Harp Mecmuası
Sayı – 10
Yıl – 1
Şaban 1334
Haziran 1332
Fiyatı: 1 kuruş
İdârehâne: İstanbul – Cağaloğlu
Kapalıfurun Sokağı numro 6
(Telefon 1854)
On beş günde bir çıkar asker ve
muharebeden bahs eder risale-i musavvere
İstanbul ve vilayât için posta
ücreti de dahil olduğu halde bir
yıllık iştirak bedeli 25 kuruş
Açık arazide düşmana yaylım ateşi açan bir bataryamız
Harp Mecmuası
Şaban, 1334
(Haziran 1332)
Sayı – 10
Sahife 146
Harp Mecmuası
sya ortadan kalkacak olursa, usül-i idarede mebdeine ricat
.eder” diyordu
Bu devirde Prusya ile Avusturya devletleri beyninde
büyük bir fark vardı. Avusturya’da milel-i muhtelifeden
mürekkeb bir devlet teşkiline çalışılıyordu; hükümetin esası
diplomasiden ibaretti. Bu diplomasi de ancak aksi’lamellerle, muhtelif unsurları birbiriyle tevarütte bulundurmakla mevcudiyetini idame ediyordu. Prusya’da ise memleketin ictimaî ve siyasî bütün kuvvetleri icrâsı yekdiğerine
son derece merbut bir devlet içinde toplu bir millet teşkiline tahsis ediliyordu. Prusya devleti haricî tesirattan külliyen
masûn olmakla beraber bilakis
Müttefiklerimizin tarihinden alınacak dersler
PRUSYA NASIL TEŞEKKÜL ETTİ?
Prusya’nın tarih-i teşekkülü biz Osmanlı Türkleri için
büyük bir istifadeyi câmidir. Çünkü Almanya’yı teşkil eden
anasır arasında Prusya ne ise, Türkiye’yi vücuda getiren
akvam arasında da Osmanlı Türklerinin mevkii hemen onun
aynı gibidir. Binaenaleyh Prusya’nın tarihinde ne dürlü bir
vazife ifa eylediğini, Prusya tekamülüne ne gibi amillerin icrayı tesir eylediğini bilmek faideden halî değildir.
Prusya’nın mebde-i tekamülü on sekizinci asırda başlar.
Mirabo diyor ki: “Prusya bugün karada harp ve sulhun
muhavveri maka-
Kirmanşah’tan Rusların tardı münasebetiyle:
Kirmanşah kapısında askerlerimizin dindaşları olan İran mücahidin ve muteberanı ile musafahaları ve zafer duası olurken
bütün unsurları kendisine cezb ediyordu. Hohenzoleren
mındadır". Filhakika Fransa inkılabından evvel Prusya,
hanedanı da Habsburg hanedanı gibi haris, tûl-i emel sahi-
Fransızları fevkalade meşgul etmişti; hemen her tarafta
bi ve faal idi. Fakat Avusturya derecesinde efkarı meşkûk,
Prusya siyasiyatı kemal-i hahişle münakaşa ediliyordu. Şan
arzuları muhtelif tesirata tabi olmadığı için son derece
ve şeref, fütuhat peşinde koşan devletler daima Prusya’nın
teayyün etmiş maksadları daha ziyade bir usül ve sebat ile
ittifakını isterlerdi. Islahata taraftar olan en ateşli muharrirler
takip ederdi. Avusturya gittikçe dağıldığı halde, Prusya
bile misal olarak Prusya’yı gösterirlerdi. Onların nazarında
gittikçe bir toplu-
Prusya devleti en
luk vücuda getiri-
yüksek sanatkarla-
yordu.
rın asırlarca çalışa
Niha­yet
A v u s ­t u r ­y a ’ n ı n
çalışa
yapamadığını
getirdikleri
yaptı; bir millet ve
mükemmel
bir devlet teşkil
makine idi. Hatta
etmek için lazım
Mirabo
gelen
Devleti)’ne
bulmaya
fak oldu.
unsur­ları
vücuda
bir
(Prusya
dair
muharreratında:
muvafKafkas cephesinde: Çoruh mıntıkasında mestur bir top ateşi başında
“Pru-
Sahife 147
Sayı – 10
Harp Mecmuası
Uzun bir yürüyüþten sonra yeni yol için istirahata geçmiþ bir bölüðün silah çatkýsý
kılıçlarıyla asaletlerini temin etmişlerdi. Prusya’da Töton
şovalyeleri adeta hal-i seferde bir ordu gibiydi. Askerî asale-
birleşmesinden hâsıl oldu. Bu iki memleket arasında Prusya
tin bütün meratibi bunlarda mevcuttu. Brandeburg’da da
Polonyası vardı. Brandeburg ile Prusya birbirinden ayrılmış
Prusya devleti on altıncı asırda Brandeburg ile Prusya’nın
zadegan ordudan yetişiyor ve orduya riyaset
oldukları halde yine bir reisin idaresinde
ediyordu. Gayet çalışkan, idareli ve cengaver
yaşamaya kabiliyetli idi. Çünkü her ikisinin
olan bu zadegan sınıfı çorak bir araziye yer-
de menşeleri birdi. Bunlar adeta Islav mem-
leşti. Esasen kendileri toplu bir cisim teşkil
leketler içinde yaşayan iki Alman müstemli-
etmedikleri gibi istiklal ananeleri de yoktu.
kesi gibiydi. Her ikisi de Islavları kendilerine
Yalnız muhtaç oldukları bir şey varsa o da
çevirmek, onları istila etmek mecburiyetinde
kendilerini muhafaza ve müdafaa edecek bir
idiler. Brandeburg ziraat ve ticaretle iştigal
hükümdar idi. Cümlesi de hükümdara muti
ediyor, Prusya ordusunu vücuda getiriyordu.
ve münkad idi. Ona hizmet ederler, nüfuzu-
Her iki taraf da yeni bir zemin üzerinde icra-
nu elinden almayı akıllarına bile getirmezler-
yı faaliyet ediyordu. Brandeburg ile Prusya’nın
di. Hükümdar bu zadegan sınıfına her zaman
idareleri altına aldıkları ahali hemen vahşi,
itimat edebilirdi.
tarihsiz ve an‘anatsız kavimler idi. Kamilen
Bu suretle Brandeburg’da olduğu gibi
ortadan kaldırılamayanlar ise inkiyad ediyor-
Prusya’da da devlet her şeyi vücuda getirdi.
lardı. Nihayet bunlar da Almanlarla karıştılar,
Bütün müessesatın esasını devlet teşkil edi-
onların dinlerini ve adetlerini kabul ettiler.
yordu. Prusya’da kilise ile devlet birdi.
Fakat Almanlar da bu muhit ortasında kendi-
Brandeburg’da ise kilise devlete tabiydi;
lerini düzelttiler. Bu ihtilattan öyle bir kavim
çünkü mecburdu. Bu tabiiyet o derecede idi
zuhura
ki, dinî ve mülkî menafi‘ yekdiğerine o suretle
Almanlardan
karışmıştı ki, memleketin reisi fikir ve mezhe-
Islavlardan daha çalışkan, daha mağrur ve
bini tebdil eder etmez ruhban sınıfı ona imti-
daha sebatkar, Prusyalılardan daha müteşeb-
sal eder, ahali de ruhbana peyrev olurdu. Bu
bis ve herşeye kabiliyetli idi. Siyasî bir unsur
suretle fütuhat ikmal olundu, ahali kamilen
olmak üzere her ikisine de faikti. Çünkü bun-
temsil edildi. Mesela Tötonların reisi vukuatın
lar fikren daha vuzuha malik, hissen daha
ilcasıyla Prusya dukası olunca, aynı zamanda
itaatkar idi. İşte bu unsurların fevkinde bir
Brandeburg beyi de olurdu. Bu vech ile ahali
kibar sınıfı vücuda geldi. Bu sınıf kamilen
ile hükümet birbiriyle imtizac etti. O suretle
ki, Prusya milletinin
Fahri Süvari Mülâzýmý ‘Adana
Valisi’ Cevdet Bey
geldi
ki,
da
bu
Islavlardan
büsbütün
başka
da,
idi.
fütuhattan zuhur etmişti; hepsi de, Osmanlı
Türklerinde olduğu gibi,
Sayı – 10
Sahife 148
Harp Mecmuası
On yedinci ve on sekizinci asırlarda birbirine halef
bütün unsurları hazırlandı; bunların yalnız birleşdiklerini
olan Prusya hükümdarları hep yekdiğerinin vazifesini
ilan etmek kaldı. O vazifeyi de Hohenzollern hanedanı îfâ
ikmal etmişlerdir. Bunların herbiri kendisinden evvel gelen
hükümdarın yapdıklarını ikmal etmiş, kendisinden sonra
gelenlere de istikbalin bütün yollarını açık bırakmışdı. Ez
eyledi. Hohenzollern hanedanı Brandeburg beyleriyle
Prusya Tütonlarının ananesine vâkıf idiler. Kendileri ruhanî
cümle Büyük Frederik Prusya hükümdarlarının en parlak
bir hukuka malik oldukları gibi askerî bir asaletin, silah kul-
bir numunesidir. Fre­derik ecdadından ufak bir devletin
lanmaya alışkın bir kavmin de ruhanî reisleri idiler. Bu
bütün un­sur­larına varis
sebebden Prusya’yı o dere-
ol­muş,
son
ce akilane ve o rütbe mahi-
ahla­fına
rane idare etdiler ki, Prusya
hayatının
za­manların­da
muazzam bir devl­etin
devleti Avru­pa’da en iyi
bütün kadrolarını mi­­ras
bırakmışdır.
idare olunan devletler sırası-
Fre­d erik
na geçdi.
Avusturya’dan SilezMedine-i Münevvere’de yeni hayat numunelerinden: Bisiklet süvar jandarmalar
Prusya’nın tarihi nasıl
Hazırlık mevziinde bir batarya
ya’yı, Polonya’dan Prusya Polonyasını aldı. Tebe­asının
nüfusunu iki buçuk milyondan beş buçuk milyona çıkardı. Hükümetini hem büyültdü, hem de bir merkeze topladı. Prusya’ya ilhak edilecek civarda daha bazı yerler
vardı. Frederik bu yerleri zabt etmek şerefini de kendisinden sonra geleceklere bırakdı. Fakat haleflerine hedefi
gösterdi, zabt edilecek hududu tayin etdi. Denilebilir ki
Prusya’nın zafer yollarını kamilen Frederik tesbite muvaffak oldu. Ahlafına mücadele edilecek düşmanı gösterdiği
gibi ananevî mefaati de iraeden hâlî kalmadı.
Frederik’i en z­iya­de meşgul eden,
Rusya’nın ilerilemesi idi. Kardeşi Hayn­
rih’e yazdığı bir
mek­t ubda
şöyle
diyordu: “Rusya
müd­hiş bir kuvvetdir. Şark imparatorluğunu tahrib eden
Hunla­rın ve Kepid­
lerin bu hafidleri
garb imparatorluğunu da az
başladı ise o tarzda devam etdi. Prusya ile Brandeburg’un
muayyen hududları yokdu. Kendilerine mücavir her ne
varsa zabt edilebilirdi; fakat zabt edilen yerleri de muhafaza gayet müşkildi. Bu sebebden Prusya’da fütûhât kapıları
erkenden açıldı. Mirabo’nun dediği gibi harb Prusya için
millî bir sanat oldu. Hükümetin millî teşkilatı, tûl-ı emeli
Prusya için mübrem bir ihtiyac şekline koydu. Hiçbir mani‘
Prusya’nın
önüne
geçemedi.
Hiçbir
hanedan,
Hohenzollernlerin yapdıkları gibi en büyük cereyanları
anlamaya, bunlar­dan
istifade
etmeye
muvaffak olamamışdır. Prusya hükümdarları ehl-i salibden doğmuşlar, dinî ıslahat
sayesinde büyümüşlerdi. Kilise için birçok
fütuhat
yapdıkdan
sonra hükümet için
de maddî fikirleri takib
eylemişlerdi.
Dördüncü Orduda gönüllü Mevlevî alayında nişan talimi
Sahife 149
Harp Mecmuası
Sayı – 10
zamanda inkisama uğratabilirler. Bu müdhiş seylabeye karşı
bulduğum yegane çare var ise
o da tedricen büyük hükümetlerle bir ittihad vücuda getirmekdir. Fakat bu ittihadın
zamanı hulul etmedi. Bu vazife, Frederik’in en küçük hafidleri tarafından ifa edildi.
Frederik’in nazarları bir asırdan ilerisine nüfuz edememişdi; maamafih bu kadarı da
kendisi için kafiydi; çünkü
daha uzakları keşfe muvaffak
olmak pek az siyasilere nasib
olmuşdur.
Filhakika Rus seylabesi
Frederik’e ancak pek uzak
mıntıkalar için tehlikeli görünüyordu. Fakat bu seylabeyi
Dikenli kayalýklar içinde mâhirane ilerleyen avcý askerlerimiz
gözden gaib etmiyor, önüne
nâ-payidar sedler yapup da kendisini
tehlikeye
duçar
etmekdense,
bu muhlik seylabenin
doğru ilerlediler. Emellerinde birbirine muhalif bir şey olmaşiddetini
kanallarla
kırmak,
onun
kuvvetinden
Prusya’nın
dığı için her iki taraf da yekdiğerinin arzusuna mani olmadımenafiine olmak üzre istifade eylemek istiyordu. Frederik
lar. İki taraf da kendilerini aynı rakib ile, aynı düşmanla karşı
hatıratında diyor ki: “Bunun için iki tarikden birisini ihtiyar
karşıya gördüler. Vakıa bazı ihtiraslar, maharetsizce bazı
eylemek lazımdı: Ya Rusya’yı o cesim fütuhatında durdurhesablar onları birbiriyle mücadeleye sevk edebilirdi. Fakat
mak, yahud bundan kendimiz de istifade etmek ki en doğicab-ı ahval onları müşterek düşmanlarına karşı ittihada
rusu da budur.” İşte Frederik bunu Polonya’nın birinci takmecbur ediyordu. Gelecek makalemizde Frederik’in
siminde yapmış ve bu suretle haleflerine iyi bir ders bırakPrusya’yı büyültmek için bu ittihaddan ne suretle istifade
mışdı. Filhakika Prusyalılarla Ruslar birbiriyle asla sevişmedieylediğini, Prusya’nın tarih-i teşekkülünde bu büyük hükümler, âtiyen birbirlerine düşman bile oldular; fakat o sırada
darın ne muazzam bir vazife ifa eylediğini şerh eyleriz.
müşterek menfaatleri için birleşdiler: Her iki hükümet de
Polonya’ya göz dikdiler,
Polonya mevcud oldukca
münferid hakimiyetden
vazgeçdiler, bu bedbaht
memleketin enkazını paylaşmak için bilakis yekdiğeriyle birleşdiler. Bu emellerden haric olmak üzre de
Ruslar bütün emellerini
Şark’dan, Prusyalılar da
Garb’dan takibe koyuldular. Ruslar Türkiye’ye, Prus­
yalılar da Almanya’ya
İntizar mevziinde sahra
bataryalarımızdan biri
Dördüncü Orduya mülhak
bahriye telgraf bölüğü ve
kumandanı
Sayı – 10
Sahife 150
Harp Mecmuası
Mısır’ın garb
kapularında mücahede
menaziri
İngilizlere yeni bir darbeden sonra
mücahidînin resmî geçidi
Çölden hatt-ı harbe giden mücahidînle karışık
bir müfreze-i askeriyemiz
Her de­fa­sýn­da torbasýndaki bombalar-
Kahramanlar ve Kahramanlıklar
ÝSÝMSÝZ DERE GÂZÝSÝ
la düþman si­perlerinde kýyametler koparýr,
birçoklarýnýn canlarýný cehenneme yollar,
Bolvadinli Ali oðlu Ýsmail taburu efrâdý
onun­la da kanaat etmez, tüfeklerinden
ve­sa­ir alât-ý harbiyyelerinde ne kaldýrabi­
lir­se toplar getirirdi.
Düþman
25
Mısır sularında düşman ganbotlarına
karşı kullanılan toplarımızdan biri
arasýnda yalnýz gözü pekliðiyle dünyada
hiçbir tehlikeden korkmamasýyla deðil taliiyle teferrüt etmiþ bir Türk
Temmuz
yiðidi idi. Bomba, torpil, mit-
1331’de bü­yük taarruzlarýn­
ralyöz, kurþun yaðmurlarý,
dan birisini daha ya­pa­rak
siperlerin en gizli köþelerine
Türk’ün kýrýlmaz azmini bil-
kadar nüfuz ederken, Ýsmail
mem ka­çýncý defa tecrübe
bîperva meydanda etrafý
etmek istiyordu. Öldürücü
tarassut
tahrip ve kahredici nesi var­sa
sipere bir karakedi “en
siperi yýkmýþ, tozu dumana
tevcih et­mekle beraber efrâ­
karýþtýrmýþ, cehennemî alev-
dýný da hücuma kaldýrmýþtý.
bölüðü
yanýndaki
büyük torpilin ismi” düþmüþ,
cümlesini bizim siperlerimi­ze
Ýsmail’in
eder;
ler hâsýl ederek önüne gele-
Ýsimsiz
ni yakmýþ. Kahraman Ýs­ma­il,
Dere’de idi. Düþman efradý
İngilizlerden iğtinam olunmuş makineli tüfenklerle mücehhez bir takim
hemen kendisini bu sipere
inat ile bö­lüðün tahassün
(Makineli tüfenkler arkalarında bağlı)
atar, top­raklar altýnda mec-
ettiði siperlere girmek istiyor­
ruh
yanmýþ
lardý. Bir düþman neferi siperini müdâfaaya çalýþan takým
çýkarýr, sýrtlar tehlikeli mýntýkadan kurtarýr...
çavuþuna sün­güsünü tevcih etmiþti. Bir an sonra
düþmanýn süngüsü çavuþun sînesini par­ça­layacaktý.
zevkti:
ar­ka­daþlarýný
Keþif kollarýnda bulunmak bu ne­fer için büyük bir
Sahife 151
Sayı – 10
Harp Mecmuası
Ýsmail on adým kadar ge­ri­de idi. Silah kullanmaya
zemin ve za­man müsait deðildi. Derhal tüfeðini
attý ve bütün süratiyle koþarak tam vaktinde iri
düþman neferinin gýrtlaðýna sarýldý. Düþ­man neferi
kendisini elleriyle mü­dâfaa için tüfeðini býrakmaya
mecbur oldu. Fa­kat Ýsmail’in týrnaklarý onun gýrt­
laðýna iyi­den iyiye geçmiþti. Birkaç sa­niye son­ra
gözleri faltaþý gibi fýrlamýþ bir halde cansýz olarak
Filistin mücahidîninden
bir grup
yere yuvar­landý. Ýs­mail bu
hareketiyle
çavuþunun
terk edersek memleke-
hayatýný kurtar­mýþ idi.
timizdeki çoluðu­muz
Taburunun
çocuðumuz
düþ­man
alaya yaz­dý­ðý bir muhtýrada
ayaklarý altýnda kalýr.
Biz
burada
kumandaný
Ýsmail hakkýnda þöyle di­yor:
ölelim
ce­set­l­erimizden kaleler
yapa­lým
ki,
düþman
geçmesin ve bu yüz­­
den memleketimiz çolu­
ðumuz,
Harb oyunlarından sonra
vazifelerine koşan mücahidîn
ço­c u­ð umuz
dini­miz kurtulsun.”
“Kendisi gâyet âlîcenap ve arka­daþ­la­rýna karþý
daima himayekâr ve teh­li­kede gördüðü arkadaþýný
hayatýný feda ederek kurtarmaya azmederdi.” Kah­
ra­man Ýsmail elân ber-hayattýr ve mert sî­nesi
necm-i Osmanî ile müzeyyendir.
(Künyesi: YT. 2K7 Takým 1 Manga 1 Ali oðlu
Ýsmail Bolvadin 1307)
Susayan askerlerimize yollarda su
yetişdiren bir bedevi ailesi
“Merkûm zaten en tehli-
keli
za­m an­larda
dâimâ
arkadaþlarýnda bir hiss-i dînî
ve vatanperverî uyandýrýr ve
þöyle ba­ðý­rýrdý:
-Hey arkadaþlar! Vatan ve
millet bi­zim gibi dîni bütün
neferlerinden hiz­met bekliyor. Biz eðer burada vazi­
Dicle Nehrinde nakliyatı tesrî’ eden şahturlar menzili
femizi yapmaz mevkiimizi
Sayı – 10
Harp Mecmuası
Sahife 152
Başkumandan Vekili Enver Paşa Bağdad’da
Dicle’de mücahidîn sevkiyatı
İran mücahidîni rüesasına yeni vazifeler için
talimat verirlerken
Irak harb cebhesine dair:
Bağdad ve Dicle’de birkaç
levha-i faaliyet
Kutü’l-Amâre’nin istirdadında zafer şenliğine iştirak eden
bir motor bot
İngilizlerden alınan Selman-ı
Pak ganbotunun topları düşmana çevrik iş başında
Selman-ı Pak ganbotı İngiliz
esirlerini nakl ediyor
Dicle Nehri’nde daima
faal motor botlarımızdan biri
Kutü’l-Amâre’de mahsur iken teslimden
biraz evvel topluca aldýklarý bir resim
Kutü’l-Amâre’de esirleri açık vagonlara yerleştiriyorlar
Saðlý sollu Kutü’l-Amâre’den
alýnan Ýngiliz esirlerden
bir kâfile
Esir kafilelerinden
birkaç manzara
Kutü’l-Amâre akıbeti:
Ortada General Tavzend ve erkan-ı harbiyesi
akîm kalan Bağdad’ın fethi macerasından sonra
General Townshend Ýstanbul’a gelirken Irak yolunda bir mevkide
Sahife 153
Harp Mecmuası
Sayı – 10
Sayı – 10
Sahife 154
Harp Mecmuası
Maksadýný anlamýþtým, bu yiðit ve fedakar
vatan yavrusunu bakýþlarýmla ve bütün ruhumla takdir ve teþvik ede­rek “Peki Sadýk, göreyim
seni” dedim.
***
11 Aðustos 331
Þafak atar atmaz düþmanýn karþý­mýz­daki iki
siperi müthiþ tarrakalar sâmia-hýraþ infilaklarla
alt üst olduðu ve pek çok telefat vuku bulduðu
görü­lü­yordu. Kahraman Sadýk gece yerleþ­
tirdiði torpilleri
Müşterek düşmana kullanılacak yeni bir top
BİR ZABİTİN HATIRATINDAN
Büyük çaplı havan topu talimi
tam isabetli endahtla­
rýy­la infilak ettirmeye
muvaf­f ak
ol­m uþ­t u.
Hemen yanýna gittim.
Ben ona “Aferin Sadýk”
diye beyan-ý takdir ve
teþekkür etmek isterken o:
-Beyefendi
bak
akþam dediðim ku­yu­
larý görüyon mu? diyor
ve gülü­yor­du.
Akþama kadar yapý­
lan hücumlarda hep
Sadýk’ýn düþmana bir
arslan gibi saldýrdýðýný
gör­düm. Ne çare ki akþam
üzeri hâin bir kurþun onu
ye­n i
bir
kah­­ramanlýðý
sýrasýnda top­rak­lara ser­di.
-17 Aðustos 331 Kerevizdere Kurt Koylarý-
Harbin en müthiþ ve en ateþli bir gününü
yaþýyorduk. Düþmanýn piyade ateþi bombalarý
alýþýklýk sebebiyle artýk bize alelâde geliyor
hatta bir eðlence teþkil ediyordu. Üzerimizden
geçen kurþunlarý hemen el ile tutacak gibi
idik. Fakat bugün düþman ölüm fýrtýnalarý
koparan koca mermilerini o kadar büyük bir
mebzûliyetle üzeri­mize savurmuþ ve o kadar
çok torpil atmýþtý ki nasýl olup ta siperlerimizin alt üst olmadýðýna onlardan ziyade biz
hayret ediyorduk. Düþmana
bu müthiþ faaliyetini yine
bermu’tad
bir
þey
kazandýrmamakla nihayetlendiren gece hulûl etti.
Biraz sonra bölüðümün
birinci takým çavuþu bana
yaklaþarak:
- Efendim dedi bizim ta­kým­
dan Kadir oðlu Sadýk þimdi
siperden fýrladý, düþmanýn
gündüz
attýðý
torpillerin
patlama­yanlarý var, onlarý
kucaklayýp düþman siperlerinin önüne götürüp býrakýyor.
Peyderpey cebhe-i harblere sevk edilen yeni toplardan bir takım
Kendisine o kadar söyledik,
etme be Sadýk! Gel, tehlikedir
dedik; ama dinlemedi ve eliyle göstererek.
-Ýþte dedi, bakýn...
Yine kendi kurþunuyla
yaralanan bir düþman neferini ölümden kurta­rarak siperimize getirmek üzere iken
yan tarafýndan gelen bir
kurþun, Sa­dýk’a pek sevdiði
rütbe-i þehâdeti ihraz ettirdi.
Filhakika Kahraman Sadýk karanlýktan
bil-istifade torpilleri tâ düþman siperlerinin önüne taþýyor yerleþtiriyordu.
Avdetinde Sadýk’ý çaðýrdým;
Ne kadar þâyân-ý gýptadýr
ki ölüm onu hayatýndakilere
yeni ve son bir kahramanlýk
ilavesinden men edememiþti.
-Hayýr beyefendi, dedi. Onlarý ken­di
kazdýklarý kuyuya düþüreceðim.
(Künyesi Ankara Koçhisar
nahiye­sinin Kaman karyesinden Oruço­ðul­la­rý’ndan Kadir
oðlu Sadýk 301)
-Kusura bakma beyefendi. Bana
ya­rýn sabaha kadar müsaade et. O
zaman düþman siperlerinde kazýlacak
kuyularý görürsün.
-Sadýk ne yaptýn dedim, yarýn yine
bize atsýn diye mi düþmana torpil taþý­
yorsun?
-Nasýl, onlara cephane mermi torpil
taþýyarak mý?
İdman talimi yapan askerlerimiz
Sahife 155
Sayı – 10
Harp Mecmuası
(Dekovil) hattı
Dokovil lokomotifi faaliyetde
Dekovil için (lokomotif)in vagondan sal üzerine inişi
Bazı mıntıkalarda Dekovil’e yardım eden yük otomobili
Ağaçdan acele yapılmış bir köprüden dekovil treninin geçişi
Sayı – 10
Sahife 156
Harp Mecmuası
Avcı efradımızdan bir manga
yere yatmış ateş vaziyetinde
İstikbal harbine gençlerimizin hazırlığı
kazandıracakdır. Her şeyden
evvel sağlam bünyeli, cevval
gençlere malik olmak bahtiyarlı-
Her tarafda te‘ammüm
eden Osmanlı güç dernekleri
ğına bununla nail olacağız.
teşkilatından
Aşağıdaki
resim:
pek
büyük
ümidler uyanıyor.. Bu teşkila-
11’inci
depo alayı sekizinci bölük mual-
tın idamesi ve muvaffakiyetle
lim ve esas efradı
tatbiki bize çok şeyler
Zabit keşif kollarımızdan biri, vazifeye hareketden evvel
Sahife 157
karþý olanca savletiyle hücum ediyordu. Bir zaman geldi ki iki
taraf birbiriyle boðaz boðaza, süngü süngüye çarpýþmaya
baþladý. Etrafta toplar gürlüyor. Kanlar dökülüyor. Sayhalar
iþitiliyordu. Arkadaþ­larýmdan Mülazım Yusuf Bey bu mücadelede öyle bir kahramanlýk gösterdi ki hayret edersiniz. Düþmanla
göðüs göðüse çarpýþýyordu. Gö­zümle gördüm. Tamam o
sýrada düþmana on kiþi telefat verdi. Bir müddet dört beþ kiþi
ile mücadeleye mecbur oldu. Nihayet ânî ve fâik bir savlet
karþýsýnda kahramancasýna fadâ-yý can etti. Ordumuzda bu
suretle fedakarlýk eden za­bit­lerimizin adedi saymakla bitmez.”
Ma’lûl zabitlerimizin her birinin menâkýbý baþlý baþýna bir
tarih-i zaferdir. Ýçlerinden biri
çoðu kollarýný ve bacaklarýný
kaybettikleri halde avcý hat­
týndan ayrýlmak isteme­miþler;
son kuvvetlerini sarf edinceye
kadar düþmana mu­kâbele
etmiþlerdir. Vatanýn fedakarlýk
timsâlini teþkil eden bu ulvî
simalarý dâimâ takdis edelim.
Yüzbaþý Ahmet Sadýk Efendi:
Beþinci Kolordu On Dör­
düncü Fýrka Elli Beþinci Alay
Ýkinci Taburunun Altýncý Bölük
Yüzbaþý Eyüp Cevad Efendi
Yüzbaþýsý iken 15 Aðustos 1331
tarihinde Kerevizdere’de aðýr top mermisiyle vücu­du­nun
muhtelif mahallerinden ve gözlerinden yaralanmýþ­týr.
Yüzbaþý Eyüp Cevat Efendi:
Birinci Kolordu Üçüncü Fýrka Otuz Dokuzuncu Alay’ýn
On Birinci Bölük Yüzbaþýsý iken 22 Haziran 1331 tarihinde
Sýðýndere’de gönüllü olarak en mühim noktaya hücum esna­
sýnda þarapnel ile sol gözünü kaybetmiþtir.
Mülâzým-ý evvel Vasfi Efendi:
Yirminci Alay Ýkinci Tabur’un Yedinci Bölük Mülâzým-ý
sânîsi iken Seddülbahir mýntýkasýnda 18-19 Nisan 1331
ge­cesi umûmî taarruz esnasýnda ayaðýndan muhtelif surette
yaralanmýþ ve iþ bu cerîhalar bir ayaðýnýn sakat kalmasýný
intâç eylemiþtir.
Mülâzým-ý
Halid Efendi:
Sayı – 10
Harp Mecmuası
sânî
Mehmet
Dördüncü Kolordu açýðýnda
On Ýkinci Fýrka Otuz Altýncý
Alay Ýkinci Taburu’nun Birinci
Bölük Mülâzým-ý sânîsi iken
Seddülbahir
mýntýkasýnda
Kerevizdere’de 16-18 Haziran
1331 tarihinde düþmanýn almýþ
olduðu bir kýsým siperin bir
takým efrat ile istirdadý
esnasýnda sol gözünden mecruh ve ma’lûl olmuþtur.
Mülazım-ı sani Mehmed Halid
Efendi
ÞANLI MA’LÛL ZÂBÝTLERÝMÝZ
Bunlar muharebenin þanlý meydanlarýnda zafer uðrunda
çarpýþan vatan yolunda gösterdikleri fedakarlýklarýn þâyân-ý
takdis âsârýný ömürlerinin sonuna kadar muhafaza eden
efrâd-ý millet arasýnda dâimâ muhterem dâimâ mübeccel
tanýnan fedâkar simalardýr. Kimi bir gözünü kaybetmiþ kimi
bacaðýndan kimi kolundan sakat kalmýþ genç, cesur zabitlerimiz sevgili üniformalarý ile halk arasýnda görüldüðü zaman
onlara karþý kalbin en derin
köþesinden hiss-i hürmet duymamak kâbil deðildir.
Her ma’lûl zâbitin sîma­
sýnda þanlý bir mücadelenin
menâkýbý gizlidir. Onu dinlerseniz vatan uðrunda yapýlan
fedakarlýklarýn vatan uðrunda
dökülen kanlar ortasýnda Türk
hamâsetinin ne büyük harikalar izhar eylediðini duyar, gözlerinizden eþk-i iftihar dökülerek þanlý bir satvet levhasý
karþýsýnda kalbinizin titrediðini
hissedersiniz. Kimi vaktiyle
ecdâdýmýzýn büyük zaferler
Yüzbaþý Sadık Efendi
kazandýklarý yerleri nasýl müdâ­
faa ettiklerini size hararetli kat’i
bir lisan ile anlatýr. Kafkas hudutlarýnýn karlý tepelerini orada
çarpýþan vatan yavrula­rýný düþünürseniz kimi Çanakkale
destan-ý hamâ­se­tin­den si­ze uzun bir neþîde-i zafer okur. O
zaman güzel Ýstanbul’u müdâfaa için aylarca çarpýþan, aylarca düþmanýn en müh­lik ateþlerine göðüs geren, kar fýrtýnalarý
arasýnda tipi­ler kar­þý­sýnda gecelerini gözünüzün önüne getirirseniz, sev­gili vatanýn müdafaasý için her þeyini feda eden
bu kahramanlara karþý kalbinizde zeval bulmaz bir hiss-i tevkir duyarsýnýz.
Bilseniz bu sakat uzuvlar ne büyük hârikalar netice­sinde,
düþmana ne azim telefat verdirerek vukua gelmiþtir. Siz onu
bu kahraman zabitlerden dinleyiniz.
Onlar
gâyet
mü­t evâzýdýr.
Kendilerinin
fedakarlýklarýndan
ziyade
arka­d aþ­larýnýn,
mensup
olduklarý bütün kýtanýn cesaretini anlatmakla bitiremezler.
Mesela dinlerseniz “O ne
müthiþ gündü! Düþman, siperlerimize
Mülazım-ı evvel Vasfi Efendi
Sayı – 10
Harp Mecmuası
Sahife 158
YAŞAYAN ÖLÜLER
Y19 T2 Kumandaný Kýdemli
Yüzbaþý Ýbrahim oðlu Halil Efendi.
)(30 Haziran 1331
Y36 T2 Kumandaný Binbaþý
Giritli Mehmet Himmet Bey
)Eylül 1331 17(
Y23 T1 Kumandaný Binbaþý
Þakir oðlu Ali Faik Bey
)Nisan 1331 17(
Y95 T1 K2 Kumandaný Yüzbaþý
Harputlu Hafýz Halid Efendi
)Nisan 1332 29(
Onbuçukluk Obüs Müstakil T1 K
Zâbit Namzedi Kemal Paþa oðlu
Ýsmail Fehmi Efendi
)Þubat 1331 4/3(
Y9 T3 K12 Zâbit Vekili Kemal
Paþa oðlu Mehmet Refik Efendi
)Teþrîn-i sânî 1331 28(
Y26 T3 K12 Mülâzým-ý evvel Ali
Fuat oðlu Memduh Efendi (12
)Mayýs 1331
Y10 K8 Zâbit Namzedi Sirozlu
Yusuf oðlu Hilmi Efendi
)Haziran 1331 30(
Y51 T2 K5 Ýhtiyat Zabit Vekili
Tayyar oðlu Ali Cevat Efendi
)Temmuz 1331 19(
Y 72 T2 K7 Mülâzým-ý
sânî Geylanlý Bayram oðlu
Ramazan Efendi
)Teþrîn-i sânî 1331 12/11(
Y23 T1 K3 Mülâzýmý-ý sânî
Kütahyalý Süleyman oðlu
Hâmi Efendi
)Temmuz 1331 28(
Y8 T3 K9 Mülâzým-ý evvel
Kütahyalý Süleyman oðlu
Mehmet Efendi
)Temmuz 1331 26(
Y25 T2 Kumandaný Binbaþý Kemal
Paþa oðlu Mehmet Ali Bey
Tarih-i şehadeti:
(26 Temmuz 1331)
Y19 Makineli Tüfek Bölüðü
Kumandaný Yüzbaþý Ýsmail
oðlu Mustafa Kemal Efendi 18
)Nisan 1331 (1 Mayýs 1915
Y87 T2 K3 Mülâzým-ý evvel
Mehmet Ziya oðlu Ömer Efendi
)Kânûn-ý evvel 1330 15(
Y84 T1 K3 Mülâzým-ý evvel Hacı
Ömer oðlu Rüstem Efendi
)Temmuz 1331 24(
Sahife 159
Harp Mecmuası
Sayı – 10
YAŞAYAN ÖLÜLER
Üçüncü Ordu Etýbbâsýndan
Kýdemli Yüzbaþý Halil Recâî
)Efendi (30 Mart 1331
Beþinci Kuvve-i Seferiye
etýbbâsýndan Binbaþý Yusuf Ziya
)Bey (24 Mart 1331
Erzurum Ýmrâz-ý Ýntâniye
Hastahanesi Sertabibi Binbaþý
Mehmed Câvid Bey
)Mart 1331 30(
Üçüncü Ordu Menzil Sertabibi
Binbaþý Ahmed Sabri Bey.
Tarih-i şehadeti:
(13 Nisan 1331)
Y10 T2 Tabibi Yüzbaþý
Yusuf Efendi
)Þubat 1330 24(
Y92 T1 Tabibi Yüzbaþý
Faik Efendi
)Þubat 1330 2(
Erzurum Ýstihkam Ýkinci
Taburu Tabibi Yüzbaþý
Ýbrahim Efendi
)Kânun-ý evvel 1330 31(
Aðýr Topçu Y17 Tabibi
Yüzbaþý Rasim Efendi
)Þubat 1331 8(
Erzincan Sanayi Takýmlarý
Tabibi Yüzbaþý Remzi Efendi
)Þubat 1330 8(
Aðýr Topçu Y17 T1 Tabibi
Yüzbaþý Halid Efendi
)Teþrin-i sâni 1330 3(
Erzincan Askeri
Hastahanesi etýbbâsýndan
Yüzbaþý Ali Tevfik Efendi
)Kânun-ý sâni 1330 8(
Üçüncü Ordu etýbbâsýndan
Yüzbaþý Hasan Tahsin Efendi
)Þubat 1330 1(
Üçüncü Ordu emrinde Eczacý
Mülâzým-ý evvel Mehmed Necib
)Efendi (27 Þubat 1330
Üçüncü Ordu emrinde Eczacý
Mülâzým-ý evvel Bahri Efendi
)Þubat 1330 13(
Birinci Kuvve-i Seferiye
Hastahanesi operatörü Tabib
Yüzbaþý Kamil Efendi
)Temmuz 1331 17(
Dokuzuncu Kolordu
etýbbâsýndan Yüzbaþý Ali
Kemal Efendi
)Kânun-ý sâni 1330 29(
Sayı – 10
Sahife 160
Harp Mecmuası
Kar’ilerimize:
Çünkü bir yıllıkdan az
abone kayd olunmaz. Para
irsal olunurken kayd ve iade
gördüğü rağbeti muhafaza
olunmak üzre abone mak-
ve nefasetini daimî suretde
buz senedlerini de birlikde
temin için fiyatı bir kuruşa
göndermelidir.
çıkarıldı. Bu fiyat bundan
böyle tebeddül etmeyecek
Memalik-i ecnebiye için
ve
badema bir yıllık abone bede-
Memalik-i
bu fiyat­la tevzi olunacakdır.
frankdır. Altı aylık abone yok-
Mec­muanın takib etdiği
dur.
maksad ve nefasetinde gös-
Bayilerimize:
Mecmuanın
terilen itinaya nazaran bu
pek cüz’i fiyat farkının çok
onuncu
görülmeyeceği ümid olu-
sayısından itibaren posta
nur.
ücreti “bayilere” aid olmak
üzre be­her nüsha
dan
mecmua
Os­ma­niye’nin her tarafında
li posta ücreti ile beraber “7”
Mecmuanın, şükran ile
hesab
olunacakdır.
İdaremiz­de bayiler hesabına depozito olarak mevcud
mebaliğ nüshamızın fiyat-ı
hazıresine göre üç misli
mikdara
iblağ
Abonelerimize:
36 para-
olunmak
lazımdır. Taleb edilecek
Çanakkale’nin tarihe geçen minaresi
Boðaz muharebelerinde istihkamlarýmýz karþýsýnda âciz kalan
kara yüzlü düþman, her maðlup çýktýðý günlerde aczini yenmek
için bu ak yüzlü minareye serseri mermisini savururdu. Nihayet
minare böyle şatrançvari siyaha boyanarak düþman mermisinden gizlenmiþtir.
Mecmuamızın bir yıllık
iş­tirak bedeli posta ücreti
de dahil olduğu halde 25
kuruşa iblağ olunduğuna
nazaran evvelce 15 kuruş
göndererek 24 nüsha itibar
edilen bir yıllığa abone olan
zeva­tın fark-ı fiyat olan 7
nüshalar adedince üç misli
kuruşu idaremize heman
fiyatı peşinen irsal etmeyen-
irsal etmeleri lazımdır. Gön­
lere 11’inci sayıdan itibaren
der­meyenlerin
irsalat kat‘ edilecekdir.
kayıt­­ları kapadılacakdır.
Son Çoruh mıntıkasındaki muharebelerde alınan Rus esirlerinden bir takım
abonman
Download

harp mecmuası sayı 10