www.pwc.com.tr
UFRS Bülten
Piyasadaki dalgalanmalar finansal
tabloları nasıl etkiler?
Mart 2015
Uluslararası Finansal Raporlama
Standartları Bülteni
Piyasalardaki dalgalanmalar finansal
tabloları nasıl etkiler?
Geçen aylar; küresel piyasalarda artan dalgalanma, düşen petrol fiyatları, politik
konular ve Avro Bölgesi’nde beklentilerin altında iyileştirme göstermesi ile geçti.
Günümüzde finansal dalgalanma her şekil ve büyüklükte meydana gelebiliyor.
Örneğin; döviz kurları, emtia fiyatları ve faiz oranları gibi. Bu dalalanmaların etkisi
de en fazla gelir-gider tablosunda kendini gönsteriyor.
Piyasalardaki bu dalgalanmalar devam ederken finansal tablo hazırlayıcısı olarak göz
önünde bulundurmamız gereken bazı hususlara dikkat çekmek istedik:
Döviz Kurları
Döviz kurları yine manşetlerden inmedi. En son, dolar TL karşısında yeni zirvesini test
etti. Rus rublesi ise petrol fiyatlarının düşmesinin önemli bir etkisi ile ters yönde
ilerledi. Borsalarda düşüşler yaşandı, faiz oranları yükseldi.
Finansal tabloları hazırlarken; TMS 21 «Kur değişiminin etkileri» standardı gereği
yabancı para cinsinden parasal varlık ve yükümlülükler Türk lirasına bilanço
tarihindeki spot döviz kurlarıyla çevrilir.
Eğer ki; bilanço tarihinden sonra kurlarda finansal tabloları etkileyecek derecede
önemli değişimler meydana gelmişse TMS 10 «Raporlama Döneminden Sonraki
Olaylar» standardı gereği Şirketin bu değişim olası etkisini dipnotlarda belirtmesi
beklenir.
Risk yönetimi
Ekonomik ortamdaki çalkantıların etkisi sadece dövizle sınırlı kalmamaktadır. Petrol
ve doğalgaz endüstrisinde gelirlerin azalması ve üretim maliyetlerindeki artış gibi diğer
alanlarda da zincirleme etkileri bulunmaktadır.
Şirketler finansal tablolardaki dalgalanmayı azaltmak için riskten korunma
muhasebesine başvurabilir ve bu yöntemle riskin gelir tablosundaki etkilerini daha aza
indirebilirler.
Ancak bu noktada dikkatinizi çekmek istediğimiz husus bu işlemlerin TMS 39
«Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme» / TFRS 9 «Finansal Araçlar»
Standardı gereği riskten korunma olarak muhasebeleştirilebilmesi için işlemin
etkinliğinin yanısıra bu işlemlerin ancak ileriye dönük olarak uygulanabileceği ve
işlemle ilgili ayrıntılı dökümantasyon yapılması gerekliliğidir.
2
İşlem tarihinde formal bir riskten korunma dökümantasyonu yapmamış ve dolayısı ile
riskten korunma ilişkisi kurmamış işletmeler finansal tablolardaki dalgalanmayı
erteleyemeyeceklerdir.
Negatif faiz oranları
Negatif faiz oranları yeni bir olgu olmasa da, bugün deneyimlenen ölçek gerçekten
yeni. En önemli örneği Eylül 2014’de Avrupa Merkez Bankası’nın mevduat faiz
oranlarının -0.2%’ye indirme kararı ile gecelik fon tutan bankaları böylece
cezalandırması. Fakat ‘negatif’ faiz nedir- gerçekten bir faiz midir?
Uluslararası Yorumlama Komitesi (YK) bu konuyu bir süredir tartışmaktadır. YK,
finansal varlık üzerindeki negatif faizin, ekonomik yararlarının brüt bir giriş yerine
brüt bir çıkış olması sebebi ile TMS 18 «Hasılat» Standardı gereği faiz geliri tanımına
uymadığını onaylamıştır. Negatif faiz bu nedenle uygun bir gider sınıflandırması olarak
sunulmalıdır.
İskonto oranları
İskonto oranları bilanço tarihindeki şartları yansıtmalıdır. Bilanço tarihinden sonraki
önemli dalgalanmalar duyarlılık açıklamaları ile desteklenmesi gereken düzeltme
gerektirmeyen bilanço sonrası olaylardır (aynı döviz kurlarında olduğu gibi).
Fakat iskonto oranları için negatif faiz oranı ne demektir? 30 yıl sonra kapanması
beklenen 90 TL’lik uzun vadeli bir karşılığın bugünkü finansal tablolarda 100 TL’den
durması anlamlı mıdır? Bu durumun olabilmesi ihtimal dahilinde değildir. Reel
oranların negatif olduğu ölçüde, uzun vadede negatif faiz oranlarının deflasyon ile
birleştirilmesi muhtemeldir. Ayrıca, iskonto oranın bir yükümlülüğün hem riski hem
de zaman değerini yansıtması gerektiğini hatırlamak önemlidir.
Değer düşüklüğü
Finansal dalgalanmalar değer düşüklüğünün potansiyel göstergeleridir ve finansal
olmayan varlıkların değer düşüklüğü değerlendirmelerinde dikkate alınması gereken
önemli bir husustur.
Yaygın bir yavaşlama, bir çok endüstrideki varlık ve faaliyetlerin beklenenden daha az
nakit akışı oluşturması, değer düşüklüğü olasılığının artması anlamına gelmektedir.
Eğer değer düşüklüğü incelemesinde az bir farkla değer düşüklüğü (*) olmadığı tespit
edildiyse, ikinci bir değerlendirme yapılması gerektirmektedir.
Öncelikle, nakit akışları riske göre düzeltilmiş olmalıdır. Eğer tek bir nakit akışı
kullanıldı ise, risk iskonto oranına dahil edilmelidir.
3
Ayrıca, nakit yaratan birimin (NYB) defter değeri, geri kazanılabilir değerin nasıl
belirlendiği ile tutarlı olmalıdır. Kullanım değerini belirlerken sadece ileride nakit
akımı yaratacak varlıklar dikkate alınmalıdır. Yükümlülüklerde ise, geri kazanılabilir
tutar yükümlülükler dikkate alınmadan belirlenebildiği sürece, dahil edilmez.
Eğer yapılan incelemeden sonra, hala fark az olarak devam edebiliyorsa, bu hususla
ilgili ana varsayımların duyarlılıkları da dahil ek açıklamalar yapmak gereklidir.
Değer düşüklüğü hem yatırımcılar hem de regülatörler için her zaman güncel bir
konudur ve dolayısı ile detaylı açıklamalar beklenmektedir.
(*) Değer düşüklüğü testi nakit yaratan birimin (NYB) defter değer ile geri kazanılabilir
değerinin karşılaştırılması ile yapılır. Geri kazanılabilir değer olarak, kullanım değeri
ile gerçeğe uygun değerinden satış giderleri çıkarılarak bulunun değerin yüksek olanı
alınmalıdır.
Sorularınız için bize danışabilirsiniz...
PwC Türkiye UFRS Danışmanlık Ekibi
[email protected]
© 2015 PwC Türkiye. Tüm hakları saklıdır. Bu belgede “PwC” ibaresi, her bir üye şirketinin ayrı birer tüzel kişilik olduğu PricewaterhouseCoopers
International Limited’in bir üye şirketi olan PwC Türkiye’yi ifade etmektedir. “PwC Türkiye”, Başaran Nas Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirlik A. Ş. , Başaran Nas Yeminli Mali Müşavirlik A. Ş. ve PricewaterhouseCoopers Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ticari unvanları ile Türkiye’de
kurulmuş tüzel kişiliklerden oluşan PwC Türkiye organizasyonunu ifade ve temsil etmektedir.
Download

Piyasadaki dalgalanmalar finansal tabloları nasıl