İSTANBUL
TİCARET ODASI
YAYINLARI
PLÂSTİK SANAYİİ
1966
HÜSHÜTABİAT MATBAASİ
I S T A N B Ü I . - 1 9 Ö 7
ÖN SÖZ
Plâstik, haiz olduğu üstün özellikleri itibariyle direkt veya endirekt olarak çok çeşitli istihsal faaliyetlerine konu olan bir madde­
dir.
Plâstik, kolay şekillenebilmek, basit ve ucuz makinelerle işle­
nebilmek hassasına sahip bulunmaktadır. Bu sebepten dolayı da plâs­
tik, çeşitli büyüklüklerdeki işletmelerin istihsal maddesi olabilmek­
tedir.
Plâstik, çeşitli elemanların biribarleriyle karışması sonucunda
meydana gelen yeni bir tip maddenin ismidir. Böylelikle, yapma bir
sentetik niteliği taşıyan bu madde insan ilitiyaçlarınııı giderilmesiinde kullanılmakta ve her geçen gün, hızlı bir gelişme göstermektedir.
Bilhassa ucuz ve dayanıklı olma vasfı plâstiğin kullanış yerlerini
çok çeşitli bir hale getirmektedir.
Temelleri 70 eylül 1966 tarihinde atılmış bulunan Türk PetroKimya tesislerinin 1968 yılında faaliyete geçmesiyle bu maddenin
memleketimizde de hızlı bir inkişaf kaydedeceği ve plâstiği, direkt
veya endirekt olarak işliyen iş yerleri ile iş sahalarının sür'atle ço­
ğalacağı muhakkaktır. Bu durumun tabiî bir sonucu olarak da hiç
şüphesiz bu sahaya yönelecekler, çözümlenmesi gereken pek çok
problemle karşılaşacaklardır. İşte bu araştırma, bu sektörde çalışa­
cak olanlara bu gibi problemlerin çözümlenmesinde yardımcı olmak
amacıyla hazırlanmıştır.
Şurası muhakkak M, plâstik gibi çok çeşitli kullanış yeri olan bir
maddenin araştırılması oldukça güç ve derin incelemeler ile ilmi bil-
gilerin derlenmesini gerektirmektedir. Bu gerçeği gözönüne alan Oda­
mız daha ziyade plâstik maddelerini direkt olarak kuUanılmasmı
esas kabul etmiş ve araştırmayı, böyle bir açıdan yapmşıtır. Binae­
naleyh bu etüdün bu düşünceye göre kıymetlendirilmesini ümit et­
mekteyiz.
Araştırma için, plâstik mevzuunda çalışan firmalarla yakın bir
temas kurulmuş ve onlarm bu konudaki görüşlerinden büyük ölçüde
istifade edilmiştir.
Araştırmamızın, plâstik mevzuunda çalışanlara veya çalışmak
istiyeceklere faydalı olması en büyük temennimizdir.
İSTANBUL TİCARET ODASI
FLÂSTîK SANAYİraİN TAKİHÇESî
I
'Tlâstik" kelimesinin, eski Yunancada şekil vermeğe elverişli
maııasma kullamlan FLÂSTİKOiS kelimesinden geldiği genellikle
kabı^ edilmektedir. Bu kelime, kil, kauçuk ve balmumu gibi kolayca
şekil verilen ve kalıplanabilen maddeleri ifade için kullanılırdı. Bu­
gün ise Plâstik denilince, sentetik olarak yapılan maddeler anlaşıl­
maktadır.
Şimdiki anlamıyla plâstik, ilk defa sellüloz nitrat denilen kim­
yevî bir maddenin keşfi ile tanınmıştır. 1832 de Brocconot isminde
bir Fransız, Kesif Nitrat asidini nişastaya, pamuk ve ağaç elyafma
tesir ettirdikten sonra bu maddeyi asetik asid içinde yıkıyarak sert
ve suya dayanıklı yeni bir madde keşfetmiştir. Sonradan bu madde,
1846 yılında Almanlar tarafından ateşli silâhlar için detanatör ola­
rak kullanılmıştır. Bu infilâk maddesinin inkişafına yardım ediciler
arasında Schönbein, Poggendorf, Faraday ve Parker gibi ilim adam­
ları bulunmaktadır.
1850 Yılında kaplumbağa kabukları ile fildişi gibi bir kısım
maddeler dekoratif san'atlarda kullanılırdı. Bilhassa fildişinden imâl
edilen bilardo topları, çok aranan ve beğenilen top cinsleri olarak
bilinmektedir. Fakat zamanla, fildişinin zor tedarik edilir bir hale
gelmesi, bu maddelerin yerini tutacak başka maddelerin istihsal edil­
me fîıkrini ve ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Hatta New York'lu bir
bilardo topu imalâtçısı, bu topları başka bir maddeden imâl edecek
olana, 10.000,— dolar mükâfat vereceğini dahi vaad etmiştir. Mükâ­
fat haberinin duyulması üzerine Jolm W, Hyatt admda ve A. B,
D'nin Albany eyaletinde yaşıyan bir matbaacı 1869 yılmda seUüloz
nitratını Kallodyum pamuğu Kâfuru (champhor) ile karıştırarak
istenilene uygun bir madde imâl etmeğe muvaffak olmuştur. Zama­
nımızda da kullanılan sellüloz nitratla kâfurunun
birleştirilmesi
usulü böylelikle bir aşıra yaklaşan bir imalât mazisine sahip bulun­
maktadır. Sellüloil adı altında ilk defa piyasaya çıkan plâstik mad­
desi de işte bu usulle imâl edilmiştir.
Sellüloitin istihsal ve kullanılış yerleri hızla çoğalmdış ve bu mad
de zamanla endüstri sahasında, dişçilikte, kuyumculukta, konfek­
siyonda, otomobil penceresi camlarında, film imalinde, dekoratif kap­
lamalarda ve daha birçok çeşitli işlerde aranan ve çok tercih edilen bir
madde haline gelmiştir. Bununla beraber, Şellak adı verilen ve sel­
lüloitin bulunuşundan önce, Asyada yaşıyan ve Techarida Lacca is­
mi ile bilinen bir böceğin ağaçlar üzerinde ifraz ettiği Fiscus isimli
tabiî bir reçinede vernik, lâk ve mühür mumu gibi maddeler için
kullanılırdı. Meselâ 1895 yılında Berliner isimli bir Alman alimi bu
Şellak maddesinden istifade ederek gramofon plâkları imâl etmiştir.
Sellüloidin keşfedilmesi sonunda ise Şellak, silisyum di oksit
ile testere talaşı karışımı şeklinde yeni bir plâstik maddesi olarak
kullanılmaya başlanılmıştır. Diğer taraftan, diğer bir plâstik mad­
desi olan Kazein, ise, Adolf Sipiteller adında bir alman tarafından
keşfedilmiştir. Bununla beraber, bu maddenin ticarî bir meta olarak
Amerika'ya girişi ancak 1919 yılından sonra mümkün olabilmiştir.
Böylelikle Kazeinin sellüloid gibi aynı amaçla kullanılması mümkün
olmuştur.
İlk yapılan ve oldukça mühim bir yayılış sahası bulunan plâs­
tiklerden biri de Bakalit'tir. Bakalit, 1909 da Amerika Birleşik Dev­
letlerinde Belçika asıllı bir kimyager olan Dr. Leo H. Backeland
tarafından keşfedilmiş ve bir fenol - formaldehit reçinesi olan bu
madde (BAKELİTE) adı altmda piyasalarda satılmağa başlanmıştır.
Bilindiği üzere bu isim, Türkçeye de aynen Bakalit olarak geçmiştir.
Şurasını da önemle belirtmek lâzım gelirki, bu günkü plâstik En­
düstrisi, bilhassa bu maddenin keşfinden sonra büyük ölçüde inkişaf
kaydetmeğe muvaffak olmuştur. Bilâhare bakalit maddesi üzerin­
deki çalışmaları Almanya'da A. Bacyer, H. Lebach, Otto Röhm,
Amerika'da Redman, Ayisworth, İngiltere'de Spill devam ettirmiş­
ler ve bu konuda çok çeşitli ve yeni buluşlar meydana getirmişlerdir.
Bakalit, genellikle otomobil ve uçak endüstrisinde ve Radyo kutuları imalinde kullanılmaktadır. Ayrıca, kâğıt, bez ve kontrplâk
yapıştırmak işinde de bakalit oldukça büyük bir oranda istimal ko­
nusu olmaktadır. Diğer taraftan bakalitin keşfedildiği yıllarda Bitüm asıllı yeni bir plâstik, maddenin bulunması da mümkün olmuş­
tur. Esasında asfalt, zift veya katrandan meydana getirilen bu yeni
plâstik madde bilhassa elektrik cihazları, yemek kaplan kulpu,
akümlâtör kutuları ile benzeri eşyada kullanılmaktadır.
1927 Yılında ise A. Eichengrün ile T. Becker ismindeki âlimler,
sellüloz asetat plâstiği denilen başka bir çeşit madde meydana geti­
rerek bunlardan çubuk ve. boru gibi maddeler imâl etmişlerdir. Bi­
lâhare bu sellüloz asetat plâstiği, G. W. Miles, Schützerberger, Crass,
Bevan ve Dreyfus kardeşler gibi birçok ilim adamları
tarafmdan
inkişaf ettirilmiştir.
1928 Yılında Katelin Castphenolic adı verilen plâstik tipi, Ostersetzer, Reinsenfeld, PoUak ve Pantke adındaki şahıslar tarafın­
dan bulunmuştur. Aynı senelerde Üre-formaldehit plâstikleri- ile
Vinil plâstikleri de bulunarak piyasalara arzedilmdştir.
1935 Yılında ise Amerika'nın Delaware eyaletindeki Du Pont
De Nemours ve Ort. firmasmda araştırmalar yapan ünlü Dr. W. H.
Caroters, zamanımızda Nylon olarak bilinen çok önemli bir plâstik
nev'ini keşfetmeye muvaffak olmuştur. Bu çok başarılı buluştan tak­
riben üç yıl kadar sonra, diş fırçası imalinde kullanılmak üzere ilk
defa piyasaya çıkarılan ve mamul hale getirilen bu madde; daha
sonraları, yani 1940 yılında Nylon çorap imalinde kullanmaya baş­
lanılmıştır.
1949 Yıhnda da, Naylon'un icad edildiği Du pont De Nemours
firmasında Poliyamid plâstiklerden olan ve Orlon isnnâ verilen diğer
bir madde daha bulunmuştur. Bu madde kimyevi tesirlere ve sıcağa
mukavim olduğu için hızla kullanış yerleri bulmuş ve çok aranan
bir madde haline gelerek hemen piyasalarda tutulmuş, endüstrinin
bütün şubelerine sfu'atle yayılmıştır.
Nylon ve Orlon'dan sonra bu konudaki çalışmalar hızla devam
etmiş ve 1958 senesinde Almanya'da Orlan'u andıran fakat ondan
daha müsait bir kullanılış niteliği arzeden PerIon isimli yeni bir
plastik madde daha imal edilmiştir. Böylelikle her iki madde sanayiin hemen hemen bütün kesimlerinde bilhassa dokuma sanayiinde
yün ve pamuğun yerini almak üzere kolaylıkla kullanış yerleri bu1muşlardır.
Plastik sanayiinin tarihçesi konusunu kısa da olsa bıtinneden
evvel şurasmı da önemle belirtmek lazım gelir ki, plastik sanayiindeki buıuşlar henüz bitmemiştir. Hiç şüphe yoktur ki, bu maddenin
kullanış yeri genişledikçe daha pek çok buluşlar meydana gelecek
ve plastik, ekonomik hayatın en önemli bir unsuru olmak vasfım
daima devam ettirecektir.
-8-
FLÂSTîĞÎN ÖZEI.LİĞÎ VE KÜİ1.AMLMA SAHALARI
Plâstikler, diğer memleketlerde olduğu gibi memleketimizde de
sür'atle çoğalan kullamima yerleri bulabilmektedirler. Bilhassa plâs­
tiklerin, kütle halinde imalâta uygun olmaları ve imâl edilen ma^ muUerin birim fiatlarmı büyük ölçüde azaltmaları, düşük yoğun­
lukları sebebiyle mamullerde ağırlık tasarruf etmeleri muhtelif korozif tesirlere karşı mukavim olmaları, elektriki ve ısı bakımmdan
gayet iyi izole edebilmeleri saydamlık ve pekçok çeşitli renkleri
sağlıyabilmeleri gibi özellikleri bakımından kullanılışlarını günden
güne arttırmaktadır. Ancak, plâstik maddelerin saydığımız bu üs­
tün vasıfları yanında bazı mahzurları da bulunmaktadır. Bu mahzularınm en önemlileri gerilme mukavemetlerinin azalması, kolayca
eğilip bükülebilmeleri, çizilip bozulmaları, yüksek sıcaklıklarda yan­
ma, güneş ışığı vs. harici tesirler altında kolaylıkla bozulabilmeleri
ve bir kısmmm, hoş olmayan bir kokuya sahip olması ile genellik­
le kınlan plâstik kısımlarm güç tamir edilmesi veya bazı cinslerinin
yamanmasının zor oluşudur
Hiç şüphe yok kı, plâstik madaeierin üstün vasıfları ile mah­
zurlu tarafları hakkında daha pek çok şey söylemek mümkündür.
Fakat gerçek şudur ki: Plâstiklerden çeşitli imalât metodları ile
yapılan eşyalar, günlük hayatımızın büyük bir safhasmda ve tekni­
ğin çeşitli koUarmda faal ve çok tesirli olarak büyük bir kullanışa
sahip bulunmaktadırlar.
Plâstik özelliğine haiz bir kısım maddeler kristoplâstik: termoplâstik ve soluplâstik olmak üzere üç ana grupta incelenmektedir.
Bunlardan demir, bakır, alüminyum, nikel, gümüş gibi birçok me-
taller kristalize halde iken kristoplâstik ismini alırlar. Yani bunlar
birer plâstiktir. Diğer bazı metaller, meselâ cam, tabiî ve sentetik
reçineler ısıtılarak yarı sıvı hale getirildikleri takdirde plâstik özel­
liği gösterirler ki, bunlara da termoplâstik maddeler adı verilir. Ma­
cun gibi diğer nev'i bazı maddeler vardır ki, bunlar da soluplâstiklerdir. Zira uygun bir eriyik ile ıslatıldığı zaman bu maddeler plâstiklik özelliği göstermektedirler.
Ayrıca Termoseting ve soluseting ismini taşıyan iki tip daha
madde vardır. Bu maddeler genellikle dolgular, akıcılık sağlayan
maddeler ile sertleştiriei adeziflerin karışımıdır. Bu maddelere ha­
reket kolaylığı verebilmek için toz haline getirilmişlerdir. Termo­
seting malzeme için ısı, soluseting malzeme için ise uygun bir bir
eriyik teması temin edildiği takdirde maddedeki bağlayıcı adezif
madde kimyasal bir reaksiyonla katılaşmaktadır. Bu kimyasal değiş­
meden sonra o madde müteakip bir şekil için plâstik haline getirile­
memektedir. Fenol esaslı reçineler termoseting malzemeye tipik bir
misaldir. Bağlayıcı olarak Portland çimentosu, dolgu olarak kum ve
eriyik olarak ise su kullanılmak suretiyle tipik bir soluseting mad­
desi elde edilebilir.
Burada bilhassa termoplâstik İle termoseting reçinelerin farklı­
lığı üzerinde durmak gerekir. Termoplâstik bir reçine ısıtılarak yarı
sıvı bir hale getirildikten sonra soğuk olan kalıba sevk edilirse,
malzeme kalıp içinde soğuyarak katılaşır ve kalıbın şeklim alır. Bu
katılaşma tamamen fizikseldir ve bu katılaşmada kimyasal bir de­
ğişme yoktur. Böylelikle termoplâstik bir maddenin birkaç defa ısı­
tılıp kalıplanabilmesi imkânı sağlanmış olur. Bununla beraber kir­
lenme dolayisiyle malzemenin evsafmda bir miktar bozulma mey­
dana gelmektedir.
Termoseting reçinede, ısıtılmak suretiyle, kalıplanır. Fakat bu
kalıplamanın ancak sıcak olan bir kalıba sevkedilmek veya doğru­
dan doğruya kalıp içinde ısıtılmasiyle mümkün olur. Böylelikle ısı­
nan malzeme akarak kalıp boşluklarını doldurur. Ve bu esnada kim-
yasal reaksiyon husule gelerek kalıp içinde madde katılaşır ve sı­
cak olarak kalıptan çıkarılır. Böylelikle sıcak olarak çıkarılma vas­
fı termoplâstik kalıplamada olduğu gibi kalıbın ve doiayisiyle par­
çanın soğutulması için gereken bir zaman kaybına lüzum hasıl etmiyeceğinden büyük bir avantaj olarak kabul edilir. Bu avantaja
rağmen termoset bir madde ancak bir defa ^şekillendirilebilir ve ıs­
karta parçaları ile artık kısımların tekrar kullanılmaları mümkün
değildir.
Sanayide geniş ölçüde kullanılan en önemli plâstiklerden biri
"Polietilen" dir. Bu madde, ticarete Polyethyelene, Alathon, Agilene,
Dylan, Petrothene gibi isimler altında muamele görmektedir. ' T o lietilen"den esnek şişeler, oyuncaklar, buz küvetleri, yiyecekler için
ambalaj malzemesi ve pülvarizatörler gibi malzemeler yapılır ve
aynı zamanda bu madde tel izolesyonu için kullanılır.
Polietilen kaplar ayrıca hidrofiuorik asit eriyiği gibi bazı korozif sıvıların muhafazası içinde imâl edilmektedir. Bilhassa esnek ve
dayanıklı oluşundan dolayı bu maddeden kırılmaz şişe yapılmakta­
dır. Diğer taraftan bu özellikler maddenin conta olarak kuUanılmasma imkân vermektedir. Ancak polietilen, hidrokarbon ihtiva eden
bir sıvı ile ternas etmemelidir. Meselâ sıcak petrol nakleden bir hat
dahilinde conta olarak kullanılamaz, Polietilen genellikle yağları ve
organik eriyikleri geçirebilir. Polietilen kolaylıkla yanabildıği için
bilhassa ateşe maruz kalabilecek eşyanın imalâtmdan mutlak olarak
kaçınılmalıdır. Keza kokuların pek çoğunu da geçirdiğinden, makyaj
levazımatmın ambalajlanması içinde kullanılması uygun değildir.
Zamanımızda Polietilen levhalardan, Polietilen kaynak çubukları
kullanılarak sıcak - gaz metodu vasıtasıyla oldukça büyük eb'adlı
depolar yapılmaktadır.
Diğer önemli bir termoplâstik reçine de, 1930 tarihlerinde ve
İlk defa Almanya'da sınaî alanda kullanılmaya başlanan, 'Tblisîren''
dir. Bu madde piyasaya, Styrene, Polyatrene, Styron, Lustrex, Ampacet gibi isimler altında sevkedilmektedir. Saf Polistren berrak ve
saydamdır. Pekçok renklerde elde edilebilir. İyi bir elektrik izalâtörü olup suya mukavimdir. Boyut bakımından dengeli olusu bu
maddenin çok dar toleranslar dahilinde dahi kalıplanmasını mümkirn kılmaktadır. Bununla beraber Poidstren gevrektir, ısıya ve ha­
rici tesirlere karşı mukavemeti dilşü.ktür. Takriben 80° - 85° C sı­
caklıkta malzeme bozulmaktadu". Bilhassa maddenin gazocağı, karbontetraklorid gibi organik eriyikler ile temas etmesinden sakmılmalıdır. Polistren sudan müteessir olmamakla beraber su buharını
ve diğer gazların bir çoğunu kolaylıkla geçirmektedir.
Polistren eşya, umumiyetle enjeksiyon veya çekme metodu ile
imâl edilmektedir. Polistrenden çoğunlukla o^yımcak, tuvalet eşyası,
soğutma ve havalandırma tesisi parçaları gibi bir çok maddeler yapıl­
maktadır. Diğer taraftan Polistren aynı zamanda ambalaj ve izolasyon
işlerinde de başarı ile kullanılmaktadır.
Polivinil Klorid termoplâstik reçine, oldukça uzun bir bulunuş
mazisine rağmen bilhassa 1925 yılından itibaren gelişme konusu ol­
muştur. Bu maddenin ilk önemli istihsaline ise bu tarihlerde Alman­
ya'da başlanılmıştır. Tel ve kablo izolasyon maddesi olarak Polivinil
Klorid termoplâstik kauçuk ile rekabet halindedir. Bu maddenin
imalât esnasında reçinenin metal satıhlara yapışmasmı önlemek maksadiyle % 1-2 oranında madenî yağ kullanılmaktadır.
Polivinil kloride genellikle yumuşatıcı ve imalâtı kolaylaştırıcı
olarak tesir icra eden plâstifiyen veya plâstisizer adı verilen mad­
deler katılmaktadır. Böyle bir madde ile yumuşatılmıamış olan Poli­
vinil Klorid, nisbeten s'ert ve işlenmesi oldukça güçtür. Aynı zaman­
da bu madde, yükselen sıcaklığa karşıda hassas olup 70-75°C de yu­
muşar ve 170°C civarındaki bir sıcaklıkta işlenir. Bu madde başlıca
depolar, soğutucular, ısı eşanjörleri ve korozif kim^yevî maddeler
nakleden borularm yapılmasmda kullanılır. îmalât esnasında demi­
rin uzun bir süre erimiş malzeme ile temas etmesi uygun değildir.
Bu sebepten dolayı çoğunlukla üzeri kaplanmış veya özel alaşımlı
kalıplar kullanmak icap etmektedir.
Plâstifiyen maddeler, malzemeye uygun bir yumuşaklık, esnek-
lik kazandırdıkları gibi imalât esnasında malzemenin sıvılaşmasmı
arttırarak kolay işlenmesini de temin etmektedirler. Yumuşatıcı ve
esneklik veren Plâstifiyen maddeler daha ziyade diğer plâstiklerle
beraber kullanılmaktadır. İyi bir plâstifiyen maddenin kalıplama
sıcaklığı ve oksidasyondan müteessir olmaması ve asitler ile alkali­
lerle olan temasta çözülmeye maruz kalmaması lâzımdır. Bu madde­
ler katı ve sıvı halde bulunurlar.
En çok tatbik sahası bulan plâstifiyen maddelerden bir kaçı; Su,
Gliserol, Hintyağı, muhtelif mumlar, monophenil fosfat, Fractol A,
Flexol 3 GH, Dop (Theop), Trietil sitrat, dibutil tartrat, Talk, grafit
vs. dir.
Plâstifiyen madde, Polivinil kloride polimerizasyondan önce da­
hili olarak veya polimerizasyondan sonra harici olarak katılabiLir.
Harici olarak katılmak suretiyle esnek polivinil klorid elde edilmek­
tedir. Bu reçinenin, çok geniş bir kullanma sahası vardır.
Özel maksatların icaplarına bağlı kalınmakla beraber, bu reçi­
neye, meselâ % 50 oranmda plâstifiyen, % 2 stabilizator, % 3 boya,
% 1 yağlayıcı ve istenirse asbest gibi bazı mukavemet verici dolgularm katılabilmesi mümkündür. Bu polivinil klorid karışımı için,
ısıtılmış sıcak silindirlerden geçirilme işlemi yapılır. Bu iş için Banburi karıştırıcısı da kullanılabilir. Fakat demire bulaşmasını önle­
mek maksadiyle ezici ve karıştırıcı kısımlar kromla kaplanmış ol­
malıdır.
Elde edilen sıcak karışım doğrudan doğruya kullanılabildiği gi­
bi, ilerde kullanılmak üzere soğutup kaba taneler haline getirilmesi
ve bu şekilde saklanması da mümkündür. Bu metodla elde edilen
malzeme, bilhassa çekme işlemi için çok uygundur.
Çekme işlemi takriben 160°C civarında yapılır. Bu metodla, çe­
şitli şeritler, bahçe hortumu, tel üzerine izolasyon yapılmaktadır,
înce levha (varak) haline getirmek için de kalenderaj metodundan
istifade edilir. Bu karışım diğer plâstiklere nisbetle ateşe biraz da-
ha mukavimdir. Aşınmaya, çizilmeye, rutubete ve harici tesirlere
mukavim oluşu yer döşemesi olarak kullanılmasını mümkün kılar.
Polivinii Kloridin piyasada jnevcut olan isimlerinden bazıları Vinyl,
PVC, Exon, Ultron, Geon, Tygon, Agilide, MarvinoFdır.
Akrilik plâstiklerin en önemlisi polimetil metakrilâttır. Piyasa­
da Flexiglas, Lucite ve Perapax isimleri altmda bulunur. Malzeme
parlaklık ve berraklık özelliklerine sahiptir. îşık bakımından den­
geli oluşu ve arzu edilen şekiller dahilinde kolaylıkla imâl edilebil­
mesi reklâm işlerinde teşhir panoları olarak ve dekoratif maksatlar
için kullanılmalarmı sağlar. Diğer taraftan Uçak ve otomobil siper­
likleri, dejnonstrasyon modelleri yapmak için de büyük ölçüde istih­
lâk edilir. Bu plâstik umumiyetle levha halinden ısıtılmak suretiyle
yumuşatılır ve basit kalıplarla veya daha hassas olarak kalıbın ha­
vası vakumla boşaltılmak sureti^^le şekillendirilir.
Selüloz Nitrat, sellüioz esaslı bir plâstiktir. Bu cins plâstik ge­
nellikle kırılmaz dolma kalem gövdesi, plâstik kartpostal, plâklar,
ping-pong, topları, teknik resim için çeşitli gönye ve cetvel, selüloid
yakalık vs. imalâtında kullanılmaktadır. Selüloz nitrat plâstiği piya­
sada, Pyroxylin, Celluloid, Pyrolin, Nitran gibi isimler altmda bu­
lunur ve pek çok çeşitli renklerde olur. Saydam olan levhalar, za­
manla harici tesirlerin etkisiyle sararmaktadır. Sellüioz nitrat, en­
jeksiyon ve basınç altında kalıplama metodları ile imâl edilememek­
tedir. Bilinen imalât metotlarından biri, sellüloznitrat levhayı alkolsu eriyiğinde Islatarak yumuşatma seklidir. Malzemenin mahzurla­
rından en önemlisi maddenin çok kolay yanabilmesidir. Buna mu­
kabil Esnek olma özelliği yukarıda bahsi geçen eşyanm kullanışlılı­
ğını sağlar.
Sellüioz esaslı plâstiklerden diğer bir cins de, sellüioz Asetata­
dır, Bu plâstik piyasada, Tenite CA, Celanese, Nixon C/A, Kodapak,
Palastacele gibi isimlerle satılmaktadır. Çeşitli oyımcaJdar, ev eşya­
sı için tutamaklar, saplar, emniyetli fotoğraf filmi yapılmasında ve
ince levhalar halinde ambalaj işinde bu plâstik büyük ölçüde kulla-
mlmaktadır. Ayrıca reklâm işlerinde teşhir panoları yapmak maksadiyle de şekillendirilmektedir. Malzeme dayanıklı ve esnektir. Se­
lüloz asetat plâstiği, kolayca kalıplanmaya ve bilhassa enjeksiyon
metoduyla kalıplanmaya çok müsaittir. Levha haline sokulmuş olan
selüloz asetatlar, vakumla şekillendirilme işlemine tâbi tutulur.
Fenol - formaldehit, fenol esaslı bir termoseting reçinedir. Bu
maddenin oldukça uzun bir mazisi olup piyasada Bakelite, Catalin,.
Resinox, Durite, Durez isimleri ile bulunmaktadır. Bu cins plâstikten
çoğunlukla çeşitli el aletleri, mutfak eşyası kulpları, şişe kapları,
şişe kapları, elektrikle ilgili anahtarlar, prizler, devre kesicileri gibi
muhtelif teçhizat ve dişli çarkla', imal edilmektedir. Sert olmasına
rağmen iyi bir izole edicidir.
Termoseting reçinelerden biri de Urea - formaldehittir. Sert ve
açık renklidir. Çeşitli kapaklar, düğmeler, elektrikle ilgili muhtelif
teçhizat yapmak için uygundur. Bazı üstün vasıflara sahip bir diğer
termoseting reçine ise Melamin - formaldehitedir.
Bunlardan başka, plâstik endüstrisinde, oldukça önemli bir yer
tutan Polyester reçine; çeşitli elektrikî ve elektronik malzejnelerin
imali dar toleranslar dahilinde kalıplanabilir ve bazı dolgular ilâvesi
ile mukavemetli satıhlar elde edilir. Polyamid; dayanıklı bir termoplâstiktir, esnektir; dişli çarklar, çeşitli burçlar vs. cisimlerin imali
için çok elverişlidir. Silikon; reçine ise ısıya mukavim oluşu doiayi­
siyle sıcaklığa maruz elektrikî ve elektronik malzeme imalâtında
kullamimaktadırlar.
Plâstikler bünyelerini teşkil eden ana maddenin cinsine göre demuhtelif smıflara ayrılmaktadırlar.
Fransız sistemi esasına göre yapılan bir sınıflamada plâstikleri
şöyle tasnif şekli göstermektedir:
1 — Tenoplâstlar,
2 — Aminoplâstlar,
3 — Etoksüinler,
4 —. Silikonlar,
5 — Polivinilikler,
6 — Polistiren,
7 — Poliakrilikler,
8 — Poliesterler,
9 — Alkidler,
10 — Poliemidler,
11 — Poliüretanlar ve türevleri,
12 T - Poliolefinler,
13 — Tabiî ve sentetik kauçuklar,
14 — SeUüloz türevleri,
15 — Protein esaslı plâstik maddeler (kazein, Soya vs.)
16 — I Furan reçineleri,
17 — Yeni reçineler (Poliasetaller
poliesterler).
Polikarbonatlar
Halojenli
Amerikan Sistemi esasına göre yapılan sınıflamada ise
j^Iâstîkler :
1 — Asetal reçineleri,
2 — Asetatlar,
3 — Akrilikler,
4 — Akrilonitril - butadien - Stiren (ABS) polimerleri,
5 — Alkidler,
"
6 — Aliller,
7 — Butiratlar,
8 — Etilen oksitler,
9 — Epoksiler,
10 — Fenolikler,
11 I — Fluorokarbonlar,
12 — Furanlar,
13 — Kazein,
14 — Kumaron-Inden
15 — Melâminler,
16 — Metilsitiren,
17 — Poliakrilamidler,
18 — Poliamidler,
19 — Polikarbonat,
20 — Poliesterler,
^1 — Polieter,
22 — Polietilen,
23 — I Polipropilen,
24 — Polistiren,
25 — Polimetanlar,
26
Polivenil asetal,
^7 — Polivinil asetat,
28 — Polivinil alkol,
29 — Polivinil bntirol,
30' — Polivinil karbazol,
31 — Polivinil klörür,
32 — Polivinil klörür-vinil asetat,
33 — Poliviniliden klörür,
ait — Sellüloz nitrat,
35 — Sellüloz propionat,
36 — Etil sellüloz,
37 — Silikonlar,
38 — Üreler.
şeklinde bir tasnife tabi olmaktadırlar.
Plâstik imâl hacmi ile kullanma yerlerinin sür'atle çoğalma ve
geMşme kaydetmesi plâstik eşya imalâtmda kullanılan taH ve yar­
dımcı maddeler sanayiinin de büyük ölçüde gelişmesine
sebeb ol­
muştur.
