T.C
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Endodonti Anabilim Dalı
ENDODONTİDE KULLANILAN KANAL PATLARI
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi Mehmet DÜNDAR
Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Oğuz AKTENER
İZMİR-2014
ÖNSÖZ
‘Endodonti de kullanılan kanal patları’ konulu bitirme tezinde bana
yardımlarından dolayı değerli hocam Prof. Dr. Oğuz AKTANER’e teşekkürü borç
bilirim.
İzmir-2014
Stj. Diş Hekimi MEHMET DÜNDAR
İÇİNDEKİLER
1. GİRİŞ ...................................................................................................................... 1
2. KANAL PATLARININ FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİ ................. 2
2.1. Adeziv Özellikler .............................................................................................. 2
2.2. Akıcılık.............................................................................................................. 4
2.3.Film Kalınlığı ..................................................................................................... 5
2.4. Çözünürlük ve Absorbsivon.............................................................................. 6
3. İDEAL BİR KANAL PATINDA ARANAN ÖZELLİKLER ................................. 9
4. KANAL PATLARININ SINIFLANDIRILMASI ................................................. 10
4.1. Çinko Oksit-Öjenol(Zoe) İçerikli Kanal Patları:............................................. 11
4.2 Kalsiyum Hidroksit İçerikli Kanal Patları........................................................ 15
4.3. Cam İyonomer İçerikli Kanal Patları .............................................................. 17
4.4. Plastik Esaslı Kan Al Patları ........................................................................... 18
5. SONUÇ .................................................................................................................. 22
6. KAYNAKLAR ...................................................................................................... 23
7. ÖZGEÇMİŞ ........................................................................................................... 26
1. GİRİŞ
Başarılı bir endodontik tedavi; kök kanallarının uygun bir şekilde kemo
mekanik yöntemlerle genişletilip, irrigasyon ve dezenfeksiyonundan sonra, boyutsal
olarak stabil ve biyo uyumlu bir kanal dolgu materyali ile sızdırmayacak şekilde üç
boyutlu olarak doldurularak yapılmasıyla sağlanır. Bu ise ancak kök kanallarının üç
boyutlu olarak preperasyonu ve doldurulması arasında yıkama solüsyonları ve kanal
medikamentleri ile dezenfekte edilmesi ile sızdırmaz bir şekilde doldurulması
halinde sağlanabilir. Kök kanal tedavilerinde mekanik temizlik ne kadar çok önem
taşısa da, mekanik temizliğin ardından kullanacağımız kanal dolgu maddelerinin de
istenilen özellikte olması çok önemlidir. Bu nedenle kanal dolgu maddelerinin
özelliklerini iyi bir şekilde bilmemiz ve bunları ideal bir kanal patında olması
gereken özellikler yönünden değerlendirmemiz gerekir.
2. KANAL PATLARININ FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİ
Kanal patlarının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile ilgili sınırlı sayıda çalışma
vardır; fakat az da olsa bu bilgilerin hatırlanması gerekmektedir. Patların fiziksel ve
kimyasal özellikleri şu şekilde incelenebilir (1,2).
Öncelikle patın adeziv özellikleri, akıcılığı, film kalınlığı, absorbsiyonu gibi
özellikleri incelenmelidir.
A)
Adeziv özellikler
B)
Akıcılık
C)
Film kalınlığı
D)
Çözünürlük ve Absorbsiyon
2.1. Adeziv Özellikler
Endodontik tedavilerin başarısız olmasının en önemli nedenlerinden biri
sızıntıdır. Dişin koroner ve/veya apikal mikrobiyal sızıntısının önlenmesinde göz
önünde bulundurulması gereken temel faktör adezyondur.
Tanım olarak adezyon; iki farklı maddenin moleküller arası çekim
kuvvetlerinin etkisi ile birbirlerine tutunmalarını sağlayan kuvvettir. Bu bağlantı,
kimyasal ve fiziksel olmak üzere iki türlüdür. Kimyasal adezyonda primer yani intra
moleküler bir bağlantıdan söz ederken, fiziksel adezyonda ise Vander Walls
kuvvetleri rol oynar ve inter moleküller bir bağlantı söz konusudur. Bu moleküler
seviyedeki iki bağlantının dışında bütünüyle restorasyona dayalı mekanik
bağlantıdan da söz edilir. Birçok durumda kimyasal, fiziksel ve mekanik
bağlantıların çeşitli kombinasyonları ile karşılaşabiliriz (3). İki katlı yüzeyin birbirine
adezyon göstermeleri çok zordur. Yüzeyleri ne kadar düz görünürse görünsün
2
anatomik ve/veya moleküler anlamda hala pürüzlüdürler. Bu iki madde temas
ettikleri de yalnızca yüzeydeki çıkıntılar birbirine değer ancak bu değim alanları
toplam yüzeyin çok küçük bir bölümünü oluşturduğundan gerçek bir adezyon ortaya
çıkmaz. Yapılan araştırmalarda, birbirini çeken maddelerin yüzey molekülleri
arasındaki
mesafe
7A
dan
fazla
olduğundan
adezyonun
gerçekleşmediği
gösterilmiştir. İki katı madde arasında geniş bir temas yüzeyi oluşturmak için
mikroskobik düzensizliklerin arasına işleyecek akışkan madde kullanmak gerekir.
Akışkan bir maddenin bu davranışına ıslatma özelliği denir. Islatmanın miktarını
akışkan ile katı madde arasındaki temas açısının derecesi belirler. Adezivin
molekülleri, katı maddenin molekülleri tarafından intramoleküler bağlantıdan daha
büyük bir kuvvetle çekiliyorsa, adeziv katı madde üzerinde tamamen yayılacak ve
temas açısı sıfır derece olacaktır. Eğer yüzeyde herhangi bir kontaminasyon varsa
veya katı maddenin yüzey enerjisi çok düşükse, temas açısı gittikçe büyüyecek ve
ıslatma gerçekleşmeyecektir. Sonuç olarak, temas açısı ne kadar küçükse akışkan
maddenin katı madde üzerindeki düzensizlikleri bütünüyle doldurması o kadar kolay
olacaktır (3). Mesleğimizde CİS ve polikarboksilat simanların tüm diş dokularına
kimyasal bağlanması dışında gerçek bir adezyon örneği yoktur. Bu nedenle adezyon
deyimiyle daha çok mekanik bağlantıyı kastetmek daha doğru olacaktır. Çünkü kök
kanal tedavisinde yüzeydeki düzensizliklere çoğunlukla kapiller bir penetrasyon söz
konusudur. Katı dolgu maddesi olan gütaperkanın kanal duvarlarına penetrasyonu
çok yetersiz olduğundan, hermetik kapatma amacıyla kanal patlarını kullanmak
gerekmektedir. Bu yüzden, kullanılan kanal patlarının dentini ıslatma yeteneğinin
adezyon özelliklerinin iyi olması, sızdırmazlığın sağlanmasında yardımcı olacaktır.
Fakat
sızdırmazlık
ve
adezyon
arasındaki
3
ilişki
in
vitro
şartlarda
bile
saptanamamıştır(4). İdeal sızdırmazlığın sağlanamaması bir çok etkene bağlıdır.
Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:
Dentin, homojen olmayan bir yapıdadır. Organik ve inorganik dokuların
varlığı moleküler etkileşimleri bozmaktadır.
İnorganik tabakaya affinitesi çok olan su moleküllerinin varlığında kanal
duvarlarının yüzey enerjisi azalmaktadır.
Kanalların genişletilmesi sırasında oluşan smear tabakası, stabil ve
homojen olmadığı için adaptasyonun kalitesini bozmaktadır.
Sertleşme sırasında ortaya çıkan büzülme kuvvetleri, patın dentine olan
mekanik bağlanma kuvvetlerinden daha büyükse, oluşan adaptasyon
sonradan ortadan kalkmaktadır.
Kanal patı doku likitlerinde eriyorsa, uzun dönemde adaptasyon tekrar
bozulmaktadır.
Tüm bu etkenler göz önünde bulundurularak kanal patlarının adeziv
Özelliklerine yönelik fiziksel değerlerinin klinik ve laboratuar ortamlarda saptanması
ve standartların belirlenmesi, kanal tedavisinin uzun dönemdeki başarısına katkıda
bulunabilir.
2.2. Akıcılık
Akıcılık; kanal patının, genişletme işlemlerinden sonra kanal duvarları
üzerinde oluşabilecek düzensizlikleri doldurmasını sağlayan özelliktir. Kanal patı
akıcı değilse, patın bu girintilere girmesi oldukça zordur. Akıcılığın fazla olduğu
durumda ise apikal foramenden periapikal dokulara taşma olasılığı ortaya
çıkmaktadır. Kanal patı için bu çok önemli bir özellik olmasına rağmen, kanal patları
4
için ideal bir akıcılık değeri saptanamamış ve bu konu ile ilgili çalışmalarda farklı
sonuçlar elde edilmiştir (5,6).
Weisman’ın akıcıklarının oldukça az olduğunu bildirdiği bir takım ticari
preparatlar farklı araştırmacılar tarafından oldukça akışkan bulunmuştur. Bu farklı
sonuçlara değişik yorumlar getirilmeye çalışılmıştır. Kanal patının tozundaki
partiküllerin küçülmesiyle akıcılığın artacağı öne sürülmüşse de, bu iki özellik
arasında bir ilişki olmadığı deneysel olarak ispatlanmıştır. Ancak toz partiküllerinin
boyutu küçüldükçe, patın matrisi daha homojen hale gelirken; boyut büyüdükçe
tozun yüzey alanı, reaktivitesi ve çözünürlüğünün azaldığı bildirilmiştir (7-8).
Kanal patlarının akıcılık ve kıvamı arasında doğrusal bir ilişki bulunmadığını
iddia eden Grossman’ın aksine , Bennatti ve ark ile Orstavik, patın toz/likit oranının
akıcılık üzerine kesin bir etkisi olduğunu çalışmalarında göstermişlerdir. Bir patın
akıcılık özellikleri toz/likit oranıyla birlikte kısmen bileşenlerinin kimyasal
aktiviteleriyle sertleşme süresine,kısmen de ısı ve ortamdaki neme bağlıdır (9).
2.3. Film Kalınlığı
Film kalınlığı kanal patının belli bir yük altında gösterebileceği minimal
kalınlıktır.
Teorik olarak bu kalınlık tozun maksimal partikül boyutuna eş değer olmalıdır.
Ancak gerçek film kalınlığı partikül kalınlığından daha da az olabilmektedir. Toz
partikülleri karıştırma sırasında likit faz ile eriyerek küçülmekte ve kondansasyonu
sırasında da ezilmektedir.
Partikül boyutları yaklaşık 75 mikrometre olan bir patın film kalınlığı 35 mikro
metre olarak Philips’in (9) 1982 yılında yaptığı çalışmada ispatlanmıştır.
