• Üç şiir geleneği kabul edilmiştir:
• Halk Şiiri Geleneği
• Divan Şiiri Geleneği
• Modern Şiir Geleneği
Dağ salına konan kervan,
Yağmur yağar gerilenir.
Bir kötüye düşen dilber,
Ölmez ama, zarilenir.
Bizim ilde bir gül biter,
Vakti gelince tez yiter.
Her kötü de bir söz atar,
Bitmiş işim gerilenir.
Ovalarda olur harman,
Yanakların derde derman.
Gönül dediğin değirmen,
Ufaklanır, irilenir.
Karac'oğlan der ki: İller,
Bahçende açılmış güller.
Koç yiğide düşen dilber,
Al çiçekle korulanır.
Karacaoğlan
Gencinen olsam vîrân edersin
Âyînen olsam hayrân edersin
Tîr-i nigehden dâğ-ı derûna
Baksan ne işler seyrân edersin
Sâkî kerâmet sende ya bende
Bahri habâba mihmân edersin
Nezzâre-i germ etdikçe ey çeşm
Âteşle âbı yek-sân edersin
Ey huşk zâhid dem urma meyden
Dest-i duâyı mercân edersin
Zâhid o meh-veş bir nûrdur kim
Büttür demezsin îmân edersin
Mâdâm uçarsın gözlerde ammâ
Rûyun perî-veş pinhân edersin
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler
Bî-hûde Gaalib efgaan edersin
Etvâr-ı çerhe uy mevlevî ol
Seyrân edersin devrân edersin
Şeyh Galip
Hayat Böyle Zaten
Bu evin bir köpeği vardı;
Kıvır kıvırdı, adı Cincon'du, öldü.
Bir de kedisi vardı: Maviş,
Kayboldu.
Evin kızı gelin oldu,
Küçük Bey sınıfı geçti.
Daha böyle acı, tatlı
Neler oldu bir yıl içinde!
Oldu ya, onların hepsi böyle...
Hayat böyle zaten!..
--------------------------------Festival
Ekmek karnesi tamam ya
Kömür beyannamesi de verilmiş
Düşünme artık parasızlığı;
Düşünme yapacağın yapıyı
El tutar ömür yeter;
Yarına Allah kerim;
Dayan hovarda gönlüm!
--------------------------------Cımbızlı Şiir
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!
Halk Şiiri Geleneği
Halk Şiiri Geleneği
1) Halkın geleneksel şiir zevkiyle oluşur.
2) Dili sade, akıcı bir halk Türkçesidir.
3) Şiirlerde hece ölçüsünün 7’li, 8’li, 11’li
kalıpları ağırlıklı olarak kullanılır.
4) Somut ve gerçeklerle iç içe bir edebiyattır.
5) Şiirlerinin nazım birimi genellikle dörtlüktür.
6) En çok yarım kafiye kullanılmıştır. Fakat
cinaslı kafiye ve diğer kafiyelere de yer
verilir.
Halk Şiiri Geleneği Üç Kısımdır:
Anonim Halk Şiiri
Âşık Tarzı Halk Şiiri
Dini-Tasavvufî Halk Şiiri
NAZIM
ŞEKLİ
MANİ
TÜRKÜ
NAZIM
BİRİMİ
Tek
Dörtlük
Bend +
Kavuştak
ÖLÇÜ
(VEZİN)
HECE
7
aaxa şeklinde uyaklanır. Konuları: aşk, ayrılık,
gurbet,doğa, dostluk, yergi… İlk iki dizesi doldurma
dizedir. Asıl söylenmek istenen düşünce son iki
dizede söylenir.
7, 8, 11
Kendine özgü bir ezgiyle söylenir. Aşk, ölüm, has-ret,
gurbet, ayrılık, deprem, kıtlık, kahramanlık, savaş gibi
konular işlenir. Türküler üçer ya da dörder dizeli bentler ve
her bendin sonunda tekrar edilen kavuştaklardan (bağlama)
oluşur.
7, 8, 9
Ninniler, annelerin çocuklarını çabuk ve kolay uyutmak
için söyledikleri ezgili ürünlerdir. Ninniler çoğunlukla
hece ölçüsünün kısa kalıplarıyla söylenmiştir.
7, 8, 10
Bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getirir. İslamiyet
öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı sagu, divan şiirindeki
karşılığı mersiye olarak adlandırlılır.
NİNNİ
(Nazım
Türü)
Dörtlük
AĞIT
(Nazım
Türü)
Dörtlük
KONUSU-BAZI ÖZELLİKLERİ
Anonim Halk Şiiri
Mani
A benim bahtiyarım
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim
Bahçenizde dut var mı
Havada bulut var mı
Ben yarimi kaybettim
Bulmaya umut var mı
Dağlarda gezer oldum
Okuyup yazar oldum
Ben bir güzel uğruna
Kuruyup gazel oldum
---a
---a
---b
---a
Hıçkırık tuttu beni
Tuttu kuruttu beni
Elin oğlu değil mi
Gitti unuttu beni
Doldurmalı bölüm
Asıl söylenmek istenen
bölüm
Anonim Halk Şiiri
Türkü
Ölçü : 7'li, 8'li, 11 'li Hece ölçüsü
Ait olduğu bölgelere göre, ezgilerine göre
ya da konularına göre adlandırılır.
Her konuda söylenebilir.
Yârim İstanbul’u mesken mi tuttun
Gördün güzelleri beni unuttun
Sılaya gelmeye yemin mi ettin
--- a
--- a
--- a
Gayrı dayanacak gücüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
--- b
--- b
Yârim sen gideli yedi yıl oldu,
Diktiğin fidanlar meyveye geldi,
Seninle gidenler sılaya döndü.
Bent
Kavuştak
--- c
--- c
--- c
Gayrı dayanacak gücüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
--- b
--- b
Verdiğin yazmayı ateşte yaktım
Kül ettim ömrümü yoluna baktım
Ya senin tecellin; ya benim bahtım
--- c
--- c
--- c
Gayrı dayanacak gücüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
--- b
--- b
Kavuştak
Bent
Kavuştak
Âşık Tarzı Halk Şiiri
•
•
•
•
•
Nazım birimi dörtlüktür.
Hece ölçüsünün 7'li 8'li 11'li kalıpları kullanılır.
Yarım, Cinaslı Uyak ve Redif kullanılır.
Dili halkın kullandığı gündelik dildir.
Kendiliğinden bir dildir, içinde halk tarafından
benimsenmiş az sayıda yabancı sözcük vardır.
• Üslup yalın, açık ve doğaldır. Söz sanatlarıyla
süslenmemiştir.
• Nazım şekilleri Koşma, Semai, Varsağı, Destan, Türkü.
• Nazım türleri Güzelleme, Koçaklama, Taşlama, Ağıt,
Muamma, Nasihat
NAZIM
ŞEKLİ
NAZIM
BİRİMİ
ÖLÇÜ
(VEZİN)
KONUSU-BAZI ÖZELLİKLERİ
KOŞMA
Dörtlük
11
Koşma nazım şekli, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki
“koşuk”; Divan edebiyatındaki “gazel” ile konu
bakımından benzerlik gösterir. Aşk, sevgi ve doğa
güzellikleri; kahramanlık, savaş; herhangi bir kişi ya da
toplumdaki aksaklıkların eleştirisi; bir kişinin ölümünden
duyulan üzüntü koşmaların konuları arasındadır.
SEMAİ
Dörtlük
8
Birim sayısı 3-6 dörtlüktür. Aşk, doğa, ayrılık, gurbet,
sıla, ölüm, yalnızlık, özlem gibi konular işlenir.
8
Yiğitçe, mertçe bir söyleyiş vardır. “Bre, hey behey” gibi
seslenmeler vardır. Hayattan ve talihten şikayet üzerinde
sıkça durulur. Bu türün en güzel örneklerini
“Karacaoğlan” vermiştir.
8, 11
Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir. Destanlar toplumun
geniş kesimlerini ilgilendiren olayları konu edinir.
Savaşlar, salgın hastalıklar, depremler, isyanlar,
kahramanlık, toplumsal eleştiriler destana konu olur.
Seyrani ve Aşık Ömer bu konuda ünlüdür. Kendine özgü
bir ezgisi vardır.
VARSAĞI
DESTAN
Dörtlük
Dörtlük
GÜZELLEME
•Sevgilinin, doğanın, sevilen bir hayvanın güzelliklerini konu edinen
şiir türüdür. Bu türün en önemli şairleri: Karacaoğlan ve Noksani’ dir.
•İslamiyet önceki Türk edebiyatında bu tür koşuk biçimiyle ifade
edilirdi.
•Divan Edebiyatında ise “gazel, müstezad, şarkı, rubai, tuyug” gibi
nazım biçimleri, güzellemelerde ifade edilen konuların dile getirildiği
nazım biçimleri idi.
TAŞLAMA
•Kişilerin ve toplumun kötü yanlarını yeren eleştiren şiirlerdir. Dertli,
Seyrani, Kazak Abdal, Aşık Veysel bu türde eser veren en ünlü
ozanlardır.
•Divan edebiyatı: Hicviye
•Batı edebiyatı: Satir (Satirik)
•Günümüz edebiyatı;Yergi
KOÇAKLAMA
•Yiğit anlamına gelen “koçak” sözcüğünden türetilmiştir. Bu türde
yiğitlik, kahramanlık ve savaş konuları işlenir. Epik şiirlerdir. Köroğlu
ve Dadaloğlu bu türde en güzel örnekleri vermiştir.
•İslamiyet önceki Türk edebiyatında bu türün konuları koşuk
biçimindeki şiirler ve destanlar aracılığıyla ifade edilirdi.
•Divan edebiyatında kahramanlık temalı mesneviler vardı.
AĞIT
•Sevilen bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getirmek için
söylenir. Ölüm ve doğal afetlerin üzerine söylenen bu türün özel bir
ezgisi vardır. En önemli şairleri: Kağızmanlı Hıfzı Bayburtlu Zihni’dir.
•İslamiyet önceki Türk Edebiyatındaki karşılığı: Sagu
•Divan Edebiyatındaki karşılığı: Mersiye
NAZIM
ŞEKLİ
DİVAN
SEMAİ
KALENDERİ
SELİS
SATRANÇ
VEZN-İ AHAR
NAZIM
BİRİMİ
ÖLÇÜ
(VEZİN)
KONUSU-BAZI ÖZELLİKLERİ
KOŞMA
Seni terk eylesem kaşları keman
Vefası olmayan yârdan nem kaldı
Cefalım yok mudur göğsünde iman
Divane eyledin arda nem kaldı.
Ayrılasın bencileyin eşinden
Bir dem sevda gitmez olsun başından
Bu ayrılık kıldı beni işimden
Arayıp gezerim kârda nem kaldı.
(Kayıkçı Kul Mustafa)
SEMAİ
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye
Elif’in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye
VARSAĞI
Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim
Amen hey Allahım aman
Ne aman bilir ne zaman
Üstümüzde çayır çemen
Bitmeden bir dem sürelim
(Karacaoğlan)
NAZIM
TÜRLERİ
İLAHİ
NAZIM
BİRİMİ
Dörtlük
ÖLÇÜ
(VEZİN)
8, 11: hece
---
Beyit
aruz
KONUSU-BAZI ÖZELLİKLERİ
Bu şiirlerde tasavvuf anlayışı, Allah ve peygamber
sevgisi, Allah’a ulaşma yolunda ideal insan(insan-ı kâmil)
olma çabası ve arayışı, dünyanın geçiciliği, ahlakî
temalar işlenir.
NEFES
Dörtlük
7, 8, 11
Bektaşi şairlerin yazdıkları tasavvufi şiirlerdir. Nefeslerde
genellikle vahdet-i vücut kavramı anlatılır. Hz.
Muhammed ve Hz. Ali için de övgüler söylenir.
Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslup vardır.
NUTUK
Dörtlük
7, 8, 9
Tarikata yeni giren dervişlere yol göstermek, onları
bilgilendirmek için söylenen didaktik şiirlerdir.
DEVRİYE
Dörtlük
7, 8, 10
Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz inancını işleyen
şiirlerdir.
7, 8,
10,11
Dini konulardan, inanca ait meselelerden, alaylı bir dille
söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan
bu şiirlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik
konulara değinildiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle
Bektaşi şairlerinde rastlanır.
ŞATHİYYE
(Şathiyyât-ı
Sofîyâne)
Dörtlük
Dini-Tasavvufî Halk Şiiri
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Sular dibinde mâhiyle
Sahralarda âhû ile
Abdal olup yâhû ile
Çağırayım Mevlam seni
(Yunus Emre)
Dini-Tasavvufî Halk Şiiri
NEFES
İstivâyı gözler gözüm
Seb’almesanidir yüzüm
Ene’l Hakk’ı söyler sözüm
Mi’râcımız dârdır bizim
Haber aldık mahkemâttan
Geçmeyiz zâttan sıfattan
Balım nihan söyler Haktan
İrşâdımız sırdır bizim
(Balım Sultan)
Divan Şiiri Geleneği
Divan Şiiri Geleneği
Aruz ölçüsü kullanılır.
Nazım birimi beyit olduğu gibi
dörtlük ya da daha üst birimler de
olabilir.
Arapça ve Farsça kelimeler ile tamlamalara yer verilebilir.
…
Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı
MATLA
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele
ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı
Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı
Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı
MAKTA
Bir söz dedi cânân ki kerâmet var içinde
Dün geceye dâir bir işâret var içinde
Mey-hâne mukassî görünür taşradan ammâ
Bir başka ferah başka letâfet var içinde
Eyvâh o üç çifte kayık aldı karârım
Şarkı okuyup geçdi bir âfet var içinde
Olmakda derûnunda hevâ âteş-i sûzan
Nâyın diyebilmem ki ne hâlet var içinde
Ey şûh Nedîmâ ile bir seyrin işitdik
Tenhâca varup Göksuya işret var içinde
Cevri çoğ eyleme kim olmaya nâgeh dükene
Az idüp cevr ü cefâlar kıluben cânumuza
Fuzuli
Âh eyledüğüm serv-i hırâmânun içündür
Kân ağladuğum gonce-i handânun içündür
Fuzuli
Gittin ammâ ki kodun hasret ilen cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile
Neş’atî
Âh alırsın güzelim, âşıka cevr eyleme çok
Girü dönmez sakın ey kâşı kemân attığın ok
Kabûlî
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim
Hakdan bize sultân-ı müeyyedsin efendim
Şeyh Gâlib
Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dîl
Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir ne benim
Fuzuli
Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden
Sultan II. Selim
Yetti bîkesliğim ol gâyete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı
Fuzuli
DİVAN ŞİİRİNDE NAZIM
A. BİÇİMLERİ
a. Beyitlerle
b. Tek Dörtlük
B. TÜRLERİ
c. Bentlerle
1. MÜNACAT
1. GAZEL
1. RÜBAÎ
3. MURABBA
2. TEVHİT
2. MÜSTEZAD
2. TUYUG
4. ŞARKI
3. NAAT
3. KASİDE
5. TERKİB-İ BENT
4. MEDHİYE
4. MESNEVİ
6. TERCİ-İ BENT
5. HİCVİYE
5. KIT’A
7. Diğerleri
6. MERSİYE
MUHAMMES (5)
TARDİYE (5)
MÜSEBBA
(7)
MÜSEDDES
(6)
TAHMİS
(5)
MÜSEMMEN
(8)
TESDİS
TAŞTİR
(5) (6)
MÜTESSA (9)
MUAŞŞER (10)
7. FAHRİYE
NAZIM
ŞEKLİ
KAFİYE
ŞEMASI
KONULARI-BAZI ÖZELLİKLERİ
GAZEL
aa
ba
ca
ça
da...
Nazım birimi beyittir ve beyit sayısı 5 ile 15 arasında değişir. Gazelde; başta
aşk, sevgi, güzellik gibi lirik konular olmak üzere felsefî, dinî ve öğretici konular
işlenebilir. Konularına göre şu adları alır: âşık-âne, rind-âne, şûh-âne, hikemî...
