SINIRLARI KALDIRDIK
MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİNDE FULL MODÜL
HarmonyERP
MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİ PROGRAMI
0
5
7
V
+ KD
Muhasebe & Finans Yönetiminde
..
. . . . ..
Aradığınız Herşey Tek Bir Programda
Sınırsız Kullanıcı
Kullanıcı Yetkilendirme
Tüm Ekranları Excel’e Aktarma
Sınırsız Terminal Tanımlama
Geniş - Detaylı Raporlama
- MUHASEBE & FİNANS YÖNETİMİ
- Muhasebe
- Fatura
- İrsaliye
- Cari
- Stok
- Kasa
- Banka
- Çek & Senet
- SATINALMA
- Satıcı (Tedarikçi) Kartları
- Teklifler / Birim Fiyat Listesi
- Bağımsız Satınalma Talepleri
- Satınalma Sipariş Açma
- Satınalma Kabul - İrsaliye İşlemleri
- Raporlar
KURUMSAL YAZILIM
Duaçınar Mahallesi Ören Sok No: 9 Yıldırım/BURSA
Tel : (0224) 327 37 54 | GSM : (0555) 615 30 17
www.harmonyerp.net | [email protected]
SQL veritabanı
Sınırsız Döviz Cinsi
Kısayol tuşları
-SATIŞ
- Müşteri Firma Kartları
- Müşteri Teklifleri
- Müşteri Siparişleri
- Sevk Emri
- Sevk İşlemleri
- Satış İadeleri
- Raporlar
-STOK KONTROL
- Stok Kartı
- Stok Hareketleri
- Stok Transferleri
- Raporlar
- ERP MAIL
- ERP Mail
- ERP Mail Uyarı Sistemi
www.kurumsalyazilim.com
için d e k i l e r
İÇİNDE KİLE R
10
12
13
14
16
18
20
22
23
24
25
26
14 Hiçbir şey bize altın
tepside sunulmadı!
18 Geleneksel piknik
HABER
buluşması
28
29
30
32
35
36
38
40
44
45
46
48
49
50
52
54
58
60
64
68
20 ‘Yeni KDV Tebliği’
masaya yatırıldı
72
76
36
‘Yaşar ne yaşar, ne
yaşamaz’a
renkli prömiyer
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
Kamuoyunu rahatlatacak adımlar atılmalı
Tiyatro topluluğu lösemili çocuklar için sahnedeydi
Yerel yönetimlere ‘ruhsatlı meslek mensubu’ çağrısı
Hiçbir şey bize altın tepside sunulmadı!
Sorunlarımızın takipçisiyiz!
Geleneksel piknik buluşması
‘Yeni KDV Tebliği’ masaya yatırıldı
Mali müşavirler iftarda buluştu
Bayram sevinci zulmün ve gözyaşının gölgesinde kaldı
Staj ve kariyer koçluğu protokolü imzalandı
Ruhsat yolunda son dönemeç!
Başkanlar Kurulu’nun gündemi:
KGK ile ilişkiler ve yeni yaklaşımlar
Faaliyetler masaya yatırıldı
Oda Meclisi üçüncü toplantısını gerçekleştirdi
Yarım kalan hayatlar diyarı: SOMA
Sorularla Çocuk Gelinler Sorunu
Çimenleri ezdirmeyeceğiz!
‘Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz’a renkli prömiyer
RÖPORTAJ
Kaplıcası, köftesi ve mobilyasıyla ünlü İNEGÖL
‘Kemik bankanız’a ne kadar kalsiyum yatırıyorsunuz?
BSMMMO’dan bir hizmet daha...
KÜLTÜR & SANAT
Seçim kaosu
Hayal etmek
Mesleğin geleceği mi, meslektaşın geleceği mi?
Hamile kadın çalışanların bilmesi gerekenler
Şems-i Tebrizi hayatı ve kırk altın kuralı
Limited şirkette ortağın ayrılması
Tasfiye süreci beklemeden sermaye şirketlerinin
kapatılması ve vergilendirilmesi - 1
İkale sözleşmesi
Sahte ve muhteviyat itibariyle mevzuat yanıltıcı belge
düzenleme ve kullanma fiilinde ispat yükü - 2
Ramazan yardımlarının vergilendirilmesi ve
muhasebeleştirilmesi
Vergi yargısında devrim
YENİ ÜYELER
MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
İDARE KARARLARI
YARGI KARARLARI
SORU - CEVAP
PRATİK BİLGİLER
VEFATLAR
BURSA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI YAYINIDIR.
MAKALELERİN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR
4
BBilanço
ha b e r
Tercihler
bedelleriyle gelir!
Değerli Meslektaşlarım,
Gerek ülkemiz, gerekse dünya gündeminin yoğun olduğu,
her geçen gün farklı gündemlere uyandığımız hareketli günlerden geçiyoruz.
3568 sayılı meslek yasamızın yürürlüğe girişinin 25’inci yıldönümü etkinlikleri ile başlayan mesleki gündemimiz ise yasal hakkımız olan Mali Tatil ile devam etti. 20 gün süren Mali
Tatil arifesinde, meslek yasamızın yürürlüğe girişinin 25’inci
yılında, ekonominin dinamo güçlerinden biri olan muhasebe
camiası olarak, mesleki taleplerimizi ve idareden beklentilerimizi kamuoyuyla paylaştık.
Mesleki olarak mali tatilde dinlenmeyi umut ederken, çok
yoğun olmasa da denetim için bazı meslektaşlarımızın çağrıldığı, defter ve belge talep edildiğini duymak ise açıkçası
bizleri üzdü. Yeri gelmişken, bir daha bu ve benzeri tablolarla karşılaşmamak için meslektaşlarıma mesleki faaliyetlerini
yürütürken, daha fazla özen göstermelerini öneriyorum. Bu
süreçte; gerek Gelir İdaresi gerekse, SGK işlemlerinde sorumluluk raporu yazma hadiselerinin artış gösterdiği günümüzde, BSMMMO Yönetim Kurulu olarak, ilgili kurumlarla da
görüşmeler yaptık. İlgili kurumlardan, meslek mensuplarına
sorumluluk raporu yazılması hususunda daha hassas davranmalarını istedik.
Smmm. Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Bursa SMMMO Başkanı
[email protected]
Meslek yasamızın yürürlüğe giriş yıldönümü ve mali tatilin ardından ise; Ramazan ayında bu yıl ikincisini düzenlediğimiz
iftar organizasyonumuzda bir araya geldik. Meslek mensuplarının aileleriyle birlikte yoğun katılım gösterdiği iftar organizasyonumuzu gerçekleştirdiğimiz Ramazan ayı sonunda ise
geleneksel bayramlaşma törenimizde buluştuk.
Öte yandan, 19 Ağustos 2014 tarih ve 29093 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ‘Yeminli Mali
Müşavirlik ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınav
Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;
SMMM Yeterlilik Sınavı konularına ‘Sermaye Piyasası Mevzuatı’ dersi eklendi ve sınav hakları artırıldı. Bunun, mesleğe
giriş sürecinde yeterince zorlanan meslek mensubu adayları
için haksızlık olduğu kanaatindeyiz.
Yazımın başında da ifade ettiğim gibi; mesleki gündemimizin
yanı sıra, Türkiye ve dünya gündeminin de yoğun olduğu, hareketli günlerden geçiyoruz.
6
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Kısa süre önce, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan
‘Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ gibi çok önemli bir süreci geride
bıraktık.
Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde, ilk kez bir cumhurbaşkanı
doğrudan halk oylaması ile seçildi. 10 Ağustos 2014 tarihinde,
üç adaylı gerçekleşen seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan birinci
turda oyların yüzde 51,79’unu alarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin
12. Cumhurbaşkanı oldu. Ülkemizin yarınlarını ve mesleğimizin geleceğini etkileyecek olan bu seçim, umuyorum ki hepimiz
için hayırlı olur.
Unutulmamalı ki; her seçim, bir vazgeçiştir. Ve tercihler, bedelleriyle gelirler. Seçilen her ne ise; vazgeçilenin doğru ya da
yanlış olduğunu sadece ve sadece zaman gösterecektir…
Ülke gündemimizin yoğunluğunu bir kenara bırakarak dünya
gündemine şöyle bir bakacak olursak; Ortadoğu üzerinde yıllardır oynanan oyunların, bölgeyi kapitalizmin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirdiğini, vahşi bir planla kan dökmeye, can almaya devam edildiğini görüyoruz. Tunus’ta başlayan
Arap Baharı’nı kendi iğrenç planlarını uygulamak için fırsat
görenler, Irak ve Suriye’den sonra yıllardır acılarla ve gözyaşlarıyla yoğrulan Filistin topraklarını da bir kez daha karıştırmaya çalışıyor. Birilerinin çıkarları uğruna Gazze’de yine masum
siviller, kadınlar, çocuklar can veriyor. IŞİD canilerinin vahşet
görüntüleri ve İsrail askerlerinin görüntüleri içimizdeki öfkeyi
kabartıyor.
Bu vahşete dur demesi gerekenler ise maalesef aynı kanlı
senaryoda kendilerine rol verildiğinden sus pus olmayı tercih
ediyor. Daha fazla masum kanı akmadan bu şiddet, bu vahşet
bir an önce son bulmalı. Tüm dünya halkları bu zulme karşı
sesini yükseltmeli. Sesimiz ne kadar gür çıkarsa sağır kulakları
o kadar rahatsız eder, gerçekleri duymak, harekete geçmek
zorunda bırakırız.
Düzenlediğimiz basın açıklamasında da dile getirdiğimiz gibi;
“Gücümüz yettiğince haykırıyoruz: Gazze’den, Irak’tan,
Suriye’den, tüm Ortadoğu’dan, halkların kardeşçe yaşadığı
tüm topraklardan o kanlı ellerinizi derhal çekin. Bizler, Bursa
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası olarak, doğru bildiğimizi söylemekten asla geri durmayacağız. Zulüm karşısında
sessiz kalanları teşhir etmeye, lanetlemeye devam edeceğiz.
Fillerin ayağına batan diken olacağız. O çimenleri ezdirmeyeceğiz!”
YIL 17 SAYI 152
Bursa SMMM Odası Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
AHMET HİKMET SÖNMEZ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
SABİHA IŞIK
Yürütme Kurulu
Ahmet Hikmet SÖNMEZ
Ömer İŞÇİ
Sabiha IŞIK
Ali ÇEVDİR
Editör
Berhan SONER
Mevzuat Yazı Kurulu
Prof Dr. Adnan GERÇEK, Prof. Dr. Mehmet YÜCE
Prof. Dr. Sait KAYGUSUZ, Yrd. Doç. Dr. Şükrü DOKUR
Öğr. Gör. Adem YILDIRIM
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu
Smmm.Mustafa AKINCI, Smmm.Özer TURAN, Smmm.Pınar KAP
Smmm.Recep YILMAZ, Smmm.Aylin KARAKUŞ, Smmm.Ahmet YAŞAR
Sm.Ali ERDOĞAN, Smmm.Ayşenur Güngör MUTLU, Smmm.Emir ES,
Smmm.Ersel GÖNÜL, Smmm.Fatih USLU, Smmm. Hacı Bektaş
AYKUT, Smmm.Hakan YALVAN, Smmm.Hamdi LİMAN,
Smmm.Hızır BUDAK, Smmm.Hüseyin BURHAN,
Sm.İsmet KAYNAK, Smmm.Mesut Serhat YURDAOR,
Smmm.Metin TAŞTEKİN, Smmm.Muhammed Metin UYGUR
Smmm.Murat YEŞİLKIR, Smmm.Nalan YILDIZ BAYSAL,
Smmm.Nuay KAYA, Smmm.Recep GÜLEÇYÜZ,
Smmm.Samet DEMİRTAŞ, Smmm.Tülin DEMİRCİ,
Smmm.Ümmügül KÜÇÜKGÜL, Smmm.Zeki AYTEKİN
Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu
Sinem ATASEVER
Tasarım ve Yayın Sorumlusu
Nazlı ÖZCAN
Matbaa
SALMAT BASIM / 0 312 341 10 20
Dağıtım
SEÇ KURYE / 0 224 225 61 42
İKİ AYDA BİR YAYINLANIR.
YÖNETİM YERİ VE YAZIŞMA ADRESİ
BURSA SMMM ODASI
BAOB Yerleşkesi Odunluk Mh. Akademi Cd.
No: 8 (Carrefour Arkası) Nilüfer / BURSA
‘1 Eylül Dünya Barış Günü’ ne yakışmayan, savaşın yıkıcılığını her zamankinden çok hissettiğimiz bugünlerde her şeye
rağmen hepberaber savaşa karşı barış şiarımızı yükseltmek
umuduyla...
7
BBilanço
TEL : 444 16 44
FAKS : (0 224) 451 19 19
www.bursa-smmmo.org.tr
e-mail: [email protected]
Basım Tarihi: 15/09/2014
TEMMUZ / AĞUSTOS/ EYLÜL 2014
BURSA SMMM ODASI
ÜYELERİNE ÖZEL İNDİRİMLİ FİYATLARLA...
ha b e r
Kamuoyunu rahatlatacak
adımlar atılmalı
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, As TV’de Özgür Erdursun ve Merve Denk’in
sunduğu ‘Sosyal Güvenliğim’ konulu programa konuk oldu.
Katıldığı televizyon programında Soma faciasını değerlendiren
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, “Tüm Türkiye gibi biz de
sorumluların açıklanmasını, cezalandırılmasını hızla, tüm ciddiyetiyle istifa mekanizmaları dâhil
kamuoyunu rahatlatacak adımların hayata geçirilmesini istiyor ve
bekliyoruz” dedi.
mı yasalarda var diyerek iş kazasını normalleştirmeye çalışmak, sıradan bir şeymiş gibi sunmak çok tehlikeli. Hele
hele ölüm bu mesleğin kaderinde var demek insan hayatını paraya tahvil etmekte bir beis görmeyen patronların
ekmeğine yağ sürmektir. Biz bu anlayışı reddediyoruz.
İnsan hayatı her şeyden ama her şeyden değerlidir” dedi.
‘FAİLLER BELLİDİR’
Bugüne kadar yaşanan ve Soma’daki dramatik ölümlerle
zirve yapan iş kazalarının temelinde özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının da önemli etkisi olduğunu
ifade eden Ahmet Hikmet Sönmez, böylesi bir zihniyetin artık değişmesi gerektiğini belirtti. Soma’daki maden
ocakları hakkında geçtiğimiz aylarda TBMM’de soru
önergesi verildiğine dikkat çeken Sönmez, buna duyarsız
kalınmasının ise kabul edilebilir bir yaklaşım olamayacağını kaydetti. Ahmet Hikmet Sönmez, konuşmasının
sonunda şunları söyledi:
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
As TV’de Özgür Erdursun ve Merve Denk’in
sunduğu ‘Sosyal Güvenliğim’ programına konuk olarak, 301 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan
Soma faciasını değerlendirdi.
“Failler bellidir. Tüm Türkiye gibi biz de sorumluların
açıklanmasını, cezalandırılmasını ve hızla, tüm ciddiyetiyle istifa mekanizmaları dâhil kamuoyunu rahatlatacak
sorumlu adımların hayata geçirilmesini istiyor ve bekliyoruz.”
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun istatistiklerine göre
Türkiye’de yılda 69 bin 227 iş kazası yaşandığını ve 697
meslek hastalığı tespit edildiğini dile getiren BSMMMO
Başkanı Sönmez, “İş kazalarının bin 700’ü, meslek hastalıklarının ise 10’u ölümle sonuçlanıyor. İş kazası kavra-
10
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
ha b e r
Tiyatro topluluğu lösemili
çocuklar için sahnedeydi
Çehov’dan Öyküler adlı tiyatro
oyununu lösemili çocuklar yararına sahneleyen BSMMMO Tiyatro
Topluluğu’nun mali müşavirlerden
oluşan ekibi, performanslarıyla izleyenlerden tam not aldı.
E
rdem Erdoğan yönetimindeki Bursa Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO)
Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından oluşan ekibi, 13. Uluslararası Lösemili
Çocuklar Haftası kapsamında, ‘Çehov’dan Öyküler’ adlı
iki perdelik tiyatro oyununu sahneledi. BSMMMO, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Lösemili Çocuklar
Vakfı’nın (LÖSEV) Tayyare Kültür Merkezi’nde ortaklaşa
düzenlediği oyuna, meslek mensupları ve aileleri büyük
ilgi gösterdi. BSMMMO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nazım
Tekelioğlu’nun da katılımıyla gerçekleşen tiyatro gösteriminde, LÖSEV Bursa yetkilileri de hazır bulundu.
Ayhan Karaşin, Cüneyt Bütün, Emine Maden, Emrah Toska, Feridun Aydınlıalp, Hükmettin Çakar, İlkay Mutluay,
Mercan Yalçın, Murat Fırat, Nazan Özsoy, Nevsin Ersoy,
Songül Gül Deniz ve Şerife Tekin’in rol aldığı iki perdelik
eser, birbirinden bağımsız altı kısa oyundan oluşuyor.
Eserde insan hakları, sınıfsal ayrım, sömürü, ezen-ezilen
ilişkileri ile sistem sorununa mizahi bir dille yaklaşılıyor.
Bilet satışından elde edilen gelirin LÖSEV’e bağışlandığı
gece, oyunun yönetmeni Erdem Erdoğan’a ve BSMMMO
Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nazım Tekelioğlu’na plaket takdim edilmesi ile sona erdi.
BSMMMO Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından oluşan ekibi, ‘Çehov’dan Öyküler’ adlı
iki perdelik tiyatro oyununu LÖSEV yararına sahneledi.
12
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Yerel yönetimlere ‘ruhsatlı
meslek mensubu’ çağrısı
BSMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri, il genelinde 2014 Mahalli İdareler Seçimleri sonuçlarına göre
göreve gelen meslek mensupları Orhangazi Belediye Başkanı Neşet Çağlayan ve Yıldırım
Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Ergün’ü makamlarında ziyaret etti.
Yerel yönetimler ile kamu kurumlarının muhasebe ve finans birimlerinde ruhsatlı meslek mensubu
çalıştırılmasını talep ettiklerini söyleyen BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, yerel seçimler ile
göreve gelen meslektaşlarından,
konunun takipçisi olmalarını ve
bulundukları her platformda taleplerini dile getirmelerini istedi.
lioğlu ve Hüseyin Kahraman da hazır bulundu. Ziyaretler
esnasında, Ergün ve Çağlayan’a hayırlı olsun dileklerini
ileten BSMMMO Yönetim Kurulu Üyeleri, başarılar da
diledi.
YASAL BİR ZORUNLULUK OLMALI
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Gelişmiş
ülkelerde, ekonomi ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez
ayaklarından biri olarak kabul edilen mali müşavirlik
mesleği, ülkemizde ise maalesef hala hak ettiği değeri
bulamamıştır. Muhasebeciler devlet tarafından kendilerine yüklenen onlarca angarya arasında mesleklerini icra
etmeye çalışmaktadır” dedi. Yerel seçimler öncesinde,
başta yerel yönetimler olmak üzere, tüm kamu kurumlarına, bünyelerinde bulunan muhasebe, finans gibi birimlerinde ruhsatlı meslek mensubu çalıştırma çağrısında bulunduklarını da hatırlatan Ahmet Hikmet Sönmez,
“Hatta bu konuda hükümetin de adım atarak bunu yasal
bir zorunluluk haline getirmesini istiyoruz. Yerel seçimler sonrası göreve gelen siz değerli meslektaşlarımızdan
da bu taleplerimizi mümkün olan her ortamda dile getirmenizi, bunların ısrarlı takipçisi olmanızı istiyoruz” diye
konuştu.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
(BSMMMO) Yönetim Kurulu Üyeleri, il genelinde 2014 Mahalli İdareler Seçimleri sonuçlarına
göre göreve gelen meslek mensupları Orhangazi Belediye Başkanı Neşet Çağlayan, Yıldırım Belediyesi
Başkan Yardımcısı Ali Ergün ve Gemlik Belediyesi Başkan Yardımcısı Ahmet Avcı’yı makamlarında ziyaret etti.
Ziyarette, BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in
yanı sıra Oda Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda Saymanı
Ali Çevdir ile Oda Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Nazım Teke-
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, yerel seçimler ile göreve gelen meslektaşlarından,
konunun takipçisi olmalarını ve bulundukları her platformda taleplerini dile getirmelerini istedi.
13
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Hiçbir şey bize altın
tepside sunulmadı!
TÜRMOB’un 94 bin üyesi ve 17
bin stajyeri ile Türkiye’nin her ilinde örgütlenmiş büyük bir yapı olduğunu söyleyen TÜRMOB Genel
Başkanı Nail Sanlı, “Biz, TÜRMOB
olarak mücadelesiz hiçbir şey kazanmadık. Elde ettiklerimizin hepsinde bir mücadele vardı. Bugüne
kadar hiçbir şey bize altın tepside
sunulmadı” dedi.
B
dışarıdan gelen tüm saldırılara karşı güçlü durmak, mesleğimize ve meslek örgütümüze sahip çıkmak zorundayız. Unutmamalıyız ki mesleğimiz ve meslek örgütümüz
önündeki tüm engelleri, birlik ve beraberliğimizle aşabiliriz” diyerek, sözü sunumunu yapmak üzere, TÜRMOB
Genel Başkanı Nail Sanlı’ya bıraktı.
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) ‘3568 Sayılı Meslek
Yasası’nın 25. Yıldönümü’ çerçevesinde, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve
Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel
Başkanı Nail Sanlı’nın sunumunda, ‘Mesleğin Geleceği’
konulu konferans düzenlendi.
MÜCADELEYLE ELDE EDİLEN
KAZANIMLAR
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında
gerçekleşen konferansın açılış konuşmasını BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez yaptı. Oda yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla gerçekleşen konferansta
yaptığı açılış konuşmasında, “13 Haziran 1989 tarihinde
yasalaşarak yürürlüğe giren 3568 sayılı meslek yasamızın yasal statüye kavuşmasının 25. yıldönümünü kutluyoruz. Uzun bir bekleyişten sonra yasal statüye kavuşan
meslek yasamızın 25. yıldönümü, tüm meslek camiamıza
kutlu olsun” dedi.
TÜRMOB’un 25 yıllık çalışmaları hakkında kısaca bilgilendirme yaparak konuşmasına başlayan Nail Sanlı,
meslek ve meslek camiası adına atılan en önemli adımları
sıraladı. TÜRMOB’un bünyesinde 85 Oda bulunduğunu
bunlardan 77’sinin SMMM, 8’inin de YMM Odası olduğunu söyleyen Nail Sanlı, “TÜRMOB, 94 bin üyesi, 17 bin
de stajyeri ile Türkiye’nin her ilinde örgütlenmiş büyük
bir yapıdır” dedi. Meslek yasasının yürürlüğe girdiği 25
yıldan bugüne kadar, mesleki gündemleri hakkında da
bilgi veren TÜRMOB Genel Başkanı Sanlı, mesleği etkileyen reform niteliğindeki adımları şöyle sıraladı:
Meslek yasasının kabulünden bugüne geçen süre zarfında, mesleğin gelişimi noktasında atılan adımların sevindirici olduğunu kaydeden BSMMMO Başkanı Sönmez,
“25 yılda çok önemli mesafeler kat edilmiştir. Belli kurallar yerine oturmuş, belirli standartlar sağlanmıştır ve
mesleğimiz bugün, bağımsız denetim ile anılır olmuştur.
Mesleğimizin daha iyi bir konuma gelebilmesi, mevcut
sorunlarını çözebilmesi için meslek mensupları olarak,
“Tek Düzen Hesap Planı, işletme yönetim merkezlerinin
kurulmak istenmesi, beyannamelere imza mecburiyeti,
uluslararası dünyaya açılımı, IFAC’a üyelik, TESMER’in
kurulması, enflasyon muhasebesi, dünya muhasebe
kongresine ev sahipliği yapmamız, TTK, muhasebe forumları, HRMK ve etik kongreleri, başkanlar kurulu
14
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
‘3568 Sayılı Meslek Yasası’nın 25. Yıldönümü’ çerçevesinde, TÜRMOB Genel Başkanı Nail
Sanlı’nın sunumunda, ‘Mesleğin Geleceği’ konulu konferans düzenlendi.
TÜRMOB Genel Başkanı Sanlı, konuşmasının devamında
mesleğin uzmanlık alanları ve Kamu Gözetim Kurumu ile
ilgili şunları kaydetti:
toplantıları, sempozyumlar, eğitim çalışmaları, yayınlar,
muhasebe standartları, denetim standartları…”
Tüm bu kazanımların elde edilmesinde meslektaşlarının
büyük katkısının olduğunun altını çizen Sanlı, “Biz, TÜRMOB olarak mücadelesiz hiçbir şey kazanmadık. Elde
ettiklerimizin hepsinde bir mücadele var. Bugüne kadar
hiçbir şey bize altın tepside sunulmadı. Hep bir mücadele
sonrası elde ettiğimiz kazanımlardır bunlar” diye konuştu.
“Kamu Gözetim Kurumu’ndan TÜRMOB eğitimlerinin
değerlendirilmesi için talepte bulunduk. Henüz olumlu
veya olumsuz bir yanıt alamadık. TÜRMOB’un 64’üncü
Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda bunu değerlendirdik. Ve
toplantıda, KGK’dan cevap gelene kadar bekleme kararı
aldık. 68’inci Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda da konuyu siyasete taşıma kararı aldık. ‘Bürokrasi bizim işimizi
çözmüyor, konuyu siyasete taşıyalım’ dedik. Ve sırasıyla
Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan Yardımcısı,
Gümrük Ticaret Bakanı ve Maliye Bakanı’nı ziyaret ettik.
KGK’ya ilişkin tüm görüşlerimizi ve taleplerimizi dile getirdik.”
ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZÜN
FARKINDAYIZ
TÜRMOB’un 25 yıldır anlamlı, istikrarlı ve kararlı şekilde yoluna devam eden bir meslek örgütü olduğunun da
altını çizen Sanlı, “Örgütlülük; haklı, kararlı ve saygın bir
duruştur. Bugün TÜRMOB’da bunu yapmaya çalışıyoruz.
Kamunun kıymetini biliyoruz. Örgütlü gücümüzün farkındayız. Olumlu bir mesaj vermeye çalışıyoruz” dedi.
İŞİN SONU DEĞİL, MÜRACAATIN
SONUDUR
Kamu Gözetim Kurumu’na TÜRMOB eğitimlerinin değerlendirilmesini, 15 yılını doldurmamış arkadaşlarımız
için uluslararası uygulamalardan uzaklaşmamak şartıyla bir iyileştirme beklediğimizi bildirdik. Mesleki ehliyet
TÜRMOB’da kazanılıyor. Bir mesleki ehliyet kazanıldıktan
sonra yetkiyi kullanmak üzere sınav olmamalı. Dünyanın
hiçbir yerinde bağımsız denetimi yetkisini kullanabilmek
için sınav şartı yoktur” şeklinde konuştu. Bağımsız denetimin başlı başına bir uzmanlık alanı olduğunu da sözlerine ekleyen Sanlı, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“KGK ile uygulamadan kaynaklanan sorunlar ile ilgili bir
kapı aralanmıştır. Eskiyi tartışmaktan yana değilim. Bugün gündemimizde birlikte olmak, konuları ve sorunları
çözmek meslek mensubunun haklarının korunması var.
Geçmişe takılmaktansa, ‘Ne yapabiliriz?’ bunu düşünmek bize yarar getirecektir. Bir hususun da önemle altını
çizmek istiyorum: 31.12.2014 işin sonu değildir. Sadece
eğitimlere müracaatın son tarihidir.”
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı’ya günün
anısına plaket takdim etti.
15
BBilanço
Soru-cevap şeklinde devam eden seminerin sonunda,
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, TÜRMOB
Genel Başkanı Nail Sanlı’ya günün anısına plaket takdim
etti.
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Sorunlarımızın
takipçisiyiz!
3568 sayılı meslek yasasının 25’inci
yıldönümü çerçevesinde düzenlenen çelenk töreninde, mesleki sorunları ve çözüm önerilerini
kamuoyuyla paylaşan BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
mesleki sorunların takipçisi olduklarını kaydetti.
sonra yasal statüye kavuşan meslek yasamızın 25’inci
yıldönümü, tüm meslek camiamıza kutlu olsun” dedi.
Muhasebe mesleğinin uygarlık tarihi kadar eski bir meslek olduğunu ifade eden BSMMMO Başkanı Sönmez,
“Mesleğimizin Türkiye’de 1989 yılında yasal statüye
kavuşmuş olması, gerçekten gerek mesleğimiz gerekse
ülkemiz açısından büyük bir kayıptır. Bu kadar eski bir
mesleğin bugün Türkiye’de 25’inci yılını kutluyor olması,
bizlere buruk bir mutluluk yaşatmaktadır” diye konuştu.
B
CEZA RİSKİ AZALTILMALI
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) 3568 sayılı meslek yasasının 25’inci kuruluş yıldönümü çerçevesinde,
Atatürk Anıtı önünde çelenk töreni düzenlendi.
Oda yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra meslek mensuplarının da katılımıyla gerçekleşen çelenk töreninde
konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “13
Haziran 1989 tarihinde yasalaşarak yürürlüğe giren 3568
sayılı meslek yasamızın, bugün yasal statüye kavuşmasının 25’inci yıldönümünü kutluyoruz. Uzun bir bekleyişten
Ahmet Hikmet Sönmez, Türkiye genelinde çalışma arkadaşları ve aileleriyle birlikte sayısı 500 bini bulan muhasebe meslek camiası olarak, çözüme kavuşmayan sorun
ve taleplerini şöyle sıraladı:
“Başta 5/4 olmak üzere, meslek yasasındaki antidemokratik tüm maddeler kaldırılmalıdır. Bakanlığın meslek ve
meslek örgütü üzerindeki ağır vesayet uygulamalarına
son verilmelidir. Ücret tarifesinin yayınlanması meslek
16
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
örgütümüze bırakılmalıdır. Mükellef Bilgileri Bildirimi ve
Ba-Bs Formları gibi bilgi amaçlı bildirimlerden alınan özel
usulsüzlük cezaları kaldırılmalıdır. Son dönem geçici vergi beyannamesi kaldırılmalıdır. Kendiliğinden düzeltilen
hiçbir beyanname ve bildirim için özel usulsüzlük cezası
kesilmemelidir. Kesin mizan formları basitleştirilerek yıllık beyanname eki olarak alınmalı, KDV-1 ve KDV-2 beyannameleri birleştirilerek ceza riski azaltılmalıdır.”
ANGARYALAR SONA ERSİN
Angarya niteliğindeki tüm uygulamalara da son verilmesi
gerektiğini vurgulayan BSMMMO Başkanı, şunları kaydetti:
“1774 Sayılı ‘Kimlik Bildirme Kanunu’na göre yapılması
istenen sigorta girişleri, emniyet ve SGK’nın sitelerine
ayrı ayrı değil de sosyal güvenlik sistemine link verilerek
tek seferde çözülmelidir. E-beyanname şifresi mükelleflere değil, meslek mensuplarına verilmelidir. Meslek
mensubunun KDV yükü azaltılmalı, Damga Vergisi yükü
kaldırılmalıdır. Serbest meslek uygulamasında Gelir
Vergisi/KDV çelişkisi giderilmelidir. Meslek mensupları
tahsilat yapmamasına rağmen serbest meslek makbuzu
veya fatura düzenlemek zorunda olduğu için tahsil etmediği geliri ve KDV’sini beyan ederek mağdur edilmemelidir. Kira ve ücretlerde olduğu gibi meslek mensubunun
tahsilat sorununun giderilmesi için bankacılık sistemi
kullanımı zorunlu hale getirilmelidir. Denetim sürecinde,
yetki belgeleri ve ruhsat harçları bedelleri kaldırılmalıdır.
Ülkemizde yüzbinlerce KOBİ’ye bağımsız denetim hizmeti vermeye hazır olan meslektaşlarımızın önü kesilmemelidir. Kamu Gözetim Kurumu ile TÜRMOB arasındaki
diyalog, tüm meslek mensuplarının (SMMM ve YMM)
lehine olmalıdır. Kamu Gözetim Kurumu, TÜRMOB’un
25 yılık örgütlülüğü ve birikiminden istifade etmeli, meslek lehine çalışmalar yürütülmelidir.”
Sönmez, dile getirdikleri sorunları çözüme kavuşuncaya,
talepleri karşılık buluncaya dek, tüm demokratik haklarını
sonuna kadar kullanmaya devam edeceklerini ve sürecin
takipçisi olacaklarını da duyurdu.
BSMMMO tarafından, 3568 sayılı meslek yasasının 25. kuruluş yıldönümü çerçevesinde, Atatürk
Anıtı önünde çelenk töreni düzenlendi.
17
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Geleneksel
piknik buluşması
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası (BSMMMO) üyeleri, aileleriyle birlikte katıldıkları ‘6. Geleneksel Oda Pikniği’nde
stres atıp, doyasıya eğlendi.
B
te katıldığı ‘BSMMMO 6. Geleneksel Oda Pikniği’ sabahın
erken saatlerinde başladı. BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez’in yanı sıra Oda yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla gerçekleşen piknik organizasyonu,
öğle saatlerinde verilen yemeğin ardından, düzenlenen
birbirinden renkli etkinliklerle devam etti. Meslek mensuplarının kıyasıya mücadelesine sahne olan çuval yarışı
ile başlayan etkinlikler, yetişkinlerin ve çocukların halat
çekme yarışı ile devam etti. Dondurma, meyve, pamuk
helva ve şeker macunu ikramlarının da yapıldığı piknik
organizasyonunda futbol turnuvası da düzenlendi.
SMMMO tarafından her yıl düzenlenen ve geleneksel hale gelen Oda pikniğinin 6.’sı, bu yıl
Uludağ Yolu Kirazlı Köyü Piknik Alanı’nda gerçekleşti. Meslek mensuplarının aileleriyle birlik-
18
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
LÖDER YARARINA AÇIK ARTTIRMA
lara Yardım Derneği’ne (LÖDER) bağışlanacağı artırmaya, meslek mensupları büyük ilgi gösterdi. Piknik organizasyonunda konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, meslek mensupları olarak hep birlikte keyifli bir
hafta sonu geçirmekten büyük memnuniyet duyduğunu
ifade ederken, geleneksel hale gelen Oda pikniğine katılan bütün meslektaşlarına ve ailelerine teşekkür etti.
Gün boyu müzik eşliğinde eğlencelerin devam ettiği piknikte, çocuklara yönelik palyaço eşliğinde oyun ve yüz
boyama aktiviteleri gerçekleşti. ‘BSMMMO 6. Geleneksel
Oda Pikniği’nde ayrıca, fotoğraf ve ebru sanatıyla ilgilenen meslek mensuplarının eserleri açık artırma yoluyla
satışa sunuldu. Elde edilen gelirin Bursa Lösemili Çocuk-
BSMMMO üyeleri, Uludağ Yolu Kirazlı Köyü Piknik Alanı’nda düzenlenen
piknikte stres atıp, doyasıya eğlendi.
19
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
‘Yeni KDV Tebliği’
masaya yatırıldı
BSMMMO tarafından, Gelir İdaresi Emekli Şube Müdürü Kemal Oktar ve Bursa Vergi Dairesi
Başkanlığı Grup Müdür Vekili Mustafa Sevim’in sunumunda, ‘Yeni KDV Tebliği’
konulu seminer düzenlendi.
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası’nca (BSMMMO)
Gelir İdaresi Emekli Şube Müdürü
Kemal Oktar ve Bursa Vergi Dairesi
Başkanlığı Grup Müdür Vekili Mustafa Sevim’in sunumunda, ‘Yeni
KDV Tebliği’ konulu seminer düzenlendi.
B
ekonomik gelişmelere paralel olarak günümüze kadar;
56 ayrı kanunda değişiklik yapılmış, 91 Bakanlar Kurulu
Kararı, 123 KDV Genel Tebliği, 65 KDV sirküsü, binlerce
özelge yayınlanmıştır” diyerek, sözü sunumunu yapmak
üzere Gelir İdaresi Emekli Şube Müdürü Kemal Oktar’a
bıraktı.
‘TAM TASDİK SÖZLEŞMESİ
BULUNMALI’
KDV Uygulama Genel Tebliği ile getirilen yeniliklerden
bahsederek konuşmasına başlayan Kemal Oktar, “KDV
iadelerine ilişkin alt limitler, KDV iadelerinin özel esaslara göre yapılması, indirimli teminat uygulaması (İTUS),
hızlandırılmış iade uygulaması (HİS) ve diğer münferit
düzenlemeler tebliğ ile getirilen yeniliklerdir” dedi. Kemal
Oktar, indirimli teminattan yararlanabilmenin genel şartlarını ise şöyle sıraladı:
SMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet
binasında Prof. Dr. Adnan Gerçek’in oturum
başkanlığında gerçekleşen seminerin açılış konuşmasını Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez
yaptı.
KDV Genel Uygulama Tebliği’nin 26 Nisan 2014 tarih ve
28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığını söyleyerek
konuşmasına başlayan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, “KDV uygulamalarının günümüze uygun bir şekilde revize edilerek, basit ve anlaşılır tek bir tebliğ haline
getirilmesi hedefiyle hazırlanan Yeni KDV Tebliği’nde,
mevzuattaki dağınıklığın giderilmesi, ihtilaf konusu alanlarının netleştirilmesi, iade süreçlerinin hızlandırılması ve
haksız iadelerin önlenmesinin hedeflendiğini kaydetti.
KDV’nin Türkiye için çok önemli bir gelir kaynağı olduğunun altını çizen Ahmet Hikmet Sönmez, “KDV’den elde
edilen gelirlerin toplam vergi gelirleri içindeki payının
yüzde 30 civarında olduğu, tahsil edilen KDV’nin yüzde
20’sinin ise iade edildiği resmi açıklamalarda belirtilmiştir. 1 Ocak 1985’ten beri uygulanan KDV mevzuatında
20
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
“Başvuru tarihinden önceki son üç takvim yılı içinde,
vergi mükellefiyetinin bulunması, mücbir sebep sayılan
haller dışında, defter ve belge ibrazından imtina edilmemiş olması, gelir veya kurumlar vergisi, geçici vergi, gelir
vergisi stopajı, ÖTV ve KDV uygulamalarından her birine
ait beyanname verme ödevinin her bir vergi türü itibarıyla ikiden fazla aksatılmamış olması, sahte belge veya
muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiili nedeniyle özel esaslara tabi tutulmamış veya
tutulmuşsa genel esaslara dönülmüş olması, cari takvim
yılı da dahil olmak üzere son iki takvim yılına ilişkin tam
tasdik sözleşmesi bulunması gerekmektedir. Başvuru tarihi itibarıyla ise KDV iade taleplerinde özel esaslara tabi
olmayı gerektiren bir durumunun bulunmaması, ödenmesi gereken vergi borcunun bulunmaması, sertifika
BBilanço
lamadan kaldırılmıştır. KDV kanunu toplam 63 madde ile
32 geçici maddeden oluşmakta olup, ayrıca 123 adet genel tebliği yayımlanmıştır. 26 Nisan 2014 tarih ve 28983
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KDV Genel Uygulama
Tebliği 1 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş ve
daha önce yayımlanan 123 adet KDV Genel tebliğini tek
bir tebliğ çatısı altında toplamıştır” dedi.
başvurusundan önceki, iade talebinin bulunduğu birbirini izleyen son 5 vergilendirme dönemi itibarıyla haklarında yazılmış YMM veya vergi inceleme raporlarının
olumlu olması, yukarıda belirtilen genel şartları sağlayan
Dış Ticaret Sermaye Şirketi ve Sektörel Dış Ticaret Şirketi
statüsündeki şirketlere başka bir şart aranmaksızın İTUS
sertifikası verilir. 4760 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı listede
yer alan tarifelerdeki taşıtların ihracatını yapan, otomotiv
sektöründe faaliyet gösteren dış ticaret sermaye şirketi niteliğindeki imalatçılarda, iade talebinin bulunduğu
birbirini izleyen son beş vergilendirme dönemine ilişkin
olumlu rapor şartı aranmaz.”
Söz konusu genel tebliğin yazılım sıralaması Katma Değer Vergisi Kanunu’nun mevcut maddeleri ile aynı sıralamada olduğundan, takip edilme kolaylığı sağladığını savunan Mustafa Sevim, “Bu tebliğ ile birçok uygulamanın
kapsamı genişletilmiş, uygulamalar daha anlaşılır hale
getirilmiş, örnekler çoğaltılmış ve bazı uygulamalar ise
kaldırılmıştır” diye konuştu.
İHRAÇ KAYDIYLA SATIN
ALINAN MALLAR
Sunumunda, indirimli teminat uygulamasının sona ermesi ve diğer münferit düzenlemeler hakkında da bilgi
veren Gelir İdaresi Emekli Şube Müdürü Kemal Oktar,
genel bütçeli idarelerin KDV mükellefiyeti, icra dairelerinin sürekli bildirim vermesi, indirimli ÖTV uygulanan
teslimlerle ilgili düzeltme işlemleri, süreli hizmet bedelinin POS cihazından taksitlendirilmesi, serbest bölgelere
yapılan ihracatta ihracat tarihi, döviz cinsinden ihracat
bedelinin Türk parasına çevrimi, posta ve kargo taşımacılığı ile ihracat, NATO ülkelerine yapılan ihracatın belgelendirilmesi, bavul ticareti, yolcu beraberi eşya ihracı,
yabancı taşımacılara iade yapmaya yetkili vergi dairesi,
geçici ihracat ve hariçte işleme kapsamında ihracat, tarım ürünlerinin ihraç kaydıyla teslimi, ihraç kaydıyla satın alınan mallara ödenen KDV’nin indirimi gibi konularda
bilgi verdi.
DAHA HIZLI VERGİ İADESİ
Sunumunda, hızlandırılmış iade sisteminin amacından
da bahseden Sevim, şu bilgileri aktardı:
“Hızlandırılmış iade sisteminin amacı iade işlemlerinin
daha süratli yapılmasını ve iade işlemleri için gerekli
olan koşullardan bir kısmının bu gruptaki mükellefler için
talep edilmemesi anlamına gelmektedir. Bu düzenleme
sonrasında daha çok mükellefin bu sistem kapsamında
daha hızlı vergi iadesi alabilmesi imkanı sağlanmıştır.
Mükelleflerin ibraz ettiği belgelerde şekil veya muhteviyat yönünden eksiklik veya yanlışlık olduğunda yapılması
gereken işlemler açıkça belirtilmemişti, yeni düzenlemede belirtiliyor. HİS sahibi mükelleflerin SMİYB kullanma
veya düzenleme fiili dışındaki nedenlerle Katma Değer
Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi bakımından vergi ziyaına sebebiyet verilmesi,
daha evvel belgenin alınmasına engel teşkil ederken veya
iptaline neden olurken, yeni düzenlemede bu uygulama
kaldırılmıştır.”
Oktar, sunumunun sonunda KDV uygulama tebliğinin
yürürlük tarihi hakkında da konuştu.
TEK BİR TEBLİĞDE TOPLANDI
Seminerin devamında sözü sunumunu yapmak üzere, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdür Vekili
Mustafa Sevim aldı. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 25 Ekim 1984 tarih ve 18563 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini söyleyen
Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdür Vekili Sevim,
“Bu kanunun uygulanmaya başlanması ile birlikte işletme vergisi gider vergisi gibi bazı vergiler tamamen uygu-
Sevim sunumunun sonunda, HİS uygulamasında aranan
şartlar, HİS uygulamasında iade ve HİS sertifikanın iptali
hakkında da bilgi verdi. BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşen seminerin sonunda, Gelir İdaresi Emekli Şube Müdürü Kemal Oktar, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdür Vekili Mustafa
Sevim ve Prof. Dr. Adnan Gerçek’e plaket takdim edildi.
21
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Mali müşavirler
iftarda buluştu
Kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile sivil toplum örgütlerinin yöneticilerinin de hazır bulunduğu
iftar organizasyonuna, mali müşavirler aileleriyle birlikte katıldı.
İl genelindeki mali müşavirler,
BSMMMO tarafından düzenlenen
iftar yemeğinde bir araya gelerek,
meslektaşlarıyla birlikte keyifli bir
akşam geçirdi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO) Merinos Tarihi Tren İstasyonu Sosyal Tesisleri’nde iftar düzenlendi.
Kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri, akademisyenler, akademik odaların yönetici ve başkanları,
siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin
de katılımıyla gerçekleşen iftara meslek mensupları da
büyük ilgi gösterdi. BSMMMO Yönetim Kurulu’nun evsahipliğinde gerçekleşen iftar programında, TÜRMOB
Genel Saymanı Ülkü Sönmez de hazır bulundu. Gecenin
açılış konuşmasını yapan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de
barış ve huzur ortamından uzak görüntülerle karşılaşıldığını söyleyerek, toplumun tüm katmanlarında uzlaşma
kültürünün yerleşmesi için herkesin, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
“ÜZÜNTÜYLE İZLEDİK”
Ramazan ayının güzelliği ve değerinin, 30 gün ile sınırlı
tutulmayarak, hayatın her dönemine yansıtılması gerektiğinin altını çizen BSMMMO Başkanı Sönmez, “İçinde
bulunduğumuz mübarek Ramazan ayında paylaşma,
hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışma açısından güzel örneklerin sergilenmesini ümit ediyor, Müslüman alemini
ortak düşünce ve değerlerde buluşturan ramazan ayında
barışın ve hoşgörünün hakim olmasını diliyorum” dedi.
“Ramazan ayında ortaya çıkan aşırı tüketimi protesto
etmek ve zengin iftar sofralarına tepki göstermek için
İstanbul Tünel Meydanı’nda kurulmak istenen ‘Yeryüzü
Sofrası’nın polis tarafından engellenmek istenmesi maalesef ki hepimizi üzmüştür” diyen BSMMMO Başkanı
Sönmez, yanlarında getirdikleri yiyecekleri yere sererek
iftar hazırlığı yapan yurttaşların yiyeceklerinin polis tarafından kaldırılmasını üzüntüyle izlediklerini söyledi.
BSMMMO Başkanı Sönmez, konuşmasının sonunda davetlerine katılan tüm misafirlerine teşekkür ederken, sözü
TÜRMOB Genel Saymanı Ülkü Sönmez’e bıraktı. İftar organizasyonu, açılış konuşmalarının ardından yemek ile
devam etti.
22
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Bayram sevinci zulmün ve
gözyaşının gölgesinde kaldı
BSMMMO’nun geleneksel bayramlaşma töreninde konuşan Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Ne
yazık ki bu bayramı, Ortadoğu’da
vahşetin ve katliamın akıl almaz
boyutlara ulaştığı bir ortamda karşıladık. Bayram sevinci zulmün ve
gözyaşının gölgesinde kaldı. Temennimiz, savaşın ve gözyaşının
bir an önce sona ermesidir” dedi.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nın (BSMMMO) Ramazan Bayramı’nın
ikinci günü Kültürpark’taki Çınaraltı Kafe’de
gerçekleştirdiği geleneksel bayramlaşma töreni,
meslek mensuplarını bir araya getirdi. BSMMMO yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla gerçekleşen, geleneksel bayramlaşma töreninde konuşan Oda Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, tüm meslektaşlarının ve ailelerinin
bayramını kutlayarak başladığı konuşmasını, gündeme
dair mesajlar vererek sürdürdü. “Ramazan ayı boyunca
bütün dileğimiz ülkemizde ve dünyada sevgi, barış ve
kardeşlik ortamının hakim olmasıydı” diyen BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Dini bayramlar yardımlaşma, dayanışma, kardeşlik ve dostluk duygularının
en yoğun şekilde yaşandığı günlerdir. Bayram günleri,
taşıdığı birlik ve beraberlik ruhuyla bizleri birbirimize en
kuvvetli hislerle kenetleyen günlerdir. Ama ne yazık ki bu
bayramı, Ortadoğu’da vahşetin ve katliamın akıl almaz
boyutlara ulaştığı bir ortamda karşıladık. Bayram sevinci zulmün ve gözyaşının gölgesinde kaldı. Temennimiz,
Ortadoğu’da yaşanan, aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu yüzlerce sivilin yaşamını yitirdiği savaşın bir an önce sona ermesidir. Barışın ve özgürlüğün
hakim olduğu bayramlar geçirmek ümidiyle, herkesin
bayramını kutluyorum” şeklinde konuştu. Bayramlaşma
törenine katılan meslektaşlarına teşekkür de eden Ahmet
Hikmet Sönmez, “Odamızın geleneksel bayramlaşma
törenine katılarak bizleri onurlandıran bütün misafirlerimize yönetim, denetleme ve disiplin kurullarımız adına, sonsuz saygı ve şükranlarımı sunuyorum” dedi. Bu
arada, tatlı ve içecek ikramının da yapıldığı bayramlaşma
töreni, hoş sohbetlere sahne olurken, meslek mensupları
bayram vesilesiyle sohbet etme imkanı da buldu.
BSMMMO Ramazan Bayramı’nın ikinci günü Kültürpark’taki Çınaraltı Kafe’de gerçekleştirdiği
geleneksel bayramlaşma töreni, meslek mensuplarını bir araya getirdi.
23
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Staj ve kariyer koçluğu
protokolü imzalandı
BSMMMO ile UÜ arasında, üniversite öğrencilerine staj ve kariyer koçluğu sağlanması
amacı ile işbirliği protokolü imzalandı.
BSMMMO ile Uludağ Üniversitesi arasında, meslek yüksekokulu
öğrencilerinin staj yeri bulmaları,
eğitimin nitelikli ara eleman yetiştirmeye daha uygun hale getirilmesi, istihdamın artırılması, kariyer koçluğu yapılarak öğrencilerin
mesleki becerilerinin geliştirilmesi
ve mesleki becerilerine uygun çalışma alanlarına yönlendirilmesi
amacıyla protokol imzalandı.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) ile Uludağ Üniversitesi (UÜ)
üniversite öğrencilerine staj ve kariyer koçluğu
sağlanması amacı ile işbirliği protokolü imzaladı. Uludağ Üniversitesi Rektörlük Salonu’nda gerçekleşen protokolü, Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek ve Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez imzaladı. Protokol töreninde konuşan
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, üniversiteyle
işbirliğine her zaman açık olduklarının altını çizerek, imzalanan protokolün de bu işbirliğinin bir halkası olduğunu bildirdi. Muhasebenin bir bilim, muhasebeciliğin de
dinamik bir meslek olduğunu dile getiren BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, mesleklerini icra ederken,
devamlı mevzuat değişiklikleri ile karşı karşıya kaldıklarının altını çizerek, eğitimin iş hayatında büyük önem
taşıdığına vurgu yaptı.
HER BEŞ ÖĞRENCİYE BİR
MESLEKİ KOÇ
Törende konuşan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Kamil Dilek de BSMMMO ile işbirliğini önemsediklerini
bildirerek, birkaç yıldır devam eden projeyi daha kapsamlı hale getirdiklerini belirtti. Bu stajlar sayesinde öğrencilerin üniversitede aldıkları eğitimi pratikte de uygulama imkanı bulup çalışma hayatını tanıdıklarını söyleyen
Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek, protokolde en çok koçluk
sisteminden memnun olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Di-
Uludağ Üniversitesi Rektörlük Salonu’nda gerçekleşen
protokolü, Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek ve Bursa Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez imzaladı.
24
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Ruhsat yolunda
son dönemeç!
lek, “Ne yazık ki üniversitelerdeki maddi yetersizlikler sebebi ile bir hocaya en az 50 civarında danışmanlık yapacak öğrenci düşüyor. Bu işbirliği ile her beş öğrenciye bir
mesleki koç atanarak, bir yıl boyunca öğrenciler mesleki
koçları vasıtası ile izlenecek ve böylece mesleki becerileri
gelişmiş olacak” şeklinde konuştu.
PROTOKOLÜN İÇERİĞİ NE?
İmzalanan protokolle; meslek yüksekokulu öğrencilerinin
staj yeri bulmaları, eğitimin nitelikli ara eleman yetiştirmeye daha uygun hale getirilmesi, istihdamın artırılması,
kariyer koçluğu yapılarak öğrencilerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi ve mesleki becerilerine uygun çalışma
alanlarına yönlendirilmesi hedefleniyor. 1 yıl boyunca geçerli olacak olan projeye destek verecek olan SMMM’ler,
müfredatın değerlendirilmesi çalışmalarına katılacaklar.
1-3 hafta boyunca ders sunumu gerçekleştirecek, sunum gerçekleştirecektir. Sunum yapılacak ders, haftada
2 saatlik bir ders olacak, pazartesi ve Salı günleri yapılacaktır. Meslek mensubu, yapacağı uygulama esaslı sunumun eğitim materyallerini hazırlayarak, eğitim döneminden önce, proje yürütme kuruluna sunacaktır. Kendi
sorumluluğuna verilen 5 öğrenciyi bir yıl boyunca takip
edecek, onlara kariyer koçluğu yapacaktır. Bu çerçevede, ortalama iki haftada bir öğrencilerle ve işyerleriyle
iletişim içinde olacak, öğrenci takip formunu doldurarak
öğrencinin gelişimini takip edecektir. Dönem sonunda
yapılacak sınav için soru hazırlayacak, uygulama sınavı
yapılması halinde sınavda görev alacaktır.
BSMMMO’ya bağlı 295 meslek mensubu adayı, 28-29 Haziran 2014
tarihlerinde, İstanbul’da Marmara Üniversitesi Göztepe Kampusu’nda
gerçekleşen ‘SMMM Yeterlilik Sınavı’na katıldı.
İstanbul’da Marmara Üniversitesi Göztepe Kampusu’nda 28-29 Haziran 2014
tarihlerinde yapılan ‘SMMM Yeterlilik Sınavı’ 295 meslek mensubu adayının katılımıyla gerçekleşti.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
(BSMMMO) Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda Saymanı Ali Çevdir ve TESMER Yönetim Kurulu Üyesi Nazan
Özsoy’un da katılımıyla gerçekleşen organizasyon kapsamında, meslek mensubu adayları, SMMM ruhsatı alabilmek için
sorumlu oldukları derslerden sınava girdiler. İstanbul’da gerçekleşen sınav organizasyonu hakkında bilgi veren BSMMMO Başkanı
Ahmet Hikmet Sönmez, mesleğe yeni katılacak olan stajını tamamlamış meslek mensubu adaylarını, sınavlarda yalnız bırakmadıklarının altını çizerek, sınava giren tüm meslek mensubu adaylarına
başarılar diledi.
PROJE YÜRÜTME KURULU
Proje, proje koordinatörü başkanlığında, toplam 6 üyeden oluşacak ‘Proje Yürütme Kurulu’ tarafından yürütülecektir. Kurulda, 3 üniversite temsilcisi ve 3 BSMMMO
temsilcisi yer alacaktır. Proje Yürütme Kurulu, projenin
yürütülmesinde yetkili, üniversite ve BSMMMO’ya karşı
sorumlu olacaktır. Proje kapsamında, proje kapsamına
giren tüm taraflar arasındaki iletişim-koordinatörlük görevini üstleneceklerdir. Belirlenen periyotta üniversite ve
BSMMMO’ya rapor sunacaklardır. Proje kapsamında yapılacak toplantıları planlayacak, görev alacak SMMM’leri
belirleyeceklerdir.
25
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Başkanlar Kurulu’nun gündemi:
KGK ile ilişkiler ve yeni yaklaşımlar
MESLEĞİMİZ DEĞİŞİMDEN
GEÇİYOR
Muhasebe mesleğinin bütün dünyada hızlı bir değişim
süreci içerisinde olduğunu söyleyen Sanlı, “Mesleğimiz
kayıt sisteminden denetime hızlı bir geçiş yapmaktadır. Bu aşamada özellikle dünyada mesleğimiz farklı
gelişmeler göstermektedir. Son zamanlarda meslekte
uzmanlaşma konusu ön plana çıkmaktadır. Gittiğimiz
uluslararası toplantıların gündemlerinde hep bu konu
vardır. Meslekte uzmanlaşma alanlarını başlıklar halinde paylaşmak gerekirse; en çok bilinen ve en önemlisi
bağımsız denetim konusudur. Bunun yanı sıra varlık
değerlemeleri ile şirket değerlemeleri konuları da bulunmaktadır. Bunların içerisinde ise gayrimenkul değerlemesi, marka değerlemesi, patent değerlemesi, şirket
değerlemeleri günümüzde mesleki uzmanlaşma alanında
çok önem arz etmektedir. Mesleki uzmanlaşma alanında
öne çıkan bir diğer husus ise derecelendirmedir. Kurumsal yönetim derecelendirmesi, uluslararası arenalarda
mesleki uzmanlaşma alanında yine öne çıkan bir konudur. İç denetim ve iç kontrolörlük, denetime çok önem
veren kuruluşlar tarafından kendi iç yapılarında bir denetim sağlanması için ele alınmakta ve hızla kabul görerek
yaygınlaşmaktadır. Bunun dışında bağımsız adli muhasebecilik, maliyet muhasebeciliği ve yönetim muhasebeciliğinin mesleki uzmanlaşma alanlarında önemli bir
şekilde ortaya çıktığını görmekteyiz. Sosyal muhasebe
ve raporlama kavramları artık tartışılmaktadır. Çevre ve
karbon muhasebesi muhasebesi ve raporlaması çok ön
plana çıkmaktadır. Raporlama büyük önem kazanmakta
özellikle entegre raporlama kavramı bütün uluslararası
arenada önemle ele alınmaktadır. Entegre raporlamanın
en büyük özelliği bir firmanın finansal değerlerinin dışındaki iyi değerlerini de top yekün değerleyen bir rapor
şekli olmasıdır” şeklinde konuştu.
‘TÜRMOB 72. Başkanlar Kurulu Toplantısı’ Ankara’da “TÜRMOB-KGK İlişkileri,
Yeni Yaklaşımlar ve Değerlendirme” gündemiyle gerçekleşti.
‘TÜRMOB-KGK İlişkileri, Yeni Yaklaşımlar ve Değerlendirme’ gündemiyle toplanan 72. Başkanlar
Kurulu Toplantısı’nda, TÜRMOB
Genel Başkanı Nail Sanlı ve KGK
Başkanı Seyit Ahmet Baş konuşma
yaparken, Oda Başkanları mesleki sorunlara ilişkin değerlendirme
yaparak, çözüm önerileri sundular.
‘
TÜRMOB 72. Başkanlar Kurulu Toplantısı’ Ankara’da
“TÜRMOB-KGK İlişkileri, Yeni Yaklaşımlar ve Değerlendirme” gündemiyle gerçekleşti. Toplantıya, Kamu
Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu
(KGK) Başkanı Seyit Ahmet Baş, KGK Başkan Yardımcısı Osman Dereli ve KGK Eğitim ve Yetkilendirme Dairesi
Başkanı Rafet Dilmen TÜRMOB Kurulları ile Oda Başkanları katıldı. BSMMMO’yu temsilen Oda Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez ve Oda Yönetim Kurulu Üyesi Hasan
Uçar’ın da hazır bulunduğu toplantının açılış konuşmasını yapan TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı, 13 Haziran 1989 tarihinde mesleğin yasal statüye kavuştuğunu
anımsatarak, “Bu yıl mesleğimizin yasal statüye kavuşmasının 25’inci yılını kutluyoruz. Dönüp baktığımız zaman, 25 yıldır kurumsal yapısını tamamlamış Türkiye’de
85 Odada, 94 bin üyesi ve 17 bin aktif stajyeri bulunan
bir TÜRMOB görüyoruz” dedi.
ORTAK ÇALIŞMA KOMİTESİ
KGK’nın kurulduğu günden beri her zaman TÜRMOB’un
gündeminde olduğunu belirten Sanlı, “KGK’yı kurulduğu
gün¬den beri destekledik ve 64. Bakanlar Kurulu toplan-
26
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
lıştıkça birçok düzenlemeyle karşı karşıya kalıyoruz. 25
yılı geride bırakan TÜRMOB çok mesafe kat etmiş ve çok
önemli başarılara imza atmıştır” dedi.
tısında konuya bakışımızı ve taleplerimizi dile getirdik. O
günden sonra yapılan 9 Başkanlar Kurulu toplantısında
da gündemimizde bağımsız denetim, KGK ve eğitim konuları yer aldı. 68’inci Başkanlar Kurulu toplantısında
konuyla ilgili görüşlerimizi yan¬sıtan bir sonuç bildirgesi
yayınladık. Ondan sonraki süreçte ise Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan
Yardımcısı Ali Babacan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati
Yazıcı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile ayrı ayrı görüşmelerimiz oldu.
DÜZENLEMELER OLABİLİR
Finansal raporlama konusunda da düzenlemelerin olabileceğine işaret eden Baş, “Muhasebe uygulamaları ilgili
otoritenin yetkisi, tercihleri altında gelişebiliyor. Finansal raporlama eğer kendi ülkemizde yapılacaksa yerel
mevzuata göre yapılabiliyor. Ancak uluslararası ortama
sunulacak bir finansal raporlama söz konusu ise orada
Uluslararası Muhasebe Standartlarına göre yapılması gerekiyor. Biz Uluslararası Muhasebe Standartları ile yüzde yüz uyumlu bir tebliği ülkemize kazandırdık. Ayrıca
bağımsız denetim raporları artık sadece ulusal raporlar
olmaktan çıkmıştır. Bağımsız denetim regülasyona tabi
tutularak birçok şirket için zorunlu hale getirilmiş ve getirilmektedir” dedi.
ÇÖZÜM YOLLARININ HEPSİNE
AÇIĞIZ
Oluşturulan komite sayesinde sorunların çözüleceğine olan inançlarının tam olduğunu vurgulayan Sanlı,
“KGK’dan eğitim konusundaki sıkıntılarımızın giderilmesi konusunda talebimiz var. Ancak biz sanki bu
eğitimlere karşı duruyormuşuz gibi bir algı yaratılıyor,
böyle bir durum yok. Biz TÜRMOB eğitimlerinin neden
değerlendirilmediğiyle ilgili bir bekleme süreci içerisindeydik. TÜRMOB eğitimlerinin bir eksiği varsa bunları
ta¬mamlamaya hazırız. Türkiye genelinde bu eğitimleri
tekrarlamaya, müfredatı değiştirmeye de hazırız. Hatta
üniversitelerle iş birliği yapmaya da açığız. Bizim talebimiz TÜRMOB tarafından verilen bu eğitimlerin değerlendirilmesi yönünde. Biz KGK’nın önümüze koyacağı
çözüm yolla¬rının hepsine açığız” dedi.
KGK OLARAK SORUNLARI
ÇÖZMEYE HAZIRIZ
KGK olarak meslek mensubunun ve meslek örgütünün
sorunlarını çözmeye her zaman hazır olduklarını vurgulayan KGK Başkanı Baş, “KGK olarak atabileceğimiz adımlar varsa bunları yapmaya, ilgili bakanlıklar nezdinde de
girişimde bulunmaya hazırız. Önümüzdeki süreç daha
fazla istişare, daha fazla görüş alışverişinde bulunacağımız bir süreç. TÜRMOB ve KGK tarafından oluşturulan çalışma grubunun ortaya koyacağı çözüm önerileri
çerçevesinde KGK olarak bakanlık nezdinde çalışmalar
yapacağız” dedi.
SÜRE TEKRAR GÖZDEN
GEÇİRİLMELİ
Sanlı, ayrıca bağımsız denetçi olunması konusunda 15
yılı dolduran meslek mensupları açısından bir sıkıntı
olmadığını belirterek, “Ancak bu süreyi doldurmayan
genç meslektaşlarımız için yeni bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu sürenin gözden geçirilmesini talep
ediyoruz. Bunun için dünya uygulamaları incelenerek
gerekirse bir ülke belirlenerek bir orta yol bulabiliriz. Biz
15 yılını doldurmamış meslektaşlarımızla ilgili iyileştirme
istiyoruz” dedi.
SÖNMEZ: MESLEK MENSUPLARININ SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİR
Toplantı, açılış konuşmalarının ardından toplantıya
katılan oda başkanlarının konuşmalarıyla devam etti.
BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Yıllardır
çözüm bekleyen sorunlarımıza her geçen gün yenileri
eklemekte ve bu eklenenler de bizi faaliyetlerimizi yürütürken zorlamaktadır. Bunlardan biri de 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ile ilgilidir. Pilot uygulama, Bursa ve
Gaziantep’te başladı. İşyerlerine ve çalışanlara ait kimlik
bildirimlerinin yapılması her ne kadar işverenlere verilmiş bir görev olsa da, görev işverenlerce bize, meslek
mensuplarına aktarılmakta ve bizler tarafından yerine
getirilmesi istenmektedir. Birçok görev ve sorumluluğumuz arasında bir de kimlik bildirimi gibi mesleğimizi ilgilendirmeyen konularla uğraşmak bizi asıl görevlerimizi
yapamamamız noktasına getiriyor. Yapılacak bir düzenleme ile bu iş internet üzerinden yapılabilir. Umarım ki
önümüzdeki süreçte meslek mensuplarının bu ve benzeri
iş yüklerini azaltan adımlar atılır” şeklinde konuştu.
KGK BAŞKANI BAŞ: SORUNLARI
ÇÖZMEYE HAZIRIZ
Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı Seyit Ahmet Baş ise konuşmasında, bağımsız denetim açısından sadece meslek mensubu ifadesini
kullandıklarını vurgulayarak, “Meslek Yasasında unvanlar ve yapacağı işler düzenlenmiştir. Meslek yasamızda
ünvanlar düzenlenmiştir. Bağımsız denetim açısından
sadece meslek mensubu vardır. Kamu gözetim uygulamaları açısından da sadece meslek mensubu vardır”
dedi. TÜRMOB’un 25 yılı geride bıraktığını ifade eden
Baş, “Mesleğe yönelik beklentiler arttıkça, dünya uygulamaları değiştikçe ve biz de bunlara ayak uydurmaya ça-
27
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Faaliyetler masaya
yatırıldı
BSMMMO Koordinasyon Toplantısı,
Sümbüllü Bahçe Konağı’nda yapıldı.
B
BSMMMO tarafından belirli periyotlarla düzenlenen ve faaliyetlerin masaya yatırıldığı koordinasyon toplantısı, kurul, komisyon ve
ilçe temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Koordinasyon Toplantısı, Sümbüllü Bahçe Konağı’nda gerçekleşti. BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in yanı sıra Oda
Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda Saymanı Ali Çevdir,
Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Uçar, Ali Nazım Tekelioğlu
ve Hüseyin Kahraman’ın da hazır bulunduğu koordinasyon toplantısına, kurul üyeleri, Oda Meclis Divanı, ilçe
temsilcileri ve çalışma komisyonlarının başkanları da katıldı. Koordinasyon toplantısının açılış konuşmasını yapan Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda çatısı altında yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verirken, Kamu
Gözetim Kurumu ile içinde bulunulan sürece ilişkin de
bilgilendirme yaptı.
Ahmet Hikmet Sönmez’in bilgilendirme içerikli açılış konuşmasının ardından ise toplantı, komisyon başkanlarının tek tek söz alarak görüşlerini paylaşmaları ile devam
etti. Yürüttükleri faaliyetlerden bahseden komisyon başkanları, görüş ve önerilerini paylaşma fırsatı da buldu.
Toplantının devamında ise BSMMMO Kurul Üyeleri, Oda
Meclis Divanı Üyeleri, ilçe temsilcileri de tek tek söz alarak, görüş ve önerilerini paylaştılar.
28
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Oda Meclisi üçüncü
toplantısını gerçekleştirdi
BSMMMO’nun 12’nci Dönem 3’üncü Olağan Meclis Toplantısı, BAOB Yerleşkesi’ndeki Oda
Hizmet Binası’nda gerçekleşti.
BSMMMO tarafından belirli periyotlarla düzenlenen ve faaliyetlerin masaya yatırıldığı koordinasyon toplantısı, kurul, komisyon ve
ilçe temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.
dinasyon toplantısına, kurul üyeleri, Oda Meclis Divanı,
ilçe temsilcileri ve çalışma komisyonlarının başkanları
da katıldı. Koordinasyon toplantısının açılış konuşmasını yapan Oda Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda
çatısı altında yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verirken, Kamu Gözetim Kurumu ile içinde bulunulan sürece
ilişkin de bilgilendirme yaptı. Ahmet Hikmet Sönmez’in
bilgilendirme içerikli açılış konuşmasının ardından ise
toplantı, komisyon başkanlarının tek tek söz alarak görüşlerini paylaşmaları ile devam etti. Yürüttükleri faaliyetlerden bahseden komisyon başkanları, görüş ve önerilerini paylaşma fırsatı da buldu. Toplantının devamında
ise BSMMMO Kurul Üyeleri, Oda Meclis Divanı Üyeleri,
ilçe temsilcileri de tek tek söz alarak, görüş ve önerilerini
paylaştılar.
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) Koordinasyon Toplantısı, Sümbüllü Bahçe Konağı’nda gerçekleşti. BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in yanı sıra Oda
Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda Saymanı Ali Çevdir,
Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Uçar, Ali Nazım Tekelioğlu ve Hüseyin Kahraman’ın da hazır bulunduğu koor-
29
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
Yarım kalan hayatlar diyarı:
SOMA
SOMA’lılar maden ocağının kapanmasını değil
can güvenlikleri sağlanarak çalışabilmeyi istiyor!
Soma ziyareti; BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda
Sekreteri Sabiha Işık, Oda Saymanı Ali Çevdir, Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Uçar, Çevre Sağlık ve
Spor Komisyonu Sekreteri Sertaç Konya ve Huriye Canan Tunar’ın katılımıyla gerçekleşti.
Soma’da hayatlar 13 Mayıs’tan beri
hep karanlık. Umutların yerini endişe, hayallerin yerini katlanması
zor acılar almış. Her sokakta, her
yuvada ayrı bir keder. Yaşanan tüm
acılara rağmen ise Soma halkı madenin kapanmasını istemiyor. İstedikleri yalnızca, ölüm tehlikesi en
aza indirilmiş ekmek teknelerinde
güvenli bir şekilde çalışabilmek...
çare bulamayan 40 yaşlarında başka bir kadın… Babasının 40 mevlidinde lokma döken genç bir kız çocuğu…
Ayağı kırıldığı için raporlu olduğundan facianın yaşandığı
gün madene gitmediği için şans eseri hayatta kalan 30
yaşlarında bir genç… Kurtulduğuna, hayatta kaldığına
sevinemeyen. Arkadaşlarını, dostlarını, akraba ve yakınlarını göçük altına gömmenin acısını yaşayan Somalı madenci genç. ‘Gerekirse her gün soğan ekmek yeriz, ama
sen madende çalışma”’ diyen endişeli bir eş… Babalarının mezarlarına karne götüren, oyuncaklarını bırakan
geleceği çalınmış çocuklar... Ve daha niceleri... Bunlar,
13 Mayıs 2014 tarihinde ateşin düştüğü Soma’daki 301
yuvadan yalnızca yedisi...
H
ayallerini, umutlarını, geleceğini kısacası hayatını göçük altında bırakmış 25 yaşlarında bir
kadın… Biri 6 aylık, diğeri 2 yaşında iki çocuk
annesi… En sevdiğini, hayat arkadaşını hiç
dönmemek üzere ekmek parasını kazandığı yerin metrelerce altındaki işine uğurlamış acılı bir anne… Çocuklarının ileride soracağı ‘Babam Nerede?’ sorusuna vereceği
cevabı, her defasında boğazında düğümlenecek, hayatı
çalınan 25 yaşında bir kadın… Çok değil birkaç ev ötesinde 23 - 24 yaşlarında bir acılı kadın daha… 2 buçuk
yaşında bitkisel hayatta yaşayan çocuğuyla baş başa…
Makinalara bağlı yaşamını sürdüren çocuğunun acısına
dayanamazken, kocasını diri diri toprağa gömmenin acısına katlanmak zorunda kalan bir anne… 12 yaşındaki
kızının her gün, ‘Babamı özlüyorum’ diye ağlayışlarına
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BSMMMO’DAN YEDİ AİLEYE
MADDİ YARDIM
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası olarak,
yarım kalan hayatların diyarı Soma’yı maden faciasının
yaşandığı 40’ıncı gününde ziyaret ettik. Acılarını paylaşmak, dertlerine biraz olsun derman olabilmek, acılı
yaralarını elimizden geldiğince sarabilmek adına. Soma
yararına BSMMMO çatısı altında düzenlediğimiz çeşitli
etkinliklerde üyelerimizden toplanan bağışları, acılı ailelere ilettik. Maddi manevi yüklerini biraz olsun hafifletebildiysek ne mutlu bizlere... BSMMMO Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez, Oda Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda
Sekreteri Sabiha Işık, Oda Saymanı Ali Çevdir, Yönetim
30
BBilanço
bağladı. Maaşlar, sigorta numarasının son rakamına
göre geçtiğimiz ay içinde madenci yakınlarına verildi.
Ölen 67 madencinin yakınına maaş bağlanması için ise
yasal değişiklik yapılması gündemde. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Yadigar Gökalp İlhan, süreçle ilgili
şunları anlattı: “Ölen 301 işçiden 234’ünün 578 yakınına
hem ölüm hem de gelir aylığı bağlandı. Geriye kalan 67
işçinin ise 5 yıl 900 gün sigortalılık süresi dolmadığı için
maaşları bağlanamadı. Dosyaların tamamını inceledik.
Ölüm aylığına hak kazanamayan ve yasal şartları oluşmayan tüm şehit madencilerimizle ilgili yasal değişikliği
en kısa sürede yapacağız. Çalışmaları tamamladık. Bu işçilerimizin yakınlarının da önümüzdeki ay maaş almasını
sağlayacağız.”
MADENİN KAPANMASINI DEĞİL
GÜVENLE ÇALIŞABİLMEYİ
İSTİYORLAR
Soma’da 13 Mayıs’ta yaşanan ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan facianın yaraları sarılmaya devam
ederken, ülke genelinde hakim görüş facianın meydana
geldiği maden ocaklarının kapanması yönünde. Ancak,
ekmeklerini maden ocaklarından çıkaran Somalılar, farklı
görüşte. Soma’da yaşayan ve ‘Kömür biterse, Soma da
biter’ diyen, ocakların açılmasını dört gözle bekleyen insanlar var. 105 bin nüfuslu Soma’da 15 bin işçi madende
çalışarak hayatını sürdürüyor. Çalışanların ailelerini de
hesaba katınca geçimini madenden sağlayanlar, 45 bin
kişiyi buluyor. Burada bütün sektörler kömüre dayalı,
Türkiye’nin her yerine buradan kömür gidiyor. 53 köy,
18 mahalleden oluşan Soma’da maden ocaklarının kapatılması, geçimin bitmesi anlamına geliyor. Somalılar,
ocakların kapanmasını çözüm olarak görmüyor, iş güvenliği tedbirlerinin hızlandırılarak alınması gerektiğini
düşünüyor. Açıkçası; Soma’lılar maden ocağının kapanmasını değil de ölmeden çalışabilmeyi istiyor!
Kınık - Elmadere köyünden bir şehit yakını
Kurulu Üyesi Hasan Uçar, Çevre Sağlık ve Spor Komisyonu Sekreteri Sertaç Konya ve Huriye Canan Tunar’ın
katılımıyla gerçekleşen ziyarette, Bursa heyetini Manisa
SMMM Odası Soma İlçe Temsilciliği karşıladı. İlçe Temsilcisi Fatih Kaya ve İlçe Temsilci Yardımcısı Nuri Kumral eşliğinde ilk olarak Soma merkeze giden BSMMMO
heyeti, burada 3 aileye, Elmadere Köyü’nde ise 4 aileye
olmak üzere, maden faciasında mağdur olan 7 aileye
maddi yardımda bulundu.
BİR DAHA YAŞANMAMASINI
DİLİYORUZ
Ziyarette konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet
Sönmez, Odamızda Soma yararına düzenlemiş olduğumuz etkinliklerde, meslektaşlarımızın ve kamuoyunun
yoğun ilgisi ve katılımı ile toplanan yaklaşık olarak 7 bin
TL tutarında bağışı, BSMMMO Yönetim Kurulu olarak, 21
Haziran’da Soma merkezde 4 aile ve Elmadere Köyü’nde
3 aileye ulaştırmış bulunmaktayız. Bir daha asla yaşanmamasını temenni ettiğimiz, temenni etmekle kalmayıp
sorumluların yargı önünde hesap vermesi için sürecin
sonuna kadar takipçisi olacağımız böylesi bir faciada
amacımız elbette devletin ya da sorumluların üstlenmesi
gereken ödevleri yerine getirmek değil. Bizim kurum olarak tek amacımız, Soma’da canlarından can yitiren madenci ailelerinin acısına ortak olmak, gücümüz yettiğince
onları bu sıkıntılı dönemde yalnız bırakmamak” diye konuştu. BSMMMO Başkanı Sönmez, bağışlarıyla destekte
bulunan tüm meslektaşlarına da teşekkür etti.
MADENCİ YAKINLARINA
MAAŞ BAĞLANDI
Öte yandan; Soma’da yaşanan maden faciasının ardından harekete geçen hükümet, ölen 301 madenciden
234’ünün yakınlarına bin 400 ila 2 bin lira arasında maaş
Soma Şehitliği
31
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS 2014
ha b e r
Sorularla Çocuk
Gelinler Sorunu
Avukat Eray KARINCA
1- ÇOCUK GELİN İFADESİ NEDEN
YANLIŞ?
içerdiği masumiyet yanında, meselenin tüm boyutlarını görmemizi engellediği ve konunun ciddiyetine vurgu
yapmaya yetmediği için sorunlu. Daha da önemlisi arka
planda yapılması gereken politik ve toplumsal cinsiyet
eşitsizliği gibi kavramsal tartışmaları da sınırlıyor ve örtüyor. Örneğin Islam yorumuna göre” kizlar regl olana
kadar “cocuk.” Ama regl olduktan sonra değil.
Medyanın çok kullandığı ve ilk elde kulağa hoş gelen
“Çocuk Gelin” kavramı, çocuk ve gelin sözcüklerinin
2-NEDEN “ERKEN VE ZORLA
EVLİLİKLER” DENMELİ?
Öncelikle zorla evlendirme, herhangi bir yaş sınırı olmaksızın çok ciddi sorunlara sebep olabiliyor. Öte yandan erken evliliklerin yalnızca 18 yaş ile sınırlanması, 18
yaş üzeri olmasına rağmen psikolojik, fiziksel, duygusal,
cinsel, psikososyal gelişimini tamamlamamış gençlerin
evliliklerini de içermiyor. Kaldı ki farklı toplumsal düzeylerde ve algılarda algılarda çocuk kavramı ergenlige geçiş
ile de sınırlandırılabiliyor. Bu nedenlerle erken ve zorla
evlilikler demek daha kapsayıcı.
3- MEVZUATIMIZA GÖRE ERKEN
YAŞTA EVLİLİK NEDİR?
Mevzuatımıza göre, reşit olmadan yapılan evlilik ya da
diğer bir ifadeyle çocuk yaşta evlilik 18 yaşından küçük
olan bir kişinin, resmi ya da resmi olmayan bir şekilde
evlilik bağıyla bağlanması anlamına gelmektedir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 124/1. ve 126.
maddeleri gereğince onyedi yaşını dolduran küçük, hakim kararına gerek olmaksızın yasal temsilcisinin izniyle
evlenebilir.
Ancak Medeni Kanunun 124/2. maddesi ile 128. maddesinde belirtilen durumlarda ise, küçüğün evlenmesine ancak mahkeme kararıyla izin verilebilir. Yani çocuk
onaltı yaşını doldurmuş, onyedi yaşını doldurmamışsa,
“hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebep-
Grafik Tasarım: Murat KARA
Süleyman Demirel Üniversitesi
32
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
verilerine göre, Türkiye’deki her 3 evlilikten biri “çocuk
yaşta” yapılmıştır. UNFPA araştırma verilerine göre 2011
yılında Türkiye’de 20 bin aile, 16 yaşından küçük kızlarını
evlendirebilmek için yargıya müracaat etmiştir. Yine aynı
verilere göre, Türkiye genelinde 181 bin 36 çocuk gelin
bulunmaktadır.
Dini nikâhların kayıt altına alınmaması doğru istatistiksel
verilere ulaşmayı mümkün kılmamakla birlikte, Türkiye
İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı, “İstatistiklerle
Aile 2012” bülteninde; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
yalnız dini nikah kıyılarak evlenenlerin sayısı % 8,6’dır.
Çocuk yaşta evlenen kadınlar çocuk bakımı ve ev sorumluluğu üstlendiklerinde, öğrenim hayatlarına son
vermekte ve böylece bu çocukların öğrenim haklan ellerinden alınmaktadır. TÜİK’in verilerine göre 2011-2012
öğretim yılında kadınlarda okullaşma oranının, ortaöğretimde %66,1 olması da bunu doğrulamaktadır.
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2008 verilerine göre; Türkiye’de kadınların yüzde 24’ü 18 yaşından
daha küçük yaşta evlenmiştir.
Ülkemizde gebeliğe bağlı anne ölümlerinin %5,9’u, 1519 yaş grubundadır. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre
ise, 20 yaş altındaki anneler ve bebeklerinde, perinatal
bebek ölüm oram, 20 yaş üstü annelerin bebeklerine
göre %50 daha fazladır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 3 üncü maddesine göre; “Çocuk: Daha erken
yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi..
.ifade eder.” hükmü ile çocukluğun sınırları kanunla 18
yaş olarak belirlenmiştir. (Kaynak TBMM Kadın Erkek
Fırsat Eşitliği Komisyonu, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi amacıyla resmi nikâhı olmayan kişilere dini nikâh
yapılmasına verilen cezalarla ile ilgili yasa teklifleri birleştirilerek görüşülmesine ilişkin oturum)
Grafik Tasarım: Gizem Mehmetoğlu
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
le onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir”.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yol açtığı önemli bir sorun olan bu evlilikler, fırsat eşitliğinin önündeki en büyük
engellerden biridir ve temel olarak kadınları etkilemektedir.
6- ERKEN YAŞTA EVLİLİK KIZ ÇOCUKLARININ İNSAN HAKKI İHLALİ
MİDİR?
4- MEVZUATIMIZDA DİNİ NİKAH
NASIL DÜZENLENMİŞTİR?
Kız çocuklarının kendilerini koruyamayacak yaşta evlendirilmeleri, en temel insan hakkı olan eğitim haklarının
önünde en büyük engeldir. Nüfusun yarısı olan kız çocukların, kadınların eğitim fırsatından yoksun kalması,
ülkenin gelişmesini, kalkınmasını ve demokratikleşmesini de engelleyecektir. Öte yandan, fiziksel ve psikolojik
olarak gelişimini tamamlamadan onlardan eş, kadın ve
anne olmaları çok ciddi sorumluluklar yüklenmeleri istenmektedir.
Türk Medeni Kanununun 143 üncü maddesi uyarınca,
“resmi nikâh kıyılmadan dini nikâhın kıyılamaz. Türk Ceza
Kanununun 230 uncu Maddesinin (6) ıncı fıkrasında, evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren
belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan
kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Buna karşın her evlilik resmi nikâhla yapılmamakta,
öngörülen cezai yaptırım caydırıcı olamamaktadır. Resmi
nikâh yapılmadan, yalnız dini nikah kıyılarak yapılan evlilikler kadını hukuki güvenceden yoksun bırakmaktadır.
7- ERKEN YAŞTA VE ZORLA EVLİKLER NASIL ÖNLENİR?
Yeniden hatırlatalım ki Medeni Kanuna göre evlilik yaşı
17 yaşını bitirme koşuluna bağlıdır (MK.124). Türk Ceza
Kanununa göre resmi nikah yapılmadan evlendirilme
5- SAYILARLA ERKEN EVLİLİK?
Birleşmiş Milletler Nüfus Vakti (UNFPA) 2012 Türkiye
33
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
kaçırılmadan ataerkil kültürün başta dil, din ekonomik ve
kültürel güçlerden beslenen tüm damarları tek tek koparılmalıdır. Örneğin “bayan” sözcüğü yerine, kız çocukları
dışında “kadın” sözcüğü yeğlenmelidir.
8- KANUNDAKİ OLAĞANÜSTÜ
DURUM VE PEK ÖNEMLİ SEBEP
NEDİR?
TMK 124/2 maddesi uyarınca, “Hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.”
pek önemli sebebe, literatürde “cinsel ilişki kurmadan
duramama hastalığı” örnek olarak verilir. Buna bir de
gebelik hali eklenebilir. Buna karşın, uygulamada mahkemeye yapılan başvuruların büyük çoğunluğunda “kızın adının çıkacağı, nişanlının eve sık gelip gittiği gibi
“namus orjinli” taleplerin yapıldığı görülmektedir. Mahkemeler ise bu tür başvuruları, talebe karşı çıkan olmadığı, anne baba ve çocuk da -belki ilk defa önemsendiği,
takılar ve cicili elbiselerle kandırıldığı için- istediği için
temyiz edilmeyecek düşüncesiyle pek önemli sebep
olup olmayacağını irdelemeden kabul etmektedir. Önerim Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu tür kararları
araştırıp bulması ve kanun yararına temyiz edilmelerini
sağlamasıdır.
9- ERKEN YAŞTA VE ZORLA
EVLİLİKTE EKONOMİK KAYGILAR
VAR MIDIR?
Ankara 8. Aile mahkemesi hakimi iken bir davada, anne
babaya neden kızlarını erken evlendirmek istediklerini
sordum: “Nişanlısı eve çok girip çıkıyor, dedikodu olmasın” dediler.” Ben, “Buna inanmıyorum, artık gençler
sokaklarda sarmaş dolaş dolaşıyor, bana gerçek nedeni
söyleyin” dediysem de başka yanıt vermediler. Sonuçta yasadışı bir beraberlik yaşayabilecekleri tehlikesine
karşın, davayı yine de reddettim. Kararı öğrendiği anda
baba, sağ elinin tersini de sallayarak “Zaten altı boğaz”
dedi. Hemen bu sözleri “davanın reddine” ifadesinin altına parantez içinde babanın ağzından geçirttim. Devamında da talebin asıl nedeninin ekonomik kaygılar olduğu,
babanın sofradan bir boğaz daha eksilmesi için bu evliliğe onay verdiğini belirterek, İL Sağlık Müdürlüğü’ne, “ailenin ve kız çocuğunun erken yaşta evliliğin sakıncaları
konusunda bilgilendirilmesi” Belediye ve Sosyal Yardımlaşma Fonuna “ailenin ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi için müzekkereler yazılmasına “diye ekledim.
Grafik Tasarım: Ayşe İRİ
Marmara Üniversitesi
suçtur (TCK 230/6). Çocuk Hakları Sözleşmesine göre
ise, 18 yaşına kadar her insan çocuktur, korumak ve
desteklemek gerekir.
“Çocuk Gelinler” sorununu görmezden gelmek, Medeni
Kanunun, Ceza Kanununun, uluslararası sözleşmelerden
doğan taahhütlerin ve kız çocuklarının insan haklarının
ihlal edilmesi demektir. Öyleyse yasalarda yazılı kurallar,
yaptırımlar kararlılıkla uygulanmalı, yasayı ihlal eden her
olay ciddiyetle takibe alınmalıdır. Ancak sorunun temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu gözden kaçırılmamalı, Anayasa’nın, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara
sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik
ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” diyen 10. Maddesi
uyarınca, sorunun temelindeki cinsiyet eşitsizliği gözden
34
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Çimenleri
ezdirmeyeceğiz!
BSMMMO tarafından, İsrail’in Filistin’e yönelik kanlı saldırılarını protesto etmek üzere,
basın açıklaması düzenlendi.
İsrail’in Filistin’e yönelik kanlı saldırılarının bir an önce son bulması gerektiğini söyleyen BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
“Bu vahşete dur demesi gerekenler, suspus olmayı tercih ediyor.
BM ise kınama mesajlarıyla durumu kurtarmaya çalışıyor. Oda
olarak, zulüm karşısında sessiz kalanları teşhir etmeye, lanetlemeye
devam edeceğiz. Fillerin ayağına
batan diken olacağız. O çimenleri
ezdirmeyeceğiz!” dedi.
bir sakınca görmüyor. IŞİD canilerinin vahşet görüntüleri
hala belleklerimizde taze iken, bu kez halay çekerek kan
dökmeye giden İsrail askerlerinin görüntüleri içimizdeki
öfkeyi kabartıyor.”
BU VAHŞET BİR AN ÖNCE
SON BULMALI!
Tüm İslam aleminin sabır, hoşgörü ve dayanışmanın
sembolü olan Ramazan ayının mutluluğunu yaşadığı şu
günlerde, İsrail’in Gazze’de başlattığı katliamın bir haftalık bilançosunun korkunç boyutlara ulaştığını söyleyen
BSMMMO Başkanı Sönmez, ölüm kusan uçakların binlerce hedefi vurduğunu; içlerinde çocuk ve kadınların da
bulunduğu yüzlerce Filistinli’nin ölümüne sebep olduğunu ve binlerce kişinin de yaralandığını kaydetti. Evini terk
edip kaçanların sayısının 20 bine dayandığını kaydeden
Ahmet Hikmet Sönmez, “Bu vahşete dur demesi gerekenler ise maalesef aynı kanlı senaryoda kendilerine rol
verildiğinden sus pus olmayı tercih ediyor. Birleşmiş Milletler kınama mesajlarıyla durumu kurtarmaya çalışıyor.
Daha fazla masum kanı akmadan bu şiddet, bu vahşet
bir an önce son bulmalı. Tüm dünya halkları bu zulme
karşı sesini yükseltmeli. Sesimiz ne kadar gür çıkarsa
sağır kulakları o kadar rahatsız eder, gerçekleri duymak,
harekete geçmek zorunda bırakırız” şeklinde konuştu.
Sönmez, sözlerini şöyle sonlandırdı: “İşte biz bu nedenle gücümüz yettiğince haykırıyoruz: Gazze’den, Irak’tan,
Suriye’den, tüm Ortadoğu’dan, halkların kardeşçe yaşadığı tüm topraklardan o kanlı ellerinizi derhal çekin! Bizler Bursa Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası
olarak, doğru bildiğimizi söylemekten asla geri durmayacağız. Zulüm karşısında sessiz kalanları teşhir etmeye,
lanetlemeye devam edeceğiz. Fillerin ayağına batan diken
olacağız. O çimenleri ezdirmeyeceğiz!”
B
ursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Odası’nca (BSMMMO), İsrail’in Filistin’e yönelik kanlı saldırılarını protesto etmek üzere,
basın açıklaması düzenlendi. BSMMMO’nun
BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında, yönetim kurulu
üyeleri ve meslek mensuplarının da katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasının metnini, Oda Başkanı Ahmet
Hikmet Sönmez okudu. “Ortadoğu üzerine yıllardır oynanan oyunlar, bölgeyi kapitalizmin çıkarları doğrultusunda
yeniden şekillenmek üzere bir süre önce düğmesine basılan vahşi bir planla kan dökmeye, can almaya devam
ediyor” diyen BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez,
şöyle konuştu: “Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nı kendi
iğrenç planlarını uygulamak için fırsat görenler, Irak ve
Suriye’den sonra yıllardır acılarla ve gözyaşlarıyla yoğrulan Filistin topraklarını da bir kez daha karıştırmaya çalışıyor. Birilerinin çıkarları uğruna Gazze’de yine masum
siviller, kadınlar, çocuklar can veriyor. Emperyalizmin
füzeleri engelli rehabilitasyon merkezini vurmakta dahi
35
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ha b e r
‘Yaşar Ne Yaşar, Ne Yaşamaz’a
renkli prömiyer
BSMMMO Tiyatro Topluluğu, Aziz
Nesin imzalı yeni oyunları ‘Yaşar
Ne Yaşar, Ne Yaşamaz’ı ilk kez Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nda sahneledi. Soma yararına sahnelenen
oyuna, meslek mensupları ve aileleri büyük ilgi gösterdi.
bir performans sergiledi. ‘Vatandaş’ Yaşar’ın bürokrasi
karşısındaki ezikliğinin mizahi bir dille anlatıldığı oyunun
konusu ise şöyle:
Yaşar, okula başlarken nüfus kaydına göre ölmüş olduğunu öğrenir. Bundan sonra hiçbir olayda da yaşadığını
anlatamaz. Ama iş babasının vergi borcunu ödemeye
gelince ‘resmen ölü’ olduğunu söyleyip kurtulamaz da...
Sevdiği kızla evlenemez, çünkü nüfusta kaydı yoktur.
Babasından kalan mirası alamadığı gibi, yaşadığını ispat
için başvurduğu bürokrasi girdabında kaybolur. Baba
olur, oğlunu nüfusa kaydettiremez ve memura hakaretten düştüğü cezaevinde hayatı öğrenir.
E
rdem Erdoğan yönetimindeki Bursa Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO)
Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından
oluşan ekibi, Soma yararına ‘Yaşar Ne Yaşar, Ne
Yaşamaz’ adlı iki perdelik tiyatro oyununu ilk kez sahneledi. BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, Oda
Başkan Yardımcısı Ömer İşci, Oda Sekreteri Sabiha Işık,
Oda Saymanı Ali Çevdir ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan
Uçar’ın da hazır bulunduğu tiyatro gösterimi, meslek
mensupları ve ailelerinin de yoğun katılımıyla gerçekleşti.
ELDE EDİLEN GELİR SOMA’YA
Bilet satışından elde edilen gelirin, Soma’ya bağışlandığı tiyatro gösteriminin sonunda, oyunun yönetmeni
Erdem Erdoğan’a plaket takdim edildi. Plaketi takdim
etmek ve meslektaşlarını tebrik etmek üzere sahneye çıkan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, “Sosyal
Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikler Komisyonumuzun
katkılarıyla, Soma yararına bir dizi etkinlik düzenledik.
Bu etkinliklerde meslektaşlarımızın ve kamuoyunun yo-
DEVLET-BİREY İLİŞKİSİ
Aziz Nesin’in devlet-birey ilişkisini sorguladığı oyunda,
meslek mensuplarından oluşan oyuncu kadrosu başarılı
36
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Erdem Erdoğan yönetimindeki Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO)
Tiyatro Topluluğu’nun meslek mensuplarından oluşan ekibi, Soma yararına ‘Yaşar Ne Yaşar, Ne
Yaşamaz’ adlı iki perdelik tiyatro oyununu ilk kez sahneledi.
sonuna kadar takipçisi olacağımız böylesi bir faciada
amacımız elbette devletin ya da sorumluların üstlenmesi
gereken ödevleri yerine getirmek değil. Bizim kurum olarak tek amacımız, Soma’da canlarından can yitiren madenci ailelerinin acısına ortak olmak, gücümüz yettiğince
onları bu sıkıntılı dönemde yalnız bırakmamak” dedi.
ğun ilgisi ve katılımı ile toplanan yaklaşık olarak 7 bin TL
tutarında bağışı, BSMMMO Yönetim Kurulu olarak, 21
Haziran’da Soma merkezde 3 aile ve Elmadere Köyü’nde
4 aileye ulaştırmış bulunmaktayız. Bir daha asla yaşanmamasını temenni ettiğimiz, temenni etmekle kalmayıp
sorumluların yargı önünde hesap vermesi için sürecin
37
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
röportaj
‘Gezmek benim için
bir tutku’
52 ülke ve yüzlerce farklı şehir… Her ülkede her şehirde farklı bir hikaye
2001 yılında ruhsatımı aldım. Lise eğitimimden beri bu
mesleğin içindeyim.
Sizi meslektaşlarınızdan ayıran bir özelliğiniz
gezgin olmanız, Size ‘Gezgin Mali Müşavir’ diyebilir miyiz?
Sanırım diyebilirsiniz.
Şimdiye kadar kaç ülke gezdiniz? Nereler bu ülkeler?
52 ülke gezdim. İngiltere, İskoçya, Tayland, Singapur,
Malezya, Fransa, ispanya, Maldivler, İtalya, Dubai, Ürdün… Aslında Avrupa’da gitmediğim ülke yok. Şimdilerde gidemediğimiz Mısır, Lübnan ve Suriye’ye gittiğim
için de ayrıca şanslı olduğumu düşünüyorum.
Oda Yönetim Kurulu Sekreteri Sabiha IŞIK,
Smmm. İlkay MUTLUAY ile röportaj yaptı.
Çoğu meslek mensubu, işlerinin yoğunluğuna
yetişememekten yakınırken, siz nasıl gezmeye
fırsat buluyorsunuz?
Bursa Bilanço Dergisi olarak, bu sayımızda
“Farklı insanlar tanımak, farklı yerler ve kültürler görmek benim tutkum” diyen Smmm. İlkay
Mutluay’ı konuk ettik sayfalarımıza. Şimdiye kadar İngiltere’den İskoçya’ya, Tayland’dan
Singapur’a, Malezya’dan Maldivler ve Dubai’ye
kadar 52 farklı ülke ve yüzlerce şehir gezen
Smmm. İlkay Mutluay ile tutkuyla gezdiği ülkelere yolculuk ettik adeta… İşlerinin yoğunluğundan fırsat bulur bulmaz, soluğu yabancı kültür
ve coğrafyalarda alan İlkay Mutluay’a gezmeye
nasıl zaman ayırabildiğini sorduk.
“İyi ve güzel bir biçimde yaşamanın sırrı, yeni yerler ve yeni kültürler tanıma arzusunu kaybetmemekten geçer” diyen İlkay Mutluay’dan en keyif
aldığı yolculuğunu dinledik. En az maliyetle gezdiği
ve paranın su gibi aktığı ülkeleri sorduk. “Bu tutku
içine aldı mı sizi onsuz yapamayacaksınız” diyen
Smmm. İlkay Mutluay ile yaptığımız keyifli söyleşimiz…
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1975 yılında Orhangazi’de doğdum.
Mesleki ruhsatı kaç yılında aldınız? Kaç yıldır
mesleğin içindesiniz?
38
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
Bunun sırrı;
-İşlerinizde belli bir düzeni oturtmak mı?
-Önceliklerinizin farklı olması mı?
İşlerimde düzenli çalışırım. Hiçbir işi ertelemem zamanından önce yaparım ki kendime zaman ayırabileyim.
Gezmek, farklı yerleri görmek sizin için ne ifade
ediyor?
-Bir stres atma yöntemi mi?
-Bir tür alışkanlık mı?
-Hayat felsefesi mi? Yoksa tutku mu?
Farklı insanlar tanımak, farklı yerler ve kültürler görmek
benim tutkum. Bu duygu çok farklı bir şey. İnsan içindeki
gitmek duygusuna engel olamıyor çoğu zaman.
Size gezilerinizde eşlik eden biri var mı?
Gezilere genellikle arkadaşlarımla gidiyorum. Bazen 2
kişi çıkıyoruz. Bazen de grup olarak gidiyoruz.
Peki, gezilerinizde yanınızda olmazsa
olmazlarınız neler?
Gezilerde yanımdan ayırmadığım sırt çantam, şehir haritası, otel adres kartı, fotoğraf makinesi ve atıştırmalık çikolata, kraker. Bir de olmazsa olmazım hazır çorbalarım.
Gezilerinizi ağırlıklı olarak neye göre planlıyorsunuz?
(Bölgesel, tarihi mekanlar, kültür,…)
Gittiğim ülkede tarihi yerlerin hepsine gitmeye çalışıyo-
BBilanço
rum. İnternetten şehir ve ülke hakkında bilgi ediniyorum
özellikle daha önce o ülkeye giden kişilerin gezi yazılarını
ve bloglarından beni ilgilendiren kısımlarını çıkarıyorum.
Ve o ülkede bulunduğum süreyi çok iyi değerlendirmek
istiyorum.
“En çok şu ülke beni etkiledi” dediğiniz neresi
var?
Beni en çok Singapur ve İngiltere insana verilen değer
yönünden ve ulaşım yönünden etkiledi. Tayland ise yaşam tarzı olarak değişik geldi. Tayland’da evlerde mutfak
olmaması bana çok ilginç gelmişti. Orada sokaklarda yemek köşeleri kuruluyor. İnsanlar oradan yiyeceklerini alıp
bir köşeye oturup, o şekilde karınlarını doyuruyorlardı.
di. Bizi arabasıyla gideceğimiz yere götürmüştü. Bu da
unutamayacağım bir anı olmuştu. Son olarak da Floransa
anımı paylaşabilirim. İtalyanlar kesinlikle İngilizce konuşmak istemiyorlar. Floransa’da otobüs şoförü ile o İtalyanca, ben İngilizce konuşarak çok güzel anlaşmıştık…
Peki umduğunuz bir tabloyla karşılaşmadığınız,
gittiğinizde hayal kırıklığına uğradığınız bir ülke
oldu mu?
Hayal kırıklığına uğradığım olmadı çünkü her ülkenin her
şehrin kendine ait ruhu olduğunu düşünüyorum. Hepsi
çok güzel ve etkileyiciydi.
Gezmek, aynı zamanda farklı damak tatları, lezzetler de demek…
Bu hobinize bir de mali müşavir kimliğinizle bakalım… Kent kent, ülke ülke gezmek; size pahalıya patlamıyor mu? Küçük bütçelerle gezi planları yapabilmek mümkün mü? Yoksa gerçekten
ciddi bir bütçe ayırmak mı gerekiyor?
Tadı damağınızda kalan ve Türkiye’de bulamadığınız, eksikliğini hissettiğiniz bir lezzet var mı?
Tropikal meyvaları çok seviyorum. Özellikle Ejder meyvasını.
Hem bir gezgin, hem de bir mali müşavir olarak,
‘Türkiye’de şu kesinlikle olmalı dediğiniz bir yapı,
kural, mekan, … var mı?
Aslında yurtdışında gezmek düşünüldüğü kadar pahalı
değil. Erken rezervasyonlardan yararlanarak bütün dünya
rahatlıkla gezilebilir. Ben yıl içerisinde gideceğim yerleri
6-7 ay önceden alıyorum. Çünkü tatil tarihi yaklaştıkça
fiyatlar artıyor. Örneğin 4-5 günlük Barselona veya Paris
turu 199 Euro’ya alınabilir.
Özellikle diğer ülkelerde gördüğüm toplu taşıma araçlarına çok önem veriyorlar bütün şehirlerin altında her yere
ulaşabileceğin metro sistemi var. Ve insanlar şehrin bir
ucundan diğer ucuna kolaylıkla gidebiliyor. Altyapıya çok
önem vermişler. Ama bizde böyle bir şey yok. Biz olan
yolları kapatıyoruz. Örneğin nehirden soğuk hava alıp
şehri soğutan ülkeler var. Onları gördükçe, ‘neden bizde
yok’ diye üzülüyorum.
En az maliyetle gezdiğiniz ülke neresi oldu?
En az maliyetle gezdiğim yer Uzakdoğu… Örneğin
Bangkok’ta 24 saat şoför ile kiraladığımız araba 120
TL’ydi. Ve gezilecek her yere gitmiştik. Tekne turları 10
TL’ye geldi.
Peki, meslektaşlarınıza ne tavsiye edersiniz?
“Mutlaka gezip görmelisiniz” dediğiniz nereler
var? (Yurt içi ve yurt dışı)
Peki paranın su gibi aktığı ve harcamalarınızın
tavan yaptığı ülke neresiydi?
Fırsat buldukça yurt dışına çıkmalarını tavsiye ediyorum.
Ben Brugge, Toledo, Barselona, Santorini ve Letonya’ya
gitmelerini tavsiye ederim.
Tabii ki Paris ve Venedik, Bir bardak poşet çaya 25 TL
vermiştim. Kahve ise 40 TL’ydi.
Bu kadar memleket ve insan görmenin, bir de
yol hikayeleri olmalı…
Yolculuk esnasında geçen ilginç bir anınızı bizlerle paylaşır mısınız?
Tabiki çok güzel anılarım ve dostluklarım oldu. Mesela,
Dubai de safariye çıkmıştık. Kum tepelerinin bir tanesinde anons yapıldı. Ses çok tanıdık gelmişti. Merak ettim
ve sesin geldiği yere gittim. Orada, ‘Dünya’yı Geziyorum’
programından Özlem Tuncay’ı gördüm. Onunla çok güzel bir röportaj yapmıştık. Ve o da benim için çok güzel
bir anı oldu. Sonra kendimi televizyonda izlemekten de
büyük zevk aldım. Yine başka bir anımı anlatacak olursam, Tunus’ta birine adres sormuştuk. Tarif edilen yere
gidiyorduk ki aradan 10 dakika falan geçmişti… Arkamızdan birinin seslendiğini ve yanımıza koşarak geldiğini
gördük. Bir baktık bize yolu tarif eden kişiymiş. Ve “Ben
size yolu yanlış tarif etmişim” diyerek, bizden özür dile-
BBilanço
Siz de tatil ve gezilerinizden; oraya özgü hediyeliklerle dönenlerden misiniz?
Evet. Gittiğim her yerden hatıralık eşyalar alırım. Evimde
bir köşem var. Orada hepsini biriktiriyorum.
İlk fırsatta kaçmayı planladığınız yer neresi?
İlk fırsatta gitmek istediğim Küba ve Brezilya var.
Son olarak; röportajımızı okuyacaklara neler
söylemek istersiniz?
39
İnsan kesinlikle bir şeyi yapabileceğine inanmalı, iyi ve
güzel bir biçimde yaşamanın sırrı, yeni yerler ve yeni kültürler tanıma arzusunu kaybetmemekten geçer. Gezmek,
keşfetmek bir tutku içinde olmayan yapamaz. Biraz da
cesaret işi bence… Korkmamak lazım, bir kere bu tutku
içine aldı mı sizi onsuz yapamayacaksınız.
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ge z i
Kaplıcası, köftesi ve
mobilyasıyla ünlü İNEGÖL
40
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
41
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
gezi
kirliliği açısından da Bursa’nın merkez ilçeleri dışındaki
en yoğun hava kirliliği olan ilçedir. İnegöl karayolu ile
İstanbul’a yaklaşık 4 saat uzaklıktadır. İlçede Uludağ Üniversitesi İnegöl Meslek Yüksek Okulu ve 4 yıllık Uludağ
Üniversitesi İşletme Fakültesi bulunmaktadır.
ÖNEMLİ TİCARİ MERKEZLER
Bursa-Eskişehir-Ankara yolu üzerinde, il merkezi
Bursa’yı Ankara’ya bağlayan önemli bir kavşak noktası
niteliğinde olan İnegöl, Yenişehir ilçesinin havaalanına
yaklaşık yarım saat mesafede bulunmaktadır. İnegöl’ün
en gözde caddesi, Eski Garaj olarak bilinen yeni yapılan
İnegöl Alışveriş ve Yaşam başlayarak Ahmet Akyollu
Caddesi’ni takiben Atatürk Bulvarı ve Heykel’in de bulunduğu Park Caddesi üzerinde Atrium Eğlence Merkezi ve
Kültürpark’a kadar devam eden caddedir. Atatürk Bulvarı
üzerinde önemli ticari merkezler bulunmaktadır. Atatürk
Bulvarı (Park Caddesi) dışında kentin diğer önemli caddeleri Ahmet Akyollu Caddesi, Nuri Doğrul Caddesi, Ertuğrulgazi Caddesi ve Osmanbey Caddesi’dir. Günümüzde İnegöl, il merkezi Bursa’ya doğru büyümekte ve hızla
Bursa’ya doğru yaklaşmaktadır.
Okulların tatile girmesi, Mali Tatil
ve Ramazan ayı derken, herkesin
deniz havası solumak ve biraz serinlemek için tatil beldelerine akın
ettiği yaz mevsiminin ortasında,
rotamızı gelişmiş sanayisi, adını ilçeden alan köftesi, mobilyası, Oylat Kaplıcaları, tarihsel dokusu ve
kültür kenti olma özelliğini taşıyan
İnegöl’e çevirdik.
KÖFTESİ VE MOBİLYASI MEŞHUR
İnegöl’ün diğer bir özelliği de adını ilçeden alan köftesi
ve mobilyasıdır. Türkiye’nin Mobilya Kenti İnegöl’de her
yıl MODEF Mobilya ve Dekorasyon Fuarı düzenlenmekte
olup; fuar, ilçede mobilya sanayisinin daha da büyümesine katkı sağlamaktadır.
B
ursa’nın güneydoğusunda ve Bursa şehir merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan İnegöl,
metro hattının Merkez Kestel ilçesine kadar
gelmesi ve yeni Büyükşehir Belediyeleri Yasası
gereğince Bursa’nın merkez ilçelerinden olmuş, bununla
birlikte Doğu Bursa’nın en büyük merkezi haline gelmiştir. Bursa’ya yaklaşık 25 dakika uzaklıkta bulunan ilçenin
nüfusu 236 bin 168’dir. Sanayi istatistikleriyle Bursa’nın
en yoğun ve en büyük sanayi merkezi olan İnegöl,
Türkiye’nin de 16. büyük sanayi merkezidir. Günümüzde
İnegöl, büyük ve modern sanayi kenti olmanın yanı sıra
Türkiye’deki birçok ilden de büyüktür. İnegöl, yeni parkları, geniş caddeleri ve alışveriş merkezleri ile modern bir
Kent görünümündedir.
KOZMOPOLİT BİR İLÇE
Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz
Bölgesi’nden yoğun göç alan İnegöl, tam bir Türkiye mozaiği haline gelmiştir. İnegöl’ün yerli halkı Bursalı olup,
manavlardan oluşmaktadır. Ancak yoğun göçlerle birlikte
İnegöl’de tüm milletlerden çeşitli insanların yaşadığı kozmopolit bir ilçedir.
YOĞUN HAVA KİRLİLİĞİ
İnegöl, medya (basın-yayın) açısından da gelişmiş bir
ilçedir. Anadolu’da birçok ilçede yerel yayın kuruluşu
bulunmazken İnegöl’de 2 yerel televizyon kanalı, 4 yerel
radyo kanalı ve günlük yerel gazeteler bulunmaktadır. Kış
aylarında hava kirliliğini en yoğun yaşayan merkezlerin
başında gelmektedir. Bunun nedeni yoğun sanayi, fabrikaların çokluğu ve kentteki yoğun araç sayısıdır. Hava
İSHAKPAŞA CAMİİ
İnegöl, sanayisinin yanı sıra tarihsel dokusu ve kültür
kenti olma özelliği ile de ön plana çıkmaktadır. Yerli ve
42
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
yabancı turistlerin beğeniyle gezdikleri İshakpaşa Camii, önemli tarihi yapılarından biridir. İshak Paşa çevresi, kentsel dönüşüm çalışması ile İshak Paşa Camii,
Medrese ve Türbesi ile tarihe uygun yapılan yeni çarşı
dükkânları, asırlık çınarların gölgesinde bir bardak çay
içilebilecek şehir merkezindeki eşsiz mekanların başında
gelmektedir.
ORTAKÖY KERVANSARAYI
Bursa’da tarihi İpekyolu üzerinde günümüze kadar ayakta kalan 2 önemli kervansaraydan biri olan 700 yıllık Ortaköy Kervansarayı, İnegöl’e 5 kilometre mesafededir.
Ortaköy Kervansarayı Karacabey tarafından, padişahın
tımar olarak kendisine verdiği arazi üzerinde 1454 yılında yaptırılmıştır. Kervansaray, Bursa’yı Kütahya ve
İç Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde köyün batısında
bulunur ve tamamen kesme taştan yapılmıştır. Restore
edilmiş olan kervansaray, kültür merkezi olarak hizmet
vermektedir.
yer alan Oylat Mağarası, permiyen mermerlerinde doğubatı yönlü belirgin bir fay hattı üzerinde gelişmiştir. Mağaranın giriş ağzı 5-6 metre yüksekliktedir. Burada kanyonun derinliği 400 -500 civarındadır. Mağara girişinin
üst tarafında 3 tane daha mağara girişi vardır. Yatay olarak gelişmiş kaynak konumlu fosil bir mağaradır. Mağaraya kanyonun içinden veya kaplıca tarafından gidilebilir.
Vadiden tırmanış son derece zordur. Kanyon tabanından
yaklaşık 150 metre yukarıda bulunan mağara jeomorfolojik bakımdan oylat mağarası ile aynı özellikleri gösterir.
OYLAT KAPLICALARI
Kuşkusuz İnegöl deyince akla gelen en önemli turistik
merkezlerin başında, ilçenin 27 kilometre güneyinde
Uludağ eteklerinde 840 metre rakımda yer alan Oylat gelmektedir. Çam ağaçları arasında şifa kaynağı bir kaplıca
ve mesire yeri olan Oylat Kaplıcaları, suyunun özellikleri
bakımından dünyada ikinci sırada yer almaktadır. Oylat
suyunun en büyük özelliklerinden birisi içilebilmesidir.
Kaplıcanın suyu 40 derece sıcaklığa ve saniyede 50 litre
debiye sahiptir. Oylat Kaplıcaları özellikle ağrılı sinir hastalıkları için bir şifa kaynağıdır. Yeni Çağlayan Otel, Çağlayan Otel, Aşiyan Otel, Aşiyan Apart Otel, Güven Otel,
Yeşil Vadi Tesisleri olmak üzere toplam bin 100 yatak
kapasitesi ile hizmet verilmektedir.
KENT MÜZESİ
İnegöl Kent Müzesi, erken dönem Osmanlı tarihinin en
özgün külliyelerinden Sadrazam İshak Paşa Külliyesi’nin
karşısında yer alıyor. Kent Müzesi; Türkiye’de ilçeler arasında kurulan ilk müze özelliğini elinde bulunduruyor.
Kentin tarihine ışık tutan, geçmişimizi bugüne ve geleceğe taşıyan müze; tarihi Çınarlaraltı bahçesinin manzarasını bütünlemesi ile görülmeye değer bir kültür merkezi
konumundadır.
İSHAKPAŞA ve KASIM EFENDİ
CAMİLERİ
İnegöl Çarşısı içerisinde yer alan İshakpaşa Camisi, Fatih
Sultan Mehmet ve II. Bayezid devri devlet adamlarından
İshakpaşa tarafından yaptırılmıştır. XV. yüzyıl Osmanlı
mimarisinin önemli örneklerindendir. İshakpaşa Camisi
1486 tarihli vakfiyesine göre 1468-1469 yıllarından önce
tamamlanmıştır. Kasım Efendi Camii’nde ise içinde iki
yatır bulunmaktadır. Yatırlardan birisi, hayatı hakkında
bilgi bulunamayan Hasan Efendi’ye aittir. Diğer yatır ise
caminin banisi Kasım Efendi’ye aittir. 1955 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bahçede bulunan
biri Kasım Efendi’ye ait olan iki mezar şu anda büyütülen
camiinin içinde bulunmaktadır.
OYLAT MAĞARASI
İnegöl’ün 17 kilometre güneyinde, Hilmiye Köyü’nün 1
kilometre güneyinde Oylat Kanyonu’nun bittiği noktada
43
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
sağlık
‘Kemik bankanız’a ne kadar
kalsiyum yatırıyorsunuz?
Kalsiyum depolamanın ideal dönemi: 0-25 yaş
yarıyor. Bu yüzden ilk 25 yıl, depoyu olabildiğince geliştirmek sağlıklı kemikler için ilk koşul. Özellikle çocukluk
çağlarında kemiklerdeki kalsiyum bankasına yatırım yapmak çok önemli. Hamilelik ve menopoz dönemlerinde
yaşanabilecek kalsiyum erimesini yani osteoporozu önlemek için depoyu dolu tutmak gerekiyor.
Kemikleri güçlendirmek için kalsiyum alımını yüksek
tutmak gerektiği herkes tarafından biliniyor. Peki neden
kalsiyum? Çünkü kalsiyum, kemiklerin asıl yapı taşını
oluşturuyor. Öyle ki vücudumuzdaki kalsiyumun yüzde
99’u kemiklerde bulunuyor. Kalsiyum açısından zayıf olan
kemikler çabuk kırılıyor ve şekil bozuklukları gelişiyor. Vücuttaki kalsiyum miktarının ömür boyu yeterli tutulması
gerektiğinin altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı
Prof. Dr. Nadir Şener, “Kemik sağlığı açısından kalsiyum
çok önemli. Ancak kalsiyum almak için sadece süt ve süt
ürünlerini tüketmek gerekmiyor. Birçok besin kalsiyum
açısından zengin” diyor.
Tek kalsiyum kaynağı süt değil!
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nadir Şener,
kalsiyum alımı için süt ve süt ürünlerinden başka besin
kaynaklarının da var olduğunu belirtiyor. “Kalsiyum, besinler tarafından sağlanıyor. Bu besinler son derece çeşitli
ve sadece süt ve süt ürünlerine yönelmeye gerek yok. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuruyemişler özellikle de badem, kılçığı ile yenebilen hamsi gibi balıklar de
kalsiyum yönünden zengin besinler” diyen Prof. Dr. Nadir
Şener, laktoz eksikliği nedeniyle süt ürünleri tüketemeyenlerin diğer besinlerle kalsiyum takviyesi yapabileceklerini ifade ediyor.
Kemiklerin güçlü ve sağlıklı olması özellikle ilerleyen yaşlarda çok önemli. Kemik sağlığını korumak için de yeterli
miktarda kalsiyum alımı şart. 25 yaşına kadar kemiklerdeki kalsiyum deposu arttırılabiliyor, bu yaştan sonra alınanlarsa var olan depodaki kalsiyum miktarını sabit tutmaya
Kalsiyum tek başına yeterli
olmuyor
Kalsiyum alımını yüksek tutmak kalsiyumun faydalarından yararlanmak için yeterli değil. Prof. Dr. Nadir Şener, “Kalsiyumun en yakın dostu D vitamini. Vücutta D
vitamini yeterli olmadığında kalsiyum tek başına faydalı
olmuyor. Bu nedenle, kalsiyum içeren besinlerin yanında
bol miktarda D vitamini de alınmalı. En önemli D vitamini
kaynaklarıysa; güneş ışığı, yumurta ve balık” diyor.
Kalsiyumun fazlası da zararlı
Besinler aracılığıyla kalsiyum alımı yaparken dikkatli
davranmak ve vücudun ihtiyaç duyduğundan fazlasını almamak gerekiyor. Özellikle böbrek taşı üretmeye meyilli
bireylerin kontrollü olmasında yarar var çünkü kalsiyum
fazlası böbreklerde taş oluşumuna davetiye çıkarıyor.
Yetişkin bir bireyin günde alması gereken kalsiyum miktarı 800-1000 mg; çocuklukta (9-18 yaş), hamilelikte ve
menopozda ise bu oran 1200 mg’a kadar yükselebiliyor.
Kıyaslamak gerekirse 1 kâse yoğurt 300 mg, 1 bardak süt
250 mg, 1 tabak bamya 200 mg, 1 demet roka,160 mg
yarım demet maydanoz 100 mg ve 1 avuç badem 60 mg
kalsiyum içerir. Prof. Dr. Şener, süt ve ürünlerini kullanamayanların kalsiyum içeren diğer besinlerin tüketimini
arttırmasını öneriyor.
44
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
BSMMMO’dan
bir hizmet daha...
Bursa Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası’nca (BSMMMO)
düzenlenen ‘YMM
Sınavlarına Hazırlık ve İhtisas Kursu’,
BSMMMO’nun BAOB Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşti.
K
ursun açılış konuşmasını yapan BSMMMO
Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, 13 Haziran
1989 yılında yasal statüye kavuşan yeminli mali
müşavirlik mesleğinin günümüze kadar pek
çok gelişme kat ettiğini ifade ederek, “YMM sayısı ve
YMM’lerin iş alanları da giderek genişlemiştir” diyerek,
YMM’lik mesleğinin ihdas edilmesinin amacına yönelik
ise şunları söyledi:
Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nca düzenlenen
‘YMM Sınavlarına Hazırlık ve İhtisas Kursu’, BSMMMO’nun BAOB
Yerleşkesi’ndeki hizmet binasında gerçekleşti.
sorgulamak gerektiğini dile getiren Ahmet Hikmet Sönmez, şöyle konuştu:
“Sınavın zorluğu ve başarı oranının düşüklüğüne dair
görüş ve önerileriniz olursa, bunları derleyerek bir rapor
olarak TÜRMOB ve Maliye Bakanlığı’na sunabiliriz. YMM
sınav sorunları ve çözüm önerilerimize şöyle bir bakacak olursak; sınavın sadece Ankara’da yapılıyor olması,
10 gün arka arkaya yapılıyor olması, otel odalarında 10
günden fazla geçen süre, arka arkaya yapılan 10 sınav
ve fiziki yorgunluk, ortalama 15 gün yürütülmekte olan
işten kopmak hep sorundur. Çözüm önerimiz ise; dersler
iki gruba bölünebilir. Bir grubun sınavı yapıldıktan sonra,
diğer grubun sınavı bir ay sonra yapılabilir. 10 ayrı klasik
sınav ve 5 saati bulan sınav süreleri de ayrı bir sorundur. Bazı dersler birleştirilerek, dersler azaltılabilir. Vergi
dersleri 2 grupta toplanabilir. Yönetim muhasebesi ve
finansal yönetim gibi dersler test tekniğiyle yapılabilir.”
“İşletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir biçimde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını
ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak, gerçek durumu resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmaktır. Yine ödenmesi
gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek
ve sağlamaktır.”
‘ÇOK ÖNEMLİ BİR SÜREÇ’
“Biz YMM’leri TÜRMOB çatısı altında, birlikte iş yaptığımız meslektaşlar olarak görmekteyiz” diyen BSMMMO
Başkanı Sönmez, “YMM’ler bildiğimiz gibi defter tutma
işini yapmayan, özellikle tasdik kapsamında yani, vergi
temelli işler yapan, idarenin vergi denetim işlevine katkı
sunan meslek mensubu arkadaşlarımızdır. Siz değerli
meslektaşlarımız, yeminli mali müşavirlik yolunda şimdi
çok önemli bir süreçte, esaslı bir sınavın arifesindesiniz.
Oda olarak sınava girecek üyelerimize bu sınavda başarılı
olmalarına katkı sunabilmek adına BSMMMO Yönetimi
ve TESMER olarak yoğun bir çalışma yaparak faydalı
olacağını beklediğimiz bir kurs programı hazırladık. Bu
kursu, bundan sonraki süreçte de BSMMMO olarak, üyelerimize sunmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
İLK DERS İLERİ DÜZEYDE
FİNANSAL MUHASEBE
RAPOR OLARAK SUNULABİLİR
Türkiye genelinde yılda 200 – 250 civarı kişinin bu sınavlara girdiği ve sınav başarı oranının yüzde 2 civarı olduğu
ifade edilen bir sınavın başarı oranının düşüklüğünü de
BBilanço
45
Bazı derslerin içeriğinin net olmadığının da altını çizen
BSMMMO Başkanı Sönmez, “Örneğin; denetim ve meslek mevzuatı dersinde, denetim standartlarından veya
tasdik yönetmeliğinden daha çok soru çıkması beklenirken uzun süredir bu alandan hiç soru sorulmazken,
sadece meslek mevzuatından soru sorulmaktadır. Hatta bazı soruların çok da sınav yapısıyla uygun olmadığı
düşünülmekte. Bazı derslerin ise içeriği çok geniş” dedi.
Sönmez, konuşmasının sonunda, bu ve benzeri sorunlara dair görüş ve önerilerin, derlenerek bir rapor halinde
TÜRMOB ve Maliye Bakanlığı’na sunabileceklerini hatırlatarak, sözü ‘İleri Düzeyde Finansal Muhasebe’ dersini
sunmak üzere Doç. Dr. Aylin Poroy Arsoy’a bıraktı.
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
kü lt ü r & s a n a t
sinema
Vizyon Tarihi: 05 Eylül 2014
Kitap
Yapımı: 2013 - Almanya, ABD, İngiltere
deliduman / Emrah Serbes
A Most Wanted Man
On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kız kardeşi Çiğdem’i, onu
meşhur etme ümitlerini, belediye
başkanı dayısını, yakın arkadaşı
Mikrop Cengiz’i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği
babasını anlatıyor. Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul’a uzanıyor.
Çocukluğumuzun, hatıralarımızın
ve bütün sokaklarımızın üzerinden
dangır dungur geçen imar ve para
iştahına lanet!
Tür: Gerilim
Yönetmen: Anton Corbijn
Oyuncular: Rachel McAdams, Willem
Dafoe, Philip Seymour Hoffman, Derya Alabora, Robin Wright
Senaryo: Andrew Bovell
Yapımcı: Stephen Cornwell, Tessa Ross
Yarı Çeçen yarı Rus kökenli olan esrarengiz görünümlü bir adam, yasadışı yollardan Hamburg’a giriş yapar. Bir şeylerden kaçarken kendisini
şehrin müslüman mahallelerinden birinde sığınmacı olarak bulur. Türk
bir aile tarafından misafir edilir ve bu süreçte geçmişinden biraz olsun
kurtulmuş olur. Ancak kısa bir zaman zarfı içerisinde eve misafiri ziyaret etmeye gelenler olur ve sayıları gittikçe artar.
Kırmızı Pazartesi / Gabriel Garcia Marquez
Kolombiyalı büyük yazar Gabriel
García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği,
engel olmak için kimsenin bir şey
yapmadığı bir namus cinayetinin
öyküsü. Hem Kolombiya’da, hem
de yayımlandığı dünyanın dört bir
yanındaki pek çok ülkede sarsıcı
etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet
olayını aktarıyor.
Şipşak Anadolu
Vizyon Tarihi: 05 Eylül 2014
Yapımı: 2014 - Türkiye
Tür: Komedi
Yönetmen: Şenel Aldı
Oyuncular: Cengiz Küçükayvaz, Erdal
Tosun, Gökçe Özyol, Serkan Şengül,
Orçun Kaptan
Sultanı Öldürmek / Ahmet Ümit
“Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham
eden kişi bizzat kendinizseniz, ne
yaparsınız?”
Kasabanın en zengini ve çapkını beyaz eşya dükkanı sahibi Hüseyin,
kasabaya alttan soğutmalı klima, çift kapılı Buzdolabı gibi kasabaya yeni eşyalar getirildiğinde kasabalıya tanıtım yapar. Bir seferinde
Hüseyin’in yolu iki Rus kızla (Cicişler) kesişir. Cicişler’e çarşaf giydirerek kasabaya getirir..
Ahmet Ümit’in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır
aynı kadını bekleyen bir tarihçinin
hikâyesi bu. Şahane bir aşk için
harcanmış bir ömrün hikâyesi...
Hazırlayanlar;
Smmm. Pınar KAP
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı
Smmm. Aylin KARAKUŞ
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Sekreteri
Smmm. Nalan BAYSAL
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Üyesi
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
46
BBilanço
Kitap
Güz Yangını / Şiir Kitabı
Yazar: Melis Leman TATLISU
Melis henüz ondokuz yaşında.
GÜZ YANGINI ilk kitabı. Muhtemelen bu şiirleri yazdığında daha
da küçüktü. “Bir şeyleri yazmak
için şair olunmaz, bir şeyleri özgün bir biçimde yazmak için şair
olunur” diyor Sartre… Şüphesiz
Melis de bunun farkında. Şiirlerini okurken, o yaşlardaki halimi
düşündüm. Karşılıksız hayali
aşklarım vardı; kendimi yetişkin
Smmm. Gülsüm IŞILDAR bir kadın gibi görürdüm; çok acı
çekerdim; kimse beni anlayamazdı; ben herkesin düşüncesini okurdum. Yaşamla uyumsuzluğum yüzünden sık
sık öte dünyaya göçmek isterdim çünkü orada anlaşılacağımı umardım. Ne kadar masum ve güzel duygulardı
ama o yaşlarda kitap yazsam duygularımı Melis kadar iyi
anlatabilir miydim bilmiyorum…
“Saat, hayatımı çeyrek geçiyor, kalbime geç kalmış
olmalıyım, beni boş koltukta
bekleyen bir yalnızlığım…
Neden bilmiyorum, noktayı
bir harf olarak görüyorum,
beni tanımlıyor. Zaman
benimle satranç oynuyor,
tavlada feleğe yenildim, bunun acısını bir camı kırarak
çıkartmalıyım… Şimdi gitmeliyim, hem de kendimden”…
Onuncu sayfada duyumsadığı güzellikler de öylesine
coşkulu ve masum ki:
Hani söz vermiştin ya
Kız kulesinden bakacaktık
Sarkacaktık denizin en dibine
Şarkılar bizi bağıracaktı
Kelimeler bizimle dans edecekti…
Bence bütün kutsal kitapların şiirsel bir dille yazılmış olması rastlantı olmamalı. Tersine bütün dinlerin şiirin ne
kadar etkili bir söylem olduğunu kabul etmelerinin sonucu olmalı. Platon’un bile, şairlerin etkili konuşmalarını
kıskanarak onları sitesinden kovması bunu göstermiyor
mu?m Yönetim şekli ne olursa olsun hiçbir iktidar kendisine hizmet etmeyen şairi istemez. Bu nedenle şairler
hep bağımsız, özerk, aykırı ve muhaliftir… Hilmi Yavuz
da “Yeryüzündeki hüzünler şairlere yetmeyecek kadar
azdır” derken doğru söylüyordu.
Kalplerimiz el ele tutuşmuştu
İlk kez yüreğim atmamıştı
Çünkü yoktu artık yerinde…
Kitabında, pek çok yaşlı insanın farkına bile varamadığı
hayat dersleri de veriyor:
“Aslında hayat dediğimiz şey insanlardır, çünkü onlar ne
yaparsa, nasıl hareket ederlerse ona göre şekilleniriz biz
de” (Sayfa 57). “Oyun oynayacak yaşı geçtik ama herkes
bir oyunun eşiğinde” (Sayfa 48). “İçimizdeki çocuğun
katiliyiz, yoksa neden terk etsin bizi aşk” (Sayfa 45). “Fiyakalı elbiseler içinde küçük insanlar, hiçbir şeyi olmayanlarda kocaman bir yürek var” (Sayfa 71). “Aşkta can
kaybı yoktur, mutluluk ve kalp kaybı vardır.” (Sayfa 83)
“Gerçeğin arkasına saklanılmaz, kaybolursun” (Sayfa70).
Evet, hüzünler bizim esin ve besin kaynağımız ama insan,
bu kadar hüznü böylesine genç birinin yüklenmesine dayanamıyor, iyi şiirler yazdırsa bile…
Ah sevgili Melis; keşke acılarla bu denli erken tanışmasaydın demek geliyor içimden, sonra acıların senin için
ne büyük bir kazanım olduğunu düşünüp vazgeçiyorum.
Küçücük kalbin aşkla böylesine kavrulmasa, erkenden
ayrılığın acısını tatmasa, böylesine olgunlaşıp bu kitabı
yazabilir miydin?
Kesinlikle yaşından çok büyük duyguları ve kalbi var
Melis’in. Kalp gözü böylesine açık bir çocuk ilerde olgunlaştıkça ve kendini eğittikçe neler yazmaz ki?
“Umarım başkasının kalbinde mutlusundur, benim gibi
ısıtmasa da seni” (Güz Yanığı Sayfa 118) “Öyle acı ki,
seni hâlâ aklımda bulundurmak” (Sayfa 149) “Söylesene
ben senden gittim mi şimdi” (Sayfa 146) Bence, acıyı
sessizce içinizde yaşamak da bir erdemdir ve aşk acısı,
acıların en güzelidir. Sırf bu acıyı yaşamak için bile seviniz derim…
Bu duyguyu kitabının altıncı sayfasında şöyle anlatıyor
Melis:
BBilanço
Şimdiden onun bu güzel duyguları önünde saygıyla eğiliyor ve aramıza hoş geldin Melis diyorum.
47
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL2014
Seçim Kaosu
güncel
Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündemi işgal ettiği şu günlerde seçim anlayışımızdaki
aksaklıkların giderilmemesi ve seçmenin oy verirken hangi değerleri ön planda tuttuğunu belirleyememesi; bunun yanında bir yarışma algısı ile sandığa gitmesi hem
demokrasi hem de Cumhuriyet rejimine yapılmakta olan bir haksızlıktır. Yapılan propagandalar tamamen seçmeni ayrıştırma politikası üzerine kurulmuş söylemleri içinde
barındırmakta; “Bizden değilsen düşmanımızsın” prensibi üzerine yoğunlaşmıştır. Ayrıca partiler karşı tarafın kazanmaması için programlarını hiçe sayarak aday çalışmaları yapmış; tabanının ne düşündüğünü umursamamıştır. Hayallerimizde bile bir araya
getiremediğimiz partiler gerçekte tek yumruk olmuşlardır.
Cumhurbaşkanlığı seçimi partiler düzeyine indirgenmiş bir yerel seçim veya genel seçim havasına sokulmuştur. İktidar partisi yarı başkanlık sisteminin peşinde koşarken
muhalefet partileri ise bu girişimi gündeme bile getirmemiştir. Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı makamını belediye makamına çevirme düşünceleri seçmen tarafından tepki görmezken halk oylamasına gitmeden başkanlık sistemine atılacak ilk adımının bir
göstergesi olarak tezahür etmektedir.
Muhalefet partileri aday belirlerken kriterlerini Başbakan’ı bir seçim de olsa mağlubiyete uğratacak bir aday üzerinde uzlaşırken parti kimliklerini, ideolojilerini, seçmen hafızasını ve aday talebini sorgulamamış ve kendilerine has değerleri ayaklar altına alarak
siyasi yapılarından ödün vermişlerdir. Bu girişim de kanaatimce sonuçsuz kalacak ve
bu strateji tarihte bir hüsranın mührü olarak iz bırakacaktır.
Diğer taraftan iktidar bu süreçte bütün imkanlarını kullanarak son kaleyi de fethedebilmek önündeki engellerden birini daha saflarına katarak otoritesini çelik bir zırh haline
getirebilmek için varını yoğunu ortaya koymaktadır.
Smmm. Özer TURAN
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Komisyonu Başkan Yardımcısı
[email protected]
Olası Soru:
Cumhuriyet nedir?
Cumhuriyetin ne olduğunu söylemeden önce ne olmadığını söyleyeyim önce. Cumhuriyet cahil çoğunluğun aydın azınlığı yönetmesi değildir. Cumhuriyet halkın kendi
iradesini ülke yönetiminde kullanmasıdır. Bu kural Cumhuriyetin temelini oluşturmaktadır. Peki ya uygulamada böyle midir? Tabi ki kocaman bir HAYIR.
Parti liderleri, kendi şahsi düşünceleri ile belirlediği adayları seçmene dayatmakta ve
“Siz benim seçtiğimi seçin” demektedir. Oysa sandığı kutsallaştıran siyasiler sandığa gidenlere zaten kendi seçtikleri adaydan başka bir seçenek bırakmamıştır. Baraj
saçmalığı ile de bunu perçinlemiştir. Oysa her aday bağımsız olarak partilerin etkisi
altında kalmadan seçime girse, seçmen tamamen adayın kendisine oy verse ve bu
şekilde seçilen adaylar seçim sonrası zaten milletten aldığı vekalet ile kendine yakın
olan partiye katılarak Meclis’te grup oluştursa halkın iradesi sandığa yansımış olur. Hal
böyle olunca parti liderleri yarı monarşi rejimini sürdüremez ve Cumhurbaşkanlığı gibi
herkesin sonsuz saygı gösterdiği bir makamı da deforme etmemiş olur.
Bu yazım yayına girdiği tarihlerde Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı belirlenmemişti
fakat belirlenen bir şey var ki Cumhurbaşkanı kim olursa olsun yeni bir Cumhurbaşkanlığı yapısı bizi bekliyor. Başbakan R.T. Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu aynı tarzı
yansıtmasına rağmen ikisinin de görev anlayışı farklı olacak. Selahattin Demirtaş ise
seçimin ahengi olarak sadece aksesuar durumunda akıllarda iz bırakacak.
Bütün milletime yeni Cumhurbaşkanının hayırlı olmasını temenni ediyorum.
48
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Hayal Etmek
“Hayal etmek başarmanın yarısıdır. Hatta büyük bir kısmıdır” diyerek sözlerime başlamak istiyorum. İnsan büyük şeyler yapabileceğini hayal etmiyorsa
bunu yapamaz. İşe kendi zihniyetimizden başlayalım. Einstein hayal gücünün
bilgiden daha önemli olduğunu söylemiştir. Einstein gibi bir dehanın böyle
konuşması kolaydır, ama bu sözüyle önemli bir noktaya işaret ediyor. Hayal
gücü ve büyük düşünme yeteneği olmadıkça, tek başına bilgi sizi başarıya
ulaştırmaya yetmez. Bunun yanında tutku lazım. Kalıcı başarının hangi türü
olursa olsun, ona ulaşmak için tutku kesinlikle şarttır. Ben bunu kendi deneyimimden biliyorum.
Eğer tutkunuz yoksa eninde sonunda nefesiniz kesilir ve en iyi olasılıkla bile
sıradanlaşırsınız. Bunun için yaptığımız işi sevmemiz gerekir. Tutku motive
edicidir. Tutkulu insanlar pes etmez; azimleri korkuyu alt eder. Yaptıkları işi
sevdikleri için dur durak bilmezler. Gerçekten başarılı olabilmek için, yaptığınız her ne ise onu sevmeniz gerekir. Eğer sevmiyorsanız, başarı şansınız çok
değildir.
Bu mesleği seçerken neyle karşı karşıya olduğumu biliyordum. Kolay değildi
ama imkansız da değildi. Hazırlıklıydım. Zaten değerli şeylerin nadiren kolay
gerçekleştiğini ve genellikle çok fazla hazırlık, uzun zaman ve çok çalışma
gerektirdiğini hepimiz biliyoruz. Tabi bunların dışında çıktığım bu yolda insanların beni yoldan çıkartabileceğini, hızımı kesebileceğini ve önüme dikilebileceğini de biliyordum. Dayanıklı olmalıydım. Dayanıklı olmak, kendinizi çaresiz
hissetmeden ya da umutsuzluğa kapılmadan onların hakkından gelmenizi
sağlar. Bende bunu yaptım. Şimdi mesleğimin ne kadar kıymetli olduğunu
daha da iyi biliyorum.
Sercan HEPSAYDIR
Smmm. Stajyeri
[email protected]
Bunların hepsi kendime olan özgüvenimi daha da arttırmamı sağladı. Mesela
eskiden hata yapmaktan korkardım. Ama sonra gördüm ki hatalar sürecin bir
parçasıymış ve hata yapmadan öğrenilmiyormuş. O nedenle sizde, hatasız
iş olmayacağını kabullenin. Bununla, savruk olun ya da hatalara aldırmayın
demek istemiyorum. Önemli olanın denemek, girişimde bulunmak olduğunu
söylüyorum. Hatalarınızdan ders çıkarın. Ders çıkarmayı sürdürürseniz, hedeflerinize daha da yaklaşırsınız.
Thomas Alva Edison bütün başarılarına rağmen, durmadan yeni ve daha
önemli keşifler yapmaya çalışıyordu. Onun keşif sürecine bakışını en iyi yansıtan sözü şudur: “ Başarısız olmadım; sadece 10.000 şekilde olmayacağını
buldum.” Edison deneyip durmanın değerini biliyordu. Aynı zamanda, deneme yapmanın, o arada yapabileceği hatalardan daha önemli olduğunu, çünkü
hata yapmamanın en kolay yolunun hiçbir şey yapmamak olduğunu da biliyordu.
Yazımı tamamlamadan önce stajyer arkadaşlarıma son birkaç cümle söylemek istiyorum. Yaşam öğrenmemize ve kendimizi yetiştirmemize yardımcı
olan bir keşifler silsilesidir. Albert Einstein şöyle diyordu: “ Yeni bir fikre kapılarını açan zihin bir daha asla eski hacmine geri dönmez.” Katılıyorum.
Çocuk yürümeyi bir kez öğrendi mi, emeklemeye geri dönmek istemez; ayaklarının üstünde doğrulup ileriye doğru gitmek ister. İlerlemekten, elinizden
gelenin en iyisini yapmaktan ve sahip olduğumuz potansiyelin hakkını vermekten sorumluyuz. Asla bunu unutmayın ve asla umutsuzluğa kapılmayın.
49
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
g ü nc e l
Mesleğin geleceği mi,
meslektaşın geleceği mi?
13 Haziran 2014 tarihinde TÜRMOB Başkanı Sayın Nail Sanlı’nın sunumunda
gerçekleşen toplantıda mesleğin geleceği konusu irdelendi. Bağımsız denetçilik, kamu gözetim kurumu vb konular mesleğimizin geleceğinin çerçevesiydi.
Aklıma gelen ilk soru şu oldu: Kim çizdi bu çerçeveyi? Meslektaşlarımız mı?
Odalarımız mı? TÜRMOB mu? Hayır! Siyasi otorite, mesleğimizin geleceğine
ilişkin bir karar verdi. Bizler de bu kararı sindirirken, “Canımızın acısını nasıl
hafifletiriz?” sorusunun cevabını aradık. Cevap belliydi: Sınavları TÜRMOB
üstlenirse canımız o kadar acımazdı.
Netice itibariyle sorusu belli cevabı belli bir konuyu tartışmak yerine meslektaşlarımız, kendiliğinden konuyu hayatımızın somut gerçeğine dayandırdı.
“Meslektaşın geleceği”; gerçekçi olan ve tartışılması gereken buydu. Tüm
meslektaşlarımızın ortak kanısı şuydu: Mesleğin geleceği, siyasi otoritenin
kararları ile gelişen teknoloji ve standartlara ayak uydurabilme çabasından
ibaret olduğundan, çok da tartışılmaya değer değildi. Nasıl olsa tebliğler yayınlanır, sindirilir ve uygulanırdı. Esas sorun olan meslektaşın geleceğiydi ve
Birlik Başkanımızın konuya bakışıydı.
Tahsilat problemi, mükellef sayısı, haksız rekabet ve etik konuları, meslektaşlarımızın gelecek kaygısının temel sorunlarıydı. Bağımlı çalışan meslektaşlar
ise kimsenin umurunda değildi. Tüm meslektaşlar TÜRMOB’dan bu sorunlara
ilişkin somut bir çözüm süreci beklerken Birlik Başkanımızdan çözüme ilişkin
cevaplar geldi:
Smmm. Hacı Bektaş AYKUT
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Komisyonu Üyesi
[email protected]
1- Tahsilat problemi teknoloji kullanılarak çözümlenecek; mükellef mali müşavire borcunu ödemeden, başka bir mali müşavire beyannamelerini onaylatması mümkün olmayacak.
2- Mükellef sayısı problemi, meslektaşın büro standartlarını, belirlenecek kriterlere kavuşturmasıyla doğru orantılı olarak, sonsuz sayıda mükellefe hizmet
verebilecek konuma getirilmesiyle çözümlenecek.
3- Haksız rekabet ve etik ise meslektaşın kişisel etik anlayışı ve eğitimi ile
ilgili bir konu olduğundan meslek yasamızda yazılanların dışında herhangi bir
uygulama söz konusu değil.
Tahsilat probleminin teknolojik olarak çözüme kavuşturulmasına ilişkin çalışma son derece önemli ve gerçekçi bir çalışmadır ve haksız rekabete karşı
son derece güçlü bir mücadele aracıdır. Umarım tez zamanda hayata geçirilir.
Ancak diğer iki konunun çözümü konusunda verilen cevaplar asla bir çözüm
değildir.
Burada anlatılan, esas olarak büro standardına göre mükellef sayısının belirlenmesi değil büro standartlarının mükellef sayısına göre yükseltilmesidir.
50
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Yani 300 mükellefi olan bir mali müşavir, bürosunu belli
standartlara kavuşturarak çalışmaya devam ederken,
mükellef sayısı 10 olan mali müşavir, o standartlara ulaşacak mali gücü olmadığı için yine aynı mükellef sayısıyla yoluna devam etmeye çalışacaktır. Zaten bürosunu
o standartlara kavuşturacak mali gücü olsa da bunun
mükellef sayısının artmasına hiçbir etkisi olmayacaktır.
Burada esas kazanç sağlayan, belirlenen standartlara ilişkin, sertifika veren kuruluş olacaktır.
ğazlarcasına rekabet eden meslek mensubundan, etik,
haksız rekabeti engelleme, eğitim, saygı gibi kavramları
hayata geçirmesini bekleyemezsiniz.
TÜRMOB Başkanımız, bu çalışmayla meslektaşımızın
sorununa çözüm olmamakla beraber, esas çözüm olan,
mükellef sayısında sınırlama konusuna serbest piyasacı bakış açısıyla kesinlikle karşı çıkmakla beraber; bu
karşı çıkışı şu örnekle destekliyor: “Nasıl ki doktorlara
hasta sayısında sınırlama getirilemiyorsa ya da avukatlara müvekkil sayısında bir sınırlama getirilmiyorsa biz
de müşteri sayısında bir sınırlama getiremeyiz.” Oysa ki
avukatlık ve doktorluk mesleğinin hizmet verdiği pazar
nitelik ve nicelik olarak bizim mesleğimize örnek gösterilemez. Bir doktorun ülkemizdeki pazarı nüfusumuzla
aynı büyüklüktedir; avukatlarında öyle. Ama bizim hizmet
ettiğimiz pazar sadece vergi mükellefleridir. Oldukça dar
bir pazardır ve serbest piyasaya anlayışına terk edilemez.
Terk edilirse ne olur;
4- Mesleğin itibarının yerlerde sürünmesine engel olamazsınız.
2- Siyasi otoritenin dayattığı hiçbir angaryaya karşı örgütlü bir tavır alamazsınız.
- 90.000 meslek mensubunu harekete geçirecek kabiliyeti yaratamazsınız.
Yukarıdaki sonuçların nedeni oldukça açıktır. Sosyal ve
ekonomik olarak aynı düzlemde buluşmayan meslek
mensubunun, aynı çatı altında, birlikte, omuz omuza
mücadele vermesi ve o mesleğin saygınlığını koruması
beklenemez.
Birlik Başkanımızın, meslektaşımızın geleceğine yönelik
yaklaşımı; kapitalist sistemin bize dayattığı sınıfsal karakterin ve serbest piyasa bakış açısının tezahürüdür. On
binlerce meslek mensubunun oluşturduğu bir meslek örgütünün, gerçek bir örgütlü güce dönüşmesi için verilecek mücadele; meslek mensuplarının aralarındaki sosyal
ve ekonomik makasın daralmasını ve mümkün olduğunca meslektaşların birbirlerine eşitlenmesini sağlamaktır.
1- Serbest piyasacı anlayışın kucağında, birbiriyle bo-
51
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
gü n c e l
Hamile kadın
çalışanların
bilmesi gerekenler
Ülkemizde kadın çalışanların oranı Avrupa ülkelerine göre bir hayli düşük.
Kadınların bir kısmı çalışmasına rağmen kayıt içinde değiller ayrıca kadın
çalışanların doğum öncesinde ve sonrasında çalışmaması ve devamında
altı aya kadar ücretsiz izin hakkının olması işverenleri düşündürmektedir.
Kadınların da özellikle evlendikten ve doğumdan sonra iş gücünden çıktıkları görülmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İstatistiklerle 2013 araştırmasının sonuçlarına göre; AB üyesi ve aday ülkeler arasında kadınların işgücüne katılma
oranının en düşük olduğu ülke Türkiye, İşgücüne katılma oranı kadınlarda
yüzde 38,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görülmekte.
Kadın işçilerin, doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta doğum izni hakları bulunmaktadır.
Smmm. Özgür ERDURSUN
İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı
Komisyonu Üyesi
[email protected]
Çoğul gebeliklerde, doğum öncesi süreye 2 hafta daha eklenmesi öngörülmektedir.
Bununla birlikte, istenmesi halinde doktor raporuna dayalı olarak, doğum
öncesi 3 hafta kalana dek çalışmaya devam edilmesi mümkün olmaktadır.
Böylesi bir durumda doğum öncesi çalışarak geçirilen süreler, doğum sonrası kullanılan izin süresine eklenecektir.
Doğum yapan işçilerin 16 haftalık doğum izini bitiminden itibaren, istemeleri halinde kendilerine 6 aya kadar ücretsiz izin verilmesi gerekmektedir.
Verilen bu ücretsiz izin süreleri çalışma süresinden sayılmayacak, yıllık ücretli izin haklarının hesabı bakımından dikkate alınmayacaktır.
Çocuk 1 yaşına gelene dek günde 1,5 saat süt izni verilmektedir. Verilen bu
izin süreleri işçinin çalışma süresinden sayılmaktadır.
SORU: Özgür bey 01.06.1990 yılında ilk SSK’lı olarak işe girişim oldu. Sigorta kartım da var fakat SGK’da ilk işe başlama tarihim 1993 yılı gözükmekte. Benim işe girişim olmuş fakat adıma prim ödenmemiş ne yapmam
gerekir?
52
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
tabakatsız dönem bordroları, eski adıyla bordro kontrol
servisinin bir köşesinde bekliyordur ve siz bu servisten
araştırtıp sonuca gidebilirseniz mahkemeye gerek yok.
CEVAP: işe girişi var ama SSK hizmet cetvelinde gün ve
kazanç görünmüyorsa buna “günsüz işe giriş” adı verilir.
Bu durumun iki sebebi olabilir ya işvereniniz o tarihlerde
var olan Aylık Sigorta Prim Bildirgesi ve Dört Aylık Sigorta Dönem Bordrosu’nu verdi ama her iki belge arasında mutabakatsızlık var olduğundan SSK işleme almadı
veya çalışma gün ve kazançlarınızı gösteren Dört Aylık
Sigorta Dönem Bordrosu verilmedi. Eğer, birinci alternatifteki gibi mutabakatsızlık var ise ilk işe giriş bildirgesi
verilen SSK Sigorta Müdürlüğü’nün arşivinde değil, mu-
Eğer bu yoldan sonuca ulaşamazsanız iki seçeneğiniz
var. Ya hemen ilk işe giriş gününüz için hem SSK’yı (istiyorsanız hem de işvereninizi) iş mahkemesinde dava
edip bir günlük hizmet tespit davası açacaksınız. Dava
açmazsanız bu kere 1993 yılı başlangıç kabul edilir.
Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku konularında öğrencilerle
buluşmaya devam ediyoruz. 27.05.2014 tarihinde İSLAM
UYAR TİCARET LİSESİ öğrencileriyle bir araya geldik ve
çok keyifli bir söyleşi yaptık. Başta Okul Müdürü Sayın
Alaattin SARI olmak üzere tüm öğretmenlerimize ve sevgili öğrenci arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.
53
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
güncel
Şems-i Tebrizi Hayatı
ve Kırk Altın Kuralı
Bir düş, gizem insanı; büyük mutasavvıf
Smmm. Kenan TANER
Sosyal ve Kültürel Etkinlikler
Komisyonu Başkan Yardımcısı
[email protected]
Şems-i Tebrizi günümüzde İran’ın Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin yönetim
merkezi olan Tebriz şehrinde 1185 yılında, Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve Şemseddin yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Küçük yaşlardan itibaren eğitim almaya başlamıştır. Genç yaşlarında Ebubekir Sellaf’a
mürid olmuş, diyar diyar gezerek ününü duyduğu ünlü insanlardan feyz
almaya başlamış; kendini tefsir, hadis, fıkıh, kelam ilimlerinde bilgi ve kültürle donatmıştır. Kendisine şems- perende (uçan güneş) ve kamil-i tebrizi
de denilmiştir. Şems-i Tebrizi, “Tanrım beni dostlarımla buluştur, görüştür”
diye sabahlara dek niyazda bulunmuş, bu hal ile uyuyakalmıştı. Rüyasında
bu arzusunun yerine getirildiği, ancak Anadolu illerine gitmesi gerektiği bildirilmiş, buna karşılık kendisinin ne bağışlayabileceği sorulmuştu. Şems
“Başımı!” diye cevap vermiş; uyanınca, hemen yola düşmüştü. Anadolu’yu
gezdikçe, Mevlânâ’nın adını, şöhretini duyuyordu. Kararını verdi. Konya’ya
gidecekti. Eğer aradığını bulursa mesele tamamdı. Bu niyetle yola düştü.
30 Kasım 1244’ de Konya’da Mevlana ile görüşür. Şems’le Mevlânâ’nın
ilk defa buluşup görüştükleri bu yere Mevleviler sonradan Kur’an-ı Kerim
Rahman Sûresi’nin 19. Ayeti’nden alınan ve “iki denizin buluştuğu yer”
anlamına gelen (Merac’el-Bahreyn) adını vermişler ve bir çevrikle işaretlemişlerdi. Mevlana ile Şems’in 3-3,5 yıl süren beraberliklerinde, Şems–i
Tebrizi Mevlana’yı bir hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Şems; 1248
Yılında büyük olasılıkla aralarında Mevlana’nın küçük oğlu Alaeddin’in de
bulunduğu 7 kişi tarafından bir gece dışarı çağrılarak öldürülmüş ve kuyuya atılmıştır. Şems’in varlığını kabullenememiş kimseler Mevlânâ’ya ileri
geri laflar etmişlerdir. Mevlana Celâleddîn Rûmî’nin bu kimselerden birine
verdiği cevap şöyledir: “Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep
aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben
onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar
kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde
dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz.” der.
ŞEMS-İ TEBRİZİ’ NİN 40 ALTIN KURALI
Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl
gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa
aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla... Yok eğer
Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu
vasıflardan bolca mevcut demektir.
54
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
İkinci Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir; akıl işi
değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun; omzun üstündeki
kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!
Onbirinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum
olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara,
sancılara hazır olman gerekir.
Üçüncü Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk
seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki
kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
Onikinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her
yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu
yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sı-
Onüçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan
daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki
mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da
ona hayran olmaya değil.
fatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede,
havrada değil, her yerdedir. Allah’ ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’ nu görüp ölen de yoktur. Kim O’ nu bulursa
sonsuza dek O’nda kalır.
Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman
sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun
tek dediği: “Bırak kendini, ko gitsin! “Akıl kolay kolay
yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki
hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa
harap bir kalpte var!
Ondördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana
rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur,
hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden
biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husu-
tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise,
atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü
beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
Onbeşinci Kural: Allah içte ve dışta her an hepimizi
metlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere
fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk
dilsiz olur.
Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak,
sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’ i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında
tam olarak görebilirsin.
Onaltıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları
sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini,
Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.
Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin
bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen
de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin
gerçekleşmediğinde de şükret.
Onyedinci Kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede
değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü
görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış
haset ve art niyettir.
Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer,
hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya
varması için zaman gerekir.
Onsekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve
karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil,
bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında
başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini
bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan,
sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -doğu, batı,
kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru
bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi,
sonunda arzı dolaşır.
55
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
gü n c e l
Ondokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da
sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı
mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten
kendiliğinden gelir.
Yirmibirinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,
hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak,
Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
Yirmiikinci Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye
girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta
ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile
yaftalar değil.
Yirmiüçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur
onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.
Yirmidördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda
Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna
yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse,
iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı
dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan
vazgeçmemelidir.
Yirmibeşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman
birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak,
cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak,
nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme
düşüveririz.
Yirmialtıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her
şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın
kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf
olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda
tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve
bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
56
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Yirmiyedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir. Ona
Otuzdördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık
ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan
çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin
bir beldede yaşar.
nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer
çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan
hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk
günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.
Otuzbeşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya
inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak
tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.
Yirmisekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan
bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir
hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi
değiştirebiliriz.
Otuzaltıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa,
Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre
işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece
buna inan!
Yirmidokuzuncu Kural: Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten “ne
yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet
göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol
ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve
sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne
de hayat karşısında çaresizsin.
Otuzyedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her
şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye
geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de
ölmek zamanı.
Otuzuncu Kural: Başkaları tarafından kınansan,
ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile,
o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur
görme. Kusur ört.
Otuzsekizinci Kural: “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak
için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım,
başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir
yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Otuzbirinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife
gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde
yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül
bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp...
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler
atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar,
kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
Otuzdokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de
bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız
daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli
yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne
hiç bir şey aynı olmaz.
Otuzikinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek
kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude ya-
Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla
büyüklük taslama!
şanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi
mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
Otuzüçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey ol-
AŞK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır
merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde Sevgi ve aşk
ile saygılarımla.....
maya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan
dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta
tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
57
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
gü n c e l
Limited şirkette
ortağın ayrılması
Bir limited şirket ortağının şirketten ayrılması 1- hisse devri, 2- çıkma ve
3- çıkarılma olmak üzere üç yöntemle mümkündür.
1- Şirket Payının Devri
Aksi esas sözleşmede yasaklanmadığı sürece, limited şirketin ortakları
kendi paylarını, devrederek ortaklıktan ayrılması her zaman mümkündür.
Bununla birlikte, çıkma ve çıkarılma yöntemleri ile ortaklıktan ayrılma, ortağın payını devrederek ortaklıktan ayrılmasından farklı hukuki düzenlemelere
tabidir.
2- Şirketten Çıkma
Limited şirketten bir ortağın çıkması; şirket sözleşmesinde çıkma hakkının
öngörülmesi veya haklı sebeplerin varlığı olarak iki durumda mümkündür.
Bunların yanında, söz konusu iki sebepten biri kendisi açısından gerçekleşmiş olan ortak, şirketten çıkmasına karar verilmesi konusunda dava açabileceği gibi başka bir ortağın açmış olduğu çıkma davasına da katılabilir.
a- Şirket Sözleşmesinde Öngörülen Sebebe
Dayanarak Çıkma
Smmm. Kasım ÇAPRAZ
Ticaret Mevzuatı ve Muhasebe
Standartları Komisyonu Başkanı
[email protected]
TTK 638/1. maddesi uyarınca ortakların çıkma hakkının şirket sözleşmesinde düzenlenebilmesi, bu hakkın kullanımı bazı şartlara bağlanması mümkün
olup, herhangi bir şartın öngörülmeyerek serbest de bırakılması da mümkündür. Hatta bu şartlar belirli bir durum veya zamana da bağlanabilecektir.
Sözleşmeye dayanan çıkma hakkının şartları oluştuğunda (şartsız olarak
düzenlenmişse istendiği zaman) ortak şirkete çıkma beyanında bulunur.
Yenilik doğurucu olan bu irade beyanı herhangi kural veya şekle bağlı olmayıp istenildiğinde bu konu da ortaklık sözleşmesinde şekle bağlanabilir.
b- Haklı Sebebe Dayanarak Çıkma
Haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkma TTK. 638/2. Maddesinde düzenlenmiş olup bu hakkın kullanılmasının şirket sözleşmesinde öngörülmüş
olması şartı yoktur. Haklı sebep genel olarak ortaklığın devamını imkansız
hale getiren bir hal olup; bu hal ortakların kişisel ilişkilerinden veya şirket
işlerinden kaynaklanmış olabilir. Bu konuda çıkacak olan ortağın kusurunun bulunup bulunmadığının da bir önemi yoktur.
Diğer taraftan TTK 245. Maddede “bir ortağın şirketin yönetim işlerinde
veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması” veya “bir
ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi” ve
bunlara benzer haller haklı sebep olarak nitelendirilmiştir. Kanunda sayılan bu haller örnek niteliğindedir; her somut olayda haklı sebep bulunup
bulunmadığı çıkma hakkını kullanan ortağın kişisel özellikleri ve şirketin
58
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
ilgili ortak alınacak bir genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabilir. Bu karar, TTK 621. Madde uyarınca, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı
bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun
bir arada bulunması hâlinde alınabilir.
yapısı da göz önünde bulundurulmak üzere ayrı olarak
incelenmelidir.
TTK 638/2. Maddeye göre, haklı sebeple çıkma davası
açılması durumunda hâkim, davacının ortaklıktan doğan
hak ve borçlarının bazılarını ya da tümünü dondurabilecek veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması için diğer önlemleri alabilecektir.
Diğer taraftan ise çıkarılan ortak, kararın noter aracılığıyla kendine bildirilmesinden itibaren 3 ay içinde, mahkemeden ortaklar genel kurulu kararının iptalini talep edebilecektir
c- Çıkmaya Katılma
TTK 639. Maddesi ile düzenlenen çıkmaya katılma hakkı, eşit işlem esasına dayanmakta ve buna göre bir ortak
çıkma talebini şirkete yöneltir ya da çıkma davası açarsa,
bu durum TTK 639/1. Madde uyarınca müdürler tarafından diğer ortaklara bildirilir. Bu ortaklar arasında çıkma
sebebini haiz olanlar, haberin kendilerine ulaşmasını
takip eden 1 ay içinde müdürlerden veya mahkemeden
çıkmaya katılmayı talep edebilir.
Ancak TTK. 621/3. madde uyarınca bir ortağın şirketten
çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği ise şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.
b- Mahkeme Kararıyla Çıkarma
Haklı sebeplerin varlığı halinde, çıkmada olduğu gibi,
ortaklık sözleşmesinden bağımsız olarak, şirketin ortağı
çıkarma hakkı doğar. TTK 640/3. madde şirketin bu hakkı
dava yoluyla kullanabileceğini düzenlemiştir. Şirket ortağa karşı çıkarma davası açabilecek ve haklı sebep varsa
mahkeme, ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilecektir.
3- Çıkarma
Limited şirkette bir ortağın ortaklıktan çıkarılması iki
durumda mümkündür. Bu durumlardan biri sözleşmede
öngörülen sebeplerin varlığı halinde ortaklık kararıyla çıkarma, diğeri ise haklı sebebin varlığı halinde mahkeme
kararıyla çıkarmadır.
Sonuç olarak limited şirkette haklı sebeplerin varlığı
durumunda ortaklıktan çıkma veya çıkarma her zaman
mümkündür. Ancak görüldüğü üzere çıkarmanın şartlarının sözleşmede düzenlenmesi ve çıkarmanın düzenlenen
sebeplere dayanılması özellikle çıkarma konusunda genel
kurul kararıyla hızlı hareket etme imkânı sağlayacaktır.
a- Genel Kurul Kararıyla Çıkarma
TTK 640. Madde uyarınca, ortaklar şirket sözleşmesinde
çıkarılma sebepleri düzenleyebilir. Ancak bunlar objektif
olarak kabul edilebilir ve eşit işlem ilkesine uygun sebepler olmalıdır. Bu sebeplerin gerçekleşmesi durumunda
59
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS EYLÜL 2014
mevzuat
Tasfiye süreci beklemeden
sermaye şirketlerinin
kapatılması ve
vergilendirilmesi - 1
1.GİRİŞ
Ülkemizde 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre kayıtlı şirket sayısı 750.000
adet olup bu şirketlerin 200.000 ile 250.000 civarında olan bir kısmı vergi dairesi
kayıtlarına göre adreslerinde bulunmamaktadır. (1)
Diğer yandan Türkiye’de gerçekten üretim yapıp mal satan, ticaret yapan şirketlerin
sayısının ise 150.000 ile 200.000 adet civarında olduğu tahmin ediliyor. (2) Bu
hesapla 250.000 ile 300.000 civarında şirketin gayri faal olduğu görülmektedir.
Bir dönem ‘Hayat Standardı’ndan kaçmak amacıyla kurulmuş olan ufak çaplı şirketler, aslında şirket olma potansiyeline sahip olmayıp, bu işletmeler bugün problem olarak karşımıza çıkmaktalar.
Smmm. Fatma ÇİL ERADAŞ
Vergi Mevzuatı Komisyonu
Başkan Yardımcısı
Şirketlerin kuruluşlarında getirilen kolaylıkların, tasfiye ve terkin işlemlerinde getirilmemiş olması, prosedürlerin uzun ve maliyetli olması, mükellefleri bu şirketleri
kapatma konusunda isteksiz kılmaktadır. İşte bu ‘kambur şirketler’ halen büyük bir
problem olarak önümüzde durmaktadır.
[email protected]
Tam da bu noktada 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdi. İlk etapta
kanuna bakıldığında, 194.madde ile ‘Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi’ sermaye şirketleri için eski kanunda olmayan yeni bir düzenleme
olarak görünmektedir.
Peki bu şirketlerden kolay kurtulmak gerçekten mümkün müdür? Yapılacak olan
dönüşüm işlemi sonrasında ortaya çıkan kârlar vergilendirilecek midir? Devire
ilişkin kesilecek faturadaki bedel üzerinden KDV hesaplanacak mıdır? Dönüşüm
işlemi harçlardan ve damga vergisinden muaf olacak mıdır?
İşte bu yazımızın içeriğinde uzun ve ekstra maliyetler çıkaran tasfiye ve terkin işlemleri yapılması yerine sermaye şirketlerinin şahıs işletmesine dönüşümünün
yapılması halinde, avantajlı olunup olunamayacağı araştırılacaktır. Kısaca yukarıdaki soruların cevapları aranacak, pratik uygulamayı da bir monografi ile gösterme
gayreti içinde olunacaktır.
Smmm. Mehmet Ufuk BAYRAKCİ
Vergi Mevzuatı Komisyonu
Başkan Yardımcısı
[email protected]
2.YASAL MEVZUAT
Sermaye şirketlerinin dönüşümünü kavrayabilmek için öncelikle konuyla ilgili yasal mevzuatın incelenmesi gerekmektedir.
2.1 TÜRK TİCARET KANUNU
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 124. Maddesinde 2 fıkra halinde ticaret şirketleri şu şekilde sayılmıştır;
‘‘(1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
1- http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/786161-yok-boyle-sirket Erişim Tarihi : 14.07.2014
2- http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/786161-yok-boyle-sirket Erişim Tarihi : 14.07.2014
60
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de
uygulanır.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirket sermaye şirketi sayılır.’
(4) 182 nci maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklıdır.’’
194.Maddenin 3.fıkrasındaki belirtilen şartların sağlanması, tür değiştirme için gereklidir. Birden fazla ortaklı
sermaye şirketlerinin tür değiştirme işlemi yapılması
sırasında, şirkete ait hisselerin tümü, dönüşecek olan
şahıs ticaret işletmesi kime ait olacaksa ona devredilecektir. Burada bahsi geçen hisse devri noterde yapılan
ortak hisse devri değildir. Şirketin terkininden sonra şirket bilanço kalemlerinin şirketi devir alan şahıs/şahıslardan birine geçmesidir.
124.Madde hükmünde Ticaret Şirketleri olarak Sermaye
Şirketleri sayılmıştır. Tür değiştirme ile ilgili hükümler
ise 180 ve 181.maddelerde Genel Hükümler içinde yer
almaktadır. 181.maddede sermaye şirketinin hangi türde
şirkete dönüşebileceği açıkça sayılmıştır;
‘’…MADDE 180- (1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır.
b) Geçerli tür değiştirmeler
MADDE 181- (1) a) Bir sermaye şirketi;
1. Başka türde bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
b) Bir kollektif şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir komandit şirkete;
c) Bir komandit şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir kollektif şirkete;
d) Bir kooperatif bir sermaye şirketine,
dönüşebilir.’’
2.2 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda şirketlerin nev’i
değişiklikleri ve tasfiyeleri hakkında birtakım düzenlemeler getirilmiştir.
Öncelikle Tasfiye işlemleri ile ilgili olarak 17.maddenin
1.fıkrasının a bendinde tasfiye şu şekilde tanımlanmıştır;
‘’…Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel
kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye
kararının tescil edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu
dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş
tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi
sayılır…’
Bu hükümlere bakıldığında sermaye şirketlerinin şahıs
işletmesine dönüşümü mümkün değilmiş gibi gözükse
de konunun can alıcı noktası 6102 sayılı Kanunla yeni
getirilen bir hüküm olan 194.maddededir. Madde metninde Ticari İşletme ile ilgili birleşme ve tür değiştirme
ise şu şekildedir;
Tasfiye dönemiyle ilgili olarak verilmesi gereken beyannameler süreleri ve ne şekilde verileceği ise madde hükmünün 2.fıkrasında belirtilmiştir;
‘’…(2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye beyannameleri,
tasfiye memurları tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren Kanunun 14 üncü maddesinde yazılı sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz
gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.
‘’VI – Ticari işletme ile ilgili birleşme ve tür değiştirme
MADDE 194- (1) Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu
hâlde devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140,
142 ilâ 158 ve ortak hükümlere ilişkin 191 ilâ 193 üncü
madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
(3) Bu madde gereğince verilecek olan beyannamelere,
bilânço ve gelir tablosu ile tasfiye bilânçosuna göre ortaklara dağıtılan paralar ve diğer değerlerin ayrıntılı bir
listesi eklenir.
(2) Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi
hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler kıyas yoluyla uygulanabilir.
(3) Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının
tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından
devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına
ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından,
ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı
süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu olurlar.
Sermaye şirketinin şahıs işletmesine dönüşümü sonucunda sermaye şirketi terkin edilmiş olacağından,
Tasfiye sonundaki hükümleri doğuracaktır. Dolayısıyla
yukarıdaki fıkra hükümleri aynen geçerli olup tür değiştirme işleminin Ticaret sicilinde tescilini takip eden 30
gün içinde Kurumlar vergisi beyannamesinin ilgili vergi
dairesine verilmesi gerekmektedir.
(4) Tasfiye kârı: Tasfiye halindeki kurumların vergi matrahı tasfiye kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye döneminin so-
61
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mev z u a t
nundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki
servet değeri arasındaki olumlu farktır…
imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi
beyannamesi ile,
(5) Servet değeri: Tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilânçosunda görülen öz sermayesidir.
Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde izleyen tasfiye dönemlerinin başındaki servet değeri, bir önceki dönemin son
bilânçosunda görülen servet değeridir.’’
2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna
kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih
kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma
ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün
içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.
Tasfiye karı ve tasfiye dönemi sonunda oluşan servet
değeri ise yapacağımız tür değişikliği işleminde sermaye
şirketinin çıkarılacak olan son bilançosu ve gelir tablosundaki rakamlar olacaktır. Şirket kayıtları üzerinden hesaplanacak olan tasfiye karı ilgili beyannamede matraha
ulaşmamızı sağlayacaktır.
b) Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş
ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme
sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder.
Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen
kurumdan ayrıca teminat isteyebilir…’’ (4)
5520 Sayılı Kanunun 19.maddesinde Devir, Bölünme ve
Hisse değişimi ile ilgili olarak şu hükümler yer almaktadır;
denilmek suretiyle devir işlemlerinde vergilendirme hususu açıklanmıştır. Kanun hükmü değerlendirildiğinde
sermaye şirketlerinin şahıs işletmesine dönüşüm işlemlerinin 5520 sayılı kanunun kastettiği devir işlemlerinden
sayılamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Kanun devirdeki
istisnadan yararlanabilmek için, devir eden ve devir alan
işletmelerin her ikisinin de sermaye şirketi olması şartını
aramıştır. Dolayısıyla söz konusu devir işlemi yapılırken,
devir veya birleşme işleminden kaynaklanan karların istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.
‘’1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:
a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen
kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması.
b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi.
(2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir…’’ (3)
2.3 GELİR VERGİSİ KANUNU
193 Sayılı Gelir vergisi kanunun konuyla ilgili 81.maddesi hükmü ise şu şekildedir;
Kanunun devamında 20.maddesinin 1.fıkrasında ise Devir, bölünme ve hisse değişimi hallerinde vergilendirme
şu şekilde açıklanmıştır;
‘’Aşağıdaki yazılı hallerde değer artışı kazancı hesaplanmaz ve vergilendirilmez :
‘’ (1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde,
münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; birleşmeden doğan kârlar ise
hesaplanmaz ve vergilendirilmez:
1. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanunî
mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadî kıymetlerin kayıtlı değerleriyle (bilanço esasına göre defter
tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde)
aynen devir alınması.
a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret
Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;
2. Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir
işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve
1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken
3- http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/786161-yok-boyle-sirket Erişim Tarihi : 14.07.2014
4- http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/786161-yok-boyle-sirket Erişim Tarihi : 14.07.2014
62
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin
bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı
alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin
nama yazılı olması şarttır.).
3. Kollektif ve adi komandit şirketlerin bu maddenin (2)
numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde nev’i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi (Kollektif ve adi
komandit şirketlerin şekil değiştirerek anonim şirket haline dönüşmesi halinde şekil değiştiren kollektif ve adi komandit şirketlerin ortaklarının anonim şirketteki ortaklık
paylarını gösteren hisse senetlerinin nama yazılı olması
şarttır.’’
nin 4-c bendinde bahse konu istisnanın iki bölüm halinde
yazıldığı görülmektedir. İlk olarak Gelir Vergisi Kanunu
81.maddede belirtilen işlemlerden bahsedilmiştir. Bu
yönden sermaye şirketinin şahıs ticaret işletmesine dönüşmesine yer verilmemiştir. İkinci olarak ise Kurumlar
Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemlerinden bahsedilmektedir. Bu durum ise bizi 5520 sayılı kanunun 19 ve 20.maddelerine götürür. Bir sermaye
şirketinin şahıs ticaret işletmesine dönüşmesi işleminin,
kurumlar vergisi 19 ve 20.maddelerde belirtilen türde
‘devir’ işlemi olarak sayılması mümkün görünmediğinden, söz konusu devir işlemi sonucunda ortaya çıkan
devir bedelinin de KDV Kanunu’nun 17/4-c kapsamında
istisna olması mümkün değildir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere şahıs işletmelerine devir sırasında, sermaye şirketlerinin yararlanabileceği herhangi bir istisna bulunmamaktadır.
2.5 DAMGA VERGİSİ KANUNU
488 Sayılı Damga vergisi kanunun 1.maddesinde;
‘’Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga
Vergisine tabidir.’’
2.4 KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU
Denilerek kanuna ekli 1 sayılı tabloda hangi işlemlerin
hangi oranda Damga Vergisine tabi olduğu belirlenmiştir.
3065 Sayılı Katma değer vergisi kanununda 1.maddenin
ilk fıkrasında;
‘Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir:
Yine aynı kanunun 9.maddesinde ise;
‘’Bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga
Vergisinden müstesnadır.’’
1. Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,
2. Her türlü mal ve hizmet ithalatı,
3. Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler:…’’
Hükmü yer almakta olup, hangi mal ve hizmetlerin tesliminin katma değer vergisine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Öte yandan istisnalarla ilgili olarak ise 17.maddenin 4.fıkrasının c bendinde;
Denilerek istisna konusu işlemler kanuna ekli 2 no’lu tabloda verilmiştir. Konumuzu ilgilendiren 2 no’lu tablonun
“IV – Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (17) numaralı fıkrasında;
‘’…Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan birleşme,
devir ve bölünmeler nedeniyle düzenlenen kağıtlar…’’
ın damga vergisinden istisna edildiği hüküm altına alınmıştır.
‘’c)Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen
işlemler ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemleri (Bu kapsamda vergiden istisna
edilen işlemler bakımından Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz.
İşlem sonunda faaliyetini bırakan, bölünen veya infisah
eden mükelleflerce yüklenilen ve indirilemeyen vergiler,
faaliyete başlayan veya devir ve bölünme sonrasında
devredilen veya bölünen kurumların varlıklarını devralan
mükellefler tarafından mükerrer indirime yol açmayacak
şekilde indirim konusu yapılır…’’
Denilmektedir.
Bu durumda, sermaye şirketlerinin kurumlar vergisine
tabi olmayan şahıs ticaret işletmesine dönüşmesi sırasında, KDV kanununda yapmış olduğumuz yoruma benzer bir şekilde Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20’nci
maddeleri kapsamındaki nev’i değişikliği işlemi sayılamayacağına göre, bu nev’i değişikliği işlemine ilişkin
olarak düzenlenen kağıtların da 488 sayılı Damga Vergisi
Kanunu’na ekli (2) sayılı tablonun IV/17 fıkrası hükmüne göre damga vergisinden istisna edilmesi de mümkün
değildir.
Katma Değer Vergisi Kanunu incelendiğinde, 17.madde5- 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Resmi Gazete Tarihi: 06.01.1961 Sayı : 10700
63
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
İkale
Sözleşmesi
Gerek 1475 sayılı İş Kanunu döneminde gerek daha önceki dönemlerde bu
sözleşme türünden hiç bahsedilmez ve uygulamaya konu edilmezken, 4857
sayılı Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte ikale sözleşmesi uygulamaları
sıkça görülmeye başlanılmıştır. İş sözleşmesini ikale sözleşmesi imzalayarak
tarafların karşılıklı olarak sona erdirmeleri durumunda işçinin, İş Kanununun
iş güvencesi hükümlerinden yararlanma hakkı bulunmamaktadır. Başka bir
deyişle işçinin işe iade davası açma şansı ortadan kalmaktadır. Kanımca ikale
sözleşmesi uygulamalarının yeniden canlanarak sıkça görülmeye başlamasının altındaki asıl neden budur.
Basitçe tanımlamak gerekirse ikale, tarafların daha önce kurdukları bir hukuki
iş ilişkisini, başka bir hukuki işlemle ortadan kaldırmaları anlamını taşır ya da
ikale, daha önce yapılmış olan bir sözleşmenin, tarafların karşılıklı anlaşmaları ile yeni bir sözleşme yapılması suretiyle bozularak ortadan kaldırılmasına
denir.
İkale sözleşmesi gerek 4857 sayılı İş Kanununda gerekse diğer yasalarda
açıkça düzenlenmemiştir. Ancak bunu Anayasamızın 48.maddesinde yer alan
“sözleşme özgürlüğü” ve “taraflara sözleşme yapma, bunun içeriğini belirleme ve sözleşmeyi sona erdirme” yetkilerini veren Borçlar Kanunu 26.madde
çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Mevcut bir sözleşmenin iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırılması anlamını taşıyan ikale sözleşmesi bir bozma
sözleşmesidir. Dolayısıyla Borçlar Kanununun genel hükümlerine tabidir.
Hayrettin SALDI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
İş Başmüfettişi
[email protected]
Yukarıda da belirtiğimiz gibi ikale, İş Kanunu ve Borçlar Kanununda düzenlenmemiş olduğundan ortaya çıkan sorunlar yargı kararlarıyla giderilmeye
çalışılmaktadır. Yargıtay’ın da bir kararında; “İşçi ve işveren iradelerinin fesih
konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. İş Kanununda bu
fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap)
ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş
olur” denilmektedir. (Yargıtay 9. H.D. 13.08.2008, E.26232/K.5313).
İş sözleşmesinin ikale sözleşmesi yoluyla son bulması durumunda, bu durum fesih anlamına gelmediği için iş kanunlarında iş sözleşmesinin feshine
ilişkin sonuçlar uygulama alanı bulamayacaktır. Başka bir ifade ile ikale yoluyla iş sözleşmesinin sona erdirilmesi bir fesih değildir. Fesih tek taraflı bir
irade beyanı ile bozucu yenilik doğuran hukuki bir işlem olduğu halde, ikale
karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile ortaya çıkmaktadır.
İkale sözleşmesinde sözleşmenin türünün önemi bulunmamaktadır. İster belirli süreli, ister belirsiz süreli olsun, her iki sözleşme türünde de ikale yoluyla
sözleşme son bulmaktadır.
64
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
dan kaldırılmasıdır ve ikalenin geçerliği herhangi bir şekil
koşuluna tabi değildir. Genellikle uygulamada “protokol
şeklinde düzenlenen ikale sözleşmeleri, tarafların iş sözleşmesini ortadan kaldırmaları yönündeki iradeleri konusunda tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bir açıklık
taşımalıdır. İkale sözleşmelerinin herhangi bir şekil şartına tabi olmamakla birlikte ispat hukuku açısından yazılı
yapılması gerekmektedir.
İş sözleşmesini hangi taraflar yapmışsa, ikale sözleşmesini de aynı taraflar yapmak durumundadır. İkale sözleşmesinin taraflarından biri mutlak surette kendisiyle iş
sözleşmesi yapılan işçi olacaktır. Fakat 4857 sayılı Yasanın 6.maddesi hükümleri çerçevesinde işyeri başka bir
işverene devredilmiş ise, bu durumda işveren tarafının iş
sözleşmesini imzalayan taraf olması doğal olarak mümkün olmadığından devralan işverenin ikale sözleşmesinin
tarafı olacağı ve bunda hukuki bir sorun da bulunmadığı
unutulmamalıdır.
Son zamanlarda sık sık, işçinin, “ihbar ve kıdem tazminatım ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesini istiyorum” şeklindeki beyanlarla işveren başvurduğunu görmekteyiz. Yargıtay’ın bu konu ile ilgili bir kararında
İkale sözleşmesinin konusu; yapılan yeni bir sözleşmeyle
işçi ve işveren arasındaki önceki iş sözleşmesinin orta-
65
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
lehine yorum yapılması gerekmektedir. Zira bu, iş hukukunun işçiyi koruma ilkesinin bir sonucudur. Genel bir
değerlendirme ile işçinin gerçek iradesini yansıtan ikale
sözleşmelerinin geçerli sayılması, İş Kanununun iş güvencesi hükümlerini bay-pas etme amacı güden ikale
sözleşmelerinin geçerli sayılmaması gerekmektedir.
işçinin bu şekildeki talebinin istifa olarak değil, olsa olsa
ikale sözleşmesi yapmaya yönelik bir icap (davet) olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir. (Yargıtay 9. H.D.
13.10.2008, E. 2008/34079, K. 2008/26691)
Yargıtay yeni bir kararında rahatsızlığı sebebiyle hafif
işte çalışmak isteyen işçinin önerilecek hafif bir iş olmadığı için haklarının ödenmesi suretiyle iş sözleşmesinin
feshedilmesini istemesi üzerine iş sözleşmesinin karşılıklı irade ile sona erdirildiğine dair protokol imzalayan
işçinin protokoldeki imzanın baskı ile alındığını iddia ve
ispat edeme¬mesi nedeniyle iş sözleşmesinin ikale ile
sona ermiş olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 9. H.D.,
09.03.2009, E. 2008/21580, K. 2009/6150).
İkale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin ortadan kaldırılması
için özgür iradelerin karşılıklı ve birbirine uygun olması
gerekir. Bu nedenle taraf iradelerinin uyuşmaması veya
irade sakatlıklarının bulunması halinde, ikale sözleşmesinin geçerli olmadığı kabul edilmelidir. Gerçekten
taraflardan birinin iş sözleşmesini ortadan kaldırma konusunda karşı tarafla aynı görüşte olmaması durumunda
ikale sözleşmesi geçerli olmayacaktır. Bu durumda ikale
sözleşmesine ihtirazi kayıt konulması (Yargıtay 9. H.D.
21.04.2008, E. 2007/30761, K. 2008/9209) ya da irade
sakatlıkları (Yargıtay 9. H.D. 17.09.2007, E. 2007/30312,
K. 2007/26763) veya sözleşme yapmada makul yararın
bulunmaması ortada geçerli bir ikale sözleşmesi bulunmadığını gösterecektir. Bu durumda ikale sözleşmesinin
değil, iş sözleşmesinin feshine ilişkin hükümler uygulanabilecektir.
Buraya kadar anlattıklarımızdan ikale sözleşmelerinin
genel olarak işçi lehine sonuçlar doğurmadığı, doğurmayacağı görülmektedir. Zira ikale sözleşmesi gerçekleştiğinde, işçinin feshe bağlı haklardan (Örneğin, ihbar
tazminatı, kıdem tazminatı, işe iade davası açma hakkı,
işsizlik sigortası) yararlanması söz konusu olmayacaktır. Bu bakımdan böyle bir ikale sözleşmesini işçinin
serbest iradesiyle kabul etmeyeceği, bunun hayatın
olağan akışına uygun düşmediği değerlendirilmelidir.
Fakat gerçekten işçi, belirli bir nedenle iş sözleşmesine
anlaşma yoluyla son verilmesini arzu etmiş olabilir. İşte
ikale sözleşmelerinin geçerliliği bu noktada ortaya çıkmakta, ikalenin işçinin gerçek iadesine dayanıp dayanmadığının tespitini zorunlu kılmaktadır. Neticede ikalenin
geçerliliği konusunda tereddüt yaşaması durumunda işçi
İkale sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, makul yararın
işçi lehine gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. İkale
sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işveren öncelikle
işçinin ikale sözleşmesi sonucu uğrayacağı maddi kayıpları karşılamış olmalıdır.
66
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
sıyla “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından
haklı sebep bildirmeden feshi” bölümünü işaretlemeleridir. Bu durum İŞKUR’u gereksiz olarak işsizliği ödeneği vermek durumunda bıraktığı gibi, ikale konusunun
davalık olması durumunda dava konusunun çözümünü
de zorlaştırmaktadır. Doktrindeki ağırlıklı görüşe paralel
olarak ben de SGK’ya yapılacak bildirim alternatifleri arasında işten çıkma nedeni olarak “ikale sözleşmesi”nin de
yer alabileceği görüşündeyim. İkale sözleşmesi çok sık
olarak ortaya çıkmaya başladığından, eğer, bu durunda
olan işçilerin de işsizlik sigortasından yararlanabilmesi
isteniyor ise 4477 sayılı Kanunda bir yeni düzenleme ile
işsizlik ödeneğine hak kazandıran sona erdirme hallerine
ikale sözleşmesinin de eklenmesi uygun olacaktır.
Makul yararın miktarı konusunda kesin bir ölçüt ortaya
koymak mümkün değildir. Ancak makul yararın belirlenmesinde işçinin kıdemi, ücreti, işyerinin mali durumu,
işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığı ve ikale nedeniyle iş güvencesi kapsamı dışına çıkmasından
kaynaklanacak zararı, işsizlik sigortasından uğrayacağı
kayıp ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı gibi
ölçütler göz önünde bulundurulabilir.
İkale yani bozma sözleşmesi yapma konusunda icabın
işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın
özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır (Yargıtay 9.
H.D. 16.03.2009, E. 21649, K. 6967). Yüksek Mahkeme,
icabın işverenden geldiği izleniminin edinildiği durumlarda ise, makul yararın varlığı bakımından, işverenin iş güvencesi kapsamındaki işçiye ihbar ve kıdem tazminatları
ile diğer işçilik alacaklarını ödemesini yeterli görmemekte; bunların yanında ek bir ödemede daha bulunmasını
aramaktadır. Zira Yüksek Mahkemeye göre iş sözleşmesi feshedilecek işçiye zaten ihbar ve kıdem tazminatı ile
diğer işçilik alacaklarının ödenmesi yasa gereğidir. Bu
bakımdan, işçiye sadece ihbar ve kıdem tazminatları ile
işçilik haklarının ödenmesi; bunun yanında herhangi bir
“ek menfaat” sağlanmaması ikaleyi geçersiz kılmaktadır
(Yargıtay 9. H.D. 05.04.2012, 13559/6375; Yargıtay 9.
H.D. 22.12.2011, 4403/7992).
Diğer taraftan belirtmek gerekir ki, sözleşme herhangi bir
nedenle sona ermiş ise bunun üzerine tekrar ikale sözleşmesi yapılması mümkün değildir. Zira tanımdan da
anlaşılacağı üzere ikale tarafların anlaşması ile mevcut
sözleşmeyi ortadan kaldıran bir sözleşme türüdür. Dolaysıyla iş sözleşmesi İş Kanunu hükümleri çerçevesinde
son ermiş veya erdirilmiş ise ortada zaten bir sözleşme
olmayacağından tekrardan ikale yapılması mümkün değildir.
İkale, ibra ile de karıştırılmamalıdır. İbra da özetle bir
borç-alacak ilişkisi ortadan kaldırılmaktadır. İkale de ise
borç- alacak ilişkisini doğuran hukuki ilişkinin kendisi ortadan kaldırılmaktadır.
Yargıtay’a göre; işçi, olağan sona erme şekli olan fesihte
ihbar ve kıdem tazminatından, işsizlik ödeneğinden ve
iş güvencesinden yararlanacağı halde, işverenin ikale
icabını kabul etmesi, hayatın olağan akışı gereği, bunda
makul bir yararının olmasını gerektirir. İşçiye ikale karşılığında ihbar ve kıdem tazminatı, iş güvencesi tazminatı
ve hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan
bazılarının ya da tamamının ödenmesi kararlaştırılabilir.
Makul yarar ölçütü kapsamında yapılacak denetimde,
ikale icabının hangi taraftan geldiği ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9. H.D. 05.04.2010, E.
2009/18811, K. 2010/9254; Yargıtay 9. H.D. 18.10.2010,
E. 2009/29861, K. 2010/29354). Görüleceği üzere Yargıtay da haklı olarak makul yarar konusunda bir ölçütlemeye gitmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, somut
olayın şartları itibariyle ihbar ve kıdem tazminatına ilaveten bir aylık ücret tutarında bir ek ödemeyi makul yarar
açısından yeterli gördüğü kararları mevcuttur (Yargıtay
9. H.D. 13.04.2011, E. 2009/49584, K. 2011/11186).
İkale yoluyla işçiye ödenen meblağların kıdem tazminatı
veya genel olarak tazminat olarak değerlendirilmesi de
mümkün değildir. Bu tür ödemelerin ücret çerçevesinde
değerlendirilip vergi kanunları çerçevesinde kesintilerinin yapılması gerekmektedir.
İkale sözleşmesinin kanımca en önemli sonucu işçinin
iş güvencesi hükümleri kapsamı dışına çıkmasıdır. Hal
böyle olunca ikale sözleşmelerinde işçi lehine makul
yararın var olup olmadığını iyice araştırılması, ikale sözleşmelerinde tarafların açık ve net bir şekilde iradelerini
ortaya koyup koymadıklarının irdelenmesi gerekmektedir. İkale sözleşmeleri bir tarafın icapta bulunduğu (davet) diğer tarafın da kabul ettiği bir sözleşme olup, icabın
kimin tarafından geldiği de ikale sözleşmelerinin geçerliliği konusunda önem arz etmektedir. Netice olarak icap
işverenden gelmiş ve ikale sözleşmesi ile işçiye makul
yarar ilkesi çerçevesinde, ikale sözleşmesi neticesinde
uğrayacağı zararların önemli bir kısmı verilmemiş ise
bu sözleşme geçersiz olacaktır. Ancak icap işçiden gelmiş ise ve işçinin gerçek iradesini de taşıyor ise hayatın
olağan akışına aykırı olmamak kaydıyla makul yarar da
içeriyor ise ikale sözleşmesinin geçerli olması gerektiği
kanaatindeyim.
Burada hemen belirtmek gerekir ki iş sözleşmesi ikale
yolu ile sona ermiş olsa bile bu durum işçinin izin haklarını etkilemez. İşçinin kullanmadığı izini var ise ikale
yoluyla iş sözleşmesinin son bulması durumunda da işçinin izin ücretlerinin ödenesi gerekmektedir.
Uygulamada rastladığımız durumlardan birisi de işverenlerin işçinin işsizlik ödeneği alabilmesini temin amacıyla
gerçeğe aykırı bildirimde bulunarak (04) kod numara-
67
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mev z u a t
Sahte ve muhteviyat
itibariyle
yanıltıcı belge düzenleme
ve kullanma fiilinde
ispat yükü - 2
Prof. Dr. Mehmet YÜCE
U.Ü.İ.İ.B.F Maliye Bölümü Öğretim Üyesi
[email protected]
Dosyanın incelenmesinden, yükümlü adına fatura düzenleyen (U) Ltd. Şti.
hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda, beyannameleri imzalayan
muhasebecinin farklı vergi numaraları kullandığı, mal aldığı iki firma ve bir
şahsın adreslerinde bulunamadıkları ve haklarında sahte belge düzenlemekten dolayı raporlar olduğu, işçi çalıştırmadığı, adresinde bulunamadığı, (M)
Ltd. Şti. ile ilgili vergi tekniği raporunda ise; kurumun ve şirket ortaklarının bilinen tüm adreslerinde bulunamadığı, (...) tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği
halde kısa sürede yüksek cirolara ulaştığı buna rağmen birden bire faaliyetine
son vererek tasfiyeye girdiği, işletmede hiç işçi çalışmadığı, 2002/Ağustos
döneminden sonra 2-3 işçi çalıştırıldığı, işyerinin kiralık olduğu, deposunun
bulunmadığı, şirket ortaklarının aynı zamanda toptan demir ticareti yaptığını
bildiren ve sahte fatura düzenlediği tespit edilen (K) Ltd. Şti.’nin de ortağı
olduğu ve karşılıklı sahte fatura düzenlendiğinin belirlendiği, şirketin banka
hesabı bulunmadığı bununda ticari hayatın gereklerine aykırı olduğu hususlarının tespit edildiğinden bahisle adı geçen şirketlerin düzenlediği faturalar
sahte kabul edilerek davacının bu faturalara konu indirimleri reddedilmek suretiyle dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar vergi mahkemesince yukarıda belirtilen tespitlerden hareketle adı geçen firmaların davacı şirkete düzenledikleri faturaların sahte olduğu
sonucuna varılmış ise de; (U) Ltd. Şti.’nin davacıya fatura düzenlediği 2002
yılına ilişkin kurumlar ve katma değer vergisi beyannamelerini verdiği, adreste bulunmadığına dair tespitlerin yükümlüye fatura düzenlediği dönemden
sonra yapıldığı, davacıya düzenlediği faturaların izinli bastırdığı, bir kısım alışlarının sahte olduğunun ileri sürülmesi davacı adına düzenlenen faturaların
sahte olduğunu göstermeyeceği, yine (M) Ltd. Şti.’nin 2002-2006 yıllarına
ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi ile 2002, 2003 yıllarına ilişkin katma
değer vergisi beyannamesini verdiği, defterlerinin tasdikli olduğu, 2002/
Ağustos döneminden sonra iki üç işçinin bulunduğu, faturaların anlaşmalı
matbaaya bastırıldığı, bir kısım alışlarının sahte olması ve vergilendirme ile
ilgili ödev ve sorumluluklarının yerine getirmemesinin davacıya düzenlediği
tüm faturaların sahte olduğunu göstermeyeceği ve adreste bulunmadığına
ilişkin tespitlerin yükümlüye fatura düzenlediği yıldan sonra yapıldığı anlaşıl-
68
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
dava sürecinde, söz konusu suçun faili, belgenin sahte
olmadığı yününde hakimde kanaat oluşturmak amacıyla
mahkemeye bir takım belgeler sunmak suretiyle karşıt
ispat yükü yüklenmektedir.
dığından, sahte fatura düzenlediği iddia edilen şirketler
hakkında yeterli ve somut tespitler içermeyen inceleme
raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatı onayan vergi mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle vergi dairesi temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen
reddine Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının oybirliği, (ÜE) ve (YÖ)’den
alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyata ilişkin
hüküm fıkrasının oyçokluğu ile onanmasına, (U) Ltd. Şti.
ve (M) Ltd. Şti.’den alınan faturalar nedeniyle yapılan
cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrasının oyçokluğu ile bozulmasına, karar verildi.” (Danıştay. 9. D., E: 2007/6198,
K: 2009/1744, T: 15.04.2009).
3.2. İSPAT YÖNTEMLERİ
a. Mal Hareketleri ve Hizmet İfası
Sahte belgeye konu teşkil eden şey, mal hareketinin olup
olmadığı ve hizmet ifasının gerçekleşip gerçekleşmediği
hususudur. Dolayısıyla mükellefin sahte belge kullandığını iddia eden idare mal hareketi ya da hizmet ifası
gerçekleşmediği halde belgenin düzenlendiği ya da bu
hareket gerçekleşmiş olmakla birlikte malın başka yerde, belgenin de başka yerde temin edildiği (yani malın
temini gerçek, düzenlenen fatura ise sahte) yönündedir.
O nedenle vergi idaresi açısında aşağıdaki iki sorunun
cevaplandırılması gerekir;
Yukarıda zikredilen yargı kararlarında görüldüğü üzere
sahte belgeye ya da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı iddiası ile karşılaşan bir
mükellef, ödemelerini banka aracılığı ile yaptığını, kanuni
belgelerle usulüne uygun bir şekilde mal tesliminin veya
Mal ve hizmet hareketi olmuş mudur?
hizmet ifasının gerçekleştiğini, söz konusu işletmenin
faaliyet yapısıyla uygun olup, herhangi bir abartı bulunmadığı hususu belge, defter ve kayıtlarıyla ortaya koyması halinde kendisine yapılan bu suçlamasının yersiz
ve dayanaksız olduğuna dair güçlü bir karine elde etmiş
olacaktır. Diğer bir ifade ile ilk görünüş karinesinden yararlanacaktır. Bu durumda belgenin gerçekten sahte belgeye ya da muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunun ispat külfeti idareye geçecektir. Her ne kadar sahte
belge kullandığı gerekçesiyle vergi kaçakçılığı suçu isnat
edilen kişinin her hangi bir ispat yükü bulunmasa da
Mal ve hizmet akışı ile belgenin düzenlendiği kaynak aynı
mıdır?
Bu çerçevede idarenin mal ve hizmet hareketi gerçekleşmediği ya da gerçekleştiği halde belge ile farklı noktalarda gerçekleştiğini yeterli inceleme ve somut delillerle
ispatlaması gerekmektedir. Bunun için de bir takım karinelerden yararlanması gerekir. Söz konusu karinelerden
bazıları şunlardır;
Faturaların biçimsel kurallara uygun olarak düzenlenip
düzenlenmediği,
1- Mehmet Nalbant, VUK ve TCK Açısından Sahte ve Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanımında Bilerek ya da Bilmeyerek Ayrımı,
http://www.muhasebenet.net/makale_mehmet-nalbant (Erişim: 12.12.2013), , s.21.
69
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
Yasal belgelerin, muhasebe kayıtların ve finansal tabloların uyumlu olup olmadığı, gerçeği yansıtıp yansıtmadığı,
Alıcı ve satıcıların Ba-Bs formlarının birbiriyle uyumlu
olup olmadığı,
Sermayesi ile satış hacmi arasında makul bir dengenin
olup, olmadığı,
İşyerinin karlılığı ile kesilen belgeler arasında bir dengenin bulunup bulunmadığı,
Borsada tescilin yapılıp yapılmadığı,
Girdi ile çıktı arasındaki dengenin makul olup olmadığı,
Ödemelerin banka ya da çek aracılığıyla yapılıp yapılmadığı,
Faaliyet konuları arasında bir ilişki olup, olmadığı,
Fatura içeriğinde yer alan mallara ilişkin depo, ambar giriş-çıkış evrakları, nakliye evrakları, sevk irsaliyesi gibi
belgelerin olup olmadığı,
Stok miktarı ve hareket akışının makul olup olmadığı,
İşletmenin teknik kapasitesi ile beyan ettiği hâsılat arasında uyum bulunup bulunmadığı,
Mükellefiyetin devam edip etmediği,
Mal hareketinin söz konusu işletmenin faaliyet yapısıyla uygun olduğu, herhangi bir abartının bulunmadığı
hususunun belge, defter ve kayıtlarıyla ortaya konulup
konulmadığı,
Vergilendirme ile ilgili ödev ve sorumluluklarını yerine
getirip getirmediği,
Mükellefinin bilinen adresinde faaliyet gösterip göstermediği,
Fatura düzenleyen mükellefin mal çıkışları ile düzenlediği
faturalarda yer alan miktarların uyumlu olup olmadığı,
Sık sık adres değişikliği yapılıp, yapılmadığı,
b. Finansman Hareketleri
İşyerinde çalışanın bulunup bulunmadığı, çalışanlarına
sigorta primi yatırılıp yatırılmadığı,
Mal hareketinin diğer tarafını finansal hareketler teşkil
etmektedir. Mal hareketinin finansal hareketlerle uyum
70
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
4. SONUÇ
içinde olması bu hususta düzenlenmiş olan belgenin gerçeği yansıttığına ilişkin bir karine teşkil etmektedir. Bu
nedenle 320 seri numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliğinde, mükelleflerin kendi aralarında yapacakları ticari işlemler ile nihai tüketicilerden mal ve hizmet bedeli olarak
yapacakları 5.000. (332 seri numaralı VUK Gn.Teb. No:
332 ile bu rakam 8.000,00 TL olarak belirlenmiştir) lirayı
aşan tahsilât ve ödemelerini, banka veya katılım bankaları aracılığıyla yapmaları ve bu kurumlarca düzenlenen
belgeler ile tevsik etmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu
çerçevede vergi idaresi finansal hareketleri de kayıt altına
alıp mal ve hizmet hareketleriyle karşılaştırarak analiz yapabilme imkânı sağlayacaktır.
Gelir Vergisi sistemi temel prensip olarak, gelirin mükellef tarafından beyan edilen gerçek miktarının defter
kayıtlarına (muhasebe sistemi) veya belgelere dayanılarak tespit edilmesi esasını benimsemiştir. Çünkü vergilendirmede vergiyi doğuran olayların maddi sonuçlarının gerçeğe uygun olarak defter kayıtlarına geçirilmesi
olayın meydana geldiği zamanda belgeye bağlanması ile
mümkündür. Hangi şartlar ve hukuki ilişki altında hangi
belgelerin düzenleneceği VUK’ta ismen ve içerik olarak
belirtilmiştir. Vergiyi doğuran olayın özünün bir özel hukuk ilişkisine dayanması nedeniyle vergiyi doğuran olayı
tespit için düzenlenen bu belgeler, ilişkinin tarafları açısından özel hukuk itibariyle kullanılabilecek delil niteliği
de taşırlar.
Ödemelerin banka kanılıyla yapılmış olması, sahte ya da
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanımı suçlamasının gerekçesini zayıflatmaktadır. Ödemenin bankaca
aracılığıyla, çek veya kredi kart ile yapılmış olması ve bu
durumun defter ve belgeleri üzerindeki kayıtlarla desteklenmiş olması ödemenin gerçek bir ödeme olduğu dolayısıyla yapılan işlemin de fiili olarak gerçekleştiğine bir
karine teşkil eder. Yargı kararlarında da bu husus dikkate
alınmıştır. Danıştay 4. Dairenin bir kararında şöyle denilmektedir:
Belgelerden beklenen bu faydanın sağlanabilmesi için
belgelerin gerçeği yansıtan ve hukuka uygun bir şekilde
düzenlemiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde belgeler
gerçeğin ortaya çıkmasına değil aksine gerçek ekonomik
ilişkinin tamamen örtülmesi ya da çarpıtılmasına veya
olmayan bir ekonomik ilişkinin olmuş gibi görünmesine aracılık edebilir. Bu da kamu düzeni açısından tehdit
oluşturmaktadır. Bu nedenle gerçeğe aykırı düzenlenen
belgenin bir yönü vergi ziyaını ilgilendirirken diğer yönü
de ceza hukukunu ilgilendirmektedir. Yani gerçeğe aykırı
düzenlenen belge bir taraftan kabahat kapsamında ele
alınırken diğer taraftan adli vergi suçu kapsamında ele
alınması gerekir. Böylece kanun koyucu bu suç unsurunu yaratarak bir taraftan kamu düzenini korumakta, diğer
taraftan da hazine yararı, yani kamu alacağını güvence
altına almaktadır. Bu nedenle gelir idaresi sahte ya da
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda oldukça hassas davranmakta ve aynı
hassasiyeti mükelleften de talep etmektedir.
“…Ancak, davacının kurumun defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu sahte olduğu ileri sürülen fatura karşılıklarının banka aracılığı ile çekle ödendiği tespit edildiği
halde inceleme elemanınca vergi incelemesinin amacına
uygun olarak bu belgelerin mahiyeti hakkında hiç bir inceleme yapılmamıştır.
Davacı tarafından ödemelerin çekle yapıldığını gösteren
banka ekstreleri dosyaya sunulmuş ancak vergi mahkemesince de çekle ödeme iddiaları dikkate alınmamış,
ödemelerin mahiyeti araştırılmamış, fatura düzenleyen
firma hakkındaki raporda yer alan tespitler esas alınarak
söz konusu faturaların sahte olduğu kabul edilmiştir.”
(Danıştay. 4. Daire., E: 2009/4029, K: 2010/3462, T:
07.06.2010).
c. Miktar Yaklaşımı
Herhangi bir olayın tekrarlanma sıklığı, değer olarak yüksekliği veya işletmenin toplam işlem hacmi içinde oransal büyüklüğü genellikle o işlemlerin kasten yapılıp yapılmadığında karine olarak değerlendirilir. Sahte faturaların
sayısı ile ihtiva ettiği miktarların, yürütülen faaliyetin toplam iş hacmi içindeki payı bilerek kullanma konusunda
bir fikir verebilir. (1)
71
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
Ramazan yardımlarının
vergilendirilmesi ve
muhasebeleştirilmesi
GİRİŞ
Ülkemizde son yıllarda işletmeler ve kuruluşlar, gerek toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince, gerekse bayram, yılbaşı gibi özel günlerde; gıda, içecek, giyecek ve
temizlik malzemesini içeren erzak paketlerini başta kendi çalışanları olmak üzere
ihtiyaç sahiplerine yardım olarak dağıtmaktadır. Yapılan yardım paketleri, vergi
mevzuatı ve sosyal güvenlik mevzuatı uygulamalarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu çerçevede işyerlerinin hangi mevzuata göre nasıl bir uygulama yapacağı
ile ilgili hem yasal boyutunun hem de muhasebe kaydının nasıl uygulanacağı ile
ilgili açıklamalar yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
A. İŞLETME ÇALIŞANLARINA YAPILAN AYNİ
YARDIMLAR
1. Gelir Vergisi Kanunu Karşısındaki Durum
Prof. Dr. Adnan GERÇEK
U.Ü.İ.İ.B.F Maliye Bölümü Öğretim Üyesi
[email protected]
GVK m. 61’de ücret; “İşverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara
hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir” şeklinde tanımlanmıştır. Ücretin tanımından açıkça anlaşılacağı
üzere para ile (nakit) ödeme dışında “ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler” de ücret olarak kabul edilmektedir.
Hizmet karşılığı verilen ayınlar, verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatları
ile değerlenir (GVK m.63). Perakende fiyat; işlendikten sonra veya aynen tekrar
satışa arz edilmeyecek ve normal bir tüketicinin ortalama ihtiyacını geçmeyecek
miktardaki satışlara uygulanan fiyatı ifade eder. Ayni değerin verildiği gün ve yerde, bu tür satışlar için uygulanan birden fazla fiyat varsa, bunların ortalaması alınır.
Uygulama pratikliği açısından aşağıdaki yöntemlerde izlenebilir.
- İşveren, ücretliye verdiği malın perakende satışını yapmakta ise, değerleme kendi
perakende satış fiyatının ortalaması ile yapılabilir.
- Ücretliye verilen ayni değer, hariçten satın alınmış ve satın alınan miktar, normal
bir tüketicinin ortalama ihtiyacını aşmıyorsa, diğer bir deyimle perakende satış fiyatı ile alınmışsa, alış fiyatı ile değerlendirilebilir.
Büyük bir parti halinde alınma varsa, satın alma fiyatının o yerdeki perakende satış
fiyatı ortalamasına tekabül ettiği söylenemez. Ortalama perakende satış fiyatının
ayrıca tespiti, değerlemenin ona göre yapılması gereklidir. Bu durumlarda, alış fiyatı ile değerleme fiyatı arasındaki farkın, masraf hesaplarına alacak yazılması icap
eder.
72
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Kanunun 5. maddesinde ise “vergiye tabi bir hizmetten
işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması hizmet sayılır” hükmüne yer verilmiştir.
- İşveren, ücretliye kendi imal ettiği (ve perakende satışını yapmadığı) bir kıymeti verdiğinde, gene piyasadaki
ortalama perakende satış fiyatı ile değerleme yapmak zorundadır. Ortalama perakende satış fiyatının, gerektiğinde, mükellefin müracaatı üzerine takdir komisyonlarınca
da tespiti mümkündür.
Yapılan kanuni açıklamalardan da anlaşılacağı üzere
personele ayın olarak veya hizmet olarak verilen ücretler katma değer vergisinin konusuna girmektedir. Ancak
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Katma Değer
Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde şu açıklamalara yer
verilmiştir.
Bu durumda çalışanlara yapılan yardımlar çalışan açısından “ücret”dir. Bu yardım karşılığında çalışan kişi
bir işverene tabi ve belirli işyerine bağlı olarak erzak
bedeli+KDV kadar net bir menfaat sağlamış olacaktır.
Dolayısıyla, sağlanan bu net menfaatin brüt tutarının hesaplanarak, menfaatin elde edildiği aydaki brüt ücretine
ilavesi gerekmektedir.
“KDV uygulamasında personele bedelsiz sağlanan menfaatlerden aşağıda sayılanlar vergiye tabi tutulmaz:
2. KDV ve Damga Vergisi Karşısındaki Durum
a) Personele işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesi,
b) Personele yatacak yer veya konut tahsisi,
c) Personelin toplu olarak işyerine gidip gelmesini sağlamak amacıyla yapılan taşıma hizmetleri,
ç) Personele demirbaş olarak verilen giyim eşyası.
İşletmenin iktisadi faaliyetini sürdürebilmesi için yapılan
ve işletmede yaratılan katma değerin bir unsuru olan bu
masraflar, maliyetin bir parçası olduğundan, personele
tahsis sırasında vergiye tabi tutulmaz, bu mal ve hizmetlerin iktisabında yüklenilen vergiler ise genel hükümlere
göre indirim konusu yapılabilir”.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun verginin konusunu ve
verginin konusunu teşkil eden işlemleri belirleyen 1’nci
maddesinin 1 numaralı bendinde “ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetlerin” katma değer vergisine tabi olacağı
hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun teslim sayılan halleri düzenleyen 3.maddenin a bendinde “vergiye tabi malların her ne suretle
olursa olsun vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla
işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesi” nin teslim sayılacağı belirtilmiştir.
Damga Vergisi Kanunu’nda ise, ücretlerle ilgili bir istisnaya yer verilmemiştir. Bu nedenle, GVK’nda istisna
kapsamına girmeyen personele ödenen her türlü ayni ve
73
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
lığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan
gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi
KDV’den istisnadır. Yani bu teslimlerden KDV hesaplanmaz. Yapılacak bağışların şartlı olarak (bedelsiz olarak
ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere) yapılması ve bağışların mutlaka bağış yapılan dernek veya vakıf adına düzenlenen fatura ile belgelendirilmesi ve taşıma için sevk
irsaliyesi düzenlenmesi gerekir.
nakti değerlerin damga vergisine tabi tutulacağı sonucuna varabiliriz.
3. Sosyal Güvenlik Kanunlarına Göre Ayni
Yardımlar
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 80/b maddesinde; ayni yardımların hem
sigorta primlerinin hem de işsizlik sigortası primlerinin
hesaplanmasında brüt ücrete dahil edilmeyeceği açıkça
ifade edilmiştir. Ancak, 80/c maddesinde; ayni yardım
amacıyla bile olsa yapılacak nakdi ödemelerin, prime
esas kazanca tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Ticari işletmeye dâhil malların (gıda maddelerinin) bağışlanması durumunda dernek veya vakıf adına düzenlenen
fatura bir yandan gelir bir yandan da gider kaydedilir.
Bağışlanan gıda maddeleri işletmeye dâhil değilse, söz
konusu malın maliyet bedeli (KDV dâhil) “Gelir Vergisi
Kanunu”nun 89. maddesi çerçevesinde yıllık beyannamenin bağış ve yardımlara ilişkin bölümüne yazılarak
gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate
alınır. Düzenlenecek faturada, bağışa konu malın maliyet
bedeli (yüklenilen katma değer vergisi hariç) yazılı olacaktır. Bağış konusu mal için yüklenilen KDV’nin indirimi
mümkün değildir. Dolayısıyla yüklenilen KDV’nin, bağışın yapıldığı dönemde İndirilecek KDV tutarları arasından
çıkartılarak gider hesaplarına aktarılması gerekmektedir.
Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır.” ibaresinin yer alması da
zorunludur.
B. İŞLETME DIŞINDAKİ İHTİYAÇ
SAHİPLERİNE YAPILAN AYNİ
YARDIMLAR
1. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu Karşısındaki Durum
İşletmelerin dağıtacakları yardım paketleri “Gıda Bankacılığı” faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağış şeklinde olması durumunda, yapılan direk maliyet bedeli ile
gider kayıt edilerek gelir ve kurumlar vergisi matrahından
düşülecektir. Buradaki şart, yapılan yardım ve bağışların
Gıda bankacılığı faaliyeti yapan kuruluşlara bağışlanmasıdır.
Fakirlere yapılan bağışlara yönelik vergi teşviki, yapılan
bağışların gider yazılması suretiyle vergi matrahının azaltılması suretiyle gerçekleşmektedir. Bağışların gider yazılmasına yönelik hüküm “Gelir Vergisi Kanunu”nun 40.
maddesinde yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre
fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde
bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik,
giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli gelir
vergisi matrahının hesaplanması sırasında hâsılattan
indirilebilmektedir. Veya yıllık gelir vergisi beyannamesi
üzerinde indirim konusu yapılabilmektedir.
İşletme tarafından kendi çalışanı dışındaki kişilere dağıtılan Ramazan yardımlarının vergisel boyutunda ise; paketlerin alımında ödenen KDV’nin indirim konusu yapılacak, alınan paketler ise alış bedeli ile giderleştirilecektir.
Dağıtımında ise; satışı yapılmış gibi işlem yapılarak KDV
hesaplanacaktır. Dağıtımda emsal üzerinden faturası kesilerek hâsılat kaydı yapılacaktır.
C. PERSONELE VERILEN RAMAZAN
ERZAK YARDIMLARININ MUHASEBELESTIRILMESI
Kurumlar vergisi mükellefleri de bu tür bağışlarının maliyet bedelini kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapabilmektedir. Gider kaydedilebilecek bağışların
kapsamına gıda, temizlik, giyim ve yakacak maddeleri
girmektedir. Bu noktada oldukça önemli bir hususun altını çizmek gerekir. Bu maddelerin ihtiyacı bulunanlara
doğrudan bağışlanması durumunda gider kaydı yapılamaz. Fakat gıda, temizlik, giyim ve yakacak maddesi bağışı ana sözleşmelerinde gıda bankacılığı yer alan dernek
veya vakfa yapılırsa gider kaydedilebilir. Yine dernek veya
vakıf dışında başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak
bağışlar da gider kaydedilemez.
Örnek: %15 Gelir Vergisi dilimine ve %0,0759 Damga
Vergisi kesintisine göre, 1.000,00 TL + 180,00 (%18
KDV) hesaplanarak yapılan ayni yardımın muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olacaktır.
KDV dahil tutar 1.180,00 TL net ücret olarak kabul
edilip aşağıdaki formüle göre Gelir Vergisi ve Damga
Vergisi’nin hesaplanması ile ilgili önce brüt ücret miktarı
bulunur.
2. KDV Karşısındaki Durum
Bağışlara yönelik bir de KDV istisnası hükmü mevcuttur.
Bu hükme göre fakirlere yardım amacıyla gıda bankacıTEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
74
Brüt Ücret = Net Ücret / (1 – (Gelir Vergisi Oranı + Damga
Vergisi Oranı)
Brüt Ücret = 1.180,00 / (1 – (0,15 + 0,00759) = 1.400,74
BBilanço
işletme içerisindeki birlik ve beraberliğe destek olmaktadır. İşletme personeline yapılan bu yardımlar Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre ücret kapsamında değerlendirilmektedir. Bu itibarla satın alınana erzak bedelinin
perakende satış fiyatı ile KDV toplamından oluşan brüt
tutarın; menfaatin elde edildiği aydaki personelin brüt ücretine ilave edilerek gelir vergisi ile damga vergisi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. Ayrıca işletme personeline ramazan ayında verilen erzak yardımları KDV’nin
konusunu oluşturduğundan söz konusu yardımların satın alınması sırasında işletme tarafından yüklenilmiş olan
KDV’ler indirim konusu yapılacaktır.
Gelir Vergisi = 1.400,74 * 0,15 = 210,11
Damga Vergisi = 1.400,74 * 0,00759 = 10,63
I. YÖNTEM: Ayın yardımı ile ilgili alınan fatura birebir isçiye ayın olarak verilecek ise;
Faturanın Muhasebe Kaydı
-------------------------------- / ------------------------------770 GENEL YÖNETIM GIDERLERI 1.180,00
Brüt Ücretler
320 SATICILAR 1.180,00
-----------------------------------------------------------------Hesaplanan Gelir Vergisi ve Damga Vergisinin Muhasebe
Kaydı
-------------------------------- / --------------------------770 GENEL YÖNETIM GIDERLERI 220,74
Brüt Ücretler
360 ÖDENECEK VERGILER 220,74
Gelir Vergisi
210,11
Damga Vergisi 10,63
-----------------------------------------------------------------II. YÖNTEM: Ayın işletmenin stoklarından verilecek ise;
İşletme önceden stoklarına %18 KDV hariç 10.000,00 TL
alım yapmış, bu alımın 1.000,00 + %18 KDV tutarını ayın
olarak personele vermiştir.
Faturanın Muhasebe Kaydı
-------------------------------- / ------------------------------157 DIGER STOKLAR 10.000,00
191 INDIRILECEK KDV 1.800,00
320 SATICILAR 11.800,00
-----------------------------------------------------------------Stoktan Verilen Ayın’ın Muhasebe Kaydı
-------------------------------- / ------------------------------770 GENEL YÖNETIM GIDERLERI 1.400,74
Brüt Ücretler
157 DIGER STOKLAR 1.000,00
391 HESAPLANAN KDV 180,00
İlave Edilecek KDV
360 ÖDENECEK VERGILER 219,10
Gelir Vergisi 210,11
Damga Vergisi 10,63
------------------------------------------------------------------
İşletmelerin “Gıda Bankacılığı” faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara yardım paketi bağışında bulunmaları
durumunda, yapılan direk maliyet bedeli ile gider kayıt
edilerek gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülmektedir. Diğer taraftan fakirlere yardım amacıyla gıda
bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin
teslimi KDV’den istisnadır.
KAYNAKÇA:
Akdeniz Denetim, “Personele Verilen
Ramazan Erzak Yardımlarının Muhasebeleştirilmesi”, http://www.akdenizdenetim.com.tr/sirkulerimiz/dosya/112_
Personele_verilen_ramazan_yemekleri.
pdf, (04.08.2014).
Aysun KOÇAK, “İşletme Personeline Ramazan Ayında Yapılan Erzak Yardımlarının Vergilendirilmesi”, Yaklaşım, Sayı:
213, Eylül 2010.
Engin SOĞANCI, “Ramazan Paketleri
ve Vergisel Boyutu”, http://enginmalimusavirlikvedenetim. blogspot.com.
tr/2013/07/ramazan-paketleri-vevergisel-boyutu_1.html, (04.08.2014).
Osman DEMİRCİ, “Personele Ayın (Erzak) Olarak Verilen Ücretlerin Vergilendirilmesi ve Muhasebeleştirilmesi”, http://
www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/
osman/002/, (04.08.2014).
Turgay ÖZEN, “Personele Ramazan Paketi Veren İşverene Vergi Var”, http://
www.muhasebetr.com/
yazarlarimiz/
turgay/003/, (04.08.2014).
SONUÇ
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte ülkemizde faaliyette bulunan işletmelerin, çalışan personellerine “Ramazan
Paketi ya da Ramazan Erzakı” adı altında yapılan yardımları hem işletme personeline fayda sağlamakta, hem de
işletme personelinin işletmeye olan bağlılığını arttırarak
75
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat
Vergi yargısında
devrim
(6545 Sayılı Kanun İle Vergi Yargısı Sürecine Yönelik Yapılan Değişiklikler)
mercii bölge idare mahkemeleri, kurul halinde verdikleri
kararlar için ise temyiz mercii Danıştay olmaktadır. Bölge
idare mahkemesinin verdiği karar kesin olup, Danıştay
nezdinde temyiz edilmesi söz konusu değildir.
28 Haziran 2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 6545 sayılı “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la 2576
sayılı “Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri
ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun” ve 2577 sayılı “İdari Yargılama Usulü
Kanunu”nda da değişiklik yapılmış ve idari yargılama
dolayısıyla vergi yargılama sistemi değiştirilmiştir.
6545 sayılı Kanun ile 2576 ve 2577 sayılı Kanunlarda yapılan değişiklikler neticesinde yukarıda yer verdiğimiz iki
aşamalı vergi yargısı süreci üç aşamaya çıkmıştır. Yeni
sistemde, vergi mahkemesince istinaf yolu açık olan bir
karar verilmesi halinde bölge idare mahkemesi ikinci derece, bölge idare mahkemesince temyiz yolu açık olan
bir karar verilmesi halinde Danıştay üçüncü derece yargı
mercii olacaktır. Yeni kurulan sistemde vergi mahkemesi
kararına karşı doğrudan Danıştay’da temyiz yoluna gidilemeyecektir. Diğer taraftan, aşağıda detayı açıklanacağı
üzere, bazı tutar hadlerin altında kalan vergi davalarında
istinaf veya temyiz yoluna gidilmesi mümkün olmayacak,
vergi mahkemesi ya da bölge idare mahkemesinin verdiği karar nihai karar olacaktır.
Buna göre Bölge İdare Mahkemeleri’nin yapısı, niteliği,
oluşumu yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca ilk derece vergi
mahkemesi ile temyiz makamı Danıştay arasında bölge
idare mahkemelerine “istinaf mahkemesi” olarak yeni bir
görev yüklenmiştir.
İstinafla birlikte, üçlü bir yargılama sistemi ortaya çıkmıştır:
- İlk derece yargılaması (yerel mahkeme/vergi mahkemesi yargılaması - ilk derece mahkemesi)
2014 yılında toplam değeri 28.000 TL’yi aşmayanlar
vergi uyuşmazlıkları vergi mahkemelerinde tek hakim
tarafından çözümlenmekte, bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklar ise heyet tarafından karara bağlanmaktadır. Bu
sistem aynen devam edecektir.
- İkinci derece-istinaf yargılaması (maddî ve hukukî denetim - Bölge İdare Mahkemesi)
- Üçüncü derece- temyiz yargılaması (hukukî denetim Danıştay)
Vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, mahkemenin
bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf
yoluna başvurulabilecektir. Ancak, Yeni sistemde, her
vergi uyuşmazlığını “istinaf incelemesine” veya “temyize” konu etmek de artık mümkün değildir. Konusu 5.000
Türk lirasını geçmeyen vergi davaları hakkında vergi
mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacaktır. Konusu 100.000
Türk lirasını aşan vergi davaları hakkında açılan davalar
hakkında bölge idare mahkemesi kararları Danıştay nezdinde temyiz edilebilecektir.
İstinaf; ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere
karşı, hem hukuki hem de maddi inceleme yapılması
amacıyla başvurulan kanun yoludur. Temyiz kanun yolunda sadece ilk derece mahkemesinin son kararının
hukuka uygunluğu incelenirken (hukuki inceleme), istinaf yolunda hukuki inceleme yanı sıra maddi inceleme
de yapılabilmektedir. Yani temyiz’de Danıştay ilk derece
mahkemesi kararını sadece onaylar veya bozarken istinaf
yolunda bölge idare mahkemesi ilk derece mahkemesinin yerine geçip maddi inceleme de yaparak yeniden
karar verebilmektedir.
Bilindiği üzere mevcut sistemde vergisel uyuşmazlıklar
için ilk derece yargı merci vergi mahkemeleridir. Vergi
mahkemelerinin tek hâkim ile verdikleri kararlar için itiraz
Konusu para ile belirlenebilen vergi uyuşmazlıklarında
sınırlama aşağıdaki şekildedir:
76
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
5.000 TL ve altı
İlk derece mahkemesi √
5.001 - 100.000 TL
İlk derece mahkemesi √
100.001 TL ve üstü
İlk derece mahkemesi √
İstinaf incelemesi X
İstinaf incelemesi √
İstinaf incelemesi √
Temyiz incelemesi X
Temyiz incelemesi X
Temyiz incelemesi √
Bölge idare mahkemesi, Danıştay tarafından verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilecektir. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep,
konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri
Kurulunca incelenecek ve karara bağlanacaktır. Danıştay
İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunlu olacaktır. Bilindiği gibi bu süreç mevcut
sistemde de bu şekilde işlemekte, Danıştay tarafından
verilen bozma kararına vergi mahkemesinin direnmesi
halinde dava Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna gitmektedir.
Diğer taraftan, mevcut mevzuatta yer alan hükümlere
göre, Danıştay dava daireleri veya Vergi Dava Daireleri
Genel Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile
bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın
tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi
istenebilmektedir. “Kararın düzeltilmesi yolu” olarak adlandırılan bu kanuni yol 6545 sayılı Kanun ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yapılan değişiklikler 28 Haziran 2014 günü yürürlüğe
girmiştir. Yeni Bölge İdare Mahkemeleri değişikliklerin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde (28 Eylül
2014’e kadar) kurulacaktır. Türkiye genelinde Yeni Bölge
İdare Mahkemelerinin kurulmasından sonra verilecek kararlar yeni hükümlere göre olacaktır.
6545 sayılı Kanun ile getirilen sistemin oldukça modern
olduğu ve özellikle Danıştay’ın iş yükünü de ciddi manada
azaltacağı öngörülebilir. Ayrıca, düşük rakamlı ihtilaflarla
yargı mercilerinin boş yere meşgul edilmesinin de önü
kapatılmış olacaktır. Böylece yargının iş yükü azaltılırken,
kamu kaynakları daha etkin ve adil kullanılmış olacaktır.
Yargının mevcut elektronik altyapısı ve fiziki kaynakları
dikkate alınırsa, 100 bin TL’nin üstündeki davalar için
getirilen 3 aşamalı yargılama modelinin, yargılama sürelerini ve masraflarını ciddi manada arttıracak olması
kaçınılmaz görünmektedir. Hâlihazırda çok uzun sürelere
yayılan dava sürelerinin bu yeni sistemle birlikte daha da
uzayabileceği ve mükelleflerin ihtilaflarını mahkeme önüne götürmelerinin zaman ve parasal maliyetinin bir kat
daha artabileceği de dikkatten kaçırılmamalıdır.
6545 Sayılı Kanun ile vergi yargısı sürecine yönelik yapılan değişikliklere göre vergi yargılamasındaki yeni yargılama süreci aşağıdaki şekilde gösterilebilir:
77
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
ye n i ü y e l e r
Aramıza
Smmm. Bilal ÇAĞLAYAN
Smmm. Gülden ŞAKAR
Mart 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5033
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5032
5017
Smmm. Berkant TURUPÇU
Smmm. Hasan DEMİRKOL
Smmm. Onur GÜLER
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. Mehmet Muhittin KOÇUM
5036
5035
5034
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. Fatih ZENGİN
Smmm. Onur DEMİRCİ
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5039
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5038
5037
Smmm. Mürsel SERT
Smmm. Semiha BİÇİCİ
Smmm. Cemil AYDIN
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5042
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5041
5040
Smmm. Elif UMUT
Smmm. Bektiye SARITAŞ
Smmm. Neşe AYAS
Şubat 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5045
5044
5043
Smmm. Selda ÇİZMECİLER
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. İlkay ÖZKAN AĞDACI
Smmm. Ali GÜLTEKİN
Mart 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5048
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5047
5046
Smmm. Esra PEKBOZACI
Smmm. Erdem BİLGİÇ
Smmm. Sefer ÖZKAN
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
78
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
5051
Mayıs 2014te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5050
5049
Smmm. Samet MAÇO
Hoş Geldiniz
Smmm. Gamze ÖZTÜRK
Smmm. Birsen BALCI
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5054
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5053
5052
Smmm. Selda ÇİÇEK
Smmm. Tülay BOZER
Smmm. Neşe TENGİRŞEK
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5057
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5056
5055
Smmm. Sevim ŞENGÜL
Smmm. Nazım DÜZGÜNEY
Smmm. Muhammed AKTÜRK
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Mayıs 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5060
Mayıs 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5059
5058
Smmm. Olcay FIRAT
Smmm. Meryem ŞAYLI
Smmm. Uğur ÇAKAN
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5063
Haziran 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5062
5061
Smmm. Süleyman AKBİLEK
Smmm. Tuğrul CANITEZ
Smmm. Hanife UYAR
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5066
5065
5064
Smmm. Özlem ÇAVUŞ
Haziran 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Smmm. Bahattin YALÇIN
Smmm. Aynur KAÇAR
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Smmm. Selahattin Ömer DOĞRU
5069
5068
5067
Haziran 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
Sm. İsmail KADAK
Smmm. Mustafa Rıfat ESEN
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
Haziran 2014’te Odamıza kaydını
yaptırdı.
5072
Haziran 2014’te Odamıza
kaydını yaptırdı.
5071
5070
Smmm. Gülsen METİN
79
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
Mevzuat
Değişiklikleri

23.05.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
2014 Yılında Uygulanacak Asgari Ölçüde Arsa ve Arazi Metrekare Birim Değerleri yayımlanmıştır. Bina, arsa ve araziler
için 2014 yılına ait uygulanacak
emlak vergi değerinin tespiti ile
ilgili asgari ölçüde arsa ve arazi
metrekare birim değerleri 2013
yılında arsa-arazi takdir komisyonlarınca takdir edilmiştir.

10.06.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Katma Değer Vergisi Sirküleri/
66 yayımlanmıştır. Bu sirkülerde
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin geçiş dönemi
uygulamasına ilişkin tereddüt
edilen hususlara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
 11.06.2014 tarih ve 29027
Sayılı Resmi Gazete’de Mali
Suçları Araştırma Kurulu Genel
Tebliği (Sıra No: 5)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra
No: 11) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ
ile, söz konusu tebliğin bazı
maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 17.06.2014 tarih ve 29033
Sayılı Resmi Gazete’de Bağımsız
Denetçilik Sınav Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz
konusu tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 18.06.2014 tarih ve 29034
Sayılı Resmi Gazete’de 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hak-
kında Kanuna Dair BKK No:
2014/6400 yayımlanmıştır. Bu
Karar ile, Ar-Ge merkezlerinde
istihdam edilebilecek en az tam
zaman eş değer Ar-Ge personeli sayısı otuz (30) olarak belirlenmiştir.
 18.06.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Harçlar Kanunu Sirküleri/14 yayımlanmıştır. Bu sirkülerde, 2985
sayılı Toplu Konut Kanununun Ek
2 nci maddesi uyarınca hak sahiplerine faizsiz olarak kullandırılan kredilerle ilgili ipotekler ile iktisap olunan konuta ilişkin olarak
tapuda yapılacak işlemlerde
harç uygulamasına yönelik
açıklamalara yer verilmiştir.
 21.06.2014 tarih ve 29037
Sayılı Resmi Gazete’de Mali
Suçları Araştırma Kurulu Genel
Tebliği (Sıra No: 12) yayımlanmıştır. Bu Tebliğin konusunu,
malvarlıklarının
dondurulması
kararlarının gereğinin, 6415 sayılı
Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun (Kanun) ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak nezdinde malvarlığı bulunduran ya da malvarlığı kaydı tutan kişi, kurum ve
kuruluşlarca (uygulayıcılar) yerine getirilmesi ve dondurulan
malvarlıklarının Başkanlıkça verilecek izin kapsamında Kanun
hükümlerine uygun olarak yönetilmesine ilişkin açıklamalar
oluşturmaktadır.
 28.06.2014 tarih ve 29044
Sayılı Resmi Gazete’de Türk Ce-
80
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
za Kanunu İle Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun No: 6545 yayımlanmıştır. Bu
Kanunla; İYUK’da yapılan değişiklikler neticesinde vergi yargılama sürecinde önemli değişiklikler yapılarak vergi yargılaması
üç aşamaya çıkartılmıştır.
 28.06.2014 tarih ve 29044
Sayılı Resmi Gazete’de Gümrük
Genel Tebliği (Gümrük Kıymeti)
(Seri No: 2) yayımlanmıştır. Bu
Tebliğde, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun 24. maddesi çerçevesinde yapılacak kıymet
tespitlerine ilişkin olarak yine aynı Kanunun 27. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer
alan royalti veya lisans ücretlerinin gümrük kıymetine ilavesine
ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
 28.06.2014 tarih ve 29044
Sayılı Resmi Gazete’de Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra
No: 431)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:
436) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile,
söz konusu tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 05.07.2014 tarih ve 29051
Sayılı Resmi Gazete’de Gümrük
Genel Tebliği (Gümrük İşlemleri) (Seri No:100)’nde Değişiklik
Yapılmasına Dair Tebliğ (Gümrük İşlemleri) (Seri No: 113) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz
konusu tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

10.07.2014 tarih ve 29056
Sayılı Resmi Gazete’de Ara Dö-
mevzuat değişiklikleri
nem Finansal Bilgilerin, İşletmenin Yıllık Finansal Tablolarının
Bağımsız Denetimini Yürüten
Denetçi Tarafından Sınırlı Bağımsız Denetimi (SBDS 2410)
Hakkında Tebliğ Türkiye Denetim Standartları Tebliği No: 38
yayımlanmıştır.
Bu
Tebliğin
amacı; bu Tebliğin ekinde yer
alan Ara Dönem Finansal Bilgilerin, İşletmenin Yıllık Finansal
Tablolarının Bağımsız Denetimini
Yürüten Denetçi Tarafından Sınırlı Bağımsız Denetimi Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
 11.07.2014 tarih ve 29057
Sayılı Resmi Gazete’de Belediye
Gelirleri Kanunu Genel Tebliği
(Seri No: 45) yayımlanmıştır. Bu
Tebliğde; 6527 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 ve 6 ncı
maddeleri ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 96 ncı
maddesinin (A) fıkrasına ikinci
paragraf ve geçici 7 nci madde eklenmiş ve söz konusu
maddelerin uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
 15.07.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri/33 yayımlanmıştır.
Bu sirkülerde, 2014 yılı ikinci geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme
oranı %6,64 (yüzde altı virgül
altmış dört) olarak belirlenmesine ilişkin açıklamaya yer verilmiştir.
 17.07.2014 tarih ve 29063
Sayılı Resmi Gazete’de Tekdüzen Hesap Planı ve İzahnamesi
Hakkında Tebliğde Değişiklik
Yapılmasına Dair Tebliğ yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz konusu Tebliğin bazı maddelerinde
değişiklikler yapılmıştır.
 17.07.2014 tarih ve 29063
Sayılı Resmi Gazete’de Katılım
Bankalarınca
Uygulanacak
Tekdüzen Hesap Planı ve İzahnamesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz
konusu Tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

17.07.2014 tarih ve 29063
Sayılı Resmi Gazete’de İpotek
Finansmanı Kuruluşlarına İlişkin
Esaslar Hakkında Tebliğ (III60.1) yayımlanmıştır. Bu Tebliğin
amacı, ipotek finansmanı kuruluşlarına ve bu kuruluşların faaliyetlerine ilişkin esasları düzenlemektir.

22.07.2014 tarih ve 29068
Sayılı Resmi Gazete’de Gümrük
Genel Tebliği (Transit Rejimi)
(Seri No:3)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Transit
Rejimi) (Seri No:7) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz konusu Tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

23.07.2014 tarih ve 29069
Sayılı Resmi Gazete’de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün
Yürürlükten Kaldırılmasına Dair
Tüzük yayımlanmıştır. Bu Tüzük
ile, 4/12/1973 tarih ve 7/7583
sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla
yürürlüğe konulan İşçi Sağlığı ve
İş Güvenliği Tüzüğü yürürlükten
kaldırılmıştır.
 23.07.2014 tarihinde Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından Mali Tatil Hakkında
Duyuru yayımlanmıştır. Bu bağlamda, mali tatil kapsamına giren diğer bildirimlerin yanı sıra
özel sektör işverenlerince düzenlenen 2014 yılı Haziran ayına
ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresi ile muhteviyatı primlerin ödeme süresi de
31 Temmuz 2014 Perşembe günü sona ermektedir.
 24.07.2014 tarih ve 29070
Sayılı Resmi Gazete’de Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği Seri
No:1’de Değişiklik Yapılmasına
Dair Tebliğ yayımlanmıştır. Bu
Tebliğ ile, söz konusu tebliğe
16.3.5.3. İmalatta Kullanılan Mallar İçin Erken Teminat Çözümü
İşlemleri" alt başlıklı bölüm eklenmiştir.
 25.07.2014 tarih ve 29071
Sayılı Resmi Gazete’de Zorunlu
Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı:
2014/4) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile, söz konusu Tebliğin bazı
maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 26.07.2014 tarih ve 29072
Sayılı Resmi Gazete’de Türkiye
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Temel Eğitim ve Staj Merkezi
İle Temel Eğitim ve Staj Merkezi
Şubelerinin Kuruluş, Çalışma
Usul ve Esasları Hakkındaki Yönergede Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönerge yayımlanmıştır. Bu
Yönerge ile, söz konusu Yönergenin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 31.07.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
2014 Yılı Kurumsal Mali Durum
ve Beklentiler Raporu yayımlanmıştır. Bu Raporda, Gelir İdaresi Başkanlığının 2014 yılı ilk altı
aylık dönemine ilişkin bütçe uygulamaları, ikinci altı aya ilişkin
beklentiler ve hedefler ile faaliyetleri kamuoyunun bilgi ve
değerlendirilmelerine sunulmuştur.
 07.08.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Asya Katılım Bankası A.Ş. İle
Yapılmış Olan Vergi Tahsilatına
İlişkin Protokollerin Sonlandırılması Hakkında Basın Açıklaması yayımlanmıştır. Bu Basın
Açıklamasına göre, Asya Katılım
Bankası A.Ş. ile yapılmış olan
vergi tahsilatına ilişkin protokollerin 8 Eylül 2014 tarihi itibariyle
sonlandırılması uygun görülmüş.
 07.08.2014 tarih ve 29081
Sayılı Resmi Gazete’de Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra
No: 426)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:
81
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
437) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile,
söz konusu Tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

07.08.2014 tarih ve 29081
Sayılı Resmi Gazete’de Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra
No: 347)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:
438) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile,
söz konusu Tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 07.08.2014 tarih ve 29081
Sayılı Resmi Gazete’de Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra
No: 333)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:
439) yayımlanmıştır. Bu Tebliğ ile,
söz konusu Tebliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
 08.08.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
"Borç Bilgilendirme Servisi" güncel borç bilgisi sorgulanabilecek
şekilde yenilenmiştir. Buna göre;
1 Ağustos 2014 tarihinden itibaren kesinleşmiş vergi ve vergi
dairesine intikal etmiş diğer kamu alacaklarına ilişkin borç bilgilerinin anlık olarak öğrenilebilmesine imkân sağlanmıştır.
 13.08.2014 tarihinde Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından
Türkiye’de Mukim Olup İsviçre’den Temettü ve/veya Faiz
Geliri Elde Eden Gerçek ve Tüzel Kişilerden İsviçre Federal
Gelir İdaresi Tarafınca Doldurulması İstenilen Formlara İlişkin
Duyuru yayınlanmıştır. Buna göre; Türkiye’de mukim olan gerçek ve tüzel kişilerin İsviçre’den
elde ettikleri söz konusu gelirlere
Anlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi için, Gelir İdaresi Başkanlığınca düzenlenen mukimlik
belgesinin yanı sıra, duyuruda
belirtilen web adreslerinde yer
alan formların sarı renkle işaretlenen bölümlerinin de doldurularak İsviçre yetkili makamlarına
gönderilmesi gerekmektedir.
BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 45)
11.07.2014 Tarih ve 29057 Sayılı Resmi Gazete
1. Kapsam
Bilindiği üzere, 6527 sayılı
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 ve
6 ncı maddeleri ile 2464 sayılı
Belediye Gelirleri Kanununun
96 ncı maddesinin (A) fıkrasına
ikinci paragraf ve bu paragraf
hükmünün uygulaması ile ilgili
olarak geçici 7 nci madde ilave edilmiştir.
Bu değişiklik ile 2464 sayılı
Kanunun 15 inci maddesindeki
ilan ve reklam vergisi, 21 inci
maddesinin birinci fıkrasının (III)
numaralı bendinde yer alan
eğlence vergisi, 56 ncı maddesinde yer alan işgal harcı, 60
ıncı maddesindeki tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı ve
84 üncü maddesinin birinci fıkrasının numaralı bendinde yer
alan işyeri açma izni harcına
dair tarifelerin tespitine ilişkin
düzenlemeler öngörülmüştür.
2. Kanuni Düzenleme
2464 sayılı Kanunun 96 ncı
maddesinin (A) fıkrasında, “Ba-
kanlar Kurulu, bu Kanunda en
az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini
belediye grupları itibarıyla tayin
ve tespit eder.” Hükmü yer almakta olup 6527 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkraya ikinci paragraf olarak, “Ancak, bu Kanunun 15 inci maddesinde, 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (III) numaralı
bendinde, 56 ncı maddesinde,
60 ıncı maddesinde ve 84 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinde yer alan
maktu vergi ve harç tarifeleri,
Kanunda belirtilen en alt ve en
üst sınırları aşmamak şartıyla
mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıklar göz önünde tutularak ilgili
belediye meclislerinin önerisi,
İçişleri Bakanlığının görüşü ve
Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit
edilir. Tespit edilen bu tutarlar,
her takvim yılı başından geçerli
olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre belirlenen
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
82
BBilanço
yeniden değerleme oranında
artırılır. Bu şekilde hesaplanan
miktar ve tutarların, virgülden
sonraki iki hanesi dikkate alınarak uygulanır. Şu kadar ki, bu
miktar ve tutarlar ilgili tarifeler
için belirlenen en çok tutarı
aşamaz. Bu uygulamaya ilişkin
usul ve esasları belirlemeye
Maliye
Bakanlığı
yetkilidir.”
Hükmü eklenmiştir.
Bu hükme göre, ilan ve reklam vergisi, biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerine ait eğlence vergisi, işgal
harcı, tatil günlerinde çalışma
ruhsatı harcı ve işyeri açma izni
harcına ilişkin maktu vergi ve
harç tarifeleri, 2464 sayılı Kanunda belirtilen en alt ve en
üst sınırları aşmamak şartıyla
mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıklar göz önünde bulundurularak ilgili belediye meclislerinin
önerisi, İçişleri Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca
tespit edilecektir.
idare kararları
3. Yapılacak İşlemler
3.1. Belediyelerce Yapılacak
İşlemler
Yukarıda genel olarak esasları belirtilen maktu vergi ve
harçların miktar ve tutarlarının
tespiti ile ilgili olarak belediyelerce yapılacak işlemler aşağıda açıklanmıştır. Buna göre;
Belediye meclisleri, 2464 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin
(A) fıkrasının ikinci paragrafında sayılan vergi ve harçlar bakımından mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıkları dikkate almak
suretiyle belediyelerini dört
gruba ayırırlar. Bu ayırımda,
dört grup zorunlu olmayıp duruma göre daha az grup da
belirlenebilir.
Söz konusu gruplar bu Tebliğin ekinde yer alan “Bazı Maktu
Vergi ve Harç Tarifelerine İlişkin
Tablo”nun sağında 1’den 4’e
kadar numaralanmış sütunlardan oluşmaktadır. Bu gruplar
mahallin gelişmişlik düzeyine
göre, en yüksek (1) numaradan
başlamak suretiyle en düşük (4)
numaraya doğru sıralanır.
Bu kapsamda, Kanunda
belirtilen en alt ve en üst sınırları
aşmamak şartıyla söz konusu
maktu vergi ve harçların miktar
ve tutarları belirlenir ve belirlenen miktar ve tutarlar bahse
konu dört gruba dağıtılır. Belediye meclislerince belediyenin
(4)’ten daha az bir gruba ayrılması halinde bu miktar ve tutarların belirlenen gruplar içerisinde dağıtılacağı tabiidir.
Belediye meclisleri, miktar
ve tutar belirlemenin yanı sıra,
söz konusu maktu vergi ve harç
miktar ve tutarların uygulanması bakımından bölge, semt,
mahalle,
bulvar,
meydan,
cadde veya sokağın hangi
gruba gireceğine de karar verirler. Ancak, bu bilgiler ilgili Bakanlığa gönderilmez.
Belirlenecek miktar ve tutarlar her yıl yeniden değerleme
oranında artırılacağından söz
konusu maktu vergi ve harçların miktar ve tutarlarının tespitinde bu durumun göz önünde
bulundurulması gerekir.
Bu şekilde hazırlanan “Bazı
Maktu Vergi ve Harç Tarifelerine İlişkin Tablo”lar, ilgili belediyelerce 01/10/2014 tarihine
kadar İçişleri Bakanlığına (Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü)
gönderilir.
3.2. Bakanlıklarca Yapılacak
İşlemler
İçişleri Bakanlığı belediyeler
tarafından gönderilen “Bazı
Maktu Vergi ve Harç Tarifelerine İlişkin Tablo”ları uygun bir süre içinde değerlendirerek kendi
görüşleri ile birlikte Maliye Bakanlığına bildirir.
İçişleri Bakanlığının görüşleri
ile birlikte belediye meclislerinin
önerilerini Maliye Bakanlığına
bildirmeleri sonucu söz konusu
vergi ve harçlara ait maktu tarifelerin tespitine ilişkin teklif Maliye Bakanlığınca Bakanlar Kuruluna sunulur.
Ayrıca, belediye meclislerince konu ile ilgili önerilerde
bulunulmaması ve bunun üzerine adı geçen Bakanlıkça herhangi bir görüş bildirilmemesi
halinde bahse konu maktu
vergi ve harç tarifeleri Bakanlar
Kurulunca re’sen tespit edilir.
4. Yeniden Değerleme Oranının
Uygulanması
Bakanlar Kurulu kararı ile
tespit edilen söz konusu maktu
vergi ve harç tarifeleri, her takvim yılı başından geçerli olmak
üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre belirlenen
yeniden değerleme oranında
artırılır.
83
BBilanço
Vergi ve harç tarifelerinin
yeniden değerleme oranında
artırılması sonucu hesaplanan
tutarların, virgülden sonraki iki
hanesi dikkate alınarak uygulanır, ikinci haneden sonra gelen küsurat dikkate alınmaz.
Öte yandan, söz konusu
maktu vergi ve harçların miktar
ve tutarlarının yeniden değerleme oranında artırılması sonucu hesaplanan değerlerin Kanunda hükme bağlanan en üst
tutarı aşması halinde aşan tutar
dikkate alınmaz, bu durumda
Kanunda yer alan en üst tutar
uygulanır.
5. Bakanlar Kurulunca Tarife Belirleninceye Kadar Uygulanacak Tutarlar
6527 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesi ile 2464 sayılı Kanuna
aşağıdaki geçici 7 nci madde
eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 7 – 2013 yılında uygulanmak üzere belediye meclislerince belirlenmiş
olan bu Kanunun 15 inci maddesinde, 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (III) numaralı
bendinde, 56 ncı maddesinde,
60 ıncı maddesinde ve 84 üncü
maddesinin birinci fıkrasının 3
numaralı bendinde yer alan
maktu vergi ve harç tarifeleri,
Kanunun 96 ncı maddesinin
(A) fıkrasının ikinci paragrafı gereğince Bakanlar Kurulunca
tespit edilecek karar yürürlüğe
girinceye kadar uygulanmaya
devam edilir.”
Bu madde hükmü uyarınca,
yukarıda usul ve esasları belirtilen çerçevede Bakanlar Kurulu
kararı yayımlanıncaya kadar
söz konusu vergi ve harçların
maktu tarifeleri olarak ilgili belediyelerin belediye meclislerince 2013 yılı için belirlenen tutarlar uygulanacaktır.
Öte yandan, 6360 sayılı On
Dört İlde Büyükşehir Belediyesi
ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun ile yeni
kurulan belediyeler, ilk mahalli
idareler genel seçimiyle tüzel
kişilik kazanmışlardır. Bu durumda, yeni kurulan belediyelerin
söz konusu vergi ve harçlar ile
ilgili olarak 2013 yılı için maktu
vergi ve harç tarifeleri olmadı-
ğından, bahse konu belediyelerin;
• İl belediye sınırları içinde
yeni kurulan belediyelerin, il
belediye meclislerince,
• Sınırları genişleyen veya
belde belediyesi iken ilçe belediyesine dönüşen belediyelerin,
kendi belediye meclislerince,
• Birden fazla belediye kısımlarından oluşan belediyelerin, ilçe merkezi olarak belirlenen belediye meclislerince,
2013 yılı için tespit edilen tarifeleri uygulamaları uygun bulunmuştur.
Tebliğ olunur.
BAZI MAKTU VERGİ VE HARÇ TARİFELERİNE İLİŞKİN TABLO
A) İLAN VE REKLAM VERGİSİ
Kanuni Tarife
İlan ve Reklamın Türü ve Yapıldığı Yer
1. Dükkân, ticari ve sınai müessese ve serbest meslek erbabınca çeşitli yerlere asılan
ve takılan her çeşit levha, yazı ve resim gibi
sabit bütün ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak
2. Motorlu taşıt araçlarının içine veya dışına
konulan ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak
3. Cadde, sokak ve yaya kaldırımları üzerine
gerilen, binaların cephe ve yanlarına asılan
bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan
geçici mahiyetteki ilan ve reklamların metrekaresinden haftalık olarak
4. Işıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlardan her metrekare için yıllık olarak
Bulvar ve Meydan
Cadde
Sokak
En Az En Çok
(TL)
(TL)
20
100
20
100
20
100
Toplu taşıma araçları
8
40
Diğer
8
40
Bulvar ve Meydan
Cadde
2
2
10
10
Sokak
2
10
30
150
30
150
0,01
0,25
0,02
0,50
Led ekranlı ilan ve reklamlardan
Diğer ışıklı ve projeksiyonlu ilan ve reklamlardan
5. İlan ve reklam amacıyla dağıtılan broşür,
katalog, duvar ve cep takvimleri, biblolar ve- Bütün yerlerde
ya benzerlerinin her biri için
6. Mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin beherinin metre- Bütün yerlerde
karesinden
Grup/Verginin Tutarı
(TL)
1
2
3
4
B) EĞLENCE VERGİSİ
(Biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerinde)
Eğlencenin Türü ve Alanı
50 m²’ye kadar
51 m²-150 m² arası
151 m²-300 m² arası
301 m²’den yukarı
4 yıldızlı otelde
5 yıldızlı otelde
25 m²’ye kadar
Bilardo ve masa futbolu sa- 26 m²-50 m² arası
lonları gibi eğlence yerle- 51 m²-100 m² arası
rinde çalışılan her gün için 101 m²-200 m² arası
201 m²’den yukarı
Bar, pavyon, gazino, gece
kulübü, taverna, diskotek,
kabare, dansing gibi eğlence yerlerinde çalışılan her
gün için
Kanuni Tarife
Grup/Verginin Miktarı (TL)
En Az (TL) En Çok (TL)
1
2
3
4
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
5
100
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
84
BBilanço
idare kararları
C) İŞGAL HARCI
İşgalin Türü ve Yapıldığı Yer
Kanuni Tarife
En Az (TL) En Çok (TL)
1. 52 nci maddenin (1) ve (2) numaralı bentlerinde
yazılı işgallerde beher metrekare için günde
2. 52 nci maddenin (1)
numaralı bendinde yazılı hayvan satıcılarının
işgallerinde
Grup/Harcın Tutarı (TL)
0,5
2,5
a) Satışı yapılan küçükbaş
hayvan başına
0,5
2,5
b) Satışı yapılan büyükbaş
hayvan başına
1
5
0,25
1,25
0,5
2,5
a) Her taşıttan beher saat
3. 52 nci maddenin (3) için
numaralı bendinde yab) Parkmetre çalıştırılan
zılı işgallerde
yerlerde beher saat için
1
2
3
4
Ç) TATİL GÜNLERİNDE ÇALIŞMA RUHSATI HARCI
Kanuni Tarife
İşyerinin Türü ve Alanı
25 m²’ye kadar
26 m²-100 m² arası
En Az
(TL)
20
En Çok
(TL)
800
20
800
Her tür işyeri için yıllık olarak 101 m²-250 m² arası
20
800
251 m²-500 m² arası
20
800
501 m²’den yukarı
20
800
Grup/Harcın Tutarı
(TL)
1
2
3
4
D) İŞYERİ AÇMA İZNİ HARCI
Kanuni Tarife
İşyerinin Türü ve Alanı
25 m²’ye kadar
26 m²-100 m² arası
En Az
(TL)
0,10
En Çok
(TL)
1
0,10
1
Her tür işyeri için beher m2sinden 101 m²-250 m² arası
0,10
1
251 m²-500 m² arası
0,10
1
501 m²’den yukarı
0,10
1
Grup/Harcın Tutarı
(TL)
1
2
3
4
VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 426)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 437)
07.08.2014 Tarih ve 29081 Sayılı Resmi Gazete
15/6/2013 tarihli ve 28678
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği (Sıra No: 426)’nin 6 ncı
bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“6. Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazların Kayıt Süreleri
Mükellefler, gerek mecburiyetlerinin başlaması sebebiyle
gerekse mecburiyetleri başlamadan kendi istekleri ile kul-
85
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
lanmak üzere aldıkları yeni nesil
ödeme kaydedici cihazları, alış
faturasının düzenlendiği tarihten (fatura tarihi dahil) itibaren
15 gün içerisinde bağlı bulundukları vergi dairesine bir dilek-
mevzuat değişiklikleri
mevzuat değişiklikleri
çeyle (alış faturası örneği, cihaz
sicil numarası, cihazdan alınan
bir fiş örneği de dâhil olmak
üzere gerekli belgeleri eklemek
suretiyle) bildirerek kayıt ettireceklerdir. Ayrıca mükellefler
kayıt işlemi ile birlikte, kullanmak üzere aldıkları her bir cihaz
için ayrı ayrı olmak üzere
“Ödeme Kaydedici Cihazlara
Ait Levha”yı söz konusu süre
içerisinde vergi dairelerinden
alarak işyerlerinde devamlı su-
rette görülebilecek bir yere
asacaklardır.
Cihazın alındığı tarih itibariyle yeni nesil ödeme kaydedici
cihazları kullanma mecburiyetinin başlamasına 15 günden
daha az bir sürenin bulunması
halinde mükellefler, söz konusu
15 günün sonunu beklemeyecekler ve mecburiyetleri başlamadan önce yukarıda açıklandığı şekilde kayıtlarını yaptırıp ödeme kaydedici cihazlara
ait levhalarını alacaklardır. Diğer bir anlatımla mükellefler cihazları, alış faturasının düzenlendiği tarihten itibaren (yeni
nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetinin başlama tarihini geçmemek şartıyla) 15 gün içerisinde vergi dairesine kaydettirip levhalarını
alarak kullanmaya başlayacaklardır.”
Tebliğ olunur.
VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 347)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 438)
07.08.2014 Tarih ve 29081 Sayılı Resmi Gazete
7/4/2005 tarihli ve 25779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği (Sıra No: 347)’nin 3 üncü
bölümünün birinci paragrafı
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Matbaa işletmecileri Yönetmeliğin 14 üncü maddesi
uyarınca düzenlenen bilgi formunu, en geç düzenlendiği
günü izleyen on beşinci günün
sonuna kadar internet üzerinden, www.gelirler.gov.tr adresinde hizmet veren İnternet
Vergi
Dairesi/Kurumlar-Gelir
Vergi Dairesine, kullanıcı kodu,
parola ve şifrelerini kullanmak
suretiyle göndereceklerdir.”
Aynı Tebliğe ekli ek-4’te yer
alan Anlaşmalı Matbaalara İlişkin Tip Anlaşma Metninin 6 ncı
maddesinin dördüncü parag-
rafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Matbaa işletmecisi, basım
ve dağıtımını yaptığı belgelere
ilişkin bilgi formunu, en geç düzenlendiği günü izleyen on beşinci günün sonuna kadar
elektronik ortamda internet
üzerinden gönderecektir.”
Tebliğ olunur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
5520 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNU SİRKÜLERİ / 33
Tarih: 15.07.2014
Konusu: Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
İlgili olduğu maddeler: Vergi
Usul Kanunu Mükerrer Madde
298 Gelir Vergisi Kanunu Geçici
Madde 69
İlgili olduğu kazanç türleri: Ticari
Kazanç, Zirai Kazanç
Sayı: KVK-33/2014-3 / Yatırım İndirimi - 23
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden
yıllık olarak hesaplanan ve Bakanlığımızca ilan edilen yeniden değerleme oranına, vergi
kanunlarından
kaynaklanan
nedenlerden dolayı geçici
vergi dönemlerinde de ihtiyaç
duyulmaktadır.
86
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
2014 yılı ikinci geçici vergi
döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı %6,64
(yüzde altı virgül altmış dört)
olarak tespit edilmiştir.
Duyurulur.
idare kararları
İdare Kararları
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ/66
Tarih: 10.06.2014
Konusu: Katma Değer Vergisi
Genel Uygulama Tebliği
1. Giriş
Katma Değer Vergisi Genel
Uygulama Tebliği 26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle 1
Mayıs 2014 tarihinden itibaren
yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Katma Değer Vergisi Genel
Uygulama Tebliğinin geçiş dönemi uygulamasına ilişkin tereddüt edilen hususlara ilişkin açıklamalar, bu Sirkülerin konusunu
oluşturmaktadır.
2. Tebliğin Yürürlüğüne İlişkin
Açıklama
2.1. Genel Açıklama
KDV Genel Uygulama Tebliği,
1 Mayıs 2014 tarihinden itibaren
yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten
sonraki işlemlere Tebliğde belirtilen usul ve esaslar uygulanır. Tebliğin yürürlük tarihinden önceki
işlemlere ise mülga Tebliğlerde
yer alan düzenlemelerin uygulanacağı açıktır.
2.2. İade Uygulaması
Tebliğin yürürlük tarihinden
sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin iade talepleri, standart
iade talep dilekçesi kullanılmak
suretiyle ve Katma Değer Vergisi
Genel Uygulama Tebliğindeki
usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. Tebliğin yürürlük tarihinden
önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin iade talepleri ise, standart iade talep dilekçesi Tebliğin
yürürlük tarihinden sonra verilse
Sayı: KDV-66 /2014-1
dahi mülga Tebliğlerdeki usul ve
esaslara göre sonuçlandırılır.
2.3. Proje Uygulaması Getirilen
İşler
Tebliğ ile proje uygulaması
getirilen istisnalarda (KDV Kanununun 13/a, 13/c, 13/e ve Geçici 29 maddelerinde düzenlenen
istisnalar), söz konusu istisnalardan yararlanılabilmesi için alınması gereken istisna belgesinden
önce, istisna konusu mal veya
hizmetlere ilişkin "Mal Teslimleri ve
Hizmet İfalarına İlişkin Liste"nin istisna belgesi talebinde bulunanlar tarafından elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına
gönderilmesi
gerekmektedir.
Ancak, proje uygulaması getirilen işlere ilişkin olarak, Tebliğin yürürlüğünden önce istisna belgesi
alınmış olması halinde, "Mal Teslimleri ve Hizmet İfalarına İlişkin
Liste"nin Gelir İdaresi Başkanlığına
elektronik ortamda gönderilmesine gerek yoktur. Ayrıca, proje
uygulaması getirilen ve Tebliğin
yürürlüğünden önce başlanılmış
ve halen devam eden işlemlerde, söz konusu proje uygulaması
sona erene kadar Tebliğin yürürlük tarihinden sonra yapılan teslim ve hizmetlere ilişkin iade taleplerinde de Tebliğin yürürlüğünden önceki usul ve esaslar
çerçevesinde işlem yapılır.
Proje uygulaması getirilen işlere ilişkin Tebliğin yürürlüğünden
sonra istisna belgesi talebinde
bulunulması halinde, "Mal Teslimleri ve Hizmet İfalarına İlişkin Liste"nin elektronik ortamda Başkanlığımıza gönderilmesini taki-
ben istisna belgesi verilir. Ancak,
Başkanlığımızda mal ve hizmet
listelerinin alınmasına yönelik sistemsel altyapı oluşturulması çalışmaları tamamlanana kadar listelerin elektronik ortamda sisteme girilmesi beklenilmeden istisna belgesi verilir. Sistem altyapı
çalışması tamamlanınca, mal ve
hizmet listeleri ile birlikte istisna
kapsamındaki alımlara ilişkin bilgiler de alıcı tarafından sisteme
girilir.
Proje uygulaması getirilen istisnalarda, Tebliğin yürürlüğünden önce istisna belgesi almak
üzere İdareye başvuranların talepleri de Tebliğin yürürlüğünden
önceki usul ve esaslara göre değerlendirilir.
2.4. İndirimli Teminat Uygulaması
Katma Değer Vergisi Genel
Uygulama Tebliğinin yürürlüğünden itibaren İTUS (İndirimli Teminat Uygulama Sistemi) sertifikası
alan mükellefler, iade hakkı doğuran bütün işlemleri için (tam
istisna kapsamındaki teslim ve
hizmetler, indirimli oran, tevkifat)
indirimli teminat uygulamasından
faydalanabilir.
Tebliğin (IV/B.1.2.1.1.) bölümünde ihraç kayıtlı teslimde bulunan imalatçılar için aranacağı
belirtilen "İlgili sicile kayıtlı olma"
şartı, sanayi siciline kayıtlı ve sanayi sicil belgesini haiz olmayı
veya Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığından alınmış çiftçi kayıt
belgesi, gıda işletmesi kayıt belgesi ve işletme onay belgelerinden (üretici belgesi) herhangi bi-
87
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
idare kararları
rine sahip olmayı ifade etmektedir.
Tebliğin yürürlüğünden önce
indirimli teminat uygulaması kapsamında olan mükelleflerin İTUS
sertifikası almak için bağlı olduğu
vergi dairesi başkanlığına/ defterdarlığa yeniden başvurması
gerekmektedir. Tebliğde belirlenen şartları taşıyanlara vergi dairesi başkanlığı/ defterdarlık tarafından İTUS sertifikası verilir.
Katma Değer Vergisi Genel
Uygulama Tebliğinde, son olumlu
rapor vergi dairesine intikal ettikten sonra (diğer şartlar da gerçekleşmişse) raporun ilgili olduğu
vergilendirme döneminden sonraki dönemlere ilişkin iade talepleri için indirimli teminat uygulamasına başlanacağı ve raporun
ait olduğu vergilendirme döneminden sonraki dönemler için
verilen teminatların, indirimli teminat tutarını aşan kısmının iade
edileceği belirtilmiştir. Bu itibarla,
İTUS sertifikası almaya hak kazanan mükelleflerin son raporun ait
olduğu dönem ile sertifika tarihi
arasındaki iade taleplerinde de
indirimli teminat uygulanacağı
açıktır.
İndirimli orana tabi işlemleri
bulunan mükelleflerin İTUS sertifikası başvurularının değerlendirilmesinde beş vergilendirme döneminin hesabında, bu mükelleflerin yılı içerisinde mahsuben iade talep edilen dönemlere ilişkin
vergi inceleme raporları veya
YMM raporları da dikkate alınır.
Ayrıca, indirimli orana tabi işlemlerden doğan yıllık iade taleplerine ilişkin düzenlenen olumlu raporlar, kapsadığı her bir vergi-
lendirme dönemi için olumlu rapor olarak değerlendirilir.
3. ATİK (Amortismana Tabi İktisadi
Kıymet) Satışları
Mükelleflerin
amortismana
tabi iktisadi kıymet satışları 1 no.lu
KDV beyannamesinin "Matrah"
kulakçığının "Diğer İşlemler" tablosunda "503" kodlu "Amortismana tabi sabit kıymet (taşınmaz,
taşıt araçları, demirbaş, makine
ve teçhizat vb.) satışları" satırında
beyan edilecektir.
Bu satışlar nedeniyle hesaplanan KDV'nin 1 no.lu KDV beyannamesinin "Matrah" kulakçığındaki "İlave edilecek KDV" satırına yazılmak suretiyle beyanı
mümkün değildir.
Duyurulur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
HARÇLAR KANUNU SİRKÜLERİ/14
Tarih: 18.06.2014
Sayı: HK-14/2014-2
Konusu: 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun Ek 2 nci maddesi
kapsamında
kullandırılacak
kredilerle ilgili ipotekler ile bu
konutların tapuya tescilinde harç
uygulaması.
İlgili Kanunlar: 2985 sayılı Toplu
Konut Kanununun Ek 2 nci maddesi; 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin (I)
bendi ve 492 sayılı Kanuna bağlı
(4) sayılı tarifenin 7 nci ve 20/(a)
maddeleri.
1-Giriş:
2985 sayılı Toplu Konut Kanununun Ek 2 nci maddesi uyarınca
hak sahiplerine faizsiz olarak kullandırılan kredilerle ilgili ipotekler
ile iktisap olunan konuta ilişkin
olarak tapuda yapılacak işlemlerde harç uygulaması bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.
2- Yasal Düzenleme:
492 sayılı Harçlar Kanununun
"Harçtan müstesna tutulan işlemler" başlıklı 59 uncu maddesine
4962 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesi ile eklenen (I) bendi ile;
"2985 sayılı Toplu Konut Kanununa 10/5/1990 tarihli ve 3645
sayılı Kanunla eklenen ek 2 nci
maddesi kapsamında kullandırılacak kredilerle ilgili ipotekler ile
bu konutların hak sahipleri adına
tapuya tescili." tapu harcından
istisna edilmiştir.
2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 12/7/2013 tarih ve 6495
sayılı Kanunun 84 üncü maddesi
ile değişik Ek 2 nci maddesinde;
"8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesi
ile mülga 45 inci ve 64 üncü
maddelerine, 31/5/2006 tarihli ve
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu-
88
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
nun 47 nci maddesine ve
3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı
Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre veya 2330 sayılı Kanun hükümleri
uygulanarak aylık bağlanmasını
gerektiren kanunlara göre harp
veya vazife malulü olmaları sebebiyle kendilerine aylık bağlananlara bir konut ile sınırlı olmak
kaydıyla Toplu Konut İdaresince
faizsiz olarak kredi verilir. Aynı kanunlar kapsamına giren sebeplerle hayatını kaybedenlerin dul
ve yetimleri ile harp veya vazife
malullüğü aylığı almaktayken faizsiz kredi hakkından yararlanmaksızın hayatını kaybedenlerin
dul ve yetimleri için ise; bir konut
ile sınırlı olmak üzere, öncelikle
dul eşine, eşi hayatta değilse veya evlenmişse kredi kullanacak
çocuklardan en az birisinin yetim
aylığı almakta olması kaydıyla
aylık bağlanma koşullarına bakılmaksızın talepte bulunan ço-
idare kararları
cuklarına müştereken, bu kişiler
bulunmadığı takdirde de öncelikle anaya olmak üzere ana veya babasına konut sahibi yapmak amacıyla Toplu Konut İdaresince faizsiz olarak kredi verilir.
Birinci fıkrada belirtilen haller
kapsamında harp veya vazife
malulü sayılanlardan sınıf veya
görev değiştirerek çalışmaya
devam eden kamu görevlileri ile
ilgili mevzuatına göre aylık bağlanan malullerden, 5510 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında çalışmaya başlamaları
nedeniyle ödenmekte olan aylıkları kesilenler de birinci fıkra hükmünden yararlanırlar.
Bu kredinin tavan tutarı, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenir. Kredi için yapılacak başvurulara, kredilerin kullandırılmasına,
geri ödeme süre ve yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar, Maliye
Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik
Kurumunun görüşü alınarak Toplu
Konut İdaresince çıkarılan yönetmelik ile belirlenir." hükmü yer
almaktadır.
13/02/2014 tarihli ve 28912
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Toplu Konut İdaresi Tarafından Şehit Ailelerine, Harp ve Va-
zife Malulleri ile Dul ve Yetimlerine Açılacak Faizsiz Konut Kredisi
Hakkında Yönetmeliğin "Amaç
ve kapsam" başlıklı 1 inci maddesinde; Yönetmeliğin, 2985 sayılı
Toplu Konut Kanununun Ek 2 nci
maddesi kapsamına giren, hayatını kaybedenlerin aileleri ile
harp veya vazife malullerini, kredi kullanmadan vefatları halinde
ise bunların ailelerini konut sahibi
yapmak için Toplu Konut İdaresi
tarafından açılacak faizsiz konut
kredisine ilişkin usul ve esasları
kapsadığı, 3 üncü maddesinde
hak sahibinin, bu yönetmelik
çerçevesinde açılacak faizsiz
konut kredisini kullanmaya hak
kazanan 4 üncü maddede tanımlanan kişi veya kişiler olduğu;
kredinin, 4 üncü maddede tanımlanan hak sahibini konut sahibi yapmak amacıyla Toplu Konut İdaresi kaynaklarından verilen faizsiz konut kredisini kapsadığı belirtilmiş, 5 inci maddesinde
de hak sahiplerine kredi açılabilecek konutlara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
3- Değerlendirme ve Sonuç:
492 sayılı Harçlar Kanununun
59 uncu maddesinin (I) bendi ile
2985 sayılı Kanunun ek 2 nci
maddesi uyarınca Toplu Konut
İdaresi tarafından açılacak faizsiz
konut kredisi ile ilgili ipoteklerde
ve söz konusu kredi kullanılarak
edinilecek konutun tapuya tescilinde, 1 konutla sınırlı olmak üzere
şehit ailelerine, harp ve vazife
malulleri ile dul ve yetimlerine
tapu harcı muafiyeti sağlanmıştır.
Buna göre, 2985 sayılı Toplu
Konut Kanununun Ek 2 nci maddesi kapsamına giren, hayatını
kaybedenlerin aileleri ile harp
veya vazife malullerini, kredi kullanmadan vefatları halinde ise
bunların ailelerini konut sahibi
yapmak için Toplu Konut İdaresi
tarafından kullandırılacak faizsiz
konut kredilerine ilişkin olarak sadece bir konutla sınırlı olmak
kaydıyla;
- Tapuda yapılacak ipotek işleminde,
- Hak sahibi kişilerin bu şekilde
edineceği konutun tapuya tescili
işleminde,
492 sayılı Harçlar Kanununun
59 uncu maddesinin (I) bendi
uyarınca hak sahibi kişilerden
tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.
Duyurulur.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi
Tarih: 21.04.2014
Konu: E-faturada, bölge kodu,
sipariş tarihi ve no.su, matbu irsaliye no.su, ürün kodu, marka
kodu, hizmeti alan kişi ismi vb
bilgilerin yer alıp almayacağı.
İlgide kayıtlı özelge talep
formunda; ... vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirketinizin
01/01/2014 tarihinden itibaren efatura
sistemine
geçmeyi
plânladığı, bu kapsamda diğer
e-fatura kullanıcılarından tarafınıza bölge kodu, sipariş tarihi ve
numarası, matbu irsaliye numa-
Sayı: 64597866-105[MÜK.257-2014]-56
rası bilgileri, ürün kodu, marka
kodu, hizmeti alan kişi ismi vb zorunlu olmayan bilgilerin de efatura üzerinde bilgi amaçlı belirtilmesi yönünde talepler geldiği
belirtilerek, söz konusu bilgilerin efaturada yer alıp almayacağı
hususunda Başkanlığımız görüşü
talep edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş
karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere
emtiayı satan veya işi yapan
tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 230 uncu maddesinde ise
faturanın şekli belirtilerek, içermesi gereken asgari bilgiler 5 bent
halinde sayılmıştır. Buna göre; faturanın düzenlenme tarihi, seri ve
sıra numarası, faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret ünvanı, iş
adresi, bağlı olduğu vergi dairesi
ve hesap numarası, müşterinin
adı, ticaret ünvanı, adresi varsa
vergi dairesi ve hesap numarası,
malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı
ve tutarı, satılan malların teslim
89
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
idare kararları
tarihi ve irsaliye numarası gibi bilgilerin faturada yer alması gerekmektedir.
Anılan Kanunun "Elektronik ortamdaki kayıtlar ve elektronik cihazla belge düzenleme" başlıklı
mükerrer 242 nci maddesinin 2
numaralı fıkrasının ikinci paragrafında elektronik belge, "...şekil
hükümlerinden bağımsız olarak
bu Kanuna göre düzenlenmesi
zorunlu olan belgelerde yer alan
bilgileri içeren elektronik kayıtlar
bütünüdür." şeklinde tanımlandıktan sonra, aynı fıkranın son
paragrafı ile Maliye Bakanlığı;
elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi,
iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile
defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve
esasları belirlemeye, elektronik
ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve
belgelerde yer alması gereken
bilgileri internet de dahil olmak
üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye
Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine
tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri,
çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir
yönetmelikle belirlenecek olan
özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir
şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları
tespit etmeye, bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkili kılınmıştır.
Bu çerçevede, Vergi Usul Kanununun Maliye Bakanlığına tanıdığı yetkilere istinaden, yaygın
olarak kullanılan belgelerden biri
olan faturanın elektronik belge
olarak düzenlenmesi, elektronik
ortamda iletilmesi, muhafaza ve
ibraz edilmesine ilişkin usul ve
esaslara 397, 416, 421 ve 424 sıra
numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile 58 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde
yer verilmiştir.
e fatura uygulaması, e fatura
portalı, entegrasyon ve özel entegrasyon olmak üzere üç yöntemden oluşmaktadır. Bu yöntemlere ilişkin ayrıntılı açıklamalar
http://www.efatura.gov.tr/ internet adresinde yer alan klavuzlarda açıklanmıştır. E fatura oluşturmak için kullanılan UBL uygulamasına ilişkin açıklamalar ise
UBL TR klavuzlarında yer almaktadır. Söz konusu klavuzlarda e
faturada yer alması gereken zorunlu alanlar belirtilmiştir. Bu kapsamda UBL TR klavuzlarında e faturada bulunması gereken zorunlu ve seçimlik alanlara ilişkin
kapsamlı bilgiye ulaşılabilir.
Diğer taraftan; e-Fatura Portalının kullanımı ile ilgili hususlarda
kullanıcıların ihtiyaç duyacağı
temel bilgileri vermek amacıyla
hazırlanan
ve
http://www.efatura.gov.tr/ adresinde kullanıma açılan e-FATURA
PORTALI başlıklı Kullanım Kılavuzunun "4 Temel İşlemler" başlıklı
bölümünün "4.1 Fatura Oluşturma" başlıklı alt bölümünde; Fatura Oluştur ekranında yer alan
alanlar doldurularak taslak fatura oluşturulacağı, bu ekranın Fatura Bilgileri, Alıcı Bilgileri, MalHizmet Bilgileri, Toplamlar ve Not
bölümlerinden meydana geldiği,
açıklandıktan sonra bu bölümlerde; zorunlu ve seçimli alanlar
tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir.
Buna göre; e-fatura sisteminde 213 sayılı Vergi Usul Kanunun
230 uncu maddesinde 5 bent
halinde belirtilen hususlar bulunması zorunlu bilgiler arasında
olup, e-fatura sistemi de bu
hükme uygun şekilde dizayn
edilmiştir. Ayrıca, anılan sisteme
kullanıcıların günümüz koşulları
dahilinde ihtiyaç duyabileceği
seçimli bilgilerde eklenmiştir.
Dolayısıyla, anılan Kullanım Kılavuzunun Fatura Bilgileri Bölümünde yer alan ve faturaya
kaynak teşkil eden siparişe ait
numara ve tarih bilgisi girilmesi
zorunlu bir alan olmayıp, kullanıcının tercihine bırakılmıştır.
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
90
BBilanço
Faturadan önce irsaliye düzenlenmiş ise İrsaliye Tarihi ve İrsaliye Numarasının İRSALİYE BİLGİLERİ alanında gösterilmesi ise zorunludur.
Ayrıca, Alıcı Bilgileri Bölümünde yar alan VKN/TCKN alanına
alıcının vergi kimlik numarası girildiğinde, UNVANI kısmına alıcının unvanının, söz konusu alana
TC Kimlik numarası girildiğinde ise
Adı, Soyadı kısımlarına alıcının
Adı ve Soyadının tam olarak girilmesi zorunludur.
Satılan mal ve/veya hizmete
ilişkin bilgilerin gösterildiği Mal/
Hizmet Bilgileri Bölümünde; satılan mal ve/veya hizmete ilişkin
bilgilerin gösterileceği (malın veya işin; nevi, miktarı, birimi, birim
fiyatı, iskonto oranı, iskonto tutarı,
mal hizmet tutarı, KDV oranı, KDV
tutarı) açıklanmıştır.
Diğer taraftan; e-fatura sisteminde yer alan Not bölümüne
faturada yer verilmesi zorunlu
olan ibareler veya faturada yer
verilmek istenen diğer hususlar
yazılabilir. Örneğin; 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile
değişen 39 uncu maddesinin
ikinci fıkrası hükmü uyarınca efaturada gösterilmesi gereken
bilgilerden olup, ayrı bir alanda
yazılamayan "tacirin sicil numarası ve "işletmenin merkezi" bilgisi
bu alana yazılabilecektir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca, 01/01/2014
tarihinde e-fatura sistemine dahil
olacak olan şirketinizin e-fatura
düzenlemesi esnasında irsaliye
tarihi ve numarası, alıcı bilgileri ile
satılan mal ve/veya hizmete ilişkin bilgilere faturada yer vermesi
zorunludur.
Ancak, mal ve/veya hizmet
sattığınız müşterilerin talepleri
doğrultusunda
faturada
yer
vermeniz istenen siparişe ait numara ve tarih bilgisi, ürün kodu,
marka kodu ve bölge kodu gibi
bilgiler ise seçimli olduğundan bu
bilgilere yer verilmesi tercihinize
bırakılmıştır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
idare kararları
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi
Tarih: 06.05.2014
Konu: Yıl İçerisinde İşvereni
Değişen Personelin Ücret Gelirinin Vergilendirilmesi Hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Noterin başka noterliğe
atanması nedeniyle Türkiye Noterler Birliği adına Temmuz 2013
ayından itibaren Noterliği vekaleten yürüttüğünüz, dolayısıyla bu
dönemden itibaren çalıştırılan
personelin işvereni değişmiş olduğundan "Temmuz 2013" ayına ait
ücret bordronuzda kümülatif gelir
vergisi matrahının "0" olarak kabul
edildiği, ancak bu uygulamanın
doğru olup olmadığı konusunda
tereddüt edildiği belirtilerek, konu
hakkındaki Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk
tazminatı), tahsisat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye,
gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde
olmamak şartı ile kazancın belli
bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez..." hükmüne, 62 nci
maddesinde ise, "İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir." hükmüne
yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 86 ncı maddesinde ise, "Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez,
diğer gelirler için beyanname
verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.
1- Tam mükellefiyette;
.....
Sayı: 18008620-120[ÖZG-2014-1]-41
b) Tek işverenden alınmış ve
tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (4962 sayılı Kanun'un 17/D
maddesiyle değişen parantez içi
hüküm 07/08/2003 tarihinden
geçerli olmak üzere) (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden
aldıkları
ücretlerinin
toplam
103'üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan
tutarı aşmayan mükelleflerin,
tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)..." hükmüne yer verilmiş olup, Gelir Vergisi
Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci gelir diliminde yer alan
tutar 2013 yılı için 26.000 TL. olarak belirlenmiştir.
Diğer taraftan, gelirin toplanması ve beyanına ilişkin olarak
16 no.lu Gelir Vergisi Sirkülerinde
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.
İşveren değişikliği ile ilgili olarak 160 seri no.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinde, "...Buna göre,
bir hizmet erbabının birden fazla
işverenden ücret alması halinde,
her bir işverenin ödediği ücretler,
ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı
uygulanmaktadır..." açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan,1512 sayılı Noterlik Kanununun 30 uncu maddesinde, "Noter sıfatı, noterliğe
atama kararının tebellüğü ile kazanılır.",
33 üncü maddesinde "Her ne
sebeple olursa olsun boşalan birinci, ikinci veya üçüncü sınıf bir
noterliği, atanan noter göreve
başlayıncaya kadar o noterlikte
çalışan ve stajının altı ay'ını tamamlamış olan stajiyer, bu durumdaki stajiyerler birden fazla
ise kıdemlisi, o noterlikte bu durumda stajiyer yoksa noter oda-
sının uygun bulacağı ve görevlendireceği aynı durumdaki stajiyer, bunlardan hiç birisi bulunmadığı takdirde o noterliğin başkatibi, onun da engelli bulunduğu hallerde en kıdemli katibi vekaleten yönetir."
40 ıncı maddesinde, "Noterlik
dairesi, resmi daire sayılır. Kira
sözleşmesi daire adına noter tarafından yapılır.",
42 nci maddesinde, "Noterlik
dairesi personeli, noterin emri altında bulunan işe yeter sayıdaki
katip ve hizmetliden meydana
gelir.",
45 inci maddesinde, " Noterler, adayları en az bir yıl süreli bir
sözleşme ile işe alırlar. Sözleşmede açıkça yazılmasa bile noterin,
adaylık süresinin bitimini takibeden 15 gün içinde, adayın yetersizliği sebebiyle feshi ihbar hakkı
saklıdır. Adaylık süresinin uzatılması halinde de aynı hüküm uygulanır."
197 nci maddesinde, "Noter
vekilleri, normal noterlik işlemlerinin görülmesi dışında, noterin yazılı muvafakati alınmadıkça noterliğin durumuna ve noterin
mamelekine tesir edecek şekilde
bir tasarufta bulunamazlar. Bu
Kanunun noterlerin atanması,
Türkiye Noterler Birliği, topluluk sigortası, hastalık ve izne ilişkin hükümleri icra müdürü, icra müdür
yardımcısı ve adalet memurlarından tayin edilen noter vekilleri
ile geçici yetkili noter yardımcıları
hakkında uygulanmaz."
hükümlere yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara
göre, Noterin başka noterliğe
atanması nedeniyle Türkiye Noterler Birliği adına noterliği "vekalet"en yürütmeniz durumunun
noterlikte çalışan personel açısından işveren değişikliği olarak
değerlendirilmesi mümkün olmayıp, söz konusu personelin Note-
91
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
yargı kararları
rin başka noterliğe atandığı tarihe kadar elde ettikleri ücret gelirleri ile noterliği vekaleten yürütmeye başlamanızdan sonra elde
ettikleri ücret gelirlerinin toplamı-
nın aynı işverenden elde edilen
ücretler olarak Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde
yer alan vergi tarifesinde belirti-
len oranlar uygulanmak suretiyle
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi
Tarih: 05.05.2014
Konu: Serbest bölgede elektronik defter tutma ve elektronik
fatura düzenleme zorunluluğu
olup olmadığı.
İlgide kayıtlı özelge talep
formu ile gümrük hattı dışında
toptan ve parekende ticaret faaliyetiyle iştigal eden şirketinizin
421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında
elektronik fatura (e-Fatura) ve
elektronik defter (e-Defter) uygulamasına dahil olacak mükellefler arasında yer aldığı belirtilerek;
-Serbest bölgede bulunan
şubeniz tarafından, şirketinize ve
diğer şirketlere ait Türkiye'deki
gümrüksüz satış mağazalarına
yapılan satış işlemlerinin elektronik fatura kapsamına dahil olup
olmadığı, dahil olmaması durumunda kağıt ortamında fatura
düzenlenmesine devam edilip
edilemeyeceği,
- Serbest bölgedeki şubenize
Türkiye'den ihraç edilecek mallara ilişkin olarak ihracatçı firmalar
tarafından elektronik fatura düzenleme zorunluluğunun bulunup bulunmadığı,
- Mevcut uygulamada serbest bölgeden Türkiye'ye yapılan
satışlarda gümrük müdürlüklerinin
işlem yapabilmek için mutlaka
kağıt ortamında düzenlenen fatura aslını istediği belirtilerek,
Gümrük Müdürlüğü ile Bakanlığımız arasında e-fatura sistemine
ilişkin olarak elektronik entegrasyon olup olmayacağı,
- Serbest bölgedeki fiziki ortam gereği ticaret ve fatura ilişkisi gözönüne alındığında, e-fatura
sisteminde meydana gelecek
Sayı: 64597866-105[229-2014]-67
herhangi bir teknik arıza veya
yoğunluk nedeniyle fatura düzenlenememesi
durumunda
gümrük müdürlüğüne verilmek
üzere geçici olarak kağıt ortamında fatura basımının yapılıp
yapılamayacağı, yada bu konuya ilişkin başkaca bir yöntemin
mevcut olup olmadığı,
- E-Fatura sisteminde düzenlenen faturanın yasal geçerlilik
kazanması için adına fatura düzenlenen firma tarafından sistem
içerisinde onayının gerekip gerekmediği,
- Serbest bölgede faaliyet
gösteren şubeniz için ayrı defter
tasdik ettirdiğiniz, e-Defter uygulamasına geçildikten sonra da
bu uygulamanıza devam edip
edemeyeceğiniz,
hususlarında
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
VUK'un mükerrer 242 nci
maddesinin 2 numaralı fıkrası ile
Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden yayımlanan 397 Sıra No'lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile anonim ve limited şirketlerin
elektronik fatura oluşturmalarına,
alıcısına iletmelerine, muhafaza
ve istenildiğinde ibraz etmelerine
izin verilmiş olup, anılan Tebliğin 4
üncü bölümünün 416 Sıra No' lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile değiştirilmesi neticesinde ise
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun
232' nci maddesi kapsamında
fatura düzenlemek zorunda olan
mükelleflere (gerçek ve tüzel kişilere) belirli usul ve esaslar çerçevesinde elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı
tanınmıştır.
92
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Diğer taraftan, 13/12/2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 Sıra No'lu
Elektronik Defter Genel Tebliği ile
Vergi Usul Kanunu kapsamında
tutulması zorunlu olan defterlerden www.edefter.gov.tr internet
adresinde format ve standardı
yayımlanan defterlerin elektronik
ortamda oluşturulmasına ilişkin
usul ve esaslar belirlenerek elektronik defter kullanımına izin verilmiştir.
Son olarak, 421 Sıra No'lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile bazı mükellef gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik
fatura uygulamasına dahil olma
zorunluluğu getirilmiştir.
Söz konusu Tebliğin, "3. Elektronik Defter ve Elektronik Fatura
Zorunluluğu" başlıklı kısmının "3.1.
Kapsama Giren Mükellefler" alt
başlıklı bölümünde;
3.1.1. Yukarıda yer verilen
yetkilere istinaden Bakanlığımızca aşağıda sayılan mükellef
gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu
getirilmiştir.
a) 4/12/2003 tarihli ve 5015
sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına
sahip olanlar ile bunlardan 2011
takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle
asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.
b) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları
imal, inşa veya ithal edenler ile
bunlardan 2011 takvim yılında
idare kararları
mal alan mükelleflerden 31/12/
2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip
olanlar.
3.1.3. Bu Tebliğ veya 397 sıra
numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik
fatura uygulamasından yararlanan
mükelleflerin
birbirlerine
yapmış oldukları mal teslimi veya
hizmet ifaları için elektronik fatura
düzenlemeleri zorunludur.
3.1.4. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan kayıtlı
kullanıcıların
güncel
listesi
www.efatura.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır.
3.1.5. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan mükellefler fatura düzenlemeden önce
muhatabın www.efatura.gov.tr
internet adresinde yer alan kayıtlı
kullanıcı listesine kayıtlı olup olmadığını kontrol edecekler, kayıtlı kullanıcı ise elektronik fatura,
kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenleyeceklerdir.
3.1.6. Bu Tebliğ kapsamındaki
mükelleflerden mal veya hizmet
alan ve belirlenen hadlerin altında kalan mükelleflerin de istemeleri halinde elektronik defter
ve elektronik fatura uygulamalarından yararlanabilecekleri tabiidir." açıklamasına yer verilmiştir.
Mezkur Tebliğin "3.2. Elektronik
Fatura ve Elektronik Deftere Geçiş Süresi" başlıklı kısmında zorunluluk kapsamına giren mükelleflerin elektronik fatura uygulamasına 2013 takvim yılı (1/9/2013 tarihi itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı'na başvurulması gerekmektedir.), elektronik defter uygulamasına ise 2014 takvim yılı (Elektronik
defter yazılımlarını kendi geliştiren
mükelleflerin 1/9/2014 tarihi itibariyle elektronik defter test süreçlerini başarı ile tamamlamış olmaları gerekmektedir.) içerisinde
geçmelerinin zorunlu olduğu bildirilmiştir.
Tebliğin "4.397 Sıra Numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Yapılan Değişiklikler "başlıklı bölümünde ise;
"4.1... Elektronik Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin birbirlerinden aldıkları mallar
ve sağladıkları hizmetler için
1/9/2013
tarihinden
itibaren
elektronik fatura göndermeleri
ve almaları zorunludur. Elektronik
fatura uygulamasına kayıtlı olan
mükellefler elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve
hizmet ifası için genel hükümler
çerçevesinde kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir." denilmektedir.
Diğer taraftan 1 Sıra Nolu
Elektronik Defter Genel Tebliğinin
" 3.3. Elektronik Defter Oluşturma"
başlıklı bölümünde ;
"3.3.1. Bu Tebliğ kapsamında
kendilerine
izin
verilenler,
www.edefter.gov.tr internet adresinde duyurulan format ve
standartlara uygun olarak ve aylık dönemler itibarıyla elektronik
defterlerini oluşturmaya ve saklamaya başlayacaklardır. Defterlerini elektronik defter biçiminde
tutmaya başlayanlar, söz konusu
defterlerini kâğıt ortamında tutamazlar. ..." denilmektedir.
3218 sayılı Serbest Bölgeler
Kanununun "Muafiyet ve Teşvikler" başlıklı 6'ncı maddesinde :
"... Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin
olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı
yetkilidir..." hükmü yer almaktadır.
Konuya ilişkin olarak 1 Sıra
No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinin "5.12.3.8.1. Defter ve
belge düzeni" başlıklı bölümünde
ise;
Serbest bölgelerde faaliyet
gösteren mükelleflerin Vergi Usul
Kanununun defter tutma ve belge düzenine ilişkin hükümlerine
uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bununla beraber, Serbest
Bölgeler Kanununun 6 ncı maddesi ile kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ve düzenleyecekleri belgelere ilişkin
olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın düzenleme yapma konusunda Maliye
Bakanlığına yetki verilmiştir.
Buna göre, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin Vergi Usul Kanunu hükümleri
çerçevesinde defter tutmaları,
belge ve kayıt düzenine uymaları gerekmektedir." açıklamaları
yer almıştır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun "Defter Tutma"
bölümünün "Maksat" başlıklı 171
inci maddesinde, mükelleflerin
bu kanuna göre tutmaları gereken defterleri vergi uygulaması
bakımından bu maddede yazılı
maksatları taşıyacak şekilde tutacakları, 175 inci maddede ise
mükelleflerin, anılan Kanunun
171 inci ve müteakip maddelerinde belirtilen maksat ve esaslara uymaları şartıyla defterlerini ve
muhasebelerini işlerinin bünyesine uygun olarak diledikleri usul
ve tarzda tanzim etmekte serbest oldukları belirtilmiştir. Kanunun 220 ve müteakip maddelerinde de defterlerin tasdikine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Bu itibarla, mükellefler esas
itibariyle defterlerini kanuni merkez veya iş merkezlerinin bulunduğu yer noterliklerinde veya noterlik görevini yapanlarca tasdik
ettirerek kullanacaklardır.
Birden fazla işyeri bulunan
mükelleflerin her bir iş yeri için ayrı ayrı defter tasdik ettirmek suretiyle defter tutmaları mümkün
olup bu durumda işyerlerinin mali
tablolarının hesap dönemi sonunda konsolide edilmeleri gerekmektedir. Ancak, her bir iş yeri
için ayrı ayrı defter tasdik ettirmek yerine merkezden tek bir
defter tasdik ettirilerek bu defterde merkez ve şube hesaplarının ayrı ayrı kodlanarak izlenmesi
de mümkün bulunmaktadır.
Yukarıda yer alan hüküm ve
açıklamalar ile özelge talep formunda belirtilen hususlar birlikte
değerlendirildiğinde,
Madeni yağ lisansına sahip
olan ve / veya 4760 sayılı Özel
93
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
yargı kararları
Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III)
sayılı listedeki malları imal, inşa
veya ithal eden mükelleflerden
sadece mal alışları bulunan şirketinizin 421 Sıra Numaralı Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğinin
3.1.1 bölümünün "a" ve "b" maddelerinde belirtilen brüt satış hasılatlarına sahip olması durumunda 01/09/2013 tarihine kadar
Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılı
veya elektronik olarak başvuruda bulunarak en geç 31.12.2013
tarihi itibariyle e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu bulunmaktadır.
433 no.lu Veri Usul Tebliği'nin
16. Bölümünde;
"a) 14/12/2012 tarihli ve 28497
sayılı Resmi Gazete?de yayımlanan 421 sıra numaralı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği ile değişen
5/3/2010 tarihli ve 27512 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan
397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin üçüncü
bölümünün son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin birbirlerine sattıkları mallar ve ifa ettikleri
hizmetler için düzenledikleri faturaları 1/4/2014 tarihinden itibaren
elektronik fatura olarak göndermeleri ve almaları zorunludur.
Elektronik fatura uygulamasına
kayıtlı olan mükellefler kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları
mal teslimi ve hizmet ifası için
genel hükümler çerçevesinde
kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir."
b) 14/12/2012 tarihli ve 28497
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 421 sıra numaralı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinin 3.1.3
bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Bu Tebliğ kapsamında zorunluluk getirilen mükelleflerin birbirlerine sattıkları mallar ve ifa ettikleri hizmetler için düzenledikleri
faturaları 1/4/2014 tarihinden itibaren elektronik fatura olarak
göndermeleri ve almaları zorunludur." hükmü yer almaktadır.
Buna göre; elektronik fatura
uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerle aralarında yapmış oldukları alım satımlarda 01.04.2014 tarihinden itibaren her iki tarafın da
elektronik fatura göndermesi ve
alması zorunluluğu başlamış olacak, ancak muhatabın kayıtlı kullanıcı olmaması durumunda ise
şirketinizce kağıt fatura kullanımına devam edilecektir.
Ayrıca, serbest bölgede bulunan şubeniz tarafından şirketinize
ve diğer şirketlere ait olan Türkiye'deki gümrüksüz satış mağazalarına yapılan teslimler için muhatabın www.efatura.gov.tr internet
adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı
listesine kayıtlı olup olmadığı kontrol edilecek, kayıtlı kullanıcı ise
01.04.2014 tarihinden sonra elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenlenecektir.
Benzer şekilde Türkiye'den ihraç
edilecek mallara ilişkin olarak ihracatçı firmalar tarafından şirketinize düzenlenecek faturalar için
de aynı açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılacaktır.
397 Sıra No.lu Tebliğin "6. eFaturanın Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü" başlıklı bölümünde;
" ... Elektronik imzanın ve mali
mührün doğruluk ve geçerlilik
kontrolünün ancak elektronik ortamda yapılabilmesi nedeniyle
e-faturanın kağıda basılarak saklanması söz konusu değildir. Bu
nedenle mükellefler düzenledikleri ve aldıkları e-faturaları, üzerindeki mali mühür veya elektronik imzayı da içerecek şekilde
kanuni süreler dahilinde kendi
bünyelerindeki elektronik, manyetik veya optik ortamlarda muhafaza ve istendiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar
vasıtasıyla ibraz edeceklerdir."
hükmüne yer verilmiştir.
Bununla birlikte; Serbest Bölge
Müdürlüklerine fatura aslı ibrazının gerektiği hallerde, elektronik
faturanın kağıt çıktısının kabul
edilip edilmeyeceği, kabul edilecekse nasıl ve hangi şartlarla
kabul edileceği Ekonomi Bakan-
94
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
lığının ilgili birimlerinin kararına
bağlıdır.
E-Fatura sisteminde Temel fatura ve ticari fatura olmak üzere
iki tip fatura senaryosu düzenlenmiş olup, ticari faturada red,
iade ve kabul mekanizmaları bulunmaktayken temel faturada
red ve iade mekanizmaları bulunmamaktadır. Temel fatura senaryosuna göre düzenlenmiş bir
faturanın geçerli bir fatura olarak
kabul edilebilmesi için oluşturulup
alıcının posta kutusuna iletilmiş
olması yeterlidir. Ayrıca efaturanın muhatabına iletildiğine
ilişkin e-fatura uygulaması üzerinden uygulama kılavuzlarında
belirtilen sistem yanıtları verilmektedir. Faturanın alıcısına kayıtlı ve
güvenli bir biçimde ulaştırılması
ile işlemin tamamlandığı varsayılmakla birlikte alıcılar fatura ile
ilgili itirazlarını harici yollarla gerçekleştirebilme hakkına sahiptir.
Ticari fatura senaryosuna göre düzenlenip gönderilmiş bir faturada ise red, iade ve kabul
mekanizmalarının varlığı nedeniyle, faturanın geçerlilik kazanabilmesi için alıcı tarafından
kabul yanıtının dönülmesi gerekmekte olup, Türk Ticaret Yasasının 21/2. maddesine göre; "Bir
fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın
içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince 8
gün içinde cevap dönülmeyen
ticari faturalar da bu sürenin sonunda kabul edilmiş sayılacak ve
bu tarihten itibaren geçerlilik kazanacaktır.
İşyerlerinin mali tablolarının
hesap dönemi sonunda konsolide edilmeleri ve elektronik defter
uygulamasında her bir iş yeri için
ayrı ayrı defter tutulabilmesine
imkan veren teknik standartların
yayımlanması şartıyla Vergi Usul
Kanununun e-Defter uygulaması
hükümlerine uygun her şube için
ayrı olarak elektronik ortamda
defter tutulması mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
idare kararları
Yargı Kararları
Danıştay 4. Dairesi
Tarih: 09.04.2013
ARSA KARŞILIĞI EDİNİLEN BAĞIMSIZ
BÖLÜMLERİN SATIŞI
Kişinin kat karşılığı arsasını
müteahhide vermesi ve inşa edilen binada kat sahibi olması servetin değerlendirilmesi, servetin
biçim değiştirmesidir. Dolayısıyla, alım ve satımların ticari amaç
dışında sahip olduğu servetin
değerlendirilmesine yönelik olduğu, diğer bir ifade ile servetin
nitelik değiştirmesinden ibaret
olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, tesis edilen mükellefiyetin iptaline ve dolayısıyla
mükellef olmayan davacı adına
yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılmasına hükmedilmesi gerekirken aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
İstemin Özeti: Davacı adına,
gayrimenkul alım satımı faaliyetinden elde ettiği kazancını beyan
etmediğinden
bahisle
2006/1-12 dönemine ilişkin olarak
salınan vergi ziyaı cezalı gelir
vergisinin ve tesis edilen mükellefiyetin kaldırılması istemiyle dava
açılmıştır. Vergi Mahkemesinin
kararıyla; davacının yapmış olduğu satışların tespiti amacıyla
düzenlenen tutanağın ve tapu
kayıtlarının incelenmesi üzerine,
davacıya kat karşılığı verilmesi
gereken daireler dışındaki dairelerin de davacı tarafından satıldığı ve bu durumun süreklilik arz
ettiği, dolayısıyla davacının mükellef kılınmasında ve söz konusu
faaliyeti nedeniyle vermesi gereken beyannamelerini vermediğinden bahisle takdire sevkinde
yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak ilgili dönem matrahının takdir komisyonunca yasada belirlenen anlamda tespit edilip
Esas Sayısı : 2012/9089
Karar Sayısı : 2013/2111
edilmediği yönünde yapılan incelemede, davacının 2006 yılında kat karşılığı edindiği daireler
dışındaki dairelerin satışından
toplam (….) TL gelir elde ettiği
görüldüğünden, takdir komisyonunca bu tutarın üstünde yapılan matrah takdirinde yasaya
uyarlık bulunmadığından tarhiyatın (…) TL’nin üstündeki matraha
isabet eden kısmının kaldırılması
gerektiği gerekçesiyle davanın
kısmen kabulüne kısmen reddine
karar verilmiştir. Taraflarca hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulmasını istemektedirler.
Karar: Davacı adına, 2006/112 dönemine ilişkin olarak tarhedilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi
ile tesis edilen mükellefiyetin kaldırılması istemiyle açılan davanın
kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Vergi Mahkemesi
kararı taraflarca temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde ticari
kazanç, her türlü ticari ve sınai
faaliyetten doğan kazanç olarak
tanımlanmıştır. Bu tanıma ek olarak bazı faaliyetlerden doğan
kazançların da ticari faaliyet sayılacağı belirtilmiş, 4 numaralı
bendinde gayrimenkullerin alım,
satım ve inşa işleriyle devamlı
olarak uğraşanların bu işlerden
elde ettikleri kazancın ticari kazanç sayılacağı öngörülmüştür.
Bu düzenlemeye göre gayrimenkul alım satım faaliyetinin ticari faaliyet sayılabilmesi için bir
organizasyon içinde devamlı
olarak yapılması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden,
davacı tarafından 17.12.1991 tarihinde alınan arsanın, 30.07.2001
tarih ve (…) no.lu gayrimenkul
satış vaadi ve kat karşılığı inşaat
sözleşmesi uyarınca müteahhide
verilmesi sonucu elde edilen bağımsız bölümlerden A blok 3, 4, 5
no.lu daireler ve 1, 2, 13 no.lu
dükkanlar ile B blok 6 no.lu daire
davacıya, diğer dairelerin ise
müteahhide verildiğinin anlaşıldığı, davacının kendisine verilen
daireler dışında müteahhide verilen daireleri de sattığı hususunun
idarece tespiti üzerine devamlılık
arzettiği ileri sürülen bu faaliyet
dolayısıyla elde edilen kazancın
ticari kazanç olduğu ve elde edilen bu kazancın beyan edilmediğinden bahisle davacı adına
mükellefiyet tesis edilerek cezalı
tarhiyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, arsa karşılığı
edindiği daireler dışında müteahhide ait olan dairelerin de davacı tarafından satıldığı ve süreklilik arzeden bir ticari faaliyetinin
olduğu sonucuna varılarak tesis
edilen mükellefiyet yerinde görülmüştür.
Ancak, kişinin arsası karşılığında müteahhitle yaptığı sözleşme
üzerine inşa edilen binada müşterek mülkiyete konu bağımsız
bölümler oluşmaktadır. Böylelikle
arsa sahibinin arsası üzerindeki
mülkiyet hakkı kişisel olmaktan
çıkarak kendisine intikal eden
dairelere bağlı olarak, müşterek
mülkiyet hükümlerine göre arsa
payı oranında diğer kat malikleri
ile paydaş duruma gelmektedir.
Bu nedenle, kişinin kat karşılığı arsasını müteahhide vermesi ve inşa edilen binada kat sahibi olması servetin değerlendirilmesi,
servetin biçim değiştirmesidir.
Bu durumda, tesis edilen mükellefiyetin iptaline ve dolayısıyla
mükellef olmayan davacı adına
yapılan cezalı tarhiyatın kaldırıl-
95
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
soru-cevap
masına hükmedilmesi gerekirken
aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle
Vergi Mahkemesinin kararının
bozulmasına, İdarenin temyiz is-
Tarih: 03.02.2014
SMMM LİMİTED ŞİRKETİNE YAPILAN
ÖDEMEDE STOPAJ VE MAHSUP
Serbest Muhasebeci ve Mali
Müşavirlik yapan limited şirkete
yapılan ödemelerden % 20 stopaj yapılması durumunda, bu
stopaj hesaplanan kurumlar
vergisinden mahsup edilebilir.
İstemin Özeti: Serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik faaliyetinde bulunan ve 2007 yılında
hizmet verdiği mükelleflerce yapılan ödemelerden gelir vergisi
kesintisi yaparak bu kesinti tutarını 2007 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup konusu
yapan davacı şirket adına faaliyetini şirket olarak yürütmesi ne-
teminin reddine, oybirliğiyle karar
verildi.
Danıştay 3. Dairesi
Esas No: 2012/4410
Karar No: 2014/339
deniyle ticari kazanç hükümlerine tabi olduğu, kendisine yapılan ödemelerin stopaja tabi olmadığı ileri sürülerek re’sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar
vergisini kaldıran Vergi Mahkemesinin kararına yöneltilen temyiz istemini aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddeden Danıştay
Üçüncü
Dairesinin
08.03.2012 tarih ve E. 2009/2571,
K. 2012/600 sayılı kararının; serbest meslek faaliyeti şirket olarak
yürütüldüğünden; elde edilen
kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği, kurumlar vergisi mükelleflerine serbest meslek faaliyetinden
dolayı yapılan ödemeler üzerin-
den tevkifat yapılacağına ilişkin
bir yasal düzenleme bulunmadığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir.
Karar: Danıştay dava daireleri
ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltilebilmesi, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı
sebeplerden birinin bulunması
halinde mümkün olup kararın
düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler bunlardan hiçbirine uymadığından
istemin reddine, oyçokluğuyla
karar verildi(*).
Danıştay 3. Dairesi
Tarih: 21.11.2013
BİLİNEN ADRESTE BULUNAMAMA VE
İLANEN TEBLİĞ
Adres tespit tutanağında
naklen gidildiği tespit edilen adreste tebliğe çıkarılmak yerine
daha önce tespit edilen bir başka adreste tebliğe çıkarılıp adresin değişmiş olduğu şerhinin verilerek iade edilmesi tarihinden bir
gün önce yapılan ilanen tebligatla duyurulmuş olması nedeniyle usulüne aykırı şekilde kesinleştirilen amme alacağının
tahsili amacıyla düzenlenen
ödeme emrinde yasal isabet bulunmadığı hk.
İstemin Özeti: Davacı adına
düzenlenen 19.01.2011 gün ve
2011/16 takip no.lu ödeme emrinin 2006 yılına ilişkin gelir vergisi,
Esas Sayısı : 2011/3585
Karar Sayısı : 2013/5227
vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmının iptali istemiyle
dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; dava konusu
ödeme emrinin dayanağı olan
ihbarnamenin 18.05.2010 tarihli
adres
tespit
tutanağında
22.03.2010 tarihinden itibaren
naklen gidildiği tespit edilen adreste tebliğe çıkarılmak yerine
daha önce tespit edilen bir başka adreste tebliğe çıkarılıp adresin değişmiş olduğu şerhinin verilerek iade edilmesi tarihinden bir
gün önce yapılan ilanen tebligatla duyurulmuş olması nedeniyle usulüne aykırı şekilde kesinleştirilen amme alacağının tahsili
amacıyla düzenlenen ödeme
emrinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin
96
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
uyuşmazlığa konu kısmı iptal
edilmiştir. Davalı idare tarafından, davacının bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle
ilanen yapılan tebligatların usule
uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Karar: Dayandığı hukuki ve
kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun
görülmüş olup, temyiz istemine
ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin
reddine ve kararın onanmasına,
oybirliğiyle karar verildi.
yargı kararları
Danıştay 3. Dairesi
Tarih: 27.02.2014
Esas Sayısı : 2011/4416
TEBLİGAT İŞLEMİNİN TEK BAŞINA
İDARİ DAVAYA KONU EDİLEMEYECEĞİ
Karar Sayısı : 2014/849
ligat işlemlerinin icrailik niteliğinden yoksun usuli işlemlerden olduğu, asıl idari işlemlerden ayrılarak tek başlarına idari davaya
konu edilemeyeceği, tebligat işlemlerindeki noksanlıkların ancak
duyurulmalarına aracılık ettikleri
asıl işlemlere karşı yargı yoluna
başvurulması halinde ve asıl idari
işlemi kusurlandırmak için ileri sürülebileceği, davacı adına düzenlenen ancak (…) isimli şahsa
tebliğ edilen ihbarnamelerin
usulsüz olarak tebliğ edildiği iddiasının asıl işlem olan ihbarnamelere karşı açılacak bir davada
incelenmesinin mümkün olduğundan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı
gerekçesiyle dava incelenmeksi-
Tebligat işleminin, asıl idari işlemlerden ayrılarak tek başlarına idari davaya konu edilemeyeceği, tebligat işlemlerindeki
noksanlıkların ancak duyurulmalarına aracılık ettikleri asıl işlemlere karşı yargı yoluna başvurulması halinde ve asıl idari işlemi
kusurlandırmak için ileri sürülebileceği hk.
İstemin Özeti: Davacı adına
düzenlenen ihbarnamelerin (…)
isimli şahsa tebliği üzerine tebligatın iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; idari işlemlerin ilgililerine duyurulması amacıyla yapılan teb-
zin reddedilmiştir. Davacı tarafından, ihbarnamelerin tebliğ
edildiği şahsın kendisiyle ve işyeriyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Karar: Dayandığı hukuki ve
kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun
görülmüş olup, temyiz istemine
ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin
reddine ve kararın onanmasına,
oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Tarih: 14.11.2013
Esas No: 2013/12849
Karar No: 2013/19293
KIDEM TAZMİNATI TALEBİ İLE AÇILAN
DAVADA, İŞE İADE DAVASI SONUÇLANIP KESİNLEŞTİKTEN SONRA KARAR
VERİLMESİ GEREKİR
ğunu, işe iade davası kesinleşmeden talep konusu olan alacakların istenemeyeceğini beyan
ederek davanın reddini istemiştir.
İşveren aleyhine İş Mahkemesinde açılmış olan işe iade
davasının red ile sonuçlanıp kesinleşmesi ve feshin haklı nedene dayandığının kabulü halinde,
işçi kıdem ve ihbar tazminatına
hak kazanamayacağından, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle
açılan dava ile ilgili olarak, işe
iade davası bekletici mesele
yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, işe iade davası
sonuçlanmadan davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteme
koşulu söz konusu olamayacağı
gerekçesi ile davanın reddine
karar verilmiştir.
İstemin Özeti: Davacı sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri
sürerek kıdem ve ihbar tazminatı
alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacı tarafın (…) İş
Mahkemesinde kendileri aleyhinde işe iade davası açtığını, işe iade davasının halen derdest oldu-
Karar: Dosya içindeki bilgi ve
belgelerden, davacı tarafça
davalı işveren aleyhine (…) İş
Mahkemesinde açılmış işe iade
davası olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu işe iade davasının
red ile sonuçlanıp kesinleşmesi
durumunda, feshin geçerli nedene dayandığının kabulü halinde davacının kıdem ve ihbar
tazminatına hak kazanacağı,
feshin haklı nedene dayandığının kabulü halinde davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak
kazanamayacağı, işe iade davasının kabul edilerek işe iadeye
karar verilmesi ve işverence işe
başlatılmaması halinde ise artık
yeni bir fesih söz konusu olacağından ve yeni bir davaya konu
olacağından bu davada red kararı verilmesi gerekecektir. Bu
kapsamda işe iade davasının
sonucuna göre bu dosyada farklı kararlar verilmesi söz konusu
olacağı dikkate alınarak, işe iade
davasının bekletici mesele yapılarak, işe iade davası sonuçlanıp
kesinleştikten sonra sonucuna
göre karar verilmesi gerekirken,
yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle bozulmasına,
oybirliğiyle karar verildi.
Not: Danıştay kararları Yaklaşım
Dergisinden alınmıştır.
97
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
soru-cevap
Soru - Cevap
Yurt dışından alınan bilgisayar programlarının muhasebeleştirilmesi
Faturanın şube yerine
merkez tarafından
düzenlenmesi
SORU: Yurt dışından satın alınan bilgisayar programlarının
muhasebeleştirilmesi nasıl yapılmalıdır?
SORU: Faturanın şube yerine
merkez tarafından düzenlenip
düzenlenemeyeceği
mümkün
müdür?
CEVAP: ABC A.Ş. yurt dışından
kendisine özel bir ticari program
almış ve yapılan sözleşmeye göre bu ticari programı çoğaltma
ve satma gibi yan haklarını da
satın almıştır. Yurt dışından alınan
bilgisayar programı için fatura
bedeli 1.000 dolar olsun ve çifte
vergiyi önleme anlaşmasına göre de stopaj oranı 0,10 olsun. Döviz kuru da 1 dolar = 1,5 TL olsun.
1.000 x 1,5 = 1.500 TL
Stopaj oranı yüzde 10 olduğundan dolayı 1.500 TL nin brüte
dönüştürülmesi gerekir,
1 – 0,10
= 0,90
1.500 / 0,90 = 1.667 TL KDV
matrahıdır.
1.667 x 0,18 = 300 TL Ödenecek ve İndirim konusu yapılacak KDV
1.667 x 0,10 =167 Muhtasar
beyannameyle beyan edilecek
stopaj vergisi
----------------------/------------------------760 Paz. Sat.Dağ.Gid. 1.667
191 İndirilecek KDV
300
360 Öde. Ver.Fon. 467
360.01 Öde. KDV. 300 (2
nolu beyana. beyan
edilecek KDV)
360.02 Öde. Stopaj. 167
320
Satıcılar
1.500
Yurt dışından alınan bilgisayar
programı kaydı
CEVAP: 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun "İş Yeri" başlıklı 156
ncı maddesinde; "Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri;
mağaza, yazıhane, idarehane,
muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ,
bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari,
sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya
bu faaliyetlerde kullanılan yerdir."
hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun "Defter Tutma" bölümünün "Maksat" başlıklı
171 inci maddesinde, mükelleflerin bu Kanuna göre tutmaları gereken defterleri vergi uygulaması
bakımından maddede yazılı
maksatları taşıyacak şekilde tutacakları, 175 inci maddesinde
ise, mükelleflerin, Kanunun 171
inci ve müteakip maddelerinde
belirtilen maksat ve esaslara uymaları şartıyla defterlerini ve muhasebelerini işlerinin bünyesine
uygun olarak diledikleri usul ve
tarzda tanzim etmekte serbest
oldukları hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle
Odalar ve Borsalar Kanununun 9
uncu maddesinin ikinci fıkrasına
göre, bir merkeze bağlı olduğu
halde, ister merkezin bulunduğu
odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil
98
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınaî faaliyet ve
ticari muamele yapan yerler ve
satış mağazaları bu Kanunun
uygulanması bakımından şube
sayılmaktadır.
Birden fazla şubesi bulunan
kurumların her bir şube için ayrı
ayrı defter tasdik ettirmek suretiyle defter tutmaları mümkün bulunmakla birlikte, iş bakımından
muamelelerin toplandığı ve idare edildiği, diğer bir anlatımla şube hesaplarının da konsolide
edildiği ve kurumlar vergisi yönünden mükellefi olduğu yerin
kanuni merkez veya iş merkezi
olarak kabul edilerek, tutulması
ve tasdik edilmesi gereken kanuni defterlerin merkezden tasdik
edilerek tutulması da mümkün
bulunmaktadır. Ancak, aynı defterlerin kullanılması halinde, merkez ve şube hesaplarının ayrı ayrı
kodlanarak izlenmesi gerekmektedir.
Mezkur Kanunun 229 uncu
maddesinde, "Fatura, satılan
emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı
göstermek üzere emtiayı satan
veya işi yapan tüccar tarafından
müşteriye verilen ticari vesikadır."
şeklinde tanımlanmıştır.
Yine aynı Kanunun "Faturanın
Nizamı" başlıklı 231 inci maddesinde faturanın şekli ve faturanın
düzenlenmesinde uyulacak kurallar açıklanmış olup, birinci
bendinde; "Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı
müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara
ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube
veya kısmın isimlerinin yazılması
idare kararları
veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir." hükmü yer
almaktadır.
Kanunun "Fatura Kullanma
Mecburiyeti" başlıklı 232 nci
maddesi hükmüne göre, tüccarlar sattıkları emtia veya yaptıkları
işler için fatura vermek ve aldıkları emtia veya hizmet için de fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler. 232 nci madde de
sayılanlar dışında kalanların, tüccarlardan satın aldıkları emtia
veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 2013 yılı için 800 TL'yi geçmesi veya 800 TL'den az olsa dahi
istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.
Öte yandan, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun
"Tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesinin bir numaralı fıkrasının (i)
bendinde şube "şirketin bağımlı
bir parçasını oluşturan ve faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan her türlü işyerini, ifade eder." hükmü yer
almaktadır.
Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
- Şube tarafından verilen hizmete ilişkin faturanın yine şube
tarafından düzenlenmesi gerekmektedir.
- Kanuni defterlerin merkezden tasdik edilerek tutulması
mümkün bulunmaktadır. Ancak,
aynı defterlerin kullanılması halinde, merkez ve şube hesaplarının ayrı ayrı kodlanarak izlenmesi
gerekmektedir.
Karşılıksız çıkan çeklerin
muhasebeleştirilmesi
SORU: Karşılıksız çıkan çeklerin
muhasebeleştirilmesi nasıl yapılmalıdır?
almak suretiyle tahsil etmiştir.
Daha sonra çeki bankaya tahsil
için vermiş ancak çek karşılıksız
çıkmıştır.
----------------------/------------------------101.01 Alınan Çekler
100
-Portföydeki çekler
120. Alıcılar
100
Alıcıdan çekin tahsili
----------------------/------------------------101.02 Alınan Çekler
100
-Tahsildeki çekler
101.01 Alınan Çekler 100
-Portföydeki çekler
Çekin bankaya tahsile verilmesi
----------------------/------------------------101.03 Alınan Çekler
100
-Takipteki çekler
101.02 Alınan Çekler
100
-Tahsildeki Çekler
Çekin karşılıksız çıkması ve firmaya iadesi
----------------------/------------------------120. Alıcılar
100
101.03. Alınan Çekler 100
-Takipteki çekler
Çekin müşteriye iadesi
----------------------/-------------------------
Personeline verilen ücretsiz eğitimlerde fatura
SORU: Kurum personeline verilen ücretsiz eğitimlerde vergilendirme nasıl olacaktır?
CEVAP:
I-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun,
CEVAP: Konuyu örnek bir uygulamayla anlatmak gerekirse;
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,
Uygulama: XYZ A.Ş. bir X şirketinden alacağı olan 100 TL’yi çek
4 üncü maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller
ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir
şeyi yapmak, işlemek, meydana
getirmek, imal etmek, onarmak,
temizlemek, muhafaza etmek,
hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,
5 inci maddesinde, vergiye
tabi hizmetten, işletme sahibinin,
işletme personelinin veya diğer
şahısların karşılıksız yararlandırılmasının hizmet sayıldığı,
10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri
belgeler verilmesi hallerinde, bu
belgelerde gösterilen miktarlarla
sınırlı olmak üzere fatura veya
benzeri belgelerin düzenlenmesi
anında vergiyi doğuran olayın
meydana geldiği,
27/1 inci maddesinde, bedeli
bulunmayan veya bilinmeyen
işlemler ile bedelin mal, menfaat,
hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın,
işlemin mahiyetine göre emsal
bedeli veya emsal ücreti olduğu,
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, üçüncü şahıslara
bedel karşılığında verilen hizmetten kurum personelinin ücretsiz
olarak yararlanması halinde, Kanunun 5 ve 27/1 inci maddelerine göre emsal bedel üzerinden
KDV hesaplanarak beyan edilmesi gerekmektedir.
II-GELİR VERGİSİ KANUNU
AÇISINDAN:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; "Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk
tazminatı), tahsilat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye,
gider karşılığı veya başka adlar
altında ödenmiş olması veya bir
99
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
idare kararları
pratik bilgiler
ortaklık münasebeti niteliğinde
olmamak şartı ile kazancın belli
bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez..." hükmü yer almıştır.
Bu hükümlere göre şirket çalışanının mesleki seviyesinin yükseltilmesi ve oryantasyonunun sağlanması amacıyla şirket bünyesinde faaliyet gösteren kurslarda
bedelsiz olarak verilen eğitim ücret olarak değerlendirilmeyeceğinden herhangi bir vergileme
olmayacaktır.
III-VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü
şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların
tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiş, mezkûr Kanunun 229 uncu
maddesinde ise; fatura, satılan
emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı
göstermek üzere emtiayı satan
veya işi yapan tüccar tarafından
müşteriye verilen ticari vesika
olarak tanımlanmış, 231 inci
maddesinin (5) numaralı bendinde de; faturanın malın teslimi
veya hizmetin yapıldığı tarihten
itibaren azami yedi gün içinde
düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların
hiç düzenlenmemiş sayılacağı
hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 267 nci maddesinde; "Emsal bedeli, gerçek
bedeli olmayan, veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit
edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde
emsaline nazaran haiz olacağı
değerdir.
..." hükmüne yer verilmiştir.
Bu nedenle, kurum bünyesinde üçüncü şahıslara bedel karşılığında verilen hizmetten personelin mesleki seviyesini yükseltilmesi ve oryantasyonunun sağlaması amacıyla bedelsiz olarak
faydalanması halinde, Vergi Usul
Kanununun 267 nci maddesi
uyarınca hesaplanacak emsal
bedel üzerinden hesaplanan
KDV'nin yer aldığı ve hizmet bedelinin sıfır olduğu faturanın, aynı
Kanunun 231 inci maddesinin 5
inci fıkrasında belirtilen süre içerisinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Mükellefiyeti olmayan kişilerden alınan emtialar
ve Ba - Bs bildirimi
SORU: Mükellefiyeti olmayan
kişilerden alınan taşıt ve arsa gibi
unsurlar Ba ve Bs ye dahil edilecek midir?
CEVAP: VUK’nun 234 üncü
maddesinde; "Birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak
mecburiyetinde olan serbest
meslek erbabının ve çiftçilerin:
...
3. Vergiden muaf esnafa;
...
Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı
satana imza ettirecekleri gider
pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci
sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya
için de tanzim edilir." hükmü
mevcuttur.
Buna göre, şirketler tarafından vergi mükellefiyeti olmayan
şahıslardan alınacak arsa veya
ikinci el taşıtlar için gider pusulası
düzenlenmesi ve bu kişilere imzalatılması gerekmektedir. Bununla
birlikte vergi mükellefiyeti olmayan şahıslara yapılacak satışların
da fatura ile belgelendirilmesi
gerekmektedir.
Yine, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer
257 nci maddelerinin Bakanlığa
100
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 350 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan
mükelleflerin belirli bir haddi aşan
mal ve hizmet alımlarını "Mal ve
Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim
Formu (Form Ba)" ile; mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet
Satışlarına İlişkin Bildirim Formu
(Form Bs)" ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
362 ve 381 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmış, 396 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği ile de
söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı
ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir.
Söz konusu 396 Sıra No.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin, 1.2.1. bölümünde, bildirim
mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal
ve/veya hizmet alış ve satışları,
bunlara ilişkin belgenin türüne
(Fatura, irsaliyeli fatura, serbest
meslek
makbuzu,
müstahsil
makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme
kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceği
belirtilmiştir.
Bu nedenle; vergi mükellefiyeti olmayan şahıslara yapılan
arsa, taşıt vb varlıkların alım ve
satımlarının katma değer vergisi
hariç 5.000-TL ve üzerinde olması
halinde 396 Sıra No.lu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğinde yer
alan esaslar çerçevesinde Ba Bs bildirim formuna dahil edilmesi
gerekmektedir.
Not: Soru-Cevaplar muhasebetr.
com’dan alınmıştır.
pratik bilgiler
Pratik bilgiler
MALİ TAKVİM (EYLÜL 2014)
16-31 Ağustos 2014 Dönemi (I) Sayılı Listedeki malların ÖTV beyanı ve ödemesi
10 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi BSMV ve Özel İletişim Vergisi beyan ve ödemesi
15 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi II (Tescili olmayan), III ve IV S.L. ÖTV beyanı ve ödemesi
15 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi KKDF kesintisi bildirimi ve ödenmesi
15 Eylül
Ağustos 2014 İlan ve Reklam ile Şans Oyunları Vergisi beyanı ve ödemesi
22 Eylül
Ağustos 2014 Dönemine ait Stopajların ve Damga Vergisinin beyanı
23 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin verilmesi
23 Eylül
Ağustos 2014 Dönemine ait Katma Değer Vergisinin beyanı
24 Eylül
1-15 Eylül 2014 Dönemi (I) Sayılı Listedeki malların ÖTV beyanı ve ödemesi
25 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi Stopajların ve Damga Vergisinin ödemesi
26 Eylül
Ağustos 2014 Dönemine ait Katma Değer Vergisinin ödemesi
26 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi SGK ve İşsizlik Sigortası Prim Borçlarının ödemesi
30 Eylül
Ağustos 2014 Dönemi Ba ve Bs Formlarını verme süresi
30 Eylül
ÜCRETLERLE İLGİLİ BİLGİLER (01.07.2014 – 31.12.2014)
16 yaşından büyükler için asgari ücret – 1.134,00
SGK Primine Esas Taban ve Tavan Sınırları
16 yaşından küçükler için asgari ücret – 1.134,00
Aylık Taban Sınırı: – 1.134,00 Aylık Tavan Sınırı: – 7.371,00
Asgari ücretten kesintiler
Asgari ücrete göre işçilik maliyeti
Brüt Ücret
Asgari Ücret
1.134,00
1.134,00
Sigorta Primi İşçi Payı (%14)
Sigorta Primi İşveren Payı (%20.5)
232,47
158,76
İşsizlik Sigortası Primi (%1)
İşsizlik Sigortası İşveren Payı (%2)
22,68
11,34
Toplam Maliyet
1.389,15
Gelir Vergisi Matrahı
963,90
Gelir Vergisi
Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
12,00
144,59
Damga Vergisi
8,61
Vergiden istisna yurtiçi harcırah tavanı
48,50
AGİ Tutarı (Bekarlar için)
(-) 80,33
Kıdem Tazminatı Tavanı
3.438,22
Kesintiler Toplamı
242,97
Çocuk Yardımı (AÜ x %2)
21,42
Net Ücret
891,03
İşs. Sig. Kes.: İşçi - % 1; İşv. - % 2; Devlet - % 1
Aile Yardımı (AÜ x %10)
107,10
KONUT KAPICI ÜCRETİ VE KESİNTİLER
01.01-30.06.2014
Brüt Ücret (Asgari Ücret)
1.071,00 TL
Sigorta Primi İşçi Payı (% 14)
149,94 TL
İşsizlik Sigortası İşçi Payı (% 1)
10,71 TL
Damga Vergisi (% 0,759)
--Kesintiler Toplamı
160,65 TL
Net Ücret
910,35 TL
01.07-31.12.2014
1.134,00 TL
158,76 TL
11,34 TL
--170,10 TL
963,90 TL
50 VE DAHA FAZLA İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİNDE
ÇALIŞTIRMA ZORUNLULUĞU ORANLARI VE CEZALARI
Kamu işyeri
Özel Sektör işyeri
Çalıştırmama Cezaları
Özürlü İşçi Çalıştırma Oranı
%4
%3
1.903,00
Eski Hükümlü Çalıştırma Oranı
%2
1.903,00
101
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
4/a (SSK) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
Sigorta Kolu
İşçi Payı (%) İşveren Payı (%) Toplam (%)
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı
2
2
(İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Primi)
9
11
20
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
12 - 14
21 - 23
(Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulanan İşyerleri İçin)
5
7,5
12,5
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
Toplam
14
21,5–23,5
35,5–37,5
4/b (Bağ-Kur) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
Sigorta Kolu
Toplam (%)
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Oranı
2
(İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Primi)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
20
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
12,5
Toplam
34,5
4/c (Devlet Memurları) KAPSAMINDA SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
Sigorta Kolu
İşçi Payı (%) İşveren Payı (%)
Toplam (%)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
11
20
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
9
14,33 - 21
23,33 – 30
(Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulanan İşyerleri İçin)
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
5
7,5
12,5
Toplam
14
18,5 – 28,5
32,5 – 42,5
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILARIN PRİM ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
Sigorta Kolu
Toplam (%)
Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Prim Oranı
20
Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı
12
Toplam
32
4/a (SSK) KAPSAMINDA ÇALIŞAN EMEKLİLERİN SGDP ORANLARI (19.01.2013’den itibaren)
İşçi Payı (%)
İşveren Payı (%)
Toplam (%)
Sosyal Güvenlik Destek Primi
7,5
22,5
30
Kısa Vadeli Sigorta Kolları Primi
2
2
Toplam
7,5
24,5
32
4/b (Bağ-Kur) KAPSAMINDA ÇALIŞAN EMEKLİLERİN SGDP ORANLARI (01.10.2008’den itibaren)
2008 Yı2009 Yı2010 Yı2011’den
SGDP Kesintisine Tabi Emekli Aylığı
lında (%)
lında (%)
lında (%) İtibaren (%)
4/b Sigortalılarına ilgili yılı Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık
aylığını geçmemek üzere, emekli aylığı üzerinden
12
13
14
15
SİGORTA PRİMİNE TABİ OLMAYAN YEMEK PARASI, ÇOCUK VE AİLE ZAMMI İLE SİGORTA TUTARLARI
01.01-30.06.2014
01.07-31.12.2014
2,14 TL
2,27 TL
Yemek Parası (Günlük) (Günlük AÜ x %6)
21,42 TL
22,68 TL
Çocuk Yardımı (Aylık) 2 çocuk (Aylık AÜ x %2)
107,10 TL
113,40 TL
Aile Yardımı (Aylık) (Aylık AÜ x %10)
321,30 TL
340,20 TL
Özel sigorta/BES Ödemeleri (Aylık AÜ x %30)
YILLIK ASGARİ ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ
Hizmet Süresi
1 yıldan 5 yıla kadar olanlara (5 yıl dahil)
5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara
15 yıl (dahil) ve daha fazla olanlara
18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilere
102
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Asgari İzin Süresi
14 iş günü
20 iş günü
26 iş günü
en az 20 iş günü
pratik bilgiler
SS ve GSS KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI (TL)
(01.07.2014 – 31.12.2014)
Sigortalı işe giriş bildirgesi ile genel sağlık sigortası giriş bildirgesinin verilmemesi yada e-Sigorta ortamında bildirilmesi
gerektiği halde bildirilmemesi, her bir sigortalı için aylık AÜ tutarında
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmediğinin Kurumca tespit edilmesi, her bir sigortalı için aylık AÜ x 2 katı tutarında
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmemesinin Kurumca tespit edildiği yada kamu kurum ve kuruluşlarından alınan belgelerden tespit edilmesi halinde ilgili idarenin yazısının Kuruma intikal ettiği tarihi takip eden bir yıl içerisinde tekrarlanması, her bir sigortalı için aylık AÜ x 5 beş katı tutarında
İşyeri bildirgesinin verilmemesi yada e-Sigorta üzerinden göndermekle yükümlü oldukları halde gönderilmemesi
- Kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutan işyerleri için aylık AÜ x 3 katı tutarında
- Diğer defterleri tutan işyerleri için aylık AÜ x 2 katı tutarında
- Defter tutmakla yükümlü olmayan işyerleri için AÜ tutarında
Asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin, Kurumca belirlenen şekil ve usulde süresi içinde Kuruma verilmemesi yada e-Sigorta yoluyla gönderilmemesi (Her bir fiil için);
- Belgenin asıl olması halinde aylık AÜ x 2 katını (2.268,00 TL’yi) geçmemek üzere, belgede kayıtlı sigortalı sayısı
başına aylık asgari ücretin beşte biri tutarında
- Belgenin ek olması halinde aylık AÜ x 2 katını (2.268,00 TL’yi) geçmemek üzere, her bir ek belgede kayıtlı sigortalı
sayısı başına aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında
Sigortalıların 30 günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi gereken süre
içinde Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması nedeniyle ek belgenin Kurumca
re’sen düzenlenmesi;
A.Ü. x 2′yi geçmemek üzere belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında
Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin Kuruma bildirilmediğinin yada eksik bildirildiğinin mahkeme kararı, Kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgilerden veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca tespit edilmesi; (Belgenin asıl yada
ek nitelikte olup olmadığı ile işverence düzenlenip düzenlenmediğine bakılmaksızın, aylık AÜ x 2 katı)
Kurumun defter ve belge incelemeye yetkili denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından veya SMMM ile
YMM’lerce düzenlenen raporlara istinaden Kuruma bildirilmediği tespit edilen eksik işçilik tutarının mal edildiği her bir
ay için, aylık A.Ü. x 2 katı tutarında
İşyerine ait defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmesine ilişkin Kurumca gönderilen yazının alındığı tarihten itibaren 15
gün içinde mücbir sebep olmaksızın Kuruma ibraz edilmemesi:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için aylık AÜ x 12 katı tutarında
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için aylık AÜ x 6 katı tutarında
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için aylık AÜ x 3 katı tutarında
Defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte, defter kayıtlarının geçersiz sayılması halinde, geçersizlik hallerinin gerçekleştiği her bir takvim ayı için:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, A.Ü. x 12 aşmamak üzere aylık AÜ yarısı tutarında
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, A.Ü. x 6 aşmamak üzere AÜ ücretin yarısı tutarında
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için, A.Ü. x 3 aşmamak üzere aylık AÜ yarısı tutarında
Bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre defter tutulması halinde, A.Ü. x 12 katı
tutarında
Geçersiz sayılan her bir ücret tediye bordosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında
İbraz süresi geçirildikten sonra incelemeye sunulan ve tümünün veya bir bölümünün geçersiz olduğu tespit edilen defter ve belgeler yönünden geçersizlik fiilleri için ayrıca idari para cezası uygulanmaksızın:
- Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, aylık A.Ü. x 12 katı tutarında
- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, aylık A.Ü. x 6 katı tutarında
- Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için, aylık A.Ü. x 3 katı tutarında
Asgari işçilik uygulaması ile ilgili olarak Kurumca istenilecek bilgileri ve belgeleri yazılı olarak en geç bir ay içinde vermeyen
kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalara, A.Ü x 2 katı tutarında
Kendi mevzuatlarına göre kayıt ve tescilini yaptıkları 4/b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için sigortalı işe giriş bildirgesi
düzenleyerek Kuruma vermeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere aylık asgari ücret tutarında(*)
Faaliyetinin sona erdiğini bildiren 4/b sigortalılarını Kuruma bildirmeyen kuruluşlar ve vergi daireleri ile kendilerine, aylık
asgari ücret tutarında(*)
Vazife malûllüğüne sebep olan olayı süresi içinde Kuruma bildirmeyen kamu idarelerine, aylık asgari ücret tutarında(*)
İhale yolu ile yaptırdıkları her türlü işleri üstlenenleri ve bunların adreslerini süresi içinde Kuruma bildirmeyen kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlara ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlara, kanunla kurulan kurum ve
kuruluşlara, aylık asgari ücret tutarında(*)
103
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
1.134,00
2.268,00
5.670,00
3.402,00
2.268,00
1.134,00
226,80
141,75
567,00
2.268,00
2.268,00
13.608,00
6.804,00
3.402,00
567,00
567,00
567,00
13.608,00
567,00
13.608,00
6.804,00
3.402,00
2.268,00
1.134,00
1.134,00
1.134,00
1.134,00
pratik bilgiler
pratik bilgiler
Kurumca belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol edip, sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri Kuruma bildirmeyen kamu idareleri ile bankalara, sigortalı başına aylık asgari ücretin
onda biri tutarında(*)
Şirket kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimlerini süresinde Kuruma bildirmeyen Ticaret sicili memurluklarına, her bir bildirim yükümlülüğü
için aylık asgari ücret tutarında(*)
Yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgileri, süresinde Kuruma bildirmeyen valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer
kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine, her bir bildirim yükümlülüğü için aylık asgari ücret tutarında(*)
Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının 5510 sayılı Kanun’dan doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında görevlerini yapmasına engel olan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili
diğer kişilere, A.Ü. x 5 katı tutarında
Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit
kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişilere, A.Ü. x 10 katı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre
içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum
ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında, A.Ü. x 5 katı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri geç veren kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler
hakkında, A.Ü. x 2 katı tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100. maddeye istinaden Kurumca işverenlerden
istenilen bildirimlerin belirlenen süre içerisinde ve elektronik ortamda yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100. maddeye istinaden Kurumca işverenlerden
istenilen bildirimlerin hiç yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında
4/a kapsamındaki sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesinde yer alan sandıklara
ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet,
elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim
ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında (*)
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun 100. maddesinin altıncı fıkrasına göre genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü
oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara aylık asgari ücretin yarısı tutarında
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu’nun Ek 6. maddesine göre yapılması gereken bildirim veya kontrol yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi halinde, her bir fiil için aylık asgari ücret tutarında
113,40
1.134,00
1.134,00
5.670,00
11.340,00
5.670,00
2.268,00
113,40
567,00
113,40
567,00
1.134,00
(*) Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevli memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca
kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler
hariç olmak üzere, bildirgenin veya belgenin yasal süresinden sonra ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların tebliğ
tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde, öngörülen cezalar dörtte bir oranında uygulanır.
4857 SAYILI İŞ KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI (01.01.2014’ten İtibaren)
Kanun Ceza
Ceza MikCezayı Gerektiren Fiil
Mad.
Mad.
tarı (TL)
3/1-2
98
İşyeri bildirim yükümlülüğüne aykırı davranış (çalıştırılan her işçi için)
149
İş Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan işyerinin muvazaalı
3/2
98
15.226
olarak bildirilmesi (asıl işveren ile alt işveren için ayrı ayrı)
Ağır ve tehlikeli iş kapsamındaki işyerinin bildirim yükümlülüğüne aykırı dav3, 85
98
1.520
ranmak (çalıştırılan her işçi için)
5
99/a İşçilere eşit davranma ilkesine uyulmayan her işçi için
122
7
99/a Geçici iş ilişkisi hükümlerine aykırı davranılan her işçi için
122
8
99/b Çalışma koşullarına ilişkin belge verilmeyen her işçi için
122
14
99/b Çağrı üzerine çalışma usulüne ilişkin hükümlere uyulmayan her işçi için
122
28
99/c Çalışma belgesi verilmeyen veya belgesine yanlış bilgi yazılan her işçi için
122
29
100 Toplu işten çıkarma hüküm. aykırı davranarak işten çıkarılan her bir işçi için
504
30
101 Çalıştırılmayan her özürlü ve çalıştırılmayan her ay için
1.903
30
101 Çalıştırılmayan her eski hükümlü ve çalıştırılmayan her ay için
1.903
Ücret ile Kanundan veya TİS’den veya iş sözleşmesinden doğan ücretin kas32
102/a
139
ten ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde her işçi ve her ay için
Ücret, prim, ikramiye vb. her çeşit istihkakın zorunlu tutulduğu halde özel ola32
102/a
139
rak açılan banka hesabına ödenmemesi halinde her işçi ve har ay için
104
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
pratik bilgiler
Asgari ücret ödenmeyen veya eksik ödenen her işçi ve her ay için
Ücret hesap pusulası düzenlememek
Yasaya aykırı olarak ücret kesme cezası vermek
Yüzde usulü uygulanan işyerlerinde, her hesap pusulasının genel toplamını
52
102/b
gösteren belgeyi işçilerin seçtiği temsilciye vermemek
Fazla çalışma ücreti ödenmeyen, hak ettiği serbest zamanı altı ay içinde kul41
102/c
landırılmayan, onayı alınmadan fazla çalıştırılan her bir işçi için
56
103 Yıllık ücretli izni yasaya aykırı olarak bölünen her işçi için
57
103 Yıllık izin ücretini yasaya aykırı şekilde veya eksik ödenen her işçi için
İş sözleşmesinin sona ermesinde kullanılmadığı iznin ücreti ödenmeyen her
59
103
bir işçi için
İzin yönetmeliğine aykırı olarak izin kullandırılmayan veya eksik kullandırılan
60
103
her işçi için
63
104 Çalışma sürelerine ve buna ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak
64
104 Telafi çalışmasına ilişkin yasa hüküm. uyulmadan çalıştırılan her işçi için
68
104 Ara dinlenmelerini yasa hükmüne göre uygulamamak
İşçileri geceleri 7,5 saatten fazla çalıştırmak, gece ve gündüz postalarını de69
104
ğiştirmemek
71
104 Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı hüküm. aykırı davranmak
18 yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınları yer ve su altında çalış72
104
tırmak
Gece çalıştırma yasağına ilişkin kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı dav73
104
ranmak
Doğum öncesi ve sonrası sürelerde kadınları çalıştırmak veya ücretsiz izin
74
104
vermemek
75
104 İşçi özlük dosyalarını düzenlememek
76
104 Çalışma sürelerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak
77
105/c İş sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği koşullara uymamak
İş sağlık ve güvenliği yönetmelik hüküm. göre alınmayan her iş sağlığı ve gü78
105/a
venliği önlemi için (alınmayan önlemler için izleyen her ay aynı miktarda)
İşletme belgesi almadan işyeri açmak veya belgelendirilmesi gereken işler ve78
105/c
ya ürünler için belge almamak
Faaliyeti durdurulan işi izin almadan devam ettirmek veya kapatılan işyerini
79
105/c
izinsiz açmak
İş sağlığı ve iş güvenliği kurullarının kurulması ve çalıştırması ile ilgili hükümle80
105/c re aykırı davranmak, iş sağlığı ve iş güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamamak
İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturma, işyeri hekimi ile diğer sağlık perso81
105/c neli görevlendirme, iş güvenliği uzmanı olan mühendis veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmemek
Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan 16 yaşından küçük her işçi ve yönetmelikte
85
105/d
gösterilen yaş kayıtlarına aykırı çalıştırılan her işçi için
Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış her
85
105/d
işçi için
86
105/b Sağlık raporu alınmadan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan her bir işçi için
87
105/b Sağlık raporu alınmayan 18 yaşından küçük her bir işçi için
88
105/c Gebe veya çocuk emziren kadınlar hakkındaki yönetmeliğe uymamak
89
105/c İş Kanununa göre çıkarılan çeşitli yönetmeliklere aykırı davranmak
90
106 İş-kur’dan izin almaksızın iş ve işçi bulma aracılık faaliyetinde bulunmak
İş müfettişlerinin davetine gelmemek, ifade ve bilgi vermemek, gerekli belge ve
92/2 107/1-a
delilleri göstermemek, kendilerine gerekli kolaylığı göstermemek
İş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere telkinde bulun96/1 107/1-b
mak, işçileri gerçeği saklamaya sevk etmek veya zorlamak
İşçilerin gerçeğe aykırı haberler vererek işvereni gereksiz işlemlerle uğraştır96/2 107/1-b maları veya haksız yere kötü duruma düşürmeleri, denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmeleri, kötü niyetli davranışlarda bulunmaları
İş müfettişlerinin teftiş ve denetim görevlerini yapmalarını ve sonuçlandırmala107/2 107/2
rını engellemek
39
37
38
102/a
102/b
102/b
105
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
139
504
504
504
246
246
246
246
246
1.343
246
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.343
1.399
279
1.399
1.399
1.399
1.399
1.399
615
279
279
1.399
1.399
15.226
12.181
12.181
12.181
12.181
pratik bilgiler
pratik bilgiler
BİRİNCİ SINIF TÜCCAR OLMA HADLERİ (01.01.2014’ten itibaren)
1. Mal alım satım işiyle uğraşanlar için, alımların 150.000.TL ve satışların 200.000 TL’yi aşanlar
2. Hizmet işiyle uğraşanlar için, elde ettikleri gayrisafi iş hasılatı 80.000 TL’yi aşanlar
1. ve 2.’deki işlerle uğraşanlar için, iş hasılatının 5 katı ile satışların toplamı 150.000 TL’yi aşanlar
BAZI ÖNEMLİ ORAN VE MAKTU HADLER
Reeskont işlemlerinde iskonto oranı (27.12.2013’den itibaren) .......... % 10,25
Avans işlemlerinde faiz oranı (27.12.2013’den itibaren) ..................... % 11,75
2013 yılı için uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı ...................... % 3,93
2014 yılı 2. geçici vergi dönemi Yeniden Değerleme Oranı ……..… % 6,64
2013 yılında uygulanacak Enflasyon İndirimi Oranı ............................. % 53,11
Fatura kullanma mecburiyetinin alt sınırı ............................................... 800 TL
Amortismana tabi iktisadi kıymetleri gider yazabilme sınırı .................. 800 TL
Konut istisnası tutarı (2013 yılı için) ...................................................... 3.200 TL
Konut istisnası tutarı (2014 yılı için) ................................................. 3.300 TL
Bankalar aracılığıyla yapılması zorunlu tahsilat ve tediye sınırı …… 8.000 TL
Zam ve Faiz Oranları Aylık
% 1,40
Gecikme zammı
% 1,40
Pişmanlık zammı
% 1,40
Gecikme faizi
% 1,00
Tecil faizi oranı
Ay kesirlerine isabet eden
Gecikme Zammı günlük
olarak hesaplanır
GEÇİCİ VERGİ ORANLARI
% 15
Gelir vergisi
% 20
Kurumlar vergisi
2014 GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
11.000 Türk Lirasına kadar ........................................................................................................ % 15
27.000 TL’nin 11.000 Türk Lirası için 1.650 TL, fazlası için ....................................................... % 20
60.000 TL’nin 27.000 Türk Lirası için 4.850 TL, fazlası için ....................................................... % 27
60.000 TL’den fazlasının 60.000 TL için 13.760 TL, fazlası için................................................. % 35
2014 ÜCRET GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
11.000 Türk Lirasına kadar ....................................................................................................... % 15
27.000 TL’nin 11.000 Türk Lirası için 1.650 TL, fazlası için ...................................................... % 20
97.000 TL'nin 27.000 TL'si için 4.850 TL, fazlası için ............................................................... % 27
97.000 TL’den fazlasının 97.000 TL’si için 23.750 TL, fazlası için............................................ % 35
2013 GELİRLERİNE UYGULANACAK GELİR VERGİSİ TARİFESİ
10.700 Türk Lirasına kadar ...................................................................................................... % 15
26.000 TL’nin 10.700 Türk Lirası için 1.605 TL, fazlası için ..................................................... % 20
60.000 TL’nin 26.000 Türk Lirası için 4.665 TL, (ücret gelirlerinde
94.000 TL'nin 26.000 TL'si için 4.465 TL), fazlası için ............................................................. % 27
60.000 TL’den fazlasının 60.000 TL için 13.845 TL, (ücret gelirlerinde
94.000 TL’den fazlasının 94.000 TL’si için 23.025 TL), fazlası için.......................................... % 35
GELİR VERGİSİ STOPAJ ORANLARI
Ödemenin Türü
TİCARİ KAZANÇLAR
 Yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapanlara ödenen istihkak bedellerinden .....................................
 Malları kapı kapı dolaşarak tüketiciye satanlara bu faaliyetleriyle ilgili olarak yapılan komisyon,
prim ve benzeri ödemelerden …………………………………………………………………………...
 Başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden ...........................................................................................
 PTT acenteliği yapanlara, bu faaliyetleri nedeniyle ödenen komisyon bedeli üzerinden.............
 Vergiden muaf esnafa yapılan ödemelerden
- Havlu, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve her
nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek ve benzeri emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden ...............................................
- Hurda alımları için ........................................................................................................................
- Diğer mal alımları için ..................................................................................................................
- Diğer hizmet alımları (mal ve hizmet karışık) için ……………………….………………..……..…
106
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Oran
%3
% 20
% 15
% 20
%2
%2
%5
% 10
pratik bilgiler
ZİRAİ KAZANÇLAR
 Ticaret borsalarına tescil edilmeden
%4
- Çiftçilerden alınan bitkisel ürün satış bedellerinden …………………….……………….…………
- Çiftçilerden alınan hayvan ve hayvan ürünleri satış bedellerinden .............................................
%2
 Ticaret borsalarına tescil ettirilerek
- Çiftçilerden alınan bitkisel ürün satış bedellerinden ………………………………………………..
%2
- Çiftçilerden alınan hayvan ve hayvan ürünleri satış bedellerinden .............................................
%1
 Zirai faaliyet kapsamında Orman İdaresine karşı sunulan hizmetler ………………..………………
%2
%4
 Zirai faaliyet kapsamında diğer hizmetler için ..................................................................................
%0
 Çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ve alternatif ürün ödemeleri için .....................................
ÜCRETLER
 Ücretlerden (istisnadan faydalananlar hariç) ................................................................................... GVK, md. 103
 TJK’ca organize edilen yarışmalara katılan atların jokey, jokey yamakları ve antrenörlerine öde% 20
nen ücretlerden ……………………………………………………………………………………..….…
 Sporculara ücret olarak yapılan ödemelerden;
% 15
- En üst ligdekiler için …………………………………………………………………………….….…….
% 10
- En üst altı ligdekiler için ………………..………………………………………………………………...
%5
- Diğer liglerdekiler için ………………….…………………………………………………………………
%5
- Milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden ………..
SERBEST MESLEK KAZANÇLARI
 Telif niteliğindeki ödemelerden ........................................................................................................
% 17
 Telif niteliğinde olmayan ödemelerden (noterlere yapılan ödemeler hariç) ....................................
% 20
% 20
 Dar mükellefiyete tabi olanlara telif ve patent haklarının satış dolayısıyla yapılan ödemelerden ...
GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARI
 Normal kira ödemelerinden .............................................................................................................
% 20
 Vakıf ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığı bunlara yapılan kira ödemelerinden...
% 20
% 20
 Kooperatiflere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden
MENKUL SERMAYE İRATLARI
 Tam mükellef kurumlar tarafından tam veya dar mükellef gerçek kişiler ile GV ve KV’den muaf
% 15
mükelleflere dağıtılan kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) .....
 Dağıtılsın veya dağıtılmasın 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bono%0
su faizleri ile TOKİ, KOİ, Öİ tarafından çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirlerden ……….
 Tam mükellef kurumlar ve varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerin;
% 10
- Vadesi 1 yıla kadar olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………………
%7
- Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………..
%3
- Vadesi 3 yıl ile 5 yıl arası olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………..
%0
- Vadesi 5 yıl ve daha uzun olanlardan elde edilen faizlerinden………………………………………
%
10
- Yukarıda belirtilenler dışında kalanlar için …………………………………………………………….
 01.01.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu (eorobondlar hariç)
faizlerinden;
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fon%0
ları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
% 10
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 Bankalar arası piyasadaki paralara yürütülen faizler hariç;
1) Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden ve katılım bankalarınca döviz katılma hesapları
kâr paylarından:
% 18
- Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar vadeli hesaplarda…………………………………..…
% 15
- 1 yıla kadar vadeli hesaplarda……………………………………………………………………..….
% 13
- 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda………………………………………………………………..……..
2) Mevduat faizlerinden ve Katılım bankaları kâr paylarından;
- Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar vadeli hesaplarda……………………………………..
% 15
- 1 yıla kadar vadeli hesaplarda…………………………………………………………………..…….
% 12
- 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda…………………………………………………………………..…..
% 10
3) Repo Gelirlerinden…………………………………………………………………………………..…..
% 15
 Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciği ve diğer kazançları üzerinden …………………………….
%0
107
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
 Bireysel emeklilik sisteminden;
- 10 yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarlarından.......................................................................
- 10 yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile
bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarından.................
- Emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarından.....................................................
DİĞER KAZANÇ VE İRATLAR
 İMKB’de işlem gören hisse senetlerine (Menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ilişkin olarak elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için ….
 Hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon
sözleşmelerinden elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için…
 Hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olup İMKB’de işlem gören aracı kuruluş
varatlarından elde edilen kazançlardan tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için………
 Menkul kıymet yatırım fonu katılma belgelerinin ilgili fona iadesinden sağlanan gelirlerden (A
Tipi yatırım fonlarının 1 yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgeleri hariç);
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 01.01.2006 tarihinden itibaren Devlet tahvili ve Hazine bonoları (eorobondlar hariç) ile TOKİ, KOİ
ve Öİ tarafından çıkarılan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlardan;
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
 Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançlardan (Hisse senetlerine veya hisse
senedi endekslerine dayalı olarak yapılanlar hariç);
- Sermaye şirketleri, SPK Denetimine tabi fonlar ile 2499 sayılı SPK’ya göre kurulan yatırım fonları ve ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için ……………
- Tam ve dar mükellef gerçek kişiler ile yukarıda sayılanlar dışında kalan kurumlar için …..……….
% 15
% 10
%5
%0
%0
%0
%0
% 10
%0
% 10
%0
% 10
KVK Md. 15’E GÖRE STOPAJ ORANLARI (TAM MÜKELLEFLERLE İLGİLİ)
Ödemenin Türü
 Birden fazla takvim yılına yaygın, taahhüde bağlı olarak yapılan inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden ..........................
 Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden ..
 Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile TOKİ ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul
kıymetlerden (eurobondalar hariç) sağlanan gelirlerden ............................................................
 Mevduat faizlerinden (TL ve döviz cinsinden) ve Repo gelirlerinden ……..................................
 Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr paylarından .....................
 Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr paylarından ..................................................
 Vergiden muaf kurumlara dağıtılan (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) aşağıda belirtilen gelirlerden;
- Her nevi hisse senedi kar payları ve İştirak hisselerinden doğan kazançlardan ......................
- Kurumların idare meclisi ve üyelerine verilen kar payları ………………………………………...
 Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymet yatırım fonları (borsa yatırım fonları
ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazançları ………………………………………………………………...
 Halka açık şirketlerin 1.1.2006 tarihinden sonra iktisap edilen ve 1 yıldan kısa süre elde tutulan
hisse senetlerinin Türkiye’de bulunan banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ………………………………………………………………………….....…
 Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgelerinin kâr payları üzerinden ……………………..
 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizlerinden (eurobondlar hariç) Türkiye'de faaliyette bulunan banka veya aracı kurumlar kanalıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ………………………………………………………………..….…
 Tam mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak hisse senetlerine
ilişkin olarak elde edilen kazançlar için ………………………………………………………………
108
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Oran
%3
% 20
% 10
% 15
% 15
% 15
% 15
% 15
%0
% 10
% 10
% 10
%0
pratik bilgiler
 Sermaye şirketleri ile yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye
Bakanlığınca belirlenenler tarafından elde edilenler hariç olmak üzere (1) numaralı alt bent dışında kalan kazançlar için ……………………………………………………………………….….…
 Hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil olmak hisse senetlerinden (menkul kıymet yatırım ortaklıkları hisse
senetleri hariç) elde edilen kazançlar için ……………………………………………….…………...
 Diğer kazançlar için ………………………………………………………………………….…….……
 SPK’ya tabi menkul kıymet yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım ortaklıklarının GVK’nın geçici 67. maddesinin 1, 2, 3 ve 4 numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri üzerinden ………………..
 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri
kapsamında yararlanılan yatırım indirimi tutarı üzerinden …………………………………..……..
KVK Md. 30’A GÖRE STOPAJ ORANLARI (DAR MÜKELLEFLERLE İLGİLİ)
Ödemenin Türü
 Birden fazla takvim yılına yaygın, taahhüde bağlı olarak yapılan inşaat ve onarım işleri ile
uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri üzerinden ……………....
 Serbest Meslek Kazançlarından;
- Petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlardan .............................................
- Diğerlerinden (Ücret ödemeleri dahil) ....................................................................................
 Gayrimenkul Sermaye İratlarından;
- Finansal kiralama kapsamındaki faaliyetlerden .....................................................................
- Diğerlerinden .........................................................................................................................
 Menkul Sermaye İratlarından;
- 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu
Konut İdaresi, Özelleştirme İdaresi çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler ……….
- Mevduat faizleri (TL ve Döviz Cinsinden) ve Repo gelirleri ………………………………….....
- Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları ……………..….
- Kâr-zarar ortaklığı belgeleri karşılığı ödenen kâr payları …………………………………….....
 Her nevi alacak faizlerinden;
- Yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı banka ve kurumlardan alınan her
türlü krediler için ödenecek faizlerden …………………..………………………………………..
- Bankaların uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile akım veya varlık portföyüne
dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetleştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için
ödenecek faizlerden ………………………………………………………………………………..
- Katılım bankaları tarafından ödenen kâr payları hariç olmak üzere, mal tedarikinden kaynaklanan vade farkları üzerinden ……………………………………………..……………….…..
- Diğerlerinden ………………………………………...................................................................
 Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığından alınan iskonto bedelleri-yurtdışında factoring kuruluşlarına ödenen faizler …………...…………………………………………………..
 Diğer menkul sermaye iratlarından …………………………………………………………………..
 Ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmak-sızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme,
ticaret unvanı, alameti farika ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki karşılığı
alınan bedeller üzerinden ………………………………………………………...............................
 Tam mükellef kurumlar tarafından Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilci aracılıyla kâr payı
elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan
dar mükelleflere dağıtılan kâr paylarından …………………………………………………..……...
 Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi bulunmayan mükelleflerin, yetkili makamların izniyle
açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticarî faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar üzerinden ..
 Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların kurum kazancından, hesaplanan
kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan ana merkeze aktardıkları tutar üzerinden..
 Halka açık şirketlerin 1.1.2006 tarihinden sonra iktisap edilen ve 1 yıldan kısa süre elde tutulan hisse senetlerinin Türkiye’de bulunan banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ……………………………………………..……………….…………
 Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgelerinin kâr payları üzerinden ..……………….…..
 1.1.2006 tarihinden sonra ihraç edilen her nevi Tahvil ve Hazine bonolarının Türkiye’de
faaliyette bulunan banka veya aracı kurumlarca elden çıkarılmasından sağlanan gelirler ……
 Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen gelirler ……………………………………
 Bakanlar Kurulunca “vergi cenneti” ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan
kurumlara nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödeme üzerinden ...
109
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
% 10
%0
% 10
%0
%19,8
Oran
%3
%5
% 20
%1
% 20
%0
% 15
% 15
% 15
%0
%1
%5
% 10
% 10
% 15
% 20
% 15
%0
% 15
%0
%0
%0
%0
% 30
pratik bilgiler
pratik bilgiler
KAÇAKÇILIK SUÇU VE CEZASI
Suçun Çeşidi
Hesap ve muhasebe hileleri yapmak, Gerçekte olmayan kişiler adına hesaplar
açmak, Çift defter tutmak, Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek veya gizlemek,
Yanıltıcı belge düzenlemek veya kullanmak
Defter, kayıt ve belgeleri yok etmek, Defter sayfalarını kopartarak yok etmek,
Sahte belge düzenlemek veya kullanmak,
Maliye Bakanlığı ile anlaşmalı olmayan matbaaların belge basması ve bu
belgelerin bilerek kullanılması
Cezası
18 aydan 3 yıla kadar
Hapis
3 yıldan 5 yıla kadar
Hapis
2 yıldan 5 yıla kadar
Hapis
VERGİ ZİYAI KABAHATİ VE CEZASI
Vergi Ziyaı Kabahati
Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme
ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya
eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında
tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.
Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin
noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri
verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.
Vergi ziyaı, mükellef veya sorumlu tarafından md. 341
de yazılı hallerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesidir.
Vergi Ziyaı Cezası
- Ziyaa uğratılan verginin (vergi aslının) bulunması:
Vergi Ziyaı Cezası = Vergi Ziyaı Tutarı
- Ceza tutarının bulunması:
Vergi Ziyaı Cezası = Vergi Ziyaı x Katsayı
Katsayı
Ağır Nitelikli Fiil (md. 359)  3 kat
Orta Nitelikli Fiil (Serbest)  1 kat)
Hafif Nitelikli Fiil (md. 344/3) 1/2 kat)
USULSÜZLÜK CEZALARINA AİT CETVEL
I. Derecede
Mükellef Grupları
2013
2014
Sermaye Şirketleri
110,00 TL 110,00 TL
I. Sınıf Tüccar ve S.M. Erbabı
70,00 TL
70,00 TL
II. Sınıf Tüccarlar
35,00 TL
36,00 TL
Yukarıdakiler dışında Gelir Vergisi beyanında bulunanlar
17,00 TL
17,00 TL
Basit Usule Tabi Olanlar
9,40 TL
9,70 TL
Gelir Vergisinden Muaf Esnaf
4,30 TL
4,40 TL
II. Derecede
2013
2014
60,00 TL
60,00 TL
35,00 TL
36,00 TL
17,00 TL
17,00 TL
9,40 TL
9,70 TL
4,30 TL
4,40 TL
2,40 TL
2,40 TL
ÖZEL USULSÜZLÜK CEZALARININ MAKTU HADLERİ (01.01.2013 – 31.12.2013)
Fatura, Gider Pusulası, Müstahsil Makbuzu, Serbest Meslek Makbuzu verilmemesi, alınmaması
veya eksik düzenlenmesi halinde her bir belge için 190,00 TL’den az olmamak üzere, bu belgelerde yazılması gereken meblağ veya meblağ farkının
Not: Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin kesilecek cezanın toplamı 97.000 TL’yi geçemez.
Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma
irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin düzenlenmemesi, kullanılmaması, bulundurulmaması veya gerçeğe aykırı düzenlenmesi halinde her bir belge için
Not: Her bir belge nev'ine ilişkin olarak her bir tespit için toplam ceza 9.700 TL’yi, her bir belge nev'ine ilişkin bir takvim
yılı içinde kesilecek toplam ceza tutarı ise 97.000 TL’yi aşamaz. (Nihai tüketicilere – 38,00 TL)
Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin, bulundurulmaması, günü gününe kayıt yapılmaması, yetkililere ibraz edilmemesi ile levha bulundurma ve
asma mecburiyetine uyulmaması
Belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolarına ilişkin usul ve
esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ilişkin kural ve standartlara
uyulmaması
Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerde kullanılma zorunluluğu getirilen vergi numarasını kullanmaksızın işlem yapanlara (Her bir işlem için)
110
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
% 10
190,00
190,00
4.400,00
230,00
pratik bilgiler
Belge basımı ile ilgili bildirim görevini yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine
Not: Bu bent uyarınca kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde 140.000 TL'yi aşamaz.
Vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri belirlenen standartlarda ve zamanda yerine getirmeyenlere
Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına
Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayanlara
Not: Bu bent uyarınca kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde 970.000 TL'yi aşamaz.
Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257. Madde hükmüne uymayanlar için ceza
- Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında .............................................................
- İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı sabit usulde tespit edilenler hakkında .........
- Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında ................................................
Elektronik ortamda Beyanname verme mecburiyetine uyulmaması halinde verilecek cezalar
- Kanuni süresinin sonundan itibaren elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi .........................
- Kanuni süresinin sonundan itibaren elektronik ortamda ikinci 30 gün içinde verilmesi ................
- Yukarıdaki sürelerden sonra verilmesi veya Kağıt ortamında verilmesi ………………………......
E-bildirim veya E-formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilmesi halinde
- Kanuni sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde .........................................
- Takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının
Tahsilat ve Ödemeleri Banka, Benzeri Finans Kurumları veya Postane belgeleri ile tevsik zorunluluğu sınırı
Not: Tevsik etme zorunluluğuna uymayanlara bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası
700,00
970,00
700,00
%5
1.200,00
600,00
300,00
Yukarıdaki
cezaların
1/10’ü
1/5'i
1/1’i
Ceza Yok
1/5'i
– 8.000 TL
– 970.000 TL
TARHİYAT SONRASI UZLAŞMA KOMİSYONLARININ YETKİ SINIRLARI
İl Merkezleri Dışında
Yer Alan
Vergi Dairesi Uzlaşma Komisyonu
A) VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI KURULAN YERLERDE
Uzlaşma Komisyonları
Kurulma Bölgesi
Yetki Sınırı (TL)
Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu
3.000.000,00
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
900.000,00
I. Grup: Ankara ve İzmir
750.000,00
Vergi Dairesi
II. Grup: Adana, Antalya, Bursa, Kocaeli, Mersin, Konya
600.000,00
Başkanlığı
III. Grup: Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Hatay, Gaziantep, Kayseri,
Uzlaşma
450.000,00
Manisa, Muğla, Samsun, Tekirdağ
Komisyonu
IV. Grup: Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Malatya, Sakarya, Trabzon,
300.000,00
Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Zonguldak
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
35.000,00
İstanbul
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
12.500,00
Diğer İl Merkezlerindeki
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
7.500,00
Vergi Dairesi Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
5.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
3.000,00
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
30.000,00
Vergi Dairesi
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
25.000,00
Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
20.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
15.000,00
I. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
6.000,00
Mal Müdürlükleri
II. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
5.000,00
Bünyesinde
III. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
4.000,00
Kurulan
IV. Grup Vergi Dairesi Başkanlıkları
3.000,00
B) VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI KURULMAYAN YERLERDE
Uzlaşma Komisyonları
Yetki Sınırı (TL)
Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu
3.000.000,00
Defterdarlık Uzlaşma Komisyonu
50.000,00
İl merkezlerindeki
3.000,00
Vergi Dairesi Uzlaşma
Vergi dairesi bünyesinde kurulan
15.000,00
Komisyonu
İl merkezleri dışında
Mal müdürlükleri bünyesinde kurulan
3.000,00
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu
2.000.000,00
Not: 3.000.000 TL'yi geçen uzlaşma talepleri Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından sonuçlandırılır.
111
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
BAZI DAMGA VERGİSİ ORANLARI VE MAKTU TUTARLAR
 Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar:
1. Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler ……………………………….….
2. Kira mukavelenameleri (Mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden)……………....
3. Kefalet, teminat ve rehin senetleri……………………………………………………….…
4. Tahkimnameler ve sulhnameler……………………………………………………………
5. Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)……………..…
6. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca kayıt ve tescil edilmiş ikinci el araçların satış
ve devrine ilişkin sözleşmeler …………………………………………………………..….
 Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken
bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ve kâğıtlar
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ..........................................................................................
Kurumlar Vergisi Beyannamesi ...........................................................................................
Katma Değer Vergisi Beyannamesi …………………………………………………….……..
Muhtasar Beyanname ..........................................................................................................
Diğer Vergi Beyannameleri ..................................................................................................
Gümrüklere verilen beyannameler .......................................................................................
Belediyelere verilen beyannameler ......................................................................................
SSK’ya verilen sigorta prim bildirgeleri……………………………………….………………..
Bilançolar ..............................................................................................................................
Gelir Tabloları .......................................................................................................................
İşletme Hesabı Hülasası ......................................................................................................
Yıllar
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Yıllar
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Ocak
107,17
118,64
123,51
135,09
143,80
155,16
164,94
182,75
203,10
206,91
229,10
Ocak
104,81
114,49
123,57
135,84
146,94
160,90
174,07
182,60
201,98
216,74
233,54
Yıllar
İade Sınırı
Şubat
107,40
118,77
123,83
136,37
147,48
156,97
167,68
185,90
202,91
206,65
232,27
YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YİÜFE) (2003 = 100)
Aylar
Mart
Nisan
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül
108,03
110,49
115,50
116,43
115,56
116,69
117,53
120,27
121,72
121,96
121,38
120,48
121,73
122,68
124,14
126,54
130,05
135,28
136,45
135,43
135,11
137,70
138,80
139,34
139,19
139,28
140,47
141,90
152,16
159,00
162,37
162,90
164,93
161,07
159,63
157,43
158,45
158,37
159,86
158,74
159,40
160,38
170,94
174,96
172,95
172,08
171,81
173,79
174,67
188,17
189,32
189,61
189,62
189,57
192,91
195,89
203,64
203,81
204,89
201,83
201,20
201,71
203,79
208,33
207,27
209,34
212,39
214,50
214,59
216,48
233,98
234,18
232.96
233.09
234.79
Şubat
105,35
114,51
123,84
136,42
148,84
160,35
176,59
183,93
203,12
217,39
234,54
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TÜFE) (2003 = 100)
Aylar
Nisan
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos
106,89
107,35
107,21
107,72
108,54
115,63
116,69
116,81
116,14
117,13
125,84
128,20
128,63
129,72
129,15
139,33
140,03
139,69
138,67
138,70
152,79
155,07
154,51
155,40
155,02
162,15
163,19
163,37
163,78
163,29
178,68
178,04
177,04
176,19
176,90
186,30
190,81
188,08
187,31
188,67
207,05
206,61
204,76
204,29
205,43
219,75
220,07
221,75
222,44
222,21
240,37
241,32
242,07
243,17
2008
11.600
Mart
106,36
114,81
124,18
137,67
150,27
162,12
177,62
184,70
203,96
218,83
237,18
Eylül
109,57
118,33
130,81
140,13
155,72
163,93
179,07
190,09
207,55
223,91
İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE KDV İADE SINIRI
2009
2010
2011
2012
13.000
13.300
14.300
15.800
112
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Binde 9,48
Binde 1,89
Binde 9,48
Binde 9,48
Binde 1,89
Binde 1,89
Binde 7,59
41,20 TL
55,00 TL
27,20 TL
27,20 TL
27,20 TL
55,00 TL
20,30 TL
20,30 TL
31,80 TL
15,40 TL
15,40 TL
Ekim
120,43
123,52
135,73
141,71
160,54
160,84
176,78
199,03
204,15
217,97
Kasım
120,43
122,35
135,33
142,98
160,49
162,92
176,23
200,32
207,54
219,31
Aralık
119,13
122,30
135,16
143,19
154,80
163,98
178,54
202,33
207,29
221,74
Ekim
112,03
120,45
132,47
142,67
159,77
167,88
182,35
196,31
211,62
227,94
Kasım
113,50
122,14
134,18
145,45
161,10
170,01
182,40
199,70
212,42
227,96
Aralık
113,86
122,65
134,49
145,77
160,44
170,91
181,85
200,85
213,23
229,01
2013
17.000
2014
17.700
pratik bilgiler
KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNE GÖRE KDV İADE VE MAHSUPLARINA İLİŞKİN TABLO(*)
Teminatsız ve İnceleme Raporu Aranılmaksızın
İade Hakkı Doğuran İşlem
KDVK (Madde No)
İadenin Mükellefin
İadenin Şirket Ortaklarının Vergi
Teminatsız ve İadenin Vergi DaireKendi SGK Prim Borç- Dairesince Talep Edilen Amme
İncelemesiz
sine Olan Kendi
ları ile İthalat Sırasında Borçlarına, İthalat Sırasında UyNakit İade Sınırı Amme Borçlarına
Uygulanan Vergilere
gulanan Vergilere ve SGK Prim
Mahsubu
Mahsubu
Borçlarına Mahsubu
Mal İhracı, İhraç Kayıtlı Teslimler
(KDVK Md. 11/1-a, c)
Türkiye’de ikamet etmeyenlere
özel fatura ile yapılan satışlar
(Bavul Ticareti)
(KDVK Md. 11/1-a)
5.000 TL
Var-Sınırsız
Hizmet ihracatı
(KDVK Md. 11/1-a)
Yok, nakit iade
miktarına bakılmaksızın sadece
VİR sonucuna
göre (Teminat
verilmesi halinde
iade yapılır, teminat VİR sonucuna göre çözülür)
Var,
5.000 TL’ye kadar
VİR, YMM Raporu ve
Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa
aşan kısım VİR veya
YMM Raporuna göre
(Aşan kısım için teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat
VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)
Roaming hizmetleri
(KDVK Md. 11/1-a)
Serbest bölgelerdeki müşteriler
için yapılan fason hizmetler
(KDVK Md. 11/1-a, 12/3)
Yolcu beraberi eşya
(KDVK Md. 11/1-b)
Türkiye’de ikamet etmeyen taşımacılar ile fuar, sergi, panayır
katılımcılarına
(KDVK Md. 11/1-b)
Yabancı sinema yapımcılarına
ilişkin istisna
(KDVK Md. 11/1-b)
Petrol arama faaliyetleri ile boru
hattıyla taşımacılık yapanlara
ilişkin teslim ve hizmetler (KDVK
Md. 13/c)
Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında makine ve teçhizat teslimleri (KDVK Md. 13/d)
Dahilde İşleme ve Geçici Kabul
Rejimleri kapsamında girdilerin
temininde tecil-terkin
(KDVK Md. Geç. 17)
Deniz, hava ve demiryolu taşıma
araçları ile yüzer tesis ve araçların teslimi (KDVK Md. 13/a)
Deniz, hava ve demiryolu taşıma
araç ve tesislerinin imal ve inşasıyla ilgili teslim ve hizmetler
(KDVK Md. 13/a)
Liman ve hava meydanlarında
yapılan hizmetler (Md. 13/b)
Altın, gümüş, platin ile ilgili arama,
işletme ve zenginleştirme faaliyetleri (KDVK Md. 13/c)
Liman ve hava meydanlarına
bağlantı sağlayan demiryolu hatları ile liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi (Md. 13/e)
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
Geçerli
Var,
5.000 TL’ye kadar VİR,
YMM Raporu ve Teminat
aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım
VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için
teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat VİR
veya YMM Raporuna
göre çözülür)
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit
şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,
5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya
YMM Raporuna göre (Aşan kısım
için teminat verilmesi halinde iade
yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)
Sadece
mahsuben
iadelerde
geçerli
Geçerli
Geçersiz
5.000 TL
Var-Sınırsız
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
1.000 TL
-
-
-
İade talepleri üst limit aranmaksızın YMM Tasdik Raporu karşılığı yerine getirilir.
5.000 TL
İadede
YMM Tasdik Raporunun Geçerli Olup
Olmadığı
(1)
Var-Sınırsız
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
Geçerli
Geçerli
Sadece
mahsuben
iadelerde
geçerli
5.000 TL
Var-Sınırsız
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
Yok, nakit iade
miktarına bakılmaksızın sadece
VİR sonucuna
göre (Teminat
verilmesi halinde
iade yapılır, teminat VİR sonucuna göre çözülür)
Var,
5.000 TL’ye kadar
VİR, YMM Raporu ve
Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa
aşan kısım VİR veya
YMM Raporuna göre
(Aşan kısım için teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat
VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)
Var,
5.000 TL’ye kadar VİR,
YMM Raporu ve Teminat
aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım
VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için
teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat VİR
veya YMM Raporuna
göre çözülür)
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit
şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,
5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya
YMM Raporuna göre (Aşan kısım
için teminat verilmesi halinde iade
yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)
113
BBilanço
Geçerli
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
pratik bilgiler
pratik bilgiler
İhraç malı taşıyan araçlara motorin teslimleri (KDVK Md. 14/3)
Diplomatik temsilcilik ve konsolosluklara yapılan teslim ve hizmetler (Md. 15/1-a)
Uluslararası kuruluşlara yapılan
teslim ve hizmetler (KDVK Md.
15/1-b)
Engellilerin kullanımına mahsus
araç ve gereçlerin teslimi (KDVK
Md. 17/4-s)
BM, NATO ve bunlara bağlı kuruluşları ile OECD’nin resmi kullanımları için yapılacak mal teslimi ve hizmet ifaları
(KDVK Md. Geç. 26)
Yap-İşlet-Devret veya Kiralama
Karşılığı Yaptırılan Projelerde
(KDVK Md. Geç. 29)
Büyük ve stratejik yatırımlara
(KDVK Md. Geç. 30)
İSMEP kapsamında yapılacak
teslim ve hizmetlerde
(6111 s. Kanun Md. Geç. 16)
Ulusal güvenlik amaçlı teslim ve
hizmetler (KDVK Md. 13/f)
Başbakanlık merkez teşkilatına
yapılacak araç teslimleri (KDVK
Md. 13/g)
Ürün senetlerinin ihtisas/ticaret
borsaları aracılığıyla ilk teslimi
(KDVK Md. 13/ğ)
Transit ve Türkiye ile yabancı
ülkeler arasında yapılan taşımacılık (KDVK Md. 14/1)
İndirimli Orana Tabi İşlemlerde
İade (2)
(KDVK Md. 29/2)
İndirimli orana tabi fason tekstil
ve konfeksiyon işlerinde iade
(KDVK Md. 29/2)
5.000 TL
5.000 TL
5.000 TL
5.000 TL
Yok, nakit iade
miktarına bakılmaksızın münhasıran Teminat
veya VİR karşılığında
Var-Sınırsız
Var-Sınırsız
Var,
5.000 TL’ye kadar
VİR, YMM Raporu ve
Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa
aşan kısım VİR veya
YMM Raporuna göre
(Aşan kısım için teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat
VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)
Var,
5.000 TL’ye kadar
VİR, YMM Raporu ve
Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa
aşan kısım Teminat
ve/veya VİR Raporuna
göre (Aşan kısım için
teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR Raporuna
göre çözülür)
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
Geçerli
Var-Sınırsız
Var
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit
şirketlerde komandite ortakların)
Geçerli
Var,
5.000 TL’ye kadar VİR,
YMM Raporu ve Teminat
aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım
VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için
teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat VİR
veya YMM Raporuna
göre çözülür)
Var,
5.000 TL’ye kadar VİR,
YMM Raporu ve Teminat
aranmaksızın, 5.000
TL’yi aşarsa aşan kısım
Teminat ve/veya VİR
Raporuna göre (Aşan
kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır,
Teminat VİR Raporuna
göre çözülür)
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit
şirketlerde komandite ortaklar) için
var,
5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın,
5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR
veya YMM Raporuna göre (Aşan
kısım için teminat verilmesi halinde
iade yapılır, Teminat VİR veya
YMM Raporuna göre çözülür)
Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit
şirketlerde komandite ortaklar) için
var,
5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın,
5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR
Raporuna göre (Aşan kısım için
teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR Raporuna göre
çözülür)
Geçerli
Geçersiz
(*) Hızlandırılmış KDV iade sisteminden yararlanan mükelleflerin iade ve mahsup talepleri, miktarına bakılmaksızın teminat, inceleme raporu veya YMM tasdik raporu aranılmadan yerine getirilecektir.
(1) KDV iadelerinin YMM Tasdik Raporuna göre yapılmasında süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi varsa üst iade sınırı bulunmamakta, süresinde yapılmış
tam tasdik sözleşmesi yoksa üst sınır 407.000 TL’dir (01.01.2014 tarihinden itibaren). Kanunun 11/1-b maddesinden doğan iadelerde ise tam tasdik sözleşmesi
olup olmadığına bakılmaksızın üst iade limiti (01.01.2014 tarihinden itibaren) 106.000 TL’dir. Süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan SDTŞ’lerin
61 No.lu Tebliğ kapsamındaki iade taleplerinde iade edilecek tutar, ortak bazında 106.000 TL’yi (01.01.2014 tarihinden itibaren) aşmamak kaydıyla iade talep
edilen dönemde ortaklardan alınarak ihraç edilen mal bedellerine ilişkin KDV toplamı dikkate alınarak hesaplanacaktır. İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iadelerde tam tasdik sözleşmesi yoksa, YMM Raporuna göre iade üst sınırı 01.01.2014’den itibaren 814.000 TL’dir (31 No.lu YMM Tebliği).
(2) İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacakları mükellefin kendisine ait ithalde alınanlar dahil vergi borçlarına, SGK prim borçlarına ve %51 veya daha fazla hissesi kamuya ait kuruluşlardan temin ettikleri elektrik ve doğalgaz borçlarına mahsup edilebilecektir.
(3) İade alacağının, vergi dairelerine olan bütün borçlara (Devlete ait olup, vergi dairelerince takip edilen tüm amme alacaklarına) mahsubu yapılabilir.
114
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
pratik bilgiler
Sıra
No
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNE GÖRE KDV TEVKİFATLARINA İLİŞKİN TABLO
Kdv Tevkifatına Tabi
Tevkifat
Tevkifat Yapmak Zorunda Olanlar
Mahsuben İade Nakden İade
Teslim veya Hizmetler
Oranı
İkametgahı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş
KDV’nin Teslim ve Hizmet İfası İşlemlerine Muhatap
YOK
YOK
Merkezi Türkiye’de Bulunmayanlar Tatamamı Olan Türkiye’deki Alıcılar
rafından Yapılan İşlemler
GVK’nın 18. Maddesi Kapsamına Giren
Teslim ve Hizmetler (Bunlardan Sadece KDV’nin GVK’nın 94. Maddesinde Sayılan Kişi ve KuYOK
YOK
GVK'nın 94. maddesinde Sayılanlara tamamı ruluşlar
Yapılanlar)
1- Gerçek Usulde KDV Mükellefleri,
GVK’nın 70. Maddesinde Sayılan Mal
2- Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde
ve Hakların Kiralanması İşlemleri
vergilendirilenler, banka ve sigorta şirketleri
(İktisadi İşletmelere Dahil Olmayan Tagibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmeKDV’nin
şınmazlar Hariç) (Kiraya verenin gerçek
ler, sadece KDV’ye tabi işlemlerinin bulunduYOK
YOK
tamamı
usulde KDV mükellefi Olmadığı, ancak
ğu dönemlerde KDV mükellefiyeti tesis ettirekiracının gerçek usulde KDV mükellefi
rek beyanname vermeleri uygun görülenler,
olduğu hallerde)
5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan
idare, kurum ve kuruluşlar
Reklam Verme İşlemleri
1- Reklam Hizmeti Alanlar
(KDV mükellefiyeti olmayan; amatör
2- Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde
spor kulüplerine, oyuncularının formalavergilendirilenler, banka ve sigorta şirketleri
rında gösterilmek, şahıslara veya kurugibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmeKDV’nin
luşlara ait bina, arsa, arazi gibi yerlerde
ler, sadece KDV’ye tabi işlemlerinin bulunduYOK
YOK
tamamı
duvarlara yazılmak, pano olarak yerleşğu dönemlerde KDV mükellefiyeti tesis ettiretirilmek, dergi, kitap gibi yazılı eserlerde
rek beyanname vermeleri uygun görülenler,
yayınlanmak ve benzeri şekillerde veri5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan
len reklamlar)
idare, kurum ve kuruluşlar
1- KDV Mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
KDV’nin
Temizlik, Çevre ve Bahçe Hizmetleri
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
7/10
2- Belirlenmiş Alıcılar(1)
Makine, Teçhizat, Demirbaş ve Taşıtla- KDV’nin
Belirlenmiş Alıcılar
ra Ait Tadil, Bakım ve Onarım Hizmetleri
5/10
Yemek Servis ve Organizasyon Hizmet- KDV’nin
Belirlenmiş Alıcılar
VAR
leri
5/10
Miktarına
bakEtüt, Plan-Proje, Danışmanlık, Denetim KDV’nin
Belirlenmiş Alıcılar
maksızın münve Benzeri Hizmetler
9/10
hasıran TemiFason Olarak Yaptırılan Tekstil ve Kon1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
KDV’nin
nat ve/veya
feksiyon İşleri, Çanta ve Ayakkabı Dikim
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
5/10
VİR karşılığı
VAR
İşleri ve Bu İşlere Aracılık Hizmetleri
2- Belirlenmiş Alıcılar
yapılır. İade
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla - 5000 TL’ye katalebinin taKDV’nin
dar
VİR,
YMM
Yapı Denetim Hizmetleri
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
mamı kadar
9/10
Raporu
ve
Temi2- Belirlenmiş Alıcılar
nat aranmaksızın, Teminat veril1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
- 5000 TL ve üzeri mesi halinde,
KDV’nin
Servis Taşımacılığı Hizmeti
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
talepler ise sade- Teminat, mün5/10
2- Belirlenmiş Alıcılar
hasıran VİR
ce Teminat
KDV’nin
ve/veya VİR so- sonucuna göre
Her Türlü Baskı ve Basım Hizmetleri
Belirlenmiş Alıcılar
5/10
çözülür.
nucuna göre
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla (5.000 TL’yi aşan
KDV’nin
İşgücü Temin Hizmetleri
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
kısım için Teminat
9/10
2- Belirlenmiş Alıcılar
verilmesi halinde,
KDV mükellefleri
Teminat VİR ile
Turistik Mağazalara Verilen Müşteri KDV’nin
(sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu
çözülür.)
Bulma/Götürme Hizmetleri
9/10
kapsama dahil değildir.)
Yapım İşleri ve Bu İşlerle Birlikte İfa EdiKDV’nin
Belirlenmiş Alıcılar
len Mühendislik-Mimarlık ve Etüt-Proje
2/10
Hizmetleri
VAR
Spor Kulüplerinin (Şirketleşenler dahil)
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
KDV’nin
- 5.000 TL’ye
Yayın, Reklam ve İsim Hakkı Gelirlerine
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
9/10
kadar Teminat,
Konu İşlemleri
2- Belirlenmiş Alıcılar
VİR, YMM Ra5018 sayılı Kanuna Ekli Cetveller Kapporu aranmaksamındaki İdare Kurum ve Kuruluşlara KDV’nin 5018 sayılı Kanuna Ekli Cetveller Kapsamınsızın,
5/10
daki İdare, Kurum ve Kuruluşlar
Yapılan ve Yukarıda Belirlenenler Dışındaki Hizmetler
115
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
pratik bilgiler
mevzuat değişiklikleri
18
Külçe Metal Teslimleri
(Bakır, Çinko, Alüminyum ve Kurşun)
KDV’nin
7/10
19
Bakır, Çinko, Alüminyum ve Kurşun
Ürünlerinin Teslimi
KDV’nin
5/10
Metal, Plastik, Lastik, Kauçuk, Kağıt,
20 Cam Hurda ve Atıklarının Teslimleri
(Sadece İstisnadan Vazgeçenlerde)
Metal, Plastik, Lastik, Kauçuk, Kağıt ve
21 Cam Hurda ve Atıklardan Elde Edilen
Hammadde Teslimi
22
Pamuk, Tiftik, Yün ve Yapağı ile Ham
Post ve Deri Teslimleri
KDV’nin
5/10
KDV’nin
9/10
KDV’nin
9/10
KDV’nin
5/10
23 Ağaç ve Orman ürünleri
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
- 5.000 TL ve
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
üzeri talepler
2- Belirlenmiş Alıcılar
ise VİR sonu1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
cuna göre veya
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
YMM Raporu
2- Belirlenmiş Alıcılar
ile (5.000 TL’yi
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
VAR
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
Miktarına bakıl- aşan kısım için
Teminat veril2- Belirlenmiş Alıcılar
maksızın VİR,
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla YMM Raporu ve mesi halinde,
Teminat VİR
Teminat aranKDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
veya
YMM Ramaksızın
2- Belirlenmiş Alıcılar
poru ile çözü1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
lür.)
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
2- Belirlenmiş Alıcılar
1- KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla
KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
2- Belirlenmiş Alıcılar
(1) Belirlenmiş Alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın):
- 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,
- Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,
- Döner sermayeli kuruluşlar,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
- Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,
- Bankalar,
- Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),
- Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,
- Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,
- Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,
- Payları Borsa İstanbul (BİST) A.Ş.’de işlem gören şirketler.
- Kalkınma ve yatırım ajansları (okul aile birlikleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı aile hekimliği kurumları bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.
(2) Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır.
Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılacaktır. Tam tevkifat kapsamındaki işlemlerde ise tevkifat yapılması için bir limit söz konusu değildir.
(3) İade olarak talep edilecek tutar, işlemin bünyesine giren KDV değil, tevkif edilen KDV esas alınarak belirlenecektir. İadesi istenilecek KDV, hiçbir surette
tevkifata tabi tutulan KDV’den fazla olmayacaktır. YMM Tasdik Raporunun arandığı hallerde, YMM raporlarına ilişkin limitlerde gümrük beyannameli mal
ihracından kaynaklanan iade talepleri için öngörülen tutarlar (süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi varsa sınırsız, yoksa 1.1.2014 tarihinden itibaren
aylık 407.000 TL) geçerlidir.
(4) Tevkifat uygulamasından doğan KDV alacaklarının mükellefe iade edilebilmesi için, satıcının tevkifat uygulanmayan KDV tutarını 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmiş olması, alıcının da yaptığı tevkifatla ilgili 2 No.lu KDV Beyannamesini vergi dairesine vermiş olması zorunlu olup, alıcı tarafından 2
No.lu beyanname ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olma şartı aranmaz. Genel bütçe kapsamındaki idarelere yapılan işlemlerde hakedişin harcama yetkililerince onaylanmış olması yeterli olup, ayrıca beyan ve ödeme şartı aranamaz.
(5) Kısmi tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının mahsuben iadesi, mükellefin kendisinin, ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve
komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların) ithalat sırasında uygulananlar dahil vergi borçları ile sosyal sigortalar
prim borçları ve ferileri için söz konusu olabilecektir. Mahsup kapsamına, tevkifatla ilgili olarak verilen 2 No.lu KDV Beyannamesine göre tahakkuk eden
vergiler de dahildir.
(6) Tevkifat uygulamasından kaynaklanan ve vergi inceleme raporuna göre sonuçlandırılan mahsuben iade taleplerinde, vergi inceleme raporu dışında diğer
belgelerin tamamlanmış olması şartıyla standart iade talep dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarih itibarıyla mahsup işlemi yapılır.
Dava Konusu
Vergi veya Ceza
İhbarnamesine
İhtirazi Kayıtla Verilen
Beyannameye
Ödeme Emrine
Haciz Varakasına
İhtiyati Hacze
Temyiz Davası
Mahkeme
Vergi Mahkemesine
Vergi Mahkemesine
Vergi Mahkemesine
Vergi Mahkemesine
Vergi Mahkemesine
Danıştay'a
DAVA AÇMA SÜRELERİ
Dava Açma Süresi
Tebliğden İtibaren 30 Gün İçinde
Tahakkuk Tarihinden İtibaren 30 Gün
İçinde
Tebliğden İtibaren 7 Gün İçinde
Haciz Tarihinden İtibaren 7 Gün İçinde
Haciz Tarihinden İtibaren 7 Gün İçinde
Kararın Tebliğinden İtibaren 30 Gün
116
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Dayanağı
VUK, 2577 S.K. İşlem Yönergesi
2577 S.K. İşlem Yönergesi
AATUHK, 2577 S.K. İşlem Yönergesi
AATUHK, 2577 S.K. İşlem Yönergesi
AATUHK, 2577 S.K. İşlem Yönergesi
döviz kurları
T ür k i ye C u m h ur i ye t M e r k e z B a nk a s ı
Günlük Döviz Kurları
MAYIS
Tarih
01.05.2014
02.05.2014
03.05.2014
04.05.2014
05.05.2014
06.05.2014
07.05.2014
08.05.2014
09.05.2014
10.05.2014
11.05.2014
12.05.2014
13.05.2014
14.05.2014
15.05.2014
16.05.2014
17.05.2014
18.05.2014
19.05.2014
20.05.2014
21.05.2014
22.05.2014
23.05.2014
24.05.2014
25.05.2014
26.05.2014
27.05.2014
28.05.2014
29.05.2014
30.05.2014
31.05.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.1154
2.1193
2.1073
2.1111
2.0966
2.1004
2.0932
2.0970
2.0923
2.0960
2.0746
2.0784
2.0766
2.0804
2.0755
2.0792
2.0712
2.0749
2.0711
2.0748
2.0770
2.0807
2.8387
2.8438
2.1046
2.1083
2.1072
2.1110
2.0921
2.0958
2.0845
2.0883
2.0848
2.0885
2.0973
2.1011
2.1045
2.1083
2.0922
2.0959
-
EURO
Alış
Satış
2.9252
2.9305
2.9194
2.9246
2.9087
2.9139
2.9153
2.9206
2.9137
2.9189
2.8917
2.8969
2.8671
2.8722
2.8573
2.8624
2.8451
2.8502
2.8409
2.8460
2.8387
2.8438
2.8761
2.8813
2.8826
2.8878
2.8869
2.8921
2.8607
2.8659
2.8410
2.8461
2.8435
2.8487
2.8621
2.8672
2.8660
2.8712
2.8476
2.8527
-
HAZİRAN
Tarih
01.06.2014
02.06.2014
03.06.2014
04.06.2014
05.06.2014
06.06.2014
07.06.2014
08.06.2014
09.06.2014
10.06.2014
11.06.2014
12.06.2014
13.06.2014
14.06.2014
15.06.2014
16.06.2014
17.06.2014
18.06.2014
19.06.2014
20.06.2014
21.06.2014
22.06.2014
23.06.2014
24.06.2014
25.06.2014
26.06.2014
27.06.2014
28.06.2014
29.06.2014
30.06.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.0916
2.0954
2.0960
2.0998
2.1016
2.1054
2.1199
2.1237
2.1088
2.1126
2.0897
2.0934
2.0780
2.0818
2.0866
2.0904
2.0914
2.0952
2.1058
2.1096
2.1198
2.1236
2.1376
2.1414
2.1345
2.1384
2.1434
2.1472
2.1268
2.1306
2.1373
2.1411
2.1392
2.1431
2.1312
2.1351
2.1384
2.1423
2.1292
2.1330
2.1234
2.1272
EURO
Alış
Satış
2.8471
2.8522
2.8521
2.8573
2.8610
2.8662
2.8862
2.8914
2.8682
2.8733
2.8498
2.8549
2.8319
2.8370
2.8296
2.8347
2.8318
2.8369
2.8486
2.8538
2.8741
2.8793
2.8923
2.8975
2.8953
2.9005
2.9066
2.9118
2.8985
2.9037
2.9069
2.9121
2.9070
2.9122
2.9024
2.9076
2.9104
2.9156
2.8992
2.9044
2.8919
2.8971
TEWMMUZ
Tarih
01.07.2014
02.07.2014
03.07.2014
04.07.2014
05.07.2014
06.07.2014
07.07.2014
08.07.2014
09.07.2014
10.07.2014
11.07.2014
12.07.2014
13.07.2014
14.07.2014
15.07.2014
16.07.2014
17.07.2014
18.07.2014
19.07.2014
20.07.2014
21.07.2014
22.07.2014
23.07.2014
24.07.2014
25.07.2014
26.07.2014
27.07.2014
28.07.2014
29.07.2014
30.07.2014
31.07.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.1226
2.1264
2.1194
2.1232
2.1273
2.1312
2.1314
2.1352
2.1282
2.1320
2.1316
2.1354
2.1252
2.1290
2.1237
2.1275
2.1232
2.1271
2.1221
2.1260
2.1177
2.1216
2.1200
2.1238
2.1228
2.1267
2.1221
2.1259
2.1266
2.1304
2.1175
2.1213
2.1179
2.1217
2.0920
2.0958
2.0903
2.0940
2.0919
2.0956
EURO
Alış
Satış
2.8979
2.9032
2.9011
2.9064
2.9066
2.9119
2.9100
2.9153
2.8927
2.8979
2.8975
2.9027
2.8893
2.8945
2.8907
2.8959
2.8929
2.8981
2.8881
2.8933
2.8861
2.8912
2.8853
2.8905
2.8745
2.8797
2.8715
2.8767
2.8768
2.8820
2.8636
2.8687
2.8572
2.8623
2.8172
2.8223
2.8160
2.8211
2.8135
2.8185
AĞUSTOS
Tarih
01.08.2014
02.08.2014
03.08.2014
04.08.2014
05.08.2014
06.08.2014
07.08.2014
08.08.2014
09.08.2014
10.08.2014
11.08.2014
12.08.2014
13.08.2014
14.08.2014
15.08.2014
16.08.2014
17.08.2014
18.08.2014
19.08.2014
20.08.2014
21.08.2014
22.08.2014
23.08.2014
24.08.2014
25.08.2014
26.08.2014
27.08.2014
28.08.2014
29.08.2014
30.08.2014
31.08.2014
ABD DOLARI
Alış
Satış
2.1333
2.1371
2.1446
2.1485
2.1313
2.1351
2.1263
2.1302
2.1619
2.1658
2.1586
2.1625
2.1683
2.1722
2.1489
2.1528
2.1612
2.1651
2.1588
2.1627
2.1557
2.1596
2.1561
2.1600
EURO
Alış
Satış
2.8560
2.8611
2.8719
2.8771
2.8608
2.8660
2.8485
2.8536
2.8872
2.8924
2.8871
2.8923
2.9036
2.9088
2.8779
2.8830
2.8856
2.8908
2.8837
2.8889
2.8831
2.8883
2.8856
2.8908
-
-
-
-
-
-
-
-
Not: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz kurlarına geçerli oldukları tarihler itibariyle yer verilmiştir.
117
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
vefatlar
Başımız Sağ Olsun
Odamız üyesi Smmm.
Ahmet Mahmut
YURTSEVER’in vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Eski Üyemiz Sm.Ali Nihat
BÖLÜKBAŞI’ nın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine
ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Eski Üyemiz Sm.
Nihat ÖZER’in vefatını
üzüntüyle öğrenmiş
bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Eski Uyemiz Sm.
Kemal ERSOY’un vefatını
üzüntüyle öğrenmiş
bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Sm. Recep Baki
YILDIRIM’ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Tamer KUTKU’nun
babası Nazmi KUTKU’nun vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm.Nigar ERGÜN ve Smmm.
Ali ERGÜN’nün babaları Süleyman
ERGÜN’ün vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Sm. Salih SAİTOĞLU’nun annesi
Seferiye SAİTOĞLU’nun
vefatını üzüntüyle öğrenmiş
bulunuyoruz. Merhume’ye Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Eski Oda Başkanı Smmm.
Niyazi PAKYÜREK’in annesi Hacer
PAKYÜREK’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Reşat TİRYAKİOĞLU’nun
babası Güngör TİRYAKİOĞLU’nun
vefatını üzüntüyle öğrenmiş
bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
118
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
118
Bilanço
Bilanço
BB
Smmm. Ali ÖZER’in babası
Mümin ÖZER’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. İlker YILDIZ’ın annesi
Şennur YILDIZ’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan
rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Yılmaz KESKİN’in annesi
Fatma KESKİN’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Ertan BÖLEK’in annesi
Seher BÖLEK’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Erol YASAV’ın babası
Abdullah YASAV’ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Smmm. Ali GÖKÇE’nin babası
Abdullah GÖKÇE’nin vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Ahmet İZMİRLİ’nin babası
Hüseyin İZMİRLİ’nin vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Bilgin MERİÇ’in annesı
Elfide MERİÇ’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhume’ye
Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Sm.Oğuzhan AKTULGA’nın annesi
ve Sm.Ahmet AKTULGA’nın eşi
Zehra AKTULGA’nın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm.Harika Melek BAŞAK’ın
annesi Aysel KIRGIL’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Bursa SMMM Odası Yönetim Kurulu
119
119
BBilanço
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Başımız Sağ Olsun
Smmm. Nesrin TURAN’ın babası Erdoğan BEŞE’ nin vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Sm. Hanife Füsun BİNOL’un
annesi Emel TAŞ’ın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Öznur SÖYLEMEZ’in
babası İlhami EREN’in vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm.Gülten DEMİR VAROL
ve Smmm.Hüseyin VAROL’un
kızı Beyza VAROL’un vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm.Cevat SARI’nın eşi
Sevinç SARI’nın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Aslı Saliha KÜÇÜK’ün
annesi Selver KÜÇÜK’ün vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhume’ye Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Dilek AYGÜN’ün
babası Behzat SERBEST’in
vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet,
kederli ailesine ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Smmm. Seher RUSÇUKERİ’nin
babası Avni TUĞCU’nun vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli
ailesine ve yakınlarına başsağlığı
dileriz.
Smmm. Halime YILMAZ’ın babası
Mustafa ÜMİT’in vefatını üzüntüyle
öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma
Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve
yakınlarına başsağlığı dileriz.
Bursa SMMM Odası Yönetim Kurulu
120
TEMMUZ / AĞUSTOS / EYLÜL 2014
BBilanço
Download

152. Sayımız (Tümü)