KalDer 12. Kalite ve
Başarı Sempozyumu
Vizyon - Misyon
Çalıştayı Tamamlandı
Konuk Yazar
Haluk MESCİ
Özel Yazı
İş Güvenliği
EDİTÖRCE
2
Ve, bahar geldi...
Derya ÇORUH ÖZVATAN
Türkiye Kurumsal İletişim Uzmanı
Baharın gelişiyle canlanan bir doğa... Doğa ile canlanan bizler... Bahar tüm renkleriyle
kapımızda, evlerimizde, balkonlarda, sokakta! Şimdi tekrar enerji depolamanın, kendimizi
hiç olmadığı kadar iyi hissetmenin, sokaklara çıkmanın vakti!
Paltolar ortadan kalksın, incecik hırkalar giyilsin. Tezgahlardan sevenlere çağla, isteyenlere
erik... Yaz meyvelerini de birbir hatırlamanın, hatta ne zaman çıkacak diye konuşmanın
da tam vakti. En sevdiklerimizle uzun uzun sohbet etmenin, doğaya karışmanın,
yürüyüş yapmanın, bir demet çiçek toplamanın, küçük şeylerden mutlu olmanın vakti...
Topladığınız kır çiçeklerini en sevdiklerinize hediye ettiğinizde ya da küçücük bir vazoya
koyduğunuzdaki o küçük mutluluk... Ilık bir akşamüstünde evinizin pencereleri sonuna
kadar açıkken içtiğiniz o demli çay, çat kapı gelen bir misafiriniz, havayı güzel bulup sizi de
ikna ederek bilmediğiniz yemyeşil bir yere götüren bir arkadaş... Tüm bunlar hep baharın
güzellikleri...
Büyük küçük problemlerimiz elbette var. Ama sanki bahar gelince her şeyin üstesinden
gelmek çok daha kolay! Baharla birlikte yenilenmemek mümkün olmadığına göre şimdiden
içimizden dolup taşan enerjiyle yeni planlar yapabiliriz.
Bahar, yaratmanın, üretmenin mevsimi... Biz de dergimizin bu sayısında bahar gibi renkli,
dopdolu bir içerik hazırladık. Kısacası bu sayıda biz baharı örnek aldık. Chassis Brakes
Wolrd dergisi ile fabrikamızdan en güncel haberleri vermeye devam ediyoruz.
Bu sayımızda yer alan birbirinden farklı ve yeni konularımızın ilginizi çekeceğini umuyor,
her türlü önerinizi bizimle paylaşmanızı arzu ediyoruz.
Umarız bu bahar hepimize birçok güzel getirir. Yeni sayımızda görüşmek üzere.
Saygılarımla.
GENEL MÜDÜR’den
Değerli Arkadaşlar,
3
Dergimizin yeni bir sayısında sizlere hitap etme ve bu vesile ile sizlerle bazı
önemli bulduğum düşüncelerimi paylaşıyor olmaktan mutluyum.
Uygar ETİ
Genel Müdür
Operasyonel
Mükemmellik
yılı
Beklediğimiz gibi, yeni çalışma yılına, yeni projelerimizle hızlı bir şekilde
başladık. Geride bıraktığımız ilk üç aylık dönemde, değerli katkı ve
özverili çalışmalarınız ile gösterdiğimiz performansın, hem ticari hem de
teknik başlıklardaki hedeflerimiz ile uyum içinde gerçekleştiğini görmek
bizleri mutlu etti. Yılbaşında belirlediğimiz hedefleri sapmasız yakalamak
anlamında, gerekli düzeltici ve önleyici aksiyonları tanımlama ve hayata
geçirme konusunda yeterli disiplin, cesaret, donanım ve kararlılığa ekip
olarak sahip olduğumuzu görmek bize güven vermektedir.
Daha önceki yazı ve konuşmalarımda sizlerle paylaştığım üzere, bu yılı
operasyonel mükemmellik yılı olarak belirledik. Bu hedefi belirlemekteki
amacımız da insanı, emek ve değeri merkeze alan bir yönetim anlayışını
hayata geçirmek arzumuz. Bu yeni anlayışın kalite, iş güvenliği ve işçi
sağlığı, çevre performansı ve çalışan memnuniyeti anlamında da meyvelerini
şimdiden yavaş yavaş toplamaya başlamış durumdayız. Yılın sonuna
geldiğimizde, bu inisiyatifi kurumsal atılımları ile desteklenir ve şirketimizin
tüm katmanlarına yayılmış şekilde bütünü ile hayata geçirmiş olmayı
hedefliyoruz. Böylece önümüzdeki geleceğe daha hazır hale gelebileceğiz.
Bunların yanında, sizlerle ilk yaş günümüzü kutlarken paylaştığım
vizyonumuz doğrultusunda, şirketimizin ticari hacmini büyütme ve yarınlara
daha da emin adımlar ile yürüme konusunda yaptığımız çalışmalar da son
hızı ile devam etmektedir. Yakında sizler ile bu alandaki özverili çalışmaların
da somut sonuçlarını detayları ile birlikte paylaşabileceğiz.
Umut dolu yarınları hep birlikte oluşturmak dileği ile….
Sevgi ve saygılarımla.
4 2014 SAYI: 4
NİSAN
İÇİNDEKİLER
16
0 PPM ile geçen 2. Yıl
2013’de 1 milyon 168
bin 128 ürünü 0 PPM ile
üreterek iki yıl üst üste
başarısını sürdürdü.
YAYIN ve İMTİYAZ SAHİBİ
CHASSIS BRAKES INTERNATIONAL
OTOMOTİV SAN. ve TİC. A.Ş.
adına sahibi
GENEL MÜDÜR
Uygar ETİ
19
İşim, işim güzel işim!
10. ve 25. yılını dolduran
çalışanlar ödüllendirildi.
21
5S Ödül Sistemi 2014
Birinci Dönem (OcakŞubat-Mart)
5S Ödülleri sahiplerini buldu.
26
Röportaj
Emrah Öztürk
EDİTÖR
Derya Çoruh ÖZVATAN
DERGİ HAZIRLIK EKİBİ
Motivasyon Grubu
KATKIDA BULUNANLAR
Dr. Emin MENEKŞE
YÖNETİM YERİ
CHASSIS BRAKES INTERNATIONAL
Otomotiv San. ve Tic.A.Ş.
DOSAB, Yeni Yalova Yolu Cd. No: 612
Osmangazi / BURSA
T: 0 224 270 68 00
F: 0 224 261 09 82
chassisbrakes.com.tr
GRAFİK TASARIM
ANL CREATIVE
Kükürtlü Mh. Zübeyde Han. Cd. Tayan Apt.
No: 10 D/2 Osmangazi / BURSA
T: 0 224 234 24 42
F: 0 224 234 02 42
anlcreative.com
BASKI
AK Mat Akınoğlu Matbaacılık San. Tic. A.Ş.
YAYIN TÜRÜ
Bülten
3 ayda bir yayınlanır.
Her hakkı Chassis Brakes International
Otomotiv San. ve Tic.A.Ş.’ye aittir.
Para ile satılamaz.
05
Sendika Köşesi 06-07
Ayın En İyileri 08
Ekip Ruhu 09-12
Federal Mogul ile Kalite Toplantısı
13
2014 Yılı Çevre ve İş Sağlığı ve
Güvenliği Çalıştayı 14
Şirketler Arası
Bowling Turnuvası 15
0 PPM ile Geçen 2. Yıl
16
Vizyon - Misyon Çalıştayı
17
Tavla Turnuvası
18
İşim - İşim Güzel İşim
19
Kalder 12. Kalite ve
Başarı Sempozyumu 20
5S Ödül Sistemi 21
Yüksekte Güvenli çalışma,
İş sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri 22
Temel İlkyardım Eğitimi
23
İK Gündem
24
Yeni İşe Girişler
25
Röportaj
26-27
Konuk Yazar: Haluk MESCİ
28
Özel Yazı: Güvenlik Kültürü 29
Teknoloji;
Hayatımızda Bir “Akıllı” Daha 30
Karikatür
31
Spor
32
Doktorum Köşesi 33
HSE 34-35
Kamboçya / Laos / Vietnam 36-38
Bulmaca Etkinliği 39
Bunları Biliyor musunuz?
40
Kültür-Sanat 41-42
Performansı Değerli Kılma
Eğitimi
İK GÜNDEM
5
Yaşam Çarkı
Arzu ÖNEYMAN
Türkiye İnsan Kaynakları ve
Kurumsal İletişim Müdürü
Merhaba,
Genel olarak hayattaki mutluluğunuz ve doyumunuz ne kadar? 1 ile
10 arasında puanlandırsanız sizin için kaç olurdu?
Bu soruyu ilk duyduğumda “yani, aslında mutluyum, çok bir
sorunum da yok, bununla birlikte doyum derseniz bilemiyorum, hiç
düşünmedim. Hakikaten ne kadar olabilir ” demiştim. Sonra bir model
ile tanıştım ve bu model hayatımın tüm alanlarını değerlendirmeme
olanak sağladı.
Bu sayımızda sizleri bu model ile tanıştırmak istiyorum;
Bazen her şey yolunda olmasına rağmen bir şeyler canımızı sıkar.
Bir genel memnuniyetsizlik halimiz vardır. Enerjimiz hem var hem yok
gibidir. Kimileri bunu havaların dengesizliğine bağlar, kimileri genel
yorgunluğa. Tespit edemediğimiz bu memnuniyetsizlik halimiz aslında
her alandaki performansımızı da olumsuz etkilemektedir. Dolayısı ile
bu bir kısır döngü gibi düşük performans memnuniyetsiliğimizi daha
da arttırır. Peki ne yapsakta kurtulsak bu durumdan?
Yaşam çarkı, tüm hayat alanlarımızı değerlendirmemizi sağlayan
bir koçluk çalışmasıdır. Hayatımızın çeşitli alanlarına yukarıdan
bir bütün olarak bakmamızı ve farkındalık kazanmamızı sağlar.
Bu çalışma ile hedef belirlemeden aksiyon adımlarına kadar farklı
sonuçlar elde edebiliriz.
Yaşam çarkında her bir madde için memnuniyet düzeyinizi 1 ile 10 arasında
puanlayıp işaretleyin. Çark üzerinde işaretlediğiniz noktaları birbirine
bağlayın. Buraya yaşamınızda önemli olduğunu düşündüğünüz her şeyi
ekleyebilir veya çıkarabilirsiniz. Şimdi hazırsanız kendinize şu soruları sıra
ile sormanızı öneririm;
1- Bu tabloda neyi kutluyorsun? Kendinizi takdir edin. Bunun için cimri
davranmayın. Güçlü yanlarınızı değerlerinizi ortaya çıkarın. Güçlü
yanlarınız sizin yol arkadaşınız, bilerek hayata taşımalısınız.
2- Neyi görüyorsun?
3- Hangisini burada görmek sana iyi geliyor?
4- Kendinle ilgili neyi takdir ediyorsun?
5- Nereyi görmek seni rahatsız ediyor? Ne var orada?
6- Şu an nereye odaklanmak istersin?
7- Odaklanmak istediğin şey kaç olsa tatmin olurdun? ( diyelim ki 5
görüyor, 9 istiyor)
8- 9 da nasıl bir sen varsın?
9- Sende neyi değiştirmeye ihtiyacın var?
10- Neyi fark ediyorsun ki buna karar verdin?
11- Odaklandığın konu 9 olsa bu durum seni ve başkalarını nasıl etkiler?
Yeni durumun olumlu etkilerini görmek kişiyi eyleme geçirecektir.
Son olarak kendinize şu soruyu sormanızı öneriyorum; Yaşam amacımız,
bizim derin memnuniyetimizle dünyanın gereksinimlerinin buluştuğu yer.
Senin için bu yer neresidir?
Boş bir sayfa alın ve bu sorunun cevabını yazmaya başlayın. Yazarken
“neden bunu yazıyorum, yazmak istiyor muyum gibi cümleler ile de
başlayabilirsiniz. Yaşam amacınızı düşünerek yazın. Derin memnuniyetiniz
neresi?
Mutluluk, sağlık, huzur ve başarı isteyen herkes, kendini ve yaşamını
istediği şekle getirmeyi, değişmeyi planlayabilir ve kişi pozitifteyken de
eyleme geçer.
Hep pozitif enerjinizin yanınızda olması dileği ile...
Sevgilerimle.
SEN
SENDİKA KÖŞESİ
6
Adem MUTLU
Türk Metal Sendikası İş Yeri Baştemsilcisi
BİRLİK VE
BERABERLİĞİMİZİ
GÜÇLENDİREREK
MUHAFAZA
EDELİM
Değerli Arkadaşlarım;
Zaman ne kadar da çabuk geçiyor! Şöyle başımızı geriye çevirip, iki yıl önceki toplu
sözleşmemizi hatırlayalım. Meclisimizin tatilde olması sebebi ile yeni sendikalar
yasasının gecikmesi ile başlayan, daha sonra da toplu sözleşmelerin uzaması ile
devam eden çok zorlu bir süreçten geçmiştik. Fakat her şeye rağmen bu süreç, biz
çalışanlar için hayırlı ve mutlu bir sonla noktalanmıştır.
Bu yıl da toplu sözleşme yılımız. Zorlu ama kararlı bir sürecin başlama arifesindeyiz.
Adından da belli olduğu gibi, bir çok fabrikanın dahil olduğu, sendikamız ve işveren
sendikasının arasında yürütülen bir toplu iş sözleşmesidir. Bu şirketler arasında, gelir
farklılıkları var elbette. Amaç, herkesin kabulleneceği ortak bir pay da buluşmaktır.
