1. ÜNİTE
BEYLİKTEN DEVLETE (1300-1453)
Yukarıdaki görsellere bakarak Osmanlıların takip ettikleri imar politikası
hakkında neler söyleyebilirsiniz?
TARİH 3
NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda:
1. XIV. yüzyıl başlarında Yakın Doğu ve Avrupa’nın genel durumunu,
2. Osmanlı Devleti’ni kuracak olan Kayıların Anadolu’ya gelişini,
3. İlk Osmanlı fetihlerini,
4. Osmanlıların Balkanlara geçmesi ve Balkanlarda takip ettiği iskân siyasetini,
5. Osmanlıların Anadolu Türk siyasi birliğini sağlama faaliyetlerini,
6. Ankara Savaşı ve sonuçlarını, Fetret Devri olaylarını,
7. Kuruluş döneminde Osmanlı kültür ve medeniyetini ( devlet teşkilatı, ordu,
ekonomi),
8. Ünitede geçen kavramların tanımını öğreneceksiniz.
ANAHTAR KAVRAMLAR
Derebeylik
Gaziyanırum
Kışlak
Yaylak
Tekfur
Devşirme
Kanunu
Ahilik
Lala
Dirlik
Tahrir
defteri
10
Fetret
Devri
TARİH 3
1.KONU: OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUŞU (13001453)
Harita. 01.01: Osmanlı Devleti’nin En Geniş Sınırları
?
1 . Osmanlı Devleti’nin yüzyıllarca egemen olduğu bu bölgelerde farklı ırk, dil,
din ve kültürlere mensup insanların yüzyıllarca barış ve huzur içinde yaşaması nasıl sağlanmış olabilir?
1.XIV. YÜZYIL BAŞLARINDA YAKIN DOĞU VE AVRUPA
Yakın Doğu ( Ön Asya ); Anadolu, Suriye, Filistin, İran, Irak, Mısır ve Arap
Yarımadası’nı içine alan bölgedir. XIV. yüzyıl başlarında Yakın Doğu’da İlhanlılar, Altın
Orda Devleti, Memluk Devleti, Türkiye Selçuklu Devleti, Anadolu Beylikleri ve Bizans
İmparatorluğu bulunuyordu.
İlhanlı Devleti( 1256-1335): Cengiz Han’ın kurduğu Moğol İmparatorluğu’nun
parçalanması üzerine İran ve çevresinde Hülâgû Han tarafından kuruldu. İlhanlılar
zamanla Irak, Anadolu ve Kafkasya’ya hâkim oldular. İlhanlılar 1243 yılında yapılan
Kösedağ Savaşı’nda Türkiye Selçuklu Devleti’ni yenerek Anadolu’nun büyük bir bölümünü kontrolleri altına aldılar. İlhanlı Devleti 1335 yılında yıkıldı.
11
TARİH 3
Harita. 01.02: Haritayı İnceleyerek XIII. Yüzyılın Başlarında Yakın Doğu ve Avrupa’nın Siyasi
Durumu Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?
Altın Orda Devleti (1227-1502): Moğol İmparatorluğu’nun parçalanmasından
sonra kurulan devletlerden birisi de Altın Orda Devleti’dir. Cengiz Han’ın torunu
Batu Han tarafından Karadeniz ve Hazar Denizi’nin kuzeyinde kuruldu. Altın Orda
Devleti, Moskova ve Kiev Knezliklerinin Karadeniz’e inmelerine engel oldu. XIV. yüzyıl sonlarına doğru Timur’un yaptığı seferlerle zayıflayan Altın Orda Devleti, 1502’de
yıkıldı. Daha önce Altın Orda Devleti’ne bağlı olan Moskova Knezliği bu durumdan
yararlanarak zamanla Rus çarlığı hâline geldi.
Memluk Devleti (1250-1517): Mısır’daki Eyyubî komutanlarından Aybek tarafından kuruldu (1250). Hicaz, Filistin, Suriye topraklarında hâkimiyet süren Memlukler, sınırlarını Güney Anadolu’ya kadar genişletmişlerdir. XIV. yüzyılın en güçlü
devletlerinden biri olan Memlukler, Moğol ilerleyişini durdurdukları gibi, Haçlıların
Filistin ve Suriye’deki son kalıntılarını da ortadan kaldırmışlardır.
Türkiye Selçuklu Devleti (1077-1308):Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından
kurulan Türkiye Selçuklu Devleti, Bizans İmparatorluğu ve Haçlı ordularıyla mücadele ederek Anadolu’nun Türk yurdu olmasında önemli rol oynamıştır. Türkiye Selçuklu
sultanları aldıkları tedbirlerle Anadolu’yu dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biri hâline getirdiler. Türkiye Selçuklu Devleti, 1243 yılında Kösedağ Savaşı’nda
Moğollara yenildi ve siyasi üstünlüğünü kaybetti. Özellikle Orta ve Batı Anadolu’daki
Türkmen beyleri, Türkiye Selçuklu Devleti ile bağlarını kopararak bağımsız hareket
etmeye başladılar. Böylece Anadolu’da II. Türk Beylikleri ya da Türkiye Selçuklu Bey-
12
TARİH 3
likleri denen dönem başladı. Türkiye Selçuklu Devleti 1308 yılında yıkıldı.
Balkanlar ve Avrupa: XIV. yüzyıl başlarında Avrupa’da güçlü devletler yoktu.
Birçok Avrupa ülkesinde feodalite (derebeylik) rejimi vardı. Papalık, kralların üzerinde bir siyasi güce sahipti. Bizans İmparatorluğu ise Türkiye Selçuklu Devleti ve
beylikler karşısında tutunamamış; Anadolu’daki egemenliği Kocaeli Yarımadası, Güney Marmara ve Batı Anadolu’nun bazı şehir ve kasabaları ile sınırlı hâle gelmişti.
Balkanlar’da ise Trakya, Makedonya, Yunanistan ve Ege adalarının bir kısmına sahipti. Ancak buralardaki şehir ve kasabaları yöneten tekfurlar, merkezî dinlemiyorlardı. Halk bunların idaresinden, baskısından ve vergilerin ağırlığından şikâyetçiydiler.
Bütün iç ve dış ticareti Venedik ve Cenevizlilerin eline geçmişti. Osmanlı Beyliği’nin
kurulduğu tarihlerde, Balkanlarda Sırp ve Bulgar Krallıkları ile Bosna, Hersek ve Arnavutluk gibi küçük devletler vardı. Tuna’nın kuzeyinde ise Eflak, Boğdan ve Erdel
Beylikleri ile Macaristan Krallığı bulunmaktaydı. Bizans İmparatorluğu, Sırp ve Bulgarlarla siyasi üstünlük mücadelesindeydi. Balkanlarda siyasi birlik olmadığı gibi
dinî birlik de yoktu. Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasında mücadele ve çatışmalar
yaşanıyordu.
?
Balkanların içinde bulunduğu siyasi, sosyal, ekonomik ve dinî durum, Osmanlıların bu bölgedeki ilerlemesine nasıl etki yapmış olabilir?
1. KAYILARIN ANADOLU’YA GELİŞİ VE YERLEŞMESİ
a. Kayılar Anadolu’da
Osmanlılar, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundandır. Kayı; sağlam, kuvvetli
anlamına gelmektedir. Moğolların Orta Asya’dan batıya doğru gelişen istilaları üzerine, buradan Anadolu’ya doğru büyük bir göç hareketi başladı. Anadolu’ya gelen
boylardan biri de Kayılardı. Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat, Kayıları
Ankara yakınlarında Karacadağ yöresine yerleştirdi. Daha sonra Ertuğrul Bey idaresindeki Kayılara, Söğüt ve Domaniç yöreleri yaylak ve kışlak olarak verildi.
b. Beylikten Devlete
Türkiye Selçuklu Devleti’nin 1243 yılında Kösedağ Savaşı’nda Moğol İlhanlılara yenilmesinden sonra Anadolu Türk siyasi birliği bozuldu. Türkiye Selçuklu
Devleti’nin zayıflaması ve merkezî otoritesini kaybetmesi üzerine özellikle Moğol
baskısının daha az hissedildiği Orta ve Batı Anadolu’da Türk beylikleri kuruldu. Beylikler bir süre sonra siyasi boşluğu doldurmak için birbirleriyle mücadeleye başladılar. Osmanlı Beyliği bu mücadeleden uzak durarak Bizans yönünde genişleme politikası takip etti.
Osmanlı Beyliği’nin Bizans ile mücadele ederek sınırlarını genişletme çabası,
13
TARİH 3
esnaf teşkilatı olan Ahilerin ve
Anadolu’ya gaza ve cihat yapmak için gelen gaziyanırum adı
verilen Türkmen topluluklarının
desteğini sağladı.
Bu sırada Bizans siyasi,
askerî ve ekonomik açıdan son
derece zayıf bir durumdaydı.
Merkezî otorite kaybolmuştu.
Tekfur adı verilen valiler halka
baskı uyguluyordu. Bizans’ın
içinde bulunduğu bu durum
Osmanlı Beyliği’nin genişlemesini kolaylaştırmıştır.
Osman Bey, 1281 yılında
babası Ertuğrul Gazi’nin ölümü
üzerine beyliğin başına geçti.
Osman Bey, Ahilerle iyi ilişkiler
kurdu ve onların desteğini aldı.
İlk seferini Eskişehir yakınlarındaki Karacahisar’a yaparak burasını Bizans’tan fethetti.
Resim. 01.01: Osman Bey’i Gösteren Bir Minyatür
c. İlk Osmanlı Fetihleri
Osmanlı Beyliği’nin diğer Türk beylikleriyle iyi geçinerek batı yönünde genişleme politikası takip etmesi ve giderek güçlenmesi Bizans tekfurlarını rahatsız ediyordu. Osman Bey tekfurların kendisini ortadan kaldırma planları yaptığını öğrenince
harekete geçti. Yarhisar ve Bilecik’i aldı(1298). Beyliğin merkezîni Bilecik’e taşıdı. Bu
sırada Türkiye Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat’ın tahttan indirilerek İlhanlı
hükümdarının yanına İran’a götürülmesi Anadolu’da bir otorite boşluğu meydana
getirdi. Bu durumdan yaralanan Osman Bey çevredeki oymak beylerinin ve İlhanlı
baskısından kaçan Türkiye Selçuklu yöneticilerinin bazılarının da kendine katılması
üzerine üzerine 1299 yılında bağımsızlığını ilan etti.
Koyunhisar Savaşı (1302): Osman Bey’in bu başarıları komşu Rum tekfurlarını
ve Bizans’ı harekete geçirdi. Bizans destekli tekfurlar ordusu Osman Bey tarafından
Koyunhisar Savaşı’nda yenilgiye uğratıldı. Bu savaşta Osmanlılar ilk kez Bizans kuvvetleriyle karşı karşıya geldiler. Koyunhisar Savaşı sonunda İzmit yolu Türklere açıldığı gibi Bursa üç taraftan kuşatılmış oldu.
14
TARİH 3
Harita. 01.03: Osman Bey Döneminde Osmanlı Sınırları
Bursa’nın Fethi (1326): 1321 yılında Mudanya Limanı’nın Osmanlıların eline
geçmesi ile Bursa tamamen kuşatıldı.Ancak bu sırada Osman Bey’in hasta olmasından dolayı kuşatmayı oğlu Orhan Bey devam ettirdi. Uzunca bir süre kuşatma altında bulunan Bursa teslim oldu. İpek üretimi ve ticaret merkezî olan Bursa, bölgedeki
en önemli Bizans kentiydi. Bursa’nın alınmasıyla başkent buraya taşındı.
Pelekanon ( Maltepe ) Savaşı (1329): Orhan Bey, Bursa’nın fethinden sonra
İznik’e yöneldi. Osmanlıların İznik’i kuşatmaları, Kocaeli Yarımadası’ndaki kaleleri
fethedip İstanbul Boğazı’na yaklaşmaları üzerine Bizans imparatoru III. Andronikos
kaybettiği toprakları geri almak ve kuşatma altında bulunan İznik’i kurtarmak için
harekete geçti. Bizans imparatoru Maltepe’de Orhan Bey tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.
İznik ve İzmit’in Fethi: Maltepe Savaşı’dan sonra Orhan Bey tekrar İznik üzerine
yürüyerek şehri kuşattı. Artık yardım ümidi kalmayan şehir teslim oldu (1331). Böylece İznik, Bizans’a yapılacak seferlerde ileri üs özelliği kazandı. İznik’ten sonra İzmit’te
kuşatıldı. Kuşatmaya daha fazla dayanamayan İzmit 1337 yılında Osmanlılara teslim
oldu. Bu fetihlerle Kocaeli Yarımadası’nın fethi tamamlanmış oldu. Orhan Bey, İzmit
ve çevresinin idaresini oğlu Süleyman Paşa’ya verdi.
Karesioğulları Beyliği’nin Osmanlı Topraklarına Katılması (1345): Bu sırada Balıkesir ve Çanakkale civarında hüküm süren Karesioğulları Beyliği iç çekişmelerle uğraşıyordu. Bu durumu iyi değerlendiren Orhan Bey, Karesi topraklarını Osmanlı Devleti’ne
kattı (1345). Böylece Osmanlı Devleti’ne katılan ilk beylik Karesioğulları oldu.
15
TARİH 3
Karesioğulları Beyliği’nin alınmasıyla:
. Rumeli’ye geçiş için önemli bir adım atılmış oldu.
. Karesioğullarının deniz gücü ve donanmasından yararlanıldı.
. Karesioğullarının önemli devlet adamı ve yöneticileri Osmanlı hizmetine girdiler.
3. BALKANLARDAKİ FETİHLER
Harita. 01.04: 1345’te Osmanlı Devleti’nin Sınırları
?
Haritayı inceleyerek Osmanlıların niçin batıya doğru genişleme politikası izlediği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bugün Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Bosna, Sırbistan ve Karadağ gibi Balkan ülkelerinde Türkler yaşamaktadır.
?
1.Sizce bu Türkler oralara nasıl gitmiş olabilirler?
2.Millî benliklerini bugüne kadar koruyabilmelerinin sebepleri neler olabilir?
XIV. yüzyılın ortalarına doğru Bizans’ın Anadolu’daki toprakları Osmanlıların
hâkimiyeti altına girmişti. Bu sırada doğudan Türkmen göçleri kesintisiz olarak de-
16
TARİH 3
vam ediyordu. Eldeki otlak ve topraklar yeterli gelmiyordu. Bu durum yeni yerleşim
bölgelerine olan ihtiyacı artırmıştı. Bu gelişmeler, Osmanlıların yönünü batıya çevirmelerini ve Balkanlarda fetihler yapmalarını zorunlu hâle getiriyordu.
a. Çimpe Kalesi’nin Alınması (1353):
Bizans İmparatoru III.
Andronikos 1341 yılında ölünce Bizans’ta
taht kavgaları çıktı.
Saray bakanı Kantakuzenos, imparator
olabilmek için Orhan
Bey’den yardım istedi. Bu durumu değerlendiren Orhan
Bey, Kantakuzenos’a
yardım ederek onun
imparator olmasını
Resim 01.02: Osmanlıların Rumeli’ye Geçişte Üs Olarak Kullandıkları sağladı. Daha sonraları Bizans İmparatoru
Çimpe Kalesi’nin Bugünkü Hâli
Kantakuzenos hem
tahtını korumak hem de Sırp ve Bulgar saldırılarına karşı koymak için sık sık Osmanlıların yardımına başvurdu. Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa’yı yardıma gönderdi.
Kantakuzenos bu yardımlara karşılık olmak üzere Gelibolu’daki Çimpe Kalesi’ni Osmanlılara verdi (1353). Böylece hem Rumeli’ye geçilmiş hem de Balkanlarda yapılacak fetihler için önemli bir üs elde edilmiş oldu.
b. Edirne’nin Fethi (1363): Orhan Gazi’nin ölümü üzerine yerine oğlu I. Murat geçti. Bu taht değişikliğinden yararlanan Bizans, Orhan Bey döneminde
fethedilen Çorlu, Burgaz ve Malkara gibi yerleri geri
almıştı. Osmanlı kuvvetleri buraları tekrar geri aldıktan sonra Bizans ve Bulgarlardan oluşan bir orduyu
Sazlıdere Savaşı’nda yenilgiye uğratarak Edirne’yi
fethetti (1363). Bir süre sonra Edirne başkent yapıldı.
I. Murat, Orhan Bey döneminde olduğu gibi fethedilen yerlere Anadolu’dan Türkler getirerek yerleştirdi.
Böylece buraların Türk-İslam kimliği kazanması sağlandı.
Resim 01.03:I. Murat’ın Temsilî
Resmi
17
TARİH 3
c. Sırpsındığı Savaşı (1364): Edirne’nin
ardından
Filibe’nin
fethi ve Osmanlıların
Meriç’i geçmeleri Balkan devletlerini telaşlandırdı ve Osmanlılara
karşı Papa V. Urban’ın
teşvikiyle bir Haçlı ordusu oluşturuldu. Macar kralı I. Layoş’un
komuta ettiği Haçlı ordusunun amacı Türkleri Balkanlardan atResim 01.04: Sırpsındığı Savaşı’nı Gösteren Temsilî Tablo
maktı. Edirne’ye kadar
yaklaşan Haçlı ordusunu Hacı İlbeyi ani bir baskınla yenilgiye uğrattı.
Sırpsındığı Savaşı sonucunda:
. Balkanlardaki Türk fetihleri hızlandı.
. Edirne ve Batı Trakya daha emniyetli hâle geldi.
. Macarların Balkanlardaki etkisi azaldı.
d. Çirmen savaşı (1371): Sırpsındığı yenilgisinin öcünü almak isteyen Sırplar yeniden Osmanlılara karşı harekete geçtiler. Meriç vadisinde yapılan Çirmen Savaşı’nı
Osmanlılar kazandı (1371).
Çirmen Savaşı sonucunda:
•Osmanlı birliklerine Makedonya yolları açıldı.
•Sırplarla vergi ve asker vermek şartıyla barış yapıldı.
e. I. Kosova Savaşı(1389): Osmanlıların Manastır, Niş ve Sofya’yı almaları Balkan
milletlerini bir kez daha bir araya getirdi. Bu sırada Lala Şahin Paşa kumandasındaki
bir Osmanlı birliği Sırp ve Bosna kuvvetlerince Ploşnik’te yenilgiye uğratıldı (1388).
Bu başarıdan cesaret alan Haçlılar, Türklere karşı harekete geçti. I. Murat’ın komuta
ettiği Osmanlı ordusuyla Haçlılar, Kosova’da karşılaştı. I. Murat Haçlı ordusunu ağır
bir yenilgiye uğrattı(1389). I. Murat savaş alanını gezerken bir Sırplı tarafından şehit edildi. Yerine oğlu Yıldırım Bayezit geçti. Osmanlıların ilk defa top kullandıkları
I.Kosova Savaşı sonucunda, Tuna’nın güneyindeki Balkan topraklarında Osmanlılara
karşı koyacak önemli bir güç kalmadı.
18
TARİH 3
Resim 01.05: I.Murat’ın Kosova’daki Türbesi
Harita. 01.5: 1389’da Osmanlı Devleti
19
TARİH 3
Resim 01.06: Anadolu Hisarı
antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre:
f. İstanbul Kuşatması:
Osmanlılara karşı Karamanoğulları Beyliği ile ittifak yapan
Bizans, bir yandan da Avrupa
devletlerini Osmanlılara karşı
kışkırtıyordu. Bu sebeplerle
Yıldırım Bayezit, İstanbul’u
kuşattı. Haçlı ordusunun
Bizans’a yardım etmek amacıyla Niğbolu Kalesi’ni kuşatmasından dolayı İstanbul
kuşatması kaldırıldı. Niğbolu
Savaşı’ndan sonra İstanbul
tekrar kuşatıldı. Yıldırım Bayezit, Bizans’a gelebilecek
yardımları engellemek için
Anadolu Hisarı’nı yaptırdı. Bu
kuşatma ise doğuda Timur
tehlikesinin belirmesi üzerine kaldırıldı. Buna rağmen
Bizans’la Türklerin lehine bir
•İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulacak ve bir cami yaptırılacak,
•İstanbul’daki Türklerin davalarına bakmak için bir kadı tayin edilecek,
•Bizans, Osmanlı Devleti’ne her yıl vergi verecekti.
g. Niğbolu Savaşı (1396): Yıldırım Bayezit’in Bulgar Krallığı’na son vererek
Bulgaristan’a doğrudan doğruya hâkim olması, Osmanlı sınırlarının Macaristan’a
kadar uzanması üzerine Macar kralı Türkleri Rumeli’den çıkarmak ve Bizans’ı kurtarmak için tüm Avrupa’dan yardım istedi. Papanın girişimiyle büyük bir Haçlı ordusu
hazırlandı. Haçlılar Niğbolu Kalesi’ni kuşattılar. Bu sırada İstanbul’u kuşatma altında
tutan Yıldırım Bayezit, kuşatmayı kaldırarak Niğbolu’ya hareket etti. Yapılan savaşı
Osmanlılar kazandı(1396).
Niğbolu Savaşı sonunda:
. Osmanlı Devleti’nin Avrupa üzerindeki baskısı arttı.
. Macarlar etkisiz hâle getirildi.
. Eflak ve Boğdan, Osmanlı üstünlüğünü tanıdı.
. Halife, Yıldırım Bayezit’e ‘’sultanıiklimirum’’ ( Anadolu’nun Sultanı) unvanını verdi.
20
TARİH 3
E
ETKİNLİK
BALKANLARA ANADOLU’DAN GÖÇMEN NAKLİ
Osmanlı tarihlerinde Rumeli denilen Balkan Yarımadası’na yerleştirilmek üzere
aileleriyle beraber Türk göçmenlerin nakli Osmanlıların bu bölgeyi benimsediğini
açıkça gösteren bir gelişmedir. Osmanlılar Rumeli’ye geçişlerinden itibaren bölgeye yakın olan Balıkesir ve Manisa civarından yeni fethedilen yerlere göçmenler
nakletti. Osmanlılar böylece yeni yapacakları fetihler için, geride bırakacağı yerlere
Türk göçmenler iskan etmek suretiyle gerisini güvenlik altına alıyordu. Fetihlerin
Trakya’dan başka Makedonya ve Bulgaristan taraflarına doğru ilerlemesi üzerine
buralarda İslam ve Türk nüfusunu artırmak amacıyla zaman zaman Anadolu’nun
değişik bölgelerinden Rumeli’ye göçmenler gönderildi. Bu suretle bir buçuk asır
içinde Rumeli şehir ve kasabaları buralardaki ilmî ve sosyal kurumlarıyla tam bir
Türk ve Müslüman ülkesi oldu.
(Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Osmanlı Tarihi, c.1, s.179-181’den özetlenmiştir).
Okuma parçasındaki bilgilere göre:
1.İskan politikasına niçin ihtiyaç duyulmuştur?
2.İskan politikasının amaçları nelerdir?
4. ANADOLU’DA SİYASİ BİRLİĞİ SAĞLAMA FAALİYETLERİ
Anadolu’daki Türk siyasi birliğini sağlama çalışmaları ilk kez Orhan Bey döneminde Karesioğulları Beyliği’nin alınmasıyla başladı. Bu çalışmalar I. Murat döneminde de devam etti. I. Murat, bunu gerçekleştirmeye çalışırken barışçı bir politika
izledi. Germiyanoğulları ile akrabalık kurarak oğlu Yıldırım Bayezit’i bir Germiyanlı
gelinle evlendirdi. Bu evlilikle Kütahya, Emet, Simav, Tavşanlı çeyiz olarak Osmanlılara geçti. Hamitoğulları’ndan da para karşılığı Akşehir, Beyşehir, Seydişehir ve
Isparta’yı aldı. Anadolu’da siyasi birliği sağlama konusunda Yıldırım Bayezit döneminin önemli bir yeri vardır. Osmanlı Devleti’ndeki taht değişikliğinden yararlanmak isteyen bazı Anadolu Beylikleri, Karamanoğullarının teşviki ile Osmanlılara karşı ittifak
meydana getirmeye başladılar. Hemen harekete geçen Yıldırım Bayezit, Germiyan,
Saruhan, Menteşe, Aydın ve Hamitoğulları Beyliklerine son verdi. Daha sonra Karamanoğulları üzerine yürüyen Yıldırım Bayezit, Konya’yı alarak bu beyliğe de son verdi. Kadı Burhanettin Ahmet’in Akkoyunlulara yenilmesi ve ölümü üzerine beyliğin
ileri gelenleri Osmanlılardan yardım istedi. Böylece bu beyliğin Sivas, Tokat, Kayseri,
Aksaray ve Kırşehir gibi şehirleri Osmanlı idaresine girdi. Böylece Anadolu Türk siyasi
birliği büyük ölçüde sağlanmış oldu.
21
TARİH 3
5. ANKARA SAVAŞI VE FETRET DEVRİ (1402-1413)
E
ETKİNLİK
Aşağıdaki metni okuyunuz.
Yıldırım Bayezit Anadolu’da Türk siyasi birliğini büyük ölçüde sağlarken Orta
Asya’da büyük bir devlet kuran Timur, Azerbaycan, Kafkasya, İran ve Irak’ı ele geçirerek Osmanlı sınırlarına yaklaşmıştı. Bu arada Timur’a karşı savaşan Bağdat hükümdarı Ahmet Celayir ile Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Timur’un önünden
kaçarak Yıldırım Bayezit’e sığınmışlardı. Timur, Yıldırım Bayezit’e bir mektup göndererek ondan ‘’ kendisine tabi olmasını’’, ‘’ Kara Yusuf ile Ahmet Celayir’in teslim
edilmesini’’ istedi. Yıldırım Bayezit gönderdiği cevapta kendisine sığınan birisini
teslim edemeyeceğini bildirdi. Timur, Osmanlılara karşı elindeki mevcut birliklerle başarılı olamayacağını düşünerek Orta Asya’dan en seçkin birliklerini getirterek
Anadolu’ ya yürüdü. Timur hareketinden önce Yıldırım Bayezit’e bir mektup daha
yazarak şu isteklerde bulundu:
.Oğullarından birinin kendisine rehin olarak gönderilmesi,
. Kendisine tabi olması,
. Anadolu beylerinden aldığı yerleri eski sahiplerine geri vermesi,
. Kara Yusuf ve Ahmet Celayir’in kendisine teslim edilmesi.
(Sen olsaydın ne yapardın? Timur’un istekleri karşısında kendinî Yıldırım Bayezit’in
yerine koy. Timur’un isteklerine karşı cevabın ve kararın ne olurdu?)
Yıldırım Bayezit’in cevabı: Devletimiz diğer devletlere benzemez. Bu nedenle kendisine sığınanları asla geri vermez. Şerefimiz, istiklalimiz ve karşı koyacak gücümüz
vardır. Sizin bu isteklerinize tabi olamayız ve istiklalsiz yaşayamayız.
( Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Osmanlı Tarihi, c.1, s.302 vd.)
a. Ankara Savaşı(1402): Yıldırım Bayezit Anadolu’daki beyliklerin birçoğuna
son vererek sınırlarını Fırat Nehri’ne kadar genişletmişti. Timur ise Doğu Anadolu’ya
kadar ilerlemişti. Bu arada Yıldırım Bayezit’in beyliklerine son verdiği Anadolu Türk
beyleri Timur’a sığınarak onu kışkırtıyorlardı. Çin üzerine sefer düzenlemek isteyen
Timur, arkasında Osmanlı gibi güçlü bir devletin olmasını istemiyordu. İki Türk hükümdarı arasında savaş kaçınılmaz hâle geldi.
1402 tarihinde Ankara’nın Çubuk Ovası’nda yapılan savaşı Osmanlı ordusu kay-
22
TARİH 3
betti.Bu yenilgide, Osmanlı ordusunda bulunan Karatatarların ve beylerini Timur’un
yanında gören beylik askerlerinin Timur tarafına geçmesi, Timur’un ordusunun sayıca daha kalabalık olması etkili oldu. Yıldırım Bayezit, Timur’a esir düştü. Sekiz ay
kadar Timur’un yanında esir kalan Yıldırım Bayezit hastalanmış ve Akşehir’de ölmüştür(1403). Timur ise ülkesine döndükten sonra çıktığı Çin seferinde hastalandı ve
Otrar kentinde öldü(1405).
Ankara Savaşı’nın Sonuçları:
.Timur, Anadolu beyliklerine topraklarını geri verdi. Böylece uzun emeklerle gerçekleşen Anadolu Türk birliği bozuldu.
. Anadolu’da sosyal ve ekonomik düzen bozuldu.
. Avrupa yönünde ilerleme ve yeni fetihler durdu.
. Uzun süredir kuşatma altında tutulan İstanbul’un fethi gecikti.
. Timur, Osmanlı ülkesini Yıldırım’ın oğulları arasında paylaştırdı. Bu ise şehzadeler arasında mücadeleye ve 11 yıl süren Fetret Devri’ne yol açtı.
Harita. 01.06: Ankara Savaşı Öncesinde Osmanlı Devleti’nin Sınırları
b. Fetret Devri(1402- 1413)
Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım Bayezit’in oğulları arasında iktidar mücadelesine sahne olan ve 1413 yılına kadar süren döneme Fetret Devri denir. Timur’un
23
TARİH 3
Anadolu’dan ayrılırken Osmanlı ülkesini dört şehzade arasında paylaştırması, Osmanlı Devleti’nin karışıklık içinde kalmasına ve dağılma tehlikesi geçirmesine yol
açtı. Şehzadelerden Süleyman Çelebi Rumeli’de, İsa Çelebi Balıkesir’de, Musa Çelebi
Bursa’da ve Mehmet Çelebi de Amasya’da hükümdarlıklarını ilan ettiler. Kardeşler
arasındaki bu mücadeleden Mehmet Çelebi galip olarak çıkmış ve Fetret Devrine
son vermiştir. Fetret Devrinde Balkanlarda fazla bir toprak kaybı yaşanmadı. Fakat
Anadolu’da toplumsal ve ekonomik sıkıntılara sebep oldu.
Resim 01.07: Mehmet Çelebi’yi Divan Toplantısında Gösteren Minyatür
( Fetret Devrinde Osmanlı Devleti taht kavgalarıyla dağılmanın eşiğine gelmesine rağmen, Balkanlarda Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma olmamasının
nedenleri neler olabilir? Osmanlı Devleti’nin kurulduğu yıllarda Balkanların içinde
bulunduğu ekonomik , sosyal ve dinî durumu göz önüne getiriniz.)
6. ANADOLU’DA SİYASİ BİRLİĞİN YENİDEN
SAĞLANMASI
Mehmet Çelebi Anadolu’da Türk siyasi birliğini yeniden sağlamak düşüncesindeydi. Bu amaçla önce Aydınoğulları üzerine yürüyerek İzmir’i aldı. Bu başarı üzerine
Foça, Midilli ve Sakız’daki Ceneviz kolonileri Osmanlıların nüfuzu altına girdi(1413).
Ertesi yıl Karamanoğulları üzerine sefer yaparak Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir’i
24
TARİH 3
aldı.Saruhanoğulları Beyliği’ne son verdi.Candaroğulları’ndan Samsun’u aldı.
Mehmet Çelebi döneminde Anadolu’da meydana gelen önemli olaylardan biri
de Şeyh Bedrettin İsyanı’dır. Şeyh Bedrettin Fetret Devrinin getirdiği karışıklıklardan
yararlanarak düşüncelerini yaymaya çalıştı. Taraftarları İzmir ve Manisa’da isyanlar
çıkardı. Bu isyanlar kısa sürede bastırıldı. Anadolu’da tutunamayan Şeyh Bedrettin
Rumeli’ye geçti. Burada yakalanarak idam edildi(1420).
Ankara Savaşı’nda Timur’a esir düşen Mustafa Çelebi, Timur’un ölümünden
sonra serbest kalmış ve Bizans’ın desteği alarak Osmanlı tahtını ele geçirmek için
Rumeli’de isyan etmiştir. Mehmet Çelebi Rumeli’ye geçerek Mustafa Çelebi kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Mustafa Çelebi tekrar Bizans’a sığındı. Mustafa Çelebi, Mehmet
Çelebi’nin ölümünden sonra II. Murat döneminde yeniden ayaklandı. Anadolu’ya
geçen Mustafa Çelebi Bursa yakınlarında yapılan savaşta yenildi. Edirne’ye çekildi.
Mustafa Çelebi burada yakalanarak idam edildi.
Mustafa Çelebi isyanındaki rolünden dolayı Bizans’ı cezalandırmak isteyen II.
Murat, İstanbul’u kuşattı. Bizans Isparta’da bulunan Şehzade Mustafa’yı, ağabeyine
karşı kışkırtarak isyan etmesine neden oldu. II. Murat, İstanbul kuşatmasını kaldırarak kardeşi Şehzade Mustafa’nın üzerine yürüdü ve isyanı bastırdı.
?
Bizans’ın Osmanlı şehzadelerini ayaklanmaya teşvik etmesi ve isyancı şehzadeleri desteklemesinin nedenleri neler olabilir?
7. BALKANLARDA OSMANLI HÂKİMİYETİNİN
GÜÇLENMESİ
Mehmet Çelebi Anadolu’da Türk siyasi birliğini önemli ölçüde sağladıktan sonra Balkanlarda Ankara Savaşı sonrası sarsılan Osmanlı otoritesini yeniden sağlamak
için harekete geçti. Erdel, Eflak ve Macaristan’a akınlar düzenledi. Eflak ve Bosna’da
Osmanlı egemenliğini kurdu.
Osmanlıların Batı Anadolu ve Ege Denizi kıyılarında tekrar üstünlük sağlamaları bölgede ekonomik çıkarları olan Venedik’i rahatsız etti. Venediklilerin Gelibolu’ya
saldırmaları üzerine Osmanlılar ile Venedikliler arasında ilk deniz savaşı meydana
geldi. Çalı Bey’in komuta ettiği Osmanlı donanması yenildi(1416). Venediklilerle
mücadele II. Murat döneminde de devam etti. Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda kalıcı olabilmesi için Venediklilerin elinde bulunan Selanik ve Makedonya’nın tamamını alması gerekiyordu. Bu nedenle başlayan Osmanlı- Venedik savaşları 1430 yılına kadar sürdü. Osmanlılar Selanik, Yanya ve Serez’i ele geçirdiler. Orta ve Güney
Arnavutluk’ta hâkimiyet kurdular.
25
TARİH 3
a. Edirne- Segedin Antlaşması(1444)
Osmanlıların Balkanlarda hâkimiyetini güçlendirmesi Balkan devletlerini rahatsız etti. Bosna, Sırp, Macar ve Eflak kuvvetleri Osmanlılara karşı birlik oluşturdu.
II. Murat, Sırbistan topraklarına girerek Belgrad dışında bütün Sırbistan’ı ele geçirdi. Ancak Erdel’e giren Osmanlı akıncıları Erdel voyvodası Hünyadi Yanoş tarafından
yenilgiye uğratıldı.Hünyadi Yanoş’un elde ettiği başarılar üzerine papanın teşvikiyle bir Haçlı ordusu oluşturuldu. Osmanlılar Haçlılar karşısında başarılı olamadı. Bu
durumdan yararlanan Karamanoğulları da Anadolu’dan saldırıya geçince II. Murat
barış istedi.1444 yılında Macarlar ile Osmanlı Devleti arasında Edirne- Segedin Antlaşması imzalandı.
Edirne – Segedin Antlaşması’na göre:
. Sırbistan bağımsız olacak, ancak Osmanlı Devleti’ne vergi ödeyecek,
. Eflak, Osmanlılara vergi vermek şartıyla Macaristan’ın himayesinde kalacak,
. Tuna Nehri iki taraf arasında sınır olacak,
. Antlaşma 10 yıl geçerli olacaktı.
Bundan sonra II. Murat, tahtı 12 yaşındaki oğlu II. Mehmet’e bırakarak Manisa’ya
çekildi.
b. Varna Savaşı(1444)
Osmanlı tahtına çocuk yaşta bir hükümdarın çıkmasını fırsat bilen Avrupalılar,
papanın teşvikiyle tekrar bir araya gelerek güçlü bir Haçlı ordusu meydana getirdiler.
Böylece Edirne – Segedin Antlaşması bozulmuş oldu. Osmanlı devlet adamları bu
kritik durumda II. Murat’ın tekrar tahta çıkmasını sağladılar. II. Murat’ın komuta ettiği Osmanlı ordusu ile Haçlı ordusu Varna’da karşılaştı(1444). Macar kralı Ladislas’ın
öldüğü savaşı Osmanlılar kazandı.
Varna Savaşı ile:
. Balkanlardaki Osmanlı egemenliği daha da güçlendi.
. Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda daha önce aldığı yenilgilerin etkisi ortadan
kalktı.
26
TARİH 3
Resim 01.08: Varna Savaşı’nı Gösteren Temsilî Tablo
II. Kosova Savaşı(1448)
II. Murat Varna Savaşı’ndan sonra Rumeli’deki ilerleyişine devam etti. Mora
üzerine yürüyerek burasını hâkimiyeti altına aldı. Bu sırada Osmanlı Devleti’ne bağlı
olan Arnavutluk’ta İskender Bey isyan etti. Bunun üzerine II. Murat Arnavutluk üzerine sefere çıktı. Osmanlı Devleti’nin İskender Bey isyanıyla uğraşmasından yararlanmak isteyen Avrupalılar, Erdel voyvodası Hünyadi Yanoş komutasında bir Haçlı ordusu oluşturdular. II. Murat, Haçlıları Kosova’da karşıladı. Üç gün süren savaşı Osmanlı
ordusu kazandı(1448).
II. Kosova Savaşı sonunda:
. Bizans’ın Avrupa’dan yardım alma ümitleri sona erdi.
. Avrupalılar savunmaya çekilirken Osmanlılar taarruza geçti.
. Balkanlarda Osmanlı Devleti’nin ilerleyişini engelleyebilecek bir güç kalmadı.
. Türkler Balkanlara kesin olarak yerleştiler.
27
TARİH 3
Resim 01.09: Arnavutların Millî Kahramanı Sayılan İskender Bey’in Heykeli (Tiran)
Resim 01.10: Hünyadi Yanoş Heykeli( Budapeşte)
28
TARİH 3
E
Düşünelim /Yorumlayalım
OSMANLILARIN BALKANLARDAKİ BAŞARILARININ SEBEPLERİ
Osmanlı Beyliği daha kurulurken askerî, adli teşkilatla işe başlamış ve özellikle
askerî işlere büyük önem vererek gelecekteki başarılarına ortam hazırlamıştı. Ancak bu durum tamamen ayrı dinde olan yabancı bir bölgede yani Balkanlarda göz
kamaştıran hızda, şuurlu bir yayılma ve yerleşme için yeterli değildi. Bunun birtakım manevi ve psikolojik sebepleri vardı.
Osmanlı Beyliği Anadolu ‘da ele geçirdiği yerlerdeki halkla kaynaşarak, onların
dinî ve sosyal işlerine karışmayarak, vicdan özgürlüğüne saygı göstermiş ve ağır
vergiler altında ezilmiş olan yeni tebaasından ( halkından) belirli bir vergi almakla
yetinmiş, kanunlara aykırı olarak hiçbir keyfi uygulamaya izin vermemiştir.
Osmanlılar Anadolu’da nasıl Hıristiyanların varlıklarını ve idare tarzlarını bozmayarak onları hâkimiyetleri altına aldılarsa, bunu Rumeli’de daha geniş bir biçimde uyguladılar. Baştan başa Hıristiyanların yaşadığı Balkan Yarımadası’nda
kısa zamanda hâkimiyet kurulmasının sebebi bu adil ve idari siyasetteki inceliktir.
Osmanlıların ele geçirdikleri yerlerin halkına karşı adaletli, şefkatli davranması,
vergileri halkın ödeme gücüne göre belirlemesi ve özellikle Ortodoks Balkan milletlerini Katolik baskısına karşı koruması, onların Osmanlı idaresini bir kurtarıcı
olarak karşılamalarına yol açtı.
( Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Osmanlı Tarihi c.1, s.181-188’den sadeleştirilmiştir).
Yukarıdaki okuma parçasına göre Osmanlıların Balkanlarda kısa sürede
hâkimiyet kurmasının, ekonomik, sosyal ve dinî nedenlerini yazınız.
a. Ekonomik nedenleri: ………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
b. Sosyal nedenleri: …………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
c. Dinî nedenleri: ……………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………
29
TARİH 3
2. KONU: OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (13001453)
1. OSMANLI’DA DEVLET ANLAYIŞI
Bir uç beyliği olarak tarih sahnesine çıkan Osmanlıların kısa zamanda köklü bir
devlete dönüşmesi tutarlı bir idarenin sonucudur. Osmanlı devlet teşkilatı ve idari
yapısında Müslüman Türk devletlerinin kurumları ile Orta Asya Türk devlet geleneğinin derin bir etkisi bulunmaktadır.
Söğüt ve Domaniç çevresinde Türkiye Selçuklularına bağlı bir uç beyliği olarak
kurulan Osmanlı Beyliği kısa süre içinde Anadolu ve Balkanlarda genişlemiş, farklı
ırk, din, dil ve kültürlere mensup insanları bir arada barış ve huzur içinde yaşamasını
sağlayan bir düzen kurmuştur.
Eski Türk devlet geleneğinde hükümdarlara halkı yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Bu yetkiye kut adı verilirdi. Kut, kan yoluyla ailenin diğer bireylerine geçerdi. Bu inanışın bir sonucu olarak devlet “Ülke hanedanın ortak
malıdır.’’ anlayışı ile yönetilirdi. Bu durum eski Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmasına sebep oluyordu.
Osmanlıların ilk zamanlarında da bu uygulama görüldü. I. Murat, ‘’ Ülke hanedanın ortak malıdır.’’ anlayışının yerine ‘’ Ülke, padişah ve oğullarınındır.’’ anlayışını
getirdi. Bu uygulamayla taht kavgalarının önlenmesi ve merkezî otoritenin korunması amaçlanmıştır.
Osmanlı hükümdarları I. Murat dönemine kadar bey ve gazi unvanlarını kullanmışlardır. I. Murat ile beraber hüdavendigâr, sultan, padişah, han gibi unvanlar
kullanmaya başlamışlardır.
Osmanlı Devleti’nde şehzade denilen hükümdar çocukları, sancaklara vali olarak tayin edilirlerdi. Buna “sancağa çıkma” adı verilirdi. Şehzadeler on ile on beş yaşları arasında sancaklara gönderilirdi. Sancağa çıkan şehzadeye lala denilen tecrübeli
ve bilgili kişiler yardımcı olurdu. Sancağı yöneten şehzadeler askerî ve idari işleri öğrenerek devlet yönetimi konusunda tecrübe sahibi olurlardı. İlk zamanlarda İzmit,
Bursa, Kütahya, Isparta, Manisa ve Amasya önemli şehzade sancaklarıydı.
2. OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI
Osmanlı Devleti’nde yasama, yürütme ve yargı yetkileri padişahta toplanmıştı. Padişahlar yönetimi kolaylaştırmak için bu yetkilerini çeşitli devlet görevlilerine
devretmişlerdi.
Orhan Bey döneminden itibaren ülke sınırlarının genişlemesi, nüfusun artması ve devlet işlerinin çoğalması devlet teşkilatının kurulmasını zorunlu hâle getirdi.
30
TARİH 3
Bu nedenle Kuruluş Dönemi padişahları idari, askerî, ekonomik ve hukuki düzenlemeler yaparak devlet teşkilatının kurulup gelişmesini sağladılar.
Kuruluş Devri’ndeki Teşkilatlanma Faaliyetleri
•Orhan Bey zamanında devlet işlerinin görüşülüp karara bağlanması amacıyla
daha önceki Türk- İslam devletleri örnek alınarak Divanıhümayun kuruldu. Divan
bizzat hükümdarın başkanlığında toplanır ve bugünkü Bakanlar Kurulu gibi
iş görürdü. Divanda gerek devlete gerekse halka ait idari, askerî, mali, hukuki
işler görüşülür ve karar verilirdi. Divanda alınan kararlar mühimme defterlerine
kaydedilirdi. Divanda halkın din, cinsiyet, zengin ya da fakir durumuna
bakılmaksızın herkesin başvurusu görüşülürdü. Burada alınan kararlar kesindi ve
değiştirilmesi söz konusu olamazdı. Divanıhümayun toplantılarına padişahtan
başka veziriazam, vezirler, kazasker, defterdar ve nişancı katılırdı.
•I. Murat zamanında devletin sınırlarının genişlemesiyle beylerbeyilik kurularak
ülke yönetim bölümlerine ayrıldı. İlk olarak Rumeli Beylerbeyliği, Yıldırım Bayezit
zamanında da Anadolu Beylerbeyliği kuruldu.Rumeli Beylerbeyliği’nin merkezî
Makedonya’daki Manastır, Anadolu Beylerbeyliği’nin merkezî ise Kütahya’ydı.
Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar ise köylere ayrılmıştı.
•Osmanlı Devleti’nin ilk daimî ve düzenli ordusu Orhan Bey zamanında kurulan
yaya ve müsellem birliklerinden oluşmaktaydı. Yaya ve müsellem birlikleri
Kapıkulu Ocağı’nın kurulmasına kadar savaşlarda görev yaptılar. Daha sonra
ordunun geri hizmetlerinde görevlendirildiler.
•Osmanlılarda denizcilik faaliyetleri Karesioğulları Beyliği’nin alınmasıyla başladı.
Bundan sonra Edincik ve Karamürsel’de ilk Osmanlı tersaneleri kuruldu. Yıldırım
Bayezit zamanında ise Gelibolu’da bir tersane kuruldu.
•Osmanlılarda ilk para Osman Bey tarafından bastırıldı. Akçe adı verilen bu para
Osmanlı Devleti’nin para birimi olmuştur.
Resim 01.11: Osmanlı Akçesi
31
TARİH 3
•I. Murat zamanında tımar sistemi kuruldu. Dirlik adı verilen devlet toprakları
gelirine göre has, zeamet ve tımar şeklinde bölümlere ayrılmaya başlandı.
•Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde eyalet, sancak ve kazalarda davalara
bakmak üzere kadılar görevlendirildi.
•İznik’i fetheden Orhan Bey burada ilk Osmanlı medresesini açtı. Daha sonra
Bursa ve Edirne’de de medreseler açılarak eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesine
çalışıldı.
Resim 01.12: İznik Medresesi
3. OSMANLI ORDUSU
Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda ilk fetihleri yapanlar, beyliğe bağlı aşiret kuvvetleri, gönüllüler, alperenler ve akıncılardı. Sefer ve savaşlardan sonra herkes işinin
başına dönerdi. Sınırların genişlemesiyle birlikte bu kuvvetlerin yetersiz olduğu ortaya çıktı .Bunun üzerine her an savaşa hazır bir ordunun kurulmasına karar verildi.
32
TARİH 3
a. Kara Ordusu
•Yaya ve Müsellemler
Orhan Bey zamanında Türkiye Selçuklu Devleti örnek alınarak devamlı savaşa
hazır bir ordu meydana getirildi. Bu ordunun ayrı ayrı biner kişilik piyade askerlerine
yaya, atlı askerlerine de müsellem deniyordu. Yaya ve müsellemlere savaş zamanında ikişer akçe gündelik verilmekteydi. Bu askerler savaşa gitmedikleri zamanlarda
kendilerine verilen toprakları ekip biçerek bunun gelirlerini alırlardı.
•Kapıkulu Ocakları
Rumeli fetihleriyle Osmanlı Devleti Avrupa’da sınırlarını genişletmeye başlayınca daha fazla askere ihtiyaç duyuldu. I. Murat zamanında Çandarlı Halil Hayrettin
Paşa’nın teşvikiyle devşirme usulüne dayalı olarak kapıkulu ocakları kuruldu. Kapıkulu ocakları piyadeler ve süvariler olmak üzere iki kısımdan oluşmaktaydı.
Kapıkulu Piyadeleri
Acemi Ocağı: Acemi ocağı ilk olarak I. Murat zamanında Gelibolu’da kuruldu
(1363). Çıkarılan Pençik Kanunu ile savaşlarda esir alınan Hıristiyanların beşte biri
vergi karşılığı devletin olacaktı. Bu esirler kısa bir eğitimden sonra yeniçeri ocağına
alınıyordu .Ancak bir süre sonra bu durumun askerler arasında dil, inanç ve kültür
farklılıklarından dolayı bazı sakıncaları görülünce bu gençlerin acemi ocağına alınmadan önce Anadolu’da Türk ailelerin yanına gönderilmesi kararlaştırıldı. Böylece
bunların İslamiyet’i, Türkçeyi ve Türk örf ve âdetlerini tanımaları sağlandı.
Ankara Savaşı’ndan sonra fetihlerin durması ve Fetret Devri’ndeki mücadeleler sebebiyle yeterince esir alınamıyordu. Bu durum kapıkulu ocaklarının asker sayısının eksik kalmasına yol açıyordu. Bu olumsuzluğu gidermek için Devşirme Kanunu
çıkarıldı. Devşirme Kanunu’na göre Osmanlı ülkesinde yaşayan ve birden fazla erkek
çocuğu olan Hıristiyan ailelerin, sağlıklı ve kuvvetli olan çocuklarından biri alınırdı.
33
TARİH 3
Bu sistemde bir aileden birden fazla çocuk alınmazdı. Bu sistem ihtiyaca göre üç beş
yılda bir yapılır ve sekiz ile on sekiz yaş arasındaki çocuklar devşirilirdi. Devşirilen
çocuklar pençik sisteminde olduğu gibi önce Anadolu’da Türk ailelerin yanına verilerek Türk-İslam kimliği kazanmaları sağlanırdı. Bu ailelerin yanında gerekli eğitimi
alan çocuklar acemi oğlanlar ocağına gönderilir, burada askerî eğitime başlamadan
önce seçime tabi tutulurlardı. Yetenekli ve zeki olanlar Enderun Mektebine, diğerleri
ise kapıkulu ocaklarına asker yetiştirilmek üzere acemi ocağına alınırlardı.
Yeniçeri Ocağı
Kapıkulu Ocakları’nın ana
unsurunu yeniçeri ocağı oluşturuyordu. I. Murat zamanında kurulan
ocak, kapıkulu askerlerinin en itibarlı sınıfını meydana getiriyordu.
Yeniçeri ocağının en büyük komutanı yeniçeri ağasıydı. Yeniçeri Ağası doğrudan padişaha bağlı olup,
padişahın korunması, İstanbul’un
güvenliği ve yeniçeri ocağının düzen ve intizamından sorumluydu.
Osmanlı padişahları tahta çıktıklarında askerlere cülus bahşişi ve ilk
sefere çıktıklarında sefer bahşişi
verirlerdi. Yeniçerilerin ocak defterlerini tutup maaş işlerine bakan
kâtipler vardı. Yeniçeriler maaşlarını üç ayda bir alırlardı ve buna ulufe
adı verilirdi.
Resim 01.13: Yeniçeri Askerleri
Yeniçeriler savaş olmadığı zamanlar ok ve kılıç talimi ve spor yaparlardı. Yaya
olarak savaşan yeniçeriler ilk
devirlerde ok, yay, kılıç, kalkan, kargı, gürz gibi savaş
araçlarını kullanırlardı. Osmanlı hükümdarları sefere
çıktığı zaman yeniçerilerin
hepsi sefere katılırlar ve savaş
sırasında padişahın yer aldığı
merkezde bulunurlardı. Baş34
Resim 01.14: Yeniçeri Silahlarından Bazıları
TARİH 3
kentte ya da yakınlarındaki kışlalarda yaşarlar, askerliğin dışında başka bir işle uğraşmazlardı. Emekli olana kadar evlenemeyen yeniçerilerin sayısı Kuruluş Döneminde
bin ile on bin arasında değişiyordu.
Cebeci Ocağı
Yeniçerilerin silahlarını yapan, bakım ve onarımını sağlayan sınıftı. Savaş araç
ve gereçlerini develer ve katırlarla cepheye taşırlar, orada yeniçerilere dağıtırlardı.
En büyük komutanları cebecibaşıydı.
Topçu Ocağı
I.Murat zamanında top dökmek, top mermisi yapmak ve top kullanmak amacıyla kuruldu. Osmanlılarda ilk top I. Kosova Savaşı’nda kullanıldı. Topçu ocağının en
büyük subayı topçubaşı idi.
Kapıkulu Süvarileri
Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemindeki askerî başarılarında ve sınırlarını
hızla genişletmesinde yeniçeriler kadar kapıkulu süvarilerinin de önemli payı vardır.
I. Murat zamanında sipahi ve silahtar adıyla iki bölük olarak kurulmuştur. Kapıkulu
süvarileri sefer sırasında padişahın sağ ve solunda yürürler, onun tuğ ve silahlarını
taşırlar, padişahın ve hazinenin güvenliğini sağlarlardı. Kapıkulu süvarileri atlı oldukları için başkente yakın ve merası bol yerlerde otururlardı. Derece olarak yeniçerilerden daha yüksektiler ve maaşları daha fazlaydı.
Eyalet Askerleri
Tımarlı Sipahiler
Resim 01.15: Tımarlı Sipahi
Osmanlı Devleti’nin büyümesinde ve genişlemesinde en büyük rolü oynayan tımarlı sipahiler Osmanlı ordusunun en büyük bölümünü ve temelini oluştururlardı. Ordunun savaş
düzenindeki ağırlık merkezî tımarlı ordusu, yani
eyalet askerleriydi. Bu ordunun en büyük özelliği hafif silahlarla donatılmış atlı ordusu olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı çok hızlı yer değiştirebilir ve savaşırlardı. Osmanlılar, Türkiye Selçuklu
Devleti’nde uygulanan ikta sistemini daha da
geliştirmişler ve tımar sistemi adıyla uygulamışlardır. Orhan Gazi zamanında uygulanmaya
başlayan bu sistem I. Murat döneminde sınırların genişlemesiyle yaygınlaşmış devlete ait olan
35
TARİH 3
toprakların bir kısmının geliri hizmet karşılığı olarak asker ve memurlara verilmiştir.
E
Bilgi Notu
Osmanlılar fethettikleri toprakları ve üstünde yaşayan insanları tahrir defterlerine kaydederlerdi. Bu toprakların vergi gelirlerinin bir kısmı padişah hasları olarak
merkezî bütçeye alınır geri kalanları ise dirlik denen çeşitli birimlere ayrılarak bazı
asker ve memurların giderlerine tahsis edilirdi. Dirlikler gelirlerine göre üçe ayrılıyordu.
Has:Yıllık geliri yüz bin akçeden fazla olan dirliklerdi. Padişah, hanedan üyeleri,
divan üyeleri, beylerbeyi, sancak beyi gibi üst düzey devlet görevlilerine verilirdi.
Veziriazam, vezirler, beylerbeyi ve sancakbeyleri bu gelirleri görevde bulundukları
süre içinde alırlardı.
Zeamet: Yıllık geliri yirmi bin akçe ile yüz bin akçe arasında olan dirliklerdi. Bu
dirlik eyalet merkezînde olan defterdarlara, alay beylerine, kale kumandanlarına,
Divanıhümayun kâtiplerine verilirdi.
Tımar: Yıllık geliri üç bin ile yirmi bin akçe arasında değişen dirliklerdi. Bunlar geçimlerini sağlamak ve hizmetlerine ait masrafları karşılamak üzere birkısım asker
ve memurlara tahsis edilmiş topraklardı.
Kendilerine dirlik verilenler gelirleri oranında atlı asker (cebelü) beslemek zorundaydı. Tımar sahipleri her üç bin akçe için, has ve zeamet sahipleri ise her beş bin
akçe için bir cebelü beslerlerdi. Bu askerler aynı zamanda üretici durumunda olup,
barış zamanlarında köylüye yardım ederlerdi. Savaş zamanında ise cebelü askerleri
bağlı bulundukları tımar beyiyle, sancak beyinin emrine girerlerdi. Sancak beyleri de
diğer tımarlardan katılan kuvvetlerle beylerbeyinin emrine girerlerdi. Tımarlı sipahiler kanunlara uyduğu sürece tımarları ellerinden alınmazdı. Ancak mazeretsiz olarak
sefere gitmeyen sipahinin dirliği elinden alınır, bir başkasına verilirdi.
Mirî araziyi ekip biçen halk, vergilerini, devlet o yeri hizmet karşılığı kime vermişse ona öderlerdi. Üç yıl mazeretsiz olarak toprağı ekip biçmeyen, üretim yapmayanların toprağı işletme hakkı elinden alınır; bir başkasına verilirdi. Bu topraklar
devletin olduğu için köylü onu istediği gibi kullanamaz, satamaz, başkasına devredemezdi. Dirlik sahibi, halka haksız bir davranışta bulunamazdı. Haksızlığı uğrayan köylünün tımar sahibini şikâyet hakkı vardı. Taraflar arasındaki anlaşmazlıklara
mahallî kadılıklar bakıyordu.
36
TARİH 3
E
Bilgi Notu
Tımarlı sipahilerin genel özellikleri:
• Tamamı Türk kökenlilerden meydana gelirdi.
• Devletten maaş almazlar, tımar topraklarının vergilerini alırlardı.
• Atlı birliklerden oluşurlardı.
• Sipahi mutlaka kendi tımar bölgesinde ve sancağında oturmak zorundaydı.
Dirlik sisteminin uygulanmasıyla:
• Devlet, üretimi denetim altına almış ve sürekliliğini sağlamıştır.
• Hazineden para harcanmadan her an savaşa hazır bir ordu beslenmiştir.
• Araziden daha iyi faydalanılmış, üretimin artması sağlanmıştır.
• Vergi, kaynağında toplanmıştır.
• Bu sistemle ülkenin her tarafına yayılan askerler sayesinde merkezî otorite
en uç noktalara kadar ulaştırılmıştır.
Azaplar
Kelime anlamı bekâr erkek demektir. Azap askerleri Anadolu’dan toplanan
dinç ve kuvvetli bekâr Türk gençlerinden meydana geliyordu. Hafif silahlar kullanan
ve yaya olan azaplar, savaşlarda ordunun merkez kısmının önünde bulunurlar ve
düşmanın ilk saldırılarını karşılarlardı.
Akıncılar
Resim 01.16: Bir Osmanlı Akıncısı
Sınır boylarında görev
yapan akıncılar atlı birliklerden oluşurdu. Akıncıların
başlıca görevleri düşman ülkelerine akınlar düzenleyerek
bilgi toplamak, ordunun keşif
hizmetini yapmak, düşmanın
pusu kurmasını önlemekti.
Bu görevleri gereği ordunun dört beş gün ilerisinde
hareket ederlerdi. Başlarında akıncı beyleri bulunurdu.
37
TARİH 3
Akıncı beyleri doğrudan padişaha bağlıydılar. Akıncı kumandalarının en meşhurlarından Evrenosoğulları, Arnavutluk ve Dalmaçya;Mihalloğulları Bosna, Sırbistan ve
Macaristan;Malkoçoğulları Silistre; Turahanoğulları ise Mora taraflarında görev yapmaktaydılar.
b. Deniz Kuvvetleri
Başlangıçta bir kara devleti olan Osmanlı Devleti, Marmara ve Ege kıyılarına
ulaşınca bir deniz gücüne ihtiyaç duydu. Osmanlı Devleti’nin ilk deniz gücünü Karesioğulları Beyliği’nin alınmasından sonra bu beylikten Osmanlılara geçen donanma
oluşturdu. Daha sonra Karamürsel, Edincik ve İzmit’te tersaneler kurularak gemi yapımına başlandı. Saruhan, Aydın, Menteşe ve Candaroğulları beyliklerinin alınmasından sonra da bunların tersanelerinden yararlanılmıştır. Bu beyliklerin sahip olduğu gemi ve mürettebatın Osmanlılara geçmesi, Osmanlı denizciliğinin gelişmesine
önemli katkı yapmıştır. Yıldırım Bayezit zamanında Çanakkale Boğazı’nın stratejik
önemi göz önüne alınarak Gelibolu’da bir tersane ve deniz üssü kuruldu (1390). Bununla birlikte Kuruluş Dönemi Osmanlı denizciliği, Venedikliler ve Cenevizliler gibi
denizci devletlerle boy ölçüşecek seviyede değildi. Nitekim Osmanlı Devleti ilk ciddi
çatışmasında Venediklilere mağlup oldu. 1416 yılında Gelibolu açıklarında yapılan
savaşta donanma kumandanı Çalı Bey şehit düşmüştür. Bu durum donanmaya daha
çok önem verilmesine neden olmuş,
yeni yapılan gemilerle
donanma
güçlendirilmiştir. II. Murat zamanında donanma Trabzon
İmparatorluğu’nu tehdit
edecek bir duruma gelmiş ve vergiye bağlamıştı.
Resim 01.17: Osmanlı Gemisi
4.OSMANLI EKONOMİSİ
a. İnsan
Osmanlı Devleti’nde halka reaya denirdi. İnsanlar yaptıkları işlerin özelliğine
göre şehirlerde, köy ve kasabalarda yaşarlardı. Osmanlı Devleti’nde 1831 yılına gelinceye kadar düzenli bir nüfus sayımı yapılmamıştı. Ancak toprakların ve üzerinde
yaşayan insanların kaydedildiği tahrir defterleri Osmanlı ekonomisinde insan gücü
38
TARİH 3
ile ilgili bilgiler vermektedir. Osmanlı Devleti bir bölgeyi ilk fethettiğinde ya da belli
aralıklarla kaza ve sancakların ekonomik kaynaklarını belirlemek için tahrir adı verilen bir sayım yapardı. Bu sayım vergi yükümlüsü erkek sayısını ortaya çıkarırdı.
Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarında savaşlar, kıtlık, salgın hastalıklar gibi nedenlerden dolayı genel nüfus azalmıştı. Ancak yeni yerlerin fethedilmesine, güvenliğin
sağlanmasına ve ekonomik durumun iyileşmesine bağlı olarak zamanla nüfus arttı.
b.Toprak
Osmanlı Devleti’nde ekonominin temeli tarıma dayanıyordu. Osmanlılarda
ekilebilen toprakların çoğu devletin malıydı. Mülkiyeti devlete ait olan topraklara
mirî arazi adı verilirdi. Bu sistemde toprağı kullanma hakkı reayaya bırakılıyordu.
Devlet her köylü ailesinin geçimini sağlayabilecek büyüklükte toprağa sahip olmasına özen gösterirdi. Tımar sistemi içerisinde her aileye onu besleyecek büyüklükte
tahsis edilen topraklara çift denilirdi. Sahib-i arz veya tımar sahibi adıyla da anılan
sipahi ise devlete ait araziyi işleten, devletin reayadan alacağı vergiyi toplayan kimsedir. Sipahinin reaya üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi yoktu. Toprağı ekip biçen kimse öldüğü zaman toprağı kullanma hakkı miras olarak çocuklarına geçerdi.
Toprağın sahibinin devlet olması büyük toprak sahiplerinin ve büyük hanedanların
ortaya çıkmasını önlemiş, Avrupa’da olduğu gibi köle çiftçi sınıfının oluşmasını engellemiştir.
Osmanlı toprak sistemi içinde farklı statü ve özelliklere sahip toprak çeşitleri
vardı.
Mirî Arazi: Devlete ait topraklardır. Osmanlı ülkesindeki toprakların büyük bölümü mirî arazi statüsündeydi. Bu topraklar devletin olmakla beraber ekip biçmek
ve boş bırakmamak şartıyla reayaya bırakılıyordu. Mirî arazinin bazıları şunlardır:
Dirlik: Mirî arazinin en önemli bölümüdür. Belli bir hizmet karşılığı olarak şahıslara dirlik olarak verilirdi. Has, zeamet ve tımar olarak üçe ayrılırdı.
Paşmaklık: Padişah kızlarına, annelerine ve eşlerine ayrılan topraklardır.
Ocaklık: Gelirleri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan topraklardı.
Malikâne: Devlet hizmetinde üstün başarı gösteren bazı devlet adamlarına verilen topraklardır.
Yurtluk: Gelirleri sınır boylarındaki askerlere verilen topraklardır.
Mukataa: Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine ayrılan topraklardı. Bu
toprakları işleyen reayanın tüm vergileri hazineye giderdi.
Vakıf: Devlet hazinesine ait ya da kişilerin kendi mülkleri olan arazi gelirlerini
ilmî ve toplumsal kurumların masrafları için ayırdığı topraklardır.
39
TARİH 3
Mülk Arazi: Tasarruf hakkının tamamen kişilere ait olduğu topraklardır. Fetihler
öncesinde halka ait bu topraklar fetihler sonrasında yine o yöre halkına bırakılırdı.
Bu arazi sahipleri kimsenin iznine gerek duymadan satar, bağışlar veya vakfedebilirdi. Mal sahibi öldüğünde toprak çocuklarına kalırdı. Mülk topraklarından Müslümanlara ait olanına öşrî toprak, gayrimüslimlere ait olanına ise haracî toprak adı veriliyordu.
c. Üretim
. Tarım
Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanıyordu. Bu nedenle nüfusun
önemli bir bölümü köylerde yaşıyordu. Osmanlı tarımı, tımar sistemine dayanıyordu.
Bu sistemin başlıca üç unsuru devlet, sipahi ve çiftçidir. Yukarıda açıklandığı gibi mirî
toprağın mülkiyeti devlete, tasarrufu köylüye, üreticinin vermesi gereken vergiler
ise sipahiye aitti. Köylünün toprağı kullanma hakkı süreklidir. Bu hak öldüğü zaman
çocuklarına geçerdi. Buna karşılık köylünün de yerine getirmesi gereken bazı yükümlülükleri vardı. Bunların başlıcaları; sebepsiz olarak toprağı terk etmemek, üç yıl
üst üste boş bırakmamak, ürettiği ürünün vergisini sipahiye ödemekti. Buna karşılık
devlet reayanın güvenliğini ve huzurunu sağlamak, haklarını korumak zorundaydı.
Sipahi ise köylünün üretim araçlarını temin etmek, tohum ve gübre gibi ihtiyaçları
için ona yardımcı olmakla yükümlüydü.
. Hayvancılık
Osmanlı Devleti’nde ekonominin önemli unsurlarından biri de hayvancılıktı.
Tarımla uğraşanlar topraklarını ekmek için hayvan gücünden yararlanıyorlardı. Koyun, keçi, sığır gibi hayvanların et ve sütleri, insanların temel ihtiyaçlarını karşıladığı
gibi, yün, yapağı, kıl, ve derileri de sanayinin ham maddesini teşkil ediyordu. Ulaşım
ve taşımacılık büyük ölçüde hayvanlarla yapılıyordu. Önemli sanayi ve ticaret merkezlerinin çevresine yerleşen aşiretler deve, katır ve at kervanlarıyla ulaşım sektörünün işletmecileri durumuna gelmişlerdi. İpek böceğinden elde edilen ipek, dokuma
sanayisinin en önemli ham maddesiydi. Balıkçılık ve bal üretimi de yapılmaktaydı.
Hayvancılıkla uğraşan kesimlerin başında konargöçerler gelmekteydi. Konargöçerler (Yörükler) özellikle küçükbaş hayvancılıkla uğraşırlardı. Şehirlerin et, yağ,
yoğurt, tereyağ ve peynir ihtiyaçlarının büyük bölümünü konargöçerler karşılardı.
Hayvancılık faaliyetlerinden alınan vergiler (ağnam gelirleri) devletin önemli gelir
kaynaklarının başında geliyordu. Erzurum, Diyarbakır, Urfa, Balıkesir, Manisa, Aydın
ve Bursa en çok hayvan beslenen yerlerdi. Bunun yanında Bursa’da ipek, Ankara’da
tiftik, Selanik’te çuha, Bulgaristan’da aba üretiminin öne çıkması bu sanayilere ham
madde sağlayan hayvancılığın daha da önem kazanmasına ortam sağladı.
40
TARİH 3
. Ticaret
İç Ticaret
Osmanlı Devleti’nin kurulduğu topraklar doğudan ve batıdan gelen ticaret
yollarının kesiştiği yerdi. Bu nedenle Osmanlılar kuruluş yıllarından itibaren ticaretin gelişmesine önem verdiler. Çünkü halkın ihtiyaç duyduğu malları bulmasında
sıkıntıya düşmemesi devlet siyasetiydi. Osmanlı Devleti güvenli bir piyasa ortamının
sağlanmasını, üretici ve tüketicinin korunmasını devletin en önemli görevlerinden
biri sayıyordu. Bu nedenle Osmanlılar ticareti teşvik ettikleri gibi bu işle uğraşan
tüccarlara çeşitli kolaylıklar sağladılar. Ticari faaliyetlerin ve taşımacılığın hızlı ve güvenli bir şekilde yapılması için derbentçi denilen kişileri görevlendirdikleri gibi, yol
güzergâhlarına han ve kervansaraylar yaparak tüccarların dinlenmesine ortam sağlamışlardır.
Osmanlı topraklarında gerek ülke içinde üretilen, gerekse ülke dışından gelen
malların diğer yerleşim yerlerine dağıtılması işi tüccarlar tarafından yapılırdı. Cinsi
ne olursa olsun bütün mallar, o malın dağıtımının yapıldığı kapan veya hana getirilir ve burada perakendecilere satış yapılırdı. Bu kapan ve hanlar özellikle İstanbul
gibi büyük şehirlerde her mal için ayrı olup genellikle un kapanı, yağ kapanı, bal
kapanı, koza hanı gibi o malın adı ile anılırdı. Bugün olduğu gibi malın tüketiciye
ulaştırılması perakendeci tüccar aracılığıyla yapılırdı. Ham maddeler, esnaf tarafından işlenerek tüketiciye satılırdı. Her semtte bulunması gereken fırınlarla bakkal,
kasap gibi esnaf dışındakiler belli çarşılarda toplanmışlardı. Bu çarşılar kapalı
çarşı veya uzun çarşı olarak
bilinirdi. Kapalı çarşıların
içinde kıymetli kumaşlar ve
mücevherlerin depolanıp
satışa sunulduğu yerlere
ise bedesten denirdi. Osmanlı Devleti’nde ilk bedesten Orhan Bey zamanında
Bursa’da yapıldı.
Resim 01.18: Merzifon Bedesteni
Malların
tüketiciye
ulaştırılmasında pazarlar da önemli bir yere sahipti. Pazarcılar her gün ayrı bir yerde
kurulan pazarları dolaşırlardı. Hem toptancı hem perakendeci tüccarın iş yaptıkları
yerlerden biri de panayırlardı. Panayırların pazarlardan farkı, yılda bir defa kurulmaları idi. Çarşı ve pazar yerleri muhtesip ve emin denen görevlilerin denetimi altındaydı. Bunlar satılan malların kalitesini ve fiyatını kontrol ederlerdi.
41
TARİH 3
Osmanlı Devleti’nde esnaflar Ahiliğin bir kolu olan
lonca teşkilatına bağlıydılar.
Hirfet adı verilen duvarcı, marangoz, kunduracı, demirci
gibi meslek gruplarına ayrılan
esnafların ayrı ayrı loncaları
vardı. Osmanlı şehir ve kasabalarında mevcut esnaf gruplarının her birinin dükkân ve
usta sayısı ihtiyaca göre belirlenmişti. Bu sayının artması ancak talebin artmasıyla
Resim 01.19: Fırıncı Ve Tatlıcı Esnafını Gösteren Bir
Minyatür
olurdu. Esnafın dükkân açma
hakkına gedik denirdi. Gedik sahibi olmayan kimse dükkân açmak ve esnaflık yapmak hakkına sahip değildi. Gedik hakkına sahip olmak için öncelikle çıraklık, kalfalık
yapıp ustalık belgesi almak gerekirdi.
Dış Ticaret
Osmanlı Devleti’nin sınırlarını genişletmesi, önemli ticaret merkezleri ve liman kentlerini ele geçirmesi dış ticaretin de gelişmesini sağladı. Yıldırım Bayezit,
devletin sınırlarını Erzincan’a kadar genişletince İran ipek kervan yolunun da kontrolünü ele geçirdi. Bundan sonra İran ipek kervanları Trabzon yolunu izlemeyerek
karadan Bursa’ya giymeyi tercih ettiler. XV. yüzyılda bu yol üzerinde bulunan Tokat
ve Amasya, Bursa’dan sonra ekonomik bakımdan en önemli şehirler hâline geldiler.
Hint ve Arap mallarının Güney Anadolu’ya girdiği Antalya ve Alanya’nın alınmasıyla
Müslüman tüccarların Arabistan ve İran’dan Bursa’ya güven içinde yolculuk etmeleri sağlandı. Mehmet Çelebi zamanında Bursa’ya İpek Hanı adı verilen ikinci büyük
bedesten yapıldı. Bu dönemde İtalya ve Fransa gelişme gösteren ipek sanayilerinin ihtiyaç duyduğu
ham maddenin önemli bir
bölümünü Bursa’dan sağlıyorlardı. Böylece Bursa milletlerarası bir ticaret şehri
hâline geldi. Tiftik keçisinin
yününden dokunan ve sof
adı verilen kumaş Ankara
ve Kastamonu’yu milletlerarası ticaretin önemli merkezleri hâline getirmişti.
Resim 01.20: Bursa Çukur Han
42
TARİH 3
NELER ÖĞRENDİK?
•Osmanlı Devleti’nin kurulduğu yıllarda Anadolu ve Balkanların siyasi, sosyal ve
dinî durumu ve bunun Osmanlıların büyümesine etkisini,
•Kayıların Anadolu’ya gelişini ve yerleşmesini,
•Osman Bey ve Orhan Bey dönemlerinde yapılan ilk Osmanlı fetihlerini,
•Osmanlıların Rumeli’ye geçmesi ve Balkanlardaki fetihleri ( Edirne’nin fethi,
Sırpsındığı Savaşı, Çirmen Savaşı,I. Kosova Savaşı, İstanbul kuşatması, Niğbolu
Savaşı),
•Anadolu’da siyasi birliği sağlama faaliyetlerini,
•Ankara Savaşı’nın neden ve sonuçlarını,
•Fetret Devri, Mehmet Çelebi ve II. Murat devirlerini,
•Kuruluş Dönemi Osmanlı kültür ve medeniyetini ( devlet anlayışı, devlet teşkilatı,
Osmanlı ordusunun bölümleri ve özellikleri, tımar sistemi ve önemini, Osmanlı
ekonomisini) öğrendik.
43
TARİH 3
1. ETKİNLİK
A. Aşağıdaki ifadelerin doğru olanların başına (D), yanlış olanların başına (Y) yazınız.
1. ( ) Osmanlı Devleti’nin kurulduğu yıllarda Anadolu’da siyasi birlik yoktu.
2. ( ) Bursa, Orhan Bey döneminde fethedilmiş ve başkent yapılmıştır.
3. ( ) Osmanlıların sınırlarına kattığı ilk beylik Karamanoğullarıdır.
4. ( ) Sırpsındığı Savaşı Osmanlıların Balkan Haçlılarıyla yaptığı ilk savaştır.
5. ( ) Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu Türk siyasi birliği bozulmuştur.
6. ( ) Osmanlılar Rumeli’ye Osman Bey zamanında geçmiştir.
7. ( ) Mehmet Çelebi, devleti dağılmaktan kurtardığı için Osmanlı Devleti’nin ikinci
kurucusu sayılır.
8. ( ) Osmanlılar ilk deniz savaşını Bizanslılarla yapmışlardır.
9. ( ) Varna Savaşı’nda Osmanlı ordusuna II. Mehmet komuta etmiştir.
10. ( ) II. Kosova Savaşı ile Osmanlıların Balkan hâkimiyeti kesinleşti.
B. Aşağıdaki padişahları uygun karşılıklarla eşleştiriniz.
44
A)
1. Osman Bey
a. Koyunhisar Savaşı
B)
2. Orhan Gazi
b. Niğbolu Savaşı
C)
3. I. Murat
c. Bursa’nın fethi
D)
4. Yıldırım Bayezit
d. Sırpsındığı Savaşı
E)
5. II. Murat
e. II. Kosova Savaşı
TARİH 3
ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu XIII. yüzyıl sonlarında Anadolu’da aşağıdaki
devletlerden hangisi yoktur?
A. İlhanlı Devleti
B. Safevi Devleti
C. Türkiye Selçuklu Devleti
D.Bizans İmparatorluğu
2. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde meydana gelen aşağıdaki gelişmelerden
hangisi, Osmanlıların Balkanlara geçişini kolaylaştırmıştır?
A. Gayrimüslim halka iyi davranılması
B. Karesi toprakları ve donanmasının ele geçirilmesi
C. Tımar sisteminin uygulanması
D.Bursa’nın fethedilmesi
3. Osmanlı Beyliği’nin kısa bir süre içinde Bizans topraklarını ele geçirmesinde,
I. Bizans’ın zayıf durumda olması,
II. gaza ve cihat politikasına önem verilmesi,
III. Osmanlıların merkezîyetçi bir devlet anlayışını benimsemeleri
durumlarından hangilerinin etkili olduğu söylenebilir?
A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. I, II ve III
4. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye Selçuklu Devleti’nin zayıflaması üzerine ortaya
çıkan beyliklerden biri değildir?
A. Karamanoğulları
B. Aydınoğulları
C. Saruhanoğulları
D.Artukoğulları
5.
I. Koyunhisar
II. Pelekanon
III. Sırpsındığı
IV. Niğbolu
Osmanlı Devleti yukarıdaki savaşlardan hangilerini sadece Bizans ordusuyla
yapmıştır?
A. Yalnız I
B. I ve II
C. II ve III
D. II ve IV
45
TARİH 3
6. Osmanlılar Rumeli’ye geçtikten hemen sonra fethedilen yerlere Anadolu’dan
çok sayıda Türk aileyi yerleştirmiştir.
İskân politikası adı verilen bu uygulama ilk olarak aşağıdaki Osmanlı padişahlarından hangisi zamanında başlatılmıştır?
A. Osman Bey B. Orhan Bey
C. I. Murat
D. Yıldırım Bayezit
7.
I. Yaya ve Müsellem adı verilen ilk düzenli ordunun kurulması
II. Rumeli Beylerbeyliği’nin kurulması
III. İlk Osmanlı medresesinin kurulması
IV. Osmanlıların Rumeli’ye geçmesi
Yukarıdakilerin hangisi Orhan Bey zamanında meydana gelen gelişmelerden
biri değildir?
A. I
B.II
C.III
D.IV
8. İslamiyet öncesi Türk devletlerinde ülke hanedanın ortak malı sayılır ve
hükümdarın oğulları arasında paylaştırılırdı. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu
yıllarda da benimsenen ‘’ Ülke hanedanın ortak malıdır ‘’ anlayışı, hangi Osmanlı
padişahı zamanında ‘’ Ülke padişah ve oğullarınındır ‘’ şekline getirilmiştir?
A. I. Murat
B. Orhan Bey
C. Mehmet Çelebi
D. II. Murat
9. Yıldırım Bayezit ile Timur arasında 1402 tarihinde yapılan Ankara Savaşı’nın
sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
A. Anadolu Türk siyasi birliğinin bozulması
B. Fetret Devri’nin sona ermesi
C. Anadolu Türk beyliklerinin yeniden kurulması
D.İstanbul’un fethinin gecikmesi
10.Aşağıdakilerin
hangisi
gerçekleşmemiştir?
Osmanlı
Devleti’nin
A. Venediklilerle ilk deniz savaşının yapılması
B. Yeniçeri ocağının kurulması
C. Rumeli ve Anadolu eyaletlerinin kurulması
D.Padişahların halife ünvanını alması
46
Kuruluş
Döneminde
TARİH 3
11.Anadolu’da Türk siyasi birliğini kurma çalışmaları ………………döneminde
başladı. Bu amaçla ilk olarak ……………. Beyliği, Osmanlı topraklarına katıldı.
Yukarıdaki boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
A. Orhan Bey - Karesioğulları
B. Orhan Bey – Karamanoğulları
C. I. Murat – Germiyanoğulları
D.II. Murat – Saruhanoğulları
12.Osmanlı Devleti’nde geliri 100000 akçeden fazla olan dirliklere ………………,
gelirleri 20000 ile 100000 akçe arasında olan dirliklere………………, gelirleri
3000 ile 20000 akçe arasında olan dirliklere ise ……………adı verilirdi.
Yukarıdaki boşluklara sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
A. Has – Zeamet – Tımar
B. Has – Yurtluk – Paşmaklık
C. Zeamet – Tımar – Has
D.Tımar – Ocaklık – Has
13.Aşağıdakilerden hangisi Haçlı seferi özelliği taşımaz?
A. Maltepe ( Pelekanon)
B. Niğbolu
C. I. Kosova
D.Varna
14.Orhan Bey döneminde,
I. İznik’te İlk Osmanlı medresesinin açılması,
II. İlk düzenli ordunun kurulması,
III. Divanıhümayun’un kurulması
gelişmelerinden hangileri beylikten devlet aşamasına geçildiğine kanıt olarak
gösterilebilir?
A. Yalnız I
B. I ve II
C. II ve III
D.I, II ve III
15.
I. Koyunhisar Savaşı
II. Maltepe Savaşı
III. Sırpsındığı Savaşı
Yukarıdakilerden hangileri Orhan Bey döneminde meydana gelmiştir?
A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. II ve III
47
16.Osmanlı Devleti’yle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğru değildir?
A. Orhan Bey
B. I. Murat
C. II. Murat
D.Yıldırım Bayezit
→
→
→
→
Yaya ve müsellem ordusu
Kapıkulu ocağı
İlk Osmanlı medresesi
Anadolu Beylerbeyliği
17.Aşağıdaki beyliklerden hangisine son verilmesinin Osmanlı deniz kuvvetlerine
katkı sağladığı söylenemez?
A. Karesioğulları
B. Aydınoğulları
C. Menteşeoğulları
D.Karamanoğulları
18.Bulgaristan......................... Savaşı’ndan sonra kesin olarak Osmanlı egemenliğine
girmiştir.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A. Koyunhisar
B. Niğbolu
C. Pelekanon
D.I. Kosova
19.Osmanlı Devleti Kuruluş Döneminde Ege Denizi’nin Anadolu ve Yunanistan
kıyılarında etkinlik kurmuştur.
Bu durumun,
I. Venedik
II. Ceneviz
III. İngiltere
devletlerinden hangilerinin çıkarlarını olumsuz etkilediği savunulabilir?
A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. I, II ve III
20.Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi padişahlarından
biri değildir?
A. Orhan Bey
B. I. Murat
C. II. Murat
D. II. Selim
Download

1. ÜNİTE BEYLİKTEN DEVLETE (1300