İSTANBUL TİCARE T ODAS I YAYI
N NO : 1987- 9
TEKSTIL
VE
KONFEKSIYON
SEMINERI
İSTANBUL
PRIVE GRAFİK, FİLM , BASK I
Yörebatan Cad. 45/ 5 CAĞALOĞLU/İST .
TEL: 52 8 3 0 3 1
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
SEMİNER AÇI Ş KONUŞMAS I
— Dünda r UÇAR , Yöneti m Kurul u Başka n Vekil i 3
— Ekre m PAKDEMİRL İ (Başbakanlık Hazin e v e Dı ş Ticaret Müsteşarı ) 5
I . OTURU M
Başkan: Prof » Dr , Mustaf a KÖSEOĞL U
(İTÜ Makin e Fakültes i Teksti l Bölüm ü Başkanı ) 1
1. Tebliğ : 'Tür k Tekstili'ni n Dış a Açılmada Eriştiğ i Nokta , B u Konudak i
Potansiyel v e Potansiyeli n Gerçekleşmes i İçi n Gerekl i Şartlar "
Dr. i . Erîa n YÜLE K (DP T Müsteşa r Yardımcısı) . 1
2. Tebliğ : 'Teksti l Sanayini n Finansa l Yapısı , Üretim v e İstihda m
Sorunları"
Doç. Dr . Kema l VARO L
(Altınyildız Mensuca t v e Konfeksiyo n Fabrikalar ı A.Ş . Gene l Müdürü ) 3
II. OTURU M
Başkan: Prof . Dr . Ero l Zeytinoğl u
(M.Ü. Sosya l Bilimle r Enstitüs ü Müdürü ) 4
3. Tebliğ : "Pamukta n Kumaş a Kada r Tür k Teksti l Sanayiini n Durum u v e
Kapasitesi"
Dr. T . Atill a ALPTEKİ N
(Güney Sanay i v e Ticare t A.Ş . Gene l Müdürü ) 5
4. Tebliğ : 'Teksti l Eğitimini n Ülkemizdek i Durum u v e Potansiyeli . B u
Konudaki Öneriler "
Prof. Dr . Işı k TARAKÇIOĞLU
(Tekstil-Danış Ltd . Şti . Gene l Müdürü) . 5
5. Tebliğ : "Teksti l Üretimind e Kalit e v e Standardizasyo n Sorunları "
Şerafettin GÜNDOĞA N
(Sümerbank Gene l Müdü r Yardımcısı ) 6
III. OTURUM :
Başkan: Prof . Dr . Öme r Faru k BATIRE L (M.Ü . Öğretim Üyesi )
6. Tebliğ : "Konfeksiyo n Sanayini n Yapısı , Kapasitesi v e Sorunları "
Turgut ÖZDE Ş (Haze t Holdin g A.Ş . Sanay i Koordinatörü ) 8
7. Tebliğ : "Konfeksiyo n Sanayiind e İstihda m İmkânları , Fiya t v e Kalit e
Sorunlan"
TahirGÜRSOY
(Mithat Giyi m San . ve Tic . A.Ş . Genel Koordinatörü ) 8
8. Tebliğ : "Düny a Konfeksiyo n v e Hazı r Giyi m Piyasas ı Hakkınd a Gene l
Bilgi, Türkiy e Piyasasınd a Konfeksiyo n Gelişm e Trendi "
Selahattin AKDOĞA N
(Türkiye Giyi m Sanayiciler i Derneğ i Yöneti m Kurul u Üyesi ) 10
1
1
6
9
1
6
4
3
9
8
IV. OTURU M
Başkan: Prof . Dr . Tun ç ERE M
(M.Ü/İktisadi v e İdar i Bilimle r Fakültes i Öğreti m Üye s
9. Tebliğ : "Konfeksiyo n Sanayiini n İhraca t İmkânları , Potansiyeli, Tekstil
Sanayii il e Münasebe t v e Sorunları"
Esaî SİVR İ
(Denizli Basm a v e Boy a Sanayi i A.Ş . Yönetim kurul u Başkanı ) 12
10. Tebliğ : "Konfeksiyo n Ya n Sanayiini n Durumu , Sorunjar ı v e
Konfeksiyon Sanayiini n Ya n Sanay i il e Doğa n Sorunlar ı v e Çözümleri "
Mustafa DARIC I (İT O Mecli s Üyesi) . 12
1
5
PANEL
Panel Başkanı : Prof. Dr . Ümi t ATAMA N (M.Ü . Rektör Yardımcısı )
Panelistler: — Doç . Dr . Eyü b ÎLYASOĞL U
(Ribatek Teksti l A.Ş . Yönetim Kurul u Başka n Vekili ) ....13
9
— TahirGÜRSO Y
(Mithat Giyi m Sanay i v e Ticare t A.Ş . Genel Koordinatörü ) 14 1
— Esa t SÎVR İ
(Denizli Basm a ve Boy a Sanayi i A.Ş . Yönetim Kurul u
Başkanı). ...14
2
— Atama n ONA R
(Portaş A.Ş . Murahha s Azası ) „
14
3
— Selahattin AKDOĞA N
(Türkiye Giyi m Sanayiciler i Derneğ i Yöneti m Kurul u Üyesi).. . 146
ÖNSÖZ
Tekstil v e Konfeksiyon Sanayii'ni n Türkiye ekonomisi içersind e bugü n ulaşmı ş
olduğu nokt a herkesç e malumdur . So n yıllarda yeni tesislerin d e faaliyete geçme siyle, ülkemiz artık tekstil hammaddesi üreticisi durumundan hazır tekstil ve konfeksiyon mamuller i üretir durum a gelmiştir .
Gerek oluşturduğ u istihdam gereks e ülkey e kazandırdığ ı dövi z açısında n tekstil sektör ü ekonomimi z içersind e son derece önemli bir yer tutmaktadır. Bugü n en
fazla istihdam sağlayan il k üç sektörden birisi de tekstil ve konfeksiyon sektörüdür .
Dış ticaretimiz içersinde de bu sektörün oluşturduğu pay son derece önemlidir. Toplam ihracatımızın 1/3' ü tekstil mamullerinden oluşmaktadır. Bu alanda kullanılan hammaddenin, tamamına yakın yerli üretimden karşılanması elde edilen net döviz geliri
bakımından d a önemlidir .
Odamız, tekstil ve konfeksiyon sanayiinin ülkemiz ekonomis i açısında n taşıdığı
önemi de gözönüne alarak; bu alandaki gelişmelerin tartışılması ve gerek iç piyasada gerekse uluslararas ı pazarlarda karşılaşıla n sorunlar a çözüm aranmas ı maksa dıyla Eylü l 198 5 tarihlerind e 'Teksti l v e Konfeksiyon " konul u bi r semine r
düzenlemiştir. B u seminerde sunulan tebliğler ve yapılan tartışmalar bi r kitap halinde derlenerek üyelerimizi n v e konu ile ilgilenen diğer kiş i ve kuruluşların istifadesi ne sunulmuştur .
Seminerin ülkemiz ekonomisine faydalı olmasını diler; organizasyonunda emeği geçen Odamız Etüd ve Araştırma Şubesi elemanlarından Nilgün Türkfiliz'e teşekkür ederiz .
Genel Sekrete r
Dr. İsmai l Özasla n
• ^ İSTANBU
L TİCARE T ODAS I YÖNETİ M KURUL U
' . ; BAŞKA N VEKİL İ DÜNDA R UÇARI N KONUŞMAS I '
"Sayın Müsteşarım, çok değerli Üniversite Öğretim Üyesi Hocalarımız, kıymetli
konuklarımız. Basınımızı n ve TRT'mizin değerli mensupları. İstanbul Ticaret Odası,
son yıllarda gittikçe ağırlaşmak üzere, ekonomimizin çeşitli konularını, Üniversitelerimizin, İşadamlarımızın, işin başında bulunan devlet yetkililerimizin iştirakiyl e mensuplarımız huzurund a gündeme getirmekte, seminerler, panelle r düzenlemektedir .
Bugün yine Türk Ekonomis i içi n çok büyük ağırlığı olan bir konud a toplanmış bulu nuyoruz. Tekstil Sanayii son yıllarda çok konuştuğumuz gibi sadece ihracatımız yönünden değil, Türkiye'nin diğer bazı ekonomik meseleleri bakımından da ehemmiyet
arzetmektedir. Bunlarda n bir tanesi muhakkak k i emek-yoğun bir i ş kolu olmasıdır.
Sonra hammaddenin çoğunlukl a Türkiye'de üretilmes i nedeniyle , kendimize ai t bir
hammaddeyi işlemek suretiyle, katma değeri yüksek bir ekonomik potansiyel yaratmak bakımında n d a çok önemlidir. Diğe r taraftan d a dış piyasaya açılmamız, Tür k
sanayi gücümüzü dünya üzerinde göstermemiz bakımında n da çok önemlidir. Esasen tekstil v e konfeksiyon sanayi i v e bunları n meseleleri sadec e Türkiye'de konu şulan bi r mesel e olmakta n çıkmıştır . Gelişmekt e ola n pekço k ülked e bizi m bugü n
karşılaştığımız sorunla r mevcuttur . Gelişmi ş olan ülkelerd e iste r makin e sanayiini n
ilerletilmesi bakımından olsun, isterse diğer ülkelerle ticaret ilişkileri bakımından olsun yine münakaşa götürmektedir. B u gelişmeyi de biz genellikle 70'li yıllardan sonra
çok hızl ı atlamala r halind e görmekteyiz .
Bugün dünya rakamlarına bakacak olursak, 198 0 yılı itibariyle tekstil ve konfeksiyon sanayiinin dı ş ticarette 6 0 milyar dolarlı k bi r noktay ı teşkil ettiğini görmekteyiz .
Bu söylediğim rakamı n içind e reekspor t muameleler i yoktur , doğruda n doğruy a ülkelerin kend i yaptıklar ı vardır . Gelişmekt e ola n ülkeleri n düny a teksti l ihracatınd a
yüzde 20 , konfeksiyon ihracatınd a is e yüzde 37'lik bi r paylar ı bulunmaktadır. Am a
gelişmekte olan ülkeleri kendi başlarına ele alacak olursak bütününün sanayinin ve
ihracatının yüzd e 11'ini n teksti l v e konfeksiyo n sanayi i v e ticar i muamelelerinde n
oluştuğunu görmekteyiz . Bizi m teksti l münasebetlerimizi n ası l kaynağ ı olan AET' deki gelişmey e bakaca k olursak, üretimlerini n yüzd e 6. 5 bi r artı ş gösterdiğini gör mekteyiz. Son yıllarda dünya ekonomisindeki durgunluğu dikkate afacak olursak ve
bu ülkelerde genellikle ekonomik gelişmeleri n yüzde 2'lerde, 3'lerde olduğun a dikkat edece k olursak , b u mütevazi görüle n rakamı n b u büyü k ekonomile r içind e büyük rakamlar a ulaştığın ı takdir edersiniz . Konfeksiyond a b u artış is e yüzde 14.5' a
kadar yükselmiştir. Yine Amerika Birleşik Devletleri'ni n tekstil ve konfeksiyon sanayilerindeki üreti m artışlar ı ortalama yüzde 1 3 civarında bulunmaktadır . Gelişmekt e
olan ülkelerin dünya pazarında, tekstil ve konfeksiyon sanayiinde yer kapmak bakı mından göstermiş olduklar ı mücadel e ço k iy i bilindiğ i gib i fevkalade iler i boyutlar a
varmıştır. Son yıllarda bildiğiniz üzere Güney Kore, Hong Kong ve Tayvan bu konuda isimlerini aşağı yukarı herkes tarafından kabul ettirmişlerdir. Türk sanayii ise makinalarının genellikl e dah a az gelişmiş ve daha eski olmasın a rağme n b u ülkelerl e
boy ölçüşece k noktalar a varmıştır .
Dünya tekstil ve konfeksiyon sanayiinden bahsederken sanayiin ehemmiyeti olan
istihdam konusund a da, dünya istihdamı konusunda da bir iki rakam vermek istiyo-
rum. 197 8 yılınd a gelişmi ş ülkelerdek i teksti l istihdam ı topla m istihdamı n yüzd e
33'ünü, Konfeksiyo n istihdam ı is e yüzde 41'ini oluşturmuştur . B u ülkeleri n düny a
nüfusundaki paylar ı yüzde 27'dir. Gelişmekt e ola n ülkelerd e is e yine 197 8 yılında
bu sanayilerdeki istihda m artış ı tekstilde yüzde 38, konfeksiyonda is e yüzde 20 olmuştur. B u ülkeleri n düny a nüfus u içindek i paylar ı yüzd e 63'tür .
Bir de kendi ülkemiz itibariyle bu sanayiin ekonomimizdeki ağırlığını göstermek
bakımından bazı rakamları bilgilerinize sunmak istiyorum. 1977yılında bu sektördeki üretimimiz 82 milyon Türk lirasından, 84 yılında 902 milyon Türk lirasına ulaşmıştır. Teksti l v e konfeksiyo n sektörümüzü n so n yıllard a imala t sektör ü içindek i pay ı
yüzde 9'a , toplam üretimdek i pay ı ise yüzde 3.5'a yükselmiştir . İmala t sanayii olarak b u sektörlerde 198 Ö yılı rakamlarıyla, 1 milyon 588 bin kiş i istihda m edilmiştir .
Bu sektördeki istihdamı n pay ı yüzde 23'tür. İhracatımız içindek i payların ı da değerlendirecek olursak, 1978 yılında tarım sektörünün genel ihracatımızdaki pay ı yüzde
74 iken, 198 0 yılında yüzde 57'ye gerilemiş, sanayi ürünlerinin ihracatımı z içindek i
payı is e yüzd e 27'den , 8 3 yılında yüzd e 64' e çıkmıştır .
Üretim potansiyeli gözö'nüne alındığında, tekstil ve konfeksiyon sanayimizin gelecekte ihracatımı z içind e öneml i bi r yer e sahip olacağ ı görülmektedir. 197 0 yılında
tekstil ve konfeksiyon sanayimizin toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 4 iken, 1974
yılında yüzde 10'a , 198 0 yılında yüzde 15' e ve 198 4 yılında yüzde 26'y a çıkmıştır .
1985 yılının il k rakamlar ı b u payın yüzde 30'un üzerin e çıkacağın ı göstermektedir .
Tekstil ve konfeksiyon ihracatımızda görülen yapısal değişiklikler ve gelişmeler, konuşmacılarımız tarafından detaylı olarak bilgilerinize sunulacak ve karşılıklı soru-cevap
şeklinde tartışmay a açı k tutulacaktır .
Son yıllarda azalma eğilimi göstermesin e rağmen , 1980-8 3 döneminde teksti l
ihracatımızın ortalama yüzde 70'i AET ülkelerine yapılmıştır. AET ve Amerika Birleşik Devletleri'ni n b u sanayi mamullerimizi n ihracatın ı engelleyici tutumlarına karşılık mümkün olan alınması gerekli politikalann belirlenerek uygu n ortamın sağlanması
gerektiği kanaatin i taşımaktayız. Bugü n sayın Müsteşanmızı n b u konuda en yetkili
kişi olarak aramızda bulunmaları ve kendilerinin verecekleri bilgileriyle bizi aydınlatmaları, yeni ufuklarımız ı belirlemeleri bizle r için fevkalade iy i bir şans olmuştur. B u
konuda ticaret ve sanayi alemimizin ihtiyaçların ı birkaç kelim e ile belirttikten sonr a
konunun detayların ı sayı n Müsteşarımız a bırakma k istiyorum .
Gelişme yolunda olan Türkiye AET'ye tam üye olmaya aday bi r ülkedir . B u gerçekleştiğinde,topluluk içindek i tekstil ve konfeksiyon sanayiinde rekabet şansı en büyük ülk e olacağımızdan , b u konudak i çalışmalarımız ı çağ a uygu n v e süratl e
sürdürmek mecburiyetindeyiz . İk i gün süre ile yapacağımız çalışmalara katkıda bulunacak sayın başkanlarımıza , üniversit e üyesi mensuplarımıza, hükümet yetkililerimize, sanayimizi n v e ticaretimizi n temsilcilerin e şimdide n teşekkü r eder , b u
çalışmanın neticelerini n camiamıza ve ülke ekonomisine hayırlı , uğurlu olmasını dilerken, tekra r hoşgeldini z der , saygılarım ı sunarım. "
' BAŞBAKANLI K HAZİN E v e DI Ş TİCARE T MÜSTEŞAR I
EKREM PAKDEMİRLİ'Nİ N KONUŞMAS I
"Sayın Başkan , muhterem davetliler, basınımızı n değerli temsilcileri. Bu seminerin ekonomimize ve ekonomik faaliyetlerimizin değerlendirilmesine bi r katkısı olacağını ümit eder, hepinize saygılar sunarım. Tekstil sektörümüz bugü n içi n
gerek ekonomimize yaptığı katma değer, gerekse dış ticaretimizdeki pay ı olarak
en önde ve birinci sırayı alan bir sektör olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sektör dünya
ülkeleri içind e d e mukayese edildiği zaman halihazı r durum u il e büyük bi r reka bet gücüne sahiptir. Eksikliği, sadece kreasyon dediğimiz moda ve mevsimlik değişikliklere zamanınd a uyamam a v e bunları n liderliğin i alamamadır. Yan i
malzemeyi üretebiliyoruz, konfeksiyonu gayet iyi yapabiliyoruz ama modelinin dışarıdan gelmesi lazım. Tabiatıyle bu eksikliğimizde zamanla ortadan kalkacaktır .
Her işin bir başlangıç, emekleme, gelişme ve olgunluk dönem i vardır. Bizi m tekstil sanayimiz d e gelişme dönemin i bitirmiş , olgunluk çağın a girmek üzeredi r v e
kreasyon kısmını da hallettiğimizde ne kadar engeller, ne kadar kota sınırlamaları
olursa olsu n teksti l v e konfeksiyo n sanayimizi n önünd e durulamıyacaktı r v e b u
sanayimizi geliştirdiğimizde gerek Ortak Pazar'da, gerek diğer çevre ülkelerde bu
sektörün gerilemesi , oradaki paza r paylarını n biz e aktarılması kaçınılmazdır . B u
bir tabii kuraldır . Tabii kurallar ve ekonominin tabii kurallarla çalıştırıldığı ülkeler de bunun böyl e olması mkadderdir bunda n kaçınılamaz . He r türlü temaslarımızda rakib i olduğumu z ülkeler e bunlar ı anlatmay a çalışıyoruz . Nası l k i bi z uza y
sanayiinde bir varlık değiliz, öyle bir iddiamız yoksa, sizin de artık tekstil sanayiinde böyle bir iddianızı n olmaması gerekir diy e tekrarediyoruz. Tahminim onla r d a
bunu kabulleniyorlar ama, politik baskılar ve politik düşüncelerle bir müddet daha
bu korumacılı k politikaların a deva m edecekler . Onla r dilediğ i kada r korumacılı k
politikasına devam etsinler, eğe r bizim malımız iyi , fiyatı doğru ise üretimde kali teye, standartave ahde vefa da bulunuyor ise, yani gerek sözlü, gerek yazılı kontratlarımızın şartların a uyabiliyo r ise , o kotalan, o kısıtlamaları mutlak a aşacağız .
İlk defa 197 6 yılında Ortak Paza r Ülkeler i pamu k İpliğimize.karş ı bi r antidamping soruşturması açmışlardır ve çeşitli nedenlerle yaptığımız iplik ihracatına bir
sınırlama getirmek istiyorlardı . Aslında sınırlamanın getirilmesinin tek sebebi, Orta Paza r ülkelerini n d e çeşitli fabrikalarını n zara r görmes i ve ihra ç fiyatlarımızl a
rekabet edememes i idi . 1980 yılına kadar farkl ı bazlard a müzakerelerde n sonr a
te taraflı kota uygulamasına geçtiler. Ama bu dönem içinde ihracatımızı arttırdık.
1980 yılından sonra biz ülke olarak taraf olmadık ve İhracatçı Birlikler pamuk ipli ğinden gönüllü bir kısıtlama anlaşması yaptılar. Ancak görüyoruz ki , Ortak Paza r
Ülkelerinde, ihtiyacı kendi içlerinden ve bizden aldıklan miktarla karşılıyamadıkları zaman biz e koymu ş olduklan kısıtlam a çalışmıyor. Kend i içindek i siste m vey a
işadamları ihtiyacı olduğunu hissettiği zaman o kotaların çok üzerinde bir talepte
bulunabiliyorlar v e ithalat ı da gerçekleştirebiliyorlar. B u da bize şunu gösteriyo r
ki bu ülkelerden talep artması oldukça, ne kadar yazılı ve sözlü olarak kota sınırlaması koysalar bunlar ı mutlaka bi r yerden aşabiliyoruz . Aşmanın yollarını sizler
bizden daha iyi bilirsiniz. Ama genelde şu olmuştur, gerek iplikte, gerekse tekstilde son altı yıldır devamlı olarak tek taraflı kot a konulur , kaldınlır , tekra r konulur ,
ama bizi m ihracatımı z d a artar .
1980 yılında toplam sanayi mamu l ihracatımız , 780 milyon dolar civarınday dı. Bunu n içind e tekstil ve konfeksiyon , yüzde 10-1 2 civarında, taKriben 90, tekstile bağl ı ola n diğe r mallar ı d a koysa k yüzmilyo n dola r civanndaydı . Şimd i •
bakıyoruz bu kadar kısıtlama, tek taraflı koyduk kaldırdık, argümanlarından sonra
bakıyoruz bizim b u sene tekstil ihracatımı z 2 milyar doların üzerind e olacak. Demek k i yirmi misli arttırabiliyoruz. N e kadarda? Be ş yılda. Daha da büyük bir potansiyelimiz vardır. Sebebi,bizipamuk üreticisi bir ülkeyiz, pamuğumuzun hepsin i
işleyemiyoruz, ham olarak satıyoruz. Demek ki hâlâ hammaddemiz var, hammaddemizi kullanabiliriz. Genç bir nüfusumuz var ve tekstilde de eğitilebilen insanlarımız mevcu t v e ço k kıs a zamand a b u sektörd e d e kalifiy e işç i elde etmemi z
mümkün oluyor .
Üçüncü av^tajımı z d a tesislerimiz so n yıllarda kurulduğ u içi n demod e olmayan tesisler, modern tesisler, kalite tutturmak mümkün. Yeter ki bu tesisleri iyi çalıştırabilelim. Bu üç avantajımızın karşısında gerek Avrupa Ülkeleri, gerek Amerika'nın
çökmekte ola n sanayilerini n uzu n müdde t tutunmas ı mümkü n değildir . Bi z teksti l
ihracatımızı teoride yalnız kendi hammaddemizi kullanarak, yani yalnız kendi ürettiğimiz pamuğu, kendi ürettiğimiz elyafları kullanarak onmilyar dolara kadar çıkarabiliriz. Tabi bu ihracatı geliştirirken ağırlığı n daha çok moda ve katma değeri yüksek
olan mallara kaydıniması gerekiyor. Uzun müddet katma değeri düşük çok basit konfeksiyon mallar ı satmakl a gidemeyi z çünk ü bunlar ı bizi m arkamızda n gele n diğe r
gelişmekte olan ülkelerin alması tabiidir. Onlarda işçilik daha ucuz olacaktır, bir müddet sonra onlar bizden daha yeni tesisler kurabileceklerdir . Ama bu zaman zarfında
biz de kreasyonda bilgi ve tecrübe sahibi olacağız. Biz modaya doğru kayarken onlar bizden daha basit olan malları devralacaklar. Beni m iletmek istediğim mesaj şu:
İstedikleri kadar tek taraflı kota koyduk, sınırlama koyuyoruz, mallarınızı geçirmiyeceğiz desinler. Bugüne kadarki uygulamadan anladığımız, bizim ihracatımız her sene katlanmaktadır , tekstill e ilgil i ortalamay ı alırsanı z be ş yıl, altı yıl. Bundan sonr a
da böyle devam edecektir. Çünkü kalitel i malın ve fiyatı uygun malın karşısında ancak demirperde ülkeleri durabilir.Yani sınırlarını demirperde ile çevirmiş olan ülkeler
karşı koyabilir. Diğer ülkeler buna karşı koyamaz. Akan suya benzetirim ben. Bir taraftan suyu kesmeye çalışırsınız, su biraz şişer, mutlaka akacak başka bir yer bulur.
Onu durdurmak mümkün değildir. Önüne ne kadar büyük baraj yaparsanız yapın,bir
müddet barajın dolması için zaman geçer, yani mevcut sistemimiz, mevcut işadamlarımız, önce oradaki şartları öğrenir, bir müddet geçer, ondan sonra oraya malı sevketmenin yolunu bulur. Yollan var ki bugüne kadar hep başarılı olduk. Tedirgin olmak,
işte bizim pazarlarımız artık kapanıyor, bizim artık bu sektörde imkânımız kalmamıştır demek fevkalade yanlış olur. Bilakis onlar tedbir koydukça o tedbirleri nasıl kaldırırız? O tedbirlere rağme n nası l ihraca t yaparı z diy e düşünmemiz lazım .
Tabiatıyle tekstil ve konfeksiyon sektörümüz, yalnız dışa çalışan bir sektör değil, içerd e de önemli katkıs ı olan bir sektördür. Yirmi sene önceki gibi insanımız giyinmemekte, çok daha güzel ve intizam içind e bi r giyim kuşa m gösterebilmektedi r
ve b u da konfeksiyon sanayini n yardımı ile olmuştur. Yirmi sene evvel herkesin ü ç
tane, be ş tane gömleği olmazdı . Alınan bi r gömleği , bir sen e giyerdik , ertes i sen e
de yakasını değiştirirdik hatt a kol manşetlerini de değiştirirdik,onların yedekleri verilirdi. Niye ? Alım gücümüze göre pahalı idi. Halbuki konfeksiyona dökülünce olduk ça ucuz a giyinebiliyoruz . Tab i yin e mark a olara k veyahu t d a dese n olara k baz ı
hallerde yüksek ücretle r veriyoru z am a genelde insanımızı n kend i alım gücüne uygun biçimd e giyinmesi ve düzgün bir kıyafet sergilemesi mümkü n oluyor. Bunu n da
ana kaynağ ı bence , konfeksiyo n sanayimizi n içerdek i büyümesidir .
Bu sene bildiğiniz gibi bir değişiklik yaptık. Konfeksiyon sanayiinin ihtiyacı olan
bütün makinalar Türkiye'de üretilmiyo r is e ki genelde üretilmiyor, bunları n gümrüklerini kaldırdık. Belk i başlangıçta küçük'küçük atölyele r kurulaca k am a sonra bakacaklar k i rekabet büyük , birleşecekle r v e teknik yardım ı belli odaklardan alacaklar ,
rekabet edebili r v e asgari kapasitele r ekonomi k kapasiteler e ulaşı m ihtiyac ı doğacak v e mutlak a b u birleşm e doğacaktır . Böylelikl e konfeksiyo n sanayiin e d e dah a
büyük sayıd a firma girecek am a sonunda b u büyük sayıd a küçük am a sayıları büyük olan firmalar bell i yerlerde birleşerek çok daha büyük ve güçlü sanayiler halin e
dönüşecekler. Bi z yöneticiler olarak bu sanayimizin geliştiğini ve çok güçlü olduğunu farkedemedik ve teşvik tedbirlerini böyle uzun müddet bu sanayi üzerinde bıraktık. Tabiatıyle Türk vatandaşlarının içinden bu sanayiin sırtından onun ismini istismar
edecek bazı insanlar çıktı ve üç dolarlık olan bir mal ı başka fiyatlarla göstererek sadece devletin vermiş olduğu bu teşvikleri istismar ederek para kazanma yolunu seçtiler. Oradak i hatamı z zamanında b u sanayiin yeterince geliştiğin i görmeme k oldu .
Eğer bunu zamanında görseydik teşvikleri kaldırır, böyle de fırsatçılara zemin hazırlamış olmazdık. Bunlar tamamen konfeksiyo n sanayinin, tekstil sanayiinin sırtından
ve onun adını istismar edere k bi r mikta r par a kazanmaya kalkıştıla r ama devlet yakalarındadır v e bu paraları kat ve kat mutlaka geri alacaktır. Çünk ü bunla r inanıyo ruz k i sanayicile r değildir , teksti l v e konfeksiyo n sanayicilerini n kendiler i değildir ,
aradaki birtakı m çıkarcılardır .
Ben laf ı fazla uzatmada n değerl i konuşmacıları n tekni k açıklamaların ı sizler e
biran önce yapmalarını sağlamak bakımından konuşmalarımı bitirmek istiyorum. Bu
sanayimizin güc ü fevkalad e büyüktür . Bi z bun u farkedemiyo r idik , artı a şimdi ço k
net farkediyoruz. Yurtdışındaki temaslarımızda, b u sektörünüz ço k büyüyor , gelişiyor, biz i ne yapacaksınız? diyorlar. Bi z de, sizi tabiatın icabı bir tarafa silkeleyip koyacağız yani bu işi biz alacağız diyoruz. Sizlere de tavsiyem, ne kadar tersine tedbir
konulursa konulsun yılmadan, usanmadan.bıkmadan bu işin üzerine gidip, daha güçlü, daha fazla katma değeri olan sektörlere kayıp , Orta Doğu Pazarları'nı, AET, Ortak Paza r Pazarların ı ve Amerika Birleşi k Devletler i il e Amerika'daki kıtadak i diğe r
devletlerin pazarların ı ele geçirmemizdir. Çünk ü henüz daha kullanmadığımız hammeddemiz vardır . Ço k sayıda kalifiy e işç i olabilece k insanımı z vardır , eğitimc i bir çok insanımız vardır, tesislerimiz de yenidir. Bu sektörde yapacağımız atılımın işsizlik
oranının düşmesine d e büyük katkıs ı bulunacaktır. Çünk ü e n az yatırımla istihda m
sağlanabilen bir sektörümüzdür. Petro-kimy a kısmı hariç konfeksiyon kısmında çok
cüzi yatırımlarla insanımıza iş açabiliyoruz. Onun için bu sektöre ne kadar yüklenir sek dış pazarlarda o kadar rekabe t gücümüz artacak, içerde de o kadar işsizli k oranımız azalacak , fiyatları n artmas ı da önlenecek, b u aynı zamanda enflasyonun d a
bir mikta r konfeksiyonl a ilgil i bileşimini n aşağıy a çekilmesin i sağlıyacaktır .
Seminerin çalışmalarınd a başarıla r diler , hepiniz e saygıla r sunarım. "
L OTURU M
Başkan: Prof. Dr . Mustaf a KÖSEOĞL U
(İTÜ Makin a Fakültes i Teksti l Bölüm ü Başkanı )
1. TEBLİĞ : Tür k Tekstili'ni n Dış a Açılmada Eriştiği Nokta , Bu Konudaki Potansiye l
ve B u Potansiyeli n Gerçekleşmes i İçi n Gerekl i Şartlar "
Dr. î . Erta n YÜLE K
(DPT Müsteşa r Yardımcısı )
2- TEBLİĞ : 'Tekstil Sanayini n FInansa l Yapısı , Üretim v e İstihda m Sorunları "
Doç. Dr . Kema l VAROL .
(Altınyildız Mensuca t v e Konfeksiyo n Fabrikalar ı A.Ş . Gene l Müdürü )
BAŞKAN—"iyi günle r efendim. İstanbul Ticaret Odası tarafından düzenlenenTeksstil ve Konfeksiyon Semineri'ni n birinc i oturumuna başlıyoruz . Birinc i oturumda il k
konuşmacı olara k Devle t Plânlam a Teşkilât ı Müsteşa r Yardımcıs ı Sayı n Dr . Erta n
Yülek'i, Türk Tekstili'nin Dış a Açılmada Eriştiğ i Nokta , Bu Konudaki Potansiye l v e
Bu Potansiyelin Gerçekleşmesi İçin Gerekli Şartlar konulu konuşması için davet ediyorum. Buyuru n Sayı n Yülek. "
I- TEBLİ Ğ
TÜRK TEKSTİLİNİN DIŞA AÇILMADA ERİŞTİĞ İ NOKTA, BU KONUDAKİ POTAN»
SİYEL ¥ e B U POTANSİYELİ N GERÇEKLEŞMES İ İÇİN GEREKL İ ŞARTLA R
Dr. i . Erta n YÜLE K
, J . TÜRKİYE'DE TEKSTİ L
"Emek-yoğun şekild e sürdürülen teksti l sanayimiz, uygulana n teşvik tedbirler i
ile yakın gelecekte patlama noktasına ulaşacaktır. 85/1 sayılı Tebliğ ile getirilen kolaylıklar nedeniyl e ately e tipi durumunda bulunan yüzlerce tesis, fabrika statüsün e
kavuşma aşamasına gelmiştir. Bugü n bu değişimin yüzlerce örneğini görmek mümkündür. Yurtdışında n e n az ekonomik ömrünün % 50'sin i çalışır vaziyette buluna n
kullanılmış makinaları n da getirilmesi imkânını n sağlanmas ı il e tekstil sektörü yatı rımlarına büyük oranda canlılık getirilmiştir. B u üretimi arttırıcı faaliyetlere karşın üretilecek mamulleri n pazarlanması , gelecek günlerd e önümüz e çıkaca k bi r proble m
olarak gözükmektedir .
Bu üretim artışının firmaların herbirisinin kend i imkânlanyla pazarlamasını yapması imkânsız gibidir. Bunu n için sermaye yoğun pazarlama şirketlerinin kurulmas ı
ve tüm firmalann b u şirketlere ortak olması gerekmektedir. Ancak b u suretle firmaların yaşamalan, gelişmeleri, kazanmaları temin edilmiş olunur. Bu oluşumu bir çok
ülkede görmek mümkündür . Baz ı ülkelerde devletin sermaye şirketlerine ortak oluşunu görme k bil e mümkündür . Mesela , Hollanda'd a ülkeni n eğirm e kapasitesini n
% 90'm ı oluşturan seki z teksti l fabrikası , 1979'd a yüzd e 4 9 devlet payıyl a te k bi r
büyük şirke t olara k birleşmişlerdir .
1984 yılı sonu itibariyle Türkiye FOB Bazında 7.1 milyar $'lık bi r İhracat rakamına ulaşmıştır. 1957'd e 345,2 milyon, 1969'da 537 milyon $ ve 1980 yılı sonu itibariyle 2.9 milyar $ olan ihracat, 27 yıl içinde 20,3 misli artmıştır. Son 4 yıl içinde bu artış
2,5 ka t olmuştur . İhracatımı z GSM H içind e 1957'd e % 3, 3 pa y alırken , b u ora n
1980'de % 5.0 , 1984'd e % 14.2'y e ulaşmıştır .
Toplam Tekstil Sanayi Ürünleri ihracatı ise 1984 yılında 1.9 milyar Solarak gerçekleşmiş, toplam ihraca t içind e % 26.5, GSMH içinde % 4.3'lük bi r paya sahip olmuştur. 198 0 yılı sonu itibariyl e 0. 4 milya r $ ola n dokum a ve hazı r giyi m ihracatı ,
yine 4 yıllık bi r period zarfınd a 1. 9 milya r $' a çıkarak , 5 misli bi r artı ş göstermiştir .
(1957 yılınd a teksti l hammadd e v e mamuller i 56, 8 milyo n $'dır. )
1969 yılından 1985 yılına kadar 1 6 yıl içerisinde toplam ihraca t içerisind e teksti l
hammaddelerinin yerin i teksti l sanay i ürünler i almıştır . Bu periyo t 1 6 yılda gerçek leşmiştir. Grafik, bir fikir vermesi açısından
kabaca çizilmiştir. Ancak zaman içinde değişim çok manidar bir şekilde ortaya çıkmıştır. 196 9 yılınd a teksti l sanay i ürününü n
toplam ihraca t içindek i pay ı 3, 7 ike n
1984'de 26,5' a çıkmış,buna mukabi l tekstil hammaddeler i sıras ı ile 22,2 (hatta 29)
iken 3,9'a düşmüştür. Burada n Türkiye'deki yapı değişikliği (Sanayileşme hareketini )
açıkça görmekteyiz .
1.1. TÜRKİYE'D E TEKSTİ L V E HAMMADD E DURUMLAR I
1.1.1 PAMUKL U
1.1.1.1. Pamu k İpliğ i
1984 kaynaklarına göre Dünya'da 15.52 5 bin ton pamuk üretilirken, ülkemizde
aynı yılda 52 2 bi n ton civarınd a üretilmjştir . Pamu k üreti m alan ı olara k Düny a pamuk üretim alanının % 2'sini kaplamamıza karşılık üretim de % 31 'ini karşılamaktayız. Pamu k ipliğ i sanayi i 196 7 yılınd a uygulamay a başlaya n teşvi k tedbirlerini n
etkisiyle çok hızl ı bir gelişme göstermiştir . 196 7 yılında bir milyo n olan iğ sayısı, on
yıl içinde 3 kat artarak 197 7 yılında üç milyon iğe ulaşmıştır. Kamu sektöründeki durgunluğa karşılık özel sektördeki artış sonucu 1984't e iğ sayısının 3.6 milyona çıktığı
tahmin edilmektedir. B u halde pamuk ipliği kapasitemizin 3,6 milyon x 144. 4 kg/yıl
= 52 0 bin ton + % 7 5 = 39 0 bi n ton olduğu hesaplanabilir . Türkiy e pamu k ipliğ i
ithal eden bir ülke durumunda iken, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun toplam pamuk
ipliği ithalatını n üçte birin i karşılaya n ülk e durumun a gelmiştir .
1984'de 52 2 bi n to n civarınd a gerçekleşe n pamu k üretimini n 117, 7 bi n ton' u
ham olarak, 101 bin ton'u iplik ve 23,6 bin ton'u dokuma ürünü olarak ihraç edilmiştir. Giyim, örme eşya ve mefruşat ihrac ı içinde de 25 bin ton civarında işlenmiş pamuk ipliğinin olduğu tahmin edilmektedir. 1984 yılı pamuk ipi talebi ise 256 bin ton'dur.
Bu açıklamadan anlaşılacağ ı üzer e ihra ç edile n ham'pamuğ u işleyi p satmak sure tiyle ülkey e 2 kat dah a fazla dövi z gelir i sağlama k mümkündür . Bunu n içi n büyü k
kapasitelerde yatırı m yapılmasın a ihtiya ç duyulmaktadır .
En çok üretilen iplik olan 20 numara iplik, toplam iplik miktarının % 33-35'i civarındadır. 20 numaradan kalın ipliklerin üretimi içindeki payı % 36-3 8 iken, ince ipliklerin payı % 27-30 civarındadır. Mevcut tesislerde 30 numaranın üzerinde iplik yapımı
çok a z ve kalites i yeterl i değildir . Yatırımları n inc e ve kalitel i ipli k yapımın a yöneli k
olmasında yara r vardır . Zir a düny a pazarların a hassas , uzmanlı k isteye n met a il e
girmek daha kolay olmaktadır. Pamu k ipi üretimi 196 3 yılında 96 bin ton iken, 198 2
yılında 28 9 bin , 1984 yılınd a is e 35 1 bi n ton' a ulaşmıştır .
1.1.1.2. Pamukl u Dokum a
1977 yıl ı itibariyl e teşkilatlanmamı ş sektörd e 25.00 0 adet , teşkilatlanmı ş sek törde 19.168 adet (11.007'si özel sektör, 8.161 'i kamu sektöründe) olmak üzere toplam 44.16 8 tezga h vardır . 198 4 yılınd a tezga h sayısını n 46.00 0 civarınd a olduğ u
söylenebilir. Türkiye'ni n pamukl u dokumadaki toplam kapasites i 196 3 yılı itibariyle
84 bin ton iken 1984'te 253 bin ton olmuştur. Yıllar itibariyle üretim durumları aşağıdaki tablod a gösterilmiştir .
TÜRKİYE'NİN PAMU K İPLİĞ İ V E PAMUKL U DOKUM A ÜRETİM İ
(BİN TON )
Pamuk İpliğ i
Pamuklu Dokum a
1963
96
84
1977
1980
289
218
260
171
1981
275
151
1982
1984
289
161
351
253
1.1.2. YÜNL Ü
Yün ipliği sanayiinde toplam 347.420 adet kamgarn iğ, 6.852 adet yarıkamgarn
ve 94.000 adet strayhgarn i ğ olduğu tahmin edilmektedir. Yünlü sanayiinde tezga h
sayısı 5.040'tır. Topla m tezgahların 2.214'ünde kamgarn , 2.826'sında strayhgarn kumaş üretilmektedir. 198 3 yılında kurulu bu kapasitelere kamgarn yün ipliğinde 12.500,
strayhgarn'da 8.800, yarı kamgamda 2.100 iğli k yeni kapasite eklenmiştir. Böylece
1984 yılında 359.920 adet kamgarn iğ, 102.800 strayhgarn, 7140 yankamgarn iğ olduğu söylenebilir .
KAYNAK:
1) V'nci BYKP , Dokuma ve Giyim Özel İhtisas Komisyonu , Pamuklu Alt Komisyo n
Raporu (Yayınlanmamış )
2) DPT , Yıllı k Programları .
3) Pamu k İpliğ i v e Pamukl u Dokum a Sanayii , Eylü l 1983 .
Bu kapasite rakamlarına karşılı k üretim 198 2 yılında 69.3 bin ton, 1983'te 73.6
bin to n v e 198 4 yılında 78. 9 bi n to n civarınd a olmuştur .
Son yıllarda yün ipliği sanayiinde de önemli ihracat artışları gözlenmiştir. 1972'd e
758 bin dolar, 197 7 yılında 1. 4 milyo n dolar olan yün ipliği ihracatı 1982'de 8.5 milyon, 1983 yılında da 25.9 milyon dolara yükselmiştir. Yünlü dokumada kapasite kullanım oranını n düşü k olması , maliyetleri n artmasın a v e ihracatı n sınırl ı kalmasın a
neden olmaktadır. 197 7 yılında yünlü dokuma iHracatı 86 bin dolarken 1981'de 385
bin, 1983'd e 337 bin,1984'de d e 948 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. Anca k diğe r
ihraç ürünler i arasında % 0.1 gibi çok küçük bi r değere sahiptir. Yerl i yapağının da
işlenerek ihracatını n artırılmas ı icabeder .
1.1.3. HAL I
El dokuma halısı üretim ve kapasitesini kesi n olarak tespit etme k mümkü n değildir. Hal ı dokum a tezgahlar ı ail e birimlerind e yaygındır . Kili m tezgahlar ı d a ayn ı
özelliği göstermektedir. Makin e halısının kapasite ve üretim tespitinde e l halısındakine benze r güçlükle r yoktur . Çünkü , makina . halısı üretim i ail e birimlerind e deği l
fabrikalarda yapılmaktadır .
1984 yılı program hedefini n el ve makina halısı üretiminde 8.174 bin m 2 tafting ,
keçe, kili m üretimind e is e 20.50 0 bi n m ^ olacağı tesbit edilmiştir .
Türkiye, özellikle so n yıllarda önemli miktard a el halısı ihraç etmeye başlamış tır. Türkiye'nin 197 9 yılında el halısı ihracatı 43,0 milyon dolarken 1981 yılında 155,5
milyon dolar a çıkmıştır . Türkiye'ni n 198 1 yıl ı düny a e l halıs ı ihracatındak i pay ı %
10,4'tür. Halbuk i 1979 yılında Türkiye'nin dünya el halısı ihracatındaki payı % 3,1'dir.
Türkiye'nin halı, kilim olarak ihracatı 1982'de 229 milyon, 1983'de 164 milyon, 1984'te
181 milyo n $ civarınd a gerçekleşmiştir . B u raka m Türkiy e topla m ihracatını n %
2,54'ünü, toplam teksti l ürünler i ihracatını n is e % 9,6'sın ı ihtiv a etmektedir . (198 1
yılı ihraç oranların a gör e Türkiye, İran'ı n % 36,2's i nisbetind e ihra ç yapmaktadır. )
1.1.4. HAZI R GİYİ M
Ülkemizde hazı r giyim ve eşya sanayii milli gelire katkısı ve istihdam açısında n
önemli bir yere sahiptir. Giyi m sanayii diğer sanayi dallarına göre daha az sermaye
gerektiren ve işgücü yoğun bi r üreti m dalı olduğundan, ülkemiz faktör yapısın a uygun bi r özellik göstermektedir . Anca k üreti m genellikle değişik yapı ve karakterde ,
farklı büyüklüklerde üretim birimleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Bunlarda n bir
bölümü ancak mahalli talebi karşılayan dikiş atölyeleri, geri kalanı da sanayi niteliğini haiz tesislerden oluşmaktadır. Dördünc ü Plan döneminde (1979-1983) bu alt sektörde yıllık ortalama yüzde 50 bir büyüme sağlanmış, ihracat artışı ise örme eşyada
% 40. 8 olmuştur. 198 4 yılı ihracatı giyim eşyada 707 milyon, örme eşyada 17 6 milyon $ oıarak gerçekleşmi ş v e 198 4 yılına gör e sırasıyl a % 8 0 ve % 16 5 oranınd a
artış göstermiştir . 198 4 yılınd a topla m ihraca t içind e teksti l ürünlerini n pay ı %
26,52'dir. B u çerçevede giyi m eşya, tekstil ihracatınd a % 1 0 ile ilk sırayı alırken %
4 ile pamuk ipliğ i ikinc i sırayı, % 3 ile hal ı üçünc ü ve % 2, 5 ile örme eşya 4. sırayı
almıştır. Türkiye'ni n örm e eşyad a 198 4 yılı üreti m hedef i 2 4 bin ton olara k tahmi n
edilmiştir. Örme eşyada devamlı bir üretim artışı vardır. Hazı r giyimde de yıldan yıla
düzenli artışlar görülmektedir. 198 0 yılında 63 bin ton olan hazır eşya üretimi, 1983
yılında 83 bi n ton olara k gerçekleşmi ş v e 198 4 yılı progra m hedef i 10 4 bin olara k
tahmin edilmiştir .
1.1.5. SUNÎ-SENTETİ K İPLİ K V E DOKUMAS I
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde suni ve sentetik elyaf üretimi hayli büyük
rakamlara ulaşmasına karşılık Türkiye'de bu miktarlar oldukça küçüktür. 198 2 yılında Batı Almanya'da 784 bin, İtalya'da 443 bin, İngiltere'de 309 bin ve 1980'de Brezilya'da 10 2 bin ton kimyasal elyaf üretim i yapılmıştır. Türkiye'de b u rakam 12 8 bin
tondur.
Ancak b u dalda Türkiye 198 4 yılında 42.587 ton devamsız elyaf, 2 9 bin ton da
devamlı lif iplik ithalinde (toplam 72 bin ton) bulunmuş, buna karşılık 42 bin ton iplik,
50 bin ton devamsız elyaf ihraç etmiştir. İthalat için 149 milyon $ harcanmış, yapılan
ihracat karşılığı 223 milyon $ gelir sağlanmıştır. Sentetik-suni elyaf, ipli k ve dokuma
olarak 198 4 yılı toplam ihracatımızı n % 4,6'sın ı ihtiv a etmektedir .
1.2. TÜRKİY E DI Ş TİCARETİND E TEKSTİ L SANAYİ İ
Türkiye'nin dı ş ticaretinde 1980'l i yıllar a kada r öneml i bi r yapısa l değişm e olmamıştır. 197 8 ve takip eden yıllarda tarım sektörünün dış ticaretimizdeki yer i giderek azalmay a başlamıştır .
1978 yılında dış ticaretimizde tarımın pay ı % 67. 4 ike^ b u oran 197 9 yılında %
59,4, 1980'd e % 57,4,1981'd e % 47,4 , 1982'd e % 37,3 , 1983't e % 32, 3 ve 198 4
yılında ise % 8 oranında azalarak % 24, 5 olarak gerçekleşmiştir . Bun a karşılık sanayi ürünlerinin ihracatımızdak i payı aynı dönemde % 27.2 den (1978'de) % 63,9' a
(1983'te) yükselmiştir . 198 4 yılında is e % 40, 6 lı k bir artışl a sanayii ürünlerini n dı ş
ticaretimizdeki pay ı % 72, 1 olara k gerçekleşmiştir .
Görüldüğü gib i sanayi i ürünlerini n ihracatımızdak i pay ı il k def a 198 1 yılınd a
tarım ürünlerini geride bırakmıştır. Tekstil sektöründe sanayii ürünleri ihracatı, hammadde ihracatın ı 197 7 yılında il k def a aşmıştır .
Ham madde yerine sanayi ürünü ihracı halinde büyük menfaatlerin olduğu aşağıdaki örneklerden görülecektir. 196 9 yılında 0,56 $ / k g olan hammadde ihraç fiyatı yavaş fakat daimi bir yükselme il e en yüksek değerini 198 0 de 1,8 2 $ / k g olarak
bulmaktadır 198 4 te is e b u raka m 1,6 2 $ / k g olara k "tahakkuk " etmiştir .
Tekstil sanayi ürünlerind e is e 1969 yılında 0,46 $ / k g olan ihra ç fiyatı sürekli ve
hızlı bir gejişm e gösterere k 1984't e 6,5 4 $ / kg' a yükselmiştir. Sanay i ürün ü ihracında hammaddey e oranl a % 40 3 orand a bi r menfaati n olduğ u görülmektedir .
ihracatımız içindek i payı her geçen yıl daha da artan sanayii ürünler i içind e en
büyük pay a is e tekstil sanayi i sahiptir . Teksti l sanayiini n 196 9 yılındaki ihracat ı 20
milyon dolar iken, bu miktar 1980'd e 430 milyon, 1981 'de 811 milyon, 1982'de 1.06 6
milyon, 1983't e 1.30 8 milyo n ve 1984 yılında ise 1.892 milyon dolar olmuştur. 196 1
yılında 2,1 milyon $ ihracatla toplam ihracat içinde % 1 lik bir paya sahip olan tekstil
sanayiinin b u durumu (planlı dönem başlangıc ı 196 3 yılında % 1 ) 1968 yılına kadar
devam etmiştir . 196 8 yılından itibare n tekstil sanayiini n ihracattak i pay ı sürekli artmıştır. 1968'de%2 , 1969'da%4 , 1970'te%5 , 1971'd e % 6, 1973'te % 9 ve 1974
yılında % 10'a ulaşarak giderek önemini arttırmıştır. 197 4 yılından 1983 yılına kadar
geçen o n yıllık süre zarfında is e tekstilin ihracattak i pay ı % 100'ü n üzerind e bi r artışla % 1 0 dah % 23 'e çıkmıştır . 1984 yılına ait veriler incelendiğinde tekstil ürünlerinin ihracatımızdak i payını n e/ ı üs t noktay a ulaştığ ı ( % 26 ) görülmektedir .
Tekstil sanayiini n ihracatındak i b u gelişmeler yanında,"ihracatı n yapısınd a d a
önemli gelişmeler ve değişiklikler olmuştur . 198 0 yılına kadar en önemli döviz girdisi sağlayan pamuk ipliği 1982 yılında yerini giyim eşyası (konfeksiyon)na bırakmıştır .
1976 yılında 16 0 milyon dolarlık pamu k ipliğin e karşılı k 43 milyon dolarlık giyi m eşyası ihra ç edilmiştir . B u miktarlar 198 0 yılında sırasıyla 18 1 milyo n ve 66.5 milyo n
dolar olarak gerçekleşmiş, 198 1 yılınd»ise 231 milyon dolarlık pamuk ipliğine karşılık 20 1 milyo n dolarlı k giyi m eşyas ı ihracat ı gerçekleştirilmiştir .
Giyim eşyas ı ihracat ı 198 2 v e 198 3 yıllarınd a d a artı ş göstermi ş v e sırasıyl a
259.667 bin ve 393.231 bin dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. 198 4 yılında ise bu rakam 707.55 2 bi n $ olmuştur. Pamu k ipliğ i ihracat ı is e 198 2 yılında bi r öncek i yıl a
göre biraz gerileme ile 218.278 bin, 1983'te 252.127 bin dolar ve 1984'te ise 282.268
bin dola r olara k gerçekleşmiştir .
Tekstil sanayiinin diğer al t sektörlerine baktığımızd a giyim eşyası ve pamuk ipliğini, hal ı ve kilim , mefruşat, örm e eşyas ı ve sentetik v e suni liflerde n iplikler , sai r
pamuklu dokuma, ham bez, sentetik ve sun'i dokuma ve diğer dokumacılık mamulleri taki p etmektedir .
1969 yılında 2 milyon $, 1976 yılında 23.4 milyon dolar olan halı ve kilim ihracatı, 198 0 yılında 83.9 milyon, 1981'de 155. 5 milyon, 1982'de 229 milyon dolara yükselmiş, 1983 yılında ise bir önceki yıla göre gerileyerek 163. 8 milyon dolar olmuştur.
Alt sektörü n 198 4 yılındaki ihracat ı is e 180. 9 milyo n dola r olara k gerçekleşmiştir .
Tekstil dış ticaretindeki gelişmeler e parale l olarak ihracat ı artan ürünlerden biride mefruşattır . 1971'd e 1, 4 milyon,198 0 yılınd a 1 9 milyon dola r olara k gerçekle şen ihracat , 1981'd e 4 1 -milyon J982'de 5 7 milyo n dola r olmu ş v e 198 3 yılında %
40 civarında bir artışla 70.121 bin dolara ulaşmıştır. 198 4 yılında ise 82,5 milyon dolarlık ihraca t gerçekleştirilmiştir .
Örme eşyad a 196 9 yılında 454.00 0 $ ola n ihracat , 197 4 yılında 1, 9 milyo n $,
1980 yılında 16.198 bin dolar, 198 1 yılında ise % 100'ü n üzerinde bir artışla 33.676
bin dolar olmuş, ancak 198 2 yılında önceki başarısını gösteremeyerek 31.22 2 bin dolara gerilemiştir. 198 3 yılında ise ihracat gene % 100'ü n üzerind e bi r artış göstererek 66.35 4 bi n dolar a yükselmiştir . 198 4 yılı verilerine bakıldığınd a is e örm e eşy a
ihracatında büyük'bi r gelişm e (176.01 3 bi n dolar ) görülmektedir .
Örme eşya ihracatınd a AET tarafından konula n yasaklamalar v e kısıtlamalar a
rağmen öneml i ölçüd e artışla r sağlanmıştır . B u yasaklama v e kısıtlamala r konma mış olsaydı, ihracattaki artışın şimdiki seviyesinin hayl i üzerinde gerçekleşebileceğ i
tahmin edilmektedir .
Tekstil sanayiinin önemli ölçüde gelişme gösteren bir diğer alt sektörü ise sentetik ve suni liflerden ipliklerdir. 1969 yılında 461 bin $ olan ihracat, 1980 yılında 17.208
bin dolar , 198 1 d e 33.43 5 bi n dolar a yükselmiş, 198 2 yılında is e yaklaşık ü ç misl i
artış göstererek 93.842 bin dolar olmuştur. 198 3 yılında ise P/ o 50 civarında bir artışla 137.072 bin dolarlık ihraca t gerçekleştirilmiştir. 198 4 yılında ise alt sektörün ihracatı 154.86 7 bi n dolar a ulaşmıştır .
Bunun dışında sentetik suni dokuma ihracat ı 1969'da sadece 8 bin $, 1975'd e
1.593 bi n $ iken 198 0 yılında 7.491 bi n dolara, 1983't e 51.053 bin, 1984 yılında ise
106.395 bin $'a yükselmiştir. Ham bez ihracatı ise 1980'de 6.652 bin dolardan 1984'te
30.741 bi n dolara çıkmıştır. Sai r pamukl u dokumad a ihraca t artış ı daha hızlı olmuş
ve 1980'de 10.48 3 bindolar olan ihracat tutarı, % 10 0 bir artışla 1981 'de 23.063 bin
dolara, 1982'd e is e % 300'lü k bi r gelişme il e 63.841 bi n dolara ulaşmıştır . 198 3 yılında artı ş hız ı düşmüş v e ihraca t 70.35 5 bi n dolar , 198 4 yılınd a 74.50 0 bi n dola r
olmuştur. '
^
Türkiye'nin teksti l mamuller i ihracatınd a son yıllarda meydan a gelen b u gelişmeler dikkate alındığında, ihracatın özellikle işle m görmüş mamullere yöneldiği söylenebilir.
Tekstil sanayii ürünleri ihracatımızda OCDE ülkeleri toplamı daima ilk sırayı alırken AET (onlar) ikinci sırayı, İslam ülkeleri üçüncü, Ortadoğu ülkeleri dördüncü. Körfez
ülkeleri beşinci , Arap ülkeler i altıncı, Kuzey Afrika ülkeleri yedinci ve Doğ u Avrupa
ülkeleri (Comecon) so n sıray ı almıştır. Teksti l sanayi i ürünler i ihracatımızd a yıllar dan ber i bell i bi r artı ş olmasına rağme n an i yükselme 198 1 yılında olmuştur. 198 0
yılına oranla miktarda % 74'lü k artışa karşılık değerde % 89Muk bir artış sağlanmıştır. İsla m ülkeler i il e olan ilişkilerimizd e b u yıldan itibare n istikrarl ı bi r gelişm e göstermiştir. 198 4 yılında ülke grupları itibariyle ihracat dağılımı aşağıdaki gibi olmuştur:
% 77,2OCDE , % 61, 4 AET, o/ o 20,9 İslam, % 18, 4 Ortadoğu, % 1 8 Körfez, % 14, 9
Arap, % 2, 5 Kuze y Afrik a v e % 1 Doğu Avrup a ülkeleri .
Tekstil ürünleri ihracatında AET'nin payı oldukça büyüktür. Ancak 1980'li yıllarda AET'nin ihracatımızdak i payınd a nisbi azalma eğilimi vardır. 197 6 yılında tekstil
ihracatımızın % 82,23'ü AET ülkelerine yapılırken, bu oran 1980'de % 70.01,1981'd e
% 54,38 , 1982'd e % 60,50 , 1983'd e % 61,9 3 v e 1984'de % 61,3 9 olarak gerçek leşmiştir.
Batı Almanya, AET ülkeleri içinde en fazla tekstil ürünü alan ülkedir. Türkiye'nin
(tekstil ürünler i bazında ) Bat ı Almanya'ya 198 1 yılındaki ihracatını n % 22,6'sı , 198 2
ihracatının % 32,5'i 1983 yılı ihracatının % 33,4'ünü ve 1984 yılı ihracatının % 40,3'ünü
tekstil ürünleri teşkil etmektedir. Alt sektörler itibariyl e bu ülkeye yapılan ihracatın en
önemli kalemlerini kadınlar, kız çocukları ve bebekler için giyim eşyası (1981 'de 44,043
bin, 1982'de 102.758 bin, 1983'te 206.632 bin dolar), pamuk iplikleri (sırasıyla 74.055
bin, 69.230 bin ve 61.309 bin dolar), halı ve kilim, diğer giyim eşyası ve diğer pamuklu
dokuma teşki l etmektedir .
Batı Almanya'dan sonra en önemli alıcı ülke İtalya'dır. İtaly a Türkiye'nin en çok
pamuk ipliğ i ihra ç ettiğ i ülkedir . B u ülkey e yapıla n topla m ihracatı n içind e pamu k
ipliğinin payı 1982'de % 20.61983 yılında ise % 23.4'tür. Toplartı pamuk ipliği ihracatının ortalama % 35' i İtalya'ya yapılmaktadır. Pamu k ipliğ i dışında İtalya'ya ihra ç
edilen diğer öneml i teksti l ürünler i is e sentetik v e suni lifler , sai r pamukl u dokum a
ve halıdır .
Tekstil ürünlerimizi n e n ço k ihra ç edildiğ i ülkelerde n bi r başkas ı da İngiltere' dir. Özellikle 1980 yılından sonra bu ülkeye yapılan tekstil ürünleri ihracatında önemli
gelişmeler olmuştur. 198 1 yılında yapılan 44 milyon dolarlık ihracata karşılık 1982'd e
yaklaşık 2 kat artışla 82,4 milyo n dolar v e 198 3 yılında % 51,6'lı k artışl a 124, 9 mil yon dolarlık İhraca t yapılmıştır. B u ülkeye yapılan İhracatta özellikle erkek ve erkek
çocuklar için giyim eşyası, 1984'de bu rakam 113,8 milyon $ olarak tahakkuk etmiştir
kadın, kız ve bebekler için giyim eşyası, elastiki ve kauçuk olmayan giyim eşyası, pamuk ipliği, yatak çarşafı ve benzeri prtülerde önemli artışlar olmuştur. Ayrıca bu ülkeye
yapılan ihracatt a teksti l ürünlerini n pay ı oldukç a yükselmiştir . (1982'd e % 40,8 ,
1983'de % 45,1 ) ^
Irak ve İran ise uzun yıllardan ber i iyi İhracat yaptığımız ülkeler arasında yer almaktadır. 197 0 yılında Irak' a 34 8 bi n $, İran' a 38 4 bi n $, 198 3 yılınd a Irak' a 51, 2
milyon $, İran'a 214,4 milyon $ ve 1984'te aynı ülkelere sırasıyla 172,7 ve 113,5 milyon $ ihraca t yapılmıştır .
Belçika v e Lüksemburg' a ihracatımızı n 198 2 yılınd a % 51,4,1983't e is e %
53,7'sinl tekstil ürünleri teşkil etmektedir. B u ülkelere yapılan tekstil ürünleri ihracatı içinde en büyük kalem i pamu k İpliğ i teşkil eder. Bunda n başk a halı, pamukl u dokuma v e giyi m eşyas ı öneml i ihra ç kalemleridir .
Danimarka'ya ihracatımı z içinde tekstilin payı % 30 dolayındadır. B u ülkeye en
çok giyi m eşyas ı ihra ç edilmektedir .
Tekstil ürünler i İhracatını n so n yıllard a gösterdiğ i öneml i gelişmeler e karşılık ,
özellikle Fransa'nı n uyguladığ ı kısıtlayıcı politikalar nedeniyl e b u ülkeye yapılan ihracatta gerilemeler görülmektedir . Özellikl e işlenmiş tekstil ürünleri ve pamuklu dokuma ihracatında 198 2 yılına göre 1983 yılında % 87,8'e ulaşan gerileme olmuştur .
Bu ülkey e yapılan ihracatt a e n önemli gerileme % 87, 8 ile pamuklu dokumada , %
46,4 ile yatak çarşafı, masa örtüsü ve benzeri eşyada meydana gelmiştir. B u iki ürünü % 38, 6 il e İpe k halı , % 27, 4 il e erkek ve erkek çocuklar ı içi n giyim eşyası " izlemektedir.
1981 yılında Hollanda'ya ihracatımız içinde tekstilin payı 21,6 iken, 1982 yılında
% 1 8 olmuştur. Hollanda'y a özellikl e elastiki ve kauçuklu örme giyim eşyası ile yatak çarşafı ve benzeri örtülerde önemli ihraca t artışları olmuştur. Bun a karşılık halı ,
pamuk İplikler i v e diğe r pamukl u dokum a ihracatınd a gerilemele r olmuştur .
1969'da A.B.D.'ne tekstil sanayii ürünlerimizin % 5,43'ünü ihra ç ederken takip
eden yıllarda bu oran düşmü ş ve en küçü k değerin i 1982'd e % 0,79'l a bulmuştur .
Bilahare yükselen ora n 1984't e 94 milyon $ ile tekstil sanayii ürünler i ihracatımızı n
% 4,97'sin l temi n etmiştir .
Suudi Arabistan ise son yıllarda istikrarlı bir müşterimiz olma durumuna girmiştir. 198 4 yılı ihracatımı z 48, 4 milyo n $ olara k gerçekleşmiştir .
2. DÜNYAD A TEKSTİ L
2.1. GENE L Bİ R DEĞERLENDİRM E
Tekstil, orta gelirli sanayileşmekte ola n ülkelerde sahip olduğu özellikler sebebiyle önemli bir sanayi koludur. Tekstil sektörünün başlı c özellikleri incelendiğinde ,
bu sektörün imalat sanayii üretimini ve istihdamını arttırmada önemli bir yeri olduğu
görülmektedir. Ayrıca , ülkey e döviz kazandınc ı özelliği d e ihma l edilemeyecek düzeydedir. Mesela , imalat sanayii ihracatı içinde tekstil ve giyim eşyasının payı 1978
yılında Pakistan'da % 50 , Filipinler'de % 1 2 ve Türkiye'de % 5 0 olarak gerçekleş miştir. Portekiz'd e is e ayn ı yıld a tekstil ihracatını n topla m ihraca t içindek i pay ı %
30 olmuştur.^ )
(1) Bkz . IBRD , Restructurin g o f Manufacturin g Industry . The Experienc e o f Textil e Industr y i n Pakistan ,
Philippines, Portuga l an d Turkey , Februar y 1983 . No : 558.
Türkiye'nin 198 4 yılında İmalat Sanayii ihracatı içinde tekstil ve giyim eşyasının
payı % 36, tekstil ihracatının toplam ihracat içindeki payı % 26 olarak gerçekleşmiştir.
Ülkeler itibariyl e teksti l v e giyim ürünlerind e dı ş ticaret incelendiğinde , he r ülkenin durumunun farklı olduğu görülmektedir. 197 9 yılında İtalya, Avustralya; , Belçika, Lüksemburg , Portekiz , İspanya , Yunanista n v e Türkiye'd e dı ş ticaret fazlas ı
vardır. 197 3 yılında İspanya'da dış ticaret açığı, Fransa'da ise dış ticaret fazlası var
iken, 1979'd a söz konusu iki ülke için durum tersine dönmüştür. ABD'de durum biraz farklıdır. Yün ve sentetik elyaf gibi hammaddelerde önemli bir dış ticaret fazlası
olmasına rağmen toplam tekstil sektörü olarak değerlendirildiğinde dı ş ticaret açığ ı
olduğu ortaya çıkmaktadır. Değişi k ülkelerin tekstil sektöründe net ticaret dengeler i
aynntılı bi r şekild e ekl i tablolard a gösterilmiştir .
1979 yılında, ham maddeler dikkat e alınmadığında sakece sekiz OECD ülkesinin dünya ülkeleri ile olan ticaretinde dış ticaret fazlası olduğu görülmektedir. Giyi m
ürünlerinde is e b u ülkelerde n bazılar ı açı k vermektedirler. Diğe r tarafta n İtaly a ve
Güney Amerika ülkeleri tekstil giyim ürünlerinde net ihracatçı ülke durumundadırlar .
• İsviçr e ve ÂBD'nin ticar i açığı , daha çok giyi m ürünlerinde n iler i gelmektedir .
Buna karşıfık, Fransa, Almanya, İngiltere, Norveç, İsveç, Avusturya, Kanada ve Avustralya'nın ticar i açıklar ı he m teksti l ürünlerinden , he m d e giyi m ürünlerinde n kay naklanmaktadır. Kalkınmakt a olan ülkeleri n sanayi ülkeler i il e olan tekstil ve giyi m
sanayi ürünleri ticaretinde 1963't e 1 milyar dolara yakın olan açık, zaman içindekapanmıştır. Bu gelişme kalkınmakta olan ülkelerin sanayi ülkelerine yapmış oldukları
tekstil ürünler i ihracatında n ziyade , giyim sanayi i ürünlerini n ihracatında n kaynak lanmaktadır.
Bu ticari dengeleri n gelişmesi , aynı dönemde he r OECD ülkesindek i gelişme lerle tek tek karşılaştırıldığında, çok daha ilginç sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Mese lâ, 1979 yılında İtalya'nın tekstil ve giyim sanayi ürünlerindeki 5,7 milyar dolarlık ticari
fazlalığı, hemen hemen kalkınmakta olan ülkelerin sanayi ülkeleri ile olan ticari fazlalığına eşittir. 1978 ve 1979 yıllarında tekstil ve giyim sanayii ürünlerinde en önemli
net ihracatçı ülke durumunu koruyan İtalya'nın hemen arkasından Kore, Hong Kong
ve Hindistan gelmektedir. Diğe r taraftan belirgi n bi r şekilde net ihracatçı durumunda bulunan kalkınmakta olan ülkelerin (Pakistan, Brezilya, Mısır) durumuna beş Güney Avrupa ülkesi (Yunanistan, İspanya, Portekiz, Yugoslavya ve Türkiye) veya dört
Doğu Avrupa ülkesi (Romanya, Polonya, Çekoslavakya ve Macaristan) kolaylıkla ulaşabilmişlerdir.
Tekstil sanayiinde üreti m işlemler i temelde ik i aşamadan yani , ipli k eğirm e il e
örgü ve dokuma yoluyla kumaş imalinden oluşmaktadır. 1960'lan n başlanndan sonra
örgüde artı ş olmu ş v e teksti l üretim i içind e örg ü mamullerini n pay ı 1960't a % 1 0
İken, 1970't e % 1 8 olmuştur. 198 5 içi n projeksiyonla r % 30-50'li k bi r artı ş göster mektedir. (*) B u iki işleme aşaması, konfeksiyon sanayii ile beraber satış, istihda m
ve katm a değe r açısında n dünyanı n önd e gele n sektörlerindendir .
2.2. TEKSTİ L SEKTÖRÜND E RAKİ P ÜLKELE R
Dünya bazında tekstil sanayiinde rakip ülkeler ele alındığında karşımıza iki ülke
grubu çıkmaktadır. Bunlarda n birincisi "Gelişmi ş ülkeler, " ikincis i "Gelişmekte ola n
ülkeler"dir.
(*) Bkz . UN , Fibre s and Textiles, 1981.
2=2.1. Gelişmi ş Ülkele r Teksti l Sanayi i
Bu ülkele r İngiltere , ABD, Fransa , Federa l Almany a v e Japonya'dır .
1960'ların başlarında n itibare n gelişmiş ülk e firmaları uluslararas ı tekstil piyasasına, kimyasal elyaft a olduğu gibi 35-40 çok ulusl u tekstil şirket i il e girmişlerdir .
Bunların büyü k bi r kısm ı yatay olara k entegr e olmuşlardır . Bi r kısm ı is e teksti l v e
tekstil dışında geniş bir alanda faaliyet sürdüren büyük çok uluslu şirketlerin uzantılarıdır.
Merkezleri gelişmi ş beş ülkede olan 35-40 çok uluslu tekstil şirketi mevcu t pazarlama ağı ile hem gelişmiş,hem de gelişmekte olan ülkelerde dünya pazarına büyük ölçüd e egemendir . B u ülkeler , dünyadak i e n büyü k 10 0 teksti l şirketini n
sıralamasında görülebileceğ i gib i İngiltere , ABD , Fransa , Federa l Almany a v e Japonya'dır. B u beş ülkenin şirketlerinin cirosu en üstte yer alan 10 0 firmanınkinin %
94'ünü, ikinci sırada yer alan 100 firmanınkinin ise % 76'sını oluşturur. B u ağ birbirine bağlı yönetimler, belirl i konulard a ortak politikala r oluşturulmas ı ve sermaye or taklıkları biçimindedir .
Tarihi geçmiş, özellikle sömürge ilişkileri yatırım yerlerini ve pazarlama bağlantılarını belirlemiştir. AB D tekstil firmaları Amerika Kıtası'nd a ve Batı Avrupa'da yer leşmişlerdir. İngilter e v e Frans a esk i sömürgelerind e üstünlüğ ü geni ş ölçüd e
korumuşlardır. İngiltere'nin ayrıca Latin Amerika'daki çeşitli tekstil sektörlerinde yaygın çıkarları vardır. Japon firmaları son on yılda Afrika ve Lati n Amerika'daki faali yetlerini arttırmı ş olmakl a birlikte , dah a ço k Doğ u Asy a çevresinde kalmışlardır .
Büyük firmaların pazarlam a politikaları birbirinden bağımsızdır . Hatt a belirli piyasalarda ve ürünlerde ortaklaşa mücadele edilmektedir. Öt e yandan, 35-40 firmadan tamamını n ayn ı ürünün satışınd a veya aynı piyasada rekabe t etmeler i d e söz
konusu değildir. Herhang i bir ürünle ilgili olarak normal şartlarda, küçük gelişmekt e
olan ülkelerd e tekel, büyük gelişmekte ola n ülkelerde veya küçük gelişmiş ülkeler de oligopol v e büyük gelişmi ş ülkelerd e gevşe k bi r oligopo l olduğ u görülmektedir .
2.2.2. Gelişmekt e Ola n Ülkelerd e Teksti l Sanayi i
Gelişmekte olan ülkeleri sanayileşmişlik durumlarına göre üç ayrı grupta ele almak mümkündür :
i) Hon g Kon g v e Kor e Cumhuriyet i gib i hızl a sanayileşmekt e ola n ülkeler ,
ii) Hammaddeleri işleyere k bi r kaç pazara girmeyi başarabilmiş olan orta gruptaki ülkeler ,
İÜ) Hammadde ihracatın a bağıml ı ço k sayıd a gelişmekt e ola n ülke ,
1960'lârdan ve 1970'lerin başlannd a yılda % 7-10'luk GSYİ H artış hızı gerçekleştiren birinc i gruptaki ülkelerle , üçüncü grup arasındaki fark giderek büyümü ş ve
şimdi kendileriyle gelişmiş ülkeler arasındaki farktan daha büyük olmuştur. 1978'd e
birinci gruptaki ülkeler, bütü n gelişmekte olan ülkelerden yapılan toplam mamul ihracatının dörtt e üçünü gerçekleştirmişlerdir .
İleri derecede sanayileşmiş gelişmekte olan ülkelerin büyüm e stratejilerinin ve
çok ulusl u şirketlerle gerçekleştirdikler i işbirliğini n düny a piyasasınd a ço k etkili olduğu görülmektedir. B u ülkeler büyüme stratejileri uyarınca, sendikalaşmayı denetim altına alarak, paralarını değerinin altında tutarak, iç tüketim düzeyini sınırlıyarak
ve ihracat önderliğinde büyümeyi amaçlayarak biri m işgücü maliyetlerini düşük tutmayı başarmışlar ve dünya dış ticaretinde paylarını arttırmışlardır. B u büyümenin bir
başka önemli özelliği , giyim, tekstil, elektronik, makina , ayakkabı , çelik, kimy a ve
deri gib i sınırlı sayıda sektörde yoğunlaşmadır. Sö z konusu sanayilerden herhang i
birinde, bu gruptaki ülkelerde n en önde gelen üçü, tüm gelişmekte olan ülkelerde n
yapılan ihracatın % 70'ini gerçekleştirmektedir. Ayrıca , çeşitli gümrük veya gümrük
dışı engellere rağmen gelişmekte olan ülkelerce ihraç edilen mamullerin % 70'inde n
fazlası, gelişmi ş ülk e piyasalann a girmey i başarmaktadır .