Şöyle ki :
1 — Yapıştırıcılar,
2 — Katalizörler,
3 — Boyayıcılar,
4 — Çoğaltıcılar,
5 — Dolgu maddeleri.
6 — Mantar öldürücü maddeler,
7 — Monomerler,
8 — Organik ora maddeler,
9 — Yumxisaticilar.
gibi sanayi kolları da plâstik şaı^^yp;ri#M .g^i|mes:.e paralel o l a r ^
büyümüş ve bu branşlar belli ba§h birer saîiayi dala haîine getmiflerdir.
PLÂSTIK IŞLEME METODLAEI ¥E
ÜE^ÇLAEÎ
Sıkıştırma metodııj^Ia kalıplama :
19. uncu yüzyıldan beri bilinen bir usuldür. Dr. Leo H. Baekeland'm 1907-1908 tarihlerinde fenol - formaldehit reçinelerde yap­
tığı inkişaf ile elde olunan malzeme, o zamandanberi bu metodun
kullanılmasıyla meydana getirilmektedir. Bu metodla hem termo­
seting hem de termoplâstik reçineler kolaylıkla kalıplanabihnektedir. Fakat termoplâstik reçinenin enjeksiyon metodu ile kalıplan­
ması daha ekonomik olduğundan, sıkıştırma metoduyla kalıplama
hemen hemen termoseting malzemeye hasredilmiş gibidir. Bununla
beraber termoplâstik reçineden yapılan parçaların ağır ve gerekse
eb'adlarmm mevcud enjeksiyon metodu ile kalıp yapan makineler
için uygun olmadığı hallerde, bu metot, termoplâstikler için de eko­
nomik olarak kabul edilmektedir.
İşletme için termoseting malzeme önce kalıp tozu adı verilen
ince taneli bir karışım halinde ve açık olan bir kalıba konulur. Bu
kalıbın üst yansı alt kahp üzerine kapanmak suretiyle bir basınç
sağlar ve böylelikle işleme başlanır. Bu işlemde kalıp sıcak olup sü­
rekli olarak ısıtılmayı icap ettirir. Böylece termoset malzeme sıcak­
lık tesiriyle erir ve basınç altmda kalıbın boşluklarma akar; devam
eden ısıtma sayesinde de malzeme, bünyesinde meydana gelen kim­
yasal bir reaksiyonla sertleşmeyi sağlar. Bu sertleşmeden sonra,
termoseting malzeme, tekrar kalıplanamaz. Malzeme kalıp içinde
tamamen sertleşinceye kadar üzerindeki basmç muhafaza edilirse
kimyasal reaksiyon esnasında intişar eden gazlarm bünyeyi mantarlaştırması önletıir. Kalıplanan cismn üzerine tatbik edilen basmç-
1ar, çeşitli faktörlere bağlı olarak, 100 Kg'/cm^ den 300 Kg/em^ye
^adar değişmektedir.
Bu yüksek değerdeki basınçlar kalıplanabilecek parçaların bü­
yüklüklerini sınırlamaktadır. Meselâ bir rad^o muhafaza kutusunu
veya büyük eb'adda bir tepsiyi bu metotla kalıplıya bilmek için olduk­
ça büyük tonajlı preslere ihtiyaç vardır. Uygun bir pres mevcut ol­
duğu takdirde istenilen ölçüde ve büyükliikteki parçaların bu metodlaimâl edilmeleri mümkün olur. T'ermoseting plâstikler için kulla,mlan kalıplama sıcaklıkları umumiyetle 120° C ilâ 180°C arasında­
dır. Kalıba m,alzeme koyma, kapatma, basınç ile sıkıştırma, sertleş­
me ve parçanm kalıptan çıkarılması genel olarak 2 ilâ 5 dakikaya
ihtiyaç gösterir. Bu süre, çabuk sertleşen termoset malzeme ve oto­
matik presler kullanıldığı takdirde ehemmiyetli miktarda kısalır
veya büyük parçaların imali halinde ve kullanışlı olmayan teçhizat
ile de bir hayli uzayabilir.
Termoplâstik malzeme kuUamldığı takdirde, malzeme önce sı­
cak kalıp içinde erir, tatbik olunan basınç vasıtasıyla kalıbın boşluk­
larını doldurur, sonra malzemenin katılaşabilmesi işlemi gelir ki, bu
ameliye kalıbm ve dolayisiyle kalıp içindeki parçanın soğutulması
ile olur. Böylelikle kalıbm önce ısıtılıp sonra soğutulması imalât sü­
resini önemli bir şekilde uzatmasına sebep olmaktadır ki bu durum
termoplâstikler için bir dezavantajdır.
Termoseting malzeme için kalıplama süresi isabetli tayin etmek
gerekir. Meselâ bu sürenin fazla uzun olması, parçanın aşm sertleş­
mesine sebeb olur ve parça kavrulur. Aşırl sertleşmiş bir parça ise
parlak olmayıp esneklik hassasını kaybetmiş bîr vaziyettedir. Kalıp­
lamada kısa süreler ise parçamn gereği gibi sertleşebilmesine mani
olur. Böyle parçalar da, yumuşaklıkları yüzünden daha kalıptan
çıkarılırken bozulur ve deforme olurlar. Optimum bir sertleşme, ka­
lıplama süresini ve sıcaklığını iyi' bir şekilde ayarlama' suıetiyle elde
edilebilü". Fakat karışık yapıyı haiz-parçalar hem- ince.ve hem kalin
kısıırılara sahip olabilirler,-Kahp-içinde inee kısımlar aşırı sertleştiği
halde, kalın kısımlar istenilen sertliğe erişmejniş olabilir veya çok
kaim bir parçanın yüzeyi aşın sertleştiği halde merkez kısmı yumu­
şak kalabilir. Bu gibi parçaların kalıplanması ise son derece itina ve
bazı tedbirleri gerektirir. Kalıplama tozunun ön ısıtmaya tabi tutul­
ması alınabilecek tedbirlerden biridir. Termoseting bir reçinenen ön
ısıtmaya tabi tutulmasında dikkat edilecek husus maddede bir ön
sertleşmenin meydana gelmemesidir. Ön ısıtma, itinalı şekilde kon­
trolü icab ettiren bir işlemdir. Bu iş için bir fırın kullanılabildiği
gibi dielektrik metotla da ısıtma sağlanabilir ama ön ısıtma pahalı
bir işlemdir. Bununla beraber bu metod çok iyi neticeler vermekte­
dir.
Bilhassa küçük parçalar için, çok boşluklu kalıplar kullanılmak
suretİ3rle, geniş ölçüde istihsalde bulmıabilmesi, tıkıştırma metodu
ile kalıplamanın avantajıdır. Ayrıca, büyük tonajlı presler temin
edilebildiği takdirde istenilen büyüklükte parçalar bu mjetotla imâl
edilebilmektedir. Bilhassa bu metod^ termoseting reçineden büyük
miktarda bir imalât sağlıyabilmek için fevkalâde uygım olmaktadır.
En ziyade kullanılan termoseting reçineler fenoI-Formaldehit; Ureaformaldehit ve melamin-formaldehittir.
Bu metodun kullanılmasını, karışık yapılara sahip parçaların
imalât işlemi sınırlamaktadır. Çok ince deliklere ve diğer karışık
kısımlara haiz olan parçaların imâl edilebilmesi için, Komplike ka­
lıpların yapılması icab eder. A^nrıca malzemenin kalıp içinde ve yük­
sek basınç altında akarken, bağlantı pimleri deforme olabilmekte ve
hatta kırılabilmektedir. Keza bu metot, çok dar toleranslar dahilin­
de kalıplanmak istenen parçalar için de uygun olmam_aktadır. Bu iki
hal için pistonla kalıplama veya transfer kalıplama denilen kalıpla­
ma metodunun kullanılması iyi netice vermektedir. Transfer kalıpla­
mada malzeme umumiyetle bir ön şekillendirmeye ve bir ön ısıtma­
ya tabi tutulmaktadn. Ön ısıtma için, buhardan veya dielektrik ısıt­
ma için, buhardan veya dielektrik ısıtma metodundan faydalamlmaktadır. Bu işlemde yumuşamış olan malzeme, yarı plâstik bir
halde, olmak üzere önce pota veya kuyu adı verilen ve kalıp boşlu­
ğundan ayrı ve umumiyetle kaJıp boşluğunun üzerinde bulunan bir
hücre içine konur. Bilâhare malzeme bu hücreden ve bir piston vasıtasiyle, bir veya daha fazla delik içinden ve ısıtılmış olan kalıp boşlığma veya boşluklarma basınç altında sevk edilir. Transfer kalıpla­
mada, kalıp boşluğu içinde sadece hidrostatik basınç mevcut olup
katı kalıplama tozlarının hasıl ettiği asimetrik yan kuvvetler yoktur;
bu bakımdan çok karışık yapılı parçalar bile, kalıp dahilindeki pim­
ler bozulmadan, imâl edilebilmektedir.
Sıkıştırma metodu ile olan işlemede kullanılan kalıpların yü­
zeyleri sertleştirilmeli ve parlatılmalıdır. Aksi halde, kalıp içinde
mevcut olan bütün hatalı izler aynen kalıplanan cismin yüzeyinde
yer alır. Bazı halde, kalıp yüzeyleri kromla kaplanır. Kalıp malze­
mesi umumiyetle yüksek evsaflı çelik olmakla beraber, küçük ima­
lât miktarları veya tecrübe işleri için demir veya pirinçde olabilir.
Kalıpların genellikle pahalı olmasının başlıca sebeplerinden biri
de açıkladığımız üzere kalıp imaline verilen ehemmiyettir.
Zamanımızda kullanılm-akta olan kalıplar başlıca üç tip halinde­
dir: El kalıpları, yarı otomatik kalıplar ve tam otomatik kalıplar. El
kalıplarına el ile kumanda edilir. Bunlarla olan işlemede kalıp, presden el ile alınır ve kalıplanan parça içinden çıkarılarak müteakip
kalıplama için tekrar yerine takılır. Bu tip kalıplar umumiyetle
ufak ve hafiftirler. Tecrübî çalışmalar ve bilhassa küçük miktarlarla
imalât için uygundurlar.
Yarı otomatik kalıplarda kalıp yarıları, presin üst ve alt plâformlarma yerleştirilmiştir. Presin çalışması ile kalıp açılır ve kapanır.
Bu tip kalıplarda, kalıplanan parçanın kalıptan çıkarılması bir ejektör (atıcı) mekanizma ile olur. El kalıpları çok büyük veya çok
derin olan parçaların imalinde bu tip kalıplar kullanılır.
Tam otomatik kalıplarda ise bütün bir çalışma devresi yani, ka­
lıbın yüklenmesi ve boşaltılması tamamiyle otomatik şekildedir.
Kullanılan presler, küçük işlerde el ile kumandalı ve tonaj yük­
seldikçe hidrolik kumandalıdır. İnsan gücü ile tahrik edilen el pres-
leriyle yüksek tonajlar elde edilememekte ve küçük parçalarm bü­
yük miktarlarda imali da mümkün olamamaktadır. El preslerine
misal olarak vidalı el presleri ve kol çarklı presler gösterilebilir.
Hidrolik preslerde, hidrolik sıvı olarak çoğu defa su kullanılır. Bu­
nunla beraber yağ kullanılması da mümkündür. El kalıpları ile ça­
lışma halinde preslerden talep edilen tonaj M) ton ile 100 ton arasmda değişmektedir. Yarı otomatik kalıplar için presler, 15 ton'dan
4000 tona kadar çıkarılmaktadır. Bu preslerde ayrıca, parçayı kalıp­
tan çıkarmak için mekanik veya hidrolik bir ejektör (atıcı) meka­
nizma da mevcut bulunmaktadır. Hidrolik preslerin herbiri, ayrı
ayrı ve kendisine ait bir hidrolik güç kaynağından beslenebildiği gi­
bi, bir grup pres aynı merkezden de beslenebilmektedir. Buhar
veya elektrikle tahrik edilen bir pompa arzu edilen basınçtaki su3m
sağlarken preslerin basmç seviyelerinde herhangi bir dalgalanma
olmasını önlemek gayesiyle de besleme hattı üzerine hidrolik bir
akümüiâtörün yerleştirmesi icap etmektedir.
Kalıpların ısıtılması ve soğutulması: El kalıpları, preslerin plât­
formunda bulunan özel göbekler vasıtasıyla ısıtılır ve soğutulur. Oto­
matik ve yarı otomatik kalıpların ısıtılması ise, kalıp içindeki kanal­
lardan geçen buhar ile veya kalıba ve pres plâtformlarına yerleşti­
rilmiş olan elektriki ısıtıcılarla temin edilir. Elektrikle ısıtmanm ko­
laylığına rağmen, yüksek basınçlı buhar kullanıldığı zaman ısı ge­
çişinin yüksek olması dolayisiyle kalıplama süresi kısalır (termop­
lâstik reçine kullanılması halinde) bir vana düzeninden istifade edi­
lerek buhar kanallarından soğutucu suyuıı sevk edilmesiyle kalıb
kolayca soğutulabilir. Diğer bir ısıtma vasıtası olarak yağ kullanıla­
bilir.
Enjeksiyon Metoduyla Kalıplama :
Termoplâstik reçineler için enjeksiyon metoduyla kalıplama usu­
lü en önemli bir kalıplama metodu olarak kabul edilir. Filhakika bu
metot oldukça uzun bir zamandanberi bilinmektedir. İlk defa 1872
tarihinde T, W. Hyatt ve I. Hyatt kardeşler selüloz nitrat'dan çubuk
ve tüp imâl edilmesini mümkün kılan bir enjeksiyon makinesi yap*
mışlardır. Bu ilk enjeksiyon makinesinin buharla ısıtılan bir silin­
diri, hidrolik olarak hareket eden bir pistonu ve bir boşalma memesi
bulunmaktaydı. Bu metodun ilk başarılı tatbikatı ise 1919 tarihinde
ve seUüloz asetat malzeme için gerçekleştirilmiştir. Bu tarihte Dr. A.
Eichengi-ün kullandığı basit bir el enjektörü vasıtasıyla selüloz ase­
tat malzemeyi başarı ile kalıplamıştır. Bu metot daha sonraları ve
bilhassa 1930 yümdan sonra sür'atle inkişaf kaydetmiştir.
Enjeksiyonla kalıplama ameliyesinde termoplâstik reçine, taneli
bir halde ve devamlı çalışan bir piston vasıtasiyle ısıtma silindiri
içine itilmektedir. Silindir içinde bulunan bir yayıcı (torpido) ise
malzemenin ince bir tabaka halinde hareketini temin eder ve daha
hızlı ve uniform, bir yumuşama sağlar. Bu şekilde eriyen plâstik,
ince bir delik (meme) içinden soğuk bir kalıp dahiline sevk edilir ve
pistonun tatbik ettiği devamlı basmç vasıtasiyle erimiş plâstik ka­
lıp dahilindeki iletici kanallardan akarak kalıp boşluklarını doldu­
rur. Diğer taraftan parçanm kalıp içerisinde donabilmesi için zaman
zaman ilâve kalıp soğutmasma ihtiyaç duyulur. Kalıp boşluklarmm
doldurulmasmdan soma, kalıp açılır ve sertleşmiş olan parça kalıp­
tan çıkarılır. İletici kanallarda ve kalıp boşluklarma malzemenin akmaşım temin eden dar geçitlerden ise katılaşan malzeme çoğunlukla
ıskartadır. Fakat bu ıskartanm tasarruf gayesiyle öğütülerek tekrar
kunanıhnası da mümkündür. Ancak bu kullanılmadan dolayı, bo­
zulma ve kirlenme yüzünden kalitede muayyen nisbette bir düşme
olmaktadır.
