petinfo 65
PET SAĞLIĞI DERGİSİ
TEMMUZ 2014 SAYI 65
MSD'nin Leishmaniasis'e
karşı farkındalık
projeleri 52
Merial, seçimini Anadolu
Pet'den yana kullandı 26
İnterhas Lyme hastalığıyla
nokta atışı yaptı 44
İÇİNDEKİLER
8 > Bayer Türkiye’de
60. yılını kutluyor
Türkiye’deki 60. Yıl etkinlikleri
kapsamında İstanbul Kongre
Merkezi’nde Bayer Filarmoni
Orkestrası ve Sertab Erener’i bir
araya getiren Bayer görkemli bir
kutlama gerçekleştirdi.
10 > Dünya pet
sektöründen son haberler
Pet dünyasının tüm güncel
haberlerinin en doğru adresi olan
Petinfo’da, bu ay da sektörel
gelişmeleri, bilimin ışındaki
verileri ve ilgi çekici hikayeleri
sizlerle paylaşıyoruz.
24 > Hayvan sahiplerine
parazit kontrollerini
hatırlatmak önemlidir
Dr. Bayer bu ay, düzenli yapılan
hatırlatmaların kliniğinize sağladığı
faydaların üzerinde durdu.
56 > Hayalini kurduğum
mesleğin mensubuyum
Güzelbahçe ilçesindeki
hayvanseverlerin gönlünde taht
kuran genç Veteriner hekim Gizem
Yılmazer’le keyifli bir söyleşi yaptık.
sayfa
40
36 > Sitolojik muayeneyi
kurumumuzda
gerçekleştirebiliyoruz
Uzman kadrosuyla İzmir’in
en donanımlı kliniklerinden
Vetacedemia’yı dergimize konuk ettik.
40 > Özür dilemek mi?
İyi hazırlanmış bir özür hemen
her ilişkiyi tamir etme yeteneğine
sahiptir… Yaşanan kazalara karşı
hasta sahiplerinden nasıl özür
dileyebileceğinizi sizin için araştırdık.
44 > İnterhas’tan nokta atışı
İnterhas Hayvan Sağlığı’nın
düzenlediği seminerde Prof. Dr.
Barbaros Çetin ve Prof. Dr. Erman
Or’un sunumlarıyla veteriner
hekimlere Lyme hastalığı, kedi ve
köpeklerde standart ve alternatif
aşı programları, parazit tedavisi ve
dermatomikozis hakkında bilgi verildi.
sayfa
26
26 > Pet sektöründe
yeni bir sinerji
Merial Türkiye Genel Müdürü
Herbert Pohle, Anadolu Pet Genel
Müdürü Eren Üçüncü ve Merial
Türkiye Ruminant ve Pet Ürünleri
Satış ve Pazarlama Müdürü Orkun
Bürün, Genel Koordinatörümüz
Barış Kolgu’ya projelerini anlattı.
53 > Yazın gelmesiyle nüks eden
tehlike: Leishmaniasis
Yazın gelmesiyle vektörel
hastalıklarda artışlar başladı. Bu
sayımızda Akdeniz ülkelerinin
kabusu olan Leismaniasis hakkında
farkındalık yaratmak istedik. MSD
hayvan sağlığı, Leishmaniasis’e
karşı yaptıkları farkındalık
projelerini bize anlattı.
sayfa
53
60 > 24 adımda veteriner
kliniğinizin kedi
potansiyelini artırın
Eğer sizde kedilerini kontrole
getirmeyen pet sahiplerinden
yakınıyorsanız, bu yazımızı hemen
okumalısınız.
64 > Branşlaşmak
başarıyı getirecektir
Veteriner Hekim Zafer Yıldızalp bize
19 yıllık tecrübelerinden bahsetti.
sayfa
80
66 > Teknolojiye ayak
uydurmak lazım…
Medikal ilaç almadan önce mutlaka
Hasvet Medikal Direktör Arzu ÖZSAN
ÇORBACI’nın önerilerini okumalısınız.
68 Köpeklerde testis hastalıkları
Sevgili dostlarımızın yaşam kalitesini
etkileyebilecek tetis hastalıklarını
sizin için araştırdık
74 > Ataköy’de ege havası
İstanbul’un en güzel semtlerinden
Ataköy’de Dr. Veteriner Hekim
Nihat Kale ve Veteriner Hekim
Seralp Uzun’la keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik.
80 > Kedilerde yaygın
kulak problemleri
Sıklıkla karşılaştığımız
kedilerde kulak problemlerinin
değerlendirilmesi ve uygulanabilecek
tedavi prosedürlerine bu köşemizden
ulaşabilirsiniz.
32 > İstanbul’da
görkemli toplantı
Eukanuba Türkiye’nin ev sahipliğini
yaptığı P&G Pet Care’in 40’dan
fazla Avrupa Distribütörü bir araya
geldi. DBM toplantıda projeleriyle
farklılık yarattı.
PETİNFO 2014/07 02-03
EDİTÖR
Veteriner Hekim
YAĞMUR AĞCAOĞLU
Dama¤ınızı, ruhunuzu ve çevrenizi
tatlandıran, güzel ve bereketli bir
Ramazan Bayramı dilerim.
Kedilerde
yaygın kulak
problemleri
> syf 80
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır
Yazın gelmesiyle sıcaklıklar arttı,
haliyle vektörel hastalıklar da su
yüzeyine çıkmaya başladı. Sizlere bu
sayımızda oldukça ilginizi çekecek olan
Lyme hastalığı ve Leishmaniasis ile ilgili
unuttuğunuz, hatırlayamadığınız hatta hiç
duymadığınız bilgiler paylaştık.
Son zamanların en çok konuşulan
güç birliği, Merial ve Anadolu Pet’in iş
ortaklığıyla ilgili iki firmanın yöneticileriyle
önemli bir röportaj yaptık.
Bunun yanı sıra bu ay Eukanuba
Türkiye distribitörü DBM’in ev sahipliği
yaptığı Uluslararası Eukanuba
distribütörleri toplantısına yaklaşık 40
ülkeden 100’ü aşkın yönetici katıldı.
Biz de Eukanuba markasının üst düzey
yöneticileriyle oldukça keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik.
petinfo
Temmuz / Sayı: 65
Pet Sağlığı Dergisi
Ayda bir yayımlanır.
YAYIN TÜRÜ
SÜRELİ YEREL
SAHİBİ
Mat Medya Tanıtım
Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
MEHMET AKTOP
GENEL KOORDİNATÖR
BARIŞ KOLGU
[email protected]
İzmir’den ve İstanbul’dan, minik
dostlarımıza en iyi hizmeti sağlayan
ve hayvanseverlerin gönüllerinde
taht kurmuş Veteriner hekimlerimizi
dergimize konuk ettik. Meslektaşlarımız
bizlerle mutluluklarını, tecrübelerini ve
şikayetlerini paylaştı.
Kliniğinizin düzenli gelen kedi
hastaları azalmaya mı başladı? Her
klinikte ufak tefek kazalar gerçekleşebilir,
peki bu kazaları hayvan sahiplerine nasıl
anlatabilirsiniz? Bu sayımızda bu tarz
sorunlarınıza çözüm bulabileceğiniz
köşelerimize de ulaşabilirsiniz.
Veteriner Hekim
NAYAT BOYACI ALCAL
Özür
dilemek mi?
> syf 40
Saygılarımla
Veteriner Hekim Ayça Üvez
ART DİREKTÖR
EBRU DERELİ
[email protected]
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
VET. HEKİM AYÇA ÜVEZ
[email protected]
YAZI İŞLERİ SORUMLUSU
Vet. Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU
[email protected]
Vet. Hekim NAYAT BOYACI ALCAL
[email protected]
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM RAHŞAN EROL
BASKI
Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100
YIL MAH. MASSİT MATBAACILAR
SİTESİ 2. CADDE GEZEGEN
BİNASI NO: 202/A BAĞCILAR/İST
Sertifika No: 12002
ADRES
YAYINCILAR SK. 10/4 34414
SEYRANTEPE - İSTANBUL
TEL: 0212 324 50 56 - 324 50 59
www.matmedya.com
ABONE
BANU SAYINÇ
[email protected]
Dergimizde yayınlanan röportaj ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.
Petinfo Dergisi veteriner hekimlere ve ecza depolarına yönelik bilimsel içerikli, mesleki, ücretsiz, sektörel bir yayındır.
PETİNFO 2014/07 06-07
ETKİNLİK
Bayer
Türkiye’deki
60. Yılını
Kutluyor
Türkiye’deki 60. yıl
etkinlikleri kapsamında
İstanbul Kongre
Merkezi’nde Bayer
Filarmoni Orkestrası ve
Sertab Erener’i bir araya
getiren Bayer, görkemli bir
kutlama gerçekleştirdi.
Temel olarak sağlık, beslenme
ve ileri teknoloji ürünü polimer
malzemeler alanlarında uzmanlaşmış
olan Bayer, Türkiye’de 60. kuruluş
yıldönümünü kutluyor. Türkiye’deki
üretim faaliyetlerine 1954 yılında
İstanbul’da başlayan şirket, 60. kuruluş
yıldönümü etkinlikleri kapsamında
pek çok projeyi faaliyete geçiriyor.
60. yıl etkinlikleri kapsamında
İstanbul Kongre Merkezi’nde Bayer
Filarmoni Orkestrası ve Sertab
Erener’i bir araya getiren Bayer, ayrıca
iki özel bilim eğitimi projesini de
hayata geçirdi. Bayer’in hali hazırda
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile
PETİNFO 2014/07 08-09
birlikte yürüttüğü kurumsal sosyal
sorumluluk projesi Bayer Genç Bilim
Elçileri, projenin gezici versiyonu
olarak tasarlanan Bilim Tohumları
Ekibi ile genişletildi. Bayer ayrıca
Türkiye ve Almanya devletlerinin
desteğiyle liseler arası bir bilim
yarışması da düzenliyor.
Bayer Filarmoni Orkestrası ve
Sertab Erener Konuklara Unutulmaz
Bir Gece Yaşattı
Bayer, Türkiye’deki faaliyetlerinin
60. yıldönümü etkinlikleri kapsamında
İstanbul Kongre Merkezi’nde bir konser
organizasyonu düzenledi. Bayer Filarmoni
Orkestrası konser için Türkiye’ye geldi
ve Sertab Erener ile birlikte sahne
aldı. Bayer AG Yönetim Kurulu Üyesi
Michael König ve Bayer Türkiye CEO’su
Dr. Axel Hamann’ın ev sahipliğinde
gerçekleşen etkinlikte iş dünyası ve ilaç
sektörü temsilcileri ile Türkiye’deki Bayer
çalışanları bir araya geldi.
60. Yıl projelerinin odağında çocuklar
ve gençler var
60. yıldönümü kutlamaları
kapsamında; şirketin gerçekleştireceği
projelerin tamamının odağında
Türkiye’nin geleceği olan çocuklar
ve gençler var. Türkiye’nin aydınlık
yüzünün temsilcileri olan çocukları
gelecekte bilim insanı olma yönünde
yüreklendirerek Türkiye’de bilimin
gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan
şirketin temel hedefi; gençleri
ve çocukları günlük hayatlarında
merak ettikleri şeyleri sorabilen,
sorgulayabilen, doğada olan olayları
gözlemleyebilen ve anlamaya çalışan
bireyler haline getirmek.
Bayer ve TOG, Türkiye’nin dört bir
köşesine bilim tohumları ekecek
Toplum Gönüllüleri Vakfı
işbirliğiyle yürütülen Bayer Genç
Bilim Elçileri projesinin hali hazırdaki
etkinliklerine ek olarak tasarlanan
Bilim Tohumları Ekibi projesi ile kırsal
yerleşimlerde yaşayan çocukların bilim
okuryazarlığının artırılması hedefleniyor.
Proje kapsamında, Bayer Genç Bilim
Elçileri projesinin gezici versiyonu
olarak tasarlanan bir araç, Türkiye’nin
dört bir köşesini ziyaret ederek 7 ile 11
yaş arasındaki çocuklarla buluşacak.
Mayısın ikinci haftası gezici bir araç ile
proje etkinliklerini gerçekleştirmek için
yola çıkan Bayer Genç Bilim Elçileri
-Bilim Tohumları Ekibi, Mayıs ve Haziran
ayları içerisinde 7 farklı ilde - Mersin,
Adana, Hatay, Adıyaman, Şanlıurfa,
Mardin, Diyarbakır - 20 noktada
toplamda 1138 çocukla birlikte
bilimin eğlenceli dünyasını keşfetti.
Bilim Tohumları Ekibi, Temmuz ayı
içerisinde Kahramanmaraş, Malatya,
Trabzon illerinde proje etkinliklerini
gerçekleştirmek için yollarda olmaya
devam edecek. Bayer Genç Bilim
Elçileri - Bilim Tohumları Ekibi proje
sonunda Türkiye’nin yedi bölgesindeki
20 farklı ilde/ 60 noktada kırsal
yerleşimlerde yaşayan 6000 çocuğa
ulaşmayı hedefliyor.
Bayer Liseler Arası Bilim
Yarışması’nın finalistleri Almanya
gezisi kazanacak
Bir diğer proje olan Bayer
Liseler Arası Bilim Yarışması; Türkiye
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı,
Almanya Eğitim ve Araştırma
Bakanlığı ve Alman Büyükelçiliği’nin
60. yıldönümü kutlamaları
kapsamında, Türkiye’nin
aydınlık yüzünün
temsilcileri olan
çocukları gelecekte bilim
insanı olma yönünde
yüreklendirerek Türkiye’de
bilimin gelişimine katkı
sağlamayı AMAÇLIYOR.
desteğiyle hayata geçirildi. Gençlerin
fen, matematik ve mühendislik
konularına ilgisini yükseltmek amacıyla
düzenlenen yarışma kapsamında, lise
öğrencilerinden belirlenen başlıklarla
ilgili projeler geliştirmeleri istendi.
Yarışmanın sonunda projeleri finale
kalan öğrenciler, Almanya Eğitim ve
Araştırma Bakanlığı’nın desteğiyle
organize edilen bilim gezisi kapsamında
Almanya’ya gönderilecek.
Bayer’in Daha İyi Bir Yaşam İçin
Bilim Sergisi Ankara’yı ziyaret etti
Bayer, Türkiye için özel olarak
tasarlanan iki bilim eğitimi projesinin
yanı sıra 60. yıl kutlamaları kapsamında,
Kuruluş Yıldönümü Sergisi’ni 11-13
Nisan tarihlerinde Ankara’ya getirdi.
Aslen, Bayer’in 2013 yılında kutladığı
150. küresel yıldönümü vesilesiyle
geliştirilen ve geçen yıl İstanbul’da
da sergilenen sergide; şirketin sağlık
ve tarım ürünleri ile ileri teknoloji
malzemeleri alanlarındaki inovasyonları
anlatılıyor. 22 adet iki metre
yüksekliğindeki harften oluşan sergide
her bir harf Bayer’in misyonun “Science
For A Better Life”’daki (Daha İyi Bir
Yaşam İçin Bilim) harfleri simgeliyor.
Nostaljik Bayer yapbozu yeniden
hayat buldu
Bayer 60. yılı vesilesiyle, Türkiye’de
60’lı yıllarda çok yaygın olan nostaljik
yapbozuna da yeniden hayat verdi. iOS
ve Android sistemli cihazlara uyumlu
bir uygulaması da hazırlandı 
NOTLAR
Veteriner hekimlikte crp
Dünya veteriner hekimlerinin tüm sistemik enfeksiyonlar için en
büyük rehberi CANINE C-REAKTİF PROTEİN test artık Türkiye’de...
Veteriner tıpdaki gelişmelere
paralel olarak artık daha sağlıklı
ve uzun yaşamlara sahip olan her
köpek hayatının belli dönemlerinde
hastalıklarla yüzleşmektedir.
Canine c-reaktif protein (CRP) ;
tüm enfeksiyonlar, kronik yangısal
hastalıklar ve doku hasarlarında
güvenilir bir yangı indikatördür.
Bir akut faz yangısal protein
olan c-reaktif protein yani CRP,
İnterleukin-6 gibi İnflamasyon
öncesi sitokinlerin dolaşımda
artan miktarına cevap olarak
hepatositler tarafından üretilir ve
salınır. Köpeklerde postoperatif
dönemde, enfeksiyöz hastalıklarda
ve inflamatorik bağırsak hastalığı
ile alerjik ya da immun kökenli
hastalıklar gibi kronik inflamatorik
hastalıklarda yüksek CRP seviyeleri
görülür. Normal ve sağlıklı köpeklerde
serum CRP seviyesinin 35 mg/L’nin
altında olması gerektiği kabul edilir.
Sistemik inflamatorik hastalıklar ya
da daha ciddi enfeksiyonlar sırasında
serum CRP seviyeleri hızla 35
mg/L’ nin üzerine çıkar. Hastalığın
başlangıcından sadece 4-6 saat
sonra serum da yüksek CRP değerleri
ölçülmeye başlar ki bu özellikle CRP
analizini hastalıkların tanı ve tedavisi
için çok önemli hale getirir.
Klinik problemlerde CRP
analizi neden önemlidir?
-CRP henüz başka hiçbir klinik
ya da laboratuvar datası yokken bile
sistemik inflamasyonu gösterir.
-CRP yangının yaygınlığını ve
şiddetini ortaya koyar.
PETİNFO 2014/07 10-11
-CRP seçilen tedavinin etkinliğini
ya da etkisizliğini gösterir.
-CRP inflamatorik hastalığın
varlığını ya da yokluğunu ispatlar.
-CRP semptomatik tedaviyle
baskılanan klinik tablo arkasında
seyreden yangı aktivitesini gözler
önüne serer.
-CRP cerrahi sonrası iyileşme
sürecinin değerlendirilmesine
imkan tanır.
-Yüksek CRP seviyeleri başka
semptomlar gelişmeden nüksleri
göstererek erken dönemde tekrar
tedaviye başlama şansı sağlar.
AKUT FAZ PROTEİN TEsTİNdE VETERİNER
HEKİmİN EN büyüK yARdımCısı
Akut Faz Proteinleri” yangısal reaksiyonun başlamasıyla gelişen ve
yangının sonlanmasıyla azalan bir grup biyolojik yangı işareti olarak
tanımlanabilir. İnsan hekimliğinde yıllardır kullanılan ve doktorlarımızın
uyguladıkları tedavilerde en önemli rehberi olan akut faz protein testleri
artık veteriner tıpda da hızla popülarite kazanmaktadır.
h
LifeAssays firmasının sadece hayvanlara özel bir teknolojiyle
geliştirdiği analiz sistemi ile köpekler için “Canine C-Reaktif
Protein-CRP”, kediler için “Feline Haptoglobulin” , atlar için ise “Equine
Haptoglobulin” akut faz proteinlerinin kandaki seviyelerinin ortaya konması
mümkün olmaktadır.
h
Bu yöntem pratik, her klinikte uygulanabilir, kesin sonuç veren çok
ekonomik bir yöntemdir. Akut faz proteinlerinin test edilebiliyor
olması Türkiye’de Veteriner Hekimliği mesleğinin icrasında hizmet kalitesini
yükseltecek ve şüphesiz mesleki başarıyı arttıracaktır.
h
https://www.facebook.com/CRPTurkiye
AyrA Grup Veterinerlik
Güvenlik Cad. 58/1 A. Ayrancı
Çankaya 06540 ANKARA TÜRKİYE
Tel: +90 312 427 8788
Fax: +90 312 427 8288
www.ayragrup.com
Kennel Club’ın başkanı
Gerald King İstanbul’da
İngiltere Kennel Club’ın başkanı Gerald King, Eukanuba
Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı P&G Pet Care’in 40’dan
fazla Avrupa Distribütörünün bir araya geldiği toplantıda
şeref konuğu olarak ağırlandı. İngiltere Kennel Club’ın yaptığı
çalışmalardan bilgiler veren bir konuşma yapan Gerald King;
İngiltere’deki köpek üreticilerinin nasıl kayıt altına alındığı,
üreticilerin yetiştirdikleri köpeklerin satışında almaları gereken
sorumluluklar konularını içeren bir sunum yaptı. Sosyal
medya ve internet üzerindeki çalışmalarından da bahseden Mr.
Gerald King, ayrıca İngiltere Kennel Club’ın resmi sponsoru
olan Eukanuba ve ürünleri ile ilgili görüşlerini, İngiltere Kennel
Club’a üye üreticilerin memnuniyetlerinden ve aldıkları iyi
sonuçlardan bahsetti. Özellikle birçok uluslararası yarışmalarda
dereceye giren köpeklerin neredeyse tümü Eukanuba ile
beslendiğini vurguladı.
Klivet SEVC-2014 Barcelona
çekilişi gerçekleştirildi
KLİVET 2.Bahar Sempozyumuna katılan Veteriner hekimlere
yönelik planladığı çekiliş , Prof. Dr. Erdem Acar ve Vet. Hekim Tarık
Akan öncülüğünde ve sempozyum sponsoru firmaların temsilcileri
gözetmenliğinde gerçekleştirildi. SEVC-2014 Barcelona için yapılan
çekiliş sonucunda, kongre bedelleri KLİVET tarafından karşılanacak
olan 4 asil ve 4 yedek veteriner hekim belirlendi.
Dünya Kupası’nda ağlar
Brazuca ile havalanıyor
Dünya Kupası’nda ağlar Bayer teknolojisiyle üretilen
Brazuca ile havalanıyor, heyecan Bayer’in Dünya Kupası
yarışmalarıyla devam ediyor!
Milyonlarca futbol fanatiği tarafından merakla beklenen
FIFA 2014 Dünya Kupası başladı. Bu sene turnuvada Adidas
tarafından Bayer MaterialScience’ın teknolojisiyle üretilen
yepyeni futbol topu “Brazuca” kullanılıyor. Brezilya’nın renkli
kültürünü yansıtması amacıyla parlak mavi, yeşil ve altın rengiyle
süslenen top 2,5 yıllık bir çalışmanın sonucunda hazırlandı.
Gözardı edilen konu:
Dirsek displazisi
Sevgili dostlarınızın
dirsek hassasiyetini ne
kadar farkındasınız?
Geçtiğimiz yıllarda
Amerikan Kennel klübünün
köpek sağlık grubu için
topladığı yardımlarla saygın
üniversiteler ve kliniklerde
köpek dirsek displazisiyle
ilgili araştırma yapıldı.
Araştırmalar sonunda
köpeklerin % 19.7 ‘nde
dirsek displazi skoru sıfırdan
yüksek olduğu gözlemlendi.
Özellikle Rotweiller (%53),
Bernese dağ köpeği (%38.3)
ve Otterhound (%59.1)
ırklarında dirsek displazisinın
yaygın olduğu görüldü.
Eukanuba Playground
etkinliği gerçekleşti
5,5 ay gibi kısa bir sürede Eukanuba’nın aranan bir
aile ferdi olduğunu gösterdi. P&G Pet Care’in üst düzey
yöneticileri bu projeyi yakından incelemek için toplantı öncesi
İstanbul’a erken geldiler.
Eukanuba Türkiye’nin İstanbul’da ki köpek sahipleri için
açtığı Eukanuba Playground’u ziyaret ettiler. 17 milyonluk dünya
şehri İstanbul’un tam ortasındaki cennet bahçesi Eukanuba
Playgound’un Eukanuba Pet Care’in örnek projeleri arasında
yer alacağı konuşuldu. Günün en güzel sürprizi Eukanuba Yıldız
takımının gösterisiydi. İrem ve Cash, Ahmet ve Sasha eğlenceli
dakikalar yaşatarak hayranlık uyandırdılar.
Melez kediler
daha uzun yaşıyor
İngiltere’de yapılan bir çalışmada temel bakımda olan
kedilerin mortalitesi ve uzun ömürleri araştırıldı. Her yaştan
kedinin katıldığı çalışmada mortalite en sık %12.2 travma,
%12.1 böbrek bozukluğu, %11.2
non-spesifik hastalıklar, %10.8
neoplazi ve 10.2 kitle lezyon
bozuklukları gibi nedenler olmak
üzere kaydedilmiştir. Ortalama
kedi ömrü 14 yıl olarak
kaydedilirken melez kedilerin
(14 yıl) ömrü safkan
kedilere (12.5 yıl)
göre daha yüksek
bulunmuştur.
NOTLAR
INTERZOO ETKİSİ
DEVAM EDİYOR
60 senelik bir tarihçeye sahip olan, her iki senede bir gerçekleşen Almanya’nın
Nürnberg şehrinde düzenlenen Interzoo fuarı bu sene 33. kez üreticilerin,
toptancıların ve perakendecilerin katılımı ile gerçekleşti.
WZF Service Company for Pet
industry ve The German Pet Trade &
Industry Association organizasyonu
ile 12 büyük salonda toplam
110.000 metrekare sergi alanıyla
60 ülkeden 1700’den fazla firmaya
ve yaklaşık 37.000 ziyaretçiye ev
sahipliği yapan Interzoo fuarı, evcil
hayvanların gereksinimleri için tüm
dünyadan seçkin markaların yer
aldığı, piyasanın en önemli tanıtım
platformu olarak ön plana çıkıyor.
Fuara katılan firmalar arasında yer
alan Max&Molly markasının Türkiye
distribütörü olan DnC Fashion A.Ş.
(Dogs & Cats Fashion) yetkilileri fuar
sonrası görüşlerini bizlerle paylaştı.
Evcil hayvanlar için
her şey düşünülmüş
Türkiye piyasasına getirmiş
olduğumuz kaliteli ve renkli
tasmalardan oluşan ürün gamımıza
uygun kaliteli ve orjinal ürünleri
eklemek için uğraşlarımıza büyük
katkı sağlayan Interzoo fuarında evcil
hayvanlar için herşey düşünülmüş.
Evcil hayvanların beslenmesinde
kullanılan kuru ve yaş mamalarda,
bakım ve gıda takviyelerinde, çiğneme
ürünlerinde ve oyuncaklarda doğal
ve organik ürünlere oldukça ağırlık
verilmiş. Örneğin BARF Beslenme Bones and Raw Food, tabir edilen çiğ
beslenme gün geçtikçe yaygınlaşıp
revaç görmekle beraber beslenmede
öze dönüş diye adlandırabileceğimiz
bir trend haline gelmiş.
Fuarda ayrıca kimyasalsız yıkama
ürünleri ve kuaför malzemeleri de
tüketicilerin beğenisine sunuldu.
Ambalajlamalarda dahi doğada
çözünür ürünler tercih edilmiş.
Özellikle mısır özünden yapılmış
PETİNFO 2014/07 18-19
olan doğada tamamiyle çözünen
atık poşetleri’ nin Türkiye piyasasına
girmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Kalça sorunları olan dört ayaklı
dostlarımız için koşu bantları, medikal
rehabilitasyon makinaları, havuzlar,
teknolojinin son gelişmelerini takip
eden izleme sistemleri de dikkat çeken
ürünler arasındaydı.
DnC Fashion ailesi olarak sektördeki
gelişmeleri yakından izleyip, bir
yandan kalitesine ve farklılığına
inandığımız renkli ürün yelpazemizle
evcil hayvan sahibi dostlarımıza
hizmet verirken, bir yandan da
sektörde yenilik yaratacağına
inandığımız ve de beğenilerinizle
markamıza değer katacak sıradaşı
ürünlerle sizleri buluşturabilmek adına
önümüzdeki sene de 25-29.05.2016
tarihleri arasında yapılması planlanan
Interzoo fuarının yine takipçisi olacağız.
“İçerik fark yaratır”
“The ingredient makes the difference”
Sağlıklı ömürler için...
Misyonumuz MG GIDA olarak bütün evcil
hayvanların, sahipleri ile mutlu ve sağlıklı
bir ömür geçirmesini sağlamak için varız.
Bunu başarmak ve başarmaya devam
etmek için bizimle başlayan ve nihai
tüketicimiz olan evcil dostlarımıza kadar
uzanan zincirdeki bütün tarafları memnun
etmek için çalışıyoruz.
Sizin için en doğru seçim!
www.petservisi.com / www.mggida.com.tr / [email protected] Tel: (0212) 657 20 61-64
KÖPEK
Dobermann’daki defektif
gen tespit edildi
Michigan State
Üniversitesi
araştırmacıları
Dobermann
Pinschers’da
bugüne kadar
kimsenin
farkedemediği
albinisme neden
olan genetik
mutasyonu
tanımladı.
Albinolu köpeklerin
derileri de aynı
insanlar gibi güneş ışığına
karşı hassastır ve güneş ışığı
deri tümörü riskini artırır.
Michigan State Üniversitesi Veteriner
Fakültesi’nde doktora öğrencisi olan Paige Winkler,
araştırmayı üniversitede Profesör Asistanı olan
Joshua Bartoe ile birlikte tamamladı. Winkler ve Bartoe,
Dobermann hücrelerinde pigmentasyon için gerekli proteini
ararken gendeki mutasyonu saptadılar. Gendeki defektin sebebi
insanlardaki okulocutaneos albinizmle aynı olduğu ve bu tip
albinizmdeki karakteristik bulguların köpeklerde de görüdüğü tespit
edildi. Albinolu kopeklerin derileri de aynı insanlardaki gibi güneş
ışığına karşı hassas ve güneş ışığı deri tümörü riskini artırır.
Araştırmacılar albinolu Dobermannlardaki bu tip tümörlerin gelişme
oranının insanlardakine benzediğini bildiklerinden, sağlıklı bir Dobermann
ile albinolu Dobermann arasındaki tümör gelişme oranını tespit etmek için
ve 20 şer adet sağlıklı ve albinolu Dobermannlar arasında çalışmalar yapıldı.
Sonuçlara göre albinoluların yarısından fazlasında tümör saptanırken,
sağlıklı olan Dobermannların sadece bir tanesinde tümör saptanmıştır.
Araştırmacılar Dobermanların taşıdığı bu defektif gen, hiçbir belirti
göstermese de, ırk için ciddi bir problem olduğunun altını çiziyor. Neyse ki
bu sayede artık Dobermann’ların bu defektif geni taşıyıp taşımadığı önceden
tespit edilebilecek ve önlem alınabilecektir.
PETİNFO 2014/07 20-21
kedi&köpek
Yaz sıcaklarıyla başa
çıkabiliriz
Sıcaklığın artığı bu günlerde sıcaktan bunalan köpekler için buz iyi bir çözüm mü? Isı
çarpmasında hasta sahibine neler önerebiliriz?
2010 yılında internet ortamında
yazılan bir hikaye de, Baran isimli
bir köpeğin sahibi sıcak havadan
bunaldığını düşündüğü köpeğinin
suyuna bilinçsizse buz küpleri atmış
ve köpek suyu içtikten kısa süre sonra
can çekişmeye başlamıştı. Acilen
veteriner hekime götürülen köpeğin,
buz küpü yutması sonucunda mide
kaslarında şiddetli spazm geçirdiği
ve bunun abdominal distansiyona
neden olduğu anlaşılmıştır. Abdominal
distansiyon köpeklerde hayatidir.
Genelde köpeklerde suyun sıcaklığı ne
olursa olsun ya da suyun içinde buz
konulsun yada konulmasın, çok hızlı
yeme ve içmeden sonra abdominal
distansiyon olabilir. Köpekler
sıcakladığında ve susadığında çok
hızlı su içerler, bu sırada bir sürü hava
yutarlar, bu da abdominal distansiyona
alt yapı hazırlar. Köpeklerde
abdominal distansiyon; hava, gaz
ve yemek sıkışması ve birikmesi
sonucu, midenin ve çevre dokuların
kan dolaşımını engellemektedir. Bu
midenin şişkin hale gelmesini sağlar
ve eğer abdominal distansiyona
müdahale edilmezse şok ve ve
organ yetmezliğinin yanı sıra organ
ölümlerine dahi sebep olur.
Eğer bu konuda endişeli bir hasta
sahibiyle karşılaşırsanız onu buz, sıcak
çarpması ve abdominal distansiyonun
tehlikeleri konusunda uyarın.
Buz hakkında hayvan sahibine ne
söyleyebilirsiniz?
Buz yemek köpekler için teknik açıdan
zararsız olsada, sahiplerini buzdan
kaynaklanacak küçük zararlara
karşı uyararak işinizi garantiye
alın. Köpekler buz yerken, dişlerini
kırabilirler ya da hasar verebilirler veya
buz parçası boğazlarına takılabilir. Yani
her ihtimale karşı hayvan sahiplerini
köpekleri buz yerken göz kulak
olmalarını söyleyin.
Abdominal distansiyona
müdahale edilmezse şok ve
ve organ yetmezliğinin yanı
sıra organ ölümlerine dahi
sebep olabilir.
PETİNFO 2014/07 22-23
Isı çarpması hakkında hayvan
sahibine ne tavsiye edebilirsiniz?
 Isı çarpmasına uğramış bir köpeğin
vücut ısısının azar azar ve yavaş yavaş
soğuması çok önemlidir.
 Eğer köpeğin sahibi köpeğinin
aşırı ısındığını ve ısı çarpmasına
maruz kaldığını düşünüyorsa, ilk
olarak ıslak havluyla onu yavaş yavaş
serinletmeye çalışmalıdır.
 Bulunduğu ortamda, vantilatör
vücut sıcaklığının evaporatif
soğutmasını arttırdığı için kullanılabilir.
 Köpekler serin yüzeylere yatarak
da vücudunun serinlemesini sağlar.
 Vücut sıcaklığı 39,4˚ C oluncaya
kadar yavaş yavaş düşürülmelidir. Eğer
ısı çarpmasına uğramış bir köpeğin
vücut ısısı hızlı şekilde soğutulursa şok
ve organ yetmezliği oluşur.
Abdominal distansiyon hakkında
hayvan sahibine ne tavsiye
edilebilirsiniz?
Eğer abdominal distansiyon sebebinin
ne olduğu bilinmiyorsa; hızlı yeme,
büyük porsiyonlarla beslenme, kuru
mama tüketme, fazla yeme, yemek
sonrası ağır egzersizler, korku hali,
stres, travma ve normal olmayan
mide hareketi gibi risk faktörlerini
teşhiste göz önünde bulundurmalıyız.
Hasta sahibini, köpeğini sık ama küçük
porsiyonlarla beslemesi, bir seferde
çok fazla su içirmemesi ve ağır
egzersizleri yemekten
minimum 1 saat
sonra yaptırması
gerektiği
konusunda uyarın.
Hayvan Sahiplerine
Parazit Kontrollerini
Hatırlatmak Önemlidir
Parazit tedavisi ile ilgili
olarak düzenli yapılan
hatırlatmalar, mevcut
hasta sahiplerinizin
potansiyel hasta
sahiplerinize sözlü
olarak ya da sosyal
medyayı kullanarak
sizden bahsetmesini
sağlayacaktır.
Geçen ay hayvan sahiplerini
parazit kontrolü konusunda
nasıl bilinçlendirebileceğinizi ve
koruyucu hekimliğe teşvik etmenin
size sağlayacağı yararlardan
konuşmuştuk. Bunların yanı sıra
kliniklerinizdeki takım arkadaşlarınızın
görevleri ve mevcut/yeni hayvan
sahiplerine karşı sergilenecek olan
tutumun öneminden bahsettik.
Ve hayvan sahipleriyle kurulan
doğru ilişkilerin sizlere mesleğinizi
daha kolay icra edebilme şansı
vereceğini söyledik. Bu ay ise
gelişen teknolojinin de yardımı ile
hayvan sahiplerine yapılacak düzenli
hatırlatmaların önemi ve hatırlatma
türlerinden bahsedeceğiz.
Hatırlatma servisleri
Teknolojideki gelişmeler
sayesinde, hayvan sahipleri ile
iletişimde kalmanızın birçok yolu
var. E-posta, Twitter veya Facebook
mesajları bunlardan sadece birkaçı.
Hatırlatma servisleri asla sıkıcı
bir görev olarak algılanmamalıdır.
Parazit tedavisi konusu ile ilgili
olarak düzenli yapılan hatırlatmalar
eski/yeni hayvan sahipleri için çok
önemlidir. Bu hatırlatmalar; parazit
tedavisinin önemini yinelemek,
düzenli parazit tedavisi önerisinde
bulunmak, bilgi ve tavsiye vermek
adına önemlidir. Parazit tedavisi
PETİNFO 2014/07 24-25
protokolünün eksiksiz olarak
uygulanması sadece kliniğe bir
katma değer sağlamayacak aynı
zamanda hayvan sahibi ile olan
ilişkilerinizi de arttıracaktır. Düzenli
yapılan hatırlatma servisleri
aynı zamanda mevcut hayvan
sahiplerinizin potansiyel hayvan
sahiplerinize sözlü olarak ve/veya
sosyal medyayı kullanarak sizden
bahsetmesini sağlayacaktır.
Parazit
Hatırlatma türleri
Kısa mesaj servisi (SMS)
E-posta
Posta kartları
Eğitim bültenleri
Sosyal medya
Bekleme odası afişleri
Klinikteki televizyon ekranları
Gazete makaleleri
Telefon çağrıları
Yerel köpek eğitmenleri
Hayvan sahipleri kliniğinize
muayene için her geldiklerinde
telefon numaralarını ve e-posta
bilgilerini kontrol ederek
güncellemeyi unutmayın. Bu
hayvan sahiplerinizin güncel
telefon numaraları ve e-posta
adreslerini bilmenizi sağlayacaktır.
Aynı zamanda hayvan sahipleri
tarafından detayların doldurulması
için formlar da resepsiyon
masasına bırakılabilir, fakat bu yol
kliniklerde daha az etkilidir.
Sizin için en iyi ipuçları
İletişim kurarken açık olun ve
basit bir dil kullanın.
Mesajlarınızda tutarlı olun. Tüm
personel olarak aynı dili konuşun.
Eski ve yeni hayvan sahipleriniz
ile düzenli iletişim kurun ve
uygulamalarınızın faydalarını
görebilecekleri mesajlar oluşturun.
Mevcut hayvan sahiplerini
korumanın yenilerine sahip olmak
kadar önemli olduğunu unutmayın.
Rutin kontrol ve uygulamalara
hayvan sahiplerini de davet edin.
Hayvan sahiplerinize hatırlatmalar
gönderin ve broşür ya da yazılı basın
yoluyla yeni hayvan sahiplerini
hedef alın. Bu hayvan sahiplerine,
petlerinin koruyucu sağlık
bakımlarını hatırlatacaktır.
Hayvan sahiplerine güvendiğiniz
ürünleri tavsiye edin. Kişisel
önerileriniz güçlü bir araç olacaktır.
Bir hayvan sahibi ile diyalog
kurarken net sorular sorun. Örneğin,
evcil hayvanınız en son ne zaman
parazit problemi yaşadı? Hangi
ürünü kullandınız? Ürünü nereden
aldınız? Hangi parazitler sizi
endişelendiriyor? gibi..
Koruyucu tedavi için
hatırlatma önemlidir
Parazitlerin sağlığa etkileri
konusunda artan bilinçlendirme,
hayvan sahibinin tedaviye uyum
göstermesi ve yeterli koruyucu
sağlık hizmetinin sağlanması
yolunda büyük bir adımdır.
Petlerinin, diğer hayvan ve insanların
hastalık risklerinden korunması için
parazitten korunma programının
düzenli uygulanması konusunda
hayvan sahiplerinin bilgilendirilmesi,
hayati önem taşımaktadır. Hayvan
sahiplerine, petlerinin yaşam
tarzlarını göz önüne alarak bireysel
parazit kontrol programlarının
uygulanmasına ilişkin tavsiyelerde
bulunulmalı ve sonrasında
mevcut/yeni hasta sahiplerine
koruyucu tedaviler hakkında
önemli mesajlar vermeye devam
edilmesi konusunda hatırlatmalar
yapılmalıdır. Başarılı uygulamalar,
hayvan sahiplerine kendini saygın
ve memnun hissettirecektir.
Sonrasında ise hayvan sahipleri,
veteriner hekiminin kendi yaşam
tarzları içindeki bireysel ihtiyaçlarını
karşılayacağını bilecektir.
RÖPORTAJ
Pet sektöründe
yeni bir sinerji
Merial’in ülkemize geldiğinden beri pet ürünlerinde hangi
dağıtım kanalını kullanacağı merak konusuydu. Merial,
karşılıklı görüşmeler sonucunda seçimini sektörün
liderlerinden Anadolu Pet ’den yana kullandı.
Anadolu Pet Genel Müdürü Eren Üçüncü, Merial Türkiye Genel Müdürü Herbert Pohle ve
Merial Türkiye Ruminant ve Pet Ürünleri Satış ve Pazarlama Müdürü Orkun Bürün
PETİNFO 2014/07 26-27
Merial Türkiye
Genel Müdürü
Herbert Pohle
‘Anadolu Pet ile iş
ortaklığımızın en önemli
sebebi konusunda uzman
ve lider iki firmanın aynı
hedefe doğru güçlü bir
işbirliği arayışı içinde
olmalarıdır. DOĞRU BİR
PARTNER SEÇTİĞİMİZİ VE
PET SEKTÖRÜNDE BİRLİKTE
ÇOK GÜZEL BAŞARILAR ELDE
EDECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ.
Herbert Pohle
MERIAL, geçtiğimiz yıllarda
Türkiye’de distribütörler aracılığıyla
temsil edilmekteydi. 2012
yılında Merial, büyüme hedefleri
doğrultusunda gelişmekte olan ülkeler
arasında yer alan Türkiye’deki varlığını
Sanofi çatısı altında kendi ekibini
kurarak geliştirme kararı aldı. Bu karar,
Hayvan Sağlığı alanında günden güne
büyüyen Türkiye’deki fırsatları takip
etmek ve aynı zamanda diğer çevre
ülkeler için Türkiye’yi bir merkez haline
getirmek amacıyla alındı.
Merial’in ülkemize geldiğinden beri
pet ürünlerinde hangi dağıtım kanalını
kullanacağı merak konusuydu. Merial,
karşılıklı görüşmeler sonucunda tercihini
sektörün liderlerinden Anadolu Pet’den
yana kullandı. İki firma, imzaladıkları
iş anlaşması ve birleşen güçleri ile
birlikte büyük başarılar kazanacaklarını
vurguladı. Bu iş ortaklığı ile ilgili
ayrıntıları Merial Türkiye Genel Müdürü
Herbert Pohle, Merial Türkiye Ruminant
ve Pet Ürünleri Satış ve Pazarlama
Müdürü Orkun Bürün ve Anadolu Pet
Genel Müdürü Eren Üçüncü’den aldık.
Merial’in Türkiye’deki pet
sektörüne bakış açısı, vizyonu ve
misyonu nelerdir?
H.P Türkiye’de pet segmenti
dünya’daki gibi değil; dünyada pet ilaç
sektörü hayvan sağlığında en büyük
segmente sahipken, Türkiye’de pet,
tüm hayvan sağlığı sektörünün ancak
%7-8’ini kapsıyor. Türkiye küçük bir
pazar olsa da, stratejik açıdan bizim
için çok önemlidir. Önümüzdeki
dönemde Türkiye pazarındaki aşı ve
antiparaziter çeşitliliğimizi artırıyoruz.
Yeni antiparazit ilacımızın ruhsatını
aldık, şuanda satış iznini bekliyoruz.
Çok yakında yeni konseptimizle yepyeni
ürünlerimizle Türkiye pazarında önemli
bir etki bırakacağız.
Türkiye’de pet sektörü yavaş
ama sağlam adımlarla büyüyor. Biz
bu büyüyen pazarı önümüzdeki 5 yıl
içerisinde %15-20 artırmayı planlıyoruz.
Türkiye’deki büyüme stratejilerimiz
doğrultusunda, pet pazarını büyütmek
bizim için çok önemli. Türkiye pet
pazarını yeni antiparaziter ilaçlarımız
ve önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde
pet pazarına sunacağımız inovatif
teknolojilerle geliştirilmiş ilaç ve
aşılardan oluşan ürün portföyümüzle
güçlendireceğiz. Yeni kimyasal
sınıflarla ve yeni moleküllerle üretilmiş
yepyeni ürünlerimizle pet sektöründe
adımızdan söz ettireceğiz.
Stratejik olarak, Türkiye pet
pazarında başarılı olabilmek için güçlü
bir partnere ihtiyacımız olduğuna karar
verdik. Küçük bir ekip olduğumuz için
kendi gücümüze, kendi eforumuza ve
kendi aktivitelerimize odaklanmamız
gerekiyor. Merial ürünlerinin
geçmişten gelme yüksek ve geniş
satış potansiyeli bulunmaktadır,
hedefimiz bu potansiyeli yakalamak
ve daha da artırmaktır. Bu amaçla
önümüzdeki dönemde Anadolu Pet ile
çalışmaya karar verdik.
Anadolu Pet sektörün
liderlerindendir ve yıllardır Royal
Canin ve daha birçok global
markanın distribütörlüğünü başarıyla
yapmaktadır. Dolayısıyla Anadolu Pet,
bizim istediğimiz kriterlerde oldukça
güçlü bir partnerdir. Doğru bir
RÖPORTAJ
MerIal bizim kalite
politikamızla birebir
örtüşen bir marka.
Hedefimiz veteriner
hekimlerimize bu grupta
sunacağımız inovatif
ürünlerle MerIal
markasını kısa zamanda
Türkiye’de ilaç ve aşı
GİBİ ürün gruplarında
lider marka
konumuna taşımak.
Eren Üçüncü
Anadolu Pet Genel Müdürü Eren
Üçüncü, Merial ile olan işbirliğinin
başarılı sonuçlar doğuracağına
inancının tam olduğunu söyledi.
partner seçtiğimizi ve pet sektöründe
birlikte çok güzel başarılar elde
edeceğimizi düşünüyorum.
Anadolu Pet olarak daha önce
veteriner ilaç grubundan ürünlere
yönelik bir çalışmanız oldu mu?
derece mutlu ve gururluyuz. Anadolu
Pet olarak mevcut dağıtım ağımızı
Merial ürün grubuyla beraber daha da
geliştirmeyi hedefliyoruz.
İş ortağı olarak, Anadolu
Pet’i seçmenizdeki en önemli
neden nedir?
H.P Anadolu Pet’i seçmemizin
en önemli sebebi, konusunda uzman
ve lider iki firmanın aynı hedefe
doğru güçlü bir işbirliği arayışı içinde
olmalarıdır. Bu nedenle Anadolu
E.Ü Anadolu Pet olarak daha önce
ilaç ve benzeri gruplarda herhangi bir
çalışmamız ve distribütörlüğümüz
olmadı. Merial bu anlamda bizim ilk
markamız. Bunun yanında Royal Canin
gibi özellikle veteriner hekimlerimize
hitap eden bir markanın 15 yıldır tek
yetkili distribütörlüğünü yürütmekteyiz.
Bu bağlamda uzun yıllardır ilaç, aşı,
antiparaziter ve benzeri ürün gruplarını
içeren bir markanın bizim mevcut
yapımıza ve ürün gamımıza çok uygun
olacağını düşünüyorduk. Merial de
uzun zamandır takip ettiğimiz markalar
arasında, gerek kalitesi gerekse
global pazardaki lider konumuyla bizim
için en öncelikli marka durumundaydı.
Bu sene itibariyle bu işbirliğinin
başlamış olmasından dolayı son
Pet gibi yapısında pet ilaç grubundan
ürünleri bulundurmayan bir dağıtım
kanalı seçtik. Bu beraberliğin iki
firma için de önemli olduğunu ve
iki ekibinde ürünlere odaklanmasını
kolaylaştıracağına inanıyoruz.
Pet sektöründeki yenilikleriniz
nelerdir, toplamda kaç adet yeni
ürününüz gelecek?
H.P Pet için önümüzdeki 3 yılda
yaklaşık 7-8 ürün daha pazara sunmayı
planlıyoruz. Yeni biyolojikler ve yeni
antiparaziterler yolda.
O.B Öncelikle Türkiye pet pazarının
%45-50’sini aşılar oluşturmaktadır.
Merial’in şu anda Türkiye pet aşıları
pazarında dar bir skalası var. Öncelikle
Merial’in dünya pet pazarındaki geniş
inovatif aşı skalasını Türkiye pazarına
sunacağız. Yepyeni antiparaziterlerimiz
ve değişik kombinasyonlarla üretilmiş
muadili olmayan ürünlerimizle aynı
Frontline’da olduğu gibi çığır açacağız.
Ürünlerinizin satış ve
pazarlamasında nasıl bir yol
izlemeyi düşünüyorsunuz?
O.B Anadolu Pet bir ecza deposu
olarak sadece dağıtım kanalında yer
alacak, pazarlama izin sahibi olarak
tüm ürünlerin ithalat, tanıtım ve
pazarlama faaliyetleri Merial
tarafından gerçekleştirilecek.
Merial Türkiye Ruminant ve Pet
Ürünleri Satış ve Pazarlama
Müdürü Orkun Bürün, pet
sektöründe önemli projelere
imza atacaklarını söyledi.
PETİNFO 2014/07 28-29
RÖPORTAJ
Merial Türkiye Genel Müdürü Herbert Pohle, Anadolu Pet Genel Müdürü Eren
Üçüncü, Merial Türkiye Ruminant ve Pet Ürünleri Satış ve Pazarlama Müdürü
Orkun Bürün Genel Koordinatörümüz Barış Kolgu’ya projelerini anlattı.
Anadolu Pet olarak nasıl bir satış
ağınız var? Türkiye’nin her yerine
ulaşabilecek misiniz?
E.Ü Şu an hali hazırda veteriner
kliniklerinde ve tüm Türkiye’de
yaygın bir satış ve dağıtım ağımız
mevcut. Merkez depomuz İstanbul’da
bulunmakta, bunun yanında İzmir
ve Ankara bölgelerinde de satış
ekiplerimiz ve dağıtım ağlarımız
mevcut. Bu kanallar üzerinden
Türkiye’deki tüm potansiyel bölgelere
ve noktalara doğrudan hizmet
verebiliyoruz. Nisbeten daha düşük
potansiyeli bulunan Doğu bölgelerine
daha kapsamlı hizmet vermek içinse
farklı projeler üretiyor olacağız.
Türkiye’de hayvan sağlığı pazarının
deneyimli yöneticilerindensiniz,
Türkiye’de pet pazarının hızlı
gelişimini neye bağlıyorsunuz?
H.P Türkiye pet pazarı aynı
Türkiye ekonomisi gibi gelişen bir
segment, insanların sosyokültürel
yaşamları geliştikçe, hayvanlara karşı
bakışları da değişiyor. Amerika ve
Avrupa’da yıllar önce olan bu değişim
Türkiye’de son 10 yılda gerçekleşmeye
başladı. İnsanlar, çocuk sahibi olmak
yerine evlerine bir pet alıp ve onu
çocuğu gibi benimsemeyi tercih ediyor.
Yani petler artık ailelerin bir üyesi
gibi oldu. İnsanlar petlerinin sağlıklı
ve refah bir yaşam sürmesi için her
türlü imkanı sağlamaya başladılar.
Dolayısıyla, aileler petleri için belli
miktarda harcamalar
yaparak sektörün büyümesine
olanak sağlıyorlar.
Bu iş ortaklığıyla ilgili veteriner
hekimlere ne gibi mesajlar
veriyorsunuz?
H.P Birinci mesajımız; Anadolu Pet
aktif ve profesyonel ekibiyle birlikte,
Merial’in dağıtım gücünü artıracaktır.
Dolayısıyla Merial’in inovatif ve etkili
pet ürünleri Anadolu Pet sayesinde
daha geniş bir kitleye ulaşacaktır.
İkinci mesajımız; Merial Türkiye
olarak, muadili olmayan yeni ilaç
ve aşılarla Türkiye’de yatırım
yapmaya devam edeceğiz. Dünyada
olan yenilikçi Merial profilini
Türkiye’ye taşıyacağız.
E.Ü Merial bizim kalite
politikamızla birebir örtüşen bir
markadır. Hedefimiz veteriner
hekimlerimize bu grupta sunacağımız
PETİNFO 2014/07 30-31
‘MERIAL’in kalifiye
teknik ve pazarlama
birikimiyle desteklenmiş
kaliteli ve inovatif
ürünleri, Anadolu Pet’in
Türkiye’deKİ geniş ve
yaygın satış dağıtım
ağıyla buluştuğunda,
oluşan sinerjinin
Türkiye pazarında
MERIAL için çok büyük
imkanlar ve fırsatlar
ortaya çıkaracağını
düşünüyoruz.’ Orkun Bürün
inovatif ürünlerle Merial markasını
kısa zamanda Türkiye’de ilaç ve aşı
gibi ürün gruplarında lider marka
konumuna taşımak. Sektörün
büyümesinde ve aynı zamanda
gelişiminde veteriner hekimlerinizin
rolünün bilincindeyiz ve onları kaliteli
ürün gruplarımızla desteklemeye
devam edeceğiz.
O.B Bu iş ortaklığına baktığımızda
iki güçlü firmanın bir sinerjisini
görüyoruz. İki firmanın figürlerine
bakıldığında; Merial global pet
pazarında dünya lideridir, Anadolu
Pet’de Türkiye’de mevcut iş konumu
dolayısıyla liderdir. Merial’in son
derece kalifiye olan teknik ve
pazarlama birikimiyle desteklenmiş
kaliteli ve inovatif ürünleri, Anadolu
Pet’in geniş ve yaygın satış dağıtım
ağıyla Türkiye’de buluştuğunda,
oluşan sinerjinin Türkiye pazarında
Merial için çok büyük imkanlar
ve fırsatlar ortaya çıkaracağını
düşünüyoruz. Bu imkanlar ve fırsatlar
iki firmayı bir araya getiren ortak
paydayı oluşturuyor. Bu iki lider firma
bu sinerji sayesinde beraber
çok iyi işler yapacak ve çok iyi
başarılara imza atacaktır.
TOPLANTI
İstanbul’da
Görkemli Toplantı
Tüm Dünyadaki Eukanuba İnsanları
İstanbul’da buluştular
Eukanuba Türkiye Distribütörü DBM önemli misafirlerini
İstanbul’da başarı ile ağırladı. DBM, 40 tan fazla Avrupa distribütörünün
katıldığı toplantıya projeleriyle damgasını vurdu.
P&G Dünya
Başkanı
Hounaida
Lasry
Eukanuba, 2013 yılında Roma’da
düzenlediği Distribütörler Toplantısı’nı,
bu yıl İstanbul’da düzenledi. 3-4 Temmuz
2014 tarihlerinde gerçekleştirilen
toplantıda P&G Pet Care şirketinin tüm
üst düzey yöneticileri ve ülke müdürleri
ile Amerika ve Uzakdoğu hariç tüm
Eukanuba ve Iams Distribütörleri bir araya
gelerek geçmiş yılın değerlendirmelerini
ve gelecek yılın planlamasını yaptılar.
Basına kapalı gerçekleştirilen bu
görkemli toplantıyla ilgili görüşlerini P&G
Pet Care Başkan Yardımcısı Hounaida
Lasry ,P&G Gelişen Pazarlar Koordinatörü
Richard Pistori ve DBM Genel Müdürü
Doruk Hatipoğlu’ndan aldık.
PETİNFO 2014/07 32-33
Bize Eukanuba’nın global pet
dünyasındaki gelişim aşamalarıyla ve
bulunduğu konumla ilgili biraz bilgi
verebilir misiniz?
Hounaida Lasry Eukanuba,
Premium nutrition segmentinin
yaratıcısı, birçok buluşun sahibidir.
Kısaca özetlemek gerekirse her bir
Eukanuba&Iams paketi içerisinde
klinik olarak kanıtlanmış bilim vardır.
Bizim mamalarımızın en büyük
özelliği mükemmel çalışmalarıdır.
Dünya pet piyasasında çok önemli
bir yere sahip Eukanuba&Iams,
Türkiye gibi genç ve umut vadeden
pazarlarda da gerekli noktaya
gelebilmek için en doğru iş
ortaklarını seçmekte ve faaliyetlerini
artırmaktadır. Markalarımıza ait
Superior ürünlerimizin arkasında
mükemmel yaratıcı bir ekibimiz
vardır. Aynı zamanda bu yaratıcı ekibi
ürün tanıtımı, pazarlama ve satış
konusunda destekleyen mükemmel
distribütörlerimiz bulunmakatadır.
Bize Global pet pazarının gelişimini
ve büyüklüğünü anlatabilir misiniz?
Ayrıca hangi ülkeler daha hızlı, hangi
ülkeler daha yavaş gelişiyor biraz
bilgi verebilir misiniz?
Richard Pistori İnsanlardaki
hayvan sevgisi git gide artıyor. Pet
sektörünün gelişimi insanların
evlerinde besleyebildikleri kedi veya
köpek sayısıyla doğru orantılıdır.
DBM Genel
Müdürü
Doruk
Hatipoğlu
DBM oldukça yaratıcı
ve fantastik bir ekip,
inanılmaz güzel bir
iş ortaklığı oldu.
Önümüzdeki dönemde
markamızı Türkiye pet
maması pazarında bir
üst seviyeye
çıkaracaklarına
inanıyorum.
Hounaida Lasry
Biz Türkiye’deki bu büyüyen trendin
farkındayız. Dünya pet pazarı yaklaşık
75 milyar $’lık bir büyüklüğe sahiptir
ve bizim global ciromuz 1,2 milyar
$ mertebesindedir. Türkiye’ye
baktığımızda pet piyasasının her sene
iki haneli büyümüye sahip yüksek bir
potansiyeli olduğunu, hızlı büyüyen bir
pazar olduğunu görüyoruz. Ülkenin ne
kadar hızlı büyüdüğü çok net görülüyor,
buna paralel olarakta insanların geliri
de artıyor. Pazarın önümüzdeki 5 yıl
içerisinde kendini ikiye katlayacağına
eminiz. Ayrıca yeni distribütörümüz
bize büyük güven veriyor, planlarımızın
hesap ettiğimiz gibi gideceği konusunda
da şüphemiz yoktur.
Türkiye pazarı gelişmekte olan
ülkeler arasında bizim için öncelikli
bir pazardır. P&G Pet Care’in diğer
önem verdiği, Türkiye pazarına
göre çok daha büyük olan pazarlar
Brezilya, Arjantin, Rusya’dır. Bize
göre bu büyük pazarlardan sonra
büyümesi tek hanede kalan Avrupa
pazarlarından ziyade Türkiye
gerçekten ilgi çekici bir pazardır.
Genelde ekonomik kriz halinde
olan ülkelerde pet pazarı yavaş
büyüyor. Yine de insanlar ülkelerinde
felaket niteliğinde bir durum olmadığı
sürece tüketime devam ediyorlar,
kedi veya köpekleri varsa onlar için
ellerinden geldiğince ihtiyaçlarını en iyi
şekilde karşılıyorlar.
Geçen sene global distribütör
toplantısını Roma’da
gerçekleştirmiştiniz, bu sene
tercihinizi İstanbul’dan yana
kullandınız. Peki İstanbul’u seçerken
ne gibi kriterleri göz önünde
bulundurdunuz?
Hounaida Lasry İlk olarak
İstanbul’da olduğum için çok
mutluyum, inanılmaz güzel bir şehir ve
en önemlisi mükemmel bir dinamizmi
ve potansiyeli var. Türkiye pet
pazarının gelecek vadeden, büyümeye
açık, sürekli gelişen inanılmaz bir
potansiyeli var. Son 5 yıllık verilere
baktığımızda Türkiye pet pazarının
büyüklüğünü 2’ye katladığı görülüyor.
Ve bizim bu pazarda başarılı yepyeni
DBM Genel
P&G Gelişen
Müdürü
Pazarlar Doruk
Kordinatörü
Hatipoğlu
Richard
Pistori
ve çok yaratıcı bir distribütörümüz
var. İnanılmaz güzel bir iş ortaklığı
olduğuna inanıyorum. Oldukça yaratıcı
ve fantastik projeleri var. Bu toplantı
sayesinde onları daha yakından
tanıma fırsatı bulduk. Kısacası,
Türkiye bizi heyecanlandıran bir
pazar, bu umut vadeden pazarda çok
başarılı olduğunu gördüğümüz yeni
partnerimizi ziyaret edip desteklemek
ve diğer partnerlerimizin bu güzel
şehrin tadını çıkarmalarına fırsat
vermek istedik
Gelişmekte olan ülkeler için ne gibi
yatırımlar yapmayı planlıyorsunuz?
Richard Pistori Büyümekte olan
pazarların büyüme derecesine bakıp
bu doğrultuda stratejiler belirliyoruz.
Bizim en temel prensibimiz
ürünlerimizi sağlam adımlarla kalıcı
olarak pazara sürmektir. Pazardaki
adaptasyon sürecinin ne kadar
meşakkatli olduğunun farkındayız,
ve bu sürede distribütörlerimize
karşı anlayışlıyız. Başarısızlık halinde
sebeplerini araştırıp çözüm yolları
bulmaya özen gösteriyoruz. Biz
uzun vadeli hedefleri olan bir firma
olduğumuz için asla 1 yıl bekleyip
başarısızlık halinde ürünlerimizi alıp
pazardan çekilmiyoruz. Bizim şirket
prensibimiz; yeni bir pazara girildiğinde
ürünlerin pazardaki konumu bir
sonraki aşamaya geçene kadar
distribütörümüze destek olmaktır.
Müjde Coşkun
TOPLANTI
Eukanuba’nın DBM
şirketiyle olan değişim
sürecini anlatabilir misiniz?
Pet pazarında kısa ve uzun
vadedeki hedefleriniz nelerdir?
Doruk Hatipoğlu P&G ile
ilk görüşmemiz 2008 yılında
gerçekleşmiş ve ne yazık ki o
dönemde sonuca ulaşamamıştır.
Ancak biz Eukanuba&Iams
markalarına çok inandığımız için
bu markalara konsantre olduk. İlk
görüşmemizden sonra neredeyse
her 6 ayda bir P&G yöneticileriyle
bir araya gelip karşılıklı
görüş alışverişinde bulunduk,
distribütörlüğe ait isteğimizi hep
canlı tuttuk. 2013 yılının son
çeyreğinde netleşen görüşmelerimiz
Kasım 2013’te imzaladığımız
distribütörlük anlaşması ile mutlu
sona ulaşmış oldu.
İlk ürünlerimiz Ocak 2014’te
stoğumuza girmiştir, Trixie
Distribütörlüğümüzle bizi yakından
tanıyan sektör disiplinli ve net
çalışma modelimizi 6 ay gibi kısa bir
sürede Eukanuba&Iams ürünlerine
de uyguladığımızı görerek önemli
bir talep göstermiştir.Duayen Müjde
Coşkun’un ekibimize kattığı ruh,sektör
tecrübesi ve yaratıcı projeleriyle
marka bilinirliğimizi her geçen gün
dahada artırmaktayız.
Bizimle beraber Eukanuba&Iams
Türkiye’de büyük bir değişim geçiriyor,
Eukanuba&Iams herzaman çok
kaliteli ve mükemmel ürünlerdi. Biz
Bizimle beraber Türkiye’de
markamız büyük bir değişim
geçiriyor, geçmişte yaşanan
temsil zaafiyetini ilk olarak
tüketicilerimiz ve Veteriner
Hekimler nezdinde telafi
etmek için var gücümüzle
çalışıyoruz. Eukanuba&Iams’ın
sadece hayvansal protein
kaynaklarını ve diğer
mamalardan farklı olan
yönlerini ön plana çıkararak
veteriner hekimlerde
farkındalık yaratacağız.
markalarımıza ait geçmişte yaşanmış
temsil zaafiyetini ortadan kaldırmak
için var gücümüzle çalışıyoruz. İlk
amacımız Eukanuba&Iams’ı Veteriner
hekimlere ve tüketicilerimize
en doğru şekilde anlatmak.
Mamalarımızın sadece hayvansal
protein kaynakalrını, içeriklerini
ve diğer mamalardan farklı olan
yönlerini ön plana çıkararak veteriner
hekimlerde farkındalık yaratacağız.
Klinikler ve petshoplarda çok basit
bir fiyat stratejimiz var. Fiyatlarımızı
önce şişirip sonra yüksek indirimler
vermiyoruz.Aslında çok basit bir
ticaret yapıyoruz, asıl zor olan doğru
PETİNFO 2014/07 34-35
ürünü doğru noktada doğru tüketici
ile buluşturabilmek. Bu amaç için var
gücümüzle çalışıyoruz. Biz bu amaç
doğrultusunda birçok projeye imza
attık ve hala yapmayı planladığımız
birçok projemiz var.
Türkiye’de hayvan sahiplerinin
pet beslenmesi konusunda bilgileri
gerçekten çok zayıf. Internette ciddi
bir bilgi kirliliği ve yanlış, kulaktan
dolma, manüpülatif bilgiler var.
Pet sahiplerinin önce doğru bilgi
sahibi olup daha sonra fikir sahibi
olabilmeleri için çalışıyoruz.
Kedi&köpek beslenmesinde doğrular
markaya göre değişmiyor.Yaptığımız
sadece doğrulara vurgu yapmaktır.
Bizim tüketiciler için uyguladığımız
stratejimiz, onlara tek tek ulaşıp
onları doğru beslenme konusunda
bilgilendirip onların doğru mamayı
seçmelerine yardımcı olmaktır.
Örneğin 15 kg’lık Eukanuba Puppy
Large Breed mamamızın içerisinde
18,75 kg taze tavuk bulunduğunu
anlattığımızda Veteriner hekim veya
tüketici Eukanuba’nın artılarını ve
farkını çok daha iyi algılamaktadır.
Bunun nasıl mümkün olduğunu
anlatmak zordur. -Taze tavuk
kurutulma işlemlerinden geçirilip
tavuğun içerdiği protein ve
mineralleri kaybetmeden sadece
içerdiği nem ortadan kaldırılıyor,
böylece 15 kg’lık mama haline
geliyor.- Tüketicilerimizin beslenme
felsefemizi ve ürünlerimizi
anladıklarında, artık petleri için
başka hiçbir mama arayışına
geçmeyeceklerine eminiz.
Biz internetin öneminin ve
geleceğinin farkındayız, bu sebeple
altyapımız ve web sitelerimiz için
ciddi yatırımlar yaptık, yapıyoruz.
Her ne kadar Türk insanı geleneksel
ticarete alışık olsa da son teknoloji
ürünlerin çok hızla kullanılmaya
başladığı ülkemizde tüketicilerimizin
e-ticarete hızla ayak uyduracaklarına
inanıyoruz. Hızla artan e-ticaretin
yakın gelecekte çok daha büyük bir
rol oynayacağına inanıyoruz ve biz o
güne şimdiden hazırız.
SÖYLEŞİ
SİTOLOJİK MUAYENEYİ
KURUMUMUZDA
GERÇEKLEŞTİREBİLİYORUZ
Misyonumuz, İzmir Bostanlı’da, tüm ege bölgesindeki sevgili dostlarımıza hak ettikleri
en iyi sağlık hizmetini sunmak, değerli meslektaşlarımız ile etik ve deontolojik
kurallar çerçevesinde koordineli çalışarak mesleğimizin dünya standartlarına
ulaşmasını sağlamak, uzman personel istihdamı sağlayarak ülkemizde pet hayvan
sağlığı alanındaki gelişimi en üst seviyeye çıkartmaktır.
Dr. Abidin Atasoy ve
Dr. Onur Özgün Derincegöz
profesyonel ekibiyle başarılı
çalışmalara imza atıyorlar.
PETİNFO 2014/07 36-37
İzmir’de laboratuar anlamında eksikliği hissedilen
sitolojik muayeneyi kurumumuz parazitolojik ve
onkolojik açıdan gerçekleştirebilmektedir.
Dr. Onur Özgün Derincegöz, son teknolojiye sahip cihazlarla sevgili
dostlarımıza en iyi hizmeti vermek olduğunun altını çizdi.
İzmir’in en güzel yerlerinden
olan Bostanlı’da bir Cerrahi uzmanı
ve bir İç Hastalıkları uzmanı, iki
Veteriner hekimin beraber kurdukları
Vetacademia Veteriner Tanı ve Tedavi
Merkezi’ni dergimizin Temmuz
sayısına konuk ediyoruz. Dr. Abidin
Atasoy ve Dr. Onur Özgün Derincegöz,
hedeflerinin, uzman kadrolarıyla,
dünya standartlarını son teknolojiye
sahip cihazlarla takip ettikleri
tanı-tedavi yöntemleriyle sevgili
dostlarımıza en iyi hizmet vermek
olduğunun altını çizdiler.
Vetacademia Veteriner Kliniği’ni
beraber açmaya nasıl karar verdiniz
? Fakülte döneminde de hayalinizde
hep klinisyenlik var mıydı?
Fakülte döneminde de hep
hayalini kurduğumuz iş buydu. 2000’li
yıllarda hayalimizdeki mesleği yapmak
için öncelikle ihtisasın çok önemli
olduğunun farkındaydık. Bu düşünce
bizi farklı illerde farklı klinik Anabilim
Dallarında master ve doktora yapma
yoluna itti. Uzmanlık hayatımıza birimiz
Ankara Üniversitesi Cerrahi Anabilim
Dalında başlarken, diğerimiz Adnan
Menderes Üniversitesi İç Hastalıkları
Anabilim Dalında başladık. Akademik
eğitimimiz esnasında Aydın Adnan
Menderes Üniversitesi Veteriner
Fakültesinde yollarımız birleşti.
Doktora ve akademisyenlik eğitimimiz
esnasında tam teşekküllü bir kliniğin
hayalini kurduk. Aslında bunun
oluşması için birden fazla uzmanın bir
araya gelmesi gerekliliğinin farkına
vardık. Asli olarak bahsettiğimiz
tam teşekküllü kelimesi, sadece
klinik içerisinde bulunan cihazlarla
olmadığının kanısındayız, “teşekkülü”
o cihazları doğru şekilde kullanan
insanlar oluşturuyor diye düşünüyoruz.
Bu düşünce bizi bir araya getiren
yegâne faktör olarak karşımıza çıktı.
Bu yıl Dünya Veteriner Hekimler
Günü’nün teması hayvan refahıydı.
Siz global anlamda ve ülkemizde
hayvan refahına gereken önemin
verildiğini düşünüyor musunuz?
Maalesef, bu sorunun cevabı
bizce hayır. Hayvan Hakları Evrensel
Bildirgesi’nin 1. maddesi “Bütün
hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar
ve aynı var olma hakkına sahiptirler”
ibaresi ülkemizde sadece sahipli
hayvanlar için geçerli maalesef. Ayrıca
bu bildiride Hayvanları koruma ve
savunma kuralları, hükümet düzeyinde
temsil olunmalıdır. “Hayvan hakları da
insan hakları gibi yasayla korunmalıdır”
yazmaktadır. 24. 06. 2004 yılında
çıkarılan hayvan hakları kanunun
ilgili maddelerinden yazılan pek çok
hükmün, madde içersinde anlatılan
ve hayvan haklarına ilişkili yapılması
gerekenler gibi pek çok maddenin
birçok belediyelerde uygulanmadığı ve
yasal düzenlemeler olmasına rağmen
buna seyirci kalındığı görülmektedir.
İlgili kanunun 28. Maddesinde belirtilen
cezaların caydırıcı olmaması ve ayıplar
kanunu üzerinden işlem yapılması
nedeniyle hayvanlara yapılan kötü
muamele maalesef yapanın yanında
kalmaktadır. Unutmayalım ki uygar bir
toplum hayvanlarına nasıl muamele
ettiği ile ölçülür. Bu nedenle hayvan
hakları ile ilgili yasaların sivil toplum
örgütlerinin fikirleri alınarak uygar
medeniyetler seviyesine çıkarılması
gerektiği kanısındayız. Tabi ki
hayvan hakları sadece yasalarla
korunamayacağının bilincindeyiz
bununla birlikte hayvan haklarını
savunan sivil toplum örgütleriyle
koordineli eğitim ve bilinçlendirme
çalışmaları da yapılmalıdır.
Kliniğinizde sunduğunuz sağlık
hizmetleri hakkında bilgi
alabilir miyiz? Tercih edilme
nedenlerinizden kısaca
bahseder misiniz?
Kurumumuzda yapmış
olduğumuz uzmanlık eğitimi
sırasında edinmiş olduğumuz mesleki
yetenekleri üst düzeyde kullanabilmek
için gerekli ekipman ve teçhizatları
tamamlamaya gayret gösterdik. Bu
amaçla tam kapsamlı laboratuar
hizmeti verebilir duruma geldik.
Değerli hayvan sahiplerinin laboratuar
denilince aklına gelen genelde
cihaz olmasına rağmen aslında tam
teşekküllü laboratuar demek çıkan
sonuçların tam anlamıyla uzman
heyet tarafında değerlendirilerek
gerekli tedavinin seçilmesi anlamına
gelmektedir. Bunun yanında İzmir’de
SÖYLEŞİ
laboratuar anlamında eksikliği
hissedilen sitolojik muayeneyi
kurumumuz parazitolojik ve onkolojik
açıdan gerçekleştirebilmektedir. Bunun
yanında yapılan cerrahi ve ortopedik
operasyonlarda dünyada uygulanan
en yeni ve en iyi yöntemler son
teknolojik ekipmanlarla birleştirilerek
sevgili dostlarımızın güvenli bir
şekilde sağlığına kavuşturulması
amaçlanmaktadır. Bu nedenle
operasyon salonumuzda insan
ameliyatlarında kullanılan gaz
anestezi cihazıyla güçlendirerek, her
türlü sterilizasyon ve dezenfeksiyon
koşullarını tam olarak sağlayıp,
operasyon esnasında hastanın tüm
yaşamsal fonksiyonlarını kontrol eden
donanıma sahibiz.
Bize bulunduğunuz bölgedeki
evcil hayvan popülasyonundan ve
insanların onlara yaklaşımından
bahsedebilir misiniz?
Karşıyaka’yı ve İzmir’i çok
seviyoruz. Aydın’da görevimizi yaparken
en çok geldiğimiz yer Karşıyaka’ydı.
Halkı insanları ve yaşam tarzı bizi
her zaman ahenkli gelmiştir. İyi bir
hayvansever olarak bizler buradaki
insanların hayvanlara gösterdiği özen
ve hassasiyete her zaman gıptayla
bakmışızdır. Kliniğimizi açtıktan sonrada
ne kadar doğru bir karar verdiğimizi de
gördük. Tabii ki hizmet verdiğimiz bölge
sadece İzmir’le sınırlı değil Fethiye’den
Balıkesir’e kadar hasta sahipleri bize ege
bölgesinin çeşitli illerinden ulaşıyorlar.
Bu duyarlılıkla onlara en iyi şekilde
yardımcı olabilmek bizi çok mutlu ediyor.
Evcil hayvanların beslenmesi
konusundaki yaklaşımınız nedir?
Her canlı dengeli ve yeterli
bir beslenmeyi hak eder. Ancak
evlerimizde beslediğimiz hayvanlarda
bunu sağlamamız profesyonel bir
yardım almadan başarılamamakta,
bilimsel olarak tavsiye edilen
rasyonların hayvan sahipleri tarafından
düzenli hazırlanması maalesef
mümkün olmamaktadır. Bu amaçla
kurulmuş ve pet sektörüne hizmet
Eğitimimiz esnasında tam
teşekküllü bir kliniğin hayalini
kuruyorduk ve bunun oluşması
için birden fazla uzmanın bir
araya gelmesi gerekliliğinin
farkındaydık.
uygar bir toplum
hayvanlarına nasıl
muamele ettiği ile
ölçülür. Bu nedenle
hayvan hakları ile
ilgili yasaların sivil
toplum örgütlerinin
fikirleri alınarak uygar
medeniyetler seviyesine
çıkarılması gerektiği
kanısındayız.
veren birçok profesyonel mama
firması bulunmasına rağmen düzenli
ve yeterli beslenmenin sağlanabilmesi
de hayvan besleme maliyetlerini
de çok artırmaktadır. Bu iki çelişkili
durumun düzeltilmesi, yani yeterli
ve dengeli beslenme yapılırken
maliyetlerin düşürülmesi amacıyla
profesyonel mamaların üzerinde olan
vergi vb. maliyet artırıcı faktörlerin
düşürülmesi gerekmektedir. Bununla
birlikte ülkemizde kedi ve köpek
beslemesi amacıyla kurulan firmalar
desteklenmeli, ithalatı yapılan mama
gruplarına alternatif yerli üretimcilerin
sıkıntıları dinlenmeli, özellikle ham
madde ihtiyaçlarının giderilmesi ve
PETİNFO 2014/07 38-39
dünya çapında üretim yapmaları
için teşvik edilmeleri gerekmektedir.
Tabii ki, yapılan her düzenleme ileri
seviyede denetleme mekanizmalarıyla
kontrol edilmelisi şarttır. Fabrika çıkış
biyoyararlanım kontrolleri ve aminoasit
değerleri incelenmelidir.
Veteriner hekimlikte branşlaşma
hakkında düşüncelerinizden bize
bahseder misiniz?
Mesleki açıdan branşlaşmanın
özellikle komplike hayvan
hastalıklarının tanı ve tedavisinde
başarı şansını artırdığı bir gerçektir.
Ülkemizde, Veteriner Hekimlik
mesleğinde uzmanlık, ihtisas ismine
ne derseniz deyin bilimsel anlamda
kendini geliştirmiş ve bunun bir yüksek
lisans veya doktora diplomasıyla
süslemiş insan sayısının her geçen gün
artığını memnuniyetle izlemekteyiz.
Umarız Beşeri Hekimlikte olduğu gibi,
Veteriner Hekimlikte de uzmanlık
yapmış meslektaşlarımızın sayısının
artığı ve mevcut olan Anabilim Dalları
dışında da uzmanlıkların yapılabildiği
bir akademik zemin hazırlanır ve
bu branşlaşma ile dermatologlar,
kardiyologlar, Veteriner Diş Hekimleri
vb. yetişebilir. Bu sayede her şeyi
en iyi şekilde bilmek zorunda olan
meslektaşlarımızın omuzlarında olan
yükün bir miktar daha azalacağını
düşünmekteyiz.
kedi&köpek
Özür dilemek mi?
Bir evcil hayvanın yaralanma veya ölümüyle sonuçlanan durumlarında iyi hazırlanmış
bir özür hemen her ilişkiyi tamir etme yeteneğine sahiptir.
Çeviri: Veteriner Hekim NAYAT BOYACI ALCAL
“İyi günde kötü günde” karikatürünün
yazarı Lynn Johnston’un da dediği
gibi özür dilemek hayatın en önemli
parçasıdır. Bir evcil hayvanın
yaralanma veya ölümüyle sonuçlanan
durumlarında bile iyi hazırlanmış bir
özür hemen her ilişkiyi tamir etme
yeteneğine sahiptir. Fakat mesleki
hatalar için özür dilemeden önce
veteriner hekim eylemlerinin artı ve
eksilerini anlamalı ve uygun bir özürü
nasıl yapması gerektiğini bilmelidir.
İnsan hekimliğinde görevi kötüye
kullanma sonucu görülen davalarla özür
dilemenin önemi ve avantajlarını, önemli
davaların sonucunda verilen tazminat
sayısındaki azalmalarla ortaya konuldu.
Özür dilemenin hasta memnuniyeti
konusunda sağlık kuruluşlarında yararı
tartışılmazdır. Bu sonuçlar tabiki de
veteriner hekimler için de geçerlidir.
‘Özür dilemek’ mahkemede sağlık
kuruluşlarına karşı delil olarak
kullanılmaya başlandı. 35 ülke ‘özür
dilemeyi korumak ve özür dilemeye
teşvik etmek’ adına yasa çıkardı.
Aynı kararın veteriner hekimler için
de uygulanması gerekmektedir. Bu
anlamda, insan sağlığı sektöründeki
meslektaşlara tanınan bu hakta olduğu
gibi, tedavi sırasında kasten veya kasıtsız
olarak yapılan yanlış ve ihmaller sonuna
dilenen özür, veteriner hekimlere durumu
etkili bir şekilde çözme ve hasta sahibi ile
ilişkisini düzeltebilme fırsatı verir.
Özür dilemenin aynı zamanda
dezavantajları da olabilir. Bazı ülkelerde
özür dilemek hatalı bir davranışın işareti
olarak hukukta yer almakta ve kanıt
olarak kullanılmaktadır. Özellikle özür
yasası olan ülkelerde bu gibi durumlarda
dikkat etmek gerekiyor. Özür yasası,
birçok sağlık kuruluşunun hatalarını
hukuki cezalardan tam anlamıyla
koruyamaz, aksine istisna durumlarda
hatalı davranışın kabulü olarak
yorumlanabilir.
Hasta sahibinden özür dileyen veteriner
hekim kelimelerini dikkatle seçmelidir.
Etkili özür dilemenin üç önemli anahtarı;
empati, dürüstlük ve açık iletişimdir.
Empati
• Hasta sahibi için empati yapmak
önemlidir ve bu durumda onun
duygularını anladığınızın farkına varır.
Empati aynı zamanda hasta sahibine
kendini önemli hissettirir.
PETİNFO 2014/07 40-41
Özür dilemek
 Özür dilemek dürüstçe ve basit
bir şekilde olmalıdır. Hata ve kusurda
bilgi saklayarak samimiyetsiz ve
sert bir şekilde özür dilersiniz, olası
bir hata ya da suçla ilgili saklanan
bilgi sizin dilediğiniz özürü sert ve
samimiyetsiz yapar. Samimiyet eksikliği
travma yaşamış hasta sahibini daha
da yaralar. Uygun bir özür, hata ve
suçluluk içermemelidir aynı zamanda
hepsi benim hatamdı gibi ifadelerden
kaçınılarak yapılmalıdır.
İletişim Kurmak
 Hasta sahibine, durumun
incelendiğini ve tekrarının
engellenmesi için gerekli olan
uygulama ve güvenliğin alındığını
vurgulamak gerekir. Hasta sahipleri
genellikle, tazminat almak yerine
benzer durumların önlenmesi için
yapılan çalışmalarla daha ilgilidir.
Hasta sahibiyle konuşmadan önce,
ekibinizle, sigorta şirketinizle ve
avukatınızla konuşun. Ekip üyeleriniz
sürecin bir parçası olmalı ve başından
itibaren nasıl yardımcı olabileceklerine
dair eğitilmelidir.
İdeal özür dileme
Başımıza böyle bir olay geldiğini
hayal edelim:
Emel Hanımın Betsy isimli 5 yaşındaki
kanişi ile birlikte daha önceden
zamanı belirlenmiş olan kısırlaştırma
operasyonu için sabah saat 07:00’da
kliniğe geldi. Veteriner teknisyeni
Betsy’i bir kulübeye yerleştirdi ve diğer
işlemlerle ilgilendi. Saat 08:30’da
başka bir asistan Betsy’i kafesinden
çıkartırken sağ arka ayağını kafesin
kapısına sıkıştırır tibia ve fibula açık
kırığı meydana gelir. Bu durumu Emel
Hanıma nasıl açıklarsınız.
Bu aşamada durum kendinizde ya da
personelinizde gördüğünüz hataya
bağlı olarak değişir.
Kendinizde ya da personelinizde hata
yoksa özürünüz buna benzer olabilir:
‘Emel Hanım sizinle paylaşmam
gereken üzücü bir haberim var [uyarı].
Betsy bizim gözetimimiz altındayken
bacağını kırdı son derece üzgünüm
[özür ve duraklama]. Betsy’in başına
bu olay geldiği için kendimi çok kötü
hissediyorum ve bunu duymanın
sizin için çok zor olduğunu tahmin
edebiliyorum [empati].’
Sizinle bu durumu çözebilmek için
yapabileceklerimizi paylaşmak isterim
[izin isteyerek]? Bizim şu an en büyük
endişemiz ve bizim için en önemli
olan şey Betsy’in ayağındaki kırığı
iyileştirmek. Betsy için hazırladığımız
bakım planı buradaki gibidir [yön
göstermek].
Sonra sizinle bu kazanın nasıl olduğu
ile ilgili yürüttüğümüz soruşturmayı
konuşmak istiyorum [yön göstermek].
Betsy’in yerleştirildiği kulübeyi
inceledik. Kafeste herhangi bir kusur ve
personelimizde de hatanın olmadığını
tespit ettik [duraklama]. Biz bulunduğu
kafesi kullanımdan kaldırdık, üretici
firma ile temasa geçtik ve benzer
olaylarla karşılaştıklarına dair bilgiler
edinip kayıtları istedik. Geçmişte bu
gibi benzer olaylarda ne gibi çözümler
ürettiklerine bakıp gelecekte bunun
önüne nasıl geçilebileceğimizi
araştırıyoruz. Sizin bu olayda
‘Özür dilemek’ mahkemede
sağlık kuruluşlarına
karşı delil olarak
kullanılmaya başlandı.
35 ülke ‘özür dilemeyi
korumak ve özür
dilemeye teşvik etmek’
adına yasa çıkardı
Özür dilediğin
zaman;
 Hasta sahibinin kaybı ile ilgili
empati yapın
 Dürüst, samimi ve
anlaşılır olun
 Potansiyel sorumluluğu aza
indirmek için düzgün ifadeler
kullanın
 Sigorta şirketiniz ve
avukatınızla iletişim kurun
yapmamızı düşündüğünüz bir şey var
mı [kontrol etmek]?
Biz Betsy’in yaralanmasının ve
bacağının iyileşmesi için gerekli
olan tedavi masraflarının hepsini
karşılayacağız [duraklama]. Betsy’nin
operasyonundan sonra sizi arayıp
detaylı bilgi vereceğim [sonraki adımlar
için sözleşme]. Biliyorum ki onunla
ilgili çok büyük endişe içindesiniz
[empati]. Ben küçük Betsy’in başına
böyle bir olay geldiği için gerçekten çok
üzgünüm [özür]. O çok tatlı bir köpek.
Başka bir sorunuz var mı [son kontrol]?
Eğer kendinizi ya da personelinizi
hatalı görüyorsanız özrünüz şu
şekilde olmalıdır:
Emel Hanım sizinle paylaşmam
gereken üzücü bir haberim var [uyarı].
Betsy bizim gözetimimiz altındayken
bacağını kırdı son derece üzgünüm
[özür ve duraklama]. Betsy’nin başına
bu olay geldiği için kendimi çok kötü
hissediyorum ve bunu duymanın
sizin için çok zor olduğunu tahmin
edebiliyorum [empati].
Sizinle bu durumu çözebilmek için
yapabileceklerimizi paylaşmak isterim
[izin isteyerek]? Bizim şu an en büyük
endişemiz ve bizim için en önemli
olan şey Betsy’nin ayağındaki kırığı
iyileştirmek. Betsy için hazırladığımız
bakım planı buradaki gibidir [yön
göstermek].
Size kaza ile ilgili araştırmalarımızdan
bahsetmek istiyorum [yön göstermek].
Betsy’ın nasıl tedavi edildiğini ve
bacağın nasıl kırdığını gözden geçirdik.
Ne yazık ki Betsy ile ilgilenen veteriner
asistanımız bu sabah kafesin kapağını
tamamen kapamamış veya arızalı
olduğunu fark etmemiş. Biz Betsy’i
bulduğumuzda bacağı yaralamış.
[duraklama]. Böyle bir olayın bizim
bakımımız altındaki başka bir hayvanın
başına gelmemesi için ve bundan da
emin olmak için kafes prosedürlerini
güncelledik [duraklama]. Üretici
firma ile iletişime geçip onlardan
kayıtlarını gözden geçirmelerini istedik.
Geçmişte bu gibi benzer olaylarda
ne gibi çözümler ürettiklerine bakıp
gelecekte bunun önüne nasıl geçilebilir
araştırıyoruz. Aynı zamanda kafesin
arızalı olup olmadığının belirlenmesi için
ürünü üretici firmaya geri gönderdik.
Sizin yapmamız için önerebileceğiniz
başka bir şey var mı [kontrol]?
Betsy’nin yaralanmasının ve
bacağının iyileşmesi için gerekli
olan tedavi masraflarının hepsini biz
karşılayacağız [duraklama]. Betsy’nin
operasyonundan sonra sizi arayıp
detaylı bilgi vereceğim [sonraki adımlar
için sözleşme]. Biliyorum ki onunla
ilgili çok büyük endişe içindesiniz
[empati]. Ben küçük Betsy’nin başına
böyle bir olay geldiği için gerçekten çok
üzgünüm [özür]. O çok tatlı bir köpek.
Başka bir sorunuz var mı [son kontrol]?
Sorumluluk ve mesuliyetten endişe
duyduğunuzda hasta sahibinden
özür dilemeden önce ekibinize,
sigorta şirketinize ve avukatınıza
danışmayı unutmayınız.
İnterhas
Swissotel İzmir’de
BAŞARILI
BİR SEMPOZYUMA
İMZA ATTI
İnterhas’tan
nokta atışı
PETİNFO 2014/07 44-45
İnterhas Hayvan Sağlığı
8 Haziran’da İzmir’de düzenlediği
seminerde Lyme ve Dermatomikozis
konularını işleyerek farklılığını
ortaya koydu.
İnterhas
Swissotel İzmir’de
BAŞARILI
BİR SEMPOZYUMA
İMZA ATTI
Türkiye’de son yıllarda
yapılan araştırma
sonuçlarına göre bazı
alanlarda kenelerde
Lyme bakterisinin %44-95.8
oranlarında bulunduğu,
bazı şehirlerde ise HER
3 kişiden birinin Lyme
ile enfekte olduğu
ortaya konmuştur.
İnterhas
Pazarlama
Müdürü
Gürcan Öner
İnterhas Hayvan Sağlığı
tarafından 8 Haziran’da Swissotel
İzmir’de gerçekleştirilen seminere
yaklaşık 120 klinisyen veteriner
hekim katıldı. Seminerde Prof. Dr.
Barbaros Çetin ve Prof. Dr. Erman
Or’un sunumlarıyla veteriner
hekimlere Lyme hastalığı, kedi ve
köpeklerde standart ve alternatif
aşı programları, parazit tedavisi
ve dermatomikozis hakkında
bilgi verdi. Klinisyenlerin ilgiyle
dinlediği sunumlar farkındalık
yarattı. Veteriner hekimler özellikle
de Amerikan hastalığı diye
önemsemedikleri Lyme hastalığının
ciddiyetini bu seminerle çok iyi
anladıklarını söylediler.
AİDS’TEN 6 KAT DAHA TEHLİKELİ
GİZLİ SALGIN: Lyme
Türkiyenin her yerinden veteriner
hekimin katılımıyla gerçekleşen
toplantı, Dokuz Eylül Üniversitesi
Biyoloji Bölümü Başkanı Prof.Dr.
Barbaros Çetin’in “Dünyayı saran gizli
salgın; Lyme Hastalığı” sunumuyla
başladı. Hekimler tarafından ilgiyle
dinlenen sunumda Lyme hakkında
ülkemizde çok fazla bilinmeyen
tehlikeler ve çözüm yolları hakkında
bilgiler verildi.
Barbaros Çetin, toplantıda Lyme
hastalığı ile, 2000’li yıllarda insan
ölümleriyle ön plana çıkan Kırım
Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına
sebep olan keneleri araştırırken
karşılaştığını ve diğer hastalıklardan
farklı olduğunu keşfedince,
araştırmalarında bu hastalığa
odaklandığını belirtti.
Etkeni Borrelia burgdorferi
olan Lyme hastalığı, ilk olarak
1970’li yıllarda ABD’nin Connecticut
eyaletinde Lyme kasabasında
gençlerde yaygın şekilde romatizma
PETİNFO 2014/07 46-47
benzeri bulguların ortaya
çıkmasıyla tespit edildi. Barbaros
Çetin, bakterinin biyolojik yapısını
inceledikçe dehşete düştüğünü,
yeryüzünde bir benzerinin daha
olmadığı ve plazmidlerindeki
genlerin %90’ının hiçbir canlıda
görülmediğinin altını çizdi. Bin
bir surat ve diye adlandırdığı bu
etkenin, penetre olduğu canlının
yapısına göre şekil değiştirip,
canlının immun sistem hücrelerinin
onu algılamamasını sağladığını
ve vücudun en ücra köşelerinde
20-30 yıl hiç semptom çıkarmadan
saklanabileceğini belirtti.
Barbaros Çetin, bakterinin
29 Mayıs 2014 tarihinde
“Journal of Historical Biology’
de yer alan bir haber de; Oregon
Devlet Üniversitesinden Biyolog
Profesör George Poinar’ın Dominik
Cumhuriyet’inden toplamış olduğu
15-20 milyon yıl öncesine ait
Amber ( Sertleşmiş Çam reçinesi)
örnekleri içerisinde bulunan 4
kene örneğinden birinde Lyme’a
neden olan Borrelia bakterisinden
bahsediyordu. Bu keşif Lyme
hastalığına neden olan bakterinin
insanlık tarihinden daha eski
olduğunu ortaya koydu.
Bilgilerimi
pekiştirdim
Veteriner Hekim Barış Savaş Borvet
Veteriner Kliniği
Prof. Dr. Erman Or Veteriner
hekimlere, kedi ve köpeklerde
standart ve alternatif aşı
programları, parazit tedavisi
ve dermatomikozis hakkında
bilgi verdi.
Toplantı Dokuz Eylül
Üniversitesi Biyoloji
Bölümü Başkanı Prof.
Dr. Barbaros Çetin’in
“Dünyayı saran gizli
salgın; Lyme Hastalığı”
sunumuyla başladı.
Eski ABD başkanı George W. Bush’un
aniden ortaya çıkan bazı sağlık sorunları
ve karakterindeki ani değişikliklerden
şüphelenen doktorları 2006 yılında
kendisinde Lyme hastalığı olduğunu
ortaya çıkarmış ve tedavisine başlamıştır.
Dolayısıyla şehirlerde yaşayarak bazı
hastalıklardan saklandığımız yanılgısına
düşsek de, Beyaz Saray’da yaşamanın bile
vektörel hastalıklardan saklanmak için
yeterli olmadığı ortadadır.
Jamie Lynn Sigler, Parker Posey, Daryl Hall,
George W. Bush
Amy Tan, Alice Walker, Christie Brinkley, Alec
Baldwin, Peter Sarsgaard, Kathleen Hanna, Richard Gere, Michael J Fox, Rebecca
Wells ve New York valisi George E. Pataki gibi ünlülerin de Lyme hastası olduğunun
ortaya çıkması gizli salgının boyutunu ortaya koymaktadır.
biyolojik yapısını inceledikçe dehşete
düştüğünü, yeryüzünde benzerinin
olmadığı ve plazmidlerindeki
genlerin %90’ının hiçbir canlıda
görülmediğinin altını çizdi. Bin
bir surat ve diye adlandırdığı bu
etkenin, penetre olduğu canlının
yapısına göre şekil değiştirip,
canlının immun sistem hücrelerinin
onu algılamamasını sağladığını
ve vücudun en ücra köşelerinde
20-30 yıl hiç semptom çıkarmadan
saklanabileceğini belirtti.
Lyme hastalığının sadece
romatizma benzeri tabloya yol
açmadığı aynı zamanda vücuda
yerleştiği bölgeye göre birçok
farklı belirti ile ortaya çıkabileceği
anlaşıldı. Bu belirtilerin birçoğunun
diğer hastalıklarla karıştırılması
nedeniyle hastalık dünya’da büyük
taklitçi ismiyle anılmaya başlandı.
Şu ana kadar yapılan araştırmalar
Lyme hastalığının 300’den fazla
Toplantıda
anlatılan
konularla
ilgili kulak
dolgunluğum
vardı, bu
seminer
sayesinde daha
detaylı bilgi sahibi oldum ve bilgilerimi
pekiştirdim. Bildiğimiz sıradan
hastalıkların altında yatan sebebin
Lyme olabileceğini öğrendim. Bu
hastalığın üzerine artık daha
çok düşeceğim.
Verimli Bir
Toplantı Oldu
Veteriner Hekim Çağdaş Çık Çağdaş
Veteriner Kliniği
Klinik
bilgilerimizi
pekiştirmek
ve geliştirmek
açısından
toplantı
çok verimli
geçti. Lyme
hastalığının
daha geniş bir
yelpazede ne kadar önemli olduğunu
ve ciddi tehdit altında olduğumuzun
farkına vardık. Bence Türkiye’de
çalışmalar yetersiz sadece insanlar
üzerinde az sayıda çalışma var, bence
Türkiye’de bu hastalıkla ilgili hem
hayvanlar hem de insanlar üzerinde
araştırmalar yapılması gerekiyor.
Devlet politikası olarak bu hastalıktan
korunmak için yapmamız
gerekenleri araştırıp biran önce
önlemini almalıyız.
İnterhas
Swissotel İzmir’de
BAŞARILI
BİR SEMPOZYUMA
İMZA ATTI
Lyme konusunda uzun yıllardır
çalışan Dr. Raphael Stricker ve ekibi
Ocak 2014’de Lyme’ın AİDS’i 6’ya
katladığını ve tüm dünyayı saran gizli
bir salgınla karşı karşıya olduğumuzu
ünlü bilim dergisi “PLOS/Pathogens”
in Ocak 2014 sayısında bir makale
ile duyurarak, uluslararası bilim
camiasına acil çağrı yaptı. Aynı AİDS
ile gerçekleştirilen küresel mücadele
de (“Manhattan Project”) olduğu gibi
büyük bir Lyme mücadelesinin acilen
başlaması gerektiğini vurguladı.
hastalığı taklit edebileceğini gösterdi.
Taklit ettiği bu hastalıkların başında
günümüzde hızla yaygınlaşan Kronik
Yorgunluk, Epilepsi, MS, ALS, Lupus,
Alzheimer, Parkinson, Romatoid
Artrid, Otizm, Hiperaktivite, Epilepsi,
Kalp hastalıkları, Migren, Tiroid
hastalıkları, Kronik baş ağrısı, Fetus
ölümü ve düşük, bir çok cilt ve kas
hastalığı gelmektedir.
Barboros Çetin, hastalığın
sadece kenelerle bulaşmadığını ve
sivrisinek larvalarında , tükürük, anne
sütü cinsel sıvılar gibi materyallerde
etkenin tespit edildiğini ve bunların
bulaşmada rol oynadığını belirtti.
Hastalığın kontrolü için hayvanlar
aleminin önemini vurgulayan
Barbaros Çetin, bir bölgedeki hastalık
yüzdesini tespit etmek için sadece
bölgede yaşayan köpekler arasında
araştırma yapmanın yeterli olacağını
veteriner hekimlere açıkladı.
Yapılan taramalarda Lyme’ın
beklenenden çok daha yaygın
olduğunun ortaya çıkması sağlık
organizasyonlarını paniğe düşürmüş
ve bu nedenle bazı gelişmelerde
gecikmeler yaşanmıştır. Bu noktada
siyasi otoritelerin devreye girmesi
ile gerek tedavi sürecinin işletilmesi
gerekse gerçek sayının ortaya
çıkması mümkün olmuştur. Örneğin,
ABD Salgın Hastalıkları Önleme
Merkezi’nin (CDC) Lyme’ın üzerinde
İnterhas Yöneticileri
ABD’de her yıl 300.000
kişinin LYME hastalığINA
yakalandığı ortaya
çıkmıştır. Tanı konmamış
kişilerle birlikte
bu rakamın her yıl 4
milyona yakın olduğu
tahmin edilmektedir.
Dermatofitler, doğal yaşam
kaynaklarına göre antropofilik, zoofilik
ve geofilik olmak üzere üç gruba
ayrılmaktadır. Bu üç gruptan geofilik
grup içerisinde yer alan dermatofitler
toprağa adapte olmuşlardır.
Zoofilik gruptaki dermatofitler ise,
hayvanlarda infeksiyon oluştururlar ve
arada sırada da insanlarda infeksiyona
neden olmaktadırlar. Dolayısıyla
zoonotik öneme sahiptirler. Direkt
temas bulaşmanın en yaygın şeklidir.
Genç hayvanlar predispozedir.
Sağlıklı ve erişkin hayvanlarda aktif
infeksiyon nadiren şekillenmektedir.
İmmun yetmezliği olan hayvanlar risk
altındadır. Bu hayvanlarda infeksiyon
daha yaygın ve uzun sürelidir.
Glukokortikoid tedavisi Dermatofitoza
karşı olan duyarlılığı arttırır.
PETİNFO 2014/07 48-49
Kliniğimde Lyme’ın
üstüne düşeceğim
Veteriner Hekim Mehmet Kuşoğlu
Borvet Veteriner Kliniği
Seminer çok
verimli ve eğitici
geçiyor. Amerikan
hastalığı olarak
bildiğimiz Lyme’ı
Türkiye’de pek
görülmediği için önemsemiyordum,
hocamızın sunumları sayesinde karşı
karşıya olduğumuz tehlike hakkında
bilinçlendim ve artık bu hastalığın üstüne
daha çok düşeceğim.
Tehlikenin
farkına vardık
Veteriner Hekim Ece Altıner
Altınoluk Tanı Veteriner Kliniği
Lyme hastalığının
tehlikesini zaten
biliyorduk, fakat
insanları nasıl
tehdit ettiğini ve
insanlar arasında
bu kadar salgın olduğunu bilmiyorduk.
Hayvan sahiplerini bu konuda hep
uyarıyorduk, fakat kendi sağlıklarını ciddi
derecede tehdit ettiğinden bahsetmemiştik,
dolayısıyla artık uyarılarımızın daha çok
dikkat çekeceğine inanıyorum.
İnterhas
Swissotel İzmir’de
BAŞARILI
BİR SEMPOZYUMA
İMZA ATTI
gitmeye başlamasıyla ABD’de
her yıl 3 yüzbin kişinin hastalığa
yakalandığı ortaya çıkmıştır. Tanı
konmamış kişilerle birlikte bu
rakamın her yıl 4 milyona yakın
olduğu tahmin edilmektedir. Yıllık
yapılan Lyme testi miktarı 3 milyon
civarındadır. Sağlık bildirimlerinin
daha sıkı olduğu Almanya’da ise her
yıl 1 milyon yeni Lyme hastası resmi
kayıtlara geçmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 117
ülkede Lyme hastalığının bulunduğu,
içinde Türkiye’nin de bulunduğu
61 ülkede bu hastalığın endemik
olarak görüldüğü açıklamıştır. Yani
Türkiye’nin de arasında bulunduğu bu
61 ülkede bu hastalık yoğun şekilde
yerleşmiştir. Lyme’ın ülkemizde
yeterince bilinmemesi ve bu nedenle
gerekli incelemeler yapılmamasına
rağmen, son yıllarda az da olsa
farkındalık sağlanmış ve bu sayede
ülkemizin her yanından Lyme
vakaları bildirilmeye başlanmıştır.
Yapılan tarama testlerinde
karşılaşılan rakamlar ise ülkemizdeki
durumun ne kadar ciddi olduğunu
ortaya koymaktadır. Türkiye’de son
birkaç yıl içerisinde yapılan bilimsel
çalışmalarda hayli ilginç ve yüksek
oranda sayabileceğimiz seropozitiflik
tespit edilmiştir. Hatay yöresinde
29 Mayıs 2014 tarihinde
“Journal of Historical Biology’
de yer alan bir haber de; Oregon
Devlet Üniversitesinden Biyolog
Profesör George Poinar’ın Dominik
Cumhuriyet’inden toplamış olduğu
15-20 milyon yıl öncesine ait
Amber ( Sertleşmiş Çam reçinesi)
örnekleri içerisinde bulunan 4
kene örneğinden birinde Lyme’a
neden olan Borrelia bakterisinden
bahsediyordu. Bu keşif Lyme
hastalığına neden olan bakterinin
insanlık tarihinden daha eski
olduğunu ortaya koydu.
% 75, Antalya’da %35.9, Denizli
%18.8, Kayseri’de %10, Samsun %14,
Isparta %17, Trabzon %6.6,İzmir %7.8
ve Ankara %6’dır.
Biyolojik çember içerisinde
bakterinin hızla yayıldığını söyleyen
Barbaros Çetin, Türkiye’nin
hastalığın çok yaygın olduğu
ülkelerden biri olduğunu ve çok
acil şekilde yeni araştırmaların ve
tedavi yaklaşımlarının şekillenmesi
gerektiğinin altını çizdi. Aksi halde
aynı Aids hastalığındaki gibi
Lyme ile doğru zamanda
mücadeleyi başlatmamanın
sonuçlarının çok büyük acılara
sebep olacağını belirtti.
Kedi ve Köpekte Dermatomikosiz
İstanbul Üniversitesi Veteriner
Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim
Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Erman
Or 2 bölümden oluşan sunumunun
birinci kısmında; kedi ve köpeklerde
görülen bulaşıcı viral ve bakteriyel
hastalıklardan bahsederek aşılamaların
gerekliliğini vurguladı, sunumun
ikinci kısmında ise; kedi köpeklerde
görülen mantar hastalıklarına dikkat
çekerek dermatofitlerlerin yaşama
alanları, nasıl teşhis edileceği ve
tedavisi hakkında geniş bilgi vererek
veteriner hekimlerin bilgilerini
pekiştirmesini sağladı.
Prof Dr. M. Erman Or mantar
tedavisinde aşılamanın sistemik
tedaviye ilaveten ya da tek başına
kullanılabileceğini ve özellikle
asemptomatik taşıyıcıların
tedavisinde oldukça önemli olduğunu
vurguladı. İnfeksiyondan sonra
yapılan aşılamaların hastalığın
şiddetini azalttığı ve klinik
lezyonların iyileşmesini hızlandırdığı
görüldüğünü söyledi. M. Canis’e
maruz kalabilecek yavru kedilerde
hastalık bulaşmadan önce yapılan
aşılamaların hastalığın şiddetini
azalttığını belirtti.
İlk işimiz Lyme testi
yaptırmak olacak
Veteriner Hekim Mehmet Ali –Ayça
Sonkul Sonkul Veteriner Kliniği
Sunumlar
kesinlikle çok ilgi
çekti. Sunumun
sonunda ilk
düşündüğümüz
şey hastaneye
gidip Lyme testi yaptırmak oldu.
Hocanın yaptığı araştırmalarla edindiği
tecrübeleri bilimsel verilerle pekiştirerek
yaptığı sunum bizim konuyu daha
gerçekçi bulmamızı sağladı. Konuların
çok yararlı olduğunu düşünüyoruz.
Yapılan araştırmalarla Lyme’ın ne kadar
salgın olduğunu gördük. Artık hasta
sahiplerimizi bu konunun ciddiyeti
konusunda uyaracağız.
Toplantıya katılan veteriner hekimler seçilen konuların
önemi için İnterhas firmasına teşekkür etti.
PETİNFO 2014/07 50-51
kedi&köpek
Yazın gelmesiyle
nüks eden tehlike:
‘Leishmaniasis’
Leishmaniasis, Akdeniz ve komşu bölgelerinde, Orta Doğu’da ve Güney Amerika’da
köpek ve insanlarda yaygın olarak görülen ve ölümlere yol açabilen zoonotik
karakterli bir hastalıktır.
‘Pet sahipleri, hastalığın
ilk belirtilerinin
davranışlarda
değişiklik,
agresiflikte
artış ve anormal
tırnak uzamaları
olduğunu
söylüyor.’
Köpeklerde Leishmania, ilk olarak 1903’de
Avrupa’da tanımlanmıştır. 1940 yılında
Roma’daki köpeklerin %40’ı Leishmania
pozitif çıkmıştır. Leishmaniasis,
Akdeniz ve komşu bölgelerinde, Orta
Doğu’da ve Güney Amerika’da köpek
ve insanlarda yaygın olarak görülen
ve ölümlere yol açabilen zoonotik
karakterli bir hastalıktır.
Etken enfekte dişi tatarcıkların
sokması ile bulaşan parazitik
bir protozoondur. Köpeklerde
klinik enfeksiyon yapan etkenler
Leishmania infantum, L . chagasi ,
L. tropica, L. canis’ dir. İnsanlarda
L. Chagasi ve L. Infantum ciddi
visseral enfeksiyonlara sebep
olmaktadır. Leishmaniasis’in
üç klinik formu bulunmaktadır:
Visseral (hastalığın en ciddi
formu), kutanöz (en yaygın form)
ve mukokutanöz.
Epidemiyolojisi
Köpek Leishmaniasis’i 5
aylıktan 13 yaşına kadar olan
birçok ırkta görülmüştür.
Leishmania türlerinin hayat
siklusu dişi Phlebotominae
vektörle, vertebralı konak
arasında birbirini
takip eden düzenli
bir döngüyü içerir.
Heteroksen gelişim
gösteren etkenin vektörlüğünü
Phlebotomus ve Lutzomyia
soyundaki dişi tatarcıklar yapmaktadır.
Leishmania, enfekte dişi
tatarcıkların sokması ile bulaşan
parazitik bir protozoondur.
PETİNFO 2014/07 52-53
kedi&köpek
Bu tatarcık sinekleri güney doğu
Amerika’da bulunmalarına rağmen
o bölgede vektörel bir bulaşma izine
rastlanmamıştır. Bölgede hastalığın,
Foxhound cinsinden köpeklerden
vertikal ve ya horizontal olarak
bulaştığı düşünülüyor.
Köpekler Leishmania infantum
ve chagasinin primer konakçısıdır.
Köpeklerde etken lenfadik hücrelere
penetre olarak enfeksiyonu yayar.
Memeli konakçılarda Leishmania
etkeni yalnızca derideki mononüklear
fagositlerde, kemik iliğinde ve
visseral organlarda amastigot
formunu oluşturur. Tatarcık sineği
konakçıdan kan emme sırasında etken
tükürük bezine geçer burada etken
plagellalar oluşturarak extraselüler
promastigotlar haline geçerler.
Protozoonun yaşam siklusu dişi
tatarcık sineğinin enfektif formu olan
promastigotu omurgalı konakçıya
enjekte ederek başlar. Primer
konakçıda promastigotlar flagellalarını
kaybederek amastigotu oluşturur.
Amastigotlar retikuloendotelial
sistemdeki makrofajlar içerisinde
mitozla çoğalarak yayılır.
Leishmaniasis’i, köpekten
başka bir köpeğe ya
da insana bulaşmayı
engellemek için koruyucu
Deltametrin emdirilmiş
tasma, yani Paraband
kullanmak gerekmektedir.
Enfeksiyon gerçekleştikten sonra,
deri ve iç organ lezyonlarına bağlı
semptomlar birlikte görülmektedir.
Dermisteki Leishmania
amastigotlarına karşı gelişen hücresel
immun yanıt, dermisin anatomik
yapısında lezyonlar meydana getirir.
Deride görülen lezyonlar tipiktir
Poplital ve preskapular lenf
Klinik semptomlar
Etken alındıktan sonra
hastalık köpeklerde belirli
bir süre asemptomatik
devam edebilir ya da
klinik belirtiler hiç
gelişmeyebilir.
İntraselüler amastigotlar
yumrularında adenopatiler erken
dönem belirtileridir. Daha sonra
submaxillar ve refrofaringial lenf
yumrularına da yayılır ve palpasyonda
şişlik, sertlik ve ağrı gözlenir.
Klinik belirtilerde; kronik zayıflık,
konjuktivitis, göz sorunları (anterior
uveitis, retinitis), facial alopecia, kas
atrofisi, lenfoadenepati, poliartritis ve
böbrek yetmezliğine yol açan protein
kayıplı nefropati görülür.
Sistemik enfeksiyon gelişirse, tüy
dökülmesi, aşırı tırnak uzaması, cilt
lezyonları, epitaxis, anemi, zayıflık,
kabarık şişkin eklemler ve arka
bacak, laminitis, böbrek yetmezliği,
lenfoadenopati, göz lezyonları ve
diyare gibi sorunlar görülebilir.
Anemi, trombositopeni,
lenfositosis, hipoalbuminemi,
hiperglobulinemi,
hiperamilasemi, ve azotemi
çok sık tespit edilen laboratuvar
bulgularıdır.
Teşhis yöntemleri
Köpeklerde Leishmaniasis de
mikroskobik muayene ve kültür, aşırı
duyarlılık testleri, serolojik yöntemler
ve moleküler biyolojik yöntemler
kullanılabilir.
Şişkin lenf yumrularından, kemik
iliğinden, akciğer veya dalaktan alınan
doku örneklerinden froti yapılıp,
Giemsa boyama tekniğiyle boyanır
ve intraselüler amastigot formları
görünebilir. Deride nodüler ülserler
varsa buralardan da örnek alınabilir.
Bu materyal ayrıca kültür yapımında
da kullanılabilir.
Serolojik testler Leismaniazis
için en iyi teşhis yoludur. IFAT
Köpekler
Leishmania
infantum ve
chagasinin
primer
konakçısıdır.
PETİNFO 2014/07 54-55
“İçerik fark yaratır”
“The ingredient makes
the difference”
Hep birlikte
evden, bahçeye!
Kedi ve köpekler doğal ihtiyaclarını giderirken
hijyen kurallarına dikkat edemezler. Bu
sorumluluk asla onlara yüklenemez! GETOFF bu konuda hayvan sahiplerinin en büyük
yardımcısı. Ev ve bahçede kullanılan GET-OFF
ürünleri bu harika yaratıklarla geçirilen kaliteli
zamanlar için mutlaka denenmeli...
GB GET-OFF
CYRSTAL
GRANÜL
GB GET-OFF
LAWN RESCUE
SPRAY
GB GET-OFF
REPPELLENT
SPRAY
Bahçe ve
çiçeklerden
uzak tutar.
Bahçede
istenmeyen
yerleri korur.
Çiçeklerine ve
bahçesine özen
gösterenler için
ideal.
GB W&GET-OFF
Neutraliser SPRAY
GB GET-OFF CHEW
STOPPA SPRAY
Evde tuvalet
yapılan yerleri
kokularını
yok eder.
Ev eşyalarınızı
uzun süre
yıpranmadan
kullanın.
YEN
E
ENM
SA
R
A
!
V
NE T-OFF
GE
İST
www.petservisi.com / www.mggida.com.tr / [email protected] Tel: (0212) 657 20 61-64
RÖPORTAJ
, ELİSA, C-ELİSA, DAT testleri
kullanılmaktadır.
Moleküler testlerde parazit
DNA’sının direk teşhisine dayanan
PCR gibi metodlar kullanılır. Duyarlı
ve hızlıdır.
Western blot ve dipstick
yöntemleri de teşhiste kullanılabilir
Köpeklerde Leishmaniasis’in
kesin tedavisi yoktur. Köpekler çeşitli
metodlar ile tedaviye alındığında
enfeksiyon saçmaya devam ettiği gibi,
bu metodların sonucunda, ne yazık
ki nüksler ve ölüm dramatik sondur.
Dolayısı ile koruma faktörlerini ön
plana çıkartmak önemlidir. Koruma
faktörü olarak, tasma kullanımı
dışında ince cibinliklerin kullanılması,
vektör(Phelebotamus) mücadelesi
çok büyük önem arz etmektedir.
MSD Hayvan Sağlığı CA
Departmanı Satış Koordinatörü
Cafer Çakmak’tan, Leishmaniasis’e
karşı yapılması gerekenler hakkında
görüşlerini ve Paraband tasma
hakkında detaylı bilgi aldık. Cafer
Çakmak, ayrıca Leishmaniasis
bilincini artırmak için, 2014 yılında
hayata geçirmeyi hedefledikleri
farkındalık projelerini anlattı.
1- Leishmaniasis’in ülkemizdeki
son durumu nedir? MSD’nin,
Leishmaniasis’le ilgili insanlarda
farkındalık yaratmaya yönelik ne
gibi projeleri var?
Aslında Leishmaniasis, Akdeniz’e
kıyısı olan ülkelerin tamamında
görülen bir hastalıktır. Özellikle
Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve
Yunanistan gibi Avrupa ülkelerinde
önemle ele alınan bu hastalık
ülkemizde de başta İstanbul, Ankara,
İzmir, Bursa , Adana, Antalya, Mersin,
Eskişehir gibi metropol şehirler
olmak üzere 38 ilde görülüyor. Diğer
illerde de tanıya yönelik herhangi bir
çalışma yapılmadığı için, bu 38 ilin
dışında kalan iller de risk altındadır.
Türkiye’de resmi kayıtlara göre 2013
yılında 2200 Kutanöz Leishmaniasis
(Şark Çıbanı) ve 40 Visseral
Leishmaniasis (Kala Azar) insan
MSD Hayvan Sağlığı
CA Departmanı
Satış Koordinatörü
Cafer Çakmak
Paraband tasma; diğer
tasmalar gibi pire ve kene
endikasyonu taşımakla
birlikte, onlardan farklı
olarak Dünya Sağlık
Örgütü tarafından
Leishmaniasis’ten
korunmak amacıyla
önerilen tek üründür.
vakası bulunmaktadır.
MSD Hayvan Sağlığı olarak
Leishmaniasis’in bilincini artırmak
için 2014 yılında farklı projeleri
hayata geçirmeyi hedefledik. Bunun
en önemli sebepleri; dünyanın en
tehlikeli zoonoz hastalıklarından bir
tanesi olması ve hem köpeklerimizin
hem de insanlarımızın çok büyük
risk altında olmasıdır. MSD Hayvan
Sağlığı olarak bu tehlikeyi görmek
ve su yüzüne çıkarmak için başta
Veteriner hekimlerimiz olmak
üzere tüm paydaşlarımız ile bu
projeye başladık.
Leishmaniasis ile ilgili farkındalık
projelerimiz:
 Klinisyen hekimlere yönelik
www.paraband.com.tr internet sitesi
PETİNFO 2014/07 56-57
ile bilgi paylaşımı
 Klinisyen hekimlere yönelik
e-projeler ve videolar ile konunun
paylaşılması
 Bilgi paylaşımı ziyaretleri ve
konunun detaylı olarak görüşülmesi
ve tartışılması
 Bayilerimiz ile birlikte bilgi
güncelleme toplantıları
 Belediye ve Barınak Veteriner
Hekim Meslektaşlarımız ile bilgi
paylaşım toplantıları
 Pet Sahibi farkındalığı için
bilgilendirici el broşürleri,
 Pet sahiplerine yönelik
olarak çıkan Cat&Dog dergisinde
akademisyen görüşlerinin yer aldığı
röportajlar.
 Kamuoyu bilincinin oluşması
anlamında ulusal basında
akademisyen görüşlerinin yer aldığı
röportajlar(Hürriyet gazetesi)
2- Leishmaniasis’in koruma ve
kontrolünde Veteriner hekimlere
düşen görevler nelerdir, onlara
yönelik çalışmalarınızdan bize
bahsedebilir misiniz?
Veteriner hekimlere düşen en
büyük sorumluluk; Leishmaniasis
gibi zoonoz bir tehdidin ülkemizde
görüldüğünün farkındalığını
artırmaktır. Bunun için, Veteriner
hekimlere konuyu sosyal sorumluluk
olarak görmeliler ve pet sahibinin
anlayabileceği dilden bıkmadan
usanmadan anlatmalılardır.
Leismaniasis ile ilgili test
çalışmaları yapmalıdır ve koruyucu
önlemleri almalıdır ve/veya
alınmasını sağlamalıdır.
MSD Hayvan Sağlığı
olarak bayilerimiz kanalıyla
meslektaşlarımıza, pet sahibine
yönelik hastalık bilgilendirme
standlarımızı ve broşürlerimizi
iletiyoruz. Birebir ziyaretlerimizde
karşılıklı bilgi alışverişinde
bulunuyoruz. Konuyla ilgili olarak
daha detaylı bilgi alışverişi
için meslektaşlarımıza bir
telefon mesafesi kadar yakınız.
Meslektaşlarımız ile iletişime
daima açığız.
MSD Hayvan Sağlığı olarak
Leishmaniasis’in bilincini
artırmak için 2014 yılında
farklı projeleri hayata
geçirmeyi hedefledik.
Bunun en önemli sebepleri;
dünyanın en tehlikeli
zoonoz hastalıklarından
bir tanesi olması ve hem
köpeklerimizin hem de
insanlarımızın çok büyük
risk altında olmasıdır.
3- Paraband’ın diğer antiparaziter
tasmalardan
farkı nelerdir?
Paraband Tasma; Diğer
tasmalar gibi pire ve kene
endikasyonu taşımakla birlikte,
Onlardan farklı olarak Dünya Sağlık
Örgütü tarafından Leishmaniasisten
korunmak amacıyla önerilen
tek üründür. Yine Patentli bize
özel salınım teknolojisi, sudan
etkilenmemesi ve kokusuz olması
ürünümüz Paraband Tasmayı diğer
tasmalardan farklılaştıran diğer
özelliklerdir. Yani Paraband kullanan
Köpeklerimiz denize rahatlıkla
girebilir, Yağmur’lu havalardan
etkilenmez veya Paraband ile
köpeklerimizi rahatlıkla yıkayıp,
şampuanlayabiliriz. Bu özellikleri
ile Pet sahipleri için de kullanım
kolaylığı sağlamaktadır.
lideri olacağımıza inanıyorum.
Türkiye bakacak olursak
öncelikle, Türkiye’deki sosyoekonomik ve sosyo-kültürel
yapının değişmesini iyi analiz
etmemiz gerekir. Özellikle büyük
şehirlerde insanların tek yaşamaya
başlaması ve tek çocuklu ailelerin
artmasıyla birlikte insanlarımızın
pet hayvanlarına yönelmesi söz
konusudur. Bu da Türkiye pazarının
önümüzdeki dönemde iki haneli
büyümeye devam edeceğini
göstermektedir. Bu da bizler ve
paydaşlarımız için önemli fırsatları
4- MSD’nin Türkiye’deki pet
sektörüne bakış açısıyla ilgili bizi
bilgilendirebilir misiniz ?
Öncelikle MSD’nin global olarak
pet pazarına bakış açısını vurgulamak
gerekirse; MSD Hayvan Sağlığı bugün
itibariyle pet dışında kalan tüm
hayvan türlerinde Dünya Lideri bir
firmadır. Yaptığımız yatırımlar
ile pet alanında da dünya
Cafer Çakmak Koordinatörümüz
Barış Kolgu’ya MSD’nin
Leishmaniasis’e karşı farkındalık
projelerini anlattı.
anlamına gelmektedir.
Burada unutmamamız gereken
en önemli noktaların başında;
insanların evcil hayvanları ile iyi
vakit geçirme hedeflerini iyi anlamak
gerektiğini düşünüyorum. Bunun
için Veteriner hekimlerimiz ile
MSD Hayvan Sağlığı olarak bizlerin
kuracağı güvene dayalı, bilimsel
platformlar, uzun vadeli kazan-kazan
modelini oluşturacaktır.
MSD Hayvan Sağlığı olarak
vizyonumuz olan “Daha Sağlıklı
Hayvanlar için Bilim” sloganımız
ile; iş ortaklarımıza kaliteli
ürünlerimizi ve hizmetlerimizi
sunmayı hedefliyoruz.
İnanıyoruz ki, ürünlerimiz ve
hizmetlerimiz de iş ortaklarımıza
güven ve istikrar kazandırsın.
SÖYLEŞİ
HAYALİNİ KURDUĞUM
MESLEĞİN MENSUBUYUM
Aydın Veteriner Fakültesinde Doğum ve Jinekoloji anabilim dalında
yüksek lisans yapmakta olan Gizem Yılmazer, Veteriner hekimlerin
başarı için branşlaşmanın şart olduğunu söylüyor.
Küçüklüğümden
beri hayalim
olan mesleğin
mensubu
olmaktan çok
mutluyum.
Gizem Yılmazer
Veteriner Hekimliğe geçmişten günümüze baktığımızda, önemli bir yol
katedildiğini gururlanarak söyleyebilirim.
Hayvanseverliği, başarılı
hekimliği ve hasta sahiplerine karşı
samimiyeti ile İzmir’in Güzelbahçe
ilçesindeki hayvanseverlerin gönlünde
taht kuran Nurcan Veteriner Kliniği
bu ay dergimize konuk oldu. Evcil
dostlarımıza en iyi hizmet vermeyi
prensip olarak benimsemiş olan genç
Veteriner hekim Gamze Yılmazer,
başarılarında aşılama, pet kuaför,
bakım, tedavi, genel ve özel cerrahi
müdahaleler, danışmanlık,
koruyucu hekimlik gibi birçok
hizmeti bir arada vermelerinin rolü
olduğunu söylüyor...
Mezuniyetinizden itibaren bize
klinisyenliğe başlama ve kliniği
açma sürecinizden bahseder
misiniz? Fakülte döneminde de
hayalinizde hep bu iş mi vardı?
Mezuniyetden sonra tecrübe
kazanmak için birkaç klinikte
çalıştım, en son 2009 yılında Nurcan
Veteriner Kliniği’nde çalışmaya
başladım. 2013 te bu kliniği kendi
üzerime devraldım.
Fakülte döneminde de hayalimde
hep klinisyen olmak vardı. Ancak
tabi ki bu şekilde düşünmemiştim.
Aslında küçüklüğümden beri hayalim
PETİNFO 2014/07 58-59
hep yaşadığım yerin alt katının
kliniğim olmasıydı. Henüz olmadı
ama daha gencim sonuçta…
Bu yıl Dünya Veteriner Hekimler
Günü’nün teması hayvan refahıydı.
Siz global anlamda ve ülkemizde
hayvan refahına gereken önemin
verildiğini düşünüyor musunuz?
Kesinlikle düşünmüyorum zira
ülkemizde insan refahına bile gerekli
önem verilmemektedir. Ancak
elbette ki dünyada birçok gelişmiş
ülkenin insan refahı konusunda
doyuma ulaştığı için hayvan refahını
Birçok Avrupa ülkesinde
hayvanlara karşı uygun
olmayan davranışlarda
bulunmanın cezası
hapse kadar gidebiliyor.
Oysa bizim ülkemizde
neredeyse bu davranışlar
ödüllendirilecek.
sağlamak açısından başarılı olduğunu
düşünüyorum. Birçok Avrupa
ülkesinde hayvanlara karşı uygun
olmayan davranışlarda bulunmanın
cezası hapse kadar gidebiliyor. Oysa
bizim ülkemizde neredeyse bu
davranışlar ödüllendirilecek.
Veteriner tıp alanında (özellikle
pet) sunduğunuz sağlık hizmetleri
hakkında bilgi alabilir miyiz? Tercih
edilme nedenlerinizden kısaca
bahseder misiniz?
Aşılama, pet kuaför, bakım, tedavi,
genel ve özel cerrahi müdahaleler,
danışmanlık, koruyucu hekimlik
gibi birçok hizmetimiz var. Tüm
bu hizmetleri başarılı bir şekilde
verebildiğimizden olsa gerek ki tercih
edilme nedenimiz genellikle tavsiye
üzerine olmakta. Ayrıca kliniğimizi her
geçen gün biraz daha geliştiriyor ve
verdiğimiz hizmet sayısını artırmaya
çalışıyoruz. Elbette hekim olarak da
kendimizi geliştiriyoruz ve bölgemizde
olmayan imkanları sunmaya
çalışıyoruz. Sanırım bu çabalarımız
ve başarılarımız da tercih edilme
nedenlerimiz arasında. Ayrıca uzun
zamandır bölgede olmamız ve hasta
sahiplerimizle arkadaşlık boyutunda
ilişkiler kurmuş olmamız da bu
nedenler arasında sayılabilir.
Bize iliniz ve çevresindeki evcil pet
popülasyonundan ve insanların
evcil hayvanlara yaklaşımından
bahsedebilir misiniz?
İzmir’de pet popülasyonu oldukça
fazla. Özellikle kliniğimizin bulunduğu
Kuru mamalar
haricinde
verilecek her
türlü gıdanın ne
kadar zararlı
olabileceğine
defalarca kez
tanık oldum.
Güzelbahçe ilçesi ve çevresinde
daha da fazla. Çünkü bu bölgede
genellikle bahçeli evler var. Dolayısıyla
herkesin en az bir kedisi ya da köpeği
var. Bu bölgenin insanları oldukça
hayvan sever. Bizler de Bakanlığın
bize verdiği imkanlar dahilinde,
mümkün oldukça insanların bu sevgi
dolu yaklaşımlarına destek olmaya
çalışıyoruz. Özellikle sokak hayvanları
açısından bölgemizde oldukça yoğun
bir popülasyon mevcut. Bizler de gerek
mesleğimiz gereği gerek insanlık
gereği elimizden geldiğince her türlü
kolaylığı sağlamaya çalışıyoruz.
Sanırım sokak hayvanlarına olsun
sahipli hayvanlara olsun gösterdiğimiz
bu ilgi ve yaklaşımlar da hayvan sahibi
olan insanların bizi tercih etmesinin
sebeplerinden biri olabilir.
Evcillerin beslenmesi konusundaki
yaklaşımınız nedir?
Bence minik dostlarımız da en
az bizim kadar sağlıklı ve dengeli
beslenmeyi hakediyorlar. Dolayısı
ile ben bir hekim olarak hasta
sahiplerimize bu koşulları en iyi
şekilde sağlayabildiğini düşündüğüm
kuru mamaları öneriyorum. Çünkü
kuru mamalar haricinde verilecek
her türlü gıda maddesinin ne kadar
zararlı olabileceğine defalarca kez
tanık oldum.
Pet hekimliğinde branşlaşmanın
önemine inanıyor musunuz? Eğer
spesifik bir alana yoğunlaşmanız
gerekseydi, ne sebeple, hangi alana
yönelirdiniz?
Aslında pet ya da büyük baş ya da gıda
ya da kanatlı sektörü.. Hiç farketmez.
Bence veteriner hekimlikte tercih
edilmiş olunan çalışma alanı ne olursa
olsun branşlaşma şart. Bir insandan
herşeyi mükemmel bir şekilde
bilmesini bekleyemezsiniz sonuçta.
Dolayısı ile ben, beşeri hekimlikte
olduğu gibi, konusunda uzman
veteriner hekimlerin olmasından
yanayım.
Ben zaten şu anda Aydın Veteriner
Fakültesinde Doğum ve Jinekoloji
anabilim dalında yüksek lisans
yapmaktayım. Bu alana yönelmemdeki
en büyük sebep elbette ki öncelikle
ilgim olması. Ayrıca bölgesel olarak
bu alanın içerdiği hastalıkları oldukça
fazla görüyoruz. Tüm bu sebeplerden
dolayı ben bu alanı seçtim.
kedi&köpek
İş telefonunuz ve e-maIl
adresinizin yazdığı sevimli
kartvizitler VE buzdolabı
magnetleri hem onların
dikkatini çekecektir, hem
de onların size daha rahat
ulaşmasını sağlayacaktır.
PETİNFO 2014/07 60-61
24 adımda veteriner
kliniğinizin kedi
potansiyelini artırın
Geçen seneki araştırmalar sonunda kedi sahiplerinin veteriner kontrolünü ihmal
ettiğini saptandı. Yoksa hayvan sahipleri kedilerini önemsemiyorlar mı?
Bu durumda veteriner hekimler ne yapmalı? ‘
Çeviri: Veteriner Hekim Ayça Üvez
Araştırmalara göre geçtiğimiz sene
Amerika’daki kedilerin yarısından
fazlası veteriner kontrolüne gitmedi,
kedi sahiplerinden sadece %37’si
kedilerini rutin kontrolüne götürdü.
Aynı sorun Türkiye’de evde yaşayan
kedilerde de görülmektedir. Aşağıda
çalışmalar sonucunda bulunmuş
ve bu sorununuzun çözülmesine
yardımcı olabilecek 24 adet
çok kolay uygulayabileceğiniz
önerilere ulaşabilirsiniz.
1. Kedi sahiplerini kedilerini
nasıl taşımaları gerektiği konusunda
eğitin.
Yapılan araştırmalara
göre kedi sahiplerini %60’ı
veteriner hekimlerinin onlara
taşıma konusunda bir öneri
vermediğini söylüyor.
2. Çalışanları kedilere nasıl
davranmaları gerektiği konusunda
eğitin.
Kediler çok duyarlı ve hassas oldukları
için ses tonundaki korku, stres veya
siniri hemen algılarlar ve strese girerler.
3. Kliniğinizi kediler için dikkat çekici
dekore edin.
Resepsiyon ve muayene odasını
sevimli kedi köpek resimleri ve
oyuncaklarıyla dekore edin.
4. Kedi ve köpeklerin bekleme
yerlerini birbirinden ayırın.
Kediler genelde yüksekte olmayı
sevdiklerinden bekleme yerlerini
onlar için yüksek raflar veya banklar
ile dekore edebilirsiniz.
5. Randevu aralıklarını kedilerin
mizacına göre ayarlayın.
Bazı kedilerin zaptedilmesi biraz
uzun sürer, bazıları ise çok yumuşak
mizaçlıdır ve kontrol ve tedavisi
hemen bitebilir. Olası bir uzamada
resepsiyonda randevusunu bekleyen
başka bir kedi sahibi bu durumdan
rahatsız olabilir.
6. Muayene sırasında odaya başka
hayvan almayın.
Kediler strese gireceğinden
sahipleri rahatsız olur.
Araştırmalara göre; kedi
sahiplerinin birçoğu
klinikteki diğer hayvanların
kedilerindeki stresi
artırdığını düşünüyor,
bu sebeple ev ortamında
Veteriner hekim muayenesini
DAHA ÇOK tercih ederler.
7. Vereceğiniz randevuları kedilere özel
belirleyin.
Belirli günleri veya saatleri sadece
kedilerin randevuları için ayarlayın. Bu
kedi sahiplerinin hoşuna gidecektir,
çünkü birçoğu aynı ortamda bulunan
başka hayvanların kedilerinin stresini
arttırdığını düşünüyor.
8. Kliniğinizdeki Muayene
odasına kedilerin çıkabileceği yüksek
kedi evleri koyun.
Kediler yüksek yerlerde
oturduklarında kendilerini daha
rahat hissederler, ve kontrol zamanı
geldiğinde stresleri azalmış olur.
9. Muayene odasında kedilerin sevdiği
kokulardan kullanın .
Kedi otu, melisa gibi kokuları
kediler çok sever. Bir havluya sıkıp
muayene masasına bırakabilirsiniz.
Odanın etrafına kedi otlu oyuncaklar
bırakabilirsiniz.
10. Kedileri kutularından sallamadan
sıkıştırmadan çıkarın.
Ne kedi sahipleri ne de kediler bu tarz
davranışlardan hoşlanmazlar, mümkünse
kendiliğinden kutudan çıkmasını sağlayın
ya da sahibinden rica edin.
11. Kontrole sorularla başlayın.
Bu kedi sahibini ve kediyi rahatlatır,
Kediler yüksek yerlerde
oturduklarında
kendilerini daha rahat
hissederler, ve kontrol
zamanı geldiğinde
stresleri azalmış olur.
Klinik muayene sırasında
başka hayvanların muayene
odasına girmesi kedilerde
stresi artırır.
kedisinin şikayetleri hakkında daha
ayrıntılı düşünmeye başlar.
olursunuz ve bir sonraki muayenede
kedilerini de getireceklerdir.
12. Muayene sırasında kedi sahibiyle
konuşun.
Yaptığınız bir fiziksel testlerin
kedilerinin canını neden acıtacağını
açıklayın. Yoksa sizi yanlış anlayabilirler.
16. Muayeneyi bitirmeden
önce bir sonraki randevunun tarihini
belirleyin.
Bu hayvan sahibiyle aranızdaki
iletişimi güçlendirecektir ve kedilerini
tekrar getirmesini sağlayacaktır.
13. Kedi ve kopeği ayrı odalarda
hospitalize edin.
Kedi sahipleri kedilerinin yanında köpek
bulunmasından hoşlanmaz
ve böyle bir durumla karşılaştıklarında
başka bir veteriner arayışına geçebilirler.
14. Her muayene sonunda
yaptıklarınız hakkında kedi sahibini
bilgilendirin.
Kontrol ve tedavi sırasında
yapılanları rapor halinde
sunduğunuzda hayvan sahibi
kedilerinin hastalıklarını daha
çok ciddiye alır.
15. Başka hayvanlarını kontrole
getirdiklerinde kedilerini sorun.
Böylece bilinçaltlarına kedilerini
getirmeleri gerektiğini işlemiş
17. Sosyal medyada aktif olun.
Kedilerinin fotoğraflarını sergileyin,
yarışmalar yapın örneğin ayın
kedisini seçip onlara küçük
hediyeler verebilirsiniz.
Eğitici bulduğunuz linkleri
sayfalarınızda paylaşabilirsiniz.
18. Kedilerle ilgili dikkatlerini
çekecek güncel haberler verin
Dergileri ve kitapları kliniğinizde
onların görebileceği yerlerde
sergileyin, gerekirse önerin.
19. Onlar sormadan ufak indirimler
teklif edin
Kedi sahiplerine yaptığınız indirimler
ve promosyonlar onları motive edecek
ve tekrar gelmelerini sağlayacaktır.
PETİNFO 2014/07 62-63
20. Aylık haftalık ödeme
planları önerin.
Yapılan araştırmalara göre kedi
sahiplerinin %40 ‘ı aylık ödeme planı
vasıtasıyla kedilerini kliniğe düzenli
olarak getirdiği belirlendi. Hem
böylece onlarda ödemelerini daha
kolay yapıyorlar.
21. Kedi sahiplerinin size kolay
ulaşımını sağlayın.
İş telefonunuz ve e-mail adresinizin
yazdığı sevimli kartvizitler, buzdolabı
magnetleri hem onların dikkatini
çekecektir, hem de onların size daha
rahat ulaşmasını sağlayacaktır.
22. Kedi sahiplerine eğitici bilgiler
verin.
Irkların predispoze hastalıklarından
bahsedin, yapılan yanlış bakım ve
beslemelerin nelere yol açacağı
hakkında bilgi vererek onların daha
bilinçli olmasınız sağlayın.
23. Talep edildiğinde evlere de
veteriner hekimlik servisi verin.
Birçok kedi sahibi veteriner
kliniklerinde kedilerinin strese
girdiğini düşünür bu yüzden ücreti
daha çok olsa bile evde hekim
kontrolünü çok severler.
24. Kedi koruma kurtarma grupları ve
dernekleriyle beraber çalışın.
Onlarla beraber yapacağınız
organizasyonlar onların hoşuna
gidecektir ve onlarla olan ilişkinizi
güçlendirecektir.
SÖYLEŞİ
BRANŞLAŞMAK BAŞARIYI
GETİRECEKTİR
Mesleğinde 19. yılına giren Veteriner hekim Zafer Yıldızalp bize
başarısının sırlarından ve tecrübelerinden bahsetti.
diyebilirim. Eğer kendinize önceden
bir hedef belirlediyseniz ve işinizi
gerçekten severek yapıyorsanız,
başarının arkanızdan takip
edeceğine inanıyorum.
Hayalimdeki hedeflere 1995 yılında
sahibi olduğum kliniği açarak başladım
diyebilirim ve aradan geçen 19 yıl
sanırım mesleki tecrübe anlamında
bana birçok şey kattı, büyük ölçüde
hayal ettiklerimi başardım diyebilirim.
Mesleğimize geçmişten günümüze baktığımızda, önemli bir yol katettiğimizi
gururlanarak söyleyebilirim.
İzmir’in en güzel semtlerinden
Karsıyaka’da 1995 yılında kurulan
Dolphin Veteriner Kliniği’ni bu ayki
sayımıza konuk ettik. Veteriner
hekim Zafer Yıldızalp, İzmir’in sıcak
insanlarının hayvanlara karşı da aynı
şekilde sıcak ve hassas olduğundan
bahsetti ve bizim aracılığımızla
herkesten bu sıcak yaz günlerinde
kapının önlerine bir kap su
koymalarını istedi.
Veteriner hekim olmaya nasıl
karar verdiniz, hayallerinizde hep
klinisyenlik var mıydı? Dolphin
Veteriner Kliniğini açma sürecinden
bize bahseder misiniz?
Veteriner Fakültesini seçme
sebeplerimden en önemlisi hayvanlara
ve özellikle de kedi ve köpeklere olan
sevgimdi. Dolayısıyla hayalimde fakülte
yıllarımda da pet klinisyenliği vardı,
hedeflerimi buna göre belirlemiştim
PETİNFO 2014/07 64-65
Klinik yönetimi, hem finansal
hem de takım elemanlarının
motivasyonunu sağlamak anlamında
zor bir iş. Öncelikle kendinizin
ve sonrasında klinik ekibinin
motivasyonu ve başarısı konusunda
nasıl bir yol izliyorsunuz?
Veteriner hekimlik oldukçu zor kutsal
ve zevkli bir meslektir. Bu zorlukların
yanı sıra klinisyenlikte bir de finansal
ve işletmecilik açısından aşılması
zor güçlüklerle de başa çıkmanız
gerekiyor. Tabi zaman içerisinde her
bakımdan edindiğimiz mesleki ve klinik
işletmeciliği konusundaki tecrübe
vebirikimler sayesinde bu zorluklarla
başa çıkabilmemizi sağlıyor ve rahat
ve huzurlu bir şekilde bu mesleğe
devam etmemizi kolaylaştırıyor.
Ben söz konusu bu birikimlerimi
mümkün olduğunca birlikte çalıştığım
iş arkadaşlarıma ve bu mesleğe
yeni başlamış hekim arkadaşlarıma
aktarmaya çalışıp ve onların mesleki
saha da daha bilinçli yer almasını
sağladığımı düşünüyorum.
Onlara bu konularda yararlı olmak
beni mutlu ediyor.
Bugün evcil hayvanlar, yeni
teknolojiler ve hayvan sahiplerinin
daha iyi bakım talepleri
sayesinde insanlara uygulanan
hayat kurtarıcı tedavilerden
faydalanabiliyor. Sizin kliniğinizde
teknolojiye bakış açınız nasıl?
Veteriner hekimlik gibi mesleklerde
her zaman yenilikleri takip edip
kendinizi geliştirmek zorundasınız,
her gün her dakika yeni teknikler,
farklı uygulamalar gündeme
geliyor, kendi adıma elimden
geldiği kadar bu gelişmeleri takip
etmeye çalışıyorum, fakat maddi
yetersizlikler ve zor çalışma
şartları teknolojinin bizlere
sağladığı fırsatları gerçek hayata
geçirmemize engel oluyor.
Pet klinisyenliğinin daha çok
uzun yıllar hak ettiği yerin
çok uzaklarında kalacağını
düşünüyorum. Diğer gelişmiş
ülkelerle kıyasladığımızda hala
ilkel şartlarda bu mesleği
yürütmeye çalışıyoruz diyebilirim,
ama biz yine de imkanlar
ölçüsünde teknolojik gelişmeleri
yakından takip edip bunları hayata
geçirmeye çalışıyoruz. Günümüzü
15 yıl öncesiyle kıyasladığımda
teknolojik gelişmelerin mesleki
anlamda bizlere kattıkları
kesinlikle azımsanamaz.
Veteriner tıp alanında sunduğunuz
sağlık hizmetleri hakkında bilgi
alabilir miyiz? Kliniğinizin tercih
edilme nedenlerinizden kısaca
bahseder misiniz?
Kliniğimizde hayvan sağlığı açısından
bir çok hizmetler sunulmaktadır, iç
hastalıkları teşhis ve tedavi , cerrahi,
ultrason, röntgen, kan ve biyokimyasal
analizlerin yanı sıra evcil dostlarımızın
özel ihtiyaçları için petshop bölümü
ve traş-banyo hizmetlerimizde
bulunmaktadır.
Tercih edilme sebeplerimizden
en önemlisi evcil dostlarımızın
sağlıklarıyla ilgili başarılı
uygulamalarımız ve pet sahiplerinin
tavsiyeleri diyebilirim.
Kendinize önceden bir
hedef belirlediyseniz ve
işinizi gerçekten severek
yapıyorsanız, başarı sizi
mutlaka arkanızdaN
takip edeceKTİR.
Bize çalıştığınız bölgedeki
evcil hayvan popülasyonundan
ve insanların evcil
hayvanlara yaklaşımından
bahsedebilir misiniz?
Karşıyakalılar özellikle hem sahibi
oldukları evcil hayvanlar hem de
sokak hayvanları konusunda oldukça
hassas davranıyorlar. Bu durum
bizi oldukça memnun ediyor. Bizim
için hayvanları gerçekten seven
insanların bulunduğu bir bölgede, bu
mesleği icra etmek ve bu insanlarla
birlikte onlar için güzel şeyler
yapmak büyük bir zevk.
Çevremizde hayvanları çok seven
ve onlar için bir şeyler yapmaya
çalışan insanlarla birlikte biz
veteriner hekimler elimizden
geldiğince, yetebildiğimiz kadar
sevimli dostlarımıza yardım etmeye
çalışıyoruz. Bunun en basit örneği
olarak, herkesten bu sıcak yaz
günlerinde kapının önlerine bir kap su
koymalarını istiyoruz.
Evcil hayvanların beslenmesi
konusundaki yaklaşımınız nedir?
Evcil hayvanlarımızın metabolizma
ve beslenme şekilleri biz insanlardan
daha farklıdır, dolayısıyla maddi
imkanlarının elverdiği ölçüde iyi
bir mama ile beslemeleri sahipleri
için büyük bir rahatlık olduğu gibi
dostlarının sağlığı için de oldukça
önemlidir. Bunların yanı sıra yine
bilinçli olarak evlerindeki taze
gıdalardan (tavuk, kırmızı et,
balık ve bazı sebzeler) çeşitli
yemekler yapabilirler, fakat ilk önce
hekimlerine danışıp neler verip
neler vermeyeceklerini öğrenmeleri
sevimli hayvan dostlarımızın
yaşayabileceği bir çok sağlık
probleminden uzak tutacaktır.
Pet hekimliğinde branşlaşmanın
önemine inanıyor musunuz? Eğer
spesifik bir alana yoğunlaşmanız
gerekseydi, ne sebeple, hangi
alana yönelirdiniz?
İnsan hekimliğinde olduğu gibi
veteriner hekimlikte de branşlaşmak
daha fazla başarıyı bizlere
getirecektir. Fakat ülkemizin eğitim
sistemindeki yanlışlıklar, öğretmekten
çok sınav sistemine yönelik ezberci
eğitim ve yanlış yönlendirmeler
malesef mesleğimizi içler acısı
bir duruma sürüklemektedir.
Avrupa’daki eğitim sistemi verilen
bilgiyi pratikte kullanabilme üzerine
kurulu bir sistemdir. Bu sistemle
eğitilmiş bireyler iş hayatında
çok başarılı olduğu aşıkardır.
Tabii ki geçmişten günümüze
baktığımızda, mesleğimizde önemli
bir yol katedildiğini gururlanarak
söyleyebilirim.
Eğer ben bu mesle kte spesifik bir
alana yönelecek olsaydım cerrahi
alanında ki başarılı çalışmalarımdan
dolayı bu branşı tercih ederdim.
ADVERTORIAL
‘Teknolojiye ayak
uydurmak lazım...’
Teknolojik medikal cihazların veteriner sağlık sektöründe
kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle hastalığın
teşhis ve tedavi aşamalarında veteriner hekime ve
hastalara önemli düzeyde başarı sağlamaktadır.
Medikal cihazı temin edeceğiniz firmanın teknik servis konusunda kolay
ulaşabileceğiniz, yerinde servis konusunda ise hızlı ve kaliteli olmasına
dikkat etmelisiniz.
Özellikle son yıllarda veteriner
kliniklerinde son teknolojiyle üretilmiş
medikal cihazların kullanımı giderek
önem kazanmıştır. Peki medikal cihaz
alırken nelere dikkat edilir? Dergimizin
bu sayısında sizler için konuyla ilgili
önerileri Hasvet Medikal Direktörü Arzu
Özsan Çorbacı’dan aldık.
1. Medikal cihazın amacınıza uygun
olan özelliklerini tespit edin.
2. Medikal cihazı almak istediğiniz
firmalar arasında güvenilirliği araştırın.
3. Medikal cihazı almak istediğiniz
firmaların uluslararası alanda işbirliği
yaptığı firmaları araştırın. Sizin
gözünüzden kaçabilir ama global
firmalar partner seçerken profesyonel
anlamda iş ortaklarını kendi markalarını
temsil edebilecek mi, imajlarını
koruyabilecek mi, kalite, güven vb.
birçok konuda araştırdıktan sonra
seçerler. (FUJİ, MINDRAY, BCF, EPOC,
PERLONG, RİESTER, ECORAY…)
4. Medikal cihazı kullanmak istediğiniz
alanın, cihazın kurulumu, kullanımı
açısından uygun olup olmadığını
değerlendirin. Bu konuda yeterli
bilgiye sahip değil iseniz ürünü
alacağınız firmanın teknik servisinden
bilgi alınız. Dolayısıyla iyi bir teknik
alt yapısı ve teknik servisi olan bir
firmanın ürününü tercih edin. Ameliyat
lambası, röntgen film banyo cihazı,
röntgen cihazı, kan sayım cihazı,
biyokimya cihazları, anestezi cihazları
vb. cihazlara uygun elektrik hattı,
toprak hattı, kullanım alanı, temiz/
atık su hattı, havalandırma vb. özel
kurulum gerekir. Eğer bu konularda
tecrübeli olmayan bir firmanın ürününü
tercih ederseniz, cihazı çok geç
kullanmaya başlayabilirsiniz veya hiç
kullanamayabilirsiniz.
5. Teknik servis anlamında sizin
PETİNFO 2014/07 66-67
her an ulaşabileceğiniz, yerinde
servis konusunda en kısa zamanda
hizmet verebilecek hızda ve kalite
de olmasına dikkat ediniz. Garanti
süresince ve özellikle size yedek parça
ve teknik servis anlamındaki desteğini
ve arızalı cihazınızın yerine kısa sürede
hizmetinizi devam ettireceğiniz
başka bir cihazın temini konusundaki
yaklaşımını araştırınız.
6. Yapmış olduğunuz araştırmalar
ve satış personelinin size anlattığı
özellikler doğrultusunda firmanın
ihtiyacınızı ve isteklerinizi karşılayıp
karşılamayacağına karar verin. Eğer
bu konuda tereddütleriniz olursa
ürünü almak istediğiniz firmadan
daha profesyonel yardım isteyin. Bu
durumda ürünü almak istediğiniz
firmanın da temelini, konu hakkındaki
bilgilerini ürünlerine güvenirliliğini ve
yaklaşımlarını tespit etmiş olursunuz.
7. Almak istediğiniz cihazda kullanılan
sarf malzemelerinin maliyeti, tüketim
miktarı, kullanım kolaylığı, sonuç
güvenilirliği çok önemlidir. Test başına
maliyet düşük olabilir ama cihazı faal
kullanma, zaman kaybı gibi nedenler
gerçek maliyeti yükseltebilir.
8. Cihazı almak istediğiniz firma cihazı
aldıktan sonra kullanıma yönelik
eğitim, seminer, düzenleyip sizi sadece
bir müşteri olarak değil, hizmetlerinin
devamında yanınızda olup sizi bir iş
ortağı olarak görüyor mu?
9. Cihazı almak istediğiniz firmanın
içinde bulunduğunuz sektöre ne gibi
katkıları olduğunu araştırın. Fuarlara
ve kongrelere katılım durumları
nedir, mesleki anlamda gelişime
katkı için ne gibi olanaklar sağlıyorlar,
üniversite gibi eğitim ve araştırma
kurumlarının çalışmalarında
kullanılması için ücretsiz cihaz,
bilimsel doküman gibi destekler
sağlıyor mu, kısacası sektörün ne
kadar içindeler araştırdınız mı?
10. Cihazı almak istediğiniz firmanın
cihaz satışı dışında sosyal sorumluluk
projelerinin içinde ne kadar olduğu ve
hassasiyetlerini araştırdınız mı?
11. Tüketici haklarına yönelik
yaklaşımını araştırdınız mı?
kedi&köpek
KÖPEKLERDE
TESTİS
HASTALIKLARI
Testisler, erkek üreme sisteminde spermlerin üretildiği ve
depolandığı organdır. Böyle önemli bir görevi olan testislerin evcil
dostlarımızın yaşam standartlarını ve kalitesini düşürebilecek,
yaşam süresini kısaltabilecek ciddi hastalıkları vardır.
Çeviri: Veteriner Hekim BURCU İNCE
Testis, erkeklik hormonu testesteronu
ve üreme için gerekli olan spermin
üretiminin yapıldığı organdır.Testisle
bağlantılı olarak skrotum, testis
kapsulü, parenşim doku, tubüler
bölüm, epididimis, spermatik kord gibi
yapılar bulunur.
Dış kısmında skrotum denilen
deriden kese mevcuttur. Skrotumun
deri kısmı, birçok ter bezi, ısıya duyarlı
reseptörler ve sempatik sinirleri
içerir. Bu kese sayesinde testisler dış
ortamdan, sıcaklıktan korunur.
Parenşim doku, spermatogenezisi
uyaran androjen testosteron üreten
Leydig hücreleri, kılcal damarlar, lenfatik
kanallar ve bağlayıcı doku içerir.
Tubüler bölüm, seminifer
tubüllerden oluşur. Sperm oluşumu
testisin içerisindeki seminifer
tubüllerde bulunan Sertoli
hücrelerinde olur.
Epididimis, testisin arka tarafında ve
kenarı boyunca uzanan boru şeklinde
kanal yapıdır. Spermatozoonların
son olgunlaşma aşamasını
tamamlamasına ortam sağlar.
Epididimal kanal 30-60 metre civarında
çok uzun bir kanaldır. Caudal kısmı,
efferent kanallarla bağlantılı olarak
testisin spermatik korduyla bağlanır.
Normalde testislerin gelişimi karın
içerisinde başlar. Daha sonra normal
vücut mezenkimal hücrelerinden 10. göğüs
omuru civarında böbreklerin arkasında
genital kabartı olarak gelişir. Sonrasında
ise retroperitoneal bölgeden arkaya
doğru inguinal kanal ve skrotuma doğru
yer değiştirir. Bu yer değiştirme sırasında
büyüme ve gelişimlerini organlarla
birlikte tamamlarlar.
Üreme sisteminin böyle karışık yapısı
ve işlevi olan organı testislerin
kendine özgü görülen hastalıkları
vardır. Bunlardan en önemli
bazıları kriptorşidizm, testis
tümörleri, epididimitis,
orşitis, testis torsiyonu,
testis hipoplazisi,
testis dejenerasyonu,
inguinoskrotal fıtık,
spermatosel
ve spermatik
granulomadır.
PETİNFO 2014/07 68-69
KRİPTORŞİDİZM
Kriptorşidizm, diğer seksüel
problemlerle birlikte ya da tek
başına oluşan bir hastalıktır. Tek
başına oluşan kriptorşidizm,%1-%15
arası köpeği etkileyen en fazla
görülen üreme problemi nedenidir.
Bu köpeklerin de %75 i tek taraflı
kriptorşidizm gösterirler.
Yavru köpekler doğduklarında
testisler hala karın içerisindedir.
Büyüdükçe gelişirler ve testisler
yavaş yavaş skrotum içerisine
inerler. Memelilerde testisler vücut
içerisinde bulunduğunda yüksek
ısıdan dolayı sperm üretimi düzgün
biçimde gerçekleşmez. Bu yüzden
testisler abdomen dışında skrotum
içerisinde daha serin koşullarda
korunur. Böylelikle testosteron
üretimi ısıdan etkilenmez.
Çoğunlukla yavru köpek alan
sahipleri skrotum içerisinde ya
bir tane testisinin olduğunu ya
da belki hiç olmadığını fark
ederler. Testislerin skrotuma
taşınma derecesi bireyden
bireye değişken olabilir ancak
ortalama olarak doğduktan
10-14 gün içerisinde
testisler yerine inerler. Bazı
veteriner yayınlarında
hayvanlar 6 haftalık
iken her iki testisin de
skrotal keseye indiği
ve 8-10 haftalık arası
iken kesinlikle skrotumda olduğu
kayıt edilmiştir. Eğer 12 haftalık
olduğunda bir ya da iki testis de
olması gereken yerde –skrotumdadeğil ise muhtemelen hiç inmezler ve
bahsedilen hayvanlar kriptorşidizm ya
da inmemiş testis ten muzdariptirler.
Testislerin, doğduktan sonra 6 ay
ve daha fazla sürede hala inmemiş
olması söz konusu ise kriptorşidizm
olduğundan şüphelenilmelidir.
Bazı araştırmacılar, kriptorşid olan
köpeklerin diğer testis hastalıkları
oluşma riskinin yüksek olduğunu
düşünürler. Bu köpeklerde özellikle
testis tümörleri ve torsiyon gelişme
ihtimali fazladır.
Kriptorşid köpeklerin hiçbir zaman
üretilmelerine izin verilmemelidir.
Bunun kalıtsal bir özellik olduğu
sağlam dökümanlarla belgelidir.
Ayrıca inmemiş testisler, testis
tümörü ve torsiyon olma potansiyelini
artırdığından dolayı bu köpeklerin
kastre edilmesi şiddetle önerilir.
İnmemiş testislerin çıkarılması
operasyonu, rutin kastrasyon
operasyonuna göre daha karmaşıktır.
Veteriner hekim, testislerin hangi
bölgede olduğunu, konumunu karın
içerisinde böbrek etrafında mı ya da
kasık kasları içerisinde mi diye tam
olarak araştırılmalıdır.
TESTİS TÜMÖRLERİ
Özellikle yaşlı ve kısırlaştırılmamış
köpeklerde yaygın olarak görülen
bir tümör tipidir. Tüm köpekler
arasında ortaya çıkma oranının yüksek
olmamasının sebebi köpeklerin
birçoğunun kastre edilmiş olmasıdır.
Bununla birlikte kısırlaştırılmamış
erkek köpeklerde her yaşta oldukça
fazla görülmektedir. Daha fazla
görülebilme eğilimi olan bir ırk yoktur.
Asıl sebebi henüz bilinmemektedir. Bir
veya iki testisi de inmemiş kriptorşid
köpeklerde normal testisi olanlara
göre 13 kat daha fazla
tümör oluşmaktadır.
Bilinen üç tane testis tümörü tipi
vardır; Sertoli-Leydig hücreli tümör,
Seminoma ve İntersitisiyel hücre
kedi&köpek
Kriptorşid köpeklerin hiçbir zaman üretilmelerine
izin verilmemelidir. Bunun kalıtsal bir özellik
olduğu sağlam dökümanlarla belgelidir. Ayrıca
inmemiş testisler, testis tümörü ve torsiyon olma
potansiyelini artırdığından dolayı bu köpeklerin
kastre edilmesi şiddetle önerilir.
tümörü. Farklı tipleri olmasına
rağmen benzer şekilde tedavileri
olduğundan hepsi birden testis
tümörleri olarak değerlendirilir.
Sertoli hücreli tümörlerde
testisler ve skrotal bölgede şişlik
görülür. Köpek kriptorşid ise yani
testislerde inmemiş olan var ise
inguinal ve abdominal bölgede
de şişlik görülür. Sertoli hücreli
tümörlerin % 50 sinden fazlası
östrojen ürettiği için köpekte
hiperöstrojenizm belirtileri gözlenir.
Bunlar arasında prostat bezinde
büyüme, meme bezleri ve memelerde
büyüme, simetrik tüy dökülmeleri,
anemi ve diğer erkek köpeklere
eğilim gösterme vardır. Bu tümörler
metastaz yapabilir, %15 inden daha
azında metastaz gerçekleşir.
Seminomalar, testislerin içerisindeki
seminifer tubüllerin spermatojenik
hücrelerinden oluşur. Bu tip tümörlerde
de benzer şekilde testis, skrotum,
inguinal ve abdominal bölgede şişlik
görülür. Genellikle küçüktür ve testisin
içerisinde yumuşak kitle olarak bulunur.
Bazıları özellikle abdominal testislerde
ortaya çıkar ve oldukça iri olur. Sertoli
hücreli tümörler gibi Seminomalar da
östrojen üretebilir. Ancak daha fazla
olarak perianal adenom ve/veya prostat
büyümesi olanlarda hiperandrojenizm
ile birlikte olur. Metastaz yapma oranı
düşüktür, %5’ten daha az metastaz
yaptığı rapor edilmiştir.
İntersitisiyel hücre tümörleri,
birkaç semptom gösterir, östrojen
üretmez veya metastaz yapmaz.
Tesadüfi olarak teşhis edilir, fazla da
problem yaratmaz. Teşhis koyulurken,
anemnez, fiziksel muayene, biyopsi
sonrası patolojik inceleme veya alınan
tümörün mikroskobik muayenesi ile
değerlendirilir.
Testis tümöründen şüphelenilen
köpekler, kimyasal analizler ve
kan sayımına ek olarak, abdominal
ve göğüs bölgesinde radyografi
çekilerek metastaz yönünden de
kontrol edilmelidir. Genellikle kolay
anlaşılır ve teşhis edilir. Tedavisi
kastrasyon ile olur ve özellikle
hastalığın erken safhasında tespit
edilmiş ise metastaz oranının düşük
olması nedeniyle çoğunlukla iyileşme
sağlanır. Tümörler, ilerlemiş safhada
tespit edilmiş ve özellikle uzak
bölge metastazları söz konusu ise
vinblastine, cyclophosphamide ve
methotrexate gibi ilaçlar
uygulanarak kemoterapi ile bu
tümörlerde küçülme gözlenir.
Seminoma metastazları radyasyon
tedavisine duyarlıdır.
Kastre edilerek tedavi edilmiş
köpeklerde metastaz oranı da
düşük olduğundan prognoz çok
iyidir. Sertoli hücreli tümörlerden
dolayı oluşmuş hiperöstrojenizm
gelişmiş köpeklerde tümör alındıktan
hemen sonra gerileme görülür.
Ağır hiperöstrojenizm sebebiyle
anemi gelişmiş bazı hayvanlara kan
transfüzyonu ve daha agresif tedavi
gerekebilir. Metastaz yapmış olan
testis tümörü olgularında prognoz,
tümörün ve metastazın lokasyonu,
tipi ve tedavi çeşitliliğine bağlıdır.
Rutin olarak kastrasyon yapılması,
erkek köpeklerde testis tümörlerinden
kolay bir korunma sağlar. Ayrıca genç
köpeklerde kastrasyon, agresyon,
gezinme, işaret bırakma ve çeşitli
PETİNFO 2014/07 70-71
istenmeyen erkek köpek davranışlarını
önler. Operasyon güvenlidir ve
nispeten az masraflıdır.
EPİDİDİMİTİS VE ORŞİTİS
Epididimis, spermin depolanması,
taşınması ve olgunlaşmasına imkan
veren ve testisin kenarı boyunca
uzanan bağ doku yapıdır. Epididimitis,
epididimisin yangısıdır. Orşitis ise
testislerin yangısıdır.
Testislerde lokalize yaralar oluşması
veya yayılmış sistemik enfeksiyonların
kan dolaşımı ya da lenfatik sistem
yoluyla testislere ve epididimislere
yayılmasıyla testis enfeksiyonları
meydana gelir.
Sebepleri, enfeksiyöz organizmalar
(Staphylococcus, Streptococcus
coliformis, Brucella canis ve
Distemper gibi), Disseminated
Sistemik Mikozis (Blastomycozis,
Coccidiomycosis gibi), Ehrlichiosis,
Rocky Mountain Tifo (lekeli
humma) gibi birtakım Riketsiyal
hastalıklar, Prostat ve idrar kesesi
enfenksiyonları ile beraber seyreden
enfenksiyonlardan (Mycoplasma ve
Ureaplasma ) oluşabildiği gibi, şiddetli
travmalardan kaynaklanan idrarla
kontaminasyon, direk skrotuma
travmalar, ısırık yaralarından da
oluşabilmektedir. Ayrıca Lenfositik
orşitis denilen immun-mediated bir
hastalık epididimitis nedeni olabilir.
Daha az yaygın nedenler arasında
Testis torsiyonu, Skrotal fıtıklaşma,
Fokal kitle-apse oluşumu veya
Hematom gibi skrotal genişlemelere
neden olan problemler bulunmaktadır.
Hastalığın belirtileri testis, skrotum
ve/veya epididimiste şişlik, ödem,
ağrı, aşırı derecede scrotumu yalama,
keyifsizlik, iştahsızlık, isteksiz yürüme,
skrotal deride açık yara ya da apse
görülmesidir. Hastanın rahatsızlığı
ve ödem palpasyonu zorlaştırır.
Ultransonografi, etkilenen doku
ve yapıları belirlemekte ve testis
torsiyonunu, kitle apse
gibi fokal odakların varlığını
belirlemede yardımcıdır. Herhangi
bir fıtıklaşma veya hematom
Epididimis, testisin kenarı
boyunca uzanan spermin
depolanması, taşınması
ve olgunlaşmasına imkan
veren yapıdır. Epididimitis,
epididimisin yangısıdır.
Orşitis ise testislerin
yangısıdır
sebebiyle skrotal genişleme varlığını
da tespit etmede faydalı olur.
Kronik epididimoorşit, akut
sendromun bir şekli olarak gelişebilir
ya da hiçbir geçmiş öyküsü
olmayabilir. Olası nedenler, akut
epididimoorşitis, immun-mediated
orşitis ve epididimitis, neoplazi,
spermatosel veya granulom oluşumu
olabilir. Çoğu hayvanlar infertilite
dışında asemptomatiktir. Fiziksel
muayenede testislerde atrofi görülür.
Tümör var ise palpe edilebilir.
Teşhis için tam kan sayımı,
biyokimyasal analizler, idrar analizi
ile beraber Brucella canis yönünden
meniye serolojik incelenme
yapılmalıdır. Abdominal X-Ray,
semen ve açık yara değerlendirilmesi
ve kültür yapılması doğru teşhis
açısından faydalı olur. Sitolojik
muayene faydalıdır fakat ağrılı olan
hastalarda semen toplama zor
olabileceğinden ince iğne aspirasyonu
uygundur. Tanısal testlerden sonra
histopatolojik ve bakteri kültürü
için biyopsi yapılabilir. Granuloma
geliştirme riski yüksek olduğundan
biyopsi nadiren yapılır. Gelecekte
üremesi önemli değil ise örneğin
kastrasyon operasyonu sırasında
sağlanması kolay olur.
Altta yatan neden tespit edilmezse
teşhisi zordur. Tedavisi için öncelikle
altta yatan nedenler ortadan
kaldırılmalıdır. Soğutucu kompres
uygulanması, şişlik ve hipertermi
nedeniyle oluşmuş olan testis
hasarını azaltır. Tek taraflı oluşmuş
olan enflamasyonlarda sağlıklı taraf
korunmalıdır. Hemikastrasyon faydalı
olabilir. Bakteri kültürleri pozitif
ise uygun olan antibiyotikler 3-4
hafta kullanılmalıdır. Brucella canis
enfenksiyonu tespit edildiyse tedavisi
yoktur. Hospitalizasyon sağlanarak
koruyucu ve destekleyici önlemler
alınır. Yetiştirilen değerli bir ırk değil
ise kastrasyon yapılmalıdır.
TESTİS TORSİYONU
Testis torsiyonu, spermatik kordun
mekanik dönmesi ile karakterize
ve sonucunda buna bağlı olarak
testis nekrozu ve infertilite
oluşan patolojik bir problemdir.
Genellikle travma sonucu skrotal
ligamentin yırtılmasının ardından
oluşabilmektedir.
Mekanik torsiyon, etkilenen testiste
kan akışının daralması ile beraber
ödem ve venöz konjesyon ile
sonuçlanır. 6 saatten daha uzun
kan akışının olmaması sonucu
azoospermi ve kalıcı testis atrofisi
oluşur. Köpeklerde testis torsiyonu
genellikle sertoli hücreli tümör,
kriptorşidizm (özellikle Boxer ırkı
predispoze) ve seminoma ile birlikte
seyreder. İnmemiş testisler, normal
skrotal testislere göre spermatik kord
torsiyonuna karşı daha duyarlıdır.
Klinik olarak etkilenmiş köpeklerde
genelde akut testis, inguinal ve
abdominal bölgede ağrı vardır.
Testis çoğunlukla büyümüş ve
hassaslaşmıştır. Köpekler belirli
aralıklarla anorektiktir ve hareket
güçlüğü gösterirler. Kusma ve
ateş görülebilir. İlerlemiş durumda
şok da yaşayabilir.
Teşhis, hastanın geçmişi, klinik bulgular
ve destekleyici olarak öncelikle
ultrasonografi temelinde yapılır.
Tam kan sayımı, biyokimyasal analiz,
idrar analizi, abdominal radyografi
ile özellikle abdomen ve testislerin
ultrasound ile muayenesi önemlidir.
Bilateral ya da unilateral olma
durumuna göre tek ya da çift taraflı
orşiektomi genellikle iyileşmeyi sağlar.
Testis torsiyonu, acil cerrahi müdahele
gerektiren tıbbi bir durumdur.
Tedavide, genel durumu ciddi ve kritik
hastalarda damar içi destekleyici sıvı
tedavisi yapılır. Kastrasyonla beraber
kedi&köpek
laparotomik inceleme ile karın
içerisinin muayene edilmesi sağlanır.
Kastrasyon bir tedavi seçeneğidir.
Bununla beraber kültür sonucu
temelinde uygun antibiyotik tedavisi
başlanır. Hastalığın seyri, metastazik
testis tümörleri varolmadıkça iyidir.
TESTİS HİPOPLAZİSİ
Testislerde bir ya da iki testisin
spermatik dokusunun yokluğu ya da
aşırı derecede küçülmesiyle kendini
gösteren, nadiren görülen bir durumdur.
Nedeni bilinmemekle beraber oluşum
aşamasındaki germinal hücrelerin
fetal testise doğru göç etmesi ile ilgili
bir başarısızlık sonucunda oluşan bir
gelişim bozukluğu sebebiyle meydana
gelebildiği düşünülmektedir. Belirtisi,
genç köpeklerde bir ya da iki testisin
olağandışı küçük görünmesidir.
Ultrason ile muayenede testislerin
olmadığı ya da küçük olduğu görülür.
Testis biyopsisinde seminifer tubüllerin,
spermatogonilerin (sperm hücrelerinin)
azaldığı ya da olmadığı ve aşağı yukarı
%50-70 oranında testis boyutunu
kapladığı görünür. Hipoplazi olan
küçülmüş testislerde genellikle Leydig
hücreleri vardır ve testosteron hala
üretilir. Dolayısıyla libido tipik olarak
normaldir. Çift taraflı hipoplazide
köpekler steril yani kısırdır.
Oluşma aşamasında germinal
hücrelerin çoğalmasını uyarmak için
gonadotropinlerle tedavi etmenin bu
hastalıkta etkisiz olduğu kanıtlanmıştır.
TESTİS DEJENERASYONU
Seminifer tubüllerin, oluşum
aşamasındaki germinal hücrelerin,
interstisiyel hücrelerin ve sperm
hücrelerinin testis içerisinde kaybı
ile ortaya çıkmış olan enflamatuar
veya non-enflamatuar bir durumdur.
Hem inguinoskrotal hernia ve
benzeri travmatik koşullarda hem
de genellikle orta yaşlı köpeklerde
idiopatik olarak oluşabilir.
Belirti olarak erken safhada
testislerin görünüşünden anlaşılmaz.
Durum ilerledikçe testisler küçük
ve yumuşak hale gelir. Tipik olarak
Testis dejenerasyonu sinsi
ilerleyen bir hastalıktır,
belirtisi erken safhada
testislerin görünüşünden
anlaşılmaz. Durum
ilerledikçe testisler
küçük ve yumuşak hale
gelir. Tipik olarak
libido normaldir. Çünkü
testosteron üreten Leydig
hücreleri dejeneratif
süreçle alakalı değildir.
Teşhisi testis biyopsisi ile
teyit edilir.
libido normaldir. Çünkü testosteron
üreten Leydig hücreleri dejeneratif
süreçle alakalı değildir. Teşhisi testis
biyopsisi ile teyit edilir.
Tedavisi, bağlı durumların
belirlenmesi üzerine ve hızlı bir
şekilde altta yatan enflamatuar
veya non-enflamatuar durumların
tedavi edilmesi ile yapılır. Orta
yaşta oluşmuş idiopatik testiküler
dejenerasyon tedaviye yanıt vermez
ve bu nedenle fertilite için prognozun
zayıf olduğu kabul edilmiştir.
İNGUİNOSKROTAL FITIK
Bir kısım bağırsak halkasının skrotum
içerisine girmesiyle oluşur, testis
skrotum duvarından
ayrılır. Nadiren görülen doğmasal
anomali sebebiyle ya da inguinal
kanalın genişlemesi veya zayıflamasına
neden olan travmalardan dolayı
oluşabilir. Belirtileri, skrotumda
aniden gelişen akut bir
şişlik vardır. Tipik
olarak eğer
PETİNFO 2014/07 72-73
bağırsakta kıvrılma yok ise ağrısızdır.
Bağırsaktaki fıtıklaşmanın kıvrılması
söz konusu olur ise dokulara kan akışı
engellenerek şiddetli ağrı gösteren
acil durum ortaya çıkar. Bu durumda
şok belirtileri olan kalp atışı hızlanır
ve taşikardi oluşur, kılcal damarlarda
dolum süresi uzar, mukozalar solgun
ya da bulanık görülür. Nabız zayıflar
ve kusma görülebilir. Palpasyonda
skrotumun hareketli olduğu tespit
edilir. Ultrasonografide boru şeklinde
bir kitle gibi bağırsak kısmı görülür.
SPERMATOSEL VE
SPERM GRANOLOMA
Spermatosel; epididimis ya da
efferent kanallarda oluşmuş içi
sperm dolu kistik kesedir. Epididimis,
testisler ve vas deferens arasında
spermi taşır. Vas deferens, erkek
üreme kanalının ejekulasyon sırasında
üretraya semen boşaltan bir kısmıdır.
Spermatosel çoğunlukla epididimisin
tıkanıklığı ile birlikte oluşur.
Sperm granuloma; spermatozoaların
efferent ya da epididimal kanallardan
çevre dokulara sızdığında gelişen
granulomatöz bir enflamasyondur.
Kanal sisteminde blokaj ya da
tıkanıklığa sebep olabildiği gibi
spermin engellenmesiyle klinik
olarak önemli hale gelir. Her iki
kanal sisteminde tıkanıklık olması,
azoospermi, yani semenin içerisinde
hiç sperm bulunmaması sonucunda
infertiliteye sebep olur.
SÖYLEŞİ
Ataköy’de
BİR Ege Havası
Ataköy’ün yemyeşil doğasının içerisinde Ege esintileriyle dizayn edilmiş Ezgi Veteriner
Kliniği’ni yeni yüzüyle dergimize konuk ettik.
Fırat Üniversitesi Veteriner
Fakültesi’nin ilk mezunlarından olan
Dr. Nihat Kale, daha sonra İstanbul
Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde
Zootekni Anabilim dalında doktora
yaptı. İstanbul’un çeşitli bölgelerindeki
klinik deneyimi olan Nihat bey, son
olarak Ataköy’deki müşterilerinin de
tavsiyesiyle 1992 yılında Ataköy Ezgi
Veteriner Kliniği’ni açtı. Seralp Uzun’la
Nihat Kale’nin tanışıklığı tam da bu
yıllarda başladı. Ayrıca Seralp Uzun’un
Veteriner hekim olmasında Nihat
Kale’nin rolü de oldukça büyüktür.
Seralp Uzun, 1997 yılında
İstanbul Üniversitesi Veteriner
Fakültesi’nden mezun olduktan sonra
çeşitli firmalarda teknik müdürlük
yapsa da klinisyenlikten daha fazla
uzak kalamamış bir Veteriner hekim.
Yıllar sonra aynı çatı altında bir araya
gelen ikiliyi dergimizin Temmuz
sayımıza konuk ettik.
Ataköy Veteriner Kliniği’ni açma
sürecinizden bize bahsedebilir
misiniz? Bu bölgeyi seçme sebepleriniz
nelerdir?
N.K 92 yılında Ataköy’de
klinik açmamın en büyük sebebi
hayvansever popülasyonunun
çok olmasıdır. Pet beslemenin
kültürel gelişmişlikle bağlantılı
olduğunu düşünüyorum. İnsanların
sosyokültürel hayatları geliştikçe
hayvanlara değer vermeye başlıyorlar.
PETİNFO 2014/07 74-75
Böyle bir kültürde büyüyen çocuklarda
aynı duyarlılıkla yetiştiği için bu
hassasiyet nesilden nesile aktarılmış
oluyor. Burada yaşayan insanlar
doğaya, hayvanlara ve haliyle
insanlara karşı oldukça duyarıdır.
Bunların yanı sıra ayrıca Ataköy
öyle bir yer ki, %70 yeşil alan, %30
bina olacak şekilde düzenlenmiş,
dolayısıyla her ırktan her cinsten
köpek rahatlıkla bakılabiliyor.
Hayvan sahipleri köpeklerini
gezdirirken hiç zorlanmıyor.
Klinik ekibinizle ilgili biraz
bilgi alabilir miyiz?
Ekibimiz iki veteriner hekim
ve bir adet yardımcı personelden
Eğer şekerden şüphelendiğiniz bir
kedi var ise, özellikle kliniğimizde
iki gün stresten uzak tutuyoruz.
Çünkü basit bir kan alımı ile kliniğe
gelen kedilerde strese bağlı
şeker düzeyleri yüksek çıkar ve
bizleri yanlışa sürükler. En sevdiği
oyuncağı ve müzikle geçirilen birkaç
günün ardından ölçülen şeker
düzeyi sizi şaşırtacak kadar normal
düzeyde çıkabilir. Nihat Kale
Tamamen gönüllü veteriner hekimlerin görev aldığı
WorldVets organizasyonun üyesiyim. Aralık ayında
Sosua Dominik Cumhuriyeti’ndeki ihtiyaç sahibi
ve sokak hayvanları kısırlaştırılması projesine
katılacağım. Seralp Uzun
oluşmaktadır. Nihat bey, 1992 yılından
beri Ezgi Veteriner Kliniği vasıtasıyla
hasta sahiplerine hizmet vermektedir.
Ben bu ekibe yeni katıldım. Doğma
büyüme Ataköy’de yaşıyorum.
Hayvanlara merakım onlara olan
sevgim bahçemizde dolaşan kediler
köpeklerle başladı. Arkadaşlarım çizgi
romanlar okurken, ben canlılar alemi
ve hayvanlar alemi ansiklopedilerini
okurdum. Nihat beyi, lise son yıllarımda
beri tanırım, benim bu mesleği tercih
etmem de büyük etkisi vardır. Takım
elbisesi ve üzerindeki beyaz önlüğüyle
o zamanlardan beri benim idolümdür.
Yıllar sonra Nihat bey’le beraber
çalışmaktan çok mutluyum.
Geriatrik kedi ve köpek sağlığındaki
başarılı çalışmalar yapıyorsunuz,
bu konuya nasıl yöneldiğinizi ve
başarınızın nedenlerini bize biraz
anlatabilir misiniz?
Düşünün ki sekiz dokuz sene
bir çocukla birliktesiniz. En başından
itibaren koşup oynuyorsunuz, her daim
birlikte vakit geçiriyor tatile bile beraber
gidiyorsunuz. Kısacası bağlanıyorsunuz.
Sonra bir gün hayvan sahibi olarak bir
şeylerin ters gittiğini fark ettiğinizde
ise çok geç olabiliyor. İşte tam bu
noktada veteriner hekim olarak bizlere
düşen onların yaşam kalitelerini en üst
düzeyde tutmayı sağlamaktır.
Rutin kontrollerin öneminin büyük
olduğunu düşünüyoruz. Bizde hasta
sahiplerimizi kedi ve köpeklerini nasıl
gözlemlemeleri gerektiği konusunda
bilinçlendiriyoruz. Beslenme
alışkanlığından tutunda yürüyüşlere
çıkarıldığındaki davranışlar bile
anemnezde bizlere ciddi ipuçları verir.
Örneğin, Babsi’miz var. 14 yaşında
hayat dolu bir Cocker. Hala uzun
yürüyüşler yapıp top peşinde koşuyor.
Babsi’yle bu noktaya gelmemiz de,
senede en azından bir kez checkup yapmamızın ve gördüğümüz en
ufak bir değişikliği bile detaylı olarak
değerlendirip gardımızı almamızın
önemi büyüktür. Elbette burada
dikkat ettiğimiz küçük gibi gözüken
ama hayati değeri olan detaylar var.
Eğer şekerden şüphelendiğiniz bir
kedi var ise, özellikle kliniğimizde iki
gün stresten uzak tutuyoruz. Çünkü
basit bir kan alımı için kliniğe gelen
kedilerde strese bağlı şeker düzeyleri
yüksek çıkar ve bizleri yanlışa sürükler.
En sevdiği oyuncağı ve müzikle
geçirilen birkaç günün ardından
ölçülen şeker düzeyi sizi şaşırtacak
kadar normal düzeyde çıkabilir.
Kliniğinizde ayrıca diş sağlığına da
önem verdiğinizi görüyoruz, bu konuya
nasıl yöneldiniz, çalışmalarınızdan bize
biraz bahsedebilir misiniz?
Rutin bir muayenede ilk
odaklandığımız noktalar deri ve
tüy sağlığı ile ağız ve diş sağlığıdır.
Özellikle dişlerde oluşan plaklar
tartara dönüştükten sonra sorun
büyümektedir. Her salivasyon ile
buradaki bakteriler kana karışıyor
ve iç organlara etki etmeye başlıyor.
Basit bir olgu gibi düşünülen
tartar, diş eti çekilmelerine ve diş
kayıplarına sebep olur. Bu noktada
yine hayvan sahipleriyle ortaklaşa
program yürütüyoruz. Rutinde diş
taşlarını temizleyip polisaj ve florid
uygulamaları yapıyoruz. Kedi ve köpek
sahiplerine pırıl pırıl olmuş dişlerle
minik dostlarını teslim ederken, günlük
ağız ve diş bakımlarını nasıl yapacakları
konusunda bilgilendirmeler yapıyoruz.
Teknolojik donanımın kliniğinizdeki yeri
nedir?
Biz de zamana ayak uydurmak
için ciddi çaba sarf ediyoruz.
Yurtdışı kongrelerini yerinde takip
edip, pratikte hasta profilimize
SÖYLEŞİ
Teknolojik donanım kliniğin
vazgeçilmezlerindendir. Bizde
yurtdışı kongrelerini yerinde
takip edip, pratikte hasta
profilimize uygun olan tüm
medikal cihazları kliniğimize
entegre ediyoruz.
Seralp Uzun
uygun olan tüm donanımları
kliniğimize entegre ediyoruz. Misal,
12 yaşındaki Hektor’umuz vardı.
Intranasal tek taraflı tümör vakası.
Birkaç ay kayıpla bize geldiğinde,
burun içerisine görüntüleme
yaparak kanseri teşhis ettik. Bu tarz
vakalarda değil günler, dakikalar ile
yarışırsınız. Sonrasında homeopatik
yöntemler ile kemoterapi ile
birleştirerek hastalığa karşı
mücadelemizi verdik.
Bölgenizdeki insanların
evcil hayvanlara bakış açısı
nasıl, hayvan hastalıklarına ne kadar
duyarlı?
Bu bölgede gerçekten bilinçli
insanlar var. Gün içerisinde bazı
telefonlar alıp “Kedimde ya da
köpeğimde şöyle bir şey farkettim,
size danışmak istedim “ile başlayan
konuşmalarımız oluyor. İnternet
üzerinden koyduğumuz teşhisi
araştıran hasta sahiplerimiz bile var.
Koruyucu hekimliğin birincil şartı
hekim olarak hasta sahiplerini
sabırla bilinçlendirmek ve onlara
açık, net bilgiler vermektir. Hatta
gerekirse 7/24 bizleri her konuda
aramalarını teşvik etmeliyiz.
Hal böyle olunca gerisi
kendiliğinden geliyor.
Kliniğinizde sokak hayvanları için ne
gibi çalışmalar yapılıyor?
S.U Bu konuda sadece bölgesel
değil, global olarak da yardım
çalışmalarımız devam etmektedir.
Tamamen gönüllü veteriner hekimlerin
görev aldığı WorldVets organizasyonun
üyesiyim. Aralık ayında Sosua Dominik
Cumhuriyeti’ndeki ihtiyaç sahibi ve
sokak hayvanları kısırlaştırılması
projesine katılacağım. Bununla
birlikte bölgemizde de mevcut sokak
hayvanlarını kapıp kliniğimize gelen
hayvanseverlerden muayene ücreti
almıyoruz. Bölgemizde özellikle erkek
kedilerin kastrasyonuna, ve bulaşıcı üst
solunum yolu enfeksiyonlarına karşı
yürüttüğümüz çalışmalarımız mevcut.
N.K Eğer bir hayvansever
sokaktan yaralanmış halde bulduğu
bir hayvanı, tüm işlerini bir kenara
bırakıp acilen bizlere getiriyorsa,
biz ona her türlü desteği sağlarız.
Eğitimimiz gereği zor durumda
olan her hayvana yardım etmemiz
gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak söylemek istedikleriniz.
Veteriner hekimlik dünyanın
en kutsal mesleğidir. Bir yaşam
kurtardığınızda-içinizde inanılmaz
bir huzur, yeni doğan bir yavrudaheyecan, ölümden dönen bir can
da-mucizenin bir parçası olmanın
gururu ve kaybedilen bir hastadadökülen göz yaşı gibi birçok duyguyu
içinde barındıran bir meslektir.
PETİNFO 2014/07 76-77
Tüm bu duyguları en üst seviyede
yaşıyorsunuz ve daha da enteresanı
tüm bu duyguları bir saat içinde
yaşamayacağınızın hiçbir
garantisi yok.
Çevresinde hayvanseverliği ile
tanınan Veteriner Hekim Seralp
Uzun, sadece kendi ülkesindeki değil,
tüm dünyadaki hayvanlara yardım
edebilmek adına çeşitli yardım
kuruluşlarını desteklemektedir.
Örneğin bu yıl WWF ‘nin tür koruma
çalışmalarını desteklemek için bir
adet panda evlat edinmiştir.
kedi&köpek
KEDİLERDE
YAYGIN KULAK
PROBLEMLERİ
Kedilerde sıklıkla karşılaştığımız kulak
problemlerinin değerlendirilmesi ve
uygulanabilecek tedavi prosedürleri…
Çeviri: Veteriner Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU
Kedilerde kulak problemleriyle
sıklıkla karşılaşırız. Hastalıklar
ve yaralanmalar kedilerde kulak
kepçesini, dış kulak kanalını, orta
kulak ve iç kulağı etkiler. En yaygın
hastalıklar dış kulağı (kulak kanalı ve /
veya kulak kepçesi) etkiler.
KULAK KEPÇESİNİ ETKİLEYEN
HASTALIKLAR
Travma ve yaralar: Kulak kepçesini
etkileyen yaralar çoğunlukla kedilerin
kavga etmesi sonucunda, ısırık ve
pençe darbeleri ile oluşur. Bir ısırık
veya çizik kulak kepçesinin yırtılmasına
neden olabilir. Çoğu durumda yaraya
dikiş atılmadan iyileşmeye bırakılır.
Özellikle ısırık yarası ile oluşan bazı
durumlarda enfeksiyon mevcut
olabilir, şişlik ile apse gelişebilir. Bu
gibi yaralanma ve şişliklerde kontrol
ve gerekli tedaviyi oluşturmak için
veteriner hekim kontrolü gereklidir.
Hematom: Hematom deri altında
küçük bir kan damarının yırtılması
sonucu deri ve kıkırdak arasında
hemoraji ve kan birikmesidir.
Genellikle travmanın neden olduğu
bir durumdur, fakat bazı durumlarda
kedinin kulağını şiddetli kaşıması
sonucu gerçekleşebilir. Şişlik
genellikle hızlı gelişir ve oldukça
ağrılı olabilir. Veteriner hekim kulağı
irrite eden durumu belirlemeli ve
PETİNFO 2014/07 80-81
aynı zamanda hematom için uygun
tedavi yöntemini uygulamalıdır.
Bazı durumlarda cerrahi müdahale
gerekebilir. Genellikle hematomdan
sonra fibrosis ve yara izi oluşur ki bu
da kulakta deformiteye yol açar.
Solar dermatitis: İnflamasyon
genellikle yoğun UV güneş ışığına
maruz kalma sonucu pigmentsiz
kulaklarda görülen kronik bir deri
yangısıdır. Beyaz kedilerde ve UV
güneş ışığı radyasyon seviyesi
yüksek olan ülkelerde daha sık
görülür. Öncelikle pigmentsiz kulak
kenarları pembeleşir. Daha sonra
kedi&köpek
Kulak iltihapları
genelde üç kademede
değerlendirilir.
Dış kulak kanalının
etkilendiği Otitis Externa,
orta kulak bölgesinin
etkilendiği Otitis media
ve denge merkezinin
de etkilendiği iç kulak
iltihabı olarak bilinen
Otitis interna.
İç kulak enfeksiyonlarının
belirtileri nelerdir?
 Kulaklarda kaşınma (tek taraflı ya da her iki kulakta da)  Kötü koku ve koyu renkli akıntı (özellikle yapışkan ve çok kötü kokulu)  Kulak kepçesinde sıcaklık ve kızarıklık  Uyuza bağlı olarak kulak kıllarında dökülme  Kulak kepçesi üzerine deride kepeklenme  Kafayı sallama  İleri aşamalarda işitme kaybı ve denge kaybı  Özellikle iç kulağa kadar yayılan enfeksiyonlarda beraberinde sistemik
enfeksiyonların ortaya çıkması  Kusma  Denge kaybına bağlı olarak enfeksiyonlu kulak tarafına kafayı eğme yangı oluşur, kıllar dökülür, sulanma
ve kabuklanma görülür, lezyonlar
kulağın öteki kısımlarına da yayılır.
İlk başlarda pek tepki göstermeyen
kedi durum ilerledikçe kulaklarını
kaşımaya başlar ve bu da daha tahrişe
sebep olur. Eğer bu durum tedavi
edilmezse skuamöz hücreli karsinom
(kötü huylu deri tümörü) gelişebilir. UV
radyasyon riski yüksek olan ülkelerde
solar dermatitisi önlemek ve riski
azaltmak için güneşin çok dik geldiği
10:00-15:00 saatleri arasında kediler
güneşten sakınılmalıdır.
Sarcoptic ve Notoedric uyuz:
Sarcoptes veya Notoedres’in sebep
olduğu enfeksiyon, deride irritasyona
ve kaşıntıya neden olur. Kulaklardaki
yerleşim yerinde irritasyona
sebebiyet verir. Tanı, veteriner
hekimler tarafından deri kazıntısında
etkenlerin görülmesi ile konulur ve
ilaçlar ile etkili bir şekilde tedavisi
gerçekleştirilebilir.
Kulak kanalını etkileyen
hastalıklar (dış kulak kanalını
etkileyen hastalıklar)
Otitis externa sadece kendi
başına bir hastalık değildir birçok
hastalığın kulak kanalını
etkilemesi sonucu oluşur.
Paraziter otitis, Otodectes cynotis:
Özellikle genç kedilerde çok yaygın
olan bir problemdir. Enfeksiyona
PETİNFO 2014/07 82-83
Otodectes cynotis neden olur ve bir
kediden diğerine yayılabilir. Kedilerin
kulaklarında, özellikle genç kedilerde
çok sayıda akar bulunabilir. Akarlar
bütün yaşamlarını kulak kanalında
geçirebilirler. Bazı kediler paraziter
infeksiyonda az da olsa belirti gösterir
fakat çoğunda güçlü bir alerjik
reaksiyonun neden olduğu kaşıntı
görülür. Kulak kanalı derisi kalınlaşır,
kaşıntı olur, kedi kulaklarını ve başını
sallar ve olarak kulakta tipik koyu
bir akıntı oluşur. Bazı durumlarda
kulakta ikinci bir bakteriyel enfeksiyon
oluşabilir. Tanı ve tedavi basittir.
Selamektin gibi bazı ‘spot-on’
insektisitler kulak parazitlerine karşı
etkilidir. Direk kulağa uygulamak
gerekmez. Bazı vakalarda veteriner
hekimin anestezi altında kulağı
dikkatlice temizlemesi gerekebilir.
Bakteriyel infeksiyon: Genellikle
bakteriyel (süpüratif) otitis diğer kulak
problemlerinin yanında ikincil oluşur;
kulak parazitleri, yabancı cisimler,
travma vb., ancak bazen bir enfeksiyon
(özellikle yavrularda) belirgin bir
yatkınlık nedeni ile ortaya çıkabilir.
Mantar enfeksiyonları (mayalar)
mevcut olabilir. İrin kulak kanalında
birikir, kötü kokuya yol açabilir.
Veteriner hekimin kediyi ya da kedi
yavrusunu dikkatli bir şekilde muayene
etmesi ve altta yatan sebebi bulması
gerekir. Dikkatli bir şekilde incelemek
kedi&köpek
veya kulağı temizlemek için kısa süreli
anestezi uygulanabilir. Antibiyotik
Veteriner hekim kedi sahibine
uygulaması için antibakteriyel kulak
damlası verebilir. Veteriner hekimin
tavsiyesi dışında kullanılan ilaçlar
tedavi kadar etkili olmaz ve hatta
kulak zarına hasar verebilir.
Yabancı cisimler: Pisipisi otu gibi
yabancı cisimler kedilerin kulak
kanalını tıkayabilir. Genellikle ağrı
birden ortaya çıkar, kulak kaşınır ve
baş ağrılı olan tarafa doğru eğilir.
Yabancı cism herhangi bir zarar
vermeden anestezi altında güvenli bir
şekilde çıkartılmalıdır.
Kulak kanalı tümörleri: Tümörler
genellikle yaşlı kedilerde kulak
kanalını kaplayan deride gelişir. Çoğu
olguda malign (en sık ceruminous bezi
adenokarsinom) görülür. Genellikle
ikinci enfeksiyonla birlikte (en belirgin
belirti olabilir) birden çok küçük nodül
gözükür. Veteriner hekimin nedeni ve
en uygun tedaviyi uygulayabilmesi
için kediyi muayene etmeli ve gerekli
durumda anestezi altında biyopsi
yapılmalıdır. Bazı durumlarda cerrahi
müdahale gerekebilir. Horizontal
kanal içinde ortaya çıkan tümörlere
erişmek için işitsel rezeksiyon yapılır.
Operasyonda vertikal kanalın dış
duvarı kaldırılır ve böylelikle kulak
açılır horizontal kanala erişim sağlanır.
Kulak hastalıkları
vaktinde teşhis ve tedavi
edilmeZSE kronikleşebilir.
daha çok görülen bir durumdur ve
enfeksiyonun östaki borusunun
yukarısına kadar yayılması sonucudur.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarında bir
komplikasyon olarak ortaya çıkabilir.
Süpratif otitis externa durumlarında
kulak zarı tehlikede ise enfeksiyon
kolayca orta ve iç kulağa yayılabilir.
Polipler: İyi huylu polipler kedilerin orta
kulak ve östaki borusunda gelişebilir.
Her yaştaki kediler etkilenebilir, ancak
en sık genç erişkinlerde görülür. Bu
iyi huylu inflamatuar kitlelerin altta
yatan nedeni bilinmemektedir. Polipler
kedilerin nasofarinks ve/veya orta
Orta ve iç kulağı
etkileyen hastalıklar
Yakın ilişkilerinden dolayı orta kulağı
(otitis media) etkileyen hastalıklar
iç kulak yangısına(otitis interna)
ve denge bozukluğuna neden olur.
Etkilenen kediler başlarını bir tarafa
tutar, yürümede zorluk yaşarlar ve
etkilenen taraf yönünde daire çizerek
yürür. Bazı orta kulak hastalıkları iç
kulağa yayılabilir veya bu durumun
tam tersi de görülebilir böylece kulak
zarının bütünlüğü tehlikeye girebilir.
Bazı genel koşullar
şunlardır:
Orta kulağın iltihabı: Yetişkin
kedilere kıyasla yavru kedilerde
PETİNFO 2014/07 84
kulaklarında büyüyebilir. Orta kulakta
büyüme sonucunda kulak zarının
yırtılmasına neden olabilir.
Tümörler: Orta kulak nadiren
iyi veya kötü huylu tümörlerin
varlığından etkilenir. Orta kulak
hastalıklarının araştırılması ve
tedavinin yönetilmesi bir kediden
diğerine değişebilir. Genellikle
X-ışınları (veya BT, MR taramaları
gibi daha gelişmiş görüntüleme) orta
kulağı değerlendirmek için faydalı
olacaktır ve çoğu durumda kulak
kanalının kapsamlı incelemesi için
anestezi gerekmektedir. Aynı zamanda
en uygun tedaviyi belirlemek için orta
kulaktan alınan sitoloji veya kültür
örneği gereklidir. Bazı durumlarda
bulla osteotomi operasyonu
gerçekleştirilir. Bu cerrahi işlemle kitle
(örneğin polip) başarıyla kaldırılabilir.
Download

Temmuz - Petinfo Dergi