2.2.2.1. Teksti l Sanayiind e Önd e Gele n Asy a Ülkeler i
Tekstil sanayiinde önd e gelen Asya ülkelerinin b u alandaki gücü, 1920'lerde n
beri Japon tekstil oligopölunu n deni z aşır ı genişlemesinden kaynaklanmıştır . Baş langıçta Japonya'ya yakınlı k v e düşük ücretle r b u gelişmede öneml i etke n olmuştur. Bu ücret avantajları sebebiyle Japon sermayesi, tekstile de önemli ölçüde kaymış
olmakla beraber, öncelikle tekstilden daha emek-yoğun olan konfeksiyon sanayiine
gitmiştir.
a. Kor e Cumhuriyet i
Kore Cumhuriyeti'nin tekstil sanayii Japon sanayiinin en başarılı uzantılarından
biridir.
1972-1978 döneminde ülkenin tekstil İhracatı 70Q milyon dolardan 4 milyar dolara çıkmıştır. 198 1 yılında ise % 24 oranında artarak 6.217 milyon dolara (1979'da
5.014 milyo n dolar ) ulaşmıştır . Teksti l ve giyim sanayi i ihracatını n % 40'ın ı oluşturan tekstil ürünleri içinde en önemli kalenrüer, sentetik ve pamuklu mamullerdir. 1981
yılında Güney Kore'ni n tekstil ihracatının % 18' i AET'ye gitmiştir. 198 1 tekstil ihracatının 5.750 milyo n dolar olmas ı öngörülmüş iken , hede f % 8, 1 oranınd a aşılarak
ihracat 6.21 7 milyo n dola r olmuştur . 198 2 hedefi is e 7,1 milya r dola r olara k tesbi t
edilmiştir. 198 2 - 86 dönemine kapsayan beş yıllık planda söz konusu dönemde Güney Kore'nin tekstil ihracatının yaklaşık iki katına çıkması planlanmıştır. Böylece, yılda ortalama % 4 oranında artışla 198 6 yılında ihracatın 11, 9 milyar dolara çıkmas ı
öngörülmüştür.
Kore'de, ihracatın hızla büyümesinin sebeplerinden biri de organize olmuş sendikacılık hareketini n bulunmamasıdır . Ülkedek i teksti l işçilerini n % 22's i sendikal ı
olmakla birlikte, sendikalar zayıf ve etkisizdir. Grev ve toplu sözleşme 1971 Milli Savunma Yasas ı il e yasaklanmıştır .
b. Hon g Kon g
Hong Kong ekonomisi ihraca t geliri ve istihdam açısından büyük ölçüde tekstil
ve giyim sanayiin e bağımlıdır . So n yirmi yılda Hon g Kon g tekstil sanayi i daha sermaye yoğun hal e gelmiştir. Giyi m sanayii ise yüksek kalitel i ve modaya uygun ma l
talebinin artmas ı üzerine zaman içind e piyasada önem kazanmıştır . Giyi m Sanayi i
ayrıca ekonom i içindek i nisb i önem i açısında n d a tekstil sanayiini n yerin i almıştır .
1981 yılında Hong Kong'da suni elyaf ve pamuklu dokuma üretimleri önemli ölçüde düşmüştür . (Sırasıyl a % 11, 4 ve % 23,2 )
Hong Kong'da tekstil sanayiinde 1970'lerd e birleşmele r artmı ş ve 1973 - 1976
arasında üç büyük kurulu ş toplam yün eğirme payların ı % 55'te n % 70'e , senteti k
elyaf eğirm e payların ı % 44'te n % 84' e çıkartmışlardır . Birleşmey i teşvi k etmeni n
yanısıra, Hong Kong Avrupa standartlannı karşılamak için daha pahalı kumaş ve daha
yüksek kalitel i ipli k imalatın a başlamıştır . Gelişmi ş ülkele r uzmanlı k isteye n teksti l
dallarında daha az kısıtlam a uyguladıklarında n Hon g Kong korum a duvarlarını kolayca aşma k içi n b u stratejiy i benimsemiştir .
Hong Kong'un toplam ihracatının içinde tekstil ve giyim sanayiinin payı % 40'tır.
1981 yılında tekstil ihracatı % 17,8,giyi m eşyasuhracatı ise % 21,5 artmıştır. Teksti l
ihracatı 5,3 milyar Hong Kong doları, giyim eşyası ihracatı ise 28,3 milyar Hong Kong
dolan olmuştur .
2.2.2.2. Ort a Gruptak i Ülkele r
Hepsi pamuk üreticisi olan altı ülke, Hindistan, Pakistan, Türkiye, Mısır, Brezilya ve Meksika, teksttilleşmeyi üreti m zincirinde aşağı aşamalardan yukarı aşamalara doğr u geliştirmektedirler . B u ülkeler , 1970'leri n ortalarında , gelişmekt e ola n
ülkelerin tekstil ihracatını n % 57'sini ve dünya tekstil ipliği ihracatının % 9'unu ger çekleştirmişler v e dünya tekstil piyasasınd a önemli bi r yer tutmuşlardır. Pazar a b u
ölçüde girmi ş olmalan , bu grubu tekstilde önd e gelen Asya ülkeler i ve gelişmiş ülkelerle dah a ço k rekabet e itmektedir .
a. Hindista n
Hindistan'da teksti l e n esk i sanay i dallarında n biridir . B u ülk e bağımsızlıkta n
bu yana, tekstil sanayiine önemli ölçüde yatırım yapmıştır. Bugü n dünyanın en büyük üreticiler i arasınd a ye r almaktadır .
Tekstil sanayii kullanılan elyaf türü itibariyle bölümlere aynimıştır. İpekl i ve yünlü sektörleri de tekstil üretimind e öneml i bi r yere sahiptir.1981/82 mal i yılında tekstil sektöründ e topla m 1.24 9 milyo n kg . ipli k v e 10.98 1 milyon metr e kuma ş
üretilmiştir.
Hindistan'da el tezgahları hemen hemen her köye kadar yayılmıştır. Toplam pamuklu tekstil üretiminin % 30'u el tezgahlarında gerçekleştirilmektedir. İstihdam ı arttırmak ve gelişmiş ülkeler tarafından elektrikli dokuma tezgahı ithalatına konan ağır
kısıtlamalardan etkilenmeme k içi n Hindista n Hükümeti , 197 8 ortasında, tüm ilav e
bez üretiminin el tezgahlarından yapılmasını kararlaştırmıştır. 1973—8 1 döneminde
pamuklu sektöründe istihdam yılda ortalama % 2 artarak, 1981 'de 1,2 milyon kişiye
ulaşmıştır. E l tezgahları sektöründ e 1 0 milyonun üzerind e kişini n istihdam edildiğ i
tahmin edilmektedir. Hindistan'd a toplam tekstil ihracatı 1971-80 döneminde % 420
oranında artarak 23 2 milyon dolardan 1, 2 milya r dolar a yükselmiştir. 1980'd e ihracatın bu hızlı yükselişinde giyim sanayiinin önemli bir rolü olmuştur. 1971/72'd e 12, 5
milyon dolar olan giyim eşyası ihracatı, 1980/81'de 600 milyon dolara yükselmiştir .
b. Pakista n
1970 leri n başlarında Pakistan, tekstil ürünlerinin hemen hemen % 60'nı ihraç
etmiş ve toplam ihraca t gelirlerinin sekizde bir i dokuma ipliğinden gelmiştir. Pakis tan'ın gelişmekt e ola n ülkeleri n topla m dokum a ipliğ i ihracat ı içindek i pay ı d a %
12,5'tir.
1977/78 dönemine göre % 45 artan pamuk ipliği üretimi 1981/82'd e 430,2 milyon kg.'a ulaşmıştır. Pamukl u kumaş üretimi ise aynı dönemde % 1 7 azalarak 325,8
milyon olmuştur
. 197 1 yılında 194.624 kişi olan tekstil sektörü istihdamı 1978 yılında 208.441 kişi olmuştur. Toplam istihdam içinde tekstil sektörünün payı % 38'dir.
c. Mısı r
Afrika'da tekstil sanayi oldukça yakın bir geçmişte kurulmuştur . Bunu n tek istisnası Mısır'dır. Bi r asırdan uzun süre Mısır ekonomisi pamuğa dayanmıştır. Mısır' -
da teksti l sanayiini n gelişmes i pamu k üretimini n doğal bi r sonucudur . 1920'lerd e
tekstil sanayi i kurulmu ş v e 1950'lerd e üreti m i ç talebi aşara k birka ç tesis ihracat a
yönelmiştir. 196 8 yılında pamuk üretiminin % 27'si yerli sanayi tarafından kullanılır ken 1978'd e b u oran % 60 ' a çıkmıştır. So n yirmi yıld a Mısır'd a pamu k üretim i ik i
katına yükselere k 1980'de , 1.3 3 milyon balyay a ulaşmıştır .
Mısır'da toplam tekstil üretimi imalat sanayii üretimini n % 25'in i oluşturmakta dır. İhracat ı ise , imala t sanayi i ihracatını n % 60 ' ma yaklaşmaktadır. Pamu k ipliğ i
ve kuma ş üretim i teksti l sektörünü n e n öneml i faaliye t alanın ı oluşturmaktadır .
1973-80 dönemind e pamu k ipliğ i üretim i % 2 9 artara k 23 1 milyo n tona , pamukl u
kumaş üretim i is e % 22 artarak 63 2 milyon metrey e ulaşmıştır . Aynı dönemde yü n
ipliği, yünl ü kuma ş ve hal ı üretim i d e genişlemiş , anca k kimyasa l elyafta n mamu l
iplik v e kumaşları n üretim i düşü ş göstermiştir .
Pamuklu dokuma ihracatı 198 0 yılında % 5,7 artarak 47.075 ton olmuştur. Pamuklu dokuma ihracatının 1/4'i AE T ülkelerine gitmiştir. Mısır'ın toplam dokuma üretiminin % 20's i ihra ç edilmektedir .
d. Brezily a
Şimdiye kada r düny a piyasasın a bira z girmi ş ola n Brezilya , Lati n Amerika'd a
en büyC k tekstil sanayiine sahip ülkelerde n biridir . Tekstil tesislerine genellikl e ya^
bancılar sahiptir ve eğirmeden apreye kadar dikey entegrasyon eğilimi bulunmaktadır. Brezilya'd a ihracat , çeşitl i verg i indirimler i v e ihraca t krediler i gib i teşviklerl e
canlandırılmıştır. 1970'lerde n sonra yatırımlar yılda ortalama % 8.2 oranında artmıştır. Bezilya'd a 1980 yılında, 706 bin ton doğal elyaf (568 bin tonu ham pamuk), 52,5
bin to n sun i elyaf , ^ 0 bi n ton'd a senteti k elya f üretilmiştir .
e. Endonezy a
Endonezya'da 1980 yılında 180 milyon dolar olan tekstil ve giyim eşyası ihracatı 1981 yılında % 36,7 oranında düşerek 11 4 milyon dolar olmuştur. B u durum baz ı
kotaların kullanılmasındaki teknik imkânsızlıktan kaynaklanmıştır. 198 1 yılında ortalama kotada n yararlanma oran ı % 73, 8 olmuştur . Endonezya'd a sanayi , devlet işbirliği il e kotalar a ilişki n bi r bilg i merkez i kurulmasın ı tale p etmektedir .
f. Malezy a
1976-80 dönemind e teksti l sanayi i yıld a ortalama % 25, 8 oranınd a büyümüş tür. Aynı dönemde ihracat da hızla artmıştır.Ancak,1981 yılının ilk on ayında 1980'i n
aynı dönemin e kıyasl a ihraca t % 4 oranında azalmıştır . Fakat , Malezya'nı n ABD ,
İsveç v e Kanad a il e imzaladığ ı ikili anlaşmala r dikkat e alındığınd a bu . azalışın de vam etmeyeceğ i söylenebilir .
g. Singapu r
1980 yılında 488,8 milyon dolar olan tekstil sektörü üretimi % 3 2 oranında düşerek, 1982'd e 335, 5 milyo n dola r olmuştur . Ayn ı dönemd e giyi m sektöründ e is e
üretim % 1 1 artarak 848, 4 milyo n dolarda n 937, 9 milyo n dolar a çıkmıştır .
2.3. DÜNY A E L HALIS I TİCARET İ
1. İhraca t
Dünya ihra ç edilen el halılarının değeri 198 1 yılında 1.37 2 milyo n dolar olmuştur. İhracatçı ülkelerin çok önemli bir bölümünü Asya ülkeleri teşkil etmektedir. Dünyadaki el halısı ihracatının % 83' ü Asya ülkeleri tarafından yapılmaktadır. İran'ı n tek
başına dünya el halısı ihracatındaki payı 1979'da% 46,1, 1980'd e % 37,0, 1981'de
% 28, 8 olmuştur. İran'ın el halısı ihracat değerleri ise 1979'da 632,7 milyon, 1980'de
592,5 milyon, 1981 'de 394,9 milyon dolardır. Görüldüğü gibi,1979'dan sonra İran'ın
el halıs ı ihracatınd a İran-Ira k savaş ı dolayısıyl a devamlı bi r düşü ş izlenmektedir.
İran'dan sonr a dünyada e n büyü k e l halıs ı ihracatçısı ülk e Hindistan'dır . Hin distan'ın dünya ihracatındaki payı 1979 yılında % 4,7 iken 1980'de % 14,3'e , 1981 'de
% 15,4' e çıkmıştır. Hindistan'ın aynı yıllardaki el halısı ihracat değerlerdi sırasıyla 65,1
milyon, 228,3 milyon, 211,8 milyo n dolardır. Hindistan'ı n düny a el halıs ı piyasasındaki payı son yıllarda artmıştır. İran'ı n azalan ihracatı dolayısı ile kaybettiği pazarlara kısme n Hin t halılar ı girmektedir .
İran ve Hindistan'dan sonr a en fazla el halısı ihraç ede n ülkeler , Pakistan , Afganistan v e Türkiye'dir. Pakistan'ı n 197 9 yılında 195, 2 milyo n dola r ola n e l halıs ı
ihracatı, 1981 yılında 201,2 milyon dolara yükselmiştir. 198 1 yılı itibarı ile Pakistan'ın düny a e l halıs ı piyasasındak i pay ı % 14,7'dir . \
Afganistan'ın son yıllarda el halısı ihracatı devamlı bir artış göstermektedir. 197 9
yılında dünya el halısı ihracatında 62,9 milyon dolarla % 4,6'lı k pay a sahip olan Afganistan'ın, 1981 yılında ihracatı 149,5 milyon dolara, dünya el halısı piyasasındaki
payı d a % 10,9' a yükselmiştir .
Türkiye, özellikle son yıllarda önemli miktarda el hahsı ihraç etmeye başlamıştır. Türkiye'nin 1979 yılında el halısı ihracatı 43,0 milyon dolarken 1981 yılında 143,1
milyon dolar a çıkmıştır . Türkiye'ni n 198 1 yıl ı dünya e l halıs ı ihracatındak i pay ı %
10,4'tür. Halbuk i 1979 yılında Türkiye'nin dünya el halısı ihracatındaki payı % 3,1 'dir.
Türkiye'nin halı , kilim olarak 198 4 yılı ihracatı ise 181 milyon dolar civanndadır. Türkiye'den sonr a öneml i e l halıs ı ihracatçıs ı ülk e Fas'tır .
2. İthala t
Dünyada en büyük el halısı ithalatçısı ülke Batı Almanya'dır. 198 1 yılı itibari ile
Batı Almanya'nın el halısı ithalatı 571,1 milyon dolardır. 1.393, 2 milyon dolarlık toplam düny a ithalat ı içerisindek i pay ı % 41'dir . Bat ı Almanya'dan sonr a dünyada en
büyük ithalatçıla r sırasıyl a ABD, İsviçre, İngiltere , Fransa , Suiidi Arabistan v e İtal ya'dır. 1981 yılında, ABD'nin 184,6 milyon, İsviçre'nin 108,9 milyon, İngiltere'nin 100,6
milyon, Fransa'nın 85,6 milyon, Suudi Arabistan'ın 63,9 milyon, İtalya'nın 58,1 milyon dolarlı k el halıs ı ithalat ı vardır .
3. SONU Ç V E ÖNERİLE R
Dünya tekstil ürünleri (tüm) ihracatı 1979 yılında 101,6 milyar dolar olarak ger çekleşmiştir. Tekstil ürünleri dışında imalat sanayiine ait bu rakam 857 milyar dolar
olmuştur. B u haliyl e teksti l ürünler i dışındak i imala t sanay i ürünler i ihracatını n %
11,8'ini tekstil ürünler i almaktadır . Türkiye'd e ayn ı yılda tekstil ürünler i ihracatının,
tekstil ürünler i dışındak i toplam imala t sanayi i ihracatın a oran ı % 14 7 şeklinde tahakkuk etmiştir .
Elimizdeki mevcut hammadde kaynaklarını n işlenerek ihracat ı iki kat daha arttırmamız mümkü n olabilir .
* Bkz . DPT , AET'de E l Halısı Pazarı ve Türkiye'nin İhraca t İmkânları , Mar t 1985 .
Milyon $
1.9-1
TEKSTİL SEKTÖR Ü İHRACATI '
1.8171.61.51.41.31.21.11.0-,
0.9- •
0.80.70.60.50.4Ö.30.20.1n?
00 0
ON C
î
00
^ 0
T
fO
00
^C
"
0
h
Alınan bir dizi ekonomik istikrar tedbirleri sonucu, hammadde kaynaklarının işlenerek ihracatını n artırıldığ ı bun a mukabi l ha m madd e ihracatını n düştüğ ü görül mektedir. 83/1 sayılı Tebliği ile getirilen yatırımdaki yeni kolaylıklarla tekstil sektörünün
yakın bi r tarihte patlam a aşamasına geleceği söylenebilir. Ately e tipi yüzlerce tesisin b u sayede fabrika düzenin e girmes i bunu n bi r göstergesidir . Anca k tabi i k i bu
patlama bir çok problemi de beraberinde getirecektir. Pazar bulma, bu problemlerin
başında yer almaktadır. Nisbeten bu hale çözüm getirebilmek ve ihracatımızı rahatlıkla yapabilmemiz için aşağıdaki, genel hatlanyla verdiğim esaslar üzerinde durmak
gerekmektedir.
1. Dı ş dünya ile olan ticaret anlaşmalarımızı en iyi bir şekilde yapmamız lazımdır. AET ko t uygulamasını n kaldırılması , GATT kurallannı n iyileştirilmesi , tekstil ve
giyim ticaretinin serbestleştirilmesi "içi n çalışmalarda bulunulması bu çerçevede ele
alınmalıdır.
2. Son yirmi yılda dünya tekstil üretimindeki yapısal değişiklikler sonucu tekstil
ürünleri ticaretinde de önemli değişiklikler olmuştur. Başlangıçta , ticarette doğal elyaf ve iplik ile dokuma ürünleri önemli yer tutmakta iken son yıllarda elyaf ticaretinde büyük ölçüde gerileme olmuş, ince dokuma, örgü giyim eşyası ve giyim sanayi i
ürünleri ile modaya uygun tekstil ürünleri ağırlık kazanmıştır. 1955 yılında tekstil ürünleri ihracatınd a elyafı n pay ı % 5 0 iKe n 1979'd a % 20'y e düşmüştür . Ayrıca , elya f
ticaretinde suni elyafın önemi artmıştır. Giyim sanayii ürünlerinin toplam tekstil ihracatı içindek i pay ı is e 1955't e % 1 0 iken , 1979'd a % 35' e ulaşmıştır .
Dünya üretim yapısında meydana gelen değişiklikler, çeşitli ülkelerin ithalatını,
ihracatını v e b u ticaretin dünyadak i coğraf i dağılımın ı ço k etkilemiştir .
Bu nedenl e aşağıdak i bi r diz i i ç tedbirler i alma k lazınidır :
a. Kimyasa l elya f üretimin i v e tekstil sanayiind e kullanımın ı artırmak lazımdır .
b. Kamgarn sanayiine etkin bir şekilde girmek gereklidir. Yerli ve şark yapağısının yarıkamgarn , hatt a kamgar n teknolojisind e işlenip , sentetik elyafl a uygu n nis betlerde karıştırılarak ince iplik, kumaş haline dönüştürülmesinde yarar görülmektedir.
İngiltere'nin herke s tarafından beğenile n skoç kumaşlan , bizim şark yapağımız evsafındaki yapağılarda n üretilmektedir .
c. Gelişmi ş ülkele r uzmanlı k isteye n teksti l dallarınd a dah a a z kısıtlam a yapmaktadırlar. Hon g Kong'un yaptığı gibi bu kısıtlama duvarlarını aşmak için bu stratejiyi taki p etme k gerekir .
d. Mamullerimizi n üreti m kalitelerin i arttırmamı z lazımdır .
e. Pamuk'tan 3 0 numaranın üzerind e ipli k üretimi çok az ve kalitesizdir. Türkiye'de mevcu t ipliklerl e kalitel i dokumalar yapılamamaktadır . Süpe r kalitel i ipli k kul lanılmasına rağmen kadife yapımında problemler doğmaktadır. Şu andaki yatınmlar
genellikle 20 numara karde veya open-end türü iplik üretimine yöneliktir. Bu yatırımlarda üretim hızı yüksek makinalar kullanılmakl a birlikte iplik kalites i o denli yüksek
değildir. Bu nedenle 30 numaranın üzerinde kaliteli pamuk ipliğine ağırlık verilmelidir.
f. Türkiye'de mevcut^bi r ik i küçük tesiste üretilen keten ipliğini n de yeterli mik tarda ve kalitede olduğunu söylemek mümkün değildir. Ayrıca kaliteli keten ipliği için
ham madd e ithalind e bulunmaktayız . Kundurac ı ipliği d e hale n itha l edilenle r ara sındadır. Gittikç e artan tabi elyaflardan üretile n giysi talepleri dikkate alınırsa keten
ipliği üretimini n v e kalitesini n arttırılmas ı icabetmektedir . '
g. Yeterli merinos yünü olmadığı için yurtdışından yılda ortalama 1 4 bin ton civarında itha l etmekteyiz. Halbuk i yıllık 71 bin ton yan üretimin e sahi p bulunmakta yız. B u nedenle yerli yapağının ısla h edilmesi ve merinoslaştırma çalışmalarına hız
verilmesi gereklidir .
h. Tiftik, tavşan , deve, v.b. tüyü gib i tab i elyafların işleni p mamu l olara k satıl ması ülkemize daha fazla yarar sağlayacaktır. Ülkemiz tavşan tüyünün % 20-40 nisbetinde iştirakiyle yapılan, Avrupa'da sükse yapan, kadınlanmızın arzuladığı "Angora
Kazağı" yurdumuzda üretilmelidir. Tiftiğin tops aşamasından geçip ipliğe ve kumaşa dönüştürülmesi gerekmektedir. Türkiye'de halen topsu yapılmakta ve kalın el örgü iplerind e belirl i nisbetlerd e kullanılmaktadır . Ayrıc a Ankar a Keçis i sayısını n d a
arttırılması kaçınılmazdır. Ankara Keçisinin menşei Türkiye olmasına rağmen. Dünya tiftik üretiminin 1/ 3 ü hatta daha azını karşılama durumunda kalmışızdır. Amerika
ve CA P ülkeler i üreti m bakımında n Türkiy e üretimin i aşmı ş durumdadırlar .
i. Halıcılığın gelişmesi içi n de kaliteli halı ipliğine ihtiyaç vardır. Strayhgarn ipli ğinden hal ı yapıldığ ı takdirde satılmas ı zo r olmaktadır . Yaylanm a v e parlaklı k gib i
özelliklere sahi p olan şar k yapağısında n yar ı kamgarn teknolojisiyl e ipli k üreti p ik i
veya üçe katlamak suretiyle halı ipi yapmak suretiyle halıcılığımıza yeni bir dinamizm
getirilmiş olunacaktır .
k. En önemlisi pazarlama için sermaye yoğun şirketlerin kurulması ve bu şirketlere üreticileri n tümünü n orta k olmasınd a büyü k yararla r görülecektir .
I. Boya ye apre tesisler i yeterli ve kaliteli mal üretimine uygun değildir. Moder n
makinalarla tevs i edilmel i v e yenilenmelidir . İy i boy a işlemi yapılamadığ ı içi n ihra catta mamu l mallan n iadesi sö z konus u olmaktadır .
Ben daha fazla vaktinizi almak istemiyorum, hepinizi saygı ile selamlıyorum, teşekkür ederim . . 25
,
Faydalanılan Kaynakla r
1. DP T Öze l İhtisa s Komisyon u raporlar ı
2. Dı ş ticaret İstatistikler i
3. Hazin e v e Dı ş Ticaret Müsteşarlığ ı Bİ K kaynakları
4. IBRD , Restructurin g o f Manufacturin g Industry : Th e Experienc e o f Textil e
Industry i n Pakistan , Philippines . Portuga l an d Turkey , Februar y 1983 . No . 55 8
5. ÖECD, Textile an d Clothing Industries , Paris, 1983 .
6. UN , Fibre s an d Textiles , 198 1
7. Comitextll ; Bulleti n 83/ 1
8. Comltextil , Bulletin 82/ 4
9. IMF, Development s I n Internationa l Trad e Polic y
10. Statistica l Yearbook , 1981 , 1982
11. Cotto n Worl d Statistics , January , 198 4 ve 198 3 yıllı k
12. DPT , Yıllı k Programlar ı
13. AET'd e E l Halıs ı Pazar ı ve Türkiye'ni n İhraca t İmkanlar ı DPT , 198 5
14. Yün İpliği ve Yünlü Dokuma Sanayii, Uluslararası E. ve Tic. Bnk., Ekim 1983
15. Pamu k İpliği ve Pamuklu Dokuma Sanayii, Uluslararası E. ve Tic. Bnk., Eylül 198 3
16. Türkiy e Teksti l Sanayi i İşverenler i Sendikas ı Dergiler i
• İSTATİSTİ K TARİF E V E POZİSYONLARIN A GÖR E TEKSTİ L HAMMADD E V E
ÜRÜNLERİ SINIFLANDIRMAS I
Devamsız liflerde n iplikle r (sentetik-suni) : 56.05 ; 56.0 6
Devamlı U f iplikleri (sentetik-suni) : 51.01 ; 51.0 3
Pamuk ipliği : 55.05; 55.0 6
Yün v e kı l ipliği : 53.06; 53.07 ; 53.08; 53.09 ; 53.1 0
Keten ipliğ i v e mensucatı : 54.03 ; 54.04 ; 54.0 5
Sentetik, sun i dokuma : 51.04 ; 56.0 7
Ham bez : 55.09.1 1
Sair pamukl u dokuma : 55.07 ; 55.08 ; 55.09.12 ; 55.09.21-2 9
Yün v e kılda n mensucat : 53.11 ; 53.12 ; 53.İ 3
İpekten vey a şapta n mensucat : 50.0 9
Hah, kilim : 58.01 ; 58.02 ; 58.0 3
Battaniye: 62.0 1
Diğer dokumacılı k mamulleri : 5 9
Giyim eşya : 61
Örme eşya : 6 0
Mefruşat: 62.0 2
Diğerleri: (50-63 )-(X-| + X2 )
Pamuk: 55.01 ; 55.03 ; 55.0 4
Tiftik: 53.02.11-3 0
Yün v e kıl : 53.01; 53.02.40-90 ; 53.03 ; 53.04; 53.0 5
Dokumaya elverişl i sai r elyaf : 54.01 ; 54.02 ; 57.02; 57.03 ; 57.0 4
Sentetik-suni devamsı z lifler : 56.01 ; 56.02 ; 56.03; 58.0 4
Tekstil boyalan : 32.0 5
Toplam teksti l sektörü : 50-6 3
1:
1957
1969
a
0,9
20
49,7
Top.Tekstil Sanay i Ür.İhrac ı
II,
II.
I
IV
.
P U N ÜÖh . PLAND Ö g PLA N DÖ N P U N DÖ N
1963/1967 1968/1972 1973/1977 1978/1981
KO[ MADDELE R (RASYOLAR )
164,3
947,1
1.937,9
b
Top.Tekstil Ham.Md.İhrac ı
55,9
118
561,3
826,0
c
Top.Tek.Sek.İhracı(=a+b)
56,8
138
611,0
990,3 2.430,0 3.341,1
d
Top. İhraca t
345,2
1.482,9 İ.403,2
1981
811,1
406,3
1982
1983
1984
1.066.0 1.308,0 1.891,7
370,7
292,7
278,9
1.217,4 1.436,7 1.600,7 2.170,6
537 2.255,4 3.183,0 7.963,6 12.162,4 4.702,9
5.746,1 5.727,9 7.133,6
Top.Tek.San.Ür.İh/Top.İh.
(a/d).%
0,3
3,7
2,2
5,2
11,9
15.9
17,2
18,6
22,8
26,5
16,2
21,9
24,9
26,0
18,6
11.5
8,6
6,4
5,1
3,9
Top.Tek.Ham Md.İh/Top.İh .
(t)/d).%
Top.Tek.Sek.İh./Top.İh.
(c/d).%
e
16,4
27,7
27,1
31,1
30,5
27,5
25,9
25,0
27,9
30,4
Top. İhracat/G.S.M.H.(% )
3,3
3,9
5,0
4,4
4,4
5,3
7,9
10,6
11,1
14,2
Top.Tek.Sek.İhr./GSMH(o/o)
0,5
1,0
1,4
1,4
.1.3
1,5
2,0
2.6
3.1
4,3
Top. Teks . San . Ür . İthalat ı
14,2
18,3
98,9
105,6
252,3
254,1
78,5
104,2
98,1
119,2
f
Top.Teks.Ham Md.İthalat ı
g
Top. Teks . Sek . İth.(= e+f )
h
Top. İthala t
5,3
29,8
140,4
219,5
409,6
334,6
115,4
125,4
194,3
192,0
19,5
48,1
239,3
325,1
661,9
588,7
193,9
229,6
292,4
311,2
397,1
801,2 3.199,8 5.245,7 21,527,2 26.510,0
8.933,4 8.842,5 9.235,0 10.756,9
Top.tek.Sektörü İth./Top.İth .
(g/h).%
4,9
6,0
7,5
6,2
3,1
2,2
2,2
2,6
3.2
2,9
Top.İthalat/G.S.M.H.(%)
3,8
5,8
7,1
7,2
11,9
. 11, 6
15,0
16,3
17,9
21,4
Top.Tek.Sek.İth./GSMH (o/o )
0.2
0,3
0,5
0,4
0,4
0,3
• 0, 3
0,4
0,6
0,6
291,3
286,9
255,3
304,6
367,1
567,5
627,8
625,7
547,4
697,5
1,7
5,9
3,4
0,9
0,6
0.7
3,3
137,6
744,7
378,2
149,7
120,7
160,5
235,2
Tekstilde İhracatı n İthalat ı
İkamesi (c/g). %
k
Tek.Mak.İhracatı
1
Tek.Mak.lthalatı
-
0,3
7,0
19,4
87,3
m
Tekstil İhracat ı ( = c + k )
56,8
138,3
611,0
992,0 2.435,9 3.344,5
n
Tekstil ithalat ı ( = g + l )
26,5
67,5
326,6
489,7
1.406,6
966,9
343,6
350,3
452,9
546,4
214,3
204,9
187,1
202,6
173,2
345,9
354,6
410,3
353,6
397,9
0,8
1,5
2,1
3,2
2.1
1,9
2,6
3,3
4,0
5,4
1.218,3 1.437,3 1.601,4 2.173,9
Makina dahil ;
Tek. İhr./Tek.İth.= (m/n) %
İhracatın İthalat ı İkames i
TEK (İhr . + İth)/GSMH(o/o)
(m + n)/GSMH
1) (b) v e (f) , dolayısıyl a (d ) v e (h)'t a Teksti l boyala n tutarlar ı d a vardır .
2) (a ) v e (e) , dolayısıyl a (c ) v e (g ) bünyesind e pamu k linterler i rakamlar ı d a vardır .
1985
as
MİLYON I
270
o
T- c
0^ c \o ^ .o^
CT\
sr
o
CT\
TEKSTIL HA M MADD E V E MAMULLER I
260
250
ITHALAT GRAFIĞ I
240
230
220
210
200
190
180
170
160
150
140
130
120
110
100
90
80
70
60
50
40
30
20
10
DİKKAT: 1 ) TEK . SEK . HA M MAD . İTHALATI RAKAMLARI-İÇİND E
TEKSTİL BOYALAR I RAKAM I VARDIR .
2) TEK . SEK . TOP . İTHALAT I RAKAM I İÇİND E İS E
TEKSTİL BOYALAR I İTH . RAKAM I YOKTUR .
DEVAMLI Lİ F İPLİ K (SENTETİK-SUNİ ) İTHALAT I
YÜN, KIL , V.B . İTHALAT I
SENTETİK-SUNİ DEVAMSI Z Lİ F İTHALAT I
TEKSTİL SEKTÖR Ü HA M MADD E İTHALAT I
SAN. ÜRÜNLER İ İTHALAT I
TEKSTİL SEKTÖR Ü TOPLA M İTHALAT I
TEKSTİL HAMMADDES İ iHRAONb A
£4» MİKTA R - FİYA T İLİŞKİS İ
ı / K G
(BIRIM B A Ş ı N A IHRA Ç F I Y A T ı )
Ii i i
i
. 5
i i I
I i I
SANAYİ ÜRÜNLER İ (TEKSTİL ) :
HAM MADD E (TEKSTİL )
/
I / K G . 0LS
6 0.S 6 OJSS 0.7 5 036 1£ 4 0.9 6 1.1 9 1.4 8 1.3 4 1.6 7 1.8 2 1.7 2 1.4 3 1.5 7 1.6 2 1.4 6
II
I
MİKTAR : «M TO N
DEĞER : MİLYON |
S
gI g
g g
^^
^
î
î
i i ii
I
TEKSTIL HA M MADD E V E
SEÇME ÜLK E GRUPLAR ı
ITIBARIYLE TEKSTI L SANAY I
ÜRÜNLERI IHRACAT ı
MAMULLERI IHRACA T GRAFIĞ I
MİLYON \ ^
II - Is
PAMUK İPLİĞİ
PAMUKLU DOK . + HAM BEZ "
DEVAMSIZ Lİ F İPLİKLERİ (SEN.-SUNİ)
HALI, KİLİM
GİYİM EŞYASI , ORME, MEFRUŞAT
PAMUK
AET (ONLAR)
OCDE TOPLAMI
ARAP ÜLKELERİ
DOĞU AVRUPA ÜL. (COMECON)
KdRFEZ ÜLKELER İ
İSLAM ÜLKELERİ
TİFTİK .
TEKSTİL SEKTÖRÜ HAM MAD. İHRACATI
SAN. ÜRÜNLERİ İHRACATI TOPLAM İHRACATI
ORTADOĞU OLKEURİ
SEÇME ÜLK E GRUPLAR ı ITIBARIYL E
TEKSTIL HA M MADDES I IHRACAT ı
MİLYON j
000 TON
1910
1940
1770
TEKSTIL SANAY I ÜRÜNLER I
IHRACıNDA MIKTAR .
FIYAT ILIŞKIS I
17(H)
1630.
DEĞER .
1560
1490
1420
1350
1280.
1210j
1140.
1070J
lOOOJ
l/Kg. 0,4
6 0,55.0,7 2 0,7 8 1,2 6 2.0 0 1,9 5 2.1 7 2.7 2 2.46 3.< ® 4.6
7 5.1 1 5,3 2 6,54
BAŞKAN—"Sayın Dr . Yülek' e teşekkü r ediyoruz . Kendis i b u işi n içerisind e se nelerini vermiştir, dolayısıyl a çok faydalı bir konuşm a dinlemiş olduk. Şimdi konuş ma hakkında sual veya ilave edilecek hususlar varsa sırayla söz vereceğim. Buyurun
lütfen."
Atillâ ALPTEKİN-— "Erta n beyi n ş u iki noktadak i görüşlerin i alma k isterim .
Şimdi kesinlikl e sübvansiyo n istemiyoruz . İstiyoru z k i biz ayağımızı n üzerind e
duracak olgunluğ a e n kıs a zamanda erişelim , büyük ölçüd e d e oraya vardık kanı sındayız. Sübvansiyon talebinde değiliz ama, hiçbir sektörü sübvanse etmek istemiyoruz. Bugü n dünyay a açılmı ş düny a pazarlarınd a sava ş verirke n baz ı sektörler i
sübvanse etmemiz de bizden istenilmemelidir. Özellikle bu yıl Türkiye'de enerji sektörünü sübvanse etmekteyiz. Dışa açılmayan, iç piyasaya satış yapan, iç pazara yöneler sektörler için bu bir tercih olabilir ama dünyada savaş vermekte olan bir sanayi
sektörü için istediğimiz, he m sıhhatimiz, he m yozlaşmamamız.hem d e kem gözlerden ırak kalmamız içi n sübvansiyon görmemeliyiz. Ancak bizi m herhang i bir sektörü sübvans e etmemi z içi n d e gerekl i önlemler , gerekl i özenle r gösterilmelidi r
kanaatindeyim. Yine benzeri olarak bunun misalleri arttınlabilir, mesela istihdam sağlama yönünde bizim yasal mecburiyetlerimiz olmas a bile bir sosyal mecburiyetimi z
var. Kaldırılan ve kaldırılmasını haklı gördüğümüz sübvansiyonları dengelemek içi n
sağladığımız istihdaml a orantılı bir terapi mekanizmasını n getirilmes i gereki r kana tindeyim.
Diğer bir nokta ise, tekstil makinalan sanayiinin Türkiye'de oturtulması konusunda. Dünyadak i rakiplerimizl e sava ş verme durumunda olduğumuza göre , en iyi,e n
mükemmel teçhizatı seçmekteki serbestimizin kısıtlanmaması gerekir. Bence Türkiye'de eğer bi r tekstil makinalan sanayii oluşturulacaksa kesinlikl e b u sanayinin bi r
gümrük duvarını n arkasın a sığına n cinste n bi r sanay i olmamas ı gereki r ki , kend i
gayemizin hilafına hareket ediyor olmayalım. Benim görüşlerim bunlar , Ertan beyin
bu görüşlerim e iştira k edi p etmediğin i öğrenme k isterim . Teşekkür ederim. "
Ertan YÜLEK— ''Efendim, Atilla bey bilhassa enerji sektörünü sübvanse ettiğimizi söylediler . Gerçekte n so n bir , birbuçu k yı l içerisind e elektriğ e yükse k orand a
zamlar yapıldı. Bu da belki şundan kaynaklanıyordu , en pahalı şey olmayan şevdir .
Türkiye'nin iki sene öncesini hatırlayın lütfen. 1983'den evvel 81, 82'de istihdamınız
vardı, pazarınız vardı, fakat günde 3 saatlik elektrik kesintisi vardı. Dolayısıyla Türkiye bu olmayan elektriği olur hal e getirebilmek içi n elektrik enerjisi yatırımlarına maalesef devle t eliyl e büyü k yatırımla r yapm a mecburiyetind e kalmıştır . Teksti l
sektöründe enerjinin payı yok demiyorum vardır ve son senelerde belki de çok yükselmiştir. Bi r metalürji sanayiini , bir çimento sanayiini ve bununla ilgili diğer sanayiler i
düşündüğünüz zaman, orada tekstil sektöründen çok daha fazla enerji kullanılmak ta, bu enerji kullanım ı onları da müşkül durumda bırakmaktadır. Burad a şunu görüyoruz, Türkiye'de elektrik enerjisi şu ana kadar çok ucuz satılıyordu. Rayiç bedelin i
yeni yeni bulmuştu r am a birdenbire ço k yüksek hal e gelmiş olmas ı sebebiyle biz e
intikal ediyor . Anca k be n dah a uzu n sür e elektri k enerjisin e za m yapılmayacağın ı
tahmin ediyorum, Hükümet de uzun süredir b u mesele üzerinde durmaktadır. İhra cat yapan sektörün nerede n nerey e kadar gideceğin i de düşündük. Tekstil sektör ü
çok halisan e niyetlerl e sübvanse edilmiştir . Yan i vergi iadeleriyle , kredilerle , hammaddesiyle, vesairesiyle. Ama bunun neticesinin bizler i ınereye götürdüğünü, bazı
kimselerin bunu nerelere çektiğini biliyoruz . Gerçekten son senelerde elektrik fiyatları çok yüksek derecede artmıştır. B u artış olmayan bir elektrik enerjisini, olur hal e
getirebilmek içindir . Ancak, hükümeti n bugünk ü politikasının , kam u eliyl e elektri k
enerjisi ürete n tesisler yanında ağırlıkla özel sektöre ve yabancı sermayeye, elektrik
enerjisi üreti m tesislerine müsaad e vermiş olması gerekir. Be n diyorum ki , elektrik
enerjisi bell i bir süre artışı sağlamıyacak ve belli bir sürede de şu andaki girdiler içerisindeki ağırlığın ı aşağ ı doğr u çekecektir .
İkincisi, istihdamdaki tabi ehemmiyeti. Bizim için oldukça bütün dünya için, Amerika için.AET için bütün mesele istihdam. Onlar çok güzel bir sistem kurmuşlar. Bi z
bu sistemleri daha alamadık. Avrupa veya Amerika çeşitli manialar koymuş, mesela
Amerika'da bi r ticaret temsilciliği var, United State Trade Presidentie s diye. Bunla r
Ticaret Bakanlığın a bağlı değil, hiçbir yer e bağlı değ'!, doğrudan doğruya Başkan a
bağlı ve Kongrey e sorumlu. Eğe r siz bir yıl içerisinde, geçen yıl yapmış olduğunu z
ihracatın yüzde 30^unu aştığınız anda, derhal belli yerlerden dikkati çekiyor, devlet ten değil, işçi sendikaları, işveren sendikaları veya başka birisi geliyor, diyorki; bak
benim tesisim, işçim bundan rahatsız oldu, durduralım. Siz artık birtakım siyasi meseleleri de aşan durumlarla karşılaşıyorsunuz. Onlar bu işi Devletten devletten mümkün olduğ u kada r ayırmış . Bun u şunun içi n söylüyorum , tekstil sanayiini n ihracat ı
çok önemli olduğu gibi, istihdam ı da önemli. Burada fazla miktarda istihdam yapan
tekstil sanayiin e diğe r sanayilerl e birşe y yapılabili r mi ? Bi r ayrıcalı k verilebili r mi ?
Bundan başka bir sübvansiyon getirilebilir mi ? Doğrusu şu ana kadar benim aklıma
gelen bi r kon u değildi. Ama düşünmey e değme z m i dediğiniz zama n belk i düşünmeye değer. Doğrudan doğruya bir sübvansiyon şeklinde değil de başka bir dengeleme hadises i olabili r mi ? Ş u anda beni m aklım a gelmiyor, faka t dah a sonra belk i
Attila beyden bu meseleyi alabiliriz. Gerçekten önemli meselelerimizden birincisi enflasyon ikincisi işsizlik hadisesidir. İstihdam için bir de koordinasyon kurulu kurulmuştur, burad a belk i baz ı tedbirler getirilebilir .
Üçüncü bi r nokta , tekstil makinalar ı hususu . Elbett e serbes t ekonom i sistem i
içerisinde sanayi i ve çok önemli olan tekstil sanayiini yen i bi r teknoloji kullanmay a
mecbur etmek, hiçbir zaman kimsenin aklına gelmez. Şunu da düşünmek lazımdır ki, Amerik a Birleşi k Devletler i uça k sanayiini nası l korumuştur . Concord e hadises i
çıktığı zaman hatırlarsınız , birçoklar ı concorde'u n uzu n sür e Amerika'y a uçuşun u
yasak etmiştir ve geçen yıl Airbus'da Amerika'daki büyü k ihaleler i alınca Airbus'ların Amerika'ya girişine mani olacak tedbirler almıştır. Yani şunu söylemek istiyorum,
hükümetin politikasının; liberal ekonomi içerisinde ithalat ı mümkün olduğu kadar liberalleştirmek, ancak diğer taraftan da en azından belli makinaları, belli ekipmanları Türkiye'de yapmak olduğu kanaatindeyim. Bunu da belli bir süre koruyarak belk i
ondan sonra açmak niyetindedir . Çünk ü tekstili koruma k niyetindedir . Si z beni korumayın ama benim kullanacağımı yapmayın derseniz, yeni teknoloji kullanımına zorlamamak kayı t v e şartıyl a teksti l sanayiini n korunmas ı zaruretin e inanıyorum .
Teşekkür ederim. "
Ömer BALİPAŞA— ''Pamuktan ipliğe , iplikten dokumaya, dokumadan penye ye, penyeden konfeksiyona geçmek lazım geldiğinden konfeksiyonu n ihtiyac ı olduğu ham bezlerin özel ve kamu kuruluşlarınca çok ucuza dışarıya satılarak darboğa z
yaratılmasının nası l önleneceğ i hususund a n e düşünüyorsunuz? "
Ertan YÜLEK—"Efendim, son iki senede, bilhassa son bir senede yatınm teşviklerinde önemli bir değişiklik oldu. Geçen yıl bu zamanda yatırımın teşviki ile ihracatın teşvik i birlikt e mütalaa ' ediliyordu. Şimd i yatırımı n teşvik i il e ihracatı n teşvik i
birbirinden ayrılıyor ve bir kims e Türkiye'de teşvik belges i almak istediği zaman ihraç etmek mecburiyetinde bırakılmıyor . Pek i dediniz ki bazılanna niye ihraç taahhüdü koyuyoruz , eğe r vergi , resim , har ç istisnas ı istemezse , be n hang i yatınm ı
yapacağım derse bi z onu teşvik ediyoruz. Pun a da iki kategori getiriyorsunuz, 600
bin liranın altındakiler herhang i bir kısıtlamaya tabi değildir. Türkiye'de bunu n neti cesi olarak tekstil sanayiinde, önümüzdeki aylar içerisinde veya bir sene içerisind e
küçük bo y tesislerde ço k büyü k yükselmele r olacak , b u yükselme sebebiyl e ihra ç
edilenlerin Türkiye'd e darboğa z olara k gördüğümü z tedviy e makinalarını n kapasi teleri artma haline gelecektir. Ancak burada tekrar şunu belirtmek istiyorum, kaliteli
mal yapma hadisesi halâ saklıdır. Şimdi bize yurt dışından ham olarak geliyor tekrar
bizden de konfeksiyon olarak gidiyor, o bakımdan ham kumaşın kalitesi çok önemli.
Bilmiyorum aydınlatabildi m mi ?
Zafer YAMANER— ''Kreasyo n olayı ve marka konusu sadece tekstil sektöründe üst aşama olarak değerlendirilebilir mi ? Yoksa bu bir kültür, eğitim ve pazarlama
sorunumudur? Türkiye'ni n bun u gerçekleştirebilecek aşamay a geldiği söylenebili r
mi? Yetişmiş eleman açısından yeterli olduğu iyimserlik olmaz mı? Bunu geliştirmek
amacıyla n e tür önle m v e çalışmala r yapılabilir? "
Ertan YÜLEK— "Efendim , Türkiye'de bugü n b u zaten başlamıştır . Baz ı kreatörleri burada görüyoruz, yurt dışına gidiyorlar, elli tane kreasyon içinde beş tanesini sergileyi p geliyorlar . B u bi r kültü r iş i mi ? Elbett e b u bi r kültü r işidir , elbett e b u
dışarıyla temas işidir. Temas işi arttıkça, bunun zarureti ortaya çıktıkça öyle zanediyorum ki, hem üniversiteler, hem bu konuda çalışanlar kendileri en doğru tarafa doğru
gidecekler ve bilhassa üreticilerimiz ve ihracatçılarımız talep ettikçe bu tip çalışma-,
lar yoğunluk kazanaca k ve elemanlar da yetişecektir. Üniversitelerimi z ve bu konuda çalışan okullarımız dah a da düzelecektir. V e tahmin ediyorum ş u ana kadar bi r
zaruret olara k karşımız a çıka n b u kon u dah a sonr a düzelecektir.' ^
Murat ŞAHİN— "AET ülkeleriyle tekstil yatırımlarının ekonomik gelişme süreci
içerisinde gerilemesini n sebepler i nelerdir ? Tür k tekstilini n gelişe n ekonom i içeri sinde bu ifadeye göre parlak bir geleceği olmadığı vurgulanmak isteniyor. Öte taraftan süper ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri'nde halihazır tekstil sanayiinde
bir hayl i öneml i boyutt a istihda m olunduğ u vurgulandı . Acaba bi r çelişk i dejgi l midir?"
Ertan YÜLEK— "B u bi r çelişki değil. İnsanoğlu yaratılışından bugüne, bugünden ölümüne,kıyamete kadar tekstil sanayiiyle haşır neşir olmak mecburiyetindedir .
Ve bu sanayiin özelliği bakımından da Amerika dahil olmak üzer e Türkiye'de koru mak mecburiyetindedir. Bugü n Amerika'nın fert başın a düşen milli gelir 15.00 0 dolardır. Saat ücreti ortalama 30 dolardır. Siz saat ücretine 30 dolar verdiğiniz takdirde
bu sanayii muhafaza edemezsiniz. Nasıl edersiniz? Çok kıymetli mallar yapmak suretiyle yaparsınız. Nitekim , AET'nin yaptığı da budur, ipliğ i bırakmıştır, Türkiye'de n
veya diğer ülkelerde n almıştır . Am a çok kalitel i mamu l eşyasını, çok kalitel i giyi m
eşyasını bırakmamıştır. Hala oldukça üretimi vardır. Amerika'da da bu böyledir. Ben
bunu çelişki olarak görmüyoru m ve bir kar a tablo da çizmedim. Yalnız şunu belirtiyorum. Türkiye artı k dün ha m madde ihracatın ı yaptığı ipliği ço k şükür bitird i veya
bitirmek mecburiyetindedir. Konfeksiyond a ağırlık var. Konfeksiyonun da bu defa bir
ileri kademesi benim kanaatim kaliteli konfeksiyondur. Yurt içinde veya yurt dışında
bunu bi r tarih i süre ç olara k görüyoruz , bütü n ülkele r böyl e yapmıştır, bi z de öyle
yapacağız. Japonya bugü n tekstili bıraktı, Japonya bugün rakip değildir, am a yirmi}
sene evve l düşünürseniz Japony a e n büyük ihracatç ı ülk e idi . Bugün Japonya'nı n
milli gelir i 10.00 0 dolar civarında . Türkiye'de eğe r beşbin , onbin dolar a çıktığ ı za-l
man demek ki işsizlik meselesini hallederseniz, buradan başka yöne doğru kaymak
mecburiyetindedir. B u Türkiye'nin teknolojik gelişimi , milli gelirinin artmas ı ile doğrudan doğruy a ilgil i bi r husustur. "
Necmi VARDAR— "Efendim , konfeksiyon sanayi i istatistiklerl e v e rakamlarl a
boğulmuş. Bugü n konfeksiyo n yapa n firmaları n çoğ u iktisatçı,sanattan , meslekten
gelmemiş anlamaya n insanlar. Şimdi diyoruz ki, biz konfeksiyon sanayii içi n işçiyi
tarladan getiriyoruz, alt ı ayda sanatkâr yapıyoruz ve ondan sonra da bu sanayii yürütüyoruz, dışanya mal ihraç ediyoruz. Bu bir eksikliktir. Stilist, modelist diyoruz. Stilist,
modelist okulu var mı? Açılması için bir tavsiyede bulunuyor muyuz? Bugün akademide her türlü meslek vac, stilist kısmı var mı? Yok. Koymayı da düşünmüyoruz. Kalifiye işçi diyoruz. Kalifiye işçi nasıl yetişir? Bi z bu meslekte aşağı yukarı 40 senedir
çalışıyoruz, dah a mesleğ i öğrenemedik , eksiğimi z var . Şimd i Sümerbank't a bulu nan arkadaşla r gücenmesinler , Sümerban k senelerdi r pabuç , ayakkab ı yapmıştır ,
postaldan ileriy e gitmemiştir. Kuma ş dokumuştur, işlenece k bi r tarafı yoktur. Diğe r
şeyleri bilemiyorum tabi, benim mevzuum tekstil, kumaş. Kaliteli sanatkâr yetiştirecek okulumu z yok . Pek i biz b u rakamları hangi işçiyl e çıkartıyoruz? Hangi işçilerl e
bu ihracat ı yapıyoruz? Bizi m esa s sorunumuz kalifiy e işç i sorunu. Avrupa'da o kadar çok stilist okulları var ki, onları alıp niye buraya getirmiyoruz? Mill i Eğitime niye
tavsiyede bulunmuyoruz ? Onu n içi n bence çıkan b u rakamlar doğr u değildir, esa s
işçi, işç i derken , eli , kol u v e kafas ı bütünleşmi ş işç i yetişmeli . Teşekkürler. "
Sadi TAHTASEVER — "Herşeyde n önc e böyl e bi r semine r düzenlendiğ i içi n
ilgililere ve sayın başkan a ço k teşekkür ederim. Bunun büyü k bi r gereksinmes i va r
ve b u devam etmeli . Efendi m beni m kıs a bir sürede gördüğüm , şu and a bi r Hon g
Kong ve yani Doğu ülkeleriyle fiyatlanmız eşit olarak kesinleşti. Yalnız iç piyasadaki
büyük firmaların istikrarsı z tutumları nedeniyle, başka ülkelere kayma durumu sözkonusu olabilecek. Örneğin , zorla, yani çok büyük çabalarla bir küçü k firma olarak
Hong Kong'dan, Pakistan'dan buray a transfer ettiğimiz firmaları kaçırma durumundayız. 2 4 Oca k kararlarında n sonr a kurulmu ş firmaları n desteklenmes i gerekiyor .
Akreditifi gelmiş, kredisini getirmiş hüsnüniyetli bir firma çaresiz kalıyor. Gidiyor yüzde
100 kredi alıyor , bun u kazanmas ı mümkü n değildir . Fabrikaları n bi r sürü belirl i kapasiteleri var, kapasitelerini doldurmuşlar, istek var, bu taleplere karşı konulamıyor,
yani cevap verilemiyor. Bunu n içi n yetişmiş bi r eleman anlaşamamak nedeniyl e firmadan ayrılıyor , küçü k bi r firma açma k durumund a kalıyor , konuy u ço k iy i biliyor .
Bu kişi 50.000 dolarlık, 100.00 0 dolarlık ihraca t yapabilir. Mademk i ulusa l bir konudur, be n d e bireyse l kanaatim i söylüyorum , Türkiye'de Konfeksiyo n sanayii , yirmi
yıl, otuz yıl rahatça ilerleyecektir. Ayrıca bürokratik engellerin halen daha varolduğu
bir vergi iadesi için, bir KDV'nin alınması için şekil güçlükleri çektim, bunun, bilhassa memurun, tavrın belli olmasını istiyorum. İsteklerim bu kadar. Teşekkür ederim."
Süha ALPAYLI—"Amerikalı büyü k bir ithalatçı firmanın Türkiye'deki temsilcisiyim,
dolayısıyla bu ithalatçı firma Amerika'da benim kanalımla bir yıldan beri mal almaktadır. B u süre içinde edindiğim baz ı tecrübelerin, bazı aksaklıkların giderilmes i içi n
sayın konuşmacıdan birtakı m suallerim var. Bunla r basi t fakat tecrübeme gör e çok
büyük sorunlardır. Onu n içi n buray a getirmeyi doğru buldum . Bunlardan bi r tanesi
nakliye sorunu . Meselâ bizim konteyne r servi s nakliyelerimiz var . Ayda iki veyahut
üç gemimiz muhtelif firmalardan kalkıyor . Beni m firmamın yeri Los Angeles. Bir geminin oray a gitm e süres i altı , yed i haft a v e b u sad e konteyne r servisi .
İkincisi, Türk Hav a Yolları var. Sağolsu n Türk Hav a Yolları'nda bi r tenzilat durumu var. Bu tenzilat durumu Amerikalılara cazip gelmekte. Ancak burada da birtakım aksaklıklar var. Bu aksaklıklardan bir tanesi Türk Hava Yolları buradan Frankfurt'a
uçuyor, Frankfurt't a bi r havayol u şirketiyle anlaşma yapmışlar. Bi z buradan Frank furt'a kada r malımız ı takip edebiliyoruz . Frankfurt'ta n sonr a Türk Hav a Yolları'nı n
bize yereceği cevap kendilerin i mektupl a ve teleksten sormamız ı isteme'irine rağ men en az bir haft a sürüyor. B u da Amerikalıları ço k tedirgin ediyo. . Çünkü orad a
bir siste m var . Bun u hepimi z biliyoruz . Alımlar ı v e satımlan bilgisayarl a yapıyorla r
ve buradan ne malın geldiğini, en kısa zamanda bilmek istiyorlar ki, onlar da müşterilerine ayn ı cevabı verebilsin. Gene nakliy e il e ilgil i yeni bi r siparişl e Amerika'da n
geldim. Bu sipariş 1 milyon adet civarında çocuk kadife pantolonu. Burada kumaşı,
numuneleri yaptırdım .
Bizim posta idaresinin, yeni çıkardığı Acele Posta Servisi (APS) ile gönderdim. Oniki
gün oldu, halâ bu numuneler oraya varmadı ve şimdi Brezilya bu işi bizden kapma k
üzere. Gene aynı mevzuda benim karşılaştığı m zorluklarda n bi r tanesi de bunları n
kendi etiketleri var. Etiketlerini gönderiyorlar, etiketleri gümrükten çekmek için dünyanın parasını yatırıyoruz ve en az bir hafta süremiz gidiyor. Etiketleri çekiyoruz, sonra
o etiketlerin tekrar dışlanması da ayrı bir formalite, ayrı bir güçlük arzediyor . B u etiketlerden yüz tanesini eksik çıkartırsanız, zannediyorum daha başıma gelmedi ama
geleceğini tahmin ediyorum, devletle başımı z belaya girecek. Belk i de kambiyo yönünden mahkemeler e fala n düşeceğiz .
Şimdi dolayısıyla benim sorunum acaba Türk Hava Yolları'nın imkânlar ı geliştirilemedi mi ? Bir havayol u şirketi aracılığıyl a uçacağına , direkt Amerika nakliya t seferleri yapılamaz mı? Bu posta servislerine biraz daha ciddiyet kazandırılıp numun e
gelişi, gidiş i sağlanama z mı ? Malu m bi r tarlaya tohum ekmezseni z o tarladan her hangi bir mahsûl alamazsınız. Beni m görüşüme göre numune mevzu u da böyledir .
Eğer bi r firmaya numuneniz i veremezseniz , onları n numunesin i yakı n zamanda ve
en kolay şekilde alamazsanız, o numuneleri yapıp gönderemezseniz, sipari ş de almanız pe k mümkü n olmaz .
Benim şimdili k soruları m bunla r teşekkü r ederim. "
Ertan YÜLEK—"Necmi Varda r Bey'i n dedikleri doğru. Yani bir okullaşma hadises i
var. Bi r dokumacıyı veya bir iplikçiyi ele alırsanız sistematik olarak altı ayda yetiştirdiğimizi gördük. Ama iki senede de yetişmiyebilir. Herşeyi n en ustası olmak da mümkün değildir .
Türkiye bi r stilis t hadisesin e ihtiya ç hissetmemiştir . Şimd i ihtiya ç hissediliyor ,
göreceksiniz yurt dışına giden gencimiz dönecek , şimdiye kadar he p tekstil içi n gidiyorlardı. Şimdi artık stilistlik için gideceklerdir v e okullar d a artık stilistlik içi n ken disini organiz e edeceklerdir , belk i kursla r açılacaktır . Mill i Eğiti m Bakanlığı'nı n d a
bu konuda çalışmaları var. Ancak zamana ihtiyaç gösterdiğini tahmin ediyorum. Sadi Bey'le, Süha Bey'in yakmmalannı aşağı yukan aynı görüyorum. Arkadaşlar bütü n
mesele bi r seviye meselesidir . Si z bell i bürokrati k engeller i kaldıracağı m diy e ted birleri alırsını z ve gerçeKten de bunlar mümkü n olduğ u kada r alınmıştır . Anca k si z
falan yerdeki bir gümrük memurunun veya bir banka memurunun hepsin i bu meseleye oryant e etmediğini z sürec e b u işleri n ço k iy i gideceğin i zannetmeyelim . Be n
de geçen sen e ihracat , ithala t yapan ve ticaret içerisind e ola n bi r arkadaşınızdım .
O dertler i hepinizde n dah a fazla yaşadım. Ancak, be n he p şunu diyordum , tebli ğ
çıkmış, bakın bu tebliğdir, kararnamedir diyorsunuz , ben buna göre yapmam diyor ,
bana Genel Müdürlükten, Bakanlık'tan b u konuda ayrıca bir yazı gelmesi lâzım, diyor. Bakanlığa geliyor, bu defa bunu başka türlü yapıyor. Yani Süha Bey'in suallerinin bi r kısmını , verg i iadesiyl e ola n vesairey i diyorum . Bizd e ihracatçılar a belg e
verilmesine daha yeni başlandı, habluki Batı ülkelerinde eskiden beri uygulanmak taydı. Bu bir gelişme hadisesidir. Öyle tahmin ediyorum. Geliştikçe bunlar azalacaktır..
Nakliye içi n şüphesiz proble m var. Türkiye dünyay a yeni açıldı. B u yeni açılma sebebiyle uzu n menzill i uçağ ı yok. Şimdi Türkiye uzu n menzill i uça k almak peşinde .
Saniyorum ilk uçuşunu Uzakdoğu'ya ve bu arada da Amerika'ya p'ânlamaktadır. B u
işler geliştiğ i zaman meselelerimi z dah a süratle hâllidelecek . Bütü n b u suallerde n
sonra diyorum ki, ülkelerin ihracatı da, anlayışı da, meseleyi kavrayışı da gelişmişlik
seviyesiyle ilgilidir. B u gelişmişlik seviyemiz, dış piyasayla olan temaslarımız arttık ça, gelişmişliklerimizin artacağına ve problemlerin çözümüne daha çabuk yaklaşıp,
daha çabuk çözeceğimize inanıyorum. Beni sabırla dinlediğiniz içi n teşekkür ediyorum v e b u semineri n başanl ı olmasın ı diliyorum. "
BAŞKAN—"Efendim, Sayı n Erta n Yülek'e ço k teşekkür ediyoruz . Şimd i ikinc i konuşmacımız sayı n Doç . Dr . Kema l Varo l Bey , Tekstil Sanayii'ni n Finansa l Yapısı ,
Üretim ve İstihdam Sorunları üzerinde konuşacaktır. Buyurun Kemal Bey. Kemal Bey
de b u işi n içerisind e senelerin i vermi ş bi r arkadaşımızdır. "
II. TEBLİ Ğ
TEKSTİL SANAYİİNİ N FİNANSA L YAPISI , ÜRETİH ^ VE
İSTİHDAM SORUNLAR I '
Doç. Dr . Kema l VARO L
1. GİRİ Ş
'Tekstil Sanayiinin Türkiye iktisadi hayatında çok önemli bir yer aldığı herkesin
malumudur. B u önlem gerek istihdam,gerek ihraca t ve gerekse milli gelire katkı açılarından izlenmektedir. Ayrıca, gerekli duyduğu hammaddenin % 90'ından fazlasını
yerli olarak temin ettiği de gözönüne alınırsa tekstil sanayii gerek tarım ve hayvancılık sektörümüzün ve gerekse kimya sanayimizin de gelişmesine önemli katkıda bulunmaktadır.
Bu cümleden olarak Türkiye'nin yılda 550.000 ton civannda pamuk, 65.000 ton
civarında kirl i yapak, 6.000 ton civannda tiftik v e ayrıca 200.000 ton da sentetik v e
sun'i elyaf ürettiğini izlemekteyiz. Sun'i ve sentetik elyaf sanayii dahi tamamen dışa
bağımlı olmayıp, büyük ölçüde yerli hammadde kullanılmaktadır . Teksti l sanayimi z
için dışa bağımlılıktan sözedilmesi gerekirse bu da ithalat açısından değiF, büyük ölçüde ihraca t açısındandır. Niteki m 198 4 yılı itibarıyla 7,113.6 milyon dolar olan toplam ihracatımızın 1,87.3 milyon dolarlık bölümünü tekstil sanayiimiz sağlamış, böylece
toplam ihracatımı z içindek i payın ı % 26.2'y e yükseltmiştir. Sanay i ürünler i ihracat ı
içinde tekstil ürünleri payı ise % 36.4'ü bulmaktadır. B u oranlar da haklı olarak hükümetimizin ve ilgili mesleki kuruluşlanmızın ihracat piyasalarındaki gelişmelerle yakından ilgilenmelerin e sebebiye t vermektedir .
Hükümetimiz tekstil sanayimizin ekonomimiz içindek i sürükleyici rolün ü kabu l
edip, 5' inci 5 Yıllık Kalkınma Planı'nda yılda % 1 4 ihracat ve % 4. 3 iç tüketim hacminde artı ş olacağını varsaymakta ve böylece b u dönem için üretimi n yılda ortalama % 6. 9 oranınd a artışın ı öngörmektedir .
2. TEKSTİ L SANAYİMİZİ N YAPIS I V E ÜRETİ M KAPASİTES İ
Türkiye Tekstil Sanayii en iptidai hammadde üretiminden nihai ürüne kadar her
safhada gelişme göstermiştir. Pamuk, pamuk ipliği, pamuklu dokuma, yün, yün ipliği v e yünlü dokuma ; sun'i v e senteti k elya f türler i v e bunlan n hammaddeleri ; he r
çeşit örgü ve dokuma mamullerinden hazı r giysiler; he r çeşit yün, ipek, sentetik elyaftan e l ve makina dokum a halıla r v e battaniyele r Türkiye'd e üretilmektedir . Yal nızca dokum a v e giyi m sektör ü 198 4 yılınd a (198 4 fiatlarıyla ) 152 0 milya r TL .
üretimiyle imala t sektörü içinde % 8.9 gibibir paya sahiptir. Bun a ilave olarak takriben 200 milyarTLdeğeri il^ sun'i ve sentetik elyaf üretimini 300 milyar TL değerinde
pamuk ve 35 milyar TL değerinde yapağı, 15 milyar TL değerinde tiftik üretimini de
sıralayarak bu sektörün ulusa l ekonomi içindeki değerini açıklamak gerekir. Üreti m
kapasitesine gelince :
a) Pamukl u Sektör ü
Türkiye'de üretile n takriben 550.00 0 ton pamukta n 370.00 0 tonu pamuk ipliğ i
sektöründe faaliyet gösteren 3.6 milyon ring ve 36.000 O.E rotordan oluşan iplik tesislerinde işlenerek yılda 345.000 ton pamuk ve pamuk/sentetik karışım ı iplik üretil-
mekte bunu n 100.00 0 tonu (1984'd e 101.18 8 ton) ipli k olara k ihra ç edilmekte ger i
kalan ipliği 200.000 tonu sayıları 48.000'i aşan ve 27.000'i küçük kapasiteli dağınık
tezgahlardan oluşa n dokuma tezgahlarında, ayrıc a 45.000 tonu da örgü makinala rında işlenmektedir . B u tezgahların % 8 4 gibi büyü k çoğunluğ u da r enl i (en i 14 0
cm'den az) ve yine büyük çoğunluğu 15 yıldan yaşlı bulunmaktadır. İpli k makinalarımızın d a % 85' e yakın ı 1 0 yıldan fazl a yaşl ı olup nisbete n düşü k devirlidir .
(900 devir/dakika—Avrupa'da ortalama 13.000 d/d Dokumada kullanılan 200.000 ton
pamuk ipliğinde n takribe n 114 0 milyon m ^ dokum a mamul ü eld e edilmekt e ( 1
m2 = 175 gram alınarak) , bunu n 24.00 0 ton u ihra ç edilmektedir .
Kalan dokuma ürünlerinden üretile n hazı r giyim eşyasından da 44.000 ton kadar ihra ç edilmektedir .
b) Yünl ü Sanayi i
Yünlü Sanayiimiz i kamgarn , yarı kamgarn v e straygarn diy e ü ç alt grupt a değerlendirmek gerekir .
Takriben 100.00 0 ton temiz yapak ve sentetik elyaf tüketen yünlü ipli k sanayimiz sonuçt a 28.00 0 ton kamgarn , 2700 ton yarı kamgar n v e 54.00 0 ton straygar n
iplik üretmektedir. 260.000 adedi 20 büyük kuruluşta olan ve toplam 400.000 iğden
oluşan Türkiy e kamgar n yü n sanayiind e takribe n 15.00 0 ton dokum a tür ü 13.00 0
tonu da örgü türü olma üzere 28.000 ton iplik üretilmektedir. Bu iğleri takriben 170.000
adedi ortalam a 650 0 d/ d hızınd a 230.00 0 iğ i is e ortalam a 850 0 d/ d hızındadır .
Genellikle halı ve örgü ipliği olarak kullanılan yarı-kamgarn sanayiinde ise ortalama 750 0 d/ d hızınd a 840 0 i ğ mevcuttur .
Straygarn İpli k Sanayii'nd e is e 70.00 0 iğ i dokum a v e 27.00 0 iğ i d e hal ı ipliğ i
üretiminde kullanıla n takribe n 97.00 0 i ğ mevcuttur .
Yünlü Dokum a Sanayii'n e gelince :
2600 aded i kamgar n vey a inc e straygar n kumaş , 140 0 aded i kab a straygar n
1125 adedi de battaniye dokuyan 5125 dokuma tezgahı mevcuttur. B u tezgahlarda
1984 yılı itibarıyl a 5 8 milyo n metr e yünl ü kuma ş dokunduğ u tahmi n edilmektedir .
Ayrıca 6400 ton battaniye ve 8622 ton el ve makina halısı dokunduğu b u arada tesbit edilmektedir. Dokum a kapasitesini n % 37's i organize büyü k öze l sektör sanay i
kuruluşlannda, % 14' ü Sümerbank'ta,% 49'u da dağınık küçük işletmelerde toplanmaktadır.
o) Sun' i v e Senteti k Elya f Sanayi i
Türkiye senteti k elya f sanayi i kapasitemi z so n yıllarda büyü k gelişm e göster miştir. So n 1 2 yılda kapasite artış ı 6 katından fazladır. Böylec e ülkemi z dünya sıralamasında il k 1 0 ülk e arasın a girmektedir . 198 5 yılınd a yen i yatınmları n devrey e
girmesiyle 325.000 tona ulaşmıştır. (Poliester, naylon akrilik ve polipropilon olarak).
1984 yıl ı üretim i is e 205.00 0 to n olara k gerçekleşmiştir .
Yine 1984 yılı itibanyla poliester % 38, akrilik ise % 25 oranlannvia ihracata bağımlılık kazanmış, bun a mukabil naylo n üretim i i ç tüketime yetmeyip 18.00 0 ton ithalat ve 2300 ton ihracatlal5.700 ton dış ticaret açığı vermiştir. Polipropile n elyaft a
ise 620 0 ton ihraca t gerçekleşmiştir .
Halen Türkiye toplam elyaf tüketiminin 1/3'ü kadarın ı sentetik elyaf tüketimi oluşturduğuna ve bu oranın Batı Avrupa ülkelerinde 1/2 olarak gerçekleştiğine göre önü-
müzdeki yıllard a pamu k fiatı/senteti k elya f oranında meydan a gelece k artış a bağl ı
kalarak ülkemizd e senteti k elyaf a olan talep yüksek oranlard a artmay a deva m edecektir. Ş u ana kadar senteti k elya f tüketiminin topla m elya f içindek i payını n artmamasının sebebin i şöyl e iza h edebiliriz :
1) Pamuk ihracatında geçmiş yıllarda kilo başına uygulanan 40 cent'e yakın fon
pamuk fiatlarını n i ç piyasada sun'i olarak düşü k kalmasın a yol açmaktaydı. Bu fon
bu yılı n ortasında n ber i 5 cent/kg' a indirilmiştir .
2) Sentetik elyaf ithalatında % 25'e varan gümrük uygulamaları dahilde bu maddelerin fiatını n yükselmesin e yo l açmaktaydı. Her n e kadar b u oran % 10' a indirilmişse de bu yılın ortasından itibaren kiloda 15 cent fon uygulamasıyla bu maddelerin
iç piyasad a fiatını n yenide n % 1 5 nisbetind e artmasın a imka n sağlanmıştır .
Oysa böyle bi r politika pamuk tüketimini teşvik ederek pamuk üretimini ve üreticisini korumakta n uza k olu p bilaki s pamu k üretimin i d e üreticisin i d e zarara sokmuştur. Yerl i hammadd e tüketimin i teşvi k etme k maksadın a d a hizme t edemezd i
böyle bi r politika,çünkü senteti k elya f sanayimi z dah i büyük ölçüde hammaddesin i
yerli o'arak temi n edebilmektedir. Aksin e böyl e bi r politik a pamuk ekim sahalannı n
pamu.x ipliği kapasitesine parale l bir artış göstermemesine, önemli ihra ç kalemlerimizden olan pamuğumuzun dış piyasalardaki payını koruyamamasına yol açmaktadır. Ayn ı şekild e dah a da büyü k kapasit e arttırm a potansiyelin e hai z ola n senteti k
elyaf sanayiimiz bu potansiyelini yeterince değerlendirmemize sebebiyet vermektedir.
Böylece Türk Teksti l Sanayiini n genel bi r yapısa l değerlendirmesin i yaptıkta n
sonra üretim , finansman v e istihdam sorunlarını n gene l bi r değerlendirmesin e ge çeceğim.
