T.C.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
KAMU YÖNETİMİ ANA BİLİM DALI
AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASINDA AİLE İÇİ
ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK KAMUSAL
POLİTİKALAR
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Hazırlayan
ÖZDEN SALMAN
Tez Danışmanı: Yard. Doç. Dr.Nilüfer NEGİZ
ISPARTA, 2011
i
ii
iii
ÖNSÖZ
Aile politikalarının yalnıza birisi olan ailenin ve aile birliğinin korunması
Anayasal olarak devlete verilmiş olan ve birçok kurum ve kuruluş tarafından yerine
getirilen bir kavramdır. Anayasa’da 1961 yılından bu yana varlığını sürdüren ailenin
korunması kavramı toplumda var olan ve aileyi etkileyebilecek olan olumsuz
olayların önlenmesi ile gerçekleşmektedir. Aile içi şiddet özellikle kadına yönelik
yapılan bir eylemdir. Aile birliğini temelinden sarsabilen kadına yönelik şiddetin
önlenmesine ilişkin çeşitli kamusal politikalar mevcuttur.
“Aile Birliğinin Korunmasında Aile İçi Şiddetin Önlenmesine Yönelik
Kamusal Politikalar” isimli bu çalışmada geçmişten günümüze kadına yönelik aile
içi şiddetin önlenmesine ilişkin kamusal politikalar ortaya çıkışından uygulama
sürecine kadar incelenmiş, kadınların hukuki uygulamalarda ailenin korunması
hakkındaki görüşleri ve uygulamaları algılama şekilleri üzerinde durulmuştur.
Konunun açıklanması için Aile Mahkemesi’nden korunma talebi almış olan 15 kadın
ile nitel görüşmeler yapılmıştır.
Çalışmamın gerçekleşmesinde danışmanım Yrd. Doç.Dr. Nilüfer NEGİZ’e ve
Prof.Dr. Songül SALLAN GÜL hocama, sorularımı yanıtlayan kadınlara, her zaman
desteğini aldığım aileme ve emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım.
Isparta, 2011
Özden SALMAN
iv
ÖZET
AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASINDA AİLE İÇİ ŞİDDETİN
ÖNLENMESİNE YÖNELİK KAMUSAL POLİTİKALAR
Özden SALMAN
Süleyman Demirel Üniversitesi, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
Yüksek Lisans Tezi, 143 Sayfa, Mayıs 2011
Danışman: Yard.Doç.Dr. Nilüfer NEGİZ
Aile ve ailenin korunması yalnızca aile içindeki bireylerin değil, tüm
toplumun gereksinimlerinin karşılanması ve sağlıklı bir toplum yapısı için gereklidir.
Şiddet, ilk olarak aile içinde öğrenilen ve gelecekte devam eden bir olgudur.
Döngü olarak devam her türlü aile içi şiddet davranışı ailenin parçalanmasına,
aile birliğinin bozulmasına neden olmasının yanında ailede yaşayan çocukların
yaşamlarına da olumsuz etkilemekte ve böylelikle tüm toplum olumsuz bir sürecin
içine girmektedir. Bu konu ile mücadelede politika yapımında ve uygulanmasında
birçok kurum ve kuruluş etkendir. Hukuki alanda mahkemeler ailenin korunması ile
ilgili uygulama yapan kurumlardır.
Bu çalışma, Türkiye’de ailenin korunmasında ve aile içi şiddetin önlenmesine
yönelik kamusal politikaların uygulamalarını, işleyişini, aksaklıklarını ve sonuçlarını
adli hizmet alan ve aile içi şiddete maruz kalmış olan mağdur kadınların bakış açıları
ile ele almaktadır.
Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde aile birliğinin
korunması kavramsal ve kuramsal boyutları ile ele alınmış, aile biçimleri, işlevleri,
önemi, aile politikalarının kavram ve içeriği, tarihsel arka planı, boşanma nedenleri
ve aile içi şiddet konularından bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Türkiye’de aile ve aile
birliğinin korunmasına yönelik kamusal politikalar hukuki boyutları ile ele alınmış
ve aile birliğinin korunmasında kamusal politika yapıcı ve uygulayıcılar
incelenmiştir. Üçüncü bölümde aile birliğinin korunmasına yönelik uygulamaların
değerlendirildiği bir araştırma mevcuttur. Dördüncü bölümde araştırmaya yönelik
sonuç ve önerilere yer verilmiş ve ülkemizde aile içinde kadına yönelik şiddetin
önlenmesine yönelik var olan çalışmalar ve politikalar irdelenmiş, yapılan araştırma
sonuçları değerlendirilerek kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin çeşitli
öneriler sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Ailenin korunması, aile içi şiddet, kamusal politikalar
v
ABSTRACT
PUBLIC POLICIES FOR THE PRESERVATION OF
FAMILY VIOLENCE PREVENTION
Özden SALMAN
Suleyman Demirel University, Department of Public Administration,
Master Thesis, 143 pages, June 2011
Academic Advisor: Asist.Prof.Dr. Nilüfer NEGİZ
Families and individuals in the family, not only to protect the family,
addressing the needs of all of society and the structure necessary for a healthy
society. Violence, implemented first in the family are learned over time is continues.
Therefore, children exposed to violence and can be both a practitioner of the
future. By continuing this cycle behavior of all kinds of family violence, family
disintegration, family unity has resulted. In addition, the negative impact on the lives
of all children living in families and thus society as a whole to enter into a process
that causes the problem. In the fight against family violence, policy making,
implementation factor in many organizations and agencies. Courts, legal field, for the
protection of the family are institutions involved in implementation.
In this study, the protection of Turkey, the family and domestic violence
prevention practices in public policies, this focuses on the functioning and
disruptions. The results of these policies in the judicial service and the victims of
family violence with women's perspectives are addressed.
The study consists of four parts. In the first section, the conceptual and
theoretical aspects of the protection of family unity are considered. Family forms, the
importance of the family, the concept of family policy, the causes of divorce and
domestic violence issues are discussed. In the second section, the importance of the
family, the concept of family policy, the causes of divorce and family violence issues
are discussed. In the third part of a study evaluating the applications are available for
the protection of family unity. The fourth chapter, research results and
recommendations are given. Results evaluated and presented several
recommendations for the prevention of violence against women.
Keywords: Family Protection, Family Violance, Public Policy
vi
KISALTMALAR DİZİNİ
a.g.m.
: adı geçen makale
a.g.e.
: adı geçen eser
yy
:yüzyıl
ASAGEM
:Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
KSGM
:Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
AKHK
:Ailenin Korunması Hakkında Kanun
TMK
: Türk Medeni Kanunu
TCK
: Türk Ceza Kanunu
SHÇEK
: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
ÇEK
: Çocuk Esirgeme Kurumu
KMÇ
: Korunmaya Muhtaç Çocuk
TUIK
: Türkiye İstatistik Kurumu
vii
TABLOLAR DİZİNİ
Sayfa
Tablo 1. 2009 Yılı Boşanma Nedenleri
15
Tablo 2. Alo 183 Hattı Danışma Konu Dağılımları
70
Tablo 3. Merkezlerin Sayıları
71
Tablo 4. Belirtilen Hizmetlerden Yararlanan Kişi Sayısı
71
Tablo 5. Yıllara Göre Görüşme Yapılan Kişi Sayıları
77
Tablo 6. Katılımcıların Sosyo- demografik Nitelikleri
79
Tablo 7. Çözümlemenin İçeriği
81
viii
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖNSÖZ………………………………………………………………………………i
ÖZET ………………………………………………………………………………..ii
ABSTRACT……………………………………………………………….………...iii
KISALTMALAR DİZİNİ……………...………………………………………........iv
TABLOLAR DİZİNİ…………...……………………………………………….…...v
İÇİNDEKİLER……………………………...…………………………………….....vi
GİRİŞ ........................................................................................................................... 1
BİRİNCİ BÖLÜM
AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASI: KAVRAMSAL VE KURAMSAL BOYUT
1.1. Ailenin Biçimleri, İşlevleri ve Önemi................................................................... 5
1.2.Aile Politikalarının Kavram ve İçeriği................................................................... 9
1.3.Aile Birliği Kavramının Tarihsel Arkaplanı ........................................................ 11
1.4.Aile Birliğinin Bozulması: Boşanma ve Nedenleri ............................................. 13
1.4.1. Özel Nedenler .............................................................................................. 14
1.4.2. Genel Nedenler ............................................................................................ 16
1.4.3.Aile Birliğini Bozan Bir Süreç Olarak Aile İçi Şiddet.................................. 17
1.4.3.1.Aile İçi Şiddetin Nedenleri .................................................................... 19
1.4.3.2. Aile İçi Şiddetin Türleri ........................................................................ 22
İKİNCİ BÖLÜM
KAMUSAL POLİTİKA ALANI OLARAK TÜRKİYE'DE AİLE VE AŞLE
BİRLİĞİNİN KORUNMASI
2.1. Türkiye’de Aile ve Aile Birliğinin Korunması................................................... 26
2.1.1. Aile Birliğinin Korunması Kavramına Kuramsal Yaklaşım........................ 27
2.1.2. Kamu Politikası Olarak Aile Birliğinin Korunması..................................... 29
2.1.2.1.Aile Birliğinin Korunması Kavramının Ortaya Çıkması ....................... 30
2.1.2.2. Toplumsal Yaşam Açısından Aile Birliğinin Korunması ..................... 32
2.1.2.3. Yasal Düzenlemeler Açısından Aile birliğinin Korunması .................. 34
2.1.2.3.1. Türk Medeni Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması ... 37
2.1.2.3.2. Türk Ceza Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması ....... 40
2.1.2.3.3.Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair
Kanun Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması.............................. 42
2.1.2.3.4. 4320 Sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun Çerçevesinde
Aile Birliğinin Korunması ............................................................................. 47
2.2. Aile Birliğinin Korunmasına Yönelik Süreçte Politika Yapımında Rol Alan
Aktörler ...................................................................................................................... 53
2.2.1. T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü.................................. 53
2.2.2. T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü............... 57
2.2.3. Genelgeler ve Raporlar ................................................................................ 58
2.2.4. Sivil Toplum Kuruluşları ............................................................................. 65
ix
2.3. Kamusal Politikaların Uygulanması Sürecindeki Aktörler................................. 67
2.3.1. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Uygulamaları................ 67
2.3.2. Aile Mahkemeleri ve Aile Mahkemelerinin Aile Birliğinin Korunmasına
Yönelik Uygulamaları............................................................................................ 71
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASINA YÖNELİK UYGULAMALAR
AÇISINDAN NİTEL BİR ARAŞTIRMA
3.1.Konu, Amaç ve Süreç .......................................................................................... 77
3.2.Evren ve Örneklem .............................................................................................. 78
3.3.Yöntem ve Teknik................................................................................................ 79
3.4. Araştırma Bulguları ............................................................................................ 80
3.4.1. Sosyo- Demografik Veriler.......................................................................... 80
3.4.2.Araştırma Bulguları....................................................................................... 81
3.4.2.1. Aile ve Aile Birliğine Yüklenen Anlamlar ........................................... 82
3.4.2.2. Ailenin Korunması Kavramı ................................................................. 84
3.4.2.3. Aile Birliğini Tehlikeye Düşüren Nedenler .......................................... 88
3.4.2.4. Korunma Talebi Süreci ve Dinamikleri ................................................ 90
3.4.2.5. Korunma Tedbiri Uygulama Süreci ...................................................... 93
3.4.2.6. Tedbir Süreci ve Sonrası Fikirler .......................................................... 96
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4.1. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME.................................................................... 101
4.2. ÖNERİLER....................................................................................................... 103
KAYNAKÇA........................................................................................................... 106
EKLER..................................................................................................................... 111
EK 1. GÖRÜŞME FORMU .................................................................................... 111
EK 2. GÖRÜŞME DÖKÜMLERİ........................................................................... 112
ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................. 143
x
GİRİŞ
İnsanların yaşamak, üremek ve sosyalleşmek adına geliştirdiği en kabul gören
oluşum kuşkusuz ki ailedir. Toplumu ayakta tutan temel öğelerdendir. İnsan türünü
üretmek ve sürdürmek gereksiniminden doğmuştur ve ailenin başlıca işlevlerinden
birisi olarak kabul edilmiştir. Üretim ve tüketimde bulunmak gibi ekonomik yönü ve
çocuğun toplumsallaştırılması, eğitimi, korunması, sevgi, serbest zamanların
değerlendirilmesi gibi pek çok işlevleri olan, bütün toplumlarda en fazla evrensellik
gösteren bir kurumdur. Bu özelliklerini dikkate alarak şöyle bir tanım verilebilir:
“Aile, biyolojik ilişkiler sonucu insan türünün sürekliliğini sağlayan,
toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belirli kurallara
bağlandığı, o güne dek toplumda oluşturulmuş maddi ve manevi zenginlikleri
kuşaktan kuşağa aktaran biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal
yönleri bulunan toplumsal bir birimdir ”.1
Ailenin genel tanımında bir kadın ve bir erkeğin ve onların dünyaya getirdiği
bakmakla yükümlü oldukları çocuklarından oluşan bir topluluktur, denilebilir. Aile
bir toplumun temel toplumsal kurumlarından birisidir. Aile içinde bulunduğu
toplumun tüm özelliklerini yansıtan ve toplumu genel anlamda şekillendiren, toplum
sağlığı ve devamı açısından büyük önemi olan bir yapıya sahiptir.
Toplumsal her yapıda zaman içinde görülebilen sorunlar aile yapısı içinde de
zaman içinde oluşabilmekte, çözülemeyen sorunlar ise ailenin parçalanmasına neden
olabilmektedir. Evlilik eskiden olduğu gibi günümüzde de toplumumuzda önem
verilen ve yaygınlığı devam eden bir kurum olarak varlığını sürdürmektedir.
Toplumsal ritüeller ve uygulamalarla oluşan evliliğin çeşitli nedenler ile
sürdürülememesi söz konusu olduğunda, boşanma, aile birliğini sona erdiren önemli
bir karar ve toplumsal bir olgu olarak gündeme gelmektedir.2 Toplumsal ve bireysel
değişimlerin aile içinde yaşanan sorunların oluşumuna etki etmesi kaçınılmazdır. Söz
konusu sorunların aile içinde çözümlenememesi ve evliliği sürdürmeye yönelik
çabaların sonuçsuz kalması aile birliğini sarsabilmekte, boşanma ile birlikte aile
bireylerinin kişisel ve soysal yaşamında yeni sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
1
Mahmut TEZCAN, “Türk Aile Antropolojisi”, İstanbul, İmge Kitabevi, 2000, s.13-14
T.C. ASAGEM, “Boşanma Nedenleri Araştırması”, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü Yayınları, Ankara 2009, s.23
2
1
Boşanma, aile birliğinin yıkılması ve yerine yeni düzen kurulması anlamına
gelen, kesinlikle anlık bir durum olmayıp eşler arasında çeşitli anlaşmazlıkların ve
aile birliğini yıkıcı şiddet, alkolizm, karşılıklı güven unsurunun kaybedilmesi gibi
belli bir sürecin son noktası olan zor bir süreçtir. Boşanma, çiftler için mutsuz ve
sorunlu bir evlilik tecrübesinden çıkış olsa da, ailenin yıkımı demektir. Çünkü
ayrılmanın kaçınılmaz ve gerekli olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar
bitmemekte aile bireyleri ve hatta diğer akrabalar için yeni bir süreç başlamaktadır.
Boşanma eşleri sosyo- ekonomik yönden sarsarak psiko- sosyal açıdan örselemekte
ve toplumdaki statü ve konumları da etkilenmektedir. Araştırmalar, evlilikteki
sorunlu ilişkilerin evlilik sonlandıktan sonra da çoğu zaman çocuklar aracılığıyla
sürdüğüne işaret etmektedir. Bu nedenlerden dolayı boşanma, bireyler için evlilik
öncesi özgürlüğe tam bir dönüş veya kurtuluş olmamaktadır.3 Aile yapısının
parçalanmasının toplumsal açıdan ve birey açısından her zaman fayda sağlamadığı
açıktır. Bu nedenle ailenin toplum içinde sağlıklı yapısının sürdürülebilmesinin
sağlanması amacıyla toplumlar aile kurumuna önem vermek, aile yapısını korumak,
güçlenmesi ve gelişmesini sağlamak durumundadır. Bu nedenle birçok ülkede aile
kurumunun korunması ve devam ettirilmesi için devlet ve sivil toplum örgütleri
gerekli önlem ve çareleri araştırma ve elden geldiğince aileyi koruyucu tedbirleri
uygulamaya çalışmaktadır.4
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi madde 16/3 de “Aile, toplumun, doğal
ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur” şeklinde ifade edilmişken,
aynı fikir Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 12’de “Evlenme çağına gelen
erkek ve kadın, bu hakkın kullanılmasını düzenleyen ulusal yasalar uyarınca
evlenmek ve aile kurmak hakkına sahiptir” şeklinde ifade edilmiştir. Ailenin
korunması görevi ülkemizde Anayasa’nın 41. maddesinde devlete verilmiştir.
Anayasa çatısı altında aile birliğinin korunması çeşitli yasalarda yer bulmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nda5 eşler arasında bir uyuşmazlık doğmasından önce ve sonra
uygulanabilecek olan aile birliğini korumaya yönelik hükümler bulunmaktadır.
3
Atalay YÖRÜKOĞLU, “Değişen Toplumda Aile Ve Çocuk”, Özgür Yayınları, Beşinci Basım,
İstanbul, 1997, s.26 (Akt. ASAGEM 2009)
4
T.C. ASAGEM “Türkiye’de Aile Mahkemeleri Uygulaması ve Uygulamanın Değerlendirilmesi
Araştırması”, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 2009
5
Çalışmanın daha sonraki bölümlerinde TMK olarak anılacaktır.
2
Bunun yanında 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Hakkındaki Kanun6 ailenin
korunmasını vurgulamakta ve aile içi şiddete maruz kalan kişi ya da kişiler hakkında
acil önlemler alınmasını amaçlamaktadır. Bunun yanında ailenin korunması ile ilgili
olarak Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerini düzenleyen
4787 sayılı yasa da aile bireylerinden çocuklar ve yetişkinler hakkında koruyucu,
önleyici ve sosyal tedbirler alınmasını içermektedir.
Ailenin korunması konusu içinde özellikle kadın ve çocukların korunması
ulusal ve uluslar arası platformda oldukça önem kazanmış güncel bir konu olması
nedeni ile, ülkemizde de çeşitli yasal düzenlemeler yapılarak konu ile ilgili
gelişmeler sağlanmıştır. Aile içi şiddet, yapılan araştırmalarda evliliklerde yaşanan
geçimsizlik nedenlerinden biri olmasının yanında, çok önemli bir insan hakları
ihlalidir. Bu nedenle ailenin korunması kapsamında değerlendirilebilecek bir başka
konu aile içi şiddetin önlenmesidir. Ülkemizde özellikle 1980’li yıllardan başlanarak
aile içi şiddetle mücadelede önemli aşamalardan geçilmiştir, ancak ülkemizde hala
aile içinde kadına karşı şiddet yaralama, dövme hatta öldürme ve töre cinayetleri ile
var olmaya devam eden bir durumdur. Aile içi şiddetle mücadele için çeşitli sivil
toplum kuruluşları ve devlet kimi zaman ortak platformda kimi zaman kendi
çalışmaları ile aile içi şiddetle mücadelede önemli mesafe kaydetmişlerdir. 1998
yılında
çıkartılan
ve
2007
yılında
değiştirilerek
hala
uygulamasına
ve
güncellenmesine devam edilen 4320 sayılı yasa, aile içi şiddet ile mücadelede önemli
bir kamusal politika aracıdır.
Bu çalışmada 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’dan faydalanan
kadınların genel yaşantıları, aile ve aile birliğine bakış açıları, korunma talepleri,
yasadan beklentileri ve bu beklentilerinin somutlaştırılması ile ilgili düşünceleri,
uygulanan tedbirlerin aile birliği için ne fayda sağladığına ulaşılması hedeflenmiştir.
Ulaşılması planlanan bu hedefler kanunun işlevselliği konusunda fikir oluşturması ve
aile birliğini koruma amacıyla sürdürülen politikalarının yeniden düzenlenmesinde
yönlendirici olması bakımından önem taşımaktadır. Tüm yasal tedbirlere karşın son
yıllarda artan kadın cinayetleri konunun önemini koruduğunu, hem yasal hem de
uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
6
Çalışmanın daha sonraki bölümlerinde AKHK olarak anılacaktır.
3
Çalışmanın birinci bölümünde aile birliğinin korunması kavramsal ve
kuramsal boyutlarıyla incelenmiş, aile birliğinin bozulmasının nedenleri ve aile içi
şiddet konusu nedenleri ve türleri ile birlikte ele alınmıştır.
Çalışmanın ikinci bölümde Türkiye’de aile ve aile birliğinin korunmasına dair
kamusal politikalar yasal düzenlemeleri ile birlikte değerlendirilmiştir. Bunun
yanından aynı bölümde ailenin korunmasında kamusal politika yapıcı ve uygulayıcı
aktörler incelenmiştir.
Yapılan çalışmanın üçüncü bölümünde aile birliğinin korunmasına yönelik
uygulamaların değerlendirilmesi açısından 4320 sayılı AKHK’dan faydalanan ve
Isparta Aile Mahkemesi’nde haklarında korunma kararı verilmiş olan 15 kadın ile
yapılan nitel bir araştırma konu edilmiş, dördüncü bölümde değerlendirme ve
önerilere yer verilmiştir.
4
BİRİNCİ BÖLÜM
AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASI:
KAVRAMSAL VE KURAMSAL BOYUT
1.1. Ailenin Biçimleri, İşlevleri ve Önemi
Aile yaşanılan toplumun temel yapı taşını oluşturan, insanlık tarihinin
başlangıcından bu yana yapısı, kapsamı ve niteliği değişmekle birlikte varlığını
sürdüren sosyal bir kavramdır. Kapsamlı bir tanımla aile, aynı çatı altında yaşayan,
gelirlerini paylaşan, evlilik ve kan bağlarıyla birbirlerine bağlı, çeşitli rollerle
birbirlerini etkileyen bireylerin oluşturduğu, yasal, toplumsal ve ekonomik bir kurum
şeklinde tanımlanmaktadır.7
Toplumsal bir yapı olan aile, içinde var olduğu toplumsal düzenin yapısı ile
alakalı olarak sürekli bir değişim içindedir. Ailenin zaman içinde fonksiyonlarının bir
kısmını toplumda var olan diğer kurumlara aktarmış olması bazı kuramcılara göre
evliliğin yalnızca cinsel davranışları düzenleyen ve neslin devamını sağlayan bir yapı
haline gelmesine neden olmuştur. Ayan’ın aktarımına göre F.Engels, Ailenin, Özel
Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı eserinde evliliği cinsel ilişkide tatmini
gerçekleştiren tek bir amaçla sınırlandırırken, Max Weber endüstrileşen bir toplumda
bürokratik örgütlerin, toplum içinde her tür fonksiyonu aileden daha başarılı bir
şekilde yerine getireceklerini savunmaktadır.8 Ancak tüm bu görüşlere rağmen aile
toplum yapısını düzenleyen, toplumu şekillendiren önemli bir niteliğe sahiptir.
Aile farklı bakış açılarına göre farklı şekillerde tanımlanabilmektedir.
Örneğin Giddens’a göre, bir aile, akrabalık bağlarıyla doğrudan birbirine bağlanmış
olan ve yetişkin üyelerinin çocukların bakımından sorumlu olduğu bir grup insandan
oluşur. 9
Gökçe’nin aktarımına göre Maclver ve Page’e göre aile, “seks ilişkilerine
dayalı, çocuk sahibi olma ve çocukları yetiştirme özellikleri gösteren bir gruptur”.
7
İbrahim Ethem Özgüven, Ailede Yaşam ve İletişim, Pdrem Yayınları, Ankara, 2001, s.1
Serkan AYAN, “Aile İçinde Çocuğa Yönelik Şiddet, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas, 2007
9
Antony GIDDENS, Sosyoloji, Ayraç Yayınevi, Ankara 2000, s.25
8
5
Winch de aileyi grup kategorisinde değerlendirerek “aile kuşak ilişkilerine göre ana
baba ve çocuktan meydana gelen bir gruptur” biçiminde tanımlar. Summer ve Keller
ise, “aile en az iki neslin bir arada bulunduğu kan bağıyla karakterize edilen küçük
bir sosyal örgüttür” tanımını yapmıştır.10 Budak’a göre aile kan, evlilik veya evlatlık
ilişkilerinin aile kurumunun en belirgin özelliklerinden saymakta ve bunların dışında
aileyi “aynı çatı altında yaşayan ve sosyal, ekonomik bir birim oluşturan bireyler
grubu ” olarak tanımlamaktadır.11
Aile tanımlarına bakıldığında kimi zaman ailenin ekonomik ve cinsel yönü
vurgulanırken kimi zaman politik ve psikolojik yönü vurgulanmaktadır. Ancak tüm
yapılan tanımlardan yola çıkıldığında ailenin en önemli yönünün toplumu
oluşturması olduğu görülmektedir. Ekonomik ve sosyal bir birlik olan aile; üyeleri
arasındaki ilişkiler yönünden grup tanımı içine yerleştirilebildiği gibi, sosyal hayatın
ana şekillerinden biri olması bakımından topluluk ve örgüt, birliğin yürütülmesinde
başvurulan sistemleştirilmiş kurallar yönünden kurum, toplumsal hayatın içindeki
temel unsurlardan biri olması yönünden de toplumsal yapının bir parçası olarak da
düşünülebilir. 12
Bulut’un aktarımına göre Bell ailenin dört ayrı tanımı üzerinde durmaktadır.
Birincisinde, aile üyelerinden birinin fikrine dayanarak, onun duyguları ve fantezileri
ile aile tanımlanır. İkinci tanım, aileyi nükleer ve geniş yönüyle bir kurum olarak ele
alan sosyolojik bir yaklaşımı içerir. Üçüncü tanıma göre aile bir sosyal birimdir ve
çeşitli parçalardan oluşan bir sistemdir. Dördüncü tanıma göre ise aile, toplumun
değerleri ile sınırlı bir grup olarak kabul edilir. Kültürel yaklaşımı içeren bu tanımda
normların, davranış standartlarının, kuralların, ana- baba ve çocuk rollerinin geliştiği
ortam ailedir. 13
Aile tarihsel süreç içindeki gelişiminde değişim sürecinden geçmiş, aileden
beklenen fayda ve amaç ilişkileri bu süreçte değişime uğramıştır. Stone 16. yy. ve
öncesindeki aile tipini “hısım akraba ilişkilerine açık aile tipi” olarak tanımlamış ve
10
Birsen GÖKÇE, “Aile Ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları I, Temel Kavramlar
Yapı ve Tarihi Süreç, Bilim Serisi 5/1, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1991
(Aile ve Aile Tipleri)s. 205-223
11
Selçuk BUDAK, Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınevi, Ankara, 2000,s. 38
12
GÖKÇE B., a.g.m. s.205-223
13
Işıl BULUT, “Aile Tedavisi ve Sosyal Grup Çalışması”, Prof.Dr. Sema KUT’a Armağan, Yaşam
Boyu Sosyal Hizmet, H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Yayın No:004, Ankara, 1999, s. 153- 154
6
bu dönemdeki ailelerin cemaat ilişkileri içinde olduğunu belirtmiştir. Aile, evlilik ile
oluşturulmaktadır ve Stone’a göre, evlilik, sınıf sisteminin hangi düzeyinde olursa
olsun duygusal bağlılık veya bağımlılık açısından merkez kabul edilmemiştir. Bu
dönemde cinsellik soyun devamını sağlama aracı olarak görülmekteydi ve geleneksel
anlayışa göre mutluluğun öteki dünyaya ait olduğu kabul edilmekteydi. 16. yy. ile
18. yy arasındaki gelişme sürecinde belirli sosyal gruplar içinde de olsa ikinci bir aile
hayatı ortaya çıkmıştır. Bu aile tipi eski aile biçimi ile modern görünüm almaya
çalışan aile tipi arasında kalan geçiş dönemini oluşturmaktadır. 18. yy.’da aile
kurumu olan “bireylerin birbirlerine sıkı bağlandığı çekirdek aile”nin belirgin ve
ayırt edici özelliği Stone’un deyimiyle sevgi ve muhabbete dayalı bireycilik olarak
özetlenmektedir. 14
Aile, kurulmasına başlanmasının hemen ardından biyolojik, psikolojik ve
sosyal işlevlerini yerine getirmesi beklenen sosyal bir kurum olmaktadır. Ailenin
temel işlevleri arasında “biyolojik” bir gereksinim olarak “cinsel güdüyü doyurmak”,
evliliğin en önemli işlevlerinden birisidir. Eşlerin bu yönden uyum içinde olması,
birbirlerinin cinsel istek ve beklentilerini karşılaması, cinsel güdünün doyuma
ulaşması gerekmektedir. Eşler cinsel ilişkinin kendilerine verdiği bir olanak olarak da
“çocuk yapmak, yetiştirmek ve kendi nesillerini üretmek” gereksinimini de
karşılayabilmektedir. 15
Eşlerin evlilik süresince sosyal olarak doyum içinde olması, toplumsal
anlamda kendini yalnız hissetmeyerek güvende olduğu bilincine ulaşmaları ailenin
sosyal işlevlerine işaret etmektedir. Evlilik sürecine en başta sevgi koşulu ile
başlanması, evlilik yapısı içinde karşılıklı sevginin var olması eşler için sevgiye olan
ihtiyaçlarının doyurulmasını da sağlamaktadır.
Ailenin en önemli işlev ve amaçlarından olan neslin devamı, psiko- sosyal
ihtiyaçların giderilmesi ve toplumsallaşmanın sağlanması aile için koşulsuz sevgi ve
emek ile yapılan eylemlerdir. Dönmezer ailenin bu işlevlerini şu şekilde
sıralamaktadır; 16
14
Derya Kayma GÜNEŞ, Boşanma Sürecindeki Eşlerin Aile İçi İlişkileri İle Problem Çözme
Becerileri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2007, s.4
15
GÜNEŞ, K.D. a.g.e., s.6
16
İbrahim DÖNMEZER, Ailede İletişim ve Etkileşim, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2001 s.18
7
- Toplumsal kuralları ve değerleri bireylere aktarma,
- Bireyleri diğer toplumsal kurumlara bağlama,
- Başka kurumlara ve kişilere devredilemeyecek (cinsellik, sosyalleşme ve
sevgi gibi) yükümlülükleri yerine getirme,
-Üyelerini denetleyerek, toplumsal amaçların gerçekleşmesine katkıda
bulunma,
- Dinamik yapısıyla toplumsal değişmede etkin bir araç rolü oynama.
Değişen toplum yapısı içinde ailenin yerine getirdiği bu toplumsal ve bireysel
işlevlerin bir başka kurum tarafından verilmesinin çok da mümkün olmadığı,
toplumsal koşullar içinde aile dışında yer alan kesimlerin yaşadıkları bireysel ve
toplumsal sorunları ve nedenlerinin irdelenmesi ile anlaşılabilmektedir.
Toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen ailenin insan yaşamında
vazgeçilmez bir önemi vardır. İnsanın ihtiyaçlarını karşılayabileceği doğal yer kendi
ailesidir. Bireyin yaşamında doyum sağlaması, fonksiyonlarını etkili bir biçimde
yerine getirmesi ve yaşadığı topluma uygun bir kişi olarak yetişmesi önce aile
çevresinde sağlanmaktadır.17 Çocuklar anne ve babalarını rol modeli olarak
değerlendirirler. Anne ve babalarının sorun çözme yöntemini model alan çocuklar,
kendi akran grubuyla olan ilişkilerinde anne ve babalarını taklit ederler. Sonuç
olarak,
geleceğin
yetişkinlerinin
tutum
ve
davranışlarının
oluşmasında
ebeveynlerinin etkisi önemlidir.18
Aile ilk önceleri yalnızca biyolojik bir üreme işlevi ile meydana gelmiş ancak
süreç içinde sevgi, saygı temelinde yükselen bir yapıya sahip olmuştur. Ancak insan
topluluklarının özünü oluşturan ailenin sosyolojik durumu, tarihsel süreç içinde yeni
toplum düzenine geçişte toplumsal varlığını hissettirmiştir. Aile kavramı önemine
göre farklı toplumlarda değişmekle birlikte özellikle ülkemizde yalnıza bir kadın ve
bir erkeğin birbirleri ile evlenmeleri ile sınırlı değildir. Her ne kadar teknolojik
devrimler olsa da günümüzde toplumda akrabalık ilişkilerinin önemini halen
17
Serap NAZLI, Aile Danışmanlığı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2001, s.16
T.C. ASAGEM Türkiye’de Aile Mahkemeleri Uygulaması ve Uygulamanın Değerlendirilmesi
Araştırılması, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yayınları Ankara 2009, s.239
18
8
koruması nedeni ile kadın ve erkeğin evlenmesi tüm akrabaların hatta komşuların
dahi değişimden etkilendiği bir sürecin başlangıcını oluşturmaktadır.
Modern dünyada insanların bireyselleşmeye başlamaları her ne kadar
yaygınlık kazanmakta ve toplumsal değişime uğruyor olsa da ailenin bakım, sevgi,
şefkat, sosyal destek gibi fonksiyonlarının aile dışı kaynaklardan alınması mümkün
olmamakta bu nedenle ailenin önemi kaybolmamaktadır.
Sosyal
yapı
içinde
ailenin
öneminin
korunması
sağlıklı
bireyler
yetiştirilmesini sağlayacağı için sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluşacağı
modern dünya içinde evrensel olarak kabul gören önemli bir unsurdur. Ailenin bu
öneminden dolayı ailenin dağılması veya iyi işlememesinin neden olduğu önemli bir
sorun da çocukların olumsuz bir sosyalleşme sürecinden geçmek zorunda
kalmalarıdır. Bu çocuklar sosyal risklere açık hale gelmekteler ve kimi zaman suça
sürüklenmeleri söz konusuyken kimi zaman da suç mağduru olmaları söz konusu
olabilmektedir. Bu nedenle aileyi ilgilendiren meseleler aynı zamanda toplumu da
ilgilendirmektedir.
1.2.Aile Politikalarının Kavram ve İçeriği
Eğitim, sağlık, çalışma yaşamı, sigorta, sosyal koruma, sosyal hizmetler gibi
kapsamı çok geniş konuların hepsi sosyal politikaların bileşenleridir. Aile politikası
da sosyal politikanın önemli bir parçasıdır. Aile politikaları aile yaşamına etki etmeyi
amaçlayan, devlet tarafından geliştirilmiş prensipler ve planlı süreçlerdir. 19
Aile politikası ailelerin toplumdaki algılanan sorunlarını çözmeyi amaçlayan
birbirinden farklı ama birbiriyle ilişkili politikalardır. Bu sorunlar; evlenmemiş
birliktelikler, aile parçalanması, yoksulluk, intihar, işsizlik, yatılı bakım, aile içi
şiddet, hastalık, evsizlik, madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, şiddet ve cinayet, aile
dağılması, gelir farklılıkları, refah düzeyi, sağlık bozuklukları, kürtaj, cinsiyet ve ırk
ayrımcılığı, ulaşım, uygun çocuk koruma hizmetleri eksikliği, iş talepleri, kötüleşen
aile değerleri, okullarda cinsellik eğitimi, çocukların eğitiminde aile tutumları ve dil
engelleri olarak sıralanabilir. Aile politikaları aileyi ilgilendiren çok yönlü
19
Arzu İÇAĞASIOĞLU ÇOBAN ve Cengiz ÖZBESLER, “Türkiye’de Aileye Yönelik Sosyal
Politika ve Hizmetler”, Aile ve Toplum Eğitim Kültür ve Araştırma Dergisi, T.C. Başbakanlık
Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yayını, Cilt:5, Sayı:18, 2009, s. 33.
9
politikalardır. Bunlar Zimmerman’ın aktarımına göre aile eğitimi, aile planlaması,
çocukların korunması, evlat edinme, konut hizmetleri, koruyucu bakım hizmetleri,
sosyal güvenlik, çocuk gelişim programları, iş hizmetleri, aile koruma hizmetleri,
çocuk destekleme hizmetleri, aile sağlığı hizmetleri, baba edindirme hizmetleri,
intiharı önleme programları, aş evi, huzurevi hizmetler ve daha birçok hizmet bu
politikaların yasalaştırılması sonucunda ortaya çıkmıştır. Bunlar eyalet, ülke, şehir ve
çeşitli organizasyonlar dahilinde uygulanmaktadır. Bu hizmetler sosyal refahın
kapsamını oluşturan altı ilgi alanını oluşturmaktadır. Bunlar sağlık, eğitimi sosyal
hizmetler, gelir, konut, işgücü ve iş- aile yasaları ile vergilerdir. 20
Dumon, Avrupa Birliği’ndeki aile politikalarının temelinde üç tür politika
olduğunu ifade etmektedir. Bunlardan ilki aileyi güçlendirme politikaları olarak
adlandırılabilecek olan aileyi sürekli gelir sahibi yapıcı ekonomik önlemlerdir. İkinci
grup, eğitim ve danışma hizmetleri gibi, aile hayatını geliştirmeye ve sorunlarını
çözmeye yönelik hizmetleri kapsar. Üçüncü gurup ise, ailenin yerini tutacak veya
onun yerini alabilecek önlemler olarak adlandırılan, aile bireylerinin ayrı ayrı ya da
yarı zamanlı olarak yaptığı işleri devralacak hizmetler ve aile dışı kurumsal yapıların
oluşturulmasını (kreşler, çocuk yuvaları, koruyucu aile hizmeti, yaşlı bakımı gibi)
öngören önlemlerdir. 21
Aile politikaları devlet tarafından geliştirilmiş prensipler ve planlı süreçlerdir.
Gelir dağılımının düzenlenmesi, konut, eğitim, sağlık gibi alanların dışında doğum
hızı, aile büyüklüğü, çalışan ebeveynler için çocukların ve yaşlıların bakımına ilişkin
hizmetler, koruyucu aile programları gibi konulara odaklanmış politikalar aile
politikalarıdır. 22
Aile politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında temel amaç ve
hedefler şu şekilde sıralanabilir; 23
- Toplumsal yaşam içinde ailenin etkinliğini sağlamak,
20
Shirley L. ZİMMERMAN, Understanding Family Policy, Sage Publications, London, 1995,
s. 3- 4
21
W. DUMON, Avrupa Topluluğu Ülkelerinde Aile Politikası, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma
Kurumu Başkanlığı Yayınları, Ankara 1991 s.6
22
ÇOBAN ve ÖZBESLER, a.g.m., s. 33.
23
İbrahim CILGA, Aile Mahkemelerinde Çalışma Yöntemi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
Genel Merkezi Yayınları, Ankara, 2008, s. 21- 22
10
-Ailenin toplum içinde insanca yaşama koşullarını geliştirmek,
- Ailenin kendi gücünü kullanmasına olanak sağlayacak üretkenliğini ve
yaratıcılığını harekete geçirmek,
- Ailenin sorun çözme yeteneğini arttırmak,
- Aile uyuşmazlıklarına barışçıl ve adil çözümler üretmek,
- Ailenin yaşam kalitesini yükselterek tüm aile bireylerinin özgür ve mutlu
yaşamasına yardımcı olmaktır.
1.3.Aile Birliği Kavramının Tarihsel Arkaplanı
Aile, hem bireylerin psiko- sosyal ve kültürel gelişimi için hem de toplumsal
gelişimin sağlanmasına temel oluşturan bir yapıdır. Bu nedenle varlığı eski
toplumlardan bu yana sürmekte olan ve yadsınamayacak öneme sahip olan tarihsel
bir olgudur. Aile birliği, günümüzdeki çekirdek aile yapısına ulaşıncaya dek birçok
değişim sürecinden geçmiştir. Tarihin değişik dönemlerinde, birbirinden farklı
birliktelikler aile olarak adlandırılmıştır. 24 Aile kavramı, niteliği ve yapısı zamana ve
yere göre değişen bir kurumu ifade etmektedir. 25 Aile kavramına, yer ve zamana göre
farklı anlamlar verilmiştir. 26
Bu değişim sürecinin toplamında klasik toplum bilimcilerin üzerinde durduğu
iki tip aile modeli vardır. Bunlardan birincisi, çeşitli kuşakların bir arada yaşadığı,
aynı evde oturup, aynı sofrayı paylaştığı, ortak mülkiyete sahip oldukça kalabalık
olan geniş aile, ikincisi ise, anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan çekirdek
ailedir. 27
Sosyolojik süreçte aile, anaerkil, babaerkil ve eşitlikçi aile olarak üç başlıkta
ele alınabilir. Anaerkil aile annenin egemenliği altında olan ve kadının sosyal
statüsünün çok yüksek olduğu aile modelidir ve klan tipi ailelerde görülmüştür.
Babaerkil aile modelinde ise yetkiler babada toplanmıştır ve üretim baba kaynaklı
yapılmaktadır. Günümüz aile birliği yapı ve işlevlerinin oluşmasında temel olan en
24
Aziz Serkan AYAN, Evlilik Birliğinin Korunması, TBB Yayınları, Ankara, 2004, s. 16
Aydın ZEVKLİLER ve Ayşe HAVUTÇU, Yeni Medeni Kanuna Göre Medeni Hukuk- Temel
Bilgiler, Seçkin Yayınları, Ankara, 2004, s. 215
26
AYAN, a.g.e.,s.16
27
AYAN, S a.g.e. s.80
25
11
belirleyici aile tipi ise Sanayi Devrimi sürecinde ortaya çıkan eşitlikçi aile modelidir.
Bu aile modelinde kadın ve erkek iş yaşamına ortak katılım sağlamaya başlamış,
1789 Fransız İhtilali ile kadın- erkek eşitliği gündeme gelmiştir. Sanayi öncesi aile,
akrabalık ilişkilerine dayalı, üretimin merkezi olarak kabul edilen ekonomik ve
siyasal bir birlik olarak düşünülmüştür. Bu temelle oluşturulan aile, sanayi öncesinde
geniş aile biçiminde şekillenmiştir.28 Bu aile tipi eğitici, dinsel, sosyal ve koruyucu
fonksiyonlara sahiptir. Ancak günümüz modernleşme sürecinde aile yapısı giderek
küçülmüş ve çekirdek aile modeline geçilmiştir. Çekirdek aile, geniş ailenin taşıdığı
fonksiyonları yerine getirdiği gibi ek olarak kişinin aile içinde bireyselleşmesine de
olanak vermektedir.
Aile kurumu şekli ve niteliği bakımından tarihsel süreç içinde değişime
uğrayıp, toplumlar arasında nitelikleri açısından farklılıklar gösterse de, varlığını
korumaya devam etmektedir. 18. yy’ın ikinci yarısında Batı Avrupa’da başlayan ve
giderek tüm dünyaya yayılan Sanayi Devrimi sonrasında toplumlar, teknolojik ve
ekonomik alanda baş döndürücü bir hızda gelişim ve değişim sürecine girmişlerdir.
Bu hızlı değişim karşısında ayak uydurmayan toplumsal kurum ve yapılar kimi
zaman tarihe karışmak zorunda kalmışlardır. Bu değişime hazırlıksız yakalanan
sosyal kurumlardan biri de ailedir.29 Sanayileşme ve teknoloji çağında diğer ülkelere
göre aile birliği kavramına kültürel olarak daha bağlı olan kültürümüzde, aile her
zaman önemini korumuş, değişime karşı kendini savunma durumunda kalmıştır.
Ailenin yapısal dönüşümünün başat faktörü, sanayileşme bağlamında ortaya
çıkan kentleşme ve bununla birlikte değişen yeni toplumsal ilişkilerdir. Bu etkenlerin
aile yapısını tamamen değiştirdiği söylenemese de aile içinde erkek ve kadının
konumunun değişiminde önemli rol üstlenmiştir. Evde çocuklarına ve eşine
bakmakla yükümlü, evin temel ihtiyaçlarını ev içinde yerine getirmek ile yükümlü
olarak görülen kadın, sosyo- ekonomik anlamda bir güç haline gelmiştir. Aile
bireyleri arasında eşitlikten söz edilir olmuş, alınan kararlarda kadının etkisi yeni
konumuna bağlı olarak artmıştır. Hatta günümüz toplumlarında vurgusu yapılan
“bireyselleşme” ve “özgürlük” söylemleri ile, cinsler arasında farklı ilişki şekilleri ile
28
Nuray EREMREM, Eski Türk Toplumunda Ailenin Yeri ve Önemi, Yayımlanmamış
Yükseklisans Tezi, Atatürk Üniversitesi SBE Sosyoloji ABD., Erzurum, 1998, s. 2
29
Semra DEMİRKAN, “Türk Ailesinin Korunması ve Güçlendirilmesinde Sivil Toplum Kuruluşları
İle İşbirliğinin Önemi”, Aile Ve Toplum Eğitim, Kültür ve Araştırma Dergisi, Sayı 9,2006, s. 92
12
evlilik dışı birliktelikler ortaya çıkmış, evlilik dışı çocuk oranı artmış, hatta ailenin
yerini bir arada yaşayan fakat evli olmayan çiftler almaya başlamıştır.30 Bu tip
ailelerde çocuk yetiştirme ve çocuktan beklenenler de değişime uğramıştır.
Geleneksel aile modelindeki çocuk sayısı çekirdek aileye geçildiğinde giderek
azalmıştır.
1.4.Aile Birliğinin Bozulması: Boşanma ve Nedenleri
Aile yaşamı içinde bireylerin kişisel özellikleri, yaşamdan beklentileri,
fiziksel ve ruhsal sıkıntıları kimi zaman aile içinde bir takım sorunlara neden
olabilmektedir. Aile kendi içinde bir sistemi meydana getirdiği için sistem içindeki
herhangi bir öğede sorun yaşanması halinde sistemin tüm öğelerinin bu durumdan
etkilenmeleri söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında bir sistem olarak algıladığımız
aile için içsel ve dışsal bir çok etkileyici faktör bulunmaktadır. Sadece aile
bireylerinin karşılıklı yaşadığı sorunlar değil toplumsal dış faktörler de aile birliğinin
bozulmasını etkileyici roldedir.
Evlenmek ile bireyler kendi bireysel yaşantılarının dışında hem eşleri ile
ilişkilerinde hem de toplumsal alanda farklı rol ve sorumluluklar kazanmaktadırlar.
Evliliklere bir ömür sürmesi amacı ile başlanmakta ancak yukarda belirtildiği gibi
içsel ve dışsal faktörler nedeni ile eşler arasında sorunlar ortaya çıkabilmekte ve
sorunlar çözülemediğinde ise boşanma yönünde adımlar atılmaya başlanmaktadır.
Hukuki doktrinde bazı yazarlarca boşanma, “eşlerin hayatta iken, kanunda
öngörülmüş olan bir sebebe dayanarak açacağı dava sonucunda evlilik birliğine
hâkim kararı ile son vermek”, “evlenme anında mevcut olması gerekmeyen bir
sebeple açılan yenilik doğuran dava sonucunda verilen ilam ile geçmişe etkili
olmayarak evliliğe son verilmesi” ve “evliliğin yargıç kararı ile ortadan kaldırıldığı
durumlardan birisi” olarak tanımlanmaktadır.31
Hukuki bir konu olarak karşımıza çıkan boşanmayı sosyal sorun olarak
nitelendirmek yanlış olmaz. Evlilik birliğinin sonlandırılması ancak hakim kararı ile
30
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Aile Değerleri Araştırması, Aile ve Sosyal araştırmalar Genel
Müdürlüğü Yayınları, Ankara 2010 s. 29
31
Özge ÖZTÜRK, Genel Boşanma Sebepleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, M.Ü. S.B.E.
Hukuk ABD, Özel Hukuk Bilim Dalı, İstanbul, 2010 s:5
13
mümkün olabilmektedir. Ancak boşanmanın ardından yaşanan süreç genellikle
olumsuz etkileri ile bireylerin karşısına çıkmakta ve özellikle küçük çocukların
ruhsal ve sosyal gelişimi üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir.
Eşlerin boşanmaya karar vermeleri halinde kanunda verilen sınırlı nedenler
çerçevesinde boşanma gerekçelerini sunmak durumundadırlar. Boşanma, Türk
Hukuk sisteminde sadece kanunda sayılmış olan sebeplerden birinin varlığı halinde
ve bu sebebin hâkim tarafından tespiti ve boşanma yönünde vereceği kararıyla
gerçekleşmektedir.
32
Aile birliğinin bozulmasına neden olan boşanma nedenleri
Medeni Kanun kapsamında sıralanmıştır. Aşağıda bu nedenlere özel ve genel
nedenler başlıkları altında yer verilmiştir.
1.4.1. Özel Nedenler
Özel boşanma nedenleri olarak adlandırılan boşanma nedenleri belli bir
gerekçe ile belli bir somut olay sonrasında geçimsizliğe neden olup boşanmaya
gerekçe gösterilen özel konulardır. Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebepleri
161- 166 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
TMK’nın 161. maddesinde “zina” nedeni ile boşanma gerekçesini
düzenlenmiş ve her iki eş için de “zina” boşanma sebebi sayılmıştır.
TMK’nın 162. maddesinde; “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına
kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı
bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir”
33
şeklindeki
düzenleme ile hayata kast edilmesi ve pek kötü davranılması ya da ağır derecede
onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebepleri boşanma için gerekçe görülmüştür.
Pek kötü davranışlara zulüm, cinsel ilişkide pek fazla ileri gitmek, işkence,
ağır eziyet, aç bırakmak, acımasızca dövmek örneklendirilebilir. Onur kırıcı
davranışlara ise ağır hakaret örnek verilebilir. 34
TMK’nın 163. maddesinde konu edilen boşanma nedeni iki farklı gerekçenin
tek maddede birleştirilmesi ile ele alınmıştır. Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç
32
Oğuzhan ARDIÇ, Medeni Hukuk, Ankara 2002, s. 302
GENÇCAN ÖMER UĞUR, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınları, 2006, s. 101
34
GENÇCAN Ö. U., a.g.e. s.104
33
14
işlemesi (rüşvet, zimmet, hırsızlık…) veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi (ayyaşlık,
kumarbazlık, madde bağımlısı olmak...) halinde diğer eşin her zaman boşanma
davası açabileceği hükme bağlanmıştır. Kanun koyucu TMK 164. maddede evlilik
birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme maksadı bulunan eşlerden
birinin ortak hayata son vermesi ve bu durumun en az 6 ay sürmüş olmasını boşanma
gerekçesi saymaktadır.
TMK’da 165. maddesinde “eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak
hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı
resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası
açabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Gençcan’a göre akıl hastalığının boşanma sebebi
olması için iyileşmezlik, süre ve çekilmezlik koşullarının oluşmuş olması
gerekmektedir. 35
Türkiye’de boşanma nedenlerine ilişkin en son veriler 2009 yılına aittir. Buna
göre zina gerekçesi ile 76, Hayata kast ve pek fena muamele gerekçesiyle 29, suç
işleme ve haysiyetsiz hayat Sürme gerekçesi ile 42, terk nedeni ile 285, akıl hastalığı
nedeni ile 38, şiddetli geçimsizlik gerekçesi ile 108560 dava boşanma ile
neticelendirilmiştir 36 ve Tablo 1’de gösterilmiştir.
Tablo 1. 2009 Yılı Boşanma Nedenleri
Boşanma Nedenleri
Zina
Hayata Kast
Suç İşleme ve haysiyetsiz Hayat Sürme
Terk
Akıl Hastalığı
Geçimsizlik
Diğer
Bilinmeyen
Toplam
Gerekçe Sayıları
76
29
42
285
38
108560
1156
3976
114162
Kaynak: TUIK
Boşanmaların gerçekleşme yeri olan mahkemelerin kayıtları üzerinden
boşanma nedenleri incelendiğinde en fazla paya sahip olan nedenin evlilik birliğinin
sarsılması (geçimsizlik) olduğu görülmektedir. Ancak geçimsizliğe götüren
nedenlerin temelinde yer alan psiko- sosyal, ekonomik, kültürel ve toplumsal
35
36
GENÇCAN Ö. U., a.g.e. s.108
www.tuik.gov.tr/IcerikGetir.do?istab_id=18
15
faktörlerin çok boyutlu olarak ortaya konulmadığı bir gerçektir. Toplumumuzda
eşlerden birinin sadakatsizliği ya da evi terk etmesi nedeni ile gerçekleşen
boşanmalarda ahlaki normlar, geleneksel değer yargıları ve genel kabuller nedeniyle
“geçimsizlik” adı altında kayda geçmektedir. Hatta çiftlerin anlaşmalı şekilde
boşanmaya karar verdikleri durumlar da gerçek nedenlerine bakılmaksızın
“geçimsizlik” kategorisinde yer almaktadır. 37
1.4.2. Genel Nedenler
Özel boşanma sebepleri ne kadar belli bir konuya eğilmiş olup konuları
sınırlandırmış olsa da evlilik yaşamı içinde sınırları ve tanımı tam belli olmayan bir
takım soyut geçimsizlik nedenleri de vardır. Bunların hukuki olarak boşanma
davalarına konu edilebilmeleri amacı ile medeni yasada 166. madde kapsamında
genel boşanma başlığı altında düzenlenmiştir. Genel boşanma nedenleri, özel
boşanma nedenlerinin aksine belli bir olaya dayanmayan, önceden belirlenmesi
olanaksız, çok çeşitli olayların oluşturduğu bir çerçeveyi temel almaktadır. 38
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre genel boşanma sebepleri
şu şekilde düzenlenmiştir;
- Evlilik birliğinin sarsılması,
- Anlaşmalı boşanma
- Eylemli ayrılık sebebiyle boşanmadır.
Kanunda 166/1 hükmü için, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak
yaşamın çekilmez hale gelmesi şartı aranmaktadır.39 Örneğin alay etmek, aşağılamak,
iftira atmak, dedikodu çıkarmak, suçlamak, aile sırlarını açıklamak gibi davranışlar
evliliğin temelinden sarsılması için temel oluşturan davranışlardır.
Anlaşmalı boşanma da yasanın düzenlediği genel boşanma sebepleri içinde
yer alır. Eşlerin evliliğin bir yılını doldurmaları halinde her iki eşin evliliğe dair her
türlü konuda (çocukların velayeti, nafaka, tazminat, alacak, eşya vb..) birlikte ortak
37
T.C. ASAGEM, Boşanma Nedenleri Araştırması, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Yayınları, Ankara 2009, s. 35
38
GENÇCAN Ö. U., a.g.e. s. 225
39
TMK 166/1
16
karar alarak boşanmak istemeleri ve hakimin bu durumu değerlendirerek karar
verilmesi hali anlaşmalı boşanma olarak tanımlanmaktadır. 40
Bu düzenlemede, eşlerin boşanma kararları neticesinde çocukların aleyhine
gelişebilecek nitelikte karar almaları halinde hakimin çocuğu korumak maksadı ile
eşlerin anlaşmalarını gözden geçirmesi ve gerektiğinde çocuk lehine anlaşmaya
ulaşılabilmesini sağlamak yer almaktadır.
Eylemli ayrılık nedeni ile açılan boşanma davalarında eşler arasında önceki
yıllarda görülmüş ve red ile sonuçlanmış bir evliliğin olması gerekmektedir. Eşlerin
boşanma davasının kesinleşmesinin ardından en az 3 yıl bir araya gelmemeleri ve
ortak yaşam kurmamaları halinde eşlerden birinin açacağı ve ispat edeceği boşanma
davası ile boşanma hükmü kurulur. 41
1.4.3.Aile Birliğini Bozan Bir Süreç Olarak Aile İçi Şiddet
Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Kendine, bir başkasına veya bir
gruba ya da bir topluluğa karşı; bilerek/kasıtlı olarak uygulanan; tehdit biçiminde
veya yaşama geçirilmiş olan; yaralanma, ölüm, psikolojik hasar, gelişme bozukluğu
veya yoksunlukla sonuçlanan veya sonuçlanması olasılığı yüksek olan; fiziksel şiddet
veya güç kullanımı” olarak tanımlamıştır.42 Bu tanım, ailede ve genel toplumda
oluşan; dayak, çocukların cinsel istismarı, drahoma/başlık parası ile ilişkili şiddet,
ırza geçme, kadın sünneti ve kadına zararlı olan diğer geleneksel uygulamalar ve
sömürü ile ilişkili şiddet, işyeri, eğitim kurumları ve diğer yerlerde karşılaşılan cinsel
şiddet, fahişeliğe zorlama, devlet tarafından işlenen veya göz yumulan şiddeti içeren
fiziksel, cinsel ve psikolojik tüm şiddet biçimlerini kapsamaktadır. 43
Aile içi şiddet bir kişinin eşine, çocuklarına, anne-babasına, kardeşlerine
ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Bu
tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil, aşağılamak, tehdit etmek,
40
TMK 166/3
TMK m.166/4
42
Türkcan BAYKAL, Ailede Kadına Yönelik Fiziksel Şiddet, Bu Şiddete İlişkin Tutumlar ve
Kadının Şiddet Yaşantısı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, E.Ü. SBE Klinik Psikoloji ABD, İzmir
2008, s. 6
43
Gülay AKKAYA ŞAHİN, Aile İçi Şiddet Kavramı ve Aile İçi Şiddetin Uluslararası ve Ulusal
Hukuki Belgelerdeki Düzenlemesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi İ.Ü. SBE Özel Hukuk
ABD, İstanbul 2010, s.4
41
17
ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi pek çok davranışta
girer.44 Kibar’ın aktarımına göre aile içi şiddet Home Office45 tarafından “her ne
zaman ve nerede olursa olsun yakın ilişkide mevcut veya eski partnerler arasında
meydana gelen şiddet” şeklinde tanımlanmıştır bunun yanında The Crown
Prosecution Service aile içi şiddeti “bir kişinin mevcut veya eski aile üyesine
uyguladığı fiziksel, cinsel, psikolojik, duygusal veya ekonomik istismardan doğan ve
ceza gerektiren saldırı” olarak tanımlanmıştır. 46
Aile içi şiddet, her ne kadar kadına, çocuğa ya da erkeğe yönelik olabilirse de,
daha çok kadına yönelik olduğu görülmektedir. Yapılan araştırmalara göre “dünya
genelinde her dört kadından biri aile içi şiddet görmektedir.”47
TBMM Kadının Statüsünü Araştırma Komisyonu kadına yönelik şiddet
kavramını şöyle açıklamıştır. “Kadına yönelik şiddet, kadının sözel, fiziksel,
duygusal, cinsel, ekonomik zarar görmesiyle ve acı çekmesiyle sonuçlanan, kadının
temel hak ve özgürlüklerini, en temelde de yaşama hakkını tehdit eden bir eylemdir”
denilmektedir. 48
Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Her Türlü Şiddetin Önlenmesi
Bildirgesi kadına yönelik şiddeti şöyle tanımlamıştır; 49
“ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya
psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem
veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun
bırakmadır”.
Arın, Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Her Türlü Şiddetin Önlenmesi
Bildirgesi’nin ikinci maddesinin “şiddet biçimlerinin bu tanımla sınırlı olmadığını,
44
Zeynep İDİZ, Evlilik Uyumu, Evlilik Yatırımı, Aile İçi Şiddet Ve İntihar Girişimi Arasındaki
Bağlantıların Sosyal Psikolojik Olarak İncelenmesi, A.Ü. SBE Psikoloji ABD, Ankara 2009, s. 12
45
www..homeoffice.gov.uk
KİBAR SEYHUN SARI, Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve Aile Mahkemeleri Bağlamında
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, A.Ü. SBE, Kadın Çalışmaları ABD, Ankara, 2010,s. 20
47
Nevin Dölek, Neylan Özdemir, Yanlış İnanışlar, Ofset Yapımevi, İstanbul, 2005, S. 36
48
TBMM Kadının Statüsünü Araştırma Komisyonu Raporu, Ankara, 2003
46
49
1992, m.1
18
kadına zarar veren her türlü geleneksel ve göreneksel uygulamaların da bu kavrama
girdiğini işaret etmiştir.50
1.4.3.1.Aile İçi Şiddetin Nedenleri
Aile içi şiddet nedeni ve sonuçları ne olursa olsun kabul edilemeyecek ölçüde
insanlık dışı olan ancak kimi zaman gerekçesi sorgulanmaksızın kadınlar tarafından
kabul edilerek birlikte yaşanır hale gelinen bir davranıştır. Aile içi şiddet en fazla
erkek eşin kadın eşe karşı göstermiş olduğu şiddet olarak bilinmektedir. Kadınlar
farklı nedenlerle şiddete yıllar boyu maruz kalmakta ve kendilerini şiddetin
esaretinden kurtaramamaktadır.
PIAR tarafından 1992 yılında ülke genelindeki araştırma sonuçlarında 1973
kişi ile yapılan görüşmelerde kadınların %61’inin ara sıra, %11’inin ise sık sık eşiyle
tartıştıkları ve eşi ile tartışan kadınların %18’inin eşleri tarafından dövüldükleri
ortaya çıkmıştır. 1994 yılında Aile Araştırma Kurumu’nun yaptığı araştırmada 4287
kişi ile görüşme yapılmış, yaşanılan gerginlikler sonucunda kocalarının kendilerine
“ağır söz kullandığını” belirten kadınların oranı %44, “kocalarının kendilerine
vurduğunu” belirtenlerin oranı ise % 30 olduğu ortaya çıkmıştır. Buna karşılık,
eşlerini dövdüklerini belirten erkeklerin oranının %34 olduğu görülmüştür.51 Altınay
ve Arat’ın 2007 yılında yaptıkları çalışmada kadınların %34’ünün yaşamlarında bir
kez eşlerinden fiziksel şiddet gördükleri sonucu ortaya çıkarılmıştır.52 Görüldüğü
üzere, ülkemizde kadınların şiddete uğrama oranları oldukça yüksektir. Bu durumun
nedenlerini ise tek bir gerekçe ile açıklamak mümkün değildir.
Aile içi şiddetin ortaya çıkması şiddeti uygulayan aile bireyine bağlıdır ancak
şiddetin devam etmesi hem uygulayıcıya, hem mağdura bağlıdır. Bunun yanında
sosyal politikaların, hukuki düzenlemelerin ve bakış açısının yetersizliği de şiddetin
devam etmesinde ve artmasında önemli bir nedendir.
Şiddetin oluşmasında hangi etkenlerin rol oynadığı araştırıldığında
Goldstein’e göre nedenlerin üç grupta toplandığı görülmektedir. Bunlardan ilki
50
Canan ARIN, Kadına Yönelik Şiddet, Cogito, Kış-Bahar 96,İstanbul, 1996 305-312
51
BAYKAL T., a.g.e. s. 28
Ayşe Gül ALTINAY, Yeşim ARAT, Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet, İstanbul, 2007, s.78
52
19
“bireysel etkenlerdir.” Şiddete yönelik olan bireylerin çabuk heyecanlanma ve kızma,
düşük benlik saygısı, depresyon gibi bazı kişisel özelliklere sahip olduğu ileri
sürülmüştür. Yani bireyin sahip olduğu bazı kişisel özelliklerin şiddet davranışında
etkili olacağı ifade edilmiştir. 53 Şiddetin oluşmasına toplumsal etkenlerin yol açtığını
ileri süren görüşlere göre toplumsal değerler, örgütler, kültür ve aile yaşamı şiddet
davranışında önemli rol oynamaktadır. Ailenin özellikleri, toplumda meydana gelen
değişimler ve bunların yarattığı kriz durumları bireylere zarar vermekte, şiddetin
ortaya çıkmasında etkili olabilmektedir. Şiddetin oluşumuna neden olan etkenler
arasında psiko-sosyal olanlar hem bireysel hem de toplumsal etkenlere yer verdiği
için daha açıklayıcı olmaktadır. Buna göre şiddet öğrenilmektedir. Şiddet gösteren
anne ve babayı örnek alan çocuk yaşamında şiddet davranışını göstermektedir. 54
İnsan dünyaya geldiğinde potansiyel olarak belli bir davranış kapasitesine
sahiptir. Erken dönemlerden başlayarak bu kapasite çevreyle etkileşim biçimlerine
göre yaşantılarla şekillenir.55 Soysal öğrenme modeline göre; saldırganlık, diğer
karmaşık sosyal davranışlar gibi öğrenilmektedir Bandura’nın sosyal öğrenme
modeline göre saldırganlık,;56
- Hangi gruplara ve ya kişilere daha kolay saldırganca davranılabileceği,
- Başkalarının ne tür davranışlarının saldırgan tepki gerektirdiği,
- Hangi durum veya bağlamların saldırganlık için uygun veya uygunsuz
olabileceği öğrenilir.
Saldırganlık izlenerek öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle çocukluk
döneminde aile içi şiddete maruz kalan veya şahit olan ya da sosyal yaşantısında
şiddet gören çocukların ilerleyen dönemlerde şiddet davranışı göstermektedir.
Subaşı ve Akın partnerinin kadına uyguladığı şiddetin yaş, sosyo-ekonomik
durum, din, etnik kökenden etkilenmediğini ancak gebelik, bekarlık ve boşanmış
53
Çiğdem ARIKAN, Sosyal Hizmetler Açısından Şiddet ve Bir Türü Olarak Evlilikte Kadına
Yönelik Şiddet, H.Ü. SHYO Dergisi 5, s.75-79
54
Filiz DEMİRÖZ, Kadına Yönelik Şiddeti Etkileyen Etkenler, Prof.Dr. Nihal Turan’a Armağan,
H.Ü.SHYO Yayınları, Yayın No:008, Ankara, 2001, s. 162- 169
55
Zeynep DEMİR AKÇER, Aile İçi Şiddete Maruz Kalan Kadınlar; Diyarbakır Örneği, D.Ü.
SBE Sosyoloji ABD Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır, 2006, s. 22
56
Çiğdem KAĞITÇIBAŞI Ç., Yeni İnsan ve İnsanlar, Evrim Yayınları, İstanbul 1999, s. 354
20
olmak veya eşinden ayrı yaşamanın kadının şiddet görme riskini artırdığını ifade
etmektedirler. 57
Aile içi şiddetin kaynaklarından biri de toplumsal faktörlerdir. Toplumsal
yapının erkek egemen olması kadının da erkeğin altında ve egemenliğinde yer aldığı
algısını beraberinde getirmekte, toplumların geleneksel yapısını değiştirmeyerek
kadınların ezilmelerine devam etmesine müsaade etmektedir. Bu durum da hem
kadına yönelik şiddetin hem de aile içi şiddetin devam etmesinin temel
nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
İlkkaracan ve Gülçür yaptıkları araştırmada kadına karşı şiddeti hoş gören ve
umursamayan kültürel dayanaklar belirlemişlerdir. Bunlar ; 58
-Var olan cinsiyetçi düzenin doğal olarak algılanması,
-Kadının nesneleştirilmesi,
-Şiddete boyun eğişin, kültürel yapı ve toplum tarafından desteklenmesi,
-Fiziksel güç ve zor kullanımının hoş karşılanması.
Sonuç olarak, kültürel ve sosyolojik gerekçeleri ile değerlendirildiğinde
şiddet davranışı ve aile içi şiddet çeşitli toplumsal, kültürel ve biyolojik nedenler ile
açıklanabilecek geniş çaplı nedenleri olan patolojik bir durum olarak karşımıza
çıkmaktadır. Aile içi şiddet konusu hem hukuki boyutta hem de kamusal alanda
yansımalarını bulmuş konulardan biridir. Konu, aile mahremiyetine girilmesi olarak
da algılanırken bir yandan da kamuoyunda yaygın olarak tartışılması kurumsal
çözümlerin bulunmasını meydana getirmiştir. Ancak bu çözümler konuyu temelinden
ele almaktan çok kısa vadeli çözümler üretmektedir. Ailede kadın, erkek ve çocuklar
arasındaki hiyerarşik ilişkiler ve güç, otorite ve kontrol yapıları değişmeye
uğramadıkça aile içi şiddetin devamı kaçınılmaz olmaktadır. 59
57
Nükhet SUBAŞI ve Ayşe AKIN “Kadına Yönelik Şiddet; Nedenleri ve Sonuçları”,
http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/Turkce/SayfaDosya/kadina_yon_siddet.pdf
58
İLKKARACAN P., GÜLÇÜR L. Aile içinde Kadına Karşı Şiddet Sıcak Yuva Masalı, Metis
Yayınlar, İstanbul 1996 s. 28
59
Yıldız ECEVİT, Aile, Kadın ve Devlet İlişkilerinin Değerlendirilmesinde Klasik ve Yeni
Yaklaşımlar, Kadın Araştırmaları Dergisi, Kadın Sorunları ve Uygulama Merkezi, S. 1, Ankara, 1993
21
1.4.3.2. Aile İçi Şiddetin Türleri
Şiddet türlerinin kapsamlarının anlaşılması ve algılanması son yıllarda
değişmektedir. Şiddet gerçekleştiren kişi tek kişi ise “bireysel şiddet” büyük kitleleri
içine alıyorsa “toplumsal şiddet” olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanında aile içi
şiddet de bir şiddet türü olarak tanımlanmaktadır. Ayrı yaşayan kardeşler, eski eşler,
kuzenler, ailesini terk etmiş babalar vb. arasında yer alan olumsuz ilişkiler sonucu
yaşanan şiddete de geniş aile şiddeti denilmektedir.
Şiddet türleri içinde yer alan “aile içi şiddet” şunları içermektedir; 60
-
Çocuklara karşı ana- babanın uyguladığı şiddet,
-
Kardeşler arası şiddet,
-
Ana babaya karşı çocukların uyguladığı şiddet,
-
Kadına karşı şiddet
Aile içi şiddet denildiğinden akla ilk gelen şiddet türü tekme, tokat gibi
fiziksel faaliyetler neticesinde ortaya çıkan çeşididir. Aile içi şiddet başta ailenin
fiziksel ve sosyal olarak zayıf üyeleri olarak görülen kadınlar ve çocuklar üzerinde
çeşitli şekilleriyle görülmektedir. Şiddet farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu
türler;
- Duygusal/psikolojik Şiddet
- Ekonomik Şiddet
- Cinsel Şiddet
- Fiziksel Şiddet
Kadınların farkında olmadıkları ancak en çok maruz kaldıkları şiddet çeşidi
duygusal şiddettir. Kadına uygulanan duygusal şiddet bir başka kişi tarafından gözle
görülebilecek şekilde somut değildir. Yetersiz ilgi gösterme, ihmal, anlayış
göstermeme, sınırlı ve monoton bir yaşam alanına kapatma, aşağılama, bağırma,
yetersiz olduğunu söyleme, korkutma ve bunların dışında ailesine göndermeme ve
her türlü iletişimini kısıtlama, evden çıkmasını engelleme, arkadaşlarını ve gittiği
60
Tülin İÇLİ, Ailede Kadına Karşı Şiddet ve Kadın Suçluluğu, T.C. Devlet Bakanlığı Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1995 s. 11-12
22
yerleri
takip
etme,
küçük
düşürme,
töre
geleneklerini
uygulama
da
duygusal/psikolojik şiddet içeren davranışlardandır.
Duygusal/psikolojik şiddette duygular kullanılarak kadın kontrol altına
alınmaya çalışılır. Kadının özgüvenini yitirmesi sağlanarak kadın bağımlı hale
getirilir, düşünce sistemleri yıpratılarak sağlıklı düşünmesi ve karar alması
engellenir. Fiziksel şiddetin aksine psikolojik şiddetin izi daha kalıcıdır.61 2009 yılı
verilerine göre ülke genelinde kadınların %44’ü duygusal istismarı yaşamlarının
herhangi bir döneminde yaşamışlardır. 62
Aile İçi Şiddet Raporu’na göre ekonomik şiddet kadının çalışmasına engel
olma ya da işten ayrılmasına neden olma, ev harcamaları için para vermeme işe
kadının gelirini elinden alma olarak tanımlanmıştır. Kadınların %23’ü eşi veya
birlikte olduğu kişinin kendi çalışmasına engel olduğunu ya da işten ayrılmasına
neden olduğunu belirtmektedir. Çalışmayan kadınlar dahil edildiğinde ise bu durum
her 10 kadından 4’ü için söz konusu olmaktadır. 63
Ekonomik şiddetin kadın yaşamına girişi evlenmesi ve aile kurmasının
öncesinde doğup yetiştirildiği aile içinde başlamaktadır. Kadınların çalışma yaşamına
atılmalarında başlıca belirleyiciler önce baba, ağabey gibi aile büyükleri ardından da
evlenme ile söz hakkı sahibi haline gelen eştir. 1990 yılına kadar TMK’da evli
kadının çalışması eşinin iznine bağlıydı ancak yoğun kadın hareketleri bu kanun
maddesini iptal ettirmiştir. Ancak kadına karşı sürdürülen ekonomik şiddet devam
etmiştir. Kadın ev kadınlığı yapma yoluna itilerek evde adeta bir işçi gibi çalışmakta
bunun yanında kendisine harcaması için oldukça kısıtlı para verilmekte hatta hiç para
verilmemektedir. Bunun yanında bir ücret karşılığı çalışan ancak eşi tarafından parası
alınan kadınlar da mevcuttur. Bu da kazandığı parasını harcamasına engel olunarak
ya da kısıtlanarak ekonomik şiddetin uygulandığı bir süreçtir.
Cinsel şiddet de tıpkı duygusal şiddet gibi maruz kalındığı her zaman somut
olarak ispat edilemeyen, toplumun “ahlaki” değerleri neticesinde dile getirilemeyen
ve hatta dile getirilmesi ayıp ve sakıncalı olan, evlilik içinde yaşandığında da
meşrulaştırılan bir şiddet türüdür. Kadının istemediği yerde ve zamanda istemediği
61
AKÇER Z., a.g.e, s. 25
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet Raporu s. 12
63
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet Raporu s. 13
62
23
şekillerde cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüze uğramak, kürtaja veya çocuk doğurmaya
zorlanmak, hamilelik sürecinde cinsel ilişkiye zorlanmak, cinsel organlarına zarar
verici davranılması, dünyada kimi toplumlarda halen var olan ve kadının üreme
organlarına zarar veren kadına sünnet uygulanması ve kadını fiziksel ve cinsel
anlamda başka kadınlar ile karşılaştırmak cinsel şiddet türlerindedir.
64
Eğitim ve
sosyal yapı bakımından gelişmemiş toplumlarda kadınlar eşlerinin yaptıkları bu
davranışları şiddet olarak algılamamakta ya da algılamak istememektedirler. Bunun
nedeni toplumsal cinsiyet rollerinin kadına yüklediği “boyun eğen” ve “kabul eden”
rolüne karşılık erkeğe yüklenen kadının cinsel anlamda egemenliğine sahip rolünden
kaynaklandığını düşünebiliriz.
ASAGEM tarafından yapılan Aile İçi Şiddet Araştırması, cinsel şiddeti zorla
cinsel ilişkiye girme, kadınların istemediği halde korktuğu için cinsel ilişkiye
girmesi, cinsel olarak aşağılayıcı ya da küçük düşürücü eylemlere zorlanma olarak
tanımlamıştır.65 Araştırma sonuçlarına göre kadınlar için yaşadıkları cinsel şiddeti
açıklamak fiziksel şiddeti anlatmaktan daha zor olmaktadır. Aynı şekilde, evlilik
içinde yaşanan cinsel şiddeti konuşmak da kadınlar açısından çok uygun
görülmemektedir. Türkiye genelinde evlenmiş kadınların %15’i bu davranışlardan
bir ya da bir kaçına yaşamlarının herhangi bir döneminde maruz kalmışlardır.
Kadınlar erkeğin kendisine fiziksel şiddet uygulayabileceği, terk edebileceği ya da
başka kadınlarla birlikte olabileceği yönündeki korkularından dolayı istemedikleri
cinsel ilişkiye girdiklerini belirtmişlerdir. 66
Fiziksel şiddet sonuçları açısından kendisini en çok belli eden şiddet türüdür.
Genellikle vücut bütünlüğüne kast edilerek zarar verme davranışını içermektedir.
İtmek, tekmelemek, ısırmak, bedene çeşitli aletlerle zarar vermek fiziksel şiddet
çeşitlerindendir. Fiziksel şiddet olarak dayak toplumumuzda normal kabul edilmekte,
hatta çeşitli deyiş ve atasözleri ile bu durumun normalleştirildiğine sıklıkla
rastlanmaktadır.
ASAGEM’in Aile İçi Şiddet Araştırması’nda kadına yönelik fiziksel şiddeti
tokat atma ya da bir şey fırlatma, itme, tartaklama ya da saç çekme, yumrukla ya da
64
AKÇER, a.g.e., s.28
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet Raporu s. 5
66
T.C. ASAGEM Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet Raporu s. 8- 9
65
24
bir cisimle vurma, tekmeleme, sürükleme ya da dövme, boğazını sıkma ya da bir
yerini yakma, bıçak, silah gibi aletlerle tehdit etme ya da bunları kullanma
çerçevesinde ele almıştır. Buna göre ülke genelinde yaşamının her hangi bir
döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların oranı %39’dur. Yani
her 10 kadından 4 tanesi eşi ya da birlikte olduğu kişiler tarafından fiziksel şiddete
maruz kalmıştır. 67
67
T.C. ASAGEM Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet Raporu s. 6
25
İKİNCİ BÖLÜM
KAMUSAL POLİTİKA ALANI OLARAK TÜRKİYE’DE AİLE
VE AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASI
2.1. Türkiye’de Aile ve Aile Birliğinin Korunması
Aile birliği kişilerin evlenme ile oluşturdukları birlikteliktir. Evlenme en eski
toplumlardan günümüze dek uzanan toplumsal bir olgudur. Kişiler evlenme ile
yaşamlarının neredeyse tüm aşamalarında yer alacak olan bir ortaklık kurmuş
olmaktadırlar.
Evlilik birliği evlenme yolu ile eşler arasında meydana gelen birlikteliktir.
TMK’nın 185. maddesinde ifade edildiği üzere evlenmeyle oluşmaktadır ve eşler, bu
birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve
gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Bunun yanında eşler birlikte
yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.
Şu halde kanunun öngördüğü şekli ile evlilik birliği değerlendirildiğinde
evliliğin önemi toplumsal anlamda, kamu düzeni ve vicdanın rahatlığı için açıkça
görülmektedir. Evlenme sözleşmesinin yapılmasıyla kurulan evlilik, evlenmenin;
fesih, ölüm, boşanma ve iptal sebepleriyle ortadan katlığı ya da kaldırıldığı güne
kadar, varlığını sürdürür ve bu tarihe kadar, eşler arasında hüküm ve sonuçlarını
doğurur.68 Nişanlıların evlendirme memuru huzurunda açıklayacakları evlenme
iradeleriyle oluşan ve kendine özgü özellikler taşıyan bir sözleşme olan evlenmeyle,
eşler arasında oluşan evlilik birliği, toplum içinde taşıdığı önem nedeniyle devlet
tarafından özel korunma altına alınmış ve devlete, aileyi koruma görevi verilmiştir. 69
Aile kavramı niteliği ve yapısı çeşitli dönemlerde değişerek günümüze ulaşan
bir kurumu ifade etmektedir ve aile toplumun en küçük birimi olarak toplumun
temelini oluşturmaktadır. Aile denilince akla gelen ilk şey kan bağıdır ancak
günümüzde evlat edinme yöntemi ile arada kan bağı olmaksızın da aile kurumu
kurulabilmektedir.
68
69
AYAN, a.g.e.,s.13
AYAN, S. a.g.e., s.21
26
Aile birliği hem toplumsal alanda kişilerce hem de devlet tarafından yasal
çerçevede çeşitli kanunlar ile korunmaktadır. Ayan’a göre evlilik birliğinin
korunmasına ilişkin yasalarda var olan hükümler hem evlilik içinde eşlerin kişilik
haklarını bireysel olarak birbirlerine karşı korumak hem de eşlerin ortak yaşamı
içindeki uyuşmazlıkları çözüp, eşleri boşanma aşamasına sürüklemeden, aile ve
evlilik hayatının bir şekilde devamını sağlamaya yöneliktir.70 Evlilik birliğinin devlet
tarafından korunmasındaki en önemli amaçlardan biri toplumun çıkarlarının da
gözetilmesidir. Aile birliğinin korunması ve devamı açısından evliliğin bu öncemi
kanun koyucunun aile birliğinin korunması amacı ile çeşitli tedbirlere yasalarda yer
vermesini de beraberinde getirmiştir. Mutlu ve birlik içinde bir ailede yaşayan
çocuklar ile parçalanmış aile çocukları arasında ortaya çıkabilecek yaşamsal ve
toplumsal farklılıklar, evlilik birliğinin korunmasının önemini ortaya çıkarmaktadır.
Evlilik içi ilişkilerde sağlanması gereken huzur, barış ve güven toplumsal yaşantıda
da esenlik sağlamak için olmazsa olmaz bir koşuldur.
2.1.1. Aile Birliğinin Korunması Kavramına Kuramsal Yaklaşım
Aile her yaştaki birey için vazgeçilmez temel ünitedir. Yaradılışı gereği
sosyal bir varlık olan insan için toplumsal hayat ne kadar önemli ve gerekli ise, bir
toplum için de, o toplumun çekirdeğini oluşturan aile kurumu, o kadar önemli ve
gereklidir. Aile bu niteliğiyle toplumlarda kültürel kimliğin, insani değerlerin ve
tarihi sürekliliğin koruyucusu ve aktarıcısı olmuştur. 71
Dünyanın sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel gelişimi ile ilgili olarak aile de
dönüşüm içine girmektedir. Aile yapısının ve düzeninin bozulması, toplum için
kaçınılmaz sonuçları olan olumsuz bir sürecin başlamasına yol açıcı niteliğe sahiptir.
Bu bağlamda toplum hayatında önemli bir yeri olduğu kabul edilen ailenin devlet
tarafından denetimi ve korunması bir ihtiyacın ifadesi olmaktadır.
Liberal devlet, aileyi ideal olarak kurmak ve sağlıklı bir şekilde yaşatmak için
aile hukukunda her türlü tedbiri almış ancak, aile belirli hukuki kalıplara göre
70
AYAN, S. a.g.e., s.24
DEMİRKAN S.,a.g.m., s. 92
71
27
kurulup yaşamaya başladıktan sonra, aile hayatına karışmayı, aile özgürlüğüne
müdahaleyi düşünmemiştir. 72
Ailenin devlet ve toplum tarafından korunması fikri, tarihsel Arkaplanı olan
ve çeşitli uluslar arası belgelerde ve yasalarda yer verilen bir durumdur. Yaşanan
tarihsel süreç karşısında aile, çeşitli uluslar arası belgelerde ve anayasalarda
toplumun temeli olarak kabul edilip toplum ve devlet tarafından korunma hakkı
düzenlenmiştir.
73
1926’da yürüğe giren Türk Medeni Kanunu ile çağdaş aile
kavramına geçiş yönünde büyük atılım yapılarak ülkemizde ailenin hukuki düzeyde
korunması konusunda ilk ciddi adım atılmıştır.74 Çimen eserinde devletin ailenin
sürekli bir düzen halinde varlığını devam ettirebilmesi için aile hukuku ilişkilerine
müdahaleci olduğunu, karı- koca ilişkilerinde devletin üçüncü bir taraf olduğunu
belirtmiştir. 75 Devlet, bir yandan aile hukuku ilişkilerinin kurulmasına, işleyişine her
aşamada müdahale ederek denetleme işlevini; diğer yandan da aileyi koruyup ihtiyaç
halinde yardımda bulunmak üzere müdahale ederek koruma işlevini yerine
getirmektedir. 76
Türkiye’de 1961 Anayasası bireylerin hak ve özgürlüklerine saygı duyan bir
anayasa olmuştur. Anayasal düzeyde aileye ilişkin hükümlere ilk olarak bu
anayasada yer verildiği görülmektedir. 1961 Anayasası’nın 35. maddesinde “Aile,
Türk toplumunun temelidir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri, ailenin, ananın ve
çocuğun korunması için gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” denilmiştir. 77
1982 Anayasasında aileye yönelik temel düzenlemelere 41. maddede yer
verilmiştir. İlgili maddede“Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe
dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması
ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,
teşkilatı kurar” hükmü ile ailenin korunması ve bu yöndeki tedbirlerin alınmasında
devlet görevli sayılmaktadır.
72
Erol CANSEL,” Sosyal Devlet ve Aile”, Aile Yazıları II Kültürel Değerler ve Sosyal Değişme,
T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991,s 55-63
73
Mehmet Ali UÇAR, Aile İçi Şiddet ve Aile Koruma Yasası, Yetkin Yayınları, Ankara, 2003, s. 66
74
Haluk BURCUOĞLU vd., “Çağdaş Aile ve Sorunları”, Manisa Barosu Dergisi, Sayı:7, 1983, s. 12
75
Hatice Çakırbay ÇİMEN, Sosyal Devlet İlkesi Açısından Ailenin Korunması, Dokuz Eylül
Üniversitesi, SBE Kamu Hukuku ABD, İzmir 2009.s. 40
76
UÇAR M.A.,a.g.e.,s.67
77
CANSEL E., a.g.m.
28
Ancak, Anayasa’nın 41. maddesi ailenin korunmasından söz ederken, hangi
tip ailelerin bu anayasal koruma kapsamına dahil olduğunu açıkça belirtmemiştir. 41.
maddenin gerekçesinde ve bu gerekçeyi temel alan Anayasa Mahkemesi’nin
kararlarında, bu husustaki belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Şöyle ki, Anayasa’nın 41.
maddesinde Türk toplumunun temeli sayılan aile, öncelikle anne, baba ve varsa
çocuklardan oluşan yani Medeni Kanun’un dar anlamda ve geniş anlamda aile diye
sınıflandırdığı ailedir.78
2.1.2. Kamu Politikası Olarak Aile Birliğinin Korunması
Aile politikalarının temelinde başta boşanma olmak üzere aile birliğinin
dağılması, parçalanması ile birlikte toplumda telafisi imkansız sorunlarla başa
çıkmaya ilişkin gayretler yer almaktadır.79 Aile içi şiddet hem aile birliğini bozan
hem de bireylerin fiziki ve psiko- sosyal sorunlar yaşamalarına neden olan ve
böylelikle makro yönde toplumsal alanda çeşitli sosyal sorunlara neden olan bir
olaydır. Bu açıdan aile içi şiddeti önleme politikaları,
bireylerin korunmasının
yanında toplumsal olarak daha büyük bir kesime refah içinde yaşam hakkı
verebilecek önemli kamu politikalarındandır.
Türk toplumsal yaşamında ailenin yeri farklı oluşumlar ve kurumsal bakımlar ile
doldurulamayacak derecede kişinin her türlü gelişimi açısından önemini her dönemde
koruyan bir oluşumdur. Anayasa’nın ilgili maddesinde devletin aileyi korumak
zorunda olduğunu yer verilmiştir.
Ailenin yasal koruyucusu olan ve bu yönde tedbir alabilecek yetkisi olan
devlet gerek yasa ve yönetmelikler ile gerekse bünyesinde aileye hizmet eden çeşitli
kurumlar kurarak ailenin korunmasını sağlayacak politikalara yer vermektedir.
Ülkemizde de devlet, çıkartılan çeşitli kanunlar ve kanun hükmünde
kararnamelerle aileye yönelik hizmetler sunmakla görevlendirilen çeşitli kamu
kurum ve kuruluşlarına yetki vermektedir. Böylece bu kurumlar ailelere hizmet,
yardım, destek ve koruma sağlamaya çalışmaktadır.80 1998 yılında yürürlüğe giren
78
ÇİMEN H.Ç., a.g.e., s.64
T.C. ASAGEM, Boşanma Nedenleri Araştırması, Aile Ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Yayınları, s. 36
80
ÇİMEN Ç.H., a.g.e., s.106
79
29
Ailenin Korunması Hakkında Kanun 2007 yılında değişikliğe uğrayarak halen
uygulamaları devam etmektedir. Bunun yanında, 9 Ocak 2003 tarihinde kabul edilen
ve 18 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun 18.01.2003 tarihli 24997 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanmış ve böylelikle Aile Mahkemeleri kurulmuştur.
2.1.2.1.Aile Birliğinin Korunması Kavramının Ortaya Çıkması
Ailenin korunmasına öncelikle Anayasa’da yer verilmiş, öncelikle 1961
Anayasası’nın 35. maddesinde ve sonrasında Anayasanın 41. maddesinde aile, Türk
toplumunun temeli sayılmış ve devletin ailenin korunması için her türlü tedbiri
alacağı bildirilmiş, böylelikle aile kurumu anayasal bir resmiyet kazanmıştır. Hatta
aile devletlerin de sırları ötesinde milletler arası kabule erişmiştir.
Nitekim 10 Aralık 1948 tarihinde BM tarafından onanmış bulunan İnsan
Hakları Evrensel Bildirgesi 16. maddesinde “aile toplumun tabii ve köklü bir
unsurudur. Bu nedenle toplum ve devlet tarafından korunma hakkı vardır denmekte”
yine 7 Temmuz 1961 tarihli Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesinin 16. maddesinde de
“ailenin bir toplumun nüvesi olduğu” belirerek korunması hakkında hüküm
koymaktadır.81 Avrupa Sosyal Şartı’nda ailenin korunması şu şekilde ifade
edilmektedir; 82
“Akit taraflar, toplumun temel birimi olan ailenin tam gelişmesi
için gerekli koşulları sağlamak amacıyla; sosyal yardımlar ve aile
yardımları, mali düzenlemeler, konut sağlama, yeni evlilere yardım
ve diğer uygun araçlarla aile yaşamının ekonomik, yasal ve sosyal
bakımdan
korunmasını
teşvik
etmeyi
taahhüt
denilmektedir.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 16. maddesinde; 83
81
CANSEL E.,a.g.m.
Avrupa Sosyal Şartı, Strazburg, 3 Mayıs 1996 m.16
83
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, m.16
82
30
ederler”
“…Her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve
evliliğin sona ermesinde eşit haklara haizdir” düzenlemesine yer
verilmiştir.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızası ile
yapılır. Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur; cemiyet ve devlet
tarafından korunmak hakkını haizdir” denilmiştir.
Bildiriyi imzalayan devletler, iç hukuk kurallarında değişiklik yaparak
toplumun temeli olan aileyi koruma yükümlülüğü altına girmişlerdir.84
Cansel, liberal hukuk anlayışında olan ülkelerin Medeni Kanunlarında aile
kurumlarına karşı bu kadar devletçi davranışın bir çelişki gibi görünebildiğini ancak
bu çelişkinin yalnızca görünüşte olduğunu zira devletin bunları yaparken aileye
müdahale etmediğini, yalnızca evliliğin sağlam temellere dayandırılmasını, ailenin
belirli hukuk kurallarına göre kurulup idamesinin sağlanmasını ve son bulacaksa
belirlenen sebeplerle son bulması gerektiğini ifade etmiş ve liberal devletin aileye
yönelik bakışını ve müdahale nedenlerini şu şekilde anlatmıştır;
“liberal devlet ailenin kurulurken ona hukuki şekil vermekte ancak
sonrasında yaşaması için gerekli ihtiyaçların sağlanmasında onu
yalnız bırakmaktadır ancak 19. yy’ın ortalarında güçlenen
kapitalist düze ile büyük yığınlar yoksullaşmış ve aile çeşitli
yardımlara ihtiyaç duymaya başlamıştır bu nedenle kişinin ve
ailenin özgürlüklerinin teminine yönelmiş olan kaçınma ilkesi
ayrıca onun sosyal ihtiyaçlarını da karşılamak üzere devletin
yapma, verme, koruma görevi ile kuvvetlendirilmiştir”.
Güran, Sanayi Devrimi karmaşasında yoksulu, hastası, yaşlısı olan ailelere
gönüllü bayanların ayni ve nakdi yardım olarak başlattıkları hizmetlerin gittikçe
önem kazandığını ve kurumsallaştığını; ailenin dağılmasını önlemek, sıkıntıların
giderilmesine yardımcı olmak amacı ile insancıl ve gönüllü bir hareket olarak
başlayan yardım faaliyetlerinin 20. yy’da sosyal hizmet mesleği tarafından sistemli
84
ÇİMEN Ç.H, a.g.e.,s.40
31
ve bilimsel bir biçimde uygulanmaya başladığını belirtmiştir. 85 Aynı çalışmada yazar
ailelere yardım düşünce ve hareketi ABD ve İngiltere’de 19.yy’ın ortalarından
itibaren belirmeye ve geleneksel tarzdan uzaklaşarak sistemleşmeye başlamıştır.
Avrupa’da Alman, Fransız ve İtalyan anayasaları bunlara önem verirken Türkiye’de
anayasanın 2. maddesi devletin sosyal niteliğini bildiren nitelik taşımaya başlamış,
üçüncü bölümü ise sosyal ve iktisadi haklar ve ödevler başlığını kazanmıştır.
2.1.2.2. Toplumsal Yaşam Açısından Aile Birliğinin Korunması
Toplumda var olan modernleşme, kentleşme, sanayileşme gibi faktörler,
insan ilişkilerini, kurumları ve en temelde de toplumun en küçük birimi olan ve tüm
toplumun yapı ve gelişimine kaynaklık eden aile ve evlilik olgularını da değişime
uğratmaktadır. Geçmişteki ilkel toplumlardan günümüzdeki modern toplumlara
kadar toplumun sahip olmak istediği eğitim, kültür, üreme gibi toplumsal yaşam için
olmazsa olmaz koşullar aile kurma yolu ile nesilden nesile aile ortamında
aktarılmaktadır.
Kuşkusuz ailenin toplumun yapı ve gelişimine ek olarak, eş ve çocuklar için
de ayrı bir öneme sahiptir. Aile, çocuk açısından sosyal yaşama uyum sağlanması ve
genel yaşamı konusunda deneyim kazanması için ısınma sürecinin geçirildiği bir yer
olarak görülürken, yetişkinler için aile mutlu ve huzurlu bir yaşam için psiko- sosyal,
ekonomik ve cinsel destek sağlayan bir merkezidir. Anne, baba ve çocuklardan
olaşan aile, toplum içinde hem ekonomik hem de sosyal yanları olan ve sosyal
yaşamın merkezinde yer alan bir kurumdur. Aile kurumu, içinde barındırdığı kişilere
sosyal yaşamın bir parçası olduğu mesajını vererek davranışlarında sorumluluk
yüklemektedir. Bu sorumlulukları kişi yerine getirdiği sürece hem bireysel doyuma
ulaşmakta hem de toplumsal düzenin sağlıklı bir şekilde devam etmesine katkı
sağlanarak tüm topluma düzenleyici olumlu bir etki sağlamaktadır. Ancak son
yıllarda küresel ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimler nedeniyle, aile birliği
çeşitli riskler ile karşı karşıya kalmaya başlamıştır. Bu durum, toplumda bir takım
yapısal ve işlevsel değişimlerin oluşmasına neden olmaktadır. Son yıllarda dünya
ülkeleri ve ülkemizde görülen boşanma oranlarındaki artış, evlenme yaşının artması,
85
Nesrin GÜRAN, ”Aile Hizmetleri”, Aile Yazıları IV Evlilik Kurumu ve İlişkileri, T.C.
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991
32
tek ebeveynli aile modelinin ortaya çıkmış olması toplumsal yapıda görülen
değişimlere örnek olarak gösterilebilir. 86
Bu değişimden biri olarak boşanma oranlarındaki artış, ebeveynlerden çok
yetişme döneminde olan çocuğun psiko- sosyal yaşamını olumsuz anlamda
etkileyebilmektedir. Bu durumun çocuk üzerinde en belirgin olumsuz etkisi
gelecekte sağlıklı bir birey olmasının zorlaşması ihtimalidir.
Aile bütünlüğünün bozulması, çocuğun toplumsallaşma sürecini kesintiye
uğratması nedeniyle hatalı ve eksik bir toplumsallaşmaya yol açar.
87
Boşanmanın
ardından çocuklarda görülebilecek olumsuz etkiler şu şekilde sıralanabilir;
-
Eğitim başarısında düşüş,
-
Ruhsal anlamda içe kapanıklık,
-
Depresyon,
-
Hırçınlık,
-
Benlik saygısında düşüş,
-
Sosyal anlamda saldırganlık ve suç işleme eğilimi,
-
Uyuşturucu ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı,
-
Çocuk işçiliği.
-
Tek ebeveynli aile yaşamının da toplumsal anlamda rol modeli
bulamama, toplumsal olarak kendini baskı altında ve yoksun hissetme,
uyum bozuklukları gibi sakıncaları beraberinde getirmektedir.
Bir diğer değişim olarak evlilik yaşının ileri yaşlara atılması üremenin
azalmasına yani neslin devamı konusunda risk oluşturmakta, çocuk sahibi olunsa da
çocuk ile uygun ebeveyn ilişkisinin kurulamamasından dolayı çocukta ve
yetişkinlerde bir takım sosyal ve psikolojik olumsuz etkilere zemin oluşturmaktadır.
86
Ünal ŞENTÜRK, “Aile Kurumuna Yönelik Güncel Riskler”, Aile ve Toplum Eğitim, Kültür ve
Araştırma Dergisi, C.4 Sayı 14. s. 10- 12
87
Oğuz POLAT, Adli Tıp, İstanbul Der. Yayınları, İstanbul, 2000,s. 417
33
2.1.2.3. Yasal Düzenlemeler Açısından Aile birliğinin Korunması
Toplumsal yaşamın temelinde yer alan ailenin yerine getirdiği fonksiyonları
bir başka kurumun yerine getirmesi olanaksızdır. Ailenin korunması gelecek için
oldukça önemlidir. Ülkemizde ailenin korunması ile ilgili son yıllarda gerek TMK’da
gerekse Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun, Aile Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun gibi konu ile doğrudan ilgili özel yasalar
ile bir takım önlemler alınmakta ve değişen süreç içinde yeni düzenlemeler
yapılmaktadır.
Ailenin korunmasına yönelik olarak var olan gelişmelerin temelinde
Anayasa’nın Ailenin Korunması kenar başlıklı 41. maddesi bulunmaktadır. Bu
madde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi
Hakkında 4709 sayılı Kanun’un 03.10.2001 tarihinde kabulü ve 15.10.2001 tarihinde
24556 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle değiştirilmiştir ve
bu değişiklik ile Anayasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasına “ve eşler arası eşitliğe
dayanır” ibaresi eklenmiştir.88 Anayasada yapılan bu değişikliğin ardından adı geçen
madde aşağıdaki şekli almıştır;
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe
dayanır.
Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların
korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını
sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
Yukarıda belirtilen madde, aile içinde eşlerin birbirlerinden farklı konumlarda
olmadıkları, aile içinde eşitliğin var olduğu ve bu şekli ile ailenin toplumun temeli
olduğu; devletin ailenin korunması amacı ile tüm tedbirleri alma görevini üstlendiği
açıklanmıştır.
Ailenin korunması ile ilgili olarak literatürde bazı çalışmalarda belirtilen en
açık düzenlemenin Anayasa’nın 41. maddesinde yer verilirken 20. maddesinde
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” ifadesinin de, ailenin
71
Emel BADUR, “Ailenin Korunması Alanındaki Son Gelişmeler”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi,
2009, s.84,
34
korunması ile ilgili anayasada yer alan diğer bir hüküm olduğu belirtilmektedir. Bu
maddelerin ortak noktası her ikisinin de ailenin korunmasına yönelik devletin her
türlü tedbiri alacağına ve bunun devletin bir görevi olduğuna ilişkin belirleyici
hükümler taşımalarıdır.
Daha önce de açıklandığı üzere TMK’da anayasayı temel alarak ailenin
korunması hakkında maddelere yer verilmiştir. Özellikle son 10 yıl içinde devletin
ve sivil toplumun iradesi sonucu ortaya çıkan yasa değişiklikleri, kadın erkek
eşitliğinin sağlanmasında önemli adımlar atılmasını sağlamışlardır. 2001 yılında
eşler arası eşitlik anayasal güvenceye kavuşturulmuş,89 07.05.2004 tarihinde
Anayasanın 10. maddesinin 2. fıkrasının düzenlenmesi ile kadınlar ve erkeklerin eşit
haklara sahip olduğu ve Devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlü olduğu hükmü kurulmuştur. Böylelikle kadın erkek eşitliği yönünden
önemli bir gelişme sağlanmıştır.
Bu madde ile devlet kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu kabul
etmekte ve pratikte de genel yaşam alanları içinde hayata geçirilmesi konusunda
görev üstlenmektedir. Son yıllarda bu yönde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bunların
bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür;
- 1995 yılında Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığı tarafından bölgedeki kadınların durumunun iyileştirilmesi ve kalkınma
sürecine entegre edilmesi amacıyla planlanan Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin
(ÇATOM) ilki Urfa'da açıldı.
- 22 Mayıs 1997 Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla
birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi Medeni Kanun'un 153. maddesinde yapılan
değişiklikle sağlanmıştır,
- 23 Haziran 1998 Anayasa Mahkemesi kadının zinasını suç olarak
düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 440. maddesini anayasanın eşitlik ilkesine
aykırılığı gerekçesiyle iptal edilmiştir, 90
- 21 Ekim 1998 Adalet Bakanlığı, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel
Müdürlüğü, ve kadın kuruluşlarının oluşturduğu gündem sonucunda bekaret
89
90
BADUR, E. a.g.m. s.84
R.G. 23638 ve 13.03.1999 tarih
35
kontrolünün, ancak takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak, ırza
geçme gibi re'sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen
bir genelge yayınlamıştır,
- 1999 yılında kadın erkek eşitliği açısından önemli değişiklikler içeren
Medeni Kanun Tasarısı hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu.
2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun ile kadın erkek eşitliğinde
şu aşamalar kaydedilmiştir;
- “Aile reisi kocadır” hükmü değştirilerek “evlilik birliğini eşler beraber
yönetirler” hükmü getirilmiştir,
- Evlilik birliğini temsil hakkı her iki eşe de verilmiştir,
- Eşlerden birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda
olmadığı hükmü getirilmiştir.
TMK’da temel olarak korunması gereken süreklilik ve birlik düşüncesi aile
birliğin korunmasına işaret etmektedir ve TMK’da “Birliğin Korunması” başlığı
altında 195 ve 201. maddeler arasında aile birliğinin korunmasına yönelik
alınabilecek tedbirler yer almaktadır. Badur’a göre bunun dışında TMK’da sadece
evlilik birliği esas alınarak, dar anlamdaki aileye ilişkin koruma hükümleri
düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. Zira TMK’nın 325. maddesinde yer alan,
özellikle hısımların olağanüstü durumlarda ve çocuğun menfaatine uygun olduğu
ölçüde, çocukla kişisel ilişki kurma haklarına ilişkin hüküm, evlilik birliğinin
ötesinde bir aile anlayışının korunmasına hizmet etmektedir.91
Ailenin korunmasına ilişkin diğer bir düzenleme ise 14.01.1998 tarih ve 4320
sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’dur. Bu kanun 09.01.2003 tarih ve 4787
sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’la
bir değişikliğe uğramış ve yine aynı yıl içinde Başbakanlık Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü
tarafından
hazırlanan
Ailenin
Korunması
Hakkında
Kanun’un
Uygulanması Hakkındaki Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu düzenlemeler
ile, kanun yalnızca ana baba ve çocukların değil “aynı hanede yaşayan her bireyin”
91
BADUR, E. a.g.m. s.64
36
korunmasını bu kapsama almıştır. Yukarıdaki yönetmelik gereği devletin bireyler
için korunma kararı alabilmesi için eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı
altında yaşayan diğer aile bireylerinin hâkimin önlem almasını isteyebilmesi için aile
içi şiddete maruz kalmaları gerekir.92 Kanun aile içi şiddete uğrayan kişinin acilen
korunmasını ve gerekli tedbirlerin alınmasını içermektedir, çeşitli yazarlarca bu konu
kanunun ailenin korunmasını değil yalnızca aile içi şiddette maruz kalan bireyi
koruduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Kanunun şiddetin uygulanmasının ardından
tedbir uygulamasının sonuçları ülkemiz gerçeklerinde kadınların eşleri veya eski
eşlerinin tehditleri sonucu korunma tedbiri alınmaması neticesinde ağır yaralanmaları
ve hatta öldürülmeleri gibi sonuçlarla oldukça vahim şekillerde görülmektedir.
2.1.2.3.1. Türk Medeni Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması
Evlilik birliğinin devam etmesi sürecinde eşler arasında yaşanabilecek bir
takım sorunların çözülememesi nedeni ile aile birliğinin yapısı boşanma veya ayrılık
ile neticelenebilmektedir. TMK, bu süreçte ailenin bir arada yaşamasına destek
olmak ve aile birliğinin korunmasına, devamına destek olmak amacıyla kanunda aile
bireylerine yönelik koruyucu tedbirler sunmaktadır.
Hem boşanma amacı ile ayrılmada hem de ayrılık sürecinde, eşlerin eskisi
gibi birlikte yaşamları söz konusu olmadığından, aile bireyleri için yeni durumlar
ortaya çıkmaktadır. Eşlerin ayrı yaşaması sürecine gelinceye dek eşlerin birbirlerine
karşı sarf ettiği sözler, kırıcı, sevgi ve saygıdan uzaklaşılmış bir döneme girilmesi
aile içinde işbirliği ve desteği de zedelemiş olacağından eşler ve çocukların bu
durumda mağduriyetlerinin giderilmesi ya da önlenmesi için bir takım tedbirlerin
alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Kanunun 169. maddesinde “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim,
davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine,
eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici
önlemleri re'sen alır” denilmekte ve hakime aile ile ilgili olarak sınırsız yetki
verilmektedir.
92
İlknur ULUĞ, “Ailenin Korunmasına Dair Kanun Çerçevesinde Aile İçi Şiddetin Önlenmesi”,
SBarD , Eylül 2005 s. 437-457, s. 440
37
Medeni Kanun’un 195 ve 201. maddeleri arası aile birliğinin korunması
başlığı altında aile birliğini sağlamak için çeşitli tedbirlere hükmetmiştir. Bu
tedbirlere göre hakim eşleri evlilikten beklenen yükümlülükleri yerine getirmeleri
için uyarabilir, eşleri uzlaştırmak için uzman kişileri görevlendirebilir. Bunun
yanında eşlerin aile geçimi için yapacağı parasal katkıları belirleyebilir ve ayrı
yaşama durumu söz konusu olduğunda eşlerin mallarının yönetimine ilişkin kararlar
alabilir. Bu durumda hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları
uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin93 yardımını isteyebilir.94
Bu düzenleme ile de görülmektedir ki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan
oluşan mahkeme uzmanları aile birliğinin korunmasında temel görevlerden birini
yerine getirmekle mükelleftirler.
Gedikli’nin aktarımına göre böylelikle geçici de olsa alınacak tedbirler ile
dava kesin olarak sonuçlanıncaya kadar evlilik birliğinin ve eş ve çocukların ihmal
edilmesi, yardıma muhtaç hale gelmeleri, kısaca maddi ve manevi zarar görmeleri
önlenmiş, yargılamanın da soğukkanlı, sağlıklı ve hukuka uygun bir şekilde
neticelendirilmesi sağlanmış olacaktır. 95 Medeni Kanun’da madde 195’de belirtildiği
gibi;”evlilik birliği devam ederken eşler evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin
yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa
düşmeleri hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.”
Eşlerin birlikte yaşama ara vermeleri halinde alınabilecek tedbirler eşlerin
barınma, geçinme, malların yönetimi, çocukların bakım ve korunması gibi
tedbirlerdir. Birlikteliğin bozulmasının ardından kişilerin fiili olarak ayrı yaşamaya
başlamaları
birbirlerine
karşı
yükümlülüklerini
yerine
getirmemeleri
ile
sonuçlanmaktadır. Bu hususta hakimin alabileceği tedbirlerden biri “barınma
tedbiri”dir. Bu tür bir tedbir alınırken davayı kimin açtığı veya haklılık payına
bakılmaksızın karar verilmektedir. Eşlerin yaşları, sağlık durumları, mesleki
93
Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı. Bkz. TMK m.195
TMK, m 195/2
95
Halük GEDİKLİ, Boşanma ve Ayrılık Davalarında Alınabilecek Geçici Önlemler ve Tedbir
Nafakası, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
İstanbul, 2006, s.10
94
38
durumları, daha kolay ev bulma imkânları, iş ve meslek durumları gibi hususları
nazara alarak tedbiren takdir edilmektedir. 96
TMK’da eşlerin her ikisinin de aile birliğini ortak sağlamakla ilgili hükümler
bulunmaktadır.
97
Böylelikle her iki eş de aynı yükümlülükler altına girmiş
olmaktadır. Ancak ülkemizde genellikle kadınların bir gelirden yoksun olmaları
nedeni eşlerin gider ve ihtiyaçları için kullanabilecekleri “tedbir nafakası”
uygulamada genellikle kadın lehine sonuçları ortaya çıkarmaktadır.
Eşlerin evlilik birliği içinde birbirleri ile ihtilafa düşmüş olmaları, aile içinde
geçimsizliklere neden olarak boşanma ya da ayrılık süreci içine girilmesine neden
olabilmektedir. Bu durum içinde eşlerden ziyade çocuklar hem psiko- sosyal hem de
maddi mağduriyet yaşamaktadırlar. Bu mağduriyetlerinin en aza indirilmesi veya
giderilmesi amacı ile de kanunda bazı tedbirler öngörülmektedir. Daha önce de
bahsedildiği gibi çocukların bakım, gözetim ve eğitimini birlikte karşılamak her iki
eşin sorumluluğudur. Ancak bunun sağlanması için hakim her türlü tedbiri talep
olmaksızın re’sen almakla yetkilendirilmiştir.
Çocuğa yönelik tedbir kararı alınırken çocuğun önceki yaşam düzeninin en az
bozulması, yaş ve gelişim düzeyi, anneye bağımlılık hali, eşlerin bireysel özellikleri
ve yaşam ve çalışma şartları göz önüne alınır. Bu değerlendirmenin sonucunda
hakim çocukların hangi eş yanında kalacağına veya eşlerin uygun olmaması halinde
Medeni Kanun’un 348. maddesi
gereği koruma altına alınmasına karar
verebilmektedir. Bu kararına hükmetmeden önce, mahkeme uzmanlarından konu ile
ilgili araştırma ve rapor istemesi hakimi uygun karar vermeye götürecek önemli bir
adımdır. Çocuğun kimin yanında yaşayacağı, yani çocuğun tedbiren (geçici)
velayetinin tespit edilmesi ile diğer eş ile çocukların görüşmeleri de sınırlı hale
gelmektedir. Bu görüşmelerin yasal zemin ile düzenlenmesi için, çocuğun tedbiren
velayetinin verilmediği ebeveyni ile kişisel ilişki takvimi (şahsi münasebet takvimi,
görüşme takvimi) düzenlemesi yapılmaktadır. Bu karara varılması içinde mahkeme
uzmanlarından sosyal inceleme yapılmasının ardından ayrıntılı biçimde hazırlanacak
96
97
GEDİKLİ, H., a.g.e., s. 18
TMK, m. 185/2, 186/3
39
bir rapor istenmektedir. Böylece hakimin daha sağlıklı karar vermesine yardımcı
olunmaktadır.
Çocukların bakım yükümlülüğü eşlerin ayrı yaşama sürecinde de devam
etmektedir. Tabii olarak çocuğun yetiştirilmesi, temsili, bakım ve gözetimi ilk planda
çocuğun tevdi edildiği eşe aittir. Ancak çocuğun teslim edilmediği taraf, çocuğun
geçimi, bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlü olacaktır.98 Bu nedenle
çocuklar için bağlanan nafaka hakkından vazgeçilmesi veya çocuk için nafaka
talebinin olmaması kesinlikle mümkün olmamakta hatta nafakanın söz konusu
edilmediği hallerde dahi hakim re’sen nafakaya hükmedebilmektedir.
Son olarak, Medeni Kanun’un 169. maddesi eşlerin mallarının yönetimine
yönelik olarak da çeşitli tedbirlerin alınabileceği yönünde hükmü içermektedir ancak
bu hükümler çalışma konumuzu kapsamadığından ayrıntılı olarak incelenmeyecektir.
2.1.2.3.2. Türk Ceza Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması
Türk Ceza Kanunu’nda99 2005 yılında yapılan değişiklik ile kadına yönelik
işlenen suçlar topluma karşı işlenen suçlar kapsamından çıkarılmış ve kişilere karşı
işlenen suçlar kapsamına alınmıştır. Cinsel suçlar kişilere karşı suçlar başlığı altına
alınarak cezası ağırlaştırılmıştır. Çocuklara ve kişilere yönelik her türlü cinsel
istismar cezalandırılmaktadır ve aile içinde her hangi bir kişinin diğer aile bireyine,
gözetim yükümlülüğü altındaki bir çocuğa şiddet uygulayan kişilerin bu suçları
işlemeleri halinde cezası ağırlaştırılmakta ve ilgili kişinin durumuna göre velayet ve
vesayet hakları ellerinden alınmaktadır. Bunun yanında töre cinayetleri ile yargılanan
kişilerin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları hükmü
getirilmiştir. Evlilik içi tecavüz de suç sayılmaktadır. 100
Aile içinde kadınlara yönelik olarak işlenen fiziksel, psikolojik, ekonomik ve
cinsel suçlar aile birliğinin bozulmasında önemli gerekçeleri oluşturmaktadır. Aile
birliğinin korunmasını kendine görev edinen devlet kanunlar vasıtasıyla bu şiddet
davranışları karşısında bir takım ceza hükümleri uygulamaktadır.
98
GEDİKLİ, H., a.g.e., s. 39
Çalışmanın bundan sonraki kısımlarında TCK diye anılacaktır
100
Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı, Resmi Gazete Tarihi: 12/10/2004, R.G. Sayı No: 25611
99
40
Kadınlar, vücut dokunulmazlıklarına karşı işlenen suçlarla fiziksel şiddete
maruz kalmaktadırlar. TCK m. 86/3-a, kasten yaralama suçunun eşe karşı işlenmesi
halinde şikâyet aranmaksızın verilecek olan cezanın yarı oranında artırılmasına
hükmetmiştir. TCK m. 87’ye göre yaralama suçunun gebe kadına karşı işlenmesi ve
neticesinde çocuğun vaktinden önce doğması veya ölümüne sebebiyet verilmesi
halinde ağırlaştırılmış yaralama suçu oluşmakta olduğuna ve cezanın ağırlaştığına
hükmedilmiştir.101 Anayasa’nın 17. maddesinde de yasaklanan eziyet kişinin hem
vücut bütünlüğünü hem de ruh sağlığının bozulması anlamına gelmektedir. Bu suçun
eşe karşı işlenmesi halinde ise TCK m. 96/2-b ağırlaştırıcı hükümlerin
uygulanmasına
hükmetmektedir.
Psikolojik
bir
şiddet
türü
sayılan
kişiyi
hürriyetinden yoksun bırakma suçu olayın niteliğine göre hem fiziksel hem de
psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür suçların konumuz ile ilgili en
iyi örneği aile düzenine karşı suçlardan olan kötü muamele suçudur. TCK 232/1’de
kişinin aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede
bulunması suç olarak düzenlenmiştir.102 Kişiye fiziki veya psikolojik acı çektirme
şekilde ortaya çıkabilecek olan kötü muamele suçu hakaret, tehdit ve çok hafif
yaralama suçlarını içinde barındırmaktadır.103
Baydur ve Ertem eserinde, intihara ikna etme, intihara zorlama, inanç,
düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, iş ve çalışma hürriyetini
ihlal etme, haberleşmeyi engelleme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, kişisel
verilerin
kaydedilmesi
suçlarının
aile
içine
psikolojik
şiddet
kapsamında
değerlendirilebileceğini belirtmiş ve TCK m. 230’da birden çok kişi ile yapılan
evliliğin de suç olarak düzenlendiğine yer vermiştir. Bunların yanında TCK’da
eşlerden birinin aile hukukundan doğan bakım ve destek olma yükümlülüğünü yerine
getirmemesi ve erkek eşin hamile eşi terk etmesinin de suç olduğu belirtilmiştir. 104
Aile içinde her birey diğer şiddet türlerine maruz kalabileceği gibi cinsel
şiddete de maruz kalabilmektedir. 2005 yılında yeni TCK’nın yürürlüğe girmesiyle
cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar kanun kapsamında özellikle kadın
101
Emel BAYDUR ve Burcu ERTEM, Kadına Yönelik Evlilik İçi Şiddetin Hukuki Boyutları Ceza
Kanunu, Medeni Kanun ve Ailenin Korunmasına Dair Kanun Kapsamında Bir İnceleme, TBB
Dergisi, Sayı 65, Ankara, 2006, s. 89
102
Emel BAYDUR ve Burcu ERTEM, a.g.m., s.94-95
103
Doğan SOYASLAN , Ceza Hukuku Özel Hükümler, 5. Basım, Ankara , 2005, s.486
104
TCK m. 233/1 ve m. 233/2
41
yönüyle yani kadın lehine ele alınmaya başlanmıştır.105 Aile içinde eşler arasında
işlenen cinsel saldırı suçlarında soruşturma ve kovuşturma yapılması suç mağduru
olan eşin şikayetine bağlı olarak şekillenmektedir.106
2.1.2.3.3.Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair
Kanun Kanunu Çerçevesinde Aile Birliğinin Korunması
Aile Mahkemeleri, 09.01.2003 tarihli ve 4787 sayılı "Aile Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun" ile kurulmuştur. 107
4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine
Dair Kanun, aile içi şiddeti önlemekten çok aile hukukundan doğan dava ve işler, aile
hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ve kanunla verilen
diğer görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına
Hakkındaki Kanun’un uygulanması aile mahkemelerinin görevlerinden biridir.
Ancak bu konu çalışmamızın ilerleyen kısımların ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Aile mahkemeleri, aile hukukundan doğan dava işlerin görülmesi için
kurulmuş olan mahkemelerdir. Aile Mahkemeleri ilgili kanunda108 kendisine verilmiş
olan şu dava işlere bakmak ile görevlendirilmişlerdir;
-
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun
Üçüncü Kısım hariç olmak üzere (14.4.2004 t, 5133 sk. ile ek) 109
İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni
Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre
aile hukukundan doğan dava ve işler,
- 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul
Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı
mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,
- Kanunlarla verilen diğer görevler.
105
SANCAR T.Y., ”Türk Ceza Kanunu Tasarısının Bazı Hükümleri Hakkındaki Düşünceler”
AÜHFD, C. 51, S.3, Ankara 2002, s. 16-19
106
BAYDUR VE ERTEM, a.g.m., s. 104
107
R.G. 09/01/2003- Sayı 24997
108
4787 SK. m.4
109
14.4.2004 tarih, 5133 sayılı kanun ile ek
42
4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri
Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasına göre;
“Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak her ilde ve merkez
nüfusu yüzbinin üzerindeki her ilçede, tek hakimli ve asliye
mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulur”.
İlgili kanunda evlilik birliğini daha iyi anlaması, çocuk- ebeveyn ilişkisini
empatik olarak algılayabilmesi bakımında aile mahkemesi hakimleri çeşitli vasıflara
sahip olanlar arasından atanmaktadır. Bu durum kanunda “aile mahkemelerine,
atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış, adli yargıda görevli,
tercihan evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile hukuku alanında
lisansüstü eğitim yapmış olan hakimler arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca atama yapılır”110 şeklinde hükme bağlanmıştır. Bu şartlar aile
mahkemesine hakim olarak atanmak için kesin şartlardır.
Aile mahkemelerinin yapısı incelendiğinde aile mahkemelerinde diğer
mahkemelerde olduğu gibi hakim ve bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel
bulunmakta olduğu ancak bunun yanında bu mahkemelerde diğer mahkemelerdeki
standart personelin dışında psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı bulunduğu
görülmektedir.
Aile mahkemelerine atanan uzmanlar aile mahkemelerinin özel yapısına bağlı
olarak çeşitli amaçlar ile görev yapmaktadırlar. Söz konusu uzmanlara ilişkin Aile
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5.
maddesine göre aşağıdaki kriterler aranmaktadır;
“Her aile mahkemesine,
- Davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi
sırasında, mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki
uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve
sonucunu bildirmek,
110
4787 SK. m.3
43
-
Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada hazır
bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş
bildirmek,
-
Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak, üzere Adalet
Bakanlığınca, tercihan; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş
ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar
arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır”
denilmektedir.
Bu uzmanların atanma kriterleri de aile mahkemesi hakimlerinin atanma
kriterlerine benzemektedir. Aile mahkemesi hakiminde olduğu gibi, mahkemeye
atanacak uzmanların da belirli niteliklere sahip olması kanun koyucu tarafından
tercih sebebi sayılmıştır. Aile mahkemesine atanacak bu uzmanların, evli ve çocuk
sahibi olmaları, otuz yaşını doldurmuş olmaları, aile sorunları hakkında lisansüstü
eğitim yapmış olmaları istenmiştir. Ancak bu nitelikler, zorunlu olmayıp, sadece
tercih sebebidir. O nedenle, bu niteliklere sahip olmayan bir uzman da, gerekli
görülürse, aile mahkemesine atanabilecektir. Buna karşılık, aile mahkemesine
atanacak hakimler için evli ve çocuk sahibi olmak ve otuz yaşını doldurmak zorunlu
iken, lisansüstü eğitim bir tercih sebebi sayılmıştır. 111
Mahkeme uzmanları için kanunda veya yönetmelikte belirtilen özel bir
çalışma yöntemi bulunmamaktadır. Mahkeme uzmanları hakimin görevlendirmesi ile
kimi zaman tek uzman, kimi zaman da ekip olarak dosyanın kendilerine veriliş
amacına uygun olarak görev yapmaktadırlar. Mahkeme uzmanlarının görev tanımları
kanun tarafından yapılmamıştır. Ancak uzmanların görev tanımlarına ilişikin
aşağıdaki bilgilere varmak mümkündür;
Pedagog; Çocuklarda "eğitim bilim ve teorisi" anlamına gelmektedir.
Çocuklarda öğrenme, öğrenme problemleri, önemli kişiliklerin, diğer kültürlerin
nasıl öğrendiği pedagoji kapsamındadır.112 Yani pedagoji çocuk eğitimi ve terbiyesi
ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Ancak ülkemizde pedagoji eğitimi üniversitelerde ayrı
bir dal olarak okutulmamaktadır. Aile mahkemelerine atanan pedagoglar, 2006 yılına
111
Erdal TERCAN, “Türk Aile Mahkemeleri”, AÜHFD, C.5, S.3, Ankara- 2003, s.30
112
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pedagoji
44
kadar üniversitelerin eğitim fakültesi ve eğitim bilimleri gibi alanlarından mezun
olmuş yada pedagojik formasyon eğitimine tabi tutulmuş olan lisans mezunlarının
kadrolara alınması
ile
sağlanmıştır.
Ancak
2006
yılından
sonra
yalnıza
üniversitelerin “Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik” bölümlerinden mezun olan
adaylara bu kadrolar tahsis edilerek daha isabetli uygulama yoluna gidilmiştir.
Atamtürk eserinde113 aile mahkemesinde görev yapan pedagogların görevlerine
ilişkin olarak şunları belirtmiştir.
-
Çocuğu mahkeme sürecine hazırlamak,
-
Çocuğun dava süresince ruhsal durumunu belirlemek, çocuğun dava ve
sonrasında sağlıklı kişilik yapısında kalmasını sağlamak,
-
Çocuğun bedensel, ruhsal ve akli yönde bir güçlüğü varsa, özel eğitim
programları uygulamak veya ilgili kurumlara havale etmek,
-
Aile mahkemesinin amacına uygun nitelikte araştırma ve inceleme
yapmak, aile mahkemesi bünyesindeki diğer uzmanlarla psiko-sosyal
gelişim programları hazırlamaktır.
Psikolog; Psikoloji, davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim
dalıdır.114 Psikologun görevleri 4787 sayılı yasada ayrıntılı olarak belirtilmemiştir.
Ancak aile mahkemesinde görev yapan psikologun görevleri Çoklar ve Polat
tarafından şu şekilde sıralanmıştır;
Ailenin dava süresince ruhsal durumunu belirlemek,
- Ailenin dava sırasında ve sonrasında sağlıklı kişilik yapısında kalmasını
sağlamak,
- Ailede psikolojik sorunu olan kişiyi tek başına ve çevresiyle birlikte,
psikolojik araştırma yöntemlerini kullanarak incelemek, sorunları ve kaynağını
belirlemeye çalışmak,115
113
Elvan ATAMTÜRK, Aile Mahkemeleri Uygulamalarında Yaşanan Sorunların Aile
Mahkemesi Uzmanlarının Tükenmişlik Düzeylerine Ve İş Doyumlarına Etkisi,Yayımlanmamış
Yüksek Lisans Tezi, H.Ü. Sosyal Hizmet ABD., Ankara, 2010, s. 12
114
http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikolog
115
ÇOKLAR, I., POLAT, D., “Aile Mahkemelerindeki Psikologların Görev Alanı:Uygulama,
Eksiklikler ve Öneriler”, Türk Psikoloji Bülteni, Türk Psikologlar Derneği, Cilt:12, Sayı:39, 2006,
Ankara,s. 48
45
- Aile mahkemesinin amacına uygun nitelikte araştırma ve inceleme yapmak,
aile mahkemesi bünyesindeki diğer uzmanlarla psiko-sosyal gelişim programları
hazırlamak. 116
Sosyal Çalışmacı; Sosyal çalışma insanı ve toplumu konu alan bir meslek ve
bilim dalıdır. İnsanın ve toplumun özgürleşmesinde bilimsel ve teknolojik gelişmeler
doğrultusunda demokratik toplum düzeninin oluşması için insan haklarına dayalı
anlayışlarla hareket eden, toplumun ve insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesini
amaç olarak ele alan bir disiplindir. Bu disiplin amaçları doğrultusunda politika,
program ve plan geliştirerek çözüm üretme ve uygulama alanlarında görev
yapmaktadır. Sosyal hizmet mesleği bu konularda mesleki felsefe, ahlak ve
uygulama ilkeleri çerçevesinde topluma ve insana yardımcı olmak için gerekli
kurumsal ve uygulamalı olarak eğitilmiş araştırmacı, sosyal bilimci niteliklerine
sahip ilişki ve etkileşim odağında yetişmiş elemanlar yoluyla hizmet üreten bir
meslektir.117 Mesleğin uygulanmasını sağlayan meslek elemanına “sosyal hizmet
uzmanı” denilmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı kadrolarında sosyal çalışmacı olarak
kadro tahsisi yapılmaktadır.
Aile mahkemesinde görev yapan sosyal çalışmacının görevleri kanunda
ayrıca belirtilmemiştir ancak Atamtürk eserinde şu şekilde sıralamıştır; 118
- Sürece dâhil olan bireylerin özgeçmişi ve aile bilgileri, içinde bulundukları
sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik özelliklerini içeren sosyal inceleme raporu
hazırlamak,
- Bireylerin içinde bulundukları sorunun nedenleri, etkileri ve sonuçlarının
bütünden özele doğru analiz etmek,
- Uyumsuzluğu olan ailelerin sorunlarının saptanması ve çözümü için
mahkeme bünyesinde yer alan diğer meslek elemanları ile ekip çalışması anlayışı
içinde uygulamalar yapmak
- Gerekiyorsa toplum kaynaklarını bu işlere kanalize etmek,
- Bireyleri bilgilendirmek,
116
ATAMTÜRK E., a.g.e. s. 13
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/sosyalhizmetlernedir.htm
118
ATAMTÜRK E., a.g.e. s. 14
117
46
- Toplum kaynaklarını kullanmaları yönünde desteklemek ve yol göstermek,
- Velayet durumunda, çocukların sorunlardan en az etkilenmeleri, onların
gelecekte hangi tarafın yanında kalmaları durumunda daha sağlıklı yaşam
sürdürebilecekleri konusunda öneri geliştirmek, konuyla ilgili olarak ebeveynlerin
geliştirmeleri gereken tutum ve davranışları konusunda destek vermek,
-
Ailedeki
sorunlu
bireylerin
ve
özellikle
çocukların
sorunlarının
giderilmesine yardımcı olmak amacıyla sosyal kişisel çalışma ve sosyal grup
çalışması gibi mesleki uygulamaları gerçekleştirme ve bunlarla ilgili raporları
düzenlemektir.
Aile mahkemelerinin aile birliğine yönelik uygulamaları, çalışmamızın
ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak inceleneceğinden bu bölümde ayrıntılı olarak
değinilmemiştir.
2.1.2.3.4. 4320 Sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun Çerçevesinde Aile
Birliğinin Korunması
Aile birliğinin korunması en temel de aile fertlerinin her türlü istismar ve
ihmalden korunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Ailede korunmaya muhtaç diye
nitelendirilebilen kadın ve çocuklar aile içi şiddetin en fazla mağdur ettiği aile
bireyleridir. Kişilerin aile içinde yaşadıkları şiddet mağduriyetlerinden korunmaları
ve esas amaç olarak aile birliğinin devamının sağlanması için 1998 yılında yürürlüğe
giren ve 2007 yılında yeniden düzenlenen 4320 Sayılı AKHK ve 2008 yılında
yayınlanan yönetmelik şiddete maruz kalan kadınların korunmasını amaçlayan
önemli bir adım olmuştur.
Bu yasanın temel amacı aile içi şiddeti uygulayan bireyi evden uzaklaştırarak
ve şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmama, müşterek evin
tahsisi ve eve veya işyerlerine yaklaşmama, iletişim araçları ile rahatsız etmeme,
silâh veya benzeri araçların teslimi, alkollü veya uyuşturucu madde kullanarak
konuta veya işyerine gelmeme veya bu maddeleri kullanmama, muayene ve tedavi
tedbirlerinden gerek görülenler uygulanarak aile içi şiddeti veya aile içi şiddetin
yinelenmesini önlemektir. Bu tedbirlerinden birinin ya da birkaç tanesinin
uygulanması esnasında şiddet mağduru olan kişinin uygulanacak tedbir kararı
47
sonrasında
maddi
anlamda
mağdur
olmaması
için
tedbir
nafakasına
da
hükmedilebilmektedir.
Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun eşlerden birinin veya çocukların veya
aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin veya mahkemece ayrılık
kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen
fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını
kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine Aile Mahkemesi
Hâkimi meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak re'sen kanunda yer alan
tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere
hükmedebileceğini kapsamaktadır.
4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1. maddesinde;
“şiddete maruz kalan eş, çocuklar ya da aile bireylerinin bizzat
başvurusu ya da durumdan herhangi bir şekilde haberdar olan
Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine aile mahkemesince,
re’sen somut olayın nitelikleri gözetilerek gereken önlemler
alınır”119 hükmü bulunmaktadır.
Kanunun uygulanmasına dair yönetmelikte belirtildiği gibi;
“Aile bireylerinden biri fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik
zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanması muhtemel olan,
bu tip hareketlerin tehdidini, baskıyı ya da özgürlüğün keyfi
engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana
gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik nitelikte şiddet
içeren davranışa maruz kalmaları hâlinde, şikâyet ve ihbar
mercilerine müracaat etmek suretiyle tedbir talebinde bulunabilir”
120
şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
119
Bilge KÖNEZOĞLU, Aile ve Ailenin Korunması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, A.Ü.
SBE, Ankara 2006, s. 107
120
Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik R.G. 01/03/2008- Sayı
26803, m.5/1
48
Kanundan faydalanmak için şiddete maruz kalan eş ya da aile bireylerinden
biri şikayet ve ihbarda bulunabilir, bunun yanında başka bir şahıs tarafından olayın
yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirilmesi suretiyle de yapılabilmektedir. 121
4320 sayılı AKHK’nun amacı, aile içi şiddetin önlenmesine yönelik gerekli
tedbirleri almak ve uygulamak böylelikle ailenin korunmasını sağlamaktır. Aile
Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 9.
maddesindeki düzenlemeden122 sonra 4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki
Kanun ile Sulh Hukuk Mahkemesi’ne verilen görevler tümüyle Aile Mahkemesi’ne
devredilmiştir.123 Buna göre aile mahkemesi hakimi, eşlerden birinin veya
çocuklardan veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi
şiddette maruz kaldığına ilişkin olarak kendilerine veya Cumhuriyet Başsavcılığına
başvuruda bulunması halinde re’sen harekete geçebilecek ve 4320 sayılı kanunda
öngörülen tedbirlere hükmedebilecektir. Aile mahkemelerine veya Cumhuriyet
Başsavcılılarına yapılacak başvurular harca tabi değildir.124 Kanun özellikle kadın ve
çocukları koruma altına alma ve bu sebeple şiddette maruz kalmış kişilere yargı
işlemlerinde mali külfet getirmeme amacını taşımaktadır. 125
4320 sayılı AKHK gereğince ailede şiddete maruz kalan bireyin korunması
için uygulanabilecek tedbirler aşağıda verilmiştir;
1- Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda
bulunmasının önlenmesine yönelik tedbir; 126
Aile bireylerine karşı her türlü şiddet ve korku içeren davranışlar aile içi
şiddet sayılmakta ve şiddeti uygulayan eşin bu konuda uyarılmasını kapsamaktadır.
Şiddet ya da korkudan kasıt; kişiye maddi veya manevi eziyet veren fiziksel,
sözel ve duygusal icrai ya da ihmali her türlü kötü davranıştır. Örneğin; dövme,
fiziksel ya da ruhsal işkenceye maruz bırakma, bir yere kapatma, aç bırakma, tehdit
121
AKHK Uygulanması Hakkında Yönetmelik R.G. 01/03/2008- Sayı 26803, m.5/2
14.01.1998 tarihli ve 4320 sayılı AKHK’un 1. maddesinin birinci fıkrasındaki “Sulh
Hakimi”ibaresi “Aile Mahkemesi Hakimi” olarak değiştirilmiştir.
123
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, R.G.09/01/2003- Sayı
24997, m.9/1
124
GENÇCAN Ö.U. , a.g.e. s.61
125
T.C. ASAGEM, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun ve Uygulamalarının
Değerlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma, Ankara 2008, s. 20
126
AKHK, m. 1/a
122
49
etme, sövme, cinsel ilişkiye zorlama içeren davranışlar nedeniyle kusurlu eş, bu
davranışlarına son vermesi konusunda hakim tarafından uyarılır.127 Şiddet uygulayan
aile bireyinin verilen tedbire uymaması halinde hapis cezası alabileceği konusunda
hakim tarafından ihtar edilmesi, şiddet uygulayan aile bireyinin kanunun öngördüğü
hapis cezası baskısı ile şiddete son vermesini sağlayabilir. 128
2- Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu
bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmamasına
yönelik tedbir; 129
Şiddet uygulayan eş ile mağdur veya mağdurların aynı evde oturmaları
halinde evin mağdur olan aile bireylerine tahsis edilmesini kapsayan tedbirdir.
Kusurlu eşin mağdurların işyerine ve çocukların okullarına yaklaşmaması da tedbir
kararlarına dahil edilebilir.
Uygulanan şiddetin yoğunluğu bu tedbirin alınmasını haklı kılabilir. Sadece
fiziksel şiddet halinde değil, psikolojik ve hatta ekonomik şiddetin olduğu
durumlarda da bu tedbirin alınması uygun olabilir. Şüphesiz bu tedbirin alınması
gerekliliğini ve bunun uygun olup olmadığını hâkim takdir eder. Hâkim bu tedbiri
alırken özellikle çocukların durumlarını (yaşları, cinsiyetleri, psikolojik durumları
gibi) dikkate almalıdır. 130
Kusurlu eşin veya şiddet uygulayan aile bireyi hakkında verilen kararla
uzaklaştırılması halinde kişinin eve veya iş yerlerine girmesi veya yaklaşması
halinde suç işlenmiş olacaktır.
127
KÖNEZOĞLU B., a.g.e. s. 116
ERDEM M., a.g.m. s. 62
129
AKHK, m. 1/b
130
Mehmet ERDEM, “Aile İçi Şiddet ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun”, Türkiye
Barolar Birliği Dergisi, Sayı 73, Ankara 2007, a.g.m. s. 62
128
50
3- Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermesini önlemeye yönelik tedbir; 131
Bu tedbir türüne şiddet uygulayan eşin çocuklar ve aynı çatı altında yaşayan
aile
bireylerinin
mal
varlığına
zarar
vermesini
engellemek
amacı
ile
hükmedilmektedir. Uluğ’a göre mal varlığından anlaşılacak olan taşınır veya
taşınmaz her türlü mal ve eşyanın mutlaka maddi ve ekonomik bir değerinin
olmasının yanı sıra manevi değerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.132
Aile bireylerinin eşyalarına zarar verilmesi ekonomik şiddetin bir görünümü olarak
ortaya çıkabileceği gibi, fiziksel şiddetin bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. 133
4- Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız edilmesinin önlenmesine
yönelik tedbir;134
Kanun, başka tedbirler ile evden ve/veya iş yerinden uzaklaştırılan şiddet
uygulayan aile bireyinin iletişim araçlarıyla diğer aile bireylerine psikolojik şiddet
uygulamasına engel olmak istemektedir. Bu uygulamada amaçlanan eşlerin
iletişimlerinin engellenmesi değildir. Zira böyle bir durum 4787 sayılı kanunun m. 7
ile getirilen “sulhe teşvik” kurumuyla çelişir. Yasaklanması gereken“taciz” niteliği
taşıyacak hareketlerdir.135 Bu tedbirde kişinin telefon, telgraf, e-posta yolları dahil
olmak üzere her türlü iletişim yolu ile rahatsız etmesinin ve huzurlu yaşamının
kaçırılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.
5- Silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesine
yönelik tedbir;136
Aile içi şiddet nedeni ile silah ile yaralanmalar veya ölümle sonuçlanan
eylemler uygulama içinde görülmektedir. Hakim uygulayacağı tedbirlerin içinde
131
AKHK, m. 1/c
ULUĞ İ., a.g.m. s.446
133
ERDEM M., a.g.m. s. 64
134
AKHK, m. 1/d
135
KÖSEOĞLU B. a.g.m., s.330
136
AKHK, m. 1/e
132
51
belirli süre kapsamında kişinin silahını kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi kararını
verebilir.
6- Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet
mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu
maddeleri kullanmamasının önlenmesine yönelik tedbir; 137
Yapılan araştırma ve incelemelerde alkol ve uyuşturucu maddelerin kullanımı
ile şiddete olan eğilimin arttığı yönünde görüşler mevcuttur. Bu tedbirin amacı alkol
ve uyuşturucu madde kullanımını yasaklamak değil bu şekilde şiddet uygulayan aile
bireyinin ailenin yaşamını devam ettirdiği konuta gelmesini engellemek ve böylelikle
şiddet olaylarını engellemektir.
7- Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurmasını sağlamaya
yönelik tedbir;138
Şiddet davranışı biyolojik, fizyolojik ve psikolojik etkiler ile meydana
gelebilmektedir. Bu tedbir türü şiddetin kaynağının araştırılarak tedavi sürecine
girilmesi ile sorunu çözme amacıyla uygulanabilecek işlevsel bir tedbirdir.
Aile hâkimi, bu tedbirlerden birine veya birden fazlasına birlikte karar
verebileceği gibi, benzer tedbirlere de hükmedebilir. Hâkimin geniş takdir hakkı
vardır. Ayrıca kusurlu eşe tedbire aykırı davranması halinde tutuklanacağını ve
özgürlüğünü bağlayıcı cezaya mahkûm edilebileceğini de ihtar eder. Tedbir kararıyla
birlikte hâkim, tarafların yaşam düzeylerini dikkate alarak tedbir nafakasına
hükmeder. 139
137
AKHK, m. 1/e
AKHK, m. 1/f
139
Çağlar ÖZEL ve Erol TATAR, “Aile Mahkemelerinin Yapısı ve Kararları Üzerine Genel Bir
Değerlendirme”, Sosyo- Ekonomi, Ocak- Haziran 2008-1, s. 69
138
52
2.2. Aile Birliğinin Korunmasına Yönelik Süreçte Politika Yapımında Rol Alan
Aktörler
Ülkemizde aile birliğinin korunmasına yönelik çalışmalar yapan çeşitli
kurumlar, genelgeler ve sivil topluma bağlı oluşumlar mevcuttur. Bu bölümde söz
konusu kurumlardan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün, Aile ve Sosyal
Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün yapısı, amaçları ve konu ile ilgili politika
oluşturma sürecine katkıları incelenecektir. Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet
Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirlere
Dair Başbakanlık Genelgesi yayımlandığı yıldan bu yana aile içi şiddetle mücadelede
çeşitli program ve düzenlemelerin uygulanmasını sağladığından bu düzenlemelere
yer verilerek genelgenin bir aktör olarak politika yapımına katkısı ele alınacaktır.
Bunların yanında kadına yönelik aile içi şiddet konusunda çalışmaları olan ve
politikalar üretilmesinde önemli katkılar sağlamış olan sivil toplum kuruluşları
incelenecektir.
2.2.1. T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
Ülkemizde aile içi şiddeti önlemeye yönelik olarak hizmet veren
kuruluşlardan biri T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’dür.
Türkiye’de kadın çalışmaları alanında kurumsallaşmaya gidilmesi, 1975 yılında
düzenlenen BM 1. Dünya Kadın Konferansı ve bunu izleyen uluslar arası sözleşme
ve kararlar ışığında 1980’li yıllarda başlamıştır. İlk resmi birim, 1987 yılında devlet
Planlama Teşkilatı bünyesinde oluşturulan Kadına Yönelik Politikalar Danışma
Kurulu’dur. Kadınlara yönelik çalışmaların bağımsız bir kurum tarafından
yürütülmesi düşüncesinin gelişmesi ile birlikte 1990 yılında 3670 sayılı yasa ile
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olarak Kadının Statüsü ve Sorunları
Genel Müdürlüğü kurulmuştur. KSSGM, 1991 yılı içinde Başbakanlığa bağlı bir
kurum haline getirilmiştir. Daha sonra kurum mevzuatında yapılan değişikliklerin
ardından 6 Kasım 2004 tarihinde 5251 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle
Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olarak yapılandırılmıştır. 140
140
T.C. ASAGEM, Aile Rehberi, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara
2005, s.79- 80
53
Başbakanlığa bağlı olarak hizmet veren genel müdürlük, kadın erkek
eşitliğini sağlayarak toplumsal yaşamda kadınların konumlarının güçlendirilmesi ve
kadınlara yönelik her türlü ayrımcığın önlenmesi amacı ile politikalar üretip
paydaşlar141 ile birlikte işbirliği yapmayı kendine misyon edinmiştir. Bu misyonla
genel müdürlük tarafından, Avrupa Birliği’nin maddi katkısı, Birleşmiş Milletler
Nüfus Fonu’nun teknik desteği ile Kadına Yönelik Aile İçi Şiddeti Önleme Projesi
kapsamında Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı
hazırlanmıştır.142
2005 yılında “Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik
Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi”
amacıyla
oluşturulan
Meclis
Araştırma
Komisyonu’nun
raporunu
takiben
Başbakanlığın yayınladığı genelge ile konu ile ilgili çalışmaları yapmak amacıyla
KSGM görevlendirilmiştir. KSGM kendisine verilen bu görev ile “Kadına Yönelik
Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi” kapsamında 2007- 2010 yılları arasını kapsayan
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı oluşturmuştur. Bu
plan çerçevesinde yasal düzenlemelerin yapılması, toplumsal farkındalık ve zihinsel
dönüşüm, kadının sosyo- ekonomik konumunun güçlendirilmesi, koruyucu
hizmetler, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri, sektörler arası iş birliği amaçlanmıştır.
Bu amaçla 2006 yılı içinde şiddet mağduru kadınlar için ilk başvuru yeri olan polis
merkezleri ve karakollarda görev yapan emniyet görevlileri için Kadına Karşı
Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi
Programı”na yönelik protokol imzalanmıştır. Bahsedilen uygulamalar dışında; 143
- Adalet Bakanlığı hakim ve savcılara yönelik 4320 sayılı yasa ile ilgili eğitim
programı uygulamakta,
- Sağlık Bakanlığı sağlık personeline yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği ve
şiddete maruz kalma ile ilgili eğitim düzenlemekte
- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Haydi Kızlar Okula kampanyası
yürütülmekte,
141
Yerel yönetimler, üniversiteler ve kadına yönelik şiddet ile ilgili çalışan sivil toplum kuruluşları.
T.C Başbakanlık KSGM Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 20072010, s.6
143
T.C Başbakanlık KSGM Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 20072010, s.5
142
54
- “Aktif Vatandaşlık İçin Kadınların Güçlendirilmesi Projesi” ile kadınların
sosyal hayata etkin katılımı sağlanmaya çalışılmakta, töre cinayetlerinin yoğun
olduğu bölgelerde evlilik ile ilgili bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmaktadır,
- Diyanet İşleri Başkanlığı hizmet içi eğitimlerinde “Kadın Hakları Açısından
Yeni Türk Medeni Kanunu, Töre ve Namus Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyet
Eşitliği” konularına yer vermektedir.
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı kapsamında
toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik aile içi şiddetle mücadeleye ilişkin 6
temel alanda iyileştirmeler hedeflenmiştir. Söz konusu alanlar;144
- Yasal düzenlemeler,
- Toplumsal farkındalık ve zihinsel dönüşüm,
- Kadının sosyo-ekonomik konumunun güçlendirilmesi,
- Koruyucu hizmetler,
- Tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ve
- Sektörlerarası işbirliği'dir.
Kadına
Yönelik
Aile
İçi
Şiddetle
Mücadele
Eylem
Planı’nda
gerçekleştirilmesi istenen hedefler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir;145
- Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik aile içi şiddetle mücadele
konularında yasal düzenlemeler yapılması ve uygulamadaki aksaklıkları ortadan
kaldırmak,
- Aile içi şiddeti doğuran ve pekiştiren olumsuz tutum ve davranışların
ortadan kaldırılması amacıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik aile içi
şiddet konularında toplumsal farkındalık yaratmak ve zihinsel dönüşüm sağlamak,
-
Kadının
sosyo-ekonomik
konumunun
güçlendirilmesine
yönelik
düzenlemeleri yapmak ve uygulanmasını sağlamak,
- Aile içinde şiddet gören kadına ve varsa çocuklarına yönelik ulaşılabilir
koruyucu hizmetlerin düzenlemesi ve uygulanmasını sağlamak,
144
T.C Başbakanlık KSGM Ulusal Eylem Planı, s.9
T.C Başbakanlık KSGM Ulusal Eylem Planı, s.21
145
55
- Aile içinde şiddet gören kadına ve şiddet failine yönelik tedavi ve
rehabilitasyon hizmetlerini düzenlemek ve uygulanmasını sağlamak,
- Aile içinde şiddet gören kadına ve varsa çocuk/çocuklarına yönelik hizmet
sunumunda kurum/kuruluş ve ilgili sektörler arası işbirliği mekanizmasını kurmak.
Belirtilen ilk hedef yasal düzenlemelerin yapılması ile konu ile ilgili yeni
adımlar atmak olmuştur. Değişen koşullar ve ihtiyaçlar neticesinde toplumsal
cinsiyetçilikle mücadele ve kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için çeşitli
çalışmalar yapılmıştır. Son yıllarda kadınların eşleri/ hayat arkadaşları, eski eşleri
tarafından gördükleri şiddetin neticesinde yaralanmaları ve hatta yaşamlarını
kaybetmeleri söz konusu olmuştur. Bu nedenle gerek medyanın gerek sivil toplum
kuruluşlarının146 yoğun baskı ve çabası ile 4320 Sayılı Ailenin Korunması Hakkında
Kanun’un değiştirilmesi ve kapsamının genişletilmesi ile ilgili çalışma yapılmış ve
yasa taslağı meclise sunulmuştur. 147
Eylem Planının ikinci hedefi doğrultusunda medya kuruluşları ve STK’lar
çeşitli kampanya ve programlar ile kadına yönelik şiddettin olumsuz etkilerini
topluma anlatmaya çalışmışlardır. Milli Eğitim Bakanlığı okullarda, YÖK
üniversitelerde, Sağlık Bakanlığı evlilik başvurusu yapan çiftlere konu ile ilgili
eğitimler vermiştir. 148
Şiddet mağduru bireye verilen hizmetlerin amacı kişinin güçlendirilmesi ile
kendi ve çocuklarının sorumluluğunu yeniden almasının sağlanmasıdır. Bunun yerine
getirilmesini
sağlamak
amacı
ile
Ulusal
Eylem
Planının
üçüncü
hedefi
doğrultusunda, MEB sorumluluğunda kız çocuklarının okullaşmasının artırılmasının
sağlanması ve çocukların okullarda toplumsal cinsiyet duyarlılığının ve yaşam
becerilerinin artırılmasına yönelik programlar yapılması, kadın girişimciliğine İl Özel
İdaresi Kanunu kapsamında mikro krediler ile destek verilmesi, yönetici kadınların
sayılarının artırılması süreci yerine getirilmiştir. 149
Koruyucu hizmet sunumlarının geliştirilmesi de eylem planında yer alan
hedeflerden dördüncüsüdür. 2007 yılında Ailenin Korunmasına Dair Kanun
146
Çalışmanın devamında STK olarak belirtilecektir.
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.24-25
148
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.26-27
149
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.28-29
147
56
değiştirilmiştir. Ancak günümüz şartlarında yeterli olmadığı da açıktır. Bunun
yanında “Alo Şiddet Hattı”nın kurulması ve aile danışmanlık hizmetlerinin
artırılması da konu ile ilgili yapılan çalışmalar arasındadır.
150
Hizmet sunumunun
geliştirilmesi bakımından kadın sığınma evleri sayılarının ve kapasitelerinin de
artırılması gerekmektedir.
Eylem Planının beşinci hedefi ise, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin
sunumunun sağlanmasıdır. Bu amaçla ebe ve hemşirelerin ev ziyaretleri yaparak
sağlık konulu çalışmalarına kadına yönelik şiddet konusunu da eklemeleri
beklenmektedir. Şiddet mağduru kadınlara yönelik sağlık kuruluşlarında özel
birimler oluşturulması Sağlık Bakanlığı sorumluluğuna verilmiştir. YÖK’e ise
üniversitelerin sosyal hizmet, psikoloji ve psikolojik danışmanlık bölümlerinin
yaygınlaştırılması sorumluluğu verilmiştir. 151
Kurum ve Kuruluşlar arası işbirliğinin sağlanması ulusal eylem planının
altıncı hedefidir. Bu amaçla Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve
KSGM ortaklığında protokoller imzalanmış ve yaşama geçirilmiştir.
152
Yapılan
protokoller neticesinde yapılan uygulamalardan “Başbakanlık Genelgeleri” konu
başlığı altında ayrıntılı olarak bahsedilmiştir.
2.2.2. T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı 1989 tarihinde 396 sayılı
kanun hükmünde kararname ile kurulan ilk kurumsal düzenleme olarak kuruluş
gerekçesini Anayasa’nın 41. maddesi olan amir hükmünden almaktadır. 1989 yılında
Aile Araştırma Kurumu olarak kurulmuş olan Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü, 13.11.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
5256 sayılı Teşkilat Kanunu ile Genel Müdürlük olarak yeniden yapılandırılmıştır
ASAGEM halen Başbakanlığa bağlı bir Genel Müdürlük olarak faaliyetlerini
sürdürmektedir. Aile kurumunun güçlendirilmesi ve sorun çözme kabiliyetinin
arttırılması, sosyal sorunların tespiti ve çözümü için kurum ve kuruluşlar ile işbirliği
içersinde, bilimsel ve etik değerler ışığında araştırma, eğitim ve yayın faaliyetlerinde
150
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.30-31
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.32-34
152
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, s.34-36
151
57
bulunmak,
projeler
geliştirmek
ve
desteklemek
görevlerini
yürütmektedir.
Uygulamacı bir yapıda kurulmadığı için ASAGEM ailelere doğrudan sosyal hizmet
götüren bir kurum değildir. Kurum çalışmalarını araştırmalar, seminerler, paneller,
konferanslar ve basılı- görsel ayınlar yoluyla yürütmekte ve hazırladığı raporlarla
aile politikaların oluşmasına istişari düzeyde katkıda bulunmaktadır. 153
ASAGEM 1990 yılında ilk Aile Şura’sını düzenlemiş, en son 2008 yılında
beşinci aile şurası düzenlenmiştir. I.Aile Şurası’nda milli bir aile politikası
oluşturulması için çeşitli kurum ve kuruluşların fikirleri alınmış, üniversitelerin
katılımı ile şura gerçekleştirilmiştir. 1994 yılında BM’in 1989 yılında aldığı karara
bağlı kalınarak ilan edilen Uluslararası Aile Yılı münasebetiyle “Değişim Sürecinde
Aile,
Toplumsal
gerçekleştirmiştir.
Katılım
III.
Aile
ve
Demokratik
Şurası
1998
Değerler”
yılında
konulu
yapılmış,
2004
kurultayı
yılında
gerçekleştirilen IV. Aile Şurası’nda yoksulluk teması ele alınarak çeşitli kurum ve
kuruluşların konu ile ilgili görüşleri alınmış ve ilgili kurumların çalışmalarına ışık
tutulması sağlanmıştır. 2008 yılında “Aile Destek Hizmetleri” teması ile yapılan
şurada ise ülkemizde ve dünyada değişen koşulların aile yaşamı üzerine etkileri ve
aile kurumunun desteklenmesi gereği ile hareket edilmiştir. Kurum şuraların dışında
en son 2009 yılında “Türkiye’de Aile Değerleri Araştırması”, “Türkiye’de Ailelerin
Eğitim İhtiyaçları Araştırması” ve “Aile Eğitiminde Müfredat ve Materyal Geliştirme
Projesi ” araştırmalarını gerçekleştirmiş, 2008 yılında başlıca “Türkiye’de Aile
Mahkemeleri Uygulaması ve Uygulamanın Değerlendirmesi”, “Boşanma Nedenleri
Araştırması” konularında ülke genelini temsil edecek nitelikte araştırmalar yapmıştır.
2.2.3. Genelgeler ve Raporlar
Töre ve namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik olarak 2006/17 sayılı
genelge 04.07.2006 tarihinde çıkartılmıştır. Genelge aile içi şiddetin nedenlerinden
töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi ve toplumun farklı katmanlarında konuya
153
T.C.ASAGEM, Aile Rehberi, 2005 Ankara s. 54
58
çözüm sağlanmasını amaçlamıştır. Genelgenin amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir;
154
-Töre ve namus cinayetlerin önlenmesi,
-Temel hak ve özgürlüklerin en üst seviyede güvence altına alınması,
-Toplumsal huzur ve güven duygusunun artırılması ve ülkemizin çağdaş
dünyada hak ettiği saygınlığı koruması bakımından gerekli olduğu bildirilmiş ve bu
durum içine düşmüş olan mağdurların kolluk kuvvetlerine sığınması halinde
ivedilikle işlemlerinin yapılması,
-4320 ve 5395 sayılı kanunlardan faydalanmalarının sağlanması,
-Belediyelere ait kadın ve çocuk sığınma evlerinin açılmasının sağlanması,
-İllerde ve ilçelerde, sosyal hizmet birimleri, milli eğitim müdürlükleri,
mahalli idareler, sağlık müdürlükleri, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımı
ile komiteler düzenlenerek konu ile ilgili çözümlerin sağlanması,
-Mağdur çocuk ve kadınların için her türlü koruma tedbiri alınarak kadın
sığınma evlerine yerleştirilmeleri, kadın sığınma evinin bulunmadığı yerlerde
oluşturulmuş olan komite kararı ile kişilerin belirli bir yere yerleştirilmeleri ve
adreslerin gizili tutulması,
-Töre ve namus cinayetleri ile ilgili olarak toplumda farkındalık yaratılması
bakımından çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Genelge ile ilgili kurum ve kuruluşların KSGM’ne dan yaptıkları faaliyetler
ile ilgili her 3’ncü, 6’ncı, 9’uncu ve 12’nci aylarının ilk haftasında rapor
göndermelerine ve raporların takip görevinin KSGM’ne verildiği belirtilmiştir.
Genelge kendisine görev verilen kurum ve kuruluşlarca çeşitli faaliyet ve projeler ile
hayata geçirilmiş ve üç aylık dönemler halinde Başbakanlık KSGM’ne faaliyet
raporu gönderilmiştir.
Birinci üç aylık faaliyet raporuna göre KSGM öncelikli olarak yasal
çalışmalar yaparak 2005 yılında yürürlüğe giren TCK, 5257 sayılı Belediye Kanunu,
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile ilgili çeşitli çalışmalar yapmış,
154
Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin
Alınacak Tedbirlere Dair Başbakanlık Genelgesi, Resmi Gazete, Sayı 26218, 04/07/2006
59
kanunlarda aksayan yönler ile ilgili çeşitli kurum ve kuruluşlardan bilgi alınmıştır.
Bunun yanında KSGM ülkedeki diğer kamu kurum ve kuruluşları ile uluslar arası
platformlarda ülke hakkında verilerin aktarılmasını sağlamış, ülke içinde kadınlara,
çocuklara eğitim ve sağlık başta olmak üzere çeşitli kurum/kuruluş ve sivil toplum
kuruluşları ile birlikte panel,i, sempozyum ve toplantılar gerçekleştirmiştir. “Kız
Çocuklarının Okullaşmasına Destek Kampanyası”nın merkez yürütme Kurulu’nda
yer almış, “Temel Eğitime Destek Programı” gerçekleştirilmiştir. Adalet Bakanlığı
çeşitli eğitimler ile hakim ve cumhuriyet savcılarının aile içi şiddet, kadın hakları,
toplumsal cinsiyet bakış açısı eğitimi ile ilgili eğitim alması sağlanmış, aile
mahkemeleri uzmanlarına yönelik eğitim hazırlamıştır. 4320 sayılı kanun ile ilgili
çeşitli düzenlemeler yapılması görüşülmüş ve çeşitli paydaşlar ile kanun taslağı
hazırlanmıştır. Töre cinayetleri ile ilgili istatistiki veri tutulmaya başlanmıştır. İçişleri
Bakanlığınca “Haydi Kızlar Okula: Çocukların Okullaşmasına Destek Kampanyası”
çalışmaları diğer bakanlıklarla sürdürülmüştür. SHÇEK Alo Şiddet Hattının
kurulması ile ilgili çalışmalarına başlamıştır. 155
İkinci üç aylık faaliyet raporuna göre KSGM ve İçişleri Bakanlığı Emniyet
Genel Müdürlüğü işbirliğinde “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve
Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi Protokolü” imzalanmıştır. KSGM Türkiye
Giyim Sanayicileri Derneği ile işbirliği yaparak marka ve etiketlerde “Kadına Karşı
Şiddete Son” etiketi kullanımına başlanmıştır. Kadınlara Yönelik Şiddet İzleme
Komitesi
kurulma
kararı
alınmıştır.
“Toplumsal
Cinsiyet
Eşitliğinin
Yaygınlaştırılması” projesi başlatılmıştır. Adalet Bakanlığınca bu dönemde ise aile
mahkemelerine uzman personel ataması yapılmış, cezaevlerinde “öfke kontrolü”
eğitimi verilmeye başlanmıştır. İçişleri Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu
(UNFPA) Türkiye Temsilciliğinin ortaklaşa yürüttüğü kadın erkek eşitliğini
sağlamaya yönelik olan “Kadın ve Kız Çocuklarının Haklarının Korunması ve
Geliştirilmesi Ortak Programı basına tanıtılmış; Emniyet Genel Müdürlüğü 4320
sayılı kanunun uygulanması sırasında kadın ve çocuklara karşı şiddet, kadın- erkek
eşitliği, mağdurlara yaklaşım konularında hizmet içi eğitime başlamıştır. 156
155
2006/17 Sayılı Başbakanlık Genelgesi Kapsamında KSGM’ne İletilen Kurum ve Kuruluşlara Ait
Faaliyet Raporlarının Özeti, Eylül 2006
156
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Ocak 2007
60
Üçüncü üç aylık rapora göre KSGM “Kadına Yönelik Şiddet İzleme
Komitesi” ile ilgili toplantılarını sürdürmüş, Türkiye- AB Katılım Öncesi Mali
İşbirliği Programı kapsamında “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Yaygınlaştırılması
Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi Eşleştirme Projesi” başlatılmış ve konu ile
ilgili Ulusal Eylem Planı Taslağı oluşturulmasına karar verilmiştir, mikro kredinin
kadınlara karşı pozitif ayrımcılık uygulaması ile ailelere ve kadınlara uygulanmasına
başlanmıştır. Bu dönemde Aile ve sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü “Boşanma
Nedenleri Araştırması” yaptıklarını belirterek ilk kez bu raporda yer almıştır. Yine
bu dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı da yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vererek
aile içi şiddet ve kadına karşı şiddet ile ilgili hutbe okunduğunu bildirmiştir. Adalet
Bakanlığı ise mahkemelere uzman ataması yapıldığını, Milli Eğitim Bakanlığı bu
dönemde “Haydi Kızlar Okula ” kampanyasının devam ettiğini, Halk Eğitim
Merkezleri’nde “Annen Çocuk Eğitimi Programı” ve “Benim Ailem ve Baba Destek
Programı” eğitimi uygulaması devam etmektedir. 157
Dördüncü üç aylık rapora göre “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin
Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi Protokolü” kapsamında ilk eğitim
dönemi tamamlanmış, 4320 sayılı kanundaki aksaklıkların giderilmesine ilişkin
“Değişiklik Taslağı” hazırlanmış, değişik yasalaşmıştır, diğer kurum ve kuruluşlarla
işbirliği devam etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığınca “Aile, İrşat ve Rehberlik
Büroları”nda görev yapacak personele eğitim verilmiştir. 158
Beşinci üç aylık rapora göre KSMG ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle
yürütülecek olan “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Sağlık Personelinin
Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Protokolü” yapılmış, bu protokol ile sağlık
çalışanlarının konu ile ilgili eğitime tabi tutulmaları hedeflenmiştir. SHÇEK Genel
Müdürlüğü taşra teşkilatında kadın ve çocukların eğitimi, kadınların konu ile ilgili
duyarlılıklarının
arttırılması
için
sosyal
grup
çalışmaları
uygulamaları
gerçekleştirmiştir. 159
Altıncı üç aylık rapora göre 9 Kasım 2007 tarihinde onaylanması ile
yürürlüğe giren Ulusal Eylem Planının kitap olarak basılması çalışmaları başlamış,
157
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Nisan 2007
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Temmuz 2007
159
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Kasım 2007
158
61
BM Nüfus Fonu’nun teknik desteği ile KSGM’nün yürüttüğü “Toplumsal Cinsiyet
Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesinin” bileşeni olan “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle
Mücadele Projesi” kapsamında çeşitli afiş ve broşürler basılmış, spot filmer çekilmiş
ve yayımlanmıştır. “Kadın Sığınmaevi Alt Yapı Standartları ve Alternatif Yönetim
Modelleri Belirlenmesi” hedefi kapsamında kadın sığınma evlerine yönelik
hizmetlerin geliştirilmesi planlanmıştır. SHÇEK Taşra teşkilatı bulundukları yerin
özelliklerine göre kadın ve erkeklere aile içi şiddet konusunda çalışmalar yapmıştır;
Adalet Bakanlığınca 15 hakim ve savcıya “Türkiye’de Kadınların İnsan Haklarına
Saygının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında eğitim düzenlenmiştir. 160
Yedinci üç aylık rapora göre 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun
Uygulanması Hakkında Yönetmelik 1 Mart 2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı
uygulamasına başlatılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığınca personele ve kurumdan
faydalananlara konu ile ilgili eğitimler verilmiştir. SHÇEK Alo 183 hattının
yaygınlaşması için alt yapı çalışmalarını sürdürmüş, toplum merkezi ve diğer
kurumlarından faydalanan kişilere konu ile ilgili eğitimler verilmiştir. 161
Sekizinci üç aylık rapora göre gerek emniyet ile gerekse Sağlık Bakanlığı ile
KSGM’nin ortak çalışması ile imzalanmış protokoller gereğince polis ve sağlık
personeline eğitimler verilmiş, Aile İçi Şiddetle Mücadele El Kitabı bastırılmıştır.
Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından aile içi şiddet, çocuk istismarı, aile
yapısı hakkında Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu görevlilerine hizmet verilmiştir. 162
Dokuzuncu üç aylık rapora göre KSGM önceki dönemlerdeki etkinliklerine
devam etmiş, SHÇEK taşra teşkilatı aile danışma merkezi, toplum merkezi ve il
müdürlüklerinde anne, baba ve çocukların eğitimlerine devam etmiştir. Adalet
Bakanlı bu dönemde Adalete Daha İyi Erişim Projesi kapsamında Adli Yardım
Projesi gerçekleştirmiş, projenin genel amacının adli yardım hizmetlerini kırılgan
kesime ( muhtaç kadın ve çocuklar) daha yaygın ve daha etkin bir şekilde ulaştırmak
ve hizmetin iyileşmesini sağlamak olduğu belirtilmiştir. 163
160
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Ocak 2008
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Nisan 2008
162
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Temmuz 2008
163
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Kasım 2008
161
62
Onuncu üç aylık rapora göre KSGM aile içi şiddetle mücadele projelerine
devam etmiş, Diyanet İşleri Başkanlığı taşra teşkilatınca konu ile ilgili hutbe
okutulması ve panel organizasyonları devam etmiş, yine bu dönemde yerel
yönetimler de halka yönelik yörenin özelliklerini de göz önünde bulundurularak
çeşitli eğitimler düzenlemiştir.
164
On birinci üç aylık faaliyet raporuna göre KSGM Emniyet Müdürlüğü ve
Sağlık Bakanlığı ile yaptığı protokoller sonucu düzenlenen eğitim çalışmalarını
bitirmiş, Adalet Bakanlı ile “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Yargı
Mensuplarının Rolü Projesi Protokolü” imzalanmıştır. 165
On ikinci üç aylık faaliyet raporuna göre kadının insan hakları ve toplumsal
cinsiyet konularında uzmanlar, politika yapıcılar ve sivil toplum kuruluşlarının bilinç
düzeylerinin yükseltilmesi amacıyla KSGM tarafından kamu kurum ve kuruluşları,
STK temsilcilerine yönelik konu ile ilgili olarak bilgilendirme çalışmaları
yapılmıştır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Eşleştirme Projesi
kapsamında kamu politikalarına temel teşkil etmek üzere tüm tarafların katılımıyla
hazırlanan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı”nın (2008-2013)
tedbirlerinden olan kurumların hizmetiçi eğitim programlarına toplumsal cinsiyet
konusunun dahil edilmesi gerekliliği doğrultusunda, Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından düzenlenen “Ulusal ve Uluslararası Standartlar Kursu”na toplumsal
cinsiyet eşitliği eğitimleri dahil edilmiştir. Çocuk istismarının önlenmesi ve erken
yaşta yapılan evlilikler ile ilgili çeşitli toplantılar düzenlenmiştir. Diyanet İşleri
Başkanlığı kadın- erkek eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi
konularında SHÇEK ve çeşitli ulusal ve uluslar arası kuruluşların düzenlediği
toplantılara katılmıştır. Halk Eğitim Merkezlerinde “Benim Ailem, Anne- Çocuk
eğitim Programı ve Baba Destek Eğitim Programları” uygulanmıştır böylelikle konu
ile ilgili toplumda farkındalık düzeyinin artırılması hedeflenmiştir. 166
On üçüncü üç aylık faaliyet raporuna göre “Aile İçi Şiddet Mağdurlarına ve
Mağdur Çocuklara Yönelik Verilen Hizmetlerin Kurumsal Kapasitesinin Artırılması
ve İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Protokol”; Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü,
164
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Ocak 2009
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Nisan 2009
166
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Temmuz 2009
165
63
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel
Müdürlüğü arasında imzalanmıştır. Protokol’un temel hedefi; aile içi şiddet
mağdurları ile mağdur çocuklara sunulan hizmetlerde, uygulamadan kaynaklanan
sorunların giderilmesi, kurumlar arası işbirliğinin geliştirilmesi ve hizmet
kapasitesinin artırılmasıdır. Bu dönemde okullarda çalışma ekipleri oluşturularak
öfke kontrolü, stresle başa çıkma, insan hakları, TCK, TMK ve 4320 sayılı kanun
hakkında öğrencilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmıştır. 167
On dördüncü üç aylık faaliyet raporuna göre KSGM eğitim çalışmalarına
devam etmekte, Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve İrşad Bürolarında çalışmakta olan
personele konu ile ilgili eğitim vermektedir. Bunun yanında üniversitelerde kadınerkek eşitliği, kadın hakları gibi konularda ders verilmeye ve yüksek lisans
programları açılmaya başlanmış ve töre cinayetleri ile ilgili çalışmalara destek
verilmeye başlanmıştır. 168
On beşinci üç aylık faaliyet raporuna göre KSGM bakan temsili ile çeşitli
ulusal ve uluslar arası toplantılara katılmış ve sunumlar yapmıştır. SHÇEK Ankara İl
Müdürlüğü Ankara Aile Danışma Merkezince 4320 sayılı Kanun gereğince hakkında
tedbire hükmedilmiş kişilere yönelik öfke kontrolü, iletişim terapisi çalışmalarının
yapılabilmesi için gerekli görülen kurum ve kuruluşlarca işbirliği çalışmaları
başlatılmıştır. Çeşitli taşra birimlerinde Alo 183 Hattı ile ilgili tanıtımlar yapılmıştır.
