Kurumsal Sosyal Sorumluluk Dergisi • Eylül-Ekim 2013 • Sayı: 11 • ISSN 2147-6179
Sosyal sorumluluk projeleriyle de
hayat Deniz’de güzel...
17’nci yılında Türkiye’nin en büyük özel bankalarından biri konumunda olan DenizBank
için sosyal sorumluluk projeleri her zaman birincil öneme sahip. Birlikte yaşadığı toplumda
bireylerin hayatına dokunmayı önemseyen DenizBank, toplumsal yaşamın gelişimini
sosyal sorumluluk projeleriyle desteklemeyi ilke edinerek yoluna devam ediyor.
4
Çiftçi ve üreticinin yanında
DenizBank, Türk Eğitim Derneği işbirliğiyle
Anadolu’daki çiftçi çocuklarına ve kamu
yönetimi öğrencilerine tamzamanlı eğitim
bursu sağlıyor. Öğrencilerin eğitim hayatına
destek olurken farklı etkinlikler aracılığıyla
burs alan kişilerle sürekli irtibatta kalarak
gençlerin kültürel ve sosyal gelişimine de
önayak oluyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
ve DenizBank işbirliğiyle 2009 yılında
başlatılan Tarım Bilgi Seti Projesi büyüyerek
devam ediyor. Yapılan dağıtımlarla proje
kapsamında üç yıl içinde 3.500 köyde
350.000 kitabın dağıtımı gerçekleştirildi;
hedef 5.000 köyde 500.000 kitaba ulaşmak.
Sanata evet!
Yola çıktığı günden itibaren sanata evet
sloganıyla bu alana destek veren DenizBank,
daha ilk yıllarında Afife Jale Sahnesi’ne
sahip çıkarak bu değerli kültür mirasının
yeniden inşasını gerçekleştirdi.
Ayrıca klasik müziğin daha geniş
kitlelerle kucaklaşması hedefiyle İstanbul
Devlet Senfoni Orkestrası’na yedi yıldır;
Uluslararası İstanbul Opera Festivali’ne ise
kuruluşundan bugüne, dört yıldır sponsorluk
desteği verilmekte. Kültür sanat dünyasına
katkıda bulunmak misyonuyla kurulan
DenizKültür, 2004 yılından bu yana uzman
araştırmacı ve yazarların kalemlerinden 29
kitabın okuyucuyla buluşmasını sağladı.
Bunların yanı sıra Üç Tenor Konseri’nden
J. S. Bach’a, Tuna Ötenel’den Ömer Yılmaz
eserlerine 7 belgesel, 42 CD ve 2 sesli kitap da
DenizKültür imzasını taşıyor. DenizKültür 2013
yılında 36 Osmanlı padişahının yağlıboya
koleksiyonuna ev sahipliği yapan Ertuğrul
Ateş’in Osmanlı Sultanları Sergisi’ne de
destek verdi.
Toplumsal hayatı geliştirmek
için çalışan banka
DenizBank toplumsal yaşamı geliştirmeyi
ilke edindiğinden beri tarımdan operaya,
eğitimden resime her alanda sosyal
sorumluluk projeleri geliştirdi. Hayatı
güzelleştirmek için bundan sonra da destek
vermeye devam edecek.
Çünkü hayat Deniz’de güzel.
Bu bir ilandır.
Deniz’den eğitime destek
Merhaba,
KSS Türkiye dergisinin 11. sayısı sizlerle.
Kurumsal sosyal sorumluluk alanında, sessiz bir süreç içinde olunduğunu
söylemek mümkün. KSS ile haşır neşir olan bizleri şaşırtan bir süreçtir
bu. Bizler, kendi payımıza sorguluyoruz.
Hızla yol alınması gereken bir mesele iken söz ettiğimiz, neden ve neyi
beklemek?
Sürdürülebilir faaliyetler/politikalar oluşturmak konusunda taşları henüz
yerli yerine oturtamamış bir ülkeyiz. Kaldı ki gönüllülük esasına dayanan,
yasal yaptırımı olmayan, kazanımları ise uzun vadede görülen bir kavram
ise mevzu bahis olan (KSS), hiç de koşar adım ilerlediğimiz söylenemez.
Elbette bu noktada manevi yaptırımları ayrı tutmak gerekir.
Sürdürülebilir bir kurumsal sosyal sorumluluk politikasına sahip olmak,
dünyada günden güne daha elzem hale gelirken, yolun başında
sayılabilecek Türkiye’de malesef ağır aksak ilerliyor. Uygulamaları
ile örnek gösterilebilecek kuruluş sayısı halen oldukça az. Gayet iyi
örnekler var elbette ve bunları üreten kuruluşlar halihazırda konuya
vakıf olmuşlardır. Ancak görmek istediğimiz, KSS kültürünün daha fazla
sayıda kuruluşa sirayet etmesi.
Sıklıkla yapılan bir hataya da değinmek gerekir. O da: Sosyal
sorumluğun, konjonktürel olarak sergilenen bir tavır olması.
Kurumsal sosyal sorumluluk dönemsel bir faaliyet değil, kuruluşlarda
işleyen sistemin bir parçası olmalı. Bu gerekliliğe riayet edilmediği sürece
KSS kavramının tam anlamıyla anlaşılması ve uygulanması mümkün
olmayacak, dolayısıyla anlam da ifade etmeyecektir.
Bu yanlış yaklaşım üzerinde ısrarcı olmak, sürdürülebilir KSS’ye ilişkin,
ibrenin eksiye doğru kaymasına sebep olacaktır.
KSS duyarlılığının yayılması dileğiyle...
İyi okumalar
Sevgi ve Saygılarımla,
D.Eylem Altıok
KSS Uygulamaları
6 KSS Pazaryeri
10VİKO
12Yapı Kredi
15 Polisan
22Bilim İlaç
25Boyner
26Shell & Turcas
28Sağlam KOBİ Projesi
29REC Türkiye
31Türkiye Vodafone
Vakfı
KSS Söyleşileri
32Goodyear
33DHL
37HSBC
39YEDAŞ
40LC Waikiki
41Corendon
Havayolları
42Aksigorta
43Peugeot
43TEGV
44 İÇDAŞ
45 TAV
48 Roche
49 Starwood Türkiye
50 Sanofi
Makale
20 Serdar Tunçer
STK
19TKSSD
43TEGV
7 VİKO
Gülay Selki
16 Renault Mais
İbrahim Aybar
34Kipa
Jeff Adams TEGV Barna Çağatay
Değerli okuyucular,
UPS, Dünya Ekonomik Forumu, Amerikan
Ticaret Odası Sosyal Sorumluluk Birimi Kurumsal
Vatandaşlık Merkezi (US Chamber BCLC),
İstanbul Ticaret Odası ve Türkiye Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Derneği işbirliği ile “Türkiye’de
KOBİ’lerin Afetlere Direncinin Arttırılması’’
projesini geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Proje, Türkiye’deki KOBİ’lerin afetlere hazırlıklı
olması, yaşanabilecek afetlerin ardından iş
hayatına hızla girmelerine destek sağlayacak
bir iyi uygulama örneği oluşturarak dünyadaki
afet yaşama riski altındaki ülkelere yayılmalarını
sağlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda 17 Eylül
2013 Salı günü İstanbul Ticaret Odası’nda
gerçekleştirdiğimiz proje açılış etkinliğiyle, ilgili
paydaşlara projeyi tanıtmış bulunuyoruz. Bundan
sonraki süreçte farklı illerde ücretsiz eğitimler
organize ederek projenin yaygınlaştırılmasını
sağlayacağız.
Fair Labour Association (FLA) liderliğinde, tekstil
sektöründe sosyal sorumlu satın alma prosedürleri
üzerine yürüttüğümüz RESPECT projesi’nin son
ayağını 11 Eylül 2013’te İstanbul’da gerçekleştirdik.
İki yıl boyunca RESPECT projesi kapsamında
yürüttüğümüz anket çalışmaları, tedarikçi görüşme
ve eğitim sonuçlarını alıcı firmalar/müşteriler ile
paylaştık. Projeyle ilgili tüm çıktılara bu siteden
ulaşabilirsiniz: www.responsible-practices.eu
Son olarak her yıl büyük bir keyifle düzenlediğimiz
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Pazaryeri etkinliğinin
beşincisini 6 Aralık 2013’te düzenlemek için
duyurulara başladık. Pek çok şirketin bizimle
iletişime geçmesi ve başvurusunu hazırlıyor olması,
ilginin her yıl giderek arttığını gösteriyor ve bizleri
çok sevindiriyor. Bu yıl da katılımcısı ve ziyaretçisi
bol bir Pazaryeri etkinliği bekliyoruz.
5
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Gelenekselleşen Pazaryeri etkinliği
bu yıl da renkli geçecek
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Pazaryeri etkinliğinin beşincisi 6 Aralık 2013 tarihinde İstanbul’da Kadir
Has Üniversitesi’nde düzenlenecek. CSR Europe (Avrupa KSS Kuruluşu) tarafından geliştirilen
etkinlik modelinde şirketler, KSS çözümlerini büyük bir fuar alanında diğer şirket, kamu ve sivil toplum
yöneticileri ile Avrupa KSS kuruluşları yöneticilerine sunacak.
Serdar Dinler
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
Başkanı
CSR Europe Yönetim Kurulu Üyesi
Stefan Crets
u yılki tema, Türkiye’nin stratejik vizyonuna
katkı sağlamak amacında olan sorumlu
şirketlerin uluslararası arenada örnek olacak
kurumsal sosyal sorumluluk çözümlerini göstermek
adına geçen iki yılda olduğu gibi “İşletme 2023”
olarak belirlendi.
CSR Europe Genel Direktörü
İşletme 2023 şirketlerin yaratıcı iş fikirleri
geliştirme, hem maliyetlerini düşürmek hem de
ekonomik, sosyal ve çevresel ihtiyaçlara çözüm
sağlamak amacıyla tüm paydaşları ile birlikte
hareket etme girişimi. İşletme 2023 girişimi,
Türkiye’nin 2023 stratejilerini desteklemek için
2023 yılına kadar yüksek oranda istihdamı,
verimliliği ve sosyal dayanışmayı sağlamak amacı
ile kamu kuruluşlarının, şirketlerin ve sivil toplum
kuruluşlarının ortak girişimler ile kendi paylarına
düşen katkıyı yapması anlayışına dayanıyor.
Marianne Bogle
B
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
(TKSSD), “Geleceğin Şirketleri” vizyonuyla
düzenlediği bu etkinlik ile kamunun, şirketlerin,
STK’ların ve akademik dünyanın birbirleri ile yakın
ilişki içinde çalışmalarını sağlamayı ve kurumsal
sosyal sorumluluk alanında yakalanan ivmenin
devamını hedefliyor.
Pazaryerinde yer alan şirketlerin KSS
uygulamaları CSR Europe Ulusal Ortakları ve
KSS uzmanlarından oluşan jüri kurulu tarafından
değerlendirilecek. Jüri ise şu isimlerden oluşuyor:
6
Maryna Saprykina
Ukrayna Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
Başkanı
İsveç Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
Başkanı
6 Aralık 2013 Cuma günü üç farklı değerlendirme
sonucu kapsamında katılımcı şirketlere; ödülleri
dağıtılacak;
-Jüri Kurulu tarafından KSS Çözümleri Birincilik
İkincilik ve Üçüncülük Ödülleri
-Şirketlerin KSS çözümleri ayrıca İşletme 2023
Pazaryeri Etkinliğine katılan katılımcıların
oylamasına da sunulacak. Katılımcıların
oylaması ile seçilecek KSS uygulamalarına
“Paydaş Ödülü”
-Kurumsal Sosyal Sorumluluğun
yaygınlaştırılması ve bilinç geliştirilmesi
kapsamında liderlik eden şirketlere ise, “Jüri
Özel Ödülü” verilecek.
Söy
KSS
leşil
e
ri
Sürdürülebilir kalkınma insana yatırım gerektirir
VİKO İnsan Kaynakları Direktörü Gülay Selki ile
KSS uygulamaları ve çalışan motivasyonunda
İK’nın kilit rolü üzerine konuştuk.
VİKO hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
VİKO, Türkiye’nin sektöründeki en büyüğü olarak
tanımlanan endüstriyel tesislerinde elektrik
enerjisinin aktarılması, kullanılması ve daha
kolay sunumu amacıyla çözümler üretmektedir.
1996 yılında anahtar -priz serilerini ürün gamına
eklemesiyle birlikte büyüme yolculuğuna çıkan
VİKO, ürün, teknoloji ve insan yönetimi alanlarında
yapmış olduğu yatırımlar ve bunların birbirleri ile
entegrasyonundaki başarısı ile bugün Türkiye
pazarında liderdir ve Türkiye’nin ilk 500 büyük
sanayi kuruluşu içerisinde yer almaktadır.
Ürün gamımız içerisinde elektrik anahtar ve prizleri,
grup prizler, akıllı bina otomasyon sistemleri,
şalt ürünleri, sigorta kutuları, elektronik elektrik
sayaçları ve otomatik sayaç okuma sistemleri
yer almakta. İnovasyonu, kaliteyi, güvenliği,
özgün tasarımları ve enerji verimliliğini yaşam
alanlarına bir arada sunmayı hedefleyen yeni
nesil ürün ve teknolojilere sahibiz. İnsan hayatını
kolaylaştıracak çözümlerin tasarımı, üretimi ve
sunumu süreçlerindeki yenilikçi ve üstün teknolojik
gücümüzü, çalışanlarımızın dinamizmi ve sürekli
gelişimleri ile birleştiriyoruz.
İK süreçlerinizden ve bu süreçlerdeki başarınızın
ardında yatan sebeplerden bahseder misiniz?
VİKO insan kaynakları bölümü olarak öncelikle
kuruluşumuzun stratejik planı ve iş hedefleri
ile paralel olarak hızlı ve beklenen kalitede
insan gücü ile organizasyonun oluşturulmasını
sağlayarak, takım çalışmasına yatkın, değişime
ve yenilikçiliğe açık bir kurum kültürünün
yönetiminden sorumluyuz. İçselleştirdiğimiz
insan odaklı yönetim yaklaşımı, kurduğumuz
sistemleri daha üst seviyelere taşımada ve
yaygınlaştırmada bir referans noktası olmuştur.
Seçme yerleştirme süreci ile başlayan, eğitim ve
geliştirme, performans yönetim sistemi, yetenek ve
kariyer geliştirme, motivasyon, ücret yönetimi ve
stajdan oluşan İK süreçlerimizi birbirini takip eden
ve besleyen bir zincir şeklinde sistemler bütünü
olarak yönetiyoruz. Çalışanlarımız organizasyonun
en önemli unsurudur. Nitelikli, iş süreçlerine ve
kurum kültürümüze uyumlu çalışanlarımızın kurum
başarısında etkin bir role sahip olduğu yaklaşımı
ile hareket ediyoruz. Oryantasyon süreci ise en
çok üzerinde iyileştirme yaptığımız sürecimizdir.
Oryantasyonu, aramıza katılan üretim ve idari
çalışanlarımıza ilk altı ay içerisinde VİKO’nun
yaklaşımlarını derinlemesine öğreten bir süreç
olarak kullanıyoruz. VİKO insan odaklı yönetim
felsefesi, temel değerleri, misyon ve vizyonu,
politikaları, kurum kültürü, EFQM yönetim modeli,
takım ruhu, ilişki yönetimi gibi kavramları odak
alan eğitim hedefimiz ise, bugünün ve geleceğin
ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde çalışanların
öğrenme kapasitelerini artırmak, kendi yeteneklerini
geliştirmelerini sağlamak ve farklı düşünmeyi
teşvik etmektir.
Gücünü çalışanlarından aldığını temel değerleri
içinde belirten VİKO, vizyonuna ulaşabilmenin
çalışanlarının bilgi birikimi ve yetkinlik seviyesi
ile mümkün olabileceğine olan inancı ile onların
gelişimini sürekli destekleyerek, takım olarak
çalışma kültürüyle oluşan iş başarılarına
imza atmıştır. Başarının ancak tüm kuruluşun
sahiplenmesi ile gerçekleşeceğine inanıyor ve bu
bir takım anlayışı ile hareket ediyoruz.
Artık fark yaratan şirketler ayakta kalıyor ve bu
farkı da ancak insanla aşabiliyorsak, fark yaratan
İK birimleri olmak asli sorumluluğumuzdadır. VİKO
son 10 yılda 18 kat büyümeyi gerçekleştiren bir
kuruluştur. Bu başarı, kuruluşumuzun stratejilerine
7
ve sektörün büyümesine cevap verecek yetenekte
insan gücü ve organizasyonunun oluşturulmasını
sağlayan, sorumluluğumuza giren her alanda
değişimi ve buna bağlı kurum kültürünü yönetme
becerilerine sahip, donanımlı ve dinamik bir
kadrodan oluşan İK ekibi olmamızı kaçınılmaz
kılmaktadır.
VİKO İK olarak pek çok ödül de aldınız, bu
ödüllerden bahseder misiniz?
Evet VİKO İK olarak aynı yıl içerisinde, PERYÖN
Performans Yönetimi, Füsem İK Ödülleri’nde
Performans Yönetimi ve Motivasyon Yönetimi,
Kariyer.net tarafından verilen İnsana Saygı ve
Özel Sektör Gönüllüler Derneği (ÖSGD) tarafından
verilen En Başarılı Gönüllülük Programı ödüllerine
layık görülmenin onur ve mutluluğunu yaşadık.
Takdir edersiniz ki hiçbir başarı tesadüf değildir
ve her başarının arkasında sistemli bir çalışma
disiplini yatar. VİKO büyüme yolculuğunun
tüm aşamalarında EFQM Mükemmellik Modeli
çerçevesinde liderlerin sahiplendiği, çalışanların
katılımının sağlandığı, yetenek ve bilgi birikimlerin
kuruluşa yarar sağlayacak yönde kullanıldığı
yaklaşımların geliştirilmesi ile bu başarılar elde
edilmiştir. Asıl başarı anlayışımız bu sistemleri
kurup hayata geçirmek olsa da, ödüller bizim için
aynı zamanda başarıyı tescil eden ve motivasyona
dönüşen bir araçtır.
8
Çalışan motivasyonuna önem verdiğinizi görüyoruz.
Bu alandaki uygulamalarını anlatır mısınız?
Motivasyon insan için hem psikolojik hem de
fizyolojik açıdan önemli bir duygu aracıdır. Çalışan
odaklılığı temel değerleri arasında tanımlayan ve
bu yaklaşımı pek çok iyi uygulama örnekleri ile
besleyen bir kuruluş olduğumuzu söylemeliyim.
Bu doğrultuda çalışanlarımızın motivasyonunu
artıran, bütünlüğümüzü, sinerjimizi ve
çalışanlarımız arasında pozitif etkileşimi sağlayan
organizasyonları çok önemsiyoruz. Çalışanlarımıza
verdiğimiz gönülden değeri gönülden kurgulanmış
motivasyon araçları ile yönetmekteyiz.
Kuruluşumuzda, "Tanıma, Takdir, Ödüllendirme"
sistemi iyi bir motivasyon aracı olarak kabul
edilir. Sistem çalışanlarımızın her türlü faaliyette
katma değer sağladıkları, ortaya koydukları
başarıların ya da performansın paylaşılması
ve ödüllendirilmesini ve diğer çalışanların
özendirilmesini sağlayan yaklaşımlar bütünüdür.
Başarıların paylaşılması, çalışanın tanınma ve
takdir edilmesi, başarılı çalışanın ödüllendirilmesi,
diğer çalışanlara örnek olması, özendirilmesi ve
katılımın sağlanmasıdır.
Endüstriyel tesislerimizin daha ilk inşası
aşamasında çalışan memnuniyeti yaklaşımımıza
uygun bir hassasiyet ile fitness centerdan havuza,
tenis kortundan futbol ve voleybol sahasına, tavla
ve dart alanlarına kadar birçok alanı motivasyona
katkı sağlaması amacı ile çalışanlarımızın
hizmetine sunduk. Yıl içerisinde futbol masa tenisi
dart turnuvaları, damak tadı yarışması, özel gün
kutlamaları, piknik, yaza merhaba partileri gibi
birçok aktivite gerçekleştiriyoruz.
Birincisi; bu sürecin sadece bir bölümün
işi olmaması, tüm bölümlerin sürece dahil
olması ve her bir projenin, etki, değer katma
ve sürdürülebilirlik ilkesi içinde yönetilmesi ve
performans göstergeleri ile sonuçların takip
edilmesidir.
Bu yıl VİKO bahçesinde çalışanlarımız için
oluşturduğumuz hobi bahçesinde doğal sebze ve
meyve yetiştirmek artık hayal değil. Çalışanlarımız
burada organik tarım yaparak kendi sebze ve
meyvelerinizi yetiştiriyor, organik ürünlerini topluyor
ve aynı zamanda toprakla haşır neşir olarak
streslerini de atma imkanı buluyor.
İkincisi ; stratejik yönetim sürecimizde KSS’nin
yer almasıdır. Kullandığımız Balance Score
Card ile bu alanda örnek bir yenilikçi uygulama
olarak BSC’ın finans, müşteri, süreç, öğrenme
gelişim boyutuna beşinci bir boyut olarak
“toplum’’ boyutunu da eklememizdir. Bu sayede
yıllık strateji toplantılarında kurumsal sosyal
sorumluluk hedeflerimizi belirliyor, hedeflerin
takibi ve izlenmesini VİKO Scorecard yazılımı ile
gerçekleştiriyoruz.
Yaz aktiviteleri programımız kapsamında
çalışanlarımıza, sürpriz bir kurgu ile sunulan ve
bahçemizde gerçekleştirilen partiler düzenliyoruz.
Yıllık izinden dönen çalışanlarımızın iş hayatına
yeniden adaptasyonlarını kolaylaştırmak adına
sürprizlerle dolu bir karşılama gerçekleştiriyoruz.
Henüz geçtiğimiz haftalarda yıllık izinden dönen
çalışanlarımızı için kuruluş girişinde serdiğimiz
kırmızı halıda karşılayarak hoş geldiniz dedik.
Çalışanlarımız ilk iş günlerinde kırmızı halı ve
müzik grubunun seslendirdiği parçalar eşliğinde
karşılandı. Çalışanlarımızın şaşkınlık ve
mutlulukları görülmeye değer olduğu bu seremoni
tüm çalışanlarımızın birbiri ile yeniden buluştuğu
açık büfe kahvaltı organizasyonu ve müzik dinletisi
ile devam etti.
ÖSGD Gönüllülük Ödülü’nden de bahsettiniz, KSS
projelerini de siz mi yönetiyorsunuz, bize bu ödül ve
çalışmalarınızdan da söz eder misiniz?
VİKO sürdürülebilir kalkınmanın insana yatırım
ve doğal kaynakların bilinçli kullanımı ile
gerçekleşeceğine inanan bir yaklaşım ile kendi
büyümesine paralel olarak, 1998 yılından bu yana
geleceğe değer katan kurumsal sosyal sorumluluk
projeleri gerçekleştirmektedir.
Şirket kurucularımızın Hz. Mevlana’ nın “Bir
mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir
şey kaybetmez” sözünü ilke edinmesi VİKO’nun
topluma karşı olan sorumluluğuna da esin kaynağı
olmuştur.
VİKO Kurumsal Sosyal Sorumluluk projeleri
“Toplumsal Sorumlulukların Yönetimi” süreci
kapsamında İK liderliğinde diğer liderlerinde
gönüllü olarak görev aldığı KSS Kurulu tarafından
yönetilmektedir.
Kurumsal değer olarak ele aldığımız toplumsal
sorumluluğa yönelik stratejik yönetim yaklaşımını
üç başlık altında toplayabiliriz.
Üçüncüsü ise; VİKO çalışanlarının toplum
gönüllüsü olarak projelerde aktif rol almalarıdır.
Burada hedefimiz topluma katkı zincirinin
halkalarını güçlendirmeyi sağlamak ve topluma,
dünyamıza ve sürdürülebilir geleceğe karşı
olan bireysel sorumluluklarının da farkındalığını
sağlamaktır. Sadece geçtiğimiz yıl çalışanlarımızın
% 76’sı yani 471 çalışanımızın projelerimize
aktif katılım göstermiş olması çalışanlarımızın
sürdürülebilirliğe olan bağlılık düzeylerini ifade
etmektedir.
Çünkü sürdürülebilir bir dünya ve ülke kaynakları
için hepimiz sorumluyuz.
Çalışanlarının gönüllülük çalışmalarını
destekleyerek yaygınlaşmasını sağlamak amacı
ile Gönüllüler ÖSGD tarafından verilen “Gönülden
Ödüller” sürecinde En Başarılı Gönüllülük Programı
ödülüne layık görüldük. VİKO’nun ana projeleri
dışında “Işığa muhtaç her sosyal konuda tüm
gönlümüzle varız” misyonu ile hareket eden “VİKO
Aydınlık Toplum Gönüllüleri” yani çalışanlarımız
Meslek Eğitimine Destek Projemizdeki koçluk
programı, bölge okulları için destek projeler,
yetişkin okuma yazma kursları, köy okulları
projeleri, Give&Gain çalışan gönüllüğü günleri,
engelli öğrenciler, Okullarda Enerji Verimliliği
Projesi, ağaçlandırma faaliyetleri, kan bağışı
kampanyaları, geri dönüşüm ve daha birçok
projede aktif olarak rol almaktalar.
Çalışanların KSS projelerinde aktif olarak yer
almasına İK gözlüğü ile baktığımızda çalışanların
aidiyet duygusuna, moral ve motivasyonlarına
pozitif katkısı olduğu da açıktır. Çalışanlara yönelik
bu etki dikkate alındığında İK’nın surumsal sosyal
sorumluluktaki rolü açıkça görülmektedir.
9
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Meslek Eğitimine Destek, Aydınlık Geleceğe Destek
“Meslek Eğitimine Destek Aydınlık Geleceğe
Destek” projesi ile meslek eğitimine yönelik
desteğine bir yenisini daha ekleyen VİKO,
Samandıra Endüstri Meslek Lisesi Elektrik
Laboratuarını kurdu. 2 Ekim Çarşamba günü
gerçekleşen törenle açılan laboratuvar sayesinde
meslek lisesi öğrencileri mesleki eğitimlerini
pratik beceriye dönüştürecek.
S
ürdürülebilir kalkınmanın, insana yatırım
ve doğal kayakların bilinçli kullanımı ile
gerçekleşeceğine inanan VİKO, bu yaklaşımını
destekleyen kurumsal sosyal sorumluluk projelerini
10
hayata geçirmeye devam ediyor. VİKO’nun 2002
yılından bu yana uyguladığı “Meslek Eğitimine
Destek Aydınlık Geleceğe Destek” projesi
kapsamında hayata geçen Samandıra Endüstri
Meslek Lisesi Zayıf Akım Elektrik Laboratuarı
törenle açıldı. Tören, VİKO Yönetim Kurulu
Başkanı Cahit Durmaz, Genel Müdürü Nusret
Kayhan Apaydın, Sancaktepe Kaymakamı
Feyzullah Özcan, Sancaktepe Belediye Başkanı
İsmail Erdem, İlçe M.E.Müdürü Hüseyin Aydoğdu,
İstanbul M.E.M Şube Müdürü Erol Demir ile diğer
VİKO yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti.
Teorik eğitim pratik beceriye
dönüşüyor
V
İKO, öğrencilerin teorik eğitimini pratik
beceriye dönüşmesi ve eğitim gördükleri
alanda uygulamalı eğitim imkanı bulmalarına
katkı sağlamak üzere her yıl bir Endüstri
Meslek Lisesine laboratuar kuruyor. Geçtiğimiz
yıllarda İSOV Dinçkök Endüstri Meslek Lisesi
ve Atalar Endüstri Meslek Lisesine Elektrik
Tesisat Laboratuarı kazandıran VİKO, Üçüncü
Laboratuarı ise Samandıra Endüstri Meslek
Lisesine kazandırarak mesleki eğitimine verdiği
desteğin sürdürülebilirliğini pekiştirmiş oldu. Elektrik
sektörüne paralel tüm uygulamaları mevcut olan
bu laboratuarlar meslek lisesi öğrencilerinin teorik
bilgilerini pratik becerilere dönüştürmesinde önemli
katkılar sağlıyor
Daha çok bilgi, teknoloji ve iş
sonuçları üretmemiz lazım
S
ancaktepe Kaymakamı Feyzullah Özcan
tarafından VİKO’nun mesleki eğitime sağladığı
destekler nedeni ile kendisine takdim edilen plaketi
kabulü sırasında söz alan VİKO Yönetim Kurulu
Başkanı Cahit Durmaz, “ 50yıl önce Maçka Sanat
Enstitüsü kalıp bölümünden mezun oldum. O
zamanki şartlar daha zordu. Öğretmenlerimizin
desteği ile güzel ülkemizin geleceği için var
gücümüzle çalıştık bugünlere kadar geldik. Size
tavsiyem mesleğinizi sevin, mesleğinize aşkla
sarılın. Bilginin pratik uygulamaya dönüşmesi çok
önemli. Bu laboratuvarla hem bilgilerinizi eyleme
dönüştüreceksiniz hem de kendi gayretinizle
mesleğinizde ilerleyeceksiniz. Hepimiz bu ülke
için çalışıyoruz ve ülkemizin daha iyi yerlere
gelmesi için daha çok bilgi, daha çok teknoloji ve iş
sonuçları üretmemiz lazım “ dedi.
İş ve sosyal yaşamlarına destek
için koçluk yapıyorlar
P
roje kapsamında ayrıca, Meslek Lisesi
Memleket Meselesi projesinin özel sektördeki
diğer şirketlere devrolması ile oluşan program
kapsamında VİKO çalışanları meslek lisesi
öğrencilerine koçluk yapıyor. Programın hedefi
meslek lisesi öğrencilerinin kişisel gelişimlerine
destek olmanın yanı sıra iş ve sosyal hayata
hazırlanmalarına katkı sağlamak. ÖSGD
öncülüğünde iki yıl boyunca sürdürülecek projede
VİKO’da çalışan 13 Mühendis, 52 meslek lisesi
öğrencisine zaman yönetimi, proje geliştirme, iş
etiği, problem çözme ve sorumlu vatandaşlık gibi
modüller koçluk yapacak. Birinci yılı tamamlanan
projede programa dahil olan öğrencilere staj ve
burs imkanları da tanınıyor.
European CSR Award Best Practice Exchange Forum
16 Ekim 2013 Londra, İngiltere
Organizasyon:
BITC UK
Arabia CSR Forum and Awards Ceremony 2013
24 Ekim 2013 Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri
Organizasyon:
Arabia CSR Network
11
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Yapı Kredi
farklı alanlarda KSS projeleri üretiyor
Yapı Kredi, eğitim, kültür-sanat, çevre gibi birçok alanda gerçekleştirdiği ve desteklediği projeler
ile topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmeyi hedefliyor. ‘‘Kurumsal sosyal sorumluluk
projelerinin markanın itibarına, bilinirliğine ve tercih edilirliğine etki ettiği araştırmalarla ispat edilen
bir gerçektir.’’ diyen Yapı Kredi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Nurcan Erhan, bu
projeleri gerçekleştirirken en önemli hedeflerinin, toplum için faydalı bir kurum olabilmek olduğunu,
bu düşünceden hareketle, eğitimden çevreye, sanattan tarihe kadar pek çok alanda kurumsal sosyal
sorumluluk projeleri geliştirdiklerini söyledi.
N
urcan Erhan, ‘‘Günümüzde kurumlar sadece
kendi sektörlerinde gösterdikleri faaliyetler
ile değil, hayata geçirdikleri kurumsal sosyal
sorumluluk projeleri ile hem tüketicinin hem de
yatırımcıların ilgisini çekiyor. Sürdürülebilirlik
yaklaşımı, kurumların yapısını güçlendirirken aynı
zamanda rekabet güçlerini de arttırıyor. Biz de Yapı
Kredi olarak topluma faydalı bir kurum olabilmek
için geliştirdiğimiz her projeye bu gözle bakıyoruz’’
dedi.
Nurcan Erhan,
Yapı Kredi’nin
sosyal sorumluluk
çalışmalarını şu
başlıklarla anlattı:
Çatalhöyük
kazıları
Y
"
Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri
T
ürkiye’nin ilk kadın tiyatro oyuncusu Afife
Jale anısına düzenlediğimiz Yapı Kredi Afife
Tiyatro Ödülleri, Haldun Dormen’in danışmanlığıyla
1997 yılından bu yana sürüyor. Yapı Kredi olarak,
Afife Tiyatro Ödülleri
kapsamında çeşitli
yarışma, etkinlik ve
kampanyalarla, başta
gençler olmak üzere tüm
topluma tiyatro keyfini
aşılamak amacıyla
çeşitli kampanya
ve etkinlikler de
düzenliyoruz.
KSS projelerine
desteğimiz ve
sürdürülebilir gelecek
için çalışmalarımız
devam edecek.
apı Kredi
olarak, uzun
yıllardır Konya’nın
Çumra ilçesi
yakınlarındaki,
9 bin yıl öncenin sırlarını barındıran, Çatalhöyük
arkeolojik kazılarının ana sponsorları arasında
yer alıyoruz. Her yıl Haziran-Eylül ayları arasında
gerçekleştirilen kazı çalışmalarının başkanlığını
şu an Stanford Üniversitesi’nde çalışmalarını
sürdüren Arkeoloji Profesörü Ian Hodder yapıyor.
Çatalhöyük kazılarında her yıl insanlık tarihine
ışık tutan bulgular ortaya çıkarılıyor. Çatalhöyük
neolitik kenti, 2012 Temmuz ayında UNESCO
Dünya Mirası Komitesi tarafından Dünya Mirası
listesine kaydedildi. Bu anlamda, tarihin tanıklığını
12
yapan bu kültür abidesinin ortaya çıkarılmasına,
korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunan bir
kurum olmanın gururunu yaşıyoruz.
“Ü
Ülkem
İçin Engel
Tanımıyorum
lkem İçin” projesi, Koç Topluluğu şirketleri,
çalışanları, bayileri ve tedarikçileri arasında
sosyal sorumluluk olgusunu yaygınlaştırarak,
toplumsal sorunlara karşı daha katılımcı bir
tutum geliştirmeyi ve yerel gelişimi destekleyerek
yaşam standardını yükseltecek projelerin hayata
geçirilmesini amaçlıyor. Koç Holding’in 80. Yılında
hayata geçen proje, 2006 yılından bu yana önemli
başarılara imza atıyor. 2012 ve 2013 yılları için
belirlenen engellilik konusu bu kapsamda tüm
topluluk şirketleri tarafından benimsendi ve bu
Nurcan Erhan
konuda önemli aşamalar kaydedildi. “Ülkem İçin
Engel Tanımıyorum” sloganıyla hayata geçen
projede engellilerin iş hayatı ve sosyal hayatta
yaşam kalitelerinin iyileştirilmesine destek olacak
uygulamalarla bu konudaki toplumsal bilincin
arttırılması amaçlanıyor.
Yapı Kredi olarak bu proje kapsamında,
çalışanlarımıza “Engelliliğe Doğru Yaklaşım” eğitimi
veriyoruz. Ağustos sonu itibariyle toplam 5.700
çalışanımıza bu eğitimi aldı.
Yapı Kredi Yayınları’nın projeyi destekleyen
çalışması kapsamında görme engelliler, Yapı
Kredi Yayınları’nın en yeni kitaplarına herkesle
aynı zamanda ulaşabiliyor. Proje kapsamında
bugüne kadar toplam 61 kitap dijital ortama
aktarıldı ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bu
çalışma, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde görme
engellilere hizmet vermek amacıyla kurulmuş
olan GETEM ortaklığıyla gerçekleştiriliyor. Yazıyı
sese dönüştüren özel bir teknolojiden yararlanılan
çalışmada kitaplar internete bağlı bir bilgisayar
yardımıyla 7 gün 24 saat ulaşılabilen getem.boun.
edu.tr web sitesinden indirilerek dinlenebiliyor.
Ayrıca GETEM’e üye olan görme engelliler 0
216 276 31 11 numaralı telefondan kitaplara
ulaşabiliyor.
Çevre projeleri ve yatırımları
Çevresel sürdürülebilirlik konusundaki en önemli
adımlardan birinin doğal kaynak tasarrufu olduğuna
inanıyoruz. Bu sebeple doğanın korunması için
sürekli olarak gerçekleştirdiğimiz ağaçlandırma
projelerinin yanı sıra çeşitli çalışmalar da
gerçekleştiriyoruz. Bu amaçla 2011 yılında bir geri
dönüşüm kampanyası başlattık. Bu kampanyamız
kapsamında 2012 yıl sonu itibarıyla geri
dönüşümünü sağladığımız kâğıt miktarı 890 tona
ulaştı. 2012 yılında gerçekleştirdiğimiz tüm geri
dönüşüm çalışmalarımızla 35.000 ton sera gazı
emisyonu sağladık.
topluma fayda sağlayan projeler geliştirmeye ve
sürdürülebilir gelecek için çalışmalarımıza devam
edeceğiz. Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın
en önemli sorunlarından biri olan çevre için biz
de kurum olarak, eğitim ve çevre gibi faydalarının
uzun vadede görüleceği konulara öncelik verilmesi
gerektiğini düşünüyoruz.
Yapı Kredi olarak çevrenin korunması ve iklim
değişikliğinin etkilerinin en aza indirgenmesi için
yenilenebilir enerji projelerinin önemine inanıyoruz.
Bu anlamda 2013 yılı ilk yarısında 136 farklı
enerji projesine toplam 3,9 milyar ABD doları
tutarında finansman sağladık. Yenilenebilir enerji
projelerinin bu finansman içindeki payı da yaklaşık
yüzde 74 gibi ciddi bir oranda gerçekleşti. 2013
yılının ilk yarısında 118 farklı yenilenebilir enerji
projesine toplam 2,9 milyar ABD doları tutarında
finansman gerçekleştirdik. Finansmanda EBRD,
AYB, IFC, TURSEFF, JBIC gibi yurt dışı kaynaklı
fonlardan da yararlanıyoruz. Yapı Kredi olarak,
önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir çevre için
Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) önderliğinde
tüm dünyada küresel iklim değişikliğine dikkat
çekmek amacıyla gerçekleştirilen “Dünya Saati”
hareketine her yıl düzenli olarak destek veriyoruz.
Bu eylem kapsamında Genel Müdürlük binalarımız
ve tüm şubelerimizde, güvenlik için zorunlu alanlar
haricinde, tüm ışıkları bir saat süreyle kapatarak
küresel harekete katılıyoruz.
Yapı Kredi olarak, önümüzdeki dönemde de farklı
alanlarda kurumsal sosyal sorumluluk projelerine
destek vermeye doğal kaynakların korunması ve
sürdürülebilir gelecek için çalışmalarımıza devam
edeceğiz.
Global Compact Liderler Zirvesi
New York’ta yapıldı
Bu yılki ana teması “Daha İyi Bir Dünyanın Mimarları” olarak belirlenen Global Compact Liderler
Zirvesi için çeşitli ülkelerden yüzlerce sürdürülebilirlik liderini New York’ta buluştu.
Ü
ç yılda bir düzenlenen UN Global Compact
Liderler Zirvesi 2013, 19-20 Eylül tarihleri
arasında New York’ta düzenlendi. Ev sahipliğini
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un
üstlendiği zirve iş dünyası ve sivil toplum liderlerini
bir araya getirdi.
Dünyanın en geniş kapsamlı sürdürülebilirlik
platformu olan UN Global Compact (UNGC)
tarafından düzenlenen zirve kapsamında
gerçekleştirilen oturumlarda Global Compact
Türkiye delegasyonu etkin bir katılım gösterdi.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve
UNGC Yönetim Kurulu Üyesi Güler Sabancı ana
konuşmacılar arasında yer alırken Koç Holding
14
Dış İlişkiler ve KSS Koordinatörü Aylin Gezgüç
ve Eczacıbaşı Holding Kurumsal İletişim ve
Sürdürülebilir Kalkınma Grup Başkanı Okşan Atilla
Sanön de düzenlenen oturumlara konuşmacı
olarak katıldı.