3. TEKSTİ L SANAYİİMİZİ N ÜRETİ M SORUNLAR I
Yukarıdaki açıklamamızd a tekstil sanayimizin önemli ölçüde ihracat yoluyla dışa bağımlı bir kapasiteye ulaştığın a değinmiştim. Hatta, toplam 345.000 ton pamuk
ipliğinden mamu l çeşitl i safhalardak i üretimde n 101.00 0 ton iplik , 24.00 0 to n pamuklu kuma ş v e 44.000 to n hazı r giyi m eşyas ı ihra ç edildiğ i gözönünd e tutulurs a
ve ayrıca örgü sanayiinde kullanıla n 45.00 0 ton ipliği n önemli bi r kısmını n da örgü
mamulü olara k ihra ç edildiğ i düşünülürse pamukl u sektörümüzü n % 50'de n fazl a
ihraç yoluyla dışa bağımlı olduğu çıkmaktadır. Bun a yakın bir durumun senteti k elyaf sanayimiz için de geçerli olduğu yukarıdaki açıklamadan tesbit edilmiş olmaktadır. Ancak aynı durum yünlü sanayiimiz için henüz geçerli değildir. Hâle n üretimini n
% 5'inde n az ı ihra ç edilmektedir . Bunu n d a başlıc a sebebi:
i- Yünlü Sanayimi z pamukluy a gör e dah a dağını k duru m arzetmektedir . Top lam 5125 dokuma tezgahının yalnızca 1305 adeti büyük özel ve kamu sektörü tesislerinde yer almakta geri kalan takriben 3800 adedi dağınık tezgahlardan oluşmaktadır .
Bu dağınıklık kamgarn ve yarı-kamgarn iplikte daha az ölçüde olmakla beraber straygarn iplikt e ço k dah a yükse k boyutlar a varmaktadır .
ii- Yünlü sanayimiz, bilhassa kamgarn iplik ve kumaşta hammadde itibarıyla büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Hammaddes i Avustralya ve Yeni Zellanda'dan Bat ı Avrupa limanların a gele n (Türkiye'd e uygulana n % 5 rıhtım resm i doğrudan gemiyl e
ülkemize yüklemeyi pahalı kılmaktadır.) yapak bilahare kamyonla Türkiye'ye getirilmekte, böylec e hammadd e maliyet i Bat ı Avrupa ülkelerin e göre kilod a 2 0 cent ka -
dar daha pahalı olmaktadır. Ayrıca yapağının % 30-32 nisbetinde yabancı maddeden
oluştuğu düşünlürs e e k navlu n gider i dah a d a öne m kazanmaktadır .
Hammadde, yıkanmış yapak ve tops şeklinde temin edildiğinde is e gümrük vergisi artmakta ve ayrıca kiloda 30 cent fon ödenmektedir. Uygulamad a ihraca t içi n
geçerli olan % 50 nisbetindeki gümrüksüz mal getirme hakkı ise ancak katma değeri yükse k ürü n türlerind e (yan i kuma ş v e konfeksiyo n gibi ) yeterl i olmaktadır .
Bütün bu sebeple yünlü ihracat ı ancak yakın komşu ülkeler i içi n rekabet şansına sahip olmakta Avrupa pazarlar ı içi n is e büyük madd i fedakârlığı gerektirmekte dir.
Bu ölçülerde dışa bağımlı kurulan tekstil sanayiimizin e n önemli üreti m sorun u
dış piyas a imkanlarıdı r diyebiliriz .
İhracatta başarıya ulaşmak herşeyde n önce maliyeti düşük ve kalitesi yüksek ,
teslimatı gecikmesiz ve pazarla yakın diyalogu gerektirmektedir. B u son maddede,
yani pazarla yakın diyalogda ihracatçılarımız a büyük kolaylıkla r sağlanmıştır . Diğe r
maddelerde is e başarılı olabilmemiz üreti m kapasites i yüksek olmakla beraber çok
eski makina parkına haiz ve dış pazar standardına uygu n üreti m yapamayan (özel' likl e pamukl u kumaşlard a e n meselesi ) bi r sanayini n moder n makin a parkın a ka vuşturulması gereklidir. Son 10 yılda pamuklu dokuma tezgahlarında hemen hemen
yeni makin a girişi hi ç olmadığı göze alınırsa, pamuk ipliğind e is e mevcut iğleri n %
84'ünün 1 0 yaşından fazla olduğu düşünülürse dış piyasa standartlarına uygun mal
üretimindekizorluklar ortay a çıkmaktadır.Türkiye'nin 200 0 yıllanna doğru mevcut 4
milyon pamukl u iğin i yenilemesi 48.000 adet pamukl u dokuma tezgahlarını 20.00 0
adet hızlı mekiksiz tezgahlarla, 400.000 iğlik kamgarn yünlü tesislerini de daha hızlı
modern ipli k makinalarıyl a değiştirmesi gerekecektir . Bun a paralel olarak da hazırlama ve apre tesislerini de yenilemesi gerekir. Bun a göre 1985-2000 yıllan arasında
yılda ortalam a 30 0 milyon dolarlı k yatın m yapmas ı sözkonusudur .
Ancak ree l faizin B . Almanya'da % 2.1 , Fransa'da % 3.7 , İspanya'd a % 8.0 ,
İtalya'da % 5. 8 olmasına karşılı k Türkiye'de % 10'u n üzerind e oluş u mevcu t işlet meleri yenileme yatınmlarından caydırmaktadır . Duru m böyl e olunca mevcu t tesislerde kapasit e kullanm a oranın ı yükseltere k arta n i ç v e dı ş piyas a ihtiyaçların ı
karşılama eğilim i geçic i bi r süre içi n akıllıc a bi r eğili m olmakl a beraber , b u duru m
sanayimizin dış piyasa standardlarından gittikçe uzaklaşmasına yol açacağından uzun
vadede sakıncalı görülmektedir. İhracatt a itici sektör olarak bilinen tekstil sanayimizin ihracatının henüz 2 milyar dolara yaklaşması ile kendi kendimize yetinmemiz hatalı
olur. Oysa İtalya'nı n teksti l mamuller i ihracatını n 2 7 milyar dola n bulduğu düşünülürse bizi m d e katetmemi z gereke n pe k uzu n yolumu z olduğun u kabu l etmeliyiz .
Tekstil sanayimizi n diğe r öneml i bi r üretim sorun u enerj i giderleridir . Eskide n
maliyet içindek i pay ı ihmal edilir ölçüde dolan enerji giderlerini n bugü n işçilikle başabaş noktaya geldiğini bilmek gerekir. Bugün Avrupa'da ortalama 3.6 cent/kwh olan
elektrik fiyat ı ülkemizde 7. 9 cent/kwh'a ; 17 cent/litre ola n fuel-oil fiyatı 21 cent/litre'yi bulmuştur . B u da mesel a entegr e bi r yünl ü işletmesind e maliyetimizi n Avru pa'ya gör e % 5- 6 aras ı dah a pahal ı olmasın a yo l açmaktadır .
(Ne gariptir k i Avrupa tekstilimizin hükümetç e sübvanse edildiğini iddia etmekte, biz ise birer kamu kuruluşu olan TEK'i ve Petrol Ofisi'ni sübvanse ettiğimizi iddia
etmekteyiz.)
Tekstil Sanayimizin üretim sorunları arasında önemli bir yeri de hammadde tutmaktadır.
Pamuk ihracatınd a uygulana n fonla pamuğun ha m olarak ihracatında n ziyad e
sanayi ürünü olarak ihracını sağlamayı amaçlanmaktaydı. Oysa bunun yanlış bir metot
olduğu ortay a çıkmıştır . Çünk ü i ç piyasad a böylec e belire n düşük pamu k fiyatlar ı
pamuk ipliğ i üretimin i ço k kârl ı hal e getirmi ş v e bunu n sonuc u olara k geçe n yılla r
bu sahcid a büyü k bi r yatırı m faaliyetin i tahri k etmiştir . Oys a b u kârlılı k sun' i id i ve
uzun sürede bunun zarannı yine bu sektör çekecekti. Uygulanan 40 centlikfon 25.000
iğlik bir fabrika için takriben 2 milyon dolar karşılığı havadan bir kâr sağlamakta, (adeta
pamuk üreticisini n cebinde n geçe n yı l 16 0 milyo n dola r pamu k ipliğ r sanayi :sin e
kaydırılmıştır.) bunu n sonucu olarak pamuk ekimi cazip halden çıkarılmaktadır. Pa muğun iç piyasada azalmasını önlemek maksadıyla uygulanan bu fon ithali serbest
ve gümrüksü z kılına n pamuğu n ithalin i d e cazi p olmakta n çıkarmıştır . Çünk ü sıfı r
gümrük dahi ithal pamuğu en az 40 cent yerli pamuğa göre pahalı yapmaktaydı. Bu
durum ayrıca AET ve A.B.D.'de tekstil ihracatımızda aleyhimizde kullanılan bir konu
halini almıştır . Hükümetimi z isabetl i bi r kararl a b u fon u 5 cent' e indirmiştir .
Aynı şekilde yanlış uygulamalar sentetik ve yünde de mevcuttur. 23 Kasım 1983'e
kadar % 1 0 gümrüklü olan sentetik elyaf ithalatı bu tarihten itibaren % 25 gümrüklü
hale getirilmiş ve sentetik fiatlarının iç piyasada anormal yükseltilmesine yol açmıştır^ Bu durum sentetik karışımlı tekstil ürünlerinin ihracatına menfi etki yapmıştır. (Her
ne kadar ihracat karşılığı hammadde ithali mümkün ise de teslimat açısından ithalat
her zama n kola y olmamaktadır.) Böylec e Avrupa'nın aksin e Türkiye'de sentetikle r
sun'i olara k pamukta n dah a pahal ı bi r durum a getirilere k he r b u sahadaki sanay i
kuruluşlarına kola y kazan ç yol u açara k dah a verimli çalışm a yolların ı araştırmad a
tembelliğe itilmişlerdir . Dah a sonr a 7.8.198 4 tarihind e yenide n gümrüğ ü % 10 ' a
indirilen sentetikler e bi r yı l sonr a kilosun a 1 5 cent fo n uygulanara k bi r ker e dah a
eski durum a getirilmiştir . .
Yünde is e pamuk v e sentetiklerin aksin e hammadd e ithalatınd a zate n yükso K
olan gümrü k nisbetlerin e e k olara k yüksek orand a fo n uygulamas ı yapılmaktadır .
Temiz yapa k v e tops ithalatınd a uygulana n b u fonlar sayesind e ülkemizd e mecu t
cüce tops tesislerine ilav e yeni cücelerin katılmas ı teşvik edilmiştir . Oys a tops tesislerinin katma değeri % 6-7 dolayında olup ancak 5000-10.000 ton/yıl kapasiteler de kârlı ve verimli olabilmektedir. (Türkiye'de ortalama 1000 ton/yıl kapasiteli tesisler
mevcuttur.) Oysa kamgarn iplikt e dünyada en yüksek üreti m kapasites i olan İtaly a
(1981 'd e 273.000 ton, Türkiye 26.000 ton) hammaddesini büyü k ölçüde tops olarak
İngiltere v e Fransa'da n temi n etmektedir .
4. TEKSTİ L SANAYİMİZİ N FİNANSMA N SORUNLAR I
Aslında tekstil sanayimizin üretim ve finansman sorunlarını birbirinden soyutlamak mümkün değildir. Günümüzd e nic e tesislerin yüksek üreti m kapasitesi ve teknolojik üstünlüklerin e rağme n finansma n sorunlarıyl a sonbaha r yaprağ ı gib i
döküldüğüne hepimiz şahit olmaktayız. Bu zorluklarla karşı karşıya kalanlann önemli
bir kısmını n büyü k işletmele r olduğ u d a ayr ı bi r husustur .
Tekstil sanayi i özellikle yünlü , konfeksiyon v e pamukl u sahalard a işletm e ser mayesi bakımında n oldukç a sermay e yoğu n bi r faaliye t alanıdır .
İşçi başına yatırımın az olması dahi bu kuruluşların daha çok işçi yoğundur denmesine imkâ n vermemektedir . Döne r değerleri n yükse k oluşunu n sebeplerin i he r
bir sanay i dal ı içi n ayr ı ayr ı incelemekt e fayd a vardır .
i) Yünlü Sanayi i
Yünlü Sanayii'miz hammaddesin i büyü k ölçüde Avustralya ve Y. Zellanda gibi
ülkelerden temi n ştmektedir. Yapağ ı bu ülkelerde n Bat ı Avrupa limanların a getirilmektedir. (Bunun da sebebi Türkiye'de % 5 gibi yüksek bir oranda uygulanan rıhtım
resmidir.)
Oradan kamyonlarla Türkiye'ye getirilmektedir. Bu yüzden yünlü fabrikalarımız
asgari üç aylıkhammadde stoklarıyla çalışmak zorundadır. Üretinrıin diğer önemli girdileri de büyük ölçüde dışa bağımlı, olduğundan (boya, kimyevi maddeler, yedek parça
ve malzemeler ) emniyetl i sto k hadler i yükselmektedir . Diğe r tarafta n yünl ü sanay i
genelde ipliği boyalı kumaş üretiminden dolay ı ve aynca yünün kuma ş halin e gelene kadar 50-6 0 makinada n geçmes i yüzünden ar a stokların büyük ölçüde kabarı k
olmasına yo l açmaktadır . Öt e yanda n i ç taleb i kısıtlam a açısında n hükümetimizi n
uyguladığı genel iktisad i politikalar, sanay i kuruluşlarını , süresi gittikç e uzaya n vadeli satışlar a zorlamaktadır. B u bakımdan topla m varlıkla r içind e döne r değerleri n
payının yüksek oranlara vardığını izlemekteyiz. Bunun karşılığında şirket öz kaynaklarının yetersiz kalışı büyük ölçüde yabancı kaynak kullanımını gerektirmekte ve bugünkü pahalı para politikası ile şirket kârlılıklan düşmekte ve özkaynak artışı (sermaye
artışı dışında ) sağlanamamaktadır .
il) Pamukl u Sanayi i
Her ne kadar pamuk yurtiçinden elde edilmekte ise de sezonluk bi r mal olması
dolayısıyla pamuk sanayicisi pamuğunu sezon başında yani Eylül-Aralık döneminde
temin edip büyük stoklarla çalışma k zorundadır. Aksihalde pamu k sağlam arac ı ellere geçmekte , sezo n soku yaklaştıkç a sanayic i b u İnsilerde n ço k yükse k fiatlarl a
pamuk almak zorunda kalmaktadır. Sezon başı ve sezon sonu dönemlerinde pamuk
fiatlannın serbest piyasada % 10 0 artış gösterdiğini geçmiş dönenrilerde izlemişizdir .
Buna çare olarak pamuğun ihracatını engelleyici bir tedbir babında hükümetler
son 4-5 senedir ihracatto . cnemli ölçüde fon uygulamasına gitmiş, ancak pamuk üreticisinin zarann a olan LU duru m pamu k eki m sahalarının daralmasın a ve pamukl u
sanayiimize kazandırılan sun'i kârlılık ortamıyla bunlann daha verimli çalışmalarının
hızlandırılmamasına yol açtığı izlenerek bu fon şimdi 5 cent/kg.'a indirilmiştir. Aslında fonun tamamen kalkmasıyla gümrüksüz pamuk ithalatı işlerlik kazanacak ve pamuğun spekülati f bi r emti a oluş u önlenmi ş olacaktır .
Gerek yünlü ve gerekse pamuklu sektörümüzün hammaddeye bağlı envanterinin düşürülmes i serbes t bölg e uygulamalar ı il e hı z kazanmı ş olacaktır .
İÜ) Konfeksiyon Sanayi i
Konfeksiyon Sanayi yatırım tutarı az, işçiliği yüksek bir sanayii dalı olarak bilin mektedir. Ancak kumaşın tedariki ile tüketiciye hazır giyimin intikalinin çok uzun süre almas ı b u sanayi i dalını n ço k yükse k seviyed e işletm e sermayes i kullanımın ı
gerektirmektedir. (Anca k dışa fason iş yapan konfeksiyo n tesisleri böyle bir finansman sıkıntıs ı çekmektedirler. )
Tekstil kuruluşlarını n döne r değerlerini n yüksekliğin e karşılı k çoğunluğu 198 0
öncesi paranın ucuz ve bol tutulduğu bir ekonomik mode l içinde hayatiyet bulan bu
kuruluşlarımız, 1980'de n b u yana uygulana n pahal ı para politikası il e uyum sağlamakta zorluk çekmektedirler . Ayrıc a b u kuruluşları n e n önemli bi r bölüm ü ku r ga-
fantisine istinade n dı ş kred i it e kurulmuş , ku r garantisini n 1978'de n b u yan a
kaldırılması ile beraber toplam varlıklar içinde öz varlıkların payı gittikçe düşme eğilimine girmiştir. Paranı n pahalı ve kıt olduğu bi r dönemde sermaye piyasası kurul u
ve gelişmiş olsaydı dahi şirket özkaynaklarının böyle bir kaynaktan arttırılamayacağı da ortadadır. Bunun için tek geçerli tavsiye adeta "Altınını, villanı sat, sermayene
kat" slogan ı idi . B u d a maalese f sloga n olara k kalmay a mahkûmdu .
Hükümet politikalar ı tembel, korkak, verimsizliği kendin e şiar edinmiş kuruluş ları uyandırmaya yaramıştır. Ancak verimliliğin arttınlması,kalitenin yükseltilmesi,iş letme girdilerinde tasarrufların teşviki velhasıl tüm üretim faktörlerinin azami ölçüde
verimli çalıştırılması için pazarlama lokomotifinin üretim vagonlarını çekebilmesi gerekirdi. Daralan iç piyasayı genişleyen dış piyasa ile telafa etmek tek geçerli yoldur.
Bu yolda da tekstil sanayimiz tebrike şayan biryol katetmiştir. Ancak çalışma süresinin halen yılda ortalama 5800 saat olduğu (Pakistan'da 7430 saat, G. Kore'de 8150
saat, Brezilya'da 6500 saat, Hindistan'da 6650 saat) ülkemizde bu süreyi arttırarak
(üç ekip yerine, dört ekip çalışarak) hem maliyetlerimizi aşağıya çekebilmemiz, hem
de bu sanayi de istihdamı % 3 3 nisbetinde arttırabilmemi z içi n ortaya çıkacak üretim fazlalığını dış ve iç piyasaya aktarabilmemiz gerekiyor. Çalışma sürelerinin 5800
saatten 8150 saate çıkarılması ile yeni tesislerde birim üretim maliyetinin % 15 , eski
tesislerde is e (tamame n amorte olmuş ) % 5 nisbetind e aşağ ı çekilebileceğin i he saplamaktayız. B u da gerek enflasyon , gerekse dış rekabet güc ü ve gerekse istih dam açılarında n ço k öneml i rakamlardır . Anca k böyl e bi r çalışm a ortamın ı eld e
edebilmek içi n tekstil sanayimizin 198 5 yılı fiatlarıyla kabaca 600-700 milyar TL değerinde pazar hacmi artışı sağlaması gerekir. İç piyasa hacminin % 3 oranında artacağı varsayılırsa tekstil sanayimizin yıld a 8000 saat çalışm a düzeyine erişebilmes i
bugünkü ihracatımızı n 1 milyar dola r dah a artmasın ı gerektirir .
Sonuç olara k denilebili r ki , hükümetimizi n iktisad i politikalarında n sapmada n
tekstil sanayimizin sağlıklı bir finansal yapıya kavuşturulması bugünkü şartlarda sermaye artışı ile mümkün olmadığına göre, daha kârlı ve verimli çalışarak kayna k yaratmasından başk a bi r çar e görünmemektedir . Bunu n içi n d e 4 eki p çalışm a
sisteminin yaygınlaştırılarak yıllık çalışma süresinin 8000 saate çıkarılması ve böylece maliyetlerde %10 dolayında indirim sağlanması akla gelen en uygun yoldur. Böyle
bir uygılam a halind e sağlanacak üreti m artışını karşılamakta ilav e 1 milyar dolarlı k
ihracat pazarını n behemeha l temin i gerekmektedir .
5. TEKSTİ L SANAYİMİZİ N İSTİHDA M SORUN U
Her gelişmekt e ola n ülked e olduğ u gib i Türkiye'd e d e teksti l sanayi i yalnızc a
döviz kazandıran veya döviz tasarruf eden bir faaliyet dalı olmayıp, artan nüfusa istihdam imkân ı hazırlaya n bi r sahadı r da .
Hemen diğe r bütü n sanayi i kollarınd a olduğ u gib i teksti l sanayiimizd e d e e n
önemli istihdam sorun u kalifiy e ort a kadem e tekni k elema n teminidir . Enflasyonl a
başbaşa kala n ülkeleri n paraların ı diğe r paralar a gör e sürekl i devalü e etmelerini n
başlıca sebebi bu ülkeler arasında benzeri teknolojiler kullanıldığ ı halde kişi başına
sağlanan ma l ve hizmet üretiminin farklı olmalarındandır. Dolayısıyl a hem kişi başına geliri arttırmak he m de sık sık develüasyona başvurmak suretiyle enflasyonu körüklememek içi n işç i prodüktivitesini n artmas ı gerekir. İşletmelerimizd e yaptığımı z
endüstri mühendisliğ i etüdler i göstermektedi r ki , aslında işçilerimiz e yüklenile n i ş
yükü refahı n ço k yüksek olduğu Bat ı Avrupa ülkelerin e gör e baze n birka ç mislin e
varan fazlalık taşımaktadır. Benzer i makina ve hammaddenin kullanılmasın a rağmen
iş yükünün bu denli yüksek oluşunun sebebi ise dikkatlice etüd edildiğinde makin a
ayarlarının hatal ı yapılması, bakım programlannın yeterli ve gerektiği şekilde yapılmaması, hammaddeni n geçtiğ i kademelerd e prose s kontrolünü n optimu m ölçüler de tutulmaması dolayısıyla tahribata uğratılması gibi hususlardır. Bütü n bu başlıklann
altında prodüktivit e düşüklüğünü n sebebini n işçilerimizi n tembelliğ i olmadığı , teknik bilgi ve beceri eksikliği ile orta kademe yöneticilerimizin ilgisizliğ i olduğu aşikârdır. Bunu n d a sebebi gere k ort a ve gerekse yüksek eğiti m kuruluşlarımızd a aklın ı
kullanan, muhayele ve muhakeme gücü gelişmiş kompleks meseleleri alt elemanlarına analiz edebilen , basit meseleler i d e sentez yaparak bell i sonuçlara ulaşabile n
elemanlann eğitimin i bırakmış , teori k bilgiler i ezberleye n v e sını f geçe n bi r kadr o
üretilmektedir.
Sanayimize gelince, bunlar da aldığı elemanı, henüz teorik bilgisin i uygulamaya koym a tecrübesini geçirmede n kıs a sürede bell i bi r yönetim kademesin e oturt makta, zamanla bu elemanlann teorik bilgilerini dahi unutmalanna sebep olmaktadır.
Oysa oku l sonras ı bell i bi r sür e prati k eğitimi n deva m etmes i gerekmektedir .
Bu eğitimi ise sanayimiz bizza t hazırlama k zorundadır. Tabiidir k i daha akıllı bir yol
gelişmiş Bat ı ülkelerinde olduğu gibi sanayii ve okul ilişkilerinin yoğunlaştınlması suretiyle teori k bilgilerin , edindikç e prati k bilgile r halin e dönüştürülmesidir .
Vaktinizi aldığım için çokteşekkür ederim. Eksik yahut da mutabık kalmadığımız
konularda d a ben i mazu r görün . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—"Efendim Doç . Doktor Kemal Varol beye teşekkür ediyoruz. Acaba soru
veya ilav e edilece k bi r husu s va r mı? "
Necmi VARDAR—"Kemal beyde n bi r şey sormak istiyorum . Efendi m kuma ş niteliklerinin belirlenmes i lazım . Üreticiden tüketiciye kuma ş geçiyor ve içinde ne olduğu bilinmiyor . Faka t dünya standartlarında böyl e değil. Dünya standartları faturay ı
verirken yüzde 70 kumaş, yüzde 10 viskon diye belirtiyor. N e karıştırıyorlarsa yüzde
100'e ma l ediyorlar. Bi z nedense bun u yapmak istemiyoruz . Bi z on senedir ticare t
dünyasında mücadel e ediyoruz . Komitele r topluyoruz , yalvarıyoruz , ric a ediyoruz .
Biz bun u yerin e getiremiyoruz . Acab a nedendir ?
İkincisi, kumaş dokuyorsunuz. Biz dikerken iki, üç kişi kumaşın desenini uygu n
duruma getirmeye çalışıyor. Karel i kumaşları fabrikalar çalışamıyor . O da nedendi r
bilmiyorum. Üst tarafı yukarı gidiyor, alt tarafı aşağı gidiyor. Hiçbir zaman doğru düzgün bir kareli kumaş elimize geçemedi. Kumaş enleri dünya standartlarına uygun değil. Dünya standartlarında kumaş enleri 1.60'tır, 1.50 yahut 1.50'nin altında değildir.
Şişman toplu vücutlarda çıkmıyor. Kumaş eni vermiyor. Kumaşları n maliyetlerini enden eksikliğini düşürmeden, yani daha doğrusu kumaştan çalmadan düşürmek gerek. Dediğim gibi 1.40'ın altında kumaşlar var. Şimdi konfeksiyonda ne oluyor. 1.50 ,
1.40 dokuya n oluyor , üs t üst e koyuyorsunu z 1.50,1 0 cm atılıyor , bi r iş e yaramıyo r
bu d a maliyet i yükseltiyor . Teşekkü r ederim. "
Kemal VAROL— "Efendim be n d e Necm i bey e teşekkü r ederim . Ş u anda Necm i
beyin konuşmalarıyla adeta dinleyici olmaktan zevk alıyorum. Gerçekten prati k hayattaki bilgisi ve konuşmalarıyla bir hayli ışık tutuyor. Efendim kumaş standardı gerçekten büyük bir problemdir ve bu hususta Türk Standardları Enstitüsü Başkanı'yl a
da zaman zaman temasımız olmuştur. Bu durum, kumaş üreticisi olarak bizi de rencide etmektedir. Bugü n yünlü kumaş diye, polyester, viskon kumaşlarının dahi satıldığını görmekteyiz v e görüntü itibariyle de yüne benzemektedir. Anca k giyi p de bir
kaç defa yağmur yedikten sonra bunun böyl e olmadığı anlaşılmaktadır. Tabi fiyatın
cazibesine kapılarak alınıyor. Gerçekten kenar yazısında kumaşın muhteviyatının yazılmasının zorunlu olması lazım. Sayın başkan müjde verdi, bu iş oldu, artık paketlerin üzerine yazılacak diye, fakat kumaşın paketi yok ki paketin üzerine yazılsın, bunun
mutlaka kena r yazısın a işlenmes i hususund a mesle k kuruluşlarımızı n gerekl i giri şimlerde bulunmasında fayda vardır. Mutlak a yazılmalıdır ve aynı zamanda hem tüketiciyi koruma bakımından, hem de ahlaki bakımdan çok önemli bir husustur.Necm i
Beye tamamen katılıyorum. İkinci konuya gelince, kareli kumaşlarda, karşılaştığımız
sorunlar tabii ki bu sanayimizin genel yapısını göstermektedir. Bi z bazen bir kuma ş
fabrikasının iyi bir yünlü kumaş yapıp yapmadığını öğrenmek isterseniz o fabrikanın
gabardin ve fay kumaşlarına bakın, iyi fay ve gabardin kumaş yapabiliyorsa o fabrikada her türlü iyi kumaş yapılabiliniyor deriz. Buna kareli kumaşları da ilave edebilirim. B u tamamen teknik eğitim , kabiliyet, vesaire sorunudur. Kims e bunları bilere k
yapmıyor, ama bilemediği için yapıyor diyebilirim. Umanm dokuma sanayimiz bu problemleri gidermiş olacak. Tabii ki alıcıdan baskı gelmedikçe, üretici hiçbir zaman kendisi düzeltmeyecektir. Şikayetlerinizin sürekli olarak sanayiciye, üreticiye aktarılması
zaruridir, faydalıdır, 1.60 cm en meselesine gelince. Biz epey kumaş ihraç ediyoruz,
devamlı aranan 1.50 + 2 santi m diye bahsediliyor. 1.60' a gelince, zaten şişma n
insanımız vardır, onların d a sağlıkları açısından bira z zayıflamaları lazımdır . Hükü metimizin takip ettiği para-kredi politikası, genel ekonomik politikası maliyetleri aşağı doğr u çekmemiz i zorlamaktadı r v e ş u kadarın ı ifad e edeyim , 198 2 başında
hammaddesi büyü k ölçüde bağımlı olduğu için 138 0 liraya sattığımız kumaş ı (o zaman dolar 13 5 liraydı , 10 dolar 2 0 cent eder ) bugü n 375 0 liray a satmaktayız. Yan i
7 dolar civarında . Tabi i ki yalnız kumaşt a değil, bütün sanayi kuruluşlarımızd a ayn ı
şey sözkonusu. Hakikaten dolar cinsine çevrildiği zaman genel olarak sanayi ürünlerimizin fiyatlarını n nispete n gerilediğini , bunu n d a maliyetlerin düşmesinde n iler i
geldiğini söyleyebiliriz . Teşekkü r ederim. "
Sıddık ÖZBEK— Efendi m eskiden maliyetler içerisinde, hammadde, yardımcı madde
ve işçili k an a kalemler i teşki l ediyordu . Ancak, so n yıllard a özellikl e so n bi r v e ik i
yıl içerisinde maliyetler e bi r dördüncü kale m daha eklendi. O da enerji. Sayın Müsteşar Yardımcımı z b u hususta kend i görüşlerin i dil e getirmey e çalıştılar . Sayı n konuşmacı Kema l Varol da bir nebzeci k bahsettiler . Rağbe t halin e gele n b u kalemi n
biraz daha açıklığa kavuşturulması lazım. Kendisinden ricamız acaba bu konuyu biraz dah a deşeleyebilirle r mi ? Teşekkü r ederim. "
Kemal VAROL—"Efendim şu anda maliyetlerimiz içind e entegre bi r yün sanayiinde yüzde 12-1 3 civarında bir enerji giderimi z mevcuttur . Yani fuel oil artı elektrikler
yüzde 12-13'ü bulmaktadır. Avrupa'ya göre fiyatlarımız da yüzde 10O'e yakın bir yükseklik sözkonus u olduğ u içi n takriben b u da maliyetler i yüzde5. 6 dolayınd a artır -
maktadır. Bu hususta kaynak olarak Sına i Kalkınm a Bankası'nın ortak olduğu Tekstil
Danışmanlık Şirketi'ni n Bosto n Consultant'l a berabe r Planlam a Teşkilatı adına yürüttükleri etüdü verebilirim. Ayrıca geçen hafta International Text Manufacturers Association toplantısı münasebetiyle burad a bulunan yabancı konuklarımız fabrikamız ı
ziyaret ettiler. O sırada tabi Japonu, Almanı, Korelisi hepsi vardı. İşçi ücretlerindek i
durumumuzu sordular . Hammaddedek i durumumuz , vesair e pekço k sorular a muhatap olduk. Enerjiy e gelince , enerjinin bizi m 8 cente yakın olduğunu söylediğimi z
hayretle "What " dediler . Yalnı z bi r te k Japon hayretl e karşılamadı , öğreniyoruz k i
Japonya'yla başaba ş durumdayız .
Gerçekten üzüc ü bi r AET veya Amerika Birleşi k Devletleri'ne , enerji giderleri mizde şu kadar fazlalık var, dolayısıyla bu yüzden vergi iadelerimizi şöyle yapıyoruz
desek dahi bunu anlatmamız mümkü n değildir. E n iyisi bunda makul seviyeyi kollamak v e teşvikleri eşi t baz a getirip tamamen kaldırma k e n geçerli yoldur. Teşekkü r
ederim."
BAŞKAN—"Kemal bey e çok teşekkür ediyoruz. Konuşmalar ı burad a kesere k otu rumu kapatıyorum . Teşekkü r ederim. "
II. OTURU M
Başkan: Prof. Dr. Erol ZEYTİNOĞLU
(M.Ü. Sosya l Bilimler Enstitüs ü Müdürü )
3. Tebliğ: "Pamuktan Kumaşa Kadar TürkTekstil Sanayiinin Durumu ve Kapasitesi"
Dr. Atillâ T. ALPTEKİN
(Güney Sanay i ve Ticaret A.Ş. Gene l Müdürü)
4. Tebliğ: "Tekstil Eğitiminin Ülkemizdeki Durumu ve Potansiyeli. Bu Konudaki Öne- •
riler."
Prof. Dr . Işı k TARAKÇİOĞI^ .
(Tekstil-Danış Ltd . Şti. Genel Müdürü )
5. Tebliğ: "Teksti l Üretimind e Kalit e v e Standardizasyo n Sorunları "
Şerafettin GÜNOOĞA N
(Sümerbank Gene l Müdü r Yardımcısı )
BAŞKAN—"Değerli dinleyenlerim, İstanbul Ticaret Odası tarafından düzenlenen Tekstil v e Konfeksiyo n Semineri'ni n ikinc i oturumun a başlıyoruz .
İkinci oturumda tebliğ verecek olan Güney Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürürü Sayın Atillâ Alptekin'i, Tekstil Danış Limited Şirketi Genel Müdürü Sayın Prof. Dr.
Işık Tarakçıoğlu'nu v e Sayı n Sümerban k Gene l Müdü r Yardımcıs ı Şerafettin Gündoğan'ı buray a dave t ediyorum .
İlk konuşmacı olarak Sayın Atillâ Alptekin'i Pamuktan Kumaşa Kadar Türk Tekstil Durum u v e Kapasitesi " konusund a konuşacaktır . Buyuru n Sayı n Alptekin.
III. TEBLİ Ğ
PAMUKTAN KUMAŞ A KADAR TÜR K TEKSTİ L SANAYİİNİ N
: DURUM U V E KAPASİTES İ
/ Attil
â T . ALPTEKİ N
" He r n e kadar tebliğimin başlığ ı konunun pamukl u tekstil sanay i ile sınırlı olduğunu ima ediyorsa da, teknik ayrıntılara girmeksizin, tekstil sanayim z i tümüyle özetlemeyi konunu n bütünlüğün ü bozmama k amacıyl a terci h ediyorum . Gen e ayn ı
gerekçeyle tekstil ticaretimiz ve ihracatımızın yapısı ile muhtemel gelişme istikamet lerine d e kısac a değinme k istiyorum . Tabii bende n sonrak i konuşmacıları n ilg i v e
ihtisas alanlar ı dışınd a kalmağ a öze n göstereceğim .
İzin verirseniz konuy a Türkiye'de teksti l zanaat ve sanayiinin kıs a bir tarihçes i
ile gireceğim. Arkeolojik kazılard a bulunan kitab e ve heykelciklerden,zamanımızd a
pamuk denile n mevsimli k bitk i v e kete n ad ı verilen otları n il k yetiştiğ i bölgelerde n
biri olan Anadolu'da, b u bitkilerin yiyecek, giyecek ve süs bitkisi olarak kullanılma k
üzere tari h önces i devirlerde n ber i tanımını n yapıldığ ı anlaşılmaktadır .
Tarih araştırmalar ı ayrıc a göstermişti r ki , bu toprağın insanları , şimdiki meki k
atma yöntemine çok benzer yöntemlerle, paralel ipliklere dikey sicimler geçirerek kumaş yapmasını öğrenmişlerdi. Kazılar , günümüzden be ş ile yedi bin yıl kadar önc e
Anadolu'da Hititle r ve Sümerler'in dokum a sanatını mükemmelleştirdiklerini belge lemektedir. Anadolu'nu n heme n he r köşesind e göze çarpan monolitle r üzerindek i
kabartmalar b u toprağın insanlarını, daha binlerce yıl önce, tezgahlarının meyveler i
ile alıml ı biçimd e örtünmü ş olara k gösterir .
Malazgirt zaferin i takiben Anadolu'ya yerleşmey e başlaya n Selçu k Türkleri kısa sürede, Orta Asya'dan taşıdıkları dokuma-örgü ve becerisini Anadolu'da bulduk ları zengi n dokum a geleneğ i il e harmanladılar . B u dönemd e mahall i ihtiya ç v e
bölgesel ticaretl e yetine n mensuca t zenaati , Osmanl ı İmparatorluğu'nu n yükseliş i
ile gelişerek, İmparatorlu k sınırlann ı aştıysa da "kapitülasyon"lar sonuc u dı ş rekabete yenik düşen sanayimiz, nihayet 18'inc i yüzyılın sonunda Avrupa Sanayi Devrimi sonuc u tümüyl e çöktü .
1923'de Cumhuriyet ilanında tüm tekstil sanayiimizin envanteri 82.000 iğ ve 800
tezgahtan ibaretti. Genç Cumhuriyet'in ülkeyi sanayileştirmek içi n aldığı ilk kararlardan bir i Sümerbank'ı n kurulmas ı oldu .
II. Düny a Savaş a sırasınd a makin a ithalatını n zorlukların a rağme n 1949'd a i ğ
sayısı 270.000 , tezga h mikta n is e 5.500' e yükselmişti .
1950 seçimlerini takiben ticaretin liberasyonu ve endüstride özel sektöre ağırlık
verilmesi ile , 1950'li yıllarda Sümerbank'ın yanısır a tekstilde sözü edilebilir bi r özel
kesim gelişti .
1960'ın ilk yıllarında Avrupa Ekonomik Topluluğu hayalinin gerçekleşme adım ı
atılırken Türkiye'nin Avrupa'da tekstil endüstrisinin merkezlerinde n bir i olması ihtimali doğdu. O zamanki görüşe göre, hammadde, düşük maliyetli işçilik , coğrafi durum gibi optimal şartların ülkemizd e mevcu t olduğu fikri savunuldu. 1960 sonlarına
doğru iddial ı bir programl a yatırımlara tanınan teşvikler pamu k ipliğ i üretimin e öyle
bir yatın m başlatt ı ki , eğer dah a sonrak i haya l kırıklığ ı olmasa, 1980'd e çalışa n i ğ
sayısı 4 milyonu bulacaktı. O zaman hesaba alınmayan husus, böyle bir kapasiteni n
yılda 340.000 ton dolaylarındaki yerli üreti m ve en büyük ihraca t pazar ı olacağı düşünülen AET'nin toplam ithalatı olan yıllık 130.000 tonun toplamının üzerinde olacağıydı.
iğ sayısını artırma hamlesi, 1974 petrol krizinden meydana gelen ani talep azalmasından dolay ı gerçekleşmedi v e kurul u kapasit e son zamanlara kada r 3 milyon
iğ civarında kaldı . Bugü n kıs a elyaf işleye n i ğ ve roto r (i ğ mukabili ) sayıs ı takriben
3.3 milyon kadardır. Kapasite kullanımı % 90 , yıllık üretim kapasitesi ise eskimiş iğlerin d e etkis i il e 380.00 0 to n mertebesindedir .
1984'de tezgah kapasitesi 205.000 ton veya 1.4 milya r metrekar e olup kapasite kullanım ı takribe n % 9 0 kadardır .
Uzun elyaf (yün ve kanşık sentetik) iplik kapasitesi 480.000 iğ olup yaklaşık 5000
tezgahta yü n v e kamgar n kuma ş dokunmaktadır .
İzleyenlerin takdir edeceği gibi boya-baskı-finisaj ünitelerinin kesin kapasite tahminini, renk , desen , tuşe gib i değişen faktörlerde n dolay ı sayısal olara k değerlen dirmek zordur. Bununla beraber, mevcut mamul kompozisyonu sabit olarak alınırsa
boya-baskı-finisaj kapasites i 1. 8 milya r metrekar e varsayılabilir k i bu dokuma örgü
kapasitesinin yaklaşı k % 1 3 üstündedir .
Türkiye bugü n önemli miktard a pamuk ürete n ülkelerden biridir ; Avrupa'da birinci, dünyada yedincidir. Ülkenin son on yıllık üretim ortalaması 500 bin metrik tona
çok yakın; dünya üretimini n % 3.5'idir . Verimlilikt e is e (kg/ha) Türkiye öneml i mik tarda pamu k üretim i yapan ülkele r arasınd a ikinc i ve üçüncü sıradadır . Sun' i elya f
imalatı Türkiye'de 1960'lard a başlamı ş olmasına rağmen çok hızl ı bir gelişme göstermiştir. Bugü n Türkiye sentetik elyafta net ihracatçı durumundadır. Yün endüstrisinde kullanılan yün ve sentetik elyafın 2/3'ü yerli yün veya sentetik elyaftır. Sadec e
Avustralya vey a Yen i Zelanda'da n inc e yü n itha l edilmektedir .
Müteakip sayfada yer alan tablo Türk Tekstil Sanayii'nin 198 4 yılı itibariyle, kapasite v e kapasit e kullanımın ı özetlemektedir .
Türkiye'de endüstriye l ölçüd e teksti l üretim i ithala t ikames i amacıyla ,
1930'larda başlatıldı, fakat nüfusun hızla büyümesi, kişi başına tüketimdeki hızl ı artış ve ihracat imkanlan gibi faktörler sektörü n hızlı gelişmesini etkiledi. Bugün, gıda
sanayiinden sonr a tekstil , Türkiye'nin e n büyü k sanay i kesimidir .
1982'de teksti l al + sektörü (giys i üretim i dahil , deri konfeksiyon u hariç ) değe r
olarak imala t endüstrisinin % 13 ; katma değerin % 14 ; endüstriyel ihracatı n % 34;
işçiliğin % 1 3 ve yatırımların % 12'sin i temsil etmekteydi. Aslında bu rakamlar bile ,
organize olmamış kesimdeki (10 kişiden az işçi çalıştıran) atölyelerin imalat ve işçiliğini kapsamadığında n endüstrini n büyüklüğün ü v e önemin i yansıtmakta n uzaktır .
Özel sektörü n üretimdek i pay ı pamukt a % 8 7 ve yünde % 90'ı n üstündedir .
1960 başlarında Türkiye, tekstil ithal eden bir ülke durumundayken, on yıl sonra, 1972'de 80 milyon dolar değerinde ihracat yapmaya başlamış; bu tarihten sonra
ihracat gelişerek 1980'd e 440 milyon dolara ve 1984'de 1.9 milyar dolara ulaşmıştır
ki bu rakam dünya tekstil ihracatının % 3'ünden fazladır. İlk zamanlarda ihracat AET
ülkelerine yönelikken sonrala n Arap-İslam ve Sosyalist ülkele r d e önem kazanmış tır.
Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de iç tüketimin nüfus artışı ve kişi başına
gelirle yakı n ilişkis i göz e çarpmaktadır .
Nüfus faktörü Türkiye içi n özellikle önemlidir, zira nüfus 50 milyonu bulmuş ve
yılda % 2. 2 hızl a artmaktadır .
3400 3300 _
3200 31003000 2900 2800 _
27002600 2500 24002300 >
2200,
210020001900180017001600 1500 .
14001300 1200 ^
MOO1000900_
800 _
700 _
600500 _
400 300200 100-
TÜRK TEKSTİL ENDÜSTRİSİNİN GELtŞlM
Bing İ ğ
Bin
İğ Sayıs ı
Tezgâh
Tezgâh Sayıs ı
2520-
15.
105.
1.
oJ
1920
"I
• • " M
1970 198
•
• . I
. I
0
1970'li yıllar boyunca nüfus artışı % 2.5, kişi başına gelir artışı % 4.1 ve tekstil
ürünlerine talep artışı % 6-7 civannda olmuş, genellikle kabul edilen tahminlere uygunluk göstermiştir. Bununl a beraber 1980'de n sonra hükümetlerin aldığı sıkı para
politikası sonucu, iç talep beklenenin tersine, devamlı şekilde düşmeye başlamıştır .
1984'de b u düşüş reko r düzey e (% 9) varmıştır. Böylec e geçe n yıl , ancak ihraca t
sayesinde, kapasite kullanımı % 2 kadar artınlabilmiştir (müteakip tabloya bakınız).
Bu nedenle , ülkedeki iç talep gelişmeleri endiş e ile izlenmektedir. Tür k teksti l
üreticileri bir taraftan iç pazann büyüme hızını n artmasını ümit ederken diğer taraf tan pazarlamacılar büyük çaba ve fedakarlıklarla son zamanlarda kazanılan ihracat
pazarına hizme t verememe k korkus u içindedirler .
Daha önce değinildiği gibi; ihracatta elde edilen artış, sıkı para politikası sonucu küçülen iç talebin zorunlu olarak yarattığı koşullar dolayısıyla ortaya çıkmıştır. Gösterilen tablodaki veriler incelendiğind e anlaşılabileceği gibi , 1980-198 3 yıllarında iç
tüketim yavaş fakat düzenli (ortalama % 2) bir düşüş gösterirken ihracat birden yükselmiş ve kapasite kullanımını da beraberinde yukarıya çekmiştir. Faka t 1984'de iç
tüketimdeki ani düşüş (hacmen % 9) ihracatın % 23 (hacmen) artmasına neden olmuştur.
Bu metin hazırlanırken -1985 ortası- Türk tekstil endüstrisi çok kritik bir dönem
geçirmekteydi. İç talepteki düşüşün ihracatla karşılanamayacak düzeyde devamı büyük bir atıl kapasite yaratacaktır k i sabit masrafları çok yüksek olan tekstil sanayimizin bu atalete tahammül etmesi imkansızdır. Diğer taraftan, iç pazardaki bir canlanma
ki so n dört yıllık bir düşüşten sonra oluşması uzak bir ihtimal değildir- şimdiy e kadar büyü k uğraş ı ve özveri sonuc u kazanılmı ş dış pazarın kayb ı demek olacaktır .
Böyle bir durumda Türkiye, tekstil ithal eden bir ülke haline gelebilir. Bu şekilde
ülkemiz sadec e itha l ettiği malla n daha ileri evrede işleyere k yenide n ihra ç etme k
için değil, bunun yanısıra kendi üretimini ihra ç edebilmek içi n iç talebin bir kısmını
ithalatla karşılamak alternatifin i de değerlendirecektir. B u görüşü desteklemek içi n
kendi Şirketimde n bi r örnek vereyim .
' TÜRK TEKSTİ L ENDÜSTRİSİND E
MAMUL AKIŞI , 198 4
(Metrik Ton )
PAMUK
YERLİ REKOLT E
(520.000)
Pamuk İthal i
(500)
Yün İthal i
(16.000)
YUN
YERLİ REKOLT E
(14.000)
,k
)^
J
'
SENTETİKLER
YERLİ ÜRETİ M
(105.000)
SENTETİK
ELYAF İTHAL İ
(43.000)
Sentetik Elya f
Endüstriye
(97.000)
Yün
Endüstriye
(30.000)
Pamuk
Vaterlere
(370.000)
^s
>
/
İPLİK BÜKÜ M
(3.3 milyo n Kıs a Elya f İği )
(0.5 milyo n Uzu n Elya f İği )
s/
İthal edile n
/^
İPLİK İ Ç TÜKETİMİ
(10.000)
B ü k ü l ü ipli k
Pamuklu Siste m Uzu n Elya f
(32.000) j \ (240.000)
(3.500)
Devamlı Elyafta n
Sentetik İpli k İthal i
(29.000) y
Devamlı Elyafta n
Üretilen Senteti k
İplik (45.000 )
KUMAŞ ÜRETİM İ
Kumaş Dokuma . Yü n Dokuma , Hal ı Üretimi , Örgü , Tafting, v.s.
Uzun Elya f Yün ,
Kamgarn Kuma ş v e
Örtüler (29.000 )
Pamuk, Sentetikle r
Kanşımlı Kumaş v e
Örtüler (233.000 )
(
KONFEKSİYON
Yerli Tüke t imi
(205.000)
Kişi Başına Elya f Tüketim i
(4.09 kg )
1980'DEN BER İ İHRACA T ARTIŞ I GENELLİKL E İ Ç TALEP AZALMASINDA N
KAYNAKLANMAKTADIR (00 0 ton )
1980
Elyaf v e Filamen t Tüketim i
İşletme Kapasites i al
Kapasite Kullanımı , %
İhracat-b/
İhracatta Artı ş
İhracatta Artış , %
İç Tüketi m
İç Talept e Azalm a
İç Talept e Azalma , %
1981 1982
1983 1984
457
498
425
511
537
547
533
535
79.7 85.5 97.2 93.4
177
138
220
270
60
39
43
50
(-22) 76.9 28.3 24.3 22.7
241
295
287
280
278
(-8)
(37)
(-7)
(-2)
(-2.7) (-2.4) (-0.7) (-13.3)
373
531
70.2
78
a/ topla m elya f bükü m tüketim i (kıs a ve uzu n elyaf ) art ı filamen t
işletme kapasites i - % 10 0 filamen t dokum a v e örgü - tahminler i
bl ihracat , ağırlığ a göre , bütü n tekstille r -iplik , kumaşla r
(ham v e terbiyelenmiş ) kumaşta n mamu l konfeksiyo n v.b .
Müteakip tablod a görüleceğ i üzer e Şirke t 198 4 yılında, darala n i ç taleb e rağ men, ihracatını artırarak satışlarını kendi üretim kapasitesinin üzerine çıkarmayı başarmıştır. Ancak gene tablonun incelenmesiyl e açıklı k kazanacağı üzere , bu sonuç
üretim darboğazlarını n geçic i ithalatl a -İtalya, Avusturya, Almanya ve Brezilya'da n
yün v e pamu k ipliğ i ithalatı - aşılması il e sağlanmıştır .
İHRACATA YÖNELİ K BÎ R TÜR K TEKSTİ L KOMBİNASININ.MALZEM E AKIŞ I
/DENGE TABLOS U
(metrik ton )
1983
6903
515
8401
1117
İthal Edile n Elya f v e Top s
İthal Edile n İpli k
İç Alımla Sağlana n Elya f v e Top s
İç Alımla Sağlana n İpli k
İşlenen Topla m Hammadd e (* )
16936
İhraç Edile n İpli k
jhraç Edile n Kuma ş
İhraç Edile n Konfeksiyo n
İç Satı m İpli k
İç Satı m Kuma ş
İç Satı m Konfeksiyo n
Toplam Üretile n Mallar (* )
3057
3254
1743
1248
6347
488
16137
(*) aradak i farkla r sto k devri , deşe v e def o il e açıklanır .
1984
8979
1461
9410
1312
21162
5143
3161
2935
885
4978
1683
18735
DEĞİŞME
o/o
30.1 /
183.7 /
12.0/
17.5/
25.0/
68.2/
1.9\
68.4/
29.1 N
21.6 \
256.6/
16.1 /
Bu tablo ithalattan korkmamak gerektiğini kanıtlamakta; rakamlar tersine akıllıca yapıla n ithalatı n işleri n oluml u sonuçlanmasın a katkılann ı kanıtlıyor .
Bu misallerde görüldüğü üzer e uluslararası işbirliği fikrini incelediğimizde mill i
düzeyde "açı k ekonomilerin" kendilerin e olan faydalannı görüyoruz. Bi r başka misal olarak, iler i bi r tekstil endüstrisin e sahi p gelişmiş bi r ülk e olan Federa l Almanya'yı 1950'de n itibare n el e alırsa k (müteaki p tabloy a bakınız ) savaşı n etkilerinde n
sıyrılmağa başlaya n toplumu n teksti l İhtiyaçlar ı 60. 8 bin ton ithalatl a karşılanırke n
bile 45. 3 bi n ton ihraca t yapılabildiğin i anlıyoruz .
FEDERAL ALMA N CUMHURİYET İ
TEKSTİL DI Ş TİCARETİ-İTHALATLA NASI L GELİŞTİRİLDİ .
(000 ton )
1950 50'le r 196 0 60'la r 197 0 70'le r 198 2
İthalat 60.
8 238.
İhracat 45.
3 145.
İthalatta Artış, ı to n 177.
İhracatta Artış, E ton 99.
İthalatta Artış, % o n yıl 29
ihracatta artış, % o n yıl 22
İhracat/İthalat En düksiyon
4<atsayısı (E/l)
-hacim olara k ton/ton 0.5
-değer olara k $/$ 1.03
(sabit 1982fiyatlan ile )
2 404.
9 392.
1 17
1 ' 27
6 0.9
/ 1.2
0 642.
2 537.
7 588.
4 474.
09
08
6 0.8
8 1.1
7 118
6 101
4
1
2
8
1
1
1
7
Kaynaklar: (1) Leuze, Helmut; "Textiles in the Consumer Society-Challenges and
opportunities"; Internatonâl Textile Manufacturing, Volume 6/1983,
(2) GATT İstatistikleri _
_
Bundan öte, müteakip 10 yıl içinde ithalatın 177.2 bin ton, ihracatın ise 99.9 bin
ton arttığını ve 1960'da ithalatın 238 bin tona, iracatm 145.2 bin tona ulaştığını görüyoruz. Bundan sonraki 10 yılda ihracatın olağanüstü bir artışla 404.7 bin tona, ihracatın da 392.4 bin tona yükseldiğine şahit oluyoruz. 1970 rakamlan ise sırayla 642.7
bin ve 537.6 bin tona ulaşıyor. B u olağanüstü sonuç kısmen Almanya'ya akan yabancı işçi sayısı ile ilgili olabilir. Daha sonraki 10 yılda, yani 1970'de -aynı eğilim daha^yavaşlamış şekilde- ithalatın 588.4 bin ton, ihracatın 474.1 bin ton olarak devam
ettiğini izlemekteyiz. Son olarak 1982'de iyi dengelenmiş 1181 bin ton ithalat ve 1011
bin ton ihracat rakamların a ulaşıyoruz .
Karşılaştırmayı bir adım ilerletip büyüme hızını her on yıl için yüzde olarak ele
alalım. 1950 yıllannda ithalat ve ihracatta artış, sırasıyla % 291 , % 22 1 iken 1960'lı
yıllarda oranlar değişerek ihracat % 270' e sıçrarken ithalat da % 17 0 büyüme gösteriyor. 1970lerde ise büyüme hızının dengeli bir şekilde, sadece % 4 farkla ithalatta % 92 , ihracatt a % 8 8 olduğun u görüyoruz.
Son otuz yıl boyunca değişen artışları incelediğimiz zaman sonuçların daha da
çarpıcı olduğu ortaya çıkıyor. Almanya'nın ithalatının sebep olduğu ihracat-ihracattaki
artışın ithalattaki artışa oranı-1950 yıllarında 0.5^ iken 1960'larda 0.96 ya yükseldikten sonra 1970'lerde 0.81 'de dengelenmiş görünüyor. Bu demektir ki yapılan ithalatın her tonu 1950'lerd e 560 kg., 1960'larda 960 kg. ve 1970'lerde 810 kg. ihracata
sebep olmuştur. Aynı artışlar ağırlık yerine değer olarak (ABD Doları) ölçüldüğü zaman görülüyor k i gelişmiş ülkeleri n gelişmekte olan ülkelerden yaptığı düşük mali yetli ithalat , gelişmi ş ülkeleri n yaptığ ı ihracatı n değe r olara k alcınd a oluşmaktadır .
Tablomuza dönersek, Bat ı Almanya'nın tekstil ithalatı için harcadığı her dolar karşılığında ihracatta n 1950'lerd e 1.0 3 dolar ; 1960'lard a 1.2 8 dola r v e 1970'lerd e 1.1 7
dolar eld e ettiğin i görmekteyiz .
Bu mantıklı görünen kanıtlara rağmen gelişmiş ülkelerin durgun nüfus artışı, yüksek ücretler v e işsizlik problemleri yüzünden mantığı bir tarafa bırakarak, geleneksel v e yerleşmi ş bi r endüstriy i korumay a çalışmalannı d a anlayışl a karşılama k
gerekiyor. Ancak, şurası muhakkak ki, gelişmiş ülkeler tekstil ürünleri ithalatıyla hem
kendi ülkelerindeki niha i kullanıcıya; hemde kendi tekstil sanayilerinin rekabe t edilebilen kesimlerin e mutla k avanta j sağlamaktadır.Dolayısıyla gelişmiş ülkeleri n gelişmekte olan ülkelerden ithalatı devam edecektir. Bu ithalattan yeterli payı alabilmek
için imalatımızın mikta r ve kalitesini geliştirmek; maliyetin i rekabe t edilebilir düzey de muhafaza etmek zorundayız. Uzun vadede tekstil sanayimizin uygun yatınmlara
yöneleceği muhakkaktır. Kıs a vadede ihracatın artırılması için kurulu kapasitenin en
verimli şekilde kullanılmasını amaçlar biçimde yan mamul ithalatından yararlanma k
geçerli bi r strateji olacaktır. Atılkapasitelerin değerlendirilece k biçimd e ipli k sektö rünün elyaf ve topsunu; dokuma sektörünün ipliğini ; boya terbiye sektörünün ha m
bezini; konfeksiyon sanayiinin kumaş ve aksesuarını geçici olarak ithal edip mamulünü ihra ç etmes i uygu n olacaktır. B u sahalara yatınm yapmazdan önc e deneyim,
ustalık kazanma k v e yatırı m önces i pazar ı tutma k açısında n d a önemlidir . Teksti l
sanayi ve ticaretimizin gelecek bir kaç yıl içinde yöneleceği istikametin "uluslarara sı ticaret-ithalatla desteklene n ihraca t olması " gerekl i görünüyor. "
BAŞKAN—"İlginç tebliğini z içi n çok teşekkür ederiz Sayın Dr. Alptekin. İlgiyle izledik. Büyük ölçüde yararlandık. Değerl i dinleyenlerim, şimdi diğer tebliğ sahibi Prof.
Dr. Işık Tarakçıoğlu'na söz vereceğim ve tebliğler bittikte n sonra her üç tebliğ sahibinden sual veya açıklanmasını istediğiniz hususlan kendilerinden rica edeceğiz. Böyle bir yöntem izlememizin nedeni, tebliğlerin birbirlerini tamamlaması ve şüphelerimizi,
kuşkulanmızı, diğer tebliğ sahibinin gidermiş olmasıdır. Şimd i ikinc i konuşmacımı z
Sayın Prof. Dr. Işık Jarakçıoğlu Tekstil Eğitimi'nin Ülkemizdeki Durumu ve Potansiyeli, B u Konudaki Öneriler Konusund a Konuşacaktır . Buyuru n Sayın Tarakçıoğlu"
IV„ TEBLİĞ ,
TEKSTİL EĞİTİMİNİ N ÜLKEMİZDEK İ DURUM U V E POTANSİYEL İ
BU KONUDAK İ ÖNERİLE R
Prof. Dr . Işı k TARAKÇIOĞL U
"Yalnız teksti l alanında değil, bütün konulard a herşeyi n baş ı ve temeli, eğitim
ve araştırmadır. Ancak binaları n temelinde olduğu gibi, eğitim ve araştırmadaki eksiklik ve yanlışlıklar da kendini hemen ve direkt olarak belli etmemektedirler. Zamanla
bina yükseldikçe veya daha doğrusu istenildiği gibi yükselemedikçe, temeldeki, yani eğitim ve araştırmadaki eksikliklerin önemi ortaya çıkmaktadır. Yalnız bu durumda bile hemen temeli sağlamlaştırma yoluna gitmek yerine, ne yazık ki birçok yetkili
şahıs ve kuruluşianmız, halâ binadaki çarpıklıklan gidermek için sağdan soldan destek
koymak gibi palyati p tedbirlerl e uğraşı p durmaktadırlar .
Sağlıklı bir tekstil sektörühe sahip olmanın yolu, yeterli ve kaliteli tekstil eğitimine sahip olmaktan geçmektedir. Bunu n aksini düşünenler uzu n sürede hüsrana uğramaya mahkûmdurlar. Ben i bu kadar kesin konuşmaya sevk eden husus, eğitimin
geneldeki önemin e e k olarak , teksti l sektörümüzdek i öze l durumdur .
Diğer sanayi dallarıyla karşılaştırıldığında, Türkiye'de tekstil sanayiinin gelişmesine önceli k tanındığ ı bi r gerçektir . Bunu n nedenler i olara k da :
a) Tekstilin hammaddes i ola n elyafı n Türkiye'de yetişmesi ,
b) Tekstilin emek-yoğu n bi r sanay i dal ı olması,
c) Türkiye'de tarihten gelen bir tekstil üretim i geleneği bulunmad ı gösterilmek tedir.
Ancak b u durumd a so n yıllard a baz ı değişmeler meydan a gelmiştir :
1) Türkiye'de yeterince yetiştirilen pamuk elyafı tekstil sanayiinde halâ en fazla
kullanılan elya f olmakl a beraber , senteti k lifleri n öne m v e üretimler i d e he r geçe n
gün biraz daha artmaktadır. Türkiye'de de sentetik lif üretimi 200.000 ton/yıl bir k a pasiteye ulaşmı ş olup, gelişmeye devam etmektedir. Tekstil sanayiinin bir kolu olan
bu sentetik li f üretimi ise, çok sermaye-yoğun bi r sanayi dalıdır ve iyi eğitilmiş, kaliteli tekni k eleman a ihtiyac ı fazladır .
2) E l emeğinin ucu z olduğ u ülkelerl e rekabe t etmekt e zorluk çeke n kalkınmı ş
ülkelerin ço k bilinçl i ve sistemli çalışmalar ı sonucu,konfeksiyon dışınd a kalan tekstil sanayi i son 5-10 yıl içerisinde bir yapı değişikliğine uğrayara k "sermaye-yoğun "
bir sanay i dal ı halin e getirilmiştir . B u şartlar altınd a e l emeğinin nispete n ucu z v e
bol, fakat sermayenin pahalı ve kıt olduğu Türkiye'nin kalkınmış ülkeler tekstil sanayiileri il e rekabette büyük bi r avantajı kalmamıştır. Dı ş pazarlarda rekabe t gücünü n
buna rağme n korunabilmesi , ancak tekstil sektörümüzün iy i bir teknik v e idari rasyonalizasyon uygulayabilmes i ile mümkün olacaktır ki , bu da iyi eğitim görmüş, kaliteli eleman a ola n ihtiyac ı artırmaktadır .
3) Gerek yukarıda belirttiğimiz nedenl e ve elektronik sanayiindeki gelişmeleri n
bir sonucu olarak el emeğine olan ihtiyacı azaltmak amacıyla , gerekse de dünyada
enerji ve temiz suyun pahalanması ve azalması sonucu, tekstil teknolojisi son yıllarda hızl ı bir gelişim ve değişim içerisin e girmiştir. Kendis i yeni teknoloji geliştirmek ten n e yazı k k i aci z bi r durumd a buluna n Tür k Teksti l Sektörü , hi ç olmazs a yen i
geliştirilen teknolojileri analiz edebilmeli, ülke şartlarına en uygun olanlarını seçebilmen ve bunlar ı ülke şartlarına adapte edere k en iy i şekilde uygulayabilmelidir . B u
ise anca k iy i eğitilmiş , kalitel i tekni k personeli n yapabileceğ i bi r iştir .
4) Kalitenin pek aranmadığı sıradan tekstil mamulleri konusunda dünya piyasasında Türkiye'den d e dah a avantajl ı durumd a başk a ülkele r vardı r v e bunlar a he r
yıl yenileri ilâv e olmaktadır. B u nedenle uzu n vadede Türk tekstil sanayii kalitel i ve
pahalı tekstil mamulleri pazarına da girmek zorundadır. Bu ise ancak uygun makine
parkının yanında, bunları en iyi şekilde kullanabilecek, değerlendirebilecek iy i eğitilmiş, kalitel i elemanla r sayesind e mümkü n olabilecektir .
5) Türkiye'deki çekirdekte n yetişme tekstil elemanı potansiyeli sınırlıdır ve yeni
gelişmeler içi n yetersizdir . Örneği n 1970'l i yılları n başındak i tekstil yatırımlar ı sırasında Sümerbank'taki tecrübeli teknik eleman fazlası sayesinde büyük bir sıkıntı çekilmemiştir. Bugü n içi n artı k böyl e bi r reser v kalmamıştır . Dolayısıyl a gelişmeler e
paralel olarak, hatta daha doğrusu gelişmelerin önünden giderek kaliteli eleman eğitimine yönelinemezse, yeni yatırım dönemine girdiğimizde, bugün çektiğimiz iyi eğitilmiş elema n sıkıntısını n birka ç kat ı dah a fazl a sıkınt ı çekilecektir .
6) Türkiye'de konfeksiyon sanayiinin kuruluşu diğer tekstil kollarına nazaran daha
sonra başlamıştır ve çok yeni tarihlidir. B u konuda tecrübe birikimine ve yeterli sayıda kalitel i eleman a sahi p olmadığımız gibi , eğiti m sorumlularımı z n e yazık k i dah a
konfeksiyonun terzilik olmayıp, bir sanayi dalı olduğu bilincine de varamamışlardır .
Büyük dı ş pazarı , yüksek katm a değer sağlayış ı ve emek-yoğun bi r sanay i dal ı olması gibi nedenlerl e Türkiye içi n çok uygun olan konfeksiyon sanayii , son birka ç
yıl içerisinde ihracatt a en büyük artışları n sağlandığı, Türk ekonomisind e lokomoti f
görevi görebilecek bi r sanayi dalı haline gelmiştir. Ancak özellikle bu sanayi dalında
görülen eğiti m eksikliğ i hayat i bi r önem taşımaktadır v e giderilmesi içi n yeterli giri şimler c.cile n başlatılmazsa , ço k büyü k sorunlarl a karşılaşılacaktır .
Yukarıda kısac a özetlemey e çalıştığı m gelişmeleri n sonuc u olara k ülkemizd e
tekstil eğitiminin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Cirosu , sağladığı istihdam imkânları ve ihracattaki yeri bakımında n Türkiye'nin en önde gelen üç sanayi dalı arasında yer alan tekstil konusunda Türkiye'de yapılan eğitim ve araştırma çalışmaları ise, *
ne yazık b u önemiyle hi ç de mütenasip olmaya n bir şekilde en sonlarda yer almaktadır.
Konuşmamın bunda n sonraki kısmınd a mevcut durum u ve bu konudaki önerilerimi, tekstil sektör ü içi n eğitimi ü ç gruba ayırarak sunmakta fayda görmekteyim.
A) KALİFİY E İŞÇ İ EĞİTİIVI İ
Ara kademe insan gücü ile mühendis ve idari eleman eğitiminden farklı olarak,
kalifiye işç i eğitimi işletmeleri n kend i bünyelerind e yapılmaktadır. Kalifiy e işçi eğitiminde ne yazık ki halâ çok görülen durum, yeni alınan bilgisiz elemanın veya o güne
kadar başka işte çalışmış olan elemanın, yeni iş yerindeki tecrübeli bir elemanın yanına verilerek yetiştirilmesidir . B u yönteme gör e eğiti m ta m veriml i olmamakt a v e
işçinin yetişm e süres i ço k uzu n sürmektedir. B u nedenle so n yıllarda özellikl e büyük işletmeler ayrı bir eğitim ünites i kurma ve kalifiye işçi eğitimini bu merkeze yaptırma yolunu seçmektedirler . İ ş başında eğitim , son yıllarda çok gelişe n bi r ihtisa s
konusudur. Çeşitli endüstri dalları, bu arada tekstil işletmeleri için hazır eğitim programları satan ve bu programların yürütülmesi için danışmanlar veren yabancı firmalar vardır. Ülkemizde de bu yabancı danışmanlık firmalanndan satın alınan hizmetlerle
başlatılan iş başında eğitim konusunda son 10-15 yıl içerisinde önemli başarılar sağlanmış v e b u arad a tecrübel i bi r eğiti m uzman ı il e monitö r kadros u oluşmuştur .
Yeni kalifiy e işç i yetiştirmek içi n yapılan hizmet-iç i eğitim e e k olarak, işletme lerde her seviyedeki mevcut eleman için belirli zamanlarda "bilgi yenileme" ve "bilgi artırma" eğitimlerini n yapılmasınd a d a büyük yarar vardır. Anca k b u eğitimleri n
bir kısmını n işletme bazında yapılması rantabıl olmayacağından, meslek kuruluşla nnın organizatörlüğü altınd a bölgesel olarak yapılmalan daha yerinde olacaktır. Şu
anda Türkiye'de tekstil sektöründe görülen hizmet-içi eğitim uygulamalarının SEGEM
kanalıyla yapılanlar dahil, yetersiz olduğunu belirterek, ara kademe insan gücü eğitimi konusun a geçme k istiyorum .
B) ARA KADEM E İNSA N GÜC Ü EĞİTİM İ
Usta-ustabaşı-tekniker pozisyonundak i ara kademe insan gücü yetişmesinde de
ülkemizde hal a çok görüle n durum , kabiliyetli kalifiy e işçileri n arta n tecrübeleriyl e
birlikte bu pozisyonlara yükselmeleridir. B u şekilde yetişmiş çok kıymetli usta ve ustabaşıların mevcudiyetin e rağmen , daha sağlıklı olan yol, muhakkak k i ara kademe
insan güc ü adaylarını n mesle k liseler i v e yükse k okullarınd a yetiştirilmeleridir .
Sizlere ne yazık ki Türkiye'deki tekstil meslek liseleri veya tekstil bölümüne sahip endüstri mesle k liseler i ve teknik lisele r sayısın ı tam olarak verebilece k bilgiy e
sahip değilim. Ancak bu sayının son yıllarda önemli ölçüde arttığını ve esasında çok
yetersiz olmadığını söylemek mümkündür . Önemli olan nokta, sayı yetersizliğinden
ziyade, eğitimi n seviyesindeki , yönlendirilmeşindek i yetersizliktir .
Tekstil mesle k liselerini n sorunların ı şu şekild e toparlama k mümkündür :
1) Tekstil meslek liselerinde önemli derecede altyapı eksikliği mevcuttur. B u liselerin bir kısmındaki laboratuvar ve atelyeler yok denebilecek kada r yetersiz iken ,
bir kısmındak i makin e ve teçhizat eskidi r veya çalıştırılmamaktadır. Esk i makinele' r
öğrencilerin prensipler i öğrenmesind e n e kada r faydal ı iseler , yalnı z esk i makinelerle eğitim de öğrencilerin yeni teknolojileri yeterince öğrenememesi, bunlardan korkması gib i sakıncala n bakımında n o kada r tehlikelidir .
Tekstil Mesle k Liseler i içi n gerekli makin e teçhizatınieminini devlette n bekle mek, devletin bugünk ü imkânlar ı çerçevesinde aşır ı bir iyimserli k olacaktır . B u konuda çözü m yolu , okul-sanay i işbirliğini n geliştirilmesidir . B u işbirliğ i e n azıyl a 4
alanda gerçekleştirilmelidir :
a) Sanayi kuruluşları,öğrencilerin okullarınd a mevcu t olmayan baz ı makineler i
gelip işletmelerde tanımalanna, bazı uygulamaları da işletmelerde yapmalarına imkân tanımal ı v e yeterince sta j yer i temi n etmelidirler .
b) Sanayi kuruluşlan , okulların acile n ihtiya ç duydukla n makin e v e teçhizatı n
temininde madd i v e manev i katkıd a bulunmalıdırlar .
c) Sanayi kuruluşları, tecrübeli elemanlannın okullann bazı meslek derslerindegörülen öğretmen eksikliğin i gidermed e göre v almalann a izi n vermeli ve teşvik et melidirler.
d) Okullar, der s ve müfredat programlarını n yapımınd a sanayi ile işbirliğ i yapmalı ve sanayinin ihtiyacı olan tipte elemanlar yetiştirmeye gayret göstermelidirler .
2) Tekstil mesle k liselerini n öneml i bi r sorun u d a tecrübeli mesle k öğretmen i
eksikliğidir. Sanayid e çalışa n tecrübeli teksti l mühendislerini n b u okullarda e k görevle öğretmen olara k çalışmalan , okul-sanayi işbirliğ i çerçevesind e d e belirttiği m
gibi, desteklenmes i gereke n faydal ı bi r olaydır , anca k yeterl i değildir . B u okulları n
kendi tecrübeli meslek öğretmeni kadrolarını da oluşturmaları gerekmektedir. Usta ustabaşı yetiştiren bir okulda görev alacak meslek öğretmenlerinin,muhakkak k i yeterli meslek tecrübesine sahip olmaları gerekmektedir. Hâlbuk i ülkemizin tek tekstil
meslek öğretmen i yetiştiren kuruluş u olan Marmar a Üniversitesi Teknik Eğiti m Fakültesi Tekstil Eğitim i Bölümü , gerek altyap ı ve öğretim eleman ı eksikliği, gerekse
aldığı öğrencinin niteliğ i ve müfredat programları bakımından, kuvvetli teorik ve nazari mesle k bilgisin e sahip öğretmenle r yetiştirebilece k bi r yapıya sahi p değildir .
3) Türkiye'de tekstil meslek lisesi veya endüstri meslek lisesi tekstil bölümü oenildiği zaman, konfeksiyon bunun dışında tutulmaktadır. Son yıllarda konfeksiyon sanayiinde meydana gelen gelişmeler ve daha mevcuTgelişme potansiyeli göz önüne
alınarak, tekstil mesle k liselerinde veya tekstil bölümlerind e konfeksiyo n eğitim i de
yapılmalıdır. B u okullar kı z sanat enstitülerinde n farkl ı olarak, konfeksiyo n formenlerinin yanında, modelist, kalıpçı, makasçı gib i elemanlan n yetişmesine de yardımcı
olmalıdırlar.
4) Türkiye'deki meslek okulları lise sayıldıklarından ve mezunları giriş sınavlarını kazandıkları takdirde doğrudan üniversitenin herhang i bi r fakültesine girebildiklerinden, bü okullarda oldukça yüksek bir oranda genel kültür derslerinin okutulmas ı
zorunludur. Dolayısıyl a teorik ve tatbiki meslek dersleri için ayrılan süre yetersizdir.
Benim şahsi önerim bu okullardaki genel kültür dersleri oranının azaltılarak yerine daha fazla meslek dersleri okutulmâsıdır. Bu şekilde yetişen öğrencilerin büyük
bir kısmı alt düzey ara kademe insan gücü olarak doğrudan sanayide çalışabilecekleri gibi, isteyenler Tekstil Meslek Yüksek Okulu giriş sınavlarını kazandıkları takdirde 2 yıl daha okuyarak, üst düzey ara kademe insan gücü olarak sanayide çalışmaya
başlayacaklardır. Tekstil meslek okulunu bitirdikten sonra, üniversitelerin herhangibir fakültesinde okumak isteyenlere ise, üniversite sınavlanna girmeden önce bir yıl
daha okutarak, eksik okudukları genel kültür derslerin i telâfi ettirmek ve böylece lise mezun u seviyesin e getirme k d e mümkündür .
Meslek Yükse k Okulları :
Yüksek Öğretim Kanunu'yla üniversitelere bağlanan 2 yıllık meslek yüksek okulları içerisinde tekstil bölümlerinin de açılmış olması kesinlikle gerekli,fakat bugünk ü
şekliyle kaliteli üst düzey ara kademe insan gücü açığını kapatmakta faydalı olmaktan uza k bi r uygulamadır .
Tekstil sanayiinin kaliteli ustabaşı-tekniker ihtiyac ı fazladır. Ustabaşı-teknikerli k
mesleği saygı n v e madd i bakımda n tatminkâ r bi r görevdir . Anca k ş u and a 2 yıllı k
meslek yüksek okullarına daha ziyade 4 yıllık fakültelerin giriş puanlarını tutturamayan lise mezunları haspel-kade r girmektedirler . Hatt a 4 yıllık fakültede okurken, fa-,
külteyi bitiremeyeceği anlaşılan öğrenciler, eğer ilk iki yıldaki derslerini (ki bu derslerin
% 80'inde n fazlasını matematik, fizik, kimya, statik, mukavemet , dinamik, termodinamik gib i teori k fen ve mühendislik dersler i oluşturmaktadır) vermişlerse , bir veya iki sömestre (bir sömestre sınavlar dahil 1 6 haftadır) daha okuyarak yüksek oku l
diploması alabilmektedirler .
Ustabaşı-tekniker, teori k ve özellikle tatbiki mesle k bilgis i yüksek, meslek i beceri sahibi, gerektiğinde eline anahtar alabilecek insandır . Dolayısıyla klasik lise mezunu bi r kişini n 1- 2 sömestred e ustabaşı-teknike r olara k yetişebilmes i mümkü n
değildir. Sonuç olarak, şu anda meslek yüksek okullarının tekstil bölüm ü mezunlar ı
sayılarının a z olmasın a rağmen,piyasad a pe k arana n elemanla r değillerdir .
Meslek yükse k okullarını n teksti l sanayiimizi n ço k öneml i bi r eksiğin i kapata cak nitelikt e elema n yetiştirebilmes i içi n önerilerimiz i şöyle özetleyebilirim :
1) Meslek yüksek okulları tekstil bölümlerine klasi k lis e mezunları alınmayara k
yalnızca mesle k liseler i teksti l bölüm ü mezunlar ı alınmalıdır .
2) Fakültey i bitiremeyenler e "Se n mühendi s olamayacaksı n bar i tekniker o l "
zihniyeti bırakılarak, tam tersine meslek yüksek okulunu üstün başarıyla bitirenlere,
isterlerse mühendislik veya teknik eğitim fakültesi tekstil bölümlerine hemen devam
etme imkân ı sağlanmalıdır .
3) Meslek yüksek okullarında görev alacak öğretim üyesi veya öğretim görevlilerinde akademi k unvanlarda n önce , i ş tecrübesi aranmalıdır .
4) B u okuları n ço k büyük ola n altyap ı ve öğretim eleman ı sıkıntısın ı azaltma k
için düşünülebilecek bi r çözüm yolu da, bunları İstanbul Teknik Üniversitesi , İzmir
Ege Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi gib i tekstil mühendisliğ i bölümün e sahip üniversitelere taşımaktır. Ancak mesle k yüksek okullarının Milli Eğiti m Bakanlığı'ndan alınara k üniversiteler e bağlanmasının , b u okulları n tatbik i bilg i v e becer i
ağırlıklı ara kademe insar) gücü yetiştirme işlevi üzerinde zaten olumsuz bir etki yaptığı
da unutulmamalıdır .
C) YÜKSEK ÖĞRETİ M
Ülkemizde üniversitelerde , teksti l mühendisliği , tekstil tasarımı , tekstil eğitim i
konularında 4 yıllık lisans eğitimi yapılmakta olup, tekstil işletmeciliği konusunda eğitim yapa n herhang i bi r üniversit e is e mevcu t değildir .
YÖK'lerin, yan i yen i Yükse k Öğreti m Kanun u v e Yüksek Öğreti m Kurulu'nu n
genelde Türk yüksek öğretimine verdikleri zararı burada tartışma dışı bırakarak, yalnızca üniversitelerdeki teksti l eğitiminin en önemli sorunlannı ve bu konudaki önerilerimi sizler e sunma k istiyorum : ^
1) Kadrolarındaki ziraat mühendisleri bir tarafa bırakılırsa, Ege Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi , İstanbu l Tekni k Üniversitesi'ndek i 3 tekstil mühendisliğ i bölüm ü
ve Marmara Üniversitesi'ndeki tekstil eğitimi bölümü bir arada, Türkiye'deki üniver sitelerde tekstil meslek dersleri için 1 profesör ve 3 doçent bulunmaktadır. Eg e Ünir
versitesi Tekstil Mühendisliği Bölûmü'nün 3, Uludağ Üniversitesi'ndeki Bölümü n de
tek profesör kadrosunda ziraat mühendisi kökenli hocalar görev yapmaktadırlar. Alman teknik yardımı çerçevesinde yetiştirilen öğretim elemanlarının önemli bi r kısmı
üniversiteden ayrılmıştır . Madd i ve manevi tatminsizliğine rağme n üniversited e kalan genç elemanlar ise , dersler, uygulamala r v e idari görevler altınd a ezilmekte ve
profesör, doçent eksikliği nedeniyle kendi kendilerini yetiştirmek durumunda kalmaktadırlar. Bütü n b u zorlamalar vaktinde n önc e yüklenmeler ise , bu çok iy i niyetl i ve
yetenekli genç öğretim elemanlarının (ki ben kendilerini nadide fidanlara benzetiyorum) gerektiğ i gibi gelişemede n kavrulmas ı tehlikesini ortay a çıkarmaktadır .
Eskiden her sömestrenin en iyi, en gayretli ve hırsli mezunları üniversitede asistan olarak kalmak için başvururlarken, gerek maddi yönden tatmin edilmemeleri, gerek hiç bir iş güvenceleri bulunmaması, gerekse öğretim üyeliği mesleğinin cazibesi
kalmaması nedeniyle, kıymetli elemanların başvuruları gü n geçtikçe azalmakta, bunun yerine üniversitelere başka bir iş bulamadığı veya "salla başını al maaşını" zihniyetiyle raha t etme k istediğ i içi n başvuranlan n sayıs ı gü n geçtikç e artmaktadır .
Sonuç olarak tekstil eğitimi konusund a üniversitelerin e n hayati sorunlarında n
birisinin, meslek öğretim üyesi eksikliği ve bundan daha önemlisi meslek öğretim üyesi
yetiştirmedeki olumsu z şartları n olduğ u söylenebilir .
2) İkinci öneml i sorun ise, fiziksel altyapı eksikliğidir. En iyi durumda olması gereken Ege Üniversitesi'nde bile Alman teknik yardımı sayesinde kurulan altyapı, yıl-
da 50-6 0 öğrenc i alınacağ ı düşünülere k planlandığından , alına n öğrenc i sayıs ı
hesapsız bir şekilde birden 150'ni n üstüne çıkarılınca, yetersiz kalmıştır. B u bölümdeki eskiyen ve demode olan cihaz ve makinelerin yenilenememesi sorun u da, her
geçen gün kendini daha fazla belli etmektedir. Diğe r üniversitelerdeki tekstil bölümlerinin laboratuva r v e atölyeleri İse , yok denilebilece k kada r yetersi z durumdadır .
Şu and a Türkiye'de 9 ayr ı üniversit e teksti l mühendisliği , tasanmı, eğitimi v e
teknikerliği konusund a öğrenim yapan, bölüm, ana sanat dalı veya yüksek okul bulunmaktadır. B u şekilde 1 0 ayn yerde kompl e tekstil laboratuva r v e atölyeleri kur mak ve bunları up to date durumda tutmak ise, devletin zaten çok kısıtlı olan madd i
imkânlanyla uzu n yılla r içerisind e bil e gerçekleştirilmes i zo r bi r hayaldir .
Bu nedenle, birinci adımda Türkiye'de tekstil mühendisliği, tasarımı, eğitimi, teknikerliği ve hatta işletmeciliği konularında yüksek öğretim yapan kuruluşların 2 veya
en fazla 3 merkezde müstaki l tekstil fakülteleri çatısı altında toplanması gerekmek tedir. Böylec e aynı laboratuvar ve atölyelerden çok daha fazla öğrencinin faydalanması sağlanabileceğinden, fiziksel altyapı ihtiyacı çok önemli ölçüde azalacaktır. Az
sayıdaki tekstil fakültelerinde, tekstilin çeşitl i alanlardak i eğitim-öğretim-araştırma yayın-yayım çalışmalarının bi r arada yürütülmesinin bi r faydası da, öğretim üyesi eksikliğinin azalması ve öğretim üyesi yetiştirilmesinin bira z daha iyi bir şekilde yapılabilmesi olacaktır . Anca k YÖK'ü n b u alandak i il k icraatının , Türkiye'ni n Eg e
Üniversitesi'ndeki mevcut tek Tekstil Fakültesi'ni de kapatmak olduğunu söylersem,
bu önerimizin şu anda gerçekleşme ihtimalini n bulunmadığı da ortaya çıkmaktadır.
Fiziksel altyapı sıkıntısını azaltmak için ikinci önerimiz ise, herşeyi devletten beklemeyerek teksti l sanayicilerimizi n d e madd i v e manev i katkılard a bulunmalarıdır .
Maddi katkı, firmaların doğrudan veya ilgili meslek kuruluşları vasıtasıyla üniversitelere makine , ciha z v e temrinlik malzem e yardımınd a bulunmalandır . Manev i katk ı
ise, tekstil sanayicilerinin i ş yaptıkları tekstil makine ve donatımlan, boyarmadde ve
kimyasal madde imalatçısı firmaları, üniversitelere makine , cihaz, elyaf, boyarmadde v e kimyasa l madd e hib e etmey e teşvi k etmeleridir .
3) Üniversitelerimizdeki teksti l öğretiminin kanımızc a önemli bir sıkıntısı da organizasyon ile ders programı ve ders müfredatlarındaki bozuklu k ve aksaklıklarda n
ileri gelmektedir. YÖK çerçevesinde, bölüm, anabilim dalı, bilim dalı, zorunl u der s
gibi yeni uygulamalara geçilirken, tekstil konusunda meslekten kimselere danışılmadığından, dünyada eşi, benzeri olmayan organizasyon ve programlar ortaya çıkmıştır.
Tekstil mühendisliği bölümünde yalnızca "tekstil bilimleri" ve "tekstil teknolojisi"
diye 2 anabilim dalı kurulmuş ve örneğin bir bütü n olması gereken "teksti l kimyas ı
ve terbiyesi" konusunun , tekstil kimyas ı ile tekstil terbiyesi ayrı ayrı anabilim dallannda yer almıştır. Bugün Türkiye'de "tekstil teknolojisi anabilim dalında" doçent veya
profesör olan bir öğretim üyesi, Yüksek Öğretim Kanunu gereğince bu anabilim dalma bağlı: İplikçilik, dokuma, örme, tekstil terbiyesi, konfeksiyon, tekstil tasanmı, tekstil
işletmeciliği, kalite-kontrof il e ilgil i bütü n derslerin doçenti veya profesörü olmakta dır. Gerçekt e is e olabili r mi , bun u yükse k takdirleriniz e bırakıyorum .
YÖK'den sonra Ege Üniversitesi Tekstil Bölümü'nün yönetimini ele alan ziraat
mühendisi kökenl i kar ı koca profesö r arkadaşlarımızı n il k uygulamaları, Türkiye'de
tek olara k b u bölümd e yürütüle n "Teksti l Kimyas ı ve Terbiyesi" dalındak i eğitim e
son verme k olmuştur . Dah a lisan s seviyesindek i eğiti m sırasında , aşır ı ihtisaslaş -
maları ben de gereksiz görmekle beraber, dünyadaki genel uygulamalara uygun olarak teksti l mühendisliğind e e n azıyl a 3 ayr ı dald a eğiti m yapılmas ı gerektiğin e
inanmaktayım:
a) Tekstil Teknolojisi: İplikçilik-dokuma-örme ağırlıkl ı olarak yetişecek bu öğrencilerin, temel mühendisli k v e tekstil bilgilerini n yanında , iy i bi r makin e bilgisin e d e
sahip olmaları gerekmektedir. Zaten bu alanda tekstil mühendisi bulunamadığında ,
sanayide b u göre v makin e mühendislerin e verilmektedir .
b) Tekstil Kimyası ve Terbiyesi: Sentetik elyaf, boyarmadde, tekstil yardımcı maddeleri üretim i ve kullanımı ile özellikle kasar , boya-basma , apre ye kimyasal teksti l
muayeneleri konularında yetişecek bu öğrencilerin, temel mühendislik,tekstil ve belirli bir makine bilgisinin yanında, iyi bir kimya bilgisine de sahip olmaları gerekmektedir. Zate n b u konulard a teksti l mühendis i bulunamadığında , sanayid e b u göre v
kimya mühendislerin e verilmektedir .
c) Hazır Giyim : Hazır giyi m mühendisliğ i birço k ülked e tekstil mühendisliğini n
dışında ayrı bir mühendisli k dal ı olarak kabu l edilmektedir. Ha m maddeleri kumaştrikotaj olduğundan hazı r giyimcilerin de belirli bir tekstil bilgisine ve mühendis olacaklarından d a temel mühendisli k bilgilerin e ihtiyaçlar ı vardır. Bunu n yanında kon feksiyon makinelerini anlayabilecek kada r makine bilgisi ve ağırlıklı olarak da model
geliştirme ve giysi konstrüksiyonu ile iş-zaman etüdü ve organizasyon bilgilerine sahip olmaları gerekmektedir. Zaten hazır giyim ağırlıklı olarak yetişmiş tekstil mühendisi bulunamadığında , sanayid e b u göre v genellikl e endüstr i mühendislerin e
verilmektedir.
Ülkemizde son yıllarda en büyük gelişmeyi gösteren sanayi dalı olmasına rağ men, Türkiye'de üniversitelerd e hazı r giyim mühendisliği dalında öğretim yapan bir
kuruluş hâl â mevcut değildir. B u büyük bi r eksikliktir. Eg e Üniversitesi'nde kapatıl dığını anlattığım Tekstil Kimyası ve Terbiyesi öğretimini, o zamanlar Ege Bölgesi sanayicilerinin ve basınının yardımıyla tekrar başlatmayı başarabilmiştik, fakat ne yazık
ki hazı r giyi m dalındak i öğretim i başlatmay a ömrümü z vefa etmedi.
4) Tekstil mühendisliğ i diğe r mühendisli k dalların a nazara n daha uygulamay a
yönelik bi r mühendisli k dalıdır . Halbuk i bizdek i mühendisli k eğitim i sistemind e temel fen ve mühendislik dersleri öğretim programının önemli bir kısmını oluşturmakta, dolayısıyla meslek ders ve uygulamalarıyla sosyal derslere gerekenden daha az
bir yer ayrılabilmektedir. Kanımc a daha fazla meslek dersi ve yabancı dil öğrenerek
mezun olaca k teksti l mühendisleri , işletmelerd e üretimd e göre v aldıklannd a dah a
faydalj olacaklardır . Araştırma , konstrüksiyo n v e plânlamad a göre v alma k isteye n
elemanlar ise , yüksek lisan s öğretim i sırasınd a daha derinlemesine teme l mühen dislik vey a yönetim dersler i alara k b u alanlara yönelebilecekler i gibi , tekstilin her hangi bir konusund a iyice ihtisaslaşmak isteyenler e de bu imkân doktora sırasında
tanınabilir.
Şu anda Türkiye'de teksti l konusundak i yüksek lisan s ve doktora öğretimlerinin hiçbi r felsefesi yoktur . Gere k öğreti m üyes i mevcudu , gerekse fizikse l altyap ı
durumu lisans seviyesindeki eğitimi yürütmeye yeterli değil iken, görevi tekstil meslek liselerin e öğretmen yetiştirmek ola n Marmar a Üniversitesi Tekstil Eğitim i Bölü mü dahil bütü n tekstil bölümler i bi r de tekstil yüksek lisan s eğitimi başlatmışlardır .
Bir tane bile tekstilci doçente, profesöre sahip olmayan kuruluşları n bile , gelişi güzel birkaç ders-'aldırıp, yaptırmış görünmek için bir tez yaptırıp tekstil yüksek mühen-
disi, doktoru titri, diploması vermeleri, ne yazık k i bu kuruluşların ciddiyetine büyü k
gölge düşürmektedir .
5) İlişkilerimi z v e b u konuda bilgi m ço k a z olduğu içi n 'Teksti l Tasanmcılığı"
eğitiminin sorunları hakkında fazla birşey söyleyemiyeceğim. Türkiye'de şu anda Mimar Sinan, ^ Marmara ve 9 Eylül Üniversiteler i Güze l Sanatla r Fakülteler i içerisind e
'TekstifAna Sana t Dalı" olarak organize edilmiş 3 kuruluşta tekstil tasanmcılığı eğitimi yapılmaktadır . Beni m dışarıda n görebildiğim ik i nokta , bu kuruluşlardaki eğiWmin biraz fazla sanat ağırlıklı oluşu ve "tekstil tasanmcılığı" ile "tekstil mühendisliği"
eğitimleri arasındaki koordinasyon eksikliğidir. B ü eksiklik nedeniyledir ki , ileride beraber çalışma k zorund a ola n mühendi s v e tasarımcıların birbirlerin i anlamalar ı v e
işbirliği yapmalar ı zo r olmaktadır .
Bu vesileyle tekstil tasanmcılığı eğitimin e ai t çok öneml i bi r konuy a da kısac a
değinmek istiyorum . Son günlerde sık sık Türkiye'nin dışarıya kendi modasını ihraç
edip edemeyeceği tartışılmaktadır. Muhakka k ki dışanya kendi modamızı ihraç edebileceğimiz günleri görmek hepimizin arzusudur. Ancak Olgunlaşma Enstitüleri moda
yaratıcı eleman (fashion designer) yetiştirme görevini yerine getiremediklerinden, bu
görev Güze l Sanatla r Fakülteler i Teksti l Ana Sana t D»alları'n a düşmektedir. Yalnı z
fashion designer'in muadil i olacak b u yeni eğitim dalı için öğretim elemanı yetiştirmeye, ki korkarım b u ancak yurtdışında mümkün olacaktır, heme n bugün başlanır sa, ilk öğretim elemanlannın yetişmesi, eğitim başlatılması ve ilk mezunlann piyasaya
çıkması 1 0 yıla yakın bi r sür e alacaktır. Baz ı işlemleri parale l yürüterek v e başlangıçta yurtdışından öğreti m eleman ı getirerek bu süreyi 5-6 yıla düşürebilmek müm kündür. Anca k teksti l mühendisliğ i eğitimini n Türkiye'd e başlatılması ^ sırasındaki
tecrübelerime dayanarak bir tavsiyede bulunabilirsem,sakın bu işin gerçek ve kaliteli öğretim elemanlarını yetiştirmeden, bulmadan olgunlaşma enstitüsünden, kumaş
tasarımcısından, şuradan, buradan devşirme öğretim elemanlarıyla işe başlamayın.
Ondan sonr a arada n 2 0 yıl da geçse yetiştirdiğiniz öğrencile r aranan , birinc i sını f
elemanlar olamazla r v e o öğretim i bi r dah a seviyel i durum a getiremezsiniz .
6) Şu anda Türkiye'de üniversitelerd e teksti l işletmeciliğ i konusund a bi r öğretim söz konusu değildir, fakat sanayicisinden ihracatçısın a kada r tekstil sektörü tarafından bu tip elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Tekstil bilgilerinin yanında, ekonomi,
işletme ve pazarlama (özellikle ihracat) bilgilerine sahip bu elemanların yetiştirilmesi içi n çeşitl i yolla r bilinmektedir :
a) Tekstil mühendisleri veya tasanmcılarına, ekonomi, işletme ve pazarlama ağırlıklı vey a İktisad i İdar i Bilimle r Fakülteler i mezunlann a teksti l ağırlıklı , 1- 2 yıllı k bi r
lisans sonras ı (lisansüstü d e olabilir ) öğreti m yaptırmak .
b) Tekstil işletmeciliği dalında lisans öğretimi başlatmak. B u takdirde yeni fiziksel altyapı ve öğretim üyesi ihtiyacını asgaride tutabilmek için, bu öğretimin ya mevcut teksti l bölümler i bünyesind e iktisad i v e idar i bilimle r fakülteler i işbirliğ i ile ,
veyahutta iktisadi ve idari bilimler fakülteleri bünyesinde tekstil bölümleri işbirliğiyl e
kurulması gerekmektedir .
Bana ayrılan süre içerisinde sizlere tekstil eğitiminin ülkemizdek i durum u hak kında bildiklerimi ve bazı naçizane önerilerimi aktarmaya çalıştım. Sözlerimi, bu faydalı sempozyumda eğitim konusun a da yer veren ve bana burada böyle seçkin bi r
topluluk karşısında konuşma fırsatı sağlayan İstanbul Ticaret Odası yetkililerine ve
beni sabırl a dinleye n si z sayı n dinleyiciler e teşekkü r edere k bitirme k istiyorum .
V. TEBLİ Ğ
TEKSTİL ÜRETİMİND E KALİT E V E STANDARDİZASYO N SORUNLAR I
GİRİŞ ~
~
^ Şerafetti
n GÜNDOĞA N
"Sanayileşmenin başlangıcınd a v e endüstr i devrimind e e n öneml i işlev i göre n
tekstil sektörü bugün de gelişmekte olan ülkelerde sanayileşme için önemli bir başlangıç ve çıkış noktası oluşturmaktadır.Dünya sanay i işbölümünü gözden geçirece k
olursak hammaddesi olan tarım ülkelerinin bu sayede az gelişmişlikten gelişmişliğ e
doğru adım adı m ilerlemekt e oldukların ı görmekteyiz. Bunu n e n güzel misal i ülkemizdir. Pamuğumuz, yapağımız ve az da olsa ipeğimizle, Osmanlıdan devraldığı iki
pamuklu, iki yünlü demode tesisten bugünkü modern entegre tekstil sanayiini yaratan Türkiyemiz ihracatında % 26'ya varan payı sağlayan büyük bir tekstil sektörüne
sahip olmuştur . .
SON 5 YİLİ KAPSAYAN TEKSTİ L İHRACÂ T RAKAMLAR I
Değerler:
1000 Dolar
Toplam
İhracat
Sanayi
İhracatı
Tekstil
İhracatı
Tekstil
Ürünlerinin
Toplam İhra cattaki Pay ı
1980
1981
1982
1983
1984
2.910.122
4.702.904
5.765.973
5.727.833
7.133.602
1.047.386
2.290.121
429.439
3.658.31J
5.144.963
424.320
802.813
1.056.299
1.299.098
1.872.895
o/o 14. 6
% 17. 1
% 18. 4
22. 7
o/o 2 6
0/0
Türkiye bundan sonra 3,5 milyonu aşan iğ ve 60.000'e varan tezgah kapasitesini, eskilerini yenileme ve yeni kapasiteler ilâvesiyle artırabildiği, terbiye basma makina parkındaki eski makinalan modernize ederek kapasitelerini büyütebildiği, ürettiği
tekstil mamullerini yeni ve büyük konfeksiyon tesisleriyle hazır giyime dönüştürebildiği sürece, ucuz işgücüyle düşük maliyetine, kaliteli üretim inancını da geliştirerek
rekabet göstergesin i e n yüksekte tutacak ve tekstil ürünlerin i dah a büyük paylarl a
ihraç imkânlarına sahip olacaktır. Pamukta n ipliğe, iplikten dokumaya, basmaya ve
konfeksiyona doğr u katm a değer , istihda m v e yan sanay i gelişmeler i dah a büyük
olacaktır. Hammaddedeki , yani pamuk, yapak ve ipek islâh çalışmalan gerçekleştiği, kalitel i üreti m nispet i artırılabildiği ölçüd e sanayiin gelişmesi ve büyümesi dah a
hızlı olacaktır .
Kalitenin Tanımı :
Kalite deyiminin açıklanmas ı ve kesi n çizgilerle tanımlanmas ı oldukça güçtür .
Bu güçlük, kalitenin soyut olması ve isteklerle ilgili bulunmasından ileri gelmektedir.
Buna rağme n ürünleri n kalites i vardır ve kalit e deyimi de bir gerçektir . B u sebeple
gelişmiş ülkele r v e teşkilâtları kalit e terimi üzerind e durmuşla r v e tam tarifini yapmak için çok çalışmışlardır. Kalite üzerinde ortak görüş ve tarifler çok değişik olmak-
la birlikt e birbirin e e n yakı n şekliyl e tanımları n birkaçın ı şöylece ifad e edebiliriz :
Kalite, maddenin karakteristik özelliklerinin toplamı olduğu kadar, tüketiciye sunulan malı n tüketicinin beğeneceğ i v e ihtiyacını karşılayabileceği karakteri n bileşi mi v e malı n bileşimindek i elemanlan n tamamın ı için e ala n sonsu z zıtlıkları n d a
toplamını ifad e eder . Veya ; /
Kalite, bir mal ya da hizmetin, belirli ihtiyacı karşılayabilme yeteneklerini^ortay a
koyan karakteristikleri n tümüdür . Bi r diğe r tanım :
Kalite, herhang i bi r ürü n sınıf özelliklerini n insa n topluluklarının iste k potansi yelini karşılayabilm e derecesidir .
Aslında tanımlar daha da çoğaltılabilir. Öneml i olan kaliteyi oluşturan unsurlar dır. Günümüzd e gelişmi ş v e gelişmekt e ola n ülkeler , ser i imalâ t metodlar ı il e imâ l
edilen mamulleri kendilerini tatmin, dış pazarlarda satılabilir ve serbest pazarda yarışabilir evsaft a yapabilme k içi n bi r yarı ş halindedirler.
Kalite ve kalite kontrol ü b u anlayış ve bilinç kapsamınd a ele alınmaya başladığında kurulu ş içind e sadec e belirl i kiş i v e grupları n iş i olmakta n çıkmı ş v e üreti m
sürecinin her aşamasında çok sayıda fonksiyonel alan içinde yayılmıştır. Kısac a kalite herkesi n işidi r diyebiliriz .
Tekstil Sanayiind e Kalit e v e Etkenler : >
Tabiidir ki kaliteli üretim için-hammaddeden başlama k gerekir. Zaten bunun için
değilmidir k i Pamuğ u Ege , Çukurova.Mısır, Delser o gibi ve kendi içlerind e d e St.l,
St.II, St.Ill ve benekli pamuklar, kez a çırçırlamaya göre Sawgin, Rollergjn diye ayırıyoruz. Elya f boy u ve inceliğin e göre de ayrıca bir tasnife tabi tutuyoruz. Ürl&tilece k
nihai mamule göre pamuk kullanma , her türlü kaynak israfını önlemek, düşük mali yetle ve kaliteli üretim için zorunludur. Mesel a St. Ill ve benekli kıs a elyaf ve mikroneri düşü k pamukl a bi r mikta r kullanılabili r dökünt ü d e katılma k suretiyl e yapıla n
harmandan 2 0 Ne iplik değil 6- 8 N e iplik üretilmelidir . İpliği n inceliğin e olduğ u gib i
çözgü ve atkı ipliği olarak kullanılmasın a göre de hammadde seçilebilir. Çünk ü büküm kat sayıları, dolayısıyla bükümleri, mukavemetleri ve kilometre kopma mukavemetleri (RKM) numara ve düzgünsüzlük değişi m katsayılar ı farklıdır. Penye ve triko
iplik türlerine göre de pamuk, harma n reçeteleri hazırlanı p kullanılmalıdır. B u şekilde bir çalışma düzenine uyulduğu takdirde ancak kaliteli ve düşük maliyetli iplik üretmek mümkü n olabilir . O zama n pamukta n istifad e dereces i e n a z % 2 civarınd a
artacaktır. Bunu n da sağlıyacağı pamuk tasarrufu Türkiye'de kullanılan 400.000 ton
pamukta 8.00 0 ton olacaktır . Parasa l değe r olarak, bugünk ü orta-lama değer 50 0
TL/Kg alınırsa 8.000.000 x 50 0 = 4.000.OOO.ÖOO.-TL'y e baliğ olur. Türkiye'de toplam 350.000 ton iplik üretimi dikkate alındığında, bu pamuk tasarrufunun iplikte , genelde takribe n 11, 5 TL/K g maliye t düşüşün e nede n olacağ ı hesaplanabilir .
Bu hesaplan, kalitesiz iplik üretimi nedeniyle çıkacak Türkiye genelinde % 2'li k
telef v e üstübü zayiatını % 1' e indirmek , bi r başk a deyimle kalitel i üreti m üzerind e
biraz daha titizlikle durmanın getireceğ i maliye t düşüşü içi n yaparsak; 350.00 0 ton
iplik % 1' i 3.50 0 ton = 3.500.00 0 K g iplik ortalam a 1.20 0 TL/K g üzerinde n değer lendirildiğinde 3.500.000 X 1.20 0 = 4.200.000.000.-T L olur . Bu da yine 12 TUKg'lık
bir maliye t düşüşün e münce r olur .
Aynı hesabı ha m ve mamul be z içi n genelde % 6 parça ve kalitesiz üreti m nis petine gör e ve % 3'e düşürme gayretini gözönüne alarak yaparsak; Türkiye'nin yıllık 1,7 milyar metre pamuklu üretimini ve bez için ortalama 200 gr/m ağırlı k 300.-TL/ m
fiat değerler i üzerinden ,
1.700.000.000x0,03 = 51.000.00 0 metr e
51.000.000x300 = 15.300.0Ö0.000.-TL .
kazanmak mümkündür . Bun u d a iplikt e kazan ç olara k mütal â edersek ;
15.3QQ.0Q0.0Q0 ^ jy^^/
350.000.000
maliyet düşüşC t elde edilebilir. Burada n pamu k dahi l iplikt e toplam maliye t düşüş ü
11.50 + 1 2 + 43,7 0 = 67,2 0 TL/K g olduğ u görülür .
1 $ = 560.-TL'y e (Bugünk ü kur ) göre 1 2 Cent/Kg eder k i bu bir rekabe t gücünün ifadesidi r zannediyorum .
Bütün bu hesapları kalitenin maliyete etkisini belirtebilmek içi n yapmış bulunuyoruz. Kalit e öneminin üreticile r ve tüketiciler tarafından anlaşılması , üreticilere giderek ağırlaşa n rekabe t şartlar ı içerisind e pazard a üstünlük sağlamasının yanısıra,
hammadde ve enerji kaynaklannın , bir kelimeyl e finans kaynaklannın, daha rasyonel kullanımını sağlıyacak ve uluslararası pazarların ürünleri ile rekabete girme şansını yaratacaktır. B u durum, kalitel i üretim i gerçekleştirmeni n maliyet i v e kalitesi z
üretimin işletm e ve ülke düzeyinde ney e malolduğunun araştırılara k ortaya konmasına ve bunun ışığında kalitenin,üretimin yanında daha gerçekçi olarak planlanmas ı
ve kalite maliyetlerindeki anormallikleri n belirlenere k kalitesizliğin kaynağını n araştırılmasında kullanılmasın a yardımc ı olu r kanaatindeyim .
Sanayide kalitesizliğin güncel maliyetini tahmin etmek ve böylece ekonomik sonuçlarını ortaya koyarak işletme yönetimlerinin karar organlarına bilgi sağlamak amacıyla, sanayileşmi ş baz ı ülkelerd e diagnosti k analizler e dayal ı olara k yapıla n
araştırmalar işletmelerd e kalitesizliği n maliyetinin,ne t satışların % 8-10'u, katma değerlerin is e % 15-18' i arasınd a plduğun u ortay a koymuştur .
Kaliteye hammaddeden başlamıştı k oysa hammaddenin yanında esaslı iki faktör dah a bulunmaktadır ; İnsa n ve Makina .
Özellikle tekstil sanayiinde temizlik ve titizlik çok önemlidir. Temiz olmayan vate r
salonu v e üzerin e ha v ve uçuntula r birikmi ş makinalar , silindirle r düzgünsü z ipli k
üretmeye adeta mahkûmdurlar. Harma n hallaçta vatka, tarakta tülbent ve şerit, çerlerde birleştirile n şerit , fitil makinaları n d a kopmu ş iy i eklenmemiş düzgünsü z fitil ,
vater makinalarında n çıka n iplik kalitesin e tesir eder. Gerçi bugün otomatik kontro l
cihazlarıyla donatılmı ş moder n makinala r teksti l işletmelerin e yava ş yavaş girmiş sede, yine insan dikkatini, eğitilmiş, kalite konusund a şartlandırılmış insan faktörünü behemahal gözönünde tutmak gerekir. Kaldık i bugün işletmelerimizin çok az bir
bölümü otomasyonla mücehhez makinalarla donatılmıştır. Büyü k bir bölüm de halâ
konvansiyonel makinala r üreti m yapmaktadırlar . İşletmelerimizd e hal a kamçıl ı atkı
yoklayıcısız otomati k bataryada n yoksu n tezgâhla r çalışmaktadır . Tabi i b u tezgâhlarda kalite için insanın önemi ortadadır. Atkı kaçığı olmayan ve arasız bir bez almak
ancak eğitilmi ş ve kalit e fikrin e inanmı ş bi r insanl a kabildir . Hal a görme, algılam a
ve müdahele kalit e içi n esas faktör olarak önemini korumaktadır . N e kadar Şütfee t
iplik üretim sistemi, otolevelli tarak, usterli cer, fitil, spleicerli vater, usterli bobin, mekiksiz, hav a sujetli yükse k devirl i makin a v e tezgâhlarla işletmelerimiz i donatırsa k
donatalım insa n faktörün ü devr e dış ı bırakamayız .
Bunun gelişmi ş ülkelerd e pahal ! işçilikte n kaçma k v e otomati k kalit e konî rola yönelmek için en ileri teknolojiye sahip tezgâhlarda tekstil mamulleri üretilmek tedir. Halbuk i Türkiye'mizd e hâl â manyeti k baskıl ı vate r makinalan , etki vaterleri ,
yukanda da söylediğimiz gibi kamçılı,otomatik bataryası z ve atkı arayıcısız tezgâhlar çalışmaktadır. Memleketimizi n il k basma fabrikası vaterleri tezgâhları ve basm a
makinalan kurulduğ u 1937 yılında n ber i çalışarak hal â kaliteli üreti m verme çabasındadır. Genelde ülkemizde çalışan tezgâhlann ortalama ömrü 20 sene civarındadır. Bi r yanda modern makinalar, bi r yanda tabir caizse hurdalığa atılacak demod e
tezgâhlar; tabi i üzerind e duru p düşünmey e değer . İhraca t gelirind e % 2 6 pa y ve
tekstil makin a parkımızın perişan hali , ne kadar çelişkil i değil mi? Memleketimizd e
kişi başına tekstil mamulü tüketimi 7 Kg civarındadır . B u rakam gelişmiş ülkelerd e
ve Avrupa'd a 4 0 K g dır . Büyü k tüketi m toplumlarınd a b u raka m dah a d a yükselmektedir. Am a he r halükârd a görülmektedirk i Türkiye'y e nazara n 6 mislidir .
Bu katsayı, yenilikler ve değişik üreti m teknolojileri il e teşvik ve tahrik edilere k
artınlabilir. Aslınd a tekstil sektöründe yenilik sürekl i olmalıdır . Bun u sağlıyabilme k
için güçlü bir makina parkına sahip olunmalıdır. Türkiye, tekstil makinalarına son ikiüç senedir milyonlarc a dolar harcam a yapmıştır.(Bu rakam yalnız Sümerbank'ta 70
milyon $ civarındadır. )
YILLAR İTİBARİYL E TEKSTİ L MAKİNALAR I İTHALA T DURUM U
(ÜRETİM SAFHALAR I İTİBARİYLE )
1981
1- Muhtelif iplik makineleri
2- Dokuma İhzar ve Dokuma
Makineleri
3- Muhtelif Örme Makineleri
4- Keçe Makineleri
5- Terbiye Apre, Boya Makineleri
6- Konfeksiyon Makineleri
7- Muhtelif Yardımcı Makineler
Toplam Tekstil Mak. İthalatı
Toplam İthalat
Tekstil Makinalan İthalatının,
Toplam İthalat İçindeki % Payı
Tekstil ihracatı
Gayri safi milli hasıla
1982
1983
1984
Toplam
Adet Tutan
Adet Tutarı
Adet Tutarı
Adet Tutarı
.707 34.959
Adet Tutarı
350 23.486
1320 43.641
2143 88.903
4520 190.989
5516 59.277
176 3.217
3
552
469 27.131
2194 2.953
21.605
ms 149.694
a.933.366
1262 47.643
1458 51.301
2356 75.157 10.592 233.378
1407 6.560
615 7.314
3948 7.108
6146 24.199
3
151
5
280
17 1.046
28 2.029
281 16.993
568 20.135
676 20.912
1994 85.171
4875 9.870 12.992 13.334 25.604 15.091 45665 41.298
660 15.992
1493 24.522
1548 26.993
3701 89.112
88^ 120.695 18451 160.527 3 ^ 2 235.210 72646 666.126
8.842.541
9.235.001
10.756.923
1.68
1.36
1.73
2.19
%1.4
1435
%2
%2.5
%3.8
%5
Gerek makina ithalâtı gerekse yedek parça ve teçhizat dışalımı memleketimiz e
pahalıya ma l olmaktadır. 80.00 0 to n iplik , 150.000 ton pamu k ihra ç ede n ve yarı n
baraj ve sulama projeleri tahakkuk ettiğinde Haran ovasında üretilecek en az 200.000
ton pamuk gözönüne alındığında tekstil sanayiine Türkiye'nin büyük yatınm yapması gerektiğ i ortay a çıkmaktadır . Bugü n 60.00 0 tezgâhlı k kapasit e kab a hesapl a
110.000 tezgâha kadar çıkabilecektir. Eskileri n yenilenmesi ve yenilerin ilâvesi için
dış alım düşünülürse büyük rakamlara baliğ olacaktır. Burada şu noktaya geliyoruz;
artık Türkiye Tekstil makinala n üretmelidir , yalnı z tekstil mamul ü değil. Artık hükümetler Tekstil Makinaları Üretim Sanayiini behemahal kurmalı.kurdurmal ı ve teşvik
etmelidir.
Makina imalâtının kademe kademe Türkiye'de yapılması şart olmuştur. Aksi takdirde belki biraz mübalağa ama yakın bir gelecekte sattığımız tekstil ürünlerinin parasını makina, teçhizat ve yedek parça ithalâtına ayırmak zorunda kalacağız, bu dışa
bağımlılık da bize pahalıya mal olacaktır. Makin a imâlatı başlatılırsa bugünküne nazaran üreti m ve kalite artış ı istenilen düzeyde gelişebilecektir. Bunu n sonucu tabi i
ki ihracat artışıdır . Yukarda verdiğim hammadd e rakamlarıyl a memleketimi z teksti l
sanayiinde dünyad a söz sahibi olmaya namzettir . Gelişmi ş ülkelerin büyü k bi r kısmı, emek yoğun, dolayısıyla kapalı tekstil sanayiinden vazgeçmişlerdir. Hatt â tekstil
makinalan üretimini büyük çapta bırakmışlardır. Şu anda dokuma tezgâhı üreten şöhretli 3-4 firma bulunmakta, ipli k makinaların ı is e başlıca 2-3 firma üretmektedir. B u
bir boşluktu r v e artı k Türkiye , makin a yapa n fabrikalar a sahi p olduğun a göre , b u
boşluğu doldurma k içi n vasa t oluşturmalı , kollar ı sıvayı p b u iş e girmelidir .
Un var, yağ var, şeker var o hafde neden helva yapmayı düşünmüyoruz, üstelik
büyük bi r cesaret e d e sahi p iken .
Belki biraz konu dışına çıktık ama bu konuda çok dertli ve yangınız. İlgililerde n
bir ışı k bekliyoruz .
Kaliteli Üreti m İçi n Kontro l Mekanizmaları :
Kaynak israfın ı önlemek, maliyetler i düşürme k v e ürü n kalitesin i artırma k içi n
kalite kontrol tekniklerinin geliştirilmesi yönünde büyük çabalar harcanmaktadır. Dikkatsiz alıcı daha çok mal , şuurlu alıcı daha kaliteli ma l için talepte bulunu r sloganının uygulamaları, gittikçe artmakta ve kalite kontrol, her geçen gün biraz daha önem
kazanmaktadır. Kalit e kontrol artık, soyut olarak bitmiş ürünün kontrolü değildir. Tüketiciye isteklerine uygun olanını vermek içi n üretim, pazarlama,'satış ve satış sonrası servis kalitesinin tümünün kontrol altında bulundurulması ve istenilen seviyede
tutulmasıdır. Günümüzde kalite kontrol bu mânâda anlaşılmaktadır. Bun a da entegre kalit e kontro l ad ı verilmektedir .
Memleketimiz teksti l sanayiinde b u tip kalit e kontro l mekanizmas ı henü z yen i
yeni oluşmaktadır. Bugü n işletmelerimizde hammaddede n niha i mamule kadar he r
safhada ürün kalite kontrolü yapacak cihazlanmızı havi lâboratuvarlarımız bulunmak tadır. İpli k içi n uste r dahi l hertürlü testler , be z içi n konstrüksiyo n testleri , mukavemet ölçümleri , mamu l içi n renk , ışık , ter , yıkam a haslıklarıyla, desenl e ilgil i tü m
kontroller yapılabilmektedir. Yani tekstil sanayiimizde hem imalât kontrolü, hem ürün
kontrolü yapılmakl a birlikt e yeni yeni pazarlama sonrası servis kalitesin e de dikka t
edilmektedir. B u hizmette verilmeye başlanmıştır. Ancak bu yolla, ülkenin hammaddesinin, iş gücünün ve sınırlı enerji kaynaklannın daha titiz kullanılması şuuru yerleşebilecektir. Teknolojid e iler i gitmiş ülkele r gelişmişliklerini , e n a z girdiyl e e n ço k
üretim, en kısa zamanda en fazla üretim ve asgari dikkatle en kaliteli üretim düşünce, şuur ve inançlarıyla sağlıyabilmişlerdir. O halde kalite kontrola önem verilmelidir.
Kalite kontrol, belli bir hedefe ulaşmak için yapılan faaliyetlerin planlanması ve
denetimi demektir .
Ürün ve hizmetlerin kullanıcı ve tüketicinin istek ve ihtiyaçlarına uygunluk derecesi olarak da tanımlanan kalitenin, kontrolü için aşağıdaki görevler gözönüne alınır:
1. Açıkça belirlenmiş bir amaç veya hedef (kullanımı uygunluğun tanımlanması)
2. Amacı n speşifikasyon u (vey a sayısal değerlendirme : standar t vey a spesifikasyon tesbiti)
3. Amaca ulaşma k üzer e bi r plâ n hazırlanmas ı (buna işgücü , malzeme, teçhizat, meto d vs . dahildir )
4. Uygulam a il e plânı n karşılaştırılması .
5. Bilg i toplam a sistemi .
KALİTE KONTRO L İÇİ N TEŞKİLATLANMANI N NEDENLERİ :
Memleketimizde küçü k kuruluşlard a tü m kalit e faaliyetleri bi r vey a birka ç kiş i
tarafından yürütülmektedir. Kurulu ş büyüdükç e faaliyetler , değişi k bölümler e veril mektedir. He r bölü m kend i alanındak i faaliyetlerde n olduğ u kada r kalitedend e sorumludur. Demekki, bütün bölümler, mamul kalitesine katkıda bulunur. Buna rağmen
"KALİTE HERKESİN GÖREVİDİR FAKAT KİMSENİN SORUMLULUĞU DEĞİLDİR"
biçiminde açıklana n çıkmaz a girme korkusud a vardır. İşt e bu nedenle, kaliteye yönelik tüm faaliyetleri planlayaca k ve koordine edecek özel bi r kalite bölümün e ihti yaç vardır .
Bu demektir k i kalite kontrol bölümünün görevi kalite deyiminin tüm aşamalarını kapsamak ve eskiden olduğu gibi yalnızca muayene faaliyetleriyle sınırlı kalmaktadır. B u yaklaşı m '^KALİTE/MUAYEN E YOLUYL A DIŞARIDA N MAMUL E
KATILAMAZ, ANCA K BAŞLANGIÇTA N İTİBARE N MAMULÜ N Bİ R ÖZELLİĞ İ
OLARAK GELİŞTİRİLİR " sözün ü doğruJamaktadır .
Kalite Kontro l Bölümünü n Sorumlulukları :
1. Ürü n tasarımı hazırlanırken , bundan istenile n kalit e değerlerinin nele r oldu ğunu tesbi t etmek .
2. Tasarımın üretime dönüştürülmesinde hazırlana n plân ve programlann, istenen kalitey e erişebilece k şekild e hazırlanmasın ı sağlamak .
3. Üreti m sırasınd a istene n kalit e düzeyind e çalışılmasın ı sağlıyabilme k ama cıyla he r aşam a içi n kalit e standar t v e toleransların ı hazırlamak .
4. Üreti m içi n gerekl i hammaddeden , beklenebilece k kalit e standartların ı ha zırlamak.
5. Depolama, satış ve satış sonrası servis işlemlerinde istenen kalite düzeyleri'nin tesbitinde , ilgil i bölü m v e kişilerl e birlikt e çalışı p onlar a yardımc ı olmak .
6. Hanrımaddeleri n istenile n kalited e olu p olmadığın ı tesbi t etmek .
7. Üretim sırasında istenen standartlara göre çalışılıp çalışılmadığını tesbit etmek.
8. Yar ı mamu l (ar a ürün ) kalit e değerlerin i tesbi t etmek .
9. Bitmiş ürün kalitesinin istenen düzeyde olup olmadığını tesbit etmek ve dolayısıyla;
— Bitmi ş ürünler i sınıflar a ayırmak ,
— Sonuçlar ı kaydedi p analizlerin i yapmak ,
— Analiz sonuçların a gör e kalitey i istene n düzeyd e tutmak içi n gerekli yerler i
uyanp gerekl i işleri n yapılmasın ı sağlama k v e gerekiyors a yardı m etmektir .
Kalite kontro l bölümünü n belirtile n b u görevlerini kısac a özetlemek gerekirse ;
— Standart hazırlama ,
— Kontro l etme ,
- - Kayı t v e anali z etme ,
— Uyarma,
— Ayırım (sınıflandırma )
olarak be ş an a madd e d e toplamak mümkündür .
KALİTE KONTROLD A AMAÇ :
Verimliliğin artınimas ı
Kalite kontrolü, düzeltilecek bozuk işleri, hatalı mal ve ıskarta oranını azaltır, makina yeteneklerinin dah a iyi öğrenilmesini kolaylaştırır , böylec e daha ekonomik bi r
iş plânlamasın a yo l açar .
Kalite kontrolü ayrıca, kendilerinden beklene n kalite düzeyinin n e olduğunu bilen işçilerd e moral i yükseltir .
Üretim Giderlerini n Kısalması ;
Yukanda anlatılanla r üretim^giderlerini n kısılmasın ı d a sağlar .
Siparişlerin Gününd e Verilebilmesi ;
Kalite kontrolü , bozuk parçalar ı yeniden işlem e gereğin i v e düzeltmeleri orta dan kaldırır, alıcının ne istediğinin daha iyi anlaşılmasına yol açar ye mal alıcıya intikal ettiğind e kalit e konusundak i tartışmalar ı önler .
Kalite v e Güvenilirli k Konusund a Kuruluş a Karş ı Güve n Yaratılması;
Kalite kontrolü, üretilen mallara karşı güvenin artmasını ve ilk malla en son mal
arasında aynı özelliklerin bulunmasını sağlar. Mala karşı duyulan güvenlik ise, siparişlerin v e dolayısıyl e kazancı n artmas ı demektir .
Alıcıya Güvenili r Ürünle r Verilmesi ;
Kalite kontrolü , alıcıları n v e tüketicileri n etkil i bi r biçimd e korunmas ı yolund a
önemli bi r adımdır .
Kalite maliyet i v e kaliteni n sağladığ ı imkânlar :
Kalite ve kalite kontrol sorunluluğunun işletme organizasyonu içinde yaygınlığına bağl ı olarak, kalite maliyetin i oluştura n unsurla r v e kaynağını , üretim sürecini n
hemen hemen bütün aşamalarından almaktadır. Bir başk a deyişle kalitesizliğin maliyeti olan bu hususu araştırırke n b u maliyet i oluşturan unsurları n nele r oluduğunun
bilinmesi gerekir . Ü ç an a başlıkt a şöylec e incelebiliriz :
1- Ölçm e v e değerlendirm e maliyetleri ,
2- Önlem e maliyetleri ,
3- Başansızlı k maliyetleri .
Kalite karakteristiklerinin teknik spesifikasyonlara uygunluğunun ölçümü ve değerlendirilmesi içi n yapıla n tü m faaliye t giderler i v e harcamala r "Ölçm e v e
Değerlendirme" maliyetlerini , önceden sınırları ve toleransları belirlenmiş olan kalite standartlarından sapmaları n önüne geçmek amacıyl a işletmenin he r safhasınd a
sürdürülen çalışmalar içi n yapılan tüm harcamalar "Önleme " maliyetlerini , ürünkalite sürecinin herhang i bi r safhasınd a kalit e hede f v e standartlarında n sapmaları n
getirdiği önlenememi ş kayıpları n tü m külfet i "Başansızlık " maliyetlerin i oluşturur .
Bu da iç ve dış başarısızlık maliyet i şeklinde tecelli 'eder. Bu üç maliyeti de şematik
olarak şöylec e gösterebiliriz .
KALİTE MALİYET İ
Önleme Maliyetler i
Proses kontrol ü
— Kalit e plânlamas ı
Ölçme v e Değerlendirm e
Maliyetleri
Başarısızlık Maliyetler i
İç Başarısızlık ;
— Giri ş kontrol ü
— Iskarta , hurda , fir e
^ — Lâboratuva r v e test
— Ürü n kalit e fark ı
cihazlarının bakı m v e
kalibrasyonu
— Test v e ölçm e ciha z • — Prose s aşamalarındak i — Tamir ilâv e v e düzeltm e
larının dizay n v e
muayene
giderleri
geliştirilmesi
Dış Başansızlık ;
— Eğiti m
— So n kontro l
— Reddedile n ürünle r
— İşletm e dış ı
— Ürü n iad e giderler i
belgelendirme
— Nefase t farklar ı
— Gecikm e cezalar ı
— Fatur a edilmeyen
faaliyet giderler i
— Garanti giderleri .
Genellikle önleme maliyetleri, toplam kalit e maliyetlerinin % 10'unu , ölçme ve
değerlendirme maliyetler i % 25'in i ve başarısızlık maliyetlerid e % 65'in i oluşturur .
Rakamlardan d a anlaşıldığı gibi önleme maliyet i e n azıdır ve onun üzerind e durulması yani daha ağırlıklı prosesKontrolü ve eğitilmiş eleman sağlanması diğer dah a
yüksek olan kalite maliyet girdilerinin düşmesini intaç edecektir. Onun için işletmelerde b u konu üzerind e özellikl e durulmas ı gerekir. B u konularda memleketimizd e
de çeşitli araştırmalar yapılmaktadır . Anca k buluna n rakamlar henü z bazı esaslara
oturtulamadığı içi n gerçek verile n şeklind e değildir . Faka t gene l olara k kalitesizli k
maliyetinin toplam cirodaki payının % 3 civannda olduğunu söyleyebiliriz. Bun a göre de tekstil sanayiinde kalitesizliğin; direkt işçilik olarak işçi başına 130.000.-TL./yıl,
toplam çalışanlar olarak kişi başına 100.000.-TL./yıl civarında maliyete ulaştığını ifade edebiliriz. Bu rakamları azaltmak içi n tek çıkış yolu kaliteye önem vermeden geçer bi r başk a ifadeyl e kalit e kendin i öder . ^
Standardizasyonun Tanımı :
Standardizasyon (standardlaştırma) , çeşitli alanlardaki "bi r örneklik " anlamla rını meydana koyan usûl ve kuralların tümünü içine alan genel bi r kavramdır. Standardizasyonun ilk bakışta, teknik yönde bulunduğu görülürse de, daha önemlisi birçok
ekonomik fonksiyonları içeren faaliyet olduğu ve böylece sağladığı ekonomik yararlarla toplumun sosyal hayatında belirli ve düzenleyici bir rol oynadığı gerçeği ortaya
çıkmış olmaktadır .
"Standardlaştırma" türl ü çalışmalard a "bi r örneklik " anlamın a gelen , usûl ve
kurallann tümünü için e alan bir kavrandır . Ölçüler i önceden konulmuş , tarifleri yapılmış ve bu ölçü ve tarifelere uygunluk derece ve şekillerinin, hangi usûl ve kurallara gör e deneneceğ i belirtilmi ş v e böylec e he r bakımda n birliğ i v e beraberliğ i
sağlanarak ortak anlam'a varılmış her iş "standart" konus u içinde bir çalışma sayılabilir. Kısaca :
"Standartlaştırma, belirli bir faaliyetin, o faaliyetle ilgili bulunanlann ve özellikle
ekonominin yaranna olarak yapılabilmesi için tüm tarafların katkı ve işbirliği ile belirli kuralla r koym a v e b u kuralla n uygulam a işlemidir. "
Standardlaştırma, aslında toplumun bilinçli çabalannın sonucu olarak ortaya çıkan bir sadeleştirme eylemidir. Bu bakımdan standardlaştırma yalnızca bugünün değil, geleceği n karmaşıklığın ı d a azaltmalıdır .
Standardlaştırma, ekonomi k olduğ u kada r sosya l bi r faaliyettir . B u bakımda n
tüm ilgilileri n katkılar ı ve karşılıkl ı işbirliğ i il e gerçekleştirilmeli v e genel kabu l gör- ^
melidir. ^
Bir Standard çeşitli alternatifler içind e yapılacak bir seçim sonucu tesbit edilir .
Ancak he r standard , zaman zama n günü n şartların a uydurulmalıdır.
Standardizasyon v e Kalit e İlişkisi :
Gelişme1<te olan ve gelişmiş ülkelerin, kendi gelişmişlikleri oranında standardizasyona gittikler i görülmektedir . Standardizasyonla , üretici , tüketici, milli ekonom i
ve dünya ekonomisi açısından büyük ekonomik yararlar sağlandığı gerçeğinden hareketle aynı zamanda ekonomi ve teknoloji paralelliğini n devamını sağlayıcı bir görevin yerin e getirildiğ i d e söylenebilir . Standardizasyo n çalışmalannda ; üreti m
plânlaması, verimliliği artırma, maliyeti düşürme, belli kalite ve hizmet üretimine girme gibi esaslar yer almakta olduğundan, bunun sonucu olarak, tüketicinin istek ve
çıkarlannı gözetmek, iy i kalite mal ve hizmet sunmak, sağlık ve güvenliği korumak ,
bilgi alışverişini en iyi biçimde yapmak gibi gayeler yardır. Bütü n bu faaliyetlerin en
uygun ve olumlu şekilde toplumlara yansıması standardizasyonla geçerli olur ve böylece mill i ekonomiy e y e düny a ekonomisin e yararla r sağlanır .
İnsanların büyük bir hızla artan ihtiyaçlarına belli kaynaklarla cevap verebilmek
amacının getirdiği zorlama karşısındaki sanayi atılımlarının hemen bütün seri üretim
. dallannd a kendini göstermesinin tabiî bir sonucu olarak, işgücü, hammadde ve enerji
gibi kaynakları n olağanüst ü tüketilmeye başlanması , kaynak kayıplarındak i hesap lamalara kadar varan ekonomikliği ve mamullerin istenilen kalite seviyesinde üretilmelerini mecburi kılmıştır. Konuya üretici-tüketici açısından bakdığımızda; günümüzde
tüketicinin, satı n alacağı ürünü n artı k hang i özelliklere sahi p olmasını n gerektiğin i
belirten standart veya teknik şartnameler yoluyl a bilinçli bir seçim yapma imkânın a
kavuşmuş olduğun u görüyoruz .
Ancak ürünlerin Standard veya teknik şartnamelere uygu n olduğu nasıl belirle-,
necektir? Sorusu akla gelmektedir. Tabiî olarak sadece üreticinin reklâmlarında söyledikleri kabu l edilmeyi p uygunluğu n ilm î olara k ispa t edilmesin e ihtiya ç vardır .
Günümüzde bu meseleye çözüm olarak pek çok ülke, millî standard teşkilatları bünyesinde geliştirdikleri marka ve belgelendirme sistemleri ile ürünlerin standard veya
teknik şartnamelere uygunluğunu belirleyen tarafsız ve güvenilir çalışmalar yapmaktadırlar. Ülkemizde de standartlara uygunlu k çalışmalan Türk Standardlar ı Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir .
Standardizasyon ve kalite kavramları çok kere birbirleri ile karıştınimaktave aynı anlamda kullanılmaktadır. Halbuki standardizasyon, rasyonalizasyonun esas faktörlerinden biri olup, işi sadeliğe götürme, hızlandırma ve bu suretle verimi çoğaltmaya
ve kaliteyi yükseltmeye çalışır . Ekonomi k gelişmeni n temel şartı sayılan standardizasyon, geniş anlamda maddeleri, metodları ve terimleri birleştirmeyi gaye edinmiş
buluhmaktadır. V e tasarruf a yöneliktir .
Tekstil sanayiinde hammaddeden mamul e doğru gidişte her türlü tabiî, sunî ve
sentetik lifle r dahi l olma k üzer e niha i ürünle r ola n iplik , hambez , mamu l bez , kumaş, battaniye, halı vs. ile bunların ihzarat operasyonlarının standart değerleri beynelminel standartlara paralel olarak T.S.E.'ce belli toleranslar dahilinde tesbit edilmiş
bulunrhaktadır.
Ham dokuma, mamul ve basma bez ile kumaşlar da ise modanın etkisi tüketim
ekonomisi v e tekstil mamullerini n ço k çeşitli oluşuyl a orantılı olarak bi r kısm ı hâri cinde standardizasyoria gidilememiştir ancak, fiziksel,kimyasal ve teknolojik özelliklerinin tayin ve tesbitinde yararlanılan kontrol ve değerlendirilmesi yapılan standartlar
mevcuttur.
Pamuktan basmaya , yapaktan kumaş a uzu n Çalışma ve tecrübelere dayanılarak konulmuş buluna n standartlar, iy i kalite mal ve hizmet üretimini sağlayarak, tüketici çıkarların ı koruduğ u gib i üreticiy e d e belirl i plâ n ve programlar a gör e üreti m
yapması hususunda yardımcı olurlar. Standartlar sayesinde her safhada kalite kontrolü ve uygunluğu, düzeltme yollarının aranıp bulunması ve gelişme çalışmalarını n
yapılması sağlanabilir .
SONUÇ: '
;
:
'
Dış pazarlara girip yayılmanın ve ihracatta büyümenin ik i esaslı unsuru, yukardan ber i söyleyegeldiğimi z gibi ;
a) Kalitel i üretim ,
b) Düşü k maliyetl i üreti m
şeklinde tecelli etmektedir. Biribirinden ayrılması mümkün olmayan bu iki önerhli kavram ayn ı zamanda ülk e ekonomisini n v e kalkınmanı n da vazgeçilme z unsurudur .
Gelişen teknoloj i v e eğitilmi ş insa n yatırımıyle birlikt e kristalleşmey e başlıya n
kalite mefhumu üzerinde, özellikle tekstil sanayiinde büyük merhateler katede n ileri
ülkelerĞ nazaran memleketimiz de yeterli düzeyde ve etraflıca durulduğu iddia edilemez. Bunun başlıca nedeni eğitim, okuhıa-yazma düzeyi düşüklüğü ve eskimişliktir. Pamukt a bi r beya z sinek, yapakta bi r güve mücadelesi, toprağın verimi, elyafın
inceltilip uzatılması, hayvanın beslenmesi, bu beslenmenin elyafın inceliği ve boyuyla
ilgisi he p okumuşlukta n geçme z mi ?
Makina parklarının, kontrol mekanizmalan ve test cihazlarının iyi ve verimli kullanılarak kaliteli üretim alınması eğitilmişlikten geçmez mi? Kaliteli üretim düşüncesinin gelişim i v e şartlanm a eğitilmişlikte n geçme z mi ?
Ü reti m-ve r i m I iI i k-kal ite ilişkini iyi kurabilme yeteneği kişilere nasıl kazandırılabilir? Bugün başarısı herkesçe müsellem Japon Kalite Kontrol Halkalan düşüncesi eğitilmiş, inanan insan eseri değil midir? O halde insanımızı eğitmeliyiz. Özellikle tekstil
sanayiinde. Çünkü tekstil sanayii emek yoğun bi r sanayi koludur . Makin a parklarımızı yenilemeliyiz ve entegre kalite kontrol sistemi için tesis ve cihazlarımızı kurmalı, laboratuvarlarımızı donatmalıyız Kuruluşu n gelişmesine katkıda bulunmak, kendine
ve insa n hakların a sayg ı göstererek iy i bi r yaşam düzeyinde , mutl u v e başarıl ı bi r
üretim çalışması sağlamak, kişise l yeteneklerin ortaya çıkaniması ve bunlardan geniş imkânlar yaratmak hedeflerin e yönelik, maliyet düşürücü, yollar bulmak, üretim i
artırmak, kaliteyi geliştirmek ve devamsızlığı azaltmak gayesini faaliyetinin esası olarak şuurlandırılmış Japon Kalite Kontrol Halkaları sistemini işletmelerimizde kurmalı
ve yaygınlaştırmalıyız . \
'
Bugün işletmelerimizde kârlılığı ve verimliliği artıralım diye ücret sistemleri vaad
etmişiz. (Akort ve Teşvikli Ücret Sistemleri gibi) Verimliliği yalnız makinaya ve işçiye
bağlamışız. Bu düşünceyle makinada n ve işçiden Kg N e ve atkı üretimi istemişiz .
Oysa artık hammadde girdilerinden azami kaliteli üretimi ifade eden hammadde verimliliği ve kalite verimliliğini esas almalıyız. 1.000'lerce ton Ne standart dışı , kalitesiz ipli k üreteceğimize , milyonlarc a atkılık , aralı , atkı-çözg ü kaçıkl ı hambe z
üreteceğimize standar t kalited e verimli üretim içi n çözüm aramalıyız, ücret sistemlerini ona göre düzenlemeli ücret-kalitel i üretim-veri m ilişkisin i iy i kurmalıyız. Toplu
iş sözleşmeleriyle b u düzenlemeleri geliştirmel i v e pekiştirmeliyiz . Kalitel i üretim e
prim vermeliyiz. Unutmayalım ki kaliteli üretim pahalı üretimdir ancak kalite kendine
öder, he m d e fazlasıyl a
Makina markalarımızı yenilerken ve yeni tekstil yatırımları yaparken projelerimizi, hammadde ekonomisi ve kaliteli üretim esasını gözönüne alarak ve darboğaz yaratmıyacak şekild e pahal ı da olsa en iy i makin a almay ı hedefliyerek tanzi m etmel i
ve uygulamalıyız . Han i ucu z alaca k kada r zengi n bi r ülk e değiliz . Bi r konfeksiyo n
tesisine koyduğunuz dikiş makinalan kaliteli gömlek dikemiyorsa ucuz almışsınız neye
yarar? Herhald e ols a ols a işletmey i batırmaya . Tabi i bunlar ı insanl a birlikt e düşünmek zorundayız .
Kaliteyi standarttan ayrı düşünemeyiz. Kalitel i bi r üretimi n ön şartı olan ulusa l
düzeyde bir metroloji, belgelendirme ve standardizasyondan oluşan sacayağını sistem olarak ülkemizde mutlaka yerleştirmeliyiz. T.S.E.'nin çıkardığı birçok tekstil standardını zorunl u standar t şeklin e getirmel i v e uygulamalıyız . Kalit e belgeler i itiba r
görmeli ve gerektiğinde müeyyideleri uygulanmalıdır . Teksti l sanayiinin v e ülkeni n
geleceği içi n % 2 8 paya ulaşan ihracatı da gözönüne alara k kalitesizliğ e kesinlikl e
prim vermemeliyiz Kaliteyi v e kalitel i üretim i siz e kısac a belirtmey e çalıştım . Ban a b u toplantıd a
konuşma imkân ı veren İstanbu l Ticaret Odas ı yöneticilerine teşekkür ederken , hepinize saygıla r sunanm. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m Sayın Gündoğan. Sayın konuklar sayın Gündoğan'ın
Tekstil Üretimind e Kalit e konusundaki ilginç^tebliğin i bi z de ilgiyle dinledik. Şimd i
soru v e cevapla r aşamasın a gelmi ş bulunuyoruz . Sö z alma k isteyenler e sö z
vereceğim. Buyuru n efendim. "
Ahmet YAftANGÜMELİ—Tekstil sektöründe n devamlı emek-yoğun bir sektör olarak bahsediliyor. Bun u biraz ayırırsak, konfeksiyon dalında bu belki geçerliliğini halen koruyor . Neticed e he r makineni n başın a bi r insa n oturtma k zorundayız , am a
bugünkü yüksek yatırım maliyetlerinin yanında acaba halâ tekstil olarak alırsak, yani sadece dokuma , kuma ş ve terbiye olarak ele alırsak, acaba tekstil sektör ü hal â
emek-yoğun bir sektör müdür ? Yoksa yavaş yavaş sermaye-yoğun bir sektöre doğrumu kaymaktadır? Bunu Sayın Atila beyden rica ediyorum. Kendisi tamamen işin içinde
olduğu içi n sanırım konuy u dah a açabilecektir. Sayır^lşı k Tarakçıoğlu'nda n d a bi r
ricam var . Konfeksiyo n Mühendisliğ i diy e ortay a yen i bi r kavra m çıktı . Kendis i d e
konuşmasında Giyim Mühendisi diye bundan bahsetti . Bu hepimiz için çok yeni bir
kavram. B u konuy u bira z açıklamalan m ric a edeceğim . Teşekkür ederim. "
Çetin KALE— " Sayı n Işı k Tarakçıoğlu'nun belirttiğ i üzere , bizdeki Fashion Desig ner'i yetiştirecek bilgi, müessese yokluğunda ve belirtildiği üzere konfeksiyon konusunda artık o ulaşma devresine girmeye başladığımızda v e konfeksiyon ihracı yerine
moda ihrac ı gerektirdiğine gör e acaba bu eğitim müesseselerini n kurulmasın a karar verils e bil e geçece k o n sen e sür e içerisind e yapılmas ı gereke n n e gib i şeyle r
olur. Dışarıdan bu Fashion Designer'ı ithal mi etmek gerekir? Firma çapında tek tek
yeteneksizlik olduğun a gör e derne k olara k mı , hükümet olara k mı , bu şekild e mi ,
ne tavsiy e edebiliyorsunuz . Teşekkü r ederim. "
Necmi SARIYER—"Işı k Tarakçıoğl u hocam a bi r soru yöneltmek istiyorum . Kendilerinin teklifleriyl e teksti l konusundak i yükse k lisan s ve doktora programlarını n yetersizliğinden bahsettiler . Acab a ived i olarak b u yetersizliğe çözü m n e olabilir? B u
konuda açıklam a yapmasın ı ric a edeceğim . Teşekkürler. "
Gül AKÇASOY—"Benimki soruda n ziyade sayın Işı k Tarakçıoğlu'nun konuşması na bir saptam a yapma k olacak. Teksti l konusund a seki z seneli k bi r geçmişi m va r
ve b u arad a tekstil sektöründek i eğiti m konusund a baz ı gözlemlerim oldu . Teksti l
sektöründe bell i oranda bir eğitim var. Ancak izleyebildiği m kadanyl a b u eğitim oldukça yetersiz düzeyde . Tekstil sektörü üreti m faktörlerinden bi r tanesi, sadece finansman faktörünü n üzerind e durularak günlü k çözümlerl e ayakt a tutulmay a
çalışılıyor. Üretimd e benc e e n büyük faktör , insangüc ü yönetimi , ve sayın Işı k Tarakçıoğlu'nun da söylediği gibi gerek vasıfsız işçi, gerekse onun bir üstü olan kademe de dahil olmak üzer e ve yönetici eğitiminde birtakı m eksiklikler olmakl a birlikt e
bunun dah a önceki birtialkas ı ola n işgöre n seçim i sisteminin varolmayış ı oldukç a
yük sorunlar doğuruyor. Ülkemizdek i işgüc ü kaynağı oldukça kısıtlı ve yetersiz. Ancak bunların arasından gelişmeye açık kişileri seçebilirsek ve iyi bir eğitim programı
yapabilirsek sanırı m birçok sorunu da beraberinde getirmiş olacağız. Bunun yanısıra, tekstil sektöründe personel politikası konusunda yerleşmiş bir fikir var. Ucuz işçi
çalıştırmak. Uluslararas ı düzeydeki işçi ücretlerini mukayese ettiğimiz zaman aşağı
yukarı dörtte birine varan bir avantajla çalıştığımızı görüyoruz, ama vasıfsız ve gelişmeye kapalı olan sistematik bi r eğitimden geçirilmşmiş olan bir işçinin ucuz işçi olarak nitelenebileceğini be n düşünemiyorum. Bu işçinin meydana getireceği hataları,
maliyete eklediğimi z zama n ki , birçok firm a özellikle işç i hatalar ı yüzünden büyü k
depresyonlarla karşılaşıyor. Ucu z işçi olarak niteleyemiyeceğim. Teşekkür ederim."
Ergun ÖZGÖREN—"Konuşmacıla n ilg i il e izledim. Benim içi n konuşmaları n e n il-'
ginç yanı Fashion Designer yetiştirmek olduğudur. Fashion Designer çok tepede bir
kişi oluyor. Önce altyapısı oluşmamış bir müessesede Fashio n Desginer olsa ne dereceye kada r muvaffa k olur ? Bun u soruyorum genelde . Ülkemizd e ipli k ve kuma ş
sorunu var. B u iplik ve kumaş sorununu mod a ve zaman olarak üstü n kalitede yani
Avrupa kalitesind e gerçekleştiremediğimi z zama n Fashio n Designe r biz e n e verecektir? Onu merak ediyorum. Şu tabir geldi aklıma, iplik altın sezonu geçse bile yine
altındır, kumaş altın sezonu geçerse gümüş, dikilmiş mamul sezonu geçerse bakı r
olur. Bi z bu iplikle , bu kumaşla nası l sezonu geçirmeden altını , altın şeklinde ihra ç
edeceğiz bunları n cevabın ı ric a ediyorum. Bir de makin a sanayii konusund a sayı n
Şerafettin Gündoğan' a bi r sorum olacak. Makin a sanayii tabii ülkemizd e kurulmal ı
ancak n e kada r zama n içind e üretim e geçecektir ? V e b u arada eski makinala r d a
kullanılacaktır. Bunu n cevabın ı ric a edecektim. "
BAŞKAN—"Teşekkür ederi m sayın Özgören. Şimdi tebliğ sahiplerine cevap ve görüşlerini belirtme k içi n tekra r sö z veriyorum . İl k sö z sayı n Alptekin'in. "
Atilla ALPTEKÎN-"Efendi m ban a sual yönelten Ahmet Yarangümeli bey, tekstil sektörünün sermaye yoğun ve emek-yoğun olduğu konusund a görüşlerimi alma k istemişlerdir. B u tamamen izah i bi r konu , bugün teksti l sektöründ e bi r kişiy e istihda m
yaratmak, bunda n o n sen e öncesin e göre , yatırılmas ı gereken e kıyasl a ço k dah a
büyük yatırım gerektiriyor. B u Türk lirasıyla böyle olduğu gibi başka para birimleriyle, dah a stabi l par a birimleriyl e ölçüldüğ ü zama n gen e aynı . He m bütü n dünyad a
enflasyon hadises i mevcut, hem de tekstilde giderek daha teknoloji yoğun yöntemler kullanılagelmekte. Ama bu tekstil için doğru olduğu gibi, başka sanayi kolları için
de böyle . Yani başk a sanay i kollarınd a d a bugü n istihda m yaratma k içi n o n sen e
öncesine kıyasl a daha fazla sermaye yaratılmak isteniyor . Görecel i olarak düşünülürse, tekstil sanayiinin sermaye-yoğun ağırlı k kazanmas ı diğer baz ı sanayilere nazaran a z olmuştur. Burad a eğe r kıyaslamay ı konfeksiyon sanayi i il e yapacaksak o
zaman pek tabii tekstil sanayiinde, bundan on sene öncesine nazara n bugün dah a
başka alternatif teknolojiler gelişti. Mesela bir iplik fabrikasını ele alalım, ençok emek
isteyen takım çıkarma işlemini otomatik yapma imkanımız var. Bobin makinalarınd a
manuvel bobinler eskiden kısmen kullanılıyordu,bugün heme n hemen hiç kullanılmıyor am a dilerseniz manie l bobi n d e alabilirsiniz.Bugü n tekstild e sermay e yoğunu n
değişik düzeyler i arasınd a bir seçi m yapabilme imkanını z var. Ama doğrudan kon feksiyonla mukayese edilecekse, ikisi arasında bir seçim yapılacaksa, kesinlikle tekstil
sanayiinde konfeksiyo n sanayiine nazaran çok daha fazla sermaye yoğundur. Ama
bu sermaye karşılaştırmasını tekstil sanayii ile elektronik sanayii arasında yapacaksanız o zaman elektronik sanayiine geçtiğimiz son on sene içerisindeki sermaye yoğunlaşması tekstil sanayiine gör e daha fazla olmuştur. Ahme t be y sorunuza kesi n
cevap veremiyeceğim . Çünk ü konfeksiyon u eme k yoğun , tekstili ise , sermaye yoğun olarak adlandırmamı z gerekir . Bunu n dışında Ergu n Özgöre n beyi n ipli k altın ,
kumaş altın, gümüş ve bakır benzetmesi çok doğru. Bunun cevabı ileriyi hissedebilmek, iyi planlama yapabilmek ve bir dahaki sezonun kumaşın ı bu sezon dokuyabilmek ki , bi r dahak i sezonu n altınını n n e olduğun u bilirse k o zama n altın ı bugü n
yapmaya başlarız, altın olarak muhafaz a ederiz. Bunun cevabı herhalde bunu n değer yitirmemesin i sağlamak . İy i bi r sezi ş v e iy i bi r plânlama .
Sanıyorum diğe r sor u sahiplerinin sualler i bende n ziyade diğe r konuşmac ı ar kadaşlanmın ilg i sahasın a giriyor . Teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—"Ben teşekkü r ederi m sayı n Alptekin . Buyuru n Sayı n Tarakçıoğlu. "
Işık TARAKÇIOĞLU—"Sayın Ahmet Yarangümeli konfeksiyon veya hazır giyim mühendisi eğitimin i ve tanımlamasını bira z açmamı istediler. B u tip bi r mühendi s Eg e
Üniversitesi Teksti l Mühendisliğ i bölümünd e birka ç yı l yetiştirildi . Böyl e bi r eğiti m
Türkiye'de yapıldı . Yalnız, he r yıl beş, altı mezun veriyordu. Dolayısıyla Türkiye'd e
bu şekilde yetişmiş eleman sayısı on, onbeşi geçmez. Bi z diplomada doğrudan hazır giyi m mühendis i demiyorduk , yin e tekstil mühendis i faka t konfeksiyo n ağırlıklı .
Başka birisi vardı tekstil mühendisi, tekstil kimyası ve terbiyesi ağırlıklı.Diğeri iplikçi -
lik ağırlıklı, diğeri dokuma ve örme ağırlıklı, dört tipte mühendis yetiştiriyorduk. Nor mal olarak temel mühendislik derslerini, temel fen derslerini ve temel tekstil bilgisinin
hepsini müşterek okuyordu. Ve bu saydıklarım da hemen hemen eğitimin yüzde 50,
60'ını oluşturuyordu. Geri kalan yüzde 40 civannda ise,öğrenciye özellikle giysi kontsrüksiyönu v e mode l geliştirm e dersler i bi r grup . İkinc i gru p olarak , organizasyo n
ve iş zaman etüdü, üçüncü grup olarak da konfeksiyon makinaları . Hazır giyim mühendisi dediğimi z zaman, mühendislik bilgis i olacak, tekstil bilgisi olacak, onun yanında d a konfeksiyonu n b u ü ç an a kolunda , yani organizasyonda , yönetmede , iş ,
zaman etüdü, optimalleştirmede bilgisi olacak, makinalannı bilecek ve bir de en önemli kon u olara k giys i kontsrüksiyonu , model geliştirme,k i bunu n için e tabi i k i kesi m
ve heps i girmekteydi .
Şimdi şu anda bu eğitim yapılmıyor. Am a Ege Üniversitesind e b u eğitimin alt yapısı mevcut. Alman Teknik Yardımıyla mevcut ve hatta bir adım daha ileriye gideyim, öğretim üyesi de, öğretim elemanı da var. Arkadaşlar haftada iki saat, dört saat
diğer tekstil mühendislerine gene l konfeksiyon bilgisi dersi veriyorlar. Beni m kanım
odur ki, sanayiden çok yoğun istek gelirse hatta istek kelimesini az buluyorum, baskı gelirse, Eg e Üniversitesind e b u eğitim yenide n başlatılır . Ama sanayiden yoğu n
bir bask ı gelmediği takdirde öyl e durur, bilinçl i olduğunu tahmin etmiyorum , aman
yanlış anlaşılmasın, ama bilinçaltı diyorum k i orada yetişmiş eleman arkadaşlar hayatlarından memnunlar . Haftad a iki , dört saat ders e giriyorlar , bo l vakitleri oluyor ,
dışarıda bol iş yapabiliyorlar v e piyasada tekstil mühendisi , konfeksiyon mühendis i
bulunmadığı için de dışarıdan bol talep geliyor. Yani niye rahatlarını kendi kendilerine bozsunlar, bun u bozmalar ı içi n dışarıdan hakikate n iste k gelmesi gereki r fikrindeyim ben. Tekrar söylüyorum, son söylediklerimin bilinçli yapıldığı fikrinde değilim.
Farkında olmadan böyle birşey olabilir, böyle düşünüyor olabilir arkadaşlar. Çünkü,
niye b u eğiti m ka ç senedi r yenide n başlatılmadı .
Sayın Çetinkale, niçin Fashio n Designe r eğitim i çünkü önce öğretim üyes i yetiştirilip, sonr a eğiti m başlatılıp , mezunla r piyasay a çıkıncay a kada r n e yapacağı z
peki dedi, bu on yıl sürer dedi. İkinci yolu söyledim, paralel olarak yürütülebilir. Yan i
karar alınır . Eğiti m içi n Türkiye içi n uygu n personel bulunur , bunları n bi r kısm ı yurt
dışına eğitilmeye gönderili r v e yurt dışında n öğretim üyes i getirilir v e yurt dışında n
getirilecek öğreti m üyes i bu dalda aynı zamanda kendis i piyasaya da yardımcı olabilecek elemandır . Bunlarl a birlikt e bizi m kend i yetişmiş elemanlarımı z e n kıs a zamanda devrey e girebilirler . Beni m ümidi m beş , altı yıl laf ı bu şekilde başlatılması ,
çünkü bugün deseniz yeni öğretim yılı başladı, en erken piyasadan ve yurt dışından
eleman getirti p seney e başlıyabiliriz . Dör t seneli k bi r eğiti m olurke n be ş senede n
evvel mezun vermez okul. Ama bu beş sene içerisinde yetiştirilmekte olan kendi elemanlarımız ve yurt dışından gelen öğretim üyeleri ve öğretim görevlilerinin yardımıyla
ip ucunda n b u i ş tutulabilir .
Sayın Necmi Sarıyer, konuşmamd a yükse k lisans ve doktora ile ilgili birşeyler
söylemiştim. Be n onbeş yılı aşkı n süredi r üniversited e teksti l mühendisliğind e kal dım. Tekstil mühendisiyle , tekstil yüksek mühendisi arasındaki farkı öğrenemedim.
Türkiye'deki yüksek lisans ve doktora eğitiminin bir felsefesi yok, yapmış olmak için
yapılıyor ve birinci derecede kendin e öğretim üyesi yetiştirmek içi n yapılıyor. Bir felsefesi olsu n diyorum ben . Mühendis ve özellikle tekstil mühendis i uygulamay a yönelik adamdır . Dolayısıyl e bun a temel mühendisli k dersler i vesaireni n yanında bo l
miktarda meslekle ilgili teorik ve pratik bilgi verilmelidir. Eğitimi n Türkiye'deki en büyük eksiği , eskiden Eg e Üniversitesind e teksti l mühendisliğind e lis e mezunlar ı iki,
sanat okulu mezunlar ı bir yıl pratik yaparlardı, kaldırıldı. Şimdi yazın altı hafta staja
gidiyorlar tamam yeter artık o kadar prati k bilgi. Bu staj yeniden konulmalıdı r v e bu
staj eğitimin başına'değil , Almanya'da olduğu g i b i v b i r kısm ı eğitimin başına , bir kısmı eğitimin sonuna yakın bir yere konulmalıdır. Almanlar bun a endüstri sömestres i
diyorlar. Bu şekilde pratik bilgisi olan mühendis, işletmelerin üretim kısımlannda çalışacak ve faydalı olacaktır. Konstrüksiyon, araştırma ve üst kademede planlama için
eleman yetiştirmek istiyorsanız mühendis yeniden tam 1 yıl mühendislik dersleri, temel yöneti m dersler i oku r v e b u eksikliklerin i gideri r v e yüksek mühendisli k titrin i
almış olur. Yüksek mühendis daha ziyade araştırma, konstrüksiyon ve üst yönetimde, planlamanın, belirli kalemlerinde çalışacak olan elemandır. Belirli bir konuyu derinlemesine öğrenme k istiyors a o zama n d a doktorasın ı yapar . Hal k zate n bun u
uygulamıştır. Adam, ayakkabı doktoru diye tabela asmış. Ben bu işi biliyorum diyor ,
en iyi bilen e doktor u diyorlar, bizd e de o zaman b u şekilde olabilir . Yani yüksek lisans v e doktoranı n b u şekilde bi r felsefesi olmas ı lazım.
Yüksek lisans ve doktorayı yürütecek olan öğretim üyesidir. O konuda bu öğretim üyesini n ihtisas sahibi olması lazım. Türkiye'de üç ü mühendislik,bir tanes i tekstil eğitim i ola n dört tekstil bölümünd e d e yüksek lisan s açılmıştır. Bunları n topla m
bir tane profesörü ve üç tane de doçenti vardır. Eğitim Fakültesinin görevi öğretmen
yetiştirmektir. O da tekstil konusund a doktor a yaptıracağım diy e yüksek lisan s açmıştır. Bi r tane bile tekstilci doçenti , profesörü olmaya n bi r kuruluş gelişigüze l bir kaç tan e der s aldırtıyor , çünk ü mesle k ders i aldıramıyor , oradak i hocala r n e der s
açarlarsa sen şunları alıver diyorlar . Onda n sonra meslekten olmaya n biris i yaptır mış olma k içi n bi r te z yaptırıp , onda n sonr a tekstil yükse k mühendis i doktor u titr i
vermesi kanımc a b u müesseseleri n ciddiyetin e bira z gölg e düşürmektedir .
Gül Aksoy hanım eğitimin önemini belirttiler, eksik olmasınlar. Yalnız tekstil alanında değil, bütün konulard a herşeyi n başı ve temeli, eğitim ve araştırmadır. İy i bir
eğitim ve araştırma olmadan sağlıklı bir sanayi veya sağlıklı bir sistem kurmak mümkün değildir am a binaların temelinde olduğu gibi eğitim ve araştırmadaki eksiklikle r
de kendini heme n belli etmiyor ve direkt olarak da görmüyoruz. Zamanla bina yükseldikçe veya istediğimiz gibi yükselmedikçe, sözkonusu sanayi dalı geliştikçe veya istediğimiz gibi gelişemedikçe , problemle r ortay a çıktıkça , o zama n eğitimdeki ,
araştırmadaki eksikliğin önemi anlaşılmaya başlıyor. Türkiye'de de aynı durum vardır. Tekstil sanayi i ve konfeksiyon sanayii , eğitimindeki eksikliğ i hissetmey e başla mışlardır. Çünk ü gelişm e safhasındadırlar , belirl i bi r yere gelmişlerdir, dah a ileriy e
gitmek için iyi eğitilmiş elemana ihtiyaçları vardır ve kendi koşullarımıza uygun araştırmalara ihtiyaç vardır. O nedenle bana bunları tekrarlama fırsatı verdiler, teşekkür
ederim. Vasıfsız işç i alınırken eğe r yur t dışında n alına n eğiti m programlar ı uygula nırsa onda işçinin seçimi il e ilgili testler d e var. Belirli şeyler belirtiyor . Meselâ , ring
iplikte çalışan , makined e çalışa n hanımları n boylarını n belirl i bi r metrede n yükse k
olması gerekiyor. İsmin i vermiyeyim Edirne'dek i bi r işletmemiz, k i bu işleri ciddi tutan bi r işletmemizdir . İşç i değişiminden ço k şikayetçi. Ne yaparsak yapalım, alıyoruz yetiştiriyoruz diyor, yaz mevsimi geldi rfii tarlaya kaçıyor, kışın yine geliyor. Bizden
gideni bir daha almayız diyerek bunları bir, iki sene almadık. Ancak başkasın ı bulamadığımızdan bunları tekrar aldık dediler. Çerkezköy'deki firmalar İse, Otobüs çıka-
riyoruz, onüç , ondör t yaşındak i kızlar ı çevrede n toplayı p getiriyoru z diyorlar . Yo k
çünkü orad a elema n yok . Onu n yanınd a d a İstanbul'd a bolluğ u olabilir .
Ergun bşy, Fashion Designer olmuş ama bu kumaşla, bu iplikle neye yarar şeklinde anlıyabilir miyiz sorunuzu. Ben o zaman Atilla beyin söylediği bir noktayı hatırlatacağım. Geni ş düşünceli olmamı z lazım . Eğer bi z konfeksiyonun , katm a değer i
yüksek, istihdam bakımından tekstilin diğer dallarına nazaran avantajlı bir sanayi dalı
olduğuna inanıyorsak, konfeksiyonumuza ithala t kapısını açık bırakacağız. İstiyorsa
kumaşını, ipliğin i dışarıda n getirsin , yapsın, satsın, yine bi r değe r girecektir . Yin e
de çıkan girenden fazl a olacaktır v e göreceksiniz yur t içindek i serbes t rekabe t nedeniyle, kumaşın, ipliğin şikayet ettiğiniz kalitesi de düzelecektir. Teşekkür ederim."
BAŞKAN—"Ben teşekkü r ederi m sayı n Tarakçıoğlu . Buyuru n Sayı n Gündoğan ,
Şerafettin GÜNDOĞAN—"Teşekkü r ederi m sayı n Başkan . Yanlış anlamadıysa m
sayın Tarakçıoğlu Konfeksiyo n Mühendisliği konusunda sanayiden talep gelirse gibi bir söz sarfettiler. Ş u anda Türkiye iplik, dokuma, bez ve mamul bez üretimi neticede sıkışmı ş durumd a yan i ihraca t itibariyl e dahi l tüketi m itibariyl e konfeksiyon a
gitmek ve katma değer artırımını sağlamak zorunda. Konfeksiyonculardan talep yahut da sanayi talebi düşüncesfni ben pek anlayamadım. Şu anda Türkiye için bunun
gerekçesi var . O halde konfeksiyon sanayii il e ilgil i mühendis i mutlak a yetiştirme k
zorundayız. Be n b u noktay ı belirtme k içi n b u cümleyi geçmi ş oldum . Sayı n Ergu n
Özgören için söyliyeceğim şu. Hepimiz biliyoruz şu anda Türkiye'de 600 Bin ton civarında pamuk üretiliyor. Hep hayal kuruyoruz, gerçekleşecek. Hara n ovası projesi
var. Orad a da en az 200 bin ton civannda pamu k üreteceğiz . E n az diyorum. 80 0
bin ton pamuk , bunu n 700 bin tonu üreti m olacak. Bugü n 350 bin ton ipli k üretiyo ruz. 8 0 bi n tonun u satıyoruz , ger i kala n 27 0 bi n to n ipliğ i tüketimd e kullanıyoruz .
Yani başka bir deyimle hepsini tüketimde kullandığımı z takdirde bugü n 60 bin olan
dokuma tezgah kapasitemizin 12 0 bin olması işten değildir. Testil makinalan sanayii Türkiye'de kurulmalıdır . Çünk ü bugün gerek ipli k makinalan , gerek dokuma tezgahları özellikleTürkiye'de ortalama20yaşının üzerindedir . Yeni modernizasyonla r
ve yeni makinaları n parklarımız a katılmasıyla bu yaş henüz düşürülmüş değildir . O
halde bu yaşı mutlaka 5 yaşa, 10 yaşa indirmek zorundayız. Bunun için de Türkiye'de tekstil makinala n sanayini kurma k zorundayız. Tekstil makinala n sanayii bugü n
Türkiye'de ço k büyük bir sanayi, zor bir sanayi değil. Çünkü Türkiye bugü n teksti l
makinalan yapan sanayii kurmuştur. Şu anda bir Taksan vardır, bunun yanirw^a devlet
kuruluşu olan bi r Makin a Kimy a vardır. Bejk i bunları özel sektörde de yapan kuru luşlar mevcuttur.B u kuruluşla r dışarıda gerçekten şöhret yapmış 3-4 dokuma tezgahı üreticisi, iki veya üçü geçmeyen ipli k makin a üreticis i il e gere k sermaye katkısı,
gerek kred i katılım ı nedeniyle bi r ortaklığa gitmek suretiyl e işbirliğ i yaptığı takdirde
Türkiye'de teksti l sanayi i kurulabilir .
Tekstil makinala n sanayii Türkiye'de kurulabilir , kurulmalıdır . Kurulduğ u taktirde bir senede üretim e kat^ı sağlayabileceği inancındayım . Belki bu daha da kısaltılabilir, b u bizi m heyecanımız a gayretimiz e bağlıdır . Beni m b u husust a
söyliyebileceğim budu.r . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—"Ben teşekkü r ederi m sayı n Gündoğan , değerl i konukla r İTO'nu n düzenlemiş olduğ u tekstil ve konfeksiyon seminerini n tekstille ilgil i olan birinc i gününün ikinc i oturumun u tamamlamı ş bulunuyoruz . Sayı n Alptekin, sayın Tarakçıoğl u
ve sayı n Gündoğan' ı ilgiyl e izledik . İlgin ç tebliğle r sundular . Kendilerinde n büyü k
ölçüde yararlandık , istifad e ettik .
İnanıyorum ki ileri sürdükleri düşünceler en kısa zamanda gerçekleşmelidir. Çünkü tekstil sanayi i gerçekte n Türkiy e içi n hayat i öneme hai z bi r endüstr i dal ı halin e
gelmiştir. Ço k kıs a sürede büyümüştü r am a bun u ulağ a ittif a etmeme k lazım . Her
büyüyen şe y gibi sorunlar ı da büyümüştür. Büyümeni n sevinc i yanınd a sorunları n
çözümüne de aynı ölçüde eğilme zorunluluğu vardır. Zaten sayın tebliğ sahipleri de
bunları gayet açık bir şekilde dile getirdiler. Bu istifadelerimizi ve yararlanmalarımızı
tamamlamak üzer e üçüncü oturumda birarada olmak üzere, sayın tebliğ sahiplerini
huzurlarınızda kutlar, kendilerine teşekkür eder, hepinize iyi günler dilerim efendim."
IIL OTURU M
Başkan - Prof , Dr . Öme r Faru k BATIRE L
(M.Ü. Öğretim Üyesi )
6. Tebliğ : "Konfeksiyo n Sanayiini n Yapısı , Kapasites i v e Sorunları "
(Hazet Holdin g A.Ş . Sanayi i Koordinatörü )
7. Tebli ğ "Konfeksiyo n Sanayiind e İstihdam İmkânları , Fiyat ve Kalite Sorunları"
Tahir GÜRSO Y
(Mithat Giyi m Sanay i v e Ticaret A.Ş . Gene l Koordinatörü )
8. Tebliğ: "Dünya Konfeksiyon ve Hazır Giyim Piyasası Hakkında Genel Bilgi, Türkiiye Piyasasınd a Konfeksiyo n Gelişm e Trendi "
Selahattin AKDOĞA N
(Türkiye Giyi m Sanayiciler i Derneğ i Yöneti m Kurul u Üyesi )
(* Sayı n Turgut Özdeş'i n semine r gün ü yurtdışınd a olmas ı sebebiyle, sö z konus u
tebliği Haze t Holdin g A.Ş . Gene l Müdür ü Dr . Sad i Göğdü n sunmuştur. )
.AŞKAN—*'Konfeksiyon Sanayiini n sorunlannın tartışılacağı üçünc ü oturumu açı yorum. Üçünc ü oturumd a birinc i konuşmac ı olarak Hazre t Holdin g Anonim Şirket i
Genel Müdür ü Dr . Sad i Göğdün Konfeksiyo n Sanayiini n Yapısı , Kapasitesi ve Sorunları konusund a konuşacaklardır .
İkinci konuşmac ı olarak Mitha t Giyi m Sanay i v e Ticaret Anoni m Şirket i Gene l
Koordinatörü Sayı n Tahir Gürsoy , Konfeksiyo n Sanayiind e İstihda m İmkanlan , Fiyat v e Kalit e Sorunlar ı hakkınd a bi r görü ş bildirecektir . Üçünc ü konuşmac ı olara k
da Türkiye Giyim Sanayiciler Derneğ i Yönetim Kurulu Üyesi sayın Selahattin Akdoğan, Düny a Konfeksiyo n v e Hazı r Giyi m Piyasas ı hakkınd a gene l bilg i verecek v e
bu kompleksin gelişm e trendini ortaya koyacakdır. Ü ç konuşmacıyı da kürsüye davet ediyorum. Sırasıyla kendilerinden görüşlerini alalım. Efendim evvela sayın tebliğ
sahiplerinin tebliğlerin i dinleyeceğiz , onda n sonr a d a sorular ı alacağı z v e sorular ı
sayın bildiri sahipleri cevaplandıracaklardır. İl k olarak Hazret Holding Anonim Şirketi Gene l Müdür ü Dr . Sad i Göğdün ü Konfeksiyo n Sanayiini n Yapısı , Kapasitesi v e
Sorunlan konul u konuşmas ı içi n dave t ediyorum .
Dr. Sad i GÖĞDÜN—"Muhtere m dinleyiciler . Evvel a esas tebliğ i hazırlaya n v e şu
anda d a tehiri kabi l olmaya n bi r i ş seyahati nedeniyl e yur t dışınd a buluna n sayı n
Turqut Özde ş namın a müsaadenizl e be n sunacağım .
VI. TEBLİ Ğ
KONFEKSİYON SANAYİİNİ N YAPISI , KAPASİTES İ V E SORUNLAR I
Turgut ÖZDE Ş
Konfeksiyon son 7-8 yıldır, adından "Hazır Giyim Sanayii" olarak bahsettirece k
bir aşamaya girmiş, iç ve dış pazarlarda en flaş sektör olarak dikkatleri üzerine toplamıştır.Dolayısı ile istihdam ve katma değer yaratabilme niteliği ile diğer sanayi dalları kadar öneml i bir yeri olduğunu kanıtlamıştır . Ülkemizde , hazı r giyim üretim i il e
uğraşan firma sayısı kesin olarak saptanamamakla beraber, bu işletmelerin çok büyük miktarın ı pamukl u giyi m eşyas ı üretenlerin oluşturduğ u v e bunları n % 80'ini n
İstanbul ve çevresinde yoğunlaştığı geriye kalanların ise, İzmir, Bursa, Eskişehir ve
Adana yörelerine kümelendiği görülmektedir. Ülkemizd e pamuk üretimi ve pamuğa
dayalı tekstil endüstrisi hayli gelişmiş bulunduğundan, bu durum pamuklu giyim eşyası üretim i içi n elverişl i bi r teme l oluşturmuştur .
Tekstilimiz geniş anlamd a pamuğu n ve yünlünün yanınd a suni ve sentetik elyaf işleyen,eld e edilen ipliği dokuma ve örme olarak hazı r giyime sunan bir yapıdadır. Anca k pamukl u oran ı yüksektir .
Büyük bir gelişme kaydeden hazır giyim sanayiimizin ülkemizde genel görünümü ş u şekild e sıralanmaktadır :
— Entegrasyon u tama m ola n teksti l fabrikaların a ai t üniteler ,
— Sadece örme kapasitesi olup terbiyede (boya, baskı, apre) dışa bağımlı olan
üniteler,
— Münhasıra n hazı r giys i ürete n büyü k v e orta çapl ı üniteler ,
— Da r bi r makin a park ı il e çalışa n küçü k üniteler ,
— Parça başı çalışan fason atölyeleri. Son derece gayrimütecanis bir görünümde
olan bu sanayi, aşağıdan yukarıya büyük maliyet farklılıkları gösteren ve disiplin altına alınamamış bir görünüm arzetmektedir. Bütü n bu dezavantajlara rağmen, gerek
iç gereks e dı ş piyasad a e n büyü k gelişi m de , yukarıd a açıkladığı m gibi , yin e b u
daldadır.
Hazır giyim sanayiinde kapasite kesin bir şekilde saptanamamış olmakla beraber, örmeden mamul giysi kapasitesinin yaklaşık 100 Milyon Adet/yıl olduğu, bunun
75—80 Milyon Adet/yıl bölümünün T . shirt, iç çamaşın, gecelik, pijama ve penye iplikten çeşitli üst giyim eşyalarının, geri kalan 20-25 Milyon Adet/yıl'lık bölümünü ise,
yünlü ve kanşımlı örme gurubunda kazak, sueter, hırka gibi üst giyim eşyasının oluşturduğu görülmektedir .
Dokumadan hazır giyim eşyası üreten firmaların toplam kapasitesi ise 350/400
Milyon Ade t /yıl civarında olup, sırasıyla gömlek ve pantalon bu gurupta en yüksek
payı almaktadır .
Bu sanayi dalındaki mevcut kapasitenin önemli bir bölümünün 1975-7 6 yıllanndan itibare n oluştuğ u 80'l i yılları n başın a kada r arta n bi r trend içind e geliştiği , b u
tarihten sonra ise, gerek iç talepteki azalma ve gerekse dış talepteki kotaların etkisi
ile duraklama dönemine girdiği, son yıllarda ise daha çok dar boğaz giderici ve maliyet düşürücü yatırımlara yöneldiği bir gerçektir. Kapasit e kullanım oranlan, örme gurubunda % 70-8Ö , dokumadan hazı r giyi m gurubund a ise , % 50-6 0 civarındadır .
İhraç olanaklan yüksek olan pamuklu mamul üreticisi kuruluşlar il e dış firmalar
için fason üretimind e buluna n kuruluşları n kapasit e kullanı m oranlan genel ortalamanın bir havl i üzerindedir. Kapasit e kullanım oranlannın örmeden mamu l giysiler-
de dokumada n olanlar a nispete n yükse k düzeyd e seyretmesini n teme l nedeni ,
özellikle pamukl u örme giysilere yönelik ihraca t talebinin fazlalığıdır. İşgüc ü yoğun
bir dal olan hazır giyim sanayii Türkiye'nin işsizlik sorununun çözümünde büyük katkıları olabilecek, özellikle kadın işgücünü üretime çekmeyi sağlayabilecek bi r sanayi dalıdır . B u branşı n diğe r bi r özelliğ i ise , oldukça yükse k düzeyd e katm a değe r
yaratmasıdır. Yapılan araştırmalara göre, giyim sanayiinde üretimin çeşitli aşamalarında yaratıla n değerle r şöyledir :
KATMA
KATMA
ÜRETİM
ÜRETİM
DEĞERİN
DEĞER
DEĞERİ
AŞAMASI
DAĞILIMI (% )
(ENDEKSİ)
100
Ham Pamu k
8.3
97
.197
Pamuk İpliğ i
12.2
143
340
Ham Be z
19.7
230
570
Mamul Be z
59.8
700
1270
Hazır Giyi m
TOPLAM
1.170
100
Görüldüğü gibi , ha m pamuktan hazı r giyime kada r uzana n üreti m aşamalannd a
yaratılan katm a değerin % 60'ı hazı r giyim aşamasında yaratılmaktadır. Demekk i dokuma veya örme hammadde ve yarı mamullerinin hazı r giyim haline gelmeden pazar lanması ekonomik olarak büyük bir değer kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle, daha
ilerde temsil edeceğimiz V . beş yıllık kalkınm a planınd a da ifade edildiği gibi , hedefimiz, pamuk , pamu k ipliğ i gib i hammadd e v e yar ı mamu l ihra ç etme k yerine , katm a
değeri dah a yüksek ola n mamu l maddeleri yani , hazı r giyi m sanayi ürünler i ihra ç etmek olmalıdır .
Yapısını ve kapasitesini tanımlamağa çalıştığımız konfeksiyo n sanayimizin, tekstil
sanayimiz ve çok yeni olan konfeksiyon yardımcı malzemesi yan sanayiinden soyutlamamız mümkü n değildir. Sö z konusu sanayiinin sorunlannın üretim kada r pazarlam a
ve tanıtma yönlerinden de olduğu açıktır. Burada, geniş bir şekilde ele alacağımız ihracat konusuna geçmeden, tekstilimizin ve hazır giyim sanayii ile ilişkilerini olumlu ve olumsuz yönler i il e kısac a anali z etme k istiyorum .
Hazır giyimin ana girdisini teşkil eden tekstil sanayimiz, 1970'li yıllann başlanndan
itibaren i ç ve dış a açılm a potansiyel i paralelind e büyü k bi r yatırı m faaliyetin e girmiş ,
ancak b u hamled e dokum a ve örme kapasiteler i ipliğ e nispetl e ger i kalmıştır . Ayrıc a
terbiye ünitelerini n ayn ı boyutlarda büyüyememesi v e böylelikle sanayideki entegrasyon eksikliği hazır giyimi menfi olarak etkilemiştir. Bu dengesizlik son 5-6 senedir,tekstil. fabrikalannı n kalit e nosyonunda n uzak , arta n tale p karşısınd a devaml ı bi r fiya t
yükselmesi trendini benimsemiş, kapasite kullanımını optimize etmek yerine tamamen
ciro ve kararlılık hesaplann a dayanan bir politik a izlemelerine sebep olmuştur. Bugü n
hazır giyi m üreticisini n itha l ikames i so n derec e esnektir . Mevzuat a göre:
— Tüm girdisin i dışarıda n temin etme k kayd ı ile fason bazınd a çalışması;
— Gümrüksüz ithal yolu ile ana ve yardımcı maddesini yine dışandan temin ederek ihraç etme şansı mevcuttur. Tekstil sanayiinin öncelikle oluştuğu memleketimizde,
katma değer anlayışı öz tekstilimizin, hazır giyim ihracatında, kullanılmasını amaçlamaktadır, zira asıl olan iplik-hambez-mamul bez ve hazır giysi zincirinin son halkasının kat-
ma değerini n ekonomimiz e kazandınimasıdır . B u gerçeği n rakamsa l v e yüzd e
değerlendirilmesini biraz evvel açıkladık. Ancak, kapasite kullanım konusundaki açıklamalarda fason üretimindeki kapasite kullanımdaki yüksekliği amaca yönelik bir çalışma
içinde olmadığımız ı v e b u konudaki görüşlerimiz i doğrulamaktadır .
Diğer ve ehemmiyetli bir sorun ise, kolleksiyon hazırlamada karşılaşılan güçlüklerdir. B u sorun i ç ve dış pazardaki çalışmalarda ayne n geçerlidir. Hazı r giyimci, üretim
türüne göre ihtiyacı olan iplik veya kumaşı arar. Mevsimlik kolleksiyon yapacak, satıcılanna pazarlayacakları mal ı hazırlayacaktır. Bu , ancak, girdinintam v e zamanında temin edilebilmesine bağlıdır. Diğer yandan, kolleksiyonu lanse ettiğinde, fiatını da deklare
edecektir. Bun u da garantiye almalıdır . Ayrıca, lanse ettiği kolleksiyonu n an a ve yardımcı maddelerini mevsim boyunca repeteleri karşılamak üzere devamlı bulabilmelidir.
Bu tarif enternasyona l bi r pazarda geçerlidir. B u tariflere ne derece uyulduğ u ve gerçeklerin n e olduğu ortadadır. B u şartlar altında , hazır giyim sanayiinde istikrarl ı ve bilinçli bir gelişmeden söz edilemez. Bugün ulaşılan seviye için gösterilen ferdi gayretlerin
bundan böyl e kollekti f olmasıyla , anca k b u sanay i dal ı arzulanan seviyey e gelebilir .
Modayı ve gelişmey i so n derec e yakıne n takip ede n hazı r giyimcinin , hakikatte ,
bu işbirliğinden menfaat i olduğu kadar, tekstilciye de yön verecektir. Aslında yön verenin tekstilci olması gerekir, zira giysiden önce saptanan, öncelikle kumaş türleri ve renklerdir. Dünyad a mevsimli k teksti l fuarlannı n hazı r giyi m fuarlannda n evve l olmasını n
gayesi, öncelikle, lanse edilen kumaş türlerinin görülmesi ve hazır giyim kolleksiyonlannın oluşmasına imkân verebilmesidir. Görüldüğü gibi, birbiri ile son derece yakın ilgisi
olan b u ik i sanay i dalını n müştere k hareket i he r yönde n faydalıdır .
/ Hazı r giyim yan sanayimiz daha emekleme halindedir. Bu konuda fiat kadar standartlar ve kalite son derece önemlidir. Bir diğer konu da teknik eleman eksikliğidir. Model, kalıp konusunda şirketler eleman yetiştirecekleri yerde, birbirinden yüksek ücretlere
transfer yansın a girişmişlerdir. Bunu n şirketlere faydası olmadığı gibi, maliyet i arttıncı
ve randımanı düşürücü durumlara düşmektedirler. Buna köklü bir eğitim formülü ile yaklaşmak gerekmektedir .
Olumlu ve olumsuz yönleri ile hazır giyim sanayimiz bugünkü seviyesine gelmiştir.
Bundan sonrak i hedefle r hakkınd a V . Be ş Yıllık Kalkınma Planı (1984-89) şöyledir :
Üretim hedefler i (Milyo n TX. , 198 3 fiatlanyla )
1983 198
9 Öngörüle
n yıllı k
Sektör Gerçekleşe
n Hedef
i%
Büyüm e 1984-8 9
Dokuma 600.
Hazır Giyi m 254.
5 856.
3 515.
56
7 11.
.
1
Görüldüğü gibi , V . pla n dönemind e dokum a sektörünü n % 6 , hazı r giyimi n ise ,
% 11. 1 bir yıllık hızla büyüyeceği öngörülmüştür. Pla n hedeflerine genel olarak bakıldığında, dokuma ve giyimin tüm imalat sanayii üretimi içindeki payı, plan döneminde çok
az bi r artı ş kaydedecektir .
Ülkemizin hazı r giyim ihracatı 1970'li yıllann ikinci yansında başlamıştır. Atölye tipinden fabrikasyo n tipin e geçişle , ihracatı n başlamas ı aynı dönemlere rastlar .
1973 yılındaki petrol krizinden sonra, gelişmiş ülkeleri n hazı r giyim üreti m hacm i
daralırken, ithalatları artmıştır. Ancak, aynı ülkelerde giyim talebinin artış hızında da bir
yavaşlama olduğu gerçektir. Genel olarak, hazır giyimde gelişmiş ülkelerin payı azalırken, gelişmed e ola n ülkele r il e sosyalis t ülkeleri n pay ı artmıştır.
Azalma özellikle A.E.T. ülkelerinde daha da belirgindir. Diğe r bir etken de düşük
maliyetlere sahi p ülkeleri n gelişmi ş ülk e pazarlarınd a giriştikler i rekabettir .
Ülkemizin hazır giyim ihracatına başlaması ve süratle tırmanma devresi il e gelişmiş ülkelerin korumacılık ilkeleri n uygulamaya başlama sürecine girmelerinin aynı döneme rastlaması büyük şansızlıktır. Diğer yandan, ülkemiz ihracatının seneler itibariyle
yüzde olarak artış yüsekliği, mutlak rakamlann düşük olmasına rağmen, A.E.T.'nin kullandığı koz olmuştur. So n iki senede, aynı dezavantaj A.B.D. için de geçerlidir. Diğe r
bir deyişle , kısıtlamad a ölçünü n yüzd e olara k artış a bağlılığ ı ülkemiz i devaml ı olarak
kısıtlıyacaktır. Nitekim, 1980 yılından başlayarak hazır giyim ihracat hızı, toplam ihracat
artış hızından daha yüksek olmuş ve hazır giyim ihracatının toplam ihracat içerisindeki
payı artarak,1981 ve 82 yıllannda %8'e,1983'de is e %13'e yükselmiştir.Sanayi ihracat ı
içindeki payı ise, 1980 yılında % 1 5 iken, 1984 yılında %27'e çıkmıştır.Diğer bi r deyişle,
1979 yılında 84.251.000 $ değerindeki hazı r giyi m ihracatımı z yaklaşı k 6 kat artarak ,
579.220.000 $ , 1984'd e is e yaklaşık 1. 3 Milya r $' a ulaşmıştır . Pla n hedeflerin e gör e
1989 hedefi 1983'e göre % 17*li k yıllık artışla yaklaşık 2 Milyar $ tahmin edilmiştir. Genel olarak son iki yılki hazır giyim ihracatımızdak i A.E.T. payı yaklaşık % 80'leri n üze. rindedir .
1978 yılında başlayan kot a talep görüşmelerinde n 1982'y e kada r bi r netic e alınmadığı gibi, tatbikat da yapılmamıştır. Ancak 1982'de n itibaren topluluk tarafından tek
taraflı konulan kısıtlamalara rağmen ihracatımızın arttığı müşahade edilmiştir. Bu da kısıtlama kapsamın a alınmaya n türleri n ihracâtın a ağırlı k verilme k suret i il e aşılmıştır .
1982'den itibaren başlatılan kota deneyimleri 1985 yılında son derece rahatsız edici
olmuştur. Kapsam kategorilerinin gittikçe genişleme temayülü, hazır giyim ihracatımıza
mani olacağı gibi, topluluğun ihracatımız içindeki yüksek payı, üreticiyi bezdirici ve caydırıcı bir psikoloji k durum a sürüklemektedir . Bütü n b u dezavantajlara rağmen , topluluktan mallanmıza talep yüksektir. Bir taraftan hükümet diğer taraftan menfaat lobilerinin
bu duruma müdahale ile sağlam bir esasa getirilmesi, hazır giyim ihracatımızın istikbali
açısından son derece ehemmiyetlidir. 198 3 yılından itibaren başlatılan A.B.D. ihracatımız da ayn ı tehlikelerle karş ı karşıyadır .
Alternatif pazar olarak görülen Kuzey Afrika ve Arap memleketleri ancak spot alımlan
olan istikrarsı z pazarlardır , anca k iy i bi r potansiyeldir . Doğ u Blo k ise , üzerind e durulması gereken hizme t v e becer i isteye n pazarlardır .
Tekstil ve konfeksiyoncuların yeni yatırımlara yönelmemelerinde paza r endişelerini dikkate almamız lazım. Bugün kurulmuş kapasitelere bakıldığında, son iki yıldan bu
yana büyük bir yatırım arzusu olmadığı görülür. Ancak mevcut kapasitelerin sağını, solunu düzelterek, i ş yürütülmeğe uğraşılmaktadır . Dolayısıyla , pazarda güvence olmadıkça, sanayicinin büyü k bi r yatırıma gitmeyi düşünmes i mümkü n değildir . Ancak dış
yatınmcılarla birlikte hareke t etmek suretiyle, bir ölçüde yatırıma gidilebilir. B u yatınm
esnasında sadece imalatdeğil, pazarlamanın da birlikte yapılmasında büyük menfaatler vardır . Bugü n Türkiye'nin te k şansıd a budur . Dı ş ülkeleri gezdiğimi z zaman , konfeksiyon sanayiind e otomasyonunu n ço k ilerlediğini , yatırımların anorma l rakamlar a
ulaştığını görürüz. Oysa bizim ülkemizde ihracatın yanında bir de istihdam sorunumuz
var. Otomasyona geçmek, direkt olarak istihdamı azaltıcı bir fonksiyondur. B u nedenle
Türkiye otomasyon a geçmek yerine, istihdam yaratıcı bir fonksiyonla yatırım yapma k
zorundadır.
Konfeksiyon sanayii, dünyada tekstille olan diyalogu bir zamanlama, kendi pazarıyla olan diyalogu bir zamanlama ve dolayısıyla müşterisi il e olan ilişkis i bir zamanlama içinde gerçekleşir. Aşağı yukan belli bir takvim içinde çalışırlar. Dolayısıyla dünyadaki
takvim neyse, Türkiye'de de bu takvim geçerlidir. Hükümeti n sektörle ilgili alacağı kararlarda, bu takvimi gözardı etmemesi gerekir. Şu anda 1985'in ikinci yarısını bitirmek
üzereyiz.Ama sektörümüz 1986 kolleksiyonlannı hazırlayıp,siparişlerin i almıştır veya almağa başlamıştır. Enflasyonun yüksek olduğu Türkiye gibi ülkelerde, yalnız fiyat bakımından değil, zamanlama açısından da son derece elastiki olan ülkelerde, ihracata dönük
kararlar alınırken bağlantıların yapıldığı devrelerin etkilenmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir ki , ihracatçı güvenle fiyat verebilsin. Türkiye'de ihracatçıy a yapılacak desteklerin ya ihracatçıdan geri alınacak desteklerin aynı devre içinde, ihracatçının bilmesi
şarttır. Bu olmadığı takdirde geniş siparişlerin alınmasına karşılık, değişen kararların bir
araya gelmesiyle maliyetlerde meydana gelen şişkinlik, otomatikman sevkiyatları olumsuz
yönde etkilemektedir .
Hükümet muhakkak ki Türkiye'nin çok büyük potansiyeli olan Konfeksiyon Sanayii'nin desteklenmesi konusunda bir takım kararlar almağa hazır. Ancak bunlann dışarıda haksız rekabete yol açmaması ve eşit şartlarda üretim ve pazarlamasının yapılması
içinde son derece hassas davranıyor. Fakat bu hassasiyetin tespiti bu sektördeki kuruluşlarla hükümetin ortak değerlendirmesi sonucunda olmalıdır. ABD pazanndaki gelişmelerde hükümetin tutumu son derece olumludur.Ancak şun u da belirtmek gerekir ki,
ABD'deki oluml u gelişmeler , Tür k Hükümet i il e Türk Konfeksiyonculan'nı n müştere k
çalışmalan sonucunda elde edilmişlerdir. Bu örneğin göz ardı edilmeyerek, tüm sorunların hükümet sektör işbirliği ile, çözümlenmesini istiyoruz. Çünkü ülke bizi m ülkemiz.
Sanayi bizi m sanayimiz, ihracat bizi m ihracatımız . Konfeksiyoncular Derneğ i ile Hazine ve Dış Ticaret'in son derece aktif çalışması sonucunda, işin hukuki yönünde olmasıyla birlikt e devletleraras ı münasebettek i GAT T anlaşmasın a so n derec e iy i bi r
yaklaşımla va cesaretle imza atılmış ve arkasından da ABD ile ikili ilişkileri son derece
iyi bir platforma oturtan anlaşma yapılmıştır. Tabii bu anlaşmaya imza-atarken de, uzun
vadede onlann fark giderici vergiyi kaldırmalanna karşılık, bizde onlara göre haksız rekabete yol açan teşvikleri kaldıracağımızı taahhüt etmiş oluyoruz. Uluslararası bir ticaret yapmak için, uluslararası ticaretin esaslannı iyi bilip, bu esasları tatbik etmek gerekir.
Bu, pazann içinde olmak demektir, pazarın içinde olmakta, oradaki irtibatı temin edebilecek he r türlü organizasyonu kurma k demektir . B u devletin ticari ateşelikler i il e sağlanmakta. Ayrıca Türkiye'de sanayi kuruluşlannın, hatta birliklerin ve derneklerin, hassas
bölgelerde mutlak a temsilciliklerinin olmas ı lazımdır .
İhracatın ön finansmanında düne kadar birtakım ucuz krediler söz konusu idi. Ancak bugün ihracatçı prefinansman yada döviz kredisi yerine, dış kaynaklara veya bankaların kaynaklanndan temin ettikleri kredilere yönelmişlerdir. Bu da çok sıhhatli olmuştur.
Çünkü böyle bir kredi mekanizmasında bir takım yanlış anlamlar ve tatbikler söz konusu oluyordu ve bu da hükümeti lüzumsuz kaynak yaratma ve enflasyonun körüklenmesi konusund a rahatsı z ediyordu . Ben , b u tatbikatı n so n derec e sıhhatl i olduğun a
inanıyorum.
Türkiye'de istikbal i olan şirketler, üreti m şirketleridir. Çünk ü üretim şirketleri, otomatikman pazar a giriyor . Temeld e ola y üretimdir .
Bu üretimi dolduracak pazarlama olmadığı sürece, olay yürümeyecektir. Bi r üretici, mutlak a bir pazar a hitap ederek üreti m yapıyordur. O pazara üretimin kanaliz e et-
mesi için belli bir ekip kurması gerekir. Üretici bu noktada, ister bu ekibi kurar, isterse
büyük pazarlam a şirketlerin e gider , b u kend i bileceği iştir . B u nedenle , büyük-küçü k
ayınmı diye bir ayınmı ben kabul etmiyorum. Artık Türkiye, dış dünyayı tanıdığı gibi, dışardaki ithalatçı da Türkiye'yi tanıyor. Alıcı Türkiye'ye geldiği zaman, büyük firmayı da
bulabiliyor, küçük firmayı da bulabiliyor. Türkiye'de alış veriş yapan, büyük ithalatçı firmalar, ihtiyaç duyduklarında Türkiye'ye bürolar kurmaktalar. Türkiye hakkında çok ciddi araştırmala r yapıyorlar . Bun u yaparken küçüğ ü de , büyüğüd e araştırıyorlar .
Türkiye'de küçük-büyü k kavgasıyla , konfeksiyo n sanay i hi ç bi r yer e varamaz.
Amacımız küçükleri n yetiştirilmes i olmalıdır . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—"Teşekkür ederi z sayı n Göğdün. Efendim ikinc i konuşmac ı olarak Mitha t
Giyim Sanayi v e Ticaret Anonim Şirketi Genel Koordinatörü Sayın Tahir Gürsoy'u Konfeksiyon Sanayiinde İstihdam İmkânlan,Fiyat ve Kalite Sorunlan konulu konuşması ıçın
davet ediyorum .
Vil, TEBLİĞ
KONFEKSİYON SANAYİİND E İSTİHDA M
İMKANLARI, FİYA T v e KALİT E SORUNLAR I
TAHİR GÜRSO Y
h GİRİ Ş
1- Konfeksiyo n v e Hazı r Giyi m Tanım ı v e Baz ı Olgula r
"Sayın konukla r be n sözlerime başlarken öteden beri yapılagelmekte olan bir
önemli yanlışa işaret etmek istiyorum. Bu yanlış Konfeksiyon ve Hazır Giyim kelimelerine verile n farkl ı anlamlarl a ilgilidir .
Konfeksiyon Latince kökenli bir kelime olup imalat sanayiinin hemen hemen bütün branşların ı kapsar. B u anlamda Konfeksiyon Sanayi i Hazı r Giyim Sanayii'nde n
daha geniş bir anlama sahiptir. B u anlamı ile söz gelimi ayakkabı imalatından, zarf
imalatına kadar, mendi l ve çoraptan çarşaf imalatın a kadar, herşey bir konfeksiyondur. Anca k Hazı r Giyi m dendiği zama n akl a sadece insanı n üstün e giydiği bi r şe y
anlaşılmalıdır. Deme k k i her Hazı r Giyim ürün ü bi r konfeksiyondur. Ancak he r kon feksiyon bi r Hazı r Giyi m ürün ü değildir . Hazı r Giyim i İ ç ve Dı ş Hazı r Giyi m olara k
ikiye ayırma k mümkündür . Be n konuşma m sırasınd a istihdaml a ilgil i bölümler i e n
geniş biçimd e konfeksiyon olara k incelerke n fiyat ve kalite sorunlarında daha ziyade Dı ş Hazı r Giyim e ağırlı k vereceğim .
Ben sözlerimi dah a ziyade bilimse l bi r yaklaşıml a değil , konuya, daha ziyad e
pratik bir yaklaşımla sürdürmek istiyorum. Dolayısı ile yapacağım konuşmada tecrübelerimin verdiği yaklaşım ağırlıkta olacaktır. Her şeyden önce şunu ifade etmek isterim k i bugü n Hazı r Giyi m Sanayiimiz , varmı ş olduğ u nokt a il e övünebilir . Uzu n
zamandan ber i bu sanayiinin içind e bir kişi olarak bugün ulaştığımız noktaya gelebileceğimizi be n dah i 198 0 öncesind e tahmi n etmiyordum .
Bu bakımdan bugün varmış olduğumuz nokta hepimiz için sevindirici fakat aynı
zamanda şaşırtıcıdır da . B u değerlendirmem i rakam a dökme k isterse k sadec e şu
iki olay biz e yeterli olacaktır. 198 4 sonu itibar ı ile tekstil ürünler i ihracatını n topla m
ihracat içindek i payı 1980'den bu yana % 11, 4 oranında artarak % 26 oranına yükselmiştir. 198 4 sonu itibarı ile 7.133.602.000.-$ olan toplam ihracatımızda, konfeksiyon il e birlikt e tü m teksti l ihracat ı 1.872.895. OOO.-TL.'sına çıkmıştı r ki , bunu n
1.000.000.000.-lira üzerindek i bi r rakam ı doğruda n konfeksiyo n sanayiin e aittir .
Türk Hazır Giyim Sanayii'ne bir göz attığımız zaman karşımıza aşağıda sayabileceğimiz baz ı ilgin ç olgula r çıkmaktadır :
1- Türk Hazır Giyim Sanayii aksesuar, malzem e ve teknoloji açısından dışa bağımlılıktan henü z ta m anlam ı il e kurtulamamıştır .
2- Hepimizin bildiğ i gib i eme k yoğu n bi r sektördür . B u nede n il e d e ustabaş ı
ve forme n sıkıntıs ı içindedir .
3- Ülkemizde Konfeksiyon ya da Hazır Giyim Sanayinin Girdileri arasında sadece işçili k ucuzdur . Bunu n dışınd a başta kuma ş olmak üzer e hi ç bi r girdinin Düny a
piyasalarından daha ucuz olmadığını görüyoruz. Bu demektir ki, ihracat hamlesi devamlı olsun isteniyor is e girdi temininde gerekli kolaylık yani ithal olanakları sağlanmalıdır.
4- Hazır Giyim Sanayii İhracat a en kolay dönebilen ve kendisine yapılan yatırı-
mı da en kısa sürede ihracat a dönüştürebilen bi r sektördür. B u bakımdan mutlak a
en yoğun teşvik araçları ile teşviki gerekmektedir. Yine bu bölümde şunu ifade edebiliriz ki , Hazır Giyim Sanayi i katmadeğe r yüksekliğ i neden i il e ülk e ekonomisind e
bizatihi bi r ihra ç potansiyel i oluşturmaktadır .
Geçmişe bi r gö z atarsa k 1970'l i yıllard a Devle t Teşvikleri il e sadece itha l ika mesi esasına dayanan Tekstil sektörü Konfeksiyon alt sektörü ile birlikte ikame stratejiterini çokta n aşara k sürekl i ihra ç stratejis i içind e bulunmuştur . B u nedenl e
inanıyoruz ki, sağlam bir organizasyon düzenli bir üretim ve Devlet Teşvikleri ile birlikte Hazır Giyim Sanayiimiz Ülk e ekonomisi için itici bir sektör olma özelliğini koruyacaktır.
2- Hazı r Giyi m Sanayi i İçi n Yurt İç i ve Yur t Dışında n Baz ı Bilgile r
a- Düny a Hazı r Giyi m Üretimi :
Dünya Hazı r Giyi m Üretimin e bi r gö z attığımı z zaman 197 3 petro l bunalımın dan sonra o güne dek giderek.tırmanan talebin azalarak artmaya devam ettiğini ancak üretim hacminin kesinlikle daraldığını görüyoruz. Nitekim bölgelere göre Dünya
Hazır Giyi m Üretimi'n i incelediğimizd e tü m AE T ülkelerind e gidere k azaldığın ı v e
özellikle 198 1 yılında 198 0 yılına göre sö z gelimi AET'd e % 7,5' a vara n düşmele r
görüyoruz. Duru m sadece gelişmekte olan ülkelerde üreti m artışı şeklinde karşımıza çıkmaktadır ki, Türkiye'de bu gelişmekte olan ülkelerin arasındadır. Japonya'd a
dahi 1980 ' den 198 1 yılına % 1 ile % 5, 5 arasında değişen bir azalma görülmektedir.
Bölgelere Gör e Düny a Hazı r Giyim * Üretimindek i Yıllı k Artı ş Hız ı
Birim: %
Bölgeler 1963-7
AET (1 0 ülke )
A.B.D.
Japonya
Gelişmekte ola n ülkele r
Doğu Blok u
DÜNYA
(*) Der i eşy a v e ayakkab ı dahil .
3 1973-8 1 197 9 198 0 198 1
-7.5
-4.5
5.0
-1.5
1.5
-5.5
-5.0
0
0.5
2.5
-1.0
-5.5
-2.0
-2.5
7.5
1.5
2.5
5.5
—
—
3.5
4.0
4.5
5.0
7.0
—
-0.5
2.5
1.5
4.0
Kaynak: Uluslararası Endüstr i v e Ticare t Bankası , Hazır Giyi m Endüstrisi ,
İstanbul, Oca k 1984 .
b- Türkiy e Hazı r Giyi m Üretim i
Ülkemizin Hazı r Giyim Kapasitesi 1982 Yılı için Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yaklaşık 350.000.00 0 ade t tahmin edilmiştir . Anca k b u rakam a he r türlü giyim eşyasını n girmekt e olduğun u ifad e etme k isterim . Ayrıca fiile n va r sayıla n b u
kapasitenin n e kadarlı k bi r kısmını n gerçekleştirildiğ i bilinmemektedir . Anca k yin e
Devlet Planlama Teşkilatı'nın rakamlanna göre Hazır Giyim Sanayiinde kapasite kullanım oran ı % 5 0 civarında tahmi n edilmiştir .
Gelişmekte olan ülkelerde giderek yoğunluk kazanan ihracat çalışmaları ve dolayısı ile üretim faaliyeti başt a AET ülkeler i olmak üzer e tüm gelişmekte ola n ülke -
lerde sürekli olarak geriye gitmektedir. B u ülkelerin Dış Ticaretlerine giyim açısından
baktığımız zaman esasen sürekli olarak bu ülkelerin yıllı k giyim ithal ve ihraç rakamlannın itha l lehine gerilediğini ve bu ülkelerde giyim Dış Ticaret Dengesini n sürekl i
açık verdiğin i görüyoruz . İlgin ç bi r diğe r özellikt e dah a önc e ifad e edilmi ş olduğ u
gibi söz gelimi Almanya'da 198 1 Yılında Hazır Giyim Giderleri'nin % 4.5 , talya'd a
% 5.5 , Fransa'da % 2.5 civarında azalmış olmasıdır. Bü rakamlar aile bütçesi itiban
iledir. Zikredilmes i gereke n diğer bi r olay da Düny a Petrol bunalımında n b u tarafa
Hazır Giyim teknolojisinde çok büyük aşamalar yapıldığıdır. O kadar ki bu aşamalar
sonuçta gelişmekte olan ihracatçı ülkeleri de etkilemiş ve kalite saiki ile yeni yatırımlara yöneltmiştir. Denilebili r k i bu sebepten dolayı oldukça önemli bir miktar ihraca t
artışı elbette gelişmekte olan ülkeler lehin e meydana gelmiş ve bu sebepten dolayı
da yine gelişmi ş ülkele r başt a Amerika ve AET ülkeler i olmak üzer e korumac ı önlemlere ba ş vurmak zorund a kalmışlardır . Diğe r bi r paragraf a geçmede n şun u d a
zikretmekte yara r vardı r k i ülkemizi n ihraca t açısında n pamuklu , yünlü, ve kanşı k
elyaflardaki şansı eşit değildir. Özellikle pamuklu Hazır Giyim Üretim şansı ve ihracat şans ı diğerlerinde n ço k dah a fazladır .
o- Düny a Erke k v e Kadı n Giyi m Eşyas ı İthalât ı '
Dünya Hazır Giyim Eşyası İthalatına bir göz attığımız zaman Dünya ekonomilerinin bu konuda oldukça farklı bir görünüm arzettiğine şahit oluyoruz. Söz gelimi Federal Almanya ile Amerika Birleşik Devletleri'nin 1982 itibarı ile Hazır Giyim ithalatında
birbirlerine oldukça yaklaşmış olduklannı ve tek başlarına Dünya Hazır Giyim İthalatında özellikle Erkek Hazır Giyim'inde birlikte % 33'e varan bir paya sahip olduklarını görüyoruz. Kadı n Hazı r Giyi m eşyasın a baktığımızd a is e yin e Federa l Almany a
ve Amerika Birleşi k Devletleri'ni n b u kezde % 44' ü aşa n bi r pay a sahip olduğun u
görüyoruz.
Dünya Piyas a Ekonomilerini n Erke k
. Hazı r Giyi m îtiıaiat ı
Birim: 1.00 0 $
Dünya % s i
Ülkeler 197
9 198
0 198
1 198
2 (1982
)
Toplam 6.665.81
3 7.394.31
5 6.631.51
5 7.275.12
4 100.
0
F. Almany a 1.272.98
9 1.399.24
4 1.163.15
7 1.132.75
1 15.
6
A.B.D. 882.18
8 979.42
4 1.125.56
5 1.259.94
7 17.
3
İngiltere 667.79
9 752.42
7 702.32
2 599.83
6 8.
2
Hollanda 652.12
0 684.46
2 536.49
9 509.70
5 7.
0
Fransa 464.37
2 560.29
5 590.73
2 541.56
6 7.
4
Belçika-lüks. 396.16
3 448.84
6 459,38
5 361.95
6 5.
0
Japonya 332.06
5 309.63
6 378.67
7 336.54
6 3.
2
S. Arabista n 213.01
2 281.02
9 334.85
1 334.77
2 4.
8
isveç 241.07
8 279.39
3 217.08
3 195.52
6 2.
7
isviçre 205.59
6 236.14
5 211.50
3 214,28
7 2.
9
Kaynak: Unite d Nations , Yearboo k o f Internationa l Trad e Statistic s Volum e II .
Trade b y Commodity , Ne w York , 1982 .
Dürıya Piyas a Ekonomileriııi û Kadı n
Hazır Giyi m İthalat ı
Birim: 1.00 0 $
Ülkeler
1979
1980
Toplam
8.136.716
8.905.097
F. Almany a
1.821.699
1.939.928
A.B.D.
1.686.766
1.948.340
Dünya % s i
1982
(1982)
9.176.046
9.792.368
100.0
1.762.099
1.709.414
16.9
2.628.761
2.782.425
27.5
1981 .
Hollanda
786.495
759.188
632.171
601.386
5.9
İngiltere
541.569
588.959
637.184
622.606
6.2
Belçika-Lüks.
451.405
491.305
425.765
393.979
3.9
Fransa
420.598
475.366
421.336
462.629
4.6
isviçre
341.700
354.030
346.998
393.363
3.9
isveç
309.291
342.568
312.744
334.198
3.3
Avusturya
243.443
266.078
227.311
263.696
2.6
Japonya
244.223
247.199
284.377
235.178
2.3
d- Türkiye'ni n Hazı r Giyi m Eşyas ı İhracat ı
Türkiye'nin Hazır Giyim Eşyası İhracatını tetkik ettiğimizde bölgeler itibarı ile farklılık olmakla beraber en büyük payın bilindiği gibi AET ülkelerine ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'n e ait olduğunu görüyoruz. Bu iki temel piyasayı daha sonra
İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Libya izlemektedir. Yine ilginç olarak ülke yurtiçi
üretiminde pamukl u ürünleri n yarısında n fazlasını n yurtdışına ihraç edilmesine rağmen pamuk polyester ve viskon polyesterlerde yurtiçi tüketimin ihracattan daha çok
olduğunu müşahad e ediyoruz .
fim İhracat ı
Ülkeler
61 0 1 10 ERKEK GİYİ M EŞYAS I (İPEK , SUN'İ , SENTETİK )
Batı Almany a
Avusturya
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Danimarka
Fransa
Hollanda
Irak
ingiltere
Kıbrıs
İrlanda
İsveç
isviçre
İtalya
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyet i
Norveç
Suudi Arabista n
Ürdün
Yemen Hal k Cumhuriyet i
Yunanistan
TOPLAM
61 0 1 20 ERKEK GİYİ M EŞYAS I (PAMUKTAN )
Batı Almanya
Avusturya
Abudabi
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Brunei
Bulgaristan
Danimarka
Dubai
Fransa
Gana
1982
1983
2.074.171
367.777
13.366
3.653
30.856
266.919
420.051
82.296
98.221
1.094.115
77.986
95.605
212.022
25.062
150.160
820.142
59.336
301.414
452.114
410
75.343
4.929
64.627
339
4.158.317
150.604
—
419.161
83.274
1.747
48.222
—
115.603
9.432
—
—
3.663.885
13.524.044
2.951.708
1.200
309.262
35.716
17.626.230
289.820
19.656
550.298
351.647
203.245
225.326
3.891
3.650.140
3.823
758.483
2.749.981
—
Birim: $
1984
5.927.569
1.851.987
122.110
141.082
4.973
79.471
80.093
1.383.948
368.199
2.025
31.991
55.849
455.738
1.366
1.902
—
—
582.742
9.463
—
—
11.100.508
54.571.375
19.755.604
11.254
1.697.838
6.253.862
331
7B.739
1.076.396
3.909
4.158.814
645
Hollanda
Irak
İngiltere
Kıbrıs
İran
İrlanda
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
Kanada
Katar
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyet i
Lübnan
Macaristan
Norveç
Polonya
S.S.C.B. (Rusya )
Suriye Arap Cumhuriyet i
Suudi Arabista n
Ürdün
Yunanistan
Asya'daki Diğe r Ülkele r
Afrika'daki Diğe r Ülkele r
TOPLAM
61 0 1 3 0 ERKE K GİYİ M EŞYAS I (YÜNDE N V E KILDAN )
Batı Almany a
Avusturya
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Danimarka
Fransa
Hollanda
jrak
İngiltere
jrlanda
İspanya
İsviçre
Kuveyt
Libya Ara p Cumhuriyet i
Lübnan
Macaristan
Suudi Arabista n
TOPLAM
61 0 1 9 0 ERKE K GİYİ M EŞYAS I (DİĞE R MADDELERDEN) '
Batı Almanya
Avusturya
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Danimarka
Dubai
Fransa
Hollanda
Hong-Kong
Irak
İngiltere
Kıbrıs
jrlanda
jsveç
İsviçre .
İtalya
Kanada
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyet i
Lübnan
Macaristan
Suudi Arabistan
Ürdün
TOPLAM
1.912.702
1.016.012
6.594.721
2.156.439
278.666
2.303.091
86
110.077
133.328
22.371
270.052
4.492.363
465.728
4.113
18.480
471.913
7.168.682
1.153.470
' 4.41 2
2.512
434.711
29.909
69.693
35.770
6.807
24.550
57.958
9.364
141.295.
10.109
494.463
39.562
• 73 4
669
1.580
36.634.979
36.928.880
286.796
212.071
220.801
131.303
224.138
87.920
600
378.917
155.575
6.326
682.371
5.419.441
4.027.511
7.145.428
23.853
1.300
319.206
29.449
1.039.239
4.613.316
2.264.818
• 103.52 3
4.014
79.431
26.017
51.231
2.404
400.058
37.508
1.827.868
9.100
3.249
99.544.
5.032
11.661
34.225
681.371
52.758
16.797
37
197.353
12.000
1.558.497
476.922
343.965
826.326
13.400
2.050.907
1.608.808
23.413
335
30.295
2.576
• 21.77 9
921
105.778
5.254
7.937
982 .
381.873
203
28.871
2.793.089
7.964.593
4.581.367
11.540
296.296
5.703
2.069
1.408
290.389
662.063
64.560
15.365
368.903
141.077
15.697
12.305
745
1.279.046
33.746
2.803.543
13.547
20.932
7.450
32.718
3.720
2.665.437
5.420
46.740
7.071.277
21.638
39.364
55.621
14.550.703
61 0 1 ERKEKLE R V E ERKE K ÇOCUKLA R İÇİ N GİYİ M EŞYAS I (TOPLAMI )
45.017.170
48.140.964
141.640.814
4.499.750
4.885.285
114.974
3.460
107.911
18.670
13.948
, 3.61 5
6.679
430.368
10.772
172.353
57.631
61 0 2 1 0 KADI N GİYİ M EŞYAS I (İPEK . SUN' İ SENTETİK )
Batı Almanya 1.647.84
Avustralya 4.51
Avusturya 111.09
Abudabi 3.59
Belçika-Lüksemburg 96.98
A.B.D. 3.69
Bulgaristan —
Danimarka 13.05
Dubai 9.42
7
7
2
6
8
2
8
2
12.223
970
Fransa
Güney Afrika Birliğ i
Hollanda
Irak
İngiltere
Kıbrıs
İrlanda
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
Kanada
Katar
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyet i
Lübnan
Mısır Arap Cumhuriyet i
Norveç
Suriye Ara p Cumhuriyet i
Suudi Arabistan
Ürdün
Yemen Hal k Cumhuriyet i
Yunanistan
TOPLAM
61 0 2 2 0 KADINLA R İÇİ N GİYİ M EŞYAS I (PÂ^/IUKTAN )
Batı Almanya
Doğu Almanya
Avustralya
Avusturya
Abudabi
Bahreyn
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Bulgaristan
Danimarka
Dubai
Ekvator
Finlandiya
Fransa
Cezayir
Gana
Güney Afrik a Birliğ i
Hollanda
Irak
İngiltere
ingiltere'nin Ame . Ülk .
Kıbrıs
İran
irlanda
ispanya
İsrail
İsveç
İsviçre
italya
Japonya
Kanada
Katar
Kuveyt
Kongo Demokrati k Cum .
Libya Arap Cumhuriyet i
Lübnan
Macaristan
Malezya
Mısır Arap Cumhuriyet i
Norveç
Polonya
S.S.C.B. (Rusya )
Suriye Ara p Cumhuriyet i
Suudi Arabista n
Ürdün
Yemen Ara p Cum.
Yemen Hal k Cumhuriyet i
Yunanistan
TOPLAM
61 0 2 3 0 KADINLA R İÇİ N GİYİM EŞYAS İ (YÜ N V E KİL)
Batı Almanya
Avusturya
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
Danimarka
Fransa
Güney Afrik a Birliğ i
197.429
76.590
272.205
77.653
281.681
1.386
350.642
327.541
932.160
.—
8.203
. ' _
—
—
—
—
76.878
39.317
4.776
—
88.215
130.254
—
—
—
—
198.752
6.561
—
—
3.067.045
100.780.347
—
2.550
1.384.600
10.042
86
4.334.912
328.780
15.810
1.603.926
9.528
—
—
—
—
17.280
2.448
22.902
_
—
3.000
173.774
74.992
9.000
3.729.693
6.138.942
45.106
3.238.870
252.415
—
—
—
—
—
—
907.221
28.330
2.414.321
17.907.823
2.004.483
4.900
183.407
12.810
448.799
10.002;042
451.773
1.066.711
128.751
—
_
—
1.410
143
1.517.004
12.620
t.871.800
132.369
—
2.040
2.227.157
191.192.562
32.626
—
•623.814
2.013
7.756
6.593
—
_
310.609.574
33-686
15.018
—
6.408
4.141.974
72.804
201.524.105
20.491
8.437
5.002.547
96.526
9.400
9.492
216.108
—
_
—
637
26.901.980
984
3.748.792
897.900
40.700.113
—
215.804
—
7.521.554
12,906
3.144.370
1.371.512
.31.796.821
45.659
2.188.369
13.874.087
1.925.747
44.981
118.896
—
576.453
. 10.920.52 9
1.718
5.712
9.660.350
—
—
—
_
16.939
231.985
149.349
7.477
102
172.861
4.150
11.048.756
5.124
—
111.963
456.953
4.114.903
605.509
19.996
50.092
8.021
—
13.580
86.127
21.159
—
550
3.278.071
250.860
30.000
5.390
274.851
303.435.215
242.126
1.481
11.852
27.254
53.357
55.318
868
4.679.300
198.602
136.458
6.592.377
23.814.881
122.089
4.158.778
116.287
11.360
5.080
9.298.237
_
306.744
14.310
11.804.109
9.669.689
20.576.762
2.053
203.717
1.590
1.658.308
284.933
6.694
3.040.333
34.355.423
3.025.343
5.325
636.633
34.914
274.851
3.618
3.173.761
61.358
21.750
21.750
_
147.987
12.687
290.000
34.928
6.666.234
442.988
10.320
—
232.365
456.776.702
1.703.170
34.465
114.045
92.274
14.006
125.855
Hollanda
Irak
İngiltere
Kıbrıs
İsveç
İtalya
Kanada
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyet i
Lübnan
Norveç
Suriye Ara p Cum.
Suudi Arabista n
Ürdün
TOPLAM
514.044
6.758
52.353
444.650
—
—
962
—
695
—
—.
—
—
—
10.643
19.524
2.457
—
6.223
—
1.840
56.414
_
726.280
—
—
—
188
17
1.980.552
33.536
2.740
884.111
297.453
2.494
711.900
225.920
13.518
2.074
1.116
84.975
10.991
1.594
36.460
86.135
23.240
—
61 0 2 90 KADINLAR İÇİ N GİYİM EŞYAS I (DİĞE R MADDELER )
Batı Almany a
Avusturya
Abudabi
Belçika-Lüksemburg
A.B.D.
danimarka
Dubai
Fransa
Hollanda
Hong-Kong
Irak
İngiltere
Kıbrıs
İrlanda
İsviçre
İtalya
Kanada
Katar
Kuveyt
Libya Arap Cumhuriyef i
Lübnan
Suriye Ara p Cumhuriyet i
Suudi Arabista n
Ürdün
TOPLAM
417.345
465.344
30.122
4.027
—
—
3.981.572
5.642.692
178.216
2.000
2.170.041
559.386
—
—
—
•—
—
82
19.886
319.228
34.439
440.863
8.570
4.869
163.232
2.110
4.098
15.792
—
4.936
4.380
1.254.392
223.677
33.558
191.672
11.231
—
—
—
—
—
—"
—
—
—
—
—
—
618.730
1.523
33.539
51.210
194.391
2.925
83.754
25.857
2.999.629
.:_
592.328
26.339
10.219.274
196.858.889
314.840.508
497.879.528
3.444
—
61 0 2 KADINLAR, KI Z VE BEBELER İÇİ N GİYİ M EŞYASINI N TOPLAM I1
33.603
1.500
e- Federa l Almanya'deki Hazır Giyim Fabrika ve Çalıştırılan İşçi Sayısı
Aşağıdaki! tablonun tetkikinden de anlaşılacağı gibi 1982-1983 yıllan arasında
Almanya'da Dış Erkek Giyimi ve Dış Kadın ve Çocuk Giyimi imal eden fabrikalann
sayısında % 5 ile % 6 arasında değişen bir azalma olurken bunlann istihdam hacimlerinde çok daha fazla bir düşüş meydana gelmiştir. Bu düşüş Erkek Dış Giyiminde 1983'de n 1982'e 11,9, Kadın Dış Giyiminde ise yine aynı yıllarda % 5,1'di .
Federal Almanya'dak i Hazı r Giyi m Fabrikalar ı v e Çalıştırıla n
İşçi Sayıs ı (Yıllı k ortalama )
Fabrika
Giyim Tür ü
1982 198
Erkek dı ş giyim i
371
353
1.434
1.349
Kadın v e çocu k dı ş giyim i
iş, spo r giyim , vs . "
" 29
3
297
7 28 281
1 —5.
Çalıştırılan İşç i
% Değişm e
1982 1 9 8 3
.
— 4. 9 43.31
7 38.17
3—
— 5. 9 103.54
— 5. 4 17.31
5 98.25
06 16.306
,. —
Değişme
11. 9
5.
1
5. 8
Kaynak: Economis t Intelligenc e Unit , Marketin g i n Europe , 2 5 8 , London , Ma y 1984 .
3- Hazı r Giyim Sanayiinin İhracattaki Payı ve Sektöre! Önemi
Sözlerime başlarken ve Hazır Giyim Sanayiinin önemini vurgularken ihracattan
aldığı payı ifade etmiştim. Aşağıda bu konu ile ilgili daha geniş bir tablo vardır. B u
tabloyu tetkik ettiğimizde Hazır Giyim ile birlikte tekstil sanayiimizin tüm sanayii mamulleri ihracatı arasında % 36'yı aşan bir paya sahip olduğunu görüyoruz ki, bu hissede AET Ülkeleri 973.614.000 $ ile % 38,3 oranında pay sahibidirler. AET'ye yapılan
tüm tekstil ve konfeksiyon ihracatının toplam tekstil ihracatı içindeki payı ise % 67'yi
bulmaktadır. İşt e bu neden ile kota ve diğer korumacılık önlemlerinin bizim ihracatımız açısından önemi fevkalade büyüktür. Yurt dışında buna paralel olarak moda eğilimleri arttığ ı v e kez a işç i ücretler i yükselmey e deva m ettiğ i sürec e Türkiye'ni n
ihracattaki en büyük şansı tekstil olacak ve Hazır Giyim sektörü de itici sektör olarak
önemini gidere k arttıracaktır . Yapılan araştırmala r dah a uzu n bir sür e yurt dışınd a
moda ağırlıklı esnek ve kıs a vadeli üreti m planlar ı ile çalışılması gerektiğini göster mektedir.
SON 5 YIL I KAPSAYA N TEKSTİ L V E GENE L
İHRACAT RAKAMLAR I
Değerler:
1000 dola r
Toplam
ihracat
Sanayi
ihracatı
Tekstil
ihracatı
1980
1981
1982
1983
1984
2.910.122
4.702.904
5.765.973
5.727.833
7.133.602
1.047 38 6
2.290.121
4.429.439
3.658.317
5.144.963
1.872.895
424.320
802.813
1.056.299
1.299.098
Tekstil
ürünlerinin
toplam ih racattaki pay ı
% 14. 6
o/o 17. 1
o/o 18: 4
o/o 22. 7
AET'ye teksti l
ihracatı
269.530
435.546
607.482
769.142
973.614
AET'nin
toplam ihraca t
İçindeki pay ı
o/o 42. 7
o/o 3 2
30. 6
o/o 35. 1
o/o 38. 3
0/0
o/o 26 -
4- Baz ı Sektöre l Özellikle r
Yukarıda kısac a ifade ettiğim gibi Hazı r Giyim Sanayiinin baz ı sektörel özellik leri vardır ki bu özellikler biraz sonra konuşmamın diğer bölümlerini teşkil edecektir.
1- Hazır Giyim Sanayi en kısa sürede en büyük çapta istihdam hacm i yaratabilecek bi r sektördür .
2- Hazır Giyim Sektörü fiyat ve fiyatlandırma politikas ı bakımından şu anda oldukça başıboş bir görüntü vermektedir ve bu açıdan sektörün disiplin altına girmesi
şarttır.
3- Hazır Giyim Sektöründe zaman zaman kalite sorunlan çok önemli boyutlar a
varmaktadır v e özellikle kıs a vadeli planlarla çalışma zorunluluğu kalit e sorununu n
artmasına nede n olmaktadır .
4- Başta astar olmak üzer e girdiler yeterli kalite olanağına sahip değildirler, b u
neden il e de girdi akışınd a ithalat a dönük baz ı kolaylıkların sağlanmas ı şartır k i bu
konuda 1980' e gör e çok daha iyi durumda olduğumuzu memnuniyetle ifade etmek
isterim.
5- Muvakka t kabu l yöntemi yan i faso n ihracat ı e n çok konfeksiyo n yan i Hazı r
Giyim Sanayiind e mevcuttur. Bilhass a serbest bölgeleri n gündemde olduğu bi r dönemde b u açıda n yaratılabilece k bi r e k istihdamda n vazgeçilemeyecektir .
6- Şu anda halen fabrika ve atölyeler arasında karmaşık bir görüntü vardır. Halen üretim birimi olarak atölyeler ekseriyettedir ve bu da standart bir üretim ve ihracat politikasın ı güçleştirmektedir .
7- Hayal i ihracatın gündemde olduğu bir dönemde bu tür İhracatın Hazır Giyim
Sektöründe özellikle başvurulan bir yöntem olması sektörü tehdit etmektedir. Ayrıca
bu tür ihracat yüzünden damping iddiaları ve kota uygulamalan ile karşı karşıya kalıyor olmamız sektörümüz açısından bir talihsizliktir. B u neden ile tescil olmasa bile
sektörümüzün ihraca t gayret ve faaliyetlerinin deneti m altında olmasında yarar görüyoruz. '
•
8- Ve nihayet Hazır Giyim Sektörümüzün en çok krediye layık bir sektör olduğuna inanıyoruz. Çünkü Hazı r Giyi m Sektör ü kendisin e verilen krediler i e n süratl i bi r
biçimde yurd a dövi z olara k tekra r ger i getirmi ş bi r sektördür .
5- 1985/198 6 -Kara r Yılları :
Giriş bölümüne son vermeden önce önümüzdeki yılların sektörümüz açısında n
fevkalade önemli olduğunu arz etmek isterim. Bunun birinci sebebi Türkiye'nin "Subsidy Code" anlaşmasına imza atmış olması nedeni ile artık Hazır Giyim Sektörü'n ü
rahatlıkla himaye edemiyeceğidir. İkincis i çok elyaflılar anlaşmasının bu yıl sona ermesi ve Cenevre'de yeni görüşmelerin başlamış olmasıdır. Ve nihayet üçüncüsü gelişmiş AE T ülkelerind e bi r yanda n işsizliği n öbü r tarafta n bask ı gruplarını n arta n
baskısı çerçevesinde korumacılı k eğilimlerini n giderek yaygınlaşmasıdır. Bun a dördüncü bir sebep olarak da AET komisyonunun Türk çıkışlı konfeksiyon mamullerin e
mevcut kategorilerin dışında yeni kategorileri ilave etme eğiliminde olmasıdır. Bun a
tamamen kategorik olarak şu yaklaşımı da ilave edebiliriz. Tüm Batı Ülkelerinde artık pamukl u giyi m eşyas ı talebinden dah a ciddi,dah a kalitel i ve özellikle dah a dokumlu kumaşlarda n yapıla n giyi m eşyasın a doğr u bi r talep kaymas ı vardır. B u d a
Türkiye'nin gelecekt e ihracat ve imalat potansiyelin i önemli ölçüde ve menfi yönde
etkileyebilir.
Hazır giyim sanayiinde, 1981 yılı itibariyle 37.252 kişi istihdam edilmektedir. Sektördeki toplam istihdamı n % 58.7's i dokumada n hazı r giyim sanayiinde , % 19,6's ı
örme eşya sanayiinde, % 21,7'si dokumadan hazı r eşya sanayiinde çalışmaktadır .
Çalışanlacrın % 87,6's ı işç i statüsündedir . İşçileri n öneml i bölüm ü düz işçi , küçü k
bir bölüm ü kalifiy e işçidir . İstihda m edile n işgücünü n öneml i bi r bölüm ü asgar i üc retle çalışmaktadır. İşgücünü n iş yeri değiştirme sürati çok yüksektir. Sigortasız çalışan çok sayıda işçi mevcuttur . Kalifiy e işç i temininde güçlük vardır .
II- İSTİHDA M v e İSTİHDA M İMKANLAR I
1- Giri ş ve Baz ı Rakamla r
Hazır Giyim Sanayiinin çok istihdam kullanan bir Sektör olduğunu biliyoruz. Bunu
yukarıda da açıklamıştık. Ancak bu konuda birkaç rakam vermekte yarar görüyoruz.
Bugün ağı r meta l sanayiind e yaklaşı k olara k bi r birimli k istihda m hacm i içi n
13.000.000.- T L Norma l diyebileceğimiz hafi f Meta l Sanayiinde is e yine bi r birimlik istihdam için 8.000.000.-ile 10.000.000.-T L arasındayatınmgerekirke n Sektörü müzde, seçilmiş üretim teknolojisi ve imalat türüne göre bir birimlik istihdamı 250.000
TL. il e 1.000.000.-TL arasınd a değişen bir yatırımla sağlam^^
ki Metal Sanayiine göre bir birimli k istihda m hacmi bizi m sektörümüzde 8 misli daha az bir yatırımla meydana getirilebilecektir. Eme k yoğun diğer sektörler e baktığımızda onlara göre dahi istihdam açısından sektörümüzün fevkalade avantajlı olduğu
gözükmektedir.
2- 5 i n c i 5 Yıllı k Plâ n Veriler i
Hazır giyim sanayiinde, 1981 yılı itibariyle 37.252 kişi istihdam edilmektedir. Sektördeki toplam istihdamı n % 58,7's i dokumadan hazı r giyim sanayiinde, % 19,6's ı
örme eşya sanayiinde, % 21,7's i dokumadan hazı r eşya sanayiinde çalışmaktadır .
Çalışanların % 87,6'sı işçi statüsündedir. İşçilerin önemli bölümü düz işçi, küçük bir
bölümü kalifiye işçidir. İstihda m edilen işgücünü n önemli bir bölümü asgari ücretl e
çalışmaktadır. İşgücünü n işyer i değiştirm e sürat i ço k yüksektir. Sigortası z çalışa n
çok sayıd a işç i mevcuttur . Kalifiy e işç i teminind e güçlü k vardır ,
TÜRKİYE'DE HÂZI R GİYİ M SANAYİİND E İSTİHDA M (1981 )
(Kişi)
işgücü
Dokumadan
Hazır Giyim
Örme
Eşya
Dokumadan
Hazır Eşya
Yüksek
TOPLAM
2.912
149
2.763
304
304
18.641
. 17.290
1.351
21.857
590
36
554
102
102
6.597
6.230
367
7.289
623
75
548
81
81
7.402
6.800
602
8.106
4.125
260
3.865
487
. 487
32.640
30.320
3.320
37.252-
Orta
İşçi
TOPLAM
Teknik
İdari
Teknik
Düz
Kaliteli
Eşya Alt Komisyonu Raporu (Yayınlanmamış).
3- Güneydoğ u Anadol u Projes i Açısında n Sektörümüzü n Önem i
Hükümetimizin b u yıl yürürlüğe koyduğ u ve geniş çapta teşvik vererek destek lediği Güneydoğu Anadolu Projesi açısındansektörümüzün önemi fevkalade yüksektir. B u bölgelerd e kıs a süred e üreti m faaliyetin e girebilece k v e istihda m hacm i
yaratabilecek heme n hemen tek olanak Hazır Giyim Sektörüdür. N e var ki bu bölgelerde Hazır Giyim Yatırımı için gerekli alt yapı özellikl e ulaşım ve telekomünikasyon
sorunları çözülmelidir. Bugü n % 8 5 oranında hatt a % 9 0 oranında İstanbul'd a kümelenmiş ola n Hazı r Giyim Sektör ü girdilerinin sağlanması açısından büyü k avantajlara sahip olduğu için bu bölgede toplanmıştır. Yerine göre 35 kalemi bulan muhtelif
girdilerini sağlıyamadığımız sürece standart bir üretim tipi dahi olsa Hazır Giyim Sektörünün güney Doğ u Anadolu'ya yerleşmesi çok güçtür, b u bakımdan b u bölgeler de de istihdam yaratıcı fonksiyonunu sağlıyabilmes i içi n girdi sağlıyan kuruluşları n
da b u bölgeler e intikalin i sağlama k gerekmektedir .
4- Elema n Sorun u (Eğiti m v e Görgü )
Hazır Giyim Sektörü açısından eleman sorunu artık yapısallaşmayı engelleye n
ihracatta kalite ile ilerlememizi olanaksızlaştıran çok önemli bir konu haline gelmiştir. Bugü n muhta ç olduğumu z elema n tip i fabrik a görgüsün e sahi p ustabaş ı vey a
formendir. Fabrik a görgüsü ifadesini kasten kullandım, çünkü atölye düzeninden fabrika tipi üretime atlıyan işçiler kesinlikle başarılı olamamaktadırlar. Bunu n en büyük
nedeni atölyelerin zaman ve zaman kavramı ile çalışmamalan ve gerekli iş, disiplin
düzenine sahi p olmamalırıdır . B u şekilde atöly e düzeninde n fabrik a düzenin e ge çen ustalar birtakım zararlı alışkanlıklannı da beraber getirmektedirler. Oysa her üretim mutlak a belirl i bir zaman dilimi içind e düşünülür. V e o zaman dilim i il e maliyet
hesapları yapılır. Zamanı gelince sabahlara kadar çalışan kimi zaman da işsiz kalan
düzensiz bir ortam netice itibarı ile gerekli randıman verecek bilinçli ve çalışkan ustabaşı teminini olanaksız hale getirmektedir. Elema n sorununu bir an için okullar yolu
ile çözdüğümüzü var saysak bile bu kimseleri pratik olarak eğitmek olanağından mahrumuz, bir başka deyim ile kendilerine fabrika görgüsü verme olanağına sahip değiliz. B u şekild e okulda n yetişece k ola n kimseleri n mutlak a bi r fabrik a görgüs ü il e
eğitimlerini tamamlamalan ve bunun için de Türkiye'de kıs a sürede bu eğitime yardımcı olacak fabrik a düzenini n kurulmas ı şarttır. Bugü n gazete ilanlar ı ve sair bili nen metodlar ile söz gelimi bir modelist ya da stilist bulmak ya da Hazır Giyim Sektörü
için bi r yönetici ya da pazarlama elemanı bulmak soru n değildir. Anca k randımaı;ı ı
sağlayacak,üretim artışını temin edecek disiplinli ve otorite sağlıyabilecek yetenekte
bir bant şefi bulmanız kesinlikle hayaldir. Bu böyle devam edip gittiği sürece de kaliteli bi r üretimi n e n temel varsayım ı olan kalifiy e persone l sorun u çözümlenemiye cek demektir. İlgin ç olan bir özellik de bu konuda bizlere yardımcı olmak için kurulan
Hazır Giyim Mesle k Lisesi'nin dahi halen bu zihniyetle yönetilmiyor oluşudur . B u lisede hale n verile n bilgileri n ço k büyü k bi r bölüm ü nazaridir . Ayrıca yin e Modelis t
ve Stilistliğe dönüktür. Niteki m öğrenci sayısına baktığınızda kız öğrencilerin ekseriyette olduğunu görüyorsunuz ki bu da olayın ne biçim yanlış anlaşıldığını göstermektedir. Bizi m aslınd a üretim i sağlıyaca k akor t vey a benzer i sistemler i bilecek , işç i
üzerinde otorite sağlıyacak he r bir adetlik birim artışının kâr ve döviz olduğunu bilecek akl ı başında çalışka n ustalar a ihtiyacımı z vardır . Tü m eğiti m düzenini n d e b u
yönde düzenlenmesi şarttır. Hiç kuşkusuz ki biz bu eksiği bizzat işveren olarak kendimiz gidermey e çalıştığımızd a ortaya büyü k bi r gecikm e v e vakit kayb ı çıkmaktadır.
5- Fabrik a v e Atöly e İkilem i
Türkiye'de bidayette n ber i gelenekse l olara k atöly e düzen i il e üreti m esastır .
Halkımızın psikolojik yapısı da atölye düzenine fevkalade müsaittir . Türkiye'de her kes kendi başına buyruk ve de bağlantısız olarak çalışmayı yeğlemektedir. Hi ç kuşkusuz ki sosyal yasaların bu konuda henüz yeterli olmayışının da bu eğilimde etkisi
çoktur. Bu mevcut görüntüye 1980'li yıllarda bir de fabrika düzeninin eklendiğini görüyoruz. Yapı itibarı ile tamamen farklı varsayımlara dayanan fabrika düzeni aslında
atölye düzen i il e baz ı noktalarda birbirini tamamlamakta baz ı noktalarda is e çelişmektedir. Atölye ve fabrika düzeninin birbirini tamamladığı saha çabuk ve esnek üretim gereksinmesidir . Bunu n yan ı sır a persone l sağlanmas ı eğiti m v e maliyetle r
açısından birbiriyle çelişen ve hatta sektörümüzün gelişmesin e destek değil köstek
olan bi r görüntüy e sahiptir.B u konuy a ilerd e fiya t v e kalite sorunlann a değinirke n
özellikle döneceğiz. Ancak istihdam açısından bilmekte yarar vardır ki, atölye düze-
ni, personel kalifikasyonu üretim düzeni ve yeknesaklığı ve özellikle kalite açısından
kesinlikle dezavantajdır. Hi ç kuşkusuz k i üretim birimlerinin tamamen fabrika kriterine gör e organiz e olmas ı olanaksızdır.Ancak bugünk ü fabrik a m ı yoksa atöly e m i
sorusunu akl a getirecek görünt ü ve düzende ve de karışıklıkta kurulmu ş olan atölyelerin belirli bir düzene getirilmesi şarttır.Atölye stratejisi kişisel performansa ve özellikle ustalığa dayanan ve geleceği bize oldukça muğlak gözüken bir üretim biçimidir.
Ayrıca butür üretim bize istihdam tablosu açısından da yeterli bilgi sağlıyamamaktadır. Yaklaşık olarak İstanbul'da 150.00 0 kişi civarında bir istihdam kapasitesine sahip olduğu sanılmaktadır. Aslında fabrika ve atölye ikilemi için söylenecek en doğru
söz, sebep ve saiklerden ziyade sonuçların önemli olduğudur.Çünkü ülkemizd e fabrika gibi çalışan atölye olduğu gibi atölye gibi çalışan fabrikalar da mevcuttur. Konunun istihdam açısından en önemli yönü kalifiye eleman sorununun atölyeler neden i
ile giderek büyümesi bu soruna çözüm bulunmasının güçleşmesi ve de sektörümüzdeki istihda m denetiminini n olanaksızlaşmasıdır .
6- Türkiy e v e Dünya'd a Ücretle r
ÜLKELERARASI İŞGÜC Ü MALİYETLER İ KARŞILAŞTIRMAS I
Ülke
Hollanda
isviçre
Belçika
Norveç
Danimarka
B. Almany a
ABD
isveç
Kanada
italya
Fransa
Finlandiya
Avusturya
Venezüella
Japonya
ingiltere
Yunanistan
ispanya
İrlanda
Kolombiya
Şili
Suriye
Nijerya
G. Afrik a
Brezilya
Portekiz
G. Kor e
Tayvan
Sıralama
1980
Saat ücret i
(ABD$)
2
5
1
6
8
3
11
4
12
7
9
14
10
11.68
9.65
11.82
9.62
9.12
10.65
6.37
10.43
6.25
9.12
8.57
5.62
6.42
17
13
isle
15
4.35
5.75
4.03
4.90
5.13
21
28
1.93
0.96
—
—
—
—
25
24
32
27
—
—
—
—
1.57
1.68
0.78
1.26
Sıralama
1981
Saat ücret i
(ABD$)
4
6
2
3
5
7
9
1
10
8
11
14
15
12
16
13
19
17
18
25
21
27
9.16
8.18
9.34
9.26
8.80
8.17
7.03
9.55
6.64
7.23
6.40
5.48
5.04
5.63
4.90
5.57
3.58
4.48
4.37
1.76
2.57
1.58
24
30
31
2.39
1.88
1.35
1.32
—
—
22
—
—
Sıralama
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
1982
Saat ücret i
(ABD$)
10.17
9.44
9.14
9.11
8.78
8.38
7.53
7.52
7.31
7.06
6.36
6.17
5.84
5.73
.5.64
5.39
4.76
4.64
4.28
2.88
. 2.6 3
2.07
1.93
1.67
1.61
1.54
1.53
1.43
Hong Kon g
Arjantin
Türkiye
lyieksika
Uruguay
Peru
IVlısır
Hindistan
Tayland
Tanzanya
Kenya
Pakistan
Sri Lank a
Habeşistan
22
19
29
20
23
—
34
33
36
—
—
35
1.91
3.33
0.95
3.10
1.76
29
23
33
20
—
—
0.39
0.60
0.33
38
35
40
0.43
0.69
0.42
—.
•—
—
0.34
—
—
1.42
2.03
1.07
3.06
—
—
0.42
0.16
,—
—
—
39
41
—
—
.—
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
1.40
1.12
0.96
0.91
0.89
0.87
0.73
0.66
0.53
0.50
0.49
0.37
0.32
0.25
Tabloya baktığımı z zama n Türkiye'nin ucu z işgüc ü il e dikkati çektiğin i görü yoruz. Meksika,Uruguay, Peru , Pakistan ve Habeşistan gibi bazı ülkeler her ne kadar bizden daha düşük işçi ücretlerine sahiplerse de gelişmiş ya da gelişme sürecinde
bir ülk e olm a iddiasınd a ola n ülkemi z içi n 0,9 5 $ yani 9 5 cent'liksaat ücret i 198 0
yılı içi n dah i oldukça düşü k gözükmektedir . He r n e kadar ayn ı rakam 198 1 yılında
1 dolar 7 cent'e çıkmışsa da daha sonra 198 2 yılında tekrar 0,96 dolara inmiştir. B u
tabloda ilginç olarak karşımıza çıkan özellik Türkiye'nin en yakrn komşusu olan Yunanistan'da 1982 rakamlarına göre saat ücretlerinin 4,76 dolar ile Türkiye'nin yaklaşık 4, 5 misl i üzerind e olmasıdır . Yin e Türkiye'ni n rakipler i arasınd a ye r ala n
Portekiz'de 198 2 rakamlarına göre saat ücreti 1,54 dolardır. Yine bu tablonun tetkiki. Türkiye'nin, rakipler i arasında yer ala n Güney Kore , Tayvan v e Hon g Kon g gib i
ülkelerde ücretleri n 1,4 0 il e 1,5 3 $ arasında değiştiğini göstermektedi r ki , Türkiye
bu ülkelerde n dah i daha büyük bi r ücre t avantajına sahiptir. Ancak Türkiye'nin üc ret bakımından sahip olduğu bu önemli avantajiTürkiye'nin rakib i olan ülkelerl e irti batlandırmadan Türkiye'd e verimi n yan i işç i başın a üretimi n fevkalad e düşü k
olduğunu ifad e etmekte yara r vardır . Yan i teknoloj i seçim i işç i performans ı v e i ş
disiplini bizatih i işçi ücretlerini n düşü k olmasından daha önemli bi r faktördür. Nite kim gelişmiş ülkeler il e arasında nerede ise 10 misline yakın bir ücret farkı bulunan
ülkemizde fiyatlar gelişmi ş ülkeler e göre zannedildiği kada r düşük değildir. Bunu n
başlıca nedenleri Türkiye'de sermay e maliyetini n çok yüksek oluşu, yüksek faizle r
ve fevkalad e düşü k randıma n il e geri teknolojidir . Türkiy e b u sorunları çözmede n
bu gün sahip olduğu fiya t avantajını uzun süre devam ettiremiyecektir. Niteki m Yunanistan ve Porteki z k i Portekiz 198 6 başında kesin AET üyes i olacaktır. Türkiye '
nin dı ş pazarında n gidere k dah a ço k pa y almaktadırla r k i b u ülkeleri n ücretler i
Türkiye'den e n a z 1 misli dah a yüksektir .
7- Yasa l Önlemle r v e Muvakka t Kabu l Yöntem i
Daha önce de arz ettiğim gibi aslında salt üretim açısından dikkate alınırsa, atölye
ve fabrika üreti m birimlerini n birbirlerin i tamamladığ ı bi r gerçektir . Niteki m üreti m
miktarının mode l başın a düşü k modeli n komplik e v e eme k yoğu n bi r görünt ü ar z
ettiği noktad a atölye tipi üretime başvurmak bi r zorunluluk olmaktadır . Anca k bira z
sonra temas edeceğimiz gibi özellikle maliyet ve fiyat politikası açısından kesin atölyelerin lehine olan görüntü mutlaka yasal düzenlemeler yolu ile giderilmelidir. Şöyl e
ki hiçbir kayda tabi olmadan küçük işçi çalıştırabilen, sigortasız işçi çalıştırabilen hatta
maliyede kaydı dahi bulunmayan atölyelerin meydana getirdiği üretimin fiyatı ile fabrika düzeninde meydan a getirile n üretimi n fiyatlar ı arasında fevkalade çelişkil i durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan mutlak a atölye tipi üretim olsun,fabrika tipi
üretim olsun istihdamın maliyet yeknesaklığı, yasal olarak sağlanmalıdır. Bu şekilde
istihdamın daha nesnel bir görüntüye girmes i sağlanacaktır. B u meyand a istihda m
açısından muvakkat kabul yöntemine de biraz daha fazla değinmek istiyorum. Bilindiği gibi muvakkat kabu l yöntemi çok düşük sermay e kullanım ı il e çok kıs a sürede
randıman ve sermaye birikimi sağlayacak bi r yöntemdir. Türkiye tüketim piyasalarına olan yakınlığı , işç i ücretlerini n düşüklüğ ü v e halkını n çalışkanlığ ı il e b u açıda n
fevkalade olumlu bir görüntüye sahiptir. Hükümetimizi n Hazı r Giyim Sektörü açısından muvakkat kabu l yöntemine gidere k dah a çok önem verdiğini ve bürokratik engelleri kaldırdığın ı görüyo r v e mutlulu k duyuyoruz . Anca k b u konunu n istihda m
açısından önemini n yin e d e tam anlamı il e anlaşıldığı kanısınd a değilim . He r diki ş
makinası 1 hatta 2 kişiye bi r ekme k kapıs ı olduğuna gör e ve Türkiye'de gizl i veya
açık % 2 0 dolayınd a işsi z olduğun a gör e e n akıllıc a yönte m faso n üreti m yol u il e
istihdam sorununu çözümlemektir. Bunu n içi n de her şeyden önce en akıllıca iş istikrarlı bir devle t imaj ı yaratarak yabancıların dah a çok Türkiye'ye gelmesin i sağlamaktır. Bu şekilde bir yandan fason üretimine ağırlık verilirken öbür taraftan da siyasal
açıdan fason üretimini n kotaları n dışınd a kalmas ı içi n gerekli he r türlü çabay ı göstermek gerekmektedir .
Ill-FİYAT V E KALİT E SORUNLARI :
1- Fabrik a v e Atöly e Maliyetler i
Yukarıda değinmiş olduğum gibi fabrika tipi üretim ile atölye tipi üreti m arasında meydan a gele n olağanüst ü maliye t farklar ı birço k bakımlarda n fiyatlandırmad a
problemler yaratmaktadır. Genellikle atölye tipi üretim ile çalışan ihracatçı sermaye
şirketleri özellikl e v e ilavete n sadece globa l ihraca t rakamlar ı il e ilgilendiklerinde n
çok düşük fiyatlar verebilmektedirler. Dünyanı n hi ç bir memleketind e ve tarihin hiç .
bir döneminde bi r mamulün fiyatının % 150'y i bulan fiyat farkları ile alıcıya arz edildiği görülmemiştir. Anca k Türkiye'de b u mümkün. Şöyle ki, 20 numara iplikten yapılmış bir kumaştan yaklaşık 50 atkı ve çözgü sıklığı ile dokunmuş bir kumaştan yapılan
tek arka cepli bir bayan pantalonu ülkemizde bugün e kadar 1 5 ile 22 DM arasınd a
değişen fiyatlara alıcıy a arz edilmiştir. Böylesin e basi t v e bell i bi r üreti m tipini n %
50'yi aşan bir fiya t fark ı ile alıcıya sunulması Türkiye açısından büyük talihsizliktir .
Çünkü bir yandan hayal i ihracat öbür tarafta n ço k farklı fiyatlar il e alıcı karşısına çıkan Hazır Giyim Sektörü tabiri caiz ise yüzünü yitirmektedir. Hi ç bir ciddi alıcı kendi
ülkesinde olağan üstü düşük fiyatlara alabileceği bir malı o ülkeye geldiği zaman daha yüksek fiyata almaz. Tam tersi kendi ülkesind e bulmuş veya görmüş olduğu fi -
yattan daha da düşük fiyata alması için ihracatçı ülkeye gelir. Bu neden ile bir yandan
büyük fiya t farkla n il e müşter i karşısın a çıkan , öbür taraftand a yur t dışınd a hayal i
ihracat meyves i akı l almaz bi r takım fiyatlara ma l satmaya uğraşa n Türk Hazı r Giyim Sektörü pek yakın bir gelecekte kend i bindiği dalı kesmiş olabilir. B u neden ile
bu farklı fiyatların temel sebeplerinden bir i olan atöly e tipi üreti m il e daha ciddi ve
kaliteye dönü k bi r üreti m tipi demek olan fabrika tipi üreti m arasınd a sıhhatli bi r iş
birliği yaratmak mecburiyet i vardır . Bi r yandan Hüküme t yasal açıdan bu işbirliğin i
sağlarken öbür taraftan da Sektörümüzün yönetici ve İşverenleri de işbirliğine katkıda bulunabilirler .
2- Kalit e Sorunlar ı
Bir üretimde kalitenin en büyük teminatı işçi ve ustabaşı ile yöneticilerin bizza t
kafalarında bulunan kalite imajıdır. B u da tamamen kültür e ve eğitime bağlı bir şeydir. Yan i bi r fabrikada kalit e imajını n yerleşmesi ve geliştirilmesi zama n isteye n ve
özellikle eğitim isteyen bi r meseledir. O fabrikada çalışan herke s bu konuda bilinçlenmeden o fabrikadan kaliteli bir mamul çıkmaz. Ayrıca konfeksiyonun yahut Hazır
Giyim'in fevkalade zor standardize edilebilme özelliği vardır. Buna bir de moda saiki
ve değişkenliği ilave ettiğiniz zama n kalite sorunlarının neden i de kendiliğinden ortaya çıkar olur . Ancak bizi m burad a temas edeceğimiz b u sektörel kalite sorunundan ziyade Türkiye'nin kendi özelliklerinden kaynaklanan kalite sorunudur. B u zorluk
Türkiye'de kumaştan , malzem e v e aksesuarda n teknoloji k bilg i eksikliğinden , yönetici bilgisizliğinden ve nihayet zamanlama ve termin kavramında n iler i gelmektedir. Deme k k i ülkemizd e tari f icab ı konfeksiyonu n bünyesind e mevcu t ola n kalit e
sorunlarından ziyad e ülkemizi n kendin e ha s kalite sorunlar ı vardır. B u kalite soru nunun e n büyü k yaratıcıs ı kumaştır . Türkiye'd e özellikl e 2 veya 3 vardiye çalışıla n
fabrikalarda akşa^ } vardiyalarında yapıla n üretimi n gündü z vardiyasından yapıla n
üretimden çok daha kalitesiz olduğu bilinmektedir. 1935'lerde n bu yana oldukça büyük bi r geçmiş e sahi p ola n Türk Teksti l Sanayiini n bütü n kabiliyetin e rağme n sö z
gelimi bir kana t farkının önüne geçememiş olması yaptığı üretimlerde hale n zaman
zaman Avrup a standardına göre % 8 0 nispetinde ikinc i kalit e ma l çıkarması Hazı r
Giyim Sektörü için çok büyük bir sorundur. 1980' li yıllara kadar genelde iç piyasaya
dönük üreti m yapan Tekstil Sektörü, daha sonra giderek arta n ihracat içind e kend i
kalite aşamasını gerektiği biçimde yapamamış durumdadır. Bugün son derece ilginçtir
ki fabrikalar birinc i kalit e mal üretmek içi n verecekleri randıma n kaybından ziyade,
olanca hızlar ı ile 1 a kalitesi üretmeye devam etmektedirler.Yaklaşım şudur : Birinc i
kalite ma l üretme k içi n harcayacağı m zaman yerine 2'nci kalit e yani 1 a mal üreti r
% 1 0 eksiğine satarım daha iyi. Bu yaklaşım hi ç kuşkusuz fabrika malını sattığı sürece doğrudur. Bi r başka deyimle Hazı r Giyim Sektörü bu malı aldığı sürece doğrudur. Y a almadığ ı sürec e n e olacak? İşt e b u öneml i yaklaşı m konus u Hazı r Giyi m
Sektörü içi n son derece önemli bi r sorundur. Bi z Tekstil yani kumaş sektörü il e bu
açıdan ço k dah a yakın bi r işbirliğ i istiyoruz . Bun a ilavete n şun u söylemekt e yara r
vardır k i teksti l fabrikalarında termi n konus u heme n heme n unutulmu ş gibidir . B u
güne kada r zamanınd a alabildiğimi z ma l miktar ı alamadığımı z ma l miktarın a gör e
% 10-15'te n ibarettir. Türkiye'nin e n gelişmiş ve en modern teknolojiye sahi p Tekstil fabrikalarınd a bile sık sık bir renk standardının tutturulamaması la mallar a 1. kalite etiket takılması düz ipliği kaymış ve yatık;mallann alıcıya gönderilmesi artık normal
sayılır olmuştur. Aslında açıktır ki teksti l fabrikaları da 2. bölümde izah ettiğimiz ele-
man sıkıntısında n b u sorunlar a maru z kalmaktadırlar . Üzerind e durma k istediği m
diğer bi r konu da malzeme ve aksesuar girdis i ile ilgilidir. Mod a tipi üretimin bi r gereği olarak zaman zaman belirli aksesuarlar öne fırlar. (1984 senesinde paraşüt tokalarının ve birbirine yapışan bantların moda oluşu gibi.) Hazır Giyim üreticileri eğer
modaya dönük çalışıyorlar ise o dönemde o aksesuarları temin etmek zorundadırlar.
Bunun için ihracat kaydı ile malzeme ve aksesuar temini daha da kolay bir hale getirilmeli ve Türk paras ı tam konvertib l hal e geldikten sonr a da bunlann serbestç e it haline izin verilmelidir. Diğer bir sorunumuz teknolojik bilgi eksikliğidir.Standart üretim
tiplerinin yanı sıra standarda zor uyan üretim tipleri için de ciddi teknolojik bilgi noksanımız vardır. Bi r modeli n belirl i bi r üreti m planına , işlem planın a bağlanması ondan önce de belirli bir kesim ve sonra da ütü metoduna vurulması çok ciddi bilgile r
gerektirmektedir.Bir popli n trençkotun y a da bir takı m elbiseni n sö z gelimi sadec e
ütüsü bile belirli makine ve ütü parkına sahip olsanız dahi yeterli bilgi olmadığı sürece bir iş e yaramamaktadır. Bugü n bi r ceketin vücuda en mükemmel biçimd e otur tulması kesinlikle çok dikkatle seçilmiş bi r üt ü parkı ile mümkündür. Yalnı z b u olay
dahi teknolojik bilg i açısında n n e derece haml e yapmamız gerektiğin i biz e göster mektedir. Bugü n sö z gelimi piyasad a satılan takım elbiselerin % 95' i b u teknolojik^
bilgi açısında n sakattır . Bunu n ispat ı da mümkündür . Takı m elbis e içi n verdiğimi z
bu örneği her türlü üretimtipi için de ileri sürebiliriz. Bütün bunlara ilaveten konfeksiyona gönül vermi ş b u meşakkatl i mesleğ i benimsemi ş çalışka n v e bilinçli yönetic i
eksiğimiz de çok fazladır. Üniversit e bitirmiş yönetici niteliğini kazanmış kişiler dahi
sabırla ve bilinçli bir süre eğitim geçirmeden, bu meslekte başarılı olmamaktadırlar.
Mesleğin tâbir cai z is e kaypaklığı aşırı derecede girişkenliği devaml ı olarak insanı n
kendi kendini yenilemesini ve sabırlı olmasını gerektirmektedir. Oys a tüm bu niteliklere sahip olan bir yönetici is e bu sektör yerine başka sektörleri tercih etmektedir .
Bu bakımda n yönetic i yetiştirme k v e yönetici yetiştirece k yöneticiler i bulu p çıkart mak sektörü n geleceğ i içi n fevkalad e öneml i gözükmektedir .
Kalite sorunlarına değinirken termin ve zamanlama kavramından d a bir mikta r
söz etmekte yarar vardır. Her türlü üretim faaliyeti zamanla kayıtlıdır. Üretim faaliyetinin zamanınd a sonuçlandırılıp , müşteriy e malı n zamanınd a sevkedilmemes i ma l
ne kadar kalitel i olursa olsun başlıbaşına bir reklamasyo n nedenidir . B u bakımda n
giderek sıkışan bir termin planı içinde müşteriye hizmet götürebilmek gerçek anlamda
bir çırpınmay ı gerektirmektedir. E n müsamahakâr alıcıları n bil e termin söz konus u
olduğu zaman haklannı sonuna kadar kullandıklanna çok kez şahit olmuşumdur. Özellikle Amerikan piyasas ı ile ilgil i olara k terminlere uyulmamas ı olayını n bi r firmanı n
yok olmasına dahi neden olabileceğini ifade etmek isterim. Bu bakımdan bir çok girdiyi yani mal aksesuar ve malzemeyi bir araya getirip bunu emek ile bezeyip dışarıya ihraç etmekte olan Hazır Giyim üreticisinin bu konuda en büyük ölçüde diğer yan
sanayii v e tekstilciler tarafında n desteklenmes i şarttır .
3- Enflasyo n v e Getirdikler i
Kalite sorunları arasında nihayet son olarak bi r miktar da enflasyon kavramın a
değinmek bence gereklidir.Enflasyonun yıllık % 45-50'ler arasında dolaştığı bir memlekette fiyat politikasını düzgün tutabilmek son derece güçtür. Sezon başında verdiği fiyat ı yaklaşı k 6 ay tutmak zorund a ola n yerin e gör e d e e n iyimse r ihtima l il e 4
ay aynı fiyatta kalması gereken üretici çok büyük risk altındadır. Bugün e dek sezon
başında verdiğimin fiyatı sezon sonuna dek sürdürürken maliyetlerimizi kontrol ede-
bilmiş değiliz.En klasik örnek ne zaman artacak belli olmayan kumaş fiyatları ile alıcının karşısına çıkıyor olmamızdır. Devaml ı değişen fiyat ve kondisyonlar il e alıcıya
fiyat getirebilmek bi r cambazlıktan başka bir şey değildir. Hazır Giyim Sanayicisi koskoca bir zincirin e n son halkasını oluşturmakta anca k kendisin e kadark i halkalard a
meydana gelen fiyat artışlarını kontrol etme olanağına sahip olamamaktadır.Enflas yon nedeni ile haklı dahi olsa kumaş başta olmak üzere tüm malzeme ve aksesuarda yan i tü m girdilerd e meydan a gele n artışlar ı göğüsleme k çoğ u zama n Tür k
parasının değerini düşürmek ile de telafi edilememektedir.Çünkü bir sonraki rauntt a
aynı derecede ithalat pahalandığında n ortay a ünlü maliye t fiyat spral i çıkmaktadır .
Bu bakımda n enflasyonu n dizginlenmes i e n temel dileklerimizde n biridir .
4- Astar Sorunu ve Fiyatla r
Kalite sorunları arasında astarın özellikle büyü k bi r pay ı olduğu için bu konuya
ayrı bir paragrafta değinmek istiyorum . N e kadar gariptir k i astar konusund a bugüne kada r heme n heme n cidd i hi ç bi r yatırı m yapılmamıştır . Visko n vey a polyeste r
Türkiye'de yapıla n asta r dı ş piyasalar a gör e fiya t açısında n ortalam a % 2 0 il e 3 0
arasında daha pahalı kalite bakımından is e utanılacak kadar geridir. 2. Dünya savaşından kalm a tezgahlar il e 7 0 cm. eninde üretile n v e dikkatsizliğin he r a n kurban ı
olan bu astarlar il e kaliteli katma değeri yüksek ihracat ürünü üretme k mümkü n değildir. Bir Hazır Giyim üreticisinin görevi herşeyden önce en geniş biçimde Türk malı kullanmaktır. Kumaşta n sonr a en önemli girdi asta r olduğuna göre ve Türkiye'de
de astar he m kalite he m kantit e bakımında n yeterli olmadığına göre sırf b u yüzden
büyük çapta ihracat kaybedileceği açıktır. B u nedenle en kısa sürede, dünya çapında kalite verebilecek v e yalnız astar üretece k bi r fabrikanı n kurulmas ı içi n girişimci/sanayicilere çağrıd a bulunma k istiyorum .
5- İhracatçı Sermaye Şirketleri ve Bi r Yaklaşım
Daha önce değindiğim gibi, fiyat ve kalite açısından ihracatçı Sermaye Şirketlerine verilen görevin büyük önemi vardır. Bugünk ü görünüm odur ki ihracatçı sermaye şirketleri sadece global ihraca t rakam ı ile ilgilenmekte ve bu rakamı yükseltme k
için herşeyi muba h saymaktadır . Bunu n sonucu olarak sanayici/ihracatçılarl a kıya sıya rekabete girişmekte ve fiyatları düşürmektedirler.Oysa ucu z fiyatla mal satmak
sorun değildir. Bu memleketin ucuz işgücünü sermaye terakümü açısından kullanacağımıza, yabancı alıcıları n servetlerin e serve t ekleme k içi n peşke ş çekmek , öğünülecek bir başarı değildir. Pozisyonumu z ve misyonumuz ne olursa olsun görevimiz
ülkemizin ihra ç potansiyelin i e n mükemme l bi r biçimd e değerlendirmektir . B u bakımdan atöly e ağırlıklı bilinçsiz ucuz fiyat a dayalı strateji yerine bilinçli ve işbirliğine
dayanan eyyamcılıkta n uza k bi r politik a öneriyorum .
6- Piyasaları n Özellikleri
Fiyat politikasında en önemli faktör girilece k ülk e koşullarının çok iyi bilinmesidir. Bi r ülk e neyi , n e zaman ve hangi kanallarla almaktadır ? Tü m bunla n bilmede n
ve özellikle o piyasanın gereksindiğ i mod a yaklaşımın a sahi p olmada n başanl ı olmak olası değildir. Sö z gelimi Liby a ya da Irak piyasası ile Amerika ya da Almanya
piyasaları arasında en ufak bi r ilişki yoktur. Ucu z fiya t yöntem i de esasen b u piyasalar hakkında bilgi sahibi olmamaktan kaynaklanmaktadır. B u nedenle önceden gerekli masraf a katlanı p o piyasay ı iy i tanıma k e n sağlıkl ı fiyatlandırm a olanağın ı
getirecektir. Gereksi z telaş yerine, uzun vadeli piyasa politikaları ve sağlıklı ilişkile r
sürekli v e kalıc ı ihraca t demektir .
7- Federal Almanya'ya Ait Bir. Perakende Fiyat ve İthal Fiyatları Karşılaştırnnasi
Federal Almany a Hazı r Giyi m İthala t Fiyatlar ı İndeksler i
(1980:100)
Yıllar Ortalam
a İthala t Fiya t İndeksler i .
1981 105.
8
1982 109.
0
1983 107.
2
Kaynak: Bon n Ekonom i v e Ticaret Ba ş Müşavirliğimiz .
Federal Almany a Ortalam a Perakend e Hazı r Giyi m Satı ş
Fiyatları İndeks i
(1976:100)
1981
1982
Giyim Tür ü
129.6
124.0
Dış Hazı r Giyi m
122.4
127.6
—Erkek v e erke k çocukla r içi n
131.0
125.1
—Bayan v e kı z çocukları içi n
128.3
122.6
Diğer giysile r
1983
133.4
131.3
134.9
132.8
Bu tabloların incelenmesinde n d e anlaşılacağı gibi, perakendede satı ş fiyatları
ithal fiyatlarında n ço k daha fazla artmaktadır. Yani Almanya'da fiyat artışlannın tek
sebebi yüksek itha l fiyatları değildir . Alma n alıcını n satış neden i il e fiyat baskısın a
kalkışmasının mantıksa l bi r temel i v e neden i yoktur .
IV-SONUÇ:
Ülkemizin artık dış alıcılar tarafından da teslim edilen bi r Hazı r Giyim ihraç potansiyeli vardır. Bunu en iyi biçimde değerlendirmek görevimizdir. İhraca t topyekün
bir olgudur . İhraca t olay ı firma bazınd a değil, ülke bazınd a cereya n eder . Müşter i
de firmanın değil o ülkenin müşterisidir. B u nedenle her kuruluş uluslararası ilişkilerinde dikkatli ve özenli davranmak zorundadır. B u nedenle tüm kiş i ve kuruluşları n
aynı düşünc e frekansın ı kullanmalar ı gerekir .
Hazır Giyim Sektörü bugün ihracat yapabilmektedir. Ancak dikkat edilmezse rakiplerimiz Kızı l Çin örneğinde olduğu gib i biz i anında sollayabilenler. Hede f düny a
piyasalarını iyi izleyen modaya ağırlık veren tipte üretim olmalıdır. Türkiye moda konusunda kendini kabul ettirmediği sürece bu başarının sonu pek çabuk gelecektir .
Sözlerime son vermeden önceTürkiye Ortak Pazar ilişkilerine de kısaca değinmekte yarar görüyorum. Görünen odur k i biz bir yandan katma protokole göre AET
ülkelerinin biz e kısıtlama koyamayacağını iddia ederken karşı taraf 60. maddeyi çalıştırarak kısıtlama getirebilmektedir. Tamame n kişise l görüş olarak ifade ediyoru m
ki, ben büyük miktarlar söz konusu olduğu takdirde, Türkiye'nin anlaşma masasın a
oturmasından yanayım. Bu Türkiye'nin Ortak Pazara kesin üye olma talebinden daha akıllıc a bir yöntemdir.Çünk ü Ortak Pazar a tam üyeliği n Türkiye'nin uzu n vadel i
çıkarlanna uygu n düşeceği kanısında değilim. Türkiye kendi içinde daha birçok sorunu çözümleyebilmi ş ola n Ortak Pazar a gireceğine,Ekonomisin i güçlendirip , he r
zaman ticari ilişkilerde n pa y alabilir. Kald ı ki Türkiye tam üyeli k içi n belki de Yunanistan'a olağanüstü tavizler vermek zorund a kalacaktır. (Vet o sistemi bugünk ü haliyle kalırsa.) Yani kanımca Ortak Pazarın götürdüğü getirdiğinden her halükârda daha
fazla olacağı gibi , biz i kabu l edecekler i d e pe k olas ı görülmüyor .
Sözlerime burad a son verirken ben i sabırla ve dikkatle dinlediğiniz içi n hepinize ço k teşekkü r ederim. " ^
BAŞKAN—'Teşekkür ederi z sayın Gürsoy. Şimdi son konuşmacı olarak Türkiye Gi yim Sanayiciler i Derneği Yönetim Kurul u Üyesi Sayın Selahattin Akdoğan'ı Düny a
Konfeksiyon ve Hazır Giyim PiyasasıHakkında Genel Bilgi ve Türkiye Piyasası'nda ki Konfeksiyon Gelişme Trendi konulu konuşması için davet ediyorum. Buyurun sa yın Akdoğan. "
VIII- TEBLİ Ğ
DÜNYA KONFEKSİYO N V E HAZİ R GİYİ M PİYASAS I HAKKİND A
GENEL BİLGİ , TÜRKİYE PİYASASIND A KONFEKSİYO N GELİŞME TREND İ
Selahattin AKDOĞA N
"Sanayi ürünleri ihracatını geliştirmek yolunda olan ülkelerin, sonuç alabilecekleri
ilk saha tekstil ve hazır giyim + konfeksiyon ürünleri olmaktadır. Bu birinci basamaktan geçip de, ana sanayilerini (Elektronik, ağı r sanayi gibi) kurmuş gelişmiş ülkelerin emek-yoğun bi r sanayi dalı olan konfeksiyonu, gelişmekte olan ülkelere giderek
bırakması gerekirken, tekstil ticaretinde ilk engelleme girişiminin tohumlannın 195 0
yılında atıldığın ı izliyoruz .
Gelişmiş batılı ülkelerin son otuzbeşyıldan beri işçilik ücretlerinin giderek tırmandığı ve emek-yoğun konfeksiyo n üretimind e rekabe t üstünlüklerin i kaybetm e tehli kesiyle karşılaştıkları bir gerçektir. İşte, gelişmiş ülkelerde başlayan bu rahatsızlıklar
sonucu, 196 0 yılı başlarında Düny a Tekstil Ticareti'n i düzenlemey e yönelik GAT T
Tekstil Toplantıs ı yapılır . B u toplantının amacı :
— Düny a Tekstil Ticaretin i genişletmek ,
— Pazarları n bozulmasın ı önleyic i tedbirler i getirmektir .
Önceleri sadec e "Pamukluyu " kapsamas ı düşünülen anlaşmalar , dah a sonra
"Yün v e Sun' i Elyafa " kada r genişletilmiştir .
GATT çerçevesinde sürdürülen toplantılar 197 4 yılında M FA- Uluslararas ı çok
elyaflı teksti l anlaşmasıyl a noktalanır.197 4 Oca k ayınd a imzalana n anlaşmad a ş u
amaçlar güdülmüştür :
1- Düny a Tekstil Ticaretinin genişletilmesi ,
2- Engellemeleri n azaltılara k teksti l ticaretinde LİBERALİZ M esaslannı n geti rilmesi,
3- Düny a Tekstil Ticaretind e düzenl i v e adi l bi r sistemi n oluşturulması ,
4- Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin pazarlarını ve üretimlerini bozucu girişimleri ortada n kaldınlmasın a yöneli k önlemleri n getirilmes i
MFA, b u iy i niyetl i amaçlar ı şöyl e dünyay a deklar e etmiştir :
"Ana hedefimiz , b u anlaşmayla :
— Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak,
— Gelişmekte olan ülkelerin Tekstil ve Konfeksiyon gelirlerinde mühi m artışlar
sağlamalanna destek olarak dünya ticaretinden daha büyük bir pay almalarını sağlamaktır."
MFA anlaşması, tüm bu iyi niyetlere ve parlak amaçlara rağme n dah a başlangıçta gelişmiş ülkelerin lehine, daha sonraları gelişmekte olan ülkelerin aleyhine bir
durum yaratmıştır . Şöyl e ki :
— Bir yanda, gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin Tekstil ve Konfeksiyo n
ürünlerine te k tarafl ı kısıtlam a getirm e hakkın a kavuşmuşlar ,
— Diğer yanda ise, serbest tekstil ve konfeksiyon ticaret taraflısı gelişmekte olan
ülkeler MF A anlaşmasını zoraki kabul etmek zorunda kalmışlardır. Gerekçeleri ise:
En azından gelişmişleri n pazarın a girebilme garantisini n olmas ı ve üreti m il e ihracatlarının ileriy e dönü k programlanmasındak i belirsizliği n ortada n kaldınimasıdır .
Böylelikle bir MFA devri başlatılmıştır. Gelişmişler, gelişmekte olan ülkelere: "Me-
raklanmayın, bu anlaşma bizim tekstil ve konfeksiyon sanayimiz için bir geçiş dönemidir, bi r nefe s alm a dönemidir , işçili k ücretlerimizi n emek-yoğu n b u dald a
sürekli tırmanması rekabet şansımızı yitirmemize neden olmaktadır, şimdi biz bu sanayimizdeki i ş gücümüzü diğer sektörler e aktarma k üzer e yola çıkıyoruz, b u geçiş
döneminden sonr a serbes t ticaret e yollar ı açı k tutacağı z v e sizler rahatç a ihraca t
gelirlerinizi artırm a imkanın a kavuşacaksınız, " demişlerdir .
1974-1977 yıllan arasında M FA devri gelişmiş ülkelere gerekli "nefes alma" imkânını veremediği gerekçesiyle uzatılmış ; 1978-1981 yılları arasında sürdürülen ikinci
M FA devrinde ise de gerekli yapı değişikliğini gerçekleştiremeyen, ithalatları sürekli
olarak artan, gelişmiş ülkeler bu kere MFA'yı üçüncü kez 1982-1986 yıllarını kapsamak üzere uzatma yollanna gitmişlerdir. Üçünc ü defa uzatılan M FA devresinde is e
gelişmiş ülkelerin tekstil ithalatlarının giderek daha da hız kazandığını görmekteyiz.
Buna paralel olarak pazar payları giderek artan gelişmekte olan ülkelere karşı, kısıtlamalann, engellemeleri n genişletildiğin i izlemekteyiz .
Özetle, bugü n gelişmi ş ülkele r GATT'ı n ruhun a tam ter s düşen bi r koruma cılık politikasın ı uygulam a yolun u seçmişler . Şöyl e ki ,
— Üç kez imzalanan M FA anlaşmalarıyla (kendi deyimleriyle) nefe s almaktadırlar.
Şimdi ise dördüncü kez uzatılmasına kesin olarak baktığımız M FA anlaşmasıyla bir 5 yıl daha (nefes almaya) devam edeceklerdir.Bu devreni n sonunda da Tekstil v e Konfeksiyo n Sanayilerind e hal â gerekl i yap ı değişikliğin i yapamadıklar ı
gerekçesiyle M FA anlaşmalann ı uzatmalar ı beklenmelidir . Günümüzde :
~ Korumacılı k giderek yaygınlaştınimakta, serbest ticaret ve dünya tekstil ticareti geliştirileceğin e engellenmektedir ,
— Mevcu t engellemele r kaldırılacağın a çoğaltılmaktadır ,
— GATT ilkelerin e gör e tüm ülkeler e ayn ı uygulamala r adi l bi r ithalâ t v e kot a
dağıtım sistem i getirilmemektedir .
Kanımızca M FA anlaşmaları "Orman Kanunu " uygulamalarına kucak açmıştır.
Nitekim güçl ü ola n gelişmi ş ülkeler :
— Te k tarafl ı he r türl ü kısıtlamay ı getirebilmekte ,
— Yatırım yaptıklar ı ülkelerde n ithalâtlarınd a dah a tercihli uygulamala r yarat makta,
— Kend i aralarınd a Teksti l v e Konfeksiyo n Ticareti'n i terci h edere k destekle mekte,
— Politi k nedenlerl e baz ı ülkelerde n dah a fazl a ithalâ t yolun a gitmekte ,
— Kirl i "Kota-Lisans " ticaret i v e "İllega l ithalât"yollar ı teşvi k etmekte ,
— Tekstil ve Konfeksiyon Sanayin i son yıllarda geliştirme yolunda olan ülkelerin üretim ve ihracatlanna "Doğma " aşamasınd a "Dondurma" politikası sürdürmek
istenmektedir.
İşte "Türkiye'ni n gen ç Konfeksiyo n Sanayii " ise , yukarıda değindiğimi z "Or man Kanunu"uygulamalarıyl a karş ı karşıya bırakılmak istenmektedir.Düny a Teks stil v e Konfeksiyo n Pazan'nı n 2/3'ün ü oluştura n AE T v e ABD , so n yıllard a
sürdürdükleri bir kampanya ile Türkiye'ye gerçek dışı ve endişe verici suçlamalard a
bulunduklarını izlemekteyiz :
— Türkiy e pazarlarımız ı istil â etmekt e v e sanayimiz i çökertmektedi r
— Türkiye ihraç fiyatları, diğer ucuz işçiliği olan ülkelerin fiyatlarının yarıs ı düzeyindedir.
— Türkiye'ye yapılan milyarlarca yardım, yok pahasına sattıklan tekstil ürünleri
üretimine v e ihracatın a yönlendirilmiştir .
İnancım şudur ki , bu bilinçl i kampany a il e Türkiye'ye haksızlı k yapılmaktadır .
Zira, kamuoylarına yansıtılan bilgiler yanlıştır, gerçek dışıdır. Türk tekstil ve konfeksiyonunu yıpratmay a v e imajın ı bozmay a yöneli k girişimlerdir .
Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektörümüzü n içt e ve dışta hak ettiği yerini bugüne dek alamaması üzücüdür, düşündürücüdür. Aşağıda ''Konfeksiyon Sanayimizi n
Dünya Tekstil Ticaretinde Yerini Bulamama " nedenler i realis t bir yaklaşımla sergilenmektedir:
1- Beş Yıllık Planlarda başlangıçtan beri Konfeksiyon en üst düzeyde teşvik edilecektir denmesine rağmen , Sektörün özelliklerini dikkate alarak, teşvik ancak son
yıllarda uygulanmay a başlanmış , fakat uygulam a kesinlikl e sektörün potansiyelin e
ve gelişm e sürecin e uyu m sağlıyamamıştır .
(Bu nedenlerde n dolay ı dış pazarlar a bilinçl i çıkılamamı ş v e paza r paylar ı zamanında alınamamıştır. )
2- Kore, Hong Kong gibi ülkelerin uygulamaları örnek alınarak süratle Ortak Pazar'a,ABD Pazarın a vediğer Düny a Pazarlarına 20-30 yıl önce girilememiş. Konfeksiyon Sanayi ve İhracatçısı bir yandan bürokrasi, diğer yandan hammadde, yardımcı
maddeyi i ç pazardan temin edememe engellemelerle boğuşmak zorunda kalmıştır.
3- Konfeksiyo n sanayicisi , ihracatt a süreklili k v e istikra r bulamadığında n ta m
bilinçli olarak yatırıma girememiş, karanlıkta ilerlemiş, sektör sağlıklı ve dışa dönük
yatırım yapamamış, ve ihracata dönük kapasiteler oluşturamamıştır. Sektö r dağınık
atölye bazınd a kalara k organiz e olamamıştır .
4- İçte, iplik-kumaş-konfeksiyon ve hamderi-konfeksion dengesi birtürlü kurulamamıştır. Tekstil hammaddes i ve Deri hammaddes i il e konfeksiyoncunun yıldızlar ı
barışmamış, menfaat birliği olmasına rağmen birlik tesanü d sağlanamamıştır. Hammadde sanayicisi , daim a "kıs a vadeli menfaat''sağlamay ı yeğlemi ş konfeksiyon u
geliştirerek "uzu n vadeli " yararlar ı dikkat e almamıştır .
Dolayısıyla içpazar'd a dengesizli k v e disiplinsizli k nedeniyle , konfeksiyo n sa nayinin gelişmesin i önleyic i fiyatla r v e satış kondisyonlar ı oluşmuştur .
5- İstihdama büyük katkıs ı olmasına ve konfeksiyondan büyü k katkıla r beklenmesine karşın, yatırımlar yapılmamış , yapılanların çok azı organize olabilmiştir. Atölye bazınd a yapıla n yatırımla r is e nizam i olmaya n makin a parklannda n oluşmuş ,
dağınık bakımsı z v e güvenceden yoksu n çalışmay a itilmişlerdir . B u nedenl e belirl i
bir iş ahlâkı, görev anlayışı ve kalite nosyonu sanayide yerleşememiştir. Yen i iş sahaları açılamadığından v e eski küçük işletmele r biraray a getirilerek sağlıklı , verimli
ünitelere dönüştürülemediğinden, gerek işveren, gerekse işçi birbirleri ile sürekli ve
güvenceli işbirliğin e gidememişlerdir .
6- Eğitimde Meslek Okulları konusu, ancak son yıllarda dikkati çekmiş ve uygulamaya başlanmıştır . Dah a önce hiçbi r kurs , eğitim program ı uygulanmadığından ,
sanayide kalifiy e işçi , formen , tekniker , kalıpçı , kesimci, pazarkfnac ı gib i elema n
sıkıntısı çekilegelmiştir. İşletmele r birbirlerinde n nizam i olmaya n yollarda n elema n
transfer etmişlerdir . İşletmeleri n birçoğ u teknik kadroların ı oluşturamıyarak, verimsiz çalışma sonucu tesislerini kapamak zorunda kalmışlardır. Yerlerini yine bilinçsiz
ve kadrosuz işletmeler almış ve bu açılıp-kapanmalar bi r fasit daireye dönüşmüştür.
7- Konfeksiyond a hazırlık devresi ile dikim safhası arasında meydana gelebilecek ufak bir aksaklığın kapasiteyi düşüreceği, üretimi ve ihracatı aksatabileceği gerçeği ortay a çıkmıştır . Konfeksiyo n sanay i v e ihracat ı diğe r sanay i dalların a oranl a
kendisine ha s bir dizi özelliklerle doludur. Bu özelliklerin en önemlisi, belirgin bir dizi takvi m çerçevesind e 9-12 ay sonrası için üretimin programlanmasıdır. Hazı r Giyim mamullerin i diğe r sanay i dallanna gör e ayıran en öneml i husu s pazarlamanın
moda'ya uygun şekilde yapılma zorunluluğudur. B u durumda mevsimden mevsim e
değişecek model , renk , kup v e tipleri n dı ş pazarlard a ço k yakı n takib i gerekir .
Bu takibin devamlı olarak, büyük alıcılarla sürekli temasta olarak yapılması, pazarların, hammaddenin, yardımcı maddenin, dikimin değişikliklerinin yakınen takibi
gerekmektedir.
Tüm b u gerçekleri zamanında dikkat e almaya n resmi mercilerimi z il e sektö r
ve kuruluşlarımız , gerekl i bilgileri n toplanması, bilgi akımını n sağlanması, malları n
teşhiri, malların sergilenmesi, fuarlarda teşhir, yurt içinde dışa dönük sergileme olay-'
lan, dı ş irtibat büroları, show room'lar, içte merkezler gibi modern pazarlama model
ve yöntemlerini geliştirmekte gecikmişler , raki p ülkeler e paza r payların ı kaptırmış lardır.
8- Katma değer i yükse k ürün e (Hazı r Giyi m v e Konfeksiyona ) öngörüle n teşvikler giderek kâğıtta kalmış, uygulamalar genelde sürekli aksamaya başlamıştır. Krediler ve kredi maliyetleri sektörün ihtiyaçlanna cevap verememiştir. Krediler , munzam
vergi iadeleri gibi teşvikler meslekten olmayan bilinçsiz ihracatçıya yöneltilmiş, bunlar teşvik görmüş , esas gerçek konfeksiyo n sanayicisi ve ihracatçısı ihma l edilmiş,
kaderiyle başbaş a bırakılmıştır .
Sonuç olarak: İhtisas sahibi olmayan ve bilinçsiz, kendi kişisel çıkarları ön plânda olara k ihraca t yapa n türed i ihracatçı , bi r yanda n gerçe k konfeksiyo n sana yi ve ihracatçısına verilmesi gereken kaynakları heba etmiş, diğer yandan taahhütlerini
kapamak üzer e dış ülkelere "dampin g imajını " veren kalitesi z Hazı r Giyim ve Konfeksiyon ürünl ü ihracatın ı yapm a yolun a gitmiştir .
İşte, bu tür bilinçsiz, ve imaj bozucu ihracatlar, bugün gerek AET'de, gerek ABD'de gerekse İsveç'te hazır giyim ve konfeksiyon ürünlerimize karşı önlemler getirme,
kısıtlama girişimlerin i maalese f başlamıştır .
SONUÇ V E ÖNERİLE R
Toplam ihracatımızın, % 30'unun üstünde bir paya sahip olan ve kalkınmamızda ba ş sıray ı çeken , Türk Teksti l v e Konfeksiyo n sektörümüzün , bunda n böyl e i ç
ve dış engellemeler karşısınd a bırakılması , pazarlardan payın ı almasında daha da
gecikilmesi, kesinlikle tümümüzün kabullenemiyeceği bir durum olmalıdır. Zira, ülkemizin döviz beklentisi, istihdam yaratma zorunluluğu ve iptidai maddeler ihracat çısı durumundan kurtarma çabasında, ekonomimiz başta hazır giyim ve konfeksyon
olmak üzer e tüm tekstil sanayiinden büyük ümitler içindedir . B u inançtan yola çıkarak, geçmişteki hatalardan ders alarak, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün geleceğe dönük yapı değişikliği hedeflerini, somut projeleri realistçe ele almamız gerektiği
inancındayım. Nedi r b u somut önerile r v e projeler ?
1- Konfeksiyo n sanay i merkez i
Günümüzün ço k dağınık ve deorganize olan, küçü k ve orta boyutlu işletmele rin, yapılması düşünülen yatırımların bir merkezde birikimi ve organizasyonu sağlanarak e n kıs a zamanda üretim i arttırm a ve ihracata dönük kapasit e sağlanmalıdır .
Önceli^kle konfeksiyonun % 80'inin üretildiği ve ihraç edildiği İstanbul'da, Yeşilköy'de b u proj e gerçekleştirilmelidir . B u merkez :
— Veriml i makin a parkıyla ,
— Çağda ş işletm e anlayışıyla ,
— Kalit e kontro l v e laboratuva r üniteleriyle ,
— Sanayi dalında büyük noksanlığ ı hissedilen, kalifiye işçi , teknik personel ve
ihracat elemanlarını n yetiştirilmesin e yönelik , okullarıyla , gerçekleştirilmelidir .
2- Serbes t Bölg e
Diğer ülkelerdek i örneklerden esinlenere k şimdili k İstanbul'da , daha sonra İzmir'de, tekstil ve konfeksiyon yatırımları için bir Serbes t Böİg e kurulmalıdır .
3- Orta k Yatırı m
Türkiye'de konfeksiyon üretiminin süratle arttırılması, moda'ya dönük güncel ve
üretimin ülkemize aktarılabilmesi için yabancı kuruluşlarda " Orta k yatırımla r "
özendirilmelidir.
4- Pazarlam a Merkezler i
Çağdaş pazarlam a girişimlerin e yöneli k olarak :
— İstanbul'da yine Yeşilköy Havaalanı'na yakın bir yerde, bir İstanbul Moda ve
Tekstil Merkez i "İstanbu l Fashio n an d Textil e Center " ivedilikl e kurulma lıdır ve böylelikle İstanbul'da çok dağınık ve karışık yerlerde yerleşik konfeksiyonc u
ve ihracatçı şirketlerimizin bir merkezde toplanmalarını ve show-room'larinda bütü n
yıl boyunc a devaml ı ürünlerin i sergilemeler i sağlanabilecektir .
—Dış pazarlamad a 'Türkiy e Konfeksiyo n Merkezleri " kurulmalıdır . Bi r
irtibat bürosu ve aynı zamanda show-room (devamlı teşhir yeri) ve depolama imkânlanyla sektör e büyü k hizmetle r verilebilecektir .
5- Lob i v e Tanıtı m
Yurt dışında bilinçli kısa, orta ye uzun vadeli plânlı, programlı lobiler ve tanıtım
ivedilikle oluşturulmalıdır .
SONUÇ:
Bundan böyl e amacımı z Tür k Hazırgiyi m v e Konfeksiyo n Sanayine ,
üretim öncesinde, üretim süresinde ve üretim sonrasında Düny a koşullarıyla çalışma ortamı sağlama k olmalıdır . Bunu n yol u is e öncelikle :
1- Bilinçli, kısa, orta ve uzun vadeli Devlet Sektö r politikasının ortaklaşa oluşturulması v e uygulanması ,
2- Devlet't e v e Sanayi'd e uzma n kadrola r yetiştirilmes i v e b u kadroları n ayn ı
görevlerde uzu n yılla r kalmalarını n sağlanması ,
3- Tekstil ve konfeksiyon ürünlerini, üretimini, pazarlamasını içeren bir araştırmageliştirme merkezini n kurulmasıdır .
Tüm yukarıda verilen önerilerin ve somut projelerin bi r Türk Tekstil ve Konfeksiyon Kurumu (veya her hangi başka bir örgüt) çatısı altında gerçekleştirilmesi önerimdir.
Sayın Başkan , sayın arkadaşlar , izninizl e bildiriy i burad a bitirirke n bi r konuy u
da burad a irdeleme k istiyorum . Dikka t ederseni z özellikl e hiçbirimi z AE T v e AB D
kısıtlamalarına karş ı sektör n e yapmalıdır? Ülk e n e yapmalıdır? konusun a tam olarak girmedik. Bilinçli olarak girmedik. Çünkü panelde konumuz sadece bu olacaktır,
hayati konumuzdur . Orad a deneyimli , yetenekli arkadaşlanmız , uzu n yılla r görüş melerde bulunmu ş arkadaşlanmı z d a yer alacaktır . Bi z b u toplantıda he p berabe r
ortaya atılan tezleri savunacağız ve sanıyorum k i mutlaka bu seminerden yüzümüzün akı ile çıkacağız ve ortaya atılacak çok parlak önerileri de kendi aramızda oluşturacağız. Teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—"Çok teşekkü r ederim sayın Akdoğan. Efendim şimdi soru cevap kısmına geçiyoruz. B u bölümde bildir i sahiplerine sor u yöneltmek isteyenler , kendilerin i
tanıtarak, soru yönelteceği kişiyi de belirterek sorulannı soracaklardır. Buyurun efendim."
Zafer YAMANER—"Öncelikle sayın konuşmacılara verdikleri bilgiler için çok teşekkür
ediyorum Gerçekte n çok aydınlatıcı oldular. Benim değinmek istediğim iki konu var.
O konularda kısaca bir açıklama rica edeceğim. Öncelikle sayın Gürsoy beyin belirttiği istihdam konusuyl a ilgili bir konuya değineceğim. Benim izleyebildiğim kadarıy le organizasyo n yapıs ı hakkınd a kısac a bi r değinilmed e bulunuldu . B u aşamad a
özellikle atölye ve fabrika.ikilemi üstünd e durulduğu için ve bir de Türkiye'deki ken di deneyimlerimden edindiğim izlenim bu tür bir ikilemde organizasyon yapısının fazla
sağlıklı işlemediği idi . Özellikle bugü n Türkiye'de kuruluş u tamamlanmış fabrikala r
yolu ile bu organizasyon yapısının tam anlamıyle kurulamadığını, kurulan organizasyon yapılannın özellikl e teknik düzeyd e deği l d e idar i ve pazarlam a düzeyinde yeterli olmadığını v e bu tür çalışmalann genellikle bu fabrikaların veya orta büyüklükteki
işletmelerin, atölyelerin sahipleri tarafından yürütüldüğünü izledim . Bu bence fazla
profesyonel yaklaşı m değildi , hep o intihayı edindi m v e bu tür işletmleri n özellikl e
büyük fabrikalarında devamlı bir profesyonel eleman arayışı içinde olduklarını ve de
buldukları elemanın yeterli olmadıklarını, yani kaliteli eleman bulamıyoruz, sıkıntılannı dinledim .
Şimdi özellikle b u tür işletmelerde , küçük demiyeceğim ama orta büyüklüktek i
atölyelerde ve de mümkünse daha büyük fabrika yapısında özellikle hazır giyim konusunda bir organizasyon yapısını n n e şekilde olması gerektiği, bugünkü Türkiye'nin gerçekler i v e özellikl e devaml ı olara k vurgulana n ihracat a yöneli k bi r sektö r
kavramından yola çıkarak bunu n ihracat a yönetilmesi açısında n öneminin n e olduğu ve bunun geliştirilmesi içi n ne gibi önlemler düşünüldüğ ü ve bugün Türkiye'ni n
patlayan tekstil ve ihracat yapısı içinde bunun gerçekleştirilebilmesinin mümkü n olup
olmadığı, hazı r elema n açısından beni m kafamd a he p sorular oluşturdu . Ve biliyorum, sayın Gürsoy aynı sorularla karşı karşıya, gerek kendi bünyesinde gerekse çevresindeki bünyede bunlan devamlı olarak yaşıyor. Bu konudaki düşüncelerini öncelikle
rica edeceğim .
İkinci soru m sayın Akdoğan'a olacak . Beni m d e içinde bulunduğu m bi r orta m
olduğu için , özellikl e kendisini n yaptığ ı konuşmay ı takdirl e izledim . Ço k faydalan dım ve çok önemli olduğu kanısındayım. Umarım ve bütün dileğim odur ki, temennileri v e öneriler i büyü k çapt a gerçekleşsin , sektörümüz e katkıd a bulunacağın a
inanıyorum. Beni m onda n ricam , şu and a sektörümüzde bi r ihracatçı-sermay e şir keti gerçeğ i var . B u aşamada bunu n sektörümüzdek i yerin i ço k mera k ediyorum .
Bu konuya çok kısaca değinildi. Pazarlama açısından, özellikle ihracata katkısı açısından, bugünkü bu şirketlerin belli faaliyetleri var, bunlar yeterli midir, katkıları olumlu
mudur ve bu şirketlerin ilerid e kendi değindiği önerilerde oynayacağı rol nedir ?
Çok teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—"Biz d e ço k teşekkü r ederiz . Efendi m başk a sorus u olan ? Gördüğü m
kadarıyla yok. Açıklamalar yeterinc e doyurucu oldu. Efendim bi r tek kişi tarafından
soru yöneltildi . Sayı n konuşmacıları n ekleyecekler i bi r husu s varsa , beşe r dakik a
süreyle kendilerin e sö z verere k oturum u kapatacağız . Buyuru n sayı n Göğdün "
Sadi GÖĞOÜN-"Benim b u beş dakikalık süre içerisinde değinmek istediğim , daha
önce arkadaşlarımın değindiği, ancak tekrar vurgulamak istediği m iki konu var. Birincisi, sayın Gürsoy'un da değindiği tekstilimizde kalite meselesi. Diğer sanayi mamullerimizde olduğu gibi problem ve burada benim kanaatim, ihracat bizim kalitemizi
büyük çapt a ve müspet yold a etkilemekte, hatt a arttırmaktadır. Tekstild e ihracatı n
gelişmesi, biraz da batıya yapılan ihracat dolayısıyle oradaki alıcının Türkiye'ye gelip bize kendi teknolojilerini, bira z da tabiri mazu r görün fabrika lisanıyla, kafamız a
vura vura öğretmelerinden kaynaklanmıştır . İhracat ı yapan bir sanayi kuruluşu GATT'
daki alıcıya malını beğendirdi ise, dahilde de aynı kaliteyi tutmak mecburiyetindedir .
Dışarıya daha kalitel i ma l üretip , içeriy e dah a köt ü ma l üretmes i teknoloji k olara k
mümkün değildir, fabrika teknolojisi açısından dolayısıyle, ihracatın bütü n sektörlerimizde olduğu gibi, ki ağırlığı tekstil olan ihracatımızda kalitenin büyük çapta gelişmesine imkâ n vermiştir .
İkincisi tahmin ediyorum, bütün tekstilcilerin veya konfeksiyoncuların sıkıntısın ı
çektiği bir yardımcı malzeme sorunu vardır. Bu malzeme sorunu üzerinde de kesinlikle durulması, şayet konfeksiyon ihracatından veya ihracatımızın gelişmesinden bir
beklentimiz varsa , yardımcı malzeme problemini n d e Türkiye'de üretilmes i şartıyl a
kalitesinin geliştirilmes i gerekmektedir . Be n üzüntüyle müşahad e ediyoru m ki , birtakım kolleksiyonlanmızı temsil ettiğim grubun imal ettiği ve Türkiye piyasasında sattığı
kolleksiyonların baz ı yardımcı malzemelerin i b u yeni senede imkâ n tanınan ithala t
imkanlan dolayısıyle dışarıdan getiriyoruz. Be n uzun yıllar sanayi, özellikle de konfeksiyon sanayiind e çalışmı ş bi r kiş i olara k da , makr o açıda n d a olaya baktığımı z
zaman üzülmemek mümkü n değildir. Böyl e büyük bi r atılım beklediğimiz konfeksi yon sanayiinde, yan sanayinin halen dışarıda imal edilen, yan sanayi kalitesine eri şememiş olması gerçekten bizim hazır giyim ve konfeksiyon ihracatımızı engelleyen
büyük faktörlerden bir tanesi olarak görünüyor. Bunu n da biran önce memleket açısından çözümlenmesi gerektiğ i ihtiyacın ı duyduğum içi n dile getirmek istedim . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—"Efendim, sayın Gürsoy'dan d a soru ve onun dışındaki eklemelerin i rica edeceğim . Buyuru n sayı n Gürsoy. "
Tahir GÜRSOY—"Efendi m be n herşeyden önce sayın Yamaner'e teşekkür ediyo rum. Daha geniş bir açıklama imkânı doğmuş oldu. Bu tür seminerlerin amacı, doğrudan doğruy a yen i fikirleri n ortay a çıkmas ı v e tartışmaların yapılmasıdır .
Sayın Yamaner'i n söylediğ i istihda m konusu , aslında ço k geni ş bi r konu . B u
konuda o kadar dertliyim ki, bıraksanız saatlerce konuşmam mümkün. Çünkü olaylar hergü n başımızda , hergü n yaşıyoruz, o bakımdan be n yine de önemli gördüğüm v e şu anda aklıma gelen birka ç şeye değinerek konuşmam ı noktalayacağım .
Aslında eleman sorunu, personel sorunu, gelişmekte olan Türk sanayiinin en büyük
sorunu. Türkiye'de Ko ç sektörü diye bilinen ve hepimizin üstad ı sayın Vehbi Koç'u n
da en çok dertlendiği ve devamlı olarak dile getirdiği sorun personel sorunudur. B u
neden böyle ? Öyle tahmin ediyoru m ki , bunun temelinde yata n hedef , Türkiye'ni n
daha yeni sanayileşmekt e ola n bi r toplu m olmas ı ve Türk halkının , Türk insanını n
sanayi yapısın a henü z intiba k etmemi ş olmasındandır . Benc e olay a şöyle d e yaklaşmak mümkündür , sosyal altyapı yeterli olmadığı müddetçe, sözgelimi asgari ücretlerin düşüklüğü, vergi yasalarının çalışanı himaye etmiyor oluşu veya aleyhine oluşu
gibi birtakım yasal düzenlemeler de işletmelerde hangi seviyede olursa olsun yeterli
eleman çalıştırmakta büyük problem yaratmaktadır. Eleman işletmeye inanmıyor, işletme sahibi de, işveren de çalıştırmakta olduğu elemanına uzun boylu güvenmiyor.
Herşeyi kendiniz yapmaya kalktığınız sürece de bir boyda kalmanız mukadder. Dolayısıyla d a yin e devaml ı olara k deneme k v e yanılmakl a vaki t geçiriyoruz .
Benim sürekli olarak başımdan geçen olay şudur; hep aynı sahne tekrar ediyor.
Elemanı alıyorum, ben insan yetiştirmeyi seven bi r insanım , devamlı koordinasyo n
yaparım, devamlı arkadaşlarla beraber çalışırız. Zaten kendimiz de o seviyeden geldiğimiz içi n elemanı yetiştiririz, elema n birşey i öğrendiğ i and a iki şey yapar. İk i alternatif vardır, ya zam ister, ya kaçar. Şimdi zam verelim, ama çalışacak mı , devam
edecek mi bilemiyorsunuz, dolayısıyle yüzde 90 gidecektir. Şimdi aldığınız elemanı,
bu adam bir sene sonra çıkar diye bakarsanız nasıl yetiştireceksiniz, niy e vakit kaybedeceksiniz? Deme k k i sorun ta baştan başlıyor . Elema n bize itima d edecek, bi z
de eleman ı sevi p ona itima d edeceğiz . Ama ben inanıyoru m ki , fedakârlık yin e de
işverene düşüyor. Yan i bi z yetiştirmeye, iyi ücre t ödemeye, ona birşeyler vermeye
çalışacağız v e diyalog a deva m edeceğiz , asl a kopartmayacağız . B u şekilde inanı yorum ki , gene de günün birind e b u karşılıklı itimad v/ e saygı meydana gelmiş olacaktır. Beni m kısac a söyleme k istediği m bunlarda n ibaretti . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m sayı n Gürsoy. Efendi m son olara k sayı n Akdoğan' a
söz veriyorum. "
Selahattin AKDOĞAN—'Teşekkür ederi m sayın Başkan. Efendim sayın Yamaner'e
sözleri için ben de teşekkür ediyorum. Şimdi iki soru var. Birincisi, ihracatçı-sermaye
şirketlerinin ekonomimizdek i yer i v e bunu n cevabı , muhakkak k i hepimizi n bildiğ i
ve de benimsediği bi r cevaptır. B u ülke için faydalıdır muhakka k ki , kalkınmamızda
bir model olarak ele alınmıştır. Diğer ülkeler de bunu almışlardır, süzgeçten geçmişlerdir. Ancak burad a söylenecek birşe y varsa o da dışarıdan getirilmiş herhang i bir
modelin, Türkiye'nin yapısına uygun şekle dönüştürülmesi gerekmektedir . Belk i bu
zamanla yapılacaktır. Faka t faydalı kuruluşlardır v e de yararları, katkıları büyüktür .
Ancak, konfeksiyonla, bunun drenasyonu çok önemlidir. Benc e ikinci soru bu. Konfeksiyon ihracatın a katkıs ı bulunmuş mudur , diy e bir soru yöneltt i Yamaner . Be n
hem evet, he m hayı r diyeceğim. Çünkü bir yerde, çok açık, realis t konuşmamı z lâzım. Bazı kuruluşlar, yani şirketler arasında birkaçı konfeksiyonu benimsemiştir, ona
göre organiz e olmuştu r v e katkılar ı olmuştur. Faka t çoğunlukl a b u şirketleri n kon feksiyon ihracatın a katkıs ı bulunduğunu iddi a etmek güçtür. Neden ? Nedenine gelelim bi r yerde. Çünkü bir üretim vardır, bir de pazarlaması vardır. Üretici , bir örnek
vereyim Taliir Bey'dir . Tüm işçiyi sırtında taşır. Kumaştan, iplil<ten, kumaş, boya ve
apre tü m kademeler i ço k iy i kontrol ü altın a almas ı gerekir . Birde on a e n azında n
148 tane aksesuarı katarsanı z sonunda konfeksiyo n ürünün ü yapıp satmak zorundadır ama, Tahir bey yaşar, yani kumaşla yatar, aksesuarla kalkar. İşçi sorunu, hergünkü sorundur . Bi r d e e n önemlisi , müşteriyl e he r zama n muhata p ola n v e he r
zaman içi n onun isteklerin i yerine getiren Tahir Bey'dir . Çünkü aynı lisanı konuşuyor, bi r mode l üzerind e bir tartışma olduğu zaman teknik düzeyde o lisanı anlar ve
anında fleksibilitesi vardı r v e gereken i yapar , yan i bun u uzatma k mümkün . O nedenle, kalkı p bir ayırım yapıp da teşviklerde işt e sen üreteceksin, pazarlamacı sermaye şirketlerinden de geçireceksin gibi teşvik bana karşı benim şahsi fikrimdir bu,
bir zorlamadan dab a öteye gidemez, bir zorlamadır. Zorlamanın iki türlü sakıncas ı
vardır, o nedenle zaten gerek konfeksiyoncular arasında , gerekse sermaye şirketleri arasında kötü bir imaj yaratılmaktadır. İki sorun vardır. Birincisi, bir sermaye-ihracat
şirketi herşey i ihraç etmek zorundadır, bell i bir hedef i vardır, o hedefe gelmesi gerekmektedir. Devle t ona her türlü kaynağı vermiştir, kendisini bir yerde en fazla döviz getire n konfeksiyon a doğr u itilmi ş görmektedir . İstemiyere k belk i d e b u yöne.
gitmiştir, çünk ü bir yerde ciro yapan bir kalemdir. Am a üretime kesinlikl e giremez,
mevzuat bakımında n da giremez. O nedenle de kalkıp hep bu örneği veriyoruz, bir
salça, bir buzdolabı, bir bakliyat, onun yanında bir konfeksiyonu kesinlikle satamaz.
Eğer satars a belki belirli ikil i anlaşma olan ülkeler. Demirperd e geris i güzel bi r tercihtir, bi r de Arap ülkelerinde n birkaçı . Sosyalist düzende olanlarla belki pazarlıkt a
başarılı olabilir. Ama onun dışında baktı ki yüzde 80 payımız, biliyoruz Batıya giriyor,
orada ben bu şirketlerin pazarlamada başarılı olacaklarına inanmıyorum. Çünkü, yaşamıyorlar, çünkü elemanlar o şekilde yetişemez, çünkü bir eleman veya birkaç eleman sadec e v e sadec e nefe s aldığ ı günü n il k saatinde n sonun a kada r mutlak a
konfeksiyonu düşünemiyor . Dolayısıyl a burada pazarlama da direkt bi r rin g vardır.
Ring üretici ile alıcı arasındadır. Sanıyoru m k i orada bu politika biraz ters düşüyor .
İkincisi ise, şöyle bir imaj vardır. Ben yapıyorum, ben ceremeyi çekiyorum, pazarlama şirketi parayı topluyor, primi alıyor. Kesinlikle bu yayıldı yani bu piyasada bu var.
Bence bu iki tarafı da yıpratıyor. Belki Ankara bu politika ile çok dağınık olan bu sektörü şemsiyenin altına getirmek istiyor haklı olarak. Çünkü oradaki bürokrat konfek siyonu tanımıyor, tekstili tanımıyor, dolayısıyla ben eğer bütün hepsini bir çatı altına
getirirsem sermaye-ihracatç ı şirketler i onlar ı yönlendirir, finansmanın ı verir, pazar lamasını yapar diyor . Fakat , gerek finansmanı verme, gerek üretimi n kontrolü , gerek pazarlamad a bi z ihracatçı-sermay e şirketlerini n d e ço k aleyhin e bi r dengeni n
oluştuğunu görüyoruz. Çünkü reklamasyonlar direkt olarak ihracatçı şirketlerine geliyor. Herhangi bir sorun olduğu zaman onlar muhatap. Fiktif ihracatta en büyük hedef boyu onlar olmuşlardır. Çünkü ister istemez önüne gelen ihracatçı fiktif dediğimiz
türedi ihracatçının malını ihraç etmek durumunda kalmışlardır bilinçsiz vaziyette öyle alıyoruz, fakat arkasından çapanoğlu çıkmıştır. O nedenle sonuçta şunu söyliyeceğiz, sistem konfeksiyon bakımından oturmamıştır, zorlama olmaktadır iki taraf için,
o nedenle de yürüyeceği kanısında değiliz. Ama, son şeye geliyoruz, yürüyemez m i
konusunda. Benim önerdiğim bir model vardı. Bence bu şirketler toplam bir kurumsallaşmada mutlaka yerlerini almalıdırlar ve sanıyorum topyekün zaten birleşme ve
beraber iş i götürme olayında aynı fikirdeyiz sanıyorum, ferdiyetçilikten uzaklaşaca ğız. Orada bu şirketlerin gerek dıştaki etkinlikleri, bürolan, elemanlan, kapitalleri ve
devletin politikasıyla orada çok önemli bi r ro l alacaklarına be n şahsen inanıyorum .
Yalnız bunu n modelin i beraberc e geliştirmemi z gerekli . Şu anda fazla da fikir yor muş değilim . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—"Teşekkür ederim . Efendim bu şekilde oturumu tamamlamış oluyoruz .
Ben d e teşekkü r ederim. "
IV. OTURU M
Başkan: Prof. Dr . Tun ç ERE M
(M.Ü. İktisad î v e İdar i Bilimle r Fakültes i Öğreti m Üyesi )
9. TEBLİĞ : "Konfeksiyon Sanayiinin İhracat İmkânlan, Potansiyeli, Tekstil Sanayii ile
Münasebet v e Sorunlan "
Esat SİVR İ
(Denizli Basm a ve Boy a Sanayi i A.Ş . Yöneti m Kurul u Başkanı )
10. TEBLİĞ : "Konfeksiyon Ya n Sanayiinin Durumu , Sorunlan ve Konfeksiyon Sanayi 'nin Ya n Sanay i il e Doğa n Sorunla n v e Çözümleri "
Mustafa DARIC I
(İstanbul Ticare t Odas ı Mecli s Üyesi )
BAŞKAN—"Değerli konuklar , İstanbu l Ticaret Odası'nın düzenlemiş olduğu Tekstil v e Konfeksiyo n Semineri'nin dördüncü oturumunu açmaktan büyük bir mutluluk
duyduğumu belirtmek isterim. Bu oturumda iki konuşmacımız var. Birinci konuşmacımız sayın Esat Sivri; Kendileri Denizli Basma ve Boya Sanayii Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı. Tebliğinin konusu Konfeksiyon Sanayiinin İhracat İmkanlan,
Potansiyeli, Tekstil Sanayii ile Münasebetleri ve Sorunlan. İkinci konuşmacımız İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyes i Mustaf a Dancı'nı n konus u da Konfeksiyon Ya n
Sanayiinin Durumu, Sorunları ve Konfeksiyon Sanayiinin Yan Sanayi ile Doğan Sorunları ve Çözümleri . Eve t iki ilgin ç tebliği , iki değerl i konuşmacımızda n a z sonr a
dinleyeceğiz. Be n konuşmacılara söz vermeden önce bir ufa k nokt a üzerinde dur mak istiyorum. Bilahare vakit kaldığı takdirde oldukça yakından bildiğim bu sanayiinin ihracat ı ve diğer sorunlar ı üzerind e durma k v e baz ı bilgile r sunma k isterim .
Şimdi he r ik i tebliği üs t üst e dinleyelim , onda n sonra sorula n toptan alırı z v e
hangi konuşmacıy a soru sorulacaksa buraya davet ederiz, izleyiciler sorularını değerli konuşmacılarımıza yöneltirler. Şimd i daha fazla vakit kaybetmede n öncelikle ,
oturumun birinci konuşmacısı olan Esat Sivri beyin tebliğini dinleyelim. Konfeksiyon
Sanayiinin İhracat İmkânları, Potansiyeli, Tekstil Sanayi ile Münasebet ve Sorunlan
üzerinde bizler e anlatacakları çok ilgin ç şeyle r olacaktır . Bunla n he p birlikte dinleyelim. Söz ü Esa t Sivr i bey e bırakıyorum . Buyuru n Esa t Bey. "
. IX
. TEBLİ Ğ
KONFEKSİYON^^
IgKŞTIL SANAY İ İL E MÜNASEBE T V E SORUNLAR I
Esat SİVR İ
"Türkiye'mizde v e Dünya'mızda değişmeye n v e değişmeyecek ola n bi r kural ı
belirtmek suretiyle söz e başlamak istiyorum . İnsanlar ticaret alemind e güçler i oranında başarıl ı olurlar .
Bu güç nedir? Kimine göre en ileri teknoloji, kimine göre arazi özellikleri dolayısiyle zirai üretim ve bu üretime bağlı sanayi ve kimine göre ise beşikte başlayan eğitim avantajl ı düşük maliyetl i üretim . Dah a nicelerin i sayma k mümkün .
Şimdi de dönüyorum geriye ve soruyorum kendime, neden konfeksiyon sanayi?
Şu kubbe altında İnsan başına hem gayri safi millî hasılanın 100 0 $ düzeyinde
olduğu ve hem de bu kadar kıvra k zekalı iş gücüne sahip olan kaç memleket sayabilirsiniz bana .
İşte yavaş yavaş çat ı kurulmay a başlıyor . E n çok katm a değeri ola n malı n en
fazla ihracat imkanı olacağı muhakkak olduğuna göre, sıra en çok katma değeri olan
malın tesbitin e geld i v e b u mald a biz e gör e konfeksiyo n ürünü. .
Konfeksiyon sanayin i tam moday a bağl ı ya da yarı modaya bağl ı kısımlar olarak ikiye ayırıp birincisinden yola çıkmak istiyorum . Çünkü ikinci daha kolay organize edilebiliyor .
Modayı yönetenlerin, gelecek senenin renklerini , dizaynlarını tesbit ettiklerini n
duyulmasından hemen sonra, bu işle ilgili tüm organizatörler, stilistlerini , kreatörlerini ve modistlerin i hareket e geçiriyorlar . Ortaya , kim i zaman bi r resimle r albümü ,
kimi zaman dikilmiş ufak gardroplar çıkıyor. Bu malın temin edilmesi, dikilmesi, ambalajlanması ve sevk edilerek zamanında piyasaya arzı için düşünceler başladığında, hang i memleketten , kimden , n e şartlarl a sorun u heme n gündem e geliyor .
İmalâtçı firmalar, artı k eskis i gib i değil . Bir deneyimler i var , oturmu ş kadrola n
var ve bundan başka ihracatın sorunlarını bilen personeli de mevcut. Çoğ u zaman
aynı lisanı konuşan insanlar ki , lisan sorunu da yok. Paranıza en uygun kalitede malın Türkiye'de bulunmas ı d a soru n değil .
O hald e Türkiye'deki satıc ı niçi n terci h edilmesin ?
Sadece geriye fiat kalıyor. Artık oturmuş işçi, konfeksiyon sanayiinde bulunabiliyor. Rantab l ve kaliteli mal için de iş akımı sağlanabiliyor ki , zaman zaman Düny a
piyasaları ile gizli ya da direkt sübvansiyonla r nedeniyl e rekabe t edeme z durumd a
olsak bile , geneld e piyasay a uygunluğumu z gerçeğ i ortada .
İstanbul Ticare t Odas ı yetkilileri, bana işleme m içi n b u konuy u verdiklerinde ,
Türkiye'de mevcu t konfeksiyo n fabrik a ve atölyeler i il e ilgil i verile r aradım . Ancak
üzülerek ifad e edeyi m k i rakamlarl a sunabilme k içi n bi r imka n bulamadım .
Nereden yola çıkmalıydım? Pantolonda n cekete , pardesüden monta , gömlekten şorta varıncaya kada r üreti m yapan, çok iyi organize edilmiş fabrikalardan mı?
Yoksa kesildikten sonr a evlere dağıtılıp, sadece ik i tarafına dikiş yapılan çarşafta n
mı? Çorap, kilot, atlet, tişört veya bluz süeter misali örgü malkonfeksiyonundan mı?
1984 yılı itibariyle gerçekleştirilen ihracatımızın % 28'ini tekstil ve giyim mamulleri teşki l etmiş . 198 5 Temmuz ay ı sonuna kada r ayn ı konud a yapıla n fiil i ihraca t
ise 1.177.000.00 0 $' ı bulmuştur .
Potansiyel mi? bana göre bu rakamı her yıl % 30-40 artırmak mümkün. AET 'y e
ağmen, Amerika'nın uygulama k istediğ i kotaya rağmen, her şeye rağmen. Mevcut
)üyük potansiyelin n e kadarını dışarıya kanalize edebilirsek,konfeksiyon sanayini n
^atınm imkânlarının diğer sanayi dallanna göre çok kolay ve ucuz olması dolayısıyle
ırz hızlanacak , yatırı m artacak, istihda m artaca k v e işsizlik o nispett e azalacaktır ,
hracat için rakam vermek lâzım gelirse, bugünkünü ik i ya da üçe katlayabiliriz. Hem
je ço k kıs a zamanda .
Bugün, ço k iyi bir yaklaşımla, konfeksiyon makinaları ithalatından gümrük alınmamaktadır. Konfeksiyo n sanayind e istihda m yaklaşı k 500.000.-T L il e sağlanabilnektedir. Hang i i ş dalında istihdam b u kada r a z rakaml a sağlanabilir ?
İplik ihracatından, yavaş yavaş ham beze ve sonra mamul beze ve onu takiben
se konfeksiyon a doğr u yol a çıktık . Yolu n neresind e olduğumu z hâl â tartışılır .
Bugün, ipli k üretimimizin tamamını içeride dokuyacak imkanımızın olmadığı muhakkak ki , elân pamu k ipliğ i satıyoruz . Böyl e giders e yıllarc a bunda n kurtulmanı n
mkanı yok. Bugünkü yatırı m zorluklan nedeniyl e modern dokuma fabrikaları kuruamıyor. İyi , kaliteli dokuma yapan fabrikala r ise , katmadeğeri e n az olan hambez i
hraç etmeye devam ediyorlar. Basi t bir misalle, 100 liralık pamuktan, 180 liralık ipik, 24 0 liralık hambe z ve 450 liralı k basm a eld e edilirken , b u baskıl ı bezde n ima l
edilecek konfeksiyonlu bir mamul, model, tip ve isteğe göre 700 ilâ 1000 liralık yada
daha fazla değerli bir konfeksiyon mamulü olabilmektedir. Yani üretim safhaları ilerledikçe katm a değer , dolayisiyl e verimlili k v e kârlılı k artmaktadır .
Kaliteli ham bez arayanların çok kısa zamanda çok büyük dar boğazl a karşılaşacakları muhakkak .
Hani yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan? İkisi de diğerinden sorun yalnız hambe z d e değil am a anas ı o .
Bugün, konfeksiyo n olara k faso n yapılma k üzer e yurt dışından ma l geldiğini,
imal edilerek geriye gittiğini bilmeyen kalmadı.Hem de,biz tekstil memleketiyiz,tekstilde e n ilerid e olmasak bil e en ilerilerinin içindeyiz . Tartışmasını yaptığımız b u yıllarda.
Neden?
Bence,> dokumada yeni yatırımlara gidemediğimiz b u günlerde. Hükümetimizi n
konfeksiyon makinalar ı ithalatındaki gümrük duvannı kaldırmakla gösterdiği duyar lılığı dokum a makinalannd a d a göstermesin i bekliyorum .
Belki bir çok arkadaşımıza bu konu, ters gelebilir. Bilmem biliyor musunuz? Denizli ve Uşak çevresinde takriben 30.00 0 dokuma tezgahında ikiyüzellimilyo n met re/yıl muhteli f cin s be z üretilir . Havluda n merme r şahiye , kadifeden çarşaflı k ha m
beze kada r aklımız a n e çeşi t ha m be z gelirse .
Elbette tartışılır hangi kalitede diye. Hangi kalitede olacak? Piyasaya uygun kalitede deme k yetme z mi ?
Gelsin Teşvikl i gelsin , teşviksiz gelsin, eski gelsin, yeni gelsin. Ne gelirse gelsin. Gelsi n de .
1953 yılından b u tarafa benim bölgem e giriyor b u tezgahlar.Kaç yaşında ? Sor maya ne gerek var? 40 yaşından başlıyor 1 0 yaşına kadar düşüyor. Çalışıyor, kazanıyor, kazandırıyor . Rekabe t güc ü d e var. İstihdam a yarar ı d a var .
Bugün, gümrükten çekilen her konfeksiyon makinası karşılığı 1.5 adam işsizlikten kurtuluyor. Dokum a makinası için ise^ bu rakam 4'e çıkar, çok istisnalar kaidey i
bozmaz. Ama hale n yatırım yapanları n çoğu esk i yatırımcılardır . Yen i yatırı m yap manın yolu ise yeni yatınmcılar yetiştirmekten geçer. Bırakın 4 tezgahla başlasın işe.
Haşılını, çözgüsünü başka yerlerde yaptırsın. Büyüsün. Çok kısa zamanda büyüyecektir inanın. Bu bacasız fabrikaların arkasında modern fabrikacıklar ve sonunda çok
modern fabrikala r doğacaktır . N e olu r b u konuy u tartışalı m olma z mı ?
Sorun elbette sadece dokuma değil konfeksiyo n sanayinde . Aksesuar var. İp likten düğmeye, çıtçıt'dan dantele, lastikten kordona, etiketten ambalaja, askıya kadar uzanan sorun, ya da sorunlar zinciri. Tabii bu arada kıramadığınız zincirler, kotalar,
kısıtlamalar, ambargola r vesaire . Sorun n e ilktir n e de son. Bir sanayi varsa soru n
vardır. Olmaya n sanayid e soru n olu r mu ?
İnancım o ki, Türk sanayicisi akıllıdır. Hem de bilmediğini bilece k kadar . Akılda
alacaktır gerektiğinde . Alıyo r da . Öğrenecektir . Öğreniyo r da .
İstanbul, İzmir, Bursa, Adana gibi illerimizde bugü n forme n seviyesinde eğitim
ve öğretim yapan okullar var. Daha yayılması lâzım. Endüstri Meslek Liseleri'ne konfeksiyon sanayi ile ilgili şubeler açmak lâzım ve bu çocuklarımızın nazar i bilgiler yanında ameli bilgilerle desteklenmesi lâzım. Daha açıkçası okul ve işyeri diyalogunun
kurularak b u çocuklarımıza yen i imkanla r sağlanmas ı lâzım . Tabii, bu konud a an a
görev de bize düşüyor. Hadi uzatın ellerinizi bu okullara Madd i değils e bile, ne olur
manevi desteğiniz i çekmeyin .
En fakirinden en zenginine her insanoğl u a z ya da çok giyinmek ihtiyacındadır .
İster pamuk , iste r yün, ister deri , iste r sentetik , iste r tabii kaynakl ı olsun, her giyi m
eşyası en basitinden en karmaşığına bir konfeksiyon işleminden geçmektedir. O halde
bu i ş dalı insanoğl u va r oldukç a yaşayacaktır . Moder n yaşa m ilke l yaşam a göre ,
kişileri çok daha fazla olarak başkaların a bağımlı kıldığı gibi, giyim kuşamd a da bu
böyle olmuştur. Artık giyim kuşam ihtiyaçları aile içi olanaklarla, ya da çevresel terzi
ve dikişçiler eliyle karşılanmaktan çıkmıştır. Seri halinde belirli model, tip ve ölçülerde imâl edile n giyim kuşam mamulleri gerek ülke içi, gerekse ülkeler arası ihtiyaçları karşıla r durum a gelmişti r k i konfeksiyo n sanay i b u oluşumu n sonucudur .
Türkiye tekstilde sahip olduğu avantajları kullanarak, konfeksiyo n sanayin i büyük ölçüde geliştirmekle, Avrupa ve A.B.D. gibi büyük tüketim pazarlarına, bugün e
kadar mal veren uzak doğu ülkelerinden daha iyi şartlarla girmek şansına sahip olacaktır. Ucu z ve kaliteli hammadde, iş gücü ve modern teknoloji imkânları, büyük tüketim, pazarlama , yakınlık , konfeksiyo n dalınd a Türkiye'y e büyü k bi r potansiye l
kazandırmaktadır. Türk sanayiciler i bu olanaktan yararlanmanın yollarını aramaktadırlar.
Bu sözlerim sadece bi r dileği değil gerçeği yansıtmaktadır. Şöyl e ki , ülkemizin
tekstil üretiminde ve ihracatında konfeksiyon nfıamûlleri rakamsal ve oransal büyüklüklerini diğe r teksti l alanlar ı üretimlerin e gör e hızl a artırmaktadır . Bat ı Avrupa v e
A.B.D. pazarlarına son beş yılda Türk tekstil ve konfeksiyon mamulleri ihracında büyük artışlar gözlenmektedir. Türk mamulleri, kalite, fiyat ve disiplini bakımından, kendileri içi n rantabilitesi gittikçe azalan, tekstil sanayini yavaş yavaş bırakan ülkeleri n
kendi tekstil üretimleri ve dünyada bu sahada piyasayı tutmuş uzak doğu ülkelerinin
mamulleri il e başaba ş diş e diş paza r mücadelesin e girmi ş bulunmaktadır . B u mücadelede, bize göre, Türkiye olarak başar ı kazanmamız ve dünya tekstil pazarınd a
geliştirebildiğimiz ölçüd e bütü n potansiyelimizl e sö z sahib i olmamı z norma l görü nüyor.
Burada en son rakamlara göre düzenlenen tabloyu bilgilerinize sunarak sözlerimi bitirmek istiyorum. Tablomuz Devle t İstatistik Enstitüsü ;verilerine göre 1984 ve
1985 yıllarının OcakTemmuz dönemlerine ait 7 aylık tekstil ihracat rakamlarını gösteriyor.
(000 $ )
Pamuk ipliğ i
Pamuklu mensuca t
Giyim eşyas ı
Deri giyi m eşyas ı
Sentetik v e suni devamsı z lifle r
Halı
Toplam
1984
197.968
59.134
445.890
174.811
122.532
132.902
1.133.237
1985
181.182
62.228
451.650
217.575
223.046
41.168
1.176.849
Değişim %s i
— 8, 5
-5,2
+ 1, 3
+ 24, 4
+ 82, —
—69—
+ 3,8
Göreceğiniz gib i vergi iadelerindek i düşüş e rağme n tekstil ihracatımı z artıyor .
Özellikle giyi m eşyas ı ve der i giyi m eşyas ı gib i konfeksiyonl u mamuller .
Hepinizi saygıyl a selâmlanm .
BAŞKAN—"Efendim, sayın Esat Sivri'ye bu ilginç tebliğden dolayı teşekkür ederiz.
Şimdi vakit kaybetmeden sözü ikinci konuşmacıya bırakmak istiyorum. Mustafa Darıcı Konfeksiyon Yan Sanayiinin Durumu ile ilgili bir tebliğ sunacaklar. Sözü kendilerine devrediyorum. "
X. TEBLİ Ğ
KONFEKSİYON. YAN SANAYİİNİ N DURUMU , SORUNLARI V E KONFEKSİYO N
SANAYİ İL E DOĞA N SORUNLAR I V E ÇÖZÜMLER İ
__
_
^
^ ^
Mustaf
a DARIC I
"Sayın Davetliler , Tür k tekstilini n kıymetl i temsilcileri , sayı n bası n mensuplan ,
kıymetli meslektaşlanm ;
Konuşmama Ülkemizi n e n büyük mesle k kuruluş u olan. Mensub u olmakla hepimizin gurur duyacağı İTO'nın bu paneli hazırladığı için sayın Yönetim Kurulu Başkan v e Yöneti m Kurul u üyelerine . Sayı n Yöneticilerin e teşekkü r ederim .
Mensuplanmızın İçi n bulunduğu meseleleri tartışmak, meselelerimize daha geniş bir açıdan bakmak, meslektaşlarımız arasında görüş alış-verişi yapmak iyiyi, güzeli, doğruy u bulmak ; ülkemizi n ekonomisin e katkıd a bulunma k açısında n Tür k
testiline ve hazır giyim sanayiin e yeni ufukla r açmas ı bakımından Paneli n hepimi z
için yararl ı olacağ ı inancın ı taşıyorum .
Benden önceki konuşmacı arkadaşlarım bugün Türk tekstil sanayiinni içinde bulunduğu ortamı, hazır giyim sanayinin çeşitli yönlerini dile getirdiler. Ben konuşmamda
Hazır Giyi m Sanayii'ni n bugünk ü durumunu , hazı r giyi m sanayiini n ya n sanay i il e
olan meselelirinin ve çözümlerini, dile getirmeye çalışacağım. Konuşmamın Teksti l
ve Hazır Giyim Sanayii'ne, Hazı r Giyimin Yan Sanayi'lerine bira z olsun yararlı olur
ise mutl u olurum .
Giyinme ihtiyacı insanlığın varoluşundan bu yana vardır. İhtiyaçtır. İnsan'ı n vazgeçilmesi mümkü n olmıyan ihtiyacıdır. İnsanlığı n en eski sanatlarından biridi r vey a
birincisidir diyebiliriz Giyim Sanatına. İlk çağlardan bu yana büyük ilerlemeler olmuş,
zamanımızdaki mod a olayın a kadar gelmiştir. Bugü n toplumun vazgeçilmez tutkularından olmuştur. Dünyad a hergün yeni gelişmelere. Yeni olaylara, yeni hedefler e
yönelmiştir Hazı r Giyim Sanayii. Memleketimizde Hazır Giyim Eşyası Endüstrisi Mil li gelir ve İş-İşçi İstihdam açılanndan önemli bir yere sahiptir. Dış satım bakımında n
giderek arta n bir yapıya sahiptir. 198 4 yılında Toplam ihracat açısından büyüme %
24,5 olurken hazır giyimde bu büyüme % 52'lere varmıştır. Birço k yan sanayi dallarının meydana çıkmasına, işgücü açısından ülkemizde %18'lere varan işsizliğe kısmen çar e olmuştur . Hazı r Giyi m Sanayisi . B u i ş kol u yoğu n eme k v e işgüc ü
gerektirmektedir. Memleketimizi n yapısına has özellik gösterir. Zira ülkemiz Düny a
pamuk üretimi'nd e 6 . sırada yer alır. Yün üretiminde. Polyester türü çeşitli iplik üretiminde dünyad a sayıl ı bi r yerimi z vardır .
Ülkemizde konfeksiyon (hazır giyim sanayii) son onbeş yıl içerisinde hızla ilerlemiş, 1980 yıllarda süratli bi r tırmanışa geçmiştir. Tırmanışta 12 Eylül'den sonra gelen huzurl u çalışm a ortamını n büyü k bi r pay ı vardır .
Hazır Giyi m Eşyas ı ürete n firmalann pe k çoğ u İstanbu l civarındadır . Yaklaşı k
olarak % 8 0 civannda işyer i İstanbu l ve çevresindedir. İşletmele r va r olduğ u müd detçe elbette sorunları olacak. Firmalar bazında olan sorunlan herkes kendi imkanlarıyla çözmey e çalışacak . Mesle k kuruluşla n bazınd a firmalan n sorun u olacağın ı
tahmin etmiyorum . Hükümetimi z açısında n ola n sorunları büyüktür . Çoktu r yöneticilerden ilgi beklemek hakkımızdır . Yıllarca zor şartlar altında mücadele etmiş, dünyaya yarlığımızı göstermişiz .
Ülkemiz ekonomisin e katkıd a bulunmuşuz . Öze l sektörün dah a iyi imkanlarl a
neler yapacağın ı isba t etmişiz . Yetkililerde n yardı m bekleme k Hakkımı z Deği l mi ?
Şimdi Hazı r Giyim eşyas ı ürete n atöly e ve fabrikalan n yapısın a bir göz atalım. Bu
tür i ş yerlerini 3 grub a ayırma k mümkündür .
1- Ail e Firmalar ı ola n Küçü k Faso n Atölyele r
2-Orta büyüklükt e Faso n Çalışa n Atölyele r
3- Büyü k kapasit e il e Çalışa n fabrikala r vey a Deve t Kuruluşla n
Birinci bölümdeki firmalar sayı itibarı ile çoktur. 5-6-7 makinalı olan bu atölyeler
daha ziyade iç piyasa için üretim yaparlar. Fason olarak çalışırlar. Belirli mevsimler de işsiz kalmak sorunu ile karşı karşıyadırlar. Birçokları kaliteli üretim yapmazlar veya yapamazlar. Eğitimsizdirler . Yarısına yakın bir bölümü meslekten gelen insanla r
değildir. Bu tür atölyelerde veya işyerlerinde çalışan işçilerin sosyal güvenceleri yoktur. •
Bu tür işyerlerind e çoğu ker e spesyal makinala r bil e yoktur. Zir a bu makinala r
ilk bize ithal yoluyla geldiği içi n yüksek fiatla satılmaktadır. Hükümetimizi n konfek siyon makinalanndan alınan gümrü k resmin i sıfır a indirmes i kararı memnuniyet vericidir. Bu tür firmalar için makina arklannı çoğaltabilirler. Daha çok üretim yapabilirler.
İkinci bölümdek i ort a büyüklüktek i Atöly e vey a işyerler i so n yıllarda arta n gi - ^
yim eşyası ihracatı ile kurulan atölyelerdir. B u tür işyerlerinde he r türlü işi yapabilecek makinala r vardır. Mevcutlar ı 40-50 hatta 60 kişiliktir. Dı ş satım yapan firmalar a
fason olarak çalışırla r vey a kendileri direk t dı ş satım yapa n firmalardır. B u türdeki
atölyelerin finan s zorluğ u vardır . Şaye t kendiler i dı ş satı m yapıyorlars a ma l temi ninde zorlukları vardır. Kalifiye eleman sıkıntıları dış satımda eğitilmiş ihracat bilgis i
olmıyan elema n sıkıntılar ı vardır .
Stilist-Modelist sıkıntıla r vardır .
Ülkemizdeki e n büyük üretim i yapan b u kategorideki işletmele r pazarlam a bil gilerinden yoksundurlar .
Üçüncü bölümde inceliyeceğimiz büyük kapasite ile üretim yapan fabrika ve devlet kuruluşlan sayı itibarı ile azdır. Firma bazında büyük işletmelerdir. İçerid e büyük
mağazacılık yapan şirketlere veya holdinglere bağlıdırlar. İ ş kolumuzun çeşitli birimlerinde olduğ u gib i kalifiy e elema n ihtiyaçlar ı vardır . Ma l temin etmede , ürettikler i
mallan pazarlamada sorunlan yoktur. Makina parkları tamdır. Makina parklannın büyük bölümünü kredili olarak yurt dışından getirmişlerdir. İmkânla n geniş olduğu için
piyasadaki kalifiy e elemanla n bire r bire r toplamışlardır .
ÜRETİM: Hazır giyim sektörümüzü n teknolojis i dünya standartlarına uygun değildir. Ülkemizde vakit kaybetmeden dünya standartların a uygun olarak Tekstil Konfeksiyon makinala n üretilmelidir . Ülkemizd e kullanıla n makinaları n % 95' i yur t
dışından itha l edilmişlerdir . Yabanc ı ülkelerdek i geliştirile n teknolojiy i satı n alara k
yurdumuza getirmeliyiz . Hükümetimizi n b u konud a girişimler i olmalı .
Motorlu makaslarla kesilmesi yerine Hızar , Giyotin ve son yılda geliştirilen La zer teknolojis i mutlak a hazı r giyi m sektörün e vaki t kaybettirilmede n adapt e edil melidir.
Mekanik dikiş makinalan yerine elektrikli veya elektronikli makinalar a yer verilmelidir. Esk i teknolojiyi kullandığımızda n üretim düşüktür. Maliye t birim fiatları yüksektir. İhracat a yöneli k firmala r yen i teknoloji k gelişmeler e aya k uydurmay a
çalışıyorlarsa da sayıları 3 veya 4'ü geçmez. Şayet gelişmelere ayak uydurabilirse k
işgücü verimi artacak, üretim artacaktır. İmalatt a eğitime gereken önemi vermemi z
gereklidir. Sektörümüzde eğitim bence yeni teknoloji kada r önemlidir. Tekstil üretiminin son aşaması olan hazı r giyim sektörüne, ma l üretimi , pazarlama yöntemleri,
malını tanıtma, alıcı ile doğrudan ilişk i kurma, dış fuarlara iştira k
ülkemize direkt alıcı getirme yöntemleri öğretilmelidir. İşt e bu aşamada meslek kuruluşlarımıza büyük sorumluluklar düşüyor. Dı ş pazarlarda Hazır Giyim sektörümü zün şanslar ı nelerdir ? Nası l artırılabilinir ? A.B.D . veya e n ço k ma l sattığımı z AE T
ülkelerinin hergü n kurduğ u veya ördüğü duvarlar ı nası l aşabiliriz? B u iki pazarda n
vazgeçmeden İslâ m Ülkelerine daha çok nasıl mal satabiliriz. Araştınlıp bu bilgilerin
mensuplanmıza aktanlmas ı gereklidir .
. Rakip olduğumuz ülkelerde işletmeler nasıl çalışıyor, Hükümetler tarafından nasıl
destekleniyor? Çeşitli büyüklükteki işletmeleri n sorunlarına ne ölçüde yardım görüyorlar? Finansman ve mal temini konularını nasıl halletmişler? Bizleri n örnek alabilmesi mümkü n olu r mu ? Tetkik edili p mensuplanmız a aktanlmas ı gerekl i bilgilerin .
5'inci Be ş yıllık Kalkınma Planı'nda Hazır Giyim ihracatımız her yıl % 20 oranında artacak deniliyor . Veyahu t artacağı hesa p ediliyor. O halde niçi n bugünde n önlem alamıyoruz. Daha açık tabiri ile almıyoruz? Burad a tekrar ifad e edeyim. Ticaret
Odaları'na, Sanayi Odalarına, İhracatçı Birlikleri'ne görevler düşmez mi? Bu Odaların kurulu ş gayeler i mensupların a yardı m deği l mi ?
Hazır Giyim'i n üretim i diy e başladık , üretimde , pazarlamada, üreti m teknolojisindeki zorlukları dile getirdik. Çözüm yolları aradık. Önce üretimi ve çeşitlerini incelemek gerekirdi . O hald e üreti m çeşitlerin i inceliyelim :
Hazır Giyi m Sanayi i üretimin i 3 ana bölümd e inceleme k gerekir . Çünk ü üreti ' mi n he r bölümünd e çeşitl i farklılıkla r vardır .
A- Dokumada n Mamu l Giyi m Eşyas ı Üretim i
B- Örmede n Mamu l Giyi m Eşyas ı Üretim i
0- Der i v e Kürk'te n Mamu l Giyi m Eşyas ı Üretimi ,
Birinci bölümdeki dokumadan mamul giyim eşyası üretimi Desen, Ütüleme, Paketleme aşamaları elle yürütülen işlemlerdir. Dokumadan Mamul Giyim Ey yası Üretimi,Tela, Fermuar, Astar, Keme r ve Cep Astarı, Askı gib i yan sanayilere bağımadır .
Dokumadan mamul giyim eşyaları ürünleri çok çeşitlidir. Birçoklarının ayrı üretim sistemleri vardır. Farkl ı üretim sistemlerinin birçoklar ı ülkemizde yoktur. Farkl ı tür üretim sistemleri için farklı makina.parkları gereklidir. Dokumada n mamul giyim eşyası
üretiminde gerekl i ola n kumaşları n tüm ü ülkemizd e üretilmektedir .
Örmeden Mamu l Giyi m Eşyala n Üretimi :
Örmeden mamul giyim eşyaları üretimi teknolojisi, dünyada kullanılan teknoloji
ile aynı düzeydedir. B u dalda dünyada rakiplerimiz çoktur. En çok dış satınrıı bu dalda yapmaktayız. Ülkemizd e Hazı r Giyim Sanayi'inde en çok üretim yapan Örme Giyim eşyalar ı dalıdır .
İtalya ve uzak doğu ülkelerinin ülkemize karşı üstünlüğü vardır. Bu üstünlük örme kumaşların kalitesinden , işçilik düzeyinin daha yüksek olmasında n kaynaklanıyor. Örm e kumaşı n kalitesin i yükseltme k içi n he r şeyde n önc e iy i cin s pamu k
üretimine v e iy i cins ipli k üretimin e bağlıdır . Burad a ülkemizd e uzu n elyafl ı pamuğun yetişmediğin i söylerse k bi r gerçeğ i samim i şekild e itira f etmi ş oluruz . Kalitel i
kumaş üretimi için ince pamuk ipliği çekimi için firmalarımız zorlanmaktadır. B u zorluk özellikle inc e penye türü kumaşlard a vardır. İpli k üretimi yapan firmaların kul landığı teknik eski türdür. Faka t en ileri teknoloji il e üretim yapan fabrikalarımız d a
mevcuttur.
Ülkemizde pamukta n ipli k çekimi dahil olmak üzer e son ürün e kadar tüm aşamaları olan entegr e tesisle r mevcuttur. Faka t sayıla n bi r pamu k ülkes i ola n Türkiye'miz içi n yeterl i değildir . İplik , dokuma , boyama , kuma ş satışı , imalatç ı firm a ve
tüketici arasında 5-6 aracı firma var . Arac ı firmalar azaltılır ise tüketiciye daha ucuza
mal satılabilinir . B u bakımda n büyük entegr e tesisler e yönelmemi z gereklidir . Dı ş
satım yapan imalatç ı firmalar ucuz a kumaş temin edebilirler ise , ucuz olan iş gücü
maliyetleri ile dünyanın diğer hazır giyim eşyaları satan ülkeleri ile daha rahat rekabet yapabiliriz. Örme giyim eşyaları üretiminde kullanıla n ana ham madde ülkemizde mevcuttur. Ülkemizde yeteri kadar çeşitli iplik türleri üretiliyor. Yalnız boyaları yurt
dışından itha l ediliyor. Heme n ifade etmek gerekirse b u sektörde atı l kapasite yoktur. İşletmele r yaklaşı k olara k % 65-%7 5 oranınd a çalışmaktadır .
1980 yılınd a dokumadan üretile n hazı r giyi m eşyas ı 62.70 6 ton , 198 1 yılınd a
70.544 ton, 198 2 yılında 73.500 ton , 198 3 yılında 85.757 ton, 198 4 yılında 97.62 5
ton, 1985 yılında ise 100.450 ton olarak hesap ediliyor. Öyleyse bu dalda üretim yapan firm a v e kuruluşlar a yapılabilece k he r tü r teşvi k v e yardı m yapılmalıdır .
Deri v e Kürkte n Mamu l Giyi m Eşyas ı Üretim i
Deriden mamul giyim eşyaları üretimi son yıllarda hızla artmaktadır. Dolayısıyl a
bu sektörde deri temini her geçen gün artmaktadır. Zorlanmaktadır. Ülkemizden komşu islâm ülkelerine yapılan canlı hayvan dış satımı sektörü zorlamaktadır. Kesinlikl e
canlı hayvan ihracatı durdurulmalıdır. Dışarıdan ithal edilen ham deriler bilhassa kürk
ve süette iyi kalite vermemişlerdir. Ülkemi z iklimine uygun olmıyan hayvan derileridir bunlar .
Kısa vadede hayvancılığımızı n geliştirilmes i içi n gereke n önlemle r alınmalıdır .
Hazır Giyim'i n her dalında olduğu gibi der i v e kürk't e kalifiy e elema n açığ ı vardır.
Her geçen gün yeni işyerleri açıldığından kalifiy e eleman bulmak zor boyutlar a
ulaşmıştır.
Deri Hazı r Giyim i eşyas ı ürete n firm a ve kuruluşla r içi n ha m der i problemler i
mutlaka halledilmelidir .
Ülkemizde der i işlem e metotla n moderniz e edilmelidir .
Geliştirmeye-Araştırma'ya gereken önem mutlaka zaman geçirilmeden yönelinmeli. Dericilik-Eğiti m v e Araştırma Enstitüs ü ülkemi z içi n yeterl i değildir .
. Kür k Hazı r Giyi m Eşyas ı Üretim i
Ülkemizde kür k konfeksiyon u kısıtl ı imkanlara rağme n bi r gelişmeni n içerisin dedir. Tilki , Sansar , Sincap , Kunduz , Kurt , Çakal , Tavşan, Tay gib i a v hayvanlar ı
ülkemizde yetişmektedir . Bunları n içerisinde n Tay'ı n a v hayvan ı olmadığını söylemek gereklidir. Bu hayvanların postlarından Kürk Konfeksiyonu üretilmektedir. Yerli
av hayvanlarından üretilen Kürkler'den bir kısmı dışarıya satılmaktadır. 198 4 senesi
itibarı ile 1,3 Milyon Dolar Döviz girdisi sağlanmıştır. Ülkemizde yetişmeyen kürk hayvanlarının kürkleri çeşitli kanallarla yurda girmekte ve haksız rekabete yol açmaktadır. Yerind e bi r kararl a Gümrü k v e istihsa l verg i oranlar ı yenide n tesbi t edilmiş ,
tabaklanmış veya aprelenmiş post ve kürklerde % 15 0 oranında olan gümrük vergisi % 20'ye indirilmiştir. Kürk ithalindeki % 300'ü geçen orandaki gümrük ve fon tatbiki ülkemiz e kaça k yollarda n girmesin i sağlıyor . B u ora n maku l bi r düzey e
getirilmelidir. Komşumu z Yunanista n kürkte n büyü k oranda dövi z girdis i sağlıyor .
Bir örne k olara k gö z önünd e bulundurmamı z gereklidi r kanısındayım .
Kısaca özetleme k gerekirs e b u konud a yeterl i bi r çalışm a yo k diyebiliriz .
Birçoklanmrz! b u dalı lük s kabu l etmekteyiz .
Kürk yapılan hayvanlan yetiştiren çiftlikler ülkemizd e yok denecek kada r azdır.
Bu iş koluna araç-gereç, makina ve işleme malzemeler i temini gerekli. Deri ve kürk
hazır giyi m piyasasınd a dünyaca ü n yapan pratikte n yetişen ustalanmı z vardır. B u •
yetişmiş insanlarda n Teksti l Mesle k Liselerinde, Dericili k Mesle k Lisesinde , Rüşt ü
Uzel Konfeksiyo n Meslek Liselerind e yararlanma k mümkündür . Bunu n içi n yasaldüzenlemeler yapılmalıdır . Hazı r Giyim Sanayi'nin tüm dalannı bir bütün olarak düşünürsek eğiti m görmü ş insanlara , ihtiyacımı z çoktur . Kuma ş Desinatörü ,
• Stilist-Modelist , Deri İşleme Ustası, Pazarlama Uzmanlan, Üretim Elemanlan, Mal Tanıtım Uzmanlar ı kısacası eğitim görmü ş bilgili , yetenekli elemanlar a sektörümüzü n
ihtiyacı çoktur.Bu kıymetler kıs a zamanda yetişmiyorlar. Bugünden tezi yok eğitime
gereken önemi vermemiz gereklidir. B u konuda meslek kuruluşla n işletmeler e yar dım yapabilirler. Hatt a devlete öncülü k yapabilirler .
Ülkemizde hızl a ilerliyen Hazı r Giyim Sanayii eskiden var olan fakat
gelişen teknoloji il e Hazır Giyi m Ya n Sanayi'ni meydana getirmiştir .
Dünyada bu iş kolunda hızlı ilerlemeler olurke n elbette yeni iş kollan yeni yeni yan
kuruluşlan da doğuracaktı. Bizler Hazır Giyim Yan Sanayi mamullerinin daha iyi üretilmenin gereğin i ihra ç ettiğimiz malla r yavaş , yavaş ülkemiz e iad e edildiği zama n
değerini anladık. Fakat vakit geçti, binlerce liralık milli servet kayı p olmuştu. Birçok
firmalar iflas etmişti veya küçülmüşlerdi.' Kısaca konfeksiyon yan sanayi ürünleri bizleri
dış pazarlarda zor duruma soktu. Bu bizler içi n büyük tecrübe idi . İyi kalite yan sanayi ürünleri üretmeli idik. İmal ettiğimiz mallan daha iyi fiatlara satabilmek için , daha iyi yan sanayi ürünler i kullanma k gerekl i idi . Daha iyi aksesuarlarla mallarımız ı
süslemeli idik .
Dikilen bir elbiseye, bir T-Shirt'e, bir palto veya pardesüye , bayan iç ve dış giyimine, çocuk giysilerine düğme, fermuar, tela, astar, dikiş ipliği ve benzeri yan üretimler gerekecekti . Hergü n gelişen , değişe n mod a olayını n karşısınd a hazı r giyi m
için aksesuarlar değişecek, çoğalacak, hergün yenileri eklenecek. İşte hazır giyim sanayinin, çeşitli yan sanayi kollan meydana gelecek. Hazır giyim sanayi yan kolu olarak diki ş ipliğinde n başlama k isterim .
Dikiş İplikleri: Ülkemizde uzun elyaflı pamuk üretilmediği içi n sağlam, kaliteli,
iplikler üretilemjyor . İnc e kumaşların ipliği olan iplikler i bulma k hemen , hemen imkansız gibidir . Örneğin ipe k ve ipek türü giysiler, i ç çamaşırları, mayo ve blu z diki minde kullanılabilecek kalitel i üretim yapan üreticilerimiz azdır. Gelişen ileri teknoloji
karşısında he r geçe n gü n hızl ı devirl i makinala r ima l ediliyor .
Bir örnek vermek gerekirse bizde üretilen 35/2 dikiş ipliği 500-600 gr. güce eşit
dayanıklılık gösteriyor . Makinaları n devr i süratli olduğu içi n bu güç yetmiyor. İplile r
sık sık kınlıyor. Bu olay üretimin düşmesine sebep oluyor. Çalışan makinacılann verimli çalışmasın ı engelliyor . İplikle r yükse k diki ş performans ı veremiyor .
Üretilen diki ş ipliklerini n pe k çoklarını n renkler i heme n sbluyor . Deni z suyundan, terden , güneşten etkileniyor. Tüketic i kusur u mamul ü ürete n biz hazı r giyi m
imalatçılarında buluyor . Hatanı n faturas ı , kalitesizliği n faturas ı biz e çıkıyor .
İleri teknolojinin ürün ü olan kaliteli iplikler ülkemizd e üretilmelidir . Yıkama , kuru temizleme, buharlı temizleme işlemlerine karşı dayanıklı iplik üretimini çoğaltmak
gereklidir.
İpliğin kullanılmasınd a verim i artıraca k tekni k bilgileri n makinacılar a verilmes i
sağlanmalıdır. İpli k ürete n firmala r tarafındah .
Yukarıda sıraladığımız olumsu z üretimi n yanında, dünya piyasalarında aranan •
dikiş iplikler i d e üretebiliyoruz. Öğünere k söyleme k gerekirs e piyasada çok tutuan
3-4 üretic i firm a vardır . Dı ş satı m yapa n firm a vardır .
Miktar (kg ) Değe
Fasıl 60.05.2 0 İhraca t
12.734 226.73
Pamuktan
(Giyim eşyası-örme )
Fasıl 6 1 İhracat ı
Giyim eşyas ı v e giyi n
Miktar (kg ) Değe
r ($ )
1.149.243 16.913.22
r ($ ) Mikta
703.596 10.457.53
3
8
r (kg ) Değe
9 1.564.47
4.027.107 66.561.80
5.
1 3 5 . 4 2 0 118.05
9 249.09
r ($ ) Mikta
6 23.919.92
8.693.99
r (kg ) Değe
3 1.359.92
9 201.105.50
9 11.892.31
r ($ )
6 18.962.69
2
2 259.560.42
8
eşyası teferruat ı
Fasıl 6 3 İhracat ı
Giyim eşyas ı (eskimi ş v e
mensucattan mamu l diğe r
eski eşya )
Miktar (kg ) Değe
Fasıl 60:05.2 0 İhraca t
Pamuktan (Giyi m
eşyası-örme)
Fasıl 6 1 ihracat ı
Giyim eşyas ı v e giyi m
eşyası teferruat ı
Fasıl 6 3 ihracat ı
Giyim eşyas ı (eskimi ş
ve mensucatta n mamu l
diğer esk i eşya )
r ($ )
3.808.571 45.429.66
1.532.759 976.17
Miktar (Kg ) Değe
2
17.472.528 393.230.56
5
7 146.22
r ($ ) Mikta
6.983.281 130.041.84
0 29.948.25
5 2.953.19
' 3.325.57 5 2.359.34
r (K g + ad) Değe
4 8.650.61
4 707.552.13
2 1.945.35
r ($ )
5 178.020.83
891.511 596.57
2
7
6
3
5
Konfeksiyon Ürünler i İhracat ı
1983
1984
1985
Kürk v e Der i Konfeksiyon u
111.214.673
192.054.295
428.700.000
Örmeden Mamu l Konfeksiyo n
31.280.495
66.353.678
172.000.000
259.560.428
393.250.560
748.300.000
74.055.619
83.265.946
91.500.000
1.945.357
975.973
1.800.000
478.056.572
735.900.452
1.442.300.000
100
100
154
154
302
.133
Mensucattan Mamu l Konfeksiyo n
Mensucat Mamul ü Sair i Konfeksiyo n
Eski Giyi m Eşyas ı
TOPLAM
1982'ye gör e artı ş Endeks i
Yıllık artışla r endeks i
Kaynak: Teksti l İşverenler i Dergis i Aralı k 198 4
Not: 198 4 rakamlar ı :ü k alt ı a y esa s alınara k hesa p edile n Tahminlerdir .
Düğme: Giyim sanayi'ind e e n çok kullanılan şey düğmedir. Heme n hemen her
tür giysilerimizde bir kaç tane bulunur. Çok çeşitleri vardır. Pek çok değişik tipte üretilir. Ağaç-Metal-Polyester-Plastik-Akrilikte n yapıla n çeşitler i vardır . E n çok polyes terden yapılan ı kullanılıyor .
Boyama düğme dediğimiz sonradan boyanan düğmeler ürünleri n kalitesin i düşürüyor. Meslektaşlanmız ı zo r durumd a bırakıyor .
Polyester ha m maddesi liki t hald e iken boya verilen Polyesterle r Levh a halin e
getirilerek ima l edile n düğmele r e n iy i cins düğmelerdir . Renklerin i hi ç bi r zama n
atmazlar.
Metal düğmele r daha ziyade iş elbiselerinde, çocuk giysilerinde kullanılıyor. Bizde üretilenler i ço k çabuk paslanıyor . Üretimd e kalit e eksikliğ i vardır . Çeşitl i kaça k
yollardan yurda getirilen çeşitleri piyasanı n aradığı düğmelerdir. Ser t plastikten yapılan çıt-çıt'la r ülkemizd e üretiliyor . İy i sonuçla r alındığ ı söylenebilir .
Astar: Ülkemizde dokunan astarlar iyi cins, iki kalite ürünleridir. Pamuktan , polyesterden, hatta ipekten üretilenleri vardır. Bizde değişen ipli k fiatlarına paralel olarak fiatlar ı ço k yüksektir . Bizd e üretile n astarları n boyalar ı iy i değildir . Moder n
boyahanelerin bulunduğu ülkemizde daha iyi cins astarlar üretilebilinir . Dah a iyi boyama yapabilirsek kur u temizlemede, yıkamada, ve buharlı temizlemede problem lerle karşılaşmayız . Kur u temizlem e yapa n firmala r müşterilerini n karşısınd a zo r
duruma düşmezler .
Kaliteyi mutlak a ön planda tutmalıyız. Faka t üretic i firmalarda maliyetleri n düşük olmasınd a ısra r ediyorlar . Kalitey e pe k öne m verenle r yo k gibi .
Kemer ve Cep Astarları: Pantolon kemerlerinin bele iyice oturması ve kullanma rahatlığ ı sağlıya n keme r astarlar ı üllkemizd e yen i gelişmey e başlıya n yepyen i
bir iş koludur. Kemer astarları kumaş, tela, lastikli bandlardan yapılır. Bugün dünyada ve ülkemizde hazı r cep astarlarına ve hazır kemer astarların a rağbe t edilmekte dir. Zamandan büyü k ölçüde tasarruf ediliyor . Kur u temizlemede, yıkamada lastikl i
bandlar zamanla elastikiyetlerini kaybettikleri için dünyada yeni teknolojiler geliştiriliyor. Bizde bir firma tarafından gelişen teknoloji takip ediliyor hemen üretime geçili- '
yor. Bu olay bizler için sevindircidir. Terden etkilenmeyen, esnemesi ve yıpranması
olmayan mamuller üretilebilecek . Faka t ta m olgunlaşmı ş sayılmaz .
Fermuar: Zamanımızda n yü z sen e önc e Viyanal ı Frit z PODUSCHK A tarafın dan buluna n fermua r Amerikal ı WHITCOMP L . JUDSON tarafında n geliştirilmiştir .
Bugün Dünyad a yüz ü geçe n patent i vardır .
Ülkemizde il k defa 1957 yılında üç ayrı ünite olarak kurulmu ş ve çalıştırılmıştır.
Hazır Giyim'd e ço k yönlü kullanıla n fermuar ülkemizd e 8- 9 firma tarafından üretiliyor. Açıkça söylemek gerekirs e gelişen teknolojiye rağme n bizd e hale n emeklem e
deyresindedir. Üretile n fermuarların sağlam olmadığı, yanlardaki bandlarının solduğu, plastik dişli olanlarının hemen attığı, metal dişli olanlarının metallerinin paslandığını söyliyebiliriz . Bun u i ç piyasad a göre n ihraca t yapa n firmalanmı z kullandıklar ı
fermuarların pek çoğunu ülkemiz dışından getiriyorlar. Hatt a piyasada kaçak yollarla gelmi ş fermuarla r zama n zama n satılıyorlar .
Bu iş kolunun mutlaka iyi kaliteye yönelmesi gereklidir. Kendilerin i yenilemeleri
gereklidir. Ülkemizi n ihtiyacını karşılayacak üretim yapılıyor. Büyük bir kısmı ihracat
edilebilinir.
1930'lu yıllarda Fransı z Modac ı Elsa SCHİPARELLİ'nin hazı r giyime hediyes i
olan fermua r giyimde ço k yönl ü kullanılır .
Etiket: Dokumada n mamu l etiketleri n ülkemizd e e n son teknoloji il e üretildiğ i
söylenebilir. E n iyisini n rahatlıkl a üretildiği , b u konud a hazı r giyim i sanay i dalını n
bir problemi yoktur. Şerite baskı veya çıkartma şeklinde olanlar piyasada az kullanılır.
Plise: Kadın giysilerinde yapılan pliseler eskiden elle sıcak buhar verilmek suretiyle yapılırdı. Bugün makinalarla en incesinden en genişine kadar yapılabiliniyor .
Plise yapa n makinaları n tüm ü ülkemizd e üretiliyor .
Kadın Elbis e v e Bluzlarmda , Gelinli k Giysilerind e Kullanıla n Süslemeler :
Bunların hepsi kadın giysilerinde kullanılır. Birçokları aksesuar olarak kullanılır. Hemen heme n heps i saht e mücevherlerdir . BTçoklar ı çeşitli şekille r verile n çiçekler dir. Kumaşta n yapılanlar ı d a vardır . Ülkemizd e üretiliyor. Faka t kalitel i olduklar ı
söylenemez. Zamanl a yıpranarak kullanılma z oluyorlar.
Vitrin Düzenlemesi : Vitrin düzenlemesind e kullanıla n malzem e ve aksesuar lar ülkemizde üretiliyor. Birçoklar ı becer i işidir. Vitrin düzenlemesinde sözünü edebileceğimiz vitri n mankenler i imalat ı azdır . Kalitesizdir , İmalatt ı firmala r yeterl i
değildir. Fiatla r yüksektir .
Ambalajlama ve Nakliye: Üretilen giyim eşyalar ı tek tek veya seri halde paketlenir. Pamukl u giysilerd e düzin e olarakt a paketlenebilir . B u konud a sektörümüz e
gerekli tüm ihtiya ç maddeler i yeteri kadar vardır. Nakliy e konusu kısmen zorluklar ı
getiriyor, palto , pardesü, erkek ve kadı n elbiseleri Anbalaj ve paketlemesi şevki henüz moder n usullerl e yapılamıyor . Batıl ı ülkelerde Yukarıda saydığımı z malla r so n
ütüden sonr a kalit e kontrol ü yapılara k heme n bask ı düzeni olan kamyonlarl a sev k
edilir. Bizd e b u yönte m henü z yoktur .
Yaka Astarlar ı v e Elbis e Telaları ; Ülkemizde yeter i kada r üretiliyor . Gömle k
ve buluzlarda kullanılan yaka astarlarının iyi cins ve kalitede olanlan mevcuttur. Buruşmaz, sıcakta etkilenmez iy i kalite üretebiliyor . Elbis e telaları için aynı şeyi söyliyemeyiz. Telaların belirli standartı yoktur. Bazı kereler 90 cm, bazı kereler 70-75 cm
ende üretildiğ i içi n kesimd e ço k fir e veriyor .
Arkadaşlar, .
Hazır Giyim Sanayii yıllarca zor şartlar altında mücadele etmiş ve başarı kazanmıştır. B u başarı Türk özel sektörünün başansıdır . B u sektöre emeği geçen herke sin başarısıdır. Bugün dünyada 44 ülkeye hazı r giyi m eşyaları ihraç ediyoruz. 1984
yılında toplam ihracatımız % 24, 5 oranında artış sağlarken Hazı r Giyim Eşyalar ı ihracatı % 50 oranında artış sağladı. Sektörümüzün elbett e biryığın sorunlan var. Bizler temel sorunlanmıza kısa vaded e çözüm bulur ise k daha çok üretim yapabiliriz.
Dışarıya dah a ço k satar . Ülkemiz e daha ço k dövi z girdis i sağlıyabiliriz .
Hazır giyi m eşyası üretiminde toplam maliyetler içerisind e kuma ş ve işçilik maliyetleri büyük yer tutmaktadır. İşletme sermayesi yatırım oranı çok büyük rakamlar a
ulaşmaktadır. İşletm e sermayesi bizleri büyük ölçüde dar boğazlara götürmektedir.
Bu dar boğazlardak i sıkıntılanmı z üreti m kapasitesin i düşürmektedir .
Kaliteli kumaşı ve ipliği piyasad a bulmad a güçlük çekiyoruz . Kuma ş fiatları ülkemiz bir pamuk üreticisi ülkesi olmasına rağmen yüksektir. Kısa sürede fiat artışları üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Ha m madde ve yardımcı madde sorunlanmız
vardır.
Fason üretim i içi n ithala t rejimindeki yetersizlikler giderilmes i gereklidir . Ülke mizde hazı r giyi m dış satımı yapan firmalar AET pazarları, ABD pazarlarıjslam Ül keleri pazarlar ı hakkınd a yeterinc e aydınlatılmalıdır .
Her şeyden önce sektörümüze eğiti m görmü ş insa n gücü gereklidir. Sektörü müzde rakiplerimiz e gör e birço k üstünlüğ e sahi p olduğumuzu biliyoruz . Bun u en
iyi şekilde değerlendirebiliriz. Yeterk i yetkililer bizlerde n gelece k öneriler i iyic e değerlendirebilsin.
Hepinizi saygılarıml a selamlanm.. .
Kaynaklar: 1 ) V inc i BYKP , Dokum a ve Giyi m İhtisa s komisyon u raporlar ı
2) GEM E Bültenler i
3- Ulusla r Aras ı Endüstr i v e Ticare t Bankas ı A.Ş . Sektör incelemeler i NO : 6
4) Textil Mitteilunge n
5) Başbakanlı k Dİ E Dı ş ticaret yıllı k İstatistikler i
BAŞKAN—"Sayın Mustaf a Dancı'ya bu ilginç tebliği dolayısıyle teşekkür ediyoruz .
İzninizle ben bir iki noktaya değinmek istiyorum. Ondan sonra kalan zaman içerisinde gelecek soruları da cevaplandırma imkanımız olabilir. Dünkü ve bugünkü oturumlarda tekstil v e konfeksiyonu n önemine değinildi. Gayet ilginç konuşmalar dinlendi.
Ben sizi n bildiğini z birşe y i söyleyerek sözlerim e başlama k istiyorum . Konfeksiyo n
neden önemli? Bi r ker e Türkiye açısından konuya baktığımız zaman dünyada özellikle müstesn a bir yeri var. Çünkü dünyanın altıncı pamuk üreticisi . Yani, Türkiye'den önc e gele n ülkele r Çin , Rusya , bildiğini z gib i Amerik a Birleşi k Devletleri ,
Hindistan, Pakista n bunda n sonr a altınc ı olara k Türkiy e geliyor .
Türkiye'nin b u kada r büyü k bi r cevher e sahi p olması kuşkusu z ço k büyük bi r
avantaj. B u saydığım be ş ülk e arasınd a konfeksiyo n ihracatınd a ço k başanl ı ola n
ülkelerin isimlerin i göremiyoruz . K i bunlan n içind e Kor e var. Çi n var, Tayva n var ,
çok başarıl ı oldukla n hald e pamu k üreticis i değiller .
Bu bakımdan çok büyük bir avantaja sahip olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Konfeksiyonun bi r özelliği d e yine hepinizin bildiğ i gib i çok dinamik biryapıy a sahip olması ve ürünlerini n yaşa m dönemlerini n ço k kıs a olması konfeksiyo n üreticis i kı ş
modelleri, yaz modelleri olarak, senede en az iki model sunmak mecburiyetinde kal maktadır. Aynı şekilde bunlan ihraç ediyorsa bu şekilde ihraç etmek zorunda. Şimdi
özellikle b u iki özellik, bir de moda olgusuna dayanması, konfeksiyonun tab i bi r de
üçüncü özelliğini oluşturuyor. Dolayısıyl e bu açıdan meseleye bakmakta fayda var.
Bu arada gayet ilginç olarak size şunu da söyliyeyim, bundan bir ay önce Türkiye'yi
temsilen katıldığı m II . Dünya Pazarlam a Kongresi'nd e beni m d e sunduğu m tebli ğ
hazır giyim sanayii, yani konfeksiyon sanayii ile ilgiliydi. Konfeksiyon sanayiinin dış
pazarlama ve ihracat sorunlarıyla ilgili bir tebliğ sundum, pazar bölünmesi stratejileri il e ilgili . Ve tabi orada tebliğimden sonr a panelde yaptığım konuşmad a ihracatı n
altyapısına da'değindi m v e ban a ço k sor u sordular . Özellikl e b u sorular ı soranla r
kongrede büyük bir grup teşkil eden Amerikalılardı, yüz, ikiyüze yakın delege vardı.
Aşağı, yukarı 40 delege Amerika'dan gelmişti . Bizi m b u alanda özellikle büyü k potansiyelimiz var, yani Türkiye olarak hazı r giyim sanayiinde potansiyelimiz var. Potansiyeli nede n gereî<tiğ i şekild e değerlendiremiyoruz , bunla n orad a yabancılarl a
tartıştık. Kongred e ayrıc a Türk orijinl i profesörle r d e vardı. Sayı n Esa t Sivr i beyi n
tebliğine dayanarak bi r ik i noktayı izin verirseniz aydınlatma k istiyorum . Türkiye ihracatını acaba nasıl yapmalı? Nasıl bir organizasyonla Türkiye ihracatında başarıya
ulaşabilir? Bugün e kada r Türkiye ihracatın ı iki yoldan yaptı. Bir bireysel olarak, sa-
nayici ihracatçılar olarak, sayın Sivri bunları adlandırdı, isimlendirdi bir de son yıllarda kurula n ihracatç ı serma e şirketleri , ki bildiğini z gib i bi z şimd i onlar a dı ş ticaret
sermaye şirketler i diyoruz .
Kendileri ço k güze l belirttiler . Sayı n Sivri'ni n sözlerin e tamame n katılıyorum .
Türkiye he r ik i alanda da henüz yere basmı ş değil. İhracatçı sermaye şirketlerini n
bugüne kadar yaptıkları çalışmalan çok yakından değerlendirdim. Ben master ve doktora
öğrencilerine bilfii l çalışmalann ı b u konulard a yaptırdım. Dolayısıyle kendi m d e bu
konuların içine , bilfiil girdim. Ve şunu gördüm, ihracatçı sermaye şirketler i yani dış
ticaret sermay e şirketleri Türkiye'd e ta m oturmu ş bu r yapıy a sahip değil . Yani bi r
pazarlama şirketi olarak bunları nitelendirmek, yabancılarla kıyasladığınız zaman biraz
zor. Yani bugüne kadarki çalışmalar da bunu gösteriyor. İhracatç ı sermaye şirketlerinin bugün e kada r teşvi k edilmesini n öze l nedenler i var . Bi r d e madalyonu n öbü r
yüzü var tabi, bunu bu şekilde değerlendirmek lazım . Çünkü arzettiğim gibi kongrede de bunların üzerinde epey bir süre durduk. Yani bir saat kada r bi r tartışma oldu
ve özellikl e Kor e üzerind e duruldu . *
Şimdi madalyonun öbür yüzü dedim, madalyonun öbür yüzü şu: Türkiye'de diğer sanayiciler , ihraca t yapanlar, küçü k işletmeler , ort a bo y işletmeler , dağını k v e
bireysel bir şekilde ihracat yapıyorlar ve bu işi bilerek yapmıyorlar. Şimdi bir de o tarafı var bu işin. Dolayısıyle yani şu iyidir, bu iyidir diye bir tartışmaya girişmek benc e
çok yersiz . Anca k sorunları n n e olduğun u bilme z lazım .
Bir kere Türkiye'de bir pazarlama organizasyonu yok, bu bir gerçek. Bunun kurulması lazım. Belki hatırlayacaksınız . Geçe n sene burada Uluslararası Pazarlam a
ve İhraca t Kongres i Sempozyumun u düzenlemiştik , be n orad a bi r tebli ğ sunmuş tum v e tebliğimde Türkiye'ni n özellikl e orta k ihraca t şirketlerin e ihtiyac ı olduğun u
vurgulamaya çalışmıştım . B u bi r modeldi , b u gib i şeyleri n yapılmas ı lazım .
Şimdi bakı n Kor e n e yapıyor? Küçü k işletmele r bi r federasyo n altınd a toplanmış, bun a Smal l Busines s Federatio n diyorlar . Türkiye'd e b u d a yok .
Şimdi öyle ihracatçılarla karşılaşıyorsunuz ki , ben bilfiil bu işlerin için e girmiş bir kişi
olarak söylüyorum, mesela Almanya'dan bir ithalatçı gelmiş, bir tanesini bana yolladılar, gidip Tunç hocayl a görüşün diye, adam geldi rica etti, dediki biz T-shirt alma k
istiyoruz. Hamburg'da büyük bir toptancı ve burada bize milyonluk adet yani, 1.5 mark'a
T-shirt verece k firm a arıyoru z ded i v e de biris i talip oldu , bun u yapabili r mi ? yapamaz mı ? Be n tab i konunu n tekni k tarafın ı bileme m v e uzmanlann a incelttirdim .
Yaptığımız incelem e sonucund a 1. 5 mark' a T-shirt'ün ima l edilmesinin imkânsı z olduğu ortaya çıktı. Ve firma bunu yaparım diye garanti etmiş. Yani 1. 5 mark a yapacak. Yapacağ ı şey tülben t gib i inc e birşe y v e herhald e paramparç a olacak .
Bu ihracatı yapacak kimle r diyerek mera k edip çağırttık ve karşımıza maalesef
inşaat işçileri geldi. İşte bakın Türkiye'nin ihracatı ne kadar ehliyetsiz insanların elinde.
Yani madalyonun öbür yüzü dediğim zaman bunu hatırlamak lazım. Ben burada bir
bilim adamı olarak size gayet objektif verilerle meseleyi aydınlatmak istedim . İşi tek
taraflı görmemek lazım . Belki, dış ticaretçi sermay e şirketlerinin desteklenmes i d e
bu yüzden , kotala r d a b u yüzde n v e yabancılarl a tartıştık .
Çok ünl ü bi r Fransı z profesö r vardı , Ankara Anlaşmasına aykı n nası l kot a koyarsınız dedim. Herşeyde n önc e 24. maddeye aykırı . Baz ı firmalar damping e gidi yorlardı, tabi bunun sonucu mecbur oluyoruz dedi. İşte bütün bunların sonucu, bizim
ihracatımızın daha bir yapıya, bir politikaya kavuşmamı ş olmasından , diğer ülkele r
bunu başarmışlardır . İşt e Tayvan, işte Kore ve diğer ülkeler , bi z dah a b u aşamaya
gelmedik. Bun u kabu l etme k lazı m kanaatindeyim .
Bu bakımdan sayı n Esat Sivri'nin söyledikler i ço k ilgin ç buldum . Onun içi n biraz üzerinde durmak istedim. Ayrıca yine sayın Nuh Kuşçulu'yla bunları Ticaret Odası'nda hep konuşuruz, Türkiye'nin bir ihracat politikası da yok. Yani Türkiye'de ihracat
politikası izleye n yok . İzleme k zorunda. He r türlü malı n ihracat ı teşvi k ediliyor , olmaz böyl e şey , b u kesinlikl e olmaz . Yan i bunu n bi r yapıy a kavuşturulmas ı lazım .
Bu şekilde, bu kadar darmadağınık, bu kadar bir organize bir ihracatın bu seviyeye
çıkması ancak bir mucizedir. Bunu kabul etmek lazım, ihracatımızı bu rakamlara ulaştırdıkları içi n ihracatçılarımız ı hakikate n kutlamamı z lazım .
İzninizle bir noktada daha sayın Esat Sivri'ye atıfta bulunacağım. Bu da üniversite il e ijgil i bi r mesele . Üniversite, sanayi işbirliğ i yok . Olmas ı lazım . Geçen sen e
Japonlar geldi . Mr. Kawazaki'ni n söylediğ i şeyler i duydunu z bi z herşeyimizi eğiti mimize borçluyuz dedi. Benden sonraki" konuşmacıydı açılışta ve tatbikatçı profesör
falan da değil, bilim adamı da değil, kendisi Türkiye'ye il k defa geliyordu, Mitsubishi'nin, de v bir şirketin, dünya çapındaki bi r şirketin, dünyanın en büyü k şirketlerinden birinin pazarlama direktörü ve biz her şeyimizi eğitime borçluyuz dedi. Biz eleman
dayetiştiremiyoruz. Çünkü neden, elemanı kime yetiştiriyorsunuz, sanayiye, sanayi
ne istiyor bilmiyorsunu z ki . Aranızda diyalo g yok ki , gayet tabi elema n d a yetişmiyor. B u ço k büyü k bi r sorun . Esat Sivri'y e tebliğind e konular a özellikl e ye r verdiğ i
için teşekkü r ediyorum . Bunları n dışınd a d a söylenece k ço k şe y var . Sayı n Danc ı
üretim teknolojisini n yetersizliğinde n bahsetti .
Bu da bir gerçek. Ana sanayi il e ya n sanayi arasında bi r diyalog yok. B u diyalog olmadığı gibi, entegre tesis de yok. Bugün Japonun başansının sırn nedir? Adam
kendi uzmanlarını gönderiyor, yan sanayide onlar bilfiil işi yönetiyorlar. Bunları n hiçbirisi Türkiye'de mevcu t değil. Benim çok büyük noksan olarak gördüğüm, bir işbirliği diyalogu, organizasyon olmayışıdır. Bunlar olmazsa Türkiye'de ihraca t zor gider.
İlk defa bizim bunların üzerinde titizlikle daha fazla durmamız lazım, yaparız demekle olmaz. Ben de seferberlik sloganına katılıyorum ama, bunu böyle bir savaşa gider
gibi bir şekle sokmamak lazım . Bu herşeyden önce bir sistem meselesidir, bir altyapı meselesidir. Bun u biran önce tesis etmek gerekir, bunu sizlere arzetmek istedim.
Şimdi sor u ve cevaplar kısmın a gelmiş bulunuyoruz . Sor u sormak isteyenler e
söz vereceğim . Buyuru n efendim. "
Zafer YAMANER—"Efendim be n bir iki ufak açıklama yapmak istiyorum . Şimdi bu
sermaye şirketleri, dış ticaret şirketler i konusunda , beni m ço k uzu n bi r süredir deneyimim var. Kaldık i gene uzu n bir süredir tekstil iş i içindeyim. Tamamen pazarla ma ve ticari açıdan. Sizin söylediklerinizin çoğu tutarlı ve geçerli, ben de katılıyorum
ve çok aydınlatıcı oldu. Benim değinmek istediğim konu, sabahki oturumda ve öğleden sonraki oturumda, anlatılanların çoğu aslında birbirinin aynı, birbirine bağlantılı.
Ve sabah da değinmeye çalıştığım sorularımda iki konu vardı, bir, organizasyon yapısı özellikle ort a düzey e erişmiş , orta büyüklüğ e erişmi ş atöly e v e fabrikala r için ,
iki, b u dı ş ticare t şirketlerini n b u olay içindek i yeri .
Aslında b u dış ticaret şirketleri , Türk ticaret , hayatın a n e amaçla girdi , n e açıdan gird i v e uzu n bi r sür e n e şekilde bi r işbirliğ i yaptı , neticeleriyl e herke s biliyor .
Bu belli bi r vergi iad e kavramında n yol a çıktı. Ondan sonr a bu adamlar baktıla r ki,
bu işin içinde kâr var, kendileri, kendilerinin konfeksiyon veya hazırgiyim bölümlerini kurdular, pazarlamaya çalıştılar ve çoğu da aslında bu amaçla yurt dışında teşkilatlar kurdu . B u d a aslınd a Türkiye'd e henü z üreticilerini n dah a ulaşmadıkla n bi r
düzeyde daha yeni yeni ulaşıyorlar. Ben sabahleyin sayın Tahir Gürsoy beye siz organizasyon konusund a n e düşünüyorsunuz dedim . Pazarlama organizasyonunu z
yurt dışına açıldığınız bir yapı var mı? Aslında bakın bu yıl içinde yurt dışında yapılan
modayla, tekstille ilgil i sergilere ka ç tane Türkiye'den üretic i firma katılmış, kaç tanesi Amerika'dan katılmış , modayı kim yakından takip ediyor on u lütfe n inceleyin .
Göreceksiniz k i raka m 10' u geçmiyor . ,
Bunun yanısıra bir diğer kon u daha var. İk i gündür üstünde duruyoruz , katm a
değeri en yüksek malı ihraç edelim diye. Bize en büyük kârın bundan geleceğini ve
tekstilimizi onlann ileri götüreceğini veya ileri aşamada buna mecbur olacağımızı vurguladık, sorunlar n e olursa olsun, üretim sorunları. Bugün aslında katma değeri en
yüksek olan, hatta kreasyon, dizayn bölümü acaba, batıl ı ülkelerde nasıl yapılıyor?
Yani bu olay bizim düşündüğümüz kada r iyimse r mi , yoksa bu çok geniş kapsaml ı
bir tanıtım a dayana n ta m bi r endüstr i halind e mi ?
Bunun yanısıra bu dış ticaret şirketlerinin ilgilendikleri , katma değere dayalı dizayn, yüksek katma değerli kreasyon üretimi mi? yoksa demin sizin söylediğiniz değeri düşük örnekte verdiğiniz olan şeylermi? Bunlar çok ilginç sorular, çünkü neden?
Dış ticaret şirketleri, kesinlikle bugünkü üreticilerin hedeflediğ i pazarlar ı hedeflemiyorlar. Onla r kâ r peşinde . Onların umurund a değil, dizayn, yeni kreasyonlar , yen i
merkezler kurulsun. Türk tekstil ürünleri tanıtılsın. Türk tekstil ürünlerinin yapı kapasitesi n e nerelere gidecek ? bizi m sana t anlayışımı z ne ? Bunla r umurlannd a değil.
Umurlarında olan tamamen kâra yönelik olmaları. Bu da çok doğal, ticari şirketlerdir
çünkü. Am a Türk üreticisini n aslınd a umurund a b u konu . Ama bugü n hiçbi r Tür k
üreticisi oturup da kendi organizasyonunu, kendi pazarlama teşkilatını bu dış ticaret
şirketlerini destekleyici tarzda kurmuyor. Kurmadığ ı gibi aslında bu konunun da bir
lokomatif kon u olduğunu gözde n kaçırıyor . Kendiniz i tanıtmazsanız yaptığınız ufa k
üretimi de satamazsınız, buti k üretimini d e satamazsınız, dizaynı da satamazsınız,
hiçbir şeyiniz i d e yapamazsınız . Bugü n Türkiy e dışarıd a tanıtılmıyor .
Dışarıda bunu yapan iki, üç firma var, bunlann isimlerini hepimiz biliyoruz. Bunlar da bu çabanın içinde. Ama bana bugün ne Kanada'dan, ne Amerika'dan, ne Almanya'dan gelen hiçbir firma demiyor ki, Türkiye'yi biliyoruz. Hiçbir ülke Türkiye'nin
ne kapasitesini, ne fabrikalannı, ne yaptığını bilmiyor. Konuşmalarda geçiyor duyuyoruz, Yeşildirek'te acayi p işletmelerd e fasoncuların için e sokuyoruz. Adamlar yahu b u ürünle r burad a nası l üretili r diyorlar . Bun u lütfe n gözde n kaçırmayalım .
Bu münakaşalar bi r oluşum hadisesidir. B u oluşumdan, bu istihaleden, bu müzakerelerden geçmedikten sonra arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz organizasyona erişmemiz mümkün değildir. Ben buna inanıyorum. Hakikaten bugün erişilmiş olan yerde
büyük bir potansiyelin, Türkiye potansiyelinin denize düşen yılana sarılır diye bu işe
saldırmasından doğmuştur b u iş. Teşekkür ediyorum. Ve bu müzakerelerle, bu münakaşalarla iş artık bundan sonra ilmi veçhesiyle olması gerekli veçhesiyle sağlığ a
kavuşacaktır. B u yöne d e arzetme k istiyorum . Teşekkür ederim. "
BAŞKAN—''Efendim be n de teşekkür ederim. Böylece Dördüncü Oturumumuzu da
bitirmiş oluyoruz. B u oturumun sonunda ortaya çıkan fikirlerin ilerid e tekrar el e alınıp değerlendirileceğin i ümi t ediyorum . Hepiniz i sayg ı il e selamlıyorum. "
PANEL
Panel Başkanı : Prof . Dr . Ümi t ATAMA N
(M.Ü. Rektö r Yardımcısı )
Panelistler:
— Doç . Dr . Eyü p İLYASOĞL U
(Ribatek Teksti l A.Ş . Yönetim Kurul u Başka n Vekili )
— Tahir GÜRSO Y
(Mithat Giyi m Sanay i v e Ticare t A.Ş . Genel Koordinatörü )
— Esa t SİVR İ
(Denizli Basm a v e Boy a Sanayi i A.Ş . Yönetim Kurul u Başkanı )
— Ataman ONA R
(Portaş A.Ş . Murahha s Azası )
— Selahatti n AKDOĞA N
(Türkiye Giyi m Sanayiciler i Derneğ i Yöneti m Kurul u Üyesi )
BAŞKAN—"Sayın Konuklar , Tekstil ve Konfeksiyon Senninerini n son bölümü ola n
Paneli açıyorum. Panelin genel konusu, Türkiye'nin AET ve ABD'ye yönelik teksti l
konfeksiyon stratejisi hakkında düşünce ve öneriler. Bu konuda senelerdir çeşitli platformlarda faaliyet göstermiş bilim adamları ve uygulayıcılardan ve aynı şekilde bu derneklerde çalışmış arkadaşların bu panelde yer almalan, gerek panelin işlerliği ve gerek
panelin doyuruc u olacağın ı şimdiden biz e kanaa t müspe t olara k görülmekte . Be n
panelde konuşmacı olarak yer alan arkadaşları kısa bir biçimde tanıttıktan sonra sözü derha l kendilerin e bırakmay ı düşünüyorum .
Efendim konuşm a sırasına göre, birinc i konuşmac ı sayın Doç . Dr . Eyü p İlyas oğlu Ribate k Teksti l Anoni m Şirket i Yöneti m Kurul u Başka n Vekili . İkinc i konuş macı sayı n Tahi r Gürso y Mitha t Giyi m Sanay i v e Ticare t Anoni m Şirket i Gene l
Koordinatörü. Üçünc ü konuşmac ı sayı n Esa t Sivr i Denizl i Basm a ve Boy a Sanay i
Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı. Dördüncü konuşmacı Sayın Ataman Onar
Portaş Anonim Şirketi Murahhas Azası. Son konuşmacı arkadaşımız sayın Selahattin Akdoğan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi. Efendim beş
konuşmacı arkadaşın bulunması dolayısıyle, süreyi iyi kullanmak bakımından, bir saatlik süreyi eşit miktarda arkadaşlar arasında bölmeyi uygun gördük ve lafı fazla uzatmadan söz ü sayı n Doç . Dr . Eyü p İlyasoğlu'n a bırakıyorum . Buyuru n efendim. "
Doç. Dr. Eyüp İLYASOĞLU—'Teşekkür ederi m Sayın Başkan. Arkadaşlar arasın. d a bana verilen görev bu olayın geçmişine kıs a bir özetleme yapmak idi . Onun içi n
ben hatırlatmak babınd a özetlemek istiyorum . Şu ana kadar AET ve ABD'de belirl i
kotalar ila n edilmi ş bulunmakta . Bunlarda n AE T kotalar ı resme n ila n edildi , ABD
kotaları ise Amerika seviyesinde belli , daha Türkiye'de tam olarak öğrenilmedi bili nemedi. Esa s bizim konumu z tabi AET. Çünkü Amerika Birleşi k Devletler i yen i bi r
pazar, genç bir pazar. Ama AET'de çok büyük ağırlıkla ticaret yapmamız yani yüzde
72, seksendört yılı itibariyle tekstil ticareti yapmamız AET'deki olayları tekrar hatırlamamızı gerektirdi. Şimdi mevcut durumu özetlersek, AET üyesi ülkelerce saptanan
ve konseyce uygulanan tekstil politika ve stratejisi global sınırlamalar, ithala t tabanları, dışticaret tercih sistemleri ve genelde AET'nin Türkiye politikas ı AET Komisyonunun hareket sahasını daraltmıştır. Bildiğini z gibi AET Konseyi vardır üye ülkeden
oluşur, b u bir nev i meclistir , bi r de AET Komisyon u vardır b u ise bir nev i Bakanla r
Kuruludur veya uygulama merciidir. Bizim bahsettiğimiz komisyon. AET Komisyonu
üst seviyedeki bürokratlar ı yan i uygulayıc ı kimsele r Türkiye'ni n hakl ı olduğunu çoğunlukla şahsen kabul ederler. Yani Türkiye'nin yeni girdiği bir pazara pamuk üreticisi olduğunu, kuvvetli konfeksiyon potansiyeli olduğunu kabul ederler ama Konseyin
aldığı kararlar daima onları n biz i kabul etmelerini geçici süre olarak hakl ı gösterir
nihayet d e Konseyde , komisyond a oturulan toplantılard a bell i rakamlar ı onlar biz e
söyler bi z bunlan kabul etmeyiz, bu iş böyle sürüp gider. Burad a tabi büyük etke n
de, Komisyonda çok düşük seviyede memurlann bulunması da sonucu getirmemektedir. AET üyesi ülkelerin tutarsızlığı da sözkonusudur. 198 1 'de yapılan pamuk ipli ği antlaşması sırasında AET'nin tezi, pamuk ipliği sanayiinin çökmekte olduğu bunun
belli bir nefes alma devresi geçirmesi için ithalatının sınırlanması gerektiğiydi. Türk
tarafı ilk defa olarak bell i bi r anlaşmayla kend i kendin i sınırlamaya, otolimitasyon a
gitti. Fakat arkadan görüyoruz ki 81 'den 84'e kadar AET Türkiye'den 83 bin ton seviyesinde ipli k alırken AET üçüncü ülkelerden (yani Türkiye hariç ) aldığı iplik 81'd e
188 bin tondan 83'd e 23 2 bi n tona çıktı . Bi r yandan AET ço k özel olduğun u iddi a
ettiği sanayiini korumaya kalkarken öte yandan görüyoruz Türkiye'den almadığı ipliği fazlasıyla üçünc ü ülkelerden aldı. Bu ülkeler Brezily a ve benzeri ülkeler ve iddialara gör e d e Almanları n v e İtalyanları n yatırım ı olduğ u ülkeler . Bunla r tab i işi n
dedikodusu. Bu görülüyor k i Türkiye'nin gönüllü olarak iplik sektörünü durdurmasına yatırımları durdurmasına rağmen AET bildiğini okudu ve bizden kısıtladığını başka ülkelerde n sağladı . Bu tabi Türkiye'd e AE T il e anlaşm a yapılmasın ı istemeye n
kesimlerin bir derece hakl ı olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü AET'de anlaşma yapılmamış konfeksiyonda 1977'de 4 milyon küsur dolardan, örmede bilhassa, bugün
gelinen rakamlar örmede 175-180 milyon dolar, mensucattan 700 milyon dolarlık ihracatımız ve toplam AET'ye 1.2'y e yakın ihracatımız Türkiye'nin anlaşm a yapmadığı halde n e noktay a geldiğin i gösteriyor . B u son madd e olara k d a şunu söyleme k
istiyorum, 7 7 yılından 8 3 yılına kadar içind e bulunduğumu z görüşmelerd e Hazira n
83 d e bizlerin kanaati öyleydi ki bundan sonra bu seviyede yapılacak toplantılar özel
sektör heyet i ile AET'deki orta seviyedeki bürokratlar arasındak i toplantılann hiçbi r
faydası yok bi r gelişme getirmiyor. Türkiye olarak bi z işimiz i götürüyoruz, seçimle r
girecek 6 Kası m seçimleri, AET'ni n e n büyü k itiraz ı ola n demokrati k reji m işlerli k
kazanacak v e işin siyasi perdes i kapanaca k v e yeni bi r rejim e gireceği z diy e ümi t
, ediyorduk. Hazira n 83 toplantısında solumdaki ü ç arkadaşımızla beraberdik , bi r ik i
arkadaşımız daha vardı. Kanaatimi z yüzde 10 0 bu yöndeydi yani, fakat arada n zaman geçtikte n sonr a görüyoruz k i aradan geçe n bi r senede n fazl a süreden sonr a
yapılan görüşmelerde yeni heyetle katılan görüşmede aynı sonuc a varıldı bir yerde
çok düşük rakamla r bi r yerde çok yüksek istekle r ve onlar da aynı sonucu elde ettiler ve fiilen de 31.12' ye kadar kısme n 31.7'ye kadar da bir kısım olmak üzere kota
ilan edildi. Bu kotalar 8 4 ihracatımız altındadır , bi r anlamd a GATT'a da aykırıdır ve
bu tek taraflı kotalar sonucu AET'nin kendi politikası dışındaki bir politikayı tartışmayacağım ve bu durumun bi r yerde tek taraflı kesin olduğunu ortaya koydum. Bizim
bunun üzerine düşündüğümüz ve önerdiğimiz, Türkiye'nin 1980'lerdek i zemin yerine yeni bir zeminde tartışmanın sürdürülmesi bunda n sonra, devletin nazı m rolün ü
oynaması ve bu rolü ise yani özel sektörün rolünü ise burada ancak teknik seviyede
buluşması. Bu zemini elde etmek güç. Çünkü şu andaki zemin çok düşük seviyed e
bir münasebet zemini ve bu zeminde de AET Temmuza kadar memnun gözükecek
ama gene sorun AET'nin olacaktır . Çünk ü bizi m ihracatımı z bildiğini z gib i devaml ı
artıyor ve bir kısıtlamanın getirdiği sıkıntılar bizleri başka yönlere sevkediyor yeni yönlerde yapılıyor. Bizc e kıs a dönemdeki e n önemli tedbir yan i b u yeni zeminin aranması için gerekli tedbir 82 yıllarında Türkiye'nin uyguladığ ı bazı karşı davranışlann
tekrar getirilmesi, nitekim 84-85-8 6 dönemind e benim bildiğim 300-400 milyon dolarlık bi r tekstil yatınm ı sözkonusu. Dü n beya n edildiğin e gör e 50 0 bin i ğ devrey e
girmek üzer e bu beşyüzbin iğin büyük bir kısmını Ortak Pazar kurduğuna göre, bunun alınmasının getireceği maddi yükün Türkiye'de edeceği yükün düşünülmesi gerekir. Ayrıca gayet iy i biliyoruz ki , tekstildeki temel girdile r yur t içinde n olduğu gib i
diğer girdileri n çoğ u AET kaynakla . Bi r boy a sanayi, kimy a sanayi i gib i v e bunla r
da AET'deki belli karterlerden temin ediliyor ve bunlara karşı yapılacak bir ufak davranış bunlann kendi ülkelerindeki lobileri oluşturmasında büyü k yardımcı. Biz böyle
bir yöntem i tırmandırıcı görmüyoruz , yan i b u yöntem uluslararas ı konjonktürü n ş u
anki yöntemi, benden alırsa n be n de sana satarım, bu yöntemi bütü n dünya tatbik
ediyor. Bi z de bunu yeni keşfetmiş değiliz. Bunu yaşayarak gördük k i karşılıklı ticaret anca k karşılıkl ı alış-verişl e oluyor , bizde n almazs a bi z d e onda n almayacağız .
Oldukça iptida i bi r ticari anlayış ama, bu böyle. Böyle bir zeminle AET'nin Türkiy e
ile böyle bir noktada AET'nin Türkiye'ye daha yüksek bir seviyede görüşme yapmasını umuyoruz. Nitekim denenmiştir b u yol. Ve belli bir derecede bir masaya oturma
zemini elde edilmiştir. B u zeminde dört tane şart öngörüyoruz. Diyoru z k i AET'nin
daha üst seviyede görüşme yapılması için devletin ilgili mercilerin nazım rolü oynaması, Ankara Antlaşması ve Katma Protokol ü unutmadan. Türk heyetini n Türkiye' den herhangibi r şekild e Orta k Pazard a yapılaca k görüşmeleri n Türkiye'dek i
ihracatçılan ve sanayicileri geniş olarak temsil etmesi, yani Türkiye'de bugün çeşitli
baskı gruplan var, birlikler var, işverenler sendikalan var, odalar var, dernekler var ,
bunların bell i bi r çalışm a sonuc u b u görüşmeler e katılmaları , AET Komisyonunu n
eski yüzdeleri bırakması gerekir, yani AET'de eskiden tartışmasız 8 1 'de yüzd e 105
bin arttınız işte bilmem 10 8 bin arttınız gibi fazlaları bırakıp, bugünkü 8 4 seviyesindeki Türkiye'nin gerçe k ihracatın ı ortaya koymalar ı ve Türkiye'nin tab i b u saydığı.; mı z çerçeve içind e artık eskiden olduğu gibi Brükse l platformunda işt e NATO'ydu,
siz bizi suçladınız, siz bizden mal aldınız, almadınız gibi, tartışmalar yerine müspe t
belli rakamlarla masaya oturup belli mallardaki kotalar ı uzun dönemli olarak sağlamalan. B u benim kıs a dönemli önerim . Tabi esa s uzu n döneml i öneri m hepinizi n
düşündüğü gibi , Türkiye'ni n AET'y e yöneli k genel politikasını n bell i olması . Türkiye'nin AET'ye Ankara Antlaşması ve Katma Protokolla katılmay ı öngörmüş olmas ı
ve bunları n d a meclislerinde n geçmi ş kanunla r olmu ş olmas ı uzu n döne m
de Türkiye'nin AE T il e entegrasyonu, Türkiye'deki tekstil , işçinin serbes t dolaşım ı
ve düşünemediğimiz bi r sürü gelecekteki sorunlan çözmek için en önemli zemin olmalıdır ve bunun için de Türkiye'nin AET'ye katılma başvurusunu er geç en nihayette yakın bir zamanda yapması gerekir. Bunun tekstilin çözümü olarak değil genelde
Türkiye'nin böyl e bir zamanında almış olduğu böyle bir tercih kararın ı uygulamay a
sokması olara k görüyoruz . Teşekkü r ederi m sayı n başkan. "
BAŞKAN—"Teşekkür ederi m Sayı n İlyasoğlu . Sö z sayı n Tahi r Gürso y beyin. "
Tahir GÜRSOY—"Teşekkür ederi m sayın Başkan. Efendim ben sayın İlyasoğlu gibi rakamlara çok dayanan bilimsel bir konuşmadan ziyade, biraz daha pratik bir konuşma yapmak istiyorum. Şöyle diyorum kendi kendime, Türkiye'nin konfeksiyond a
nereden çıkıp nerey e geldiğini bi r görelim , tarihe bi r göz atalım. Efendim yıl 1972,
şu anda beraber bulunduğumu z değerl i arkadaşım Ataman Onar il e birlikte Almanya'da bir konfeksiyon fabrikası geziyortîz. Almanya'da gördüğümüz il k konfeksiyo n
fabrikası, pnomatik.veya elektronik programl ı ütü presleri, değişken iğn e çekişli veya alt üs t çekişli dikiş makinalan , tamamı havalı . Basıyorsunuz ipli k ve iğne yukar da. Hatt a o kada r enteresa n geld i k i bize. Bakı n nerde n kalkı p nerey e geldik , be n
tekerlekli standi ilk defa orada görmüştüm ve ço şaşırmıştım. Şimdi hepimizd e var.
Bugün Türkiye'de İstanbul'da en az yirmi tane büyük konfeksiyon fabrikası veya büyük atölyes i sayabiliri m k i bu olanaklara sahipti r v e b u seviyeye gelmiştir . Burad a
Avrupa'nın ve özellikle Almanya'nın bizi m üzerimizdeki etkisini inkar edemeyiz.'Bi r
piyasanın oluşturulması zamana bağlı birşey. Bugün Almanya ile ilişkilerimiz çok iyiyse ve Almanya tüm AET ülkeleri içind e ihracatımızd a % 70' e vara n pay a sahipse,
bunun sebebi Almanlann ilk defa Türkiye'ye gelmiş olması ve onların bizi yetiştirmiş
bulunmasıdır. Bugü n bi z Avrupa il e öylesin e içic e gelmi ş durumdayı z ki , öylesin e
entegre olmuş durumdayız ki, ne onlar bizden vazgeçebilir, n e de biz onlardan vazgeçebiliriz. Bakını z nede n vazgeçemeyiz ? Türkiye bugün oldukça verimli bir üretim olanağına sahip. Şöyleki, çok kısa sürede büyük çapta üretim yapmak ve onları
memnun etmek olanağına sahibiz. Eskiden yılda iki defa koleksiyon yapılırdı, bugün
aşağı yukar ı he r sezo n içi n ik i veya ü ç sezo n ü ç koleksiyo n yapma k zaruret i var .
Çok kıs a sürede üreti m yapacaksınız v e derhal sevk edeceksiniz . B u kada r değiş ken, esnek ve verimli çalışmayı Türkiye'nin dışında ve Avrupa'ya bu kadar yakın bir
başka ülkeni n becerebilmes i kola y değildi r arkadaşlar . Be n inanıyoru m k i Türkiy e
sözgelimi Avrupayı boykot etsek hiç mal satmıyoruz AET ülkelerine dese AET ülkeleri Türkiye'nin boşluğunu pek kolay dolduramazlar, oldukça zamana bağlıdır. Şöyle kısaca bir ik i örnek vermek istiyorum . Bugü n tüm ihracatımızd a AET ülkelerini n
payı yüzde 72,7, bir milyar dolara yakın. Buna mukabil alternatif paza r olarak karşı mıza devamlı sürülen ve özellikle hükümet tarafından ileri sürülen Amerika'nın tüm
ihracatımız içindeki payı yüzde 5.49, yani 5.5 kadar bir rakam. 1982'den 1983'e Ame rika piyasasında oldukça büyük bir sıçrama gözüküyor. Yüzde 1.576,7 gibi, ama 84'e
baktığımız zaman 83'e gör e yüzde 478,2' ye düşüyor. Gaye t açı k olarak görülüyo r
ki Amerikan piyasas ı bırakın olur m u olmaz m ı vesaire he m çok düşük pay a sahip,
hem de fevkalade istikrarsız bir piyasa. Deniyor k i kapıdan kovsalar bil e bizim ihracatçımız, konfeksiyoncumuz pencerede n girer . Veyahut da deniyor k i eğer AET ülkesi yoksa Amerika'ya satın, Arap ülkelerine satın, o da yoksa Patagonya'ya satın.
Bir piyasanın oluşturulması kolay bir olay değil. Demin de arzettiğim gibi onbeş senede ancak Almanya'yla bir noktaya gelebildik. Amerika üstelik istikrarsız. Diğer temas etme k istediği m bi r öneml i özelli k d e Amerik a il e hükümetimizi n kurmay ı
düşündüğü ikili diyalogun ve anlaşmanın, benim kişisel ölçülerim içinde pek çok kolay olmayacağıdır. Amerik a acab a hang i ülkeyl e ticari açıda n ikil i anlaşm a yapmı ş
da, tabi Japonya'yı bir tarafa koyalım, Türkiye ile anlaşma yapacak. Bu oldukça iyimser bir şeydir. Eğe r böyle bir imkâ n bulunursa hüküme t beni m açımdan bi r muciz e
yaratmış demektir, tebrik etmek lâzım. Dolayısıyle olayı biraz başka türlü düşünmekte
bence fayd a var . Be n sayı n Eyü p İlyasoğlu'nu n görüşün e tamame n iştira k ediyo rum. Türkiye'nin elinde uygulayabileceği baz ı kozlar var. Bu kozları şöyle topyekün
misilleme olara k özetliyebiliriz . Üsteli k b u misillem e olay ı beni m görüşlerim e gör e
hukukidir. Çünkü onlar hukuki davranmıyor, artı yine bence bu misilleme sektör bazında firma bazında yapılmalıdır. Be n bugün Belçika'dan Picano l tezgahı alıyoru m
kumaş üretiyorum. Ben eğer Belçika'y a kumaşımı satmıyacaksam picano l tezgahını niye alayım. Ben Almanya'dan veya BASF'dan HOESCHT'den boy a alıyorum boyayıp kumaş satmak için . Eğe r Almanya'ya kuma ş satmıyacaksam, HOESCHT'ü n
veya BASF'ın malın ı niye alayım, boyasını niye alayım. Hükümet diyebili r k i Alman
hükümetine, ben senin şu şu şu firmanı karalisteye alıyorum, ya benim malım ı alırsın ya ben senin malını almam, veya aynı şekilde diğer ülkeler e böyle yoğun çapt a
ticari ilişkimizi n olduğu ülkelere b u jest he r zaman yapılabilir, dah a doğrusu b u demarj he r zaman yapılabilir. Be n bunun dışında AET kotaları ile ilgili uzun vadeli bir
çözüm düşünemiyorum . Teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m Sayı n Gürsoy . Efendi m sö z sayın Esa t Sivr i bey'in .
Esat SİVRİ—"Şimdi efendi m basit daire dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Deminki konuşmamda da arzetmiştim, yumurta mı tavuktan? tavuk mu yumurtadan? AET
ilkönce ne? Affedersiniz bi r menfaat şekebesi. Bizim bu menfaat şebekesi içerisindeki yerimiz ne? Mal aldığımız zaman gel sanlıp yatalım gülüp oynaşalım, mal almadığımız zama n yahu t onlar a ma l satmadığımı z zama n dışlana n yerdeyiz . Doğul u
değiliz batıl ı zaten değiliz, AET'ye girmek istiyoru z girelim diyoruz, onlar biz i kabu l
etmiyor, ama yaklaşım nerede ne olmalı? Menfaatin ne dini, ne imanı, ne de mezhebi var, menfaat her yerde menfaattir. Tahir bey bu konuya değindiler, açık açık. Dediler ki biz Almanlar sayesinde bu sanayide bir yere geldik, bizi yetiştirdiler. Gerçek,
doğrudur. Bedav a mı yetiştirdiler. Menfaati olduğu için yetiştirdiler. Menfaati olduğu
için sizin fabrikanıza, sizin müessesenize ya da benim müesseseme defalarca geldiler, bıkmadan, usanmadan. Mademki menfaati var, hep diyalogu kendimiz sağlamaya çalışacağımıza , menfaa t bağ ı kurduğumu z müessesele r yardımıyl a acab a
diyalogu sağlıyamaz mıyız? Yada AET ile bugün geldiğimiz yerden 1 cm öteye onlar
vasıtasıyla gidemez miyiz ? Onlan kullanmayı düşündük mü ? Bir hadiseyi belirtme k
suretiyle sözüm ü bağlama k istiyorum . AET'de bi r kot a uygulamas ı sırasında, kot a
uygulandı kesin , filanca tarihten itibare n filanca mal giremez dendi . Elimizde malı mız var yükleyeceğiz. Atsan atamazsın satsan satamazsın, çünkü oranın dizayınına
göre yapılmış, oranın kalitesine göre yapılmış mal. İç piyasada metrede 100 lira 150
lira aşağıy a d a verseniz satamazsını z sizi n başınızd a kaldı . Şaşırdı k N e yapalım ?
Adam dediki gönderin yahu dedi , aynen böyle şartlı ifade, gönderin yahu Allah kerim, gönderdik . Almany a kapısın a vardı. Adamcağız Brüksel' e gitti , ilgil i masada n
müsaadesini aldı kesin giremez denilen mal şıkır şıkır girdi, oynadı. Aynı tarihte başka bir arkadaşımın yüklenen mal ı İngiltere'den geriye geldi. İkiside vakıadır. Bilahare karşılaştık. İngiltere'den o arkadaşımın malını iade eden firmayla. Yahu ne oldu?
toplantıda konuşuyoruz. Adam dedi bana o kadar çok kazık attıki dedi, fırsat bildim
sallayıverdim geriye dedi. Tabir aynı. Şimdi AET nerde var nerde yok? Menfaati olduğu müddetçe var, menfaati olmadığı müddetçe yok. Benim şahsi düşüncem, ister
Amerika pazarında , iste r bilmemn e pazar ı yani ikil i anlaşmaları n yapıldığ ı memle ketlerin haricindeki pazarlarda bir caydırıcı olarak işte filanca mal karalisteye almak
gibi birşey uygulanabilir mi hani hikaye vardır. Ah bir yapabilsem demiş keşke yapabilseydim. İkinci anlamda menfaat birliği yaptığımız kişile r vasıtasıyla onlann baskısını onlar üzerinde baskı kurabilmenin çarelerini de aramak mecburiyetindeyiz. Kanım
bu, teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m Sayın Sivri. Efendim bunda n sonraki konuşmacı sayın Ataman Onar , buyuru n efendim .
Ataman ONAR—"Efendim be n önce Eyüp bey'in AET ile olan ilişkilerimizde değindiği baz ı konulara değişi k açıda n bend e değinme k istiyorum . Komisyonl a yaptığımız görüşmelerde anlaşmazlık daima iki noktada toplanıyor. Birincisi, Katma Protokol
çerçevesinde bizi m hiçbir kısıtlamay a tabi olmamamız gerektiği, onlann ise sanayileri müşkül duruma düştüğü için kısıtlama yapma mecburiyetinde kalmaları , ikincisi
de rakamlar. Şimdi gazetelere geçen ve de genelinde anahtarlarıyla anlaşmazlık bu
iki noktada toplanıyor. B u toplantılara birkaç defa katılmış bir arkadaşınız olarak be
olayın bu boyutlarda kalmadığını bir defa daha ifade.ştmek isterim . Komisyon tamamen bürokratlardan meydan a gelmiş, sektörden anlamayan ve Ortak Pazar ı temsil
ettiği içi n elinde de daima kısıtlam a koym a hakkı olan bi r grup. Komisyonu n karşı sında ise temel özelliği sektörden anlama k olan yani tamamen b u sektörden gelen
onun için konunun detaylarını bilen buna mukabil elinde hiç gücü olmayan bir grup.
Biz bu arkadaşlara herhangi bir konunun detayına girebilsek anlamalanna imkan yok
çünkü formasyonları itibariyle anlamalanna imkan yok. Yanlış anlaşılmasın bu komisyonu aşağılamak içi n değil de daha ziyade tamamen teknik durum u anlatnrıak içi n
söylüyorum. Böyle bir durumda biz ayrı bir dili konuşuyoruz onlar ayrı bir dili konuşuyorlar v e daima en sonunda bi z yirmi onlar on dedikleri zaman toplantı derhal o
anda kesiliyor . Yan i ticar i düzend e işt e biris i yirm i de r biris i o n de r ikisini n d e bi r
gerekçesi vardır, bu gerekçeler konuşulu r ve en sonunda bir noktaya bağlanır veya
bağlanmaz. Fakat biz bugüne kadar rakam telafuzundan sonra hiçbir toplantının devam etmesini sağlıyamadık. Yani o anda toplantı o anda bitmiştir. Söyleme k istediğim şe y şu , aramızda belirl i bi r kategorid e 2 0 milyon fark vardı,belirli kategorid e 1
milyon fark vardı, fakat bunlan hiçbir şekilde biz görüşmek imkân ı bulamadık. Nitekim son toplantı da aynı şekilde son toplantıda da Türk delegasyonu rakamla n söylediği anda , toplant ı bitmiş . Söyleme k istediği m şey , iki gru p o kada r değişi k
bünyelerden meydan a geliyor ki , bu iki grubun herhang i bir şekilde b u konuda çözüme varmasına hiç bir şekilde imkâ n yok. Yine Türk delegasyonu konuy u hasbel-
kader çok iyi bildiği için konuya çok alternatiflerle çıkma imkanını da ortaya koyabiliyor.
Yani ya biz b u sene onar alı n he r sen e yüzde 1 5 arttınn, veyahut b u sene onbire r
alalım hersen e yüzd e be ş arttınn veyahut 83' ü bira z azaltın am a 4' ü bira z artın n
gibi yine konuyu bildiğimiz için, fakat yine karşı taraf hiçbir şekilde bunlara bu konularda görüşmeye gidemiyor, çünkü, o konularda bilgileri yok. Bizlerin de hani Brüksel'de bi r toplantıda ik i yemekte b u formasyonları verme imkânımı z yok. Onun içi n
ben bir defa bu görüşmelerin yeniden başlandığınd a hang i zeminden tekrar başla ması gerektiğini bir soru işareti olarak koyuyorum. Ortak Pazar'ın temel bünyesi önce ülkelerden meydana gelen Konsey, ondan sonra bu Konseyin meydana getirdiği
bir Komisyon . Fakat bizi m ikil i ilişkile r d e ülkelerle teker teke r konuşara k belirl i bi r
konuşma bazın ı meydana getiremezsek Komisyon'd a yapılacak görüşmelerd e onlar veya biz ekonomik veya siyasi gayelerle rakamlara evet demediğimiz sürece, bir
anlaşma yolunun bulunacağın ı zannetmiyorum. Burada bir de şuna bakmamız gerektiği inancındayım . Biz bugün Türkiye'de aşağ ı yukarı ithalatı yasak olan malların dışında, yani sıhhate aykın bulup da ithalatı yasak olan mallann dışında Türkiye'de
hiçbir malı n kotası yok, hiçbir malı n tahsisi yok ve Türkiye bugü n tahmin ediyoru m
Dünyanın en liberal dış ticaret rejimini uygulayan ülkelerinden biri. Biz çok korumacı bi r düzende n buray a gelmi ş durumdayız . Bun a mukabi l d e gere k Orta k Pazar ,
gerekse Amerika libera l düzenden korumac ı düzene doğr u gitme k durumundalar .
Onların çok liberal olduklan zamanda, tekstilde tamamen serbest oldukları zamanda, kotalar ı çok raha t verdikler i zamanda , bi z maalese f b u meydand a yokmuşuz ,
biz burada oyun oynamıyormuşuz. Bizi m oyun oynama noktasın a geldiğimiz and a
ise bu konular bi r sıkıntıya girmiş bi r ortamd a Türkiye'de hergü n okuyoruz, işt e şu
üç tane iş makinası firmasının şu ihaleyi şu kadar milyarlık ihaleye girdiği, Türkiye'nin Airbus'ı aldığı, Türkiye'nin şunu yaptığı, bunlar çok değişik bir platformda konuşuluyor.Yani Türkiy e uça k alırken Amerika il e Avrupa kapışıyo r v e Türkiye burad a
sadece alıcı durumunda mesela burada sadece para konuşuluyor. Fakat Türkiye tekstili konuşacağ ı zaman karşı taraf sadece alıcı durumunda ve bunun bütün güçlüklerini d e ortay a koyuyor .
Şimdi aslında tabi alış-verişin temel kaidesi bu değil, yani Türkiye'den bi r delegasyon oray a giderse onlar d a bize on derlerse bizi m ya onbir verirsi n veyahut d a
herhangi bir şey söyleme imkânımızın olması lazım. Şimdi bunu tabiiki bir konfeksiyon heyetinin söylemesine imka n yok. O zaman olayın ortamının, olayın platformunun değişmesi gerekiyor ve konu şuna geliyor. Bugün herne kadar liberal bir düzen
var diyorsak da konular artık ikili anlaşmalar seviyesinde gitme durumunda. Türkiye
bunu gayet iyi yapıyor. Türkiye bugün İran'a mal ihraç ediyor, buna mukabil İran'ı n
da petrolünü pahal ı alıyor. B u durumda Türkiye İran' a yapılan ihracata vergi iades i
ile sübvansiyon vermiş oluyor. Türkiye Libya'y a ihraca t yapıyor , par a yerine petro l
alıyor, bu petrolü de başkasına satıyor. Kârl a satıyor veya zararl a satıyor ama bunu
yaptığı zaman Türkiye bu konuda o ülkeye yapılan ihracatına özel bir teşvik vermiş
oluyor. Çünk ü bi z d e bi r ma l götürüyorsak , başk a bi r ülk e d e bi r ma l götürüyors a
biz bun a mukabi l petro l alıyoru z diyorsak , bizi m malımız , malımızı n özelliğini n yanında bir de Türk Hükümetini n anlaşmasında n dolay ı bir preferan s durumun a geliyor. Bi z bun u maalese f b u ik i şeyde , gurupta yapamıyoruz , yan i bi r Orta k Paza r
gurubunda, bir Amerika'da biz bu görüşmeleri yapamıyoruz. Ve biz bu görüşmeleri
yapamadığımız sürece, yani belirli masalarda haklıyız fakat kazanamıyoruz, belirli ma-
salarda güçlüyüz, ordada haklı olduğumuz kozumuzu ortaya koyamıyoruz. Güçl ü olduğumuz şeylerd e belirl i ekonomi k alıc ı olarak ortay a çıktığımı z güçl ü olduğumu z
noktalar var, belirli siyasi olarak güçlü olduğumuz noktalar var, bunların platformlar ı
ayrı, tekstilin platform u tamamen ayr ı olduğu surete v e biz bu ikisini ayn ı masay a
koymadığımız sürece bizim burada bir noktaya gelmemiz çok zor. Bu tabiiki biz burada bun u görüşmekle birlikt e bun a devletin konulan globa l olarak görüşebileceğ i
bir görüşme düzeni veya ortamı meydana getirmesi lazım. Bu konuda şu ana kadar
herhangi bi r endikasyo n görebilmi ş değiliz , ve de benc e olayı n genel çözüm ü budur. Bi z tekstil meselesin i konuşurken , pamu k ipliğinde n tişörtünde n pantolonun a
kadar bizi Ortak Pazar toplam bir platformda görmek istiyor, bir tavan içinde bir sınır
içinde görmek istiyor . Bunu n karşılığınd a bizi m de dış ticaretimizi ayn ı şekilde alı p
aynı şekilde görüşmemi z lazım . Onun dışınd a daim a onlar biz e bi r raka m verirle r
biz de bunu kabul etmeyiz ve geri döneriz. Şimdi bu konular artık yıllardır konuşula n
konular. Bizi m bu konunun sanayicileri olarak belki yeni kavramları baştan aramızda konuşu p yeni kavramla r oluşturmamı z lazı m kanaatindeyim . Burad a değineceğim şeylerde temennim bu konulann kendi aramızda ve bundan sonraki seminerlerde
konuşulup buralard a belirl i sentezler e varabilmemiz . Bilindiğ i gib i Orta k Pazar'd a
daima raka m konuşuluyor . Yan i ade t vey a ton konuşuluyor , değe r konuşulmuyor ,
fakat bi z meslektaşlar olarak biliyoruz ki bir kategori altıda 4.5 Marklık şort da kategori altı, 35-40 Marklık bir yünlü pantolon da kategori altı. Bizim de şu anda yaptığımız ortalamamız 12 Marksa veya 10 Marksa, biz sadece ve sadece mamuller üzerinde
daha hassasiyetle durursak bi z aynı rakamlar içi n de yine görüşmelerimizi götürür ken mevcut dış ticaretimizi bu konuda çok daha yükseltebiliriz. Bu bir kategori 4'de
bir tişör t v e bildiği m kadarıyl a 2. 5 Mark'ta n başla r kategor i 4,2. 5 Mark'ta n başla r
20 Mark' a kada r 2 5 Mark' a kada r satıla n tişört d e yine ayn ı kategoridedir. Ş u an a
kadar bizi m ş u imkanımı z yok . Bizi m b u görüşmelerde e n büyü k kaybımı z şu , görüşmelerin sonunda ithalatçı kotası konuyor, İthalatçı kotası konulduğu zaman bundan iki yıl önce veya geçen yıl Türkiye'den veya geçen yıl Türkiye'den 5 Mark'lık 150
bin tane mal almış olan birisi 100 bin tane kotu alıyor ve Türkiye'de yeniden 5 Marklık mal almak üzer e geliyor. Söyleyeceği m şeyi n çok zor olduğunu biliyorum , fakat
bizim kendi sistemimiz içinde bu mamulleri yine kuruluşlarımız yoluyla ve tamamen
bir rehberlik içind e mamullerimizi düşük fiyatlı mamullerden yüksek fiyatlı mamullere doğru kaydırabilmemiz lazım . Bunun yolu biraz şuradan geçiyor. Dışarıda çok daha kuvvetli pazarlama faaliyetine girmek. Pazarlama faaliyeti derken mevcut büyü k
pazarlama şirketlerinin faaliyetlerinden bahsetmek istemiyorum, biraz önce Esat beyin
de çok isabetle bahsettikleri gibi konfeksiyon pazarlaması çok ihtisas gerektiren birşey. Konfeksiyon pazarlamasının içinde tişört pazarlaması kendi başına birşey, sweatshirt pazarlaması kendi başına bir saha.. Bugüne kadar bizim şöyle büyük bir şansımız oldu. Gene demin Tahir beyin söylediği gibi 70-71 yıllannda, 72 yıllannda özellikle Avrup a Türkiye'y e büyük sermay e getiri p v e Türkiy e konfeksiyonun a sahi p
çıkmaya çalıştı. Formalitele r yüzünde n veya sayesinde bugü n Türkiye yerli sermayenin sahip olduğu bi r konfeksiyon a sahip . Bu , zannetmiyorum dünyad a herhang i
bir ülkeni n Türkiy e kada r mill i sermay e il e konfeksiyon a sahi p olduğunu . Yani bi r
Hong Kong'dan bahsederken Hong Kong yüzde 90 Amerika ve Avrupa'ya aittir Hong
Kong'u yoktur . Bi r Tunus, Fas'da n bahsedilirs e bunu n aşağı yukan yüzd e 60-70' i
sadece Almanya'ya aittir. Halbuk i Türkiye'de bu aşağı yukarı yüzde 10'ler 201er seviyesindedir. Bizi m için en büyük kazancîşu olmuştur, biz bu sayede belirli kesimle-
re piyas a kesimlerin e girm e olanağ ı elimizde tutmuşuzdur . Ş u anda b u olanaklar ı
kullanmak imkânın a sahip olmamız lazım . Yani dışandan buray a yabancı sermaye
değil, Türk Konfeksiyoncusunun belki de dışarıda şirketler kurarak dışarıdaki pazarlamaya daha aktif olarak girmesi. Biz bunu yaparsak benim inancım mevcut rakamlar e n kısıtlanmı ş rakamla r dahilind e dah i mevcu t ciromuzu , en aşağ ı ihracatımız ı
döviz değer i olara k e n aşağı yüzde 2 5 arttırm a imkanın a sahi p olacağımızdır . Bu nun en büyük örnekleri yani mesel a Hintliler gerek Almanya gerek Amerika'da bayağı bi r piyasay a Amerika n v e Alma n firmalar ı olara k sahiptirle r v e b u sayed e o
piyasanın en iyi, en verimli kesimlerine girebilme imkanlannı daima ellerinde tutmuşlardır. Bi r de birçok arkadaşımızın söylediği gibi yani bizim bir nev i misilleme hare ketlerine girebilmemi z nası l mümkündür ? Misillem e hareketlerin e girmemi z
gerektiğini konuşuyoru z da neleryapabiliriz meselesin i belki de hepimizin daha fazla değişmemiz ve sadece bu konulan teker teker seminer konusu haline getirmemiz
lazımdır. Benim ancak şurada hiç olmazsa söyliyeceğim şey şu, demin yine memnuniyetle bçlirttik ki işte konfeksiyon sanayii makinalannda gümrük sıfır. Yani biz bugün
adamların makinasını sıfır gümrükle Türkiye'ye itha l ediyoruz, bu arada hiçbir şekilde Türkiye'de sanayi dikiş makinasının korunmas ı diye bir konu yok, buna mukabil
o mal ı üreti p d e oraya götürmek diy e d e bi r imkanımı z kısıtlanmışdurumda . Bizi m
sanayiciler ve tüccarlar olarak da buralarda belki sadece kendi gücümüzü alıcı olarak gücümüzü zaman zaman kullanmamız gerekir. Bugün Türkiye alışmıştır, tüm boya ve kimyevi hammaddesini Avrupadan alır. Ben tekstilci olmadığım için bilmiyorum.
Fakat tahmin ediyoru m dünyada bunu n yegane kaynağ ı Avrupa değil, tahmin edi yorum Uzakdoğ u ve başka yerler b u konularda belirli know how'a teknik imkânlar a
ulaşmış durumda. Bugün bilmiyorum herhangi birimiz şu Ortak Pazarınkısıtlamasın dan dolay ı bi r Alma n vey a İngili z boy a firmasına karş ı herhang i bi r tepk i duyuyo r
muyuz? Bizi m b u tepkiyi duymamı z lazım , tüccarlar olara k v e münferide n duyma ma lazım, ve gruplar haline gelip bu firmalann Türkiye'deki faaliyetlerini ticari olarak
kısıtlamaya gitmemiz lâzım . Buradan bizi m meydan a getireceğimiz yegan e ilg i şu,
o zaman bu ülkelerin ihracatçılarıyla yani Türkiye'ye hammadde ihraç eden ihracatçılarıyla bu ülkeden az ithalat yapmak isteyen ithalatçılara veya sanayicilerine kend i
sahalarında karş ı karşıy a getirme imkânın a sahip oluyoruz . Burad a sadec e v e sadece devletin belifl i şeyler i yapmasını bekleme k deği l ticaret v e sanayi kuruluşla n
olarak da strateji saptayıp bu yola gitmemiz gerektiği kanaatindeyim. Teşekkür ederim efendim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi z sayın Onar. Efendim söz sayın Akdoğan'da, buyurun."
Selahattin AKDOĞAN—'Teşekkür ederi m sayın başkan. Galiba genelde benim bu
gibi seminerlerd e kaderimdi r sonda , toparlama görev i d e ban a düşüyor. Arkadaş larda devamlı bu şekilde beni onore ederler. Sayın Başkan size de teşekkür ederim,
son olarak söz verdiğinizden dolayı. Efendim ortaya birçok gerçek çıkıyor. Belki ufak
tekrarlama olabilir ama, tekrarların dışına çıkmaya çalışacağız. Madde madde teker
teker ele afmakta yarar var. Bir defa şu bir gerçek ki Türkiye için bundan böyle korumacılık kaçınılma z bi r kâbus . Sabahki oturumlard a bun u sanıyoru m defalarc a tek rarladık. Dünyad a bi r siste m vars a v e d e b u siste m M FA sistem i olara k GAT T
çerçevesinde yürütülüyorsa, Türkiye kesinlikle bunun dışında kalamaz. Yani şu ana
kadar baz ı arkadaşlarımız ama n dışında kalalım , aman hi ç bulaşmayalı m şeklind e
hatta Ankara'da sürekli olarak böyle bir kânı vardı, aman hiçbir şeye bulaşmjyalım,
şunu bozarız, AET ilişkilerini bozarı z diye, fakat artı k buna bir son vermek zaman ı
geldi, noktalayalım , bu bir gerçek. Dünyada korumacılı k var, AET bunu uyguluyor ,
ABD de bunu uyguluyor, bi r GATT var, GATT'da zaten taraf olduk, fakat MFA'yıd a
kabul etmek zorundayız, dolayısıyla bu sistemin içine girmek zorundayız zaten içindeyiz. Bun u bir defa bilelim. İkincisi, tek taraflı kısıtlamalar karşısınd a keseriz biçeriz şun u yaparı z vey a pencerede n gireri z delikte n gireri z gib i duygusa l şeyler i bi r
kenara bırakmak lâzım. Kesinlikle bir defa adamlar satın indiriyorlar bun u biliyoruz.
Her defasınd a arkadaşlarımı z iza h ettile r bunud a önleme k imkân ı yo k ama , arkadaşların dile getirdiği bir gerçek var, o da eğer biz MFA arası içind ebir sistem içindeysek ve de AET içinde bir,çözü m bulmaya çalışıyorsak tek taraflı kısıtlamalara ve
korumacılığa rağmen onların oyunuyla mutlaka bir yerlere gelebiliriz yani, bu oyunu
beraber oynamamız lâzım. Bir takımda tek takım oynayamaz, iki takım gerekli. Karşıda bir takım var, bizim de birtakım oluşturmamız lazım yani bunun çözümü vardır
sayın arkadaşlar . Faka t herşeyde n önc e bun u mevcu t sistemle r arasınd a bulma k
lâzım. İkincisi , arkadaşlarımız d a değindiler, böyl e önemli pazarlıkla r AET'yle , çok
çok önemli hayat i pazarlıklar , b u şekilde artı k yürümez hepimi z bun u dile getiriyoruz. Yürümediğinin en büyük nedenlerini anlattılar arkadaşlar, oradaki bürokratın durumu, bizdek i belirsizlikler , bizdek i heyetin , heyetlerin sürekli olarak çözü m yollar ı
bulmak üzer e faaliyet göstermesi bakımını n de tıkanması. Ancak şunu da unutmayalım ki eğer MFA varsa ortada GATT varsa Ortak Pazar komisyonu varsa ki bunlar
gerçek bahsettik , bizleri n d e b u oyunu oynamamız gerekiyo r ise , mutlaka b u oyunun arkasındaki perdeyi aramamız gerekiyor, daha doğrusu senaryoyu tamamen ezberlememiz lâzım . Bir de bu senaryoyu karşı oyun olarak oynamayacak ola n bizler
mutlaka çok çok iyi kadrolar yetiştirme k zorundayız. B u kadrolar gerek devlet kesi minde gerekse özel kesimde olacaktır. Yani ben nasıl olsa işimi götürüyorum, nasıl
olsa bu işi götüren birka ç tane arkadaş var, nasıl olsa bir yere kadar geleceği z deyip kenara çekilmek kesinlikle bir çözüm değildir. Bundan sonra sanıyorum en önemli
noktaya geliyoruz, artık arkadaşların dediği gibi konu devlet kademelerinde çözümlenmek zorundadır . Devle t kademelerindeki bürokratla r pırı l pırı l bahsettiğimi z b u
konuya vakıf yıllannı vermiş GATT toplantılanna gitmiş, MFA toplantılannı izlemiş arkadaşlar şu anda Ankara'da değiller çoğu. Kimisi Yeni Delhi'ye, kimisi Afrika'nın bir
köşesine gitmişlerdir, tayi n olmuşlardır. Yani bir gerçeği de görelim, bundan sonra
artık devlet de bu kadrolara sahip çıkmalıdır. Çünkü öyle bir uzmanı yetiştirmek yıllar almaktadır. Eğe r biz bu arkadaşımızı tayin edip herhangi bir dünyanın köşesin e
göndereceksek, yeni baştan yetiştirmek için sekiz on seneye ihtiyacımız var, bu arada
toplantıya ki m katılacak , öncek i toplantılan n raporun u v e düzeyin i ki m götürecek .
Dolayısıyla birinci burada dikkat edilecek konu devlet kademesindeki kadrolaşmak tır. Önemli olan özel kesimdeki amatör olsun profesyonel olsun kadroların oluşturulmasıdır. Sektör güçlü bir sektördür, yetenekli sektördür, genç sektördür. Bizle r pınl
pırıl aramızda arkadaşlarımızı pek tabii bu olaya angaje edebiliriz ve üniversiteleri mizle beraber çalışaraktan , hukuki durumlardan tutun teknik durumlar a kadar ger çekten bi r politik a oluşturabiliriz . Sayı n arkadaşla r bugü n Türkiye'd e e n fazl a
yokluğunu hissettiğimi z kon u Ortak Paza r politikasıdı r tekstilde . Gerek Ankara'd a
gerek d e öze l kesimde . Artık sanıyoru m k i bi r yerd e noktalam a zaman ı gelmiştir ,
biz kadrolarımızla gerek özel gerek resmi düzeyde bir politika oluşturup bunu uygulamak zorundayız. Bundan sonra kısaca şu gerçeklere değinmek gerek, Türkiye ar-
tık b u sektörd e herhang i bi r taviz veremez. Çünkü kalkınmasın ı bu sektö r üzerin e
bina etmiş. Kaldı ki işsizliği gidermek için bir çözüm diyoruz bu sektör. Kaldı ki Türkiye en büyük dövizini buradan getirecek diyoruz . Bu bir hükümet politikasıdır kesinlikle değişemez, bunun da herşeyden önce dıştaki tüm üst düzeydeki görüşmelerde
dile getirilmesi şarttır. Bundan sonraki madde sanıyorum k i engelleme kısıtlama bir
çare değildir. Yan i Ortak Paza r tek taraflı bir engellem e yapaca k ve bunu çözüm e
ulaştıracak, olamaz . Bunu n ço k iy i bi r lisanl a anlatılması gerekli . Yani yine e n üs t
düzeydeki görüşmelerde resm i ve de resmi olmayan görüşmelerde artı k kısıtlama nın ve tek taraflı uygulamalann bir çözüm getiremeyeceğinin mutlaka realist bir şekilde söylenmesi gerekir . Çözüm yolu ancak ik i tarafın masaya oturmasıyla mümkü n
olabilir. Başk a bir madd e peki Türkiye'nin yen i düzeni, daha doğrusu mütalaa verme düzeni veya tavır koyma düzeni nereden başlıyabilir? Sanıyorum ki arkadaşlarımız buna değindiler. Burad a da ortada bir gerçek var, yani bizim çıkış noktamız da
belli, Türkiye belirli bir tekstil sanayiini kurmuş yıllardan beri, bunu Batı teşvik etmiş
ve hal a d a teşvik etmekt e v e sürekli aldığımı z dövizleri n d e yarıs ı hal a onlara git mekte. Madem öyle bir durum var, bi r yerde demekki artık bu çözüm yolunu bir ortak ülk ü olara k görüp , ik i sanayii n birleşmes i yolun a gitme k gerek . Yan i Orta k
Pazardaki sanay i aşağ ı doğru kayaca k Türkiye'd e iktisad i sanayi i yukarı doğr utır manacak. Si z zaten planlamalarda ve de teşviklerde bunu teşvik ediyorsunuz. Dolayısıyla ikame dediğimiz olay Ortak Pazard a da olmalı. Bunu beylerin kesin olarak
anlamalan şart. Başk abir madde, arkadaşlarımız yine değindiler, gerek katma değeri yüksek ürün, gerekse damping imajı verecek ucu z ihracatın tam olarak belirlenip,
bundan böyl e yen ibir strateji ile ele alınması gerekir. Yani bizim dıştaki tüm ülkelere şunu dememiz lâzım. Beyler artık Türkiye modaya dönük kaliteli mal yapmaktadır
ve kesinlikle damping ülkesi değildir. Bu imajı yaratmak için de bundan sonra önerimiz v e belk i toparladığımı z madd e bi r lob i olayıdır . B u kada r konferansla r yapılır ,
yeni bir tanesi işverenlersendikasında yapıldı ve orada kan gövdeyi götürdü. Çünkü,
gelen öğrendiğimiz kadanyla arkadaşlar yabancılar Türkiye'nin tekstil sanayiine hücum etmek üzere gelmişler. Katılanlar bilirler. Fakat orada bizim tekstil sanayiine savları o kada r ne t v e krista l gib i ne t vaziyett e ortay a atıld ı ki , sanıyoru m k i onla r
Türkiye'nin pozisyonun u ço k iy i anladılar , gerçekle r ianladılar . Yan i bizi m herşey den önce Türk tekstil sanayiinin politikasını, ileriye dönük atılımlannı, pazar paylarını, sanayi olarak beklentimizi, ekonomik beklentimizi bir "lobi " olay ı olarak dışarıya
yansıtmamız lazım . Bu nasıl olabilir? Odamız bir seminer temin edebilir, teşkil edebilir, bunun gibi, dıştaki tüm kuruluşlar buraya davet edilebilir. Burada bu seminerde
konuşabilirim Ortak Pazar Komisyonu ile üst düzeyde Ankara'da seminerler yapılabilir. Brüksel' e gidilebilir , karşılıkl ı görüşmele r yapılabilir . Atama n bey'i n söylediğ i
gibi her Ortak Pazar ülkesinde Amerika da dahil buna, özel kesimle bu şekilde yine
diyaloglar sürdürülür, heyetle r gider heyetle r gelir, basın harekete geçirilir yayın organları harekete geçirilir, fakat Türkiye'nin b u sistem içindeki yeri mutlaka açıklıkla
ortaya atılır. Çünkü eğer susarsak, hiçbi r beyana t vermezsek, hiçbi r karş ı basınd a
bir yazımız çıkmaz ve sadece biz kabullenirsek mütevekki l bir ülke olarak, bir millet
olarak kısme t budur dersek, beyler sayın arkadaşlar artık bu devir geçmiştir, bu devir tamame n lobi satm a olayıdır, yan i Türkiy e b u tezin i satma k zorundadır . Şimd i
başka bir nokta daha, sayın Başkanım bitiriyorum. Uzun vadede ortaklıktan bir defa
geçiyor bunun yolu. Kesinlikle tekstil paketi bir ortaklık statüsü içinde değişik organlarla görüşülecektir ve muhakkak bir çözüme gidilecektir. Orada al ver durumlan mut-
laka olacaktır . So n ik i maddeyl e bitirme k istiyoruz . Yen i zemi n hazırlarken , Orta k
Pazar görüşmelerine, bizim içte mutlaka yapmış olduğumuz değişiklikleri liberal sisteme geçişimizi çok iyi hazmetmemiz gerekiyor. Bi z liberal sisteme geçiyoruz diyoruz ama daha sanıyorum ki liberal sistemi tam olarak uygulayamıyoruz. Kaldı ki karşı müeyyideler de var onlann da uygulanması lazım. Kaldı ki bir yerde ithalattan bahsediyoruz, ithala t d a ta m olara k yapılamıyor . İthalat a karş ı çıkılıyor . B u yönd e
sanayimizi, teksti l sanayimiz i bugü n hiçbi r şeyi n korkutamamas ı lazım . Kesinlikl e
son söz olarak şunu söylüyorum, bizim tekstil ve konfeksiyon sanayiinin hiçbir korumacılık tedbirinde n çekinmesi , korkmas ı diy e birşe y olmamalıdır . Çünk ü herşeyi n
bir çözümü vardır. Kald ı ki sadece konfeksiyond a 140 , 150, 200 ayrı çeşit vardır ve
bugün sanayileşmi ş ülkele r b u sektör ü bırakmıyorla r am a işçili k ücretler i yük sek olduğu için sürekli olarak katma değeri yüksek ve teknolojiye daha yatkın, yükü
pahalı ürünler üretme yoluna gidiyorlar. Teknoloji çağındayız. Onlar belki bir tek bir
astronotun elbisesini konfeksiyon olarak dikerek müthiş bir katma değer sağlarken,
bizler bundan böyle artık pamuk ipliğinden ham beze geçtik, ham bezden de sadece çok basi t bi r giysi göndereceğiz tutumumuzdan , politikamızda n tamame n ayrıl mamız gereklidir. Bu da bilinçli, uzun vadeli, devlet ve de sanayinin bir araya gelerek
oluşturacağı pla n v e programda n geçer . Teşekkü r ederi m efendim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m sayın Akdoğan. Efendim bu arada sayın Gürsoy'dan
ve sayın İlyasoğlu'ndan iki görüşmelerine ilave isteği var, bu bakımdan buyurun sayın Gürsoy. "
Tahir GÜRSOY—'Teşekkü r ederi m sayı n Başkan . Değerli arkadaşlarım be n son radan notlanm ı kontro l ederke n öneml i bi r noktay ı atladığım ı farkettim . Onu n içi n
affınıza sığınarak onu ilave etmek istiyorum. Efendim şu anda Amerikan kongresinde bu ay sonunda veya Ekim başında geçmesi beklenen Jenkins Bill diye gayet önemli bi r yas a tasarıs ı var . B u yas a tasarısın a göre , Amerika'dak i o branştak i teksti l
üretimini eğe r sizin ihracatını z yüzde 1 nispetinde aşar ise , Amerikan hükümet i kısıtlama getirme k mecburiyetinde . Bun a ilavete n aşmas ı dahi eğe r kend i ülkenizi n
ihracatını bir seneden diğer seneye cüzi bir miktar aşarsanız yine size kısıtlama getirmek hakkın a sahip. Eğer b u yasa tasarısı kongreden geçers e Türkiye gib i gelişmekte olan ülkelerin yanısıra az gelişmiş ülkelerde fevkalade zarardide olacaklardır.
Bu yasanın daha önce geçmiyeceği ifad e ediliyor idi . Deniyordu ki Başkan Reaga n
bu yasanın karşısındadır , anca k Amerika'da tekstil lobis i fevkalade güçlü , o kada r
güçlü ki Thurmond gibi oldukça etkili bir kimseyi de yanlanna alarak bu yasa tasarısının heme n heme n geçmesini garant i altına almış durumdalar. Türkiye'ni n benc e
yapabileceği e n önemli olay çok kıs a sürede derhal teşebbüse geçilsin, belki geçti
artık treni kaçırdı k bilemiyorum , en tercihli ülk e statüsün e girmemi z lâzım . Amerikan yasalarına göre bu mümkün. Eğer Türkiye en tercihli ülke statüsüne girebilirse,
ki buna hakkı var Amerikan ölçüleri içind e o zaman belki bu olayın dışında kalabiliriz. Teşekkü r ederim. "
BAŞKAN—''Teşekkür ederi m sayı n Gürsoy , Buyuru n sayı n İlyasoğlu. "
Doç. Dr. Eyüp İLYASOĞLU—"Efendim zamanımı z kısıtlı olduğundan AET ile ABD'ye geçmedim ama, başlık böyl e olduğundan o konuyu da özetlemek lazı m tamam-
lamak için . Türkiye'nin ABD'y e 8 1 yılı ihracatı 1 milyon dolar, 82'd e böyle , 83'de 1 0
milyon dolar, 84'de 5 4 milyo n dolar, 85'd e ş u anda 65 milyon dola n geçtik. B u aynı
AET'de olduğumuz gibi biraz rakamlar artınca korumacı politikayla karşılaştığımızın örneği. Hatırlamak lazı m geçen sene Amerika'da Türkiye'ye karş ı fark giderici vergi uygulaması yapıldı . B u far k gideric i verg i GAT T sistem i içindek i subsid y çode' u
imzalamamış olmamızdan dolayı Türkiye'de otomatik bir vergilendirmeye giden Amerika'da yüzde 16 vs. yüzde 17 gibi bir ek vergi mevcut yüzde 21 verginin üzerine geldi.
Yetkililerin duyarlı tutumu sayesinde imzalandı bu subsidy code, imzalandı ama her zaman olduğu gibi son dakikalarda imzalandığı için neye sonuçlannı tam olarak daha
alamadık ve tabi subsidy code'u n gerektirdiğ i encourag e test denen yani Amerika
ekonomisinin Türk ekonomisinin Amerikan ekonomisine zarar verdiğini ispat etmesi gerektiği mümkün olamayacağından Amerika bu şeyi geri çekti yüzde 17 vergiyi,
tabi heme n arkasında n kot a meseles i geldi . Şimdi Türkiye'de resme n bilinmeye n
ama Amerika'da resme n ila n edilmi ş bi z hal a devekuşu misal i duymadığımız , bil mediğimiz dediğimiz kotalar ı ben açıklıyayım. Kategori 313 poplin 6.5 milyon yardkare geçerlilik tarihi 30 Nisan 85. 6.5 milyon yardkare yani yüzde 10 düşün 6 milyon
metrekare falan. Twill dedikleri gabardin ve saten 12.7 milyon yardkare yani 12 milyon metrekare 11. 5 milyo n metrekare , geçerlilik tarih i 28 Şubat 85 , yani dokuz a y
evvel geçerli olmuş bile. 335 kategori kadın çocuk bebek ceketleri (Caats) diye geçiyor ceke t mon t heps i ona giriyor, 3 7 bi n düzin e b u da 30 Mayıs't a geçerl i olmuş .
339 önemli kalem, kadın çocuk bebe örme gömlek ve buluz 320 bin düzine yaklaşık
4 milyon tane, rakkam değil. Türkiye'ye gelen talepler milyonlarla geldiği için bu (26
Haziran'dan) geçerli. 340 kategori erkek çocuk mensucattan gömlekler, yani dokumalar 13 4 bin düzine 30 Mayıs'îan geçerli. 348 kategori kadın çocuk bebe pantolon
ve şortlar, tesadüfi değil hepsi AET ile aynı rakkamlar yani. Kategori rakkamları farklı. Amerikan sistem i üçl ü sistemdir, Avrup a sistemi ikil i sistemdir, pantolonlar ı 390
bin düzine, 29 Temmuz'dan geçerli. Şimdi AET'deki imkânımız yok Amerika'da, tabi AET'de bi r Ankara Antlaşması Katma Protokola dayanarak seki z sene götürdü k
bu işi. Hep aynı şeyleri söyledik he p aynı şeyleri onlar bizler e söyledi ama, Ankara
Antlaşmasının Katma Protokolün verdiği bu güçle bir yere gelindi. Amerika'da böyle
bir gücümü z yok .
Hukukçu değili m incelemedi m ama , sayın Prof . Fahi r Armaoğlu'nu n bi r yazı sından dolayı da davrandım öğrenmeye çalışıyorum. 29 yılında yaptığımız bir ticaret
antlaşmamız var . B u anlaşma yine Armaoğlu'ndan aktarara k söylüyorum , b u antlaşma ABD herhang i bi r ülkey e yapacağ ı bi r taviz i otomati k Türkiye'y e vermesin i
sağlıyor. Şimdi most favoured nation oluyor ama sonra GATT'ın 57'de yapılan antlaşmasıyla bu değiştirilmiş yani tarihi değişmiş. Olayları bilmiyoruz AET'ye de böyle
başladık. Yani Selahattin arkadaşım en eskidir, oda çok iyi bilir, bunu da öğrenmemiz lazım yani Türkiye olarak öğrenmemiz lâzı m şahıs olarak demiyorum. Bir ker e
buna bir el atmamız lazım, iki arkadaşımın bahsettiği Jenkins Thurmond Bil l denen
Jentsiris Thurmond yasa önerisi senatoda yüz senatörden 61 'inin imzasını almıştır,
Eylülün 1 'inde görüşmeye açılacak Reagan'm herşeyde olduğu gibi koruyucu politikalarda vetosu biliniyor, ancak kota yerine vergilendirme veya ikili görüşmelerle tarafların kendilerin i kısıtlam a sistemin i d e Reaga n öneriyo r bunu n karşılığınd a
Amerika yani sonuçta şu Türkiye'nin geçen sene Amerika'yla karşılaştığımı z efen dim birşey olmaz biz onlan idare ederiz, arka kapıdan girersiniz değil, son dakikada
subsiy cod e imzalamamızın , nası l imzaladı k hal â bilmiyoruz , yerin e Jenkins Thur mond yas a önerisi içind e avantajımız a gele n ço k şe y var, bunlar ı kullanmamı z la zım, gen e söylüyoru m be n n e hukukçuyu m n e birşeyim , b u işler i tesadüfe n
öğreniyoruz. Bi z Amerikayla çok iş yaptığımızdan dah a çabuk öğreniyoruz yani tek
fark o, yani daha fazla iş yapan daha çabuk öğrenecek. B u müzakerelerin çok yüksek seviyede sürdürülmesi lâzım. Bunu ne biz anlarız, ne başkası anlar, bu devletin
bildiği bi r iştir. Devletin bunu ele alması lâzım. Amerika'yla konjonktür müsai t bun u
konuşmak içi n bu sebeple bilg i vermek içi n ben sözü aldım, bir önerim yok, teşekkür ederim. "
BAŞKAN—'Teşekkür ederi m sayın İlyasoğlu. Efendim bu suretle Panel i tamamlamış bulunuyoruz. Paneld e genelde baz ı öneriler var . Önerileri \k\ ana grupta toplamak mümkün . Özellikl e İlyasoğlu , Gürsoy , Ona r v e Akdoğan'ın özellikl e üzerind e
durduğu, kıs a dönemd e Türkiye'ni n önünd e geçmişt e d e denene n v e başarıl ı sonuçlar sağlayan misilleme mutla k surett e misillemey i b u arkadaşlar önerirle r v e bu
misillemeyi o derece iler i götürme ve düşünülür ki , sayın Gürsoy hi ç mal satmama
karşılığında o mal satılan yerden hiçbi r suretl e ithala t yapmamağa kada r olay ı intikal ettirir. Diğe r öneriye gelince uzun dönem önerisi; uzun dönem önerisinde Türkiye'nin AET'ye yönelik genel politikasının biran önce yürürlüğe konulması ve ilişkilerde
yeni bi r dönemin başlatılmasıdır. B u iki öneri Panelde konuşma yapan, bildiri veren
arkadaşlarda hakim olan genel görünümdür. Bunu n dışında Amerika'yla ABD ile olan
ilişkilerde de mutlak surette 1929 kararlarına uygun olarak tekrar Amerika'da görüşmelerin süratl e yapılmas ı v e diğe r ülkeler e tanına n mos t favoure d nationa l olara k
bizim tekrar ele alınmamız ve karşılaşmış olduğumuz haksı z durumların bira n önce
ortadan kaldırılmas ı Paneld e genelde belire n öner i v e fikir olara k ortay a çıkmıştır .
Efendim ik i günde n ber i deva m ede n Konfeksiyo n v e Tekstil Seminerin i öncelikl e
hazırlayan sayın Ticaret Odası yetkilileri başta olmak üzere, yine iki günden beri buraya katıla n v e bizler i sabırl a dinleye n sayın konuklar a teşekkü r ede r v e iy i günle r
dilerim efendim . Oturum u kapatıyorum. "
Download

tekstıl ve konfeksıyon semınerı