Öğr. Gör. Serap GÖKCE
Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu
DUYUM VE ALGI


Organizma ve Çevre :
Organizma geniş anlamda canlı varlık demektir. Psikoloji
biliminin konusu ise dar anlamda, sinir sistemi gelişmiş
organizmalar olan hayvanlar ile insanlardır.
Çevre : Canlı davranışlarını etkileyen ve kalıtımsal
olmayan bütün etkenleri, uyarıcıları (uyaranları) içerir.

İnsan Çevresi : İnsan çevresi ikiye ayrılır.

Doğum Öncesi Çevre : Anne karnındaki çevredir.

Doğum Sonrası Çevre :

a) Fiziksel Çevre : Işık, atmosfer, sıcaklık gibi doğada
hazır bulunan koşullardır.

b) Toplumsal Çevre : Bireyin içinde yaşadığı sosyalkültürel ortam.

Uyarım ve Tepki :
Organizma, çevresinden gelen uyarıcılarca
uyarılmakta ve bu uyarıcılara tepki vermektedir.
Şimdi uyarım ve tepki tanımlarını görelim :

Uyarım : İç ve dış çevreden gelen, duyu
organları tarafından alınabilecek şiddette olan
uyarıcıların organizmayı etkilemesidir.

Tepki : Organizmanın uyarımlara verdiği yanıttır.

UYARI :

Uyarıcı (uyaran) ile uyarım karıştırılmamalıdır.
Uyarıcı (uyaran) :Organizmayı etkileyen nesne, fiziksel
güç ya da olayları anlatır.
Uyarım : Uyarıcıların organizmayı etkilemesi, harekete
geçirmesidir.
Uyarım-Tepki İlişkisi : Uyarıcı tepki ilişkisini üç şekilde
sınıflandırabiliriz:
Aynı uyarıcıların aynı tepkiye yol açması : U---> O --->T
Aynı uyarıcıların farklı tepkilere neden olması :

U ---> O ---> {T1 {T2 {T3
Farklı uyarıcıların aynı tepkiye neden olması :




U1 }
U2 }---> O ---> T
U3 }




Duyum :
Çevremizdeki cisimleri ve renkleri nasıl ayırt ediyoruz?
Müziğin ritmini nasıl yorumluyor ya da dokunduğumuz
şeylerin sıcaklığını, şeklini nasıl anlıyoruz? Kısaca
çevremizi nasıl tanıyoruz?
Bunlar psikolojinin temel sorularıdır.
Algıyı anlamak için duyusal işleyişin yapısını, duyumların
oluşumunu ve özelliklerini bilmemiz gerekiyor.
Organizmanın iç ve dış çevreden gelen uyarıcıları duyu
organı aracılığı ile alıp sinirsel enerji haline dönüştürmesi
sürecine duyum denir.
Uyarım, uyarıcıların duyu organları tarafından alınmasıyken,
duyum dış dünyadan başlayıp beyinde sona eren bir
süreçtir.
Duyumun Koşulları :
Duyu organlarımız çevredeki tüm uyarıcıları
alamaz. Bir uyarıcının duyum oluşturması için
gerekli koşullar şunlardır.
 Ortamda uyarıcı bir kaynak olmalıdır.
 Uyarıcıyı organizmaya iletebilecek uygun bir
ortam olmalıdır.
 Duyu organı, sinir sistemi ve beyin uyarıcıyı
alabilmek için sağlıklı olmalıdır.
 Uyarıcının şiddeti, duyum eşiği sınırları
içerisinde olmalıdır.
 Duyum Eşiği : Duyu organlarının bir uyarıcıyı
almaya başladığı sınırdır.




Alt Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı belli
belirsiz almaya başladığı en düşük şiddettir.
Üst Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı
duyumsamasının kaybolduğu en yüksek şiddettir.
Farklılaşma Eşiği : Bir uyarıcıda fark edilebilen,
en küçük şiddet değişmesidir. Yani, aynı türden
iki uyarıcıda şiddet farkının ayırt edildiği ilk
noktadır.
Örneğin : İki kırmızı ışığın birbirinden ayırt
edilebilmesi için, dalga boylarında belirli bir miktar
fark olmalıdır.

Duyusal Uyum : Duyu organlarının çevredeki
uyarıcılara alışkanlık göstererek, onlara tepki
vermemesidir.

Duyusal uyumun gerçekleşmesi için :

Uyarıcı sürekli olmalıdır.
Uyarıcının enerji düzeyinde bir değişiklik
olmamalıdır.



