Bu romanda, pek çok eserde rastlandığı gibi, kaleme dolanıp büyütülmüş insanlar yok.
Roman kahramanlarının hepsi ben, sen, o gibi…
Bu cümlede altı çizili söz öbeğinin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Gerçek hayatta görülebilecek tipler
B) Yazar tarafından abartılarak anlatılan karakterler
C) Roman akışını engelleyen figürler
D) Romanda silik kalmış, fazla anlatılmamış insanlar
E) Kavramlar arasında sivrilen karakterler
Türk edebiyatçısı mutlaka sorumluluk duygusunu kazanmış olmalıdır. Nedir bu
sorumluluklar? Bu sorumluluklar, içinden çıktığımız topluma duymamız gereken en
doğal ve vazgeçilmez ödevlerdir. Bu sorumluluk duygusunun ölçüsü ve sınırları
nedir? Sanat beynimizin derinliklerinde güzellik avlamak olduğuna göre
sorumluluklar sırtımızda taşıdığımız ağır yükler sayılır. O yükler ki, bizi, avlamaya
çalıştığımız güzelliklerden uzaklaştırır.
Yukarıdaki parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Güzel olanı bulmaya çalışmak
B) Düşüncelerini bir noktaya odaklamak
C) Özgün buluşlar yapabilmek
D) Sanat yeteneğini işler duruma getirmek
E) Düşüncelerini güzelce ifade edebilmek
Sorunlarla boğuşmuş, güngörmüş, feleğin çemberinden geçmiş nice kişiler vardır
ki kendi devirlerinin havasını solur ve o hava içinde yaşarlar. Bunlar, hayatın
sıkıntılarından yılıp kabuklarına çekilmiş; hayata küsmüş, sorunlarla yalnızca
kendi değer ölçüleriyle boğuşmaya çalışırlar.
Bu parçada geçen "kabuklarına çekilmek" sözüyle belirtilmek istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçmişteki sınırların dışına çıkmamak
B) Doğruyla yanlışın ayrımına varamamak
C) Olaylar karşısında derin üzüntü duymak
D) Sözü uzatmaktan kaçınmak
E) Gerçek yaşamla bağlarını koparmak
Gülmece öğesini, belli bir oranda şiirimin hamuruna katarım; şiirime güleçlik
kazandırmak için. Hani acı ilaçlara birazcık şeker katarlar ya, içimi kolay olsun diye,
onun gibi. Amaç, boşu boşuna güldürüp eğlendirme değil, gerçekliğin içimini,
algılanmasını kolaylaştırmak. Bu katkıları iyi oranlayamadınız mı emeğiniz boşa gider.
Kelimelere ip atlatmaktan öte bir şey yapmamış olursunuz.
Parçada geçen "kelimelere ip atlatmak"
aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Söz oyunları yapmak
B) Şiirin duygu yükünü artırmak
C) Anlaşılmayı zorlaştırmak
D) Anlatımı renklendirip zenginleştirmek
E) Şiirin etki alanını genişletmek
sözüyle
anlatılmak
istenen,
Yazar, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarının öncülerindendir. Bu
alandaki yapıtlarıyla uluslararası bir üne kavuşmuştur. Yaptığı
çalışmalarla, bize bizdenliğimizi gösteren aynanın üstünde yılların
biriktirdiği tozları silmiştir.
Bu parçada belirtilenler göz önünde tutulduğunda, altı çizili
sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ulusal kimliğimizi oluşturan değerleri gün ışığına çıkardığı
B) Geçmişin ürünlerini bugünkülerle karşılaştırdığı
C) Zamanla unutulmuş olan bilgileri saptadığı
D) Doğruya ulaştıracak yolları gösterdiği
E) Toplumsal ve ulusal değerlerin önemini vurguladığı
Kendi hâlinde bir şehir olan Delhi'de bile resim sanatına gösterilen büyük ilgiyi görünce
Ankara'daki durumu düşünerek üzüldüm ve doğrusu Delhililere gıpta ettim.
"Gıpta etmek" sözünün bu cümleye kattığı anlam aşağıdaki cümlelerin hangisinde
vardır?
A) Arkadaşının başarısını kıskanmak şöyle dursun, bundan büyük bir mutluluk duyuyordu.
B) Bu şiirleri okuyor, onlara hayranlığı günden güne artıyordu.
C) Başarısını kıskananları düşünüyor, bundan büyük bir acı duyuyordu.
D) Bahçede neşeyle koşuşan çocuklara bakıyor, için için onlara imreniyordu.
E) Anlatılanlara üzülüyor, üzüntüsü yüzünden okunuyordu.
Sözünü dinletmeyi sever, bunu başaramadığında sinirlenip hırçınlaşırdı. Bunun
için, hemen her zaman, hem çevresindekilerin kendisine, hem de kendisinin
çevresindekilere karşı davranışlarında ipleri kendi istediği gerginlikte tutmayı
başarırdı.
Yukarıda geçen "ipleri kendi istediği gerginlikte tutmayı başarmak" sözüyle
anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çevresindekilere, kendi görüşlerinin doğruluğunu kanıtlamak
B) İsteklerinin gerçekleşmesi için her yola başvurmak
C) Her konuda kendisini bilgili ve yeterli görmek
D) İnsanlarla olan ilişkilerini, kendi ölçütlerine göre yönlendirmek
E) Kendini, olduğundan daha güçlü göstermeye çalışmak
Bu romanında yazar, İstanbul sokaklarının artık tarihe karışmış o eski
görünümlerini şiirli bir dille yeniden kuruyor. Kahramanlarına sıcak bir
sevgiyle, onların insani yanlarını araştırarak yaklaşıyor. Onları derinlemesine
kavramaya çalışıyor;aralarındaki farkları ortaya koyuyor. Daha doğrusu
kişilerin iç dünyalarındaki düğümleri iyi yakalıyor.
Bu parçada, "kişilerin iç dünyalarındaki düğümleri iyi yakalamak" sözüyle
anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Günümüzde sayıları iyice azalmış insan tiplerini anlatmak
B) İnsanların gizli kalmış ayırıcı özelliklerini bulup göstermeyi başarmak
C) Kişilerin ortak özelliklerini belirlemeye çalışmak
D) Kahramanları, insanı yücelten bir tutumla ; oluşturmak
E) Yaratacağı tipleri sorunlu insanlar arasından seçmek
Bu sanatçımız için dili bilmek, o dilin edebiyatını bilmek demektir. O edebiyatın
gizli kalmış köşelerinde yatan şiirleri, öyküleri bilmek demektir. Gerek Türkçe
gerekse Fransızca yazdığı yazılarda, zaman zaman öyle alıntılar yapar ki
şaşırır kalırsınız. Halk şiirimizden, özellikle tekke şiirimizden; ama aynı
zamanda bir Yunan, bir Bizans, bir İran şiirinden... Resim, heykel, yazın gibi
hangi sanat dalından bir ürün ortaya koyarsa koysun, bunu, oksijeni bol bir
ortamda oluşturmuş bir sanatçımızdır o.
Bu parçadaki altı çizili söz, anlatılan sanatçının hangi özelliğini belirtmek
için kullanılmıştır?
A) Edebiyatın, bütün sanatların temeli olduğunu düşünme
B) Yapıtlarını oluşturmada ayrıntılara önem verme
C) Edebiyatımızla başka edebiyatlar arasındaki benzerlikleri yansıtma
D) Herkesçe bilinmeyen sanat ürünlerini ortaya çıkarma
E) Çok zengin bir sanatsal kaynaktan beslenme
Zamanla insanımızın bencilliğinin, korkaklığının, umursamazlığının arttığını görüyorum. Sokakta birinin çantasını gasp etseler, birini dövseler herkes görmezden geliyor. Herkes görmedim, duymadım, bilmiyorum diyen üç maymunu oynuyor. Bu da toplumsal bozulmayı beraberinde getiriyor.
Yukarıda geçen "görmedim, duymadım, bilmiyorum diyen üç maymunu
oynamak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Keyfine aşırı düşkün olmak
Yanlışlıklara ortak olmak
Sorumlulukla sorumsuzluğu çatıştırmak
Sorumluluk almaktan kaçınmak
Olumsuzluklardan kendine pay çıkarmak
Bir sanat eseri; ortaya çıktığı toplumun sınırını aşıyor, diğer toplumlarda da
kabul görüyorsa, insanlar tarafından aynı heyecan ve yaratıcılıkla
karşılanabiliyorsa, o zaman gerçek sanat eseridir.
Yukarıdaki cümlede geçen "toplumun sınırını aşmak" sözüyle anlatılmak
istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Evrensel olmak
Özgün olmak
Gerçekleri anlatmak
Ulusal değerlerden yararlanmak
Başka uluslardan etkilenmek
Pek çok edebiyat tutkununun, pek çok ünlü yazar ve şairin kırkından, ellisinden
sonra eleğini duvara asıverdiği sıkça görülmüştür ülkemizde.
Bu cümlede geçen "eleğini duvara asıvermek" sözüyle anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Yazmaktan vazgeçmek
Sorunlarla uğraşmaktan yorulmak
Farklı anlatım biçimlerinden yararlanmak
Kalıcı olmayı başaramamak
Bir olay karşısında derin üzüntü duymak
Akıl, her nesneyi kamera acımasızlığıyla gören bir kavramdır.
Bu cümlede geçen "kamera acımasızlığıyla görmek" sözüyle, aklın hangi
yönü vurgulanmaktadır?
A) Tarafsızlığı, bir taraf tutma olarak görmesi
B) İnsanı bazen acımasızca davranmaya yöneltmesi
C) Gerçekleri, olduğu gibi ve duyguları katmadan algılaması
D) Kişiyi yanlış kararlar vermekten alıkoyması
E) Gerçekçi ve tutarlı olmayı her zaman başarması
Düşünce dünyasında değişiklik yapamayanlar, zamana karşı koyamaz.
Altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) O sadece yaşadığı çağın duyarlılığına seslenen bir yazar olduğundan unutulup
gitmişti.
B) Yetkili memur, şikâyet dilekçesine şöyle bir göz atıp dilekçeyi incelemeden
masaya bıraktı.
C) Arkadaşının oyunlarına katılmamak için gösterdiği çaba boşa gitmişti.
D) Sanatçıların, ürün vermekte karşılaştığı güçlükler, onların gelecek nesillere
ulaşmasını engellemez.
E) Çocukluğunda yaşadığı bu ilginç olayı sık sık hatırlar, unutmadığını göstermek
için çevresindekilere de anlatırdı.
Tarık Buğra, kaleme aldığı başarılı eserlerle edebiyatımızın kalburüstü yazarlarından biri olmayı başarmıştır.
Bu cümlede geçen "kalburüstü" sözünün cümleye kattığı anlam
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
tutarsız, orta düzeyde
vasat, sıkıcı
sıradan, başarısız
tutarlı, inançlı
seçkin, sivrilmiş
Cemil Meriç'in, bütün kitaplarıyla edebiyat dünyamız için derin bir kaynak
olduğunu sanat adamlarımız söylüyor.
Bu cümlede geçen "derin bir kaynak olmak" sözüyle anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Eserleriyle geleceğe ışık tutmak
Yazdıklarıyla zengin bir başvuru merkezi olmak
Farklı çizgisiyle benzerlerinden ayrılmak
Erişilmez bir bilgiye sahip olmak
Birikimiyle tarihe tanıklık etmek
Orta Çağ, hazır düşüncelerin yinelenip durduğu bir dönemdi. Bir şey mi
kanıtlanmak isteniyor? O konuda söz sahibi kişilerin görüşlerine başvurulurdu.
Onların söyledikleri, kafaları kuşatan demir bir çemberdi sanki.İnsanlar kendi
sorununu bir kez de kendisi düşünmezdi.
Yukarıdaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Düşünürleri kendisine öncü görmek
B) Düşünce özgürlüğüne önem vermek
C) Başkalarının görüşleriyle kendini sınırlamak
D) Doğruyu ve yanlışı ayırt edememek
E) Bir düşünceyi sorgulamak
Her soruyu "evet" ya da "hayır" diye cevaplamaz. Bazı sorulara "bilmiyorum"
bazılarına "belki" gibi karşılıklar verir. Hayatı sadece beyaz ve siyah renklerle
sınırlı değildir; griyi de maviyi de diğer renkleri de aynı ölçüde sever.
Yukarıda geçen "hayatı sadece beyaz ve siyah renklerle sınırlı olmamak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)Hayata herkesin baktığı pencereden bakmaya çalışmak
B)Esnek olmak, kendini kesin yargılara hapsetmemek
C)Kendi kurallarını başkalarının etkisiyle sınırlamamak
D)Olumlu düşünmek, her işin bir çaresi olduğunu savunmak
E)İnsanların farklı düşünceleri olabileceğini kabullenmek
"Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır." sözü insanoğlunun bin bir rengi barındıran
zengin kişiliğini anlatır,öyle olduğu için insanların huyları parmak izlerine benzer.
Bu parçada geçen "insanların huylarının parmak izlerine benzemesi" sözüyle
anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
İnsanların birbirini tamamlaması
Vücut özelliklerinin, insanın kişiliğinden izler taşıması
İnsanın görüntüsüyle davranışın uyumlu olması
Kimsenin kimseye benzememesi
İnsanların ortak ve farklı yönlerinin olması
"Alay" sözcüğü, Türkçede askeri bir terim olmakla kalmamış, kısa zamanda halk
diline akarak dilde bir âlem yaratmıştı. Buna göre alay, kalabalık demek, çokluk
demektir. Bir alay insan, bir alay hırdavat ve bir alay cahil gibi ifadeler böyle
anlamlandırılmalıdır.
Bu parçada geçen "halk diline akarak dilde bir âlem yaratmak“ sözüyle
anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Daha geniş halk kitlesine ulaşarak güzel bir hal almak
Halkın dilinde kullanım alanı bularak anlam genişlemesine uğramak
Karşıladığı anlamları halkın da yardımıyla belirgin hâle getirmek
Halkın kullandığı dile ait özellikleri içinde barındırmak
Halka ait deyişlerle bir söyleyiş güzelliğine erişmek
Türkçe; bir imparatorluk merkezinde, bir imparatorluk coğrafyasından akıp gelen
seslerle meydana gelmiştir. Bunu meydana getirmek için Türkler, bir taraftan
Tuna boylarından ses almış, öte taraftan Afrika ülkelerine yayılmış, Nil suyunun
akışından, yani zengin kültürlerden Türkçeye sesler getirmişlerdir.
Bu parçada geçen "zengin kültürlerden Türkçeye sesler getirmek" sözüyle
anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Türkçe sözcükleri ahenkli kullanmaya özen göstermek
B) Yabancı dillerin Türkçeyi bozmasına engel olmak
C) Türkçeyi öteki milletlerin dillerinin, güzel yönleriyle daha da güzelleştirmek
D) Kültürel etkileşim sonucu meydana gelen diller arasına Türkçeyi de koymak
E) Başka dillere ait zenginlikleri, Türkçenin içinde de aramak
Türk edebiyatını küçük düşürmemek şartıyla, edebiyat tarihimizin, dünya edebiyatıyla
karşılaştırmalı bir biçimde öğretilmesinde yarar vardır. Bu, çocuklarımızın kafasında
gerçek eğitimciler aracılığıyla, başka milletlerin düşünce dünyalarına bir pencere
açmak demektir.
Bu parçada geçen "başka milletlerin düşünce dünyalarına pencere açmak" sözüyle
anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Evrensel kültüre ait değerlere farklı bir gözle bakabilmek
B) Kendi düşünce sistemini beğenmeyip yeni düşünceleri benimsemek
C) Diğer milletlere ait düşünce akımları hakkında bir fikir sahibi olabilmek
D) Medeniyetler arası düşünce farklılıklarına tarafsız bir gözle bakabilmek
E) İki farklı kültürün düşünce hayatına dair değerlendirme yapabilme yetisini edinmek
İstanbul Türkçesi, tıpkı İstanbul gibi, yalnız İstanbulluların değil, bütün Türk
milletinin ortak eseridir. Bu eser, İstanbul'un halis Türk semtlerindeki dil
potalarında eriyip kaynaşan bir söyleyiştir. Bu dili en güzel, İstanbul’un
hanımları konuşur.
Bu parçada geçen "halis Türk semtlerindeki dil potalarında eriyip
kaynaşmak" sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerin hangisidir?
A) Türkçenin güzel konuşulduğu bölgelerdeki kültürü canlı tutmak
B) Türkçeye mal olmuş sözcükleri her yerde özenle kullanıp yaşatmak
C) Türklerin yoğun bulunduğu yerlerin dilinin kullanım alanını genişletmek
D) Türk kültürünün etkin olarak görüldüğü yerlerdeki konuşma dili ile yoğrulmak
E) Halkın konuştuğu Türkçe ile ideal Türkçeyi birleştirmek
Bu kitapta benim eski romanlarımın da izlerini sürmek mümkün. Her romanımda
olduğu gibi burada da görünenle görünmeyen arasındaki farkı çok önemsiyorum.
Görüntünün altında başka dinamikler yaşıyor. Bütün takıntılarımızı eve saklıyor,
göstermemeye çalışıyoruz. Kamusal alanda sakladığımız yüzler var. Ben o
görünmeyeni göstermek istedim bu romanda.
Bu parçada geçen altı çizili sözcükle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Hiç yazmadığı kadar güzel romanlar yazmak
B) Daha önce yazılmış romanlar hakkında ipuçları bulunmamak
C) Var olan romanların seviyesine henüz ulaşamamak
D) Roman yazarken geçmiş birikimlerden yararlanmamak
E) Kendi roman tekniğini sürdürür tarzda yazmaya devam etmek
Söz ve dil yurdum, böylesi bir kentin gerçeğiyle çocukluk evrenimde yer etmişti. Söz ve
yazı belirlerdi bu kentin belleğini. Yaşadıklarımıza, tanıklıklarımıza bunların
mührü vurulurdu adeta. Sözle güne başlanır; sözle akşam karşılanır; geceye sözün ve
yazının büyüsüyle girilirdi.
Bu parçada geçen "söz ve yazının, kentin belleğini belirlemesi" sözüyle anlatılmak
istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kentteki sanatsal etkinliklerin, olması gerekenden bile fazla olduğu
B) Sözlü ve yazılı eserlere olan ilgisizliğin kentte üst düzeyde olduğu
C) Yazı ile sözün, kentte yaşayanlar için bir soluk alma ortamı oluşturduğu
D) Sözlü anlatımın yazıya geçirilmesinin kentteki edebi ortamı etkilediği
E) Yazılı eserlerin ve konuşmaların kentin sosyal hayatında önemli bir yerinin olduğu
Benim doğduğum mahallede insanlar birbirini tanırdı. Geleneksel yaşam biçimleri,
bağlı olunan değerler çözülmemişti henüz. Sokakların dili vardı, mahallelerin
yaşam kültürü iz bırakıyordu bizlerde. Sözün ipek giysilerini buralarda
kuşanıyorduk, ömrümüz boyunca konuşacağımız Türkçenin o narin
yapısını burada öğrenip uygulama imkânı buluyorduk.
Bu parçada geçen "sözün ipek giysilerini kuşanmak“ sözüyle anlatılmak
istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dilin kullanım alanlarını genişleten sözcükleri incelemek
B) Dile ait şekil özelliklerini geliştirerek dili güzelleştirmek
C) Dili kullanmanın inceliklerine sahip olamamak
D) Dilini, içinde yaşadığı toplumun diline ait güzelliklerle süslemek
E) Dildeki anlaşılması zor sözcükleri daha kolay anlar hale gelmek
Alla Dudayeva'nın anıları geçtiğimiz ay Türkçeye çevrilmişti. Yeni çıkan kitabın
ismi "Milyon Birinci". 450 sayfalık kitap belki de kederden en fazla nasiplenmiş bir
ulus olan Çeçenlerin direniş öyküsünü birinci ağızdan anlatıyor.
Bu parçadaki altı çizili sözün yerine aşağıdakilerden hangisi getirilirse
parçanın anlamı değişmez?
A)
B)
C)
D)
E)
huzura çokça ihtiyacı olan bir toplum
büyük acılar çekmiş bir halk
sorunların üstesinden gelmiş bir millet
gerçeklerle kolayca yüzleşebilen bir ulus
zorluklarla mücadele etmekten korkmayan insanlar
Murat Menteş'in hayatı, romanlarındaki hayatlara benzer ya da o,
romanı kendi hayatından aldığı ilhamla yazmıştır. Kitaplarındaki kahramanlarının uzağına hiç düşmeyen, onlar gibi yaşayıp onları yazan Menteş'in
karşısına çıkan tek engel parasızlıktır.
Bu parçada geçen "kahramanlarının uzağına hiç düşmemek" sözüyle
anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşamıyla yazdıkları arasında ortaklıklar bulunmak
B) Eserlerindeki kahramanları günlük hayattan seçmek
C) Sadece yaşadıklarını yazmanın, yazarın görevi olduğuna inanmak
D) Gerçeği, hiç değiştirmeden olduğu gibi aktarmak
E) Kahramanları yalın bir dille ve nesnel bir anlatımla yansıtmak
Sözün kuşatmasında geçen çocukluğumun yazıyla buluşması, önce dinlediğim
masalları anlatan kitapların keşfiyle başladı. Cenk kitapları, taşbasması halk hikâyeleri...
Tek engelim, okuma-yazmaya henüz başlamamış olmamdı. Kitaplardaki resimleri çizmeye başlayınca, bunlarla yetinmeyip, yazıları da kâğıda yazdığımı anımsıyorum.
O şekillerin anlamını çözme derdim, yazıyı öğrenmenin sonra da okumanın yolunu açtı.
Bu parçada geçen "sözün kuşatmasında geçmek“ sözüyle anlatılmak istenen,
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sürekli olarak, sözlü bir kültürün etkisi altında bulunmak
B) Sözlü ifadeleri yazılı ifadelerden üstün tutmak
C) Sözcüklerin anlam alanlarını olabildiğince genişletmek
D) Sözcükleri, bilinen anlamlarından uzaklaştırmadan kullanmak
E) Sözlü kültüre ait unsurları yaşatmak
Onun için yazmak, nefes almakla aynı şeydir. Yazdıkça yaşar; yaşadığını yazar.
Bütün çabası; eti, kemiği, sinirleri olan bir cümleyi yazmak içindir.
Bu parçadaki altı çizili sözün kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumun yanlış inanışlarını işlemesi
B) Yazarın iç dünyasını ve yaşamını yansıtması
C) İnsanların yalnızca aşk ve nefretlerini anlatması
D) Söyleyiş bakımından özgünlüğü yakalaması
E) Okunduğunda insanı hemen etkileyecek kadar canlı olması
Onun yazdığı bütün şiirlerle, denemelerle ve öykülerle yapmaya çalıştığı şey, adeta
bir uyarma hareketidir. O, hiçbir zaman, hiçbir eserinde tüyü dökülmüş sözcüklerden
hazzetmez.
Bu parçadaki altı çizili sözün kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yapaylıktan arındırılmış olmak
B) Herkesin anlayabileceği yalınlıkta olmak
C) Yıllarca unutulmayan güzellikte olmak
D) Kaynağını gelenekten almak
E) Etki ve gücünü yitirmiş olmak
Başka bir öykücüde öykünün değerini hiçe indirebilen konu yokluğu Sait Faik'e özgünlük kazandırıyor. Her şeyi belli kalıp ve tipler açısından değerlendirmeye alışık okuyu
cular için sanatçının hikâyeleri çatısı çatılmamış bir evi andırmaktadır.
Parçadaki altı çizili sözün parçaya kattığı anlam aşağıdaki cümlelerin hangisinde
vardır?
A) Sait Faik'in öyküye getirdikleri başka sanatçılar tarafından beğenilmiştir.
B) Konulu öyküler okuyanlar Sait Faik'ten pek bir şey anlamaz.
C) Bazı okuyucular Sait Faik'in hikâyelerini yarım bırakılmış hikayeler olarak görür.
D) Sait Faik, kahramanlarını coşkulu bir ruh haliyle yansıtmayı bilmiştir.
E) Sait Faik, özgünlük konusunda pek çok sanatçıdan daha ileridedir.
Yazarın kısa deneme ve öykülerinden oluşan bir kitabı çıktı: Kanamalı Haydut. Kitabın
İlk bölümünü oluşturan Çınaraltı'nda Cemal Süreya'dan yapılan alıntı, karşımızdaki
haydutun neden kanamalı olduğunun yanıtı gibidir: "Biz, yarışı kaybettikten sonra da
koşan atlarız.“
Bu parçadaki altı çizili sözün kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Çok satmak, bir kitabın niteliğini ortaya koyan bir ölçü değildir tek başına.
B) O, hiçbir yenilgiye yenilmemiştir hayatı boyunca; ısrarla mücadelesine devam etmiştir.
C) Güzel yazıya giden yol, bir bakıma doğru yazıdan geçer.
D) Deneme yazıyorsanız, belli bir birikiminiz, söyleyeceğiniz sözünüz olmalı.
E) Yazarların yazma ve yaratma gücü yaşla açıklanamayacak bir olgudur.
Şair, sözcük seçiminde çok titizdir, kılı kırk yarar. Bu yüzden onun her kelimesi,
her cümlesi yazıya kalıcı özerk bölgesini sağlamca oluşturmuş bir biçimde girer.
Bu parçadaki altı çizili sözün kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her kelimenin yeni çağırışımlar taşıması
B) Kelimelerin geleneksel kullanımlarından uzaklaşması
C) Şiirdeki biçim mükemmelliğinin ahengi olumlu etkilemesi
D) Her sözcüğün her okuyucuda farklı bir anlam uyandırması
E) Kullanılan dil öğelerinin asla atılamaması, yerlerinin bile değiştirilememesi
Sokağın yazı masası ile birleştiği yerde edebiyat başlıyor demektir.
Yukarıdaki cümlede altı çizili sözün kattığı anlam, aşağıdakilerden
hangisinde vardır?
A) Gerçeğin olduğu gibi anlatılmasından edebiyat değil, gazete haberi doğar.
B) İyi bir sanat yapıtı, kaynağını hayal gücünden alır.
C) Edebiyat konusunu seçkin insanların yaşamından alır.
D) Edebiyat gerçeği ve düşseli bir potada eritir.
E) Sanat eserleri sadece masa başında yazılır.
O, bir dönem öğretmenlik yaptı. Daha sonra çeşitli kurumlarda yöneticilik
görevlerinde bulundu. Ama yine de hiç kopmadı şiirden. Çünkü ona göre şiirle
merhabasını kesmiş olanlar güzelliklere arkasını çevirmiş olanlardır.
Bu parçadaki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden
hangisinde vardır?
A) Uzun yıllar çeşitli sebeplerden dolayı ne şiir yazdı ne de şiir kitaplarını takip etti.
B) Edebiyata gözünü açan kişi, edebiyatın kendisiyle başladığını sanır.
C) Yahya Kemal gazelleriyle Divan şiirinin son şairi değil, günümüzün ilk şairidir.
D) Ataç'ın ne yapıtından aldığım tadı yitireceğimi sanıyorum ne de düşüncesiyle
çelişkiye düşeceğimi
E) Her yeniliğe, ne olursa olsun, büyük bir umutla sarılıp sonra da onu pek çabuk
eskitiyoruz.
Çoktandır unuttuğumuz geleneklerimizden birinin de "sohbet" olduğunu
bilmem hiç fark ettiniz mi? Eğer fark etmişseniz bunun, kültürümüzde
oluşturduğu erozyonun boyutlarını tahmin etmekte hiç güçlük çekmezsiniz
sanrım.
Bu parçada geçen "erozyonun boyutlarını tahmin etmek“ sözüyle
anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kültür zenginliğimizin farkına varmak
B) Kaybedilen değerlerin ne olduğunu sezmek
C) Kökleşmiş geleneklerimizi geleceğe taşımak
D) Kültürel bozulmaların bize zarar vermeyeceğini düşünmek
E) Bozulmaların önüne nasıl set çekileceğini bilmek
Download

sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?