek ilaçları verirler. İnsanın bedeni
gibi ruhu da hastalanabilir, hırsızlık, yalancılık, kıskançlık, kin ve i ira gibi ruhi hastalıkların tedavisini hekimler yapamayacak r. Bu gibi hastalıkların tedavi yollarını ahlâk ilmi gösterdiği için
Kınalızade Ali Efendi, Ahlâk-ı Âlâî isimli eserinde ahlâk ilmini “ bb-ı ruhanî”4 yani ruhani b ilmi
olarak isimlendirmiş r.
1
2
3
4
Osman Pazarlı, İslâm’da Ahlâk, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1980, s. 12.
Haluk Nurbaki, İslam Dininin İnsan Sağlığına Verdiği Önem, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1985, s.9.
Osman Pazarlı, age, s.13.
Osman Pazarlı, age, s.16.
110
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Peki Ahlak’ın kaynağı nedir? Bu soru oldukça geniş bir tar şma alanını beraberinde ge recek r.
İslâm bilginleri ahlâk ilmini dinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul etmişlerdir. Ahlâk, dinin dışa
yansıması olarak da ifade edilebilir. Nitekim kaynaklarda ahlâk bir zarfa benze lmiş, din de bu
zar n içindeki yani mazruf olarak tanımlanmış r.5 İslâm dini açısından bakıldığında ahlâk konusunda en güzel örneğin Hz. Muhammed(sav)’de bulunduğu Kur’an-ı Kerim’de çeşitli şekillerde
vurgulanmış r. “Ve şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerindesin.”6, “Şüphesiz ki Allah’a, ahiret
gününe iman edenlerle Allah’ı çok anan kimseler için Allah’ın elçisinde güzel bir örnek vardır.”7 Bu ayet-i kerimeler güzel ahlâkın Hz. Peygamber(sav)’in uygulamalarından en güzel şekli
ile öğrenilebileceğine işaret etmektedir. Hz. Peygamber(sav)’in ahlakı hakkında Hz. Aişe’nin şu
sözü dikkat çekicidir; “O’nun ahlakı Kur’an’dı.”8 Nitekim Peygamber Efendimiz(sav) “Ben ahlâkî
faziletleri ve güzellikleri tamamlamak için gönderildim”9 buyurarak ahlakın din ile birbirinden
ayrılamayacak konumunu ifade buyurmuşlardır.
Din ve ahlâk arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak; “İslâmî gelenek içerisinde sağlık hizmetleri nasıl
verilmekteydi?” şeklinde bir soru ile araş rmamıza başlayabiliriz. Sağlık hizmetleri verilen bir
müesseseden bahsedilmesi sağlık hizme veren bireylerden bahsedilmesi manasına gelmektedir. Sağlık hizme veren bireyleri de dahil e ğimizde soruyu şu şekilde genişletmek gerekecekr; “İslâmî gelenek içerisinde sağlık hizmetleri nasıl verilmekte ve İslâm, bireylere özellikle sağlık
ve çevre söz konusu olduğunda nasıl bir ahlâkî tutum telkin etmektedir?” bu konu ile alakalı pek
çok söz söylemek mümkündür. Bu çalışmada konuyu temelden ele almak maksadı ile İslâm’ın ilk
yıllarına uzanacak ve “asr-ı saadet” denilen Hz. Muhammed(sav)’in haya a olduğu yıllarda ve
yaşadığı şehirlerde verilen sağlık hizmetleri, ayrıca o dönem müslümanlarının sağlık hizmetleri
hususunda sergiledikleri ahlâkî tutum üzerinde incelemeler yapılacak r. Bu çalışma ile birlikte
söz konusu dönemde verilen sağlık hizmetlerinin niteliği de bir manada ortaya konulmuş olacak r.
İslam öncesi Arap yarımadasına bakıldığında günümüzde olduğu gibi, çöllerin büyük bir alanı
kapladığı görülmektedir. Çöl ikliminin en belirgin özelliklerinden olan, gece ve gündüz arasında
oluşan büyük sıcaklık farklılıkları, zor iklim şartları, sosyal haya a yaşanan adaletsizlikler, fakirlik,
cahillik ile de birleş ğinde haya oldukça stresli ve zor hale ge rmekteydi. Belki de bu zor hayat
şartlarının ge rdiği gerilimden uzaklaşmak için yaygın olarak kullanılan alkol pek çok hastalığın
bu bölgede ortaya çıkmasına sebep olmaktaydı.10 O dönem ir bat halinde bulundukları Mısırlılar, Yunanlar, Pers ve Hintler bu alanda pek çok çalışma yapmış olmalarına rağmen Arapların
bunları kullanmış olduğuna dair kayda değer bir bilgi elimizde bulunmamaktadır. Sadece büyüye
benzer özelliklerde halk arasında yaygınlaşmış tedavi usulleri bulunmakta olduğu ifade edilmektedir.11 Araplar’ın tedavi olmaya gayret etmeden sadece putların yardımına kendilerini teslim
eden bir sağlık anlayışına sahip oldukları da ifade bulan önemli noktalardandır.12
İslamiyet sonrasında, Mekke’de çok ciddi işkence ve zorluklarla karşı karşıya kalan Müslümanlar
Yesrib’e hicret etmiş ve burada kurumsallaşmışlardır. Yesrib şehri hicre en sonra peygamber
şehri manasına gelen “Medinetü’n-Nebi” olarak isimlendirilmiş r. İslamî sosyal haya n ilk nüveleri ve Hz. Muhammed(sav)’in ilk tesis uygulamaları bu şehre yerleş kten sonra görülmektedir.
Medine, Mekke’ye göre sağlık açısından daha uygun çevre şartlarını sakinlerine sunmaktaydı.
İslam’ın temizlik, beslenme, evlilik, çocuklara karşı muameleler üzerinde yap ğı düzenlemeler,
5
6
7
8
9
10
11
12
Osman Pazarlı, age, s.16.
Kur’an-ı Kerim, Kalem, 68/4.
Kur’an-ı Kerim, Ahzâb, 33/21.
Müslim, Misafirin, 139.
Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381.
Muhammed Salim Khan, Islamic Medicine, Routledge & Kegan Paul, London 1986, s. 3-5.
Muhammed Salim Khan, age, s.6.
Levent Öztürk, İslâm Tıp Tarihi Üzerine İncelemeler, İz Yayıncılık, İstanbul, 2006, s. 61.
111
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
daha sağlıklı bir sosyal haya n da oluşmasını sağlamaktaydı.13 Hz. Muhammed(sav)’in şu sözleri
sağlığın korunmasına verilen önemi ifade etmesi açısından dikkat çekicidir; “İki nimet vardır ki
insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmış r. Bu iki nimet; sağlık ve boş zamandır.”14 “Beş şey gelmeden önce şu beş şeyin kıyme ni iyi bilin; ölüm gelmeden önce haya n,
meşguliye en önce boş zamanın, fakirlikten önce zenginliğin, ih yarlıktan önce gençliğin ve
hastalıktan önce sağlığın.”15
Hz. Muhammed(sav) hastalanıldığında tedavi olunması gerek ği, şifa olacak vesilelerin aranmasının icab e ğini çeşitli vesilelerle ifade etmiş r. Bu tutum özellikle yukarıda temas e ğimiz,
İslâm öncesi Araplarda yerleşmiş bulunan hastalanıldığında tedavi için gayret sarf etmeyip putların yardımını beklemeleri ve bunu bir takva davranışı olarak görmeleri algısının ortadan kaldırılması hususunda oldukça önemlidir. Nitekim bir defasında bir tabip Hz. Muhammed(sav)’in
yanında başka birini tedavi ederken iman ve takvasından dolayı şu şekilde soruyor; “Allah’ın
Rasulu, acaba şu tedavi ve ilaç işe yarıyor mu?” Bunun üzerine Hz. Peygamber(sav) hayret ederek, kesin bir ifade ile şöyle buyuruyor; “Subhanallah! Acaba Cenab-ı Allah yeryüzünde hiç ilacını
ve tedavi usulünü yaratmaksızın bir hastalık yaratmış mıdır? Bu tedaviyi bilen bilir, bilmeyen
bilmez. Şayet sen hastalığa tam ve kesin bir fayda veren bir ilacı bulmuş isen Allah’ın takdir ve
emriyle mutlaka bir iyileşme meydana gelir.”16 Usabe b. Şerik(ra)’dan gelen bir rivaye e de bedevilerin yani şehirli olmayan Arapların Hz. Muhammed(sav)’e birtakım sorular yönel ği ifade
edilmiş ve şu sözleri nakledilmiş r; “…Ya Resulallah! Tedavi olmamamızda bize bir günah var mı?
Diye sordular. Resul-i Ekrem(sav); ‘Tedavi olunuz, ey Allah’ın kulları. Çünkü doğrusu Allah yaşlılıktan başka yara ğı her hastalıkla beraber bir deva (ilaç) da yaratmış r.’ buyurdu…”17 Diğer bir
la zla da; “Cenab-ı Allah yara ğı her hastalığın ilacını da mutlaka yaratmış r.”18 Bir başka rivaye e de; “Allah Teala hastalığı da ilacı da indirmiş r, ve her hastalığa bir ilaç var etmiş r. Öyleyse
tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın.”19 buyrulmuştur. Zikre ğimiz rivayetler,
tedavi olmanın teşviki yanı sıra aynı zamanda tedavi yollarının araş rılması için de inananları
yönlendirme özelliği taşımaktadır. Bu şekilde bilimsel araş rma yapma gayre nin müslümanlar
arasında yerleşmesi ve gelişmesi sağlanmış r.
Peygamber Efendimiz(sav)’in yaşadığı dönemde acaba sağlık kuruluşları bulunuyor muydu?
Asr-ı saade e günümüzde olduğu gibi hastane, sağlık ocağı, poliklinik gibi sağlık merkezleri, bir
başka deyişle bir kaç doktorun ya da sağlıkçının aynı ça al nda toplanmış olduğu bir sağlık
kurumunun varlığı hakkında bir bilgi elimizde bulunmamaktadır. Fakat sağlık hizme veren bireylerin bulunduğu bilinmektedir. Bu şekilde hizmet veren bir sağlıkçı olarak eserlerde Eslem
kabilesinden Rufeyde isimli bir kadına sıkça rastlanmaktadır.20 Bu hanım İslâm tarihinde ilk sağlık
kurumunu oluşturan kişi olarak da karşımıza çıkmaktadır.21 Rufeyde yanı sıra, bu dönemde şöhret bulmuş tabipler arasında, Hâris İbn Kelede es-Seka , Nadr İbn Hâris İbn Kelede, Damâd İbn
Sa’lebe el-Ezdî, Rufâa İbn Ebi Rimse et-Teymî, Şemerdil İbn Kubâb el-Ka’bî, İbn Huzeym, hanım
tabiplerden, Şifa bin Abdullah el-Kurayşiyye, Esma bin Umeys, Halide bin Enes, hasta bakıcı
olarak savaşlarda görev alan hanımlardan, Ümmü Umara, Rubeyye bin Muavvız, Leyla el-Ğifariyye, Ümmü Sinan ve yine p alanında geniş bilgisi ile Hz. Peygamber(sav)’in hanımlarından Hz.
Aişe’nin isimleri sayılabilir.22
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
Muhammed Salim Khan, age, s.8.
Buhârî, Rikâk, 1.
Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341
Buharî, Tıb, 1; Tirmizî, Tıb, 2; İbn Mace, Tıb, 1; Ahmed İbn Hanbel, Müsned, V, 371.
İbn Mace, Tıb, 1/3436; Tirmizi, Tababet, 2/2109.
Ebu Davud, Tıb, 1., İbn Mace, Tıb, 1/3438-3439.
Ebu Davud, Tıb, 11.
Kettanî, Hz. Peygamber’in Yönetimi, çev. Ahmet Özel, İz Yayıncılık, İstanbul, 1991, c.2, s. 210-211.
Ahmet Ağırakça, İslâm Tıp Tarihi Başlangıçtan VII/XIII Yüzyıla Kadar, Nobel Kitabevi, İstanbul, 2004, s.79.
Bu kişiler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ahmet Ağırakça, age, s.76-80.
112
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Yukarıda sayılan isimlere bakıldığında hem hanımlardan hem erkeklerden hem Müslümanlardan
hem de gayri Müslimlerden sağlık hizme verenler bulunuyordu. Hz. Muhammed(sav) bunların
hepsine müsaade ediyordu. Araplar arasında şöhret bulmuş en önemli tabip Haris b. Kelede’dir.
Bu kişi Taif’lidir, cahiliyye döneminde Fars’a giderek Cundişapur alimlerinden p bilgisi öğrenmiş r. Burada tabiplik yaparak çok mal elde etmiş ve sonra memleke ne dönmüştür. Resululah kim hastalanırsa ona gidip danışmasını emretmekteydi.23 Sa’d b. Ebi Vakkas söyle anla yor;
“Hastalandım, Nebi(sav) beni ziyarete geldi. Elini iki mememin arasına koydu, ta ki soğukluğunu kalbimde duydum. Ve şöyle buyurdu: ‘sen kalbinden hastalanmışsın, Benî Sakîf’ten Hâris
b. Kelede’ye git, o p bilgisine sahip biridir...”24 Ke anî ibn Sa’d’dan naklen Hâris’in Müslüman
olmadığı yönündeki rivaye n doğru olduğunu ifade etmektedir.25 Hz. Aişe’den gelen bir rivayet
de gayri Müslimlerden sağlık hizme alındığını destekler mahiye edir; “Hz. Peygamber’in(sav)
hastalığı ar , Arap ve Acem tabipleri kendisine geliyorlar ve ona teşhiste bulunuyorlardı, biz de
kendisini tedavi ediyorduk.”26 Ke anî’nin ibnü’l-Cevzî’den naklen yer verdiği Hz. Aişe ve yeğeni
Urve arasında geçen şu rivayet de bu konuyu açıklamaktadır; “Urve Hz. Aişe’ye şöyle dedi: “Ey
anneciğim senin şiir bilgine pek şaşmıyorum. Çünkü sen Ebu Bekir’in(ra) kızısın. O bu konuda insanların en bilgilisi idi. Fakat senin p bilgine hayret ediyorum. Bunun üzerine Hz. Aişe(ra) onun
omuzuna vurarak şöyle dedi: Resulullah(sav) ömrünün son demlerinde hastalandı; her tara an
kendisine Arap heyetleri geliyordu, ona tedavi şekilleri anla yorlar ve ben de onları tedavide
uyguluyordum. İşte p bilgim buradan geliyor.”27 Acemlerin büyük çoğunluğunun Müslüman
olmadıkları, ve Arap kabileleri arasında Müslüman olmayanlar bulunduğu düşünüldüğünde, Hz.
Peygamber(sav)’in tedavisinde gayri müslimlerin de tavsiyelerine başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Ehl-i Kitaptan öylesi var ki kendisine yüklerle emanet bıraksan onu
sana öder...”28 buyurulmuş ve Müslüman olmayanlara da bazı konularda güvenilebileceği ifade
edilmiş r. Ayrıca Hz. Muhammed(sav) Mekke’den Medine’ye hicretlerinde usta kılavuz olan bir
müşriki ücretle tutmuştur.29 Hicret hadisesinin tehlikesi ve hassasiye düşünüldüğünde bu nokta oldukça dikkat çekicidir. Dolayısıyla hizmet alımı konusunda gayri Müslimlerle Müslümanlar
arasında ilişki olmuştur. Sağlık alanının da bu kapsama girdiğini söylemek mümkündür.
Hz. Peygamber(sav) döneminde tedavi için belirli bir yer bulunup bulunmadığı konusu tar şmalıdır. Levent Öztürk, İbn Hişam tarihinden naklen ümit kesilen hastaların evlerine gönderildiğini
ifade etmektedir. Uhud Savaşında ağır yaralar almış olan Yezîd b. Ha b’in yaraları iyileşmeyince
evinin bulunduğu Zaferoğulları Mahallesi’ne taşınmış olduğu da nakledilenler arasındadır.30 Dolayısıyla bu bahsedilenler hastaların evlerinin dışında farklı bir yerde de tedavi edildiğini düşündürmektedir. Arslan Terzioğlu’nun Diyanet Vak İslam Ansiklopedisi, “Bimaristan” maddesinde
belir ğine göre Hz. Peygamber(sav) zamanında kurulmuş ilk sağlık hizme verilen yer Rufeyde’nin çadırıdır.31 Bu ifade Hz. Aişe’den gelen şu rivayete dayanmaktadır; “Hendek savaşında
Sa’d yaralandı; Kureyş’den biri ona ok atmış . Resulullah(sav) mesci e ona bir çadır kurdur u,
kendisini yakından ziyaret ediyordu.”32 Bu rivayet şöyle bir soruyu zihinlerde oluşturmaktadır;
çadır sadece Sa’d için mi kuruldu? Yoksa sürekli olarak mesci e bulunan bir çadır mıydı? Bu
konuda çok net bir bilgi bulunmamakla birlikte yukarıdaki rivayet bize ilk bakışta Sa’d için özel
olarak kurdurulmuş bir çadır olduğu izlenimini vermektedir. Levent Öztürk’ün el-Vakidî’den
nakle kleri de bize buranın sürekli kullanılan bir yer olduğunu düşündürmektedir; “Rüfeyde
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
Kettanî, age, s.213.
Ebû Davud, Tıb, 12.
Kettanî, age, s.213.
Kettanî, age, s.214.
Kettanî, age, s.211.
Âl-i İmran 3, 75.
Buharî, İcare, 3,4.
Levent Öztürk, age, s.100.
Aslan Terzioğlu, Bimaristan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 168-173.
Müslim, Cihad 66.
113
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
orada hastaları tedavi eder, yaraları temizlerdi. Hendek savaşında yaralanan Sa’d b Muaz, onun
çadırında tedavi görürken şehid olmuştu.”33 Yine Ke anî’nin İbn İshak’tan naklen ifade e ği
şu rivayet de bu düşünceyi desteklemektedir; “Rasulullah(sav) Sa’d b. Muaz’ı, mescidinde, Eslem kabilesinden Rufeyde isimli bir kadının çadırına koydur u. Rufeyde yaralıları tedavi ediyor,
Müslümanlardan sıkın ya düşmüş olanların hizme ne kendisini adamış bulunuyordu.”34 Ayrıca
savaş sırasında pek çok yaralının bulunacağı düşünüldüğünde buranın sadece Sa’d için kullanıldığını söylemek pek makul görünmemektedir. Sa’d için kurdurulmuş olsa dahi başka hastaların da buradan faydalandığını düşünmek mümkündür. Tüm bilgiler değerlendirildiğinde Hz.
Peygamber(sav) döneminde hastaların tedavisi için ayrılmış özel mekânların bulunduğu ortaya
çıkmaktadır. Bunların bilineni ise Rufeyde’nin çadırıdır.
Rufeyde’nin çadırına ilişkin rivayet incelendiğinde bize sağlık kuruluşları ve çevre ilişkisi konusunda o dönemin anlayışını yansıtan önemli bilgiler vermektedir. Sağlık hizme verilen çadırın
mescidin içine kurulduğu görülmektedir. Bu uygulama iki açıdan önemlidir. Bunlardan birincisi
çevre olarak temiz bir mekâna bu çadırın yerleş rilmesidir. Dilimizde cami karşılığı olarak kullanılan mescid kelimesi ile ifade edilen yer, Mescid-i Nebevî’dir. Mescid-i Nebevî yapı i bariyle
günümüzdeki camilere benzememekteydi. Üzeri açık , ça sı bulunmuyordu, sadece suffa denilen ve burada eği m gören talebelerin gölgelenmesi maksadı ile ayrılmış bir bölümde gölgelik
bulunmaktaydı. Bu gölgelik hurma ve benzeri bitkilerin dalları ile oluşturulduğundan yağmurdan korumuyordu. Mescidin zemini çalılardan ve bitkilerden arındırılmış ve düzlenmiş , halı ve
benzeri herhangi bir yaygı malzemesi ile kaplanmamış .35 Mescid çevresine nispetle rahatsızlık
verecek unsurlardan arındırılmış temizlenmiş bir mekan olarak dikka mizi çekmektedir. Dolayısı
ile bu temiz mekana çadırın kurulmuş olması sağlık kuruluşunun bulunduğu çevrenin temizliğine verilen önemi işaret etmektedir. Ayrıca mescid ve çevre ilişkisi konusunda Hz. Muhammed(sav)‘in “Yeryüzü bana mescid ve (teyemmüm için) temiz kılındı. Ümme mden kim bir namaz
vak ne ulaşırsa nerede olursa namazını kılsın.”36 şeklindeki sözü de ifade e ği pek çok mana ve
hüküm yanı sıra sadece mescidin içinin değil aynı zamanda tüm yeryüzünün pkı bir mescid gibi
temiz tutulması gereğine de işaret etmektedir.
Namaz kılmak için abdest alınması gerekir. Dolayısıyla mescide gelen insanlar genellikle abdestli
olmaktadırlar. Abdest alarak yani ellerini, yüzlerini, ayaklarını yıkayıp temizlenerek girdikleri bir
mekân olarak mescidi değerlendirmek mümkündür. Hastaların tedavi edildiği çadırın insanların
mecburi bir şekilde temizlenerek girdiği böyle bir mekânda konuşlandırılması da Hz. Muhammed(sav)’in hastanın bulunduğu mekana temizlenerek girilmesini sağlama açısından uyguladığı
pra k bir tedbirdir. O dönemin şartlarında hijyen sağlamak maksadı ile a lmış bir adım olarak
dikkat çekmektedir. Hasta ile bu temizlenmiş bireyler muhatap olmakta ve aynı zamanda hastanın tedavi edildiği mekânın temiz kalması da bu şekilde sağlanmış bulunmaktadır.
Önem arz eden bir diğer husus da hastaya moral destek verilmesi açısından böyle bir mekanın
avantajlı oluşudur. Yukarıda ifade e ğimiz Haluk Nurbaki’nin sağlık ile alakalı olarak yap ğı;
“vücu aki tüm sistemlerin eksiksiz, arızasız çalışmasıyla oluşan beden ve moral yapımızın güçlü
düzeni”37 şeklindeki tanımı da dikkate aldığımızda, ibadetlerin icra edildiği, Kur’an-ı Kerim okunduğu, duaların yapıldığı ve daha da önemlisi peygamber ve devlet başkanı olan Hz. Muhammed(sav)’in sürekli giriş çıkış yap ğı ve hastaları ziyaret e ği bir mekân olarak hastalara moral destek sağlanması açısından da avantajlı bir konumun bu şekilde yakalanmış olduğunu görüyoruz.
33
34
35
36
37
Levent Öztürk, age, s.98.
Kettanî, age, s.210.
Mescid-i Nebevî ile alakalı ayrıntılı bilgi için bkz. Nebi Bozkurt, Mustafa Sabri Küçükaşçı, Mescid-i Nebevi, Türkiye Diyanet
Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c.29, s. 281-290.
Buhârî, Teyemmüm 1, Salât 56; Müslim, Mesâcid 3, 4, 5; Ebu Davud, Salat 24; Neseî, Mesâcid 42.
Haluk Nurbaki, age, s.9.
114
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Her namaz vak nde pek çok insanın mescide yukarıda da ifade e ğimiz üzere temizlik şartlarına riayet ederek girmesi, hasta ziyare nde hijyenin sağlanması açısından önemlidir. Hastayı haya an koparmadan, diğer tara an hijyeni de göz ardı etmeden insanların ziyaretleri ile de moral
olarak desteklemektedir. Ayrıca söz konusu rivaye e belir ldiği üzere Hz. Muhammed(sav) hastalanan kişiyi bizzat ziyaret etmekte problemleri ile ilgilenmekte ve diğer insanlara bu şekilde
örnek olmaktadır. Hz. Peygamber(sav) Müslümanları ziyaret e ği gibi Müslüman olmayanları
da ziyarete gitmiş r. Bir rivaye e bu husus şu şekilde ifade edilmektedir; “Peygamberimiz Hz.
Muhammed’in(sav) hizme nde bulunan Yahudi bir çocuk vardı. Bir gün hastalandı. Peygamberimiz, onu ziyarete gi , başucuna oturdu ve ona, “Müslüman olmasını” teklif e . Çocuk,
düşüncesini öğrenmek için, yanında bulunan babasının yüzüne bak . Babası: Ebü’l-Kâsım’ın
çağrısına uy, deyince, çocuk da Müslüman oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber(sav) “Şu yavrucağı cehennemden kurtaran Allah’a hamdolsun.” diyerek oradan ayrıldı.”38 Hadisin Buhârî39
ve Ebû Dâvûd’daki40 rivayetlerinde, söz konusu olan Yahudi çocuğun Hz. Peygamber’e hizmet
e ğinden bahsedilmemektedir. Çocuğun, henüz büluğa ermemiş olduğu genellikle kabul edilmektedir. Nitekim hadis-i şeri e geçen “gulâm” kelimesi de bunu göstermektedir. Burada söz
konusu olan bir çocuktur, Peygamberimiz(sav)’in “Her doğan, İslâm tra üzerine doğar. Sonra,
anne-babası onu Hıris yan, Yahudi veya Mecusi yapar.”41 ifadesi çocukluk döneminde bulunan
bir insanın müslüman olarak kabul edildiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla burada ziyaret edilen
bir yahudinin çocuğu da olsa İslâm tra üzere bulunan bir kişidir. Fakat sosyal çevre ile ilişkiler
açısından bakıldığında bir yahudi aileye hasta ziyare için gidilmiş ve burada İslâm’a davet gerçekleş rilmiş r. Buhari’nin kitabu’l-merda ve’t- b bölümünde “müşrikin ziyaret edilmesi” şeklinde bir bab başlığı ile konuyu işlemesi de bu yorumu desteklemektedir. Hz. Peygamber(sav)’in
çocukları, kadınları ziyaretlerine dair rivayetler de kaynaklarda bulunmaktadır.42
Mescid içerisinde çadır kurularak hastanın tedavi edilmesi hususunda dikkat çekici bir nokta da
şudur; çadır kurulmadan da belki hastanın mesci e tedavisi mümkün olabilirdi. Çadır ile o dönemin şartlarında bir izolasyon uygulanmış olması önemlidir. Bu çadırın hastanın çevresindeki
insanlarla kontrollü biçimde ile şimde bulunmasını sağlama amacına yönelik olduğu düşünülebilir. Hastanın enfeksiyon ve sair bulaşıcı etkilerden korunması açısından önemli bir hassasiyet
olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk kez 1877 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gündeme
gelmiş olduğu ifade edilen izolasyonun43 620’li yıllarda uygulanmış olduğu görülmektedir. Bu
nokta p tarihi açısından oldukça önem arz etmektedir.
Karan na konusu da Hz. Muhammed(sav)’in tavsiyeleri ile hayata geçirilmiş bir diğer önemli uygulamadır. Abdurrahman b. Avf ‘ın şunu söylediği rivayet edilir; “Rasulullah(sav)’i duydum, şöyle
diyordu: Bir yerde veba olur, siz de orada bulunuyorsanız vebadan kaçarak çıkmayın. Bir yerde
veba olduğunu duyduğunuzda da o yere girmeyin.”44 Bir başka ifadelerinde “Bulaşmada helak
vardır.”45 şeklinde buyurmuşlardır. Hz. Muhammed(sav)‘in belir ği bu hususlar o dönemde bazı
hastalıkların bulaşıcı etkilerinin bilindiği ve bulaşmaya karşı koruyucu önlemlerin alındığını bize
göstermektedir. Günümüzde karan na olarak bilinen uygulamanın o zamanlar da da başvurulan önemli bir korunma yolu olduğu bu rivayetlerden anlaşılmaktadır. Bu tutum, sağlık hizme
verilen yerlerde özellikle bulaşıcı olduğu bilinen hastalıklarla alakalı tedavi devam ederken giriş
çıkışlarda kontrollü davranılması gereğinin o dönemlerde bilindiği ve uygulandığı yönünde bir
ipucu olarak kabul edilebilir.
38
39
40
41
42
43
44
45
Buhârî, Cenâiz 80, Merda ve’t-Tıb 11.
Merdâ 11.
Cenaiz 2.
Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.
Çocuklar için bkz. Buhari, Merda ve’t-Tıb 9, Kadınlar için bkz. Buhari, Merda ve’t-Tıb 8.
Başak Dokuzoğuz, İzolasyon Uygulamaları, Hastane İnfeksiyonları Dergisi, http://www.hastaneinfeksiyonlaridergisi.org/
managete/fu_folder/2003-02/html/2003-7-2-083-089.htm (erişim tarihi: 18.02.2014).
Buhari, Tıb, 30; Müslim, Selam, 98.
Ebû Dâvud, Tıb, 24.
115
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tedavi karşılığında ücret alındığı da çeşitli kaynaklarda ifade edilmektedir. Mesela hacamat yapanların (kan alanların) ücret aldıkları belir lmiş r.46
Hastaların bakımı ve hastalara karşı nasıl bir tutum içinde bulunulması gerek ği de sağlık kuruluşlarında görev yapanlar ve sağlık hizme alanlar arasında oldukça önemli bir noktadır. İbn-i
Abbas(ra) anla yor; “Bir gün Peygamber(sav) hasta bir adamı ziyaret ederek ona: ‘Neye iş han
var?’ diye sordu. Adam da: ‘Bir buğday ekmeğini çok arzularım’ dedi. Bunun üzerine Peygamber(sav): ‘kimin yanında bir buğday ekmeği varsa (din) kardeşine göndersin’ buyurdu. Bilahare
Peygamber(sav): ‘ eğer birinizin hastası bir şey yemeyi çok arzularsa hastasına ondan yedirsin’
buyurdu.”47 Bu rivaye e görüldüğü üzere hastalanan kişilerin canının çek ği istediği yiyeceklerin onlar için hazırlanması Hz. Peygamber(sav) tara ndan tavsiye edildiği gibi bunun tam tersi
olarak hastanın canı bir şey yemek istemiyorsa onun zorlanmaması gerek ğinin tavsiye edildiği
de şu rivaye en anlaşılmaktadır; Ukbe b. Âmir el-Cühenî Rasulullah(sav)’in şöyle söylediğini ifade etmiş r; “ Hastalarınızı yemeğe ve içmeye zorlamayınız. Çünkü Allah şüphesiz onları yedirir
ve içirir.”48 Bu iki rivayet değerlendirildiğinde hastanın canı çeken yiyeceklerin ona yedirilmesi
ve canı istemediği yiyecekler konusunda ise ısrarlı olunmaması gerek ği konusu üzerinde durulduğu görülmektedir. Bu tutumun hastanın psikolojik olarak rahatla lmasını sağladığı ifade
edilebilir.
Perhiz bu dönemde, tedaviyi destekleyen bir tedbir olarak kaynaklarda rastladığımız bir uygulamadır. Şu rivayet bize konu ile alakalı bilgi vermektedir; Hz. Muhammed(sav)’in teyzelerinden
olan Ümmü’l Münzir bint-i Kays el-Ensariyye anla yor; “Resulullah(sav) bir gün beraberinde Ali
b. Ebî Talib(ra) olduğu halde bizim evimize girdi. Ali(ra) bir hastalıktan yeni iyileşmiş . Olgunlaşsın diye evin bir tara na asılmış koruk hurma salkımlarımız vardı. Peygamber(sav) ondan yiyordu. Ali(ra) da yemek üzere ondan eline aldı. Fakat Peygamber(sav); ‘Sakın, ya Ali! Sen hastalıktan
yeni iyileş n.’ Buyurdu. Sonra ben Peygamber(sav) için şalgam yaprağı ve arpadan bir yemek
yap m. Peygamber(sav); ‘Ya Ali! Bu yemekten al. Çünkü bu yemek şüphesiz senin için daha
yararlıdır’ buyurdu.”49 Hz. Aişe şöyle anlatmaktadır; “Resulullah(sav), ev halkından biri sıtma
hastalığına tutulduğu zaman hasâ (yani muhallebiye benzeyen bir bulamaç) emrederdi. Aişe demiş r ki: Resulullah şöyle buyururdu: ‘Şüphesiz bu yemek kederli kimsenin kalbini (veya midesini) muhakkak güçlendirir ve siz kadınlardan birinin yüzündeki kiri su ile giderdiği gibi hastanın
kalbinden (veya midesinden) elemi giderir.’”50 Bu hadis-i şeri e “kalp” şeklinde tercüme edilen
“fuad” kelimesinin “mide” manasına da geldiği şerhinde zikredilmiş r.51 Bu hadis-i şeriflerde
görüldüğü üzere hastalıkların türüne göre bir takım yiyeceklerin yasaklanması manasına gelen
“hımye” yani “perhiz” uygulanması o dönem şartlarında da bilinmekteydi. Hastaların bakımında
ve tedavisinde kullanılıyordu.
Dinen yasaklanmış maddelerle tedaviyi Hz. Peygamber(sav)’in hoş görmediği de rivayetlerden
anlaşılmaktadır. Tarık b. Süveyd el-Hadramî şöyle anlatmaktadır; “Ben; ‘ya Rasulallah, bizim
memleke mizde üzümler var. Biz onun suyunu çıkarıp şarabını içiyoruz (ne buyurulur?)’ dedim. O: ‘hayır’ (yapmayınız) buyurdu. Sonra ben (tekrar) O’na müracaat ederek: ‘Biz onunla
hastayı tedavi etmek isteriz’ dedim. O: ‘O (şarap) kesinlikle şifa değildir ve lakin bir hastalık r’
buyurdu.”52 Bir başka rivaye e de necis yani pis olarak bilinen maddeler arasında bir is sna söz
46
47
48
49
50
51
52
Buhari, Tıb 13. Bu konu fikhi açıdan tartışılmıştır. Hz. Peygamber(sav)’in hacamat karşılığı alınan parayı “çirkin” olarak
tanımladığı (müslim, musakat 9.) hadis-i şerifler de bulunmaktadır. Konuyu dağıtmamak maksadı ile fikhi tartışmalara
girmeden sadece tarihi bir hadise olarak konumuzla da alakalı olduğu için tespit etmiş olalım.
İbn Mace, Tıb, 2/3440.
İbn Mace, Tıb, 4/3444; Tirmizi, Tababet, 4/2112.
İbn Mace, Tıb, 3/3442; Tirmizi, Tababet, 1/2015.
İbn Mace, Tıb, 5/3445; Tirmizi, Tababet, 3/2110.
Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbn Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları, İstanbul, 1983, c.9, s.199.
İbn Mace, Tıb, 27/3500; Tirmizi, Tababet, 8/2119.
116
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
konusudur. Bu is sna kaynaklarda “deve idrarı” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuya ilişkin rivayet şu şekildedir; Enes b. Malik(ra) şöyle anla yor; “Ureyne kabilesinden bazı kimseler
(Medine-i Münevvere’de ikamet etmek üzere) Resulullah(sav)’in yanına gelip yerleş ler. Sonra
Medine-i Münevvere iklimine alışamayıp hastalandılar. Bunun üzerine Peygamber(sav): ‘Bize
ait bir deve sürüsünün yanına (Gabe denilen yere) gidip develerin sütlerinden ve idrarlarından
içiniz’ buyurdu. Onlar da öyle yap lar.”53 Bu hadis-i şerif pek çok yoruma konu olmuştur. Burada bu konuya girmeyerek sadece bu şekilde bir is snanın rivayetler arasında yer aldığını ifade
etmekle ye neceğiz.
Protez yapımı konusunda da haram kılınan bir malzemeden faydalanılmasına müsaade edildiğini görüyoruz. Arfece b. Es’ad anla yor, “Cahiliye e vuku bulan Külab vakasında burnumdan
isabet almış m (burnum kesilmiş ). Sonra gümüşten burun yap rdım ve fena koktu. Bunun üzerine Resulüllah(sav) bana al ndan burun takmamı emre .”54 Tirmizî ilim erbabı pek çok kişinin
al n diş kullandıklarını ve bu rivaye n onlar için delil teşkil e ğini ifade etmektedir. Bu rivayete
de “dişlere al n kaplama yap rmak hakkında” isimli bir bap başlığı al nda yer vermiş r. Nitekim Ke anî, ibn Sa’d’ın Tabakat’ından naklen, Hz. Osman’ın dişlerini al nla tu urmuş olduğunu
ifade etmektedir.55 Al n İslâm dininde erkek için haram kılınmış r. Haram olan bir malzemenin
sağlık maksadı ile kullanılmasına müsaade edilişi dikkat çekicidir. Burada şunu da ifade etmek
gerekir ki al n biza hi pis bir madde değildir. Zinet eşyası olarak değerlendirilmiş ve hanımların
kullanması uygun görülmüştür. Burada mecburiye en dolayı bir zinet eşyası değil bir protez
olarak kullanılması söz konusu olmuştur.
“Kim bir zehir içerek kendini öldürürse o kimse cehennem ateşi içinde ebedî kalarak daima o
zehri yutmakla meşgul olacak r.”56 Bu hadis-i şerif, İbn Mace tara ndan “habis (pis) ilaç kullanmanın yasaklığı” isimli baba yerleş rilmiş r. Pis olan necis sayılan ya da haram sayılan maddelerin bu kapsama girdiği belir lmektedir.57 Pis olan maddelerle tedavi zehir içmeye benze lmiş,
fayda yerine zarar ge receği vurgulanmış r. Bu hadis-i şeri en çıkarılabilecek bir diğer husus ise
hastalığa sabredemeyerek kendini öldüren kişinin durumudur. Tirmizi’nin kitabında yer verdiği
rivayet bu ikinci hükmün daha ağır bas ğını göstermektedir. “Her kim demir parçası ile in har
ederse, kıyamet günü demiri elinde olduğu halde gelecek ve cehennem ateşinde hâlid, muhalled ve ebedî olarak o demiri karnına saplayıp duracak r. Her kim zehir ile in har ederse onun
zehiri elinde olacak ve cehennem ateşinde hâlid ve muhalled (sonsuz) olarak o zehiri yudumlayacak r.”58 Hz. Peygamber(sav) bir Müslümanın bu şekilde bir davranış içinde bulunmasını
kesinlikle yasaklamış ve cehennem ateşi ile cezalandırılacağını vurgulamış r. Dolayısıyla sağlık
kuruluşunda tedavi görmekte olan bir kişinin ailesinin ya da kendisinin isteği ile haya nın sonlandırılması gibi bir durumun asr-ı saade e de vaki olmadığını söyleyebiliriz.
Ebu Hureyre(ra) anla yor; “(Bir defa) Peygamber(sav) erken namaza kalk . Ben de (O’na uyarak)
erken kalk m ve (biraz) namaz kıldıktan sonra oturdum. Peygamber(sav) bana dönüp bak ve
(Farsça): ‘Karnın mı ağrıyor?’ buyurdu. Ben: ‘Evet ya Resulallah, dedim. Resul-i Ekrem (bana
hitaben): ‘Kalk namaz kıl, çünkü şüphesiz namazda şifa var’ buyurdu.”59 Bu rivayet değerlendirildiğinde namazda yer alan vücud hareketlerinin sağlık açısından faydalarından bahsedilebileceği gibi, ibade n insanın ruh sağlığı ve ruh sağlığının yansıması olarak vücud sağlığı üzerindeki
etkisinden de bahsetmek mümkün olacak r. Hastanın ibadet ile yakalayacağı manevî tatmin
53
54
55
56
57
58
59
İbn Mace, Tıb, 30/3503; Tirmizi, Tababet, 6/2114, Buhari, Tıb 6.
Tirmizî, Libas, 31/1826.
Kettanî, age, s.293.
İbn Mace, Tıb, 11/3459.
Haydar Hatipoğlu, age, s.218.
Tirmizi, Tababet, 7/2115; Zebidî, Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, çev. Kâmil Miras, Ankara, 1973, s.96
(hadis no:1940).
İbn Mace, Tıb, 10/3458.
117
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ve sükune n onu sağlığına kavuşma hususunda moral olarak destekleyeceği düşüncesinin Hz.
Peygamber(sav) tara ndan burada ifadesi söz konusudur ve hastalık halinde ibadete yönelmenin tavsiye edildiği görülmektedir. Yine hastanın moral destek bulması açısından önemli olduğu
söylenebilecek bir rivayet de şu şekildedir; “Resulullah(sav)’in huzurunda humma hastalığından söz edildi, bir adam hummaya sövdü. Bunun üzerine Peygamber (sav): ‘hummaya sövme.
Çünkü ateş, demirin pasını-kirini giderdiği gibi humma da günahları giderir’ buyurdu.”60 Bir diğer rivayet de şu şekildedir; “Peygamber (sav) beraberinde Ebu Hureyre (ra) bulunduğu halde
humma harare nin şidde nden dolayı yatan bir hastayı ziyaret e ve Resulullah (sav) hastaya:
‘Sana müjde olsun. Çünkü Allah Teala buyuruyor ki, ‘humma hastalığı benim ateşimdir. Ben onu
mü’min kuluma dünyada musallat ediyorum ki, o kulumun ahire eki ateşten payı olsun’’ buyurdu.” Bu rivayetler değerlendirildiğinde hastalığa sabredilmesinin insana kazanç sağlayacağı
yönündeki bir anlayışın ifadesi görülmektedir. Çekilen sıkın karşısına bir mükafat koyulması, insanın hastalığa sövüp, sinirlenmesi, niçin bana böyle bir hastalık isabet e ? şeklinde düşünmesi
gibi olumsuz sayılabilecek durumların önüne geçebilecek bir anlayışı ortaya çıkarmaktadır. Dolayısı ile manevi olarak güçlü durumda bulunan, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmeyen bir kişinin
daha çabuk iyileşeceği aşikardır. Dolayısıyla hastanın moralinin iyi olması gereğinin ve moral
verecek şekilde onunla konuşulması gerek ğinin tavsiye edildiğini bu rivayet çerçevesinde ifade
etmek mümkün olacak r. Şu rivayet de direkt olarak bu konu ile alakalıdır; “Hastanın yanına
girdiğiniz vakit, eceli hakkında kendisini tenfis edin (iyileşeceğini söyleyerek kederini dağı n)!
Gerçi bu hiçbir şeyi önlemez fakat onun gönlünü hoş eder.”61 Bu rivayetlerden hastalığın tedavi
edildiği yerlerde ibadetlerle ve hastaya yapılacak olumlu telkin ile gelişecek moral desteğin oldukça önemli olduğu hususunun Hz. Peygamber (sav)’ın yaşadığı dönemde de bilindiği ve buna
dönük uygulamaların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hastalık sebebi ile görünüşünde değişiklik oluşan insanlara karşı nasıl bir tavır takınılacağı hususuna da kaynaklarda yer verilmiş r. Bir hadis-i şeri e, “Cüzzamlılara devamlı sure e bakmayınız.”62 buyurulmuştur. Hastalıklı olan bireylerin diğer insanların bakışlarından rahatsız olabileceği gibi ince bir noktaya burada temas edilmiş r. Ve bu konuda uyarı yapılmış r. Bu hususun
özellikle engelli insanlar ve yakınları için de oldukça önemli bir konu olduğunu ifade edebiliriz.63
Hz. Muhammed (sav) tabiplik konusunda bilgili olmadığı halde insanları tedavi etmeye çalışan
ve onlara zarar gelmesine sebep olan kişiler hakkında da diyet ödemeleri gerek ğini ifade etmişr. “Daha önce tabiplik (yani sağlıklı tedavi) bilgisi olmadığı halde tedavi işine girişen (ve hastaya
zarar veren) kimse zâmındır (yani diyetle mükelle ir)”64 buyurmuştur. Bu ifadesiyle tedaviye
kalkışan kişinin sorumluluğuna da dikkat çekmiş olmaktadır.
Sonuç:
Sağlık İslâm dininin önem verdiği konulardan biri olmuştur. Bunu özellikle İslâm öncesi ve sonrası Arap toplumunu incelediğimizde açıkça görmekteyiz.
İslâm’ın ilk yıllarında hekimlik yapan kişilerin bulunmakta olduğunu görüyoruz. Konuya ilişkin
rivayetler değerlendirildiğinde hekimlerin insanları tedavi e ği yerlerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Tedavi hizme verilen bu yerler günümüzdeki gibi hastane, poliklinik ya da sağlık oca60
61
62
63
64
İbn Mace, Tıb, 18/3469.
Tirmizi, Tababet, 33/2168.
İbn Mace, Tıb, 44/3543.
Bu konuda engellilerle yaptığımız mülakatlarda ve gözlemlerde oldukça büyük bir rahatsızlık olduğu görülmektedir. Bir en
gelli tarafından kaleme alınan şu dörtlük konuyu güzel bir şekilde ifade etmektedir; Yüzüme vurarak acıyıp bakma,/Bana
engel değil benim engelim./Senin de başına gelir unutma,/Bana engel değil benim engelim.
(http://www.edebiyatdefteri.com/engelli/siirleri/ erişim tarihi:19.02.2014)
İbn Mace, Tıb, 16/3466.
118
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ğı türünden kurumlar değildirler. Daha çok hekimlerin evleri veya bu iş için kurulmuş çadırlar
oldukları anlaşılmaktadır. Bu yerlerin rivayetlerde öne çıkanı Rufeyde isimli hanım sahabeye ait
bir çadırdır. Bu çadır, sağlık kuruluşlarının özelliklerine ilişkin önemli bilgileri bize aktarmaktadır.
Sağlık kuruluşlarında tedavi gören hastalara karşı takınılacak tavır konusunda da önemli bilgileri
Peygamber (sav)’den nakledilen rivayetlerde bulmak mümkündür. Karan na, tedavi karşılığında
ücret alınması, hastaların yemek yeme konusunda zorlanmaması gerek ği, hastalığın türüne
göre perhiz uygulanması, dinen haram kılınan maddelerle tedavinin uygun olmayacağı, protez
olarak al nın erkekte kullanılabileceği, hastaya moral destek vermenin onun iyileşmesine fayda
vereceği, hastalığı sebebi ile veya bir başka sebeple görünüşünde farklılık bulunan kişilere bakmamak gerek ği ve son olarak da tabiplik konusunda bilgisi olmayanın insanları tedavi etmemesi gerek ği ve bu gibi kişilerin cezalandırılması yönündeki rivayetler, bize sağlık kuruluşlarında
verilen hizme n ahlaki boyutu hakkında bir çerçeve çizmektedir.
Bir tebliğin sınırlı alanı içine sığdırılmaya çalışılan bu konunun daha kapsamlı bir şekilde incelenmeye muhtaç olduğunu ifade ederek çalışmamızı noktalayalım.
119
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ NÜKLEER TIP ANABİLİM DALINDA
RADYOAKTİF ATIKLARIN YÖNETİLMESİ
Prof. Dr. Çe n ÖNSEL
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi (ce [email protected])
Radyoak f maddeler, çekirdekleri kendiliğinden bozulma sonucu radyasyon yayan izotop veya
izotoplardır. Radyoak f a k, serbestleş rme sınırlarının üzerinde ak vite konsantrasyonu içeren ve bir daha kullanılması düşünülmeyen nükleer ve radyoak f maddeler ile radyoak f madde
bulaşmış ya da radyoak f olmuş yapı, sistem, bileşen ve malzemelerdir (TAEK). Bu a kların insan
sağlığı ve çevre üzerine potansiyel bir zararı vardır. Bu nedenle bu a kların yöne minde gelecek
nesiller üzerine olası etkilerinin şimdiki nesiller için izin verilenden daha fazla olmayacak şekilde
tüm önlemler alınır (1).
Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’ne göre radyasyon görevlileri için etkin doz ardışık beş yılın
ortalaması 20mSv, toplum üyesi kişiler için etkin doz 1 yılda 1mSv’i geçmez (2).
Nükleer p, tanı ve tedavi amacı ile radyofarmasö k (radyonüklid+kimyasal bileşik) kullanan bir
bilim dalıdır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda bu amaçla kullanılan birçok
radyofarmasö k vardır. Bu radyofarmasö kler hastaya ağız, damar, solunum, cilt-al ve beyin-omurilik sıvısı yolları ile uygulanmaktadır. Bunlar içerisinde en sık kullanılan radyofarmasö kler
Tc-99m, F-18 FDG ve I-131’dir. Son zamanlarda bu radyonüklidlere Y-90, Lu-177 ve Ga-68 eklenmiş r. F-18 ve Ga-68 PET ajanlarıdır. Ayrıca nadir olarak Tl-201, Ga-67 ve Sm-153 kullanılmaktadır. Tablo 1’de kullanılan radyonüklidlerin yayınladıkları ışınlar, yarı ömürleri ve enerjileri
gösterilmiş r.
Tablo 1. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda kullanılan radyonüklidler ve
fiziksel özellikleri
Yarı ömrü
γ ışını
β- ışını
Tc-99m
6 saat
140 keV
-
I-131
8 gün
364 keV
192 ve 606 keV
F-18
109.77 dakika
-
0.6335 MeV
Ga-68
68 dakika
511keV
1.92 MeV
Tl-201
73 saat
70-80keV x ışını
-
Ga-67
78 saat
93, 184, 300keV
-
Lu-177
6.73 gün
113,210 keV
490keV
Y-90
2.67 gün
2.18 MeV
2.28 MeV
Sm-153
1.95 gün
103,47,31 keV
807, 703, 634 keV
Laboratuvarımızda en sık kullanılan Tc-99m, Mo-99/Tc-99m jeneratöründen, Ga-68 ise Ge-68/
Ga-68 jeneratöründen üre lmektedir.
120
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tanısal amaçlı olarak Tc-99m ile işaretli birçok radyofarmasö k kullanılarak böbrek, kalp, kemik
ve roit sin grafileri yapılmaktadır. F-18 FDG ve Ga-68 ile işaretli radyofarmasö kler onkolojik
görüntülemede kullanılan PET ajanlarıdır.
Laboratuvarımıza yetkili firmalar tara ndan ge rilen jeneratörler, jeneratörlerden süzülen radyonüklidler (Tc-99m ve Ga-68) ve diğer radyonüklidler (Lu-177, F-18 FDG, Tl-201, Ga-67, I-131)
çeker ocaklarda muhafaza edilmektedirler. Çeker ocaklar, TAEK projesine göre yapılan sıcak odalarda bulunan kurşun bloklar ve kurşun camlardan yapılmış havalandırması olan yapılardır.
Kliniğimiz iki bölümden oluşmaktadır. Kliniğimizin her iki bölümünde de ikişer adet çeker ocak
mevcu ur. Birinci bölümde Ge-68/Ga-68 ile Mo-99/Tc-99m jeneratörü muhafaza edilmektedir.
Bu bölümde tek fotonlu radyonüklidler (Tc-99m, I-131, Tl-201, Ga-67) kullanılarak tanısal amaçlı
sin grafiler yapılmaktadır. İkinci bölüm ise tedavi odalarının bulunduğu ve PET/BT çalışmalarının
uygulandığı bölümdür. Bu bölüme son zamanlarda alınan ve tek fotonlu radyofarmasö klerin
kullanıldığı 2 adet SPECT/BT cihazı yerleş rilerek ru n kullanıma girmiş r.
Tanı amaçlı kullanılan radyofarmasö kler:
Kliniğimizde en sık Tc-99m perteknetat ve Tc-99m radyofarmasö kleri kullanılmaktadır. Tc-99m
ile işaretli radyofarmasö kler, iskelet, kardiyovasküler, gastrointes nal, solunum sistemi, endokrin ve santral sinir sistemi hastalıklarının tanısında kullanılmaktadır.
Tanı amaçlı kullanılan radyofarmasö klerden oluşan a klar ve yöne mi
Tc-99m tek enerjilidir (140keV) ve 6 saatlik yarı ömrü vardır. Bu radyofarmasö klerin hazırlanması ve hastalara verilmesi sırasında oluşan kesici ve delici a klar (enjektör, iğne) diğer a klardan (pamuk, vial, damar katateri, absorban kağıt, eldiven) ayrış rılarak plas k muhafazalı ayrı
kaplara konmaktadır. Dört milimetre kalınlığındaki kurşun kaplarda birik rilen bu a klar üç gün
bekle ldikten sonra doz hızı ölçümleri ve kayıtları yapılarak tahliye edilmektedir.
Radyoak f madde enjekte edilen hastalar etra ndakiler için potansiyel bir radyasyon kaynağıdır. Dolayısıyla özellikle kemik ve kalp sin grafileri için yüksek doz radyofarmasö k enjekte
edilen hastalar sin grafi öncesi işlem bi nceye kadar özel odalarda bekle lmektedir. Böylece
canlı bir radyoak f kaynağı olan bu hastaların çevreye ve çalışanlara zarar vermeleri önlenmiş
olmaktadır.
PET ajanları olan F-18 FDG ve Ga-68 kullanıldığı sıcak oda PET merkezinde bulunmaktadır. F-18
ve Ga-68’in yarı ömürleri ve sırasıyla 110 ve 70 dakikadır. Hazırlama ve uygulama sırasında oluşan delici ve kesici a klar diğer a klardan ayrış rılarak ayrı kaplarda konteynere konmaktadır.
Konteyner 8mm kurşunla izole edilmiş r. A klar konteynerde 2 gün bekle ldikten sonra poşetlenerek kaydedilmekte ve normal yoldan tahliye edilmektedir. Bu a kların tahliye sırasında
poşet yüzeyinden kaydedilen ölçümleri <1μSv/saat olmalıdır.
F-18 FDG enjekte edilen hastalar çekim yapılıncaya kadar kurşun izolasyonlu özel odalarda radyasyon güvenliği açısından bir buçuk saat bekle lmektedir.
Tedavi amaçlı kullanılan radyonüklidler
Tedavi amaçlı en sık kullanılan radyonüklid I-131’dir. Yarı ömrü 8 gündür. Yüksek enerjide gamma
ve beta enerjisi vardır (Tablo 1). Özellikle hiper roidi ve roit kanserlerinin tedavisinde uygulanır. Daha az sıklıkla I-131 MIBG nöroblastom ve feokromositoma tedavilerinde kullanılmaktadır.
Yine daha az sıklıkla Lu-177 ile işaretli somatosta n analogları nöroendokrin tümörlerin tedavisinde, Y-90 işaretli mikroküre ise karaciğer metastazlarının tedavisinde uygulanmaktadır.
121
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tedavi odaları
Kliniği’mizde TAEK projesine göre yapılmış 16 adet tek yataklı ve banyolu tedavi odası bulunmaktadır. Çevre radyasyon koruması açısından oda duvarları ve yer tabanı kurşunla izole edilmiş r. Odalardan çıkan tuvalet ve banyo gider boruları kurşun izolasyonludur ve TAEK yönetmeliğine göre özel olarak klinik dışında betonarme olarak yapılmış her biri 96 ton hacminde olan
2 adet depoya bağlanmış r. Birinci depo dolduktan sonra arada bulunan vanalar kullanılarak
a klar ikinci depoya yönlendirilmektedir.
I-131 ile tedavi uygulamaları
I-131 beta ve gama ışını saçan bir radyonükliddir. Gama ışınlarının enerjisi oldukça yüksek r. Bu
nedenle yüksek doz kullanılması durumunda (>16mCi) TAEK yönetmeliğine göre tedavi odalarında ak vitenin belirli bir radyasyon dozu hızına düşünceye kadar hastanın ya rılması gerekir.
Tedavi uygulandıktan sonra Gaiger-Müller probu ile hastanın bir metre uzağından 24 saa e bir
doz hızı ölçülür. TAEK yönetmeliğine göre hastanın bir metre uzaklığından ölçülen doz hızı 30μSv/s al na düşmesi durumunda hasta taburcu edilebilmektedir (3). Hiper roidi ve roit kanseri
nedenleri ile doz alan hastalar çevredeki diğer kişilere verecekleri radyasyon zararının sınırlamak için bu hastalara verilen inisyal doz üzerinden çevre ile olan kısıtlama zamanları gün olarak
hesaplanmış ve Tablo 2.’de gösterilmiş r. Tedavi odalarına ya rılan hastalara oral yoldan hastalıklarının durumuna göre kapsül veya sıvı halinde 50-250mCi düzeylerinde I-131 verilmektedir.
Genelde TAEK yönetmeliğine göre ayakta en fazla verilecek doz miktarı 16mCi’dir. Hiper roidi
tedavisi bu dozun al nda uygulanması nedeni ile bu hastaların hemen hemen hepsi de ayakta
tedavi edilmektedir. Gerek ayakta tedavi edilen gerekse yatarak tedavi edilen hastalara I-131
verildikten sonra çevredekilerin korunması açısından yazılı ve sözlü talimatlar verilmektedir
(Tablo 2 ve Tablo 3). Bu talimatlar TAEK’in Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’nde belir lmiş r (2).
Lu-177 somatosta n analogları ile tedavi edilen hastalar tedavi odalarında 8 saat, Y-90 mikroküre ile tedavi edilen hastalar ise bir gece ya rıldıktan sonra taburcu edilmektedir.
Tablo 2. Ak viteden etkin doza ve etkin dozdan ak viteye dönüşüm için yukarıdaki tablodan
yararlanılır (2)
122
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 3.
Tablo 3. I-131 tedavisi gören hastaların mesai arkadaşlarına vereceği radyasyon dozlarını 0.3
mSv değerinde tutabilmek için işe başlamadan önce geçirmeyi gereken süre yukarıdaki tabloda gösterilmiş r. Tablodaki değerler hastanın ha ada 5 gün çalışacağı kabul edilerek verilmiş r
(2 )
Tedavi uygulamalarında oluşan a klar ve a kların yöne mi
Kurşun kaplar içerisinde muhafaza edilen I-131 sıvı halinde ise ayarlanabilir pipetle çekilir, çeker
ocak içinde bulunan kuyu pi sayıcıda ölçülür. İstenen miktar kağıt bardak içerisine konularak
hastaya içirilir. Bu arada oluşan a klar (vial, kağıt bardak, absorban kağıt ve pamuk gibi) özel
poşetler içerisine doldurulur. Poşetlerin ağzı kapa ldıktan sonra üzerine radyoizotopun cinsi ve
o günün tarihi yazılır. Eği lmiş personel tara ndan poşet yüzeyinden radyoak vite hızları ölçülerek kaydedilir. Bu a klar özel el arabaları kullanarak eği lmiş personelle a k deposuna taşınır.
Ağız yolu ile hastalara verilen I-131 bir kısmı roit dokusunda tutulduktan sonra geri kalan kısmının çoğu idrarla, çok az bir kısmı dışkı ile a lır, tükürük ve cil en sekrete edilir. Dolayısıyla tedavi
sırasında hastaların kullanmış olduğu kendi çarşaf, pijama ve iç çamaşırları kısmen kontamine
olmaktadır. Bu nedenle hasta taburcu olduğu sırada çarşafları ve ya ş sırasında giymiş olduğu
çamaşırları poşete konarak hastaya verilir. Bu çamaşırları bir ha a giyeceği iç çamaşırları ile aynı
poşete koyduktan sonra çıkararak havalandırması ve 15 gün sonra normal çamaşırlarla birlikte
yıkaması önerilmektedir.
Hasta taburcu edilirken odada kaldığı sırada yemekte kullanmış olduğu tabak, çatal, kaşık ve
bardaklar yine özel poşetli kaplar içerisinde birik rilmekte ve taburcu olduktan sonra bunların
da poşet yüzeyinden doz hızları ölçülerek özel el arabaları ile a k deposuna taşınmaktadır.
I-131-MIBG, Lu-177 ve Y-90 radyofarmasö kleri kullanıldığı zaman aynı a k yöne mi uygulanmaktadır.
Sıvı a kların kanalizasyona verilmesi
Kliniğimizde 16 tedavi odası bulunmaktadır. Yönetmeliğe göre her hasta için 6+6 ton olmak
üzere 16 hasta için TAEK projesine göre yapılmış 2 adet 96 tonluk betonarme sıvı a k deposu
bulunmaktadır. Bu depolarda hastaların dışkı, idrar, banyo sıvıları ve radyoak f malzemenin
yıkanması ile oluşan sıvılar toplanır. İlk önce birinci deponun vanası açılarak dolması beklenir,
birinci depo dolduktan sonra vanası kapa larak diğer deponun dolması için vanası açılır. Birinci
depodaki radyoak vite miktarı kapa ldıktan 2.5 ay sonra ölçülür. I-131 konsantrasyonu 10Bq/
ml al na düşmesi durumunda deponun vanası açılarak a klar normal kanalizasyon sistemine
boşal lır. Diğer depo dolduğu zaman aynı işlem uygulanır.
Beta ışınları için ayrı bir ölçüm ya da depolama işlemi yapılmaz. Ancak I-131 uygulaması ve daha
sonra hastadan kaynaklanan a klar ile çevrenin kontamine olmaması için gerekli önlemlerin
alınması uygundur.
123
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Radyoak f a k deposu
Kliniğimizde çevresi kurşunla izole edilmiş bir ka a k odası mevcu ur. Burada I-131 ka a kları en az 10 yarı ömür (2.5 ay) bekle ldikten sonra yüzey dozu ölçülür. Radyasyon dozu TAEK
limitlerinin al na inmişse bbi a k olarak işlem görmesi için radyasyon dozu torbanın a lma
tarihi yazılarak imzalanır. Bu torbalar Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde bertaraf
edilmek üzere ilgili yere verilir. Beta içeren radyonüklid ar kları için ise 3 ha a bekle ldikten
sonra aynı işlem uygulanmaktadır.
Jeneratör a klarının yöne lmesi
Ge68/Ga-68 jeneratörü yılda bir kez, Mo-99/Tc-99m jeneratörü ha ada bir kez değiş rilmektedir. Her iki jeneratör de kurşun izolasyonlu bir odada 3-4 ay bekle ldikten sonra ilgili ithalatçı
firmalara iade edilmektedir.
Radyoak f a kların yöne lmesi ve sonuç
Kliniğimizde radyoak f a k üre mi, taşınması ve depolanması sırasında çalışan teknisyen ve
personel bölümdeki fizikçiler tara ndan eği lmektedir. Yapılan bir çalışmada kliniğimizde nükleer p çalışanlarının maruz kaldıkları radyasyon dozları değerlendirilmiş r. Bu çalışmada kliniğimizdeki çalışanların yıllık müsaade edilen sınırın %12’sinde olduğu ve bu sonuca göre güvenli
çalışma ortamı sağlandığı, radyoak f a kların ise çevreye zarar vermeden ıslah edildikleri sonucuna varılmış r (4).
Kaynaklar
1. Radyoak f A k Yöne mi Yönetmeliği, TAEK, 9 Mart 2013.
2. Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği TAEK, Resmi Gazete Tarihi: 24.3.2000 Sayısı: 23999
3. Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, TAEK.
29.9.2004 tarih ve 25598 sayılı Resmi Gazete
4. Nami Yeyin, Mustafa Demir. Hasta ve a klarından çevreye salınan radyasyon miktarının
belirlenmesi ve doz hızı ölçümleri. 1. Ulusal Sağlık Kuruluşları ve Çevre Yöne m Sempozyumu
Özet kitabı sayfa 94-96.29-30 Kasım 2012, İstanbul.
124
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE TIBBİ ATIK YÖNETİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İbrahim BAYHAN¹, M. İrfan YEŞİLNACAR2 ve S. İsmail TEKİNER3
¹Halk Sağlığı Müdürlüğü/Şanlıurfa
2
Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü/Şanlıurfa
([email protected])
3
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü/Gümüşhane
Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında 663 sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığı merkez teşkila nda yeni
bağlı kurumlar olan Kamu Hastaneleri Kurumu, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Halk Sağlığı Kurumu kurulmuştur. Daha önce Sağlık Bakanlığı mülga Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne
bağlı olarak yürütülen ve koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmaların yürütüldüğü birinci
basamak sağlık hizmetleri görevi Halk Sağlığı Kurumu’na verilmiş r.
Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının halka hizme bağlamında en önemli kuruluşlardan biri Türkiye
Halk Sağlığı Kurumu bu kurumun ülke genelindeki İl Halk Sağlığı Müdürlükleridir. İl Halk Sağlığı
Müdürlüklerinin en temel görevi koruyucu sağlık hizmetlerinin icrasıdır. Bu görevi ifa etmede
birincil görev Aile Sağlığı Merkezlerinindir.
Bu çalışmada, Aile Sağlığı Merkezlerinde oluşan bbi a kların yöne mi kapsamında 22.07.2005
tarih ve 25883 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ‘Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’nin uygulamasında karşılaşılan problemler ve bu problemlerin çözümüne yönelik bazı önerilerin sunulması amaçlanmış r. Bu bağlamda, Şanlıurfa İl Merkezinde bulunan 35 adet Aile Sağlığı Merkezinin bbi a k miktarları ve a k kompozisyonu, bu merkezlerin beyanlarından elde edilmiş r. İl
merkezindeki bu sonuçlardan yola çıkarak Türkiye geneli için bir genelleme ve irdeleme yapılmaya çalışılmış r.
Anahtar kelimeler: Tıbbi a k, Aile Sağlığı Merkezi, Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği
1. GİRİŞ
Bilindiği gibi 663 sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığının merkez teşkila nda Kamu Hastaneleri Kurumu, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve Halk Sağlığı Kurumu bağlı kurum olarak kurulmuştur. Yine bu
Kanun Hükmünde Kararname ile sağlıkta dönüşüm programının en önemli ayağı olan aile hekimliği uygulamasına geçilmiş r. Bakanlığın Koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik görevleri Halk
Sağlığı Kurumuna verilmiş r. Kurumun illerdeki temsilcisi olan Halk Sağlığı Müdürlükleri, gebe
ve bebek takibi, aşılama ve poliklinik hizmetleri gibi görevleri aile hekimleri üzerinden yerine
ge rmektedir.
Aile Hekimliği Kanununda ‘Aile Hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerek ği ölçüde
gezici sağlık hizme veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık
Bakanlığının öngördüğü eği mleri alan uzman tabip veya tabip r.’ şeklinde tanımlanmış r. Tanımdan da anlaşılacağı üzere aile hekimi kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerini vermekle
görevli olup, bu hizme Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) yerine ge rmektedir. Bu hizmetler
gebe ve bebek takibi, aşılama, poliklinik vb. olup, bu görevleri yerine ge rirken bir miktar çok
kompleks olmayan, daha çok aşılama, enjeksiyon ve küçük pansumanlardan kaynaklı bbi a klar meydana gelmektedir.
125
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tıbbı a kların kaynağında ne şekilde toplanacağı, nasıl taşınacağı ve nihai bertara ile ilgili hükümler ilk olarak 20.05.1993 tarihinde, daha sonra değiş rilerek 22.07.2005 tarih ve 25883 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliğinde açıklanmış r. Bu yönetmeliğin 8. Maddesindeki bbi a k üre cilerinin yükümlülüklerinin sıralandığı e
ve f bentlerinde;
e) Ayrı toplanan bbi ve evsel nitelikli a kları sadece bu iş için tahsis edilmiş araçlar ile ayrı ayrı
taşımakla,
f) A kları geçici depolamak amacıyla geçici a k deposu inşa etmek veya konteynır bulundurmakla, yataksız ünite olması durumunda ise a klarını en yakındaki geçici a k deposuna/konteynırına götürmek veya bu a kları toplama aracına vermekle yükümlü kılınmış r.
Faaliyetleri sonucu a k oluşturan sağlık kuruluşları yönetmeliğin Ek-1’i Tablo 1.1’de verilmiş r.
Tablo 1.1. Faaliyetleri Sonucu A k Oluşumuna Neden Olan Sağlık Kuruluşları
a) Büyük Miktarda A k Üreten Sağlık Kuruluşları
1) Üniversite hastaneleri ve klinikleri,
2) Genel maksatlı hastaneler ve klinikleri,
3) Doğum hastaneleri ve klinikleri,
4) Askeri hastaneler ve klinikleri.
b) Orta Miktarda A k Üreten Sağlık Kuruluşları
1) Sağlık merkezleri, p merkezleri, dispanserler,
2) Ayakta tedavi merkezleri,
3) Morglar ve otopsi merkezleri,
4) Hayvanlar üzerinde araş rma ve deneyler yapan kuruluşlar,
5) Bakımevleri ve huzurevleri,
6) Tıbbi ve biyomedikal laboratuarları,
7) Hayvan hastaneleri,
8) Kan bankaları ve transfüzyon merkezleri,
9) Acil yardım ve ilk yardım merkezleri,
10) Diyaliz merkezleri,
11) Rehabilitasyon merkezleri,
12) Biyoteknoloji laboratuvarları ve ens tüleri,
13) Tıbbi araş rma merkezleri.
c) Küçük Miktarda A k Üreten Sağlık Kuruluşları
1) Sağlık hizme verilen diğer üniteler (doktor muayenehaneleri, diş ve
ağız sağlığı muayenehaneleri ve benzerleri),
2) Veteriner muayenehaneleri,
3) Akapunktur merkezleri,
4) Fizik tedavi merkezleri,
5) Evde yapılan tedavi ve hemşire hizmetleri,
6) Güzellik, kulak delme ve dövme merkezleri,
7) Eczaneler,
8) Ambulans hizmetleri,
9) Hayvanat bahçeleri.
Yönetmeliğin yayınlandığı tarihte Aile Sağlığı Merkezleri henüz kurulmadığı için Tablo 1.1’de yer
almamaktadır. Türkiye’de 6750 Aile Sağlığı Merkezi mevcut olup, bu sayı artan nüfusa bağlı olarak yapılan yeni Aile Sağlığı Merkezleri nedeniyle daha da artacak r. Türkiye’de sayısı en fazla
126
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
olan bu sağlık kuruluşları, oluşan a k miktarı ve kompozisyonu dikkate alınarak mutlaka listeye
eklenmelidir. Ancak listenin hangi sını nda yer alacağı da önemli bir konudur. Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı yetkililerince Orta Miktarda A k Üreten Sağlık Kuruluşlarının 1. maddesindeki ‘sağlık
merkezleri, p merkezleri ve dispanserler’ sını nda değerlendirilmektedir. Bu sını a yer alan
sağlık kuruluşları koruyucu sağlık hizmetlerinden ziyade tedavi hizmetlerine yönelik faaliyet gösteren sağlık kuruluşları olduğu için gerek a k miktarı ve gerekse a k kompozisyonu Aile Sağlığı
Merkezlerinde meydana gelen a klardan çok farklıdır. Yönetmelikte adı geçen kuruluşlarda hem
meydana gelen a k miktarı fazla hem de tedavi edici kurumlar olduğu için doku parçaları vb.
enfekte a klar meydana gelmektedir. Aile sağlığı merkezlerinde ise çoğunlukla aşı ve enjeksiyondan kaynaklanan enjektör, pamuk, boş flakonlar ve çok az miktarda küçük pansumanlardan
kaynaklanan kullanılmış sargı bezlerinden oluşan a klar meydana gelmektedir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca oluşturulan ve tehlikeli ve bbi a kların envanterini çıkarmayı
amaçlayan yıllık a k beyanlarının yapıldığı ‘A k Bilgi Sistemi’ne, orta miktarda a k üreten sağlık
kuruluşları vergi numaraları ile kayıt yapıp a k beyanı yapabilmektedirler (Şekil 1.1).
Şekil 1.1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Bilgi Sistemi
Aile Sağlığı Merkezleri tüzel kişiliğe sahip kurumlar olmadığından kendilerine ait bir vergi numaraları mevcut değildir. Bu konu ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığına görüş sorulmuş, Bakanlıkça İl Müdürlüklerine gönderilen 05.03.2014 tarih ve 2376 sayılı yazı ile Aile Sağlığı Merkezlerinin
idari bakımdan İl Halk Sağlığı Müdürlüklerine bağlı alt birimler olduğu dolayısı ile İl Halk Sağlığı
Müdürlüğü al nda tesis olarak kaydedilmek sure yle sisteme dâhil olmaları ve beyanlarını bu
şekilde vermeleri uygun görüldüğü belir lmiş r.
Sisteme Halk Sağlığı Müdürlüğü adına giriş yapıldığında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının muhatabı Halk Sağlığı Müdürlükleri olacağından Aile Sağlığı Merkezlerinin yönetmeliğe aykırı bir faaliyetleri sonucunda cezai ve yasal işlemler Halk Sağlığı Müdürlüklerine yapılacak r. Ancak Halk
Sağlığı Müdürlükleri yukarıda da belir ldiği gibi aile hekimlerine hizmetleri yerine ge rmesi için
her türlü cari ödeneği ödemekte (elektrik, su, ısınma, personel giderleri vb.), bir çeşit hizmet
sa n almaktadır. Nitekim tüm bu giderler kendi adlarına fatura edilmekte ve bunlarla ilgili her
hangi bir yasal durum karşısında ilgili kurumlar aile hekimlerini muhatap kabul etmekte ve yasal işlemleri Halk Sağlığı Müdürlüğüne değil, ilgili Aile Sağlığı Merkezine yapmaktadırlar. Tıbbi
127
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
A kların Kontrolü Yönetmeliğinde de a kları kaynağında ayrı toplama, taşıma ve bertaraf etme
sorumluluğu a k üre cisine verilmiş r. Aile Sağlığı Merkezleri a k üre cisi olarak oluşturdukları
bu a klarla ilgili sorumluluklarını yerine ge rmedikleri zaman çevre mevzua nca uygulanacak
yap rımlar Halk Sağlığı Müdürlüğüne değil, sunacağı hizmet karşılığında sözleşme yap ğı ilgili
aile hekimine veya Aile Sağlığı Merkezine yap rılmalıdır. Bu durumda Aile Sağlığı Merkezi sorumlusu olan aile hekimi, bbi a k yöne mi ile ilgili sorumluluklarını daha özenli bir şekilde
yerine ge recek r.
Yönetmelikteki diğer bir eksik husus; Yönetmeliğin 9. maddesinde
Belediyelerin yükümlülükleri
Madde 9- Belediyeler;
a) Tıbbi a kları geçici a k depolarından alarak bertaraf sahasına taşımak/taşı rmakla,
Şeklinde ifade edilmiş r. Belediyelerin dışında bbi a k taşıma ve bertara ndan sorumlu kurum yönetmelikte zikredilmemiş r. 5393 sayılı Belediye Kanununun 14. Maddesinde ‘Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar’ denilmiş r. Türkiye genelinde
6750 Aile Sağlığı Merkezi mevcut olup, bunun 3009’u il merkezlerinde, 1768’i ilçe merkezlerinde, 1233’ü belde ve 740’ı köylerdedir. Bilindiği gibi beldelerin bazılarının son nüfus sayımında
köy statüsüne dönüştüğünden köylerde yani belediyelerin sorumluluk alanı dışındaki Aile Sağlığı Merkezi sayısı 1000’i bulabilecek r. Bunların bağlı bulundukları ilçe merkezlerine uzaklıkları
değişmekle birlikte 40 km’den daha uzak ha a 60 km mesafede olan Aile Sağlığı Merkezleri
(Şanlıurfa Karabahçe Aile Sağlığı Merkezi bağlı bulunduğu Siverek İlçesine 60 km. mesafededir.)
mevcu ur (Tablo 1.2). Buralarda az miktarda a k oluştuğu için ulaşım giderleri alınacak olan
a k uzaklaş rma bedelinin çok üstünde olduğundan belediyeler bu Aile Sağlığı Merkezlerindeki
a kları sorumluluk alanları dışında olduğu gerekçesiyle almak istememekteler.
2. MATERYAL ve YÖNTEM
Bu çalışmada Aile Sağlığı Merkezlerinin toplam sayıları ile bunların il, ilçe, belde ve köy yerleşim yerlerindeki Aile Sağlığı Merkezlerinin sayıları Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun ista s k
verilerinden sağlanmış r. Aile Sağlığı Merkezlerinde oluşan a k miktarı ve a k kompozisyonun
tespi nde Şanlıurfa İlindeki Aile Sağlığı Merkezlerinin verileri kullanılmış r. Aile Sağlığı Merkezlerinde oluşan bbi a kların en önemli kaynağı olan aşı ve enjeksiyon a kları doğurganlık hızı
(Türkiye İsta s k Kurumu 2013 yılı verilerine göre Toplam Doğurganlık Hızı 4,31 ile en yüksek il)
dolayısı ile bebek ve çocuk nüfusu fazla olan bu Aile Sağlığı Merkezlerinde Türkiye ortalamasının
üzerinde olacak r. Bu amaçla Şanlıurfa İl merkezinde bulunan 35 adet Aile Sağlığı Merkezi mesai
bi ş saa olan 16:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilerek oluşan a k miktarları ve kompozisyonları tespit edilmiş r. Bunlara ait bazı fotoğraflar aşağıda verilmiş r (Şekil 2.1, 2.2 ve 2.3).
128
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 1.2. Şanlıurfa İlinde Bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin En Yakın Hastaneye Olan Uzaklıkları
SIRA
NO
İL
İLÇE
ASM ADI
ASM’NİN EN YAKIN HASTANEYE
UZAKLIĞI(km)
1
ŞANLIURFA
EYYÜBİYE
ŞANLIURFA EYYÜBİYE 21 NO›LU YARDIMCI ASM
37.8
2
ŞANLIURFA
HALİLİYE
ŞANLIURFA HALİLİYE 25 NO’LU
PARMAKKAPI ASM
68,6
3
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK KARABAHÇE ASM
63,2
54,3
4
ŞANLIURFA
HALİLİYE
ŞANLIURFA HALİLİYE 21 NO’LU
DAĞYANI ASM
5
ŞANLIURFA
BOZOVA
BOZOVA DELİLER ASM
51,5
6
ŞANLIURFA
HARRAN
HARRAN DEMİRLİ ASM
48,5
7
ŞANLIURFA
EYYÜBİYE
ŞANLIURFA EYYÜBİYE 16 NO›LU KARAALİ ASM
46,9
8
ŞANLIURFA
AKÇAKALE
AKÇAKALE B.PEKMEZLİ ASM
46,9
9
ŞANLIURFA
HARRAN
HARRAN DAMLASU ASM
44,2
10
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK KARAKEÇİ ASM
41,7
11
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK ÇAYLARBAŞI ASM
40,6
40,2
12
ŞANLIURFA
HALİLİYE
ŞANLIURFA HALİLİYE 20 NO’LU
TEPEDİBİ ASM
13
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK GÜRAKAR ASM
38,2
14
ŞANLIURFA
BOZOVA
BOZOVA SIĞIRCIK ASM
37,1
15
ŞANLIURFA
EYYÜBİYE
ŞANLIURFA EYYÜBİYE 17 NO›LU KEÇİKIRAN ASM
36,9
16
ŞANLIURFA
BİRECİK
BİRECİK KURAL ASM
34,2
17
ŞANLIURFA
EYYÜBİYE
ŞANLIURFA EYYÜBİYE 20 NO›LU YARDIMCI ASM
33,9
18
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK ERGEN HÜSEYİN AKKAYA
ASM
32,9
19
ŞANLIURFA
HARRAN
HARRAN KOYUNLUCA ASM
32,4
20
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK TAŞLI ASM
31,1
21
ŞANLIURFA
SİVEREK
SİVEREK KARACADAĞ ASM
30,8
22
ŞANLIURFA
HALİLİYE
ŞANLIURFA HALİLİYE 22 NO’LU
KALECİK ASM
30,3
23
ŞANLIURFA
HALİLİYE
ŞANLIURFA HALİLİYE 23 NO’LU KISAS
ASM
24
ŞANLIURFA
BİRECİK
BİRECİK BÖĞÜRTLEN ASM
29,9
25
ŞANLIURFA
AKÇAKALE
AKÇAKALE NUSRETİYE ASM
29,3
129
30
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 2.1. 9 Birimli 7 Nolu Şanlıurfa Eyyubiye Gülsüm Çavuş ASM Bir Ha alık A k Miktarı
(a)
130
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
(b)
Şekil2.2.Şanlıurfa Haliliye 4 Nolu Ticaret Borsası ASM Tıbbi A k Kutusu
Şekil 2.3.Enjektör A k Kutusu
131
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
A kların tamamına yakını aşı ve ilaç flakonları ile bbi a k olmayıp, Aile Sağlığı Elemanın bilmeden a ğı bu ilaçlara ait ambalaj a ğı olduğu, çok az miktarı da küçük pansumanlardan kaynaklanan sargı bezleri olduğu tespit edilmiş r. İlaçlara ve aşılara ait bu cam flakonlar bbi a k olarak çoğunlukla değerlendirilmemektedir. Bunları çıkardığımız zaman yedi birimli bir Aile Sağlığı
Merkezinde oluşan bbi a k miktarı, ha ada 2-3 kg’ı geçmediği görülmüştür. Bu miktar bir diş
polikliniğinde veya cerrahi branşta bir muayenehanede oluşan a k miktarından fazla değildir.
3. SONUÇ ve ÖNERİLER
Sonuç olarak; Aile Sağlığı Merkezleri,
1- Oluşturdukları a k miktarları ve kompozisyonları dikkate alınarak Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği EK-1’e (Tablo 1.1) Küçük Miktarda A k Üreten Sağlık Kuruluşu alt başlığı al na eklenmelidir. Bu sayede; A k Bilgi Sistemine Halk Sağlığı Müdürlüğünün vergi numarası ile değil, Halk
Sağlığı Müdürlüğünce bebek ve gebe takibi, aşı vb. hizmetler karşılığında sözleşme imzalanarak,
bir çeşit hizmet sa n alınan aile hekimleri vatandaşlık numarası ile giriş yapıp yıllık a k beyanı
verilmesi kolaylaşmış olacak r. Tıbbi A k Yönetmeliğine aykırı bir durumda da uygulanacak yasal işlemlerde a ğın üre cisi olan aile hekimi, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinin muhatabı
olacağından a kların yönetmeliğe uygun şekilde bertara daha özenli bir şekilde Aile Sağlığı
Merkezlerince yapılacak r.
2- 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununda İl Özel İdarelerinin görev sorumluluklarının yer aldığı 4.
Maddesinin b krasında; ‘İmar, yol, su, kanalizasyon, ka a k, çevre, acil yardım ve kurtarma;
orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında, yapmakla görevli ve yetkilidir.’denilmektedir.
Kırsal yerleşim yerlerindeki bbi a kların İl Özel İdarelerince toplanması hükmü, Tıbbi A kların
Kontrolü Yönetmeliğine eklenmelidir. Böylece, köy Aile Sağlığı Merkezlerinde oluşan bbi a kların uzaklaş rılması sorunu ortadan kalkabilecek r.
KAYNAKLAR
1. Aile Hekimliği Kanunu, Tarih: 09.12.2004 Sayı: 25665 sayılı Resmi Gazete, (2004)
2. Belediye Kanunu, Tarih: 13.07.2005 Sayı: 25874 sayılı Resmi Gazete, (2005)
3. İl Özel İdaresi Kanunu, Tarih: 24.03.2005 Sayı: 25745 sayılı Resmi Gazete. (2005)
4. Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği, Tarih: 22.07.2005 Sayı: 25883 sayılı Resmi Gazete,
(2005)
5. Halk Sağlığı Kurumu İsta s k Verileri
6. Türkiye İsta s k Kurumu Verileri
132
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SAĞLIK KURULUŞLARINDA ÇEVRE ETİĞİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Abdullah KARATAŞ
Okutman Dr., Niğde Üniversitesi, Merkez Kampus / Niğde ([email protected])
Günümüzde insanların neden olduğu çevre sorunları ekosistemleri olumsuz yönde etkileyerek
canlıların geleceğini tehdit eden boyutlara ulaşmaktadır. Bu çevre sorunlarının başında ise çevre
kirliliği gelmektedir. Teknoloji ve bilimin yardımıyla doğaya hükmeden insanlar kendilerinin neden olduğu çevre sorunlarıyla ar k baş edemez duruma gelmektedirler. Ancak sağlıklı yarınlar
için sağlıklı çevre şartları vazgeçilmez niteliktedir. Çevre sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden birisi de çevre kirliliğine neden olan a klardır. A k grubunun içerisinde ise hastane a kları
önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü sağlık kuruluşlarının sayıları her geçen gün artmakla birlikte
bu kuruluşlardan çevreye bırakılan a k miktarı da artmaktadır. Hastanelerden kanalizasyonlara
bırakılan a k sular, bbi a klar ve diğer ka a klar çevre ve halk sağlığını ciddi anlamda tehdit
etmektedir. Her ne kadar bbi a kların yöne mi ile ilgili yasa ve yönetmelikler olsa da çevrenin a klar ile gelişi güzel kirle lmesine karşı öncelikle sağlık kuruluşlarında çalışan personelin
bilinçlendirilmesi ve onlara bu konuda çevre duyarlılığının kazandırılması gerekmektedir. Sağlık
çalışanlarına bu konuda çevre e ği eği mi rehberlik edebilecek r. Çevre e ği eği mi ile doğal
çevreye karşı saygı ve farkındalıkları ar rılan sağlık çalışanları, her türlü faaliyetlerini çevre değerlerini göz önünde bulundurarak gerçekleş recek, a kların kaynağında yok edilmesinin çevre
açısından önemini daha iyi kavrayabilecek r. Teorik olarak yürütülen bu çalışma kapsamında,
sağlık kuruluşlarında çevre e ği eği minin önemi üzerinde durulacak r.
Anahtar Kelimeler: Çevre E ği Eği mi, Sağlık Kuruluşları, Sağlık Çalışanları
THE IMPORTANCE OF ENVIRONMENTAL ETHICS EDUCATION IN HEALTH CARE ORGANIZATIONS
Today, human induced environmental problems adversely effect ecosystems and these problems
threat the future of all living things. Environmental pollu on is one of the most important environmental problems. The people, domina ng the nature with the help of science and technology, can not cope with the environmental problems caused by themselves. However, a healthy
environmental condi ons for healthy future are indispensable. One of the most important factors
affec ng the environmental health is wastes which cause environmental pollu on. Within the
waste group, hospital wastes take important place because the number of health care organizaons increases day to day and the waste amount of these organiza ons increases at the same
me. Waste water, medical wastes and other solid wastes released from hospitals threat seriously the health of environment and people. Although there are laws and regula ons regarding
medical waste management, primarily the staff working in health organiza ons should be given
environmental awareness against the pollu on of environment with these wastes. Environmental ethics educa on will be able to guide the health staff in that respect. The health staff, gained
environmental awareness through environmental ethics educa on will carry out all their ac vies considering the environmental values and be er comprehend the importance of disposal of
wastes. This theore cal study will focus on the importance of environmental ethics educa on in
the health care organiza ons.
Key Words: Environmental Ethics Educa on, Health Care Organiza ons, Health Staff
133
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
1. Giriş
Tüm canlılar doğanın sağladığı imkanlar doğrultusunda yaşamını sürdürmektedir. Ancak diğer
canlılar arasında sadece insan teknoloji ve bilimin yardımıyla doğayı amaçları doğrultusunda dönüştürüp değiş rme imkan ve kabiliye ne sahip r. Doğanın insan amaçları doğrultusunda dönüştürülmesi özellikle Sanayi Devrimi ile hız kazanarak doğal çevreye büyük bir baskı uygulamış
ve doğanın taşıma kapasitesini ar k tükenme noktasına ge rmiş r. Üre m-tüke m zincirindeki
önlenemeyen ar ş, doğal kaynakların hesapsızca kullanılmasına neden olmuş, ekonomik kazanç
doğrultusunda faaliyet gösteren örgütler, çevre sorunlarının önlenmesi yerine çevre sorunlarının daha büyük boyutlara ulaşmasına zemin hazırlamışlardır. Üre m süreçlerinin sonucunda
ortaya çıkan a klar hava, su, toprak kirliliğine neden olarak doğada yüzlerce yıl etkisi giderilemeyecek hasarlara neden olmaktadır. Bu durum tüm kurum ve kuruluşların örgütsel faaliyetlerinde çevre boyutunu göz ardı etmeyerek, çevre değerlerine saygılı olmalarını gerek rmektedir.
Özellikle sağlık kuruluşları gibi ciddi ve hizmetleriyle topluma örnek olması gereken kurumlarda,
örgütsel tüm kararlar çevre konuları ile bütünleş rilmeli, sadece kar elde etmeye odaklanarak
çevre değerleri yok sayılmamalı, çevreye duyarlı hizmet anlayışı ile kirliliği önleme noktasında
tüm ileri teknolojiler kullanılmalıdır. Ancak tüm bunların ötesinde öncelikle sağlık kuruluşlarında
çalışan personelin çevreye karşı sevgi ve saygı kazanarak çevre bilincinin ar rılması gerekmektedir. Çünkü bir kuruma kimliğini veren o kurum çalışanlarıdır ve çevreye duyarlı sağlık kuruluşları,
çevre değerlerini koruyan ve geliş ren, seven, çevre bilincine sahip çalışanların varlığını gerekrmektedir. Bu noktada sağlık kuruluşlarına çevre e ği eği mi yol gösterebilecek r.
2. Kavram Olarak Çevre E ği
İnsan varoluşundan bu yana doğadan faydalanmakta, bilgi birikimine ve teknik ilerlemelerine
güvenerek ona hakim olmaya çalışmaktadır. Sağladığı imkanlarla doğayı sınırsızca kullanmaya,
ha a sömürmeye başlayan insanın, uzun süre doğaya verdiği zarardan habersiz yaşadığı söylenebilir. Ancak 20. yüzyılda gözlemlenen hızlı teknolojik gelişmelerin doğa üzerindeki baskısı tehlikeli boyutlara erişince, toplumlar çevreleri ile aralarında zaman içinde doğmuş ve dev
boyutlara ulaşmış sorunların farkına yeni yeni varmaya başlamış r. Ar k kendisini dünyanın
efendisi sanırken, doğa ile uzlaşmanın ha a ona karşı boyun eğmenin zorunlu duruma geldiğini
anlamaktadır. Pek çok canlı türü gibi kendisinin de hava, su ve toprak olmaksızın yaşamını sürdürmesinin söz konusu olmadığını yeni fark edebilmekte (Keleş ve Hamamcı, 1993: 13-14) ve
tüm yeryüzünü etkileyen küresel çevre sorunları karşısında çaresiz kalmaktadır. Doğaya karşı yapılan
bilinçsiz davranışlar ar k küresel seviyede etkilerini göstermektedir. İnsan-doğa arasındaki birliktelik
ve uyuma daha sağlıklı ve güvenilir yarınlar için tüm canlıların ih yacı bulunmaktadır. Bu uyumun
sağlanmasında çevre e ği kavramı büyük önem taşımaktadır.
Çevre e ği, insanlar ile doğal çevreleri arasındaki ahlaki ilişkilerin sistema k bir biçimde incelenmesidir (Des Jardins, 2006: 46). İnsanın kendisi dışında kalan doğa ile ilişkisinin nasıl olması gerek ğini ve
doğru davranışın ne olduğunu belirlemeye çalışan çevre e ği, ekolojik problemlerin çözümü amacıyla
uğraş vermekte ve doğaya bakışı olumlu yönde değiş rmeyi gerekli kılarak, yalnızca insanların çıkarları
ve gereksinimleri doğrultusunda hareket edilmesinden vazgeçilmesini doğru olarak kabul etmektedir
(Karaca, 2008: 23). Çünkü çevre e ği, ahlak kurallarının insanların doğal dünya karşısındaki davranışlarını yöne ğini ve yönetmesi gerek ğini varsaymaktadır (Des Jardins, 2006: 46). Çevre e ğinin görevi,
insanlara sorumluluklarını ha rlatmak, doğanın insan tara ndan ele geçirilmesi ve kendi hizme ne
koşulması isteğinin ve becerisinin sınırlanmasının zorunluluğunu bildirmek ve başka hiçbir art niyet
ve amacı taşımadan doğaya bir dokunulmazlık alanı oluşturmak olarak belir lebilir (Pieper, 1999: 94).
Hem bir uygulamalı e k, hem de bir meslek e ği dalı olarak çevre e ği insan ile ekolojik çevreleri
arasındaki ilişkileri incelediğinden, insanın canlı ve cansız çevreye karşı davranışlarında neyin iyi,
neyin kötü olduğu sorularını sormayı ve iyi olanı yapmayı, kötü olandan ise kaçınmayı önermektedir.
134
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Bu da insanı, çevre ile olan ilişkilerinde sınırlandırma anlamına gelmektedir (Ergün ve Çobanoğlu,
2012: 111).
Yalnızca insanlar arasındaki ilişkilerde ortaya konan değer ve ilkeler topluluğu olarak düşünülen
geleneksel e k söylemi, insan dışındaki çevre ve bu çevrede bulunan diğer canlı ve cansız varlıkları da içine alarak çevre e ği yaklaşımlarının temelini oluşturmaktadır. Çevre e ğinin, insanın
yaşadığı çevre ile ilişkilerini kapsayacak ve geliş recek şekilde genişlediği söylenebilir (Akkuş,
Efe, Çobanoğlu, 2013: 108). İnsanın çevresi ile olan ilişkilerini açıklamada üç temel çevre e ği
yaklaşımından bahsedilebilir. Bunlar insan merkezli e k, çevre merkezli e k ve canlı merkezli
e k yaklaşımları olarak belir lebilir (Ergün ve Çobanoğlu, 2012: 112). Bu yaklaşımlar kısaca şöyle açıklanabilir:
• İnsan Merkezli (Antroposentrik) E k: Antroposentrik yaklaşıma göre insanın teknoloji yardımıyla karşılaş ğı engellerin üstesinden gelerek doğaya egemen olması gerekmektedir. Bu
nedenle de doğa insana yararlı bir biçime kavuşturulmakta ve dönüştürülmektedir. Teknolojik gelişmelere sınırsız bir güven duyulmaktadır. Doğadaki tüm varlıklar, öteki türler
insanın amaçlarına ve çıkarlarına hizmet eden araçlar ya da kullanılacak kaynaklar olarak
ele alınmaktadır. Bu bakımdan doğaya yalnızca araçsal bir değer verilmektedir (Keleş, Hamamcı
ve Çoban, 2009: 74- 75).
• Çevre Merkezli (Ekosentrik) E k: Ekosentrik yaklaşımın daha çok antroposentrik yaklaşımın
bir eleş risi olarak geliş ği söylenebilir. Bu yaklaşımda insan doğanın üstünde ya da dışında
değil, doğanın bir parçası konumunda bulunmaktadır. İnsan türler arasında bir tür olup, insanın sahip olduğu kimi türsel özellikler, onu öteki türlerden ya da doğanın geri kalanından
daha değerli ya da daha önemli kılmamaktadır. Doğadaki tüm varlıklara saygı gösterilmesi
gerekmektedir. Teknoloji, çevre sorunlarını çözmek bir yana bu sorunların kaynağı olarak
görülmektedir (Keleş, vd., 2009: 74).
• Canlı Merkezli (Biyosentrik) E k: Biyosentrik yaklaşım; insan dışındaki diğer canlıları da
içsel değer taşıyan varlıklar olarak kabul etmektedir. Yani canlı merkezli yaklaşım tüm yaşamın içsel bir değeri olduğunu varsaymakta ve her şeyin merkezinde canlılar olduğu görüşünü yansıtmaktadır (Des Jardins, 2006: 524). Biyosentrik yaklaşım özünde bütün canlıları
herhangi bir ayrım yapmadan eşit olarak kabul etmektedir. Canlı olmak ahlaki olarak bir
değere sahip olmaya ve saygı görmeye yeterli sayılmaktadır. Böylece biyosentrik yaklaşım
antroposentrik yaklaşımdan belirgin bir kopuşu anlatmaktadır ve özellikle hayvan haklarının daha çok gündeme gelmesini sağlamaktadır (Mahmutoğlu, 2009: 102).
Canlılar çevreleriyle bir bütün olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Doğanın sadece insan amaçları ve
insanın iyiliği için bir nesne konumuna indirgenmemesi gerekmektedir (Dower, 2008: 158). Bu noktada
çevre e ği anahtar kavram olarak ortaya çıkmaktadır, çünkü çevre e ği birey-toplum-doğa ilişkilerinde kurulacak denge için doğru eylem ve yaşam biçimlerinin seçilmesini savunmaktadır (Selsam,
1995: 32). İnsanların doğal çevreleriyle ilişkilerini düzenleyen çevre e ği, doğal çevreyle birlikte doğal çevre içindeki hayvanlar ve bitkilere karşı da insanların görevlerini, sorumluluklarını ve yükümlülüklerini belirlemektedir (Taylor, 2011: 3). Yaşadığımız yüzyıl içinde çevresel kaygıların e k bakış
açısı çerçevesinde ele alınması doğa, türler, ekosistemler, bitkiler ve hayvanlarla ilgili olan çevre
e ğinin gelişimini olumlu yönde etkilemektedir. Böyle bir gelişim, sadece insanların değil örgütlerin de çevreye karşı davranışlarını etkileyerek sosyal sorumluluk bilinci ile hareket etmelerinde
bir i ci güç olmuştur (Krumay, 2014). Çevre e ği ile sosyal sorumluluğu ilke edinen örgütlerin ise
toplum içinde önem ve i barının her geçen gün ar ğı söylenebilir. Nüfusa bağlı olarak insanların sağlık ih yaçları da her geçen gün tüm dünyada artmakta ve bu ih yaçla paralel olarak sağlık
kuruluşlarının önemi de artmaktadır. Bu durum, sağlık kuruluşlarının rekabete bağlı olarak yeniden yapılandırılmalarını gerek rmekle birlikte asıl olarak sağlık kuruluşlarında kurumsal sosyal
sorumluluk ve çevre e ği kavramlarının önemini gün ışığına çıkarmaktadır.
135
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
3. Sağlık Kuruluşlarında Kurumsal Sosyal Sorumluluk Aracı Olarak Çevre E ği Eği mi
Örgütler bulundukları çevreyi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedirler. Bu nedenle
örgütlerin faaliyetlerini çevreye zarar vermeden yürütmeleri gerekmektedir. Gelecek nesillere
daha sağlıklı ve güvenilir bir çevre bırakabilmek adına böyle bir sorumluluğun yerine ge rilmesi
büyük önem taşımaktadır. Aksi halde çevreye verilen zararlar sonucunda kirlenen doğa ve sağlıksız çevre şartları her geçen gün yaşam koşullarını daha da güçleş rmektedir.
Örgütlerin çevreye vermiş oldukları zararlar aşağıdaki gibi sıralanabilir (Çelik, 2007: 72-73):
• Hava Kirliliği: Hava kirliliği tüm canlıların yaşamını tehdit etmekte insanlarda kanser, solunum ve akciğer hastalıkları ve kemik hastalıkları gibi rahatsızlıkları ar rmaktadır. Ayrıca atmosferin kirlenmesi nedeniyle iklimlerin bozulmasına ha a bitkilerde fotosentez sürecinin
tehlikeye girmesine neden olmaktadır.
• Su Kirliliği: Su kirliliği, su içindeki hayvanlarla, bitkisel ve bakteriyel yaşamın zarar görmesine neden olmaktadır. Ormanlar ve bitki örtüsünün bir yandan insanlar tara ndan diğer yandan da hava kirliliğinin etkisiyle azalması, yeryüzündeki su dengesini olumsuz etkileyerek
kuraklık ve erozyona neden olmaktadır.
• Toprak Kirliliği: Doğanın, gerek insan ve gerekse hayvanlar için en vazgeçilmez nime , toprağın 10 ile 40 cm kalınlığında olan geniş bakteriyel faaliye ni kapsayan ve humus adı verilen örtüdür. Toprağın en üst kısmında olması sebebiyle en fazla zarar gören kısım da burasıdır. 2 cm kalınlığındaki humus örtüsü, ancak 200-300 yıllık bir zamanda oluşabilmektedir.
Özellikle tarıma elverişli alanlara yapılan fabrikaların, zararlı sıvı ve ka a klarını toprağa
bırakması doğal bitki örtüsünün ortadan kalkmasına, erozyon ve toprak kayıplarına neden
olmaktadır.
• Ses (Gürültü) Kirliliği: Otomobil kornaları, siren sesleri, uçak sesleri, gürültülü çalışan çeşitli
aletler, ses sınırını aşan eğlence merkezleri, vb. gürültü kirliliğine neden olmaktadır.
• Bazı Bitki ve Hayvan Türlerinin Yok Olması: Termal elektrik santralleri ve sıcak su oluşturan
elektrik santralleri a k sıcak sularını civardaki göl ya da nehirlere bırak klarında, bu sular
nedeniyle çevresine uyum gösteremeyen canlılar ölmektedir (Çelik, 2007: 72-73). Ayrıca
yoğun kentleşme faaliyetleri çerçevesinde yaşam alanları ellerinden alınan canlılar, yok olmaya mahkum edilmektedirler. Canlılar çevreleriyle bir bütün olarak yaşamlarını sürdürmekte, çevrelerine uyum sağlayarak varlıklarını korumaktadırlar. Onların doğal çevrelerini
ellerinden almak yok olmalarıyla aynı anlama gelmektedir.
Örgütlerin faaliyetleriyle topluma zarar vermeleri sorumluluk bilinci ile hareket etmediklerini göstermektedir. Çünkü örgütler varlıklarını topluma hizmet ederek sürdürmektedirler. İşte bu sorumlulukların en önemlilerinden birisi de kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) olarak belir lebilir. Örgütler
varlıklarını sorumluluklarını yerine ge rerek sürdürmektedirler. Bu bağlamda örgütlerin yerine
ge rmesi gereken dört temel sorumluluk bulunmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir (Argüden,
2007: 37):
• Ekonomik: Verimli ve karlı olmak.
• Hukuki: Kanunlara uymak.
• E k: Kanunların ötesinde toplumsal norm ve beklen lere uyumlu davranmak.
• Sosyal: Toplumsal sorunların çözümü için gönüllü katkıda bulunmak.
Örgütlerin yukarıda sıralanan dört temel sorumluluk anlayışı çerçevesinde kurumsallaşmaları
ve sadece kar elde etmeye odaklanarak sosyal sorumluluklarını göz ardı etmemeleri gerekmektedir. KSS, bir örgütün; ekonomik ve yasal koşulları iyileş rmesine, iş ahlakına uymasına, iç ve
dış çevrenin isteklerine yönelik bir çalışma stratejisi ve poli kası gütmesine bağlı bulunmaktadır
(Çelik, 2007: 63). KSS, örgütler açısından ekonomik faaliyetlerin ötesinde gönüllü olarak daha iyi
bir toplum ve daha temiz bir çevreye katkıda bulunma rolünün al nı çizmektedir. Yapılan ifadeler ışığında KSS, herhangi bir örgütün hem iç, hem de dış çevresindeki tüm paydaşlara karşı e k
136
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ve sorumlu davranması, bu yönde kararlar alması ve uygulaması şeklinde tanımlanabilir (Aktan
ve Börü, 2007: 13). Bir başka yönden KSS kısaca örgütlerin toplum üzerindeki etkileri bağlamında aldıkları sorumluluk olarak ifade edilebilir (Krumay, 2014). KSS, örgütlerin daha iyi bir toplum ve daha temiz bir çevreye gönüllü olarak katkıda bulunmalarını ve bu doğrultuda kararlar
almalarını öngörmektedir. Böyle bir sorumluluk anlayışını kendisine rehber edinen bir örgütün,
toplum üzerindeki olumlu ve olumsuz çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini gerçekleş rdiği
tüm faaliyetler kapsamında göz önünde bulundurarak sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın bir
aracı konumunda olması gerekmektedir (Dahlsrud, 2006). Aksi halde, sorumsuz ve zararlı faaliyetleriyle çevre sorunlarının gerçek nedenleri konumunda olacaklardır. Ancak çevre e ği ile
bilinçlenen ve bu doğrultuda davranışlar gösteren örgüt çalışanlarıyla çevre sorunlarının değil
bu sorunların çözümünün birer parçaları olacaklardır.
Sayıları her geçen gün artan örgütlerden sağlık kuruluşlarının çevreye verdikleri zararlar karşısında duyarlı olmaları ve tüm çalışanlarına bu konuyla ilgili olarak bilinç kazandırmaları sağlıklı yarınlar adına büyük önem taşımaktadır. Çünkü hastane a kları potansiyel enfeksiyon kaynağıdır
ve bu nedenle diğer a klardan farklılık göstermektedir. A kların toplanması ve imha edilmesinde sağlıklı ve kalıcı bir çözüm için en önemli hususlardan biri bunların çeşitlerine göre ayrılarak
ortaya çık kları yerde toplanmasıdır. A kların bu şekilde ayrılması hijyen açısından önemli bir
yer tutmaktadır. Amaç, hastayı, personeli ve çevreyi enfeksiyon yapıcı ve bulaşıcı hastalıklardan
korumak olarak belir lebilir. Sağlık kurumlarında oluşan a klar aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır (Tengilimoğlu, 2013: 92-93):
• Evsel a klar,
• Ambalaj a kları,
• Enfekte a klar,
• Patolojik a klar,
• Kimyasal a klar,
• Radyoak f a klar.
Sağlık kuruluşlarında üre len a kların %75-80’i evsel nitelikte olup, geri kalan kısım enfeksiyöz,
kesici-delici özellikteki a klar, kimyasal veya farmasö k a klar ve radyoak f a klardan oluşmaktadır. Hastane a klarının ancak %5-10’unun enfeksiyöz a k olduğu belir lmektedir. Bu nedenle
a kların çık ğı yerde ayrılması büyük önem taşımaktadır (Tengilimoğlu, 2013: 93). Gerek halk
gerekse çevre sağlığı açısından, sağlık çalışanlarının büyük bir zlik göstererek a klar konusuna
özellikle eğilmeleri gerekmektedir. Gerçekten de a k sorunu ve doğal kaynakların acımasızca
tüke lmesi gelecekte çevreye karşı daha duyarlı ve e k bilincine sahip çalışanların varlığını gerek rmektedir. Onların çevreye karşı bakış açıları çevre sorunlarının çözümüne ışık tutabilecekr. Bu konuda sağlık kuruluşu çalışanlarına çevre e ği eği mi rehberlik edebilecek r. Hizme çi
eği m programları kapsamında sağlık çalışanlarına çevre e ği eği minin verilmesi, onların kararlarında çevreye karşı daha duyarlı olmalarını sağlayabilecek r.
Çevre e ği eği minde sağlık çalışanları için öğrenme hedefleri şöyle sıralanabilir (Krumay, 2014):
• Çevre e ği ve KSS konuları hakkında bakış açısı kazanmak.
• Sunulan konularla ilgili fikirler geliş rmek.
• Kurumlarının karşılaşabileceği karmaşık sorunlar karşısında daha gelişmiş ve duyarlı bir kavrayış ve anlayış elde etmek ve poli k, sosyal ve ekonomik açıdan bu sorunlarla başa çıkabilmenin yollarını öğrenmek.
• Çalış ğı iş yerinin tüm faaliyetlerini KSS ve çevre e ği kapsamında yürütebilmesi için sağlam
bir alt yapı geliş rmek.
137
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Çevre e ği eği mi ile sağlık çalışanlarının çevreye karşı bakış açıları olumlu yönde değişebilecek,
aldıkları tüm kararlarında çevrenin korunması ve geliş rilmesini de dahil etmelerini sağlayabilecek r. Çünkü çevre e ği eği mi ile sağlık çalışanlarına yeryüzü ve tüm canlıların insanlara
yarar sağlamaktan bağımsız olarak kendilerinin de içsel ve ahlaki değerlerinin olduğu, insanın
da bir bütünün yani ekosistemin bir parçası olduğu düşünce ve bakış açısı verilecek r (Douglass,
2009). Çevre e ği eği mi sağlık çalışanlarının çevre bilincini ar rabilecek, doğal çevre ve insan
arasındaki ilişkileri daha iyi kavramalarını sağlayabilecek, onlara çevre sorunlarının çözümü konusunda gerekli olan becerilerle donatarak bu sorunların çözümüne ka lmalarını destekleyebilecek r. Hepsinden önemlisi çevre e ği eği miyle çalışanlar doğanın sahibi ya da onun üstünde
olmadıklarını onun bir parçası olduklarını kavrayabileceklerdir. Çevre e ğinin ne olduğunu ve
çevre e ği yaklaşımları olarak antroposentrik, ekosentrik ve biyosentrik yaklaşımları gerek teorik gerekse uygulamalı çalışmalarla öğrenen ve bu konuda bir bakış açısı geliş ren çalışanlar, her
türlü faaiyetlerinde kendilerini çevreye karşı sorumlu hissedebileceklerdir.
Çevre e ği eği minde, tüm çabaların sağlık çalışanlarının birer çevre dostu olmasını sağlamak
için yapılması gerekmektedir. Çünkü ancak çevreyi seven sağlık çalışanları onu koruyabilecek,
yap kları faaliyetleriyle kendilerini çevreye karşı sorumlu hissedebileceklerdir. KSS anlayışına
sahip çalışanlar hizmet aşamasında ekolojik dengeyi gözeterek çevreye zararlı maddeleri kullanmayacak, geri dönüşüme önem vererek a klar konusunda ciddi tedbirler alacak ve sadece
kar elde etmeye değil faaliyetlerinde çevresiyle ilişkilerini de göz önünde bulunduracak r. Çevresine karşı sorumlu sağlık çalışanlarının varlığı da sağlık kuruluşlarına kazanılan i barla birlikte
başarıların kapılarını açabilecek r.
4. Sonuç
İnsanoğlunun yap ğı bilinçsiz faaliyetler, yeryüzündeki bu ekolojik dengesizliğe neden olmaktadır. Çünkü yeryüzünde doğayla uyumlu yaşamak yerine onu kendi çıkarları için değiş rebilen
tek canlı türünün insan olduğu söylenebilir (Vishwanath, 2006: 34). Ar k, uygarlık tara ndan
yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağı yaşanmaktadır (Nietzsche, 2012: 74).
İnsan faaliyetleri sonucunda yeryüzünde toprak, hava ve su kirliliği giderek artmakta, ekosistemleri
oluşturan biyolojik yaşam formları sulak alanlar, ormanlar, otlaklar ve su ekosistemleri ile birlikte
yok olmaya mahkum olmaktadır. Ancak tehlike al ndaki veya yok oluş sürecindeki hayvan ve bitki
türleri, yaşamda kalabilmek için yine de bu yaşam alanlarına bağımlı bulunmaktadır. Böyle olmasına
rağmen, insan kaynaklı çevre sorunları küresel anlamda tüm canlıları tehdit etmeye devam etmektedir (Schaefer, 2009: 1).
İnsanlar yap kları zararlı faaliyetlerle iklim değişikliklerine, biyoçeşitliliğin azalmasına neden olmakta, canlıların yaşam alanlarını yok etmeyi, yeryüzünde hava, su ve toprağı çeşitli kimyasallarla zehirlemeyi sürdürmektedirler. Yeryüzünün kaynaklarının sınırlı olduğu ve kullanımlarının sürdürülebilir
olması gerek ği medya kanalıyla pek çok kez vurgulanmış olsa da insanlar biyosferi yok etmeye
ve doğal kaynakları acımasızca tüketmeye devam etmektedirler (Rull, 2014). Daha fazla kazanç ve
birikim uğruna doğanın bu kadar savurganca kullanılması, yeryüzünün geleceği açısından büyük bir
tehdit oluşturmaktadır. Bu konuda başta tüm sağlık kuruluşlarıyla beraber diğer örgütlerin de her
türlü faaliyetlerinde KSS inanç ve bilincini kaybetmeden çevrenin sürdürülebilirliğini göz önünde
bulundurması ve çalışanlarının bu doğrultuda hareket etmeleri gerekmektedir. Çünkü bu bilinci taşımayan örgütlerin neden olduğu çevre kirliliği ve doğal alanların yok olması ile sonuçlanan yanlış uygulamalar aslında sonuçta yine insanlara dönecek büyük tehlikeleri de beraberinde ge rmektedir.
İşte bu tehlikelerden en büyüğünün de insan sağlığına yönelik olduğu söylenebilir. İnsanların çevre
sorunlarıyla bağlan lı olarak artan sağlık sorunları, ciddi anlamda tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır.
Bu nedenle, artan sağlık sorunlarıyla beraber, sağlık kuruluşlarının önemi her geçen gün daha da
138
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
artmaktadır. Ancak sayıları ve önemi artsa da sağlık kuruluşlarından çevreye yayılan zararlı ve zehirli
a klar halk sağlığını tehdit etmeye devam etmektedir. Tüm bu olumsuzluklar karşısında sağlık çalışanlarının ar k bilinçlenmeleri, doğayla uyumlu birlikteliği yakalamaları gerekmektedir. Bu uyumun
resmi ve özel tüm sağlık ve diğer kuruluş çalışanları için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Bir sağlık
kurumunun çevresine karşı sorumlu davranmasının yani KSS bilinci içerisinde hareket etmesinin
bir aracı olarak çevre e ği, hizme çi eği m programları ile tüm sağlık kuruluşlarında yaygınlaş rılmalı, sağlık çalışanlarının çevre e ği ile bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Bu yolla yapılacak eği m
ve bilinçlendirme faaliyetlerinin örgüt poli kalarına dahil edilerek belirli zaman aralıkları ile tekrar
edilmelerinin sağlık çalışanlarının çevre e ğini ve çevreye karşı e k bakış açısını içselleş rmelerine
yardımcı olacağı söylenebilecek r.
Kaynakça
Akkuş, Z., Efe, T ve Çobanoğlu, N. (2013). Çevre E ği Açısından Eski Eser Kaçakçılığı İle
Mücadelede Polis Teşkila ve Etkinliğinin Değerlendirilmesi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Ens tüsü Dergisi, 4(1).
Aktan, C.C. ve Börü, D. (2007). Kurumsal Sosyal Sorumluluk. C. C. Aktan (Ed.), Kurumsal
Sosyal Sorumluluk-İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk içinde (s.11-36). İstanbul: İk sadi Girişim ve
İş Ahlakı Derneği Yayınları.
Argüden, Y. (2007). Kurumsal Sosyal Sorumluluk. C. C. Aktan (Ed.), Kurumsal Sosyal
Sorumluluk-İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk içinde (s.37- 44). İstanbul: İk sadi Girişim ve İş Ahlakı
Derneği Yayınları.
Çelik, A. (2007). Şirketlerin Sosyal Sorumlulukları. C. C. Aktan (Ed.), Kurumsal Sosyal
Sorumluluk-İşletmeler ve Sosyal Sorumluluk içinde (s.61-84). İstanbul: İk sadi Girişim ve İş Ahlakı
Derneği Yayınları.
Dahlsrud, A. (2006). How Corporate Social Responsibility is Defined: an Analysis of 37
Defini ons. h p://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/csr.132/pdf (Erişim Tarihi: 04.04.2014).
Des Jardins, J. R. (2006). Çevre e ği. (R. Keleş, Çev.). Ankara: İmge Yayıncılık.
Douglass, K.(2009). Thinking Ethically About the Environment. h p://www.scu.edu/ethics/
prac cing/focusareas/environmental_ethics/short-course.html(Erişim Tarihi: 07.04.2014).
Dower, N. (2008). Agricultural Intensifica on, Environmental Ethics and Sustainability: Some Ethical
Observa ons. In P. B. Thompson (Ed.). The Ethics of Intensifica on (pp. 157-166). USA: Springer.
Ergün, T. ve Çobanoğlu, N. (2012). Sürdürülebilir Kalkınma ve Çevre E ği. Ankyra: Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens tüsü Dergisi, 3(1), 97-123.
Karaca, C. (2008). Çevre, İnsan ve E k Çerçevesinde Çevre Sorunlarına ve Çözümlerine Yönelik
Yaklaşımlar. Çukurova Üniversitesi İİBF Dergisi, 12(1), 19-33.
Keleş, R. ve Hamamcı, R.(1993). Çevrebilim. Ankara: İmge Yayıncılık.
Keleş, R., Hamamcı, C. ve Çoban, A. (2009). Çevre Poli kası. Ankara: İmge Yayıncılık.
Krumay, B. (2014). Corporate Social Responsibility and Environmental Ethics.
h p://www.modul.ac.at/ (Erişim Tarihi: 06.04.2014).
Mahmutoğlu, A. (2009). Kırsal Alanda Çevre Sorunlarına E k Yaklaşım: Kırsal Çevre E ği.
Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens tüsü, Ankara.
Nietzsche, F. (2012). Aforizmalar. (O. Düz, Çev.). İstanbul: İlgi Kültür Sanat.
Pieper, A. (1999). E ğe Giriş. (G. Sezer ve V. Atayman, Çev.). Ankara: Ayrın Yayınları.
Rull, V. (2014). What Can Turn Humankind From the Path of Environmental Exploita on and
Destruc on? h p://embor.embopress.org/content/15/1/17(Erişim Tarihi: 05.04.2014).
Schaefer, J. (2009). Theological Founda ons for Environmental Ethics. Washington,
D.C., USA: Georgetown University Press.
Selsam, H. (1995). E k, Yeni Değerler ve Özgürlük (Y. Demirekler, Çev.). Ankara: Yaba Yayınları.
Taylor, P. W. (2011). Respect for Nature a Theory of Environmental Ethics. New Jersey, USA:
Princeton University.
Tengilimoğlu, D. (2013). Hastane Destek Hizmetleri Yöne mi. Y. Çelik (Ed.). Sağlık Kurumları
Yöne mi içinde (s.88-116). Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2861.
Vishwanath, H. N. (2006). Models of Teaching in Environmental Educa on. New Delhi,
India: Discovery.
139
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
HASTANE ATIKSULARININ YÖNETİMİ
Gülsüm Yılmaz1,2, Yasemin Kaya1, İlda Vergili1, Z. Beril Gönder1, Gül Özhan3, Berna Özbek Çelik4,
Serdar Mehmet Al nkum2,5, Yaşar Bağdatlı2
1
İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü
2
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne mi Birimi
3
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasö k Toksikoloji AD
4
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasö k Mikrobiyoloji AD
5
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD
Özet
Hastane a ksularının kompozisyonu evsel a ksularınınkine benzer olmasına rağmen; ilaç ak f
maddeleri, diyagnos kler, dezenfektanlar ve laboratuar kimyasallarıyla kirlenmesinden dolayı
daha problemli a ksular olarak dikkate alınmalıdır. Sadece birkaç ülkede bölgesel olarak büyük
hastanelerin suları ayrı toplanıp yerinde ön arıtma veya biyolojik arıtmadan geçirilirken; Avrupa
ülkeleri de dahil birçok ülkede evsel a ksularla karış rılarak belediyeye ait a ksu arıtma tesislerinde arı lmaktadır. Ülkemizde ise hastane a ksuları doğrudan kanalizasyon sistemine verilerek, evsel a ksularla beraber ön arıtmaya tabi tutulduktan veya biyolojik a ksu arıtma tesisinde
arı ldıktan sonra alıcı ortama verilmektedir. Hastane a ksuları içerdikleri mikrokirle cilerden
dolayı evsel a ksulara göre daha toksik r ve bu kirle cilerin çoğu, klasik biyolojik a ksu arıtma
sistemlerinde arı lsalar bile, birçoğu giderilemeden doğrudan alıcı ortama karışmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, ülkemizde hastane a ksularına dikka çekmek üzere, hastane a ksularının karakterizasyonunu, evsel a ksulardan farkını ve arı mını vurgulamak r. Bu amaçla çalışmada, hastane a ksularının karakterizasyonu ve arı mı üzerine yapılmış çalışmalar kısaca
özetlenerek; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Hastanesinden kaynaklanan
a ksuların karakterizasyonu yapılmış r.
Anahtar Kelimeler: Hastane a ksuları, ilaç ak f maddeleri, toksisite, an biyo k dirençli bakteri,
mikrokirle ci, arıtma
Giriş
Evsel a ksular sitotoksik ve mutajenik olmamakla birlikte, ham hastane a ksuları orta derecede
sitotoksik ve mutajenik özellik gösterirler. Ayrıca hastane a ksuları alg ve bakteriler için evsel
a ksulardan daha toksik ve daha östrojenik r. Hastanelerde laboratuvar ve araş rma amaçlı olarak, özellikle cerrahide kullanılan kimyasal maddeler çok çeşitlidir. Bu kimyasallar sadece
ilaç ak f maddelerini değil aynı zamanda diagnos kler ve dezenfektanları da içerir (Verlicchi
vd., 2010). Araş rmalar, hastane a ksularının mutajenik ve bakteriyel toksik özelliklere sahip
olduğunu göstermiş r (Jolibois ve Guerbet, 2005; Ferk v.d., 2009). Sadece birkaç ülkede bölgesel olarak büyük hastanelerin suları ayrı toplanıp yerinde ön arıtma veya biyolojik arıtmadan
geçirilirken (Kosma v.d., 2010; Liu v.d., 2010; Pauwels ve Verstraete, 2006); Avrupa ülkeleri de
dahil birçok ülkede evsel a ksularla karış rılarak belediyeye ait a ksu arıtma tesislerinde arı lmaktadır (Kovalova v.d., 2012). Hastane a ksuyunu kaynağında arıtma, evsel a ksu ile karışarak
seyrelmesini önlemek ve kanalizasyon sisteminden sızma ya da birleşik kanal sisteminde taşma
nedeniyle çevreye doğrudan karışmasını önlemek gibi avantajlara sahip r (Joss v.d., 2008; Verlicchi v.d., 2010). Ülkemizde ise hastane a ksuları genellikle ön arıtmadan sonra doğrudan alıcı
ortama ya da kanalizasyon sistemine verilmektedir. Örneğin, İstanbul’da arasında İstanbul Tıp
140
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Fakültesi Hastanesi (İTF), Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Hastanesi, Samatya ve Haseki Devlet
Hastane’lerinin de olduğu hastane a ksuları doğrudan kanalizasyon sistemine bağlı olup, Yenikapı A ksu Ön Arıtma Tesisi’nden deşarj edilmektedir. Sadece CTF Hastanesinde ayda 45.000 m3
su kullanıldığı düşünülürse, yalnızca bu bölgede hastanelerden kaynaklanan a ksuların miktarı
ve çevresel etkisi daha açık bir şekilde anlaşılabilmektedir. Ayrıca, ülkemizde hastane a ksularının yöne mi üzerine ayrın lı bir çalışma ve mevzuat bulunmamaktadır. Bu çalışmada, hastane a ksularının yöne mi konusuna dikka çekmek üzere, bu konuda yapılmış çalışmalar kısaca
özetlenmiş ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastenesinden alınan numunede
ilaç ak f madde, toksisite ve an biyo k dirençli bakteri analizlerini içeren karakterizasyon çalışması yapılmış r.
Hastane A ksuları ile Evsel A ksuların Karşılaş rılması
Tablo 1’de tedavi sını na göre seçilen parametrelerin hastane a ksuyu ve evsel a ksu için karşılaş rılması verilmiş r (Verlicchi v.d., 2010). Buna göre, hastane a ksularında ortalama konsantrasyonlar evsel a ksulardakinin ortalama 1-150 ka dır.
Tablo 1. Hastane a ksuları ile evsel a ksularda mikrokirle cilerin ana sınıfları için
ortalama konsantrasyonlar (Verlicchi v.d., 2010)
Tedavi sını
Hastane a ksuyu,
ortalama değerler
Evsel a ksu,ortalama değerler
Hastane a ksuyuort./
Evsel a ksuort.
Analjezikler, μg/L
100
11,9
8-15
An biyo kler, μg/L
11
1,7
5-10
Sitosta kler, μg/L
24
2,97
4-10
Beta - blokerler, μg/L
5,9
3,21
1-4
Hormonlar, μg/L
0,16
0,10
1-3
ICM, μg/L
1008
6,99
70-150
AOX, μg/L
1371
150
7-15
Gadolinyum, μg/L
32
0,7
35-55
Pla nyum, μg/L
13
0,155
60-90
1,65
0,54
3-5
Civa, μg/L
PILLS Projesi
PILLS projesi, al Avrupa ülkesinden al partner ens tünün 5 yıl süreyle a ksulardaki ilaç ak f
maddelerinin giderimi konusunda çözüm üretmek üzere birlikte çalış kları bir projedir (PILLS
Project, 2012). PILLS final konferansı Eylül 2012’de Almanya’da yayınlanmış r. Proje kapsamında
iş paketleri: (1) a ksuların karakterizasyonunu ilaç ak f maddesi, kimyasal içeriği, ekotoksisite
potansiyeli ve an biyo ğe dirençliliği açısından analiz etmek, (2) hastanelerde ileri arıtma teknolojileri dahil a ksu arıtma tesislerinin dizaynı, yapımı ve işle lmesi, (3) ileri arıtma teknolojilerinin değerlendirilmesi, (4) proje çık larının bilimsel ve poli k alanda paylaşımını ve konunun
önemine dikka çekmek r. Ham evsel a ksu, arı lmış evsel a ksu ve hastane a ksuları seçilen
parametreler açısından analiz edilip karşılaş rılmış r. Proje kapsamında, hastane a ksuyunu
arıtan 4 adet pilot ölçekli a ksu arıtma tesisi kurulmuş ve incelenmiş r. Bu tesislerde ana biyolojik arıtma ünitesi Membran Biyoreaktör (MBR)’lerdir. MBR’yi takiben ileri arıtma olarak toz/
granül ak f karbon, ozonlama, ozonlama/H2O2, UV, TiO2/UV, ters osmoz incelenmiş r. Proje sonucunda, ilaç ak f maddelerinin gideriminde MBR’nin yeterli olmadığı, ileri arıtma yöntemlerinin gerekli olduğu; MBR’yi takiben ozon ve/ veya ak f karbon veya UV/H2O2 veya ters osmozun
141
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
gerekli giderimi sağladığı; MBR’nin tek başına sadece an biyo k dirençli bakterileri gidermede
yeterli olduğu vurgulanmış r.
Malzeme ve Yöntem
Bu çalışmada, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Hastanesinden alınan a ksularda ilaç ak f maddeleri, toksisite ve an biyo k dirençli bakterilerin tayinini içeren karakterizasyon çalışması yapılmış r. İlaç ak f madde karakterizasyonu, Almanya’da Ins tut für Energie- und Umwel echnik-Duisburg’da HPLC-MS/MS (API 3000, AB Sciex, Darmstadt, Germany)
yapılmış r. Burada, a ksu numunesinde 150 farklı ilaç ak f maddesi tayin edilebilmektedir.
Hastane a ksuyunun genotoksik etki potansiyeli Salmonella typhimurium TA98 (baz çi i mutasyonu tespi ) ve TA100 (çerçeve kayması mutasyonu tespi ) suşları kullanılarak kısa süreli
bakteriyal bir test olan Ames tes ile, sitotoksik etki potansiyeli ise sıçan böbrek epitelyum hücre hatları üzerinde MTT (mitokondriyal hasar tespi ), LDH (membran hasar tespi ) ve NRU (lizozomal hasar tespi ) testleri ile incelenmiş r. A ksuda bakteriyel ve fungal içerikleri araş rılarak, tespit edilen mikroorganizmaların an biyo k ve an fungal direnç paternleri belirlenmiş r.
Canlı bakteri ve mantar sayısının belirlenmesi amacıyla, hastane a ksuyu steril şartlarda alınan
300 mL numunede incelenmiş r. Total aerop bakteri sayısını tespit etmek amacıyla Petri kaplarındaki steril Trip k soy agar besiyeri yüzeylerine ve total mantar sayısını tespit etmek amacıyla
Petri kaplarındaki steril Sabouraud agar besiyerleri yüzeylerine gerekli seyreltmeler yapılarak su
örneği ekilmiş r. Daha sonra petriler bakteriler için 37oC’deki etüvde 18-24 saat, mantarlar için
22-25oC’deki etüvde 48 saat bekle lmiş, oluşan koloniler sayılmış, dilisyon faktörü göz önünde tutularak gerekli hesaplamalar yapılmış r. Böylece a k suyun 1 mL’sindeki total bakteri ve
mantar sayısı elde edilmiş r. Ayrıca bakterilerin idan fikasyonu amacıyla seç rici besiyerlerine
ekim yapılarak, idan fikasyon çalışmaları yapılmış r. İdan fiye edilen bakterilerin ve mayaların
an biyo k ve an fungal direnç profilleri belirlenmiş r.
Bulgular ve Tar şma
CTF Hastane A ksuyunun İlaç Ak f Maddeleri
CTF Hastanesine ait a ksuyun ilaç ak f madde karakterizasyonu Tablo 2’ de verilmiş r. Tablo
2’den görüldüğü gibi, Avrupa Birliği 2012 yılında Water Framework Direc ve’de öncelikli kirle ci
olarak yer alan Diclofenac ilaç ak f maddesinin yanı sıra, yine biyolojik olarak arı mı oldukça
kısıtlı olan Carbamazepine ilaç ak f maddesi de dahil olmak üzere analizi yapılan 52 ilaç ak f
maddesinden 30 ade CTF Hastanesi a ksuyunda bulunmaktadır.
142
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 2. CTF Hastanesi a ksuyunda yapılan ilaç ak f madde analizleri (Haziran 2013)
İlac Aktif Maddesi
Grubu
Konsantrasyon,
ng/L
1
Paracetomol
Ağrı kesici
15.000
2
Diclofenac
Ağrı kesici
11.000
3
Benzotriazol
Korozyon önleyici/drug precursor
9.600
4
Sulfamethoxazole
An biyo k (sulfonamid grubu)
8.500
5
AC-Sulfamethoxazole
An biyo k (sulfonamid grubu)
7.300
6
Cilasta n
An biyo k
4.100
7
Trimethoprim
An biyo k
2.200
8
Furosemid
İdrar söktürücü
1.900
9
Ciprofloxacin
An biyo k
1.900
10
Ce azidim
An biyo k
1.600
11
Carbamazepine
An epilep k
1.200
12
Benzotriazol-4,5 me l
Korozyon önleyici/drug precursor
850
13
Metoprolol
Betabloker
650
14
Ifosfamid
Kemoterapi ilacı
560
15
Azithromycin
An biyo k
400
16
Clarithromycin
An biyo k
350
17
Sulfadiazin
An biyo k
160
18
Venlafaxin
An depresan
150
19
Citalopram
An depresan
90
20
Oflaxacin
An biyo k
82
21
An pyrin/Phenazon
Ateş düşürücü, ağrı kesici
62
22
AC-Sulfadiazin
An biyo k (sulfonamid grubu)
50
23
Oxazepam
An depresan
40
24
Cyclophosphamid
Kemoterapi ilacı, an neoplas k
37
25
Clindamycin
An biyo k
36
26
Oxcarbazepin
An epilep k
29
27
Climbazol
Mantar ilacı
24
28
Mefanaminic acid
Ağri kesici
16
29
Ritalinic acid
Amfetamin (psikiyatri)
13
30
Prophyphenazon
Ağrı kesici
8,8
31
AC-Sulfamerazin
An biyo k
<1
32
AC-Sulfamethazin
An biyo k
<3
33
Benzotriazol-dimethyl
Korozyon önleyici/drug precursor
<2
34
Isoprolol
Betabloker – tansiyon ilaci
<2
35
Capecitabin
Kemoterapi ilaci
<2
143
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
36
Cefazolin
An biyo k
<6
37
38
Cefotaxim
An biyo k
<3
Cephalexin
An biyo k
<30
39
Docetaxel
Kemoterapi ilacı
<20
40
Erythromycin
An biyo k
<10
41
Erythromycin dehydrato
An biyo k
<1
42
Melpheron
An psiko k
<1
43
Metronidazol
An biyo k
<30
44
Norfloxacin
An bakteriyel (gastrit ilaci)
<2
45
Paclitaxel
Kemoterapi ilacı
<2
46
Roxithromycin
An biyo k
<2
47
Simvasta n
Kolestrol ilacı
<20
48
Sotalol
Betabloker
<50
49
Sulfadimethoxin
An biyo k
<2
50
Sulfamethazin
An biyo k
<1
51
Tamoxifen
Östrojen reseptörü
<30
52
Tramadol
Analjezik, ateş düşürücü
<1
CTF Hastanesi A ksuyunun Toksisitesi
CTF Hastanesinden alınan numunede yapılan genotoksisite test sonuçları Tablo 3’de verilmiş r.
Ames tes nde; S. typhimurium TA98 ve TA100 suşları %0,125-4 oranında a ksuyuna na maruz bırakılmış r. Tes e pozi f kontrol olarak 4-nitroquinolin N-oksit (4-NQO), 2-nitrofluoren (2NF) ve 2-aminoantrasen (2-AA) kullanılmış r. Bakteriyel in vitro genotoksisite tes olan Ames
tes nde memelilerdeki detoksifikasyon / biyoak vasyon mekanizmalarının taklit edilebilmesi
amacıyla testler sıçan karaciğer mikrozomal enzim fraksiyonu (S9) varlığında da test edilmişr. Sonuçların değerlendirilmesinde 2 kriter göz önünde bulundurulmuştur; (i) Test bileşeninin
oluşturduğu revertant koloni sayısında çözücü kontrol grubu ile karşılaş rıldığında 2 ka an fazla
ar ş meydana gelmesi, (ii) test bileşeninin oluşturduğu, ters mutasyona bağlı olarak, revertant
koloni sayısında doza bağlı bir ar ş meydana geliyorsa ve bu dozların oluşturduğu revertant
koloni sayıları çözücü kontrol grubu ile karşılaş rıldığında en az 1 doz için ista s ksel olarak
anlamlı bir farklılık belirlenmesi. Karşılaş rma Student-t tes ile yapılmış olup P≤0,05 olan sonuçlar anlamlı olarak kabul edilmiş r.
Filtre edilmiş örnek (süzgeç kağıdının ardından 45μm’lik filtreden süzülen) ve direkt su örneklerinde yapılmış genotoksisite test sonucunda:
1) A ksu örneği yüksek mutajenik ak viteye sahip r.
2) A ksu örneğinin filtre edilmesi durumu genotoksik ak viteyi değiş rmemiş r.
3) A ksu örneği çerçeve kayması mutasyonundan ziyade baz-çi i mutasyonuna sebep olmuştur.
4) Metabolik ak vasyon varlığında genotoksik ak vite artmış r.
5) Metabolik ak vasyon olmaksızın TA98 için a ksu örneğinin %1 ve üzeri oranları mutajen iken,
metabolik ak vasyon varlığında TA98 ve TA100 için %0,125 ve üzeri oranları mutajenik etki göstermiş r.
6) A ksu örneğinin %4 ve üzerindeki oranlarında mutajenik ak vite yanı sıra bakterisit etki görülmüştür.
144
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 3. CTF Hastanesi a ksuyunun toksisite test sonuçları
KÖRE KARŞI TERS MUTASYON ORANI**
DİREKT ÖRNEK
TA98
FİLTRE EDİLMİŞ ÖRNEK
TA100
TA98
TA100
KONS. %
S9 -
S9 +
S9 -
S9 +
S9 -
S9 +
S9 -
S9 +
0
1,92
2,03
2,25
2,08
1,92
2,03
2,25
2,08
0,125
1,21
2,05
0,96
0,91
0,95
2,14
0,82
0,63
0,25
0,34
3,11*
1,14
0,86
0,85
4,04*
0,85
0,41
0,5
0,34
4,00*
1,28
1,13
1,03
5,35*
0,80
0,72
1
5,60
7,12*
1,21
1,31
1,62
10,46*
0,92
2,17
2
5,46
8,01*
1,42
1,27
1,39
10,70*
1,09
2,99*
4
3,44
7,65*
1,67
2,67*
1,44
10,70*
1,24
3,35*
16,28
15,90
18,04
20,52
Pozi f
16,28
15,90
18,04 20,52
Kontrol
* t test ile P değeri (unpaired 1-sided) ≤ 0,05.
** Revertant koloni sayısına göre
Kırmızı: Köre karşı 2 ve üzeri oranında ar ş
Sıçan böbrek epitel hücre ha (NRK-52E, ATCCÒ CRL-1571) üzerinde mitokondriyal hasar için
mitokondriyal süksinat dehidrojenaz ak vite (MTT), membran hasarı için laktat dehidrojenaz
ak vite (LDH), lizozomal hasar için nötral kırmızı alım (NRU) sitotoksisite testleri yapılmış ancak
besiyeri ile a ksu örneğinin reaksiyona girmesi nedeniyle sonuç elde edilememiş r. Sitotoksik
ak vitenin tespi için a ksu örneklerinin ön ekstraksiyon (temizleme) işlemine tabi tutulması
uygun olacak r.
CTF Hastanesi A ksuyunun An biyo k Dirençli Organizmaları
Çalışmamızda a k suyun 1 ml’sinde 7,70x106 aerop bakteri ve 1,5x103 maya/küf mantarı tespit
edilmiş r. Ayrıca bu sulardan izole edilen suşların hastane kliniklerinde sık kullanılan an biyoklere karşı an biyo k duyarlılık deneyleri yapılmış r. Hastane a k sularında üreyen ve klinik
açıdan önemli olan 10 adet suşun hastane kliniklerinde en sık kullanolan an biyo k gruplarını
temsilen seçilen siprofloksasin, imipenem, azitromisin, trimetoprom, ce azidim ve clindamisine
karşı duyarlılıkları belirlenmiş r. Duyarlılık deneyleri difüzyon yöntemi ile Clinical Laboratory
Standards Ins tute (CLSI) kriterleri doğrultusunda saptanmış r. Çalışmada kullanılan bakterilerin inokulumu Mueller-Hinton broth (Difco, Detroid, USA) besiyerindeki 4-6 h’lik kültürlerinden 5x108 kob/ml (koloni oluşturan birim); olacak şekilde hazırlanmış r. Ekim yapılmış petrilere
duyarlılığı belirlenecek olan an biyo k diskleri uygulanmış ve petriler 35 oC’de18-24h inkübe
edilmiş r. Sürenin sonunda an biyo k disklerinin etra nda oluşan inhibisyon zonlarının çapı
kompas ile ölçülerek belirlenmiş r. Bakterilere ait an biyo k inhibisyon zonları CLSI’ın verileri
doğrultusunda duyarlı/ dirençli olarak değerlendirilmiş r.
CLSI’ın verileri kriter alındığında deneylerde kullandığımız klinik açıdan önemli 10 suşun
4/10’unda siprofloksasine; 6/10’unda imipeneme; 10/10’unda azitromisine; 6/10’unda trimetoprime; 6/10’unda se azidime; 10/10’unda kilindamisine karşı direnç saptanmış r.
145
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sonuç
CTF hastanesi a ksuyunda yapılan analizde, analiz edilebilen 52 ilaç ak f maddesinden 30 tanesinin a ksuda bulunduğu görülmüştür. Toksisite tes sonucunda, a ksuyun yüksek mutajenik/
genotoksik ak viteye sahip olduğu görülmüştür. An biyo k dirençli organizmaların belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmalar, hastane a ksularında tespit edilen yüksek direnç oranlarının
toplum sağlığı açısında endişe verici olduğunu göstermektedir. Bu nedenlerle, bu çalışma ülkemizde de hastane a ksularının yerinde arı mı için gerekli a ksu arıtma tesislerinin bir an önce
kurulmasının önemini ve gerekliliğini bir kez daha vurgulamaktadır.
Kaynaklar
CLINICAL AND LABORATORY STANDARDS INSTITUTE. Methods for dilu on an microbial suscep bility tests for bacteria that grow aerobically. Approved guideline M7-A8. CLSI, Wayne, PA
(2009).
FERK, F., Misik, M., Grummt, T., Majer, B., Fuerhacker, M., Buchmann, C., Vital, M., Uhl, M., Lenz,
K., Grillitsch, B., Parzefall, W., Nersesyan, A., Knasmuller, S., Genotoxic effects of wastewater
from an oncological ward, Mutat. Res. 672 (2), 69–75, (2009).
JOLIBOIS, B., Guerbet, M., Evalua on of industrial, hospital and domes c wastewater genotoxicity with the Salmonella fluctua on test and the SOS chromotest, Mutat. Res., 565 (2), 151–62,
(2005).
JOSS, A., Siegrist, H., Ternes, T. A., Are we about to upgrade wastewater treatment for removing
organic micropollutants. Water Sci. Technol., 57 (2), 251−55, (2008).
KOSMA, C. I., Lambropoulou, D. A., Albanis, T. A., Occurrence and removal of PPCPs in municipal
and hospital wastewaters in Greece, J. Hazard. Mater., 179 (1−3), 804−17, (2010).
KOVALOVA, l., Siegrist, H., Singer, H.,Wi mer A.,McArdell, C. S.,Hospital wastewater Treatment
by Membrane Bioreactor:, Environ Sci Technol., 46, 1536−45, (2012).
LIU, Q., Zhou, Y., Chen, L., Zheng, X., Applica on of MBR for hospital wastewater treatment in
China, Desalina on, 250 (2), 605−8, (2010).
PAUWELS, B., Verstraete, W., The treatment of hospital wastewater: An appraisal. J. Water Health 4 (4), 405−16, (2006).
PILLS Project, 2012 (h p://ec.europa.eu/environment/water/water- dangersub/pri_substances.htm.) Son erişim tarihi: 10.02.2014
VERLICCHI, P., Galle , A., Petrovic, M., Barcelό, D., Hospital effluents as a source of emerging
pollutants: An overview of micropollutants and sustainbale treatment op ons, J Hydrol., 389
(3-4), 416–28, (2010).
146
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ADLİ TIP ATIKLARI:
SINIFLANDIRILMASI, YÖNETİMİ, KONTROLÜ VE BERTARAFI
Nihan ZİYADE
Adli Tıp Kurumu Morg İh sas Dairesi Postmortem Mikrobiyoloji Laboratuvarı,İstanbul
([email protected])
22.07.2005 tarih ve 25883 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre; Adli Tıp Kurumu orta miktarda a k üreten sağlık kuruluşları içerisinde yer almaktadır.
Kurum bünyesinde uzmanlık, görev ve iş bölümüne bağlı olarak oluşturulmuş al adet ih sas
dairesi ile al adet ih sas kurulu yer almaktadır. Adli Tıp Kurumu genelinde üre len a klar ve
yöne mi ili ilgili bilgiler ih sas dairesi ve kurullara göre aşağıda özetlenmiş r.
İHTİSAS DAİRELERİ:
I. MORG İHTİSAS DAİRESİ: Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tara ndan gönderilen cesetler, ceset kısımları ve canlılara ait doku ve biyolojik materyal üzerinde her türlü incelemeleri
yapar ve sonucunu raporlayarak tespit eder. Morg İh sas Dairesi’nde yılda yaklaşık 4000 otopsi
yapılmaktadır. Beş alt şubeden oluşmaktadır.
1.OTOPSİ ŞUBESİ: Adli Tıp Kurumu’nun genel anlamda en çok a k üreten bölümüdür. Üre len
a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: İh sas dairesi içinde yer alan uzman, asistan ve teknisyen odaları ve
otopsi salonu ve laboratuarlarda çalışan personel tara ndan üre len genel a klar ve ambalaj a klarıdır. A kların kaynağında ayrı toplanması için gerekli malzemeler temin edilmekte,
geri dönüşümü olmayan evsel a klar için siyah torba, geri dönüşümü olan kağıt, karton
a klar için karton kutular hem ofis kısımlarında hem de laboratuarların olduğu bölümde
çeşitli yerlerde yer almaktadır. Ambalaj a kları kurum genelinde her ha a Perşembe günü
lisanslı bir firma tara ndan toplanılmaktadır.
• Tıbbi A klar: Otopsi salonundan aylık ortalama 450 poşet bbi a k üre lmektedir. Otopsi
sonrasında çıkan doku, organ ve vücut parçaları, vücut sıvıları, kan ve kan ürünleri, otopsi
işlemi sırasında kullanılan enjektör iğneleri, bistüriler, cam eşyalar bbi a k olarak değerlendirilmekte ve otopsi salonu içerisinde bulunan kırmızı bbi a k poşe yerleş rilmiş çöp
bidonlarına a lmaktadır. Kesici delici a klar için ise sarı renkli bbi a k kutuları kullanılmaktadır. Oluşan bbi a klar her gün düzenli bir şekilde bbi a k personeli tara ndan toplanmakta ve bbi a k konteyneri ile kurum dışında yer alan a k depomuza taşınmaktadır.
Bölge belediyesinin taşıma araçlarına teslimine kadar bu amaca yönelik inşa edilen geçici
depolama alanında 48 saa geçmemek üzere bekle lmektedir. Depo evsel a kların toplandığı bölüm ve bbi a kların toplandığı bölüm olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.
• Tehlikeli A klar: Otopsi salonunda kullanılan yer yüzey ve alet dezenfektanları ve bunların
a kları şehir kanalizasyonuna gönderilmektedir.
147
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Şekil 1: Adli Tıp Kurumu A k Deposundan Görüntü:
2.HİSTOPATOLOJİ ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan patolog, teknisyen ve laborantlar tara ndan ürelen genel ve ambalaj a kları bölüm içerisinde yer alan çöp kutuları ve karton ambalaj
a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Histopatoloji laboratuarında doku kesi alırken oluşan a klar (parafine gömülü doku a kları), otopsiden incelenmesi amacıyla gelen plas k kavanozlardaki dokular bbi
a k olarak değerlendirilmektedir.
• Yılda yaklaşık incelenmesi amacıyla gelen 4000 kavanoz birikim olmaktadır. Bunlar yılda iki
kez plas k kavanozlar, formol ve dokular ayrış rılarak; plas k kavanozlar geri dönüşüme,
formol kimyasal a ğa, dokular ise bbi a ğa gönderilmektedir.
• Tehlikeli A klar: Laboratuarda kullanılan boyama cihazlarının sıvı a kları, ayrıca kullanılan
alkol, ksilen, HCl, sitrik asit, aseton, formik asit gibi kimyasallar da tehlikeli a k olarak ayrı
kaplarda toplanmaktadır.
3. POSTMORTEM ACİL TOKSİKOLOJİ ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan kimyagerler tara ndan üre len genel ve ambalaj
a kları laboratuvar içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Laboratuvara alkol ve uyutucu-uyuşturucu madde tespit edilmesi amacıyla
gönderilen kan ve vücut sıvıları örnekleri, kanla kontamine olmuş pipet uçları, enjektör
iğneleri v.s. bbi a k olarak değerlendirilmektedir.
• Tehlikeli A klar: Laboratuvarda CDX90 (Cedia cihazı) ile uyutucu uyuşturucu madde analizi
yapılmaktadır. Bu cihazın üre ği sıvı a klar ayrı kaplarda birik rilmektedir.
148
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
4.KEMİK İNCELEME ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları ve antropologlar tara ndan
üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: İncelenmesi amacıyla gelen kemik örneklerinden ayrılan doku parçaları,
personelin bu işte kullandığı tek kullanımlık önlük, eldiven gibi eşyalar bbi a ğa gönderilmektedir.
5.POSTMORTEM MİKROBİYOLOJİ LABORATUVARI:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan mikrobiyoloji uzmanları, biyologlar ve laboratuar
teknisyenleri tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar içerisinde yer alan
çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Kültür ve stoklar, enfeksiyöz vücut sıvıları, serolojik a klar, kan ve kan ürünleri
ve bunlarla kontamine olmuş nesneler, pipet uçları, lam-lamel, tek kullanımlık özeler bbi
a k olarak üre lmektedir. Çıkan bbi a klar önce otoklavda steril edilmekte sonra bbi
a ğa gönderilmektedir.
• Tehlikeli A klar: Gram boyama, Giemsa boyama, EZN boyama gibi boyamalar manuel olarak yapılmakta ve şehir kanalizasyonuna gönderilmektedir.
6.ENTOMOLOJİ LABORATUVARI:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan entomologlar tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Özellikle çürümüş ve entemolojik örneklerden zengin cesetler çevre açısından
önemli bir sorundur. Ceset üzerinden alınan sinek yumurtaları, canlı larvalar ve dolu pupalarının uygun şekilde imhası gerekmektedir.
II. BİYOLOJİ İHTİSAS DAİRESİ: Özel görevleri, materyaller üzerinde biyolojik delillerin tespi ve
orjinlerinin tayini, DNA eldesi, PCR amplifikasyonu ve DNA plendirmesi çalışmalarını kullanarak, nesep ilişkilerinin açıklanması, kimliği belirsiz cesetlerin, felaket kurbanlarının kimliklendirilmesi, delillerin kimliklendirilmesi çalışmaları yaparak rapor tanzim etmek r. Görüş bildirdiği
vaka sayısı yılda 3500’ü bulmaktadır.
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, biyologlar, gene k uzmanları
ve diğer yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları biyoloji ih sas dairesi içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: PCR çalışmalarında kullanılan her türlü malzeme, enjektör uçları, pipet uçları,
lam-lamel v.s. bbi a ğa gönderilmektedir. Biyoloji İh sas Dairesi Laboratuvarları’ndan aylık ortalama 100 poşet bbi a k a lmaktadır.
• Tehlikeli A klar: Cihazlardan çıkan (M48, Biyorobot ve 3 analizör) sıvı a klar ve kullanılan
kimyasal a kları tehlikeli a k olarak değerlendirlmektedir.
III.FİZİK İHTİSAS DAİRESİ: Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tara ndan gönderilen silah,
mermi, yazı (grafolojik- dak loskopik), fotoğraf, resim, imza, imza niteliğini taşıyan parmak izleri ile radyolojik, radyoizotop, klimatolojik, diğer fiziksel materyal ve olaylarla ilgili incelemeler
yaparak sonucunu bir raporla tespit etmektedir. Fizik İh sas Dairesi 4 şubeden oluşmaktadır.
149
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
1.
2.
3.
4.
Üre
•
•
ADLİ BELGE İNCELEME ŞUBESİ
SES-GÖRÜNTÜ ŞUBESİ
BİLİŞİM TEKNOLOJİ ŞUBESİ
BALİSTİK ŞUBESİ
len a klar: Tüm şubeler için
Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, fizik mühendisleri, ve diğer
yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları fizik ih sas dairesi içerisinde
yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
Tehlikeli A klar: Sadece Fizik İh sas Dairesi Balis k Şubesi’nde incelemede kullanılan kimyasal çözel ler tehlikeli a k olarak değerlendirilmektedir.
IV.KİMYA İHTİSAS DAİRESİ: Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tara ndan gönderilen toksikolojik, gıdai, sınai, narko k, ilaç ve diğer çeşitli maddelerde analizler yapmak, ayrıca biyolojik
sıvılarda alkolmetrik analizler yapmak ve yapılan analiz sonuçlarını raporla tespit etmek başlıca
görevidir.
1. ALKOLMETRİ ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, kimyagerler ve kimya mühendisleri ve diğer yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları kimya ih sas
dairesi içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Laboratuvara incelenmek üzere gönderilen kan ve kan örnekleri, pipet ve enjektör uçları bbi a ğa gönderilmektedir.
• Tehlikeli A klar: HS-GC-MS cihazı ve HS-GC cihazlarının sıvı a kları bu kapsamda değerlendirilmektedir. Cihazlarda kullanılan cam flakon a klar usulune uygun şekilde yıkanıp tekrar
kullanılmaktadır.
2. TOKSİKOLOJİ ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, kimyagerler ve kimya mühendisleri ve diğer yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar
içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
ACİL TOKSİKOLOJİ LABORATUVARI:
• Tıbbi A klar: Laboratuvara incelenmek üzere gönderilen kan ve kan örnekleri, pipet ve enjektör uçları bbi a ğa gönderilmektedir.
• Tehlikeli A klar: Randox cihazının sıvı a kları ayrı kaplarda birik rilmektedir.
3.
ENSTRUMENTAL ANALİZ VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, kimyagerler ve kimya mühendisleri ve diğer yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar
içerisinde yer alan çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: İncelenmek üzere gönderilen kan, serum ve vücut sıvısı örnekleri, kullanılan
enjektör uçları, pipet uçları ve vialler bbi a k poşetlerine a lmaktadır.
• Tehlikeli A klar: Bu laboratuarlarda bulunan GC-MS, GC-MS-MS, LS-MS-MS ve ICP-MS cihazlarının sıvı a kları a k kaplarında birik rilmektedir.
150
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
4. NARKOTİK ŞUBESİ:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan kimyagerler ve kimya mühendisleri ve diğer yardımcı personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları laboratuvar içerisinde yer alan
çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tehlikeli A klar: Yapılan analizler sonucu laboratuardan yılda yaklaşık 120 lt bazik karakterde, 120 lt de asidik karakterde sıvı a k çıkmakta bunlar her biri uygun kaplarda birik rilmekte ve kurumun arka kısmında yer alan a k tanklarına taşınmaktadır.
Kimya İh sas Dairesi’ndeki laboratuarlardan çıkan kanla bulaşık vialler, çalışılan dokular, kemik,
idrar ve kan numuneleri saklanmakta ve 6 ayda bir imha a k ekibi tara ndan Kilyos mezarlığına
gönderilmektedir.
V.GÖZLEM İHTİSAS DAİRESİ: Görevi, mahkemelerce gerekli görülen kişileri gözleme tabi tutmak ve gözlem sonucunu bir raporla tespit etmek r. Ceza hukuku ve medeni hukuk konularında çalışmaktadır. Ceza Hukuku bakımından görevi özetle sanıkların akıl hastası olup olmadığı,
cezai sorumluluğu, uyuşturucu madde alışkanlıklarının bağımlılık düzeyinde olup olmadığı gibi
konuların tespi dir. Medeni Hukukla ilgili olarak, kişilerin fiil ehliyetlerini haiz olup olmadıkları,
temyiz kabiliyetlerinin tespi gibi konularla ilgilenmektedir. Gözlem İh sas Dairesi’nde 34 erkek,
8 kadın toplam 42 adet yatak bulunmaktadır.
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan personel ve gözlemde tutulan kişiler tara ndan
üre len genel ve ambalaj a kları çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
• Tıbbi A klar: Gözleme gelen kişilerin mevcut bir hastalığının olması durumunda burada görev yapan hemşireler tara ndan tedavileri verilmektedir. Bu süreçte oluşan enjektör ucu,
ampul v.s. a klar bbi a ğa a lmaktadır.
VI.TRAFİK İHTİSAS DAİRESİ: Mahkemeler ve hakimlikler ve savcılıklarca gönderilen trafik olayları ile ilgili konularda gerekli muayene ve incelemeleri yapar ve sonucunu bir raporla tespit eder.
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan personel tara ndan üre len genel ve ambalaj
a kları çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
İHTİSAS KURULLARI: Bilirkişilerce, Fizik ve Trafik İh sas Dairelerinin pla ilgili olmayan raporları
hariç olmak üzere adli p ih sas dairelerince, Adli tabip veya adli p uzmanlarınca verilip de
mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklar tara ndan yeterince kanaat verici nitelikte bulunmayan
ve aralarında çelişki olduğu belirlenen raporları inceleyip bilimsel ve teknik görüş bildirirler.
1-5. İHTİSAS KURULLARI:
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan personel tara ndan üre len genel ve ambalaj
a kları çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
6.İHTİSAS KURULU: Özel görev alanı cinsel saldırı ve bununla bağlan lı konular, cinsel işlev bozukluğu bulunup bulunmadığının belirlenmesi, cinsiyet değişikliği nedeniyle mahkemeye başvuran kişilerin cinsiyet tespitlerinin yapılması, düşük olayları ile herhangi bir müessir fiil arasında
illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi şeklinde özetlenebilir.
Üre len a klar:
• Evsel Nitelikli A klar: Burada görev yapan adli p uzmanları, hemşire ve personel tara ndan üre len genel ve ambalaj a kları çöp kutusu ve karton ambalaj a klarına a lmaktadır.
151
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
•
Tıbbi A klar: Muayeneye gelen hastalar için kullanılan malzemeler, enjektör uçları vs. bbi
a ğa a lmaktadır.
Tehlikeli A klar: Muayene odasında kullanılan yer yüzey ve alet dezenfektanları ve bunların
a kları şehir kanalizasyonuna gönderilmektedir.
Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak; Adli Tıp Kurumu İh sas daireleri ve Kurulları’nda görev yapan
personelin üre kleri a k çeşitlerini bilmeleri ve bunları doğru şekilde ayırmaları; personel güvenliğinin sağlanması ve a k maliye nin azal lmasına önemli ölçüde katkı sağlayacak r. Ayrıca
tüm kurum çalışanlarına a k yöne mi ile ilgili eği m verilmesi, kimyasal madde kullanılan birimlerin kimyasal ajan listesi hazırlaması, a kları karış rmadan uygun kaplarda toplamaları ve
özellikle de bbi a kların toplanmasına, çalışanlara ve çevreye zarar vermeyecek biçimde bertaraf edilmesine yönelik kurum çalışanları için hizmet içi eği m programlarının düzenlenmesi
gerek ği uygun görülmektedir. Verilen eği mlerin değerlendirilmesi için anketler ve dene mler
yapılmalıdır. Daha iyi hizmet vermek amacı ile daha iyi izlem yapmamız gerekmektedir. A kları
üreten bölümlerden toplanan a k miktarlarının ve içeriğinin aylara göre dağılımı, yerleş rilen
konteyner sayısı, dağı lan ve diğer ekipmanların envanterinin tutulması gerekmektedir. Bu konularda gerekenler yapılmalı ve veriler izlenerek yapılan hizmetlerin iyileş rilmesi sağlanmalıdır.
152
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
DİŞ HEKİMLİĞİ HİZMETLERİNDE ATIK YÖNETİMİ
Prof. Dr. Ferda DOĞAN
İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Çevre Yöne m Birimi
Diş hekimliği, ağız sağlığını iyileş rmeyi ve yükseltmeyi, korumayı hedefleyen profesyonel uygulamalardır. Ancak bu hizmetler gerçekleş rilirken çok fazla madde ve malzeme kullanılmak
zorundadır.
Diş hekimi muayenehanesinde oluşan a klar, diğer meslek gruplarıyla karşılaş rıldığında çok
fazla bir yer tutmamakla birlikte, civa, gümüş gibi ağır metaller içeren a kları nedeniyle çevre
kirliliğine neden olan meslek gruplarının da başında gelmektedir.
Sağlık alanındaki a kların %15-25’ini enfeksiyon riski yüksek içerikli a klar oluşturmaktadır.
Ağız diş sağlığı merkezleri veya muayenehanelerde oluşan a kların dağılımını inceleyen çalışmalarda ise çok farklı sonuçların alındığı, enfekte a kların oranının % 20-95 arasında değiş ği
görülmektedir. (Kizlary ve ark. Nabidazeh ve ark, Vieira ve ark, Danaei ve ark.)
Kizlary ve arkadaşları, 48 özel muayenehanede oluşan a kları 3 grup al nda incelemişler, %94,7
sinin enfekte ve potansiyel enfekte a klar, % 2 sinin enfekte olmayan a klar, % 3,3 ünün evsel
a klar olarak saptamışlardır.
Nabidazeh ve arkadaşlarının İran’da yap kları çalışmalarında, beş tanesi dental laboratuvar, yirmi üç tanesi özel hastane, devlet hastanesi ve muayene olmak üzere diş hekimliği hizme veren
toplam yirmi sekiz merkezde, toplamdaki a kların dağılımlarını, %71,15 ev pi, %21,40 potansiyel enfekte %7,26 kimyasal/farmakolojik ve %0,18 toksik a kları oluşturduğunu saptamışlardır.
Vieira ve arkadaşları, iki diş hekimliği fakültesinin (özel ve devlet) ve bir diş hekimliği kliniğinin sekiz aylık döneme ilişkin ka dental a klarını üç grupta değerlendirdikleri çalışmalarında,
grupların toplam a k ağırlıklarına göre yüzde dağılımlarını, %24,3’ünü enfekte ve potansiyel
olarak enfekte a klar , %48,1’ini enfekte olmayan a klar ve %27,6’sının ev pi a klar olarak
belirlemişlerdir.
Danaei ve arkadaşlarının yap kları çalışma sonuçlarına göre, İran da (Siraz) , 68 muayenehane,
14 özel klinik ve 10 kamu kliniğinde a kların pleri değerlendirmiş, muayenehane ve kliniklerdeki a kların %89, 1 ini enfekte ve evsel a klar oluşturmaktadır. Kurumların yalnızca % 60 ında
kesici delici a klarda kurallara uyulmaktadır. Kurumların hiç birinde farmasö k a klar ve x-ray
fixer kurallara uygun yöne lmemektedir. %10 dan daha az tesiste amalgamlar ve kurşun yaprakları için geri dönüşüm uygulanmaktadır.
Sudhakar ve Chandrashekar’ın yap kları çalışmada ise, muayenehanelerde sağlık personelinin
%35,7sinin a klarda ayırma yapmadığını, a kların %15,9 unun evsel a k olduğu saptanmış r.
Nabizadeh ve arkadaşlarının diğer bir çalışmasında ise, ağız diş sağlığı kliniklerinin a klarının
% 91,14’ünün evsel a klar, %6,7’sinin kimyasal, %2,14’ünün enfekte, %0.02’sinin toksik a klar
olduğunu bulmuşlardır. Araş rmacılar, muayenehane a k yöne minin özellikle tehlikeli a k yöne minin yetersiz olduğunu vurgulamışlardır.
153
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Ülkemizde ise, Özbek ve Sanin, bir diş hekimliği fakültesinin sekiz kliniğine (öğrencilerin klinik
öncesi eği m alanları da dahil) ilişkin bir aylık ka a kları değerlendirdikleri çalışmalarında, toplam a k ağırlığının % 35 ini eldiven , %30 unu kağıt oluşturduğunu belirlemişlerdir.
Diş hekimi a klarının gruplandırılması:
I-Civa-amalgam içeren a klar:
Amalgam, 150 yıldan daha fazla zamandır diş hekimliğinde restorasyon maddesi olarak kullanılmaktadır. %50 sini civa, % 35 ini gümüş, kalanını ise diğer metaller oluşturmaktadır.
Civa, üç kimyasal şekilde şekilde bulunmaktadır.
1-Elemental civa: Diş hekimliğinde amalgam olarak kullanılan serbest halde bulunan şeklidir.
Buharlaşabilir, Solunum yoluyla organizmaya girebildiği gibi deri temas ile de toksi teye yol açabilir. Toksikasyon belir leri için ya uzun süre düşük doza ya da kısa sürede yüksek doza maruz
kalınması gerekir.
2-İnorganik civa: Civa tuzları olarak bilinir. Örneğin: civa klorür, civa iyodür gibi. Tıp da ilaç yapımında kullanılır. Korozi ir ve böbreklere zarar verir. Uzun süre maruz kalındığında deri irritasyonlarına, renklenmeye ve sinir sistemi hasarlarına yol açabilir.
3-Organik civa: Civanın diğer şekillerinden daha fazla dokularda birikebilme ve daha fazla toksik
özellik gösterebilir. EPA (Environmental Protec on Agency ) tara ndan çevrede bulunması mel-civa bileşikleri konusuna daha ka kurallar ge rmiş r.
Civa kullanımının azal lmasına ilişkin yasal düzenlemeler nelerdir?
2007 verilerine göre Avrupa Birliği’nde toplam civanın %41’i klor-alkali ürünleri, %24 ü amalgam, %16 sı ölçüm gereçleri ve teknikleri için harcama, %4 ü kimyasal ürünler ve piller, %3 ü
ışık kaynakları için tüke lmiş r.
Ocak 2005 yılında Avrupa Birliği civa kullanımının azal lması yönünde kapsamlı bir çalışma başlatmış r. Ağustos 2007 yılında Avrupa Birliğinde termometre ve diğer bazı enstrümanlarda civa
kullanımını yasaklamış r. Eylül 2008 de elemental civanın ihraca nı kısıtlayan kanunları kabul
etmiş ve 2011 yılında bu kararı yürürlüğe koymuştur. 2008 yılında Norveç ve Danimarka, 2009
yılında İsveç amalgamlarda cıva kullanımını yasaklamış r.
Avrupa Birliği’nde tüke min azal labilmesi için yeni stratejiler geliş rmektedir. Bunların başında civa kullanımın yasaklanarak civa içermeyen dolgu maddelerinin kullanımın yaygınlaş rılmasıdır. Avrupa Birliği’nde 2010 yılında diş hekimliği hizmetlerinde 55-95 ton civa tüke ldiği
tahmin edilmekte, her yıl civa tüke mi % 5 azal labilirse 2025 yılına kadar tüke minin 27-43
tona kadar düşürüleceği ön görülmektedir. Yapılan tüm restorasyon tedavilerinin % 34 ünü
amalgam , % 48 ini kompozit dolgu maddeleri oluşturmaktadır. Civa içermeyen dolgu maddeleri
pahalı uygulamalar olması nedeniyle kullanımının yaygınlaş rılması ekonomik bir yük ge rmesi
kaçınılmazdır.
ABD de 2004 yılında kullanılan 116 ton civanın 30,4 tonu yani %26 sı amalgam şeklindedir. 1990
yılından bu yana amalgam dolgu kullanımda % 30 luk bir azalma olmuştur. Mart 2003’te çıkan
bir yasa ile NewYork’ta diş hekimleri için, amalgam dolgularda kapsül şeklinde olmayan elemental şekildeki civanın kullanımı yasaklanmış r. Amalgam a klarının, boş kapsüllerin, amalgam
dolgusu olan çekilmiş dişlerin saklanılması, diğer bbi a klarla karış rılmaması ve geri dönüşüm için ilgili merkezlere gönderilmesi zorunluluğu ge rilmiş r. 2008 yılında ABD de elemental
154
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
civanın sa mını, dağı mını ve transferini önlemeye yönelik bir kanuna imza a lmış ve bu kanun
2013 yılında yürürlüğe girmesi planlanmış r.
Kanada’da diş hekimlerinin her yıl sıvı a k olarak 781 kg amalgam atmaktadır. Daha güncel bilgilere göre 2 253 kg kadar yüksek olduğu düşünülmektedir.
Gelişmiş olan ülkelerde amalgam ve civa tüke minde görülen azalmalar, yasal kısıtlamaların
yanı sıra, çürük prevalansının düşmesi, restora f tedavi ih yacının azalmasından da kaynaklanmaktadır.
FDA (Food and Drug Administra on) tara ndan, amalgam, diş hekimliği uygulaması olarak kabul
edilen bir yöntemdir. Ancak Eylül 2006 da FDA, güvenli kullanımları sağlık üzerine etkilerini,
civa ve amalgamın yararları ve risklerini tar şmışlardır. Bu toplan lar ve tar şmalar sonucunda
açıklanan görüşler şunlardır:
1-Amalgamın toplumun büyük bir bölümünde sağlık sorununa neden olduğuna ilişkin kesin bir
bulgu yoktur.
2-Hamileler, çocuklar ve civa duyarlılığı olan bireylerde yol açabileceği sorunlara ilişkin bilgiler
yeterli değildir
FDA 2008 yılında, çalışmaları yeniden gözden geçirerek bir revizyona gitmiş ve erişkinlerde ve 6
yaş ve üzeri çocuklarda emniyetli olduğuna ilişkin görüş bildirmiş r.
Amalgam neden hala diş hekimliğinde kullanılmaktadır?
Amalgamın tehlikeli ve toksik bir element olmasına rağmen diş hekimliğinde hala büyük bir
kullanım alanının olmasının en önemli nedeni uygulanması kolay ve ucuz bir yöntem olmasıdır.
Özellikle arka dişlerde uyumu ve basınçlara karşı direnci yüksek r. Yerini tümüyle alabilecek
yapıda ve özellikte çevre dostu güncel başka bir materyal yoktur.
Eğer muayenehanelerde civa a k yöne mine ve kurallara uyulur, çevreye saçılımı önlenir ise,
çevre kirle cisi konumu büyük ölçüde engellenebilir. Örneğin amalgam separatörü kullanılması
% 95 oranında civa par küllerini toplayarak sıvı a ğa karışmasını önleyebilmektedir.
Civa-amalgam a k çeşitleri ve a k yöne mi:
Diş hekimi muayenehanelerde oluşan a k amalgam, parçaları hem ka a k hem de kanalizasyona gönderilen sıvı a k olarak çeşitlenmektedir.
-Sıvı a k olarak gidere gönderilen amalgam parçaları: Restorasyon sırasında ağız içinden temizlenemeyip, tükürülerek kreşuvara gönderilen parçalardır. Ünitlerin giderlerine yerleş rilen
filtre, amalgam separatörü, vakumlu pompa sistemleri ile toplanabilen sıvı-ka amalgam parçalarıdır.
Amalgam separatörleri (ISO 11143-ser fikalı) a k sulara karışan amalgam parçalarını %95
oranında, Vakumlu filtre sistemi % 40 oranında tutabilmektedir. Separasyonun teknolojisi, iyon
değişimi yanı sıra, filtreleme, santrifüj ve çöktürme veya işlemlerine dayanmaktadır. Toplanan
amalgamlar veya tek kullanımlık filtreler “ bulaşma olmuş amalgam” kaplarına yerleş rilir.
-Bulaşma olmuş (Kontamine) amalgam: Hasta kan veya tükürük sıvılarına bulaşmış amalgam
parçaları. Restorasyon sırasında ağız içinden temizlenen parçalar, çekilmiş dişlerdeki amalgamlar, kreşuvarlardan temizlenen parçalar ve ön filtreye takılan parçalardır.
Restorasyon sırasında amalgam bulaşmış aletler tek kullanımlık ise, “ bulaşma olmuş amalgam”
olarak e ketlenmiş kaplara yerleş r, yeniden kullanılabilir aletler ise amalgam bulaşmış bölümler temizlenir, sonra ar k amalgam parçaları , ““ bulaşma olmuş amalgam” kaplarına alınır.
155
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
-Bulaşma olmamış (Kontamine olmamış) amalgam: Hasta kan veya tükürük sıvılarına bulaşmamış, restorasyon sırasında arta kalan amalgam ve parçalarıdır. Bulaşma olmamış amalgam
parçaları bulaşma olmuş parçalardan ayrı toplanmalı, ayrı kaba konmalı ve üzeri e ketlenmelidir. Her iki grubun ayrı kaplarda tutulması, geri dönüşüm yapan şirketlerin işlemlerini
kolaylaş racak r.
-Civa parçaları: Elemental haldeki civa parçalarıdır. Bulaşma olmamış parçalar olarak depolanır.
-Boş amalgam kapsülleri: Bulaşma olmamış amalgam parçaları ile aynı kaplarda birik rilebildiği
gibi, hiç amalgam içermeyecek biçimde ise geri dönüşümlü tehlikesiz a klar olarak da değerlendirilebilir.
Amalgam yöne mi sırasında yapılması ve yapılmaması gerekenler:
-Amalgam ve civa parçaları veya bunlara bulaşmış hiç bir a k bbi a k kırmızı torbalarına a lmamalıdır.
-Amalgam parçalarını topladığımız kaplar, tercihen gri renkte olabilir. Ağzı sıkıca kapanabilen
kaplar, ısıdan uzakta civanın buharlaşmasının olamayacağı ortamlarda tutulmalıdır.
-Amalgam dolgu bulunan çekilmiş dişler, dezenfektan içeren kaplarda ortamlarda saklanmalıdır.
-Amalgam ve civa a kları toplanırken öncelikle geri dönüşüm kuralları hedeflenmelidir. Bu
mümkün değilse çevreye zarar vermeyecek biçimde toplanması alışkanlık haline ge rilmelidir.
-Amalgam, kapsül şeklinde kullanılmalıdır.
-Civanın kanalizasyona gitmesini engelleyecek tüm önlemler alınmalıdır. Amalgam separatörü
kullanılması yaygınlaş rılmalıdır.
-Amalgam parçaları sıvı bir ortamda bekle liyor ise bu sıvı kesinlikle lavaboya dökülmemelidir.
Amalgam ih va eden hiç bir malzeme ve filtreler, çalkalanmamalı, sıvıları lavaboya dökülmemeli.
-Muayenehanede amalgam ile ilgilenen tüm personelin eği mi gereklidir. Sağlık personeli,
amalgam ve tehlikeli a k yöne m kurallarına tümüyle uyacak, geri dönüşümü ön plana çıkaracak şekilde eği lmelidir.
-Bir geri dönüşüm lisanslı firması ile anlaşılmalıdır. Firmanın, amalgam parçalarını toplama koşulları, bulaşma olmuş amalgam parçalarının veya filtre ve separatörlerde toplanan parçaların
dezenfeksiyon koşulları bilinmelidir.
ABD de, POWs (Publicly Owned Treatment Works) çalışmaları hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın amalgamın ancak %90 ının sıvı a k giderinde tutulabileceğini, diş hekimi muayenehanelerinin a k sularının 100- 2 000 ppm civa içerdiğini açıklamış r. Yasal olarak kanalizasyonda
bulunmasına izin verilen oran ise 0,2 ppm ile sınırlanmış r.
Ülkemizde de Su Kirliliği ve Kontrolü Yönetmeliğine göre diş hekimliği uygulamalarından yapılan
deşarjlar “indirekt deşarja” girmektedir. A k su indirekt deşarj sınır civa değeri 50 ug/l olmalıdır.
II-Gümüş içeren a klar:
Gümüş, ağır metal özelliklere sahip sıvı a k olarak kanalizasyona gönderilebilen muayene a ğıdır. Amalgam gibi görüntüleme solüsyonlarının da önemli bir bölümünü oluşturur.
Gümüş, amalgam yapısı içinde metallerle sıkı bağlarla bağlı olmasına rağmen, radyografik görüntüleme solüsyonlarında gümüş osülfat şeklindedir ve bu şekliyle serbest gümüş iyonlarından daha az toksik r. Tüm röntgen görüntüleme solüsyonları, eski filmler toksik özellik taşımaları nedeniyle “tehlikeli a klar” kapsamında değerlendirilir.
156
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
x-ray fixer solüsyonları: Uygulamalar sırasında görüntüleme için kullanılan solüsyonları tehlikeli a k kapsamında gruplandırılmaktadır. Kullanılmış x-ray fixer solüsyonları 3000-8000 mg/l
den daha fazla gümüş thiosülfat şeklinde gümüş içermektedir. USA da kanalizasyona gümüş
boşaltma sınırı 5 ppm dir. Ancak bazı lokal bölgelerde 0,1 ppm den daha küçük miktarlara izin
verilmektedir.
Kullanılmış x-ray fixer solüsyonları yüksek oranda gümüş içermesi yanı sıra, kolay toplanabilmesi
ve içerisinden gümüşün basit teknoloji ile çekilebilmesi nedeniyle geri dönüşüm rahatlıkla yapılabildiği tehlikeli a klardır. Kesinlikle lavaboya dökülmemelidir.
Yasal yükümlülükler gereği, lisanslı bertaraf şirketlerine gönderilen gümüş içeren a kların kayıt
al na alınmalı ve a k kayıtları saklanmalıdır.
x-ray developer solüyonları: Daha düşük oranda gümüş içerir. O nedenle tehlikeli a k olarak
kabul edilmeyebilir. Su ile seyre ldikten sonra kanalizasyona verilebilir.
Kullanılmış fixer, developer solüyonları ile karış rılması sakıncalıdır.
Bazı sistemlerde fixer ve developer solüsyonlar birbirine karışması nedeniyle developer solüsyon da tehlikeli a k haline geçer.
x-ray sistemlerini temizleme solüsyonları: Dijital ve x-ray görüntüleme cihazlarının temizliği için
kullanılan solüsyonlar eğer kromium içeren yapıda ise tehlikeli a k olarak değerlendirilmelidir.
Kullanılmış eski röntgen filmleri: Yüksek oranda gümüş içerirler, çevre için tehdit oluşturması
nedeniyle tehlikeli a k olarak kabul edilirler. Eski filmler ayrı olarak toplanmalı ve geri dönüşüm
firmalarına verilmelidirler.
Gümüş içeren görüntüleme işlemlerine ilişkin bu tehlikeli a klar, dijital görüntüleme sistemlerinin kullanımının yaygınlaş rılması ile kontrol al na alınabilecek a klardır. Günümüzde dijital
görüntüleme sistemlerinin kullanımı sadece ağız diş sağlığı polikliniklerinde değil, özel küçük
ölçekli muayenelerde de yaygınlaşmaktadır. Ancak tümüyle bu sisteme geçilmesi zordur, çünkü
bazı koşullarda tanı yöntemi olarak hala röngen x-ray sistemlerine ih yaç olmaktadır.
Dijital görüntüleme sistemleri ise elektronik a kların artmasına yol açabilmektedir.
III-Kurşun a kları:
x-ray görüntüleme için kullanılan röntgen filmleri içinden çıkan kurşun yaprakları, tehlikeli a k
olarak gruplandırılan geri dönüşümü olan a klardandır. Kurşun, civa ve gümüş kadar toksik r ve
çevrede kalıcıdır. Düşük seviyelerde bile hem çocuklarda hem de erişkinlerde yan etkiler görülmesine neden olur. Çevreye saçılması durumunda yer al sularında kurşun oranının artmasına
yol açılabilir ve yüksek dozda kurşuna maruz kalmak ürogenital sistem bozukluklar, karsinojenik
etki, hipertansiyon, renal bozukluklar, bağışıklık sistemi yetersizliklerine yol açabilir. Evsel a klar olarak a lması sakıncalıdır. Diş hekimlerinin çevrede kurşun oranın artmasındaki payı tam
olarak bilinmemektedir. Bulaşma olmadan toplanması kolay olmasına rağmen ancak % 5 inin
geri döndürülebilmesi, bu konuda diş hekimlerinin daha fazla aydınla lması gerek ği düşündürmektedir.
IV-Kurşun yelekler:
Hastaların en düşük düzeyde radyasyona maruz kalmasını önleyen kurşun içeren koruyucu giysiler, kurşun içerdikleri için tehlikeli a k olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tür giysiler
çok uzun süre kullanılmamalı, ka a k ve bbi a k alanından uzak tutulmalı ve geri dönüşüm
için lisanslı firmalara gönderilmelidir.
157
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
V- Dezenfektan ve Sterilizasyon solüsyonları:
Kullanılmış dezenfektanlar doğrudan kanalizasyona dökülebilirler. Kutuları ise içi çalkalandıktan
sonra geri ambalaj a kları olarak değerlendirilir. Alkol, peroksidaz, eter, patlayıcı özelliklerinden
ötürü doğudan sıvı a k olarak a lması sakıncalıdır.
Kullanılmış sterilizasyon solüsyonları kanalizasyona akı labilir. Ancak kullanılmamış sterilizasyon
solüsyonları tehlikeli a klardır. 60 C derece üzerideki ısılarda parlayıcı özellik içeren veya formaldehit içeren solüsyonlar tehlikeli a k olarak kabul edilmelidir.
VI-Tıbbi a klar:
Canlı dokularına, kan veya tükürük gibi canlı sıvılarına temas etmiş bütün a klar enfekte yani
bbi a klardır. Yönetmelikleri uygun bir şekilde kırmızı bbi a k torbaları ile bbi a k toplama
şirketlerine verilir.
Kesici-delici aletler, iğne, bistüri, braket ve ortodon k teller, frezler, kanal aletleri steril bile olsalar doğrudan bbi a k torbalarına a lmamalıdırlar.
VII-Evsel a klar:
Muayenehanelerde, bbi ve tehlikeli a klar dışında kalan a klardır. Ambalaj ve geri dönüşü
olan a klar ise kaynağında ayrılarak kontamine olmadan firmalara verilmesi sağlanmalıdır.
Sonuç:
Diş hekimliği uygulamaları sonrasında oluşan tehlikeli ve bbi a kların çevreye zarar vermeyecek
biçimde yöne mi yasalarla belirlenmiş olmasına rağmen, ağız diş sağlığı merkezlerinde ve muayenehanelerde “geri dönüşüm” konusunda herhangi bir ciddi çalışma olmadığı görülmektedir.
Ülkemizde yakın zaman dilinde amalgamların kullanımının çok azal lması veya yasaklanması,
ekonomik nedenler yüzünden mümkün görülmemektedir. Ülkemiz “orta çürük sıklığı gösteren
ülkeler” arasındadır ama tedavi hizmetleri istenilen düzeyde değildir, çürük prevalansı giderek
artmaktadır. Henüz tedavi hizmetlerini ar ramadığımız bir ortamda, civa içermeyen kompozit
doldu maddelerinin kullanımının yaygınlaş rılmasının ge receği ekonomik yükler tar şılmalıdır.
Ancak muayenehanelerde, tehlikeli a kların kontrol al na alınmasını sağlayacak ve geri dönüşüm ilkelerini ön plana çıkaracak şekilde diş hekimi ve yardımcı personelinde bir meslek davranışı kazandırılması, yakın zamanda sorunların aza indirilebilmesi açısından önemli olacak r.
Böylece, diş hekimi ve yardımcısı, a kları en aza indirecek, kaynakları verimli kullanacak, çevreye duyarlı bir meslek grubu olma özelliğini devam e rebilecek r.
KAYNAKLAR:
• Kizlary E, Losifidis N, Voudrias E… - Composi on and produc on rate of dental solid waste
in Xanthi, Greece: variability among den st groups, Waste management, 2005 - 25(6):582–
591.
• Nabizadeh R, Koolivand A, Jafari AJ, Yunesian M, Omrani G. Composi on and produc on
rate of dental solid waste and associated management prac ces in Hamadan, Iran Waste
Manag Res 2011;0(0):1-6.
•
Vieira C D, et all , Composi on analysis of dental solid waste in Brazil, Waste Management
2009, 29 (49. 1388–1391
• Danaei Met all, The Management of Dental Waste in Dental Offices and Clinics in Shiraz,
Southern Iran, 2014, 5,(1); 18-23.
• Sudhakar V, Chandrashekar J. Dental health care waste disposal among private dental prac ces in Bangalore City, India. Int Dent J 2008; 58:51-4.
• Nabizadeh R, et al. Composi on and produc on rate of dental solid waste and associated
management prac ces in Hamadan, Iran. Waste Manag Res 2012;30:619-24.
158
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Ozbek M, Sanin FD. A study of the dental solid waste produced in a school of den stry in
Turkey. Waste Manag 2004;24(4):339–345.
Margot Hiltz, The Environmental Impact of Den stry JCDA www.cda-adc.ca/jcda, 2007,
73(1): No. 1: 59-62
Bindslev P H, Amalgam toxicity—environmental and occupa onal hazards Journal of Denstry (2004) 32, 359–365
Jokstad A, Fan P L, Amalgam waste management, Interna onal Dental Journal, 2006, 56,
147-153
Agarwal B, et all. Indian J Community Med. 2012 Jul-Sep; 37(3): 201–202.
ADA Associa on Report, managing silver and lead waste in dental Office, JADA 2003,
134:1095-96.
www.epa.gov/hg/pdfs/dental-module.p The Environmentally Responsible Den st Dental
Amalgam Recycling: Principles, Pathways and Prac ce, 2011
h ps://www.ada.org/.../topics_amalgamwaste; Best management prac ces for for amalgam waste, October 2007
www.4.uwm.edu/shwec/.../guideforden sts A Guide for Den sts:How to Manage Waste
From Your From Your Dental Prac ce , University of Wisconsin.
www.mercvt.org/PDF/nwfdentalguide The Environmentally Responsible Dental Office: A
Guide to Proper Waste Management in Dental Offices,1999.
www.ecy.wa.gov, Best Management Prac ces For Dental Office Waste
Publica on no. 06-04-007, 2013.
www.cda.org/amalgam_waste California Dental Associa on Amalgam Waste Best Management Prac ces, 2010.
www.europa.eu Study on the poten al for reducing mercury pollu on from dental amalgam and ba eries Final report , European Commission – DG ENV, 11 July 2012
www.hercenter.org/den stwastes Best Management Prac ces for Common Dental Office
Wastes
www.ibb.gov.tr Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü
Yönetmeliği (76/464/ AB) Çevre ve Orman Bakanlığından(R.G.26/11/2005 26005)
159
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI BİRİMİNDEKİ HASTA VE YAKINLARINA
ATIK YÖNETİMİ KONUSUNDA VERİLEN EĞİTİMİN SONUÇLARININ
DEĞERLENDİRİLMESİ
Uzm.Hem. A. Didem ÇAKIR1,4, Uzm. Hem. Nurgül TAYRAN2,4,
Dr. Hem. Leman KUTLU3,4, Mahi BÜLGÜN1, , Gülcan KUŞKONMAZ1, Meltem DÖNMEZ1,
Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI4
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi;1Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, 2
Enfeksiyon Kontrol Komitesi, 3Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü
4
Çevre Yöne m Birimi
Giriş: Sağlık kuruluşlarının faaliyetleri sırasında üre len a klar diğer a klardan daha fazla oranda yaralanma riski ve daha yüksek enfeksiyon riski taşırlar. Gelişmiş ülkelerde tüm a ğın binde
üçü hastane a klarıdır. Günümüzde ka a k çeşitlerinin zararlarını önlemek amacı ile uygun
toplanması, taşınması, yeniden kullanım, geri dönüşüm gibi yöntemler uygulanmaktadır1. Bu
nedenle a kların kaynağında ayrılması son derece önemlidir. Öğrenme bilgilerin benimsenmesi
sonucu davranışa yansımaktadır. Bir kişide davranış oluşturma ve bunu geliş rme oldukça uzun
bir eği m sürecini kapsar2. Görüş üretme, planlama, öğre m ve değerlendirme aşamaları döngü
şeklinde birbirini izler3.Eği m içeriği ve süreci yerinde, hedef kitlenin özellikleri dikkate alınarak
belirlendiğinde ve süreklilik arz e ğinde hedefine ulaşıp, başarılı olmaktadır2.
Amaç: Bu çalışma, birimimizde sağlık hizme alan hasta ve yakınlarının a k yöne mi konusundaki bilgi düzeyini belirlemek ve bu konuda eği m vererek farkındalığı ar rmak amacıyla planlanmış r.
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı özellikte olan bu çalışma için kurumdan gerekli e k kurul onayı
alındıktan sonra örneklemi; 01.10.2013– 15.02.2014 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları biriminde ya şı olan ve rastgele seçme yöntemiyle çalışmaya
ka lmayı kabul eden 100 hasta ve yakınından oluşmaktadır.
Çalışma grubundaki her bir hastaya farklı günlerde klinik eği m hemşiresi tara ndan 20 dk.
süreyle bireysel eği m verildi. Eği mden önce ve hemen sonra bilgi düzeyi değerlendirme formu verildi. Bilgi düzeyi değerlendirme formu iki bölümden oluşturuldu. Birinci bölüm hasta ve
yakınlarının sosyo-demografik özellikleri ve sağlık kurumunun fiziksel koşulları, ikinci bölüm ise
a kların türü ve kaynağında doğru ayrılması ile ilgili bilgi düzeyini ölçen sorulardan oluşturuldu.
Verilerin analizi SPSS 20.0 programında; yüzdelik, ortalama, standart sapma ve Mcnemar testleri kullanılarak yapıldı.
Bulgular:
1.Çalışma Grubunun Sosyo- Demografik Özellikleri ile Ön Bilgi Değerlendirme Sorularına Verdikleri Yanıtların Karşılaş rılması
Tablo1’de çalışma grubunun sosyo-demografik özellikleri incelendiğinde; çalışmaya ka lan hasta ve yakınlarının;%85’i (n:85) bayan ve %15’inin (n:15) erkek olduğu belirlenmiş r. Olguların
çoğunluğunun bayanlardan oluşmasının nedeni; kliniğimizde zorunlu haller dışında sadece bayanların refakatçi olarak kalmalarından kaynaklanmaktadır. Olguların yaş ortalaması 30 ± 8,8
olup, % 49’ unun (n=49) ilköğre m mezunu olduğu saptanmış r. Çalışmanın sorularını; çoğun160
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
lukla annelerin (%75, n:75) cevapladığı, hastaların %66’sının (n:66) daha önce hastanede yatarak tedavi gördüğü ve %54’ünün (n:54) a klarla ilgili eği m almadığı belirlenmiş r.
Tablo 1. Çalışma Grubunun Sosyo-Demografik Özelliklerine Göre Dağılımı(N:100)
Çalışma Grubu
Özellikler
(n:100)
%
Cinsiyet
Eği m
Soruları Cevaplayan
Daha Önce Hastaneye Ya ş Olma
Durumu
A klarla İlgili Eği m
Alma Durumu
Boş Cevap
%
n
Kadın
85
85
Erkek
15
15
Okur-yazar değil
7
7
Okur –yazar
11
11
İlköğretim
49
49
Lise
19
19
Lisans
14
14
Lisans Üstü
0
0
Hasta
16
16
Annesi
77
77
Babası
5
5
Hasta Yakını
2
2
Evet
66
66
Hayır
34
34
Evet
43
43
Hayır
54
54
%
-
-
-
-
-
-
-
-
3
3
30( min:8; max:47 SD: 8,8 )
Yaş Ortalaması ve Standart Sapması
*Yüzdelik hesaplama yöntemi kullanıldı.
Tablo2’ de her iki grubun fiziksel koşullara ilişkin verdikleri yanıtlar incelendiğinde; çoğunun
(%67,n:67) odasında a k kovasının bulunmadığı, bulunanlarda (%32) ise %18’i (n:18) evsel a k
kovası olduğu belirlenmiş r. %54’ü (n:54) a k kovalarına ulaşmakta zorlanmadığını belir rken,
zorlananların %17’ sinin (n:17) geri dönüşüm kutusuna ulaşmakta sıkın yaşadıklarını ifade etkleri saptanmış r.
161
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 2 Çalışma Grubunun Fiziksel Koşullara İlişkin Yanıtlarının Dağılımı(N:100)
Fiziksel Koşullar
n
Çalışma Grubu
Boş Cevap
%
n
%
Hasta Odasında
A k Kovası Olma
Durumu
Evet
32
32
Hayır
67
67
*Hasta Odasında
Bulunan A k Kovası Türü
Tıbbi
14
14
Evsel
A k Kovalarına
Ulaşmakta Zorluk
Çekme Durumu
*Ulaşmakta Zorluk
Çekilen A k Kovası
Türü
18
18
Delici-Kesici
-
-
Evet
8
8
Hayır
54
54
Bazen
20
20
Tıbbi
6
6
Evsel
7
7
Delici-Kesici
7
7
Geri dönüşüm
17
17
1
1
-
-
18
18
63
63
*Birden çok şık işaretlendi. **Yüzdelik hesaplama yöntemi kullanıldı.
2.Çalışma Grubunun Eği m Öncesi ve Sonrası Sorulara Verdikleri Yanıtların Dağılımının Karşılaş rılması
Tablo 3’ de çalışma grubunun a k kovalarının renklerine göre a k türlerini doğru bilme durumlarının eği m öncesi ve sonrası bilgi değerlendirme sorularına verdikleri cevapların karşılaş rılması incelendiğinde; Kırmızı a k kutusuna a lan a kların türünü doğru bilme durumu arasında
ista s ksel olarak anlamlı bir fark olmadığı (p>0.05), Siyah mavi, sarı a k kutusu için verilen
doğru cevaplar arasında ise ista s ksel açıdan anlamlı farkın olduğu saptanmış r. (p<0.05).
Tablo 3 Çalışma Grubunun Eği m Öncesi ve Sonrası A k Kovalarının Renklerine Göre A k Türlerini Doğru Bilme Durumlarının Karşılaş rılması(N:100)
Eği m Öncesi
A k Türleri
Kırmızı
Doğru
Eği m Sonrası
Yanlış
Doğru
Yanlış
p
n
%
n
%
n
%
n
%
90
90
10
10
93
93
7
7
p>0.05
Mavi
48
48
52
52
74
74
26
26
p<0.05
Siyah
65
65
35
35
80
80
20
20
p<0.05
Sarı
4
96
96
97
97
3
3
p<0.05
4
*McNemar Test
162
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 4’ de Hasta ve yakınlarının eği m öncesi ve sonrası a k kovalarının renklerine göre a k
türlerini doğru bilme durumlarının karşılaş rılması incelendiğinde; eği m öncesi bilgileri ile eğim sonrası bilgileri ista s ksel olarak anlamlı fark olduğu ve doğru cevap verenlerin sayısının
ar ğı saptanmış r (p<0.05).
Tablo 4 Çalışma Grubunun Eği m Öncesi ve Sonrası A k Türlerini Doğru A k
Kutusuna Atmaya İlişkin Bilgilerinin Karşılaş rılması(N:100)
Eği m Öncesi
A k Türleri
Doğru
Eği m Sonrası
Yanlış
Doğru
Yanlış
p
n
%
n
%
n
%
n
%
Bebek Bezi
46
46
54
54
90
90
40
40
p<005
Yemek A kları
74
74
26
26
92
92
18
18
p<005
Kanlı Pamuk
64
64
36
36
89
89
11
11
p<005
Diş Fırçası
54
54
46
46
83
83
17
17
p<005
13
13
87
87
89
89
11
11
p<005
Pansuman Malzemeleri
70
70
30
30
92
92
8
8
p<005
İğne Ucu
53
53
47
47
91
91
9
9
p<005
Serum se
50
50
50
50
91
91
9
9
p<005
Cam Serum Şişesi(Kan
Bulaşan)
52
52
48
48
90
90
10
10
p<005
Cam Serum Şişesi (Kanlı
Bulaşmayan)
38
38
62
62
97
97
3
3
p<005
Plas k Serum Torbası
49
49
51
51
81
81
19
19
p<005
İlaç flakonu
38
38
62
62
97
97
7
7
p<005
Kırılmış ilaç ampülü parçacıkları
19
19
81
81
64
64
36
36
p<005
Periton Diyaliz A kları
42
42
58
58
79
79
21
21
p<005
Kâğıt a kları
63
63
37
37
90
90
10
10
p<005
Pet Şişe
57
57
43
43
81
81
19
19
p<005
Temizlik Malzemesi Kutusu
19
19
81
81
52
52
48
48
p<005
Kullanılmış galoş
39
39
61
61
56
56
44
44
p<005
Kullanılmış Eldiven
53
53
47
47
90
90
10
10
p<005
Kullanılmış Maske
53
53
47
47
91
91
9
9
p<005
Koruyucu önlük
44
44
56
56
88
88
12
12
p<005
Diş Macunu Kutusu
*McNemar Test
163
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sonuç: Çalışma grubunun eği m öncesine göre eği m sonrası verdikleri cevaplarda; a k kovalarının renklerine göre kırmızı a k kutusuna a lan a kların türünü doğru bilme durumu ista s ksel olarak anlamlı bulunmazken (p>0.05), siyah mavi, sarı a k kutusu için verilen doğru cevaplar
anlamlı saptandı (p<0.05). A k türlerinin kaynağında doğru ayrılması ile ilgili sorulara verilen
cevaplarda ise anlamlı bir şekilde ar ş belirlendi(p<0.05). Verilen eği m sonrası bilgi değişikliklerinde olumlu yönde değişiklikler olduğu belirlendi.
Sağlık kurumlarında iyi bir a k yöne mi planı uygulanmalıdır. Üniversite hastaneleri birçok invaziv girişimin uygulandığı, en üst seviyede sağlık hizme nin sunulduğu kurumlar olduğundan
dolayı a k miktarı yüksek ve tür sayısı fazladır. Bu nedenle a kların kaynağında ayrılması son derece önemlidir. Bir kişide davranış oluşturma ve bunu geliş rme oldukça uzun bir eği m sürecini
kapsayabilir.Bu nedenle duyuşsal öğrenmenin gerçekleşmesi ve davranışa yansıması için sağlık
çalışanlarının , sağlık hizme alan hastalara ve hasta yakınlarına verdikleri eği mleri sürekli
tekrarlaması ve a k yöne mine uyumunu denetlenmesi gerekmektedir.
KAYNAKLAR
1. ACIMIŞ N., GÖKALP N.,ŞAHİN N., ERKAYA N., HAYTA H., OKUT H. Kaliteli Hizmet İçin Sürdürülebilir A k Projesi, Uluslarası Sağlıkta Performans ve Kalite Kongresi Bildiri Kitabı, 2009,
s:383-385
2. ÇIRAKLI Z., GÜNDOĞDU G., Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eği m ve Araş rma Hastanesi› nde
Birim Bazlı Eği min Tıbbi A k Miktarına Etkisi, 1.Ulusal Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne m
Sempozyum Kitabı, 2012, s:67
3. ÖZER C., ŞAHİN M., DAĞDEVİREN N., AKTÜRK Z., Birinci Basamakta Hasta Eği mi, sted
2002, cilt 11, sayı 1, s:11-14
4. Hastanelerde Ka A kların Ayrış rılması, Kalite Hizmet Geliş rme Birimi,www.ib .ibu.edu.
tr/eskisite/.../a k_ayris rma.pdf Erişim tarihi: 11.12.2013
5. BAĞDATLI Y., Kuruluşundan Günümüze Çevre Yöne m Birimi,1.Ulusal Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne m Sempozyum Kitabı, 2012, s:21
6. PARLAR E., TAYRAN N., KUTLU L., YURTSEVEN E., BAĞDATLI Y., Bir Ünivesite Hastanesinde
Çalışan Temizlik Personellerinin A k Eği mi Öncesi ve Sonrası Bilgi Düzeyinin Belirlenmesi,
1.Ulusal Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne m Sempozyum Kitabı, 2012, s:61-63
164
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ANESTEZİ ATIKLARININ UZAKLAŞTIRILMASI; SARF MALZEMELERİ
Fa ş ALTINDAŞ
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD
Sunum Akışı
• Tıbbi a k kavramı
• Ka bbi a kların çevre ve insan sağlığına etkileri
• Sağlık kurumlarında bbi a k yöne mi
• Tıbbi a k yöne mi hakkında mevzuat
• Ünite içi a k yöne m planı
• A k azaltma stratejileri
• Reusable/disposable ?
Sağlık kuruluşlarından kaynaklanan a kların sınıflandırılması
• Evsel nitelikli a klar
• Tıbbi a klar
• Tehlikeli a klar
• Radyoak f a klar
• Diğer a klar
Tıbbi A klar
• Enfeksiyöz a klar
• Patolojik ve anatomik a klar
• Genotoksik/Sitotoksik
• Tehlikeli farmasö k a klar
• Tehlikeli kimyasal a klar
• Ağır metaller içeren a klar
• Basınçlı konteynırlar
US’de günde 6600 ton, yılda 4 milyar ton a k üre liyor. 2 milyon ton ka a k %85’i evsel a k
kapsamında bertaraf ediliyor.
En çok a k üretenler sıralaması:
1. sırada yiyecek endüstrisi
2. sırada sağlık sektörü
İstanbul’da günlük bbi a k miktarı 24 ton
Hastane a kları
• % 85’i regüle olmayan a k
• % 30’u plas k
• % 30’u karton/kağıt
• % 25-30 diğer
• %10-15’i regüle olmayan
• Tüm a kların % 20-30’u ameliyathanelerde üre liyor
• %10 kadarı anesteziye ait
• Ameliyathanelerden çıkan a kların % 40’ı geri dönüşümlü
• Anestezi a klarının % 60 kadarı geri dönüşümlü
PVC (Zehirli Plas k)
• Küçük parçalara ayrılması yüzlerce yıl sürer
• Asla yok olmaz
• Sindirim sistemine yerleşir
165
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
Yakılma sırasında Dioksin ve Furan oluşur
• Endokrin sistem
• İmmünite
• Kanserojen
• Vücu a birikir
DEHP (Di Ethyl-Hexyl Phtalate)
• Yılda 6 milyon ton DEHP üre lir
• Plas k materyale esneklik kazandırır
• PVC’nin vinil yapısı içinde yüzer halde bulunur
• Plas k materyelin ağırlığının % 40’ı DEHP
• Yağda erirliği yüksek
• Plas kten süzülerek dışarı çıkar
• Sıcaklık
• Sıvının lipid miktarı
• Beslenme sıvıları
• Mukozayla temas süresi
DEHP’li Ürünler
• Solunum devreleri
• ET tübler, LMA, oral havayolları
• Kan torbaları ve setleri
• Dializ drenaj torbaları
• Hemodializ line’ları
• Nazogastrik tübler
• Kateter ve irrigasyon setleri
• İV solüsyon torbaları ve setleri
• Ayak ortezleri
• Vücut dışı membran oksijenasyon devreleri
DEHP
• Endokrin sistem
• Üreme sistemi
• Nörolojik gelişim
• Kanserojen
Risk al ndaki gruplarlar
• Yenidoğanlar
• Erkek bebekler
• Erkek bebek bekleyen hamileler
• Emziren kadınlar
• Puperte dönemindeki erkekler
FDA 2002’de DEHP’ye maruziyet riskini azaltmak için bazı tavsiye kararları aldı
h p://www.epa.gov
h p://www.fda.gov
Yenidoğan ünitelerinde “DEHP-free” plas kler kullanılmalıdır
Yüksek Riskli Girişimler /FDA
• Yenidoğanda TPN
• (PVC içeren torbalarda lipid sol.)
• Erişkin ve yenidoğanlarda enteral beslenme
166
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Hemodiyaliz
• Hamileler
• Emziren kadınlar
• Pubertedeki erkek çocuklar
• ECMO
• Exchange transfüzyon
• Tavmalı hastada masif transfüzyon
• CABG
A k Yöne mi
Hastanede üre len tüm a kların hasta, hasta yakınları, ziyaretçiler ve hastane çalışanlarının ve
toplumun sağlığını tehdit etmeyecek şekilde
• Ayrış rılarak toplanması
• Geçici depolanması
• Geri dönüşüm işlemleri
• Taşınması
• Bertaraf edilmesi
A kların Ayrılması
Biyotehlikeli a kların imhası 10-20 kat daha pahalıdır.
Genel ka a kların taşınıp yok edilmesi 0.02-0.5 dolar tutarken, bu a klara bbi a k işlemi
uygulanması a k maliye ni kg başına 0.6-2 dolar ar rmaktadır.
•
KIRMIZI ÇÖP POŞETİNDE TOPLANACAK TIBBİ ATIKLAR
• Enjektörler
• Kullanılmış pansuman malzemeleri
• İntravenöz kateterler
• Kullanılmış eldiven, gaita kapları, balgam kapları
• Tek kullanımlık diğer malzemeler
• Sekresyon ve çıkar lar
• Foley sonda
• Bildirimi zorunlu hasta a kları
• Nazogastrik sonda
• İlaçları
• Trakeostomi kanülü
• Kontamine araç ve gereçler
• İdrar torbası ve bağlan ları (idrar
• Kan ve kan ürünleri
• Laboratuvar a klar
• Kesici-delici aletler (bistüri, iğne ucu, cam ilaç ampulleri vb.)
• İnsan patolojik a kları
• Diyaliz a kları
• Kemoterapö kler
• Serum/Kemoterapi setleri
Tıbbi a kların bertaraf edilmesi
• Yakma (incinera on)
• CO2 ve H2O
• HCL
• Dioksinler /Furanlar
• Kanserojen
• Sterilizasyon
• Dezenfeksiyon
167
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İzmit Büyükşehir Belediyesi İzmit A k ve Ar kları Arıtma ve Yakma Değerlendirme A.Ş. (İZAYDAŞ), İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Çevre Koruma ve A k Madde Değerlendirme
Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İSTAÇ A.Ş) bbi a k yakma tesisi
Türkiye’deki Modern Tıbbi A k Tesisleri
•
•
•
•
•
•
•
•
•
İlk modern bbi a k tesisi 2007’de Çorum’da kuruldu
• “Çevreci hemşire, AB fonuyla bbî a k tesisi kuruyor”
• “Kardelen Tıbbi A k Yöne m Sistemi” projesi
Kayseri (2008)
Bursa (2008)
Tıbbi A k Yöne mi
Tıbbi A k Yöne m Stratejisi
Tıbbi a k yöne m poli kasının belirlenmesi
Prosedürlerin hazırlanması
• Minimizasyon
• Sınıflandırma
• Geridönüşüm
• Toplama
• Taşınma ve bertaraf
Tıbbi ekipman sağlanması
Tıbbi a k yöne m uygulamalarının denetlenmesi
Tıbbi a k taşıma plan ve prosedürlerinin hazırlanması
Tıbbi a k bertaraf uygulamaları için öneriler
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi A k Durumu (2010)
Aylar
Torba sayısı
Miktar (kg)
Kg/yatak/gün
Kg/yatak işgal oranı/
gün
Ocak
8419
26750
0,55
1,03
Şubat
10938
40720
0,93
1,32
Mart
10515
22475
0,46
0,68
Nisan
12265
37050
0,79
1,14
Mayıs
11495
36190
0,75
1,33
Haziran
10220
31400
0,67
1,01
Temmuz
8640
27450
0,56
1,02
Ağustos
12058
34600
0,71
1,17
Eylül
8587
27250
0,58
1,05
Ekim
9597
30575
0,63
1,04
Kasım
7676
23810
0,51
1,06
Aralık
10266
31720
0,65
1,07
168
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Anesteziyologların Sorumluluğu
• Ameliyathanelerin düzenlenmesi
• Anestezi ekipmanlarının seçimi
• Anestezik ajanların seçimi
• A k yöne m ve geri dönüşüm stratejilerinin belirlenip uygulanması
Sa n alma sürecindeki sorumluluklarımız
• PVC/DEPH içeren ürünler tespit edilir
• Liste yapılır
• Ürün e ketleri kontrol edilir
• Alterna fleri değerlendirilir
• DEHP içermeyen eşdeğer kalitede ve performansta ürün sa n alınması
PVC/DEHP Alterna fleri
• PVC’ye alterna f maddeler
• Polie len
• Polipropilen
• Poliüretan
• Silikon
• Poliolefinler
• DEHP’ye alterna f maddeler
• Sitratlar
• Benzoatlar
• Adipatlar
Tek kullanımlık malzemeler
AVANTAJ
• Daha düşük maliyet
• Sa nalma ve sürdürülebilirlik kolaylığı
DEZAVANTAJ
• Üre m sırasında daha çok emek, enerji ve su kullanımı
• Depolama sorunu
• Yoketme sırasında enerji sar
• Olumsuz çevresel etkiler
• Metal veya plas k disposable anestezi ilaç tepsilerinin kullanımı maliyet ve çevresel etki
açısından kıyaslandığında;
• Plas k tepsiler 2 kat daha pahalı
• 3 kat fazla su gereksinimi
• %15 daha fazla CO2 üre mi
• Düzenlenmiş a k ameliyathanelerde oldukça yaygındır ve uygun imha yöntemleri olması
zorunludur
• A k ve imha yöntemlerinin her biri masraflı ve çevresel kirlenmeye yol açabilir
• Her çeşit a ğın uygun şekilde imha edilmesi, sağlık harcamalarının yanı sıra çevre üzerindeki olumsuz etkileri de önemli ölçüde azal labilir
• Başarılı a k azaltma programına ulaşmada sağlık personelinin eği lmesi önemlidir
• Anestezistler, kullanılan her bir ilaç ve cihazın üre minde ve imhasının ge rdiği ekolojik
etkilerin farkında olmalı ve anestezi yönteminin seçiminde bu etkileri en aza indirgemeye
çalışmalıdır
Ameliyathaneler ve periopera f alanlarda a k azaltma stratejileri
• Çevre açısından tercih edilmesi gereken ürünlerin sa n alınması
• Tekrar kullanılabilir cihazlar
• Tekrar kullanıma hazırlanabilen ekipmanlar
• Geri dönüşümlü malzemelerin tercih edilmesi
• DEPH yüklü plas klerden kaçınmak
169
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
•
•
•
•
Düşük gaz akımı
Çevreye en az zararlı ilaçların tercih edilmesi
Çevre açısından en az etkili vola l ajanların kullanılması
Önceden paketlenmiş ilaçların kullanımı
KAYNAKLAR
1. Waste Management 2008; 28: 1209-18.
1. BMJ 2009; 338: b609
2. Anaesthesia Intensive Care 2009;37(5):820-3.
3. www.noharm.org
4. Int Anesth Clin 2010;48, 139–151
5. Anaesthesia, 2009, 64, pages 1299–1302
6. h p://www.epa.org
7. h p://www.fda.org
170
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TIBBİ PATOLOJİ LABORATUVARINDA KSİLEN ve FORMALDEHİT
BUHARI MARUZİYETİNİN ARAŞTIRILMASI
Serdar Aday1, Bilge Bilgiç1,Öner Doğan1,Dilek Yılmazbayhan
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji A.D.
1
Yıllık ortalama 45.000 adet muhtelif biyopsi kabul edilen Anabilim Dalı laboratuarında günlük
biyopsi sayısı ortalama 200 ila 250 ade r. Bu biyopsilerin tanı alabilmesi için doku takip, kesit,
boyama gibi kalite kontrol basakmakları sonrasında mikroskopi ve kalite güvencesi yani tanı
konma aşaması gelmektedir. Doku kimliklendiirme işlemi ancak yoğun laboratuar ve takip çalışmalarından sonra gerçekleşebilmektedir. Doku takibinde yoğun olarak kullanılmakta olan mutlak laboratuvar sarf malzemeler arasında ise WHO ve OSHA gibi uluslar arası kuruluşlar tara ndan toksik etkisi kabul edilmiş olanlar özellikle; %37-38 formaldehit ve aroma k ksilendir. Bu iki
ru n sarf malzemenin laboratuarlarda özenli ve son derece dikkatli kullanılması gerekmektedir.
Bu iki sarf malzeme buharının; iş sağlığı ve iş güvenliği kuralları gereği insan sağlığını tehlikeye
sokmayacak limitlerde olduğunun tesbi gerekmektedir. Çalışmada; bu iki kimyasala en fazla
maruz kalan laboratuvar görevlileri arasında solunum düzeyinde yapılan ksilen ve formaldehit
buharı ölçümlerinde personelin bahis konusu tehlikeli gazlara maruziyet düzeyleri araş rılmış r.
MATERYAL METOD
Ru n histopatoloji laboratuarı boyama unitesi ve sitoloji laboratuarında günlük ru n ksilen ile
çalışan iki teknikerimize ksilen buharı maruziyet kar , standart uygulama doğrultusunda, solunum düzeyinde takılmış r. Bu kart 08:00 ile 16:30 arasında kart çalışanların üzerinde kalmış, sekiz saat boyunca aralıksız takip yapılmış r (TWA). Sekiz saat sonunda kartlar muhafazaya alınarak ASC laboratuarlarında film badge dozimetre okunma esasına göre değerlendirilmiş r. Elde
edilen sonuçlar tara mıza akredite kurum tara ndan yazılı olarak ppm cinsinden bildirilmiş r.
Çalışma iki ay sonra aynı şartlarda tekrar edilmiş r. Formaldehit gurubunda ise 3 çalışana formaldehit maruziyet kar aynı koşullarda takılmış ve takip yapılmış r. Formaldehit çalışması da
aynı şartlarda iki ay sonra tekrar edilmiş r.
BULGULAR
İlk ksilen (max 100 ppm TWA) ölçümünde elde edilen sonuçlarda Boya makinası çalışanında
beklenenin üzerinde maruziyet görülmüştür (133 ppm). İlgili teknikerimizin çalışma alanına derhal lineer havalandırma sistemi kurulmuştur. Sitoloji laboratuarında ise teknikerimizde limi n
oldukça al nda (0.46 ppm) maruziyet tesbit edilmiş r. İkinci ksilen maruziyet ölçüm çalışması
sonrasında ise boyama makinasından kaynaklanan maruziye n lineer havalandırma ile ekarte
edildiği ve maruziyet limi nin kabul edilebilir limitlerin al na indiği (33 ppm), sitoloji teknikerinde ise yine limitlerin al nda tesbit edilmiş r (0.17). Formaldehit (max 0.75 ppm TWA) grubunda
ise 3 teknikerin 1.ölçümlerde ( 0.17 ppm, 0.18 ppm, 0.22 ppm) ve tekrar eden takiplerinde ( 0.18
ppm, 0.20 ppm, 0.46 ppm)değerleri bulunmuştur. Bu değerler ne cesinde; personelin kabul
edilebilir limitlerin al nda formalin maruziye ne uğradıkları tesbit edilmiş r.
SONUÇ
Ru n Patoloji laboratuarlarında yoğun kullanılan ksilen ve formaldehit gibi toksik etkiye sahip
inhale olabilir kimyasalların aralıklı ölçümlerinin yapılması halinde aksaklıkların yerinde tesbi
ve önlemin hızla alınarak toksik maruziye n kabul edilebilir limitlere çekilebilmesi mümkündür.
Bu çalışmaların etkili olabilmesi için çalışma alanlarında, farklı zamanlarda, farklı çalışanlar üzerinde ve solunum düzeyinde gereklidir.
Anahtar Kelime; Ksilen, formaldehit, Kimyasal maruziye , patoloji laboratuarı
171
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
FARMASÖTİK ATIKLARIN YÖNETİMİ
Kadriye KORKMAZ
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Ens tüsü Çevre Yöne m Birimi
ONKOLOJİ HİZMETİNDE OLUŞAN ATIKLARIN AYRIŞTIRILMASI & YÖNETİMİ
STİTOTOKSİK VE GENOTOKSİK ATIK :
• Hücre DNA’sı üzerinde mutasyon yapıcı, kanserojen özellik gösteren insan veya hayvanda düşüğe neden olabilen türden farmasö k ve kimyasal maddeleri, kanser tedavisinde
kullanılan sitotoksik ürünleri ve radyoak f materyali ih va eden a klar ile bu tür ajanlarla
tedavi gören hastaların idrar ve dışkı gibi vücut çıkar larıdır.
• Sitotoksik kategorisindeki ilaç ve malzemeler belirli canlı hücrelerin gelişmelerini durdurmaya ya da tamamen öldürme özelliğine sahip r. Kemoterapi üniteleri, onkoloji servisleri
ve tedavi merkezleri, kemoterapi ilaç hazırlama üniteleri bu p a ğın yoğun olarak üre ldiği yerlerdir.
MARUZİYET RİSKİ
• Sitotoksik ilaçların;
• hazırlamada %40
• uygulamada %20
• a klarda ise %40
toksik etkilerine maruz kalınmaktadır.
MARUZ KALMAYA RİSK OLUŞTURAN FAKTÖRLER
• An neoplas k ilaç içeren ampulu kırma,
•
Toz halindeki ilacı sulandırma ,
•
İlacı flakondan enjektöre çekme,
•
Enjektördeki ilacı serum içine verme,
•
İlacı hastaya İnfüzyon, I.V ve İ.m uygulama,
•
Kemoterapiyi sonlandırma ,
•
Kaza ile dökülmeler,
•
A kların yok edilmesi ,
MARUZİYET SINIFLANDIRMASI
İlaçların Hazırlanması
Taşınması
Uygulanması
Depolanması
A kların Yok Edilmesi
MARUZİYETİ AZALTMADA KRİTİK NOKTALAR
ü A kların kırılmayan ve parçalanmayan malzemeler olmasına dikkat edilmelidir (örneğin;cam yerine torba serumlar kullanmak v.s)
ü Kontamine a klar kapaklı yır lma delinmeye dayanıklı a k kutularına a lmalıdır.
ü A kların kaza ile dökülmesi ,saçılmasında dökülme prosedürü uygulanmalıdır.(DÖKÜLME
KİT)
ü An neoplas k ajanların uygulamasında kullanılan eldiven, önlük ve a labilir diğer materyallerin tümü (emici ped, gaz bezleri,ilaç kutuları gibi) üzerine açık şekilde belir lmiş
172
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ü
kemoterapi a k kabına a lmalıdır.
A k kutularının üzerinde ‘Kemoterapi A k Kutusu’ e ke ve kapağı olmalıdır.A k kontrolünü sağlayan kapalı sistemler kullanılmalıdır.
TEHLİKELİ ATIKLAR İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
ü ÇEVRE KANUNU
ü YÖNETMELİKLER
ile belir lmiş r.
Hastanelerden kaynaklanan a klar, Çevre ve Orman Bakanlığı Tara ndan Yayınlanmış Olan;
• Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliği (14 Mart 2005) doğrultusunda değerlendirilmelidir.
SİTOTOKSİK ATIKLARIN YÖNETİMİ
• A k Yöne m Planı Hazırlamak
• A kların Kaynağında Ayrı Toplamak
• A kları Ayrı Taşımak
• A kları Geçiçi Depolamak
• Personeli Eğitmek
• Bertaraf Harcamalarını Karşılamak
• Sitotoksik A k Miktarını Kayıt Al na Almak
Sitotoksik A k Yöne m Planı hazırlanması
• Sitotoksik a kların tespi
• Sitotoksik a kların tahmini yıllık miktarlarının belirlenmesi
• Lisanslı kuruluşlar ile sözleşmelerin yapılması
• A kların kaynağında ayrı ve tanımlı ( uluslararası standartlara uygun ) bir şekilde toplanmasının başlanması
• Tehlikeli a k geçici depolama alanının oluşturulması
• A k yöne m planının doldurulması
• A k Yöne m Planı Çevre İl Müdürlüğüne gönderilmesi ve onaylanması
ATIK ENVANTERİ
Onkolojik A klar(18 01 08)
ü Onkoloji Klinikleri
ü Ayaktan kemoterapi ünitesi
ü Kemoterapi ilaç hazırlama üniteleri
SİTOTOKSİK ATIK TOPLAMA
ü A kları toplayıp taşıyan personel eği mli olmalıdır.
ü Personel, a kların toplanması ve taşınması sırasında eldiven ve gömlek giymelidir.
ü Son 48 saat içinde an neoplas k ilaç alan hastanın a kları ile bulaşmış çamaşır ve çarşaflar özel işaretli torbalara konulmalı,ayrı yıkanmalıdır.
ü Personel, kontamine olmuş çamaşırları yıkama yaparken latex eldiven kullanmalı ve gömlek giymelidir.
SİTOTOKSİK ATIKLARIN GEÇİCİ DEPOLANMASI
Sağlık Kuruluşları kaynağında ayrı ve tanımlı bir şekilde toplanan tehlikeli a klarını;
Ø Hastane sınırları içinde ünite ve binalardan uzakta beton saha üzerine yerleş rilmiş sağlam, sızdırmaz, emniyetli ve uluslararası kabul görmüş standartlara uygun konteynırlar
içerisinde geçici olarak muhafaza etmekle,
Ø Konteynırların üzerinde tehlikeli a k ibaresine yer vermekle, depolanan maddenin miktarını ve depolama tarihini konteynırlar üzerinde belirtmekle,
173
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Ø
Ø
Ø
Ø
Ø
Ø
Ø
Konteynırların hasar görmesi durumunda a kları, aynı özellikleri taşıyan başka bir konteynıra aktarmakla,
Konteynırların devamlı kapalı kalmasını sağlamakla, a klarını kimyasal reaksiyona girmeyecek şekilde geçici depolamakla,
Yetkisiz kişilerin erişimini engelleyecek güvenlikli bir yer yapmakla,
Depoda yangın güvenliği önlemleri almakla,
Kimyasal maddenin özelliğine uygun bir havalandırma sistemi kurulmakla,
Kimyasal madde dökülme ve sızmalarına karsı gerekli engelleyici malzeme ve uygun kişisel koruyucu donanım bulundurmakla,
İlkyardım malzeme ki bulundurmakla ve personele ilk yardım eği mi verilmekle sorumludur.
SİTOTOKSİK ATIKLARIN UZAKLAŞTIRILMASI
Onkoloji Ens tüsü lisanslı firma anlaşma tarihi; Ocak 2014 Ocak ayından i baren 1890 kg tehlikeli a k teslim edilmiş r.
ATIK BEYANI YAPILMASI VE KAYIT
Ø Dolan a k varillerini kodları ile bertaraf firması lojis k birimine ile lmesi,
Ø Her bir a k kodu için ayrı UATF formu bulundurulması,
Ø UATF a k üre cisi tara ndan bağlı bulundukları çevre şehircilik il müdürlüğünden alınır.
Ø A k alımı sırasında Yeşil nüsha hastanede bırakılır,
Ø A k Lisanslı tesise kabul edildikten sonra beyaz ve pembe nüshalar hastaneye ile lir,
Ø Hastane yeşil nüshanın aslını, pembe nüshanın fotokopisini Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bir dilekçe ile teslim eder. Kendisi için yeşil nüshanın fotokopisini alır,
Ø Pembe ve beyaz nüshaları 3 yıl saklar, denetleme anında denetçiye gösterir ,
Ø Formların üre ci bölümünde a k kod numaralarının, adres ve miktar bilgilerinin eksiksiz
doldurulması ve tüm suretlerinin okunaklı olması,
Ø Taşıyıcı bölümünde, firma bilgilerinin, araç plakası ve firmanın lisans numarasının eksiksiz
ve okunaklı olması gerekmektedir.
174
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
HASTANE ATIKSULARININ FIZIKOKIMYASAL VE MIKROBIYOLOJIK ÖZELLIKLERI
Selin Top1, M. Sinan Bilgili2
Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, / İstanbul
([email protected])
2
Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, / İstanbul
([email protected])
1
Hastane a ksuları ve bu kategoriye konabilen medikal işlemler sonucu oluşan a ksular ilaç
sanayi a ksuları ve kimyasal a klar sucul yaşam ve karasal yaşam için evsel a ksulardan çok
daha fazla kirlilik ve tehlikeye sahip r. Bu gibi sıvı bbi a klar çevrede an mikrobiyal direncin ve
toksisitenin artmasına neden olmaktadır. Son yıllarda hastanelerde tedavi edilen hasta sayısının
gi kçe artması, buna bağlı olarak a ksuların artması ile meydana gelen bu kirliliğin kontrol
edilmesi giderek önem kazanmaktadır. Yapılan bu çalışmada hastane a ksularının fizokimyasal
belirlemek amacıyla a ksuda KOİ, BOİ5, TKN, amonyak azotu, pH, iletkelik, Klorür, AKM ve ağır
metal analizleri gerçekleş rilmiş r. Ayrıca mikrobiyolojik özelliklerin belirlemek amacıyla a ksu
numunelerinde toplam koliform, enterococci, staphylococci, salmonella ve pseudomonas aeruginosa tespi yapılmış r.
1. Giriş
Hastane a ksuları ekolojik denge ve halk sağlığı açısından tehlike arz etmektedir. Patolojik, radyoak f, kimyasal, enfekte ve farmasö k a klar arı lmadan deşarj edildiklerinde bulaşıcı hastalıklara sebep olabilir, su kirliliği ve radyoak f kirlenmeye yol açabilirler. Hastanelerden kaynaklanan a ksular tehlikeli mikrokirle ciler ve özel kirle ciler içerdiğinden bulundukları bölgenin
kanalizasyon sistemine ve alıcı ortama zarar vermemeleri için yerinde arı lmaları gerekmektedir. Bu arıtma tesislerinden kaynaklanan çamurların da aynı özen ve dikkatle bertaraf edilmeleri
gerekmektedir.
Tehlikeli mikrokirle ciler, yönetmelikler içerisinde yer almayan ancak potansiyel risklerinden ve
a ksulardaki mevcudiyetlerinden dolayı yönetmeliklere girmeye aday olarak tanımlanan kirle cilerdir. Son yıllarda a ksularda, yüzeysel sularda ve yeral sularında tehlikeli kirle cilerin mevcudiye ve kaynakları ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmış r. Bu kirle ciler yüzey ak f maddeler,
kişisel bakım ürünleri, ilaç kalın ları, endokrin bozucular gibi pek çok maddeyi içermektedir.
Hastaneler bu kirle cilerin önemli kaynaklarından birini oluşturmakta ve tedavi, araş rma ve
laboratuar çalışmaları sonucunda pek çok mikrokirle ci ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte,
hastaneler bu kirle cilerin tek kaynağı değillerdir ve bu kirle ciler konvansiyonel arıtma yöntemleri ile giderilemediğinden a ksu arıtma tesislerinin çıkış sularında bulunabilmektedirler.
Hastanelerden meydana gelen a ksular hakkında buna benzer ayrın lı çalışmalar oldukça sınırlıdır (Fehiman, 2000).
Hastanelerde gerçekleş rilen faaliyetlere bağlı olarak önemli miktarlarda su tüke mi meydana
gelmektedir. Oluşan a ksu miktarı yatak sayısı, hastanenin yaşı, hastanede mevcut genel servisler (çamaşırhane, yemekhane, havalandırma gibi), mevcut birimlerin sayısı ve pi, iklim, kültürel ve coğrafik şartlara bağlı olarak değişiklik göstermektedir (Verlicchi, vd., 2010). Minimum
evsel su tüke mi 100 L/kişi gün iken hastanelerde genel olarak yatak başına su tüke mi günde
400-1200 L arasında değişmektedir. Amerika’da yatak başına günlük ortalama su tüke mi 968 L
olarak gerçekleşmektedir. Fransa’da üniversite hastanelerinde günlük ortalama su tüke mi 750
L’dir. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu değer 500 L civarındadır. Bu yüksek miktarlardaki tüke m
yüksek miktarda a ksu oluşumuna sebep olmaktadır (Emmanuel, vd., 2005).
175
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Genel fizikokimyasal parametreler (KOİ, BOİ, AKM, TKN) hastane a ksularının evsel a ksular
kadar ya da daha düşük kirle ciliğe sahip olduklarını göstermiş r. Bununla birlikte bazı spesifik
özelliklerin de (deşarj edilen bileşikler, miktarları, toksisite, mikrobiyoloji, vb.) incelenmesi gerekmektedir. Hastane a ksularının fizikokimyasal özellikleri ile ilgili yapılan çalışmalarda yüksek
konsantrasyonlarda klorin bileşikleri içerdiği tespit edilmiş r. Bu a ksularda AOX (absorplanan
organik halojenler) konsantrasyonlarının yüksek olduğu belirlenmiş r. Genel olarak dezenfektan
yükü 2-200 mg/L arasında değişmektedir. Fransa’daki bir üniversite hastanesinde AOX konsantrasyonlarının 0,38-1,24 mg/L arasında değişen konsantrasyonlarda olduğunu belirlemiş r (Gautam, vd., 2007). Hastane a ksularındaki en önemli kimyasallar; an biyo kler, sitosta k ajanlar, aneste kler, dezenfektanlar, pla n, cıva, nadir rastlanan toprak elementleri (gadolinyum,
indiyum, osmiyum) ve X-ray kontrast malzemesidir. Sağlık kuruluşlarının a ksularında pek çok
kimyasal maddenin bulunduğu ve bunların insan ve çevre sağlığını tehdit e ği tar şmasız bir
gerçek r. A ksu içerisinde bulunan bazı maddelerin genotoksik olduğu ve kansere yol aç ğı belir lmektedir. Hastane a ksularının fizikokimyasal özellikleri ile ilgili yapılan çalışmalarda yüksek
konsantrasyonlarda klorin bileşikleri ve ağır metal içerdikleri belirlenmiş r (Leprat, 1998; Jolibos vd., 2002). ). Hastane a ksularındaki en önemli kimyasallar; an biyo kler, sitosta k ajanlar,
aneste kler, dezenfektanlar, pla n, cıva, nadir rastlanan toprak elementleri (gadolinyum, indiyum, osmiyum) ve X-ray kontrast malzemesidir (Kümmerer 2001). Diğer farmaso kler de a ksu arıtma tesislerinde tespit edilmiş r ve bu farmaso kler yağ düzenleyicilerini, analjezikleri,
an biyo kleri, an deprasanları, an epilep kleri, an neoplas kleri, an pire kleri (ateş düşürücüler), an flojis kleri, an rhoma kleri, β-engelleyicileri, broncholy c, β2-sempatomime kleri, östrojenleri, sekretoli kleri, damar açıcı ilaçları ve X-ray kontrast malzemesini içermektedir
(Pauwels ve Verstraete, 2006).
Hastane a ksularından ileri gelen en önemli problemlerden biri bakteri, virüs ve helmintler
gibi patojenleri muhtevalarında bulundurmalarından kaynaklanmaktadır. Mikrobiyolojik açıdan
hastaneler, evsel a ksulardan daha düşük bir yüke sahip r. Mikrobiyolojik açıdan ortaya çıkan
tehlike an biyo klere dirençli bakterilerin (Proteus vulgaris, Mycobacteria) ve hastanelere özel
türlerin (Enterobacter sakazakii) bulunmasıdır. Hastane a ksularındaki fekal bakteriler için bu
düşük en muhtemel sayı değerleri dezenfektan ve antbiyo klerin mevcudiye nden kaynaklanmaktadır. Hastane a ksularında enterovirüs ve diğer virüsler gibi viral kirlilik göstergeleri tesbit edilmişitr. Hastane a ksularında gerçekleş rilen bakteriyel flora çalışmaları bu a ksulardaki
bakterilerin dirençli özelliklerde olduklarını göstermiş r. An mikrobiyal maddelere karşı ortaya çıkan bu direnç tedavisi daha zor hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Hastane
a ksularında virüssel kirliliğin işaretçilerinin varlıkları diğer virüslerle bağlan lıdır. Virüslerin yol
aç ğı kirliliğin göstergesi olan Enterovirus ve adenovirüs gibi virüsler hastane a ksularında bulunmaktadırlar (Emmanuel, vd., 2005). Araş rma laboratuarları ve hastanelerin drenaj ağında
doğrudan istenmeyen bu sıvı a ksular belli fizikokimyasal şartlar al nda kentsel kanalizasyon
ağlarında ve a ksu arıtma tesislerinde virüslerin varlığına katkıda bulunabilmektedir. Hastane a ksularında bakteriyel flora konsantrasyonu 100 mL de 2,4x103 (Emmanuel, vd., 2001) ile
3x105 (Leprat, 1998) arasında değişmektedir. Bu konsantrasyon aralıkları genel olarak evsel a ksular için verilen 108/100 mL (Metcalf ve Eddy, 2001) konsantrasyonundan düşüktür.
Hastane a ksuları genellikle dezenfektanların düzenli kullanımından kaynaklanan çok zayıf bir
mikrobiyolojik yüke sahip rler. Dezenfektanlar a ksu arıtma tesisinin biyolojik prosesi üzerinde
nega f bir etkiye sahip olabilmektedirler. Bu a ksuların kentsel kanalizasyon sistemine deşarjından sonra seyreldiği düşünülse bile, doğal çevreyi korumak için kentsel kanalizasyon sistemine
deşarj edilmeden önce hastane a ksuyunun mutlaka arı lması gerek ği ortadadır.
176
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
2. Materyal ve Metot
Hastane a ksularının karakterizasyonu ve arı mı amacıyla gerçekleş rilen bu çalışmada kullanılan a k su numuneleri Şişli E al Eği m ve Araş rma Hastanesi logarından belirli aralıklarla
alınmış r.
Şişli E al Eği m ve Araş rma Hastanesi’nde 784 adet yatak bulunmaktadır. Ayrıca; kroner yoğun
bakım ünitesinde 9, yeni doğan yoğun bakım ünitesinde 30, nöroşirurji yoğun bakım ünitesinde 6, reanimasyon yoğun bakım ünitesinde 7, cerrahi yoğun bakım ünitesinde de 5 adet yatak
bulunmaktadır.
KOİ, BOİ5, TKN, amonyak azotu, pH, iletkelik, Klorür, AKM ve ağır metal analizleri ile toplam
koliform, enterococci, staphylococci, salmonella ve pseudomonas aeruginosa tespi Su ve A ksular için APHA 2005 Standart Methoda göre yapılmış r.
3. Sonuçlar
3.1. Fizikokimyasal Özellikler
Hastane a ksularında alınan numunlerde yapılan; İletkenlik, pH, Askıda Ka Madde (AKM), KOİ
(Kimyasal Oksijen İh yacı), BOİ (Biyolojik Oksijen İh yacı), Cl– (Klorür), Toplam Kjeldahl Azotu ve
ağır metal analiz sonuçları aşağıda özetlenmiş r.
Çizelge 1. Ağır Metal Analiz Sonuçları
Cd
Cr
Cu
Pb
Ni
Zn
(ppb)
(ppb)
(ppb)
(ppb)
(ppb)
(ppb)
12.04.2013
37
581
148
154
74
361
20.05.2013
48
644
84
54
45
507
25.05.2013
56
386
186
38
48
650
29.05.2013
102
109
203
64
83
742
03.06.2013
651
691
98
57
113
413
05.06.2013
46
798
61
220
75
384
06.06.2013
84
367
169
186
54
486
11.06.2013
73
567
75
102
57
362
13.06.2013
34
482
143
62
69
498
3.2. Mikrobiyolojik Özellikler
Hastane a ksularının mikrobiyolojik özelliklerini belirlenmesi amacıyla numunelerde membran
filtre yöntemi kullanılarak toplam koliform, enterococci, staphylococci, salmonella ve pseudomonas aeruginosa tespi yapılmış r. Numuneler alınmış ve bekle lmeden alındığı gün 6 saat
içerisinde analiz edilmiş r. Elde edilen sonuçların ortalaması aşağıda verilmiş r.
• Toplam koliform: 8×104 adet /100 mL
• Enterococci: 7×104 adet /100 mL
• Staphylococci: 5×104 adet /100 mL
• Salmonella: 9×102 adet /100 mL
• Pseudomonas aeruginosa: 2×102 adet /100 mL
Araş rma laboratuarları ve hastanelerin drenaj ağında doğrudan istenmeyen bu sıvı a ksular
belli fizikokimyasal şartlar al nda kentsel kanalizasyon ağlarında ve a ksu arıtma tesislerinde
virüslerin varlığına katkıda bulunabilmektedir. Aslında, HIV’in bulaşıcı par küllerinin (IP) doğal
ve a ksuda mevcut olduğundan bahsetmiş r. Lue-Hing vd. (1999) Chicago şehri için HIV’in PI
konsantrasyonunun litre başına 1.4x10-2 ve 8.6x10-1 (a ksuyun litresi başına 1 IP’den daha düşük) arasında olduğunu belirtmişlerdir.
177
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Çizelge 2. pH, İletkenlik, AKM ve Klorür analiz sonuçları
pH
İletkenlik (μS/
cm)
Klorür
AKM
(mg/L)
(mg/L)
03.07.2012
7,44
1420
393
847
09.07.2012
7,42
2138
353
916
17.07.2012
7.80
1365
459
786
25.07.2012
7,56
1976
456
218
30.07.2012
7.28
1148
419
794
09.08.2012
7.79
1340
446
175
15.08.2012
7,78
2012
339
220
20.08.2012
7.80
1135
365
346
29.08.2012
7,20
1874
416
469
05.09.2012
7,34
1920
398
678
11.09.2012
6,91
884
403
136
19.09.2012
6,80
1670
384
984
26.09.2012
7,88
1250
449
765
04.10.2012
7,56
1065
368
326
12.10.2012
7,72
908
378
112
19.10.2012
6,64
2240
485
1046
12.04.2013
6,54
1846
258
854
20.05.2013
7,96
2105
647
650
25.05.2013
7,1
1986
499
912
29.05.2013
5,68
1248
529
967
03.06.2013
7,88
2014
388
426
05.06.2013
7,98
1186
529
356
06.06.2013
6,87
1365
398
842
11.06.2013
7,56
1330
485
690
13.06.2013
7,22
2158
628
753
178
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Çizelge 3. KOI, BOI ve TKN analiz sonuçları
KOI
BOI
TKN
(mg/L)
(mg/L)
(mg /L)
03.07.2012
391,97
130
85,7
09.07.2012
365,45
150
57,1
17.07.2012
256,44
125
73,4
25.07.2012
389,68
165
77,3
30.07.2012
432,26
150
98,6
09.08.2012
455,62
170
68,3
15.08.2012
399,24
170
69,6
20.08.2012
551,65
260
88,4
29.08.2012
385,22
190
63,1
05.09.2012
415,32
210
72,1
11.09.2012
520,66
270
87,5
19.09.2012
100,20
68
74,8
26.09.2012
396,36
120
55,3
04.10.2012
457,72
265
58,4
12.10.2012
286,46
150
65,4
19.10.2012
77,51
45
57,8
12.04.2013
800,21
412
84.6
20.05.2013
625,80
298
92,3
25.05.2013
215,42
104
100,1
29.05.2013
365,72
110
79,3
03.06.2013
496,73
225
84,7
05.06.2013
756,64
380
59,4
06.06.2013
356,45
248
55,3
11.06.2013
596,62
356
66,7
13.06.2013
478,24
276
78,6
Kaynaklar
Emmanuel, E., Blanchard, J.M., Keck, G., Perrodin, Y., Chemical, Bilogical And Ecotoxicological
Characterisa on Of Hospital Effluents, De´ chets Sciences et Techniques, revue francophone
d’e´ cologie industrielle, No 22–2e` me trimestre, pp. 31–33, 2001.
Emmanuel, E., Perrodin, Y., Keck, G., Blanchard, J.M., Vermande, P., Ecotoxicological Risk Assessment Of Hospital Wastewater: A Proposed Framework For Raw Effluents Discharging Into Urban
Sewer Network, J. Hazard. Mater. A117, 1–11, 2005.
Fehiman, Ç., (2000), “Sivas Ken nde Hastane A ksularının Genel Özellikleri”, Cumhuriyat Üni.
Çevre Sorunları Araş rma Merkezi.
Gautam, A.K., , Kumar, S., Sabumon, P.C., Preliminary Study Of Physico-Chemical Treatment Opons For Hospital Wastewater, J. Environ. Manage. 83, 298–306, 2007.
Jolibois, B., Guerbet, M., Vassal, S., Detec on Of Hospital Wastewater Genotoxicity With The
179
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
SOS Chromotest And Ames Fluctua on Test, Chemosphere, 51, 539–543, 2002.
Kümmerer, K., Drugs In The Environment: Emission Of Drugs, Diagnos c Aids And Disinfectants
Into Wastewater By Hospitals In Rela on To Other Sources – A Review, Chemosphere, 45, 957–
969, 2001.
Leprat, P., Liquid Rejects, What Agents, What Technical Solu on? 3rd Day of regional Network
for Health at Basse-Normandie, Caen. 1998. Available on h p://www.pharmacie.unicaen.fr/
rrh/Documents/resj3/Res2.htm, 20/09/2001.
Metcalf, L., Eddy, H.P., Wastewater Engineering: Treatment And Reuse, Fourth Ed., McGraw-Hill,
New York, 2003.
Pauwels, B., Verstraete, W., The Treatment Of Hospital Wastewater: An Appraisal, J. Water Health, 405-416, 2006.
Verlicchi ,A., Galle , A., Petrovic, M., Barcelo, D., Hospital Effluents As A Source of Emerging
Pollutants: An Overview Of Micropollutants And Sustainable Treatment Op ons, Journal of
Hydrology, 389, 416-428, 2010.
180
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İSTANBUL’DAKİ KAMU HASTANELERİNİN YEŞİL HASTANE ÖLÇÜTLERİNE
UYGUNLUKLARININ BELİRLENMESİ
Ayşe Seval Palteki1, Gülsüm Nurhan İnce1
¹ İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı ABD / İstanbul ([email protected]).
Günden güne artan nüfus nedeniyle hızla tükenmekte olan doğal kaynakların yanı sıra üre m
ve tüke m faaliyetleri sonucunda açığa çıkan a klar, çeşitli çevre sorunlarını da beraberinde
ge rmektedir. Küresel boyu aki iklim değişikliği ve ozon tabakasının delinmesinin insanlar
üzerindeki etkileri ile kıt kaynakların gelecek nesillere aktarılması gerekliliği anlayışı, yeşil bina
akımını gündeme ge rmiş r. Hastaneler; hem rol model olmaları hem de hizmet sunarken tüke kleri yoğun enerji ve üre kleri a klar açısından yeşil bina uygulamalarının yapılabileceği
en uygun alanlardan birisidir. Bu nedenle; Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümünün gerçekleş rildiği İstanbul’daki kamu hastanelerinin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirlik ve
yeşil olmaları konularında değerlendirildikleri standart formlardan yola çıkılarak oluşturulmuş
“Yeşil Hastane Uygunluk Değerlendirme Formu” vasıtasıyla, yeşil hastane ölçütlerine uygunluklarının değerlendirilmesi amaçlanmış r. Bu tanımlayıcı çalışmanın veri toplama aşaması 2012
yılı Mart-Haziran ayları arasında gerçekleş rilmiş r. Görüşme formundan elde edilen sonuçlara
göre hastaneler en yüksek skoru yeşil hastane ölçütlerine %91,42 uygunlukla çevre yöne m
sistemlerinden, en düşük skoru ise %45,37 ile su yöne minden elde etmişlerdir. Çalışmanın evrenini oluşturan hastanelerin yeşil hastane ölçütlerine uygunluk skoru ortalaması %68,62 olarak belirlenmiş r. Su tüke minin yatan hasta (p=0,0001; r=0,86) ve ameliyat sayısı (p=0,0001;
r=0,84) ile çok güçlü bir korelasyona, elektrik tüke minin ise yatan hasta (p=0,0001; r=0,67) ve
ameliyat sayısı (p=0,0001; r=0,73) ile güçlü bir korelasyona sahip olduğu saptanmış r.
Anahtar Kelimeler : Yeşil Hastane, Sürdürülebilirlik, Küresel İklim Değişikliği, Enerji, Sera Gazı
GİRİŞ VE AMAÇ
Yıllar boyunca, insan toplulukları yerel ekosistemleri değiş rmişler ve bölgesel iklimleri etkilemişlerdir (1). Sanayileşmenin, on sekizinci yüzyıl sonlarında başlayan yoğun aşaması; atmosfere
bırakılan kirle cilerin miktarı, yoğunluğu ve çeşitliliğinde bir devrim yaratmış r. Uzun süre kirliliği kontrol al na almak için hiçbir şey yapılmaması sonucunda, “sanayi devrimi”, yoğun kirliliğin
ve çevresel bozulmanın yaşandığı bölgelerin ortaya çıkmasına yol açmış r (2). Günümüzde, insanın bu etkisi küresel bir düzeye ulaşmış r. Bu durum; son zamanlardaki nüfus büyüklüğündeki
hızlı ar ş, enerji tüke mi ve dolayısıyla fosil yakıtların yakılması, toprak kullanımı, ormansızlaşma, uluslararası caret ve ulaşım gibi insan etkinliklerindeki ar şın sonucudur (1).
Başta su olmak üzere doğal kaynakların hızla tükenmesi, çevre kirliliği ve küresel iklim değişikliği
gibi sorunlar; insanlar ve diğer canlıların yaşam şartlarını zorlaş rmaktadır.
İnsanoğlunun doğayı katle ğinin ve geri dönülemez bir uçuruma doğru sürüklenmeye başladığının farkına vardığı 1960’lardan i baren birçok bilim dalında ekolojik (bütünsel) bakış açısı yaygınlaşmaya başlamış r. Bu durum yapı sektöründe çevre dostu binaların yapılmasını gündeme
ge rmiş r (3).
Bina sektörü, önemli ölçüde enerji tüketen bir sektör olması nedeniyle enerji verimliliğinin arrılmasında ve iklim değişikliğine yönelik poli ka ve programlarda öncelikli çalışma alanı olarak
181
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
değerlendirilmektedir (4). İlk olarak 1990 yılında İngiltere’de BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method), yeni ya da var olan binaların değerlendirilmelerinde kullanılmak üzere ortaya çıkmış r (5). 2000’li yıllara gelindiğinde Amerika Birleşik
Devletleri’de, “Yeşil Bina Konseyi” (U.S. Green Building Council-USGBC) ve beraberinde “Enerji
ve Çevre Tasarımı Liderliği” (Leadership in Energy and Environmental Design- LEED) “Yeşil Bina”
kavramını ortaya koymuştur (U.S. Green Building Council ). Bu akımdan etkilenerek ortaya çıkan
“Yeşil Hastane” kavramı; hastanelerin kendi poli kaları dâhilinde toksik maddeleri azaltma ve
yok etme çabaları ile daha sağlıklı çevre imkânı sunma arayışını göz önüne almaktadır (6;3).
Günümüzde sağlık hizmetleri sektörü, hem yüksek miktardaki kaynak tüke minin sebep olduğu
sera gazı emisyonları hem de üre kleri a klar nedeniyle çevreye neredeyse çelik fabrikaları
ve petrol rafinerileri kadar zarar vermektedirler (7). Sağlık sektörü, her yıl çok çeşitli ve yönemi zor olan yaklaşık 2,4 milyon ton civarında a k üretmektedir (8) (9) (10). Amerika Birleşik
Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA)’na göre, hastanelerin birim alan başına enerji tüke mi
ofis binalarınınkinin iki ka ndan fazladır (7). İngiltere’de Ulusal Sağlık Hizmetleri, kamu sektörü
kaynaklı karbon emisyonlarının %25’ini oluşturmaktadır. Ayrıca sağlık sektörünün enerji kullanımı ve zehirli emisyonlarının sağlık hizme gereksinimini ar rdığı yönünde kanıtlar vardır. Bu
durum, toplumda en çok güvenilen ve saygı duyulan alanlardan biri olan sağlık sektörüne hem
bir sorumluluk yüklemekte hem de yap ğı çalışmalarla rol model olma rsa sunmaktadır (11).
Binalarda enerji kullanımı ve ulaşım ile ilişkili fosil yakıt yakılması, karbondioksit gibi küresel ısınma gazlarının yanı sıra çevre kaynaklı hastalık yükünü ar ran bir dizi kirle ciye de sebep olmaktadır (11). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre dünya nüfusunun yaşamakta olduğu hastalıkların
yaklaşık dör e biri çevresel etkenlerden kaynaklanmaktadır(8). DSÖ; hava kirliliğinin, su kirliliği
ve çevresel bozunmanın diğer formlarının her yıl dünya üzerinde milyonlarca ölüme sebep olduğu, küresel iklim değişikliğini azal cı adımlar a lmadığı takdirde bu p sorunların artarak daha
da kötüye gideceği konusunda belgeler yayınlamaktadır. EPA temelli hesaplamalar, sağlık tesislerince de tüke len enerji üre mi kaynaklı kükürt dioksit, nitrojen oksit, karbondioksit ve cıva
emisyonlarının; halkın genelinde kalp damar hastalıkları, as m ve diğer solunum hastalıklarının
artmasına sebep olduğunu göstermektedir (11). Bunların yanı sıra küresel iklim değişikliğine
bağlı olarak çeşitli sağlık sorunları, doğrudan (sıcak dalgaları, seller, kasırgalara bağlı ölümler,
yaralanma, enfeksiyon hastalıkları) veya dolaylı olarak (vektörel hastalıkların çabuk yayılması)
insanları etkilemektedir (12). Sağlık sektörü yeşil hastane ölçütlerini yerine ge rerek “karbon
ayak izi”ni küçültebilmekte, böylece küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltarak birçok ülkede
yoğun kirli alanlardaki nüfusun yaşam koşullarının ve sağlığının iyileş rilmesine katkı sağlayabilmektedir. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarınca hazırlanmış olan bir rapora göre; Avrupa
Birliği, 2020 yılında evsel kaynaklı sera gazı emisyonlarını 1990’daki seviyelerin %30 al na düşürürse; hava kirliliğine maruz kalmadan kaynaklanan; 105.000 yaşam yılı ve solunum hastalıkları
sebebiyle gerçekleşmesi beklenen birkaç milyon iş günü kaybının önüne geçilebileceği tahmin
edilmektedir (11;13).
Çevreci bakış açısının yanı sıra; uzun süreli hastane ya şlarında yeşil hastanelerin ölçütlerinden
biri olan yeterli gün ışığı alımının hastaların tedavi süreçlerini olumlu yönde etkilediği, bina aralarındaki loş odalarda çalışmaya kıyasla iş verimini ar rdığı stresi ise azal ğı gözlemlenmiş r
(3).
Bu çalışmada; hastanelerin özellikle enerji ve kaynak kullanımı açısından verimliliklerini ölçmeyi ve a k yöne mi konusunda durumlarını değerlendirmeyi kapsayan, yeşil hastane ölçütlerini
içeren formlar yardımıyla hazırlanmış bir görüşme formu vasıtasıyla, Türkiye’de toplam nüfusun
yaklaşık beşte birinin yaşadığı İstanbul’daki hastane başvurularının %67,4’ünün gerçekleş rildi182
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ği kamu hastanelerinin, “yeşil hastane” kavramına ne derece uygun olduklarının belirlenmesi
amaçlanmış r(14;15).
GEREÇ VE YÖNTEM
Bu araş rma, İstanbul’daki kamu hastanelerinin yeşil hastane ölçütlerine uygunluklarının belirlenmesini amaçlayan tanımlayıcı bir çalışmadır.
Araş rmanın evrenini İstanbul’daki Sağlık Bakanlığı Hastaneleri oluşturmaktadır. Araş rma, hizmet homojenliğini bozabileceği için özel dal hastaneleri hariç, evrenin tamamında gerçekleş rilmiş r.
Araş rma verilerinin “Yeşil Hastane Uygunluk Değerlendirme Formu” vasıtasıyla toplanması,
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün 20.02.2012 tarihli izni ile, 2012 yılı Şubat – Haziran ayları arasında gerçekleş rilmiş r.
Verilerin 23 açık uçlu, 40 evet-hayır olmak üzere toplam 63 soruluk “Yeşil Hastane Uygunluk
Değerlendirme Formu” vasıtasıyla toplanmış r. Değerlendirme formu başta “Green Guide For
Health Care” olmak üzere çeşitli kaynaklardan yararlanılarak oluşturulmuştur (16; 11).
Açık uçlu sorular genel olarak; hastane binasının durumunu, hastanenin hasta ve a k kapasitesini ve kaynak tüke mlerini saptamaya yönelik r. Hastane binasının yaşı, toplam alanı, toplam
kapalı alanı, yeşil alanı, otopark alanı, toplam pencere ve duvar alanları soruları ile hastane
binası ve yerleşkesinin fiziksel durumunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yatak doluluk oranı,
toplam ameliyat sayısı, ortalama yatan hasta ve ayaktan hasta sayıları gibi hastane ista s kleri
ile hastane hizmetlerinden yararlanan hasta sayısı saptanmaya çalışılmış r. Hastanelerin düzenli
depolama sahalarına olan yükünü öğrenmek amacıyla toplam evsel a k miktarı, bbi a k bertaraf tesislerine olan yükünü saptamak amacıyla bbi a k miktarı verileri istenmiş r. Geri dönüşüme olan katkılarının ölçülmesi amacıyla ambalaj a k miktarı, bitkisel a k yağ miktarı; tehlikeli
a kların oluşturduğu yükün belirlenmesi amacıyla ise a k pil, radyoloji a k suyu ve nükleer p
a k miktarları ile ilgili açık uçlu sorular formda yer almaktadır.
Evet-hayır soruları ile; a k, çevre, su, enerji ve malzeme yöne mi vasıtasıyla sağlık tesisinin ne
derece yeşil bir başka deyişle sürdürülebilir olduğu belirlenmeye çalışılmış r. Elde edilen veriler ile frekanslar ve herbir hastanenin yeşil hastane kriterlerine göre ne durumda oldukları
hesaplanmış r. Herbir başlık için yeşil hastane kriterlerine uygunluk ölçütleri açısından; ayrı ayrı
ortalama, standart sapma, minimum değer, maksimum değer ve ortanca değer saptanmış r. En
fazla 49 olabilen bu puan, yüzdelik dilimde ifade edilmiş r.
Tıbbi a k miktarı, yatak doluluk oranı ile yatak sayısının çarpımına bölünerek hesaplanmış r.
Form vasıtasıyla toplanan veriler, SPSS programı yardımı ile frekans, yüzde oran, aritme k ortalama, standart sapma minimum ve maksimum kullanılarak tanımlanmış r.
Tek örneklem Kolmogorov-Smirnov tes ile verilerin normal dağılıma uygunlukları sınanmış r.
Normal dağılıma uygun çıkan veriler arasındaki korelasyon Pearson Korelasyon Tes ile, normal
dağılıma uygun olmayanların arasındaki ise Spearman’s Korelasyon Tes ile saptanmış r.
Değişkenler arasındaki korelasyonun gücü; r=0,00-0,24 için zayıf, r= 0,25-0,49 için orta, r=0,500,74 güçlü, r=0,75-1,00 çok güçlü olarak ele alınmış r (17).
Verilerin “Yeşil Hastane Uygunluk Değerlendirme Formu” vasıtası ile toplanması sırasında özellikle açık uçlu sorularda yeterli kayıt tutulmamasından kaynaklı kısıtlılıklar yaşanmış r. Ambalaj
a kları ve evsel a klarla ilgili belediyelerin teslim almaları sırasında herhangi bir teslim-tesellüm
formu ya da tar m fişi mevcut olmadığından veriler tahmini olarak (bu işte sorumlu olan kişinin
belir ği poşet hacmi, sayısı ve depolama hacmi ile a kların toplanma sıklığı değerlendirilerek)
hesap yolu ile tespit edilmiş r. Toplam duvar alanı ve pencere alanları ile ilgili bir kayıt olmadığından değerler hastane görevlileri ile birlikte yaklaşık olarak belirlenmiş r.
183
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BULGULAR
İstanbul’da özel dal hastaneleri hariç 35 adet Sağlık Bakanlığı Hastanesi bulunmaktadır. Araş rmanın gerçekleş rilmiş olduğu bu hastanelerin bir tanesi yataksız olup diğerlerinin yatak sayıları
farklılık göstermektedir. Çalışma kapsamındaki hastanelerin fiziksel özellikleri Tablo 1’de özetlenmiş r.
Tablo 1 : Hastanelerin Fiziksel Yapısı ile İlgili Özellikler (Ortalamalar)
n
Ortalama
Sd
Minimum
Değer
Maksimum
Değer
Ortanca
Değer
Oturum Alanı
(m2)
35
41.836,20
45.791,90
812,00
169.844,00
17.000,00
Kapalı Alan (m2)
35
31.917,90
35.852,90
2.111,00
126.445,00
16.008,00
Yeşil Alan (m2)
35
17.221,92
27.871,40
0
120.000,00
3.000,00
Otopark
Kapasitesi (araç)
35
365,80
433,39
0
1912,00
240,00
Yatak Sayısı
35
284,00
246,70
0
800,00
223,00
Bina Yaşı (yıl)
35
33,30
29,50
1,00
118,00
26,00
Duvar Alanı (m2)
11
75.881,00
106.511,70
1.250,00
300.000,00
30.350,00
Pencere Alanı
(m2)
5
2.348,00
1.995,20
500,00
5.482,00
2.300,00
Hastanelerin hasta bakım hizmetleri değerlendirildiğinde yıllık ayaktan bakılan hasta sayısı ortalamasının 800.000 in üzerinde olduğu görülmüştür. Hastanelerdeki yatan hasta sayısı toplamı
556.636 olarak tespit edilmiş r.
Çalışma kapsamındaki 35 hastanenin bir kısmı kuru sisteme geçmiş olduğundan bir kısmı ise
kayıt al na alınmadığı için radyoloji a k suyu miktar bilgisi verememiş r. Aynı şekilde nükleer
p ünitesi 35 hastanenin 21’inde faal olduğundan ve bazı hastanelerde miktar bilgisi verilememiş olduğundan beş hastaneden nükleer a k bilgisi edinilebilmiş r. Tablo 2’de hastanelerin a k
dağılımı ve miktarları konusundaki veriler yer almaktadır.
184
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 2 : A k Dağılımı ve Miktarları (Ortalamalar)
n=
35
Ortalama
Sd
Minimum
Değer
Maksimum
Değer
Ortanca
Değer
Evsel A klar
(ton/yıl)
34
312,3
317,40
7,00
1.300,00
200,00
Ambalaj A kları
(ton/yıl)
34
160,4
212,70
2,00
900,00
70,00
Tıbbi A klar
(ton/yıl)
34
134,3
120,10
3,00
450,00
96,10
A k Pil
(kutu/yıl)
25
8,30
15,10
0
70,00
2,00
Bitkisel A k Yağ
(L/yıl)
22
409,18
342,50
15,00
1.200,00
380,00
Radyoloji A k
Suyu (L/yıl)
17
6.979,00
15.419,01
150
61.200,00
2.000,00
Nükleer A klar
(ton/yıl)
5
0,98
0,37
0,50
1,40
1,10
34 hastanenin bbi a k miktarlarında yola çıkılarak, yatak başına günlük ortalama 3,07 kg bbi
a k çık ğı hesaplanmış r.
Tablo 3’te evet-hayır sorularının sonuçlarına göre yeşil hastane ölçütlerine uygunluk yüzdeleri
yer almaktadır.
Tablo 3: Hastanelerin Yeşil Hastane Ölçütlerine Uygunluk Yüzdeleri
n
Ortalama
Sd
Minimum
Değer
Maksimum Değer
Ortanca
Değer
A k Yöne mi (%)
35
81,5
13,7
50
100
84,6
Çevre Yönetim Sistemi (%)
35
91,4
14,0
60
100
100
Su Yöne mi (%)
35
45,4
19,3
10
88,9
45,4
Enerji Yöne mi (%)
35
64,6
29,5
0
100
80,0
Tehlikeli A k Yöne mi (%)
35
65,7
29,3
0
100
75,0
Malzeme Seçimi (%)
35
52,4
32,6
0
100
66,7
Sürdürülebilir Tesisler (%)
35
75,2
16,4
50
100
83,3
Yeşil Hastane Uygunluk
Oranı (%)
35
68,6
9,9
41,3
86,9
67,3
185
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 4’te a k miktarları ile hasta bakım hizmetleri arasındaki korelasyonlar yer almaktadır
(Ameliyathanelerden çıkan tüm a klar bbi a k kapsamında olduğundan evsel a k miktarı ile
ilgili korelasyon dikkate alınmamış r.).
Tablo 4 : A k Miktarları ile Hasta Bakım Hizmetleri Korelasyonları
Yatan Hasta Sayısı
Ameliyat Sayısı
r
P
N
r
Evsel A k Miktarı
0,61
0,0001
33
Tıbbi A k Miktarı
0,54
0,0001
33
0,50
p
0,004
N
33
Ayaktan Hasta Sayısı
r
p
N
0,08
0,661
34
0,29
0,100
34
Tablo 5 hastanelerin kaynak tüke m miktarları ile hasta bakım hizmetleri arasındaki korelasyonu içermektedir.
Tablo 5 : Hastanelerin Kaynak Tüke mleri ile Hasta Bakım Hizmetlerinin Korelasyonları
Yatan Hasta Sayısı
Ameliyat Sayısı
Ayaktan Hasta Sayısı
r
p
N
r
p
N
r
p
N
Su Tüke mi
0,86
0,0001
33
0,84
0,0001
33
0,56
0,001
34
Elektrik Tüke mi
0,67
0,0001
32
0,73
0,0001
32
0,34
0,055
33
Yakıt Tüke mi
0,67
0,0001
31
0,57
0,001
31
0,49
0,005
32
En yüksek korelasyon, su tüke mi ile yatan hasta sayısı (p=0,0001; r=0,86) arasında saptanmışr. Bunu su tüke mi ile ameliyat sayısı (p=0,0001; r=0,84) ve elektrik tüke mi ile ameliyat sayısı
(p=0,0001; r=0,73) arasındaki korelasyonlar takip etmektedir.
Bina yaşı ile kapalı alan ve toplam alanın kontrol edildiği kısmi (par al) korelasyon testleri ile
yakıt, elektrik ve su tüke m miktarı arasında herhangi bir ilişki saptanamamış r.
TARTIŞMA
Küresel iklim değişikliğini azaltmak, sağlığı hızlı bir biçimde kayda değer miktarda olumlu yönde
etkilemektedir. Bu amaçla alınan önlemler sağal cı sağlık hizmetlerine olan talebin azal lmasına katkıda bulunabilmektedir.
Küresel iklim değişikliğini yavaşlatma açısından karbon salımını azal cı adımlardan biri olan yeşil
hastaneler; binanın fiziksel özelliklerinin yanı sıra hasta ve ziyaretçilerin ulaşımı, a k yöne mi,
ürün ve hizmet alımlarının tamamının çevreye olan etkisini dikkate almaktadır. Sınırları içerisinde şifa dağıtması beklenen hastanelerin, sınırları dışarısında çevreye ve insan sağlığına zarar
vermeyecek biçimde sürdürülebilir hizmet vermesi adeta zorunluluk halini almış r. Bu bağlamda yeşil hastane uygulamaları Hipokrat’a gore bbın ilk kuralı olan “Önce zarar verme!” ilkesi
ile doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda sağlık sektörü küresel iklim değişikliğini azal cı yöndeki
yapmış olduğu çalışmalarla diğer sektörler için rol model olabilme özelliğine sahip r (18). Bu
çalışmada, İstanbul’daki sağlık hizmetleri sunulan altyapının, iyileş rilmesi gündeme geldiğinde yeşil hastane ölçütleri açısından durumlarının referans olabilmesi adına değerlendirilmesi
amaçlanmış r.
186
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Türkiye genelinde 2011 yılında hastanelere toplam 337.849.536 başvuru yapılmış r. Görüşme
formu sonuçlarına göre, İstanbul’daki Sağlık Bakanlığı Hastaneleri’nde ayaktan bakılan hasta
sayısının her bir hastane için yıllık ortalamasının 800.000’in üzerinde olduğu saptanmış r. Bu
miktarla İstanbul’daki hastaneler, Türkiye genelindeki hastane başvurularının %9’una hizmet
vermektedir. Türkiye genelinde yalnızca Sağlık Bakanlığı Hastaneleri baz alındığında bu değer
%12 olmaktadır. Özel hastaneler ve üniversite Hastaneleri Türkiye genelinde baz alınırken araşrma evreninde değerlendirilmemiş r. Sağlık Bakanlığı Hastanelerinden özel dal hastaneleri de
değerlendirme dışında olması başvuru sayısının düşük çıkmasındaki etkenlerden birisi olabilmektedir.
Yeşil binaların aydınlatma açısından önemli özelliklerinden biri olan pencere-duvar oranı bu
bilgilerin edinilebildiği dört hastane için ortalama 0,260±0,149 olarak bulunmuştur. Bu oran,
soğuk iklimli ülkelerde daha az maliyetli ve daha yüksek performanslı ısıtma, soğutma ve havalandırma olanağı sağladığı düşünülen 0,40’tan daha düşük bir değer olarak uygun aralıkta yer
almaktadır (19).
Greenhealth checklist’e gore, yeşil binalarda gün ışığından yararlanma açısından önemli bir oran
olan pencere-kapalı alan oranı %13 olarak bulunmuştur. Gün ışığından yararlanma açısından 2
kredilik kısım ile 3 kredilik kısım (%6 - 1 kredi, %12 – 2 kredi, %18 – 3 kredi) arasında yer almaktadır (16)
Hastaneler, kapalı uçlu sorularda en yüksek skoru çevre yöne m sistemleri (%91,42) ve a k
yöne minden (%81,51) almışlardır. Bunun sebebinin, Sağlık Bakanlığı Hastaneleri’nde uygulanmakta olan “Sağlık Bakanlığı Hastane Hizmet Kalite Standartları” nın a k yöne mi konusunda
puanlandırma içermesi olduğu düşünülebilir.
En kötü skorlar su yöne mi (%45,37) ve malzeme seçimi (%52,38) konularından elde edilmiş r.
Bunun nedeninin, hastane a k suları ile ilgili özel bir mevzua n bulunmaması olduğu düşünülebilir. Malzeme seçimi skorunun düşüklüğüne neden olan unsurlar arasında geri dönüştürülmüş
ürünlerin maliye nin genellikle fazla olması ve kolay ulaşılabilir olmamaları sayılabilir. Enerji
yöne mi konusunda da skor düşüktür (%64,57). Kamu dairelerinde enerji tasarrufu kapsamında
aydınlatma yönünden tasarruf önlemleri (Başbakanlık Genelgesi 13.08.2008 Tarihli 2008/19 sayılı) alınmış olsa da özellikle A enerji sını ürünlerin tercihi ve binaların yalı mlarının yetersizliği
sebebiyle genellikle düşük skorlar alındığı düşünülmektedir.
İstanbul’daki tüm kamu hastanelerine toplu taşıma araçları ile ulaşılabildiği gözlemlenmiş r.
Arazilerin yeterli olmamasından kaynaklanan otopark sıkın sı yakıt tüke mini ve dolayısıyla
karbon salınımını ar ran önlem alınması gereken unsurlardan biridir. Bisiklet yollarının yaygınlaş rılmas, hastanelerde bisiklet park yerleri ve giyinme odalarının bulundurulması; karbon salınımının azal lmasını destekleyebilecek adımlardandır.
Yeşil Hastane Uygunluk Değerlendirme Formu vasıtasıyla incelenen hastanelerin genel ortalaması %68,62 olarak saptanmış r. İstanbul’daki kamu hastanelerinin yeşil hastane olma yolunda
çok uzakta olmadıkları, gerekli önlemlerin alınmasıyla bu oranın daha iyi bir noktaya taşınabileceği düşünülmektedir.
Yatan hasta sayısı ile evsel a k miktarı (p=0,0001,r=0,606) ve bbi a k miktarı (p=0,0001, r=
0,544) arasında güçlü bir korelasyon olduğu saptanmış r. Ameliyat sayısı ile bbi a k miktarı
arasında güçlü (p=0,004;r=0,493) bir korelasyon söz konusuyken, ayaktan hasta sayısı ile evsel
a k (p=0,661; r=0,08) ve bbi a k (p=0,100; r=0,29) arasında herhangi bir korelasyon saptanamamış r.
187
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Su tüke mi ile yatan hasta (p=0,0001; r=0,86) ve ameliyat sayısı (p=0,0001; r=0,84) arasında çok
güçlü, ayaktan hasta sayısı (p=0,001; r=0,56) ile arasında ise güçlü bir korelasyon saptanmış r.
Elektrik tüke mi ile yatan hasta sayısı (p=0,0001; r=0,67) ve ameliyat sayısı (p=0,0001; r=0,73)
arasında güçlü bir korelasyon söz konusuyken, ayaktan hasta sayısı (p=0,055; r=0,34) ile herhangi bir korelasyon bulunmamaktadır. Yakıt tüke mi ile yatan hasta sayısı (p=0,0001; r=0,67) ve
ameliyat sayısı (p=0,001; r=0,57) arasında güçlü; ayaktan hasta sayısı (p=0,005; r=0,49) ile ise
orta düzeyde anlamlı bir korelasyon saptanmış r.
Toplam alan ile su tüke mi arasında güçlü (p=0,0001; r=0,62), yeşil alan arasında ise orta düzeyde anlamlı korelasyon (p=0.020; r=0,41) saptanmış r. Elektrik tüke mi hem toplam alan
(p=0,0001; r=0,70) hem de yeşil alanla (p=0,0001; r=0,51) güçlü bir korelasyona sahip r.
Elde edilen bu sonuçlar sadece veri toplanan alanla ilgili bilgi vermekte olup evrene genellenemez. Bu konuda yeni çalışmaların yapılması önem arz etmektedir.
Türkiye’de yeşil binalarla ilgili az da olsa kaynak mevcu ur ancak yeşil hastanelerle ilgili özel
bir çalışma bulunmamaktadır. Ayrıca bbi a kların ülkemizdeki ve diğer birçok ülkedeki nihai
bertaraf yöntemi olan insinerasyon (yakma) sonucu açığa çıkan a klarla ilgili yeterince çalışma
bulunmamaktadır.
Yeşil hastane uygulamaları, a k yöne mi, kent planlaması gibi konuları kapsadığı için mul disipliner olup yalnızca mimarlar ve inşaat mühendislerinin çalışma alanı ile sınırlı kalmamalıdır.
Sadece yeşil hastane inşaa nda değil tüm yeşil bina uygulamalarında LEED, BREEAM gibi serfikaların gereği olarak üre mi, kullanımı ve a k halini aldığı süreçte çevreye zarar verilmeme
prensibini sağlayabilen malzemelerin kullanılması gerekmektedir. Ancak Ülkemizde malzemelerle ilgili böyle bir ser fikasyon sistemi henüz mevcut değildir.
Görüşme formu vasıtasıyla verilerin toplanması aşamasında, çevreyle ilgili olan bu verilerin tek
bir kişiden alınamadığı, bazı hastanelerde bu verilerin kayıt al nda olmadığı ve ilgili personel
olmayınca verinin alınabilmesi için tekrar ziyaret edilmesi gerek ği gözlemlenmiş r. Bu tür verilerin kayıt al na alınması ve belirli bir personel yerine tüm kurumca görülebilen şeffaf bir hale
ge rilmesi hem kurumsallaşma açısından hem de yeşil hastane uygulamalarını tüm hastane
personelinin sahiplenmesi açısından önem arz etmektedir.
188
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR EĞİTİM HASTANESİNDE İÇ VE DIŞ ORTAM GÜRÜLTÜ DÜZEYLERİNİN
TESPİTİ
Nuray BARIŞ*, Ender ÇETİN**, Burak SELEK*, Vedat TURHAN*, Yaşar BAĞDATLI**
*GATA Haydarpaşa Eği m Hastanesi Çevre Yöne m Birimi
**İstanbul Üniversitesi Çevre Yöne m Birimi
Giriş ve Amaç
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır. Gürültü/ses kirliliği, insan veya hayvan yaşamını olumsuz etkileyen, dengesini bozan her türlü insan, hayvan ya
da makine kaynaklı ses oluşumudur. Gürültü, insanlar veya elektronik cihazlar arası ile şimi,
gönderilmekte olan ile yi engelleyerek, ile nin anlamını değiş rerek ve ha a çarpıtarak zorlaş rabilir veya imkânsız hale ge rebilir. Gürültü olarak adlandırılan her türlü ses insan sağlığını
fizyolojik ve psikolojik olarak etkiler. İstenmeyen bu sesler sinir, saldırganlık, hipertansiyon, yüksek stres, kulak çınlaması ya da kulak uğuldaması, duyma kaybı, uyku bozuklukları, iş veriminin
düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması gibi pek çok sonuç doğurabilir. Gürültüye maruz kalma süresi ve gürültünün şidde , insana vereceği zararı etkileyeceği bildirilmişr. Dünya Sağlık Örgütü 1971’ de gürültünün insan iyiliğine karşı ana bir tehdit olarak görülmesi
gerek ğini bildirilmiş r.
Bu çalışma bir eği m hastanesindeki iç ve dış ortam gürültü seviyesini tespit etmek ve düzel ci
önleyici faaliyetlerin planlanarak gürültünün insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza
indirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı.
Yöntem
Ölçüm 23 Aralık 2013 tarihinde İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği
ekipleri ile birlikte gerçekleş rildi. Aynı gün içinde üç ölçüm planlanarak 11:00-12:00, 14:0016:00, 00:00-02:00 saat aralarında Dahili, 2 nu.lı Dahili, Cerrahi ve Psikiyatri Poliklinikleri, Sosyal
Tesisler Önü, 2 Nu’lı Giriş Kapısı Önü, Dahiliye, Kardiyoloji, Onkoloji, Yanık, Psikiyatri, Kalp-Damar, Genel Cerrahi Servislerinde ve Çamaşırhanede yapıldı. Ölçümler SVANTEK 955 Tip 1 ses
ölçüm cihazı ile gerçekleş rildi.
Bulgular
Ölçüm sonucunda iç ortam eşdeğer ses yüksekliği seviyesi 50.5 (Psikiyatri Kliniği) - 74.7 (Çamaşırhane) aralığında, dış ortam eşdeğer ses yüksekliği seviyesi ise 61.7-65.4 aralığında tespit
edildi. Ölçüm yapılan kliniklerde eşdeğer ses yüksekliği seviyesi 50.5 (Psikiyatri Kliniği) – 65.2
(Kardiyoloji Kliniği) aralığında, polikliniklerde 57.0 (2 nu.lı Dahili Poliklinik)– 65.1 (Cerrahi Poliklinik) aralığında tespit edildi.
Sonuç ve Öneriler
Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yöne mi Yönetmeliği’ ne göre karayolu çevresel gürültü sınır değerleri gürültüye hassas alanlar (yataklı tedavi kurumları) için gece 55, gündüz 65,
iç ortam gürültü seviyesi sınır değerleri sağlık tesis alanlarında günün her saa için 35 olarak
belirlenmiş olup, hastane ortamında yapılan ölçümde tespit edilen değerlerin yüksek olduğu
saptandı.
Aynı yönetmelik gereği gürültünün kontrolünü sağlamaya yönelik önlemler kaynakta, alıcıda ve
çevrede kontrol olarak üç ana başlık al nda toplanmış r. Buna göre öneriler;
1. Kaynakta kontrol,
189
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
a.
b.
c.
d.
2.
a.
b.
c.
d.
3.
a.
b.
Poliklinikler ve hasta odalarında bulunan televizyonların seslerinin kontrollü açılmasını takip etmek.
Gürültü yapan makinelere (çamaşır makinesi, çim biçme makinesi…vb.) susturucu takmanın yanı sıra gürültüye neden olan parçaları yenilemek ve periyodik bakım ve yağlamaları
zamanında ve düzenli yapmak.
Hemşire deskinde yatan hastalara yönelik yapılan bilgisayar işlemlerini oda içine taşımak,
çamaşırhane, mu ak ve iş ocakları gibi alanları yatan hasta binasından ayırmak.
Binanın içindeki döşeme ve duvarları ses emici özellikteki malzemelerle kaplamak.
Alıcıda kontrol,
Bireysel olarak temiz, rahat ve kulak yapısına uyumlu kulak kaçları kullanmak.
Çocuk Servisi, Yenidoğan Ünitesi ve Yoğun Bakımlar bölgesinde yapılacak bakım-onarım faaliyetleri öncesi ilgili birim şeflikleriyle koordine edilerek yatan hastaların minimum seviyede gürültüye maruz kalmasını sağlamak.
Gürültüye ciddi derecede maruz kalan personel belirlenerek, etkilenme boyutu ve odyometri sonuçlarına göre uzman önerisiyle uygun koruyucuları belirlemek.
Yapılan işlemlerin her sa asını kaydetmek.
Çevrede kontrol,
Çalışan Güvenliği Birimi tara ndan gürültünün sağlık üzerine olumsuz etkileri ve gürültü
kontrolü konularında personeli hizmet-içi eği mlerle bilgilendirmek.
Personel ve hastalar için uyarı levhalarının hazırlanması ve görünür yerlerde bulunmasını
sağlamak.
Kaynaklar
Karpuzcu M. Çevre Kirlenmesi ve Kontrolü, Kubbeal Neşriya : 28, 9. Baskı, 2007, İstanbul.
Güler Ç, Çobanoğlu Z. Gürültü, Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi No: 19, 1. Baskı, 1994, Ankara.
Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yöne mi Yönetmeliği, 2002/49/EC, Çevre ve Orman
Bakanlığı, 2005, Ankara.
Çe n E, Vehid S, Yurtseven E, Pusene E. Üniversite Hastanesinde Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi. 1. Ulusal Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne m Sempozyumu Kitabı, 2012, İstanbul, s:
44-47.
Parlar S. Sağlık Çalışanlarında Göz Ardı Edilen Bir Durum: Sağlıklı Çalışma Ortamı, TAF Prev Med
Bull, 7(6): 547-554, 2008.
190
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR SAĞLIK KURULUŞUNUN ÇEŞİTLİ BİRİMLERİNDE İÇ HAVA KALİTESİ
ÖLÇÜMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA
Hülya Gül 1, Fatma Azizoğlu2, Burcu Onat3, Ülkü Alver Şahin3, Bilge Hapçıoğlu2
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İstanbul -Türkiye
2
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimlik Çevre Yöne m Birimi,
İstanbul-Türkiye
3
: İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, İstanbul- Türkiye
1
Giriş ve Amaç
Sağlık kuruluşlarında hizmet verilen ameliyathaneler vb., tüm bölümlerdeki iç ortam hava kalitesi, hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde, hizmet kalitesinde, hasta memnuniye nde
önemli bir göstergedir. Bir hastanede gelişen enfeksiyon oranı, ortamdaki par kül miktarı ile
yakından ilişkilidir. Havadan daha hafif olmaları nedeniyle 0,5μm çapından küçük par küller
havada saatlerce asılı kalabilmekte, hasta kişide enfeksiyon riskini ar rmaktadır.
Bu çalışma, bir hastanede yeniden yapılanma süreci içinde bazı binaların yıkılıp yerinde yeniden
yapılmasının söz konusu olduğu bir dönemde, durumu sağlık açısından inceleme amaçlı olarak
planlanmış r. Hastane içinde çok katlı büyük bir binanın yıkılmasından sonra, yıkılan binaya fiziksel olarak yakın olan üç binadaki göz, radyoloji, doğumhane, reanimasyon, transplantasyon
ve acil cerrahi kliniklerinde havada par kül sayımı yapılmış r.
Materyal ve Metod
Çalışma 14-18 Aralık 2103 tarihinde yürütülmüş kesitsel nitelikli tanımlayıcı bir araş rmadır.
Bu çalışmada fiziki olarak eskimiş fakat hizmet vermeye devam eden 1353 yatak kapasitesine
sahip tam teşekküllü sağlık kuruluşundaki ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, ve bekleme
salonlarında iç ortamdaki par kül sayısı, ısı ve nem miktarı ölçülmüştür. Ölçümlerde ışık saçılım
metoduna göre çalışan taşınabilir par kül sayım cihazı (Lighthouse, Model 3016 USA) kullanılmış r. Cihaz ile 6 farklı boyut aralığındaki par küllerin sayımı (0,3-0,5 μm, 0,5-1,0 μm, 1,0-3,0 μ
m, 3,0-5,0 μm, 5,0-10,0 μm,ve>10,0 μm çaplarındaki) sıcaklık ve nem parametrelerinin ölçümü yapılmış r. Par kül sayısı, sıcaklık ve nem parametreleri arasındaki korelasyon ista s ksel
olarak incelenmiş, binanın fizik koşulları da dikkate alınarak tar şılmış r.
Bulgular
0,5 mμ çapındaki en düşük par kül konsantrasyonu göz kliniğinde (245714 par kül/m3), en yüksek ise radyoloji ultrason önünde (34299142 par kül/m3) bulunmuştur. Bekleme salonlarında
yüksek par kül konsantrasyonları ölçülmüştür. Değerlendirmeler ISO 7’ye göre yapılmış r ( TS
11605). Buna göre 0,5 mμ için aşılmaması gereken par kül sayısı 352000 par kül/m3 hava olarak
verilmektedir. Göz kliniğinin üç ameliyathanesi dışında tüm birimlerde par kül konsantrasyonu, bu sınır değerin üstünde bulunmuştur. Doğumhanedeki ortalama değer 7392071 par kül/
m3 ‘ dür. Acil cerrahi yoğun bakım 711928 par kül/m3 olarak ölçülmüştür. Reanimasyon yoğun
bakımda 3641142 par kül/m3, transplantasyon ünitesinde 11891785 par kül/m3 bulunmuştur.
Ortalama nem % 41,7 ±7,9 (min:26,2, mak:57,8) ortalama ısı 20,7± 3,3 (min:13,2, mak:25,9)
ºC. Isı ve nem değerleri ASHRAE’ ye göre normal sınırlar içinde değerlendirilmiş r. En düşük ısı
değerinin ölçüldüğü bölüm par kül miktarının da en yüksek çık ğı radyoloji bekleme salonudur.
Burası doğal havalandırmanın yapıldığı, insan sirkülâsyonunun çok olduğu dış ortama açılan yerlerdir. En düşük nem ameliyathanenin uyanma bölümünde ölçülmüştür.
191
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sonuç ve Öneriler
Bu araş rma sonucunda ameliyathane, yoğun bakım, üniteler ve bekleme salonunda yapılan
ölçüm sonuçları ve bu sonuçlara yönelik mevcut şartlarda göz önüne alınarak hastane yöne mine ve çalışanlara iyileş rici önerilerde bulunulmuştur. İç ortamdaki havanın op mum sıcaklık ve
neme sahip olması, personelin ve hastaların sağlığını ve konforunu koruyacak özellikte bir hava
kalitesi sağlanması gerekir. Araş rmalar göstermektedir ki, çalışanlar ve hastalar açısından hasta
bina sendromunun ve enfeksiyonların önlenmesinde iç ortam hava kalitesi ölçümlerinin düzenli
olarak yapılması ve ISO ( Uluslar arası Standart Organizasyonu) standartlarına uygun tedbir alınması son derece önemlidir.
Key words: İç ortam hava kalitesi, enfeksiyon, Par kül Madde
192
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
POSTER SUNUMLARI
193
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
194
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA
MERKEZİ HEMŞİRELERİNİN VE YARDIMCI ÇALIŞANLARININ ATIK
YÖNETİMİNE UYUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Burcu Yıldız1, Mehmet Ali Kılıç1, Ebru Önler2, Tülin Yıldız2, Özkan Ateş3
Namık Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens tüsü Sağlık Yöne mi Yüksek Lisans Programı,
Tekirdağ
2
Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Öğre m Üyesi
3
Özel Esencan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği, İstanbul Esenyurt Üniversitesi Öğre m
Üyesi, İstanbul
1
Amaç
Çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve tehlike arz eden a kların, özellikle insan
sağlığı ve güvenliğinin maksimum düzeyde önem taşıdığı sağlık kuruluşlarında toplanması, ayrış rılması, depolanması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle birimlerde a kların bu aşamalarıyla ilgilenen hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarına düşen görev büyüktür. Bu çalışmanın
amacı; hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarının a k yöne mi konusunda bilgi ve tutumlarını, bu
konudaki eksikliklerini belirlemek r.
Gereç-Yöntem
Araş rmanın örneklemini, araş rmaya ka lmayı kabul eden, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık
Uygulama ve Araş rma Merkezinde çalışan hemşire ve yardımcı sağlık çalışanları oluşturmuştur.
Veriler Literatür doğrultusunda hazırlanan, çalışanların tanımlayıcı özelikleri ile yangın güvenliği
konusundaki bilgi ve tutumlarına yönelik sorulardan oluşan form ile toplanmış, SPSS18 ista s k
paket programı kullanılarak ve yüzdelik dağılımla analiz edilmiş r.
Bulgular
Araş rmaya ka lanların % 62’sinin 20-30 yaş aralığın da % 75’inin kadın, %77’sinin 0-5 yıl aralığında çalışmakta olduğu, % 54’ünün eği m durumunun lisans-lisansüstü mezunu, %56’sının
hemşire, %44’ünün yardımcı sağlık personeli olduğu saptanmış r.
Araş rma örneklemini oluşturan hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarından % 53’ünün çalışma
koşullarından memnun olduğu, % 61 ‘inin a k yöne m konusunda eği m aldığı ve % 81 ‘inin
a k yöne mi ilkelerini eksiksiz uyguladıkları belirlendi. Hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarının
% 77’si birimlerinde en çok üre len a k türünün bbi a k (enfekte/kesici/patolojik a k), % 23’ü
evsel a k olduğunu belirtmiş r.
Birimlerde üre len a k türüne ait torba bulunması konusunda çalışanların % 91’i sorun yaşamamaktadır. A k yöne mi aşamalarında % 56’sı sorun yaşamamaktadır. Sorun yaşanan a k yöne mi aşamalarının % 42’si kaynağından ayırma, % 28’i a kların toplanması, % 19’u a kların geçici
depoya taşınması konusundadır.
A k yöne mi konusunda en sık karşılaşılan sorunlar ‘hastanın/hasta yakının a k yöne mi ilkelerine uyumsuzluğu’ (% 54), ‘a ğın üre ldiği anda ayrılmaması’ (% 23), ‘hekimin a k yöne mi
ilkelerine uyumsuzluğu’ (% 16), ‘a k taşımada görevli personelin maske kullanmaması’ (% 12),
‘a k torbalarının fazla doldurulması’ dır (% 11) .
Hemşirelerin ve yardımcı sağlık çalışanlarının a k yöne mine uyumunu etkileyen faktörler sıra195
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
sıyla şu şekilde sıralanmaktadır: ‘a k yöne mini başarıyla uygulayan birim ve çalışanların ödüllendirilmesi’ (% 42), ‘çevre yöne m biriminin dene m yapması’ (% 30), ‘a k yöne mi ilkelerine
uymayan sağlık çalışanının meslektaşı tara ndan uyarılması’ (% 21), ‘a k yöne mi ilkelerine
uymayan sağlık çalışanının hasta/hasta yakını tara ndan uyarılması’ (% 11), ‘çalışma alanlarının kamerayla izlenmesi’ (% 7), ‘a k yöne mi ilkelerine uyumsuzluk saptandığında ilgili kişilerin
cezalandırılması’ (%5).
Sonuç
Sağlık kuruluşlarında son derece önemli olan, a k yöne mi planına çalışanların ve hasta/hasta
yakınlarının uyum sağlaması amacıyla, eği mlerin düzenlenmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi, bu eği mlerin düzenli olarak sürdürülmesi, hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla uyarıcı levhaların, kişilerin dikka ni çekecek yönde geliş rilmesi ve yerinde dene mlerin
yapılması önerilmektedir.
196
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ
“ÇEVRE YÖNETİM BİRİMİ”
FİDAN DİKME ETKİNLİĞİ SOSYAL PPROJESİ
1
Fatma Azizoğlu1, İhsan Papakçı1 ,Betül Sönmez1 ,Hülya Gül2 , Bilge Hapçıoğlu1
İstanbul üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Başhekimliği Çevre Yöne m Birimi/fatmaazizoglu@
yahoo.com
2
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı
AMAÇ: Bu çalışma, bir sosyal sorumluluk projesi olarak, çalışanlarını ve öğrencilerini çevre ve
fidan dikimi konusunda bilgilendirmek ve çevre farkındalığını ar rmak amacı ile İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi ve Hastane Müdürlüğü tara ndan planlanmış r.
Fidan dikim zamanını, ağaç türlerinin biyolojik özellikleri ve iklim şartları tayin eder. Ülkemizde
genellikle ilkbahar,sonbahar ve bazı müsait bölgelerde kış ayları dikim için uygundur. Toprağın
çok ıslak,donlu veya karla örtülü olması halinde dikim yapılmamalıdır.Fidan ambalajında;naylon
torba ve ambalajın bağlanmasında tel kullanılmışsa bunlar mutlaka sökülüp a lmalıdır. Fidan
çukuru, fidan köklerinin gerek rdiği derinlik ve genişlikte olmalıdır.Fidanı,fidanlıkta ye ş rildiği kök boğazı hizasındaki derinlikte dikmeli,çok sığ veya derin olmamalıdır.Dikimde fidan gövdesinin dik durması sağlanmalıdır.Dikimde fidan çukurundaki toprak yeteri kadar çiğnenerek
sıkış rılmalıdır. İmkanlar varsa dikilen fidanlar, dikimi müteakip bolca sulanmalı yani can suyu
verilmelidir.(1)
GEREÇ ve YÖNTEM:
Bu proje 29 Mart 2014 tarihinde Çatalca Orman Bölge Şefliği sınırları içinde gerçekleş rilmiş r.
Araş rmanın evrenini fidan dikmeye gönüllü İstanbul Tıp Fakültesi hastanesi çalışanları ve öğrencileri oluşturmuştur. Proje alanına ulaşım hastane yöne mi tara ndan karşılanmış olup, 200
kişi ile sınırlandırılmış r. Araş rmanın örneklemini ise 13 sorudan oluşan Tanı cı Bilgi Formunu
doldurmayı kabul eden 77 ka lımcı oluşturmuştur. Orman Fakültesi’nden Prof.Dr.Ender Makinacı’nın fidan dikme ile ilgili kısa bilgilendirmesinden sonra fidan dikimine geçilmiş r. Proje
kapsamında Çatalca Orman Bölge Şefliğinden 500 adet fidan temin edilmiş olup, Bölge Şefliği
tara ndan önceden hazırlanan çukurlara elbirliği ile kısa sürede fidan dikimi gerçekleş rilmişr. İkram kısmı için ise İnceğiz Köyü mesire alanına geçilmiş r.
BULGULAR: Projeye kötü hava koşullarına rağmen 150 kişi ka lmış r.Ka lımcıların %64,9’u kadın,% 35,1 ‘i erkek . Yaş dağılımı, 20-30 aralığında%35,1 ;30-40 yaş aralığında %45,5; 40-50 yaş
üzerinde ise %36,6 olarak bulunmuştur. Etkinliğe ka lanların %81,8’i İstanbul Tıp Fakültesinden,%7,8 ‘i başka fakülteden,%10,4 ‘ü ise kampus dışından idi. Ka lımcıların %16,9’u lise,%13,0’ı
ön lisans,%41,6’sı lisans,%11,7’si yüksek lisans,%10,4’ü doktora eği mi almış .Görev durumuna
göre ise %5,2’si sekreter,%6,5’i öğre m üyesi,%6,52’ihemşire,%14.4’ü yöne ci,%5.2’si veri analis ,%18,2’si öğrenci,%14,3’ü laborant,%5,2’siteknisyen,%5,2’si doktor,%7,8’i memurdan oluşmakta idi. Proje hakkında %43,4’ü resmi duyurulardan,%20,8’i afişlerden,%1,3’ü resmi web
sitesinden,%41,6’sı ise birebir bilgilendirme aracılığı ile haberdar olduğunu belirtmiş r.Daha
önce Çevre Yöne m Birimi etkinliğine %46,8’i ka ldığını,% 41,6 ‘sı ise ka lmadığını belirtmiş r.
SONUÇ: Fidan Dikme etkinliğine yöne ciler,çalışanlar ve öğrenciler tara ndan tara ndan büyük
ilgi gösterilmiş r.Ka lımcılar, etkinliğe çevre bilincini geliş rmek(%44,2),fidan dikmek(%23,4),197
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
sosyalleşmek ve eğlenceli bir gün geçirmek(%9,1) amacıyla ka ldığını belir rken,%23,4’ü ka lım
nedenini paylaşmamış r.Tüm bunların sonucunda Çevre bilincini ar racak seminerlere, çevre
gezilerine doğa yürüyüşlerine, geri dönüşüm ile ilgili projelere, içinde çevre konusunun olduğu
sosyal programlara ih yaç olduğu açıkça görülmüştür. Ka lımcıların önerileri de göz önüne alınarak gelecek etkinlikler planlanacak r.
KAYNAKLAR:
1-Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü(Çevrimiçi)h p://web.ogm.gov.
tr.,29.03.2014
198
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİNE GENEL BİR BAKIŞ
Beste YALÇIN ÇELİK
Artvin Çoruh Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü,
Artvin [email protected]
ÖZET
Günümüzde sanayileşme modern toplumların zorunlu gereksinimlerinden birisidir. Hızlı ekonomik kalkınmanın beraberinde ge rdiği endüstriyel faaliyetler tehlikeli a k üre mindeki ar şı
da hızlandırmaktadır. Son yıllarda tehlikeli a kların miktarlarındaki ar ş ve halk sağlığına olan
etkilerinden dolayı bu a kların yöne mi önem kazanan araş rma konularından birisi olmuştur.
Tehlikeli a kların yöne mi, pra k ve kalıcı çözüme kavuşturulması gereken çevre sorunlarından
biri olarak görülmektedir.
Tehlikeli a k üre mine bağlı olarak yaşanan çevre kirliliği, sürdürülebilir kaynakların hızla tükenmesine sebep olmaktadır. Tehlike a kların insanların ve diğer canlıların sağlığını tehdit eden
özelliklerinden dolayı diğer a klardan ayrı olarak uygun bir şekilde toplanıp işlem görmesi gerekmektedir. Tehlikeli a kların toplanması, taşınması, geri kazanımı ve bertara özel altyapı
tesisleri ile mümkün olmaktadır. Türkiye’de tehlikeli a klar konusunda bertaraf tesislerinin sayısının yetersizliği, geri kazanım ve geri dönüşüm olanaklarının sınırlı olması, a k üre cilerinin
bilinçsiz olması gibi birçok etken tehlikeli a k yöne mini zorlaş rmaktadır.
Bu çalışmada tehlikeli a kların üre lmesinden bertara na kadar geçen süreçler irdelenmiş r.
Ayrıca tehlikeli a k yöne miyle ilgili yaşanan sıkın lar ele alınmış r.
Anahtar Kelimeler: tehlikeli a k, a k bertara , tehlikeli a k yöne mi
199
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR TIP FAKÜLTESİNİN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNE KATILANLARIN
ÇEVRE DUYARLILIKLARININ BELİRLENMESİ
Dr.Hem.Betül Sönmez1, Fatma Azizoğlu2, Dr. Hem. Banu Terzi1, Prof. Dr. Bilge Hapçıoğlu2
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü, 2İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çevre
Yöne m Birimi
1
Amaç: Bir p fakültesinin çevre yöne m birimi tara ndan düzenlenen sosyal sorumluluk projesine ka lanların çevre duyarlılıklarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleş rilmiş r.
Giriş: Birçok nedenden dolayı hava, su ve toprak kirliliğinin artması ve ormanların azalması çevre ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Diğer yandan, büyük şehirlerde doğal çevrenin giderek
azalması sonucunda insan ve doğal çevre etkileşimi de azalmaktadır. Artan çevre kirliliğinin fark
edilmesi, sürdürülebilir doğal çevrenin sağlanmasına yönelik bireylerin sorumlu, bilinçli ve duyarlı hale ge rilmesi önem kazanmakta, buna yönelik tüm faaliyetler bireylerin ve kurumların
sosyal sorumluluğu olarak değerlendirilmektedir.
Yöntem: Bu çalışma 29.03.2014 tarihinde yapılmış bir durum saptama araş rmasıdır. Araş rmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak, İstanbul’da bir devlet üniversitesine bağlı bir p
fakültesinin çevre yöne m birimi tara ndan düzenlenen “Fidan Dikim Projesi” konulu sosyal
sorumluluk projesine ka lan 150 kişiye ulaşıldı. Araş rmanın örneklemini, projeye ka lanlar
arasında çalışmaya ka lmayı kabul eden 77 kişi oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, ka lmıcıların demografik bilgilerini ve etkinlik ile ilgili görüşlerini sorgulayan toplam 13 sorudan oluşan
“Ka lımcı Bilgi Formu” ile Çabuk ve Karacaoğlu (2003) tara ndan geliş rilen, 3’lü Likert pindeki
24 sorudan oluşan “Çevre Duyarlılığı Anke ” uygulandı.
Bulgular: Çalışmaya ka lanların % 81,8’i aynı fakültenin öğrenci ve çalışanlarıdır. Ka lımcıların
%64,9’unu kadın, yaş ortalaması 36,8±13,37 ve % 63,6’sı lisans ve üzeri eği mli olan kişiler oluşturmuştur. Ka lımcıların çevre duyarlılığı puan ortalaması 50,25±8,54 olup orta düzeydedir. Kalımcıların çoğunluğunun hava kirliliğine ilişkin en çok duyarlılık gösterdikleri davranış, konuşurken ve çeşitli araçları kullanırken diğer insanların etkilenmemesi için dikkat etmeleridir (%83,1).
Su kirliliğine ilişkin en çok duyarlılık gösterdikleri davranış, su kullanımında her koşulda tutumlu
olma (%72,1) iken; toprak kirliliğine ilişkin ise, a kların çöp kutusuna ulaşmasına dikkat etmeleridir (%84,4). Ka lımcıların çoğunluğu, çevresindeki insanları hava, toprak ve su kirliliğine karşı
duyarlı olması için uyardığını belirtmiş r. Ka lımcıların %63,6’sı bazen uygun koşulları dikkate
alarak fidan dik ğini belirtmiş r. Bununla birlikte %50’sinin, örgün eği mde ekolojik dengenin
sürdürülmesi, toprak kirliliği ve su kirliliği hakkında aldıkları eği mi kısmen yeterli olarak tanımlamış r. Buna karşın, %71,4’ü çevre konusunda yapılan seminer, panel, konferans gibi bilimsel
çalışmalara ka lmadıklarını belirtmiş r. Ka lımcıların % 44,2’si bu tür etkinliklere ka larak çevre
bilinci geliş receğini düşünmektedir.
Sonuç: Elde edilen bulgular, ka lımcıların çevreye duyarlılığının orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Buna karşın, ka lımcıların çevre bilincinin geliş rilmesine yönelik eği m ve faaliyetlere ka lmaya istekli oldukları söylenebilir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir bir çevre için çevre
duyarlılığını geliş ren eği m ve etkinliklerin düzenlenerek daha çok kişiye ulaşması hedeflenmelidir.
Anahtar kelimeler: çevre, çevre duyarlılığı, çevre yöne mi, sosyal sorumluluk, p fakültesi hastane çalışanları
200
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ÇOCUK KLİNİĞİNDE ATIKLARIN KAYNAĞINDA AYRILMASI EVRESİNİN
İRDELENMESİ: BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ ÖRNEĞİ
Uzm.Hem. A. Didem ÇAKIR1,4, Uzm. Hem. Nurgül TAYRAN2,4,
Dr. Hem. Leman KUTLU3,4, Prof. Dr. Yaşar BAĞDATLI4
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi;1Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, 2
Enfeksiyon Kontrol Komitesi, 3Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü
4
Çevre Yöne m Birimi
Giriş
Sağlık kurumlarında a k yöne minin temel amacı, a kların insan sağlığı ve çevreye zarar vermeden en ekonomik yolla kaynağında ayrılması, toplanması, taşınması, güvenli bir şekilde depolanması ve bertaraf edilmesidir. Hastanelerde oluşan a klar, sadece hasta, hasta yakını ve hastane çevresi için risk oluşturmakla beraber aynı zamanda toplum sağlığını da tehdit etmektedir1.
Sağlık kuruluşlarından kaynaklanan a klar genel olarak; evsel nitelikli (genel ve ambalaj), bbi,
tehlikeli ve radyoak f a klar olarak sınıflandırılmaktadır3,5. WHO’ ya göre göre sağlık kuruluşlarındaki a kların dağılımına bakıldığında; % 80’inin evsel a k yöne m sistemi ile işlenebilen bbi
a klar,% 15’inin patolojik ve enfekte a k, % 1’inin kesici a k, %3’üçünün kimyasal ve farmasö k
a k, %1’den daha azının ise radyoak f veya sitotoksik a k basınçlı kaplar ile kırık termometreler
ve kullanılmış piller gibi özel a klardan oluştuğu gözlenmektedir2.
Sağlık kurumlarında a kların ayrılması, toplanması, geçici a k deposuna taşınması ve kurumdan uzaklaş rılması için iyi bir a k yöne mi planı uygulanmalıdır. Üniversite hastaneleri sağlık
sistemimizde üçüncü basamak sağlık hizmetleri sunan birimler olması nedeniyle de oluşan bbi
a kların miktarının her geçen gün ar ğı ifade edilmektedir4. Bu yüzden a kların kaynağında
ayrılması önem taşımaktadır.
Amacı: Bu çalışma, bir üniversite hastanesinin çocuk kliniğinde, üre len a kların kaynağında
doğru ayrılma durumlarını ve a k kutularının özelliğine göre uygun torbaların takılma durumlarını belirlemek amacıyla planlanmış r.
Yöntem ve Bulgular: Araş rmanın türü; tanımlayıcı ve kesitseldir. Ka larak gözlem tekniği yöntemi kullanılmış r. Önceden haber vermeden klinik içinde poliklinik ve yataklı 19 ayrı birimde
03.10.2013-20.02.2014 tarihleri arasında 5 ay süre ile iki kişi tara ndan ha ada bir kez 4 saat
olarak planlandı. 740 kez gözlem yapıldı. Yapılan gözlemlerin sonucu; on maddeden oluşturulan
forma kayıt edildi. Bazı birimlerde her a k türünden (örn: tehlikeli a klar) çöp oluşmadığı için
torba/kovaların gözlemi yapılmamış r. İsta ksel analizi yapılırken yüzdelik yöntem kullanıldı.
Yapılan gözlemler sonucunda elde edilen veriler, birinci bölümde; temizlik personelleri tara ndan a k kutularının özelliğine uygun olarak torbaların takılma durumları, ikinci bölümde ise
a kların kaynağında doğru ayrılıp-ayrılmadığı incelendi.
A k kutularının özelliğine uygun olarak; %96,7(n:91) bbı a k kovasında, %89(n:94) evsel a k
kovasında, %100(n:16) tehlikeli a k kovasında, %87,6(n:89) geri dönüşüm a k kovasında torbaların renklerine göre doğru takıldığı tespit edildi.
A kların kaynağında ayrılma evresi incelendiğinde; %87,9(n:91) bbi a k kutusunda, %93,6(n:88)
evsel a k kutusunda, %100(n:16) tehlikeli a k kutusunda, %72,4(n:87) geri dönüşüm kutusunda, %92,8(n:65) pil a k kutusunda, %82,6(n:92) sarı a k kutusunda doğru ayrıldığı saptandı.
201
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Sonuç ve Öneriler: Çalışmanın sonuçları incelendiğinde; a kların a k kovalarındaki torbaların
ve içindeki a kların doğru ayrılma oranlarının yüksek olduğunun tespit edilmesi memnuniyet
verici bulundu.
A kların kaynağında doğru ayrılması, a k geri dönüşümünü, maliyet analizini ve insan kaynakları yöne mini doğrudan etkilemektedir. A k maliyet analizi konusunda bilimsel çalışmalar yapılması; hasta, hasta yakını ve sağlık çalışanlarına a k yöne mi konusunda eği m verilmesi ve
kuruma ait prosedür ve talimatlar doğrultusunda uygulamaların denetlenmesi önerilmektedir.
KAYNAKLAR
1. ÖZEREL İ., Tıbbi A k Stratejileri Nelerdir?, 4. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongre
Kitabı, 2005, s:434,472
2. Hastanelerde Ka A kların Ayrış rılması, Kalite Hizmet Geliş rme Birimi, www.ib .ibu.
edu.tr/eskisite/.../a k_ayris rma.pdf Erişim tarihi: 11.12.2013
3. BAĞDATLI Y., Kuruluşundan Günümüze Çevre Yöne m Birimi,1.Ulusal Sağlık Kuruluşları
Çevre Yöne m Sempozyum Kitabı, 2012, s:21
4. PARLAR E., TAYRAN N., KUTLU L., YURTSEVEN E., BAĞDATLI Y., Bir Ünivesite Hastanesinde
Çalışan Temizlik Personellerinin A k Eği mi Öncesi ve Sonrası Bilgi Düzeyinin Belirlenmesi,
1.Ulusal Sağlık Kuruluşları Çevre Yöne m Sempozyum Kitabı, 2012, s:61-63
5. TUTAR D.,2004, Tıbbi A k Yöne mi İçin Yeni Bir Yaklaşım ve Ankara Örneği,Doktora Tezi,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens tüsü
202
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ATIK TOPLAYAN İŞÇİLERİN KİŞİSEL
HİJYEN DAVRANIŞLARI
1:
Fatma Azizoğlu1, Hülya Gül2, Bilge Hapçıoğlu2, Ehsan Papakçı2, Zuhal Yapıcı3
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimlik Çevre Yöne m Birimi/İstanbul-Türkiye
2
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı/İstanbul –Türkiye
3
: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi,Nöroloji Anabilim Dalı/İstanbul –Türkiye
Giriş ve amaç
Çalışanların temel kişisel hijyen kurallarını bilmesi ve uygulaması, ka a k toplama işi yapılırken
oluşabilecek çevresel ve kişisel sağlık risklerinin azal lması için önemlidir. Hijyen, a k yöne minin en fazla önemsenmesi gereken fakat çoğu zaman ihmal edilen en zayıf noktasıdır. Hijyen
kısaca, sağlığa zararlı çevresel etkenlerden korunmak amacıyla yapılan uygulamalar ve alınan
temizlik önlemlerinin bütünü olarak tanımlanır. Kişisel hijyen ise bireyin kendi sağlığını en iyi
şekilde sürdürmesi için yapması gereken öz bakım davranışlarını içerir. Kişisel hijyenin başlıca
bileşenleri, temizlik ve sağlık bilgisi, bilinci, sorumluluğu, el, yüz, koltuk al , ayak, saç gibi vücut
uzuvları temizliği, uyku düzeni, spor ve egzersiz yapma, bulunduğu ortama uygun giyim, dinlenme ve boş zamanları değerlendirme ak viteleri ve yaşanılan ortamı temiz tutma vb. olarak
sıralanabilir. Diğer alanlarda ne kadar gelişme sağlanırsa sağlansın, kişisel hijyen konusuna dikkat edilmemesi birçok sağlık sorunlarına neden olabileceği için iş sağlığı uygulamalarında kişisel
hijyenin önemi unutulmamalıdır.
İstanbul da bir üniversite hastanesinde 2011 yılında kurulmuş olan Çevre Yöne m Biriminin
görevleri arasında, evsel, tehlikeli ve bbi a kların toplanması, geri kazanımı ve geri dönüşümü konusunda, hastane personeline, yardımcı sağlık personeline ve temizlikten sorumlu personele verilen eği m sonuçlarını değerlendirmek ve denetlemek yer almaktadır. Bu çalışma,
yap kları görev dolayısı ile risk al nda bulunan temizlik personelinin kişisel hijyen davranışlarının incelenmesi, taşeron firma tara ndan verilen uygulamalı eği min yararlı olup olmadığının
belirlenmesi, a k toplama bağlamında etkisi göz önüne alınarak bilinç durumunun saptanması,
aksaklıkların gözden geçirilmesi ve öneriler ge rilmesi amacı ile planlanmış r.
Gereç ve Yöntem
Çalışma, kesitsel nitelikte, tanımlayıcı pte bir çalışmadır. İstanbul’da bir üniversite hastanesinde 15- 25 Nisan 2013 tarihleri arasında gerçekleş rilmiş r. Bu hastanenin temizlik işlerine bakan
155 taşeron işçiye kişisel sağlık bilgisi davranışlarını sorgulayan 19 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmış r. İşçiler hastanede vardiyalı çalışan tüm işçiler arasından rastgele örnekleme
yöntemiyle seçilmiş r. Veriler bilgisayar ortamında sıklık ve yüzde dağılımları alınarak değerlendirilmiş r.
Bulgular
Çalışmaya ka lanların % 36,8’i erkek, % 63,2’si kadındı. % 71.7’si ilkokul, % 20,8’i ortaokul, geri
kalan lise mezunu idi. Baba eği m durumu da benzerdi. % 98,7’sinin düzenli diş rçalama alışkanlığı vardı. Bunu %58,7’si her yemekten sonra yapıyordu. Tuvalet temizliğinde %4,5’i tuvalet
kâğıdı, % 23,2’si su, % 72,3’ü de her ikisini de kullanıyordu. Diş ipi kullananların oranı 25,2% idi.
Diş rçalarken macunu % 18,1’i diş rçasının tamamı kadar kullanıyor, dişlerini %24,5’i aşağı yukarı doğru,% 25,2’si dairesel hareketlerle rçalıyordu. %63,9 si her gün banyo yap ğını belir .
%94,2’ si çoraplarını her gün değiş riyor, %96,1’i ayaklarını her gün yıkıyor, %90,3’ü rnaklarını
203
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ha ada bir kesiyordu. %96,8’ sinin kendine ait tarağı vardı. %65’ i ellerini sadece yemeklerden
önce, %35’ i ise sık ve doğru el yıkama yöntemi ile yıkıyordu. %100’ü meyveleri yemeden önce
bol suyla yıkıyordu, %17,4’ü açıkta sa lan yiyecekleri sa n almaktan çekinmiyordu. %100’ü
giysilerinin temiz olmasına özen gösteriyor, % 94,2’si ise ayakkabı alırken güzelliğinden ziyade
rahat olmasına dikkat ediyordu.
Sonuç ve Yorum
Sağlık kuruluşlarında görevli temizlik personeli, taşeron firmalar tara ndan çalış rılan vasıfsız
işçilerdir. Bu işçiler, temizlikten, ka a kların toplanması, taşınması ve depolanmasına, yeterli
kadrolu hizmet personeli olmadığından birimler arasında evrak ge rip götürmeye, çay yapmaya, diğer personel için yiyecek sa n almaya kadar her türlü işle görevlendirilmektedir. Hastanelerde çalışan personel potansiyel bir enfeksiyon taşıyıcısı ve buralarda görülen kirlenme ve
bulaşın en önemli kaynağıdır. A k toplamakla görevli kişilerin kişisel hijyenlerine özen göstermesi hem kendi sağlıkları, hem de toplum sağlığı açısından önemlidir. Kişisel hijyen; el ve vücut
temizliği, çalışılırken giyilecek koruyucu önlük, eldiven, maske, kep vb. işe uygun kıyafetlerin
seçimi, temizliği ve personelin genel sağlığı gibi konuları kapsar. A k toplama işçilerinin, karşılaşabilecekleri sağlık sorunlarından sakınabilmeleri için, a k toplama personeline kişisel hijyen
eği mi verilmesi, farkındalık oluşturulması, olumlu yönde tutum ve davranış değişikliği yapmaları sağlanmalıdır. Sağlık kurumu yöne cileri, çalışanlarının hijyen eği mi almasından ve belgesiz çalış rılmamasından sorumludur.
Bu araş rma sonuçları, a k toplama işinden de doğrudan sorumlu olan temizlik işçilerinin kişisel hijyen davranışlarında sorunlar olduğunu, aldıkları eği min yeterince etkin olmadığını göstermektedir. Bu durumun nedeni uygulanmakta olan eği m yönteminin yetersiz olmasından
çok, bu işçilerin çok sık işten çıkması ve yerlerine sürekli yeterince eği m almamış yeni işçilerin
alınması olabilir. Sağlık kuruluşlarının, taşeron firmalar ile anlaşma yaparken düzenlenen sözleşmelerde bu konuları ciddiyetle göz önüne alması, gerek a k toplama yapan işçilerin sağlıkları,
gerekse diğer çalışan personel ve hastaların sağlıklarını korumak ve halk sağlığı açısından çok
önemli bir sosyal sorunun önüne geçmek adına son derece önemlidir.
Anahtar Sözcükler: A k toplama, Kişisel hijyen, Sağlık eği mi, Temizlik işçileri,
204
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ LABORATUVAR GÖREVLİLERİ ARASINDA
ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİMESİ
Fatma Azizoğlu1, Serdar Aday2, Beyhan Ömer3, Bilge Hapçıoğlu4
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi/ [email protected]
2
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji A.D. / [email protected]
3
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya B.D.
4
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D.
1
AMAÇ
İstanbul Tıp Fakültesi 116 laboratuvar çalışanı arasında yapılan anket çalışmasında, Çevre Yöne m Birimi (ÇYB) hakkında reel ve kontrol soruları sorulmuş, alınan yanıtlar ile çevre yöne m
faaliyetleri ve çalışma performansının preanali k ve anali k evrede değerlendirilmesi amaçlanmış r.
MATERYAL METOD
Çalışma Mart 2014 tarihinde gerçekleş rilen tanımlayıcı pte bir çalışmadır. Çevre Yöne m Birimi nin düzenlemiş olduğu bir toplan öncesinde, 116 laboratuar çalışanına 20 sorudan oluşan
bir anket uygulanmış r. Ka lımcılardan isim ve çalış kları birimi yazmamaları ve sorulara evet
veya hayır şeklinde cevap vermeleri istenmiş r. Sorular dört farklı başlıkta toplanmış r. Farklı
soru grupları içerisinde kontrol sorusu yer almış yanıtlar, kontrol sorularına cevap yüzdeleri ile
değerlendirilmiş r. Ayrıca, görsel farkındalığın tesbit edilebilmesi için iki farklı simge sorulmuştur. Ka lımcilara anke yanıtlamaları ve görüşlerini aktarmaları için 10 dakikalık süre verilmiş,
süre bi minde anketler değerlendirilmek üzere toplanmış r.
BULGULAR
ÇYB nin görev yetki ve sorumlulukları, etkinlik , faaliyet ve a k bilgisi analizi ile ilgili birinci grupta
yer alan sorulara verilen yanıtlar ile; çalışmaya ka lanların %91 inin ÇYB yi tanıdığı, %37 sinin
ÇYB faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduğu, %75 inin ise a klar hakkında bilgi sahibi oldukları
belirlenmiş r.
A kların yerinde ve ayrılarak toplanması ilkesinin değerlendirilmesi amacı ile sorulan soruya
ka lımcıların %84 ü evet yanı vermiş r. Kontrol sorusuna verilen doğru yanıt oranı %78 dir.
Bertaraf, bertaraf yöntemleri ile yeni uygulamaya alınan tehlikeli a k toplama bidonları farkındalığı hakkında 3 farklı soru sorulmuş; a klar bertaraf ediliyor mu sorusuna ka lımcıların
%75 i, bertaraf yolları hakkında yeterli bilginiz var mı sorusuna %94 ü evet yanı vermiş r. A k
bidonu tanınma oranı %53 tür.
Laboratuvar ve a klardan kaynaklanan güvenlik etkin uygulamaları ve farkındalığı hakkında
sorulan iki soruya evet yanı verenlerin oranı %84, kontrol sorusuna doğru yanıt oranı %80 dir.
Tehlikeli a k bilgisi ve uygulama farkındalığı hakkındaki sorulara ka lımcıların %75 i evet yanı
vermiş r.
SONUÇ
İlk grupta sorularda, Çevre Yöne m Birimi tanınma oranı üst düzeyde bulunmuş olmasına rağmen faaliyet farkındalığı düşük, a k bilgisi oranı ise yeterli bulunmuştur. İkinci grup sorularda,
laboratuarlarda a kların yerinde ayırılarak toplanması etkinliğinin üst düzeyde olduğu görülmüş
205
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
sonuç, kontrol sorusuna doğru yanıt oranı ile desteklenmiş r. Üçüncü grup sorularda, a k bertaraf yolu hakkında bilginin yeterli, bertaraf yöntemleri hakkında bilginin üst düzeyde olduğu,
a k bidonu hakkında ise bilginin istenilen düzeyde olmadığı tesbit edilmiş r. Dördüncü grup
sorularda, laboratuvar ve a k güvenliği ile uygulamaları hakkında bilginin yeterli düzede olduğu
görülmüş, sonuç, kontrol sorusuna doğru yanıt oranı ile desteklenmiş r. Beşinci grup sorularda
ise, tehlikeli a k bilgisi ve uygulama farkındalığı yeterli düzeyde bulunmuştur.
Anahtar Kelime; Tehlikeli a k, laboratuar çalışanları, farkındalık, çevre yöne m sistemi.
206
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
KURUMA ORYANTASYONDA ÖĞRENCİ HEMŞİRELERE VERİLEN ATIK YÖNETİMİ
EĞİTİMİNİN BİLGİ DÜZEYİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Nurgül Tayran¹, Esra Güngörmüş², Leman Kutlu², , Ayşegül Başak², , Yaşar Bağdatlı³
1
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi,
İstanbul ([email protected])
2
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü,
İstanbul ([email protected])
3
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi,
İstanbul ([email protected])
ÖZET
Amaç: Sağlık hizme sunumu sonrasında üre len, bulunduğu ortamda kaldığında çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek olan her türlü maddeye a k denilmektedir. Bu nedenle a k
yöne mi ilkelerine uyum, sağlıklı birey hasta/hasta yakını ile çevre sağlığının korunması açısından çok önemlidir. Çalışmamız, kurumumuzda uygulamaya çıkan öğrenci hemşire ve ebelerin
a k yöne mine ilişkin bilgi düzeylerini saptamak, bu konuda verilen eği min bilgi düzeylerine
etkisini araş rmak amacıyla planlanmış r.
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı pte olan araş rmanın örneklemini; 1 Mart- 30 Nisan tarihleri
arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde uygulamaya çıkan 3 farklı
üniversitenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri olan 257 kişi oluşturmuştur.
A k yöne mi konusunda eği m verilen öğrencilere; 10 sorudan oluşan anket formu ile eği m
öncesi ve sonrası değerlendirme sınavı uygulanmış r. Sınav öncesi ka lımcılara gerekli açıklamalar yapılarak sözlü olurları alınmış ve uygulama yapılmış r. Eği m verildikten sonra aynı sorulardan oluşan sınav tekrar edilmiş r.
Anket formunda; ad, soyad, yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, öğrenim görülen okul, sınıf, uygulamaya çıkılan ders ile ilgili sorulardan oluşan demografik veriler ile a k yöne mi konusunda eğim alma durumlarına yönelik sorular yer almış r. Sınav sorularını ise konu ile literatür taranarak
oluşturulan, a ğın üre ldiği anda doğru şekilde ayrılması ve a k sınıflandırılmasına yönelik 23
sorudan oluşmuştur.
Araş rma sonuçları SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiş ve değerlendirmede frekans, yüzde,
standart sapma ve ortalama değerleri ele alınmış r. Sperman’s Korelasyon tes ve veri dağılımının normallik varsayımının test edilmesi için uygulanan Kolmogorov-Smirnov tes , analizde
kullanılan diğer yöntemlerdir.
Bulgular: Yapılan inceleme sonucunda veri dağılımının normal olmadığı (Z=2,204; P=0,001) belirlenmiş r. Öğrencilerin yaş dağılımı 18-42 arasında olup, yaş ortalaması 21,15±2,1’dir. Ka lımcıların sosyo-demografik özelliklerinin dağılımı incelendiğinde (Tablo 1); tamamına yakınının
(%84,6) kadın, lise mezunu (%96,1) ve öğrenci hemşire (%92,7) olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin büyük çoğunluğu üçüncü sını adır (%34,7) ve “Hemşirelikte Yöne m” dersi klinik uygulama
eği mi almaktadır (%29,3).
Ka lımcıların konu ile ilgili eği m alma durumları incelendiğinde (Tablo 2); öğrencilerin tamamına yakını (%74,1) a k yöne mi konusunda eği m aldıklarını ifade etmişlerdir. Bu eği mi; öğrencilerin % 58,3’ü öğrenimleri sırasında okulda, %29,3’ü klinik uygulama öncesi verilen öğrenci
oryantasyon eği minde almış r. Kongre, sempozyum, konferans gibi bilimsel toplan lar yolu ile
207
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
eği m alma oranı %5,8 iken konu ile ilgili ser fika programlarına ka lım %2,3’tür.
Ka lımcıların değerlendirilmesinde eği mden önce (sınav 1) ve eği mden hemen sonra (sınav
2) uygulanan sınav puanları analizi kullanılmış r. Öğrencilerin hangi a k türlerinin hangi a k
torbasına a lması gerek ğine yönelik 3 soruya eği m öncesi ve eği m sonrası verdikleri cevapların dağılımı grafik 1 ve grafik 2’de verilmiş r. Sınav 1’de %67,7 oranında, sınav 2’de ise %91,4
oranında doğru cevap verdiği belirlenmiş r.
Eği m öncesi ve sonrası yapılan sınavda a k türlerinin sınıflandırılmasına yönelik 20 soruya verilen cevapların dağılımı değerlendirildiğinde (Tablo 3); sınav 1’de doğru yanıt verme oranı % 57
iken, sınav 2’de bu oranın % 77,1’e yükselmiş r.
Sınav 1’in toplam puanı 0 ile 20 arasında olup, ortalama puan 12,61’dir. Sınav 2’nin toplam puanı ise 9 ile 20 arasında olup, ortalama puan 12,61’dir. Ka lımcıların birinci sınav toplam puanı
ile ikinci sınav toplam puanları karşılaş rıldığında; birinci sınav puan ortalaması yüksek olan
öğrencilerin 2. sınav puan ortalamalarının da artma eğiliminde olduğu bulunmuştur (r=0,273;
p=0, 001).
Sonuç: Kuruma uygulamaya çıkacak öğrencilerin oryantasyon eği minde a k yöne mi konusunda verilen eği min bilişsel düzeyde ar şa neden olduğu bulunmuştur. Öğrenci oryantasyon
eği minde farkındalığa odaklı öğre m yöntemleri ile öğrenim rehberi gibi alterna f yöntemlerin kullanılması, a k yöne mi konusunda öğrenmeye etki edecek deneysel araş rmalar yapılması önerilmektedir.
Kaynaklar:
1. Higgins, A. ve Margaret, MC. (2005). “Psychiatric nursing student’ experiences of having
a mentor during their first prac ce placement: an Irish perspec ve”, Nurse Educa on in
Prac ce, 5:218-224.
2. A lgan, H., Kan, A. ve Doğan, N.; Eği mde Ölçme ve Değerlendirme, Anı Yayıncılık, Ankara,
2006
3. Tehlikeli A kların Kontrolü Yönetmeliği (14/3/2005 tarih ve 25755 sayılı Resmi Gazete)
4. Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği (22.07.2005 tarih ve 25883 sayılı Resmi Gazete)
5. Aybaş G., Yetkiner A., Tabak R.: Sağlık Eği mi, s.185-190, Songür Yayıncılık, Ankara, 2000
208
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 1: Sosyo-Demografik ve Mesleki Özelliklerin Dağılımı
ÖZELLİKLER
Cinsiyet
Öğrenim Durumu
Meslek
Sınıf
Uygulama Alanı
n
%
Kadın
219
84,6
Erkek
40
15,4
Lise
249
96,1
SML
3
1,2
Önlisans
7
2,7
Öğrenci Hemşire
259
92,7
Öğrenci Ebe
19
7,3
Birinci Sınıf
53
20,5
İkinci Sınıf
59
22,8
Üçüncü Sınıf
90
34,7
Dördüncü Sınıf
57
22
Hemşirelik Esasları
42
16,2
İç Hastalıkları Hemşireliği
33
12,7
Kadın Sağlığı ve Doğum Hemşireliği
50
19,3
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Hemşireliği
47
18,1
Hemşirelikte Yöne m
76
29,3
Ebelik Esasları
11
4,2
Tablo 2: Öğrencilerin A k Yöne mi Konusunda Bilgi Alma Durumlarının Dağılımı
Alanlar
192
74,1
Almayanlar
67
25,9
Evet
151
58,3
Hayır
108
41,7
Staj öncesi kurumda verilen öğrenci
oryantasyon eği minde
Evet
76
29,3
Hayır
183
70,7
Konu ile ilgili özel kurs/ser fika/eğim programında
Evet
6
2,3
Hayır
253
97,7
Konu ile ilgili kongre/sempozyum/
konferansta
Evet
15
5,8
Hayır
244
94,2
A k yöne mi konusunda eği m
Öğrenim sırasında okulda
209
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Grafik 1: Eği m Öncesi Uygulanan Sınavda A kların Üre ldiği Anda Ayrımına Yönelik Sorulara
Verilen Cevapların Dağılımı
Grafik 2: Eği m Sonrasında Uygulanan Sınavda A kların Üre ldiği Anda Ayrımına Yönelik Sorulara Verilen Cevapların Dağılımı
210
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 3: Eğir m Öncesi ve Eği m Sonrasında Yapılan Sınavda A k Türlerinin Sınıflandırılmasına
Yönelik Sorulara Verilen Cevapların Dağılımı
SORU
SINAV 1
SINAV 2
Yanıtsız
(n)
Doğru
(n)
Yanlış
(n)
Yanıtsız Doğru
(n)
(n)
Yanlış
(n)
1.
Bebek bezi hangi tür a k r?
49
181
27
7
218
32
2.
Yoğun bakım ünitesinde bebek 78
bezi hangi tür a k r?
129
50
6
244
7
3.
Yemek a kları hangi tür a k r? 18
235
4
3
250
4
4.
Kanlı pamuk, hastaya takılan 35
serum se hangi tür a k r?
207
15
5
247
5
5.
Diş rçası hangi tür a k r?
60
164
33
40
181
36
6.
Diş macunu ambalajı hangi tür 31
a k r?
138
88
5
213
39
7.
Pansuman işlemi sonrasında 41
oluşanlar hangi tür a k r?
209
7
8
247
2
8.
İğne ucu hangi tür atıktır?
122
80
14
171
72
9.
Kanlı olmayan boş serum şişesi 98
hangi tür a k r?
91
68
33
182
42
10. Kanlı serum şişesi hangi tür 74
a k r?
123
60
14
224
19
11. Hastaya atkılmış plas k serum 51
torbası hangi tür a k r?
188
18
27
214
16
12. Tarihi geçmiş ilaç hangi tür 91
a k r?
95
71
25
181
51
13. Kemoterapö k ilaç
hangi tür a k r?
121
70
23
154
80
14. Kırılmış ilaç ampulü parçaları 90
hangi tür a k r?
79
88
35
146
76
15. Periton diyaliz a kları hangi tür 88
a k r?
138
31
21
200
36
16. Kağıt, karton vb. hangi tür a k- 39
r?
163
55
9
199
49
17. Pet şişe, metal kutu hangi tür 40
a k r?
166
51
5
217
35
18. Temizlik malzemelerinin kapla- 53
rı hangi tür a k r?
176
28
19
213
25
19. Kullanılmış eldiven,
hangi tür a k r?
maske 41
188
28
4
238
15
20. Kullanılmış koruyucu
hangi tür a k r?
önlük 72
157
28
16
224
17
52
flakonu 66
211
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
İSTANBUL DA BİR HASTANEDE 2013 YILINDA TOPLANAN KATI ATIK
MİKTARLARI VE TÜRKİYE DEKİ DURUM
Hapcioglu B., Azizoglu F., Papakci I., Gul H.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi
Giriş ve Amaç: Çalışmanın yapıldığı hastanenin bağlı bulunduğu üniversitede 14.06.2011 tarihinde kurulan «Çevre Yöne m Birimi» hastanede çevre sorunlarına neden olan veya olabilecek
her türlü faaliye n dene mi mevzuata uygunluğunu,alınan önlemlerin etkili olarak uygulanıp
uygulanmadığını değerlendiren bir birimdir. Bu çalışmanın amacı; Çevre Yöne m Birimi nin faaliyete geçmesinden sonra, toplanan ka a k miktarlarının belirlenmesi ve İstanbul da ve Türkiye
de toplanan ka a k miktarları ile karşılaş rılmasıdır.
Bu çalışmada, bbi a k, evsel nitelikli a klar ve çevre ekonomisi ve çevrenin korunması açısından çok büyük bir önem taşıyan geri dönüşebilen nitelikteki kağıt ve cam a kların miktarları
belirlenmiş r.
Yöntem ve Gereç: Bu çalışma, 2013 yılı Ocak ve Aralık ayları arasında İstanbul un 1297 yatak
kapasiteli en büyük hastanesinde gerçekleş rilmiş r. 2013 ten önceki a k miktarlarına ait kayıtlar yeterli ve güvenilir bulunmadığından sadece bu yıla ait veriler değerlendirmeye alınmış r.
Hastanenin tüm birimlerinden toplanan Tıbbi, evsel, kağıt ve cam a k poşetler hergün geçici
depolama alanlarında sayılmış ve kaydedilmiş daha sonra merkezi depolara taşınmış r.
Kayıtlardan, yıllık toplam a k miktarı, a kların türüne, kaynağına, birimlere göre aylık ve yıllık
miktarlar belirlenmiş r.
Bulgular:
2013 yılına ait veriler incelendiğinde, toplam 831676 torba a ğın %49.14 ünü bbi a klar,
%40.05 ini evsel a klar, %7.01 ini kağıt ve %3 ünü cam a klar oluşturmaktadır.
Toplanan 409410 torba bbi a ğın %69.4 ü cerrahi monoblak binasından, %9.1 i dahiliyeden,
%2.3 ü acil birimlerden, %9.3 ü nörolojik bilimler, ortopedi ve psikiyatriden, %4 ü fizik tedavi ve
dermatoloji den %5.9 u ise çocuk Hastalıkları bölümlerinden toplanmış r.
Yatak başına yıllık toplam a k miktarı; 495 torba, bbi a k miktarı ise 315 torbadır. Yatak başına
belirlenen günlük bbi a k miktarı yaklaşık 3.45 kg dır( yatak başına düşen günlük bbi a k
miktarı poşe n ortalama 4 kg olduğu kabul edilerek hesaplanmış r).
Sonuç ve Öneriler
Türkiye İsta s k Kurumu nun 2013 yılına ait rakamları henüz yayınlanmamış olduğundan çalışmamızın sonuçları 2012 rakamları ile karşılaş rılmış r.
Günümüzde Türkiye de yaklaşık 1500 hastane bulunmaktadır. Bu hastanelerden 69 bin ton bbi
a k toplanmış r. Tıbbi a kların %22’sinin İstanbuldaki sağlık kuruluşlarından toplandığı tespit
edilmiş r. İstanbul un toplam bbi a ğının yaklaşık %10 unun bu hastanede toplandığı görülmektedir.
İstanbul da bbi a klar Türkiye deki tek yakma rınında yakılarak bertaraf edilmektedir. İstanbul
dışında toplanan bbi a klar, 39 il merkezinde bulunan dezenfeksiyon istasyonunda bertaraf
edilmekte, dezenfeksiyon istasyonu bulunmayan illerin bbi a kları yakın illerde bulunan istasyonlara taşınmaktadır.
212
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Bu çalışmada yatak başına belirlenen günlük bbi miktarı 3.45kg dır. . İstanbul’da 20 yatak ve
üstü Sağlık Kuruluşlarından çıkan, yatak başına günlük ortalama bbi a k miktarı 2 - 2,5 kg. civarındadır. Bu sonuçlar a kların kaynağında ayrı toplanması konusunda halen çözümlenememiş
sorunlar olduğunu göstermektedir.
Geri dönüşebilir nitelikteki a kların kaynağında ayrı toplanması uygulaması da ne yazık ki henüz
istenen düzeye ulaşamamış r. Bu çalışmanın sonuçları da geri dönüşebilecek nitelikteki a kların
miktarının oldukça az olduğunu göstermektedir.
Bu hastanenin Çevre Yöne m Birimi nin, dene mler, kesin siz eği m programları ile önümüzdeki yıllarda, ka a k minimizasyonu, geri dönüşüm, a kların sınıflandırılması ve miktarları konusunda daha gerçekçi sonuçlara ulaşabileceği beklenmektedir.
Anahtar Kelimeler; Tıbbi a k, hastane a kları, çever yöne m birimi, evsel a k, geri dönüşüm
213
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ADLİ TIP KURUMU İHTİSAS KURUL VE DAİRELERİNE GÖRE
ATIK TÜRLERİNİN VE ATIK YÖNETİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
1
Nihan ZİYADE1, Yaşar BAĞDATLI2, Yalçın BÜYÜK3
Adli Tıp Kurumu Postmortem Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İstanbul ([email protected])
2
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi, İstanbul
3
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, İstanbul
Giriş: Ülkemizde hızlı ekonomik büyüme, kentleşme, nüfus ar şı ve refah seviyesinin yükselmesi
giderek artan miktarda a k üre mine yol açmaktadır. Artan a k miktarı ise; a ksız veya olabildiğince az a klı üre mi, a kların geri kazanılmasını ve nihayet a kların ekonomi ve çevre açısından en uygun şekilde bertara nı gerek rmektedir. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tara ndan
bbi a kların güvenli yöne mi amacıyla yayımlanan Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’nde
sağlık kuruluşlarından kaynaklanan a klar dört ana başlık al nda toplanmış r (1,2).
I. Evsel nitelikli A klar (Genel a klar, Ambalaj a kları)
II. Tıbbi A klar (Enfeksiyöz a klar, Patolojik a klar, Kesici-delici a klar)
III. Tehlikeli a klar
IV. Radyoak f a klar
Adli Tıp Kurumu da Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği’nde orta miktarda a k üreten sağlık kuruluşları içerisinde yer almaktadır. Adli Tıp Kurumu ça sı al nda al ih sas kurulu ve al ih sas
dairesi yer almaktadır. İh sas Dairelerinden Morg İh sas Dairesi; mahkemeler ile hakimlikler
ve savcılıklar tara ndan gönderilen cesetler ve ceset kısımları ile canlılara ait doku ve biyolojik
materyal üzerinde her türlü incelemeleri yapar. Fizik ih sas Dairesi; silah, mermi, yazı (grafolojik
- dak loskopik), fotograf, resim, imza, imza niteliğini taşıyan parmak izleri ile radyolojik, radyoizotop, klimatolojik, diğer fiziksel materyal ve olaylarla ilgili olarak incelemeleri, Kimya ih sas
dairesi; toksikolojik, gıdai, sınai, narko k, ilaç ve diğer çeşitli maddeler ile alkolometrik analizleri
yapar. Ayrıca Adlî Tıp Kurumunun tespit edeceği usule göre savcı yerine karakollar tara ndan
gönderilen kişilerin solunum havalarında veya usulüne göre gönderilen kan veya idrar örneklerinde alkol veya narko k madde incelemesi ve analizleri yapılır. Biyoloji İh sas Dairesi’nde
ise: Mahkemeler, hakimlikler ve Cumhuriyet savcılıkları tara ndan gönderilen kişilerden nesep
tayini ve kriminalis k amaçlı analizleri mümkün olan her türlü biyolojik materyalden yapmak
ve sonucunu bir raporla bildirmek, gönderilen suç aletleri, giysi, eşya üzerinde sperm ve diğer
biyolojik lekeler aramak, lekeden orijin tayini yapmak, sorulan hususta soruları cevaplandırmak
ve spermiogram yapmak r. Trafik İh sas Dairesi; mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklarca
gönderilen trafik olayları ile ilgili konularda gerekli muayene ve incelemeler yaparak sonucunu
bir raporla tespit eder. Gözlem İh sas Dairesi de, mahkemeler ve hakimlerce gözleme tabi tutulmasına karar verilenleri gözleme tabi tutar ve gözlem sonucunu bir raporla tespit eder. İh sas
Kurulları; bilirkişilerce, Fizik ve Trafik İh sas Dairelerinin pla ilgili olmayan raporları hariç olmak
üzere adli p ih sas dairelerince, Adli tabip veya adli p uzmanlarınca verilip de mahkemeler,
hakimlikler ve savcılıklar tara ndan yeterince kanaat verici nitelikte bulunmayan ve aralarında
çelişki olduğu belirlenen raporları inceleyip bilimsel ve teknik görüş bildirirler.
Amaç: Adli Tıp Kurumu ih sas daireleri ve ih sas kurullarına göre üre len a k türlerinin belirlenerek birimlere özel a k yöne minin planlanması amaçlanmış r. Ayrıca kurumumuzdaki a kların kaynağında ayrılması, a kların toplanması, geçici a k deposuna taşınması, depolanmasıyla
uygun şekilde bertara nı sağlayan firmaya teslimini içeren a k yöne m planının oluşturulmasına yönelik çalışmalar başla lmış ve çalışanların a k yöne mi konusundaki sorumluluk ve farkındalığının ar rılması amaçlanmış r.
214
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Yöntem: Adli Tıp Kurumu İh sas Daireleri ve İh sas Kurulları birim başkanları ve birim kalite sorumluları ile ile şime geçilerek üre kleri a kları listelemeleri istenmiş r. Aynı zamanda ile şime geçilen birim başkanı ya da birim kalite sorumlularıyla birlikte ilgili yerlerde çeşitli zamanlarda gözlem ve dene mler yapılarak karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm yollarının oluşturulması
planlanmış r.
Bulgular: Adli Tıp Kurumu birimlerine göre incelendiğinde tüm ih sas daireleri ve kurullarında
oluşan a k türleri tabloda belir lmiş r (Tablo 1). Bu tür a kların sağlık kuruluşlarında üre lebileceği literatürde belir lmektedir. Ayrıca bu süreçte yapılan gözlem ve dene mlerde a kların
üre ldiği anda ayrımının doğru şekilde yapılmadığı, özellikle bbi a k olarak ayrılması gereken
biyolojik numunelerle temas eden materyallerin kimya ih sas dairesindeki bazı laboratuarlarda ve morg ih sas dairesine bağlı histopatoloji laboratuarında evsel a ğa gönderildiği tespit
edilmiş r. Yine tüm ih sas dairelerindeki laboratuarların çoğunluğunda kesici-delici a kların
sarı bbi a k kovalarına a lmasına riayet edilmediği gözlemlenmiş r. Kimya ve Biyoloji İh sas
Dairelerindeki cihazlarda üre len tehlikeli kimyasal a kların uygun şekilde toplanıp, muhafaza
edilmediği ve çalışanların güvenliğini tehdit e ği saptanmış r. Buna karşın kurum genelinde
geri dönüşümü olan ambalaj a klarının ayrılmasına özen gösterildiği, düzenli bir şekilde ayrıldığı
ve ha ada bir olmak üzere lisanslı bir firma tara ndan toplandığı saptanmış r. Biyoloji İh sas
Dairesi Laboratuvarları ile Morg İh sas Dairesi’ndeki Postmortem Mikrobiyoloji ve Acil Toksikoloji Laboratuvarları’nda da bbi a kların toplanması konusunda personelin özenli davrandığı
tespit edilmiş r.
Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak; Adli Tıp Kurumu İh sas daireleri ve Kurulları’nda görev yapan
personelin üre kleri a k çeşitlerini bilmeleri ve bunları doğru şekilde ayırmaları; personel güvenliğinin sağlanması ve a k maliye nin azal lmasına önemli ölçüde katkı sağlayacak r. Ayrıca
tüm kurum çalışanlarına a k yöne mi ile ilgili eği m verilmesi, kimyasal madde kullanılan birimlerin kimyasal ajan listesi hazırlaması, a kları karış rmadan uygun kaplarda toplamaları ve
özellikle de bbi a kların toplanmasına, çalışanlara ve çevreye zarar vermeyecek biçimde bertaraf edilmesine yönelik kurum çalışanları için hizmet içi eği m programlarının düzenlenmesi
gerek ği uygun görülmektedir.
Kaynaklar: 1.Tıbbi A kların Kontrolü Yönetmeliği (2005)
2. Çevre Dene mi Yönetmeliği (2008)
215
Trafik İh sas Dairesi
1.İh sas Kurulu
2.İh sas Kurulu
3.İh sas Kurulu
4.İh sas Kurulu
5.İh sas Kurulu
6.İh sas Kurulu
Genel
a klar
Gözlem İh sas Dairesi
Radyoak f a klar
Fizik İh sas Dairesi
Kesici delici
a klar
Tehlikeli kimyasal a k
+
Kimya İh sas Dairesi
Tıbbi A klar
+
Biyoloji İh sas Dairesi
Patolojik
a klar
+
Morg İh sas Dairesi
Ambalaj
A kları
Enfeksiyöz
a klar
+
Tehlikeli A klar
Evsel Nitelikli A klar
+
Radyoak f A klar
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 1: Adli Tıp Kurumu İh sas Daireleri ve İh sas Kurullarından Kaynaklanan A k Türleri
BİRİMLERDEKİ
ATIK TÜRLERİ
ADLİ TIP KURUMU BİRİMLERİ
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
216
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ ÇOCUK SERVİSLERİNDE GÖREVLİ HEMŞİRE VE
HEKİMLERİN ATIK YÖNETİMİ UYGULAMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Nurgül Tayran1 , Ayşe Didem Çakır2 , Leman Kutlu3 ,
Eray Yurtseven 4, Yaşar Bağdatlı5
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi; 1Enfeksiyon Kontrol Komitesi, 2Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, 3Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü, 4Halk Sağlığı Anabilim
Dalı, 5Çevre Yöne m Birimi, İstanbul ([email protected])
ÖZET
Amaç: Sağlık hizme sunumu sırasında üre len, çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek
olan her türlü maddeye a k denilmektedir. A k yöne mi ilkelerine uyum ile sağlıklı birey, hasta/
hasta yakını ve çevre sağlığı korunmaktadır. A kların üre ldiği anda doğru ayrılması; toplama,
taşıma, depolama ve bertaraf aşamalarında insan kaynakları planlaması, işgücü ve zaman tasarrufu açısından çok önemlidir. Sağlık hizme sırasında hasta ile en fazla temas eden ve en çok a k
üreten sağlık çalışanları hemşire ve hekimlerdir. Araş rma, çocuk servislerinde görevli hemşire
ve hekimlerin a k yöne mi uygulamalarını belirlemek ve uyumu etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla planlanmış r.
Gereç ve Yöntem: Araş rma, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi (PYBÜ) ve Yenidoğan Yoğun
Bakım Üniteleri (YDYBÜ) ile anabilim dalına ait diğer servislerde yürütülen gözlemsel ve tanımlayıcı bir çalışmadır. Gözlem yapılan kliniklerin seçiminde, en çok a k üreten ve a k yöne mine
uyum konusunda daha fazla sorun yaşanılan birimler dikkate alınmış r. Çalışmada, izlem sırasında üre len a k türlerinin tamamının gözlenmesi hedeflenmiş. Ekim 2013 - Mart 2014 tarihleri arasında ha ada 2 gün (Salı-Perşembe) yapılan klinik vizitler ile yürütülen çalışmada, sağlık
çalışanları haberdar edilmeden 200 gözlem yapılmış r. Üre len a ğın üre ldiği anda türüne
uygun kovaya a lıp a lmadığı izlenmiş r. Gözlemde araş rmacılar tara ndan geliş rilen “A k
Yöne mi Gözlem Formu” kullanılmış r. Gözlem formunda; gözlem tarihi, gözlem saa , gözlenen
sağlık çalışanının cinsiye , görevi, hangi tür a ğı hangi a k poşe ne a ğı kaydedilmiş r. Gözlem
sonuçları, SPSS 18.0 programı ile analiz edilmiş r. İsta s ksel analizde; yüzde, standart sapma
ve ortalamalar değerlendirmeye alınmış r.
Bulgular: Gözlenen sağlık çalışanlarının sosyo-demografik ve mesleki özellikleri incelendiğinde
(Tablo1); tamamına yakının (%93) kadın, yarısından fazlasının (%69) hemşire ve %31’inin hekim
olduğu saptanmış r. Gözlemlerin; %31,5’i Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YDYBÜ), %20’si
Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi’nde (PYBÜ), ve % 48,5’i anabilim dalına ait diğer servislerde (Metabolizma, Enfeksiyon ve Nefroloji) yapılmış r.
A k türlerinin ve üre ldiği anda a k yöne mi ilkelerine göre doğru şekilde ayrılmasının uygun
olup olmadığının değerlendirildiği gözlemler incelendiğinde (Tablo 2); gözlemlerinin tamamına
yakınında (%82,5) a kların üre ldiği anda doğru ayrıldığı, % 17,5 oranında uygun ayrılmadığı
saptanmış r. Gözlemi yapılan a k türleri sırasıyla; %37 oranında bbi a klar, %27,5 oranında
evsel a klar, %18,5 oranında geri dönüşebilir a klar, 16,5 oranında kesici-delici a klar ve (%0,5)
oranında tehlikeli a klardır. Üre ldiği anda yöne minde en fazla uygunsuzluk gözlenen a k
türlerinin sırasıyla; bbi ve geri dönüşebilir a klar; evsel a klar, kesici-delici ve tehlikeli a klar
olduğu görülmektedir.
217
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
A kların üre ldiği anda yerinde doğru şekilde ayrımı birimlere göre değerlendirildiğinde (Tablo
3); tüm birimlerde hemşire ve hekimler tara ndan üre ldiği anda yerinde doğru şekilde ayrılan
a k türünün bbi a klar olduğu bulunmuştur. Ayrımında sorun yaşanılan a k türleri incelendiğinde; servislerde evsel a k, yenidoğan yoğun bakımda geri dönüşebilir, pediatri yoğun bakımda ise bbi a k olduğu belirlenmiş r.
Sonuç: A kların üre ldiği anda yerinde ayrılması, çevre ve insan sağlığı açısından son derece
önemlidir. Hemşire ve hekimlerin a k yöne mi ilkelerine uyumsuzluk nedenlerinin; dikkatsizlik
ve bu konuda gerekli özenin gösterilmemesi, a k yöne mi konusunda ha rla cı duyuru, afiş,
bilgi eksikliği, iş yükü fazlalığı, eleman eksikliği gibi nedenlere olabileceği düşünülmektedir. Konu
ile ilgili farkındalığı ar racak öğre m yöntemlerinin kullanıldığı eği m programlarının organize
edilmesi, a k yöne mine uyumun ölçülmesi ve bu konuda dene m çalışmalarının sürdürülmesi, duyuru ve afiş asılması önerilmektedir.
Tablo 1: Hemşire ve Hekimlerin Sosyo-Demografik ve Mesleki Özelliklerinin Dağılımı
Özellik
Cinsiyet
Meslek
Gözlemin Yapıldığı
Birim
n
%
Kadın
186
93
Erkek
14
7
Hemşire
138
69
Hekim
62
31
Yenidoğan Yoğun Bakım
63
31,5
Pediatri Yoğun Bakım
40
20
Diğer Servisler (Metabolizma, Enfeksiyon,
Nefroloji)
97
48,5
Tablo 2: A k Türlerine Göre A k Yöne mi İlkelerine Uygunluğun Değerlendirilmesi
Gözlenen A k Türleri
Gözlem Sayısı
n (%)
Uygun
n(%)
Uygun Değil
n(%)
Tıbbi a k
74(37)
62(83,8)
12(16,2)
Evsel a k
55(27,5)
45(81,8)
9(18,2)
Geri dönüşebilir a k
37(18,5)
27(72,9)
12(27,1)
1(0,5)
0
1(100)
Kesici-delici a klar
33(16,5)
32(96,9)
1(3,1)
Toplam
200(100)
165(82,5 )
35(17,5)
Tehlikeli a k
218
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 3: Birimlere Göre A k Yöne mi İlkelerine Uygunluğun Değerlendirilmesi
Pediatri
YBÜ
YBÜ
Gözlem Sayısı
Gözlem Sayısı
Gözlenen
A k
Servisler
Yenidoğan
(Metabolizma, Enfeksiyon, Nefroloji)
Toplam
Gözlem Sayısı
Gözlem
Sayısı
Tıbbi a k
22(11)
2 (1)
16(8)
Uygun
Değil
n(%)
4(2)
24(12)
6(3)
74(37)
Evsel a k
16(8)
1(0,5)
8(4)
0
22(11)
8(4)
55(27,5)
7(3,5)
4 (2)
2(2)
1(0,5)
16(8)
7(3,5)
37(18,5)
0
1(0,5)
0
0
0
0
1(0,5)
Türleri
Geri
dönüşebilir a k
Tehlikeli a k
Kesici-delici
a klar
Toplam
Uygun
n(%)
Uygun
Değil n(%)
Uygun n(%)
Uygun
n(%)
Uygun
Değil n(%)
n (%)
9(4,5)
1(0,5)
9(4,5)
0
14(7)
0
33(16,5)
54(27)
9(4,5)
35(17,5)
5(2,5)
76(38)
21(10,5)
200(100)
219
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
RUTİN LABORATUVARLARDAN ALINAN ÖRNEKLERDE
ATIK KOMPOZİSYONUNUN ARAŞTIRILMASI
Serdar Aday1, Fatma Azizoğlu2, Beyhan Ömer3, Bilge Hapçıoğlu4
1
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji A.D.
2
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi
3
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya B.D.
4
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D.
AMAÇ
İstanbul Tıp Fakültesi Çevre Yöne m Birimi; İstanbul Tıp Fakültesi yerleşkesi içersisinde yer alan
Temel Tıp Bilimler binasında faaliyet gösteren birimlerde, ru n laboratuvar çalışmaları esnasında veya sonunda direkt kanalizasyona deşarj edilen veya bir cihaz vasıtasıyla çalışıldıktan sonra
oluşturduğu a ğı cihaz bünyesinden kanalizasyona deşarj edilen kimyasallar maddelerin tehlike
düzeylerinin tesbit edilmesi amaçlanmış r.
MATERYAL METOD
Nisan-Haziran 2013 tarihleri arasında yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel pte olan bu çalışmada,
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri binasında yer alan 11 Anabilim Dalı ve 3 farklı laboratuarda bulunan cihazlardan veya ru n manuel çalışmalar sırasında veya sonrasında oluşan
a klardan örnek alınmış r. A klar; steril kaplara en az 100 cc olacak şekilde toplanmış ve üzerleri e ketlenmiş r. Toplanılan 40 farklı örnek, İstanbul Üniversitesi Çevre Mühendisliği’ne Ph ve
ağır metal varlığı tesbi yapılması için tutanak karşılığında teslim edilmiş r..
Örneklerin önce çözümlemeleri yapılarak Ph ölçümleri yapılmış, aynı örneklerde, krom, nikel,
bakır, çinko, arsenik, gümüş, kadmiyum, kalay analizleri atomik adsorbsiyon tekniği ile araş rılmış sonuçlar mg/L cinsinden verilmiş r.
BULGULAR
Ph analizlerinde 25 örneğin asidik, 15 örneğin bazik olduğu belirlenmiş r. Analizlerden elde
edilen sonuçlara göre; örneklerin tamamında ağır metal tesbit edilmiş r. 16 örnekte ağır metal
konsantrasyonu 1 mg/L üzerinde ve asidik bulunmuştur. Asitlik ar kça ağır metal konsantrasyonunda artma görülmüştür. Hiçbir örnekte nikel bulunmamış, tamamında krom, kadmiyum
ve çinko, Sekiz örnekte bakır, dört örnekte arsenik, üç örnekte kalay, bir örnekte gümüş tesbit
edilmiş r.
SONUÇ
Laboratuvar çalışmalarında kullanılan kimyasalların, laboratuarlara girmeden önce henüz talep
değerlendirme sırasında a k planlaması yapılmalıdır. Sa n alınan ve laboratuarlara giren tüm
malzemenin Türkçe hazırlanmış MSDS (materyal güvenlik bilgi formu), formlarının yüklenici
firma tara ndan ürünün tesliminde birime verilmesi sağlanmalı ve bu formlar, gerek çalışma
ortamı gerekse digital alanda arşivlenmelidir. Bu suretle direkt ya da doğrudan deşarj edilen
ürünlerin ağır metal muhteviya hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.
Ru n laboratuar çalışmaları sırasında veya sonrasında manuel ve veya cihazla yapılan çalışmalarda ortaya çıkan, kanalizasyona deşarj edilen tüm kimyasal a kların deşarj edilmeden önce
mutlaka Ph ölçümü ve ağır metal analizi yapılmalıdır. Laboratuvar kimyasallarında; asitlik ar kça kimyasallarda ağır metal muhteviya nın ar ğına dikkat edilmelidir. Özellikle asidik özellikteki
numuneler dikkatle izlenmeli, izin verilen konsantrasyonun üzerinde ağır metal bulunduranlar
220
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
ise tehlikeli a klar yönetmeliğine uygun şekilde toplanmalıdır. Bertaraf yöntemi olarak laboratuar a klarında nötralizasyon ve/veya seyreltme yoluna gidilmemelidir. Özellikle tehlikeli kimyasal
ürün kullanılan laboratuarlardan elde edilen a klar kaynağında, birbirleri ile girişimi önleyecek
şekilde toplanmalı ve bertaraf yüklenicisine teslim edilmelidir. Tüm a k üre mi, toplanması ve
bertara ile ilgili yol haritası ve talimat oluşturulmalıdır. Yapılan iş ve işlemler ‘Tehlikeli A kların
Kontrolu Yönetmeliği’ ne uygun olup kayıt al na alınmalıdır.
Anahtar Kelime: Laboratuar a kları, kimyasal a klar, çevre yöne m birimi
221
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
TİP 1 DİYABETLİ İNSÜLİN TEDAVİSİ UYGULAYAN HASTALARIN EVDE
OLUŞAN TIBBİ ATIKLARININ YÖNETİMİ KONUSUNDA BİLGİ
DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Şenay YANIK ZUHUR1, A. Didem ÇAKIR 1,2 Gülcan KUŞKONMAZ1 Leman KUTLU2,3
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi: 1Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, 2Çevre Yöne m Birimi, İstanbul, 3Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü, İstanbul
Giriş: A k yöne mi; bertaraf yerlerinin bakım, göze m ve dene mi dahil; a ğın önlenmesi,
toplanması, taşınması, geri dönüşümü ve bertara gibi çalışmalardır. Bu tanıma göre, mevcut
a k miktarı, insan ve çevre a k miktarını en aza indirecek düzeyde tutulmalı ve a ğın potansiyel etkileri azal lmalıdır. İnsan sağlığını ve çevreyi korumayı amaçlayan bu yaklaşım çok yararlı
ve önemlidir.1,2 Diyabet gibi kronik hastaların evde de medikal tedavilerini sürdürmeleri ne cesinde oluşan bbi a klarının doğru toplanması ve bertara , insan sağlığı ile çevrenin korunmasını sağlayacak ve sürdürülebilir kalkınmaya da katkısı olacak r.
Amaç: Bu Çalışmada p 1 diyabetli insülin tedavisi uygulayan hastaların evde oluşan bbi
a klarının yöne mi konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmış r.
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı özellikte olan bu çalışmanın örneklemi; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Beslenme ve Metabolizma BD.’ın da 01.01.1996 – 31.10.2012 tarihleri arasında tanı
konulan, takip ve tedaviye alınan 103 hastadan oluşmaktadır. Çalışmaya ka lmayı kabul eden
hasta ve yakınlarından; birinci bölümde sosyo-demografik özellikleri ve tedavilerinde kullandıkları ilaç ve ölçüm aletlerini kullanım durumları, ikinci bölümde bbi a k yöne mi, üçüncü
bölümde ise belediye ile işbirliği yapma durumuyla ilgili hazırlanan bilgi düzeyi değerlendirme
sorularını cevaplamaları istendi..
Bulgular:
Çalışmaya ka lan hasta ve yakınlarının; %50,5(n:52) bayan, %49,5 (n:51) erkek olmak üzere 103
kişiden oluşmaktadır. Olguların yaş ortalaması (12,5 ± 3,9) olup, % 67 ‘si (n=69) 10 yaş ve al
olduğu belirlendi. % 33’ü ( n=34) 11 yaş ve üstü yaşlarda tanı aldığı, olguların % 41,7 ‘si (n=43)
insülin kalemi enjeksiyonunu ve % 56,3’ünün (n=58) kan şekeri ölçümlerini kendi yap ğı saptandı. Olguların %68’ i (n=70) insülin kalemi iğne uçlarını en fazla bir kez kullandığı belirlendi.
Tablo 1’ de hasta ve yakınlarının bbi a k yöne mi konusunda bilgi düzeyi değerlendirme sorularına verilen cevaplar incelendiğinde; %73,8’i insülin kalem iğne uçlarını, %68 parmak delici
iğne uçlarını, %71,9 biten insülin kalem ve flakonlarını, %77,6 kan şekeri ölçüm striplerini, evde
çöp kutusunda topladığını, %69,9 insülin kalem iğne uçlarını, %71,9 parmak delici iğne uçlarını,
%76,7 biten insülin kalem ve flakonlarını, %79,7 evden sokak çöp kutusuna atarak uzaklaş rdığı saptandı.
222
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 1 Tıbbi A k Yöne mi Konusunda Bilgi Düzeyi Değerlendirme (N:103)
Tıbbi A k Yöne mi Konusunda Bilgi Düzeyi DeSonuçlar
%
n
ğerlendirme
İnsülin kalem iğne
uçlarının evde toplanma
durumu
Ev çöp kutusu
Kapalı kutu/şişe
Tıbbi a k kutusu
Herhangi bir yere
73,8
17,5
7.8
1
76
18
8
1
İnsülin kalem iğne
uçlarının evden
uzaklaştırılma şekli
Sokak çöp kutusu
Tıbbi a k toplama konteynırı
Hastane bbi a k konteynırı
Dışarıda herhangi bir yer
Eczane
69,9
11,7
12,6
2,9
2,9
72
12
13
3
3
Parmak delici iğne uçlarının evde toplanma
durumu
Ev çöp kutusu
Kapalı kutu/şişe
Tıbbi a k kutusu
Herhangi bir yer
68
20.4
8,7
2,9
70
21
9
3
Parmak delici iğne uçlarını evden uzaklaş rılma
şekli
Sokak çöp kutusu
Tıbbi a k toplama konteynırı
Hastane bbi a k konteynırı
Dışarıda herhangi bir yer
Eczane
71,9
13,6
8,7
3,9
1,9
74
14
9
4
2
71,9
15,5
9,7
2,9
74
16
10
3
Evin çöp kutusu
Biten insülin kalem ve
Kapalı kutu/şişe
flakonları evde toplanma
Tıbbi a k kutusu
durumu
Herhangi bir yer
Biten insülin kalem ve
flakonları evden uzaklaş rılma şekli
Sokak çöp kutusu
Tıbbi a k toplama konteynırı
Hastane bbi a k konteynırı
Eczane
Dışarıda herhangi bir yer
76,7
10,7
9,7
1,9
1
79
11
10
2
1
Kan şekeri ölçüm striplerini evde toplanma
durumu
Ev çöp kutusu
Kapalı kutu/şişe
Tıbbi a k kutusu
Herhangi bir yere
77,6
15,6
5,8
1
80
16
6
1
82
Sokak çöp kutusu
79,7
10
Kan şekeri ölçüm striple- Tıbbi a k toplama konteynırı
9,7
7
rini evden uzaklaş rılma Hastane bbi a k konteynırı
6,8
2
şekli
Dışarıda herhangi bir yer
1,9
1,9
2
Eczane
Tablo 2’ de hasta ve yakınlarının bbi a k yöne minde belediye ile işbirliği yapma durumu incelendi. %58.2 ‘sinin glukometrenin biten pillerini evin çöp kutusuna a ğı saptandı. %92.2’ sinin
belediyeden bbi a k kutusu ve %93,2’ sinin bbi a k toplama poşe temin etme girişiminde
bulunmadığı belirlendi.
223
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
Tablo 2 Tıbbi A k Yöne minde Belediye İle İşbirliği Yapma Durumu(N:103)
Tıbbi A k Yöne minde
Belediye İle İşbirliği Yapma Durumu
Glukometrenizin biten
pillerini yöne mi
Değerlendirme
%
n
58,2
33
4,9
3,9
60
34
5
4
7,8
8
92,2
95
Evet
6,8
7
Hayır
93,2
96
Evin çöp kutusu
Pil toplama konteynırı
Tıbbi a k toplama konteynırı
Dışarıda herhangi bir yer
Belediyenizden bbi a k Evet
kutusu temin etme girişiminde bulunma durumu Hayır
Belediyenizden bbi a k
toplama poşe temin
etme girişiminde bulunma durumu
Sonuç ve Öneriler: Çalışmaya ka lan hasta ve yakınlarının; %73,8’i insülin kalem iğne uçlarını, %68’i parmak delici iğne uçlarını, %71,9’u biten insülin kalem ve flakonlarını, %77,6’sının
kan şekeri ölçüm striplerini evde çöp kutusunda topladığı, %69,9’unun insülin kalem iğne uçlarını, %71,9’unun parmak delici iğne uçlarını, %76,7’sinin biten insülin kalem ve flakonlarını,
%79,72’sinin evden sokak çöp kutusuna atarak uzaklaş rdığı, %58,2 ‘sinin glukometrenin biten
pillerini evin çöp kutusuna a ğı saptandı. %92.2’sinin belediyeden bbi a k kutusu ve %93,2’
sinin ise bbi a k toplama poşe temin etme girişiminde bulunmadığı belirlendi.
Diyabetli hastalar gibi kronik medikal tedavileri sonucu evlerinde bbi a k oluşan hastaların
hastanelerde olduğu gibi uygun koşullarda uzaklaş rarak yok etmeleri önemlidir. Bu konuda
evde medikal tedavisini sürdüren/sürdürecek olan hastaların bbi a k yöne mi konusunda eğim verilmeli ve sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Bu özellikteki hastaların ikamet bölgelerinden
sorumlu belediyelerinin bbi a k birimleri ile uyumlu hareket etmeleri ve bu konuda sağlık profesyonelleri tara ndan bilgilendirilmeleri de önem arz eder.
Kaynaklar:
1. Özerol İH. Tıbbi A k Stratejileri Nelerdir? EN/ISO Normları Nelerdir? Avrupa’da Birlik?
ABD’nin Yaklaşımı? Ülkemizde Durum? ,4. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi 2005
2. Rutala, W.A. (1985). Cost effec ve Applica on of the Centers For Disease Control guidelines for handwashing and hospital environmental control. Am. J. Infect. Control, 13:218224
3. Anglim, A.M; Collmer, J.E; Loving, T.J; Beltran, K,A; Coyner, B.J; Adal, K; Jagger, J; Sojka, N.J;
Farr, B.M. (1995) “An outbreak of needles ck injüries in hospital employees due to needles
piercing infec ous waste containers”. Infect Control Hosp m Epidemiol, 16:570-6.
4. Haiduven, D.J; Philips, E.S; Clemons, K.V; Stevens, D. A.(1995) Percutanceous İnjury Analysis:consistent categorizasyon effec ve redüc on methods, and future strage es. Infect
Control Hosp Epidemiol, 16:582-9.
5. Özerol İH. Tıbbi A k Stratejileri Nelerdir? EN/ISO Normları Nelerdir? Avrupa’da Birlik?
ABD’nin Yaklaşımı? Ülkemizde Durum? ,4. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi 2005
6. Günaydın, M. (1994). Hastane A klarının Zararsız Hale Ge rilmesi. Klimik Dergisi, 7:22-3.
7. Özgen, N. (2000). Hastane A kları. Klinik Dergisi, 2000; Özel Sayı: 49.
8. Resmi Gazete 22.07.2005 tarih ve 25883 sayı).
224
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
225
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
226
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
227
II. ULUSAL SAĞLIK KURULUŞLARI ÇEVRE YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, 22-23 Mayıs 2014
228
Download

II.ULUSAL SA⁄LIK KURULUfiLARI ÇEVRE YÖNET‹M