Hakim ve savcıların konu ile ilgili eğitimleri Adalet Bakanlığı ve KSGM tarafından
önceki yıllarda yapılan eğitim protokolleri gereğince devam etmiştir. 169
On altıncı üç aylık faaliyet raporuna göre kadına karşı şiddet, töre/namus
cinayetlerinin önlenmesi ve toplumda yerleşik ön yargı ve geleneksel anlayışın
değiştirilmesi amacıyla gerek Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce gerekse diğer
kurum/kuruluşlarca hazırlanan broşür ve afişlerin ülke genelinde dağıtımları
yapılmakta, konuya ilişkin olarak çekilen spot filmlerin ulusal ve yerel
televizyonlarda gösterimleri yapılmış, din görevlilerine eğitim çalışmaları devam
167
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Kasım 2009
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Ocak 2010
169
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Nisan 2010
168
64
etmiş, kadın sığınma evi bulunmayan bazı illerde sığınma evi yapılma kararı
alınmıştır. 170
On yedinci üç aylık faaliyet raporuna göre kurum ve kuruluşlar genelgedeki
tedbirlerin yaşama geçirilmesi ile ilgili önceki uygulamalarına devam etmiş, KSGM
genelgedeki tedbirlerin amaçlarına göre 2011- 2015 yılları arasında faaliyetlerin
sürdürülmesi için etkinliklerinde güncelleme çalışmalarına başlamıştır. 171
On sekizinci faaliyet raporuna göre kadına karşı şiddet, töre/namus
cinayetlerinin önlenmesi ve toplumda yerleşik ön yargı ve geleneksel anlayışın
değiştirilmesi amacıyla gerek KSGM tarafından gerekse diğer kurum/kuruluşlarca
hazırlanan broşür ve afişlerin ülke genelinde dağıtımları yapılmakta, konuya ilişkin
olarak çekilen spot filmlerin ulusal ve yerel televizyonlarda gösterimleri yapılmakta,
SHÇEK ve KSGM tarafından imzalanan Aile İçi Şiddet Mağdurlarına ve Mağdur
Çocuklara Yönelik Verilen Hizmetlerin Kurumsal Kapasitesinin Artırılması ve
İşbirliğinin Geliştirilmesine ilişkin Protokol”
gereğince yerel düzeyde uygulamalar
başlamıştır. SHÇEK tarafından kadınlara ayni/nakdi yardım ve çocuklarına yönelik
ücretsiz kreş hizmeti verilmeye devam edilmektedir. 172
2.2.4. Sivil Toplum Kuruluşları
Aile içi şiddettin önlenmesine yönelik önemin ve kamusal politikaların temeli
1987’de “kadının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerek” atasözüne atıfla
eşinden dayak yiyen hamile bir kadının açtığı boşanma davası reddeden Çankırı’da
bir yargıca kadınların açtıkları manevi tazminat davası173 ile oluşmuştur. Kadınların
aile içinde gördükleri fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik şiddet bireyin
yaşamında her dönemde karşısına çıkabilen ve öğrenilmiş bir davranış olarak
çocuklarının yaşamında da devam eden ve böylelikle tüm toplumun zarar görmesine
neden olan bir süreci içermektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda
aile içi şiddet konusunda çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da etkisi ile kadının aile
içi şiddetten korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler yapılmış ve buna bağlı olarak
170
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Temmuz 2010
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Kasım 2010
172
KSGM Faaliyet Raporu Özeti, Şubat 2011
173
ALTINAY A.ve ARAT Y., a.g.e., s.17
171
65
şiddet görmüş kadın ve çocuğu korumaya yönelik adımlar atılmıştır. Kadınlar değişik
kaynaklarla beslenen bir süreç içinde 1980’lerde kamusal alanda seslerini duyurmaya
başlamışlar, 1990’larda kendi sivil toplum kuruluşlarını oluşturmuşlar ve devleti
dönüştürmeye çalışarak, devlet düzeyinde kadına karşı şiddetle mücadele
mekanizmalarını harekete geçirmişlerdir.
Türkiye’de kadın hareketleri kadına karşı fiziksel şiddetle mücadele ile
başlamış, sonrasında kadına yönelik şiddetin farklı türleri ile mücadele devam
etmiştir. TCK’da cinsel tacizin suç olması 1990’lı yıllarda kadın hareketi ile ortaya
çıkmış sonrasında TCK 438. maddede yer alan fahişelere tecavüzde ceza indirimi
getiren maddenin kaldırılması hakkında çeşitli eylemlerde bulunulmuştur. 174
1990’lı yıllarda hem kadınlar hem devlet şiddetle mücadele konusunda yurt
dışından fon bulmaya başlamış, bu fonlarda çeşitli araltırmalar ve projeler yapılmaya
ve kadın hareketinde yer alan kadınlar 1980’ler protesto ettikleri devlet kurumlarıyla
işbirliği yapmaya başlamışlardır. Kadın hareketi kendi bünyesinde bağımsız kadın
kuruluşları oluşturmaya başlamış, devlet bünyesinde farklı kurumlar oluşmaya
başlamıştır. Barolar kadın komisyonlarını oluşturmuşlar, kadına karşı şiddeti
önlemek için yeni kurumlar oluşmuş ve SHÇEK’e yeni işlevler verilmiş, yerel
yönetimler konu ile ilgili yeni birimler oluşturmuştur.
175
Şiddetle yüz yüze olan
kadınlarla dayanışmayı sürdürmek, aile içindeki şiddete karşı mücadeleyi
yaygınlaştırmak amacıyla 1990'da Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurulmuş, 1991
yılında Ankara Kadın Dayanışma Vakfı kurulmuştur.176 Uçan Süpürge Kadın İletişim
ve Araştırma Derneği 1996 yılında Ankara’da bir grup kadın tarafından kadın
kuruluşları ve kadın hareketine duyarlı kişiler arasında iletişim, işbirliği ve
dayanışmayı arttırmak, onların deneyimlerini genç kuşaklara aktarmak, ulusal ve
uluslararası bir iletişim ağı oluşturmak amacı ile kurulmuştur. 177
174
ALTINAY A.G., ARAT Y., a.g.e. s.19- 20
ALTINAY A.G., ARAT Y., a.g.e. s.21
176
http://www.morcati.org.tr/tr/sayfa/11/Oykumuz.html
177
http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Id=39
175
66
2.3. Kamusal Politikaların Uygulanması Sürecindeki Aktörler
Kamusal politika süreçlerinden uygulama süreci çeşitli kurum ve kuruluşlar
tarafından yerine getirilmektedir. Bu bölümde aile birliğini korumaya yönelik
geliştirilen politikaların uygulama süreci ele alınmıştır.
2.3.1. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Uygulamaları
SHÇEK 1917- 1923 yılları arasında ülkenin olumsuz koşullar içinde
bulunduğu durumda çocukları korumak amacı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti olarak
kurulmuş, zaman içinde farklı isimler ve statüler kazanarak bugünkü halini almıştır.
Kurulduğu dönemde Himaye-i Etfal Cemiyeti çocuklara eziyet edilmemesi,
anne ve babaları dahil hiç kimse tarafından çocukların bedeni ve ruhsal durumlarını
tehlikeye düşürecek
hizmetlerinin gördürülmemesi, fakir, hasta çocukların
tedavilerinin sağlanması, çocukların tütün ve bağımlılık yaratacak maddelerden
korunması, okulların tatil zamanlarında fakir çocukların kırlara ve yazlıklara
gönderilmesinin sağlanması, hizmetçi, besleme ve evlatlıklara kötü muamele
edilmemesi, Himaye-i Etfal’e ilişkin kütüphane kurulması, çocuklar için ıslahaneler
kurulması, çocukların sağlıklı bir şekilde yetiştirtmeleri için oyun alanlarının
kurulması ve Himaye-i Etfal ile uğraşan Uluslararası kuruluşlarla bağlantı
kurulmasını amaçlamıştır. Kurum çalışmalarını ana- çocuk sağlığı üzerine devam
ettirmiş ve 1923’den sonra genel kurul yapmayarak tarihe karışmıştır.178 Bu cemiyet
aile, kadın ve çocuk alanında birçok çalışmayı başlatmış ve çalışmaları Çocuk
Esirgeme Kurumu adı ile 1961 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca atanan
idare heyetince yönetilmiştir ancak 12 Eylül sürecinde ÇEK kapanış sürecine girmiş,
tüm merkezleri feshedilmiş ve hizmetleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca
yürütülmeye başlanmıştır, 1983 tarihinde 27.05.1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
Kanunu ile Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu kapanarak kamu tüzel kişiliği olan bir
kuruluş haline gelmiş, 1991 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararname ile
SHÇEK Başbakanlığa bağlı olarak hizmetlerini sürdürmeye başlamıştır
178
179
http://www.shcek.gov.tr/himaye-i-etfal-cemiyetinin-kurulusu-%28istanbul.aspx
Değişik: 24/1/1989 - KHK 356/1 md.; Değiştirilerek kabul: 14/3/1991 - 3703/1 md.
67
179
ve halen
her ilde yapılanmış teşkilatı ile korunmaya muhtaç çocuk, aile, çocuk, genç, özürlü,
yaşlı, kadın ve aile hizmetleri ile çalışmalarına devam etmektedir.
SHÇEK Genel Müdürlüğü ilgili devlet bakanlığına bağlı olarak çalışmalarını
şu altı ana hizmet biriminde devam ettirmektedir;
-
Çocuk Hizmetleri Daire Başkanlığı
-
Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı
-
Aile- Kadın, Toplum Hizmetleri Daire Başkanlığı
-
Yaşlı Bakım Hizmetleri Daire Başkanlığı
-
Özürlü Hizmetleri Daire Başkanlığı
-
Sosyal Yardım Hizmetleri Daire Başkanlığı
Genel müdürlüğün taşra teşkilatında da ana birimler doğrultusunda Aile
Hizmetleri Şubesi, KMÇ Hizmetleri Şubesi, Yaşlı Hizmetleri Şubesi, Özürlü
Hizmetleri Şubesi, İdari ve Mali İşler Şubesi bulunmaktadır.
SHÇEK kuruluş amacı itibari ile öncelikle çocuklara hizmet sağlamayı
kendisine amaç edinmiştir ancak değişen ülke şartları ile kapsamını genişletmiştir.
Çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, kreş ve gündüz bakım evleri, huzurevleri, bakım
ve rehabilitasyon merkezleri geçmişten bu yana SHÇEK kapsamında devam eden
hizmetlerdir.
1997 yılında yapılan değişiklikler ile Çocuk ve Gençlik Merkezleri ile eşler
arası anlaşmazlık, ihmal, hastalık, kötü alışkanlık, yoksulluk, terk ve benzeri
nedenlerle sokağa düşerek sosyal tehlike ile karşı karşıya kalan veya sokakta çalışan
çocuk ve gençlerin geçici süre ile rehabilitasyonlarını ve topluma yeniden
kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulan yatılı ve gündüzlü sosyal hizmet
kuruluşlarının hizmete kazandırılması amaçlanmıştır. Kadın ve Erkek Konukevleri
ile fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismara uğrayan kadın veya erkeklerin
psiko-sosyal ve ekonomik problemlerinin çözümlenmesi sırasında varsa çocukları ile
birlikte ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı sosyal
hizmet kuruluşları olarak hizmet verilmesi hedeflenmiştir. Toplum veya Aile
Danışma Merkezleri aynı değişiklik ile kapsama alınmış ve aile için koruyucu,
68
önleyici,
eğitici,
geliştirici
ve
rehabilite
edici
hizmetleri
sunmakla
görevlendirilmişlerdir; Aile Danışma ve Rehabilitasyon Merkezleri kurulması ile
engelli çocukların okul eğitimine ve aile içi uyumuna katkıda bulunulması
amaçlanmıştır ve tüm bu değişiklikler KHK ile kararlaştırılmıştır180. 2000 yılında
Çok Amaçlı Sosyal Hizmet Kuruluşları gündeme gelmiş181, 2005 yılında Çocuk
Evleri Hizmeti verilmesi kararlaştırılmış
182
, 2007 yılında Yaşlı Hizmet Merkezi ile
Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi kurulması
183
kararlaştırılmış yine aynı
düzenleme içinde Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi kurulması ve bu
merkezin istismara uğrayan çocuklara hizmet vermesi amacı belirlenmiştir.
SHÇEK’in yukarıda sıralanan hizmetlerinin en yaygın olanları çocuklara
yönelik verilen temel koruma hizmetleridir. Bunun yanında diğer hizmetlerin bir
kısmı henüz lokal uygulamalar halindeyken bir kısmı uygulanmamaktadır.
Aile kapsamında hizmet veren bir kurum olarak SHÇEK 25/01/1997
tarihinde kullanıma açtığı ALO 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet
Danışma Hattı’nı istismara uğrayan veya uğrama riski taşıyan ve desteğe gereksinimi
olan kadınlara ve çocuklara yönelik psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda
danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunmak ve yararlanabilecekleri sosyal hizmet
kuruluşları konusunda bilgilendirerek gereksinim duydukları hizmet türüne en kısa
zamanda ulaşmalarını sağlamak amacının gerçekleştirilmesi, kadın ve çocuğa
yönelik istismarın önlenmesi, kadınların toplumda statülerinin yükseltilmesi,
çocukların yüksek yararının gözetilmesi hedefine ulaşılabilmesi için ücretsiz hizmet
vermesi amacı ile kullanıma açmıştır. Hat Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’ne
bağlı olarak çalışmaktadır.
184
SHÇEK bu hizmeti 7 gün 24 saat kesintisiz olarak
ihtiyaç sahiplerine vermektedir. Risk altında bulunan kadın ve çocukların hizmete en
kolay şekilde ulaşmalarını hedefleyen bu hizmet ile acil durumlarda il sınırları
içindeki emniyet, jandarma ve sosyal hizmet müdürlükleri ile irtibata geçilerek
ihtiyaç sahibine hızlı ulaşım sağlanması amaçlanmıştır.
180
30/5/1997 - KHK - 572/5 md
21/1/2000 - KHK - 594/1 md
182
1/7/2005-5378/26 md.
183
1/2/2007-5579/1 md.
184
http://shcek.gov.tr/alo-183-aile-kadin-cocuk-ve-ozurlu-sosyal-hizmet-danisma-hatti.aspx
181
69
Bu hattı arayarak bilgi edinilen konular kuruluş bakımı, evde bakım
hizmetleri, kadın konukevleri, geçici barınma, evlat edinme, koruyucu aile, yaşlı
aylığı, yaşlı dayanışma hizmetleri, özürlü kimlik kartı, özürlü aylığı, yasal haklar,
kreş ve gündüz bakımevi, çocuk ve gençlik merkezi, aile danışma hizmetleri, toplum
merkezi hizmetleri, ayni- nakdi yardım, iş talebi, ihmal ve istismar, genel bilgi,
gönüllü hizmetler, bağışlar, sağlık hizmeti talebi konularından oluşmaktadır.
Tablo 2.Alo 183 Hattı Danışma Konu Dağılımları
2009
2010
Kadın Konukevi
3971
5066
Geçici Barınma
178
387
Yasal Haklar
3375
2563
Aile Danışma Hizmetleri
694
560
İhmal ve İstismar
1183
1012
Genel Bilgi
2228
2327
Sağlık Hizmetleri Talebi
3561
3465
Kaynak: http://www.shcek.gov.tr/2010-yili-aralik-ayi.aspx
SHÇEK Alo 183 hattını 2009 yılında arayan kişilerden 3971 tanesi kadın
konukevleri, 178 tanesi geçici barınma, 3375 tanesi yasal haklar, 694 tanesi aile
danışma hizmetleri, 1183 tanesi ihmal ve istismar, 2228 tanesi genel bilgi alımı ve
3561 tanesi sağlık hizmetleri hakkında bilgi talebinde bulunmuştur. 185 2010 yılında
ise kadın konukevleri hakkında bilgi almak için 5066 kişi, geçici barınma için 387,
yasak haklar için 2563, aile danışma hizmetleri için 560, ihmal ve istismar hakkında
bilgi talebi için 1012, genel bilgi alımı için 2327 ve sağlık hizmetleri talebi ile 3465
kişi hattı arayarak bilgi sahibi olmuştur. 186
SHÇEK’e bağlı Kadın Konukevleri Yönetmeliği’ne göre hizmet veren kadın
konukevleri fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik şiddete uğrayan kadınların psikososyal ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi sırasında varsa çocuklarıyla birlikte
185
186
http://www.shcek.gov.tr/2009-yili-aralik-ayi.aspx
http://www.shcek.gov.tr/2010-yili-aralik-ayi.aspx
70
ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet
kuruluşları olarak nitelenmektedir.
SHÇEK’e bağlı kadın sığınma evleri 2003 yılına kadar toplam 8 iken 2008
yılında 23’e 187, 2009 yılında 29’a ve 2010 yılında 43’e ulaşmıştır.188
SHÇEK’in aileye yönelik hizmetlerinden biri de aile danışma merkezi
hizmeti, diğeri de toplum merkezi hizmetidir.
Ülkemizde 2009 yılında 20000 kişi, 2010 yılında 19039 kişi aile danışma
merkezinden hizmet almış; 116137 kişi 2009 yılında toplum merkezlerinden
faydalanmış, 2010 yılında ise toplum merkezlerinden 114373 kişi faydalanmıştır.
Tablo 3. Merkezlerin Sayıları
Aile Danışma
Merkezleri
Toplum Merkezleri
Sayı
45
Sayı
48
86
85
Kaynak: www.shcek.gov.tr
2009 yılında 45 olan aile danışma merkezi sayısı 2010 yılında 48’e
yükselirken, 2009 yılında 86 olan toplum merkezi sayısı 2010 yılında 85’e
gerilemiştir.
Tablo 4. Belirtilen Hizmetlerden Yararlanan Kişi Sayısı
2009
Aile Danışma
Merkezi
Toplum Merkezi
2010
20.000
19.039
116.137
114.373
Kaynak: www.shcek.gov.tr
2.3.2. Aile Mahkemeleri ve Aile Mahkemelerinin Aile Birliğinin Korunmasına
Yönelik Uygulamaları
Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu ve Anayasa’nın Devletin ailenin
korunması konusunda görevlerinin olduğuna hükmetmesinin önemi ve sonuçlarına
daha önceki bölümlerde ayrıntılı olarak değinilmiştir. Devlet kendisine verilen bu
187
Handan SEZGİN ve Nevzat ALKAN, ”Kadın Sığınma Evleri”, İstanbul Barosu Dergisi Sayı
2009/2 s. 742
188
http://www.shcek.gov.tr/2009-yili-aralik-ayi.aspx
71
görev temeline bağlı kalınarak hazırlanan aile mahkemelerinin kuruluşu ile ilgili yasa
tasarısının gerekçesini aşağıdaki gibi açıklamıştır;189
“Ülkemizde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre aileye ilişkin
dava ve işler halen genel mahkemelerde görülmektedir. Bu
mahkemeler, aileye ilişkin davaların yanı sıra diğer hukuk
davalarına da bakmak durumunda olup, ayrıca aile ile ilgili
uyuşmazlıkların çözümünde ihtiyaç duyulan, psikolog, pedagog ve
sosyal çalışmacı mahkeme bünyesinde bulunmamaktadır. Buysa,
mevcut mahkemelerin aile hukukundan doğan dava ve işlerin
çözümlenmesinde kendilerinden beklenen işlevi yeterince yerine
getirmesine engel olmaktadır(…) Tasarıyla kurulması öngörülen ve
bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı bulunan aile
mahkemeleri, aile hukukundan doğan dava ve işleri, taraf1ar
arasındaki karşılıklı saygı, sevgi ve hoşgörünün korunması ilkesini
gözeterek, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak, eşlerin ve
çocukların karşı karşıya oldukları sorunların sulh yoluyla çözümünü
sağlamaya çalışacaktır. Böylece, yargılama görevinin yanında
toplumun temel taşı olan ailenin korunmasına yönelik koruyucu,
eğitici ve sosyal ön1emler alma gibi önemli işlevleri de yerine
getirecek olan aile mahkemelerinin kurulması amacıyla bu Tasarı
hazırlanmıştır” .
Bu amaçlar ile kurulan aile mahkemeleri toplumda genel olarak bilinen
“boşanma mahkemesi” algısının dışında ailenin korunması amacı ile yetişkinler ve
çocuklar hakkında koruyucu, eğitici ve sosyal önlemleri alabilme yetkisine sahiptir.
4787 Sayılı ilgili kanunun 6. maddesinin 1(a) bendine göre
“aile mahkemesi hakimi, diğer kanunlardaki görevler saklı kalmak
üzere görev alanına giren konularda ve yetişkinler hakkında evlilik
birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda eşleri uyararak
gerektiğinde uzlaştırır”.
189
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
B.O2.0.KKG.0.10/101-.438/2600, 13/05/2002, Ankara
72
Tasarısı, Sayı :
Aynı kanunun 7.maddesi uyarınca aile mahkemeleri,
“önlerine gelen dava ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden
önce, aile içinde karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması
bakımından eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları
tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü, gerektiğinde
uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder”. 5. maddeye göre ise bu
uzmanlar psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdır. 190
Bunun dışında aynı kanunda 6. madde’de “Koruyucu, Eğitici ve Sosyal
Önlemler” başlığı altında aile mahkemesine yetişkinler ve çocuklar hakkında şu
tedbirleri alabileceği sıralanmıştır;
Yetişkinler hakkında;
- Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda eşleri
uyararak, gerektiğinde uzlaştırmaya,
- Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden
doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli
önlemleri almaya,
- Resmi veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzur
evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye,
- Bir meslek edinme kursuna veya uygun görülecek bir eğitim
kurumuna vermeye,
Küçükler hakkında;
- Bakım ve gözetime yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda gerekli
önlemleri almaya,
- Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunan veya manen terk
edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve babadan alarak bir aile yanına
veya resmi ya da özel sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklara
mahsus kuruma yerleştirmeye,
190
Eray KARINCA, “Sorularla Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet”, Türkiye Barolar Birliği
Yayınları:179, Sorularla Hukuk Dizisi: 7, Ankara, 2010, s. 61
73
- Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri
almaya,
- Genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül, müessese
veya işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek sahibi
birinin yanına yerleştirmek.
Aile
mahkemesince
bu
tedbirlere
hükmedilmesi
halinde
mahkeme
uzmanlarından biri veya birkaçı tedbirin uygulama ve izleme sürecinde
görevlendirilebilir. Uzmanlar tarafından izlenen tedbirlerin aile yönünden fayda
sağlayıp sağlamadığı, aile için ne gibi müdahaleler gerektiği tespit edilmesi amacıyla
önemlidir. Gedikli, bu madde kapsamında düzenlenen kuralların henüz boşanma
davasına konu olmayan evlilikleri korumaya yönelik olduğunu ifade etmiştir.191 Bu
durumda aile mahkemelerinin aile birliğinin devamı ile ilgili olarak yapıcı
çalışmalarının sağlanabileceği açıktır. Ancak Karınca’nın belirttiği gibi 4787 sayılı
yasanın 6. maddesindeki önlemlere hemen hemen hiç karar verilmemekte,
uzmanlardan bu önlemlerin “takip ve yerine getirilmesinde” maddenin son
fıkrasındaki açık hükme karşın yararlanılmamaktadır.192 Ankara 8. Aile Mahkemesi
Hakimi Eray KARINCA verdiği bir kararı ile ilgili olarak şunları ifade etmektedir; 193
“Bir ailenin boşanma davası vardı. Kadın, 20 yıldır içki içerek
kendisini döven, daha sonra da felç olan kocasından boşanmak
istiyordu. Uzmanlarımı görevlendirdim. Etimesgut’ta gecekonduda
yaşayan bir aile. Bir rapor geldi; ‘Bu kadın, hem ekonomik, hem
biyolojik olarak bitmiş. Ev, çöp ev haline gelmiş, bir minderin
üzerine felçli adam yatırılmış, komşular bir tas çorba verirlerse
bunu
içiyorlar’
deniyor.”
Etimesgut
Belediyesi’ne,
Sağlık
Müdürlüğü’ne ve SHÇEK’e yazı yazdım. Kurumlar, hakikaten bu
191
GEDİKLİ H., a.g.e. s. 32
Eray KARINCA, Radikal Gazetesi, 25/04/2010
193
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=14515804
192
74
olayda gereğini yapmışlar. 6 ay sonra, bu hanım geldi. Üstü başı
değişmiş, düzgün kıyafetli. Adamı güzel giydirmişler, bir tekerlekli
sandalyeye oturtmuşlar. Boşanma davasından da vazgeçtiler.
Demek ki bizim elimizde uzmanlarımız var, bu uzmanlar ile sorun
çözer niteliğe dönüşebileceğiz”
Uygulama kapsamında kanundaki bu tedbirler değerlendirildiğinde ise
çocukların bakım ve gözetimine yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda
mahkemelerin önlem aldıkları ancak belirtilen diğer tedbirler ve yanı sıra bunun
dışında yetişkinler hakkında alınabilecek tedbirlerin gerek yeni uygulamalar olmaları
gerekse
önem
ve
ihtiyacının
yeterince
anlaşılamamış
olmasından
dolayı
hükmedilmediği açıktır halbuki kanun bu tedbirlerin uygulanması ve takip
edilmesinin de mahkeme uzmanları tarafından yapılmasını hükmetmektedir.
Böylelikle amaç ailenin yakından takibinin yapılarak aile birliğinin korunmasını
sağlamaktır.
Aile mahkemesi uzmanları kendilerine hakim tarafından havale edilen
dosyalarda amaca uygun olarak taraflar ile görüşmeler yapmakta, tarafların ev, iş,
okul çevresinde çeşitli incelemeler yapmakta ve sonucunda mahkemeye ailenin
ihtiyaçlarını ve sorunlarını tespit edip çözüm önerileri sunan bir rapor
düzenlemektedirler. Uzmanlar bu raporda öncelikle ailenin korunması amacı ile
aileye müdahaleyi belirlemekte, çocuğun yüksek yararını göz önünde bulundurarak
öncelikle aile içinde çocukların yaşamlarının sağlık ve refah içinde olmasını da
değerlendirerek raporlarını sonuçlandırmaktadır. Mahkeme uzmanları aile için
gerektiği durumlarda yasalarda belirtilmiş olan tedbirleri mahkemenin uygulamasını
önerirken bazen tedbir önermeyebilirler. Aile mahkemesi uzmanlarının verdiği rapor
verilecek karar hakkında önem arz etse de hakimi tamamen bağlayıcı bir niteliği
yoktur.
Aile mahkemesi hakimi çalışan uzmanlardan kanunda yer alan çocuklar ve
yetişkinler için uygulanabilecek olan tedbirlere hükmedilmesi halinde bu tedbirlerin
izleme süreci için görevlendirme yapabilir. Uzmanlar verilen tedbirin aile ya da
kişinin yaşantısında yarattığı etkiyi mahkemeye bildirmek ve aile için yapılabilecek
müdahalelerin şekillenmesinde yardımcı olmak amacı ile çalışabilirler.
75
Aile Mahkemeleri kendisine yasa ile verilen bu görev ve işler dışında ailenin
korunması ile ilgili olarak 4320 sayılı AKHK’un uygulayıcısı durumundadır.
Kişilerin bireysel başvuruları veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine
mahkeme aile fertlerinin şiddetten korunması için gerekli tedbirleri uygulamaktadır.
Aile mahkemelerinin bu konudaki görev ve işlevleri daha önceki bölümlerde
açıklandığından bu bölümde tekrar edilmemiştir.
76
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AİLE BİRLİĞİNİ KORUMASINA YÖNELİK UYGULAMALAR
AÇISINDAN NİTEL BİR ARAŞTIRMA
3.1.Konu, Amaç ve Süreç
Aile ve aile birliğinin korunması kavramı ortaya çıkışından bu yana öncelikle
kadınların ve kadın çalışmalarının konusu olmuştur. Ülkemizde 1980’li yıllardan bu
yana görülmekte olan kadınlar için hak mücadelesi aile birliğinin devamının
sağlanmasında önem arz etmektedir. Aile birliğinin yapısının bozulmasının ve
ailenin dağılmasının önemli gerekçelerinden bir olan ve ülkemizde kimi bölgelerde
töre kaynaklı, kimi yerlerde ahlak ve öğrenilmiş değer olarak devam eden şiddet son
yıllarda önemli sayılarda kadın ölümleri ile sonuçlanmaktadır. Uygulanmakta olan
yasaların eksiklikleri ve yasa uygulayıcıların ihmalleri neticesinde engellenemeyen
şiddet hem mağdur kişiye hem topluma hem de aile birliğine zarar vermektedir. Bu
nedenle aile birliğinin ve ailenin korunmasına dair politikalar ülkemizde sayısı
günden güne artan kadın cinayetleri ile önemini pekiştirmiştir. Ailenin korunması
veya aile bireylerinin şiddet karşısında kanun tarafından korunması konusunda
kamusal politika niteliğinde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.
Araştırmanın kapsamında ilgili kanundan faydalanmış olan kadınların aile ve
aile birliğine bakış açılarının değerlendirilmiş, yararlanmış oldukları kanundan
beklentilerinin ne ölçüde karşılandığı, korunma kararı sonucunda aile birliklerindeki
değişim süreci öğrenilmiştir. Bu çalışmanın amacı; AKHK’dan faydalanmış olan
kadınların aile ve aile birliğine bakış açılarını değerlendirmek, aile birliğini tehlikeye
düşüren nedenleri araştırmak, yasal hakları konusundaki bilgilerini anlamak ve buna
bağlı olarak yasadan beklentilerini anlamak ve yasanın aile birliği konusunda aileye
sağladığı sonucun değerlendirilmesinin yapılması ile kanunun değerlendirilmesi ve
konu ile ilgili yeni politika ve programlar üretilmesine katkıda bulunmaktır.
77
3.2.Evren ve Örneklem
Bu çalışma Isparta Aile Mahkemesi’nden AKHK’dan faydalanmak suretiyle
hizmet alan kadınlardan gönüllülük esasına göre araştırmaya katılmak isteyen 15
kadın ile kendi evlerinde 01 Nisan- 30 Mayıs 2011 tarihleri arasında her bir görüşme
45- 60 dakika arasında değişen sürelerde yapılan görüşmelerden elde edilen veriler
ile düzenlenmiştir.
Tablo 5.Yıllara Göre Görüşme Yapılan Kadın Sayıları
Yıl
Isparta İli
Kadın
Nüfusu
Isparta İli
Evli Kadın
Nüfusu
Korunma
Talebi Alan
Kadın Sayısı
203383
107934
2008
206008
108999
2009
205826
109187
2010
Kaynak: TUIK nüfus bilgileri194
209
316
312
Korunma
Talebinde
Bulunan
Kadın
(Yüzde)
% 19
%28
%28
Görüşülen
Kadın
Sayısı*
3
5
7
Isparta ilinde 2008 yılında 203383 kadın nüfusu bulunmaktadır ve bu
kadınların 107934 tanesinin medeni durumu evlidir. Aynı yıl içinde 209 kadına
korunma tedbiri verilmiştir.
Örneklemin belirlenmesinde ilk aşamada 2008 yılında Isparta’da kadın
nüfusunun 203383 ve evli kadın nüfusunun 107934 olduğu ve bu kadınlardan 209
tanesinin korunma tedbirinden faydalandıkları öğrenilmiştir. Buna göre Isparta’da
bulunan evli kadınların % 19’unun korunma tedbiri aldıkları ortaya çıkmıştır.
Yapılan çalışmada korunma tedbiri alan kadınların %1.43’üne ulaşılmış ve 2008 yılı
için 3 kadın ile görüşme yapılmıştır. 2009 yılında Isparta’da kadın nüfusunun
2006008 ve evli kadın nüfusunun 108999 olduğu ve bu kadınlardan 316 tanesinin
korunma tedbirinden faydalandıkları öğrenilmiştir. Buna göre Isparta’da bulunan evli
kadınların %28’inin korunma tedbiri aldıkları ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmada
korunma tedbiri alan kadınların %1.58’ine ulaşılmış ve 2009 yılı için 5 kadın ile
görüşme yapılmıştır. 2010 yılı içinde kadın nüfusunun 205826 olduğu, evli kadın
nüfusunun 109187 olduğu ve aynı yıl 312 kadının korunma tedbiri aldıkları
öğrenilmiştir. Buna göre Isparta’da bulunan evli kadınların %28’inin korunma tedbiri
194
http://tuikapp.tuik.gov.tr/adnksdagitapp/adnks.zul
* 2008 yılında tedbir almış olan kadınlardan 12, 2009’da tedbir almış kadınlardan 32, 2010 yılında
tedbir almış kadınlardan 53 tanesi ile iletişime geçilmiştir.
78
aldıkları ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmada korunma tedbiri alan kadınların
%2.24’üne ulaşılmış ve 2010 yılı için 7 kadın ile görüşme yapılmıştır.
Kadınların telefonla ya da adreslerine gidilerek ulaşmanın güç olması,
kadınların aile yaşamları ile ilgili olan bu konu ile ilgili beyanda bulunmak
istememeleri ve kadınların önemli bir kısmının araştırmaya katılmamak istememesi
nedenleriyle örneklem olarak 15 kadın alınmıştır. Adalet Bakanlığı’ndan araştırmada
Isparta ile için ayrıntılı sayısal verilerinin kullanılması ve mahkeme kararlarının
incelenmesi için izin alınamaması nedeniyle yalnızca kadınların gönüllülük esası ile
katılımı sağlanarak yapılmıştır.
Araştırmada kullanılan soru kağıdı ile açık uçlu sorular oluşturulmuş ve
kadınların adreslerine bizzat gidilerek görüşmeler yapılmıştır. Soru formundaki
sorular soru- cevap şeklinde değil sohbet şeklinde yapılmış, soru kâğıdındaki
sıralama takip edilmemiş, sorular yapısı ve içeriği göz önünde bulundurularak kişiyi
yönlendirmeden sorulmuştur.
3.3.Yöntem ve Teknik
Bu çalışmada AKHK’dan faydalanmış olan kadınların konu ile ilgili bakış
açıları belirleyici olmuştur. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma ile kategorik
bağlamsal çözümleme tekniği195 kullanılarak sınanmıştır. Araştırmada kullanılan
görüşme formunda 18 soru yer almaktadır. Görüşme formunun 5 sorusu kişinin
kendisi ve genel yaşantısı ile ilgili sosyo- demeografik verilerin elde edilmesi amacı
ile sorulmuştur. Diğer sorular da kadının aile ve aile birliği hakkındaki görüşleri,
korunma talebini isteme, kanundan yararlanma süreci ve gelecek ile ilgili beklentileri
hakkında bilgi alınabilecek kapsamda sorulardan oluşmaktadır. Araştırma verileri
önce yazılı bir metin haline getirilmiş sonra elde edilen veriler kategorilere ayrılmış,
alt metin ve temalar belirlenmiş ve sıralanmıştır. Sıralamada görüşülen 15 kişinin
ifadeleri ve belirlenen alt başlıklar değerlendirilmiştir.
195
Bu teknikte öncelikle oluşturulan derinlemesine mülakat çözümleme modeline uygun olarak elde
edilen veriler yazılı bir metin haline getirilmiş sonrasında araştırma problemleri ve teoriden çıkarılan
ana başlıklar altında elde edilen veriler kategorilere ayrılmıştır. Kategoriye ayrılmasının ardından alt
metin ve temalar belirlenmiştir. Görüşülen kişilerin ifadeleri tüm başlık ve alt başlıklar ile
değerlendirilmiştir. Hangi ifadenin kime ait olduğu (A.E.) gibi kısaltma verilerek gösterilmiştir. Daha
ayrıntılı bilgi için Amila Lieblich, Rivka Tuval vd. “Narrative Research”, Suge Publication,
California, 1998
79
3.4. Araştırma Bulguları
Bu çalışmanın bulguları Isparta ilinde toplam 15 kadın ile görüşülerek elde
edilmiştir. Kadınların sosyo- demografik bulguları ve araştırma konusu ile ilgili
görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır.
3.4.1. Sosyo- Demografik Veriler
Çalışmanın bu bölümünde alınan yanıtlar çerçevesinde katılımcıların
demografik özellikleri (yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, sosyal güvenlik
durumu, çocuk sayısı) incelenecektir.
Tablo 6. Katılımcıların Sosyo- Demografik Nitelikleri196
Kişi
Yaş
Medeni Durum
B.A.
29
Z.C.
46
Evli
Ayrı yaşıyor
Bekar
A.K.
29
A.U.
A.Z.
33
48
L.E.
32
T.K.
E.K.
31
43
S.L.
25
K.E.
F.A.
59
23
Evli
Ayrı yaşıyor
Bekar
Bekar
H.K.
27
Bekar
N.G.
S.H.
37
44
Bekar
Bekar
R.L.
42
Bekar
Evli
Ayrı yaşıyor
Bekar
Bekar
Evli
Eşi ile yaşıyor
Bekar
Bekar
Eğitim
Durumu
İlkokul
mezunu
Üniversite
mez.
İlkokul
mezunu
Lise mezunu
İlkokul
mezunu
Üniversite
mez.
Y.L. mezunu
İlkokul
mezunu
Lise mezunu
Çalışma
Durumu
Ev Hanımı
Sosyal
Güvenlik
SSK (Eş)
Çocuk
Sayısı
2
Kamu Personeli
E.Sandığı
1
Ev Hanımı
SSK (Eş)
2
İşçi
Ev Hanımı
SSK
Yeşil Kart
1
2
Kamu Personeli
E. Sandığı
1
Kamu personeli
Ev Hanımı
E. Sandığı
Yeşil Kart
Yok
3
İşçi
SSK
Yok
Lise mezunu
İlkokul
mezunu
İlkokul
mezunu
Lise mezunu
İlkokul
mezunu
İlkokul
mezunu
Emekli
Gündelik İşçi
E. Sandığı
Yok
2
1
Ev Hanımı
Yeşil Kart
2
Gündelik İşçi
Ev Hanımı
Yok
Yeşil Kart
2
3
Ev Hanımı
Yeşil Kart
2
Görüşülen kadınların 3 tanesi 23- 28 yaş grubundan, 5 tanesi 29- 34 yaşları
arasında, 1 tanesi 35- 40 yaş diliminde ve 6 tanesi de 41 yaş ve üzerindedir.
196
TMK m.173’e göre “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur”
denilmektedir. Buna göre araştırmada bekar olarak geçen kadınlar boşanmış kadınları ifade
etmektedir.
80
Araştırma sürecinde görüşme yapmak amacı ile kadınlardan randevu alındığında orta
yaş diliminde sayılabilecek 35- 40 yaş dilimindeki kadınların çalışmaları nedeni ile
evde bulunamayacaklarını ifade ettiklerinden o dilimde görüşme yapılan kadın sayısı
en az düzeyde kalmıştır. 41 yaş ve üzeri kadınlardan evde bulunmaları nedeniyle
görüşme randevusu kolaylıkla alındığından araştırmada görüşülen 41 yaş ve üzeri
kadın sayısı fazladır.
Kadınların 3 tanesinin evli olduğu ancak halen boşanma davasına devam
etmekte olduğu, 1 tanesinin evli olduğu ve eşi ile birlikte yaşadığı, kalan 11 kadının
da boşanmış ve halen bekar olduğu öğrenilmiştir.
Görüşülen kadınlardan 8 tanesinin ilkokul mezunu olduğu, 2 tane kadının
üniversite mezunu olduğu ve 1 kadının da yüksek lisans mezunu olduğu, 4 kadının
da lise mezunu olduğu bilgileri edinilmiştir.
Görüşülen kadınların 7 tanesinin çalışmadığı ve ev hanımı olduğu, 2 tanesinin
gündelik işlerde çalıştığı, 3 tanesinin kamu personeli, 2 tanesinin işçi olduğu ve 1
tanesinin de emekli olduğu tespit edilmiştir.
Katılımcıların 5 tanesinin Yeşil Kart hizmetinden faydalanmakta olduğu, 4
tanesi Emekli Sandığı’na tabi bulunduğu, 2 tanesi eşinin üzerinden SSK ve 2 tanesi
kendi çalışması ile SSK’dan sosyal güvenlikten faydalanırken 2 tanesinin hiçbir
sosyal güvencesinin olmadığı görülmektedir.
Kadınlardan yalnızca iki tanesinin çocuğu yoktur. Dört kadının 1 çocuğa
sahip oldukları, yedi kadının 2 çocuğa ve 2 kadının 3 çocuğa sahip oldukları ve 2
kadının çocuk sahibi olmadıkları belirlenmiştir.
3.4.2.Araştırma Bulguları
Araştırma kapsamında Isparta Aile Mahkemesi tarafından eşlerinden
gördükleri şiddetin ardından haklarında korunma kararı verilen 15 kadın ile yapılan
görüşme ve görüşmelerin içerik analizi aşağıdaki tabloda görülmektedir.
81
Tablo 7. Çözümlemenin İçeriği
Ana Başlık
Aile ve Aile Birliğine
Yüklenen Anlamlar
Tema ve Alt Başlık
Aile yapısı içinde var olması
gereken duygular, çocuk
İçerik
Dürüstlük
Sorumluluk
Fedakarlık ve anlayış,
Sevgi, saygı ve güven
Ailenin Korunması
Kavramı
Aileyi koruyan kişi ya da kişiler,
ailenin korunmasında devlet
etkeni
Ailenin korunması için kadınların
gereksinim duyduğu etkenler
Aile danışma merkezi
Aile Birliğini Tehlikeye
Düşüren Nedenler
Kötü muamele ve erkeğe yönelik
geleneksel bakış açısı
Şiddet ve ensest
Yasal haklar konusunda bilinç
durumu, korunma tedbiri
uygulama süreci,
Sorunların niteliğinin analizi,
şiddetin anlamları ve türleri
Boşanma veya ayrı yaşama
sürecine girilmesi, bir arada
yaşama devam etme
Memnuniyet ve kaygı
Ailenin sonlandırılması veya
ailenin devamına karar verme
sürecinin değerlendirilmesi
Geleceğe ait duygu ve düşüncelerin
analizi
Korunma talebi süreci ve
dinamikleri
Korunma tedbiri uygulama
süreci
Tedbir süreci ve
sonrasında fikirler
Eşin evden uzaklaştırılması,
savcılığa veya karakola şikayet
bilgilerinin değerlendirilmesi
3.4.2.1. Aile ve Aile Birliğine Yüklenen Anlamlar
Kadınların aile ve aile birliği tanımlarının incelenmesinde oluşturulan ilk
çözümleme içeriği aile ve aile birliğine yönelik kadınların bakış açılarının
değerlendirilmesidir.
Z.C. “Aile sevgi bütünlüğü sağlanan, fedakarlık ve saygı gerektiren bir
oluşum; anlayış, birlik ve beraberlik. Çocuk şart değil aile için ama aileyi daha
mutlu kılması için çocuk olmalı. Bence çocuk aileyi güçlendiren ve bir arada tutan
eşler arasında ortak bir nokta bence. Kızım aileyi babası yanımızda olmadığından
“biz aile değiliz” diyor. Geniş aile ya da akrabalıklar ilişkiler üzerinde otorite ve
sorumluluk sağlıyor. Tek ebeveynli aile de, nikahsız birliktelikler de ailedir. Mühim
olan birbirinin sorumluluğunu taşıyabilmektir. ”
N.G. “Bence aile eşlerin ve çocukların birlikte oldukları, birbirlerini
sevdikleri, kötü davranmadıkları bir yapıdır. İki kişi evlendiğinde yalnız
kalabilmelidir ki yeni bir aile olsunlar. Eski büyük aileler geçmişte kalmış, şimdiki
zamanda onlar devreye girince yürümüyor evlilikler. “
A.K. “Bence aile önce birbirlerini sevmedir. Sonra sevgi yetmiyor ya yani
bizim ailede yetmedi sevgi, o zaman da saygı olması lazım. Her şeyiyle sevmişsin
82
işte, sonra da saygı duymayı bileceksin. Değiştirmeye çalışmayacaksın, birbirine
uymaya çalışacaksın. Aile birbirine uyabilmek aynı zamanda. “
S.L. “Bence aile güven demek. Herkesin birbirine sonuna kadar güvenmesi
demek. Mesela ben vardiyalı çalışırdım, o hiç çalışmazdı. Bana nereye gittiğin belli
değil derdi. Kötü şeyler yapmaktan geliyorsun derdi halbuki gittiğim yer belli, işe
gidiyorum. Önce güven lazım. Zaten güven olursa saygı, sevgi her şey olur. Mutlu
olursunuz. “
B.A. “Aile bence anne baba ve çocuklarla var olur, bir bütün olur. Baba
herkesi koruyan kollayan kucak açan biri olmalı, bizimki gibi değil. “
A.U. “Onu sevdiğimden yaşamaya başladık. Aslında sevgidir aile ama sonra
sevgi bitti bizde. Çocuklarını seven baba, anne aileyi aile yapar. Başka da bir şey
değil zaten aile. “
R.L. “Aile o evde yaşayan tüm herkesin birbiri için bir şeyler yapması bence.
Ortak bir şeyler, herkesin faydasına bir şeyler. İnsanların sadece kendini düşünmesi
değil. Aile birliği hep birlikte olmak demek. Yemek yerken, düğünde, bayramda, iyi
kötü her gün bir arada olmak demek. Kötü bir şey olduğunda biri ilgilenmezde aile
birliği yok olmuş olur. Akşam yemeğinde koca eve gelmezse, gecenin bir vakti gelirse
aile birliği yoktur o evde. Aile hep birlikte olmak demek. “
A.Z. “Bence aile mutlu bir yuva. Herkesin mutlu olduğu, çocuklara da
mutluluğun verildiği olması gereken bir şey. Aile birliği aile bireylerinin ortaklığıdır.
Birlikteliğidir. İyi kötü her konuda birbirleri için bir şeyler yapabilmeyi istemesidir.”
T.K. “Aileyi tam bilmiyorum aslında. İnsanın mutlu, huzurlu olduğu bir
yerdir herhalde. Herkesin kendi gibi olduğu bir yer. Aile özgürlüktü evlenmeden
önce şimdi eşimin ailesi ile yakın oturuyorduk ve hem bana hem eşime çok
baskıcıydılar. Ben iki kişilik aile olmak isterdim. Hem ikimiz yan yana hem onun
ailesi ile geniş aile gibi samimi ve mutlu. Aile bir tanedir. Kararları ortak almamız,
anlayışla saygıyla sürdürülen birlikteliktir.”
L.E. “ana- baba ve çocukların her zaman hep birlikte olması aile bence. Aile
birliği de aile olunca devam ediyor. Aile birliği için herkesin sorumluluklarını yerine
getirmesi, birbirine düşkün olması gerekiyor. ”
83
S.H. “Evlenirken aileden sevgi bekliyordum. Çünkü çok severek evlenmiştim.
Sonra sevginin yetmediğini düşünüm. Eşim benim özverimi, sevgimi kullandı hep
kendine. Aile saygı ve sorumluluk içinde olmalı. Eşler hem birbirlerini hem de
çocukları düşünmeli. Hem kadının hem erkeğin çocuklarına, birbirlerine sıkı sıkı
kenetlenmeleri aile birliği. Birlikte var olmak, bir şeyler yapmaktır. Aile olduğunun
bilincine varmaktır aile birliği.”
E.K. “aile herkesin birbirini koruması demek. Kadınlar ailede hep yalnız
mücadele ediyorlar. Çocuklarla birlikte her zaman aynı çatı altında olmak aile
birliğidir. Bizde olmayan şey aile birliğidir.”
K.E. “aile en başta karşılıklı güveni ve dürüstlüğü içermeli. Sevginin olduğu
yerde güven ve dürüstlük vardır. Kendini geri çekerek aile olunmaz. Aile çocuklara
sadece para vermek değil, çocuklara ana babalık yaparak aile birliği devam eder."
F.A.”maddi ve manevi olarak hep birlikte olmak aileyi oluşturur. Bu
duygular devam ettikçe aile birliği de devam eder zaten. Çocuk olmadan ben kendimi
tam aile gibi görmüyordum.”Çocuk da aile birliği için önemli.
H.K. “ hayatta her şeyi beraber yapmak evlendiğin kişiyle aile olmayı sağlar.
Ailede kişiler saygılı ve sevgi dolu olmalı, başka türlü aile birliği de olmaz zaten. ”
Yapılan görüşmelerde kadınların büyük çoğunluğunun ailenin oluşmasında ve
devam etmesinde sevgi, saygı ve güven duygularının olmasının şart olduğunu
vurguladıkları, karşılıklı fedakârlığın ve güvenin de ailenin devamının sağlanmasında
mutlaka olması gerektiğini vurguladıkları görülmüştür. Görüşülen kadınların
birçoğunda çocuğa verilen önem açıktır. Çocuk faktörü kadınlar tarafından ailede
olması gereken bir varlık, aileyi tamamlayıcı ve ailede kişilerin sorumluluklarını
arttırıcı faktörlere sahip nitelikte olduğunu düşündükleri anlaşılmıştır.
3.4.2.2. Ailenin Korunması Kavramı
Ailenin
korunması
kavramı
kadınlar
tarafından
değerlendirildiğinde
kadınların ailenin korunması kavramını iki faktöre görev vererek algılamışlardır. Bu
çözümlemeyi yapabilmek için oluşturulan başlıklar şu şekildedir;
- Aileyi koruyan kişi ya da kişiler
84
- Ailenin korunmasında devlet etkeni
Aileyi koruyan kişi ya da kişiler
Görüşülen kadınlar ailenin korunması için her iki eşin de çaba göstermesi ve
sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini, eşlerden birinin tek başına çabasının
aile birliğinin korunmasında yeterli olmayacağını düşünmüşlerdir. Kadınlardan
bazıları ailede yaşayan çocuğun dahi aile birliğini korumak için görev sahibi
olduğunu düşünmektedirler.
R.L. “Aileyi önce eşler korumalı. Yoksa diğer kişiler, devlet falan bir şey
yapamaz aileye. Erkekler ailenin önemini bilmeli. Kadın zaten evini süpürür,
çocuklara bakar gerekirse çalışır aileyi ayakta tutar ama erkekler öyle değil.
Çalışsınlar, yemek yesinler yeter onlara. Aile hem erkek hem kadın tarafından
korunmalı. Şimdi ailede her eşin de çalıştığı bir hayat yaşıyoruz. Herkesin dışarıda
hayatı ve sıkıntıları var. Bu yüzden hem kadın hem erkek korumalı aileyi”.
T.K.”Ailede bir erkeğin de kadının da olması aileyi bütünmüş gibi gösteriyor.
Toplumun alıştığı aile resmi tamamlanıyor. Demek ki her iki eş de aileyi tamamlıyor
ve koruyor bence. Çocuklar karı ve kocanın evliliğine bağlılık kazandırıyor ama bu
da sadece sorumluluk sahibi aile bireylerinin görebileceği bir şey”.
A.U. “Çok genç değildim evlendiğimde ailede ne aradığımı biliyordum. Öyle
olunca aileyi de korumak, devam ettirmek istedim. Benim babam yoktu, ben
küçükken ölmüştü. Annem hep korudu kolladı beni ve kardeşlerimi. Ben yıllardır
fabrikada çalışıyorum, okuyamadım ama çalıştım. Bu annemin babam olmasa da
ailemizi korumasıyla oldu. Aile tabi korunmalı. Çocuklar için korunmalı her şeyden
önce”.
S.H. “Ben kendim olarak ailemi korumak için her şeyi yaptım. Çocuklarıma,
eşime eksiksiz davrandım. İşimi bıraktım onlar için. Eşim de önce fedakârdı ama ne
olduysa sonraları oldu. Sonra da bizi umursamamaya başladı. O da önemseseydi bizi
ailemiz bu hale gelmezdi. Herkes çabalayacak aileyi korumak için. Büyüdüklerinde
çocuklar bile. “
K.E. “aile korunmalı ama önce erkek tarafından korunmalı.”
85
E.K. “Hep beraber yaşıyorken ailede ben kol kanat gerdim çocuklarıma, ben
korudum hepsini de dışardan bir kötülük gelmesin diye. Eve ben baktım. Bir tane
sağlıklı kızım var, özürlü çocukları ona emanet edip çalıştım, ekmek getirdim eve.
Kocam hiç çalışmadı, yattığı yer bile belli değildi onun. Böyle olmamalıydı. Hep
birlikte bir şeyler yapmalıydık, hatta bizi korumak için eşim daha çok çaba
göstermeliydi bence.”
S.L.“Bizim evde kimse aileyi korumadı. Ben kendime zarar gelmesin diye
kendimi korumaya çalıştım. Kocama dedim doktora gidelim, danışmaya gidelim;
gitmedi. Belki gitseydi düzelirdi her şey. O hiç çaba sarf etmedi. “
Z.C. “Aileyi korumak için erkeğin güç olduğunu düşünüyorum. Sıkıntılarda,
sağlık problemlerinde güç olarak erkek, sorumluluk olarak kadının payı var. Bu
yüzden kadınlar aileye daha çok sahip çıkıyor. Toplum şartlarında erkeğin varlığı
aileyi koruyan ve güçlendiren bir faktör. Erkek hayata yardımcı olması bakımından
önemli. Annem ve kızımla yaşamaya başladım boşandıktan sonra. Annemin olması
aile birliğine katkı sağlıyor, sorumluluklarını herkesin yerine getirmesini sağlıyor.
Kızımın ekmek alması, annemin hastalıklarından dolayı düzenli yemek yemek ve
düzenli yaşamak da ailede sorumluluğu devam ettirdiğinden aile korunmuş oluyor.
Sorumluluklarını yerine getirdiği müddetçe her aile bireyi aile koruyor. “
Görüşülen kadınların bazılarında eşlerinin erkek olarak ailenin korunması için
daha önemli bir güç olduklarına dair inançlara sahip oldukları ancak erkekten çok
kendilerinin ailenin bütünlüğünü koruma amacıyla çaba sarf ettikleri görüşünde
oldukları anlaşılmıştır.
Kadınların genelinde konu ile ilgili olarak ataerkil bakış açısının olduğu,
ailenin korunmasında kadının ev içinde görevlerini yerine getirmesinin yeterli
olabileceğini düşündükleri anlaşılmaktadır. Erkeklerin ailenin korunmasında sosyal
etkenlere karşı güç olarak daha fazla yapabileceklerinin olduğu algısı görülmektedir.
Buna göre kadınlar kendilerini ev içinde görmekte, çocukların bakım ve evin genel
düzeninin sağlanmasında görevlerini yerine getirmenin aile birliğinin korunmasında
kendi görevleri olarak görmektedirler.
86
Ailenin Korunmasında Devlet Etkeni
Devlet aileyi korumakla görevlidir ve bu görevini her alanda yerine
getirmekle mükelleftir. Kadınlar ailenin korunmasında devletin müdahaleci
olmasından yana düşüncelere sahiptirler.
Z.C. “Aile için ortak zeminle oluşturularak ailenin önemi topluma
anlatılmalı. Ailenin yaşadığı olumsuz durumlarda devletin aileye müdahalesi olmalı
ama ülkemizde devletin her kurumunun aynı tutarlılıkla aileye bakışı olmadığını
düşünüyorum. Yasal düzenlemeler olsa da hala polis şiddet gören kadını evine
gönderiyor, önemsemiyor.”
T.K. “Ailenin varlığı toplum için ve çocuklarımız için önemli. Ama yarası
olan bir aile değil bahsettiğim. Sağlıklı bir aile var olmaya devam etmesi için
korunmalı. Ülkemizde belki de bu eksik. Yani hep olumsuz bir şeyler olduğunda
müdahale ediliyor, halbuki iyi giden evliliklere de bir şey olmasın diye korunmalı,
yardım edilmeli.”
A.U. “Aileyi koruması da öğretilmeli bence artık insanlara. Hani kurslar
falan da var ya duyuyoruz anne baba karı koca olma kursu falan, onları devlet
vermeli bence insanlara. “
H.K. Aile iki kişi tarafından oluşturulmuşla ve sorun yaşıyorsa bu aile
korunmamalıdır. Ama bireyler birbirine zarar vermemesi için devlet kişileri
birbirinden korunmalı, aile her şartta korunmamalı.
Görüşülen kadınlardan bir kısmı devletin aileyi korumaktan ziyade eşlerin
birbirlerine zarar vermemesini sağlamak olduğunu bu nedenle öncelikle eşlerin
korunması gerektiğini düşünmektedir.
Yapılan görüşmelerde kadınların ailenin korunmasında devletin müdahaleci
olmasından yana düşüncelere sahip oldukları anlaşılmıştır. Ancak bu müdahalenin
ailenin zorla korunmasından yana değil sorunlar ortaya çıkmadan, koruyucuönleyici müdahaleler ile gerçekleşmesi gerektiğini düşünmektedirler.
Ailenin korunması konusunda kadınların devletten beklediği müdahalenin,
sağlıklı aile yapısının oluşturulmasında devletin aileye sağlayacağı destek olduğu
düşünülmektedir. Görüşülen kadınlar, aile bireylerine görev ve sorumluluklarının
87
öğretilebileceği, sorun çözme kapasitelerinin geliştirilebileceği “danışmanlık
hizmetinin” ailenin korunmasında devletin yapabileceği önemli bir yardım olacağını
düşünmektedirler.
Kadınlar, devletin tüm kurumlarının aynı bakış açısı ile aileye yardım
etmelerinin gerekliliğini vurgulamaktadırlar.
3.4.2.3. Aile Birliğini Tehlikeye Düşüren Nedenler
Görüşmede kapsamında aile birliğini tehlikeye düşürüp yapısını bozan hatta
boşanma ile sonuçlanan bir dağılmaya getiren ana faktörler kadınlar tarafından iki
kategoride değerlendirilmiştir. Bu başlıklar şu şekilde oluşturulmuştur;
- Kötü muamele ve erkeğe yönelik geleneksel bakış açısı
- Şiddet ve Ensest
Kötü muamele ve erkeğe yönelik geleneksel bakış açısı
Görüşülen kadınların karı- koca ilişkilerine bakıldığında kadının erkekten
kendisini kıskanma beklentisi içinde olduğu, kadının bu duyguyu sevgi ve ilgi olarak
algıladığı ancak görülen kötü muamele ve sadakatsizliğin aile birliğini bozan
faktörlerden olduğu anlaşılmaktadır.
H.K. “Dayak, küfür, hakaret, içki, gazinolar. Ailemle görüşmemi istemedi,
telefonumu elimden aldı, dışarı çıkarmadı beni. Yaptığı kötü şeyleri görmemi
istemedi bence. İlk zamanlar beni paylaşamıyor sanırdım sonraları anladım öyle
olmadığını. “
S.H. “Bizim ailede ben bağ bahçede çalıştım hep. Eşim beni aldatmaya
başladı. Bana para vermezdi. Herkes isteyince verirdi ben isteyince vermezdi bir tek.
Beni dinlemek istemezdi, ben hizmetçi gibiydim evde. Ben de böyle olunca defalarca
evden ayrıldım ama nereye gideceksin ki zaten geri döndüm geldim çocuklar var diye
bir de ayrı yaşamak zor gelirdi o zamanlar. Olmaz gibi gelirdi. “
T.K. “Bizim ailede eşim babasının dükkânında çalıştığından harçlık alırdı
babasından. Babası sadece sigortasını yatırırdı. Ben düzenli maaşa sahibim. Eşimin
erkeklik gururu incinmesin diye kredi kartımı ve maaş kartımı eşime verdim. Ama
88
eşim maaşımla alkol almaya, gereksiz harcamalar yapmaya başladı. Bana şaka ile
karışık vururdu. Maaşımdan bana neredeyse hiç para vermemeye başladı. Eşime
göre kadın mutfakta ve yatakta lazımdı, ben fazla geldim ona. “
F.A. “Eşimin ilgisizliği, içki içmesi, eve geç gelmesi, kendinden utanması bizi
bitirdi. Beni kızdırdı, üzdü. Onu sevmemeye başladım. “
Kadınların, kıskanılma duygusunun hoşa giden ve bekledikleri bir tavır
olmasından dolayı yaşadıkları duygusal şiddeti fark edemedikleri ancak bu
farkındalığı
ekonomik
şiddet
ve
aldatılmanın
ardından
oluşturabildikleri
anlaşılmıştır. Bunların yanında; kadınların eşlerinden fazla gelire sahip olmalarının
ya da düzenli bir gelire sahip olmalarının kadınlar tarafından erkeğe yüklenen bir
eksiklik olarak algılandığı görülmektedir. Kadınların bu nedenle maaşlarını, kredi
kartlarını tümüyle eşlerine teslim ettikleri ve bu şekilde kocalarını ve onların erkeklik
duygularını incitmeyecekleri fikrine sahip oldukları anlaşılmıştır.
Şiddet ve Ensest
Kadınlar eşleri ile olan ilişkilerinde şiddet görmelerini aile birliğini tehlikeye
düşüren nedenlerden biri olarak adlandırmışlardır. Kadınların birçoğu şiddetin birçok
türüne aile yaşamının farklı evrelerinde maruz kalmışlardır.
A.K. “Kocamın içkisi kumarı yoktur, eskiden vardı şimdi yok. İyi bir adam
gibi görünür. Ama ilgisiz. Cinsellik olunca geliyor eve bana da kötü davranıyor o
zamanlar. Küfür eder bana. Çocuklara etmez. Kirlidir, yıkanmaz. Kavga ederiz hep,
döveriz birbirimizi. Çocuklar da küfür öğrendi küfür ediyorlar. Çocukları da alıp
memlekete gitmek istiyorum.”
S.L. “Beni dövmesi, istemediğim ilişkilere girmek istemesi, attığı iftiralar
başka ne olacak ki en sonunda da bıçakladı zaten, öldürüp kurtulmak istemişti
herhalde, ölmedim. “
K.E. “evlendiğimde önce ailemle küstü, beni de göndermedi. Sonra maaşımı
çekmeye başladı, istediği gibi harcadı. Tartışmalarımız eve geç geldiği için olurdu ve
ben her seferinde birkaç tokat yerdim. ”
Z.C. “eşim şiddet uygulayan bir insan değildi. Boşanmadan birkaç yıl önce
ruh hali değişti ve agresifleşti. Tartışmalarımızda önce eşyalara zarar veriyordu,
89
sonra da bana zarar vermeye başladı. Çocuğumun da bunlara şahit olması beni
evlilikten uzaklaştırdı.”
R.L. “Benim kocam önce bağlıydı eve ve bana ama o arkadaşları yüzünden
içki içmeye, eve geç gelmeye başladı. Nerde olduğunu sorunca da şiddet başladı,
küfür etmeye başladı. Çok sabrettim beni kovmalarına.”
E.K. “Eşimin çalışmaması, eve bakmamasına bile tahammül edebiliyordum
ben. Akrabalar, kardeşlerim yardım ederlerdi bize ama o son tecavüzden sonra
çocuklarımı babalarından korumak istedim ve evden ayrıldım annemin evine gittim
çocuklarla. “
Görüşülen kadınların tümünün evliliklerinin bir döneminde fiziksel şiddete
maruz kaldıkları, bunun yanında bazılarının hayatına kast edilecek şekilde fiziksel
şiddete maruz kaldıkları anlaşılmaktadır.
Kadınlardan bazılarının şiddetin her türlüsüne maruz kaldıkları; çocukların da
var olan kötü durumun etkilerinden yara alarak küfür, aşağılama gibi davranışları
göstermeye başladıkları anlaşılmıştır. Görülmektedir ki aile içinde yaşanan şiddetin
her türlüsü, çocukların şiddeti öğrenmeleri için adeta bir ders olmaktadır. Böylelikle
şiddetin
toplum
yaşantısına
yansımalarının
devam
etmesinin
gerekçeleri
doğrulanmaktadır.
Görüşme yapılan kadınlardan bir tanesinin eşinin engelli çocuğuna yönelik
gösterdiği cinsel şiddeti yaşadığı anlaşılmaktadır. Aile içinde görülen ensestin akraba
ve yakın çevre ile paylaşılmasına rağmen açıklanması ve şikayetçi olunması güç bir
durum olarak algılandığı, kadınların bu duruma yakın çevrenin baskıları neticesinde
katlanmak zorunda kaldığı gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
3.4.2.4. Korunma Talebi Süreci ve Dinamikleri
Görüşülen kadınların AKHK’dan faydalanma süreçleri ve bu süreci etkileyen
faktörler incelendiğinde yasal hakların kadınlar tarafından ne ölçüde bilinerek tedbir
sürecine girildiği ve korunma tedbirinin uygulanması sürecinde kadınların kanundan
beklediği faydanın elde edilme durumu incelenmiş ve Yasal Haklar Konusunda
Bilinç Durumu ve Haklardan Beklentileri başlığında alt başlık oluşturulmuştur.
90
Yasal Haklar Konusunda Bilinç Durumu ve Haklardan Beklentiler
Görüşülen kadınlardan bir kısmı konu ile ilgili haklarını televizyon ve gazete
gibi yazılı ve görsel basın yolu ile öğrenmiş, bir kısmı avukata başvuru yaparak ne
gibi haklara sahip olduğunun bilincine ulaşmıştır. Kadınlardan bazıları ise hakları
konusunda bilgi sahibi değildir ve haklarında hükmedilen tedbir kararları savcılık
tarafından aile mahkemesinden istenen tedbirler olmuştur.
Z.C. “Yasal haklarımı bilerek talep ettim tedbiri. Öncelikle çocuğum için
nafaka davası açarak eşimi korkutmayı düşündüm ama sonra tedbir haklarımı
kullandım. Evimiz her ikimizin de hissesi olan bir evdi. Ben kızımla evden gitmemek
için eşimin evden gitmesini sağlamak için tedbir istedim. Kendim haklarımın tümünü
biliyordum ama avukatım da bana yardımcı oldu. Tedbiri doğrudan aile
mahkemesinden istedim. Savcılığa gidip istemedim ve o an hala eşim olduğundan
ondan şikâyetçi olmadım, eşimin evden uzaklaştırılması kararı verildi.”
B.A. “Korunma işini ben televizyondan duydum. Cinsel ilişki çok zor oluyor
bana, küfür, dayak oluyor. İstemiyorum onu. Ondan kurtulmak evden gitmesini
istedim, gitmiyor da. Ben de evden gitsin diye korunma talebi istedim. Eşim evden
gidince çocukları da alıp memlekete gitmek için evden gitmesini istedim ama
mahkeme hiçbir şey yapmadı”
R.L. “Kadınlar dövülüyor devlet, polis bir şey yapmıyor. Ben televizyondan
aile mahkemesinin kocaları evden uzaklaştırdığını duymuştum. Ondan geldim. Başka
da haklarımı bilmiyorum. “
N.G. “Ben avukata gittim dilekçe yazması için. Bana o söyledi haklarımı.
Evden uzaklaştırma, rahatsız etmeme, korkutmaması için haklarım varmış. “
K.E. “Ben avukata gidince tam olarak öğrendim haklarımı. Televizyonlarda
sabah programlarında çıkıyor avukatlar falan onları dinliyordum az da olsa haberim
vardı bu konulardan. Evden uzaklaştırma, nafaka falan onları biliyordum. “
A.U. “Benim kocam eve alkollü geldi yine, tabi bütün sorunlar devam
ediyordu. Kızdım bağırdım ağladım. Beni çok dövdü, yüzüm gözüm kanadı.
Komşuları çağırdı kızım hastaneye kaldırdılar. Rapor aldım. Savcılığa şikayetçi
oldum. Ben korunma diye bir şey olduğunu bilmiyordum aslında sadece şikayetçi
91
olmuştum eşim beni dövünce, eşimin bana şiddet uygulamamsına karar verildi
sadece ama eşim de ailesinin yanına taşındı.”
T.K. “Ben korunma isterken eşimin evden uzaklaştırılabileceğini duymuştum
tabi önceden gazete ve televizyonlardan. Ev benim üzerime olunca onun evden
gidebileceğini de düşündüm. Belki o gün uğradığım şiddet de bana inanılmasını
sağladı. Çünkü kadınlar korunma istiyorlar da verilmiyormuş rapor yok diye,
duyuyoruz televizyondan bunları. Sonraları eşim bana telefonda hakaret etmeye
falan başladı, kanunda bunları da engellemek mümkünmüş aslında ama sonradan
duydum böyle olabileceğini. Ama zaten savcılığa onu da bildirmiştim, tehdit davası
açıldı devam ediyor. “
S.H. “Ben savcılığa gittim eşimin kızıma yaptıklarını anlattım. Aynı
zamanlarda boşanma davası açtım aile mahkemesine. Ben savcılıkta ifade verdim,
dava açıldı tecavüzden eşime. Oradaki hakim de eşimin evden uzaklaştırılması için
korunma istedi, mahkeme de evden uzaklaştıra kararı verdi.”
H.K. “Ben korunma tedbiri istemedim kendim. Bıçaklanınca dava açıldı,
savcılık istemiş korunma tedbirini, mahkeme eşimin bana korkuya yönelik
hareketlerde bulunmamasına karar verdi, eşim de evden gitti böylece.”
L.E. “Korunma talebim oldu. Aile mahkemesinden avukatım istedi. Çünkü
beni çocuğumu bana vermeden ailemin yanına bıraktı. Ben çocuğumu almak
istiyordum çünkü daha 10 aylıktı, ona süt veriyordum daha. Eşimin bana şiddete ve
korkuya yönelik hareketlerde bulunmamasına karar verildi, bir de çocuğumun
velayeti bana verildi ve nafaka bağlandı çocuğum için.“
F.A. “Eşim beni bir gün çok dövdü. Çocuğumu da alıp annemin evine gittim.
Sonra da hastaneye götürdü annem beni. Orada rapor yazdı doktorlar, polis geldi,
ifademi aldı, eşimden şikâyetçi oldum. Birkaç gün sonra hastane raporuyla birlikte
gelip korunma talebi istedim.”
Araştırma kapsamında görüşülen kadınların tedbir isteme veya haklarında
korunma talebi alınması sürecinin şiddet görmelerinden sonra olması dikkat çeken
bir yandır. Bunun yanında kadınların tümünün fiziksel şiddet görmesinin korunma
talebi alınmasında önemli bir faktör olduğu açıktır. Tedbir isteyen kadınların bir
kısmı eşinin evden uzaklaştırılması kararını aldıklarını belirtirken bir kısmının
92
şiddete maruz kalmaları ve eşi ile arasında ceza davası olmasına rağmen yalnızca
şiddet ve korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması konusunda eşlerin uyarı
aldıkları anlaşılmıştır.
Kadınların yasal haklarını televizyon ve gazeteden duydukları ancak avukata
danışanların hakları konusunda daha fazla ve doğru bilgiye sahip oldukları
görülmektedir.
Ensestin yaşanması ile ilgili olarak şikayetçi olan kadının eşi hakkında ceza
davası açılmış, ancak savcılıkça korunma talebinde bulunulmamıştır. Bu durum
savcılık işlemlerinde uygulanan genel bakış açısı ile birlikte değerlendirildiğinde
enseste maruz kalındığına dair sağlık raporunun olmamasından yani ispat
edilememesinden de kaynaklanmış olabileceği düşünülmektedir.
Kadınlardan L.E.’nin yaşadıklarına bakıldığındaysa hakimin korunma
talebine bakış açısının ve aile bireylerinin ihtiyaçlarına yönelik kişisel yaşam
algısının konuya yönelik uygulamada olumlu yönde farklılık yarattığı görülmektedir.
3.4.2.5. Korunma Tedbiri Uygulama Süreci
Kadınlara verilen korunma tedbirlerinin uygulanma süresi 6 ay ile sınırlıdır.
Bu zaman içinde aile birliği önemli aşamalardan geçmektedir. Bu aşamalar
neticesinde boşanma veya ayrı yaşama kararı alınmakta ve tedbir sonrasında bu
yönde yaşama devam edilmekte veya eş ile bir arada yaşama devam edilme kararı
alınmakta ve aile birliği devam ettirilmektedir. Bu kapsamda 3 alt başlık
oluşturulmuştur;
- Boşanma ve Ayrılık
- Ortak yaşama devam etme
Boşanma ve Ayrılık
Kadınların gördükleri şiddet nedeniyle eşlerinden ayrı yaşamaya başladıklar
ve süreç içinde genelinin boşanma davası açtığı açıktır.
93
F.A. “Tedbir kararı talep ettiğim gün boşanma davasını açtım. Eşim de evden
uzaklaştırılmış olduğundan ayrılık süreci başladı ve boşanma süreç içinde
gerçekleşti. “
B.A. “Bana tedbir verilmedi ama savcılığa şikâyet ettiğimden eşim korktu
biraz. Fazla yanaşmamaya başladı bana. Eve pek gelmiyor artık. Okullar tatil
olunca yine de evden gitmeyi ailemin yanına yerleşmeyi düşünüyorum, boşanma
davam devam ediyor.”
A.K. “Ben zaten tedbir çıktığı sıralarda boşanma davası açtım. Eşyaları da
alıp evden ayrıldım. Şikayetçi olmuştum, cezayı alınca eşim de bir şey diyemedi.
Ceza alınca beni de dövmedi. Şimdi boşanmak istemiyorum diyor mahkemede. Ama
artık 1,5 yıldır ayrıyız. Ruh halim düzeldi. Dayaktan bıktım bu yaştan sonra dayak
yemem bir daha.”
S.L. “Eşimle ayrı yaşıyoruz, boşanma davamız devam ediyor. Şimdi eşim
boşanmak istemiyor ama ben kararlıyım.”
A.Z. “Tedbirle aynı zamanlardan ben boşanma davası açmıştım zaten, şimdi
bekârım.“
E.K. “Bana tedbir verildiğinde ben zaten boşanma davası açmıştım. Bizim
evlilik 5 senedir yoktu zaten.”
N.G. “ben mahkemeden tedbir istedim ve boşanma davası açtım aynı
günlerde. Dava açılınca eşim de boşanmak istediğini söyledi ve anlaşmalı olarak
boşandık. Şimdi ben çocuklarımla yaşıyorum.”
R.L. “ben üç sene önce korunma talep ettiğimde boşanma fikri aklımdaydı.
Önce tedbiri aldım ve 6 ay bekledim bekalım eşim düzelecek mi diye. Ama alkolü
bırakmadı. Beni alkol alınca döverdi zaten, bir araya gelsem yine dövecek diye ben
de boşanma davası açtım ve boşandım.”
S.H. “aile içinde bana ve çocuklarıma yaptığı kötü davranışlara yıllarca
tahammül ettim. Kimseye bir şey anlatmadım ama sonunda her şey öğrenildi. Eşim
hakkında ceza davası açılmasından sonra boşanma davası da açtım. O sıralarda
tedbir verildi. 2 yıl sürdü dava ve boşandım.”
94
Z.C. “eşim boşanma davası açmamı istemiyordu ben de tedbiri eşimin evden
gitmesi için istemiştim. O evden ayrılınca boşanma davası açtım ve birkaç sene
içinde boşandım. Kızımla birlikte yaşıyorum”
A.U. “verilen tedbir kararı eşimin evden uzaklaştırılmasını içermese de eşim
evden ayrıldı. Ben çocuğum ve kendi ailemle yaşamaya başladım. Çok dayak
yemiştim, yine aynı şeyler tekrarlanacak diye biraz iyileştikten sonra boşanma davası
açtım ve bir yıl içinde boşandım.”
T.K. “gördüğüm şiddetin ardından boşanma davası açtım, eşim de kabul etti
ve anlaşmalı boşandık. Şimdi yalnız yaşıyorum. ”
K.E. “korunma tedbiri verildiğinde ben boşanma davası da açtım. Dava uzun
sürdü biraz, eşim boşanma istemedi. Ama boşanmaya hükmedildi. ”
Kadınların birçoğunun yapılan görüşmelerde tedbir talep etmelerinin hemen
ardından boşanma davası açtıklarını ifade ettikleri görülmektedir.
Kadınlar şiddet görmeleri neticesinde incinen duygularının eşlerinden
uzaklaşmaları ile yenilendiğini, tedbirlerin genel olarak yaşamlarına olumlu katkılar
yaptığını
belirtmişlerdir.
Kadınların
korunma
tedbiri
almalarının
kadınları
güçlendirdiği ve bu nedenle boşanma kararını verme konusunda yardımcı olduğu
düşünülmektedir.
Ülkemiz gerçeklerinde kadınların kendilerini bir çok konuda güçsüz
görmeleri gibi boşanma konusunda da kendilerini güçsüz gördükleri anlaşılmaktadır.
Aile birliğinin korunmasının kendilerinin üstlenmek durumunda kaldıkları bir
görev olduğu düşüncesi nedeniyle boşanma kararını vermekte zorlandıkları ancak
onlara verilen yasal destek ile yaşamları için önemli olan boşanma kararına
varabildikleri anlaşılmıştır.
Ortak Yaşama Devam Etme
Araştırma kapsamında kadınların birçoğu boşanma davası açma yoluna
giderken katılan kadınlardan yalnızca bir tanesi eşi ile yeniden bir araya geldiklerini
ve ortak yaşamlarına devam ettiklerini belirtmiştir.
95
L.E. “Ben yine de ev bana ve çocuğuma verilmesine rağmen gitmedim eve
yalnızca eşyalarımızı aldık çocuklalar. Bir sorun çıkmadı eşim korktu çünkü. Birkaç
ay annemlerin evinde yaşadım. Altı aylık tedbir süreleri dolmadan eşim ve ailesi
benden özür diledi, bir daha olmaz dediler. Sütüm kesildi bunlar olurken. Ben de
çocuğum için eşimle bir arada yaşamaya devam ediyorum. Mahkemeden tedbirleri
geri aldırdım. Şimdi eşimle ilişkilerimiz düzeldi gibi. “
Tedbir sürecinin ardından eşlerin bir arada yaşama yeniden başlamalarının tek
nedeninin ortak çocukları olduğu görülmektedir.
3.4.2.6. Tedbir Süreci ve Sonrası Fikirler
Görüşülen kadınların tedbir sürecinde kendi yaşamları ile ilgili düşünceleri ve
bu süreçteki hisleri ve duyguları yaşam şekilleri ve bakış açıları ile farklılık
göstermektedir. Yapılan görüşmelerde kadınların devletin kendi yanlarında olduğunu
hissetmelerinin
onları
cesaretlendirdiği
ve
yalnız
hissetmekten
kurtardığı
anlaşılmıştır. Kadınların bu aşamadaki fikirleri iki kategoride incelenmiştir;
- Duygu ve Düşünceler
- Gelecekten Beklentiler
Duygu ve Düşünceler
Kadınlar şiddet görmeleri neticesinde incinen duygularının eşlerinden
uzaklaşmaları ile yenilendiğini, tedbirlerin genel olarak yaşamlarına olumlu katkılar
yaptığını belirtmişlerdir.
Z.C. “Alabildiğim tedbir kararlarından memnun oldum. Evden uzaklaştırma
korunma için en önemlisi ve yeterli olanı bence. Kararda yer alan ihtarlarda polis
korkusu engelleyici oluyor. Kadının evden gitmemesi erkeğin evden gitmesi önemli.
Önemli olan daha fazla şiddete maruz kalmamak için aynı evi paylaşmamak.”
B.A. “Uzaklaştırma tedbiri verilseydi gidecektim evden ben ama gidemedim.
Devlet bana inanmadı. Ama kocam şikâyet ettiğimden korkmaya başladı benden.”
96
A.Z. “Bana verilen tedbirler iyi oldu. Eşim artık hiç telefon etmedi bana. Ruh
halim düzeldi. Çok dayak yemiştim. Artık insan olduğumu hatırladım. Çocuklarım da
huzurlu gibi sanki. Ama babalarını özlüyorlar. Ne kadar kötü de olsa babalarıdır. “
E.K. “Devlet sağ olsun beni korudu. Ben bilmiyordum ne olacağını ne
gideceğini. İyi de oldu. Keşke bunları bilseydim önceden de. “
A.U. “Tedbirlerden memnun oldum. Ama devletin evlilikler devam ederken
aileyi eğitmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar yönlendirilmeli evlilikler devam
ederken. Ailede sorun olmadan önce hem erkek hem de kadın eğitilmeli.”
A.K. “eşimle aramızda olan ceza davası eşimle aramızı iyice açtı ve verilen
tedbir kararı aile boşanmanın en iyi seçim olduğunu daha iyi anladım. Şimdi davam
devam ediyor ve çocuklarım yanımda benimle yaşıyor, mutluyum. ”
L.E. “verilen tedbirin ailemin korumasını sağladığını düşünmüyorum. Ailemi
koruyan kişi eşimin hatalarını anlaması ve tekrar etmemesi oldu tabi bir de
çocuğumun çok küçük olması etkiliydi. Tedbir belki de eşimin ailemizin değerini
anlamasını sağladı”
T.K. “evden uzaklaştırma kendime gelmemi sağladı. Aile birliğimi korumadı
çünkü sorunların en ağır şekilde yaşanmaya devam ettiği bir ailede mahkemenin
vereceği kararın evliliği devam ettirebilme gücü olduğunu düşünmüyorum. Bu karar
beni eşimden korudu. ”
S.L. “Memnuniyet konusunda bir fikrim yok. Keşke eşim tedavi altına alınsa
da etrafına zarar vermeyi bitirse, yasa bunu yapabilir mi?”
K.E. “tedbir kararının verilerek eşimin evden gitmesi kendime güvenimi
sağladı. Boşanma davası açmak da bu güvenle olmuştu. Ben memnun kaldım bu
tedbirden. Beni kendime getirdi.”
F.A. “eşim evden uzaklaştırıldığında benim işim düzenli olmadığından biraz
korktum aslında. Nasıl geçineceğim dedim ama ailem bana destek oldu. Ben yine
günlük işlerde çalışıyorum, çocuk için nafaka bağlandı ama ödemiyor onun da işi
düzenli değil çünkü. “
N.G. “Tedbir istememle eşim de onu istemediğimi daha iyi anladı. Sonuçta
anlaşmalı boşandık. Çocuklarımla yaşıyorum”
97
S.H. “Ben ailem ve çocuklarım için üzerime düşen her şeyi yapmıştım. Eşimin
çocuklara ve bana yaptıklarından sonra devlete sığındım, sağ olsunlar hep iyiliğime
şeyler oldu. ”
R.L.“kovulmaktan,
insan
yerine
konulmamaktan
usanmıştım.
Evden
uzaklaştırılması ile rahatladım ama yine bekledim bir şeyler düzelir mi diye, ona
rağmen yani. Biraz cesaretsizdim ama artık değilim.”
Kadınlar şiddet görmeleri sonucunda şikayet etmek ya da yasal haklarını
kullanma girişimine oldukça güç başlamaktadırlar.
Kadınlara korunma tedbiri verilmesine kadar kadınların şiddet göremeye
devam ettikleri, tedbirin ardından eşlerin şiddet uygulamaktan uzaklaştıkları
görülmektedir. Buna göre erkek eşlerin cesaretinin kadınlara uyguladıkları psikolojik
şiddetten beslendiği söylenebilir. Kadınlar tarafından psikolojik şiddete direnilmesi
ve yasal hak kullanımının erkek eşe önemli bir uyarı niteliğinde olduğu
düşünülmektedir.
Görüşülen kadınlardan bazılarının “devlet baba” düşüncesi ile hareket
ettikleri ve devletin kendilerini eşlerinden korumak için bir şeyler yapmasının
memnuniyet duygusuna sebep olduğu anlaşılmıştır.
Eve gelir getiren erkek eşin evden uzaklaştırılması kadınların ekonomik
yoksunluğa düşecekleri düşüncesini beraberinde getirmektedir.
Ülkemizde kadınlara verilecek olan psiko- sosyal, hukuki ve ekonomik
desteklerin kadınların ve çocukların yaşamına olumlu yansımalarının olacağı ve
kadını güçlendireceği açıktır.
Gelecekten beklentiler
Görüşmeye katılan kadınların gelecekten beklentileri genellikle umut doludur
ve çocukları için öncelikleri kendilerinden önce gelmektedir.
Z.C. “Sağlık. Güzel, gülerek bakıyorum hayata. Çocuğum okusun,
çocuğumun kep törenine gitmek istiyorum. Evlenmek için evlenmek istemiyorum. En
uygun şartlarda, saygı, can yoldaşlığı, yaşlılıkta yaşam arkadaşı beklerim bundan
sonra. Bir eşe ihtiyaç hissetmiyorum şimdi. “
98
B.A. “Ben memleketime gidip annem, babam, ben çocuklarımla oturmayı
istiyorum. Kocamın küfürlerini duymak istemiyorum. Çocuklarımın okumasını
istiyorum. Ben onları geçindiririm babam da yardım eder. Mutluluk getirsin
istiyorum gelecek bize.”
A.Z. “Ben gelecekle ilgili düşünmüyorum artık. Ne olursa olsun. Biz ayrı
yaşasak da kocamın çocuklarla ilgilenmesini istiyorum. Babalarından kopmasınlar,
babaları onları sevsin istiyorum.”
L.E. “Çocuklarımın aile bütünlüğü içinde, ana baba birlikteliği ile
büyümeleri en büyük isteğim. Onların ve benim kötü şeyler yaşamamızı istemiyorum
artık. “
K.E. “Benim askerdeki oğlan nişanlı, evlenecek. Kızım da çalışıyor
fabrikada. Annemin de babamdan maaşı var geçimimizi sağlıyoruz. Ben artık
çalışmıyorum, sağlığım bozuldu. Oğlum evlensin kızım gelin olsun. Mutlu olsunlar
başka bir şey istemiyorum. Bu yaştan sonra başka ne isteyeyim ki. “
N.G. “Bana verilen tedbir benim için yeterliydi. Şimdi çocukları ile ilgilenen
bir baba olarak görmek istiyorum sadece onu”
A.K.“Ben şimdi çok mutluyum. Boşanma davam bitmek üzere diye
düşünüyorum. Dava çok uzun sürdü. Diğer davalar da eklenince çok yoruldum
usandım ama her şey düzelecek diye umuyorum. “
S.L. “Kendi hür hayatımı tekrar kurup, güçlü olmak istiyorum. “
E.K. ”Ben en çok çocuklarımın özürlü maaşını artık kendimin çekme hakkına
sahip olduğumdan mutluyum. Bir de artık yanaşamıyor bize, önceleri barışmak için
gelirdi annemlerin eve, korkutmaması için verilen karardan sonra hani diyor ya
hapse atılır bir daha yaparsa diye o yüzden gelmedi herhalde, iyi de oldu.
Mahkemede karşılaşıyoruz bir tek artık.”
S.H. “Allah çocuklarımı benim arkama bırakmasın istiyorum. Başka bir şey
ne isteyeyim ki.“
T.K. “Bu evlilik ve yaşadıklarım beni panik atak yaptı, evliliğimden beri ilaç
kullanıyorum. İyileşmek ve mutlu olmak istiyorum bir daha velilik bana çok uzak.
99
Devletin insanları eğitmesinin aile birliğinin devamı için her şeyden önemli
olduğunu düşünüyorum”
R.L. “Bana verilen tedbir iyi oldu, kendime güvenmeye başladım. Memnun
oldum. Şimdi sadece mutlu olmak istiyorum. “
Görüşülen kadınları çocuklarının ayrı
yaşadıkları babalarından ayrı
kalmasının endişesi içinde oldukları ancak eşlerinden ayrı ve şiddetten uzak yaşamın
kendileri ve çocukları için sağlıklı olduğu inancına sahip oldukları anlaşılmıştır.
100
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4.1. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Yapılan bu çalışmada 4320 Sayılı AKHK’da yer alan tedbirlerden faydalanan
kadınların aile, aile birliği, ailenin korunması kavramına bakış açıları ve aile
birliklerini bozan kişisel deneyimlerinin öğrenilmesi amaçlanmış bunun yanında
ilgili kanundan faydalanma süreçleri ve sonrasında gelişen olaylar irdelenerek
kanunun aile birliğinin korunmasındaki etkililiği hakkında kadınların görüşlerinin
öğrenilmesi ile yasanın işlevselliği ve eksiklikleri hakkında fikir sahibi olunması
amaçlanmıştır.
Araştırmanın sonuçları araştırma kapsamından çıkan sonuçlar ve genel
sonuçlar olarak iki aşamalı olarak değerlendirilmiştir.
Araştırma kapsamından çıkan sonuçlar;
- Şiddete uğramaları halinde kendilerini koruyabilecek yasal hakların
olduğunu bilmeyen kadınların olduğu ancak ilgili kanundan haberdar olan kadınların
bir çoğunun bu korunma kararının evden uzaklaştırma ile sınırlı olarak
bilmektedirler.
- Kadınların birçoğunun yasal haklarını bilmemelerinin kadınların konu ile
ilgili yeterli eğitim almamalarından kaynaklanmaktadır.
- AKHK’un uygulanmasının ardından ailenin korunamamakta yalnızca kadın
şiddet uygulayan aile bireyinden korunmaktadır.
- Aile yaşamında ayrı yaşama süreci başlamakta ve boşanma davası
açılmaktadır.
- Kanun kadınları şiddetten korumakta ancak aile birliğini korumamaktadır.
- Kadınların korunma talep etmeleri şiddete uğramalarından sonra ortaya
çıkmaktadır.
- Şiddete uğranıldığına dair sağlık raporu alınması uygulamada tedbir
alınabilmesi için önemli bir faktördür.
101
Araştırmanın genel sonuçları;
AKHK’un aile içi şiddetin önüne geçememektedir ve aile içi şiddetin ortaya
çıkmasının ardından yasanın uygulanması hem yasanın adı hem de içeriği ile
uyuşmamaktadır. Bu nedenle 2010 yılında meclise gönderilen ancak henüz yasa
haline gelmeyen değişiklik teklifinde yasanın adının “Şiddetten Korunma Kanunu”
şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı görüşünde karar verilmiştir.
Bunun yanında kadınların birçoğunun haklarını bilmemesi de kadınların konu
ile ilgili yeterli eğitimi alamadıklarının göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Toplumun belli konularda aydınlatılması ve hizmet almasını sağlayacak kurum ve
kuruluşlar toplum merkezi, aile danışma merkezi kuruluşlarıdır ve bunlardan bir
kısmı SHÇEK’e bağlı olarak görev yapan bir kısmı çeşitli vakıf ve dernekler
tarafından yürütülen hizmetlerdir. Bu noktada kadınlara haklarının anlatılmasında
hem SHÇEK’in hem de STK’ların vermesi gereken hizmetler önem taşımaktadır.
Yazılı ve görsel medyanın insanlar üzerinde etkisinin kullanılmasıyla konu ile
ilgili bilgilendirici programlar ve tanıtım filmleri yayımlanmasının konu ile ilgili
farkındalık düzeyini arttıracak bir yaklaşım olacaktır.
Aile Mahkemeleri’nin kurulmasının ardından kanunun uygulayıcısı olarak
uzmanlık mahkemesi olarak kurulmuş olan ve aile ve aile bireylerini, ailenin ve aile
bireylerinin korunmasının profesyonel bakış açısı ile değerlendireceği öngörülen aile
mahkemeleri görevlendirilmiştir. Aile Mahkemelerinin kurulması ile ilgili kanun
hükümleri uyarınca bu mahkemelerin yetişkin ve küçükler hakkında koruyucu,
eğitici ve sosyal önlemlere hükmedebileceği ve bu önlemlerin uygulanmasında
mahkeme uzmanlarından da destek alınabileceği belirtilmiştir. Ancak günümüz
uygulamasına bakıldığında aile mahkemelerinin birçoğunda bu
önlemlerin
alınmadığı ve aile mahkemelerinin aile ve bireyler hakkında uygulayabileceği bu
tedbirleri almadıkları gözlemlenmektedir. Bu durum aile mahkemesine yansımış olan
ve olumsuz süreçten geçmekte olan ailenin aile birliğinin korunmasında
mahkemelerin
işlevsellikten
uzak
olduklarının
göstergesi
olarak
karşımıza
çıkmaktadır.
Aile mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak göreve başlamaları ile
mahkemelere atanan uzmanların ailelerin sorunlarının çözümü ve aile birliğine
102
devam etmelerini sağlamak amacı ile aileye müdahale etmek veya farklı kurum ve
kuruluşlarca bu müdahalenin gerçekleşmesinin sağlanmasında mahkemeye yol
gösterici olmaları bakımından önem taşımaktadırlar ancak işlevsellikleri konusu hala
standarda kavuşamamış ve çalışmaları hakimlerin bakış açıları ile değişmektedir.
4320 sayılı AKHK’un uygulanması esnasında ailenin değerlendirilmesi ve
bireylerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve birey ve ailelere müdahale konusunda
mahkeme uzmanlarına işlevsellik tanınmamaktadır.
Medyada son yıllarda kadınların eşleri, eski eşleri veya birlikte yaşadıkları
kişiler tarafından yaralanmalarının ve öldürülmelerinin gerçekleştiği haberler
oldukça sık karşılaşılmaktadır. Bu durum yasaların olmasına rağmen gerek tam
olarak
uygulanmaması
gerekse
uygulayıcıların
kişisel
ve
toplumsal
duyarsızlıklarından kaynaklandığı ve toplumda aile içi şiddetin aile içinde var olması
olağan olan mahrem bir konu olarak algılanmasının ve yardım alınmamasının bir
sonucu olduğu açıktır.
4.2. ÖNERİLER
Aile içi şiddet aile birliğinin sarsılmasına neden olan hem aile bireyleri hem
de toplumsal fayda ile birlikte düşünüldüğünde toplum için de olumsuz geri
dönüşleri olan bir olgudur. Aile içi şiddet engellenememesi durumunda aile içinde ve
sosyal yaşamda kişilerin hem şiddet uygulayıcısı hem de şiddete maruz kalan mağdur
olarak devam eden böylelikle döngü haline gelen bir süreçtir.
Aile birliğinin koruması Anayasa’nın amir hükümlerindendir. Bu nedenle
birçok yasa ve düzenlemede aile birliğinin korunmasına ayrıca önem verilmektedir.
Bunun yanında uluslar arası sözleşme ve bildirgelerde aile ve ailenin korunmasının
önemi ve gerekliliği belirtilmiştir. Ülkemizde ailenin korunmasına dair ilk hükümler
1961 Anayasa’sı ile gündeme alınmış, 1982 Anayasası kapsamında ailenin
korunmasına dair kapsam genişletilerek aile planlamasının eğitimi ve öğretimi ile
ilgili kısım eklenmiştir. Ülkemizde ailenin korunmasına ilişkin önemli hükümler
Anayasa’da ve ilgili yasalarda bulunurken öncelikle büyük bir insan hakkı ihlali olan
ve ailenin bütünlüğünün bozulmasında önemli etkenlerden aile içi şiddetin
önlenmesine yönelik kamusal politikaların 1980’li yıllarda çeşitli kadın toplulukları
103
ve kuruluşlarının eylemleri neticesinde ancak 1998 yılında çıkan AKHK ile başladığı
bir gerçektir.
Aile içi şiddetin önlenmesinde aile bireylerinin psiko- sosyal, ekonomik ve
hukuki yardım alabilecekleri yerlerin olması önemlidir. Bunların sağlanması için
sosyal hizmet kurumlarının sayılarının artırılması, bu kurumlar içinde hizmet
verebilecek nitelikli uzman personelin bulunması gerekmektedir. Devletin şiddet
mağduru kadınlar için ihtiyacına göre istihdamının sağlanarak veya sosyal yardım
olarak ekonomik destek vermesi kadını güçlendirici bir faktör olacaktır.
Barolar bünyesinde kadın hakları komisyonlarının varlığı mevcuttur ancak bu
komisyonlardan kadınlara ücretsiz danışmanlık hukuki danışmanlık sağlayan baro
sayısı yeterli değildir. Şiddete uğrayan kadın ve aile bireyleri için ücretsiz hukuki
danışmanlık sağlanması şiddetle mücadelede önemli bir adım olacaktır.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 04/05/2011 tarihli raporunda Türkiye’nin
kadının insan hakları konusunda örnek bir reform sürecinden geçtiğini ancak polis,
savcı, hakim ve sosyal hizmet görevlililerinin yapmasını gerekenin kanunları
yalnızca kağıt üzerinde değil, uygulama da örnek teşkil etmesini sağlamak olduğunu
belirtmiştir, boşanmış veya bekar kadınların korunmadığı, yasal boşlukların
olduğuna dikkat çekmektedir. Bunun yanında kadınlara yönelik sığınakların yetersiz
olduğunu, 50 bin üzerinde nüfusa sahip tüm belediyelerin sığınak açması
gerekliliğini vurgulamış ve ilgili bakanlıkların uygulama yapan birimlerinde görev
yapacak uzman birimler oluşturulmasını, konu ile ilgili görevini yapmayan hakim,
savcı, polis ve diğer uygulayıcılar hakkında şikayet mekanizması kurulmasını
önermektedir. 197
Ülkemizde 17/01/2011 tarihinde meclis başkanlığına gönderilmiş bulunan
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi halen komisyonda bulunmakta ve meclisten geçmeyi beklemektedir.
Bu kanun tasarısı kadınların tedbir istediklerinde karşılarında buldukları en önemli
engel olan şiddeti belge ile sabit görme uygulamasının değiştirilerek şiddetin
belgelenmesi aranmaksızın aynı gün re’sen tedbirlere hükmedilmesini içermektedir.
Bunun yanında kadınların talepleri ya da gerek görüldüğünde mağdurun sığınma
197
İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raporu Basın Özeti, “Sever de Döver de”, 04/05/2011
104
evlerine yerleştirilmesi, nafaka bağlanması, bu karar ile birlikte ortak çocukların
velayeti konusunda karar verilmesi öneriler arasındadır. 198
Yapılan araştırma ve Türkiye’de konu ile ilgili son rapor göz önünde
bulundurulduğunda meclise sunulan önerinin bir an önce görüşülerek yasanın
değiştirilmesinin ve mahkeme uzmanlarının aile içi şiddet konularında bireylere
yardımının sağlanmasında aktif görev yapmalarının bireylerin ve toplumun geleceği
konusunda tartışmasız büyük öneme sahip olduğu açıktır.
Ülkemizde 103 devlet üniversitesi, 54 vakıf üniversitesi mevcuttur.
Üniversitelerin aileye doğrudan psiko- sosyal ve sağlık alanlarında hizmet götürecek
olan psikoloji, sosyal hizmet, sosyoloji, hemşirelik gibi alanlarda profesyonel meslek
elemanı yetiştiren lisans ve lisansüstü bunun yanında hukuk alanında özellikle aile
hukuku konusunda lisansüstü programlar açmalarının, araştırma merkezleri
kurmaları konunun hem teorik hem de pratik alanda işlevselliğini arttıracaktır.
198
4320 sayılı AKHK Değişiklik Teklifi
105
KAYNAKÇA
Kitaplar
ALTINAY A.G., ARAT Y., Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet, İstanbul, 2007
ARDIÇ O., Medeni Hukuk, Ankara, 2002
AYAN, A. S. Evlilik Birliğinin Korunması, TBB Yayınları, Ankara, 2004
BUDAK S., Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınevi, Ankara, 2000
CILGA İ., Aile Mahkemelerinde Çalışma Yöntemi, Sosyal Hizmet Uzmanları
Derneği Genel Merkezi Yayınları, Ankara, 2008, s. 21- 22
DUMON W., Avrupa Topluluğu ;Ülkelerinde Aile Politikası, Başbakanlık Aile
Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları, Ankara 1991 s.6
DÖLEK, N., ÖZDEMİR, N., Yanlış İnanışlar, Ofset Yapımevi, İstanbul, 2005
DÖNMEZER, İ., Ailede İletişim ve Etkileşim, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2001
GENÇCAN Ö.U., Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınları, 2006
GIDDENS, A., Sosyoloji, Ayraç Yayınevi, Ankara,2000
İLKKARACAN P., GÜLÇÜR L., Aile içinde Kadına Karşı Şiddet Sıcak Yuva
Masalı, Metis Yayınları, İstanbul 1996
İÇLİ T., Ailede Kadına Karşı Şiddet ve Kadın Suçluluğu, T.C. Devlet Bakanlığı
SOYASLAN D., Ceza Hukuku Özel Hükümler, 5. Basım, Ankara , 2005
KAĞITÇIBAŞI Ç., Yeni İnsan ve İnsanlar, Evrim Yayınları, İstanbul 1999
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1995
NAZLI, S. Aile Danışmanlığı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2001
ÖZGÜVEN, İ. E., Ailede Yaşam ve İletişim, Pdrem Yayınları, Ankara, 2001
POLAT O., Adli Tıp, İstanbul Der. Yayınları, İstanbul, 2000
TEZCAN M., Türk Aile Antropolojisi, İmge Kitabevi, İstanbul, 2000
UÇAR, M. A., Aile İçi Şiddet ve Ailenin Korunması Yasası, Ankara 2003
YÖRÜKOĞLU, A., Değişen Toplumda Aile Ve Çocuk, Özgür Yayınları, İstanbul,
1997 (Akt. ASAGEM 2009)
ZEVKLİLER A. Ve HAVUTÇU A., Yeni Medeni Kanuna Göre Medeni HukukTemel Bilgiler, Seçkin Yayınları, Ankara, 2004
ZİMMERMAN S.L., Understanding Family Policy, Sage Publications, London,
1995, s. 3- 4
106
Makaleler
Filiz DEMİRÖZ, “Kadına Yönelik Şiddeti Etkileyen Etkenler”, Prof.Dr. Nihal
Turan’a Armağan, H.Ü.SHYO Yayınları, Yayın No:008, Ankara, 2001
Işıl BULUT, “Aile Tedavisi ve Sosyal Grup Çalışması”, Prof.Dr. Sema KUT’a
Armağan, Yaşam Boyu Sosyal Hizmet, H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Yayın
No:004, Ankara
Erol CANSEL, “Sosyal Devlet ve Aile, Aile Yazıları II Kültürel Değerler ve Sosyal
Değişme”, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991
GÜRAN N., “Aile Hizmetleri, Aile Yazıları IV Evlilik Kurumu ve İlişkileri”, T.C.
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991
BADUR, E., “Ailenin Korunması Alanındaki Son Gelişmeler”, Türkiye Barolar
Birliği Dergisi, Ankara, 2009
BAYDUR E. ve ERTEM B., “Kadına Yönelik Evlilik İçi Şiddetin Hukuki Boyutları
Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve Ailenin Korunmasına Dair Kanun Kapsamında Bir
İnceleme,” TBB Dergisi, Sayı 65, Ankara, 2006
BURCUOĞLU H., “Çağdaş Aile ve Sorunları”, Manisa Barosu Dergisi, Sayı:7,
1983
ECEVİT Y., “Aile, Kadın ve Devlet İlişkilerinin Değerlendirilmesinde Klasik ve
Yeni Yaklaşımlar”, Kadın Araştırmaları Dergisi, Kadın Sorunları ve Uygulama
Merkezi, S. 1, Ankara, 1993
ARIN, C., Kadına Yönelik Şiddet, Cogito, Kış-Bahar 96,İstanbul, 1996
ÇOBAN İ.A.ve ÖZBESLER C.,”Türkiye’de Aileye Yönelik Sosyal Politika ve
Hizmetler”, Aile ve Toplum Eğitim Kültür ve Araştırma Dergisi, T.C.
Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yayını, Cilt:5,
Sayı:18, 2009
ÇOKLAR, I., POLAT, D.,”Aile Mahkemelerindeki Psikologların Görev
Alanı:Uygulama, Eksiklikler ve Öneriler”, Türk Psikoloji Bülteni, Türk
Psikologlar Derneği, Cilt:12, Sayı:39, 2006, Ankara
GÖKÇE, B., “Aile Ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme, Aile Yazıları I, Temel
Kavramlar Yapı ve Tarihi Süreç, Bilim Serisi 5/1”, Başbakanlık Aile Araştırma
Kurumu Yayınları, Ankara 1991 (Aile ve Aile Tipleri)
KARINCA E., “Sorularla Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet”, Türkiye Barolar Birliği
Yayınları:179, Sorularla Hukuk Dizisi: 7, Ankara, 2010
ULUĞ, İ., “Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun Çerçevesinde Aile İçi Şiddetin
Önlenmesi”, SBarD , Eylül 2005
SANCAR T.Y., ”Türk Ceza Kanunu Tasarısının Bazı Hükümleri Hakkındaki
Düşünceler” AÜHFD, C. 51, S.3, Ankara 2002, s. 16-19
TERCAN E.,”Türk Aile Mahkemeleri”, AÜHFD, C.5, S.3, Ankara, 2003
ERDEM M., “Aile İçi Şiddet ve 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun”,
Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 73, Ankara, 2007
107
KÖSEOĞLU B., “Ailenin Şiddetten Korunması”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi,
Sayı 77, Ankara, 2008
ÖZEL Ç., TATAR E., “Aile Mahkemelerinin Yapısı ve Kararları Üzerine Genel Bir
Değerlendirme”, Sosyo- Ekonomi, Ocak- Haziran Ankara, 2008
ŞENTÜRK Ü.,”Aile Kurumuna Yönelik Güncel Riskler”, Aile ve Toplum Eğitim,
Kültür ve Araştırma Dergisi, C.4 Sayı 14, 2009
DEMİRKAN S., “Türk Ailesinin Korunması ve Güçlendirilmesinde Sivil Toplum
Kuruluşları İle İşbirliğinin Önemi”, Aile Ve Toplum Eğitim, Kültür ve Araştırma
Dergisi, Sayı 9,2006
Tezler
AKÇER D.Z., Aile İçi Şiddete Maruz Kalan Kadınlar; Diyarbakır Örneği, D.Ü.
SBE Sosyoloji ABD Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır, 2006
ATAMTÜRK E., Aile Mahkemeleri Uygulamalarında Yaşanan Sorunların Aile
Mahkemesi Uzmanlarının Tükenmişlik Düzeylerine Ve İş Doyumlarına
Etkisi,Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, H.Ü. Sosyal Hizmet ABD., Ankara,
2010
AYAN, S., Aile İçinde Çocuğa Yönelik Şiddet, Yayımlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas, 2007
BAYKAL T., Ailede Kadına Yönelik Fiziksel Şiddet, Bu Şiddete İlişkin
Tutumlar ve Kadının Şiddet Yaşantısı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, E.Ü. SBE
Klinik Psikoloji ABD, İzmir 2008
ÇİMEN H. Ç., Sosyal Devlet İlkesi Açısından Ailenin Korunması, Dokuz Eylül
Üniversitesi, SBE Kamu Hukuku ABD, İzmir 2009
EREMREM N., Eski Türk Toplumunda Ailenin Yeri ve Önemi, Yayımlanmamış
Yükseklisans Tezi, Atatürk Üniversiyesi SBE Sosyoloji ABD., Erzurum, 1998
GEDİKLİ, H., Boşanma ve Ayrılık Davalarında Alınabilecek Geçici Önlemler ve
Tedbir Nafakası, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2006
GÜNEŞ, K.D. Boşanma Sürecindeki Eşlerin Aile İçi İlişkileri İle Problem
Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi, Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2007
İDİZ Z., Evlilik Uyumu, Evlilik Yatırımı, Aile İçi Şiddet Ve İntihar Girişimi
Arasındaki Bağlantıların Sosyal Psikolojik Olarak İncelenmesi, A.Ü. SBE
Psikoloji ABD, Ankara 2009
ÖZTÜRK Ö., Genel Boşanma Sebepleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
M.Ü. S.B.E. Hukuk ABD, Özel Hukuk Bilim Dalı, İstanbul, 2010
SARI K.S., Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve Aile Mahkemeleri Bağlamında
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, A.Ü. SBE, Kadın Çalışmaları ABD, Ankara, 2010
108
ŞAHİN G.A., Aile İçi Şiddet Kavramı ve Aile İçi Şiddetin Uluslararası ve Ulusal
Hukuki Belgelerdeki Düzenlemesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi İ.Ü. SBE
Özel Hukuk ABD, İstanbul 2010
Araştırma ve Raporlar
T.C. ASAGEM, Aile Rehberi, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Yayınları, Ankara 2005
T.C. ASAGEM Boşanma Nedenleri Araştırması Ankara 2009
T.C. ASAGEM Türkiye’de Aile Mahkemeleri Uygulaması ve Uygulamanın
Değerlendirilmesi, Ankara 2009
T.C. ASAGEM 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun ve
Uygulamalarının Değerlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma, Ankara 2008
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Aile Değerleri Araştırması, Ankara 2010
T.C. ASAGEM, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması Özet
Raporu, Ankara 2009
T.C Başbakanlık KSGM Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal
Eylem Planı 2007-2010, Ankara 2007
2006/17 Sayılı Başbakanlık Genelgesi Kapsamında KSGM’ne İletilen Kurum ve
Kuruluşlara Ait Faaliyet Raporlarının Özeti, Ankara, 2006- 2010
İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raporu Basın Özeti, “Sever de Döver
de”, 04/05/2011 http://www.hrw.org/en/news/2011/05/04/turkey-women-left-unprotected-violence
T.C. TBMM Kadının Statüsünü Araştırma Komisyonu Raporu, Ankara, 2003
İnternet Kaynakları ve Gazeteler
http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikolog
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/sosyalhizmetlernedir.htm
http://www.sosyalhizmetuzmani.org/sosyalhizmetlernedir.htm
http://www.shcek.gov.tr/2009-yili-aralik-ayi.aspx
http://www.shcek.gov.tr/2010-yili-aralik-ayi.aspx
SUBAŞI N. ve AKIN A., Kadına Yönelik Şiddet; Nedenleri ve Sonuçları,
http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/Turkce/SayfaDosya/kadina_yon_siddet.pdf
http://www.morcati.org.tr/tr/sayfa/11/Oykumuz.html
http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Id=39
Eray KARINCA, Radikal Gazetesi, 25/04/2010
http://tuikapp.tuik.gov.tr/adnksdagitapp/adnks.zul
109
Kanunlar, Yönetmelikler Ve Uluslar Arası Belgeler
Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmelik
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısı
Türk Medeni Kanunu
Avrupa Sosyal Şartı
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
4320 sayılı AKHK Değişiklik Teklifi
110
EKLER
EK 1. GÖRÜŞME FORMU
1- Yaşınız nedir?
2- Eğitim durumunuz nedir?
3- Çalışma durumunuz nedir?
4- Çocuk sayınız nedir?
5- Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
6- Size göre aile nedir ve nasıl tanımlarsınız?
7- Aile birliği nedir?
8- Aile korunmalı mıdır?
9- Ailenizde aileyi korumakla yükümlü olan sizce kimdi, kim olmalıdır, neden?
10- Aile birliğinizi tehlikeye düşüren nedenler neydi?
11- Korunma talebi istediniz mi, neden istediniz?
12- Korunma talebi isterken yasa haklarınızı biliyor muydunuz? Nelerdir?
13- Korunma talebi isterken yasadan beklentiniz neydi?
14- Talebiniz karşısında hangi tedbir verildi?
15- Yasadan beklentileriniz karşılandı mı?
16- Size verilen tedbir sonrasında aile birliğini bozan sebep ortadan kalktı
mı/ayrılık sürecine mi girildi/her şey aynı mı kaldı?
17- Korunma sürecindeki tedbirlerlerden memnun oldunuz mu?
18- Geleceğe ilişkin beklentileriniz nelerdir?
111
EK 2. GÖRÜŞME DÖKÜMLERİ
B.A.
- 29 yaşında
- İlkokul mezunu
- Çalışmıyor, eşinden ssk
- 2 çocuk sahibi
- Ben 13 yıldan beri eşimle yaşıyorum ama daha önceden eben evli olduğum için
nikah yapamadık, 2006’da boşanınca ben bunun evlendim. Gebze’de oturduk bundan
önce. Eşim kapıcı. Ben bazen günlük işlerde çalıştım, çocuklarıma bakarım.
Aile ve aile birliği
Aile bence anne baba ve çocuklarla var olur, bir bütün olur. Baba herkesi
koruyan kollayan kucak açan biri olmalı, bizimki gibi değil. Kocanın eve bakması,
karısını üzmemesi, çocuklarına bakması aile birliğidir. Aile erkek tarafından
korunmalı. Kadın görevini yapıyor zaten ailesi için. Aileyi önce koca koruyacak ki
kadın da korusun. Koca aile için bir şey yapmazsa aile bozulur. Kendini düşünürse
olmaz. Çoluk çocuğu da düşünecek. O düşünmedikten sonra devlet aileyi nasıl
koruyacak.
Kocamın içkisi kumarı yoktur, eskiden vardı şimdi yok. İyi bir adam gibi
görünür ama ilgisiz. Cinsellik olunca geliyor eve bana da kötü davranıyor o
zamanlar. Küfür eder bana ama çocuklara etmez. Kirlidir, yıkanmaz, kavga ederiz
hep, döveriz birbirimizi. Çocuklar da küfür öğrendi küfür ediyorlar. Onları da alıp
memlekete gitmek istiyorum.
Tedbir süreci
Korunma işini ben televizyondan duydum. Cinsel ilişki çok zor oluyor bana,
küfür, dayak oluyor. İstemiyorum onu. Ondan kurtulmak evden girmesini istedim,
gitmiyor da. Ben de savcılığa gittim, mahkemeye gittim. Evden gitsin diye korunma
talebi istedim. Eşim evden gidince çocukları da alıp memlekete gitmek için evden
gitmesini istedim ama mahkeme bir şey yapmadı.
112
Ben cahil sayılırım. Evden gitmesinden başka beklentim falan yoktu. Ben
hakimlerin bana inanacağını beklerdim. Ben cinsel ilişkiyi nasıl anlatacaktım ki
hakimlere, dediler ki rapor getir. Nerden bulayım ben o raporu. Rapor alacakmışım
hastaneden, şimdi bende yara bere izi yok. Epeydir eşim yanıma da yaklaşmıyor ben
ona da saldırınca korktu benden. Televizyonlardaki gibi burnum kesilince mi devlet
beni koruyacak anladım.
Ben sadece eşimi evden göndermeyi istedim, sonra da çocukları da alıp
gidecektim zaten ama devlet bana hiçbir tedbiri vermedi. Devletten bir şey
bekleyemem artık ne bekleyeyim ki. Televizyonlarda diyorlar şu ve bu var, devlet
kadını korur diye ama hiç de korumuyor. Öldürülmek lazım korunmak için heralde
bundan sonra. Bana tedbir verilmedi ama savcılığa şikayet ettiğimden eşim korktu
biraz. Fazla yanaşmamaya başladı bana. Eve pek gelmiyor artık. Okullar tatil olunca
yine de evden gitmeyi ailemin yanına yerleşmeyi düşünüyorum, boşanma davası
açtım hala devam ediyor.
Gelecek planları
Ben memleketime gidip annem, babam, ben çocuklarımla oturmayı istiyorum.
Kocamın küfürlerini duymak istemiyorum. Çocuklarımın okumasını istiyorum. Ben
onları geçindiririm babam da yardım eder. Mutluluk getirsin istiyorum gelecek bize.
113
Z.C.
- 46 yaşında
- Üniversite mezunu
- Kamu personeli, sosyal güvencesi emekli sandığı
- 1 çocuk sahibi
- Severek yaptığım evliliğin ardından 18 yıl sonra boşanma gerçekleşti, 3 yıldan bu
yana kızım ve annem ile birlikte yaşıyorum, eski eşim şehir dışında yaşıyor
boşandığımızdan beri. Çocuğumun velayeti bende.
Aile ve aile birliği
Aile sevgi bütünlüğü sağlanan, fedakârlık ve saygı gerektiren bir oluşum;
anlayış, birlik ve beraberlik. Çocuk şart değil aile için ama aileyi daha mutlu kılması
için çocuk olmalı. Bence çocuk aileyi güçlendiren ve bir arada tutan eşler arasında
ortak bir nokta bence. Kızım aileyi babası yanımızda olmadığından “biz aile değiliz”
diyor. Geniş aile ya da akrabalıklar ilişkiler üzerinde otorite ve sorumluluk sağlıyor.
Tek ebeveynli aile de, nikâhsız birliktelikler de ailedir. Mühim olan birbirinin
sorumluluğunu taşıyabilmektir. Aile birliği mutlaka aynı evi paylaşabilmek değil,
aynı çatı altında saygı çerçevesinde sorumlukları birlikte yerine getirmektir. Aile için
ortak zeminle oluşturularak ailenin önemi topluma anlatılmalı. Ailenin yaşadığı
olumsuz durumlarda devletin aileye müdahalesi olmalı ama ülkemizde devletin her
kurumunun aynı tutarlılıkla aileye bakışı olmadığını düşünüyorum. Yasal
düzenlemeler olsa da hala polis şiddet gören kadını evine gönderiyor, önemsemiyor.
Aileyi korumak için erkeğin güç olduğunu düşünüyorum. Sıkıntılarda, sağlık
problemlerinde güç olarak erkek, sorumluluk olarak kadının payı var. Bu yüzden
kadınlar aileye daha çok sahip çıkıyor. Toplum şartlarında erkeğin varlığı aileyi
koruyan ve güçlendiren bir faktör. Erkek hayata yardımcı olması bakımından önemli.
Annem ve kızımla yaşamaya baladım boşandıktan sonra. Annemin olması aile
birliğine katkı sağlıyor, sorumluluklarını herkesin yerine getirmesini sağlıyor.
Kızımın ekmek alması, annemin hastalıklarından dolayı düzenli yemek yemek ve
düzenli yaşamak da ailede sorumluluğu devam ettirdiğinden aile korunmuş oluyor.
Sorumluluklarını yerine getirdiği müddetçe her aile bireyi aile koruyor.
114
Eşimin başına buyruk davranışları, maddi harcamaları, yalnız kalması
ailemizi tehlikeye düşürdü. Eşim şiddet uygulayan bir insan değildi. Eşim şiddet
uygulayan bir insan değildi. Boşanmadan birkaç yıl önce ruh hali değişti ve
agresifleşti. Tartışmalarımızda önce eşyalara zarar veriyordu, sonra da bana zarar
vermeye başladı. Çocuğumun da bunlara şahit olması beni evlilikten uzaklaştırdı.
Şimdiki yaşantımda ise aile birliğimizde bir tehlike olduğunu düşünmüyorum.
Tedbir süreci
Boşanma davası açmayı düşündüğümü eşime söylediğimde eşim evden
gitmesi. Görevi gereği eşimin silahı vardı, eve bir çok silah getirmişti ve beni tehdit
ediyordu, korkutuyordu evde silahların da olması, şiddete de maruz kaldığımdan
korunma talebi istedim aile mahkemesinden. Tedbiri doğrudan aile mahkemesinden
istedim. Savcılığa gidip istemedim ve o an hala eşim olduğundan ondan şikâyetçi
olmadım. Yasal haklarımı bilerek talep ettim tedbiri. Öncelikle çocuğum için nafaka
davası açarak eşimi korkutmayı düşündüm ama sonra tedbir haklarımı kullandım.
Evimiz her ikimizin de hissesi olan bir evdi. Ben kızımla evden gitmemek için
eşimin evden gitmesini sağlamak için tedbir istedim. Kendim haklarımın tümünü
biliyordum ama avukatım da bana yardımcı oldu. Konuyu ve kanun kapsamını
bildiğim için tedbirden beklentilerim yasalarla doğru orantılıydı. Ben evden
uzaklaştırma ve silahının alınmasını istemiştim. Onlar verildi.
Tedbirler ile amacıma ulaştım. Hakim eşimin eve 50 m.’den daha fazla
yaklaşmaması kararı verdi ve eşim eve yaklaşmamaya başladı sadece sokağın başına
kadar gelebiliyordu. Silahını da işyerine teslim etmesi sağlandı tedbirle.
Boşanma davasını açtığım gün tedbir kararı talep ettim ve hemen verildi.
Eşim de evden uzaklaştırılmış olduğundan ayrılık süreci başladı ve boşanma süreç
içinde gerçekleşti. Eşim boşanma davası açmamı istemiyordu ben de tedbiri eşimin
evden gitmesi için istemiştim. O evden ayrılınca boşanma davası açtım ve birkaç
sene içinde boşandım. Kızımla birlikte yaşıyorum.
Memnun oldum. Evden uzaklaştırma korunma için en önemlisi ve yeterli
olanı. Kararda yer alan ihtarlarda polis korkusu engelleyici oluyor. Kadının evden
gitmemesi erkeğin evden gitmesi önemli. Önemli olan daha fazla şiddete maruz
kalmamak için aynı evi paylaşmamak.
115
Gelecek planları
Sağlık. Güzel, gülerek bakıyorum hayata. Çocuğum okusun, çocuğumun kep
törenine gitmek istiyorum. Evlenmek için evlenmek istemiyorum. En uygun
şartlarda, saygı, can yoldaşlığı, yaşlılıkta yaşam arkadaşı beklerim bundan sonra. Bir
eşe ihtiyaç hissetmiyorum şimdi.
116
A.K.
- 29 yaşında
- Lise mezunu
- Çalışmıyor, eşinin sigortasından faydalanıyor.
- 2 çocuk
- Eşimle ben liseden mezun olduktan 2- 3 sene sonra evlendim. Görücüler gelmişti,
eşimi birkaç kez gördüm ve aileler de uygun görünce evlendik. Evlenince eşimin
ailesine yakın bir evde oturmaya başladık. Ben bunun sorun olacağını hiç
düşünmemiştim. Ailesi iyi niyetli gibi gelmişti ama sonradan çıktı sorunlar. Şimdi
eşimle ayrı yaşıyorum. Çocuklarımın ikisi de benime yaşıyor ama babaları ile de ara
sıra babaları aradığında görüşüyorlar.
Aile ve aile birliği
Bence aile eşlerin ve çocukların birlikte oldukları, birbirlerini sevdikleri, kötü
davranmadıkları bir yapıdır. İki kişi evlendiğinde yalnız kalabilmelidir ki yeni bir
aile olsunlar. Eski büyük aileler geçmişte kalmış, şimdiki zamanda onlar devreye
girince yürümüyor evlilikler. Bence aile önce birbirlerini sevmedir. Sonra sevgi
yetmiyor ya yani bizim ailede yetmedi sevgi, o zaman da saygı olması lazım. Her
şeyiyle sevmişsin işte, sonra da saygı duymayı bileceksin. Değiştirmeye
çalışmayacaksın, birbirine uymaya çalışacaksın. Aile birbirine uyabilmek aynı
zamanda. Aileyi önce eşler korumalı. Yoksa diğer kişiler, devlet falan bir şey
yapamaz aileye. Erkekler ailenin önemini bilmeli. Kadın zaten evini süpürür,
çocuklara bakar gerekirse çalışır aileyi ayakta tutar ama erkekler öyle değil.
Çalışsınlar, yemek yesinler yeter onlara.
Erkeğin olması da komşulara, akrabalara, tanımadığın insanlara karşı bütün
gibi gösteriyor insanı. Yani insanlar erkek başında olduğunda yanaşamıyorlar, yoksa
kadınlar da haksızlığa uğruyor hayatta. Önce erkek ailesini koruyacak. Bizim ailede
öyle değildi. Ben çabaladım. Kocam içki içti, beni dövdü, çocukları dövdü. Ben de
duramadım artık o evde. Ben şimdi aile birliğini dağıttım gibi görünüyor ama aslında
kocam evi ihmal edince o dağıttı aileyi.
117
Korunma talebi ile ilgili cevaplar
Ben avukata anlattım o yazdı. Benim çok da beklentim yoktu. Sadece eşimin
korkup beni rahatsız etmesini bırakmasını istiyordum, bir de evden gitmesini
istiyordum.
Ben avukata eşimin beni telefonda tehdit ettiğini, annemlerin evine gitmem
ile orayı bastığını söyleyince avukat dilekçe yazdı. Mahkeme de eşimin beni
korkutacak davranışlarda bulunmaması, şiddet uygulamaması ve telefonla arayıp
tehdit etmemesine bunları yaparsa ceza alacağına karar verdi. Ben bu kadar da
ayrıntılı bir şeyler olduğunu bilmiyordum ama hakim böyle karar verince şaşırdım.
Ben sanıyordum ki sadece eşim evden gidecek bana ve çocuklara yaklaşamayacak.
Meğerse telefonda tehdit etmeme de varmış. Ben devletin bana bu kadar sahip
çıkacağını bilmezdim. Ben o karar verildiğinden beri ayrı yaşıyorum. Eşimle
aramızda olan ceza davası eşimle aramızı iyice açtı ve verilen tedbir kararı aile
boşanmanın en iyi seçim olduğunu daha iyi anladım. Şimdi davam devam ediyor ve
çocuklarım yanımda benimle yaşıyor, mutluyum. Hala çocuklara annemle beraberim.
Bana verilen tedbirler iyi oldu. Eşim artık hiç telefon etmedi bana. Ruh halim
düzeldi. Çok dayak yemiştim. Artık insan olduğumu hatırladım. Çocuklarım da
huzurlu gibi sanki. Ama babalarını özlüyorlar. Ne kadar kötü de olsa babalarıdır.
Gelecek planları
Ben gelecekle ilgili düşünmüyorum artık. Ben şimdi çok mutluyum. Boşanma
davam bitmek üzere diye düşünüyorum. Dava çok uzun sürdü. Diğer davalar da
eklenince çok yoruldum usandım ama her şey düzelecek diye umuyorum. Ne olursa
olsun. Biz ayrı yaşasak da kocamın çocuklarla ilgilenmesini istiyorum. Babalarından
kopmasınlar, babaları onları sevsin istiyorum.
118
H.K.
- 27 yaşında
- İlkokul mezunu
- Ev Hanımı,
- İki çocuk
- Biz eşimle görücü usulü tanışıp evlendik. Evlendiğimizde Antalya’da oturmaya
başladık, birkaç yıl orada yaşadık. Eşim otelde çalıştı, ben çalışmadım hiç. Sonra
eşim beni Isparta’ya ailemin yanına gönderdi, kendi de gelip giderdi. Sonra buraya
yerleştik. Ardı ardına çocuklarım doğdu. Maddi sıkıntılar başladı eşim düzenli işe
giremediği gibi bir de sorumsuzlukları da başlayınca düzenimiz bozuldu.
Aile ve aile birliği
Hayatta her şeyi beraber yapmak evlendiğin kişiyle aile olmayı sağlar. Ailede
kişiler saygılı ve sevgi dolu olmalı, başka türlü aile birliği de olmaz zaten. Bizim aile
yaşamımızda ayrılıklarımız çok oldu, kavgalarımız çoktu. İnsan uzaklaşıyor kavga
edince. Aile birliği de sarsılıyor tabi. Geçimsiz, huzursuz bir aile herkese zarar
vermeye başlıyor. Çocuklar bile korkmaya başlamıştı, onlar da birbirleriyle kavga
etmeye başladılar bir süre sonra.
Aile iki kişi tarafından oluşturulmuşla ve sorun yaşıyorsa bu aile
korunmamalıdır. Ama bireyler birbirine zarar vermemesi için devlet kişileri
birbirinden korunmalı, aile her şartta korunmamalı. Mesela bizim gibi bir aileyi
korusan ne olacak, herkese zarar.
Tedbir süreci
Eşimle yaptığımız kavgalarda eşim çok hiddetlenirdi. Eşyalara, bana zarar
verirdi, kendi, kafasını duvarlara vururdu. Sinirlerine hakim olamazdı yani. Dayak,
küfür, hakaret, içki, gazinolar. Ailemle görüşmemi istemedi ilk zamanlar, telefonumu
elimden aldı, dışarı çıkarmadı beni. Yaptığı kötü şeyleri görmemi istemedi bence. İlk
zamanlar beni paylaşamıyor sanırdım sonraları anladım öyle olmadığını. Ben
korunma tedbiri istemedim kendim. Bıçaklanınca dava açıldı, savcılık istemiş
korunma
tedbirini,
mahkeme
eşimin
119
bana
korkuya
yönelik
hareketlerde
bulunmamasına karar verdi, eşim de evden gitti böylece. Kira ödemekte zorlanınca
biz de çocuklarla ailemin yanına taşındık. Sonra ben bekledim biraz ama boşanma
davası açtım. O da boşanmak istedi, raporum olunca kolay boşandım sanırım,
çocukların velayetleri bende. Babaları canı isteyince gönderiyorum çocukları
görüyor. Az da olsa bir şeyler alıyor, para veriyor.
120
F.A.
- 23 yaşında
- İlkokul mezunu
- Gündelik İşçi
- 1 çocuk
- Eşimle birbirimizi beğenerek evlendik, ben işe giderken tanıştık beğendik
birbirimizi. Evlenmek istedik, herkes rıza gösterdi, izin verdi. Çok güzel düğün
yaptık evlendik. İkimiz de çalışıyorduk, eşim sigortalıydı, sağlık güvencemiz vardı.
Sonra bir tane çocuğumuz oldu. Tam aile olduk.
Aile ve aile birliği
Eşimin ailesi ile altlı üstlü oturuyorduk. Annesi çok baskındı, kazanılan bütün
parayı toplamaya alışmış. Benden de istedi. Zaten ne kadar kazanıyoruz ki,
kendimizi ancak geçindireceğiz. Zaten çocuk olunca işten de ayrıldım. Bu arada
eşimin yalanlarını falan yakalamaya başladım, beni aldattığını düşündüm,
düşündüğüm de doğru çıktı. Bunları ben öğrenince ve eşimle konuşunca şiddet
başladı. Eşim iyice evden uzaklaşmaya başladı, ilgisizleşti. Eşimin ilgisizliği, içki
içmesi, eve geç gelmesi, kendinden utanması bizi bitirdi. Beni kızdırdı, üzdü. Onu
sevmemeye başladım, o da benden uzaklaştı. Hâlbuki maddi ve manevi olarak hep
birlikte olmak aileyi oluşturur. Bu duygular devam ettikçe aile birliği de devam eder
zaten. Çocuk olmadan ben kendimi tam aile gibi görmüyordum. Çocuk da aile birliği
için önemli.
Tedbir süreci
Eşim beni bir gün çok dövdü. Çocuğumu da alıp annemin evine gittim. Sonra
da hastaneye götürdü annem beni. Orada rapor yazdı doktorlar, polis geldi, ifademi
aldı, eşimden şikâyetçi oldum. Birkaç gün sonra hastane raporuyla birlikte gelip
korunma talebi istedim. Tedbir kararı talep ettiğim gün boşanma davasını açtım.
Eşim de evden uzaklaştırılmış olduğundan ayrılık süreci başladı ve boşanma süreç
içinde gerçekleşti. Çocuğumun velayeti bana verildi. 6 aylık tedbir verilmişti. Eşim
yaklaşmadı, gelmedi evimize. Çocuğu almaya geliyor, bir de bırakmaya. Eşim evden
uzaklaştırıldığında benim işim düzenli olmadığından biraz korktum aslında. Nasıl
121
geçineceğim dedim ama ailem bana destek oldu. Ben yine günlük işlerde
çalışıyorum, çocuk için nafaka bağlandı ama ödemiyor onun da işi düzenli değil
çünkü.
Gelecek beklentileri
Ben kendimi güçlü hissedip, yeni bir hayata başladım ya o bile bana yetiyor
aslında. Çocuğumla mutluyum. Ailem bana her zaman destek oluyor. Çocuğumu
okutmak istiyorum.
122
N.G.
- 37 yaşında
- Lise mezunu
- Gündelik İşçi
- 2 çocuk sahibi
- Eşimle evlendiğimde 23 yaşındaydım. Mahalleden tanıdık aynı zamanda uzaktan
akrabaydık. O da 25 yaşındaydı. Ben o sıralar çeşitli işlerde çalıştım, aynı şimdiki
gibi temizliğe, bahçe işlerine gittim. Eşim çalışmadı. Babam kahve açtı, işletemedi.
İşe gitmez, gittiği yerden gelmez olmuştu. Çocuklarını görmediği zamanlar oluyordu
öyle geç gelmeye başladı. Evin kirasını benim babam ödemeye başladı. Tabi bunu da
kendine yakıştıramayınca ipler kopmaya başladı ve bugünlere kadar geldik.
Aile ve aile birliği
Aile sevgiyle başlıyor, öncelikli şart bu. Sonra da saygı, dürüstlük, ilgi olmalı
ailede. Benim ailemde evlendiğim yıllarda bunların hepsi vardı, sonra birer birer
bunlar yok olmaya başladı, bütün düzenim o zaman bozulmaya başladı. Aile
birliğinde herkes beraberdir. Aynı sofrada yemek yenir, gülünür, ağlanır. Bizim evde
eşimin yokluğu çocukları çok yaraladı. Beni de yaraladı tabi. Sevgi ve saygı bitince
şiddet başladı. Hem dövmek hem sevmek diye bir şey yok aslında. Şiddet başladı mı
ailede birlik de bitiyor her şey bitiyor. Kimse de koruyamıyor aileyi. Devletin
koruması da yalan, devlet aileyi nasıl korusun eşler aklını başına almadıkça.
Tedbir süreci
Ben şiddet görmeye ilk başladığımda azdı şiddetin dozu. Sonraları ben sessiz
kaldıkça arttı, ben avukata gittim dilekçe yazması için hem boşanma davası için
gittim hem de bir danışmaya gittim. Baroya gittim önce, onlar bana avukat verdiler. .
Bana o söyledi haklarımı. Evden uzaklaştırma, rahatsız etmeme, korkutmaması için
haklarım olduğunu ondan öğrendim. Ben mahkemeden tedbir istedim ve boşanma
davası açtım aynı günlerde. Dava açılınca eşim de boşanmak istediğini söyledi ve
anlaşmalı olarak boşandık. Şimdi ben çocuklarımla yaşıyorum. Tedbirden sonra eşim
yaklaşmadı bana. Çocuklardan da uzak durdu uzunca bir süre. Ama sonra onlar
özleyince ben aradım çocuklar özledi diye o şekilde görüşmeye başladılar
123
babalarıyla. Ama ben görüşmüyorum. Ben boşanalım diye çok dedim, ailem de
destek oldu bana. Dayak yediğim günlerdi avukata gittiğim zamanlar, rapor al dedi
avukat. Rapor aldım, davalar da açılınca bir de tedbir alınca eşim de onu
istemediğimi daha iyi anladı. Sonuçta anlaşmalı boşandık. Çocuklarımla yaşıyorum
şimdi.
Gelecekten beklentiler
Bana verilen tedbirler benim için yeterliydi, ben eşime niyetimi daha açık
anlatabildim ve boşanmamız kolaylaştı.. Şimdi çocukları ile ilgilenen bir baba olarak
görmek istiyorum sadece onu. Çocuklarımla ilgili bütün düşüncelerim ve planlarım.
Onlar iyi olsunlar yetecek bana.
124
A.U.
- 33 yaşında
- Lise mezunu
- İşçi, ssk
- 1 çocuk sahibi
- Eşimle aynı yerde çalıştığımız için tanıştım. Efendi uslu birisi gibiydi. Benim
babam yoktu ben küçükken. Ben hep çalıştım, iyi birisi olursa da evlenmeyi
istemiştim. Eşimi çok sevdim, bana sahip çıkması, yardım etmesi iyiydi ve
evlenmeye karar verdik. 7,5 yıl önce evlendik ama her şey değişti. Sanki başkasıyla
evlenmiş gibi oldum, içindeki kötülükler ortaya çıktı herhalde evlendikten sonra.
Aile ve aile birliği
Ben aileyi güzel bir şey diye düşünmüştüm hep. Bence aile önce birbirlerini
sevmedir. Sonra sevgi yetmiyor ya yani bizim ailede yetmedi sevgi, o zaman da
saygı olması lazım. Onu sevdiğimden yaşamaya başladık. Aslında sevgidir aile ama
sonra sevgi bitti bizde. Çocuklarını seven baba, anne aileyi aile yapar. Başka da bir
şey değil zaten aile. Her şeyiyle sevmişsin işte, sonra da saygı duymayı bileceksin.
Değiştirmeye çalışmayacaksın, birbirine uymaya çalışacaksın. Aile birbirine
uyabilmek aynı zamanda. Aile birliği hem eşlerin aileleriyle olan birlik hem de iki
kişinin bir bütün olması bence. Sonra da çocukların varlığı tabi. Onlarsız olmaz.
Sevginin büyümesi aile birliğini artırır.
Çok genç değildim evlendiğimde ailede ne aradığımı biliyordum. Öyle olunca
aileyi de korumak, devam ettirmek istedim. Benim babam yoktu, ben küçükken
ölmüştü. Annem hep korudu kolladı beni ve kardeşlerimi. Ben yıllardır fabrikada
çalışıyorum, okuyamadım ama çalıştım. Bu annemin babam olmasa da ailemizi
korumasıyla oldu. Aile tabi korunmalı. Çocuklar için korunmalı her şeyden önce.
Aileyi koruması da öğretilmeli bence artık insanlara. Hani kurslar falan da var ya
duyuyoruz anne baba karı koca olma kursu falan. Onları devlet vermeli bence
insanlara. Ben kendim olarak ailemi korumak için her şeyi yaptım. Çocuklarıma,
eşime eksiksiz davrandım. İşimi bıraktım onlar için. Eşim de önce fedakârdı ama ne
olduysa sonraları oldu. Sonra da bizi umursamamaya başladı. O da önemseseydi bizi
125
ailemiz bu hale gelmezdi. Herkes çabalayacak aileyi korumak için. Büyüdüklerinde
çocuklar bile. Benim kocam önce bağlıydı eve ve bana. Ama o arkadaşları yüzünden
içki içmeye, eve geç gelmeye başladı. Nerde olduğunu sorunca da şiddet başladı,
küfür etmeye başladı. Çok sabrettim beni kovmalarına.
Tedbir süreci
Benim kocam eve alkollü geldi yine, tabi bütün sorunlar devam ediyordu.
Kızdım bağırdım ağladım. Beni çok dövdü, yüzüm gözüm kanadı. Komşuları çağırdı
kızım hastaneye kaldırdılar. Rapor aldım. Savcılığa şikâyetçi oldum. Ben korunma
diye bir şey olduğunu bilmiyordum aslında sadece şikâyetçi olmuştum eşim beni
dövünce, eşimin bana şiddet uygulamamsına karar verildi sadece ama eşim de
ailesinin yanına taşındı. Verilen tedbir kararı eşimin evden uzaklaştırılmasını
içermese de eşim evden ayrıldı. Ben çocuğum ve kendi ailemle yaşamaya başladım.
Çok dayak yemiştim, yine aynı şeyler tekrarlanacak diye biraz iyileştikten sonra
boşanma davası açtım ve bir yıl içinde boşandım. O zamanlar verilen tedbirlerden
memnun oldum. Ama devletin evlilikler devam ederken aileyi eğitmesi gerektiğini
düşünüyorum. İnsanlar yönlendirilmeli evlilikler devam ederken. Ailede sorun
olmadan önce hem erkek hem de kadın eğitilmeli
Gelecek planları
Mutlu ve huzurlu bir yaşantım var. Buna devam etmek istiyorum. Çocuğumla
sağlıklı bir yaşamım olsun istiyorum.
126
A.Z.
- 48 yaşında
- İlkokul mezunu
- Ev hanımı, yeşil kart
- 2 reşit çocuk sahibi
- Ben ilçede büyüdüm. İlkokul bitti, dikiş kurslarına gittim.20 yaşında evlendim. 28
yıllık evliyim eşimle. Çocuklarımdan biri askerde, diğeri yanımda yaşıyor. Eşim
eskiden beri hep gündelik işlerde çalıştı. Hiç sağlık güvencemiz yoktu. Ben de bahçe
işlerine gittim. Eşim kazandığını yiyen birisiydi. Eve ekmek getirmez, kendini
düşünürdü. Dayak, şiddet çoktu bizde. Şimdi de ayrı yaşadık sonra da boşandık.
Aile ve aile birliği
Aile o evde yaşayan tüm herkesin birbiri için bir şeyler yapması bence. Ortak
bir şeyler, herkesin faydasına bir şeyler. İnsanların sadece kendini düşünmesi değil.
Aile korunmalı ama önce erkek tarafından korunmalı. Bizim ailede aileyi ben
korurdum. Eşim hiç yanımızda değildi ki. Çocukların okuluna ben gittim,
hastalıklarıyla ben ilgilendim. Ben kendimi zayıf hissettim hep çünkü yanımda erkek
olarak koca yoktu. Kocam da olsaydı ben yine çabalardım her şey için ama o olsaydı
başka olurdu, başımızda olmalıydı.
Korunma süreci
Ben korunma diye bir şey olduğunu bilmiyordum aslında sadece şikâyetçi
olmuştum eşim beni dövünce. Savcılığa şikâyet edince beni kocamın yaraladığı için
Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldı. O sıralar işte savcılık bana eşimin bana şiddet
uygulamaması için uyarı verdi. Benim böyle olacağından haberim yoktu. Benim
kocamın ben bana yaptıklarının cezasını almasını istiyordum. Ben bu adama cezasını
veremedim, devlet versin diyordum. Verdi de. Alkole harcadığı parayı şimdi devlete
beni dövdüğünden ödüyor. 5000 TL ceza aldı. Ben zaten o sıralar boşanma davası
açtım. Eşyaları da alıp evden ayrıldım. Cezayı alınca eşim de bir şey diyemedi. Ceza
alınca beni de dövmedi. Şimdi boşanmak istemiyorum dedi mahkemede. Ama artık
127
1,5 yıldır ayrıyız. Ruh halim düzeldi. Dayaktan bıktım bu yaştan sonra dayak yemem
bir daha.
Gelecek Planları
Benim askerdeki oğlan nişanlı, evlenecek. Kızım da çalışıyor fabrikada.
Annemin de babamdan maaşı var geçimimizi sağlıyoruz. Ben artık çalışmıyorum,
sağlığım bozuldu. Oğlum evlensin kızım gelin olsun. Mutlu olsunlar başka bir şey
istemiyorum. Nafaka bağladı mahkeme bana ödemiyor kocam ama ödemezse
ödemesin ne yapayım. Bu yaştan sonra başka ne isteyeyim ki.
128
L.E.
- 32 yaşında
- Üniversite mezunu
- Kamu Personeli
- 1 çocuk
- Eşimle tanıştığımızda okul bitmişti, çalışmaya başlamamıştık bile. Sonraları
evlenmeye karar verdik. Ailelerden uzak bir evde yaşamaya başladık, bir çocuğumuz
oldu, ne olduysa da ondan sonra arttı zaten.
Aile ve aile birliği
Aile öncelikle sevmektir, saygı duymaktır diye düşünüyorum. Ama bir
yandan da bunların da tam olarak aileye yetmediğini görüyorum. Aile ana- baba ve
çocukların her zaman hep birlikte olması bence. Aile birliği de aile olunca devam
ediyor. Aile birliği için herkesin sorumluluklarını yerine getirmesi, birbirine düşkün
olması gerekiyor. Bizim ailemizde düşkünlük vardı ama sanırım öfke de vardı. Öfke
şiddete neden oldu, dayak yedim, aileme gittim geldim falan derken bugünlere geldik
işte.
Tedbir süreci
Eşimden dayak yediğim günlerden birinde evden kovuldum. Hem de
çocuğumu eşim alıkoydu. Daha 10 aylıktı. Korunma talebim oldu, biraz bilgi
sahibiydim bu konuda ama aslında çocuğumu almak istedim ben. Aile
mahkemesinden avukatım istedi. Çünkü beni çocuğumu bana vermeden ailemin
yanına bıraktı. Ben yine de ev bana ve çocuğuma verilmesine rağmen gitmedim eve
yalnızca eşyalarımızı aldık çocukla. Bir sorun çıkmadı eşim korktu çünkü. Birkaç ay
annemlerin evinde yaşadım. Altı aylık tedbir süreleri dolmadan eşim ve ailesi benden
özür diledi, bir daha olmaz dediler. Sütüm kesildi bunlar olurken. Mahkemeden
tedbirleri geri aldırdım. Şimdi eşimle ilişkilerimiz düzeldi gibi. Ben çocuğumu almak
istiyordum çünkü daha 10 aylıktı, ona süt veriyordum daha. Eşimin bana şiddete ve
korkuya yönelik hareketlerde bulunmamasına karar verildi, bir de çocuğumun
velayeti bana verildi ve nafaka bağlandı çocuğum için. Bir süre ayrı yaşadık,
çocuğumu alabildim eşimden. Ben de çocuğum için eşimle bir arada yaşamaya
129
devam ediyorum. Eşim hatalarını anlayıp özür diledi, aracılar falan derken bir araya
geldik yine. Tabi bir de çocuğumuz çok küçüktü, babasız büyümesin istedim, yoksa
bir araya gelir miydim bilmiyorum.
Mahkemenin bana verdiği tedbirlerin aile birliğine ne kadar katkısı oldu
tartışılır tabi. Çünkü verilen tedbirin ailemin korumasını sağladığını düşünmüyorum.
Ailemi koruyan kişi eşimin hatalarını anlaması ve tekrar etmemesi oldu tabi bir de
çocuğumun çok küçük olması etkiliydi. Tedbir belki de eşimin ailemizin değerini
anlamasını sağladı bir yandan da.
Gelecekten beklentiler
Çocuklarımın aile bütünlüğü içinde, ana baba birlikteliği ile büyümeleri en
büyük isteğim. Onların ve benim kötü şeyler yaşamamızı istemiyorum artık. Eşimin
eski hatalarını tekrarlamayacağını düşünüyorum ve umuyorum.
130
T.K.
- 32 yaşında
- Yüksek Lisans mezunu
- Kamu personeli
- çocuk sahibi değil.
- Ben üniversiteden sonra eşimle görücü usulü tanıştım, 3 aylık nişanlılıktan sonra
evlendik. Eşim de mobilyacı, esnaf yani. Babasıyla ve kardeşiyle aynı dükkânda
çalışıyorlar. Babası dükkân sahibi. Eşim lise mezunu. 4 yıldan beri evliyiz ama 1
yıldır falan da ayrı yaşıyoruz, anlaşmalı boşanma yaptık.
Aile ve aile birliği
Aileyi tam bilmiyorum aslında. İnsanın mutlu, huzurlu olduğu bir yerdir
herhalde. Herkesin kendi gibi olduğu bir yer. Aile özgürlüktü evlenmeden önce şimdi
eşimin ailesi ile yakın oturuyorduk ve hem bana hem eşime çok baskıcıydılar. Ben
iki kişilik aile olmak isterdim. Hem ikimiz yan yana hem onun ailesi ile geniş aile
gibi samimi ve mutlu. Aile bir tanedir. Kararları ortak almamız, anlayışla saygıyla
sürdürülen birlikteliktir. Aile birliği aile bireylerinin ortaklığıdır. Birlikteliğidir. İyi
kötü her konuda birbirleri için bir şeyler yapabilmeyi istemesidir. Aile korunmalı
tabi. Aile önemli. Çocuklar için daha da önemli. Onlar iyi ve mutlu ailede sağlıklı
olarak büyüyorlar. Bu nedenle aile korunmalı. Kadın da erkek de yalnız kalmamak
için evleniyor. Mutlu olmak, sahip çıkılmak için evleniyor. Bunun devamı için aile
korunmalı. Aile hem erkek hem kadın tarafından korunmalı. Şimdi ailede her eşin de
çalıştığı bir hayat yaşıyoruz. Herkesin dışarıda hayatı ve sıkıntıları var. Bu yüzden
hem kadın hem erkek korumalı aileyi. Ailede bir erkeğin de kadının da olması aileyi
bütünmüş gibi gösteriyor. Toplumun alıştığı aile resmi tamamlanıyor. Demek ki her
iki eş de aileyi tamamlıyor ve koruyor bence. Çocuklar karı ve kocanın evliliğine
bağlılık kazandırıyor ama bu da sadece sorumluluk sahibi aile bireylerinin
görebileceği bir şey.
Bizim ailede eşim babasının dükkânında çalıştığından harçlık alırdı
babasından. Babası sadece sigortasını yatırırdı. Ben düzenli maaşa sahibim. Eşimin
erkeklik gururu incinmesin diye kredi kartımı ve maaş kartımı eşime verdim. Ama
131
eşim maaşımla alkol almaya, gereksiz harcamalar yapmaya başladı. Bana şaka ile
karışık vururdu. Maaşımdan bana neredeyse hiç para vermemeye başladı. Eşime göre
kadın mutfakta ve yatakta lazımdı, ben fazla geldim ona.
Tedbir süreci
Ben korunma isterken eşimin evden uzaklaştırılabileceğini duymuştum tabi
önceden gazete ve televizyonlardan. Ev benim üzerime olunca onun evden
gidebileceğini de düşündüm. Belki o gün uğradığım şiddet de bana inanılmasını
sağladı. Çünkü kadınlar korunma istiyorlar da verilmiyormuş rapor yok diye,
duyuyoruz televizyondan bunları. Sonraları eşim bana telefonda hakaret etmeye falan
başladı, kanunda bunları da engellemek mümkünmüş aslında ama sonradan duydum
böyle olabileceğini. Ama zaten savcılığa onu da bildirmiştim, tehdit davası açıldı
devam ediyor. Gördüğüm şiddetin ardından boşanma davası açtım, eşim de kabul etti
ve anlaşmalı boşandık. Şimdi yalnız yaşıyorum.
Ailenin varlığı toplum için ve çocuklarımız için önemli. Ama yarası olan bir
aile değil bahsettiğim. Sağlıklı bir aile var olmaya devam etmesi için korunmalı.
Ülkemizde belki de bu eksik. Yani hep olumsuz bir şeyler olduğunda müdahale
ediliyor, hâlbuki iyi giden evliliklere de bir şey olmasın diye korunmalı, yardım
edilmeli. Evden uzaklaştırma kendime gelmemi sağladı. Aile birliğimi korumadı
çünkü sorunların en ağır şekilde yaşanmaya devam ettiği bir ailede mahkemenin
vereceği kararın evliliği devam ettirebilme gücü olduğunu düşünmüyorum. Bu karar
beni eşimden korudu. Ama devletin insanları eğitmesinin aile birliğinin devamı için
her şeyden önemli olduğunu düşünüyorum
Gelecek beklentileri
Bu evlilik ve yaşadıklarım beni panik atak yaptı, evliliğimden beri ilaç
kullanıyorum. İyileşmek ve mutlu olmak istiyorum bir daha evlilik bana çok uzak.
132
E.K
- 43 yaşında
- İlkokul mezunu
- Ev hanımı
- 3 tane reşit çocuğu var, 2 tanesi ağır özürlü
- Eşimle teyze çocuklarıyız. 14 yaşındaydım evlendiğimizde, 11- 12 yaşlarında
nişanlandım. Eşimi hiç sevmedim, sorumsuz, çalışmaz, eve ilgisizdi. Alıp başını
giderdi. Bir haftalık evliyken dayak yemeye başladım. Çocuklarımdan iki tanesi
özürlü, hiç ilgilenmezdi, çocuklarla ben tek başınaydım hep. Ev sobalıydı, hepimiz
aynı odada yatıyorduk, daha önce de kızıma tecavüzleri olmuştu ama ben kızımın
köyde adı çıkmasın diye şikayet edemedim, annem ve kız kardeşime söylemiştim
yalnızca ama sus dediler, olmaz öyle şey dediler. Bu sefer dayanamadım şikayet
ettim.
Aile ve aile birliği
Aile herkesin birbirini koruması demek. Kadınlar ailede hep yalnız mücadele
ediyorlar. Çocuklarla birlikte her zaman aynı çatı altında olmak aile birliğidir. Bizde
olmayan şey aile birliğidir. Aile birliği sorumluluk demek. Her şart altında birbirini
sevmek, birbirine karşı sorumluluğunu yapmak demek, kaçıp gitmemek demek.
Benim üç çocuğum var, ikisi özürlü. Her şeyleriyle ben ilgilendim, kocam sadece
onlara devletin verdiği paraları çekti. Çocuklara harcamadı, evle ilgilenmedi. Hep
beraber yaşıyorken ailede ben kol kanat gerdim çocuklarıma, ben korudum hepsini
de dışardan bir kötülük gelmesin diye. Eve ben baktım. Bir tane sağlıklı kızım var,
özürlü çocukları ona emanet edip çalıştım, ekmek getirdim eve. Kocam hiç
çalışmadı, yattığı yer bile belli değildi onun. Böyle olmamalıydı. Hep birlikte bir
şeyler yapmalıydık, hatta bizi korumak için eşim daha çok çaba göstermeliydi bence.
Yapmadı hep kaçtı. Eşimin çalışmaması, eve bakmamasına bile tahammül
edebiliyordum ben. Akrabalar, kardeşlerim yardım ederlerdi bize ama o son
tecavüzden sonra çocuklarımı babalarından korumak istedim ve evden ayrıldım
annemin evine gittim çocuklarla. Yine istemedi kardeşlerim beni, çocuklarımı. Eve
geri döndüm ama bu sefer şikâyet ettim kocamı. Ben tecavüzden şikâyet ettim.
133
Adama dava açıldı, o sıralar boşanma davası açtım aile mahkemesine. Oradaki hakim
korunma istedi, ceza mahkemesindeki hakim.
Tedbir süreci
Bana tedbir verildiğinde ben zaten boşanma davası açmıştım. Bizim evlilik 5
senedir yoktu zaten. Devlet sağ olsun beni korudu. Ben bilmiyordum ne olacağını ne
gideceğini. İyi de oldu. Keşke bunları bilseydim önceden de. . Bir de artık
yanaşamıyor bize, önceleri barışmak için gelirdi annemlerin eve, korkutmaması için
verilen karardan sonra hani diyor ya hapse atılır bir daha yaparsa diye o yüzden
gelmedi herhalde, iyi de oldu. Mahkemede karşılaşıyoruz bir tek artık.
Gelecek beklentileri
Çocuklarımın özürlü maaşlarını kocam çekerdi ya artık onu çekmek de bana
verildi. Ben en çok çocuklarımın özürlü maaşını artık kendimin çekme hakkına sahip
olduğumdan mutluyum, çocuklarıma harcıyorum. Allah çocuklarımı benim arkama
bırakmasın istiyorum. Başka bir şey ne isteyeyim ki.
134
S.L.
- 25 yaşında
- Lise mezunu
- İşçi
- Çocuk yok
- Ben liseden mezun olduktan birkaç sene sonra görücü usulüyle tanıştım eşimle,
ailem de uygun görünce 40 gün nişanlılıktan sonra evlendik. Nişanlılıktan beri
anlaşmazlıklar vardı, hem ailesiyle hem kendisiyle. Baştan kötü başladı, kötü devam
etti. Çok dövdü beni, cinsel şiddet de fazlaydı, çok zorlardı beni istemediğim şeyler
için. Beni bıçaklamasının ardından dava açıldı, ayrı yaşamaya başladım
bıçaklamadan sonra ve boşanma davası açtım.
Aile ve aile birliği
Aile kocanla, çocuklarınla mutlu, sevgi içinde yaşarsan birlik olur. Birlikte
karar alırsan, evin sorumluluğunu, kendi sorumluluğunu beraber taşırsan aile birliği
olur. Yoksa evlilik iki kişinin aynı evde yaşaması değil. Bence aile güven demek.
Herkesin birbirine sonuna kadar güvenmesi demek. Mesela ben vardiyalı çalışırdım,
o hiç çalışmazdı. Bana nereye gittiğin belli değil derdi. Kötü şeyler yapmaktan
geliyorsun derdi hâlbuki gittiğim yer belli, işe gidiyorum. Önce güven lazım. Zaten
güven olursa saygı, sevgi her şey olur. Mutlu olursunuz. Aile önemli tabi korunmalı.
Kadına zarar verilmemesi lazım. Önce kadın kocasından korunmalı. Kocası kadına
bu kadar kötü şeyler yapamayacağını öğrenmeli. Ben kocama hep dedim danışmaya
gidelim diye gitmedi. Belki gitseydi düzelirdi evliliğimiz. Birlik olurduk o zaman.
Bizim evde kimse aileyi korumadı. Ben kendime zarar gelmesin diye kendimi
korumaya çalıştım. Kocama dedim doktora gidelim, danışmaya gidelim; gitmedi.
Belki gitseydi düzelirdi her şey. O hiç çaba sarf etmedi.
Ailemizi ne mi bu hale getirdi? Beni dövmesi, istemediğim ilişkilere girmek
istemesi, attığı iftiralar başka ne olacak ki en sonunda da bıçakladı zaten, öldürüp
kurtulmak istemişti herhalde, ölmedim. Hastanede bıçaklanmam adli olay diye
yazıldı. Zaten oradaki polisler bildirdi derken dava açıldı, ben de boşanma davası
135
açtım. Şimdi eşimle ayrı yaşıyoruz, boşanma davamız devam ediyor. Şimdi eşim
boşanmak istemiyor ama ben kararlıyım.
Gelecekten Beklentiler
Kendi hür hayatımı tekrar kurup, güçlü olmak istiyorum. Çok yıprandım acı
çektim. Çalışıyorum artık. Gücüm yerine geldi. Yasadan, korunma altına alınmaktan
memnuniyet konusunda bir fikrim yok. Keşke eşim tedavi altına alınsa da etrafına
zarar vermeyi bitirse, yasa bunu yapabilir mi?
136
K.E.
- 59 yaşında
- Lise mezunu
- Emekli kamu personeli
- 2 reşit çocuk
- Ben liseden öğretmen olarak mezun oldum ve çalışmaya başladım, o sıralar eşimle
uzaktan akraba olduğumuz için tanıyorduk birbirimizi ve çok seviyorduk. Evlendik,
eşimin işi gereği farklı illerde, ilçelerde oturduk. Eşim bazı nedenlerle işinden atıldı.
Maddi durum kötüleşti. Ben çalıştım o pazarcılık yaptı ama kazandığını yedi.
Çocuklara ben baktım. Hepsi üniversiteyi bitirdi. 5 yıl önce terk etti beni, gitti. Ben
de boşanma davası açtım.
Aile ve aile birliği
Evlenirken aileden sevgi bekleyerek evlendim, sevdik de birbirimizi ama
sonradan olanlar hayatımızı alt üst etti. Aile en başta karşılıklı güveni ve dürüstlüğü
içermeli. Sevginin olduğu yerde güven ve dürüstlük vardır. Kendini geri çekerek aile
olunmaz. Aile çocuklara sadece para vermek değil, çocuklara ana babalık yaparak
aile birliği devam eder. Aile korunmaya muhtaç bir oluşum. Aile korunmalı ama
önce erkek tarafından korunmalı. Erkek kadına da güç verir çocuğa da güç verir.
Ama sorumsuzluk her şeyi alır götürür. Bizde öyle oldu. Sorunlar çoğaldı sonradan
da. Evlendiğimde önce ailemle küstü, beni de göndermedi. Sonra maaşımı çekmeye
başladı, istediği gibi harcadı. Tartışmalarımız eve geç geldiği için olurdu ve ben her
seferinde birkaç tokat yerdim. Bunlar gittikçe çoğaldı, maddi sıkıntılarımız başladı.
Onun evden gitmesiyle ayrılık başladı ama ben biraz daha bekledim. Son zamanlarda
bir ara eve geldiğinde yaptığımız tartışmada yine beni dövdü, eve zarar verdi,
eşyaları parçaladı. Ben de avukata gittim artık.
Tedbir Süreci
Ben avukata gidince tam olarak öğrendim haklarımı. Televizyonlarda sabah
programlarında çıkıyor avukatlar falan onları dinliyordum az da olsa haberim vardı
bu konulardan. Evden uzaklaştırma, nafaka falan onları biliyordum. Avukat korunma
talebinde bulunmuştu. Korunma tedbiri verildiğinde ben boşanma davası da açtım.
137
Dava uzun sürdü biraz, eşim boşanma istemedi. Ama boşanmaya hükmedildi.
Tedbir kararının verilerek eşimin evden gitmesi kendime güvenimi sağladı. Boşanma
davası açmak da bu güvenle olmuştu. Ben memnun kaldım bu tedbirden. Beni
kendime getirdi.
Gelecek Beklentisi
Benim askerdeki oğlan nişanlı, evlenecek. Kızım da çalışıyor fabrikada.
Annemin de babamdan maaşı var geçimimizi sağlıyoruz. Ben artık çalışmıyorum,
sağlığım bozuldu. Oğlum evlensin kızım gelin olsun. Mutlu olsunlar başka bir şey
istemiyorum. Bu yaştan sonra başka ne isteyeyim ki.
138
S.H.
- 44 yaşında
- İlkokul mezunu
- Ev hanımı
- 3 çocuk sahibi
- Ben evlendiğimde eşimi çok sevdim ama uygun gördüler de görücü ile evlendik
biz. Çocuklarımız oldu. Eşim çalışmayı pek sevmezdi, ben çalıştım. Ben çalıştıkça
eşim tembelleşti, hiçbir işte sebat etmedi. Dayak, şiddet, küfür, hakaret her şeyi
gördüm. 2 yıl önce beni çok kötü dövüp evden de kovunca ben de devlete sığındım
ne yapayım.
Aile ve aile birliği
Evlenirken aileden sevgi bekliyordum. Çünkü çok severek evlenmiştim.
Sonra sevginin yetmediğini düşünüm. Eşim benim özverimi, sevgimi kullandı hep
kendine. Aile saygı ve sorumluluk içinde olmalı. Eşler hem birbirlerini hem de
çocukları düşünmeli. Hem kadının hem erkeğin çocuklarına, birbirlerine sıkı sıkı
kenetlenmeleri aile birliği. Birlikte var olmak, bir şeyler yapmaktır. Aile olduğunun
bilincine varmaktır aile birliği. Bizde hiç öyle olmadı. Umduğum gibi çıkmadı. Ben
kendim olarak ailemi korumak için her şeyi yaptım. Çocuklarıma, eşime eksiksiz
davrandım. İşimi bıraktım onlar için. Eşim de önce fedakârdı ama ne olduysa
sonraları oldu. Sonra da bizi umursamamaya başladı. O da önemseseydi bizi ailemiz
bu hale gelmezdi. Herkes çabalayacak aileyi korumak için. Büyüdüklerinde çocuklar
bile. Bizim ailede ben bağ bahçede çalıştım hep. Eşim beni aldatmaya başladı. Bana
para vermezdi. Herkes isteyince verirdi ben isteyince vermezdi bir tek. Beni
dinlemek istemezdi, ben hizmetçi gibiydim evde. Ben de böyle olunca defalarca
evden ayrıldım ama nereye gideceksin ki zaten geri döndüm geldim çocuklar var
diye bir de ayrı yaşamak zor gelirdi o zamanlar. Olmaz gibi gelirdi.
Tedbir süreci
Bana şiddet uyguladığında çok kötü oldum. Kafam şişti, morardı her yerim.
Komşularla hastaneye gittik, rapor tuttular. Öylece başladı adliyelik olmamız. Benim
çocuklarım yetişkin insanlar, evliler kızım hariç hepsi. Onlar sahip çıktı. Savcılığa
139
gittik, dava açıldı kocam hakkında beni yaraladığından. O zamandan sonra eve
gelmemeye başladı. Annemi köyden getirdim beraber oturmaya başladık. Eşim de
bana şiddet uygulamaması hakkında verilen mahkeme kararı ile ban yanaşmamaya
başladı, dava açtım ayrıldık.
Gelecekten Beklentiler
Ben ailem ve çocuklarım için üzerime düşen her şeyi yapmıştım. Eşimin
çocuklara ve bana yaptıklarından sonra devlete sığındım, sağ olsunlar hep iyiliğime
şeyler oldu. Beni devlet kurtardı. Ben devlet işini bilmem ama her şey halledildi.
Torunlarım oldu, onlara bakıyorum. Kocamı da hiç görmüyorum. Mutluyum.
140
R.L.
- 42 yaşında
- İlkokul mezunu
- Ev Hanımı
- 2 çocuk sahibi
- Eşim ile evlenmek istememe rağmen ailemin uygun görmesi ve ricası ile evlenmek
zorunda kaldım. Kocam ilk evlendiğimizde burada bir fabrikada çalışıyordu ama
sonra işinde çalışmadığından ve işe gitmediğinden işten çıkartıldı, geçim sıkıntısına
düştük. Geç gelmeler başladı derken en sonunda boşandık.
Aile ve aile birliği
Aile o evde yaşayan tüm herkesin birbiri için bir şeyler yapması bence. Ortak
bir şeyler, herkesin faydasına bir şeyler. İnsanların sadece kendini düşünmesi değil.
Aile birliği hep birlikte olmak demek. Yemek yerken, düğünde, bayramda, iyi kötü
her gün bir arada olmak demek. Kötü bir şey olduğunda biri ilgilenmezde aile birliği
yok olmuş olur. Akşam yemeğinde koca eve gelmezse, gecenin bir vakti gelirse aile
birliği yoktur o evde. Aile hep birlikte olmak demek. Aileyi önce eşler korumalı.
Yoksa diğer kişiler, devlet falan bir şey yapamaz aileye. Erkekler ailenin önemini
bilmeli. Kadın zaten evini süpürür, çocuklara bakar gerekirse çalışır aileyi ayakta
tutar ama erkekler öyle değil. Çalışsınlar, yemek yesinler yeter onlara. Aile hem
erkek hem kadın tarafından korunmalı. Şimdi ailede her eşin de çalıştığı bir hayat
yaşıyoruz. Herkesin dışarıda hayatı ve sıkıntıları var. Bu yüzden hem kadın hem
erkek korumalı aileyi
Benim kocam önce bağlıydı eve ve bana ama o arkadaşları yüzünden içki
içmeye, eve geç gelmeye başladı. Nerde olduğunu sorunca da şiddet başladı, küfür
etmeye başladı. Çok sabrettim beni kovmalarına. İki çocuğu da alıp nereye
gideceksin.
Tedbir Süreci
Ben üç sene önce korunma talep ettiğimde boşanma fikri aklımdaydı. Önce
tedbiri aldım ve 6 ay bekledim bekalım eşim düzelecek mi diye. Ama alkolü
141
bırakmadı. Beni alkol alınca döverdi zaten, bir araya gelsem yine dövecek diye ben
de boşanma davası açtım ve boşandım. Ev den çok kovuldum ben sebepsiz yere.
Kovulmaktan, insan yerine konulmamaktan usanmıştım. Evden uzaklaştırılması ile
rahatladım ama yine bekledim bir şeyler düzelir mi diye, ona rağmen yani. Biraz
cesaretsizdim ama artık değilim.
Ben oradan buradan duyardım kadınlar korunuyor diye ama ne olduğunu da
bilmiyordum. Dayak yiyince öğrendim ne olduğunu, bir de her gün çıkmaya başladı
kadınlar öldürülüyor falan. Kadınlar dövülüyor devlet, polis bir şey yapmıyor. Ben
televizyondan aile mahkemesinin kocaları evden uzaklaştırdığını duymuştum. Ondan
geldim. Başka da haklarımı bilmiyorum. Eşim bana şiddet uygulamaması için uyarı
aldı, sonra da uzaklaştı kendiliğinden evden. Bana verilen tedbir iyi oldu, kendime
güvenmeye başladım. Memnun oldum. Şimdi sadece mutlu olmak istiyorum.
142
ÖZGEÇMİŞ
Kişisel Bilgiler
Adı Soyadı:
Özden SALMAN
Doğum Yeri:
Isparta
Doğum Tarihi:
21/09/1982
Medeni Hali:
Bekar
Eğitim Durumu
Lise:
1996- 1997 Fethiye Lisesi
1997- 1999 Burdur Cumhuriyet Lisesi
Lisans:
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
(Bir Yıl İngilizce Hazırlık)
Yabancı Dil ve Düzeyi:
İngilizce- Orta
İş Deneyimi:
2007 Sosyal Hizmet Uzmanı
Adalet Bakanlığı Isparta Aile Mahkemesi
143
Download

İndir - Türkiye Aile Platformu