7 NISAN 2015
Devletlerin Ekonomik
Politikaları Üzerine
14
Bir yılda 6.500 istihdam alanı kaybedildi
Devletlerin uyguladığı ekonomik politikaların
toplumun hangi kesimlerine neler getirip, hangi
kesimlerinden neler götüreceğini anlamak için
borsanın verdiği tepkiye bakmak yeterlidir aslında...
Bilindiği üzere borsa, kâğıtları işlem gören şirketlerin
kârlarının ya da kâr beklentilerinin artmasıyla yükselir. Şirketlerin kârının yükselmesi de maliyetlerinin
düşmesi ve rekabet edebilme kabiliyetlerinin yükselmesiyle olur. Maliyetlerin düşmesi ve şirketlerin
pazar paylarının artması ya ihtiyacın yüksek olduğu
çok özel bir ürünün piyasaya sürülmesiyle ya da
verimliliği olağan üstü düzeyde yükseltecek bir üretim tekniğinin bulunması ve uygulanmasıyla
gerçekleşir. Eğer bu özel durumlar dışında bir
şirketin kârı ve dolayısıyla hisselerinin değeri yükseliyorsa bunun nedeni emek maliyetinin veya vergi
giderlerinin düşürülmesidir. Devletin izlediği
ekonomi politikaları şirketlerin kârlılık düzeyini
birçok yönden etkiler.
Ekonomik programlarda vergilerin hangi toplum
kesiminden alınacağı, bütçeden hangi toplum kesimine daha fazla kaynak aktarılacağı gibi maliye
politikalarının yanı sıra uygulanacak sosyal politikalar ve istihdam politikalarıyla da hangi toplumsal
sınıfın çıkarlarının korunacağı ortaya konulur.
Dünyada izlenen politikalar gösteriyor ki kamu
gelirlerini arttırmak için çalışanların ödediği dolaylı
vergiler artacak, kamu giderlerini azaltmak için de
eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerine ayrılan pay
düşecektir. Böylece sermaye daha az vergi öderken
bütçeden yüklü teşvikler alacaktır.
Diğer yandan “...işgücü piyasasının esnekliği
politikalarına ağırlık verilecektir” söylemi ortaya
çıkmaktadır. Hükümetler özellikle 2008 yılından
buyana ekonomik krizi ve krizle birlikte yükselen
işsizliği de bahane ederek istihdama ilişkin bir dizi
politikayı uygulamaya koymuştur. Bu politikalar sermayenin üzerindeki emek maliyetini en aza indirmek üzere bir taraftan maliyetin bir kısmını genel
bütçenin üzerine yıkmak, dolayısı ile sermayeyi
büyük bir yükten kurtarmakta ve bu yük
toplumsallaştırılmaktadır. Öte
yandan işgücü
piyasasının esnekleştirilmeyle birlikte işveren, işçiyi
istediği zaman işten çıkartma, istediği süre ve
istediği
ücretle
çalıştırma
özgürlüğüne
kavuşmaktadır. Bunun emekçiler için anlamı ise
daha düşük ücret, daha uzun, daha kötü koşullarda
çalışma ve güvencesizlik olmaktadır.
Kısacası, emekçiler için gelecek, yeni zamlar, daha
kötü ve daha pahalı kamu hizmeti, daha düşük
ücret, daha uzun süreyle daha kötü koşullarda
çalışma ve güvencesizlik anlamına gelmektedir.
Ama buna karşılık sermaye için, daha az vergi, daha
fazla devlet teşviki ve daha ucuz işgücü demektir.
Tüm bunlar olurken artık insanlar ise sessiz sedasız
olan biteni izlemek niyetinde olmadıklarını şiddetli
bir şekilde telaffuz etmeye başladılar.
RESA
2014 yılında Kıbrıs'ta 6 bin 500 istihdam alanı kaybedildi. Avrupa İstatistik
Dairesi verilerine göre 2014 yılının son
çeyreğinde Kıbrıs'ta istihdam 2013
yılının aynı dönemine göre %1,5
oranında daraldı. 2013 yılı sonu itibarıyla
Kıbrıs'ta iş gücü 433 bin 176'ydı ve
bunun %1,5'i de 6 bin 500'e denk
geliyor. Avrupa İstatistik Dairesi verilerine göre daha endişe verici olgu durumun her geçen gün daha da
kötüleşmesi. Örneğin üçüncü çeyrekte
istihdam %0,8 oranında azalırken bunun
son çeyrekte %1,5 oranına ulaşması.
Kıbrıs istihdam kaybı açısından Avrupa
Birliği ve Yurogrup içerisinde en kötü
ülke konumunda. AKEL Araştırma ve
Ekonomi Bürosu sorumlusu Haris Polikarpu bu verileri yorumlarken sıkı tasarruf politikalarının
ekonomik krize çözüm getirememesinin ötesinde tersine
ciddi bir de sosyal yük oluşturduğunu söyledi. Bu durumun her geçen gün Avrupa düzeyinde daha çok kabul
edilir olmaya başladığına dikkat çekti. "Kabul etmediğini
söyleyenler sadece halk karşıtı sıkı tasarruf politikalarında
ısrar eden Hükümetlerdir" dedi.
Polikarğu aynı
değerlendirmesinde istihdamdaki azalışın sıkı tasarruf önlemlerinin ekonomiye ve topluma bir yansıması olduğu
görüşünü de savundu. " Memorandum yıllarında Kıbrıs'tan
göçün çok hızlı bir biçimde artması da bir rastlantı
değildir" dedi. Birçok gencin başka seçeneği olmadığı için
Kıbrıs'ı terk edip başka ülkelerde iş aradığını söyledi. Yurt
dışında okuyan gençlerden önemli bir kısmının da adaya
geri dönmediğini belitti. Çalışma Bakanının da 2015 yılı
bütçe görüşmeleri tartışılırken Meclis'e sunduğu verilere
göre 2013 yılında Kıbrıs'ta 20 bin 149 istihdam alanı
yitirilmişti. Bu kayıp 2012 senesinde ise 12 bin 987'ydi. Bu
arada Avrupa İstatistik Dairesi verilerine göre Kıbrıs'ta Ocak
ayında işsiz sayısı 70 bindi. Bu da işsizliğin %16,1 oranında
olduğu anlamına geliyor. Avrupa Birliğinde işsizlik ise ortalama %11,2oranında. 2014 yılının son çeyreğinde
Yurobölgsinde istihdamda %0,9 oranında bir artış yaşandı.
Emekliler için Paskalya İkramiyesi bir kandırmacaya dönüştü
PEO'ya bağlı emekliler sendikası EKİSİ'nin Çalışma Bakanı ile görüşmesi
sonuç vermedi. EKİSİ, Bakanlar Kurulu'nun Paskalya İkramiyesi vermek için
belirlediği kriterlere karşı çıktı ve bu
kararın emeklilerle dalga geçmek
anlamına geldiği görüşünü savundu.
Bakanlar Kurulu'nun 26 Mart tarihli
kararının Anastasiadis Hükümeti'nin
2013 ve 2104 kararı ile aynı olduğuna
dikkat çeken EKİSİ bu karar temelinde
emeklilerin büyük bir kısmının bu
ikramiyeyi alamayacağına vurgu yaptı.
Bakanlar Kurulu'nun almış olduğu
kararda belirlediği kriterlere göre bundan yararlanmak için aylık gelir 750
avroyu geçmemeli. EKİSİ heyetine
göre bugün emekli bir kişinin temel
sigorta maaşı ayda 415 avro. Bu kişinin
eşinin çalışmamış olması ve 336 avro
sosyal emeklilik maaşı alıyor olması durumunda toplam gelir 751 avroya
çıkıyor. Böylece Paskalya ikramiyesi
için belirlenen sınır 750 avro
olduğundan binlerce emekli Paskalya
İkramiyesi alamayacak.
Bu arada EKİSİ, Çalışma Bakanı ile
görüşmesinde Garanti Edilmiş Asgari
Gelir uygulamasına ilişkin sorunları da
gündeme getirdi. EKİSİ'ye göre bu
uygulama sonucu aralarında önemli
sayıda çok yaşlı ve hasta 17 bin emekli
başvuruda bulunamadı. Bunun bir
sonucu olarak düşük maaşlı emekliler
şimdiye dek almakta oldukları küçük
oranda ek katkı paylarını kaybetme
durumuyla karşı karşıya kaldı.
Veriler Garanti Edilmiş Asgari Gelir
için yapılan her üç başvurudan ikisi sert
kriterler nedeniyle reddedildiği ortaya
koyuyor. Bu konuda daha da kötü olan
düşük emeklilik maaşı alanlarla sosyal
yardım alanların durumu. Çalışma
Bakanlığı bu iki kesimden 17500'ünün
maaşını kesti. Çalışma Bakanı Zeta
Emilyanidu'nun geçen hafta Meclis
Çalışma Komisyonuna sunduğu raporunda bugüne kadar Garanti Edilmiş
Asgari Gelir için 17 bin 519 yeni
başvuru yapıldığını ancak bunlardan
sadece 5 bin 620'sinin onaylandığını
söyledi. Geri kalanlar ise ya reddedildi
ya da değerlendirilmek için ek belge
istendi. Bakana göre reddediliş nedeni
ya bu kişilerin banka mevduat
hesaplarında var olan paranın ya da
taşınmaz mal fiyatlarının yasada kriter
olarak belirlenenden daha yüksek
olması.
Bu arada Bakanlık 17 bin düşük
emekli maaşı ile sosyal yardım alan
kişinin de yardımlarını durdurdu.
Meclis çalışma Komisyonu başkanı ve
AKEL milletvekili Andreas Fakontis bu
verileri yorumlarken büyük reklamı
yapılan Garanti Edilmiş Asgari Gelir olgusunun tam olarak çöktüğüne vurgu
yaptı.
Bu uygulamanın
sosyal
yardımların kesilmesinde bir truva atı
gibi kullanıldığına dikkat çekti. "Uzun
süreli işsizlerin, kendi işyerlerinde
çalışanların ve düşük gelirli çalışanların
Hükümete ve Garanti Edilmiş Asgari
Gelir olgusuna umutları kağıttan kale
gibi çöktü" dedi. Fakontis Garanti
Edilmiş Asgari Gelir yasasının yok hükmünde olduğunu da ifade ederek belirlenen kriterlerin değiştirilmesini,
mevduatlar ile taşınmaz mallar için belirlenen meblağların yukarı çekilmesini
önerdi. Garanti Edilmiş Asgari Gelir olgusunun ancak bu değişiklikler sonrası
gerçek bir sosyal koruma ağına
dönüşebileceğini ifade etti. Bu arada
EDEK milletvekili Rula Mavronikola da
kriterlerin değiştirilmesi görüşünü
destekledi.
Konuyla ilgili PEO da yazılı bir
açıklama yaparak bu uygulama ile
sosyal devlet olgusunun sürekli olarak
daha da fazla çökertildiğine vurgu
yaptı.
KIBRIS'TAN GÖÇ HIZLANDI
Yaşanan ekonomik kriz sonucu Kıbrıs'tan göç hızlanmış durumda. 2011 yılı sonrası Kıbrıs'tan göç hızlanırken bu
alanda rekor kırıldı. 2011 yılında adadan göç edenlerin sayısı 5 bin civarındayken 2012 yılında bu rakamın dört katına
çıktığı ifade ediliyor. Bu oran 2013 yılında daha da yükseldi .
2011 yılında tam rakam olarak 4.895 kişi göç ederken bu rakam 2011 yılında 18.105'e ulaştı. 2012 yılında ise adayı
terk edenlerin sayısı 25.227 kişiye ulaştı. 2012-2013 döneminde artış %39,22 oranında. Bu rakama Kıbrıslırumlar ile
adada çalışan diğer yabancı uyruklular dahil.
Göç edenlerin ezici çoğunluğu 24ü29 yaş grubundan. Bu grubu da 30-34 yaş grubu izliyor. Göç edenlerin
çoğunluğunu kadınların oluşturuyor olması da kayda değer bir olgu. 2012 yılında göç edenlerin 12.013'iü kadınken
erkek sayısı6.073'le sınırlı kaldı. 2013 yılında makas daraldı. 13.317 kadına karşı 11.910 erkek göç etti.
Göç edenler arasında 2011 yılında Kıbrıslırum sayısı sadece 242'yken bu rakam 2013 yılında 3.500'e ulaştı.
Bu arada Kıbrıs'ta göç hareketi 2012 yılına kadar negatifti , yani Kıbrıs'ı terk edenlerden daha fazlası Kıbrıs'a çalışmak
ve yerleşmek için geliyordu. 2012 yılında gidenler gelenlerden 12.078 daha fazla oldu. Oysa gidenlerin gelenlere
göre daha fazla olduğu en son yıl 1982'ydi ve bu yılda yurt dışına göç edenlerin sayısı 31 kişi daha fazlaydı.
Download

Bir yılda 6.500 istihdam alanı kaybedildi Emekliler için Paskalya