DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME
YÖNTEMLERİ
PSİKOLOJİK DANIŞMAYA
İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR
VE ÇÖZÜM ODAKLI TERAPİ
PSİKOLOJİK
DANIŞMAYA
İLİŞKİN TEMEL
KAVRAMLAR
Görüşme Nedir ?
Yüz yüze gelen iki veya daha fazla
kişinin, belli bir amaçla sözel veya sözel
olmayan iletişim araç ve tekniklerini
kullanmak suretiyle yarattıkları bir
etkileşimdir.
Psikolojik Danışma Nedir ?
Bireyin yetenekleri, becerileri, ilgileri,
tavırları, güdüleri, kişisel ve duygusal
problemleri konusunda, kendisini daha iyi
anlaması ve kendi kendine kararlar
alabilir, problemlerini çözebilir hale
gelmesi amacıyla yapılan görüşmelerdir.
Psikoterapi nedir ?
 Psikoterapi, zihinsel ve duygusal sorunları olan
ve bu sorunlarla baş etme gücü yetersiz kalan
kişilere belli bir amaç ve plan doğrultusunda
belli teknik ve yöntemlerin uzman kişilerce
uygulandığı profesyonel bir yardım hizmeti
sürecidir.
 Psikoterapi zihinsel ve duygusal sorunları olan
kişilerle zihinsel ve duygusal bağlantı kurularak
yürütülen tedavi etme bilim ve sanatıdır.
 Psikoterapi hizmetinden yararlanan kişiye danışan ve
psikoterapi hizmetini veren kişiye de psikoterapist
denilmektedir.
 Danışanlar, çoğunlukla sorunlar en üst noktaya gelinceye kadar
profesyonel bir yardım aramazlar. Sorunlar akut safhada olunca
da tedavisi hem kolay, hem de zordur. Kolaydır, çünkü
iyileşmek için işbirliğine girmeye hazırdır. Zordur, çünkü
bozulmuş uyum sağlama çabaları sorunları iyice ağırlaştırmıştır.
Bozuklukla başa çıkma çabalarının yetersiz kalmasından dolayı
yanlış genellemelerde bulunarak bilişsel hatalar yapmaya başlar.
Terapi süreci içinde bu bilişsel hataların da ele alınması
gerekmektedir.
 Bu bağlamda psikoterapi, prognoz oluşturulmadan,
planlama yapılmadan rasgele bir şekilde yapılamaz. Aksi
taktirde çok ciddi hatalarla karşılaşılabilir. Plansız programsız
yapılacak her türlü yardım danışana ciddi zararlar verebilir.
 Psikoterapi sürecinde terapistin yöntemine göre danışan
yoktur, her danışana göre farklı yaklaşım ve teknikler
vardır. Her danışanın sorunu birbirinden farklıdır. Bu
yüzden farklı sorunlara da farklı yaklaşım ve tekniklerin
uygulanması gerekir. Bazen bilinen hiçbir teknik işe
yaramayabilir. O zaman da yeni tekniklerin bulunması
gereklidir. İlk başlarda acemi terapistler farklı yaklaşımlar
uygulamada güçlükler yaşayabilirler.
 Psikoterapi uygulayan kişinin bu konuda mutlaka belli bir
eğitim almış olması gerekir. Bu eğitim süreci içinde bir
süpervizör denetiminde belli sayıda psikoterapi yapmış
olması gereklidir. Ayrıca çok sayıda psikoterapi
uygulamasını da izlemiş olması deneyim kazanma
açısından önemlidir.
İlişki Kurmada İlke ve Tutumlar
 Saygınlık
 Empatik Anlayış
 Saydamlık
 Transferans
 Karşıt Transferans
 Direnç
 İlgilenme
 Sorumluluğun paylaşılması
DİRENÇ
 Danışanın, seansa saatinden önce veya geç gelmesi, odanın
kapısını kapatma şekli, koltuğa oturma biçimi, konuşup
konuşmaması, suskunluklarının azlığı veya çokluğu,
sorulara yüzeysel veya çok ayrıntılı yanıtlar vermesi, seans
biterken konuşmaya başlaması, seanslar sırasında kendisi
yerine üçüncü kişilerden bahsetmesi ve bu tür davranışların
hepsi direnç göstergesidir.
 Dirençler kırılmadıkça terapi zorlaşır. Dirençlerin
yoğunluğunu, danışanın sorunu ve bilindışındaki
materyalin özellikleri kadar terapistin yaklaşımlarını da
belirler. Bu yüzden danışanı yargılamadan, eleştirmeden,
suçlamadan, akıl vermeden sadece empati yaparak
anlamaya çalışmak çok önemlidir. Eğer danışan seanslar
sırasında terapistle değil de sanki kendi kendiyle
konuşuyormuş izlenimine kapılırsa direnci kırılmış
demektir.
DİRENÇ ÖRNEKLERİ
















Aklıma bir şey gelmiyor
Anlatacak bir şey bulamıyorum
Uzun süre susmak
Hiç susmadan konuşmak
Üçüncü kişilerden konuşma
Politik veya teknik konulardan konuşmak
Sorunlarını tıbbi nedenlerle açıklamak
Terapistin yaşantısıyla ilgili sorular sormak
Boş ve yüzeysel konuşmalar yapmak
Esnemek
Görüşme biterken konuşmak
Öğrenmemek
Ev ödevlerini yapmamak
Değişmemek
Gereksiz ayrıntılara girmek
Kendisiyle ilgili konuları unutmak (rüyasını v.b.)
Uygulama İlke ve Teknikleri













Görüşme sakin bir yerde yapılmalıdır.
Danışanla iyi ilişkiler kurulmalıdır.
Danışanın serbest konuşması sağlanmalıdır.
Kişisel yaşantılara ağırlık verilmelidir.
Görüşülenlerin duygusal yanı vurgulanmalıdır.
Eleştiri ve değerlendirmelerden kaçınılmalıdır.
Dil açık ve sade olmalıdır.
Yüksüz ve açık uçlu sorular tercih edilmelidir.
Geçiş soruları titizlikle seçilmelidir.
Sözel olmayan ip uçları da izlenmelidir.
Genel ifadeler özgül hale getirilmelidir.
Söylenmeyenlerle de ilgilenilmelidir.
Terapist kavram ve düşüncelerinde esnek olmalıdır.
Psikoterapi Pratiği
PROGNOZU ÇİZDİNİZ Mİ ?
 Hastalığın tedavisinin seyrinin değerlendirilmesi
olarak tanımlanan prognoz ilk seansta çizilmelidir.
Prognozu çizebilmenin yolu ön tanı
koyabilmeden geçer. Tanı koyabilmek için de
anemnez almak gerekir.
 Prognoz sayesinde, psikoterapiye devam edip
edilmeyeceği, edilecekse de ne gibi bir planlama
yapılacağı ve nasıl bir yol izleneceği ve başarı
olasılığı belirlenebilir.
Danışanın
Gelir düzeyi
Aile yapısı
Şikayeti ve
şikayeti
değerlendirmesi
Hastalıkları
Medeni
durumu
Şikayeti için
gördüğü
tedaviler
Kişilik
özelliği
Eğitimi
Geçmişi
Postürü
Mesleği
İnançları
Anemnez
Ön tanı
Prognoz
Yapılanmayı Oluşturun
“Burada konuştuklarımız burada kalır. Dışarıda hiç
kimseyle burada konuştuklarımız hakkında
konuşmamalısınız. Size yardımcı olabilmemin yolu hiçbir
şeyi saklamadan anlatmanızdan geçer. Bunun zor
olduğunun farkındayım, ama size yardım edebilmem için
bu gereklidir. Acaba bunu anlatırsam benimle ilgili ne
düşünür gibi düşünceleri zihninizden atın. Çünkü ben sizi
yargılamaya değil anlamaya çalışacağım. Yaşamınızın her
boyutu ile ilgili konuşacağız. Örneğin, çocukluğunuz gibi.
Bana doğruyu söylememeniz size yardım etmemi
güçleştirir.”
Bu yapılanmaya ilişkin bir örnektir. Sizler danışanınızın
yaşına, eğitim düzeyine ve ihtiyacına göre
düzenleyebilirsiniz.
Gergin Kişilere Yapılacak İlk Şey
İlk seanslarda danışanların çok gergin ve kaygılı
olduğu çok sık görülür. Bu durum hem ilk defa
psikoterapi almasından, hem de profesyonel bir
psikolojik yardım alması konusunda verdiği kararla
ilgili endişeden kaynaklanabilir. Bu yüzden
terapistler olabildiğince sakın ve kendilerinden
emin olmalıdır.
Gergin danışanlarla konuşurken çok sakin ve
yumuşak bir ses tonuyla konuşulmalıdır. Sanki her
an kırılabilecek kristal bir vazoyu taşıyormuş gibi
çok dikkatli olunmalıdır.
İlk Seansta Yapılacaklar Nelerdir ?
 Prognozu çizebilmek: Hastalığın hangi
yöntem ve tekniklerle tedavi edileceği ve
hastalığın gidişi açısından önemlidir.
 Hastalığın tedavi edilme durumu: Bazı
psikolojik bozuklukların tedavisi diğerlerine
göre zordur.
 Terapistin bu hastalığı tedavi edebilme gücü:
Terapistin bu hastalığı tedavi edebilecek
yeterlikte olup olmaması da önemlidir.
İlk Seansın Sonunda Yapılacaklar
“Anlattıklarınızdan edindiğim izlenime göre
sorununuz………….(örneğin: ailenizle olan
ilişkilerde yaşadığınız bazı çatışmalar ve
çatışmalardan dolayı yaşadığınız sıkıntılar v.b.), bu
sorunu sizinle birlikte çözmeye çalışacağız.
Önümüzdeki hafta hangi gün ve hangi saat size
uygun olur onu belirleyelim.”
Nasıl Soru Sorulmalıdır ?
Sorgular biçimde peş peşe soru sormayınız. İlk
görüşmede “şikayetiniz nedir ?” veya “buyurun sizi
dinliyorum” şeklinde konuşmaya başlanmalıdır.
Bunun dışında ek açıklamalarda bulunmak
gereksizdir. Danışanların çoğu “nereden
başlayacağım bilemiyorum” şeklinde tepki verirler.
Bu durumda “en başından başlayabilirsiniz”
sözüyle dolaylı bir yönlendirme yapılabilir.
 Psikoterapi sırasında çok çeşitli sorular sorulabilir.
Açık ve kapalı uçlu sorular gibi…
ÇÖZÜM ODAKLI
KISA TERAPİ
Kuramsal Çerçeve
Çözüm odaklı kısa süreli terapi modelinin
kökü Stratejik Terapi (Strategic Therapy)
ile Ruh Araştırma Enstitüsü Modeli
(Mental Research İnstute Model)’ne
dayanmakta ve Milton H. Erickson’un
çalışmaları ile Gregory Bateson’un
düşüncelerini temel almaktadır.
1970’li yılların ortalarında Steve de Shazer,
Insoo Kim Berg ve arkadaşları
Milwaukee’de bulunan kısa süreli stratejik
terapi modelinde değişiklik yaparak çözümodaklı kısa süreli terapi tekniklerini
geliştirmeye başlamışlardır.
Bu modele göre sorun odaklı düşünce,
bireyin sorunlarını çözerken halen uyguladığı
ve gelecekte de uygulayabileceği birtakım
seçenekleri keşfetmesini engeller niteliktedir.
Çözümün genellikle sorunun ortaya çıkış
nedeniyle ilişkili olmadığı ve etiyolojik
etmenleri incelemenin “sorun üzerinde
konuşmakla” ilgili olduğu; bunun ise
kaçınılması gereken bir durum olduğu ileri
sürülmektedir.
Terapi şimdiki an ve geçmiş üzerinde
odaklanmaktan çok sorunun çözülebilme
olasılığının olduğu gelecek üzerinde
odaklanmaktadır. Terapi, sorunun ya da
yakınmanın “olmadığı anlar” üzerinde
yoğunlaşmakta; sorunun olmadığı anlar ise
“nadir durumlar” olarak
nitelendirilmektedir.
ÇÖZÜM ODAKLI KISA
TERAPİNİN İLKELERİ
1. Olumlu Değişime Odaklanma
Çözüm odaklı terapi, ruh sağlığında olumlu
değişimin olabilirliğini vurgulamaktadır. Çözüm
odaklı danışmanlar problemlerin sebebini
araştırmazlar. Onun yerine, çözümlerin
kökenlerini anlamaya odaklanmak daha önemlidir.
2. Kaynaklara Odaklanma
Danışanın sınırlarından ve eksikliklerinden
ziyade kaynaklarını ve güçlü yanlarını
vurgulamak daha önemlidir.
3. Uzman Bir Kişi Olarak Danışan
Danışan bir danışman olarak değil ama
kendi olayları ve potansiyel çözümleri
açısından kendisinin uzmanıdır.
4. En Uygun Müdahale Yöntemini Seçme
Danışmada en uygun ve ulaşılabilir
müdahale yöntemi seçilir.
5. Değişim Kaçınılmaz Bir Sonuçtur
Değişim, özellikle olumlu değişim kaçınılmaz
olarak görülmektedir. Problemler kısa dönemli
rahatsızlıklar olarak basitçe
şekillendirilmektedirler.
6. Geleceğe Odaklanma
Çözüm odaklı danışmanlar danışanın
geçmişinden ziyade şu anına ve geleceğine
odaklaşırlar.
7. İşbirliğine Dayalı Bir Birlik
Kurma
Danışman ve danışan işbirliği içerisinde
çalışmaktadır. Bu şekilde çalışabilmek için,
ilk oturumda olumlu diyalog kurmak ve
terapötik süreci oluşturmak gerekmektedir.
8. Faydacı ve Esnek Olmak
Sadece işleyen şeyler üzerinde
odaklaşırken, işlemeyenleri gözardı eder.
9. Çözüme Dikkat Etme
Problemler çözüm odaklı terapide
çözülmez, daha çok çözümler oluşturulur.
10. Küçük değişmeler, daha büyük
değişmelere yol açar.
ÇÖZÜM ODAKLI KISA TERAPİ
TEKNİKLERİ
1. Geleceği Okuma Tekniği (The Crystal
Ball Technique):
de Shazer tarafından geliştirilen bu teknik,
danışanın kendisini artık sorunun olmayacağı
gelecekteki bir durum içinde düşünmesi için
düzenlenmiştir.
2. İlk Oturum Görevini Formüle Etme (The
Formula First Session Task):
Orjinali de Shazer ve arkadaşları
tarafından geliştirilen bu teknik,
şikayetleri pek açık ve seçik olmayan
danışanlar için düzenlenmiştir . Bu
teknik, danışanın her durumda
gelecek için olumlu beklentiler
kurmasına ve amacını netleştirmesine
yardımcı olmaktır
3. Oturum Öncesindeki Değişmeye Dikkat Çeken
Sorular (Questions That Highlight Pre-Session
Change)
Oturum öncesi birtakım değişmelerin meydana
gelip gelmediğini anlamak için şu soruyu sormak
gerekmektedir: “Danışanların çoğu, randevuyu
aldıkları zaman ile birinci oturuma geldikleri
zaman arasında birtakım şeylerin olumlu yönde
değiştiğini belirtmektedir. Sende de buna benzer
değişmeler oldu mu ?”
4. Nadir Durumlara İlişkin Sorular (Exception
Questions):
Nadir durumlar, beklenen sorunun meydana
gelmediği anlardır. Örneğin, her zaman kavga eden
veya yalan söyleyen bir çocuğun dürüst ve
işbirliğine açık olduğu bir an vardır.
Durrant (1995)’e göre danışana sorunun henüz
sorun olmadığı ya da çok küçük sorun olduğu
anlar hakkında soru sormak sorunu olduğu anlar
hakkında sormaktan daha yararlıdır. Örneğin,
“Sorununun olmadığı anı düşünebiliyor
musun ?”, “O zaman ne yapıyordun ?”
5. Mucize Soru (The Miracle Question):
Mucize soru somut, gerçekçi ve erişilebilir
amaçlar oluşturmada yetersiz kalan bir danışanla
çalışırken de Shazer tarafından keşfedilmiştir. Bu
teknik, danışanın gelecekteki çözümler üzerinde
odaklanması ve amaçlarını netleştirmesi için
kullanılır.
Mucize soru genellikle şöyle sorulur:
 Bu akşam uyuduğunda bir mucizenin
gerçekleşeceğini ve buğun buraya getirdiğin
sorunların çözüldüğünü varsay. Fakat uyuduğun
için yarın uyanıncaya kadar bu mucizenin
gerçekleştiğini fark edemezsin. Yarın mucizenin
gerçekleştiğini ve sorunun çözüldüğünü belirten ne
gibi bir farklılık olacak ?
 Daha önce yapmamış olduğun neyi yapıyor olurdun?
 Bu farklılığı gören kim olurdu ve onlar neyi
söylerlerdi?
 Bu mucize ne zaman gerçekleşirdi ve bu zamandan
itibaren farklı olan nedir?
Spesifik Olmayan Mucizeler
Sıklıkla, öğrencilerin mucize sorusuna
verdiği yanıt davranışsal açıdan spesifik
olmaz. Bu durumda danışmanın öğrencilerin
yanıtlarını daha açık hale getirmesi gerekir.
Bu tip durumlara örnek aşağıda verilmiştir:
Gerçekleşmesi İmkansız Mucizeler
Öğrenciler hipotetik çözüm sorusuna (mucize
soruya) gerçekleşmesi imkansız bir amaç
söyleyebilir. Örneğin, öğrenciler boşanmış annebabalarının bir araya gelmesini, ölmüş bir
akrabasının yaşama geri dönmesini ya da taşınan
yakın bir arkadaşının geri gelmesini isteyebilir. Bu
durumda kişinin temelde var olan arzusunu
keşfetmek, öğrencinin daha gerçekçi amaçlar
belirlemesine yardımcı olur.
“Başkalarının Değişmesini İsterim” Mucizeleri
Öğrenciler başkalarını sorun olarak gördüğünden
mucizeleri başkalarının değişmesi olarak da
tanımlayabilir. Bu durumda danışmanın öğrenciye
“karşılıklılık ilişkisini” anlaması için yardımcı
olması gerekir. Karşılıklılık, kişinin kendi
davranışındaki değişimin başkalarının da
davranışında değişiklik yaratacağı fikrine dayanır.
6. Derecelendirme Soruları (Scaling Questions):
Danışandan 1-10’luk bir ölçek üzerinde ya bir sorunu ya
bir çözümü değerlendirmesi istenir. Derecelendirme
soruları danışanın bireysel görüşünü, diğer insanlara
ilişkin görüşünü ve başkalarının kendi
görüşünden etkilenip etkilenmediğini tartışmak için
kullanılır.
Derecelendirme soruları danışanın değişmeyi ya
hep ya da hiç şeklinde bir olgu olarak değil, bir dizi küçük
adım olarak algılamasını sağlar. Bu sorular, danışanın
terapi sürecindeki gelişimini değerlendirmek için de
kullanılmaktadır.
Sorun derecelendirme sorusu genellikle
şöyle sorulmaktadır:
“1-10’luk bir ölçek üzerinde, 1 senin için en kötü
olan bir zamana karşılık gelirken, 10 sorunun hiç
olmadığı bir zamana karşılık gelmektedir. Bugün
ölçeğin hangi noktasındasın ?”
7. Başa Çıkma Soruları [ Coping (Getting By)
Questions]:
Kendisini baskı altında hisseden danışana bir anlam
ifade etmesi için uydurulan “çözüm üzerinde
konuşmanın” bir şeklidir (Berg, 1994). Bu sorular,
danışanın birtakım sorunlarla mücadele ederken
kullandığı yöntemleri ve söz konusu bu mücadele
anlarını bulmada danışana ve terapiste yardımcı olur.
Örneğin, konuşmayı başlatmak için şöyle bir soru
sorulabilir : “Şimdiye kadar neyi yararlı buldun ?”
8. Kabus (Karabasan) Soru [The Nightmare
Question]:
Çözüm odaklı yaklaşımda “sorun üzerinde
konuşmanın” çok özel bir formudur. Kabus
sorusuyla terapist, “sorun üzerinde konuşmayı”
kullanarak danışanın çözüm oluşturmasını
kolaylaştırmaktadır. Bu soru, terapistin birtakım
nadir durumları ve mucize anları keşfetmesi ve
bunların etkisiz olduğunu görmesinden sonra
danışanın çözüm üretmesinde yardımcı olmak
üzere kullanılmaktadır.
Kabus
(karabasan
soru)
kısaca
şöyle
sorulmaktadır:
“Bu gece uyurken gecenin bir vaktinde bir
kabus (karabasan) gördüğünü düşün. Bu
kabusta seni buraya getiren tüm sorular aniden
daha da kötü bir hal alır. Bu bir kabus olmalı.
Fakat bu kabus gerçekleşiyor. Yarın sabah
kabusa ilişkin neler dikkatini çekerdi ?”



9. İltifat Etme (Giving Compliments):
İltifat danışanın başarılarını ve güçlü yönlerini
onaylamak
demektir.
İltifatın
birkaç
türü
bulunmaktadır:
Doğrudan iltifat, terapistin danışanın cevabını olumlu
değerlendirmesi ya da olumlu tepki vermesidir. Örneğin,
“Onu düşünmüş olduğun için çok zeki olmalısın!”
Dolaylı iltifat ise danışan hakkında olumlu bazı şeyler
ima eden sorudur. Örneğin, “Ev halkının bu denli rahat
olmasını nasıl sağlayabildin ?”
Son olarak danışan bizzat kendisine öz-iltifatta
bulunabilir: “Okula devam ettiğim için bazı
çalışmalar da yapmam gerektiğine karar verdim”.
10. Ev Ödevi (Homework)
En iyi ev ödevi halihazırda işleyen çözüm yolunu
daha çok uygulamaya ilişkin basit bir iştir. Berg ve
Reuss (1998)’a göre genellikle iki türlü ev ödevi
vardır.
Birisi işleyen çözüm yollarına daha çok
başvurarak sürdürmektir. Diğeri ise işlemeyen
çözüm yolları olduğunda bazı farklı şeyleri
denemektir.
Bu bağlamda ev ödevi mantıklı ve makul olmalı;
aynı zamanda danışan için bir anlam ifade
etmelidir.
Danışma Sürecinde Faktörler
Danışan faktörleri (%40)
İlişki faktörleri (%30)
Beklenti faktörleri (%15)
Model/Teknik Faktörleri (%15)
Danışan Terapist İlişkisi
1. Müşteri tipi
2. Şikayetçi tip
3. Misafir tipi.
1. Müşteri Tipi İlişki: Bu ilişki tipinde
danışan ve terapist sorunu tanımlar veya
çözümünü betimler.
2. Şikayetçi Tip İlişki: Bu ilişki tipindeki
danışan şikayetini ve amacını ayrıntılı bir
şekilde betimleyebilir.
3. Misafir Tipi İlişki: Danışan üzerinde
çalışma istediği sorunu algılayamaz ya da
bunun başka birinin sorunu olduğuna
inanır. Bu nedenle, misafir ilişkisi içindeki
danışan belki de değişmek için herhangi bir
gerekçe bulmaz veya terapi sürecine çok az
girer.
TERAPİ SÜRECİ
Süreç başlamadan önce danışan ilk olarak süreç hakkında bilgi
verilir. Bu, danışanı soracağı zor sorular için, not almaları,
danışmanın daha sonra danışanlar hakkında tuttuğu mesajları
yazmak için verilen aralar bakımından öğrencileri hazırlar.
Sürecin ifade edilmesi şu şekilde olabilir:
“Bu sürecin nasıl işleyeceğini size aktarmak isterim. Sizlere
birçok soru soracağım, bazıları size saçma gelebilir ve
cevap vermekte zorlanacaksınız. Sizlerin vereceği bazı
cevapları defterime not alacağım. Bu görüşmemiz
sonrasında konuştuklarımız hakkında notlarımı gözden
geçirmek için bir süre odadan ayrılacağım. Geri döndüğüm
zaman size ne düşündüğümü anlatacağım ve yazdığım
mesajı size okuyacağım. Mesajın bir kopyasını alabilirsin
ve saklayabilirsin. Bunun hakkında ne düşünüyorsun...”
Çözüm Oluşturmanın Aşamaları
Çözüm oluşturmanın aşamaları sorun
çözme aşamalarından farklıdır. Sorun
çözme aşamaları:
1. Sorunu betimleme ve bilgi toplama,
2. Sorunu değerlendirme,
3. Müdahale planı yapma,
4. Müdahale,
5. Değerlendirme ve izleme
BİRİNCİ SEANS
A) Selamlaşma sonrasında danışman
“Buraya gelmekteki amacınız nedir?”
sorusunu sorabilir. Danışanların amaç
ifadeleri şu şekilde sınıflandırılabilir:
 Pozitif Amaçlar: Gözlenebilen ve ölçülebilen
davranışları ifade eder.
Pozitif amaçlarını dile getiren öğrenciler
“notlarımı yükseltmek istiyorum” ve “sizden
bunu nasıl başaracağım konusunda bana
yardımcı olmanızı isterdim” ya da şunu
söyleyebilirler “diğer öğrencilerle daha iyi nasıl
geçinebileceğimi öğrenmek isterdim...” Bunlar
genellikle müşteriler bakımından ulaşmak istenilen
amaçlara karşılık gelir ve pozitif amaçlar olarak
tanımlanır.
 Negatif Amaçlar: Pozitif amaçlardan
genellikle daha fazla dile getirilir. Tipik
olarak iki yolla ifade edilir:
a) Kendileri birşeylerin yapılmasını
durdurmak isterler
b) Başkalarının birşeyler yapmalarını
durdurmak isterler. Tipiksel olarak negatif
amaçların ifade edilmesi “kötü not almak
istemiyorum” veya “kontrolümü
kaybetmek istemiyorum” veya “sınıfa geç
kalmak istemiyorum” şeklindedir.
 Zararlı Amaçlar: Danışan sıkça olmasa da
yasaları ihlal edebilecek ve kendine zarar
verebilecek birtakım amaçlar ifade edebilir.
Danışanın bu tür amaçları karşısında
danışman yıkıcı amaçları yararlı
amaçlara dönüştürebilir.
 Bilinmeyen Amaçlar: (Bilmiyorum, fikrim
yok, bulamıyorum, umurumda değil, buna
aklım ermez .... şeklindeki amaçlar)
Ziyaretçilere danışma için amaçları
sorulduğunda “Bilmiyorum” cevabı yaygın
olanıdır. Bu cevap duyulduğunda bir çok
danışman takılır/şaşırır. Hipotetik “Eğer”
sorularının kullanılması (Eğer kesinlikle
bilseydin....) çoğu kez danışanların
amaçlarını başlatmalarına/oluşturmalarına
yardımcı olur
B) Mucize Sorusu
C) Başka Ne....... Soruları (What Else
Questions):“Mucize olduktan sonra başka ne
farklı olacak” tarzındaki sorular bu kısımda
sorulur.
D) İyi Formüle edilmiş/Yapılandırılmış
Amaçların İyi yapılandırılmış amaçlar somut,
davranışsal olarak tanımlanır. “Ne” ile başlayan
soruların kullanılması pozitif amaç davranışlarını
betimleyen cevapları ortaya çıkarır.
Amaç Belirleme Protokolü
 Rollerin Belirlenmesi (Grupla çalışırken, üyelerden gelecek herhangi
bir soruyla grubun akışı bozulabilir, bu durumda ara verin sonra
geribildirimde bulunun).
 Problemi Tanımlama
Sana nasıl yardım edebilirim?
Bu senin için nasıl bir sorun? (Problemin tanımını yaptırın; eğer birden
fazla sorun varsa en önemlisinin, üzerinde çalışılması istenen ilk
problemin ne olduğunu sorun).
Ne yapmayı denedin? (Yardımcı oldu mu?)
 Amaç Belirleme
Bugün yaptığımız görüşmemizin sonucunda ne farklı olursa/değişirse,
konuştuğumuza değdi dersin?
Mucize Soru (Mucize sorusunu sorduktan sonra, mucize
gerçekleştiğinde neyin farklı olacağına odaklanın).
 Çözüme doğru
(Danışan mucize soruyu yanıtlayabildiğinde kullanın)
Mucize olmuş gibi görünseydi/mucize gerçekleşmiş gibi
yapsaydın, yapacağın ilk küçük şey ne olurdu?
Bunun sana nasıl bir yardımı olurdu?
 Bitirme
1- Eğer danışan mucize sorusuna somut ve ayrıntılı yanıt
verirse, iltifatlarda bulunun ve şu öneride bulunun:
“Gelecek hafta içinde, bir gün seç, mucize gerçekleşmiş
gibi yap ve neyi değiştirdiğine bak”.
2- Eğer danışan mucize sorusuna somut ve ayrıntılı yanıt
veremediyse, iltifatlarda bulunun ve şu öneride bulunun:
“Yaşamında, bu sorunun çözülebilir olduğunu söyleyen
neler oluyor, bunun hakkında düşün.”
(2. oturumda mümkünse, danışana sorun üzerinde tekrar
çalışmak üzere görüşebileceğinizi söyleyin).
İyi Yapılandırılmış Amaçlar Geliştirmek
İçin Sorular
Görüşmeci için: Bu soruları kullanırken, en çok
istediğinizin danışanın mucize gerçekleştiğinde ya da sorun
çözüldüğünde danışanın algısında neyin farklı olacağını
keşfetmek olduğunu unutmayın.
İyi Yapılandırılmış Amaçların Özelliklerini
Ayrıntılandırmak/Güçlendirmek
 Küçük
Vav! Büyük bir mucize gibi. Farklılığa ilişkin farkedeceğin
ilk küçük şey ne olurdu?
Farklılığa ilişkin daha başka neleri farkederdin?
 Somut, Davranışsal, Spesifik
Mucizenin seni daha iyi hissettirdiğini söyledin.
Kendini daha iyi hissettiğin zaman, başkaları
sende farklı olan neye dikkat ederlerdi/neyi fark
ederlerdi ?
Kendini iyi hissettiğinde farklı ne yapabilirsin?
Daha başka?
 Farklı/Daha iyi bir şeyi bulma
Mucize gerçekleştiğinde, çocuklarla daha az kavga
edeceğini söyledin. Peki bunun yerine ne
yapacaksın?
 Önemli Kişilerin Algılarını
Ayrıntılandırma/Güçlendirme
Mucize gerçekleştiğinde, öğretmenlerinin / ailenin /
arkadaşlarının dikkat edeceği farklılıklar ne olurdu?
Değişikliğe ilişkin onlar daha başka neyi fark edecekler?
 Danışanın İlişkiler Sistemini Ayrıntılandırmak
Öğretmenin (anne-baba, kardeş, arkadaş)
....................................... ‘yı (bir önceki soruda danışanın
söz ettiği farklılık) fark ettiğinde, öğretmenin farklı ne
yapacak? Daha başka? O bunu yaptığında, sen ne
yapacaksın? Sınıfta/okulda/evde şeyler nasıl farklılaşacak?
TAVSİYELER
 Eğer danışan “Bilmiyorum” derse,
Bildiğini varsay, ne söylerdin?
 Ya da, danışanın hayatında önemli kişilerin sorusuna
giderek, örneğin: Öğretmenine (annene, babana,
kardeşine, arkadaşlarına vs.) sorsam, o (onlar) ne
söylerdi?
 Eğer danışan mucize sorusuna yanıt veremezse/bu soru
üzerinde istendik düzeyde çalışamazsa, soruyu “sorun
çözüldüğü zaman” biçiminde değiştirerek sorularla
devam edin.
 Eğer danışan gerçekçi olmayan ifadelerde bulunursa
(örneğin piyango kazanırım gibi), şunu söyleyerek
onunla hemfikir olun:
Bu iyi olurdu, değil mi ?
 Gerçekçi olmayan bu tip ifadelerde danışan ısrar ederse,
“böyle bir şansın olması hakkında ne düşünüyorsun?”
şeklinde sorun.
 Eğer danışan mucizeye ya da çözüme ilişkin küçük de olsa
somut bir yanıt verirse, bunu aşağıdaki gibi soru sorarak
bir adım daha ileriye taşıyın:
........... yaptığın zaman senin için ne faklı olur.
Önemli: Eğer tüm çabalarınıza karşın, danışan mucize
sorusu üzerinde çalışamıyorsa ya da sorun çözüldüğünde
şeylerin nasıl değişeceğini tanımlayamıyorsa, şu soruyu
sorun:
Bu sorunun çözülebilir olduğunu nerden/nasıl bilirsin?
İKİNCİ SEANS
İkinci ve Diğer Oturumlarda Amaç Belirleme
İlerlemeye ilişkin dereceleme/ölçekleme sorusunu kullanın:
Bir doğru üzerinde 1’den 10’a kadar sayılar var, 1 birlikte
çalışmaya başladığımızda bulunduğun yer 10 ise problemin
çözümü anlamında, bugün bu doğru üzerinde kendini nerede
görüyorsun ?
Tamam, kendini 5’de görüyorsun. Yaşamında 5’de olduğunu
söyleyen neler oluyor?
Bu doğru üzerinde bir parça/çok az yukarı çıkarsan, (örneğin
5’den 6’ya), yaşamında 6’da olduğunu gösteren, farklı ne
olacak? Daha başka? 7’ye ilerlediğin zaman ne farklı olacak?
Daha sonra, mucize soruyu, örneğin danışan için önemli
kişiler açısından detaylandırın ve güçlendirin. Örneğin, 6’ya
ilerlediğin zaman, annen/baban/öğretmenin, onlara artık daha
iyi yaptığını söyletecek neye dikkat edecekler/neyi fark
edecekler?
Mesaj
Bu süreçteki adımlar istisnaların veya başarı örneklerinin
keşfedilmesini içermekte, bu istisna ve başarıların nasıl ortaya
çıktığını değerlendirme, sürecin değerlendirilmesinde
dereceleme ölçeğinin kullanılmasını ve bir ev ödevini içeren bir
mesaj inşa edilmesini içermektedir.
 “Bunu yapmayı nerede öğrendin”
 “Yalnızca 11 yaşında olduğunu söyledin mi? Fakat sen 14
yaşındaki gibi
düşünüyorsun”
 “Bu şartlar altında sakin kalman inanılmaz, bir çok insan
kontrolünü kaybedebilirdi fakat sen kaybetmedin”
Derecelendirme ise öğrencilerin kurdukları hedeflerin neresinde
olduklarını belirlemek üzere kullanılıyor.
İltifatlar, tüm danışanlara ait süreç boyunca herbir somut
başarıya istinaden danışman tarafından kullanılır (kayıtlarından
elde edilir).
Oturum sonunda danışman müşterileri
için mesaj hazırlar. Bu mesaj 3 kısımdan
oluşmaktadır.
– İltifatlar
– İfadelerin birleştirilmesi
– Görevler
DİĞER SEANSLARDA
YAPILABİLECEKLER
 Daha iyi olanları ortaya çıkarmak
 İyi olan şeylerin etkisini arttırmak
 Bu değişikliklere sebep olan şeyleri
güçlendirmek
 Tekrar başlatmak, ilave başarıları keşfetmek
İkinci ve diğer oturumlarda; Ortaya çıkan farklılıklar ve
pozitif değişiklikleri bulmak için “Son karşılaşmamızdan
bu yana farklı veya daha iyi olan nedir? sorusu
soruluyor”.
Hiçbir şey veya daha kötü şeklinde bir cevap alındığında
öğrenci dinlenir. Öğrenciye
“ Her zaman bu şeylerin kötü olduğu mu” sorulur
“Hayır” dendiğinde “Daha iyi yapmak için ne yapılır?”
sorusu sorulur.
Başlangıçtaki soruya bazı farklılık veya pozitif
değişiklikler söyleyen öğrenciler için: iyi olanları ortaya
çıkarma, etkisini arttırma, güçlendirme ve ilave
başarıları keşfetme sorularına geçilir.
Çözüm Odaklı Terapinin Okul Ortamlarında
Uygulanabilirliği
Çözüm odaklı terapi öncelikle klinik ortamlar için
geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Fakat son
zamanlarda, okul ortamlarında bu terapinin
uygulanması artmaya başlamıştır Franklin ve
diğerlerinin (2001) yaptığı çalışmanın sonuçlarına
göre; çözüm odaklı terapi alan öğrencilerin
davranış problemlerinde olumlu değişiklikler
meydana geldiği görülmüştür. Ayrıca bu terapi,
özel eğitim öğrencilerinin akademik problemlerine
ve sınıf davranışlarına da katkıda bulunduğu
ortaya çıkmıştır.
Kral (1995; akt. Franklin ve diğerleri, 2001),
okul ortamlarında çözüm odaklı terapistin
yapması gereken beş ana görev tanımlamıştır:
1) Gerçekçi çözüm imajı geliştirmek,
2) Çözümün danışanın hayatında zaten nasıl ve ne
şekilde oluştuğunu keşfetmek,
3) Çözüme doğru küçük ve ölçülebilir
adımlar/amaçlar belirlemek,
4) Amaca ulaşmada kullanılabilecek düşünceleri,
eylemleri ve duyguları tanımlama,
5) Farklılık yaratmak için bir şeyler yapmak
OKULLARDA ÇÖZÜM ODAKLI
TERAPİ UYGULAMALARI
Akademik
başarısızlık,
disiplin
sorunları,
saldırganlık, zorbalık, okula ya da derslere
ilgisizlik, olumsuz ana baba tutumları gibi sorunlar
eğitim ortamlarında çalışan psikolojik danışman
ve rehber öğretmenlerin sıklıkla karşılaştığı
problemler arasındadır.
Çözüm odaklı terapi (danışma), danışmanların
okul ortamlarında yaşadıkları bu türden
sıkıntılara alternatif bir yaklaşım olarak,
rahatlıkla okul ortamlarında kullanılabilecek
bir terapidir.
Murphy (1997), çözüm odaklı terapinin okullarda
uygulanabilir olmasını şu şekilde özetlemektedir:
1-Sorunun çözümüne ilişkin karmaşık yöntemler yerine
“işleyeni/işe yarayanı yap” yaklaşımı, danışmayı daha etkili
hale getirmektedir.
2-Çözüm odaklı terapi, küçük değişimler ve makul amaçlar
üzerine odaklandığından, okul ortamlarındaki danışma
gerçekliğine daha uygundur.
3-Çözüm odaklı terapi kavramsal olarak basit ve danışma
alanında çok yoğun bir ardalan (background)
gerektirmediğinden, aileler, öğretmenler ve okul idaresi için
daha cazip olmaktadır.
4-Çözüm odaklı terapi danışanın güçlü yanlarına,
sahip olduğu kaynaklara, başarılarına ve umuda
vurgu yapar.
5-Çözüm odaklı terapi farklı ve çeşitli fikirlerin ve
inançların kabulünü destekler.
6-Çözüm odaklı terapi hiç birşeyin işe yaramaz
göründüğü durumlarda sayısız strateji ve fikirler
sağlar.
Danışma Ne Zaman ve Nasıl Sonlandırılır ?
Prensip Olarak Amaçları Kullanma:
Amaçlar danışmanın ne zaman
sonlandırılacağına karar verilmesi için en
kullanışlı araçlardır. Bitim kararına,
sonlandırma düşüncesi, küçük gelişmeler ve
danışmanın başında belirlenen amaçlar
yardım eder ve danışma süresince belirlenen
amaçların başarılması danışmanın
sonlandırılmasını daha kolay ve etkili kılar.
Aşağıdaki sorular danışmanın ne zaman
sonlandırılacağına karar verilmesinde ve belirli
amaç kriterlerinin oluşturulmasında yardımcı
olacaktır:
 Biz danışmaya artık ihtiyaç olmadığını nasıl
öğreneceğiz ?
 Danışma için olumlu gelişmeler olduğunda bu
öğrenci ne yapacak ?
Çözüm odaklı terapinin diğer safhalarında olduğu
gibi danışmanın bitiminde de danışman ve danışan
birlikte, işbirliği ile karar verecektir.
GENEL DEĞERLENDİRME
Çözüm odaklı kısa terapi danışanın sorunlarına
değil başarmak istediklerine odaklanmaktadır.
Geçmişin değil şu anın ve geleceğin üzerinde
durmaktadır.Terapiye göre küçük değişimler
büyük değişikliklere yol açmaktadır; bunu
desteklemek için danışanın güçlerine başarılı
olduğu alanlara yönelik sorular sorulmaktadır.
Çözüm odaklı terapiye göre bireyin problemlerini
ifade edebilecek kapasitesi varsa yaşamında neyin
daha iyi olacağını bulabilecek ve bunun için
kişisel güçlerini kullanabilecek kapasiteleri de
vardır.
Kişinin güçlerine odaklanan çözüm odaklı terapi
hem bireysel hem de grup danışmalarında
kullanılmaktadır. Terapiye göre problemin
üzerinde durmak, çözümlemek için gerekli bir
adım değildir. Çözüm odaklı terapinin anahtar
becerilerinden bir tanesi de kişinin geçmiş
yaşamındaki başarılarını ortaya çıkarmak,
problemle başa çıkabildiği zamanları
hatırlatmaktır.
Çözüm odaklı terapi danışanın olumlu
hedefler belirlenmesini amaçlamaktadır.
Berg ve De Jong (1996) çözümleri
danışanın algılarında, yaşam tarzında
meydana gelen değişiklikler olararak
tanımlamaktadırlar.
Problem yerine çözüme odaklanan terapiye
göre danışan çözüm üretirken probleme
farlı yönden bakmaya başlamaktadır.
Danışmaya danışanın geçmiş hikayesiyle
başlamak her zaman gerekli ve yararlı
olmamaktadır. Danışanın ne olmak istediği
üzerinde durmak daha işlevsel olmaktadır
Danışanın şikayetleri kapının üstündeki hiç
açılmamış kilitler gibidir; çözüm odaklı terapi
kapının neden kilitli olduğu ya da kilidin neden
açılmadığı üzerine değil, çözüm için anahtar
bulmaya odaklanmaktadır. Çözüm odaklı terapide
seanslar 5-10 arasında olmaktadır. De Jong ve
Berg (1998)’e göre çözüm odaklı terapide
hedeflerin açık ve anlaşılır olması önemli
görülmektedir.
Danışmanın başındaki sorular amaçları netleştirir.
Sorular çözüm odaklı terapinin en önemli
araçlarındandır:
 Mucize soru danışanın amaçlarını belirlemeyi ve
uygun bir çözüm bulmayı amaçlamaktadır.
 İstisna sorular problemin olmadığı her şeyin yolunda
olduğu durum ve zamanlar üzerinde durmaktadır.
 Başa çıkma soruları danışanın olaylarla başaçıkabilme
gücünü, yeteneklerini ortaya çıkarmaktadır.
 Derecelendirme soruları da danışanın problemi çözme
aşamasında katettiği yolu, değişiklikleri ölçmeyi
amaçlamaktadır
Download

Document