Sayı: 1
Kaliteli zaman önerisi:
Hafıza Oyunları
Eylül 2014
Ailecek Gidelim:
Foça Deniz Müzesi
Hobi Köşesi:
Maket Yapımı
Hazırlayanlar
Uzman Psikolojik Danışman Handan YILMAZ
Psikolojik Danışman Sıla GETİR
Psikolog Eda GÖKÇÜOĞLU
Uzman Rehber Öğretmen Duygu ERGEN MANGIR
Rehber Öğretmen Selda TAÇMAHAL
Psikolojik Danışman Dilek PEKEL
Rehber Öğretmen Buket AMURAN ZİYALAZ
Dr. F. Funda AKKOÇ
Editörden…
Geçen yıllarda okulumuz internet sitesinden yayınladığımız “Veli bültenlerimizi” bir araya
getirerek sizlere bir dergi hazırladık. Bültenlerimizi bu sayıda “Okula Dönüş” teması çerçevesinde
topladık.
Uzun bir yaz tatili sonrası öğrencilerimiz dinlenmiş ve enerji depolamış biçimde
sıralarına döndüler. Okulların
açılmasıyla öğrencilerin
yaz
alışkanlıklarından
eski
okul
alışkanlıklarına geçiş dönemi de başlamış olur. Bu geçiş döneminde düzenli çalışma alışkanlığını
yeniden kazanma, uyku düzenini oturtma, çalışmaları ve öğrenmeleri kalıcı hale getirme gibi birçok
alanda yaşanabilecek aksamalar bu geçiş döneminde ortaya çıkar. Zaman zaman öğrenciler bu süreci
başarı ile atlatırlarken, bazı öğrencilerin aileleri tarafından rehberliğe ihtiyaçları olacaktır.
İncitmeden yapılan küçük müdahaleler çocuğunuzun başarısının önünü açmış olur. Aile içinde
çözülemeyen sorunlarda rehberlik birimi sizlere gerekli desteği vermeye hazırdır. Aile, öğrenci ve
okul üçgeninde uyumlu bir iletişim süreci öğrenciye potansiyelini ortaya çıkarmasına yönelik ihtiyaç
duyacağı ortamı sağlayacaktır.
Başarıların gururunu yaşadığınız bir yıl dileğiyle…
Rehberim Çakabey,
Eylül,2014
İÇİNDEKİLER












Merhaba okulum
Denizden çıkıp okyanusa girmek: Okula adım atarken…
Anneee kalem kutum nerede?
Çocuğum ders çalışmak istemiyor
Uyku ve öğrenme
Tam öğrenme için önce dikkat
Öğrenme stilleri
Ayın okuma önerisi
Ailecek gidelim mi?
Evde DVD keyfi
Kaliteli zaman önerisi
Hobi köşesi
Tatilden sonra okula başlayan her çocuk
için okula alışma dönemi zor bir süreçtir. Yaz
günleri, tatil olmanın etkisiyle eğitim dönemi
konulan tüm kurallar ve sınırların bozulduğu
bir zaman dilimi haline gelebilir ve bu durum
sık karşılaşılan normal bir süreçtir. Yazın tüm
sınırlar, sorumluluklar daha rahat bir düzen
içinde var olduğundan, öğrencinin tekrar bir
disiplin ve sorumluluk kalıbı içine girmesi vakit
alabilir.
Bazen çocuğun yapısında reddetme,
inatlaşma, istenilenin tersini yapma gibi
İlk haftadan sonra sorunların
özellikler ortaya çıkar. Bu durumda çatışmak
frekans ve yoğunluğunun azalması
yerine
gerekmektedir.
beklenir, öğrenci yavaş yavaş eski
Yaşadıkları kısa dönemli kaygı çok normal ve
düzenine dönmeye başlar. Sürecin
beklenilen bir tepkidir. Alıştığı ve rahat olduğu
uzaması halinde okul rehberlik
onları
teşvik
etmek
tatilin bitişi, yepyeni bir dönemin ve derslerin
birimi ile bağlantı kurmak önemlidir.
başlaması tedirginlik yaratabilmektedir.
ORTAYA ÇIKABİLECEK SORUNLAR
 Sabah okula gelme konusunda isteksizlik,
 Uyku saati sıkıntıları,
 Ders çalışma ve ödevleri yapma konusunda isteksizlik,
 Serbest zaman etkinliklerinin kısıtlanmasına tepki,
 Okul korkusu.
Sorunların çözümü için en önemli başlangıç noktasının kararlı ve sabırlı olmaktan geçtiği
unutulmamalıdır. Çocuğa yeni tempo ve rutinlerine alışmak için ihtiyaç duyacağı zamanı vermek
çoğunlukla sorunları büyük oranda çözmektedir.
DENİZDEN ÇIKIP OKYANUSA GİRMEK: OKULA ADIM
ATARKEN…
O daha küçük diye düşünürüz, nasıl başa çıkacak… Kocaman bir kampüs ve benim daha dün
kucağımda olan küçük bebeğim… Yaşamda, bireylerin hayat çizgilerine yön veren dönüm noktaları vardır.
Okula başlamak da çocuklar için bir dönüm noktası niteliği taşır. Yepyeni bir çevreye girmek, yeni
öğretmenler, yeni arkadaşlıklar, yeni fiziksel ortam, okuma-yazma, ödevler gibi pek çok öğe ve etken de
dahil olur.
Ve bir sürü yeni beklentiler, sorumluluklar… Yenilikler çocuğun bakış açısına göre
değerlendirmeye alınırsa bu durum, hiç bilinmeyen bir ülkeye gitmeye benzetilebilir. İlk defa gidilen bir
ülkeye karşı duyulan merak, heyecan gibi motive edici duyguların yanında konuşulan dil, oraya ait
özellikler, adetler, kurallar bilinmediği için bireyde bunların hepsi yeni ve farklıdır. Bilinmezlikler ülkesinin
bireylerde kaygı yaratması ise normaldir. Çocuk için okula başlama süreci, okula ilk geldiği gün onda
endişeye neden olabilir. Aynı zamanda çocukların da yetişkinler gibi olaylara ve durumlara tepki verme
düzeyleri farklılaştığı için bazı çocuklar daha kolay uyum sağlayabilirlerken bazıları bunda zorlanabilir ve
yardıma ihtiyaç duyabilir. Bu süreçte önemli olan; fark edilen okula uyum problemleri, okul korkusu ya da
oluşabilecek sorunlar için önlem almaktır.
Çocukta oluşabilecek okul
korkusu
ve
okula
problemlerinin
uyum
nedenlerine
bakıldığında
bu
durumun
temellerinin
küçük
yaşlarda
atıldığını ve çocuğun ilk sosyal
çevresi olan yetişkinlerle, özellikle
anne
ile
bağlantılı
olduğunu
söyleyebiliriz. İşte bu nedenledir,
ailenin, özellikler de annenin olay
ve durumlar karşısında vereceği
tepkilerin çok önemli olması…
Ailelerin, çocuklarının yeni bir ortama girmeyle ilgili yaşadıkları kaygı ve merak doğaldır; ancak bu
kaygının çocuğa yansıtılmaması konusunda anne ve babalara bazı görevler düşmektedir. Kaygı ve korku
bulaşıcı bir hastalık gibi düşünülürse anne ve babanın yaşadığı kaygı ve korku çocuk tarafından hissedilir
ve yaşanmaya başlar. Ailelerin, tepkileri çocuk için bir model oluşturur. Aile kaygılarından ne kadar çok
arınmış ise çocuk da kendini o kadar daha güvende hisseder.
Okula uyum sürecinde sıkıntı yaşayan çocuklarda; kaygı, okula bahaneler bularak gitmeme isteği,
öfke, hafif düzeyde fiziksel rahatsızlıklar görülebilir. İlk günlerde bu sorunların yaşanması normal olsa da
bu belirtilere karşı anne babanın gösterdiği duruş, verdiği tepkiler ve bu gibi durumların yaşanmasının
olağan olduğunun farkında olunması çok önemlidir.
Aileler neler yapabilir?

Öncelikle okula gitme konusunda ödün vermemek önemlidir, çocuğun mutlaka okula gitmesi
sağlanmalıdır.

Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı
olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı
aksaklıklara yol açacağını anlatmaya çalışılmalıdır.

Öğretmenleri ve rehberlik biriminin yönlendirmeleri ile çocuğa kendisi terk edilmiş hissettirmeden
okuldan ayrılmak önemlidir. O zaman diliminde okulda olması gerektiği, sizin yanında bulunamayacağınız
açıklanmalı ve sizinle yeniden buluşacağı zaman hakkında anlayabileceği şekilde bilgi verilmelidir. (Okulda
akşamüstü kahvaltısını yaptıktan sonra servise binip yanıma geleceksin, öğretmeniniz, okul zili beş kere
çaldıktan sonra çantalarınızı toplamanızı söyleyecek ve sonra ben gelip seni alacağım gibi).

Çocuktan ayrılma sürecini kısa tutmak çok
önemlidir.
Sizin
davranabilmeniz,
bu
aşamada
rahat
duygularınıza
hakim
olabilmeniz, bu ayrılığın doğal ve geçici
olduğuna dair şüphe duymamasını sağlar.

Okul sonrası geçirdiği gün hakkında sohbet
etmeye cesaretlendirmek ama zorlamamak
önemlidir.

Sınıf öğretmeniyle görüşün. Çocuğunuzun
sınıf öğretmeni, okuldaki gelişimine ilişkin en iyi
bilgi kaynağıdır. Ona kaygılarınızı açıklayın ve
onun gözlemlerini, düşüncelerini dinleyin.

Duygularına özellikle de size çok mantıklı
gelmeyecek
korkularına
(ya
tuvaleti
bulamazsam, ya aç kalırsam, ya sen beni
almaya yetişemezsen ve burada yalnız kaırsam
gibi) saygı gösterin, sabırla dinleyin ve onu
rahatlatacak kısa, net açıklamalar yapın.

Sabırlı olun. Bu korkuları yenebileceği
yeterli zamanı tanıyın.

Yeni arkadaşları ile okul dışında da bir araya gelebileceği ortamlar yaratın.
 Çocuğunuzun yeterince dinlenmiş olduğundan emin olun, uyku saatlerini okula gidiş saatine uygun
olarak düzenleyin ya da düzenlemesine yardımcı olun.
 Eğer tüm çabalarınıza rağmen çocuğunuzun okula karşı olumsuz tutumları devam ediyor ve kaygı
yoğunluğunda bir azalma yaşanmıyorsa okul rehberlik servisi ile durumu değerlendirin ve gerekirse
profesyonel destek alın.
“Okul, hayata hazırlanış değil, hayatın kendisidir.”
F. CAHTELAIN
ANNEEEEE KALEM
KUTUM NEREDE?
Kapıda servis bekliyor, çocuğunuz evin içinde
dört dönerek o gün teslim etmesi gereken ödevini ya
da kalem kutusunu arıyor! Her hafta birkaç kez aynı
sorunu yaşıyorsunuz ve bundan bıkmış durumdasınız!
Bu sorunu çözmek istiyor ancak her yeni seferde farklı
bir malzeme ya da nedenle aynı kısır döngünün içine
düşüyorsunuz!
Eğer bu görüntü tanıdıksa çocuğunuzun kendini
organize etmek için biraz desteklenmesi gerektiğini
söyleyebiliriz. Her gece tekrarlanan öğüt ve akıl
verme konuşmaları ile çözüm üretemediyseniz,
bir de aşağıdaki önerileri deneyin:
 Görünür bir yere ders programını asın ve her
gece ertesi gün için çantasını programa göre
hazırlamasını destekleyin. Bu alışkanlık oturana
kadar önce çantasını birlikte hazırlayabilirsiniz. Bir
“Çocuğunuz sürekli evde
malzemelerini unutuyor ve bu
durum eğitim sürecine zarar
veriyorsa sizin desteğinizle
organizasyon becerilerini
geliştirmeye ihtiyacı vardır.”
süre sonra çocuğunuzun çantasını yalnız hazırlamasını isteyip, sadece kontrol edebilirsiniz.
 Ödev ve çalışmalarının teslim tarihlerini not edebileceği bir takvim ya da ajanda kullanma alışkanlığı
kazandırmak zamanını doğru yönetmesini sağlayacaktır.
 Evde ihtiyaç duyduğu malzemeleri hep aynı yere koymasını sağlamak unutmalarla başa çıkmasını
kolaylaştıracaktır. Çocuğunuz kalem kutusunu, melodikasını odasında hep aynı yere koyarsa çantasını
hazırlarken zaman kaybetmez. Ödevlerini bitirdikten sonra koyabileceği bir “ödev dosyası” işinize
yarayacaktır.
Bir öğrencinin eğitim öğretim hayatı boyunca en
sık
duyduğu
cümle
“derslerine
çok
çalışmalısın”
cümlesidir. Anne, baba ve öğretmenlerin genel beklentisi
öğrencinin
derslerine
çok
çalışıp
başarılı
olması
yönündedir. Doğal olarak beklenti bu yönde olunca en
küçük bir başarısızlık bile “yeterince çalışmamak” olarak
görülmektedir. Ancak önemli olan “çok çalışmak” değil,
verimli ders çalışma yöntemlerini bilerek çalışmaktır.
Peki, çocuğumuzun verimli ders çalışabilmesi için biz aileler neler yapmalıyız?
I- ÇOCUĞUMUZUN HEDEFLERİNİ BELİRLEMESİNE YARDIMCI OLMALIYIZ
Her çalışma bir hedefe yönelik olmalıdır. Bu hedefler, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana
düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Hedef belirlemeden çalışmaya başlamak sonuca ulaşmayı engeller. Çocuğumuzun
kısa vadeli hedefler belirlemesini sağlamalıyız. “Bugün matematik çalışacağım” gibi genel bir ifade yerine “bugün
toplama işlemlerini çalışacağım” gibi bir hedef belirlemesine yardım etmeliyiz.
II- PLANLI ÇALIŞMASINI SAĞLAMALIYIZ
Çocuklarımızın
birçoğundan
“çok
ödevim
var,
hangisini
yapacağımı
bilemiyorum.
Sanırım
yetiştiremeyeceğim” gibi ifadeleri sıklıkla duyarız. Bu durum çocuklarımızın üzerinde baskı yaratmakta ve kendilerini
ders çalışmaya tümüyle vermelerini engellemekte, verimsiz biçimde ders çalışmalarına neden olmaktadır. Böyle bir
sorunu çözebilmek için öncelikle çocuklarımızın günlerini ve çalışmaları gereken dersleri sıraya koymalarına
yardımcı olmalıyız. Yani bir plan yapmalarını sağlamalıyız.
Doğru hazırlanmış bir plan zamanı, istekler ve zorunluluklar arasında dengeli dağıtır. Pek çok kişi çeşitli
alanlarda plan yapmış ancak uygulamakta sıkıntı yaşamıştır. Bu şaşırtıcı değildir. Çünkü herkese uyan standart bir
plan yoktur. Planın uygulanabilir olması için aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekir;
• Kişisel olmalıdır. Bireysel özellikleri, ihtiyaçları, beklentileri,
zorunlulukları dengelemelidir.
• Olması gerekeni değil yapılabilecek olanı yansıtmalıdır.
• Sınırları olmalıdır. Genel ifadeler yerine özel hedefleri içermelidir.
• Esnek olmalıdır. Uygulama aşamasında yaşanabilecek aksaklıklara
karşı ek zamanlar belirlenmelidir.
• Değerlendirme aşaması göz ardı edilmemelidir.
• Mükemmel plan yoktur. Planlar hata yapmamak için değil daha az
hata yapmak için oluşturulur.
III- ZAMANI VERİMLİ KULLANMAYI ÖĞRETMELİYİZ
Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar.
Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse
çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu için ayrılacak süre öğrenciden
öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Uygun bir süre (30-40 dakika gibi) çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu
sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak
bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.
IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRMALIYIZ
Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık,
aşırı tokluk, normalin altında ve üstündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç
noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir. Çocuğumuzun bunlara dikkat edip etmediğini kontrol
etmeliyiz.
V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇMESİNE YARDIMCI OLMALIYIZ
Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı,
ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir
nedeni olmamalı, öğrenci elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.
Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecektir. Bu nedenle
çocuğumuzun uygun koşullarda ders çalıştığından emin olmalıyız.
Önemli Noktalar:
• Ödev saatinde çocuğun ödev yapmaya başlayıp başlamadığını kontrol edin.
• Ödev zamanından erken bitse bile o süreyi çalışmakla geçirmesi gerektiğini bilmelidir (ödevleri baştan
savma yapmaması için).
• Sonunda ödevin tamamlanıp tamamlanmadığını kontrol edin.
• Kullanılan dil konusunda dikkat edin. Öğrenciler tek kelimelik cevaplar verme eğiliminde oldukları için bu
konuda geribildirim almaya ihtiyaç duyarlar.
Kısa kısa…

Okul sonrası, dinlendikten sonra çalışmasına,

Karnı açken çalışmamasına,

Çalışmaya başlamadan önce kullanacağı tüm araç ve gereçleri masanın üzerine hazırlamasına,

Çalışırken kapıya bakma, telefona bakma gibi sorumluluklar almamasına,

Ödevlerini yalnız yapmasına ( ancak ödevi tamamen bitirdikten sonra gerekli ise kontrol konusunda yardım
edebilirsiniz ),

Uygun çalışma sürelerinde çalışmasına yardım edin.

Uygun çalışma süreleri:
 Küçük sınıflarda 30 dakika, daha büyük yaşlarda 40-45 dakika olabilir.
 Dikkati çabuk dağılıyorsa 20 dakika uygundur. Sıkılmadan masa
başında oturabiliyorsa 40
dakikaya kadar çalışma periyodlarını uzatabilirsiniz ancak 40-45 dakika sonra mutlaka 5-10
dakikalık bir ara verilmelidir.
UYURKEN ÖĞRENİYORUZ!
Okula dönüş aşamasında birçok öğrenci için eski uyku düzenine dönmek zordur. Yaz gecelerinin
sosyal etkinlik ya da eğlence ile dolu olduğu ve sabah erken kalkmanın çok da zorunlu olmadığı
saatlerinden sonra ödevlerin ve çalışmanın yapılması gerektiği ve sabah erken kalkma zorunluluğu
olduğu bir sürece geçmek kolay olmayabilir. Öğrenciler zaman zaman bu süreci doğru yönetemeyebilir
ve geç yatışlar ertesi günkü performansı etkileyebilir.
Bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu uykudan daha azı ile günü geçirmesinin dikkat, algılama, problem
çözme becerilerinde düşüşlere neden olduğu artık biliniyor. Bu nedenle öğrencinin öğrenme ve
problem çözme performansını yukarıya çekmek için uyku kalitesine dikkat etmek önemlidir. Dr.Brian
Mills’in 2007’de Louisville Üniversitesi’nde yaptığı araştırmada normal uyku sürelerinden 1 hafta içinde
bir saat az uyuyan çocuklarda dikkat, konsantrasyon, öğrenme ve hafıza becerilerinde azalma
saptanmıştır. Hacettepe Üniversitesi’nde 2010 yılında 2. kademe öğrencileri üzerinde yapılan bir
araştırma bu bulguları destekler nitelikte yaşanan uyku sorunlarının okul fonksiyonlarını olumsuz
etkilediğini desteklemiştir.
13
Öğrenme ile ilişkisi bu kadar netken uyku özellikle birçok sınava hazırlanan birçok öğrenci için ilk
azaltılacak etkinlik gibi görünür. Yetiştirmesi gerekenler olduğunda en çok zaman çaldığı alandır. Biraz
daha az uyumak çok da önemli değil gibi görünür.
Araştırmalar beyinin aslında hiç uyumadığını, vücut uykuya daldığında o gün içinde olanları ve
yaşananları geri çağırdığını ve çalışmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle uykuya geçmeden
önce tekrarlanan konuların daha kolay uzun süreli belleğe geçtiği ispatlanmıştır. Bu nedenle uykunun
bu tekrar edici ve hatırlamayı kolaylaştırıcı gücü mutlaka kullanılmalıdır. Bu noktada en önemli nokta
çalışma ile uyuma arasına televizyon, bilgisayar gibi farklı bir etkinlikle geçirilen zamanın girmemesidir.
Neler yapılabilir?
 Özellikle hatırlanmakta zorlanılan konulara uykuya dalmadan önce göz gezdirmek işe çok
yarayacaktır.
 Öğrenci yatak ucunda küçük bir bloknot bulundurabilir, kafasına takılan bir konu varsa ve bakmaya
vakit yoksa tekrar etmek ve ya sormak için oraya not edebilir.
 Gece yatmadan önce bakabileceğini küçük konu özetleri hazırlayabilir.
 Uyumadan evvel gün içinde yeni öğrendiği konuları zihninden geçirebilir, sınıfta o sırada neler
yapıyor olduğunun bilgisini geri çağırabilir.
 Kendisine uyku ödevleri programı yapabilir. (Tam yatmadan önce nelere bakacağım? vb.)
ÇOCUĞUNUZUN KALİTELİ BİR UYKU ALMASI İÇİN
 Çocuğunuzun yatmadan evvel bilgisayar
oyunlarından, gerginliğe neden olabilecek
görsel etkinliklerden (film vb.) uzak durması
yararlı olur.
 Karanlık bir yerde yatmak melatonin
hormonu ve derin uyku için önemlidir.
Çocuğunuzun ışıkla uyumaya alışkanlığı varsa
bu konuyu kendisi ile konuşarak çözmeye
çalışmanız yararlı olacaktır.
 Çocuğunuzun yatağı sadece uyku amaçlı
kullanması, yatağa yattığında beyninin uykuya koşullanmasını sağlar. Ders çalışmak için yatağa uzanması
uygun değildir, bu noktada beyin uykuya geçmesi gerektiği mesajını alır.
 Uykuyu destekleyen süt, yoğurt gibi gıdaları uyumadan önce almak, hafif bir duş uykuya geçişi
kolaylaştırır.
14
TAM ÖĞRENME
İÇİN ÖNCE DİKKAT
Çağın hastalığı dikkati odaklayamamak… Zaman zaman
her insan dikkatini odaklamakta güçlük çeker. Özellikle
öğrencilerde odaklanamamak, öğrenme sürecini olumsuz
etkilediği için, vakit kayıplarına, kolay hatalar yapmaya,
moral bozukluğuna ve hatta kendi becerilerine yönelik
şüphe duymaya neden olabilir. Peki nedir bu dikkat
dediğimiz? Neden bu kadar etkilidir? Her yaşanan dikkat
dağınıklığı bir rahatsızlık mıdır?
Dikkat, en genel anlamıyla “zihinsel bir faaliyetin odaklaşmasıdır”. Dikkatin yapısında zihinsel bir
uyarılmışlık hâli ve seçme işlemi vardır. Zihin, dış dünyadan gelen uyarıcıları almaya hazır hâldedir,
uyarıcıları fark eder ve karşı karşıya olduğu büyük miktardaki uyarıcılar arasından amacına uygun
olanları seçer. Bu süreci yönlendiren unsur da “DİKKAT” mekanizmasıdır. Eğer dikkat odaklanamazsa
beyin kendi için önemli olan bilgiyi hafızaya doğru biçimde kodlayamaz ve bu tür bir öğrenme çabası
öğrencinin performansını düşürür.
Dikkat eksikliği ise; kısaca, kişinin organize ve konsantre olmada güçlük çekmesi, dikkatinin kolay
dağılması olarak tanımlanabilir. Burada önemli olan, bu becerilerin yaş, sosyal ve kültürel
özelliklerinden beklenen ölçüde yapılamamasıdır. Yani, bazı yetişkin, genç ve çocuklar istem dışı olarak,
bu sorunları yüzünden tam öğrenme performansı gerçekleştiremeyebilirler. Bu durumun bir sorun
olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı ancak bir uzman tarafından belirlenebilir.
Dikkat çeşitli etkinliklerle geliştirilebilir, odaklanma becerisi belli çalışmalarla arttırılabilir.
Eğlenceli etkinliklerle sıkılmadan yapılacak egzersizler işe yarar. Çocuğunuza:

İki resim arasındaki farkları bulma

Labirent oyunları,

Sayıları birleştirerek resim oluşturma.
15

Resmin bütününe uygun olmayan, resmin içindeki bazı figürleri bulma şeklinde etkinlikler
yaptırabilirsiniz.
AİLELER BAŞKA NASIL ÇOCUKLARINI DESTEKLEYEBİLİRLER?
Dikkatin
toplanabilmesi
için
planlı
çalışma
önemlidir.
Çocuğunuzun gerçekçi ve uygulanabilir bir programı
olmasına ve bu programı uygulamasına
özen
gösterin. Aksamalar olduğu noktalarda yol gösterici
olarak gerçekçi bir düzenleme yapmalarına yardım
edin.
Çocuklar
huzurlu
olduklarında
daha
kolay
odaklanabilirler.
Dikkatin dağılmasının önemli nedenlerinden biri de
evde mutlu olmamaktır. Evde anne-baba arasındaki
geçimsizlikler, gerginlikler, yüksek sesle yapılan
diyaloglar çocuğun dikkatinin dağılmasına ya da
utangaçlık, başarısızlık korkusu, kendine güvenmeme
gibi kişilik özellikleri oluşturmasına yol açabilir. Aile içi
ilişkilerde gösterilecek dikkat odaklanma ve dikkati
olumlu etkileyecektir.
Duyuları çalıştırarak dikkat toplama becerisini geliştirilebilir.
Dikkat toplamayı geliştirebilmek için beş duyu organını çalıştırmalıdır. Çocukların görsel, işitsel
algılarının gelişmesi için alıştırmalar yapmalı, oyun yolu ile çocukların beş duyusunun gelişmesine
yardımcı olunmalıdır. Dolaylı olarak düşünme yeteneklerini geliştirmelidir. Çocuklarda, dikkatin daha
yoğunlaşabilmesi için öncelikle dinleme becerilerinin iyi bir biçimde oluşması gerekir. Karşılıklı
konuşmada çocuk söyleyeceklerine dikkatini toplar, aynı zamanda kendisine anlatılanlara dikkat eder.
Bu ortamlar çocuğun dikkatini toplamasına yardımcı olur.
KAYNAKÇA: DİKKAT TOPLAMA EĞİTİMİ, ANNE-BABALARA, ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER
Prof. Dr. Berka Özdoğan 2006, Ankara
16
ÖĞRENME STİLLERİ
Herkes öğrenebilir ama herkes aynı şekilde öğrenmez. Her bireyin öğrenme stili farklıdır. Çocuk ve
gençlerde öğrenme stilleri herkes gibi hatta birbirleriyle aynı yaşa olsalar bile birbirlerinden farklıdır. Çalışırken
kimisi en küçük sesten bile rahatsız olurken, kimisi gürültüleri bile duymaz. Hepsinin konsantre olma yolları
farklıdır. Kendisinde akılda kalıcılığı en çok destekleyen yöntemin keşfedilmesi akademik başarıyı kolaylaştırır ve
zaman kazandırır. Bu şekilde çalışmak öğrencinin uzun saatler boyunca masa başında oturmasını engelleyecek,
bunun yanında bilginin kalıcılığını da kolaylaştıracaktır.
Her öğrencinin en iyi öğrendiği yol, onun öğrenme stilidir. Bir öğrencinin algılamasını, çevredeki diğer
insanlarla ilişkilerini ve öğrenme çevresindeki davranışlarına etki eden bilişsel, duyuşsal ve fizyolojik yapısı,
onun öğrenme stilini belirler. İyi veya kötü öğrenme stili yoktur. Önemli olan her öğrencinin en uygun şekilde
öğreneceği stili keşfetmektir.
Öğrenme stillerini genel olarak 3 ana başlık altında toplarız. Bunlardan birincisi görerek öğrenme, ikincisi
dokunarak (kinestetik) öğrenme ve son olarak da duyarak öğrenmedir. Öğrencilerde bazen bir stil çok belirgin
biçimde ortaya çıkarken, bazen karma biçimde öğrenenler de olur. Bu nedenle bu üç stilin özelliklerini bilmek ve
buna bağlı olarak kendisine hangi yöntem ya da yöntemlerin yararlı olacağına yönelik bir keşif yapmasını
desteklemek önemlidir.
17
ÇOCUĞUNUZ HANGİ ŞEKİLDE ÖĞRENİYOR?
Görsel öğrenenlerin özellikleri
İşitsel öğrenenlerin özellikleri
Dokunsal (kinestetik) öğrenenlerin
özellikleri
•Özel yaşamlarında genellikle
•Ses ve müziğe duyarlıdırlar.
•Kinestetikler dünyayı adeta
düzenli ve titizdirler.
•Sohbet etmeyi, grupla çalışmayı
vücutları ile hisseder ve o dünyayı
•Sözlü talimatları takip etmekte
severler.
anlamak için de tüm vücutlarını
zorlanırlar.
•Genellikle ahenkli ve güzel
kullanırlar.
•Harita, poster, şema, grafik gibi
konuşurlar.
•Sürekli hareketlidirler, yerlerinde
görsel araçlarla kolay öğrenirler ve
•Daha çok konuşarak, tartışarak
duramazlar, aktif olmayı severler.
bu araçlarla öğrendiklerini kolay
öğrenirler.
•Plan ve programdan fazla
hatırlarlar.
•Bir şey düşünürken kulak hizasına
hoşlanmazlar.
•Kurallara uymak ve disiplinli
doğru bakarlar.
•Monoton ve yavaş konuşurlar, az
olmak en büyük özellikleridir.
•Gözle okuma sırasında hiçbir şey
ve öz konuşmayı severler.
•Karmaşık ve ne olacağı belli
anlamayabilirler.
•Dokunmak onlar için en kolay
olmayan işlerde huzursuz olurlar.
•Bulundukları ortamlarda
iletişim kurma yoludur.
•Plansızlık onlar için huzursuzluk
gürültüden çok rahatsız olurlar.
•Düşünürken aşağı doğru bakarlar,
demektir.
•Yazarken noktalama işaretleri, dil
dağınıktırlar.
•Mükemmellik onlar için önemlidir.
bilgisi hataları yapabilirler.
•Hızlı konuşurlar, iyi gözlemcidirler.
•Okumaya düşkündürler.
•Okudukları ve yazdıkları
metinlerde yazım, noktalama ve
diğer dil bilgisi kurallarına
duyarlıdırlar.
•Bir şey düşünürken gözleri yukarı
doğru bakar.
18
Çocuğunuzun öğrenme stilini belirlemekte en önemli etken, onu ne kadar iyi tanıdığınızdır.
Onun güçlü ve zayıf olan yönlerini, alışkanlıklarını ve eğilimlerini tanıdığınız sürece öğrenme stilini belirlemek
daha kolay olur. Anne-baba olarak hangi ortam ve durumlarda daha etkili öğrendiğini gözlemlerseniz
çocuğunuzu tanımak ve anlamakta önemli bir adım atmış olursunuz.
Öğrenme tarzları kişiden kişiye farklılık gösterdiğinden ebeveyn olarak sizin seçtiğiniz, etkili ve verimli
olduğunu düşündüğünüz bir yöntem çocuğunuz için işlevsel olmayabilir. Demek istediğimiz kardeşler
arasında bile öğrenme stillerinin farklılaşabileceğidir. Bu farklılıklara saygıyla yaklaşmanız ve olduğu gibi
kabul etmeniz doğru olandır. Birden fazla yöntemi bir arada kullanmak öğrenilecek bilginin kalıcılığını
destekler. Aynı bilgiyi hem sözel hem görsel olarak sunarsanız çocuğunuzun daha kolay öğrenmesine
yardımcı olursunuz.
Okulların açılmasıyla birlikte anne-baba olarak çocuğunuzla olan ilişkinizde, okul başarısı, ödev ve
öğrenme yaşantıları önemli bir çatışma alanı haline gelir. Kuşkusuz çocuğunuzun potansiyelini en üst düzeye
çıkarmayı ve başarılı olmasını arzu edersiniz. Bu nedenle evdeki öğrenmeye en önemli katkınız, onun
öğrenme stilini tanımasını sağlayacak ortamlar oluşturmak olacaktır.
Farklı materyallerle çalışabilmesini sağlayın. Ayrıca konuyla ilgili deneyimlerinizi tartışın. Ona model
olmanız, öğrenmesini hem zevkli hale getirir hem de ilişkinizi olumlu yönde geliştirir. Aşağıdaki tablo
çocuğunuza yol gösterirken işinize yarayabilir:
ÖĞRENME BİÇİMİNE YÖNELİK ÖNERİLER
GÖRSEL
İŞİTSEL
DOKUNSAL
 Zihinde olayın resmini
oluşturabilme
 Notlar alma
 Sözcükleri parça parça görme
 “İpucu “ sözcükler kullanma
 Renkli şifreler kullanma
 Fotoğraflardan yararlanma
 Video oluşturma
 Konferanslar için hazırlanan
hareketli filmleri izleme
 Çizelgeler, grafikler, tablolar
kullanma
 Haritalardan yararlanma
 Çizimler yapıp kullanma
 Hatırlatıcı ipuçları ( kısaltmalar,
görsel zincirler, zihin haritaları,
bağlantılar) kullanma
 İşitsel araçlardan,
televizyondan, müzikten
yararlanma
 Konuşmacılarla konuşma, onları
dinleme
 Şiir-tekerleme yazma, yüksek
sesle okuma
 Kendi kendine konuşma, sözlü
tekrarlar yapma
 Ritmik sesler çıkarma
 Tartışmalara girme
 Dikkatle dinleme
 Sözlü yönergeler verme
 Hatırlatıcı ipuçları ( sözcük
bağlantıları, şiirler) kullanma
 Çalışırken volta atma-yürüme
 Çalışmalara bedeni de katma
 Tekrar tekrar alıştırma yapma
 Rol yapma
 Egzersiz yapma
 Dans etme
 Notlar alma
 Duyguları bilgiyle
ilişkilendirme
 Tekrar tekrar liste hazırlama
 Çalışırken hareket etme
 Hatırlatıcı ipuçları ( olaylarla
duyguları eşleştirme gibi)
kullanma
19
AYIN OKUMA ÖNERİSİ
Birçoğumuz
için
çocuklarımıza
özgüvenlerini
yaralamadan, onların bireysel güçlerine ve yeterliliklerine
zarar vermeden sınır koymak bir sorundur. Bir yandan
çağımızın dünyasında tuttuğunu koparan, risk alabilen, kararlı
ve güçlü çocuklar yetiştirmeyi hedefleriz ancak diğer yandan
koyulan kurallara uyması, “zararlı” ya da “tehlikeli”
dendiğinde kabullenmesi, uyumlu ve disiplinli olması günlük
hayatımızdaki beklentimizdir.
Sınırları öğrenmeyen çocuk gelecekte kendisine
başarı ve istikrar getirebilecek alışkanlıkları kazanmakta
güçlük çeker. Tehlikelerden kendini korumakta zorlanabilir ve
iletişim, uyuma yönelik sıkıntılar yaşar. Bu durum birbirini
tetikleyen domino taşları gibi zaman içinde daha zor,
karmaşık ve çözümsüz sorulara neden olur. Küçük yaşlarda
uyku problemleri, ders çalışma düzensizlikleri, kardeş
kavgaları, tutturma ve öfke nöbetleri şeklinde ortaya çıkan
durumlar
daha
kolay
yönetilebilirken,
çocuğun
yaşı
büyüdükçe aile içi etkileşim ve ahenki bozan bir kısır döngüye
neden olur.
Robert MacKenzie tarafından yazılmış bu kitap
sizlere yalın bir dille anne babalık tutumlarınızı sorgulatırken,
bir yandan da kolay uygulanabilir önerilerde bulunuyor.
Uygulamaları hayata geçirdikçe aile içindeki iletişiminizin
kalitesinin arttığını gözlemleyeceksiniz.
İYİ OKUMALAR…
20
AİLECEK GİDELİM Mİ?
Dz.K.K. Foça Denizciliği Tanıtma, Sevdirme
ve Yaygınlaştırma Merkezi
Ailecek hafta sonu keyifle gezebileceğiniz hem de yeni bilgiler
öğrenebileceğiniz bir yer arıyorsanız, bir de üzerine denize ilginiz
varsa Foça’daki Denizciliği Tanıtma, Sevdirme ve Yaygınlaştırma
Merkezi tam size göre...
Müze, sergi ve eğitim merkezi olarak düzenlenen merkezin
denizciliği tanıtmak, sevdirmek ve üç tarafı denizlerle çevrili
yurdumuza yakışır oranlarda yaygınlaştırmak için çeşitli çalışma ve
etkinlikler yapmak amacıyla kurulmuş. İzmir’e çok yakın bir
mesafede oluşu tüm gezmek isteyenler içi iyi bir seçenek olmasını
sağlıyor.
ADRES: Aşıklar Cd No:27, Atatürk Mh., Foça, Türkiye
21
EVDE DVD KEYFİ
Ailecek en son ne zaman keyifle birlikte evde film
izlediniz? Bu aya ait film önerimizi birlikte güzel zaman
geçirmek için değerlendirebilirsiniz. Mısırınızı patlatın ve
keyifle ekran başına geçin… Teknolojinin güzel nimetlerinden
biri olan evde DVD keyfinin tadını çıkarın.
UNUTULMAZ TİTANLAR - Remember The Titans (2000)
Filmin konusu:
1971 yılı Virginia eyaletinin Alexandria kenti... Lise futbolu, yöre halkının her şeyidir. Eyalet
yetkililerinin kararıyla siyahlarla beyazların lisesi birleştirilince, bu büyük futbol sevgisinin bir
testten geçmesi kaçınılmaz hale gelir. Çünkü siyahlar ve beyazlardan karma yapılarak kurulan T.C.
Williams High Titans takımının başına siyah koç Herman Boone (Denzel Washington) getirilmiş,
takımın eski koçu Bill Yoast ise (Will Patton) onun yardımcılığına verilmiştir.
Titanların başına Boone'un getirilmesi riskli bir durum olsa da, Boone ve Yoast, birbirlerinde
futbolun ötesinde ortak noktalar bularak birlikte çalışmayı öğrenirler. İkisi de onurlu, sağlam ve
çalışma prensiplerine bağlı olan Boone ve Yoast, çok farklı altyapılardan geliyor olsalar da,
birbirlerine öfke duyan siyah ve beyaz öğrencilerden oluşan takımı sürekli kazanan bir ekip
yapmakla kalmayıp, takımın elemanlarını sorumlu ve özenli gençler haline getirmek için rehberlik
ederler.
Onların birlikte çalışma kararını, yöre halkının tutuculuğu ve hoşgörüsüzlüğü bile
engelleyemeyecektir. Zirveye yükselme istekleri ve spora duydukları büyük sevgi, ömür boyu
sürecek dostluklarının başlangıcını oluşturur. Bugün tarihe bakıldığında onların isminin
hatırlanmıyorsa, bunun sebebi Virginia halkının sadece takımın başarısını hatırlayıp 'Unutulmaz
Titanlar' demesidir.
22
KALİTELİ ZAMAN ÖNERİSİ
HAFIZA OYUNLARI
Çocuğunuzla hem onun hafızasını geliştirmeye yönelik bir oyun oynayabilir hem de keyifli zaman
geçirebilirsiniz. Üstelik önceden hazırlık yapmanız gerekmeden…
YÖNERGE:

Çocuğunuzun istediğiniz sayıda oyuncağını yere dizin (eğer çocuğunuz 2., 3. sınıftaysa renkli kalemleri
kullanabilirsiniz). Sayıyı belirlerken anasınıfı düzeyinde üç ya da dört adet oyuncak ile başlayabilirsiniz.

Oyuncak ya da kalemleri yere dizdikten sonra kısa bir süre çocuğunuzun bakmasına izin verin ve üzerini
örtün. Doğru sıra ile söyleyebilirse, sıra sizde, onun dizdiği sırayı tahmin etmeye çalışın.

Bir sonraki adımda oyuncakları dizin, bakmasına izin verin ve gözlerini kapatmasını isteyin. Gözlerini
kapattığında oyuncaklardan birini saklayın ve kalan oyuncakların sırasını değiştirin. Hangi oyuncağı sakladığınızı
bulmasını isteyin.

Her oynayışta yavaş yavaş kullandığınız malzemenin sayısını arttırın.

Oyunların kaydını tutun ve yenen için küçük bir ödüllendirme yapın!

Bu oyun kartlar, kalemler, oyuncaklar, aklınıza gelecek her türlü evde bulabileceğiniz malzeme ile
oynanabilir. İYİ EĞLENCELER!
23
HOBİ KÖŞESİ
MAKET YAPIMI:
İnce motor gelişimi, konsantrasyon, sabır gibi birçok becerinin
gelişimini destekleyen maket yapımı çok çeşitli seçenekler
sunabilmesi ile keyifli bir uğraştır. Her yaş grubunun becerilerine
göre yapılabilecek çok çeşitli maketler vardır. Maketle uğraşanlar
ham malzemeden kullanılacak malzemeleri kendileri şekillendirerek
maketlerini oluşturabilecekleri gibi, parçaları hazır olarak üretilmiş,
ince bir işçilikle birleştirildiğinde güzel eserler üretebilecekleri çok
çeşitli maket setleri de bulabilirler. Bazı projelerde maketlere yapılan
küçük motor eklemeleri ile uçan, yüzen eserler de üretmek
mümkündür.
Maket yapmak emek vererek bir ürün oluşturma ve başarma
hazzını yaşatan bir uğraştır. Uzun süreli odaklanma, yapımı sırasında
karşılaşılan sorunları çözerken pratik düşünme gibi becerilerin gelişmesine destek sağlar. Kişisel gelişim
bakımından da değerli olan bu beceriler akademik sürece de olumlu etki yapar.
Çocuğunuzla paylaşımlarınızı arttırma yönünde ilk adımı atabilir, onu bu keyifli hobiyi kazanma
yönünde yüreklendirebilirsiniz.
24
Download

Veli Bülteni - Eylül 2014