İnanıyorum ki geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yılda başarılı bir toplu iş sözleşmesine
imza atacağız.
Sonuç olarak biz kazanacağız, işverenimiz kazanacak TÜRKİYE kazanacak.
Saygılarımla.
NDİKA
7
GÖNÜLLERİ BİRLEŞENLER
SELAM SİZLERE…
Türk Metal’in sosyal kapsamını genişleten bu anlayış sendikal harekete
yeni bir ivme kazandırmıştır.
Değerli arkadaşlarım; iyi ki varsınız, iyi ki varız!
Varlığımızla bu şehri, bu ülkeyi, bu dünyayı tam kılıyoruz! Çok iftiharla
ve açıkça söylüyorum ki Türk Metal felsefesinde bir işçi sendikası yalnız
bugünün değil yarının sendikacılığını koruyor. Yaptığı işler, hizmetler değeri
bakımından yarını şekillendiriyor. Türk Metal’in kapsamını arttırırken
sosyal sendikacılığın yanında aktif sendikacılığa da ihtiyaç vardır. İşte
burada söz güçlü bir örgütlenmeye ve aktif bir teşkilatlanma çalışmasına
geliyor. Nasıl ki son 3 yılda 25.000 metal işçisini Türk Metal ailesine
kazandırdıysak mücadelemiz önümüzdeki süreçte bu sayıların daha da
üstüne çıkmak olacaktır. Sanayinin kalbi ve gözbebeği olan Bursa’mızda
artık çıtayı daha da yukarıya taşıyarak tek bilek, tek yürek olarak yola
devam edeceğiz.
Değerli Arkadaşlarım;
Sendikaların anlayışlarını, yaklaşımlarını, hizmetlerini, siz emekçilerin
taleplerine ve koşullarına göre güncellemesi artık kaçınılmazdır.
Bugün resmi rakamlara göre, metal iş kolunda çalışan hemen her 3 metal
işçisinden 2’si Türk Metal Sendikamıza üye. Dolayısıyla bu saatten sonra
hem iş kolu bazında hem de Türkiye genelinde sendika olarak Türk Metal’in
büyüklüğü ve gücü tartışılmaz durumdadır.
Türk Metal Sendikamızın, metal işçileri için gerçekleştirmek istediği
anlayış ve uygulamaların tamamı sosyal sendikacılık olarak tarif edilebilir.
Sosyal sendikacılık kavramı, Türk sendikal literatüründe, Türk Metal
Sendikası ile birlikte yer aldı. Daha önce böyle bir kavramı kavramdan da
öte sendikal anlayışı kullanan bir sendika bugüne kadar olmadı.
Türk Metal’in asli görevi bu çatı altındaki metal işçilerinin hak ve çıkarlarını
korumak ve geliştirmek sendikamızın birinci görevidir. Bugüne kadar olan
sürece baktığımızda, bu konuda Türk Metal’in hem iş kolunda ki hem de
diğer iş kollarındaki diğer sendikalardan gerçekten de daha iyi, kaliteli ve
samimi bir performans sergilediğini görüyoruz.
Genel başkanımız bir sözünde; “Bizim de sorumluluklarımız var,
sendikamıza üye olan bir metal işçisinin sorumluluk alanında nasıl ki eş ve
çocukları yani ailesi varsa üyemizin ailesi de bizim sorumluluk alanımızın
içinde olmalı, işte bu mantıkla hareket ediyoruz. Çünkü biz büyük bir
aileyiz.”
Değerli Arkadaşlarım; önümüzde bizim için çok önemli olan Türk Metal
Sendikası ile MESS arasındaki 01/09/2014 – 31/08/2016 Toplu İş
Sözleşmesi görüşmeleri başladı. MESS’deki iş yerlerinin % 90’ı Türk
Metal’de bulunuyor. Bununla iftihar ediyoruz. Büyük sendika. Büyük insan,
büyük emel, büyük ideal bu işin ayrılmaz bir parçası.
Önce hepimizin şunu iyi bilmesi gerekiyor. Türk Metal sıradan bir
sendika değil. 50 yıl boyunca onurla, gururla, haysiyetle metal işçilerinin
ekmek kavgasına damgalarını vurmuş bir sendika. Çalışanlarımızın
ekmek davasından taviz vermemiş bir sendika. Dün olduğu gibi bugün
de toplu görüşmelerimizden taviz vermeden ÜRETMEK, KAZANMAK,
KAZANDIRMAK sloganından yola çıkarak üyelerimize kazandırmak
istiyoruz. Siz oldukça birliğimiz devam ettikçe biz de var olacağız. İşçi hakkı kul hakkıdır, bu hakkı sahibine Türk Metal’den başkası teslim
edemez.
Saygılarımla,
İSMAİL CİRİT
N
I
Y
A
EN
EN İYİLERİ SEÇTİK
8
EN NEŞELİ
2007 Temmuz ayından itibaren fabrikamızda QMM montaj kalite operatörü
olarak çalışmaktadır.
Hayata bakış açısı her zaman pozitif, iyi niyetli ve güler yüzlü. Neşesini her
zaman dışa vurup diğer arkadaşları ile paylaşmak isteyen çevresine pozitif enerji
veren değerli bir çalışma arkadaşımızdır.
Emre AYDIN
YENİ DOĞAN ÇOCUKLARIMIZ
Ailenin yeni
üyeleri
Uzun ve
sağlıklı bir
ömür dileriz.
Aydın Doğan Küçük oğlu
MeteKağan
Tuba Turgut Filiz
Kızı Nehir
Tayfun Gülsevdi
Kızı İlknur
EKİP RUHU
9
2013 yılı “Yılın Önerisi” ‘ni Kalite bölümü tarafından verilmiş olan (Gürcan
Yakışık - Engin Çağlar ve Selgün Yıldız) “Maliyet düşürme” ile ilgili
öneri kazandı ve öneri sahipleri yılın önerisi ödülü olan 10.000Euro’luk
Tatil Ödülü’nün sahipleri oldular. Kendilerini tebrik ediyor, başarılarının
devamını diliyoruz.
2014 yılı içerisinde güzel önerilerinizi bekler, bugüne kadarki tüm öneri
veren arkadaşlarımızı katkılarından dolayı tebrik ederiz.
Kalite Bölümü Tanıtımı
Murat Coşkunmeriç
Selgün Yıldız
1988 yılında stajer olarak başladığım
fabrikamızda 1990 yılında işe girdim
1 yıl kalıp atölyesinde kalıp bakım
operatörü olarak çalıştıktan sonra 1991
yılında kalite bölümünde kalibrasyon
labaratuvarında işe başladım, 5 yıl
kalibrasyon labaratuvarında sonra 3 yıl
teknik kabul numune onay sürecinde,
8 yıl Giriş kalitede daha sonra yine 3
yıl kalibrasyon labaratuvarında görev
aldım. Halen kalite bölümü çalışma
grubu liderliği ve montaj kalite ile talaşlı
imalat kalite bölümlerinin sorumluluğu
görevlerini yapmaktayım.
İşe giriş tarihi: 01.08.2008 (6yıl)
Görevim: Laboratuar Takım Lideri
Mezuniyetim: Uludağ Ünv. Makina
Mühendisliği
Görevlerim:
Fabrikamızda bulunan Fonksiyonel Test
Lab., Malzeme Lab., Kalibrasyn Lab.
Takım Lideriyim, ayrıca Kalite ile ilgili
proje toplantılarına katılmaktayım(yeni
veya mevcut ürün ile ilgili değişiklikler).
Özgür Susam
Ali Yavuz
2007 yılından beri çalışmaktayım.
2012 yılında kalite bölümdeki görevime
başladım, talaşlı imalat labaratuvarında
3D CMM ölçüm operatörü olarak görevime
devam etmekteyim.
2007 mart ayında başladığım bu
işte son 5 aydır QMM Talaşlı İmalat
bölümünde Ölçüm Operatörü olarak görev
yapmaktayım.
EKİP RUHU
10
Kalite Bölümü Tanıtımı
Engin Çağlar
Ufuk Kurubaş
2007 temmuz ayından beri fabrikamızda,
2008 kasım ayından beri kalite
bölümünde, 2009 mayıs ayından beri ise
Malzeme Laboratuvarı’nda çalışıyorum.
Fabrikada 09.09.1997 yılından beri,
Kalitede ise 14.03.2011 tarihinden
itibaren 3 yıldır Kalibrasyon
laboratuvarında çalışıyorum.
İş tanımım şöyle;
İş tanımım şöyle;
Fabrikamız bünyesindeki montaj
hatlarında üretilen mamullerin, bu
mamullerin üretiminde kullanılan döküm,
alüminyum, metal, kauçuk ve plastik detay
parçaların ve müşteri iadelerinin Temizlik
Denetimi ‘nin yapılması, sonuçların
raporlanması ve arşivlenmesi.
Ölçüm ve kontrol araçlarının
kalibrasyonunu yapmak.
Yeni yaptırılan ve alınan ölçüm ve kontrol
araçlarının kartlarını açarak kalibrasyon
takip sistemine dahil etmek.
İşletme içinde ve dışında yaptırılan kontrol
aparatlarının ve mastarlarının kabulünü
yapmak.
Yaptırılan ve alınan ölçüm ve kontrol
araçlarının kartlarını açarak kalibrasyon
takip sistemine dahil etmek.
Ölçüm cihazlarının bakımını yapmak /
yaptırmak.
Dış kalibrasyon firmalarına yaptırılan
kalibrasyonların tekliflerini almak,
siparişlerini açmak ve kalibrasyon
zamanının randevusunu almak.
Montaj edilmek üzere yansanayi
firmalarından fabrikamıza gelen tüm
döküm, alüminyum, metal, kauçuk
ve plastik detay parçaların ilgili
şartnamelerine göre malzeme kontrol
testlerinin ve kaplamalı detay parçaların
ilgili şartnamelerine göre korozyon
dayanım testlerinin yapılması, tüm test
sonuçlarının raporlanması ve arşivlenmesi.
Döküm parçaların FRF (Frekans Cevap
Fonksiyonu) testlerinin yapılması,
sonuçların raporlanması ve arşivlenmesi.
Gökhan Bakış
Emre Aydın
25.11.2013 tarihinden beri Giriş Kalite
bölümünde çalışmaktayım
Fabrikaya tedarikçi firmalardan gelen
malzemelerin kontrolunu yapmaktayım.
2007 7.aydan beri fabrikamızda
çalışmakta olan bendeniz 2009 yılından
bu yana montaj hatları kalite sorumlusu
olarak çalışmaktayım.
Son derece hareketli olan fabrikamızdaki
üretimin son 2 yıldır 0 PPM (hatasız)
de olması bu işi ne kadar istekli dikkatli
yaptığımızı gösteren çalışanlarımızdan
sadece biriyim.
Kendi adımıza ; genel üretime dolaylı
olarak katkıda bulunmak,hatasız
yarınların bugünden geçtiğini bilmek
demektir...
EKİP RUHU
11
Hasan Taşan
Gürcan Yakışık
16.04.1984 yılında işe başladım.
Bugüne kadar olan çalışma
sürecinde Ppap teknikeri, Çalışma
grubu liderliği ve Giriş kalite sorumluluğu
görevlerinde bulundum.
06.05.1986 yılından beri Kalite
bölümünde, ilk 5 yıl giriş kalitede, daha
sonra ise Malzeme Laboratuvarında
olmak üzere 28 . yılında fabrikamızda
çalışmaktayım
İş tanımım şöyle;
Tamer Hamit Vanlı
Bu aileye 12.01.2004’ te katıldım
ve 10 yılı tamamlamanın gururunu
yaşamaktayım. İlk geldiğim günden bu
yana Kalite bölümünde çalışmaktayım.
Müşteri Kalite Sorumlusu olarak görev
yapmaktayım. Müşteri şikayetleri,
iadeleri ve problemleriyle ilgilenip,
onlara geri bildirimlerde bulunup müşteri
memnuniyetini sağlamaya çalışmaktayım.
Fabrikamız bünyesindeki montaj
hatlarında üretilen mamullerin, bu
mamullerin üretiminde kullanılan döküm,
alüminyum, metal, kauçuk ve plastik detay
parçaların ve müşteri iadelerinin Temizlik
Denetimi ‘nin yapılması, sonuçların
raporlanması ve arşivlenmesi.
Montaj edilmek üzere yansanayi
firmalarından fabrikamıza gelen tüm
döküm, alüminyum, metal, kauçuk
ve plastik detay parçaların ilgili
şartnamelerine göre malzeme kontrol
testlerinin ve kaplamalı detay parçaların
ilgili şartnamelerine göre korozyon
dayanım testlerinin yapılması, tüm test
sonuçlarının raporlanması ve arşivlenmesi.
Döküm parçaların FRF (Frekans Cevap
Fonksiyonu) testlerinin yapılması,
sonuçların raporlanması ve arşivlenmesi.
Hasan Korkmaz
Zafer Polat
Bu işyerinde 1997 yılından itibaren
çalışmaktayım. İlk bu işyerinde işe
başladığım zaman talaşlı imalat ve montaj
hatlarında çalıştım.
2009 yılından beri fonksiyonel test
labaratuvarında çalışıyorum.
Fonksiyonel test labaratuvarında
fabrikamızda üretilen ilk numune ve
frenlerin fonksiyonel olarak teknik
döküman ve normlara göre
müşteri isteği doğrultusunda her yılın
başında yapılan planlamaya göre periyodik
olarak kontrol etmek ve raporlamaktır.
2007 yılının 3. ayında fabrikada montaj
hattında çalışmaya başladım. 2010 yılı
11.aydan beri kalite bölümü montaj kalite
operatörü olarak görev alıyorum.
EKİP RUHU
12
Kalite Bölümü Tanıtımı
Canan Öztekin Atalay
Onur Topgül
Çalıştığım bölüm: PUR-QMM
Ünvan: Yan Sanayi Kalite ve Giriş Kalite
şefi
Haziran 2001’ den beri kalite bölümünde
çalışmaktayım. Haziran 2013’ e kadar
kalite bölümünün içerisinde çeşitli
görevlerde bulunduktan sonra bu tarihten
itibaren kalite müdürlüğü görevini
yürütmekteyim.
25 burada yıldır çalışıyorum
İTÜ Metalurji Mühendisliği Bölümünden
mezun oldum.Metalurji yüksek
mühendisiyim.
Firmamızda Kalite Bölümünde çalışmaya
başladım, Laboratuar ve Yansanayi Kalite
sorumluluğunu birlikte sürdürürken Yan
Sanayi Kalite Sorumluluğu Satınalma
Organizasyonuna geçti. Bu nedenle
2006-2012 yılları arasında Satınalma
Kalite Şefi görevini sürdürdüm.
2012 yılında gerçekleşen Bosch
Fren Foundation bölümünün satışı
sonrasında firmamız CBI’da Yansanayi
Kalite ve Giriş Kalite şefi olarak çalışmaya
devam ediyorum.
Çalıştığım süre içinde bir çok projede
özellikle yan sanayi yerlileşme
projelerinde yer aldım.Bu projelerde yan
sanayi ile birlikte yeni bir çok proses
oluşturduk. Bunun yanısıra firma ve
firma dışında toplam kalite, süreç
yönetimi, sürekli iyileştirme ve EFQM
çalışmalarında bulundum. Yıllardır enerjisi
yüksek bir ekiple çalışıp bir çok başarıya
bu sinerji ile ulaştık. Bundan sonra
da başarıların devam edeceğine inanıyor
ve bu motivasyonla çalışıyorum. Çalışıp
başardığını görmek bence motivasyon için
en önemli adım. Yeni projeler nedeniyle
aktif çalıştım ve bunca yıl monotonluğu
hissetmedim.
Kalite bölümünün yönetilmesi, bölümünün
aktivitelerini yürütmesi için gerekli
planlamaların yapılması, iç ve dış
denetimlerin planlanması/yürütülmesi,
müşteri kalite ilişkilerinin yönetilmesi,
kalite hedeflerinin takibi ve raporlanması,
merkezi kalite birimleri ile fabrikanın
koordinasyonunun sağlanması.
Mesut Çavaş
15.03.2004 yılında montaj hattında
montaj operatörü olarak göreve başladım.
05.12.2013 tarihinde kalite bölümünde
giriş kalitede görev yapıyorum.
Emre Güner
2005 yılının 5. Ayında silindir talaşlı
imalat hattında çalışmaya başladım,
belli bir dönemdan sonra takımhanede
kesici ölçüm odasında görev yaptım.
25.11.2013 tarihinden itibaren kalite
bölümü talaşlı imalat labaratuvarında
görev yapmaktatım.
TEDARİKÇİLERİMİZ
Canan ÖZTEKİN ATALAY
Yan Sanayi Kalite ve Giriş Kalite Şefi
Federal Mogul ile Kalite Toplantısı
17.04.2014 tarihinde önemli bir balata yan sanayimiz, Federal Mogul İtalya
ve İngiltere ile fabrikamızda kalite toplantısı gerçekleştirdik. Bu toplantıda
kalite problemlerini, firmanın aldığı düzeltici önleyici faaliyetleri, 2014
hedefleri ve bu hedeflere göre son durumlarını birlikte gözden geçirdik.
Sürekli iyileşme bakış açısı ile gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda yan
sanayimiz ile montaj hattını ziyaret ederek üretimde karşılıklı fikir
alışverişinde bulunduk. Bu toplantının her iki tarafa da katma değer
yarattığına inanıyoruz.
Toplantıya Katılanlar;
Federal Mogul : Bill Hynes, Oezhan Nas, Philippe Charrier,
CBI Avrupa : David Marchand, Gautier Legrout,
CBI Bursa: Canan Öztekin Atalay, Onur Topgül, Murat Kaya, Hasan Taşan,
Köksal Azizağaoğlu, Ahmet Yurtseven, Doğan Kalındıvar.
13
BİZDEN
Aktivitelerimiz
14
Alt İşveren HSE
Bilgilendirme
Toplantısı
2014 Yılı Çevre ve İş Sağlığı
ve Güvenliği Çalıştayı
2014 Yılı Çevre ve İş Sağlığı ve Güvenliği Hedeflerimizi ve bu hedeflere ulaşmak
için aksiyonlarımızı hep birlikte belirledik!
26 Şubat tarihinde tüm bölümlerimizin katılımıyla 2014 yılı HSE Çalıştayımızı
gerçekleştirdik. Çalıştay, HSE bölüm Müdürü Sn. Ali D.Arı’nın açılış konuşması
ile başladı, ardından bir önceki yıl gerçekleştirilen aksiyonlar hakkında yapılan
bilgilendirmeler yapıldı, sonrasında tüm bölümler; 2014 yılı HSE aksiyonlarını
beyin fırtınası yöntemi ile belirledi.
Çalıştay aksiyonların sunumu ile sona erdi.
Firmamızda bizlerle birlikte çalışan paydaşlarımızla “İş
Sağlığı ve Güvenliği” kapsamında 07 Şubat 2014 tarihinde
bir toplantı gerçekleştirdik.
Toplantıya katılan paydaşlarımıza; fabrikamız sınırları
içinde daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak ve
İş Sağlığı ve Güvenliği yasal mevzuatları kapsamında
CBI tarafından aylık olarak izlenmesi gereken kayıt ve
bildirimler konusunda bilgi verildi.
Karşılıklı fikir alışverişinin de yapıldığı toplantı 10 yan
sanayimizden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
15
KalDer Genel Kurulu’nda
yeni üyelere rozet
Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Bursa Şubesi 18.Olağan Genel Kurulu 8 Şubat
2014 tarihinde düzenlendi.
Genel Kurul’da KalDer ailesine 2014 yılında katılan yeni üyelere rozetleri takıldı.
CBI Chassis Breaks International Kalite Müdürü Onur Topgül de KalDer ailesine
katılan yeni üyelerden biri oldu. Topgül rozetini alarak resmen KalDer üyesi oldu.
KalDer Genel Kurulu gündemdeki diğer maddelerin konuşulmasının ardından
sona erdi.
Şirketler Arası Bowling
Turnuvası
2014 yılı içerisinde 15-16 ocak tarihleri arasında Anatolium Alışveriş
Merkezi’nde gercekleştirilen Tekstilciler ve Otomotivciler Bowling
Turnuvasında şirketimiz adına Sinan Canbaş, Emre Aydın, Fatih Yoldaş,
Halis Bayrak, Adem Mutlu, Ufuk Kurubaş, Ahmet Kara, Abdullah Yaşar
katıldık.
Turnuvaya katılan arkadaşlarımız şirketimizin her yıl düzenlemiş olduğu
bowling turnuvasında en yüksek skorları elde eden ve derece yapan
arkadaşlarımızdan seçilerek 2 takım olarak turnuvaya katıldı. Çok
çekişmeli gecen maçlar sonucunda bir takımımız 944 ve diğer takımız 929
puan toplayarak turnuvaya çeyrek finalde veda etti.
Katılımlarından dolayı tüm arkadaşlara teşekkür eder, diğer
organizasyonlarda tekrar bir arada olmak ve daha iyi dereceler elde etmek
ümidiyle herkese iyi çalışmalar dileriz.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
16
Merhaba,
paylaşacağım.
uğum bir sürprizi
old
ış
lam
zır
ha
için
Sizinle eşim
k sunmak istedim.
la çalıp, kaydedere
ar
git
yı
rça
pa
bir
i
ayarak). Şarkı
nde kendisine sevdiğ
imden hiç umutlu olm
nd
(ke
üm
nd
şü
dü
Eşimin doğum günü
i
ğim
amer ve Hamit
yı kendim yapabilece
et (küçük kızım), T
uk
B
,
ım)
kız
k
Sonra belki bu parça
yü
(bü
ilge (eşim), Bahar
sözlerinin içinde B
;
dım
şla
ba
zmaya
geçmeliydi. Sonra ya
dünyama
İyi ki doğdun girdin
olmak var ya
Ne güzel seninle
Bahar hayatıma
Senden sonra geldi
muradıma
Tam erdim derken
et daha
un verdin bir Buk
Hamd (Hamit) ols
kadın...
Bilge hatun, Bilge
isine sundum.
k kaydettim ve kend
ra
pa
ya
ste
be
e
ler
ve sonrasında bu söz
Şeklinde devam etti
anlı
Tamer Hamit V
Chassis Brakes
International Bursa,
2013’de 1 milyon 168
bin 128 ürünü 0 PPM ile
üreterek iki yıl üst üste
başarısını sürdürdü
Binek ve hafif ticari araç segmentinde fren üretimi konusunda dünyanın sayılı
firmaları arasında yer alan Chassis Brakes International Bursa fabrikası, 2013
yılında 1.168.128 adet ürünü sıfır hata ( 0 PPM ) ile üreterek büyük bir başarıya
imza attı.
Başkanımız sayın Martina Merz’den, üst üste 2. yılımızı da 0 PPM kalite/şikayet
performansı ile kapatmış olmamız vesilesi ile gönderilmiş ödülü Genel Müdürümüz
Sn. Uygar Eti tüm Chassis Brakes Bursa çalışanları adına Kalite Müdürümüz Sn.
Onur Topgül’e teslim etti.
Bu vesile ile tüm çalışanlara tebrik mesajı gönderen Sn. Eti “Bu gurur tablosunun
ortaya çıkartılmasında emeği geçen tüm çalışanlarımızı kutlar, başarılarımızın
devamını dilerim” dedi.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
17
Vizyon - Misyon Çalıştayı
Tamamlandı
“Misyon, Vizyon, Temel Beceriler ve Temel Değerler” çalıştayı sektörün
duayenlerinden Sn. Haluk Mesci’nin moderatörlüğünde 6 Şubat 2014
tarihinde Chassis Brakes Bursa fabrikası yöneticilerinin katılımıyla
gerçekleşti.
Çalıştay’ın ana başlıkları; şirketimizin Misyonunun ve Vizyonunun
incelenip özümsenmesi, ihtiyaç varsa yorumlanarak gerek içerik gerek
ifade bakımlarından netleştirilmesi, Temel Değerlerin ve Temel Becerilerin
aynı yol ve yöntemle incelenmesi ve netleştirilmesi idi.
Önümüzdeki günlerde yapılan çalışmalar tüm paydaşlar ile paylaşılacak
olup, hedefimiz kurumumuz içinde herkesin özümseyip sahiplenmesini
sağlamak olacaktır.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
18
8 Mart Dünya
Kadınlar Günü
Chassis Brakes 2014
Tavla Turnuvası
Chassis Brakes’ in gelenekselleşen tavla turnuvası bu senede tüm katılımcılara
heyecan yaşatan, iş stresinden biraz da olsa uzaklaştıran, eğlenceli dakikalar
geçirmemizi sağlayan, kıyasıya bir mücadele ile gerçekleşti.
Önceki senelerde olduğu gibi yine bütün katılımcılara, finale kalanlara, ilk üç
sıraya giren yarışmacılara, kupa, madalya ve birbirinden değerli hediyeler verildi.
İlk 3’e giren arkadaşlarımızı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
Bir sonraki organizasyonlarda tekrar buluşmak üzere...
1. Mehmet Ayhan
2. Doğan Yıldız
3. Nurdoğan Düvenci
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag
kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında
Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara
Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında
ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü”
olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul
edildi.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve
Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir
gündür. Ülkemizde de ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar
Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1984’ten itibaren her
yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü”
kutlanmaya devam ediliyor.
Tüm dünyanın kutladığı bu özel günde Chassis Brakes
Ailesi de emekçi kadınlarını unutmadı.
Motivasyon Grubu tarafından Dünya Kadınlar Günü’nde
organize edilen öğle yemeği tüm bayan çalışanları bir araya
getirdi. Bu özel güne özgü düzenlenen yemekte, hem sohbet
hem de müzik ve eğlence hakimdi. Yemeğin ardından kahve
keyfi yapan grup, kendilerini özel hissetmenin mutluluğunu
yaşadı. Bununla birlikte yemeğe katılamayan bayan
çalışanları unutmayarak kendilerine çiçek hediye edildi.
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil,
omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
M.K.Atatürk
BİZDEN
Aktivitelerimiz
19
İşim, işim güzel işim!
10. ve 25. yılını dolduran çalışanlar ödüllendirildi
Firmamızda 10. ve 25. yılını tamamlayan çalışanlar, gösterdikleri derin bağ
ve verdikleri emeklerden dolayı ödüllendiriyor. Yıl içerisinde düzenlenen
törenlerde bu çalışanlarımıza 10 yılı ve/veya 25 yılı aşan birlikteliğimizin
ve ebedi kalmasını temenni ettiğimiz hatıraların anısına cam plaket
veriliyor, ayrıca 10. Yılını dolduran çalışanlarımıza gümüş şekerlik, 25.
Yılını tamamlayan çalışanlarımıza ise gümüş tabak takdim ediliyor. Bunun
yanı sıra 25. Yılını dolduran çalışanlarımıza ilgili ayda 1 maaş tutarında
ikramiye ödeniyor.
Bu çeyrekte 10. Yılını dolduran çalışanlarımız şöyle:
Tamer Hamit VANLI, Ali Kamil SEREN, Abdullah EREN, Recep KAYA,
Murat KURİ, Mustafa ECE, Mesut ÇAVAŞ, İbrahim CENGİZ,
Mutlu SÖNMEZ
Bu vesile ile emektarlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi
sunuyor ve birlikteliğimizin devamını diliyoruz.
Abdullah EREN
Ali Kamil SEREN
Mesut ÇAVAŞ
Murat KURİ
Mutlu SÖNMEZ
Recep KAYA
Tamer Hamit VANLI
BİZDEN
Aktivitelerimiz
20
KalDer 12. Kalite ve Başarı
Sempozyumuna sponsor olduk.
Bu yıl 12. düzenlenen “Kalite ve Başarı Sempozyumu” 18.-19.04.14 tarihleri arasında
Almira Oteli’nde gerçekleşmiştir. 2003 yılından bu yana KalDer Bursa şubesi her
yıl değişik bir tema çerçevesinde çağdaş kalite anlayışını yaşamın her alanında
uygulanması için bu paylaşım platformunu oluşturuyor.
12. Kalite ve Başarı Sempozyumu’nun oturum sponsorlarından biri de Chassis Brakes
International firması oldu. İki gün süren ve “Yolculuk Nereye?” başlığıyla düzenlenen
sempozyumda birbirinden değerli konuşmacılar tecrübelerini paylaşarak başarıya
ulaşmanın yollarını tartıştılar.
İkinci günün akşamında gerçekleşen “Yaşam Kalitesi” panelinde usta oyuncu Genco
Erkal ve yazar Enver Aysever katılımcılara doyumsuz bir söyleşi sundu.
12. Kalite ve Başarı Sempozyumu “Bursa Kalite Ödül Töreni” ile son buldu.
Kalite ödül süreci Eylül 2013’te başlayan ve yapılan uzun değerlendirmeler
sonucunda dereceye giren kurum ve kuruluşlar, “Kalite ve Başarı Sempozyumu”nun
kapanışında törenle açıklandı. Özel sektör kategorisinde Ficosa Otomotiv, kamu kategorisinde ise
Gemlik Kız Teknik ve Meslek Lisesi ‘ne “Bursa Kalite Büyük Ödülü” verildi.
BİZDEN
Aktivitelerimiz
21
5S Ödül Sistemi 2014 Birinci Dönem (Ocak-Şubat-Mart)
Kalite Ödül Töreni
Chassis Brakes International, otomotiv endüstrisi fren sektöründe
en yüksek kalite ve güvenilirlik gereksinimlerini desteklemekte ve
müşterilerine hatasız ürünler sunmak için çaba sarfetmektedir.
Yıllık hedefini “0 PPM” olarak belirleyen Bursa fabrikası, bu hedefe
ulaşmak için “Kalite Ödül Sistemi”’ni kurmuştur. Sisteme göre;
her bir üretim hattında 3 aylık periyotlarda “0” müşteri şikayeti
olduğunda, ilgili hatta çalışan tüm direk/endirek çalışanlar bir küçük
altın ile ödüllendirilmektedir. Ayrıca her bir periyodun sonunda
yapılan ödül töreninde tüm çalışanlar kalite performansı konusunda
bilgilendirilmekte, hatları temsil eden çalışanlara madalya takdim
edilmektedir.
Üç ayda bir düzenlenen Kalite Ödül Sistemi Törenleri ile müşteri şikayeti
almayan ve bu nedenle de altın almayı hak eden bölümlere madalyaları
verilerek yemekhanemizde ufak organizasyonlar gerçekleştirilmiştir.
Bunun yanı sıra 2013 yılından bu yana dağıtılan “5S Oscar”ları
sahiplerini buldu.
BİZDEN
Etkinlikler - Eğitimler
22
Yüksekte Güvenli Çalışma Eğitimi
Aramıza yeni katılan Bakım bölümü çalışanlarımız İlker Dinler ve
Ramadan Çavuşoğlu nun katılımıyla firmamızda 8 Nisan tarihinde
Avrasya Eğitim Danışmanlık firması Eğitim Uzmanı Selçuk Demir
tarafından Yüksekte Güvenli Çalışma eğitimi gerçekleştirilmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi
31 Ocak 2014 tarihinde Adal Çevre tarafından DOSABSİAD
Konferans salonunda gerçekleştirilen “İş Sağlığı ve Güvenliği”
eğitimine tüm çalışanlarımız katılmış ve 6 saatlik programı
tamamlamışlardır.
Eğitim Programı İşyeri hekimi tarafından Meslek Hastalıklarının
Sebepleri, Hastalıktan Korunma Prensipleri ve Korunma
Tekniklerinin Uygulanması konusuyla başlayıp sırasıyla, Ahmet
Sevimli tarafından Çalışma Mevzuatı İle İlgili Bilgiler ,Çalışanların
Yasal Hak ve Sorumlulukları, İş Kazası ve Meslek Hastalığından
Doğan Hukuki Sonuçlar, ardından Remzi Dizman ile Aşkın
Şentuna tarafından Kişisel koruyucu donanım kullanımı olarak ve
Suna Şensoy tarafından sunulan Çevre Bilgilendirme Eğitimi ile
tamamlanmıştır.
Eğitim programının bir bölümünde Mavi Balon tarafından
sergilenen Enerji konulu interaktif tiyatro gösterisi çalışanlarımızın
da katılımıyla hem farkındalık oluşturmuş hem de keyifli bir eğitim
gerçekleşmesine katkıda bulunmuştur.
BİZDEN
Etkinlikler - Eğitimler - Emeklilik - Ödül
23
Temel İlkyardım Eğitimi
05-12 Ocak 2014 tarihlerinde Adal Çevre firmasının eğitmenleri
Dr.Boğaç Ulutaş ve Dr.Hatice Karabaş tarafından gerçekleşen
İlkyardım eğitimine firmamızdan 18 çalışanımız katılmış ve
İlkyardımcı sertifikalarını almaya hak kazanmışlardır.
Emekliliğe Adım Atanlar
Sn.İbrahim Umut, 07.10.1987 tarihinde fabrikamızda işe
başlayarak uzun yıllar Üretim bölümünde çalışmaları ile firmamıza
katkı sağlamış ve 10.03.2014 tarihi itibari ile de emekli olmaya hak
kazanmıştır. Kendisine değerli katkılarından dolayı teşekkür eder
ve bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluk dolu yıllar dileriz.
İnsana Saygı Ödülü
Gelen 6.306 başvurudan 6.296 adayımıza 2 gün içinde geri dönüş
yaparak % 99,84 oranında başarı sağladık. Bu verilerimiz ile 2013
yılı İnsana Saygı Ödülünü almaya hak kazandık.
İnsan Kaynakları alanında yürütülen başarılı çalışmaların
ödüllendirilmesini hedefleyen Kariyer.net İnsana Saygı Ödülleri, bu
yıl 12 Şubat 2014 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında
gerçekleşti.
BİZDEN
Etkinlikler - Eğitimler
24
Performansı Değerli Kılma Eğitimi
28-29 Mart 2014 tarihleri arasında Baltaş-Baltaş firmasının
eğitmeni Nergis Tüter Çelikten tarafından ADAL Çevre Tesisleri’nde
gerçekleşen Performansı Değerli Kılma eğitimi firmamızdan 10
çalışanımızın katılmı ile gerçekleşmiştir.
REFA Eğitimi
13-29 Mart 2014 tarihleri arasında MESS Eğitim Vakfı eğitmeni
Mustafa Gencer tarafından gerçekleşen REFA eğitimine
firmamızdan MOE bölümü Takım liderlerimiz Mehmet Ayhan, Emrah
Çelik ve Şevket Köksal Azizağaoğlu katılmış ve 60 saatlik programı
başarı ile tamamlayarak sertifika almaya hak kazanmışlardır.
Eğitimcinin Eğitimi
03-24 Ocak 2014 tarihleri arasında Dale Carnegie Eğitim firmasının eğitmeni Tamer Yakut tarafından gerçekleştirilen “Eğiticinin Eğitimi”
eğitimine firmamızdan 8 çalışanımız katılmış ve 42 saatlik programı başarı ile tamamlamışlardır. Eğitim katılımcılara eğitmenlik vizyonunu
kazandırma, yetişkin eğitiminin özelliklerini anlama, eğitim hazırlama tekniklerini kavrama, sunum becerilerini geliştirme konularında uygulama
ve gelişim olanağı sağlamıştır.
BİZDEN
Etkinlikler - Yeni İşe Girişler
25
17 Mart 2014 tarihi itibari ile MOE1 bölümünde “Seri Üretim Tezgah İşçiliği”
görevi ile aramıza yeni katılan arkadaşlarımız Sn.Tamer ÖNEN, Sn.Ahmet DÜRÜÇ,
Sn.Murat AK, Sn.Mehmet EĞİLMEZ, Sn.Ömer UYSAL .
06 Ocak 2014 tarihi itibari ile TEF3 bölümünde
“Elektro Mekanik Ürünler Onarım ve Servis İşçiliği”
görevi ile aramıza yeni katılan arkadaşlarımız
Sn.İlker DİNLER.
17 Mart 2014 tarihi itibari ile CLP Departmanı’nda “Yarı Zamanlı Destek Elemanı”
görevi ile aramıza yeni katılan arkadaşımız Sn. Onur YAVUZ.
10 Şubat 2014 tarihi itibari ile FIN Departmanı’nda “Yarı Zamanlı Destek Elemanı”
görevi ile aramıza yeni katılan arkadaşımız Sn. Doğan ERİM.
17 Mart 2014 tarihi itibari ile
TEF3
bölümünde“İşletme Elektrik İşçiliği” görevi ile
aramıza yeni katılan arkadaşımız Sn.Ramadan
ÇAVUŞOĞLU.
BİZDEN
Röportaj
26
Emrah ÖZTÜRK
Yedek Parça Satış Sorumlusu
Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
2005 yılında Uludağ Üniversitesi Endüstriyel Elektronik
bölümünden mezun oldum. 2008 yılında askerden
döndükten sonra Eskişehir Üniversitesi İşletme Fakültesi
‘ne başladım. Öncelikli hedefim uluslararası bir firmada
çalışmaktı. Fabrikamızla tanışmam 2010 yılında oldu.
Bakım bölümünde elektrik teknikeri olarak göreve
başlamamın ardından 4 yıla yakın bir süre geçerken,
eğitimime devam ederek hem okulumda hem de iş
hayatımda kendimi geliştirmek için yoğun bir sürece
girdim. Fakülteyi bir an önce bitirmek için derslere
yoğunlaşırken bir yandan da takviye eğitimler alarak
kendimi geliştirmeye çalıştım. Bununla beraber özel
hayatımda eğlence organizasyonları yapıp, yöneterek
birçok kişiyle ortak çalışma yapma imkanı buldum, bu
da hem sosyalleşme, hemde sorumluluk almamı sağladı.
İşletme fakültesinin bitmesiyle Bahçeşehir Üniversitesi
(Master of Business Administration) MBA yapmaya
karar verdim, 1,5 yıl süren zorlu bir master sürecinin
ardından projemi de teslim ederek hedeflerimi teker teker
ulaşmanın haklı bir gururunu yaşamaktaydım. 2014 yılının
Şubat ayında Satış&Projeler bölümünün bir üyesi olarak
Aftermarket Satış Sorumlusu görevine atandım. Beni bu
süreçte destekleyen çalışma arkadaşlarım, amirlerimle
çalıştığım için kendimi şanslı hissetim diyebilirim.
Artık yeni bir iş, yeni bir hayat beni bekliyordu, takım
arkadaşlarımın beni sıcak bir şekilde karşılaması benim
işime ve kendime olan özgüvenimi bir kez daha arttırırken
daha kısa sürede işe konsantre olmamı sağladı. Artık
sorumluluğum daha da arttığını farkındayım, her gün bir
şeyler öğrenerek kendime ve firmam için faydalı olmak
için yoğun çaba sarf ederken “Her gün yeni bir başlangıç”
diyorum.
Neden Chassis Brakes International?
Kendini geliştirmek için fırsatlar sunan bir firmada
çalışmak insana yeni değerler katarken kendisini
değerli hissettiriyor. CBI’da tam bir aile sıcaklığı ile
karşılanıyorsunuz, işler profesyonelce yürürken insan
ilişkileri oldukça samimi, sıcak ve doğal bir şirkette
çalışmak herkesin hayalini kurduğu bir çalışma ortamı
olarak görüyorken CBI da çalışıyorum demekten de gurur
duyuyorum.
Hem okuyup hem çalışırken zorlandınız mı?
Tabi ki hem çalışıp hem de eğitimime devam etmek çok
da kolay oldu diyemem, planlı bir şekilde çalışmanın
sonucunda ancak iş hayatımdaki deneyimlerimle
BİZDEN
Sercan NAMLI
27
Müşteri Planlama Uzmanı
Ne derler bilirsiniz Savaş ne kadar zorsa kazanılan zafer bir o kadar tatlıdır. Hep beraber çalışıp başarının
tadına hep beraber varabileceğimiz, geçmişi başarılarla dolu olan Chassis Brakes Interanational Türkiye gibi
her an çalışanlarına yeni fırsatlar tanıyan bir firmada işe başladığım için çok mutluyum. Böyle büyük bir
ailenin, bir parçası olma fırsatını bana tanıyan öncelikle departman müdürümüz Murat KAYA’ya ardından tüm
CLP Departmanı çalışanlarına ve tüm mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
eğitimimdeki teorileri birleştirdiğimde birçok artı yönün
yanı sıra olaylara farklı bakış açısından bakmayı öğrendim
diyebilirim. Başarının tesadüfle geldiğine inanan biri
olmadığımdan en baştan beri elle tutulan hedefler koydum,
bunun neticesinde hedefe ulaşacağımı düşünmek beni motive
etti diyebilirim. Bu motivasyonla hep yüksek tuttuğum
moralimi iş hayatımda ve özel hayatımda da devam ettirdim.
Satınalma destek elemanı
öğrendiğiniz şeyler nelerdir?
göreviniz
boyunca
Firmamız uluslararası bir firma olduğu için yapılan
raporlamalar ve hesap verilebilirlik çok önemli. Karşınızdaki
ve yanınızdaki iş arkadaşlarınızın ne yaptığının farkında
olmanız gerekmekte. Bu da sahip olduğunuz sorumluluğa daha
geniş pencereden bakmanızı sağlıyor. Departmanımızda altüst ilişkisinden ziyade bir takım lideri- takım üyesi ilişkisi var.
Bunu, birçok firmanın oluşturmak istediği ve çoğu firmanın
başaramadığı Jenerasyonu’nun bir ürünü olarak görüyorum.
Satınalma’da uzun yıllar çalışan takım liderlerimin engin
bilgileri, geleceğe daha umutlu, bilgili ve heyecanlı bakmamı
sağlıyor. Özellikle bu, özel sektörde çalışmak isteyen bir
öğrencinin mutlaka sahip olması gereken bir tecrübe olmalı.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
28
Haluk MESCİ
Marka - Reklam Danışmanı
Kurumsal iletişimi kavrayışımız
bir yanılgıya mı dayalı?
Pazarlama iletişiminin eskilerinden biri olarak bir tür mesleki
sorumluluk duyduğum, kendimi suçlu hissettiğim, dolayısıyla hep
kafamı kurcalayan bir şeyi paylaşmak istiyorum:
Kurumsal iletişim konusunu ülkemizin profesyonel yöneticileri,
iletişimcileri, akademisyenleri olarak nasıl kavradığımız ve icra
ettiğimiz bir yana, ‘kurumsal iletişim’ terimini doğru icat ettiğimizden,
doğru kullandığımızdan emin değilim!
Bunlardan çıkması gereken sonuç, sorunun ‘corporate’ sözcüğünü
nasıl anladığımızda veya çevirdiğimizde yattığı…
Hep yaptığımızı hatayı yapmışız ve kurum ile kuruluşu birbirine
karıştırmışız zamanında. ‘Kuruluş reklamı’ veya ‘Kuruluşun reklamı’
diyecek yerde ‘kurumsal reklam’ veya ‘kurumsal iletişim’ demeyi
seçmişiz. Dikkatsizlik, özensizlik yapmışız.
Eskilerden biri olarak, terimi mesleki alanda ve buna ilişkin yazılarda,
yazışmalarda yaygın kullanan biri olarak, bu hale gelmesinde katkım
(!) ve suçum olabilir. Baştan belirtmiştim.
Benim gördüğüm sorunu ortaya koyabilmek için İngilizceden
(pazarlama ve iletişim konularının genelde kök dili o, malum) biraz
yardım alacağım.
‘Kurumsal iletişim’i gerisin geriye İngilizceye çevirirsek ‘institutional
communication’ dememiz gerek. Oysa biz ‘corporate communication’
karşılığı gibi kullanıyoruz! Sorunu daha da pekiştirip, karmaşık hale
getirerek, ‘kurumsal iletişim’ terimini genelleştirip ‘halkla ilişkiler’
bütünü için veya yerine kullanıyoruz.
İngilizceden son bir açıklama yardımı alarak şunu da eklemeliyim:
Klasikleşmiş sözlükler ‘corporate’ sözcüğünü ‘kuruluşa ait’ anlamına
gelecek biçimde açıklıyor. Daha kapsamlı bakanlar ise Latince
kökenine iniyor, ‘corpus … corporare … corporatus … corporate’
biçiminde bir gelişimden söz ediyor: ‘Gövde’ ile başlıyor ‘bir bütün
oluşturmak’ ile devam ediyor, bugünkü kullanımı 15. yüzyılın
sonlarına tarihliyor.
Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü, Türkçenin bağlamsal bir dil olmasının
güzel bir örneğini sergiliyor ve ‘kurum’ karşılığı olarak şunları
gösteriyor:
1. isim Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is
2. isim hukuk Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı
içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese
3. isim Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme,
gösteriş, azamet, tekebbür
‘Institutional advertising’ kabaca ‘belli bir kitlenin belli bir bakış
açısına desteğini kazanmak için yapılan reklam’ diye tanımlamak
mümkün. Yani, temelinde bir dünya görüşüne, siyasi veya toplumsal
ideolojiye taraftar kazanmak çabası var. Evet, bunu bazen bir ticari
kuruluş da yapabilir ama tanımdan görüleceği gibi, işin içinde
doğrudan ‘ticari’ bir amaç yok.
Öte yandan, ‘corporate advertising’ ise, ‘ürün veya hizmet satmaktan
çok, bir kuruluşu tanıtmayı amaçlayan’ reklam diye tanımlanıyor.
Eh, mecralardaki kurumsal iletişim faaliyetlerine ve reklamlara
bakarsak, en çok bu 3. maddedeki tanıma uyduklarını söylemek
yanlış olmaz. Acaba diyorum, boşuna mı suçluluk duygusu
barındırıyorum? Çeviride yanlış yaptıysak bile, kuruluşlar ve
iletişimciler ‘büyüklenme’ anlamındaki kurumu mu anladılar yoksa?
Gerçek, olması gerektiği gibi – hadi aynı terimi kullanalım- kurumsal
iletişimin ilkelerini belki başka bir yazıda ele alabiliriz.
R
KONUK YAZAR
Özel Yazı
Nalan ÇETİNDAĞ
29
ADAL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
Çevre Mühendisi İSG Uzmanı
Güvenlik Kültürü
Hepimiz biliriz; Amerikalı psikolog Abraham Maslow tarafından
oluşturulmuş olan Maslow Teorisi veya bir diğer adıyla İhtiyaçlar
Hiyerarşisi Teorisi’ni.
Abraham Maslow 1943 yılında ortaya attığı bu
teoride; insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını
karşılamalarıyla,
kendi
içlerinde
bir hiyerarşi oluşturan daha ‘üst
ihtiyaçlar’ı tatmin etme arayışına
girdiklerini söz konusu etmektedir. Bu
teoriye göre bireyin kişilik gelişimi; o
an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin
niteliği tarafından belirlenir.
Maslow’un kişilik kategorileri kendi
aralarında bir dizilim oluştururlar ve
her ihtiyaç kategorisine bir kişilik
gelişme düzeyi karşılık gelir. Birey,
bir kategorideki ihtiyaçlarını tam
olarak gideremeden bir üst düzeydeki
ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik
gelişme düzeyine geçemez.
“Güvenlik” ihtiyaçlar hiyerarşisi
teorisinde,
bireyin
fiziksel
ihtiyaçlarından – yani nefes almak,
su içmek, beslenmek, uyumak vb. gibi
en temel ihtiyaçlardan- hemen sonra
gelmektedir.
Bireyin kişisel gelişim basamaklarında
kendisini üst seviyelere taşıyabilmesi
için, 2.sırada yer alan “Güvenlik” şartını
sağlaması, kendisini evinde,
işinde,
günlük hayatında “Güven”de hissetmesi
gerekmektedir.
Güvenli çalışma ortamlarına sahip çalışanlar;
kişisel gelişim basamaklarında güvenle ilerleyebilecek, refah ve
olgunluk seviyeleri artacak, işyerlerinde motivasyonu yüksek,
olaylara bakış açısı geniş ve daha verimli iş ortamları oluşmasına
neden olacaklardır.
“Güvenli işyerlerinin oluşturulması”, çalışan katılımının
sağlanamaması ve güvenliğin yaşam biçimi haline gelmediği sürece;
maalesef sürekliliği sağlanamayacak ve başarılı olamayacaktır.
İlk olarak 1986 yılında Çernobil’de meydana gelen nükleer kazadan
sonra hazırlanan raporlarla literatüre giren “Güvenlik Kültürü”
kavramı, tam da bu noktada önem kazanmaktadır.
HSE (Health&Safety Executive) (1993) güvenlik kültürünü; bir
organizasyonun sağlık ve güvenlik yeterliliği ve tarzı ile birey ve grup
değerlerinin, tutumların, algıların, yetkinliklerin ve bağlılığı belirleyen
davranış örüntülerinin bir ürünü olarak tanımlamaktadır.
Kuruluşlarda güvenlik kültürünün oluşturulması
ve devamlılığının sağlanması; kuruluşun tüm
seviyelerindeki çalışanlarının ve paydaşlarının katılımı,
yönetimin taahhüdü ve güvenli davranışın tüm çalışanlar
tarafından yaşam biçimi olarak benimsenmesi ile
mümkün olabilmektedir.
Güvenli davranış ve güvenli ortamlarının
oluşturulması CBI’da şirket kültürünün en
önemli yapı taşlarından biridir, yapılan tüm
çalışmalarda 1.öncelik olarak dikkate alınmakta
ve uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalar; çevre, iş
sağlığı ve güvenliği alanlarında örnek gösterilecek
düzeydedir.
TEKNOLOJİ
30
Nursel TETİKCAN
Bilgi Teknolojileri ve Bilgi Güvenliği Müdürü
Hayatımızda Bir “Akıllı” Daha
Televizyonlar, bir zamanlar sadece analog veya dijital yayınları
izlemek için kullanılırken günümüzde ise tek bir iş yapma her işi yap
modasına uyarak medya oynatıcıdan, internet gezginine, interaktif
oyunlardan, sosyal medya erişimine kadar neredeyse akıllı bir cep
telefonu yeteneklerinin ya da günlük bilgisayar alışkanlıklarının
evimizin duvarına gelmesini sağlamıştır.
internette dolaşmaya başladı. Virüslerin, sadece bilgisayarlar için
olmadığını hatırlatmak isteriz; Cep telefonları, tabletler ve akıllı
televizyonlar da virüs tehdidi ile karşı karşıyadır. Televizyonunuzda
web sayfalarında gezinirken kontrolünüz dışında başka bir siteye
yönlendirilmeniz güvenlik açıklarını kullanan zararlı kodların kontrolü
ele geçirmesi için yeterli olabilir.
Dijital uydu platformlarının yanında, IP (web) tabanlı televizyon
platformları, video paylaşım siteleri akıllı televizyonlara olan
talebi günden güne arttırmaktadır. İnsanlar, televizyonlarına harici
bir cihaz bağlamak yerine tüm yeteneklerin bir arada bulunduğu
tek bir cihaz kullanmayı tercih etmektedir. Böylece, kumanda ve
kablo karmaşası ortadan kalkmış hem de nispeten enerji tasarrufu
sağlanmış olmaktadır. Ürünlerdeki 3D yeteneği, dahili uydu alıcısı,
medya desteği, internet yetenekleri, sosyal medya, IP TV, Dijital
uydu platformları, aynı anda birden fazla görüntü verebilme (çifte
ekran teknolojisi), evdeki diğer cihazlar ile kablosuz bağlanabilme,
cep telefonundan kontrol gibi özellikler bu cihazların cazibesini her
geçen gün artırmaktadır.
Sadece internet mi? Elbette ki hayır; film izlemek için kullandığınız
USB Bellek veya taşınabilir diskler de televizyonlarınız için de aynı
tehdidi sunabilir. Bahsettiğimiz kamera ve mikrofon özelliklerini bir
kez daha düşünelim… Bir de bunların kontrolümüz dışında devreye
girdiklerini…
Bazı modeller web kamera desteği sunmakta ve hatta dahili kamera
barındırmaktadır. Bu sayede kullanıcılar Skype veya benzeri sosyal
mesajlaşma araçlarını görüntülü ve sesli olarak kullanabilmektedir.
Yani neredeyse “Zeki Müren de bizi görebilecek mi?” repliği gerçek
oldu diyebiliriz. Aynı zamanda bu kameralar ile kullanıcının hareketleri
algılanarak interaktif oyunlar oynanabilmekte, el hareketleri ile
televizyon kontrol edilebilmektedir. Aynı şekilde TV üzerinde yer
alan mikrofon sayesinde TV’lere sesli komutlar da verilebilmektedir.
Hızlı teknolojik gelişmeler hayal edilenlerin gerçeğe dönüşmesini çok
daha kısa sürede sağlayarak; ultra yüksek çözünürlüklü, esnek veya
hologram ekranlı televizyonların da yakın zamanda yaşantımızın bir
parçası olacağının habercisidir.
Bu yazımızda amacımız hangi TV tercih edilmeli gibi önerilerde
bulunmak değil, bilgisayarları taklit edecek kadar akıllı olan bu
cihazların kişisel bilgilerinizi sır gibi saklayabilecek kadar akıllı olup
olmadığıdır.
Televizyonlarda internet kullanımı ile birlikte birçok güvenlik ve
anti-virüs firması bu konudaki tereddütlerini dile getirdiler. Öyle ki
bazı TV modellerinin hackerlar tarafından ele geçirilmesi haberleri
Ne yapmalı;
• Ev ortamında ortak bir kullanım olduğunu varsayarak sadece
TV’deki gerekli (istenen) özellikleri aktive etmek için kullanılacak
olan ortak hesaplar kullanın.
• Facebook, Twitter vb. sosyal medya hesaplarınızın şifrelerinin
birbirlerinden çok farklı olmasına özen gösterin, bu şifreleri düzenli
aralıklarla değiştirin ve güvenmediğiniz ortamlarda kayıtlı kalmasına
izin vermeyin.
• TV’nizin sadece sizin istediğiniz zamanlarda internet bağlantısının
olmasına özen gösterin.
Üretici tarafından sağlanan tüm güncellemeleri gerçekleşmesine izin
verin.
• TV’nizde kamera ve mikrofon var ise kullanmadığınız zamanlarda
bu özellikleri devre dışı bırakın.
• USB Bellek, taşınabilir diskler ve ağdaki diğer cihazların virüslere
karşı korunduğundan emin olun.
• TV’deki uygulamalara, erişmek istediği bilgilere dikkat ederek
onay verin.
Her yeni teknoloji ile “hackerlar” sistem açıklarını bulmaya,
“üreticiler” bu riskler için önlemler geliştirmeye devam ederken
“tüketiciler”e düşen görev; TV, telefon gibi tüm akıllı cihazları bilinçli
bir biçimde kullanmaktır.
Hepinize, her gün gelişen ve yaşam konforumuzu artıran teknolojiler
ile keyifli bir yaşam diliyoruz.
Saygılarımla.
KARİKATÜR
31
Murat Kuri
1982 yılı Bursa doğumluyum. 10 yıldır bu firmada çalışmaktayım.
Bekarım. Resim yapmayı. karikatür çizmeyi, gezmeyi ve yeni
yerler keşfetmeyi çok severim.
SPOR
32
Beste Nur FEYZİOĞLU COŞKUN
Malzeme Planlama Uzmanı
Bahar tüm yeşilliği ve güzelliğiyle geldi. Ee hal böyle olunca kendimizi açık
alanlara atma isteğimiz de tavan yaptı. Bu şartlar altında size paintball’dan
başka birşey anlatmam uygun olmazdı herhalde.
Paintballun çok eski bir geçmişi yok. Türkiye’de yaklaşık 10-15 yıldır
yaygın olarak biliniyor ve oynanıyor. Bir rivayete göre California’da orman
korucularının kesecekleri ağaçları işaretlerken sıkılıp bunu bir eğlenceye
çevirmeleriyle başlıyor.
15 yaş üzeri herkes paintball oynayabilir. Peki oyun nasıl oynanıyor?
Bir grup oyuncu rakip takım oyuncularını içi boya dolu plastik mermili
silahlarla vurmaya çalışıyor. Amaç görevi tamamlamak, yani “senaryoyu
uygulamak”. Senaryo olarak bir rehineyi kurtarmak, başkanı güvenli bir
şekilde hedefe ulaştırmak, karşı takımın tamamını elemek, karşı takımın
kalesindeki bayrağı ele geçirmek, bir kaçağı yakalamak, köprüyü uçurmak,
vurulmadan kalan son kişi olmak gibi farklı birçok alternatiften birini
seçebilirsiniz. Temel kural çok basit. Üzerine gelen mermi ile boyanan
oyuncu ölür; yani oyundan çıkar. Vurulma merminin direkt temasıyla olur,
merminin başka bir engelde dağılıp sıçramasıyla geçerli sayılmaz. Mermi
çok hızlı atıldığı için çıplak vücutta çok can yakıyor. Bu sebeple korunmasız
oynamak kesinlikle yasak. Size verilen özel maske ve kıyafetleri giymeniz
gerek. Bunun için bir kural daha koymuşlar: 5 metre kuralı. Oyuncular
birbirlerine 5 metreden daha az mesafede ateş edemez.
Oyun için verilen süre her sette 15 dk olmak üzere 3 set. Aralarda da
5’er dk dinlenme verilir. Oyun, herkes kendi kalesinin
arkasına geçtikten sonra hakemin düdüğüyle
başlar. Düdük sesinden önce ateş etmek yasak. Vurulan oyuncu, ellerini
ve silahını başının üstüne kaldırıp, ceza bölgesine gider veya paintball
alanını hakem nezaretinde terk eder. Oyun sırasında vurduğunu veya
vurulduğunu hisseden oyuncu, hakemlere kendini veya rakip oyuncuyu
kontrol ettirmelidir. Bu sırada oyun hakemin düdük sesiyle durdurulur,
oyuncular bulundukları yeri değiştiremez ve ateş edilemez. Mermilerin
bitmesi halinde mola alınarak mermi takviyesi yapılır ve oyun devam eder.
Senaryosunu başarıyla tamamlayan takım oyunu kazanır ve oyun biter.
Takımın bütün oyuncuları vurulmuşsa veya oyun dışı kalmışsa da aynı
şekilde oyun sona erer.
Gördüğünüz gibi oyun koordinasyon ve hızlı düşünmeye dayalı. Takım ruhu
ve strateji gerektiriyor. Sadece fiziki gücü olan bir takımın çok iyi organize
olmuş bir takım karşısında başarı şansı çok düşük.
Kendine güvenenler! Takımlarınızı kurmaya hazır mısınız?
DOKTORUM KÖŞESİ
Dr. Emin MENEKŞE
İç Hastalıklar Uzmanı
33
Bel Ağrısı
Ağrı hastayı hekime götüren en önemli şikayettir. Diğer
ağrılar gibi bel bölgesi ağrıları da hastalık olmayıp bir
hastalık belirtisidir. Oldukça sık karşılaşılan bir
sorundur. Birçok toplumda sağlık kuruluşuna
başvurma nedenleri arasında hemen her
zaman ilk üç sırada yer alır. Toplumun
yüzde 80’inden fazlası yaşamının
herhangi bir döneminde bel ağrısından
şikayetçi olmuştur. Çalışanları
etkileyerek ücret, iş gücü kaybı
ve tedavi masraflarına yol açar.
Bel ağrısı başlangıcına göre, yeni
başlayan (akut) ve uzun süreli (kronik)
olarak sınıflanabilir.Oluşturan sebepler
göz önüne alarak mekanik, romatizmal ve
yansıyan bel ağrıları olarak da gruplandırılab
ilir.
Akut bel ağrıları 12 hafta kadar sürebilir. Tüm
bel ağrılarının %70-90’nı oluşturur. Kas, disk
yırtılması, kırık gibi durumlar akut ağrı sebeplerindendir. Akut bel
ağrılarının daha az görülen diğer nedenleri mide ülseri, rahim ve yumurtalık
iltihapları, prostat iltihabı, böbrek taşı, safra kesesi taşı, pankreas iltihabı
ve aort anevrizması(genişleme) gibi hastalıklardır. Bu hastalıklarla ilgili
başka belirtiler de görüldüğünden, bel ağrısı esas yakınma olmaktan ziyade
ek bir yakınma olarak karşımıza çıkar. Kronik bel ağrıları 3 aydan daha
uzun sürer. Genellikle romatizmal hastalıklardan , karın içi organların ve
bölgesel kas iskelet sisteminin enfeksiyonlarından (brusella, osteomyelit,
diskit, tüberküloz), Kemik erimesi(Osteoporoz),Kireçlenme(osteoartrit),ke
mik ve omurilik tümörlerinden kaynaklanabilir.
Mekanik Bel Ağrısı: Kas, kemik, bağ, disk gibi yapıların zorlanması
sonucu ortaya çıkan kas, iskelet sistemi ve omurga ağrılarıdır. Hareketsiz
yaşantısı olanlar, fazla kilolu kişiler, ağır yük kaldıranlar, eğilme hareketini
yanlış yapanlar, duruş bozukluğu, bacakta kısalık durumu, zayıf karın ve
bel kasları olanlar, ağır sporlarla uğraşan, sigara içen, stres ve depresyonda
olan kişilerde mekanik tipte bel ağrıları sık görülür. Bu tip bel ağrılarına
yol açan rahatsızlıklar; travma, bel fıtıkları ,bel kayması , bel omurilik
kanalının darlığı,enfeksiyon, kemik erimesi gibi hastalıklardır.Mekanik
bel ağrıları genellikle başlangıç zamanı veya başlatan olayın net olarak
bilindiği ağrılardır.30-50 yaşları arasındadaha sık görülür. Ağrıyan bölge
belirgin olup hasta ağrının olduğu bölgeyi eliyle gösterebilir. İstirahatle
azalan, ancak ayakta durma ve aktivite ile artan bir ağrı vardır.
Romatizmal Bel Ağrısı: Kronik bel ağrısının en önemli ikinci nedenini
oluşturur.Omurganın ve omurga ile komşu eklemlerin spondilartrit adı
verilen romatizmal hastalığı söz konusudur. Bu hastalık grubu içinde
Ankilozan Spondilit, Sedef hastalığı (psöriazis) artriti, Ülseratif Kolit
veya Crohn Hastalığı gibi kronik barsak hastalıkları ile birlikte görülen
artritler, belli başı bazı bakterilerle oluşan idrar yolu enfeksiyonu
veya ishal olayından 2-4 hafta sonra ortaya çıkan(Reaktif)
artritbulunmaktadır. Genellikle
20-30’lu yaşlarda
görülür.Bel ağrısı sinsi başlangıçlı, kronik seyirlidir.
Hasta ağrının ne zaman başladığını net olarak
hatırlamaz.Gecenin ikinci yarısında olan
,sabah tutukluğu(1 saat ya da daha
uzun)olması, gün içinde yataktan kalkıp
hareket etmekle azalan ağrı romatizmal
bel ağrısının en belirgin özelliklerindendir.
Yansıyan Bel Ağrısı : Bu ağrılar genellikle periton
denen karın zarının arkasında ortaya çıkan iç organ,
lenf bezi ve damar büyümelerinden kaynaklanır. Daha
çok 50 yaş üzerinde görülür. Sinsi başlangıçlı olup başlangıç
zamanı ve yeri tam olarak tanımlanamaz. Gece ağrıları belirgindir.
Yatış pozisyonunun değiştirilmesinden,İstirahat ve egzersizden
etkilenmez. Esas hastalıkla ilgili ek belirtiler görülebilir. Kanser gibi
hastalıkların halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş gibi şikayetleri bel
ağrısına eşlik edebilir.
HANGİ DURUMLARDA UZMAN HEKİME BAŞVURMALI
-Yeni başlayan şiddetli kıvrandırıcı ağrı (Böbrek taşı. Aort yırtılması, iç
organ delinmesi, yırtılmaları),
-Ağrıya eşlik eden ateş, titreme, terleme, kilo kaybı durumlarının olması,
-Yürümekle artan, bacağa yayılan, öne doğru eğilip oturma ile gerileyen
ağrı (Dar omurilik kanalı)
-Sabah yataktan kalkma ile kötüleşen, 30 dakikadan uzun süren ağrı ve
tutukluk((spondilartrit),
-Eforla ortaya çıkan dinlenmekle saniyeler içinde geçen ağrı(damar
kökenli ağrı),
-His kusurları,hareket bozuklukları, mesane barsak işlev yetersizliği
(omurilik ve sinir basısı)
-Uygun pozisyon sağlanmasına rağmen gerilemeyen, 2 aydan uzun süren
ağrı ,durumları varsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.
Bel ağrısına sebep verebilecek bölgesel problemleri ortaya çıkarmada en
duyarlı incelemeler, MRI(Manyetik Resonans görüntüleme),
Bilgisayarlı tomografi gibi tetkiklerdir. Yaşamımızda karşılaştığımız bel
ağrılarının çoğu mekanik kökenlidir.Çoğu zaman birkaç gün (yaklaşık
yarısı ilk 1 haftada) ve bir-iki ay içinde kaybolur.Bu ağrılı dönemin daha
rahat geçirilmesi için kısa süreli istirahat, ağrı kesici ve adale gevşetici
ilaçlar kullanılabilir.Egzersiz ve yaşam biçim değişikliği uygulamalarının
iyileşmeyi hızlandırmasının yanında bel ağrılarının tekrarlamasını da
önleyici faydaları vardır.
HSE
İş Sağlığı ve Güvenliği Köşesi
34
Suna ŞENSOY
Çevre ve İş Güvenliği Sorumlusu
Küresel Isınma
Yüzücülerin boğulmasına pek rastlanmaz. Özellikle doğal olarak
genlerinde varsa...
Ama küresel ısınmanın etkileri sonucu aslında çok iyi birer yüzücü
olan kutup ayıları en acı verici ölümlerden biri olan boğulma ile
yüzyüze geliyor.
Kutup ayıları aslında muhteşem yüzücüdürler. Suda yüzmeleri
için tasarlanmış güçlü uzuvlara, palet görevi gören gelişmiş ön
pençelere ve suda daha az efor sarfederek kalabilmelerini sağlayan
yağ tabakasına sahipler. Bu sayede Arktrik Denizinin dondurucu
sularında 100 km gibi muazzam bir mesafeyi yüzerek aşabilirler.
Son yıllarda artan fok avcılığı nedeniyle besin bulamayan kutup
ayıları besin bulabilmek için daha uzun mesafelerde yüzmek
zorunda kalıyorlar. Küresel ısınma nedeniyle buz tabakaları
kırılarak eridiği için bu uzun mesafelerde dinlenecek bir buz kütlesi
bulamuyor ve yorgun düşerek boğuluyorlar. Özellikle
annelerinin peşinden giden yavru kutup ayılarının
ölümüne neden olan küresel ısınma nedir ?
Çeşitli insan etkileri sonucunda
atmosferdeki sera gazlarının artması
ve bu artışa bağlı olarak sıcaklıkların
artmasına küresel ısınma adı
verilmektedir. Bir başka deyişle;
atmosferdeki doğal sera etkisinin
kuvvetlenmesi.
Atmosferde
doğal olarak bulunan CO2,
CH4, su buharı, nitröz oksit,
kloroflorokarbon gibi gazlara sera
gazları denir. Aslında bu gazların
dünyamız için oldukça yararlı bir
görevi var. Yaşamın varolması için
gerekli sıcaklığın oluşumunda rol
oynuyorlar. Eğer bu gazlar doğal
olarak atmosferde bulunması gereken
miktarlarda bulunmasaydı dünyamız
şu anki mevsim normallerinden 30 ila 33
°c daha soğuk olacaktı. İşte bu özellkleri ile sera gazlarını bir
battaniyeye benzetebilirsiniz. Bu koruyucu battaniye dünyamızın
ısınmasını sağlıyor. Yaşam için gereken sıcaklığı sağlayan bu
sera gazları, fosil yakıt kullanımının artması, sanayileşme, hızlı
kentleşme, ormansızlaşma, tüketim alışkanlıklarının artması gibi
nedenlerle atmosferde bulunması gereken konsantrasyonların
üzerine çıkıyor ve bunun sonucu bu sera etkisi kuvvetleniyor.
Bunu dünyanın üzerine ikinci bir battaniye atmış gibi düşünebiliriz.
Böylece dünyamız ısınması gereken miktardan daha fazla ısınıyor
ve küresel ısınma meydana geliyor. Peki küresel ısınma bizi nasıl
etkileyecek?
Malesef dünyamızda küresel ısınmanın etkileri görülmeye başladı
bile. Yapılan araştırmalara göre, dünya yüzeyinin ortalama
sıcaklığı 20. yy boyunca 0.6 °c artmış. Son 50 yıldır atmosferin
8 km’lik kısmında sıcaklıklar yükselmiş, kar
örtüsü ve buzlanma % 10 azalmış. Peru’da
bulunan 1600 yıllık buz kütlesi son 25
yılda eridi. Ernest Hemingway adlı
Amerikalı yazarın Klimanjaro’nun Karları
isimli kitabı bizden sonraki nesiller için
pek bir anlam ifade etmeyecek. Çünkü
Sience Dergisine göre Klimanjaro’daki
karların %85’i erimiş. Uydu verilerine
göre 20 yıl içinde Klimanjaro’nun beyaz
şapkası yok olacak. Klimanjaro’daki
buzulların erimesinin bir sonucuda
bölge halkının kuraklıkla yüz yüze
gelmesi.
Dünyanın bir bölgesi kuraklık ve
açlıkla mücadele ederken bir başka
tarafında fırtınalar, hortumlar ve
kasırgalar tüm canlı hayatı tehdit
ediyor.
Küresel ısınmaya dayanan iklim
ådeğişikliklerinin en fazla görüldüğü
35
ülkelerden biri de Türkiye...
Türkiye’nin son 9 aydaki kuraklık haritası Meteroloji Müdürlüğünün
sitesinden incelendiğinde tüm yurdun kuraklık içinde olduğu gözlemlenebilir.
Nasrettin Hocanın maya çaldığı Akşehir Gölü, Doğancı Barajı, Melen Çayı
kuraklığın pençesindeki su kaynaklarından sadece birkaçı.
Bu hızla devam ederse ağır etkilerle karşılaşmaya devam edeceğiz.
Yazla kış, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları azalacak bunun
sonucunda dünyadaki fırtınalar, fırtına hız ve rotaları etkilenecek. Deniz
seviyelerindeki artış nedeniyle kıyı kentleri su altında kalacak. Birçok
hayvan ve bitki türü yokolacak. Afet bölgelerinden insan göçleri yaşanacak.
Her ne kadar bizler etkileri yaşamaya başlasakta; iklim değişiminin etkilerini
çocuklarımız ve onların çocukları daha çok yaşayacaklar. Bu nedenle,
okullarda iklim değişimi konusunda eğitici programlar düzenlemek, enerji
ve su tasarrufunu projelendirerek uygulamaya sokmak, yeni su kaynakları
ve yenilenebilir enerji kaynakları bulmak,sera gazlarını azaltacak önlemleri
ve denetimleri artırmak,altyapı ve yerleşim planlamalarında iklim değişimi
etkilerini göz önüne almak büyük ölçekte belediyelerin ve hükümetlerin
yapması gerekenlerden bazıları.
Ama bireysel olarak bizimde yapabileceklerimiz var.
Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek.
2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın
atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Kirlenen
Klima filtreleri hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerhi
harcamasına sebep olur. Kirlenen filtreleri 3 ayda bir değiştirmek enerji
tasarrufu sağlar. İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların
mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.
Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini
artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka
kapatılmalıdır.
Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.
Aracınızı yıkarken minumum su tüketimi sağlayacak şekilde yıkamaya
özen gösterin.
Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar
gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.
Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.
Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih
edin. Tüketimi azaltın.
Aracınızı düşük hızda kullanın.
Ve en önemlisi çevrenizdekileri de bu konularda bilinçlendirin.
Küçük çocuğu olanlar bilir. En korulan şeylerden biri yüksek ateştir.
Çocuğunuzun ateşine ilk baktığınızda hafif ateşi var diye düşünürsünüz.
Ama önlem almazsanız çok kısa sürede hızla yükselir.
Eğer müdahale etmezseniz bu artışı bir süre sonra kontrol edemez hale
gelirsiniz. Hala müdahale edebilme şansımız varken küresel ısınmaya son
demezsek ondan sonra kalıcı etkileri olan çok ağır sonuçlarla yüzyüze
geleceğiz.
Saygılarımla.
GEZELİM GÖRELİM
36
Ali Düzgün Arı
Bakım-İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Müdürü
KAMBOÇYA / LAOS/
VİETNAM
Düşün, planla ve gerçekleştir. Bence bu insanoğlunun sahip olduğu en
güzel yetenek. Ocak ayında, soğuk bir günün sabahında, düşümü gerçeğe
dönüştürüyorum. Yanıma aldığım günlük bir sırt çantamla havaalanının
yolunu yarılamıştım bile. Saat olarak uzun sürse de, bana hiç uzunmuş
gibi gelmeyen uçak yolculuğumdan sonra Kamboçya’dayım. Ülkenin
bulunduğu coğrafya nedeniyle hava oldukça sıcak, 36 derece. Ayağımda
sandalet, üzerimde şort, tişört ve sırtımda çantamla iki haftalık uzakdoğu
maceram başlamıştı. Daha önceki faaliyetlerimde olduğu gibi, yine birbirini
hiç tanımayan kişilerden oluşturdumuz bir grupla, hiç birimizin daha önce
gitmediği, bu uzak diyarlardaki maceranın akışına kendimizi bıraktık.
Başkent Phnom Penh’deyiz. Rotamız ıssız ormanlar ve muhteşem okyanus
sahilleri. Ancak bunun öncesinde mutlaka görmemiz gereken çok önemli iki
yer var. “Güvenlik 21” soykırım müzesi ve “ölüm tarlaları”. Çok yakın bir
tarih olan, 1975 – ’78 yılları arasında dünyanın en büyük katliamlarından
birinin yaşandığı yer, Kamboçya. Bu tarihler arasında ülke nüfusunun yarısı
olan, üç milyondan fazla insan Pol Pot rejimi tarafından vahşice katledilmişti.
Bu katliamların gerçekleştirildiği yerleri gördüğümde, adeta insanlığımdan
utandım ve o günlerin acılarını tüm kalbimde hissettim.
Günün akşamında bu karanlık bölgeyi arkamızda bırakmak istercesine,
dünyanın en uzun nehirlerinden olan Mekong nehrinin kıyısına ulaştık ve
geceyi bu bölgede geçirdik. Sabah kavaltımızdan sonra yönümüzü orman
içinde bulunan bir köye çeviriyoruz ve yerel yaşamın kalp atışının tam
içine buluyoruz kendimizi. Bölgenin bakirliğine hayran olmamak imkansız.
Öğlen sonrası yerel balıkçı köyleri ve uzun nehirleri görmek için köyün
dışına yol alıyoruz. Burası muhteşem günbatımı ve yerel balıkçıların
yaşamlarını görmek ve onlarla çok güzel anlar geçirmek için harika bir
yer. Elektrik yok, teknoloji yok ama çok değerli birşeyleri var, bozulmamış
doğaları. Köyde konuk olduğumuz evin ahalisiyle geceyi geçiriyoruz. Su
kadar temiz ve kocaman yürekli insanlar. Sabah kahvaltımız sonrası
misafiri olduğumuz evlere veda ederek Tanrı Şiva’ya adanmış 7. yy yapıtı
Sambor Prei Kuk’u ziyaret ediyoruz. Ardından Hint Okyanusu kıyısındaki
pek de bilinmeyen güzel Sihanoukville sahillerine 3 saat kadar sürecek bir
yolculuk yapıyoruz ve kendimizi adeta tropik bir cennetin içinde buluyoruz.
Okyanusa 1 metre mesafede bulunan güzel bir mekana yerleşip, hiç
vakit geçirmeden okyanus sularına atlıyoruz. Harikulade bir gökkubbenin
altında geçirdiğimiz bir gecenin ardından, kiraladığımız bir tekne ile, günün
GEZELİM GÖRELİM
37
ilk ışıklarıyla tamamen ıssız olan bir adaya doğru
dalagalar eşliğinde yol alıyoruz. Bir saatin sonunda
adadayız. Dalları okyanus sularına kadar değen
ağaçların kapladığı, daha önce hiç duymadığımız
seslerin sahibi hayvanların yaşadığı tarifsiz bir
orman bizi karşılamıştı. Bize sadece günü yaşamak
kalmıştı ve bizde öyle yaptık. Akşam olup rüyamız
sona erdiğinde, teknemizle geri dönüp, bir sonraki
hedefimiz olan Kamboçya’nın tapınaklar bölgesi
Siem Reap’a gitmek için yolculuğumuza başladık.
Sabah Siem Reap’a varıyoruz ve hiç zaman
kaybetmeden Tonle Sap Gölü ve Floating Village
Köyü’ne doğru yol alıyoruz. Çocukların yürümeden
önce yüzmeyi öğrendikleri Mangrov Ormanları arasında, dünyada
başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz bir mekandayız. Film sahnelerini
aratmayan bu göl ve nehir insanlarının yoksul, doğal yaşamlarının
etkileyemeyeceği yürek yok diyebilirim. Bütün günümüzü, gövdelerinin
yarısı suyun içinde olan Mangrov ormanında, yerel sandallarla
gezerek geçirdik. Buradan, akşam güneşini batırmaya Angkor Buda
Tapınağı’na doğru yola çıkıyoruz. Güneşi burada batırdıktan sonra,
sırada Siem Reap’ın bir birinden güzel ve ilginç olan yerel lezzetlerini
tatmak vardı. Uyuyarak zaman kaybetmek istemiyorduk ve sabah gün
doğmadan önce dünya üzerindeki en güzel tapınaklar arasında sayılan
ve yapıldığı tarihten itibaren hiç bozulmamış Unesco kültür mirası
listesinde bulunan Angkor Vat Tapınağı’ na gidiyoruz. Tapınağın
muhteşem yapısının, gündoğumundaki suya yansımasının o
doyumsuz zevkini yaşıyor ve fotoğraflıyoruz. Öğleye kadar buradayız
ve sonrasında Angkor Thom tapınak kompleksini ve Ta Phrom orman
tapınağını keşfe gidiyoruz. Burada tropik asma dalları ve devasa ağaç
köklerinin, tapınakları nasıl istila ettiğini gördüğümüzde gözlerimize
inanamıyoruz.
Biz şaşkınlıklarımızı yaşarken akşam olmuştu ve Kamboçya’dan
ayrılma zamanı gelmişti. Arabadan çok bisiklet ve motosikletlerin
kullanıldığı bu ülke ruhunuza izi kalıcı kocaman bir çizik atmıştı.
Kısa bir uçuştan sonra günün sabahında Laos ülkesinin eşsiz başkenti
Luang Prabang’a varıyoruz. Bir saat sonrasında ise, nehir kenarında
olan, ağaçlarından orkidelerin sarktığı, yerlerden rengarenk
çiçeklerin fışkırdığı bir ortamda buluyoruz kendimizi. Bütün gün
çevrenin doyumsuz güzelliklerini yaşıyor ve bölgeyi geziyoruz. İnsan
ruhunun derinliklerine, tarif edemediğim bir huzur veren bu bölgede
daha fazla kalmamaya karar veriyoruz. Birkaç gün kalıp, ayrılmanın
GEZELİM GÖRELİM
38
ne kadar zor olacağını hemen anlamıştık ve bir günün ardından
Vietnam’a uçtuk.
Kafamızdaki gün, tarih ve kurallı yaşam kavramları tamamen silinmiş
olarak başkent Ha Noi’ye indik. Günü özgürce dolaşarak geçirdik.
Akşam yerel mekanlarda yediğimiz yemekler, dünya gurmelerinin
bile damağını çatlatan cinstendi diyebilirim. Sabah kahvaltı sonrası
4 saatlik bir araç yolculuğuyla yine Unesco kültür mirası olan Ha Long
Bay’a gittik. Yol sadece 120 km olasına rağmen dört saat sürmüştü.
Denizin ortasında yüzlerce Karadeniz yeşilliğinde adalar takımı ve
devasa bir körfez düşünün. İşin içine bir de Hint Okyanusu mavisini
ve içinde bulunduğumuz tekneyi ekleyince Ha Long Bay işte böyle bir
mekan. Teknemizle gün boyu bir adadan diğerine geçiyoruz ve harika
doğasıyla, gizemli mağaralarının tadını çıkarıyoruz. Akşam oluyor, gün
kararıyor ve biz hala Hint Okyanusun maviliklerinde bir teknedeyiz.
Daha ne isteyebiliriz ki. Vietnam yerel tarzında hazırlanmış, tamamı
deniz ürünlerinden oluşan yiyeceklerle başlayan gecemiz, biraz uzamış
olmalıydı ki, güvertenin üzerinden gördüğümüz kızıl güneş, bize sabah
olduğunu söylüyordu. Bu uzak ve bizim için gizemli diyarlarda daha
gezip göreceğimiz yerler vardı. Zaman kaybetmeden kıyıya döndük
ve Ha Noi’ye geldik. Burada liderleri Ho Chi Minh’ in anıt mezarı
ile Vietnam’ın ilk üniversitesini ve görülmesi gereken bir çok yeri
dolaştık. Daha da gezip görülecek muhteşem o kadar çok yerler var
ki, maalesef günler yetmiyordu.
Her günü bir birinden doyumsuz tam iki haftalık maceramızın sonuna
gelmiştik ve dönüş yolculuğu bizi bekliyordu. Kafamız dinç, yüreğimiz
dolu ve bedenimiz hafiflemiş durumda uçağımızın koltuğuna
oturmuştuk. İstanbul uçuşumuz Malezya Kuala Lumpur aktarmalıydı
ve tam dört buçuk saat aktarma süremiz vardı. Bu süreyi havaalanında
bekleyerek geçirmeye hiç niyetimiz yoktu. Vize sorunu olmadığından
kendimizi hemen Kuala Lumpur caddelerine attık. Akşam saatleri
olduğundan, her yer pırıl pırıl aydınlatılmış ve ortalık çok kalabalıktı.
Belki de iki haftalık sakin ve bakir ortamlardan geldiğimizden, biz öyle
hissediyorduk. Hazır buradayken, Petronas ikiz kulelerine dokunup,
altında bir kahve içmeden edemezdik vede öyle yaptık.
Sonra mı?
Şimdi yeni bir “düşün, planla ve gerçekleştir”in planlamasını
yapıyorum.
BULMACA ETKİNLİĞİ
39
Dergimizin bir önceki sayısında hazırlanan
bulmacayı doğru çözenler arasında yapılan
çekişilte MOE ZOH-1 Disk Fren montaj hattı
çalışanımız Fikret Kurtulan D & R Hediye
Çeki” kazanmıştır.
Fikret beye ve diğer katılımcı arkaşlarımıza
katılımlarından dolayı teşekkür ediyor ve
başarılarının devamını diliyoruz.
Bundan sonraki ödüllü bulmacalarımızda
görüşmek dileğiyle.
SOLDAN SAĞA
1. VATAN 3. BİR ŞEYİ YAPMAYI ÜSTÜNE ALDIĞINI BİLDİREN YAZILI KAĞIT 8. YOLU KAPATAN ENGEL 12. TATLI ÇÖREK 14. (gramer) VURGU 15. ŞİKAR 19.KIYI, SAHİL 20.VERME, ÖDEME
22.YARDIM 23. TANRI, RAB 25. ANADOLU AJANSI’NIN KISALTMASI 28.BAĞIŞLAMA 30.AĞIZI SIKI HERKES İLE HERŞEYİ PAYLAŞMAYAN 33. AŞAMASIZ ASKER, ER 35.İŞÇİ, EMEKÇİ
36.TEMEL BESİN MADDESİ 37. UYGUN BULMAMA 38.DEMİR KİRİ 39.AVUKATLARIN BAĞLI OLDUKLARI MESLEK KURULUŞU 40.BÜYÜK TREN İSTASYONU 42.MAVİ 44.BİR AY ADI
45.COĞRAFYA’DA OTLAK 47.TANELİ BİR MEYVA 49.YOKSUL 52.ARAŞTIRMA 53.ÇEKİCİLİK 55.NİKEL’İN SİMGESİ 56.SORU 57.ASRİ 60.GÖZ 62.ATIN AĞIZINA TAKILAN DEMİR ARAÇ
63.YİYECEK DOLABI 65. AĞAÇ YADA KUMAŞTAN YAPILAN BİR KANAL İÇİNDE HAREKET EDEREK AÇILIP KAPANAN PERDE 66. SU 67. VALİDE
YUKARIDAN AŞAĞI
2. TANRI, İLAH 3.UZUN ARAÇ 4. KIRMIZI 5. AĞIRLIK ÖLÇMEK İÇİN KULLANILAN ALET 6. ACI, ÜZÜNTÜ 7. (İNGİLİZCE) LİSTE BAŞI 9. BALIKLARIN TUZLAMASI 10. ERKEK 11. YAYLA
ATILAN ÇUBUK 13. BARYUMUN SİMGESİ 14. ARKASI SIRLI CAM 16. İŞ İÇİN VERİLEN SÖZ 17. AY IŞIĞI 18. KÜL RENGİ 21. TANTAL’IN SİMGESİ 24. EV, KONUT 26. MACERA 27. BASUR
29. ATEŞLİ TARAFTAR 30. HEMŞİRE BAŞLIĞI 31. ORTASI ÇUKUR KAP 32. KUZU SESİ 34. OY 41. AKARSU KROSU, BİR TÜR SPOR 43. ANNE, BABA VE ÇOCUKLAR 46. YEL 48. AVRUPA
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ 50. CEYLAN, KARACA 51. ATÖYLE 54. PARA YATIRILAN YER 56. YÜZ, ÇEHRE 58. ENSİZ 59. VİLAYET 61. BİR GÖZ RENGİ 64. MESLEK
ÖDÜL
12 Mayıs 2014 tarihine kadar bulmacanın cevaplarını getiren Chassis Brakes çalışanları arasında çekiliş yapılacaktır. Kazanan sürpriz hediyeye sahip olacaktır.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Kadriye Tunalı HIDIR
40
İdari İşler Sorumlusu
• Bir sineğin ortalama hızı 8 km’dir.
• Bir devekuşunun gözü beyninden daha büyüktür.
• Kaplanların derileri çizgilidir. Tüyleri değil.
• Kutup ayıları solaktır.
• Bir ahtapotun 3 tane kalbi vardır. Bunun nedeni fazla
• Maviyi gören tek kuş baykuştur.
kollara sahip olmasıdır.
• Pisi balığının 27.000den fazla tat alma duyusu
• Evde kalmış dişi gelincikler eğer uzun süre çiftleşecek
vardır ve bu özelliği onu tat alma konusunda hayvanlar
bir erkek gelincik bulamazlarsa intihar edebilirler.
dünyasında ilk sıraya koyar.
• Yunus balıkları, seslerin dalgalarını duyabilecek kadar
• Bir karıncanın koku alma yeteneği, en az bir köpeğinki
hassas bir duyu yapısına sahiptir. Titreşimler ilkten
kadar gelişmiştir.
kafatasını geçer oradan da iç kısımdaki duyu organını
• Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı
etkiler. Bu şekilde sesleri duyarlar.
zamanda hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen
• Tautara Kertengele’si Yeni Zelanda’da yaşayan bir
hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır.
türdür. Bu kertengelelerin toplamda 3 adet gözü vardır.
• Atlar bir aya kadar ayakta kalabilirler.
İki sağ da ve solda, üçüncüsü ise kafasının tepesinde
• Karıncalar hiç uyumaz.
olmak üzere bu hayvanlar üç adet göze sahiptir.
• Hastalanmayan tek hayvan köpekbalığıdır.
• Boğalar renk körüdür; bundan dolayı matadorun
• Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
elindeki beze saldırırlar, rengi ne olursa olsun.
• Yunuslar gözleri açık uyur.
• Timsahlar geriye doğru hareket edemez ve dillerini
• Kangurular geri geri yürüyemez.
dışarı çıkaramazlar.
• Kirpiler suda batmaz.
• Kediler 100’ün üstünde ses çıkarabilirler, fakat
• Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar.
köpekler 10 değişik ses çıkarırlar.
-Dünyada insanlardan daha çok tavuk var.
-Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
-Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan
daha çabuk donar.
-İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.
-Dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla
Monopol parası basılıyor.
-Hiçbir kağıt 7 defadan fazla 2’ye katlanamaz.
Bunları biliyor musunuz?
-Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.
-Bal bozulmayan tek gıdadır.
-Ördeğin sesi yankı yapmaz.
-İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır.
-Karınca iki hafta su altında yaşayabilir.
-Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır.
-Türkiye’de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi
var.
-Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu
açar.
-Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz
19 bin 200 kilometre eder.
-Çin’de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika’dan
daha fazladır.
-Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde
olur.
-Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark
sadece tamamen kokularından kaynaklanır.
Aslında hepsi tatlıdır.
-El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı
uzar.
-13 rakamının uğursuz olarak bilinmesi nedeniyle
ABD’de birçok otelde 13. katta oda bulunmaz.
-Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha
hızlı artıyor.
-Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle
paylaşıyorsunuz.
KÜLTÜR SANAT
Kitap
Burcu GÜNAY
41
Bordro, İşe Alım ve Eğitim Uzmanı
Nick ve Teslanın
Olağanüstü Heyecanlı
Bilim Laboratuvarı
Nick ve Tesla’nın Olağanüstü Heyecanlı Bilim Laboratuvarı
Nick ve Tesla bilime ve teknolojiye ilgi duyan, meraklı mı meraklı iki
kardeştir. Bu kardeşler, Bir tarım projesi için Özbekistan’a giden anne
babaları tarafından amcaları Newt’un yanına gönderilirler. Newt Amca bir
mucittir; aynı zamanda kendine özgü huyları olan, çılgın biridir. Çocuklar
Newt Amcanın evine geldikten kısa bir süre sonra, mahallede bazı
esrarengiz olayların meydana geldiğini fark ederler ve kendilerini heyecanlı
bir serüvenin içinde bulurlar. Bu gizemli olayların neyin nesi olduğunu
çözmek ve hatta kendilerini kurtarabilmek için, birbirinden yaratıcı fikirler
geliştirmek ve evde bulunabilecek malzemelerden türlü türlü teknolojik
cihaz yaratmak zorunda kalırlar!
Siz de Nick ve Tesla’yla bu maceraya katılmak ve elektromıknatıs ya da
hırsız alarmını nasıl yapabileceğinizi öğrenmek ister misiniz?
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal’in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı,
toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı.
Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya
atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi,
“Alamancı” bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi
gelen bir dünya... Metafor mu? Alegori mi yoksa?
Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman
bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.
Tek Kanatlı Bir Kuş’da toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkuyu anlatan
Yaşar Kemal, kitabın ana teması korku ile ilgili “Ben hep korkudan korktum. Korkudan
çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu
kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri’de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde
büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı
üzerilerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o
zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim” diyor.
Romanının başkahramanları olan Posta Müdürü Remzi Bey ve karısı Melek
Hanım’ın çileli yolculuğundan ve o dönem için şartları çok daha ağır olan postacılık
mesleğinden bahseden Yaşar Kemal, “O dönemde Anadolu’da postacıdan daha önemli
bir kişi yoktu. Özellikle benim için postacı çok önemliydi. O zaman bana mektuplar
geliyordu. Bu mektupları benden önce jandarmalar okuyordu. Bazen makale yazar
gazeteye göndermek isterdim. Bu makaleler bazen gider, bazen de gitmezdi” diye
ekliyor.
Yaşar Kemal’in 1960’ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek
Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960’lı yılların Anadolusu’na götüren tarihi bir belge
olmanın yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli bir dönemi de gözler önüne
seriyor.
Tek Kanatlı Bir Kuş
KÜLTÜR SANAT
42
Burcu ONARANEL
İnsan Kaynakları Destek Elemanı
Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen
‘49. Uluslararası Bursa Festivali’, 12 Haziran
Cumartesi günü senfonik açılış konseri ile
başlıyor.
18. Ulusal Psikoloji Kongresi, Uludağ
Üniversitesi tarafından Türk Psikologlar Derneği
Bursa Şubesi işbirliği ile 9-12 Nisan 2014
tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirilmiştir
AŞK BULMACASI
Ünlü Fransız senarist-yönetmen Cedric Klapisch,
New York’ta geçen taptaze, enerji dolu, seksi
romantik komedi Aşk Bulmacası ile beyazperdeye
dönüyor. Kahramanımız Xavier artık kırk yaşına
gelmiş ve henüz boşanmıştır. İngiliz olan eski eşi
Wendy’nin peşinden, çocuklarının da yaşadığı
New York’a gelir; kendine Çin Mahallesi’nde bir
ev tutar. Ne var ki, Xavier’nin varoluşsal sorunları
sürüp gittikçe, eski aşk meseleleri sökün ettikçe
ve hatta Hegel’in hayaleti de ziyarete gelince
anlaşılır ki, burada da hayat pek öyle sakin
geçmeyecektir.
Atiye & Volga Tamöz Bursa
Konseri
2 MAYIS Cuma
YER: 22.02 (Bursa)
TEL:0224-235-2202
SAAT:22:00
Duman Konseri
17 Mayıs Cumartesi
YER: Bursa Kültür Park Açıkhava Tiyatrosu
TEL:0224-234-4912
SAAT:20:00
KÖTÜ KOMŞULAR
Kelly ve Mac Radner yeni doğan bebekleriyle
birlikte sakin mi sakin bir muhitte yaşayan genç
bir çift. Radner’lar yaşadıkları yeri ve komşularını
fazlasıyla sevmekteyken yeni taşınan yan
komşularını da aynı samimiyetle karşılarlar.
Ne var ki yeni komşular hem mahallenin hem de
ailenin huzurunu tehdit etmeye başlarlar. Öğrenci
derneği olarak kullanılan bu evde yaşanan
şamata Radner’ları çileden çıkarır ve aile yeni
komşularına küçük çaplı bir savaş açar. En zorlu
rakipleri zorba Teddy ile başa çıkmaları ise bir
hayli zahmetli olacaktır.
Nick Stoller’ın yönetmenliğini yaptığı filmin
başrollerini Seth Rogen, Zac Efron ve Rose Byrne
paylaşıyor.
Download

Sayı 4 - 2014 - Nisan - Chassis Brakes International Türkiye