5
Patın film kalınlığı ne kadar az ise, ıslatma yeteneği o kadar fazla olacaktır. Bu
faktörün gütaperka konlarının kanal içerisindeki miktarlarını arttıracağı ve bu yolla
apikal sızıntıyı azaltacağı iddia edilmektedir, Ancak sızdırmazlık ve film kalınlığı
arasında bir ilişki saptanamamıştır. Benzer şekilde, Orstavik tozun partikül boyutu ile
patın film kalınlığı arasında bir ilişki saptayamamıştır. Fakat film kalınlığının fazla
olmasının
kanal
boşluğuna
yerleştirilen
gütaperka
miktarını
azaltacağını
belirtmiştir(10).
2.4. Çözünürlük ve Absorbsivon
Çözünürlük; bir maddenin bir sıvıda moleküllerine ayrılabilme özelliği olarak
tanımlanır. Belli miktardaki çözücü içinde ve belli bir sıcaklıkta çözünebilecek
madde miktarının bir üst sınırı vardır. Buna da maddenin çözünürlük katsayısı denir.
Değişik kimyasal maddelerin doğal olarak çözünürlük sınırları da birbirinden
farklıdır. Kök kanal patlarındaki toz kısımlar oldukça farklı kimyasal maddelerden
oluşmuştur. Toz likitle karıştırıldıktan sonra kısmen eriyerek matrise bağlanır ve belli
bir zaman aralığında kanal patının sertleşmesi ile matris içinde asılı kalır (2).
Fakat kanal dolgu maddeleri koronel dolgunun yetersizliği, ilgili dişte
kırık /çatlak meydana gelmesi veya periapekste akutlaşan bir patolojinin varlığı ile
tükürük, serum gibi fizyolojik doku sıvıları veya asidik özellikte pürülan sıvılar ile
karşı karşıya kalabilir. Bundan sonra kanal patının çözünürlüğü gündeme
gelecektir(11).
Eğer ki, çözünen maddelerin yüzde olarak miktarları, ana kitle içerisindeki
yüzdelerinden farklıysa, buna aykırı çözünme denir. Diş hekimliğinde kullanılan
siman ve benzeri birçok materyalin davranışları bu kategoriye girer. Bu bağlamda bir
6
teorik model üretilmiş ve çözünmenin üç ayrı bölgeden oluştuğu ortaya konmuştur.
Şöyle ki;
a) Yüzeyel erezyon: sımanın en üst tabakasında yıkanma tarzında çözünme
şeklinde meydana gelir.
b) Oluşan çatlaklardan erime zamana bağlı olarak difuzyon ile oluşur.
c) Ana kitleden erime olarak karşımıza çıkan difuzyonla çözünme söz
konusudur.
Çözünmenin oluşması çok zaman sonra ortaya çıkabilir. Ortaya çıktığında ise
kesin bir dağılma mevcuttur.
Kanal patlarının çözünürlüğünün düşük olmasını şu nedenlerle isteriz:
Kanal dolgularından çözünebilecek maddeler, çevre dokular üzerinde
istenmeyen biyolojik yan etkilere neden olabilir. Kanal patlarını içeriklerinde sıklıkla
bulunan paraformaldehit, baryum, sülfür, kurşun, çinko ve gümüş hem çevre
dokularda hemde dolaşımda gösterilmiştir.
Çözünme ile kanal dolgusunun bütünlüğü bozulur ve mekanik direnç ile
adaptasyon kaybı ortaya çıkar. Böylece kanal dolgusu ile sağlanan hermetik
örtücülüğün kalitesi bozulacak ve materyalin stabil kalması gerçekleşmeyecektir.
Tronstad ve arkadaşları, farklı kanal patlarıyla dolu teflon tüplerini bağ dokusu
içine
implante
ederek
kanal
patlarının
çözünürlüklerini
ve
toksisitelerini
incelemişlerdir. Sealapex’in doku içinde daha fazla çözündüğünü; buna karşın
kalsiyum hidroksit içeren CRCS ve ZOE kökenli Roth801' in stabil olduğunu, ancak
doku likitlerinin bu patların yüzeysel tabakalarına penetre olabildiğini saptamışlardır
(5,12,14).
Sonuçta, bir kanal patının çözünürlüğüne etki eden faktörler şöyle
açıklanabilir:
7
Toz partiküllerinin matrise bağlanma yüzdesi ne kadar yüksek ise çözünürlük o
kadar az olacaktır. Burada önemli olan likidin bağlanabileceği maksimal toz
miktarını ayarlamaktır. Süre ve ortamın hidrojen iyonu konsantrasyonu arttıkça
çözünürlükte artmaktadır.
Absorbsiyon ise, likidin difüzyon yolu ile katı maddelere penetre olmasıdır.
Madde ne kadar poröz yapılı ise absorbe edilen likidin miktarı göreceli olarak
artacaktır. Katı maddede bir takım volumetrik değişiklikler ortaya çıkacaktır (15).
Şen B.H/nin toz/likit komponentli kök kanal dolgu maddelerinin, değişik
toz/likit
oranlarında kullanılması ile fiziksel ve kimyasal özelliklerinde ki
değişimlerin incelenmesi başlıklı doktora tezinde 1994 yapılan araştırmada, Diaket,
Endomethasone ve CRCS kanal patının akıcılık, film kalınlığı, çözünürlük ve
absorbsiyon gibi fiziksel ve kimyasal özellikleri ile, kök kanalındaki sızdırmazlık ve
dentin kanallarına penetrasyonu ve toz/likit oranının tüm bu özelliklere etkisini
araştırmalı olarak değerlendirmiştir
(2). Bu çalışmasının sonuçlarını aşağıdaki
şekilde özetlemiştir:
Adeziv özellikler; kanal patlarının likitleri tozlarıyla karıştırıldıklarında adeziv
özellikleri değişmektedir. Diaket, farklı toz/likit oranlarında Endomethosone ve
CRCS’den daha fazla akıcılık göstermektedir. Ayrıca genel olarak kıvam
koyulaştıkça akıcılık değeri azalmaktadır.
Film kalınlığı; kanal patları film kalınlığı açısından değerlendirildiğinde Diaket
kıvam değişikliklerinden hiç etkilenmezken, Endomethasone ve Crcs’nin film
kalınlıkları film koyulaştıkça artmaktadır. Kanal patlarının akıcıkları artarken, film
kalınlıkları azalmaktadır.
Çözünürlük ve abrosbsiyon;tüm kanal patlarında süre arttıkça ve kıvam
inceldikçe çözünürlük artmaktadır. Endomethasone en fazla çözünürlüğe sahip kanal
8
patıdır. Tüm kanal patlarında süre arttıkça ve kıvam koyulaştıkça absorbsiyon
artmaktadır. Kanal patlarının absorbsiyonları arttıkça çözünürlükleri de artmaktadır.
Dentin kanallarına penetrasyon ve mikro sızıntı; kanal patları arasında mikro
sızıntı açısından bir fark bulunamamıştır. CRCS diğer kanal patlarından daha fazla
mikro sızıntı göstermektedir. Diaket, en düşük mikro sızıntı ve en yüksek
penetrasyon değerlerini göstermektedir.
3. İDEAL BİR KANAL PATINDA ARANAN ÖZELLİKLER
Alaçam, bir kanal patında (sealer) olması gereken özellikleri şöyle belirtmiştir:
1. Kanalı kolaylıkla doldurabilmeli. Yeterli çalışma zamanı tanımalı,
gerektiğinde de kanaldan kolaylıkla çıkartılabilmelidir.
2. Kanal içerisine konmadan önce sıvı veya yarı katı olmalı, sonradan kanal
içerisinde genleşerek katılaşmalıdır.
3. Dişe ve periapikal dokulara zararı olmamalı.
4. Periapikal dokulara taştığında rezorbe olabilmeli,
5. Mutajenik ve karyojenik olmamalı,
6. Periapikal dokularda immun cevap oluşturmamalı.
7. Steril olmalı veya sterilize edilebilmeli ve bakteriyostatik olmalı.
8. Büzüşmemeli, stabil olmalı, kanal içerisinde rezorbe olmamalı ve nemden
etkilenmemeli,
9. Pöröz olmamalı.
10. İmpermeabl olmalı, geçirgenliği olmamalı.
11. Post/pre operasyonun apikal tıkanması bozulmamalı.
9
12. Kanal duvarlarına yapışmalı, kök kanalını yandan ve apikal alanından 3
boyutlu olarak iyice kapatmalı ve dentin kanalcıklarına derin penetrasyoıı
göstermelidir.
13. Radyoopak
olmalı,
dişi
boyamamalı.
uzun
süre
bozulmadan
saklanabilmelidir.
Endodontik patların, genel olarak gütaperka ile birlikte kullanıldıklarında
tıkama görevini sağlayacak fiziksel özellikleri konusunda yukarıda saydıklarımız
kesin bir bilgi verememektedir. Preperasvonu yapılan kanal duvarı ile kanal dolgu
maddesi arasında sıkı bir adaptasyon olması, sızdırmazlık için gereken faktörlerden
biridir. Bu adaptasyonun kalitesini belirleyen etkenler ise; kanal patının akıcılığı,
çözünürlüğü, boyutsal kararlılığı ve adeziv (yapışma )özellikleridir.
4. KANAL PATLARININ SINIFLANDIRILMASI
Bu sınıflandırmalar daha önceleri kök kanalı patlarının içerdikleri maddeler,
sertleşme, fiziksel özellikleri ya da rezorbe olabilmelerine göre yapılmıştır.
Farklı yazarlar ve araştırmacılar değişik sınıflandırmalar yapmıştır. Alaçam,
kanal patlarını içeriklerine göre; ZOE içerenler, kalsiyum hidroksit içerikliler,
paraformaldehit içerenler, plastik esaslılar, cam iyonomer esaslılar ve rezorbe olanlar
olarak 6 grup olarak sınıflandırmıştır.
2003 yılında Schmalz tarafından yayımlanan yayında kanal patları ZOE,
poliketon, epoksi rezin, cam iyonomer ve kalsiyum hidroksit içerikli kanal patları
olarak 5 grup halinde sınıflandırılmıştır. Bunun yanında dentin bonding içerikli
kompozit rezin, kalsiyum fosfat siman, silikon gibi patları ayrıca inceler.
10
Günümüzde kanal patları 4' e ayrılır:
1. Çinko oksit - öjenol (ZOE) içerikli kanal patları
2. Kalsiyum hidroksit içerikli kanal patları
3. Cam iyonomer içerikli kanal patları
4. Plastik içerikli kanal patları
4.1. Çinko Oksit-Öjenol (Zoe) İçerikli Kanal Patları
1. Wach Patı
İlk bilinen ZEO esaslı kanal patı olan Wach simanının 1925 yılında piyasaya
sürüldüğü fakat yeterli ilgi görmediği bilinmektedir.
Toz:Çinko oksit
%61
Likit:Kanada balsamı
%75
Bizmut nitrat
%12-21
Clove yağı
%22
Kalsiyum fosfat
%12
Okaliptol
%2
Magnezyum oksit
%3-4
2. Ricket’s patı
1931 de kloroperka ve öperka simanlarına alternatif olarak geliştirilmiştir.
3. Grossman patı
Günümüzde en çok kullanılan kök kanal dolgu maddelerinden biridir. Toz ve
likitten oluşmaktadır. Grossman’ın kök kanal simanı, İngiltere'de pat olarak biraz
farklı bir formülle kullanılır ve Grossman Patı olarak adlandırılır. Patın formülü;
Toz: Çinko oksit
40 birim
Stabilite resin
30 birim
Bizmut subkarbonat
15 birim
11
Baryum sülfat
15 birim
Likit: ojenol
5 birim
Badem yağı
1 birim
Grossmamı kendi adıyla bilinen bu patı 1936' da kullanıma sokmuş ve 1974’ e
kadar çinko oksiti ve ojenolü sabit tutarak formülü değiştirmiştir (2).
Simanın foramen apikaleyi geçmesi halinde periapikal dokular için irrite edici
özelliği yoktur. Toksisite ve dezenfektan etkisinin araştırıldığı çalışmalarda patın
minimum derecede tahriş edici ve yüksek antimikrobiyal etkisinin bulunduğu
gösterilmiştir (17). Kullanılacağı zaman toz ve likit karıştırılarak pat haline getirilir.
Yavaşça sertleşir. Cam üzerinde 6-8 saatte sertleşir. Dentin kanalcıklarındaki nem
nedeniyle sertleşme 10 saniyede başlar ve 90 dakikada katılaşır (18).
4. Kerr Root Canal Sealer
Dixon ve Richer tarafından 1958 yılında bulunmuştur. 1961 yılında diş
hekimlerinin kullanımına sunulmuştur. Karıştırılması kolay, boyama özelliği
olmayan, lübrikasyon özelliği fazla bir materyaldir. Apikal cerrahi uygulanacak
vakalarda beyaz renkli olması ve çabuk donması nedeniyle tercih edilir. Birinde baz,
diğerinde katalizör bulunan iki tüp halinde satılır.
Bu iki maddenin karıştırılmasıyla krem kıvamında pat oluşur.1938 de
geliştirilen Richerts patının dişi boyaması nedeniyle içeriğinde bazı küçük
değişiklikler yaparak 1961 de Tubliseal patı geliştirilmiştir (2,19). Tubliseal’in
çalışma zamanı 30 dakikadan azdır ve nemli ortamlarda bu süre daha da azalır.bu
nedenle dolgu esnasında kanalın iyice kuru olması önemlidir. Tubliseal periapikal
dokularda duyarlılık ve irritasyona neden olabilmektedir.
12
Ancak bu irritan potansiyel, bazı hekimlerce geniş peri apikal lezyonların
tedavisinde avantaj olarak görülmekte ve kullanılmaktadır (19).
5. N2 patları
Üç başlık altında toplanırlar.
a) N2 normal
b) N2 medikal
c) N2 Universal
Her üç formülde sıvının esas bileşeni öjenoldür. Toz esası olarak çinko oksit
Paraformaldeehit, kurşun bileşikleri ve diğer metallerdir (20).
Vital pulpalı dişler için kullanılanı N2 Normal’dir. N2 Normal ile yapılan
çalışmalarda elde edilen histolojik çalışmalar göstermiştir ki; kök kanalının üstü
fibröz doku ile dolmuş, altında ise pulpa vitalitesini korumıuş, enflamasyon hücreleri
ile ilgili her hangi bir belirti görülmemiştir. Hatta kanal duvarlarında sekonder dentin
yapımı görülmüştür.N2 Medikal ise nekroze pulpalı dişlerde antiseptik olarak
kullanılır.
N2 materyalleri paraformaldehit içerirler. Apikal foramenin dışına taştıkları
zaman büyük olasılıkla periapikal irritasyona neden olurlar. Radyoopasiteyi
sağlamak için karışıma baryum sülfat eklenir (20).
6. Endomethazone
Toz:
Deksomethazone
0-0,1gr
Hidrokortizon asetat
1gr
Driodotimol
25gr
Trioksimetilen
2-20gr
13
Likit:Ojenol
Çinko oksit
41-79gr
Timol-iyadür
25gr
Baryum sülfat
15gr
Magnezyum stereat
10gr
Minimum
1gr
Endomethazone
uygun
bir
tıkama
oluşturmasına
rağmen
deney
hayvanlarındaki implantasyon çalışmalarında devamlı doku nekrozlarına neden
olduğu gösterilmiştir. Bazen Endomethazone, kök dolgusu yerleştirilmesinden 6-8
hafta sonra ağrıya ve rahatsızlığa neden olur. Bunun nedeni, kortikosteroidlerin aynı
çabuklukla rezorbe olmaması ve iltihabi reaksiyonun semptomlarım belirgin hale
getirmesidir (18).
Toz kısmına çinko oksite ilave olarak değişik oranlarda paraformaldehit, timol
iyodür,nitrofıırazon. deksametazon, hidrokortizon asetat ilave edilmiş olan patlara
paraformaldehit içeren patlar olarak isim verilmiştir. Bunların en çok tanınmış
olanları Endomethasone (Septodont, Paris. Fransa). N2’dır; ayrıca Estezone.
Merpazone. Propylor adlı patlar da vardır.
7. Kloroperka N-Q Patı:
Çoğunlukla İskandinavya ülkelerinde kullanılan patın içeriği:
Toz:
Çinko oksit
%49
Gütaperka
%20
Kanada balsamı
%19
Rezin klororoform
% 12
14
Likit: Kloroform
ZOE patlarının dentine adezyonunu arttırmak için reçine ve Kanada balsamı,
antibakteriyel ve mumufıye edici etki için paraformaidehit; antiseptik etki için
dezenfektan ve enflamasyonu baskılamak için kortikosteroid eklenmiştir (21).
Wesselink, çinko oksit içeren kanal patlarının özelliklerini şöyle özetlemiştir
(22):
Kabul edilebilir bir örtüleme
Likitlerde erimesi
Uzun ve kalıcı sitotoksik etkisi
4.2 Kalsiyum Hidroksit İçerikli Kanal Patları
İlk kez diş hekimliğinde kalsiyum hidroksit 1938 yılında Nygren tarafından
kullanılmış olmasına rağmen uzun süre gereken ilgiyi görememiştir (20).
Kimyasal içerik olarak incelendiğinde toz halindeki kalsiyum oksit kalsiyum
hidroksit patlarının ana maddesidir. Bu toz halindeki kalsiyum hidroksit steril saf
suyla karıştırıldığında beyaz renkli kalsiyum hidroksit patı elde edilmiş olur. Eğer
patta radyoopasite istenirse ki endodontik kullanım için gereklidir, pata 1/4oranında
baryum sülfat eklenir. Kalsin isimli madde ise saf kalsiyum hidroksit, baryum sülfat
ve gliserin içermekte ve kliniğimizde başarı ile yıllardır kullanılmaktadır.
Kalsiyum
hidroksitin
endodontideki
önemli
etkileri;
reperatif
dentin
oluşumunu sağlamak, kök rezorbsiyonlarında kalsifik bir engel oluşturmak,
apeksifikasyonu gerçekleştirmek, iltihabi kök rezorbsiyonlarını kontrol altına
alabilmek, anti bakteriyel etki oluşturmak olarak sıralanabilir (2).
Kalsiyum hidroksit patı rezorbe olduğundan kanal bölümü boşalıp sıvıların
değişimine neden olabilir, kalsiyum hidroksit ile hızlı bir iyileşme de görülebilir.
15
Ancak uzun süreli klinik takiplerin yapılması da gerekir. Bu durum göz önünde
bulundurularak rezorbe olmayan kalsiyum hidroksit içerikli patlar üretilmiştir.
Sealapex (Kerr, Ramulus), CRCS (Hygenik, Akron), Apexit
(Vivadentschaan)
Kalsiyum hidroksit kökenli patların genel ana bileşenleri
Baz kısmı:
Kalsiyum hidroksit
%32
Colophony
%32
Silikon dioksit
%8
Kalsiyum oksit
%6
Çinko oksit
%6
Diğerleri
%6
Katalizör kısmı:
Di salisilat
%36
Bizmut karbonat
%8
Silikon dioksit
% 15
Colophony
%5
Trikalsiyum fosfat
%5
Diğerleri
%21
Bu patlardan Sealapex %25, Calcibiotie Root Canal Sealer ise % 14 oranında
kalsiyum hidroksit içerirken, CRCS'nin likidinde ojenole ek olarak okaliptol de
bulunmaktadır. Kalsiyum hidroksitli patlar kolaylıkla hazırlanır, uygulanır, yeterli
radyoopasiteleri vardır. Kök kanalından döner aletlerle çıkarılabilir.
16
4.3. Cam İyonomer İçerikli Kanal Patları
Chembond, ASPA, Fuji İyonomer, Ketac-Endo ve Vitrebond Cam iyonomer
simanlar ilk defa 1972 de Wilson ve Kent (23) tarafından geliştirilmiştir.
Özel cam partikülleri ve poliakrilik asit arasındaki reaksiyonla donarlar. Mine
ve dentinin hidroksiapatitine kimyasal olarak bağlanırlar ve flor iyonları açığa
çıkarırlar. Biyolojik tolerans, doku uyumluluğu ve adeziv özellikleri ön plandadır.
Ketac-Endo uzun süredir kanal patı olarak kullanılmaktadır. Bu patın ağız
sıvılarında düşük çözünürlülük göstermesi ve yedi dakika çalışma verdiği; ayrıca 24
saat gibi bir sürede ise donma süresi olduğu bildirilmiştir. Toz kısmı silikat
parçacıklarından;
likit
kısmı
ise
poliakrilik,
maleik,
tartarik
asitlerden
oluşmuştur(24).
Ketac-Endo geleneksel cam iyonomerlere göre daha uzun bir çalışma süresi ve
daha yüksek bir radyoopasiteye sahiptir. Dentine kimyasal adezyonu ve iyi
adaptasyonu bu patların kullanımını artırmıştır.
Cam iyonomer içerikli patların genel sorunu sızıntıdır. Sızıntının nedeni
sertleşme sırasında neme hassas hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Baran 1997
yılındaki çalışmasındaki CRCS, Diaket ve Ketac-Endo gibi üç farklı tipte kanal
patını karşılaştırmıştır.
Apikal mikrosızıntı yönünden en az Diaket apikal mıkrosızıntı gösterirken;
sonrasında CRCS gelmektedir ve en fazla apikal mikrosızıntıyı ise Ketac - endo
göstermiştir (29).
Ayrıca cam iyonomer içerikli patların diş yapılarına kimyasal olarak bağlanma
özelliklerinden dolayı, kökleri kırıklara karşı fiziksel olarak da desteklediği ileri
sürülmektedir.
17
4.4. Plastik Esaslı Kan Al Patları
a. Farklı
tipteki
polimerlerden
oluşan
kanal
patları
endodontide
kullanılmaktadır. Poliketon kaynaklı: Diaket - A (Espe, premier, Norristovvn,
PA, USA )
b. Epoksi rezin kaynaklı: AH26 ve AHPlus (DeTrev De nispi y. Konstanz.
Germany )
c. Metakrilat bazlı patlar:
 Polihidroksi - etil metakrilatlı: Hydron (NPD Dental System NJ, USA )
 Polimetilsiloksanlı : Roeko - Seal ( Langenau, Germany ) Ayrıca Endo fiil, Forfenan ve Spad patı da bu gruptandır.
Diaket
Diaket, ilk kez Avrupa'da kullanılmıştır. Tozu, likiti ve ayrı bir eriticisi olan
likitindeki copolimerler nedeniyle eski dolgu maddelerinden ayrılan bir dolgu
materyalidir. Toz, esas olarak çinko oksit içerir. Eritici madde gerektiğinde dolgunun
sökülmesinde ve kanal doldurulmadan önce antiseptik olarak kullanılır. Kanal
antiseptiğidir (2, 20).
Diaketin içeriği:
Toz:
Likit:
Çinko oksit
%97
Bizmut fosfat
%3
Propionilasetofenon %76
Vinil koplimer
%23
Diklorofen
%0,5
Trietanolamin
%0,2
18
Eriticisi; diklorofen ve trietilen glikol asetattan oluşur.
Diaket kanal içinde rezorbe olmaz; fakat periapikal dokulara taşan kısım çok
yavaş rezorbe olur. Diaket üzerine yapılan 3-5 yıllık uzun araştırmalardan çıkan
sonuçlar:
1.Normal kanal dolgusu yapıldığında %94’e kadar yükselen başarı elde
edilmiştir.
2. Periapikal lezyonlu dişlerde %88 e kadar başarı bulunmuştur.
3. Vital ekstirpasyondan sonra taşkın dolgu olmuşsa ağrı meydana gelmiş;
fakat bu ağrı bir hafta içinde geçmiştir.
4. Taşkın diaket kısmı kanal içindeki parçadan, tam kök ucundan koparak
ayrılmış ve etfrafı bağ dokusu ile çevrilmiştir.
5. Taşkın diaket parçası 3-5 sene gibi uzun bir süre sonra hastaya rahatsızlık
vermeden rezorbe olmuştur.
Yine yapılan bir çalışmanın sonucu diaket’in Streptoccocus Mutans için en
fazla inhibitör olduğu bulunmuştur (5). Günümüzde kullanılmamaktadır.
AH26
İlk defa Schröder tarafından 1954 yılında bulunan AH26 Patı 1957 yılında
piyasaya sunulmuştur.AH26 kök kanal dolgu maddesi, rezin grubu bir preparattır.
Epoksi rezin bazı içeren bir kanal dolgu maddesidir.
İçeriği:
Toz:
Hekzometilen tetramin
Bizmut oksit
Titanyum dioksit
Gümüş
19
Likit:
Bisfenol diglisidileter
Bu pat sertleşme esnasında bir miktar formaldehiti açığa çıkarır. Açığa çıkan
bu formaldehit antiseptik etki gösterir. Kitle hacminin sabit kalması, nemli ortamda
bile polimerize olabilmesi, dentine yüksek adaptasyon özelliği bu patın bazı önemli
özelliklerindendir. Toz ve likit karıştırılarak, pat haline getirilerek kullanılır.
Formaldehit içeriği nedeniyle Avrupa' da kullanımı yasaklanmıştır (19).
Altı adet kanal dolgu maddesinin (Canala. Neadyn, FR.AH26, Tubliseal,
Nogenol). Nakumura ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada bu kanal dolgu
maddelerinin sitotoksisitesi doku kültüründe incelenmiştir. Çalışma sonucunda
AH26’ nm deney periyodu boyunca şiddetli toksisite gösterdiği ileri sürülmüştür(25).
Smear tabakasının varlığı AH26 ile doldurulmuş dişlerdeki apikal sızıntıyı
arttırmaktadır.
ZOE
kanal
patıyla
doldurulmuş
dişlerde
ise
bu
gözlenmemektedir(26).
Epoksi rezin kökenli patların en eskisi olan AH26, bugün yerini daha gelişmiş
AHPlus ve Topseal gibi patlara bırakmıştır.
Hydron; hidroksimetil metakrilat yapıda, hızla sertleşen hidrofılik jeldir. Nemle
karşılaştığında suyu emer ve şişmeye başlar. Çalışma süresinin kısalığı ve klinik
kullanımının tatmin edici olmaması nedeniyle popülerliğini kaybetmiştir.
Endofil;enjekte edilebilen, plastik esaslı bir kanal patıdır. Slikon esaslı bir
katalizör ile bizmut subnitrat destekleyiciden oluşur. Düşük viskozitesi, kök
kanallarına iyi adaptasyon ve penetrasyon göstermesi ve düşük sitotoksisitesine
rağmen yaygın kullanılmamaktadır.
Metakrilat rezin esaslı endodontik kanal patları, yakın geçmişte piyasaya
sürülmüştür. Bunlardan Fibre-fill’in (Wallingfort, CT)ana bileşenleri
20
UDMA
PEGDMA
HDPMA
BİS-GMA rezinlerinin karışımı işlenmiş baryum borosiklat camları, baryum
sülfat, silika kalsiyum hidroksit, kalsiyum fosfatlar, inisiyatör, stabilize ajanlar,
pigmentler ve benzoil peroksittir.
Adeziv sistemler ve dentin arasındaki bağlanma monomerlerinin dentine
penetrasyonu ve dentin kollagenleri ve resin arasındaki mikro-makro mekanik
bağlanma ile gerçekleşir.
21
5. SONUÇ
Sonuç olarak kanal tedavisi yapmanın günümüz diş hekimliğinde önemini
hepimiz biliyoruz, Bir kanal tedavisinin başarılı olabilmesi için en önemli
aşamalardan biri de kanalın genişletildikten sonra sızdırmaz bir şekilde
doldurulmasıdır. Bu kök kanal dolgu maddelerini ve kök kanal patlarını iyi tanımalı
ve yenilikleri yakından takip etmeliyiz.
22
6. KAYNAKLAR
1. Nguyen NT, obturation of root canal systera in: Cohen, S, Burns RC, eds,
pathways of the pulp, 6th Edn, Mosby.1994, s: 219-71
2. Şen, B.H. Toz likit komponentli kök kanal dolgu maddelerinin değişik toz/likit
oranlarında kullanılması ile fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki değişimlerin
incelenmesi, doktora tezi, İzmir, 1994
3. Combe
EC.
Notoson
Dental
materials
5th
ed,
Newyork,
Churchill,
Livingstone,1986
4. Orstavik, D.et al. Adhesive proporties and leakege of root kanal sealers in
vitro.int endod J 16,1990, 59-63
5. Mc Comb D, Smith PC. Comparison of phsical proporties of policarboxylatebased and convertional root canal sealers.J.Endod 2,1976, s:228-35
6. Weisman MI.A.study of the flow rate ten root canal sealer.Oral surg oral med
oral pathol 29,1970, 225-61
7. Fragola A,et al,the effect of varying particle size of the component of the
Grossman’s cement.J.Endod 5,1979, s: 336-9
8. Grossman LI. Phsical proporties of root canal cements. J. Endod 2,1976, s: 16675
9. Phlips RW. Skinners sciense of dental material 8th ed. Tokyo Igaku
Shain/sawndors 1982
10. Orstavik,D.Seating of the gütta percha points:Effects of sealers with varing film
thickness. J Endod 8,1982, s:213-8
11. Kuhn AT, Wilson A.The dissolution mechanisms of silicate and glass iyonomer
dental cements biomater 6,1985, s:378-82
23
12. Orstavik,D.Weight of loss endodontic sealers cements and pastes in water.Scand
J Dent Res 9,1983, s: 316-9
13. Trostad L. Et al. Solubility and biocompactibilitiy of calcium hydroxide
containing root canal sealers.Endod Dent traumatol 4,1988, 152-9
14. Higginbotham TL.A.comparative study of the phsical porporties of five
commonly used root canal sealers.Oral Surg Oral Med Oral Pathol 24,1967, s:
89-101
15. Marzouk MA,et al. Operative Dentistry.Mdern theory and practice.ıst ed. Tokyo,
Ishıyaku, Euro ,America 1985
16. Orstravik, D.Endodontic materials, Adv Dent Res 2,1988, 12-24
17. Tezel, H. Kanal dolgu maddeleri ve röntgen opaklıkları bakımından
karşılaştırılması bitirme tezi,İzmir,1983
18. Bayırlı. G. kanal dolgu maddeleri, İstanbul üniversitesi D.H.F Dergisi,1970,cilt:1
sayı:3, s: 240-247
19. Alaçam, T. Endodonti, Ankara Gazi Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi, yayın
no:11,1990, s:543-590
20. Bayırlı, G. Pratik Endodonti, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği
Fakültesi yayın no.3587/72,1990, s:188-241
21. Hauman CHJ, Love RM. Biocampability of dental materyals used in
contemporary endodontic therapy. A. Review.part 2.Root canal filling materyals
in Endod j 36, 2003, 147-60
22. Wesselink P. Root filling techinique. In:Bergenholtz G,et al.eds textbook of
Endodontology. Blackwel Munksgaard, Oxford, 2003, pp, 286-99
23. Wilson AD, Kent BV. A new translucent cement for dentistry. Br Dent J 1972,
132-133
24
24. Schmalz G. Root canal filling materyals. In:Bergenholtz G, et al eds. Text book
of endodontology. Blackwel Munksgaard,Oxford 2003, p:261-86
25. Nakamura, H.Sakalibora F. Matsumoto, Y. Hayakova, H. Sokai, K. And Yip,
M:study of sytotoxicity of root kanal filling materials, J Endod,6,1980, s: 509
26. Economides, N,et al Long term evaluation of the influence of smear layer
removal on the sealing ability of different sealers. J. Endod 25,1999, s:123-5
27. Oguntebi BR,Shen C.Effect of different sealers on thermoplastized gütta-percha
root canal obturation, J Endod 18,1992, s: 263-6
28. Ata, P. Konservatif Diş Tedavisi, İstanbul:Yeni basımevi,1982, s:178-18
29. Baran, N değişik güta perca obturasyon tekniklerinin apikal sızdırmazlık
yönünden araştırılmalı olarak incelenmesi, Ege Üniversitesi Sağ. Bil. Enst.
Doktora tezi, İzmir 1997
30. Cengiz, T. Endodonti, İzmir. Barış yayınları fakülteler kitap evi,1990, s:279-285,
s:199-208
25
7. ÖZGEÇMİŞ
1 Ocak 1989’da Dicle’de doğdum. İlkokulu ve ortaokulu Huzurevleri
İlköğretim okulunda okudum. Lise öğrenimimi ise Nafiye Ömer Şevki Cizrelioğlu
Lisesi’nde Diyarbakır’da tamamladım 2008 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği
Fakültesini kazandım.
26
Download

1216 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi