On5yirmi5.com
Danıştayın lise nakilleri kararına itiraz
Milli Eğitim Bakanı Avcı:"Biz karara itiraz ediyoruz ve diyoruz ki; bazı zorunlu haller
var. 'Çocuğun babası asker' diyelim, şimdi 'baban asker olmasaydı tayin olmasaydı'
diyecek halimiz yok"
Yayın Tarihi : 5 Nisan 2015 Pazar (oluşturma : 4/15/2015)
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Danıştayın puan üstünlüğüne göre liselere yapılan nakillerle ilgili
yürütmeyi durdurma kararına ilişkin, "Biz ona itiraz ediyoruz ve diyoruz ki; bazı zorunlu haller var.
'Çocuğun babası asker' diyelim, şimdi 'baban asker olmasaydı tayin olmasaydı' diyecek
halimiz yok. Dolayısıyla bu durumda olan çocuklar için biz böyle bir uygulamayı yapıyoruz,
yapıyorduk. Danıştaya savunmamızda bu da var" dedi. Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Bakan Avcı, Danıştayın Temel Eğitimden
Ortaöğretime Geçiş (TEOG) Sistemi kapsamında puan üstünlüğüne göre liselere yapılan nakillerle
ilgili yürütmeyi durdurma kararı, Maarif Vakfı'nın kurulumundaki son aşama ve diğer konularda
açıklamalarda bulundu. Liselerde ara sınıflarda daha önce taban puana sahip olmayan öğrencinin naklinin yapılamadığını
dile getiren Avcı, bu durumun ailesi tayin olan çocuklar için sorun yarattığını söyledi. Bu nedenle tedbir için ara sınıflara nakillerde taban puanı şartı aramadıklarını bildiren Avcı, şöyle
devam etti:
"Aynı okuldaki kontenjan için müracaat edenleri puan üstünlüğüne göre alma yöntemine
başvurduk. Yani 'taban puana bakmadan puan üstünlüğüne göre alalım' dedik. Bu suistimale müsait
bir uygulama mıdır? Evet, müsaittir. Onu da kabul edelim. Bir yerden bir sorunu çözerken bir
suistimal kapısını da aralamış gibi oluyor muyuz? Olabilir, çünkü çocuk Eskişehir'de, Çankırı'da,
İstanbul'da A semtinde düşük puanla öğrenci alan bir liseye girmiş, B semtinde daha yüksek puanlı
bir lisede kontenjan açığı olduğunu duymuş, halbuki geçen sene sınavda orayı tutturamamış ama
ara sınıfta buraya geçmek istiyor. Böyle şeyler olur mu? Olur." "Danıştayın kararına uyuyoruz"
Danıştayın puan üstünlüğüne göre liselere yapılan nakillerle ilgili yürütmeyi durdurma kararı
verdiğini ancak esastan kararın henüz verilmediğini ifade eden Avcı, "Danıştayın kararına
uyuyoruz" dedi.
Bunun için e-okul sisteminde gerekli düzenlemeleri yaptıklarını bildiren Avcı, "25 Mart'tan itibaren
nakille gelmek isteyen çocuklarda Danıştayın istediği gibi taban puan şartını arıyoruz artık. Eğer bu
karar esastan aynı doğrultuda çıkarsa o zaman önümüzdeki yıl nakiller, taban puanı şartı ve
müracaat edenlerin arasında puan üstünlüğüne göre yapılacak demektir. Buna uyacağız" diye
konuştu. Nakille yerleşenler müktesep hakkına sahip olacak Avcı, daha önce taban puanı şartı aranmadan yapılan nakillerde, çocuklara "seni buraya aldık ama
puanın yetmiyordu, eski okuluna döneceksin" denemeyeceğini belirterek, "Çünkü, bu bir müktesep
haktır. Zaten ders yılının da sonuna geliyoruz. Bu çocukları mağdur edecek bir karar olmaz. Onlar,
okullarına devam edecekler. Ama bundan nakil yaptırmak isteyen öğrenciler gitmek istedikleri
okulun taban puanına sahip değillerse o nakil yapılamayacak" dedi. "Belki Danıştay o zaman farklı bir karar verecek"
"Velisinin tayini sebebiyle gittiği yerde puanına uygun okul yoksa ne yapılacak" sorusuna karşılık
da Bakan Avcı, şu açıklamalarda bulundu:
"Biz de Danıştaya onu soruyoruz zaten. Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Biz de ona
itiraz ediyoruz ve diyoruz ki; bazı zorunlu haller var. Çocuğun babası asker. Şimdi 'baban asker
olmasaydı, tayin olmasaydı' diyecek halimizi yok. Çocuğun babası Konya'da görev yaparken onu
almışsın Van'a tayin etmişsin veya Van'da görev yaparken almışsın Eskişehir'e tayin etmişsin.
Şimdi çocuk da onunla beraber geliyor. Burada zorunlu bir durum var. Çocuk keyfinden dolayı
gelmiyor buraya. Dolayısıyla bu durumda olan çocuklar için biz böyle bir uygulamayı yapıyoruz,
yapıyorduk. Danıştaya savunmamız da bu da var.
Buna rağmen Danıştay, esastan da 'hayır hangi şartlar altında olursa olsun taban puan şartını
arayacaksın, taban puanı tutmayan çocukların da nakillerine izin vermeyeceksin' derse, o zaman o
çocuklar önümüzdeki dönem muhtemelen tekrar mahkemeye gidecekler. Belki Danıştay o
zaman farklı bir karar verecek. Çünkü öyle örnekler de var. Yani bugün bu konuda böyle karar
veren bir mahkeme, yarın başka bir konuda, aynı konuda bir farklı şey...Bizim öyle örneklerimiz de
var."
"Boş kontenjanlarımızın doldurulması için bir yöntem..."
Açıklamalarının üzerine, "Babası asker olan kızımız geldi Eskişehir'e, Samsun'dan Trabzon'dan da
diğer askerlerin kızları geldiler. Toplamda 5 oldular. Sizin de boş 3 yeriniz vardı. 5'inin de taban
puanı tutmuyordu. 3 kişilik yer boş mu kalacak'' sorusu yöneltilen Bakan Avcı, ''Evet boş kalacak''
dedi. ''Boş kalacak ve ben de 5 öğrenci olarak dışarıda bekleyeceğim'' denilmesi üzerine de Bakan
Avcı, ''Evet. Bizim Danıştaya yaptığımız itirazlardan bir tanesi de bu. Biz bunu aynı zamanda
okullarımızdaki boş kontenjanlarımızın doldurulması için de bir yöntem olarak görüyoruz. Ara
sınıflarda boş kontenjan var. Mesela 5 kişilik kontenjan var. Tamam; girişte taban puanı tutmamış
ama neticede ona yakın bir puanla o çocuk oraya ara sınıftan geçebilir mi? Bizce
geçebilmeliydi. Onun için bu uygulamayı başlatmıştık. Hem atıl kapasiteleri boş kontenjanları
değerlendiren, hem de zorunlu çocuk gelmiş ne yapalım şimdi? Ama Danıştayın bu kararıyla şu anda
o durumdayız" görüşünü bildirdi. Maarif Vakfının mevzuatını yeni Meclis görüşecek
Maarif Vakfı'nın kuruluş çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Avcı, yurtdışında okul açma şartlarının
ülkeden ülkeye mevzuat nedeniyle farklılık gösterdiğini anlattı. Yurtdışında, çok farklı yöntemlerle kurulmuş eğitim kurumlarının bulunduğunu, bazı ülkelerde okul
açılmasına izin verilmediğinden Türkçe Eğitim Merkezleri açıldığını dile getiren Avcı, "Bunlarla ilgili
bazı ülkelerde, Gülen örgütünün kurduğu iddia edilen veya kurduğu, işlettiği okullar var. Bunlar
zamanında, hatta bizzat Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti temsilcileri, elçilikleri tarafından da o ülke
otoritelerine referans verilerek açılmış okullar. Yani bir anlamda, Türkiye Cumhuriyeti'nin
kefaletiyle, tezkiyesiyle açılabilmiş ve faaliyetlerini sürdüren okullar" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Sudan ve başka ülkelere ziyaretlerinde, bu okulların
gündeme geldiğini anımsatan Avcı, "Cumhurbaşkanı da 'benim artık bunlara güvenim kalmadı,
bunlar Türkiye'de bunları yaptılar, burada da benzer şeyler olduğuna dair duyumlar varsa onları da
paylaşın. Onun için biz kefil değiliz' dedi. 'O zaman ortada bir kurum var, burada öğrenciler var,
sürüp gitmekte olan eğitim faaliyeti var. O zaman gelin bunları devralın, Milli Eğitim Bakanlığınız
gelsin bunları devralsın, onlar yapsınlar o zaman' diyen otoriteler var. Bütün bu talepleri karşılamak
için MEB olarak gidip bunları alabilir miyiz? Alabiliriz" şeklinde konuştu. Yurtdışındaki okulların açılma koşullarının ülkeden ülkeye farklılıklar gösterdiğini yineleyen Avcı,
Bakanlar Kurulu'nda bu eğitim faaliyetini daha sivil bir yapılanmayla sürdürmenin doğru olacağı
kanaatinin uzun uzun tartışıldığını anlattı. Hazırlanan tasarıda da ülkenin durumuna göre, kurulacak Maarif Vakfı'nın şirketler, alt vakıflar
kurabilmesine, vakıflarla işbirliği yapabilmesine, eğitim kurumlarıyla veya resmi kurumlarla
protokollerle eğitim faaliyetleri yürütülmesine imkan sağlanacağını açıklayan Avcı, bu dönem Meclis
çalışmalarının yoğunluğuna işaret ederek, "Önümüzdeki yasama yılında, ekimde..." dedi. Vakfın kuruluş, envanter çalışmalarının ülkelerin koşullarına ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten
Avcı, "O çalışmalar da dosyalarda hazırlanmış olacak. İnşallah önümüzdeki dönemde vakıf bu
çerçevede faaliyetlerine başlayacak" diye konuştu. "Yardımcı kitap konusunda gerekli işlemleri yapıyoruz"
Özellikle, "paralel yapıya" ait yayınevlerinin kaynak kitap ve yaprak test pazarındaki payının yüksek
olduğunun ve bazı müdür ve öğretmenlerin öğrencileri kaynak kitap almaya zorladığı iddiaları
bulunduğunun anımsatılması ve bu konudaki çalışmalarının sorulması üzerine Bakan Avcı, kaynak
kitap meselesinin pedagojik olmaktan çok ticari bir konu haline geldiğini söyledi. Kaynak kitap sorunun büyük ölçüde çözüldüğünü ifade eden Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle paralel yapının bu konularda ciddi bir çaba, örgütlenme içerisinde olduğunu bunun da
üstelik çok da yasal olmayan, kılıfına uydurma ihtiyacı bile duymadan mesela bandrolsüz yayınları
pazarlayarak yaptıklarına dair duyumlar geliyor bize de. Bunlarla ilgili gerekli soruşturmaları
yapıyoruz. Öğretmenlerin veya yöneticilerin sadece belli bir yayın grubuna ilişkin değil herhangi bir
şekilde öğrencilerine herhangi bir yayınevinin yardımcı kitaplarını almaya zorladıklarına dair bir
duyum aldığımızda gerekli işlemleri yapıyoruz. Bunu daha da sıklaştıracağız. Öğretmenlerimiz,
yöneticilerimiz bu konuda daha fazla uyarıldı."
Pedagojik amaçlarla öğretmenleri kitap tavsiye etme zorunluğundan kurtarmak için de tedbirler
aldıklarını anlatan Avcı, bu kapsamda, 8 sınıf öğrencileri için kazanım testleri hazırladıklarını ve
takviye kursları düzenlediklerini belirtti.
Takviye kurslarından, 2 milyonun üzerinde öğrencinin yararlandığını ve buralarda 100 binin
üzerinde öğretmenin gönüllü düşük ücretlerle çalıştığını dile getiren Avcı, bu öğretmenlere teşekkür
etti.
Buralarda görev alan öğretmenlerin talebi olmamasına rağmen onlara daha fazla ücret vermeyi
istediklerini belirten Avcı, "Bunu yapamıyoruz ama bu kurslara katılan öğretmenlerimizin, hizmet
puanlarına, paramız yoksa da onları taltif edecek ve kendi branşlarındaki öğretmenlerle yarıştıkları
her ortamda onlar bir puan, bir iki adım önde gidecekler" diye konuştu. "Dedelik, diplomalarla erişilebilecek makam değil"
"Özel Statülü Hacı Bektaş Veli Anadolu Lisesinin temelini attınız. Bu okulda hangi program
uygulanacak? Normal lise mi, imam hatip lisesi mi yoksa meslek lisesi programı mı?" şeklindeki
soruya karşılık da Avcı, buranın bir Alevi lisesi olmadığını, proje okulu olduğunu ve uluslararası bir
nitelik kazanmasını da öngördüklerini belirtti.
Özel okul açmak isteyenlerin müfredatını ve derslerini Talim Terbiye Kurulunun incelendiğini ve
uygunluğuna karar verdiğini ifade eden Avcı, bu okulda da ders programının bir tür pilot program
olduğunu, devletin asgari müfredatının yanında Alevi ve Bektaşi kültürünün temel değerleri
ve usullerinin de okutulacağını söyledi.
"Bu okuldan, cemevlerine dedeler ve babalar yetiştirilecek" denildiğini anlatan Avcı, "Alevi camiası,
kimlerin, hangi vasıfları taşıyanların, hangi niteliklere sahip olmaları halinde dedelik
yapabileceğini çok iyi bilirler. Dedelik böyle bir takım seküler, okullardan alınan, diplomalarla
erişilebilecek bir makam değildir" dedi. "İmam hatip okullarında imam yetiştiriliyor, buradan da dede yetiştirilecek" denildiğini aktaran Avcı,
imam hatip okulunu bitirmiş olmanın imam olmak için yeterliği olmadığını, buralardan mezunların
ilahiyat fakültelerine gittiklerini anlattı.
"Nasıl imam hatip okulları imam yetiştirmiyorsa burası da dede falan yetiştirecek değil" diyen Avcı,
"Buralarda eğitim gören öğrenciler arasında diğer özellikleri itibarıyla dedelik yapmaya ilgili
camianın münasip gördüğü gençler olursa, okullarını bitirdikten sonra, istiyorlarsa ve o cemaat ve
camia da kendilerini dede olarak tanıyorsa, dedelik de yapabilirler. Ama biz 'dede yetiştiriyoruz'
deme hakkına sahip değiliz" şeklinde konuştu. Bu dökümanı orjinal adreste göster
Danıştayın lise nakilleri kararına itiraz
Download

Pdf İndir - On5yirmi5.Com