Enjeksiyonla kalıplamada kullanılan basmçIar 130 Kg/cm^ den
2000 Kg/cm2 ye kadar değişmektedir. Kalıp içinde uzun ve ince
geçitlerin bulunması daha yüksek basmçIarm tatbikini de icap ettir­
mektedir. Yüksek basmçIarm kullanılmasmda amaç, bir hayli vis­
koz olan sıvmm gerek enjektör içinde ve gerekse kalıp içinde bulu­
nan dar geçitlerden geçebilmesini temin etmektir. Bu kalıplamada
kullamlan sıcaklık ısıtıcı silindir çeperleriade 180°C ilâ 300°C arasmda değişmektedir. Sıcaklık tayini, kullanılan termoplâstik malze-
menin cinsine ve diğer muhtelif faMörlere bağlıdır. Plâstiklerin ısı­
yı iyi iletmemeleri sebebiyle plâstik içindeki sıcaklık, silindir çeper­
lerine nazaran daha düşüktür. Kalıp sıcakhğı ise umumiyetle 40°C50°C civarmdadır. Yüksek kalıp sıcaklıkları, parçanm katılaşmasmı
önler; çok düşük kalıp sıcaklıkları ise hızlı çalışmayı sağlar, fakat
parça içinde zuhur eden iç gerilmeler yüzünden parça deforme ola­
bilir. Silindir çeperlerinin fazla ısıtılması veya' pistonun sevk ettiği
malzemenin silindir içinde lüzumundan fazla tutulması, aşırı erime
ve kararma hasıl edebileceğinden zararlıdır. Bu metotla çalışırken
bir baskı süresi 1 dakika veya daha fazla olabilir. Parçanm kalıp
içinde sertleşmesinin beklenmesi zaman bakımmdan en önemli fak­
tördür.
Enjeksiyonla kalıplamada, kullanılan kalıpların imali için özel
ihtimam ve meharet gösterilmelidir. Kalıp boşluklarının adedi çok
olduğu takdirde, termoplâstik sıvmm her boşluğa aynı anda ve mımtazam bir şekilde dolmasını sağlamak maksadiyle, boşluklara mal­
zemenin geçişini temin eden dar geçitlerin kendi aralarmda denge­
lenmesi gerekir. Bu dengeleme deneme usulü ile yapılabilir. Fa­
kat iletici kanalların kâfi derecede geniş yapılması ve böylece bütün
boşluklara malzeme akışmm kolaylaştırıbnası da temin edilmelidir.
Ancak bu kanalların fazla geniş tutulması uygun olmamaktadır. Zi­
ra kanallarda katıiaşan malzeme ıskarta olarak ayrılmaktadır. Ka­
lıp malzemesi umumi^^etle yüksek evsaflı çeliktir; sertleştirilir ve
parlatılır. Bu paragrafta açıklanan hususlardan, enjeksiyon metodun­
da ^kullamlan kalıpların hayli pahalı oldukları kolaylıkla anlaşıl
maktadır. Bu metot, esasen, seri imalât için uygun bulunm_aktadır.
Ancak böylelikle birim parça basma isabet eden kalıp maliyetinin
düşmesi mümkün olabilmektedir.
Enjeksiyon presleri; umumiyetle el ile kullanılanlar, yarı oto­
matik ve tam otomatik olanlar şeklinde sınıflandırılmaktadırlar. El
ile kullanılan preslere el enjektörleri denilmektedir. Çoğunlukla bu
enjektörler, elektrikî olarak ısıtüan bir silindire bir el çarkı vasıtasiyla hareket ettirilen bir pistona ve kalıp tutucu ve sıkıştırıcı bir^'
.
= "^rv.,.
- 2 5 -
taban ile esas gövdeye sahiptirler. Tahrik gücü umumiyetle insan
gücüdür. Bununla beraber pistonu elektrik motoru ile tahrik edilen
tipler de mevcuttur.
Yan otomatik ve tam otomatik enjeksiyon makinelerinin genel
olarak iki esas ünitesi vardır. Bunlardan biri mengene ünitesi ve
mesnetlerdir. Bu kısım kalıbın açılıp kapanmasına ve uygun bir sı­
kıştırma basıncı altında tutulmasına yarar,
1 — Mengene ünitesi; mesnet iskeletini, mengene başını, sıkış­
tırma tertibatını, hareketli plâtformu, sabit plâtformu ve parçayı
kalıptan çıkartma tertibatını ihtiva eder.
2 — Enjeksiyon ünitesi: Katı tanecikler halindeki plâstiği yarı
sıvı ve sıvı hale getirir ve kapalı kalıp içine enjekte eder. Enjeksiyon
ünitesi, kendisinin mesnetleme ünitesini, enjeksiyon kafası ve pisto­
nunu, enjeksiyon placer'ini, ısıtma silindirini ve besleme tertibatını
ihtiva eder. Kullanılacak olan termoplâstik reçine önce bu kısmın
üzerinde bağlı olan ve huni şeklinde bulunan bir depoya doldurulur.
Katı tanecikler, kendi ağırlıkları vasıtasiyle bu depodan besleme
yollarına inerler.
Ayrıca, yardımcı teçhizat da mevcut bulunmaktadır. Güç ünite­
si, baskı zamanlarını kontrol eden tertibat, sıcaklık kontrollü yapan
tertibat, yardımcı teçhizatın başlıcalarıdır.
Enjeksiyon makineleri umumiyetle münferit olarak çalışmak­
tadır. Diğer taraftan merkezî bir hidrolik sisteminin kullanıldığı da
vakidir, hidrolik sistem yerine bir basınçlı hava kaynağmdan da is­
tifade edilebilir. En çok rastlanan münferit çalışma halinde enjeksi­
yon makinesi bir veya daha çok sayıda pompaları ihtiva eden kendi
hidrolik sistemine sahiptir. Pompalar elektrik motorları ile tahrik
edilir. Sistem dahilinde bulunan valfler operasyon sırasını tayin
eder.
Enjeksiyon makineleri umumiyetle kapasitelerine
landırıİ3naktadırlar. Kapasite ısıtma silindiri içindeki
göre smrfenjeksiyon
placer'inin bir strokda basabildiği termoplâstik madde miktarı olup
gram veya ounce olarak ifade edilmektedir.
Tam otomatik makinelerde yegâne el hareketi, enjeksiyon ma­
kinesinin deposuna malzeme doldurmaktan ibarettir.
Son zamanlarda enjeksiyonla kalıplamada bazı yenilikler yapıl­
mıştır. Bunlardan biri, tek bir enjeksiyon iinitesi ile birden fazla ka­
lıp kullanmak ve bir kalıp doldurulurken diğerinde de parçanın
sertleşmesini temin etmektir. Kalıplamadaki diğer bir yenilikde ön
plâstikleştirmedir. Bu usulde, plâstik bir ön ısıtmaya tabi tutularak
ayrı bir yerde yumuşatılmakta ve enjeksiyon pistonu bu yumuşak
malzemeyi kolaylıkla işlemeye sevk etmektedir.
Tatbikatta pek rağbet görmemekle beraber termoseting malze­
menin bu metodla kalıplanması da mümkündür. Termoseting malze­
menin sıcaklık altında önce erimesi ve som^a kimyasal bir değişme
ile sertleşmesi özelliğinden ötürü, özel bir doldurma şekli uygulanır
ki bu usul malzemeyi sür^atle ısıtma ve enjekte etmekle gerçekleş­
tirilmektedir. Hızlı ve iyi bir ısıtma için endüksiyon ve3;^a dielektrik
ısıtma tarzının kullanılması mümkün olup termoplâstiklerin aksine
kalıbın ısıtılmaması lâzım gelir.
• Meme-
(Şekil: 1)
Çekme metoda Me kalıplama-:
19. uncu yüz3nLİın ortalarına doğru İtalya'da, makarna imalâtı
için bu metot kullanılmıştır. 1880 tarihlerinde Amerika'da ise selü­
loz nitratadan tüp ve çubuklarjn yapılması, yine bu metotdan istifa­
de yoluyla olmuştur. Metodun asıl gelişmesi de 1931 - 1932 yılların­
dan itibaren başlamıştır.
Çekme metodu ile, termoplâstik çubuklar, tüpler, şeritler, film­
ler ve pekçok çeşitli profili haiz eşya kolaylılda imâl edilmektedir.
Çekme işlemi için ekstruder (budinöz) derilen makineler kul­
lanılır. Bu makinelerde bulunan bir depoya doldurulmuş olan ter­
moplâstik malzemeler, umumiyetle kendi ağırlığı ile, içinde dönen
bir sonsuz vidanın bulunduğu bir silindir içine gelir. Silindir, muh­
telif bölgelerinden ve hassasiyetle kontrol edilerek ısıtılmaktadır.
Silindir içindeki sonsuz vidanın dönme hareketi, vida boşluklarındaki ma-lzemenin, sıcak silindir cidarı ile temas etmesini ve yuşatmasmı sağlar ve malzemeyi kalıba doğru sevk eder; kalıptan arzu edi­
len profili alarak çıkan şekillenmiş cisim, bir konveyör veya benzeri
bir götürücü vasıtasıyla ve ihtimamla makineden uzaklaştırılır ve
bu esnada meselâ hava ile soğutulur. Çeşitli termoplâstik malzeme­
nin bu metot ile ve kolaylıkla işlenebilmesi mümkündür. Şüphesiz
çeşitli malzeme için çeşitli sıcaklıklara ihtiyaç vardır. Bu sıcakhklar genelikle 93 °C den 410°C e kadar değişmektedir. Ekstru­
der (budinöz) deposuna doldurulan termoplâstik reçinenin tane büjüMüğiı ile sıcaklığm uniform, rutubetin ise az olması, imâl edilen
eşyanm tam istenilen ölçülerde ve iyi bir yüzey düzgünlüğünde elde
edilebilmesi için çok lüzumludur. Bazı malzemenin, meselâ sellüloz
esaslı oîanlarm, çekme işlemine tâbi tutulmazdan önce, kurutulma­
ları gerekmektedir. Eğer ön ısıtma yapılacak olursa (bu iş için dielektrik usul veya sıcak havadan istifade edilebilir) istihsal nispeti
çoğalmaktadır. Farklı termoplâstiklerde, elde edilen mamul parça
boyutlarmm uniform olabilmesi ve optimum imalât nispetlerinin
temin edilebilmesi için, sonsuz vida uzunluğunun hatvesintn ve diş
yüksekliğinin, farklı olarak yapılması lâzmı gelmektedir. Meselâ
polivinil klorid, selüloz asetat ve akrilik esaslı reçineler için mutlak
olarak farklı ölçülerde vidalar yapılmalıdır. Diğer taraftan kalıp
imalinde de plâstik cinsine dikkat etmek ve farklı plâstikler için
farklı kalıplar kullanmak gerekmektedir.
(Şekil: 2)
Çekme işleminde ktıîlaBıîlaîi tecMxat :
Çekme makineleri, (ekstmder veya budinöz) umumiyetle 50 mm.
den 120 mm. ye kadar değişen bir vida çapmda yapılmaktadır. Ajmca
200 mm. veya daha büyük çaptaki sonsuz bir vidaya ş ^ i p çekme ma­
kineleri de- mevcut bulunmaktadır. Bir çekme makinesi, ^ z u edildiği
şekilde .ısıtılabilen ve. ^oğutulabilen bir silindire malikti^ Şilindir
içinde dönen bu seüBug vdda,-^.^erpemn. uniform bir ,§ekiMe yumu-
şaiTias'inı ve malzemenin kalıp deliğine sevk edilmesini sağlar. Umu­
miyetle devreye giriş yavaş olmalıdır. Bu maksatla, sistemin tahrik
edilmesinde ayrıca îıız ayarlayıcısı demlen bir düzen kullanılmakta­
dır. Bu düzen mekanik olabildiği gibi, doğru akım-alternatif akım
motor - jeneratör düzeni şeklinde de olabilir. Bununla beraber ikin­
ci düzen oldukça pahalıdır. Silindirin ısıtılmasında buhar, yağ veya
elektrik kullanılabilir. Ayrıca ısıtma ameliyesinin hassas olarak konrol edilmeside lâzımdır. Isıtma işleminde, bilhassa son zamanlarda,
siJokon sıvısından da bÜ3rak ölçüde istifade edilmektedir.
Silindir 3mvası sert ve korozyona mukavim bir alaşımdan yapı­
lır. Silindirlerin ön kısmının yapılış tarzı kalıp tutucularm, kroshedlerin kolayca ve sür'atle bağlanmalarını ve çözülmelerini sağlıyacak
şekilde olmalıdır. Vidaların paslanmaz çelikten yapılması uygundur.
Bazen vida, ekseni boyunca deKnerek ilâve ısıtma veya soğutma terti­
batı yapılır. Vida ve silindir arasmdaki boşluk, plastiğin silindire yapışjnasiîîm önlemek üzere, asgari olmalıdır. Bu boşluğun fazla istih­
sal nispetim, de azaltmaktadır. Vidamn diş derinliği azdır; böyle yapmakla ısıyı az ileten plâstik ile silindirin sıcak cidarlarının azamî
teması temin edilmiş olur.
Bu husus, malzemenin uniform olarak isıtılabilmesi için gerek­
mektedir. Vidanın randımanlı olarak ödevini görebilmesi ise vida
dişlerinin halis açısı ile alâkakdır vida, dişinin hatvesi uzun olduğu
takdirde, malzeme kolaybkîa geriye kayar ve malzeme içinde inkişaf
eden basınç seviyesi düşük olur. Bu sebeple çift sonsuz vida dişlisi
bulunan budinözîer umumiyetle tek vida dişlisi bulunan budinözlere
oranla, daha büyük istihsal sağlamaktadır.
Silindirin önüne çeşitli kalıplar bağlanmak, suretiyle çeşitli eşya
elde edilmektedir..Meselâ >elde olunaiî bir'plâstik tüpüm içine'basınç-'
İl hava üflenirse tüp bir kaç misli genişliyerek pl^fök film yapılır.
Çekme îmkinesiBdea çıkan fiîmİB sevk -edilm^iBde -sevk edici rulO'lordan iMifade edilir ^ ve film bir makaraya saacito.
Bir tel veya kablonun çekme makinesinde izolasyonu için kroshedîer kullanılır. Kroshedler 9 0 v e y a 45^ ve 30° açılarla bağlanmak­
tadır. Tel veya kablo kroshed'in arkasından girer ve içinden geçerek
plâstikle kaplanmış bir şekilde meydana çıkar. Bu işlem esnasında
malzemenin yukarı ve aşağı verilebilmesi için kazboynu bağlantıla­
rından faydalanılmaktadır.
^
Yardımcı teçhizat, nakletme mekanizmaları ile soğutma terti­
batları ve kesme vasıtalarıdır. Nakil işinde hızları ayarlanabilen konr
veyörler, kabestanlar, veya muhtelif rulolar kullanılır. Soğutma işi,
için, soğutulmuş hava, içinde sıcaklığı kontrol edilen sıvı bulunan
depolar, sıvı püskürtücüleri v.s, tatbik edilir. Yarı otomatik veya
otomatik kesme vasıtaları muayyen boylarda kesme yapmak üzere
mekanizma^ üstüne yerleştirilebilir.
Çekme ile alâkalı olarak plâstik iplik imah oldukça önemli
bir yer tutar. Burada bir sıvı, çok ufak bir delik içinden ve tek bir
iplikçik elde etmek üzere tazyikle sevk edilir. Birçok iplikçik elde
etmek için de ufak deliklerden ibaret bir grup kullanılır.
Keienderaj işlemi de çekme ile alâkalıdu\ Bu metodla ince lev­
ha veya film elde etmek imkânı vardır. Uygun bünyeli bir plâstik
karışım, karıştırıcılar, sıcak hamur silindirleri veya bamburi maki-
ye fi^t>mp«r
(Şekü: 3)
— 31
Balarında iyice karıştırılıp mütecanis ve yumuşak bir şekil eljde
edildikten sonra, silindirleri ısıtılan kalenderaj makinasma sevk edi­
lir. Yarı sıvı haldeki malzeme silindirler arasındaki boşluktan geçer
ve bu boşluk kalınlığında bir levha halini alacak şekilde ezilir. Si­
lindirlerin arasmdan çıkan ince levhalar bir konveyör vasıtasiyle
nakledilir. Polivinil krorid'in uygun bir karışım temin edildikten
sonra, kalenderaj metoduyla ince levha halinde imâl edilmesi çok
iyi netice vermektedir.
Flâstik levhaların şekillendirilmesi metoda t
Bu metotta kullanılan malzeme, plâstik levha stoklarıdır. Şe­
killendirilme için levhalar önce ısıtılmak suretiyle yumuşatılır ve
sonra vakum vasıtasiyle kalıbm havası boşaltılarak kalıplanır. Çe­
şitli kutuların, bazı tıbbî modellerin, reklâm teşhir panolarmm, bazı
dekoratif eşyanm bu usulle imalâtı son senelerde gitikçe yayılmak­
tadır. Çünkü bu usulüldeki şekillendirme tatbikatı, oldukça ko­
laydır.
BASÎNÇSÎZ SOfiUK K A L ı P L A M A :
Termoform bir toz ve bir katılaştırıcısmdan teşekkül etmekte­
dir. Bu madde olduğu gibi veya cam elyafı ile beraber kalıplara dökülebiltr.
Katılaştırıcı, karıştırma ameliyesi esnasında toza yavaş yavaş
ilâve edilir. Bu ameliye haddelenmek, ezilmek ve emülsiyonların
vücuda gelmesine mani olunarak yapılır. Karıştırma sonunda mütecenis ve pürüzsüz bir hamur elde edilir. Karıştırma 15r20 dakika
sürer ve akışkanlığm arttığı anlaşılmca durdurulur. Akışkanlığın
arttırılması elektrikli bir vibrator vasıtasıyla da yapılabilir.
Katılaşma tedricidir, süresi etrafın ısı derecesine göre değişir,
meselâ 20 derece ısıda 15 saatten evvel, 5 derecelik ısıda ise 3 günde
tamamlanır, katılaşmayı çabuklaştırmak için ısının 25 derecesinin üs-4üne çıkartılmaması tavsiye edilir, italıplara dökülme esnasmda ve-
ya kalıplara döküldükten sonra hava kabarcıklarının teşekkülünü
önlemek için vibrator kullanılması şayanı tavsiyedir.
Kalıp herhangi bir maddeden olabilir. Eğer kalıp su geçirmez
yahut paslanmaz bir maddeden değilse, onu plâstik maddelerden
vernikleme yağlama veya cilalama suretiyle tecrit etmek gerekir.
Kalıptan çıkarmayı kolaylaştıran maddeler arasında vernik, gomalak
veya ticarî sellülozikler ile kaplama ve plâstik filmler sayılabilir.
Özellikle, şekü verici kahplarda hava giriş ve çıkış deliklerinin tı­
kanmaması için her nevi çivi, iğne, piramit kesitli küçük sopalar
kullandır.
Lüzumu halinde, kalıplama esnasmda istenilen yerlere madeni
tüpler koyularak ısıtma veya soğutma kanalları açık tutulabilir. Bu
tüplerin üzerine bir boya veya kalın ve sıcağa dayanıklı bir vernik
sürülür. Tüpler imkân nisbetinde satıhlardan muntazam bir mesafe­
de olmalıdır. Bununla beraber bu kanallarm altmda 15 veya 20 mm.
den aşağı olmayan bir kalınlık payı bırakılmalıdır.
Döküm metodu:
Isıtılarak yumuşatılan plâstiği istenilen eşyanm kalıplarına dö­
kerek şekillendirmedir. Bu metodda sertleştirme, kullanılan plâsti­
ğin kimyasal bileşimine uygun olarak soğutma, tekrar ısıtma veya
bir kimyevî madde ile muamele gibi işlemle çok kolaylıkla yapıla­
bilmektedir.
Daldirma ve emdirme metodu :
Buna kaplama metodu da denilmektedir. Ba metotta plâstik, ön­
ce bir çözücü veya çözücüler karşımmda ve uygun bir kesafette çö­
zülür. Çözümden sonra kumaş, karton, kâğıt vs. gibi maddeler ya
doğrudan doğruya veya kısmî olarak bu mahlûle daldırılır veya
mahlûUe sıvanır. Bilühare mahlûl emdirilmiş olan madde ya ken­
di halinde veya ısı tatbikî ile kurutulur. Bu esnada yüzey, ka­
lıplar veya dönen silindirlerle eşya üzerine de istenilen desenler
verilir.
Kâğıt, karton, kumaş v.s. gibi madenlerin tek yüzüne bu usul ile
yapılan tatbikata sıvama (lamination) metodu da denir. Bu plâstik
mahlûl ayrıca özel lâk olarak da uygun formüllerde hazırlanıp fırça
ve püskürtme suretiyle kullanılması da mümkündür.
Dönerek Kahplama metodu :
Bu tip kalıplamada ham madde, tamamiyle kapalı kalıplar içine
konduktan sonra ısıtılır ve bir fırın içersinde yatık ve d!ik olarak
döndürülmek suretiyle bir işleme tabi tutulur. Bu suretle plâstik
madde, kullanılan kalıbın iç cidarı üzerinde istenilen şekil aldıktan
sonra soğutulur ve madde kalıptan çıkarılır.
Bu şekildeki bir kalıplama daha çok küçük büyük oyuncaklar,
bebekler, toplar, mutfak eşyaları gibi harcıalem malların imalinde
kullanılmaktadır. Zira, şişirme usulü ile elde edilen mallara nisbet­
le bu metodla, daha kaliteli ve daha ucuz istihsal yapılabilmektedir.
Kalıpların soğutulması ;
Dönerek kalıplama usulünde, imalât devresini kısaltmak su­
retiyle zararsız bir gaz kullanmak esasına dayanan yeni bir soğutma
metodu, defarmasyonu azalmakta ve mamulün mukavemetini arttır­
maktadır. Bu metod, kalıplama cihazmm ısıtma ve soğutma devre­
leri esnasında kalıbın içine rotasyonla zararsız bir gaz ve soğutucu
eleman sokmak ve tahliye etmekten ibarettir. U.S. Industrial Chemicals'a göre bu metod özellikle yüksek ısı dereceleri isteyen mad­
deler imalâtında faydalı olmalıdır. (Meselâ yapışkanlık dierecesi az
ince polietilenin rotosyonla kalıplanması gibi).
EjTİstalli Polimerlerde, kristalleşme oram soğutma oranına bağ­
lıdır. Soğutmadaki sür'at sayesinde, yeni metod, kalıplanan parça­
nm kristal nisbetini azaltır buna mukabil mukavemeti artırır.
İşlem şöyle cereyan eder:
— Isıtma esnasında, kalıp içine zararsız bir gaz (Azot veya gaz
karbonik) verilir.
— Oksijeni! atmak ve kalıplanan parçanın oksidasyon sonucu
bozulmasmı önlemek için, bir pompa vasıtasiyle kalıba yeteri kadar
gaz verilir.
— îşlem safhasına geldiği zaman, gaz akımı durdurulur ve ka­
lıbın içine taze hava verilir.
— Daha sonra, imâl edilen parçaca içten itibaren daha iyi so­
ğutmak için rutubetli hava ile su gönderilir.
>— Parçanın iç yüzü soğumaya başlayınca, işlemi hızlandırmak
için biraz su ilâve edilir.
— Parça tamamiyle soğuynncaya kadar, su miktarı yavaş yavaş
arttırılır.
Daha muntazam ve basit olan bu soğutma usulü kalıbın içinden
dışına kadar, deformasyon tehlikesini önler ve işlemi hızlandırır.
Dl5i3i en
Su HaTa Sarar 8 1 :ıı
Dtoan
rakor
(Şekil: 4)
GALYAHOPJLASTÎ M E T O D U ÎLE
KMAF İMAlA :
Galvanoform usulü ile kalıp imali eski ananevi metodiarın ye­
rine henüz geçecek durumda değildir. Galvanoplâsti metodu kalıp
ve âlet desinatörlerine az da olsa yeni imkânlar vermiştir.
Bu cümleden ohnak üzere, modelciler şimdiye kadar yapılması
çok zor olan karışık şekillerin kalıp haline getirümesi için yeni sa­
halar bulmuşlardır.
Galvanoplâsti metodu ile elde edilen kalıplar sert ve sağlam
olup aşınmaya ve bozulmaya karşı son derece mukavemetlidir; ima­
lât Elektro - Kimya yoluyla yapıldığı takdirde nikel tabakası 45 Re
veya daha fazla olur. Bu birinci kalın tabaka üzerine galvanik yolla
mm2 de 60/70 Kg. mukavemeti olan bir çeliğin sertliğine eşit sert­
liği olan sert bir bakır tabakası konulur.
Bu işlem sayesinde, kalıpiarm aşmma mukavemeti azamî haddi­
ne çıkarılmış olur. Bu metodla elde edilen kalıpların birçoğu bir
milyona yakın enjeksiyon ameliyasine dayanıklıdır.
Galvanoplâstik kalıplar termoplâstik maddelerin enjeksiyonla
kalıplanmasmda kullanılabilir. Sıcakta sertleşen maddelerde ise, is­
ter kompresyonla kalıplama, ister transfer'le kalıplamada olsun,
kalıpiarm arzettiği imkânların önceden etüd edilmesi lüzumludur ve
bu imkânlar bir hayh geniştir. Galvanoform kalıplar şişirme meto­
du ile yapılan imalâtta gitgide daha fazla kullanılmağa başlanmış­
tır.
Dişli çarklar, spiral parçalar, konik dişliler, duy ve kabartma
harfli derecelendirme cetvelleri ile ilgili kalıpiarm imali için, pozi­
tif bir model yapılması, bir çelik bloku içine yapılan negatif bir gra­
vürden çok daha basit ve çok daha ekonomiktir. Bu metodla, sıcak­
ta yapılan işlemlerin tevlit ettiği deformasyon tehlikelerinin önüne
geçilmiş olur.
—
_
ULTRA - SES BALGALAEÎ ÎOLE KALÎP ÎMALî :
Ültra-Ses dalgaları ile kalıp yapan bu cihazlar, Ültra-ses dal­
gaları neşreden bir jeneratör ve bir makineden müteşekkildir. Bu
makine klâsik delici makineleri andırır.
Cihazı çalıştırmakta kullanılan elektronik jeneratörler 20,000
period ile işlerler. Güç, işlenecek maddelere göre değişmektedir. Baş­
lıca 3 model vardır: U 200/U 1100 ve U 1.750.
Ultra - ses dalgaları ile kalıp imali Ültra-ses titreşimlerinden
faydalanma esasına dayanır. Çalışılacak parçanın üstüne cihaz yer­
leştirilir ve yüksek bir frekansta (20000 period civarında) titreşim
tatbik edilir. Sıvı içinde bulunan bir abrazif aşınmaya başlayan par­
ça üzerine dökülür. Harek&tî gözle takip edilemeyen cihaz hafif ve
devamlı bir basmcm tesiriyle parçan:n içine girer.
Aletin titreşim hareketleri Ültra-ses dalgalan neşreden bir je­
neratör tarafmdan vücuda getirilir. Ültra-ses dalgalanndaki elektrik
enerjisi, bir manjretik alana tabi tutulduğu zaman büzülen manyetoStriktif bir dönüştürücü vasıtasıyla mekanik enerjiye çevrilir. Bu
titreşimler bir amplifikatöre intikal eder.
Cihaz hareket etmediği ve ayrılma titreşimle olduğu için bu
usulle çok karışık şekiller (yuvarlak, kare, dikdörtgen, üçgen, oval,
yıldız) meydana getirmek mümkün olur.
Bu şekillerin mutad klâsik usullerle gerçekleştirilmeleri büyük
el emeğini gerektirir, doiayisiyle imali zordur hatta imkânsızdır.
ultra - ses dalgaları ile kalıp imali, Ültra-ses titreşimlerinden
jermanyon, ferrit, karbür, grafit, kıymetli ve sentetik taş­
lar gibi sert maddeler için özellikle elverişlidir. Çalışma sür'ati
işlenecek taşın mahiyetine, kazınacak maddenin hacmine, cihazın
gücüne ve abrazifin granümetri'sine bağlı olarak değişmektedir.
İşleme sür'ati, yapılacak şekle değil fakat kazınacak olan madde­
nin hacmine bağlıdır. Btmdan dolayı, mümkün oldukça, daha zayıf
bir alana tatbik edilmesi sebebiyle daha çabuk nüfuz eden içi oyuk
aletler kullanmak yerinde olur.
Genellikle, klâsik usullerle birkaç saat sürecek
usulle birkaç dakika içinde halledilm-ektedir.
olan işler bu
Üstra-ses dalgaları ile işlemenin avantajlı, üzerinde çalışılan mad­
delerin deformasyonunu ve mevziî ısınmasını mucip olmamasıdır.
Böylece bu maddeler kimyevî ve fizikî değişildiklere uğramazlar.
Ultra-ses dalgaları ile işlemenin mükemmelliği kullanılan abrazif tanelerine bağlıdır. Mükemmel bir netice almak için bazen iki
işlem yapmak zarureti hasıl olur. Birinci işlemde 1/10 mm.'lik çok
küçük bir aletle delme yapılır, ikinci işlemde ise istenilen ölçülere
uygun bir aletle birlikte çok ince bir abrazif kullanılır. İkinci aletle
yapılacak delme işlemd, kazınacak çok az madde kalacağı için kısa
sürecektir. Bu suretle 10 mikronluk bir hassasiyete erişmek müm­
kün olur.
ISTANBUL PLÂSTİK SANAYİİ ARAŞTIRMASI
Plâstik ham maddeleri ve bu maddelerin işleniş usullerini özet
olarak belirttikten sonra bu konuda yeteri bilgiye sahip olabilmek
için bu iş kolunda çalışan büyük ve küçük işletmelerin problemleri­
ni araştırmak zorunluluğu vardır. Bu sebepten dolayı Odamız Sanayi
Şubesi şehrimizde bu madde ile iştigâl eden çeşitli firmalarla temas­
ta bulunmuş ve plâstik sanayiinin şimdiki ve gelecekteki problemle­
ri üzerinde bir araştırma yapmıştır.
Araştırma için İstanburun muhtelif semtlerine dağılmış firma­
lardan 400'ü Şube personeli tarafmdan bizzat ziyaret edilmiş ve ev­
velce hazırlanmış ve muhtelif soruları ihtiva eden anket formülleri,
firma sahipleri ile görüşülerek cevaplandırılmıştır.
Hiç şüphesiz yapılan bu anketin neticeleri değerlendirilirken,
uzun ve geniş tahlillerden kaçmılmış, sadece tesbit edilen problem­
lerin özlü olarak ele almmasma çaba gösterilmiştir.
Araştırma İstanbul piyasasmda bulunan
gruba ayırmak suretiyle yapılmıştır:
plâstikcileri iki
ana
Adet
1 — İstanbul Ticaret Odası Sanayi Şubesine
kayıtlı plâstikciler
200
2 — İstanbul Sanayi Odasma kayıtlı plâs­
tikciler.
200
400 firmaya anket formülerlerinin doldurulması için gidildiği za­
man şu sebeplerden dolayı 100 firmadan :
60 Firma; Her sene kendilerine İstatistik Genel Müdürlüğünün
ve Ticaret Odalan, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğinin
ve diğer hususî araştırma bürolarmm anketler yoUadığmı fakat bun­
lardan müsbet bir netice almamadığmı ileri sürerek bu tip çalışmalarm kendileri için bir îaydsi sağlamadığmı belirtmiş ve anketimi­
ze cevap vermekten imtina etnüşlerdir.
23 firmanm ise gerekli sorumlusu o sırada iş yerinde bulunma­
mıştır. U^ta ve işçiler de, sorulara cevap vermeği yetkileri ve bilgir
leri dışmda bulmuşlar ve sualleri cevaplandırmışlardır.
17 Firmanm da işyerlerini nakletmiş veya işlerini terketmiş ve
yeni adreslerini de Odalara büdirmennş olduklarmdan suallere cevap
almak mümkün olamamıştır.
Cevap veren firmaların hukukî durumlarma göre tasnif edilme­
leri sonucu da şöyle bir tablo meydana gelmiştir:
TABLO — I
Teşebbüsün hukukî Durumu
Ferdî işletme
Komandit Şirket
KoUektif
y>
Anonim
»
Limited
»
Adi ortaklık
Adet
İştirak yüzdesi
234
2
51
5
6
2
78
0,67
17
1,66
2,—
0,67
300
100,—
Görülüyor ki, istanbul piyasasında faaliyette bulunan firmalann % 78'i ferdi işletme halinde ve sadece % 1,66 sı ise Anonim Şir­
ket hususiyetine sahip bulunmaktadır. Diğer taraftan bu işletmele­
rin % 17 nisbetini de koUektif Şirketler teşkil etmektedir.
Araştırmaya cevap veren plâstikcilerin İstanbtd
piyasasındaki
bölgesel dağılışları' ise Tablo 2 de gösterildiği gibidir:
TABLO — 2
Ticaret Odası Sanayi
Şubesine kayıtlı olan
firma sayısı
Eminönü İlçesi
Mercan
Mahmutpaşa
Yeşildirek
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
56
T
7
2
10
2-
Küçükpazar
5
Cağaloğlu
6
5
Tahtakale
16
14
Sirkeci
2
Vefa
6
3
Marpuççular
1
Rızapaşa
2
Fincancılar
1
Çakmakçılar
1
Uzunçarşı
5
Sultanhamam
6
Süleymaniye
7
Bahçekapı
2
Gedikpaşa
Toplam
111
58
Ticaret Odasma
kayıth olan
firma sayısı
Fetih İlçesi
Aksaray
Malta
Balat
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
8
2
1
2
1
Edirnekapı
Kocamustafapaşa
Fmdıkzade
LâleU
Şehremini
Topkapı
8
Toplam
22
Ticaret Odasına
kayıth olan
firma sayısı
Şişli İlçesi
Mecidiyeköy
Pangaltı
Feriköy
ŞişH
1
1
1
6
2
3
3
2
Kurtuluş
JBomonti
Hürriyet abidesi
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
1
4
1
7
1
Toplam
10
Ticaret Odasma
kajntli olan
firma sayısı
Eyüp İlçesi
Eami
14
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
1
1
Sağmacılar
Silâhtarağa
1
Toplam
Ticaret Odasına
ka3n.tlı olan
firma sayısı
Beyoğlu İlçesi
Galatasaray
8
Yenişehir
7
Karaköy
Kasımpaşa
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
14
12
3
8
Dolapdere
10
Taksim
2
Toplam
32
34
Beşiktaş İlçesi
Ticaret Odasına
kayıth olan
firma sayısı
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
Kadıköy İlçesi
Ticaret Odasına
kayıtlı olan
firmıa sayısı
Sanayi Odasma
kayıtlı olan
firma sayısı
Istanbul îline bağlı ilçelerdeki firma saydarmnı Toplamı ise Tab­
lo 3 de gösterilmiştir. Bu tablodan anlaşılacağı üzere îstanbulda plâs­
tik sana3rü ile iştigâl eden en fazla firma sayısı Eminönü ilçesinsde,
en az firma sayısı ise Kadıköy ilçesinde bulunmaktadır.
TABIJO — 3
İlçeler
Eminönü
Ticaret Odasına
kayıtlı olan
firma sayısı
Sanayi Odasına
firma sayısı
kayıtlı olan
Her İM Odaya
kayıtlı firma
sayısı
111
58
=
169
Fatih
22
9
=
31
Şişli
10
14
=
24
4
3
=
7
Beyoğlu
32
34
=
66
Beşiktaş
2
—
=
2
Kadıköy
1
—
=
1
Toplam ... 182
118
=
300
Eyüp
Firmaların ilçelere bölünme oram ise Tablo 4 de gösterilmekte­
dir. Bu tabloya göre % 56.34 ile Eminönü ilçesi başta gelmektedir.
Böylelikle plâstik sanayiinin en fazla temerküz ettiği ilçe Eminönü
olmaktadır.
TABLO —'4
ilçeler
Firma sayısı
Şîşli
Eyüp
Beyoğlu
Beşiktaş
Kadıköy
Eminönü
Fatih
Yüzde oranı
24
7
66
2
1
169
31
8.00
2.33
22.00
0.67
0.33
56.34
10.33
300
100.00
Tablo 4 de görüldüğü üzere tstanbulda'ki plâstik
dağılışmı başlıca iki ilçede toplamak mümkündür:
1 — Eminönü İlçesi
2 — Beyoğlu »
Toplam
atölyelerinin
% 56,34
% 22
% 78,34
Bu dağılışın nedenleri araştırıldığı zaman küçük işletmelerin
daha ziyade toptancı piyasaya yaklaşmak amacını taşıdıkları görül­
mektedir. Bu firmalar genellikle şahsi işletme hüviyetinde olup 1
numaralı Tabloda açıkladığımız toplam firma sayısının % 78,34 oranmı teşkil etmektedirler.
Küçük işletmeler sermaye ve malî imkânsızlıklar sebebiyle top­
tancı piyasasında ayrıca satış yerleri bulunduramadıklarından, umu­
miyetle imalâthanelerini bu piyasalara yaklaştırmayı daha faydalı
görmektedirler.
Meselâ, Beyoğlu İlçesinde bilhassa Galata Perşembe pazarı mmtıkasmdaki plâstik atölyelerinin mevcut olması yukarıda açıkladığı­
mız sebeplerden ileri gelmekte ve bu imaltâhaneler plâstik madde­
sini işüyen veya plâstiği yardımcı madde olarak kullanan diğer iş
kolları ile temas halinde bulunmaktadırlar.
Plâstik İşletmelerînin Çalışma Şartlan
Plâstik işletmelerinin yönetici veya sommlnlan ile yapılan gö­
rüşmelerde;
1 — Atölyeler arasındaki işçi kaymalarmm ne derecede olduğu
ve bu iş kolunun kalifiye işçiye olan ihtiyacı,
2 — Bu sahaya yatırım yapmış iş veren smıfmın diğer iş kolları
ile irtibatının olup olmadığmm tesbit edilmesi
gibi hususlar önce­
likle anket konusu olarak düşünülmüştür.
Bu görüşmelerden alman sonuçlar ise 5 ve 6 numaralı tabloda
görülmektedir.
TABıLO — 5
Rrma
Adedi
Toplama oranı
(yüzde olarak)
Yalnız plâstik işi ile meşgul
olan
firmalar.
2TS
% 92.67
13
% 4.33
9
300
% 3
100.00
Plâstik işlerinin haricinde
başka işlerde uğraşan firmalar.
Yapılan görüşmelerde bu suale cevap
vermekten kaçman firmalar.
5 Numaralı tablodan anlaşılacağı gibi: Araştırmaya cevap ve­
ren firmaların % 92.67 si yalnız plâstik iş kolunda çahşmakta ve plâsr
tik işi ile iştigâl etmek suretiyle yeterli bir piyasa yaratılabileceğini
kabul etmektedirler. Buna mukabil tablo 5 de mevcut olan % 4.33 ü
ise sahib bulundukları başka bir iş koluna ilâveten plâstik
işini de
ilâve etmeyi faydalı bulanlardır ki bunlarm sayısı 13 olarak tesbit
edilmiştir.
Çalıştırılan personelin muhtelif atölyeler arasındaki kaymalara
ile kalifiye işçi ve memurlarm dıurumlarmı tesbit edebilmek için so­
rulan suallere ahnan cevaplar 6 numaralı tabloda görülmektedir.
PLASTIK
USTA
İŞLETMELEEÎNİN
:
PERSONEL
TABLO —
Daimi çalışan
Araştırmaya
iştirak eden
firma sayısı
ustaların durumu
Daimî usta
çalıştıran
firma sayısı
D U R U M U
6
:
Daimiî usta
çalıştırmıyan
firma sayısı
Daimi çalışan
usta sayısı
300
—
99
=
201
223
MUVAKKAT ÇALIŞAN USTALARIN BURUMU :
Araştırmaya Muvakkat usta
Muvakkat usta
Muvakkat çalışan?
iştirak eden çalıştıran
çalıştırmıyan
usta sayısı
firma sayısı firma sayısı
firma sayısı
300
—
21
=
279
ÇIRAK:
Daimî çalışan çırakların durumu :
Araştırmaya Daimî çırak
Daimî çırak
iştirak eden çalıştıran
çalıştırmıyan
firma sayısı firma sayısı
firma sayısı
22
Daimî çalışan
çırak sayısı
300
—
213
3=
87
886
MUVAKKAT ÇALIŞAN ÇIRAÎCLARÎN DURUMU :
Araştırmaya Muvakkat çırak Muvakkat çırak
iştirak eden çahştıran
çalıştırmıyan
Muvakkat çalışanı
firma sayısı firma sayısı
firma sayısı
çırak sayısı
300
^
87
=
213
579
M E M U R :
Daimî çalışan
Araştırma3/a
iştirak eden
firma sayısı
memurlarm durumu :
Daimî memur
Daimî memur
çalıştıran
çalıştırmıyan
firma sayısı
firma sayısı
300
_
MUVAKKAT
Araştırmaya
iştirâk eden
firma sayısı
43
=
257
84
ÇALIŞAN MEMURLARIN DURUMU:
Muvakkat meMuvakkat memur çalıştıran
mur çalıştırmıMuvakkat çaiışam
firma sayısı
yan firma sayısı
memur sayısı
300
—
10
290
Daimî çalışan
memur sayısı
22
6 Numaralı tablodan anlaşılacağı üzere devamlı ve muvakkat
usta kullanmadan da çalışan işletmeler mevcut bulımmaktadır.
Anket esnasmda ve alman sonuçlara göre 87 işletmede çırak
olarak çalışan 579 işçi atölyeler arasmda devamlı bir hareket halin­
de bulunmakta ve sık sık iş yerlerini değiştirmektedir.
Bu hareketlerin sebeblerini şu şekilde sıralamak mümkündür.
1 — Vasıfsız olarak işe başlıyan çırakların kısa bir süre sonunda
işi öğrenmeleri ve bunun sonucu olarak yüksek ücret istemeleri,
2 — Atölyelerde işletme ve imalât suiarının
olarak kullanılmaları,
naklinde vasıta
3 — Çalışma şartlarının ağır olmasına mukabil, işi öğreniminin
ve işin yapılmasmm basitliği yüzünden genellikle ücretlerin düşük
olması,
4 — Yerli enjeksiyon makinalarınm imalinde sağlanan gelişme
ve dolayısıyla fiatlarınm ucuz olması böylelikle bu iş kolımda çırak
ve usta olarak çalışanlarm az bir sermaye ile müstakil bir işletme
tesis edebilmeleri.
Memur olarak nitelenen personel ise daha ziyade büyük serma­
yeli şirkethalindeki firmalarda istilıdam edilmekte ithalât ve
banka muamelerinin takibi ile muhasebe gibi görevleri ifa etmekte­
dirler.
6 Numaralı tablodan da anlaşılacağı gibi araştırmaya esas alı­
nan 300 firmadan ancak 33 tanesi bu nitelikte olmak üzere 106 me­
mur kullanmaktadır. Buntmla beraber araştırmaya dahil edilen ve
memur çalıştıran bu 53 firmadan yalnız 1 tanesinde 31 memur bu­
lunmaktadır. Böylelikle geriye kalan 52 firmada yalnızca 75 memur
istihdam edilmektedir ki, firma basma ortalama olarak düşen memur
:sayısı 2 den daha az olmaktadır.
Diğer taraftan plâstik sanayiinin bugünkü durumu hakkmda
sıhhatli bir bilgiye sahip olabilmek için mevcut işletmelerin makine
kapasitelerine göre ham madde ihtiyaç miktarının bilinmesi gerek­
mektedir. Bunun için de İstanbul Ticaret Odası Sanayi Şubesinin kakıtlarmdan istifade edilerek 7 numaralı tablo meydana getirilmiştir.
Bu tabloyu tanzim edebilmek için günde 8 saat ve bîr yılda 300 iş
günü çalıştığı kabul edilen 200 plâstik işletmesi esas alınmıştır. Ve
bunlarm makine kapasitelerine göre 1966 yıh ham madde ihtiyaç­
ları tesbit edilmiştir.
TABLO — 7
İşletmelerin ihtiyaç
duydukları ham madde
Miktar (Birim)
Polietilen
5.783.978
Polistren
2.087.806
PVC. Granule
1.494.830
PVC. Toz
9698
Selüloz asetat
153.920
Bakalit ve tozu
102.398
Antişok
60.275
Muh. Termo plâstikler
150.970
Polivinil
396.225
Nakro
Poliester
Galalit
Polipropilen
Akrüik
Ürea - Formaldehid
Kg,
40.000
5.453
106.440
18-600
425
21.754
10.432.772
Plâstik kumaş
18000
m.
Pleksiglas
15.227
m2
FİRMALARIN YILLIK İSTİHSALî
Tablo 7 de gösterildiği üzere yalnız İstanbul Ticaret Odası Sa­
nayi Şubesine kayıtlı 200 plâstik atölyesinin günde 8 saat ve senede
300 iş günü esasına göre yapılan makine kapasiteleri 10.432.772 Kg.
olarak tesbit edilmiştir. Buna mukabil yapılan anket esnasmda
firmaların yıllık ortalama istihsallerinin 1.564.027 Kg. olduğu ve bu
istihsal için 13.720 KW. Monofoze, 1.704.294 KW. Trifaze ceryan
sarfettikleri anlaşılmıştır. O halde tablo 8 de gösterilen ve Odalar
Birliğinin 1961 senesi kıstaslarına göre tesbit edilmiş bulunan maki­
neler, kapasitelerinin çok altında çalışmaktadırlar. Bu yargıya şöy­
le bir araştırma sonucunda ulaşılmaktadır.
1965 Yılında Termosettig plâstik olarak Türkiye'ye 5.153.416
Kg. ham madde ithal edilmiş ve buna mukabil 27.798.949,— TL.
ödenmiştir. Bir kilo gram termosettig plâstiğin maliyeti yaklaşık
olarak 5.60 TL. civarındadır. (Tonu 500-600 $) Bu duruma göre 100
ton kapasiteli bir firmaya 50.000 $ tahsis verilmesi icap ederken
5000 $ verilebilmektedir ki bu ihtiyacmm ancak onda biridir. Böy­
lelikle makine kapasiteleri ile fiilî imalât durumları arasında yakla­
şık olarak onda bir nisbetinde bir fark bulunmaktadır. Şöyle ki :
Makina kapasiteleri
10.432.027 Kg.
Fiilî imalât
1.564.027 Kg.
Hiç şüphesiz makin.e kapasiteleri ile fiilî imalât arasındaki farkm esasında şimdikinden çok daha büyük olması icap etmektedir.
Zira Sanayi Odasma kayıtlı firmaların kapasite durumları temin
edilemediği için sadece İstanbul Ticaret Odası Sanayi Şubesine ka­
yıtlı 200 firmanm makine kapasiteleri esas alınmış buna mukabil
fiilî imalât yekûnuna Sanayi Odasına kayıtlı işletmeler de dahil edil­
miştir. Diğer taraftan fiilî imalât esasında meydana gelen fireler de
nazarı itibare alınması düşünülürse de termoplâstik maddelerde fire­
lerin yeniden kullanılması ayrıca farkın yükselmesine sebep olma­
maktadır.
TABLO — 8
Plâstik sektöründe kullanılan
makineler
Makinalarm Cinsi.
^^^^
BUBİNÖZLER:
Tek vida diişli Budinöz
Çift vida dişli
»
142
7
ENJEKTÖRLER ;
Dik enjektör
(Motorlu)
3
Dik enjektör
(Küçük )
423
Dik enjektör
(Büyük )
142
Yatay enjektör (Yarı otomatik hidrolik)
Yatay enjektör (Yarı otomatik)
Yatay enjektör
21
4
4
PRESLER :
El presi
55
Hidrolik pres
10
Vakum presi
3
Otomatik hidrolik pres
5
KESME MAKtNALARI ı
Delik delme makinaları
61
PLÂSTIK
ATÖLYELEEÎNÎN
YATıMıM
K U R U L U Ş SENELERI
ÎLE
SERMAYELERI
İstanbıılda ilk plâstik atelyesi 1929 senesinde galalit ve bakalit­
ten ağızlık, teşbih v,s. mallar imâl etmek üzerine kurulmuştur.
1929 dan 1950 Yılına kadar fazla bir gelişme göstermiyen bu iş
kolu, bilhassa son on sene içersinde işlenmesi kolay olan ham mad­
delerin bulunması ve plâstiğin birçok sahalarda madenî eşya ile tah­
ta sanayiine karşı rekabete girmesi sonucunda önemli oranda geliş­
me kaydetmiştir. Diğer taraftan bu gelişmeye muvazi olarak işletme­
lere tahsis edilen yatırım sermayeleri çoğalmış ve büyük sermayeli
işletmeler kısa zamanda ve sür'atle artış göstermiş, yeni yatırımlarm yapılmasına vesile teşkil etmiştir.
9 ve 10 Numaralı tablolar geçmiş senelerde kurulan fiırma adet­
leri ile bu iş koluna yapılan yatırımların mukayeselerini göstermek­
tedir.
TABLO — 9
Kurulan firma
adedi
1929 ile 1965 seneleri
% leri
1929 - 1950
26
% 8,67
1950 - 1955
37
1055 - 1960
116
% 38,67
1960 - 1965
121
% 40,33
Seneler
300
'
% 12,33
100,00
TABLO — 10
YATIEÎSİ SERMAYELERİ
Kuruluş Seneleri :
1929 - 1940
1941
1942
1943
1944
1945
1946
1947
1948
1949
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959
1960
1961
1962
1963
1964
1965
Firmaların toplam
Sermayeleri (Bin) TL
170,—
125 —
507 —
75,20 —
200 —
•—
Firma adedi
2
2
6
1
1
2
—
585 —
4
—
—
449,—
630,—
1.365 —
180,—
3
5.976,—
1.040,—
795,—
580,—
2.580,—
4.175.4.708,—
4.250,—
3.243,—
7.465,—
6.935,—
3.995,—
4.230,—
8
4
3
8
6
8
12
30
33
17
32
18
22
18
34
26
10 Numaralı tablo 300 firmanın kurulduğu tarihteki sermayeler
nazarı itibare aimmak suretiyle tanzim edilmiştir. Sermaye miktarlarınm tesbiti için istanbul Ticaret Odası Dosya arşivinden faydalanılmıştn.
İMALÂTTA KULLANILAN KALIPLAR
Bilindiği gibi: Plâstik maddelerin imalâtmda günümüzde kulla­
nılan usullerden daldırma, kalenderleme ve kaplama hariç, diğer
usullerde kalıbm rolü çok büyüktür. Bilhassa kalite ve maliyet üze­
rinde önemli rolleri olan kalıplar, plâstik konusunda çalışan firmalarm başlıca problemleri arasında yer almaktadır.
Araştırmamıza esas alman 300 firma ile yapılan anket sonuçlarma göre işletmelerin kullandığı kalıplar yapüışlarma göre tablo 11
de gösterilmiştir.
TABLO — 11
Firma adedi
1 — İmalâtmda kullandığı kalıp­
ları bizzat kendileri yapanlar.
2 — Kahp atölyelerinde yaptıranlar
3 — îthal edenler
4 — Başkalarmdan kiralıyanlar
%
75
214
10
1
25,—
71,34
3,33
0,33
300
100,00
11 Numaralı tabloda görüldüğü üzere işletmelerin % 71,34 dû
kalıplarmı kalıp atölyelerinde imâl ettirmektedir ve bir yılda bu si­
parişleri için takriben 1.800.000,— TL. cîvarmda bir ödemede bulun­
maktadırlar.
Görüldüğü üzere toplam firmaların % 25 i kendi kalıplarmı
bizzat atölyelerinde imâl edebilmektedirler. % 10 oranmdaki firma
ise Montaj Talimatı kapsamma alman elektrik süpürgeleri, Traş ma­
kineleri vs. imalinde kullanılan bazı kalıpları muvakkat kabul yo­
lu ile ithal ederek kullanmakta ve bilâhare de bu kalıpları mahreç
memlekete iade etmektedirler.
Plâstik işkolu piyasasının büyük problemini teşkil eden kalıp­
ların imalindeki güçlükler ile model ve kalıp taklitçiliğinin mevcu­
diyeti piyasaya arzedilecek her hangi bir mamulün büyük hacimde
istihsal edilmesine ve stoklanmasma sebeb olmaktadır. Kalıp imali,
ham madde ve mamul maddelerin stoklanması ise büyük ölçüde ser­
mayeye ihtiyaç göstermektedir.
Bu konudaki başlıca şikâyetler; kahp atölyeleri ile model taklit­
çiliği etrafında toplanmaktadır.
Kalıp atölyelerinin genelhkle el işçiliğinden istifade ederek ça­
lışmaları ve modem makinalardan istifade edememeleri, plâstik iş
kolunu yüksek maliyetli ve kalitesiz kalıplarla çalışmaya mecbur
kılmakta ve fireleri önemli bir ölçüde çoğaltmaktadır.
İş sahipleri, lîaklitciliğe bazı kalıp atölyelerinin sebep olduğu
inancıyla bu mahzuru giderebilmek için, muhtelif parçalardan teşek­
kül eden modellerin her parçasmı ayrı ayrı atölyelerde imâl ettir­
mekte ve bilâhare bu parça kalıpiarm montajı yolunu tercih etmek­
tedirler. Modelleri itibariyle pahalı olan kalıplar ise mamulün gerek
piyasaya arzından sonra ve gerekse imalâtı sırasında yüksek serma­
yeye ihtiyaç gösterdiği için genellikle taklit edilememektedirler.
Bu müşahedelerden, piyasaya arzedilecek herhangi bir mamu­
lün stoklanması ve pazarlama esnasında sağlanacak sür'atin, bu iş
kolunun çalışma prensiplerinin esasını teşkil ettiği sonucuna ulaşıl­
maktadır.
Diğer taraftan küçük plâstik atölyeleri maliyet hesaplarına faz­
la ehemmiyet vermedikleri için piyasada hesapsız bir rekabete se-
bep olmakta ve neticede bazı küçük atölyelerin
meydana gelmektedir.
kapanması olayı
İşletmelerin sahiplerinin durımıu:
Daha önce açıklandığı ve Tablo 1 de gösterildiği gibi gerek fert,
gerekse şirket olarak faaliyette bulunan işletmelerin sahip veya sa­
hipleri, tahsil durumları itibariyle de ankete konu olmuş ve Tablo
12 de gösterilen sonuca ulaşılmıştır.
TABLO — 12
Firma sahip veya sahiplerinin
tahsil dereceleri :
İlk okul
Orta
»
Adet
105
'
102
Meslek okulu
24
Lise
93
Üniversite
69
Görülüyor ki, plâstik iş kolunda firma sahibi olanlardan 207
kişi büyük bir ekseriyet teşkil etmek suretiyle ilk ve orta okul tah­
sili yapmış bulunmaktadırlar. Hiç şüphesiz herhangi bir işin verimli
ve istenilen bir şekilde yürütülebilmesi için umumî kültür ve tecrü­
be yanında teknolojik bilgi ile bu i§ kolunun zorunlu kıldığı bir tah­
silin de bulunması gerekmektedir. Bilhassa plâstik gibi büyük ölçü­
de bir ihtisası icap ettiren iş kolunda^ bilgili bir çalışma plâstik sa­
nayiinin gelişmesi ve bilhassa gelecekteki ilerlemeler için pek lüzum­
ludur.
6 Numaralı tabloda açıklandığı gibi plâstik sanayiinde istihdam
edilen memur adedi olmas.1 lâzım, gelene göre çok azdır. Meselâ 300
firmadan sadece 53 tanesi devamlı ve muvakkat olarak 106 memur
istihdam etmektedir. Bu grubun içinde yalnız bir firmanın 31 memur
istihdam ettiği nazarı itibare almırsa, 52 firmaya isabet eden 75 me­
mur bu sanayiin şimdiki durumu haldcmda yeterh bir bilgi verebi­
lecek niteliktedir. Diğer taraftan 207 kişi bu iş kolunun zorunlu kıl­
dığı herhangi bir yetkili kimseye işletmesinde hiçbir görev vermeden
işlerini bizzat yürütmeye çalışmaktadırlar.
Bilindiği gibi günümüzde :
1 — Plâstik ham maddeleri ithal malıdır,
2 — Plâstik ham maddeleri kimyevî bünyeleri itibariyle çok çe­
şitlidir,
3 — Plâstik ham maddelerinin geniş bir kullanış yeri vardır.
Ham madde temininde karşılaşılan güçlükler, ithalât rejiminin
yakından takip edilmesi ve bu konuda gerekli formalitelerin ikmali
ayrı bir bilgi ve ihtisası icap ettirdiğinden, bu bilgilerle mücehhez
kimselerin bu iş kolundan bulunması kaçınılmaz bir zarurettir.
Tatbikatta bu görevleri yapabilecek bir memur istihdam etmiyen sanayiciler ham maddelerini ithal edebilmek için verilen tah^
sisleri mutemetler vasıtasıyla kullanmaktadırlar.
Hiç şüphesiz mutemetler vasıtasiyle getirilen ihtiyaç maddeleri
pahalıya malolmakta ve böylelikle ham maddelerini bizzat ithal
eden firmalar ile mutemetler vasıtasiyle getiren firmalar arasmda
farklı maliyetler meydana gelmektedir.
Yapılan anket ve Ticaret Odasının Sanayi Şubesi tarafmdan yakmen izlenen plâstik sanayiindeki tatbikatta göstermektedir ki, bil^gisiz çalışmalar semeresiz olmaktadır.
H A M M A D D E TEMINI :
Araştırmaya esas alman 300 firmaya aşağıdaki sual sorulmuştur:
Ham maddelerinizi, ne şekilde tem,in edersiniz?
Bu suali cevaplandıran firm.alardan 209 tanesi plâstik ham
maddelerini toptancıdan, 254 tanesi ise bizz&t ithal ederek temin
ettiklerini bildirmişlerdir.
Alınmış olan cevaplar değerlendirildiği takdirde anormal bir so­
nuç ortaya çıkmaktadır.
Bu sebeb sanayici kotalarmdan alman tahsislerin bir başkasına
satılması ve devri İthalât Yönetmeliği ile yasaklanmış olmasıdır.
Buna mukabil plâstik ham maddelerinin ithali için münhasıran
AÎD fonundan ve 1000,— dolardan aşağı akreditif açılamaması şartı
17 nci kotaya kadar mevcuttu. Fakat 17 nci kota tatbikatında yapı­
lan bir tadilatla 5000,— dolardan az tahsis alanlara akreditif açma
imkânı kaldırılmıştır. Böylelikle 5.000,— dolardan daha az AÎD tah­
sisi alan firmalar tahsislerini birleştirip aralarmdan bir firmayı mu­
temet tayin etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Anlaşmalı memle­
ketlerden temin edilen plâstik ham maddeleri ise rejimin bu aksak­
lığını kısmen gidermektedir.
Bu müşküller karşısında firaıalar tahsislerini başka firmalara
veya mutemetlere devrettikten sonra ham maddelerini toptancılar­
dan temin zorunda kaldığı tahmin edilebilir.
Anket sonucunda plâstik sanayiinde bulunan ve ham maddele­
rini toptancıdan temin eden 209 firmadan 203 adedinin istedikleri
evsafta mal temin edemedikleri ve yeterli hacimde stok yapama­
dıkları, 128 firmanın ise toptancıdan yaptıkları mubayaaları ancak
61-91-121-151-181 günlük vadeli kredilerle temin ettikleri anlaşıl­
mıştır.
128 Firmanın, ancak 61 ilâ 181 günlük vadeli kredilerle ham
madde temin ederek çalıştıklarma göre bu firmalar ithalât yapabil­
mek için gerekli hacimde döner sermayelere sahip bulunmamakta­
dırlar. Diğer taraftan ithalât formalitelerinin ikmaline kadar ve bil­
hassa bankalara AİD tahsisleri için % 10 teminat yatırmak ve enaz
üç ay bu miktarı bloke etmek mecburiyeti döner sermayeye olan ihti­
yacı büyük ölçüde çoğalmaktadır.
Anket sualleri arasında para üıtiyaçlarınm bankalardan temin
edilen kredilerle karşılanıp karşılanmadığı hususunda bulunmakta
idi.
Bu sualleri 300 firmadan 224'ü cevaplandırarak bankalardan
kredi almadıklarını ve bankalarla her hangi bir kredi işi yapmadık­
larını bildirmişlerdir.
Bu cevaplardan da iki değişik anlamın hasıl olması düşünülebilir.
1 — Ya firmalarm kredi ihtiyaçları yoktur,
2 — Veyahutta firmalarm kredi temini için yeterli bilgi ve im­
kânları mevcut değildir.
Modern ekonominin şartları arasında kredi ve kredi müessese­
lerinden de faydalanmak esas olduğuna göre, bu iş kolunun da kredi
ihtiyacı olmadığı elbetteki kolaylıkla düşünülemez. O halde ikinci
şıkda gösterilen husus önem kazanmaktadır ki, genellikle bu firma­
lar bankalardan kredi temin edebilmek için yeterli bilgi ve gerekli
teşebbüslere sahib değillerdir. Genellikle bu firmalar
ihtiyaçları
olan kredileri toptancıdan vadeli ham madde satm almak şeklinde
yorumlamakta ve bu yolu tercih etmektedirler.
FİSMALAEIN İMALÂT ÇEŞİTLEEİ
Mevcut firmalar üzerinde yapılan incelemelerden sonra umu­
miyetle her firmanın piyasa talebine uyarak imalât yapmakta oldu­
ğu anlaşılmıştır. Meselâ düğme imâl eden bir firmanın sipariş veya
piyasa ihtiyacı karşısında kolaylıkla ve meselâ şişe kapağı, tarak, to­
ka ve teşbih imâl edebilmekte ve ancak pek az sayıda işletme sadece
tek tip bir imalât nev'ini devam ettirmektedir.
Bugün için piyasada en geçerli olan imalât nev'inin oyuncakçı­
lık olduğu görülmektedir. 300 Firmanın 157 tanesi devamlı veya
geçici olarak oyuncak imâl etmektedir.
Firmaların imalât nevilerine göre yapılmış bir tasnif tablo 13
de görülmektedir:
IMALÂT
N E V I N E GÖRE: T A S N I F
TABLO : 13
İmalât Nev'i
Elektrik anahtarı
Priz
Buat
Fiş
Kroşe
Zil butonu
Elektrik borusu
Elektrik malzemesi
» düğmesi parçalan
Bidon
Telefon kablosu
Elektrik
Radyo düğmesi
Kol
Ocak düğmeleri
Kalem sapı
Fırça sapı
Muhtelif saplar
Şemsiye sapı
Kulp
Tüp
Kavanoz
Tükenmez kalem
Firma sayısı
3
3
2
2
1
1
5
6
2
10
3
5
2
3
3
5
3
2
3
5
8
3
6
îmalât Nev'i
Fir^^a sayısı
Dolma kalem
2
Emzik
Kalemtraş
Sıhhi tesiısat
Ayakkabı
Sason
Ayakkabı tabanı, vardola
Gözlük çerçevesi
Yaka balinası
Turistik eşya
Labratuar malzemesi
Kırtasiye
»
Sun'i çiçek
5
6
2
5
1
4
10
2
3
10
11
4
Askı
2
Saat camı
1
Harf
Radyo kutusu
Yedek parça
Buz dolabı yedek parçası
Radyo
»
»
Çamaşır makinası
»
Buz dolabı rafları kaplama
Reklâm işleri
Sun'i diş
Sun'i deri
Stor perde
Boncuk
Sun'i inci
Madalyon
Tavla pulu
Okey taşı
Conta
1
2
3
4
2
3
8
1
3
1
2
1
1
3
1
5
imalât Nev'i
Trafik malzemesi
Avize malzemesi
Bardak
Şişe
Kapı dürbünü
Tecrit maddesi
Yoğurt kâsesi
Dondurma külahı
Ayna. çerçevesi
Çamaşır ipi
Klozet kapağ]
Oyuncak
Mutfak eşyası
Düğme
Kutular
Şişe kapakları
Tarak
Toka
Torba-film çekme
Hortum
Teşbih
Ağızlık - Pipo
Firma sayısı
2
1
, 1
6
1
1
1
1
3
2
3
157
52
59
44
36
17
11
24
14
17
13
PLÂSTİK
ÎŞ
KOLUNUN P A Z A R L A M A PROBLEMLERİ
Plâstik iş kolunda, diğer bazı iş kollarında olduğu gibi mevsim­
lik çalışmaların olup olmadığı, bu mevzuda herhangi bir zorlukla
karşılaşıp karşılaşmadıkları öğrenilmek istenmiş ve kendilerine mü­
lakat esnasında bu konuda çeşitli sualler sorulmuştur. Bu suallere
300 firmadan 197 si, senenin her ayında ham madde temin edebil­
dikleri takdirde devamdı iş olduğu, inşaat malzemesi, giyim eşyası,
kırtasiye malzemesi, okul eşyası, torba, hortum, düğme, oyuncak
gibi v.s. imalât ile meşgul 103 firma ise senenin muayyen aylarına
mahsus olmak ü^ere satışlarımn düşmesi yüzünden çahşamadıklan
şeklinde cevaplar vermişlerdir, Diğer taraftan senenin muayyen
aylarında çalışamıyan firmalar ile bütün aylarda çalışan firmalara,
mamul stoklarının olup olmadığı hakkmda sorulan bir soru ise, 200
firma tarafmdan ve sermaye yetersizliği sebebiyle lüzumu kadar
mamul stoku yapamadıkları şeklinde cevaplandırılmıştır.
Bu durum karşısmda, plâstik iş kolunun pazarlama problemleri
incelenirken sermaye müessesesinin bir kere daha ön plâna geçtiği
ve önem kazandığı anlaşılmaktadır.
Bu konuda daha sıhhatli bir karara varabilmek için 300 firma­
ya işletme binasının kendilerine ait olup olmadığı sorulduğu zaman,
269 firmanın kiracı, ancak 31 firmanın mal sahibi oldukları öğre­
nilmiştir.
Böylelikle açıkça anlaşılmaktadır ki, işletme sermayeleri kifa­
yet etmiyen firmalar haklı olarak stok yapma imkânmdan mahrum
bulundukları gibi sabit sermayeye de sahip olmamaktadırlar.
3 Numaralı tabloda belirtiğimiz gibi plâstik iş kolunun en bü­
yük kısmı Eminönü İlçesi ile (% 56,34) Beyoğlu ilçesinin (% 22)
toptancı piyasası etrafında temerküz etmiştir. Her iş kolunun top­
lanmış olduğu bu mıntıkalarda bir iş yeri temin etmek, şehir dışın­
da bir iş yeri temin etmekten muhakkak ki, çok güç ve çok daha
pahalıdır. Halbuki, pazarlama problemlerinin büyük bir kısmı top­
tancı piyasasına yaklaşarak halledilmek istenilmektedir.
Mrmalara satışlarınızı :
1 — Toptancı ile mi?
2 — Perakendeci ile ftü?
3 — Kendiniz imalâthanenizde rhi?
yaparsanız, şeklinde sorulan bir suale gösterilen cevaplar 14 numa­
ralı tabloda yer almaktadır.
tASLO — 14
SATıŞ
Mamul satışlar
Yüzdesi
USULLERI
Perakendeci vaToptancıya satış sıtasiyle satış
Firma adedi
Firina adedi
İmalâthanede
satış
Finsıia adedi
5
10
15
20
25
30
35
*0
45
50
55
60
65
70
75
80
85
—
_
—
1
—
1
—
2
—
34
—
3
2
2
3
5
2
2
4
—
—
_
2
—
2
—
3
—
—
—
—
1
—
1
_
2
20
2
1
3
—
35
—
1
—
—
1
—
1
90
95
100
5
1
130
—
—
3
—
—
76
RK —
Görülüyor ki, önemli sayıda firma devamlı olarak toptancı fir­
ma aracılığı ile mamullerini pazarlamakta veya imalâthanelerinde
müşteri ile direkt temas kurmaktadırlar. Ayrıca perakendecilerin
toptancı aracılığını kabul etmeyerek imalâthanelerden alış veriş yap­
tıkları da tablodan anlaşılmaktadır.
Evvelce belirttiğimiz gibi, araştırmaya esas alman 300 firmadan
234 ünün, yani % 78 inin imalâthanelerinin toptancı piyasası civarmda olması gerçekten firmalara satışta büyük kolaylıklar temin
etmektedir. Buna rağmen, en çok 76 firma, bütün imalâtını toptancı
aracılığı olmadan satabilmektedir. Mamulünün % 100 ünü toptancı­
ya satan veya devreden firma sayısı ise 130 dur.
İmalât programlarını daha ziyade sipariş üzerine plânhyan 215
firma tespit edilmiştir. Bu siparişleri ekseriyetle piyasaya ihtiyaçlarmı daha yakından izleyen toptancı firmalar vermektedir. Geri ka­
lan 85 firma ise kendi hesaplarına çalışmakta fakat ajrrıca sipariş
üzerine de iş kabul etmektedirler.
R E K L Â M :
Anket esnasmda firmalara mamullerini, piyasaya sürerken rek­
lâm ve ambalaj yapıp yapmadıkları, tescilli bir marka kuUamp kul­
lanmadıkları hakkında da bazı sualler sorulmuştur. 15 Numaralı
tablo bu suallere alman cevaplara göre tanzim edilmiştir,
TABLO — 15
Reklâm yapar mısmız?
Evet
Hayır
Firma adedi
Yüzde
44
256
14.67
85.33
300
100.00
Fîrına adedi
Tescil edilmiş markanız
var mı?
Marka tescil ettirmeyi
düşünüyor musunuz?
Mamulleriniz için an~
balâj yapar mısmız?
Evet
Hayır
Evet
Hayır
Evet
Hayır
Yüzde
74
226
24.67
75.33
300
100.00
104
122
46
54
226
100
212
88
70.66
29.34
300
100.00
15 No. lu tablo tetkik edildiği zaman görülmektedir ki, 300 fir­
madan 258 sı reklâma karşı hiç bir ilgi göstermemekte, 226 firmanm
ise, reklâm vasıtasiyle tanıtabilecekleri bir markaları mevcut bulun­
mamaktadır.
Bilindiği üzere reklâmın, müstehlik taleplerinin artmasında çok
büyük rolü vardır. Muhakkak ki, reklâmın yanı sıra kalite, garan­
tili bir marka ve iyi bir ambalajda satış yekûnunu ve müstehlik ta­
leplerini arttırabilmektedir. Fakat modern ticarette reklâm, her­
hangi bir maddeye karşı, geniş bir istek meydana getirerek, sürümü
kolaylaştırır, ve seri imalât metodlarınm uygulanmasını mümkün
kılarak maliyeti düşürür, böylelikle de reklâm yeni taleplerin doğmasmı sağlar.
Diğer iş kollarmda olduğu gibi bu iş kolunda da reklâma ehem­
miyet verilmemesinin nedenleri hiç şüphesiz ki, sermaye hacminin
yetersizliği konusu üzerinde toplanmaktadır.
ÎŞ HACMÎNÎN GENİŞLEME |WIKA.NLAM
300 Firmaya işlerini genişletoek isteyip istemedikleri soruldu­
ğu zaman, bunun ancak imalât çeşitlerinin çoğaltılmakla mümkün
olunacağı, çeşit çoğaltmanın ise, bazı sebeplerden dolayı güç olduğu
cevapları alınmıştır. Bu güçlükler tablo 16 da görülmektedir.
TABLO — 16
FİRMALARIN KALIP TEMİNİNDE KARŞILAŞTIKLARI
GÜÇLÜKLER
O N U
Suale konu
olan firma
sayısı
Halledilmenüş
problemleri Problemleri halolan firma
ledüen firma
sayısı
sayısı
1-Kalıp bulmak (Model)
300
—
135
^
165
2-Kalıp masrafı
300
—
193
3 - Çeşitli ham madde temini 3(K)
—
197
=:
103
4-Teknik bilgi noksanlığı
300
—
159
—
149
300
—
204
^
300
—
194
107
5-Satışta karşılaşılan
güçlükler
6 - Malî güçlükler
Tesbit edilen güçlüklerin genellikle sermaye mevzuu
96
106
üzerinde
toplandığı görülmektedir. Çeşitlerini çoğaltarak işlerini genişietebileceğine inanan firmaların içinde, makine
noksanlığını da ileri sü­
renler mevcutsa da bu problemin de malî güçlükler içinde mütalâa
edilmesi lâzım gelir.
MAEKA
TESCİLİ;
Markanın müşteri üzerindeki tesjiri ticarette çok büyüktür. Ka­
lite garantisi olarak bilinen markanın haksız rekabete ve bilhassa
teklitciliğe mani olması bakımmdan rolü mühimdir. Bu sebepten do­
layı marka konusunun plâstik iş kolunda da a3nıi önemle izlenmesi
gerekh". Fakat yapılan araştırmada, firmaların reklâm mevzuunda
olduğu gibi marka tesciline de genellikle ehemmiyet vermedikleri
tesbit edilmiştir.
15 Numarah tabloda görüldüğü üzere 300 firmadan sadece 74
adedinin tesciUi markaları olup, geri kalan 226 firmanm ise tescilli
markaları mevcut değildir.
Şurasını da kaydetmek gerekirki marka tescili bulunmıyan bu
226 firmadan 122 adedi marka tescili için ileriye matuf hiç bir teşeb­
büste bulunmıyacaklarmı da araştırma esnasında ifade etmişlerdir.
Firmaları böyle bir isteksizliğe yönelten sebep genellikle bu firmalarm daha ziyade devamlı olarak sipariş üzerine veya toptancıya fa­
son olarak çalışmalarıdır,
AMBALAJ:
Firmaların 212 si imâl etikleri mamullerinin ambalajlı olarak
piyasaya arzetmekte geri kalan 88 firma ise ambalajh lüzumlu bul­
mamaktadır. Halbuki malların sürümünde, reklâm kadar ambalaj da
çok mühimdir.
S O N U Ç :
Sonuç olarak şunları kaydetmek gerekir ki, halen 269 firma ki­
racı olarak faaliyet göstermekte, teknik ve ham madde yeniliiderini
yakmdan takip edememektedir. Bütün plâstik işletmelerini ilgilen­
diren müşterek meselelerin çözümlenmesi ve atölyelerinin geliştiri­
lebilmesi hiç şüphesiz ki, birçok çabanın sarfedikneşini zorumlu kıl-
maktadır. Araştırma kolaylıkla göstermiştir ki, münferit işletmeler
genellikle tam kapasite ile çalışamamaktadırlar. Firmaların sağlıyacakları bir işbirliği, müşterek tedarik, stok ve sürüm imkânları ko­
nusunda nisbeten önemli bir rol oynayabilir.
Böyle bir işbirliği aynı zamanda müşterek ve devamlı bir rek­
lâm ile katalog tanzimini de gerektirir. Keza malların tanıtılma­
sı için kullanılacak plâsyeler konusunda da bu işbirliği büyük bir
fayda sağlıyabilir.
Toptancı piyasasında müşterek teşhir mahalleri kurulması ile
imalâthanelerin şehir dışında ve muayyen bir bölgede toplanması da
çeşitli problemlerin çözülmesi için düşünülebilir .
Plâstik sanayiinin yerleşme ve büyümesinde eğitim konusunun
büyük bir önemi vardır. Plâstik iş kolunda, gerek iş verenin ve ge­
rekse işçilerin kendi mevzularmı alâkadar eden hususlarda lüzumlu
bilgilere sahip olabilmeleri için, bu konunun zorumlu kıldığı bir
eğitilme tabi tutulmaları gerekmektedir. Böylelikle kaliteli ve piyasa
ihtiyaçlarma uygun mal imal etmek mümkün olur.
Münferit işletmelerin aralarında meydana getirecekleri müşte­
rek bir organizasyon veya işbirliği, bir taraftan eğitim problemini
çözümlerken diğer taraftan da hukukî, ticarî ve meslekî teknolojik
neşriyatı yakından izler, bu işleri yürütecek uzman müşavirler kulla­
nabilir.
Firmaların ithalât, banka muameleleri, kredi temini, marka tes­
cili ve patent muamelelerini nasıl yapacaklarına dair bilgileri vere­
cek broşürler hazırlar ve bunlar az bir ücret karşılığı kendilerine
gönderilir.
îmâl edilen maddelerin satışlarını kolaylaştırmak maksadı ile
en mühim mesele olan reklâm, mevzuunu mütehassıs elemanlar va­
sıtasıyla yaptırır.
tşçi mevzuunu halletmek ve kalifiye işçi yetiştirmek için, çırak
okulları veya kurslar açar.
1968 senesi sonunda kısmen, 1969 senesi sonunda tamamen faa­
liyete geçecek olan Petro Komya Sanayii bu iş kolunun ham madde
sıkmtısmı ortadan kaldıracaktır. Böylece, memleketimizde plâstik
sanayiinin büyük ölçüde gelişmesi beklenmektedir. Fakat, bu iş kolımun büyük problemleri arasında bulunan kalıp ve kalıpçılık işi
aynı hızla gelişemiyeceği de muhakkaktır. Zira bugünkü kalıp atöl­
yeleri ne yazık ki kifayetsiz bir haldedir. Şimdiden kalıp fabrikalannm kurulması için gerekli teşviklerin yapılması kaçmdmaz bir za­
rurettir. Şurası hiç bir zaman unutulmamalıdır ki, plâstik eşya ima­
lâtında, mamulün kalitesi üzerinde kalıpların hususî bir ehemmiyeti
vardır. Çünkü icabında bir tek kalıp dahi imalâtta kullanılan bir makinanm değerinden çok daha pahalıya mal olabilmektedir.
Keza, değer ve teknik kıymeti yönünden imalâtta mühim yer
işgal eden bu kalıpların muhafazası ve kullamiması ayrı bir itina,
bilgi ve dikkat istemektedir.
Nihayet şurasmı önemle belirtmek mecburiyeti de vardır ki,
memleketimizde plâstik sanayiinin gelişmesi, bu konuda hızlı bir
çalışma gösteren Amerika Birleşik Devletleri İngiltere, Almanya ve
Fransadaki inkişaflar, yeni buluşlar ve dolayisiyle yapılan neşriyat
çok yakından izlenmeli ve mümkün olanlar büyük bir hızla Türk
Plâstik Sanayiine intikal ettirilmelidir.
Download

Untitled