Zirveye katılanlar arasında Türkiye Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Derneği Başkanı Serdar Dinler
ve Genel Sekreteri Ali Ercan Özgür de vardı.
UNGC Yerel Ağ Sistemi içinde önemli bir yere
sahip olan Global Compact Türkiye, Zirve
kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Ban Ki-moon tarafından duyurulan “Barış İçin İş
Dünyası” (Business for Peace) girişiminin de ilk
imzacıları arasında yer aldı.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
59 Ünlü Kadın Tek Ses Tek Nefes Oldu
Polisan Boya’nın katkılarıyla, Genç Kız Sığınma
Evi Derneği’ne destek sağlamak amacıyla
hayata geçirilen “ Her Ses Bir Nefes 2” sosyal
sorumluluk projesi, 59 ünlü kadını yeniden
bir araya getirdi. Proje ile bu yıl Genç Kız
Sığınma Evi Derneği Danışma Merkezi ve Genç
Kız Sığınakları’nın kapasite geliştirilmesi ve
güçlendirilmesine katkı sağlanacak.
İ
kincisi gerçekleştiren “Her Ses Bir Nefes 2”nin,
tasarımını ve sanat yönetmenliğini Kenan Bahadır
Derre üstlendi. 59 ünlü ismin fotoğrafları da Hakan
Yüksel tarafından çekildi.
“Her Ses Bir Nefes 2” projesi kapsamında
düzenlenecek olan fotoğraf sergisi, tüm Türkiye’de
kadın sorunlarına karşı, çözüm odaklı toplumsal
bir bilinç edinmeyi ve bireysel çarelerden çok
kolektif çabalarla çözüme ulaşılabileceği bilincini
kamuoyuyla paylaşmayı amaçlıyor. Polisan
Boya’nın desteği ile hayat bulan proje ile bu yıl
Genç Kız Sığınma Evi Derneği Danışma Merkezi
ve Genç Kız Sığınakları’nın kapasite geliştirilmesi
ve güçlendirilmesine katkı sağlanacak.
İki farklı konsept için poz verdiler
O
bjektif karşısına geçen 59 sanatçı iki farklı
konsept için poz verdiler. İlk konseptte puslu
ve kirli bir camın ardından bakan sanatçılar, toplum
dışına itilmiş, susturulmuş ve baskılanmış kadını
simgelerken; kadının bireysel engellenmelerini
özgür ve doğal ifadeleriyle anlatıyorlar.
İkinci konseptte ise, ağın içinde poz veren
sanatçılar kadının engellendiğini dile getirirken,
bu sorunun toplumsal bir bilinçle ve eğitim ağıyla
çözülebileceğini, bireysel çabaların yanı sıra
kolektif bir bilince ulaşabilen bir toplumun bu
engellerin ötesine geçebileceğini ifade ediyorlar.
Kadın sorunlarının aslında tek tek yaşanmadığını,
adeta balık ağına yakalanan ve yine toplumsal
engeli hisseden kadının yalnız olmadığını, bunun
aynı zamanda toplumsal bir yara olduğunu gözler
önüne seriyorlar.
59 ünlü kadın, verdikleri bu pozlarla, kamuoyunda
farkındalık yaratmayı ve böylece kadınların
günümüzde uğradığı şiddete, baskıya, cinsiyet
eşitsizliğine, eğitim eksikliğine de mesajlarıyla
dikkat çekiyorlar.
Projeye destek veren isimler arasında; Alanur
Özalp, Aslı Omağ, Aslıhan Güner, Ayça İnci, Ayçin
İnci, Aydan Kaya, Ayşe Ertaş, Ayşenur Yazıcı,
Ayşin Zeren, Ayten Uncuoğlu, Bedia Ener Ödep,
Bennu Yıldırımlar, Berrak Kuş, Berrin Aktuğ, Betül
Arım, Buket Dereoğlu, Burçin Apdullah, Ceren
Soylu, Deniz Özerman, Derya Alabora, Derya
Artemel, Duygu Şen, Eda Özerkan, Elif Güvendik
Nayman, Fulya Zenginer, Gizem Soysaldı, Gülçin
Çakır, Hande Doğandemir, Hande Kazanova,
Hande Subaşı, Hilal Ergenekon, Hülya Uğur,
Ivana Sert, İpek Tanrıyar, Mehtap Bayri, Melike
Öcalan, Merve Oflaz, Nalan Aksoy, Nazlı Tolga,
Nazlı Tosunoğlu, Neslihan Yeldan, Oya Aydoğan,
Özge Borak, Özge Uzun, Pelin Akil, Pınar Altınok,
Selin Altay, Sibel Bilgiç, Simge Defne Çelik, Suzan
Kardeş, Şebnem Özinal, Şebnem Sungur, Tuluhan
Tekelioğlu, Ufuk Kaplan, Zahide Yetiş, Zeynep
Alasya, Zeynep Mansur, Zeynep Tunuslu, Zeynep
Turan gönüllü olarak yer aldı.
15
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
KSS projeleri
kurum kültürüyle
uyumlu olmalı
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar ile Renault ve
kurumsal sosyal sorumluluk üzerine söyleştik.
Kuruluşunuzun kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)
algısı üzerine neler söylersiniz?
Renault olarak biz kurumsal sosyal sorumluluğu
üretimden, satışa ve satış sonrasına uzanan
tüm süreçlerde çevre, ekonomik sürdürülebilirlik
ve toplumsal gelişim için yapılması gereken
bir dizi etkinlik olarak algılıyoruz. Bir kurumun
değer yaratma zincirinin her aşamasında, karar
süreçlerinde, seçimlerinde, prosedürlerinde
çevreye ve topluma
karşı sorumlu
davranması,
bu sorumluluğu
hem bugünkü
faaliyetlerinin
hem de gelecek
vizyonunun organik
bir parçası olarak
içselleştirmesini
anlıyoruz. Örneğin
Birleşmiş Milletler
Küresel İlkeler
Sözleşmesi’ne imza
koymuş olmamız
bunun bir gereğidir.
Üretimimiz ve bu üretimin olası sonuçlarına
ilişkin geliştirdiğimiz pozitif çabalar da bu algının
bir parçasıdır. Bir otomotiv üreticisi olarak çevre
ve yol güvenliğiyle doğrudan ilgiliyiz. Elektrikli
otomobillere yaptığımız yatırım bunun anlamlı bir
göstergesidir. Öte yandan yol güvenliği alanında
Birleşmiş Milletler Yol Güvenliğinde Eylem 10
Yılı 2011-2021’in destekçisiyiz. Bir yandan da yol
güvenliği ve çevre için uzun yıllardır, çok çeşitli ve
kapsamlı projeler geliştiriyoruz.
"
yani organik projeler yapmaları birinci şart. İkinci
önemli husus ise sürdürülebilirlik. Biz projelerde
ısrarcı olunması gerektiğini, kibrit alevi gibi yanıp
sönen ve gerçek sorunlara yönelmeyen projelerin
emek, zaman ve para kaybı olacağını düşünüyoruz
Bir de elbette kurumsal yönetim ve liderliğin
projeyi ikincil ya da yan iş olarak değil birincil ve
asıl işlerinden biri olarak görmesi ve benimsemesi
gerekiyor. Liderlik, işi bu şekilde benimserse ekip
ve çalışanlar da aynı şekilde sahip çıkar.
Kurumsal sosyal
sorumluluk uygulama
ve projelerimiz benim
için tıpkı pazarlama,
satış, kalite, verimlilik
müşteri memnuniyeti
gibi ve en az onlar
kadar işimin olmazsa
olmaz bir parçası.
Kurumumuzun
başarılı olması
sadece ticari
başarıdan ibaret değil
bize göre, sosyal
sorumluluklarımızı
yerine getirmek kurumsal itibar ve başarımızı
doğrudan etkileyen bir faktör.
Yol güvenliği
ve ulaşım küresel
bir sürdürülebilirlik
sorunu.
Kurumsal sosyal sorumluluk vizyonumuz bu
projelerin ele alınışında da bize yol gösteriyor.
Bizce doğru olan şirketlerin kendi alanlarına yakın,
kendi etkilerini ele alan, kurum kültürüyle uyumlu,
16
KSS uygulamalarınızı/projelerinizi kurgularken baz
aldığınız alanlar/konular nelerdir?
Baz aldığımız konular bizim sanayi ve ticari
faaliyetimizle ve onun sonuçları ile doğrudan
ve organik olarak ilişkili konular. Bunların
başında yol güvenliği ve çevreci ulaşım bilincinin
yaygınlaştırılması geliyor. Bildiğiniz gibi tüm
çabalara rağmen Türkiye’nin yol güvenliği karnesi
hala istenilen noktada değil. Biz bu konuda 2002
yılında trafik kazalarında yaşamını yitiren her 100
yayadan 26’sı’nın çocuk olduğu acı gerçeğinden
hareket ettik. Bir otomobil üreticisi olarak bu ciddi
soruna eğilme sorumluluğunu hissettik ve önemli
bir karar aldık; “sadece çok güvenli otomobiller
üretmek yeterli değil, yol güvenliği eğitimini de
artık kendi işimiz gibi benimseyeceğiz!” diyerek
işe başladık. Farklı yaş gruplarına yönelik çok
sayıda proje içinde en önemlisi ilkokul öğrencilerine
trafikteki tehditlere karşı kendilerini korumayı
öğreten ve güvenli davranış alışkanlıkları
kazandırmayı amaçlayan ‘‘Sokakta İlk Adımlar’’ yol
güvenliği eğitim projesi oldu.
Güncel olarak devam eden proje/projelerinizi anlatır
mısınız? Hedef ve sonuçlarına ilişkin bilgi verir
misiniz?
‘‘Sokakta İlk Adımlar’’ trafik ve yol güvenliği eğitim
projemiz, 2002-2003 eğitim öğretim yılında başladı.
Halen de devam ediyor. Bu projeyle okula gidip
gelmeye ve yalnız başlarına sokaklara çıkmaya
başlamış çocuklara; trafikte kendilerini korumayı
öğretmek ve erken yaşta trafikte doğru ve güvenli
davranma bilinci verilmesi amaçlandı. Hedef bu
eğitimi 1 milyon ilkokul öğrencisine ulaştırmaktı.
41 ilde 1 milyon 200 bin öğrenciye ve 33 bin
öğretmene ulaşarak bu hedefi aştık.
Ayrıca projenin etkinliğini ölçmek için İPSOS
araştırma şirketi tarafından bir etkinlik ölçüm
araştırması da gerçekleştirildi. Bu araştırma eğitim
setinin okullarda yüzde 88 oranında ve etkin
biçimde uygulandığını ortaya koydu.
Renault’nun önderliğinde, Total Oil Türkiye
ve Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği
işbirliğiyle sürdürülen proje, bu yıl Milli Eğitim
Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile
imzalanan işbirliği anlaşmasıyla yeni ve ulusal
bir boyut kazandı. Bu anlaşma çerçevesinde
yol güvenliği eğitiminin yanına çevreci ulaşım
eğitimi eklendiği gibi projenin sayısal hedefleri de
genişledi. Yeni hedefimiz bu eğitimi 2023 yılına
kadar 10 milyon öğrenciye ulaştırmak.
Yol güvenliği ve ulaşım aynı zamanda küresel bir
sürdürülebilirlik sorunu. Birleşmiş Milletler 20112020 dönemini Yol Güvenliği Eylem On Yılı ilan etti.
Renault’un BM etkinliği çerçevesinde iki yıl önce
uygulamaya koyduğu diğer bir proje de liselere
yönelik "Sizin Fikriniz Sizin Projeniz" Yarışması
oldu. Yol güvenliği ve sürdürülebilir ulaşım alanında
uluslararası bir nitelik taşıyan bu yarışmaya
İstanbul’daki seçilmiş liselerin öğrencileri davet
ediliyor. Yarışma, gençleri sürdürülebilir bir çevre
için yol güvenliği ve ulaşım sorunlarını iyileştirmek
üzere sadece proje yapmaya değil, yaptıkları
projeleri bizzat hayata geçirmeye davet ediyor.
Bu yarışma kapsamında 2012 yılının birincisi
Zeytinburnu Anadolu Lisesi öğrencileri anaokulu
çocukları için bir yol güvenliği eğitim sınıfı
tasarlayıp hayata geçirdi. İstanbul Milli Eğitim
Müdürlüğü de projeyi bir model olarak benimseyip
bütün anaokullarında hayata geçirmek üzere
çalışmalara başladı.
Füsun Yönder Anadolu Lisesi ise “Servisçini
Denetle Trafik Emniyette” adlı projesiyle 2013
yılının birincisi oldu. Bu projeleriyle öğrenciler
servis şoförlerini denetleyerek hem daha bilinçli
ve aktif yolcu konumuna gelmeyi hem de bu
sürücülerde olumlu yönde davranış değişikliği
gerçekleşmesini sağladılar. Bu projenin de
İstanbul’daki bütün okullarda uygulanması için
çalışmalar yapılıyor.
Renault olarak liseleri harekete geçiren bu proje
yaratma ve uygulama yarışmasını 10 yıl içinde
Türkiye’nin büyük şehirlerindeki tüm liselere
taşımayı hedefliyoruz.
Bundan sonrası için planlanmış KSS projeleriniz/
uygulamalarınız var mıdır? Nelerdir?
7’den 70’e herkesi yol güvenliği sorununun
çözümüne dahil etmek amacıyla yeni bir sosyal
sorumluluk projesi yürüterek daha üst sınıflardaki
öğrencilere ulaşmak istiyoruz. Bunun için de
üniversite öğrencilerinin geleceğin ulaşımını
ve otomobillerini tasarlamalarına yönelik proje
geliştiriyoruz.
İnovatif sürdürülebilirlikte
en iyi uygulamalar ödüllendirildi
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) tarafından, inovatif uygulamalarla sürdürülebilir
kalkınmaya katkıda bulunan iyi uygulamaları ödüllendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen
İnovatif Sürdürülebilirlik Uygulamaları Yarışması'nda kazananlar belli oldu.
İ
stanbul’daki İngiltere Konsolosluğu binasında
düzenlenen törene iş dünyası, üniversiteler, sivil
toplum kuruluşları ve medya temsilcilerinin yanı
sıra İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner da katıldı.
Törende, Futurist Ufuk Tarhan’ın iş dünyasının
geleceği konusunda bir konuşma yaptı.
Yarışmada finale kalan 14 firma SKD İnovasyon
Çalışma Grubu tarafından belirlendi. Finalistler;
üniversite, basın ve sivil toplum kuruluşları
temsilcilerinden oluşan jüri tarafından
değerlendirildi.
İnovatif Sürdürülebilirlik Uygulamaları
Yarışması’nda, “Büyük Şirket” kategorisi “Çevresel
İnovatif Uygulama” dalında TAV Havalimanları
Holding, “Ekonomik İnovatif Uygulama” dalında
Enerjisa Başkent Elektrik Dağıtım, “Sosyal İnovatif
Uygulama” dalında Enerjisa Enerji Hizmetleri ödül
kazandı.
“KOBİ” kategorisinde “Çevresel İnovatif Uygulama”
dalında Ege Orman Vakfı Ağaçlandırma ve
Ağaç Ürünleri İktisadi İşletmesi (EGEVAK) ödül
kazanırken “Ekonomik İnovatif Uygulama” ve
“Sosyal İnovatif Uygulama” dallarında ödüle layık
firma bulunamadı.
Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan SKD
Başkanı Galya Frayman Molinas, dernek olarak
bir ilk gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’de ilk kez inovasyonla - sürdürülebilirlik
kavramlarını birleştiren iyi uygulamalar
ödüllendiriliyor. SKD olarak, inovasyonu
sürdürülebilir kalkınmanın gerekli ve önemli
bir unsuru olarak görüyoruz. Bizim için inovatif
sürdürülebilirlik, sürdürülebilir kalkınmaya somut
anlamda katkı sağlayacak ürün ve hizmetlerin
üretim, yönetim ya da süreçlerinin yenilikçi ve
özgün bir yaklaşımla ele alınması anlamına geliyor.
Yarışma ile özel sektörün çevreye, ekonomiye
ve topluma katkıyı arttıracak inovatif projelerini
ortaya çıkarmayı ve desteklemeyi hedefledik.
İyi uygulamaları ödüllendirerek, yaygınlaşmaları
konusunda katkıda bulunmayı istedik.”
STK
Tekstil sektöründeki alıcı firmalarla atölye
çalışması yapıldı
Türkiye’de özellikle son yıllarda tekstil sektörü
için uygulanan kurumsal sosyal sorumluluk
(KSS) farkındalık ve eğitim çalışmaları, sektörde
yer alan tedarikçi firmaları farklı bakış açıları
geliştirerek, inovatif çözümler üretmeye teşvik
ediyor.
T
edarikçi firmaları sorumlu girişimciliğe
yönlendiren süreçlerin başında ise markaların
sorumlu satın alma politikaları izlemesi ve
tüketicilerin ürünleri seçerken sorumlu tercih
yapmaları geliyor. Farklı paydaş gruplarının ve
işbirliklerinin önem kazandığı bu çağda Türkiye
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği de giyim ve
ayakkabı üretiminde sorumlu uygulamaları teşvik
etmek için RESPECT adlı projenin ortağı oldu.
Avrupa Birliği Leonardo da Vinci Programı
tarafından desteklenen RESPECT projesi tedarikçi
firmalara ve satın alım süreçlerini iyileştirmesi
ve çalışma standartları üzerindeki etkilerinin
iyileştirilmesi için alıcı firmalara yaratıcı yöntemler
ve araçlar geliştirmeyi amaçlıyor.
Kasım 2011’de başlayan ve Ekim 2013 yılına
kadar sürecek olan projede paydaşlar (alıcıtedarikçi-tüketici) arasında işbirliği yapılması ve
iyi uygulamaların paylaşılmasıyla farklı çözümler
üretilmesini hedefleniyordu. Proje kapsamında
tüketici, tedarikçi ve alıcı şirketler üzerinde KSS
ve sorumlu satın alma uygulamaları hakkında algı
anketleri ve birebir görüşmeler yapıldı. Bulgaristan
ve Türkiye’de uygulanan iki pilot eğitimde tedarikçi
firmalara, iletişim becerilerini geliştirmek üzerine
eğitim verildi. Eğitimlerde sağlanan geri bildirimler
ve tüm anket sonuçları ise 11 Eylül 2013’te alıcı
firmalar ile İstanbul’da paylaşıldı.
19
Mak
ale
Yeni medya ve KSS’nin değişen
olanaklarıyla proje yönetimi
Serdar Tunçer
Twitter’de 15 milyon takipçisi olan Ashton Kutcher’ın sosyal medya aracılığı ile sıtma hastalığına
savaş açarak birkaç haftada onbinlerce Afrikalı insana yardım edebildiği bir çağda yaşıyoruz. Peki
kurumlar, bu değişime uyum sağlayabiliyor mu? Sosyal sorumluluklarımızı ve iletişim yöntemlerimizi
tekrar düşünmemizin tam zamanı.
Y
aklaşık otuz yıldır dünya gündeminde gittikçe
artan yoğunlukla yer alan kurumsal sosyal
sorumluluk (KSS), yeni medya ile sonsuz imkanlar
sunuyor. Bu değişimi erken fark ederek uyum
sağlayan markalar, aynı zamanda geleceğin
markaları arasında da yer alacak. Georgetown
Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, dijital
mecralarda kar amacı gütmeyen kuruluşlarıprojeleri destekleyenlerin %56’sı, desteklerindeki
en büyük etkenin, hikayeleştirme (storytelling)
olduğunu belirtiyor. Uzun zamandır dile
getirilen “Content is king” (içerik kraldır) sözünü
doğrularcasına, özgün, ihtiyaca yönelik ve en
önemlisi insanların değer ürettiği, dahil olabildiği
projeler daha da öne çıkıyor. İletişim Kuramcısı
Marshall McLuhan’ın “araç mesajdır”, “kullanıcı
içeriğin kendisidir” sözlerini dikkate alarak, KSS’nin
ve içeriğin anlamını yeni teknolojilerle tekrar ele
almak gerekiyor.
Tepki veren insanlar çağında,
iletişimi yeniden düşünmek
T
ürkiye’de kamuoyunun KSS faaliyetlerinden
bilgi sahibi olma oranlarına bakıldığında,
çarpıcı rakamlarla karşılaşıyoruz. Halk genelinde
Capital ve GFK’nın 2013 KSS Liderleri çalışmasına
yanıt verenlerin yalnız yüzde 4’ü, projelerden
yeterince haberi olduğunu söylemektedir. Yüzde
42’si “kısmen” bilgi sahibi olduğunu belirtirken,
yüzde 30’luk çok önemli bir kesim ise hiç bilgisinin
olmadığını söylüyor. Bu köşede sık sık adını
andığım Scott Stratten’i tekrar hatırlatmakta fayda
var: Stratten, PR’nin açılımını “tepki veren insanlar
(people react)” olarak açıklıyor. Biraz da espri ile
ürettiği bu kavram, aslında önemli ölçüde günümüz
20
kurumsal iletişim ve proje yönetiminin özetini
yapıyor. Çünkü artık Yeni Medya ile tepki veren
insanlara ulaşmak, marka için topluluk yaratmak
ve onlarla sürekli ilişki halinde olmanın önem
kazandığı zamanlardan geçiyoruz. En başarılı
KSS iletişim projeleri yüksek derecede etkileşim
ve hedef kitlenin katılımını içeriyor. Topluluklara
ulaşmada ise internetin rolünü inkar etmek artık
imkansız.
Dünyada ve Türkiye’de neler
oluyor?
B
u yazıda yeni medyayı başarılı bir şekilde
kullanan projelere yer vererek, proje üretim
ve yönetiminde sağlayacağı olanaklardan da
bahsetmek istiyorum. Heyecanla takip ettiğim
projelerden ilki code.org. ABD’de okullarda verilen
programlama dersini teşvik için 2013 yılının
başında tanıtılan code.org projesi, yazılımın
sürdürülebilirliği üzerine kurgulanmış yaratıcı bir
proje. Öğrenciler, code.org üzerinde yazılım dersi
alabiliyor, arzu edenler belirlenmiş okullardaki
dersleri örgün eğitim modeliyle takip edebiliyor.
Projeye Billy Gates, Mark Zuckerberg ve Bill
Clinton gibi sektörden ve sektör dışından ünlü
isimler de destek veriyor.
Mark Zuckerberg’in bir diğer projesi ise internet.
org. Bugün dünyanın üçte ikisi internete erişemiyor.
Projenin amacı, interneti olmayan herkesi
internete ulaşabilir kılmak. Uygulanması hiç de
kolay görünmeyen bu fikir, şimdiden birçok dev
firmanın ilgisini çekmiş durumda. Nokia, Samsung,
Ericsson, MediaTek, Opera ve Qualcomm ,
Zuckerberg’in projesine destek veriyor. Detayları
henüz açıklanmayan proje hayata geçirilirse, tüm
dünyayı hızlı bir şekilde değiştireceğinden şüphe
yok.
sustainablelivingproject.net, Unilever’in
Sürdürülebilir Yaşam projesi içerisindeki
laboratuvarı (Sustainable Living Lab), şirketin
2020 yılına kadar amaçladığı sürdürülebilirlik
hedeflerine ulaşabilmesi için kurulan bir online
işbirlikçi platform. Proje, önceki yazılarımızda
aktardığımız crowdsourcing tabanlı bir altyapıyla,
inovasyonu teşvik ederek neler başarılabileceğinin
ve geleceğe ilişkin şirket yapılanmasının nasıl
olması gerektiğinin iyi bir örneği. Unilever’in 100
yıl olan ve Türkiye’de 75. yaşını dolduran çay
bitkisinin ömrünü uzatmak, Türk çayının sonraki
nesillere de aktarılabilmesini sağlamak amacıyla
başlattığı Lipton Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi
kapsamındaki uluslararası ideatrophy.com
yarışması da yine dikkat çekenlerden...
P&G’nin Future Friendly projesi, enerji verimliği,
su koruma ve atık yönetimi konusunda farkındalık
yaratmak üzere facebook üzerinde kurgulanmış
başka bir başarılı KSS proje örneği. Şirket,
projenin iletişimi kapsamında facebook’ta ‘The
Future Friendly Challenge’ (Gelecek Dostu Davet)
uygulamasıyla ve düzenlediği kampanyalarla,
takipçilerinin katılımını teşvik ediyor. Her “like” için
belirli bir miktar bağış Children’s Safe Drinking
Water (Çocukların Temiz İçme Suyu) programına
aktarılıyor.
Türkiye’den dikkat çekici bir örnek ise ekledestekle.
com projesi. Sosyal ihtiyaçların çözümüne
katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışma, aynı
zamanda benzersiz bir sosyal girişimcilik örneği.
ekledestekle.com, sivil toplum kuruluşlarına ve
sosyal projelere ihtiyaç duydukları sürdürülebilir
maddi kaynakları sağlamanın yanında markalara
hedef kitlesi ile iletişim kurma olanağı sunuyor.
Üstelik bunu bilgisayarınıza hızlıca indirebileceğiniz
küçük bir uygulama (aplikasyon) sayesinde
yapıyor. Bu eklenti sayesinde, internette günlük
işlerinizi yaparken istediğiniz kategorilerde haber
okuyarak projelere de destek verebiliyorsunuz.
Bu çok özel projenin detayları için internet sitesini
mutlaka ziyaret etmenizi ve gerekli uygulamayı
indirmenizi öneririm.
21
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
İtibarlı kriterleri artık değişti
Bilim İlaç İnsan Kaynakları Müdürü Dilek Mete ile
şirketin KSS uygulamaları ve Bilim İlaç Toplum
Gönüllüleri üzerine söyleştik.
Kurumsal sosyal sorumluluğun (KSS) kuruluşunuza
entegrasyonu üzerine neler söylersiniz?
Gelişmekte olan ülkemizin toplumsal gelişimi ve
dönüşümü için sosyal sorumluluk çalışmalarının
çok önemli olduğuna inanıyoruz. Ülkemizde
uzun yıllar sadece ekonomik gelişmişliği ülkelerin
kalkınması için yeterli bulmuş, en itibarlı şirketleri
sadece ekonomik olarak en güçlü şirketler olarak
konumlandırmıştık. Oysa artık ekonomik gelişmişlik
kadar sosyal dengenin sağlanması da önemli
hale geldi. Günümüzde en itibarlı şirket kriterleri
de değişti; ekonomik olarak başarılı olmasının
yanı sıra sosyal alanlara yatırım yapan, doğaya
saygılı, doğanın korunması ve doğal kaynakların
kullanımını azaltmak üzerine proaktif faaliyetlerde
bulunan şirketler artık itibarlı şirketler olarak kabul
ediliyor. Onları iyi birer kurumsal vatandaş olarak
görüyoruz.
22
İşte bu bakış açısıyla daha 2005 yılındayken
sistematik bir şekilde özel sektör-çalışansivil toplum kuruluşları-toplum arasında köprü
oluşturmak, kurumsal gönüllülük programımızla
bu ilişkiyi sürdürülebilir kılmak üzere Bilim İlaç
Toplum Gönüllüleri (BİTG) platformumuzu kurduk.
Toplumsal sorunlarda "Çözümün bir parçası olmak
için" 2005 yılında Bilim İlaç’ın desteğiyle çalışanlar
tarafından kurulan ve bireysel yetkinliklerini,
entelektüel sermayesini, zamanını, emeğini ve
tecrübesini, ihtiyacı olan kişilerle paylaşan gönüllü
çalışanların oluşturduğu bir platform olan BİTG,
2013 yılı itibariyle 1112 aktif üyesiyle Türkiye'nin 11
ilinde, 20 ekip ile faaliyet göstermektedir.
Bilim İlaç’ta gönüllülüğü bir fırsat olarak görüyoruz:
• Sosyal duyarlılıkları yüksek yeni nesiller için
• Topluma yüksek katma değer yaratmak için
• Kurumsal sorumluluğa çalışanların katkısını
almak için
• Çalışan bağlılığına, başarısına ve gelişimine
katkı sağlamak için
Toplumsal ve çevresel konuları iş süreçlerimizle
entegre etmek için gönüllülük büyük bir fırsattır.
Bilim İlaç Toplum Gönüllüleri Platformu ile bu yıl
Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Ödülleri Programı’nda birincilik
ödülü aldınız. Bu projeyi anlatır mısınız? Projenin
hedefleri, bugüne kadar alınan sonuçları paylaşır
mısınız?
Bilim İlaç çalışanları olarak biliyoruz ki sosyal
sorumluluk ancak çalışanlar tarafından kurum
kültürünün bir parçası haline getirilir; tüm paydaşlar
ve işbirliklerinde yaşatılırsa kurumsal, yaşayan
bir değere dönüşür. Bu dönüşüm ise ancak
tüm paydaşlarımız gönüllülük platformunda
sosyal duyarlılıklarını geliştirirler ve gönüllülüğü
topluma yaygınlaştırırlarsa gerçekleşir. Bilim
İlaç Toplum Gönüllülerinin, gönüllülükle neler
başarılabileceğinin önemli bir örneği olduğuna
inanıyoruz.
12 ayrı başlıkta yürüyen birbirinden etkili
projelerimiz var. Bunların her biri gerek inovasyon
kültürünü oluşturma ve yaygınlaştırmaya gerek
işbirlikleri oluşturarak toplumsal etkiyi artırmaya
güzel örnekler olduğu için resmin bütününü
görmenin daha doğru olacağına karar verdik ve
platformun bugüne kadar yarattığı etkiyi ve kuruma
yaptığı katkıyı ele alarak yarışma başvurumuzu
hazırladık. Ülkemizin önde gelen 50 şirketini ve
çok başarılı projelerini geride bırakarak Türkiye’yi
büyük ölçekli firma kategorisinde en iyi uygulama
olarak temsil etme hakkı kazandık. Bu başarı bizim
oluşturmaya çalıştığımız gönüllülük atmosferinin
doğru algılandığını, gösterilen çabanın yerine
ulaştığını bir kez daha onaylamış oldu. Brüksel’de
her biri kendi ülkesinin en iyi uygulaması olarak
seçilmiş 30 firmaya, törene katılan Avrupa
Komisyonu temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına
ve basın mensuplarına Bilim İlaç Toplum
Gönüllülerini anlattık.
Bilim İlaç Toplum Gönüllüleri’nin bir gönüllülük
okulu olarak algılanmaya başlandığını biliyor ve
bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin
önde gelen 92 şirketine gönüllü yönetimi eğitimleri
veren ve kıyaslama çalışmaları yapan bir yapı
haline geldik. Yalnızca kendi gönüllülerimizi değil,
birlikte hareket ettiğimiz, proje geliştirdiğimiz
tüm STK’ları, tedarikçilerimizi, sektörümüzde
faaliyet gösteren rakip firmaları ve Türk iş
dünyasının önde gelen şirketlerinin gönüllülerini
de projelerimize dahil ediyor, güç birliği yaparak
sinerji oluşturuyoruz. Yaptığımız çalışmada gördük
ki bugüne kadar işbirliği yaptığımız 116 kurum ve
bu kurumlarda çalışan 313 gönüllüye bizim 1112
gönüllümüzü de eklediğimizde 1500 kişilik dev bir
gönüllü ordusu ile bu çalışmaları yürütüyoruz.
23
Dilek Mete
Güncel KSS projeleriniz ve bunların etki alanlarına
ilişkin bilgi verir misiniz?
Bilim İlaç Toplum Gönüllüleri bugüne kadar
12 farklı proje ve 305 faaliyet kapsamında,
31.281 saat gönüllü çalışma ile 45.000’i aşkın
çocuk ve gence ulaşmayı başaran bir platform.
Çalışanlarımıza haftada 2 saat mesai saatlerinden
gönüllülük yapma fırsatı veriyoruz. Üst yönetimin
gönüllülük çalışmalarına bu ölçüde destek vermesi
platformumuzun ve projelerimizin etkisini ve
yaygınlığını önemli ölçüde artırıyor.
Halihazırda yürütmekte olduğumuz 12 projemiz
var. Bunların bir kısmı platformumuzun kurulduğu
günden bu yana gönüllü kazanmada etkili
olan, kısıtlı zaman ve imkânla büyük etkiler
yaratabilecek projeler. Özel Sektör Gönüllüler
Derneği, GETEM, AYDER gibi sivil toplum
kuruluşları ile ortak hareket ediyor ve onların
projelerini içselleştirerek destek sağlıyoruz.
Bunun dışında tamamen kendi gönüllülerimizin
geliştirdiği, projelendirdiği ve hayata geçirdiği
projelerimiz var. Örnek vermek gerekirse bu yıl
altıncısını ve en büyüğünü gerçekleştirdiğimiz
“Kariyerimin Kontrolü Bende” Kişisel gelişim
kongremiz hem paydaşlarımız üzerindeki etkisi
hem de topluma aktarılan katma değer açısından
en gurur duyduğumuz projelerimizin başına
geliyor. “İş hayatına girdikten sonra profesyonel
24
eğitmenlerden aldığımız, bizi bir adım öne taşıyan,
özel sektördeki başarımıza önemli katkısı olan
temel beceri eğitimlerini üniversite yıllarında
alsak, yola bir adım önde başlardık!” düşüncesiyle
yola çıktığımız projede, potansiyeli yüksek,
bilgi ve beceriler ile donanımlı bir çalışan adayı
olmak isteyen üniversite öğrencilerinin Türk iş
dünyasının üst düzey yöneticilerine eğitim veren
profesyonel eğitmenlerden 4 tam günlük kişisel
gelişim eğitimleri almalarını sağlıyoruz. 6. Yılında
Adıyaman ve Harran Üniversitelerinde aynı anda
gerçekleştirdiğimiz proje bugüne kadar doğuda
eğitim gören 7000’den fazla üniversite öğrencisinin
kariyer algısını değiştirdi. Her eğitimin bitiminde
öğrencilerin gözlerinde gördüğümüz mutluluk ışığı
ile eğitmen sayımızın her geçen yıl katlanarak
artması bizi en çok motive eden faktörler.
Artık markalaşan projelerimizin olması ve bütün
bu çalışmaları maddi kaynakların büyüklüğü ile
değil gönüllülerimizin %100 gönüllülük esasıyla
yürüterek başarıyor olması bizim çok ayrı bir
kulvarda konumlanmamızı sağlıyor. Paydaşlarımız,
tedarikçilerimiz, çalışanlarımız ve ailelerimiz
gönüllülük çalışmalarımıza dahil olarak kendilerini
Bilim Ailesinin bir parçası olarak görüyorlar.
Bu yaklaşım bizim en çok önem verdiğimiz
değerlerimizden olan insan mutluluğu değerimizi
başarıyla destekliyor.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Boyner Gönüllüleri’nden
Yedikule Hayvan Barınağı’na Destek
Boyner Grubu Gönüllüleri, yeni dönemde
desteklediği Yedikule Hayvan Barınağı’nın
‘‘Çomar Diyor Ki’’ kampanyasıyla çalışanlar
arasında geri dönüşüm bilincini yaygınlaştırmayı
amaçlıyor.
2007
yılından beri düzenledikleri projelerle
toplumsal sorunların çözümünde
aktif rol alan ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirlikleri
yapan Boyner Grubu Gönüllüleri, destek olduğu
faaliyet alanlarına hayvan dostlarımızı da ekledi.
Daha önce 25 gönüllünün katılımıyla iki kez ziyaret
ettikleri Yedikule Hayvan Barınağı’na bu kez geri
dönüşüm kampanyasıyla destek oluyorlar.
Boyner Grup şirketleri merkez ofislerinin destek
verdiği kampanyada atıklar teneke kutu, plastik
kapak, pet şişe, plastik kutu ve gazete kağıdı olmak
üzere beş farklı grupta ayrıştırılarak toplanıyor.
Yedi ayrı lokasyonda yürütülen kampanyada şirket
gönüllü elçileri ofislere yerleştirdikleri geri dönüşüm
kutularıyla malzemelerin toplanmasına destek
oluyor, geri dönüşüm bilincini çalışma arkadaşları
arasında yaygınlaştırmaya katkıda bulunuyorlar.
25
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Yankı Özkan Yıldırır
Shell, emniyet bilincini artırmak üzerine çalışıyor
Kurum olarak toplumsal fayda sağlamayı esas
aldıklarını belirten Shell & Turcas Kurumsal
İletişim Müdürü Yankı Özkan Yıldırır, emniyet
bilincini artırmaya yönelik çalışmalara özel önem
verdiklerini söyledi.
S
hell & Turcas’ın sosyal sorumluluk çalışmalarını
KSS Türkiye’ye değerlendiren Shell & Turcas
Kurumsal İletişim Müdürü Yankı Özkan Yıldırır,
toplumsal fayda anlayışının parçası olarak, İş
Sağlığı, Emniyet ve Çevre (İSEÇ) ilkelerini titizlikle
gözettiklerini anlattı. Yıldırır, Shell & Turcas’ın bu
ilkeleri çalışanlarının yanı sıra tüm iş ortaklarının da
uygulamasını sağladığına dikkat çekti. “Hedef Sıfır”
programı ile tüm faaliyetleri en az zarar ve kayıpla
tamamlamak için çalıştıklarını açıklayan Yankı
Özkan Yıldırır şöyle konuştu:
“Shell bünyesinde tüm iş süreçlerinin güvenli
bir şekilde yürütülmesi için “Hayat Kurtaran 12
Kural” tespit edildi. Emniyet kemeri kullanımı,
hız sınırlarına uyulması, araç kullanırken cep
telefonunun kapatılması gibi hayati uyarıların yer
aldığı kuralların uygulanması sağlanıyor.
Toplumsal emniyet bilincinin artması için eğitim
ve etkinlikler de gerçekleştiren Shell, son iki yılda
toplam 95 bin kişiye yol emniyeti eğitimi sağladı.
Ayrıca Koç Üniversitesi ile birlikte zorunlu bir ders
olarak üniversite müfredatına giren “Yol Emniyeti”
programı hayata geçirildi.
2006’dan bu yana her yıl “Emniyet Günü”
etkinlikleri düzenleyerek emniyet kemerinin hayati
önemi, güvenli sürüş gibi konularda çalışanları
ve müşterilerine yönelik farkındalık çalışması
yürütüyor.”
Trafikte Çocuk
E
mniyet Genel Müdürlüğü’nün işbirliğiyle 11
milyon çocuğa ulaşmayı hedefleyen “Trafik
Çocuk” adlı internet sitesinden de söz eden Shell
& Turcas Kurumsal İletişim Müdürü Yankı Özkan
Yıldırır, çocuklarda yol emniyeti bilincinin artmasını
hedeflediklerini bildirdi.
Yankı Özkan Yıldırır, “2012 yılında Trafik Haftası
etkinlikleri kapsamında Kayseri’de eğitim aktiviteleri
gerçekleştirdi. Şehrin farklı noktalarında devrilme
ve çarpma simülatörleri ile alkol miktarının algılama
yeteneğini etkileme oranını yansıtan alkol gözlüğü
deneyimletildi. 2011 yılında Türkiye’nin birçok
şehrinde ve Shell ExtraMola istasyonlarında
yaklaşık 3 bin ağır vasıta ve otomobil sürücüsüne
eğitim veridi” diye konuştu.
Her yıl 10 bin insan trafik
kazalarında hayatını kaybediyor
Y
ıldırır’ın değerlendirmeleri şöyle: “Dünyada
her yıl 1.3 milyon insan trafik kazalarında
hayatını kaybediyor, 50 milyona yakın insan
yaralanıyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin
kişi hayatını kaybederken, 200 bin kişi yaralanıyor.
1999 yılında dünya genelindeki hastalık veya
yaralanma nedenleri arasında 9’uncu sırada
bulunan trafik kazalarının, 2020 yılında üçüncü
sıraya yükseleceği öngörülüyor. Güvenli Trafik
Projesi, bu olumsuz tablonun değiştirilerek trafik
kazalarına bağlı ölüm ve yaralanmaların azaltılması
için uygulanıyor.
Shell, yol emniyeti eğitimi ve
etkinliklerini sürdürüyor
K
ocaeli’de yürütülen Güvenli Trafik Projesi’ne
destek veren Shell, yol emniyeti bilincini
artırmak amaçlı düzenlediği eğitim ve etkinliklerini
sürdürüyor. Bu kapsamda Başiskele’de devrilme ve
çarpma simülatörü eğitimiyle katılımcılara emniyet
kemerinin hayati önemini deneyimletildi. Eğitim
sonunda katılımcıların emniyet kemeri kullanma
tutumları yüzde 35 oranında iyileşti. Shell ayrıca
gönüllülerin, ilkokullarda öğrencilere yol emniyeti
eğitimi vermesini de sağlıyor.
Kocaeli Valiliği, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı,
Ulaştırma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve
Dünya Sağlık Örgütü’nün iş birliğiyle Mayıs ayında
başlatılan “Güvenli Trafik Projesi” Shell’in de
katkılarıyla sürüyor. Emniyet kemeri kullanımının
yaygınlaşması ve hız sınırlarına uyulması
hedeflenen proje kapsamında Shell çeşitli eğitim ve
etkinlikler düzenliyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Başiskele’de
gerçekleştirdiği Kocaeli Öğrenme Şenliği
kapsamında Shell tarafından düzenlenen devrilme
ve çarpma simülatörü eğitimine ise 77 kişi katıldı.
Başiskele Kaymakamı Ali Partal’ın da yer aldığı
etkinlikte, emniyet kemerinin yolculuk ve kaza
sırasındaki hayati önemi deneyimletildi. Etkinlik
sırasında yapılan araştırma ise, katılımcıların
emniyet kemeri kullanımına ilişkin tutumlarının,
olumlu yönde değiştiğini ortaya koydu. Araç
kullanırken emniyet kemeri takarım diyenlerin
sayısı 59’dan 76’ya, arka koltukta emniyet kemeri
takarım diyenlerin sayısı 28’den 75’e, şehiriçi
seyahatlerde emniyet kemeri takarım diyenlerin
sayısı 48’den 75’e, şehirlerarası seyahatlerde
emniyet kemeri takarım diyenlerin sayısı ise 60’dan
75’e yükseldi.
Devrilme ve çarpma simülatörü etkinliklerinin yanı
sıra, ilkokul öğrencilerine de yol emniyeti eğitimi
veriliyor. Shell, Haziran ayı içinde 10 okulda
1000 öğrenciye gönüllüler tarafından eğitim
verilmesini sağladı. İleriki dönemde Shell sürücü
kursu öğretmenlerine de yol emniyeti eğitimleri
düzenleyecek.
96 bin kişiye yol emniyeti eğitimi
verildi
S
on iki yılda 96 bin kişiye yol emniyeti eğitimi
veren Shell, Kocaeli’de yürütülen Güvenli Trafik
Projesi kapsamında önemli eğitimler ve etkinlikler
gerçekleştiriyor. Özel etkinliklerle katılımcılara
ve ilkokul öğrencilerine yönelik yol emniyeti
eğitimi çalışmaları gerçekleştiriliyor, yol emniyeti
konusunda toplumsal bilinci artırıyor. Ayrıca Shell
istasyonlarında dağıtılan özel çıkartmalar ve
broşürlerle, ziyaretçilere kısa mesafeli yolculuklarda
ve arka koltukta da emniyet kemeri takılması
çağrısında bulunuluyor. Sürücülere araçlarında
kullanmaları için ‘‘Arka Koltukta Emniyet Kemerinizi
Takın. Yaşama Sözünüz Olduğunu Unutmayın’’ ve
‘Kısa Mesafede Emniyet Kemerinizi Takın. Yaşama
Sözünüz Olduğunu Unutmayın’ yazılı çıkartmalar
dağıtılıyor.”
27
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Afetlere hazırlıklı olmak için: Sağlam KOBİ projesi
UPS, Dünya Ekonomik Forumu, Amerikan
Ticaret Odası Sosyal Sorumluluk Birimi
Kurumsal Vatandaşlık Merkezi (US Chamber
BCLC), İstanbul Ticaret Odası ve Türkiye
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği işbirliği
ile “Türkiye’de KOBİ’lerin Afetlere Direncinin
Arttırılması Projesi” geliştirildi. P
roje, Türkiye’deki KOBİ’lerin afetlere hazırlıklı
olması, yaşanabilecek afetlerin ardından iş
hayatına hızla girmelerine destek sağlayacak
bir iyi uygulama örneği oluşturarak dünyadaki
afet yaşama riski altındaki ülkelere yayılmalarını
sağlamayı amaçlıyor.
17 Eylül’de İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen
proje açılış etkinliğine pek çok ulusal ve
uluslararası konuk katıldı ve proje hakkında
yaptıkları yorumlarla projenin gelişimine katkı
28
sağladılar. Etkinlik kapsamında projenin tanıtımı
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
Genel Sekreteri Ali Ercan Özgür tarafından yapıldı.
Ayrıca ‘‘Sağlam KOBİ’’ projesini tanıtan bir kısa film
de konuklara izletildi.
İstanbul Vali Yardımcısı Sayın Günay Özdemir,
İstanbul Teknik Üniversitesi’nden değerli
akademisyen Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve
KOSGEB’ten Dr. Serhat Özgür, Türkiye’de afet
risk durumu ve özel sektör-kamu işbirliğinin rolü ile
KOBİ Afet Direnç Rehberi üzerine yapılan panelin
konuşmacılarıydı.
KOBİ Afet Rehberi, KOSGEB ve İTÜ Afet Merkezi
uzmanlarının gerçekleştirdiği konuşmaların
ardından, tüm katılımcılar, davetli oldukları çalışma
yemeğinde kurumlarda afete hazırlık süreçleri
ve bu süreçlerin geliştirilmesi için sağlanan fon
olanaklarını uzmanlarla tartışma imkânı buldular.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
REC Türkiye’den
Avrupa Birliği Çevre Ödülleri çağrısı
Sürdürülebilir şirketlerin başarılarını takdir etmek amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından iki yılda bir
düzenlenen Sürdürülebilirlik İçin İnovasyon-Avrupa Birliği Çevre Ödülleri 2013-2014 Türkiye Programı
sahiplerini arıyor.
S
ürdürülebilirlik için İnovasyon - Avrupa
Birliği Çevre Ödülleri, Avrupa Birliği’ne üye
olan 28 ülke ve üyelik müzakerelerini yürüten
Türkiye’de veriliyor. Avrupa’da sürdürülebilirlik için
inovasyonun yaygınlaştırılmasını amaçlayan bu
girişim, çevre dostu yönetim anlayışı, uygulama
ve ürünlere öncülük eden işletmelerin başarılarını
takdir etmek ve diğer kurumların bu anlayışı
benimsemelerini desteklemek amacıyla Avrupa
Komisyonu tarafından iki yılda bir düzenleniyor.
yaygınlaştırılmasını sağlamak için inovasyonun
teşvik edilmesini amaçlıyor. Türkiye, bu sürece
2006 yılından itibaren katılıyor. REC Türkiye
yetkilileri, ödüllerin Türkiyeli işletmelerimizin
rekabet ettiği Avrupa pazarında itibarının
kurumsallaştırılması için fırsatlar sunduğunu, önemi
ve itibarı açısından Avrupa kamuoyunda bilinirliliği
çok yüksek olan bu ödüllerin tam üyelik sürecinde
işletmeler için önemli bir teşvik aracı olduğunu
belirtiyorlar.
REC Türkiye tarafından düzenlenen
‘‘Sürdürülebilirlik için İnovasyon - Avrupa Birliği
Çevre Ödülleri Türkiye’’ programı Türkiye’de
işletmelerde sürdürülebilirlik çalışmalarının
Ödül programı için Avrupa Komisyonu tarafından
oluşturulmuş internet sayfasına http://ec.europa.
eu/environment/awards/country_turkey.html
adresinden ulaşılabiliyor.
29
Sosyal Fayda Zirvesi,
tüm dünyayı bakış açısını değiştirmeye davet etti
Sosyal Fayda Zirvesi İstanbul buluşmasında,
2030 yılında istediğimiz dünyayı yaratmak için
yaratıcı ve yenilikçi sosyal fayda projeleri ile bakış
açılarımızın değişmesi gerektiği vurgulandı.
“T
eknoloji, yenilik ve sosyal
medya dünyanın karşı
karşıya kaldığı sorunların
çözümüne nasıl katkı
sağlar?”sorusuna yanıt
aranan bir günlük
buluşma ile İstanbul
da Sosyal Fayda
Zirvesi küresel
diyaloguna katıldı.
UNDP Türkiye,
Ericsson,
Google, Kadir
Has Üniversitesi,
Webrazzi ve
Birleşmiş Milletler
Gönüllüleri’nin
işbirliği ile düzenlenen
Sosyal Fayda Zirvesi
İstanbul buluşması,
24 Eylül’de Kadir Has
Üniversitesi’nde yapıldı.
Buluşmada, sosyal fayda, gençlik çalışmaları ve
yenilikçi teknoloji alanında çalışan gençler ve genç
liderler ile toplumun değişiminde aktif olarak rol
alan bireyler deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları
ve gelecek için arzularını paylaştı.
Quaggiotto sosyal medya ve yeni teknolojilerle
kurulan yeni bir geleceğe dikkat çekerken, sosyal
medya ve teknolojinin kalkınma sorunlarının
çözümüne yenilikçi ve basit çözüm yolları ürettiğini
söyledi.
Açılış konuşmasının ardından,
buluşma iki ayrı panelle devam
etti. Sosyal medyanın
davranışlarımıza etkileri
ve aktif bireylerin
dijital araçların
doğru kullanımında
oynadıkları rol
birinci panelde
tartışılan konular
arasındaydı.
İkinci panelde,
gençlik ve
sosyal fayda
konusu tartışıldı.
Panelde, geleceğin
şekillendirilmesinde
gençlerin aktif rol
oynadığının görülmesi gerektiği
ve bunun için de tüm dünyanın
bakış açısı değişikliğine ihtiyacı olduğu
vurgulandı.
Gençlerin yer aldığı projeler ve gönüllük faaliyetleri
ile kazanılan deneyimin empati kurabilen bir toplum
yaratmak için önemli olduğuna da değinildi.
Bakış açını değiştir
Canlı yayınlandı
B
G
uluşmanın açılış konuşmasını UNDP Avrupa
ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Ofisi
Bilgi ve İnovasyon Grup Lideri Giulio Quaggiotto
yaptı.
30
oogle Hangout üzerinden İngilizce ve Türkçe
olarak canlı yayınlanan buluşma Türkiye’nin
birçok farklı bölgesine ulaşarak insanların
tartışmaya çevrimiçi dâhil olmasını sağladı.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Düşler Akademisi, New York’ta örnek proje
olarak tanıtıldı
Türkiye Vodafone Vakfı’nın “Düşler Akademisi” Birleşmiş Milletler’de örnek proje olarak sunuldu.
T
ürkiye Vodafone Vakfı’nın Kalkınma Bakanlığı,
UNDP ve Alternatif Yaşam Derneği (AYDER)
işbirliği ile engelli bireyleri topluma kazandırmak
amacıyla hayata geçirdiği Düşler Akademisi projesi,
New York’ta gerçekleştirilen “Innovation Enables”
başlıklı etkinlikte örnek proje olarak dünyaya
tanıtıldı.
Türkiye Vodafone Vakfı Başkan Yardımcısı Gizem
Keçeci’nin örnek proje olarak Düşler Akademisi’ni
anlattığı etkinlikte, AYDER Başkanı Ercan Tutal da
bir konuşma yaptı.
Bugüne kadar 2 bini aşkın mezun veren Düşler
Akademisi, Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteğiyle
engelli vatandaşların sosyal yaşamda engelleri
aşabilmelerini sağlamak ve yaşam kalitelerini ciddi
ve kalıcı çözümlerle artırma amacıyla 2008 yılında
hayata geçirildi. Akademide fiziksel, zihinsel, işitme,
görme engelli gençlere, kronik hastalık gruplarına,
yoksul-yoksun gençlere vokal, ritim, dans, film,
fotoğraf, DJ’lik, enstrüman, resim, tasarım, yoga,
film atölyeleri ücretsiz olarak sunuluyor.
Türkiye Vodafone Vakfı Başkan Yardımcısı Gizem
Keçeci, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları
söyledi:
“Vodafone Türkiye olarak, temel faaliyet alanımız
gereği öncü teknolojileri ülkemizin hizmetine
sunarak insanları birbirine bağlarken, çeşitli
nedenlerden ötürü sosyal hayata ve ekonomiye
eşit katılım sağlayamayan birey ve grupların
ihtiyaçlarını sahiplenerek, onları topluma
kazandırmak üzere sosyal kalkınma konusunda
önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ticari ve sosyal
yatırımlarımızı sürdürülebilirlik ekseninde ve
bütünsel bir bakış açısıyla çifte sorumluluk
anlayışıyla yönetiyoruz. Kurumsal yaklaşımımızın
engelli bireylere yönelik kanadını oluşturan
Düşler Akademisi ile fiziksel ya da zihinsel
çeşitli engellerden dolayı sosyal dışlanmışlık
yaşayan gençlerimize yeni bir yaşam alanı
sunuyor, önlerinde yepyeni kapılar açıyoruz.
Böylece gençlerin kişisel gelişimlerine katkıda
bulunan doğal bir ortam oluşturuyoruz. New
York’ta Birleşmiş Milletler ‘Engellilik ve Kalkınma’
konulu üst düzey toplantı kapsamında, Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanlığı’mızın himayesinde
düzenlenen ‘Innovation Enables’ konulu etkinlikte
bu çabalarımızı tüm dünyaya sunma imkanı
bulmuş olmanın gururunu yaşıyoruz. İnanıyoruz ki,
biz bakış açımızı değiştirirsek, onların da hayatları
değişecek.”
31
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Goodyear’dan
Güvenli Sürüş İçin
"Mesaj Bekleyebilir" Kampanyası
Goodyear, sürücülerin araba kullanırken
dikkatlerini dağıtan mesajlaşmaya karşı Eylül
2013’te başlatılan ‘‘It canwait.com / Bekleyebilir’’
kampanyasına destek oluyor.
G
oodyear, desteklediği kampanya çerçevesinde
sloganı sürücülere duyurmak ve konuya ilişkin
farkındalık yaratmak için keşif balonları kullanıyor.
Kampanyaya, Amerika’daki zeplinlerinin üzerine
It Can Wait/Bekleyebilir sloganını taşıyarak
katılan Goodyear, bu sayede sürücüler arasında
farkındalığın artmasını sağlıyor. Zeplinlerde taşınan
sloganlar sayesinde, Ağustos 2012’den bugüne
2,5 milyondan fazla insanın araç sürerken bir daha
asla mesajlaşmayacaklarına dair taahhüt verdikleri
kampanyanın daha büyük kitlelere ulaşması
amaçlanıyor.
Goodyear, çalışanlarını araç sürerken
mesajlaşmama taahhütünde bulunmaları için
harekete geçiriyor. Etkinlik süresince, araç
sürerken mesajlaşma karşıtı sloganlar paylaşılacak
ve çalışanlar gün sonunda nasıl taahhüt
vereceklerine dair bilgi içeren kitapçıklar alacaklar.
Goodyear güvenlik politikası doğrultusunda kendi
çalışanları için şirket araçlarında araç sürerken
mesajlaşmayı 2010 yılından itibaren yasakladı.
32
Goodyear Küresel İletişim Başkan Yardımcısı
Paul Fitzhenry, “Goodyear, kampanyaya katılarak
araç sürerken mesajlaşmanın riskleri hakkında
farkındalık yaratmaya çalışmaktadır. ‘Bekleyebilir’
kampanyası, basit ama kuvvetli bir amaçla yola
çıkarak, Goodyear’ın güvenliği artırma önceliğini,
güvenlik konusunda farkındalık yaratan ve buna
yönelik davranışları teşvik eden programlarımızı bir
kez daha vurgulamaktadır” dedi.
Türk sürücüler otomobil
kullanırken mesajlaşmayı seviyor
G
oodyear’ın 2012 yılında IPSOS işbirliği
ve 6400 katılımcı ile gerçekleştirdiği bir
araştırmaya göre Avusturya, Belçika, Çek
Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya,
Hollanda, Polonya, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre,
Güney Afrika, Türkiye ve İngiltere’de 18-25 yaş
arasındaki genç sürücülerle görüşmeler yapıldı.
Gençlerin %68’i arkadaşlarının araç kullanırken cep
telefonu ile konuştuğunu, %62’si de arkadaşlarının
araç kullanırken mesajlaştığını, e-posta attığını
veya internette gezindiğini gördüğünü söyledi.
Türkler araç kullanırken mesajlaşmak, e-posta
atmak veya internette gezinmek için akıllı
telefonlarını en çok kullanan grupta yer alırken,
Türk katılımcıların %78’i arkadaşlarının bunu
yaptığını gördüğünü belirtmişti.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
DHL'de
tüm yıl gönüllü
faaliyetler olacak
DHL, üç yıldır düzenlediği DHL Dünya Gönüllülük Günü kapsamında; tüm
çalışanlarına, müşterilerine ve işbirliği içinde olduğu sivil toplum kuruluşlarına
sosyal sorumluluk çağrısında bulunuyor. 2013 senesinde gönüllü etkinliklerin,
5 - 15 Eylül arasında gerçekleşen DHL Dünya Gönüllülük Günü dışında da
yaygınlaştırılarak tüm yıla yayılmasına karar verildi.
D
eutsche Post DHL Kurumsal İletişim ve Kurumsal Sorumluluk Direktörü
Christof Ehrhart “Bu yıl, geçtiğimiz senelerde olduğu gibi dünyanın dört
bir yanında gönüllülük projelerine destek vereceğiz. Bu projelerin çoğu,
çalışanlarımızın doğrudan katıldığı toplumsal projeler. Ancak bu yıl farklı bir
karar aldık ve sosyal projelere verdiğimiz değeri yalnızca DHL Dünya Gönüllülük
Haftası kapsamında değil, tüm çalışanlarımızın sene boyunca katıldıkları
gönüllü projelerle göstermek istedik. Bu projelerde, tüm yıl boyunca yaklaşık
475 bin çalışanımızın pek çoğu gönüllü olarak çalışıyorlar. Böylece grubumuzun
‘sorumluluğu yaşamak’ misyonunu pratikte de görme imkanı buluyorlar” dedi.
Türkiye’de çevre koruma projeleri uygulanıyor
D
HL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Hakan Kırımlı, “DHL Supply
Chain Türkiye olarak,küresel sosyal sorumluluk vizyonumuz kapsamında,
ülkemizde çevreyi koruma, yardım ve eğitime destek projeleri yürütüyoruz.
Kurumsal sorumluluğunu iş modellerinin entegre bir parçası haline getiren
şirketlerin, uzun vadede başarısını devam ettireceğine olan inancımızla; GoHelp,
GoTeach ve GoGreen programlarımızın kapsamına giren pek çok projeyi
Dünya Gönüllülük Günü etkinlikleri kapsamında etkin bir şekilde uyguluyoruz.
Ancak gönüllülük ruhumuz yıl içinde yalnızca Dünya Gönüllülük Günü ile sınırlı
kalmıyor. Yıl boyunca çok sayıda gönüllü faaliyetin de içinde yer almaya devam
ediyoruz. Böylece tüm çalışanlarımızın yılın farklı dönemlerinde bu faaliyetlere
katılabilmesine olanak tanıyoruz” dedi.
33
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Kipa ve TEGV işbirliği ile
“İyi Yaşam Eğitimi” projesi
Kipa CEO’su Jeff Adams ve TEGV Genel Müdürü Berna Çağatay, Kipa ve TEGV ortak projesi olan “İyi
Yaşam Eğitimi”ni KSS Türkiye’ye anlattılar.
Jeff Adams
Kipa ve TEGV’in işbirliği nasıl oldu?
Jeff Adams: Kipa’nın iş yapma biçimini belirleyen
üç değerden biri “imkanlarımızı yararlı işler
için kullanırız” değerimiz ile hayat buluyor. Bu
çerçevede, topluma aldığımızdan daha çoğunu
vermeye çaba gösteriyoruz. Özellikle eğitim ve
yerel toplumlara destek konusunda, irili ufaklı
birçok projemiz var.
Yaptığımız çalışmalarda, etkin sivil toplum
örgütleriyle işbirliği yapıyoruz. Türkiye Eğitim
Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile işbirliğimiz de bu
çerçevede başladı. Kipa olarak toplum projelerinde
belirlediğimiz 3 öncelik var. Bunlar; gençlere
fırsatlar yaratmak, obezite ile mücadele etmek
ve sağlıklı yaşamı desteklemek ve gıda israfını
engellemek. Biz de, bu üç ana noktada birlikte
çalışabileceğimiz etkin bir STK aradık. TEGV ile
34
Berna Çağatay
gençlerin eğitimine yönelik bir proje yapmak için
görüştük. Bu görüşmeler sırasında, karşılıklı beyin
fırtınası yaparken, ortaya “İyi Yaşam Eğitimi”
projesi çıktı. Sağlıklı beslenme ve hareket etme
gibi iki temel üzerinde olan bu proje bizim için çok
önemli.
Sorumlu bir perakendeci olarak, gerek ürün
yelpazemiz, gerek mağaza etkinliklerimizde,
müşterilerimize sağlıklı tercihler sunuyoruz. TEGV
de bu konuda bir proje yapmak istiyormuş. Bu
yüzden proje, iki tarafın karşılıklı sinerjisinin ürünü
diyebiliriz.
Projenin detayları neler? Ne tür eğitim programları,
etkinlikler düzenlenecek?
Berna Çağatay: Proje’nin amacı; TEGV’e devam
eden 1.- 8. sınıf çocuklarının özfarkındalık-
özyönetim, sağlıklı beslenme ve fiziksel hareket
yoluyla iyi yaşam becerileri edinmelerini sağlamak.
Proje birçok eğitim programı ve etkinliği içeriyor.
Projenin ilk modülünde çocukların kendini
tanımaları, ilgi alanlarını, farklı ve güçlü yönlerini
keşfetmeleri ve böylece kendileriyle ilgili farkındalık
kazanmalarının sağlanması amaçlanıyor. Ayrıca,
sorumluluk ve iletişim becerilerinin de geliştirilmesi
hedefleniyor.
İkinci modülde ise çocuklara sağlıklı beslenmenin
temel kavramları ve sağlıklı beslenme tutum ve
becerilerinin kazandırılması, spor yoluyla hareket
ederek, sağlıklı yaşam biçimi alışkanlıklarını,
becerilerini ve tutumlarını edinmeleri amaçlanıyor.
Her iki program da e-öğrenme yöntemleriyle
destekleniyor. Tüm proje farklı yaş düzeylerine
göre hazırlanmış 10-12 haftalık bir eğitim
programından oluşuyor. Bu süreçte ayrıca TEGV
yaz etkinlikleri
döneminde “İyi
Yaşam Yaz Kulübü”
uygulanacak ve
çocukların özyönetim
becerileri, sağlıklı
beslenme ve temel
spor konusunda
beceri ve tutumları
geliştirilecek.
"
Mağazalarda projeye özel ne tür ürünler satılacak?
Jeff Adams: Ocak 2014’den itibaren TEGV İyi
Yaşam projesi, Kipa markalı ürünlerin sponsorluğu
ile desteklenecek. Böylece Kipa müşterileri satın
aldıkları her Kipa markalı ürün ile projeye destek
veriyor olacak.
Bilgisayar üzerinden verilecek eğitimlere tüm
çocuklar katılabilecek mi?
Berna Çağatay: Vakfımızın ülke genelindeki
etkinlik noktaları tüm çocuklarımıza açıktır. Bu
eğitime de, projemize katılan tüm çocuklarımız
katılabilecek.
Çocuklara sağlıklı bir yaşam bilinci kazandırmak
için neler yapılabilir, eğitimlerden yola çıkarak ne
gibi tavsiyeler verebilirsiniz?
Berna Çağatay: Beslenme ve fiziksel hareket,
tüm bireyler açısından iyi ve kaliteli bir yaşamın en
temel öğelerinden.
Çocukların sosyal,
zihinsel ve bedensel
gelişimlerine destek
verecek olan
beslenme tutum
ve davranışlarının,
spor faaliyetlerinin
ve gündelik yaşam
alışkanlıklarının
ilköğretim çağlarında
kazanılması ve
sürdürülmesi son
derece önemli.
“İyi Yaşam
Eğitimi” projesi,
iki tarafın karşılıklı
sinerjisinin
ürünüdür.
‘‘İyi Yaşam Eğitimi’’
projesi, Vakfımızın
ülke genelinde
bulunan tüm Eğitim
Parkları, Öğrenim Birimleri ve Ateşböceği Gezici
Öğrenim Birimleriyle birlikte, işbirliği yaptığımız tüm
ilköğretim okullarında da uygulanacak. Projenin
okullara özel bir versiyonu geliştirilerek okullarda
öğrenim gören çocuklarımıza da ulaştırılacak.
Son olarak her sene TEGV etkinlik noktalarında
İyi Yaşam Haftası uygulamaları yapılarak sene
boyunca yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan
ürünlerin paylaşılmasını sağlayacağız.
Bu proje ve etkinlikler, alanında uzman kişisel
gelişim, sağlık ve beslenme eğitimcileri tarafından
ve TEGV Öğrenme Tasarımı ve AraştırmaGeliştirme uzmanları desteğinde geliştirildi.
Jeff Adams: Bu proje ile geleceğin tüketicilerini
sağlıklı tercihler yapmaya yönlendirmeyi
hedefliyoruz. Böylece hem sürdürülebilir ekonomi
hem de perakende sektörünün geleceğine olumlu
anlamda katkı ssağlayabilmeyi umut ediyoruz.
Bütün bu kazanımlara ulaşılması açısından ilk
etapta çocuğun kendini tanıması, keşfetmesi,
sorumluluk bilinci geliştirmesi, davranışlarının
sorumluluğunu alması, yani özyönetim becerileri
edinmesi en öncelikli aşamalar.
Sonrasında birbirini destekleyecek şekilde
beslenme ve hareket eğitimi geliyor. Hareket
eğitimi deyince akla sadece spor salonlarında
yapılan iddialı antrenmanlar gelmemeli. Bugün
doktorlar tarafından en fazla önerilen sporun
serbest yürüyüş olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Ama önemli olan bu yürüyüşün düzenli olması ki,
bu da çocukluk yaşlarından itibaren farkındalık
ve tutum geliştirmekle mümkün. Çocuklarda hem
fiziksel, hem zihinsel yönden büyüme ve gelişme
beslenmeden doğrudan etkileniyor. Çocuğun
beslenmesinde iki öncelikli amaç var:
•Gelişmeyi sağlayacak düzeyde enerji ve
vitaminin sağlanması
35
•Çocuğa olumlu beslenme alışkanlıklarının
kazandırılması
İyi bir beslenme eğitiminin ise fiziksel aktivite
ve hareket eğitimi ile desteklenmesi kritik önem
taşıyor. Obezitede yaşanan durum beslenme
sorunlarının en çarpıcı örneği, zira çocukluk
çağında görülen obezite gittikçe artıyor.
Araştırmalara göre, 1976’dan sonraki on yılda
6-11 yaşlarında obezitenin yüzde 54 oranında, 1221 yaşlarında da yüzde 64 oranında yükseldiğini
görüyoruz. Bunun en büyük iki nedeni beslenme
bozukluğu ve fiziksel hareket yetersizliği.
Eğitim hangi illerde yapılacak, çocuklar ve okullar
nasıl seçilecek?
Berna Çağatay: İyi Yaşam Eğitimi projesi, 20132014 sonbahar etkinlik döneminde pilot olarak
uygulanacak. Ardından, ilkbahar dönemiyle
birlikte Türkiye’nin 37 iline yayılmış Eğitim Parkı
ve Öğrenim Birimlerimizde yaygın uygulamaya
geçilecek. 2014-2015 etkinlik yılından itibaren de
proje, Ateşböceği Gezici Öğrenim Birimlerinde ve
işbirliği içinde bulunduğumuz ilköğretim okullarında
hayata geçecek. 2015-2016 etkinlik yılında ise yaz
etkinlikleri döneminde de uygulanmaya başlayacak.
Proje ne zaman başlayıp sona erecek?
Jeff Adams: Proje uygulanmaya bu ay başladı
ve çok detaylı çalışmalar ile hazırlanan bir proje
idi, çalışmalar ve materyallerin hazırlanma süreci
36
Mart ayında başladı diyebiliriz. Uzun vadeli ve
somut sonuçlar ortaya koyan bir proje olmasını
önemsiyoruz.
Kipa neden böyle bir projeye adım attı, yurtdışında
da bu tarz projeler yürütüyorlar mı?
Jeff Adams: Kipa’nın da bir parçası olduğu
Tesco’nun üç önceliği, yani gençlere fırsatlar
yaratmak, obezite ile mücadele etmek ve sağlıklı
yaşamı desteklemek ve gıda israfını engellemek
tüm ülkeler için ortak bir hedef. Tesco’nun etkin
olduğu 12 pazarda söz konusu ülkenin ihtiyaçları,
gelenekleri ve yerel toplumun taleplerine göre
şekillenen çeşitli projeler yürütülüyor: Tayland’da
müşterilerimizle mağazanın otoparkında toplu spor
yapıyoruz, Polonya’da “sağlıklı yaşam” üzerine özel
bir iphone uygulaması geliştirdik, bazı ülkeler kendi
çalışanlarına yönelik etkinlikler de yapıyor.
Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de ise, bu proje
ile bu üç öncelikten ikisini birlikte gerçekleştiriyoruz.
Yani, hem gençlere yeni fırsatlar yaratıyor, hem de
sağlıklı yaşamı destekliyoruz.
Proje kimleri kapsayacak? Kaç öğrenciye ulaşılacak?
Berna Çağatay: İyi Yaşam Eğitim Projesi’ne 1.-8.
sınıflara devam eden tüm çocuklar katılabilecek.
3 yıl içinde, ülkenin dört bir tarafındaki toplam 160
bin çocuğumuza bu eğitim projesini ulaştırmayı
hedefliyoruz. Proje kapsamında 3.170 gönüllüye
eğitim verilecek.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
HSBC Türkiye eğitim, çevre ve toplum
alanlarında üç projeyi destekliyor
HSBC Türkiye, eğitim, çevre ve toplum alanlarındaki çalışmalarını AÇEV, TOG ve WWF-Türkiye’nin
projelerini destekleyerek genişletiyor.
HSBC Türkiye, kurumsal sürdürülebilirlik
programları kapsamında AÇEV ve TOG ile
yaklaşık 1800 çocuk ve gence el uzatıp, WWF
işbirliğiyle de su kaynaklarının korunmasına
destek olacak.
HSBC Türkiye, “Geleceğe Gönüllüyüz” kurumsal
sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde eğitim
alanında, Anne Çocuk Eğitimi Vakfı (AÇEV)
işbirliğiyle “Yaz Anaokulları ve Anne Destek
Programı”, çevre alanında WWF-Türkiye işbirliğiyle
“Su Varsa Gelecek Var” projesi ve toplum alanında
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliğiyle “Aynı
Gökyüzüne Bakıyoruz” projesini destekliyor.
Geleceğe gönüllüyüz
H
SBC Grup Genel Müdürü ve HSBC Türkiye
Genel Müdürü Martin Spurling, “Türkiye’de
eğitim, çevre ve toplum alanlarında üç projeyi daha
desteklemenin heyecanını yaşıyoruz. Bu projeler
için kullanılmak üzere HSBC Grubu’nun “Future
First” adlı Küresel Eğitim Programı Fonu ve yine
HSBC Grubu’nun Su Programı Fonu’ndan 3 yıl için
yaklaşık 1.2 milyon dolarlık kaynak sağladık” dedi.
Spurling şöyle devam etti: “HSBC Türkiye olarak,
‘Geleceğe Gönüllüyüz’ diyoruz. Sürdürülebilir bir
ekonomi için önce sürdürülebilir yaşam ortamının
gerekliliğinin bilinciyle uluslararası platformda
kazandığımız deneyim ve bilgi birikimini Türkiye’de
topluma değer katmak için kullanıyoruz. Proje
ortaklarımız AÇEV, WWF-Türkiye ve TOG’a
işbirlikleri ve katkılarından dolayı ayrıca takdir ve
teşekkürlerimi sunmak isterim.”
Çocuklara ve ailelerine eğitim
desteği
H
SBC Türkiye’nin desteklediği ve Anne Çocuk
Eğitim Vakfı (AÇEV) tarafından sürdürülen
“Yaz Anaokulları ve Anne Destek Programı”
kapsamında, Diyarbakır ve Mardin’de okul öncesi
eğitim erişimi olmayan 4-5 yaş grubu çocuklar
bilişsel, sosyal ve dilbilgisi açısından okul hayatına
hazırlanırken, anneleri de çocuk eğitimi ve bakımı
konusunda bilinçlendiriliyor. Program, 2 yılda 810
çocuk ve ailesine ulaşacak.
AÇEV Başkan Yardımcısı Ayla Göksel
projeye ilişkin şunları söyledi: “Eğitim ve sosyo
ekonomik göstergeler açısından zor şartlara sahip
bir bölgede olumsuz koşullarda yaşayan çocuklara,
okula yazılmadan önce ulaşıyoruz. AÇEV olarak
HSBC’nin de desteğiyle yoğun bir eğitim programı
kapsamında çocukları okul ortamına kazandırmayı
ve daha sonraki yıllarda bu çocuklar üzerinde
yapılacak eğitim yatırımları için sağlam bir altyapı
oluşturmayı hedefliyoruz”.
Su kıtlığına dikkat!
H
SBC Türkiye’nin, WWF-Türkiye ile birlikte
gerçekleştireceği “Su Varsa Gelecek Var”
projesi kapsamında hazırlanacak “Türkiye’nin
Su Riskleri Raporu” ile Türkiye’de su kıtlığına ve
potansiyel risklere dikkat çekilecek. Proje ile ayrıca
“Sapanca Gölü için Sürdürülebilir bir Gelecek
Raporu” da hazırlanarak ülkemizin önemli tatlı
su göllerinden biri olan Sapanca Gölü’nün bölge
ekonomisi ve biyo-çeşitliliği açısından önemine
37
dikkat çekilecek. Kamuoyuna açıklanacak olan
raporların Türkiye’de suyun ekonomideki rolünü
vurgulaması ve su yönetiminde yeni araçların
kullanılmasına katkıda bulunması hedefleniyor.
WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar
proje için: “Küresel düzeyde WWF ile HSBC, 2002
yılından bu yana tatlı su kaynaklarının korunması
için işbirliği içerisinde. Biz de küresel işbirliğine
paralel şekilde WWF-Türkiye ve HSBC Türkiye
olarak ülkemizin kısıtlı olan su kaynaklarının
üzerindeki riskleri ortaya koymak ve karar
vericiler, iş dünyası ve toplumun tüm kesimlerinde
farkındalık yaratmak amacıyla yeni bir işbirliğine
başlamış bulunuyoruz” dedi.
Gençlerin topluma
kazandırılmasına katkı
T
oplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) tarafından
2005 yılından bu yana üniversite öğrencisi
gönüllülerinin katılımıyla uygulanan “Aynı
Gökyüzüne Bakıyoruz” projesi ile, HSBC
Türkiye’nin desteğiyle İstanbul, Ankara, İzmir ve
Konya’da bulunan Ceza ve Tevkif Evleri Genel
Müdürlüğü bünyesindeki tutukevlerinde bulunan
çocuk ve gençlerin toplum içindeki yaşamlarına
döndükten sonra özgüven sahibi ve topluma
uyumlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürmelerini
kolaylaştırmak hedefleniyor. Proje ile 3 yıl içinde,
üniversite öğrencisi gönüllülerinin de dahil olduğu
toplam 980 çocuğa ve gence ulaşılacak.
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Yönetim Kurulu
Eş Başkanı Kerim Paker; “Aynı Gökyüzüne
Bakıyoruz” projesiyle ilgili şunları söyledi:
“Projemizle, gençlerin içindeki enerjiyi doğru yerlere
aktarmalarını, bir fayda yaratmalarını sağlamaya
çalışıyoruz. Suça sürüklenmiş çocuklara, genç
insanların bilgi ve deneyim aktarması, onlarla
dostluk kurması ve birlikte zaman geçirmeleri bu
gökyüzünün altında yaşayan herkes için umut
verici. Finansal kaynak sağlamanın yanında,
projenin ruhunu benimseyen, aynı heyecanı
paylaşan yaklaşımları nedeniyle destek veren
HSBC’ye ve bu projenin hayata geçmesini
sağlayan ekibe teşekkür ediyoruz.”
Eskişehir Sabiha Gökçen
Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi,
Sosyal Sorumluluk İletişimi Ödülü aldı
Eskişehir Sabiha Gökçen Teknik ve Endüstri
Meslek Lisesi, ‘Liseler Mesleğiyle Yarışıyor’
yarışmasında Avrupa’nın Yılın Kurumsal Sosyal
Sorumluluk İletişimi Ödülü’nü aldı.
B
erlin Quadriga Üniversitesi girişimiyle
düzenlenen ‘European Digital Communication
Awards 2012 - Avrupa Dijital İletişim Ödülleri’,
bin 346 meslek lisesinin katılımıyla gerçekleşti.
Öğrenciler, hazırladıkları projelerle birbirleriyle
kıyasıya yarıştı. Yarışma sonunda dereceye
girenler jüri tarafından belirlendi. 10’un üzerinde
ülkeden 32 jüri üyesince yapılan değerlendirmede,
Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk İletişimi Ödülüne
Eskişehir Sabiha Gökçen Teknik ve Endüstri
Meslek Lisesi’ne layık görüldü.
38
Eskişehir Sabiha Gökçen Teknik ve Endüstri
Meslek Lisesi Okul Müdürü Dr. Sırrı Kabadayı,
çaba ve özveri ile katıldıkları yarışmada Avrupa’nın
en iyi iletişim ödülünü aldıklarını ve bunun
kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.
‘‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’’ projesi
kapsamında gerçekleştirilen Liseler Mesleğiyle
Yarışıyor yarışmasının, yaklaşık 3 ay devam
ettiğini belirten Kabadayı, okullarının bu başarısının
Eskişehir’in gururu olduğunu söyleyen Kabadayı,
“Çok büyük çaba ve özveri ile kazandığımız
yarışmanın Avrupa’nın en önemli iletişim ödülünü
almasından dolayı çok mutlu olduk. Bu yarışmayı
düzenleyen ve meslek lisesinin memleket meselesi
olmasına katkı sağlayan yöneticilerine çok teşekkür
ediyoruz” dedi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
YEDAŞ üreten kadınları destekliyor
YEDAŞ, toplumun yaşam kalitesini iyileştirmeye
yönelik hazırladığı ve “Enerjimizi Harekete
Geçiriyoruz” sloganıyla geliştirdiği kurumsal
sosyal sorumluluk projeleri kapsamında verdiği
eğitim vermeyi sürdürüyor.
Y
EDAŞ, 2013 yılında da ‘‘Bir Bölgesel
Sürdürülebilirlik Kalkınma Hareketi’’ temasıyla
faaliyet gösterdiği Samsun, Ordu, Çorum, Amasya
ve Sinop il ve ilçelerindeki kadınlara destek
veriyor. Kadınların el ürünlerini ‘‘kadın emeği
pazarında’’ internet ortamında sanal satışla
değerlendirmeyi amaçlayan YEDAŞ, hem kadınları
ev ekonomisinde söz sahibi yapmayı hem de
aile bütçesinde kadının önemine vurgu yapmayı
hedefliyor.
Eğitimler verildi
P
roje kapsamında bilgilendirme eğitimlerine
devam eden YEDAŞ, kadınlara “Üründe Kalite
Standardı Oluşturmak, Ürün Geliştirme, Yenilikçilik,
Ürünlerin Planlanması, Görsel Standart Oluşturma,
Fiyat Oluşturma ve Pazarlama” eğitimi verdi.
YEDAŞ Genel Müdürü Nurettin Türkoğlu, KSS
projeleri arasında yer alan ‘‘Kadın Emeği Pazarı’’
projesi kapsamında, kadınların evlerinde ya da
halk eğitim merkezlerinde gördüğü kurslarda ortaya
çıkardığı el emeği göz nuru ürünlerini, internet
üzerinden tanıtma ve geniş bir kitleye ulaştırma
fırsatı vermeyi amaçladıklarını söyledi.
Türkoğlu, “Bu ürünlerin hak ettiği değere
kavuşturulması, niteliğinin yükseltilmesi ve zaman
içerisinde bireysel ve aile ekonomisine hissedilir bir
şekilde katkı sağlaması projenin gerekliliğidir. Proje
kapsamında düzenlediğimiz ve devam eden süreç
içerisinde düzenleyeceğimiz eğitimler, bayanların
proje hakkında en yüksek verimle faydalanmasını
hem de ürün kalitesini yükseltecek bilgileri
almasına yardımcı olmaktadır” dedi.
Türkoğlu şöyle devam etti: “Kadın Emeği Pazarı
projemizle, ev hanımlarını yaptıkları oyalar,
danteller ve örgüler gibi el emeği, göz nuru
ürünlerini ekonomiye çevirecek bir e-ticaret portalı
hazırladık. Bir nevi çalışamayan bayanlarımızın ev
ekonomisine katkıda bulunmasını sağlıyoruz.”
Nurettin Türkoğlu, kadınlara yönelik hazırladıkları
kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile ‘‘rol
model’’ çalışmaya imza attıklarını söyleyerek,
“Kadının toplumdaki rolü çok önemlidir. Bu nedenle
KSS projelerimizin hemen hemen tamamında
kadınlarımız yer almaktadır. Sorumluluk bölgemize
bu şekilde katkı veriyoruz” dedi.
39
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
LC Waikiki çalışanlarının “Bir Fikri Var”
Çalışanlarına “Fikirleriniz bizim için değerli” diyen LC Waikiki, “Bir Fikrim Var” adında bir uygulama
başlattı. Proje kapsamında, LC Waikiki’nin Türkiye çapındaki mağazalarında görev alan 15 bini
aşkın çalışanın fikirleri dinlenecek, şirkete değer katacağına inanılan fikirler, Danışma Kurulu’nun
incelemesinin ardından LC Waikiki bünyesinde hayata geçirilecek.
sınıflandırıldı ve komite toplantıları yapılarak
uygulamaya alınabilecek öneriler tespit edildi.
İkinci aşamada, gelen öneriler içinde detaylı bilgi
istenilen adaylardan, projelerini anlatmaları için
LC Waikiki Genel Merkezi’nde sunum yapmaları
istendi. Daha sonraki süreçte ise, Süreç İyileştirme
Müdürlüğü ile paylaşım yapılarak, önerilerin
uygulamaya konulması ile ilgili aşamaya geçildi.
Yıl sonunda yapılacak olan “Mağaza Liderleri
Zirvesi”nde ise, ‘‘Bir Fikrim Var’’ ödüllerinin
verilmesi planlanıyor.
Proje bir çalışanın fikri ile başladı
L
H
er ay farklı bir departmana yönelik fikirlerinin
dinleneceği “Bir Fikrim Var” projesi kapsamında
ilk olarak insan kaynakları departmanına yönelik
fikirler ele alındı. Ardından proje, şirketin diğer
operasyonlarını kapsayacak şekilde devam
edecek. Proje kapsamında, Türkiye çapında
400’e yakın mağazada görev alan LC Waikiki
çalışanları, LC Waikiki departmanlarının daha
da geliştirilmesine yönelik fikirlerini mail yoluyla
paylaşabiliyor.
Proje nasıl işliyor?
P
roje birkaç aşamadan oluşuyor; ilk aşamada ilk
üç ayda konu bazlı ilerlenerek, çalışan ilişkileri
departmanı tarafından, gelen fikir ve öneriler
40
C Waikiki Yurtiçi Mağazacılık İnsan
Kaynakları Direktörü Demet Turan, LC
Waikiki’nin çalışanlarının fikirlerine önem veren,
onların yönlendirmelerini dikkate alan bir şirket
olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bir bölge
toplantısında mağaza çalışanlarımızdan bir
tanesi, “Şirketimizin yararı için birçok fikrim var.
Keşke bunları aktaracak bir ortamımız olsa” dedi.
Projemizin de çıkış noktası bu oldu. Hemen,
çalışanlarımızın fikirlerinin ortak bir platformda
toplanması amacıyla, “Bir Fikrim Var” Projesini
başlattık. Projenin yaklaşık 15 bin çalışanımıza
ulaşacak olması, gelecekte uygulamaya geçecek
fikirlerin LC Waikiki’yi oluşturan en önemli
değerin yani çalışanlarımızın fikir ve önerilerinden
çıkacak olması sebebiyle çok heyecanlıyız.
Çalışanlarımızdan fikirleri toplamaya başladık.
Yaptığımız ilk elemede geçen fikirler için bu
çalışanlarımızdan sunum hazırlamaları istendi. 2 ay
içinde de insan kaynakları departmanının daha da
geliştirilmesine yönelik gelen fikirler netleştirilecek.
Bu projeyi, şirketin tüm operasyonlarına yönelik
olarak sırayla devam ettireceğiz.”
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Corendon Havayolları’ndan sosyal
sorumluluk projesi
Corendon Havayolları Alanya Payallar
Beldesindeki Günay Demirel İlk ve Orta Öğretim
Okulu’na 20 kişilik bir bilgisayar laboratuvarı
kurdu.
O
kul binasında yapılan açılış törenine Alanya
İlçe Kaymakamı Erhan Özdemir, İlçe Milli
Eğitim Müdürü İbrahim Köseoğlu, Günay Demirel
İlk ve Orta Öğretim Okulu’nu yaptıran hayırsever
emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Güleç
Demirel, Corendon Havayolları’nın Kordinatörü
Nihat Demirkan ve İnsan Kaynakları Müdürü
Berna Oskay katılırken Corendon Havayolları Bilgi
Teknolojileri Kordinatörü Kadir Demirel öğrencilere
yeni öğretim yılının ilk bilgisayar eğitimini verdi.
Açılışta konuşma yapan Alanya Milli Eğitim Müdürü
İbrahim Köseoğlu, Alanya’da hayırseverlerin
desteğiyle şimdiye kadar toplam 1416 dersliğe
sahip 94 okul açıldığını, Corendon Havayolları
gibi ilçeye yatırım yapan hayırsever kurumların
sağladığı desteklerle de bu okulların eksik altyapı
sistemlerinin zaman içerisinde tamamlandığını
söyledi.
Corendon Havayolları Kordinatörü Nihat Demirkan
ise yaptığı açıklamada Alanya’nın Corendon
Turizm Grubu için çok önemli bir destinasyon
olduğunu, tur operatörleriyle birlikte ilçeye her yıl
ortalama 100.000 turist getirdiklerini açıkladı.
Demirkan, “Bu sebeple 4 Nisan 2012 tarihinde
Gazipaşa Havalimanı’na inen ilk havayolu şirketi
olarak bir anlamda havaalanını Alanya turizminin
hizmetine açan ilk firmayız. İlçedeki turizm ve
havacılık sektörlerinin büyümeye devam edeceğine
inanıyoruz. Bu nedenle bölgede kalifiye personel
ihtiyacı her geçen gün daha da artacak. Umarız
bu bilgisayar laboratuvarı sayesinde geleceğin
havacılarının ve turizm profesyonellerinin
yetiştirilmesine ufak da olsa bir katkı sağlarız” dedi.
41
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Aksigorta’nın “Hayata Devam Türkiye”
projesine Bronz Stevie ödülü
Aksigorta, “Hayata Devam Türkiye” projesiyle dünyanın en prestijli ödüllerinden birinin daha sahibi
oldu. Arama Kurtarma Derneği (AKUT) ile birlikte yürütülen “Hayata Devam Türkiye” projesi, Stevie
2013 Uluslararası İş Ödülleri’nde bronz ödüle layık görüldü.
A
ksigorta, “Hayata Devam Türkiye” projesiyle
Türkiye’nin yanı sıra uluslararası arenada
da birbiri ardına ödül kazanmaya devam ediyor.
Aksigorta, 50’den fazla ülkeden 3.300’den fazla
adayın başvuru yaptığı Stevie 2013 Uluslararası
İş Ödülleri’nde “Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Projeleri” kategorisinde “Bronz Stevie” ödülünü
almaya hak kazandı.
5 yıllık bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi
4 yılda 52 il, 174 ilçe, 4 milyon
kişiye ulaşıldı
“Hayata Devam Türkiye” projesiyle Haziran
“H
uluslararası SABRE ödülüne layık görülmüş, 2012
ayata Devam Türkiye” projesi, Marmara
ve ardından yaşanan diğer depremlerde
toplumun bilgi yetersizliği nedeniyle kayıpların daha
da arttığı gerçeğinden yola çıkılarak 2010 yılında
başlatıldı.
olarak tasarlanan çalışmada dört yılın sonunda
toplam 52 il, 174 ilçede yaklaşık 4 milyon kişiye
doğal afetler konusunda çeşitli eğitimler verildi.
Toplam 60.000 kilometre yol katedildi, 700 bine
yakın öğrenciye ulaşıldı, 2,5 milyon eğitim kitapçığı
dağıtıldı.
ayında yine sektörün en prestijli ödüllerinden olan
yılında da Türkiye Halkla İlişkiler Derneği tarafından
verilen Altın Pusula Ödülleri’nde de Kurumsal
Sorumluluk Eğitim kategorisinde “En İyi Proje”
ödülünü almıştı.
Uyg
Peugeot ile Engelsiz Yaşam
Birleşmiş Milletler toplantısında
KSS
ulam
alar
ı
Peugeot, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik kurguladığı ve uzun süredir üzerinde çalıştığı bir kurumsal
sosyal sorumluluk projesi olan “Peugeot ile Engelsiz Yaşam” projesini bu yıl hayata geçirdi.
T.C.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın
desteklediği projenin diğer paydaşları,
UNDP-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve
AYDER Alternatif Yaşam Derneği oldu.
Peugeot, “Peugeot ile Engelsiz Yaşam” projesi ile
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli
yan etkinliğine katılmak üzere davet edildi. 23 Eylül
tarihinde düzenlenen ve farklı ülkelerden üst düzey
yetkililerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’den bakanlar,
milletvekilleri ve basın mensupları da yer aldı.
Birleşmiş Milletler’in Engellilik ve Kalkınma konulu
68. Genel Kurulu’ndan bir gün önce gerçekleştirilen
engelliler ile ilgili etkinlikte, Peugeot Türkiye Genel
Müdürü Marc Bergeretti; T.C. Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı (UNDP) ve Alternatif Yaşam Derneği
(AYDER) işbirliği ile gerçekleştirilen “Peugeot ile
Engelsiz Yaşam” projesini tanıtıldı.
Proje ile engelli bireylerin kendi çevrelerindeki
sosyal yaşam seviyelerini artırmak, sosyal hayata
entegre olmalarına destek olmak, engellilik
durumları hakkında toplum bilinci ve anlayışı
geliştirmek ve konu hakkında duyarlılık oluşturmak
hedefleniyor.
TEGV’in Gönül Köyü projesi
hayata geçiyor
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV)’nın T.C.
Kalkınma Bakanlığı Sosyal Destek Programı
(SODES) için hazırladığı “Gönül Köyü” Projesi
kapsamında Şanlıurfa ve çevre köylerinde 1.900
çocuğa eğitim desteği verilecek.
V
akfın “Gönül Köyü” adlı SODES projesi
Temmuz 2013 tarihinde Kalkınma Bakanlığı
tarafından kabul edilerek hibe almaya hak kazandı.
TEGV’in Şanlıurfa’da bulunan Sevgi-Erdoğan
Gönül Eğitim Parkı tarafından hayata geçirilecek
proje kapsamında, TEGV gönüllüleri 7 köy
okuluna giderek her okulda yaklaşık 1 ay süreyle;
çocukların okuma becerilerini, grup çalışmalarına
aktif katılımlarını, yaratıcılıklarını geliştirebilecekleri
kısa süreli etkinlikler ve kültürel/sanatsal faaliyetler
gerçekleştirecekler.
T.C. Kalkınma Bakanlığı Sosyal Destek Programı
kapsamında sağlanan mali destek ile 16 Eylül
2013 - 15 Haziran 2014 tarihleri arasında hayata
geçirilecek “Gönül Köyü” projesi ile Şanlıurfa’ya
STK
bağlı köylerde 1.900 çocuğa ulaşılması
hedefleniyor. Her okulda birer kitap değişim noktası
adıyla kitaplık kurulacak ve okul mevcuduna bağlı
olarak her çocuğa bir kitap verilecek. Çocukların,
öykülerini okudukları yazarlarla tanışmaları
için, seçilen bir okulda çocuk-yazar buluşması
gerçekleştirilecek.
SODES istihdam, sosyal içerme, kültür, sanat ve
spor olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır.
SODES’in kapsadığı nüfus kesimleri, özellikle
yoksulluk ve sosyal imkanlara erişimde sıkıntı
yaşayan; çocuklar, gençler, kadınlar, işsizler,
yoksullar, göç etmişler ve kentlerin gecekondu
bölgelerinde yaşayan bireyler ve gruplardan
oluşuyor. SODES kapsamındaki çalışmalar
toplumsal hayata etkin şekilde katılmakta
zorluklarla karşılaşan bu kesimler için yeni fırsatlar
oluşturmakta ve bu kesimin kendine olan güvenini
artırarak toplumsal yaşamın daha sağlıklı bir
şekilde işlemesine yardımcı oluyor.
43
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
İÇDAŞ üretim yaptığı bölgeyi sorumluluk
projeleriyle destekliyor
Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Kemer
köyünde, 2005 yılından beri sürdürülen, Roma
İmparatoru Augustus’un ‘ayrıcalıklı kent’ olarak
ilan ettiği Parion’daki kazılar Kültür ve Turizm
Bakanlığı ile Atatürk Üniversitesi tarafından,
İÇDAŞ sponsorluğunda sürdürülüyor. Çeşitli
üniversitelerden 24 kişilik teknik ekip, arkeoloji
ve restorasyon bölümü öğrencileri kazılarda
çalışıyor.
İ
ÇDAŞ Genel Müdürü Bülend Engin, sosyal
sorumluluk gereği bu kazılara destek olduklarını
belirterek “İÇDAŞ, sadece ekonomik değil aynı
zamanda tarihe, kültüre, eğitim ve öğretime de
büyük desteklerle üzerine düşen görevi yerine
getiriyor. Çanakkale’nin turizmine, sporuna,
eğitimine her yıl katlanarak artan desteğimiz
devam ediyor. Çanakkale’nin topraklarında üretim
yapıyorsak, bu topraklarda yaşayanlara da her
konuda destek olmak bizim birinci ilkemiz. Parion
kazılarında çevredeki köylerden gelen 60 kişinin
çalışması bize ayrıca mutluluk veriyor. Kazılar
Türkiye ve dünyaya tamamen kazandırılana kadar
da her türlü desteğimiz sürecek” dedi.
Destek biterse kazılar zora girer
P
arion kazılarının başkan yardımcısı olarak
görev yapan Yardımcı Doç. Dr. Ertuğ Ergürer,
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yıllık olarak
ayırabildiği bütçenin yetersiz olduğunu kaydederek,
“Bakanlık 300 kazıyı sürdürüyor. Dolayısıyla çok
yüksek bir bütçe gerekiyor. Türkiye’de sosyal
sorumluluk anlayışı yüksek şirketler de bu kazılara
sponsor oluyorlar. Parion kazılarına da bölgemizde
üretim yapan İÇDAŞ, 2005 yılından beri sponsorluk
yapıyor. Maddi manevi her türlü destek, araç-gereç
yardımının yanı sıra burada çalışan 60 köylünün
maaşları, sigortaları İÇDAŞ tarafından ödeniyor.
Günlük yemeğimize kadar İÇDAŞ karşılıyor. Bu
destekler olmasaydı şu anda Parion antik kentinde
44
geldiğimiz noktaya belki 20 yılda gelebilirdik”
dedi.
Antik Kent’te stadyum heyecanı
P
arion Antik Kenti kazılarında, aralarında meşe
yapraklı altın taç, Eros figürlü altın küpe,
altın pulun da bulunduğu 260 adet envanterlik
tarihi esere ulaşıldı. Kazı bölgesinde Helenistik
kültür öncesi Pers dönemine ait 4 lahit, 60 mezar,
aralarında altın takıların yanı sıra tarihi eserler,
cadde ve caddenin iki yanında sıralanan yapılar,
nekropol, saray veya villa benzeri bir yapı ile antik
tiyatro bulunuyor.
5 bin kişilik olduğu tahmin edilen stadyum
kazısı tamamlandıktan sonra Parion Antik Kenti
dünyaya tanıtılarak turizme kazandırılacak. 2005
yılından beri 47 kişilik ekiple sürdürülen kazılarda
Artemis heykeli de çıkarılmış ve arkeolojik
kazanım açısından hayli kıymetli bir eser olarak
değerlendiriliyor.
Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi tarafından
Ezine ilçesine bağlı Gülpınar’da Apollon
Smintheion Tapınağı kazılarında çıkan eserler
Çanakkale’nin tanıtımına ve turizm değerlerine
kalıcı katkılar sağlarken, bölgenin uluslararası
turizm hareketlerinden artan bir pay almasına
vesile oluyor.
İÇDAŞ Genel Müdürü Bülend Engin, sosyal
sorumluluk projelerinin, İÇDAŞ’ın kurumsal
kimliğinin bir parçası olduğunu belirterek, “İÇDAŞ’ın
doğaya saygılı bir üretim modeli ile ekonomimiz
için çalışıyor. Ancak sadece ekonomik değil aynı
zamanda tarihe, kültüre, eğitim ve öğretime de
büyük desteklerle üzerine düşen görevi yerine
getiriyor. Çanakkale’nin turizmine, sporuna,
eğitimine her yıl katlanarak artan desteğimiz devam
ediyor. Bundan da gurur duyuyoruz” dedi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
TAV Gönüllüleri’nin ilk projesi faaliyet
raporunda yer aldı
“Geçmişi geleceğe taşıyoruz” diyerek kültürel mirasın korunması için Kültür Karıncaları’na katılan TAV
Gönüllüleri’nin çalışmaları, şirketin 2012 Faaliyet Raporu’nun çatısını oluşturdu.
T
AV Havalimanları, 2012 Faaliyet Raporu’nda
finansallarla sosyal sorumluluğu buluşturdu.
TAV Gönüllüleri tarafından yürütülen sosyal
sorumluluk projelerini yansıtan fotoğraf kareleri ve
yaratıcı görsel çalışmalarla zenginleştirilen TAV
Havalimanları 2012 Faaliyet Raporu, bireysel
katılımcılıkla değer yaratan sosyal sorumluluk
projelerinin önemine vurgu yapmayı hedefliyor.
TAV Havalimanları, 2012 yılında TAV Gönüllüleri
girişimini başlattı. Girişim kapsamında holding
ve iştiraklerinde görev alan TAV çalışanları,
başkalarına yardım etmenin, topluma, sanata,
çevreye katkı sağlamak amacıyla gönüllü olarak
bir araya geldi. TAV Gönüllüleri; sadece Türkiye’de
değil, TAV Havalimanları’nın faaliyet gösterdiği
Makedonya, Gürcistan, Tunus, Letonya ve Suudi
Arabistan’da da içinde yer aldıkları toplumun
gelişmesine yönelik faaliyetlerde görev almayı
hedefliyor.
TAV Gönüllüleri, ilk aşamada 2012 Faaliyet
Raporu’na da yansıyan sosyal sorumluluk
alanındaki projesiyle öne çıkarken Kültür Bilincini
Geliştirme Vakfı ile “Kültür Karıncıları Projesi”ne
destek oldu.
Geçmişi geleceğe taşımak
G
eçmişten bize kalan kültür mirasını gelecek
kuşaklara aktarmak için Kültür Bilincini
Geliştirme Vakfı ile Kültür Karıncaları Projesi”ne
destek olan TAV Gönüllüleri, bu önemli proje
ile çocukları ve gençleri geçmişle buluşturuyor.
Böylece onların edindikleri tarih bilinciyle toplumu
Türkiye’nin güzel geleceğine taşıyacaklarına
inanıyor. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın
Kültür Karıncaları Eğitim Modeli, ilköğretim okulu
öğrencilerinin küçük gruplar halinde öğrenci
merkezli, gezerek, görerek, hissederek, algılayarak
öğrenme yöntemine dayanıyor. Eğitim, hedeflere
göre bir ya da iki yıl sürüyor. Modelin temaları
çerçevesinde kültürel varlıklar bulundukları
alanlarda tanıtılıyor ve etkinlikler müzik, resim, kil,
drama, beş duyu çalışmaları ile pekiştiriliyor.
Çocuklarla buluşma
T
AV Gönüllüleri, ikinci projesinde ise 23
Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
kapsamında İstanbul, İzmir ve Ankara’da Sosyal
Hizmetler’e bağlı yuvalarda yaşayan çocuklarla
bir araya geldi. İstanbul’da TAV Gönüllüleri,
Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Yuvası’ndan
gelen çocuklarla birlikte İstanbul Akvaryum’u
ziyaret etti ve ardından öğle yemeğinde izlenimler
konuşuldu. İzmir’de, Karşıyaka Çocuk Yuvası’ndan
30 çocuk TAV Gönüllüleri ile birlikte önce Selçuk’ta
bulunan Maket Köy’ü ziyaret etti. Daha sonra
öğle yemeğinin ardından havalimanı ve uçak
içi gezileri gerçekleştirildi. TAV Gönüllüleri’nin
Ankara etkinliğinde ise Sosyal Hizmetler’e bağlı
çocuk yuvalarından terminale gelen öğrenciler,
TAV Gönüllüleri’nin eşliğinde havalimanı ve uçak
içi gezisine katıldılar ve öğle yemeğinin ardından
çeşitli etkinliklerle keyifli bir gün geçirdiler.
45
İtibar ve yönetimi
farklı disiplinler açısından ele alındı
Kadir Has Üniversitesi ile İtibar Yönetimi Enstitüsü işbirliğinde düzenlenen 2. Uluslararası İtibar
Yönetimi Konferansı, 3 - 4 Ekim 2013 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşti.
A
na teması “Sağlık, Finans, İletişim’de İtibar
Yönetimi” olarak belirlenen 2. Uluslararası
İtibar Yönetimi Konferansı, siyaset, kamu yönetimi,
uluslararası ilişkiler, işletme yönetimi, insan
kaynakları, iletişim, yeni medya, halkla ilişkiler,
pazarlama, kurumsal sosyal sorumluluk ve
sürdürülebilirlik araştırma alanlarını da kapsayan
bir programla, itibar kavramı ve ilişkili alanları
tartışmak üzere akademik çevre ile iş dünyasını bir
araya getirmeyi amaçladı.
Konferansın ana konuşmacılarından ABD merkezli
İtibar Enstitüsü Yönetici Ortağı ve Yönetim Kurulu
Üyesi Nicolas Georges Trad, konferansın açılışında
yaptığı konuşmada, itibar kazanmanın tek başına
bir anlamı olmadığını, kurumların ya da kişilerin bu
itibarı hedeflerini gerçekleştirmeye yönlendirmeleri
gerektiğini dile getirdi.
İtibar ile finansal sonuçlar arasında önemli bir ilişki
olduğunu belirten Trad, itibarı iyi olan şirketlerin
daha iyi finansal performans gösterdiğini ifade etti.
İtibar yönetiminde kilit unsurların iş mantığı, bilgi
ve strateji, entegrasyon ile yönetim ve hesap
verilebilirlik olduğunu belirten Trad, kurumlar ve
kişiler için atılan her adımın itibarı etkilediği gibi
itibarın da atılan her adımı etkilediğini söyledi.
İletişim teknolojisinin etkisi
K
adir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa
Aydın, itibar yönetiminin Türkiye’de hakkında
çok konuşulan ama akademik olarak çok da
çalışılmayan bir alan olduğunu söyledi.
Son yıllarda itibarsızlaştırma faaliyetlerinin hayatın
her alanına girdiği düşünüldüğünde kurumların
ve kişilerin kendi itibarları konusunda çok daha
dikkatli olmaları gerektiğini belirten Aydın, özellikle
sosyal medyanın da devreye girmesiyle iletişim
teknolojisindeki yaygınlığın kurumları ve kişileri bir
anda çok itibarlı ya da itibarsız hale getirebildiğini
ifade etti.
Aydın, “Türkiye olarak çeşitli dönemlerde itibarlı
ülke konumuna yükselebilmiş ama başka
46
dönemlerde de bu itibarı çok etkin kullanamamışız.
Türkiye’nin 20. Yüzyıl boyunca uluslararası
ilişkilerinde ciddi bir imaj problemi olmuştur.
Tüm devlet adamlarımız Türkiye’nin uluslararası
ilişkilerde hak ettiği yeri kazanmasından bahseder.
Bu, itibar yönetimi konusuna zamanında yeterince
ilgi gösteremememizin bir sonucudur. Geç de
olsa böyle bir sürecin başlaması, Türkiye’de
akademisyenlerin bu konuyu çalışmaya başlaması,
bu işin bir enstitü çerçevesinde ele alınmaya
başlanması Türkiye’ye ciddi katkı sağlayacaktır”
dedi.
Sorumluluk sahibi olmak değer
katar
İ
tibar Yönetimi Enstitüsü Başkanı Orhan Samast
ise düzenledikleri konferansın Türkiye’de her
alanda itibar yönetimi konusunda bilgi eksikliğinin
giderilmesi noktasında önemli olduğunu söyledi.
Enstitü olarak yaptıkları çalışmaları anlatan
Samast, 2014’te itibar yönetimini çalışan yüksek
lisans ve doktora öğrencilerine burs vermeye
başlayacaklarını belirtti.
İtibar denilince konunun bireyleri, şirketleri, sivil
toplum kuruluşlarını, ülkeleri ve hatta tüm dünyayı
ilgilendiren bir boyutu olduğunu vurgulayan
Samast, “İtibar yönetimi disiplinlerarası bir konu
ve bir ekosistem. Örneğin, işletmenizin itibarı
paydaşlarınıza, ülkenizdeki hukuki altyapıya veya
devletin sağlayacağı katkılara bağlı” dedi.
Samast, 2. Uluslararası İtibar Yönetimi
Konferansı’nı itibar kavramının her sektörde ele
alınması gerektiğini düşünerek tasarladıklarını
anlatarak, “İtibar yönetiminin sadece sınırlı bir
sektör ve kesimlerin değil, herkesin konusu olması
gerekiyor. Sadece itibarlı kuruluşlar bir ülkeyi
itibarlı hale getirebilir. Sorumluluk sahibi bireyler ve
işletmeler dünyaya daha fazla değer katabilir. Bu
konferansın Türkiye’nin belirlediği 2023 hedeflerini
ulaşılmasında ciddi bir çalışma olduğunu
düşünüyoruz” diye konuştu.
Temiz üretim politikaları
çalıştayda konuşuldu
T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik
Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Temiz
Üretim Politikalarının Uygulanması” konu başlıklı
Avrupa Komisyonu Teknik Destek ve Bilgi Değişim
Ofisi (TAIEX) çalıştayı, 5-6 Eylül tarihlerinde Ankara
Plaza Hotel’de gerçekleştirildi.
Ç
alıştaya, Türkiye, Danimarka, İrlanda,Romanya,
Macaristan, Almanya ve Bulgaristan’dan
konuşmacılar katıldı. Çalıştayda temiz üretim ile
ilgili AB stratejisi ve politikalarına, ulusal politika
dokümanlarına ve temiz üretim politikalarının
uygulanması ve izlenmesi süreçlerine ilişkin farklı
ülke örneklerine değinildi. Temiz üretim politikaları
geliştirmekle görevli olan kurum ve kuruluşlar
başta olmak üzere tüm katılımcıların, temiz üretim
politikaları alanında AB deneyimleri ve farklı ülkelerin
uygulamaları ile ilgili bilgi edinmeleri ve dolayısıyla
ulusal temiz üretim politikalarının oluşturulması ve
uygulanması süreçlerine daha geniş bir bakış açısıyla
bakabilmelerinin sağlanması hedeflendiği çalıştayın,
Türkiye’deki temiz üretim ile ilgili politikaların
geliştirilmesi, uygulanması ve izlenmesi süreçlerine
katkı sağlaması bekleniyor.
Verimlilik Genel Müdürlüğü uzmanlarından Nilay
Dönmez tarafından yapılan açılış konuşması ve
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın temiz üretim
alanındaki çalışmalarını özetleyen sunuşunun
ardından program, Bölgesel Çevre Merkezi (REC
Türkiye) Direktör Yardımcısı Rıfat Ünal Sayman’ın
Türkiye’deki temiz üretim politikaları ile ilgili
çalışmaları anlatan konuşmasıyla devam etti.
Dr. Marton Herczeg yaptığı sunumda, “Kaynak
Etkin Bir Avrupa İçin Yol Haritası” ve “7. Çevre
Eylem Planı” belgeleri temelinde Avrupa Birliği’nin
ilgili politika dokümanlarına değindi ve çeşitli
ülkelere ilişkin veriler üzerinden mevcut durumu
karşılaştırmalı olarak değerlendirdi.
İrlanda Çevre Koruma Ajansı’ndan çalıştaya katılan
Sha ne Colgan, İrlanda’da uygulanan Yeşil İşletme
(GreenEnterprise) Programı ile ilgili yol gösterici
bilgileri ve deneyimlerini paylaştı.
Romanya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan
Luminita Ghita ise, Romanya’daki temiz üretim
politikalarına ilişkin ulusal deneyimleri aktardı.
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Roche, 2012 Kurumsal Sorumluluk Raporu’nu
yayınladı
Roche, 2012 Kurumsal Sorumluluk Raporu’nu yayınladı. Rapor, dünya çapında kabul gören GRI
(Global Reporting Initiative - Küresel Raporlama Girişimi) tarafından en yüksek seviye olan “A+”
olarak derecelendirildi.
T
ürkiye’deki ilk Kurumsal Sorumluluk Raporu’nu
geçen yıl yayınlamıştı. Roche, bu raporla
kurumsal yönetim anlayışı, sürdürülebilirlik
hedefleri ve kurumsal sorumluluklarıyla ilgili 2012
yılındaki uygulamalarını ve gelecek hedeflerini
şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaştı. Roche’un
sürdürülebilirlik anlayışına uygun olarak çok
az sayıda basılan raporun websitesi ve mobil
uygulaması oluşturuldu.
İhtiyaç ve beklentileri gözetiyoruz
R
oche Türkiye Genel Müdürü (Vekaleten) Lal
Örnek Yükeb, Roche’un sağlık sektöründeki
öncülüğünü, kurumsal sorumluluk alanında da
sürdürdüğünü belirterek şunları söyledi:
“Sürdürülebilirlikte dünya lideri olan Roche’un
ilkelerini Türkiye’de yenilikçi uygulamalarla hayata
geçiriyoruz. Roche’un sürdürülebilirlik alanındaki
liderliği, geliştirdiği öncü uygulamalar ve ulaşmak
istediği yüksek hedefler Roche Türkiye olarak bizi
de teşvik ediyor. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik
çalışmalarımızı, Roche’un global olarak
yaygınlaştırdığı ilke ve prensiplerle uyumlu olacak
şekilde yerel toplumun gerekliliklerini, ihtiyaç ve
beklentilerini gözeterek şekillendiriyoruz. Kendi
değerlerinin yanı sıra yerel ihtiyaç ve beklentilere
karşı duyarlı olan Roche, kurumsal sorumluluk
anlayışı ile Türkiye için değer yaratıyor.
Kadın çalışan ve yönetici oranı
artıyor
R
oche, 2014 yılına ait stratejik hedefleri
doğrultusunda önemli pozisyonlardaki kadın
liderlerin sayısını en az yüzde 50 oranında
48
artırmayı kararlaştırdı. Roche Türkiye bu hedef
kapsamındaki en başarı ülkelerden biri konumunda
bulunuyor. Roche Türkiye’de çalışanların yüzde
38’i, yöneticilerin yüzde 50’si kadınlardan oluşuyor.
Üst düzey yönetimde ise bu oran yüzde 58’e
çıkıyor.
Roche Türkiye, yurt dışı çalışma olanakları, koçluk
programı, çalışan gelişimini ve bağlılığını artıran
eğitimler, sosyal kulüpler, iş sağlığı ve güvenliği
programı gibi İK uygulamalarıyla da çalışma
ortamını sürekli olarak iyileştiriyor.
Toplam enerji tüketimi yüzde 32
azaltıldı
K
aynakların verimli kullanımı için güçlü adımlar
atan Roche Türkiye, 2012 yılındaki toplam
enerji tüketimini, 2009 yılına kıyasla yüzde 32
oranında azalttı. Kişi başına enerji tüketimi ise
aynı döneme oranla yüzde 25, bina kaynaklı
enerji tüketimi ise yüzde 20 azaldı. Su tüketiminde
ise 2009 yılına göre yüzde 53 oranında azalma
sağlandı.
Karbon ayak izini hızla azaltıyor
R
oche Türkiye karbon ayak izini azaltmak için
çok yaratıcı projeleri hayata geçiriyor. Mobil
Çalışma Kültürü projesi kapsamında 2008 yılından
bu yana bölge ofis ve depolarının kapatılması,
e-sipariş modülü, yurtiçi ve yurtdışı video konferans
sistemlerinin iletişim kanalı haline getirilmesi,
elektronik faks uygulaması, merkez çalışanların diz
üstü bilgisayarlarla çalışması, saha ekibinin tablet
PC ile çalışmaya başlaması gibi örneklerle çevresel
etkiyi önemli ölçüde azalttı. Video konferans
kullanımı ile 2012 yılında 1.680 Gj enerji tüketimi
ve 120 ton salımın önüne geçildi. Sera gazı
emisyonunu 2009’a göre yüzde 40 azaltan ve 2012
yılı Sera Gazı Emisyon Raporu ile ISO 140641:2006 sertifikasını yenileyen Roche Türkiye,
toplam 29 bin 600 ağaçlık üç orman alanını da
doğaya kazandırdı.
Roche Türkiye, Türkiye’de “Yeşil Ofis” ünvanını
alan ilk ilaç şirketi oldu. WWF Türkiye ile iş birliği
içinde yürütülen çalışmalar sonucunda önemli
ölçüde enerji, kağıt ve su tasarrufu sağlandı, atık
miktarı ve emisyonlar azaltıldı. Roche Türkiye
Çevre Kulübü ise doğayı koruma faaliyetleri
yürütüyor.
Roche çalışanlarının gönüllü katıldığı “Yaşam
Takımı” ise toplumun ihtiyaçlarına destek olmak
için gönüllülük projelerini hayata geçiriyor.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Starwood Türkiye çalışanları
sosyal sorumluluk projesi için Bursa’da yürüdü
Starwood Otelleri Türkiye çalışanları, Unicef
işbirliğinde tüm dünyada her sene 500.000 dolar
yardım toplama hedefiyle gerçekleştirilen “Road
to Awareness” projesine hem bağışlarıyla hem
de Bursa’da gerçekleştirilen yürüyüşe katılarak
destek verdiler.
D
ünyanın en büyük otel zincirlerinden Starwood
Grubu, 1995 yılından beri dünyanın öncü çocuk
savunucusu UNICEF ile birlikte yoksul bölgelerdeki
çocukların hayat şartlarını iyileştirmek için
gerçekleştirdiği ‘‘Road to Awareness’’ adlı sosyal
sorumluluk projesini Türkiye’ye taşıdı.
Proje çerçevesinde bu sene Kamerun ve
Nijerya’daki yardıma muhtaç 8.000 çocuğa 500.000
dolar yardım toplayarak Afrika’daki çocukların
eğitimine katkı sağlamayı hedefleyen grup, bu
hedef doğrultusunda ilk defa tüm Starwood Türkiye
Otel markalarının katılımıyla bir projeyi hayata
geçirmiş oldu. 28 Eylül tarihinde gerçekleştirilen
proje ile Starwood Hotels & Resorts’e bağlı
otellerden Le Méridien İstanbul Etiler, Sheraton
Bursa, Aloft Bursa, Sheraton Ankara, Lugal
Ankara (A Luxury Collection Hotel) ve Sheraton
Adana çalışanları projeye destek vermek için
Bursa-Güzelyalı’dan Bursa-Merkez’e kadar 25 km
yol yürüdüler. Yürüyüşün ardından Aloft Bursa
Oteli’nde gerçekleştirilen kutlama seremonisinde
konuşan Starwood Türkiye Bölge Müdürü ve Le
Meridien İstanbul Etiler Oteli Genel Müdürü Sabine
Dorn Ağlagül, “Starwood Grubu’nun Türkiye’deki
otelleri olarak ihtiyacı olan çocukların eğitimine
katkı sağlamak ve bu konuda farkındalık yaratmak
için ilk kez bir araya geldik ve Bursa’da bir yürüyüş
organizasyonu gerçekleştirdik. Hem yürüyüşe
katılan hem de bağışlarıyla bu anlamlı projeye
destek veren çalışanlarımıza ve gönüllülere
çok teşekkür ediyorum. Starwood Grubu olarak
küçük bir dokunuşun büyük umutlar yaratacağına
inanıyoruz ve bu amaçla benzer projeleri
desteklemeye devam edeceğiz” dedi.
49
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Sanofi iki global endekste yer aldı
Sanofi’nin kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)
faaliyetleri iki global endekse girdi. Son yedi yıldır
Dünya Dow Jones Sürdürülebilir Endeksi’ne
(DJSI World) dahil edilen Sanofi bu yıl da
endekse dahil oldu. Sanofi ayrıca Karbon
Saydamlık Liderliği Endeksi’nde (CDLI) bir
önceki yıla göre puanı artarak yer aldı.
S
anofi CEO’su Christopher A. Viehbacher,
şirketin endekslerde yer bulmasına ilişkin,
“Bu başarılar tüm çalışanlarımızı ve devam eden
sürdürülebilirlik taahhütlerini takdir etmektedir.
Kurumsal sosyal sorumluluk, kurumsal stratejimizin
ve her gün dünya genelinde iş yapış şeklimizin
önemli bir bölümünü oluşturmaktadır” dedi.
50
DJSI World endeksinde dünya genelinde kurumsal
sosyal sorumluluk alanında en iyi performans
gösteren 2,500 şirketin yaklaşık %10’u yer alıyor.
Bu endeks şirketlerin 22 farklı alanda ekonomik,
sosyal, toplumsal ve çevresel performansını
değerlendiriyor. Bunlar arasında kurumsal
yönetişim, araştırma etiği, tedarikçilerle ilişkiler,
sorumlu pazarlama ve ilaçlara erişim de yer alıyor.
Karbon Saydamlık Liderliği Endeksi FTSE ise
Global Özsermaye Endeksini oluşturan 500 firma
içinden 60 şirketi ayırıyor. Bu endeks, şirketin
iklim değişikliği konusunda sunduğu verilerin
sağlamlığını tahmin ediyor. Sanofi CDLI’daki
sıralamada yükselerek, 2012’de aldığı 93 puana
karşı 2013’de 100 üstünden 97 puan aldı.
• Daha kaliteli ortamlarda mesleki eğitim almalarına “DESTEK” için Laboratuarlar kuruyoruz.
• İş ve sosyal yaşamlarına “DESTEK“ için Koç’luk yapıyoruz.
• Hayat başarılarına ve meslek edinmelerine “DESTEK” için istihdam sağlıyoruz.
Download

11. Sayı - Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği