SIĞINMACILARIN
KORUNMASINA
YÖNELİK TÜRK SİVİL
TOPLUM KURULUŞLARI
SAMİ KALAYCI
Giriş
Tarih boyunca insanlar vatanlarını ekonomik, siyasi,
sosyal sebeplerin yanı sıra savaşlar ve iç çatışmalar
gibi nedenlerle terk ederek bir başka ülkeye göç
etmişlerdir. Bundan dolayı vatandaşı oldukları veya
yaşadıkları ülkelerden ayrılmak zorunda kalan kişilere,
gittikleri ülkeler tarafından “sığınmacı” adı verilmiş­
tir. Zaman içerisinde sığınma, insanların daha iyi ve
güvenli bir yaşam arayışına girmeleri nedeniyle tüm
dünya ülkelerini yakından ilgilendiren bir konu ve
devam eden kalıcı bir sorun haline gelmiştir.
Sığınma hakkına ilk olarak 1948 İnsan Hakları Ev­
rensel Beyannamesi’nde yer verilmiştir. 1951 Mülte­
cilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşme­
si’nde konuyla ilgili geniş düzenlemeler yapılmıştır.
Daha sonra 1967 Ek Protokolü ile 1951 Cenevre
Sözleşmesi’nde yer alan yer ve zaman kısıtlamaları
ortadan kaldırılarak sığınma kavramı genişletilmiştir.
Günümüzde sığınma ve mültecilerin sığındıkları ül­
kede kabul edilip edilmemeleri, kabul edilirlerse ne
gibi haklara sahip olacakları meselesi uluslararası
hukuk içerisinde şekillenmiştir. Türkiye, 1951 Ce­
nevre Sözleşmesi’ne 1961 yılından bu yana taraftır.
Sözleşme gereği, Türkiye Avrupa’dan gelen kişileri
mülteci statüsünde kabul edebilmektedir. Ancak
Türkiye’ye Avrupa ülkeleri dışından gelen yabancıları
mülteci değil “sığınmacı” olarak tanımaktadır.
Sığınmacıların korunması genel olarak devletlerin
sorumluluğundadır. Ancak devletlerin ülkelerinde
bulunan sığınmacıların her birine eşit olarak koru­
ma hakkı sağlaması güçtür. Bu noktada koruma
eksikliğini dolduran en önemli yapılar sivil toplum
kuruluşlarıdır. Sivil toplum kuruluşları, hem devletle­
rin ulaşamadığı alanlarda sığınmacıların sorunlarına
çözümler üretmek hem de sığınmacılarla merkezî
yönetim veya ülkeler arasında aracı rolünü üstle­
nerek sığınmacıların insanca yaşama hakkını elde
etmeleri için çalışmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’deki
sivil toplum kuruluşlarının sığınmacıların korunma­
sındaki rolünün incelenmesi ve bu çerçevede etkin­
liklerini ve hizmetlerini nasıl gerçekleştirdiklerini
ortaya koymaya çalışılacaktır.
1/19
1. Temel Kavramlar
1.1. Sivil Toplum Kuruluşları
“Sivil toplum”, 18. yüzyılda Batı Avrupa’da toplum
halinde yaşamanın nasıl mümkün olduğunu anla­
maya yönelik analitik bir araç olarak ortaya çıkan
bir kavramdır. Bununla bera­ber kavram, çeşitli aşa­
malardan geçerek bugünkü anlamına ulaşmıştır.
Sivil toplumun geçirdiği ilk aşama bir devletin üyesi
olmakla özdeşleşen anlamından arındırılmasıyla
başlar. İkinci aşama, sivil toplum içindeki bağımsız
toplulukların kendilerini devlete karşı savunmala­
rının meşruiyet kazanmasıyla meydana gelmiştir.
Üçüncü aşama, sivil toplumun içerdiği özgürlüğün,
top­lumsal çatışmaların kaynağı, devlet müdaha­
lesinin bu çatışma­ları önleyici faktör sayıldığı bir
anlayış ile devam etmiştir. Son aşama ise, üçüncü
aşamaya tepki olarak, devlet müdahalesinin sivil
toplumu yavaş yavaş boğacağından korkulmaya
başladığı nok­taya işaret eder.
Sivil sözcüğü kavram içinde ele alınırsa, askerî sı­
nıfa ait olmayan, üniforma giymemiş kimseyi ifade
etmektedir. Ancak bu kelimenin “toplum” kelimesi
ile birleşerek “sivil toplum”1şeklinde bir kavrama
dönüşmesi, birtakım toplumsal ve siyasal hareketler
ve olaylar neticesinde meydana gelmiştir.
Bu aşamalar, toplumsal ve siyasal olaylar sonucunda
günümüze kadar gelen sivil toplum, gönüllü, kendi
kendini oluşturan, kendi desteklerine sahip, devlet­
ten özerk, özel alan ile devlet arasında aracı niteli­
ğinde örgütlü bir sosyal yapılanmadır. Bu yapı, yasal
düzen veya ortak kurallar dizisi gibi, özgürlüklerin
ve özerkliklerin güvencesi olan kurumsallaşmış bir
temele oturur. Yapı, hem devlet iktidarını sınırlayıcı,
hem de o iktidarı, hukuka dayandığı sürece, meş­
rulaştırıcı bir gücü bağrında taşır. Dolayısıyla, sivil
toplum devletten özerk olmayı içerir ama ondan
yabancılaşmayı zorunlu kılmaz. Diğer bir anlatımla,
sivil toplum devlet iktidarına karşı dikkatli ama
saygılıdır.2
Sivil toplum kavramının düşünsel temelleri husu­
sunda hemen hemen bütün siyaset filozoflarının
kafa yorduğu bilinmektedir. Aristo ve Çiçero’dan
Hobbes, Locke Rousseau, Montesquie, Machiavelli,
Hegel, Marx, Durkheim ve Gramsci’ye kadar uzanan
bir silsile mevcuttur.3 Hegel sivil toplumu, aile ile
2/19
devlet ara­sında bir aşama olarak görür. Bu alan­
da bireyler, toplumsal sınıflar, her türlü toplumsal
kurum ve kuruluşlar sivil top­lumu meydana getirir.
Bu toplumda bireyler, birbirine hukuki ve iktisadi
bağlarla bağlıdırlar. Bu yaklaşımı ile Hegel, bi­reyleri
ve sivil toplumu devlet içinde eriten, kaynaştıran ve
bütünleştiren bir “idealist devleti” savunur.4
Günümüzde sivil toplum kavramı üzerinde oluş­
turulmuş literatür liberal değerler çerçevesinde
şekillenmiştir. Bu yaklaşıma göre sivil toplum, dev­
letin doğrudan denetimi altında tuttuğu alanların
dışında kalan ve ekonomik ilişkilerin baskısından
da görece bağımsız olarak, gönüllü ve rızaya dayalı
ilişkilerle oluşturulan kurum ve etkinlikler alanını
tanımlamaktadır.5
Sivil toplum kuruluşları bir ülkedeki vatandaşların
ortak ilgi, ortak çıkar, ortak özlemleri için devlet
dışında yan yana gelerek kendi entelektüel maddi
potansiyellerini birleştirdikleri, çaba gösterdikleri
katılım biçimlerini ifade etmekte kullanılan devlet
dışı organizasyonlardır. Bu açıdan sivil toplum ku­
ruluşları kavramının dar çerçeveli değil, demokrasi,
insan hakları, çevre vb. gibi toplumun bütününü veya
önemli bir kesimine hitap edecek organizasyonlar
için kullanılması daha uygun olacaktır.6
Sivil toplum kuruluşları resmî olarak belli bir hukuki
kalıba uyan örgütler şeklinde, ortak bir amaç etra­
fında toplanan ve doğrudan ken­dilerine çıkar sağ­
lamayan kişi topluluklarıdır. Sivil toplum kuruluşları
özerk kuruluşlardan oluşmuş, özel sektörle kamu
sektörü arasındaki bir ara sektör niteliğiyle sivil
toplumun vazgeçilmez elemanlarıdır. Sivil toplum
kuruluşları, sivil toplu­mun oluşmasında temel rol
oynayan aktörlerden bir tanesidir.
İnsan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi nokta­
sında, sivil toplum kuruluşlarının desteğine ihtiyaç
duyan kesimlerden biri de sığınmacılardır. Sığın­
macılara yönelik etkin bir koruma sisteminin oluş­
turulmasında sosyal, ekonomik ve hukuki olmak
üzere çok sayıda farklı sorunlarının çözümlenmesi
gerekmektedir. Birçok sivil toplum kuruluşu ulus­
lararası sözleşmeler veya iç hukuk düzenlemeleri
ile özellikle görevlendirilmemiş olmalarına rağmen
kendilerini sığınmacılara ve mültecilere koruma sağ­
lamak amacıyla sorumlu kılan görev tanımları altında
çalışmaktadır. Böylece sivil toplum kuruluşlarının
sunduğu hizmetler, sığınmacılara ve mültecilere
etkin koruma sağlanması konusunda farklı bir boyut
kazanmıştır. Sığınmacıların sivil toplum kuruluşları­
na erişiminin kolaylığı ve sivil toplum kuruluşlarına
güvenin daha fazla olması bu kuruluşları koruma
boyutunda farklı bir düzleme taşımıştır.7
Sosyal hizmet kapsamındaki dezavantajlı gruplar
arasında sığınmacılar da yer almaktadır. Özellikle
yaşadığı coğrafyadan zorunlu olarak ayrılmak duru­
munda olan ve başka bir coğrafyaya zorunluluktan
gelip yerleşmek isteyen ve bu isteğe insani olarak
kabul veren ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bu bağ­
lamda mülteciler, diğer adıyla sığınmacılar, geldikleri
coğrafyadaki kültüre, sosyal çevreye, dil ve ırka ayak
uydurmak zorunda kalmaktadır. Bunların daha hızlı
ve kolay olması, mültecilerin varlığının vatandaşlarca
kabul edilmesi ve sığınmacıların entegrasyonu gibi
sosyal hizmetlerin sunumunda sivil toplum kuruluş­
ları etkin rol oynamaktadır.
Mülteciler konusunda Birleşmiş Milletler (BM)’in
dünya ölçeğinde çalışmaları olsa da, İnsan Hakları
Evrensel Bildirisi’nde sığınmacılar ve sığınmacıların
hakları konusuna yer verse de sığınmacılar her za­
man gittikleri ülke ve şehirlerde sıkıntı yaşamaktadır.
Bu sıkıntıların giderilmesi için sivil toplum kuruluşları
birtakım sosyal, ekonomik ve kültürel haklar ve
hizmetler sunarak sığınmacılara yardım etmekte
ve onlara danışmanlık görevleri sunmaktadır.
Günümüzde, ülkelerin sivil toplum kuruluşları aracı­
lığıyla sığınmacılara kapılarını açtığı görülmektedir.
Ülke yöneticileri ülkelerindeki sığınmacılarla ilgili
vatandaşlarından aldığı birçok desteği, sivil toplum
kuruluşlarının yapmış olduğu yardım kampanyaları,
gönüllülük projeleri, destek kampanyaları vb. çalış­
malarla almaktadır.
Sosyal hizmetlerin, müracaatçıya hizmetin getiril­
mesinde ve hizmetin ihtiyaç sahibine göre sunul­
masında etkin bir görevi vardır. İşte bu noktada
sığınmacının da ihtiyaçlarına göre hizmetin ortaya
konmasında mülteciler konusunda uzmanlaşan
sivil toplum kuruluşları çalışmaktadır. Sivil toplum
kuruluşları sığınmacıların yerleştirilmesi ve ulus­
lararası yardım almaları konularında faaliyetlerde
bulunmaktadır. Ayrıca bunların yanında sığınmacı­
lara ve mültecilere yönelik hukuki destek (avukatlık
vb.), eğitim, sağlık, lojistik destek ve danışma vb.
yardımların sağlanması gibi konularda da hizmet
sunmaktadır. Bunun yanında, sığınmacılar acil du­
rumlarda da yardım alabilecekleri kuruluşlara ih­
tiyaç duymaktadırlar. Sivil toplum kuruluşları, acil
durumlarda genelde bölgeye ilk ulaşan ve yardım
götüren kuruluşların başında gelmektedir.
1.2. Sivil Toplum Kuruluşlarının Özellikleri
Sivil toplum kuruluşlarının, kuruluş amaçlarına ve
örgütsel faaliyetlerine göre farklılık arz etmekle
birlikte genel ve temel bir çerçeve içerisinde şu
özellikleri vardır:
* Sivil toplum kuruluşları devlet aygıtının bir par­
çası de­ğildir; devletten ayrı bir yapı arz ederler. Bu
kuruluşların devlet politikalarının oluşumunu et­
kilemeye çalışmaları veya devlet tarafından maddi
olarak desteklenmeleri mümkündür. Ancak bu
olgu, sivil toplum kuruluşlarının devlet aygıtından
bağımsız olmalarına halel getirmez.
* Sivil toplum kuruluşları, kâr amacı güden özel
hukuk tü­zel kişilerinden farklı olarak, doğrudan
kendilerine çıkar sağlamayan bir amaç etrafında
örgütlenmiş bireylerden oluşur. Örneğin sığınma­
cılar ya da kadınlara yönelik faaliyetleri olan bir
sivil toplum örgütü bu dezavantajlı gruplardan bir
yarar veya kâr amacı gütmemektedir.
* Sivil toplum kuruluşları genel olarak bir toplumda
varolagelen bir grup veya dezavantajlı denilen
bir grupla ya da gruplarla ilgilenmekte olduğu
için azınlık olarak nitelenebilir. Yani, sivil toplum
kuruluşları, ortak bir amaç etrafında topla­nan
kişilerden oluşmaları sebebiyle gerek belli bir
hukuki kalıba uyan örgütler şeklinde gerekse de
herhangi belli bir hukuki örgütlenme kalıbının dı­
şında kalan örgüt­ler olarak kurulabilirler. Ancak bu
amaç etrafında örgütle­nen kişiler, genel bir kural
olarak, toplumun geri kalan ke­simlerine nazaran
“azınlık” konumundadır.
* Sivil toplum kuruluşları, siyasi yelpazedeki ko­
numları itibarıyla adeta partilerin ve onların temsil
ettikleri siyasi gö­rüş farklılıklarının üstünde bir
noktada durmaktadırlar. Sivil toplum kuruluşları,
3/19
hangi siyasi görüşten olurlarsa olsunlar, tüm insan­
ların ortak ilkelerde buluşabilecekleri varsayımın­
dan yola çıkarlar. İnsan hak ve özgürlüklerinin
korunması, çevrenin korunması veya toplumsal
konum itibarıyla deza­vantajlı durumda olan ki­
şilere yardım eli uzatılması gibi ko­nularda, hangi
ulustan, hangi dinden ya da hangi siyasi gö­rüşten
olursa olsun, tüm insanların ortaklaşabileceğini
varsa­yarlar.8
1.3. Sivil Toplum Kuruluşlarının İşlevleri
Farklı ilgi alanlarında faaliyet yürüten sivil toplum ku­
ruluşlarının yerel ihtiyaçları karşılama, sosyal yardım
ve sosyal hizmette âdemi merkeziyetçiliği özendirme,
kamuoyunun taleplerini ve tedirginliklerini iletme ve
politik katılımı teşvik etme gibi görevleri vardır. Ayrı­
ca sivil toplum kuruluşları alternatif ve pilot projeler
üretmek, bu projelere kaynak bulmak ve bu projeleri
uygulamaya geçirme yollarıyla eğitim, çevre, adalet
hizmetlerine erişim, sosyal refah ve istihdam konu­
larında hükümet politikalarına koşut ya da alternatif
sorumluluklar yüklenmişledir. Özellikle sivil toplum
kuruluşları faaliyetleriyle sosyal refahın ve adaletin
sağlanmasına katkı sağladığı gibi bazen de bunun
devamlılığını ve denetimini de üstlenmektedir.
Sosyal hayat, çok büyük ölçüde grup ve örgütler ara­
cılığıyla gerçekleşmekte ve bir anlam kazanmaktadır.
Sivil toplum kuruluşları, insanları birbirinden bağım­
sız, yalıtılmış varlıklar gibi kendi başlarına hareket
edebilen bireyler olmaktan çıkararak sosyal hayatın
içine katmaktadır. Özellikle sosyal hayat içinde geri
kalmış bireylerin hayata tutunması, fırsat eşitliği
sağlaması ve dezavantajlı grup üyelerinin bireysel
ve toplumsal yaşamı­na anlam kazandırmasında sivil
toplum kuruluşları yardımcı olmaktadır.
Sivil toplum kuruluşlarında bireyler, grup psikolo­
jisinin ilkele­riyle etkileşime girmektedirler. Farklı
rolleri yerine getirerek iş bölü­mü yapmaktadırlar.
Farklılığı gerçekleştirerek bütünleşen bir sosyal
topluluk, insanın sevgisi, hemcinsine yakın olma
ve dayanışma ihti­yacını tatmin etmektedir. Bunun
yanında insanın grup ve sosyal hayat içinde benlik
duygularını ve kendine saygı arzularını geliştirme
imkânı sağla­maktadır. Sivil toplum kuruluşlarında bir
amaç için birbirine daya­nan bireyler, takdir edilme,
belirli bir değer ve statü atfedilme karşı­sında saygı,
4/19
güven ve benlik ihtiyaçlarını tatmin etmektedirler.9
Bu bağlamda sosyal varlık olan insan, sosyal hayat­
tan kopsa veya geri kalsa dahi, sivil toplum kuruluşu­
nun etkin ve etkili çalışmasıyla -bu bir sığınmacı da
olsa- insanın sosyal hayat içinde duygularını, kendi
fırsatlarını ve olanaklarını yakalayabilmesine imkân
sağla­maktadır.
1.4. Sığınmacı, Mülteci, Göçmen
Kavramları
Sığınmacı, mülteci ve göçmen kavramları anlam
olarak birbirlerine yakın olan fakat temelde farklı
anlamları olan kavramlardır. İltica hakkı bir insan
hakkı olarak kabul edilmektedir.
İltica edenler yaşadıkları ülkelerde maruz kaldıkları
şiddet, zulüm, korku ve can güvenliği gibi sorunlar
nedeniyle ülkelerini terk ederek daha güvenli oldu­
ğuna inandıkları diğer ülkelere sığınmaktadırlar. Bu
kişilere sığınmacı denir.
Ülkelerindeki ekonomik yetersizliklerden veya
ekonomik yoksunluklardan dolayı daha iyi yaşam
standartları elde etmek ve maddi açıdan içinde
bulundukları güçlükleri yenmek, ekonomik ve sosyal
zorluklara katlanmamak için başka ülkelere iltica
eden kişilere ise göçmen denir.
Göçmenleri mülteci ve sığınmacılardan ayıran en
önemli özellik bu kimselerin ülkelerinden siyasi
nedenlerle değil, sırf ekonomik sebeplerle ve daha
iyi bir yaşam sürme umuduyla ayrılmış olmalarıdır.
Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkenin koruma­
sından yararlanmaya devam ederler ve bir başka
ülkeye kendi arzu ve istekleri ile göçerler.10
Sığınmacı, “vatandaşı olduğu ülkede meydana ge­
len olaylar sebebiyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir
toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri
sebebiyle takibata uğrayacağından haklı olarak
korktuğu için, vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan
ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade
edemeyen veya korkudan istifade etmek istemeyen,
bir ülkeye sığınan ve o ülkeden mülteci statüsü
talep eden yabancı anlamına gelir.”11Tanımdan da
anlaşılacağı üzere sığınmacı, mülteci statüsü almak
üzere herhangi bir ülkeye başvuruda bulunan ancak
başvurusu henüz karara bağlanmamış kişileri gös­
terir. Bu kapsamda henüz başvuruda bulunmamış
kimseler de sığınmacı olarak kabul edilirler. Sığınma
talebi geri çevrilen kimseler sığınmacı olarak nite­
lenememektedir.
Sığınma talebi geri çevrilen kimseler sığınmacı ola­
rak nitelenemeyeceğinden, sığınmacı sıfatını kulla­
nabilmek için kişi endişelerinde, korkularında haklı
bulunmalıdır. BM’nin tanımıyla, “ırkı, dini, milliyeti,
belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi dü­
şünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı
bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan
ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek
istemeyen kişi” sığınmacı olarak tanımlanır. Ayrıca
mültecilik, hukuki bir statüdür.12
1.5. İltica-Sığınma Hakkı
İltica bir insan hakkıdır. Fakat İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi’nin açık hükümlerine rağmen, ulusla­
rarası hukukta iltica hakkı, ortaya çıkısından bu yana
kişilerin hakkı olarak değil devletlerin inisiyatifine
bağlı bir olgu olarak anlaşılmıştır. Bu anlayışa göre
“iltica” temel bir insan hakkından çok devletlerin gö­
nüllü olarak yüklendikleri insani ve ahlaki bir görev
olarak algılanmaktadır. Buna göre iltica hakkı, devletin
iç hukukuna göre veya diğer devletlerle yapacağı ant­
laşmalar çerçevesinde kullanabileceği bir egemenlik
tasarrufu ve buna bağlı olarak tanıyabileceği bir haktır.
Kısacası iltica hakkı, yaşam hakkının, bir başka ifade
ile kişinin bedensel ve zihinsel bütünlüğünü koruma
talebinin, yaşadıkları ülkelerde tehlike altında olması
sebebiyle bir insan hakkı normudur.13
Sığınma hakkı, bir devletin, uyruğunda bulunduğu
veya ikamet ettiği devletteki baskılardan kaçan ya­
bancıların ülkelerine girmesine ve ülkesinde kalma­
sına izin verme hakkını ifade etmektedir. Bir başka
deyişle sığınma hakkı, sığınılan devletin kendisine
sığınanlara tanıdığı bir haktır. Gerek devletin gerekse
bireyin sığınma hakkına ilişkin durumu incelendiğin­
de uluslararası hukuka göre bir devletin yabancıların
ülkesine girmesi ve ülkesinde kalması hususunda
tek yetkili olduğu görülmektedir.14
İltica etme hakkı ile mülteci olmak, hukuki bir sta­
tünün kazanılmasını; sığınmacı hakkı ile sığınmacı
olmak ise, hukuki bir statünün kazanılmasından
çok, fiilî ve kısa süreli bir barınma durumunu ifade
etmektedir. Mülteci, mültecilik statüsü hukuken
kabul edilmiş olan bir yabancıyı ifade ederken; sı­
ğınmacı, mültecilik statüsü incelenen ve bu sebeple
kendisine geçici koruma sağlanan kişiyi tanımlar.
