İNTES Genç Yöneticiler
Grubu(İGY) Ekonomi
Bakanlığı Müsteşarı Şenel’i
ziyaret etti
İNTES Genç Yöneticiler Grubu (İGY) 28 Mayıs 2014 Çarşamba günü Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel’e
bir nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkan Burak Çelik İGY’nin faaliyetlerini anlattı, Ekonomi Bakanlığı himayesinde gerçekleşen yurt dışı teknik müteahhitlik heyeti gezilerinin grubun en önemli faaliyeti olduğunu söyledi.
Ey
yükselen nesil!
Gelecek
sizindir...
Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Gazetesi • Yıl 2014 Sayı: 37 / Yıl: 10 • ISSN: 1304 - 7183
“ÜNİVERSİTEMİZ, SADECE ÜLKEMİZDE DEĞİL, DÜNYADA DA
SAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ARASINDADIR.”
Tarihi çok uzun yıllar öncesine kadar uzanan İTÜ İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü
Türkiye’nin sadece bir üniversitesi değil aynı zamanda gurur kaynağı olarak da ayrı bir öneme sahip.
Yeni sayımızda İTÜ İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadir Güler
ile bir röportaj gerçekleştirdik. Prof. Dr. Kadir Güler İTÜ’lü olmanın ayrıcalıklarını şu sözlerle anlattı;
“Bölümümüz, ülkemizin en geniş öğretim üyesi kadrosuna sahiptir. Dolayısıyla, inşaat mühendisliğinin her alanında uzman ve deneyimli akademisyen barındıran bölümümüz, sağlam temeller üzerine
oturan geçmişi ile birlikte, öğrencilerine gerekli mühendislik formasyonunu başarı ile verebilmekte ve
aldıkları eğitim sayesinde dünyanın her yerinde büyük projelere isimlerini yazdırabilmeleri imkanını
sunmaktadır. Tüm bunların yanında, üniversitemizin Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden birisi
ve hatta birincisi olması, özellikle mühendislik alanlarında ‘İTÜ’ isminin önemli bir marka olmasını
sağlamaktadır.” Prof. Dr. Kadir Güler ile Türkiye’nin en saygın eğitim kurumlarının başında gelen İTÜ
İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün dünü, bugünü ve yarını hakkında söyleştik.
tamamı sayfa
“Kalkınmaya bütüncül bir açıdan
bakmaya çalışıyoruz.”
Timsah Stadyum!
Ankara Kalkınma Ajansı, Ankara'yı ekonomik,
kültürel ve siyasal açıdan küresel bir başkente
dönüştürecek kalkınma stratejilerinin geliştirilmesinde ve hayata geçirilmesinde önemli bir rol
üstlenmektedir. Yatırım Destek Ofisi de ajansın
önemli birimi olarak faaliyet göstermekte. Ankara Kalkınma Ajansı
Genel Sekreteri Arif Şayık Yatırım
Destek Ofisi’nin hedeflerini ise
şöyle anlatıyor; “Ankara’nın öne
çıkan, potansiyel taşıyan sektörlerinde stratejik destekler sunmayı
hedefliyoruz.” Arif Şayık ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızda
hem Ankara Kalkınma Ajansı’nı,
hem de Yatırım Destek Ofisi’nin
çalışmalarını yakından öğrenme şansını yakalayacaksınız.
tamamı sayfa
10
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve de projesi dünyanın
en iyileri arasında gösterilen 45 bin kişilik Bursa Büyükşehir Belediyesi Stadyumu'nun çatı sistemi Kazova İnşaat A.Ş. tarafından yapılıyor.
Bursaspor’un simgesi timsahın çatıda projelendirilmiş olması ise projenin
ilginç taraflarından biri. İlk temalı çatı projesi olan Bursa Büyükşehir Belediyesi Stadyumu tamamlandığında çok konuşulacağa benziyor!
4
tamamı sayfa
8
“...insanlar mekânı yaşamayı, tercih ediyorlar.”
Bu sayımızda İçmimar ve Çevre Tasarımcı (MFA) Murat Özdamar yaşam alanlarımız üzerine sizler için kapsamlı bir dosya hazırladı. Yaşam alanlarını
tasarlarken yapılacak birkaç konu hakkında önemli bilgilere ulaşabileceğiniz bu yazı ile harika mekanlar yaratabileceksiniz. Özdamar, örnek bir daire
tasarlarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle anlatıyor; “İyi bir tasarım demek saray gibi evlerde yaşamak anlamına gelmiyor. Aslında konu ile
ilgili bolca fikir var; odayı geniş gösteren boyama şekillerinden, sergilemenin etkin yollarına kadar. Ancak herkesin kendince doğrularının yanında,
tasarımda olan gerçekleri de örnek dairelerde ortaya koymak gerekir, çünkü bahse konu daireler ya da daire tanıtım amaçlıdır, dolayısı ile herkese
hitap etmesi gerekir.”
tamamı sayfa
6
2 İGY ’DEN HABERLER
İNTES Genç Yöneticiler Grubu (İGY) Ekonomi
Bakanlığı Müsteşarı Şenel’i ziyaret etti
Türkiye’nin alacağı payın nasıl arttırabileceği gibi hususların iyi kurgulanması
gerektiğini aktardı.
Büyük hedefler peşinde koşan
Türkiye’nin ihracat genişlemesi ile
büyüme politikası geliştirdiği 1983’lü
yıllarda tarıma dayalı bir ihracat hedeflendiği ve bu yıllarda 2 milyar dolar
seviyelerinde ihracat yapılabildiğini
günümüze gelindiğinde ise rekabetçi,
teknoloji ve yenilikçi odaklı işlere yönelindiğini belirten Şenel, mal ve hizmet
ihracatında Türkiye’nin dünyada iyi bir
konumda olduğunu organizasyon, teknolojilere uyum kapasitesi, nitelikli iş
gücü gibi üstünlüklere sahip olduğunu
ifade etti ancak hala eksik alanlar bulunduğunu, bu eksiklikler giderilmediği
sürece 2023 yılındaki büyük başarı hedeflerine ulaşılmasının mümkün olamayacağını söyledi.
İNTES Genç Yöneticiler Grubu (İGY)
28 Mayıs 2014 Çarşamba günü Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel’e
bir nezaket ziyaretinde bulundu.
Ziyarette Başkan Burak Çelik İGY’nin
faaliyetlerini anlattı, Ekonomi Bakanlığı himayesinde gerçekleşen yurt dışı
teknik müteahhitlik heyeti gezilerinin
grubun en önemli faaliyeti olduğunu
söyledi. Çelik, bugüne kadar gerçekleştirilen Kosova-Makedonya, Arnavutluk-Karadağ, Polonya, Hindistan,
Umman Teknik Müteahhitlik Heyeti
gezilerinden çok önemli kazanımlar
elde edildiğini ifade etti.
Müsteşar İbrahim Şenel Ekonomi
Bakanlığı’nın faaliyetlerini aktaran bir
konuşma yaptı. Öncelikle sektörün
genç nesil temsilcilerini tanımaktan
mutluluk duyduğunu aktaran Şenel,
ekonomik kalkınmanın ve özelde inşaat sektörünün gelişiminin ancak özel
sektör ve devletin omuz omuza vererek
olabileceğini aktardı.Şenel, Ekonomi
Bakanlığı olarak Türkiye’de döviz kazandırıcı faaliyetleri geliştirmeyi ve
üreticilerin dünyada hak ettiği itibara
kavuşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Dış ticaretin mal ve hizmet olmak üzere
iki ayağının olduğunu aktaran Şenel,
Türkiye’de hizmetler ihracatı sektörünün öneminin çok bilinmediğini, ancak son yıllarda bu alanda çok başarılı
işler gerçekleştirilmesi doğrultusunda
ticaret fazlası verildiğini söyledi. Şenel,
bu yolda 2023 yılında 150 milyar dolar hizmet ihracatı hedefine ulaşılması
istendiğini hatırlatarak bu başarının
İNTES üyesi firmalar gibi, sektörün
önde gelen seçkin firmalarının gayreti ile olacağının altını çizdi. Sektörün
teknolojideki gelişmeleri takip etmesi ile
bu başarının artacağını aktaran Şenel,
hizmet ihracatındaki gelişmelerin mal
ihracatını da arttırdığını anlattı ve hizmet ihracatındaki gelişmelerin sadece
müteahhitlik hizmetlerinin gelişmesi ile
değil, teknik müşavirlik hizmetlerinin
de gelişmesi ile mümkün olabileceğini
belirtti.
birlikte hareket etmek istediklerini,
özel sektörün desteği olmadan başarı
sağlanamayacağını kaydetti. Şenel, bu
doğrultuda yapılan çalışmalar ile yurt
dışı müteahhitlik hizmetlerinin takdir
edilecek bir başarıya ulaştığını, müteahhitlerimizin bu başarılarının daha da
artması için Bakanlık tarafından teşvik
sisteminin etkin ve yaygın bir şekilde
devreye sokulduğunu ve her durumda
müteahhitlerin yanlarında olduğunu
aktardı.
Şenel, Bakanlık olarak müteahhitlik
hizmetlerinde sektörün menfaatini
korumanın öncelikleri olduğunu, yurt
dışı müteahhitlik hizmetlerinin ancak
İNTES gibi Sivil Toplum Kuruluşları
ve özel sektörün birlikte hareket ederek
gelişebileceğini, tüm dünyada da kamu
ile özel sektörün birlikte hareket etme
trendi olduğunu vurguladı.
Müsteşar Şenel, dünyada nasıl bir
konjonktür olduğu, bunu nasıl yönlendirilmesi ve nasıl daha iyi koşullar
oluşturulabileceği, 10-15 yıl sonra taahhüt sektöründe ne olacağının ve dünya müteahhitlik hizmetleri pastasından
Genç Yöneticiler Grubu’nun önemli bir
oluşum olduğunu, grubun kurulmasına
vesile olanları kutlamak gerektiğini vurgulayan Şenel, ileride firmaların birinci
derecede yönetimini devir alacak kişileri
geleceğe hazırlaması açısından böylesi
oluşumların diğer sektörlere de örnek
olmasını dileğini aktararak, İNTES’in
sektörün gelişimine yönelik güzel işler
üretme çabasında olduğunu belirtti.
Şenel, Bakanlıklarının çalışma sistematiğinde işbirliği kuruluşları ile beraber çalışma kültürü olduğunu, özel
sektörün kendilerine aktarılan görüşlerin hassasiyetle dikkate alındığını,
bu kapsamda Bakanlığın yeni pazar
arayışlarına yönelik çalışmalarında
Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Şenel,
hedeflere ulaşmak için Türkiye’yi küresel ölçekte bekleyen tehditlerin iyi
hesaplanması gerektiğini, bu kapsamda
özel sektörün görüşlerinin devlet için
daima yönlendirici olduğunu, uluslararası alanda doğru müzakerelerin yürütülmesi için daima görüş çeşitliliğine
ihtiyaç duyulduğunu ve sektörün yol
haritasının birlikte çizilebileceğini de
belirtti.
Şenel’e yapılan nezaket ziyaretine İGY
Başkanı Burak Çelik, başkan yardımcıları Emrah Yaykıran ve Emre Güray
ile İGY üyeleri Doruk Coşkunsu, Mert
Yıldızhan ve Uğur Koçoğlu katıldı. İNTES Genel Sekreteri H. Necati Ersoy
ile İNTES uzmanı Demet Somunoğlu
da heyete eşlik etti.
BAŞKAN’ DAN
3
BURAK ÇELİK
İGY Dönem Başkanı
Sevgili okurlar,
Sıcak bir yaz mevsimi yaşıyoruz. Üstelik
kurak bir kış mevsimin ardından yaşanan
sıcaklar, su kıtlığı sorununu da gündeme getirmiştir. Artık, küresel ısınma tehdidi tüm
dünyanın kabul ettiği bir gerçek olmuştur.
Her yıl iklim değişiklikleri dünyanın her yerinde daha da hissedilir olmaya başlamıştır.
Orman alanlarımız azalmakta, su kaynaklarımız giderek yok olmaktadır. Dünyanın
geleceğinin en büyük tehdidi de ne siyasal
oluşumlar, ne petrol savaşları olacaktır.
Ülkelerin kendi halkına gıda ve temiz su
temini sağlamaları en önemli öncelikleridir.
Su, en büyük milli servettir. Bu noktada
önemli olan durum herkesin su tasarrufunu
bir yaşam tarzı haline getirmesidir.
Doğanın ve insan yaşamının vazgeçilmez
nimeti olan suyun bir damlası bile heba
edilmemelidir. Çünkü, kişi başına düşen su
miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir
ülkedir. Bu konuda çok daha duyarlı olmak
zorunda olduğumuz açıktır.
Su temini ve işletmesi ile ilgili kurumlardan kullanıcılara kadar herkesin bu konuya
önem vermesi gereklidir. Bu konuda devletimiz tarafından yeni yatırım stratejileri
benimsenmiş, yarım kalan yatırımların ekonomimize kazandırılmasında çok önemli
sonuçlar elde edilmiştir.
Su yatırımları konusunda 12 yılda Devlet
Su İşleri (DSİ) rekorlara imza atmıştır.
DSİ tarafından gerçekleştirilen yatırımlar
çok önemlidir. Zira bu yatırımlar,
Kıt kaynak olan suyumuzun değerlendirilmesini,
enerji arz güvenliğinin sağlanarak, dışa bağımlılığımızın azalmasını,
halkımızın yüksek kalitede içme suyuna
kavuşmasını,
tarımsal gayri safi milli hasılanın yükselmesini
sağlamaktadır.
Bugüne kadar Devlet Su İşleri tarafından
gerçekleştirilen yatırımlar ile;
770 adet baraj ve gölet işletmeye alınmıştır,
3,44 milyon hektar alan sulu tarıma kavuşmuştur,
1 milyon 275 bin hektar tarım arazisi taşkından korunmuştur,
34 milyon kişiye yıllık 3,34 milyar metreküp içme, kullanma ve sanayi suyu temin
edilmiştir,
76 ilin su meseli çözülmüş, içme suyu arıtma tesisleri, barajlar, göletler yapılmıştır.
Bu yatırımlarda sektörümüzün değerli temsilcilerinin imzası bulunduğunu da gururla
ifade etmek isterim.
Bazı örnekler vermek gerekirse ülkemizin
en yüksek iki barajı Deriner Barajı HES ile
Ermenek Barajı ve HES, Silindirle Sıkıştırılmış Beton Gövde kategorisinde Avrupa’nın
en yüksek barajı unvanına sahip Çine Adnan Menderes Barajı ve HES, Ege’nin en
büyük barajı Dalaman Akköprü Barajı inşaat sanayicilerimizin eserleridir.
2013 yılında DSİ tarafından 36 baraj, 49
sulama tesisi ve 11 adet içme suyu tesisi
tamamlanmış, diğer tesisler ile birlikte 418
tesis tamamlanarak halkımızın hizmetine
sunulmuştur. Son on yılda 763 tesis işletmeye hazır hale gelmiştir.
Tüm bu yatırımlar ülke kalkınması için
gerçek bir hizmettir.
Türkiye genç nüfus yapısı ve gelişen sanayisi ile OECD ülkeleri içerisinde en yüksek enerji talep artışına sahip ülkelerden
birisidir. Dolayısıyla nüfusun ihtiyacını
karşılayacak enerji temin etmek zorunda
olan bir ülkedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kaynaklarına göre, 2002 yılında 132,6 kWh saat
olan elektrik tüketimimiz yaklaşık iki kat
artarak 2012 yılında 242 milyar kWh’ye,
2013 yılı sonu itibari ile 243 milyar kWh
seviyesine ulaşmıştır.
Bu bağlamda HES yatırımlarının önemi
ortaya çıkmaktadır. Zira HES’ler Türkiye
elektrik üretiminin sürdürülebilirlik açısından sigortası konumundadır.
İNTES GENÇ YÖNETİCİ
GAZETESİ
2013 yılında ülkemizin elektrik üretiminin, %24,8'i hidrolik santrallerden elde
edilmiştir. İşletmede bulunan 467 adet
HES 22.289 MW'lık kurulu güce karşılık
gelmektedir.
2023 yılına kadar 36.000 MW’a karşılık
gelen teknik ve ekonomik olarak tüm hidroelektrik potansiyelimizin değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Yani, suyun toprakla
buluşması ve enerjiye dönüşmesi için ülkemizin büyük ölçekli yatırımlarının hızla
tamamlamasının gerekliliği açıktır.
Son yıllarda tarım ve enerji yatırımları için
bütçeden ekonomiye yeterli kaynak ayrılması büyük önem arz etmektedir. Ancak,
yatırımların hızla ekonomiye kazandırılmasında sadece kamu bütçe imkanları yeterli
olamamaktadır.
Zira, devletin kaynakları sınırlıdır ve bu
kaynakların amaca uygun kullanılması
esastır.
Bugün artık bütün yatırımların devlet eliyle
yapılamayacağı dünya ölçeğinde de bilinen
bir gerçektir. Dolayısıyla klasik yöntem olan
her şeyi devletten bekleyen anlayışın terk
edilmesi gerekmektedir.
Verimlilik, yatırımın ekonomiye hızla kazandırılması, geri dönüşümün kısa olması, özel bilgi ve yüksek maliyet gerektiren
projelerde uygulanma kabiliyeti nedeni ile
kamu – özel sektör ortaklığı projelerinin
etkin kullanımının önemi artmaktadır.
Bu bağlamda özellikle HES projelerinde
devletin aktif rol aldığı Kamu Özel Sektör
Ortaklığı projelerinin yaygınlaşması ile suyun enerjiye dönüşmesi hızlanmıştır.
Enerji sektöründe bunun başarılı örneklerini görmekteyiz. Devletimizin risklere,
kâra veya zarara ortak olması, projelerin
finansman temininde kolaylıklar sağlaması yatırımları daha da hızlandırmaktadır.
Bu konuda devletimizden önemli destek
görmekteyiz.
Genç Yönetici Gazetemiz’de yine farklı konuları okuyucumuzun ilgisine sunuyoruz.
Bu sayımızda aktif çalışmaları ile önemli işler başaran Ankara Kalkınma Ajansı Yatırım
Destek Ofisi’nin faaliyetlerine yer verdik.
Tarihte yaptıkları ile iz bırakan kadınlarımızın yaşamlarından kesitler sunmaya devam ediyoruz. Çevirileri ile ardında önemli
eserler bırakan Madam Gülnar hakkında
derlediğimiz bilgileri keyifle okuyacaksınız.
Konut sektöründeki inşaat firmaları artık
dairelerini satarken örnek daireler üzerinden sunum yapıyorlar. Daireleri cazip ama
fonksiyonel kılacak tasarım tüyolarını iç
mimar ve çevre tasarımcısı Murat Özdamar anlatıyor.
Yazın bu sıcak günlerinde bilgisayar karşısında durmak her zamankinden daha zor.
Bilgisayar karşısında doğru şekilde oturmamak hayat boyu karşılaşacağımız ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Dr. Feridun
Aydoğdu’nun aktardıklarını okurken bilgisayarınızın başına geçin, doğru hareketleri
nasıl yapmanız gerektiğini uygulayın.
Yaz aylarının bereket ve neşe ile geçmesi
temennilerimi sunarken, sokak hayvanlarını da bugünlerde unutmamanız, bir kap
su ve yemeklerinizi onlarla paylaşmanızı
rica ederim.
Sağlıcakla kalın.
Üniversitelerimizin inşaat fakültelerini
Basım Tarihi: 21.07.2014
Sayı: 37 (Mayıs-Haziran)
Yıl: 10
ISSN: 1304 - 7183
İNTES Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Adına Sahibi:
Celal Koloğlu
Sorumlu Müdür:
H. Necati Ersoy
YÖNETİM YERİ
YAYIN KURULU
ASUDE ÖZTÜRK CAMADAN
BAŞAR GÜVENSOY
BURAK ÇELİK
BURÇİN KARGIN
CAN ADİLOĞLU
CEM ADİLOĞLU
CENK KANAT
ÇİĞDEM KURT
DORUK COŞKUNSU
EBRU ÇELİK CEYLAN
ELİF GÜRAY
tanıtmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda
mühendislik tarihinde bir ekol olan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nin
tanıtımına yer verdik. Prof. Dr. Kadir Güler
fakültenin eğitim ilkeleri, öğrencilere sunulan sosyal imkanlar, fakültenin ülkemizde
isim yapmış mezunları hakkında bilgileri
paylaştı.
ELİF YAVUZ YAMAN
EMRAH YAYKIRAN
EMRE GÜRAY
ESRA ÖZTÜRK
IŞIL GÜVENSOY
İREM ŞEREFOĞLU
KEMAL CEYLAN
KORAY KARADUMAN
LEYLA NASIROĞLU
MERT YILDIZHAN
MERİÇ AYDENİZ
MEHMET GÖCEN
MURAT GÜLEÇ
NAZLI HÜRMEYDAN
ÖZGÜR HAŞEMOĞLU
SEDA ÖZTÜRK
SELAHATTİN ÖNEN
SELİM AKIN
TUVANA AYDINER
TOLGA KOLOĞLU
UĞUR KOÇOĞLU
4. Cadde 719. Sok. No: 3 Yıldız/Çankaya- Ankara
Tel: 0.312 441 43 50 • Faks: 0.312 441 36 53
www.intes.org.tr • [email protected]
Editör: Aslı Kutlucan Kaptan
Yapım: Gergedan Tanıtım • 0.312 442 75 10 • www.gergedantanitim.com
Sanat Yönetmeni: Levent Kaptan • Grafik Tasarım: Timuçin İpek
Baskı: Tiremat Matbaacılık • Kazım Karabekir Cad. Kültür Çarşısı No:7/7
Altındağ - ANKARA • Tel: 0312 472 39 46
İki ayda bir yerel süreli yayın olarak yayımlanır ve abonelerine ücretsiz olarak gönderilir.
PARA İLE SATILMAZ
Gazetede yayımlanan yazılar, yazarların kişisel görüşü olup hiçbir şekilde İNTES tüzel
kişiliğinin görüşü olarak mütalaa edilmez.
4 KURUM
“YATIRIMCILARIN ARAYIŞ İÇİNDE OLDUKLARI
EN BÜYÜK UNSUR SERMAYEDİR.”
Bu sayımızda sizler için Ankara’da yatırım olanaklarının artırılmasına
yönelik tanıtım çalışmaları başta olmak üzere çeşitli faaliyetler yürüten
Ankara Kalkınma Ajansı’nın birimi olan Yatırım Destek Ofisi’ni mercek
altına aldık. Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Arif Şayık, Yatırım Destek Ofisi’nin hizmetinden faydalanabilmek için başvuran profili
ise şöyle tanımlıyor; “Yatırımcılar Yatırım Destek Ofisi’ne en çok yatırım
sermayesine yönelik devlet desteği arayışı ile gelmektedirler. Ancak devletin
yatırımlara yönelik sağladığı teşvik ve destekler sermaye desteği olarak verilmemektedir.” Ankara Kalkınma Ajansı
Genel Sekreteri Arif Şayık ile Yatırım Destek Ofisi’nin çalışmaları ve ileriye yönelik projeleri hakkında konuştuk.
uluslararası fuar,
kongre, sempozyum, toplantı ve
benzeri etkinliklerin
birçoğuna katılarak
Ankara'nın tanıtımını yapmaktadır.
Bu etkinliklerde
Ankara'yı, yatırım
ortamını, sektörlerini, çevre ve turizm
olanaklarını, sosyal
olanakları, eğitim
ve kültürel altyapısı
gibi birçok yönden
bölgeyi öne çıkarmaya çalışmaktadır.
Arif Şayık
Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri
Yatırım Destek Ofisi’nin amaçları ve
faaliyet alanları nelerdir?
Yatırım Destek Ofisi, Ankara’da yatırım olanaklarının artırılmasına yönelik
tanıtım çalışmaları başta olmak üzere
çeşitli faaliyetler yürüten ajansımız
birimidir. Yatırım Destek Ofisi ayrıca
yatırım teşvikleri ile ilgilenmektedir. Yatırım Destek Ofisi, Ankara’daki yatırım
ortamı, devlet destekleri ve teşvikleri,
kentsel gelişme, sanayi bölgeleri, tarım
bölgeleri, büyük ölçekli devlet planları
gibi birçok konuda güncel veriyi derlemekte, yatırım yapmak ve benzeri işler
için kendisine başvuran kişi, kurum ve
kuruluşlarla bu bilgi ve tecrübelerini
paylaşmaktadır. Yatırımcılar ve iş sahipleri arasındaki muhtemel işbirlikleri, partnerlik ve proje ortaklıkları gibi
konularda da koordinasyona aracılık etmeyi kendine misyon edinmiştir. Ofis,
yatırımcıların izin, ruhsat ve diğer idari
işlemlerini ilgili makama iletmek, iş ve
işlemleri yatırımcı adına takip etmekle
de görevlidir.
Yatırım Destek Ofisi ayrıca, ulusal ve
Yatırım destek
ofisinden yararlanabilme koşulları
nelerdir?
Yatırım Destek Ofisi’nin sunduğu tüm
yatırım destek hizmetleri ücretsizdir
ve Ankara’da yatırım yapmak isteyen
herkese açıktır. Ofis hizmetlerinden
faydalanmak isteyen kişi, kurum ve
kuruluşlar diledikleri zaman ofisimizi ziyaret edebilir, [email protected]
org.tr adresinden e-posta yolu ile,
(312) 310 0 300 numaralı telefonu
arayarak veya www.ankaraka.org.tr internet adresinden bilgi alabilir ve ofis
faaliyetlerini takip edebilirler.
Kalkınma Ajansı’nın bu hizmetinden faydalanabilmek için yatırımcılar ajansınıza en çok hangi alanlarda
başvurmaktadır. Özellikle inşaat sektörünü ilgilendiren alanlara ilişkin
bilgileri ayrıntılandırabilir misiniz?
Yatırımcıların arayış içinde oldukları en
büyük unsur sermayedir. Yatırım Destek Ofisi’ne de en çok yatırım sermayesine yönelik devlet desteği arayışı ile
gelmektedirler. Ancak devletin yatırımlara yönelik sağladığı teşvik ve destekler
sermaye desteği olarak verilmemektedir.
Yatırımlara, Ekonomi Bakanlığı tara-
fından yürütülmekte olan Yatırımlarda
Devlet Yardımları Hakkındaki Bakanlar Kurulu kapsamında verilen teşvik
belgeleri anlatılmaktadır. Buna ek
olarak TÜBİTAK, KOSGEB, Kalkınma Ajansları ve diğer devlet destekleri
hakkında bilgilendirme yapılmaktadır.
Başvuruların yoğunlaştığı tek bir sektör
bulunmamakla birlikte hayvancılık, biyogaz gibi kırsal endüstriler, tıbbi ilaç ve
aşı üretimi, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarına yönelik
yatırımlar dönemsel olarak öne çıkabilmektedir. Ankara’da yapılacak yatırımlar için en çok teşvik belgesi başvurusu
alan sektörler makine ve yedek parça
imalatı, eğitim, turizm, gıda ve içki,
lastik ve plastik olarak sıralanmaktadır.
Yatırım Destek Ofisi tarafından 2013
yılında teşvik, yatırım, kamu destekleri,
yatırım yeri ve diğer konularda 124 kişi
ve kuruma danışmanlık hizmeti verilmiş, bilgi notu ve diğer dokümanlardan
oluşan tanıtıcı ve bilgilendirici 29 adet
doküman hazırlanmış, yurt içi ve yurt
dışında toplam 11 tanıtım organizasyonuna katılım sağlanmış, kurum ve
kuruluşlara 13 adet ziyaret gerçekleştirilmiş, 3 adet eğitim programı düzenlenmiş, 39 yatırımcının izin ve ruhsat
sürecinin takibine destek verilmiş, 7
adet yatırımcıya da izin ve ruhsatlarla
ilgili bilgilendirme yapılmıştır.
Ajansınızın öncelikli desteklemeyi
tercih ettiği projeleri anlatabilir misiniz?
Ajansımız, Bölge Planı’nda ortaya çıkan öncelik ve hedefler doğrultusunda
mali destek programlarını kurgulamaktadır. Ankara’nın öne çıkan, potansiyel
taşıyan sektörlerinde stratejik destekler
sunmayı hedefliyoruz. Örneğin, 2011
yılında “Turizm Potansiyelinin Harekete Geçirilmesi Mali Destek Programı”
ve “Yenilikçi Uygulamalar Mali Destek
Programı”; 2012 yılında ise “Çevreye
Duyarlı Yenilikçi Uygulamalar Mali
Destek Programı”, “Kırsal Kalkınma
Mali Destek Programı”, “Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı”, Turizm
Mali Destek Programı”; 2014 yılında ise
İleri Teknolojilerde İhracat Odaklı Kalkınma Mali Destek Programı”, “Sosyal
Kalkınma Altyapısının Güçlendirilmesi
Mali Destek Programı” başlıklarında
destek programlarına çıktık. Sosyal
Kalkınma Altyapısının Güçlendirilmesi
Mali Destek Programı kapsamında inşaat ve yapım işlerini de desteklemeyi
öngördük. Proje başına maksimum 1
milyon TL olmak üzere toplamda 10
milyon TL’lik inşaat ve yapım işlerini
desteklemeyi uygun bulduk. Bu başlıklar ve programların amaçları, Bölge
Planı’nda belirtilen amaçlar çerçevesinde şekillendi. Ankara’da özellikle medikal, savunma sanayi, bilişim, iş ve inşaat
makinaları sektörü gibi ileri teknoloji
kullanan sektörlerin ciddi potansiyel
taşıdığı görülmektedir. Bu sektörlere
yönelik destek programlarımızı önümüzdeki dönemde de kurgulamaya
devam edeceğiz. Öte yandan, Ankara,
başkent olması sebebiyle ciddi göç alan
bir kent. Bu açıdan kalkınmanın sosyal
yönünü göz ardı edemeyiz. Mali destek
programlarımızda sosyal yönlü projelere
de yer veriyoruz. Kalkınmaya bütüncül
bir açıdan bakmaya çalışıyoruz.
Ofisinize başvurmak isteyen yatırımcılara tavsiyelerinizi aktarabilir
misiniz?
Gerek genç girişimciler, gerek çeşitli
konularda Ankara’da iş yapmak isteyen
yerli ve yabancı işadamları gerekse yatırımcılar, ihtiyaç duyduklarında Yatırım
Destek Ofisi’ne başvurabilirler. Ankara
Kalkınma Ajansı olarak Yatırım Destek
Ofisi’nde kamu eliyle, güvenilir ve ücretsiz şekilde, bilgi ve hizmetlerimizi en
doğru kaynağına ulaşarak sunmaktayız.
Son olarak yerli ve yabancı yatırımcılara Ankara’daki yatırımlarına ait iş ve
işlemlerde yardıma hazır olduğumuzu
tekrar hatırlatmak istiyorum.
TEKNOLOJ İ
5
İnşaat Projelerinde İş Kazaları Önleme Sistemi:
ŞANTİYELERDE KÖR NOKTALARIN ENGELLENMESİ
İnşaat sektörü, istatistiklere göre iş kazası sayısı ve kaza sonucu meydana gelen ölümlü ve ağır yaralanmalı olay sayısı bakımından tüm sektörler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Manevi hasarların yanı sıra iş kazaları, inşaat sektöründe
önemli maddi zararlara da yol açmakta, verimliliği düşürmekte ve sektörün imajını zedelemektedir. İnşaat kazalarına
neden olan önemli etkenlerden biri “kör noktalar”dır. Kör
noktalar, sahada görünmeyen veya görünme ihtimali
daha düşük olan ve kazaya neden olabilecek potansiyele
sahip bölgeler olarak tanımlanabilir.
Prof.Dr.Gökhan Arslan
Anadolu Üniversitesi,
İnşaat Mühendisliği Bölümü
Yard.Doç.Dr.Serkan Kıvrak
Anadolu Üniversitesi,
İnşaat Mühendisliği Bölümü
Anadolu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, inşaat projelerinde kör
noktalardan kaynaklanan iş kazalarının
azaltılmasına yönelik sektöre katkıda bulunmak amacıyla TÜBİTAK tarafından
desteklenen İnşaat Projelerinde İş Kazaları Önleme Sistemi: Şantiyelerde Kör
Noktaların Engellenmesi başlıklı projeyi
yürütmektedir. Proje koordinatörlüğünü Anadolu Üniversitesi Mühendislik
Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü
öğretim üyelerinden Prof. Dr. Gökhan
Arslan ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Kıvrak’ın
yaptığı projeye İNTES, proje ortağı olarak destek vermektedir.
Bu projenin ana amacı, Türk inşaat sektöründe kör noktalardan kaynaklanan
iş kazalarını azaltmak; ölümcül ve ağır
yaralanmalı iş kazalarının sıfırlanmasına yönelik sektöre katkıda bulunacak
önlemleri almak ve yeni bir iş güvenliği
sistemi geliştirmektir. Projede, şantiyelerde kazalara neden olabilecek kör
noktalar belirlenecek, yeni bir iş sağlığı
ve güvenliği sistemi geliştirilecek ve bu
konularda eğitimler verilecektir. Proje,
kör noktalar nedeniyle meydana gelen
inşaat kazalarını önlemek için yeni ve
elektronik tabanlı sistemler içeren bir iş
sağlığı ve güvenliği sistemi geliştirmeyi
hedeflemektedir. Projede verici ve alıcılardan oluşan sensörler kullanılacaktır.
Vericiler, çevreleyen alanda tanınabilir sinyalleri üreten; alıcılar
ise bu sinyalleri alıp analiz edip
işleyen araçlar olarak tanımlanabilir. Projede, vericiler
elektrik istasyonları, merdiven ve duvar açıklıkları gibi
inşaat alanında yer alan
tehlikeli bölgeler ile ekipmanlara ve kaza olma olasılığı yüksek olan tehlikeli
alanlara yerleştirilecektir. İnşaat
işçileri ise vericiden sinyal alan alıcılar taşıyacaktır. Tehlike anında ve
tehlikeli yerlerde, vericiler sahibine
sinyal (alarm) gönderirken; alıcılar da
bu sinyali alacak ve yaklaşan bir tehlikeden kişi/kişileri koruyacaktır. Böylece,
kazaları azaltmak için daha etkili bir araç
geliştirilmiş olacaktır. Projede INTES’in
desteği ile şantiyelerde meydana gelen
kör noktalardan kaynaklanan kazalar
teknik elemanlar tarafından belirlenecek
ve bu kazaların önlenmesi için kurulacak
olan sistem yine bu firmaların bünyesindeki şantiyelerde test edilecektir. Şantiyeler, birçok insanın bir arada çalıştığı çok tehlikeli bölgelerdir. İnşaat şan-
tiyelerinde 'kör noktalar' diye tabir
edilen bazı yerler vardır. Örneğin,
merdiven boşlukları. Kör noktadan
kaynaklanan
ve birçoğu ölümle sonuçlanan
kazalar meydana gelmektedir. Anadolu Üniversitesi tarafından 'Bunun önüne nasıl geçebiliriz'
diye çalışma başlattıldı ve bir sistem geliştirmeye çalışıldı. Bu sistemde işçilerin
kullandığı baretin üstüne bir yazılım ve
bir sensör yerleştirmek vasıtasıyla o kör
noktalardan oluşabilecek tehlikeler engellenmeye çalışıldı. Bu sistem ile işçinin
kullandığı barette ve tehlikeli bölgede
sinyal alan sensörler olacak. İşçi tehlikeli
bölgeye yaklaştığında baretin üzerinden
bir sinyal alacak, yaklaştıkça da sinyal
aratacak. Dolayısıyla işçi o bölgeye yaklaştığının farkına varabilecek ve o bölgeden bir şekilde uzaklaşması sağlanacak.
Sistem ekipmanlar üzerinde de kullanılabilecek. Ekipmanın üzerine
bir sensör konulduğunda
ekipman ile işçi arasındaki güvenli mesafeyi
korumak amacıyla
her ikisine de sinyal
yollanacak. Dolayısıyla hem işçi kendini güvence altına
alacak hem de ekipmanı kullanan
operatör bir
işçiye ya da
tehlikeli
bölgeye
yaklaştığının
farkına
varacak. Baret, şu anda tasarlanmış vaziyette ancak
test aşaması devam edecek. Projeye destek olan İNTES vasıtasıyla şantiyelerde
sistem test edilmektedir. Proje 2015 yılının sonunda hayata geçirilecek.
Proje sonucunda elde edilecek çıktılar,
Türk inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin kalitesini ve etkinliğini artırma ve bu projenin ürünleri ile
inşaat kazaları en aza indirgeme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla, proje çıktılarının sektöre önemli katkılar sağlayacağı
öngörülmektedir.
Bu projenin ana amacı,
Türk inşaat sektöründe
kör noktalardan
kaynaklanan iş kazalarını
azaltmak; ölümcül ve ağır
yaralanmalı iş kazalarının
sıfırlanmasına yönelik
sektöre katkıda bulunacak
önlemleri almak ve yeni
bir iş güvenliği sistemi
geliştirmektir.
6 MİMARİ
ÖRNEK DAİRE TASARLARKEN...
Güzel bir ev denildiğinde aklımıza
ne geliyor? Muhtemelen ferah, iç açıcı
mobilya ve renklerin hakim olduğu şık
bir ev geliyor. Tabi evin yaşanılır bir ev
olduğu da ilk bakışta anlaşılmalı.
Günün yorgunluğunu atmak ve bir
sonraki güne en zinde şekilde hazırlanmak
için zaman geçirdiğimiz, dinlendiğimiz
ve yenilendiğimiz alanların tasarımı,
kendimizi ertesi güne yetebilecek kadar
zinde hissetmemizi sağlamalı ve aynı
zamanda günün yorgunluğunu atmamızı
mümkün kılacak kadar dinlendirici
olmalıdır. Bu iki etkiyi aynı mekân
içerisinde hissettirebilmek ise ne yazık ki çok
da kolay değildir, burada tasarımcı gereğini
ortaya koymaktadır.
Murat Özdamar
Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
İçmimar ve Çevre Tasarımcı(MFA)
İnsanlar, bizlerin tasarladığı ve teknik
olarak anladığımız projeler üzerine yorum yapamayabilirler, çünkü o projeler
belli bir eğitimi ve öğrenimi gerektiren bir anlayış biçimidir. Dolayısı ile
insanlara genel olarak anlatımlarımızı
ve tanıtımlarımızı yapabilmek için üç
boyutlu elemanlara ihtiyaç duyuyoruz.
Bugün üç boyutlu tanıtımı iki şekilde
yapma şansımız bulunmaktadır; birincisi bilgisayar ortamında mekânları ve
hacimleri insanlara üç boyutlu olarak
anlatabiliriz. Bu da çeşitli bilgisayar
programları ve çizim yapan teknik insanlar vasıtası ile mümkündür. Ancak
birçok insan mekânı yaşamanın farklı
olduğunu dile getiriyor. Bana konu
ile ilgili bir yorum şu şekilde gelmişti;
“Bilgisayarda objektif açısını değiştirerek mekânı daha geniş gösterebilirsin
fakat gerçek yaşamda bu mümkün değildir…”.
Görülüyor ki insanlar mekânı yaşamayı,
tercih ediyorlar. Böylece mekân hakkındaki fikirlerini, görüşlerini ve hayallerini
daha rahat ortaya koyabiliyorlar. Bunu
sağlayan da örnek dairelerdir. Ancak
mekân konusundaki bilgilendirmeler
sadece fiziksel olarak değil, orada görevli kişi ya da kişiler tarafından bilgisel
ve yorumsal olarak da yapılmalıdır ki,
örnek daire ile birlikte insanlar orada
olacak olan yaşamı kavrayabilsinler,
hayal edebilsinler.
Günümüz yaşantısı ve teknolojisi insana
ait birçok yenilikleri ve ihtiyaçları doğuruyor. İstanbul üzerine yaptığım bir
araştırma bünyesinde bir inşaat grubunun internet sayfasında birçok soru ve
cevabını buldum, bu da şöyle bir anlayışı doğurdu ki; insanlar ihtiyaçlarının
karşılanmasını bekliyorlar. Bahse konu
sorulardan bazıları şöyle;
• Dairelerde ısı ve ses izolasyonu (yalıtımı) var mı?
• Uydu yayınlarını izleme imkânı var mı?
• Yangın ihbar butonu var mı?
• Daire m2'leri brüt müdür?
• Dairelerde tavan yüksekliği kaçtır?
• Engelliler için neler düşünüldü?
• Otoparkta / garajda yeterli bir aydınlatma sistemi var mı?
• Dairelerde klima var mı?
• Dairelerde ısınma ve sıcak su sistemi
nasıldır?
• Dairelerde jeneratör var mı?
• Bir blokta kaç tane asansör bulunmaktadır?
• Bloklar kaç katlıdır ve bir katta kaç
daire bulunmaktadır?
• Su deposu var mı?
• Kullanılacak malzemelerde seçim yapılabilir mi?
• Dairelerin genel özellikleri nelerdir?
• Site kapalı mı olacak? Kapalı olacak
ise çevre duvarının yüksekliği ne kadar olacak?
• Bloklarda depo alanı mevcut mudur?
• Sığınak var mı? Yerleri nerededir?
• Konut planı mobilyalarımızı yerleştirmemize uygun mu? (Odaların
büyüklüğünün ve duvarlardaki girintilerin / çıkıntıların mobilyalarımızı
yerleştirmemiz açısından sorun yaratmayacağından emin olmak istiyoruz)
• Bina girişinde kar, yağmur, rüzgâr gibi
dış etkilerden korunmanız için saçak
ve rüzgârlık düşünüldü mü?
• Otopark imkânları nasıl olacak ?
Dolayısı ile tasarlarken, projesi yapılırken ve inşa ederken insanlar tarafından
bu tarz soruların sorulacağını hiçbir
zaman unutmamamız gerekmektedir.
İyi bir tasarım demek saray gibi evlerde
yaşamak anlamına gelmiyor. Aslında
konu ile ilgili bolca fikir var; odayı
geniş gösteren boyama şekillerinden,
sergilemenin etkin yollarına kadar.
Ancak herkesin kendince doğrularının
yanında, tasarımda olan gerçekleri de
örnek dairelerde ortaya koymak gerekir,
çünkü bahse konu daireler ya da daire
tanıtım amaçlıdır, dolayısı ile herkese
hitap etmesi gerekir.
Herşeyden önce günışığı ile canlanıyor
dünya, dolayısı ile gün ışığını içeri almak gerekir. Büyük camlar güneş ışığının duvarlardan yansımasını sağlar ve
en basit odayı bile aydınlatır. Banyo ya
MİMARİ
7
da yatak odası gibi mahremiyet gereken
alanlarda, güneş ışığının içeriye dolmasına izin verilebilir. Böylece evin tüm
mekânlarında güneş ışığını bulmaya
gayret edilebilir ama gerekli önlemleri
de alınabilmek suretiyle. Örneğin örnek
dairenin yatak odasında, pencerelerden
gelen ışık mafsallı panjurlarla azaltılabilir. Güneşin sıcak ışıklarından korunmak için onlar kapalı tutulabilir ya da
güneş ışığı almak için hepsini açılabilir.
Oturma odasını yemek odasından
ayırmak için duvarlara desen çalışması
yapılabilir; benzer tonlarda, örneğin biri
düz, biri fitilli dokunun kullanılması,
mekânlarını tanımlamanın yanında
zengin bir görüntü de sağlar. Bu tonlar hem birleştirici bir etki yapar, hem
de mekânlarda bir süreklilik havası vererek hissedilen hacmi arttırır. Bunun
için boyanın yanı sıra duvar kâğıtları
kullanılabilir.
Açık renkleri tercih etmek daha akıcı,
aydınlık ve canlı mekânlar doğmasına
sebep olmaktadır. Renk kurallarından
biri de açık tonların ileriye doğru gidip odayı daha geniş göstermesi, koyu
renklerin ise geriye giderek alanı daraltmasıdır. Örneğin mutfaklarda beyaz dolaplarla daha ferah bir görüntü
sağlanabilir, aynı etkiyi yatak odasında
açık renk kumaşlar ile verilebilir.
Salon ya da oturma odasında televizyon izlemenin keyfini yaşatılırken,
mekâna farklı görsellikler katarak odanın havası da değiştirilebilir. TV arkası taş ya da ahşap kaplama, özellikle
salonlarına değişik hava katmaya yaramaktadır. Bu tür uygulamalarda hem
görsellik hem de duvar rengine uyumluluk vardır. Daha açık taş ya da ahşap
kaplama yaptırırsanız, duvarlarınızı
bir ton koyu boyayarak, taşların güzelliği ortaya çıkartılabilr ya da taşlar
veya ahşap daha koyu seçebilirsiniz.
Her zaman değişik ve farklı kombinler yaratmak mümkündür. Kimileri
özellikle salonlarında, eşyalarını da
taş veya ahşap duvar kaplamaya uygun
olarak bütünleştirerek hoş uyumlar
sağlamaktadır. Daha modern salonlar
tasarlamak isteniyorsa, gösterişsiz ve
sade salon asma tavan tasarlanmalı
ve mümkün olduğunca az mobilya
kullanılmalıdır. Modern tarza uyum
sağlayacak deri bir koltuk takımı ve
bir TV ünitesi ile harikalar yaratacak
kartonpiyerlerinize eşlik eden asma
tavanı led ışıklar ile hareketlendirerek
aydınlatma sorununu da çözülebilir.
Ev içerisinde yer döşemeleri ve şekilleri önemli bir yer tutacaktır, her yerde
aynı döşeme malzemesini kullanmak
süreklilik duygusu verir; göz bir odadan
diğerine atlamaz; daha ziyade alanlar
arasında dolaşır. Eğer ahşap döşemeler
tercih ediliyorsa hafif desenli bir görüntü mekânın çok daha geniş görünmesini
sağlanacaktır.
Mümkün ise alanınızı dışa açın; avlu,
balkon, kış bahçesi gibi mekânlar;
kullanılabilir alanı çok fazla arttırır.
Veranda içerideki bir odanın tüm konforunu sağlayabilir; kızgın güneşten
koruma sağlamak için bir tente veya
rahatlığı sağlayacak sıcak ve davetkâr
mobilyalar.
Odaların birbirine bağlanması; farklı alanları belirgin şekilde ayırmak
önemlidir ama bitişik odalar arasında
açıklıklar olması alanların daha büyük
görünmesini sağlar. Dolu bir mutfağı,
yemek odasından tamamen ayırmak
yerine büyük bir geçiş alanı ile bu iki
mekân birbirine bağlanabilir. Yine aynı
şekilde, çalışma odası camlı bir kapıyla
oturma odasına bağlnarak, iki odanın
da aynı ışığı alması ve hatta tasarıma
bağlı olarak aynı manzarayı görmesi
sağlanabilir.
Farklı alanları ortaya çıkartmak; tamamen farklı duvar renkleri ya da döşemeler seçmeden bir odayı diğerinden
ayırın. Yemek odasında kullanılan döşemedeki karolaj desen, hem mutfakla
arada tanımlayıcı bir alan oluşturulmasına hem de fazla yer kaplamayan bir
halı gibi gözükmesine yarayacaktır.
Evin huzur dolu ve sakin olması için
çok fazla desen kullanılmamalı, daha
durgun renkler seçilmeli.
Evde bulunan her mekâna bir hava
vermek gerekir; salonu tasarlamadan
önce salonda bulunması istenilen yaşam aktivitelerine karar verilmelidir.
Kendimize zaman ayırdığımız ve gerek bir sonraki güne hazırlanıp gerek
geçirdiğimiz günün yorgunluğunu
geride bıraktığımız yatak odalarının
hayallerimizdeki gibi olması oda içe-
risinde geçirdiğimiz zamanı çok daha
keyifli ve kaliteli hale getirmenin önemli
yollarından biridir. Tasarımın bireylerin
ruhsal sağlığı üzerindeki olumlu etkileri
de göz önünde bulundurulduğunda hayatımızda büyük bir yer kapladığını göz
ardı edemeyiz. Bireylerin özellikle yatak
odası gibi kendilerine özel olduklarına
inandıkları odalarda kimsenin evinde
olmayan dekorasyon stilleri görmek
istediğini de kabullenmeliyiz. Bunu
sağlamanın en iyi yollarından biri de
tasarım yatak odaları hakkında bilgi
sahibi olmak ve özellikle dekorasyonun her adımında görselliği ön planda
tutmaktır.
Ev içindeki gömme dolaplar hemen hemen hiç yer kaplamamalarına rağmen
çok geniş saklama alanı oluştururlar.
Oturma odasındaki gömme kitaplığa
bile birden fazla görev verilebilir: Sadece
kitapları veya bibloları koymak ya da
mini bar görevini de gömme kitaplık
üstlenebilir. Dolaplar çok kullanışlıdır,
ayakkabı ve diğer ihtiyaçları saklamak
için ekstra dolaplar aynı zamanda dağınıkığı da minimum da tutmak için
gereklidir.
Bu arada tavanı da unutmamak gerekir; bir odanın beşinci yüzeyidir. Tavana da duvar gibi davranarak hacim
kazanılabilir. Desenli ve renkli boyalar
bu alanı değerlendirmekte yardımcı
olacaktır. Bu uygulama daha fazla hacim olduğu yanılsamasını oluşturur ve
alan darlığını azaltır. Beyaza boyanmış
kaplama kartonpiyer, oturma odasının
tavanını öne çıkarabilir; çizgili duvar
kâğıdı da mutfak duvarlarının yüksekliğini arttırabilir. Kartonpiyer ve kaplamalar sadece gösterişli alanlar için
değildir. Bu detayları kullanarak vurgu
yaratılabilir, mekân süslenebilir ve öne
çıkartılabilir. Odalarda koyu renk kar-
tonpiyer kullanımı desenli tavanlar için
ilham kaynağı olabilir.
Bir evin olmazsa olmazlarından biri de
elbette kapılardır. Her odayı ayırarak
bölen kapılar da günümüzde tüm dekorlar gibi gelişti ve değişti. Şaşılacak
şekilde ev tasarımlarında yapılan yenilikler, kapılarda da kendini gösterdi.
Genel olarak ahşaptan yapılan ve küçük
bir cam ile de şıklık getirilmeye çalışan
kapılar artık tamamen cam olarak karşımıza çıkıyor.
Mutfak tasarlanırken hem şıklığına
hem de kullanımına önem verilmelidir. Mutfak dolaplarının modelini ve
rengini belirlerken mutfağın ne kadar
ışık aldığına ve büyüklüğüne bakarak
karar verilmelidir.
Küçük ve az ışık alan mutfaklarda asla
koyu renk mutfak dolapları tercih
edilmemelidir. Çünkü az ışık alan ve
küçük mutfak, böyle bir uygulama ile
çok kasvetli ve olduğundan daha küçük
görünecektir. Küçük mutfaklar tasarlanırken açık renk mutfak dolapları tercih
edilmesi daha doğru olacaktır.
Büyük mutfakların tasarımında renk
seçeneği daha geniş olacaktır. Ayrıca
mutfağın şekline uygun ara tezgâh
koyma şansı da olabilir. Tezgâhın altına yapılacak mutfak masası daha aktif
kullanım sağlayacaktır.
İyi tasarlanmış bir evin, orada yaşayacak
insanları çok daha mutlu kılacağını ve
böyle bir evi alıcılara sunan firmanın
da satışta daha rahat olacağını söyleyebiliriz. Daha ekler mutlaka yapılabilir,
bu düşüncenin sürekli olarak çalışması
anlamına gelir, önemli olan planlı ve
sistemli bir şekilde, ihtiyaçları ve gerekleri ortaya koyarak tasarımları gerçeğe
dönüştürebilmektir.
8 PROJE
TÜRKİYE BU PROJEYİ KONUŞACAK
Bursa Büyükşehir Belediye’si tarafından yaptırılan; ülkemizde örneği olmayan, dünyada ise az sayıda stadyumda
uygulanmış bir teknikle bir araya getirilmiş, 45.000 kişilik Bursa Büyükşehir Stadyumu’nun çatı sistemi, bu
projenin en gözde ve en önemli ayağını oluşturmaktadır. Bursa için önem taşıyan proje, Kazova İnşaat A.Ş.
tarafından yapılmaktadır. Çatı Bursaspor’un temasından esinlenilerek projelendirilmiş ve cephe imalatlarıyla
beraber tamamlandığında bir timsah figürü oluşturacaktır.
Kaplanmış hali ile toplam 8.000 ton ağırlığa ulaşacak
olan ve 215’e 254 metre ebatlarındaki dev çatı, deprem esnasında gerekli deplasmanı sağlayacak 8 adet
kayar mesnet ve 16 adet sabit mesnet olmak üzere,
toplam 24 adet deprem izolatörünün üzerinde oturmaktadır.
Çatının ana taşıyıcısını oluşturan çelik konstrüksiyon
sistem, 3 ana kirişten oluşmaktadır ve tribün üstlerini
48 ana ve 48 de tali makasla birleştirmektedir. Her
birinin ağırlığı 25 ile 45 ton arasında değişen bu 3
ana çelik kiriş, 12 metreden, 40 metreye kadar ulaşan boyutlardaki parçalar halinde, yüksek hassasiyetle
kontrol edilerek imal edilmiştir. İnşaat sahasında yapılmış olan montaj hazırlığı ve son kat boyalarından
sonra; 700 ton kapasiteli paletli vinçlerle çatıya kaldırılarak montajı yapılmıştır. Montaj esnasında çatının
geometrik mükemmeliyet ölçülerini yakalayabilmek
için, tüm imalat ve montaj sisteminde kullanılan ölçüler mm hassasiyetinde hassas ölçümler yapılmış ve
kontrol edilmiştir. Çatıda kullanılan tüm çelik konstrüksiyonun toplamı 7.000 tonun üzerindedir. Malzemeler ST62 kalitesinde olup; %80’i Avrupa’dan
ithal edilmiştir.
Stadın iç kısmı ise, çelik taşıyıcıya bağlı olan ve asma
köprülerde kullanılan yangına dayanıklı ve yüksek
mukavemetli çelik halat gergi sistemden oluşmaktadır. Bu sistem stadın iç yüzeyine bakan 2 ana halka
konstrüksiyona bağlı 48 üst ve 48 alt halat ve uçlarını birbirine bağlayan ana halattan oluşmaktadır.
Halat bağlantıları soket ve yüksek dayanımlı çelik
pimlerle yapılmıştır. İsviçre’de üretilen halatlar ve
çelik taşıyıcı sistem aerodinamik bir geometriye sa-
PROJE
hip olup yağmur, kar ve dolu yüzünden oluşacak su birikintileri ve çelik
konstrüksiyon içinde oluşacak kuvvetleri engelleyecek şekilde birlikte
optimize edilmiştir. Alt ve üst radyal
halatlar, iç ve arka halatlar ile katener halatlarla teşkil edilmiş kablo ağı
stadyum zemininde serilip bağlantıları yapıldıktan sonra, çelik taşıyıcı
makaslar üzerinden, 48 adet hidrolik
kriko ile yaklaşık 2 hafta süren ve Big
Lift olarak adlandırılan bir kaldırma
işlemiyle kota getirilmiştir.
Çatının kaplaması, PTFE (Teflon)
membran ile yapılacaktır. Stadyumda 80.000 metrekare alana yaklaşan
bu kaplamanın, ülkemizde benzer bir
9
örneği yoktur. Teflon membranın en
önemli özellikleri, -30 ile +80 derecelerde büzülme ve genleşme yapmaması; katlandığında, kat yerlerinde kırılmalar olması ve en önemlisi de aleve
dayanıklı olup, 30 dakika süre ile alev
tutulduğunda tutuşmamasıdır. Bu sayede daha uzun ömürlü, dayanıklı ve
güvenilir bir son imalat ortaya çıkacaktır.
Sektörün önde gelen deneyimli firması
Kazova İnşaat A.Ş. tamamlandığında
ülkemizde yapılacak şehir stadyumlarına ve belirli bir tema üzerinden oluşturulmuş çatı kaplamalarına örnek
teşkil edecek bir proje olacaktır.
10 GENÇLİK
“ÜNİVERSİTELER MEZUNLARIYLA
DAHA GÜÇLÜDÜR.”
Prof. Dr. Kadir Güler
İTÜ İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı
İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü,
mühendislik eğitiminde bir kilometre taşıdır. Ülkemizin en önemli inşaat mühendislerini yetiştiren
İTÜ’nün kuruluşunu aktarabilir
misiniz?
Prof. Dr. Kadir Güler: Türkiye'de
mühendisliğin tarihi, Gazi Hasan
Paşa’nın ve Baron de Tott’un teklifi ile III. Mustafa’nın 1773 yılında
gemi inşaat mühendisleri yetiştiren
Bölümümüzde
%30 İngilizce, %100
İngilizce ve Uluslararası
Ortak Lisans Programları
kapsamındaki New York
Eyalet Üniversitesi ile
ortak yürütülen SUNY
programı olmak üzere üç
lisans programı mevcuttur.
%30 İngilizce ve %100
İngilizce programlarımız
2012 yılında Mühendislik
ve Teknoloji Programlarına
Akreditasyon Kurulu
'Accreditation Board of
Programs in Engineering
and Technology (ABET)'
tarafından akredite
olduğundan, alınan
diplomalar uluslararası bir
geçerliliğe sahiptir.
Mühendishane-i Bahri-Hümayun’u
açmasıyla başlar. Yine Türkiye’de inşaat mühendisliğinin tarihi İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün tarihi
ile aynıdır. Bu tarih 1795 yılında III.
Selim tarafından çok ileri bir kanunname ile kurulan ‘Mühendishane-i
Berr-i Humayun’la başlar ve gemi
mühendisliği ile beraber bu iki okul
eğitime 1808 yılına kadar devam
eder. 1847 yılında Mühendishane
Topçu ve İstihkam Okulu haline dönüştürülmüştür.
Bugünkü anlamda sivil inşaat mühendislik eğitimine ise 1883 yılında
‘Hendese-i Mülkiye’nin kurulmasıyla
geçilir. Hendese-i Mülkiye'den yetişen
genç mühendisler, ülkede birçok yol
ve köprünün yapımına imza attılar.
1909 yılında okul Nafia Vekaleti’ne
(Bayındırlık Bakanlığı) bağlanarak
Mühendis Mekteb-i Alisi adını aldı.
Bu devrede okulun hocaları arasına
1916 yılında ünlü Prof. Dr. Philip
Focheimer ile yine dünyaca meşhur
zemin mekaniğinin kurucusu Prof.
Dr. Karl Von Terzaghi katılmış ve Zemin Mekaniği bilim dalı İTÜ İnşaat
Mühendisliği Bölümü’nde kurulmuştur. 1928 yılında Mühendis Mekteb-i
Alisi, Yüksek Mühendis Mektebi,
1941’de Yüksek Mühendis Okulu adını almıştır. 1944 yılında adı İstanbul
Teknik Üniversitesi’ne dönüşmüştür.
Bu aşamada İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat, Mimarlık, Makine ve Elektrik Fakülteleri olmak üzere
dört fakülteden oluşmuştur. Eğitimöğretimi önce Gümüşsüyü binasında,
daha sonra Taşkışla binasında sürdü-
Başarılı bir üniversite denilince akla gelen ilk isimlerden biri
de İstanbul Teknik Üniversitesi’dir. İTÜ İnşaat Fakültesi,
İnşaat Mühendisliği Bölümü ise bu mesleği seçmek isteyen
idealist gençlerin üniversite sınavlarındaki ilk tercihlerinden birisidir. Biz de bu düşünceyle İTÜ İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr.
Kadir Güler ile bölümün başarısının nedenleri hakkında
konuştuk. Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından olan
İnşaat Mühendisliği Bölümü verdiği mezunlarıyla da bir
ekol olduğunu kanıtlamaktadır. T.C. 9. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, Bayındırlık Eski Bakanı Mehmet Selahattin Kılıç, Devlet Eski Bakanı Ertuğrul Ekrem Ceyhun
gibi önemli bürokratları mezun etmiş olan bölüm ile ilgili
Güler şunları söylemekte; “Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkemizin kalkınmasında mezunlarımızın çok önemli
rolü olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Bölümümüzden
1931-2014 yılları arasında 10642 kişi mezun olmuştur.
Bölümümüzden mezun olarak ülke yönetiminde başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış bir isim yanında, bakanlık
yapmış çok sayıda mezunumuz mevcuttur. Ayrıca, kamu
kurumlarında görev yapan üst düzey bürokratlar, inşaat
sektöründe önemli müteahhit firmaların kurucusu olan
mezunlar ve diğer bazı alanlarda isim yapmış çok sayıda
önemli isimler mezunlarımız arasından çıkmıştır.” Prof.
Dr. Kadir Güler ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı ilgiyle
okuyacağınıza inanıyoruz.
ren bölümümüz, 1982 yılında tümü
ile Ayazağa Yerleşkesi’ne taşınmıştır.
Fakültenizin eğitim alanları, öğrenci
ve akademisyen profillerinden bahseder misiniz?
Bölümümüzde %30 İngilizce, %100
İngilizce ve Uluslararası Ortak Lisans
Programları kapsamındaki New York
Eyalet Üniversitesi ile ortak yürütülen
SUNY programı olmak üzere üç lisans
programı mevcuttur. %30 İngilizce ve
%100 İngilizce programlarımız 2012
yılında Mühendislik ve Teknoloji
GENÇLİK
Programlarına Akreditasyon Kurulu
'Accreditation Board of Programs in
Engineering and Technology (ABET)'
tarafından akredite olduğundan, alınan diplomalar uluslararası bir geçerliliğe sahiptir. Bölümümüzde lisans
öğrenci sayısı toplam 1746 olup, kız
öğrencilerin oranı yaklaşık %10’dur.
Bölümümüzün akademik kadrosunda
Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent
olarak toplam 89 öğretim üyesi, 4 öğretim görevlisi ve 51 araştırma görevlisi (ÖYP programı ve 35. Madde ile lisansüstü eğitimi için bulunanlar hariç)
bulunmaktadır. Bu akademik kadro,
ülkemizde en büyük İnşaat Mühendisliği Bölümü anlamına gelmektedir.
Ulusal ve uluslararası düzeyde, bilgi ve
teknoloji üretimini sağlayan, endüstrinin problemlerine çözüm üreten araştırma projeleri bölümümüzde devam
ederken, öğretim üyesi başına düşen
yayın sayısı sürekli yükselmektedir.
Her yıl bölümümüzdeki üç lisans
programına toplam 235 öğrenci alınmaktadır. Zorunlu dersler için en az
5 paralel şube (sınıf ) açılarak öğretim
yapılmaktadır. Böylece sınırlı sayıdaki öğrencileri olan sınıflarla daha
etkin bir eğitim verilmektedir. Bu
uygulama yanında, öğretim elemanlarının gayreti ve daha kaliteli öğrencilerin gelmesi ile, eğitim ve öğretim
seviyemiz her geçen yıl daha ileriye
gitmektedir. Bölüm Laboratuvarları lisans eğitiminde gerekli her türlü
deneyi yapabilecek durumdadır. Kurulduğu günden beri ülkemizin kalkınmasında ve teknik problemlerin
çözümünde çok önemli bir rolü olan
bölümümüzde, son yıllarda endüstriyel (yani çeşitli özel ve kamu kuruluşlarına) projeler yapılması, araştırma
ve danışmanlık hizmetleri verilmesinde önemli artışlar olmuştur. Döner
Sermaye Yönetmeliği çerçevesinde
yapılan bu hizmetler, öğretim elemanlarının uygulamaya yönelik tecrübelerinin artması yanında, Bölüm
11
Laboratuvarlarının gelişen teknolojiye uygun olarak yenilenmelerinde de
önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
Akademik personelinizin bilimsel
çalışma yapabilme imkanları ve araştırma geliştirme çalışmalarına olan
katkılarından söz edebilir misiniz?
Mühendislik eğitiminde, yenilikçi
araştırmaların yapılabilmesinde ve
bilgi üretilmesinde laboratuvar kullanımının ne derece önemli olduğu
açıktır. Öncelikle, öğrencilere verilen
mesleki teorik bilgilerin ardından,
laboratuvarlarda yapılan uygulama
ve deneyler, mühendis adayı öğrencilerimizin yapı malzemelerini ve bu
malzemelerle oluşturulan yapı elemanlarının davranışlarını daha iyi
anlayabilmelerini sağlamaktadır. Öğrencilerin mühendislik formasyonu
kazanmaları bakımından bu uygulamalar oldukça önemlidir. Dolayısıyla,
bölümümüz gerek inşaat mühendisliği
eğitimi aşamasında ve gerekse araştırma-geliştirme çalışmalarında kullanılan laboratuvarların geliştirilmesi ve
iyileştirilmesine büyük önem vermektedir. Bölümümüzde, öğretim, araştırma-geliştirme amacıyla kullanılan
ve aynı zamanda endüstride yaşanan
problemlere de çözüm arayan farklı
laboratuvar imkanları bulunmaktadır. Bu laboratuvarlar; Yapı ve Deprem Mühendisliği, Yapı Malzemeleri,
Zemin Mekaniği, Hidrolik, Ulaştırma, Deneysel Mekanik olmak üzere
6 farklı laboratuvardan oluşmaktadır.
Söz konusu laboratuvarlar, gerek lisans
ve gerekse lisansüstü öğrencileri tarafından yoğun şekilde kullanılmakta
ve laboratuvarlar hem üniversitemizin
imkanları ve hem de öğretim üyelerinin başta TÜBİTAK olmak üzere
farklı kamu kurumlarından aldıkları
araştırma projesi destekleri ile sürekli
olarak yenilenmekte ve geliştirilmeye çalışılmaktadır. Yaptıkları düzeyli
araştırmalarla TÜBİTAK bilim ödülü
ve teşvik ödülü sahibi çalışan ve emekli olmuş çok sayıda öğretim üyemiz
mevcuttur.
İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün en
önemli ilkeleri nelerdir?
Bölüm olarak en önemli ilkelerimiz,
matematik, fen bilimleri, mühendislik
bilgilerinin sentezi ile ülkemiz ve insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda inşaat
mühendisliği sistemlerini tasarlayan,
çözümleyen ve uygulayabilen, sonuçları değerlendirip yorumlayan, sorumluluk alabilen, mesleki ve etik değerlere
saygılı, çevre bilincine sahip, ömür
boyu öğrenmeyi, bilgiyi paylaşmayı
ve araştırmayı ilke edinen mühendisler yetiştiren, aynı zamanda sanayi ile
bütünleşmiş, üst düzeyde araştırma yapabilen, bilime katkıda bulunan ve bu
sayede toplum yararına bilgi üreten bir
bölüm olmaktır. Bölümümüz öğretim
elemanları bu doğrultuda çalışma ve
gayretlerini sürdürmektedir.
Genç inşaat mühendis adaylarımızın
ilk derste öğrendiği temel konular
nedir? Vizyon, teknoloji ve rekabet
anlayışı ile ilgili genç nesillere nasıl
bir mesaj verebilirsiniz?
İnşaat mühendisliği temel bir mühendislik dalı olup, amacımız belirtmiş olduğum ilkelere sahip mühendisler yetiştirmektir. Bu bağlamda öğrencilerin
bölümümüzü tanımaları (oryantasyon) sürecinde, genç mühendis adaylarına öncelikle vermek istediğimiz,
mesleklerini kendilerine sevdirmek,
mesleğin önemi ve çalışma olanakları
konusunda kendilerini bilgilendirmek, mühendislik (meslek) etiğinin
önemini anlatmak ve mesleki gelişimleri için stajların önemini vurgulamaktır. İnşaat Mühendisliğinde okuyan
mühendis adaylarının ilk yıllardaki
derslerde öğrendikleri konular; temel
bilimler dersleri ve mekanik (statik
ve dinamik) kavramlarını anlamakla
birlikte, inşaat mühendisliğinde kullanılan yapı malzemelerini, bu malzemelerin uygun kullanım alanlarını ve
özelliklerini kapsamaktadır. Öğrenciler ayrıca sosyal ve kültürel konularda
da seçmeli dersler alabilmektedir. Bu
bağlamda Mühendisliğe Hazırlık Kulübümüzde çeşitli seminerler düzenleyerek, öğrencilerimiz seviyeli projeler
ve bu projelerde kullanılan bilimsel ve
teknolojik alt yapılar hakkında bilgilendirilmekte ve öğrencilerimizin vizyon sahibi olmaları için çeşitli imkanlar sunulmaktadır.
Öğrencilerinizin üniversitenizin sosyal
imkanlarından yararlanma olanakları
hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ana yerleşim birimi olan Ayazağa Yerleşkesi, İstanbul’un finans merkezi konumuna gelen Maslak bölgesindedir.
12 GENÇLİK
Rektörlük ve yönetim birimlerinin
yanı sıra, 12 fakülteden 7 tanesi ve 5
enstitüden 4 tanesi 247 hektarlık bir
alanı kaplayan Ayazağa Yerleşkesi’nde
bulunmaktadır. Bu yerleşkede bulunan ve 7/24 açık olan Mustafa İnan
Merkez Kütüphanesi, Kültür ve Sanat
Birliği, Spor Birliği, 75. Yıl Öğrenci
Sosyal Merkezi ve Çarşı yerleşkenin
yoğun yaşam alanlarıdır. Yerleşkede
bulunan 12 adet bloktan oluşan toplamda 576 öğrenci kapasiteli ‘Gölet
Yurtları’, 4 adet bloktan oluşan toplamda 1424 öğrenci kapasiteli ‘Vadi
Yurtları’, 3 adet bloktan oluşan toplamda 384 öğrenci kapasiteli ‘Ayazağa
Kız Öğrenci Yurdu’ ve 3 adet bloktan
oluşan toplamda 220 öğrenci kapasiteli ‘Arı, Gök ve Verda Üründül Yurtları’ İTÜ öğrencilerine standartların
ötesinde bir yaşam kalitesi sunmaktadır. Sosyal, kültürel ve sportif aktivite merkezleri aşağıda sıralanmıştır.
Öğrenci kulüpleri ve Kültür Sanat
Birliği, öğrencilerimize kültür ve sanat
alanında önemli etkinlikleri gerçekleştirmektedir.
• Kapalı Spor Salonu
• Kapalı Yüzme Havuzu
• Öğrenci Sosyal Merkezi
• Çarşı
• Tenis Kortları
• Stadyum
• Basketbol-Voleybol Sahaları
• Yemekhane
• Öğrenci Sosyal Merkezi
• Fakülte Kantini
• Öğrenci Kulüpleri
• Kültür Sanat Birliği
Mezunlarınızın işe girme olanakları hakkında bilgileri paylaşabilir
misiniz?
Ülkemizin en gelişmiş sektörlerinden
biri olan inşaat sektörü, mezunlarımızın iş bulma olanaklarını daima en üst
seviyede tutmaktadır. İnşaat Mühendisliği, çok geniş istihdam sahalarına
sahiptir. Mezunlarımız, bina, baraj,
havaalanı, köprü, karayolu, demiryolu, tünel, kanal ve su şebekeleri, liman
gibi hizmet ve endüstri yapılarının
planlanması, yenilenebilir enerji santrallerinin projelendirilmesi ve yapımı
ile ilgili alanlarda istihdam edilebilmektedir. İleri düzeyde eğitim ve araştırma olanaklarıyla yetiştirilen öğrencilerimiz, İnşaat Mühendisliği lisans
programında elde ettikleri akademik
ve uygulamaya yönelik bilgi birikimleri ile özel ve kamu sektörlerinde iş olanakları bulabilmektedirler. İTÜ İnşaat
Mühendisliği Bölümü, inşaat mühendisliğinin hemen her alanında iddialı
bir eğitim kadrosuna sahiptir. Lisans
düzeyinde yapı tasarımı, yapı ve deprem mühendisliği, yapı malzemeleri,
yapı işletmesi, zemin mekaniği, ulaştırma, hidrolik ve su yapıları konularında temel eğitimlerini alarak sağlam
bir teorik altyapı oluşturan ve aynı zamanda iyi bir mühendislik bakış açısı
kazanan öğrencilerimiz, genel olarak
iş bulma güçlüğü yaşamamaktadır.
Lisansüstü eğitiminde ilgi duydukları
branşlar üzerinde uzmanlaşabilmekte
ve bu branşlarda ülke genelinde aranan ve tercih edilen kişiler durumuna
gelebilmektedirler. Diğer bazı mesleklerde olduğu gibi, usta-çırak ilişkisi
inşaat mühendisliğinde de önemlidir.
Tasarım derslerini veren öğretim elemanlarımızın mesleki proje ve tasarım
tecrübelerinin olması, yetiştirdiğimiz
mühendislerin meslek hayatına daha
donanımlı olarak atılmalarını sağlamaktadır. Bu husus, mezunlarımızın
kolay iş bulmalarında ve kendilerini
kabul ettirmelerinde önemli bir artı
değerdir.
inşaat mühendisliğinin her alanında
uzman ve deneyimli akademisyen barındırmaktadır. İnşaat Mühendisliği,
sağlam temeller üzerine oturan geçmişi ile birlikte, öğrencilerine gerekli
mühendislik formasyonunu başarı ile
verebilmekte ve aldıkları eğitim sayesinde dünyanın her yerinde büyük
projelere isimlerini yazdırabilmeleri
imkanını sunmaktadır. Tüm bunların
yanında, üniversitemizin Türkiye’nin
en köklü üniversitelerinden birisi ve
hatta birincisi olması, özellikle mühendislik alanlarında ‘İTÜ’ isminin
önemli bir marka olmasını sağlamaktadır. Tüm bunların yanında, üniversitemiz, sadece ülkemizde değil,
dünyada da saygın eğitim kurumları
arasındadır. Bu durum, lisansüstü
eğitimlerini özellikle yurt dışındaki
üniversitelerde devam ettirmek isteyen mezunlarımız için de önemli bir
avantaj oluşturmaktadır.
İTÜ İnşaat Mühendisliği’nden mezun bugün ülkemizde isim yapmış
mühendislerin isimlerini okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?
İTÜ’lü olmanın ayrıcalıklarını nasıl
aktarırdınız?
Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkemizin kalkınmasında mezunlarımızın
çok önemli rolü olduğu inkar edilemez
bir gerçektir. Bölümümüzden 19312014 yılları arasında 10642 kişi mezun olmuştur. Bölümümüzden mezun
olarak ülke yönetiminde başbakanlık
ve cumhurbaşkanlığı yapmış bir isim
yanında, bakanlık yapmış çok sayıda
mezunumuz mevcuttur. Ayrıca, kamu
kurumlarında görev yapan üst düzey
bürokratlar, inşaat sektöründe önemli
müteahhit firmaların kurucusu olan
mezunlar ve diğer bazı alanlarda isim
yapmış çok sayıda önemli isimler mezunlarımız arasından çıkmıştır. Üniversiteler mezunlarıyla daha güçlüdür.
Mezunlarımızla ne kadar övünsek azdır. İsim yapmış çok sayıda mezunumuz mevcut olup, isimleri sayfalarla
verilebilir. Ülkemizde isim yapmış bazı
mezunlarımız ise şu önemli kişilerdir;
T.C. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Bayındırlık Eski Bakanı Mehmet Selahattin Kılıç, Devlet Eski Bakanı Ertuğrul Ekrem Ceyhun, Enerji
ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Recai
Kutan, Orman ve Su işleri Bakanı Prof.
Dr. Veysel Eroğlu, STFA Kurucuları
Sezai Türkeş ve Fevzi Akkaya, ATA İnşaat Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı
Sedat Üründül, GAMA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Üçer, ENKA
Holding Yatırım A.Ş. Onursal Başkanı
Şarık Tara, Doğuş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Talu, Yapı Merkezi
İnş. ve San. A.Ş. Kurucu ve Onursal
Başkanı Ersin Arıoğlu,
Ülkemizin en geniş öğretim üyesi kadrosuna sahip bölümümüz bünyesinde
BEMKA A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Kavi, DSİ Genel
Ülkemizin en gelişmiş
sektörlerinden biri
olan inşaat sektörü,
mezunlarımızın iş bulma
olanaklarını daima en
üst seviyede tutmaktadır.
İnşaat Mühendisliği,
çok geniş istihdam
sahalarına sahiptir.
Mezunlarımız, bina,
baraj, havaalanı, köprü,
karayolu, demiryolu, tünel,
kanal ve su şebekeleri,
liman gibi hizmet ve
endüstri yapılarının
planlanması, yenilenebilir
enerji santrallerinin
projelendirilmesi ve yapımı
ile ilgili alanlarda istihdam
edilebilmektedir.
Müdürü Akif Özkaldı, gazeteci-köşe
yazarı Tarhan Erdem.
İTÜ yetiştirdiği gençler ile kaliteden
ödün vermeyen bir eğitim kurumudur. Öğrencilerinizin üniversitelerinden edindiği en önemli nosyonun
ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Üniversitelerde bölümler lisans öğretimi sırasında mesleki her türlü bilgi ve
tecrübenin aktarılabileceği kurumlar
değildir. Öğrencinin mühendislik eğitimi sırasında sınırlı sayıda ve kredide
aldığı dersler ile temel bazı bilgileri
öğrenmesi yanında, mühendislik formasyonu kazanması, problem çözme
konusunda altyapı kazanmaları önemlidir. Bu bağlamda, öğrencinin ilgisi
ve üniversite imkanlarını kullanması,
iyi bir formasyon kazanması için son
derece önemlidir. Ülkemizde mevcut
ve artma eğilimindeki inşaat mühendisi ve araştırmacı talebini, üretken,
sistematik yaklaşıma uyumlu, takım
çalışmasına yatkın, iletişim becerisi
yüksek, çevreye duyarlı, meslek etiğine sahip, donanımlı, bilgili ve çağdaş
mühendisler yetiştirerek karşılayan
İnşaat Mühendisliği Bölümümüz, kalitesinden ödün vermeyerek, hep daha
iyiye ulaşma çabasını sürdürmektedir.
Bu doğrultuda geniş bir altyapıya sahip İTÜ imkanlarını kullanmaları
için, İnşaat Mühendisliği mesleğini
düşünen genç adayların bölümümüzü
tercih etmelerini öneriyorum. Bölüm
web sayfamızdan ayrıntılı bilgi edinilebilir.
ÇEVRE
13
GELECEĞE DÖNÜŞTÜRMEK, GELECEĞİ KAZANMAK
üretilen atık lastiklerin
çok önemli miktarlarda
olması atık lastiklerin
önemli bir çevre problemi
olmalarına neden olmaktadır. Ömrünü tamamlamış lastikler granül haline
getirilip, spor sahalarında
yumuşatıcı zemin olarak,
peyzaj veya çocuk oyun
sahası uygulamalarında
kullanılabilir.
Atık Plastikler; Bir plastik şişe doğada 3 bin yıl
süreyle yok olmamaktadır.
Bu kadar uzun sürede yok
olan plastik geri kazanıldığı takdirde; petrol kaynakları daha az tüketilir, evsel
atık depolama tesislerinin
işletim süresi uzar, 1 ton
plastik geri kazanıldığında
14 bin kW/sa enerji tasarrufu yapılmış olur.
Dünya geleceği için birçok yönden tehlike altında bulunmakta. Bu tehlikelerin
başında ise çevre kirliliği ve atıkların çevre üzerinde bıraktığı yok edilemez zarar
en çok da geleceği kirletmektedir. Pekala
dünyanın geleceğini bu kadar etkileyen
olumsuz faktörden biri olan atık kirliliğini aza indirmek için neler yapabiliriz?
Bu sayımızda sizler için geleceği nasıl
kurtarabileceğimizi inceledik.
Atıklar ile mücadelede her bireyin kolayca uygulayabileceği en önemli uygulama
geri dönüşümdür. Teknolojik gelişmelerin büyük bir hızla devam ettiği günümüzde, çevre ve teknoloji uyumunu
sağlamak, yaşanılabilir bir dünya için,
son derece önemli rol oynamaktadır. Bu
nedenle katı atıklar içinde değerlendirilebilir olanların, ayrı toplanması, cinslerine
göre ayrılması, fiziksel, kimyasal ya da
biyolojik işlemlerle ikincil hammaddeye veya tarım ticaretine dönüştürülmesi
gerekir ve tüm bu işlemler geri dönüşüm olarak adlandırılmaktadır. Geri
dönüşüm sayesinde; doğal kaynaklar
korunur, enerji tasarrufu sağlanır, atık
miktarı azaltılarak katı atık işlemlerinde
kolaylık sağlanır, geri dönüşüm geleceğe
ve ekonomiye yatırım yapılmasını sağlar.
Atık listesi atıkların kaynağı, oluşumları
ve özelliklerine göre bir sınıflandırmadır. Atıklar 20 bölüm altında toplanır,
atıkların 405’i tehlikeli, 434’ü ise tehlikesizdir.
Geri Dönüşüm Sistemi
1.Kaynakta Ayırma;
2.Değerlendirilebilir Atıkları Ayrı Toplama;
3.Sınıflama;
4.Değerlendirme;
5.Yeni Ürünü Ekonomiye Kazandırma;
Geri Dönüşümü Yapılabilen Atıklar
Atık Pil ve Aküler; Kağıt, metal ve cam
gibi atıklara göre daha az hacme sahip
olmalarına rağmen, onlardan binlerce
kat fazla doğal yaşama ve insanlığa zararlı
ağır metaller içerirler. Atık pillerin çöpe,
toprağa, denizler ve akarsular gibi alıcı
ortamlara atılması veya yakılması durumunda içerdikleri ağır metaller çevrenin
kirlenmesine yol açabilmektedir.
Kullanım ömrünü tamamlamış piller,
bataryalar ve akümülatörler tüketici tarafından ayrı kaplarda biriktirilmeli ve pil
toplama noktalarına bırakılmalıdır. Atık
piller yetkili kişiler tarafından türlerine
göre ayrıştırılmalı, içlerindeki bazı değerli maddelerin geri kazanımı sağlanmalı ve
uygun koşullarda yokedilmelidir.
Atık Lastikler; araçlardan söküldükten
sonra gerek fiziksel özellikleri, gerekse
kalite sorunları nedeniyle tekrar kullanılamayacak durumdalardır. Ve bu
lastiklere ömrünü tamamlamış lastik
denir. Çevrede zor ayrışır olmaları ve
Plastik Geri Dönüşümü; Deterjan kutusu,
temizlik malzemesi ve
şampuan ambalajları gibi
pek çok ambalaj polietilen
(PE)’den üretilir. PE’nin
geri dönüşümünden yine
bu malzemeler elde edilir. PVC malzemelerin geri dönüşümünden ise su boruları, zemin kaplama ve çeşitli inşaat dolgu
malzemeleri üretilir. Pet şişeler ise, geri
dönüştürülerek sentetik elyaf ve dolgu
malzemesi haline gelmekte, tekstil ve
mobilya sektörlerinde kullanılmaktadır.
Atık Cam; Atık camın geri kazanımıyla
sağlanan tasarruf :
• Enerji tüketiminde azalma %25
• Hava Kirliliğinde azalma %20
• Maden atığında azalma %80
• Su Tüketiminde azalma %50
Geri dönen her 1 ton cam için yaklaşık
100 litre petrol tasarruf edilmektedir.
Atık Kablo; Elektrikli ve elektronik
cihazların vazgeçilmez bir ögesi olan
kablolar bünyelerinde plastik, bakır ve
alüminyum barındırırlar. Kablolar kullanım ömrünü tamamladıktan sonra üzerindeki plastiği, bakır ve alüminyumu
birbirinden ayrılarak ikincil hammadde
olarak ekonomiye sunulabilmektedir.
Kağıt ve Karton, Atık Karton ve Kağıtlar; Yeni kağıt üretiminde kullanılmaktadır. Kağıdın tekrar kağıt imalatında
kullanılması hava kirliliğini %74 - % 94,
su kirliliğini %35 su kullanımını %45
azalttığı ve bir ton atık kağıdın kağıt hamuruna katılmasıyla 8 ağacın kesilmesi
önlenebilmektedir.
Beton Atıklar, Beton parçalar, yıkım
alanlarından toplanarak kırma makinelerinin bulunduğu yerlere getirilir. Kırma
işleminden sonra ufak parçalar, yeni işlerde çakıl olarak kullanılır. Parçalanmış
beton, eğer içeriğinde katkı maddeleri
yoksa yeni beton için kuru harç olarak
da kullanılabilir.
Bitkisel Atık Yağ; Lokanta, fast food,
yemekhane, hazır yemek fabrikaları,
otel, hastane, gıda endüstrisi ve evlerde
bitkisel yağların kullanılması sonucu bitkisel atık yağlar oluşmaktadır. Bu yağlar
ekotoksik özellik göstermekte, denizlere,
göllere, akarsulara döküldüğünde balıklar ve diğer canlıların ölümüne neden olmaktadır. Lavaboya dökülen kızartmalık
yağlar, evsel atıksu kirliliğinin %25’ini
oluşturmaktadır.
Atık Motor Yağı,1 kilogram atık motor
yağının kontrolsüz bir biçimde doğaya
verilmesi durumunda 1 milyon ton suyu
kullanılmaz hale getirir. Atık yağlardan
kullanım amacına uygun yağ elde edilir.
Elektronik Atık; Malzeme kazanma
tesislerinde önce tekrar kullanım veya
satılabilir parçalar için test edilir ve sınıflandırılır. Elektronik atıklar içerdikleri
metal, cam, plastik ve yeniden kullanılabilinen diğer malzemelerden dolayı
değer taşırlar.
Organik Atık; Bitki ve hayvan kaynaklı
atıklarına denir. Evlerden ve işyerlerinden toplanarak çöp alanlarına taşınan
atıkların önemli bir bölümü organik
atıklardır. Organik atıkların biriktirilip
kontrollü olarak bozunmaları sağlandığında, bitkiler için çok zengin bir gübre
elde edilebilir.
Metal Atık; Ekonomik değeri en yüksek olan geri dönüşümlü malzemelerdir.
Metallerin geri dönüşümü ile; enerji tüketiminin %70’i, su kirliliğinin %60’ı,
hava kirliliğinin %30’u önlenir.
Tekstil Atıkları; Kumaş üretim tesislerinde yırtık, sökük veya kullanılamayacak halde olan diğer kumaş parçaları keçe
üretimi için geri dönüştürülür. Daha büyük olanlar, yatırım malzemesi olarak ya
da sertlikleri ayarlanıp yatak vs. dolgu
malzemesi olarak kullanılır.
14 SAĞLIK
BİLGİSAYAR KULLANMAKLA YAŞANAN
SORUNLAR, ÖNERİLER
Dr.Ferda AYDOĞDU
Özel TOBB ETÜ Hastanesi
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Hekimi
Bilgisayar kullanarak masa başında çalışanlarda, meslek hastalığı olarak ilk
sırada kas-iskelet sistemi sorunları yer
almaktadır. En sık boyun, sırt ve bel gibi
omurga ağrıları, omuz, dirsek ve el bileği
gibi eklem ağrıları, kollarda ve ellerde
uyuşma, güçsüzlük, hareket kısıtlanması
gibi şikayetler görülür. Göz sorunları
(gözlerde yanma, batma, kuru göz vb),
yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı ve ruhsal
sıkıntılar eşlik edebilir. Sağlık sorunları,
hafif rahatsızlık hissinden sakatlığa ve
neredeyse hiç geçmeyen ağrıya kadar
çeşitli şiddetlerde yaşanabilir.
Bilgisayar Kullananlarda En Sık Görülen Mesleki Kas-İskelet Hastalıkları:
• Boyun ve bel ağrısı, kas zorlanması,
fıtık
• El bileğinde sinir sıkışması (karpal tünel sendromu)
• Omuz, dirsek, el bileği ve baş parmakta yumuşak doku sorunları (eklem ağrısı, omuz tutulması, tendinit, tenisçi
dirseği vb)
Ne Zaman Doktora Başvurmalı:
Ağrı ve diğer yakınmalar birkaç günde
istirahat ile iyileşmiyorsa, tekrarlıyorsa,
uyuşma, güçsüzlük varsa doktora başvurmalıdır.
Ofis çalışanlarının kas-iskelet sistemi
ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar; iş
istasyonu (masa, ekran, oturma koltuğu,
klavye vb), bilgisayar kullanma süresi,
mola/dinlenme süre ve sıklığı, oturma
şekli/pozisyonlar, iş yükü, iş memnuniyeti ve fiziksel ortamın (aydınlatma,
ısı, nem vb) sağlığı etkilediğini göstermektedir. Bilgisayar kullanım süresi
arttıkça sağlık sorunları ve ağrı şikayeti
artmaktadır. Ağrının en önemli nedeni
iş yükü ve iş ortamıdır, en olumsuz etki
uzun süreli ve uygun olmayan şekilde
oturarak gelişmektedir. Sağlık sorunlarını azaltmak için en önemli adım: iş
istasyonlarının kişiye/kullanıcıya göre
ayarlanabilir olması, dinlenme sürelerinin planlanmasıdır.
Tedavi:
Ofis çalışanlarının sağlık sorunları arttıkça iş memnuniyeti ve iş verimliliği
azalmakta, kişiye, işyerine ve topluma
maddi ve manevi etkiler yansımaktadır.
Çağımızda bilgisayara “bağımlı” yaşantının olumlu ve olumsuz etkileri ile tüm
dünyada, bilgisayar kullanıcıları için cihaz ve malzeme tasarımları gelişmekte,
bilimsel araştırmalar ve yasal düzenlemeler artmakta, işyerleri ergonomik
önlemlere daha fazla önem vermektedir.
Bilgisayar Kullananlara Öneriler:
Korunma her zaman daha önemlidir!
Bilgisayar kullanımına bağlı sorunları
öncelikle işyeri hekimleri değerlendirmeli, gerektiğinde uzmanlara yönlendirmelidir. Şikayetin veya hastalığın meslek
ile ilişkisi tanımlanmalıdır.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzman
hekimleri, kas-iskelet sistemi sorunlarını değerlendirir ve tedavi eder. Tedavide
ortamın ve çalışma şeklinin düzeltilmesi,
istirahat, ilaçlar, fizyoterapi, eklem koruyucu ve dinlendirici tıbbi malzemeler
gibi birçok uygulama yer alır. Egzersiz
önerileri, korunma ve tedavi döneminde
farklı özellikler gösterir. Cerrahi tedavi
nadiren gerekebilir.
Çalışma Masası: Masa yüksekliği kişiye göre ayarlanabilir olmalıdır (ortalama 70 cm. yükseklik önerilmektedir).
Masa altında bacaklar rahat hareket
ettirilebilmeli, gerektiğinde tam uzatılabilmelidir. Sandalye-İş Koltuğu: Kişiye
göre ayarlanabilir ve dengeli olmalı, bel
desteği sağlamalıdır. Önerilen sandalye yüksekliği 35-50 cm. arasındadır.
Oturma yeri/oturak açısı istendiğinde
hafif arttırılabilmeli, kişi oturduğunda
diz arkasında birkaç parmak girebilecek
boşluk olmalı, kolluk ve sırtlık vücuda
rahatsız edici basınç oluşturmamalıdır.
Koltuk sırtlığı açılı/kavisli olup bel desteği sağlamalı, dik oturan kişinin bel
boşluğunu doldurabilmelidir. Koltuk
bel desteği sağlamıyorsa özel üretilen
yastıklar kullanılabilir. Bu yastıklar; koltuk ile kişinin bel oyuntusu arasındaki
boşluğu doldurabilmeli, yeni rahatsızlık
oluşturmamalıdır. Koltuk ayaklarında
rahat kayan tekerlekler olmalıdır.
Bilgisayar: Monitör-ekran çalışanın tam
karşısında yer almalıdır. Ekranın üst kenarı kullanıcının rahatlıkla karşıya baktığı göz bakış hizasında olmalıdır. Klavye
ve mouse/fare aynı düzlemde olmalıdır.
Ekran uzaklığı için bir kol boyu önerilmektedir. Klavye tuşları rahat kullanılabilmeli, bastırmak için güç-sertlik
gerekmemelidir.
Çalışma pozisyonu-oturma şekli: Kişinin en rahat ettiği, en az yorulduğu pozisyon olmalıdır. Genellikle hafif geriye
yaslanma önerilmektedir. El ve el bilekleri klavye ve mouse kullanırken rahat ve
doğal pozisyonda olabilmeli, el bileği düz
durabilmelidir. El bilekleri masa kenarına yaslanır şekilde çalışılmamalı, yeterli
masa alanı olmalıdır. Kullanıcı, dirseklerine rahat yaslanabilmelidir. Ayaklar
istirahat edebilmeli, istendiğinde hafif açı
ile yükselen ayak desteklerine kaldırılabilmelidir. İş istasyonunda kullanılacak
tüm cihaz ve malzemeler, rahatlıkla uzanılabilecek uzaklıklara yerleştirilmelidir.
İstirahat-mola: Bilgisayar kullanırken
20-30 saniyelik kısa molalar olumlu
etkiler yaratmaktadır. Çalışma süresi
uzadıkça, her 1 saatte mola verip ayağa
kalkmalıdır. 2 saat çalışma sonrası “bir
çay içecek kadar” uzun mola verilmelidir. Yorgunluk hissi olduğunda mutlaka
pozisyon değiştirilmeli, ayağa kalkılmalıdır. Germe egzersizleri veya yürüyüş
yapılmalıdır.
Diğer öneriler:
• İş planlaması yaparken mümkünse
pozisyonlarınızı çeşitlendiriniz, oturarak ve ayakta yaptığınız işlerinizi
harmanlayınız.
• İş arkadaşlarınızla elektronik ileti ile
haberleşme yerine yürüyüp yanına
giderek ilişki kurunuz.
• Telefon konuşmaları sırasında ayağa
kalkarak pozisyon çeşitlendiriniz.
• Telefonu, kulak ve omuz arasına sıkıştırarak kullanma yöntemine başvurmayınız.
• Gözlerinizi korumak için ekrana bakmaya ara veriniz, uzağa bakarak dinlendiriniz. ( 20 dakikaya bir, 20 saniye,
6 metre kadar uzağa bakmak gibi)
• İlginizi dağıtmak, dinlenmek veya
eğlenmek için bilgisayar kullanmak
dışında seçenekleri tercih ediniz.
• İş yerinde ergonomik iyileştirme ve
eğitim talep ediniz.
Egzersiz Önerileri:
Egzersiz planlanırken genel sağlık durumu dikkate alınmalıdır. Egzersiz, tüm
vücut sağlığı için planlanmalı, bilgisayar
kullanıcıları için öneriler bu programa
eklenmelidir. Egzersizin etkileri gözlenmeli, gerektiğinde değiştirilmelidir.
Egzersize başlamadan ağrı, halsizlik gibi
şikayetler veya bilinen bir hastalık varsa
(kalp hastalığı, şeker hastalığı, hipertansiyon, bel fıtığı, eklem hastalığı vb.) hekime danışılmalı, egzersiz ile ilgili öneri,
sınırlama ve yasaklar belirlenmelidir.
1- Ofiste Yapılabilecek Egzersizler
•
Her molada yürümek
•
Germe Egzersizleri: boyun ve kol
hareketleri kolaylıkla yapılabilir, bel
ve bacak için uygun ortam gerekebilir, 3-5 tekrar yeterli olabilir, sakin
ve yumuşak hareketlerle yapılmalı,
ağrıya yol açmamalıdır.
2- Ofis Dışı Egzersizler
Bilgisayar kullananlar günün önemli
bir kısmında oturdukları için iş dışında
aktif bir yaşam tercih etmelidir. Tüm
egzersiz ve spor türleri denenebilir.
Kişinin egzersiz programını sevmesi,
mutlu olması ve ağrının tetiklenmemesi önemlidir. Egzersiz programı yavaş,
hafif başlamalı, kademeli artış yapılmalı, program yorgun günde hafifletilmeli,
esnek uygulanmalıdır. Haftada 3-5 gün,
30-60 dk. egzersiz önerilmektedir, sadece
hafta sonu yoğun ve uzun programlardan
kaçınmalıdır, istendiğinde gün içi kısa
bölümler halinde yapılabilir. Vücudun
sinyallerini dinlemek gerekir: ağrı, nefes
nefese kalmak, sersemlik, yorgunluk hissi
olduğunda mola verilmeli veya durulmalıdır. Şikayetler tekrarlarsa programa ara
verip hekime başvurulmalıdır.
Tüm programlarda ısınma ve soğuma kurallarına uyulmalı, egzersiz programında;
kuvvetlendirme beraberinde gevşeme ve
esneklik özellikleri mutlaka olmalıdır. Tercih edilen programın hem yararları hem
de muhtemel zararlarını bilmek faydalıdır.
En sık yürüyüş, yüzme, germe egzersizleri
önerilmektedir. Fitness, aerobik egzersiz,
yoga, pilates veya dans gibi programlar
seçilebilir. Tüm programların ortak, farklı, bazen vücudu zorlayan yönleri vardır.
Bilgisayar kullanarak çok yıpranan kas
ve eklem bağlarını zorlayan egzersiz ve
sporlardan uzak durulmalı veya yoğun
yapılmamalıdır. Egzersiz programları değiştirilebilir, çeşitlendirilebilir.
15 TARİHTEN
Bu Dünyadan Bir Madam Geçti…
MADAM GÜLNAR (Olga Lebedava)
Nice kelimeler arasında yapılan yolculukta duygular onları biraraya getirendir. Yazar bunu bütün benliğiyle kağıda
dökerken hiç tanımadığı hayatlara kadar uzanacak bir yolculuk başlatır. Bu yolculukta yazarın en büyük yardımcısı
ise onu hiç bilmediği dilleri kullanan insanların ülkelerine götüren ve oradaki kişilerle onu buluşturandır; çevirmendir.
Bu sayımızda size Rusçadan yaptığı çevirilerle Türk halkını Tolstoy gibi ünlü yazarlar ile tanıştıran Olga Lebedava yani
Madam Gülnar’ı tanıtıyoruz.
1854 doğumlu olan Madam Gülnar’ın
asıl adı Olga Sergeevna Lebedava’dır.
Kazan’a yerleşmiş bir asilzade ailesine
mensup olan Fransız asıllı Kont Lebedev
ile evliliğinden dolayı Olga de Lebedev
diye anılır. Türklere olan sevgisinden dolayı Gülnar adını benimsemiş, ilk başta
Türkiye’de sadece bu ad ile tanınmak
istemiş, daha sonra Türk okuyucusu
önüne gerçek adıyla çıktığı zamanda
da Türkçe eserlerinde Gülnar’ı hep baş
adı olarak korumuştur. Türk dostları ile
mektuplaşmalarında ve bazı Türk yazarlarının eserleri için yazdığı ön sözlerde
sadece Gülnar’ı tercih etmiştir. Bu ismi
seçmesinde, yetiştiği bölgedeki Tatar
kadınları arasında yaygın olan Gülbahar, Gülnisa gibi isimlerden gelme bir
tesirden bahsedilebilir.
Erken yaşta Tatarcayı öğrenen Madam
Gülnar, etrafında ilişki içinde bulunduğu
bazı Türkler vasıtasıyla da Türk diline
ilgi duyar ve öğrenmeye çalışır. Kazan
Üniversitesi’ni bitiren Gülnar Hanım’ın
Arap, Fars ve Türk dillerini öğrenmesinde Kazanlı âlim Kayyûm Nâsırî’nin ve
Kazan Üniversitesi’ne
bağlı Arkeoloji, Tarih ve Etnografya
Cemiyeti’ne devam etmesinin payı
büyüktür. Burada
tanıştığı âlimlerin
katkısı da önemli
olmakla birlikte Madam Gülnar’ın, Türk
kültürüne ve İslâmî
değerlere ilgisinin etkisiyle kendi kendini
yetiştirmedeki çabası
ve kabiliyeti de inkâr
edilemez. Hem doğu
hem de batı edebiyatı konusunda kültür
birikimine sahip olan
Madam Gülnar, ana
dili dışında, çok iyi
yazıp konuşacak derecede Fransızca ve
Almanca,İngilizce,
İtalyanca, Rumca, Tatarca, Arapça, Farsça
ve Osmanlı Türkçesi
bilmektedir. Dokuz
yabancı dil bilmesi
yanında piyano ve
yağlı boya resimde de
yetenekli olması Madam Gülnar’ın güzel
sanatlara olan ilgisini de gösterir.
zel sanatlar gibi pek çok konuda sohbet
ederler, fikir alışverişinde bulunurlar.
Ahmet Mithat Efendi, Madam Gülnar’ı
İstanbul’a davet eder ve Avrupa’da Bir
Cevelan adlı eserinde uzun uzun ondan
bahseder.Ahmet Mithat Efendi’nin davetini kabul ederek 1890 yılında İstanbul’a
gelen ve bir süre kalan Madam Gülnar,
Rus edebiyatını tanıtan çalışmalarda bulunur. Daha sonraki yıllarda da birkaç
sefer İstanbul’a gelen Madam Gülnar,
Rus edebiyatından yaptığı tercümeleri
ve bazı yazıları önce Tercüman-ı Hakikat
Gazetesi’nde tefrika ardından da kitap
olarak yayımlar. Türklere olan dostluğu,
İslâmiyet’e saygısı ve bilgisi, kültürüyle
takdir toplayan Madam Gülnar’ın Türk
okuyucusu ve aydın çevresindeki etkisi
uzun yıllar sürer.
Osmanlılar ile Ruslar’ın fikir ve edebiyat
alanında birbirlerini yeterince tanımamalarını farkeden Madam Gülnar, işe
Rus edebiyatını tanıtacak eserler vermekle başlar. İstanbul’da kaldığı yedi
ay boyunca yoğun bir şekilde çalışan
Madam Gülnar, Puşkin ve Lermontov
tercümeleri yanında küçük bir Puşkinmonogrofisi kaleme alır. Fatma Aliye
Hanım’ın Nisvân-ı İslâm adlı eserinin
Paris’te basılmak üzere Fransızca’ya tercümesini de hazırlar. Madam Gülnar’ın
Türk okuyucusuna ve aydınına ünlü
Rus çevirmeni Madam Gülnar’ı
tanıtan, sevdiren ve Türk edebiyatında Madam Gülnar’ın önemli bir
yer edinmesini sağlayan kişi yazar
Ahmet Mithat Efendi’dir. 1886’da
Kâbusnâme’nin Rusça tercümesini
yayımlayarak adını duyuran Madam
Gülnar’ın Türkiye’de tanınması
tanıttığı ikinci Rus yazar Tolstoy’dur.
Madam Gülnar’ın Tolstoy’dan tercüme ettiği, Ufa’lı İlyas’ın serüvenlerinin
anlatıldığı İlyas Yahut Hakikat-i Gına
adlı öykü yayımlanır. Öykü, Tercüman-ı
Hakikat Gazetesi’nde yayımlandıktan
sonra 1892 yılında kitap olarak da basılır.
Tolstoy’un Familya Saadeti adlı eseri de
Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandıktan sonra 1892 yılında kitap olarak basılır.Yine 1892 yılında Tolstoy’un
halk öyküleri derlemesinden İki Pir adlı
öykü yayımlanır. Ayrıca, Tolstoy’un İvan
İlyiç’in Ölümü ve İnsan Ne İle Yaşar öyküleri çevrilir. 1892 yılında Kağıt Oyunu
başlığıyla yayımlanan eser de Puşkin’in
Maça Kızı adıyla bilinen eserinin tercümesidir.
Madam Gülnar’ın Rus edebiyatı ile ilgili
çalışmaları sadece çevirilerle sınırlı kalmaz, bu edebiyatı tanıtmayı amaçlayan
eserler de kaleme alır. Madam Gülnar,
1894 yılında Rus edebiyatı tarihi mahiyetindeki Rus Edebiyatı adlı eseri yayımlar. Bu çalışmanın ön sözünde Rus
edebiyatının doğuşu ve gelişmesiyle ilgili
ayrıntılı bilgi verilir, Simeon Polotski’den
Tolstoy’a kadar Rus edebiyatının önde
gelen yirmi sanatçısı tanıtılır.
Türk yaşayışını, aile içi hayatı yakından
öğrenmek ve Türkçesi’ni daha da
ileri ve kusursuz bir seviyeye çıkartmak isteğiyle İstanbul’a gelen Madam Gülnar, ayrıldıktan sonra da
temas ve dostluklarını yazdığı yüzlerce mektupla devam ettirmiştir.
Türk edebiyatına tanıttığı Rus
aydınlar ve ünlü kalemler ile ismini edebiyat tarihine yazdıran
Madam Gülnar, bir kadın olarak
çıktığı bu yolda dönemin koşullarında bir ilki gerçekleştirmiş, çoğu
erkek meslektaşından da övgüler
kazanmıştır. Rus edebiyatı ve Türk
edebiyatı arasında önemli bir köprü kurulmasını sağlayan Madam
Gülnar’ın ölüm tarihi çok net
olarak bilinmemektedir. Madam
Gülnar’dan geriye ise sadece o
unutulmaz çevirileri değil, tarihe
düşen, kitaplarda bahsedilen nice
ölümsüz dostlukları da kaldı…
Ahmet Mithat Efendi sayesinde olur. Ahmet Mithat Efendi,
Madam Gülnar ile 1889 yılında
Stockholm’de toplanan VIII. Milletlerarası Müsteşrikler Kongresi’nde
tanışır ve dost olurlar. Tanışmalarından itibaren yaklaşık bir ayı
birlikte geçiren ve Berlin, Paris gibi
Avrupa’nın önemli bazı şehirlerini
gezen Ahmet Mithat Efendi ve Madam Gülnar, doğu-batı medeniyeti,
ilimteknik, kadın-aile hayatı, din,
felsefe, ahlâk, kültür, edebiyat, güTercüman-ı Hakikat Gazetesi
16 GEZİ
TÜRKİYE’NİN İLK YAVAŞ ŞEHRİNDE BİR SIĞINAK: SIĞACIK
Timur Özkan
[email protected]
Turizmde yeni bir trend: Yavaş Şehir
Merkezi İtalya’da bulunan uluslararası bir
kentler ağının adı olan Cittaslow, İtalyanca İngilizce karşımı bir sözcük. Dilimize
“Yavaş” veya “Sakin Şehir” olarak giren
Cittaslow kentleri; öncelikle kentleşmenin baskısına direnerek geleneksel yaşam tarzlarını korumayı hedefliyorlar ve
olabildiğince daha az gürültü, daha çok
yerel lezzet, daha sakin bir kent atmosferi ve daha temiz bir çevre amaçlıyorlar.
Fast food zincirlerine, gökdelen otellere
izin vermiyorlar. Naylon poşet yerine file
kullanıyorlar. Bisikleti, faytonu, elektrikli
otomobilleri özendiriyorlar. Yavaş şehrin
amblemi de oldukça anlamlı. Dünyanın
her tarafındaki yavaş şehirler bir salyangozun sırtındaki şehir silueti şeklinde tasarlanan amblemleriyle tanınıyorlar. 1999’da
başlayan, Nisan 2013 itibariyle dünyada
27 ülkeden 176 şehrin dâhil olduğu, pek
çok şehrin ise sırada beklediği Cittaslow
ağına Türkiye’den şimdiye kadar dokuz yer
kabul edilmiş. Türkiye’nin ilk yavaş şehri
olan Seferihisar’ın Belediye Başkanı ve bu
trendin Türkiye’deki öncüsü Tunç Soyer’e
göre işin sırrı “yerel kimliği koruyarak kalkınmak” ve “halkın sahiplenmesi” olarak
özetlenebilir.
Hisarı Olmayan Seferihisar
Bölgenin bilinen tarihi; Karyalılar ve
İonyalılar ile başlar, MÖ 30’da Romalıların Anadolu’yu işgali sırasında komutan
Tysafer buraya yerleşir. 11. yüzyılda Selçuklular egemen olduğunda bölgenin adı
“Tysaferin Hisarı” Osmanlı Döneminde
“Sivrihisar” ve Cumhuriyet’ten sonra ise
“Seferihisar” olur. Seyahatname’sinde,
Evliya Çelebi’nin de dikkat çektiği gibi;
Seferihisar adına inat, hisarı olmayan
bir yerdir. Hisarın bulunduğu Sığacık’ın
adında ise, alışılanın aksine hisar yoktur.
Peki, Sığacık adını nereden almış derseniz, her ikisi de Osmanlı döneminden
gelen iki farklı rivayet anlatılır. Bir rivayete göre Ege’de büyük bir fırtına çıkar,
gece karanlığında azgın dalgalara kapılan
denizciler, tam da yaşamaktan ümitlerini
kestikleri sırada top şeklinde bir ışık ortaya çıkar. Bu ışık onlara Sığacık Limanı’na
kadar yol gösterir ve kurtulurlar. Limanın
adı denizcilere sığınak olmasından dolayı
“Sığacık” olur. Sığacık Limanı’nın hemen
yakınında türbesi bulunan Mustafa Efendi, işte bu geminin kaptanıdır ve vasiyeti
üzerine ışığın geldiği yere defnedilmiştir.
Diğer bir rivayet ise; kale yapılırken büyüklüğünün tartışma konusu olduğu ve
adının ”sığacak mı sığmayacak mı” tartışmasından geldiği şeklindedir. Bu iki
rivayetten farklı bir diğer görüş ise, Piri
Reis’in Kitab-ı Bahriyesi’nde yazdığı “Sivrihisar Limanı’nın içinde küçük bir sığlık”
tanımından türemiş olabileceğidir.
Devşirme Taşlarla Osmanlı Kalesi
Seferihisar’ın sahil köyü Sığacık; tarihi
kaleiçi, liman, bahçeler ve Teos olmak
üzere en az dört başlıkta anlatılabilir.
Bazı kaynaklara göre 1420’lerde Sultan
Murat, bazılarına göre ise 1520’lerde Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Parlak
Mustafa Paşa (Kaptan Piri Reis önerisiyle)
tarafından yaptırılan ve köy merkezini çepeçevre saran iki katlı kale duvarlarının bir
katı yıkılmış, ama içindeki geleneksel köy
mimarisi korunmaya devam etmektedir.
Ne yazık ki, köy mimarisinin; kendisini
koruyan kaleye aynı saygıyı gösterdiğini
söyleyemiyoruz. Zira duvarları üzerine inşa
edilen bazı evler, Sığacık’ın sembolü kaleye
hiç yakışmıyor. Hadi köylü, yaptı diyelim.
Üstündeki fazlalıklara, beş yüz yıllık duvarların sesi neden çıkmaz? Çıkamaz, çünkü
kendisi de 2500 yıllık Teos kalıntılarından
getirilen taşlarla inşa edilmiştir…
Rüzgâr Var, Dalga Yok…
Sığacık’ın meşhur balıkçı lokantaları ise
limanda bulunuyor. Limanda kıpırdayan
teknelerin arasında; siz, mevsimine göre
değişen ama her zaman taze balığınızı yerken teknelerin bir kısmı balıktan dönüyor,
diğerleri Eşek, Kanlı ve Küçük Adalara,
ayrıca Papaz Boğazı, Taşada, Azmak ve
Çamcağız’a motor seferleri yapıyor olacaktır. Sığacık Limanı’nda sadece balıkçı
teknelerini veya gezi motorlarını değil
modern yatları da görebilirsiniz. En yakın
havaalanı olan İzmir Adnan Menderes’e
sadece 45 dakika uzaklıktaki, 5 Altın Çıpa
ödüllü Teos Marina, her yıl daha çok yata
ev sahipliği yapıyor. Sığacık Limanı’ndan
ayrıca (Samos’un Vathi Limanı’na düzenlenen feribot seferleriyle) “Komşu”ya
ziyaret de mümkün… Sığacık’a en yakın
iki plaj olan Küçük ve Büyük Akkum,
rüzgârlı ama dalgasız sularıyla sörf için ideal, yılın yedi ayı sörf yapılabiliyor. Diğer su
sporlarının yanı sıra dalgıçların tercihi de
Sığacık. Su altı fotoğrafları çekmekle kalmayıp, buradaki otellerde katılacağınız bir
haftalık kurslarla sertifika bile alabilirsiniz.
Ekmeksiz Koyu, Sığacık’ın diğer bir plajı,
sadece denize girmek ve güneşlenmek isteyenler için ideal. Büyük Akkum’la birlikte
Seferihisar’ın diğer plajlarından Akarca ve
Ürkmez 2011’de Mavi Bayrak aldılar.
“Satsuma” Kokan Köy
Geçimini balıkçılık ve mandalina yetiştirerek sağlayan Sığacık’ın, kokulu mandalinaları genellikle ihraç edildiğinden başka
yerde bulmak zor. Mevsimine denk gelirse
muhakkak “satsuma” mandalinanın tadına bakın, farkı göreceksiniz. Sığacık ve
çevresinde mandalina’dan başka iyi üzüm
ve zeytin de yetişir. Bölgenin zeytinyağı
Ayvalık ile bir-ayar kabul edilir.Ancak
bahçeler giderek azalıyor, köy de boşalı-
yor, evler yabancılara satılıyor, çoğunluğu
bitişik nizamda, beyaz badanalı, küçük
pencereli, iki katlı ve kerpiç olan evlerin
birçoğu boş ve hatta yarı yıkık vaziyette.
Rahmi Tarım, Sığacık’ın yerlilerinden,
küçük avlusunda yaptığımız sohbetlerde,
gençlerin zahmetli bir iş olan bahçecilik
yapmak yerine kahvede oturmasından
şikâyet ediyor ama onlara da hak veriyor,
çünkü maliyetler artmış ve artık bahçecilik
eskisi gibi kazandırmıyor.
Buna karşılık bazı evler temiz ve şirin pansiyonlara dönüşmüş, buralarda oldukça
hesaplı bir tatil yapmak mümkün. İzmir
ve çevresinden gelenler için bir hafta sonu,
uzaktan gelenler için daha uzun süreli tatile olanak veren bu pansiyonların yanı
sıra; Sığacık’ta birçok otel ve tatil köyü de
bulunuyor.
Bir Sığınaktır, Sığacık
Yavaş Şehir olduktan sonra hızlanan
turistik hareketliliğine rağmen Sığacık,
sakin havasını korumaya devam etmektedir. Kendisi de Seferihisarlı olan ünlü
yönetmen Çağan Irmak’ın burada çektiği,
popüler TV dizilerinden Kavak Yelleri’yle
birlikte daha bir artan ilgi de bozmadı
Sığacık’ın dingin atmosferini… Neredeyse
30 yıldır Sığacık’ı yılda bazen bir, bazen iki
kez gören birisi olarak tanıklık ederim ki;
Sığacık hiç değişmiyor değil ve hatta çok
değişti ama değişmeyen tek şey, limandaki
ve kale içindeki bu sakin atmosfer oldu.
İşte bu yüzden Yavaş Şehir olmak Sığacık’a
çok yakıştı… Ve yüzyıllar önce denizcilerin sığınağı olan bu şirin balıkçı köyü;
bugün de gürültüden uzak tatil arayan
günümüz insanı için bir sığınak olmaya
devam ediyor. Hem adına, hem de yeni
unvanına yakıştığı gibi…
Nasıl Gidilir?
İzmir’in güneybatısında kent merkezine
45 km uzaklıktaki Seferihisar’a, İzmir Çeşme karayolunun Seferihisar - Kuşadası
çıkışını takip ederek yarım saatte ulaşmak
mümkün. Seferihisar’dan Sığacık’a gitmek
için 5, oradan da Teos’a gitmek için 3 km
kadar daha yolculuk gerekiyor.
Download

Pdf Formatı