Duyarsızlaşma : Duygusal yaşamda tekrar tekrar
karşılaşılan uyarıcıyı organizmanın belli bir süre
sonra duyarsızlaşması.
Örneğin: Annesi tarafından sık sık azarlanan bir
çocuk, bir süre sonra annesinin azarlamasına
karşı duyarsızlaşabilir.
Algı:
Nesne ya da olayların beyinde işlenerek,
anlamlı bütünler olarak kavranmasına algı
denir.
 Nesne ya da olayların, özellikleriyle ve
çevrelerindeki diğer nesne ve olaylarla
olan ilişkileriyle birlikte kavranması
sürecidir.


Duyum - Algı İlişkisi :
Duyumda, organizma tek tek uyarıcıları
alır;
 oysa algıda bu uyarıcılar, bir nesne ya da
olayda birleştirilerek kavranır.
 Duyumda, uyarıcı kaynak tanınmaz,
 algıda uyarıcı kaynak tanınır.
 Duyum, algının ön koşuludur. Duyum
olmadan algı olmaz.

Algı ile ilgili kavramlar :




Algıda Seçicilik : Organizmanın, çevresinde
bulunan çok sayıda uyarıcı nesne, ya da
olaydan, bir ya da bir kaçına dikkatini
yöneltmesine algıda seçicilik denir.
Algıda seçiciliği etkileyen iç ve dış etkenler
vardır.
Algıda Seçiciliği Etkileyen Dış Etkenler : Dış
uyarıcıların algıda seçiciliği etkilemesinde bireyin
bir rolü yoktur.
Çünkü birey, kendi dışında olup biten olaylardan
etkilenir.
Algıda Seçiciliği Etkileyen Dış Etkenler :
a) Uyarıcının şiddeti
 b) Aşırı zıtlık (Karşıtlık)
 c) Hareketlilik
 d) Süreklilik
 e) Tekrar (Yinelenme)
 f) Alışılmışın dışındaki uyarıcılar
 g) Tanışıklık

Algıda Seçiciliği Etkileyen İç Etkenler :
 a) Beklenti
 b) İlgi
 c) Gereksinim
 d) İnanç

Algıda Değişmezlik : Nesne ya da
olayların farklı ortamlarda hep aynıymış
gibi algılanmasına algıda değişmezlik
denir.
 Algıda değişmezlikte, daha önceden
edindiğimiz standartlar etkilidir.
 Bu standartlara göre algılamayı, duyu
organlarının doğrudan verileri kadar, daha
önceden edinilen yargılar da biçimlendirir.
Bu sayede, sürekli değişen dış dünya, hep
aynı şekilde algılanmaya devam edilir.





Üç tür algıda değişmezlik biçimi vardır :
a) Büyüklük Değişmezliği : Bir nesneyi
uzaklığına bakmaksızın aynı büyüklükte görme
eğilimine büyüklük değişmezliği denir.
b) Biçim Değişmezliği : Görüş açısı ne olursa
olsun, bir nesnenin biçimini değişmeden
algılama eğilimine biçim (şekil) değişmezliği
denir.
c) Renk Değişmezliği : Tanıdık bir nesneyi ışık
koşulları ne olursa olsun aynı renkte algılama
eğilimine renk değişmezliği denir.
Algıda Örgütleme (Organizasyon) :
Duyumları oluşturan nesne ya da
olayların, zihin tarafından bir düzene
konulup biçimlendirilmesine algıda
örgütleme denir.
 Algıda Örgütlemeyi Etkileyen Etkenler :
 Şekil - zemin (obje-fon) Algısı : Nesne ya
da olaylar, üzerinde bulundukları zemine
göre farklılaşarak algılanırlar.
 Algıda Gruplama : İç ve dış çevreden
gelen uyarıcıların bir bütün olarak
algılanmasıdır.






Dayandığı İlkeler
a) Benzerlik İlkesi : Birbirlerine benzeyen
uyarıcılarla birlikte algılanırlar.
b) Yakınlık İlkesi : Birbirlerine yakın olan
uyarıcılarla birlikte algılanırlar.
c) Tamamlama İlkesi : Parçaları eksik olan
nesne ya da olayların tamamlanarak
algılanmasıdır.
d) Süreklilik İlkesi : Hatlar ve şekiller zamanda
ve mekanda (uzayda) sürekliymiş gibi
algılanırlar.
 Derinlik
Algısı :
Nesnelerin üç boyutlu olarak algılanmasıdır.
 Algı Yanılmaları : Algısal değişmezlikler dünyaya
ilişkin duyularımızın oluşmasına yardım ederler.
Ancak, bazen aldanırız ve dünyayı yanlış
algılarız.
 Algı Yanılmaları İkiye Ayrılır :
 İllüzyon (Yanılsama) : Ortamda var olan uyarıcı
kaynağın (nesne ya da olayların) olduğundan
farklı algılanmasıdır.
İllüzyon ikiye ayrılır :
 a) Fiziksel İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının
fiziksel ya da fizyolojik nedenlerden dolayı
her insan tarafından aynı şekilde yanlış
algılanmasıdır.
 b) Psikolojik İllüzyon : Ortamdaki
uyarıcının bireyin kaygı ve korkularına
bağlı olarak yanlış algılanmasıdır.

What do you see?
What do
Is the left center circle bigger?
No, they're both the same
size
It's a spiral, right?
No, these are a bunch of independent
circles
Keep staring at the black dot. After a while
the gray haze around it will appear to
shrink.
Can you find the dog?
Stare at the black lightbulb for at least 30 seconds.
Then immediately stare at a white area on the screen
or at a sheet of paper. You should see a glowing light bulb!
How many colors do you see?
There are only 3 colors: White, green, and pink.
There seem to be two different shades of pink,
but there is only one pink.
Do you see a couple or a skull?
Count the black dots! :o)
Are the horizontal lines parallel or do they slope?
How many legs does this elephant have?
Do you see the three faces?
Do you see the face? Or an Eskimo?
Do you see a cube missing a corner?
Or do you see a small cube in a big
one?
Is the blue on the inner left back or the outer left front?
Do you see a musician or a girl's face?
Do you see an old man's face or two lovers kissing?







Fizyolojik illüzyon duyu organlarından
kaynaklanır. Duyu organları algılama sürecinde
yetersiz kalabilir.
Psikolojik illüzyon ise daha çok korku, öfke gibi
heyecanlardan ya da ihtiyaç, beklenti gibi bireye
özgü durumlardan kaynaklanır.
Halüsinasyon (Sanrı) : Ortamda olmayan
uyarıcıların varmış gibi algılanmasıdır.
İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki farklar
şunlardır :
İllüzyonda uyarıcı kaynak, nesnel gerçeklik
vardır. Halüsinasyonda dış kaynak yoktur.
İllüzyon normal bir psikolojik olaydır,
halüsinasyon ise anormal bir durumdur.

Algıyı Etkileyen Diğer Etkenler :

Zaman Algısı : Yaşadığımız zaman diliminin içinde
bulunduğumuz duruma göre, olduğundan daha uzun ya
da kısa algılanmasıdır.
Mekan Algısı : Gözleyenin, belirli bir nesnenin yön,
büyüklük, biçim, uzaklık gibi özellikleri üzerine duyu
organları yoluyla edindiği algıya denir.
Hazırlayıcı Kurulum (Beklenti) : Olmasını ya da
gerçekleşmesini beklediğimiz bir olay algılamayı etkiler.
Birey neye hazırlanıyorsa, neyi bekliyorsa, onu algılama
eğilimindedir. Bu duruma da hazırlayıcı kurulum denir.
Geçmiş Yaşam Deneyimleri : Geçmişte yaşadığımız
olay ya da olaylar, ilgili nesnelerin bellekte bıraktığı izler,
yeni algılamalarımızı etkiler. (koşullanma-telkin)
Zihinsel Tutum ve Kültürel Ortam : Kültürel ortamın
yarattığı zihinsel tutum, nesne ya da olayların
algılanmasını etkiler.









Uyarılma İhtiyacı ve Güdülenme (motivasyon) :
İnsan davranışı, tipik olarak amaca yöneliktir.
Organizmanın, davranışta bulunabilmesi için iç
ve dış uyarıcılara gereksinimi vardır.
Organizma bu gereksinimleri karşılayarak
çevreye uyumunu sürdürür.
Uyarıcı gereksinimleri karşılanmayan
organizmalar, çevreye uyum zorluğu çekerler;
fizyolojik ve psikolojik dengelerini yitirirler.
Organizmanın dengesinin bozulmasına yetersiz
uyarıcı koşullar kadar aşırı uyarılma da etki eder.



Yetersiz Uyarılma : Organizmanın alıştığı
düzeyin altında uyarıcı ile karşı karşıya kalması
sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye
uyum gücünü yitirmesidir. İZOLE
Aşırı Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin
üzerinde uyarıcı ile karşılaşması sonucu
fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum
gücünün azalmasıdır. TRAVMA
Homeostasis (Dengeleme) : Organizmanın iç
dengesini kendi çabasıyla korumasına
homeostasis denir. Bir başka deyişle, yetersiz ya
da aşırı uyarılma durumlarında organizmanın
çevreye uyum gücünü kendi çabasıyla
korumasına homeostasis denir.
Güdü ve Güdülenme :





Gereksinim (İhtiyaç) : Organizmada herhangi bir
eksikliğin hissedilmesidir.
Dürtü : Organizmadaki eksikliği gidermek için doğan
güçtür.
Güdü : Organizmanın, gereksinimini karşılamak üzere bir
davranışı yapmaya istekli duruma gelmesidir.
Biyolojik gereksinimler (ihtiyaçlar), fiziksel yoksunluk
durumlarından kaynaklanır. Yoksunluk, canlıda bir
gerilim durumunu, fizyolojik bir dürtüyü açığa çıkarır. Bu
dürtü insanı ya da hayvanı gereksinimini gidermesi için
güdüler.
Güdülenme : Hayvan ya da insanda organizmayı belirli
bir amaca yönelik davranışa iten sürecin tümüne
güdülenme denir.



O halde güdülenme süreci şu aşamalardan
oluşur :
Gereksinim ---> Dürtü --->Güdü --->Davranış
Güdü Biçimleri : Maslow'un güdüler hiyerarşisine
göre, önce fizyolojik güdüler (piramidin
altındakiler), sonra toplumsal güdüler (piramidin
üst kısımları) doyurulmalıdır. Ancak öncelik
sırası kişiden kişiye değişebilmektedir.
6. Kendini gerçekleştirme gereksinimi
5. Saygınlık gereksinimi
4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi
3. Ait olma gereksinimi
2. Güvenlik gereksinimi
1. Fizyolojik gereksinimler





Fizyolojik Güdüler : Organizmanın yaşamı
sürdürebilmek için gidermek zorunda olduğu
temel gereksinimlerden kaynaklanan güdülere
fizyolojik güdüler denir.
Bu güdüler, organizmanın fizyolojik
ihtiyaçlarından türer.
Organizmanın gereksinimlerini karşılamaya
yöneliktirler.
Organizmanın eksikliklerini gidermek amacı ile iç
dürtülerce ortaya çıkarılırlar.
Doğuştandırlar. Ancak öğrenme yoluyla bir
dereceye kadar değiştirilebilirler.
Tüm canlılara özgü oldukları için evrenseldirler.






Toplumsal Güdüler : İnsanların toplumsal
gereksinimlerinin giderilmesine yönelik
güdülerdir.
Toplumsal kökenli güdüler, erişkin insanın
deneyim ve davranışlarının şekillenmesinde
etkili olan en önemli iç etkenler arasındadırlar.
Toplumsal kökenli güdüler toplumsal yaşam
içinde öğrenmeyle oluşurlar.
Yaşa bağlı olarak sayıları artan güdülerdir.
Toplumsal güdülerin temelinde çoğu zaman
fizyolojik güdüler vardır.
Toplumsal güdülerle fizyolojik güdüler
çatıştığında çoğunlukla fizyolojik güdüler baskın
çıkar.





İçgüdü : Öğrenilmeden yapılan, niçin yapıldığının
bilincinde olunmayan, türün tüm bireylerinde
bulunan kalıtsal davranışlara içgüdü denir.
Bu tanıma göre, içgüdü davranışları;
Öğrenilmeden yapılır. Doğuştandır.
Canlı niçin öyle davrandığının bilincinde değildir.
Yani davranış otomatiktir.
Türün tüm bireylerinde bulunur.
Kalıtsaldır.
İçgüdü ile iç dürtü (fizyolojik güdü) ve
refleks davranışlar arasındaki farklar
şunlardır :
 a) İç dürtülerde davranış bir iç uyarıcı
sonucudur.
 b) Reflekslerde davranış bir dış uyarıcı
sonucu yapılırken,
 c) İçgüdü davranışları iç ya da dış hiçbir
uyarıcı olmadan otomatik olarak
gerçekleşebilir.





Refleks : Dıştan gelen uyarıcılar karşısında
aniden gösterilen istem dışı tepkilere refleks
denir.
Heyecan : Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü,
kıskançlık, sevgi gibi nedenlerle ortaya çıkan
güçlü ve geçici duygu dönemine heyecan denir.
Heyecan, çeşitli cihazlarla da ölçülebilen bir
psikolojik olaydır.
Duyguların şiddeti, yoğunluğu arttıkça heyecan
durumu ortaya çıkar. Bu durum kısa sürer.
Organizmada değişiklik ve gerginlik yaratır.

Duygu ve heyecanlar üç öğeden oluşurlar
a) Vücut ve yüzdeki fizyolojik değişiklikler
 b) Olayların yorumlanması gibi bilişsel
süreçler
 c) Deneyim ve duygu - heyecanın ifade
biçimini şekillendiren kültürel etkiler.


Korku, kızgınlık, üzüntü, keder, sevinç, keyif, haz, neşe,
nefret gibi biyolojik temelli duygu - heyecanlar evrensel
yüz ifadelerine sahiptir.

Heyecan yaratan oluşumlar:

Şiddeti yüksek uyarıcılar.
Ansızın ortaya çıkan güdüler.
Normal yaşamı değiştireceği beklenen olaylar.




Çocuklarda daha çok fizyolojik gereksinimlerini
doyurmaya yönelik güdüler heyecan oluştururken,
yetişkinler daha çok psikolojik ve toplumsal güdülerden
etkilenerek heyecanlanırlar.
Download

Duyum Algi - Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu