SINIRLARI KALDIRDIK
MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİNDE FULL MODÜL
HarmonyERP
MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİ PROGRAMI
0
5
7
V
+ KD
Muhasebe & Finans Yönetiminde
..
. . . . ..
Aradığınız Herşey Tek Bir Programda
Sınırsız Kullanıcı
Kullanıcı Yetkilendirme
Tüm Ekranları Excel’e Aktarma
Sınırsız Terminal Tanımlama
Geniş - Detaylı Raporlama
- MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİ
- Muhasebe
- Fatura
- İrsaliye
- Cari
- Stok
- Kasa
- Banka
- Çek & Senet
- SATINALMA
- Satıcı (Tedarikçi) Kartları
- Teklifler / Birim Fiyat Listesi
- Bağımsız Satınalma Talepleri
- Satınalma Sipariş Açma
- Satınalma Kabul - İrsaliye İşlemleri
- Raporlar
KURUMSAL YAZILIM
Duaçınar Mahallesi Ören Sok No: 9 Yıldırım/BURSA
Tel : (0224) 327 37 54 | GSM : (0555) 615 30 17
www.harmonyerp.net | [email protected]
SQL veritabanı
Sınırsız Döviz Cinsi
Kısayol tuşları
-SATIŞ
- Müşteri Firma Kartları
- Müşteri Teklifleri
- Müşteri Siparişleri
- Sevk Emri
- Sevk İşlemleri
- Satış İadeleri
- Raporlar
-STOK KONTROL
- Stok Kartı
- Stok Hareketleri
- Stok Transferleri
- Raporlar
- ERP MAIL
- ERP Mail
- ERP Mail Uyarı Sistemi
www.kurumsalyazilim.com
için d e k i l e r
İÇİNDE KİLE R
12 Yolsuzluğun panzehiri denetimdir !
16 Maliye ve muhasebe camiası
14 BSMMMO’dan Mesleki
THM konserinde buluştu
Gelişim Sempozyumu - 1
18 ‘Muhasebe Haftası’na özel kurumsal ziyaretler zinciri
19 Balıkesir SMMMO’dan ‘Muhasebe Haftası’ na özel yemek
20 Üyeler meclis toplantısında buluştu
25 ‘Sevgili Doktor’ Balıkesir turnesi’ne çıktı
26 İnsan odaklı projelere imza atılmasını bekliyoruz!
30 Teknoloji geliştirme bölgelerinde destekler ve muafiyetler
31 Sendika ile sözleşme yenilendi
22 Ruhsat sevinci ve 30. yıl
gururu bir arada
33 SMMM Ruhsatına doğru zorlu sınav
34 Su haktır satılamaz!
HABER
35 Nitelikli ara eleman ihtiyacına ‘projeli’ çözüm!
36 Denetleneceğini bilen mükellef adımlarını dikkatli atar!
41 Herkes taşın altına elini koymalı
42 Biz denetim işine öteden beri talibiz!
44 Ticaret lisesi öğretmenleri panelde buluştu
45 ‘Uğur’suz 21. yıl!
48 Mesleki tanıtım seminerleri hız kesmiyor
28 Emek ve
Kadın
52 Sermaye şirketlerinde genel kurullar
54 Bursa ‘sağlık’ ta sınıfta kaldı
55 Bilirkişilik kazanç kapısı olarak görülmemeli!
58 Sosyal yardımlaşma ve kültürel etkinlikler komisyonu’ndan
ziyaretler zinciri
59 Hayvan barınağına anlamlı ziyaret
60 Sermaye artırımına özel televizyon programı
61 SMMM stajyerleri kahvaltıda buluştu
64 Günübirlik Uludağ turu
38
TÜRMOB’un
idare karşısındaki
etkinliği artmalı
BURSA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI YAYINIDIR.
4
MART / NİSAN 2014
BBilanço
HABER
65 Doğaseverler Uludağ’a sahip çıkın!
66 Strike şampiyonları belli oldu
68 Karaciğerinizi koruyacak 8 öneri
70 KÜLTÜR & SANAT
72 Ülkenin yoksul çocukları için kaygı duymak kimsenin
46 Muhasebe standartlarından
kaçış yok!
Temel haklar ve özgürlükler bağlamında işçi haklarından
tekelinde değildir..
74
çalışma hayatına ilişkin gelişmeler
78 Türk Ticaret Kanunu’nda tescil ettirilmesi
zorunlu hususlar
ME VZUAT
80 Yeni TTK’da genel kurullar
84 Mevsimlik mi; aralıklı çalışma mı?
87 Karşıt inceleme tutanaklarından ücret alınması
88 Haksız rekabetle mücadele yazılımının meslek
mensuplarınca kullanılması hakkında mecburi
50 Tercan’dan e-defter, e-fatura
ve e-arşiv bilgilendirmesi
meslek kararı üzerine bir değerlendirme
90 Meslekte teori ile fiiliyatın çarpıştığı konular köşesi-2
“Düzenlenen vadeli çeklerin 103 hesapta gösterilmesi
doğru mudur”
92 Damga vergisi uygulaması ve sık yapılan hatalar - II
96 Temel Haklar ve özgürlükler bağlamında
işçi haklarından iş sağlığı ve güvenliği - 2
101 Hesap ve muhasebe hileleri - hataları 3
104 Yurtdışından sağlanan hizmetlerin stopaj ve
KDV karşısındaki durumu
56 Söyleyecek
sözümüz var!
108 “II. Uluslararası muhasebe ve finans sempozyumu”
YENİ ÜYELER
MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
İDARE KARARLARI
YARGI KARARLARI
SORU CEVAP
PRATİK BİLGİLER
VEFATLAR
MAKALELERİN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR
62 Güre’de
hafta sonu molası
BURSA SMMM ODASI
ÜYELERİNE ÖZEL İNDİRİMLİ FİYATLARLA...
başkan’dan
Hürriyet!
“İnsanlar hükümetten korktuğu zaman,
zorbalık; hükümet insanlardan
korktuğu zaman, özgürlük vardır”
-Thomas PaineSevgili Meslektaşlarım,
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası olarak; mesleki
anlamda ‘Muhasebe Haftası’nı da kapsayan yoğun bir ayı geride bırakırken, ülke ve kent gündemine ilişkin de yerel seçimleri kapsayan
kritik ve önemli bir süreçten geçiyoruz.
Mart ayı, kelimenin tam anlamıyla mesleki olarak dolu dolu geçti.
‘1-7 Mart Muhasebe Haftası’ çerçevesinde planladığımız faaliyetlerle başlayan Mart ayında meslektaşlarımızla, mesleğimiz ve yarınlarımız için dayanışmamızı ve birlikteliğimizi artıran etkinliklerimizde
bir araya geldik.
1 Mart Cumartesi günü Atatürk Anıtı önünde düzenlenen çelenk töreni ve yapılan kitlesel basın açıklaması, kentin çeşitli yerlerine astığımız mesleki tanıtım ve taleplerimizi içeren pankartlar ile başlayan
Muhasebe Haftası etkinliklerimiz, aynı günün akşamı ise ekonominin iki önemli sacayağı olan maliye camiası ile muhasebe camiasının ortaklaşa düzenlediği halk müziği gecesi ile devam etti. Yoğun iş
temposunda yan yana, ağır sorumluluklarla mesleğini icra eden biz
hesap emekçileri ile maliye çalışanlarını bir araya getiren gecede
türkülerimizi hep bir ağızdan mırıldandık.
Resmi ziyaretlerimizi gerçekleştirdiğimiz hafta etkinliklerimiz çerçevesinde, BSMMMO Mesleki Gelişim Sempozyumu’nun ilkine imza
attık. ‘TTK’ya Göre Sermaye Şirketleri Hukukuna Güncel Bakışlar’
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ başlığı altında, tüm gün süren etkinliğimizde, Prof. Dr. Mehmet PalaBursa SMMMO Başkanı
mut ve Prof. Dr. Doğan Şenyüz’ün oturum başkanlığında, konularında uzman akademisyenler sunum yaptılar.
[email protected]
Hafta etkinliklerimiz, Odamızın konferans salonunda gerçekleştirdiğimiz Meclis toplantımız ile devam etti. Mesleğin sorunlarını tartıştığımız, serbest kürsü şeklinde, tüm üyelerimizin katılımına açık olan
Meclis toplantımızın ardından ise meslekte 30 yılını dolduran üyelerimize Onur Belgesi takdim ettik. Oda binamızda düzenlediğimiz
etkinlikte ayrıca, mesleğe yeni katılan üyelere de ruhsatlarını törenle
teslim ettik.
‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ise BAOB Oditoryumu’nda
düzenlediğimiz etkinlikte buluştuk. Aile ve Sosyal Politikalar İl Mü-
8
BBilanço
dürlüğü Sosyal Hizmetler Uzmanı Şule Düzel’in sunumunda
gerçekleşen ‘Kadına Şiddet ve Çocuk Gelinler’ konulu seminerin ardından, programımız BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nun
gösterimi ile devam etti. BSMMMO Tiyatro Topluluğu, 9 ve 10
Mart tarihlerinde ise ‘Sevgili Doktor’ adlı oyunu Balıkesir’de
sahnelediler.
Yazımın başında da ifade ettiğim gibi mesleki anlamda ‘Muhasebe Haftası’ ile başlayan Mart ayı, ülke ve kent gündemine
ilişkin yerel seçimler nedeniyle de oldukça yoğun geçti.
Çeşitli partilerden yerel yönetimlere aday olan başkan adaylarını Odamızda ağırladık. Başkan adaylarının Odamızı ziyaretleri
esnasında, yerel seçimlere ilişkin kente ve mesleğimize ilişkin
taleplerimizi dile getirdik. Yerel yönetimlerin muhasebe servislerinde, bütçenin oluşturulması ve denetiminde mutlaka mali
müşavirlerin görevlendirilmesi gerektiğinin altını çizdik.
YIL 16 SAYI 150
Bursa SMMM Odası Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
AHMET HİKMET SÖNMEZ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
SABİHA IŞIK
Yürütme Kurulu
Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Ömer İŞÇİ
Sabiha IŞIK
Ali ÇEVDİR
Mesleğimize ve kentimize dair taleplerimizi ayrıca düzenlediğimiz basın açıklamasında kamuoyuyla paylaştık.
Editör
Berhan SONER
Meslek mensuplarımızın yoğun katılımlarıyla gerçekleşen etkinliklerimize ilişkin detaylı bilgiye, 150’nci sayısına imza attığımız dergimizin ileriki sayfalarından ulaşabilirsiniz.
Yeri gelmişken; 150’nci sayısını sizlerle buluşturduğumuz ve
Odamızın periyodik faaliyet raporu niteliğinde olan Bursa Bilanço Dergisi’nin ilk sayısından elinizde tutmuş olduğunuz
150’nci sayısına kadar, derginin yayınlanmasına katkı sağlayan
geçmiş dönem Oda başkanlarımız ve kurul üyeleri başta olmak
üzere; akademisyenlerimize, Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler
Komisyonu’na, yazılarıyla destek veren meslektaşlarıma ve
emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum.
Mevzuat Yazı Kurulu
Prof. Dr. Mehmet YÜCE, Prof. Dr. Sait KAYGUSUZ
Prof Dr. Adnan GERÇEK, Yrd. Doç. Dr. Şükrü DOKUR,
Öğr. Gör. Adem YILDIRIM
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu
Smmm.Mustafa AKINCI, Smmm.Özer TURAN, Smmm.Pınar KAP
Smmm.Recep YILMAZ, Smmm.Aylin KARAKUŞ, Smmm.Ahmet YAŞAR
Sm.Ali ERDOĞAN, Smmm.Ayşenur Güngör MUTLU, Smmm.Emir ES,
Smmm.Ersel GÖNÜL, Smmm.Fatih USLU, Smmm.Hakan YALVAN,
Smmm.Hamdi LİMAN, Smmm.Hızır BUDAK, Smmm.Hüseyin BURHAN,
Sm.İsmet KAYNAK, Smmm.Mesut Serhat YURDAOR,
Smmm.Metin TAŞTEKİN, Smmm.Muhammed Metin UYGUR
Smmm.Murat YEŞİLKIR, Smmm.Nalan YILDIZ BAYSAL,
Smmm.Nuay KAYA, Smmm.Recep GÜLEÇYÜZ,
Smmm.Samet DEMİRTAŞ, Smmm.Tülin DEMİRCİ,
Smmm.Ümmügül KÜÇÜKGÜL, Smmm.Zeki AYTEKİN
Mesleki yoğunluğumuzla dolu dolu geçen Mart ayı yerel seçim
süreci ile noktalanacak. 30 Mart yerel seçimlerini, ülkemizin
yakın gelecekte vereceği önemli bir demokrasi sınavı olarak
görüyor; sandıktan toplumsal barış, refah ve bireysel yaşama
güvencesini teminat altına alan gerçek hukuk devletine yakışır
bir sonucun çıkmasını umut ediyorum.
ABD’li yazar Thomas Paine’in de dediği gibi: “İnsanlar hükümetten korktuğu zaman, zorbalık; hükümet insanlardan korktuğu zaman, özgürlük vardır.”
Sözde değil, özde demokrasinin hakim olduğu;
Korku imparatorluğunun yıkılıp, insan haklarının ön planda tutulduğu ve ‘HÜRRİYET’i iktidarın iki dudağı arasında olmayan
bir Türkiye’de 31 Mart sabahına uyanmak ümidiyle…
Tasarım ve Yayın Sorumlusu
Nazlı ÖZCAN
Matbaa
SALMAT BASIM / 0 312 341 10 20
Dağıtım
SEÇ KURYE / 0 224 225 61 42
İKİ AYDA BİR YAYINLANIR.
YÖNETİM YERİ VE YAZIŞMA ADRESİ
BURSA SMMM ODASI
BAOB Yerleşkesi Odunluk Mh. Akademi Cd.
No: 8 (Carrefour Arkası) Nilüfer / BURSA
TEL : 444 16 44
FAKS : (0 224) 451 19 19
www.bursa-smmmo.org.tr
e-mail: [email protected]
Basım Tarihi: 14/04/2014
9
BBilanço
Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu
Sinem ATASEVER
OCAK / ŞUBAT 2014
rt ftası
a
M a
1-7sebe H
ha
Mu
ha b e r
Yolsuzluğun panzehiri
denetimdir !
Denetimin olmadığı her yerde
suiistimallerin yaşandığını savunan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Yerel yönetimlerde,
kamu idarelerinde, işletmelerde,
tüm şirketlerde, siyasi partilerde,
vakıflarda kısaca güvenlik ve yargı dışında hayatın her alanında en
etkin bir şekilde denetim uygulanmalıdır. Denetimin olmadığı her
yerde suiistimaller, yolsuzluklar,
karanlık işler yaşanır. Yolsuzluğun,
suistimalin, karanlık işlerin panzehiri denetimdir” dedi.
1-7sebe H
ha
Mu
Müşavir Odası’na kayıtlı, 93 bin meslek mensubu, 16 bin
stajyer ve 150 bin büro çalışanı ile sayısı 259 bine ulaşan
muhasebe camiası, muhasebe haftasını mesleki sorunların gölgesinde kutlayacak. Mali müşavirlik ve yeminli
mali müşavirlik mesleğinin yetki ve sorumluluklarının,
ülkemizde de uluslararası standartlara uygun olarak
düzenlenmesi en büyük beklentimizdir. Biz meslek mensupları olarak, sürekli ertelenen ve büyüyen sorunlarımızın artık çözülmesini istiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı,
sabır taşı çatlamak üzeredir” dedi.
“KGK SORUNU
ÇÖZÜMLENMELİDİR”
TTK düzenlemesi ile birlikte oluşturulan Kamu Gözetimi
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun TÜRMOB tarafından dünya uygulamaları açısından gerekli
bir yapı olarak görülerek desteklendiğini dile getiren
BSMMMO Başkanı Sönmez, şöyle konuştu: “TÜRMOB’la
bağ kurmayan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumu’nun etkin ve başarılı olması düşünülemez. Bugüne değin yapılan uygulamalar beklentinin
çok uzağındadır. Türkiye’de bağımsız denetim TÜRMOB
üyesi olan SMMM ve YMM’lerin işidir. SMMM ve YMM
olmayanlar bu işi yapamamalıdır. SMMM ve YMM ruhsatı olan herkes bağımsız denetim yapma konusunda
3568 sayılı yasanın düzenlemeleri ve TÜRMOB’un verdiği
eğitimler de dikkate alınarak yetkilendirilmelidir. Bundan
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) ‘1-7 Mart Muhasebe
Haftası’ nedeniyle Heykel’deki Atatürk Anıtı
önünde çelenk töreni ve basın açıklaması düzenlendi. BSMMMO yönetim kurulunun yanı sıra, Oda
üyesi meslek mensuplarının da katılımıyla gerçekleşen
çelenk töreninde TÜRMOB’un ortak basın bildirisini okuyan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “TÜRMOB çatısı altında örgütlenen, ülke genelindeki 77 Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Odası ile 8 Yeminli Mali
12
MART / NİSAN 2014
rt fta
a
M a
BBilanço
ası
suplarımızın ücretlerini tahsil edebilmeleri için önerilerimiz doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Serbest meslek yıpranma indirimi (beyin amortismanı)
getirilmelidir. Stajyerlerimiz için sosyal güvenlik primi ve
vergi muafiyeti sağlanmalıdır.”
sonraki süreçte de bağımsız denetçi olacak kişiler için
3568 sayılı yasaya göre yapılan staj ve sınav konularının
kapsamı dikkate alınarak yetkilendirme yapılmalıdır.”
“DENETİM TÜM
İŞLETMETLERİ KAPSAMALIDIR”
SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ
İÇİN YOL HARİTAMIZ
“Ülkemiz ticari hayatını çağdaş bir yapıya kavuşturmak
için hazırlanan Türk Ticaret Kanunu başta denetim olmak
üzere, çıkış hedefinden uzaklaştırılmıştır” diyen Ahmet
Hikmet Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TTK’da yapılan değişiklikler düzenlemenin temel taşıyıcı
kolonlarından bazılarını yok etmiştir. Bağımsız denetimi
hayatın her alanında yaşama geçirmek zorundayız. Yerel yönetimlerde, kamu idarelerinde, işletmelerde, tüm
şirketlerde, siyasi partilerde, vakıflarda kısaca güvenlik
ve yargı dışında hayatın her alanında en etkin bir şekilde
denetim uygulanmalıdır. Denetimin olmadığı her yerde
suiistimaller yaşanır, yolsuzluk yaşanır, karanlık işler
yaşanır. Yolsuzluğun, suiistimalin, karanlık işlerin panzehiri denetimdir.”
Konuşmasının sonunda, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorunlarının çözümünde ilk tercihlerinin
diyalog olacağını vurgulayan Sönmez, sorunlarının çözümü için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:
“Diyalogla sorunların çözümü için mücadelemizi devam
ettireceğiz, ancak bu sürecin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Hükümetin haklı taleplerimize cevap vermesini istiyoruz. TBMM’nin beklentimiz olan yasal düzenlemeleri
yapmasını, mesleğimizle ilgili düzenlemelerde görüş ve
önerilerimizi değerlendirmesini istiyoruz.
Artık sabrın sonuna geldik. Bu iyi niyetli sesimize kulak
verilmelidir. Sorunların çözümü için işbirliği ile çalışılmalıdır. Aynı zamanda, sivil toplum kuruluşu da olan meslek örgütümüz, üyelerimizden aldığı güçle, demokratik
tepkimizi, taleplerimiz kabul görene kadar yaşamın her
alanında gösterecektir.”
“MESLEKİ SORUNLARIMIZ
ÇÖZÜLMELİDİR”
TÜRMOB tarafından Maliye Bakanlığı’na sunulan mesleki sorunlar ve çözüm önerileri raporlarında belirtilen
hususların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğinin
altını çizen Ahmet Hikmet Sönmez, meslek yasalarının
da günümüz koşulları ve mesleki ihtiyaçları
göz önüne alınarak değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Meslek yasalarının anti demokratik maddelerden arındırılması gerektiğini de ifade eden
BSMMMO Başkanı Sönmez,
şöyle konuştu: “YMM’lerin tasdikten doğan, SMMM’lerin beyanname ve finansal tablo imzalamaktan doğan sorumlulukları yeniden
düzenlenmelidir. Paydaşımız olan
bakanlıklar, yapacakları yeni düzenlemeler konusunda TÜRMOB’un
görüşlerini almalıdırlar. Son zamanlarda vergi incelemelerinde gerekli
özen gösterilmeden, meslek mensuplarına sorumluluk yükleme konusunda
oldukça cömert davranılmaktadır. Bu
konuda daha hassas davranılmalıdır. Maliye denetim elemanlarının mükellef nezdinde yürüttükleri
incelemelerde mutlaka meslek mensubunun bulunması sağlanmalıdır. Serbest meslek faaliyetlerinde
KDV yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmelidir. KDV’yi
doğuran olay tahsilâta bağlanmalıdır. Meslek men-
13
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
arat ftası
M
7 H
1- sebe
ha
Mu
BSMMMO’dan Mesleki Gelişim Sempozyumu
“İş yine meslek
erbabına düşüyor”
‘TTK’ya Göre Sermaye Şirketleri
Hukukuna Güncel Bakışlar’ başlığı
altında gerçekleştirilen 1. Mesleki
Gelişim Sempozyumu’nun açılışında konuşan BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez, sermaye
şirketlerini etkileyecek düzenlemelerin muhasebe ve vergi hukukuna ciddi etkileri olduğunu
söyleyerek, “Bu etkiler, her ne kadar bizzat mükellefin kendisine
yönelik ise de her zaman olduğu
MART / NİSAN 2014
gibi yine iş mükellef adına onun
mükellefiyetini yüklenen meslek
erbabına düşmüştür” dedi.
B
14
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca ‘Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde, ‘TTK’ya Göre Sermaye Şirketleri Hukukuna Güncel Bakışlar’ başlığı altında 1. Mesleki
Gelişim Sempozyumu gerçekleştirildi. BAOB Yerleşkesi
Oditoryumu’nda meslek mensuplarının da yoğun katılımıyla gerçekleşen sempozyumun açılış konuşmasını
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez yaptı. “Sempozyumu geleneksel hale getirip, her yıl akademisyenlerin sunumunda, farklı konu başlıkları ile düzenlemeyi
BBilanço
düzenlemeleri ise şöyle sıraladı: “Ticari defter ve belgeler,
yönetim kurulu, genel kurul, şirketler topluluğu, sermaye, pay sahiplerine tanınan yeni haklar ve getirilen yeni
yükümlülükler, denetim, bilgi teknolojisi, cezai yaptırımlar.” Bu düzenlemelerin, muhasebe ve vergi hukukuna
ciddi etkileri olduğundan bahseden Ahmet Hikmet Sönmez, “Bu etkiler, her ne kadar bizzat mükellefin kendisine
yönelik ise de, her zaman olduğu gibi yine iş mükellef
adına onun mükellefiyetini yüklenen meslek erbabına
düşmüştür. Bu nedenle, biz de burada meslek mensuplarına yardımcı olmak istedik. Bu çerçevede kurullarımızda
tartışarak seçtiğimiz konuda bizleri bilgilendirmek üzere
uzmanına başvurduk. Böylece, ‘Mesleki Gelişim Sempozyumu’ fikri doğdu. ‘TTK’ya Göre Sermaye Şirketleri
Hukukuna Güncel Bakışlar’ başlığı altında, bu yıl ilkine
imza attığımız sempozyumumuzun meslek camiamıza
fayda sağlamasını temenni ediyorum” diyerek, sözü iki
oturumda gerçekleşen sempozyumda, ilk oturumu yönetecek olan Prof. Dr. Mehmet Palamut’a bıraktı.
Smmm. Sabiha IŞIK
Oda Sekreteri
planlıyoruz” diyen BSMMMO Başkanı Sönmez, açılış
konuşmasında şunları söyledi:
“Bilindiği üzere, 1 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe giren
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) hem ulusal
hem de uluslararası ticari hayatta meydana gelen gelişmelere bağlı olarak güncellenme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Bu ihtiyaç sonucu yeni bir kanun tasarısı hazırlanmış ve
bu tasarı, 2005 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde
ilgili komisyonlarda görüşülmeye başlanmıştır. Yeni TTK
Tasarısı, 13 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda
jet hızıyla bir gecede kabul edilmiş ve yayımlanmıştır. Bu
kanunla, rekabet gücünü arttırmak, dünya ekonomisi ile
ortak tabloları kullanabilmek, ortak standartları kullanarak aynı dil üzerinde değerlendirme yapabilmek hedef-
İKİ OTURUMDA GERÇEKLEŞTİ
Sempozyumun ilk oturumunun açılış konuşmasını yapan
Prof. Dr. Mehmet Palamut, sunumunu gerçekleştirmek
üzere ilk sözü Prof. Dr. Mehmet Yüce’ye verdi. ‘Yönetim Kurulu ve Şirket Müdürlerinin Mali Hakları ve Vergilendirilmesi’ konulu sunumunu gerçekleştiren Prof. Dr.
Mehmet Yüce’nin ardından ise sözü, ‘Yönetim Kurulu
ve Şirket Müdürlerinin Kamu Alacakları Karşısındaki Yükümlülükleri’ başlıklı sunumunu gerçekleştirmek üzere
Prof. Dr. Adnan Gerçek aldı. Sempozyumun devamında
Emekli Hakim Mahmut Munyar, ‘Şirketler Hukukunda
Ticaret Mahkemelerinin Rolü’ konusunda, Yrd. Doç. Dr.
Çiğdem Mine Yılmaz ise ‘Mal Rejimleri Açısından Pay
Sahiplerinin Durumu’ konusunda sunumlarını gerçekleştirdiler.
PLAKET TAKDİM EDİLDİ
Gün boyu süren sempozyumun ikinci oturumunun başkanlığını ise Prof. Dr. Doğan Şenyüz yaptı. Doç. Dr. Rauf
Karasu’nun ‘Sermaye Şirketlerinde Kuruluş, Ana Sözleşme Değişiklikleri, Sermaye Paylarının Devri’ konusunda
bilgi verdiği oturumda, Doç. Dr. Mustafa İsmail Kaya
‘Sermaye Şirketlerinde Genel Kurul Toplantı ve Karar
Alma İlkeleri’ konusunda sunum yaptı. Sempozyumun
ikinci oturumunun devamında ise sözü Doç. Dr. Halit
Aker alarak, ‘Sermaye Şirketleri Ortaklık Sıfatının Son
Bulması (Çıkma-Çıkarılma)’ konularında bilgi verdi.
İkinci oturumun son sunumunu ise Dr. Avukat Nezih
Şeker ‘Sermaye Şirketlerinin ve Kooperatiflerin Kolaylaştırılmış Tasfiyesi’ konusunda yaptı. BAOB Yerleşkesi
Oditoryumu’nda gerçekleşen sempozyumun sonunda
ise akademisyenlere ve sempozyumun düzenlenmesinde
emeği geçen Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe Standartları
Komisyonu’nu temsilen Komisyon Başkanı Kasım Çapraz ile Vergi Mevzuatı Komisyonu’nu temsilen Komisyon
Başkanı Kazım Tefenli’ye teşekkür plaketi takdim edildi.
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nca
‘1-7 Mart Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde, ‘TTK’ya Göre
Sermaye Şirketleri Hukukuna Güncel Bakışlar’ başlığı altında
1. Mesleki Gelişim Sempozyumu gerçekleştirildi.
lenmiştir. Bu çerçevede, birtakım kurumlar oluşturulmuş
ve bir takım yeni düzenlemeler yapılmıştır.”
“KONUNUN UZMANLARINA
BAŞVURDUK”
Sönmez konuşmasında, özellikle sermaye şirketlerini
etkileyecek önemli değişiklikler ve yükümlülükler getiren
15
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
rt ftası
a
M a
1-7sebe H
ha
Mu
Maliye ve muhasebe camiası
THM konserinde buluştu
B
Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı ile
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası Türk Halk Müziği Koroları, Vergi Haftası ve Muhasebe Haftası kutlamaları çerçevesinde, ortak konser düzenledi.
Muammer Ketencoğlu ve Zeybek
Topluluğu’nun sahne aldığı konser programına katılan maliye ve
muhasebe camiası, keyifli bir gece
geçirdi.
ursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam ve
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in
evsahipliğinde, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Orhangazi Salonu’nda gerçekleşen
Bursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam ve BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, gecede emeği geçenlere
plaket takdim etti.
geceye, maliye ve muhasebe camiası büyük ilgi gösterdi.
Yoğun katılımla gerçekleşen gecenin açılış konuşmasını
yapan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda
olarak bir ilke imza attıklarını söyleyerek, “Bilindiği üzere,
şubat ayının son haftası ‘Maliye Haftası’, mart ayının ilk
haftası ise ‘Muhasebe Haftası’ olarak kutlanmaktadır. Bu
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Oda Başkanı
16
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Bursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam ve BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in
evsahipliğinde, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Orhangazi Salonu’nda
gerçekleşen geceye, maliye ve muhasebe camiası büyük ilgi gösterdi.
SANAT DOLU BİR GECE
Gecenin açılışında söz alan Bursa Vergi Dairesi Başkanı
İbrahim Saydam ise sanat dolu bir geceye imza atacaklarını kaydederek, “Çalışanlarımızın moral ve motivasyonu
ile kurumlar arası dayanışmayı artırmak amacıyla düzenlediğimiz etkinliğe katılan herkese teşekkür ediyorum”
dedi.
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Orhangazi
Salonu’nda gerçekleşen programda, açılış konuşmalarının ardından, Kemal Kamalı şefliğinde Bursa Vergi
Dairesi Başkanlığı ile Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası Türk Halk Müziği Koroları sahneye çıktı. Sevilen Türk Halk Müziği eserlerini seslendiren koronun ardından ise konser programının ikinci bölümünde
sahneyi Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu aldı.
Balkan türkülerini eşsiz yorumlarıyla seslendiren Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu, konserin sonunda
konuklardan büyük alkış aldı. Konser programı, Bursa
Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam ve BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in gecede emeği geçenlere plaket takdim etmesi ile sona erdi.
İbrahim Saydam
Bursa Vergi Dairesi Başkanı
yıl, ekonominin iki önemli saç ayağı olan maliye camiası
ile muhasebe camiasını düzenlemiş olduğumuz bu sanat
dolu gecede bir araya getirdik.
Yoğun iş temposunda yan yana, ağır sorumluluklarla
mesleğini icra eden biz mali müşavirler ile maliye çalışanlarını bir araya getiren bu gecede, türkülerimizi hep
bir ağızdan mırıldanacağız. İş stresinden uzak, türkü tadında bir atmosferi hep birlikte yaşayacağız” dedi.
Smmm. Suat ŞAHİN
BSMMMO HRMK Üyesi
Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu
17
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
‘Muhasebe Haftası’na özel
kurumsal ziyaretler zinciri
BSMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri, ‘1-7 Mart Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde,
Bursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam, BESOB Başkanı Arif Tak ve
Bursa Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı Aptulhamit Atlı’yı
makamlarında ziyaret etti.
‘Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde bir dizi kurumsal ziyaret
gerçekleştiren BSMMMO Yönetimi, ziyaretler esnasında gündemdeki mesleki konulara ilişkin görüş
alışverişinde bulunurken, işbirliği
içinde çalışmaya devam edeceklerini vurguladılar.
bulunuldu. Bu yıl Vergi Haftası çerçevesinde yürüttükleri
faaliyetler hakkında bilgi veren Bursa Vergi Dairesi Başkanı Saydam, vergisini düzenli ödeyen ve yeni mükellefiyet kazananlara ziyaretler gerçekleştirdiklerinden bahsetti. Konuşmasında, 2013 yılında açılan şirket sayısının
kapanan şirket sayısından daha fazla olduğunu söyleyen
İbrahim Saydam, yeni iş kuran genç girişimcilerin ise
genellikle mühendis kökenli olduğunu bildirdi. Toplum
olarak ortaklık kültürünün geliştirilemediğinden de bahseden Saydam, başarılı bir iş ortamında herkesin sorumluluklarının ve iş tanımının keskin çizgilerle belirlenmesi
gerektiğini kaydetti.
B
SMMMO Yönetimi, ‘1-7 Mart Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde, bir dizi kurumsal
ziyaret gerçekleştirdi. İlk olarak Bursa Vergi
Dairesi Başkanı İbrahim Saydam’ı makamında
ziyaret eden BSMMMO Yönetimi, sırasıyla Bursa Esnaf
ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Arif Tak
ve Bursa Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı
Aptulhamit Atlı ile makamlarında görüştü. Bursa Vergi
Dairesi Başkanı İbrahim Saydam’ı ziyaretleri sırasında
Vergi Haftası ve Muhasebe Haftası’nın ortaklaşa düzenlenen etkinliklerle kutlanması hakkında görüş alışverişinde
SORUMLULUK RAPORLARI
Ahmet Hikmet Sönmez başkanlığındaki BSMMMO Yönetim Kurulu’nun bir sonraki durağı ise BESOB Başkanı
Arif Tak’ın makamıydı. Ziyarette, mali mevzuatın çok sık
değiştiği belirtilerek, yapılan değişikliklerden esnaf ve sanatkarların anında haberdar edilmelerinin önem taşıdığı
vurgulandı. BSMMMO ve BESOB arasındaki işbirliğinin
artırılması gerektiğine işaret edilirken, esnaf odalarının
18
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Balıkesir SMMMO’dan
‘Muhasebe Haftası’na
özel yemek
rt ftası
a
M a
1-7sebe H
ha
Mu
üyelerinin mali mevzuatlar konusunda bilgilendirmesi gerektiğini, bunun için de mali mevzuatlar
hakkında esnaf ve sanatkarları bilgilendirici ortak
eğitimler düzenlenebileceği kaydedildi. Bu işbirliğinin zaman ve işgücü kaybını önleyeceğinin de
altı çizildi. BSMMMO Yönetim Kurulu’nun son
durağı ise Bursa Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı Aptulhamit Atlı oldu. BSMMMO
Yönetim Kurulu’nu makamında ağırlamaktan
memnuniyet duyduğunu ifade eden Aptulhamit
Atlı, “Karşılıklı ve işbirliğinde çalışan iki kurumuz.
İşbirliğimizin artması, faaliyetlerimize ve iletişimimize de olumlu yansır” dedi. ‘Muhasebe Haftası’
çerçevesinde, resmi ziyaretlere önem verdiklerini
kaydeden BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez ise “Ziyaret ettiğimiz kurumlarla hep birlikte
ve işbirliği halindeyiz. Tabii sorunlarımız da yok
değil. Meslektaşlarımıza yazılan sorumluluk raporları da yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesi.
Meslektaşlarımız hakkında düzenlenen bu raporlar, Odamızın Haksız Rekabetle Mücadele Kurulu
ve Disiplin Kurulu’na intikal ediyor. Bizler de meslek mensubunun ifadesine başvuruyoruz. Meslek
mensubunun hakkındaki iddiaları reddetmesi
durumunda düzenlenen raporda bu iddiaları kanıtlayıcı bir belge de yok ise dosya işlemden kaldırılıyor. Somut delil ve belgelere dayanmayan bu
raporların meslek mensubu adına düzenlenmesini
doğru bulmuyoruz.
arat ftası
M
7 H
1- sebe
ha
Mu
Balıkesir Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası’nca, 1-7 Mart Muhasebe Haftası etkinlikleri çerçevesinde
Gala Yaşam Tesisleri’nde yemek düzenlendi.
B
alıkesir SMMM Odası Yönetim Kurulu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen yemek organizasyonunda, Bursa
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez, Başkan Yardımcısı Ömer İşci,
Disiplin Kurulu Başkanı Fikri Yazkili ve Denetleme Kurulu Üyesi
Muharrem Kaya da hazır bulundu. Protokolün de geniş katılımıyla gerçekleşen gecenin açılış konuşmasını yapan Balıkesir
SMMM Odası Başkanı Metin Yalçın, “Biz, 1-7 Mart dönemini,
Muhasebe Haftası olarak kutluyoruz. Ancak biz biraz daha rutin
olmayan bir hafta olarak kutlayalım dedik. Bizlerin yoğun bir
çalışma programı var. Üyelerimizin rahatlaması adına bu etkinlikleri ortaya koyduk” dedi. Balıkesir SMMM Odası’na bağlı
meslek mensuplarının yoğun katılım gösterdiği gecede, mali
müşavirler gönüllerince eğlendi.
19
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Üyeler Meclis
Toplantısı’nda buluştu
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası (BSMMMO)
12’nci Dönem 2’nci Olağan Meclis
Toplantısı, ‘Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde, tüm üyelerin katılımına açık şekilde BAOB
Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
gerçekleşti.
arat ftası
M
7 H
1- sebe
Hikmet Sönmez, katılımcı bir anlayışla Oda kurul ve
komisyonlarından aldıkları konu başlıklarını, toplantıda
gündeme taşıdıklarından bahsetti. BSMMMO Başkanı
Sönmez’in açılış konuşmasının ardından ise Meclis Toplantısı, geçmiş dönem Oda Meclisi’nde görev yapan divan üyesi meslek mensuplarına plaket takdim edilmesiyle devam etti. BSMMMO Oda Meclis Divanı’nda bulunan
mevcut üyelerin önceki dönem divan üyelerine plaket
takdim ettiği törenin ardından ise toplantı, BSMMMO Yönetim Kurulu Saymanı Ali Çevdir’in konuşması ile sürdü.
Ali Çevdir, Oda’nın mali durumu hakkında üyeleri bilgilendirirken, meslek mensuplarının sorularını da yanıtladı.
B
SMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri ve meslek mensuplarının da katılımıyla gerçekleşen
meclis toplantısının açılış konuşmasını yapan
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
‘Muhasebe Haftası’ çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler
hakkında bilgilendirme yaptı. Toplantıya katılan üyeleri,
İstanbul’da gerçekleşen 71. Başkanlar Kurulu Toplantısı hakkında da bilgilendiren BSMMMO Başkanı Ahmet
MESLEKİ SORUNLAR TARTIŞILDI
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında,
başkanlığını Raşit Gürbüz’ün yaptığı Gürel Ercan, Hasan
Kırımlı, Recep Güleçyüz, Hatice Altun ve Kürşad Kaan
Yüksek’ten oluşan divanın katılımıyla tüm üyelerin katı-
BSMMMO 12’nci Dönem 2’nci Olağan Meclis Toplantısı, ‘Muhasebe Haftası’ etkinlikleri
çerçevesinde, tüm üyelerin katılımına açık şekilde BAOB Yerleşkesi’ndeki
hizmet binasında gerçekleşti.
20
MART / NİSAN 2014
ha
Mu
BBilanço
lımına açık şekilde gerçekleşen meclis toplantısı, yeminli
mali müşavirlerin karşıt inceleme raporlarının ücretlendirilmesinin görüşülmesi ile devam etti.
Konuya dair söz almak isteyen üyelerin tek tek kürsüye
çıkarak görüşlerini paylaştığı toplantı, BSMMMO Mesleki
Sorunlar Araştırma ve Proje Geliştirme Komisyonu Başkanı Önder Atilla’nın ‘Mesleğin Sorunları ve Ana Başlıkları’ konulu sunumu gerçekleştirmesiyle sürdü. Meslek
mensuplarının ilgiyle takip ettiği sunumun devamında
ise meclis toplantısı, serbest kürsü şeklinde gerçekleşti. BSMMMO Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık’ın
sunumunda, toplantıya katılan üyelerin tek tek kürsüye
çıkarak, görüş ve önerilerini paylaştığı BSMMMO’nun
12’inci Dönem 2’nci Olağan Meclis Toplantısı, dilekler ve
kapanış bölümü ile sona erdi.
12. Dönem Oda Meclis Başkanı Raşit GÜRBÜZ
11. Dönem Oda Meclis Başkanı Ömer İŞÇİ’ye
teşekkür plaketini verirken
12. Dönem Meclis Başkan vekili Gürel ERCAN
11. Dönem Meclis Başkan vekili Azmi AYYILDIZ’ın
adına Sedat ŞENİŞLER’e teşekkür plaketini verirken
12. Dönem Meclis Başkan vekili Recep GÜLEÇYÜZ
11. Dönem Meclis Başkan vekili Ahmet Tevfik ŞAHİN’e
teşekkür plaketini verirken
12. Dönem Meclis Raportörü Hasan KIRIMLI
11. Dönem Meclis Raportörü İsmet KURAK’a
teşekkür plaketini verirken
TESMER Yönetim Kurulu Sekreteri İsmail ÖZDEMİR
11. Dönem MeclisYedek Raportörü Sema Aslan’a
teşekkür plaketini verirken
BBilanço
12. Dönem Meclis Raportörü Hatice ALTUN
11. Dönem Meclis Raportörü Emine KAYGILI’ya
teşekkür plaketini verirken
21
12. Dönem Meclis Raportörü Kürşad Kaan YÜKSEK
11. Dönem MeclisYedek Raportörü Ali DEMİR’e
teşekkür plaketini verirken
MART / NİSAN 2014
ha b e r
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında,
ruhsat ve Onur Belgesi töreni düzenlendi.
rt ftası
a
M a
1-7sebe H
Ruhsat sevinci
ve 30. yıl gururu bir arada
ha
Mu
B
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası (BSMMMO) tarafından düzenlenen törenle, 30
yılı aşkın süredir mali müşavirlik
mesleğini yapan 123 meslek mensubuna Onur Belgesi, 69 üyeye ise
mesleki ruhsatları takdim edildi.
SMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet
binasında, ‘1-7 Mart Muhasebe Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde tören düzenlendi. 30 yılı
aşkın süredir mali müşavirlik mesleğini yapan
123 meslek mensubuna Onur Belgesi verildiği törende,
69 üyeye mesleki ruhsatları, bir önceki dönem Haksız
Rekabetle Mücadele Kurulu ve TESMER’de görev yapan
kurul üyelerine ise teşekkür plaketi takdim edildi. Meslek
mensupları ve ailelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen
22
MART / NİSAN 2014
BBilanço
eğitim süreci ve maratonunun ardından
mesleğe yeni adım
atan 64 yeni meslektaşımıza ‘Serbest
Muhasebeci
Mali
Müşavirlik ruhsatlarını takdim edeceğiz”
dedi.
etkinliğin açılış konuşmasını yapan BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez, “Düzenlemiş olduğumuz bugünkü törenimizde birkaç mutluluğu bir arada yaşayacağız.
Üç bölümden oluşacak olan bugünkü törenimizin ilk
bölümünde mesleğimizi 30 yılı aşkın süredir icra eden
emekçi üstatlarımıza ‘Onur Belgesi’ takdim edeceğiz.
İkinci bölümde, geçmiş dönem Odamızın TESMER Yönetim Kurulu ve Haksız
Rekabetle
Mücadele
Kurulları’nda
görev
yapmış üyelerimize teşekkür plaketi takdim
edeceğiz. Törenimizin
son bölümünde ise
yıllarca mesleğimizin
içinde olan ve mesleği
‘serbest muhasebeci’
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
olarak sürdüren 5 mesOda Başkanı
lektaşımız ile zorlu bir
“ÖNEMLİ BİR
CAMİAYIZ”
BSMMMO Yönetim
Kurulu Sekreteri Sabiha Işık’ın sunumunda gerçekleşen
törene geçmeden önce hafta etkinlikleri hakkında da kısaca bilgilendirme yapan BSMMMO Başkanı Sönmez,
şunları söyledi:
“Ailemiz, bugün tören ile ruhsatlarını alacak olan yeni üyelerimizle biraz daha büyüyecek. Bugün 4 bin 136 üyesi ve
23
BBilanço
Smmm. Sabiha IŞIK
Oda Sekreteri
MART / NİSAN 2014
ha b e r
bin 200 civarı stajyeri ile BSMMMO, Bursa’daki
üye sayısı en büyük müstakil meslek odasıdır.
Üyelerimizin 2 bin 15’i serbest çalışmakta, geriye kalan 2 bin 121’i ise çeşitli şirketlerde bağımlı
çalışarak meslek yaşamlarını sürdürmektedirler.
Yaklaşık 6 bin çalışanıyla birlikte Bursa’da yaklaşık 10 bin kişiyi bulan muhasebe camiası, Bursa
ekonomisinin nabzını tutan önemli bir meslek
grubudur. Bugün böylesine büyük bir camiayı
oluşturan mesleğimiz, bugünkü durumuna kolay
gelmedi. Ailemize yeni katılan meslektaşlarımız,
mesleğimizin bazı sorunları olsa da çok değerli
bir camiaya adım atmış bulunuyorlar. Mesleğimiz, aramıza yeni katılan meslektaşlarımızın da
elde edeceği yeni kazanımlarla çok daha değerli,
çok daha önemli bir meslek haline gelecektir.”
SÖNMEZ’DEN ÖNEMLİ
TAVSİYELER
Konuşmasında, mesleğe yeni adım atan meslektaşlarına bazı öneri ve tavsiyelerini de ileten
Ahmet Hikmet Sönmez, “Mesleğinize, Odanıza
ve ruhsatınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Aldığınız tüm sosyal görevler sırasında, her yerde ve
her zaman mesleğinizi ve Odanızı temsil ettiğinizi unutmayın. Çok zor şartlarda elde ettiğiniz bu
ruhsat, sizin ayrılacağınızdır. Ruhsatınızı başkalarına kullandırmayın. Meslek etik kurallarına uygun davranın. Meslektaşlarınızı küçük düşürecek
eylem ve davranışlardan kaçının. Müşteri kazanmak adına fiyat rekabeti yapmayın. Defter transferlerinde sizden önceki meslek mensubuyla
diyaloğu ihmal etmeyin. Oda etkinliklerine mutlaka katılın. Oda seminerlerini takip edin, sürekli
kendinizi geliştirin. Oda çalışma komisyonlarında görev alarak bizlerden katkı ve desteklerinizi
esirgemeyin. Unutmayın ki meslek sadece meslek örgütü yöneticilerinin gayretleriyle yücelmez.
Sizlerin de katkısı ile gücümüze güç katacağız”
diye konuştu. Etkinlik programı, ruhsat töreninin
ardından düzenlenen kokteyl ile sona erdi.
24
MART / NİSAN 2014
BBilanço
arat ftası
M
7 H
1- sebe
‘Sevgili Doktor’
Balıkesir Turnesi’ne çıktı
ha
Mu
BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından oluşan ekibi, ‘Sevgili Doktor’
adlı iki perdelik tiyatro oyununu Balıkesir ve Burhaniye’de de sahneledi.
BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nca
sahnelenen ve izleyicilerden tam
not alan Sevgili Doktor adlı tiyatro oyunu, 9-10 Mart 2014 tarihlerinde Balıkesir’de tiyatroseverlerle
buluştu.
E
rdem Erdoğan yönetimindeki, Bursa Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO)
Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından
oluşan ekibi, ‘Sevgili Doktor’ adlı iki perdelik tiyatro oyununu, Balıkesir ve Burhaniye’de sahneledi. Balıkesir SMMM Odası’nın talebi üzerine Balıkesir’e giden
BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından oluşan ekip, 9 Mart 2014 tarihinde Balıkesir SMMM
Odası’nda, 10 Mart 2014 tarihinde ise Burhaniye ilçesinde Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler
25
BBilanço
Yüksekokulu’nda oyunu sahneledi. BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez ve Yönetim Kurulu Saymanı Ali
Çevdir’in de katılımıyla gerçekleşen turne programında
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler
Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin de hazır bulundu.
OYUNCU KADROSU
Ayhan Karaşin, Cüneyt Bütün, Emine Maden, Emrah Toska, Feridun Aydınlıalp, Hükmettin Çakar, İlkay Mutluay,
Mercan Yalçın, Murat Fırat, Nazan Özsoy, Nevsin Ersoy,
Songül Güldeniz ve Şerife Tekin’in rol aldığı ‘Sevgili Doktor’ adlı tiyatro oyunundan önce de BSMMMO Tiyatro
Topluluğu, ‘Hüznün Coşkusu’, ‘Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ ve ‘Artiz Mektebi’ adlı tiyatro oyunlarını
sahnelemiş, izleyenlerden tam not almıştı.
OYUN HAKKINDA
ABD’li oyun yazarı Neil Simon’un Anton Çehov’un kısa
oyunlarından ve öykülerinden yola çıkarak yazdığı iki
perdelik tiyatro oyunu ilk kez 27 Kasım 1973’te Broadway’deki Eugene O’Neill Theatre’da sahnelendi. Birbirinden bağımsız 8 kısa oyundan oluşan iki perdelik
eser, insan hakları, sınıfsal ayrım, sömürü, ezen-ezilen
ilişkileri ile sistem sorununa mizahi bir dille yaklaşır.
Eser prömiyerinin ardından Eugene O’Neill Theatre’da,
25 Mayıs 1974’e kadar 208 kere sahnelendi. Bu oyunu
A.J. Antoon yönetti, Emanuel Azenberg yapımcılığını
üstlendi ve oyunda René Auberjonois, Barnard Hughes,
Marsha Mason, Christopher Plummer ve Frances Sternhagen oynadı. Frances Sternhagen performansıyla Tony
Ödülü kazandı. Sevgili Doktor, 1978 yılında televizyona
uyarlandı. Oyun, Polonya’da ilk kez 28 Haziran 1978’de
Wybrzeżak Tiyatrosu’nda oynandı. Türkiye’de 2011 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu, Taner Barlas yönetiminde bu
oyunu sahneledi.
MART / NİSAN 2014
ha b e r
İnsan odaklı projelere
imza atılmasını bekliyoruz!
Yerel seçimlerin ardından, 31 Mart
sabahı yerel yönetimlerde görev alacak olan yeni kadrolardan,
mali müşavirlerin mesleki taleplerine kulak vermelerini isteyen
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, “Seçim sonucu göreve
gelecek olan tüm kadrolardan,
yaşadığımız kente dair ileride
pişmanlık duyulmayacak, insan
odaklı projelere imza atmalarını
bekliyoruz” dedi.
Y
erel seçimlerde, çeşitli partilerden belediye başkanlıkları ve meclis üyeliklerine aday olan il genelindeki muhasebeci ve mali müşavirler, Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
(BSMMMO) tarafından düzenlenen basın açıklamasında
bir araya geldi.
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
düzenlenen etkinlikte, basın bildirisini okuyan Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, yerel yönetimlere ilişkin
mesleki ve genel taleplerini dile getirdi. Mali müşavirlik mesleğinin bin yıllarca öncesine dayanan bir tarihe
sahip olduğunun altını çizerek konuşmasına başlayan
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Gelişmiş
olan tüm ülkelerde ekonomik ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez ayaklarından biri olarak kabul edilen bu zorlu
meslek, ülkemizde ise maalesef hala hak ettiği değeri
bulamamıştır. Muhasebeciler devlet tarafından kendilerine yüklenen onlarca angarya arasında mesleklerini icra
etmeye çalışmaktadır. Mali müşavir olmak için belirli
prosedürlerin tamamlanması ve meslek odasına kayıt
olma zorunluluğuna rağmen, muhasebe işinin yapılması
için hiç bir kural kaide yoktur. Her geçen gün iş yükü
biraz daha artan, bunun yanı sıra gelir düzeyi düşen ve
sorunları karşısında idarenin tepkisiz kaldığı meslek camiası olarak, ‘Muhasebe Haftası’nı ne yazık ki buruk bir
şekilde kutluyoruz. Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın
içinde bulunduğu durum, ülkenin içine sürüklendiği kaos
ortamı bizi gerçek anlamda kutlama yapmaktan alıkoyuyor” dedi.
ŞEFFAFLIK VE HESAP
VERİLEBİLİRLİK
Adeta toz duman içerisinde yerel seçimlere doğru gidil-
Yerel seçimlerde, çeşitli partilerden belediye başkanlıkları ve meclis üyeliklerine aday olan il genelindeki muhasebeci ve mali müşavirler, Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO)
tarafından düzenlenen basın açıklamasında bir araya geldi.
26
MART / NİSAN 2014
BBilanço
arat ftası
M
7 H
1-
“Seçimlerin ardından yeni Büyükşehir Yasası uyarınca
köyler de mahalle statüsü kazanarak belediyelere bağlanacak. Yani yepyeni ve iyiden iyiye büyümüş bir yapı ile
karşı karşıya kalacağız. Bürokrasi çarklarının zaten ağır
işlediği belediyelerimizin, bu yükle iyice hantallaşması en
büyük endişemiz.
Yerel seçimler öncesinde, başta yerel yönetimler olmak
üzere, tüm kamu kurumlarına, bünyelerinde bulunan
muhasebe, finans gibi birimlerinde ruhsatlı meslek mensubu çalıştırma çağrısında bulunuyoruz. Hatta bu konuda hükümetin de adım atarak bunu yasal bir zorunluluk
haline getirmesini istiyoruz. Ayrıca, Bursa’daki Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile tüm kamu kurumlarından,
hesaplarını, işlemlerini, defterlerinin bağımsız denetimini
yapma konusunda, Bursa’da bağımsız denetçilik yetkisine sahip, mali müşavirleri tercih etmelerini talep ediyoruz. Yolsuzluk, hırsızlık iddialarının havalarda uçuştuğu
böylesi bir dönemde, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının şeffaf, hesap verebilir bir yapıya kavuşabilmesi ve
yurttaşların aklındaki soru işaretlerinin giderilebilmesinin
panzehiri denetimdir. Denetim ise 3568 sayılı Yasa’ya
göre, yetkilendirilmiş meslek mensuplarınca (SMMM ve
YMM) yapılmalıdır. Yerel seçimlerde her kademede aday
olan siz değerli meslektaşlarımızdan da bu taleplerimizi
mümkün olan her ortamda dile getirmenizi, bunların ısrarlı takipçisi olmanızı istiyoruz.”
SORUNLAR GÖZARDI EDİLMEMELİ
Özellikle dar gelirli vatandaşların ve yaşlıların temel haklarının göz önünde tutulması gerektiğini kaydeden Ahmet
Hikmet Sönmez, “Mümkünse bu vatandaşların, en temel
haklarından ücretsiz olarak faydalanmaları sağlanmalıdır. Yerel yönetimler, işsizlikle mücadeleyi gündemlerine
almalı, meslek edindirmeye yönelik projeler geliştirmelidirler. 7-24 erişilebilir, vatandaşın sesine kulak tıkamayan ve sorunlara çözüm üretebilen yönetimler işbaşında
olmalı, engelli vatandaşların topluma kazandırılması sağlanmalıdır. Yargı kararlarına uyulmalı, her türlü projede
öncelikle kamusal yarar gözetilmelidir. Nüfusu günden
güne artan ilimizde ulaşım sorunu gözardı edilmemeli,
ulaşım ana planı hazırlanmalı, araç trafiğini rahatlatacak önlemler alınmalıdır. Kentsel dönüşüm ve kentsel
yenileme projeleri ranttan uzak, katılımcı bir anlayışla
yürütülmelidir. Çevreci bir anlayış benimsenmeli; kişi
başına düşen yeşil alan miktarı artırılmalıdır. Özetle, 30
Mart yerel seçimlerinin ardından, 31 Mart sabahı yerel
yönetimlerde görev alacak olan yeni kadrolardan, mesleki taleplerimize kulak vermelerini, yaşadığımız kente dair
ileride pişmanlık duyulmayacak insan odaklı projelere
imza atmalarını bekliyoruz” dedi.
KENTE DAİR TALEP VE
BEKLENTİLER
30 Mart 2014 yerel seçimlerinin ardından, 31 Mart sabahı yerel yönetimlerde görev alacak olan yeni kadrolardan mesleki taleplerinin yanı sıra yaşadıkları kente dair
de bazı talep ve beklentileri olduğunu bildiren BSMMMO
Başkanı Sönmez, taleplerini şöyle sıraladı:
“Yönetimlerde katılımcı anlayış, demokrasilerin önkoşuludur. Bu yüzden kentler, katılımcı bir anlayışla yönetilmelidir. Kentte ve bulunulan ilçede nefes alan her vatandaşın, görüşlerinin önemli olduğu unutulmamalıdır.
Mutlaka ve mutlaka il ve ilçede faaliyet yürüten meslek
odaları yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine kulak verilmelidir. Hayata geçirilecek olan projelere ilişkin muhakkak akademik odaların ve sivil toplum
örgütlerinin görüşleri alınmalıdır. Saydamlık ve hesap
verebilirlik önemsenmelidir. Yönetimlerde şeffaflık ilkesi
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
düzenlenen etkinlikte, Sönmez’in konuşmasının ardından, yerel yönetimlere aday olan meslek mensupları söz
alarak, görüşlerini paylaştılar.
27
BBilanço
be
ön planda tutulase
h
u
malı,
belediye
M
komisyonlarının
tutanakları, meclis
kararları ve her türlü
denetim raporlarına vatandaşlar kolaylıkla ulaşabilmelidir.
Kaynaklar etkin kullanılmalı, yapılan gereksiz tüm kaynak tüketiminin, vatandaşın cebinden çıktığı unutulmamalıdır.
Yerel yönetimler, sosyal sınıflararası eşitsizliklerden kaynaklanan dezavantajların azaltılmasını temel uğraşı alanları içerisinde tanımlamalıdır. Belediye sınırları içerisinde
yaşayan tüm vatandaşların, en temel hakları göz önünde
bulundurulmalı, proje ve hizmetler, bu haklar göz ününe
alınarak hayata geçirilmeli, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi temel haklar maddi durumlarına bakılmaksızın
tüm vatandaşlarımız için kolaylıkla erişilebilir olmalıdır.”
diğini ifade eden BSMMMO Başkanı Sönmez, şöyle konuştu:
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Emek
ve kadın
rt ftası
a
M a
1-7sebe H
ha
Mu
BSMMMO tarafından, ‘8 Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ nedeniyle BAOB Oditoryumu’nda
akademik odalardan temsilcilerin
de katılımıyla ortak bir tören düzenlendi. ‘Kadına Şiddet ve Çocuk
Gelinler’ konulu sunumun gerçekleştiği törende, şiir dinletisi gerçekleştirildi ve ‘Dario Fo’ adlı oyun
sahnelendi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) Sosyal Yardımlaşma ve
Kültürel Etkinlikler Komisyonu’nun katkılarıyla, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
BAOB Dönem Sözcüsü ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa
Şube Başkanı Necla Yörüklü, Makine Mühendisleri Odası
Başkanı İbrahim Mart’ın da hazır bulunduğu etkinliğe,
mali müşavirler ağırlıklı olmak üzere, akademik odalara
üye kadınlar da ilgi gösterdi. BSMMMO Yönetim Kurulu
Sekreteri Sabiha Işık’ın günün anlam ve önemine ilişkin
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Oda Başkanı
yaptığı açılış konuşması ile başlayan etkinlik programı,
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in konuşması
ile devam etti. “Yaratıcı gücünü ve yeteneğini her alanda
hissettiren, üstlendikleri her görevi hiç bir fedakarlıktan
kaçınmadan yerine getiren tüm emekçi kadınlarımızın
kadınlar gününü saygı ve sevgilerimle kutluyorum” diyerek konuşmasına başlayan BSMMMO Başkanı Sönmez,
sözlerini şöyle sürdürdü:
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, esasında kutlamadan ziyade, kadın sorunlarının konuşulması, çarelerin
üretilmesi, insanların bilinçlendirilmeye çalışılması gereken gün olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyim.”
Sönmez, açılış konuşmasında şu bilgileri paylaştı:
“Son 7 yılda yüzde bin 500 oranında artan kadın cinayetlerinin olduğu ve her sene yaklaşık 10 bin kadının tecavüze ve tacize uğradığı bir ülkede yaşamanın utancıyla
bugünü kutluyoruz.”
TİYATRO TOPLULUĞU’NDAN
DARİO FO
BSMMMO Başkanı Sönmez’in ardından söz alan BAOB
Dönem Sözcüsü ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube
Başkanı Necla Yörüklü ise kadınlar günü tarihçesi hakkın-
Smmm. Sabiha IŞIK
Oda Sekreteri
28
MART / NİSAN 2014
BBilanço
da bilgi verdiği konuşmasında, “Bugün,
sevgililer günü edasında kutlanmaması
gereken, kadınlara olan ayrımcılık yaklaşımının ve emek sömürüsünün bitmesi
gerektiğinin deklare edilmesi gereken
bir gündür” diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından ise ‘Kadına Şiddet ve Çocuk Gelinler’ konulu
sunumunu yapmak üzere sözü, Aile ve
Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Sosyal
Hizmet Uzmanı Şule Düzel aldı. Düzel’in
sunumunun ardından ise program,
BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nun şiir
dinletisi ve ‘Dario Fo’ adlı oyunu ile devam etti. Etkinliğe katılan kadınlara şal
ve çiçek takdim edilen program, düzenlenen kokteyl ile devam etti.
‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, BAOB Oditoryumu’nda tören düzenlendi.
29
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Teknoloji geliştirme
bölgelerinde
destekler ve muafiyetler
ULUTEK’te katıldığı seminerde,
teknoloji geliştirme bölgelerinde
faaliyette bulunan mükelleflerin
dikkat etmesi gereken hususlardan bahseden BSMMMO Başkan
Yardımcısı Ömer İşci, “Mükelleflerin bölgedeki faaliyetleri istisnaya tabi kazancın tespitinde çok
önemlidir. Bölgede yapılan faaliyet
sonucu elde edilen kazanç, diğer
faaliyetlerden elde edilen kazançtan ayrı hesaplanmalıdır” dedi.
Smmm. Ömer İŞÇİ
Oda Başkan Yardımcısı
B
SMMMO Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Uludağ
Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde
(ULUTEK) düzenlenen ‘Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri’nde Faaliyet Gösteren İşletmelere
Sağlanan Destekler ve Muafiyetler’ konulu seminere
konuşmacı olarak katıldı. Uludağ Üniversitesi Görükle
Kampüsü’nde bulunan ULUTEK Konferans Salonu’nda
gerçekleşen seminerde, Yeminli Mali Müşavir Ali Kara da
sunum yaptı. Seminerde ilk olarak söz alan Yeminli Mali
Müşavir Ali Kara, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelere sağlanan destek ve muafiyetler
hakkında bilgi verdi. Ymm. Ali Kara, teknoloji geliştirme
bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin Gelir ve Kurumlar Vergisi, ücretlerde Gelir Vergisi, ücretlerde Damga Vergisi ve Katma Değer Vergisi istisnaları ile birlikte
sigorta primi destekleri bulunduğunu kaydetti. Bu istisna
ve destekler hakkında ayrıntılı bilgi veren Ali Kara, Kurumlar Vergisi İstisnası’ndan yararlanmak için gereken
şartları şöyle açıkladı:
rihine kadar Gelir ve Kurumlar Vergisi’nden müstesnadır.
Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösterilmesi,
kazancın münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge’ye
dayalı üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlardan
olması, bölge içi ve bölge dışı faaliyetlerden elde edilen
kazanç ayırımının yapılması ise istisnadan yararlanmak
için gerekli şartlar arasındadır.”
Sunumunda, amortismanların dağıtımı hakkında da
bilgi veren Kara, “İstisna kapsamına giren ve girmeyen
faaliyetlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve
ulaştırma vasıtalarının amortismanlarının ise bunların
her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtımının
yapılması gerekmektedir. Hangi işlerde ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin
amortismanlar, müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır” diye konuştu.
İSTİSNADAN YARARLANMA
ŞARTLARI
“4691 Sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesi uyarınca;
bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge
faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31 Aralık 2023 taMART / NİSAN 2014
İSTİSNA KAPSAMINDAKİ
ÖDEMELER
Kara, araştırmacı, yazılımcı, Ar-Ge çalışanları ve destek
personellerinin istisnadan yararlanacak çalışanlar olduğunu bildirerek, “İlgili personele çeşitli adlarla yapılan ve
30
BBilanço
Sendika ile
ücret olarak değerlendirilebilecek prim, ikramiye ve benzeri
ödemeler de istisna kapsamındadır” dedi.
sözleşme yenilendi
Konuşmasında, oyun programları, network uygulamaları
gibi yazılımların istisna kapsamında olmadığını da kaydeden
Kara, sigorta primi desteğinden yararlanmayacak çalışanları
ise şu şekilde belirtti:
“Kamu personeli, aylık sosyal güvenlik destek primine tabii olanlar, 5 Haziran 1986 tarihli 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde
mesleki eğitim gören öğrenciler ile topluluk sigortasına tabii
olanlar.”
Sunumunun sonunda, kapsama giren işletmelerin devredilmesi hakkında da bilgi veren Ali Kara, sözlerini şöyle sonlandırdı:
Tarafların katılımıyla BSMMMO Hizmet Binası’nda imzaları atılan toplu iş
sözleşmesi, 1 Ocak 2014 ile 31 Aralık 2016 tarihleri
arasına geçerli olacak.
“Teknokentte yarı zamanlı görev alan öğretim üyesi, öğretim
görevlisi, araştırma görevlisi ve uzmanların bu hizmetleri
karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye
kapsamı dışında tutulur. Sürekli olarak istihdam edilecek
personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile
ilişkileri devam eder.”
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) ile DİSK’e
bağlı Sosyal-İş Sendikası arasında, Oda
personeline yönelik ilki 2011 yılında
imzalanan toplu iş sözleşmesi, üç yıllığına yenilendi. Tarafların katılımıyla
BSMMMO Hizmet Binası’nda imzalanan toplu iş sözleşmesi, 1 Ocak 2014 ile
31 Aralık 2016 tarihleri arasına geçerli
olacak.
İSTİSNAYA TABİ KAZANCIN TESPİTİ
Ymm. Ali Kara’nın ardından söz alan BSMMMO Başkan
Yardımcısı Ömer İşci ise 4691 Sayılı Kanun’a göre teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan mükelleflerin
dikkat etmesi gereken hususlardan bahsetti. “Bu bölgelerde
faaliyette bulunan mükelleflerin bölgedeki faaliyetleri istisnaya tabi kazancın tespitinde çok önemli olduğundan kayıt nizamının da ona göre tutulması gerekmektedir” diyen
BSMMMO Başkan Yardımcısı İşci, “Bölgede yapılan faaliyet
sonucu elde edilen kazanç, diğer faaliyetlerden elde edilen
kazançtan ayrı hesaplanmalıdır. İstisnaya tabi kazancın
tespiti açısından mükelleflerin istisna kapsamına giren faaliyet kazançları ile istisna kapsamında değerlendirilmeyen
faaliyetlerden elde edilen kazançların ayrımını yapabilecek
şekilde muhasebe kayıtlarının tutulması gerekmektedir. Görüldüğü gibi burada amaçlanan mükelleflerin bölgede elde
ettiği faaliyet konusu dışındaki gelir ve giderleri ile bölge
dışındaki gelir ve giderleri ve istisnaya tabi tutulacak kazancın tam anlamıyla ayrıştırılması hedeflenmiştir. İstisna bir
kazanç istisnası olduğu için hesaplama sonucu bulunan kazancın tamamı istisna olacaktır” diye konuştu.
B
SMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda Başkan
Yardımcısı Ömer İşci ve Oda Yönetim Kurulu Sekreteri
Sabiha Işık’ın katılımıyla gerçekleşen toplu iş sözleşmesi imza töreninde, Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ağuş ve Yönetim Kurulu
Sekreteri Mahsun Turan da hazır bulundu.
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşen imza töreninde konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Sözleşme görüşmeleri süresince, ortak anlayış
ve hoşgörü çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz toplantılar neticesinde ortak bir noktaya varmış bulunuyoruz. Bu süreçte emeği
geçen herkese teşekkür ediyor, üç yıl geçerli olacak sözleşmenin
Odamıza ve Odamız çalışanlarına katkı sağlamasını temenni ediyorum” dedi.
Bunun dışındaki kazançların vergiye tabi olduğunu hatırlatan Ömer İşci, sunumunu, istisnaya tabi faaliyetin zararla
sonuçlanması halinde, zarar tutarının kanunen kabul edilmeyen giderler satırında gösterildiğini söyleyerek sonlandırdı.
Törende konuşan Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şubesi Yönetim
Kurulu Başkanı Mustafa Ağuş ise sendika üyesi olan Oda personeli ve süreçte emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Tören,
tarafların toplu iş sözleşmesine imza atması ile sona erdi.
31
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
SMMM ruhsatına
doğru zorlu sınav
İstanbul’da Marmara Üniversitesi Göztepe Kampusu’nda 15-16 Mart 2014 tarihlerinde yapılan ‘SMMM Yeterlilik Sınavı’na
katılan 299 meslek mensubu adayını BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez de yalnız bırakmadı.
İstanbul’da Marmara Üniversitesi
Göztepe Kampusu’nda 15-16 Mart
2014 tarihlerinde yapılan ‘SMMM
Yeterlilik Sınavı’ 299 meslek mensubu adayının katılımıyla gerçekleşti.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
Endercan Genç ile Stajyer Eğitimi ve Denetimi
Komisyonu Başkanı Umut Ekici’nin de katılımıyla gerçek-
leşen organizasyon kapsamında, meslek mensubu adayları, SMMM ruhsatı alabilmek için ter döktü.
İstanbul’da gerçekleşen sınav organizasyonu hakkında
bilgi veren BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
mesleğe yeni katılacak olan stajını tamamlamış meslek
mensubu adaylarını, sınavlarda yalnız bırakmadıklarının
altını çizerek, “Göreve geldiğimiz günden bu yana, düzenlenen tüm sınav organizasyonlarına katılım sağlamaya özen gösterdik. BSMMMO olarak, geleneksel hale gelen SMMM Yeterlilik Sınavı organizasyonlarından birini
daha gerçekleştirdik. Sınava giren tüm meslek mensubu
adaylarımıza başarılar diliyorum” diye konuştu.
32
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Değerli
Bilanço okurları
150. sayımızda sizlerle buluşmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Dergimiz yayın
süresi boyunca Odamızın etkinliklerini, faaliyetlerini, siz değerli okuyucularına ulaştırmada birincil rol oynamıştır. Dergimiz, mesleki sorunların belirlendiği, tartışıldığı,
çözüm yollarının arandığı, ortak aklın üretildiği ortamın oluşmasında kılavuz görevini
sunmuş ve sunmaya devam edecektir.
Sevgili meslektaşlarım. Dergimiz mesleki konuların dışında ülkemizin ekonomik, politik ve sosyal konularına duyarlılığı çevre konularında bilinçli ve sorumlu davranmayı
da kendine görev addetmiştir. Entelektüel birikimin meslek kariyeri için önemli olduğu bilinci ile dergimizde sağlık ve kültürel konulara yer verilmiş ve bu sebeplerledir ki
Bilanço dergimiz Odamızın gülen yüzü olmuş ve olmaya da devam edecektir.
Meslek sorunlarımızın belirlenmesi, çözüm yollarının aranması hususunda pozitif
katkı koyan her türlü yazının teknik imkanlar çerçevesinde dergimizde yer almasını
sağladık ve sağlamaya çalışacağız.
Smmm. Mustafa AKINCI
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Komisyonu Başkanı
[email protected]
Emek ve ekmeğin tarihsel mücadele süreci boyunca şekillenen üretim ve tüketim
süreci ekonomik yapıları oluşturmuştur. Bu ekonomik yapılar da dünyanın bugünkü
toplumsal ve politik hayatını belirlemiştir. Üretim ve tüketim sürecindeki mali değerlerin belirlenmesinde ve bu değerlerle oluşturulan verileri kullanan yöneticiler gelişmiş ülkelerde muhasebeye gerekli önemi vermişler ve ekonominin içinde gerek karar
verme noktasında gerek mesleki değer noktasında toplumda hak ettiği yeri almıştır.
Gelişmiş ülkelerde muhasebe, üretim ve planlamanın ayrılmaz parçasını oluşturmaktadır. Bu süreç denetlenebilir bir ekonomiyi yaratmıştır. Denetlenen ekonomilerde
denetim verilerin güvenilirliği ölçüsünde muhasebe mesleği de hak ettiği yeri almıştır.
Ülkemize bakıldığında farklı bir durumla karşılaşmaktayız. Gelişmiş ekonomilere göre
çok daha küçük bir ekonomimizi yöneten yöneticilerimiz “Bürokrasi bizim hızımıza
yetişemiyor” mantığı ile hareket ettiklerinden, denetimin önemi kavranamamış gözükmektedir. İşte tam buradan hareketle mesleğimizin ve meslektaşlarımızın değeri
ve bilinci noktasında denetim, denetlemiş mali veriler mesleğimizin toplumdaki yerini
belirlemede birincil rol oynayacak.
Değerli Bilanço okurları. Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu olarak bu değerlendirmelerin ışığında yeni sayılarımızda da mesleğimizin gelişmesi toplum nezdinde
hak ettiği yere ulaşması için sorunların ve çözümlerin belirlendiği tartışıldığı, Oda
etkinliklerinin ve faaliyetlerinin sunulduğu, dergimizin Odamızın gülen yüzü olması
için çalışmalarımıza yönetim kurulumuzdan aldığımız yetki çerçevesinde devam edeceğiz.
Dergimizin bugünlere gelmesinde önceki yönetimlerin, değerli hocalarımız, Oda danışmanlarımız, meslektaşlarımızın katkısı çok değerlidir ve değerli olmaya devam
edecektir. Katkı koyan tüm arkadaşlara, yöneticilerimize yönetim kurulumuz adına
şükranlarımız sunarız.
Komisyon olarak tüm meslektaşlarımıza ve dergimizi takip eden okuyucularımıza tekrar şükranlarımız sunar; nice 150. sayılarda buluşmak umuduyla
mesleğimizin hak ettiği yere kavuşmasını dilerim.
33
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Su haktır satılamaz!
yaşamımızın her alanında kullanmak zorunda olduğumuz
önemli ve hayati bir kaynaktır. Bu kaynağı en ekonomik
şekilde kullanmalıyız. Maalesef ki su, her geçen gün biraz
daha kirleniyor. Bununla birlikte, erişilebilir, sağlıklı ve
temiz su miktarı her geçen gün daha da azalıyor. Bunu,
dünyayı ticari bir yaşam alanına dönüştüren emperyalizmin bir politikası olarak görüyorum. Unutulmamalıdır ki,
su haktır ve satılamaz. Suyun ticarileştirilmesine hayır
diyorum” dedi. Konuşmasının ardından öğrencilerle birlikte resim yapan BSMMMO Başkanı Sönmez, sloganını
ise ‘Su, haktır satılamaz. Suyun ticarileşmesine hayır!’
olarak belirledi.
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Bursa Doğa Koleji
öğrencilerini makamında ağırlayarak, onlarla birlikte
suyun önemine ilişkin resim yaptı.
Dünya Su Günü etkinlikleri çerçevesinde, suyun bilinçli kullanılması
ve gereksiz tüketiminin engellenmesi için çalışma başlatan Bursa
Doğa Koleji öğrencilerini makamında ağırlayan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, öğrencilerle birlikte su temalı yağlı boya
resim yaptı.
B
ursa Doğa Koleji öğrencileri, ‘22 Mart Dünya Su
Günü’ etkinlikleri çerçevesinde, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’i makamında ziyaret
etti. BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşen ziyarette Oda Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez’e ‘22 Mart Dünya Su Günü’ etkinlikleri
çerçevesinde yürüttükleri proje hakkında bilgilendirme
yapan Bursa Doğa Koleji öğrencileri, yanlarında getirdikleri yağlı boya resim malzemeleriyle BSMMMO Başkanı Sönmez’e suyun önemine ilişkin resim yaptırarak,
slogan hazırlattılar. ‘Bursa farkında ya siz’ isimli projeye
destek vermekten ve çevreye duyarlı minik ziyaretçilerini
makamında ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile
getiren BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Su
34
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Nitelikli ara eleman
ihtiyacına ‘projeli’ çözüm!
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’i makamında ziyaret etti.
Nitelikli ara elaman ihtiyacının karşılanmasına yönelik yeni bir proje
hazırlığı içerisinde olan BSMMMO
ve Uludağ Üniversitesi, hayata geçirilecek proje ile nitelikli iş gücü
açığının giderilmesini ve öğrencilerin iş hayatına hazırlanmasını
hedefliyor.
nın giderilmesi, öğrenciyi iş hayatına hazırlama, üniversite mesleki eğitimin uygulamayla daha fazla bütünleşerek
mesleki eğitimin kalitesinin arttırılması ve kariyer danışmanlığını hedefliyoruz.”
MESLEKİ KOÇLUK DA
HEDEFLENİYOR
Proje ile iş yeri eğitimi dersi verileceğini bildiren
BSMMMO Başkanı Sönmez, “İş yeri uygulama dersinin
iki saati okulda uygulama seminer dersi olarak verilebilir.
BSMMMO ile Üniversite’nin birlikte belirleyeceği uygulama dersinin müfredatının SMMM’lerce verilmesi, her dönem için 6-8 SMMM görevlendirilip bir ila üç hafta ders
anlatmaları sağlanabilir. Ayrıca, her SMMM, 5 ila 10 öğrenciye bir dönem boyunca mesleki koçluk da yapabilir.
İş yeri eğitimini seçecek öğrenciler için birinci sınıfta iken
bilgilendirme toplantıları yapılarak, muhasebe mesleğini
yapmayı düşünmeyenlerin proje kapsamına girmemesi
sağlanabilir” dedi. Ziyaret esnasında söz alan BSMMMO
Akademi Eğitim Koordinatörü Öğr. Gör. Adem Yıldırım
ise projenin hazırlık çalışmaları ve kapsamı hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
B
SMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda
Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda Saymanı Ali
Çevdir, Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Uçar ve
Ali Nazım Tekelioğlu ile BSMMMO Akademi
Eğitim Koordinatörü Öğretim Görevlisi Adem Yıldırım,
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’i makamında ziyaret etti. BSMMMO ve Uludağ Üniversitesi
işbirliğinde yürütülen projeler hakkında bilgi alışverişinde bulunulan ziyaret esnasında söz alan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, yürüttükleri faaliyetlerden
bahsetti. Üniversite ile olan işbirliğine her zaman açık
olduklarını vurgulayan BSMMMO Başkanı Sönmez, işbirliğini önümüzdeki süreçte de artırarak sürdürmeyi
hedeflediklerini belirterek, nitelikli ara elaman ihtiyacının karşılanmasına yönelik yeni bir projeye imza atmayı
planladıklarını açıkladı. Uludağ Üniversitesi ile BSMMMO
arasında geliştirmeyi planladıkları yeni proje hakkında
bilgi veren Ahmet Hikmet Sönmez, şu bilgileri paylaştı:
“Proje ile sektörün aradığı niteliklere sahip iş gücü açığı-
Makamına gerçekleşen ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade eden Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Kamil Dilek ise BSMMMO ile işbirliğine her zaman açık
olduklarının altını çizerek, “Somut ve karşılığı olan projelere imza atmak önemlidir. Küçük adımlarla, sonuç alarak adım adım projeleri hayata geçirmek gerekir” dedi.
35
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Denetleneceğini bilen
mükellef adımlarını
dikkatli atar!
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında, Prof. Dr. Mehmet Yüce ve Vergi
Müfettişi Murat Özkan’ın sunumunda, ‘Vergi Denetimlerinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri’
konulu seminer düzenlendi.
Her vergi mükellefinin, mutlaka
denetimden geçmesi gerektiğini
söyleyen Prof. Dr. Mehmet Yüce,
“Mükellef, bir gün denetleneceğini düşünüyorsa, adımlarını daha
dikkatli atar. Denetim yoksa hata
olabilir. Bu da kurumsallaşmanın
önünde büyük bir engeldir. Hata
yapmaya zemin oluşturmayan,
otokontrol mekanizmalarının geliştirilmesi gerekir.”
gösterdi. Seminerin açılış konuşmasını yapan BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, meslek mensupları
olarak vergi denetimlerinde yaşanan sorunlar ve çözüm
önerileri konusunda ayrıntılı bilgi edineceklerini kaydederek, “Devletin en önemli gelir kaynaklarından birisi olan
vergi, kamu giderlerini karşılamak için herkesin malî gücüne göre vermekle yükümlü olduğu ekonomik değerdir.
Bir ülkede vergiye tabi kazanç ve iratların tam olarak vergilendirilebilmesi için, mükelleflerin yeterli bir vergi bilincine sahip olmaları ve aynı zamanda da o ülkedeki vergi
sisteminin de esnek, geniş tabanlı ve adil olması gerekir.
Bu unsurların var olması durumunda vergiye tabi kazanç
ve iratların tam olarak vergilendirilebilmesi mümkün olabilecektir” dedi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) Prof. Dr. Mehmet
Yüce ve Vergi Müfettişi Murat Özkan’ın sunumunda, ‘Vergi Denetimlerinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ konulu seminer düzenlendi.
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
gerçekleşen seminere meslek mensupları yoğun katılım
MART / NİSAN 2014
DİYALOG KURULMASI ŞARTTIR
36
“İdeal bir vergileme sisteminin en önemli koşulu, sağlıklı
bir belge düzenine sahip olunmasıdır” diyen BSMMMO
Başkanı Sönmez, belge düzeninin sağlıklı olabilmesi için
defter ve belgeler ile beyanların sağlıklı olması gerektirdiğini kaydetti. Ahmet Hikmet Sönmez, sözlerini şöyle
BBilanço
DENETİM YOKSA HATA VARDIR
Vergi sisteminin, alacaklı ve borçlu olmak üzere iki tarafı olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Yüce, şu bilgileri
paylaştı: “Alacaklı taraf, devlet tarafından yetkilendirilmiş
vergi toplama yetkisini almış tüzel kişilerdir. Borçlu taraf
ise mükellef ve sorumlulardır. İkisi arasındaki dengenin
sağlıklı kurulması lazımdır. Bu dengeyi kuran da meslek
mensuplarıdır. Meslek mensupları bir nevi aracı konumdadırlar. Mali konularda arabulucular, meslek mensuplarıdır. O yüzden meslek mensuplarının da arabuluculuk
için tarafsız olmaları gerekir.” Yüce, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Mükellef bir gün denetleneceğini düşünüyorsa, adımlarını daha dikkatli atar. Her mükellefin mutlaka
denetimden geçmesi gerekiyor. Denetim yoksa hata olabilir. Bu da kurumsallaşmayı engeller. Hata yapmaya zemin oluşturmamak, kurulu bir düzen oluşturmak lazım.
Otokontrol mekanizmalarının da geliştirilmesi gerekir.”
Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez
Vergi Müfettişi Murat Özkan’a plaketini verirken
sürdürdü: “Belge düzeni, ödenmesi gereken vergilerin
doğruluğunun araştırılması ve kanıtlanmasını sağlayan
vergi denetiminin en önemli aracıdır. Hepimizin bildiği
üzere, defter ve belgeler konusunda en önemli görevi
meslek mensupları üstlenmiştir. Bu nedenle, sağlıklı bir
kayıt ve belgelendirme sistemi için meslek mensupları
ile vergi idaresi arasında sağlıklı bir diyaloğun kurulması
şarttır. Aksi takdirde yaşanacak bir iletişimsizlik sorunu,
beraberinde birçok problemi getirecektir. Bu da hem mali
idare açısından, hem de vergi mükellefi açısından telafisi zor birtakım olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Ancak,
vergi idaresi ile meslek mensuplarının ciddi bir işbirliği
ile etkin bir vergi sisteminin oluşturulması mümkündür.”
DENETİM TEK ELDEN
YÜRÜTÜLÜYOR
Seminerin devamında söz alan Vergi Müfettişi Murat Özkan ise vergi denetimlerinde yaşanan sorunların, yapısal
ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar olmak üzere, ikiye
ayrıldığını kaydetti. 2011 yılında kurulan Vergi Denetim
Kurulu hakkında bilgi veren Vergi Müfettişi Özkan, “Artık kimse yerelde bir inceleme stratejisi geliştiremez ve
yerelde alınan kararın uygulanması yönünde vergi incelemesi yapamaz. Artık denetim tek elden ve alandan koordine ediliyor. Vergi denetim kuruluyla birlikte, vergi incelemelerinde, uyulacak usul ve esaslar da yasal metinler
haline dönüşmüştür. Artık her şey yönetmeliğe ve yasaya
bağlı şekilde yapılmaktadır. Vergi incelemesinin kanunda
bir yeri vardır” dedi. Soru-cevap şeklinde devam eden
seminer, Prof. Dr. Mehmet Yüce ve Vergi Müfettişi Murat
Özkan’a plaket takdim edilmesiyle sona erdi.
BEYAN ESASI GEÇERLİDİR
Seminerde sunumunu yapmak üzere ilk sözü, Prof. Dr.
Mehmet Yüce aldı. “Sorunu tespit etmek, sorunu çözmenin yarısıdır” diyerek sunumuna başlayan Prof. Dr.
Mehmet Yüce, “Denetim, eldeki verilerin daha önceden
belirlenmiş olan standartlara uygunluğunun, tarafsız ve
bağımsız kişilerce değerlendirilmesidir. Vergi denetimi
ise ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak,
tespit etmek ve sağlamaktır. Modern dünyada beyan
esası geçerlidir. Beyan esasında biz diyoruz ki mükellef
hakkında en doğru bilgiyi, mükellefin kendisi bilir. Onun
için mükellefe güvenmek zorundayız. Mükellef yanlış yapabilir ama meslek mensupları, bu yanlışı yapmamasını
sağlamalıdır” dedi. Kurumsallaşmak için denetiminin
sağlıklı ve tarafsız yapılmış olması gerektiğinin atını çizen
Prof. Dr. Mehmet Yüce, denetimin eğitici fonksiyonunun
ön plana çıkarılması gerektiğini belirterek, “Denetim,
suçluyu yakalamak değildir. Denetim, verginin doğru beyanının sağlanması demektir. Siz vergi sistemini istediğiniz kadar mükemmel yapın, kusursuz yapın. Ama vergi
sistemini uygulayan kişilerdir” şeklinde konuştu.
Oda Başkan Yardımcısı Ömer İŞÇİ
Prof. Dr. Mehmet Yüce’ye plaketini verirken
37
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
TÜRMOB’un idare karşısındaki
etkinliği artmalı
Mesleklerinin 25 yıldır biriken dağ
gibi sorunlarının çözümü noktasında, üst birlikleri TÜRMOB’un
idare karşısındaki etkinliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, “Meslek mensupları olarak, her geçen gün biraz daha artan iş yükümüz, artık bıçağı kemiğe dayandırmıştır” dedi.
tistik Kurumu’nun (TÜİK) firmaların bilgilerinin, muhasebeleştirme sırasında bir havuzda toplanmasını öngören
Elektronik Veri Toplama (EVT) Projesi hakkında da bilgi
verdi. Nail Sanlı, ortalama 260 dakikada doldurulabilen
istatistik formlarının artık sistem sayesinde 10-15 dakika
gibi kısa bir sürede doldurulabileceğini kaydetti. TÜİK’in
işletmelerden yılda bir kez ‘Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri Formu’nu doldurmalarını istediğini vurgulayan
Sanlı, “Zorunlu olarak doldurulması gereken bu formda
yaklaşık 220 soru bulunuyor. Firmaların yasal olarak
vermek zorunda oldukları bu formları da mali müşavirler dolduruyor. TÜRMOB olarak, üyelerin bu iş yükünü azaltmak, doğru ve sağlıklı verinin, en hızlı biçimde
TÜİK’e ulaştırılmasını temin etmek için işbirliğini gerçekleştirdik” dedi.
T
ÜRMOB’un 71. Başkanlar Kurulu Toplantısı ve
TÜRMOB-TÜİK ile TÜRMOB-Avrupa Muhasebeciler Federasyonu (FEE) Ortak Tanıtım Toplantıları, 20 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirildi.
Türkiye genelindeki SMMM Oda başkanları ve yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Bursa Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez ve BSMMMO Yönetim Kurulu
Sekreteri Sabiha Işık, Yönetim Kurulu Üyesi ve HRMK
Başkanı Hasan Uçar ile Disiplin Kurulu Başkanı Fikri Yazkili de hazır bulundu.
FİRMALARA TEŞEKKÜR EDECEĞİZ
TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı’nın ardından ise TÜİK
Başkanı Birol Aydemir söz aldı. Birol Aydemir, proje sayesinde şirketlerin Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı,
Gelirler İdaresi gibi kuruluşlar için ayrı ayrı form doldurmak yükümlülüğünden kurtulacağını, muhasebe kayıtlarının otomatik olarak veri tabanına aktarılacağını bildirdi.
Aydemir, bu uygulamanın firmalar açısından iki sonuç
doğuracağını belirterek, “Birincisi, firmalar anketi doldurup bize gönderdikten kısa bir süre sonra kendilerine dönüp önce teşekkür edeceğiz. Sonra da bu firmalarla ilgili
Öncelikle, TÜRMOB-TÜİK ortak toplantısının açılışını
yapan TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı, Türkiye İsta-
TÜRMOB’un 71. Başkanlar Kurulu Toplantısı ve TÜRMOB-TÜİK ile
TÜRMOB-Avrupa Muhasebeciler Federasyonu (FEE) Ortak Tanıtım Toplantıları,
20 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirildi.
38
MART / NİSAN 2014
BBilanço
sine katkı sağlayacak, Maliye Bakanlığı ile yanaşık düzen
kutlanmasına son verilecektir” diye konuştu.
BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR
Meslek mensupları olarak, çeşitli etkinliklerle kutlamaya
hazırlandıkları muhasebe haftasında, etkinliklerin temelini biriken mesleki sorunların ve ortaya sunulacak çözüm
önerilerinin oluşturması gerektiğini kaydeden BSMMMO
Başkanı Sönmez, “Türkiye genelinde gerçekleştireceğimiz basın açıklamaları, resmi ziyaretler ve konuk olacağımız televizyon programlarında kamuoyunun dikkatini
mesleğimizin sorunlarına ve çözümüne çekmeliyiz. Sorunlarımızı, mümkünse bu toplantının ardından ortaklaştırarak, muhasebe haftasında hep bir ağızdan ortak bir
dil ile kamuoyuyla paylaşmalıyız” dedi. Konuşmasında,
meslek mensupları olarak, her geçen gün biraz daha
artan iş yükü nedeniyle, artık bıçağın kemiğe dayandığını savunan Ahmet Hikmet Sönmez, sözlerini şöyle
sürdürdü: “Çoğu meslektaşımız, Oda’ya olan üye aidat
borcunu dahi ödeyemez durumdadır. Bunları görmezden
gelemeyiz. Hep birlikte tek bir ağızdan sesimizi duyurabilmek ve sorunlarımızın çözümü için güçlü bir tavır
ortaya koyabilmemiz için öncelikle kendi içimizde birliği
kuvvetlendirmeliyiz. 25 yıldır biriken dağ gibi sorunlarımızın çözümü için TÜRMOB’un idare karşısındaki etkinliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bir şeylerin değişmesi,
lehimize adımların atılması için Oda temsilcileri olarak,
yerel bazda attığımız adımlar, meslek camiamızın sorunlarının çözümü noktasında maalesef ki yetersiz kalmaktadır. Tüm taleplerimizi, beklentilerimizi 90 bin kişinin, biz
meslek mensuplarının temsilcisi olan TÜRMOB öncülüğünde haykırmalıyız.”
analiz sonuçlarını kendilerine ileteceğiz. Bunlar, zaman
zaman firmaların belki birkaç bin dolara yaptıramayacağı
analizler olacak” diye konuştu.
YANAŞIK DÜZEN KUTLAMAYA
SON VERİLMELİ
Toplantının ardından, TÜRMOB’un 71. Başkanlar Kurulu Toplantısı’na geçildi. TÜRMOB Genel Başkanı Nail
Sanlı’nın açılış konuşmalarının ardından söz, gündemdeki mesleki konuların görüşülmesi için toplantıya katılan
SMMM Oda başkanları ile temsilcilerine bırakıldı. 71.
Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda kürsüye çıkarak konuşma yapan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
“Her geçen gün iş yükü biraz daha artan ve sorunları karşısında idarenin tepkisiz kaldığı meslek camiası olarak,
‘Muhasebe Haftası’nı karşılamaya hazırlanıyoruz. Öncelikle, konuşmama başlamadan önce, Bursa SMMM Odası olarak, daha önce de bu kürsüden dile getirdiğimiz bir
hususu sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum” diyerek,
şunları söyledi: “1-7 Mart tarihlerinde, çeşitli etkinliklerle
bir haftaya yayarak kutladığımız ‘Muhasebe Haftası’ aynı
tarihlerde kutlanan Vergi Haftası’nda değil de 3568 Sayılı Meslek Yasası’nın yürürlüğe girişinin yıldönümü olan
13 Haziran tarihinde kutlanmalıdır. TÜRMOB tarafından
alınacak karar ile ‘Muhasebe Haftası’nın, 13 Haziran’ı da
içine alan bu haftada kutlanması; ‘Vergi İçin Muhasebe’
değil de ‘Bilgi İçin Muhasebe’ anlayışının benimsenme-
TEPKİMİZİ ÖZGÜRCE
GÖSTERMELİYİZ
“Bir meslek mensubu ve aynı zamanda 4 bin 100 üyesi olan BSMMMO’nun başkanı olarak, vesayet altındaki
39
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
mesleğimizin ve dolayısıyla bu durumdan olumsuz etkilenen TÜRMOB’umuzun sorunlarımızın çözümü noktasında etkisiz kaldığını düşünmekteyim” diyen BSMMMO
Başkanı Sönmez, konuşmasına şöyle devam etti: “Gerek
mesleki konularda, gerekse ülkede yaşanan ve üzüntüyle
karşıladığımız pek çok durum karşısında TÜRMOB’umuzun sessiz kalmasını kabul edemeyiz. 17 Aralık’ta hukuksuzluk ve yolsuzluk skandalı karşısında sessiz kalmayan
DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği’nin gerçekleştirdiği ‘Yolsuzluklara Hayır Mitingi’nde TÜRMOB
olarak biz de yer almalıydık. Gerek ülkemizde gerekse
mesleğimizde yaşanan ve atılan her olumsuz adımda,
90 bin kişilik bir ordu olan TÜRMOB, Türkiye genelinde
ses getirmeli ve tepkisini özgürce ortaya koyabilmelidir.
TÜRMOB, sayısı 4 bin 271 olan YMM’lerin değil, geriye
kalan 88 bin 364 SMMM’nin de sorunlarını kucaklamalı
ve çözüm arayışı içerisinde olmalıdır.”
‘SÖNMEZ’ ÖNERİLERİNİ SIRALADI
Toplantıya gelmeden önce, BSMMMO kurulları ve çalışma komisyonları ile birlikte, mesleğin temel sorunları ve
çözüm önerilerine ilişkin katılımcı bir anlayış çerçevesinde, ortak bir çalışma yürüttüklerini de hatırlatan Sönmez,
“Bu çalışmamız neticesinde altını çizdiğimiz bazı konu
başlıkları ve önerilerimizi ise şu şekilde ortaklaştırdık:
Muhasebe hizmet tesliminde hesaplanan KDV, genel
orandan çıkarılıp (%18), indirimli orana (% 8 - % 1) tabii
olmalıdır. Son dönem geçici vergi kaldırılmalıdır. Meslek
mensubunun stopajdan dolayı aldığı iade sadece vergi
borçlarına değil, gerek nakit gerekse SGK borçlarına,
Bağ-Kur borçlarına da mahsup edilebilmelidir. TÜİK ve
karşıt inceleme tutanakları, ücretsiz yapılmamalıdır. Odamızın yayınlamış olduğu ücret tarifesinde yer aldığı gibi,
Resmi Gazete’de yayınlanan ücret tarifesinde de yer almalıdır. SMMM’lerin bağımsız denetçilik hakları, yeminli
mali müşavirlerin gölgesinde bırakılmamalı, SMMM’lerin
bağımsız denetim yetkisi süreyle sınırlandırılarak, genç
meslektaşların önüne süre engeli konulmamalıdır. 5/10
oranında tevkifat uygulamasına geçilmelidir. Aday meslek mensuplarımız olan stajyerlerimize, avukatlarda olduğu gibi, kısa vadeli sigorta kolları uygulanmalıdır. Müşteri
bildirim işlemi kaldırılmalıdır. Haksız rekabetle mücadele
için yürütülen programların, TÜRMOB tarafından uygulama birliğini sağlama amacıyla tek tip hale getirilerek, tüm
mali müşavirler odalarında kullanılması sağlanmalıdır.”
SORUNLARIN KAYNAĞI KANUNDA
Yaşanılan sorunların kaynağında serbest-bağımlı ayrımcılığı yapan 3568 sayılı kanunun geldiğini de ifade eden
BSMMMO Başkanı Sönmez, TÜRMOB 71. Başkanlar
Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmasını şu önerilerle
sonlandırdı: “Yasadaki bu ifade kaldırılarak, tüm meslek
mensuplarını ifade edecek şekilde mali müşavirlik kanunu olarak değiştirilmelidir. Belli bir ciro büyüklüğüne
sahip ticari işletmelerde muhasebe, finans gibi birimlerinde ruhsatlı meslek mensubu çalıştırma zorunluluğu
getirilmelidir. SMMM ve YMM bürolarında hizmet kalite
standardı getirilmeli ve tutulan defterlerin ciro, sayı ve
büyüklüklerine göre meslek mensubu çalıştırılması zorunluluğu getirilerek mesleğin itibarı ve hizmet kalitesi
artırılmalı bunun sonucu olarak da meslek mensuplarına yeni iş istihdamı sağlanmalıdır. Bağımlı çalışanların
odalara ödedikleri yıllık üye aidatlarının yeniden düzenlenerek, yarısının alınması, aktif olmayan meslek mensuplarından ise alınmaması için çalışmalar yapılmalıdır.
TÜRMOB’da bağımlı çalışanlar ile ilgili bir komite oluşturulmalıdır. Odalar arasında, sosyal ve kültürel etkinlikler
alanında işbirliği yapılmalıdır. Staja başlama ve yeterlilik
sınavlarının Bursa’da da yapılması sağlanmalıdır. Stajı
sona erip büro açacak yeni meslek mensuplarına hedeflenen büro standartlarının da yerine getirilebilmesi için
KOSGEB veya başka bir kurumdan kredi imkanı sağlanmalıdır. Stajyerlerin staj süresi içerisinde uyması gereken kuralları ve stajdan sayılan halleri, staj süresini, stajı
durduran halleri gibi konuları içeren stajyer el kitabı tekrar düzenlenmelidir. Birçok istenmeyen durum nedeniyle
zor durum yaşayan meslek mensuplarının maddi olarak
desteklenmesi için TÜRMOB kanalında bir yardım sandığı oluşturulmalıdır. Sermaye şirketlerine, sermayelerini
asgari sermaye tutarına yükseltmek için tanınan süre
bilindiği üzere, 14 Şubat 2014’te sona erdi. Bu yükümlülüğünü yerine getiremeyen ve halen faal olan şirketlerin mağduriyetlerini ve bu konuda yaşanacak yasal kaos
ortamının önlenmesi için ilgili bakanlığın bu konuda yeni
bir düzenlemeye gitmesi lazım. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen şirket sayısı, Bursa ölçeğinde bin 350’dir.
Bu sayı, Türkiye ölçeğinde göz önüne alınmalı ve acilen
düzenlemeye gidilmelidir.”
SANLI: GURUR DUYUYORUM
SMMM Oda başkanlarının tek tek söz alarak, gündemdeki mesleki konular hakkındaki görüşlerini dile getirdiği
71. Başkanlar Kurulu Toplantısı’ndan sonra ise TÜRMOB-Avrupa Muhasebeciler Federasyonu Ortak Tanıtım
Toplantısı’na geçildi. Bu toplantının açılışını yapan TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı, TÜRMOB’un kendi alanında artık Avrupa Birliği üyesi olduğunun müjdesini verirken, “TÜRMOB, son 3 yıldır yürüttüğü yoğun çalışmalar
sonucunda, 18 Aralık 2013 tarihinde Brüksel’de gerçekleyen Avrupa Muhasebeciler Federasyonu (FEE) Üyeler
Kurulu Toplantısı’nda tam üyeliğe kabul edilmiştir. Başkanı olduğum TÜRMOB’un tam üyeliğe kabul edilmiş
olmasından dolayı gurur duyuyorum. Çünkü bu bizim
1998 yılından beri var olan bir isteğimizdi” diye konuştu.
40
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Herkes taşın altına
elini koymalı
LÖSEV Bursa İl Koordinatörü Füsun Emecan Özcan ile LÖSEV Bursa İdari İşler Sorumlusu İnci
İnan, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’i makamında ziyaret etti.
Lösemi hastalığı ile kimin ne zaman karşılaşacağının belli olmadığını söyleyen LÖSEV Bursa İl Koordinatörü Füsun Emecan Özcan,
“Herkesin gönüllülükle, taşın altına elini koyması ve elinden geleni
yapması gerekiyor” dedi.
veriyorlar. Anneler ve iyileşen gençlerimizin yaptığı butik
ürünler, hediyelik eşyalar LSV dükkanda satışa sunuluyor. www.lsvdukkan.com adresinden satın alınacak her
ürün, lösemili çocuklarımıza katkı sağlıyor. Herkese, özel
günler için hediye alışverişlerini buradan yapmalarını
öneriyoruz” diye konuştu.
YAŞ ORTALAMASI DÜŞÜYOR
Konuşmasında, lösemi hastalığı hakkında da bilgi veren
LÖSEV Bursa İl Koordinatörü Özcan, şunları söyledi:
“Bu hastalığın kime ne zaman çıkacağı belli değil. Herkesin gönüllülükle taşın altına elini koyması ve elinden
geleni yapması çok önemli. İstatistiklere bakıldığı zaman,
bugün doğan her beş çocuktan üçü, elli yaşına gelmeden kansere yakalanacak. Şimdi kansere yakalanma yaş
sınırı 60, 70 ve 80’lerde. İstatistiki verilere göre, kansere
yakalanma yaş sınırı önümüzdeki süreçte 50’li yaşlara
düşecek. Tehlike geliyor. Bunu istatistiklere baktığımızda
açıkça görüyoruz. Ama maalesef ki kanseri önleme noktasında adım atılmadığı gibi daha çok artırıcı gelişmeler
yaşanıyor.”
L
ÖSEV Bursa İl Koordinatörü Füsun Emecan
Özcan ile LÖSEV Bursa İdari İşler Sorumlusu
İnci İnan, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez’i makamında ziyaret etti. BSMMMO’nun
BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşen
ziyarette, Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Üyesi İlkay Mutluay da hazır bulundu.
BSMMMO Yönetimi’ne başarı dileyerek konuşmasına
başlayan LÖSEV Bursa İl Koordinatörü Füsun Emecan
Özcan, vakıf hakkında ayrıntılı bilgi verdi. LÖSEV’in 1998
yılında, 30 çocuğa hizmetle, metal bir masa ve sandalye ile başlayan yolculuğunun, bugün 14 bin 500 çocuğa
ulaştığını söyleyen Füsun Emecan Özcan, “Zamanla aile
konut evleri, lösemili çocuklar hastanesi, Ankara’da lösemili çocuklar köyü, lösemili çocuklar ilköğretim okulu
hizmete girdi. Türk halkının ve kurumlarının destekleriyle
yoktan var olan LÖSEV, bugün çok önemli bir noktaya
geldi” dedi.
“ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA
HAZIRIZ”
Ziyaretten memnun kaldığını ifade eden BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez ise Oda olarak, ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti. “Hastalık
geldiğinde sağlığın kıymetini biliyoruz” diyen BSMMMO
Başkanı Sönmez, “Bireylerin hasta olmadan kontrolden
geçmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda bir kültür meselesidir. Bu kültürün oluşturulmasına katkı yapmak lazım. Bu
çerçevede üzerimize düşeni yapmaya hazırız” şeklinde
konuştu.
EL EMEĞİ ÜRÜNLER ‘LSV
DÜKKAN’DA
LÖSEV bünyesindeki tüm hizmetlerin tamamen ücretsiz
olarak verildiğinin de altını çizen Füsun Emecan Özcan,
“Vakfımız bünyesinde, gönüllü öğretmenlerimiz dersler
41
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Biz denetim işine
öteden beri talibiz!
Kayıt dışı sorununun, vergi bilincinin toplumun tüm kesimlerine
yayılması ile çözülebileceğini söyleyen BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, “Bunun için de
denetimlerin arttırılması gerekir.
Biz meslek camiası olarak, denetimi üstlenmeye öteden beri talibiz.
Meslek mensupları olarak, denetim işini hakkıyla yerine getirebilir;
kayıt dışı sorununun çözümüne
katkı sağlayabiliriz” dedi.
B
Ertuğrulgazi Vergi Dairesi Müdürü Abdurrahman Enterili,
Çekirge Vergi Dairesi Müdürü Abdülkadir Öztürk, Nilüfer
Vergi Dairesi Müdürü Ali Yükseksoy, Uludağ Vergi Dairesi Müdürü Kasım Türkyılmaz ve Yıldırım Vergi Dairesi
Müdürü Mustafa Latif Demirkol ile birlikte BSMMMO’yu
ziyaret etti.
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
gerçekleşen ziyarette ilk olarak söz alan Bursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam, 25. Vergi Haftası kapsamında yürüttükleri faaliyetler ve kurumsal ziyaretler hakkında bilgi verdi. Gerçekleştirdikleri ziyaretler esnasında
kamuoyunda vergi bilincinin artırılması yönünde görüş
alışverişinde bulunduklarını ifade eden Bursa Vergi Dairesi Başkanı Saydam, kayıt dışı sorununa ilişkin ise şunları söyledi:
ursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam,
25’inci Vergi Haftası etkinlikleri çerçevesinde
Grup Müdürleri Esat Giray, Selim Aktaş, Mustafa Sevim ve KDV-ÖTV Müdürü Belgin Coşkun,
“Kayıt dışı sorunu, bütün kurumların ortak sorunudur.
Bunun idrak edilmesi ve ona göre çözüm yolu aranması
lazım. Biz gittiğimiz bütün platformlarda bunu dile getiriyoruz. Kayıt dışı sorunu, toplumun bütün kesimlerinin
ortak sorunudur.”
TAHSİLATTA YÜZDE 12’LİK ARTIŞ
BSMMMO ziyareti esnasında yaptığı konuşmada, 2013
yılı vergi tahakkuk ve tahsilat oranları hakkında da bilgi
veren İbrahim Saydam, şöyle konuştu:
“2013 yılı sonu itibariyle elde ettiğimiz istatistiki verilere
göre; 8 milyar TL’lik bir vergi tahakkukumuz olurken, 6
milyar 300 milyon TL’lik de tahsilat yapılmış. 2013 yılındaki vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarımız, bir öndeki
yıla göre yaklaşık yüzde 12 oranında artmış. Basit usul
açısından bakıldığında, 2013 yılında 15 bin 530 adet basit usul mükelleften gelir vergisi beyannamesi almışız.
Bunların bildirdiği toplam vergi matrahı 53 milyon TL
tutarında. Bunlar üzerinden tahakkuk eden toplam gelir
vergisi ise yaklaşık 8 milyon TL. Gelir Vergisi açısından
bakıldığında ise 78 bin 513 beyanname almışız. Toplam
vergi matrahı 1 milyar 279 milyon TL iken, tahakkuk
eden vergi ise 378 milyon 400 bin TL tutarında. Kurumlar Vergisi açısından bakıldığında da 23 bin 37 beyanname almışız. Bu beyannamelerde toplam 3 milyar 946
İbrahim SAYDAM
Bursa Vergi Dairesi Başkanı
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Oda Başkanı
42
MART / NİSAN 2014
BBilanço
milyon TL’lik matrah beyan edilmiş. Bu beyanlar üzerinden hesaplanan vergi de 776 milyon TL tutarında.”
cesinde, bulundukları her platform ve ziyaretlerde mesleki taleplerini gündeme getirdiklerini söyleyen BSMMMO
Başkanı Sönmez, şunları söyledi: “Biz yerel yönetimlerde
tek düzen hesap planına geçilmesini istiyoruz. Teknik konularda belediye bünyelerinde nasıl mühendis ve mimar
çalıştırılıyorsa, muhasebe servislerinde de belgeli mali
müşavirlerin görevlendirilmesini istiyoruz. Böylelikle, yerel yönetimlere olumlu katkılarımızın olacağını düşünüyorum. Bu, İzlenebilirlik, hesap verilebilirlik ve şeffaflığa
da olumlu katkı sağlayacaktır.”
VERGİ ADALETİ SAĞLANMIŞ OLUR
Makamlarına gerçekleşen ziyaretten memnun kaldıklarını söyleyen BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez
ise meslek camiası olarak, vergi dairesi ile olan ilişkilere
büyük önem verdiklerini ve iki kurum arasındaki ilişkileri
daha da güçlendirmek istediklerini kaydetti. Konuşmasında kayıt dışı sorununa değinen BSMMMO Başkanı
Sönmez, “Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması için
herkesin üzerine düşen vergi payını ödemesi gerektiğini
savunuyoruz. Sorun, ancak bu anlayışın tabana yayılması ve tüm bireylerin vergiye katılımının sağlanması
ile aşılabilir. Böylelikle vergi adaleti de sağlanmış olur”
dedi. Kayıt dışı sorununun partiler üstü bir mesele olduğunu bildiren Ahmet Hikmet Sönmez, “Bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin kaynaklarından faydalanan her bireyin
bu bilince sahip olması gerekir. Kayıt dışının kayıt altına
alınması konusu ülkenin tüm bileşenlerinin işidir. Sadece
Gelir İdaresi’nin, mali müşavirlerin ve yeminli mali müşavirlerin işi ve sorunu değildir.
Konuşmasında mali müşavirler olarak, denetim işine
talip olduklarını da kaydeden Sönmez, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Toplumumuzun geldiği nokta şu ki: kendi haline bırakılarak, vergi toplamak çok da mümkün değil. Vergi de
devlet için olmazsa olmaz. Bunun için de denetimin artırılması gerekiyor. Biz denetimi üstlenmeye öteden beri
talibiz. Oldukça zorlayıcı eğitim koşullarının ardından
aldığımız belgelerle mesleğe adım atıyoruz. Bağımsız denetçilik için de ayrıca kurslar ve sınavlara giriyoruz. Ama
biz meslek camiası olarak, bunların üstesinden gelebilecek bire güce sahibiz ve dinamik bir süreçten geçiyoruz.
Denetim işini de hakkıyla yerine getirebiliriz.”
DENETİME ÖTEDEN BERİ TALİBİZ
30 Mart tarihinde gerçekleşecek olan yerel seçimler ön-
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında, Prof. Dr. Mehmet Yüce ve Vergi Müfettişi
Murat Özkan’ın sunumunda, ‘Vergi Denetimlerinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ konulu
seminer düzenlendi.
43
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Ticaret lisesi öğretmenleri
panelde buluştu
GENEL DURUM DEĞERLENDİRMESİ
İl genelindeki ticaret meslek liselerinin öğretmenleri, BAOB
Yerleşkesi Oditoryumu’nda düzenlenen ‘Ticaret Meslek Liseleri
Paneli’nde bir araya geldi.
Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün
katkılarıyla, Mesleki ve Teknik Eğitimde Eğitim Günleri çerçevesinde, Ticaret Meslek Liseleri Paneli
düzenlendi.
B
AOB Yerleşkesi Oditoryumu’nda il genelindeki
ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin de katılımıyla düzenlenen panelde, BSMMMO Başkan
Yardımcısı Ömer İşci de hazır bulundu. Protokol konuşmalarıyla başlayan panelin ilk oturumu, Hamitler TOKİ Ticaret Meslek Lisesi Muhasebe Finansman
Alan Şefi Serkan Karademir ve İslam Uyar Ticaret Meslek
Lisesi Edebiyat Öğretmeni Ümmü Karabi’nin sunumunda
gerçekleşti.
Ticaret meslek liselerinin genel durumunun değerlendirilmesiyle başlayan panel programı çerçevesinde, sektör,
öğrenci ve personel analizlerinden oluşan sunumlarda şu
bilgilere yer verildi: “Türkiye geneli toplam öğrenci sayısı
17 milyon 234 bin 452. Türkiye geneli orta öğretim toplam öğrenci sayısı 4 milyon 995 bin 623. Türkiye genelindeki ortaöğretim okullarında eğitim gören öğrencilerin
yüzde 48’i genel liselerde, yüzde 52’si ise mesleki ve teknik liselerde eğitim görüyor. Ticaret meslek lisesi öğrencilerinin, meslek lisesi öğrencileri içindeki oranı Türkiye
genelinde yüzde 13 iken, Bursa genelinde bu oran yüzde
15. Bursa’daki 250 meslek dersi öğretmeni, 16 ticaret
meslek lisesinde, 8 alan 14 dalda, 13 bin 627 öğrenciye
eğitim vermektedir.”
‘AKIL-YÜREK EL ELE’ SUNUMU
Borçelik Personel ve İdari İşler Yöneticisi Serdar
Özkaleli’nin konuşma yaptığı panel programında, okul
bulutu projesi, ticaret meslek liseleri arası etkileşimli
meslek dersi uygulaması, interaktif sektör-okul işbirliği
uygulamaları hakkında bilgi verildi. Panelin ikinci oturumunda ise NLP Uzmanları Nur Türek ve Zeynep Terim
Ekin tarafından ‘Akıl Yürek El Ele’ sunumu gerçekleştirildi. Üçüncü oturumda da devam eden ve katılımcılardan
büyük ilgi gören sunumun ardından ise program, en kıdemli meslek dersi öğretmenine plaket ve çiçek takdim
edilmesi, ticaret meslek liseleri arası ‘F’ klavye yarışması,
afiş-slogan yarışması ödül töreni ile sona erdi.
44
MART / NİSAN 2014
BBilanço
‘Uğur’suz 21. yıl!
Bursa`da, gazeteciler, siyasiler ve
sivil toplum örgütlerinden oluşan
bir grup, uğradığı bombalı suikast
sonucu 21 yıl önce hayatını kaybeden Uğur Mumcu`yu yürüyüş yaparak andı.
Ç
ağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi tarafından düzenlenen anma töreni, Setbaşı
Köprüsü’nde başladı. BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez’in de hazır bulunduğu yürüyüşe, gazetecilerin yanı sıra il genelindeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de destek verdi. ‘Basın şehitlerimizi
unutmadık’ pankartı eşliğinde, Setbaşı Köprüsü’nden
basın özgürlüğü konusunda sloganlar atarak yürümeye
başlayan grup, Atatürk Anıtı`na ulaştı.
Yüzlerce kişinin katıldığı etkinlikte, Atatürk Anıtı’nda saygı duruşunda bulunulurken, hep bir ağızdan İstiklal Marşı
okundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından ise
anma programı, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube
Başkanı Yüksel Baysal’ın basın bildirisini okumasıyla devam etti.
“İKTİDARA YAN BAKAN İŞSİZ
KALIYOR”
24 Ocak tarihinin ‘Uğur’suz bir tarih olduğunu belirterek
konuşmasına başlayan Yüksel Baysal, şunları kaydetti:
“Basın özgürlüğü açısından en kötü yıllarımızı yaşıyoruz.
Abdülhamit dönemindeki baskıyı bir kenara bırakırsak
tarihimizin en kötü dönemindeyiz. İktidar, biat ettirdiği
basını tetikçi olarak kullanarak, özgür gazetecilik yapmak
isteyen her gazetecinin üzerine saldırıyor. Bazı basın organlarını zulüm makinesi gibi kullanıyor. İktidara yan bakan medya mensuplarını, işsiz bırakıyor. Artık çalışmaktan utanır hale geldik. Bizi bu hale getirenler utansın.”
Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi tarafından düzenlenen anma törenine, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez ve meslek mensupları da katıldı.
45
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Muhasebe standartlarından
kaçış yok!
‘Türkiye Finansal Raporlama Standartları’ eğitim programının açılışında konuşan Doç. Dr. Aylin Poroy
Arsoy, “Muhasebe standartları ülkemizde uygulanacak. Uçarı kaçarı
yok. Şimdilik, halka açık, borsada
işlem gören şirketler uygulayacak
ama ileride mutlaka halka açık
olmayanlar da dahil bütün şirketler, uygulama kapsamına girecek”
dedi.
programının açılış konuşmasını BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez yaptı.
Uludağ Üniversitesi’nden akademisyenlerin sunumunda
gerçekleşecek ve 8 hafta sürecek olan eğitim programı
çerçevesinde, muhasebe standartları hakkında genel
bilgi edinip, finansal raporlama standartlarına ilişkin
akademisyenlerin sunumlarını dinleyeceklerini söyleyen
BSMMMO Başkanı Sönmez, “8 hafta sürecek olan eğitimlerimizde, Prof. Dr. Ümit Gücenme Gençoğlu, Doç.
Dr. Aylin Poroy Arsoy, Yrd. Doç. Dr. Şükrü Dokur, Yrd.
Doç. Dr. Yasemin Ertan, Yrd. Doç. Dr. Elif Yücel ve Öğr.
Gör. Adem Yıldırım bilgilerini bizlerle paylaşacaklar”
dedi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO), meslek mensupları ve
aday meslek mensuplarının katılımına yönelik,
‘Türkiye Finansal Raporlama Standartları’ konulu eğitim programının startı verildi. BAOB Yerleşkesi
Oditoryumu’nda 500 civarı meslek mensubu ve aday
meslek mensubunun katılımıyla gerçekleşen eğitim
‘TARTIŞMALARA KATKI
VERMELİYİZ’
“Bilindiği gibi, UFRS ile uyumlu Türkiye Muhasebe - Finansal Raporlama standartları şimdilik, belli ölçekteki
işletmelerde zorunlu olarak uygulanmaya başlanmıştır”
diyen Ahmet Hikmet Sönmez, şöyle konuştu:
“Kapsamın günden güne daha fazla işletmeyi içine alacak şekilde genişleyeceği meslektaşlarımız tarafından da
beklenmektedir. Dolayısıyla uygulamaya her an geçilecekmiş gibi hazır olmak için bu eğitimler devam etmelidir. Bilindiği gibi, UFRS ile uyumlu Türkiye Muhasebe
- Finansal Raporlama Standartları, düzenleyici kurum
tarafından hazırlanıp, tebliğ olarak resmi gazetede yer
alarak iç mevzuatımızın bir parçası olmaktadır. Bu mevzuatın da eleştirisini yapmak, katkı vermek, daha doğrusunun uygulanmasını sağlamak için de bu standartlar
camiamız tarafından çok iyi bilinmeli, işte bu nedenle de
eğitimlere devam etmeliyiz. Bugüne kadar standartlar ile
ilgili tartışmalar daha çok akademik ortamda ve düzeyde
yapılageldi. Uygulayıcılar olarak, akademik bir mesleğin
gündemindeki bu tartışmalarına katkı vermeliyiz.”
‘EĞİTİMLERE DEVAM ETMELİYİZ’
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Oda Başkanı
46
MART / NİSAN 2014
UFRS’lerin sürekli güncellendiğini ifade eden BSMMMO
Başkanı Sönmez, standartlar öğrenilse bile güncelliği yakalayabilmek için eğitimlere devam edilmesi gerektiğinin
altını çizerek, “UFRS’ler Uluslararası Muhasebe Standartları tarafından gözden geçirilerek, günün şartlarına
uygun hale getirebilmek amacıyla sürekli güncellenmektedir. Sürekli değişim ve gelişim içinde olan UFRS’lerin
yenileme çalışmalarına uluslararası kurumlar örneğin
BBilanço
HEDEF: ORTAK MUHASEBE DİLİ
BSMMMO Başkanı Sönmez’in açılış konuşmasının ardından, eğitim programının açılış dersi Doç. Dr. Aylin
Poroy Arsoy’un sunumunda gerçekleşti. Muhasebe standartlarının kesinlikle ülkemizde uygulanacağını söyleyerek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Aylin Poroy Arsoy,
“Muhasebe standartları ülkemizde uygulanacak. Bundan
herhangi bir kaçarı yok. Şimdilik halka açık, borsada
işlem gören şirketler uygulayacak ama ileride mutlaka
halka açık olmayanlar da dahil bütün şirketler, uygulama
kapsamına girecek” dedi.
Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UFRS) tanımları ile arasındaki farklar hakkında da bilgi veren Doç. Dr.
Arsoy, standartların sürekli revize halinde olduklarını ve
yenilendiklerini kaydetti. Konuşmasında, 1973 yılında
kurulan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu hakkında da kısaca bilgi veren Arsoy, kurulun tek amacının
tüm dünyada global bir muhasebe dili oluşturulmak olduğunu bildirdi. Arsoy, günümüzde her şeyin globalleştiğini, muhasebe standartlarının da dünyanın ortak muhasebe dili olarak kabul edildiğini belirtti.
Doç. Dr. Aylin Poroy ARSOY
Dünya Bankası, ülkelerin meslek örgütleri, bağımsız
denetim şirketleri katkı vermektedir. Standartların yayınlanma, yenilenme süreçlerine biz de katkı vermeliyiz ve
bu katkıyı verebilmek için de eğitimlere devam etmeliyiz”
dedi.
Seçim öncesi verdikleri ‘Tüm üyeyi ilgilendiren, mesleğin temel konusu kabul edilen konularda eğitim ücretsiz
olmalıdır’ sözünü tuttuklarını ve eğitimleri ücretsiz olarak
sunduklarını ifade eden Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı:
Öte yandan, ücretsiz olarak düzenlenen ve meslek
mensupları ile aday meslek mensuplarının katılımına
açık olacak ‘Türkiye Finansal Raporlama Standartları’ eğitim programı, 13 Mart tarihinde, Prof. Dr. Ümit
Gücenme Gençoğlu’nun Türkiye Finansal Raporlama
Standartları’nın ilk uygulaması konulu dersiyle sona erecek.
“Bu eğitime, sertifika almak için de değil, isteklisi katılsın
istedik. Eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve planlamanın
ciddiyetle yapılması açısından ön kayıt şartı getirildi. Bu
yüzden, eğitimden beklentinin gerçekleşmesi için devamlılık önem arz etmektedir.”
BSMMMO tarafından meslek mensupları ve aday meslek mensuplarının katılımına yönelik, ‘Türkiye
Finansal Raporlama Standartları’ konulu eğitim programının startı verildi.
47
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Mesleki tanıtım seminerleri
hız kesmiyor
sına başlayan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Mali müşavir olabilmek için çok ciddi eğitim süreçlerini aşmanız gerekiyor. Ve bu eğitim süreci, mesleği
icra ettiğiniz müddetçe devam ediyor. Sürekli eğitimlerle,
bilgilerinizi güncellenen mevzuatlar çerçevesinde güncellemeniz gerekiyor” dedi.
MESLEĞE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek mensuplarının, yürüttükleri faaliyetler hakkında
da bilgi veren BSMMMO Başkanı Sönmez, mezun olduktan sonra muhasebe alanında çalışmak istemeyenlerin
farklı alanlarda da uzmanlaşabileceklerini belirterek, bilirkişilik, SGK, Türk Ticaret Kanunu uzmanlığı, vergi ve
adli hukuk, bağımsız denetim alanlarının da uzmanlaşma
alanlarından olduğunu kaydetti. Ahmet Hikmet Sönmez,
konuşmasının sonunda BSMMMO olarak yürüttükleri çalışmalar, bağlı bulundukları üst birlik TÜRMOB ve
meslekte yeminli mali müşavirlik süreci hakkında da öğrencileri bilgilendirdi.
Uludağ Üniversitesi öğrencilerini,
mali müşavirlik mesleği ve mesleğe giriş koşulları hakkında bilgilendiren BSMMMO Kurul Üyeleri,
meslekte eğitim sürecinin sürekli
devam ettiğini ve bilgilerin değişen mevzuatlar çerçevesinde her
daim güncellenmesi gerektiğini
söylediler.
BSMMMO Başkanı Sönmez’in ardından söz alan
BSMMMO Başkan Yardımcısı Ömer İşci ise mali müşavir
olabilmek için alınması gereken eğitimlerden bahsetti.
Ömer İşci, sürecin lisans eğitimi ile başladığını, alınacak lisans eğitiminin ardından ise SMMM Staja Başlama
Sınavları’na girileceğini, sınavın kazanılması durumunda
U
ludağ Üniversitesi Ali Osman Sönmez Sosyal
Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerine
yönelik, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, Oda Başkan Yardımcısı Ömer İşci,
Oda Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Uçar ve Hüseyin
Kahraman’ın sunumunda, ‘Muhasebe Mesleğinde Önlisans Öğretiminin Yeri’ konulu seminer düzenlendi.
Uludağ Üniversitesi Ali Osman Sönmez Sosyal Bilimler
Meslek Yüksekokulu (SBMYO) EKO Lojistik Salonu’nda
gerçekleşen seminerin açılışını yapan Uludağ Üniversitesi Ali Osman Sönmez SBMYO Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı Öğr. Gör. Yaser Gürsoy, BSMMMO
yöneticilerine katılımlarından dolayı teşekkür ederek, ilk
sunumu yapmak üzere, sözü Oda Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez’e bıraktı.
Mesleğe giriş koşulları hakkında bilgi vererek konuşma-
48
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Uçar ise Uludağ Üniversitesi Karacabey Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi
Uygulamaları Programı’nda eğitim gören öğrencilere
yönelik düzenlenen mesleki tanıtım seminerine katılarak
mali müşavirlik mesleği hakkında öğrencileri bilgilendirdiler.
HARMANCIK MYO
ÖĞRENCİLERİ BAOB’DA
ise üç yıl süresince staj yapılacağını kaydetti. İşci, “Üç
yıllık staj sürecini başarıyla tamamladıktan sonra bir de
SMMM Yeterlilik sınavlarına gireceksiniz. Bu sınavda da
başarılı olmanız halinde, mesleki ruhsatınızı almaya hak
kazanacaksınız” dedi.
Uludağ Üniversitesi Harmancık Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı öğrencileri de
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasını
ziyaret ederek, Oda Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık
ve TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri İs-
MALİYE TOPLULUĞU VE
KARACABEY MYO
Öte yandan, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
Uludağ Üniversitesi Maliye Topluluğu’nca, 2014 yılı Maliye Günleri Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen mesleki
tanıtım seminerine katılarak, Maliye Bölümü’nde eğitim
gören üniversite öğrencileri ile buluştu. Öğrencilere
meslek hakkında bilgi veren BSMMMO Başkanı Sönmez,
seminer sonunda soruları da yanıtladı. Uludağ Üniversitesi Maliye Topluluğu’nca düzenlenen etkinlik, Prof. Dr.
Adnan Gerçek’in günün anısına BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’e plaket takdim etmesi ile sona erdi.
BSMMMO Yönetim Kurulu Saymanı Ali Çevdir ve Oda
mail Özdemir’den mali müşavirlik mesleği hakkında bilgi
aldı. Uludağ Üniversitesi Harmancık Meslek Yüksekokulu
Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. R. Kutlu Korlu’nun da
katıldığı mesleki tanıtım seminerinde öğrencilere mesleği tanıtan Oda Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık ve
TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri İsmail
Özdemir, seminer sonunda öğrencilerin sorularını yanıtladılar. Uludağ Üniversitesi Harmancık Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı öğrencileri, seminerin ardından, BSMMMO Hizmet Binası’nda
bulunan ‘Muhasebe Müzesi’ni gezdi.
BSMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri, Uludağ Üniversitesi öğrencilerini, mali müşavirlik
mesleği ve mesleğe giriş koşulları hakkında bilgilendirdiler.
49
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
III. e-defter, e-fatura ve
e-arşiv bilgilendirme
toplantısı
BSMMMO tarafından düzenlenen
e-fatura, e-defter ve e-arşiv uygulamalarına ilişkin seminere konuşmacı olarak katılan Gelir İdaresi
Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı Elektronik
Defter ve Belge Yönetim Müdürü
Yalçın Tercan uygulamalara ilişkin
önemli bilgileri, meslek mensuplarıyla paylaştı.
Yalçın TERCAN
Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi
Daire Başkanlığı Elektronik Defter ve Belge Yönetim Müdürü
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) e-fatura, e-defter ve
e-arşiv uygulamalarına yönelik seminer düzenlendi. BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki
hizmet binasında, Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve
Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı Elektronik Defter ve
Belge Yönetim Müdürü Yalçın Tercan’ın sunumunda
gerçekleşen seminere meslek mensupları yoğun ilgi gösterdi. BSMMMO Kurul Üyeleri’nin de hazır bulunduğu
seminerin açılış konuşmasını yapan Oda Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, “Ülkemizde, Gelir İdaresi’nin yeniden
yapılandırılması çalışmaları ile birlikte vergilendirme işlemlerinde e-devlet uygulamalarından yoğun bir şekilde
yararlanılmaya başlanmıştır. Daha önce hayata geçirilen
e-beyanname uygulaması ve Ba – Bs Formları, gerek Gelir İdaresi’nin, gerekse mükelleflerin ve meslek mensuplarının vergilemeye bakışını önemli ölçüde değiştirmiştir.
Şimdi ise e-fatura ve e-defter uygulamalarıyla vergileme
alanında dijital hayata geçmeye yönelik ikinci büyük adım
atılmaktadır. Firmaların geleceğini şekillendirecek dönüşümlerden birisi olan e-fatura ve e-defter uygulamalarına
yönelik Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan düzenlemeler ile bazı sektörlerde 2013 yılının Eylül ayından
itibaren e-fatura uygulaması başlatılmış ve 2014 yılının
Eylül ayından itibaren de e-defter kullanma zorunluluğu
getirilmiştir. E-fatura ve e-defter ile şirketler, çok ciddi
ölçüde başta işgücü ve zaman olmak üzere; kâğıt, baskı,
arşivleme ve defter tasdiki gibi birçok maliyet unsurlarından tasarrufta bulunacaklardır. Bunlardan daha önemlisi
e-fatura ve e-defter uygulaması, firmalara yönetim ve
denetimle ilgili radikal değişiklikler yapma imkanı ile iş
ve raporlama süreçlerinde uluslararası geçerliliğe sahip
fırsatlar da sunacaktır” dedi.
MÜKELLEFE İYİ ANLATILMALI
“Maalesef iş dünyası, e-fatura ve e-defter uygulamalarının sadece serbest muhasebeci mali müşavirleri ilgilendirdiğini düşünmektedir” diyen BSMMMO Başkanı Sönmez, şunları söyledi: “Bizler meslek mensupları olarak,
mükelleflerimiz cezalı duruma düşmesin diye e-fatura
uygulaması ile ilgili başvuruları yaptık, ancak fiilen
e-fatura sistemini kullanmak mükelleflerin elindedir. Şirketleri ilgilendiren birçok konuda olduğu gibi, bu konuda
da meslektaşlarımız büyük bir gayret göstererek e-fatura
sisteminin mükelleflerimiz tarafından hatasız kullanılmasını sağlayacaklardır.” E-fatura ve e-defter uygulaması
detaylıca incelendiğinde bazı eksikliklerinin göze çarptığına da dikkat çeken Ahmet Hikmet Sönmez, “Eksiklikler
yok değil. Mükelleflerin kâğıt ortamında defter tutmaları
halinde hiç defter tutmamış sayılacak olmaları, işletmeler açısından büyük bir ceza ile karşı karşıya kalmaları
demektir. Bu nedenle uygulamadan doğacak ceza miktarları azaltılmalı. E-fatura sisteminin etkin bir şekilde
50
MART / NİSAN 2014
BBilanço
kullanılabilmesi ve firmaların bu sisteme entegrasyonlarının sağlanabilmesi için bazı teşvikler sağlanmalıdır.
E-faturaya geçecek firmaların bununla ilgili KDV istisnası
veya yüksek oranlı indirim gibi bir durum yaratılmalı ve
entegratör firmalara KDV istisnası uygulanarak maliyetler düşürülmelidir. E-fatura, e-defter, e-arşiv ile ilgili yatırım teşviği ile mükellefler özendirilmelidir” diye konuştu.
Bugün belli sektörlere getirilen e-fatura ve e-defter kullanma zorunluluğunun yakın bir gelecekte diğer sektörlere doğru genişletilmesinin beklendiğini de sözlerine ekleyen Ahmet Hikmet Sönmez, uygulamanın mükelleflere
iyi şekilde anlatılması gerektiğinin altını çizdi.
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Oda Başkanı
KİMLER E-DEFTER TUTABİLİR
BSMMMO Başkanı Sönmez’in açılış konuşmasının ardından sunumunu yapmak üzere söz alan Gelir İdaresi
Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı Elektronik Defter ve Belge Yönetim Müdürü Yalçın
Tercan ise e-defterin tanımını yaparak başladığı konuşmasını, “E-defter uygulamasının amacı, uluslararası
standartlara uyum sağlamak, kağıt yükümlülüklerini
ortadan kaldırmak, ticari hayata yeni açılımlar kazandırmak, kağıt süreçleri ihtiyaçlara uygun biçimde revize
etmek, uluslararası ve uzaktan denetimin kapısını aralamak, elektronik denetim için uygun altyapıyı oluşturmak
ve vergiye gönüllü uyumu sağlamak” dedi. Sunumunda
kimlerin e-defter tutabileceğinden bahseden Yalçın Tercan, e-defter tutmanın ön koşulları ve hangi defterlerin
elektronik ortamda tutulabileceği hakkında bilgi verdi.
Sunumunda, e-imza ve mali mühürden de bahseden Tercan, “Mali mühür ile elektronik imza arasındaki tek fark,
birinin kişiyi diğerinin ise kurumu temsil etmesidir” dedi.
Başkanlığı Elektronik Defter ve Belge Yönetim Müdürü
Tercan, meslek mensupları ile şu önemli bilgileri paylaştı:
“Uygulama ile en önemli değişiklik, daha önce defterler
aylık olarak hazırlanıyordu. Ve takip eden ayın sonunda
beratlarının alınması gerekiyordu. Şimdi ise yine defterler aylık olarak hazırlanıyor ancak beratlar, takip eden
üçüncü ayın sonunda oluşturuluyor. Eskiden kağıt defterlerin e-defter izni alındığı anda kapanış tasdiğinin yapılması gerekiyordu. Şimdi ise bir ay içinde kağıt defterin
kapanış tasdiğinin yaptırılması gerekiyor. Kağıt defterlerde açılış ve kapanış tasdiki vardı. Tebliğe göre, bir hesap
döneminin ilk ayına dair berat açılış tasdiğidir. Son ayına
dair berat ise kapanış tasdiğidir.” Yalçın Tercan, E-fatura
ve e-arşiv uygulamaları hakkında da ayrıntılı bilgi verdiği
sunumunun sonunda, meslek mensuplarının sorularını
yanıtladı. BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet
binasında gerçekleşen seminerin sonunda Oda Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez, Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim
ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı Elektronik Defter ve
Belge Yönetim Müdürü Tercan’a günün anısına teşekkür
plaketi takdim etti.
AÇILIŞ VE KAPANIŞ TASDİKLERİ
Sunumunda, e-defter iş süreçleri hakkında da konuşan
Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire
BSMMMO tarafından, Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı Elektronik Defter ve Belge Yönetim Müdürü Yalçın Tercan’ın sunumunda e-fatura, e-defter ve e-arşiv
uygulamalarına yönelik seminer düzenlendi.
51
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Sermaye şirketlerinde
genel kurullar
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası’nca BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında,
‘Sermaye Şirketlerinde Olağan ve
Olağanüstü Genel Kurullar’ konulu
seminer düzenlendi.
Özdemir sunum yaptı. Meslek mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen seminerin açılış konuşmasını yapan
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Önemli
amaçlarından biri şirketlere ve yönetimlere kurumsal
yönetim ve kurumsal anlayış getirmek olan ‘Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun, uğramış olduğu değişikliklere rağmen
kurumsal yönetim ve anlayış bileşenlerinin bazıları halen
ayakta kalabilmiştir. Yeni yasa, şirketlerin genel kurul ve
ondan yetki alan yönetim kurulu ve şirket müdürlerinin
çalışma usul ve esaslarında önemli değişiklikler getirmiştir. Bu organların çalışma anlayışlarının değişmesi
ise şirketlerde yönetim ve yönetim kurulu kavramlarının
farklılaşmasını adeta zorunlu kılmıştır” diyerek, sözü,
seminerin oturum başkanlığını yürüten Ticaret Mevzua-
T
icaret Mevzuatı ve Muhasebe Standartları Komisyonu Başkanı Kasım Çapraz’ın oturum
başkanlığında gerçekleşen seminerde, Bursa
Ticaret İl Müdürlüğü Temsilcisi Yazdan Mert ile
TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri İsmail
Oda Başkan Yardımcısı Smmm. Ömer İŞÇİ ve Oda Yönetim Kurulu Üyesi Smmm. Hasan UÇAR
seminerde konuşma yapan Bursa Ticaret İl Müdürlüğü Temsilcisi Yazdan MERT, Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe
Standartları Komisyonu Başkanı Smmm. Kasım ÇAPRAZ ile TESMER da Başkan Yardımcısı
Smmm. İsmail ÖZDEMİR’e teşekkür plaketi verirken.
52
MART / NİSAN 2014
BBilanço
İsmail Özdemir, “Genel kurulların devredilemez yetki ve
görevleri vardır. Limited şirketlerde müdürlere, anonim
şirketlerde yönetim kurullarına devredilemeyecek görevleri vardır. Yetkilerin devredilememesi demek, kurumsal
yapının korunması anlamına gelir” diye konuştu. Sunumunda genel kurulların nasıl yapıldığı, hangi hukuksal
yolların izlendiği konusunda da bilgi veren İsmail Özdemir sözlerini, “Genel kurullar, olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Artık olağan genel kurul
ve olağanüstü genel kuruldan başka genel kurul yoktur”
diyerek sürdürdü.
tı ve Muhasebe Standartları Komisyonu Başkanı Kasım
Çapraz’a bıraktı.
PROFESYONELLEŞME ANLAYIŞI
“Yeni Türk Ticaret Kanunu, köklü değişiklikler ve bazı
anlayış değişiklikleri getirmiştir” diyerek konuşmasına başlayan BSMMMO Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe
Standartları Komisyonu Başkanı Kasım Çapraz, şunları
söyledi: “Bu anlayış değişiklikleri, şirketlerde yönetim ve
yönetim kurulu kavramlarını özellikle ayrı hale getirmiştir. Bunun yanında, şüphesiz ki pek çok değişiklikler de
var. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun, şirketler hukuku uygulamasına getirdiği en önemli değişikliklerden bir tanesi, paradigma değişikliğinin yanı sıra limited şirketlerde
genel kurul kavramı yoktu, yeni kanunla bu kavram geldi.
iç yönerge ve toplantı başkanlığı kavramları geldi. Bütün
bunlar, profesyonelleşme anlamında bir anlayış değişikliği getirmiştir.”
OY KULLANMA HAKLARI
TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri İsmail
Özdemir’in ardından ise sözü Bursa Ticaret İl Müdürlüğü Temsilcisi Yazdan Mert aldı. Genel kurula katılım
konusunda bilgi vererek sunumuna başlayan Yazdan
Mert, genel kurula katılma ve oy kullanma haklarından
bahsetti. Halka açık olmayan şirketlerin toplantıda temsil
edilmesi ve oy kullanma yetki belgesi hakkında bilgilendirme yapan Bursa Ticaret İl Müdürlüğü Temsilcisi Mert,
yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları, yerlerine
yenilerinin seçilmesi ve toplantının yapılmaması hallerine de değindi. BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki
hizmet binasında düzenlenen seminer, konuşmacılara
günün anısına plaket takdim edilmesi ile sona erdi.
KURUMSAL YAPININ KORUNMASI
BSMMMO Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe Standartları
Komisyonu Başkanı Kasım Çapraz’ın ardından söz alan
TESMER Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri İsmail
Özdemir ise sunumuna, anonim şirketlerin genel kurullarının usul ve esasları hakkındaki yönetmelik hakkında
bilgi vererek başladı. TESMER Bursa Şubesi Sekreteri
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında, ‘Sermaye Şirketlerinde Olağan ve
Olağanüstü Genel Kurullar’ konulu seminer düzenlendi.
53
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Bursa ‘sağlık’ta
sınıfta kaldı
Bursa Tabip Odası Başkanı Prof.
Dr. Kayıhan Pala, düzenlediği
‘Bursa’nın Sağlığı’ konulu basın
açıklamasında, Türkiye’nin dördüncü büyük kenti olan Bursa’nın
sağlık alanında sınıfta kaldığını bildirerek, önemli istatistiki verileri
kamuoyuyla paylaştı.
tiğini kaydetti. Kentin doğusu ile batısı arasında BUSKİ
tarafından sağlanan su miktarının eşit olmadığını belirten
Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın bazı ilçelerinde şebeke
ve kuyu sularında kirlilik gözlendiğini de dile getirdi.
KANSERDEN ÖLÜMLER ARTABİLİR
Hava kirliliğinin de giderek arttığını belirten Pala, bedava dağıtılan kömürler nedeniyle kirliliğin sınır değerleri
geçtiğini söyledi. Bursa’daki en büyük sorunlardan birinin çocuk gelinler olduğunun altını çizen Pala, “Bursa’da
doğum yapan kadınların 2 bini 20 yaşın altında. Bu da
yüzde 5’ine denk geliyor. Çocuk gelinlerin gündemde olduğu günlerde yetkililer Bursa üzerinden bu konuyu tartışmalı” dedi. Kentte tek sevindirici olanın aşı oranlarının
yüksekliği olduğunu vurgulayan Pala, “Bursa’da dikkat
çekici diğer bir konu kanserden ölümlerin artışı. 2011’de
yüzde 21.5 olan kanserden ölümler bir yıl içinde 23.5’e
çıkıyor. Kirlilik devam ederse çevresel etkiler nedeniyle
kanserden ölümler artabilir” dedi.
B
ursa Tabip Odası’nın BAOB Yerleşkesi’ndeki
hizmet binasında gerçekleşen ve BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in de hazır bulunduğu basın açıklamasında konuşan Bursa
Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, “Bursa’da
sağlıkta yaşanan sorunları TÜBİTAK, Sağlık Bakanlığı ve
Kamu Hastaneler Birliği verilerini ele alarak değerlendirdik. 2000 yılından bu yana kentin sağlık göstergeleri
yayınlanmıyor.
Türkiye’nin
dördüncü büyük; nüfus yoğunluğu bakımından beşinci büyük kenti olan Bursa,
ihracattaki payına rağmen
sosyo- ekonomik gelişmişlik
sıralamasında altıncı sıraya
geriledi” dedi.
Prof. Dr. Kayıhan PALA
Bursa Tabip Odası Başkanı
Belediyelerden kişi başı temin
edilen günlük su miktarının
Türkiye ortalamasının altında
olduğuna dikkat çeken Pala,
kişi başı 157 litre olan su tüketiminin 250 litre olması gerekMART / NİSAN 2014
BİN 379 YATAK DAHA GEREKLİ
54
Pala, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kentte hastane yatak sayısı da Türkiye ortalamasının
altında. 246 yatak sayısı ile 100 bin kişiye düşen yatak
sayısında Bursa 41’nci sırada. Yalnızca devlet hastanelerinin acillerine yapılan başvuru Bursa’nın nüfusundan
2 milyon 740 bin 970 kişi fazla. Bu sayıya Kütahya, Bilecik, Yalova, Çanakkale ve Balıkesir’den gelen hasta sayısı
eklenmedi. Sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorun var.
Türkiye’de 10 bin kişiye 29 yatak düşmesi planlanırken
Bursa’da 24 yatak düşüyor. Kamu Hastaneler Birliği
planlamalarına göre Bursa’da yatak sayısı yeterli. Kentin
yatak sorununu aşması için söylenenin aksine bin 379
tane daha yatağa gereksinim var.”
BBilanço
Bilirkişilik kazanç kapısı
olarak görülmemeli!
Vergi ve Muhasebe Bilirkişiliği Kursu, Prof. Dr. Mehmet Yüce’nin dersiyle,
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında başladı.
Bilirkişiliğin doğrudan bir meslek
olmadığını ve toplumsal bir görev
olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Yüce, “Bilirkişilik, meslek erbabının yargıya
yardım faaliyetidir. Doğrudan bir
kazanç kapısı olarak görülmemelidir” dedi.
teknik bilgi de hakime sunulmadan, hakimin olay hakkında adil bir karar vermesi mümkün değildir. Bu yüzden,
hakime adil karar verebilmesi için olaylar karşısındaki
mesleki teknik bilgiyi sağlayan uygulamaya bilirkişilik
diyoruz. Bu yüzden, hakime doğru teknik bilginin verilmesi toplumsal bir sorumluluk olarak görülmelidir” dedi.
Yüce, konuşmasının sonunda bilirkişilik yapmanın meslek mensubuna faydalarından da bahsetti.
ergi ve Muhasebe Bilirkişiliği Kursu, Prof. Dr.
Mehmet Yüce’nin dersiyle, BSMMMO’nun
BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
başladı. Kursun açılışında konuşan Prof. Dr.
Mehmet Yüce, sunumuna bilirkişiliğin tanımını yaparak
başladı.
Öte yandan, Prof. Dr. Mehmet Yüce’nin yanı sıra Emekli
Ticaret Mahkemesi Başkanı Mahmut Munyar, Smmm.
Önder Türemen ve Smmm. Ali Kahve’nin ders verecekleri Vergi ve Muhasebe Bilirkişiliği Kursu’nda, genel olarak
hukukta bilirkişilik müessesesi ve vergi bilirkişiliği, hakim bakış açısıyla TTK açısından muhasebe bilirkişiliği,
uygulamacı gözüyle bilirkişilik işlenecek olup vaka çalışmaları hakkında bilgilendirme yapılacak. Toplam 21 saat
sürecek olan kurs programına katılan meslek mensupları, şu konularda ayrıntılı bilgi edinecekler:
KURS PROGRAMI
V
“Bilirkişilik doğrudan bir meslek değildir. Bilirkişilik,
meslek erbabının yargıya yardım faaliyetidir” diyen Prof.
Dr. Yüce, şunları söyledi:
“Türk Hukuku’nda bilirkişilik kurumu. Bilirkişi olmanın
koşulları. Vergi hukukunda bilirkişilik. Vergi uyuşmazlıklarında bilirkişi raporu nasıl hazırlanır ve nelere dikkat
edilir? Türk Hukuku’nda yeni bir kurum; uzman kişi görüşü. TTK açısından bilirkişilik. Bilirkişilik nedir? Kimler
bilirkişi olarak tercih edilir? Bilirkişiden neler istenir? Bilirkişi raporu nasıl hazırlanır? Bilirkişi ücreti nasıl takdir
edilir? Bilirkişi rapor türleri nelerdir? Örnek bilirkişilik raporları ve bir mali müşavirin bilirkişi raporu hazırlaması.”
“Bilirkişilik ile ilgili olarak, en önemli görevi üstlenmesi
gereken kesim serbest muhasebeci mali müşavirlerdir.
Maalesef meslek erbaplarımızın bu kurumda ciddi anlamda yer aldıklarını söyleyemeyiz.”
Bilirkişilik görevinin toplumsal ve sosyal bir görev olarak görülmesi gerektiğinin de altını çizen Yüce, “Hakimin
teknik bilgiyi bilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Hukuki bilgi yanında birçok olayda teknik bilgi gerekiyor. Bu
55
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Söyleyecek
sözümüz var!
Yaklaşan yerel seçimler öncesinde,
ziyaret programlarına ağırlık veren
başkan adaylarını ağırlayan BAOB
bünyesindeki akademik oda başkanları, seçimlere ilişkin görüş ve
önerilerini paylaştılar.
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
BAOB çatısı altında faaliyet yürüten akademik odaların
başkan ve yöneticileri, yerel seçimlere ilişkin görüşlerini
ziyaretlerin yanı sıra düzenledikleri basın açıklamasında
da kamuoyuyla paylaştı. BAOB bileşenlerince ortaklaşa
hazırlanan basın bildirisini okuyan BAOB Dönem Sözcüsü ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube Başkanı Necla
Yörüklü, “Yaşadığımız kentler, çağdaş toplumlara yakışır
biçimde yönetilmelidir. Kentler ve yerel yönetimler ülke
politikalarının doğrudan uygulama alanıdır. Bu nedenle
kentler ve yerel yönetimler siyasetin ve sermayenin de
ilgi odağındadır. 11 yıllık iktidarında üretimden vazgeçerek ülke ekonomisini arazi rantı üzerinden temellendiren
mevcut iktidar, bugüne dek görülmemiş ölçüde, hiçbir
insani, hukuki, ulusal ya da evrensel değer ve kural tanımaksızın ülkeyi, kentleri yağma ve talana açarak yeni rant
kaynaklarının yaratılmasını sağlamıştır” dedi.
C
HP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap,
MHP Bursa Milletvekili ve Osmangazi Belediyesi Başkan Adayı Necati Özensoy, Nilüfer Belediye Başkanı ve CHP Nilüfer Belediye Başkan
Adayı Mustafa Bozbey ve CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Necati Şahin Bursa Akademik Odalar
Birliği (BAOB) çatısı altında faaliyet yürüten akademik
odalara seçim ziyareti gerçekleştirdi. Yerel yönetimlere
ilişkin hazırladıkları projeler hakkında bilgi veren adaylar,
ülke ve kent gündemine ilişkin de görüşlerini paylaştı.
Başkan adayları, proje sunumlarının ardından ise sözü
görüş ve önerilerini almak üzere, akademik oda başkanlarına bıraktı.
KEYFİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞI
‘Yerel Yönetim Reformu’ adı altında yapılan düzenlemelerle yereldeki hizmetlerin piyasaya açıldığına dikkat çeken Yörüklü, mevcut iktidarın ustalık döneminde
Parlamento’yu da saf dışı bırakarak keyfi bir yönetim
anlayışı sergilediğini kaydetti. Demokrasilerde yeri olmayan olağanüstü bir süreç yaşandığına dikkat çeken BAOB
Sözcüsü Necla Yörüklü, şunları kaydetti: “Şehir plancılığı
hizmetlerinde kamusal fayda anlayışından vazgeçilmiş,
serbestleştirme, özelleştirme, ticarileştirmenin aracı haline getirilmiş; rant odaklı projelere teslim edilen kentlerde plansızlık egemen kılınmıştır. Tüm kentsel kamusal
hizmetlerin pervasızca özelleştirilmesi; planlama, imar,
kentsel altyapı ve ulaşım hizmetlerinde yolsuzlukların
56
MART / NİSAN 2014
BBilanço
tüm üyelerimizi ve halkımızı yerel seçimlerde oy kullanmaya davet ediyoruz” dedi. BAOB Sözcüsü Yörüklü şöyle
devam etti:
artması, kentsel rantın yandaş ve varsıl kesimler lehine
yönlendirilmesi son dönemde de birçok yerel yönetimin
temel hedefi olmuş, icraatları arasında yerlerini almıştır.
Bursa’da dahil olmak üzere hemen hemen tüm kentlerimizde ‘kent suçları’ işlenmiştir. Tüm uyarılara karşın
Bursa’da işlenen kent suçlarından bazıları şöyle:
“Doğal, kültürel, kentsel, insani, sosyal ve tarihi değerleri
hiçe sayan; yaşayanların katılımını reddeden bir anlayışla
tüm orman alanlarını, doğal ve arkeolojik varlıkları koruma mevzuatına, insan haklarına, kentli haklarına aykırı
olarak ranta açan anlayışlara, halkın kamusal hakkı olan
doğal ye yeşil alanların parası olanların kullanabildiği
alanlar yapılmasına olanak sağlayan anlayışlara, hayatı
sadece para olarak gören anlayışlara, halkın anayasal
haklarını kullanarak gösteri ve toplanmasına karşı saldıran, vuran, yıkan, yakan, öldüren şiddet anlayışına,
halkın onuruna hakaret eden ve siyaseti bir zenginleşme
aracı olarak gören anlayışlara, dur demeliyiz. 30 Mart hepimiz için görev zamanıdır. Ülkemize ve kentimize, daha
fazla sahip çıkma zamanıdır.”
Uludağ’da yapılaşma, Doğanbey TOKİ, Kent Meydanı
AVM, Mudanya yolunda AVM, Yalova yolunda AVM,
Myrleia Antik Kenti üzerinde AVM, tarım alanlarında
yapılaşma, parklarda yapılaşma, Samanlı bağlantı yolu,
Başköy mermer ocakları, Eğitim Kampüsleri Projesi,
Yeni Stadyum Projesi, BESOB Sanayi Sitesi, Demirtaş’taki eski tütün depoları, İnegazi Çimento Fabrikası
projesi, Yunuseli kum ocakları, Hamitler Çöp Depolama
Alanı’nda Tıbbi Atık Yakma Tesisi, KOTİYAK, BİAPORT.”
HER BİR OY ÇOK ÖNEMLİ
Tüm sorunlara ve olumsuzluklara karşın, demokratik
katılımın sağlandığı yerel yönetimlerin oluşturulması ve
çözümün olanaklı olduğunu ifade eden Necla Yörüklü,
toplumcu demokratik ve halkçı bir yerel yönetim anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Böyle
bir yönetim anlayışını hayata geçirmek adına 30 Mart’ta
kullanılacak her bir oyun çok önemli olduğunu vurgulayan Yörüklü, “Bursa Akademik Meslek Odaları Olarak,
BSMMMO’YA ZİYARET AKINI
Öte yandan, AK Parti Nilüfer Belediyesi Başkan Adayı Mustafa Esgin ile Demokrat Parti Bursa Büyükşehir
Belediyesi Başkan Adayı Erhan Keleşoğlu, Demokrat
Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Naile Şenyuva,
Demokrat Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmet Koyuncu
meslek mensubu belediye meclis üyesi adayları Smmm.
Ali Erdoğan, Smmm. Metin Engin, Smmm. Ahmet Aydın, Smmm. Çağrı Kaplan ve diğer belediye meclis üyesi
adayları ile birlikte, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde BSMMMO’yu ziyaret ederek, kurul üyeleri ile görüştü. Yerel yönetimlere ilişkin hazırladıkları projelerden
bahseden başkan adayları, ülke ve kent gündemine ilişkin
de açıklamalarda bulundular. Başkan adaylarını ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden BSMMMO
kurul üyeleri ise yerel yönetimlerde göreve gelecek olan
yeni kadrolardan, başarılı projelere imza atmalarını beklediklerini kaydettiler.
57
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel
Etkinlikler Komisyonu’ndan
ziyaretler zinciri
ve şiddet önleme ve izleme merkezi ile bağlantılı çalıştığını vurgulayan Fikriye Aydın, kadına şiddet konusunda
Bursa’nın durumunu değerlendirdi.
KIZ YETİŞTİRME YURDUNA
ZİYARET
BSMMMO Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık,
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler
Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin ve Komisyon Başkan
Yardımcısı Nevin Mumcu’nun bir sonraki ziyaret durağı
ise Sırameşeler Kız Yetiştirme Yurdu Proje Koordinatörü M. Turan Şahin’in makamı oldu. M. Turan Şahin’den
Sırameşeler Kız Yetiştirme Yurdu ve hizmetler hakkında
bilgi alan BSMMMO Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha
Işık, BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin ve Komisyon Başkan Yardımcısı Nevin Mumcu, daha sonra meslek mensuplarının maddi destekleriyle hazırlanan panoları ziyaret
ettiler. Sırameşeler Kız Yetiştirme Yurdu’nun ihtiyacı
doğrultusunda, meslek mensupları ile irtibata geçtiklerini ve üyelerden gönüllü olarak bağış topladıklarını ifade
eden BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin, bu bağışlarla
bina içerisinde ihtiyaç duyulan panoların yapımına katkı
verdiklerini kaydetti. Ayhan Karaşin, komisyon olarak faaliyet alanlarına giren konularda ilgili kurum ve kuruluşlarla her zaman işbirliğine açık olduklarının da altını çizdi.
BSMMMO Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık, Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel
Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin ve Komisyon Başkan Yardımcısı
Nevin Mumcu ile birlikte, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nü ziyaret etti.
BSMMMO Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha Işık, Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin ve
Komisyon Başkan Yardımcısı Nevin
Mumcu ile birlikte, Aile ve Sosyal
Politikalar İl Müdürlüğü ve Sırameşeler Kız Yetiştirme Yurdu yetkililerini ziyaret ederek, yürütülen hizmetler hakkında bilgi aldılar.
İ
lk önce, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Fikriye Aydın’ı makamında ziyaret eden BSMMMO
temsilcileri, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’
etkinliği çerçevesinde düzenlenecek olan programda
konuşmacı olarak il müdürlüğünde görevli bir sosyoloğun görevlendirilmesini talep ettiler. BSMMMO Yönetim
Kurulu Sekreteri Sabiha Işık, BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan
Karaşin ve Komisyon Başkan Yardımcısı Nevin Mumcu,
ziyaret esnasında il müdürlüğünde yürütülen faaliyetler
hakkında da bilgi edindi. İl müdürlüğü olarak, insan haklarına, çocuk haklarına, evrensel hukuk ilkelerine ve mevzuata bağlı kalarak faaliyet yürüttüklerini ve vatandaşlara
hizmet verdiklerini kaydeden Aile ve Sosyal Politikalar
İl Müdür Yardımcısı Fikriye Aydın kendi alanına giren
konulardan bahsetti. Kadın konukevleri ile ilgili işlemler
2. ziyaret durağı ise Sırameşeler Kız Yetiştirme Yurdu Proje Koordinatörü M.
Turan ŞAHİN’in mamakı oldu.
58
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Hayvan Barınağına
anlamlı ziyaret
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu’nca,
Hamitler Hayvan Barınağı’na ziyaret gerçekleştirildi.
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve
Kültürel Etkinlikler Komisyonu’nca,
Hamitler Hayvan Barınağı’na ziyaret gerçekleştirilerek, 42 meslek
mensubunun bağışlarıyla temin
edilen mamalar, yetkililere teslim
edildi.
ğı’ndaki sahipsiz hayvanlarımızı ziyaretimiz de bu anlayış
çerçevesinde yürüttüğümüz bir çalışmaydı. Hayvanların
yaşam haklarının sağlanması ve korunmasının büyük
önem taşıdığını düşünüyoruz. Sadık dostlarımız olan
hayvanların, özellikle de sahipsiz sokak hayvanlarının
korunması ve yaşam haklarının sağlanması hayati önem
arz etmektedir. Herkesin, elinden gelen desteği vermesi
ve taşın altına elini koyması gerekir” dedi. Hayvan barınağı ziyareti öncesinde mama alımı konusunda bağışta
bulunan 42 meslektaşına teşekkür de eden Ayhan Karaşin, sosyal sorumluluk çerçevesinde faaliyetlerinin
devam edeceğini duyurdu. Hamitler Hayvan Barınağı’nda
gerçekleşen ve bazı meslek mensuplarının hayvan sahiplendiği ziyaret, Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Bursa Şubesi Başkanı Zehra Çelikkol’un BSMMMO Sosyal
Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı
Ayhan Karaşin’e teşekkür plaketi takdim etmesi ile sona
erdi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel
Etkinlikler Komisyonu’nca sosyal sorumluluk
çerçevesinde, örnek bir etkinliğe imza atıldı.
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler
Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin, Komisyon Başkan
Yardımcısı Nevin Mumcu, Komisyon Sekreteri Nuray
Yıldızlar’ın yanı sıra Oda üyesi meslek mensuplarının da
katılımıyla gerçekleşen Hamitler Hayvan Barınağı ziyaretinde 42 meslek mensubunun bağışlarıyla temin edilen
mamalar, yetkililere teslim edildi. Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Bursa Şubesi Başkanı Zehra Çelikkol ile
Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda meslek mensubu olan
Bahtınur Çetin’in evsahipliğinde gerçekleşen ziyarette
konuşan BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin, komisyon
olarak sosyal sorumluluk çerçevesinde projeler yürütmeye devam ettiklerini belirterek, “Hamitler Hayvan Barına-
59
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Sermaye artırımına özel
televizyon programı
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Prof. Dr. Mehmet Yüce ve BTSO Yönetim Kurulu Üyesi
İlker Duran ile birlikte, Olay TV’de Feridun Eyüpoğlu’nun sunduğu
Ekodinamik Özel programına konuk oldu.
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, Olay TV’de Feridun Eyüpoğlu’nun sunduğu Ekodinamik Özel programına konuk
olarak, şirketlerde sermaye artırımı hakkında bilgi verdi.
MALİ MÜŞAVİRLERE YETKİ
VERİLMELİDİR
Konuşmasında, Türkiye’de 780 bin limited, 90 bin de
anonim şirket bulunduğunu dile getiren BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, limited şirketlerin yaklaşık
400 bininin faal durumda bulunduğunu kaydederek,
“Belirlenen süre içinde sermayelerini öngörülen tutarlara
yükseltmeyen şirketler, feshedilmiş sayılacak. Çalışmıyor kabul edilen bu şirketler, kapanma tehlikesiyle karşı
karşıya kalacaklar” dedi.
P
rof. Dr. Mehmet Yüce ve BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran’ın da konuk olduğu programda konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, “Bilindiği gibi, 6103 Sayılı
Kanun’un 20. maddesi uyarınca, 6102 Sayılı Türk Ticaret
Kanunu’nun 332. ve 580 Maddelerince 14 Şubat 2011
tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yeni Türk Ticaret
Kanunu ile birlikte, anonim şirketlerin ve limited şirketlerin sahip olmaları gereken en az sermaye tutarları,
yeniden belirlendi. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddelerine göre, anonim şirketler için sermaye tutarının en
az 50 bin lira, limited şirketler için ise 10 bin lira olması
öngörüldü. Anonim ve limited şirketlerin sermaye artırımı için belirlenen süre 14 Şubat 2014 tarihinde doldu. Bu
tarihe kadar sermayesi 50 bin liranın altında olan anonim
şirketler ve sermayesi 10 bin liradan az olan limited şirketler, çalışmıyor kabul edilecek ve kapanma tehlikesiyle
karşı karşıya kalacaklar.
60
MART / NİSAN 2014
13 Şubat günü gerçekleşen televizyon programında, görüş ve önerilerini de paylaşan Ahmet Hikmet Sönmez,
“14 Şubat’ta sona erecek olan bu süre uzatılmalıdır!
Çünkü, sermaye düzeyini 14 Şubat’ta sağlayamadığı için
tasfiye durumuna düşen şirketin, yeniden canlandırılması mümkün değildir. Sermaye arttırışının kağıt üzerinde
kalmaması için artırım oranının daha gerçekçi bir oranda olması gerekir. Bu süreçte, mali müşavirlere yetki
verilmelidir. Sermaye artırımı için mali müşavirlerden,
firmaların iç denetçisi gibi rapor istenebilir. Bin 650’ye
yakın sermaye artırımı yapılmayan şirket mevcut” şeklinde konuştu. Olay TV’de Feridun Eyüpoğlu’nun sunduğu
Ekodinamik Özel programı, Prof. Dr. Mehmet Yüce ve
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran’ın konuşmalarıyla devam etti. Prof. Dr. Mehmet Yüce sermaye artırımı
konusunda akademik açıklamalarda bulunurken, BTSO
Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran ise iş dünyasına mesajlar verdi.
BBilanço
SMMM stajyerleri
kahvaltıda buluştu
İl genelinde stajı devam eden meslek mensubu adayları, BSMMMO Stajyer Eğitimi ve Denetimi
Komisyonu’nca organize edilen kahvaltıda buluştu.
İl genelinde stajı devam eden meslek mensubu adayları, Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası (BSMMMO) Stajyer Eğitimi
ve Denetimi Komisyonu’nca organize edilen kahvaltıda buluştu.
lek mensubu adaylarımızla yoğun iş temposunun vermiş
olduğu stresi biraz olsun kenara atmak ve birlikte güzel
bir hafta sonu geçirmek için düzenlemiş olduğumuz bu
organizasyona katılan tüm kurul üyelerimiz başta olmak
üzere, komisyon başkanlarımıza ve meslektaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.
BSMMMO Stajyer Eğitimi ve Denetimi Komisyonu Başkanı Umut Ekici konuşmasını, bu tür organizasyonlar düzenlemeye önümüzdeki süreçte de devam edeceklerini
bildirerek sonlandırdı.
S
MMM stajyerlerinin yoğun katılım gösterdiği
kahvaltı organizasyonunda, BSMMMO Kurul
Üyeleri ve komisyon başkanları da hazır bulundu. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda bulunan
Cafeperest’te, TESMER Merkez Yönetim Kurulu Üyesi
Mesut Topcu’nun da katılımıyla gerçekleşen kahvaltı
programında konuşan BSMMMO Stajyer Eğitimi ve Denetimi Komisyonu Başkanı Umut Ekici, komisyon olarak
düzenledikleri etkinliğe katılım gösteren tüm meslektaşlarına ve meslek mensubu adaylarına teşekkür ederek,
“Mali müşavirlik mesleğini icra eden meslek mensupları
ve aday meslek mensuplarımız, oldukça yoğun bir tempoda çalışıyor. Meslekteki yorgunluk ve yoğunluğu, sosyal aktivitelerle biraz olsun atmaya çalışıyoruz. Meslek
mensupları olarak Odamıza bağlı stajı devam eden mes-
61
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Güre’de
hafta sonu molası
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası (BSMMMO) üyeleri, yorucu iş temposunun stresini, Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel
Etkinlikler Komisyonu’nca Güre’ye
düzenlenen kültür ve termal gezisiyle attı.
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu’nca mali müşavirlerin katılımıyla
Güre’ye gezi düzenlendi.
B
SMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonu, Güre’ye gezi düzenledi.
BSMMMO Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Uçar’ın
da katılımıyla gerçekleşen geziye aileleriyle
birlikte katılan meslek mensupları, yorucu iş temposundan uzak, doğayla baş başa olmanın keyfini çıkardı. Bir
gece iki gün süren gezi programı hakkında bilgi veren
BSMMMO Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler
Komisyonu Başkanı Ayhan Karaşin, “Komisyon olarak,
meslektaşlarımızı yorucu iş temposundan biraz olsun
uzaklaştırabilmek adına, belirli aralıklarda etkinlik ve
geziler düzenliyoruz. İşlerinin yoğunluğu nedeniyle aileleriyle ve doğayla baş başa vakit geçiremeyen meslektaşlarımızı, işin ve şehrin stresinden biraz olsun uzaklaştırmayı istiyoruz” dedi.
62
OCAK / ŞUBAT 2014
BBilanço
ADATEPE KÖYÜ’NDE
KAHVE MOLASI
Program kapsamında öncelikle Edremit’e
doğru yola çıkan meslek mensupları,
Çanakkale’de kaldırdığı top mermisiyle
düşman gemisini vuran Seyit Onbaşı’nın
kasabası ve zeytinyağı memleketi olan
Havran’a uğradılar. Burada kısa süren
müze gezisinin ardından Adatepe Köyü’ne
ulaşan BSMMMO üyeleri, köy merkezindeki kahvede küçük bir mola verirken,
programlarına Zeus Altarı gezisi ile devam
etti. Adatepe’nin ardından Güre Saruhan’a
hareket eden meslek mensupları, gece
burada konakladı. Gezi programının ikinci
gününe, kısa süre önce vefat eden Tuncel
Kurtiz’in defnedildiği Çamlıbel Köyü’nü
ziyaret ederek başlayan BSMMMO üyeleri, programın devamında, Tahtakuşlar
Köyü’nde Türkiye’nin ilk özel etnografya
müzesini, M. Selim Turan Sanat Galerisi’ni
ve Sütveren Şelalesi ile Hasanboğuldu
mevkiini de gezme imkanı buldular. Bir
gece iki günden oluşan Güre gezisi programı, Bursa’ya dönüş ile sona erdi.
63
BBilanço
OCAK / ŞUBAT 2014
ha b e r
Günübirlik Uludağ turu
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası (BSMMMO) Çevre, Sağlık ve Spor Komisyonu’nca
Uludağ’a günübirlik gezi düzenlendi.
M
eslek mensuplarının aileleriyle birlikte katıldığı gezi programında, BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez ve Oda Saymanı
Ali Çevdir de hazır bulundu. BSMMMO’nun
BAOB Yerleşkesi’ndeki Oda Hizmet Binası’ndan hareket
edilmesiyle başlayan gezi programı çerçevesinde ilk olarak, Sarıalan bölgesine ulaşıldı. BAKUT üyelerinin de
eşliğinde, Sarıalan’dan başlayan yürüyüş parkuru ve düzenledikleri gezi programı hakkında bilgi veren BSMMMO
Çevre, Sağlık ve Spor Komisyonu Başkanı Şafak Karakaş,
“Sarıalan’dan başlayan yürüyüş parkurumuz, Kadıyayla
ve Zeyniler’in ardından Teleferik Meydanı’na ulaşılması
ile sona erdi. Meslek mensupları olarak, toplamda 12
kilometre uzunluğunda olan parkurumuzu ufak molalar
vererek tamamladık” dedi. Parkurda, yaklaşık 2 buçuk
saat süren yürüyüşün ardından Kadıyayla’da mola vererek mangal yapan ekip, Uludağ’ın eşsiz doğa manzarasının keyfini çıkardı. Hem spor yapan, hem de doğayla iç
içe bir gün geçiren meslek mensuplarının Uludağ turu,
Teleferik Meydanı’na ulaşılmasıyla sona erdi. Komisyon
olarak, meslek mensuplarını işin stresinden uzaklaştıracak bu tür programlara imza atmayı sürdüreceklerini de
vurgulayan Şafak Karakaş, Uludağ gezi programına katılan tüm meslektaşlarına teşekkür etti.
BSMMMO Çevre, Sağlık ve Spor Komisyonu’nca,
Uludağ’a günübirlik gezi düzenlendi.
64
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Doğaseverler,
Uludağ’a sahip çıkın!
Nilüfer Kent Konseyi Uludağ Çalışma Grubu öncülüğünde bir
araya gelen sivil toplum örgütleri,
Uludağ’da toplanarak, bölgede yapılması planlanan teleferik projesinde ağaçların talan edilmemesi
için ortak bir basın açıklaması düzenlediler.
U
ludağ’a yapılması planlanan teleferik projesiyle
ilgili olarak bölgede kesilecek olan ağaçlara ve
bitki dokusuna zarar verilmemesi için konuya
dikkat çeken Uludağ Hepimizin ve Uludağ’a
Dokunma Platformu, Çobankaya’da basın açıklaması
yaptı. Açıklamayı katılımcılar adına Nilüfer Kent Konseyi
Uludağ Çalışma Grubu Başkanı Fahir Denizman okudu.
Denizman “Bilindiği gibi yeni teleferik projesi için Sarıalan-Oteller Bölgesi arasındaki binlerce ağacın katliamına
15 Temmuz 2013’de sessiz sedasız başlanmış, hemen
ardından Bursa Barosu ve DOĞADER, kesimin durdurulması için Bursa 2. İdare Mahkemesi’nde iptal davası
açmıştır. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararından
sonra bugüne kadar geçen süreçte, Nilüfer Kent Konseyi
Uludağ Çalışma Grubu, BAKUT, DOĞADER, Zirve Dağcılık Bursa Şubesi’nin katılımıyla Uludağ Hepimizin ve
Uludağ’a Dokunma Platformları oluşmuştu. Bugün, bu
bileşenler teleferik için kesilen ağaçların olduğu alanda
bir doğa yürüyüşü yapmak ve ağaç kesilmeden teleferiğin gidebileceği bölgeyi kamuoyuna göstermek için
bir aradayız. Bizler Uludağ’a ulaşımda teleferiğin yapılmasına karşı değiliz. 50 senedir eski teleferiğin kullan-
dığı Teferrüç-Sarıalan arasındaki yolu, yeni teleferik de
kullandığı için buna hiçbir itirazımız olmamıştır. Oteller
bölgesine gidecek yeni teleferiğin yolundaki, ağaç katliamına karşıyız ve bu projede Milli Parklar Kanunu yok
sayılmıştır. Sarıalan’dan başlayıp Çobankaya bölgesine
giden ve 5 senedir kullanılmayan eski telesiyej yolundan
oteller bölgesine çok az zarar vererek teleferiği götürmek
mümkündür” dedi.
BÜTÜN YETKİLİLERE
SESLENİYORUZ!
Uludağ’ın sahip olduğu doğal zenginliklerle dünya da ender bölgelerden biri olduğuna dikkati çeken Denizman,
“Sadece 33 türün bulunduğu endemik türleriyle, teleferik
için kesilen Uludağ köknarlarıyla sadece Bursa’nın değil,
tüm Güney Marmara’nın yaşam kaynağıdır. Aslında Milli Parklar Kanunu’na göre, doğal ekosistem bozulamaz,
yaban hayatı yok edilemez ve ihtiyaç duyulacak savunma
amaçlı askeri tesisler dışında, her ne surette olursa olsun, hiçbir yapı ve tesis kurulamaz” dedi.
Denizman, doğaseverlerin ortaklaşa düzenlediği basın
açıklamasının sonunda şunları kaydetti:
“Buradan bütün yetkililere sesleniyoruz. Uludağ milli park
olarak kalmalıdır ve Milli Park Kanunları uygulanmalıdır.
Uludağ, toplumsal ve ulusal bir değerdir, para hırsıyla
gözü dönmüş sermayenin çiftliği değildir. İnsanıyla, ağacıyla, suyuyla, nadir bulunan bitkileriyle, yaban hayatıyla bin bir canlının vatanıdır. Teleferik yapacaksan ağaç
kesmeden yap.” Açıklamanın ardından grup, Sarıalan’a
yürüyüş düzenleyerek bölgede incelemelerde bulundu.
65
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ha b e r
Strike şampiyonları
belli oldu
BSMMMO Çevre, Sağlık ve Spor
Komisyonu’nca düzenlenen bowling turnuvasına katılan mali müşavirler, çekişmeli geçen final müsabakasının ardından düzenlenen
törenle ödüllerine kavuştu.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Çevre, Sağlık ve Spor
Komisyonu’nca, meslek mensuplarına yönelik
her yıl geleneksel olarak düzenlenen bowling
turnuvası, bu yıl da çekişmeli geçen final maçı ile sona
erdi. Carrefour SA Bowling Salonu’nda meslek mensuplarından oluşan takımların katılımıyla başlayan ve
BSMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri’nin de hazır bulunduğu bowling turnuvasında, finale isimlerini yazdıran 14
takım, kıyasıya mücadele etti. Final müsabakası öncesinde konuşan BSMMMO Çevre, Sağlık ve Spor Komisyonu
Başkanı Şafak Karakaş, komisyon olarak düzenledikleri
sportif faaliyetler ile meslek mensuplarını buluşturduklarını, bowling turnuvasının da bu etkinliklerden biri olduğunu kaydetti. Konuşmasında, finale kalan tüm meslektaşlarına başarı da dileyen Şafak Karakaş, turnuvaya
katılan meslek mensuplarına ve ailelerine teşekkür etti.
MADALYA SEVİNCİ
BSMMMO Çevre, Sağlık ve Spor Komisyonu’nca
düzenlenen bowling turnuvasına katılan meslek
mensupları, doyasıya eğlendi.
Dörder kişiden oluşan 14 takımın final mücadelesine
Oda Sekreteri Sabiha IŞIK,
En Skorer Bay Yarışmacı ödülünü
Sevgin YATACIKLI’ya verirken
66
MART / NİSAN 2014
BBilanço
nuvada dereceye giren meslek mensuplarına madalyaların takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
girdiği turnuvada; en skorer kadın yarışmacı ödülünü
turnuva finalinde kadın yarışmacı olmadığından eleme
grubunda en yüksek puanı elde eden Melek Dönmez, en
skorer bay yarışmacı ödülünü 160 puanla Sevgin Yatacıklı kazandı. Carrefour SA Bowling Salonu’nda yapılan
turnuvada takım halinde ise birinciliği 520 puanla Recep
Güleçyüz, Yunus Kor, Murat Kılıç ve Kadir Sakaryalı’dan
oluşan ekip, ikinciliği 497 puanla Ayhan Erken, Basri
Açıkgöz, Selim Kayakent ve Atilla Burhan’dan oluşan
ekip, üçüncülüğü ise 494 puanla Sevgin Yatacıklı, Özkan
Dağdelen, İbrahim Öztürk ve Güray Tunalı’dan oluşan
ekip elde etti. Etkinlik, BSMMMO yönetimi tarafından tur-
Oda Saymanı Ali ÇEVDİR,
3. lük ödülünü Sevgin YATACIKLI,
Özkan DAĞDELEN, İbrahim ÖZTÜRK
ve Güray TUNALI’ya verirken
Oda Başkanı Ahmet Hikmet SÖNMEZ birincilik ödülünü
Recep GÜLEÇYÜZ, Yunus KOR, Murat KILIÇ ve
Kadir SAKARYALI’ya verirken
Çevre Sağlık ve Spor Komisyonu
Başkanı Şafak KARAKAŞ En Skorer
Bayan Yarışmacı Melek DÖNMEZ’e
plaketini verirken
Oda Başkan Yardımcısı Ömer İŞÇİ
2.cilik ödülü’nü Ayhan ERKEN, Basri AÇIKGÖZ,
Atilla BURHAN, Selim KAYAKENT’e verirken
67
BBilanço
MART / NİSAN 2014
sağlık
Karaciğerinizi koruyacak
8 öneri
Karaciğer, hastalanmazsa pek de
farkına varmadığımız bir organ.
Oysa karaciğer sağlığının bozulması, ciddi hastalıkların habercisi
olabiliyor. Peki, onu korumak için
nelere dikkat etmeli; nasıl beslenmeliyiz? İşte bu soruların yanıtları…
2. BESLENMENİZE DİKKAT EDİN
Besinler karaciğeri doğrudan etkiliyor. Bu nedenle beslenmenize özen gösterin. Sağlıklı ve düzenli beslenme
alışkanlığı edinin. Kızartılmış yağlı yiyecekleri sofranızdan
uzaklaştırın. Çünkü besinlerin içindeki yağ, karaciğerin
yağlanmasına neden oluyor. Ayrıca hazır gıdalardan da
uzak durmaya dikkat edin.
3. ENGİNAR TÜKETİN
Enginar, karaciğer sağlığını korumak için faydalı besinlerin başında geliyor. Çünkü kolesterolü düşürdüğü gibi,
karaciğer yağlanmasını da azaltıyor. Ancak karaciğere yeterince yararlı olması için kilolarca enginar yemek gerekiyor. Bu nedenle enginar yerine, kolesterol düşürücü etkisi
olan cynarin içerikli özel haplardan alabilirsiniz.
K
araciğerin, beden sağlığımızın sürdürülmesinde
çok önemli görevleri var. Sağlıklı çalışmadığında
ciddi hastalık riskiyle karşılaşılabildiği gibi, bazı
durumlarda da tıbbi olarak tek seçenek organ
nakli oluyor. Karaciğer sağlığını korumak için neler yapmalı? İşte bu sorunun yanıtını Prof. Dr. Remzi Emiroğlu
veriyor.
1. HEPATİT B AŞISINI İHMAL
ETMEYİN
Hepatit B, karaciğer hastalıklarının başlıca nedenleri arasında sayılıyor. Neyse ki çocuklar için Hepatit B, rutin aşı
takvimine alındı. Çocuklar, bu sayede Hepatit B’ye karşı
aşıyla korunuyor. Ancak rutin aşı takvimine alınmadan
önce doğanlar da mutlaka bu aşıyı yaptırmalı. Aşı olduktan sonra koruyuculuğunu test ettirin; koruyuculuk
devam ediyorsa endişelenmeyin. Etmiyorsa, aşıyı tekrar
yaptırmanızda yarar var.
4. ÇÖREKOTUNDAN FAYDALANIN
Genelde ekmek ve tuzlu hamurişlerinin üstüne eklenen
çörekotunun karaciğer sağlığına faydası biliniyor. Çörekotunun içindeki bazı maddeler, toksik etkisiyle karaciğeri
etkileyen bazı faktörleri etkisizleştiriyor. Bu nedenle hem
yemeklerde hem de hamur işlerinde çörekotu kullanmaya
çalışın.
5. ALKOL TÜKETİMİNİ
SINIRLANDIRIN
Siroz, karaciğerin ciddi olarak hastalanmasına yol açıyor.
Siroza yol açan en büyük neden ise fazla alkol tüketimi. O
nedenle sık ve fazla miktarda alkol tüketiyorsanız, tekrar
68
MART / NİSAN 2014
BBilanço
düşünmelisiniz.
Araştırmalar, 10 yıl
boyunca günde 50-100
cc arasında alkol alan birinin
siroz olma riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.
6. AYVA YEMEYE
ÖZEN GÖSTERİN
laka bir uzmanın kontrolü ve değerlendirmesi gerekiyor.
Ayrıca bu çocuklarda, kilo alamama ve büyüme geriliği
görülüyor. Uzmanın değerlendirmesi sonucunda hastalığı teşhis edilen çocukların ciddi bir tedavi görmesi şart!
Çünkü ilerleyen hastalık, bebeğin hayatını riske sokabiliyor. Bu durumda nakil kaçınılmaz bir seçenek haline
geliyor. Genellikle anne babalar, çocuklarının çok küçük
olmasından dolayı nakil seçeneğine endişeyle yaklaşıyorlar. Oysa gelişen tıbbi yöntemler, çocuklarda da başarılı
nakiller yapılmasını sağlıyor. Ayrıca bebeklerin karaciğerinin yetişkinlere göre daha küçük olması, vericiden
alınan çok küçük bir parçanın çocuk için yeterli olması
anlamına geliyor. Nakil yapılmasıyla hayati riski geride
bırakan çocuklar, diğer akranları gibi hayatlarına sağlıklı
bir şekilde devam etme şansına sahip oluyorlar.
AKLINIZDA OLSUN...
Kış mevsiminin en güzel meyvelerinden biri olan ayvayı,
sık tüketmeye çalışın. Günde 1 ayva yemeye özen gösterin. Çünkü ayva, kan şekerini düzenlediği gibi karaciğer
yağlanmasını da düşürüyor.
7. EGZERSİZ ALIŞKANLIĞI EDİNİN
Egzersiz, bireysel sağlığı koruyan en önemli aktivitelerden biri. Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu, stresinizin azalmasına ve dolayısıyla kendinizi mutlu
hissetmenize neden oluyor. O nedenle haftada 3-4 gün,
en az 30 dakika egzersiz yapın.
Karaciğer, kendini yenileme özelliğiyle dikkat çekiyor.
Yüzde 70’i alınmış olsa bile geriye kalan yüzde 30’luk
sağlıklı karaciğer, fonksiyonlarını yerine getirebiliyor.
Nakil için karaciğerin yarısından fazlası alınan vericilerin
karaciğer fonksiyonunda bozulma görülmüyor.
Mantar zehirlenmesi, karaciğerin fonksiyonlarını tamamen bozabiliyor. Mantarın tüketilmesinden 2 saat sonra
halsizlik, mide bulantısı, kusma ve şuur bulanıklığı gibi
belirtilerle ortaya çıkan zehirlenmeye acil müdahale edilmezse, hasta 1 hafta içinde hayatını kaybedebiliyor.
8. YAŞAM BİÇİMİNİZİ DÜZENLEYİN
Düzenli bir hayat, stres ve yorgunluk gibi sağlığı doğrudan etkileyen olumsuz etkenlerin diskalifiye edilmesi
anlamına geliyor. Düzenli bir yaşam biçimi oluşturursanız, genel sağlığınızla birlikte karaciğerinizi de korumuş
olacaksınız.
BEBEKLERE DE KARACİĞER
NAKLİ YAPILIYOR!
Karaciğer nakli konusunda pek çok soru, nakil yapılacak
kişinin aklını kurcalıyor. Özellikle de nakil yapılacak olan
küçük bir bebekse… Nakil gerektiren karaciğer hastalıkları çocuklarda ve bebeklerde de görülebiliyor. Ancak
günümüzde gelişen tıp, bu küçük hastalara da karaciğer
nakli yapılması imkanını veriyor. Bebek ve çocuklarda,
karaciğer ile safra yolu hastalıklarından şüphelenilmesini
gerektiren bazı belirtiler var. Biri de, uzun süren sarılıklar.
Sarılığa dikkat!
Çocuğun sarılığı uzun sürüyorsa ve bu sarılığa iştahsızlık, huzursuzluk gibi bazı şikayetler de ekleniyorsa, mut-
69
BBilanço
MART / NİSAN 2014
kült ü r & s a n a t
Kitap
Sinema
Aşk Terapi
Bela
Yazar
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aşk imiş her ne var âlemde
İlim bir kıyl ü kāl imiş ancak
“Aşk nedir?
Tanımını yapmak çok zor.
Çünkü o sevene göre, sevilene göre, zamana,
koşullara göre değişiyor.
Ama değişmeyen bir şey var. Aşk müthiş bir
bağlanma enerjisidir. İçinde uçarcasına mutluluğu, hüznü, kaybetme korkusunu, melankoliyi, tutkuyu, öfkeyi, kendinden vazgeçme
halini barındıran bir duygular çeşnisidir.”
Melekler ve Şeytanlar
Uçurtma Avcısı
Yazar
Dan Brown
Vizyon Tarihi
04 Nisan 2014
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert
Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati’nin -Galileo
zamanından beri Katolik Kilisesi’nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala
faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok
geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü
örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının
son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı
karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri’nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra’nın meslektaşı ve aynı zamanda
kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve
katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık
izi sürerek Illuminati’nin izini bulmaya çalışırlar.
Yönetmen
Alex van Warmerdam
Yazar
Khaled Hosseini
Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında
birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp,
aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le
Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır:
Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise
onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada
pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara
mensuptur.
Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır.
Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk
edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında
bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz.
70
MART/NİSAN 2014
BBilanço
Oyuncular
Hadewych Minis, Eva Van De
Wijdeven, Jan Bijvoet, Jeroen
Perceval, Sara Hjort Ditlevsen
Bir sokak serserisi olan Camiel
Borgman’ın hayatı tek bir hamleyle büyük bir değişime uğrar.
Sokaklardaki boş hayatı varlıklı bir
burjuva ailesiyle tanışmasıyla son
bulur.
Büyük bir medya şirketinin sahibi
olan ressam bir kadın ve kocasından oluşan bu aileyle tanışan
Borgman, bir şekilde kendisini
evlerine kabul ettirmeyi başarır
ve bu andan sonra evde büyük
değişimler yaşanmaya başlar. Alex
van Warmerdam’ın yazıp yönettiği
film 2013 Cannes Film Festivali’nin
Altın Palmiye seçkisinde yer alıyor.
Tiyatro
Rio 2
Aşk Kokusu
Vizyon Tarihi
11 Nisan 2014
20 Nisan - 30 Nisan İstanbul, Bursa, Kocaeli
Yönetmen
Carlos Saldanha
Seslendirenler
Anne Hathaway, Jamie
Foxx, Jesse Eisenberg,
Leslie Mann, Jake T.
Austin, Şahan Gökbakar
Rio 2’de, Blu, Jewel ve üç çocuğunu sihirli bir şehirde
harika bir ev hayatı yaşarken buluyoruz. Jewel çocuklara
gerçek kuşlar gibi yaşamayı öğretmeye karar verince,
ailenin Amazonlara gitmesi konusunda ısrarcı olur. Blu yeni
komşularına alışmaya çalışırken, Jewel’ı ve çocukları vahşi
dünyanın ellerinde kaybetmekten korkmaktadır.
Kurallarla dolu olan hayatta, başınıza gelecekler
ve hayatın kaçınılmazlarını anlatan “Aşk Kokusu”;
Cemal Hünal, Aslı Şahin ve Onur Şenay’ın oyunculuğuyla tiyatroseverler ile buluşuyor.
Mandıra Filozofu
Oyuncular: Cemal Hünal, Aslı Şahin ve Onur
Şenay
Yönetmen: Özdemir Çiftçioğlu
Tür: Romantik Komedi
Vizyon Tarihi
04 Nisan 2014
Yönetmen
Müfit Can Saçıntı
Oyunun iki erkek karakteri, Devrim ve İlker... Devrim 28 yaşında, yaş ve kafa itibariyle bir ergen,
duygusal olarak daha yumurtadan çıkamamış
bir ipek böceği... Aşırı duygusal, ani kararlar
veren, anarşist ve biraz da adı gibi devrimci,
daha doğrusu muhalif... İlker, o da Devrim’le aynı
yaşlarda, hayata daha gerçekçi bakan, amaçlarını
gerçekleştirmek için fazla kural tanımayan, ama
aynı zamanda kurallara Devrim’den daha bağlı
bir karakter... Devrim yazar, İlker onun yazması
için gerekli ortamı sağlamaya çalışmaktadır. Aç
kalsalar da, kız arkadaşları olmasa da, yazmak,
muhalif olmak ve dünyayı değiştirmek hayalleri
onların mutlu olmasına yetmektedir...
Ve bir gün hayatlarına Özgür girer. Özgür adeta
kurallardan yaratılmış bir kızdır. Hayattaki her
şeyin, kendisinin ve toplumun çizdiği çizgiler dahilinde olması gerektiğini savunan, ve bu yüzden
de hem hayat, hem de siyasi açıdan muhafazakar
bir tiptir. Bu Ankara’lı kızın hayatı, Kurtuluş’ta yaşayan, bekar, sevimli ve aşık olacağının rüyasını
bile görmüş Devrim ve de kızlar açısından oldukça popüler bir konumu olan İlker’le kesişiveriyor...
Tür
Komedi, Dram, Romantik
Oyuncular
Rasim Öztekin, Ayda
Aksel, Kemal Kuruçay,
Gülnihal Demir, Ahu
Sungur
Çekimleri doğal güzellikleriyle dünya çapında ünlenmiş
Bodrum Çökertme Köyü’nde gerçekleştirilen filmde Robinson Crusoe hayatı yaşayan Mustafa Ali (Mandıra Filozofu)
ve zengin iş adamı Cavit bey (Rasim Öztekin)’in karşılaşmalarını ve köydeki aile içi çekişmeler eğlenceli bir dil ile
anlatılıyor.
Hazırlayanlar;
Smmm. Pınar KAP
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı
Smmm. Aylin KARAKUŞ
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Sekreteri
Smmm. Nalan BAYSAL
71
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Üyesi
BBilanço
MART/NİSAN 2014
gü n c e l
Ülkenin yoksul çocukları
için kaygı duymak
kimsenin tekelinde
değildir..
Amacı; ticari amaç gütmeksizin örnek eğitim ve öğretim kurumları, öğrenci
yurtları açıp işletmek; yoksul ve çalışkan öğrencileri bu kurumlardan ücretsiz
yararlandırmak.
Felsefesi; başarılı ve gereksinimi olan daha çok sayıda öğrenciyi okutmak,
barındırmak ve hayata atılmalarına yardımcı olmak.
Misyonu; Atatürk ilke ve devrimlerini, öğretim birliğini, bilimsel ve laik eğitimi,
eğitimde olanak ve fırsat eşitliğini savunmak, tersi uygulamalarla mücadele
etmek olan, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nden bahsediyorum.
Çağdaş Eğitim Kooperatifi;
Geleceğin aydınlık Türkiyesi’ne çağdaş, laik, demokrat, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı aydın insanlar, özgür düşünen bireyler yetiştirerek katkıda bulunmak amacıyla, ülkemizde çığ gibi büyüyen eğitim sorunlarının çözümüne
katkıda bulunabilmek için, Bursa’da 25 Temmuz 1995 tarihinde ülkenin yoksul çocukları için kaygı duyan 23 aydın yüzlü eğitim gönüllüsünün bir araya
gelmesiyle kurulmuştur.
Türk toplumunun imece geleneğine, yardımlaşma ve dayanışmasına uygun,
demokratik bir işleyişi olan, öz denetimin her an yapılabildiği, söz ve kararda
herkesin eşit olduğu bir oluşum olmasından dolayı “kooperatif modeli” seçilmiştir. Bu modelde vakıf mantığı ve kooperatifin demokratik yapısı bütünleştirilmiştir.
Smmm. Fikri YAZKİLİ
BSMMMO Disiplin Kurulu Başkanı
ÇEK Yönetim Kurulu Üyesi
[email protected]
Ulusal eğitim sistemimizin giderek laik, bilimsel ve çağdaş niteliklerinin siyasi
iktidarlarca bozulduğu, Öğretim Birliği Yasası’nın yok sayıldığı bir dönemde,
1995 yılında kurulan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, kısa zamanda örgütlenmesini
tamamlamıştır.
Atatürk ilke ve devrimlerini, laik ve bilimsel eğitimi, aydınlığı ortak payda olarak kabul eden herkese açık bir İMECE örgütlenmesi olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, Türkiye’de ilk ve örnek bir modeldir.
Projelerimizin göz bebeği “KIR ÇİÇEKLERİ”, maddi imkânsızlıklar nedeniyle
okuyamayan kız çocuklarına el veren Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin sosyal
eğitim projesinin adıdır.
Ancak basit bir eğitim projesi değil, destansı bir aydınlanma projesidir” kır
çiçekleri! Birbirinden ilginç hayat hikayelerine sahip olan kız öğrencilerinin,
istedikleri zaman makus talihlerini yenebildiği bir fırsattır ÇEK kız yurdu.
72
MART / NİSAN 2014
BBilanço
veriyle süren, yine Bursalı iş adamı Osman Köseoğlu’nun
katkısıyla “ÇEK Güler-Osman Köseoğlu Orta Öğrenim Kız
Öğrenci Yurdu” inşaatı tamamlanma aşamasına gelmiştir. Yeni yurt binamız tamamlandığında 100 kır çiçeğimize barınma olanağı sağlayacaktır.
Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin gurur duyduğu projelerinden biri olan kız yurdumuz; Bursa’nın çevre köylerinde
yaşayan ve maddi olanaksızlıklar nedeniyle okuyamayan
kız öğrencilerin orta öğrenimlerini, Bursa ili okullarında
yapabilmelerini sağlamak amacıyla hizmet vermektedir.
Bursalı iş adamı Mustafa DÖRTÇELİK tarafından Bursa
Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na bu
amaçla bağışlanan binasında, imzalanan bir protokolle
kooperatifimiz vakfın katkısıyla bu yurdun işletimini yapmaktadır.
Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin diğer iktisadi projeleri ise;
Görükle Karma Yükseköğrenim Öğrenci Yurdu, 3 Mart
Beşevler Ana Okulu, 3 Mart Azizoğlu İlköğretim Kurumu,
Görükle Kültür Merkezi, ÇEK Çelenk Hizmetleridir.
…SİZ DE DUYABİLİRSİNİZ!
32 odalı termal sıcak sulu yurdumuzda kalan 57 öğrencinin tamamının barınma, yemek, giyim, kurs ve harçlık
gibi tüm gereksinimleri karşılanmakta olup onların hayata başarılı birer fert olarak atılmalarına çalışılmaktadır.
www.cagdas.org.tr
İŞTE ÇEK’İN AYDIN YÜZLÜ VE
UMUT DOLU KIR ÇİÇEKLERİ!
Ancak Valilik ile yaşanan sorun sonucunda yurttan çıkarılma tehlikesi yaşamaya başladıklarından bu yana, yeni
bir yurt binası yapımı için çalışmalar hızla sürmüştür. Temeli 19 Mayıs 2013 tarihinde atılan ve inşaatı büyük öz-
73
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Temel Haklar ve Özgürlükler
Bağlamında İşçi Haklarından Çalışma
Hayatına İlişkin Gelişmeler
1.GİRİŞ
Tarih boyunca temel hak ve hürriyetlere ilişkin mücadele devam edegelmiştir.
Temel haklar, doğuştan varolması gereken yani birilerinin lütfu inayeti olmaması gereken haklar, yakın zamanlara kadar biçimsel olarak varolmuştur. Kullanımı
kendilerinin dışındakilerinin muvafakatına bağlanmıştır. Öte yandan zamanımızda
negatif statü haklarının yanında pozitif statü haklarının da güçlülere (devleti yönetenler, işverenler vb.) karşı korunması; yaptırımlara bağlanmış yasal düzenlemeler
gerektirmiştir.
İşçilerin işverenlerle çalışma ilişkileri, liberalizmin etkisi ile kendi aralarında yaptıkları serbestçe sözleşmeye dayalı olarak kuruluyordu. Bir tarafta aç kalmaması,
varolması için mutaç durumdaki işçi, diğer tarafta ise kuralları kendi koyan güçlü
konumdaki işveren. Görünüşte eşit şartlar altında yapılan bir iş sözleşmesi; eşitler
arasında olmayan bir serbest sözleşme olmaktadır.
Ülkemizde de ilk önce Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Çalışma ilişkileri başkaca da düzenleme olmadığı için Borçlar Kanunu’na göre yapılmıştır. Bilahare hazırlık çalışmaları yapılıp gündeme gelen 3008 sayılı İş Kanunu,
Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten nerdeyse on yıl sonra, o günlerin
şartları gereği yürürlüğe girmiştir.
Bu çalışmada işçilerin çalışma ilişkilerine işikin olarak Avrupa’da yapılan çalışmalara kısaca değinildikten sonra ülkemizde yapılan düzenlemeler önemli tarihi bölümlere ayrılarak incelenmiştir.
Smmm. Kazim TEFENLİ
Vergi Mevzuatı Danışma ve Eğitim
Komisyonu Başkanı
Kamu Hukuku Yüksek
Lisans Öğrencisi
2. İŞÇİ HAKLARINA AİT ÇALIŞMA İLİŞKİLERİNE
İLİŞKİN DÜZENLEMELER
2.1.Genel Olarak:
[email protected]
1- Kapsamında/içerisinde anlamında kullanılmıştır.
2- Münci Kapani , Kamu Hürriyetleri , Ankara 2013 ,Yetkin Yayınları , sh.19
3- Ünal Narmanlıoğlu, İş hukuku Ferdi İş İlişkileri, İstanbul 2012, Beta AŞ ,sh.5
4- Cem Eroğlu , Anatüzeye giriş , Ankara 2010 , İmaj Yayınevi , sh.119
5- Nuri Çelik, İş Hukuku Dersleri , İstanbul 2013 , Beta AŞ , sh.3
6- Çelik, age , sh.4
7- Orhan Tuna / Nevzat Yalçıntaş , sosyal Siyaset , İstanbul 1985, Filiz Kitabevi, sh .131
8- Nurettin ÖZTÜRK , http://sbe.dumlupinar.edu.tr/7/43.pdf Erişim :11/12/2013
9- http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahilik , Erişim : 11/12/2013
10- Öztürk , http://sbe.dumlupinar.edu.tr/7/43.pdf Erişim :11/12/2013
11- Öztürk , http://sbe.dumlupinar.edu.tr/7/43.pdf Erişim :11/12/2013
12- http://felsefelogos.blogcu.com/homo-homini-lupus-insan-insanin-kurdudur-mu/1853520
Erişim : 11/12/2013 “İnsan insanın kurdudur” deyişinin sahibi Thomas Hobbes’a göre insanlar
doğuştan eşittir. Bu eşitlik sonuçta amaçlarına erişme umudunun eşitliğini sağlar. Buradan
hareketle aynı anda sahip olamayacakları bir şeyi isterlerse çatışma doğar. Çatışma, düşmanlığı ve
diğerini baskı altına almayı ya da yok etmeyi doğurur. Kişi kendi varlığını korumak için gerekli her
şeyi yapacaktır. İnsanın doğasında üç temel savaş nedeni mevcuttur; rekabet, güvensizlik ve şan,
şeref... Birincisi kazanç için, ikincisi güvenlik, üçüncüsü ise toplumsal statü için mücadele etmeye
iter. (...)Birincisinde insan kazanmak için çevresindeki fiziki ve sosyal unsurları egemenliğine
katmak ister, bunun için şiddete bile başvurur. İkincisinde kendini korumak için, ikincisinde ve
üçüncüsünde de aynı gerekçelerle şiddete başvurur, yani sonuç olarak birlikte yaşayan herkes
herkese karşı savaş halindedir. Bu doğal bir durumdur. İşte bu noktada devlet olmalıdır.”
İşçi hakları insan hakları kadar eskidir. Kişi hak ve hürriyetlerinin gelişmesine bağlı
olarak işçi hakları da bu haklarda mündemiç (1) olarak vardır. Ve ayrılmaz bir
bütündür. Ondan soyutlanamaz. Çok eski zamanlarda kiralık/satılık (2) bir varlık
olarak görülen işçiler, söylem olarak da olsa, gerek Osmanlı’nın son dönemlerinde
ve gerekse Batılı devletlerde bazı haklar elde etmişlerdir. Negatif statü haklarının
yanında pozitif statü hakları da tanınmıştır. Çalışma hürriyetine ilaveten talep edilebilecek hak haline gelmiştir.
2.2.Avrupa’da durum:
18.Yüzyıl’dan itibaren sanayi üretimin zamanına göre hız kazanması, o ana kadar
çalışan işçi kesimini de niteliksiz duruma düşürmüştür. (3) Bu durum karşısında
yeni bir sınıf; işçi sınıfı doğmuştur. (4) Beraberinde ise Marksist teorinin vücut
bulmasını sağlamıştır. Teorinin güçlenmesini imkan vermiştir.
Kapitalizmin gelişmesi sanayide iş bölümü ve uzmanlaşmayı gerektirmiş, makina
gücünün de devreye girmesi ile seri üretim işçileri ortaya çıkmış ve bunu çoğaltmıştır. O ana kadar bağımsız çalışan esnaf ve zanaatkar işsiz kalarak başka bir
MART / NİSAN 2014
74
BBilanço
kimsenin yanında işçi olarak çalışmaya başlamıştır. (5)
Kişi hak ve hürriyetlerinin adım adım hayata geçirmeye
çalışılmasının kapitalizmin hızla yaygınlaşma sürecine
dek gelmesi, çalışma hayatında işçi ve işverenlerin tam
bir sözleşme serbestisi içinde anlaşmaları beklentisini
artırmıştır. Dönem borçlar hukukundaki satış sözleşmesi; sadece emek ve ücret değişimini ifade eden malvarlıksal nitelikte bir sözleşme haline gelmiştir. (6) Mal
ve hizmet üretiminde kullanılan üretim faktörlerinden
emeğe özgülenmiş yasal düzenleme olmamıştır. Bu
anlamda emek, “emtia”laşmıştır. Her türlü gücü elinde
bulunduran işverene tanınan insiyatif, zamanla işçi sınıf
ile aralarında dengesizliklere neden olmuştur. Sözleşme
serbestisi ilkesi, işveren elinde, çaresiz durumdaki çalışanı sömürü aracı haline gelmiştir. Topluma zarar veren
bu dengesizliklerin giderilmesi gereğini hisseden kapitalist Avrupa ülkeleri, sendikaların kurulması ve emredici
koruyucu kuralların yer aldığı kanun ile müdahale ederek
telafi cihetine gitmiştir. (7) Bu itibarla 1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurulması tesadüfi
sayılmamalıdır.
Ahilik sisteminde emek ve sermaye barışıktır. Bu gün uygulamaya çalışılan iş ve sosyal güvenlik mevzuatımızın,
çalışma hayatının krallarının temellerinin atıldığı, kökleştirilmeye çalışıldığı müesseselerdir. Ahilik kurumunun iş
ve çalışma düzenine ait düzenlemeleri ile Anayasamızın
Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku’na dair düzenlemeleri arasında çok yakın benzerlikler vardır. Ahilik, kişinin alın
terini değerlendirmiş, ticaret ve üretim alanında kaliteyi
amaçlamıştır. İşçi, ürettiği meta ile neredeyse özdeşleşmiş; onunla kaynaşmıştır. Kalitesiz ve bozuk mal üretimi
yasaklanmıştır. Sosyal dayanışmaları Ortak Sandığı’yla
kurulmuştur. İş alanı, üretim; insanın aynası haline getirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, ahilik kurumunu iş ve
çalışma alanında hatırlatan kanun, İş Kanunu’dur.
İş Kanunu, Türk tarihinin sendikal kesiti olan Ahilik kurumuna çağrışımlar yaptırmaktadır. (11) Ahilik kurumu;
iktisadi liberalizmin ortaya koyduğu “bırakınız yapsınlar,
bırakınız geçsinler” ölçüsüzlüğünün, sınır tanımazlığının,
acımasızlığının, törpülenmiş insani/toplumsal boyutlarının devreye alınmış düzenlemelerinin yapıldığı bir yapı;
sekiz asır önce kurulmuştur. Thomas Hobbes’in “İnsan
insanın kurdu” olma tanımlamasında olanlara yer verilmediği bir müessesedir. (12) Bu yapı ile hiç kimse bir
diğerini yok etmeye ihtiyaç duymayacaktır.
2.3.Osmanlı’da durum:
2.3.1.Tanzimat’tan Önceki Durum
Bu dönem çalışma ilişkilerinde, İslam dini, örf ve adet
hukuku kuralları kaynaklık yapmıştır.
2.3.2.Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi
Çalışma ilişkilerini anlamak için geçerli müesseseleri kısaca açıklama gereği vardır.
Mevzuat düzenlemelerinde, örf ve adet hukukundan yazılı hukuka geçişin olduğu bir dönemdir.
Fütüvvetname: Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan ahiliğin nizamnamelerine denir. (8)
2.3.2.1.Tanzimat Dönemi
Tazminat döneminde çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler:
Ahilik: Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde
Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat,
ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini
esas alarak düzenleyen, bir örgütlenmedir. (9)
1- Maden Nizamnamesi (1863) “İşçinin ücretleri layıka
ve kendi rızası” ile çalıştırılacağını öngörür. Maden işçilerinin
2- Dilaver Paşa Nizamnamesi (1865) Kömür işçileri
için çıkartılmıştır. (Uygulanamamıştır. Buna göre işçiler
Ereğli Sancağı’ndaki 14 kazadan toplanacaktır. Yaşları ise 13-50 yaşları arası erkeklerden olacaktır. Bunlar
onikişer gün münavebe/değişme ile ocaklarda çalışmak
zorundaydı.)
Selçuklu dönemlerinden başlayıp Osmanlı’nın son demlerine kadar devam eden ahiliğin amacı;
3- Maadin Nizamnamesi (1869) (İşçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yer almıştır. Maadin nizamnamesine göre
madenlerde iş mükellefiyetleri kaldırılmaktadır.)
-Zenginle fakiri, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, halk
ile devlet arasında iyi ve sağlam ilişkiler kurarak “sosyal
adaleti” gerçekleştirmek,
4- Mecelle (1877) “icare-i ademi” (adam kirası) başlığı
altında dört fasılda toplanmıştır.
-Toplumun orta kesiminin kalkınmasına yardımcı olmak,
Mecelle’de işçi çalışması, kira sözleşmesi içinde düzenlenmiştir. (13) Roma hukukunun etkileri mecelle üzerinde de varlığını göstermiştir.
-Yerleşik hayata geçiş esnasında birbirleriyle çatışma
içerisinde olan grupları uzlaştırmak,
-Zayıflayan boy ve aşiret bağlarının yerine, yerleşik hayat
şekline uygun koruyucu değerler koymak, toplumun huzurunu temin etmektir. (10)
BBilanço
75
2.3.2.2.Meşrutiyet Dönemi
Önceki dönemler kadar olmasa da bu dönemde de ülkeMART / NİSAN 2014
mev z u a t
nin içinde bulunduğu durumun gereklerine göre düzenlemeler yapılmıştır.
na ilişkin sözleşme hükümlerinin düzenlenmiştir. Teşviki
Sanayi Kanunu (1927), sanayide devletin yanı sıra özel
kesiminde yer almasının teşvikine yönelik olarak çıkartılmıştır.
1- Ta’til-i Eşkal Kanunu (1909). Çalışma şartlarının ağırlığı karşısında içinde bulunulan ortamdanda yararlanılarak
birbir üstüne çıkartılan grevler nedeni ile çıkartılmıştır.
Bu düzenlemede çalışanlar seçtikleri temsilciler yolu ile
uyuşmazlıkları giderecek, uzlaştırma sonuna kadar da iş
bırakmayacaklardır.
- 3008 sayılı İş Kanunu (1936), ilk işkanunu 15/06/1937
tarihinde yürürlüğe girmiştir. (15) Sanayinin teşvikine
yönelik düzenlemelerin yanında uzun vadeli olarak yapılmak istenen planlamalar, çalışma ilişkilerine hasredilmiş/özgülenmiş bir iş kanunu çıkartılmasını zorunlu
kılmıştır. Ancak buna rağmen bütün işçileri ve onların
temel haklarını kapsadığı söylenemez. Zira bazı işçilerin sözleşmesel düzenlemeleri mezkur kanun da yapılmamıştır. İşlemler genel kanun durumundaki Borçlar
Kanunu’na göre yürütülmüştür. Dikkati çeken bir husus
ise, sınıfsal kavgaların kalkınmayı engelleyeceği endişesi
ile grev ve lokavt yasağı yer almıştır.
2- Cemiyetler Kanunu (1909). Cemiyet kurmada serbestlik esası getiriyordu. Genellikle de işçi dayanışmalarının
olduğu/olacağı “işçi” derneklerine yönelik kanundu.
2.4. Kurtuluş Savaşı’ndan Sonraki Dönem:
2.4.1. Cumhuriyet’in İlanından
Önceki Dönem
Ülke sıkıntılı bir dönem geçirmekte iken, Millet Meclisi hükümeti, iş alanların gelişmesi endişesi ile çalışma
hayatını tamamına hitap edecek bir kanun çıkarma eğiliminde değildi. İş alan/bölgelerine özgü kanun çıkarma
taraftarıydı.
Ülkemizin ilk iş kanunu olma vasfını taşıyan mülga 3008
sayılı Kanun’da çalışanlar bedenen ve fikren çalışanlar
diye ikiye ayrılmıştır.
Kanun kapsamına, günde en az on işçi çalıştıran işyerlerindeki bedenen çalışanlar ile bedenen çalışmaları fikren
çalışmalara ağır basanları almıştır. Anlaşılacağı gibi bütün işyerleri kapsama girmemektedir. Bu kanun 1475 sayılı Kanunun 110. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
-3780 sayılı Milli Korunma Kanunu (1940), Bakanlar
Kurulu’na olağanüstü hallerde geniş yetkiler vermiştir.
İşçiyi koruyucu nitelikteki düzenlemelerde kısıtlamalar
getirmiştir.
- 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amalesinin
Hukukuna Müteallik Kanun (1921)
- 114 sayılı Kömür Tozları Kanunu (1921)
belirtilen görüşün bir neticesi olarak çıkartılmıştır.
1924 tarihli (13/01/1340) Mesai Kanunu Layihası liberal esaslar üzerine inşa edildiğinden işçinin korunması
gerektiğin4i savunanların direnmesi sonucu çıkartılamamıştır. (14)
2.4.1.2. II.Dünya Savaşı Sonrası Dönem
- 5018 sayılı İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun (1947). 1963 yılında 274 sayılı
Sendikalar Kanunu ile kaldırılmıştır.
2.4.1.Cumhuriyet’in İlanından Sonraki
Dönem:
Hukuki düzenlemeler, ihtiyaca göre, devam etmiştir. Bir
tarafta zor şartlar altında çalışan işçilerin çalışma hayatına ilişkin hakları, diğer tarafta canlandırılması gerekli
bir ekonomik yapı. Zor kararların verilmesi gerektiği bir
dönem. Aşağıda sadece iş hayatını düzenleyen kanunlar
sıralanmıştır. Sosyal güvenliğe ilişkin düzenlemeler yer
almamaktadır.
- 5953 sayılı Basın İş Kanunu (1952) Halen üzerinde yapılan bazı değişikliklerle birlikte yürürlüktedir.
- 5379 sayılı Deniz İş Kanunu (1954). 1967 yılında 854
sayılı yeni Deniz İş Kanunu’nun 54. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
2.4.1.1. II.Dünya Savaşı Öncesi Dönem
- Anayasa (1924), toplantı ve dernek kurma hakkı tanımıştır.
- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (1950) Halen yürürlüktedir. Üzerinde bazı değişikler yapılmıştır.
- 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu (1924)
- 6032 sayılı Garson ve Benzeri İşçilerin Hizmet Karşılıkları Hakkında Kanun (1954). 1475 sayılı kanunun 110.
maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
- Türk Medeni ve Borçlar Kanunu (1926), çalışma hayatı-
13- Çelik, age , sh.6-7
14- Samet Ağaoğlu/Selahattin Hüdaioğlu , Türkiye İş Hukuku İş hukuku tarihi 1.cilt 1938 , sh.117 vd.(Naklen Nuri Çelik , İş Hukuku Dersleri , 2013,Beta Yayınları)
15- 4857 sayılı iş kanunu gerekçesinden.
16- Resmi Gazete 22/09/1971 tarih ve 13964 sayılı (1488 sayılı Kanunun 46. Maddesi ile sendika kurma sadece işçilere ve işverenlere verildiğinden zımmen yürürlükten kaldırılmıştır.)
17- Resmi Gazete 12/09/1980 tarih ve 17103 mükerrer sayı
18- Resmi Gazete 12/09/1980 tarih ve 17103 mükerrer sayı 7 numaralı bildiri
76
MART / NİSAN 2014
BBilanço
2.4.1.5. 2709 Sayılı 1982 Anayasası Sonrası
-2709 Sayılı Anayasa (1982). (20) Çalışma hayatı ile ilgili olarak “Çalışma ile İlgili Hükümler” başlığı ile çalışma
hakkı ve ödevi (madde 49), Çalışma şartları ve dinlenme
(madde 50), sendika kurma hakkı (madde 51) konuları
düzenlenmiştir.
- 5837 sayılı İşçilere Hafta Tatili ve Genel Tatil Günlerinde
Ücret Ödenmesi Hakkında Kanun (1953). 1475 sayılı kanunun 110. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
- 6301 sayılı Öğle Dinlenmesi Kanunu (1954). 1475 sayılı
kanunun 110. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
-2821 Sayılı Sendikalar Kanunu (1983) (21) 2821 Sayılı
Sendikalar Kanunu, sendikalar ve sendikacılık sisteminin
ayrıntılarını (sendikanın kurulması, temsilcileri hak ve
yükümlülükleri, üyelik şartları, sendikanın koşulları vb.)
belirlemek üzere düzenlenmiştir.
2.4.1.3. 1960 İhtilali Sonrası
- 7467 sayılı Yıllık Ücretli İzin Kanunu (1960) 1475 sayılı
kanunun 110. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
- 1961 Anayasası: çalışma şartları, dinlenme hakkı, ücrette adaletin sağlanması, sendika kurma hakkı, toplu
sözleşme ve grev hakkı gibi konularda düzenlemeler yapılmıştır.
-2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu
(1983) (22) 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ise işçi ve işverenlerin ekonomik ve sosyal
durumlarını ve çalışma koşullarının karşılıklı olarak düzenlenmesi; toplu iş sözleşmesi yapılarak, uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülebilmesi, grev-lokavt esas ve
usullerini tespit etmek amacı ile düzenlenmiştir.
- 274 sayılı Sendikalar Kanunu (1963). 1983 yılında 2821
sayılı Sendikalar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
-275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu (1963). 1983 yılında 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi
Grev ve Lokavt Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
-3999 sayılı Kanun (23) (ILO 1982’de kabul edilen “Hizmet ilişkilerine İşverence Son Verilmesi Hakkında 158
Sayılı Sözleşme hükümleri”nin kabulü)
- 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları
Kanunu (1965) (16)
-4773 Sayılı İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ile Basın
Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (2002) 1475 sayılı kanunun katı
kurallarının esnekleştirilmesi ve bu bağlamda 158 sayılı
ILO sözleşmesine uyum amaçlı çıkarılmıştır.
- 854 sayılı Deniz İş Kanunu (1966). Halen yürürlüktedir.
- 931 sayılı İş Kanunu (1967). Bu kanun Türkiye İşçi
Partisi tarafından tümünün iptali istemi ile Anayasa
Mahkemesi’nde açılan dava sonucu 14/05/1970’de iptal
edilmiştir. Yürürlüğü ise 12/11/1970’de son bulmuştur.
KAYNAKÇA
KİTAPLAR:
1. Ünal Narmanlıoğlu, İş hukuku Ferdi İş İlişkileri, İstanbul 2012, Beta AŞ
2. Cem Eroğlu , Anatüzeye giriş , Ankara 2010 , İmaj Yayınevi ,
3. Münci Kapani , Kamu Hürriyetleri , Ankara 2013 ,Yetkin Yayınları
4. Nuri Çelik, İş Hukuku Dersleri , İstanbul 2013 , Beta AŞ
5. Orhan Tuna / Nevzat Yalçıntaş , sosyal Siyaset , İstanbul 1985 , Filiz Kitabevi
SÜRELİ YAYINLAR:
1. Resmi Gazete 22/09/1971 tarih ve 13964 sayılı
2. Resmi Gazete 12/09/1980 tarih ve 17103 mükerrer sayı
3. Resmi Gazete 12/09/1980 tarih ve 17103 mükerrer sayı 7 numaralı bildiri
4. Resmi Gazete 14/09/1980 tarih ve 17105 15 numaralı bildiri
5. Resmi Gazete 09/11/1982 tarih ve 17863 mükerrer sayı
6. Resmi Gazete 07/05/1983 tarih ve 18040 sayı
7. Resmi Gazete 07/05/1983 tarih ve 18040 sayı
8. Resmi Gazete 18/06/1994 tarih ve 21964 sayı
9. Resmi Gazete 15/08/2002 tarih ve 24847 sayı
10. Resmi Gazete 10/06/2003 tarih ve 25134 sayı
11. Resmi Gazete 30/06/2012 tarih ve 28339 sayı
12. Resmi Gazete 07/11/2012 tarih ve 28460 sayı
DİĞER YAYINLAR :
1. Nurettin ÖZTÜRK , http://sbe.dumlupinar.edu.tr/7/43.pdf Erişim :11/12/2013
2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahilik , Erişim : 11/12/2013
3. http://felsefelogos.blogcu.com/homo-homini-lupus-insan-insanin-kurdudurmu/1853520 Erişim : 11/12/2013
4. http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/about/sozlesmeler.htm
ERİŞİM: 11/12/2013
5. http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/diyih.portal?page=disiliskiler&id=2.1
ERİŞİM: 11/12/2013
6. http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/areas/cyhelkitabi.pdf
ERİŞİM: 11/12/2013
- 1475 sayılı İş Kanunu (1971). Daha önce çalışma hayatına ilişkin olarak çıkartılan kanunların yerine bunları
da bünyesine alacak biçimde çıkartılmıştır. 1475 sayılı
İş Kanunu esasen Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilen 931 sayılı İş Kanunu’nun bazı hükümlerinin değiştirilmiş halidir. 4857 sayılı İş Kanunu ile 22 yıl sonra
2003 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
2.4.1.4. 12 Eylül 1980 Harekatı Sonrası
Harekat sonrası yasama ve yürütme yetkilerinin bir süre
başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere kuvvet komutanlarından müteşekkil Milli Güvenli Kurulu tarafından
kullanılacağı açıklanmıştır. (17)
Bazı sendikaların (DİSK, MİSK ve bağlı sendikalar) faaliyetleri durdurulmuştur. (18) Tüm grev ve lokavtlar ertelenmiştir. (19) Yeni yasal düzenlemeler yapılana kadar
kimi hakların kısıtlandığı görülmüştür.
19- Resmi Gazete 14/09/1980 tarih ve 17105 15 numaralı bildiri
20- Resmi Gazete 09/11/1982 tarih ve 17863 mükerrer sayı
21- Resmi Gazete 07/05/1983 tarih ve 18040 sayı
22- Resmi Gazete 07/05/1983 tarih ve 18040 sayı
23- Resmi Gazete 18/06/1994 tarih ve 21964 sayı
77
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Smmm. Kasım ÇAPRAZ
Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe
Standartları Komisyonu Başkanı
[email protected]
Türk Ticaret Kanunu’nda
Tescil Ettirilmesi Zorunlu
Hususlar
 Ticari işletmenin devri sözleşmesinin tescil ve ilan zorunluluğu ( M.11)
 Ticari işletmenin ve ticaret ünvanının tescil ve ilan zorunluluğu( M.18,40)
 Şubenin tescil ve ilan zorunluluğu (M.40)
 T.T.K’ya göre, acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ettirilmesi zorunluluğu (M.107/f.2),
 Şirket birleşmelerinde, birleşmeye katılan şirketler tarafından birleşmenin tescil
ettirilmesi zorunluluğu ( M. 152/f.1),
 Şirket bölünmelerinde, bölünme onaylanınca, bölünmenin tescil ettirilmesi
(M.179),
 Tür değiştirmede, tür değiştirmenin ve yeni şirketin sözleşmesinin tescil ettirilmesi zorunluluğu (M.189/f.2),
 Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak,
yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya
yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; bu durumu; teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticilerinin de, kendilerinin, eşlerinin, velâyetleri altındaki
çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları
ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak yapacakları bildirimi tescil ve ilan ettirmesi zorunluluğu (M.198/f.1),
 Şirketler topluluğunda, hakimiyet sözleşmesinin tescil ettirilmesi zorunluluğu
(M.198/3),
 Kollektif şirket sözleşmesinin tescil ve ilan zorunluluğu (M.215,)
 Kollektif şirketin sona ermesinin tescil ve ilan zorunluluğu (M.250, 251 )
 Kollektif şirkette ortağın çıkması veya çıkarılmasının tescil ve ilan zorunluluğu
(M.259)
 Kollektif şirket temsil yetkisi sınırlamaların tescil ve ilan zorunluluğu (M.233,
235, 278, 282)
 Kollektif şirketin tasfiye sürecinde tescil ve ilan zorunluluğu (M.278, 282, 283,
303)
 Komandit şirket sözleşmesinin tescil ve ilan zorunluluğu (M. 307)
 Anonim şirketlerde pay sahibi sayısının bire düşmesi halinde, bu durumun yedi
gün içinde yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi ve yönetim kurulunun da bildirimi aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde, şirketin tek pay sahipli bir anonim
şirket olduğunu tescil ve ilân ettirmesi zorunluluğu (M.338/f.2),
 Anonim şirketin gerek tek pay sahipli olarak kurulması gerek payların tek kişide
toplanması hâlinde, tek pay sahibinin adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını tescil
ve ilan ettirmesi zorunluluğu (M.338/f.2)
 Anonim şirketin fesih davasının tescil ve ilan zorunluluğu ( M.353)
 Anonim şirket esas sözleşmesinin tamamının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının
izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde izin alınmasını, diğer şirketlerde şirketin
kuruluşunu izleyen 30 gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline
tescil ettirilmesi (M.354/f.1),
 Anonim şirketlerin şubelerinin; merkezin sicil kaydına gönderme yapılarak bulundukları yer ticaret siciline tescil olunması (M.354/f.2),
 Anonim şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına
78
MART / NİSAN 2014
BBilanço
ilişkin sözleşmelerin, genel kurulun onay kararıyla birlikte tescil ve ilân olunması (M.356/f.4),
 Bir tüzel kişinin anonim şirket yönetim kuruluna üye
seçilmesi halinde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına,
tüzel kişi tarafından belirlenen bir gerçek kişinin de tescil
ve ilân olunması (M.359/f.2),
 Anonim Şirkette temsil yetkisine ait sınırlamaların tescil ve ilan zorunluluğu (M, 371)
 Anonim şirket yönetim kurulunun, şirketi temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının
noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilân ettirmesi ( M.
373/f.1),
 Anonim şirket yönetim kurulunun, genel kurul tarafından seçilen şirket denetçisini şirketler topluluğunda,
topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir,
gecikmeksizin ticaret siciline tescil ettirmesi ve Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilân etmesi
(M.399/f.1),
 Anonim şirket yönetim kurulu tarafından hazırlanıp
genel kurulun onayından sonra yürürlüğe girecek olan,
genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin “İç
Yönerge”nin tescil ve ilan ettirilmesi (M.419/f.2),
 Anonim şirketlerde, genel kurul toplantı tutanağının
noterce onaylanmış bir suretinin derhal ticaret sicili memurluğuna verilmesi ve tutanakta yer alan tescil ve ilâna
tâbi hususların tescil ve ilân ettirilmesi (M.422/f.2),
 Anonim şirketlerde, genel kurul kararının iptaline veya
butlanına ilişkin mahkeme kararının bir suretinin Yönetim Kurulu tarafından derhal ticaret siciline tescil ettirilmesi ve şirketin internet sitesine konulması (M.450),
 İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun “imtiyazlı pay
sahiplerinin haklarının ihlal edildiğine ilişkin” kararının
gerekçeli bir tutanakla belirtilmesi ve bu tutanağın, birlikte verilen bilgilerle beraber tescil ve ilân ettirilmesi zorunluluğu (M.454/f.3),
 Anonim şirketlerde, esas sözleşmenin değiştirilmesine
ilişkin genel kurul kararının, yönetim kurulu tarafından,
şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret
siciline tescil ettirilmesi; ilâna bağlı hususların ilân ettirilmesi (M.455),
 Anonim şirketlerde, sermayenin artırılmasına ilişkin
genel kurul kararının yönetim kurulu tarafından, özel hükümler saklı olmak kaydıyla şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ettirilmesi;
ilâna bağlı hususların ilân ettirilmesi (M.456/f.5),
 Kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim şirketlerde, sermaye artırımın gerçekleştirilmesinden sonra, çıkarılmış
sermayeyi gösteren esas sözleşmenin sermaye maddesinin yeni şeklinin yönetim kurulu tarafından tescil ettirilmesi (M.460/f.6),
 Anonim şirketlerde, yönetim kurulu esasları belirlenen
“rüçhan hakkının kullanımına” ilişkin kararın tescil ettirilmesi ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile ilân olunması
(M.461/f.3), Ayrıca şirketin internet sitesine konulur.
 Anonim şirketlerde, yönetim kurulunun hamiline yazılı
pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararının tescil ve
ilân ettirilmesi (M.486/f.2),
 Anonim Şirketin sona ermesinin tescil ve ilan zorunlu-
BBilanço
luğu (M. 532, 536, 545, 547, 548)
 Anonim şirketin, iflâs ve mahkeme kararı dışındaki bir
sebepten dolayı sona ermesi halinde, bu durumun yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilân ettirilmesi
(M.532),
 Tasfiye halinde, anonim şirket yönetim kurulunun,
tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilân ettirmesi
zorunluluğu (M.536/f.2),
 Anonim Şirketin Tasfiye sürecinde tescil ve ilan zorunlulukları (M. 537, 545, 547, 548)
 Anonim şirket pay sahiplerinden birinin istemi ve haklı
sebepler üzerine mahkeme tarafından atanan tasfiye memurlarının, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilân
olunması (M.537/f.2),
 Anonim şirketlerde, “tasfiyeden dönülmesine” ilişkin
genel kurul kararının tasfiye memuru tarafından tescil ve
ilân ettirilmesi (M.548/f.1),
 Anonim şirketlerde, iflâsın kaldırıldığına ilişkin kararın
tasfiye memuru tarafından ticaret siciline tescil ettirilmesi (M.548/f.3),
 Limited şirketlerde, şirket sözleşmesinin tamamının,
kurucuların imzalarının noterce onaylanmasını izleyen
otuz gün içinde, şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân
olunması zorunluluğu (M.587),
 Limited şirketlerde, ortak sayısının bire düşmesi halinde, durumun bu sonucu doğuran işlem tarihinden
itibaren yedi gün içinde müdürlere yazıyla bildirilmesi;
müdürlerin, bildirimin alınması tarihinden başlayarak yedinci günün sonuna kadar, şirketin tek ortaklı olduğunu,
bu ortağın adını, yerleşim yerini ve vatandaşlığını tescil
ve ilan ettirmeleri zorunluluğu (M.574/f.2),
 Limited şirketlerde, şirket sözleşmesinde yapılan her
değişikliğin tescil ve ilân ettirilmesi zorunluluğu ( M.
589/f.2),
 Limited şirket müdürlerinin, şirketi temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilân ettirmesi zorunluluğu (M. 629/ 1),
 Limited şirketin, iflâstan ve mahkeme kararından başka
bir sebepten dolayı sona ermesi halinde, şirket müdürünün, birden fazla müdür var ise en az ikisinin, bunu ticaret siciline tescil ve ilân ettirmesi zorunluluğu. (M.637)
Tacirlerin, tescili zorunlu tutulan hususlar için kanunî
şekilde ve süre içerisinde tescil talebinde bulunmamaları ya da tescil edilen/edilecek hususların gerçeği tam
olarak yansıtmaması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim
oluşturacak nitelik taşıması, kamu düzenine aykırı olması
durumunda, ticaret sicili müdürü, kendilerini kanunî zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini
gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye davet
edecek, kendisine verilen süre içerisinde tescil isteminde
bulunmaması ve kaçınma sebeplerini de bildirmemesi
durumunda, ilgilisine ticaret sicil müdürü tarafından 200
TL’den 4.000 TL’ye kadar idarî para cezası verilecektir.
79
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Yeni TTK’da
genel kurullar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak çıkartılan ikincil mevzuatlar çerçevesinde anonim şirketlerde alışık olduğumuz genel kurul müessesesi
limited şirketler için de getirilmiştir. Daha önce ortaklar kurulu kararı ile yapılan
birçok değişiklik genel kurul yetkisine bağlanmıştır. Genel kurullar her hesap dönemi sonundan itibaren 3 ay içerisinde yapılmalıdır. Limited şirketlerin genel kurul
toplantıları; gündemde ana sözleşme değişikliği, hisse devri, sermaye artırımı veya
azaltımı vb. gibi tescili zorunlu konuların bulunması durumunda tescil edilmelidir. Tescili zorunlu konular gündeminizde yer almasa dahi genel kurul tutanağı
ve hazirun listesini eklediğiniz bir dilekçe ile dosyanıza eklenmesi için Ticaret Sicil
Müdürlüğü’ ne başvurmanız tavsiye ediyorum.
Anonim şirketlerde genel kurullar, Yeni TTK’nın anonim şirketlere ilişkin 407 451. maddeleri ile 28.12.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak
yürürlüğe giren “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları
İle Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında
Yönetmelik” ile düzenlenmiştir. Yazımın konusunu bu genel kurullara ilişkin usul
ve esaslar oluşturmaktadır.
Genel Kurulun Devredilemez Yetkileri
Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe
Standartları Komisyonu Üyesi
Pay sahipleri şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurulda kullanırlar. Bu sebeple
genel kurullara ilişkin usul ve esasları incelemeden önce genel kurulun yetkileri ve
bunlardan devredilemeyecek yetkilerin hangileri olduğunun belirlenmesinde fayda
olduğu kanaatindeyim. Genel kurulun devredilemez yetkileri 6102 sayılı Kanun’un
aşağıda sayılı ilgili maddeleri ve anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul
ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak gümrük ve ticaret bakanlığı temsilcileri
hakkında yönetmeliğin 30. Maddesi 1. Fıkrasında düzenlenmiştir. Aşağıda yönetmeliğin maddeleri sıralanmıştır.
[email protected]
(Yönetmelik) MADDE 30- (1) Genel kurul aşağıda belirtilen görev ve yetkilerini bir
başka organ veya kişilere devredemez:
Smmm. Harun BEĞENDİ
a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi. (TTK Madde 408)
b) Yönetim Kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınması ile ücret, huzur hakkı,
ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi ve ibraları hakkında karar verilmesi.
(TTK Madde 408)
c) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi. (TTK Madde 408)
ç) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna, yıllık kâr üzerinde
tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması.
(TTK Madde 408)
80
MART / NİSAN 2014
BBilanço
i) Sermayenin azaltılmasına ilişkin yönetim kurulunca
hazırlanan raporun onaylanması. (TTK Madde 473)
d) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin sona ermesine ve tasfiyeden dönülmesine karar verilmesi. (TTK
Madde 408)
e) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı. (TTK
Madde 408) Bu fıkrada bir açıklık yoktur. Bir şirket varlığının önemli miktarda olup olmadığının neye göre belirleneceğine ikincil mevzuatlarla açıklık getirilmesinde
fayda olduğu kanaatindeyim.
j) Şirketin tescil tarihinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın esas sermayenin onda birini aşan bir
bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına
ilişkin yapılmış sözleşmelerin onaylanması.
f) Esas sözleşme ile görev süreleri belirlenmemiş ise
yönetim kurulu üyelerinin üç yılı aşmamak üzere görev
sürelerinin belirlenmesi. (TTK Madde 362)
Görüldüğü gibi sermayenin azaltılması, birleşme, bölünme, tür değiştirme gibi pay sahiplerini önemli ölçüde
etkileyebilecek ve itiraza sebep olabilecek kararlar TTK
çeşitli maddeleri ve yukarıda bahsi geçen yönetmelikle
sadece genel kurul yetkisine bırakılmıştır.
g) Aksi kanunlarda öngörülmedikçe; her türlü tahvil, finansman bonoları, varlığa dayalı senetler, iskonto esası
üzerine düzenlenenler de dâhil, diğer borçlanma senetleri, alma ve değiştirme hakkını haiz senetler ile her çeşit
menkul kıymetlerin çıkarılması veya bu hususta yönetim
kuruluna yetki verilmesi. (TTK Madde 504)
Toplantı Çeşitleri, Zamanları, Yeri,
Çağrıya Yetkili Olanlar İle Çağrı
Usulü
Anonim şirketlerde 3 çeşit genel kurul yapılabilir.
a) Olağan genel kurul toplantısı: Şirket organlarının seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve
kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim
kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemlerini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakereler
yapmak ve karar almak üzere her hesap dönemi için yapılan toplantılardır. Her hesap dönemi sonundan itibaren
üç ay içinde yapılır. Buna göre hesap dönemi takvim yılı
ğ) Birleşme, bölünme, tür değiştirme kararlarının alınması. (TTK Madde 134)
h) Hakimiyet sözleşmesinin onaylanması. (Ticaret Sicili
Yönetmeliği Madde 106)
ı) Genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin iç yönergenin onaylanması veya değiştirilmesi.
81
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mev z u a t
pay sahipleri özel kurulu toplanamazsa, genel kurul kararı onaylanmış sayılır.
olan şirketlerde toplantılar yılın ilk üç ayı içinde (en geç
31 Mart), özel hesap dönemi olan şirketlerde ise, hesap
döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır.
Genel kurul toplantıları esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa şirket merkezinin bulunduğu mülki idare birimi sınırları içinde yapılır. Bu sınırın dışında veya yurt
dışında genel kurul toplantısının yapılabilmesi için bunun
esas sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekir.
b) Olağanüstü genel kurul toplantısı: Şirket için lüzumu
halinde veya zorunlu ve ivedi sebepler çıktığı takdirde
yapılan ve gündemini toplantı yapılmasını gerektiren sebeplerin oluşturduğu toplantılardır. Şirket için toplantının
yapılmasını gerektiren durumların ortaya çıktığı zamanlarda yapılır.
Genel kurul toplantısının yapılabilmesi için pay sahiplerine genel kurul toplantısı için çağrı yapılması esastır. Genel kurul çağrısı yapmaya yetkisi olanlar yukarıda bahsi
geçen yönetmeliğin 9. maddesinde düzenlenmiştir. Buna
göre:
c) İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplantısı: İmtiyazlı
payların bulunduğu şirketlerde, genel kurulun imtiyazlı
pay sahiplerinin haklarını sınırlayacak tarzda esas sözleşmeyi değiştirmeye karar vermesi halinde, Kanun’un
454’üncü maddesine göre esas sözleşme değişikliği
kararını onaylamak için sadece imtiyazlı pay sahiplerinin
katılımıyla yapılan toplantılardır. İmtiyazlı payların bulunduğu şirketlerde genel kurul tarafından imtiyazlı pay
sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette esas sözleşme değişikliğine karar verilmesi halinde, anılan karar
tarihinden itibaren en geç bir ay içinde toplantıya çağrılır.
Bu süre sonuna kadar imtiyazlı pay sahipleri toplantıya
çağrılmazsa, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun
çağrı süresinin son gününden başlamak üzere onbeş
gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını mahkemeden isteyebilir. Çağrıya rağmen süresi içinde imtiyazlı
(1) Olağan ve olağanüstü genel kurullar ile imtiyazlı pay
sahipleri özel kurulu, görev süresi sona ermiş olsa bile
yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılır.
(2) Yönetim kurulunun mevcut olmaması veya devamlı
olarak toplanamaması yahut toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması halinde, Kanun’un 410’uncu
maddesinin ikinci fıkrasına göre, mahkemeden izin alan
pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir.
(3) Şirket sermayesinin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan veya esas sözleşmede
82
MART / NİSAN 2014
BBilanço
- Kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık
iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında, diğer şirketlerde ise gündeminde,
öngörülmesi halinde daha az sayıdaki pay sahiplerince
oluşturulan azlık pay sahipleri, yönetim kurulundan, gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulun
toplantıya çağrılmasını veya genel kurul zaten toplanacak
ise, karara bağlanmasını istedikleri hususların gündeme
konulmasını yazılı olarak noter aracılığıyla isteyebilirler.
Gündeme madde konulması isteminin, çağrı ilanının
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanmasına ilişkin
ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış olması gerekir.
- Sermayenin arttırılması veya azaltılması,
- Kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi ve kayıtlı sermaye
sisteminden çıkılması,
- Kayıtlı sermaye tavanının arttırılması veya faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği ile birleşme, bölünme veya tür değişikliği konuları
bulunan genel kurul toplantılarında.
(4) Azlık pay sahiplerinin, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin yönetim kuruluna yaptıkları başvurunun
kabul edilmesine rağmen kırk beş gün içerisinde toplantı
çağrısının yönetim kurulu tarafından yapılmaması halinde azlık pay sahipleri, genel kurulu toplantıya çağırabilir.
(5) Azlık pay sahiplerinin, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin talebinin yönetim kurulu tarafından
reddedilmesi veya yedi iş günü içerisinde olumlu cevap
verilmemesi üzerine Kanun’un 412’nci maddesi gereğince mahkemece atanmış kayyım tarafından genel kurul
toplantıya çağrılabilir.
- Genel kurula elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin genel kurul toplantılarında.
- Yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantılarında.
- Yurt dışında yapılacak imtiyazlı pay sahipleri özel kurul
toplantılarında.
2) Yukarıda sayılanlar dışındaki genel kurul toplantılarında ve imtiyazlı pay sahipleri özel kurullarında Bakanlık
temsilcisinin bulunması zorunlu değildir. Ancak genel
kurulu toplantıya çağıranların talep etmeleri ve bu taleplerin görevlendirme makamınca uygun görülmesi halinde Bakanlık temsilcisi görevlendirilebilir.
(6) Tasfiye halinde olan şirketlerde tasfiye memurları,
görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilirler.
(7) Süresi içerisinde yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmaması üzerine, Kanun’un 454’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkeme tarafından yetkilendirilen imtiyazlı pay sahiplerinden her biri, imtiyazlı pay
sahipleri özel kurulunu toplantıya çağırabilir.
Yine, 6102 sayılı TTK’nın 617. maddesinin 3. fıkrasında
“Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem,
öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak,
yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas
yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak
olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.”
denilmektedir. Bu maddeden de anlaşılacağı gibi anonim
şirketlerin bakanlık temsilcisine ilişkin hükümleri limited
şirketler için uygulanmayacaktır. Dolayısıyla limited şirketlerin genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin
bulunmasına söz konusu değildir.
Genel kurullar çağrılı ve çağrısız olarak toplanabilir. Çağrılı yapılması toplantı çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç
olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri
itirazda bulunmadığı takdirde, çağrı usulüne uyulmaksızın genel kurul çağrısız olarak toplanabilir ve toplantı
nisabı var olduğu sürece karar alabilirler.
Bakanlık Temsilcisi Bulundurma
Zorunluluğu Olan Haller
Tescil ve İlan
Genel kurul toplantı sonuçlarının anonim şirketler için
her durumda ticaret siciline tescili gereklidir. Limited
şirketlerde ise, gündemde daha önce tescili zorunlu konuların (ana sözleşme değişikliği, hisse devri, sermaye
artırımı veya azaltımı vs.) olması halinde bunların tescili
gerekli olup, bunun dışındaki genel kurulların tescilinin
gerekliliğine ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu kapsamda
anonim ve limited şirketlerde tescili zorunlu işlemlerin
incelenmesinin faydalı olduğu kanaatindeyim.
Genel kurul toplantısında bazı hallerde bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu haller
anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve
esasları ile bu toplantılarda bulunacak gümrük ve ticaret
bakanlığı temsilcileri hakkında yönetmeliğin 32. maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
1) Aşağıda sayılan genel kurul toplantılarında ve bunların
ertelenmesi halinde yapılacak ikinci toplantılarda Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunludur:
83
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Mevsimlik mi;
aralıklı çalışma mı?
Çalışma hayatında en sık karşılaştığımız sorunlardan biri de iş ilişkisinin mevsimlik olup olmadığı konusunda düğümlenmektedir. 4857 sayılı İş
Kanunu’nda mevsimlik işten bahsedilmekle birlikte gerek 4857 sayılı Yasa’da
gerekse diğer mevzuatta mevsimlik işin tanımı yapılmış değildir. “Çalışmanın
sadece yılın belirli bir döneminde sürdüğü ya da tüm yıl boyunca çalışılmakla
birlikte çalışmanın yılın belirli döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işlere mevsimlik işler” denilmektedir. Diğer bir tanıma göre, mevsimlik iş; “yılın
belirli bir döneminde tam çalışıp diğer dönemlerde işçi sayısını düşürüldüğü
veya işin tamamen durdurulduğu her zaman aynı sayıda işçi çalıştırılmayıp
her yıl belirli dönemlerde işçilerin yoğun olarak çalıştığı, çalışılmayan dönemlerde ise iş sözleşmesinin askıya alındığı iş” olarak tanımlanmaktadır.
Bir başka tanıma göre mevsimlik iş; “iklim, mevsim ve atmosfer olaylarının
periyodik olarak gerçekleştiği ve bunların dönemine göre yapılan çalışmalara”
denilmektedir. Örneğin kış mevsiminde karın başlamasıyla karayollarında yapılan mücadele, yaz döneminde pamuk toplama işi, sonbaharda pancar sökme işi gibi işler mevsimlik iş olarak adlandırılmaktadır.
Netice olarak, mevsimlik iş ve işçinin gerek iş yasalarında gerek diğer mevzuatta net bir tanımı olmamakla birlikte hem doktrinde hem de Yargıtay tara-
Hayrettin SALDI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
İş Başmüfettişi
[email protected]
84
MART / NİSAN 2014
BBilanço
simin başında işçinin işe davet edilmemesi durumunda
işçinin hizmet akdinin işveren tarafından sona erdirildiğinin kabulü gerekeceğinden işçinin hem ihbar hem
kıdem tazminatı hakkı doğmaktadır. Bu durumda kıdem
tazminatının hesabında mevsimlik çalışılan sürelerin dikkate alınması gerekmektedir. Kıdem tazminatı hesabında,
mevsimlik çalışan süreler dikkate alınması, askıda geçen
sürelerin kıdem hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir.
fından genel kabul görmüş olan tanıma göre mevsimlik
iş; çalışmanın sadece yılın belli döneminde sürdürüldüğü
veya tüm yıl çalışmakla birlikte çalışmanın yılın belli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler olarak
tanımlanabilir.
Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya
kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya
elverişli olamayan ve iş yerinde yürütülen faaliyete göre
işçilerin her yıl belirli sürelerle yoğun olarak çalıştıkları
ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmesinin
ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilmektedir.
4857 sayılı Yasa çerçevesinde konuya baktığımızda,
mevsimlik iş sözleşmeleri, belirli süreli olabileceği gibi
belirsiz süreli de olabilir. Mevsimlik iş sözleşmesi, tarafların anlaşmasıyla, işçinin ölümü ile iş sözleşmesinin süresinin sona ermesinden önce feshi ihbarla da sona erebilir. Eğer mevsim bitiminde sözleşme işveren tarafından
askıya alınmış ise bu durumda hizmet sözleşmesi sona
ermemektedir. Sadece askı süresince hüküm ve sonuç
doğurmamaktadır. Başka bir ifade ile mevsim bitiminde
eğer taraflardan biri veya her ikisi fesih yönünde bir irade
ortaya koymamışlar ise hizmet sözleşmesi sona ermez
ve yeni mevsim dönemine kadar askıda kalır. Bir sonraki
mevsim başında işe davet edilmeyen ve dolayısıyla işe
alınmayan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılır. Eğer davete rağmen işçi işe başlamaz ise
bu kez işçi tarafından hizmet sözleşmesinin sona erdirildiğinin kabulü gerekir. Bir sonraki iş mevsiminin başına
kadar geçecek olan askı döneminde, işçinin iş görme;
işverenin de ücret ödeme borcu bulunmamaktadır. Hatta bu dönemde işçinin başka bir işyerinde çalışmasının
önünde yasal bir engel de yoktur. Bir sonraki iş mev-
İşyerinde çalışan işçilerin mevsim sonunda hizmet akitlerinin askıya alınması durumunda 4857 sayılı Yasa’nın
29. Maddesi’nde yer alan “Toplu İşçi Çıkarma” hükümlerinin uygulanmayacağını da belirtmekte fayda vardır. Zira
bu durumda işçilerin hizmet akitleri işveren tarafından
sona erdirilmemekte sadece askıya alınmaktadır.
Buraya kadar yaptığımız anlatımlarda gerek mevsimlik
işin tanımı ve gerekse mevsimlik iş ve işçi uygulamaları konusunda genel olarak bir hukuki sorunun bulunmadığı görülmektedir. Uygulamada karşımıza çıkan
ve tartışmalara yola açan asıl sorun ise bir işyerindeki
uygulamanın, mevsimlik iş veya mevsimlik işçi tanımına
uyup uymadığı, işyerindeki uygulamanın mevsimlik olarak gözükmekle birlikte gerçekte aralıklı çalışmaya daha
uygun olabileceği noktasında düğümlenmektedir. Çünkü
mevsimlik iş veya işçi ile aralıklı çalışma arasında senelik
izin uygulaması bakımından hukuki anlamda ciddi farklar
bulunmaktadır.
4847 sayılı Yasa’nın 53.maddesinde “Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsim veya kampanya işlerinde
çalışanlara bu Kanun’un yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı” hüküm altına alınmıştır.
85
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Kısaca işçi mevsimli işçi ise senelik izin hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle uygulamada mevsimlik çalışma mı yoksa aralıklı çalışma mı yapıldığı hususunun iyi
irdelenmesi gerekmektedir. Zira mevsimlik çalışma gibi
görünen uygulamanın aralıklı çalışma olduğunun tespiti durumunda çalışan işçiler yıllık ücretli izin hakkına da
sahip olacaklardır.
Yargıtay’a göre de çalışmanın sadece yılın belirli bir
döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin
niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı
miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olamayan ve iş yerinde yürütülen faaliyete göre işçilerin her yıl belirli sürelerle
yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde
işçilerin iş sözleşmesinin ertesi yılın faaliyet dönemi
başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş
olarak değerlendirilmektedir.
Yine Yargıtay’a göre; “İşçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak
yapılması gerektiği, işin mevsimlik olmayıp ancak işçi
aralıklı çalışmış ise de mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden izin hesabında dikkate alınası gerektiği, uygulamada tam yıl çalışması gereken ve devamlığı olan bir işte
işçilerin 1-2 ay çalıştırılmamaları halinde işin mevsimlik
olmaması sebebiyle bu çalışmaların izin ücreti hesabında
dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir.
Bu durumlarda mevsimlik iş kriterlerinin bulunup bulunmadığına bakılmalı, iş kolunda faaliyetin yılın her döneminde yapılıyor olmasına dikkat edilmelidir. Örneğin çalışmaya kısa sürelerle ara verilmesinin işi mevsimlik hale
getirmeyeceği, işçinin izin talebinde bulunabilmesi için
tespit davası açabileceğine hükmedilmiştir. Başka bir ifadeyle bir iş yerinde iş kolunda faaliyeti yılın her döneminde yapılıyor, ancak bazı işçiler yılın belirli bir zamanında
çalıştırılmakta iseler bu işçilerin aralıklı çalıştıkları kabul
edilmelidir.” hususu hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay’ın bir kararında da “Davacı işyerinde bekçi olarak
çalıştığı, izin ücreti alacağının ödenmediğini belirtmiştir.
Tüm çalışma sürelerine bakıldığında mevsimlik işlerde
bir dönem 4 ile 8 ay civarında çalışmasının bulunduğu
daha sonra bu çalışma süresinin 11 ayın üzerine çıktığı
anlaşılmaktadır. Yapılan işin dikkate alındığında davacının ilk çalışma dönemi mevsimlik iş olarak kabul edilmeli
ve izin ücreti hesabına dahil edilmemelidir. Davalının da
kabulü de dikkate alınarak 11 ayı aşan 2. çalışma dönemi
için izin ücreti hesabı yapılarak sonuca gidilmelidir.” denilmiştir. Bu kararda da çalışılan işin öncelikle mevsimlik
iş olup olmadığına dikkat edilmeli, devamında 11 ayı geçen çalışmaların izin ücreti hesabından dikkate alınması
gerektiği vurgulanmıştır.
Doktrindeki görüşler ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde öncelikle üzerinde durulması gereken mevsimlik iş ve mevsimlik işçi tanımlarının hukuki açıdan
açıklanması gerektiğidir. Mevsimlik işleri tanımlamak gerekirse; mevsimlik işler yılın belli bir döneminde çalışılan
işlerdir. Bu bakımdan ilk olarak bir işyerinin mevsimlik
olmaması durumunda orada çalışan işçilerinde mevsimlik işçi olduğundan bahsedilmesi de mümkün değildir.
Öte yandan işyeri mevsimli işyeri olmamakla birlikte yılın
belli bir döneminde faaliyeti artan işyerlerinden olması
nedeniyle mevsimlik işçi çalıştırması da mümkündür.
Burada dikkat edilmesi gereken husus; bir işin mevsimlik
iş veya çalışan işçinin mevsimlik işçi olup olmadığının
belirlenmesinde tek bir kıstasın olmadığı gerçeğidir. Yukarıda da belirtildiği üzere Yargıtay bir kararında 11 ayın
altında kalan çalışmaların mevsimlik iş olacağını, 11 ayın
üstündeki çalışmaların ise mevsimlik iş olamayacağını
belirtirken başka bir kararında ise iş yerinde iş kolunda
faaliyeti yılın her döneminde yapılıyor, ancak bazı işçiler
yılın belirli bir zamanında çalıştırılmakta iseler bu işçilerin aralıklı çalıştıkları kabul edilmesi gerektiğini karara
bağlamıştır.
Dolayısıyla konu hakkında bir yargıya varılırken çalışma
süresinin, işin niteliğinin, faaliyete ertesi yılın mevsim
başına kadar ara verilip verilmediğinin veya faaliyetin yıl
için aralıksız sürüp sürmediğinin değerlendirilmesi ve
buna göre sonuca varılması gerekmektedir. Başka bir
anlatım ile işyerinde yılın belli dönemlerinde iş yoğunluğunun arttığı belli dönemlerinde ise azaldığından hareketle o işyerinde çalışan işçilerin mevsimlik işçi olduğu
sonucuna varmak her zaman doğru olmayabilecektir.
Örnek vermek gerekir ise 40 işçinin çalıştığı bir tuğla fabrikası işyerinde Aralık ayında bir ay süreyle çalışanlardan
yalnızca 10’nun çalışmasına ara verildiği, Ocak ayında da
başka bir 10 işçinin çalışmasına ara verildiği, diğer tüm
aylarda ara vermenin söz konusu olmadığı şeklindeki bir
örnekte işçilerin mevsimlik işçi olmasından bahsedilmesi
mümkün görünmemektedir. Bu tür çalışmaların aralıklı
çalışma olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eğer çalışma sisteminin mevsimlik değil de aralıklı çalışma olduğu sonucuna varılması durumunda ise 4857
sayılı Yasa’nın 53. ve müteakip maddeleri çerçevesinde
işçilerin yıllık izin hakları doğmaktadır. Bu durumda olan
işçilere fiili çalışma sürelerinin toplanarak yıllık ücretli
izinlerinin kullandırılması hizmet sözleşmeleri sona ermiş işçiler açısından da izin ücretlerinin ödenmesi gerekmektedir.
86
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Karşıt inceleme
tutanaklarından
ücret alınması
Smmm. Tuncay TURHAN
BSMMMO Mesleki Uyum ve Denetimi
Komisyonu Üyesi
[email protected]
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın 12. Dönem ikinci
olağan toplantı gündeminin 6. maddesinde görüşmeye açılan yeminli
mali müşavirlerin karşıt inceleme raporlarının hiçbir ücret ödenmeden
serbest muhasebeci mali müşavirlerin üzerine yıkılması bir çok meslek mensubunu sıkıntıya düşürmektedir. Meslektaşlarımız yeminli mali
müşavirlerin karşıt inceleme raporlarının doldurulması ile uğraşmaktadırlar. Bu nedenledir ki bir çok meslek mensubu nerdeyse evlerinin
yolunu bulamaz duruma gelmiştir. Peki ne yapmalıyız? Aslında bu
soruya cevap vermek çok zor çünkü meslektaşlarımızın müşteri kaybetme kaygısı ile ücret talep edeceğini zannetmiyorum. Biz meslek
mensupları olarak birlikte hareket edersek, yeminli mali müşavirlerin
gönderdiği karşıt inceleme tutanaklarından ücret almamız çok kolay.
Herhangi bir meslek mensubumuz ücret talep ettiği zaman yeminli
mali müşavirlerin ilk başvurdukları yöntem meslek mensubumuzun
müşterisini aramak. Eğer tutturamaz ise en çok mal aldığı 5 mükellefin 1 tanesini değiştirerek diğer meslek mensubumuzu zorluyorlar.
Ta ki dolduracak birini bulana kadar. Tüm meslek mensupları ücret
isterse yeminli mali müşavirlerin, paralarını tıkır tıkır aldığı işleri ama
meslek mensuplarımıza bedavaya yaptırdığı işlerden elde ettikleri geliri paylaşmak zorunda kalacaklar. Çünkü ne 3568 sayılı yasada ne de
diğer yasalarda “Yeminli mali müşavirlerin karşıt inceleme tutanaklarını serbest muhasebeci mali müşavirler dolduracaktır” diye bir ibare
yoktur. Aksine Maliye Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu 2014 yılı Asgari
Ücret Tarifesi Tablo II 3.Nolu Madde B. fıkrasında yazdığı gibi diğer
beyan ve bildirimler ve yine Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nın yayınlamış olduğu 2014 yılı Asgari Ücret Tarifesi’nin Tablo III
S.M.MALİ MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİ Bölümü’nün 3.maddesi K. fıkrasında karşı inceleme tutanakları diye bir ücret belirlenmiştir.
Kendi adıma konuşacak olursam; bana gelen karşıt inceleme tutanaklarından şehir içinden gelenlerden 100 TL+KDV; şehir dışından gelen
karşıt inceleme tutanaklarından 250 TL+KDV ücret almaktayım ve
2012 yılından bu güne kadar bu uygulamam hala devam etmektedir.
Oda Meclisi’nde söz alarak bu uygulamalarımı evraklarla izah etmeye
çalıştım çünkü tüm yeminli mali müşavirler kendi yaptıkları sözleşmelerin özel hükümler bölümüne bununla ilgili madde mutlaka ekliyorlar
ve ücretini de alıyorlar. İşi yapan serbest muhasebeci mali müşavirler;
parayı alan yeminli mali müşavirler oluyor. Eğer pastadan herkes bir
dilim yerse ortada böyle bir sorun kalmayacak ve serbest mali müşavirlerin yeminli mali müşavirler ile yaşadığı en büyük sıkıntı ortadan
kalkacaktır.
87
BBilanço
MART / NİSAN 2014
Haksız rekabetle mücadele
yazılımının meslek mensuplarınca
kullanılması hakkında mecburi meslek
kararı üzerine bir değerlendirme
me v z u a t
TÜRMOB Yönetim Kurulu, 3568 sayılı Kanun’un 33’üncü maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendine dayanarak “Haksız Rekabetle Mücadele Yazılımının Meslek Mensuplarınca Kullanılması Hakkında Mecburi Meslek Kararı”nı hazırladı.
5 Ekim 2013 tarihli Genel Kurulu’dan geçen bu karar, 13 Aralık 2013 Tarih ve
28850 sayılı T.C. Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Kararın içeriğine bakıldığında, bu konuda yıllardan beri (ama az da olsa) düşünce üretildiği, söylemlerde bulunulduğu, yazılıp çizildiği bilinmektedir.
Bilindiği üzere, mevcut Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali
Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik gereği, serbest
çalışan meslek mensuplarının yılda iki kez müşteri bildirim listelerini odalarına
vermeleri zorunludur.
Ancak konuya duyarlı davranmayan meslek mensupları, müşteri listelerini
odalarına vermemektedirler. Yönetmelik gereği yazıyla iki kere istenmesine
karşın, müşteri bildirim listesini bağlı olduğu odasına vermeyen meslek mensuplarının oda disiplin kuruluna sevk edilmeleri gerekmektedir.
Ne yazık ki; yaratacağı maddi külfet, sonuçları itibariyle olumlu getirisinin
olmayacağı ya da popülist yaklaşımlar vb. nedenlerden dolayı kimi oda yönetimleri bu güne kadar bu konuda yeterli duyarlılığı göster(e)medikleri gibi,
TÜRMOB da henüz buna ilişkin etkili bir yöntem geliştirememiştir.
Ayrıca, bilindiği kadarıyla odalarda “müşteri kütükleri” henüz oluşturul(a)madığından, ülkedeki ya da illerdeki vergi mükelleflerinden kaçının muhasebelerinin, mali müşavirliklerinin ruhsatlı meslek mensuplarınca yapıldığı da bilinememektedir. Dolayısıyla meslek mensupları arasında dolaşan (mali müşavir,
muhasebeci değişimi yapan) mükelleflerin takibi yapılamadığından, bunun
yaratacağı olumsuz sonuçlar haksız rekabete neden olabilmektedir.
Oysa, günümüz bilgisayar ve yazılım teknolojisinin ulaştığı gelişmişlik düzeyi
değer-lendirilirse, bu tür sorunların çözümü kolaylaştırılabilir. Yeter ki, (başta
TÜRMOB olmak üzere) odalar çözüm için sorunun üzerine kararlılıkla gitsinler. Böyle bir çalışmanın sağlıklı ve kararlı bir biçimde yürütülmesi durumunda, meslek mensupları arasındaki (bu bağlamdaki) haksız rekabetin önüne
belli bir oranda da olsa geçilebileceğini düşünüyorum. (Gökhan Dede, Haksız
Rekabet Olgusu, Kitap, Ankara 2009.)
Smmm. Gökhan DEDE
5 Ekim 2013 tarihinde yapılan TÜRMOB Genel Kurulu’nda tesadüfen elime geçen, ancak meslek kamuoyunda yeterli düzeyde tartışılma olanağının sağlanıp
sağlanmadığını bilmediğim bu Mecburi Meslek Kararı’yla;
1. Yazılı hizmet sözleşmesi düzenlemeden iş kabul edilmemesi,
Sözleşme Yapılması
Madde 24 - Taraflar, mesleki konularda yapılacak işler için sözleşme yapabilirler.
Aşağıdaki çalışma konularında sözleşme yapılması zorunludur.
a) Defter tutmak,
b) Süreklilik arz eden müşavirlik hizmetinde,
c) İnceleme, tahlil ve denetim yapmak ve bunlarla ilgili, rapor ve benzerlerini düzenlemek,
d) Yeminli Mali Müşavirlerin tasdik işlemleri.
2. Ücret tarifesine uyulması ve bunun sonucunda ücretsiz veya tarifenin altında iş görülmesinin önüne geçilmesi,
3. Sözleşmeden dolayı ücret borcu olan müşteriye bu edimini yerine getirmeden bir başka meslek mensubu tarafından işin yapılmasının engellenmesi,
88
MART / NİSAN 2014
BBilanço
4. Stajyerlerin ve bürolarda bağımlı çalışan meslek mensuplarının işten ayrılması halinde daha önce çalıştığı büronun müşterilerine iki yıl geçmedikçe hizmet vermeme
yasağına uyup uymadıklarının izlenmesi ve bu yöndeki
aykırı uygulamaları sonlandıracak önlemlerin alınmasının, amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Karara ilişkin alt yapı çalışmaları mutlaka yapılmakla birlikte, yürürlük tarihine kadar hazırlanır mı bilinmemektedir. Ancak, buradan anlaşılması gereken, odalarca, ücret
sözleşme-leri üzerinden müşteri devirlerinin izlenmesinin yapılmaya çalışılacağı yönündedir.
Kararın uygulamaya konmasının bu anlamda olumlu
gözükmesine karşın, devir sözleşmelerinin odalara sağlıklı biçimde verilip verilmeyeceği, sözleşmelerde gerçek
ücretlerin belirtilip belirtilmeyeceği endişesi, haksız rekabete çözüm üretme konusunda kuşkulara neden olmaktadır.
Kararın, odalarda çalışanlar listesine kayıtlı olan tüm
Smmm. ve Ymm. meslek mensuplarının müşterileriyle
yaptıkları sözleşmelerde belirtilen tarih aralığını kapsayacağı vurgu-lanmaktadır.
Ancak, burada belirtilen “tarih aralığı” ifadesi kimi meslek mensuplarını zor durumda bırakabilir. Sözleşmelerde
tarih aralığı olarak genellikle bir yıllık süre belirtilmektedir. Mevcut sözleşme yenilenmeden sonraki yıllarda da
işe devam edildiği hallerde nasıl bir uygulama yapılacağı
kararda açıklanmamıştır.
Yayımlanan bu Mecburi Meslek Kararı’nın içeriğinde;
1. Meslek mensuplarının yazılıma gireceği bilgilerin diğer
meslek mensuplarının erişimine kapalı olacağı,
2. Odalara bildirilmesi zorunlu sözleşme tipleri yazılımın
içine ayrı ayrı eklenebileceği,
3. Sözleşmenin taraflarına ilişkin her türlü kimlik bilgisine yer verilebileceği,
4. Sözleşmede belirlenen ücret ile tarifede belirlenmiş
ücretin karşılaştırmasını sağlayacak bir ücret hesaplama
tablosuna yer verileceği,
5. Sözleşme ücretinin tarifedeki ücretten düşük olması
halinde yazılımın meslek mensubunu uyaracak özelliğe
sahip olduğu, bu durumda yazılımın meslek mensubuna
düşüklük nedenlerini açıklama olanağı vereceği,
6. Sözleşmenin sona ermesi halinde, meslek mensubu
yazılım üzerinden bu durumu odasına bildirirken gerekçelerini de açıklayabileceği,
7. Sonlandırma işlemi müşterinin borcunu ödememesinden kaynaklanıyor ise, borç mik-tarının yazılımda görülebileceği,
8. Sözleşmelerin yürürlüğü süresince meslek mensubunun müşterisine düzenlediği serbest meslek makbuzlarının kaydına olanak tanınacağı,
9. Bu bilgilerden hareketle meslek mensubuna yazılım
üzerinden çeşitli tablolar çıkarma olanağı sağlanacağı, 89
BBilanço
10. Sözleşmelerden doğan damga vergisi yükümlülükleri
ile ilgili bildirimler düzenlenebileceği, belirtilmektedir.
Ayrıca; bağlı oldukları odalardan şifre alarak bu yazılımı
kullanmak zorunda olan meslek mensupları;
Mevcut müşterileri ile dönem sonunda yeniledikleri sözleşmeleri, dönem sonundan itibaren iki ay içerisinde,
dönem içinde ilk defa yapılan, yıl içinde yenilenen veya
sona erdirilen sözleşmeleri ise otuz gün içerisinde bağlı
olduğu odalarına bildirmek zorundadırlar.
Kararda TÜRMOB Yönetim Kurulu’nun, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma
Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 24’ üncü madde-sinde yer alan işlerle ilgili sözleşmelerden hangilerinin öncelikle odaya bildirilmesinin mecburi olduğunu ve
zamanını kararlaştırmaya yetkili kılındığı belirtilmektedir.
Kararın uygulanması konusundaki düşüncem; bu süreçte bir alıştırma döneminin geçirileceği yönündedir. Haksız rekabet, yalnızca Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik’in 24. Maddesinde yazılı işler( ) bazında yapılmadığına göre, yeterli biçimde düzenlenmeli,
genişletilmelidir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, mevcut Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik gereği meslek mensupları müşteri bildirim listelerini yılda iki kez
odalarına bildirmek zorundadırlar. Ne yazık ki, meslek
mensuplarının büyük çoğunluğunca uygulanmayan ve
meslek odalarınca da titizlikle takip edilmeyen müşteri bildirimlerinin, devirlerinin (listeleri değil) bu kez bir
yazılım programıyla disipline edilmesi amaçlanmaktadır.
Yazılım ve bilgisayar teknolojisinin bu düzeyde geliştiği
çağımızda, böyle bir kararın disiplinli ve adil bir biçimde
takip edilmesi halinde başarılı sonuçlar alınmaması için
bir engel olmasa gerek!
Kararın 8. Maddesine aykırı davranarak yükümlülüklerini
süresinde yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren,
sözleşmeleri ve yapılan değişiklikleri belirtilen sürelerde odalarına bildirmeyen meslek mensupları hakkında
Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Meslek mensuplarının büyük çoğunluğunca uygulanmayan ve meslek odalarınca da titizlikle takip edilmeyen
müşteri bildirim mecburiyetine uyulmamasının yaptırımı,
Disiplin Yönetmeliği’nin 5/f maddesi gereği “uyarma” cezasıdır.
01.01.2015 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilen iş bu
Mecburi Meslek Kararı’nın uygulanması ile ilgili olarak
ortaya çıkacak sorunların giderilmesi amacıyla düzenlemeler yapmaya ve yayımlamaya TÜRMOB Yönetim
Kurulu yetkili kılınmıştır. Bu süreçte konuya ilişkin bilgilendirmelerin yapılacağını düşünüyorum. Kararın sağlıklı
biçimde uygulanıp uygulanmayacağı, pilot bölge uygulaması yapılıp yapılmayacağı şimdilik bilinmemektedir.
Önümüzdeki aylarda 5’incisi yapılacak olan 2014 Türkiye
Haksız Rekabet Kongresi’nde konuya ilişkin önemli ve
çözüm getirici kararların alınmasını umuyor ve diliyorum.
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Meslekte Teori ile
Fiiliyatın Çarpıştığı
Konular Köşesi-2
“Düzenlenen vadeli çeklerin
103 hesapta gösterilmesi
doğru mudur”
Tek düzen hesap planımızda ‘’103-Verilen Çekler ve Ödeme emirleri’’ hesabı Türk Ticaret Kanunu’nda çeklerde vade olmadığı temeli üzerine kabul
edilmiş aktif bir hesaptır. Yani bilançodaki varlıklar içerisindedir. Oysa ki
ödeme emirleri ve düzenlenen çekler pasif karakterli borcumuzun kaynağını
gösteren bir hesaptır. Aktifte bulunmasının nedeni ise aktifteki 102-Bankalar
hesabını düzenleyici olması ve geçici (bir-iki gün sonra kapanacak) karakterli
olmasındandır.
Smmm. Cemal DAĞ
MayAgro Tohumculuk San. Tic. A.Ş.
Mali İşler Direktörü
[email protected]
Oysa ki hem geçmişte hem günümüzde vadeli çek düzenlenmektedir. Piyasada milyonlarca çek vadeli olarak ciro edilmektedir. Hem 2011 yılında yayınlanan 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda ve hem de tek düzen hesap planımızın yayınlandığında yürürlükte olan Eski 6762 sayılı Türk Ticaret
Kanunu’nda her ne kadar “çeklerde vade olmaz” dense de; 2009 yılı sonlarına doğru yayınlanan 5941 sayılı Çek Kanunu ile (3. Madde 8.fıkra) ‘’üzerinde
yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret
Kanunu’nun ………maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş
olması halinde bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamaz…………’’ denmektedir. Bankaya çekin ibrazı ile ilgili geçici maddelerden söz ederek konuyu karıştırmayacağım. Ancak hukuki takip yapılmayacağı Yani Türk Ticaret
Kanunu’ndaki “çekte vade olmaz” hükmü -uygulamanın zorlamasıyla- yeni
bir kanun ile çiğnenmiş ve çekin vadeli olacağı bal gibi kabul edilmiştir. Bir
yasa uygulamadaki (ticaret hayatındaki) ihtiyaçtan dolayı başka bir yasa ile
çiğnenmiş, Türk Ticaret Kanunu’ndaki (çekin karşılığının bankada hazır bulunması ve çekte sadece düzenleme tarihi olması hükümleriyle oluşan) çekte
vade olmaması manası çiğnenerek bana göre -deyimi bağışlayın- yasanın
içine edilerek, çeklerin hukuken de vadeli olarak işlerlik kazanması sağlanmıştır. Yine maalesef haddim olmayarak aynı Çek Kanunu yasa maddesi ile
‘’üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen’’ ifadesi düzenleme
tarihinin yalandan ileri bir tarih olmasını kabul etmiş, yasa kendi içinde gülünç hale gelmiştir. Bunun içinde çeklerin düzenlenmesinde bankalara daha
çok yetki ve sorumluluk verilmiştir. Her çek için bankalarında bu hizmetleri ve kısmen de olsa çek başına sorumlulukları dolayısıyla çeklerden adet
90
MART / NİSAN 2014
BBilanço
başına bir masraf almalarına neden olunmuştur (Boş çek
karnesi alırken hesabımızdan masraf almaktadırlar.).
Böylece çek karneleri paralı olunca çekler sadece bir kredi
aracı olarak vadeli düzenlenmektedir. Bu durumda, tek düzen hesap planındaki geçici (tranzituar, düzenleyici) hesap
olan ‘’103-Ödeme emirleri ve verilen çekler’’ hesabında
çeklerin bir anlamı kalmamıştır. Tüm çekler vadeli kullanılmaktadır. Artık çekler vadeli olduğuna göre düzenlediğimiz
çekler için 103 hesap yerine ‘’321-Borç senetleri’’ gibi yeni
bir hesaba ihtiyaç duyulmaktadır.
Tekdüzen hesap planımızda çekler hesap ismi ve ilgili tebliğ
açıklamaları nedeniyle 103 hesapta takip edilmekte ve yıl
sonunda vadeli çekleri birçok meslektaşımızın yaptığı gibi
321-Borç senetleri hesabına taşımaktayız.
Yanlış olan 103 hesaba vadeli çeklerin kaydedilmesidir.
Çünkü çekler artık vadesiz değildir. Geçici hesap (çekler
vadeli olduğundan) işin ruhuna aykırıdır. Artık bankada karşılığı bulunmadan vadeli çek kesilebileceğinden çekler bankadaki bakiyeyi düzelten geçici (tranzituar) hesap değil tam
bir borçtur. Yine yanlış olan 321-Borç senetleri hesabına
çeklerin yılsonunda atılmasıdır. Çünkü hesabın ismi borç
senetleridir. Çeki senet saymak Türk Ticaret Kanunu’na
göre mümkün iken ayrı bir çek kanununu oluştuğundan
artık borç senedi saymak abestir. Hesap planımızda çek
ve senet hesapları ayrıdır. 321 hesap borç çeklerimiz değildir. Kısmen banka garantisi olan günümüz çekleri de
borç senedi değildir. Çek senetten zaten farklı idi biraz daha
farklılaşmıştır. Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal
dedikleri bu olsa gerek.
zorundayız. . V.U.K. 64 sayılı tebliğ ile Nisan 2013’den beri
reeskont bile ayırdığımız vadeli çekler için artık 321 hesap
ismine Vadeli Çekler kelimelerini ve 322 hesap ismine de
vadeli çek reeskontu kelimelerini eklemeliyiz. Teori geri kaldı. Fiiliyat önde gidiyor. Yetkililer buyurun, yetişin.
Aynı şekilde müşterilerimizden aldığımız vadeli çekler için
benzer şekilde 101, 121 ve 122 no’lu hesaplarında isimlerinin revize edilmesi gerektiğini belirtmeliyim.
Değerli meslektaşlarım. Teori ve fiiliyatın çarpıştığı konuları yazmaya devam edeceğim. Dikkatimi çekmek istediğiniz
konular için katkıda bulunursanız sevinirim. [email protected] mail adresim veya 0532 6368010 telefonumdan
ulaşabilirsiniz.
Dostça kalın.
Cemal DAĞ
Şubat 2014, Bursa
Yanlış olan hesap planımızda vadeli çekler hesabının eksik
olmasıdır. Kabul etmeliyiz ki çeklerde vadeye müsaade eden
yasal düzenleme çıkınca mertlik bozulmuş, çek bildiğimiz
hükmünü yitirmiştir. Geçmişte bu yasa yok iken de vadeli
çekler düzenlenmekteydi. Ancak düzenleyen kişi çekte vade
olmadığından bazı risklere (hapis riskine) girmekteydi. Bugün yasal düzenlemeyle bu riskler ortadan kalkmış ve maliyeti nedeniyle vadesiz (Türk Ticaret Kanunun’da kullanılması öngörülen vadesiz hali) kullanılmaz olmuştur.
Ortadaki terslik elbette yasa koyucunun ayıbıdır. Türk Ticaret Kanunu’na ayıp edilmiştir. Bir yasa maddesinin anlamının başka bir yasayla değiştirilmesi pek hoş değildir. Bir
şeyleri değiştirirken bazı yasalarda da arızalar oluşturmuştur. Bize düşen bu düzenlemedeki sakatlığı düzeltmek için
yasa değişikliğini sağlamaktır. Sanırım Odalarımız yönetiminin, TESMER yönetiminin, milletvekillerinin biraz daha
hızlı çalışması gerekecektir. 1956 yılında kabul edilen Türk
Ticaret Kanunu’nun gerekçelerini ve çekin vadesiz olması
gerektiği ile ilgili gerekçeleri karıştırmak yerine bizim Tek
Düzen Hesap Planı’nın revizesinin geri kaldığını kabul etmek
91
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Damga Vergisi
uygulaması
ve sık yapılan hatalar - II
3. MATRAH DIŞINDA ÖDENECEK DAMGA VERGİSİ
MİKTARINI BELİRLEYEN UNSURLAR VE YAPILAN HATALAR
Damga vergisi uygulamasında vergiyi doğuran olayın tespiti ile matrahın tespit
edilmesi dışında verginin hesaplanması ve ödenmesini etkileyen farklı unsurlar da
söz konusudur. Esasen damga vergisi uygulamasında mükelleflerin imza adedi,
nüsha ve suret adedi, döviz üzerinden düzenlenen sözleşmeler, sözleşme sürelerinin kendiliğinden uzaması ya da uzatılması, teklif formları ve sipariş mektupları
gibi bir çok konuda tereddüde düştüğü ve maalesef uygulamalarda hatalı yöntemlerin tercih edilebildiği görülmektedir.
3.1. DAMGA VERGİSİ UYGULAMASINDA İMZA
ADEDİNE GÖRE VERGİ HESAPLANIP HESAPLANMAYACAĞI
Smmm. Özgür TAŞÇI
[email protected]
Damga Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinde verginin mükellefinin kimler olduğu “Damga Vergisinin mükellefi kâğıtları imza edenlerdir” şeklinde tanımlanarak
vergi konusuna giren kâğıtları imzalayanların bu verginin mükellefi oldukları hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda kanun vergiyi doğuran olayı kanunda geçen
belgelerin hukuki bir işlem oluşturacak şekilde imzalanması olarak değerlendirmiş,
verginin ödenmesinden de kâğıt ya da belgeleri imzalayanları mesul tutmuştur.
Kişilerin birbirleri veya devlet ile gerçekleştirdikleri işlemlerin hukuki bir nitelik kazanmasını sağlayan unsur, sözleşmede birbirinden farklı en az iki tarafa ait imzanın
bulunması sonucunda hukuki bir işlemin kurulmasıdır ve işlemi damga vergisi
uygulaması kapsamına sokan da esasen işlemin bu niteliğidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 1.Maddesinde “sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur” denilerek yalnızca bir tarafın imzasının bulunduğu belgelerin sözleşme kapsamında değil de tek
taraflı bir irade beyanı olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Bu
değerlendirmeler ışığında damga vergisinin konusunun belgenin içeriğine yöneldiği söylenebilir yani amaç belge içeriğinde taraflarca üzerinde anlaşma sağlanan
hususun vergilendirilmesidir. Verginin hesaplanması taraf sayısından bağımsız
olarak kâğıdın ya da belgenin içeriğine ilişkindir ve imza adedi yalnızca damga vergisine konu işlemin hukuken kurulduğunun bir göstergesidir. Bu doğrultuda kâğıt
veya belgelerde birden fazla imza bulunması durumunda verginin imza adedine
göre alınması durumu da söz konusu olmayacaktır. Damga Vergisi Kanunu’nun
7’inci maddesinde de “kağıtlara konulan imzanın birden fazla olması verginin tekerrürünü gerektirmez” denilerek imzaların adedinin yahut tarafların sayısının nispi
verginin hesaplanması esnasında ödenecek verginin miktarı ile bir bağlantısının
olmadığına vurgu yapmıştır. Bu durumun istisnasını kanun yine 7’inci maddesinin
devamında “Ancak, maktu vergiye tabi olup müteaddit kişilerin imzasının taşıyan
makbuz ve ibra senetlerinin Damga Vergisi imza adedine göre alınır. Nispi vergiye
tabi ve birden fazla kişinin imzasını taşıyan makbuz ve ibra senetlerinde her imza
sahibine ait olan hisse ayrıca belirtilmiş ise, vergi hisselere göre ve ayrı ayrı ödenecektir” diyerek yapısı itibariyle maktu vergiye tabi olan ve birden fazla kişinin
imzasını taşıyan makbuz ve ibra senetlerinde imza adedinin ödenecek vergiyi etkilediğini belirterek ortaya koymuştur.
92
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Suretler de esasen Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1)
sayılı tabloda yer almamaktadır ve bu nedenle damga
vergisine tabi değildir ancak ilgili tabloda IV-3 fıkrasında
“aslı 1,00 Türk Lirasından fazla maktu ve nispi vergiye
tabi olanların resmi dairelere ibraz edilecek özet, suret
ve tercümeleri” denilerek bu kapsamda değerlendirilecek belgelerin maktu damga vergisine tabi olacağı belirtilmiştir. Burada vurgulanması gereken önemli husus
resmi dairelere ibraz edilecek suretlerin, maktu damga
vergisine tabi olduğudur. Resmi dairelere ibraz edilmeyecek suretler için maktu damga vergisi de hesaplamaya
ve ödemeye gerek bulunmamaktadır.
Diğer bir hususta bir gerçek veya tüzel kişi adına birden
çok imza ile temsil usulünün benimsenmesidir. Bu konu
Damga Vergisi Kanunu’nun 7. Maddesinde “şu kadar ki
bir resmi daire veya bir gerçek veya tüzel kişi adına kağıtlara konulan birden fazla imza bir imza hükmündedir”
şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda birden
çok imza ile temsil şeklini benimseyen gerçek veya tüzel
kişilerin bu şekilde imza atmak suretiyle taraf oldukları
kâğıt ve belgelerde atılan imzalar bir imza olarak değerlendirilecektir.
3.2. NÜSHA SURET AYRIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Bu doğrultuda kâğıt nüshaları birden fazla olması durumunda her bir nüsha ayrı ayrı aynı miktar veya oranda
damga vergisine tabi olacaktır. Kanun’a ekli (1) sayılı
tabloda yer alan şartlar kapsamında resmi dairelere ibraz
edilecek suretler de maktu damga vergisine tabi olacaktır.
488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nda nüsha ve suret ifadelerinin ne anlama geldiği açıklanmamıştır. Genel olarak nüsha ve suret ile ilgili çeşitli tanımlar olmakla birlikte
biz idarenin tereddüt oluşan hususlara açıklık getirmek
amacı ile 30/03/2010 tarihinde yayımlamış olduğu 19
Seri No.lu ‘Damga Vergisi Kanunu uygulamasında nüsha
ve suret ayırımı’ başlıklı sirkülerinde yapılan tanımlamayı
esas alacağız. İlgili sirkülerde “Damga Vergisi Kanunu
uygulamasında aynı hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve taraf/taraflarınca ayrıca
imzalanmış olan kâğıtların her biri nüshadır” denilerek
damga vergisi uygulaması kapsamında nüshadan ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Yapılan tanım çerçevesinde aslı ile aynı hükümleri içeren ve ispat edici yönü ile
aynı kuvvete sahip olan ve taraflarca aslı dışında ayrıca
imzalanmış olan kâğıtların nüsha olarak adlandırıldığı
görülmektedir. Nüsha ile ilgili olarak ayırıcı husus ayrı
ayrı ve aynı anda farklı yerlere aynı hükümlere ve ispat
edici kuvvete sahip olarak ibraz edilebilme kabiliyetidir.
19 Seri No.lu Damga Vergisi Sirküleri’nde “suret ise aslında bulunan ibarelerin aynısını taşıyan, fakat aslında
bulunan imzaları taşımayıp aslına uygun olduğuna ilişkin
onaylayanın imzasını veya kaşesini ihtiva eden kâğıtları
ifade etmektedir. Taraf/taraflarınca düzenlenerek imzalanmış, diğer bir ifadeyle hukuken tekemmül etmiş bir
kâğıdın usulüne uygun olarak çıkarılmış, ancak taraflarınca ayrıca imzalanmamış örnekleri surettir.” denilerek
suretin de tanımı yapılmıştır.
3.3. DAMGA VERGİSİ UYGULAMASI KAPSAMINDA SÖZLEŞMELERİN SÜRESİNİN KENDİLİĞİNDEN
UZAMASI VEYA UZATILMASI
Damga Vergisi Kanunu’nun 14’üncü maddesi “Mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar
veya nispette vergi alınır” diyerek süresi taraflarca uzatılan sözleşmelerin bu işlem nedeni ile yeniden aynı oranda
veya tutarda damga vergisine muhatap olacağını hüküm
altına almıştır. Süre uzatımından anladığımız sözleşmenin
tekerrür etmesi veya ilave iş meydana gelmesidir. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 20/02/2012
tarihli B.07.1.GİB.4.06.17.02-DMG-1402-230 sayılı
muktezada “Bakanlığımızın 01.02.1973 tarih ve 6483-6
sayılı genel yazısında, mukavelename sürelerinin, ilk mukaveledeki işten ayrı olarak, yeniden bir iş veya taahhüdü
icap ettirecek şekilde uzatılması halinde, artan belli ya
da hesap edilebilir meblağ üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Bu itibarla,
... işine ilişkin revize iş programıyla ilk ihalede düzenlenen sözleşmenin süresinin uzatılması ve aynı zamanda
ilave iş yaptırılması halinde, revize iş programına ilişkin
düzenlenen kağıdın ilave işe ait tutar üzerinden damga
vergisine tabi tutulması, iş artışı olmaksızın işin süresinde bitirilememesinden dolayı ilave süre verilmesi halinde
ise söz konusu kağıdın damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.”denilerek süre uzatımı ile birlikte
ilk sözleşmede yer alan işten bağımsız ilave iş meydana
gelmesi durumunda damga vergisine tabi olacağı ancak
ilave iş veya bir değer artışı söz konusu olmadan işin
tamamlanamaması nedeni ile sözleşmenin süresinin
uzatılmasının damga vergisi uygulaması kapsamında değerlendirilmeyeceği vurgulanmıştır.
Nüsha ve suret birbirinden temel olarak tarafların imzalarını taşıyıp taşımadığı konusunda ayrılmaktadır. Elbette
ki aynı ibareleri ve hükümleri içermek kaydı ile tarafların
ayrıca imzaladığı kâğıt nüsha, tarafların ayrıca imzalamadığı ancak kâğıdın veya belgenin aslının kaldığı tarafın
kâğıdın fotokopi ile çoğaltılmış bir örneğinin üzerine ‘aslı
gibidir’ yazarak kaşeleyip veya imzalayıp diğer tarafa
verdiği kâğıt ise surettir. Bu noktada belirtilmesi gereken diğer bir husus da fotokopilerin suret sayılmadığıdır.
Fotokopi olarak çoğaltılmış bir belgenin aslı gibidir yapan
tarafından kaşelenmesi veya imzalanması sonucu oluşan
belge surettir ancak fotokopi ile çoğaltılarak kopyalanan
evraklar bu niteliği taşımadığı için ne nispi ne de maktu
damga vergisine tabi olmayacaktır.
Bu durumda mevcut bir sözleşmenin devamlılığının sağlanması amacı ile süresinin taraflarınca iradi olarak uzatılması, yani sözleşmeye bağlanan faaliyetin süre uzatımı
93
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
kadar tekrarlanması ve bu durumun bir şerh ile veya ek
bir belge düzenlenerek karşılıklı olarak imza altına alınması durumunda yeni durumu damga vergisi kapsamında değerlendirmek gerekecektir. Çünkü bu yeni durum,
yeni bir iş veya ek bir taahhüt durumu oluşturacaktır. İlk
sözleşme konusu faaliyetin sözleşme süresi içerisinde
tamamlanamaması halinde sözleşme süresinin uzatılması uygulama kapsamı dışında kalacaktır.
3.Maddesinde de “Yabancı memleketlerle Türkiye’deki
yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kâğıtların
vergisini, Türkiye’ de bu kâğıtları resmi dairelere ibraz
eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya
her hangi bir suretle hükümlerinden faydalananlar öderler” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun hükümleri çok
açıktır ancak soru işareti yaratan kısım ‘hükümlerinden
faydalananlar’ dan kastın ne olduğudur.
Diğer bir konu da sözleşmede süre ile ilgili olarak düzenlenen hükümlerde belirli şartların gerçekleşmesi halinde
sözleşme süresinin kendiliğinden uzayacağına dair bir
hükmün koyulması halidir. Genel olarak damga vergisi
uygulamasında süre uzatımı konusuna ışık tuttuğunu
düşündüğümüz Danıştay 7. Dairesi’nin 20.12.1995 tarih
E.1993/5576 K.1995/5516 sayılı kararı, “Aynı sözleşme
ile kredi kullandırılmasına devam edilmesi halinde kanunun aradığı anlamda süre uzatımına ilişkin bir şerh
veya mektup bulunmadığı sürece vergiyi doğuran olay
gerçekleşmeyeceğinden damga vergisi doğmayacağı”
şeklindedir. Bu durumda sözleşmede yer alan süre uzatım şartlarının gerçekleşmesi durumunda ek bir düzenleme şerh veya belgeyle belgelenmeksizin sözleşmenin
kendiliğinden uzaması halinde damga vergisi konusuna
giren yeni bir belge düzenlenmediğinden damga vergisi
uygulaması söz konusu olmayacaktır denilebilir.
4.1.1. ‘Hükümlerinden Faydalanma’ ya İdarenin
Bakış Açısı
Genel olarak yurt dışı sözleşmeler ile ilgili ‘hükümlerinden faydalanma’ tartışmaya ve yoruma açıktır. İdare
bu hususta tanımın en geniş ifadesi ile konuyu yorumlamaktadır. Konu ile ilgili İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 14/08/2012 tarihli B.07.1.G
İB.4.34.18.01-155[1-2012/100]-2579 sayılı mukteza ilgi
çekicidir: “Buna göre, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kâğıtlar
damga vergisine tabi bulunmamakla birlikte, bu kâğıtlar,
Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir
veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle
hükümlerinden faydalanıldığı takdirde, söz konusu işlemlerin yapıldığı tarih itibarıyla damga vergisine konu teşkil
edecektir. Yabancı memleketlerde düzenlenen kâğıtlar
açısından Türkiye’de hükmünden faydalanma konusu ise
esas olarak, kâğıtlarda yer alan hak ve yükümlülüklere
dayanılarak hukuki, ticari, mali olaylar ve sonuçlar yaratmak olarak anlaşılmalıdır. Hüküm bir gücün, etkinin
ifadesi olduğundan, bir kâğıdın hükmünden yararlanma
o kâğıdın gücünden, etkisinden kaynaklanmaktadır. Bu
durumda, yabancı memleketlerde düzenlenen bir kâğıda
ilişkin bazı haklardan veya hususlardan Türkiye’de yararlanılması veyahut kâğıda dayanılarak Türkiye’de bazı
işlemler yapılması o kağıdın hükmünden yararlanıldığı
anlamına gelmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, yurt dışında mukim .... Shipping Ltd’nin imal
edeceği 2+2 adet 6850 DWT kimyasal tankerlerin inşası
için .... Ltd. Şti. tarafından Türkiye’de yer tahsis edilmesine ilişkin olarak ... Shipping Ltd ile ... Ltd. Şti. arasında
yurt dışında düzenlendiği ve hükmünden Türkiye’de faydalanıldığı anlaşılan sözleşmenin damga vergisine tabi
tutulması gerekmektedir”. Görüldüğü üzere idare burada
‘hükümlerinden faydalanma’ ifadesini en geniş şekli ile
ilgili kağıdın yükümlülüklerine dayanılarak kurulan ticari
ilişki çerçevesinden yürütülen faaliyeti dahi faydalanma
kapsamında değerlendirmiştir.
4. YURT DIŞI SÖZLEŞMELERİN DURUMU
VE DÖVİZ ÜZERİNDEN DÜZENLENEN
SÖZLEŞMELER
Gelişen ekonomik yapı çerçevesinde yabancı ülkeler
ile gerçekleştirilen faaliyette yaşanan artış özellikle bu
kapsamda gerçekleştirilen işlemlerin sözleşmeye bağlanması ve idarenin bu işlemler ile ilgili olarak damga
vergisi uygulaması kapsamındaki eleştirileri son dönemde önemli düzeyde artış göstermiştir. Buna ilaveten
bazı sözleşmeler, işin gereği doğrultusunda yurt içinde
yerleşik taraflarca düzenlense dahi döviz bedeller esas
alınarak düzenlenebilmektedir.
4.1. YURTDIŞI SÖZLEŞMELERDE DAMGA VERGİSİ
UYGULAMASI
Damga Vergisi Kanunu’nun 1.Maddesi “yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda
düzenlenen kâğıtlar, Türkiye’de resmi dairelere ibraz
edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü
veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı
takdirde vergiye tabi tutulur” hükmü ile yabancı ülkelerde veya bu ülkelerin Türkiye’de bulunan temsilciliklerinde düzenlenen kâğıtların da damga vergisi uygulaması
kapsamında verginin konusuna gireceğini hüküm altına
almıştır. Damga Vergisi Kanununun ‘Mükellef’ başlıklı
4.1.2. ‘Hükümlerinden Faydalanma’ya Yargının
Bakış Açısı
Yargının bakış açısı idarenin bakış açısı ile paralellik arz etmektir. Konuyla ilgili Danıştay 7. Dairesi’nin
94
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Türk parasına çevrilemesi’ başlıklı 12’inci maddesinde
“Damga Vergisine tabi kâğıtlarda yazılı yabancı paralar
Maliye Bakanlığınca tayin ve ilan edilecek fiyat üzerinden
Türk parasına çevrilerek ona göre Damga Vergisi alınır”
denilerek maliye bakanlığınca ilan edilecek kurların döviz
üzerinden düzenlenen sözleşmelerde esas alınarak matraha ulaşılacağını hüküm altına almıştır. Vergilemenin
döviz kurları ile otomatik uyumunu sağlamak ve döviz
kurlarında karışıklığı önlemek maksadı ile yayımlanan
15 seri no.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin
3’üncü fıkrasının 1/a bendinde Türkiye Merkez Bankasınca tebliğde yayımlanan yabancı para kurlarında bir
değişiklik yapıldığı takdirde Bakanlıkça yeniden bir tebliğ
yapılması beklenmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti Merkez
Bankasınca saptanarak duyurulan döviz satış kurlarının
vergilemede esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu
doğrultuda vergi matrahına ulaşmak için yapılacak hesaplamada dikkate alınacak kur vergiye doğuran olayın
gerçekleştiği tarihteki döviz satış kuru olacaktır.
20.12.2000 tarih E.1999/294 K.2000/4088 sayılı kararı
şu şekildedir: “Dosyanın incelenmesinden; davacı Banka
hakkındaki tarhiyatın, inceleme elemanı tarafından, yukarıda sözü edilen sözleşmenin hükmünden Türkiye’de
faydalanıldığından bahisle, önerildiği anlaşılmıştır. O halde; dosyadaki uyuşmazlığın çözümü, “hükmünden faydalanma” kavramının anlamının ve olayda, gerçekleşip
gerçekleşmediğinin belirlenmesine bağlı bulunmaktadır.
Damga vergisinin konusu olan her kağıt, taraflarına haklar yaratan ya da borç, yükümlülük ve ödevler getiren hukuki durumları belli eden veya ispata yarayan araçtır. Bu
tür bir kâğıdın hükmünden yararlanma ise, belgelenen
hukuki durumun öngördüğü hak, borç, yükümlülük ve
ödevlere işlerlik kazandırılması; başka deyişle, tarafların
haklarını elde etmeleri, borç, yükümlülük ve ödevlerini
de yerine getirmeleridir. Yabancı ülkelerde düzenlenen
kâğıtlar bakımından, söz konusu elde etme ve yerine
getirme eylemlerinin Türkiye’de gerçekleşmesi, yukarıda
açıklanan yasal düzenlemede öngörülen, damga vergisini doğuran olaydır. Yabancı kurumla imzaladığı teminatlı
tevdiat sözleşmesi ile davacı Banka, kendisine yabancı
kurum tarafından depo edilecek mevduat karşılığında,
bu kurumdan menkul kıymet satın almayı taahhüt etmiştir. Buna göre; söz konusu sözleşme ile davacı Bankaya
sağlanan hak, kendisine mevduat depo edilmesini istemekten; yükümlülük ise, bunun karşılığında yabancı kurumdan menkul kıymet satın almaktan ibarettir. Olayda;
sözleşmenin tarafları, taahhütlerini yerine getirmiş bulunmaktadır. Yani; sözleşmede öngörülen hak ve yükümlülüklere işlerlik kazandırılmıştır. Bu işlerlik kazandırma
eylemlerinin Türkiye’de gerçekleştirildiklerinde ise,
uyuşmazlık yoktur. Dolayısıyla, sözleşmenin hükmünden Türkiye’de yararlanma halinin olayda varlığı açıktır.
Sözleşmede, İngiliz kanunlarına ve mahkemelerinin yetkilerine yapılan gönderme, bu durumu değiştirebilecek
nitelikte değildir. Bu bakımdan; dava konusu tarh ve ceza
kesme işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”
Bu doğrultuda yurt dışında imzalanan kâğıdın Türkiye’de
resmi dairelere ibraz edilmesi, üzerinde devir veya ciro
işlemi yapılması veya herhangi bir suretle hükmünden
faydalanılması verginin konusuna girdiğinden, bu sözleşmelerin kaşe veya imza koyularak veya işaretlenerek
hukuken tekemmülü sağlandığında damga vergisi uygulaması açısından vergiyi doğuran olay da gerçekleşmiş
olmakta bu doğrultuda bu belgelerin resmi dairelere
ibraz edilmesini beklemeksizin verginin hesaplanarak
mükelleflerince ilgili vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir.
SONUÇ
Damga vergisi uygulamasında birçok tereddütlü hususun olduğu bir gerçektir. Mevzuatın karmaşık yapısı ile
birlikte idarenin mevzuatta yer alan ucu açık konularda
geniş yorum ısrarı damga vergisi uygulamalarının daha
da karmaşık bir hale gelmesine neden olmaktadır. Özellikle mükellef tarafında durumun iyi analiz edilerek idarenin bakış açısı olabildiğince net bir şekilde kavranmalı ve
gerek damga vergisi konusuna girecek işlemler ile ilgili
olarak eleştirilere maruz kalmamak gerekse fazla veya
yersiz vergi ödemelerine muhatap olmamak için bun
yönde işlem gerçekleştirilmelidir.
KAYNAKÇA
Öncel, Mualla, Ahmet Kumrulu, Nami Çağan,
Vergi Hukuku, 12.Baskı, Ankara: Turhan Kitabevi, 2005
Şenyüz, Doğan, Mehmet Yüce, Adnan Gerçek,
Türk Vergi Sistemi, , 7.Baskı Bursa: Ekin Basım
Yayın Dağıtım, 2012
01/07/1964 tarihli 488 sayılı Damga Vergisi
Kanunu
15/01/2004 tarih 5070 sayılı Elektronik İmza
Kanunu
4.2. DÖVİZ ÜZERİNDEN DÜZENLENEN SÖZLEŞMELERDE DAMGA VERGİSİ UYGULAMASI
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun ‘Yabancı Paraların
95
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mev z u a t
Temel haklar ve
özgürlükler bağlamında
işçi haklarından
iş sağlığı ve güvenliği - 2
5. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNÜNDEN İŞÇİ HAKLARI
5.1. İŞÇİNİN SAĞLIĞININ GÖZETİLMESİ HAKKI
İşçilerin işyerlerindeki sağlıklarının gözetilmesi hakkı, en temel haklarındandır. İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli
her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler, İş Kanunu madde 77 gereği işveren işçinin sağlığını gözetmekle yükümlüdür.
Sağlık gözetimi nedir ve neleri kapsar? İşçilerin sağlık gözetimi, işçilerin sağlığını korumak ve geliştirmek amacı ile işçilere verilecek her türlü sağlık hizmetini kapsar. İşçilerin, yapmakta oldukları işlerde maruz kaldıkları sağlık ve
güvenlik risklerine uygun olarak sağlık gözetimine tabi tutulmaları sağlanır.
Yapılan risk değerlendirmesi sonucunda sağlık yönünden risk altında olduğu
saptanan işçiler uygun sağlık gözetimine tabi tutulur. (17)
Çalışma ortamının gözetimi nedir ve neleri kapsar? Çalışma ortamının gözetimi, işverenin veya işveren adına işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık
ve güvenlik biriminin işyerinde sağlık ve güvenlik tehlikelerine karşı yürüteceği iş sağlığı ve güvenliği risklerini önleyici ve düzeltici faaliyetlerini kapsar (İş
K./m.78, 80 ve ilgili yönetmelikler).
Smmm. Mehmet Ufuk BAYRAKCİ
Vergi Mevzuatı Danışma ve Eğitim
Komisyonu Başkan Yrd.
Kamu Hukuku Yüksek Lisans Öğrencisi
[email protected]
İşçilerin sağlık gözetimine ve çalışma ortamının gözetimine ilişkin kayıtlar nasıl tutulmalı, işçi hangi kayıtları kimden istemelidir? İşçilerin sağlık gözetimine
ve çalışma ortamının gözetimine ait bütün bilgiler, işyeri sağlık ve güvenlik
birimi veya ortak sağlık ve güvenlik birimince kayıt altına alınır ve belgeler 10
yıl (asbestli çalışmalarda 40 yıl) süreyle saklanır (İş K./m.78,80,81,83,86,87
ve ilgili yönetmelikler).
5.2. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ HAKKI
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması
gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve
gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar (İş K./m.77).
İntibak (Oryantasyon) eğitimi nedir? İşçiler işe başlatılmadan, işverence intibak (oryantasyon) eğitimi verilmesi zorunludur. Mesleki eğitim görmüş olan,
yapacağı işle ilgili olarak bedenen çalışmasında sakınca olmayan işçiye işe
başlamadan, bu eğitim verilir. İşyerinin genel tanıtımı ve işe uyumlaştırma
eğitimine işe intibak eğitimi denir. (18)
17 Karaş, age, sh.318
18 Demir, age, sh. 40
96
MART / NİSAN 2014
BBilanço
İş sağlığı ve güvenliği eğitiminin kapsamı nedir? İşverenler, çalışanları, onların karşı karşıya bulundukları
mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirmek, işyerlerinde iş sağlığı ve
güvenliği eğitim programlarını hazırlamak, eğitimlerin
düzenlenmesini, çalışanların bu programlara katılmasını
sağlamak ve verilecek eğitim için uygun yer, araç ve gereç temin etmekle yükümlüdürler.
yapsınlar bütün çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal refahlarının mümkün olan en yüksek düzeye çıkarılmasını
ve burada tutulmasını; çalışma koşullarından kaynaklanan sağlık sorunlarının önlenmesini; işçilerin işleriyle ilgili olup sağlığa zararlı risklerden korunmalarını; işçilerin
fiziksel ve biyolojik kapasitelerine uygun mesleki ortamlarda çalıştırılmalarını; özetle işin insana, insanın da işine
uygun getirilmesini hedeflemektedir”
5.3 KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM İSTEME HAKKI
İşçilerin sağlığı ve güvenliğinin korunması açısından işveren tarafından işçilere neler verilmelidir? İş elbisesi,
kişisel koruyucular, iş ekipmanı kullanma talimatı.
İş sağlığı ve güvenliği hakkı, 1948 Birleşmiş Milletler
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde şu şekilde vurgulanmıştır:
“Herkesin, çalışma, mesleğini seçme ve adil ve uygun iş
koşullarında çalışma hakkı bulunmaktadır.”
İşin niteliğine ve şartlarına göre bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı oldukları sağlık raporu ile belgelenmeyen işçiler (kadınlar dahil) ile 16 yaşını doldurmuş fakat
18 yaşını bitirmemiş genç işçiler, ağır ve tehlikeli işlerde
çalıştırılamazlar.
1976 Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Antlaşması da, sözkonusu meseleyi şu ifadelerle
teyit etmektedir:
5.4. TEHLİKE DURUMUNDAKİ İŞÇİNİN
BAŞVURACAĞI YOLLAR
“Söz konusu antlaşmaya taraf olan devletler, herkesin
adil ve uygun çalışma koşullarına sahip olmasını ve bu
koşulların özellikle sağlık ve güvenlik gereklerini karşılıyor olması hususunu tanımaktadır.”
İşçilerin sağlığını bozacak tehlikeli durumlarda hakları
nelerdir? İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye
sokacak yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya
kalan işçi, işyerindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’na
başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını verir ve durumu
tutanakla tespit eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
İş sağlığı ve güvenliği kurulu’nun bulunmadığı işyerlerinde talep, işveren veya işveren vekiline yapılır. İşçi
tespitin yapılmasını ve durumun yazılı olarak kendisine
bildirilmesini isteyebilir. İşveren veya vekili yazılı cevap
vermek zorundadır. İSG Kurulu işçinin talebi yönünde
karar vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığı ve güvenliği
tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. İşçinin
çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları saklıdır. İSG Kurulu’nun kararı işyerlerinde işçiler altı
iş günü içinde, belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini derhal feshedebilir. İş sözleşmesi ekinde bulunan, iş
sağlığı ve güvenliği talimatları, iş sözleşmesi niteliğindedir ve işçinin bu kurallara uyması (İş Kanunu ve ilgili
yönetmeliklere aykırı olmadıkça) gerekir. (19)
1961 yılında imzaya açılan Avrupa sosyal Şartı ile de,
adil çalışma koşulları hakkı, çalışmada sağlık ve güvenlik hakkı, çocukların ve gençlerin korunma hakkı, kadın
çalışanların korunma hakkı, bazı zayıf kesimler için çalışma ortamı dışında getirilen özel koruma; zihinsel ya
da bedensel açıdan güçsüz kimselerin mesleki yetişme,
mesleğe ve topluma uyum sağlama hakkı, nüfusun tümüne getirilen koruma; sağlığın korunması hakkı, sosyal
ve tıbbi yardım görme hakkı koruma altına alınmıştır.
1988’de kabul edilen Avrupa Sosyal Şartına Ek Protokol ile şartın ilk şekline, meslek ve istihdamda cinsiyete
dayalı ayrımcılık yapılmaksızın fırsat ve muamele eşitliği
hakkı, çalışanların danışma ve bilgi alma hakkı, çalışanların çalışma ortamı ve koşullarının belirlenmesine ve
iyileştirilmesine katılma hakkı eklenmiştir.
Ayrıca, Gözden geçirilmiş şart, genel bir hükümle bu
hakların kullanılmasını ayrımcılığa karşı da korumaktadır.(20)
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nun daveti üzerine, 3 Haziran 1981 tarihinde Cenevre’de yaptığı
67.oturumunda “İş Sağlığı Ve Güvenliği Ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 Sayılı Sözleşme”yi kabul etmiştir. Anılan
sözleşme 07.01.2004 / 5038 tarih-sayılı kanunla kabul
edilerek 13.01.2004 / 25345 tarih-sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanmıştır.
6. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
UYGULAMALARI
6.1. DÜNYADAKİ UYGULAMALAR VE İSG
KAVRAMININ OLUŞUMU
1950 yılından beri Dünya Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) iş sağlığı konusunda ortak bir
tanımı paylaşmaktadır. ILO ve WHO iş Sağlığı Ortak Komitesi 1950 yılında yaptığı ilk toplantısında iş sağlığı alanındaki hedefi belirlemiştir. 1995 yılında tanım gözden
geçirilmiştir. Buna göre, “iş sağlığı, hangi işi yaparlarsa
19 Karakaş, age, sh. 320
20 6331 SK/Genel Gerekçe www.tbmm.gov.tr (ErişimTarihi : 12.12.2013)
6.2. TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALAR
Sistematik bir yaklaşımla ele alınacak olursa Türkiye’de
mevcut iş sağlığı ve güvenliği sistemi aşağıdaki şekilde
97
BBilanço
OCAK / ŞUBAT 2014
mevzuat
gerekli olanı işveren yapsa, işçi de buna uysa ne iş kazası
olur ne de üretim aksar. Ancak işverenler çoğu zaman,
“Eğer ben her an işçileri kazadan uzak tutmak için çaba
gösterirsem, o zaman üretime olanak kalmaz” diye düşünmektedirler. Ülkemizde her gün aynı tür kazalar yaşanıyorsa kaynağın da hep bu tür düşünceler vardır. Oysa
iş güvenliğine önem verildiğinde üretimde verimliliğin
artacağının bilinmesi gerekir.
açıklanabilir:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) bünyesinde İSG faaliyetlerinde bulunan dört birim bulunmaktadır.
Bunlar;
• İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) / İş
Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM)
• İş Teftiş Kurulu (İTK)
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM)
• Sosyal Güvenlik Kurumu -Sosyal Sigortalar Kurumu
(SSK)
6.2.2. İşçilerin İş Güvenliğine Bakışı
İşveren “önce üretim” dediği için işçi de iş sağlığı ve iş
güvenliğine ilgisiz. İşçi, konu doğrudan kendisini ilgilendirdiği halde hem ilgisiz, hem bilgisiz bazen de işverenden korktuğu için çekingen kalıyor. Ancak bu konuda ne
işveren, ne devlet, nede işçi tek başına suçlu. Önce devlet
kendi üzerine düşeni yapmamış, iş güvenliği konusunda
ne işçiyi eğitmiş nede işverene yasanın emredici hükmüne rağmen işçiyi eğitmiş nede işverene yasanın emredici
hükmüne rağmen işçiyi eğitmediğinden dolayı para cezası uygulamıştır. Bugüne kadar gelinen süreçte olaylar
genelde bu şekilde yaşanmıştır.
İSG konusunda çeşitli düzeyde faaliyetleri bulunan çok
sayıdaki kurum ve kuruluş beş başlık altında toplanabilir.
Bunlar, aşağıda ayrıntılı olarak gösterildiği üzere;
A. Yasal düzenleme ve denetleme fonksiyonu icra edenler,
B. Sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerini yürütenler,
C. Bilimsel araştırma ve eğitim çalışmaları yapanlar,
D. Veri toplama ve değerlendirme faaliyetinde bulunanlar,
E. İSG uygulamalarını yaygınlaştıran ve destekleyenler
şeklindedir.
6.2.3. Türkiye’de İş Kazaları Ve Meslek Hastalıkları
Türkiye‘deki iş kazalarına ilişkin bazı verileri incelememiz,
İş sağlığı ve güvenliği konusuna neden bu kadar önem
verilmesi gerektiğini anlamamıza yardımcı olacaktır.
6.2.1. İşverenin İş Güvenliğine Bakışı
Hiç kuşkusuz çalışanın sağlığı her şeyden önce gelir. Bu
nedenle insan yaşamının ve esenliğinin gözetilmesi, iş
kazalarının önlenmesi yolunda gerekli önlemlerin alınması ile mümkündür.
SGK verilerine göre 2008 yılında 72 bin 963 iş kazası ve
539 meslek hastalığı vakası yaşanmış; 866 çalışan yaşamını yitirmiş, 1.694 çalışan sürekli iş göremez (sakat)
olmuş; 1 milyon 865 bin 295 gün geçici iş görmezlik
oluşmuştur. İş kazalarının % 16,5‘i birinci iş saatinde,
Oysa bilinen gerçek şudur ki, güvenliğini sağlamak için
21 http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal (Erişim Tarihi : 15.12.2013)
22 İş Sağlığı ve Güvenliği Dergisi, Ocak-Mart 2009, Sayı 41, Ankara, Art ofset,
23 http://www.toprakisveren.org.tr/2010-86-serifcetindag.pdf (Erişim Tarihi : 15.12.2013)
MART / NİSAN 2014
98
BBilanço
ÜLKELER
ÖLÜMCÜL İŞ
KAZASI
ÖLÜM RİSKİ
ÜLKELER
İŞ KAZASI
KAZA ORANI
İngiltere
211
9
İngiltere
159.631
0.728
Avusturalya
417
12
Tunus
18.690
0.935
ABD
2.800
23
Hollanda
64.657
1.073
Yunanistan
83
40
Yunanistan
22.608
1.074
Japonya
2.414
46
Brezilya
388.304
1.124
Fransa
1.082
55
Zimbabwe
19.447
1.531
Almanya
2.840
87
Macaristan
33.494
1.748
Brezilya
3.129
90
Danimarka
49.730
2.059
TÜRKİYE
798
283
TÜRKİYE
87.960
2.093
ÜLKELER
MADEN
METAL
İNŞAAT
Meksika
0.470
0.080
0.330
Peru
0.710
0.290
0.230
G. Kore
4.100
0.180
0.470
Almanya
0.430
0.120
0.290
İsveç
0.200
0.030
0.060
Fransa
0.097
0.068
0.094
İSVİÇRE
0.084
0.055
0.174
TÜRKİYE
0.202
0.158
0.617
Kaynak: http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/about/ilo_istatistikler.htm (Erişim Tarihi 14.12.2013)
Ülke genelinde ise yaklaşık her 7 dakikada bir iş kazası
meydana gelmekte, her 10 saatte bir çalışan (her gün
en az 3 çalışan) yaşamını kaybetmekte, her 6 saatte bir
çalışan sürekli iş göremez (sakat) kalmaktadır. (23)
% 46.sı ilk üç saatte yaşanmaktadır. Sigortalıların ilk bir
ay içinde yaşadığı kazaların toplam kazalara oranı % 8 dir
(5 bin 984 kişi). İş kazalarının % 39 u (28 bin 412 kişi)
bir ay ile bir yıl arası çalışanlarda gerçekleşmiştir. Yeni
işe giren her 100 kişiden 47 si ilk bir yıl içinde iş kazası
yaşamaktadır. (21)
İş kazalarının faaliyet gruplarına göre dağılımında;
• Fabrika metal ürünleri 6 bin 971 iş kazası (% 9,5)
• Kömür ve linyit çıkartılması 5 bin 728 iş kazası (% 7,9) ;
• Bina dışı yapıların inşaatı 4 bin 550 iş kazası (% 6,2)
İş kazaları nedeniyle yapılan dolaylı harcamalar, doğrudan harcamaların 4 ile 10 katı arasında gerçekleşmekte; bu nedenle sosyal güvenlik sistemi maliyeti büyük
meblağlara ulaşmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre
ülkemizdeki 2008 yılı iş kazaları ve meslek hastalıklarının
toplam maliyeti 40 milyar TL.ye yaklaşmaktadır.
En fazla ölüm yaşanan faaliyet grupları arasında;
• Bina dışı yapıların inşaatı, 231 kişi
• Kara ve boru hattı taşımacılığı 111 kişi
• Özel inşaat faaliyetleri 66 kişidir.
Ülkemizde yaşanan iş kazalarının sayısal rakamlarının
ve bu kazaların sonucunda gerçekleşen ölümlerin istatistiklerini diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda karşımıza
aşağıdaki tablo çıkmaktadır.
En fazla iş kazası yaşanan illerin başında 10 bin 95 kaza
ile İzmir, 8 bin 489 iş kazası ile İstanbul ve 7 bin 150 iş
kazası ile Bursa gelmektedir.
İşçinin sağlığını ve güvenliğini koruma hakkı, işverenin
“İş Sağlığı ve Güvenliği”ni sağlama yükümlülüğünün sonucudur. İşverenler, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç
ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler.
İşverenin bu yükümlülüğü işçilere, önlem alınmasını isteme hakkı vermektedir. İşçiler de iş sağlığı ve güvenliği
konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. Her işçinin işyerinin çeşitli bölümlerinde görülecek
tehlikeli durumlardan işvereni haberdar etme yükümlüğü
ve tehlikeli durumun giderilmesini isteme hakkı vardır.
İşçilerin iş sağlığı ve güvenliği hakkı, işverenlere işçileri
İş kazası sonucu bir daha çalışamayacak şekilde sürekli iş göremezlikte 340 kişi ile İstanbul birinci, nüfus ve
sanayileşmede pek çok ilden sonra gelen Zonguldak ise
211 kişi ile ikinci sıradadır. İş kazası ve meslek hastalığı
sonucu ölümlerde İstanbul 139 ölümle birinci, 79 ölümle
Ankara ikinci, 52 ölümle İzmir üçüncü sırada yer almaktadır. (22)
99
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
renler tarafından kendi istekleriyle verilmesini beklemek
fazla iyi niyetli bir yaklaşım olur. Böyle bir ortamda da
‘Madencinin kaderi ölümdür.’ gibi sözlerin yöneticiler
tarafından söylenmesi garipsenmemelidir. Çünkü onlar
toplumun aynasıdırlar.
işe alma sürecinden başlayarak, tüm çalışma süreçlerinde gerekli eğitimlerin verilmesi ve uygun önlemlerin
alımını içerir.
7. SONUÇ
İş sağlığı ve güvenliği konusu ülkemizde yasal mevzuat
açısından çok yeni olmamakla birlikte, 6331 sayılı kanun
bu alanda devrim niteliğindedir. Yukarıda da incelendiği
gibi tarihimizde Osmanlı İmparatorluğu zamanından bu
yana iş ve işçinin sağlığı ile ilgili birçok düzenleme getirilmiştir.
Diğer yandan 6331 sayılı kanunla getirilen düzenleme AB
Mevzuatı uyumluluğu çerçevesinde getirildiği için kanunun yazım aşamasında ve gerekçelerinde ülkemize özgü
durumlar detaylandırılıp, düşünülmemiş, mevzuatı direkt
aktarma yoluna gidilmiştir. Buda ileride uyum sorunları
yaratabileceği gibi bir düşünceyi ortaya çıkarmaktadır.
Cumhuriyet döneminde 6331 sayılı kanun ile tek başına yasa niteliğinde düzenleme yapılmış ve buna bağlı
olarak bir takım yönetmelikler çıkarılmıştır. İş sağlığı ve
güvenliğinin bağımsız bir yasa olarak düzenlenmesi ve
akabinde kanuna aykırı fiillere karşı ağır maddi cezalar
getirilmiş olması kuşkusuz önemli bir gelişmedir.
Netice olarak kişi hak ve özgürlükleri açısından bakıldığından iş sağlığı ve güvenliği hakkı vazgeçilmez haklardan biridir. Herkes sağlıklı bir çalışma ortamında işinin
gereklerini yerine getirmelidir. Sosyal devletinde en
önemli görevlerinden biri kişilerin bu haklarının gözetilmesini sağlamaktır. Bireylere daha küçük yaşlardan verilecek eğitimlerle bu hakların öneminin kavranmasının
sağlanması da bir başka önemli husustur. İşverenlerin
ise iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını bir yük veya
yapılması gerekli angarya olarak değil, daha verimli ve
kaliteli bir üretim için olmazsa olmaz bir koşul olarak
görmesi gerekmektedir.
AB mevzuatı İSG’nin uygulanması için öncelikli olarak
işveren sorumluluğuna ve yeterli işveren eylemine dayanmaktadır; fakat fiilen birçok aktör, güçlü sosyal diyalog üzerine kurulu birlikte planlanmış bir biçimde bunun
bir parçasıdır ve bu kapsamda hareket etmektedir. Bu
oldukça faydalı unsur günümüzde Türkiye’de mevcut
değildir. Ve henüz yeterli bir mevzuat tarafından desteklenmemektedir. Kuşkusuz 6331 sayılı yasa ve buna bağlı
yönetmelikler çok önemli mihenk taşı oluşturmuştur.
Ancak yasaların taraflarca anlaşılması, özümsenmesi
için zaman gereklidir. Sonuç olarak Türkiye’deki resmi
kurumlar ve kamu hizmetleri, normal şartlarda olması
gerektiğinden oldukça fazla iş ve kontrol faaliyetiyle uğraşmaktadır.
İşte bu anlayışın toplumun tüm kesimleri tarafından
(Devlet, İşçi, İşveren) içselleştirilmesi durumunda daha
kaliteli bir çalışma yaşamına kavuşmamız mümkün olacaktır.
KAYNAKÇA
Kitaplar
• Abdulvahap Yiğit, İş güvenliği, Ankara 2012, Aktüel Yayınları,
• Dilek Baybora, İş Sağlığı ve Güvenliği, Eskişehir 2012, AÖF Yayınları,
• Musa Demir, Çalışma Yaşamında Haklar El Kitabı, Ankara, 2011, Uluslararası Çalışma Ofisi,
• Necmi Gerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, Eskişehir, 2004, AÖF Yayınları,
• Bülent Piyal, İŞ Sağlığı ve Güvenliğinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Uyum
Sorunu, Ankara, 2009, Belediye İş Yayınları,
• Sarper Süzek, İş Güvenliği Hukuku, Savaş yayınları, Ankara, 1985,
• İsa Karakaş, İş Sağlığı ve Güvenliği El Kitabı, Muhasebe & Sosyal Güvenlik
Kitapevi, Ankara, 2013,
• ÇSGB İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile İlgili Genel
Bilgiler, Ankara, 1999,
Süreli Yayınlar
• Resmi Gazete 09.11.1982 tarih ve 17863 mükerrer sayı
• İş Sağlığı ve Güvenliği Dergisi, Ocak-Mart 2009, Sayı 41, Ankara, Art ofset,
Diğer Yayınlar
• http://www.euniversite.nku.edu.tr/kullanicidosyalari/files/iscisagligiveisguvenligi (Erişim tarihi: 13.12.2013)
• 6331 SK/Genel Gerekçe www.tbmm.gov.tr (Erişim Tarihi: 12.12.2013)
• https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&frm=1&source=we
b&cd=10&cad=rja&ved=0CHEQFjAJ&url=https%3A%2F%2Fosha.europa.eu
%2Ffop%2Fturkey%2Ftr%2Fsystems%2Fisg_sistemi.doc&ei=kLOuUuf0HKu
M7Ab62ICIDw&usg=AFQjCNHRN0fflRGualTVfxAgk7TIGeVjdA&bvm=bv.5796
7247,d.bGE (Erişim Tarihi : 15.12.2013)
• http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal (Erişim Tarihi: 15.12.2013)
• http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal (Erişim Tarihi: 15.12.2013)
. http://www.toprakisveren.org.tr/2010-86-serifcetindag.pdf (Erişim Tarihi:
15.12.2013)
http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/about/ilo_istatistikler.
htm (Erişim Tarihi 1
Ülkemizde hakların tarihsel anlamda gelişimine bakıldığında genellikle kişi hak ve özgürlüklerini Avrupa ve
Amerika’da ki gibi bireylerin mücadeleleri sonucunda
değil de iktidar yada yöneticiler tarafından yapılan düzenlemelerle tepeden verildiği görülmektedir. Bu anlayış
toplumu hak arama anlamında hep geri planda kalmaya
itmiştir. Tarihten gelen bir nevi ‘Devlet Baba’ diyebileceğimiz gelenek yüzünden bireyler devletten herhangi bir
konuda hak talep etmeleri gibi bir düşünceye girmemişlerdir.
İşte iş sağlığı ve güvenliği konusunu da içinde yaşadığımız toplumun yapısından ayrı bir şekilde değerlendirmek
mümkün değildir. İşçilerin kendi sağlık ve güvenliğini
önemsemedikleri bir ortamda bu konuların yasal düzenlemeler ve cezai yaptırımlarla yerleştirilmeye çalışılmasından başka bir yol gözükmemektedir.
Kişiler iş sağlığı ve güvenliklerini kendileri için vazgeçilmez haklar olarak görmedikten sonra, bu hakların işve-
100
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Hesap ve muhasebe
hileleri - hataları 3
İşletme yönetimleri tarafından yapılan muhasebe hile yöntemleri çok sayıda
olmakla birlikte, bu yöntemleri altı ana grup altında toplamak mümkündür.
Bunlar;
Kasti Hatalar: Muhasebe hataları bilgisizliğe ve dikkatsizliğe dayanmaktadır.
Ancak, bu yanlışlar belli amaçlarla sistematik olarak yapılırsa kasti hata olur ve
muhasebe hilesi sayılır. Bu yöntemde işlemler ve hesaplamalar üzerinde bilerek
bir takım yanlışlıkların yapılması söz konusudur. Dolayısıyla, burada yapılan
hata değil, hiledir. Yapılan yanlışlıkta kasıt unsuru ispat edilemiyorsa, o yanlışlığı muhasebe hatası olarak kabul etmek gerekir.
Kayda alınan bir işlemin hatalı veya yersiz yapıldığı gerekçesiyle özellikle aynı
gün içinde muhasebe kurallarına göre düzeltilmesi veya ters kayıtla iptal edilmiş olması (VUK.Md.217) gizleme ya da yanıltma amacı taşımayacağı için ilk
işlem doğru olsa dahi, sonradan yapılan düzeltme veya iptal işlemi muhasebe
hilesi olarak değerlendirilemez.
Yapılan muhasebe uygulaması mali tabloların dip notlarında belirtilmiş ise, hileden söz edilemez.
Smmm. İmdat ATAK
BSMMMO Denetim
Kurulu Üyesi
[email protected]
Örneğin, amortisman ayrılmadığı ya da genel oranın altında oran uygulandığı
mali tablo dip notlarında belirtilmiş ise, bilançonun güzelleştirildiği gerekçesiyle
hesap veya muhasebe hilesi yapıldığı ileri sürülemez. Amortisman oranının düşük veya yüksek uygulanmış olması hesap veya muhasebe hilesi sayılmamakla
birlikte, amortisman giderinin kasten yüksek gösterilmesi hesap hilesi olarak
değerlendirilmelidir. Keza, yapılan işlemde üçüncü kişileri aldatma veya yanıltma isteği vardır.
Kayıt Dışı İşlemler: Bir kısım işlemlerin belgesiz yapılması ve defterlere yansıtılmamasına kayıt dışı işlem denir. Çünkü işletmelerde her türlü işlem ve kayıtların belgelere dayanması gerekmektedir. Bir işletmede kayıt dışı işlemlerin varlığı, o işletmenin defter kayıtlarının gerçek durumu göstermesini engeller. Kayıt
dışı işlemler fatura almamak, fatura düzenlememek veya mevcut olan faturayı
gizlemek suretiyle yapılır. Kayıt dışı işlem, satış gelirini gizleyerek vergi kaçırma
amacı ile yapılır. Satışı belgesiz yapılan malın işletmeye girişi de belgesiz yapılmış ise, matrah farkı, satış bedeli ile o malın işletmeye giriş bedeli arasındaki
farktır. Ancak, satışı kayıt dışı olan malın işletmeye girişi kayıtlı ise, satış bedelinin tamamı matrah farkı olur. Kayıt dışı işlem nedeniyle defter kayıtları vergi
matrahının doğru bir biçimde tespitine imkan vermiyorsa ihticaca salih değildir
ve tespit edilen matrah farkları re’sen tarhiyatı gerektirir. (VUK.Md.30)
101
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mev z u a t
hem de belge vardır, ancak işlem ile belgenin içeriği birbirinden farklıdır. Bu yönteme bir başka hileyi gizlemek
amacıyla başvurulur. Gerçekte birisine yüksek bir bedelle ancak faturasız satılan mal, fiktif bir isme daha düşük
bir bedelle satılmış gibi fatura edilebilir ve kayıtlara bu
tutar yansıtılabilir. Dolayısıyla aradaki gelir farkı gizlenmiş olur. Uydurma hesap kullandıkları tespit edilen işletmelerde ortaya çıkarılan matrah farkları re’sen tarhiyat
konusu yapılır.
Maliye Bakanlığı denetim birimlerince yapılan incelemeler sonucunda, ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutları
giderek artış göstermektedir. Kayıt dışı ekonominin yol
açtığı vergi kaybı ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir.
İşlemden Önce Veya İşlemden Sonra Kayıt: İşletme faaliyetleri düzenli bir biçimde ve zamanında defterlere
kaydedilmelidir. İşlemin gerçekleşme zamanı ile kayıt
altına alınma zamanı karıştırılmamalıdır. Kayıt zamanı,
muhasebe kayıtlarının yapılması için tanınan bir süredir ve ilke olarak on gündür. VUK 219.maddesine göre,
işlemler defterlere zamanında kaydedilmelidir. Bu maddeye göre, muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun
olarak muhasebenin intizam ve açıklığını bozmayacak bir
zaman zarfında kaydedilmesi şart olup, bu kayıtların on
günden fazla geciktirilmemesi gerekir. Anılan maddede
bir takım şartların varlığı halinde bu süre 45 gün olarak
belirlenmiştir.
Belge Sahtekarlığı: Belge sahtekarlığı, belgeler yoluyla
yapılan bir muhasebe hilesi türüdür. Belge sahtekarlığı
iki şekilde gerçekleştirilebilir. Birincisi, hem belgenin
kendisinin, hem de içeriğinin gerçek olmamasıdır. Bu
tam anlamı ile sahte belge kullanımıdır. İkincisi ise, belgenin kendisinin gerçek olup, içeriğinin gerçek olmamasıdır. Bu yöntemde, belgede yer alan miktar veya fiyat,
olduğundan farklı gösterilir. Dolayısıyla, belge gerçekleşen işlemi olduğundan farklı gösterir. Bu tür belgelere de
“muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge” denir. Sahte veya
muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımının tespit
edilip, ortaya çıkarılması oldukça güç bir iştir. Bu nedenle, belge sahtekarlığı en çok başvurulan muhasebe hilesi
yöntemlerinden biridir.
İşletmenin likidite durumunu iyi göstermek amacıyla
bilanço kapandıktan sonra gelecek olan nakdin önceden
kaydedilmesi, mal stoklarının fazla görünmemesi için yıl
sonlarında alınan malların kaydının bilanço gününden
sonraki bir tarihe bırakılması gibi hileler buna örnektir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre sahte veya yanıltıcı
belge düzenlenmesi ve kullanılması kaçakçılık suçu sayılmaktadır. Gerek zimmet, gerekse VUK’a aykırı davranışların tespit edilip, ortaya çıkarılması açısından sahte belge yada muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgenin kullanılıp
kullanılmadığının tespit edilmesi son derece önemlidir.
Sahte belge yada muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge
kullanımının yani belge sahtekarlığının başlıca nedenleri
olarak şunları sıralayabiliriz:
Uydurma Hesaplar: Bu yöntemde, hasılatı gizlemek veya
maliyetleri şişirmek amacıyla fiktif kişiler adına uydurma
yanıltıcı hesaplar açılır. Bu hesaplar kullanılarak yapılan
işlemler olduklarından farklı şekillerde kayıtlara yansıtılmış olur. Bu amaçla açılmış olan bu uydurma hesaplar
daha sonra uygun bir hesapla karşılaştırılarak kapatılır.
Uydurma hesaplar belgesiz ve kayıt dışı olarak yapılan
işlemleri denkleştirmek için kullanılır. Burada hem işlem
102
MART / NİSAN 2014
BBilanço
pılarak çalınması veya çalışanların bu çekleri kendi çıkarları için kullanması.
Belgesiz bir harcamayı belgeli hale getirmek.
Tahsil edilen KDV’yi devlete ödememek.
Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahını azaltmak. (Sahte ve
yanıltıcı belgelerle gider oluşturmak.)
KDV iadesi alabilmek; alınan iadeyi yükseltebilmek.
Şirkette bir yolsuzluğu gizlemek.
Bir takım teşviklerden yararlanmak.
Önceki süreçlerde mal kayıt dışı ise
Alınan mal ülkeye kaçak olarak girmişse
Tarım sektöründe müstahsilden yapılan alımlar (KDV ve
stopaj nedeniyle)
Belgelenemeyecek komisyon vb. harcamalar nedeniyle
Kazancı şahsi servete dönüştürme hırsı
Suç gibi algılanmaması
Banka kayıtları ile oynanarak parasal kazanç sağlanması.
Belgeler üzerinde yapılan bir takım değişikliklerle veya
sahte belgeler düzenlenmesi suretiyle çeşitli çıkarlar
sağlamak.
Sahte satıcılar ve gerçek olmayan harcamalar, borçlar
oluşturularak lehte ödeme sağlanması.
Depodaki malları zimmetine geçiren bir çalışanın bu durumu gizlemek için stok kartlarında değişiklik yapması.
Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmak
suretiyle gider kalemlerinin şişirilerek lehte ödemenin
sağlanması.
Türkiye’de gerçekleşen sahte ve yanıltıcı belge kullanımı ile ilgili olaylar incelendiğinde vergi kaçırma ve KDV
iadesi alma amacı ön plana çıkmaktadır. Özellikle de
bazı kişilerin sahte belge düzenlemeyi bir meslek haline
getirmesi ve komisyon karşılığında bu eylemi yapması
dikkatleri çekmektedir. Ayrıca, belge sahtekarlığına başvuranların sahte belge akışını paravan şirketler kurarak
onlar üzerinden gerçekleştirmektedir.
Arttırılmış seyahat harcamaları ile menfaat sağlanması.
Yetkisiz veya uygun olmayan biçimde iskonto uygulanarak yarar sağlanması.
Muhasebe hilelerinin VUK’ta yer almasına rağmen mevzuatta tanımı henüz yapılmamıştır. Bu da kanun dışında
pek çok kişi ve kurumun kendine uygun tanım yapması
nedeniyle, kavramın içinin boşaltılmasına neden olmuştur. Muhasebe hilesinin sonucunda vergi kaybı ve kaçakçılık suçu oluşmaktadır. Yani muhasebe hilesinin sonucu
vergi mevzuatı ile şekil bulmaktadır. Bu noktada muhasebe hukukunun eksikliğinden bahsetmek mümkündür.
Muhasebe hilesinden doğan vergi cezasının kanunilik
ilkesine uygun bir fiili içerip içermediğinin saptanması
için VUK 359. maddesindeki muhasebe hilesi kavramı
tanımının açık ve seçik olarak yapılması gerekmektedir.
Bilançonun Maskelenmesi: İşletmenin mali yapısı ile
karlılık ve likidite hakkında yanlış, yanıltıcı bilgi vermek
ya da bu yönde imaj oluşturmak amacıyla bilançonun
olduğundan farklı düzenlenmesine bilançonun maskelenmesi denir.
Bilanço çıkarmak envanter çalışmalarının bir parçası ve
son aşaması olduğundan bilançonun maskelenmesine
yönelik işlemler dönem sonunda değerleme sırasında
ve olumlu ya da olumsuz yönde olmak üzere yapılır. Değerleme yapılırken işletmenin mevcut kıymetleri, stokları
olması gerekenden yüksek değerlenirse, amortisman ve
karşılık ayrılmasından vazgeçilirse, işletmenin likiditesi
arttırılır ve borçlar azaltılırsa bilanço olumlu yönde maskelenmiş olur. Kıymetlerin düşük değerlenmesi halinde
bilanço olumsuz maskelenmiş olur. İşletmenin karını olduğundan daha az gösterebilmek için, maliyetler şişirilir,
giderler arttırılır ve gelirler olduğundan düşük gösterilir.
Yararlanılan Kaynaklar
1- Türkiye’de Muhasebe Hileleri Tarihi–Ahmet BAYRAKTAR–Yüksek Lisans
Tezi-Trakya Üni. Sosyal Bil.Enstitüsü-2007
2- K.Kartı İşlemlerinin Muhasebeleştirilmesi ve K.Kartı Yoluyla Yapılan Hile
Türleri ve Cezai Müeyyideler – Özgür ÖZKAN/İrfan ÖZEN – İSMMMO Mali Çözüm Dergisi / Mayıs-Haziran 2011
/ Sayı: 105
3- Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesi (www.gib.gov.tr)
İşletme Çalışanları Tarafından Yapılan Muhasebe Hile
Yöntemleri:
İşletme kayıtlarında gözüken paranın zimmete geçirilmesi ve daha sonra kayıtlar üzerinde hileler yaparak zimmetin gizlenmesi.
Çeşitli biçimlerde yapılan para tahsilatının kayıt altına
alınmadan zimmete geçirilmesi.
İşletmeye ait çeklerin üzerinde bir takım değişiklikler ya-
103
BBilanço
OCAK / ŞUBAT 2014
mevzuat
Yurt dışından sağlanan
hizmetlerin stopaj ve
KDV karşısındaki
durumu
A. GİRİŞ
Yurt içinde faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişi mükelleflerin, yurt dışından mal
ithal etmeleri gibi hizmet de ithal etmeleri mümkündür. Diğer bir ifadeyle, bazı
mükellefler yurt içindeki ticari faaliyetlerine bağlı olarak bazı hizmetleri yurt dışından alabilmekte ve bu hizmetleri yurt içindeki ticari faaliyetleriyle birleştirerek
Türkiye’de yararlanmaları neticesinde belgelendirdikleri yurt dışı hizmet faturalarını gider yazabilmektedir. Ancak yurt dışında yerleşik kişi ve kuruluşlardan hizmet
ithal edilmesi, gümrükleme işlemine tabi olmadığından, hizmeti alan Türkiye’deki
kişi ve kurumlara gelir veya kurumlar vergisi stopaj sorumluluğu ile KDV sorumluluğu getirilmiştir.
Doç. Dr. Adnan GERÇEK
U.Ü.İ.İ.B.F Maliye Bölümü Öğretim Üyesi
[email protected]
Mal ithaline göre farklı bir vergilendirme anlayışı benimsenmiş olan yurt dışından
sağlanan hizmetlerin gelir/kurumlar vergisi stopajı ve KDV sorumluluğu konusunda dikkat edilmesi gereken hususların açıklanmasında yarar vardır. Bu yazımızda,
yukarıda kısaca yaptığımız tespitin bir sonucu olarak, yurt dışından temin edilen
hizmetlerin bedelleri ödenirken yapılacak vergi uygulamalarının usul ve esaslarını
açıklanacaktır.
B. YURT DIŞINDAN SAĞLANAN
HİZMETLERDE STOPAJ SORUMLULUĞU
1. Stopaj Yapılmasının Şartları
Yurt dışında mukim kişi ve kuruluşların Türkiye’deki müşterilerine hizmet sunmak
suretiyle aldıkları paralar hizmetin türüne göre Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Bu vergileme genellikle stopaj yoluyla olmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesine göre stopaj yapabilmesi için;
Yurt dışından hizmeti sunan gerçek kişi olmalıdır.
Yapılan hizmet kesintiye tabi bir ödeme gerektirmelidir.
Ödemeyi yapacak kişi GVK’nın 94. maddesinde yer alan tevkifat yapmak zorunda
olan mükellefler arasında sayılmalıdır.
Varsa iki ülke arasında çifte vergiyi önleme anlaşmasına bakılmalıdır (Hem oran
açısından, hem de stopajı engelleyici hüküm açısından).
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesine göre stopaj yapabilmek için;
Yurt dışından hizmeti sunan bir kurum olmalıdır.
Yurt dışından alınan hizmet KVK’nın 30. maddesinde sayılan tevkifata tabi hizmetlerden olmalıdır.
Hizmet alınan ülke ile Türkiye arasında çifte vergiyi önleme anlaşması olmamalıdır
veya vergi anlaşmasında stopaj yapmayı engelleyecek hüküm olmamalıdır.
104
MART / NİSAN 2014
BBilanço
2. Stopaja Tabi Olan ve Olmayan
Ödemeler
ücretin net mi, brüt mü olacağının sözleşme aşamasında
belirlenmesinde yarar vardır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, stopaja tabi olan bazı
ödemeler şöyledir;
Telif, imtiyaz, ticaret unvanı, marka, know-how, ihtira,
işletme, alâmetifarika ve bunlara benzer GAYRİ MADDİ
HAKLAR için ödenen bedeller veya kiralar,
KİRALAMA hizmetleri karşılığında ödenen bedeller (finansal kira ve normal kira),
Eleman ücretleri (Yurt dışında mukim bir şirkette çalışan
ve geçici görevle Türkiye’ye gelen personel için yurt dışındaki firmaya ödenen ÜCRET karşılığı ödemeler),
Danışmanlık, mühendislik, eğitim, montaj, eğitim hizmetleri, özel yazılım yaptırılması, tercüme hizmetleri gibi
SERBEST MESLEK kapsamında yapılan ödemeler,
Borç verme, mevduat ve benzeri fon kaynakları karşılığında ödenen FAİZLER.
Diğer taraftan, stopaja tabi olmayan bazı ödemeler ise
şöyledir;
Fuar katılım bedelleri,
Yurt dışında yapılan ilan ve reklam bedelleri,
Her çeşit komisyon ödemeleri,
Tamir veya bakım ücreti ödemeleri,
Sigorta prim ödemeleri,
Gözetim ücret ödemeleri,
Yurt dışında yaptırılan fason iş bedeli ödemeleri,
Uydu ve data hattı kira ödemeleri,
Yurt dışı seyahatlerde yapılan ödemeler (konaklama, yemek, ulaşım, haberleşme).
Yukarıdaki ödemeler ve benzer ödemeler TİCARİ KAZANÇ niteliğinde ödemeler olduğu için stopaj kapsamına
girmemektedir.
Genellikle, firma sahipleri mali müşavirlerine hiç danışmadan bu tür hizmet alımlarına gitmektedirler. Sonrada
hizmet bedeli ödeme sırasında karşılarına ilave olarak,
hem stopaj hem de KDV çıkmaktadır. Alınan hizmet faturaları net kabul edildiğinden stopaj yükü tamamen Türk
mükellefe binmektedir. Oysa daha işin başında bu tür
konularda anlaşma sağlanırsa sürpriz maliyet veya vergi
yükleri ile karşılaşmazlar. Zira ödenen hizmet faturalarından Türkiye’de kesilen bu stopajların mukim ülke mükellefleri tarafından iade alınması mümkündür. Çok yüksek
hizmet alımlarında karşı tarafın iade alması mümkün olduğu için bu konuya dikkat edilmelidir. Bu tür konularda
mali müşavirler müşterilerini önceden uyarmalıdırlar.
Ayrıca stopaja tabi ödemelerde, hizmeti verenin mukimi
olduğu ülke ile Türkiye arasında yapılmış ve yürürlüğe
girmiş bir vergi anlaşması olup olmadığına ve bu anlaşmanın stopajı etkileyip etkilemediğine bakılmalıdır.
Ayrıca hizmet faturaları üzerinden, Çifte Vergilemeyi
Önleme Anlaşması kapsamında olan ülkelerde ikamet
edip de stopaj kesintisi yapılmasını istemeyen kişi veya
kurumlardan MUKİMLİK belgesinin istenmesinde fayda
vardır. Bazı büyük şirketlerin merkezleri farklı ülkelerde
olup, gelen faturalar üzerinde merkez adresi yerine şube
adresi yazabiliyor. Bu durum ise sorumluluk açısından
yanıltıcı olabilmektedir.
C. YURT DIŞINDAN SAĞLANAN
HİZMETLERDE KDV
SORUMLULUĞU
1. KDV Sorumluluğu ve Şartları
3. Hizmet İthalinde Stopaj
Sorumluluğunun Doğduğu Zaman
KDV Kanunu’nun 9. maddesi, mükellefin Türkiye içinde
ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde Maliye Bakanlığına vergi
alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi
işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu
tutma yetkisi tanımıştır.
Hizmet ithalinde gelir veya kurumlar vergisi stopaj sorumluluğunu doğuran olay stopaja tabi hizmet bedelinin
nakden veya hesaben ödenmesidir. Hesaben ödeme deyimi, stopaja tabi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt
ve işlemleri ifade eder. Bu itibarla stopajı doğuran olay,
Nakden veya banka yoluyla ödeme yapılması,
Fiili ödeme olmasa bile, hizmeti alanın hizmeti veren adına açtığı hesapta kendisini hizmeti verene karşı borçlu
duruma getiren veya borcunu yükselten kayıt yapılmasıdır.
Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullanarak KDV Genel Tebliği 117 ile bu kişi ve kuruluşların Türkiye’de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı, ancak Türkiye’de
faydalanılan hizmetlerde KDV’nin tamamının hizmetten
faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu
sıfatıyla beyan edilip ödeneceği yönünde düzenlemeler
yapmıştır.
4. Stopaj Sorumluluğunda Dikkat
Edilmesi Gereken Hususlar
Buna göre, yurt dışından hizmet ithal edildiğinde, hizmeti
ithal eden tarafından hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplanması ve bu verginin 2 No’lu Katma Değer Vergisi
Beyannamesiyle beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.
Katma değer vergisi sorumlusunun vergi mükellefi olması şart değildir. Katma değer vergisine tabi hizmet ithalini
yapan kim olursa olsun KDV sorumlusudur.
Hizmeti veren yurt dışında mukim firma veya kişiler genellikle, alacakları ücretin net olarak kendilerine ödenmesini istemektedirler. Bu takdirde varsa stopaj matrahını
bulabilmek için yabancıya yapılan ödemenin stopaj oranı
dikkate alınarak brütleştirilmesi gerekmektedir. Yurt dışından alınan stopaja tabi hizmet bedeli tespit edilirken
bu hususun göz önünde bulundurulması ve buna göre
105
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
Yabancı nakliyat şirketinin Türkiye’ye mal getirmesi veya
Türkiye’den mal göndermesi hizmet ithali niteliği taşımasına rağmen KDV kanununun 14 üncü maddesine göre
yurt dışında başlayıp Türkiye’de biten veya Türkiye’de
başlayıp yurt dışında biten taşıma hizmetleri KDV’den
müstesna olduğu için.
Yurt dışından alınan hizmetlerde KDV sorumluluğu doğmaması için;
Bu hizmet KDV’nin konusuna girmeyen bir hizmet olmalı
veya
Bu hizmet Türkiye’ye ithal edilmemiş (Türkiye’de faydalanılmamış) bir hizmet olmalı ya da
İthal edilen hizmet, katma değer vergisinden istisna edilmiş olmalıdır.
Yurt dışından ithal edilen ve bu şartların sağlanamadığı
tüm hizmetler KDV sorumluluğu gerektirir. Hizmeti yapanın mukimi olduğu ülke ile Türkiye arasında vergi anlaşması bulunması KDV sorumluluğunu etkilemez. Vergi
anlaşmaları katma değer vergisini kapsamaz.
3. Hizmet İthalinde KDV Sorumluluğunun Doğduğu Zaman
Hizmet şeklindeki işlemlerde KDV’yi doğuran olay, hizmetin tamamlanmasıdır. Hizmetlerde KDV çoğu zaman
hizmeti yapanın, hizmeti belgeleyen fatura veya benzeri
belgeyi düzenlediği ayda doğar. Dolayısıyla KDV sorumluluğunun hizmetin tamamlandığı ve fakat en geç hizmet
tutarının gider veya maliyet olarak kayıtlara alındığı tarih
itibariyle yerine getirilmesi gerekir.
2. KDV Sorumluluğu Gerektiren ve
Gerektirmeyen Hizmet İthalleri
Faydalanma Türkiye’de olmak ve KDV’yi önleyen özel bir
hüküm olmamak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler KDV sorumluluğu gerektirmektedir:
Türkiye’de inşa edilecek bir bina için yurt dışında çizilip
Türkiye’ye gönderilen mimari proje hizmeti,
Yurt dışından teknik hizmet, montaj hizmeti veya danışmanlık hizmeti alınması,
Yurt dışından kiralanmış bir menkul malın (örneğin bir iş
makinesinin) Türkiye’ye getirilip kullanılması,
Yurt dışından yazılım hizmeti alınması,
Yurt dışından tamir-bakım hizmeti alınması,
Yurt dışı firmanın personeli olan kişinin geçici süreyle
Türkiye’de görev yapması,
Banka veya finans kurumu olmayan yurt dışındaki kişi
ve kuruluşlardan borç para alınması nedeniyle faiz ödenmesi,
Yurt dışından gayri maddi hak alınması veya kiralanması
(know-how, marka vs.),
Türkiye’deki otel, hastane, okul işletmeleri için yurt dışında müşteri bulan firmaya komisyon ödenmesi,
Türkiye’deki firmanın yurt dışındaki davasını takip eden
avukata ücret ödenmesi ve benzeri ödemeler.
Buna karşılık, aşağıdaki hizmetler KDV sorumluluğu gerektirmemektedir:
Bir şirketin iş için yurt dışına giden elemanının gittiği
ülkedeki otel, lokanta, haberleşme vb. harcamaları hizmetin ifa edildiği ve faydalanıldığı yerin yurt dışı olması
nedeniyle,
Türkiye’de üretilen mallara yurt dışında müşteri bulan bir
yabancının yaptığı komisyonculuk hizmeti, hizmet yurt
dışında ifa edildiği ve hizmetten yurt dışında yararlanıldığı için,
Yurt dışında eğitim veya sağlık hizmeti alınması, yurt dışı
fuara katılma şeklindeki hizmetler hizmetten yurt dışında
yararlanıldığı için,
Yurt dışı bankalardan kredi alınması karşılığı ödenen faizler istisna olduğu için,
4. Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilecek
KDV’nin Matrahı ve Oranı
Sorumlu sıfatıyla KDV hesaplanmasını gerektiren hizmet
ifalarında vergiyi doğuran olay hizmetin tamamlanması
ile meydana gelir. Bu nedenle döviz cinsinden belirlenen
mal ve hizmet bedelinin vergiyi doğuran olayın meydana
geldiği tarihteki merkez bankası döviz alış kuru üzerinden
TL’ye çevrilerek KDV’nin bunun üzerinden hesaplanması gerekir. Merkez bankasınca günlük olarak kur tespiti
yapılmayan dövizlerde yürürlükteki en son Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen döviz kuru esas alınır.
Bu şekilde hesaplanan matraha vergiyi doğuran olayın
meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan KDV oranı
uygulanır.
5. Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilen
Vergilerin İndirimi
Sorumlu sıfatıyla 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan
edilen vergiler vergi sorumluları açısından yüklenilen
vergi niteliğindedir. Bu itibarla bu vergiler aynı dönemde
mükellef sıfatıyla verilen 1 No.lu KDV Beyannamesinde
indirim konusu yapılır. Bu indirimle ilgili olarak özellik arz
eden hususlar şunlardır:
İndirim için 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan yeterlidir. Verginin ödenmesi şartı aranmamaktadır.
KDV’nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi gerekirken
beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi nedeniyle
ikmâlen veya re’sen tarh edilmesi halinde, tarh edilen
verginin indirim konusu yapılabilmesi için vergi aslının
ödenmesi ve ödemeye ait makbuzun ödemenin gerçekleştiği takvim yılı aşılmamak kaydıyla yasal defterlere
kaydedilmesi gerekir.
Sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi gerekirken beyanın ilgili dönemde yapılmayıp sonradan pişmanlıkla yapılması
halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler pişmanlık
106
MART / NİSAN 2014
BBilanço
talebiyle 2 No.lu KDV Beyannamesinin verildiği dönemde
indirilir.
rücu edileceği, gerekli her türlü dokümanın yabancı şirketçe sağlanacağı belirtilmelidir.
D. ÖNERİLER
E. SONUÇ
Türkiye’de işyeri ve daimi temsilcisi vasıtasıyla gelir elde
etmeyen yabancı mükelleflerden temin edilen hizmetlerle
ilgili olarak yapılan ödemelerde aşağıdaki hususların dikkate alınmasını öneriyoruz.
Küreselleşme sürecinde Dünya ekonomisinin gelişmesine paralel olarak ulaşım ve iletişim araçlarının yaygınlaşması, ülkeler arasında ticaretin her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak yurt dışından
her geçen gün mal ve hizmet alımları artmaktadır. Mal
alımları gümrük işlemlerine tabi olduğu için vergilemede
bir sorun bulunmamaktadır. Ancak hizmet alımlarında
durum farklıdır. Vergi kanunlarımız hizmet alımlarında
Gelir veya Kurumlar Vergisi stopajı ve KDV sorumluluğu
getirmektedir. Bu sorumluluğun doğması için yurt dışından alınan hizmetin Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından
stopaj konusuna girmesi, ayrıca KDV’nin de konusuna
girmesi ve vergiden istisna edilmiş olmaması gerekmektedir.
Yabancı firmanın mukimi olduğu devlet tespit edilmelidir.
Bu ülkeyle bir vergi anlaşmasının olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu firmanın anlaşma hükümlerine göre Türkiye’de işyerinin ya da daimi temsilcisinin olup olmadığı tespit edilmelidir. Eğer anlaşmanın öngördüğü şekilde bir işyeri
oluşmuş ise, bu durumda anlaşmanın Ticari Kazançlarla
ilgili 5 ve 7’nci madde hükümleri uygulanır
Bu firmanın anlaşma hükümlerinin öngördüğü anlamda
Türkiye’de bir işyeri ya da daimi temsilcisi yoksa ödemenin ne tür bir hizmet için yapıldığının kesin olarak tespiti
yapılmalıdır.
Ödeme yapılan hizmetin türüne göre ilgili anlaşma maddesi bulunmalıdır.
İlgili Anlaşma maddesinde, bu işlemle ilgili olarak
Türkiye’ye vergileme hakkı verilip verilmediği ya da vergi
oranı sınırlaması öngörülüp öngörülmediği tespit edilmelidir.
Anlaşmada Türkiye’ye vergileme hakkı tanınmış ise,
ödemenin Türk vergi kanunlarındaki gelir türünün tespiti; buna göre vergileme şeklinin ve vergi oranın tespiti
gerekir.
Oran konusunda anlaşmada belirtilen bir sınırlama varsa
bu oranın uygulanması gerekir.
Vergi kesintisi yapılan ödemeyle ilgili fatura ve vergi oranın sınırlandığı anlaşma hükmü ve mukimliği kanıtlayıcı
belgelerin muhtasar beyannameye eklenmesi gerekir. Bu
belge, yabancı mükelleflerle ilgili istisnai ve özellikle vergi anlaşmasındaki özel hükümlerin uygulanması açısından kanıt oluşturacak bir öneme sahiptir. Eğer bu belge
olmaz ve karşı tarafın ilgili ülkenin mukimi olduğu kanıtlanmaz ise, indirimli oranlardan yararlanmak mümkün
olmayacağı için, bu belgenin işlem yapıldığı sırada karşı
taraftan istenmesinde fayda olacaktır.
Hizmetin teslimi belge üzerindeki yazılı tarih kabul edildiğinden, belgelerin geç ulaşması halinde pişmanlıkla beyan edilmesi yerinde olur. Belgelerin geç teslim edilmesi
halinde teslim tarihinin ispatı sorumlu olan mükellefe ait
olacaktır. Her halde sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV’nin
indirim konusu yapılabilmesi için ödeme yapılan yılı aşmaması gerekir. Ödemelerin ise banka yoluyla yapılmasında yarar vardır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Fahri Hikmet KÖKER, “Yurtdışından Gelen Hizmet
Faturalarının Vergilendirilmesi”, www.MuhasebeTR.
com, (13.03.2014).
Talha APAK, “Yurt Dışından Sağlanan Hizmetlerin
KDV Ve Stopaj Karşısındaki Durumu”, www.alomaliye.com, (14.03.2014).
Yıldız ARSLAN, “Yurtdışından Gelen Hizmet Faturalarında KDV ve Stopaj Sorunu”, E- Yaklaşım, Sayı:
197, Mayıs 2009.
Denge YMM, “Hizmet İthallerinde KDV ve Stopaj Sorumluluğu”, www.dengeymm.com.tr, (15.03.2014).
PHYMM, “Yurtdışı Hizmet Alımlarında KVK ve KDV
Sorumluluğu”, www.phymm.com.tr, (15.03.2014).
İstanbul
Vergi
Dairesi
Başkanlığı,
B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-30 Sayılı Özelgesi,
Mehmet MAÇ, KDV Uygulaması, 5. Baskı,
Gerek vergi oranları, gerekse anlaşmalarda yer alan koşulların gerçekleşme durumları itibariyle Vergi Dairesi
ile olabilecek anlaşmazlıklarda, sonradan farklı stopaj
uygulama zorunda kalındığında sıkıntıya düşmemek için,
karşı taraftan böylesi durumları garantiye alan bir “taahhütname” alınması uygun olabilecektir. Çünkü aksi bir
tespitte vergi idaresi sizi sorumlu tutacaktır. Bu taahhütte
her ne sebeple olursa olsun, yapılacak ödeme nedeniyle
stopaja dönük bir sorun çıkarsa vergi, ceza ve faiziyle
107
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
“II. Uluslararası Muhasebe
ve Finans Sempozyumu”
(2nd International Symposium on Accounting and
Finance - ISAF 2014) 29-31 Mayıs 2014 tarihleri
arasında Bursa’da yapılacaktır.
Bursa SMMM Odası’nın Değerli üyeleri,
Uludağ Üniversitesi İİBF, İşletme Bölümü Muhasebe ve Finansman Ana
Bilim Dalı ve Muhasebe ve Finansman Öğretim Üyeleri Bilim ve Araştırma
Derneği (MUFAD) işbirliği ile düzenlenen “II. Uluslararası Muhasebe ve
Finans Sempozyumu” (2nd International Symposium on Accounting and
Finance –ISAF 2014) 29-31 Mayıs 2014 tarihleri arasında Bursa’da yapılacaktır. Sempozyuma yurt içi ve yurt dışı üniversitelerden, kamu kurumlarından ve meslek odalarından geniş katılım sağlanması, muhasebe ve finansal
raporlama alanındaki güncel konuların tartışılarak muhasebe ve denetim
uygulamalarına ve meslek mensubuna katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Sempozyum programında yer alan tüm bildiri konularının doğrudan muhasebe ve denetim mesleğine yönelik olduğu dikkate alındığında, Sempozyuma katılımınız meslek odalarının konuya bakış açısının paylaşımını temin
edecektir.
Prof. Dr. Ümit GENÇOĞLU
Uludağ Üniversitesi İİBF
İşletme Bölümü Öğretim Üyesi
Sempozyum Başkanı
30 Mayıs 2014 tarihindeki Sempozyum’un ikinci günü Merinos Atatürk
Kongre ve Kültür Merkezi’nde saat 14:00-15:30 arasında Hüdavendigar
Salonunda gerçekleştirilecek olan panel, meslek mensubunun görüşlerini
paylaşmak amacıyla “TÜRKİYE’DE FİNANSAL RAPORLAMA VE MUHASEBE
DENETİMİ UYGULAMALARINDA YAŞANAN SORUNLAR (MESLEK MENSUBUNUN GÖRÜŞLERİ) ana başlığını taşımaktadır. Meslek mensubunun geniş
katılımını beklediğimiz ve diğer salonlarda paralel oturumlara yer vermediğimiz bu saatteki panel, sempozyumun amacına ulaşması için ayrı bir önem
taşıdığından Bursa SMMM Odası üyelerinin aramızda olması bizler için ayrı
bir önem taşımaktadır.
[email protected]
1975 yılında “Bursa Üniversitesi” adı ile kurulan ve 1982 yılında “Uludağ Üniversitesi” adını alan üniversitemiz, aklın ve bilimin öncülük ettiği,
Atatürk’ün çizdiği çağdaş, laik ve demokratik yolda ilerleyen, özgür düşünceli ve kişisel sorumluluk duyguları gelişmiş, ulusal değerlere saygılı gençler
yetiştirme amacıyla eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.
Başkanı bulunduğum Muhasebe ve Finansman Öğretim Üyeleri Bilim ve
108
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Araştırma Derneği (MUFAD) 1998 yılında kurulmuş ve kuruluşunu takiben üniversiteler ve meslek odaları ile çeşitli
paneller, sempozyumlar ve kongreler gerçekleştirmiştir.
MUFAD için bütün akademisyenleri ve meslek mensubunu ayrım yapmaksızın kucaklamak, dünyadaki gelişmeleri
eksiksiz ve zamanında duyurmak, muhasebe ve finans biliminin gelişmesine katkı sağlamak en önemli husustur. İlki
2012 yılında Gaziantep Üniversitesi ile birlikte düzenlenen
“I. Uluslararası Muhasebe ve Finans Sempozyumu”nun
ikincisi 2014’de Uludağ Üniversitesi işbirliği ile düzenlenmektedir.
Yurt içinden ve yurt dışından seçkin davetlilerin ve katılımcıların yer alacağı Sempozyum’un 29 Mayıs 2014 tarihindeki birinci günü, Uludağ Üniversitesi Mete Cengiz Kültür
Merkezi’nde saat 09:30’da açılış konuşmalarını takiben
İngiltere ve Amerika’dan davet ettiğimiz iki değerli hocamızın ana tema konuşmaları ile başlayacaktır. Öğle yemeğini
takiben 14:00-15:30 ve 16:00-17:30 arasında simultane
tercümenin yapılacağı ana salonda çeşitli ülkelerden katılımcıların İngilizce sunumların yer aldığı bildirilere ve aynı
saatlerde üç farklı salonda Türkçe olarak sunulacak bildirilere yer verilecektir.
Sempozyum’un 30 Mayıs 2014 tarihindeki ikinci günü
sabah 09.30 – 11.00 ve 11.30 – 13.00 ve öğle yemeğini takiben, panel sonrası 16.00 – 17.30 saat aralıklarında
simultane tercüme ile İngilizce sunumların yapılacağı Hüdavendigar ana salonu ile Türkçe sunumların yapılacağı
4 seminer salonundaki bildiriler ile programımız devam
edecektir. Paralel oturumlarda sunuma kabul edilen 20
İngilizce ve 55 Türkçe bildiri bulunmaktadır. 14:00-15:30
arasında Hüdavendigar Salonu’nda gerçekleştirilecek ve
özellikle siz değerli meslek mensubunun katımını beklediğimiz panel ile sempozyum programımız tamamlanacaktır.
Sempozyum hakkında ayrıntılı bilgiye http://mufadisaf.
com/ adresinden ulaşabilirsiniz. Katılım için aynı sayfadan
kayıt yaptırmanızı önemle rica eder, günlük kayıt ücreti ile
kayıt yaptıran katılımcılar için öğle yemeği olanağı bulunduğunu hatırlatmak isteriz.
Bursa tarihi ve kültürünün tanıtımı misyonunu da üstlenen
başarılı bir sempozyumda birlikte olmayı umar, katımınız ve
katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.
Saygılarımla
109
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mev z u a t
Vergi Mevzuatı
Yönünden Geç Gelen
Faturaların Durumu
1. GİRİŞ
Vergi Usul Kanunu, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikayı fatura olarak (VUK, m. 229) tanımlamış
ve faturanın malın teslimi veya hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren azami yedi (7) gün içinde düzenlenmesi gerektiği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır
(VUK, m. 231/5). Ancak uygulama çeşitli nedenlerle bazen süresinde düzenlenmemekte bazen de süresinde düzenlenmiş olmasına rağmen alıcıya
geç (dönem içinde ya da dönem bittikten sonra) ulaşabilmektedir. Bu her iki
durum da beraberinde bir takım sorunlar getirmektedir.
Faturanın süresinde düzenlenmemiş olması yasanın açık hükmü gereğince hiç düzenlemediği anlamına gelmekte ve aynı Kanun’un 353/1. maddesi
hükmü gereğince özel usulsüzlük cezası müeyyidesine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak söz konusu maddeleri VUK’un 3/B. maddesindeki “vergilendirmede vergiyi doğuran olaya ve bu olaya ilişkin muamelelerin
gerçek mahiyetinin esas olduğu” hükmüyle birlikte ele alınıp yorumlanması
durumunda kanuni süresinden sonra düzenlenen faturanın yok sayılamayacağı dolayısıyla usuli bir hatadan dolayı faturanın mündericatının göz ardı
edilemeyeceği, faturaya yer alan maddi olayın yok sayılması vergi hukukunun
temel ilkeleriyle bağdaşmayacağı hususu açıkça ifade etmek mümkündür. Bu
usuli hata için kanunda öngörülen cezai müeyyidenin tatbikatı kaçınılmaz olmakla birlikte içerik itibariyle faturada yer alan maddi olgunun sürecine uygun
olarak yerine getirmesi gerektiği hususundaki kanaatini ifade etmek yerindedir. Maliye Bakanlığı’nın görüşü de bu yöndedir. Nitekim Bakanlık tarafından
verilen bir özelgede “VUK’un 231/5. maddesinde yer alan düzenleme süresinden sonra düzenlenen faturaya kesilecek ceza bakımından önem arz
etmektedir. Buna göre, süresinde düzenlenmemesi nedeniyle faturanın
hiç düzenlenmemiş sayılarak faturada belirtilen işlemin geçersiz sayılması mümkün bulunmadığı gibi, Kanun’un 3/B maddesi ile de çelişecektir.
Dolayısıyla, süresi içerisinde düzenlenmeyen faturalar için VUK’nin 353/1.
maddesine göre özel usulsüzlük cezası kesilecek ve bu faturalar vergi
kanunları bakımından ispat edici bir vesika olarak değerlendirilecektir.”
(MB’nin, GİB Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 31.01.2007 tarih ve 5893
sayılı Özelgesi) denilmektedir.
Prof. Dr. Mehmet YÜCE
U.Ü.İ.İ.B.F Maliye Bölümü Öğretim Üyesi
[email protected]
Bu çalışmada kanuni süresinde düzenlenmemiş fatura hususu bir tarafa bırakıp, kanuni süresinde düzenlenmiş olmasına rağmen alıcının eline geç ulaşan
faturada yer alan KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususu ele
alınacaktır.
110
MART / NİSAN 2014
BBilanço
2. VERGİ USUL KANUNU’NA GÖRE
FATURANIN DÜZENLENMESİ VE
DEFTERE KAYIT SÜRESİ
Bilindiği üzere KDV, indirim mekanizması esası üzerinde
kurulu olup, bu mekanizma sayesinde yüklenilen KDV
nihai tüketiciye yansıtılmaktadır. KDV Kanunu’nun 29.
maddesine göre yüklenilen vergilerin indirilebilmesi için
ilke olarak;
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Fatura Nizamı” başlıklı 231. maddesinde;
Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:
.....
5. (3239 sayılı Kanunun 20’nci maddesiyle değişen
bent) Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî (5035 Sayılı Kanun’un 48/1-b
maddesiyle değişen ibare. Geçerlilik:01.01.2004; Yürürlük:02.01.2004) yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre
içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş
sayılır.
Gerçek usulde KDV mükellefi olunması,
Yüklenilen KDV’nin mükellefiyetle ilgisi olması ve indirilebilecek nitelikte bulunması
gerekmektedir.
Bunlara ilaveten KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi
için bazı şekil şartları daha bulunmaktadır. KDVK’nin 34.
maddesine göre indirim mekanizmasının işletilebilmesi
için;
“Kayıt zamanı” başlıklı 219. maddesinde ise;
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak
muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on
günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
KDV’nin fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmesi (fatura benzeri belge kapsamına perakende satış
vesikaları ile serbest meslek makbuzu girmekte olup,
gider pusulası ve müstahsil makbuz bu kapsamda değerlendirilmemektedir),
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota
ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan
mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde,
muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz
vermez.
Bu belgelerin yasal defterlere kaydedilmesi, gerekir.
Burada belirtelim ki alınan mal veya hizmetlerin fatura
veya benzeri vesikada yazılı olan bedelinin satıcıya ne
zaman ödendiği veya ödeneceği önemli değildir. Önemli
olan fatura ve benzeri vesikalarda yazılı olan KDV’nin kanuni defterlere kaydedilmesidir (KDVK md. 29/3). Ancak,
kanuni defterlere kayıt açısından Vergi Usul Kanunu ile
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda ayrı ayrı süreler öngörülmüştür. Katma Değer Vergisi Kanunu açısından indirim hakkının kullanılması veya defterlere kaydı için süre
sınırlaması getirilmiştir. Bu süre vergiyi doğuran olayın
meydana geldiği takvim yılının son günü olarak hüküm
altına alınmıştır (KDVK. Md.29/3). Dolayısıyla KDV’nin
indirim konusu yapılabilmesi için, KDV’yi içeren belgelerin, belgenin düzenlendiği takvim yılı içinde (yani, en
geç her takvim yılının 31 Aralık günü itibariyle) deftere
kaydının yapılması gerekir. Her hangi bir nedenle belgenin yıl sonuna kadar deftere kaydı yapılmaması halinde
indirim hakkı kaybolacaktır. Bu çerçevede fatura, gümrük
makbuzu ve benzeri belgelerde gösterilen KDV, kanuni
defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde indirim
konusu yapılacaktır. İndirim hakkının elde edilmesi vergiyi doğuran olayın meydana geldiği örneğin; Temmuz
ayı döneminde deftere kaydedilen belgenin katma değer
vergisi bu dönem için indirime konu olacaktır. Dolayısıyla KDV Kanunu çerçevesinde vergiyi doğuran olayın vuku
bulduğu yılı aşmamak kaydı ile geç gelen önceki aylara
ait faturalarda yer alan KDV’yi indirim konusu yapılabilecektir. Bu husus 23 Seri No.lu Katma Değer Vergisi
Genel Tebliği’nde de şöyle ifade edilmiştir:
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü
gününe kaydedilir.
denilmektedir.
Yukarıdaki madde metninden de anlaşılacağı üzere, bir
mal teslimi ya da hizmet ifasına ilişkin faturanın yedi gün
içinde düzenlenmesi, düzenlenen bu belgenin kural olarak üzerinde yazılı tarihten itibaren on (10) gün içinde
kanuni defterlere kaydı gerekmektedir. Ancak muhasebe
fişleri ve buna benzer evraka yapılan muhasebe kayıtlarının söz konusu olduğu durumlarda ise bu kayıtların en
geç 45 gün içinde tasdik edilmiş yasal defterlere aktarılması, serbest meslek kazanç defterine ise muameleler
günü gününe kaydedilmesi gerekmektedir.
Kayıt nizamı hükümlerine uyulmaması halinde ise VUK
352’nci maddesinin (I) bendinin 6 fıkrası gereği 1’inci
derece usulsüzlük cezası kesileceği hüküm altına alınmıştır.
3. KAYITLARA GEÇ İNTİKAL ETTİRİLEN FATURALARDA YER ALAN
KDV’NİN İNDİRİMİ
3.1. Vergiyi Doğuran Olayın Meydana Geldiği Takvim
Yılı Sonuna Kadar Düzenlenen ve Yasal Deftere Kayıt
Kaydı Yapılan Faturalar
“…Mükelleflerin alış ve giderlerine ilişkin vesikaların
111
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat
mıştır. Dönemsellik ilkesi gereğince her dönemin faaliyet
sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını esas kabul edildiği için her döneme ait gelir ve
giderlerin diğer döneme ait gelir ve giderlerle ilgilendirilmeksizin bağımsız olarak tespiti gerekir. Bu nedenle
kural olarak mükellefler bir vergilendirme döneminde
yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası dolayısıyla aldıkları
hesaplanan KDV toplamından, aynı döneme ilişkin mal
ve hizmet alışlarında ödedikleri indirilecek KDV’yi indirim konusu yapabilirler. Bu nedenle ilgili oldukları yıldan
sonra işletme ulaşan ve ilgili oldukları dönemin defterlerini kaydı yapılamayan faturalarda yer alan KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.
kendi iradeleri dışındaki sebeplerle işletmeye kayıt süresi geçtikten sonra intikal etmesi halinde, ispat ve tevsik
edilmek şartıyla olayın mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve vesikaların kayıt süresinden sonra kayda alınması mümkündür.
Mükellefler bu suretle belgeleri kanuni sürenin geçmesinden sonra defter kayıtlarına almaları halinde de fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilen katma değer
vergisi bu belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir.
Mesela; yukarıda sözü edilen 28 Ağustos 1986 tarihli
faturanın 16 Ekim 1986 tarihinde deftere kayıt edilmesi
halinde Ekim 1986, 4 Kasım 1986 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde de Kasım 1986 vergilendirme dönemlerinde indirim konusu yapılabilecektir. Ancak her
hâlükârda 1986 yılının içinde kesilen faturanın o yıl defterine kayıt edilip, yine o yılda indirim konusu yapılması
gerekmekte olup, yukarıdaki örnekte belirtilen faturada
yer alan verginin Ocak 1987 veya müteakip vergilendirme dönemlerinde indirimi söz konusu olamayacaktır.
Ancak Vergi Usul Kanunu’nun kayıt nizamı hükümlerine
uyulmaması halinde anılan Kanun’da belirtilen müeyyidelerin uygulanacağı tabidir.”. Beyan dönemi geçtikten
sonra gelen ve bu nedenle kendi hesap döneminden
sonraki hesap döneminde kayıtlara alınan faturalarda
yer alan ve indirim konusu yapılamayan KDV, gider
veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkündür (Bkz. İstanbul VDB, 25.01.2006 tarih, KDV. MUK.
B.07.1.GİB.4.34.17.01.29./431 sayılı muktezası).
Ancak ilgili takvim yılından sonraki dönemde gelen ve
geldiği dönemlerdeki kayıtlara intikal ettirilen faturalardaki KDV’nin gider olarak yazılması mümkündür. Bu konuda İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilen bir özelgede
şöyle denilmektedir:
“…3065 sayılı Katma Değer Vergi Kanunu’nun 29/1,
30/d, 34/1 ve 58. maddeler hükümleri ile 23 Seri No’lu
KDV Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalar uyarınca, ilgili takvim yılından sonraki dönemde gelen ve geldiği
dönemdeki kayıtlara intikal ettirilen ancak, vergi dahil
toplam bedel üzerinden düzenlenen faturalarda yer alan
tutarların Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indiriminin mümkün bulunması halinde, toplam tutar içinde yer alan katma değer vergisinin
de Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde işin
mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.” (08.05.2006 tarih
ve 4.35.17.01/KDV.02.401/3981 sayılı Özelge).
Bu konuda Danıştay’ın da çok sayıda kararı bulunmaktadır. Bunlarda bazıları şöyledir;
“ … Şirketin kayıtlarında işlenmiş bulunan belgelerin sadece defterlere geç yazılması mükelleflere kanunen tanınan bu hakların ortadan kaldırılmasına neden olmayacağına….” (Danıştay 7. D., T: 17.01.1991, E: 402, K: 130)
Buna göre; ilgili takvim yılından sonraki dönemde kayıtlara intikal ettirilen faturalarda ayrıca gösterilen KDV;
“… Vergi indirimi mükellefiyete bağlı bir görev ve hak
olduğundan, sadece belgelerin bütün defterlere aynı takvim yılı içinde geç yazılması, mükelleflere kanunen tanınan bu hakkın ortadan kaldırılmasına neden olmayacağına… “(Danıştay 7. D., T: 27.01. 1993, E: 4413, K: 200)
Faturada yer alan tutarlarının Gelir ve Kurumlar Vergisi
matrahının tespitinde indiriminin mümkün bulunması
halinde, işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru
olarak değerlendirilmesi mümkündür. Ancak bu belgenin
ertesi yıla kayıt edilmesinin bir muvazaaya dayanmadığının ikna edici kanıtlarla ortaya konuluyor olması gerekir.
İndirim konusu yapılamaz.
3.2. Vergiyi Doğuran Olayın Meydana Geldiği Takvim Yılından Sonra İşletmeye Ulaşan Faturalar.
Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında faturanın gider
yazılmamasının mümkün olmaması halinde kanunen
kabul edilmeyen gider olarak muhasebe kayıtlarına intikal ettirilecektir . Bu takdirde belge muhteviyatı gider ve
maliyet, kaydedildiği dönemin kanunen kabul edilmeyen
Bilindiği üzere muhasebede olduğu gibi vergilemede de
dönemsellik ilkesi (her ne kadar “yıllık” “hesap dönemi”
gibi değişik kavramlarla ifade edilmiş olsa da) esas alın-
112
MART / NİSAN 2014
BBilanço
mali yıl geçtikten sonra intikal etmesi halinde, ispat ve
tevsik edilmek şartıyla olayın mücbir sebep olarak kabul
edilmesi ve vesikaların kayıt süresinden sonra kayda
alınması mümkündür. Bu durumda ilgili faturada yer alan
meblağ, kurumlar vergisi beyannamesinde diğer indirimler satırında KDV dahil tutarı ile gösterilmek ve dilekçe ile
mahiyetini açıklamak kaydı ile indirim konusu yapılabilir
Beyanname üzerinden indirilen faturalar bir sonraki hesap dönemi kayıtlarına 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları olarak kayda alınır ve kayda alındığı yılda ise gider
olarak dikkate alınmaz.
gideri olarak dönem matrahıyla ilişkilendirilmelidir.
Önceki yıla ait belge, KDV hariç tutarı, zorunlu sebeplerle ertesi yıla kayıt edilmiş olması halinde Geçici Vergi
Beyannamesi ile yıllık beyannamede “diğer indirimler”
kısmına yazılarak ait olduğu yılın vergi matrahıyla ilişkilendirilmesi mümkündür. Bu durum dönemsellik ilkesine
aykırılık teşkil etmez. Ancak bunun stokların ya da maddi
sabit kıymetlerin maliyetine eklenmesi gereken bir unsur
olması halinde beyanname üzerinden indiriminin yapılması mümkün olmayacağı kanısındayım.
3.2. Ba-Bs Formu Açısından Döneminden sonra Gelen
Faturaların Durumu
Yukarda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere,
zamanında ulaşmazsa bile KDV açısından yılsonuna
kadar şirkete ulaşan faturalara ulaştığı tarihte kayıtlara alınması ve KDV tutarı indirim konusu yapılabilmesi
mümkündür. Ancak bu durumda Ba-Bs Formları yönünde bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ancak bu sorunların
düzeltme yoluyla aşılması mümkündür.
VUK 381 No’lu Genel Tebliği’nin 3.2. Düzeltme İşlemleri bölümünde “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim
Formu (Form Ba)” ve “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin
Bildirim Formu (Form Bs)” formlarına ilişkin düzeltme
esasları belirtilmiş olup, ilgili olduğu ayda verilmeyen
fatura için Ba Formu düzeltmesi verilmesi gerekecektir.
Ancak düzeltmenin bildirim süresinden sonra verilmiş
olması halinde (takip eden ikinci ayın 5’ine kadar) VUK
mükerrer 355’nci madde hükümleri çerçevesinde özel
usulsüzlük cezası kesilecektir.
SONUÇ
Satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin
borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya
işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika
olarak tanımlanan fatura çeşitli nedenlerle kimi zaman
süresinde düzenlenmemekte kimi zaman da süresinde
düzenlenmiş olmasına rağmen alıcıya geç ulaşabilmektedir. Bu durumda;
Bu tür faturalar mali yıl sona ermeden gelmiş ise KDV
indirim konusu yapılabilir.
Bu tür faturalar dönem bittikten sonra ancak yasal kayıt
süresi sona ermeden gelmiş ise KDV dahil tutarı ile gider
olarak kayıtlara intikal ettirilebilir.
Diğer taraftan, mükelleflerin alış ve giderlerine ilişkin
vesikaların kendi iradeleri dışındaki sebeplerle işletmeye
113
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ye n i ü y e l e r
Aramıza
Smmm. Sunullah CENGİZ
Smmm. Hasibe CAVAÇ
Ekim 2013’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Aralık 2013’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4950
Aralık 2013’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4949
4931
Smmm. Ferit ZORER
Smmm. Necla İBİŞ
Smmm. Hatice YAŞAR
Aralık 2013’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Aralık 2013’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4953
Aralık 2013’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4952
4951
Smmm. İlkay CAN
Smmm. Aysel BÜYÜKKALFA
Smmm. Ayça ÇİLBİROĞLU
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Aralık 2013’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4956
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4955
4954
Smmm. Esra YAVUZ
Smmm. Duygu PAZARLI
Smmm. Ogün DİKEN
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4959
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4958
4957
Smmm. Semra DOĞAN DALLILAR
Smmm. Ersan ÖZLÜ
Smmm. Adem FIÇICI
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4962
4961
4960
Smmm. Sezen TOKSÖZ
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. Arzu BİLGİN
Smmm. Ahmet İNCEGÜL
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4965
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4964
4963
Smmm. Erdal KARATAŞ
Smmm. Cem KABAK
Smmm. Abdullah GÜL
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
114
MART / NİSAN 2014
BBilanço
4968
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4967
4966
Smmm. Gülşen MUTLU
Hoş Geldiniz
Smmm. Yasemin ÖZYÜKSEL
Smmm. Mustafa YAZICI
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4971
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4970
4969
Smmm. Osman ACAROĞLU
Smmm. Yunus TARLAK
Smmm. Sefa ÖZDOĞAN
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Ocak 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4974
Ocak 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4973
4972
Smmm. Azmi KUŞ
Smmm. İsmail DOLAY
Smmm. Zuhal UYAR
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4977
Şubat 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4976
4975
Smmm. Erkan ÜNAL
Smmm. Ahmet İZMİRLİ
Smmm. Ümit YILDIZ
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4980
Şubat 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4979
4978
Smmm. Harun ALTAY
Smmm. Sinan ŞENER
Smmm. Nergiz AZALHAN
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4983
4982
4981
Smmm. Mehmet Nadir TEK
Şubat 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. Ahmet YÖNEY
Smmm. Dilek AYGÜN
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4986
Şubat 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4985
4984
Smmm. Pınar SEZMİŞ
Smmm. Adem LEVENT
Smmm. Can DURGUN
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
4989
Şubat 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
4988
4987
Smmm. Muzaffer BAYRAM
115
BBilanço
MART / NİSAN 2014
73
BBilanço
MART / NİSAN 2014
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
Mevzuat
Değişiklikleri
 23.01.2014 tarih ve 28891
Sayılı Resmi Gazete’de İşletmenin Sürekliliği (BDS 570) Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim
Standartları Tebliği No: 25 yayınlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; bu
Tebliğin ekinde yer alan İşletmenin Sürekliliği Standardının
yürürlüğe konulmasıdır.
 23.01.2014 tarih ve 28891
Sayılı Resmi Gazete’de 434 Sıra
No'lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği yayımlanmıştır. Bu Tebliğde; Borsada rayici olmayan
yabancı paraların, 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu gereğince
2013 yılı için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere,
aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlara ilişkin
açıklamalara yer verilmiştir.
 24.01.2014 tarih ve 28892
Sayılı Resmi Gazete’de Gerçeğe Uygun Değere İlişkin Olanlar
Dâhil Muhasebe Tahminlerinin
ve İlgili Açıklamaların Bağımsız
Denetimi (BDS 540) Hakkında
Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 22 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; bu
Tebliğin ekinde yer alan Gerçeğe Uygun Değere İlişkin
Olanlar Dâhil Muhasebe Tahminlerinin ve İlgili Açıklamaların
Bağımsız Denetimi Standardının
yürürlüğe konulmasıdır.
 24.01.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Kayıt Saklama Gereksinimlerine
İlişkin Kılavuz yayımlanmıştır. Bu
kılavuzda, 431 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile düzenleme getirilen kayıt
saklama gereksinimlerine ilişkin
açıklamalar yapılmıştır.
 25.01.2014 tarih ve 28893
Sayılı Resmi Gazete’de Yurtdışı
ve KKTC Gündeliklerine Dair
BKK No: 2014/5832 yayımlanmıştır. Bu Karar ile; yurtdışı seyahatlerinde geçerli olacak gündelikler yeniden belirlenmiştir.
 25.01.2014 tarih ve 28893
Sayılı Resmi Gazete’de Temerrüt
Faizi Oranının Belirlenmesine
Dair Karar yayımlanmıştır. Bu Karar ile; temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya
ilgili hükümlerin geçersiz olduğu
hallerde uygulanacak faiz oranı
yıllık yüzde 12,75 olması kararlaştırılmıştır.
 29.01.2014 tarih ve 28897
Sayılı Resmi Gazete’de Yazılı
Açıklamalar (BDS 580) Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim
Standartları Tebliği No: 26 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı;
bu Tebliğin ekinde yer alan Yazılı Açıklamalar Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 29.01.2014 tarih ve 28897
Sayılı Resmi Gazete’de İlişkili Taraflar (BDS 550) Hakkında Tebliğ
Türkiye Denetim Standartları
Tebliği No: 23 yayımlanmıştır. Bu
Tebliğin amacı; bu Tebliğin
ekinde yer alan İlişkili Taraflar
Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
116
MART / NİSAN 2014
BBilanço
 29.01.2014 tarih ve 28897
Sayılı Resmi Gazete’de İlk Bağımsız Denetimler – Açılış Bakiyeleri (BDS 510) Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları
Tebliği No: 19 yayımlanmıştır. Bu
Tebliğin amacı; bu Tebliğin
ekinde yer alan İlk Bağımsız Denetimler – Açılış Bakiyeleri Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 31.01.2014 tarih ve 28899
Sayılı Resmi Gazete’de Uzman
Çalışmalarının Kullanılması (BDS
620) Hakkında Tebliğ Türkiye
Denetim Standartları Tebliği No:
29 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin
amacı; bu Tebliğin ekinde yer
alan Uzman Çalışmalarının Kullanılması Standardının yürürlüğe
konulmasıdır.
 07.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
G.V.K. Geçici 67. Madde Uygulaması İle İlgili Olarak Gerçek
Kişilere Yönelik Vergi Rehberi
yayımlanmıştır. Rehberde, menkul kıymetler ve diğer sermaye
piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile
mevduat faizleri, repo gelirleri
ve özel finans kurumlarından
elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik açıklamalara
yer verilmiştir.
 08.02.2014 tarih ve 28907
Sayılı Resmi Gazete’de Türkiye –
Avrupa Birliği Katılım Öncesi
Yardım Aracı Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği Sıra No: 2
yayımlanmıştır. Bu Tebliğde; IPA
Çerçeve Anlaşması ile ilgili 1 Sıra
mevzuat değişiklikleri
No.lu Tebliğin; KDV istisna sertifikası başvuru talep dilekçesi, AT
sözleşmesindeki değişikliklerde
istenilen belgeler ve yapılacak
işlemler, süresi sona eren AT sözleşmeleri kapsamındaki iadeler,
ÖTV iadesi için istenilen belgeler, gelir ve kurumlar vergisi istisnası, ödenen MTV’lerin iadesine
ilişkin hükümlerinin usul ve esasları konusunda değişiklik yapılmıştır.
 10.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Serbest Meslek Kazançlarına
Tabi Mükellefler İçin 2014 Yılı
Vergi Rehberi yayımlanmıştır.
Rehberde, serbest meslek faaliyeti ve serbest meslek kazancı,
serbest meslek erbabları, serbest meslek kazancının tespiti
ve hasılattan indirilecek giderler, serbest meslek kazançlarında vergi tevkifatı, serbest meslek erbabının kullandığı belgeler, serbest meslek kazançlarının
beyanı ve beyanname üzerinde yapılacak indirimlere ilişkin
konulara yer verilmiştir.
 11.02.2014 tarih ve 28910
Sayılı Resmi Gazete’de Finansal
Araçlar: Muhasebeleştirme Ve
Ölçmeye İlişkin Türkiye Muhasebe Standardı (TMS 39) Hakkında Tebliğ Sıra No: 41’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
Sıra No: 16 yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, söz konusu tebliğin
bazı maddelerinde değişiklikler
yapılmıştır.
 11.02.2014 tarih ve 28910
Sayılı Resmi Gazete’de Varlıklarda Değer Düşüklüğüne İlişkin
Türkiye Muhasebe Standardı
(TMS 36) Hakkında Tebliğ Sıra
No: 28’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 15) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz
konusu tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

11.02.2014 tarih ve 28910
Sayılı Resmi Gazete’de Vergi ve
Vergi Benzeri Yükümlülüklere
İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı Yorumu (TFRS Yo-
rum 21) Hakkında Tebliğ (Sıra
No:14) yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; Tebliğin 1 no’lu
ekinde yer alan “TFRS Yorum 21
Vergi ve Vergi Benzeri Yükümlülükler” (TFRS Yorum 21) Yorumunun yürürlüğe konulmasıdır.

11.02.2014 tarih ve 28910
Sayılı Resmi Gazete’de Bağımsız
Denetçi Mühür Tebliği yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı,
bağımsız denetçi mührüne ilişkin
usul ve esasları düzenlemektir.
 12.02.2014 tarih ve 28911
Sayılı Resmi Gazete’de KGK Kurul
Kararı
No:
75935942050.01.04 – [01/1/A] yayımlanmıştır. Buna göre 12 Ocak 2013
tarih ve 28526 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tarifeler üzerinden alınan ücretlerin, 2014 yılında yapılacak yetkilendirme
işlemlerinde de her hangi bir
değişiklik yapılmadan uygulanmasına karar verilmiştir.

11.02.2014 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması”
imzalanmıştır. Türkiye’nin, imzalanan bu anlaşma ile bugüne
kadar sonuçlandırdığı Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarının sayısı 84’e ulaşmış
olup, bunlardan 80’i yürürlüğe
girmiş bulunmaktadır.
 12.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Gelir Vergisi Sirküleri/94 yayımlanmıştır. Bu sirküler ile, EkimAralık/2013 dönemine ilişkin
dördüncü üç aylık gelir ve kurum geçici vergi beyannamelerinin verilme süresi 17 Şubat 2014
Pazartesi günü sonuna kadar
uzatılmıştır.
 14.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından Kira Geliri Elde Edenler İçin Beyanname Düzenleme Rehberi
yayımlanmıştır. Rehberde, gayrimenkul sermaye iradının tespi-
117
BBilanço
MART / NİSAN 2014
ti, emsal kira geliri uygulaması,
hasılattan indirilecek giderler ve
götürü gider uygulaması, beyan ve beyanname üzerinde
yapılacak indirimlere ilişkin konulara yer verilmiştir.

14.02.2014 tarih ve 28913
Sayılı Resmi Gazete’de İç Denetçi Çalışmalarının Kullanılması (BDS 610) Hakkında Tebliğ
Türkiye Denetim Standartları
Tebliği No: 28 yayımlanmıştır. Bu
Tebliğin amacı; bu Tebliğin
ekinde yer alan İç Denetçi Çalışmalarının Kullanılması Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 14.02.2014 tarih ve 28913
Sayılı Resmi Gazete’de Ticaret
Unvanları Hakkında Tebliğ yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı,
ticaret şirketleri ile ticari işletme
işleten diğer tacirlerin ticaret
unvanlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
 15.02.2014 tarih ve 28914
Sayılı Resmi Gazete’de KGK Kurul
Kararı
No:
75935942050.01.04 – [01/13] yayımlanmıştır. Buna göre Bağımsız Denetçi
Mühür ücretinin 500 TL olarak
belirlenmesine karar verilmiştir.
 18.02.2014 tarih ve 28917
Sayılı Resmi Gazete’de Gelir
Vergisi Genel Tebliği (Seri No:
286) yayımlanmıştır. Bu Tebliğde; 6322 sayılı Kanunla GVK’nın
21. maddesinde yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalara yer
verilmiştir.
 18.02.2014 tarih ve 28917
Sayılı Resmi Gazete’de Belediye
Gelirleri Kanununa İlişkin BKK
No: 2014/5896 yayımlanmıştır.
Bu Karar ile; Belediye Gelirleri
Kanununda yer alan bazı maktu vergi ve harç tarifeleri belediye grupları itibarıyla yeniden
tespit edilmiştir.
 20.02.2014 tarih ve 28919
Sayılı Resmi Gazete’de Özel Hususlar-Topluluk Finansal Tablolarının Bağımsız Denetimi (Topluluğa Bağlı Birim Denetçilerinin
Çalışmaları Dâhil) (BDS 600)
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 27
yayımlanmıştır.
Bu
Tebliğin
amacı; bu Tebliğin ekinde yer
alan Özel Hususlar - Topluluk Finansal Tablolarının Bağımsız
Denetimi (Topluluğa Bağlı Birim
Denetçilerinin Çalışmaları Dâhil)
Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 21.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından Dar
Mükellefler İçin Kira Geliri Rehberi yayımlanmıştır. Rehberde,
dar mükelleflere ait kira gelirlerinin tespiti, indirilecek giderler,
vergi kesintisi, beyanname verilmesi ve ödenmesine ilişkin konulara yer verilmiştir.
 28.02.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından Ücret Kazançları Vergi Rehberi yayımlanmıştır. Rehberde, 2013
takvim yılında kesintiye tabi olmayan ücret geliri elde eden
ücretlilerle, birden fazla işverenden ücret alan kişilerin hangi
hallerde beyanname verecekleri, beyan edilecek gelirin tespiti ve indirim konusu yapılacak
unsurlara ilişkin örnekli açıklamalara yer verilmiştir.
 05.03.2014 tarih ve 28932
Sayılı Resmi Gazete’de Türkiye
Muhasebe Standartları Hakkında Tebliğlerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ Sıra No: 13
yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz
konusu tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 14.03.2014 tarih ve 28941
Sayılı Resmi Gazete’de Bağımsız
Denetçi Raporunda Yer Alan
Dikkat Çekilen Hususlar ve Diğer Hususlar Paragrafları (BDS
706) Hakkında Tebliğ Türkiye
Denetim Standartları Tebliği No:
32 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin
amacı; bu Tebliğin ekinde yer
alan Bağımsız Denetçi Raporunda Yer Alan Dikkat Çekilen
Hususlar ve Diğer Hususlar Paragrafları Standardının yürürlüğe
konulmasıdır.
 14.03.2014 tarih ve 28941
Sayılı Resmi Gazete’de Bağımsız
Denetçinin Denetlenmiş Finansal Tabloları İçeren Dokümanlardaki Diğer Bilgilere İlişkin Sorumlulukları (BDS 720) Hakkında
Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 34 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; bu
Tebliğin ekinde yer alan Bağımsız Denetçinin Denetlenmiş Finansal Tabloları İçeren Dokümanlardaki Diğer Bilgilere İlişkin
Sorumlulukları Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 17.03.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Gelir Vergisi Sirküleri/95 yayımlanmıştır. Bu sirkülerde, aile hekimleri tarafından yapılan mal
ve hizmet alımlarına ilişkin ödemelerin vergilendirilmesi hakkında açıklamalara yer verilmiştir.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de 30 Seri
No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, 1 Seri No.lu ÖTV Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmıştır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de 31 Seri
No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, 6 Seri No.lu ÖTV Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmıştır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de 32 Seri
No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, 18 Seri No.lu ÖTV Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmıştır.

18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de 33 Seri
No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, 25 Seri No.lu ÖTV Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmıştır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de Karşılaştırmalı Bilgiler-Önceki Dönemle-
118
MART / NİSAN 2014
BBilanço
re Ait Karşılık Gelen Bilgiler ve
Karşılaştırmalı Finansal Tablolar
(BDS 710) Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 33 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; bu Tebliğin ekinde
yer alan Karşılaştırmalı BilgilerÖnceki Dönemlere Ait Karşılık
Gelen Bilgiler ve Karşılaştırmalı
Finansal Tablolar Standardının
yürürlüğe konulmasıdır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de Bağımsız
Denetçi Raporunda Olumlu Görüş Dışında Bir Görüş Verilmesi
(BDS 705) Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 31 yayımlanmıştır. Bu Tebliğin amacı; bu Tebliğin ekinde
yer alan Bağımsız Denetçi Raporunda Olumlu Görüş Dışında
Bir Görüş Verilmesi Standardının
yürürlüğe konulmasıdır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de Finansal
Tablolara İlişkin Görüş Oluşturma ve Raporlama (BDS 700)
Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 30
yayımlanmıştır.
Bu
Tebliğin
amacı; bu Tebliğin ekinde yer
alan Finansal Tablolara İlişkin
Görüş Oluşturma ve Raporlama
Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 18.03.2014 tarih ve 28945
Sayılı Resmi Gazete’de KGK Kurul
Kararı
No:
75935942050.01.04 – [04/19] yayımlanmıştır. Buna göre “Riskin Erken Saptanması Sistemi ve Komitesi
Hakkında Denetçi Raporuna
İlişkin Esaslar”ın kabul edilmesine
karar verilmiştir.
 19.03.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından Dar
Mükellefler İçin Kira Geliri Rehberi yayımlanmıştır. Bu sirkülerde, dar mükellef gerçek kişilerin
elde etmiş olduğu kira gelirlerinin vergilendirilmesi hakkında
açıklamalara yer verilmiştir.

mevzuat değişiklikleri
434 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
23.01.2014 Tarih ve 28891 Sayılı Resmi Gazete
Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli
ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
gereğince 2013 yılı için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280
inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan
kurlar aşağıda gösterilmiştir.
Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2013 yılı sonu itibariyle bu
kurlar uygulanacaktır.
SIRA NO
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
DÖVİZLER
ABD Doları
Arjantin Pesosu
Arnavutluk Leki
Avustralya Doları
Azerbaycan Yeni Manatı
B.A.E. Dirhemi
Bahama Doları
Bahreyn Dinarı
Bangladeş Takası
Barbados Doları
Belarus Rublesi
Bolivya Boliviyanosu
Bosna Hersek Markı
Botsvana Pulası
Brezilya Reali
Bulgar Levası
Burundi Frangı
Cezayir Dinarı
Çek Korunası
Çin Yuanı
Danimarka Kronu
Dominik Pesosu
Endonezya Rupisi
Etiyopya Birri
Fas Dirhemi
Filipin Pesosu
Gana Yeni Sedisi
Guatemala Quetzali
Guyana Doları
Güney Afrika Randı
Güney Kore Wonu
Güney Sudan Lirası
Gürcistan Larisi
Haiti Gourdesi
Hırvatistan Kunası
Öte yandan, 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 130 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 27/12/1998 tarihli
ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 217 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Maliye Bakanlığınca kur ilan edilmediği
durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas
alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı
KUR (TL)
2,1343
0,32913
0,02099
1,8886
2,7270
0,58161
2,1362
5,6658
0,02749
1,0681
0,00022
0,30915
1,5073
0,24406
0,91351
1,4929
0,00138
0,02735
0,10732
0,35011
0,39303
0,05020
0,00017
0,11205
0,26194
0,04811
0,90326
0,27263
0,01037
0,20421
0,00202
0,61034
1,2313
0,04893
0,38606
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
Ancak, vergi uygulamaları
açısından, bankaların 31.12.
2013 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine,
T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak
tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları
gerekmektedir. Tebliğ olunur.
1 Hindistan Rupisi
1 Honduras Lempirası
1 Hong Kong Doları
1 Irak Dinarı
1 İngiliz Sterlini
100 İran Riyali
1 İsveç Kronu
1 İsviçre Frangı
1 İzlanda Kronu
100 Japon Yeni
1 Kanada Doları
1 Katar Riyali
1 Kazakistan Tengesi
1 Kolombiya Pesosu
1 Kosta Rika Kolonu
1 Kuveyt Dinarı
1 Laos Yeni Kipi
1 Latviya Latsı
1 Lesotho Lotisi
1 Liberya Doları
1 Libya Dinarı
1 Litvanya Litası
1 Lübnan Lirası
1 Macar Forinti
1 Makedonya Dinarı
1 Malezya Ringgiti
1 Meksika Pesosu
1 Mısır Lirası
1 Moldova Leyi
1 Nepal Rupisi
1 Nijerya Nayrası
1 Nikaragua Kordobası
1 Norveç Kronu
1 Özbekistan Somu
1 Pakistan Rupisi
1 Panama Balboası
119
BBilanço
paralar için efektif alış kurunun
(bulunmaması halinde döviz
alış kurunun), döviz cinsinden
yabancı paralar içinse döviz
alış kurunun uygulanacağı tabiidir.
MART / NİSAN 2014
0,03452
0,10534
0,27546
0,00184
3,5114
0,00857
0,32779
2,3899
0,01853
2,0231
1,9898
0,58665
0,01387
0,00111
0,00427
7,5182
0,00027
4,1911
0,20421
0,02670
1,7321
0,85279
0,00142
0,00992
0,04778
0,64841
0,16334
0,30787
0,16358
0,02156
0,01326
0,08427
0,34759
0,00095
0,02010
2,1362
mevzuat değişiklikleri
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
mevzuat değişiklikleri
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
1
Paraguay Guaranisi
Peru Yeni Solu
Polonya Zlotisi
Rumen Leyi
Rus Rublesi
Sırbistan Dinarı
Singapur Doları
Somali Şilini
Srilanka Rupisi
Sudan Lirası
Suriye Lirası
Suudi Arabistan Riyali
Şili Pesosu
Tayland Bahtı
Tayvan Doları
Tunus Dinarı
Türkmenistan Manatı
Ukrayna Hryvnası
Umman Riyali
Uruguay Pesosu
Ürdün Dinarı
0,00047
0,76394
0,70972
0,65397
0,06478
0,02571
1,6846
0,00192
0,01633
0,37477
0,01507
0,56906
0,00408
0,06511
0,07116
1,2996
0,74954
0,25925
5,5486
0,10091
3,0176
93
94
95
96
97
98
SIRA NO
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
1
1
1
1
1
1
Venezuela Bolivarı
Yemen Riyali
Yeni İsrail Şekeli
Yeni Zelanda Doları
Zambiya Kvaçası
Euro
0,33951
0,00994
0,61433
1,7464
0,38699
2,9365
EFEKTİFLER
1 ABD Doları
1 Avustralya Doları
1 Danimarka Kronu
1 İngiliz Sterlini
1 İsveç Kronu
1 İsviçre Frangı
100 Japon Yeni
1 Kanada Doları
1 Kuveyt Dinarı
1 Norveç Kronu
1 Suudi Arabistan Riyali
1 Euro
KUR (TL)
2,1328
1,8799
0,39275
3,5089
0,32756
2,3863
2,0156
1,9824
7,4054
0,34735
0,56479
2,9344
BAĞIMSIZ DENETÇİ MÜHÜR TEBLİĞİ
15.02.2014 Tarih ve 28910 Sayılı Resmi Gazete
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve
Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin
amacı, bağımsız denetçi mührüne ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ,
bağımsız denetçi mührünün;
ölçüsü, imal ettirilmesi, teslimi,
muhafazası, bedeli, kullanımı,
iade, yenileme ve zayi hallerinde yapılması gerekenler ile
diğer hususlara ilişkin usul ve
esasları kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ,
26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan
Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin 49 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde
geçen;
a) Berat: Mührün kim tarafından kullanıldığını gösteren
belgeyi,
b) Darphane: Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga
Matbaası Genel Müdürlüğünü,
c) Eğitim ve Yetkilendirme
Bilgi Sistemi (EYBİS): Kurum tarafından oluşturulan, resmi sicil ve
yetkilendirme işlemlerinin elektronik ortamda yürütüldüğü,
tescil ve ilan edilmesi gereken
içeriklerin düzenli bir şekilde
depolandığı veri tabanını da
içeren bilgi işlem sistemini,
ç) Güvenli elektronik imza:
15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı
Elektronik İmza Kanununun 4
üncü maddesinde tanımlanan
imzayı,
d) Kurum: Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunu,
e) Mühür: Bağımsız denetçi
mührünü,
f) Yönetmelik: Bağımsız Denetim Yönetmeliğini,
ifade eder.
MART / NİSAN 2014
120
BBilanço
(2) Bu Tebliğdeki terimler,
Bağımsız Denetim Yönetmeliğinde tanımlanan anlamları ile
kullanılmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
Mührün İmal Ettirilmesi ve Teslimi
Mührün imal ettirilmesi
MADDE 5 – (1) Mühür,
12/9/1984 tarihli ve 18513 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan
Resmi Mühür Yönetmeliği ekinde belirtilen tek satırlı mühür ölçüleri esas alınarak Kurumca
Darphaneye imal ettirilir.
Mührün tesellümü ve muhafazası
MADDE 6 – (1) İmal ettirilen
mühürler, beratı ile birlikte Kurum tarafından teslim alınır ve
denetçilere teslim edilinceye
kadar Kurumda muhafaza edilir.
Mührün teslimi ve bedeli
MADDE 7 – (1) Mühür ve beratı, bedeli ödendikten sonra
teslim/tesellüm tutanağı hazırlanarak sicile tescil işlemini mü-
idare kararları
teakip yetkili kişiye imza karşılığı
teslim edilir.
(2) Mühür bedeli Kurum tarafından belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Mührün Muhafazası ve Kullanımı
Denetçi tarafından mührün
muhafazası
MADDE 8 – (1) Denetçi
mührünü ve beratını, Kuruma
iade edinceye kadar muhafaza ve gerektiğinde Kuruma ibraz etmekle yükümlüdür.
Mührün kullanımı
MADDE 9 – (1) Denetim kuruluşu adına denetim raporu
imzalamaya yetkilendirilen sorumlu denetçiler ile tek başına
bağımsız denetim raporu imzalayacak denetçiler mühür kullanmak zorundadır.
(2) Denetçiler, denetçi mührünü sadece denetim faaliyetlerine ilişkin işlerinde kullanırlar.
(3) Mühür, berat sahibi denetçi tarafından kullanılır. Berat
sahibi, mührün kullanılmasından
sorumlu olup, başkaları tarafından kullanılmaması için gerekli
tedbirleri almakla yükümlüdür.
(4) Elektronik imzaya ilişkin
mevzuat hükümleri saklı kalmak
kaydıyla mühür, denetçi tarafından, başta denetim faaliyetlerine ilişkin yapacağı yazışmalar, müşteriyle yapacağı sözleşmeler ve düzenleyeceği raporlar olmak üzere Kurum tarafından belirlenen iş, işlem, belge ve raporlara tatbik olunur.
(5) Denetim kuruluşları tarafından düzenlenen denetim
raporlarına, kuruluş adına raporu imzalama yetkisini haiz sorumlu denetçinin mührü tatbik
olunur.
(6) Mühür; imzalanması ve
onaylanması gereken belgelerde imza üzerine, paraf edilme hallerinde ise metni müteakip olmak üzere belgenin sağ
alt köşesine paraf üzerine tatbik olunur.
(7) Faaliyet izinleri Kurumca
askıya alınan veya durdurulan
denetçiler, Kurumca uygun görülen haller hariç olmak üzere,
askıya alma veya durdurma
süresinin sonuna kadar mühür
kullanamazlar.
(8) Denetim faaliyetlerinde
denetçi mührü dışında başka
bir mühür kullanılmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Mührün İadesi, Yenilenmesi ve
Zayi Halleri
Mührün iadesi
MADDE 10 – (1) Faaliyet izni
iptal edilen denetçi, Kurumca
uygun görülen haller hariç olmak üzere, bu hususun kendisine tebliği tarihinden itibaren 15
gün içinde mührünü beratı ile
birlikte kendisi veya kanuni vekili vasıtasıyla Kuruma elden iade eder. Aksi halde keyfiyet
Kurum tarafından Cumhuriyet
Savcılığına bildirilir.
(2) Vefat, gaiplik halleri ile kişiye kanuni müşavir veya vasi
tayin edilmesi hallerinde mührün kullanımı geçersizdir. Vefat
ve gaiplik hallerinin vukuunu,
vasi veya kanuni müşavir
atanmasına ilişkin mahkeme kararını müteakip, denetçi mühür
ve beratı denetçinin varisleri,
kanuni vekilleri, vasi veya kanuni
müşavir tayin edilen kişi tarafından Kuruma elden iade edilir.
(3) İadeyi gerektiren diğer
hallerde mühürler 15 gün içinde beratı ile birlikte Kuruma iade edilir.
Mührün yenilenmesi
MADDE 11 – (1) Mühürdeki
yazıların okunamayacak derecede silinmesi veya mührün fiziksel olarak kullanılamayacak
duruma gelmesi halinde talep
üzerine, eski mühür ve beratının
Kuruma iadesi şartıyla, yeni
mühür verilir.
Mühür ve beratının zayii
MADDE 12 – (1) Mührün veya beratının yangın, su baskını
veya deprem gibi afet halleri
ile hırsızlık veya diğer irade dışı
sebeplerle zayi olması halinde
denetçi, keyfiyeti ekinde tevsik
edici bir belge bulunan yazı ile
15 gün içinde Kuruma bildirir.
(2) Herkesçe malum olan
mücbir sebep hallerinde bildirim ve belge aranmaz.
121
BBilanço
MART / NİSAN 2014
(3) Kurum tarafından yeni
mühür veya mühür beratı, denetçi siciline gerekli kayıt konulmak suretiyle denetçiye teslim edilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
İdari yaptırım
MADDE 13 – (1) Mührün veya beratının zayi olduğunun süresi içinde Kuruma bildirilmemesi veya faaliyet izninin iptali
halinde, Kurumca uygun görülen haller hariç, mührün beratı
ile birlikte Kuruma süresi içinde
iade edilmemesi hallerinde
denetçiler hakkında Yönetmelikte yer alan idari yaptırımlar
uygulanır.
Tebliğ kapsamında yapılacak müracaat, bildirim, itiraz
ve diğer işlemlerde usul
MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ
kapsamında yapılacak müracaat, bildirim ve itirazlar ile diğer işlemler, elektronik ortamda ve 5070 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinde tanımlanan
“Güvenli Elektronik İmza” kullanılarak yapılır.
(2) EYBİS’te elektronik ortamda işlem yapılamaması halinde işlemler, daha sonra
elektronik ortama aktarılmak
üzere, yazılı ortamda ve Kurumca uygun görülen sürede
yürütülür.
(3) Bu Tebliğ uyarınca yapılacak tebligatlar hakkında
11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.
Tebliğde hüküm bulunmayan haller
MADDE 15 – (1) Bu Tebliğde
hüküm bulunmayan hususlar
Kurum tarafından düzenlenir.
Yürürlük
MADDE 16 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 17 – Bu Tebliğ hükümlerini Kurum Başkanı yürütür.
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Gelir Vergisi Sirküleri/95
Tarih: 17.03.2014
Konusu: Aile hekimleri tarafından yapılan mal ve hizmet
alımlarına ilişkin ödemelerin
vergilendirilmesi hakkında.
İlgili olduğu maddeler: Gelir
Vergisi Kanunu Madde 9, 61,
65, 70, 85, 86 ve 94.
İlgili olduğu kazanç türleri: Ticari
kazanç, ücret, serbest meslek
kazancı, gayrimenkul sermaye
iradı.
1. Giriş
26/08/2010 tarihli ve 27684
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 275 Seri
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
ile aile hekimlerine 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan öde-
melerden tevkifat yapma yükümlülüğü getirilmesine karşı
yargı yoluna başvurulması üzerine Danıştay Başkanlığı tarafından Tebliğin uygulamasına
yönelik olarak verilen kararlar
ile ilgili olarak 27/06/2011 tarih
ve GVK-77/2011-3 sayılı ve
02/08/2011 tarih ve GVK78/2011-4 sayılı Gelir Vergisi Sirküleri yayımlanmıştır.
Bu defa, Danıştay Dördüncü
Dairesince
verilen
09/10/2013 tarihli ve Esas No:
2010/7413, Karar No: 2013/6810
sayılı, 09/10/2013 tarihli ve Esas
No: 2010/8272, Karar No:
2013/6812 sayılı ve 09/10/2013
tarihli ve Esas No: 2010/6406,
Karar No: 2013/6811 sayılı kararları ile davanın esas yönün-
Tarih: 11.02.2014
Konusu: Ekim-Kasım-Aralık
2013 Dönemine ait Dördüncü
Üç Aylık Geçici Vergi Beyannamesinin Verilme Süresinin
Uzatılması.
1. Giriş
Ekim-Aralık /2013 dönemine
ilişkin dördüncü üç aylık geçici
vergi beyannamesinin verilme
süresinin uzatılması, bu Sirkülerin
konusunu oluşturmaktadır.
2. Gelir ve Kurum Geçici Vergi
Beyannamelerinin Verilme Süresinin
Uzatılması
Yoğun iş yükü ile ilgili olarak
Bakanlığımıza iletilen sorunlar
nedeniyle, Vergi Usul Kanununun Mükerrer 28 inci maddesindeki yetkiye dayanılarak;
14 Şubat 2014 günü akşamına kadar verilmesi gereken
Sayı: GVK-95/2014-2
den reddine hükmedilmesi neticesinde, kararın uygulanmasına ilişkin açıklamalar bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.
2. Kararın Uygulanması
Danıştay Dördüncü Dairesince verilen ve yukarıda tarih
ve sayısına yer verilen kararlar
uyarınca aile hekimleri tarafından yapılan mal ve hizmet
alımlarına ilişkin ödemelerin
vergilendirilmesi
hakkında
26/08/2010 tarihli ve 27684 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan
275 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin uygulamasına
devam edilecektir.
Duyurulur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Gelir Vergisi Sirküleri/94
Sayı: GVK-94/2014-1/ Beyan Verme Sürelerinin Uzatılması
gelir ve kurum geçici vergi beyannamelerinin verilme süresi
17 Şubat 2014 Pazartesi günü
sonuna kadar uzatılmıştır.
Beyanname verme süresinin
uzatılması ödeme süresini etkilememektedir. Bu nedenle,
mükelleflerin beyan ettikleri
vergileri kanuni süresinde ödeyecekleri tabiidir.
Duyurulur.
122
MART / NİSAN 2014
BBilanço
idare kararları
İdare Kararları
GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 286)
18.02.2014 Tarih ve 28917 Sayılı Resmi Gazete
31/5/2012 tarihli ve 6322 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 5 inci maddesi ile; 193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21
inci maddesinde değişiklik yapılmış olup, bu değişikliğe ilişkin
açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.
1. Yasal düzenleme
6322 sayılı Kanunun 5 inci
maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrası 1/1/2013 tarihinden sonra
elde edilen hasılatlara uygulanmak üzere, aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
‘‘Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar
ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı,
gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü
maddede yazılı tarifenin üçüncü
diliminde ücret gelirleri için yer
alan tutarı aşanlar bu istisnadan
faydalanamazlar.’’
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun 86/1-a maddesinde, “kazanç ve iratların istisna hadleri
içinde kalan kısmı” için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer
gelirler için beyanname verilmesi
halinde bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği belirtilmiştir.
2. İstisnanın uygulanması
Gelir Vergisi Kanununun 21
inci maddesine göre, binaların
mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılında elde edilen hasılatın belli bir kısmının gelir
vergisinden istisna olduğu hüküm
altına alınmış olup, söz konusu istisnanın uygulanması da belli
şartlara bağlanmıştır.
Buna göre, istisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan
edilmemesi veya eksik beyan
edilmesi durumunda bu istisnadan yararlanılamayacaktır. Mükellefler, idarece herhangi bir
tespit yapılmadan önce, süresinde beyan etmedikleri veya süresinde verdikleri beyannamede
yer almayan mesken kira gelirlerini, pişmanlık ve ıslah hükümleri
dahil olmak üzere kendiliklerinden süresinden sonra verecekleri
beyanname ile beyan etmeleri
halinde de söz konusu istisnadan
yararlanabileceklerdir.
2.1. Ticari, zirai veya mesleki
kazancını yıllık beyanname ile
bildirmek zorunda olanlar için istisna uygulaması
Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyannameyle bildirmek zorunda olanlar söz konusu istisnadan yararlanamayacaklardır.
2.2. Ücret, menkul sermaye
iradı, gayrimenkul sermaye iradı
ile diğer kazanç ve irat elde
edenler için istisna uygulaması
Gelir
Vergisi
Kanununun
mezkûr maddesinde 6322 sayılı
Kanunla yapılan değişiklikle, istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, anılan Kanunun
123
BBilanço
MART / NİSAN 2014
103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarın (2013 yılı
gelirlerinin
vergilendirilmesinde
esas alınmak üzere 94.000 TL)
üzerinde ücret, menkul sermaye
iradı, gayrimenkul sermaye iradı
ile diğer kazanç ve irat elde
edenler söz konusu istisnadan
yararlanamayacaklardır.
Mesken kira gelirine istisna
uygulanıp uygulanmayacağına
yönelik tutarın tespitinde ücret,
menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratların, ayrı ayrı veya
birlikte elde edilmesine bakılmaksızın, elde edilen kazanç ve
iratların brüt tutarlarının toplamı
dikkate alınacaktır. Söz konusu
tutarın tespitinde, sayılan bu kazanç ve iratların beyan edilip
edilmemesinin ya da bu kazanç
ve iratlara herhangi bir istisna
uygulanıp
uygulanmamasının
önemi bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, istisna haddinin altında elde edilen mesken
kira gelirleri, ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratları toplamının anılan Kanunun 103
üncü maddesinde yer alan tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için belirlenen tutarı aşıp
aşmadığına bakılmaksızın yıllık
gelir vergisi beyannamesine dahil edilmeyecektir. Söz konusu istisna tutarı, 284 seri nolu Gelir
Vergisi Genel Tebliği ile 2013 takvim yılında elde edilen kira gelirlerine uygulanmak üzere 3.200 TL
olarak tespit edilmiştir.
Mesken kira gelirinin yanında
ücret, menkul sermaye iradı,
gayrimenkul sermaye iradı ile di-
idare kararları
idare kararları
ğer kazanç ve irat elde edenlerin, mesken kira geliri istisnasından yararlanıp yaralanamayacağına ilişkin örneklere aşağıda
yer verilmiş olup, örneklerde verilen gelirler brüt tutarları ile dikkate alınmıştır.
Örnek 1- Bay (A), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 5.000 TL kira geliri ile
birlikte tamamı tevkif yoluyla
vergilendirilmiş 40.000 TL işyeri kira
geliri ve 40.000 TL mevduat faizi
elde etmiştir.
Bay (A)’nın elde ettiği kira gelirine istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2013 yılında elde edilen kira gelirinin istisna haddi üzerinde olması şartıyla, beyan edilip
edilmeyeceklerine bakılmaksızın
ayrı ayrı veya birlikte mükellefin
elde etmiş olduğu varsa ücret,
menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayrisafi tutarları toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde
yazılı tarifenin üçüncü diliminde
ücret gelirleri için belirlenen tutarı
aşıp aşmadığına bakılarak tespit
olunacaktır.
Buna göre, Bay (A)’nın 2013
yılı içerisinde elde ettiği 5.000
TL’lik mesken kira gelirinin istisna
haddi üzerinde olması nedeniyle,
istisnadan yararlanılıp yararlanılamayacağının tespitinde bu tutar da hesaplamaya katılacak
olup, elde edilen tüm gelir (kazanç ve iratlar) toplamının da
94.000 TL’yi aşması durumunda
istisnadan yararlanılması söz konusu olmayacaktır.
Dolayısıyla, 2013 yılı içerisinde
elde ettiği gelir toplamı (40.000 +
40.000 + 5.000 =) 85.000 TL, 2013
yılı bakımından Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde
yazılı tarifenin üçüncü diliminde
ücret gelirleri için belirlenen tutarı
(94.000 TL) aşmadığından Bay
(A)’nın elde ettiği kira geliri için
istisna uygulanacaktır.
Örnek 2- Bayan (B), 2013 yılında konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 95.000 TL kira geliri
elde etmiştir.
Bayan (B)’nin elde ettiği konut kira geliri (95.000 TL), 2013 yılı
bakımından Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde
yazılı tarifenin üçüncü diliminde
ücret gelirleri için belirlenen tutarı
(94.000 TL) aştığından elde edilen kira geliri için istisna uygulanmayacaktır.
Örnek 3- Bay (C), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 4.000 TL kira geliri,
tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 16.000 TL işyeri kira geliri ve
75.000 TL ücret geliri elde etmiştir.
Elde edilen gelir toplamının
(4.000 + 16.000 + 75.000 =) 95.000
TL, 2013 yılı bakımından Gelir
Vergisi Kanununun 103 üncü
maddesinde
yazılı
tarifenin
üçüncü diliminde ücret gelirleri
için belirlenen tutarı (94.000 TL)
aşması nedeniyle, 4.000 TL’lik konut kira geliri bakımından istisna
uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Örnek 4- Bay (D), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 3.000 TL kira geliri,
tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 15.000 TL mevduat faiz geliri
ve 72.000 TL ücret geliri elde etmiştir.
Bay (D)’nin elde etmiş olduğu
kira geliri 2013 yılı bakımından
öngörülen 3.200 TL’lik istisna
haddinin altında kaldığından, bu
gelirin istisnaya konu edilip edilmeyeceğinin tespiti bakımından
mükellefin elde etmiş olduğu
menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve ücret geliri
toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer
alan tarifenin üçüncü diliminde
ücret gelirleri için belirlenen tutarı
aşıp aşmadığına ayrıca bakılmayacaktır. Dolayısıyla Bay (D),
elde etmiş olduğu söz konusu
mesken kira geliri istisna tutarının
altında kaldığından, bu gelir için
beyanname vermeyecektir.
124
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Örnek 5- Bayan (E), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 2.500 TL kira geliri,
tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 20.000 TL iş yeri kira geliri, birinci işverenden 45.000 TL, ikinci
işverenden ise 30.000 TL ücret
geliri elde etmiştir.
Bayan (E)’nin elde etmiş olduğu konut kira geliri 2013 yılı
bakımından öngörülen 3.200
TL’lik istisna haddinin altında kaldığından, bu kira geliri yıllık gelir
vergisi beyannamesine dahil
edilmeyecektir.
Örnek 6- Bay (F), 2013 yılında,
konut olarak kiraya verdiği dairesinden 5.000 TL kira geliri, ortağı
olduğu anonim şirketten tamamı
tevkif
yoluyla
vergilendirilmiş
100.000 TL kâr payı elde etmiştir.
Her ne kadar anonim şirketlerden elde edilen kâr payının
yarısı Gelir Vergisi Kanununun 22
nci maddesine göre gelir vergisinden istisna olsa da bu tutarın
tamamı mesken kira gelirine istisna uygulanıp uygulanmayacağına yönelik kıyaslamaya esas
tutarın tespitinde dikkate alınacaktır. Buna göre elde edilen gelir toplamının, (100.000+5.000 =)
105.000 TL, 2013 yılı bakımından
Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin
üçüncü diliminde ücret gelirleri
için belirlenen tutarı (94.000 TL)
aşması nedeniyle, 5.000 TL’lik konut kira geliri bakımından istisna
uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Örnek 7- Bayan (G), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği
dairesinden 5.000 TL kira geliri, birinci işverenden 20.000 TL, ikinci
işverenden ise 15.000 TL ücret
geliri ve gayrimenkul satışından
kaynaklı 60.000 TL değer artış kazancı elde etmiştir.
Her ne kadar 2013 yılı bakımından gayrimenkul satışından
elde edilen değer artış kazancının 9.400 TL’si Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesine göre gelir vergisinden istisna
idare kararları
olsa da, mesken kira gelirine istisna uygulanıp uygulanmayacağına yönelik kıyaslamaya esas
tutarın tespitinde istisna düşülmeden önceki tutarın tamamı
dikkate alınacaktır. Buna göre
elde edilen gelir toplamının,
(5.000 + 20.000 + 15.000 + 60.000
=) 100.000 TL, 2013 yılı bakımından Gelir Vergisi Kanununun 103
üncü maddesinde yazılı tarifenin
üçüncü diliminde ücret gelirleri
için belirlenen tutarı (94.000 TL)
aşması nedeniyle, 5.000 TL’lik konut kira geliri bakımından istisna
uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Örnek 8- Kamu kurumunda
aylık brüt 4.490 TL maaşla çalışan
Bay (H), 1/7/2013 tarihinde
emekli olup, 60.140 TL emekli ikramiyesi almış ve kendisine 2.700
TL emekli aylığı bağlanmıştır. Ayrıca 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği dairesinden 7.500 TL
kira geliri elde etmiştir.
Bay (H)’nın elde ettiği kira gelirine istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2013 yılında elde edilen kira gelirinin istisna haddi üzerinde olması şartıyla, beyan edilip
edilmeyeceklerine bakılmaksızın
ayrı ayrı veya birlikte mükellefin
elde etmiş olduğu varsa ücret,
menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayrisafi tutarları toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde
yazılı tarifenin üçüncü diliminde
ücret gelirleri için belirlenen tutarı
aşıp aşmadığına bakılarak tespit
olunacaktır.
Bay (H)’nın 2013 yılı içerisinde
elde ettiği 7.500 TL’lik mesken kira
Tarih: 11.02.2014
Konusu:
Ekim-Kasım-Aralık
2013 Dönemine ait Dördüncü Üç
Aylık Geçici Vergi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması.
1. Giriş
Ekim-Aralık /2013 dönemine
ilişkin dördüncü üç aylık geçici
vergi beyannamesinin verilme
süresinin uzatılması, bu Sirkülerin
konusunu oluşturmaktadır.
gelirinin istisna haddi üzerinde
olması nedeniyle, istisnadan yararlanılıp yararlanılamayacağının
tespitinde bu tutar da hesaplamaya katılacak olup, elde edilen tüm gelir (kazanç ve iratlar)
toplamının da 94.000 TL’yi aşması
durumunda istisnadan yararlanılması söz konusu olmayacaktır.
Buna göre, 2013 yılı içerisinde
elde ettiği gelir toplamı [(6 x
4.490) + 60.140 + (6 x 2.700) +
7.500 =] 110.780 TL, 2013 yılı bakımından Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı
tarifenin üçüncü diliminde ücret
gelirleri için belirlenen tutarı
(94.000 TL) aşması nedeniyle,
7.500 TL’lik konut kira geliri bakımından istisna uygulanması söz
konusu olmayacaktır.
Tebliğ olunur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Gelir Vergisi Sirküleri/94
Sayı: GVK-94/2014-1/ Beyan Verme Sürelerinin Uzatılması
2. Gelir ve Kurum Geçici Vergi Beyannamelerinin Verilme Süresinin Uzatılması
namelerinin verilme süresi 17 Şubat 2014 Pazartesi günü sonuna
kadar uzatılmıştır.
Yoğun iş yükü ile ilgili olarak
Bakanlığımıza iletilen sorunlar
nedeniyle, Vergi Usul Kanununun
Mükerrer 28 inci maddesindeki
yetkiye dayanılarak;
Beyanname verme süresinin
uzatılması ödeme süresini etkilememektedir. Bu nedenle, mükelleflerin beyan ettikleri vergileri
kanuni süresinde ödeyecekleri
tabiidir.
14 Şubat 2014 günü akşamına kadar verilmesi gereken gelir
ve kurum geçici vergi beyan-
Duyurulur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Gelir Vergisi Sirküleri/95
Tarih: 17.03.2014
Sayı: GVK-95/2014-2
Konusu: Aile hekimleri tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemelerin vergilendirilmesi hakkında.
İlgili olduğu kazanç türleri: Ticari
kazanç, ücret, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı.
İlgili olduğu maddeler: Gelir Vergisi Kanunu Madde 9, 61, 65, 70,
85, 86 ve 94.
26/08/2010 tarihli ve 27684
sayılı Resmi Gazete'de yayımla-
1. Giriş
125
BBilanço
MART / NİSAN 2014
narak yürürlüğe giren 275 Seri
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
ile aile hekimlerine 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinde sayılan ödemelerden tevkifat yapma yükümlülüğü getirilmesine karşı yargı yolu-
idare kararları
idare kararları
na başvurulması üzerine Danıştay
Başkanlığı tarafından Tebliğin
uygulamasına yönelik olarak verilen kararlar ile ilgili olarak
27/06/2011 tarih ve GVK-77/
2011-3 sayılı ve 02/08/2011 tarih
ve GVK-78/2011-4 sayılı Gelir
Vergisi Sirküleri yayımlanmıştır.
Bu defa, Danıştay Dördüncü
Dairesince verilen 09/10/2013 tarihli ve Esas No: 2010/7413, Karar
No: 2013/6810 sayılı, 09/10/2013
tarihli ve Esas No: 2010/8272, Karar No: 2013/6812 sayılı ve
09/10/2013 tarihli ve Esas No:
2010/6406, Karar No: 2013/6811
sayılı kararları ile davanın esas
yönünden reddine hükmedilmesi
neticesinde, kararın uygulanmasına ilişkin açıklamalar bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.
2. Kararın Uygulanması
sayısına yer verilen kararlar uyarınca aile hekimleri tarafından
yapılan mal ve hizmet alımlarına
ilişkin ödemelerin vergilendirilmesi
hakkında 26/08/2010 tarihli ve
27684 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 275 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinin uygulamasına devam edilecektir.
Duyurulur.
Danıştay Dördüncü Dairesince verilen ve yukarıda tarih ve
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi
Tarih: 31.12.2013
Konu: Elektronik fatura ve
elektronik defter uygulamasına
geçiş.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda kurumunuzun 2011 yılı
verilerine göre 421 Sıra No'lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği ile
elektronik defter tutma ve elektronik fatura kullanma mecburiyeti
getirilen mükellefler arasında yer
aldığınızı, ancak 2012 ve 2013 yıllarında kurumunuzun gayri faal
hale gelerek ticari bir faaliyetinin
bulunmadığı ve hizmet şirketi olan
kurumunuzun gelecek dönemlerde de ticari bir faaliyeti olmayacağı ve tasfiye sürecine gireceğiniz belirtilerek elektronik fatura ve elektronik defter kullanma
zorunluluğunuzun bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257'nci maddesinin
birinci fıkrasının 1 inci bendinde,
Maliye Bakanlığının mükellef ve
meslek grupları itibarıyla muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, aynı Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile
bunlara ilaveten tutulmasını veya
düzenlenmesini uygun gördüğü
defter ve belgelerin mahiyet, şekil
ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri
belirlemeye, bunlarda değişiklik
yapmaya; bedeli karşılığında ba-
Sayı: 11395140-105[Mük 257-2012/VUK-1- . . .]-2048
sıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere
tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya,
yine aynı Kanuna göre tutulacak
defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya yetkili olduğu,
Aynı fıkranın 3'üncü bendinde,
Maliye Bakanlığının, tutulması ve
düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt
ve belgelerin mikro film, mikro fiş
veya elektronik bilgi ve kayıt
araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya
muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda
uygulama usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu hükme
bağlanmıştır.
Öte yandan aynı Kanunun
mükerrer 242'nci maddesinin ikinci fıkrası ile Maliye Bakanlığı; elektronik defter, kayıt ve belgelerin
oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi
uygulamasına ilişkin usul ve esas-
126
MART / NİSAN 2014
BBilanço
ları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dâhil olmak üzere her
türlü elektronik bilgi iletişim araç
ve ortamında Maliye Bakanlığına
veya Maliye Bakanlığının gözetim
ve denetimine tâbi olup, kuruluşu,
faaliyetleri, çalışma ve denetim
esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini
haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında
uyulacak format ve standartlar ile
uygulamaya ilişkin usul ve esasları
tespit etmeye, aynı Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik
imza kullanım usul ve esaslarını
düzenlemeye ve denetlemeye,
ayrıca, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter,
kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer
alan hükümlerin elektronik defter,
kayıt ve belgeler için de geçerli
olduğu;
Maliye
Bakanlığının,
elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan
farklı usul ve esaslar belirlemeye
yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Konuyla ilgili olarak yayımlanan 397 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anonim ve
limited şirketlerin elektronik fatura
oluşturmalarına, alıcısına iletmele-
idare kararları
rine, muhafaza ve istenildiğinde
ibraz etmelerine izin verildiği,
runluluk karşısındaki durumlarını
etkilememektedir.
dairesine ayrı ayrı bildirilmesi zorunludur.
416 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Kanunun
232'nci maddesi kapsamında fatura düzenlemek zorunda olan
mükelleflere elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı
tanındığı,
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanununa ekli (III) sayılı listedeki
malları imal, inşa veya ithal eden
mükelleflerden 2011 takvim yılı
içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir özelliğine
bakılmaksızın 2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı rakamları
10 Milyon TL veya daha yüksek ise
elektronik fatura ve elektronik
defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Bu kapsamda alış yapanların tütün, alkol, kolalı gazozlar sektörlerinde veya başka sektörlerde faaliyet göstermesi zorunluluk karşısındaki durumlarını etkilememektedir.
Tüzel kişilerin mükellefiyetlerinin
sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerinde söz konusu olmaktadır. Bir
başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili
tedarik işlemlerini durdurmasının
yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit
değerlerinin de elden çıkarılması
veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması,
tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden
silinmesi gerekmektedir.
421 sıra No.lu Vergi Usul kanunu Genel Tebliği ile;
*04/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011
takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle
asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanların,
* 06/06/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa
ekli (III) sayılı listedeki malları imal,
inşa veya ithal edenler ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan
mükelleflerden 31/12/2011 tarihi
itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt
satış hasılatına sahip olanların,
elektronik defter tutma ve
elektronik fatura uygulamasına
dâhil olma zorunluluğu getirilmiş
ve elektronik fatura uygulamasına 2013 takvim yılı , elektronik defter uygulamasına ise 2014 takvim
yılı içerisinde geçmeleri zorunluluk
kapsamına alındığı,
hükme bağlanmıştır.
Konuyla ilgili olarak yayımlanan 58 sayılı Vergi Usul Kanunu
Sirkülerinde;
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ
lisansına sahip olan mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal
alışı yapanlar, satın aldıkları malın
türüne, fiyatına, miktarına veya
herhangi bir özelliğine bakılmaksızın, 2011 yılı gelir tablolarındaki
brüt satış hasılatı rakamları 25 Milyon TL veya daha yüksek ise
elektronik fatura ve elektronik
defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Lisans sahibi mükelleflerden alış yapanların, madeni
yağ sektöründe veya başka bir
sektörde faaliyet göstermesi zo-
Madeni yağ lisansına sahip
olan ve 4760 sayılı Özel Tüketim
Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal
eden mükelleflerden sadece mal
alışları bulunan mükellefler Genel
Tebliğ kapsamında elektronik fatura ve elektronik defter uygulamalarına dahil olacaklardır. Hizmet alımları kapsam dahilinde
değildir.
Mükellefler brüt satış hasılatlarının hesaplanmasında, sadece
madeni yağ, tütün, alkol veya kolalı gazoz satışları değil gelir tablosunda yer alan bütün satışları gösteren brüt satış hasılatına göre zorunluluk kapsamına alınacağı
açıklamalarına yer verilmiştir.
Diğer taraftan; Anılan Kanunun 161 inci maddesine göre, işi
bırakma vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen
durdurulması ve sona erdirilmesini
ifade eder. İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için
durdurulması işi bırakma sayılmaz.
Aynı Kanun'un 162 inci maddesine göre ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili
muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam etmesi
ve bu hallerde tasfiye memurları
veya iflas dairesi tarafından, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığının vergi
127
BBilanço
MART / NİSAN 2014
Ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesi tasfiye
ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve
tasfiye ve iflasın sona erdiği tescil
ve ilan edilmeden tasfiyenin sona
erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin
tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması
mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar uyarınca, tasfiye süreci sona ermemiş
bir firmanın hala faal kabul edileceği, henüz tasfiye sürecine girmemiş olmakla beraber gayri faal
durumda olan bir firmanın ise
bağlı bulunulan vergi dairesi tarafından res'en terk ettirilmediği
müddetce 421 sayılı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğindeki şartları
haiz ise e-fatura kapsamında
olacağı tabiidir.
Buna göre; 2011 yılı verilerinize
istinaden, kurumunuzun e-fatura
e-defter kullanma mecburiyeti
getirilen mükellefler arasında yer
alması, yapılan tetkik sonucu 2012
yılında mal alış ve satışlarınızın bulunması ve bu tarih itibariyle henüz kurumunuzun tasfiye sürecine
girmemiş ve vergi dairesi kayıtlarında halen faal mükellef olarak
görünmesi sebebiyle elektronik
defter ve elektronik fatura kullanma zorunluluğunuz bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
idare kararları
yargı kararları
Yargı Kararları
Danıştay 4. Dairesi
Tarih: 21.11.2013
Esas Sayısı : 2010/3166
ARSA KARŞILIĞI İNŞA EDİLEN BİNANIN BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİNDEN ARSA SAHİBİNE YAPILAN TESLİMLERDE
KATMA DEĞER VERGİSİ
Arsa karşılığı inşa edilen binanın bağımsız bölümlerinden
arsa sahiplerine yapılan işyeri
tesliminin katma değer vergisine
tabi olduğu yönünde bir düzenleme getirilmeden, yönetmelikte
yer alan düzenleme esas alınmak suretiyle tahakkuk ettirilen
katma değer vergisinde yasaya
uygunluk bulunmadığı hk.
İstemin Özeti: 2009/6. dönem
katma değer vergisi beyannamesi kat karşılığı inşaat sözleşmesi
gereği tamamlanarak arsa sahiplerine teslim edilen bağımsız
Tarih: 08.10.2012
GAYRİMENKULLERLE İLGİLİ HUKUKİ
İŞLEMLERDE KDV AÇISINDAN VERGİYİ
DOĞURAN OLAYIN TESPİTİ
Gayrimenkullerle ilgili hukuki
muamelelerde katma değer
vergisi açısından vergiyi doğuran olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için mülkiyetin devrine ilişkin hukuk kurallarının tek başına yeterli olmadığı, muamelelerin ekonomik
nitelikleri ve sonuçlarının da
değerlendirilmesi gerektiği hk.
İstemin Özeti: Davacı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında
imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği davacıdan
tahsil olunan ve 2010/1. döneminde indirim yolu ile giderile-
Karar Sayısı : 2013/8525
bölümler nedeniyle fatura düzenlenmemesi ve katma değer
vergisi hesaplanmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilerek tahakkuk ettirilerek ödenen katma
değer vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; arsa karşılığı
inşa edilen binanın bağımsız bölümlerinden arsa sahiplerine yapılan işyeri tesliminin katma değer vergisine tabi olduğu yönünde bir düzenleme getirilmeden, yönetmelikte yer alan düzenleme esas alınmak suretiyle
tahakkuk ettirilen katma değer
vergisinde yasaya uygunluk görülmediği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı
İdare, arsa karşılığı yapılan iş yeri
teslimlerinin Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 1. ve geçici 8.
maddeleri ile 30 Seri No.lu Katma
Değer Vergisi Kanunu Genel
Tebliği hükümlerince katma değer vergisine tabi olduğunu ileri
sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
Karar: Temyiz dilekçesinde ileri
sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler
karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda
görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin
reddine ve kararın onanmasına,
oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 4. Dairesi
Esas No: 2011/7010
Karar No: 2012/5077
meyen katma değer vergisinin
iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 01.11.2010
günlü ve 44173 sayılı işlemin iptali
ve ödenen tutarın iadesi istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; katma değer
vergisinin doğabilmesi için verginin konusunu teşkil eden bir işlemin vuku bulması ve akabinde
bir teslimin veya teslim sayılan
halin gerçekleşmesinin gerektiği,
gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin bir vaadi ifade ettiği,
henüz tapuya tescil olmadığından yasada öngörülen bir teslimden veya teslim sayılan halden söz edilemeyeceği, bu durumda satış vaadi sözleşmesine
istinaden davacıdan katma de-
128
MART / NİSAN 2014
BBilanço
ğer vergisi tahsilinde hukuka
uyarlık
bulunmadığı,
ayrıca
uyuşmazlığa konu gayrimenkul iki
yıldan daha fazla bir süre Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde
bulunduğundan inşaatın bitirilmesinden sonra satış işleminin
tapu tescili suretiyle gerçekleşmesi sırasında zaten sözleşmenin
de istisna kapsamında mütalaa
edileceği gerekçesiyle işlemin iptaline ve dava konusu verginin
davacıya ret ve iadesine karar
verilmiştir. Davalı İdare, Ankara
Büyükşehir Belediyesi’nin arsa
karşılığı inşa ettirdiği konut ve işyerlerinin münferiden veya topluca satışı iktisadi işletme oluşturduğundan istisna kapsamında
değerlendirilemeyeceği,
satış
yargı kararları
vaadi sözleşmesiyle beraber sözleşmeye konu varlıkların tasarruf
hakkı da alıcıya devredildiğinden vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği ileri sürülerek kararın
bozulması istenilmektedir.
Karar: 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 3/d bendinde, müzayede
mahallerinde yapılan satışlar,
“Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler” başlığı altında
vergiye tabi işlemler arasında sayılmış, aynı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasında ise teslim, bir
mal üzerindeki tasarruf hakkının
malik veya onun adına hareket
edenlere devredilmesi olarak tanımlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden,
uyuşmazlığa konu taşınmaz arsa
olarak 14.11.1996 tarihli yevmiye
kaydıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi
adına
kayıtlı
iken
19.10.2007 tarih ve 18691 yevmiye kaydıyla üzerinde 105 bağımsız bölümlü kat irtifakı tesis edildiği, 31.12.2009 tarihli taşınmaz satış
ihalesi ile yapılan kat irtifaklı mülkiyet satışı sonucu, davacı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında 03.02.2010 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme ile ihale bedelinin %50’si peşin, %50’sinin 10
ay taksitle ödenmesi karşılığında
105 bağımsız bölümün öncelikle
ödenen miktara isabet eden
kadarının, ödemeler tamamlandığında ise tamamının davacıya
tapuda devrinin yapılmasının kararlaştırıldığı, davacının sözleşme
kapsamındaki hak ve yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını üçüncü kişilere devretmesinin Belediyenin iznine tabi kılındığı, ihale bedelinin %50’sinin
01.02.2010 tarihinde ödendiği ve
04.02.2010 tarihli encümen kararıyla bu tutara tekabül eden bağımsız bölümlerin davacının bildirdiği gerçek ve tüzel kişiler adına tapuda ferağının verilmesine
izin verildiği anlaşılmıştır.
Vergi Mahkemesince, henüz
gayrimenkulün tapu siciline tescili
yapılmadığı için yasanın öngördüğü bir teslimden söz edilemeyeceği gerekçesiyle vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği
kabul edilmiştir. Ancak, Türk Medeni Kanunu’nda gayrimenkul
mülkiyetinin devri kural olarak
tapuda tescil şartına bağlanmış
ise de Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre vergiyi doğuran
olay malın teslimidir. Vergi hukukunda geçerli olan vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin
belirlenmesi ilkesi gereği, gayrimenkullerle ilgili olarak yapılan
hukuki muamelelerde teslimin,
yani vergiyi doğuran olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için mülkiyetin devrine ilişkin
hukuk kurallarının uygulanması
tek başına yeterli olmayıp, bu
muamelelerin ekonomik nitelikleri
ve sonuçlarının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayda, davacının 03.02.2010
tarihli
başvurusu
üzerine
04.02.2010 tarihli ve 197 karar
numaralı encümen kararıyla, satış vaadi sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca davacının ödemiş
olduğu ihale bedelinin %50’sine
karşılık gelen taşınmazların davacının talepte bulunduğu gerçek ve tüzel kişiler adına tapuda
ferağının verilmesine karar verilmesiyle birlikte taşınmazlar üzerindeki tasarruf hakkı davacıya
devredilmiş olmaktadır. Buna göre, Kanun’da öngörülen anlamda teslim anılan encümen kararı
ile gerçekleştiğinden, vergiyi doğuran olayın da bu tarihte meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun
17/4-r maddesinde, kurumların
aktifinde veya belediyeler ile il
özel idarelerinin mülkiyetinde, en
az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı
suretiyle gerçekleşen devir ve
teslimler ile bankalara borçlu
olanların ve kefillerinin borçlarına
karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde
yapılan satışlar dahil) bankalara
devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden müstesna olduğu, ancak istisna kapsamındaki
kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde
bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin istisna
129
BBilanço
MART / NİSAN 2014
kapsamı dışında olduğu hükme
bağlanmıştır.
Buna göre, anılan yasa hükmünde belirtilen ve istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretiyle
uğraşmayan kurumların söz konusu teslimleri, teslim olunan iştirak hissesi veya taşınmazın teslimi
yapan kurumun mülkiyetinde
veya aktifinde en az iki tam yıl
bulunması şartıyla, katma değer
vergisinden müstesna tutulmuştur.
Uyuşmazlıkta, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin arsa karşılığı
inşa ettirdiği konut ve işyerlerini
ihale yoluyla satmış olması hususu tek başına bu faaliyeti taşınmaz ticareti olarak kabul etmeye
yeterli olmadığı gibi, söz konusu
teslimlerin ticari bir organizasyon
dahilinde bağımsız ve sürekli olarak yürütülen bir faaliyet çerçevesinde gerçekleştirildiği yönünde herhangi bir veri de davalı
İdarece ortaya konulmamıştır.
Dolayısıyla, Belediyenin uyuşmazlığa konu olan teslimlerinin 3065
sayılı Kanun’un 17/4-r maddesinde belirtilen istisna kapsamındaki
kıymetlerin ticareti kapsamında
değerlendirilmesi mümkün olmadığından, söz konusu teslimlerin istisna kapsamında olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle, her ne kadar
3065 sayılı Kanun’un 1/3-d maddesine göre müzayede mahallinde yapılan satışlar ticari faaliyet kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın katma değer
vergisine tabi ise de, Ankara Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde
iki yıldan uzun süre kalmış olan
taşınmazların tesliminin, 3065 sayılı Kanun’un 17/4-r maddesi
uyarınca katma değer vergisinden müstesna olması karşısında
dava konusu işlemin iptaline ve
iadesi talep edilen vergi tutarın
davacıya ret ve iadesine hükmeden mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz
isteminin reddine, Vergi Mahkemesinin kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, oybirliğiyle karar verildi.
yargı kararları
yargı kararları
Danıştay 3. Dairesi
Tarih: 08.11.2012
YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNİN SONA
ERDİĞİNİN DİLEKÇE İLE VERGİ DAİRESİNE BİLDİRİLMİŞ OLMASI HALİNDE, TESCİL VE İLAN GEREKLİ OLMAKSIZIN DİLEKÇE TARİHİ İTİBARİYLE KANUNİ TEMSİLCİLİK SIFATININ
SONA ERECEĞİ
Yönetim kurulu üyeliğinden
ayrıldığı, üçüncü kişi konumundaki vergi dairesinin ödeme emri
düzenlenmesinden önceki tarihli
dilekçe ile bilgisine giren yönetim kurulu üyesinin kanuni temsilcilik sıfatının, dilekçe tarihi itibarıyla sona ereceği ve söz konusu tarihten sonraki dönemlere
ait vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali gerektiği hk.
İstemin Özeti: Davacının yönetim kurulu üyesi olduğu anonim
şirketten tahsil edilemeyen 2007
Nisan ila Kasım dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergisinin tahsili
amacıyla 213 sayılı VUK’un 10.
maddesi gereğince adına düzenlenen 21.07.2009 tarih ve 1, 2,
3, 4, 5, 6, 7, 8 numaralı ödeme
emirlerinin iptali istemiyle dava
açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için kamu
alacağının kanuni temsilcinin görevde bulunduğu dönemde ve
kanuni ödevlerin yerine getirilmemesinden kaynaklanmasının
gerektiği olayda; davacının yönetim kurulu üyesi olduğu (...)
A.Ş’deki yönetim kurulu üyeliğinin
05.05.2007 tarihinde sona erdiği
ve dava konusu ödeme emirleri
içeriği vergi borçlarının da bu tarihten sonraki kanuni ödevlerin
yerine getirilmemesinden kaynaklanması nedeniyle dava konusu ödeme emirlerinde hukuka
uygunluk görülmediği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir. Vergi
dairesi müdürlüğünce davacının
yönetim kurulu üyeliğinin başlangıç ve sona ermesiyle ilgili olarak
ticaret sicilinde tescil ve ilan iş-
Esas Sayısı : 2010/2335
Karar Sayısı : 2012/3569
lemlerinin yapılmaması nedeniyle ödeme emrine konu vergi
borçlarından sorumlu olduğu ileri
sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Karar: Yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketten tahsil edilemeyen 2007 Nisan ila Kasım
dönemlerine ilişkin gelir (stopaj)
vergisinin
davacıdan
tahsili
amacıyla 213 sayılı VUK’un 10.
maddesi gereğince adına düzenlenen ödeme emirlerini iptal
eden Vergi Mahkemesi kararı
temyiz edilmiştir.
213 sayılı VUK’un 10. maddesinde; tüzel kişilerin mükellef veya
vergi sorumlusu olmaları halinde
bunlara düşen ödevlerin yerine
getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının
varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna
bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. Maddede öngörülen sorumluluk; kanuni temsilciliğin devamı süresince söz konusu olup
bu sıfatın kazanıldığı tarih ile yitirildiği tarih arasında kalan dönemde yerine getirilmesi gereken vergilendirme ödevleriyle sınırlıdır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nın 317. maddesinde,
anonim şirketin yönetim kurulu
tarafından yönetileceği ve temsil
olunacağı, 323. maddesinde
yönetim kurulunun şirketi temsile
yetkili kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, 300.
maddesinde ise yönetim kurulu
üyeleriyle şirketi temsile yetkili
kimselerin ad ve soyadları, ikametgâh ve tabiyetlerinin tescil
ve ilan edileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Yasa’nın 33. maddesinin 1. fıkrası, tescil ve ilan
edilmiş konulardaki her türlü değişikliğin de tescil ve ilanını; 38.
maddesinin 1. fıkrası ticaret sicil
130
MART / NİSAN 2014
BBilanço
kayıtlarının nerede bulunursa bulunsun, üçüncü kişiler hakkında
kaydın tescili ve gazetede ilan
edildiği tarihten itibaren hüküm
ifade edeceğini; 39. maddesinin
2. fıkrası ise, tescili lazım geldiği
halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan
edilmemiş olan bir hususun ancak bunu bildikleri ispat edilmek
şartıyla üçüncü şahıslara karşı
dermeyan edilebileceğini öngörmüştür.
Yukarıda sözü edilen yasa
hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yönetim kurulu üyesi
olarak seçilen ve bu durumu
tescil ve ilan edilen kişinin herhangi bir sebeple kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesi halinde
bu hususun tescil edilip, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilinceye kadar üçüncü şahıslar
nezdinde hukuki sonuç doğurmayacağı, ancak yönetim kurulu üyesi seçilme ve sona erme
durumları sicilde tescil ve ilan
edilmeyen kişinin ancak bu görevinin sona erdiğinin bilinmesi
halinde tescil ve ilan gerekli olmaksızın 3. kişilere karşı ileri sürülebileceği ve davalı idarenin de
yasada belirtilen üçüncü kişilerden sayılacağı anlaşılmaktadır.
Dosyadaki belgelerden, davacının 28.06.2001 tarihinden
05.05.2007 tarihinde yapılan 2006
yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına kadar (...) A.Ş.’de temsil ve
ilzama yetkili şekilde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,
bu dönemde alınan hiç bir kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan
edilmediği, söz konusu şirketçe
dava konusu ödeme emirlerinin
düzenlendiği
tarihten
önce
22.01.2009 günlü dilekçeyle kuruluştan o güne kadar yönetim kurulu üyelerinin dökümüne ilişkin
listenin davalı idareye bildirildiği,
buna göre her ne kadar davacının yönetim kurulu üyeliğinin
yargı kararları
sona ermesi ticaret sicilinde tescil
ve ilan edilmese de, bu durumun
davalı idarenin bilgisi dahilinde
olduğu açıktır.
Bu durumda, söz konusu dilekçe içeriğine göre 07.05.2007
tarihi itibarıyla yönetim kurulu
üyeliğinden
ayrılmış
olduğu
Tarih: 13.09.2012
TÜZEL KİŞİLİĞİN VERGİ BORCUNDAN
DOLAYI KANUNİ TEMSİLCİ ADINA
ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİ
Tüzel kişiliği devam eden ve
elde ettiği gelirler hakkında yeterli araştırma yapılmayan borçlu tüzel kişilik için tüm takip yolları tüketilmeden vergi borcunun
kanuni temsilciden aranamayacağı hk.
İstemin Özeti: (...) A.Ş.’nden
tahsil edilemeyen vergi borcunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca
davacı kurumdan tahsili amacıyla düzenlenen 11.04.2007 tarih
ve 118 takip no.lu ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin
bozma kararına uymak suretiyle
reddeden Vergi Mahkemesinin
kararının, dilekçede yazılı nedenlerle bozulması istenilmektedir.
Karar:
Uyuşmazlıkta,
(...)
A.Ş.’den tahsil edilemeyen vergi
borcunun 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca davacı kurumdan tahsili
amacıyla düzenlenen ödeme
emrinin iptali istemiyle açılan davayı Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin bozma kararına uymak suretiyle, davacı kurumun atadığı
kişilerin (...) A.Ş’ye ait vergi borcunun doğduğu tarihte kanuni
temsilcileri olup yükümlülüklerini
yerine getirmediği sabit olduğundan dava konusu ödeme
emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi kararının,
şirket hisselerinin satışının yapıldığı, kanuni temsilcilik sıfatlarının
üçüncü kişi konumunda olan
davalı idare bilgisine giren davacının kanuni temsilcilik sıfatının
6762 sayılı Kanun’un 39. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu tarih
itibariyle (07.05.2007) sona erdiği
anlaşıldığından, söz konusu tarihten sonraki dönemlere ilişkin ver-
gi borcunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini yazılı
gerekçeyle iptal eden Vergi
Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla hukuka uygun görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle temyiz
isteminin reddine, oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 9. Dairesi
Esas No: 2010/9101
Karar No: 2012/4583
bulunmadığı, olayda zamanaşımı
iddiasının
incelenmediği,
mahkeme kararının hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek bozulması
istenilmektedir.
213 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin
ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi
sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni
temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan
teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından
yerine getirileceği, yukarıda yazılı
olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen
alınamayan vergi ve buna bağlı
alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından
alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre tüzel kişilerin
mükellef veya vergi sorumlusu
olmaları halinde, bunlara düşen
ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği açık
olup, temsilcilerin ödevlerini yerine getirmeleri için, tarh döneminde kanuni temsilcilik görevini
yürütmekte olmaları yeterlidir. Bir
başka anlatımla, kanuni temsilci
görevli bulunduğu süre ile sınırlı
olarak vergi ödevlerini yerine getirmek durumundadır.
Dava dosyası ve Dairemizin E.
2010/9102 esas kaydında kayıtlı
dosyaya ekli tarh dosyasının birlikte incelenmesinden, kanuni
temsilci sıfatıyla davacı kuruma
tebliğ edilen ödeme emrinin dü-
131
BBilanço
MART / NİSAN 2014
zenlenme tarihinden sonraki tarihlerde de, asıl borçlu (...) A.Ş.
hakkında vergi dairesi müdürlükleri, mal müdürlükleri ile tapu
müdürlükleri nezdinde mal varlığı
araştırmasının devam ettiği, diğer taraftan asıl borçlu şirketin
devredildiği kayyım yönetimi tarafından verilen mal beyanın da
yer alan araç ve arsa hakkında
haciz şerhi konulduğu, söz konusu menkul ve gayrimenkulün satışı için gerekli işlemlere başlanılmakla birlikte satışın yapılıp yapılmadığına dair bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan; asıl borçlu (...)
A.Ş’nin tüzel kişiliği halen devam
ettiğinden, forma ve saha reklam gelirleri, futbolcu satışından
elde edilen gelirler ve diğer gelirleri hakkında yeterli bir araştırma
yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, vergi borcu bulunan şirket hakkında amme
alacağının tahsilini sağlamak
amacıyla tüm takip yolları tüketilmeden davacının kanuni temsilci olduğundan bahisle sorumlu
tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık
bulunmadığından, davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz
isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi’nin kararının bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi.
Not: Danıştay kararları Yaklaşım
Dergisinden alınmıştır.
idare kararları
soru-cevap
Soru - Cevap
Defterlerin Süresinden
Sonra Tasdikinde KDV
İadesi
SORU: Yasal defterlerin süresinden sonra tasdikinde KDV iadesi mümkün müdür?
CEVAP: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun
29/3 üncü maddesinde, indirim
hakkının vergiyi doğuran olayın
vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hükme bağlanmıştır.
23 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin H/3 bölümünde ise konu
ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.
Buna göre, tasdiksiz de olsa
kanuni defterlere ilgili takvim yılı
içinde kaydedilen faturaların
KDV Kanunu açısından yapılacak incelemede veya dönem
matrahının takdiri sırasında gerçek olduklarına kanaat getirilmesi ve verginin satıcı tarafından
beyan edildiğinin tespit edilmiş
olması kaydıyla bu belgelerde
gösterilen katma değer vergisinin
indirimi ve iadesi mümkün bulunmaktadır.
Kira Giderlerinin İndirimi
ve Bir Sonraki Yıla Devri
kul ile ilgili giderler ancak o gayrimenkulün gelirlerinden indirilebilir. Diğer gayrimenkullerin gelirlerinden elde edilen safi miktarının
tespitinde gider olarak kabul
edilmezler.
Gayrimenkul sermaye iradına
konu olan sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler
zarar sayılmaz ve iradın gayri safi
miktarının tespitinde gider olarak
kabul edilmezler. Gayrimenkul
sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar, beş yılı
geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilen kira gelirlerinden
gider olarak düşülebilir. Bu durumun iki istisnası vardır:
- Sahibi bulundukları konutları
kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira
bedellerini indirim konusu yapmaları durumunda bir zarar
doğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermaye iradından indirim konusu yapılması söz konusu
değildir.
- Konut olarak kiraya verilen
bir adet gayrimenkule ait hasılattan indirim konusu yapılan iktisap
bedelinin % 5’i oranındaki tutarın
indirilemeyen kısmı gider fazlalığı
olarak dikkate alınamaz.
Ticari taksi plakası satışının vergilendirilmesi
SORU: Bir gayrimenkul ile ilgili
giderler diğer gayrimenkulün kira
gelirlerinden indirilebilir mi? Kiraya verilen gayrimenkul ile ilgili gider fazlalığı zarar olarak bir sonraki yılların gelirinden düşülebilir
mi?
CEVAP: Gayrimenkul sermaye
iradına konu olan bir gayrimen-
SORU: Aktife kayıtlı olmayan
ticari taksi plakası satışının vergilendirilmesi nasıl olacaktır?
CEVAP: I- GELİR VERGİLERİ
YÖNÜNDEN;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; her
türlü ticari ve sınai faaliyetlerden
132
MART / NİSAN 2014
BBilanço
doğan kazançların ticari kazanç
olduğu hükmüne yer verilmiş
olup, aynı Kanunun 38 inci maddesinde, "Bilanço esasına göre
ticari kazanç, teşebbüsteki öz
sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerler
arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce;
1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.
2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur" hükmü
yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 39 uncu
maddesinde işletme hesabı esasına göre ticari kazancın bir hesap dönemi içinde elde edilen
hasılat ile giderler arasındaki
müspet fark olduğu, elde edilen
hasılatın, tahsil olunan paralarla
tahakkuk eden alacakları, giderlerin ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade ettiği
hükmü yer almıştır.
Bu açıklamalara göre, gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olunması ve ticari taksi plakalı
aracın bizatihi ticari işletme olması halinde, işletme aktifine
kaydedilsin veya kaydedilmesin
söz konusu ticari taksi plaka ve
araç satışı nedeniyle elde edilen
kazancın ticari kazanca dahil
edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.
II- VUK YÖNÜNDEN;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci
fıkrasında "Bu kanunda aksine
hüküm olmadıkça bu kanuna
göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki
mecburidir.", 229 uncu maddesinde "Fatura, satılan emtia veya
yapılan iş karşılığında müşterinin
borçlandığı meblağı göstermek
idare kararları
üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye
verilen ticari vesikadır.", 230 uncu
maddenin 5 inci bendinde; "Fatura, malın teslimi veya hizmetin
yapıldığı tarihten itibaren azamî
yedi gün içinde düzenlenir. Bu
süre içerisinde düzenlenmeyen
faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." hükümleri yer almaktadır.
Bu itibarla, noter satış senedi
ile satılan araç için 7 gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan mezkur Kanunun
"Amortisman mevzuu" başlıklı 313
üncü maddesinin birinci fıkrasında; "İşletmede bir yıldan fazla
kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye
maruz bulunan gayrimenkullerle
269 uncu madde gereğince
gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat,
mefruşat, demirbaş ve sinema
filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin,
bu Kanun hükümlerine göre yok
edilmesi amortisman mevzuunu
teşkil eder." hükmüne, 320 nci
maddesinde ise "Amortisman süresi, kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak
hesaplanması için (1) rakamı
mükellefçe uygulanan nispete
bölünür.
Her yılın amortismanı ancak o
yıla ait değerlemede nazara alınabilir.
Amortismanın her hangi bir yıl
yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle
yapılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz." hükmü
yer almaktadır.
Buna göre, iktisadi kıymetler
için ayrılan amortisman tutarı
ancak ilgili olduğu yılda dikkate
alınması gerekmekte olup, herhangi bir yıl amortisman ayrılmaması ya da eksik ayrılması halinde amortisman süresinin uzatılmasına veya herhangi bir yıl
amortisman ayrılmaması ya da
eksik ayrılması sebebiyle amortisman süresinin son yılında itfa
edilmemiş bakiye değerin o yıl
defaten gider olarak dikkate
alınmasına imkan bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Vergi Usul Kanununun 328 inci maddesi gereği, amortismana tabi bir iktisadi
kıymetin satılması halinde alınan
bedel ile iktisadi kıymetin (amortismana konu edilmiş olması halinde, ayrılan amortisman tutarları düşüldükten sonra kalan net)
değeri arasındaki farkın kar ve
zarar hesabına geçirileceği unutulmamalıdır.
Alkollü içki imalatçılarının
e-fatura kullanımı
SORU: Alkollü içki imal eden
şirket cirosu çok düşük bile olsa
e-fatura kullanacak mıdır?
CEVAP: Konuya ilişkin olarak
421 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğinin "3. Elektronik
Defter ve Elektronik Fatura Zorunluluğu" başlıklı bölümünün "3.1.
Kapsama Giren Mükellefler" alt
başlıklı bölümünün (b) bendinde,
6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel
Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III)
sayılı listedeki malları imal, inşa
veya ithal edenler ile bunlardan
2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt
satış hasılatına sahip olanların
elektronik defter ve elektronik fatura kullanacak mükellefler kapsamına alındığı hüküm altına
alınmıştır.
Söz konusu hükme göre, 4760
sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki mallardan biri olan alkollü içkilerin
imal edilmesi durumunda herhangi bir iş hacmine bakılmaksızın elektronik defter ve elektronik
fatura kullanma zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla alkollü
içki imal edenlerin cirosu ne olursa olsun e-fatura kullanılması
mecburiyeti vardır.
133
BBilanço
MART / NİSAN 2014
Ayni sermaye olarak konulan, tapuda devri yapılmayan arsanın satışı
SORU: Ayni sermaye olarak
konulan ancak tapuda devri
yapılmayan arsanın satılması durumunda vergilendirme nasıl
olacaktır?
CEVAP: Vergi Usul Kanununun
229 uncu maddesinde; "Fatura,
satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı
meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar
tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.", 231 inci maddesinin
5 inci bendinde de; "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı
tarihten itibaren azami yedi gün
içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar
hiç düzenlenmemiş sayılır." hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanunun 232 nci maddesinde ise; "Birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak
mecburiyetinde olan çiftçiler:
- 1. ve 2. sınıf tüccarlara;
- Serbest meslek erbabına;
- Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;
- Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
- Vergiden muaf olan esnafa.
Sattıkları emtia veya yaptıkları
işler için fatura vermek ve bunlar
da fatura istemek ve almak
mecburiyetindedirler..." hükmüne
yer verilmiştir.
Buna göre, bir işletmeye ayni
sermaye olarak konulmakla beraber işletme adına tapuda tescil işlemi yapılmayan taşınmaz
şirketin kendi tasarrufu altında
bulunduğundan, satılması durumunda işletme tarafından fatura
düzenlenmesi ve vergisel yükümlülüklerinin de işletme tarafından
yerine getirilmesi gerekmektedir.
idare kararları
soru-cevap
Kooperatifin üyelere konut tesliminde KDV
Şahıs sigorta poliçelerine
ilişkin indirim
SORU: Kooperatifin üyelere
konut tesliminde vergilendirme
nasıl olacaktır?
SORU: Ücretler açısından şahıs sigorta poliçelerine ilişkin indirim yapılması mümkün müdür?
CEVAP: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 20 nci
maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin de malı
teslim alan veya hizmet yapılanlardan bu işlemler karşılığında her
ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para,
mal ve diğer suretlerde sağlanan
ve para ve temsil edilebilen
menfaat, hizmet ve değerler
toplamını ifade ettiği hükme
bağlanmıştır.
66 Seri No.lu Katma Değer
Vergisi Genel Tebliğinin "III-Konut
Yapı Kooperatiflerinin Üyelerine
Konut Tesliminde Matrah" başlıklı
bölümünde, konut yapı kooperatiflerinin inşa ettikleri konutların
üyelerine tesliminin karşılığını teşkil
eden bedelin, vergiyi doğuran
olayın meydana geldiği tarihte
üyeler tarafından ödenen veya
borçlanılan tutarlar toplamı olacağı açıklanmıştır.
Buna göre, inşa edilen konutların kooperatif tarafından üyelere tesliminde verginin matrahı,
vergiyi doğuran olayın meydana
geldiği tarihte üyeler tarafından
ödenen veya borçlanılan tutarların arsa bedeli dahil olarak belirlenmiş olması durumunda üyeler tarafından ödenen veya
borçlanılan tutarlar toplamı olacaktır.
Ancak, üyelerden toplanan
aidatlara, kat karşılığında verilen
arsaya ilişkin bedelin dahil olmaması durumunda, matrahın
tespitinde arsa bedelinin her bir
ortağa düşen kısmı ile her bir ortak tarafından ödenen veya
borçlanılan tutarların birlikte dikkate alınması gerekmektedir.
CEVAP: 6327 sayılı Kanunun 5
inci maddesiyle "(Yürürlük 01.01.
2013) Sigortanın Türkiye'de kâin
ve merkezi Türkiye'de bulunan bir
emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla;
ücretlinin şahsına, eşine ve küçük
çocuklarına ait hayat sigortası
poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'si ile
ölüm, kaza, sağlık, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve
tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri
için hizmet erbabı tarafından
ödenen primler (İndirim konusu
yapılacak
primler
toplamı,
ödendiği ayda elde edilen ücretin %15'ini ve yıllık olarak asgari
ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan
oranları yarısına kadar indirmeye,
iki katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık
tutarının iki katını geçmemek
üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.)." şeklinde değiştirilmiş ve eski dönemlerde akdedilen şahıs
poliçelerine ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Buna göre, 01.01.2013 tarihinden itibaren ücretin gerçek
safi değerinin tespitinde şahıs sigorta primlerinin, Gelir Vergisi
Kanununun 63 üncü maddesinin
3 numaralı bendinin 6327 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi ile değiştirilen hükmü uyarınca indirim
konusu yapılması gerekmektedir.
Evlenme yardımının ücret
istisnası durumu
SORU: Evlenme yardımı ücret
istisnasından yararlanır mı?
CEVAP: 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 61 inci maddesinde,
134
MART / NİSAN 2014
BBilanço
"Ücret, işverene tabi ve belirli
bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk
tazminatı), tahsisat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye,
gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde
olmamak şartı ile kazancın belli
bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 25. maddesinin
5 numaralı bendinde ise, "Evlenme ve doğum münasebetiyle
hizmet erbabına yapılan yardımlar (Bu istisna hizmet erbabının iki
aylığına veya buna tekabül
eden gündeliklerinin tutarına kadar olan yardım kısmına uygulanır.)" gelir vergisinden istisna edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, şirketler tarafından hizmet erbabına yapılacak
evlenme yardımının ücretlinin iki
aylık ücretine tekabül eden tutarının gelir vergisinden istisnası
edilmesi gerekmekte olup, söz
konusu istisna tutarının hesaplanmasında brüt ücretinin dikkate alınacağı unutulmamalıdır.
Dükkan kira gelirinin
beyan durumu
SORU: Kirada dükkânım var.
Yıllık geliri 18.000 TL. Ancak Gelir
İdaresi Başkanlığı bana SMS
gönderip, beyanname doldurmamı istiyor. Beyanname vermem gerekiyor mu?
CEVAP: Eğer dükkandan elde
ettiğiniz kira geliri tevkifat yoluyla
vergilendiriliyorsa, 26.000 TL’lik sınırı aşmadığından beyanname
vermenize gerek yoktur.
Not: Soru-Cevaplar muhasebetr.
com’dan alınmıştır.
pratik bilgiler
Pratik bilgiler
MALİ TAKVİM (NİSAN 2014)
16-31 Mart 2014 Dönemi (I) Sayılı Listedeki malların ÖTV beyanı ve ödemesi
Mart 2014 Dönemi BSMV ve Özel İletişim Vergisi beyan ve ödemesi
Mart 2014 Dönemi II (Tescili olmayan), III ve IV S.L. ÖTV beyanı ve ödemesi
Mart 2014 Dönemi KKDF kesintisi bildirimi ve ödenmesi
Mart 2014 İlan ve Reklam ile Şans Oyunları Vergisi beyanı ve ödemesi
Mart 2014 Dönemine ait Stopajların ve Damga Vergisinin beyanı
Ocak-Şubat-Mart 2014 Dönemine Ait Stopajların Beyanı
Mart 2014 Dönemi SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin verilmesi
Mart 2014 Dönemine ait Katma Değer Vergisinin beyanı
Ocak-Şubat-Mart 2014 Dönemine ait Katma Değer Vergisinin Beyanı
1-15 Nisan 2014 Dönemi (I) Sayılı Listedeki malların ÖTV beyanı ve ödemesi
Yıllık Kurumlar Vergisi Beyanı
Mart 2014 Dönemi Stopajların ve Damga Vergisinin ödemesi
Mart 2014 Dönemine ait Katma Değer Vergisinin ödemesi
Ocak-Şubat-Mart 2014 Dönemine Ait Stopajların ve KDV’nin Ödenmesi
Mart 2014 Dönemi SGK ve İşsizlik Sigortası Prim Borçlarının ödemesi
Mart 2014 Dönemi Ba ve Bs Formlarını verme süresi
Kurumlar Vergisi Ödemesi
10 Nisan
15 Nisan
15 Nisan
15 Nisan
21 Nisan
24 Nisan
24 Nisan
24 Nisan
24 Nisan
24 Nisan
25 Nisan
25 Nisan
28 Nisan
28 Nisan
28 Nisan
30 Nisan
30 Nisan
30 Nisan
ÜCRETLERLE İLGİLİ BİLGİLER (01.01.2014 – 30.06.2014)
16 yaşından büyükler için asgari ücret – 1.071,00
SGK Primine Esas Taban ve Tavan Sınırları
16 yaşından küçükler için asgari ücret – 1.071,00
Aylık Taban Sınırı: – 1.071,00 Aylık Tavan Sınırı: – 6.961,50
Asgari ücretten kesintiler
Asgari ücrete göre işçilik maliyeti
Brüt Ücret
Asgari Ücret
1.071,00
1.071,00
Sigorta Primi İşçi Payı (%14)
Sigorta Primi İşveren Payı (%20.5)
219,56
149,94
İşsizlik Sigortası Primi (%1)
İşsizlik Sigortası İşveren Payı (%2)
21,42
10,71
Toplam Maliyet
1.311,98
Gelir Vergisi Matrahı
910,35
Gelir Vergisi
Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
12,00
136,55
Damga Vergisi
8,13
Vergiden istisna yurtiçi harcırah tavanı
48,50
AGİ Tutarı (Bekarlar için)
(-) 80,33
Kıdem Tazminatı Tavanı
3.438,22
Kesintiler Toplamı
225,00
Çocuk Yardımı (AÜ x %2)
21,42
Net Ücret
846,00
İşs. Sig. Kes.: İşçi - % 1; İşv. - % 2; Devlet - % 1
Aile Yardımı (AÜ x %10)
107,10
KONUT KAPICI ÜCRETİ VE KESİNTİLER
01.01-30.06.2014
Brüt Ücret (Asgari Ücret)
1.071,00 TL
Sigorta Primi İşçi Payı (% 14)
149,94 TL
İşsizlik Sigortası İşçi Payı (% 1)
10,71 TL
Damga Vergisi (% 0,759)
--Kesintiler Toplamı
160,65 TL
Net Ücret
910,35 TL
01.07-31.12.2014
1.134,00 TL
158,76 TL
11,34 TL
--170,10 TL
963,90 TL
50 VE DAHA FAZLA İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİNDE
ÇALIŞTIRMA ZORUNLULUĞU ORANLARI VE CEZALARI
Kamu işyeri
Özel Sektör işyeri
Çalıştırmama Cezaları
Özürlü İşçi Çalıştırma Oranı
%4
%3
1.903,00
Eski Hükümlü Çalıştırma Oranı
%2
1.903,00
135
BBilanço
MART / NİSAN 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
4/a (SSK) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
Sigorta Kolu
İşçi Payı (%) İşveren Payı (%) Toplam (%)
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı
2
2
(İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Primi)
9
11
20
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
12 - 14
21 - 23
(Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulanan İşyerleri İçin)
5
7,5
12,5
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
Toplam
14
21,5–23,5
35,5–37,5
4/b (Bağ-Kur) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
Sigorta Kolu
Toplam (%)
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı
2
(İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Primi)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
20
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
12,5
Toplam
34,5
4/c (Devlet Memurları) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
Sigorta Kolu
İşçi Payı (%) İşveren Payı (%)
Toplam (%)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
11
20
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
14,33 - 21
23,33 – 30
(Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulanan İşyerleri İçin)
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
5
7,5
12,5
Toplam
14
18,5 – 28,5
32,5 – 42,5
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
Sigorta Kolu
Toplam (%)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
20
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
12
Toplam
32
4/a (SSK) KAPSAMINDA ÇALIŞAN EMEKLİLERİN SGDP ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
İşçi Payı (%)
İşveren Payı (%)
Toplam (%)
Sosyal Güvenlik Destek Primi
7,5
22,5
30
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Primi
2
2
Toplam
7,5
24,5
32
4/b (Bağ-Kur) KAPSAMINDA ÇALIŞAN EMEKLİLERİN SGDP ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
2008 Yı2009 Yı2010 Yı2011’den
SGDP Kesintisine Tabi Emekli Aylığı
lında (%)
lında (%)
lında (%) İtibaren (%)
4/b Sigortalılarına ilgili yılı Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık
aylığını geçmemek üzere, emekli aylığı üzerinden
12
13
14
15
SİGORTA PRİMİNE TABİ OLMAYAN YEMEK PARASI, ÇOCUK VE AİLE ZAMMI İLE SİGORTA TUTARLARI
01.01-30.06.2014
01.07-31.12.2014
2,14 TL
2,27 TL
Yemek Parası (Günlük) (Günlük AÜ x %6)
21,42 TL
22,68 TL
Çocuk Yardımı (Aylık) 2 çocuk (Aylık AÜ x %2)
107,10 TL
113,40 TL
Aile Yardımı (Aylık) (Aylık AÜ x %10)
321,30
TL
340,20 TL
Özel sigorta/BES Ödemeleri (Aylık AÜ x %30)
YILLIK ASGARİ ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ
Hizmet Süresi
1 yıldan 5 yıla kadar olanlara (5 yıl dahil)
5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara
15 yıl (dahil) ve daha fazla olanlara
18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilere
136
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Asgari İzin Süresi
14 iş günü
20 iş günü
26 iş günü
en az 20 iş günü
pratik bilgiler
SS ve GSS KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI (TL)
(01.01.2014 – 30.06.2014)
Sigortalı işe giriş bildirgesi ile genel sağlık sigortası giriş bildirgesinin verilmemesi yada e-Sigorta ortamında bildirilmesi
1.071,00
gerektiği halde bildirilmemesi, her bir sigortalı için aylık AÜ tutarında
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmediğinin Kurumca tespit edilmesi, her bir sigortalı için aylık AÜ x 2 katı tutarında
2.142,00
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmemesinin Kurumca tespit edildiği yada kamu kurum ve kuruluşlarından alınan belgelerden tespit edilmesi halinde ilgili idarenin yazısının Kuruma intikal ettiği tarihi takip eden bir yıl içerisinde tekrar- 5.355,00
lanması, her bir sigortalı için aylık AÜ x 5 beş katı tutarında
İşyeri bildirgesinin verilmemesi yada e-Sigorta üzerinden göndermekle yükümlü oldukları halde gönderilmemesi
- Kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutan işyerleri için aylık AÜ x 3 katı tutarında
3.213,00
- Diğer defterleri tutan işyerleri için aylık AÜ x 2 katı tutarında
2.142,00
- Defter tutmakla yükümlü olmayan işyerleri için AÜ tutarında
1.071,00
Asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin, Kurumca belirlenen şekil ve usulde süresi içinde Kuruma verilmemesi yada e-Sigorta yoluyla gönderilmemesi (Her bir fiil için);
- Belgenin asıl olması halinde aylık AÜ x 2 katını (2.142,00 TL’yi) geçmemek üzere, belgede kayıtlı sigortalı sayısı
214,20
başına aylık asgari ücretin beşte biri tutarında
- Belgenin ek olması halinde aylık AÜ x 2 katını (2.142,00 TL’yi) geçmemek üzere, her bir ek belgede kayıtlı sigortalı
133,88
sayısı başına aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında
Sigortalıların 30 günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi gereken süre
içinde Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması nedeniyle ek belgenin Kurumca
535,50
re’sen düzenlenmesi;
A.Ü. x 2′yi geçmemek üzere belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında
Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin Kuruma bildirilmediğinin yada eksik bildirildiğinin mahkeme kararı, Kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgilerden veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca tespit edilmesi; (Belgenin asıl yada 2.142,00
ek nitelikte olup olmadığı ile işverence düzenlenip düzenlenmediğine bakılmaksızın, aylık AÜ x 2 katı)
Kurumun defter ve belge incelemeye yetkili denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından veya SMMM ile
YMM’lerce düzenlenen raporlara istinaden Kuruma bildirilmediği tespit edilen eksik işçilik tutarının mal edildiği her bir
ay için, aylık A.Ü. x 2 katı tutarında
2.142,00
İşyerine ait defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmesine ilişkin Kurumca gönderilen yazının alındığı tarihten itibaren 15
gün içinde mücbir sebep olmaksızın Kuruma ibraz edilmemesi:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için aylık AÜ x 12 katı tutarında
12.852,00
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için aylık AÜ x 6 katı tutarında
6.426,00
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için aylık AÜ x 3 katı tutarında
3.213,00
Defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte, defter kayıtlarının geçersiz sayılması halinde, geçersizlik hallerinin gerçekleştiği her bir takvim ayı için:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, A.Ü. x 12 aşmamak üzere aylık AÜ yarısı tutarında
535,50
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, A.Ü. x 6 aşmamak üzere AÜ ücretin yarısı tutarında
535,50
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için, A.Ü. x 3 aşmamak üzere aylık AÜ yarısı tutarında
535,50
Bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre defter tutulması halinde, A.Ü. x 12 katı
12.852,00
tutarında
Geçersiz sayılan her bir ücret tediye bordosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında
535,50
İbraz süresi geçirildikten sonra incelemeye sunulan ve tümünün veya bir bölümünün geçersiz olduğu tespit edilen defter ve belgeler yönünden geçersizlik fiilleri için ayrıca idari para cezası uygulanmaksızın:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, aylık A.Ü. x 12 katı tutarında
12.852,00
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, aylık A.Ü. x 6 katı tutarında
6.426,00
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için, aylık A.Ü. x 3 katı tutarında
3.213,00
Asgari işçilik uygulaması ile ilgili olarak Kurumca istenilecek bilgileri ve belgeleri yazılı olarak en geç bir ay içinde vermeyen
2.142,00
kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalara, A.Ü x 2 katı tutarında
Kendi mevzuatlarına göre kayıt ve tescilini yaptıkları 4/b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için sigortalı işe giriş bildirgesi
1.071,00
düzenleyerek Kuruma vermeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere aylık asgari ücret tutarında(*)
Faaliyetinin sona erdiğini bildiren 4/b sigortalılarını Kuruma bildirmeyen kuruluşlar ve vergi daireleri ile kendilerine, aylık
1.071,00
asgari ücret tutarında(*)
Vazife malûllüğüne sebep olan olayı süresi içinde Kuruma bildirmeyen kamu idarelerine, aylık asgari ücret tutarında(*)
1.071,00
İhale yolu ile yaptırdıkları her türlü işleri üstlenenleri ve bunların adreslerini süresi içinde Kuruma bildirmeyen kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlara ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlara, kanunla kurulan kurum ve 1.071,00
kuruluşlara, aylık asgari ücret tutarında(*)
137
BBilanço
MART / NİSAN 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
Kurumca belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol edip, sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri Kuruma bildirmeyen kamu idareleri ile bankalara, sigortalı başına aylık asgari ücretin
onda biri tutarında(*)
Şirket kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimlerini süresinde Kuruma bildirmeyen Ticaret sicili memurluklarına, her bir bildirim yükümlülüğü
için aylık asgari ücret tutarında(*)
Yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgileri, süresinde Kuruma bildirmeyen valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer
kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine, her bir bildirim yükümlülüğü için aylık asgari ücret tutarında(*)
Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının 5510 sayılı Kanun’dan doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında görevlerini yapmasına engel olan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili
diğer kişilere, A.Ü. x 5 katı tutarında
Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit
kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişilere, A.Ü. x 10 katı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre
içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum
ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında, A.Ü. x 5 katı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri geç veren kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler
hakkında, A.Ü. x 2 katı tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100. maddeye istinaden Kurumca işverenlerden
istenilen bildirimlerin belirlenen süre içerisinde ve elektronik ortamda yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100. maddeye istinaden Kurumca işverenlerden
istenilen bildirimlerin hiç yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesinde yer alan sandıklara
ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet,
elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim
ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında (*)
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesinin altıncı fıkrasına göre genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü
oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara aylık asgari ücretin yarısı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun Ek 6. maddesine göre yapılması gereken bildirim veya kontrol yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi halinde, her bir fiil için aylık asgari ücret tutarında
107,10
1.071,00
1.071,00
5.355,00
10.710,00
5.355,00
2.142,00
107,10
535,50
107,10
535,50
1.071,00
(*) Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevli memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca
kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler
hariç olmak üzere, bildirgenin veya belgenin yasal süresinden sonra ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların tebliğ
tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde, öngörülen cezalar dörtte bir oranında uygulanır.
4857 SAYILI İŞ KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI (01.01.2014’ten İtibaren)
Kanun Ceza
Ceza MikCezayı Gerektiren Fiil
Mad.
Mad.
tarı (TL)
3/1-2
98
İşyeri bildirim yükümlülüğüne aykırı davranış (çalıştırılan her işçi için)
149
İş Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan işyerinin muvazaalı
3/2
98
15.226
olarak bildirilmesi (asıl işveren ile alt işveren için ayrı ayrı)
Ağır ve tehlikeli iş kapsamındaki işyerinin bildirim yükümlülüğüne aykırı dav3, 85
98
1.520
ranmak (çalıştırılan her işçi için)
5
99/a İşçilere eşit davranma ilkesine uyulmayan her işçi için
122
7
99/a Geçici iş ilişkisi hükümlerine aykırı davranılan her işçi için
122
8
99/b Çalışma koşullarına ilişkin belge verilmeyen her işçi için
122
14
99/b Çağrı üzerine çalışma usulüne ilişkin hükümlere uyulmayan her işçi için
122
28
99/c Çalışma belgesi verilmeyen veya belgesine yanlış bilgi yazılan her işçi için
122
29
100 Toplu işten çıkarma hüküm. aykırı davranarak işten çıkarılan her bir işçi için
504
30
101 Çalıştırılmayan her özürlü ve çalıştırılmayan her ay için
1.903
30
101 Çalıştırılmayan her eski hükümlü ve çalıştırılmayan her ay için
1.903
Ücret ile Kanundan veya TİS’den veya iş sözleşmesinden doğan ücretin kas32
102/a
139
ten ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde her işçi ve her ay için
Ücret, prim, ikramiye vb. her çeşit istihkakın zorunlu tutulduğu halde özel ola32
102/a
139
rak açılan banka hesabına ödenmemesi halinde her işçi ve har ay için
138
MART / NİSAN 2014
BBilanço
pratik bilgiler
39
37
38
102/a
102/b
102/b
Asgari ücret ödenmeyen veya eksik ödenen her işçi ve her ay için
Ücret hesap pusulası düzenlememek
Yasaya aykırı olarak ücret kesme cezası vermek
Yüzde usulü uygulanan işyerlerinde, her hesap pusulasının genel toplamını
52
102/b
gösteren belgeyi işçilerin seçtiği temsilciye vermemek
Fazla çalışma ücreti ödenmeyen, hak ettiği serbest zamanı altı ay içinde kul41
102/c
landırılmayan, onayı alınmadan fazla çalıştırılan her bir işçi için
56
103 Yıllık ücretli izni yasaya aykırı olarak bölünen her işçi için
57
103 Yıllık izin ücretini yasaya aykırı şekilde veya eksik ödenen her işçi için
İş sözleşmesinin sona ermesinde kullanılmadığı iznin ücreti ödenmeyen her
59
103
bir işçi için
İzin yönetmeliğine aykırı olarak izin kullandırılmayan veya eksik kullandırılan
60
103
her işçi için
63
104 Çalışma sürelerine ve buna ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak
64
104 Telafi çalışmasına ilişkin yasa hüküm. uyulmadan çalıştırılan her işçi için
68
104 Ara dinlenmelerini yasa hükmüne göre uygulamamak
İşçileri geceleri 7,5 saatten fazla çalıştırmak, gece ve gündüz postalarını de69
104
ğiştirmemek
71
104 Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı hüküm. aykırı davranmak
18 yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınları yer ve su altında çalış72
104
tırmak
Gece çalıştırma yasağına ilişkin kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı dav73
104
ranmak
Doğum öncesi ve sonrası sürelerde kadınları çalıştırmak veya ücretsiz izin
74
104
vermemek
75
104 İşçi özlük dosyalarını düzenlememek
76
104 Çalışma sürelerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak
77
105/c İş sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği koşullara uymamak
İş sağlık ve güvenliği yönetmelik hüküm. göre alınmayan her iş sağlığı ve gü78
105/a
venliği önlemi için (alınmayan önlemler için izleyen her ay aynı miktarda)
İşletme belgesi almadan işyeri açmak veya belgelendirilmesi gereken işler ve78
105/c
ya ürünler için belge almamak
Faaliyeti durdurulan işi izin almadan devam ettirmek veya kapatılan işyerini
79
105/c
izinsiz açmak
İş sağlığı ve iş güvenliği kurullarının kurulması ve çalıştırması ile ilgili hükümle80
105/c re aykırı davranmak, iş sağlığı ve iş güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamamak
İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturma, işyeri hekimi ile diğer sağlık perso81
105/c neli görevlendirme, iş güvenliği uzmanı olan mühendis veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmemek
Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 16 yaşından küçük her işçi ve yönetmelikte
85
105/d
gösterilen yaş kayıtlarına aykırı çalıştırılan her işçi için
Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış her
85
105/d
işçi için
86
105/b Sağlık raporu alınmadan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan her bir işçi için
87
105/b Sağlık raporu alınmayan 18 yaşından küçük her bir işçi için
88
105/c Gebe veya çocuk emziren kadınlar hakkındaki yönetmeliğe uymamak
89
105/c İş Kanununa göre çıkarılan çeşitli yönetmeliklere aykırı davranmak
90
106 İş-kur’dan izin almaksızın iş ve işçi bulma aracılık faaliyetinde bulunmak
İş müfettişlerinin davetine gelmemek, ifade ve bilgi vermemek, gerekli belge ve
92/2 107/1-a
delilleri göstermemek, kendilerine gerekli kolaylığı göstermemek
İş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere telkinde bulun96/1 107/1-b
mak, işçileri gerçeği saklamaya sevk etmek veya zorlamak
İşçilerin gerçeğe aykırı haberler vererek işvereni gereksiz işlemlerle uğraştır96/2 107/1-b maları veya haksız yere kötü duruma düşürmeleri, denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmeleri, kötü niyetli davranışlarda bulunmaları
İş müfettişlerinin teftiş ve denetim görevlerini yapmalarını ve sonuçlandırmala107/2 107/2
rını engellemek
139
BBilanço
MART / NİSAN 2014
139
504
504
504
246
246
246
246
246
1.343
246
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.399
279
1.399
1.399
1.399
1.399
1.399
615
279
279
1.399
1.399
15.226
12.181
12.181
12.181
12.181
pratik bilgiler
pratik bilgiler
BİRİNCİ SINIF TÜCCAR OLMA HADLERİ (01.01.2014’ten itibaren)
1. Mal alım satım işiyle uğraşanlar için, alımların 150.000.TL ve satışların 200.000 TL’yi aşanlar
2. Hizmet işiyle uğraşanlar için, elde ettikleri gayrisafi iş hasılatı 80.000 TL’yi aşanlar
1. ve 2.’deki işlerle uğraşanlar için, iş hasılatının 5 katı ile satışların toplamı 150.000 TL’yi aşanlar
BAZI ÖNEMLİ ORAN VE MAKTU HADLER
Reeskont işlemlerinde iskonto oranı (27.12.2013’den itibaren) ...... % 10,25
Avans işlemlerinde faiz oranı (27.12.2013’den itibaren) ..................... % 11,75
2013 yılı için uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı ...................... % 3,93
2013 yılı 3. geçici vergi dönemi Yeniden Değerleme Oranı ……..…% 2,86
2013 yılında uygulanacak Enflasyon İndirimi Oranı ............................. % 53,11
Fatura kullanma mecburiyetinin alt sınırı ............................................... 800 TL
Amortismana tabi iktisadi kıymetleri gider yazabilme sınırı .................. 800 TL
Konut istisnası tutarı (2013 yılı için) ..................................................... 3.200 TL
Konut istisnası tutarı (2014 yılı için) ................................................ 3.300 TL
Bankalar aracılığıyla yapılması zorunlu tahsilat ve tediye sınırı …… 8.000 TL
Zam ve Faiz Oranları Aylık
% 1,40
Gecikme zammı
% 1,40
Pişmanlık zammı
% 1,40
Gecikme faizi
% 1,00
Tecil faizi oranı
Ay kesirlerine isabet eden
Gecikme Zammı günlük
olarak hesaplanır
GEÇİCİ VERGİ ORANLARI
% 15
Gelir vergisi
% 20
Kurumlar vergisi
2014 GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
11.000 Türk Lirasına kadar ........................................................................................................ % 15
27.000 TL’nin 11.000 Türk Lirası için 1.650 TL, fazlası için ....................................................... % 20
60.000 TL’nin 27.000 Türk Lirası için 4.850 TL, fazlası için ....................................................... % 27
60.000 TL’den fazlasının 60.000 TL için 13.760 TL, fazlası için................................................. % 35
2014 ÜCRET GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
11.000 Türk Lirasına kadar ....................................................................................................... % 15
27.000 TL’nin 11.000 Türk Lirası için 1.650 TL, fazlası için ...................................................... % 20
97.000 TL'nin 27.000 TL'si için 4.850 TL, fazlası için ............................................................... % 27
97.000 TL’den fazlasının 97.000 TL’si için 23.750 TL, fazlası için............................................ % 35
2013 GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
10.700 Türk Lirasına kadar ...................................................................................................... % 15
26.000 TL’nin 10.700 Türk Lirası için 1.605 TL, fazlası için ..................................................... % 20
60.000 TL’nin 26.000 Türk Lirası için 4.665 TL, (ücret gelirlerinde
94.000 TL'nin 26.000 TL'si için 4.465 TL), fazlası için ............................................................. % 27
60.000 TL’den fazlasının 60.000 TL için 13.845 TL, (ücret gelirlerinde
94.000 TL’den fazlasının 94.000 TL’si için 23.025 TL), fazlası için.......................................... % 35
GELİR VERGİSİ STOPAJ ORANLARI
Ödemenin Türü
TİCARİ KAZANÇLAR
 Yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapanlara ödenen istihkak bedellerinden .....................................
 Malları kapı kapı dolaşarak tüketiciye satanlara bu faaliyetleriyle ilgili olarak yapılan komisyon,
prim ve benzeri ödemelerden …………………………………………………………………………...
 Başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden ...........................................................................................
 PTT acenteliği yapanlara, bu faaliyetleri nedeniyle ödenen komisyon bedeli üzerinden.............
 Vergiden muaf esnafa yapılan ödemelerden
- Havlu, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve her
nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek ve benzeri emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden ...............................................
- Hurda alımları için ........................................................................................................................
- Diğer mal alımları için ..................................................................................................................
- Diğer hizmet alımları (mal ve hizmet karışık) için ……………………….………………..……..…
140
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Oran
%3
% 20
% 15
% 20
%2
%2
%5
% 10
pratik bilgiler
ZİRAİ KAZANÇLAR
 Ticaret borsalarına tescil edilmeden
%4
- Çiftçilerden alınan bitkisel ürün satış bedellerinden …………………….……………….…………
- Çiftçilerden alınan hayvan ve hayvan ürünleri satış bedellerinden .............................................
%2
 Ticaret borsalarına tescil ettirilerek
- Çiftçilerden alınan bitkisel ürün satış bedellerinden ………………………………………………..
%2
- Çiftçilerden alınan hayvan ve hayvan ürünleri satış bedellerinden .............................................
%1
 Zirai faaliyet kapsamında Orman İdaresine karşı sunulan hizmetler ………………..………………
%2
%4
 Zirai faaliyet kapsamında diğer hizmetler için ..................................................................................
%0
 Çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ve alternatif ürün ödemeleri için .....................................
ÜCRETLER
 Ücretlerden (istisnadan faydalananlar hariç) ................................................................................... GVK, md. 103
 TJK’ca organize edilen yarışmalara katılan atların jokey, jokey yamakları ve antrenörlerine öde% 20
nen ücretlerden ……………………………………………………………………………………..….…
 Sporculara ücret olarak yapılan ödemelerden;
% 15
- En üst ligdekiler için …………………………………………………………………………….….…….
% 10
- En üst altı ligdekiler için ………………..………………………………………………………………...
%5
- Diğer liglerdekiler için ………………….…………………………………………………………………
%5
- Milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden ………..
SERBEST MESLEK KAZANÇLARI
 Telif niteliğindeki ödemelerden ........................................................................................................
% 17
 Telif niteliğinde olmayan ödemelerden (noterlere yapılan ödemeler hariç) ....................................
% 20
% 20
 Dar mükellefiyete tabi olanlara telif ve patent haklarının satış dolayısıyla yapılan ödemelerden ...
GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARI
 Normal kira ödemelerinden .............................................................................................................
% 20
 Vakıf ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığı bunlara yapılan kira ödemelerinden...
% 20
% 20
 Kooperatiflere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden
MENKUL SERMAYE İRATLARI
 Tam mükellef kurumlar tarafından tam veya dar mükellef gerçek kişiler ile GV ve KV’den muaf
% 15
mükelleflere dağıtılan kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) .....
 Dağıtılsın veya dağıtılmasın 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bono%0
su faizleri ile TOKİ, KOİ, Öİ tarafından çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirlerden ……….
 Tam mükellef kurumlar ve varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin;
% 10
- Vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………………
%7
- Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………..
%3
- Vadesi 3 yıl ile 5 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………..
%0
- Vadesi 5 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………
% 10
- Yukarıda belirtilenler dışında kalanlar için …………………………………………………………….
 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu (eorobondlar hariç)
faizlerinden;
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fon%0
ları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
% 10
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 Bankalar arası piyasadaki paralara yürütülen faizler hariç;
1) Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden ve katılım bankalarınca döviz katılma hesapları
kâr paylarından:
% 18
- Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar vadeli hesaplarda…………………………………..…
% 15
- 1 yıla kadar vadeli hesaplarda……………………………………………………………………..….
% 13
- 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda………………………………………………………………..……..
2) Mevduat faizlerinden ve Katılım bankaları kâr paylarından;
- Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar vadeli hesaplarda……………………………………..
% 15
- 1 yıla kadar vadeli hesaplarda…………………………………………………………………..…….
% 12
- 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda…………………………………………………………………..…..
% 10
3) Repo Gelirlerinden…………………………………………………………………………………..…..
% 15
 Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciği ve diğer kazançları üzerinden …………………………….
%0
141
BBilanço
MART / NİSAN 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
 Bireysel emeklilik sisteminden;
- 10 yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarlarından.......................................................................
- 10 yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile
bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarından.................
- Emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarından.....................................................
DİĞER KAZANÇ VE İRATLAR
 İMKB’de işlem gören hisse senetlerine (Menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ilişkin olarak elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için ….
 Hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon
sözleşmelerinden elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için…
 Hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olup İMKB’de işlem gören aracı kuruluş
varatlarından elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için………
 Menkul kıymet yatırım fonu katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden sağlanan gelirlerden (A
Tipi yatırım fonlarının 1 yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgeleri hariç);
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 01.01.2006 tarihinden itibaren Devlet tahvili ve Hazine bonoları (eorobondlar hariç) ile TOKİ, KOİ
ve Öİ tarafından çıkarılan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlardan;
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançlardan (Hisse senetlerine veya hisse
senedi endekslerine dayalı olarak yapılanlar hariç);
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
% 15
% 10
%5
%0
%0
%0
%0
% 10
%0
% 10
%0
% 10
KVK Md. 15’E GÖRE STOPAJ ORANLARI (TAM MÜKELLEFLERLE İLGİLİ)
Ödemenin Türü
 Birden fazla takvim yılına yaygın, taahhüde bağlı olarak yapılan inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden ..........................
 Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden ..
 Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile TOKİ ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul
kıymetlerden (eurobondalar hariç) sağlanan gelirlerden ............................................................
 Mevduat faizlerinden (TL ve döviz cinsinden) ve Repo gelirlerinden ……..................................
 Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr paylarından .....................
 Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr paylarından ..................................................
 Vergiden muaf kurumlara dağıtılan (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) aşağıda belirtilen gelirlerden;
- Her nevi hisse senedi kar payları ve İştirak hisselerinden doğan kazançlardan ......................
- Kurumların idare meclisi ve üyelerine verilen kar payları ………………………………………...
 Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları (borsa yatırım fonları
ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazançları ………………………………………………………………...
 Halka açık şirketlerin 1.1.2006 tarihinden sonra iktisap edilen ve 1 yıldan kısa süre elde tutulan
hisse senetlerinin Türkiye’de bulunan banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ………………………………………………………………………….....…
 Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgelerinin kâr payları üzerinden ……………………..
 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizlerinden (eurobondlar hariç) Türkiye'de faaliyette bulunan banka veya aracı kurumlar kanalıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ………………………………………………………………..….…
 Tam mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak hisse senetlerine
ilişkin olarak elde edilen kazançlar için ………………………………………………………………
142
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Oran
%3
% 20
% 10
% 15
% 15
% 15
% 15
% 15
%0
% 10
% 10
% 10
%0
pratik bilgiler
 Sermaye şirketleri ile yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye
Bakanlığınca belirlenenler tarafından elde edilenler hariç olmak üzere (1) numaralı alt bent dışında kalan kazançlar için ……………………………………………………………………….….…
 Hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak hisse senetlerinden (menkul kıymet yatırım ortaklıkları hisse
senetleri hariç) elde edilen kazançlar için ……………………………………………….…………...
 Diğer kazançlar için ………………………………………………………………………….…….……
 SPK’ya tabi menkul kıymet yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının GVK’nın geçici 67. maddesinin 1, 2, 3 ve 4 numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri üzerinden ………………..
 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri
kapsamında yararlanılan yatırım indirimi tutarı üzerinden …………………………………..……..
KVK Md. 30’A GÖRE STOPAJ ORANLARI (DAR MÜKELLEFLERLE İLGİLİ)
Ödemenin Türü
 Birden fazla takvim yılına yaygın, taahhüde bağlı olarak yapılan inşaat ve onarım işleri ile
uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden ……………....
 Serbest Meslek Kazançlarından;
- Petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlardan .............................................
- Diğerlerinden (Ücret ödemeleri dahil) ....................................................................................
 Gayrimenkul Sermaye İratlarından;
- Finansal kiralama kapsamındaki faaliyetlerden .....................................................................
- Diğerlerinden .........................................................................................................................
 Menkul Sermaye İratlarından;
- 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu
Konut İdaresi, Özelleştirme İdaresi çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler ……….
- Mevduat faizleri (TL ve Döviz Cinsinden) ve Repo gelirleri ………………………………….....
- Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları ……………..….
- Kâr-zarar ortaklığı belgeleri karşılığı ödenen kâr payları …………………………………….....
 Her nevi alacak faizlerinden;
- Yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı banka ve kurumlardan alınan her
türlü krediler için ödenecek faizlerden …………………..………………………………………..
- Bankaların uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile akım veya varlık portföyüne
dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetleştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için
ödenecek faizlerden ………………………………………………………………………………..
- Katılım bankaları tarafından ödenen kâr payları hariç olmak üzere, mal tedarikinden kaynaklanan vade farkları üzerinden ……………………………………………..……………….…..
- Diğerlerinden ………………………………………...................................................................
 Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığından alınan iskonto bedelleri-yurtdışında factoring kuruluşlarına ödenen faizler …………...…………………………………………………..
 Diğer menkul sermaye iratlarından …………………………………………………………………..
 Ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmak-sızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme,
ticaret unvanı, alameti farika ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki karşılığı
alınan bedeller üzerinden ………………………………………………………...............................
 Tam mükellef kurumlar tarafından Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilci aracılıyla kâr payı
elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan
dar mükelleflere dağıtılan kâr paylarından …………………………………………………..……...
 Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi bulunmayan mükelleflerin, yetkili makamların izniyle
açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticarî faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar üzerinden ..
 Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların kurum kazancından, hesaplanan
kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktardıkları tutar üzerinden..
 Halka açık şirketlerin 1.1.2006 tarihinden sonra iktisap edilen ve 1 yıldan kısa süre elde tutulan hisse senetlerinin Türkiye’de bulunan banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ……………………………………………..……………….…………
 Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgelerinin kâr payları üzerinden ..……………….…..
 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi Tahvil ve Hazine bonolarının Türkiye’de
faaliyette bulunan banka veya aracı kurumlarca elden çıkarılmasından sağlanan gelirler ……
 Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen gelirler ……………………………………
 Bakanlar Kurulunca “vergi cenneti” ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan
kurumlara nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödeme üzerinden ...
143
BBilanço
MART / NİSAN 2014
% 10
%0
% 10
%0
%19,8
Oran
%3
%5
% 20
%1
% 20
%0
% 15
% 15
% 15
%0
%1
%5
% 10
% 10
% 15
% 20
% 15
%0
% 15
%0
%0
%0
%0
% 30
pratik bilgiler
pratik bilgiler
KAÇAKÇILIK SUÇU VE CEZASI
Suçun Çeşidi
Hesap ve muhasebe hileleri yapmak, Gerçekte olmayan kişiler adına hesaplar
açmak, Çift defter tutmak, Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek veya gizlemek,
Yanıltıcı belge düzenlemek veya kullanmak
Defter, kayıt ve belgeleri yok etmek, Defter sayfalarını kopartarak yok etmek,
Sahte belge düzenlemek veya kullanmak,
Maliye Bakanlığı ile anlaşmalı olmayan matbaaların belge basması ve bu
belgelerin bilerek kullanılması
Cezası
18 aydan 3 yıla kadar
Hapis
3 yıldan 5 yıla kadar
Hapis
2 yıldan 5 yıla kadar
Hapis
VERGİ ZİYAI KABAHATİ VE CEZASI
Vergi Ziyaı Kabahati
Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme
ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya
eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında
tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.
Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin
noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri
verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.
Vergi ziyaı, mükellef veya sorumlu tarafından md. 341
de yazılı hallerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesidir.
Vergi Ziyaı Cezası
- Ziyaa uğratılan verginin (vergi aslının) bulunması:
Vergi Ziyaı Cezası = Vergi Ziyaı Tutarı
- Ceza tutarının bulunması:
Vergi Ziyaı Cezası = Vergi Ziyaı x Katsayı
Katsayı
Ağır Nitelikli Fiil (md. 359)  3 kat
Orta Nitelikli Fiil (Serbest)  1 kat)
Hafif Nitelikli Fiil (md. 344/3) 1/2 kat)
USULSÜZLÜK CEZALARINA AİT CETVEL
I. Derecede
Mükellef Grupları
2013
2014
Sermaye Şirketleri
110,00 TL 110,00 TL
I. Sınıf Tüccar ve S.M. Erbabı
70,00 TL
70,00 TL
II. Sınıf Tüccarlar
35,00 TL
36,00 TL
Yukarıdakiler dışında Gelir Vergisi beyanında bulunanlar
17,00 TL
17,00 TL
Basit Usule Tabi Olanlar
9,40 TL
9,70 TL
Gelir Vergisinden Muaf Esnaf
4,30 TL
4,40 TL
II. Derecede
2013
2014
60,00 TL
60,00 TL
35,00 TL
36,00 TL
17,00 TL
17,00 TL
9,40 TL
9,70 TL
4,30 TL
4,40 TL
2,40 TL
2,40 TL
ÖZEL USULSÜZLÜK CEZALARININ MAKTU HADLERİ (01.01.2013 – 31.12.2013)
Fatura, Gider Pusulası, Müstahsil Makbuzu, Serbest Meslek Makbuzu verilmemesi, alınmaması
veya eksik düzenlenmesi halinde her bir belge için 190,00 TL’den az olmamak üzere, bu belgelerde yazılması gereken meblağ veya meblağ farkının
Not: Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin kesilecek cezanın toplamı 97.000 TL’yi geçemez.
Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma
irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin düzenlenmemesi, kullanılmaması, bulundurulmaması veya gerçeğe aykırı düzenlenmesi halinde her bir belge için
Not: Her bir belge nev'ine ilişkin olarak her bir tespit için toplam ceza 9.700 TL’yi, her bir belge nev'ine ilişkin bir takvim
yılı içinde kesilecek toplam ceza tutarı ise 97.000 TL’yi aşamaz. (Nihai tüketicilere – 38,00 TL)
Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin, bulundurulmaması, günü gününe kayıt yapılmaması, yetkililere ibraz edilmemesi ile levha bulundurma ve
asma mecburiyetine uyulmaması
Belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolarına ilişkin usul ve
esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ilişkin kural ve standartlara
uyulmaması
Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerde kullanılma zorunluluğu getirilen vergi numarasını kullanmaksızın işlem yapanlara (Her bir işlem için)
144
MART / NİSAN 2014
BBilanço
% 10
190,00
190,00
4.400,00
230,00
pratik bilgiler
Belge basımı ile ilgili bildirim görevini yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine
Not: Bu bent uyarınca kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde 140.000 TL'yi aşamaz.
Vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri belirlenen standartlarda ve zamanda yerine getirmeyenlere
Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına
Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayanlara
Not: Bu bent uyarınca kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde 970.000 TL'yi aşamaz.
Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257. Madde hükmüne uymayanlar için ceza
- Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında .............................................................
- İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı sabit usulde tespit edilenler hakkında .........
- Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında ................................................
Elektronik ortamda Beyanname verme mecburiyetine uyulmaması halinde verilecek cezalar
- Kanuni süresinin sonundan itibaren elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi .........................
- Kanuni süresinin sonundan itibaren elektronik ortamda ikinci 30 gün içinde verilmesi ................
- Yukarıdaki sürelerden sonra verilmesi veya Kağıt ortamında verilmesi ………………………......
E-bildirim veya E-formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilmesi halinde
- Kanuni sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde .........................................
- Takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının
Tahsilat ve Ödemeleri Banka, Benzeri Finans Kurumları veya Postane belgeleri ile tevsik zorunluluğu sınırı
Not: Tevsik etme zorunluluğuna uymayanlara bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası
700,00
970,00
700,00
%5
1.200,00
60,00
300,00
Yukarıdaki
cezaların
1/10’ü
1/5'i
1/1’i
Ceza Yok
1/5'i
– 8.000 TL
– 970.000 TL
TARHİYAT SONRASI UZLAŞMA KOMİSYONLARININ YETKİ SINIRLARI
İl Merkezleri Dışında
Yer Alan
Vergi Dairesi Uzlaşma Komisyonu
A) VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI KURULAN YERLERDE
Uzlaşma Komisyonları
Kurulma Bölgesi
Yetki Sınırı (TL)
Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu
3.000.000,00
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
900.000,00
I. Grup: Ankara ve İzmir
750.000,00
Vergi Dairesi
II. Grup: Adana, Antalya, Bursa, Kocaeli, Mersin, Konya
600.000,00
Başkanlığı
III. Grup: Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Hatay, Gaziantep, Kayseri,
Uzlaşma
450.000,00
Manisa, Muğla, Samsun, Tekirdağ
Komisyonu
IV. Grup: Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Malatya, Sakarya, Trabzon,
300.000,00
Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Zonguldak
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
35.000,00
İstanbul
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
12.500,00
Diğer İl Merkezlerindeki
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
7.500,00
Vergi Dairesi Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
5.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
3.000,00
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
30.000,00
Vergi Dairesi
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
25.000,00
Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
20.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
15.000,00
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
6.000,00
Mal Müdürlükleri
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
5.000,00
Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
4.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
3.000,00
B) VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI KURULMAYAN YERLERDE
Uzlaşma Komisyonları
Yetki Sınırı (TL)
Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu
3.000.000,00
Defterdarlık Uzlaşma Komisyonu
50.000,00
İl merkezlerindeki
3.000,00
Vergi Dairesi Uzlaşma
Vergi dairesi bünyesinde kurulan
15.000,00
Komisyonu
İl merkezleri dışında
Mal müdürlükleri bünyesinde kurulan
3.000,00
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu
2.000.000,00
Not: 3.000.000 TL'yi geçen uzlaşma talepleri Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından sonuçlandırılır.
145
BBilanço
MART / NİSAN 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
BAZI DAMGA VERGİSİ ORANLARI VE MAKTU TUTARLAR
 Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar:
1. Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler ……………………………….
2. Kira mukavelenameleri (Mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden)…………...
3. Kefalet, teminat ve rehin senetleri………………………………………………………
4. Tahkimnameler ve sulhnameler…………………………………………………………
5. Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)……………
6. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca kayıt ve tescil edilmiş ikinci el araçların satış
ve devrine ilişkin sözleşmeler ………………………………………………………….
 Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken
bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan
paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ve kâğıtlar
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi .....................................................................................
Kurumlar Vergisi Beyannamesi .......................................................................................
Katma Değer Vergisi Beyannamesi ………………………………………………………..
Muhtasar Beyanname .....................................................................................................
Diğer Vergi Beyannameleri .............................................................................................
Gümrüklere verilen beyannameler ..................................................................................
Belediyelere verilen beyannameler .................................................................................
SSK’ya verilen sigorta prim bildirgeleri……………………………………………………..
Bilançolar .........................................................................................................................
Gelir Tabloları ..................................................................................................................
İşletme Hesabı Hülasası ..................................................................................................
Binde 9,48
Binde 1,89
Binde 9,48
Binde 9,48
Binde 1,89
Binde 1,89
Binde 7,59
41,20 TL
55,00 TL
27,20 TL
27,20 TL
27,20 TL
55,00 TL
20,30 TL
20,30 TL
31,80 TL
15,40 TL
15,40 TL
BİLDİRİM SÜRELERİ
Bildirilmesi Gereken Olay
İşe Başlama
Bildirim Süresi
Gerçek Kişilerde İşe Başlama Tarihinden İtibaren 10 Gün İçinde
Kendilerince veya 3568 Sayılı Kanuna Göre Yetki Almış Meslek
Mensuplarınca , Şirketlerin Kuruluşlarında İşe Başlama Bildirimleri ise Başlama Tarihinden İtibaren 10 Gün İçinde Ticaret Sicil
Memurluğunca İlgili Vergi Dairesine Yapılır.
Adres, İş veya İşletme Değişikliği
Olayın Vukuundan İtibaren Bir Ay İçerisinde
İşi Bırakma, Nakil, Ölüm
Olayın Vukuundan İtibaren Bir Ay İçerisinde
Tasfiye ve İflas
Olayın Vukuundan İtibaren Bir Ay İçerisinde
Ödeme Kaydedici Cihaz Satın Alma
Ö.K.C. Kullandırmayı Gerektiren Tarihten İtibaren 30 Gün
Ödeme Kaydedici Cihazı Bildirme
Satın Alındığı Tarihten İtibaren 15 Gün
Kendi İsteği İle Ö.K.C. Kullanmaya Başlama Kullanmaya Başlama Tarihinden İtibaren 30 Gün
İşi Bırakmada Ö.K.C. Mühürletme
İşi Bırakma Tarihinden İtibaren Bir Ay
Tekrar Ö.K.C..Kullanmada Mührü Açtırma
İşe Başlama Tarihinden İtibaren 30 Gün
Dava Konusu
Vergi veya Ceza
İhbarnamesine
İhtirazi Kayıtla Verilen
Beyannameye
Mahkeme
DAVA AÇMA SÜRELERİ
Dava Açma Süresi
Vergi Mahkemesine
Tebliğden İtibaren 30 Gün İçinde
Vergi Mahkemesine
Tahakkuk Tarihinden İtibaren
30 Gün İçinde
Ödeme Emrine
Vergi Mahkemesine
Tebliğden İtibaren 7 Gün İçinde
Haciz Varakasına
Vergi Mahkemesine
İhtiyati Hacze
Vergi Mahkemesine
Temyiz Davası
Danıştay'a
Haciz Tarihinden İtibaren 7 Gün
İçinde
Haciz Tarihinden İtibaren 7 Gün
İçinde
Kararın Tebliğinden İtibaren 30 Gün
146
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Dayanağı
Vergi Usul Kanunu
2577 S.K. İşlem Yönergesi
2577 S.K. İşlem Yönergesi
6183 Sayılı Kanun
2577 S.K. İşlem Yönergesi
6183 Sayılı Kanun
2577 S.K. İşlem Yönergesi
6183 Sayılı Kanun
2577 S.K. İşlem Yönergesi
pratik bilgiler
Yıllar
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Yıllar
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Ocak
107,17
118,64
123,51
135,09
143,80
155,16
164,94
182,75
203,10
206,91
229,10
Ocak
104,81
114,49
123,57
135,84
146,94
160,90
174,07
182,60
201,98
216,74
233,54
Yıllar
İade Sınırı
Şubat
107,40
118,77
123,83
136,37
147,48
156,97
167,68
185,90
202,91
206,65
232,27
Şubat
105,35
114,51
123,84
136,42
148,84
160,35
176,59
183,93
203,12
217,39
234,54
2008
11.600
YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YİÜFE) (2003 = 100)
Aylar
Mart
Nisan
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül
108,03
110,49
115,50
116,43
115,56
116,69
117,53
120,27
121,72
121,96
121,38
120,48
121,73
122,68
124,14
126,54
130,05
135,28
136,45
135,43
135,11
137,70
138,80
139,34
139,19
139,28
140,47
141,90
152,16
159,00
162,37
162,90
164,93
161,07
159,63
157,43
158,45
158,37
159,86
158,74
159,40
160,38
170,94
174,96
172,95
172,08
171,81
173,79
174,67
188,17
189,32
189,61
189,62
189,57
192,91
195,89
203,64
203,81
204,89
201,83
201,20
201,71
203,79
208,33
207,27
209,34
212,39
214,50
214,59
216,48
Ekim
120,43
123,52
135,73
141,71
160,54
160,84
176,78
199,03
204,15
217,97
Kasım
120,43
122,35
135,33
142,98
160,49
162,92
176,23
200,32
207,54
219,31
Aralık
119,13
122,30
135,16
143,19
154,80
163,98
178,54
202,33
207,29
221,74
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) (2003 = 100)
Aylar
Nisan
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos
106,89
107,35
107,21
107,72
108,54
115,63
116,69
116,81
116,14
117,13
125,84
128,20
128,63
129,72
129,15
139,33
140,03
139,69
138,67
138,70
152,79
155,07
154,51
155,40
155,02
162,15
163,19
163,37
163,78
163,29
178,68
178,04
177,04
176,19
176,90
186,30
190,81
188,08
187,31
188,67
207,05
206,61
204,76
204,29
205,43
219,75
220,07
221,75
222,44
222,21
Ekim
112,03
120,45
132,47
142,67
159,77
167,88
182,35
196,31
211,62
227,94
Kasım
113,50
122,14
134,18
145,45
161,10
170,01
182,40
199,70
212,42
227,96
Aralık
113,86
122,65
134,49
145,77
160,44
170,91
181,85
200,85
213,23
229,01
Mart
106,36
114,81
124,18
137,67
150,27
162,12
177,62
184,70
203,96
218,83
Eylül
109,57
118,33
130,81
140,13
155,72
163,93
179,07
190,09
207,55
223,91
İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE KDV İADE SINIRI
2009
2010
2011
2012
13.000
13.300
14.300
15.800
KDV İADE VE MAHSUPLARINA İLİŞKİN TABLO
İade Hakkı Doğuran İşlem
11 / 1 - a
Mal İhracı
11 / 1 - a
Hizmet İhracı
11 / 1 - b
Yolcu Beraberi
11/1-b Taşımacılık, fuar, panayır
11 / 1 - c
İhraç Kayıtlı Teslim (3)
13 / a
Liman ve Hava Meydanı araç
teslimi
13 / b
Liman ve Hava Meydanı
hizmetleri
13 / c
Araçlar (Petrol Aramaları)
13/c
Altın Gümüş, Platin Arama
İşletme Zenginleştirme
13/c
Rafinaj Faaliyetlerinde İstisna Uygulaması
Teminatsız ve Raporsuz
Nakit İade Sınırı
4.000.TL 84 No.lu GT
4.000.TL 84 No.lu GT
4.000.TL 84 No.lu GT
1.000.TL 90 No.lu GT
4.000.TL 84 No.lu GT
200.TL 73 No.lu GT
4.000.TL 73,93 No.lu GT
200.TL 73,93 No.lu GT
2013
17.000
2014
17.700
Sınırsız ( SGK-ithalat nedeniyle doğan
vergi borcu ) 28, 84, 86,107 No.lu GT
Sınırsız ( SGK-ithalat nedeniyle doğan
vergi borcu ) 28,84,86,107 No.lu GT
Sınırsız ( SGK-ithalat nedeniyle doğan
vergi borcu ) 28,84,86,107 No.lu GT
Yok
Sınırsız ( SGK-ithalat nedeniyle doğan
vergi borcu ) 28,84,86,107 No.lu GT
YMM Tasdik Raporu
ile İade Alma Hakkı (2)
Var 1, 23,31 No.lu
YMM Tebliği
Var 1, 23,31 No.lu
YMM Tebliği
Var 1,15,23,31 No.lu
YMM Tebliği
Yok
Var 1, 23,31 No.lu
YMM Tebliği
Teyit Yapılan Belgeler
G.B. Teyidi Teminat
Mektubu
DAB Teyidi Teminat
Mektubu
DAB Teyidi Özel Fatura
Teminat Mektubu
G.B. Teyidi Teminat
Mektubu
Sınırsız 73,81,83,86,107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
Var 8, 23,31 No.lu
YMM Tebliği
Teminat Mektubu
Kendi Borçlarına Mahsup Sınırı (1)
Sınırsız 81,83,86,107 No.lu GT (SGK- ithalat Var 8, 23No.lu YMM
nedeniyle doğan vergi borcu)
Tebliği
Sınırsız 73,81,83,86, 107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
Yok
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Miktarına bakılmaksızın teMiktarına bakılmaksızın teminat mektubu,
Var 93 Seri No.lu KDV
minat mektubu, inceleme
inceleme raporu veya YMM raporu 93, 107
Teminat Mektubu
raporu veya YMM raporu 93,
Genel Tebliği
No.lu GT
107 No.lu GT
4.000.TL 93 No.lu GT
Sınırsız 73,81,83,86,93,107 No.lu GT (SGK- Var 93 Seri No.lu KDV
Teminat Mektubu
ithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
Genel Tebliği
147
BBilanço
MART / NİSAN 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
13 / d
Yatırım Teşvik Belgeli teslim
4.000.TL 72, 73 No.lu GT
Sınırsız 73,81,83,86,107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
13/e
Liman ve Hava Meydanı inşası
4.000.TL 93 No.lu GT
Sınırsız 73,81,83,86,107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
13/f
Ulusal güvenlik amaçlı teslim (4)
4.000.TL 93 No.lu GT
Sınırsız 73,81,83,86,107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
14
Transit Taşımacılık
15 / 1-a
Diplomatik istisna
15 / 1 – b
Diplomatik istisna
1.000.TL 81,92 No.lu GT
200.TL 73,92 No.lu GT
200.TL 73,92 No.lu GT
29 / 2 İndirimli Oran
(Yıllık İade)
4.000.TL 74 No.lu GT
29 / 2 İndirimli Oran
(Aylık Mahsuben İade)
Nakit İade Yok
29/2 İndirimli Orana Tabi Malların
İhraç Amaçlı Teslimi (aylık)
Nakit İade Yok
29/2 İndirimli Orana Tabi Malların
İhraç Amaçlı Teslimi (yıllık)
4.000.TL 99 No.lu GT
Var 72 No.lu KDV
Tebliğ 31 No.lu YMM
Tebliği
Var 72 No.lu KDV
Tebliğ 31 No.lu YMM
Tebliği
Var 72 No.lu KDV
Tebliğ 31 No.lu YMM
Tebliği
Var 6, 23, 31 No.lu
YMM Tebliği
Sınırsız 50,81,83,86,107 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
Sınırsız 73,81,83,86,107 No.lu GT (SGKYok
ithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
Sınırsız 10,81,83,86,107 No.lu GT (SGKVar 19, 23,31 No.lu
ithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
GTi
4.000.TL 81,83,86,99 ve 101 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi, elektrik, doğalgaz borcu ) Elektrik ve doğalgazın %51'i veya Var 9, 23,31 No.lu GTi
daha fazlası Kamuya ait kuruluşlardan temin
edilmesi şartıyla
4.000.TL 81,83,86,99 ve 101 No.lu GT (SGKithalat nedeniyle doğan vergi, elektrik, doVar (Mahsuben İade)
ğalgaz borcu) Elektrik ve doğalgazın %51'i
9,23,31 No.lu GT
veya daha fazlası Kamuya ait kuruluşlardan
temin edilmesi şartıyla
SINIRSIZ 81,83,86,99 ve 101 No.lu GT
(SGK-ithalat nedeniyle doğan vergi, elektrik,
doğalgaz borcu) Elektrik ve doğalgazın Var 99,101 No.lu GT
%51'i veya daha fazlası Kamuya ait kuruluşlardan temin edilmesi şartıyla
4.000.TL 99 ve101 No.lu GT (SGK-ithalat
nedeniyle doğan vergi, elektrik, doğalgaz
borcu ) Elektrik ve doğalgazın %51'i veya da- Var 99,101 No.lu GT
ha fazlası Kamuya ait kuruluşlardan temin
edilmesi şartıyla
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Teminat Mektubu
Yok
Teminat Mektubu
Miktarına bakılmaksızın sa29/2 İndirimli Oran (Tekstil KonfekMiktarına bakılmaksızın sadece vergi inceleYok
Yok
dece vergi inceleme raporu
siyon İşlerinde Fason Hizmet)
me raporu (107 No.lu GT)
(107 No.lu GT)
9 Atık Kağıt, Hurda Plastik, Hurda
2.000.TL 72,92 No.lu GT
Sınırsız 53,58, 81,86,107 No.lu GT
Var 9, 23,31 No.lu GTi Teminat Mektubu
Metal
9 Pamuk, Tiftik, Yün ve Yapağı ile
Var 1,23,31 No.lu
Sınırsız 28,84,86,107 No.lu GT (SGK-ithalat
Ham Post ve Deri Teslimlerinde
4.000.TL 107 No.lu GT
YMM Tebliği 107
Yok
nedeniyle doğan vergi borcu)
Tevkifat
No.lu KDV Tebliği
Var 1,23,31 No.lu
9 Büyük ve Küçükbaş Hayvan
Sınırsız 28,84,86,107 No.lu Tebliğ (SSK4.000.YTL 108 No.lu Tebliğ
YMM Tebliği 107-108
Yok
Etleri Teslimlerinde Tevkifat
ithalat nedeniyle doğan vergi borcu)
No.lu KDV Tebliği
Miktarına bakılmaksızın
teminat mektubu ve ince- 1.000. TL 95 No.lu GT Aşan kısım teminat
Yapım işlerinde YMM
9, 91, 95, 96 Seri No.lu KDV Tebli- leme raporu 91 No.lu GT mektubu ve inceleme raporu 91, 95 No.lu GT
raporu 96 No.lu GT Teminat Mektubu
ği ile Getirilen Tevkifatlar
(Yapım işlerinde 1.000 TL'yi (Yapım işlerinde YMM Raporu 95 No.lu
(Mahsup ve nakit)
aşan iadelerde YMM raporu
GT ile)
ibrazı ile 96 No.lu GT)
Notlar:
(1) KDV iade alacakları, öncelikle hak sahibinin ithalde alınanlar dışındaki vergi borçlarına mahsup edilecek, artan bir miktar olursa mükellefin isteğine bağlı olarak
ithalde alınanlar dahil vergi borçlarına veya SGK prim borçlarına mahsup yapılır. 61 Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca Türkiye’de ikamet etmeyenlere döviz karşılığı özel fatura ile satış yapanlara ihraç kadıyla teslimde bulunanların iade talepleri sadece mahsup yoluyla yerine getirilir, nakden iade yapılmaz.
(2) 37 No.lu SM, SMMM ve YMM Tebliğine göre, KDVK’nın 11/1-a-c, 13/d, 14, 15/1-b maddeleri kapsamında doğan iadelerin YMM Tasdik Raporuna göre yapılmasında, süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi varsa üst iade sınır bulunmaz, süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi yoksa üst iade sınırları dikkate alınır.
(3) KDVK’nın geçici 17. maddesi kapsamındaki tecil-terkin, iade ve mahsup işlemleri, aynı Kanunun 11/1-c maddesindeki usul ve esaslara tabidir.
(4) Bu esaslar, istisna kapsamındaki işlemin tamamlanmasından sonra ya da işlemin sonuçlanması beklenilmeden vergilendirme dönemleri itibariyle yapılacak
nakden ve mahsuben iadeler için geçerlidir. Aynı esaslar, yurt dışında yerleşik firmalara yapılan teslim ve hizmetlerden doğan iadeler için de geçerlidir.
148
MART / NİSAN 2014
BBilanço
pratik bilgiler
KATMA DEĞER VERGİSİNDE TEVKİFAT USULÜ (01.05.2012’den itibaren)
Mahsuben Nakden İade
Tevkifata Tabi Mal veya Hizmetler
Tevkifat Yapacak Olanlar
Tevkifat Oranı
İade
İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Tür- Hizmetten Türkiye’de faydalanan kişi
KDV’nin
Yok
Yok
kiye’de Bulunmayanlar Tarafından Sunulan Hizmetler (KDV mükellefi olması şart değildir)
tamamı
Belgesiz mal bulunduran veya hizmet
KDV’nin
Belgesiz Mal Bulundurma veya Hizmet Satın Alma
Yok
Yok
alan KDV mükellefleri
tamamı
Serbest Meslek Faaliyeti çerçevesindeki telif faaliyet- Telif hakkını satın alan vergi sorumlulaKDV’nin
Yok
Yok
leri kapsamına giren teslim ve hizmetler
rı (süreklilik varsa)
tamamı
Ticari işletmeye dahil olmayan Gayrimenkul dışındaki Kiralama işlemi yapan KDV mükellefleKDV’nin
Yok
Yok
malların kiralanması işlemleri
ri
tamamı
KDV mükelleflerinin KDV mükellefi olmayanlara rekKDV’nin
Reklam veren KDV mükellefleri
Yok
Yok
lam verme işlemleri
tamamı
Lisanslı depolarda ürünün depodan çekilmesi işlemleKDV’nin
Lisanslı depoyu işletenler
Yok
Yok
ri
tamamı
Etüt, plan-proje, danışmanlık, denetim ve benzeri Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olKDV’nin 9/10’u
hizmetler
sun olmasın)(*)
VAR
Makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ait tadil, bakım Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olKDV’nin 5/10’u
4.000 TL’ye
VAR
ve onarım hizmetleri
sun olmasın)(*)
Kadar VİR,
Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olYemek servisi ve organizasyon hizmetleri
KDV’nin 5/10’u YMM Raporu
Miktarına
sun olmasın)(*)
ve Teminat
Bakmaksızın
Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
İşgücü temin hizmeti (Özel güvenlik dahil)
KDV’nin 9/10’u Aranmaksızın, Münhasıran
Belirlenmiş alıcılar(*)
4.000 TL ve
Teminat
Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
Yapı denetim hizmetleri
KDV’nin 9/10’u Üzeri Talepler ve/veya VİR
Belirlenmiş alıcılar(*)
ise Sadece
Karşılığı YapıTeminat
lır. İade TaleFason olarak yaptırılan tekstil ve konfeksiyon işleri,
Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
ve/veya VİR
binin Tamamı
çanta ve ayakkabı dikim işleri ve bu işlere aracılık
KDV’nin 5/10’u
Belirlenmiş alıcılar(*)
Sonucuna Gö- Kadar Teminat
hizmetleri
re (4.000TL’yi Verilmesi HaTuristik mağazalara verilen müşteri bulma/götürme Tüm KDV mükellefleri (sorumlu sıfatıyAşan Kısım
linde, Teminat,
KDV’nin 9/10’u
hizmeti
la KDV ödeyenler hariç)
için Teminat
Münhasıran
Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
Verilmesi
HaVİR
Sonucuna
Temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmetleri
KDV’nin 7/10’u
linde, Teminat Göre Çözülür
Belirlenmiş alıcılar(*)
VİR ile ÇözüHizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
Servis taşımacılığı hizmeti
KDV’nin 5/10’u
lür.)
Belirlenmiş alıcılar(*)
Her türlü baskı ve basım hizmetleri
Belirlenmiş alıcılar(*)
KDV’nin 5/10’u
Yapım işleri ile bu işlere ilişkin mühendislik mimarlık Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olVAR
VAR
KDV’nin 2/10’u
ve etüt-proje hizmetleri
sun olmasın)(*)
4.000 TL’ye
4.000 TL’ye
Spor kulüplerinin yayın, reklam ve isim hakkı gelirleri- Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ve
KDV’nin 9/10’u
Kadar VİR,
Kadar VİR,
ne konu işlemleri
Belirlenmiş alıcılar(*)
YMM Raporu
YMM Raporu
Hizmet Alan tüm KDV mükellefleri ile
Yukarıda belirlenenler dışındaki hizmetler
KDV’nin 5/10’u
ve Teminat
ve Teminat
kamu idare, kurum ve kuruşları
Aranmaksızın, Aranmaksızın,
Teslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
4.000 TL ve
4.000 TL ve
Külçe metal (ithalat ve üretici dahil)
KDV’nin 7/10’u
Belirlenmiş alıcılar(*)
Üzeri Talepler Üzeri Talepler
Teslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
ise Sadece
ise Sadece
Bakır, çinko, alüminyum ve kurşun ürünlerinin teslimi
KDV’nin 5/10’u
Teminat
Teminat
Belirlenmiş alıcılar(*)
ve/veya VİR
ve/veya VİR
Teslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
Hurda ve atık teslimi
KDV’nin 5/10’u Sonucuna Gö- Sonucuna GöBelirlenmiş alıcılar(*)
re (4.000TL’yi re (4.000TL’yi
Metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt ve cam hurda ve Teslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
Aşan Kısım
Aşan Kısım
KDV’nin 9/10’u
atıklardan elde edilen hammadde teslimi
Belirlenmiş alıcılar(*)
için Teminat
için Teminat
Pamuk, tiftik, yün ve yapağı ile ham post ve deri tes- Teslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
KDV’nin 9/10’u Verilmesi Ha- Verilmesi Halinde, Teminat linde, Teminat
limleri
Belirlenmiş alıcılar(*)
VİR ile ÇözüVİR ile ÇözüTeslim Alan tüm KDV mükellefleri ve
Ağaç ve orman ürünleri teslimi
KDV’nin 5/10’u
lür.)
lür.)
Belirlenmiş alıcılar(*)
(*) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın) şunlardır:
- 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere
hizmet götürme birlikleri; Kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları; - Döner sermayeli kuruluşlar; Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları;
- Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları; Bankalar; Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri); Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar;
- Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler;
- Payları İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören şirketler.
Kısmi tevkifat uygulamasında KDV dahil bedel 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz.
149
BBilanço
MART / NİSAN 2014
döviz kurları
pratik bilgiler
T ü r k i ye C u m h u r i ye t M e r k e z B a nk a s ı
Günlük Döviz Kurları
ARALIK
Tarih
01.12.2013
02.12.2013
03.12.2013
04.12.2013
05.12.2013
06.12.2013
07.12.2013
08.12.2013
09.12.2013
10.12.2013
11.12.2013
12.12.2013
13.12.2013
14.12.2013
15.12.2013
16.12.2013
17.12.2013
18.12.2013
19.12.2013
20.12.2013
21.12.2013
22.12.2013
23.12.2013
24.12.2013
25.12.2013
26.12.2013
27.12.2013
28.12.2013
29.12.2013
30.12.2013
31.12.2013
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.0174
2.0211
2.0282
2.0319
2.0359
2.0395
2.0455
2.0492
2.0482
2.0519
2.0394
2.0431
2.0313
2.0349
2.0265
2.0301
2.0294
2.0330
2.0370
2.0407
2.0404
2.0441
2.0337
2.0373
2.0372
2.0409
2.0423
2.0459
2.0608
2.0645
2.0890
2.0928
2.0877
2.0914
2.0812
2.0849
2.0710
2.0748
2.0957
2.0994
2.1604
2.1642
2.1343
2.1381
EURO
Alış
Satış
2.7454
2.7504
2.7495
2.7545
2.7629
2.7679
2.7790
2.7840
2.7846
2.7896
2.7866
2.7916
2.7864
2.7914
2.7860
2.7910
2.7932
2.7982
2.8064
2.8115
2.8031
2.8082
2.8016
2.8066
2.8042
2.8093
2.8086
2.8136
2.8188
2.8239
2.8505
2.8557
2.8573
2.8625
2.8466
2.8517
2.8353
2.8404
2.8693
2.8745
2.9844
2.9897
2.9365
2.9418
OCAK
Tarih
01.01.2014
02.01.2014
03.01.2014
04.01.2014
05.01.2014
06.01.2014
07.01.2014
08.01.2014
09.01.2014
10.01.2014
11.01.2014
12.01.2014
13.01.2014
14.01.2014
15.01.2014
16.01.2014
17.01.2014
18.01.2014
19.01.2014
20.01.2014
21.01.2014
22.01.2014
23.01.2014
24.01.2014
25.01.2014
26.01.2014
27.01.2014
28.01.2014
29.01.2014
30.01.2014
31.01.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.1304
2.1343
2.1718
2.1757
2.1687
2.1726
2.1878
2.1918
2.1723
2.1762
2.1757
2.1796
2.1845
2.1884
2.1760
2.1800
2.1719
2.1759
2.1909
2.1949
2.1911
2.1951
2.2060
2.2100
2.2084
2.2124
2.2385
2.2425
2.2415
2.2455
2.2551
2.2591
2.2741
2.2782
2.3142
2.3184
2.3428
2.3470
2.2658
2.2699
2.2234
2.2274
2.2795
2.2837
EURO
Alış
Satış
2.9344
2.9397
2.9744
2.9797
2.9587
2.9640
2.9767
2.9821
2.9613
2.9666
2.9575
2.9629
2.9732
2.9786
2.9586
2.9639
2.9671
2.9725
2.9969
3.0023
2.9834
2.9887
3.0025
3.0079
3.0023
3.0077
3.0337
3.0392
3.0330
3.0385
3.0557
3.0612
3.0997
3.1053
3.1694
3.1751
3.2053
3.2110
3.0934
3.0990
3.0362
3.0417
3.1003
3.1058
ŞUBAT
Tarih
01.02.2014
02.02.2014
03.02.2014
04.02.2014
05.02.2014
06.02.2014
07.02.2014
08.02.2014
09.02.2014
10.02.2014
11.02.2014
12.02.2014
13.02.2014
14.02.2014
15.02.2014
16.02.2014
17.02.2014
18.02.2014
19.02.2014
20.02.2014
21.02.2014
22.02.2014
23.02.2014
24.02.2014
25.02.2014
26.02.2014
27.02.2014
28.02.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.2696
2.2737
2.2634
2.2675
2.2560
2.2601
2.2393
2.2434
2.2249
2.2289
2.2169
2.2209
2.2247
2.2287
2.2024
2.2064
2.1923
2.1962
2.2003
2.2042
2.1845
2.1884
2.1810
2.1849
2.1790
2.1830
2.1881
2.1920
2.2081
2.2121
2.1972
2.2012
2.1806
2.1845
2.2046
2.2086
2.2081
2.2120
2.2342
2.2382
EURO
Alış
Satış
3.0726
3.0782
3.0557
3.0612
3.0492
3.0547
3.0271
3.0326
3.0078
3.0132
3.0094
3.0148
3.0340
3.0394
3.0111
3.0166
2.9857
2.9910
3.0062
3.0116
2.9920
2.9974
2.9891
2.9944
2.9905
2.9959
3.0090
3.0144
3.0249
3.0303
3.0120
3.0174
2.9967
3.0021
3.0319
3.0374
3.0326
3.0381
3.0508
3.0563
MART
Tarih
01.03.2014
02.03.2014
03.03.2014
04.03.2014
05.03.2014
06.03.2014
07.03.2014
08.03.2014
09.03.2014
10.03.2014
11.03.2014
12.03.2014
13.03.2014
14.03.2014
15.03.2014
16.03.2014
17.03.2014
18.03.2014
19.03.2014
20.03.2014
21.03.2014
22.03.2014
23.03.2014
24.03.2014
25.03.2014
26.03.2014
27.03.2014
28.03.2014
29.03.2014
30.03.2014
31.03.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.2129
2.2168
2.2185
2.2225
2.2119
2.2159
2.2074
2.2114
2.1999
2.2039
2.1873
2.1912
2.2118
2.2158
2.2220
2.2260
2.2459
2.2499
2.2244
2.2284
2.2322
2.2362
2.2216
2.2256
2.2224
2.2265
2.2212
2.2252
2.2373
2.2413
2.2350
2.2390
2.2370
2.2410
2.2319
2.2359
EURO
Alış
Satış
3.0477
3.0532
3.0556
3.0611
3.0440
3.0495
3.0298
3.0353
3.0225
3.0279
3.0381
3.0436
3.0700
3.0755
3.0781
3.0836
3.1153
3.1209
3.1037
3.1093
3.0993
3.1049
3.0872
3.0928
3.0916
3.0972
3.0919
3.0975
3.0842
3.0898
3.0824
3.0880
3.0823
3.0878
3.0831
3.0887
-
-
-
-
Not: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz kurlarına geçerli oldukları tarihler itibariyle yer verilmiştir.
150
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Başımız Sağ Olsun
Smmm. Sedat KASAPOĞLU’nun
annesi Emine KASAPOĞLU’nun
vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm.Turgay ÇAKICI ve Smmm.
Kadriye ÇAKICI’nın babası Mehmet ÇAKICI’nın vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine
ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Mehmet YAVAŞ’ın annesi Nazmiye YAVAŞ’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Emin ÖZÜŞEN’in annesi
İkbal ÖZÜŞEN’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. M.Emre EVCİM’in babası
Erol EVCİM’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine
ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. İbrahim ERTEM, Smmm.
İsmail ERTEM ve Smmm. Fatih ERTEM’in babaları Fahrettin
ERTEM’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine
ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm.Emel AKÇAKUŞ’un eşi
Erdal AKÇAKUŞ’un vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm.İnci KÜÇÜKFİLİBE’nin eşi
Cemil KÜÇÜKFİLİBE’ nin vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Bursa SMMM Odası Yönetim Kurulu
151
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Başımız Sağ Olsun
Sm.Ender ERDOĞAN’ ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Çetin ALBAYRAK’ın babası Remzi ALBAYRAK’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm. Gülcan CANITEZ’in babası Mümin YÜCE’nin vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm. Levent ÇAKIRGÖZ’ün babası Münür ÇAKIRGÖZ’ün vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm. Ahmet TAŞ’ın babası
Meftuni TAŞ’ın vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine
ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Azmi AYYILDIZ’ın annesi Sebahat AYYILDIZ’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Mustafa AKYÜZ’ün babası
İsmail Hakkı AKYÜZ’ün vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm. Erkan ÇALDAŞ’ın babası Gürkan ÇALDAŞ’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Bursa SMMM Odası Yönetim Kurulu
152
MART / NİSAN 2014
BBilanço
Download

150. Sayımız (Tümü)