EFSANE
Efsane
Güzeldereli
röportajlar
Başarılı televizyoncu, gazeteci
Efsane
Güzeldereli, ses
getirecek röportajlarıyla YediGün
gazetesinde…
HÜSEYİN
KARAKULLUKÇU
-Siyaseti düşünüyor mu?
-Anayasaya ve AYM
kararlarına bakışı nasıl?
-Aşka, evliliğe dair
değerlendirmeleri…
-Adalet arayanlara
yaklaşımı, önerisi ne?
Efsane
Güzeldereli, ilk
röportajını
Danıştay’ın efsane
başkanı Hüseyin
Karakullukçu ile
gerçekleştirdi.
KAR SEVİNCİ
Uzun zamandır kar bekleyen Başkentte kar yağışı, kentin
yüksek yerlerinde etkili oldu. Önceki akşam saatlerinde
başlayan kar yağışı nedeniyle Dikmen, Şentepe ve Keçiören
gibi kentin yüksek yerleri beyaza büründü. Büyükşehir
belediyesi ekipleri, aralıklarla devam eden kar yağışının
ulaşımı olumsuz etkilememesi için ana arterler ve bazı caddelerde kar küreme ve yol tuzlama çalışması yürüttü.
Görev süresince; giyimi, saçı, yüzükleri, tavrı ve
söylemleriyle yargı camiasının en renkli ismi olarak
dikkat çeken Karakullukçu; mesleki anıları, güncel
gelişmelere bakışı, kişiliği ve bundan sonraki hedefleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
KAR, insanları
heykeltıraş yaptı
YARIN YEDİGÜN’DE OKUYABİLİRSİNİZ
Yoğun kar yağışını fırsat bilen
vatandaşlar, çeşit çeşit kardan figürler yaparak renkli görüntüler oluşturdu. HABERİ 12’DE
Kardan
Adam ile
özçekim
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
6 Ocak 2015 Salı
Üretici, tüketici kaybediyor
ARACILAR KAZANIYOR
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
"Üretici ve market arasındaki fiyat farkı maydanozda yüzde 569,57, portakalda yüzde 436,11,
kuru incirde yüzde 332,67, mandalinada yüzde
331,22'yi buluyor… Tarlada 12
kuruş olan bir demet maydanozun fiyatı markette 77
kuruşa, 6,7 katına çıkıyor" dedi.
Üretici ile tüketici arasındaki
fiyat farkına dikkati çeken
Bayraktar, şunları kaydetti:
"Maydanoz, tarladan markete
gelene kadar fiyatı 6,7 katına
çıkıyor. Yine bahçede kilogramı 42 kuruş olan
portakal, halde 82 kuruşa satılırken, fiyat pazarda
1 lira 54 kuruş, markette 2 lira 25 kuruş oluyor.
Bahçe fiyatı, 5,36 katına çıkıyor. Bu kadar fiyat
farkı olur mu? Bahçede 42 kuruş olan portakal
markette nasıl 2 lira 25 kuruş olur?”
HAŞERE
ilaçlaması
Ankara
Büyükşehir
Belediyesi, haşere ile
mücadele çalışmalarını kapalı alanlarda sürdürüyor.
HABERİ
5. SAYFADA
HABERİ 12. SAYFADA
Yenimahalle’de
sağlık taraması
Belediye,
bünyesindeki
anaokulu ve gündüz
bakım evlerinde
genel sağlık taraması
yapılrı.
HABERİ
5. SAYFADA
Halk sağlığına büyük önem veren Sincan Belediyesi,
pazar esnafı ile işbirliği yaparak vatandaşın nezih bir
ortamda alışveriş yapmasını sağlarken, tek tip kıyafet ve yaka
kartı uygulaması ile güvenli bir alışveriş imkanı da sunuyor.
Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, “Pazar yerlerimizi modern, sağlıklı ve temiz bir görünüme kavuşturmak
için çalışmalarımızı sürdürürken teknolojinin imkanlarından da
yararlanmayı ihmal etmiyoruz” dedi. HABERİ 5. SAYFADA
Başbakan-bakanlar
kahvaltıda buluştu
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Fehmi Koru
Başbakan Ahmet
Davutoğlu, 2015 yılının
ilk Bakanlar Kurulu toplantısı
öncesi bakanlar ile Atatürk
Orman Çiftliği Müze ve Sergi
Salonu'nda basına kapalı bir
kahvaltıda buluştu.
Zor
dostum zor...
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
Bazı bakanlar kahvaltıya
eşleri ile katıldı.
Başbakan Yardımcısı Yalçın
Akdoğan da eşi ve çocuğu
ile kahvaltıda bulundu.
Davutoğlu ile Bakanların kahvaltısı, 1,5 saat sürdü.
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Çaresiz bakışa
oyuncak yağdı
Elazığ'ın Ağın ilçesinde, kapalı olan
oyuncakçı dükkanının vitrinine bakarken
çekilen fotoğrafı sosyal medyada paylaşılan
4 yaşındaki Merve Akkavak'a yurdun dört
bir yanından duyarlı vatandaşlar kolilerle
oyuncak gönderdi. Küçük Merve, birbirinden farklı çok sayıda oyuncağa kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. HABERİ 12’DE
2
TV / MAGAZIN
SINEMA
6 Ocak 2015 Salı
Clooney’nin eşine Mısır’da tutuklama tehdidi
LONDRA - Mısır'da hapiste bulunan üç
El Cezire çalışanından Muhammed
Fahmi'nin avukatı Amal Clooney, Mısırlı
yetkililer tarafından tutuklanmakla tehdit
edildiğini söyledi.
Amerikalı ünlü aktör George
Clooney'nin eşi olan insan hakları avukatı
Amal Clooney, İngiliz Guardian gazetesine
yaptığı açıklamada, Mısır'daki yargı sistemini eleştiren Uluslararası Barolar Birliği
raporuna yaptığı katkı nedeniyle tutuklanmakla tehdit edildiğini ifade etti.
Mısır'daki hakim ve savcıların bağımsızlığını sorgulayan rapora katkıda bulunan
Clooney, "Raporu yayınlamak için gittiğimde yaptıkları ilk şey Kahire'de bunu
yapmamızı engellemekti. 'Rapor orduyu,
yargıyı ya da hükümeti eleştiriyor mu?'
diye sorduklarında, 'evet' diye karşılık
verdik. Bunun üzerine, 'O zaman tutuklanmayı göze alıyorsunuz' dediler" diye
konuştu.
Uluslararası Barolar Birliği'nin raporunda yapılan tavsiyelerden biri, Mısırlı yetkililerin belli davalarda hakimleri özel olarak
seçmesine imkan veren uygulamayı kaldırmak yönündeydi. Clooney, "Bu tavsiyemize uyulmadı ve bunun sonucunu da gaddar kararlar vermekle ünlü bir hakim
tarafından yönetilen kurulun görev aldığı bir
davada gördük" dedi.
Mısır temyiz mahkemesinin üç gazeteciyle ilgili bu hafta verdiği yeniden yargılama kararını da değerlendiren Clooney,
"Yeniden yargılanma bir önceki sürecin
aynısı olacak gibi. Ne yazık ki Mısır
mahkemelerine adil ve hızlı karar verme
konusunda güvenemeyeceğimizi anlamak
zorundayız" ifadesini kullandı.
Mısır temyiz mahkemesi, perşembe
günü, El Cezire kanalı çalışanı Muhammed
Fahmi, Peter Greste ve Baher Muhammed
ile ilgili yeniden yargılama kararı vermişti.
Üç gazeteciye geçen yıl haziran ayında,
"Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan)
lehine yanıltıcı haber yaptıkları" gerekçesiyle 7 ila 10 yıl arasında değişen hapis
cezaları verilmişti. Gazeteciler Aralık
2013'ten bu yana hapiste tutuluyor.
(AA)
“Rockçı imam”ın hayatı roman oldu
daha sonra Türkiye'nin farklı
kentleri ile ABD'nin New
York kentinde konser vermişti.
Tüzer'in yaşamı, şimdi
de yazar Selçuk Alkan
tarafından yazılan "Rock 'n'
İmam" isimli romana konu
oldu.
Tüzer, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, hayatının roman olarak yazılmasının kendisini heyecanlandırdığını söyledi.
Selçuk Alkan'ın 6 ay
önce kendisi hakkında
makale yazdığını belirten
ANTALYA - Antalya'nın
Kaş ilçesinde imamlık
yaparken arkadaşlarıyla
"FiRock" adlı müzik
grubunu kuran imam Ahmet
Muhsin Tüzer'in hayatı,
"Rock 'n' İmam" isimli
romana konu oldu.
Pınarbaşı Köyü
Camisi'nde imamlık yapan
Tüzer, Erkin Koray'ın eski
gitaristlerinden, aynı zamanda Kramp Grubu'nun kurucularından Doğan Sakin ve
baterist İdris Tübcil ile
"FiRock" isimli rock
grubunu kurmuştu. Tüzer,
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Tüzer, "Selçuk beyi bu vesileyle tanıdım. Kent Kitap'ın
sahibi Mehmet Ali Erdem
bey, kendisine benim hayatımı yazması için teklifte
bulunmuş. Selçuk bey
yazarlığı bırakma noktasına
gelmişken misyonumu,
duygularımı ve düşüncelerimi sevdiği için bu teklifi
kabul etti" dedi.
Alkan'ın 2 yıl içerisinde
tamamlamayı düşündüğü
kitabı 3 ayda bitirdiğini anlatan Tüzer, kitabın beklentisinin daha üstünde
olduğunu kaydetti. (AA)
Bana Masal Anlatma
Leyla ile Mecnun'daki
katkısıyla büyük sevgi ve
saygı kazanan Burak
Aksak'ın yazıp yönettiği
Bana Masal Anlatma,
kaliteli oyuncu kadrosuyla
gişeye iddialı geliyor.
Filmde dolmuş şoförlüğü
yapan Rıza'nın (Fatih
Artman) günün birinde hem
güzel hem de çok iyi kalpli
bir kız olan Ayperi (Hande
Doğandemir) ile tanışmasından sonra yaşadığı olaylar
anlatılıyor.
05:33 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:35 Sarayın Doktoru
06:40 1'de Sabah
09:00 Avrupa Avrupa
10:45 İyi Fikir
12:50 Yedi Güzel Adam
14:45 Yeşil Deniz
16:35 Dizi Klip
16:40 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Hayat Ağacı
01:00 Aşkın Kanunu
02:40 Dünya Derbileri
"Looking For"
03:30 Dizi Klip
03:40 İyi Fikir
06:15Benim Annem Bir Melek
07:00Kahvaltı Haberleri
10:00Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00Kızlar ve Anneleri
15:00Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Kaçak
20:30 FB - KAYSERİSPOR
22:20 Kim Milyoner
Olmak İster?
20:00 KAÇAK
Babasının ölümünün ardından
Tülay, kendini dört duvar arasında zor bir hayatla mücadele
ederken bulur. Faysal'ın ölümü
Merve için yeni bir hayatın
kapısını aralayacak. Serhat'a olan
aşkına yenik düşen Merve onunla
"normal" bir hayata sahip olacak
mı? Serhat, Merve'yle beraber
üzerine aldığı sorumluluklarla
başa çıkabilecek mi? Son imzayı
atmak üzereyken bile maceradan
maceraya koşan Serhat,
Merve'nin güvenini tekrar kazanabilecek mi? Tülay yeni karakterine alışırken Ertan'ı da
beraberinde götürür ve onunla
yoluna devam etmeye karar verir.
Babasının intikamını almaya
karar veren Tülay, Merve'yle
yüzleştiğinde neler olacak?
Takip 3
Devletteki görevinden
ayrılan Bryan Mills (Liam
Neeson) evine yakın bir
yerde gerçekleşen bir
cinayetin suçsuz yere zanlısı olarak gösterilir. Bu
konuda oldukça inatçı bir
dedektif de onun peşine
düşer. Mills, bütün
tecrübesini ve yeteneklerini kullanarak gerçek
suçluyu bulmak ve kendi
adaletini sağlamak durumunda kalacaktır.
07:0HER SABAH
08:42.SAYFA
MAGAZİN-CANLI
10:40 DUDAKTAN KALBE
DİZİ-TEKRAR
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
Haber (Canlı)
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
YERLİ DİZİ
16:40 GAGGUK
17:00 DOLU DOLU
ANADOLU
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER BÜLTENİCANLI
19:45 YABANCI SİNEMA
YENİLMEZ 2
21:30 YABANCI
SİNEMA
23:20HAYATIN RENGİ
05:40 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Kaderimin Yazıldığı Gün
23:30 Yerli Dizi
19:45 YENİLMEZ 2
Orjinal İsmi:Undisputed 2: The
Last Man Standing
Yönetmen:Isaac Florentine
Oyuncular:Michael Jai White,
Scott Adkins, Ben Cross, Eli
Danker, Mark Ivanir, Ken Lerner,
Daisy Lang
Yapım Yılı:2006
Tür:Aksiyon/Drama
George "Iceman" Chambers ,ün ve
para için dövüşmeye alışmış bir
boksördür. Dünya Ağırsiklet Dövüş
Şampiyonu olmuştur. Ancak, profesyonel spor hayatı sona erince
kendini işsiz ve beş parasız bulur.
Menajerinin Rusya’da bir reklam
kampanyasına katılma teklifini
kabul eder. George, ne olduğunu
bile anlayamadan, kendini
Rusya’nın en karanlık ve korkunç
hapishanesinde bulur.
Lindsay Ellingson
Antalya’da
podyuma çıkacak
ANTALYA - Antalya'da 9 Ocak'ta
gerçekleştirilecek Dosso Dossi Fashion
Show'da, baş model olarak podyuma çıkacağı duyurulan Alessandra Ambrossio'nun
sözleşmesinin iptal edildiği, Ambrossio yerine Lindsay Ellingson'un podyumda olacağı
açıklandı. Dosso Dossi Fashion Show
Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan,
yaptığı yazılı açıklamada, şova sayılı günler
kala ünlü modelle irtibat sağlanamaması
üzerine şovun riske girmemesi adına
sözleşmenin iptal edildiğini ve Lindsay
Ellingson ile anlaşıldığını kaydetti. Hukuki
haklarını saklı tutacaklarını belirten Eraslan,
uçak biletlerinin de alınarak kendisine gönderilmesi dahil kendi sorumluluklarını yerine
getirdiklerini bildirdi. İlk kez böyle bir
durumla karşılaştıklarını vurgulayan Eraslan,
hiçbir sorularına yanıt alamadıklarını ve
hukuki haklarını kullanacaklarını açıkladı.
Eraslan, açıklamasında şu ifadelere yer
verdi: "Dosso Dossi Fashion Show'u hiçbir
şekilde riske edemeyiz. Bizim için şov
devam ediyor. 9 Ocak'taki şovumuzu tüm
ihtişamıyla gerçekleştirmek için hazırlıklarımızı tamamladık.” (AA)
Çalsın Sazlar
Nesli Çölgeçen'in
uzun bir aradan sonra
kamera arkasına
geçtiği Çalsın Sazlar
filmi, yeni yılın ilk
ayında gösterime
girecek. Filmde hayatı hafife alan uçarı
iki arkadaşın, aynı
kadına aşık olduktan
sonra yaşadıkları acı
tatlı olaylar, 1960'lı
yıllardan günümüze
dek uzanan bir
öyküde aktarılacak.
00:15 Ütopya
01:30 Ver Fırına
02:30 Aramızda Kalmasın
04:30 Şeffaf Oda
05:30 Para Bende
06:30 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin
08:45 Aramızda Kalmasın
11:45 Oynat Bakalım
12:45 Para Bende
14:00 Kaçak Gelinler
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
06:00 Geniş Aile GENİŞ AİLE
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım ALIN
11:00 Bana Her Şey Yakışır
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Küçük Ağa
20:30 KADERİMİN YAZILIĞI GÜN
Kahraman ve
Defne yol ayrımında!
Tamam mı, devam mı?
Defne ve Kıymet’in sakladığı
gerçeği öğrenen Kahraman çılgına döner. Bir tarafta annesi, diğer
tarafta karısı. Kahraman ikisini
de karşısına alıp, bunun hesabını
sorar. “O bebeğin annesi Elif, ne
demek?”
Yörükhan konağında bütün taşlar
yerinden oynarken, Elif annesinin
bilerek hapiste tutulduğunu
öğrenince kardeşi Nazlı’yla birlikte evi terk eder.
Elif’le konuşmak isteyen
Kahraman ise, beklenmedik bir
tepkiyle karşılaşır. Elif’in,
Yörükhanlara hiçbir şekilde
güveni kalmamıştır…
6 Ocak 2015 Salı
Türkiye'de kara-
Fehmi KORU
yollarında son 10
[email protected]
yılda meydana
gelen trafik kazalarında 42 bin 447
kişi öldü, 2 milyon
26 bin 986 kişi de
yaralandı.
TRAFİK CANAVARI
son 10 yılda 42 bin 447 can aldı
İZMİR - Yılda 1 milyona yakın trafik kazasının yaşandığı Türkiye'de, günde yaklaşık
12 kişi kazalarda yaşamını yitirdi, 555 kişi de
yaralandı.
AA muhabirinin Emniyet Genel Müdürlüğü
Trafik Hizmetleri Başkanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Emniyet Genel
Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı
sorumluluk bölgesinde 2004-2013 arasında
9 milyon 553 bin 227 maddi hasarlı, yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldi.
Uruguay'ın
sınır güvenliği
ASELSAN'a
emanet
ANKARA - ASELSAN, Uruguay Kara
Kuvvetleri için hazırlanan ve her türlü
koşullarda gözetleme yapabilen mobil
sınır güvenlik sistemlerini teslim etti.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre,
ASELSAN, 2013 yılında Uruguay Kara
Kuvvetleri ile imzaladığı sözleşme kapsamında başlattığı mobil sınır güvenlik sistemi çalışmaları tamamlayarak, teslimatları gerçekleştirdi. Proje kapsamında teslim edilen ASELSAN Mobil Sınır Güvenlik
Sistemleri'nde yer alan ekipmanlar,
Uruguay tarafından sağlanan araçlara
monte edildi.
Sistemde ASELSAN gözetleme radarları (ACAR) ve ASELSAN termal kameraları ile gece ve gündüz, her türlü hava
koşullarında gözetleme yapılabiliyor.
Araçlardaki kontroller, Uruguay için özel
geliştirilen güvenlik kontrol yazılımı ile gerçekleştiriliyor. Elde edilen söz konusu bilgiler, daha önceden belirlenen güvenlik
yönetim merkezinde toplanıyor.
Söz konusu sistem hedef tespiti,
hedefin görsel olarak tanımlanması, sınıflandırılması, çoklu veya tekli hedef takibi,
hedefin koordinat bilgilerinin hesaplanması, coğrafi bilgi sistemi üstünde bölgeye
ilişkin durumsal farkındalığın oluşturulması gibi birçok farklı misyonu gerçekleştirebiliyor.
Türkiye'nin dev savunma sanayisi şirketi ASELSAN, diğer faaliyetlerinin yanı
sıra sınır, sahil, tesis, boru hattı, askeri üs
ve kamu güvenliği alanlarında da yoğun
çalışmalarına devam ederken, şirket,
Güney Amerika ve diğer pazarlardaki
olası projelere yönelik temaslarını da sürdürüyor. (AA)
Bu kazalarda 42 bin 477 kişi hayatını kaybetti, 2 milyon 27 bin kişi ise yaralandı.
Trafik kazalarının ağır bilançosu rakamlara
yansırken 10 yılda kaza ve yaralı sayısı arttı,
ölü sayısında ise yıllara göre azalma yaşandı.
2004 yılında 537 bin 352 trafik kazasında
4 bin 427 kişi hayatını kaybederken, 136 bin
437 kişi ise yaralandı.
Bu rakam 2013 yılında 1 milyon 207 bin
354 kaza, 3 bin 685 ölü, 274 bin 829 yaralı
olarak gerçekleşti.
Trafik kazalarında en fazla ölümün yaşandığı yıl ise 2007 oldu. Bu yılda 5 bin 7 kişi
yaşamını yitirirken 2007'den itibaren ise trafik kazalarındaki ölüm sayısı her yıl azalarak
2013 yılında 3 bin 685'e geriledi.
Yılda ortalama 955 bin, günde ise 2 bin
600'den fazla trafik kazasının meydana geldiği Türkiye'de, 10 yıl boyunca günde yaklaşık 12 kişi kazalarda öldü, 555 kişi ise yaralandı. (AA)
Narkotimler hızlı başladı
ANKARA - Narkotimler, 11-31 Aralık
tarihlerinde düzenledikleri 560 operasyonda,
toplam 4 ton uyuşturucuya el koydu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katıldığı
törenle göreve başlayan narkotimler çalışmalarını hızla sürdürüyor.
Ekiplerin çalışmalara başladığı 11
Aralık'tan yıl sonuna kadar, uyuşturucuyla
mücadelede dikkat çekici adımlar atıldı.
Narkotimlerin göreve çıktığı İstanbul,
Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin,
Antalya, Konya, Diyarbakır, Samsun ve
Erzurum'da uyuşturucu satıcılarına yönelik
operasyon sayısı iki kat arttı.
Narkotim ekipler, 11 Aralık-31 Aralık tarihlerinde 560 operasyon gerçekleştirirken, bu
operasyonlarda bin 100 kişi gözaltına alındı.
Operasyonlar kapsamında yakalanan uyuşturucu miktarı da 4 tona ulaştı.
Narkotim Projesi ile okul ve eğitim alanlarının çevrelerinde, öğrenci ve gençlerin
yaşam alanlarında, suçun odağı haline gelen
bölge, mahalle ve sokaklarda uyuşturucu ve
zararlı maddelerin satışının engellenerek kalıcı ve etkin çözümlerin üretilmesi amaçlanıyor.
Proje ilk olarak İstanbul, Ankara, İzmir,
Bursa, Adana, Mersin, Antalya, Konya,
Diyarbakır, Samsun ve Erzurum'da pilot olarak uygulanmaya başlanmıştı.
Narkotim ekiplerinde 11 ilde toplam bin
personel görev yapıyor. Bu yılın sonunda
narkotimlerin 81 il ve 28 riskli ilçede 3 bin
250 personelle görev yapması planlanıyor.
Narkotimler, psikolog ve sosyologların
yanı sıra belediyeler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, köy ve mahalle muhtarları ile
mahalle ve sokakta sözü geçen kanaat
önderlerinden destek alıyor.
Narkotim Projesi'nde, İçişleri Bakanlığına
sağlık ve halk sağlığı, milli eğitim, sosyal hizmetler, gençlik ve spor, gıda tarım ve hayvancılık, çevre ve şehircilik ve ilçe müdürlükleri, denetimli serbestlik şubeleri, yerel yönetimler, müftülükler, üniversiteler, muhtarlar ile
sivil toplum kuruluşları da katkı sağlıyor. (AA)
Yargıtay Başkanı Alkan emekliye ayrılıyor
ANKARA - Alkan'dan boşalacak Yargıtay
Birinci Başkanlığı için emeklilik tarihinden itibaren 15 gün içerisinde seçim yapılacak.
Seçim için şu ana kadar adaylık dilekçesi
veren isim bulunmuyor.
Yargıtay Başkanı seçilebilmek için üye
sayısının salt çoğunluğunun oyunu almak
gerekiyor. İlk üç turda adaylardan biri yeterli
çoğunluğu sağlayamazsa üçüncü turda en
çok oyu alan 2 aday dördüncü ve beşinci
turda yarışacak. Bu turlarda da sonuç alınmazsa yeniden başa dönülerek turlara
devam edilecek.
Ali Alkan
Alkan, 9 Şubat 1950'de Kızılcahamam'da
doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesinden 1973'te mezun olan Alkan,
askerliğini Antalya'da yedek subay olarak
yaptı.
Ankara hakim adayı olarak mesleğe baş-
layan Alkan, sırasıyla Pervari, Çayıralan,
Haymana Hakimliği, Ankara Ticaret
Mahkemesi Üyeliği ve Başkanlığı ile Ankara
Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı
görevlerinde bulundu.
Alkan, 1997'de Yargıtay Üyeliğine,
2009'daYargıtay 13. Hukuk Dairesi
Başkanlığı'na seçildi. 7 Mayıs 2012'den bu
yana Yargıtay Birinci Başkanlığı görevini
yürüten Alkan, evli ve bir çocuk babası. (AA)
3
[email protected]
bölge haberlerİ
Zor dostum zor...
YOLSUZLUKLARI araştırmak için kurulmuş komisyon, 4 bakanla ilgili kararında herhalde zorlanmayacak.
Komisyonun muhalefet partilerine mensup üyeleri ile AK
Partili üyelerin oyları farklı olacak ve AK Parti’nin komisyondaki üye sayısı, diğerlerinin toplamından fazla (9-5)
çünkü...
İki hafta önce oylama yapılsaydı farklı bir sonuç çıkabilir ve haklarında karar verilecek bakanların hepsi veya aralarından bir-ikisi Yüce Divan’a sevk edilebilirdi. AK
Partili üyeleri etkileme amaçlı yayınlara göre, Yüce Divan
bir “kumpas”, hatta “darbenin son halkası”...
Paralel yapı, siyasallaşmış Anayasa Mahkemesi (AYM)
üzerinden, Halkbank’ı ve mega projeleri tartışılır hale
getirmek istiyormuş... Öyle deniyor.
“Darbe” sözcüğünü hele “paralel yapı” ile birlikte
duyunca AK Parti’de herkes hizaya geçiyor; öyle ya, 1725 Aralık (2013) operasyonlarıyla, AK Parti’yi iktidardan,
Tayyip Erdoğan’ı siyasetten tasfiye etme niyeti açığa vurmuştu; şimdikine benzer bir değerlendirme sonucunda o
operasyonlar def edildiği gibi, “darbe” sözcüğünden hoşlanmayan halkımız, iki seçim üst üste, AK Parti ve Tayyip
Erdoğan’ı ödüllendirdi de.
Şimdi de yolsuzluk iddialarının “darbe” girişiminin yeni
bir denemesi olarak değerlendirilmesiyle aynı sonucun
alınması bekleniyor.
Alınır mı, alınır...
Merak ettiğim, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan
Prof. Ahmet Davutoğlu’nun bu değerlendirmeyi paylaşıp
paylaşmadığı...
Davutoğlu, AK Parti’de ipleri eline, parti liderinin
Cumhurbaşkanı seçilmesi ardından yaşanan nezih bir
geçişle aldı. Henüz kendi adına kazandığı bir seçim başarısı yok. Bu yılın haziran ayına kadar yapılması beklenen
genel seçim, onun ilk halk sınavı olacak. Partisinin oylarını korur, hatta artırmayı başarırsa liderliği de tartışmasız
hale gelecek.
Liderliğini tartışmasız hale getirmek Prof.
Davutoğlu’nun gündeminin ilk maddesi olmalı. Herhalde
o sebeple, yolsuzluklar konusunda çok sert ifadeleri oldu
Başbakan Davutoğlu’nun; yolsuzluğa bulaşan kardeşi bile
olsa kolunu koparmaktan söz edecek kadar sert...
Türkiye’de insanların yolsuzluklar konusundaki hassasiyetlerine cevap teşkil ediyor o sert ifadeler...
Eğer komisyon haklarındaki iddiaları araştırdığı siyasilerle ilgili karara iki hafta önce varacak olsaydı, o günlerde kol koparmaktan söz eden Başbakan Davutoğlu’nun,
komisyonun AK Partili üyelerine hangi talimatı vereceğini
tahmin etmek zor değil.
Acaba “darbe” sözcüğü “paralel yapı” ile birlikte kullanıma girince Davutoğlu’nun eğilimi olumsuz etkilenmiş
midir?
“Darbe” sözcüğü bugüne kadar her kullanıldığında istenen sonucu doğurdu; ancak “yolsuzluk” halkın çok daha
farklı değerlendirdiği bir kavram. Soruşturma konusu
yapılan iddiaların Halkbank’ı kötülemek veya mega projeleri durdurmakla doğrudan ilişkisini kurmak zor.
“Paralel yapı”nın AYM üzerinde etkili bir ağırlığı bulunduğu ise kuşkulu. 12 Eylül 2010 referandumu sonrası
değişen yapısında, AYM, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül tarafından atanan yeni üyelerle farklı bir dengeye
kavuşmadı mı?
Madem kuşkucu olduk ve en akla gelmeyecek kuşkuları
bile dillendirebiliyoruz; bu çerçevede bir soru da ben sorayım: Acaba “paralel yapı”, haklarında yolsuzluk iddiası
bulunan siyasilerin Meclis’te aklanmasını mı, yoksa Yüce
Divan’a gidip orada aklanmasını mı ister?
Benim kanaatim, AK Parti’yi zora düşürmekte çıkarı
olanların, bugün yapılacak oylamada, “Yüce Divan’a
gidilmesine gerek yok” kararının çıkmasını yeğleyecekleridir.
Sanırım, Başbakan Davutoğlu işte bu hesabı yapıyor.
İki ucu... Evet, öyle bir durum bu.
5 Ocak 2015/ HABER TÜRK
İşçiler vergi
diliminde adalet
istiyor
ANKARA - Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve
Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alemdar, vergi sisteminde çalışanlar aleyhine olan adaletsizliği gidermesini
talep ederek, "Maliye Bakanlığı, vergi dilimlerinde işçilerimiz aleyhine getirdiği yeni düzenlemeyi geri almalı ve adil
bir vergi sistemi için gereken düzenlemeleri yapmalı" dedi.
Alemdar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Resmi
Gazetede yayımlanan "Gelir Vergisi Genel Tebliği" ile gelir
vergisine tabi gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan
tarifenin, 2015 takvim yılı itibariyle değiştirilerek, vergi
dilimlerinde çalışanlar aleyhine düzenleme yapılmasını
eleştirdi. Anayasanın "vergi ödevi" başlıklı 73. maddesinde
herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne
göre, vergi ödemekle yükümlü olduğu yönünde ifadesi yer
aldığını anımsatan Alemdar, bu anayasal ilkenin büyük
oranda çalışanlar aleyhine uygulandığını, başta işçiler
olmak üzere, ücretli çalışanlar üzerinde ağır bir vergi yükünün bulunduğuna dikkati çekti.
Türkiye'de gelir ve kazanç üzerinden alınan verginin
yaklaşık üçte ikisinin ücretliler tarafından ödendiğini vurgulayan Alemdar, şunları kaydetti:
"İşçiler üzerindeki vergi baskısı, özellikle 2004 yılında
özel indirim tutarının kalkması, ardından ücretliler lehine
olan ayırım ilkesinden vazgeçilerek vergi tarifesinin teke
indirilmesi ve çalışanların üçüncü dilimdeki gelir vergisi tarifesine uygulanan vergi oranının yüzde 20'den yüzde 27'ye
yükseltilmesi gibi nedenlerle artmıştır. Maliye Bakanlığının
bu haksız ve eşitsiz uygulamaları nedeniyle, asgari ücretli
bir işçi bile 2014 yılı itibariyle Aralık ayında yüzde 20 oranında vergilendirildi. Asgari ücretlinin aylığı, bu vergi artışından dolayı azaldı. Ne yazık ki bu durum, 2015'de de
benzeri şekilde olacak. Asgari ücretli yine zengin vergisi
ödeyecek." (AA)
4
ANKARA
6 Ocak 2015 Salı
Çankaya
Çözüm
Merkezi,
2014
yılına
ilişkin
çalışma
ve geribildirim
raporunu
yayınladı.
HABER MERKEZİ-Çankayalıların
istek, öneri ve şikâyetlerini ilgili
müdürlüklere ulaştırıp takibini
yaparak belediyenin daha hızlı ve
kaliteli hizmet üretmesini sağlayan
Çankaya Çözüm Merkezi, 2014 yılı
raporunu yayınladı. Vatandaşların
belediyeyle ilk temas noktası olan
Çözüm Merkezi’ne geçtiğimiz yıl 6
bin 970 Çankayalı başvurdu. En çok
talep, istek ve şikâyet alan müdürlükler sırasıyla Fen İşleri, Veteriner İşleri,
Temizlik İşleri, Park ve Bahçeler
Müdürlüğü ile Zabıta oldu. Gelen
başvuruların yüzde 26’sı (1834
başvuru) Fen İşleri Müdürlüğü’nün
çalışma alanına girerken; Veteriner
İşleri Müdürlüğü’ne gelen başvuruların (1647 başvuru) genel içindeki
oranı yüzde 24.
Müdürlüklere yapılan başvuruların
konularına göre dağılımı,
Çankayalıların hangi alanda hizmet
beklediğini göstermesi açısından
önemli bir veri tabanı oluşturuyor.
Örneğin Fen İşlerine yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 70’i asfalt, bozuk
yol, tamir ve kaldırım yapılmasına
yönelik istekler. Raporda yer alan verilere göre, Çankaya Belediyesi son
dört ay içinde bu başlıklara ilişkin
çalışmalarını artırdı. Böylece Ağustos
ayından itibaren bu başlıklara gelen
şikâyet ve taleplerde kayda değer
oranda azalma oldu. Fen İşleri
Müdürlüğü’ne çokça gelen bir diğer
başvuru da yaya kaldırımlarına araç
park edilmesini engelleyen mantar
taşların yerleştirilmesine dair.
Geçtiğimiz yıl 106 Çankayalı,
yaşadıkları sokaktaki kaldırımlara
mantar taş yerleştirilmesini talep
etmiş.
Çokça istek, öneri ve şikâyet alan
Veteriner İşleri’nde öne çıkan başlık
sokak hayvanları oldu. Geçtiğimiz yıl
1211 Çankayalı, sokak hayvanları
konusunda belediyeye başvurmuş.
Başvuruların önemli bir kısmı
şikâyetlerden oluşurken sadece
dokuz Çankayalı, sokak hayvanlarının
sahiplendirilmesi konusunda destek
olmak için başvurmuş görünüyor.
Sokak hayvanlarının kontrol ve reha-
bilitasyonu görevi, yasayla
Büyükşehir Belediyesi’ne verilmiş
olmasına rağmen elini taşın altına
koyarak Türkiye’nin en büyük hayvan
barınağını kuran Çankaya Belediyesi,
2015 yılında sokak hayvanlarına
yönelik önemli projeler hayata geçirecek. Birkaç entegre adımdan oluşan
projede öne çıkan noktalar çok daha
fazla sayıda sokak hayvanının kısırlaştırılması ve vatandaşların parayla
evcil hayvan satın almak yerine barınaktan sahiplenme bilincine kavuşturulması olarak görülüyor.
Konularına göre başvurular
açısından incelendiğinde Temizlik
İşleri Müdürlüğü’ne yapılan başvuruların büyük bir kısmını sırasıyla
konteyner talepleri ile sokak ve
caddelerin temizliği konusundaki
istekler oluşturuyor. Çöplerin
toplanmasına ilişkin şikâyet sayısı
çok kısıtlı kalırken arsa ve boş alan
temizliğine ilişkin 39 talep gelmiş.
Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne
gelen başvuruların yarıya yakını
ağaç budama ve parklardaki
otların biçilmesine yönelik talepler.
Belediyenin ilçe genelinde park
yapımına ağırlık vermesiyle birlikte,
yeni park yapılmasına ilişkin istekler sene sonuna doğru azalmış
görünüyor.
Raporda öne çıkan bir diğer veri
ise Çankayalıların geri dönüşüm
konusunda hassas olduğunu gösterdi. Çevre Koruma ve Kontrol
Müdürlüğü’ne gelen 381 başvurunun yarısı ambalaj atıkları, atık pil ve
geri dönüşüm kutusu konulması;
elektronik atıkların ve bitkisel atık
yağların geri kazanımına yönelik
taleplerden oluşuyor. Müdürlüğe
ayrıca hafriyat atıklarının toplanması
ve inşaat denetimine ilişkin 48
başvuru yapılmış. 41 Çankayalı da
ısı denetimi konusunda Çözüm
Merkezi’ni arayarak bilgi ve yönlendirme talep etmiş. İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü’ne gelen
başvuruların önemli kısmını ise imar
planları, kaçak yapılar ve izin alınmadan yapılan bina içi ve dışı tadilatlar oluşturuyor.
Büyükşehir, ilçelerde karla mücadele çalışması yürütüyor
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir Belediyesi,
kar yağışının etkili olduğu ilçelerde
ve köy yollarında çalışmalarını
sürdürüyor.
Bu kapsamda, kar yağışının etkili
olduğu Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk,
Güdül, Nallıhan ve Kızılcahamam ile
bağlı köylerindeki yolların açık
kalması için toplam 107 personel ve
48 araçla yoğun bir çalışma sürdüren
Büyükşehir Belediyesi, diğer bölgelerde de nöbetçi ekiplerini hazır bekletiyor.
Yurdun bir bölümü gibi Başkent’in
bazı ilçelerini de etkisi altına alan
yoğun kar yağışı nedeniyle
Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri
Dairesi Başkanlığı ekipleri, personel
ve karla mücadele araçlarıyla yolları
açık tutmak için çaba sarf ediyor.
Ankara’nın Beypazarı, Çamlıdere,
Çubuk, Güdül, Nallıhan ve
Kızılcahamam ile bağlı köylerinde
etkili olan kar yağışı nedeniyle JBC,
Grayder, Kürekli Kamyon, Tuzlama
kamyonu, Loder ve Rotatif araçlarıyla
ulaşımın aksamaması için çalışmalara
başlayan ekipler, Başkent Merkez ve
diğer ilçelerde de nöbetçi ekip ve
araçlarla karla mücadele için hazır
bekliyor.
Fen İşleri Dairesi Başkanı Vedat
Üçpınar, “Çalışmalarımızı aralıksız
sürdürerek, bağlı ilçe ve köylerimize
ulaşımı açık tutuyoruz. diğer ilçe ve
başkent merkezimizde de nöbetçi
ekip ve araçlarımızı olası kar yağışı ve
buzlanmalara karşı hazır bir şekilde
bekletiyoruz” dedi.
Kış dönemi ilaçlama
çalışmaları sürüyor
Adem Yavuz IRGATOĞLU
[email protected]
BAKIŞ AÇISI
Zihinleri özgürleştirmek
21. Yüzyıl Türkiye’sinin en büyük tartışmalarından
biri demokrasi ve özgürlük kavramları çerçevesinde
şekilleniyor. Demokrasi tartışmalarını başka bir yazıda
değerlendirmek üzere buraya virgül koyarak, özgürlük
konusunu ele alalım.
Dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere yakından
baktığımızda, bu gelişmeler eşliğinde yaşayan fertler
olarak, aklımıza ilk gelen özgürlük tartışması “fikir
özgürlüğü” temelinde şekilleniyor. Bir de özellikle son
zamanlarda paralel yapı ile iktidar çatışmasında meydana gelen ve kamuoyunda etkili bir algı oluşturulan
“basın özgürlüğü” tartışmaları… Bu iki kavramın
buluştuğu noktalar olduğu gibi ayrıştığı kısımlar da
var.
Ergenekon, Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Oda Tv,
Hanefi Avcı olayı, 17-25 Aralık darbe girişimi, 14
Aralık soruşturması gibi aklımıza ilk gelen ve bir
solukta sıraladığımız başlıklar ve bunlara bağlı olarak
gözaltına alınan, tutuklanan, haklı veya haksız yere
hapis yatan kişiler arasında bulunan yazarlara ve
gazetecilere uygulanan muamele bile “özgürlük”
konusunda bizleri ikiye ayırdı.
Rüzgâr ne yönden eserse o yön istikamete yürümenin kolay olduğu dönemlerde, özgürlük konusu
hep bir “çıkar” unsuru olarak tartışıldı. Başkasının
özgürlüğüne saygı göstermeyen, sözüm ona fırsatını
bulmuşken “vuran” kişiler, kesimler, gruplar, siyasi
yelpazeler; bugün belli çıkarlar için yaygara koparıyor.
Oysa bu “özgürlük” herkes için lazım. ANCAK şartlara ve çıkarla göre değil…
Öyle çetin dönemlerden geçtik ve geçiyoruz ki
insan ile kelime arasında yaşanan kavganın oluşturduğu kaypak bir zeminde, yolumuzu kesen ‘hayalet’lerle baş başa yaşıyoruz. Bu ‘hayalet’lerle
yaşarken de kavrayamadığımız kavramların curcunasına (karışıklığına) hapsolup gidiyoruz.
Kavramları kendi “çıkarlarımız” uğruna eğip bükerek ilerliyoruz. Fikir özgürlüğü, herkesin kendini
ifade etmesi, konuşması, yazması, tartışması durumu
kendi bağlamının dışına çıkartılıp; yalan, iftira, gıybet,
hakaret ve küfür noktasına geldiği zaman “ifade
özgürlüğü”nden uzaklaşıp, başkasının özgürlüğüne
saldırıya geçmiş demektir. Galiba bugün farkını ayırt
edemediğimiz mevzu bu olsa gerek.
“Fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğü yok” diye
kampanyaların düzenlendiği, sadece kendi çevrelerine
yönelik meydana gelen gelişmeler neticesinde bu
ayaklanmaları yapanlar, “özgürlük savunuculuğuna”
soyunanlar, bir başkasının kişilik hakkına saldırırken,
küfrederken kullandığı sınırsız ifadelerle ne kadar
“özgür” olduğunun bile farkına varamayacak kadar
“fikir yoksunu” hale gelmişler. Çünkü hakaretler bile
kendilere ait değil. Hep başkasının güdümünde ilerliyorlar. Bu demektir ki bir fikir özgürlü meselesinden
ziyade “küfür” özgürlüğü derdi olanlar var.
Aslında bunun da dert olduğuna inanmıyorum.
Çünkü Türk basınına baktığınız zaman her gün değişik
karikatürler üzerine monta edilmiş fotoğrafların altını
süsleyen salya sümük küfürlerle neşredilen -ne yazık
ki- gazeteler var! Ve bu gazeteler “fikir özgürlüğü
savunuculuğu” yapıyor. Okur kitlesi buluyor.
Küfür, hakaret, yalan, iftira, gıybetin engellenemeyen yükselişi ile “özgürlük” mücadelesi veriliyor.
Gerçeğin, kelimelerin arkasına saklandığı bir iletişim
sisteminde, ‘canavar’larla dolu bir dünyada olduğumuzu anlamalıyız. Böyle bir dünyada gerçek, çoğu
zaman kelimelerin arkasında kalıyor ve açığa çıkartılmayı bekliyor.
Fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğü tartışmaları da
bu hale geldi. Kavramların ve konuların sınırlarının
ortadan kalktığı, bilinçli olmaktan ziyade taklitçi
olmanın revaç gördüğü bu günlerde, slogan haline
gelmiş küfürleri bile aynen alıp kullanan, kendine ait
bir fikir, bir değer ortaya koyamayan, beyinlerini
ipotek altına aldırtan kişiler, zihinlerini özgürleştirmedikçe bir yere varamazlar. Başkalarının
kelimeleriyle kavga edenler hep başkalarına muhtaç
olurlar.
Burada Üstad Cemil Meriç’in sözünü hatırlatarak
yazımıza son verelim: “Kavga, insanla kader arasında
değil artık, insanla kelime arasındadır.”
Ankara Büyükşehir Belediyesi, haşere ile mücadele
çalışmalarını kapalı alanlarda sürdürüyor.
Büyükşehir’de iş
güvenliği tatbikatı
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi, “İş Sağlığı ve
Güvenliği” mevzuatı doğrultusunda personeline
aldırdığı eğitimlerle hem çalışanlarının hem de
Ankaralıların can ve mal güvenliğinin sağlanmasında önleyici tedbirler uyguluyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi atölyelerinde
çalışan işçilere, Ankara İtfaiyesi uzman personeli tarafından uygulamalı yangın tatbikatı eğitimi verildi.
Yıllık olarak yapılması gereken yangın tatbikatı eğitimi kapsamında Ankara Büyükşehir
Belediyesi Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı’na
bağlı atölyelerde çalışan işçilere, yangınlara
karşı almaları gereken önlemler ve olası yangın
durumunda nasıl davranılacağı gibi konularda
uygulamalı olarak bilgiler verildi.
Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Bakım
atölyelerinde Büyükşehir Belediyesi’nin
ihtiyaçları olan malzemelerin yapımı, bakımı ve
onarımı gerçekleştiriliyor.
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir
Belediyesi Çevre Koruma ve
Kontrol Daire Başkanlığı, “Kış
aylarında kapalı alanlarınızın
kanatlı veya kanatsız haşerelerin
üreme alanı haline gelmesine
izin vermeyelim” çağrısı yaptı.
Soğuk havalarda sinek,
sivrisinek, larva ve haşerelerin
üreme alanının özellikle kapalı
alanlar olduğunu ifade eden
yetkililer, potansiyel üreme
merkezlerinde gerçekleştirilecek
mücadelenin etkili ve kolay olacağını hatırlatarak, “Kışın
yapılan mücadele Ankaralılara,
yıl boyu kanatlı kanatsız
haşerelerden uzak bir ortam
sağlayacaktır” dediler.
Başkent’te yıl boyunca 24 saat
aralıksız ilaçlama çalışmalarına
devam eden Büyükşehir
Belediyesi Çevre Koruma ve
Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri,
havaların soğuduğu bugünlerde
de 50 araç 200 personel ile
vardiya usulü, ilaçlama çalışmalarını sürdürüyor. Kış dönemi
çalışmaları kapsamında kapalı
alanlarda ilaçlamaya ağırlık verildiğini belirten Çevre Koruma
ve Kontrol Daire Başkanlığı
yetkilileri, ısı merkezleri, konut ısı
galerileri, eski ve yeni inşaat
alanları, çatı araları ve bodrum
katları gibi kapalı alanlarda
ilaçlama çalışmalarına ağırlık
verdiklerini kaydettiler.
İnsanların yoğun olarak kullandıkları AŞTİ ile Ankaray ve
Metro istasyonları gibi toplu
taşım bölgelerinde, camilerde,
talepte bulunan eğitim kurumları
ile resmi kuruluşlarda da dezenfeksiyon çalışmalarının belli
periyotlarla sürdürüldüğünü
belirttiler. Kamu kurumları ve
özel kuruluşların kapalı alanlarının da ilaçlanarak kontrol
altında tutulduğunu hatırlatan
yetkililer, karasinek mücadelesinde ahır ve gübrelikler, terk
edilmiş binalar ve çöp alanları
için uzun süre etkisini sürdürecek ilaçların kullanıldığını ifade
ettiler. Çevre Koruma ve
Kontrol Daire Başkanlığı yetkilileri, mahalle aralarında, apartmanların çatı ve bodrum katlarında, depo ve park yeri olarak
kullanılan mekanlarda yiyecek
maddeleri ve artıkları bırakmamaları gerektiğini ifade ettiler.
Soğuklarda çatı aralarına zaman
zaman güvercinlerin yuva yaptığı ve bu mekanların temiz
tutulmaması durumunda haşere
üremesine uygun bir zemin
hazırlanacağını belirten yetkililer,
aynı şekilde bodrum katlarının
da temizliğine özen gösterilmesi
gerektiğini, depo olarak kullanılan yerlerin sık sık kontrol
edilmesini önerdiler. sHaşere
konusundaki her türlü sıkıntıda
Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin “384 66 10 - 11 12” numaralı ilaçlama telefonlarının 24 saat hizmette
olduğunu ifade eden yetkililer,
vatandaşlardan şikayet gelmesi
halinde ekiplerin, rahatsızlık
veren tüm kent zararlılarına
karşı, ev ve işyerlerinde düşük
bir ücret karşılığında ilaçlama
yaptıklarını söylediler.
Engelleri ortadan
kaldıran çocuk parkı
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, “engelleri ortadan kaldıran”
bir çocuk parkı kurdu. Engelli çocuklar ile diğer
çocukların birlikte oynayabildikleri “Engelsiz Park”ta,
özel eğitime muhtaç çocukların eğitim, deneyim ve
becerilerini geliştirmeye yönelik oyun alanları ve
araçları bulunuyor.
Engelsiz Park, engelli çocukların hayatlarını
kolaylaştıracak çözümler getirerek onların diğer
çocuklarla aynı haklara sahip olduklarını hissetmelerini sağlayacak şekilde planlandı. Özel ilgiye
muhtaç çocukların eğitiminde, dünyayı algılamalarında, problem çözme yeteneklerinin
gelişmesinde, deneyim ve becerilerinin artmasında
rol oynayacak park projesi ile, engelli çocukların dört
duvar arasından kurtarılmalarına yönelik önemli bir
adım atıldı. Engelli çocukların da yaşıtları gibi coşku,
heyecan ve güvenle yaşama katılmalarını, neşeli
çığlıklarıyla parkı doldurmalarını hedefleyen Keçiören
Belediyesi, parkın bütün çocukların birbiriyle kaynaşmasına vesile olmasını amaçlıyor. Engelli ve
engeli olmayan çocukların birlikte oyun oynamalarına ve çocukların psikomotor becerilerinin gelişimine
katkı sağlayan park, engelli çocukların diğer çocuklarla birlikte yaratıcılığını ve hayal gücünü
geliştirmelerine de imkan tanıyor.
ANKARA
6 Ocak 2015 Salı
ESDER Genel Başkanı
Mahmut Çelikus, "Yıllardır
esnafın ve vatandaşın
elektrik faturalarından
alınan toplamda 3 milyar
liraya varan kayıp-kaçak
bedeli geri ödenecek.
Burada izlenecek yol,
geriye dönük hesaplanan
miktar aboneye bildirilip
fatura üzerinden indirim
olarak yansıtılmalıdır ve
bu miktar faturada belirtilmelidir” dedi.
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Elektrikteki ‘kayıp-kaçak bedeli’
fatura üzerinden düşülmelidir”
HABER MERKEZİESDER Genel Başkanı Mahmut
Çelikus, yaptığı açıklamada,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun
kayıp-kaçak bedelinin tahsil
edilmesinin hukuka aykırı olduğuna
ilişkin verdiği kararın zaman kaybedilmeden uygulanması gerektiğini
ifade etti. Türkiye'de 34 milyon 866
bin 57 bin elektrik abonesi
olduğunu kaydeden Çelikus,
vatandaşların son 10 yıllık alacakları hesaplanarak gelecek dönem
faturalarından düşürülmesi gerek-
tiğini savundu. Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunun kararının nasıl
uygulanacağı konusunun bir an
önce açıklığa kavuşturulmasının
önemine işaret eden Çelikus,
"Türkiye'de kayıp-kaçak oranları şu
anda yüzde 14-15'ler civarında.
Ancak bölgelere göre oranlar
değişiyor. Doğu ve Güneydoğu
Anadolu bölgelerinde yüzde 70'lere
kadar çıkıyor. Kayıp-kaçağın
Türkiye faturasının yıllık 2,7 milyar
lira civarında olduğu tahmin ediliyor. Vatandaşın 3 milyar liraya varan
kayıp-kaçak bedeli geri ödenmeli.
Bunun için de vatandaşlarımızın
son 10 yıl içerisinde ödemiş oldukları kayıp kaçak bedelleri
bürokrasiye gerek kalmadan hesaplanıp abonelere bildirilmelidir"
değerlendirmesinde bulundu.
Kararın ardından vatandaşların
dağıtım şirketlerinin önünde kayıpkaçak bedellerinin hesaplanması
talebiyle uzun kuyruklar oluşturduğunu belirten Çelikus, dağıtım
şirketlerinin, abonelere ait son 10
yıla ait alacaklarını hesaplaması
gerektiğini kaydetti.
Tüketici hakem heyetlerine,
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi İşyeri Sağlık ve Güvenlik
Birimi, belediyenin ulaşım hizmetleri atölyelerini iş
sağlığı ve güvenliği kuralları açısından denetimden
geçirdi.
İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi, Ulaşım
Hizmetleri Müdürlüğü’nde bulunan torna, benzin
motorları, oto elektrik ve döşeme atölyeleri başta
olmak üzere toplam 12 atölyede, 6331 sayılı İş
Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun gerektirdiği
koşulların sağlanıp sağlanamadığını kontrol etti.
Keçiören Belediyesi bünyesinde faaliyet
gösteren İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi’nin bu tarz
denetimlere devam edeceğini belirten Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak, “Bünyemizde yer
kaymakamlıklara ve mahkemelere
gitmeden sonraki dönem faturalarında belli oranlarda indirime
gidilerek abonenin alacaklarının
sıfırlanması önerisinde bulunan
Çelikus, "Böyle olması halinde
hem vatandaşlar mağdur olmayacak, hem de tüketici hakem heyetlerini, kaymakamlıkları ve
mahkemeleri bu yükten kurtarmış
olacaklar. Bunun içinde acilen
düzenlemeye gidilmelidir. Dürüst
vatandaşı korumak devletin asli
görevleri arasındadır" ifadelerini
kullandı.
alan birimimizi yaptığımız çalışmalarla daha da profesyonel hale getirdik. Hepimiz birer çalışanız. Bizler
için iş verimi kadar çalışanlarımızın can güvenliği de
çok önemli. Personelimizin güvenli bir ortamda
çalışması için gerekli olan bütün tedbirleri alıyoruz.
Çalışanlarımızın güvenli bir ortamda çalışması aynı
zamanda iş verimliliğini de artıracak. Yerel
Yönetimler olarak örnek bir çalışma uyguluyoruz”
dedi.
Keçiören Belediyesi İşyeri Sağlık ve Güvenlik
Biriminde 6 İş Güvenliği Uzmanı, 1 İşyeri Hekimi ve
2 sağlık personeli yer alıyor. Ayrıca belediye personeline düzenli aralıklarla temel iş sağlığı ve güvenliği
eğitimi ile ergonomi ve yangından korunma başta
olmak üzere bilgilendirici seminerler de veriliyor.
5
İDDİA YOK
Abdullah Cengiz
Eğitimci/Yazar
[email protected]
MEVLİD KANDİLİ(!)
Esselatu vesselamu aleyke ya Resullah!(Dua ve selam senin
üzerine olsun ey Allah’ın resulü!
Esselatu vesselamu aleyke ya Habibellah!(Dua ve selam
senin üzerine olsun ey Allah’ın sevgilisi!
Esselatu vesselamu aleyke ya Nebiyellah!(Dua ve selam
senin üzerine olsun ey Allah’ın Peygamberi!
Kıymetli okurlarım, bu yazıyı Mevlid Kandili gecesi yazmaya niyetlendim ancak kısmet üç gün sonrasına nasip oldu.
Âlim değilim, çok da ilme sahip olduğumu idea edemem.
Ancak Allah’ın(celle celaluhu)’un yüce dinine öyle bidat ve
hurafeler ile sonradan ibadet haline getirilen uygulamalar dâhil
edilmiş ki bu cahil kafamla da kabul etmem mümkün değildir.
İşte Mevlid Kandili uygulama ve inancı bunlardan birdir.
Lütfen beni şununla suçlamayın: “kardeşim sen de ne demek
istiyorsun?” Zaten millet dinden, dini değerlerden uzaklaşmış.
Bari bu vesilelerle camiye gidiyor, bir gece de olsa peygamberi
hatırlıyor…”
Yüce İslam’ın, Kuran yolunun, Resulullah(a.s.v) sünnetinin
ruhunu anlayamamış, veraset yoluyla Müslümanlığı bilip takip
edenlerin hepsinin beni bu şekilde suçlayacaklarını biliyorum.
Buna rağmen bu konudaki eleştirilerimi, inancımı, ayetlerin ve
sünneti seniyenin ışığında anladıklarımı sizlerle paylaşayım:
1-Kuran’da benzer gecelerle ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
2-Aynı zamanda bu konuda ne hadis var ne de Resulullah’ın
uygulaması vardır.
3-Hıristiyanlıktaki noel ve doğum günü kutlamalardan mülhem(ilham alınan) bir anlayışın sonucu olduğu kanaatindeyim.
Eğer bu, Resulullah’ın yeryüzünü şereflendirdiği gece olarak
hatırlanacak ve bu vesile ile anılacaksa niye bir geceye
hapsedilsin? Allah(c.c) Resulü(s.a.v) bir geceye, bir güne
hapsedilecek kadar sırdan(hâşâ) bir şahsiyet midir?
Bir diğer nokta da Allah’ın(c.c) gönderdiği,
Resulullah’ın(a.s.v) tebliğ ettiği İslam’ı günlük hayattan çıkaranlar, sosyal hayatın bütün ünitelerinden silenler bezer uygulamalarla O’nun yolunu folklorik bir biçime soktular.
O(a.s.v), bir baba olduğu kadar ordu komutanıydı. Bir ordu
komutanı olduğu kadar devlet başkanıydı. Bir devlet başkanı
olduğu kadar adalet ve hukuk timsaliydi. Bir adalet ve hukuk
timsali olduğu kadar merhamet ve sevgi peygamberiydi…
Kısacası O(a.s.v), insanlığı sefil ve derbeder bir durumdan
çıkarıp şerefli bir mahlûk olmasının önünü açmış; irşat ve tebliği
ile onu bu vasıfların uygulayıcısı haline getirecek kılavuzluğu
yaptı…
Maalesef, O’nun bu yönü öne çıkarılıp rehberliği vurgulanması gerekirken benzer anmalarla, sünneti seniyeyi uygulama
patriklerinden uzaklaşacak törenlere hapsedildi.
Hele bir de o büyük şair Evliya Çelebi’nin “Mevlid’nin” bir
ibadetmişçesi okunarak seremoniler düzenlenmesi, temelli bizi o
yüce kametten(a.s.v) uzaklaştırıldık.
Evet, Süleyman Çelebi, bir Allah(c.c) ve Peygamber aşığı
olarak dizelerine çok mükemmel manalar dizmiş. Harika bir
duyguyla satırlarını manalandırmış. Fakat onun bu samimi, içten
sanat sunuşu, birileri tarafından yanlış algılama ve yönlendirmelerle adeta dine sokulan bir ibadet haline getirilmiştir. İnanıyorum
ki mezarından çıkıp “mevlit” diye camilerde uygulanan seremonileri görse yazdıklarını yırtıp atacak, sahiplenmeyecektir.
Niye mi? Allah(c.c) Resulü(a.s.v) “Benim yapmadığımı
yapan, söylemediğimi söyleyen Cehennem’deki yerini hazırlarsın.” Hadisi Şerifi ile bu şekildeki bir anlayış, inanç ve uygulamanın yanlış olacağını bizlere haber vermiştir.
Hatta Allah(c.c) Resulü(a.s.v) hanelerimize ve dünyamıza
teşrif buyursalar, inanıyorum ki O da yapılanları kabul etmeyecek, “Ben size hayatın tüm alanlarında uygulanmak üzer
Allah’ın(c.c) Yüce Kitabını ve onun canlı hayatı olan Sünnetimi
bıraktım. Bunların neresinde seremoni ve folklorik bir hayat
anlayışı vardır?” Diyerek uyguladığımız kandillerin --Kuran’da
övülen ve Hadisi şerifleriyle müjdelediği mübarek geceler hariçhepsini ret edecektir.
Ne Yüce İslam yolu ne de onun canlı hayatı olan
Resulullah’ın Sünneti Seniyesini birkaç geceye ve güne
hapsederek, cihanşümul(tüm dünyaya hitap eden) olma özelliğinden uzaklaştırmaya hakkımız olamaz. İşte bu manada sözünü
ettiğim -istisnai geceler hariç- kandillerin yanlış anlaşılıp yâd
edilmesinin önüne geçmemiz lazım.
Allah(c.c) Resulü(a.s.v) rehberimiz, önderimiz mutlak
kılavuzumuzdur; O’nu her şeyi ile iyi anlayıp neslimize de
gerektiği gibi, hakkıyla anlatmalıyız.
Rabbim, izni ve inayeti dâhilinde şefaatine nail eylediği
samimi kullarından eylesin.
Engelsiz misafirhane
Mamak’ta sağlık semineri
HABER MERKEZİMamak Belediyesi ve KETEM 2015’in ilk kanser
seminerini Türközü Mahallesi’nde bulunan Ahmet
Yesevi Aile Merkezinde düzenleyecek. Bu güne kadar
yüzlerce Mamaklı kadını kansere karşı bilinçlendirildiği
seminerler KETEM doktorları Dr. Filiz Temel ve Dr. Neşe
Canoler tarafından gerçekleştiriliyor. Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül; “2014 yılı içerisinde yüzlerce
kadını kansere karşı bilinçlendirdik. Mamak’ta çeşitli aile
merkezlerinde düzenlenen kanser seminerleriyle vatandaşlarımızı çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biri
olan kansere karşı bilinçlendirmeye bu yılda devam
edeceğiz. Tehlikeli olmasına karşılık erken teşhisle bu
hastalık kurtulmak mümkün. Erken teşhis içinde vatandaşların en azından yaygın kanser türlerine karşı bilinçli
olması gerekiyor. seminerlerimize tüm vatandaşlarımızı
bekliyoruz” dedi.
8 Ocak Perşembe günü Saat 14:00’da Türközü
Ahmet Yesevi Aile Merkezi’nde yapılacak seminerde
katılımcılar rahim ağzı kanseri, kalın bağırsak kanseri ve
meme kanseri hakkında bilgilendirilecek. Sigara ve
beslenmenin kanserle olan ilişkisinin de ele alınacağı
seminerde KETEM bünyesinde yapılan taramalar
hakkında da katılımcılara geniş bilgi verilecek.
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi Engelli
Çocuklar Gündüz
Misafirhanesi vatandaşlardan büyük ilgi görüyor.
Engelli çocuğu olduğu
için sosyal yaşantıdan
kopan ailelerin yardımına
koşan Engelli Çocuklar
Gündüz Misafirhanesi ve
Oyun Merkezi Keçiören’deki
önemli bir eksiği giderdi.
Misafirhane, gün içinde
işlerini takip etmekte,
alışveriş yapmakta, hastaneye gitmekte, kendilerine
zaman ayırmakta vb. sıkıntısı olan ve çözüm üretmeye
çalışırken psiko-sosyal yön-
den ciddi sorunlar yaşayan
ailelerin imdadına yetişti.
Sosyal Yardım İşler
Müdürlüğü’ne bağlı Engelli
Danışma Merkezi
bünyesinde kurulacak olan
Engelli Çocuk Misafirhanesi
ve Oyun Evi sayesinde aileler, engelli çocuklarını güvenle emanet edebilecekleri bir
kuruma kavuştular. Hafta içi
saat 08.00'den 17.00'ye
kadar engelli çocuklara
geçici süreli ücretsiz bakım
hizmeti veren misafirhane,
ailelerin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında çocukların
kendi yaşıtlarıyla bir arada
olmalarına da imkan tanıyor.
Keçiören Belediye
Başkan Mustafa Ak, engelli
ailelerinin çocuklarını sürekli
gözetim altında tutmak
zorunda oldukları için sosyal
hayattan koptuklarına dikkat
çekerek, “Biz de Engelli
Gündüz Misafirhanesi’ni
yaptık ve ailelerin çocuklarını güvenle emanet edip
çarşı, pazar alışverişlerini
yapabilmelerini, ihtiyaçlarını
karşılayabilmelerini, akılları
çocuklarında kalmadan
sosyal hayatın gereklerini
yapabilmelerini sağladık”
dedi.
“Engelsiz bir Keçiören”
için çalıştıklarını söyleyen
Başkan Ak, “Sosyal
belediyecilik anlayışımızla
engelli vatandaşlarımıza
her alanda yardımcı oluyoruz. Engelli vatandaşlarımızın diğer bireylerle aynı şartlara sahip
olmaları için bugüne kadar
birçok projeyi hayata
geçirdik, inşallah
önümüzdeki dönemde de
yeni projelerimizi hayata
geçirmeye devam edeceğiz” mesajını verdi.
Yenimahalleli minikler
sağlık taramasından geçti
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi, bünyesindeki anaokulu ve
gündüz bakım evlerinde genel sağlık taraması yaptı.
Çocukların kulak, burun, boğaz, kalp, ciğer, cilt ve
bit taramalarını gerçekleştiren Yenimahalle Belediyesi
Sağlık İşleri Müdürlüğü tabibi Dr. Murat Emre Vuran,
rahatsızlığı bulunan öğrencilerin ailelerine bilgilendirme
notu vererek, “Erken teşhis çok önemlidir. Aileler
düzenli olarak mutlaka çocuklarının sağlık taramalarını
yaptırmalıdırlar” dedi.
Aynı zamanda Yakacık Mahallesi’nde bulunan İsmet
Kurtuluş İlkokulu’nun 800 öğrencisini, belediye servisleriyle Dışkapı Hastanesi İskitler Ek Binası’na götüren
belediye, burada da öğrencilerin göz muayenelerini
gerçekleştirdi. Dr. Tolga Biçer ve Dr. Aysun Şanal
Doğan’ın göz taraması yaptığı öğrencilerin gözlüklerini
de belediye üstlendi.
Muayeneden çıkan öğrencilere satranç hediye
ederek çocukları mutlu eden belediye, doktorlardan
aldıkları veli bilgilendirme notunu da öğrencilere dağıttı.
Birçok velinin de çocuklarına eşlik ettiği günde, aileler
Yenimahalle Belediyesi’nin hizmetlerinden çok memnun olduklarını dile getirerek, Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar’a teşekkürlerini iletti.
6
ANKARA
6 Ocak 2015 Salı
Sincan
Belediyesi, pazar
esnafı ile işbirliği
yaparak vatandaşın nezih bir
ortamda alışveriş
yapmasını
sağlarken, tek tip
kıyafet ve yaka
kartı uygulaması
ile güvenli bir
alışveriş imkanı
da sunuyor.
Sincan pazarlarında
MODERN HİZMET
HABER MERKEZİSincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, semt pazarlarını
iyileştirmek için esnafla el ele işbirliği
yapıyor. Bununla da yetinmeyen
belediye pazar servisleri ile benzersiz bir
hizmete imza atıyor. Vatandaş, güler
yüzlü ve modern hizmetin keyfini
yaşıyor.
Sincan Belediyesi, pazarlarda gürültü
kirliliği oluşturarak çevreye rahatsızlık
veren esnafların bağırarak satış yapmasını da önlüyor. Vatandaşın güvenle
alışveriş yapabilmesi için esnaf, müşteriyi tek tip kıyafet mavi önlükle
karşılıyor. Ayrıca, pazar esnafı yaka kartı
ve sicil numarası da müşteriye güven
veriyor. Sincan Belediyesi bununla da
kalmayarak tek tip beyaz çadır kullanılmasını ve tezgahların mavi plastik örtü
ile kaplanmasını zorunlu hale getiriyor.
Pazarlarda vatandaşın aldığı ürünün kilosunu
kontrol etmesi içinde tartı kontrol noktaları
bulunuyor. Vatandaş almış olduğu sebze ve
meyvenin eksik tartılıp tartılmadığını kontrol
edebiliyor.
Akıllı tartılar sayesinde alışverişinin
kontrolünü yapan Fatma Şahin, “Pazar yerlerimizden ve zabıta ekiplerinin çalışmalarından çok memnunum. Bizlere sunulan akıllı
tartı sayesinde, aldıklarımı eksik mi fazla mı
diye kontrol edebiliyorum. Alışverişimi yaptıktan sonra da Pazar servisine binip yorulmadan evime gidiyorum. Pazarlarımız düzen
ve huzur içinde.” dedi.
Sincanlıların rahat ve huzurlu bir ortamda
alışveriş yapmasını sağlayan Sincan
Belediyesi, pazar servisleri ile de vatandaşı
evlerine kadar ücretsiz olarak bırakıyor.
Pazarın yükünü hafifleten uygulama özellikle
hanımlardan tam not alan Belediye, pazar
servislerini de büyüttü. Daha rahat ve daha
konforlu hale getirilen servisleri beğeni ile
karşılayan Sincanlı hanımlar, çocukları ile birlikte rahat rahat alışveriş yapıp evlerine
dönüyor.
Sincan’da pazar alış verişlerinin ihtiyaçtan, keyfe dönüştüğünü söyleyen Ayşe
Çelik,“Pazar yerlerimiz düzenlenerek daha
temiz ve daha düzenli hale getirildi. Ayrıca
Belediyemizin bizlere ücretsiz olarak temin
ettiği servislerimizde bizim yükümüzü hafifletti. Serviler bizleri evimizden alıp tekrar
evimize bırakıyor. Çocuğumla birlikte rahatça
alış veriş yapıp kısa sürede de evime ulaşıyorum. Belediye Başkanımızda servislerimizi
yeniledi, gördüğümde çok memnun oldum.
Başkanımızdan Allah razı olsun.” dedi.
Sincan Belediyesi, modern ve güvenilir
pazarlar için yeni bir uygulamaya daha imza
attı. Sincan Zabıtası teknolojinin imkanlarından faydalanarak pazar yerlerini denetimlerinde tablet bilgisayar uygulamasına geçti.
Pazar yerlerinde yapılan denetimler esnasında pazarcı esnaflarının kayıt ve sicillerine
tablet bilgisayar ile anında ulaşabilen Zabıta
Ekipleri, Bilgi İşlem Müdürlüğü ile müşterek
hazırladıkları yazılım sayesinde denetimlerini
kolayca yapıyor.
Vatandaşın huzur ve güven içerisinde
alışverişlerini yapabilmeleri için pazar yerleri
sürekli denetim altında tutulduğunu belirten
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa
Tuna, “ Pazar yerlerimizi modern, sağlıklı ve
temiz bir görünüme kavuşturmak için
çalışmalarımızı sürdürürken teknolojinin
imkanlarından da yararlanmayı ihmal
etmiyoruz. Hızlı ve güvenli bir şekilde
denetimlerimizi gerçekleştirmek için tablet
bilgisayar uygulamasıyla esnafımızın sicilini
ve kaydını anında kontrol edebiliyoruz.
Vatandaşımızın güvenli ve huzurlu alışveriş
yapması için denetimlerimizi sürdüreceğiz.”
dedi.
Başkan Akgül, Aile
Merkezi’ni inceledi
Keçiören Belediyesi
araç filosuna takviye
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, 850 bin
nüfuslu Keçiören’e hizmet
kalitesini artırmak için araç
filosunu yeni takviyelerle
güçlendirdi.
Hizmet kalitesini artırmayı
ilke edinen Keçiören
Belediyesi, araç filosuna
eklediği 11 yeni araç ile
standartlarını yükseltmeyi
sürdürüyor. Araç filosuna
son olarak 5 adet binek
hizmet otomobili, 1 adet
minibüs, 1 adet özürlü araç
minibüsü, 2 adet nakliye
amaçlı kamyon, 1 adet 40
kişilik otobüs ve 1 adet 12
tonluk asfalt yama aracı
eklendi.
Türkiye’nin en kalabalık
nüfusa sahip ilçelerinden
olan Keçiören’e en iyi
hizmeti vermeyi amaçladıklarını belirten Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa
Ak, “İhtiyaca ve beklentiye
yönelik çalışıyor, hizmetlerimizi bu doğrultuda hayata
geçiriyoruz. Bir ilçenin neye
ihtiyacı varsa ona cevap vermeniz lazım. Keçiören’e
yakışır hizmetler yapmaya
çalışıyoruz. Araç filolarımız
her an hizmete hazır olmalı.
Kurumsal yeterliliğinizi
güçlendirmeden, altyapınızı
sağlamlaştırmadan gereken
hizmetleri sağlayamazsınız”
dedi.
HABER MERKEZİMamak Belediyesi tarafından
hizmete açılan Aile Merkezleri’ne,
Mutlu Mahallesi’nde yapımı tamamlanan yeni bir merkez de eklendi.
Mamak Belediye Başkanı Mesut
Akgül, Başkan Yardımcısı Ahmet
Müfit Yıldırım ile birlikte yapımı
tamamlanan Zübeyde Hanım Aile
Merkezi’ni inceledi. Kadınlar için son
beş yılda önemli tesisleri hayata
geçirdiklerini kaydeden Akgül,
Zübeyde Hanım Aile Merkezi’nin
diğer merkezlerde olduğu gibi kaliteli
hizmeti ile üyelerine sosyal kültürel
etkinliklerin yanı sıra okuma-yazma,
anne ve çocuk eğitimi, meslek
edindirme kursları, ingilizce, psikoloji
gibi çeşitli branşlarda kurslara katılma
imkânı sağlayacağını kaydetti. Yapımı
tamamlanan merkezde hanımların
kısa zaman sonra çok sayıda imkân-
dan faydalanacağını belirten Akgül,
çocuklara, gençlere ve hanımlara
yönelik çalışmaların artarak devam
edeceğini söyledi. Akgül, Mamak
Belediyesi olarak aileyi dikkate alan
bir belediyecilik anlayışı sürdürüyoruz.
Mutlu anne mutlu aile yapısından yola
çıkarak hanımlarımıza gereken
desteği sonuna dek sunuyoruz dedi.
4424 metrekare kapalı alana sahip
merkezin 1700 metrekarelik bodrum
katında bay bayan fitness, soyunma
odaları ve sauna bulunuyor. 879
metrekarelik zemin katta, 632
metrekarelik çok amaçlı salon, 922
metrekarelik birinci ve ikinci katlarda
da 12 adet derslik ve öğretmen odası
bulunuyor. 12 bin 3 yüz metrekarelik
rekreasyon alanı içinde ise çocuk
oyun alanı, fitness alanı, yürüyüş ve
dinlenme alanları ile mini amfi
bulunuyor.
Keçiören’de Bezm-i
Safa Fasılları
HABER MERKEZİKeçiören Estergon Kalesi’nde 4 yıldır düzenlenen
Bezm-i Safa Fasılları, Keçiörenlilerden yoğun ilgi görüyor.
Her Çarşamba Estergon Türk Kültür Merkezi’nin kümbet katında gerçekleştirilen program dinleyicilerine, sanat,
edebiyat ve felsefenin içiçe geçtiği müzikli bir kültür sofrası
sunuyor. Şiir, şarkı ve türkülerle bezeli repertuarı ile
Keçiörenlilere unutulmaz geceler yaşatan fasıl programı,
aynı zamanda sıra gecelerinin modern hayata uyarlanmış
bir örneğini de sergiliyor. Müzikli bir sohbet programı olma
özelliği taşıyan Bezm-i Safa Fasılları’nda, seçilen sohbet
konularının icra edilen Türk musikisi eserleri ile bağlantılı
olmasına özen gösteriliyor.
Programda eskilerin “rindane” dedikleri tasavvufi içerikli,
mistik, felsefi ve edebi konular da işleniyor. Ayrıca Divan
edebiyatından şiirler, beyitler ve tarihi anekdotlar ile anlam
zenginliği elde ediliyor.
Türk musikisini gelecek nesillere tanıtmak ve yaşatmak
için bu tür programları düzenlemeye gayret gösterdiklerini
belirten Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, “4 yıldır
geleneksel hale getirdiğimiz Bezm-i Safa Fasılları,
Keçiörenlilere Türk musikisinin bütün güzelliklerini yansıtıyor. Keçiören için güzel şeyler yapmaya ve vatandaşlarımızı
sanatla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.
Çankaya’da evde
temizlik hizmeti
Çankaya Belediyesi, ihtiyaç sahibi Çankayalılara
evde temizlik hizmeti veriyor.
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, yetkisinde bulunan sokak ve
caddeler ile bölge bölge toplu temizlik hizmeti vermenin
yanı sıra dar gelirli ve ilgilenebilecek yakını bulunmayan
vatandaşlara da Evde Temizlik Hizmeti veriyor.
2014 yılında 341 hanede periyodik olarak verdiği
Evde Temizlik Hizmeti, vatandaşları da memnun ediyor.
Evde Temizlik Hizmeti için başvuran vatandaşların, para
karşılığında temizlik elemanı çalıştıracak maddi durumu
olmayan, engelli ya da engelli bir yakınına bakmak durumunda olan ve yaşı gereği kendi işini yapabilecek
durumda olmayıp ilgilenebilecek yakını da bulunmayan
kişilerden olmasına özen gösteren belediye, bu hizmeti
ücretsiz olarak veriyor.
Çankaya’da ikamet eden vatandaşların yararlandığı
Çankaya Belediyesi Evde Temizlik Hizmeti, başvuru
yapan ihtiyaç sahiplerine periyodik olarak hizmet veriyor.
Çankaya Belediyesi’nin kadın işçilerinden oluşan evde
temizlik ekibi, evin kapı, cam, halı silme, süpürme, toz
alma gibi komple temizliğini gerçekleştiriyor.
TODAM’lardan 8 bin
kursiyer yararlandı
2014 yılında Çankaya Belediyesi Toplumsal
Dayanışma Merkezleri ve Çankaya Evleri’nden yaklaşık 8 bin kursiyer faydalandı.
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezleri
(TODAM) ve Çankaya Evleri, 2014 yılı boyunca yaklaşık 8
bin kursiyere ev sahipliği yaptı.
Merkezlerde yıl boyunca “Kanserde erken teşhis ve
tedavi”, “Stresle başa çıkabilme” gibi konularda sunumlar
yapılmasının yanı sıra, okuma yazma kurslarından fotoğraf
derslerine kadar geniş bir yelpazede eğitim verildi.
Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda, eğitim ve üretim
merkezi olmayı sürdüren TODAM’larda ve Çankaya
Evleri’nde, takı tasarımı, dikiş, kırkyama gibi alanlarda
yetişen kadınlar için ekonomik gelir elde etmenin de önü
açılmış oldu.
EKONOMİ
6 Ocak 2015 Salı
Bu yılı yüzde 15 civarında
bir daralmayla kapatması
düşünülen otomotiv
pazarı için gelecek yıla ait
Radikal bir iyileşme
öngörülmese de pozitif
bir beklenti var. Sektör
temsilcileri, 2015'te
pazarın bir miktar
büyüyerek 775-825 bin
seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.
İSTANBUL- Otomotiv Distribütörleri Derneği
(ODD) Genel Koordinatörü Hayri Erce, Anadolu
Ajansı AA muhabirine yapmış olduğu duyuruda ,
2014 senesinde kur ve nema oranlarındaki yükselişler, Özel Tüketim Vergisi'ndeki (ÖTV) yükselme , Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumunun (BDDK) kredi işlemlerine getirdiği
sınırlamalar, büyümede ivme kaybı ve özel sektör
tüketim ve yatırımlarındaki zayıflığın otomotiv
pazarında daralmaya yol açtığını belirtti .
Erce, 2014 senesi otomotiv sektörü yekün
pazarının 725-775 bin aralığında gerçekleşeceğini
öngördüklerini ifade etti.
Hayri Erce, bunları açıkladı :
"2015 senesinde ABD Merkez Bankasının
(Fed) ekonomideki iyileşmeye paralel olarak, politika nema artırma beklentisi, Avrupa Merkez
Bankasının (ECB) ekonomik toparlanmayı
desteklemek amacıyla parasal genişlemeye
devam etme kararı, jeopolitik gelişmeler, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) enflasyonla mücadele kararlığı, cari işlemler açığındaki
gelişim, yapısal reformlara ait atılacak adımlar ve
içerisinde bulunulan seçim süreci etkili olacak."
Gelecek seneye ait tahminlerin bir miktar
daha pozitif olduğunu ifade eden Erce, 2015'te
Mücevher
ihracatında
hedef aşıldı
ADANA- MUZAFFER ÇAĞLIYANER
- Sektör temsilcilerince 2014 sonunda 3 milyar dolara ulaşması hedeflenen mücevher ihracatında 3,1 milyar
dolar rakamına ulaşıldı.
AA muhabirinin Türkiye
İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre,
2014'ün başında durgun seyreden
ancak yıl sonuna doğru rekor
artışlar gerçekleştiren mücevher
sektörü, eylül ayında yüzde 98,6,
ekim ayında yüzde 70,4'lük artış
gösterirken, kasım ayında yüzde
116'lık artış ve 520 milyon 776 bin
dolarla son 14 yılın aylık bazda en
yüksek ihracat rakamına ulaştı.
Aralık ayında ise bir önceki yılın
aynı dönemine göre yüzde 106'lık
artış, bir önceki aya nazaran yüzde
25'lik düşüş gösteren mücevher
ihracatı 390 milyon 243 bin dolar
seviyesinde gerçekleşti.
HEDEFLENEN RAKAMI AŞTI
yekün pazarın yeni öngörüler istikametinde bir
miktar daha büyüyerek 775-825 bin seviyesinde
gerçekleşmesinin beklendiğini belirtti .
Sektör açısından 2014'ün ilk çeyreğinde
sonuçların iyi bulunmadığı söyleyen Erce,
"Seçimler ertesi pazarda hareketlenme yaşandı.
Buna bağlı olarak 2015'te ilk çeyrek baz etkisiyle
daha yüksek çıkacaktır. Mayıs ayında kapılarını
açacak olan Uluslararası İstanbul Autoshow da
pazara ivme katacaktır" diye belirtti .
"EN ÖNEMLİ PROBLEMLERDEN
BİRİ YAŞLI ARAÇ PARKI"
Hayri Erce, dünya otomotiv endüstrisinin
teknoloji geliştirirken çevreci anlayışın ön planda
tutulduğu bir süreci yaşadığına dikkati çekti.
AB ( Avrupa Birliği AB ) ülkelerinde ve Kyoto
Sözleşmesi'ni imzalamış ülkelerde, çevrenin
korunması ve çevre kirliliğiyle mücadelenin
öncelikli ve esas konular arasında yer almakta
olduğunu ifade eden Erce, şu şekilde devam
etti:
"Batı Avrupa ülkelerinde vasıta parkı yaş
vasatları 8- dokuz civarında. Özellikle Avrupa
ülkelerinde çevre bilinciyle sistematik ve daimi
bir biçimde vasıta parklarının gençleştirilmesine
çok büyük ehemmiyet veriliyor. Ülkemizde 2013
sene sonu vasıta parkı verilerine göre, 12 yaş
üzerinde arabaların toplamdaki payının % 48'i
üstüne gecirdiği görülüyor. Sektörümüzün en
önemli problemlerinden birisi maalesef 'yaşlı
vasıta parkı' olmaya devam ediyor. Bugüne
kadar yapılan çalışmaların ağır ticari araçlar için
verdiği pozitif sonuçları görüyoruz ve bunların
ilave önlemlerle otomobilleri de kapsayacak
biçimde geliştirilmesini arzu ediyoruz."
Erce, 2014 sonu itibarıyla zamanı dolan
Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve
Eylem Planı'nın tekrardan yapılandırılmasının
ehemmiyet taşıdığını vurguladı.
Hayri Erce, şu şekilde diye belirtti :
"Hazırlıkları devam eden ve ODD'nin de katkıda
bulunduğu 2. Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji
Belgesi ve Eylem Planı'yla sektörün gelişimi,
ömrünü bitirmiş araçların bir plan çerçevesinde
çevre ve insan sağlığı bakımından parktan
çekilmesi ve lazım gelen altyapı çalışmalarına da
yer vererek global arenada rekabet üstünlüğünün gelişmesi bakımından gereksinim duyulan düzenlemelerin yapılacağını umuyoruz."
(AA)
Otomotiv, 2014’ü tarihinin ikinci
en yüksek ihracatıyla kapattı
BURSA - HALUK YÜKSEL - Türkiye ihracatının lokomotifi konumunda bulunan otomotiv
endüstrisi, 2014 yılında, bir önceki yıla göre,
yüzde 4,5'lik artışla 22 milyar 270 milyon 672 bin
dolar ihracat gerçekleştirerek, sektörel şampiyonluğunu 9'uncu kez ilan etti.
Otomotiv sektörü, böylece 24 milyar 730 milyon 601 bin dolar ile tüm zamanların ihracat rekorunun kırıldığı 2008'den sonraki en yüksek ikinci
dış satım rakamına imza attı.
AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi
(TİM) kayıtlarından derlediği bilgilere göre, otomotiv sektörü, 2013'ün ocak-aralık döneminde
21 milyar 303 milyon 172 bin dolar olan dış
satımını, bu senenin aynı sürecinde yüzde 4,5'lik
yükselişle 22 milyar 270 milyon 672 bin dolara
taşıdı.
Sektör, Türkiye'nin bu dönemdeki 157 milyar
622 milyon 57 bin dolarlık toplam ihracatından
yüzde 14,1 pay alarak, 9'uncu sektörel şampiyonluğunu da elde etti. Otomotivi, yüzde 11,9 pay
ile "hazır giyim ve konfeksiyon", yüzde 11,3 ile
"kimyevi maddeler ve mamulleri" ve yüzde 8,4 ile
"çelik" izledi.
Otomotiv sektörünün, geçen sene aralık ayında
1 milyar 764 milyon 315 bin dolar olan ihracatı
ise bu yılın aynı ayında yüzde 1,5'lik artışla 1 milyar 789 milyon 927 bin dolara yükseldi. Sektör
ihracatı böylece, ekim ve kasım aylarındaki
düşüşün ardından yeniden artış kaydetti.
Yıla ocak ayındaki yüzde 6,8'lik artışla
başlayan, şubatta yüzde 2,9 ve martta yüzde
14,2'lik yükselişlere imza atan sektör, nisanda ise
yüzde 18,7'lik artışla aylık bazda 2014'ün en
büyük oranına ulaşmıştı. Sektör, mayısta yüzde
11,5, haziranda 12,8, temmuzda yüzde 2,1,
ağustosta yüzde 0,4, eylül ayında yüzde 0,2
büyüme kaydetmişti. Otomotiv ihracatının, yılbaşından itibaren kesintisiz süren yükseliş trendi,
ekimde yüzde 2,1, kasımda da 11,1'lik düşüşle
kırılmıştı.
Otomotiv endüstrisinin, 2014 yılında, en çok
ihracat yaptığı ilk 10 ülkenin 8'i, Avrupa Birliği
(AB) üyelerinden oluştu.
2014'te, bir önceki yıla göre, yüzde 20,31'lik
artışla 3 milyar 671 milyon 69 bin dolar ihracat
yapılan Almanya, açık ara ilk sırada yer alırken,
sırasıyla İngiltere'ye yüzde 15,62'lik artışla 2 milyar 450 milyon 882 bin, Fransa'ya yüzde 1'lik
düşüşle 2 milyar 378 milyon 489 bin, İtalya'ya
yüzde 3,15'lik artışla 1 milyar 763 milyon 332 bin,
Belçika'ya yüzde 7,37'lik artışla 1 milyar 43 milyon 300 bin ve İspanya'ya yüzde 25,45'lik artışla
968 milyon 136 bin dolar ihracat yapıldı.
Otomotiv sektörünün ihracatında, 2013'te 5'inci
olan, ancak 2014'te kendisine 7'nci sırada yer
bulabilen Rusya'ya gerçekleştirilen dış satım ise
yüzde 31,57'lik rekor düşüşle 794 milyon 67 bin
dolara geriledi. Sektörün ihracatında ilk 10'da yer
alan diğer ülkelerden Slovenya'ya yüzde 9,40'lık
artışla 556 milyon 811 bin, İsrail'e yüzde
29,79'luk artışla 541 milyon 223 bin ve
Romanya'ya yüzde 6,72'lik düşüşle 536 milyon
923 bin dolar dış satım gerçekleştirildi.(AA)
Türkiye, Avrupa’nın en ucuz
gaz tüketen ikinci ülkesi
Mücevher İhracatçıları Birliği
Başkanı Ayhan Güner, kasım ayında
2,7 milyar dolar rakamına ulaşan
mücevher ihracatının aralık ayı sonu
itibariyle 3 milyar doları yakalayacağını açıklamıştı. TİM tarafından
açıklanan 2014 yıl sonu ihracat
rakamları incelendiğinde, mücevher
ihracatının 3 milyar 108 milyon 750
bin dolar rakamına ulaşarak, sektör
temsilcilerince belirlenen hedefin de
üzerine çıkıldığı görüldü.
Tüm sektörlerin ihracatları incelendiğinde ise mücevher sektörü,
gerek aylık gerekse yıllık bazdaki
performansıyla ihracat rakam artışı
en fazla gerçekleşen sektör oldu.
Aralık ayı mücevher ihracatı, geçen
yılın aynı dönemine oranla yüzde
106'lık, 2014 yılı toplam ihracatı ise
geçen yıla oranla yüzde 38'lik artışla
en fazla artış gösteren sektör oldu.
(AA)
ANKARA- Türkiye Avrupa
ülkeleriyle kıyaslandığında
2014'ün ilk yarısında en
ucuza doğalgaz tüketen ikinci
ülke oldu.
AA muhabirinin Avrupa
İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinden derlediği bilgilere
göre, 2014 yılının ilk 6 aylık
döneminde Türkiye konut
tüketiminde kullanılan her 100
kilovatsaat doğalgaz için
vergiler dahil 3,3 avro, sanayi
için 2,4 avro ödedi. Buna
göre, Türkiye Romanya'dan
sonra 100 kilovatsaat doğalgaz başına en düşük fiyatı
ödeyen ikinci ülke oldu.
Türkiye 2013 yılının aynı
döneminde her 100 kilovatsaat doğalgaz başına konutlar için 4,1 avro, sanayi için 3,1
avro ödedi.
Avrupa ülkeleri arasında konut
tüketiminde kullanılan her 100
kilovatsaat doğalgaz için 3,1
avro ödeyen Romanya,
sanayide kullanılan her 100 kilovatsaat doğalgaz için 3 avro
ödeyerek Avrupa'nın doğalgazı
en ucuza tüketen ülkesi oldu.
Doğalgazı en ucuza ithal eden
Avrupa ülkeleri arasında
Türkiye'yi konutlarda her 100
kilovatsaat başına 3,7 avro ve
sanayide 4 avro ödeyen
Macaristan takip etti. Sırbistan
ve Hırvatistan da dört ve beşinci
sıralarda yer aldı. (AA)
7
Borsadan bu yıl
rekor gelebilir
İSTANBUL - BEKİR GÜRDAMAR - Borsa
İstanbul, 2014 yılında yatırımcısına yüzde 26,43
kazandırarak tarihinin en yüksek yıllık kapanışını
gerçekleştirirken, analistler 2015 yılında tüm zamanların en yüksek seviyesinin görebileceği tahmin ediyor.
BIST 100 endeksi 2014 yılında yurt içinde yerel ve
cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle siyasi gelişmeler
ile yurt dışında merkez bankalarının ekonomik
aktiviteyi desteklemek için attığı adımlar piyasaların
yönü üzerinde ana belirleyici oldu.
2013 yılını yüzde 13,31 düşüşle 67.801,73 puandan tamamlayan BIST 100 endeksi, 2014 yılında
yüzde 26,43 artışla önceki yıl kayıplarını fazlasıyla telafi
etti ve 85.721,13 puan ile tüm zamanların en yüksek
yıllık kapanışını yaptı.
Analistler, 2015 yılında özellikle ilk yarıda faizlerde
düşüş ve döviz kurlarındaki durağan görünüm ile birlikte BIST 100 endeksinin 95.000 - 100.000 aralığını
test edebileceğini tahmin ediyor. BIST 100 endeksi
tüm zamanların gördüğü en yüksek seviye rekorunu
22 Mayıs 2013 tarihinde 93.398,33 puan ile kırmıştı.
AA muhabirine konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı Baki
Atılal, 2015'te oynaklığın yüksek olacağını, azalan
maliyetlerle birlikte şirket karlılıklarında artışların öne
çıkacağını ifade etti.
2015 yılının ilk yarısında Avrupa, Japonya ve Çin
Merkez Bankası'nın parasal genişleme hamleleri ile
birlikte faizlerde düşüşlerin görülebileceğini aktaran
Atılal, "Faiz indirimi ile birlikte bankaların net faiz gelirlerinin artmasını, sanayi ve hizmet sektörlerindeki
borçlu şirketlerin faiz yükünün azalmasını beklemekteyiz. Finans dışı şirketlerde ise kar marjlarındaki artışta enerji ve hammadde maliyetlerindeki düşüşlerin ana
etken olacağını düşünüyoruz" dedi.
Atılal, 2015'in ilk yarısında faizlerdeki gerileme beklentilerinin gerçekleşmesi durumunda Borsa
İstanbul'da temettü verimliliğinin ön plana çıkacağını
ifade ederek, yılın ikinci yarısında ise ABD Merkez
Bankası (Fed) harici merkez bankalarının attığı para
politikası adımlarının etkisinin görüleceğini ve Fed'in
normalleşme politikasına geçmesiyle birlikte
oynaklığın artacağı ciddi bir süreç içine girileceği tahminini aktardı.
Yurt içinde ise haziran ayında gerçekleştirilecek
genel seçimlerden çıkacak tablonun da politika ve
ekonomi yönetimindeki dengeler anlamında
piyasaların yönü üzerinde belirleyici olabileceğini
söyleyen Atılal, özellikle TCMB'nin atacağı adımlar
konusunda etkili olması nedeniyle dolar/TL'nin
seyrinin yakından takip edileceğine değinerek değerlendirmesine şöyle devam etti: "2015 yılı ilk yarısında,
2. yarıya kıyasla daha iyi performans beklediğimiz baz
senaryomuza göre dolar/TL'nin, 2,28 - 2,45 geniş
bandında hareket edeceğini ve ortalama denge noktasının 2,36 seviyesinde oluşacağını tahmin ediyoruz.
BIST 100 endeksinde ise 12 aylık hedef değerimiz
97.500 puan seviyesinde." (AA)
Marmaris’te konut
yapacak arsa kalmadı
MUĞLA - LEVENT KİŞİ - Marmaris'te son yıllarda
yaşanan arsa sıkıntısı nedeniyle bazı turistik tesislerin
yıkılarak yerine fiyatları 2 milyon liraya kadar çıkabilen
lüks daireler yapılıyor.
Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden
Marmaris'te, inşaat firmalarının son dönemde birçok
rezidans yaparak satışa sunması dikkat çekiyor.
Bazıları otellerin yerine yapılan rezidansların fiyatları,
450 bin ila 2 milyon lira arasında değişiyor.
Marmaris Emlakçılar Derneği Başkanı Mustafa
Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçedeki
sahil kesimlerinde bulunan bazı yerlerin "tercihli alan"
olduğunu söyledi. Bu alanların, arsa sahibinin turistik
tesis veya konut olarak kullanmayı tercih edebileceği
anlamına geldiğine işaret eden Ünal, bundan dolayı
bazı mülk sahiplerinin otelleri yıkarak yerine lüks rezidanslar yaptırdığını aktardı.
Bu uygulamanın yanlış olduğunu savunan Ünal,
"Marmaris denilince herkesin aklına oteller geliyor.
Turizmle geçimini sağlayan bir ilçede otellerin konuta
dönüştürülmesi katma değer kaybına neden oluyor"
dedi. Bu yıl Atatürk Caddesi'nde bulunan deniz
kenarındaki yaklaşık bin yatak kapasitesine sahip
otellerin yıkılarak yerine rezidanslar yapıldığını belirten
Ünal, bu durumun turizme zarar verdiğini, istihdam
kaybına neden olduğunu öne sürdü.
Ünal, "Belediyenin turistik tesis alanlarına rezidans
yapılmasına izin vermesi" konusunda Marmaris
Emlakçılar Derneği olarak BİMER aracılığıyla
şikayette bulunduklarına değinerek, başvuru üzerine
belediyenin "tercihli alan" uygulaması kapsamında
mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda karar verildiği
yönünde cevap verdiğini dile getirdi.
Turizm merkezlerinde tercihli alanlardaki otellerin
yıkılarak yerine konut yapılmasıyla ilgili belediyelerin
inisiyatif alarak turistik tesiste ısrarcı olması gerektiğini ifade eden Ünal, "Günü kurtararak kısa vadede
gelir elde etmek isteyen bazı arsa sahipleri, turizmi
değil kendi cebini düşünerek hareket ediyor" diye
konuştu. (AA)
KAYIP
İşyeri açma kuşatımı kaybettim.
Hükümsüzdür.
Mustafa EKMEKÇİ
8
EKONOMİ
6 Ocak 2015 Salı
Dünya fındık
üretiminin
yaklaşık yüzde
75'ini elinde
bulunduran
Türkiye'nin geçen
yıl, 110 ülkeye
ihracatından
2 milyar 314
milyon dolar
döviz girdisi
sağladığı
bildirildi.
Fındık, ihracatta rekor kırdı
ORDU- HAYATİ AKÇAY - Karadeniz Fındık
ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) ve Fındık
Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Edip
Sevinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1
Ocak ile 31 Aralık 2014 arasında Türkiye'nin 110
ülkeye 252 bin 528 ton iç fındık sattığını söyledi.
Sevinç, 12 aylık dönemde ihraç edilen 252 bin
528 ton fındık karşılığında 2 milyar 314 milyon
253 bin dolar döviz girdisiyle son bir yılda rekora
ulaşıldığını vurguladı.
Türkiye'nin dünya fındık üretim ve ihracatının
büyük kısmını elinde bulundurduğunu belirten
Sevinç, "Bir yıl içerisinde fındıkta elde edilen
döviz girdisi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir
rekordur. Bunda Türk fındık ihracatçısının büyük
başarısı var" dedi. Rakamların, Türkiye'nin 2023
ihracat hedefi düşünüldüğünde sevindirici
olduğuna dikkati çeken Sevinç, "Bizim açımızdan
baktığımızda bu rakamlar son derece mutluluk
verici. Burada önemli olan bir konu da hiçbir ithal
girdisi olmadan, tamamen bu ülkenin yerli kaynakları, yerli katma değeri kullanılarak yapılmış bir
ihracattır" diye konuştu.
Edip Sevinç, 2014 rakamlarının "fındıkta kaos ortamı
oluşacağı" söylentilerinin de
önüne geçtiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Sezon boyunca
hep olumsuz
söylemler yer aldı,
tereddütler had safhadaydı. Türkiye ihraç edecek, sanayici de kullanacak fındık bulamayacak deniliyordu. Hatta
fındıkta bir kaos ortamı
olacağı söyleniyordu. En başından itibaren Türkiye'de yeterli derecede fındık
olduğunu, ihracatımızın da sorunsuz bir şekilde
devam edeceğini söylemiştim. Bugün herkes
gerçeği görmüştür. Piyasa arz ve talep dengesine
göre oluşmaktadır. İhracatçımıza yetecek kadar
fındık mevcuttur. Serbest piyasa devam ettiği
sürece bu böyle gidecektir."
Sevinç, "Hükümetimizin bugüne
kadar olan yaklaşımı ve aldığı kararlardan, serbest piyasa rejimini
devam ettireceğine dair kuvvetli
sinyaller alıyorum. Bu böyle devam
ettiği sürece her şey normal
seyrinde gidecektir" ifadesini kullandı. Yeni yıldan beklentilerini de
anlatan Sevinç, fındık ihracatından yaklaşık 2 milyar
800 milyon dolar döviz girdisi
beklediklerini, bunun da yeni
bir rekor olacağını vurguladı.
Türkiye'de zirai don nedeniyle
ürünün az olduğunu ve bunun da ihracat fiyatına yansıyacağını aktaran Sevinç, 2015 yılında
miktar bazında azalma beklediklerini ancak döviz
girdisinin yüz güldüreceğini sözlerine ekledi.
Türkiye, 2013 yılında 105 ülkeye yaklaşık 275
bin ton iç fındık ihraç ederek, karşılığında 1 milyar
760 milyon dolar gelir elde etmişti. (AA)
Esnaf doğalgazda da
indirim istiyor
ANKARA Türkiye Esnaf ve
Sanatkarları
Konfederasyonu
(TESK) Genel
Başkanı Bendevi
Palandöken,
akaryakıt fiyatlarındaki indirimin
sevindirici
olduğunu ancak
yeterli olmadığını,
doğalgazda da
indirime gidilmesi
gerektiğini bildirdi.
Palandöken,
yaptığı yazılı açıklamada, hazirandan bu yana
petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün sevindirici
olduğunu ve Türkiye'nin yaklaşık 6 aylık bir zaman
içerisinde indirimlerden 5 milyar dolara yakın kar
elde ettiğini belirtti.
Rusya ile doğalgaz görüşmelerinde sağlanan
yüzde 6'lık indirimi daha da arttırma yoluna
gidilmesini anlatan Palandöken, düşürülen fiyatların mutlaka halka da yansıtılması gerektiğini
bildirdi.
Petrol fiyatlarında yüzde 52'lik düşüş
yaşandığına dikkati çeken Palandöken, şunları
kaydetti:
"Buna rağmen 4 lira 99 kuruştan satılan 95
oktan kurşunsuz benzin yüzde 16 düşüşle 4 lira
19 kuruşa indi. Petrol fiyatlarındaki düşüşün halkın
diğer kesimlerine de yansıması sağlanmalı.
Motorinde yapılacak yüksek oranlı indirim en yüksek fiyat artışının görüldüğü yaş sebze ve meyve
fiyatlarının da düşmesini sağlayacak. Hem enflasyonun düşmesine etkisi olurken hem de vatandaş
ucuza meyve sebze tüketecek."
"Akaryakıtta indirim sevindirici ama yeterli
değil, doğalgazda da indirime gidilmeli" ifadesini
kullanan Palandöken, doğalgaz ve elektrik fiyatlarında indirime gidilmemesinin vatandaşları zor
durumda bıraktığını kaydetti. Palandöken, fiyatlarda indirim için gerekiyorsa vergilerde indirime
gidilmesini istedi. (AA)
Aspirde 2014 hedefi aşıldı
KONYA - Yağından biyodizel ve yemeklik
yağ elde edilen kuraklık bitkisi aspirde, geçen
yıl 76 bin ton ile hedefin üzerinde üretimin
gerçekleştiği bildirildi.
Türkiye'de yıllar geçtikçe üretimi artan ve
biyodizel ile yemeklik yağ elde edilen aspirin
alternatif enerji sektöründeki yeri gittikçe artıyor. Yılda iki kez hasadı yapılabilen aspirin ilgi
görmesinde, üretimine verilen devlet desteği
primiyle yetiştirilmesinin kolay oluşunun etkili
olduğu belirtiliyor.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Endüstriyel Bitki Ana Bilim Dalı Başkanı ve
Türkiye Aspir Derneği Başkanı Prof. Dr. Fikret
Akınerdem, AA muhabirine açıklamada,
Emperyalizmin ekonomik çıkarları üzerine inşa ettikleri ve onlara
göre ebediyete dek sürmesi için
politik , diplomatik ve özellikle silah
sanayisindeki üstün başarıları
onları,onlara göre dünyanın efendisi
yapmıştı. Bu yeterlimiydi? Tek başına değil birde müşteri hedef kitleleri
vardı, olması da gerekiyordu.
Ürettiklerini pazarlamak için Pazar
gerekirdi. Onlar için en önemli ve
nerdeyse tek pazar İslam
coğrafyasıydı, . Her şeyin tamam
olması için İslam coğrafyasının asla
demokratikleşmemesi hak ve özgürlüklere sahip olmaması gerekiyordu.
En kolayı buydu, genelde feodal bir
yapıya sahip coğrafyamızda böl
parçala yut politikası her zaman batı
toplumlarının başarılı taktik uygulama ve kesin sonuç aldıkları işlem
alanı olmuştur. Ülkemizde dâhil tüm
yönetimler öncelikle emperyalist
ağa babalarından her konuda icazet
yetki ve onay almalıydılar. (son on
yılın Türkiye’sini emperyalist güçlerin himaye himmet ve sömürüsünden halk iradesi ve demokratik
uyanışıyla ve inşallah ebediyete
kadar durdurduk.) Türkiye
ekonomik, diplomatik ve
demokratik her uyanış ve
silkinişinde karşısında emperyalizmin uşakları emir erleri ihtilal ve
darbecileri gördü. Asla hak ettiği
konuma gelemedi. Ülke ve millet
olarak bizi tam anlamıyla parçalamak yok etmek politik ve askeri
güç olarak menfaatlerine ters
geldiğinden ve tüm irade ile kontrolümüz onların elinde olduğundan
onlar ne emir buyurduysa o kadar
demokrasiye sahip olduk, ne kadar
lütfettilerse o kadar milli gelirimiz
arttı.
Orta doğuda ise tam bir vahşet ve
faşizan sistemle istek ve gayelerine
ulaştılar. Bazı zengin yer altı kaynaklarına sahip Arap ülkelerine
himayelerinde kukla yönetimler
halk iradesiyle asla bağı olmayan
totaliter rejimler kurarak perde
arkasında bu ülkeler ve yönetimlerin
de tek söz sahibi konumuna geldiler.
Bazen istisnalar olduğunda kaideleri
bozmadan başkaldıran değil, onlara
aspirin, Türk çiftçisi tarafından son yıllarda
yoğun ilgi gördüğüne dikkati çekti.
Aspirde son 3 yılda 30 bin hektar alandan
45 bin 500 ton üretim gerçekleştirildiğini dile
getiren Akınerdem, geçen yıl aspirde üretim
hedefinin 60 bin ton olduğunu bildirdi.
Akınerdem, 2014'te bu rakamın üzerinde
bir artışla 76 bin tona ulaşıldığını vurgulayarak,
"Bunun ekonomimize katkısı 300 milyon lira
civarıdır. Bu rakam azımsanacak bir oran
değil. Bundan yaklaşık 20 bin ton yağ elde
edildi. Biyodizel ağırlıklı kullanılan aspirin
gıdalık yağ olarak kullanımı da mümkün" dedi.
Sözleşmeli üretim desteği olan bitki grubu
içinde aspirin de yer aldığını anlatan
Akınerdem, bu bitkiye yetiştirenlere üretim
teşviki desteği verildiğini kaydetti.
Verilen teşviklerin ürüne ilgiyi artırdığını
ifade eden Akınerdem, şöyle konuştu:
"Aspir üretimi gerçekleştirilen tarlada
dekara 10 lira destek veriliyor. 2015 yılı için 20
lira olmasını istiyoruz. Tohum üretim desteğinin
ise kilogram başına 45 kuruştan 60 kuruşa
çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu teşvikler
aspirin üretiminin yaygınlaştırılmasında etkili
oluyor. Bu yıl hedefimiz 100 bin ton elde
etmek. Aspirin Orta Anadolu'da üretimi
yaygın. Ülkemizin iklim şartlarına uygun olan
bu bitkinin Türkiye'nin her bölgesinde ekilmesi
için çalışmalarımız sürecek." (AA)
YAŞAMA AKADEMİK BAKIŞ
Orhan Hikmet AZİZOĞLU
[email protected]
IUC ULUSLARARASI ÜNİVERSİTELER KONSEYİ BAŞKANI ORHAN HİKMET AZİZOĞLU
2015 YILI ARTIK BARIŞ VE KARDEŞLİK OLACAKTIR.
baş kaldırma ihtimali olanları bile
acımasızca yok ettiler. Önceleri
emperyalist güç odağı olarak 2 Blok
koydular önümüze doğu bloğumu
batı bloğumu biz hiç biri deme
hakkına sahip değildik. Çünkü onlar
sadece hangi bloğa katılmak istiyorsunuz gibi büyük bir lütufta
bulunuyorlardı, yoksa sizin kirli
savaşlarınızda bizler Müslüman
toplumlarız sizinle din, aile, sosyal
yaşam, kültürel, tarih ve gelecekle
ilgili ortak bir değer veya kavramlarımız yok, bizi rahat bırakın demeye hakkımız yoktu, çünkü 2
emperyalist güçten birinin himaye
ve himmetine girmek yaşamsal
koşuldu.Türkiye Mısır veya
Pakistan benzeri kalabalık nüfusu ve
güçlü askeri gücü olan ülkelerde ise
işi yorulmadan çözmüşlerdi.
İhtilallar yani onların talimatıyla
hareket eden ve kesin sonuç alan
masrafsız zahmetsiz bir güç odağı
oluşturdular.
Batı toplumları medeniyet
maskesi ile kamufle ettikleri, aslında
insani değerlerden hızla uzaklaşarak
akıp giden yolculukta ilerlerken,
diğer Medeniyet dünyası Doğu
toplumları statükocu bir inat, bir
diretme ile yoksullaşmaya anti
Demokratik sistemlerde yok oluşa
doğru ilerlediler. Direnmeyenler ise
kendi topraklarında kiracı konumuna kendi evlerinde misafir konumuna gelmek zorunda kaldılar. Yani
gelişmemiş ülkeler ya da ekonomik
olarak az gelişmiş sosyal olarak Batı
değer ve kültürleriyle asimile olmuş,
kendi özünden hızla uzaklaşmış
toplumlar ve uluslar
oldular.Ülkemizi Batı ve Doğu
kültürü için tam bir sentez oluşturur.
Statükonun ve değişimin iki bloğu
sanki Batı ve Doğu kültür ile değerlerinin savaşçıları gibi kemikleşmiş,
ezberlenmiş söylem ve eylemlerinden taviz vermeden çağın
getirdiği değişimi kabullenmeyen ya
da insani değerlerin büyük bir miras
olduğunu göz ardı eden iki blok.
Aslında aynı teknenin hamuru
olduklarını aynı geminin yolcuları
olduklarını geçmişte de, gelecekte
de ortak olduklarını biraz düşünseler
anlayacak ve geçmişin bugüne
taşıdığı değer, kavram, kültür ve
inançlardan oluşan mirası ve durmaksızın yenilenen değişimin
gerekliliğini kavrayıp buna göre yol
haritasını ve geleceğin yapısını inşa
edebileceklerdir. Yeni ile eski
çağdışı, çağdaş gibi kavramlar yanlış değerlendirmelere tabii tutuluyor,
tüm insanlığın çağdaş, uygar,
evrensel temel hak ve özgürlüklere
eşit oranda hakkı vardır. Renk, ırk,
makam, şöhret veya ekonomik güç
bu insani değerlerden bireyi farklılaştıramaz. Ne var ki insanoğlu bu
temel algının kaybolmaması ve
hızla uygulanabilir kılınabilmesi için
varlığını borçlu olduğu değerleri
görmezden gelerek bu değerlerin
hızla anlamsızlaşmasına çalışarak
veya sebebiyet vererek aslında şimdinin zaman boşluğuna sığınıp geleceğin insani boyutunu kurmayı heba
etmektedir.
Ulusların ideolojik kavramlarla
yeniden yapılandırıldığı, kültür,
değer ve kaçınılmaz olarak
inançların da yozlaştırıldığı, sınırların yakın zaman diliminde yeniden
belirlendiği yerküremizde, insanoğlu
da yeni bir sınıflandırılmaya tabii
tutuldu. Sermaye, kapitalist yaklaşımlar yeni bir kimlikle karşımıza
çıktı. Bu yeni kapital güç tabakalaşmada kendi elit yerini alma yarışını
önce bireylerin sonra toplumların
hızla ve kaçınılmaz son olarak da
ulusların değer yargılarının hızla
değişmesine, farklılaşmasına ya da
başka bir tanımlamayla güçlüden
yana zayıfın asimilasyonuna sebebiyet verdi.Eski nesil yeni nesil diye
türeyen bir kavram geçmişi yobazlık
geleceğe çağdaşlık olarak içinden
çıkılmaz bir çıkmaz sokak ve
tutarsızlıklar, haksızlıklar ile birlikte
değer, kavram ve kültür yozlaşmasına götürdü. Hiç bir toplumun aslında bu sürecin sonunda kazananı olamazdı. Güçlü zayıfı asimile ederek
güç gösterisi ile meşgul iken kendisinin de hızla değişime uğradığını
fark etmedi. Tüm insani değerlerin
tanımlanmasının farklılaştığını
büyük aileden (dede, nine, amca,
dayı, hala, teyze, baba, anne, kardeş
ve diğer bireyler) çekirdek aileye
(anne, baba ve çocuklar)geçildi, son
yıllarda da ve özellikle küreselleşmeyle çekirdek ailenin yerini
bireysel yaşamın, yalnız yaşayan
bireylerin, paylaşımı olmayan
değerlerin aldığını çok geç fark etti.
Değişik bir zaman sürecini hızla
yaşamaya başladık, batı ile doğu
kültürleri arasında bir hakkaniyetli
entegrasyona acil ihtiyaç vardır.
Batı toplumları yukarıda kısa
analizini yaptığım değişimi
yaşarken Doğu toplumları değer,
kavram, kültür ve inançlarını koruma kaygısı ile ve bazen aşırı reaksiyonlarla çağın gerisinde kaldılar.
Ağır statükonun sonuçlarını yaşa-
mak zorunda bırakıldılar. Bu olgular, bireyler ve toplumsal değerleri
koruma içgüdüsü değişen gelişen
zamana uygun değişim ve gelişimleri engelledi. Doğu toplumlarının
sahip oldukları onların refah düzeyini yükseltecek yer altı, yer üstü
doğal zenginliklerinin farkına varamadan önlerine konan kısır döngüde
dönüp durdular. Tabidir ki zenginliklerinden pusuda oyun kurucular
yararlandılar. Geçmişi yok farz
ederek tüm değerleri inançları,
kültürleri sadece gelenek indirgemesi ile algılayıp somut hiçbir gerekçe
göstermeden yeni bir geleceği neye
göre kimin için inşa ediyorlar? Tüm
insani değerleri yok ederek insanlık
için bir gelecek inşa edilebilir mi?
Eskiyi yeniye dönüştürürken mutlaka bu dönüşümde değerlerin geleceğe taşınması yozlaştırmadan lakin
çağın yani zamanın ilerlemesine
uygun hale getirilerek yapılamaz
mı? Kendimize sormalıyız, sorabilmeliyiz. Toplumsal dönüşümümü
yaşıyoruz yoksa ucu açık belirsiz bir
yolda mı ilerliyoruz ve bu uzun
yolun sonu da bir çıkmaz mı?
Sorusuna cevap bulmalıyız.
İnsanoğlunun en önemli icatlarından olan demiri, insanlığın yararına
ve yaşamsal ihtiyaçları içinde kullanan insandır ve kendi bakış açısından doğruyu yapmaktadır.[ uçak,
sağlık alanları, konut, yol, köprü ve
birçok yaşamsal alanla ya da tersi
[silah, tabanca, savaş uçakları, füzeler yani insanı, doğayı bazen tüm
yaşamsal alanları] yok edende insan
icatlarıdır. Burada tek doğru vardır
demiri insanlığın geleceğini için
yani onun sağlık, refah düzeyi,
ulaşım ve benzeri icatlar için kullanan doğru kullanmıştır.
Kesintisiz ve kalbi
Dularımız,emek ve çalışmalarımız
coğrafyamızda devam eden insanlık
dışı terör eylemlerinin son bulması,Türkiye nin son 12 yılda
kazandığı ve tüm küremizin takdir
ve övgüsü ile örnek aldığı
Demokratikleşme ile birlikte hızla
yükselen refah düzeyi ni tüm İslam
coğrafyasının da 2015 yılında yaşamasıdır.
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
ATATÜRK’ÜN TÜRK DİLİ İLE İLGİLİ
SÖYLEDİKLERİ
Bugünlerde; “Türküm”, “milliyetçiyim” demek kınanır
oldu. Kim yazısında ve konuşmalarında bu iki kelimeyi yazarsa veya söylerse, hemen şovenistlikle ve ırkçılıkla suçlanıyor.
Hele son yıllarda neredeyse cezalandırılması gereken bir suç
işlenmiş gibi görülüyor. Kürt, “ben Kürdüm” derse ve Kürt
ırkçılığı yaparsa kendilerine “ilerici-aydın” etiketini uygun
gören bazı hainler tarafından hoş karşılanıyor. Hatta bu ayrımcılık yapanlar destekleniyor ve “elinden hakları alınmış
masum halk” sınıfına sokuluyor. Sanki, “Hepimiz Ermeniyiz”
diyenler ırkçılık yapmıyor. Sadece ve sadece Türk olduğunu,
milliyetçi olduğunu, Atatürkçü olduğunu ifade edenler ırkçıdır,
şovendir. Diğerleri? Onlar serbest, hem de bu ülkeyi bölünceye kadar serbest.
Bırakınız kendinizi ifade etmeyi, “Türk milleti” kavramı
bile inkar ediliyor. “Türkiyeli” dememiz gerekiyormuş. Yoksa
ırkçılığın en şiddetlisini telaffuz ediyormuşuz. Hele Atatürk’ün
ilke ve inkılaplarını desteklemek, Atatürk milliyetçisi olmak
tamamen suç. Anayasa’dan dahi Atatürk’ü, onun ilke ve inkılaplarına atıfta bulunan kelimeleri bile bu çok bilmiş entel
takımı çıkartmak istiyor.
Bütün ihanet odakları maalesef birleşti. Şu anda kendilerini
güçlü görüyorlar ve her şeyi değiştirebileceklerini zannediyorlar. Onlara göre; her etnik grup kendini ifade edecek ama
sadece “Türk olan” renksiz olacak, “Türk” olduğunu söyleyemeyecek. Türkler, “Türkiyeli” kavramı altında Kürt, Çerkez,
Süryani, Gürcü ve Lazlar sırasında sayılan bir etnik grup olarak ifade edilecek, istenen bu. Bakınız; bunlar Atatürk’e neden
karşılar biliyor musunuz? Atatürk diyor ki: “Biz doğrudan
doğruya milletperveriz ve Türk milliyetçisiyiz; cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne
kadar Türk kültürüyle dolu olursa o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”
İşte ihanet içinde bulunanların karşı oldukları Atatürk’ün bu
sözlerinedir. Büyük Atatürk ne diyor bu sözlerinin içinde?:
“… cumhuriyetin dayanağı Türk topluluğudur.” Türk topluluğunu cumhuriyetin dayanağı olmaktan çıkarmak istiyorlar.
Oysaki Cumhuriyet’in dayanağı olan Türk topluluğunun her
bir ferdi Türk kültürüyle dolu olmalıdır, çünkü Cumhuriyet
ancak öyle kuvvetli olur. Bu sebeple Türk topluluğunun,
Cumhuriyet’in dayanağı olmaktan çıkararak “Türkiyeli” üst
kimliği altında sıradan bir etnik topluluk hâline getirmek istiyorlar. Asla başaramayacaklar asla! Çünkü Büyük Atatürk’ün
şu sözleri bizim için Cumhuriyet’in temel ilkesidir.
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı, Türk milletidir.”
Evet bu cumhuriyeti kuran Türk milletidir. Biz de bununla
övünüyoruz. Aynen Atatürk’ün övündüğü gibi:
“Benim yaratılışımda fevkalade olan bir şey varsa, Türk
olarak dünyaya gelmemdir.”
Şunu da çok iyi biliyoruz ki bir milletin varlık sebebi dilidir.
Hiçbir zaman devletimizin dilini başka dillerle ortak seviyeye
getirilmesine izin veremeyiz. Hiçbir Türk kendi bilincinde
olduğu sürece resmi dilimiz Türkçe’nin yanında başka
Esperanto bir dile ne Anayasasında ne de eğitim sistemi içerisinde yer vermeye izin vermez. Milletimiz bu girişimlere mutlaka engel olacaktır. Bu bağlamda bizler Atatürk’ün şu sözünü
bir ilke, bir rehber olarak benimseriz:
“Türk milletinin dili Türkçedir, Türk dili dünyada en güzel,
en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her
Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.”
Bizler Türk dilini sadece, Türkiye Cumhuriyeti içerisinde
konuşulan bir dil olarak düşünmüyoruz. Dünyanın neresinde
Türk varsa güzel dilimiz oralarda da konuşulacaktır. Büyük
Atatürk, Türkçeyi ayağa kaldırırken amacını şu sözlerle dünyaya duyuruyordu:
“Bana öyle bir konuşulan Türkçe yapacaksınız ki; dünyanın
neresinde olursa olsun bütün Türkler temelde bu dili anlayabilecektir.”
Uzun sözlere ne gerek var? Atatürk’ün Türk dili ve Türkçe
ile ilgili şu sözlerini hiçbir zaman unutmayalım, unutmayacağız:
• “Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti,
dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
• “Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü,
Türk milleti geçirdiği nihayetsiz badireler (felaketler) içinde
ahlakını, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün
kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza
olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”
• “Millî his (toplum bilinci) ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişafında
(gelişmesinde) başlıca müessirdir (etkendir). Türk dili dillerin
en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla (bilinçli olarak)
işlensin.”
• “Türkiye dışında kalmış Türkler, ilkin kültür meseleleriyle
ilgilenmelidirler. Nitekim biz Türklük davasını böyle bir müspet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihine, Türk
dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk değerlerine
önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut Türklerinin dil ve
kültürlerini bile ihmal etmiyoruz.”
• “Milletimiz dil ve din gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu
faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından
çekip alamamıştır ve alamaz.”
• “Türk milletinin millî dili ve millî benliği hayatımızda
hakim ve esas olacaktır.”
• “Türk milletindenim diyen her insan, her şeyden evvel ve
mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan
Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna
inanmak doğru olmaz.”
Sonuç olarak diyoruz ki biz dilimizi kimseye peşkeş çekmeyeceğiz. Atatürk’ün direktifleri ışığında güzel Türkçemizi
koruyacağız. Bu dil bayrağını nerede Türk yaşıyorsa oraya
taşıyacağız. Çünkü biz Türküz ve Atatürk milliyetçisiyiz.
Aynen Atatürk’ün Türk milliyetçisi olduğu gibi:
“Şu kadarını belirtmeliyim ki ben her şeyden evvel bir Türk
milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle öleceğim.”
"İstanbul Coffee Festivali"ni 4
günde 14 bin 270 kişi ziyaret etti
İSTANBUL - Karaköy'deki Galata Özel Rum
İlköğretim Okulu'nda düzenlenen "İstanbul
Coffee Festival"i, 4 günde 14 bin 270 kişi ziyaret
etti. Festivali düzenleyen DSM Grup'tan yapılan
açıklamaya göre, beklenin üzerinde ilgi gören
festivali 4 günde 14 bin 270 kişi ziyaret ederken,
6 bin fincan Türk kahvesi ile mırra tüketildi.
Bir tona tona yakın kahve çekirdeğinin öğütüldüğü, 55 bin bardak kahve farklı demleme çeşitlerinin ikram edildiği festivalde, 5 tona yakın su
kullanıldı. Festivalde verilen kahve demleme eğitimlerine bin 200, seminerlere de bin 800 kişi
katılırken, 20 litre sahlep tüketildi, 4 ton tam yağlı
sütler, latte olarak katılımcılara ikram edildi.
Festivalde, 14'ü yabancı 34 sanatçı katılırken,
100 sanat eseri sergilendi.
Davetlilere 26 bin çikolata ve lokumun ikram
edildiği festivalde, 200'ün üzerinde barista hem
çalıştı hem de yarıştı.
DSM Grup Başkanı ve Festival Direktörü
Alper Sesli, uzun süredir İstanbul'un ismi ile anılacak bir kahve festivali düzenlemeyi hayal ettiklerini vurgulayarak, kahve severleri bir araya
getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
(AA)
6 Ocak 2015 Salı
9
Dededen kalma arşivini
konservatuvara bağışladı
Gaziantep'te yaşayan 65 yaşındaki emekli makine mühendisi Reşat Önal, Türk müziğine ait nota, ses
ve çeşitli bilgilerden oluşan 125 yıllık arşivini Fırat Üniversitesi (FÜ) Devlet Konservatuvarına bağışladı.
ELAZIĞ - Önal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk müziği sevgisinin dedesinden
babasına, babasından da kendisine geçtiğini
belirterek, bu sevginin, Türk müziğine ait el yazması ve baskılı nota, ses ve nazari (kuramsal)
bilgilerin bulunduğu Osmanlıca ve Türkçe yazılmış çok sayıda kitap ve 60 klasörden oluşan
125 yıllık bir arşivin oluşmasına vesile olduğunu
söyledi.
Arşivini koruyacak kimsesi olmadığından
bunu nasıl değerlendireceğini uzun süre düşündüğünü anlatan Önal, FÜ Devlet Konservatuvarı
yetkilileriyle irtibata geçtiğini ve yakın ilgilerinden
dolayı arşivini konservatuvara bağışladığını dile
getirdi.
Önal, arşivinde dedesi ve babasından devraldıklarıyla kendi biriktirdiği materyallerin yer aldığını ifade ederek, "Yaklaşık 350 kitap ve 60'a
yakın klasörde biriktirilmiş notalar ve dokümanların hepsini buradaki gençlerin istifadesi için
bağışladım. O kitapların benden sonra ne olacağı konusunda bir fikrim yoktu. En azından elimiz
ayağımız tutarken konservatuvara bağışladık ki
bu kitapların burada çok daha iyi değerlendirileceği düşüncesindeyim" dedi.
Arşivinden yararlanarak Türk müziğindeki
makamlar ve ses sistemleriyle alakalı bugüne
kadar 10 kitap yazdığını anlatan Önal, Türk
müziğinin tarihiyle ilgili çok geniş kapsamlı çalışmaya başladığını ancak sağlık sorunları nedeniyle bu çalışmanın çok yavaş ilerlediğini kaydetti.
Türk müziğinin tarihiyle ilgili bugüne kadar
çok açıklayıcı ve doğru bir çalışma yapılmadığını
ileri süren Önal, konservatuvardaki akademisyenlerle çalışmasını tamamlayıp Türk müziği
tarihine ışık tutmayı planladıklarını belirterek,
şunları söyledi:
"Bugün Türk müziğinde kullandığımız seslerin kökeni bundan bin 200 sene öncesine daya-
nır. Bu ses sistemleri ilk el-Kindi zamanında
ortaya konulmuş. Sonra bin 300 senelerinde
Abdülmümin Urmevi, müzikle ilgili iki büyük
kitap yazmış. Sonra Abdülkadir Meragi,
Umrevi'den 100 sene sonra buna benzer nazariyat (kuramlar) kitapları yazmış. Maalesef bu
kitapların bir kısmı İngiltere Müzesi'ndedir, bir
kısmı Şam'dadır ancak savaş nedeniyle ne haldedir bilmiyoruz. Türkiye'de ise birkaç nüsha
Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir. İşte bunların
hepsinin toplandığı bin 200 sene öncesinden
belki de daha da gerilere gidip Orta Asya'dan
Anadolu'ya geldikten sonra Selçuklulardan ve
Osmanlılardan başlayıp günümüze kadar gelen
musikiyi çok iyi bir çalışmayla ortaya koymak
lazım. Bu çalışma da ancak böyle arşivlerle ve
böyle bir konservatuvarda yapılabilir."
Arşivinde, dedesi Kanuni Pepe Reşad'a
(1865-1935) ait bestelerin de yer aldığını belirten
Önal, 125 yıllık bu arşivi konservatuvarda oku-
yan geleceğin sanatkarlarına devretmenin gururunu yaşadığını sözlerine ekledi.
FÜ Devlet Konservatuvarı Müdürü Yrd. Doç.
Dr. Yavuz Demirtaş ise Reşat Önal'ın arşivini
konservatuvar öğrencilerinin istifadesine sunmasının örnek bir davranış olduğunu vurgulayarak,
Önal'a minnettar olduklarını söyledi.
Arşivin, Türk müziğinin tarihine ışık tutacak
nitelikte büyük bir hazine olduğunu vurgulayan
Demirtaş, "O kadar değerli kitaplar var ki onlara
maddi açıdan paha biçmek mümkün değil. Zira
Osmanlıca eserler olduğu gibi, sonradan basılmış eserler olsa bile piyasada aranılıp bulunamayacak eserler mevcut. Bize o kadar faydalı
olacak ki bundan sonra lisans bitirme ödeviyle,
yüksek lisans tezlerimizde kaynak eserler niteliğinde olan eserlerimizin vermiş olduğu zenginlikle öğrencilerimiz rahatlıkla gerekli olan bilgilere
ulaşacak" diye konuştu. (AA)
“Kopya iddiaları"na kızdı, 4 yılda
"paper art” sanatçısı oldu
BALIKESİR - 2010 yılında girdiği Kamu
Personel Seçme Sınavından (KPSS) sonra ortaya çıkan "kopya iddiaları"na kızınca parçaladığı
ders kitapları kağıtlarından çeşitli ürünler ortaya
çıkaran sınıf öğretmeni adayı Özlem Ergül, bu
şekilde başladığı uğraşı zaman içinde geliştirerek, 4 yıl içinde "paper art (kağıt sanatı)" sanatçısı oldu.
Selçuk Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümü
kurduğu öğretmenlik yerine bugün Avrupa'da
büyük ilgi gören kağıt sanatıyla ilgileniyor.
Bir yandan atık kağıtlardan adeta sanat eserleri ortaya çıkaran diğer yandan da öğretmen
olarak atanmayı bekleyen Ergül, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, o yıl KPSS'de aldığı puanı,
hakkını vererek elde ettiğini söyledi.
Daha sonra kopya iddialarının gündeme geldiğini ifade eden Ergül, "Çok kızdım ve kendimce intikam almak istedim. Kitaplara çok paralar
vermiştim. Öyle olunca hiçbirini çöpe atamadım,
kıyamadım. O kızgınlıkla ders kitaplarımı parçalamaya başladım. O günlerde sosyal paylaşım
sitesinde bir arkadaşım sayesinde kağıt sanatıyla tanıştım. Kağıtların hayatımı değiştirdiği o
günlerden bu yana yaklaşık 4 yıl geçti.
Kağıtlarımla çok mutluyum, bütün dünyam
onlar" diye konuştu.
Origamiden farklı olan "paper art"ın bir sınırının olmadığını, istenilen her ürünün kağıtlardan
yapılabildiğini belirten Ergül, "İstediğiniz şekli
verebiliyorsunuz. Kağıtla tanıştıktan sonra okulmezunu olan 35 yaşındaki Ergül'ün hayatı,
da öğrendiklerimi bir kenara bıraktım. Bu işten
oldukça iyi hazırlandığı ve büyük umutlarla 2010 çok büyük paralar kazanmıyorum. Kazandığım
yılında girdiği KPSS ile değişti.
ücretler yeterli değil. Çin malı furyası var ve bunHayatında önemli bir dönüm noktası olan bu lar bizi olumsuz etkiliyor. Bazen bir tek objeyle
sınavla ilgili kopya iddialarının ortaya atılmasına aylarca uğraştığım oluyor. Çok uzun süre uğraşsinirlendikten sonra çalıştığı kitapları parçalayan tığım objelere isim veriyorum" dedi.
ve yırtık kağıtlardan süs eşyaları yapmaya başlaVazo, çiçek, duvar saati, sepet, tablo, takı
yan Ergül, Türkiye'de yeni gelişme gösteren
gibi birçok eşya yapan Ergül, Balıkesir'de ilk
"paper art" sanatçısı oldu. Ergül, yıllardır hayalini sergisini açmaya hazırlandığını dile getirdi. (AA)
can damarı kâlû belâ; aşksız bir
Âh be gönlüyle benim olan sevgili! Razı olmaruh neylesin nefesi arzın endamı
yan rıza bulamaz ki, kaderinden razı olmayandan
aşkta, aşksa tatlı bela.
Mevlâ razı olmaz ki…
Arayış ve muhasebe… Kime,
Âşığa yokluk yok, aşk varlık demek zaten.
neye, niye? Kalbimizin tatmini
Toprak olacak, çürüyecek ve varlığı dünyalık olan
sevda, ruhun gözü süveyda.
nefsimizle büyüttüğümüzdür ten.
Ellerimizde alın yazısı, alnıNiyetimiz halis, nefesimiz dua koksun yeter ki,
mızda kader, nefesimizde dua,
HAYATA VE AŞKA DAİR
uçacak bir gün ten kafesinden ruh. Âh bu gerçeği
kirpiklerimizde mahşer gizli.
bir anlasa laf anlatmaya çalıştığım güruh.
Hep aşkı fıslıdıyor duymuyor
musunuz yaratılmış olan her
Yoklukta açan varlığız biz, bizi yücelten kalbişeyin dili?
miz ve sevgimiz. Doğruları yaşarsak doruğa ulaşıAsıl huzur varlık bahçesini
rız, yanlışta kalırsak yokluğa karışırız.
özleyiş, yoklukta sükût edebilVarlık olmalı hedef, hayat dediğimiz yokluktan
mektir özdeyiş. Nefesimizin sonu
varlığa geçiş. Sema kapılarını açmış bizi aşkla bekYOKLUKTA AÇAR VARLIK
vuslat olduktan sonra ne yapsın
lerken bir elimizde kalbimiz, diğer elimizde ruhubize bekleyiş?
Arayış ve muhasebe… Kime, neye, niye?
muzla ne güzeldir sonsuz hayatı ve aşkı yaşayacaYoklukla şereflendirilen, varlıkla yüceltileniz
Her şey zamanını bekler, tohumun çimlenmesi
dünyada. Haddeden geçirdiğimiz hüzünle ve tevek- ğımız mahşeri bekleyiş.
gibi ruhumuzda aşkla çoğalır, aşksız azalır.
külle eşref-i mahlukât, irademiz
Dünyanın gölgemiz, mahşerin gerçeğimiz olduve dualarımızla Rabb katında
ğunu unutmamalı, dünya salıncağında sallanırken
gönül sarayımızı güzelleştireniz.
GÜNÜN ŞİİRİ
yokluktan varlığa yol aldığımızı hep hatırlamalı.
Her doğan gün geçmişe göz
Varlık çiçeği yoklukta açar, ben yârdan yâr benkırpıyor; bazen hasret, bazen
Bende tüm yolları sevdânla kesensin çiçeğim,
den razı olmadıkça Mevlâ’nın bizden razı olmasını
dünya kalbimi hüznün içindeki
beklemek ne gam.
Durmadan gönlüme aşkınla esensin çiçeğim.
hüzünle yokluyor.
Sevdanın merkezi kalp, kalbin canı aşk, aşkın
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
SAĞLIK
6 Ocak 2015 Salı
Bakıma muhtaç hastaya
"MANEVİ" terapi
Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) kısa süre önce geri ödemeye aldığı, bakıma muhtaç yaşlı, yatalak hasta ve kanser
hastalarının hastane ortamında bakıldığı "palyatif bakım merkezleri"nin sayısı her geçen gün artıyor.
ANKARA - Ülkede sayısı 20'ye
ulaşan merkezlerde, hastalarla yakınlarına bu durumla baş edebilmeleri için
yara bakımı ve beslenmeden manevi
terapiye kadar her türlü destek veriliyor.
Evde Sağlık ve Sosyal Hizmetler
Derneği (EVSAD) Genel Başkanı ve
ülkedeki palyatif bakım merkezlerinden
birinin bulunduğu Ulus Devlet
Hastanesi Başhekimi Orhan Koç, AA
muhabirine açıklamalarda bulundu.
Palyatif bakımın SGK tarafından
ödenecek olmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Koç, "Ancak bu tedavi şimdilik sadece Sağlık Bakanlığına
bağlı palyatif tedavi konusunda tescil
edilmiş hastanelerde verilecek" dedi.
Palyatif bakımın mekan ve işletim
açısından Sağlık Bakanlığının yönergesine uygun verilmesinin büyük önem
taşıdığını vurgulayan Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Palyatif bakım amacına uygun
mekanda, eğitimli kişiler tarafından
verilmeli ki model iyi işlesin. Aksi halde
amaçlanan fayda sağlanamaz. Palyatif
bakım, evde bakım, sosyal bakım ve
manevi bakım zincirleme bir model
kurularak sürdürülmeli. Hasta taburcu
edilirken raporunun çıkarılmasından
sahip olduğu haklar konusunda bilgilendirilmesine kadar her ayrıntı yerine
getirilmeli."
Halen Türkiye'de 20 palyatif bakım
merkezi bulunduğunu, bu sayının her
geçen gün artmasının beklendiğini dile
getiren Koç, "Bu merkezlerde son
dönemdeki kanser hastalarından, felç
geçirmiş ya da ALS hastası nörolojik
hastalığı bulunanlara kadar yatağa
bağımlı her hastaya ve yakınına hayata
tutunmaları için destek veriliyor" dedi.
Bu merkezlerde ana hedefin, hastalığın bulgularının ortadan kaldırılması
olduğunu, hasta yakınlarına hastalıkla
baş edebilmeleri için yara bakımından
beslenmeye kadar eğitimler verildiğini
anlatan Koç, "Yoğun bakımdan çıkıp
eve gönderilecek hastalar burada yeni
durumlarına adapte olabilmek için destek alabilecekleri gibi, evde bakım hiz-
meti gören hastalar da zaman zaman
buraya getirilerek, ihtiyaç duydukları
konuda hizmet alabilir. Yani palyatif
bakımın en önemli yanı eğitim boyutudur" şeklinde konuştu.
Koç, evde bakılan hastaların birçok
sorunla karşı karşıya kaldığını, bu hizmeti veren farklı bakanlıklar ve kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdümün
sağlanmasının sistemin işleyişini sağlıklı hale getireceğini belirterek, şunları
kaydetti: "Evde bakılan ve cihaza bağlı
hastaların en önemli sorunlarının
başında elektrik faturalarının yüksekliği
geliyor. Bu durumdaki hastalara elektrik kullanımında indirim yapılması, her
türlü katkı payının kaldırılması, özelden
ve üniversitelerden verilen evde sağlık
hizmeti reçetelerinin de ödenmesi,
hastaların rapor ve diğer nedenlerle
hastanelere taşınması için nakil araçlarının sayısının artırılması gerekiyor.
Eğer bu sorunlar giderilirse Türkiye'ye
has başarılı bir model hayata geçirilmiş
olur."
Bakıma muhtaç hastalarla yakınlarının en fazla ihtiyaç duyduğu hizmetlerden birinin de manevi bakım olduğunu,
bu kişilerin en çok cezalandırılma duygusu yaşadığını ve "neden ben" diye
sorduğunu anlatan Koç, bu kişilerin
ciddi psikolojik desteği ihtiyacı bulunduğunu belirtti.
Koç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hem hastalara hem de yakınlarına
burada psikologlar destek veriyor. Eğer
istenirse uygun görülürse manevi destek de sağlanıyor. Manevi destek
sadece İslamiyete inananlar için değil,
diğer dinlerin mensupları, hatta hiçbir
inanca sahip olmayanlara bile verilebilir. Biz Ankara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi ile bir protokol imzaladık. Bu
destek din psikolojisi konusunda
uzmanlaşmış kişiler tarafından verilecek. Bunu hastanelerde imamlar tarafından verilen din hizmetiyle karıştırmamak gerekiyor. Her ülkede palyatif
bakımda bu destek veriliyor. Burada
amaç hasta ve yakınlarının yaşadığı
ciddi çöküntü ve çelişkilerin ortadan
kaldırılması. Bu tedavinin başarısında
da çok etkili olabiliyor."
Koç, manevi terapinin tek seferlik
bir hizmet olmadığını, bunun uzun bir
süreçte devam etmesi gerektiğini söyledi. (AA)
28 bin Acildeki hekimlere "bonzai" eğitimi verilecek
hasta
organ
bekliyor
İZMİR - Türkiye'de 22 bini böbrek
olmak üzere 28 binin üzerinde hasta,
bağışlanacak organla sağlığına kavuşmayı bekliyor.
2014 yılında 7 bin 748 kişi organ
nakliyle şifa bulurken beyin ölümü gerçekleşenlerden 407'sinin de organları
aileleri tarafından bağışlandı.
AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı
verilerinden derlediği bilgilere göre,
yılda yaklaşık 4 bin kişinin organ bekleme listesine dahil olduğu Türkiye'de,
organ nakli bekleyen hasta sayısı her
geçen gün artıyor.
En fazla organ nakli bekleyen grubun başında ise böbrek hastaları geliyor.
Yaklaşık 60 bin kişinin diyalize girdiği Türkiye'de, 22 bin 71 kişi böbrek, 3
bin 406 kişi kornea, 2 bin 188 kişi
karaciğer, 253 hasta pankreas, 35 kişi
akciğer, 4 kişi kalp kapağı, 2 kişi de
ince bağırsak nakli olmayı bekliyor.
Son yıllarda yapılan çalışmalarla
kadavradan organ bağışı sayısında ise
artış yaşanıyor. Geçen yıl bin 805 beyin
ölümünden 407'sinin organları aileleri
tarafından bağışlandı.
2013 yılında ise bin 709 beyin ölümünden 379'unun organları bağışlanmıştı.
Geçen yıl yapılan organ nakil sayısında ise bir önceki yıla göre yüzde
6,5'lik bir artış yaşandı.
2014'de 3 bin 491 kornea, 2 bin
919 böbrek, bin 211 karaciğer, 78 kalp,
33 akciğer, 9 pankreas, 5 ince bağırsak, 2 kalp kapağı olmak üzere 7 bin
748 nakil gerçekleştirildi.
2013 yılında ise toplam 7 bin 273
nakil yapılmıştı. (AA)
ANKARA - Halk arasında "Bonzai"
olarak bilinen "sentetik cannabinoid"
türü uyuşturucu kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşayanlardan acillere başvuranlara daha kolay teşhiste bulunulabilmesi için bu birimlerde görevli
doktorlar eğitilecek.
Sağlık Bakanlığı bunun için ilk adımı
atarak önce bu eğitimleri verecek doktorları eğitti.
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu
Sağlık Tesisleri Acil Sağlık Hzimetleri
Daire Başkanı Muhammed Bayram,
aralık ayında Antalya'da düzenlenen
toplantıda, acillerde görev yapanların
yanı sıra psikiyatri uzmanı 165 hekime
"sentetik cannabinoid"lerle ilgili eğitici
eğitimi verildiğini bildirdi.
Bu eğitimi alan hekimlerin "sentetik
cannabinoid" kullanımına bağlı acil
başvurularının atlanmaması için bulundukları illerde acillerde görevli hekimleri eğitmesinin planlandığını kaydeden
Bayram, "2 ay içinde ülke çapında 5
bin dolayındaki acil hekiminin eğitiminin tamamlanması bekleniyor" dedi.
Sağlık Bakanlığının düzenlediği eğitim toplantılarında hekimlere bu tür
uyuşturucuları kullanan hastalar konusunda bilgi veren Türkiye Acil Tıp
Derneği Başkanı ve Akdeniz
Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana
Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr.
Yıldıray Çete, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Acillerdeki hekimlerin eğitilmesindeki ana hedefin, bonzai ve benzer uyuşturucu maddeleri kullanan ve bu
nedenle acillere başvuranların ilk
değerlendirmesinin doğru yapılması
olduğunu dile getiren Çete, bu kişilerin
bilincinin açık olması halinde uyuşturucu kullandığını saklamadığını, bu
durumda tanı sorunu bulunmadığını
söyledi.
Hastanın bunu gizlemesi ya da
bilincinin kapalı olması halinde ise
hekimin uyuşturucu kullanımının farkına varması gerektiğini belirten Çete,
klinik bulgularla ilgili şu bilgileri aktardı:
"Bu kişilerden bazıları saldırgan
tavırlar sergilediği gibi, son derece
sakin davranış gösterenler de olabiliyor. Kan basıncı çok yüksek seyredenler de var, düşenler de. Bazılarının da
solunumu baskılanıyor. Yani çok farklı
belirtileri var. Televizyonlarda gösterilen
vakalardan yola çıkarak sadece etrafa
saldıran, kendisine zarar veren kişiler
olmadıklarını bilmek gerekiyor. Bu
nedenle hekimlerin bu belirtileri bilmesi
ve ona göre ortaya çıkan bu belirti ve
bulguların ortadan kaldırılmasına yönelik tedavi izlemesi büyük önem taşıyor.
Çünkü bu hastalar için kabul edilen
standart bir tedavi yöntemi yok."
Prof. Dr. Çete, bu kişilerde zehirlenme vakaları için uygulanan tedavinin
uygulanamayacağını dile getirerek,
belirtilerin giderilmesine yönelik tedavi
sırasında verilen ilaçların kullanılan
uyuşturucuyla etkileşime girmesi sonucu istenmeyen durumun ortaya çıkmaması için de dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Eğitim verilen hekimlere bu durumdan bahsedildiğini, gerekli uyarılarda
bulunulduğunu bildiren Çete, hastanın
normale dönmesinin ardından uyuşturucu bağımlılığının çözümüne yönelik
de yönlendirmeler yapılması gereği
üzerinde durulduğunu söyledi.
Prof. Dr. Çete, bu kişilerin yataklı
merkezlerde sosyal yaşamdan izole
edilerek tedavi edilmesi yerine, yaşadığı sosyal çevre içinde destek verilebileceğini ifade ederek, "Bağımlılık tedavisi görmesi gerekenlerin doğru merkezlere yönlendirilmesi büyük önem
taşıyor. Acillerde görev yapan hekimlere bu konuda da eğitimler verilecek"
ifadesini kullandı. (AA)
Reçetesiz antibiyotik kullanımı faydadan çok zarar veriyor
SAMSUN - Doktor tavsiyesi olma- olandır. Antibiyotik, bakterilerin neden melidir. Antibiyotiklerin yanlış nedendan kullanılan, doğru dozda alınmayan olduğu hastalıklarda kullanılır" dedi.
lerle veya doğru olmayan biçimde
antibiyotiklerin, başta böbrek ve karakullanılması, bakterilerin sonraki
Doç. Dr. Avcı, virüslerin neden
ciğer olmak üzere organlara zarar
tedavilere karşı direnç göstermesine
olduğu mevsimsel hastalıklarda dahi
verebileceği bildirildi.
antibiyotik kullanımının yaygın olduğu- neden olabilir. Doktor reçetesiyle
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) na değinerek, mevsimsel hastalıkların
ilaçlar reçeteye uygun zaman aralıkSamsun Sağlık Yüksekokulu Halk
larında alınarak kullanılmalıdır. Hasta
tedavisi için alınan antibiyotiğin hiçbir
Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. yararı bulunmadığını anlattı.
kendisini iyi hissetse bile tedaviyi
İlknur Avcı, AA muhabirine yaptığı
Gereksiz yere kullanılan antibiyotik hekimin belirttiği süreden önce sonaçıklamada, doktor reçetesi olmadan
gibi ilaçların başta böbrek ve karaciğer landırılmamalıdır. Aksi takdirde fayantibiyotik kullanılmasının sakıncalı
dadan çok zarar getirecektir."
gibi organlara zarar verdiğine işaret
olduğunu belirtti.
İlknur Avcı, enfeksiyonlara karşı
eden Avcı, şunları kaydetti:
Antibiyotiklerin halk arasında "her
en önemli etken ilaçlardan antibiyo"Hastaların özellikle grip ya da
hastalığa deva" gibi görülüp yanlış kullanıldığına dikkati çeken Avcı, mevsim nezle gibi virüslere bağlı solunum yolu tiklerin doğru kullanımı konusunda
toplumda farkındalığın artırılması
enfeksiyonlarında kullandıkları antibiitibarıyla artan ilaç kullanımında arkagerektiğini sözlerine ekledi. (AA)
yotiklerin tedavide yeri olmadığı bilindaş tavsiyesinin değil doktor
reçetesinin önemli olduğunu vurguladı.
İnsanların her türlü sağlık
sorununda kendi kendilerine
antibiyotik almalarının çok sakıncalı olduğunu ve vücuda büyük
BELEDİYEMİZ SINIRLARI DAHİLİNDE YENİ BAYINDIR MAHALLESİ 51938 ADA 2-3 PARSELLERE İLİŞKİN 1/1000 ÖLÇEKLİ
zarar verebileceğini ifade eden
UYGULAMA İMAR PLANI MAMAK BELEDİYE MECLİSİ’NİN 04.12.2014 GÜN VE 687 SAYILI KARARI İLE UYGUN
Avcı, "Hastalıklara karşı antibiGÖRÜLMÜŞ, ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN 12.12.2014 GÜN VE 2313 SAYILI KARARIYLA “DEĞİŞTİRİLyotik, mutlaka doktor kontrolüyle
EREK” ONAYLANMIŞTIR.
alınmalı. Antibiyotik kullanımında
Askıya Alınma Tarihi: 24/12/2014
mutlaka doktor reçetesi olmalıAskı Bitim Tarihi:
24/01/2015
dır. Hastalığın tanısı sonrası
Basın - 17198 (www.bik.gov.tr)
doğru antibiyotik ve belirlenen
dozda kullanılması en uygun
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T. C. MAMAK BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK
MÜDÜRLÜĞÜ ASKI İLAN TUTANAĞI
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
6 Ocak 2015 Salı
89 yaşındaki Hanse
Dursun kilim
dokuma hocası
Şırnak'ta 89
yaşındaki Hanse
Dursun, Halk
Eğitim
Merkezi'nce açılan kilim dokuma kursuna
katılan kadınlara
gönüllü eğitmenlik yapıyor.
ŞIRNAK - Sevdanın, özlemin, hasretin ilmek ilmek aktarıldığı kilimler,
Şırnak'ta Halk Eğitim Merkezi'nin her
mahallede açtığı kurslarda hayat buluyor.
Tekser Mahallesindeki kurs merkezine
Beytüşşebap ilçesinden gelen 89 yaşındaki Hanse Dursun, dokuma öğreticisi
torunu ile hem yöresel kilim dokuyor
hem de tecrübesini kursiyerlere paylaşıyor.
Kilim dokumayı Beytüşşebap'ta
küçük yaşlarda öğrendiğini belirten
Dursun, AA muhabirine Şırnak'ta dokunan her kilimin hikayesinin olduğunu
söyledi.
Geçmiş yıllarda değer gören kilimlerin
şimdilerde itibar görmediğini savunan
Dursun, "Kendimi bildim bileli kilim
dokuyorum. Evimde ve sonraları açılan
kurslarda çok çalıştım. Kendi evimde
dokuduğum kilimleri satıyordum" dedi.
Şırnak yöresinde dokunan kilimlerin
iplerini kendilerinin imal ettiğini dile getiren Dursun, şunları söyledi:
"Şırnak'ın Kesneker, Gülsari,
Gülgeveri, Lüleper, Canbezar gibi çeşitli
kilim motiflerini dokudum. Eskiden
dokuduğumuz kilimleri kendi ev ihtiyaçlarımız için dokuyorduk veya hediye
Sakarya Meydan Muharebesi
alanı milli park olacak
ANKARA - Doğa Koruma ve Milli
Parklar Genel Müdürlüğü, gelecek
nesillere Sakarya Meydan
Muharebesini en iyi şekilde aktarmak
için muharebenin cereyan ettiği sahayı tanıtma amacıyla 13 bin 850 hektarlık alanda milli park tesis edecek.
Orman ve Su İşleri Bakanlığından
yapılan açıklamaya göre, Bakan
Veysel Eroğlu, konuyu en son
Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme getirdi ve konuyla alakalı bir
sunum yaptı. Bunun üzerine Bakanlar
Kurulu'nda projenin süratle yapılması
hususunda karar alındı.
Ankara ili Polatlı ve Haymana ilçeleri sınırları dahilinde bulunan, İstiklal
Harbi'nin en önemli dönüm noktalarından Sakarya Meydan
Muharebesine sahne olmuş 13 bin
850 hektarlık sahada kurulacak milli
park ile tarihe ait bilgi ve milliyet duygusunun pekiştirilmesi hedefleniyor.
1
1
2
3
4
5
6
2
3
4
5
6
Türk egemenliğinin sürdürülebilmesi için bir dönüm noktası olan
Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi
Milli Parkı belirleme çalışmaları kapsamında muharebenin günümüze
intikal etmiş izleri; mevziler, siperler,
şehitlikler, muharebede kullanılan
binalar gibi kaynak değerler tespit
edildi.
İstiklal Harbi açısından önem arz
eden, Mangal Dağı, Yıldızdağı, Türbe
Tepe, Duatepe, Kartaltepe, Karatepe,
Sarıçal Dağı gibi muharebenin cereyan ettiği yerler milli park sınırları
içinde yer alıyor.
Sakarya Meydan Muharebesi Milli
Park ilanını müteakip mevzi, siper ve
binalar gibi kaynak değerler ihya edilecek. Tanıtıma ve gelen ziyaretçilere
rahat bir şekilde ziyaretlerini yapabilmelerine imkan sağlayacak altyapı ve
tesisler inşa edilecek. (AA)
7
8
9
10
olarak veriyorduk. İpliklerini kendi ellerimizle yapıyorduk. Boyalarını kendimiz
yapıyorduk, Şimdi de bana getirilen
iplikleri ben yapıyorum. Mesela siyahı
ceviz kabuğundan yapıyoruz. Kök
boyalar kaybolmuyor. Fabrika boyaları
kaybolabiliyor ve soluyor."
"Sanatımı kızlarıma, gelinlerime ve
torunlarıma öğrettim" diyen Dursun,
şimdi ise kilim dokumanın inceliklerini
kurslara gelen Şırnaklı kadınlara öğrettiğini ifade etti.
Kurs öğreticisi ve Dursun'un torunu
Songül Bakır da Atatürk Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesinde kilimcilik
konusunda eğitim aldığını anlatarak,
ninesi ve annesinden kilim dokumanın
inceliklerini öğrendiğini aktardı.
Ninesinin gönüllü kendisinin ise kursta
eğitmen olarak çalıştığını ifade eden
Bakır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Üç nesildir kilim öğreniyoruz ve
öğretiyoruz. Ninemden anneme ondan
da bana geçti. Ben de bunu devam
ettirmek için üniversiteye gittim. Halk
Eğitim Merkezi'nde çalışmaya başladım. Bu arada nenemle beraber çalışıyoruz. Onun eski deneyimleri nedeniyle
ona danışıyoruz. Kilim sanatını daha
sonraki nesillere de aktarmak istiyoruz.
Gelecek nesillere aktaramazsak bu
sanat unutulup gidecek. Kültürümüzü
yaşatmak istiyoruz. Bu konuda Halk
Eğitim Merkezi bize yardımcı oluyor.
Çalışmalarımızı onlarla iş birliği içerisinde yürütüyoruz."
"Şırnak'ın yöresel kilimleri bin yıldır
var. İsimleri kendi kültürümüzden geliyor" diyen Bakır, "Kilimi yıllarca kullandıktan sonra onun tarihi bir değeri oluyor. Bu tarihi değerden sonra doğal olarak manevi değeri artıyor. O yüzden
kilimlerimiz bizim için kıymetli" ifadesini
kullandı. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
11
1. Hoşlanarak bakma. – Tembih sözü. 2. Birbirine bağlı iki tekneden meydana
gelen bir tür gezinti teknesi. 3. Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan
olay veya durum. – Nikelin simgesi. 4. Soğanlı bir süs bitkisi. 5. Erkek dadı.
– İskambilde bir kâğıt. 6. Rafadan. – Burçlardan biri. 7. Kaba bir seslenme
sözü. – Şehzadelerin özel eğitmenleri. 8. Verme, ödeme. – Mukavele,
sözleşme. 9. Uzaklık anlatır. – İnce dantel. – İstikbal, gelecek. 10. Yapıt. –
Yan yana gelerek bir bezeme oluşturan ögelerden her biri. 11. Sermaye, kapital. 12. Sürdürme, devam ettirme. – Namaza çağrı. 13. Badem şerbeti. – Üye.
14. Bir renk. – Çaresi olmayan, çaresiz. 15. Büyüteç. – Geçinme parası. 16.
Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri. –
Müstahkem mevki. 17. Hamız. – Eziyet, sıkıntı, çile. 18. Bir askeri birlik. –
Kuşların uçma organı. 19. Boru sesi. – Açıktan açığa, herkesin gözü önünde,
gizlemeden. 20. Elazığ ilinin eski adı. – Bir masal dağı.
12
Yukarıdan aşağıya:
13
1. Alın yazısı, yazgı, kader. – Akıtma. – Tanrıtanımaz, dinsiz. 2. Baş çoban. –
Karışık renkli. – Çobanların çaldığı ıslık. – Hastalıklı, sakat. 3. Boş ve
yararsız, saçma söz. – Kuranda bir sure. – Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. 4. Tayin etmek. – Genç irisi. – Fasulye ile yapılan bir tür salata.
5. Latife. – Hadise, vaka. – Metin olma, dayanıklılık. – Lityumun simgesi. 6.
Anakaralardan biri. – Fakat, lakin. – Anahtar. – Defa, kere. 7. Çabuk
davranışlı, çevik. – Bir nota. – İspanyolların ünlü sevinç nidaları. – Zeki ve
yaramaz çocuk. 8. Erbiyumun simgesi. – Layık olma, yaraşırlık. – Sivas ilinin
bir ilçesi. – Yanağın alt kısmı. 9. Filipinlerin başkenti. – Bir düşünce veya
kararı beğenmeyerek karşı çıkma. – Lüfer balığının irisi. 10. Öncecilik. –
Şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi
değişmeyen bölüm.
7
8
9
10
14
15
16
17
ÇÖZÜMÜ
BUGÜN
13. SAYFADA
18
19
20
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TİPİK BİR ORYANTALİST OLAN PİERRE LOTİ’NİN GERÇEK KİMLİĞİ
2. Kültürel Kişiliği: Loti, Türkiye ve
Türklerle daha çok kültürel kişiliğiyle,
romancı kişiliğiyle ön plana çıkmıştır.
Özellikle de yazdığı iki roman, çok belirleyici olmuştur. Bunlar, pek çok batılıda ve
bu arada Türk’te Türkiye’ye ve Türklere
‘Pierre Loti bakışı!’ dediğimiz oryantalist
bir bakış açısı kazandırmıştır ve bu görüş
tarzı, uzun yıllar etkili olmuştur. Önce
bizimle ilgili olan iki romanından söz edelim, sonra bunlara dayalı olarak onun kişiliği ve kimliği hakkında değerlendirmelerde
bulunalım.
*Aziyade Romanı: Loti’nin Türk edebiyatında en çok tanınan romanı, 1879’da
yayımladığı Aziyade’dir. Dolayısıyla Türk
edebiyatında ve basın dünyasında en çok bu
romanı kanalıyla tartışmalar kopmuştur.
Çalışmamızda yararlanacağımız ve kendisinden alıntı yapacağımız roman, Nahit
Sırrı Örik tarafından çevrilen ve Varlık
Yayınlarınca 1992’de basılan metin olacaktır.
Roman, yazarın gerçek seyahatlerinden
ve yaşantılarından izler taşıyor. Ama bütünüyle gerçekçi değil. Olay ve olgularda
uydurma unsurlar çok fazla. Roman,
1876’da ‘Arif İslâm’ adını alıp Türk ordusuna gönüllü subay olarak katılan ve Kars
cephesinde ölen bir İngiliz subayının notlarından, günlüklerinden oluşur. Fransız
yazar, kendisini bu romanda bir İngiliz
deniz subayı olarak sunmuştur.
Loti, bir İngiliz donanmasıyla Selânik’e
gelir. Orada Samuel adında Yahudi bir
kayıkçı ile tanışır ve Abeddin Efendi adında
yaşlı bir zenginin dördüncü karısı olan genç
ve Çerkez soylu bir Türk güzeli, 18 yaşındaki Aziyade’yi görüp ona yıldırım aşkıyla
vurulur. Bu kızın gerçek adı ‘Hatice’dir.
Yazar, Fantome d’Orient adlı eserinde
‘Aziyade’ ismini kendisinin uydurduğunu
belirtir. Türkçede böyle bir isim yok.
Muhtemelen ‘Azâde’ kelimesini ‘Aziyade’
biçiminde aldı. Orada bulunduğu süre içinde Samuel’in aracılığıyla buluşurlar ve bir
ay boyunca çılgınca sevişirler. Loti, bir süre
sonra İstanbul’daki sefaret vapuruna tayin
edilir ve yeni görev yerine gider.
Loti, iki ay içinde Türkçeyi mükemmelce
öğrenir ve tamamıyla bir Türk hâline gelir.
Bir Türk kimliğine girerek ‘Arif Efendi’
(Arif İslâm) adını alır. Eyüp semtinde, kırlar
içinde, sessiz sakin ve Halic’e nazır olan
köhne bir Müslüman evini tutar. Orayı Türk
zevkine göre döşer, komşularıyla haşır neşir
bir hâlde mahallenin şımarık bir çocuğu
olarak yaşar gider.
Bir süre sonra Samuel ve Abeddin Efendi
İstanbul’a taşınır ve böylece iki sevgili
kaderin sevkiyle buluşmuş olurlar. Artık
bundan böyle Loti, sevgilisi Aziyade ile birlikte gizli gizli çılgınca bir aşk hayatı yaşar.
Loti, Eyüp’teki bu evinde Aziyade ile karşı
cins ilişkilerini sürdürürken; Samuel’le de
eşcinsel ilişkisine devam eder. Bundan
başka Hayrullah’ın kendi oğlu Joseph, bulduğu kadınlar ve Yahudi oğlanları da onun
şehvet yatağından geçenler arasındadır. Bu
arada ‘Ahmet’ adında saf bir Türk gencini
de kendine uşak edinir.
Bu süre içinde elde tespih camileri, kahvehaneleri, türbeleri, hamamları dolaşır.
Kahve içer, nargile fokurdatır, dervişlerle
konuşur, bu hareket ve ışık dolu tabloların
bir parçası olmaya çalışır. Loti, Seniha adında bir kadınla tanıştıktan sonra Aziyade’yi
kovar. Yüzüne karşı artık onu istemediğini,
birkaç gün süreyle yerini başka bir kadının
alacağını; sonra gelip bu utanç verici olayı
bir daha hatırlamadan Loti Efendiyi tekrar
sevmeye devam etmesini söyler. Aziyade,
ona olan aşkından hıçkıra hıçkıra ağlayarak
tekrar dönmek üzere gider.
Tam bir şehvet delisi olan Seniha,
Loti’nin evine gelir. Loti, onun alaycı tavırlarından hoşlanmaz ve hemen Aziyade’yi
çağırır. Bütün Türk kadınları, Loti’nin birer
kölesi gibi tasvir edilir. Gel deyince gelir git
deyince gider. Bunlar, onun her türlü isteğine ve hakaretine sadece boyun eğme hakkına sahip gönüllü kölelerdir. Loti bu romanında kendisini Robenson Crusoe gibi bir
Efendi, Aziyade, Ahmet ve diğerlerini de
Cuma gibi bir köle olarak tasavvur etmiştir.
Türklerle olan ilişkisini efendi-köle ilişkisi
içinde kurgulamıştır.
Loti’nin evinde yangın çıkar, ev yanar.
Fakat hiçbir ceza ödemez. Ev sahibi, hasarın karşılığı olarak para almadığı gibi evin
yarısı yanmadan kaldığı için Allah’a şükredip gider. Çünkü Loti Efendi, “ben mahallenin şımarık çocuğu olarak kaldım” diye
olanca küstahlığıyla sırıtır. Zira bütün
Türkler, her şeyleri ile onun emrindedirler
ve ona tapmaktadırlar. O, yaptığı her türlü
yaramazlık normal karşılanması gereken bir
sömürge efendisidir.
Ahmet’le birlikte Hıristiyanlığın eski
şehirleri olan İzmit ve İznik’i gezmeye
gider. En sonunda İngiltere’ye dönmeye
karar verir. Dönmeden önce son gün
Aziyade, örtüsüz bir şekilde yabancı adamların arasında Haliç yollarından topladığı
Rum ve Müslüman gemiciler içinde çalgıcıların eşliğinde çılgınca dans eder. Bunu
güya Loti’nin vedaı onuruna yapar. Bu
Batıya özgü bir seremoni olabilir ama
Doğu’da böyle bir şey hele o zamanlarda
hiç mümkün değildir. Hele bunu evli bir
kadının yabancı uyruklu bir sevgilisi için
yapması hiç olacak şey değil. Bu tamamen
hayal mahsulü bir uydurma.
Aziyade, Loti gidiyor diye sinirinden
elindeki fincanı olanca gücüyle sıkar.
Bunun sonucu olarak eli kesilir ve sel gibi
kanlar akar. Kanlar taslarla taşınır ama o,
Loti’ye hiç kızmaz. Çünkü Loti, şımarık bir
çocuk olarak her şeyi yapabilir ve ona hiç
bir zaman kızılmaz. Ona göre Türkler, her
şeylerini ona sonuna kadar veren ve ona
sadece tapmakla görevli olan ahmaklardır.
Bu, tamamen kendini beğenmiş sömürgeci
Avrupalı görüşünün tipik bir örneğidir.
Hatta Loti, bir daha dönmemek üzere giderken Aziyade şu tapınma ifadelerini kullanır:
“Bu şekilde parmaklarımı keserek sana
üzüntü verdiğim için beni affet Loti.
Uyumanı engelliyorum. Fakat uyu Loti,
benim acı çekmemin hiç önemi yok,
madem ki varlığım artık bitti, diyordu.”(s.
122)
Loti bir süre sonra İstanbul’a tekrar
dönerse de Aziyade onun ayrılığına dayanamamış ve ölmüştür. Daha sonra Loti,
Osmanlı ordusuna subay olarak katılır ve
savaşta ölür.
Romanın Gerçekliği: Pierre Loti’nin
Fantome d’Orient adlı eserinde
Aziyade’den “çok güzel ve lâtif bir Türk
kadını” olarak bahseder. Ayrıca Dr. Sırrı
Akıncı, bir yazısında İsviçreli bir yazarın
Loti ile ilgili bir kitabını ele geçirdiğinden
bahseder. Eserin ilk sayfasında bir resim,
resmin altında da Fransızca olarak bu resmin Aziyade’nin mezartaşı olduğu ve
Loti’nin Rochefort’ta özel olarak yaptırdığı
mescitte bulunduğu anlatılır. Sırrı Akıncı,
resme göre araştırma yaparak bu mezar taşını İstanbul’da Topkapı kabristanında bulur.
Mezar taşının kitâbesi şöyledir:
ÂH MİNE’L MEVT
Bu sâde tenha mezârda yatan cism-i
nâzenîn
Göz bakmağa kıyamaz idi hüsn ü ânına
Soldurdu âh mevt anı pek nevcivân iken
Allah lâyık görmedi yere aldı yanına
Kafkasyalı Abdullah Efendi’nin
Kerîmesi Hadîce Hanım’ın
Rûhuna rızâenli’llâhi
Ta’âlâ El Fâtiha.
Sene 1297 19 Zilkade.”
Yazının altındaki tarih, Milâdî takvime
göre 23 Ekim 1880’e karşılık gelmektedir.6
Aziyade Romanında Bilgi Yanlışları:
Aziyade romanı, uydurma olduğu kadar pek
çok somut bilgi yanlışlarını içermesiyle de
gülünç bir kitaptır. Bu bilgi yanlışlarına bazı
örnekler verelim:
“Kur’an’ın yasaklamadığı beyaz İzmit
şarabı, tek kadehle verilmekte ve usulü
böyle gerektirdiği için herkes bu bardaktan
içmektedir.” (s.103)
Hâlbuki Kur’an’da içkinin her türlüsünün
haram olduğu açıkça yazılıdır. Örneğin
konuyla ilgili şu âyeti verelim: “Ey iman
edenler, şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve
şans okları birer şeytan işi pisliktir.
Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”7 Ayrıca Bakara suresi 219. âyet ve
Nisa suresi 43. âyette de bu konuda kesin
hükümler vardır.
Diğer yandan oldukça saçma ve uydurma
hikâyelere de yer veriliyor. Bunların en
tipik olanlarından birini buraya alıyoruz:
“Katıksız Müslüman kadınlarının topuksuz
ve üstsüz sarı marokenden küçük pabuçlarına sadık olan Aziyade, haftada bunlardan üç
tanesini eskitirdi. Evin her yanında daima
bunların yenileri bulunur ve Ahmet’le
benim bunları alacağımız korkusuyla içlerine ismini yazardı. Pabuçların eskiyip kullanılmayanları korkunç bir işkenceye mahkûm edilirlerdi, taraçanın üzerinden geceleyin boşluğa fırlatılırdı. Bunun adı “pabuçların kurban edilmesi” idi. Aydınlık ve soğuk
gecelerde adımlarımız altında çıtırdayan ve
bizi çatıya götüren merdiveni çıkmak, güzel
mehtabı izleyip herkesin uyuduğunu anladıktan sonra kurbanı kesmek, mahkûm
pabuçları teker teker uçurmak ne zevkliydi.“(s.81-82)
Hikâye, muhtemelen Türkçedeki “pabucu dama atılmak” deyimini açıklamak için
uydurulmuş. Aziyade, hem pabuçlarını
kimse almasın diye tedbir alıyor hem de
sokağa atıyor. Garip bir mantık. Ayrıca haftada üç pabuç eskitildiği nerede görülmüş.
Diğer yandan Ömer Seyfettin, Loti’nin
pabuç hikâyesi ile ilgili başka bir yaklaşımını “Gizli Mabed”8 adlı hikâyesinde şöyle
eleştiriyor:
“Frenk, evlerimizin üzerindeki
“Maşaallah” levhalarını millî bir sigorta şirketinin işaretleri, saçaklarımızda sallanan
nazarlık pabuçlarını damdan dama kaçan
hırsızların oralara takılıp kalmış ayakkapları
zanneden meşhur milletdaşı (Pierre Loti)
gibi bir an durdu, düşündü.”
Türklerin savaşa gidişlerini bakın Loti
nasıl algılıyor:
“Uzaklardan kutsal savaşa giden askerî
kuvvetlerin mızıkaları. Bizim Avrupalı enstrümanlarımızın çıkaramadığı, gıcırdayan
ve yüksek perdeden o garip Türk mızıkası
duyuluyordu. Buna İslâmiyet’in ve
Doğunun son çığlığı, büyük Cengiz ırkının
ölüm şarkısı denebilirdi..” (s.148)
Türk milletinin tarih boyunca neşeyle,
düğüne gider gibi savaşa gidiş şenliğini,
mehter coşkusunu Loti’nin bu şekilde algılaması garip karşılanmamalı. Çünkü o, kalbinden geçenleri, istediklerini, olmasını
beklediği şeyleri dile getiriyordu. (DEVAM
EDECEK)
6 Dr. Sırrı Akıncı, “Piere Loti’nin Sevgilisi Aziyade’nin Mezarı Nerede?”, Hayat Tarih Mecmuası, Mayıs 1966, S.4, s.29.
7 Maide Suresi, âyet nu: 90
8 Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri 4, Harem, Bilgi Yayınevi, Ankara 1973, s.85.
Sokak hayvanları kayıt altına alınıyor
ANKARA - Yaban Hayatı Bilgi
Sistemi ile sokak hayvanlarını kayıt
altına alan Orman ve Su İşleri
Bakanlığı, bu kapsamda belediyelere
ücretsiz mikroçip ve okuyucu dağıtıyor.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre,
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Yaban Hayatı
Bilgi Sistemi (YABİS) ile yürütülen
çalışmalar neticesinde elde edilen
veriler, bu sistemin veri tabanında
toplanıyor.
YABİS, internet tabanlı, üyelerinin
kendilerine özgü sınırlı haklarla verilere erişebileceği ve elde edilen verilerin toplanacağı bir veri tabanı olarak
uygulamaya konuldu.
Bu kapsamda sokak hayvanlarının
işaretlenerek, kayıt altına alınması
amacıyla 350 mikroçip okuyucu, 122
bin 500 mikroçip ve mikroçip enjektörü, 132 bin 279 kulak küpesi ile 250
kulak küpesi pensi Bakanlığa bağlı
bölge müdürlükleri tarafından belediyelere ücretsiz dağıtılıyor. Buradan
gelecek veriler de YABİS'e ekleniyor.
(AA)
12
haber
6 Ocak 2015 Salı
Çaresizce baktı oyuncak yağdı
Elazığ'ın Ağın
ilçesinde, kapalı olan
oyuncakçı dükkanının
vitrinine bakarken
çekilen fotoğrafı
sosyal medyada paylaşılan 4 yaşındaki
Merve Akkavak'a yurdun dört bir yanından
duyarlı vatandaşlar
kolilerle oyuncak
gönderdi. Küçük
Merve, birbirinden
farklı çok sayıda
oyuncağa kavuşmanın mutluluğunu
yaşıyor.
ELAZIĞ - Elazığ'ın Ağın ilçesinde, kapalı
olan oyuncakçı dükkanının vitrinine
bakarken çekilen fotoğrafı sosyal medyada
paylaşılan 4 yaşındaki Merve Akkavak'a
yurdun dört bir yanından duyarlı vatandaşlar kolilerle oyuncak gönderdi.
Keban'ın dağ köylerinden Topkıran'da
yaşayan ve geçimini hayvancılıkla sağlayan
Halis (30) ve Havva (26) Akkavak çiftinin 2
çocuğundan biri olan Merve, ailesinin
peynir, çökelek ve tereyağ gibi ürünler satmak için geldiği Ağın'da bir oyuncakçı
dükkanının vitrinine bakarken Ağın
Belediyesinde memur olarak çalışan Suat
Uyanık'ın (35) dikkatini çekti.
Oyuncaklara bakan Merve'nin fotoğrafını
çeken Uyanık, bunu bir süre önce sosyal
medyada paylaştı. Bu paylaşımın ardından
yurdun dört bir yanından çok sayıda duyarlı
vatandaş, Merve'ye kolilerle oyuncak gönderdi. Akkavak ailesini ziyaret eden Uyanık,
oyuncakları Merve'nin ailesine teslim etti.
Küçük Merve, birbirinden farklı çok sayıda
oyuncağa kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.
Suat Uyanık, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, "Bir süre önce Ağın'da gezerken, Merve'yi gördüm. Merve'nin oyuncakçı dükkanının önünde masum bakışlarını
gördüm. Fotoğraf makinem yanımdaydı ve
hemen fotoğrafını çektim. Daha sonra
dedesiyle tanıştım. Adının Merve olduğunu
öğrendim. Çok masum bakışları vardı"
dedi.
Oyuncakçı kapalı olduğu için Merve'nin
istediği oyuncakları alamadıklarını anlatan
Uyanık, "Fotoğrafı sosyal paylaşım
sitesinde paylaştım. Sağ olsun duyarlı
arkadaşlar 'Biz, Merve'ye nasıl olur da
hediyeleri ulaştırabiliriz, oyuncak alıp da
nasıl gönderebiliriz' diye bizimle irtibata
geçti. Biz de Merve'nin hediyelerini
ulaştırabilmek için uğraştık" diye konuştu.
Fotoğrafı paylaştıktan sonra, Merve'ye
oyuncak ve kıyafet göndermek isteyen yaklaşık 10 kişinin kendisinden adres istediğini
belirten Uyanık, "30-40 çeşit oyuncak ve
kıyafeti bana ulaştırdılar. Ben de sahibine,
yani Merve'ye ulaştırdım. Halen bana mesaj
atıp Merve'ye ulaşmak isteyenler var"
ifadelerini kullandı.
Hediyeleri getiren Uyanık'ı evlerinin
kapısında karşılayan Merve Akkavak,
kolileri açarak oyuncakları tek tek inceledi.
Hediyelerden dolayı mutluluk yaşayan
küçük Merve, oyuncak ve kıyafet gönderen
herkese teşekkür etti.
Merve'nin babaannesi Emanet Akkavak
ise torununun ve kendilerinin hediyelerden
dolayı çok mutlu olduklarını belirterek,
"Merve çok bekledi. Çocuklara 'bugün
benim arkadaşlarım gelecek' demiş. Çok
sevindi, bugün evden hiç çıkmadı" şeklinde
konuştu.
Üretici, tüketici kaybediyor
ARACILAR KAZANIYOR
Kar, insanları
heykeltıraş yaptı
KÜTAHYA - Kütahya'da, üç gün yoğun yağan
karın ardından kent merkezi hayatı bir yandan olumsuz etkilerken, bir yandan da vatandaşların kardan
yaptığı figürler, "yurdum insanı heykeltıraş oldu"
dedirttiriyor.
Kentin çeşitli noktalarında esnaf ve bazı vatandaşlar, kardan adam, koltuk, motosiklet, ticari taksi,
çizgi film karakterleri Bugs Bunny ve Fred Çakmaktaş
ile şef garson gibi figürler yapması, çevreden hem ilgi
görüyor hem de karın keyfini yaşatıyor.
Bugs Bunyy ve Fred Çakmaktaş'ı yapan
Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Güzel Sanatlar
Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü öğrencisi
Selin Gürlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, can
sıkıntısından kardan adam yapmaya başladıklarını
söyledi. İlk önce küçük bir kardan adam yaptıklarını
belirten Gürlü, "Daha sonra bir kütle oluşturup şekillendirmeye başladık. Güzel sanatlar bölümü öğrencisi
olunca da bizim için gayet güzel oluyor. Biraz zaman
harcadık ama gayet eğlenceliydi. Herbirini ayrı ayrı
gecelerde yaptık. Gayet eğlendik" dedi
Mobilya mağazası işletmecisi olan Polat Şentürk
ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendilerinin de
kardan koltuk yaptıklarını söyledi.
Herkesin kardan adam yaptığını belirten Şentürk,
"Biz de alternatif olarak kardan koltuk yaptık.
Arkadaşlarımızla bir fikir birliği yaparak böyle bir koltuk
yaptık. Şu ana kadar oldukça olumlu sonuçlar aldık.
Beğeni de topladık. Herkesin ilgisini çekmeyi
başardık" ifadelerini kullandı.
Balıklı Mahallesi Osmanlı Caddesi üzerinde
arkadaşlarıyla birlikte "kardan kadın" yapan Şenol
Çobanoğlu da karın keyfini çıkarmaya çalıştıklarını dile
getirdi. İnşaat işçisi olduğu için işlerinin durduğunu
ifade eden Çobanoğlu, "Kardan dolayı işlere ara
verdik. Boş zamanımızı değerlendirmek için karın
keyfini çıkarıyoruz. Herkes normalde kardan adam
yapar. Biz ise kardan bayan yaptık. Güzel oldu.
İnsanlar gelip burada hatıra fotoğrafı çektiriyor. Kışın
keyfini böyle çıkarıyoruz" diye konuştu. (AA)
ANKARA - Türkiye Ziraat Odaları
Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi
Bayraktar, üretici ve market arasındaki
fiyat farkının maydanozda yüzde
569,57, portakalda yüzde 436,11 ve
mandalinada yüzde 331,22'yi bulduğunu, tarlada 12 kuruş olan bir
demet maydanozun fiyatının markette
77 kuruşa, 6-7 katına çıktığını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada,
çiftçinin bir kazanırken aracının üç-dört
kazandığını belirtti. Bayraktar, TZOB
olarak üreticiden tüketiciye halkın
tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri takip etmeye ve
kamuoyunu doğru bilgilendirme
amacıyla açıklamalara devam edeceklerini ifade etti.
Aralık ayındaki, üretici ve market fiyatları arasındaki fark incelendiğinde,
üretici ve market arasındaki fiyat
farkının maydanozda yüzde 569,57,
portakalda yüzde 436,11, kuru incirde
yüzde 332,67, mandalinada yüzde
331,22'yi bulduğunu bildiren Bayraktar
şunları kaydetti:
"Maydanoz, portakal, kuru incir ve
mandalinayı, yüzde 258,25 ile lahana,
yüzde 247,47 ile marul, yüzde 239,19
ile ıspanak, yüzde 217,79 ile limon,
yüzde 213,32 ile havuç, yüzde 200,85
ile elma izliyor. Nohutta yüzde 192,37,
kuru kayısıda yüzde 190, kuru fasulyede yüzde 187,34, sivri biberde yüzde
186,93, pırasada yüzde 186,46, yeşil
soğanda yüzde 179, sütte yüzde
173,91, domateste yüzde 170,77 üretici
market fiyat farkı var. Bu fark, salatalıkta
yüzde 168,14, pirinçte yüzde 167,42,
kuru üzümde yüzde 164,9, karnabaharda yüzde 155,38, kabakta yüzde
153,14, patateste yüzde 149,4, kırmızı
mercimekte yüzde 143,9, patlıcanda
yüzde 130,81, yeşil fasulyede yüzde
101,96 oldu. Üretici market fiyat farkı,
yeşil mercimekte yüzde 91,92, kuru
soğanda yüzde 88,23, kuzu etinde
yüzde 81,43, iç fındıkta yüzde 76,54,
zeytinyağında yüzde 73,32, yumurtada
yüzde 72,27, daha etinde yüzde 59,35,
Antep fıstığında yüzde 50,67 ile yüzde
100'ün altında kaldı." Üretici ile tüketici
arasındaki fiyat farkına dikkati çeken
Bayraktar, şöyle devam etti:
"Maydanoz, tarladan markete gelene
kadar fiyatı 6,7 katına çıkıyor. Yine
bahçede kilogramı 42 kuruş olan portakal, halde 82 kuruşa satılırken, fiyat
pazarda 1 lira 54 kuruş, markette 2 lira
25 kuruş oluyor. Bahçe fiyatı, 5,36 katına çıkıyor. Bu kadar fiyat farkı olur mu?
Bahçede 42 kuruş olan portakal markette nasıl 2 lira 25 kuruş olur?
Üreticide kilogramı 5 lira 50 kuruş
olan kuru incir, markette 23 lira 80
kuruş, kilogramı 42 kuruş olan mandalina 1 lira 81 kuruş, kilogramı 42 kuruş
olan lahana 1 lira 50 kuruş, adedi 58
kuruş olan marul 2 lira 2 kuruş, kilogramı 74 kuruş olan ıspanak 2 lira 51
kuruş, kilogramı 79 kuruş olan limon 2
lira 51 kuruşa, kilogramı 66 kuruş olan
havuç 2 lira 5 kuruş, kilogramı 1 lira 17
kuruş olan elma 3 lira 52 kuruşa satılıyor. Yağmur çamur, kar kış demeden
gece gündüz çalışan üretimin her türlü
eziyetini çeken çiftçimiz 1 kazanırken,
aracı 3-4 kazanıyor. Çiftçimiz cefayı
çekiyor, aracı sefayı sürüyor. Bu durum
sürdürülebilir değildir.
Mandalinada üretim artışı, narenciyede en önemli pazarlar olan
Rusya'da ekonomik, Irak ve Ukrayna'da
siyasi karışıklıklar, Suriye'deki iç savaş
ihracatımıza sekte vurmuş, havaların
sıcak gitmesi de mandalina çeşitlerinde
hasat tarihlerinin çakışmasına yol
açmış, iç piyasada arz fazlalığı yaratmış, üreticide fiyatları düşürmüştür.
Üreticimiz pazarlama sorunu yüzünden
perişan durumdayken, üretici-tüketici
fiyat farkının bu kadar yüksek olması
manidardır." Hem üreticinin hem de
tüketicinin zarar görmemesi için acilen
üretici ve tüketici fiyatları arasındaki
makasın daraltılması gerektiğine dikkati
çeken Bayraktar, bu konuda yapılacak
çalışmalara katkı sağlamaya hazır
olduklarını bildirdi. -Markette fiyat
düşüşünde karnabahar, fiyat artışında
patlıcan birinciBayraktar, aralık ayında market fiyatlarında portakal, toz şeker, pirinç,
ıspanak, kuru üzüm, kuru incir, süt ve
mısırözü yağı fiyatlarında değişim
olmazken, fiyat düşüşünün yüzde 28,71
ile en fazla karnabaharda görüldüğünü
belirtti. Karnabahardaki fiyat düşüşünü
yüzde 14,57 ile limon, yüzde 10,59 ile
pırasa, yüzde 9,18 ile patates izlediğini
vurgulayan Bayraktar, lahanada yüzde
5,60, mandalinada yüzde 5,51, domateste yüzde 4,51, maydanozda yüzde
3,75, iç fındıkta yüzde 3,66, tavuk
etinde yüzde 3,40, marulda yüzde 3,23,
kuru fasulyede yüzde 2,69, Antep
fıstığında yüzde 0,20 fiyat düşüşü
olduğunu bildirdi. (AA)
Yapılandırmada
TARİHİ REKOR
ANKARA - Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bazı
alacakların yeniden yapılandırılmasını da içeren torba
yasanın son sonuçlarını açıkladı.
Bakan Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamuoyunda "torba yasa" olarak bilinen İş
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552
sayılı Kanun'un 11 Eylül'de yürürlüğe girdiğini ve aynı
tarih itibarıyla yapılanma taleplerini içeren başvuruların alınmaya başladığını hatırlattı.
Kesinleşmiş kamu alacaklarının enflasyon oranında güncellenmek suretiyle yeniden yapılandırılması ve
taksitle ödenmesine imkan veren Kanuna 3,5 ayı
aşan süredir başvuruların kabul edildiğini belirten
Şimşek, söz konusu imkanlardan yararlanmak üzere
yoğun bir başvuru olduğu ifade etti.
6552 sayılı Kanunun, kesinlikle bir af düzenlemesi
olmadığını vurgulayan Şimşek, af niteliğinde olmayan
bu yapılandırmada elde edilen sonucun, kesin bir
başarı olduğunu kaydetti. Şimşek, "Rakamlar,
2011'deki yapılandırmayı dahi geçti ki o, büyük
ölçüde af niteliğinde bir düzenlemeydi.
Vatandaşlarımıza, başvuru için gösterdikleri ilgiye
teşekkür ediyorum. Aynı hassasiyeti ödeme noktasında da göstereceklerine inanıyorum" diye konuştu.
Yapılandırmadaki son rakamları da açıklayan
Şimşek, 31 Aralık 2014 itibarıyla sadece vergi
dairelerine toplam 4,5 milyon kişinin başvuruda
bulunduğunu ve 42,5 milyar liralık alacağın yapılandırıldığını bildirdi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 11 banka ile
yapılan anlaşma çerçevesinde yapılandırılan alacakların kredi kartıyla ödenmesi imkanının sağlandığını
belirterek, vergi tahsil anlaşması bulunan 26 banka
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan tutarların
nakden tahsilatının başladığını da kaydetti.
Kanun kapsamında başvurusunu yapan mükelleflerin, ödemelerini de yasaya uygun yapmaları gerektiğine dikkati çeken Şimşek, "Mükelleflerimiz, yapılandırma sonucu elde ettikleri hakları kaybetmemek
için ödemelerini de zamanında yapmak zorunda"
dedi.
Taksitlerin, mutlaka zamanında ödenmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, vatandaşın bir hak kaybına
uğramaması için bakanlık olarak etkin bilgilendirme
ve hatırlatma sürecini bundan sonra da yakından
takip edeceklerini bildirdi.
Bakan Şimşek, vatandaşın yapılandırmaya gösterdikleri ilgide, Türkiye çapında yürütülen tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarının önemli rol oynadığını söyledi. Bu çalışmalarda büyük emeği olan başta Gelir
İdaresi Başkanlığı (GİB) olmak üzere tüm çalışanlarına
teşekkür eden Şimşek, "Bu konuda bizimle işbirliği
yapan sivil toplum kuruluşlarının da başarıdaki emeği
büyük. Onlara da teşekkür diyorum" dedi.
Söz konusu çalışmalara ilişkin detayları da paylaşan Şimşek, şunları kaydetti:
"Motorlu taşıtlar vergisi ve trafik para cezasından
borçlu 4,9 milyon kişiye mektup ve bilgilendirme
broşürü gönderildi. Nüfus, askerlik, seçim para cezası, öğrenim kredileri gibi küçük tutarlı borçları olan
yaklaşık 2 milyon vatandaşımıza da kısa mesaj yolu
ile ulaşılmaya çalışıldı. Kanunun 5 farklı içerikteki
reklam görselleri hazırlandı ve bu görseller 18 il ve 5
bin 159 adet billboardda, yüksek hızlı trenlerde, 4
büyük şehrimizdeki banliyö trenleri, metro istasyonlarındaki LCD ekranlarda ve vagon içlerinde, otobüs
dış yüzlerindeki reklam alanlarında, Ankara, İstanbul
ve İzmir havalimanları iç ve dış hat terminallerinde,
Ankara, İstanbul ve İzmir'deki cadde ve kavşaklardaki 30 adet Outdoortv'de, kamu binalarında ve PTT
şubeleri gibi vatandaşların yoğun olarak bulunduğu
yerlerdeki toplam 2 bin 268 ekranda yayınlandı."
Söz konusu tanıtım çalışmaları kapsamında 10
ulusal radyo kanalında toplam bin 500 kez radyo
spotu yayınlandığını aktaran Şimşek, ayrıca 5 farklı
içerikte toplam 150 bin afiş basıldığını, 4,1 milyon
adet de bilgilendirici rehber ve el broşürünün vergi
dairesi müdürlükleri ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla mükelleflere ulaştırıldığını söyledi.
Bakan Şimşek, bu çalışmalarda interneti de etkin
kullandıklarını açıkladı. GİB'in internet sitesinde,
kanun kapsamındaki borçların sorgulanabilmesi,
başvuru ve ödemelerin yapılabilmesi ve ilgili mevzuata kolayca ulaşılabilmesi için ayrı bir alan oluşturulduğunu belirten Şimşek, "Borçlarını unutmuş pek çok
mükellefimiz, vergi dairelerimize gelerek ya da GİB'in
internet sitesinden başvurarak, kanundan yararlandı"
dedi.
Bunların dışında, vatandaşlarla yüz yüze
görüşmeler de yaptıklarını ve yapılandırmanın faydalarını anlattıklarını dile getiren Şimşek, tanıtım çalışmalarında GİB'deki bürokratların sahada önemli
çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
(AA)
dış dünya
6 Ocak 2015 Salı
13
Kızılay'dan, Iraklı Hristiyanlara gıda yardım
ERBİL - Türk Kızılayı, Irak'ın Erbil
kentinde zor şartlarda barınan 500
Hristiyan aileye insani yardımda
bulundu.
Kızılay ekibi, Erbil'in Ankawa semtinde evlerde ve çadırlarda kalan
Hristiyan ailelere dağıtılmak üzere
gıda kolilerini Saint Joseph Kilisesi
yetkililerine teslim etti.
Türk Kızılayı Genel Müdür
Yardımcısı Mintez Şimşek, yardımların
teslimi sırasında gazetecilere yaptığı
açıklamada, Irak'ta çatışmaların başladığı haziran ayından beri sığınmacı
durumuna düşenlere "ayrım yapmadan" destek olduklarını söyledi.
Hristiyan sığınmacılara dördüncü
kez yardım ettiklerin ifade eden
Şimşek, "Ümidimiz burada hiç kimse
yardıma muhtaç olmasın. Türk milletinin merhamet ve şefkat eli olarak
Irak'a defalarca insani yardım getirdik.
Bu yardımları, Diyala'dan Zaho'ya
kadar hiçbir ayrım gözetmeden dağıtıyoruz. İnşallah en kısa sürede buradaki karışıklıklar sona erer ve insanlar
normal hayatlarına döner" dedi.
Gıda paketlerini Kızılay'dan teslim
alan Saint Joseph Kilisesi Sorumlusu
Salim Saka da yardımlardan dolayı
Türk Kızılayı'na teşekkür etti. Saka,
desteğin devam etmesini temenni
ettiklerini dile getirdi.
Bölgede barış ve huzurun sağlanmasında Türkiye'nin katkı sağlamasını
beklediklerini belirten Saka,
"Türkiye'nin, Irak'ta siyasi bir ağırlığı
var. Bu siyasi ağırlığı, barış ve istikrarın sağlanması için kullanmasını ümit
ediyoruz. Ayrıca ayrım yapılmadan
bize biz kez daha yardım edildiği için
Türkiye halkına ve hükümetine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Saka, Kızılay'dan aldıkları gıda
kolilerinin dağıtımına hemen başlaya-
caklarını bildirdi. Irak Türkmen
Cephesi (ITC) Milletvekili Aydın Maruf
ise Türkiye'nin toplamda bölgeye
600'ü aşkın tırla insani yardım malzemesi gönderdiğine dikkati çekerek,
"Türkiye, savaşın başından beri savaş
mağduru ailelerin yaralarını sarıyor.
Yapılan insani yardımlar ve Duhok'taki
iki çadır kamp her türlü takdiri hak
ediyor" ifadelerini kullandı.
Öte yandan Kızılay ekibi, Erbil'de
evlerde ve barakalarda kalan arasında
Türkmen ve Yezidilerin de olduğu 100
aileye daha gıda yardımı yaptı. (AA)
TSK Kabil'deki havaalanının Pakistan'da "özel
mahkemeler"
komutasını devraldı
gündemde
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Afganistan'ın başkenti Kabil'de bulunan
Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'nın komutasını Fransa’dan devraldı.
KABİL - Havaalanında düzenlenen
devir teslim törenine Türkiye'nin Kabil
Büyükelçisi İsmail Aramaz, Kabil'deki
Türk Askeri Eğitim Yardım Danışma
Komutanı Tuğgeneral Şafak Gök,
Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'nın
yeni komutanı Tümgeneral Mehmet
Cahit Bakır, Afganistan’daki NATO Hava
Komutanı Tümgeneral John K.
McMullen, havaalanının eski komutanı
Fransız General Philippe Lavigne ve çok
sayıda Afgan ve yabancı davetli katıldı.
Afganistan’daki NATO Hava
Komutanı Tümgeneral John K.
McMullen, törendeki konuşmasında,
Fransa'ya geçen yıllarda havaalanında
verdiği hizmetten dolayı teşekkür etti.
McMullen, "Bana göre biz NATO ülkeleri birlikte daha güçlüyüz ve Kabil havaalanı birlikte olmamızın bir simgesidir"
dedi.
Uluslararası Hamid Karzai
Havaalanı'nın yeni komutanı
Tümgeneral Mehmet Cahit Bakır ise
Fransa’nın misyonunu mükemmel şekilde tamamladığını belirterek, Türkiye’nin
Kore’den Kosova’ya, Lübnan’dan
Bosna’ya kadar tüm NATO misyonlarında güvenliğin sağlanması için profesyonel şekilde yer aldığını söyledi.
Havaalanının Afgan yetkililere devredilmesi konusunda Türkiye’nin aktif olarak çalışacağını aktaran Bakır, "Bu
hedefe ulaşmak için Afganistan'a destek vereceğiz" diye konuştu.
Kıbrıs Müzakere Süreci
LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı
Derviş Eroğlu, Kıbrıs Rum tarafının ön
koşulsuz olarak adadaki müzakerelere
dönmesi gerektiğini belirterek, "Rum
tarafı masaya dönsün diye haklarımızdan vazgeçmemiz söz konusu olamaz.
Biz samimi bir şekilde masada olmaya
devam ediyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, yaptığı
yazılı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafının
en kısa sürede bir çözüme ulaşılmasını
ve yapılan haksızlıkları sona ermesini
istediğine işaret etti. Eroğlu, Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafı gibi olumlu ve
sonuç almaya dönük bir anlayış içinde
olduğunu söylemenin mümkün olmadığını bildirdi.
Kıbrıs müzakere sürecinde Türkiye
ile izlenen politikalarda tam bir uyum
içinde olduklarını kaydeden Eroğlu,
Rum tarafının bu olumsuz tutumunu
uzun süre sürdürmesinin mümkün
olmadığını belirtti. Eroğlu, Rum tarafının ön koşulsuz masaya dönmesi
gerektiğini vurgulayarak, "Rum tarafı
masaya dönsün diye haklarımızdan
vazgeçmemiz söz konusu olamaz. Biz
samimi bir şekilde masada olmaya
devam ediyoruz" ifadesini kullandı.
(AA)
Havaalanının önceki komutanı
Fransız General Philippe Lavigne ise
birlikte çalıştığı tüm yabancı askerlere
teşekkür ederek, Fransız askerlerin
Afganistan’ı yakında terk edeceğini söyledi.
TSK’nın askeri ve sivil amaçlar için
kullanılan Uluslararası Hamid Karzai
Havaalanı'nın emniyeti ve huzurunun
sağlaması, ayrıca 7 gün 24 saat uçuşa
hazır bulunması için çalışacağı bildirildi.
Türk askerleri, geçen yıllarda da
Kabil’deki havaalanının komutanlığını
üstlenmiş ve Afganistan’ın güvenliğinin
sağlanmasına katkıda bulunmuştu.
Afganistan’da güvenliğin sağlanması
için 16 Ocak 2002’den başlayan ve
Türkiye’nin 13 yıl boyunca aktif katılım
sağladığı Uluslararası Güvenlik Destek
Gücü (ISAF), NATO kararı ile 1 Ocak
2015’ten itibaren Kararlı Destek
Misyonu'na dönüşecek. NATO, Afgan
güvenlik güçlerine eğitim, danışma ve
yardım hizmeti verecek. Afganistan’da
bulunacak Türk askerleri, 57 ülkeden
oluşan Kararlı Destek Misyonu kapsamında görev yapmaya devam edecek.
(AA)
Borisov: Bulgaristan'da
Türklere yapılan
baskılar cezasız kaldı
SOFYA - Bulgaristan Başbakanı
Boyko Borisov, 1990 öncesi komünist
rejimin yönetimde olduğu dönemde
ülkedeki Türklere karşı uygulanan baskı
ve zulümler için kimsenin hesap sormadığını belirtti.
Başbakan Borisov, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, 25 yıl önce
Bulgaristan Komünist Partisinin, "Türk
ve Müslümanlara karşı uygulanan baskı
ve insanlık dışı muameleleri aşmak"
adını taşıyan bir rapor yayınlayarak, işlediği en ağır suçun izlerini silmek istediğini vurguladı.
Borisov, "Görünmeyen ancak Türk
asıllı vatandaşlarımızın ruhlarında çok
ağır darbeler bırakan, kendilerine ve
ailelerine karşı uygulanan şiddet,
Komünist Partisi tarafından sanki kolayca unutulabilir hale getirildi" diye yazdı.
Komünist Partinin, "Türklere özgürlüklerini verdiğini ancak karşılığında
yapılan zulümler için hesap aranmaması
kazanımını elde ettiği" düşüncesini dile
getiren Borisov, isim vermeden, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu
Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisinin
(HÖH) bu durumu onayladığını öne
sürdü.
Ülkede 25 yıldır büyüyen siyasi yolsuzluklar ve vurdumduymazlığın arkasında kalarak kimsenin Türklere karşı
1
2
3
4
ABD’de 2 yaşındaki çoçuğunun vurduğu anne kurtarılamadı
HAYDEN - ABD'nin Idaho eyaletinde
iki yaşındaki çocuğun çantadan aldığı
tabancanın ateş alması sonucu ölen
kadının, çocuğun 29 yaşındaki annesi
olduğu açıklandı.
Bölge Şerifinin sözcüsü Stu Miller,
küçük erkek çocuğun, annesi Veronica
J. Rutledge'ın çantasında sakladığı ruhsatlı silahı bulmasının ardından tabancanın ateş alması sonucu annenin vurula-
rak yaşamını yitirdiğini söyledi. Trajik
kaza dün Idaho eyaletinin Hayden kentinde bir alışveriş merkezinde, Veronica
J. Rutledge, iki yaşındaki oğlu ve diğer
üç çocuğuyla alışveriş yaptığı sırada
meydana gelmişti. Idaho'nun Blakfoot
kentinde yaşayan Veronica J. Rutledge
ve ailesinin, akrabalarını ziyaret etmek
için Hayden'e geldiği belirtildi. Talihsiz
kadının, ABD Enerji Bakanlığı'na nükleer
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
yapılan baskı ve zulümler için ciddi
şekilde hesap sormadığını vurgulayan
Borisov, 2012 yılında partisinin onayıyla
parlamentoda, "Bulgaristan
Müslümanlarına Karşı Zorla Uygulanan
Asimilasyon Sürecinin Kınanmasına
İlişkin Bildiri"yi onayladıklarını hatırlattı.
Bu tür suçlar için "siyasi af ve yargıda zaman aşımı olamayacağının" altını
çizen Borsiov, "Ne kadar da geç olsa
adalet aranmalı. Bu tür suçların işlenmeyeceğine dair en büyük garanti ise
gerçek demokrasidir" ifadesini kullandı.
Bulgaristan'da 1984-1989 yılları arasında Komünist Partinin iktidarı döneminde ülkedeki Türklere karşı zorla
yürütülen Bulgarlaştırma ve asimilasyon
baskıları nedeniyle şimdiye kadar kimse
ceza almadı. (AA)
ve enerji araştırmalarıyla ulusal savunma
alanında destek sağlayan Idaho Ulusal
Laboratuvarı'nda çalıştığı kaydedildi.
Veronica J. Rutledge'ın kayınpederi Terry
Rutledge, trajik kazada hayatını kaybeden gelini için "güzel, genç ve sevgi dolu
bir anneydi" dedi. Kadının eşinin olay
sırasında alışveriş merkezinde olmadığı,
kazayı öğrenince geldiği ifade edildi.
(AA)
birine yaptığı değerlendirmede,
önde gelen siyasi partilerin bu konudaki anayasa değişikliği konusunda
tereddüt gösterdiğini, bunun olumlu
olduğunu söyledi.
Okul baskının ardından 2008'de
askıya alınan idam cezasının yeniden uygulanması talimatını veren
Başbakan Navaz Şerif ise dünkü
Senato oturumuna yaptığı konuşmada, özel mahkemeleri kurmaya
kararlı olduklarını söyledi.
Navaz Şerif, "Ben de bir gün
böyle bir mahkemeye çıkarılabilirim
şüphesini taşıyorum ancak bu korku
bana Peşaver'de teröristlerin okul
çocuklarını katletmesini unutturamaz" ifadesini kullandı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Rahil Şerif ise bütün ulusun siyasi
ve askeri liderliğin terörle mücadelede "doğru ve cesur karar" almaları
için beklediğini söyledi.
Ordu Sözcülüğü'nün açıklamasına göre, Ravalpindi'deki
Genelkurmay Başkanlığı'nda komutanlara hitap eden Orgeneral Şerif,
teröre karşı bütün siyasal liderliğin
azmini takdir ettiklerini belirtti ve
"Teröristlere ve onlara sempati
duyanlara karşı sert bir operasyon
hakkında cesur kararlar alınması için
bütün ulus siyasi ve askeri liderliği
bekliyor" dedi.
Orgeneral Şerif, okul baskınından
sonra 24 Aralık'ta bütün siyasi partilerin katılımıyla varılan siyasi uzlaşmanın "küçük meseleler" uğruna
kaybedilmemesi çağrısında bulundu. Şerif, "Teröre karşı savaş için
bütün kurumların birlikte vakit kaybetmeden ulusal eylem planını
uygulamaya geçmesi gerekiyor"
diye konuştu. (AA)
İSLAMABAD - Pakistan'da 16
Aralık'ta Pakistan Talibanı'nın bir
okula düzenlediği ve 150 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskının ardından terör örgütü mensuplarının hızlı
yargılanması için ordu yetkilisinin
başkanlığında özel mahkemelerin
kurulmasına yönelik karar tartışma
yarattı.
Peşaver kentindeki okul baskınından bir hafta sonra Pakistan parlamentosunda temsil edilen siyasi
partiler, Başbakan Navaz Şerif başkanlığındaki toplantıda Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Rahil Şerif ile bir
araya gelerek, terörle mücadele için
"ordu yetkilisinin başkanlık edeceği
özel mahkemelerin" kurulmasını da
içeren 20 maddeli bir ulusal eylem
planını onaylamışlardı.
Ülkedeki muhalefet partileri,
onaya rağmen şimdi teröristlerin
çabuk yargılanabilmesi için ordu
yetkilisinin başkanlığında özel mahkemelerin kurulmasına karşı olduklarını açıklamaya başladı. Muhalif
siyasi parti temsilcileri, bu yasanın
siyasi liderlere karşı kullanılmasından duydukları kaygıyı ifade etti.
Muhalefetteki Pakistan Halk
Partisi Senatörü Raza Rabbani,
senato oturumundaki konuşmasında
özel mahkemelerin kurulmasına itiraz ederek, "1977 ve 1998'de kurulan askeri mahkemeler hükümetlerin
düşmesinde öncü rol oynamıştı"
dedi.
Eski Anayasa Mahkemesi
Başkanı Çodri İftikhar, ordu yetkilisi
başkanlığında özel mahkemelerin
kurulmasının anayasaya aykırı olduğunu dile getirirken, Pakistan
Uluslararası Stratejik Enstitüsü
Başkanı Rasul Bakş Reis, AA muha-
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
6 Ocak 2015 Salı
UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmek için
1994 yılında başvurusu yapılan Efes Antik
Kenti'nin 22 yıllık rüyasının tamamlanan çalışmalarla birlikte bu yıl gerçekleşmesi bekleniyor.
Doğu Karadeniz'de
"kış turizm koridoru"
oluşturulacak
ISSN 1308-7622
TRABZON- Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı
(DOKA), bölgede kış turizminin geliştirilmesine
yönelik projeler kapsamında, Ordu'dan Artvin'e
kadar "kış turizm koridoru" kurma çalışmalarını
hayata geçiriyor. Türkiye'nin en önemli turizm
merkezlerinden biri haline gelen Doğu Karadeniz,
doğal güzellikleri ve sunduğu tarihi, kültürel ve
sportif aktiviteleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi
odağı oluyor. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı
turisti ağırlayan Doğu Karadeniz, bölgede farklı
alternatiflerin oluşturulması ve kış turizminin canlandırılması çalışmaları kapsamında, 2 milyar
liralık harcama öngörülerek hayata geçirilecek
projeyle, turizmde 12 ay önemli bir merkez haline
gelecek. Ziyaretçilerine doğa turizmine yönelik
pek çok alternatif de sunan Doğu Karadeniz,
oluşturulacak "kış turizm koridoru" ile Ordu'dan
Artvin'e kadar rahatlıkla gezilebilecek.
DOKA Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu
Karadeniz'i ziyaret eden yerli ve yabancı turist
sayısında her geçen yıl artış yaşandığını
belirterek, önceki yıllara göre ziyaretçi sayısının,
2014 yılında yüzde 25 artış göstererek 5 milyonu
aştığını söyledi. Bölgede turizmde farklı alternatiflerin oluşturulmasının önemli olduğunu dile
getiren Kaldırım, "Turizm potansiyelinin 12 aya
yayılması ve turizme yönelik altyapı çalışmalarının
oluşturulmasını önemsiyoruz. Bunun için DOKA
olarak her alanda stratejiler geliştirdik, bu doğrultuda da projeler oluşturduk" dedi.
Kaldırım, turizm potansiyelinin artırılmasına
dönük en önemli projelerinden birisinin de "Kış
Turizm Koridoru" olduğunu vurgulayarak,
"Projenin bölgede kış turizm potansiyelini arttıracağını düşünüyoruz. O nedenle de Ordu'dan
başlayıp Artvin'e kadar olan turizm alanlarında
çalışmalar yaptık. Bölgede kış turizmine yönelik
nerede, nasıl alternatifler yapılabileceğini
belirledik" ifadelerini kullandı. Proje kapsamında
Ordu'da çalışmalara başladıklarına dikkati çeken
Kaldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ordu dışında
Artvin'de Atabarı Kayak Merkezi, Giresun'da
Kümbet Yaylası, Gümüşhane'de Zigana Kış
Turizm Merkezi, Süleymaniye Kış Turizm Merkezi,
Çakırgöl Kış Turizm Merkezi, Ordu'da Çambaşı
Yaylası Kış Sporları Merkezi, Trabzon ve Rize'de
Ovit, Uzungöl Kış Merkezi, Ayder Kış Sporları
Turizm Merkezi ve Kaçkar Dağları Heliski
Merkezi'ni kapsayacak 'kış turizm koridoru' oluşturduk. Doğu Karadeniz'de bir turizm potansiyeli
var. Bunun geliştirilmesi gerekiyor. Bu durum bölgemiz açısından çok önemli." Kaldırım, kış turizmi olanaklarından yararlanmak isteyen kişilerin
tek bir yerde tatilini geçirmediklerini anlatarak,
"Kış turizmine çıkan turistler 15 günlük bir plan
yapıyorsa, günlerini farklı bölgeleri gezerek
geçirmek istiyor. Biz de bölgemize gelen yerli ve
yabancı turistlerimize bu imkanı sunuyoruz.
Ordu'dan tatiline başlayan yerli ve yabancı turistler, 'kış turizm koridoru' sayesinde Artvin'e
kadar olan kayak merkezlerini ve termal turizm
gibi farklı alternatifleri bulunan kış turizm merkezlerini rahatlıkla gezebilecek. Turistlerimize
dolayısıyla çok iyi bir turizm alternatifi sunulmuş
olacak" diye konuştu. (AA)
Yıl: 45
Sayı: 15065
6 Ocak 2015
Salı
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
KONYA - Selçuk Belediye Başkanı Zeynel Bakıcı, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, 8 bin 500 yıllık tarihi olan
ilçelerinde Efes Antik Kenti, dünyanın 7 harikasından biri
olan Artemis Tapınağı, Hristiyanların hacı oldukları
Meryemana, Hz. İsa'nın havarilerinden olan Saint Jean
Kilisesi, Şirince gibi birçok tarihi ve kültürel yerlerin bulunduğunu anlattı. İlçenin tarihi, kültürü, doğası, toprağı yani
her şeyiyle Allah'ın bir lütfu olduğunu, birçok arkeolojik ve
doğal SİT alanına sahip olduğunu dile getiren Bakıcı, bölgenin insanlık tarihi boyunca birçok medeniyete ev
sahipliği yaptığını hatırlattı. Efes Antik Kenti'nin bugüne
kadar UNESCO Dünya Mirası içerisinde yer almamasının
büyük bir eksiklik olduğunu vurgulayan Bakıcı, 2015'de bu
eksikliğin giderileceğine inandıklarını ifade etti. Efes Antik
Kenti'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesi için
1994 yılında başvuruda bulunulduğunu, 2000 yılında
bunun reddedildiğini ondan sonra da bir sonuç alınamadığını dile getiren Bakıcı, şöyle konuştu: "Efes'in listede
yer almaması büyük bir eksiklikti. Eksikliğin nereden kaynaklandığını iyi biliyoruz. Bu nedenle alt yapıyı çok güçlü
oluşturduk. Kültür ve Turizm Bakanlığımız başta olmak
kaydıyla belediye, müze, kazı heyeti başkanlığı kolektif
çalışma yaptık. Bakanlıkla el ele, kol kolayız, her türlü
çalışmayı yapıyoruz. Müzeyle, Kaymakamlıkla keza öyle.
Bilim insanlarımızla bir araya geldik ve çok güzel bir çalışma elde ettik.” (AA)
Muğla'da iki mevsim bir arada
Muğla'da iki mevsim bir arada yaşanıyor.
"Yeryüzü cenneti" tabir edilen Türkiye'nin
turizm cenneti Muğla'da bir günde iki
mevsimi bir arada yaşamak mümkün.
Gediz Termal Kayak Merkezi, sezonu açtı
KÜTAHYA - İç Ege'nin en yüksek
dağlarından olan Murat Dağı'nda, termal kaplıcaların da yer aldığı kayak
merkezinde yeni sezon açıldı.
Kütahya Valisi Şerif Yılmaz, kayak
sezonu açılış töreninde gazetecilere
yaptığı açıklamada, Ege Bölgesi'nde
sadece İzmir'de kayak tesisi olduğunu
ama onun da yetersiz kaldığını söyledi.
Murat Dağı'ndaki merkezin birçok
şehre yakın mesafede olduğunu
belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
"Kar özelliği ve kar potansiyeli
bakımından kayak sporuna en uygun
dağlardan birindeyiz. Bölgemiz ve
insanlarımız için kayak turizmi güzel bir
imkan olacak. Küçük mütevazi tesis
olmasına rağmen, vatandaşlarımızın
buraya yoğun ilgisi var. Diğer illerden
gelen misafirlerimiz var. Tüm teşkilatlarla beraber bu tesisin daha iyi olması
için çalışacağız. Tüm spor severleri
Gediz Termal Kayak Merkezi'ne bekliyorum."
Gediz Belediye Başkanı Mehmed Ali
Saraoğlu da termal su kaynakları ile
kayak merkezinin bir arada olduğunu
dile getirdi.
Termal turizm ile kayak turizmini birleştiren Kayak Merkezi'nde, mevsimin
ilk karı ile sezonun başladığını ifade
eden Saraoğlu, "İnşallah önümüzdeki
dönemde bu kayak merkezi daha da
gelişecek. Bin 450 metre yükseklikte
kaplıca imkanları var" diye konuştu.
(AA)
MUĞLA - Kış mevsimi
olmasına karşın Akyaka'da bazı
vatandaşlar sahilde
güneşlenirken bazıları da kent
merkezine 15 kilometre uzaklıkta
bulunan Yılanlı Dağı'na giderek
karın keyfini çıkarıyor.
Hava sıcaklığının 2 dereceye
kadar düştüğü Yılanlı mevkisinde
hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar, karda mangal yaptı.
Çocuklar ise kardan adam yapıp
kartopu oynadı. Çok sayıda
vatandaşın akın ettiği bölgede
araçlar uzun kuyruk oluşturdu.
Bodrum'dan Muğla'ya
geldiğini belirten Emre İlter, AA
muhabirine, arkadaşlarıyla
bölgede bulunduklarını belirterek,
"Biz Türkiye'nin en güzel
köşesinde yaşıyoruz. Burada kartopu oynarken Muğla'nın kıyı
kesimlerinde insanlar denize girip
yürüyüş yapabiliyor" dedi.
Bazı vatandaşlar ise Muğla'da
her yerde kar görmek mümkün
olmadığı için, karın düştüğünü
haber alınca Yılanlı'ya geldiklerini
söyledi. Bölgeye piknik yapmak
için gelen çok sayıda vatandaş,
yanlarında getirdikleri poşetlere
kar doldurarak araçlarına yükledi.
Hava sıcaklığının 14 derece
ölçüldüğü Ula ilçesine bağlı
"sakin kent" Akyaka
Mahallesi'nde sıcak havayı fırsat
bilen vatandaşlar, sahillerde
yoğunluğa sebep oldu.
Gökova Körfezi'nin "Cennet
köşesi" tabir edilen ve her
mevsim mavi ile yeşilin bir arada
gözlenebildiği Akyaka'da sıcak
havayı fırsat bilen vatandaşlar
sahilleri doldurdu. Bazı vatandaşlar sahilde yürürken
bazılarının piknik yaptığı, sahildeki kafelerde oturup kitap
okuduğu gözlendi. Çocuklar ise
sahilde kumda oyunlar oynayarak eğlendi.
Gaziantepspor "istikrarsız"
6 Ocak 2015 Salı
GAZİANTEP - Spor Toto
Süper Ligin ilk yarısını 21
puanla kapatan
Gaziantepspor, önceki
sezonlarla kıyaslandığında
yine "istikrarsız" bir tablo
oluşturdu. AA muhabirinin
derlediği bilgiye göre, 24
Nisan 1969 yılında kentin
önde gelen kişilerinin, dönemin Belediye Başkanı
Abdulkadir Batur başkanlığında bir toplantıda kurduğu
Gaziantepspor, Gaziantep
savunmasında canı pahasına
kenti düşmana teslim etmeyen şehitlerin anısına kan ve
matem rengi olan kırmızısiyah renkleriyle spor hayatına katıldı. Kurulduğu sene
hazırlık maçlarıyla varlık sürdüren Gaziantepspor, 1970
yılında çıkartılan ve il takımlarının direkt üçüncü lige
alınmasını öngören kararnameyle 1970-1971 sezonunda
Türkiye liglerindeki ilk mücadelesine başladı.
LİDERLİK GİTTİ
Beşiktaş'a geldiğinden bu yana
derbi galibiyeti görmeyen
teknik direktör Slaven Bilic,
Galatasaray karşısında da bu
şanssızlığını kıramadı.
Fenerbahçe derbisinde Olcay
Şahan'ın kırmızı
kart görmesiyle 10
kişi kalan siyahbeyazlılar,
Galatasaray
karşısında da bu
kez Veli Kavlak'ın
62. dakikadaki kırmızı kartıyla derbiyi
10 kişi tamamladı.
Fenerbahçe derbisine kırmızı kart
cezalısı Gökhan
Töre'den yoksun
çıkan Beşiktaş,
Galatasaray maçında da yine kırmızı
kart cezası olan
Atiba Hutchinson'ı
oynatamadı.
İSTANBUL - Spor Toto Süper Lig'de 2015'in ilk
derbisinde Galatasaray'a 2-0 kaybeden Beşiktaş,
hem liderlikten oldu hem de rakibi karşısındaki galibiyet özlemini sürdürdü.
Haftaya 35 puanla lider giren siyah-beyazlılar,
derbiyi kaybedip, aynı puanda kalırken, İstanbul
Başakşehir'i mağlup eden Fenerbahçe, 36 puanla
liderlik koltuğunun yeni sahibi oldu.
Galatasaray da bu galibiyetle Beşiktaş ile puanını
eşitledi ve averajla üçüncü sırada kaldı.
Beşiktaş, bu sezon Atatürk Olimpiyat Stadı'nda
oynadığı Fenerbahçe derbisi gibi, Galatasaray derbisini de 2-0'lık skorlarla kaybetti.
Fenerbahçe derbisinde Olcay Şahan'ın kırmızı
kart görmesiyle 10 kişi kalan siyah-beyazlılar,
Galatasaray karşısında da bu kez Veli Kavlak'ın 62.
dakikadaki kırmızı kartıyla derbiyi 10 kişi tamamladı.
Fenerbahçe derbisine kırmızı kart cezalısı Gökhan
Töre'den yoksun çıkan Beşiktaş, Galatasaray maçında da yine kırmızı kart cezası olan Atiba Hutchinson'ı
oynatamadı.
Siyah-beyazlılar, bu sezon Süper Lig'de sadece
Fenerbahçe ve Galatasaray derbilerinde gol atmayı
başaramadı.
Beşiktaş'a geldiğinden bu yana derbi galibiyeti
görmeyen teknik direktör Slaven Bilic, Galatasaray
karşısında da bu şanssızlığını kıramadı.
Siyah-beyazlılar, kulüpte ikinci sezonunu geçiren
46 yaşındaki Hırvat teknik direktör yönetiminde
oynadığı 6 derbiden 4'ünü kaybetti, 2'sinde berabere
kaldı. (AA)
Torku Konyaspor
2014’te beklentilerin
altında kaldı
KONYA - Torku Konyaspor, 2014 yılında çıktığı 38 resmi maçın 12'sini kazanırken, 11 beraberlik elde etti, 15 yenilgi yaşadı.
Yeşil-beyazlılar, geçen yıl beklentilerin altında
bir performans ortaya koydu. Konya ekibi, 2014
yılında mücadele verdiği Spor Toto Süper Lig ve
Ziraat Türkiye Kupası'nda 38 resmi maçta sahaya çıktı.
Bu iki kulvarda çıktığı maçlarda 12'sinden
sahadan galibiyetle ayrılan Torku Konyaspor,
11'inde berabere kaldı, 15'inde de yenildi.
Konya ekibi, rakip filelere gönderdiği 51 gole
karşılık kalesinde 50 gol gördü.
Sezona üst sıralarda yer edinmek için başlayan Torku Konyaspor, istediğini elde edemedi.
Spor Toto Süper Lig'de 2014-2015 sezonunda
oynadığı 15 maçta 4 galibiyet alan yeşil-beyazlılar, 4 beraberlik elde etti, 7 yenilgi yaşadı.
Ligde Eskişehirspor, Fenerbahçe ve
Beşiktaş'a 2-1, Kasımpaşa'ya 2-0,
Trabzonspor'a 3-2, Gençlerbirliği ile
Galatasaray'a 5-0 yenilen Torku Konyaspor,
Sivasspor, Suat Altın Kayseri Erciyesspor,
İstanbul Başakşehir ve Akhisar Belediyespor ile
de berabere kaldı. Konya ekibi, Balıkesirspor,
Kardemir Karabükspor, Gaziantepspor ve
Mersin İdmanyurdu müsabakalarından ise sahadan 3 puanla ayrıldı.
Ligde 15. hafta sonunda 16 puanla 13'üncü
sırada yer alan Torku Konyaspor, geride kalan
haftalarda rakip fileleri 13 kez havalandırdı, kalesinde ise 22 gol gördü. (AA)
Feyyaz Uçar'dan Demba Ba'ya övgü...
Beşiktaş'ın efsane oyuncularından Feyyaz Uçar, siyah beyazlı ekibin Senegalli gölcüsü Demba Ba'nın modern bir futbol anlayışı olduğunu belirterek, "Sadece kendisi
için değil takım için de iyi bir oyuncu. Kolektif oyunda çok başarılı" dedi.
MALATYA - Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup
takımlarından Yeni Malatyaspor'un teknik
direktörü Uçar, hedefleri ve Türk futboluyla
Beşiktaş'ın durumuna ilişkin AA muhabirine
değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Malatyaspor'un sezon başında şampiyonluk parolasıyla yola çıktığını anımsatan
Uçar, ligin ilk yarısının son haftalarında yaşanan puan kayıplarının ardından Mustafa
Uğur'un teknik direktörlükten ayrılmasıyla
takımı kendisinin teslim aldığını söyledi. İkinci
yarı için hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten
Uçar, gerekli mevkilere transferler yapmayı
düşündüklerini kaydetti.
Uçar, "3-4 transferle sezona girmek istiyoruz. Elimizi çabuk tutmamız lazım.
Başkanımızı da bilgilendirerek, yapacağımız
transferleri söyleyeceğiz. Sanıyorum kendisi
de bizimle hem fikir. Yeni Malatyaspor'u beklediği şampiyonluğa ulaştırmak istiyoruz" diye
konuştu.
Son yıllarda Türk futbolunda özellikle şiddetle ilgili bazı sorunlar yaşandığını dile getiren Uçar, bunun önüne geçmek için bir dizi
önlem alınması gerektiğini söyledi. Şiddetin
önlenmesi adına passolig uygulamasının başlatıldığını hatırlatan Uçar, "Taraftar bu uygulamaya alışık olmadığı için seyirci sayısında
düşüş oldu. Ancak taraftarın alışmasının
ardından eskiye dönüş olacağına inanıyorum"
dedi.
Futbol kariyerinde forvet olarak görev yaptığını anımsatan Uçar, Türkiye'de önemli forvetler olduğunu vurguladı. Uçar, Demba Ba
ve Mustafa Pektemek'i beğendiğini belirterek,
şöyle devam etti:
"İkisinin de Beşiktaş'ta olması Beşiktaş
için bir şans. Demba Ba'nın çok modern bir
futbol anlayışı var. Sadece kendisi için değil
takım için de iyi bir oyuncu. Kolektif oyunda
çok başarılı. Onun dışında Mustafa'nın kendine has özellikleri var. Kolay adam geçebilme,
topa hakimiyeti, teknik, taktik kapasitesi çok
yüksek. Tabii Burak Yılmaz'ın da kalitesi tartışılmaz. Çok özel bir oyuncu, süratli şut atabi-
len, hava hakimiyeti olan komple bir forvet
oyuncusu. Bu üç oyuncuyu Türkiye'de forvet
olarak beğeniyorum."
Türkiye'de forvet sıkıntısı olmadığını ancak
forvet oyuncuların yeterli süre alamadığını
kaydeden Uçar, takımların yabancı kontenjanını devamlı forvet oyuncusundan kullanmaması durumunda yerli forvetlerin daha fazla
şans bulacaklarına ve başarılı olacaklarına
inandığını ifade etti.
Dünya futbolunda da çok önemli futbolcular bulunduğunu belirten Uçar, "Bana göre
Messi dünyanın en iyisi futbolcusudur" dedi.
Bir soru üzerine Beşiktaş'ta oynayan her
oyuncunun Beşiktaş'ı çalıştırmak isteyeceğini
belirten Uçar, "Beşiktaş'ın şu anda çok
değerli bir hocası var. İnşallah uzun yıllar
Beşiktaş'a hizmet edecek. Tabii ki her arkadaşım gibi ben de Beşiktaş'da teknik adam
olmak isterim" dedi.
Süper Lig'de şampiyonluğun ligin sonuna
kadar kıyasıya bir mücadele içinde geçeceğini dile getiren Uçar, 3 büyük takımla ilgili şu
değerlendirmelerde bulundu:
"Bu sezon üç büyük takımı da ben iddialı
görüyorum. Beşiktaş'ın UEFA kupasında
mücadelesi devam ediyor. Fenerbahçe ve
Galatasaray şampiyonluk için büyük bir rekabet içinde olacaklar. Beşiktaş'ın da bu rekabetin dışında olacağını düşünmüyorum. Üç
takım da sezon sonuna kadar şampiyonluk
mücadelesinin içerisinde olacaklar. Oynanılan
futbol açısından Beşiktaş'ı diğerlerinden biraz
daha önde görüyorum." (AA)
Şampiyonlar,
"Es-Es"in bileğini
bükülmedi
ESKİŞEHİR - Spor Toto Süper Lig'e 12 yıl aradan sonra 2008-2009 sezonunda çıkan
Eskişehirspor, bu sezonun ilk yarısında, ligde şampiyonluk yaşamış 5 takımdan da puan aldı.
Eskişehirspor, 2008-2009 sezonunun ilk yarısında
Beşiktaş'a, Fenerbahçe'ye ve Trabzonspor'a yenilirken, Galatasaray ve Bursaspor karşılaşmasını
kazandı. Bir sonraki sezon, yine Beşiktaş,
Fenerbahçe ve Trabzonspor'a mağlup olan "EsEs"ler, Galatasaray ile berabere kalıp, Bursaspor'u
yendi. "Kırmızı şimşekler", 2010-2011 sezonunda
Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Bursaspor'a
yenilip, Trabzonspor ile berabere kaldı. Bir sonraki
sezon Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve
Trabzonspor'a mağlup olan Eskişehirspor,
Bursaspor'u yendi. 2012-2013 sezonunda
Beşiktaş, Galatasaray ve Bursaspor ile berabere
kalan siyah-kırmızılı takım, Trabzonspor'u yenip,
Fenerbahçe'ye mağlup oldu. (AA)
6 Ocak 2015 Salı
Salihli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Hüseyin
Karcı, yaptığı tarihi eserlerin minyatür
maketlerle evini adeta açık müzeye çevirdi.
Miniatürk için Anıtkabir'in
yeni maketi yapılıyor
müzesi olduğumuz için hava
şartlarından da etkileniyoruz.
2019 hedefimiz ise 1 milyon
ziyaretçi sayısı."
İşletme Müdürü Resul
Erkan, maketlerin yapılmadan
önce eserin rölövesini çıkarıp
projesini hazırladıklarını
belirterek, bir maketin 5 ayda
yapıldığını anlattı. Miniatürk'te,
2003'te yapılan Anıtkabir
maketinin de onarılmasına
rağmen hasara uğradığına
dikkati çeken Erkan, maketin
atölyelerinde tekrar inşa
edildiğini söyledi. Müzenin ilk
eserlerinden olan Anıtkabir'i
yenilediklerini aktaran Erkan,
şunları kaydetti: "Alanda 11
yıldır sergilenen Anıtkabir
maketi deforme oldu. Şimdi
atölyemizde Anıtkabir'in
yenisini imal ediyoruz. Bu
maketle ilgili rölöve çalışmaları
bitti. Parçalarını ürettik ve şu
anda montaj çalışmalarını
yapıyoruz. 7 kişilik ekibimiz
çalışıyor. Montajdan sonra
ressamlar tarafından boyası
yapıldıktan sonra maket, nisan
ayında alanımızdaki yerini alacak. Eskisini tamamen
kaldıracağız. Maketler açık
alanda sergilendiği için yağmurdan ve çamurdan etkilenmemesi gerekiyor. Yeni
Anıtkabir maketimiz inşallah
25-30 sene hiçbir şey olmadan
alanımızda yerini alacak.
Eskiyen maketleri yenilemeyi
sürdüreceğiz." (AA)
içimden geldiği gibi, zevkle yapıyorum. Bu
benim için gönül işi oldu."
"ATIK MALZEMELER
KULLANIYORUM"
Maket evleri yaparken bir çok malzemeyi İstanbul ve İzmir'den temin ettiğini
anlatan Karcı, malzeme sıkıntısı çekince
atık eşyaları denediğini ve olumlu sonuç
aldığını ifade etti.
Bazı maketlerde kola tenekeleri, kürdan, doktorların çocukların diş muayenesinde kullandığı tahta malzemelerden faydalandığını anlatan Karcı, "Maketlerdeki
sokak lambalarını, japon yapıştırıcıların
kutularından yaptım" dedi.
İlham gelmediği ya da yapacak bir
maket bulamadığı zaman 9 yaşındaki
torunu Nil Deniz'in yönlendirmesiyle evdeki
eşyaların maketlerini yaptığını söyleyen
Karcı, "Evimizdeki tüm eşyaların minyatürlerini yapmamı istedi. Oturduğum sandalyeden elbise dolabına, mutfağımızdaki
buzdolabından çamaşır makinesine kadar
tüm eşyaların minyatürünü yaptım" diye
konuştu.
Karcı, şeker hastası olduğunu, maket
ev yapmaya başlamadan önce kan şekerinin yüksek düzeylerde olduğunu
belirterek "Şeker hastalığı strese bağlı. Bu
işe odaklandığım için stresten uzak duruyorum ve bu sayede de kan şekerim en aza
indi. Şu anda kan şekerim normal
düzeyde" ifadelerini kullandı. (AA)
Şırnaklı usta otomobil yaptı
ŞIRNAK - MEHMET DEMİRHAN Uludere ilçesinde, oto tamircisi Gürgin
Babat, iş yerindeki parçalardan yararlanarak üstü açık, otomatik vitesli otomobil yaptı.
Uludere'de parası yetmediği için
otomobil alamayınca kendi aracını
üreten 36 yaşındaki Babat'ın üstü açık
otomobili, vatandaşların dikkatini
çekiyor.
"EN KISA ZAMANDA BİR
TANE DAHA YAPACAĞIM"
Babat, AA muhabirine, çocukluğundan beri otomobile büyük ilgi
duyduğunu bu nedenle oto tamircisi
olduğunu söyledi. İlkokul mezunu
Babat, çok sevdiği otomobile parası
yetmediği için bugüne kadar sahip
olamadığını anlattı.
Babat, bu nedenle iş yerindeki atıl
parçalardan araç yapmaya karar
İSTANBUL - LALE BİLDİRİCİ
- Miniatürk İşletme Müdürü
Resul Erkan, AA muhabirine
yaptığı açıklamada,
Miniatürk'te, Osmanlı ve
Selçuklu mimarisini temsil
eden ve seçilen 128 mimari
eserin 1/25 oranına
küçültülmüş minyatür modellerine yer verildiğini anlattı.
Ziyaretçilerin sesli rehberlik
sistemi sayesinde eserler
hakkında Türkçe, İngilizce,
Fransızca, Almanca, Rusça,
Arapça, Farsça, Japonca ve
İspanyolca bilgi alabildiğini
kaydeden Erkan, Miniatürk'te
ayrıca Zafer Müzesi ve Kristal
İstanbul Müzesi'nin de bulunduğunu belirtti.
Açıkhava müzesinde
Ayasofya Müzesi'nden
Selimiye Camisi'ne,
Dolmabahçe Sarayı'ndan
Çırağan Sarayı'na, Mardin taş
evlerinden Boğaz Köprüsü'ne
kadar tarihi eserlerin minyatürlerinin yer aldığını ifade
eden Erkan, ziyaretçi sayısıyla
ilgili şu bilgileri verdi:
"2003'ten itibaren ziyaretçi
sayımız arttı. 2014 yılında
toplam ziyaretçimiz 245 bini
yabancı olmak üzere 825 bin
oldu. Seneyi yaklaşık 830 bin
ziyaretçi sayısıyla kapattık.
Geçen sene turist sayısı 180
bin idi. Her geçen yıl ise turist
sayısında artış oluyor. Özellikle
Ortadoğu'dan gelen ziyaretçi
sayısında artış var. Açıkhava
MANİSA - EMRE SAÇLI - AA
muhabirine açıklamalarda bulunan Karcı,
tarihi yapıları ve şehirlerle bütünleşmiş
eserleri fotoğrafladıktan sonra atık
malzemelerle bire bir kopyasını yaptığını
söyledi. Maket yapmaya emekli olduktan
sonra hobi olarak başladığını, zamanla
yaptığı eserlerin çoğalması üzerine bunları
sergilemeye başladığını ifade eden
Hüseyin Karcı, ilk olarak Kula ilçesinde
doğduğu tarihi evin maketini yaptığını dile
getirdi.
Zaman içeresinde farklı tarihi evlerin
maketini yapmaya başladığını anlatan
Karcı, eski yapıların minyatür maketlerini
yapmanın kendisine büyük mutluluk
verdiğini belirtti. Karcı, "Bir çok tarihi
eserin yanı sıra, Sardes Antik Kenti'in en
ince detaylarına kadar maketini yaptım. Bu
iş sayesinde şeker hastalığını yendim"
dedi.
Karcı, şöyle konuştu:
"Doğduğum evin maketini yaptıktan
sonra, Salihli'nin önemli bir simgesinin
maketini yapmaya karar verdim. İlçemizin
en önemli eserlerinden birisi de Lidya
Krallığı'nın başkenti Sardes Antik Kenti'dir.
Kentin en ince detaylarına kadar
fotoğraflarını çektim ve maketin yapımına
başladım. Daha sonra İzmit Saat Kulesi,
İzmir Saat Kulesi, Salihli'de Küçük İmam
Cami maketlerini yaptım. İnternetten şato
evleri buldum. Bulduğum fotoğraflar ışığında 2 adet şato evi maketini de yaptım. Bu
işin hiçbir eğitimini almadım. Tamamen
verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Çalışmalarım sonucunda iş yerimdeki parçaları birleştirmek suretiyle
otomatik vites otomobil yaptım. Aracı
gören bazı vatandaşlar benden kendileri için de otomobil yapmamı istedi.
En kısa zamanda bir tane daha
yapacağım. Uludere'de imkan çok
kısıtlı olduğu için istediğim şekildeki
otomobili üretemedim. İstanbul'da
olsaydım daha güzelini yapardım."
HELİKOPTER YAPMAK İSTİYOR
Hedefinin helikopter yapmak
olduğunu dile getiren Babat, "Kısıtlı
imkana rağmen helikopter yapacağım
ve Uludere semalarında uçacağım"
dedi.
Meslektaşları ise Babat'ın çok iyi
bir usta olduğunu vurgulayarak, fırsat
verilmesi halinde daha iyi bir otomobil
yapabileceğini belirtiler.(AA)
Kahraman köpek “emekliliğe” hazırlanıyor
Başkentte 2007 yılında bir kamyonete gizlenen 300 kilogram patlayıcı maddeyi bularak kenti olası
bir terör saldırısından kurtaran bomba arama köpeği Rocky, emekliliğe hazırlanıyor.
ANKARA- Emniyet Genel
Müdürlüğü Kriminal Daire
Başkanlığı Bomba İmha ve
İnceleme Şube Müdürlüğünde eğiticileriyle birlikte köpekler de görev
yapıyor.
Köpek Eğitim Merkezi'nde aldıkları eğitimlerin ardından bomba
arama konusunda eğitilen köpekler,
Bomba İmha ve İnceleme Şube
Müdürlüğüne getiriliyor. Burada da
özel eğitimleri devam eden köpekler
daha sonra eğiticileriyle görevlere
çıkmaya başlıyor.
Köpekler burada özel bakıma
alınıyor. Her biri için özel barınakların bulunduğu şube müdürlüğünde, köpekler özel mamalarla
besleniyor. Veterinerin de görev
yaptığı müdürlükte köpeklere her
gün 45 dakika spor yaptırılıyor.
Köpekler, haftanın üç günü gerçek
patlayıcılarla eğitim gerçekleştiriyor.
Bomba arama köpekleri, narkotik
veya diğer köpeklere göre farklı eğitiliyor. Eğitimlerinin ardından bir
bombayı tespit eden köpek, sessiz
bir şekilde havlamadan oturuyor.
Eğiticilerinin "pasif alarm" olarak
adlandırdıkları bu yöntemle
köpeklerin olası bir hareketle bombayı aktif hale getirmesinin önüne
geçildiğini belirtiyor.
Yurt genelinde 60 bomba arama
köpeği bulunuyor. Oyun ve arama
güdüsü gelişmiş cins köpeklerden
yetiştirilen bomba aramacılar,
şüpheli araç, ihbarlı kapalı alan,
toplu taşıma araçları, konser ve
kongre ile mitingler öncesinde
görev alıyor.
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve
Meclis koruma ekiplerinde de görev
yapıyor. Eğiticisiyle zaman geçiriyor
Bomba İmha ve İnceleme Şube
Müdürlüğünde, 2007 yılında Sıhhiye
katlı otoparka bir kamyonete gizlenen 300 kilogram patlayıcı maddeyi
bularak kenti olası bir terör
saldırısından kurtaran bomba
arama köpeği Rocky de görev
yapıyor. Bombayı tespit eden bir
diğer köpek Maske ölürken,
yaşlanan Rocky "emekliliğe" hazırlanıyor.
10 yaşına gelen Alman kurdu cinsi
köpek, artık görevlere çıkarılmıyor.
Bakımları özel olarak yapılan,
düzenli veteriner kontrolünde tutulan köpek gün içinde eğiticisiyle de
zaman geçiriyor. (AA)
Download

röportajlar - Yedigün Gazetesi