Genellikle gazelin beyitleri arasında konu bütünlüğü yoktur; her beyitte farklı bir
konu işlenebilir. Gazelde bütün beyitlerde aynı konu işleniyorsa gazel “yekahenk gazel” olarak tanımlanır. Gazelin ilk beytine “matla” (doğuş yeri) denir.
Son beytine “makta” (kesme yeri) denir. Şair, mahlasını maktada söyler.
KASİDE
aa
ba
ca
ça
da ...
Şu bölümlerden oluşur:
1. Nesib/Teşbib 2. Girizgâh 3. Tegazzül 4. Methiye 5. Fahriye 6. Dua.
Din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır. Beyit sayısı genellikle 33-99
arasındadır. Kasideler redifine göre isimlendirilebilmektedir: Su Kasidesi,
Güneş Kasidesi gibi… İlk beytine “matla”; son beytine “makta”; en güzel
beytine “beytülkasid”; mahlâs beytine “taç beyit” denir.
MESNEVİ
aa
bb
cc
dd
ee ...
Kısa aruz kalıpları, beyit sayısında serbestlik, her beytin kendi arasında kafiyeli
olmasından gelen kolaylık mesnevinin en uzun nazım şekli olmasını
sağlamıştır. Halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve
felsefî gibi konuların işlendiği mesnevî romanın ve öykünün işlevini görmüştür.
Edebiyatımızda ilk mesnevi Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilig' adlı eseridir. Bir
şairin beş mesneviden oluşan eserler bütününe "hamse" denir.
MÜSTEZAD
———— a
( a)
———— a
( a)
----------------------------———— b
( b)
———— a
( a)
Gazelin özel biçimidir. Konu bakımından gazelden farkı yoktur.
Sözlük anlamı “ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış”tır. Uzun
dizelere kısa bir dize ekleyerek yazılır. Uzun mısralara eklenen
kısa mısralara ziyade denir. Genellikle uzun dizeler kendi
aralarında; kısa dizeler de bağımsız bir gazelmiş gibi kendi
aralarında uyaklıdır.
NAZIM
ŞEKLİ
KAFİYE
ŞEMASI
KONULARI-BAZI ÖZELLİKLERİ
RÜBAİ
a
a
x
a
Tek dörtlükten oluşur. Kafiye düzeni bakımından halk şiirindeki
maniye benzer. Felsefe, tasavvuf, aşka dair konuları özlü bir
biçimde işleyen nazım biçimidir. Kendine özgü aruz ölçüleriyle
yazılır. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Bu şiirlerde, az
sözle çok şey söylemek esastır.
TUYUG
a
a
x
a
Tuyug, yalnız Türk edebiyatına ait bir (Millî) nazım biçimidir. Tek bir
dörtlükten oluşur. Aruzun sadece “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbıyla
yazılması yönüyle rubai'den ayrılır. Rubaide işlenen konular
tuyuğda da işlenir. Daha çok Âzerî ve Çağatay edebiyatlarında
rastlanan tuyuğ’un en önemli şairleri Kadı Burhaneddin, Nesimi ve
Ali Şir Nevai’dir.
ŞARKI
aaaa
bbba
ccca ...
Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir. Divan şiirinde
bestelenmeye uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik
bendlerden oluşan nazım biçimidir. Aşk ve güzellik gibi lirik konularda
yazılır. Bestelenmek üzere yazıldığı için bent sayısı azdır. Üçüncü dizeye
meyan(miyan) adı verilir. Ve bu dizenin anlam bakımından daha özlü
olmasına dikkat edilir. Dördüncü dizeye ise nakarat denir.
MURABBA
aaaa
bbba
ccca ...
Dörder
dizelik
bentlerden
oluşan
nazım
biçimidir.
Murabbalarda bent sayısı 3 - 7 arasında değişir. Aruzun her
ölçüsüyle yazılabilir. Özellikle felsefî konular ve aşk olmak
üzere her konuda yazılabilir. Bazen dördüncü mısralar nakarat
olabilir.
NAZIM
ŞEKLİ
KAFİYE ŞEMASI
1. bend
2. bend 3. bend
KONULARI-BAZI ÖZELLİKLERİ
4. bend
5. bend
----- a
----- a
----- c
----- c
----- d
----- d
----- f
----- f
----- ğ
----- ğ
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- f
----- x
----- ğ
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- f
----- x
----- ğ
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- f
----- x
----- ğ
----- b
----- b
----- ç
----- ç
----- e
----- e
----- g
----- g
----- h
----- h
1. bend
2. bend
3. bend
----- a
----- a
----- c
----- c
----- d
----- d
----- e
----- e
----- f
----- f
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- e
----- x
----- f
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- e
----- x
----- f
----- x
----- a
----- x
----- c
----- x
----- d
----- x
----- e
----- x
----- f
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
----- b
Bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir.
En az 5, en fazla 10 bentten oluşur.
Her bent 5 ile 10 beyit arasında değişir. Genellikle dinî,
felsefî ve sosyal yaşamla ilgili eleştiri ve önerilere yer
verilir. Toplum aydınlatılmaya çalışılır. Mersiyelerin de
bu biçimle yazıldığı olmuştur.
Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti
denen bir beyit vardır.
Vasıta beyitleri her bendin sonunda değişir ve bunlar
kendi aralarında uyaklanır.
Türk edebiyatında Bakî (Kanunî Mersiyesi), Bağdatlı
Ruhi ve Ziya Paşa bu alanda en ünlü şairlerimizdir.
4. bend 5. bend
Biçim ve uyak bakımından terkib-i bende benzese de
konusu ve vasıta beyitleri yönüyle terkib-i bend’ten
ayrılır.
Vasıta beyitleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır.
Her bend terci-hane ve vasıta olmak üzere ikiye ayrılır.
Dini konuların işlendiği terci-i bend’te genellikle Allah’ın
kudreti, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın
karşıtlıkları gibi konular işlenir.
Terkib-i bend’ten daha zor yazılan bu nazım biçiminin en
güzel örneğini Ziya Paşa vermiştir.
Dîlberin işi itâb u nâz olur
Çeşmi cadû, gamzesi gammâz olur
Ey gönül sabret, tahammül kıl ana
Yâre erişmek işi az az olur
Kadı Burhaneddin
Dost bağından belalı bülbüle bir gül yeter
Gözlerim kan ağlasın tek yüzüme bir gül yeter
Gerçi söz bağında çok nev-ruz olur güller biter
Bir gülistandan nişan vermeğe birkaç gül yeter
Ahmed Paşa
İSTANBUL’U FETHEDEN YENİÇERİYE GAZEL
Vur pençe-i Ali’deki şemşîr aşkına
Gülbangı, âsmânı tutan pîr aşkına
Ey leşker-i müfettihü’l-ebvâb vur bugün
Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına
Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl için
Gelmiş bu şehsuvâr-ı cihângîr aşkına
Düşsün çelengi Rûm’un eğilsün ser-i Frenk
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına
Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
Fecr-i hücûm içindeki Tekbîr aşkına
Modern Şiir Geleneği
Halk şiiri ve divan şiirinin yapı ve ahenk
özelliklerini taşımayan, daha çok serbest
tarzda yazılan şiirlerdir.
Bununla birlikte Batı edebiyatının şiir
biçimlerine sahip olan şiirler de modern şiir
geleneğine sahiptir.
BALKON – Sezai Karakoç
Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde
İçimde ve evlerde balkon
Bir tabut kadar yer tutar
Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
Şezlongunuza uzanın ölü
Gelecek zamanlarda
Ölüleri balkonlara gömecekler
İnsan rahat etmeyecek
Öldükten sonra da
Bana sormayın böyle nereye
Koşa koşa gidiyorum
Alnından öpmeye gidiyorum
Evleri balkonsuz yapan mimarların
ADIM SONBAHAR - (Attila İlhan)
nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar
Yürümek
yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek
Download

Divan Şiiri Geleneği