Kısacası mülteci, 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin bü­
tün haklarından istifade eden, sığınmacı ise sığınma
statüsü deklare edilmemiş yabancı kişi demektir.
Sığınmacı da sığınma başvurusunun adil ve etkin
bir usul ile incelenmesi, inceleme bitene kadar o
ülkede ikametine izin verilmesi, ülkede bulunduğu
sürece asgari düzeyde sosyal yardım görmesi gibi
haklardan yararlanır.15
1.6. Uluslararası Koruma
Devletler, vatandaşlarını korumakla sorumludurlar.
Fakat hükümetlerin vatandaşlarını korumakta isteksiz
olmaları veya korumamaları durumunda kişilerin hak­
ları aşırı derecede ihmal edildiğinden bu kişiler başka
bir ülkede güven içinde olmak için ülkelerini terk etmek
zorunda kalırlar.16 Mültecilerin temel haklarının artık
kendi hükümetleri tarafından korunmaması sebebiyle
uluslararası toplum temel haklara saygı duyulmasını
temin etme sorumluluğunu üstlenir.17
Mültecilerin hakları 1951 Cenevre Sözleşmesi’nde
detaylandırılmıştır. Sözleşmede yer alan haklardan
bazıları şunlardır:
* Ayrımcılık yapılmaması
* Din özgürlüğü
* Taşınır ve taşınmaz mülkiyet edinme
* Sözleşme’ye taraf devletlerin sınırlarındaki mahke­
melere özgürce erişim
* Çalışma, barınma ve eğitim hakkı
* Kamu yardımı alma hakkı
* Çalışma koşulları ve sosyal güvenlik
* Sınırlar içinde hareket özgürlüğü
* Ülkeden kovulmama hakkı (mültecinin ulusal güvenlik
veya kamu düzeni için tehdit teşkil ettiği durumlar hariç)
2. Mültecilerin ve Sığınmacıların Türk
Mevzuatındaki Yeri
1951 Cenevre Sözleşmesi, mülteci hukuku düzen­
lemeleri açısından bir ilktir. Bu sözleşmeden önce
5/19
mültecilere yönelik hukuk kuralları daha çok tea­
müllerden veya bazı önemli ülkelerin iç hukukuna
dayanan hukuksal düzenlemelerden ibaretti. 1951
Cenevre Sözleşmesi, asıl olarak 2. Dünya Savaşı’nın
Avrupa’da yarattığı mülteci sorununu çözmeye yöne­
lik bir sözleşme olarak ortaya konmuştur. BM Mülteci­
ler Yüksek Komiserliği de bu sözleşmenin gereklerini
yerine getirebilmek için geçici olarak kurulmuştur.
Siyasi gelişmeler ve çeşitli gereklilikler dolayısıyla bu
sözleşme her beş senede bir yenilenmiştir.
2.1. Mülteci ve Sığınmacı Mevzuatı
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği statüsü çerçe­
vesinde, mülteci kavram ve statüsünü belirleyen
uluslararası düzenleme, 1951 tarihli Mültecilerin
Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme ve sonrasında
geliştirilen 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Sta­
tülerine İlişkin Protokol’dür. 1951 Cenevre Söz­
leşmesi, Avrupa devleti olan 26 ülkenin katılımıyla
Cenevre’de bulunan BM’ye ait ofiste 28 Temmuz
1951 tarihinde kabul edilmiştir. Ancak Sözleşme
1953 yılında altı Avrupa devletinin onaylamasıyla
yürürlüğe girebilmiştir.
Türkiye, söz konusu Sözleşme’yi hazırlayan ve ilk
imza eden devletlerden biridir. Bununla birlikte
Türkiye, sözleşmeye 10 yıl gibi gecikmeli olarak, 29
Ağustos 1961 tarihli ve 359 sayılı onay kanunu ile;
1967 Protokolü’ne ise 1 Temmuz 1968 tarihli ve
6/10266 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmıştır.
Sığınma ve mültecilik konusunda, her zaman
önemli bir göç ve sığınma ülkesi olan Türkiye’ye
mültecilerin, hem bireysel olarak hem de toplu
halde sığındıkları bilinmektedir. Konuya ilişkin iç
düzenlemelerin başında, 1950 tarih ve 5863 sayılı
Yabancıların Türkiye’de Seyahat ve İkametleri Hak­
kında Kanun yer alır. Siyasal nedenlerle Türkiye’ye
sığınan yabancılar ancak İçişleri Bakanlığı’nca izin
verilecek yerlerde ikamet edebilirler (mad. 17).
Temel hak ve hürriyetlerin yabancılar için uluslar­
arası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceği
hükmünü koyan 1982 Anayasası, “sığınma hakkı”
konusunda herhangi bir hüküm öngörmemiştir.
Bu nedenle Türkiye’de sığınmacıların hukuksal
durumu, 1951 Cenevre Sözleşmesi hükümlerine
dayanmaktadır. Sözleşme’nin 17. maddesine göre,
“Sözleşmedeki daha uygun kurallar saklı kalmak
6/19
kaydıyla her sözleşmeci devlet, sığınmacılara, genel
olarak yabancılara tanınan rejimi bahşeder.”18
Ayrıca bir diğer ulusal belge olarak Türkiye’ye İlti­
ca Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere
Türkiye’den İkamet İzni Talep Eden Münferit Ya­
bancılar ile Topluca Sığınma Amacıyla Sınırlarımıza
Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine
Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik,
30 Kasım 1994 (İltica ve Sığınma Yönetmeliği ve
İltica ve Göç Mevzuatı) yılında yürürlüğe girmiştir.
Bu yönetmelik, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967
Protokolü esas alınarak hazırlanmış, uygulama alanı
daha da genişletilerek sadece mültecilere değil aynı
zamanda sığınmacılara ve nüfus hareketlerine yönelik
hükümlere de yer verilmiştir. “1994 Yönetmeliği’nin
amacı, ülkemize münferiden iltica eden veya başka
ülkelere iltica etmek üzere ülkemizden ikamet izni
talep eden yabancılar ile topluca iltica veya sığınma
amacıyla sınırlarımıza gelen yabancılara ve olabilecek
nüfus hareketlerine uygulanacak usul ve esasların
tespiti ve görevli kuruluşların belirlenmesidir.”19
Türk mevzuatında iltica ve sığınma ile ilgili hususlar
farklı düzenlemelerde ele alınmıştır. Sığınmacılar ve
mültecilerle ilgili yapılan özel düzenlemelerin yanı
sıra bu kişilerle ilgili düzenlemelerin çoğu “Yabancı­
lar” başlığı altında yer almaktadır. Anayasa’da, İskân
Kanunu’nda, Pasaport Kanunu’nda, Vatandaşlık
Kanunu’nda, Askerlik Kanunu’nda, Yabancıların
Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanu­
nu’nda, sığınmacı ve mültecilere yönelik hükümler
yabancılar başlığı altında incelenmiştir.
1994 Tarihli İltica ve Sığınma Yönetmeliğin
kapsamı;20 yasal ve yasal olmayan yollardan Tür­
kiye’ye gelerek iltica etmek isteyen veya başka bir
ülkeye iltica etmek üzere ikamet izni talep eden ya­
bancılara karşı alınacak tedbirleri, yapılacak işlemleri
ve görevli idari makamları saptamaktır.21
Yönetmeliğe göre mülteci “Avrupa’da meydana gelen
olaylar sebebi ile ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle
takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için
vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı
olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya
korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da
uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında
bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan
dolayı dönmek istemeyen yabancı”dır.22 Sığınmacı ise,
“Irkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği
veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu
ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin
himayesinden istifade edemeyen veya korkudan
dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa
oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek
istemeyen yabancıyı, ifade etmekte”dir.
16.01.2006 tarihli 1994 Yönetmeliği’nde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 1994 Yönetmeliği’nin
kimi maddelerinde Avrupa Birliği norm ve standartları­
na uyum çerçevesinde bazı değişiklikler de yapılmıştır.
2.2. Türkiye’de Sığınmacıların Hak ve
Özgürlükleri
2.2.1. Geri Gönderilmeme Hakkı ve Sınır
Dışı Etme Yasağı
Geri Gönderilmeme İlkesi, 1951 Cenevre Sözleşme­
si’nin önemli unsurlarından biridir. Temel bir ilke olan
geri gönderilmeme hakkı, herhangi bir kişiyi, zulüm
veya ciddi insan hakları ihlalleri riski altında olacağı
bir ülkeye ne olursa olsun geri gönderilmemesini
ifade eder. Geri gönderme, geri gönderilmeme
prensibinin ihlaline neden olur ve bu da mülteci
hukuku ve geleneksel uluslararası hukukun ihlal
edilmesi anlamına gelir.23
1994 yönetmeliğin 26. ve 29. maddelerinde geri
gönderilmeme ilkesi ile ilgili düzenlemeler yer al­
maktadır. Yönetmelikte, sığınmacıların geldikleri
ülkelerde savaş, silahlı çatışma veya krizin sona
ermesi durumunda Türkiye’de millî emniyet veya
kamu düzenini bozmak suretiyle sınır dışı edilebi­
lecekleri veya uyruklarının bulundukları ülkeye iade
edileceklerine de yer verilmiştir.
2.2.2. Düşünce, İfade ve İnanç Hak ve
Özgürlüğü
Anayasamızın 24. Maddesi’nde herkesin vicdan ve
dinî inanç hürriyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Aynı
maddede, hiç kimsenin dinî inancı sebebiyle kınana­
mayacağı ve suçlanamayacağı da ifade edilmiştir.
Türkiye’nin de taraf olduğu 1951 Cenevre Sözleş­
mesi’nde düşünce ve ifade özgürlüğünü düzenleyen
bir hüküm bulunmamasına karşın sözleşmenin 33.
Maddesi’nde dinî özgürlük ve haklarla ilgili hükümler
yer almaktadır.
Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni 1949
yılında kabul ederek aynı zamanda din ve düşünce
özgürlüğünü de tanımış olmaktadır. Kişisel ve Siyasal
Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin “Düşünce, Vic­
dan ve Din Özgürlüğü” başlıklı 18. Maddesi’nde ve
“İfade Özgürlüğü” başlıklı 19. Maddesi’nde de benzer
hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca Türkiye Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. (Düşünce, Vicdan ve
Din Özgürlüğü), 10. (İfade Özgürlüğü), 11. (Dernek
Kurma ve Toplantı Özgürlüğü), 14. (Ayrımcılık Yasa­
ğı) ve 16. (Yabancıların Siyasal Etkinliklerinin Kısıt­
lanması) maddelerindeki hükümlere24 de taraftır.
2.2.3. Toplanma, Örgütlenme, Dernek ve
Meslek Birlikleri Kurma
Anayasamızın 34. Maddesi’nde herkesin, önceden
izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğu belir­
tilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı an­
cak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin
önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
6 Ekim 1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplanma ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 1. Maddesi’nde
de benzer hükümlere yer verilmiştir. Kanunun 3.
Maddesi’nin 2. Fıkrası’nda aynı kanunun 4. Mad­
desi’ndeki haller dışında yabancıların toplantı ve
gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, İçişleri Bakan­
lığı’nın iznine bağlıdır. Yabancıların düzenlenen
toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde topluluğa hitap
etmeleri; afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve
gereçler taşımaları, toplantının yapılacağı mahallin
en büyük mülkî idare amirliğine toplantıdan en
az 48 saat önce yapılacak bildirimle mümkündür.
Toplantının yapılabilmesi için izin alınması gereği
ile toplantının önceden haber verilmesi gereği
birbirinden ayrılmalıdır. Haber verme gereği Türk
veya yabancı olsun herkes için geçerlidir.25 Türkiye,
1951 Cenevre Sözleşmesi Madde 15’teki hüküm­
lere26 de uymaktadır.
7/19
2.2.4. İkamet ve Seyahat Etme Hakkı
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 13. Mad­
desi’nde ve 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 7, 21, 26,
27 ve 28. maddelerinde bu haklara yer verilmiştir.
Bu hükümler Türkiye için de geçerlidir. Türkiye’nin
de 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladığı BM Si­
yasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi Madde 12’de de
“Seyahat Özgürlüğü” başlığı altında sığınmacılar da
dâhil olmak üzere herkesin yasal olarak bulunduk­
ları ülkede ikamet ve seyahat özgürlüğüne sahip
oldukları ancak bu özgürlüğün ulusal güvenliği,
kamu düzenini, genel ahlakı, başkalarının hak ve
özgürlüklerini tehdit ettiği noktada sınırlamaya
tabi tutulacağı belirtilmiştir.
1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 7. Maddesi uyarınca
Türkiye’ye gelip de bir aydan fazla kalmak isteyen
yabancılar, bu süre bitmeden yetkili makamlara
başvurarak ikamet izni almak zorundadırlar. Türki­
ye’ye iltica eden kişilerin başvuruları kabul edildiği
takdirde Kanun, yetkili makamların vereceği izin
belgesi olan “ikamet tezkeresi” ile sığınmacılara
ikamet izni çıkaracaktır. Belge, emniyet makamları
tarafından düzenlenir.27
2.2.5. Çalışma Hakkı
İltica ve Sığınma Yönetmeliği’nin 27. Maddesi’ne
göre, ülkede kalacakları süre ile sınırlı olmak üzere,
mülteci ve sığınmacıların çalışmaları genel hüküm­
lere tabi tutulmaktadır. Yabancıların Türkiye’de
çalışmalarıyla ilgili genel hükümler Yabancıların
Çalışma İzinleri Hakkında Kanun28 ve buna bağlı
olarak çıkarılan yönetmeliklerle düzenlenmekte­
dir. Bu kanunun 5. Maddesi’ne göre; Türkiye’de
en az altı ay süreli ikamet iznine sahip yabancılar
çalışma izni başvurusunda bulunabilmektedirler.
Ancak kanunda mülteci ve sığınmacılarla ilgili özel
hükümlere yer verilmemektedir.
2.2.6. Eğitim ve Öğretim Hakkı
Mülteci ve sığınmacıların eğitim ve öğretim öz­
gürlükleri ile ilgili düzenlemeler İltica ve Sığınma
Yönetmeliği’nin 27. Maddesi’nde yer almaktadır.
Maddeye göre; mülteci ve sığınmacıların öğrenim
görebilmeleri, ülkede kalacakları süreyle sınırlı olmak
üzere genel hükümlere havale edilmiştir.
8/19
2.2.7. Sosyal Haklardan Yararlanma Hakkı
Türkiye; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB),
1951 Cenevre Sözleşmesi ve Uluslararası Ekonomik,
Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin hükümle­
rine bağlıdır. İHEB madde 25’te sosyal haklardan
yararlanma hakkı dile getirilmiştir. 1951 Cenevre
Sözleşmesi’nin “Sosyal Durum” başlıklı 4. bölümü­
nün 23. ve 24. maddelerine göre sosyal haklardan
yararlanma hakkı düzenlenmiştir. Uluslararası Eko­
nomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 11.
Maddesi’nde de benzer düzenlemeler yer almaktadır.
Sığınmacıların sağlık hizmetlerinden ve sosyal yar­
dımlardan yararlanmaları konusunda çeşitli kanuni
düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlardan ilki; kamu
kurum ve kuruluşlarının ürettikleri mal ve hizmet­
lerden ücretsiz veya indirimli olarak faydalanacak­
ların tespitine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’dır.29
İnsan ticareti kurbanlarına ücretsiz yardıma yönelik
Bakanlar Kurulu Kararı,30 insan ticareti mağduru
olduğu tespit edilen ve sağlık giderlerini karşılaya­
mayacak durumda olan yabancı uyruklu hastalara
resmî sağlık kuruluşlarından ücretsiz yararlanma
hakkı tanımıştır.31
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Ka­
nunu’nun32 2. Maddesi, sosyal sigortalarla genel
sağlık sigortasından yararlanacakları tüm gerçek
kişileri kapsayacak şekilde 2008 yılında değişiklik
yapılmıştır. Kanunun 60. Maddesi’nde genel sağlık
sigortasından yararlanacaklar arasında vatansızlar
ve mülteciler de yer almaktadır. Sosyal Yardım ve
Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 1. Maddesi’nde
muhtaç durumda olan vatandaşlarla her ne suretle
olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş
olan kişilere yardım etmek, kanunun amaçları ara­
sında yer almıştır.
2.2.8. Mülkiyet Hakkı
Tapu Kanunu’nun33 35. Maddesi’nde yabancıların
Türkiye’de taşınmaz mal edinebilmeleri ile ilgili hu­
suslar düzenlenmiştir. Buna göre; yabancı uyruklu
gerçek kişiler, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara
uyulmak kaydıyla Türkiye’de iş yeri veya mesken
olarak kullanmak üzere taşınmaz edinebilirler. Ya­
bancı uyruklu bir gerçek kişinin Türkiye genelinde
edinebileceği taşınmazlarla bağımsız ve sürekli
nitelikte sınırlı ayni hakların toplam yüz ölçümü iki
buçuk hektarı geçemeyeceği belirtilmiştir. Ancak
Türk iç hukukunda sığınmacıların mülkiyet hakkıyla
ilgili bir düzenleme yapılmamıştır.
Aşağıda sığınmacılara ve mültecilere yönelik faaliyet
yürüten ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluş­
larına değinilmiştir. Bunların başlıcaları şöyledir:
1. Helsinki Yurttaşlar Derneği (HYD)
2.2.9. Gözaltına Karşı Korunma Hakkı
2. Uluslararası Af Örgütü (UAÖ)
5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Se­
yahatleri Hakkında Kanunu’nun 19. Maddesi’nde
belirtildiği üzere, umumi güvenliğe, siyasi ve idari
icaplara uymayanlar ile suç işleyenler hakkında
gerekli işlemler yapılmaktadır. Suç işleyen mülte­
ciler ve sığınmacılar hakkında, Türk vatandaşlarına
uygulanan hükümler tatbik edilmektedir. Buna göre
sığınmacı veya mülteci herhangi bir suç işlediği şüp­
hesiyle gözaltına alındığında, talebi halinde kendisine
ücretsiz avukat sağlanmaktadır. Eğer işlenen suç,
devletin millî güvenliği aleyhine veya kamu düze­
nini bozucu bir suç değilse, Türkiye’de kalmasına
müsaade edilmektedir.34
3. İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH)
3. Sığınmacıların Korunması ve Türk
Sivil Toplum Kuruluşları
3.1. Sığınmacılara Yönelik Türk Sivil
Toplum Kuruluşları
Sığınmacı ve mültecilerin korunması amacıyla BM
Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve Türk
Hükümeti’nin ortak çalışmalar sürdürdüğü sivil top­
lum kuruluşların yanı sıra sığınmacı ve mültecilerin
korunmasına yönelik faaliyetler yürüten başka sivil
toplum kuruluşları da bulunmaktadır.
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla göç yolları üze­
rinde bulunduğundan önemli bir nüfus hareketi
için hem geçiş hem de varış ülkesidir. Nüfus hare­
ketliliğinin bir kısmını ekonomik, sosyal ve siyasi
sebeplerle göçenler oluştururken, diğer bir kısmını
ise savaş, etnik çatışma, ideolojik, dinî ve siyasi
baskı, ölüm tehdidi gibi yaşamsal tehlikelerden
kaçanlar oluşturmaktadır.35 1990 yılından itibaren
Türkiye’nin karşılaştığı yoğun nüfus hareketlerin­
den sonra göçmen, sığınmacı ve mültecilerle ilgili
kimi ulusal ve yabancı gönüllü kuruluşlar yoğun
bir faaliyete girişmiştir. Bu kuruluşlar, sığınmacı
ve mültecilerin korunmasına yönelik olarak ilgili
resmî kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde çalış­
maktadırlar.36
4. Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma
Vakfı (IBC)
5. Türkiye Kızılay Derneği
6. Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği
(SGDD)
7. İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği
(MAZLUMDER)
8. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
9. Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
3.2. Sivil Toplum Kuruluşlarının
Sığınmacılara Yönelik Çalışma Alanları
3.2.1. Hukuki Yardım
Sosyal hizmetlerin çalışma alanlarına giren konular­
dan biri olan sığınmacılar ve mülteciler, ülkelerinden
zorunlu veya isteğe bağlı olarak ayrıldıklarından
sığınma talebinde bulunulan veya kaçak olarak va­
rılan ülkelerde gerek uluslararası ve gerekse varılan
ülke mevzuatına göre hukuki savunuculuğa ihtiyacı
olmaktadır. Mağdur ve dezavantajlı bir konumda
olan sığınmacılar ve mültecilerin hukuki olarak da
mağdur olmamaları için hukuksal çerçevede korun­
maya ve hukuki haklarına sahip çıkılmasına gerek
duyulmaktadır. Bu noktalarda sivil toplum kuruluşları
bunlara yardımcı olmaktadır.
Sivil toplum kuruluşlarının sağladığı hukuksal yar­
dımlar ceza yargılamasının yanında uzmanlık alanları
dâhilinde, hukuksal yardım sağlayarak adil yargılanma
hakkının güvence altına alınmasında katkı sağlamak­
tadır. Diğer taraftan, hukuksal yardım yalnızca mağdur
kişilere sağlanan doğrudan hukuksal destek değildir;
değişik hukuksal araçlar kullanılarak mağdurların du­
rumlarının iyileştirilmesi veya siyasal girişimlerle mağ­
dur haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik
hukuksal sonuçlar elde edilmesi amaçlanmaktadır.37
9/19
Sığınmacıların Türkiye’ye giriş yaptıklarında karşı­
laştıkları en önemli ilk sorun hukuki prosedürü bil­
memeleridir. Sosyolojik ve psikolojik olarak çökmüş
olan sığınmacılar Türkiye’ye geldiklerinde ilk olarak
nereye başvuracakları, mülteci statüsünü almak
için neler yapmaları gerektiği ve ne tür belgeler
hazırlamaları gerektiği gibi konularda bilgi sahibi
değildirler. Bu durum, ilk önce hukuki sorunların
aşılması ve hukuki yardım ihtiyacının karşılanması
gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır. Çünkü hukuki
sorunları olan ve bulundukları ülkenin hukukuyla ilgili
sorun yaşayan kişilerin ilk önce bu sorunlara çözüm
bulması gerekecektir. Bu noktada, baroların ve sivil
toplum kuruluşların sığınmacılara yönelik hukuki
hizmetleri hayati derecede önemli olmaktadır.
Toplumdaki varlığı açısından dezavantajlı ve yardıma
muhtaç olan sığınmacılar için savunuculuk ve hukuki
yardım, sivil toplum kuruluşlarının rolü değerlen­
dirildiğinde, uluslararası sivil toplum kuruluşları
daha ön plana çıkmıştır. Bu açıdan, ulusal nitelikli
sivil toplum kuruluşlarının da hukuki yardıma ilişkin
süreçlerde daha çok rol alması önem taşımaktadır.
Bu çerçevede, ulusal nitelikli sivil toplum kuruluşları,
sığınmacıların düşünce, ifade ve inanç, toplanma,
örgütlenme, aile hayatı, mülkiyetle ilgili hak ve öz­
gürlüklerinin sağlanması amacıyla da sığınmacılara
hizmetlerde bulunması önemlidir.
3.2.2. Ekonomik ve Sosyal Yardım
Sığınmacılara yapılan yardımlar uzun dönemde
yeterli olmamaktadır. Çünkü kendi ekonomik öz­
gürlüğüne kavuşamayan ve birilerinin yardımına
sürekli ihtiyacı olan kişilerin, ister ayni isterse de
nakdi yardım alması, yoksulluğuna ve hayattaki
geri kalmışlığına çözüm olmamaktadır. Bu nedenle
çalışma izni alma ve iş gücü piyasasına girmek için
sivil toplum kuruluşları sığınmacılara danışmanlık
hizmetleri ve hukuki yol gösterme noktasında
yardımcı olabilmektedir. Çünkü maddi durumu
iyi olan bir sığınmacı aile veya bireyin, gitmek zo­
runda kaldıkları ülkede bir anda maddi yönden
sıkıntı yaşamaları birçok alanda çeşitli sorunlara
sebep olabilmektedir. Örneğin ülkesinde barınma,
beslenme, sosyal hayata katılma ile ilgili sıkıntılar
yaşamazken maddi sıkıntı içine düşen sığınmacı ve
mülteci, bu konularda pek çok sıkıntı ile baş etmek
zorunda kalacaktır.
10/19
Çalışma izinleri olmayan sığınmacılar yasal olmayan
yollardan çalışmaya zorlanabilmekte ve çalışmaları
karşılığında hak ettikleri parayı bile alamamaktadırlar.
Sığınmacılar, bu muamelelere karşın hiçbir şekilde
şikâyetçi olamamakta veya marjinal işlerde çalışarak ya
da başka ülkelerdeki akrabalarından para yardımı iste­
yerek hayatlarını devam ettirebilmektedirler. Çalışma
imkânları olanların ise, sosyal güvencelerinin olmaması
koşullarını zorlaştırmaktadır. Çalışma izinleri olmayan
sığınmacılar, sigortasız ve çok düşük ücretlerle yasal
olmayan yollardan çalışmaya zorlanmaktadırlar.38
Sivil toplum kuruluşları, sığınmacıların ve mültecile­
rin uzmanlık alanlarına göre istihdam edilmelerine
yardımcı olabilirler. Bu kişileri ihtiyaç sahibi olan
özel sektör kurumlarına yönlendirerek ve o kurum­
lar da önceliğe sahip olmalarını sağlayarak aracılık
rolü üstlenebilirler. Bunun yanında sığınmacıların
iş gücü piyasasına erişimlerinde hukuki prosedür­
lerin takibi ve çalışma izinlerinin alınmasında katkı
sağlayabilirler. Böylece ülkenin gerekli alanlarda
sığınmacılardan yararlanması da söz konusu olabilir.
Çalışma imkânına kavuşan sığınmacılar kendi ge­
reksinimlerini karşılayabilecekleri için ekonomik
anlamda hem devletin hem de diğer yardım ku­
ruluşlarının üzerindeki yükü azaltmış olacaklardır.
Aynı zamanda sığınmacılar, ekonomik özgürlükle­
rine kavuşarak birilerinin yardımına sürekli ihtiyaç
duymadan yaşama imkânına kavuşmuş olacaktır.
3.2.3. Eğitim - Öğretim Yardımı
Sığınmacıların Türkiye’de kaldıkları süreç içerisin­
de eğitim ve öğretim hayatları sorun olmaktadır.
Özellikle dil ve kültür açısından uzak ve farklı olan
sığınmacılar, eğitim ve öğretime devam edememek­
tedir. Çünkü ülkelerin sosyokültürel yapılarındaki
farklılıklar, kişilerin yeni bir ülkeye uyumlarını, eğitim,
sosyal ve psikolojik olarak etkilemektedir. Yapılan bir
araştırmada,39 sığınmacı çocukların %90’ının Tür­
kiye’de eğitimlerine devam edemediklerini ortaya
koymuştur. Bu durumun en önemli nedeni, %40 ile
geçici bir süre ülkemizde bulunulduğu ve burada
kalıcı olarak ikamet edemeyecekleri için eğitime
devam etmeme olarak ifade edilmiştir. Çocukların
ve ailelerin geçerli bir pasaportu, resmî bir belgesi
olmadığından geçici ikametgâh alınamamakta ve
çocukların okullara kesin kayıtları yapılamamaktadır.
Okul çağındaki çocuklardan ihtiyaç içerisinde olanla­
ra, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu, belediye
ve diğer sivil toplum kuruluşlarından, eğitimlerini
sağlamak amacıyla yardımcı olunmaktadır. Bunun
yanı sıra, ortaöğretim ve yükseköğrenime devam
etmeleri için teşvik edilmektedirler. Yetişkin sı­
ğınmacıların ve mültecilerin belediye, halk eğitim,
millî eğitim vb. kamu kurum kuruluşları ve sivil top­
lum kuruluşlarınca düzenlenen Türkçe ve diğer dil
kursları ile meslek ve beceri edindirme kurslarına
katılmalarının teşvik edilmesi için ilgili birimlerle
koordineli olarak çalışmalar yapılmaktadır. Bu konu­
larda özellikle üniversitelerin ve etkileşim içerisinde
olan sivil toplum kuruluşlarının desteği ve bu amaçla
gerçekleştirecekleri toplantılar oldukça önemlidir.40
Sivil toplum kuruluşları, yukarıda değinilen sıkıntı
noktalarına çözüm arayışı içindedirler. Örneğin, UAÖ
sığınmacı çocukların ilköğretime devam edebilme­
leriyle ilgili bürokratik işlemlerin yürütülmesinde
yardımcı olmaktadır. SGDD sığınmacı ve mülteci
çocukların Türk okullarında eğitim almalarına çalış­
maktadır. Bu amaçlara ulaşmak için yerel otoriteler,
hükümetlerle, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler
ve toplumla iş birliği içerisindedir.41
3.2.4. Sağlık Yardımı
Türkiye’de sığınmacıların yaşadığı bir başka sorun
da sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti alma konusun­
da karşılaşılan güçlükler arasında; ilaç ve tedavi
masraflarını karşılayamama ilk sırada gelmektedir.
Sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacağını bileme­
me, BMMYK’nın anlaşmalı olduğu özel poliklinik ve
hastanelerde ücretsiz tedavi olamama, dil güçlüğü
sebebiyle hastalıkla ilgili derdini anlatamama, sağlık
kontrollerini düzenli olarak yaptıramama ve karşı
cinsten sağlık görevlisine, şikâyetlerini rahat ifade
edememe gibi sorunlar da bulunmaktadır.42
Sivil toplum kuruluşlarının bir kısmı sağlık hizmetleri
konusunda sığınmacılara yardım etmektedir. Örneğin
SGDD Türkiye’de bu konuda çalışmalar yürüten sivil
toplum kuruluşlarından biridir. Özellikle sığınmacıların
sağlık hizmetleri ile ilgili bilgilenmesi ve dil sorunla­
rının çözümü aşamasında dernek gönüllü faaliyetler
yürütmektedir. Caritas, BMMYK ile iş birliği yaparak,
sığınmacılarla tek tek görüştükten sonra, her türlü
sağlık sorunlarına çözüm yolları getirmeye çalışmak­
tadır. Soceurs de la Charité rahibelerinin işlettiği
Saint Benoit Dispanseri söz konusu kişilere sağlık
konusunda yardımcı olmaktadır. Ayrıca acil durum­
larda ilaç ve tedavi masraflarını da karşılamaktadır.43
3.2.5. Barınma Yardımı
Sığınmacıların karşılaştıkları sorunlardan biri de ba­
rınma sorunudur. Sığınma prosedürü ile ilgili bürok­
ratik işlemler en erken 1-2 yılda sonuçlanmaktadır.44
Sığınmacılar, Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan ve
uydu kent olarak nitelenen barınma merkezlerinde
ikamet ettirilmektedir. Türkiye’deki barınma mer­
kezleri nitelik ve içerik olarak, misafirhanelerden
ayrılmaktadır. Barınma merkezlerinde, iltica baş­
vurusunda bulunmuş kişilerle birlikte aile bireyleri
de toplu olarak ikamet etme fırsatı bulmaktadır.45
Fakat sığınmacı ve mülteciler için barınma soru­
nuna her zaman tam çözüm bulunamamaktadır.
Çünkü sürekli göç alan ve sayıları artan sığınmacı
ve mülteciler için daimi, her aileye veya gruba özgü
barınma şartları sağlanamamaktadır. Sivil toplum
kuruluşlarının sığınmacılar için en fazla zorlandığı
hizmet türü barınmadır. Daima sayıları artan sığın­
macılar için barınma sorun olmaktadır. Sivil toplum
kuruluşları veya kurumlar tarafından temin edilen
çadır, konteyner, misafirhaneler, sığınma ve barın­
ma evleri, geçici barınaklar sığınmacılar için tam
bir çözüm olamamaktadır. Sığınmacılar için konut
temini ise sıkıntılı ve sınırlı sayıda olabilmektedir.
Uygulamada sığınmacıların bulundukları illerdeki
sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları yoksul
sığınmacılara sınırlı ölçüde konut yardımı gerçek­
leştirebilmektedir. BMMYK ise, yalnızca en “hassas”
konumdaki sığınmacılara oldukça sınırlı bir mali yar­
dım sağlamaktadır. Mülteci statüsünün belirlenmesi
çoğunlukla uzun bir sürede gerçekleştiğinden ve
sığınmacıların büyük bir bölümü de iş bulmakta güç­
lük çektiğinden, güvenli bir barınağa erişilse bile, bu
koşulların sürdürülmesi oldukça zor olabilmektedir.46
3.2.6. Ayni ve Nakdi Sosyal Yardımlar
Sığınmacılar Türkiye’ye geldikleri andan itibaren
ihtiyaç duydukları yaşamsal gereksinimlerinden
veya kendi ülkelerinde yaşadıkları sosyal hayat se­
viyesinden yoksun kalabilmektedir. Hayati önem ta­
11/19
şıyan gereksinimlerini karşılamak için yeterli maddi
güce sahip olmayanların sıkıntıları da artmaktadır.
Bu kişilere yapılacak ayni ve nakdi sosyal yardımlar
bu kişilerin mağduriyetlerinin azaltılmasına önemli
katkı sağlayacaktır.
Türkiye’deki sığınmacılar ayni veya nakdi yardım­
ları ikamet ettikleri ildeki Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı, belediye, Kızılay ve sivil toplum
kuruluşlarından temin edebilmektedirler. Sığınma­
cıların gıda, yakacak, nakit para, yiyecek ve giyecek
ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmaktadır.
Sığınmacıların gıda, giyecek, yakacak vb. gereksi­
nimlerinin karşılanmasında sivil toplum kuruluşları
hem yönlendirici hem de destek anlamında faaliyet
yürütmektedir. Yaptıkları kampanyalarla sığınma­
cıların fizyolojik ihtiyaçları dışındaki ihtiyaçları da
karşılanmaktadır. Sivil toplum kuruluşları kermesler,
yardım geceleri/çayları düzenlemek, yardım amaçlı
kitap satışları yapmak, imza günleri tertip etmek
vb. organizasyonlarla bir yandan sığınmacıların ih­
tiyaçlarının karşılanmasını sağlarken bir yandan da
sığınmacıların sorunları hakkında toplumun bilgi­
lendirilmesine katkı sağlamaktadır.
Sivil toplum kuruluşları, sığınmacıların durumları,
insan hakları ve sığınmacıların hak ve özgürlükleri,
sığınmacı ve mültecilerin yaşadıkları sorunlarla ilgili
yayınladıkları kitaplar, raporlar, yazılar ve dağıttıkları
broşür ve kitapçıklarla sığınmacı ve mültecilerin du­
rumları hakkında topluma bilgi vermekte, toplumun
duyarlılığını arttırmakta ve sorunla ilgili çözümler
aramaktadırlar.
3.3. Sığınmacılara Yönelik STK’ların
Danışmanlık ve Yönlendirme İşlevi
Sivil toplum kuruluşlarının koruma amaçlı rolleri
içinde danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri de
yer almaktadır. Danışmanlık hizmetlerinin hukuki
boyutunun yanında sağlık, barınma ve eğitim konu­
larında sivil toplum kuruluşlarının yapmış oldukları
çalışmalar da vardır. Danışmanlık ve yönlendirme
işlevinin etkin bir şekilde yerine getirilmesi için sis­
temli bir yaklaşıma ve çalışmaya ihtiyaç bulunmak­
tadır. Bu alanda faaliyet göstermeyen sivil toplum
kuruluşlarının verecekleri katkılar, sığınmacıların
12/19
korunmasında etkili olacaktır. Çünkü ülkesinden
uzaklaşmış olan sığınmacılar, gelecekleri hakkın­
da bir fikir yürütemeyen ve gelecek kaygısı tavan
yapmış bir psikoloji içerisindedir. Bu bağlamda sı­
ğınmacı ve mültecilerin danışmanlık ve yönlendirme
hizmetleri alması, sığınmacının psikososyal sağlığı
açısından çok önemli olacaktır.
Sığınmacılar yeni bir ülkeye geldiklerinde, aile, ar­
kadaş vb. sosyal çevrelerini kaybetmişlerdir. Bu
dönemde yeni bir yaşamsal alana, bölgeye, topluluğa
entegre olmaları, karşılaştıkları sorunlarla baş etme­
de yalnız olduklarından çok zor olmaktadır. Özellikle
kültürel ve sosyal olarak farklılıklar, sığınmacıların
ruh sağlıkları için çok zordur. Bu noktada sivil toplum
kuruluşlarının sığınmacılara ve mültecilere ayni ve
nakdi yardımların yanında danışmanlık ve yönlen­
dirme hizmetleri vermeleri önem arz etmektedir.
Sığınmacıların dil bilmemeleri, kendilerini ifade
etmede, iletişimde ve ilişki kurmada zorluklar ya­
şamalarına neden olmaktadır. Bu bağlamda sivil
toplum kuruluşlarının tercümanlık ve Türkçe dil
kursları hizmetleri önemlidir. Çünkü her şeyden önce,
sığınmacıların sıkıntıları ve sorunları dinlenip tespit
edilmeden, ne tür bir sosyal hizmetin verileceği
kararlaştırılmadan sunulan sosyal hizmetler, sığın­
macıların ihtiyaçlarına tam cevap veremeyecektir.
Sivil toplum kuruluşları çeşitli yeniden yerleştirme
hizmetlerinin (üçüncü ülkeye yerleştirme gibi ) su­
nulmasında kayda değer rol oynarlar. Sivil toplum
kuruluşlarının rolleri ve işlevleri ülkeden ülkeye
değişiklik gösterir; ancak pek çok durumda bu kuru­
luşlar, sığınmacılar, BMMYK ve kabul eden devletler
arasında irtibat sağlarlar. Birçok yeniden yerleştir­
me ülkesinde sivil toplum kuruluşları savunuculuk
görevi üstlenirler. Sığınma ülkelerinde sivil toplum
kuruluşları yeniden yerleştirmeye uygun olabilecek
mültecilere danışmanlık ve yardım sağlarlar. Sivil
toplum kuruluşları yeniden yerleştirme ülkelerinde
gelen sığınmacıya ilk hizmet sunan kuruluşlardır.
Yeniden yerleştirme ülkesinin sosyal refah sistemi­
ne bağlı olarak sivil toplum kuruluşları mültecilerin
tıbbi yardım ve eğitim almalarına destek olabilirler;
lisan ve beceri geliştirme eğitimleri sunabilirler ve iş
bulmalarına yardım edebilirler. Sivil toplum kuruluş­
ları ayrıca özel ihtiyaçların karşılanmasını (işkence
veya tecavüz mağdurlarına danışmanlık gibi) temin
etmeye çalışırlar ve sığınmacıların ve ailelerinin, yeni
çevrelerine uyum sağlamaları için yeni arkadaşlıklar
ve bağlantılar kurmalarına destek olurlar.47
Sivil toplum kuruluşları, Türk yetkililerince sığınma
talepleri reddedilen sığınmacıların taleplerinin ye­
niden değerlendirilerek üçüncü bir ülkeye yerleşti­
rilmelerine yönelik girişimlerde bulunabilmekte ve
yetkililerle temasa geçerek sığınmacıların mağduri­
yetini ortadan kaldırabilmektedirler. Sivil toplum ku­
ruluşları, sığınmacıların kayıt olma şartlarına uyarak
ikamet izinleriyle ilgili hususları yerine getirmelerine
yönelik danışmanlık hizmetleri yürütebilmektedirler.
3.4. Sivil Toplum Kuruluşlarının
Sığınmacılara Yönelik Entegrasyon Rolü
Yerli halkla uyum sağlayamama ülkemizdeki sığın­
macılar için ayrı bir sorundur. Özellikle kültürel fark­
lılıklardan dolayı uyum sorunu daha çok olmaktadır.
İnsanlar arası ilişkilerin kültürlere göre farklılaşması,
yeni ilişkiler kurabilme önünde engel olarak dur­
maktadır. Kendilerini yalnız hissetmeye başlayan
sığınmacılar geçmişe ve arkalarında bıraktıkları
kişilere özlem duymakta ve ciddi boyutlarda uyum
sorunu yaşanmaktadırlar. Böylece sığınmacı zaten
zor olan yaşamından hiç zevk almamaya, geleceği
konusunda kaygılar yaşamaya başlamaktadır.48
Yerel halkın sığınmacılarla ilgili sorunlara duyarlı
olması ve dil sorununun aşılması için çeşitli sosyal
etkinlikler organize edilmesi, sivil toplum kuruluşları
eliyle etkin olarak yürütülebilmektedir. Dil sorunu
sığınmacı ve mültecilerin entegrasyonu önündeki en
büyük engellerden biridir. Bu sebeple dil eğitiminin
verilmesi ve bu eğitimde sivil toplum kuruluşlarının
desteğinin sağlanması oldukça önemlidir.
Ülke halkının sığınmacılara yönelik bilinçlendiril­
mesinde sivil toplum kuruluşları önemli bir görev
üstlenmiştir. Yerel halkı, sığınmacı ve mültecilerle
ilgili çeşitli konferans, kongre, seminer ve kam­
panyalar düzenleyerek bilgilendirmekte ve halkın
dikkatini bu soruna çekmektedirler. Sığınmacıların
içinde bulundukları durum kamuoyuna açıklanarak
bu kişilerin toplumdan dışlanması yerine topluma
kazandırılmasına ve toplumla entegre olmalarına
çalışılmaktadır. Böylelikle sığınmacıların sorunla­
rının çözümünde gerek sivil toplum kuruluşları ge­
rek kamu kurumları gerekse yerel halkın desteği
sağlanabilecektir. Bu sayede psikolojik ve ruhsal
yönden sıkıntılar yaşayan sığınmacılar, kendilerini
daha hızlı toplayarak sorunlarının üstesinden daha
çabuk gelme imkânına kavuşacaktır.
Sığınmacı ve mülteciler yabancısı oldukları bir top­
lumda dışlanmamalı ve yalnızlığa itilmemelidir­
ler. Zira, gittikleri ülkenin dilini bilememe, derdini
anlatamama, toplumsal baskılar vb. sebepler bu
insanların mağduriyetlerini daha da artırmaktadır.
Fakat sivil toplum kuruluşlarının toplumsal bilincin
yükseltilmesi yönündeki çalışmaları ve halkın bu
çalışmalara duyarlı olarak katılması bu kişilerin
bulundukları topluma entegrasyonunu hızlandı­
racaktır. Bu bağlamda Uluslararası Af Örgütü’nün
Türkiye’de sığınmacı ve mültecilerin entegrasyo­
nuna yönelik faaliyetleri olmuştur. Bunlar kısaca
şu şekilde özetlenebilir:49
* Üniversite eğitimleri ve farklı barolarla iş birliği
yapılarak avukatlara yönelik eğitimler yapılmıştır.
* Çalıştaylar düzenlenmiştir.
* Konuyla ilgili yayınlar basılmıştır.
* Hükümet, BMMYK, valilikler ve TBMM bazında
mülteci haklarının garanti altına alınması ve ko­
runması hakkında lobi çalışmaları yapılmıştır.
* UAÖ aktivistlerinin desteğiyle her yıl 20 Haziran
Dünya Mülteciler Günü’nde bazı illerde çeşitli
etkinlikler düzenlenmiştir.
13/19
4. Sonuç ve Öneriler
Herkes, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama
hakkına sahiptir. Sığınma hakkı, insani bir hak olarak
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer almıştır.
Beyanname’ye göre; herkesin kendi ülkesi dışındaki
ülkelerde sığınma arama ve bunun sonucu olarak
sığınmacı/mülteci olma hakkı bulunmaktadır.
Vatandaşlarını korumak devletlerin sorumluluğu
altındadır. Ancak devletlerin vatandaşlarını koruma­
da isteksiz olmaları veya korumamaları durumunda
kişiler başka bir ülkede güvenliğe kavuşmak için
ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar. Gidecekleri
ülkede sığınmacı olarak kabul görürlerse mülteci
statüsü alabilmektedirler.
Sığınmacıların korunmasında asıl sorumluluk dev­
letlere aittir. Devletler kendi ülkelerine sığınan
sığınmacıları korumakla yükümlüdür. Korumayı
gerçekleştirirken yerel sivil toplum kuruluşları ile
iş birliği içindedirler. Sivil toplum kuruluşları bazen
devletlerden daha fazla görev üstlenebilmektedirler.
Sivil toplum kuruluşları sığınmacıların korunmasında
özellikle son yıllarda önemli görevler yerine ge­
tirmişlerdir. Sığınmacıları ziyaretleri, yürüttükleri
faaliyetler ve hazırladıkları raporlarla sığınmacıların
ve mültecilerin korunmasındaki yükü hafifletmiştir.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumdan dolayı,
gün geçtikçe sığınmacı sayısı artmaktadır. Özellikle
son birkaç yıl içinde komşu ülkelerdeki iç çatışmalar
nedeniyle Türkiye’ye kapasitesinden fazla göç ve
sığınmacı hareketi olmuştur. Bunların her türlü ih­
tiyaçları ve hizmetleri devlet tarafından sivil toplum
kuruluşlarının katkılarıyla yürütülmektedir.
Sığınmacıların korunmasına yönelik olarak, sığın­
macıların entegrasyonu, eğitim programları, sağlık
sorunları, sosyal yardımlar, çalışma hakları, sosyal
ve kültürel haklara erişim konularına ilişkin çalışma­
lar sivil toplum kuruluşları eliyle de yapılmaktadır.
Acil destek, sosyal gelişme, felaketler durumunda
yardım etme, sığınmacılara yardım etme, yaşlı ve
sakatlara destek olma, fakir ve ihtiyaç sahiplerine
14/19
para yardımında bulunma gibi birçok sosyal yardım
ve hizmet konusunda sivil toplum kuruluşları etkindir.
Sığınmacılar yeni bir ülkeye geldiklerinde kendil­
erine destek sağlayacak aile, arkadaş gibi sosyal
çevrelerden yoksundur. Bu sebeple yeni bir yaşama
ve topluluğa entegre olmada karşılaştıkları sorun­
larla baş ederken yalnız olduklarından çok zorlan­
maktadırlar. Özellikle kültürel ve sosyal farklılıklar,
sığınmacıların ruh sağlıkları üzerinde çok olumsuz
etkilere yol açmaktadır. Bu noktada sivil toplum ku­
ruluşlarının sığınmacılara ve mültecilere ayni ve nak­
di yardımların yanı sıra danışmanlık ve yönlendirme
hizmetleri de vermeleri hayati öneme sahiptir.
Sivil toplum kuruluşları sığınmacıya ilaç, yiyecek,
barınma, danışmanlık ve hukuki destek, eğitim ve iş
imkânları sağlamak amacıyla çalışmalar ve organi­
zasyonlar yapmaktadırlar. Bu sayede sığınmacıların
yaşam kalitesi iyileştirilmekte ve içinde bulunduk­
ları topluma uyumları sağlanmakta, sorunlarla baş
edebilme ve kendi başına ayakta durma becerileri
desteklenerek, sosyal ve kültürel entegrasyonları
hızlandırılmakta, psikolojik rahatsızlıklarının gider­
ilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Göçler sonucunda sığınmacılarda ruh­sal sorun­
lar, psikiyatrik durumlar meydana gelebilmek­
tedir. Göç sonrası uyumun sağlıklı bir şekilde
gerçekleştirilmesin­de, göç eden birey ve grupların
ruh sağlıklarının korunmasında ve bu nüfus gru­
plarının toplumda işlevsel bireyler olarak yer ed­
inmelerinde, ekonomik ve kültürel farklılıklardan
kaynaklanan sıkıntıların giderilmesinde sivil toplum
kuruluşlarının verdikleri danışmanlık ve rehabilita­
syon hizmetleri önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle
bu hizmetler sığınmacıların entegre olma sürelerini
kısaltmaktadır.
Sivil toplum kuruluşlarının sığınmacılara yaptıkları
sosyal yardımların ve verdikleri sosyal hizmetlerin
daha etkin ve verimli olabilmesi için hem maddi
hem de hukuksal olarak daha çok desteklenmeleri
gerekmektedir. Bunun için gerekli düzenlemel­
erin yapılması önemlidir. Ayrıca göç alan ülkele­
rdeki vatandaşların sığınmacılar konusundaki du­
yarlılıklarını artırmaya yönelik organizasyonlara
ağırlık verilmelidir.
Türkiye’ye gelen sığınmacıların sosyal profili büyük
bir çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilik kişilerin
geldikleri ülke, cinsiyet, eğitim, kültürel yaşam ve dil
gibi değişkenlere bağlı olarak meydana gelmektedir.
Bu nedenle sığınmacıların sığındıkları ülkelerdeki
gündelik yaşamlarında karşılaştıkları sorunların
çözümüne yönelik etkin bir çalışma sistemin hayata
geçirilmesi zorunludur.
Dünyanın birçok farklı bölgesinde, çeşitli neden­
lerden dolayı göç etmek zorunda kalmış, milyon­
larca insan vardır. Bu insanlar günümüzün modern
dünyasında insanlık dışı koşullar altında yaşamlarını
devam ettirmektedirler. Bu kişilerin, insan hakları
çerçevesinde, insanlık onurlarının korunması son
derece önemlidir. İnsan doğasına, değerlerine ve
ihtiyaçlarına yakışır bir tavırla muamele görmeleri
gereklidir. Sığınmacı ve mültecilerin, kalıcı yerleşm­
eleri sağlanana kadar özellikle beslenme, barınma,
eğitim ve sağlık hizmetleri gibi temel hizmetlerden
yararlanmaları için hükümetler, sivil toplum kuru­
luşları ve üniversiteler ülke genelinde daha yoğun
çabalar harcamalıdır.
15/19
Sonnotlar
İbrahim Yıldırım, Demokrasi Sivil Toplum Kuruluşları ve
Yönetişim, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004, s. 46.
19
Ali Yaşar Sarıbay, “Türkiye’de Demokrasi ve Sivil Toplum”,
Türkiye’de Politik Değişim ve Modernleşme, İstanbul: Alfa
Aktüel, 3. Baskı, 2007, s. 544-545.
20
1
2
3
Önder Kutlu, Sefa Usta, “AB Yolunda Türkiye’de Sivil Toplum
Kuruluşlarının Devlete Güven Tesisindeki Rolü”, II. Ulusal
Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi, TÜBİTAK, Onsekiz Mart
Üniversitesi Toria Kültür Merkezi, Çanakkale, 2005, s. 198.
Nuray Ekşi, Yabancılar Hukukuna İlişkin Temel Konular,
İstanbul: Beta Yayınları, 2006, s. 57.
1994 Tarihli İltica ve Sığınma Yönetmeliği, madde 2.
21
Ceyda Ümit “Mülteci Hukukuna Genel Bakış ve İltica-Sığınma
Konularında Türkiye’deki Uygulama”, Adalet Dergisi, Sayı 8,
Eylül 2001, s. 25.
94/6169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak
30.11.1994 tarih ve 22127sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren, “Türkiye’ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye
İltica Etmek Üzere Türkiye’den İkamet İzni Talep Eden Münferit
Yabancılar ile Topluca Sığınma Amacıyla Sınırlarımıza Gelen
Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, madde 3.
22
İsmail Doğan, Sivil Toplum: ‘Ondan Bizde de Var’, İstanbul:
Sistem Yayıncılık, 2000, s. 25.
4
5
Fatih Duman, “Sivil Toplum”, Mümtaz’er Türköne (Ed.), Siyaset,
Ankara: Lotus Yayınevi, 5. Baskı, 2006, s. 348.
6
Yusuf Adıgüzel, “İstanbul’un Kültürel Sermayesine Hemşeri
Derneklerinin Katkısı”, Uluslararası Göç Sempozyumu, İstanbul:
Zeytinburnu Belediyesi Yayınları, Yayın No. 6, 2005, s. 243.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve STK Ortakları,
Mültecilerin Korunması: STK’lar için Saha El Kitabı, s. 127.
23
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve STK
Ortakları, Mültecilerin Korunması: STK’lar için Saha El Kitabı,
2003, s. 24.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 19.03.1954 tarihli ve 8662
sayılı Resmi Gazete.
24
7
8
9
Ozan Erzöden, “STK’lar ve Hukuki Çerçevede Yenilik Talipleri
Üzerine Notlar”, Merhaba Sivil Toplum, Der: Taciser Ulaş,
Helsinki Yurttaşlar Derneği, İstanbul, 1998, s. 14-15.
Tekinalp Gülören, Türk Yabancılar Hukuku, İstanbul: Beta
Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 8. Baskı, 2003, s.115.
25
1951 Cenevre Sözleşmesi 15. maddede; “Taraf devletler, yasal
olarak ülkelerinde ikamet eden mültecilere, siyasi amaç ve kâr
amacı taşımayan derneklerle meslek sendikaları bakımından,
aynı koşullar içindeki başka bir ülkenin vatandaşlarına
tanıdıkları en müsait muameleyi uygulayacakları” hükmüne
yer verilmiştir.
26
İbrahim Yıldırım, a.g.e., s. 81-91.
Taner Kılıç, “Bir İnsan Hakkı Olarak İltica, Dünyada ve
Türkiye’de Tarihi Arka Plan”, Mülteci Çalıştayları 2004-2005,
İstanbul: Uluslararası Af Örgütü Şubesi, 1. Baskı, 2008, s. 214.
10
Aysel Çelikel, Günseli (Öztekin) Gelgel, Yabancılar Hukuku,
İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 13. Baskı, 2007, s. 89.
27
Koray Doğan, Göçmen Kaçakçılığı Suçu, Ankara: Seçkin
Yayıncılık, 2008, s. 108.
28
http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BClteci (01.01.2013).
29
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmetlerden
Ücretsiz veya İndirimli Olarak Faydalanacakların Tespitine
İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı, 08.02.2002 tarihli ve 24665
sayılı Resmi Gazete.
30
İnsan Ticareti Mağdurlarına Ücretsiz Yardıma Yönelik Bakanlar
Kurulu Kararı, 02.01.2004 tarihli ve 25334 sayılı Resmi Gazete.
11
12
Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun, 06.03.2003
tarihli ve 25040 sayılı Resmi Gazete.
Bülent Peker-Mithat Sancar, Mülteciler ve İnsan Hakkı,
Yaşamın Kıyısındakilere Hoşgeldin Diyebilmek, İnsan Hakları
Derneği İktisadi İşletmesi Yayını, 2005, s. 8-9.
13
14
Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk, Ankara: Turhan Kitabevi,
6. Baskı, 2008, s. 211.
31
Bülent Çiçekli, Yabancılar ve Polis, İstanbul: Seçkin Basım
Yayım Dağıtım, 2003, s. 128-129.
15
Bülent Çiçekli, Uluslararası Hukukta Mülteciler ve Sığınmacılar,
Ankara: Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı, 2009, s. 203.
31 Mayıs 2008 tarihinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın 60/2. Maddesi’nde yapılan
değişiklik. Değişiklikle “genel sağlık sigortalısı sayılan kişiler”
arasına “vatansızlar ve sığınmacılar” da ilave edilmiştir.
32
Kate Jastram-Marilyn Achiron, Mültecilerin Korunması:
Uluslararası Mülteci Hukuku Rehberi, Birleşmiş Milletler Mülteciler
Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve PAB ortak Yayını, 2001, s. 8.
16
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve STK Ortakları,
Mültecilerin Korunması: STK’lar için Saha El Kitabı, 2003, s. 18.
33
İbrahim Özden Kaboğlu, Özgürlükler Hukuku, Ankara: İmge
Yayınları, 2002, s. 329.
34
17
18
16/19
2644 Sayılı Tapu Kanunu, 29.12.1934/2892 tarihli Resmi
Gazete.
BMMYK Türkiye Temsilciliği ve Türk İçişleri Bakanlığı, İltica
ve Göç Mevzuatı, Ankara, 2005, s. 11.
Mahir Gümüş, Canan Öykü Dönmez Kara, “Türkiye’de
Sığınmacıların Korunmasında Sivil Toplum Kuruluşları”, VI.
Uluslararası STK’lar Kongresi, Çanakkale: Pozitif Matbaacılık,
2009, s. 327.
42
Tevfik Odman, “Mülteci Hukuku ve Türk Mülteci Politikası ve
Uygulaması”, Mülteci Çalıştayları 2004-2005, Uluslararası Af
Örgütü Türkiye Şubesi, 1. Baskı, Ankara, 2008, s. 29.
44
35
36
43
Sema Buz, Zorunlu Çıkış Zorlu Kabul Mültecilik, Ankara: SGDD
Yayınları, Yayın No. 5, 2004, s. 145.
Tevfik Odman, a.g.e., s. 31-32.
Özge Karadağ, Kerim Ali Altıntaş, “Mülteciler ve Sağlık”, TAF
Preventive Medicine Bulletin, 9 (1), 2010, s. 59-60.
İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD), Türkiye İltica ve
Sığınma Hakkı 2008 İzleme Raporu, İHAD, Şubat 2009, s. 11.
45
Selman Karakul, “Sivil Toplum Örgütlerinin İnsan Hakları
Mağdurlarına Sağladığı Hukuksal Yardımlar”, VII. Uluslararası
STK’lar Kongresi Bildiri Kitabı, Çanakkale: Pozitif Matbaacılık,
2010, s. 111.
37
Önder Beter, Sınırlar Ötesi Umutlar Mülteci Çocuklar, Sabev
Yayınları, No. 15, 2006, s. 29-30.
Emniyetsiz Sığınak, Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci
Savunuculuk ve Destek Programı ve ORAM Ortak Yayını,
Haziran 2009, s. 21.
46
38
39
Sema Buz, “Türkiye’deki Sığınmacıların Sosyal Profili”, Polis
Bilimleri Dergisi, Cilt 10, Sayı 4, 2008c, s. 7.
BMMYK ve STK Ortakları, a.g.e., s. 78.
47
Sema Buz, Zorunlu Çıkış…, s. 150-151.
48
Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Af Örgütü Broşürü,
İstanbul, 2009, s. 7.
49
40
41
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Uygulama Talimatı
Konulu 57 No.lu Genelge, madde 19.
http://www.sgdd.org.tr/index.php?option=com_content&­
view=article&id=25&Itemid=4&lang=tr (02.01.2013).
17/19
Kaynakça
Adıgüzel, Yusuf, “İstanbul’un Kültürel Sermayesine Hemşeri
Derneklerinin Katkısı”, Uluslararası Göç Sempozyumu, İstanbul:
Zeytinburnu Belediyesi Yayınları, Yayın No. 6, 2005.
Toplum Kuruluşları Kongresi, TÜBİTAK, Onsekiz Mart Üniversitesi,
Toria Kültür Merkezi, Çanakkale, 2005.
Beter, Önder, Sınırlar Ötesi Umutlar Mülteci Çocuklar, Sabev
Yayınları, No. 15, 2006.
Odman, Tevfik, “Mülteci Hukuku ve Türk Mülteci Politikası ve
Uygulaması”, Mülteci Çalıştayları 2004-2005, Ankara: Uluslararası
Af Örgütü Türkiye Şubesi, 1. Baskı, Mart 2008.
Buz, Sema, “Türkiye’deki Sığınmacıların Sosyal Profili”, Polis
Bilimleri Dergisi, Cilt 10, Sayı 4, 2008c.
Pazarcı, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Ankara: Turhan Kitabevi,
6. Baskı, 2008.
------, Zorunlu Çıkış Zorlu Kabul Mültecilik, Ankara: SGDD Yayınları,
Yayın No. 5, 2004.
Peker, Bülent-Mithat Sancar, Mülteciler ve İnsan Hakkı, Yaşamın
Kıyısındakilere Hoşgeldin Diyebilmek, İnsan Hakları Derneği
İktisadi İşletmesi Yayını, 2005.
Çelikel, Aysel, Günseli (Öztekin) Gelgel, Yabancılar Hukuku,
İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, 13. Baskı, 2007.
Çiçekli, Bülent, Uluslararası Hukukta Mülteciler ve Sığınmacılar,
Ankara: Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı, 2009.
Sarıbay, Ali Yaşar, “Türkiye’de Demokrasi ve Sivil Toplum”,
Türkiye’de Politik Değişim ve Modernleşme, İstanbul: Alfa Aktüel,
3. Baskı, 2007.
------, Yabancılar ve Polis, İstanbul: Seçkin Basım Yayım Dağıtım,
2003.
Ümit, Ceyda, “Mülteci Hukukuna Genel Bakış ve İltica-Sığınma
Konularında Türkiye’deki Uygulama”, Adalet Dergisi, Sayı 8,
Eylül 2001.
Doğan, İsmail, Sivil Toplum: “Ondan Bizde de Var”, İstanbul:
Sistem Yayıncılık, 2000.
Yıldırım, İbrahim, Demokrasi Sivil Toplum Kuruluşları ve Yönetişim,
Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004.
Duman, Fatih. “Sivil Toplum”, Mümtaz’er Türköne (Ed.), Siyaset,
Ankara: Lotus Yayınevi, 5. Baskı, 2006.
Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Savunuculuk ve Destek
Programı ve ORAM Ortak Yayını, Emniyetsiz Sığınak, Haziran 2009.
Ekşi, Nuray, Yabancılar Hukukuna İlişkin Temel Konular, İstanbul:
Beta Yayınları, 2006.
Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Af Örgütü Broşürü, İstanbul,
2009.
Erzöden, Ozan, “STK’lar ve Hukuki Çerçevede Yenilik Talipleri
Üzerine Notlar”, Merhaba Sivil Toplum, Der: Taciser Ulaş, İstanbul:
Helsinki Yurttaşlar Derneği, 1998.
BMMYK Türkiye Temsilciliği ve Türk İçişleri Bakanlığı, İltica ve
Göç Mevzuatı, Ankara, Şubat 2005.
Gülören Tekinalp, Türk Yabancılar Hukuku, İstanbul: Beta Basım
Yayım Dağıtım AŞ, 8. Baskı, 2003.
Gümüş, Mahir, Canan Öykü Dönmez Kara, ‘Türkiye’de
Sığınmacıların Korunmasında Sivil Toplum Kuruluşları’, VI.
Uluslararası STK’lar Kongresi, Çanakkale: Pozitif Matbaacılık,
Ekim 2009.
Kaboğlu, İbrahim Özden, Özgürlükler Hukuku, Ankara: İmge
Yayınları, 2002.
Karadağ, Özge, Kerim Ali Altıntaş, “Mülteciler ve Sağlık”, TAF
Preventive Medicine Bulletin, 9 (1), 2010.
Karakul, Selman, “Sivil Toplum Örgütlerinin İnsan Hakları
Mağdurlarına Sağladığı Hukuksal Yardımlar”, VII. Uluslararası
STK’lar Kongresi Bildiri Kitabı, Çanakkale: Pozitif Matbaacılık,
Aralık 2010.
Kanunlar, Bakanlar Kurulu Kararları, Uluslararası Sözleşmeler,
Tüzükler, Genelgeler, Beyannameler, Raporlar
5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri
Hakkında Kanunu.
30.11.1994 tarih ve 22127 sayılı Resmi Gazete, “Türkiye’ye
İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere Türkiye’den
İkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar ile Topluca Sığınma
Amacıyla Sınırlarımıza Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus
Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”,
(1994 Tarihli İltica ve Sığınma Yönetmeliği).
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 19.03.1954 tarihli ve 8662
sayılı Resmi Gazete.
Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun, 06.03.2003 tarihli
ve 25040 sayılı Resmi Gazete.
Kılıç, Taner, “Bir İnsan Hakkı Olarak İltica, Dünyada ve Türkiye’de
Tarihi Arka Plan”, Mülteci Çalıştayları 2004-2005, İstanbul:
Uluslararası Af Örgütü Şubesi, 1. Baskı, 2008.
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmetlerden
Ücretsiz veya İndirimli olarak Faydalanacakların Tespitine İlişkin
Bakanlar Kurulu Kararı, 08.02.2002 tarihli ve 24665 sayılı
Resmi Gazete.
Kutku, Önder, Sefa Usta, “AB Yolunda Türkiye’de Sivil Toplum
Kuruluşlarının Devlete Güven Tesisindeki Rolü”, II. Ulusal Sivil
İnsan Ticareti Mağdurlarına Ücretsiz Yardıma Yönelik Bakanlar
Kurulu Kararı, 02.01.2004 tarihli ve 25334 sayılı Resmi Gazete.
18/19
2644 Sayılı Tapu Kanunu, 29.12.1934/2892 tarihli Resmi Gazete.
http://www.hyd.org.tr/?pid=82 (01.01.2013).
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Uygulama Talimatı
Konulu 57 No.lu Genelge.
http://www.hyd.org.tr/multecielkitabi/kitap12_.asp?idm=mands
(31.12.2012).
Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi.
http://www.ibc.org.tr/sayfa.php?p=mavihilalvakfi_faaliyet_alanlari
(01.01.2013).
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi.
Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi.
Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve STK Ortakları,
Mültecilerin Korunması: STK’lar için Saha El Kitabı, 2003.
İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı Vakıf Kuruluş
Senedi.
http://www.ihh.org.tr/turkiye/ (02.01.2013).
http://www.ihh.org.tr/13771/ (01.01.2013).
http://www.kimseyokmu.org.tr/?p=kampanyadetay&gl=kam­
panya&cl=bolgesel_kampanyalar&i=1210 (02.01.2013).
http://www.kizilay.org.tr/kurumsal/sayfa.php?t=-Kurumsal-Temel.
Ilkelerimiz (01.01.2013).
Mültecilerle Dayanışma Derneği Tüzüğü.
http://www.mazlumder.org/main/pages/hakkimizda-biz-kimiz/65
(01.01.2013).
Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Dernek Tüzüğü.
http://www.multeci.org.tr/?cat=4 (02.01.2013).
Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri
Raporu 2008, Ankara: Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yayınları 63,
Eylül 2009.
http://www.sefkatder.org/hakkimizda.html (02.01.2013).
İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD), Türkiye İltica ve
Sığınma Hakkı 2008 İzleme Raporu, İHAD, Şubat 2009.
h t t p : // w w w. s g d d . o r g . t r/ i n d e x . p h p?o p t i o n = c o m _
content&view=article&id=25&Itemid=4&lang=tr (01.01.2013).
İnternet Kaynakları
h t t p : // w w w. s g d d . o r g . t r/ i n d e x . p h p?o p t i o n = c o m _
content&view=article&id=68&Itemid=125&lang=tr (02.01.2013).
http://www.amnesty.org.tr/ai/hakkimizda/turkiye-tuzuk
(01.01.2013).
http://www.sgdd.org.tr/ (02.01.2013).
http://www.tihv.org.tr/index.php?tihv-hakkinda (02.01.2013).
19/19
Download

sığınmacıların korunmasına yönelik türk sivil toplum kuruluşları