PROF. DR. AKSEL SIVA BALON ANJIYOPLASTI UYGULAMASI,HAKKINDA
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/prof-dr-aksel-siva-balon-anjiyoplasti-uygulamasihakki
Prof. Dr. Aksel Siva balon anjiyoplasti uygulaması,hakkında Ayrıntılar :
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana
Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aksel Siva bu konuda önemli uyarılarda bulundu. İTALYAN hekim Zamboni´nin yayınları üzerine
tartışılmaya başlanan ve yaklaşık 2 yıldır MS dünyasını çalkalayan iddia, bu hastalarda boyundaki boşaltıcı damarların kısmen tıkalı
olduğu ve bu darlıkları, 'balon anjiyoplasti' yöntemiyle genişleterek kan akımının kısmen düzeltildiği yönündeydi. Uygulama sonucunda
hastalığın ortadan kalktığı iddiası, MS hastaları ve hasta yakınları arasında büyük heyecan yaratmıştı. RADİKAL TEDAVİ DEĞİL
Birçok MS hastası, konunun araştırılıp doğrulanmasını beklemeden balon anjiyoplasti olmak için sıraya girdi. Zamboni, bu sorunun
neredeyse tüm MS hastalarında görüldüğünü iddia etse de, yaklaşık 2 yıldır kendi hastalarının da damarlarına bakarak bu konuyu
araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Aksel Siva, iddiada bir doğruluk payı olsa bile bununMS hastaları için henüz radikal bir tedavi yöntemi
anlamına gelmediğini söyledi. Boyun damar tıkanıklığının MS hastalığının nedeni olarak değil, hastalık ilerledikçe ortaya çıkan 'ikincil
bir sonuç' olarak görülmesi gerektiğini belirten Siva, İtalyan hekimin boyun damar bozukluğunun MS hastalığının nedeni olabileceği
tezini fazla ileri gidilmiş bir iddia olarak değerlendirdi. Prof. Dr. Siva, yapılan çalışmaların hiçbirinin bunun kesinliğini doğrulamadığına
dikkat çekti. ESKİ HALE DÖNÜYOR Yeni başlayan MS hastalığında boyun damarlarında tıkanıklık gözlemlemediklerini, buna
karşın hastalığın ilerlemesiyle bu tür değişikliklerin daha fazla olduğunu fark ettiklerini söyleyen Prof. Siva, bunların çoğunun
açıklanabilir tıbbi nedenleri bulunduğuna dikkat çekti. Bu konuda Amerika ve Kanada´da başlanmış bazı çalışmalar ve işlem yapılan
bazıMS´liler bulunduğunu belirten Siva, bu uygulamanın birçok hastada önemli bir fark oluşturmadığını gördüklerini söyledi. Hastalığın
daha ileri düzeyde olduğu kişilerdeki etkinin bir süre sonra kaybolması nedeniyle hastaların tekrar eski hallerine döndüğünü
gözlemlediklerini belirten Siva, 'Bugünkü ön gözlemler bunun şu an için radikal bir tedavi olamayacağını gösteriyor' dedi. BİLİMSEL
KANIT YOK Prof. Siva, 'Eğer gelecekte bu yöntemdoğrulanırsa, hastalar bu uygulamayı şimdiden yaptırmadıkları için zaman
kaybetmiş olmayacak mı' sorusuna yanıt vermeninmümkün olmadığını ve şimdiye kadar yapılan ön gözlemlerin bu uygulamanın MS´in
seyrini değiştirecek kadar öne çıkacağını düşündürtmediğini söyledi. Siva, küçük bir grupMS´li için kısmen sonuç alınmasımümkün olsa
da bundan yarar görebilecek hasta grubunun hangisi olduğu konusunun araştırılma aşamasında bulunduğuna da dikkat çekti. Uluslararası
MS Dernekleri Federasyonu´nun Türkiye´deki 2 bilimsel danışma kurulu üyesinden biri olan Prof. Dr. Aksel Siva, bunun bilimsel
kanıtlara ihtiyacı olan bir görüş olduğunu vurgulayarak, hasta ve hasta yakınlarını uygulamayı yaptırmada aceleci olmamaları konusunda
uyardı. Yanıtı olmayan sorular var Aksel Siva, boyun damarlarındaki tıkanma sorununun aşılmasıyla MS hastalığının ortadan
kaldırılacağı iddiasının, bilim dünyasından çok, MS hastaları ve hasta yakınları arasında heyecan yarattığını belirtti. Yurtdışında (Balkan
ülkeleri ve Almanya´da) belli bir ücret karşılığında bu yöntemi uygulayan özel merkezler bulunduğunu söyleyen ve pek çok hastanın,
uzmanlık alanı anjiyoplasti olmayan bu merkezlere başvurup gereksiz işlem yaptırıp masrafa girmelerinden yakınan Siva´ya göre boyun
damar daralması, MS´li kişilerde daha fazla görülse de bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bir orana ulaşmıyor. Aksel Siva,
günümüzde yapılan en yeni çalışmalarda bile bu oranın darlık görülen hastaların ancak yarısında gözlendiğini, farklı nörolojik
hastalıklarda aynı bulgunun yüzde 40, hiçbir hastalığı olmayanlarda ise yüzde 20 civarında görülebileceğini belirtti. Aranan
Kelimeler:aksel siva muayenehane ücretiaksel sivaaksel siva muayene ücretiaksel siva muayenehaneprof dr aksel siva özel
muayenehaneprof dr aksel siva muayenehaneaksel siva randevuaksel siva biyografira shiva hakk?nda bilgipr dr aksel siva
AGRILARA KARSI FELDENKRAIS YÖNTEMI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/agrilara-karsi-feldenkrais-yontemi.html
Ağrılara karşı Feldenkrais Yöntemi Ayrıntılar :
Çalışırken, otururken hatta yatarken vücudunuzun çeşitli bölgelerinde oluşan
ağrılardan bıktıysanız, işte size en doğal tedavi yöntemi! Feldenkrais adı verilen bu yöntem ile inanılmaz sonuçlar elde ediliyor. Aslen
oyuncu olan ve 1994 yılından beri İstanbul Üniversitesi Devlet konservatuarı bölümünde tiyatro öğrencileriyle hareket ve dans, doğru
duruş ve beden kullanımı dersleri veren Yeşim Alıç, Türkiye´de pek bilinmeyen Feldenkrais Metodu´nu anlattı. Hepimizin yanlış bildiği
dik duruş kavramı ile ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Alıç, öncelikle vücudumuzu yeninde hatırlamamız gerektiğine dikkat çekiyor.
Feldenkrais Metodu (Farkındalık Metodu) ?Feldenkrais Metodu, 4 yılda tamamlanabilen, dünyanın çeşitli yerlerinde eğitim programları
uygulanan ve fizikçi olan Moshe Feldenkrais adlı bilim adamının ortaya attığı bir metod. Aynı zamanda judo da yapan Feldenkrais,
futbol oynarken dizini kötü bir şekilde incitiyor ve doktorlar 'Seni ameliyat ederiz ama yüzde 50 bir daha yürüyememe olasılığın var'
diyorlar. Bunun üzerine araştırmalara başlıyor ve bu metodu bulup önce kendini tedavi ediyor. Sonrasında da tüm dünyada uygulanmaya
başlıyor. Ülkemizde henüz çok yeni bu yöntem. Amerika´da kimi hastanelerde fizik tedavi rehabilitasyon bölümlerinin yanında
Feldenkrais odaları var. Bu kesinlikle tıbbi bir tedavi değil ancak tedaviye yardımcı oluyor. Ana başlığı da şu: ?Ben size yeni bir şey
öğretmiyorum, yeniden hatırlatıyorum. Ne demek bu? Çocukluğumuzda yaptığımız bedenimizle yapamadığımız her şeyi yapabilecek
kabiliyete şu anda da sahibiz aslında. Ancak günlük yaşantımızın alışkanlıklarıyla, kültürümüzle, oturmamız ve kalkmamızla
alternatiflerimizi kısıtlıyoruz. Tek bir şekilde oturuyor, su içiyor ve ampul değiştiriyoruz. Yeniden hatırlatmanın altında yatan mantık da
bu işte. Feldenkrais metodunu uygulayanlara yapabilecekleri alternatifler sunuluyor. 'Bu hareketi, bu şekilde de yapabilirsin' diyerek
bildiği şeyleri hatırlatıyoruz. Beden de o alternatifi hatırladığı zaman yeniden ona alışmaya başlıyor. Burada kaslarla yapılan bir şey yok
aslında, tamamen kemikler vasıtasıyla sinir sistemine sinyaller yollanıyor. Feldenkrais Metodu Nasıl Uygulanıyor? ?Grup dersi ya da
kişiye özel seanslarla uygulanıyor. Birebir olanında, özel el tekniği ile yapılan 'hands on' denilen bir yöntem kullanılıyor. Bu
uygulamalar genellikle 1 saat sürüyor ve uygulamanın sonunda geri dönen cümleler şöyle: ?Boyumu daha uzun hissediyorum, ?Özellikle
hiçbir çaba sarf etmeden ve hiçbir yerim ağrımadan dik durabiliyorum, ?Daha önce hiç nefes almamışım meğer gibi... Feldenkrais
metodundaki en önemli öğe, bedenin bir bütün olarak algılanması. Yani belinde ağrısı olan birinin öncelikle beliyle ilgilenilmemesi gibi.
Çünkü o problem vücudundaki başka bir yerden kaynaklanıyor olabilir ve beli vücut yükünü taşımak zorunda kaldığı için ağrı
hissediliyor olabilir. Vücudumuzdaki tüm kemik ve kasların komşuları var. Örneğin; omzuyla problemi olan birinin sorununu saptamak
için komşu kısımlara bakmak gerekir. Omzun omurgayla, kürek kemiğiyle, boyunla ve belle ilişkisini sağlamadığınız müddetçe kesin bir
bütünleşmeye ulaşamıyorsunuz. Günlük yaşantımızda kazandığımız yanlış alışkanlıklar da işte bu bütünlüğü zedeliyor ve bedenimizin
her bir elemanı asli görevini yerine getiremiyor, ağrılar baş gösteriyor. Tabii, bunlar tıbbi bir yardıma ihtiyaç duyulmayan ağrılar. Bir
fıtık ya da travmaya maruz kalmamış uzuvların ağrıları, genellikle yanlış duruştan kaynaklanıyor. Feldenkrais Kimlere Uygulanamaz?
?Böyle bir kısıtlama asla yok, herkese uygulanabilir. Skolyoz hastalarında bile! Elbette bu hastalığı tamamen iyileştirmek mümkün değil
ancak bu uygulama ile hastaların çok büyük bir rahatlama sağladığı kesin. Kendi bedenini fark eden hastalar, kemik ve kaslarını daha
fazla çalıştırmaya başlıyorlar. Size bir anımı anlatayım. Viyana´da aldığım eğitimin bitiminde pratik amacıyla bu uygulamayı yaptırmak
isteyen halktan kişilerle ilgilenmiştik. Benim ilgilendiğim kişilerden biri skolyoz hastasıydı. Önce paniklemiştim ama uygulamam
gereken yöntem belliydi ve onun bedeniyle iletişim kurmaya başladım. Seansın bitiminde kadın ?Bedenimi hiç bu kadar rahat
hissetmemiştim dedi ve ağladı. Feldenkrais Yönteminin Günlük Yaşantıya Katkısı Nedir? ?Feldenkrais, insan hayatında çok büyük
rahatlama sağlayan bir meditasyon gibi. Kendimize yapacağımız bir iyilik, yatırım aslında ve hayatımızın her alanına kolaylıklar
getiriyor. Bilgisayar kullanmaktan evde salata doğramaya, dans etmekten eğer tiyatrocuysanız sahneye çıkmaya, müzisyenseniz
performansını artırmadan pilates yapmaya kadar birçok alanda inanılmaz bir rahatlama ve kolaylık sağlıyor. Unutmayalım ki,
hissettiğimiz şey bize doğruyu söyleyen şeydir. Yıllardır aynaya bakıp göremediğimiz yanlışlıkları, hissedince fark etmeye başlıyoruz.
Doğru duruş ve doğru nefesle olması gereken doğal düzeni yakaladığımızda, bugüne kadar neleri yanlış yaptığımızı daha kolay
algılıyoruz. Türkiye´de Uygulanan Yerler Var mı? ?Özel olarak bir uygulama merkezi yok bildiğim kadarıyla ama bazı fizik tedavi
uzmanları ek bir tedavi olarak kullanıyorlar. Ben de öğrendiğim bu metot sonrası yıllar içinde geliştirdiğim yöntemimi, ilgi duyan
kişilerle paylaşıyorum. 8-10 saat arası süren derslerde, nefesle başlayıp baş, boyun, kürek kemikleri, bel kuşağı bölgesi ve pelvis
bölgesinin işleyişini saptıyoruz. Bu dersler sonrası Feldenkrais derslerine girmenin daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Şu anda görev
yaptığım özel bir firmada uyguluyorum ancak yakın zamanda kendime ait bir merkezle, çok daha fazla kişinin bilgi sahibi olmasını
sağlayacağım. Aranan Kelimeler:feldenkrais metodufeldenkrais yöntemifeldenkrais metodu görselfeldenkrais metodu hakkinda
gorsellerfeldenkrais metodu hakkinda kitaplarfeldenkrais metodu skolyozfeldenkrais yontemilikvor kista n?dirye?im al?ç dik duru?
PROF. DR. AHMET OGUL ARAMAN TARIHI GEÇEN ILAÇTAN ÖLEBILIRSINIZ
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/prof-dr-ahmet-ogul-araman-tarihi-gecen-ilactan-olebilirsiniz.html
PROF. DR. AHMET OGUL ARAMAN TARIHI GEÇEN ILAÇTAN ÖLEBILIRSINIZ
PROF. DR. AHMET OGUL ARAMAN TARIHI GEÇEN ILAÇTAN ÖLEBILIRSINIZ
DOMUZ GRIBI ASISI GÜVENLI MI?
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/domuz-gribi-asisi-guvenli-mi.html
Domuz gribi aşısı güvenli mi? Ayrıntılar :
Domuz gribi aşısı güvenli mi? Gazete HABERTÜRK uzmanlara sordu Almanya´da
Başbakan Angela Merkel´e uygulanacak aşının, vatandaşlara uygulanacak aşıdan farklı olması nedeniyle başlayan tartışma, Türkiye´ye
de sıçradı. Türkiye´de konunun uzmanı bilim adamlarına sorduk ve aşıların güvenli olduğu, yan etkilerinin abartıldığı bilgisini aldık.
GAZETE HABERTÜRK Aşıdaki cıva, Boğaz´da tutulan balıkta da var İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik
Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur: 'GSK aşısı için yapılan `Yan etkileri var´ tanımlamasına
katılmıyorum. Tüm aşılarda görülen lokal şikâyetler, bu aşıda da olabilir. Bunlar aşı yerinde kızarıklık, ağrı, kırıklık gibi belirtilerdir.
Aşıların içinde `zararlı moleküller´ var söylem ise düşünceme göre tamamen bir spekülasyondur. Pandemi aşısı üreten kuruluşlar,
üretimlerini, klasik-mevsimsel grip aşısı üretim teknolojisi olan `embriyonlu yumurtada üretim´ yöntemiyle hazırlıyorlar; bu teknoloji
yıllardan beri kullanılan ve güvenilir olan bir teknoloji. Aşı suşu (aşı içindeki virüs) ise, pandemi etkeni olan, klasik Influenza A (H1N1)
virüsü. Bu nedenle her ne kadar onay aşamaları çok süratle geçilmiş olsa da, elimizde söz konusu aşıya güvensizlik duymak için bilimsel
bir veri bulunmuyor. Kimi domuz gribi aşılarının içerdiği cıva, `etil merkür´dür, yani vücutta depolanmaz, bir hafta içinde vücuttan atılır.
Eğer aileler, çocuklarını bu cıvadan korumak istiyorsa Boğaz´da tutulan hiçbir balığı yedirmemeli. Çünkü o balıklarda da aynı tür cıva
bulunuyor.' Aşılar arasında kalite ve yan etki farkı olur Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sami
Katırcıoğlu: 'Aşılar arasında kalite farkı olur. Neticede aşıların içinde öldürülmüş virüsler bulunur. Yıllar önce kuduz aşısı yapılanlardan
bazıları kuduz olmuştu! Almanya´daki örnek ise tamamen etik dışı bir davranış. Siyasetçilere ayrı, halka ayrı aşı siparişi vermek kabul
edilemez.' Yan etkileri var mı diye klinik çalışmalar yapıldı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şadi Yenen: 'Celvapan adlı ilaç memeli hücrelerinde üretilmiş grip virüslerinin, Pandemrix adlı
ilaç ise yumurtada üretilen virüslerin kullanıldığı aşılardır. Her iki aşı da, olağanüstü koşullarda kullanılmak üzere ruhsatlandırılmış yeni
aşılardır. Bu nedenle yaygın kullanımda hangi yan etkilerin ortaya çıkacağı tam olarak bi lin me mek te - dir. Ancak ilk klinik
çalışmalarda olağanüstü riskli yan etkilere rastlanılmamış olması önemlidir. KARŞIT GÖRÜŞ İnsanları kobay olarak kullanacaklar
Türkiye Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tolunay: 'Avrupa İlaç Değerlendirme Kurulu´nun (EMEA) hazırladığı
ruhsat dosyasında domuz gribi aşıları ile ilgili yeterli klinik çalışma yapılmadığı vurgulandı. Raporda Pandemrix adlı ilaçla ilgili aynen
şu cümleler yazılı: 'Çocuk, genç ve yaşlılarda klinik çalışması yapılmamıştır. Yan etkiler listesi uzayıp gidiyor. Ayrıca bu aşıda da,
Türkiye´nin satın alacağını duyurduğu diğer iki aşıda da cıva bulunuyor. Aşılarda cıva, cıva zehirlenmesine ve çocuklarda otizme yol
açtığı; vücuttan atılamadığı için dünyanın birçok ülkesinde yasaklandı. Domuz gribi aşısıyla tüm insanlar kobay olarak kullanılacak.'
Akdağ: Kimseyi zorla aşılamayacağız Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye´nin günlerdir tartıştığı domuz gribi aşısını kimseye zorla
yapmayacaklarını söyledi. Önümüzdeki günlerde vakaların artacağını da belirten Akdağ, Türkiye´de gribe yakalanan birçok kişinin
hastalığı hafif geçireceğini açıkladı. TRT Ana Haber´e katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 'Vatandaşımızın domuz gribi ve aşı
konusunda endişelenmemesini istiyoruz, istemeyene aşı yok' dedi. Domuz gribi aşısı güvenli mi? Gazete HABERTÜRK uzmanlara
sordu Almanya´da Başbakan Angela Merkel´e uygulanacak aşının, vatandaşlara uygulanacak aşıdan farklı olması nedeniyle başlayan
tartışma, Türkiye´ye de sıçradı. Türkiye´de konunun uzmanı bilim adamlarına sorduk ve aşıların güvenli olduğu, yan etkilerinin
abartıldığı bilgisini aldık. GAZETE HABERTÜRK Aşıdaki cıva, Boğaz´da tutulan balıkta da var İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur: 'GSK aşısı için yapılan `Yan etkileri var´
tanımlamasına katılmıyorum. Tüm aşılarda görülen lokal şikâyetler, bu aşıda da olabilir. Bunlar aşı yerinde kızarıklık, ağrı, kırıklık gibi
belirtilerdir. Aşıların içinde `zararlı moleküller´ var söylem ise düşünceme göre tamamen bir spekülasyondur. Pandemi aşısı üreten
kuruluşlar, üretimlerini, klasik-mevsimsel grip aşısı üretim teknolojisi olan `embriyonlu yumurtada üretim´ yöntemiyle hazırlıyorlar; bu
teknoloji yıllardan beri kullanılan ve güvenilir olan bir teknoloji. Aşı suşu (aşı içindeki virüs) ise, pandemi etkeni olan, klasik Influenza
A (H1N1) virüsü. Bu nedenle her ne kadar onay aşamaları çok süratle geçilmiş olsa da, elimizde söz konusu aşıya güvensizlik duymak
için bilimsel bir veri bulunmuyor. Kimi domuz gribi aşılarının içerdiği cıva, `etil merkür´dür, yani vücutta depolanmaz, bir hafta içinde
vücuttan atılır. Eğer aileler, çocuklarını bu cıvadan korumak istiyorsa Boğaz´da tutulan hiçbir balığı yedirmemeli. Çünkü o balıklarda da
aynı tür cıva bulunuyor.' Aşılar arasında kalite ve yan etki farkı olur Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölüm Başkanı Prof. Dr.
Sami Katırcıoğlu: 'Aşılar arasında kalite farkı olur. Neticede aşıların içinde öldürülmüş virüsler bulunur. Yıllar önce kuduz aşısı
yapılanlardan bazıları kuduz olmuştu! Almanya´daki örnek ise tamamen etik dışı bir davranış. Siyasetçilere ayrı, halka ayrı aşı siparişi
vermek kabul edilemez.' Yan etkileri var mı diye klinik çalışmalar yapıldı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik
Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şadi Yenen: 'Celvapan adlı ilaç memeli hücrelerinde üretilmiş grip virüslerinin,
Pandemrix adlı ilaç ise yumurtada üretilen virüslerin kullanıldığı aşılardır. Her iki aşı da, olağanüstü koşullarda kullanılmak üzere
ruhsatlandırılmış yeni aşılardır. Bu nedenle yaygın kullanımda hangi yan etkilerin ortaya çıkacağı tam olarak bi lin me mek te - dir.
Ancak ilk klinik çalışmalarda olağanüstü riskli yan etkilere rastlanılmamış olması önemlidir. KARŞIT GÖRÜŞ İnsanları kobay olarak
kullanacaklar Türkiye Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tolunay: 'Avrupa İlaç Değerlendirme Kurulu´nun (EMEA)
hazırladığı ruhsat dosyasında domuz gribi aşıları ile ilgili yeterli klinik çalışma yapılmadığı vurgulandı. Raporda Pandemrix adlı ilaçla
ilgili aynen şu cümleler yazılı: 'Çocuk, genç ve yaşlılarda klinik çalışması yapılmamıştır. Yan etkiler listesi uzayıp gidiyor. Ayrıca bu
aşıda da, Türkiye´nin satın alacağını duyurduğu diğer iki aşıda da cıva bulunuyor. Aşılarda cıva, cıva zehirlenmesine ve çocuklarda
otizme yol açtığı; vücuttan atılamadığı için dünyanın birçok ülkesinde yasaklandı. Domuz gribi aşısıyla tüm insanlar kobay olarak
kullanılacak.' Akdağ: Kimseyi zorla aşılamayacağız Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye´nin günlerdir tartıştığı domuz gribi aşısını
kimseye zorla yapmayacaklarını söyledi. Önümüzdeki günlerde vakaların artacağını da belirten Akdağ, Türkiye´de gribe yakalanan
birçok kişinin hastalığı hafif geçireceğini açıkladı. TRT Ana Haber´e katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 'Vatandaşımızın domuz gribi
ve aşı konusunda endişelenmemesini istiyoruz, istemeyene aşı yok' dedi. Aranan Kelimeler:dr cankat tolunay
habertürkcelvapançocuklara uygulanan a??lar güvenlimipandemrix
PROF. DR. TAHIR ÖGÜT ÇOCUKLARDA DÜZ TABAN
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/prof-dr-tahir-ogut-cocuklarda-duz-taban.html
Prof. Dr. Tahir Ögüt Çocuklarda düz taban Ayrıntılar :
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Ögüt, bir çocuğun düz taban olup olmadığının 7-8 yaş civarında belli olduğunu, erken
yaşlarda düz tabanlıkla ilgili teşhisin konulamayacağını söyledi. Prof. Dr. Öğüt, yaptığı açıklamada, çocuklarda görülen düz tabanlığın
genelde genetik geçişli olduğunu, doğuştan oluşmayan vakalarda da belli bir yaştan sonra gelişebildiğini anlattı. Ailelerin belli bir yaşa
kadar çocuklarının düz taban olup olmamasıyla ilgili endişeye kapılmaması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Öğüt şöyle konuştu: Aslında
5 yaşına kadar tüm çocuklar düz tabandır. 5 yaşına kadar olan bu durum maalesef suistimal ediliyor. 5 yaşına kadar özel ayakkabı,
tabanlık gibi şeyler asla kullanılmamalı. Çocuğun çıplak ayakla yürüyüp kaslarının gelişmesi gerekiyor sadece. Bazı anaokullarında ayak
taraması adı altında çocukların düz taban olduğu söyleniyor ve özel ayakkabılar pazarlanmak isteniyor. Bu tam bir sahtekarlık. 3 yaşında
5 yaşındaki bir çocuğun ayağında bu olmaz. Bir çocuğun düz taban olup olmadığı 7-8 yaş civarında belli oluyor. Düz tabanlığın çaresiz
bir rahatsızlık olmadığını, doğuştan gelen ileri derecede bir düz tabanlığın 8-9 yaşından itibaren normal bir ayak haline getirilebildiğine
dikkat çeken Prof. Dr. Öğüt, Erişkin düz tabanlıkta da yine bu aynı. Gecikmeden hasta uzman hekimlere giderse ayak ameliyatla normal
hale getirilebilir diye konuştu. AŞIRI KİLO DÜZ TABANLIK SEBEBİ İleri yaşta ortaya çıkan düz tabanlık hakkında da bilgi veren
Prof. Dr. Öğüt, genellikle bu rahatsızlığın 35 yaş sonrasında ortaya çıktığını ifade etti. Bu yaş grubundan sonra ortaya çıkan düz
tabanlığın en büyük nedeninin aşırı kilo olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Öğüt, şöyle devam etti: Belli bir yaştan sonra obez hastalarda
düz tabanlık çok görüyoruz. Bu rahatsızlık ABDde çok yaygın. Bunun dışında kişinin romatolojik bir hastalığı varsa buna bağlı olarak da
hastalık gelişebiliyor. Bu aslında bir tendonun dejenerasyonuna yani yıpranmasına bağlı gelişiyor. Bu yapranma da aşırı kilo, aşırı
zorlama gibi sebeplerle ortaya çıkıyor. Erişkin tipi düz tabanlığın 1, 2, 3, 4 diye evreleri var. 1. evrede hastaya tabanlık veriyoruz. 2.
evrede deformite oluşmuş oluyor, taban çökmüş, topuk dışa doğru kaymış oluyor. 3. evrede ise rahatsızlık daha da ilerlemiştir ve bunu
ancak eklemleri sabitleyerek düzeltebiliyoruz. 4. evrede ise ayağı ameliyat ediyoruz. AA Aranan Kelimeler:tahir ö?üt özel
muayenehanedüz tahirçocuklardadüztabandr tahir ö?üt muayenehanebebeklerde düz taban teh?isitahir ö?üt muayenehanetahir ö?üt
muaprof dr tahir ögüt hangi hastanedüztabanl?k argoçocuklarda düz tabanl?k prof yaz?s?
PROF. DR. ZUHAL YAPICI SARA NÖBETI ENGELLEYEN ILAÇ
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/beyin-ve-sinir-hastaliklari/prof-dr-zuhal-yapici-sara-nobeti-engelleyen-ilac.html
PROF. DR. ZUHAL YAPICI SARA NÖBETI ENGELLEYEN ILAÇ
PROF. DR. ZUHAL YAPICI SARA NÖBETI ENGELLEYEN ILAÇ
KARATAY DIYETININ PÜF NOKTALARI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/diyet-kilover/karatay-diyetinin-puf-noktalari.html
Karatay diyetinin püf noktaları Ayrıntılar :
Karatay Diyeti´yle ve kolesterol ilaçlarına karşı çıkarak tartışma yaratan Prof. Dr. Canan
Efendigil Karatay´ın iki kitabına bir yenisi eklendi. 'Karatay Mutfağı' adlı kitapta, Karatay Diyeti´nin püf noktalarının yanı sıra yemek
tarifleri de yer alıyor. Prof. Dr. Karatay ile yaptığımız röportaja bugün 'Karatay Diyeti´nin olmazsa olmazları'yla devam ediyoruz. İçinde
salata, meze, çorba ve sakatat gibi farklı tariflerin bulunduğu kitap, Karatay prensiplerine göre revize edilmiş geleneksel Türk
mutfağından örnekler sunuyor. Aslında kalp doktoru olan Prof. Dr. Karatay, hastalarının ısrarı üzerine bu kitabı yazmaya karar vermiş.
İşte Prof. Dr. Karatay´ın sağlıklı yaşama alışkanlıkları edinirken kilo verdiren önerileri¦ `Az ve sık´ yemek yerine doyuncaya kadar yiyin
* Her gün 2-3 litre sıvı almaya dikkat edilmeli. Gün boyu bol su, ayrıca limonlu su, limonlu açık çay ve yeşil çay, karanfil, tarçın çayı
gibi şekersiz bitki çayları içilebilir. * En önemli nokta, akşam saat 20.00´den sonra hiçbir şey yememek, bol su içmek ve hareket etmek!
* Karatay Diyeti´ni uygularken yediğiniz her şey doğal ve mevsimsel olmalı. Katkı maddesi içeren ve işlenmiş hiçbir yiyecek
yenmemeli ve içki içilmemeli. * Doğal sağlıklı proteinler, sağlıklı yağlar, sağlıklı karbonhidratlar dengeli olarak alınmalı. Özellikle
sabahları kuvvetli protein içeren, sağlıklı yağ ve karbonhidratların yer aldığı kahvaltı yapılması şart! * Düşük glisemik indeksli
yiyecekler yenmeli, yüksek glisemik indeksli yiyecekler eve, mutfağa ve mideye girmemelidir! 2 ÖĞÜN ARASINDA 4-5 SAAT
OLMALI * 'Az az, sık sık yemelisiniz' yerine, tam tersi 'Günde 2 veya 3 öğün, doyuncaya kadar sağlıklı protein, sağlıklı yağ ve sağlıklı
karbonhidratları yani düşük glisemik indeksli yiyecekleri yemelisiniz' diyorum. Ayrıca öğünler arasında en az 4-5 saat geçmesine dikkat
edilmelidir. * Kabız olmamaya dikkat edilmelidir. Doğal yiyeceklerle her gün iki kez yumuşak bir şekilde büyük abdeste çıkmak gerekir.
* Eğer kilo vermek ve aşırı yağlarımızdan kurtulmak istiyorsak, akşam yemeğimizi en geç saat 19.00´da ya da 20.00´de bitirmiş
olmamız gerekir. * Akşam yemeğinden sonra gün boyu olduğu gibi su, ayran, şekersiz ve tatlandırıcısız olmak şartıyla limonlu çay, yeşil
çay, tarçın ve karanfil çayı içilebilir. Buzdolabınızdan yoğurdu eksik etmeyin * Açık süt, mandıralardan veya günlük taze süt satan
şarküterilerden alınabilir. Eğer bulunamazsa günlük pastörize süt (cam şişede) kullanılabilir. * Mayalamak için ev yoğurdunuz yoksa bir
kereye mahsus çömlekte satılan yoğurtlardan kullanabilirsiniz. Daha sonra evde mayaladığınız yoğurttan, bir sonraki yoğurdunuzu
mayalayabilmek için mutlaka `mayalık yoğurt´ ayırın. * Eğer `tereyağı´ tarifinde vereceğimiz yağı, yoğurt kaymağı ile yapmak
isterseniz, yoğurdu tüketmeden önce üzerindeki kaymağını kapaklı bir kavanozun içine koyup buzdolabında muhafaza edin. * Yoğurt,
Karatay Mutfağı´nın olmazsa olmazlarından, önemli bir probiyotik gıdadır, sindirim enzimlerinin düzenli çalışması ve bağırsaklardaki
faydalı mikropların üremesi adına çok etkili. Yani buzdolabınızdan eksik olmamalı. `Bir kibrit kutusu peynirle kahvaltı yapmayın´
Karatay Diyeti´nin özel yanlarından biri de, miktar, ölçek ve kalori hesabının bulunmaması! Örneğin 'bir kibrit kutusu kadar diyet
peynirle kahvaltı' yapılmamalı. Herkes kendi avuç içi kadar ve avucu kalınlığında normal yağlı herhangi bir peyniri rahatlıkla,
korkmadan, suçluluk hissetmeden yiyebilir. Yiyeceklerin miktarı yani kantitesi değil de, kalitesi yani besin değeri dikkate alınmalı ve
kalitesi yüksek olan doğal gıdalar tüketilmeli. KARATAY KAHVALTI TABAĞI 07.00-09.00 Arası * Az pişmiş 2 adet yumurta.
Haşlanarak rafadan veya kayısı kıvamında ya da tavada düşük ısıda saf tereyağında fazla katı olmadan pişirilebilir. Omlet, menemen,
çılbır, mıhlama, pastırmalı yumurta yapılabilir. * Bir avuç içi kadar az tuzlu peynir. Az yağlı, light ya da krem peynir olmayacak!
Koyun, inek veya keçi sütünden klasik beyaz peynir, eski kaşar, Erzincan deri tulumu, İzmir tulumu, Balıkesir sepet peynir vb. yöresel
peynirler olabilir¦ Ancak yanında herhangi bir ekmek, poğaça, simit vb. yenmeyecek! * Bir ince belli çay bardağı ceviz, fındık, fıstık,
badem veya yerfıstığı içi. (Kuruyemişler kavrulmamış ve tuzlanmamış olacak!) G Az tuzlu 10-15 adet zeytin. (Üzerine zeytinyağı,
limon, kekik ve pul biber eklenebilir.) * Domates, biber, salatalık, turp, maydanoz, nane, roka. (Doğal ve mevsiminde olmak şartı ile
arzu edildiği kadar yenebilir.) * Limonlu çay veya süt içilebilir. (Şekersiz ve tatlandırıcısız olarak!) BİBERİYELİ OMLET Dört mevsim
yapılabilir. Malzemeler * 2 adet yumurta * 1 tatlı kaşığı kuru biberiye (havanda ezilmiş) * Kristal kayatuzu, karabiber, pul biber, kimyon
(ağız tadına göre) * 1 tatlı kaşığı kadar tereyağı * Bir avuç içi kadar beyaz peynir Hazırlanışı Yumurtaları bir kâsenin içine kırın ve iyice
çırpın. Çelik bir omlet tavasını ocağın üstüne koyun, tereyağını içine atın ve orta ısıdaki ateşte eritin, göz göz olmaya başlayınca
yumurtayı tavaya dökün ve ateşi kısın. Omletin üzerine birer tutam karabiber, pul biber, kimyon ve tuz serpin. En son biberiyeyi de
serpiştirin. Altı hafif pişmeye başlayınca iki yanından içe doğru katlayarak, omleti rulo haline getirin. İç kısmı fazla pişmeyecek şekilde
biraz daha ocağın üstünde tutun, sonra ateşi söndürün ve omleti bir servis tabağına alıp servis edin. GELENEKSEL TÜRK USULÜ
YOĞURT MAYALAMA Dört mevsim yapılabilir. Malzemeler * 1 kg süt G * 1 yemek kaşığı ev yoğurdu (tepeleme) * Cam kâse veya
toprak çömlek * Büyük bir sofra bezi (pamuklu) Hazırlanışı Sütü bir tencereye koyun ve güzelce kaynatın. Daha sonra ateşi söndürün ve
sütün hafif soğumasını bekleyin. Sütün sıcaklığı serçe parmağının dayanma derecesine geldiği zaman cam bir kâse veya toprak bir
çömleğe boşaltın ve içine bir yemek kaşığı yoğurdu koyup tahta bir kaşık yardımıyla süte karıştırın. Üzerine cam veya porselen bir
kapak kapatın. Kalın bir bez örtüye sarıp, oda sıcaklığında 6-8 saat kadar bekletin. Daha sonra mayalanan yoğurdu buzdolabına koyun ve
arzu ettiğiniz zaman servis edin. Günde sadece 1 kez meyve tüketin * Son bilimsel verilere göre oluşturulan Karatay Diyeti, 2002 yılında
eski Harvard beslenme piramidinin yerini alan yeni beslenme piramidinin içerdiği son bilgilerin, Türk halkına ve Türk mutfağına
uyarlanmış, Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay´ın hekimlik tecrübeleriyle zenginleştirilmiş halidir. Karatay Beslenme Piramidi´nin en
üstünde `sıfır´ dediğimiz rafine ve işlenmiş gıdalar, meyve suları ve şekerli içecekler yer alıyor. Bunlar hiç yenmemeli ve içilmemelidir!
* Balık, kuzu, dana veya av hayvanlarının etleri günde 2 kez yenebilir. * Bulgur veya buğday salatası ya da pilavı günde bir defa
tüketilebilir. * Mevsimine göre doğal meyve günde bir defa yenebilir. * Mevsimine göre sebzeler istenildiği kadar tüketilebilir. * Klasik
beyazpeynir, bol zeytin doyuncaya kadar yenebilir. * Karatay Beslenme Piramidi´nin en altında yani temelinde ise kuruyemişler,
baklagiller, sağlıklı yağlar (köy tereyağı, soğuk sıkım sızma zeytinyağı, Omega-3) ve hareket yer alıyor. Kuruyemiş ve baklagiller üç
öğün alınabilir, sağlıklı yağların da her gün alınması gerekiyor. Günde en az 20-40 dakika yürüyüş de olmazsa olmazlardan¦
Karatay´ın 3 kitabı var * 1943 yılında Elazığ´da doğdu. G 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi
Tıp Fakültesi´nden mezun oldu. * 1972´de İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği´nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. *
1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi´nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını
gerçekleştirmiş olan Christian Barnard´ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979´da
doçent oldu. * 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science´da kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar
yaptı. * Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi´nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. * Türkiye´de
ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi´nde rektörlük yaptı. * Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi´nde,
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji ana bilim dallarında öğretim üyesi olarak çalışıyor. * Ali Başak Karatay´la evli. Çiftin bir oğulları var. * 3
kitap yazdı. Aranan Kelimeler:karatay diyetinin püf noktalar?karatay d?yet?n?n olmazsa olmazlar?karatay diyeti püf noktalar?karatay
d\\\yet\\\
SALGIN INFLUENZA A (H3N2) VIRÜSLERI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/bulasici-hastaliklar/salgin-influenza-a-h3n2-virusleri.html
Salgın İnfluenza A (H3N2) virüsleri Ayrıntılar :
Türkiye´de grip salgını bu yıl Avrupa´dan önce başladı. Uzmanlar, İnfluenza A
(H3N2) virüsleri dolaşımdayken salgınların daha şiddetli geçtiğini belirtiyor. Bu salgında klasik grip belirtilerine kusma, bulantı ve karın
ağrısı da eşlik ediyor SON zamanlarda çevremizdeki çok sayıda kişi grip nedeniyle yatağa düştü ve bulaşıcılığı yüksek bu hastalık,
toplum sağlığını önemli ölçüde etkiler hale geldi. Bir başka ilginç gerçek de grip salgınının bu yıl Türkiye´de Avrupa´dan önce
başlaması oldu. Aralık ayının 2. haftasından itibaren az sayıda görülmeye başlanan grip olgularının ocak ayı itibarıyla salgın şekline
dönüştüğüne dikkat çekiliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ulusal Grip Referans Laboratuvarı Koordinatörü Mikrobiyoloji
Uzmanı Dr. Meral Ciblak, şu ana kadar dolaşımda tek tip virüs saptadıklarını, bunun da Influenza A (H3N2) olduğunu belirterek,
geçtiğimiz yıl 4 farklı virüsün aynı anda dolaşımda olduğu gerçeğine dikkat çekti. DAHA MI ŞİDDETLİ OLACAK? İnfluenza A
(H3N2) virüslerinin dolaşımda olduğu yıllarda salgınların daha şiddetli geçtiğini söyleyen Ciblak, ülkemizdeki olgulara bakıldığında;
ateş, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı ve öksürük gibi klasik grip belirtilerinin yanında; kusma, bulantı ve karın ağrısı gibi belirtilere de
rastlandığını belirtti. Türkiye´nin bu yıl grip salgınına Avrupa´dan daha önce yakalandığını belirten Ciblak bazı olgularda A (H1N1) ve
B virüsleri saptandığını da ifade etti. Aranan Kelimeler:h3n2 virüsüh3n2 virüsü nedirh3n2 belirtilerih3n2 virüsü belirtilerih3n2
virush3n2h3n2 gribih3n2 virüsü tedavisih3n2 virüsyhs-fh_lsonsw
PROF. DR. UGUR ÖZBEK, AKDENIZ ANEMISI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/kan-hastaliklari/prof-dr-ugur-ozbek-akdeniz-anemisi.html
PROF. DR. UGUR ÖZBEK, AKDENIZ ANEMISI
PROF. DR. UGUR ÖZBEK, AKDENIZ ANEMISI
PROF. DR. UGUR ÖZBEK, AKDENIZ ANEMISI
PROF. DR. IHSAN ERTENLI, ROMATIZMALI HASTALIKLAR VE GEBELIK
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 04.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/prof-dr-ihsan-ertenli-romatizmali-hastaliklar-ve-gebeli
Prof. Dr. İhsan Ertenli, romatizmalı hastalıklar ve gebelik Ayrıntılar :
Romatizmalı hastaların da hem tedavi olmaya hem gebe
kalmaya, çocuk doğurmaya ve çocuklarını emzirmeye hakları vardır. Bunun için hem gebelik hem de süt verme döneminde
kullanılabilecek ilaçlar mevcut Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Ertenli,
romatizmalı hastaların da hem tedavi olmaya hem gebe kalmaya, çocuk doğurmaya ve çocuklarını emzirmeye hakları olduğunu, bunun
için hem gebelik hem de süt verme döneminde kullanılabilecek ilaçlar olduğunu söyledi. Ertenli, Antalya´nın Belek beldesindeki bir
otelde düzenlenen Ulusal İç Hastalıkları Kongresi´nde yaptığı sunumda, romatizmal hastalıkların üretkenlik çağındaki kadınlarda sık
görüldüğünü belirtti. Bu nedenle gebelik ile aynı anda romatizmal hastalığın hekimlerin sık karşılaştığı durumlardan birisi olduğunu
vurgulayan Ertenli, romatizmal hastalığı olanlardan bazen gebe kalmamaları, gebe kalanlara ilaçlarını kesmeleri ve süt verenlere de süt
vermeyi bırakmalarının önerildiğini anlattı. Ancak bu tarz bir yaklaşımın doğru olmadığını dile getiren Ertenli, 'Çünkü romatizmalı
hastaların da hem tedavi olmaya hem gebe kalmaya, çocuk doğurmaya ve çocuklarını emzirmeye hakları vardır. Bunun için hem gebelik
hem de süt verme döneminde kullanılabilecek ilaçlar mevcut' dedi. Romatizmal hastalığı olan kadınlar için gebe kalmadan önce 2
faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğini bildiren Ertenli, bunların hastalık nedeniyle gebelik sürecinin anne ya da bebeğe zarar
verip vermeyeceği ve gebelik nedeniyle hastalık aktivitesinde bir değişiklik olup olmadığı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ertenli,
romatizmal hastalıkların çoğunda hastalığın gebelik süresince aktive olmadığını belirterek, 'Bu hastalara klinik yaklaşımda, ilaçların
olası riskleri yanında romatizmal hastalığın gebeliğe ve gebeliğin romatizmal hastalık üzerine olan etkileri de göz önüne alınmalıdır.
Hastaların takibinde doğum hekimi ile yakın bir işbirliği yapılması gerekir. Bu gibi hastalara klinik yaklaşımda çok önemli bir konu da
hastalık ve kullanılacak ilaçların olası riskleri hakkında hastaya yeterli bilgi verilerek hastanın kararlara aktif katılımının sağlanması veya
onayının alınmasıdır' diye konuştu. Romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların risk kategorilerinin A´dan D´ye doğru
gittikçe arttığını vurgulayan Ertenli, şunları kaydetti: 'A risk kategorisindeki ilaçlar, ilk trimester dahil gebelikte güvenle kullanılabilir. B
ve C risk grubundaki ilaçlar insanlar üzerinde prospektif olarak çalışılmamış olmakla retrospektif gözlemler ve hayvan çalışmaları
ışığında büyük risk taşımayan ilaçlardır ve gereken durumlarda kullanılabilirler. D risk grubundaki ilaçlar ise hayatı tehdit eden bir
durum var ve alternatif bir ilaç yoksa kullanılabilirler. X risk grubundaki ilaçların ise gebelikte kesinlikle kullanılmamaları gerekir.'
Diyabetli olan insan sayısı artıyor İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Güler
de kongredeki sunumunda, diyabet konusuna değindi. Diyabetin dünyayı tehdit eden en önemli hastalıklardan birisi olduğunu bildiren
Güler, 'Görülme sıklığı yıllar içinde artış göstermektedir. Türk toplumunda yapılan TURDEP çalışmasının sonuçlarına göre 2002 yılında
diyabet toplumun yüzde 7.2´sinde (2 milyon 600 bin kişide) görülmekte iken bu rakam 2010 yılında yüzde 13.7´ye (6 milyon 500 bin
kişiye)çıktı. Ama asıl tehlike prediyabetik durum ve metabolik sendromdaki artış oranıdır. Bozulmuş glikoz toleransı denilen bu tablo,
aynı çalışmada 2002 yılında yüzde 6.7 oranında iken (1 milyon 800 bin kişi) 2010 yılında yüzde 30.4´e (13 milyon 500 bin kişi)
ulaşmıştır. Burada artış çok daha fazla olmuştur' dedi. Diyabetin damarları tutan bir hastalık olduğunu, vücudun tüm organları damarlar
sayesinde beslendiği için bu organlarda hastalık görüleceğini dile getiren Güler, şunları söyledi: 'Diyabet bir damar hastalığıdır. Kalp,
beyin, böbrek bunlardan en çok etkilenen organlardır. Diyabetik hastalar en çok kalp, beyin ve böbrek sorunlarıyla hayatını
kaybetmektedir. Diyabete davetiye çıkaran risk faktörleri bellidir. Obezite bunların başında gelmektedir. Obezitenin önlenmesi diyabet
gelişimini engelleyen en önemli faktörlerdendir. Diyet ve egzersiz programları birlikte uygulanmalıdır. Diyabet dışında damarı etkileyen
risk faktörleri olan lipit yüksekliği, hipertansiyon ve sigara ile aynı anda mücadele etmek gerekir.' Prof. Dr. Güler, diyabetin dünyada
artış gösterse de risk faktörleri ile mücadele ile önlenebilecek bir hastalık olduğuna işaret ederek, ailesinde diyabet olsun olmasın obez
kişilerin diyabet yönünden araştırılması gerektiğini kaydetti. Osteoporoz tedavisi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim
Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Kiraz da sunumunda osteoporozu anlattı. Osteoporozun kemik metabolizmasında bozukluk
sonucunda kemik yoğunluğundaki azalmaya verilen isim olduğunu bildiren Kiraz, klinik öneminin osteoporotik kemiklerin kırıklara
daha kolay yol açabilmesinden kaynaklandığını söyledi. Menopozla beraber görünen osteoporozda daha çok vertebralar kırılırken,
yaşlılıkla beraber ortaya çıkan senil osteoporozda femur başı kırıkları görüldüğünü ifade eden Kiraz, 'Osteoporoz tanısında altın standart,
kemik mineral yoğunluğunun ölçülmesidir. Osteoporoza yaklaşımda ilk aşama altta yatan başka düzeltilebilir nedenlerinin incelenmesi
ve varsa gerekli düzenlemelerin yapılmasıdır. Tedavide ise yeterli kalsiyum ve D vitamini alınması çok önemlidir' dedi. Kiraz,
sunumunda Osteoporoz tedavisinde kullanılabilecek ilaçlar hakkında bilgi de verdi. Aranan Kelimeler:prof dr ihsan ertenli
muayenehaneprof dr ihsan ertenliihsan ertenli muayenehaneihsan ertenliprof dr ihsan ertenli ileti?improf dr sedat kiraz as tedavisiprof dr
ihsan ertenli muayene?HSAN RTENL?romat?zmal hastal?klar doktorlar?profesör ihsan ertenli
TÜRSAB TARAFINDAN, ISTANBUL ÜNIVERSITESI BEYAZIT KAMPÜSÜNE ZIY...
Portal
Adres
: www.tourismlifeinturkey.com
İçeriği : Turizm
Tarih : 04.04.2014
: http://www.tourismlifeinturkey.com/newsdetail/6614-TuRSABtarafindanistanbuluniversitesiBeyazitKampusunezi
TÜRSAB TARAFINDAN, ISTANBUL ÜNIVERSITESI BEYAZIT KAMPÜSÜNE ZIY...
TÜRSAB TARAFINDAN, ISTANBUL ÜNIVERSITESI BEYAZIT KAMPÜSÜNE ZIY...
IKEMLILER SUALTI HEKIMLIGINI TOKLUDAN DINLEDI
Portal
Adres
: www.iskenderun.org
İçeriği : Kent/Yaşam
: http://www.iskenderun.org/haberdetails.isk?ID=26549
Tarih : 03.04.2014
IKEMLILER SUALTI HEKIMLIGINI TOKLUDAN DINLEDI
'TURUNÇGILLER VARIS TEDAVISINDE DE ETKILI'
Portal
Adres
: www.kadinnews.com
İçeriği : Kadın
: www.kadinnews.com/index.php?content_view=38362&ctgr_id=62
Tarih : 03.04.2014
'TURUNÇGILLER VARIS TEDAVISINDE DE ETKILI'
'TURUNÇGILLER VARIS TEDAVISINDE DE ETKILI'
'TURUNÇGILLER VARIS TEDAVISINDE DE ETKILI'
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
Portal
Adres
: www.kpsscafe.com
İçeriği : Eğitim
Tarih : 03.04.2014
: http://www.kpsscafe.com/haber-universite-ogrencilerine-burs-veren-kurumlar-2014-2015-86878.html
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
ÜNIVERSITE ÖGRENCILERINE BURS VEREN KURUMLAR 2014-2015
DEDEMAN KURUMSAL ILETISIM'DE ATAMA
Portal
Adres
: www.reklamazzi.com
İçeriği : Pazarlama İletişimi
Tarih : 03.04.2014
: http://www.reklamazzi.com/dedeman-kurumsal-iletisimde-atama-143523.htm
DEDEMAN KURUMSAL ILETISIM'DE ATAMA
PROF. DR. TIRAJE CELKAN, KAFA IÇI KITLE VE KÖRLÜK
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 03.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/saglik-haber/prof-dr-tiraje-celkan-kafa-ici-kitle-ve-korluk.html
Prof. Dr. Tiraje Celkan, kafa içi kitle ve körlük Ayrıntılar :
B hücreli lenfoma tanısı alan 6 yaşındaki Kısmet Karabaş, tedavi için
ailesiyle birlikte Batman´dan İstanbul´a geldi. Kızlarının iyileşmesi için geldiklerini belirten 46 yaşındaki anne Muhbet Karabaş,
'Kısmet´i gözünde ağrı ve halsizlik nedeniyle hastaneye götürdük. Hastaneden İstanbul´a gitmemizi söylediler. Lösemi teşhisi burada
konuldu. 3 aydır hastanede yatıyoruz. Şu anda kızım Kısmet hiç görmüyor. Kızımın iyileştiğini görmek istiyorum' dedi. ?ERKEN TANI
ÇOK ÖNEMLİ İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tiraje Celkan,
'Kısmet bize görememe, kafa içinde, dişlerinde ve karnında kitlelerle geldi. B hücreli lenfoma tanısı almış bir hasta. Aynı zamanda
hastalığı kemik iliğine de atlamıştı. Ama sonuçta çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarımız yüzde 80. Tüm tabloların hepsi tedavi
edilebiliyor. Bundan dolayı erken tanı bizim için çok önemli' diye konuştu. Verilen kemoterapinin yan etkilerinin olduğunu kaydeden
Prof. Dr. Celkan, 'Bunların etkisi hastaya birebir uyacak şekilde giderek her geçen gün azaltılmaya çalışılıyor. Bundan dolayı muhakkak,
çocukluk çağı kanserlerinde tedavinin çok iyi olduğunun bilinmesi ve buna göre hastaların değerlendirilerek erken tanı konulması bizim
açımızdan önemli' ifadelerini kullandı. İHA Aranan Kelimeler:cerrahpa?a çocuk doktorlar? tiraje celkan resimleridoç dr tiraje celkanprof
dr tiraje celkantiraje celkantiraje çelkan muaynehanesitiraje celkan hastatiraje celkan biografisiprof tiraje celkanf?nd?k prof dr as?m
örem 2013dr tiraje celkan 18 Mart 2013 .
Bir Önceki Yazı « Havalar ısınıyor peki cildiniz Bir Sonraki Yazı Prof. Dr. Melih
Özel Gebelik ve Sindirim sistemi » Soru Sormak için Resme Tıklayın
Sizde bu konu ile ilgili yorum yapabilir Soru
Sorabilirsiniz Yorum yaparken veya Soru Sorarken ! Düzgün bir Türkçe kullanınız! Argo ve küfürlü kelimeler kullanmayınız! İnsanları
rencide edici ithamlarda lütfen bulunmayınız! Saçma isim ve yanlış mail adresli sorular cevaplanmaz Cevabı iptal etmek için tıklayın.
İsim (soy isme gerek YOK) E-posta (yayımlanmayacak) (gerekli)
PROF. DR. FARUK BUYRU, NORMAL DOGUM NEDEN TERCIH EDILMELI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 03.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/kadin-dogum-hastaliklari/prof-dr-faruk-buyru-normal-dogum-neden-tercih-edilm
Prof. Dr. Faruk Buyru, Normal doğum neden tercih edilmeli Ayrıntılar :
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve
Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, normal doğum sonrası doktorlar aleyhine açılan tazminat davalarının
sezaryen oranını artırdığını bildirdi. Prof. Dr. Buyru, yaptığı yazılı açıklamada, sezaryenin hem anne hem de bebek açısından tıbbi
gerekçeleri olduğunda yapılması gerektiğini ifade ederek, 'Tıbbı bir gerekçe yoksa her zaman normal doğumu tercih etmek gerekir. Biz
bunun altını çizerek söylüyoruz. Sezaryen, iri bebek söz konusu olduğunda ya da bebeğin normal kiloda olup, annenin kemik yapısının
uygun olmadığı durumlarda doğumu gerçekleştirmek amacı ile yapılabiliyor. Ayrıca, bebeğin kalp atışlarının bozulması, annenin
suyunun azalması ve yine annenin şeker, tansiyon ve kalp hastası olması da sezaryen gerektiren durumlar. Bebeğin normal başla değil de
poposu ile geldiği, yan durduğu durumlarda hem bebeği hem anneyi kurtarmak için yapılan bir operasyon' ifadelerini kullandı. Normal
doğumda, hastanın doğumdan sonra hemen ayağa kalkıp bebeği ile çok yakından ilgilenebildiğini işaret eden Buyru, ilk doğumun
normal olmasıyla sonraki doğumların çok daha kolay olabildiğini vurguladı. Buyru, normal doğumun ne zaman gerçekleşeceğinin belli
dolmadığını, bunun da anne adaylarını endişeye sevk edebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti: 'Normal doğum sonrasında birtakım
problemler de ortaya çıkabiliyor. Örneğin idrar kaçırma, ileriki yıllarda çok doğum sonrasında rahimde ve mesanede sarkma, cinsel
isteksizlikler veya cinsel fonksiyon bozuklukları normal doğum sonrası daha sık görülen problemler. Bir operasyon olan sezaryenin de
pek çok riskleri olabilir. Sezaryen sonrasında birtakım problemler oluşabiliyor. İlk doğumunu normal yapan bir kadının ikinci üçüncü
doğumu genellikle rahat olur. Aynı şeyi sezaryen için söyleyemeyiz. Geçirilmiş bir operasyondan sonra karın içinde bir takım
yapışıklıklar olabilir. Sonraki operasyonlar esnasında bağırsaklar, mesane zedelenebiliyor. Ameliyat esnasında ya da bebeğin eşi yani
plasenta dediğimiz oluşum rahim içine çok derin bir şekilde yapışıp rahmin alınmasını gerektirebilecek bir işleme dönüşebilir. Kanama
ve enfeksiyon daha sık görülebilir. Bunlar sezaryenin dezavantajları.' 'Hekimlere açılan tazminat davaları, sezaryeni artırıyor Prof. Dr.
Buyru, fazla sezaryen yapılmasının bir nedeninin de kadın doğum doktorları aleyhine açılan tazminat davaları olduğunu belirterek,
şunları bildirdi: 'Tazminat davalarında, inanılmaz rakamlar talep ediliyor. Diyelim bebekte herhangi bir problem var. Doğumla ilgisi
olmayan bir problem olsa dahi kolaylıkla kadın doğum hekimleri suçlanabiliyor. İri bir bebeği doğurtmaya kalkarsanız omzunda
zedelenme olabilir. Kolunda zedelenme olabilir. Ya da bebek bu esnada sıkıntıya girip doğumdan sonra solunumu bozulabilir. Beyinle
ilgili bir takım kanamalar, havaleler ortaya çıkabilir. Bunların bir kısmı doğum esnasında belki kadın doğum hekimine bağlı ortaya
çıkabilir ama çoğunluğu başka nedenlerle oluşan problemler. Burada da hemen kadın doğum hekimi suçlanabiliyor. Gerçekten çok
korkunç rakamlar telaffuz edilebiliyor. Milyon TL´lik davalar söz konusu. Bugün hekimleri koruyucu bir takım sigortalar var ama o
sigortaların limitini kat kat aşacak şekilde, altından kalkılması mümkün olmayan rakamlar istenebiliyor. Bu durum da kolaylıkla kadın
doğum hekimlerini sezaryene sevk ediyor.' Aranan Kelimeler:faruk buyru hakk?nda yorumlarfaruk buyru ile il?ili yorumlarfaruk
buyruya normal dogum yaptiranlarnormal do?um nedir makale istanbul edunormal do?um ile ilgili makalelerneden normal do?um
makalefaruk buyru ile ilgili yorumlarfaruk buyru ile ilgili bilgibayan doktor tercih etmekfaruk buyru en son ne zaman dogum yapt?rd?
K2 VITAMINI FAYDALARI NELERDE BULUNDUGU VE MUCISESI
Portal
Adres
: www.saglikekibi.com
İçeriği : Haber
Tarih : 03.04.2014
: http://www.saglikekibi.com/can/beslenme-hastaliklari/k2-vitamini-faydalari-nelerde-bulundugu-ve-mucisesi.html
K2 vitamini faydaları nelerde bulunduğu ve mucisesi Ayrıntılar :
Kullanımına yeni başlanan K2 vitamini mucizeler yaratabilir!
İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. C.Tamer Erel, K2
Vitamini kemik yapımı ve sağlamlığının sürdürülmesinde ve arterlerde kalsiyum birikmesini önlemedeki rolü açısından önemli olan yeni
bir K vitamini formu olduğunu belirtti. Geçmişte K vitaminlerinin tek bir vitamin olduğu düşünülüyor ve K vitamini olarak
adlandırılıyordu. Bugüne kadar yaygın kullanılan K1 vitamini ağırlıklı olarak kan pıhtılaşması için etki ediyordu. Ancak, kullanımına
yeni başlanan K2 vitamini kemiklerde kalsiyum toplanmasına yardımcı olup, atardamarlarda sertliğe yol açan kalsiyum birikmesine
engel olmaktadır. KEMİKLER İÇİN K2 VİTAMİNİ TAKVİYESİ ÇOK ÖNEMLİ Kemiklerin daha sağlam olması için, kalsiyumun
kemik yapısına bağlanmasından sorumlu protein olan osteokalsinin aktive olması için K2 vitaminine ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr.
C. Tamer Erel, yaşlanmanın doğal sonucu olarak kemik kaybının meydana geldiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Erel: 'Kemiklerin sağlamlığı
ve mineral yoğunluğu, iskeletin daha yoğun bir büyüme gösterdiği çocuklukta ve ergenlikte artırılabilir. Yirmili yaşların sonundan otuzlu
yaşların ortasına kadar kemik kütlesinin zirvesine erişildikten sonra kemik mineral yoğunluğunda yaş ilerledikçe yavaş bir azalma olur.
Bu nedenle, genç yaşlarda kazanılan kemik kütlesi ne kadar yüksekse genel olarak kemik kütlesi de o kadar uzun korunabilir. Çocukların
kemik metabolizması erişkinlerden çok daha yüksektir, başka bir deyişle sağlıklı kemik dokusu yapılabilmesi için çocukların daha fazla
K2 vitaminine ihtiyaçları vardır. Büyüyen çocuklarda K2 vitamini eksikliği çok önemlidir ve erişkinlikte bunun çok yönlü etkileri
olabilir. Bu yönde yapılan araştırmalarda ergenlik çağı öncesi çocuklara verilen K2 vitaminin kemik yapılanmasında rol alan faktörler
üzerinde olumlu değişiklikler yaptığı iddia edilmiştir.' diye konuştu. K2 VİTAMİNİ NOKSANLIĞI, KALSİYUMUN
DAMARLARDAN TEMİZLENME SÜRECİNİ AKSATIYOR Prof. Dr. Erel, yeterli miktarda K2 vitamini alımının kalp damar
sistemini olumlu yönde etkilediğini, K2 vitamininin, damar duvarlarında kalsiyum birikimini engelleyen Matrix Gla Proteinini (MGP)
harekete geçirdiğini belirtti. Erel şöyle devam etti: 'Kalsiyum; çözünebilen faktörler, hücreler ve dokulardan oluşan koordine bir sistemle
uzaklaştırılarak arterlerin sağlıklı ve esnek kalması sağlanmaktadır. Ancak, K2 vitamini noksanlığı, kalsiyumun damarlardan temizlenme
sürecinin normal işlemesini büyük ölçüde aksatmaktadır. Bu nedenle, K2 vitamini noksanlığı, damarlarda kalsiyum birikimi riskini işaret
etmektedir. Gerçekten de yapılan bilimsel çalışmalarda, K2 vitamini alan kadınlarda kalp damar sağlığının daha iyi olduğunu
bildirilmiştir' dedi. Erel, K2 Vitamini eksikliği olan kişilerde görülebilecek sağlık sorunlarının başında, damarlarda kalsiyum birikmesi
(kalsifiye ateroskleroz=damar sertliği), yumuşak doku kalsifikasyonu (artroz= eklem kireçlenmeleri), kemik yoğunluğunda azalma,
kemik erimesi (osteoporoz) gelmektedir, açıklamasını yaptı. K2´NİN KIKIRDAK KİREÇLENMESİNİ ÖNLÜYOR K2 Vitamini ile
kalsiyum arasında bulunan ilişkiye de değinen Erel şöyle devam etti: 'Kemiklerin sağlamlaşmasında gerekli olan kalsiyumun, kemik
yapılarına bağlanması için spesifik bir proteinin aktivasyonunda K2 vitaminine ihtiyaç vardır. Arterlerde K2 vitamini, kalsiyumun damar
duvarlarında birikerek damarın sertleşmesine yol açmasını önleyen başka bir proteini aktive etmektedir. Eldeki bilgiler K2´nin kıkırdak
kireçlenmesini de önlediğini göstermektedir.' K2 VİTAMİNİ BAKTERİLER TARAFINDAN YAPILIYOR K2 Vitamini besinler
yoluyla alınması konusunda bilgi veren Erel, K2 vitaminin bakteriler tarafından yapıldığını ve peynir gibi fermente gıdalarda, düşük
miktarda bazı süt ürünleri ve yumurta sarısında bulduğunu ifade etti. Fermante soya fasulyesinde hazırlanan bir Japon yiyeceği olan
Natto dışında, K2 vitamini meyvelerde ve sebzelerde çok az miktarda bulunduğunu ifade ederek, 45 mcg K2 vitamini almak için 4 kg
sığır eti veya 5 litre süt veya 5 litre yoğurt veya 140 g yumurta sarısı tüketilmesi gerekmektedir, diye konuştu. 'K2 Vitamini doğal mıdır?'
sorusunu yanıtlayan Erel şu bilgiyi verdi: 'MenaQ7 Natto yiyeceğinde Bacillus subtilis bakterileri tarafından sentezlenen tek doğal K2
formudur. MenaQ7, bu doğal kaynaktan ekstre edilmekte ve saflaştırılmaktadır. Mena K2 ürününde Mena Q7 doğal formu
bulunmaktadır. Diğer K2 formları (MK-4) sentetiktir, doğal değildir.' diye konuştu. K2 Vitamini Kullanım dozu hakkında bilgi veren
Erel, klinik çalışmalara göre kemik ve damar sağlığını sürdürmek için gereken K2 vitamini dozunun 50 mcg/gün MK-7 olduğu
bulunmuştur. Ancak MK-7 dozunun rahatlıkla 45-100 mcg/gün sınırları arasında olabildiğini ifade etti. OSTEOPOROZ VE K2
VİTAMİNİ KULLANIMI Osteoporozun tedavisinde kullanılan diğer ilaçlarla birlikte K2 vitamininin kullanılabildiğini, bu ilaçların
etkinliğini arttırdığını ifade eden Erel şöyle konuştu: 'Nasıl ki bazı hormon tedavileri ile birlikte kalsiyum ve D vitamini gibi mineral ve
vitaminler kullanılıyorsa Vitamin K2 de tek başına ve diğer osteoporozu önleyen ilaçlarla birlikte kullanılabilir. Bazı ilaçların veya
kronik hastalıkların yol açtıkları osteoporozun önlenmesinde de vitamin K2 kullanılmaktadır' K2 vitaminini, özellikle osteoporoza
(kemik erimesi) yol açan hastalıkları bulunan veya ilaçlar alan kişilerin kullanabildiğini belirten Erel, bunun dışında asıl menopoz
sonrası kemik erime riski olan kadınlar K2 vitamini kullanmalıdır. Menopoz sonrası kadınlarda kemik erime riski ve buna bağlı kemik
kırıkları çok sık görülür. Yapılan bilimsel araştırmalarda K2 vitamini kullanan menopoz sonrası kadınlarda kemik yoğunluğunun arttığı
ve dahası kemik kırıklarında bir azalmanın olduğu bildirilmiştir, dedi. Aranan Kelimeler:k2 vitamini nedirk2 vitamini faydalar?k 2
vitaminin faydalar?k vitamini nelerde bulunurk2 vitaminin faydalar?k2 vitamininin faydalar?k2 vitamin faydalar?k2 vitamin nedirmena
k2vitamin k2 nedir
Download

prof. dr. aksel sıva balon anjıyoplastı uygulaması,hakkında