!"#$%& !'() *+,-. / 01(2
Bismillahirrahmanirrahim
el-Hamdu lillâhi rabbil âlemîn ve
sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve
âlihit tâhirîn ve ashâbihil muntecebîn.
Rahman ve Rahim olan Al
Allah'
lah'ın adıyla
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Allah'ın salâtı efendimiz Muhammed'e (s.a.a),
onun tertemiz Ehlibeyt'ine (a.s) ve seçkin ashabına olsun.
Bu eser, Yüce Rehberlik Makamı Ayetullah
Hameneî'nin Hac Temsilcisi ve İran Hac Organizasyonu İşleri Başkanı Dr. Gazi Asker'in kararıyla, İran Hac ve Ziyaret Araştırma Merkezi tarafından basılmıştır.
Adres:
Hac ve Ziyaret Araştırma Merkezi
Sümeyye Cad. 26-28. Sokak Arası, No: 472
P.K: 37175-1113
KUM-İRAN
Tel: +98 (025) 37740800
Fax: +98 (025) 37743155
Web: http://phz.hajj.ir/
Email: [email protected]
TEKFİRCİ
VAHABİLER
ALİ ASKER RIZVANÎ
Çeviri:
Ali Akın Caba
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ................................................................... 9
MUKADDİME....................................................... 11
İmanın Sözlük Anlamı............................................... 11
İmanın Terim Anlamı............................................... 12
İman ve Yakin ......................................................... 17
İmanla Marifetin Farkı .............................................. 18
Amel İmanın Kamil Olma Şartı .................................. 19
İmanın Azalıp Çoğalması .......................................... 21
Ehlisünnet Nezdinde İmanın Azalıp Çoğalması ........... 23
İmandan Sonra Küfür İmkânı..................................... 26
İslam ve İman Arasındaki Fark ................................... 27
1-İman Karşısındaki İslam ......................................... 28
2-Dille Teslim Olmak ve Kalple Tasdik Etmek ................ 28
3-Kalbî Tasdik Ötesinde Teslim Olmak .......................... 29
İMAN EDİLMESİ GEREKEN KONULAR ........... 31
Küfrün Sözlük Anlamı............................................... 32
Küfrün Terim Anlamı ............................................... 32
Kâfirin Küfürle Adlandırılmasının Nedeni .................... 34
Kurân-ı Kerim'de "Küfür" Mefhumu............................ 35
Kurân-ı Kerim Açısından Küfrün Çeşitleri .................... 36
1-İslam Dininden Çıkmak ......................................... 36
2-İslam Dininden Çıkılmaması .................................... 41
3-Kurân-ı Kerim ve Müslümanların Tekfir Edilmelerinin Yasaklanması............................................................. 44
4-Peygamber (s.a.a) ve Tekfir Etmenin Yasaklanması ......... 44
Sahabelerden Bazılarının Tekfiri Yasaklaması .............. 57
Din Âlimleri ve Tekfirin Yasaklanması ........................ 59
Tekfirin Tehlikesi .................................................... 69
Gazali'ye Göre Tekfirde İfrat Etmek........................... 70
Tekfirde İyi Düşünmenin ve Dikkatli Olmanın Farz Oluşu 72
İfrati Tekfir Düşüncesinin Ortaya Çıkış Nedenleri........ 75
1. Cahillik............................................................. 75
2. Taassup ............................................................. 78
3. Kitapları Mütalaa (İnceleme) Etmekle Yetinmek ............ 79
4. Ucuplanmak Kibir (Ucb) ve Kendini Büyük Görmek ....... 79
Tekfirin Etkileri ....................................................... 85
Tekfir Düşüncesinin Düzeltilmesi ............................... 86
1. Tekfir nedenlerini ortadan kaldırmak .......................... 86
2. Rahat ve Özgürce Konuşma Ortamı ............................ 88
3. Toplumdaki Kültürel Boşlukları Doldurmak................. 89
4. Uzmanlığa Saygı Duymak ...................................... 90
5. Fikirlerin Eleştirisi İçin Ortam Oluşturulması ............... 93
6. Toplumda Aklı Kullanma Seviyesinin Yükseltilmesi ........ 93
7. Peygamber (s.a.a) Siresinin Doğru Tahlili ..................... 94
8. Kahır, Gazap ve Cihat Ayetlerinin Doğru Tahlili ........... 94
Gençler ve Tekfir Düşüncesinin Tehlikesi................... 96
TEKFİR DÜŞÜNCESİ VE PEYGAMBER'İN (S.A.A)
ONUNLA MÜCADELESİ .....................................99
1. Halid b. Velid...................................................... 99
2. Ömer b. Hattab..................................................101
Hariciler, Sadr-ı İslam'ın Tekfircileri..........................102
Haricilerin Özellikleri ..............................................103
1-Adil İmama İtiraz Etmek ve Kınamak ...................... 103
2-Suizan ............................................................. 103
3-İbadette Mübalağa Etmeleri .................................... 104
4-Müslümanlara Karşı Şiddetli Olmaları....................... 104
5-Sığ Akıllı Olmaları ............................................. 105
Hariciler ve Müslümanların Tekfir Edilmesi ...............107
Haricilerin Tekrar Ortaya Çıkışı ...............................108
IV. ASRIN TEKFİRCİLERİ..................................113
İBN-İ TEYMİYE, VIII. ASRIN TEKFİRCİSİ ...... 123
İbn-i Teymiye'nin Soyu ...........................................123
Öğrenime Başlaması................................................124
Cüret ve Cesaret ....................................................125
İbn-i Teymiye'nin Ortaya Çıkış Asrı ..........................128
İbn-i Teymiye'nin Tekfir Örnekleri ...........................130
Zehebî'nin İbn-İ Teymiye'ye Nasihati........................141
Nasihat Mektubunun İncelenmesi.............................148
XII. ASRIN TEKFİRCİSİ MUHAMMED BİN
ABDÜLVAHHAB ................................................ 153
Muhammed b. Abdülvahhab'ın Özgeçmişi.................153
Muhammed b. Abdülvahhab'ın Tekfir Etmedeki İfratı .156
1-Ârız Âlimlerinin Tekfiri ....................................... 157
2-İslam Âlimlerinin ve Büyüklerinin Tekfiri ................... 159
3-Bazı Bölgelerin Bölge Halklarının Tekfir Edilmesi ........ 164
Günümüz Tekfircilerinden Müftü b. Baz ...................168
Vahabiler ve Haricilerin Karşılaştırılması.....................170
Ehlisünnet Âlimlerinin Vahabileri Haricilere Benzetmeleri.172
Ehlisünnet'e Göre Tekfirci Vahabiler ........................173
1-Şeyh Ahmed Zeynî Dehlân ..................................... 173
2-Şeyh Muhammed b. Abdullah Necdî ......................... 175
3-İbn-i Abidin Hanefî ............................................. 178
4-Şeyh Ahmed Sâvî ................................................ 179
5-Şah Fazl Resul Kadirî .......................................... 180
6-Ebu Hamid b. Merzûk......................................... 181
7-Halil Ahmed Hanefî ............................................ 182
8-Cemil Sıdkı Zehavi Hanefî..................................... 183
9-Hâce Şeyh Hafız Muhammed Hasan Hanefî ............... 184
10-Muhammed b. Abdülvahhab'ın Üstatlarından olan Ş.
Muhammed b. Süleyman Kürdî .................................. 184
11-Seyyid İbrahim Râvi Rufâî Hanefî Irakî ................... 186
12-Muhammed Fakih b. Abdulcebbar Câvî ................... 188
13-Şeyh Abdulmutaâl Saîdî Mısrî .............................. 190
Vahabilerin Pişmanlık İtirafları...................................191
1-İbn-i Teymiye'nin İtirafı ......................................... 192
2-Muhammed b. Abdülvahhab'ın İtirafı ........................ 193
3-Hicaz'ın Büyük Âlimlerinin İtirafları ........................ 198
4-Doktor Taha Cabir Feyyaz Elvânî'nin İtirafı .............. 200
5-Şeyh Salih b. Abdullah b. Hamid'in İtirafı ................. 200
6-Şeyh Muhammed b. Salih Useymîn'in İtirafı ................ 203
Tekfirin Kuralları ....................................................203
1-Araştırma ve İnceleme ........................................... 203
2-Bilinçlilik.......................................................... 205
3-Kasıt ve İrade ..................................................... 206
4-İkrahın ve Zorlamanın Olmaması............................. 208
5-Sözün Gerekli Kıldığı Şeyler Üzerine Hüküm Vermemek ... 209
Vahabilik ve Müslümanlar........................................210
Hakka Davette Şefkatli Davranmaya Riayet Etmek.......215
KAYNAK.............................................................. 217
ÖNSÖZ
İslam'ın fikirsel tarihi iniş çıkışlar, değişimler,
muhtelif teori, görüş ve düşüncelerle doludur. Bu
değişim sürecinde, değişik sebep ve temellere dayalı
fırka ve mezhepler ortaya çıkmış, bir süre sonra
bunların bazısı unutulmaya mahkûm olmuştur. Fakat
bazı fırka ve mezhepler ise İslam toplumunun değişim sürecinde belirleyici rol oynamıştır. Bunlar arasında Vahabilik fırkasının, değişik tarihi süreci ve
yeri vardır. Çünkü bu fırka; İslam mütefekkir ve
düşünürlerinin yanında sağlam bir temele sahip
değildir. Vahabilik fırkası zayıf, gerici ve yoz düşüncelerini Müslümanlara dikte edip zorla kabul ettirmeye çalışarak, İslami düşünce sahasında sadece
kendisinin söz sahibi olduğunu iddia etmektedir.
Bundan dolayı, Vahabilik fırkasının içeriğini, düşüncelerini, esrarını iyice tanımak için değerli araştırmacı ve yazar Ali Asker Rızvanî Bey, yılmadan birçok
kaynaktan yararlanarak yaptığı bu teşekküre şayan
araştırmasında bu fırkanın bilinen ve bilinmeyen
yönlerine ve düşüncelerine ışık tutmaya çalışmıştır.
Sayın Ali Asker Rızvanî Bey'e teşekkür eder ve
bu alanda yapılan araştırma ve çalışmaların Vaha-
Tekfirci Vahabiler ■ 10
bilik fırkasını daha iyi tanımaya faydalı olmasını
arzularız. Okuyucu ve düşünürlerin görüş ve önerilerinden faydalanarak bir sonraki basımında kitabın
ilmi kalitesinin daha da artmasını temenni ederiz.
Muhakkak başarı Allah'tandır
Hac ve Ziyaret Araştırma Merkezi
Kelam ve Maarif Bölümü
MUKADDİME
İslam tarihi boyunca, bazı kimseler fırkalar,
kendilerine muhalif olan diğer İslami fırka ve
mezhepleri tekfir etmiş, küçük bir bahaneyle onların
dinden çıktığına hükmederek ölüm fetvası vermişlerdir. Din eksenli bu uğursuz hareket "Hariciler"
zamanından başlamıştır ve günümüze kadar devam
ederek Vahabilik fırkasında kendini göstermiştir.
Kitabın teması bu konunun beyanı ve izahı esaslıdır.
İMANIN
İMANIN SÖZLÜK ANLAMI
"İman" kelimesinin kökeni "emn"dir ve lügatte;
tasdik etmek, sükûn, huzur ve nefsin mutmain olması
manasına gelmektedir.
Halil b. Ahmed bu konu hakkında şöyle der:
"İman; tasdik etmek ve mümin ise tasdik eden
kimse demektir. Kökeni "emn" kelimesindendir ve
korkunun zıddıdır."1
İbn-i Manzûr'un Lisânu'l-Arab kitabına bakıldığında, iman kelimesinin iki manada; küfrün ve
1-Tertibu'l-A'yn, s.56.
Tekfirci Vahabiler ■ 12
tekzibin (yalanlama) zıddı olan "tasdik" anlamında
kullanıldığı görülmektedir.2
İman kelimesi "lam" harfiyle mutaaddi (geçişli
fiil) olur; örneğin:
"Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize
inanmazsın."3
Başka bir ayette ise şöyle geçmektedir:
ٌ‫ ﻟُﻮط‬‫ﻦَ ﻟَﻪ‬‫ﻣ‬Ĥَ‫ﻓ‬
"Bunun üzerine Lût ona iman etti"4
Hakeza "iman" kelimesi Arapçada "ba" harfiyle
de mutaaddi olur. Örneğin;
! ! " "(Havârîler:) Rabbimiz! İndirdiğine inandık…"5
İMANIN
İMANIN TERİM ANLAMI
İmanın terim anlamı, kalple tasdik edip dille ikrar
etmektir. Bundan dolayı amel, imanın kâmil olmasının şartıdır ve imanın bir parçası değildir. Elbette bu
tanım, Mürcie fırkasının iddia ettiği "Amelin hiçbir
2-Lisânu'l-Arab, c.13, s.21.
3-Yusuf, 17.
4-Ankebût, 26.
5-Âl-i İmrân, 53.
13 ■ Mukaddime
önemi yoktur" sözünü tasdik etmez. Bu tanım şunu
anlatmak istemektedir: İnsanı küfürden çıkartıp
imana ulaştırarak onun malının ve canının muhterem
olmasına neden olan şey, kalbî tasdiktir. Fakat imkân
dâhilinde dille ikrarla birlikte olmalıdır. Fakat insanı
cehennemden kurtaran şey ise amelle tasdik
etmektir. Amelin, imanın bir parçası olmadığına
şahit olarak şu ayet ve rivayetleri zikredebiliriz:
1. Kurân-ı Kerim'de bir ayette şöyle geçmektedir:
#
$%! !& ' !
(! )*+! +,!
"Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen"6
Arap edebiyatında atfın kanunu gereği matuf ile
matufun aleyhin arasında farklılık olmalıdır. Eğer
amel imanın bir parçası olsaydı, ayette bir şey iki
defa tekrar edilmiş olurdu.
2-Başka bir ayette ise şöyle geçmektedir:
- . #
$%! / 0 ) "Kim de mümin olarak salih amellerden işlerse…"7
Bu ayetten de amel ve iman arasında kavramsal
olarak farklılık olduğu anlaşılmaktır.
3-Yüce Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:
6-Bakara, 277.
7-Tâ-hâ, 112.
Tekfirci Vahabiler ■ 14
2 , 3 4 5 !$& 3 !&66 ! ! , 67 81 , ! ; (<&! = ! >(! @? A7B >(C6: >2DB E+! !&BF3 G(=H ! >&' 4 )(9: !
"Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa,
Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran
tarafla savaşın."8
Bu ayette görüldüğü gibi Allah (c.c), günahkâr ve
zalim grup için mümin kelimesini kullanmıştır.
4-Bir başka ayette şöyle buyrulur:
%! J ! ; <&! !FB! !
! )*+! 4I)! )
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla
beraber olun."9
Bu ayette Allah (c.c) müminleri ilahi takvaya
yani; farzları yapmaya ve haramlardan uzak durmaya
emretmiştir.
5-Bazı ayetlerden imanın yerinin kalp olduğu
anlaşılmaktadır. Allah (c.c) bu konu hakkında şöyle
buyurmaktadır:
, K! L 4 & M N
6 O
P!
"İşte onların kalbine Allah, iman yazmış…"10
Başka bir ayette ise şöyle okuyoruz:
8-Hucurat, 9.
9-Tevbe, 119.
10-Mücadele, 22.
15 ■ Mukaddime
L Q & M , K! / H 9 ) "Henüz iman kalplerinize yerleşmedi."11
6-Buhari kendi senediyle Resulullah'ın (s.a.a)
Hayber gününde şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
;5&' R! >& R! ST" ,! U=)=. V ' ;5 ' /54T '
;T" R! NW XY" Z)!=! [*. \'] ^5H _) S L&T
a! U"
a! DD: b\c! =' S ;)9) >&' R! `67)
R! ST" '93 S d >'! ,! @Y" d #"e63 S *P
)
f
! S .)g [\'h3 N1 V i&' L&T ;5&' R! >&
j k l P5m >&' "e3 S O5&' R! `67) E: 76&B a
E: L4&B S n! /B !o
>&' R! ST" ) p=%3 76&)
9F3 Oo !&03 !oq3 R! ST" !9r ,! R! ag ;g a ,! !94s)
R! >&' Lte: 4Fu a! Ld!
L.@
O
!0
"Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki,
o, Allah'ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü
de onu sever ve Allah onun eliyle zafere
ulaştıracaktır."
Ömer b. Hattab şöyle demiştir:
"Peygamber'in beni çağırmasını arzu ediyordum ve komutanlığı o günkü kadar arzu ettiğim
11-Hucurat, 14.
Tekfirci Vahabiler ■ 16
bir zaman olmadı. Resulullah, Ali b. Ebu Talib'i
çağırdı ve ona sancağı vererek şöyle buyurdu:
"Ya Ali! Haydi ilerle! Allah fethi müyesser
kılıncaya kadar sağa-sola bakınma!"
Hz. Ali hemen hareket etti, sonra durdu ve
arkasına dönmeden şöyle seslendi:
"Ey Allah'ın Resulü! Onlarla ne (yapmaları) için savaşayım?"
Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
"Onlarla, Allah'tan başka ilâh olmadığına
ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna
şehâdet getirinceye kadar savaş. Bunu yaptıkları an (dinin yasaklarını çiğnemedikçe)
kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar."12
7-Şeyh Saduk kendi senediyle İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Allah'ın
birliğine, Peygamber'in nübüvvetine şehadet getirmek, İmam'a itaat etmeye ikrar edip onu tanımak,
insanı imana ulaştıran en az şeydir."13
Fakat Vahabiler rükünlere amel etmeyi imanın bir
parçası olarak bilmektedirler. İbn-i Useymîn bu konu
hakkında şöyle demektedir:
12-Sahih-i Buhari, c.1, s.10, Kitabu'l-İman; Sahih-i Müslim, c.7, s.17, bab 7, Fezail-i Ali b. Ebu Talip.
13-Bihâru'l-Envâr, c.66, s.16 Ş. Saduk'un Maani'l-Ahbar
kitabından naklen.
17 ■ Mukaddime
w"!x /0! y,e& z\! N&F "!=a! :,Ka!
"İman kalple ikrar etmek, dille söylemek ve
azalarla amel etmektir."14
İMAN VE YAKİN15
Kuran-ı Kerim ayetlerine göre iman, hiçbir şek ve
şüphenin bulunmadığı kesin bir yakindir.
Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:
{P5m |z$
! i2 ) a +}! +,g
"Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini
tutmaz."16
Başka bir ayette yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktdır:
+}! +ag , 0D6) , g
"Onlar ancak zanna uyuyorlar."17
Bir diğer ayette ise şöyle geçmektedir:
, I} ) +ag L . , g
"Onlar sadece zanda bulunuyorlar."18
14-Fetâvâ'l-Akîde, İbn-i Useymîn, s.79.
15-Yakîn, aksine ihtimal verilmeyen sağlam ve kesin bilgi
demektir. Mütercim.
16-Yunus, 36.
17-En'âm, 116.
18-Câsiye, 24.
Tekfirci Vahabiler ■ 18
Yine yüce Allah zan hakkında şöyle buyurmuştur:
€L~g |+}! 
0 +,g
"Çünkü zannın bir kısmı günahtır."19
İman üzere olan kimsenin kınanmayacağını bilmekteyiz; öyleyse iman zan değil kesin yakîndir.
Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
!B= ) L L~ ;T" ; (<& !
(! )*+! , ! !
; (<&! / 5DT M L 4 e
 7 ! L 4 !
!9. Y
"İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine
inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda
mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir."20
Yüce Allah başka bir ayette ise şöyle buyurmaktadır:
; +&! +ag ; g a ; L & ' 3
"Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur."21
İMANLA MARİFETİN FARKI
Yüce Allah bu konu hakkında Kuran-ı Kerim'de
şöyle buyurmaktadır:
!‚& ' ƒ& „ L 4 e
7 ! 46 F 5 6T ! 4 !9$
Y 19-Hucurat, 12.
20-Hucurat,15.
21-Muhammed, 19.
19 ■ Mukaddime
"Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük
taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler."22
Yani nefislerinin yakîni vardır, öyleyse kalbi marifete de sahiptirler buna rağmen inkâr etmektedirler;
öyleyse imansızdırlar. Netice itibarıyla ayetten
anlaşıldığı üzere iman marifetten farklıdır.
AMEL İMANIN KAMİL OLMA ŞARTI
Kuran-ı Kerim ayetlerinden anlaşıldığı üzere
iman dille ikrar edip kalple tasdik etmektir. Buna
göre amel, imanın bir parçası değildir. Fakat amel,
imanın kâmil olmasının şartıdır. Bu iddiayı Kuran-ı
Kerim'deki şu ayetlerle örneklendirebiliriz:
1-Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
#
$%! !& ' !
(! )*+! +,!
"Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen…"23
2-Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
- . #
$%! / 0 ) "Kim mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa..."24
3-Yine başka bir ayette şöyle buyrulur:
22-Neml, 14.
23-Bakara, 277.
24-Tâ-hâ, 112.
Tekfirci Vahabiler ■ 20
%! J ! ; (<&! !FB! !
(! )*+! 4I)! )
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla
beraber olun." 25
4-Başka bir ayette ise şöyle buyrulur:
, K! L 4 & M N
6 O
P(!
"İşte onların kalbine Allah, iman yazmış"26
5-Yine başka bir ayette yüce Allah şöyle buyurur:
L Q & M , K! / H 9 ) "Henüz iman kalplerinize yerleşmedi."27
6-Secde suresinde şöyle buyrulur:
!$DT !ƒ9…T !I=H 4 !=†o !o! )*+! B)( ) !
, =DQ 6e
) L . L 4 |" 9 $
"Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki,
bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük
taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd
ile tespih ederler."28
7-Yüce Allah yine başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:
25-Tevbe, 119.
26-Mücadele, 22.
27-Hucurat, 14.
28-Secde, 15.
21 ■ Mukaddime
L 4 & & Y ; (<&! = o !o! )*+! , ! !
"Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı
zaman kalpleri ürperir."29
İMANIN AZALIP ÇOĞALMASI
Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurur:
ƒK! L 4 B !‡ ; B)(! L 4 5 & ' 5& B !o! "O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu)
onların imanlarını artırır."30
Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:
L 4 K! J ƒK! !! 5
"İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye"31
Başka bir ayette ise şöyle buyurmaktadır:
!0 1 53 w
- Y #
$%! !& ' !
(! )*+! >&' ˆ
5 !F B! L~ !
(! !F B! L~ #
$%! !& ' !
(! !F B! !o!
e$
! IN$
) ; (<&! !e
: !
"İman eden ve iyi işler yapanlara, hakkıyla
sakınıp iman ettikleri ve iyi işler yaptıkları, sonra
yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da
29-Enfâl, 2.
30-Enfâl, 2.
31-Fetih, 4.
Tekfirci Vahabiler ■ 22
hakkıyla sakınıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince
güzel yaptıkları takdirde (haram kılınmadan önce)
tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan
inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah
iyi ve güzel işler yapanları sever."32
Muhammed b. İsmail Buhari, Ahmed b. Hanbel
önderliğindeki hadis ehlinin doğup tekfir fikrinin
yaygınlaştığı bir zamanda yaşamıştır. O bu düşünce
ve akideye karşı olduğu için kitabında yani Sahih-i
Buhari'de amelen bu düşünce ile savaşmaya
koyulmuştur. Bundan dolayı Sahih-i Buhari kitabında "İmanın Çoğalması ve Azalması" adı altında bir
bab açarak bir Müslüman'ı mümkün olduğu kadar
İslam'dan çıkarmamak ve küfürle vasıflandırmamak
gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. Ona göre Müslümanları kâmil ve eksik olarak iki gruba ayırmak
gerekmektedir. Çünkü iman azalıp çoğalabilir. Bu
konuda da bazı rivayetleri delil olarak kitabında
getirmiştir. Onlardan birisi Enes'ten naklettiği
hadistir. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
y‹H U‹0m ,‡ ;D& Œ R! <a! ;! a :S "! ‰=Š
"! ‰=Š y‹H UC= ,‡ ;D& Œ , "! ‰=Š
‹H U"o ,‡ ;D& Œ R! <a! ;! a :S
"Kalbinde arpa miktarı hayır olduğu halde 'La
ilahe illallah' diyen cehennemden çıkar. Kalbinde
buğday miktarı hayır olduğu halde 'La ilahe
32-Mâide, 93.
23 ■ Mukaddime
illallah' diyen cehennemden çıkar. Kalbinde zerre
miktarı kadar hayır olduğu halde 'La ilahe
illallah' diyen cehennemden çıkar."33
EHLİSÜNNET NEZDİNDE İMANIN
AZALIP ÇOĞALMASI
Ehlisünnet âlimlerinin birçoğu, imanın mertebeleri olup onun azalıp çoğalabileceğine inanmaktadırlar. Bundan dolayı imanın en üst düzeyine sahip
olmayan kimseleri imandan çıkartıp küfre sokmamak
gerekmektedir.
5& B !o ! L 4 & & Y ; (<&! = o !o! )*+! , ! !
, &+ 6) L 4 |" >(&' ƒK! L 4 B !‡ ; B)(! L 4 5 & '
"Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri
titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda
imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp
güvenen kimselerdir."34
Yukarıdaki ayetin tefsirinde Beyhakî, şöyle
demektedir:
JF) 40 Ž! S'a! [*. !0 )*! L. ! <,! ^H3
40 y,9D! =8T t 40 ,e& 40 N&F! Œ
;5DB S'a! [*. R! =o 53 .S ! ‘9:h ! t
33-Sahih-i Buhari, c.1, s.17 ve 18, Kitabu'l-İman, Kahire,
1387 h.k.
34-Enfâl, 2.
Tekfirci Vahabiler ■ 24
>&' Za Oo / Œ ...L“K! U) ^H! [=*) j >&'
,Ka! <,! y,Ka! J
!Y ;5&' t ;D S'a! [*. <,!
.,%F! /D U) ! /D !o! y”F) 9) )
"(Bu ayet) şunu haber vermektedir: Müminler
bu amelleri kendinde toplayan kimselerdir. Bu
amellerin bazıları kalpte oluşur, bazıları dilde
söylenir bazı ameller de her ikisiyle ve bedenin
diğer uzuvlarıyla bağlantılıdır. Bazı ameller ise ya
her ikisine ya da ikisinden birisine veya malla
alakalıdır. Allah'ın bu zikrettiği amellerde zikretmediği ameller hakkında uyarı vardır ve Allah
onların imanlarının çokluğundan haber vermiştir…
Bu zikredilenlerin hepsinde bu ameller ve
onlarla ilgili olan uyarıların imandan olduğuna
dair delil vardır ve imanın çoğalıp azalabileceğini
gösterir. Eğer iman çoğalabiliyorsa bu, eksilebileceğini de göstermektedir."35
İbn-i Teymiye bu konu hakkında şöyle der:
yL5.!=! 9r z&c! /3! ,B76) R! CN: Œ n! y,K! U"o ;D& Œ , /•
ZY" n! –! —!
.#!e! ™"]! Cb" <a! ;5%Wa #Y"9! )C9˜! )*.
9:!! <,! :SF) 53 ‡ša ›*! œ9%! œ%! ^H! 9F3
35-el-İtikât alâ'lMezahibi's-Selef, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat,
Beyhakî, s.79 ve 80.
25 ■ Mukaddime
9:!! , !o! .5
]! ™"]! @/
!{‹H ,Q) _ ž
/Ÿ76! , L84D! !{C=m L4
9:!! yZQ8X! /3! L4
.ZQ8X! /Ÿ7B L}'! L453
"İnsanlar Allah sevgisinde farklıdırlar; bazıları
yaratılanların en üstünü Muhammed ve İbrahim
gibi bazıları ise kalplerinde zerre kadar iman olup
insanların en aşağı derecesindedirler. Bu iki
derece arasında sadece yer ve göklerin rabbinin
sayabileceği kadar epeyce derece vardır. Şüphesiz
sadık olan söylediği şeyde tasdik edilmiş ve haddi
aşmamıştır. O şöyle haber vermiştir: Âdemoğullarından birisi yeryüzünde yaşayan bütün insanlardan üstün olabilir. Birisi de meleklerden üstün
olabilir. Onlardan birisi de dört ayaklılardan daha
aşağılık olabilir. Buna göre onlar arasındaki üstünlük meleklerin üstünlüğünden daha yücedir."36
Yine, sözlerinin devamında şöyle demektedir:
;0
, 40 =6) #!"
h! 0 /07) 9D0! , !o3
Œ J6š y”F) 9) ) ,Ka! y;&03 Neu ,Ka! .œ7 ,K! 9D0!
"Öyleyse kul, vaciplerin bazısını yerine getirir
ve bazı haramlardan kaçınırsa imanı, amel ettiği
kadardır. İman çoğalıp azalabilir ve imanla nifak
bir araya da gelebilir.37
36-Mecmau'l-Fetâvâ, c.7, s.568.
37-a.g.e., 616 ve 617.
Tekfirci Vahabiler ■ 26
, K& L 4 b
= ! *¡ P
) = 7 Q & L . "Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın
idiler."38
Yukarıdaki ayet hakkında İbn-i Teymiye der ki:
9:! _) , C&3 yb&2
œ7 L453 Oo /D , 9F3
.b=! =7Q! ¢! !"%3 L47 N&£
"Önceden onların arasında nifak mağlup idi.
Fakat Uhud gününde nifakları üstün gelip onları
yendiğinden dolayı küfre daha çok yakınlaştılar."39
İMANDAN SONRA KÜFÜR İMKÂNI
Yüce Allah Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
L !ƒ=7 !!‡ ! L~ !=7 L~ !
(! L~ !=7 L~ !
(! )*+! +,!
{&5DT L 4 )9 4 5 L 4 = 7 2 5 ; (<&! Q )
"İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman
edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını
arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları
doğru yola iletecektir."40
Başka bir ayette Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:
38-Âl-i İmrân, 167.
39-Mecmau'l-Fetâvâ, c.7, s.304.
40-Nisa, 137.
27 ■ Mukaddime
b
6Q ! !B! )*+! {F)=3 !05\B ,! !
(! )*+! 4I)! )
)=3 L Q K! 9 0 L I= )
"Ey iman edenler! Eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız,
sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler."41
İSLAM VE İMAN ARASINDAKİ FARK
İslam genel olarak şirkin karşısında kullanılır.
Yüce Allah Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurur:
QB L & T ! S ! , ! , ! #
= ! >C! / =s
!
"De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam
emredildi ve sakın müşriklerden olma! (denildi)."42
Yine başka bir ayette yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
ƒ& e
{75: , Q ( ‚5!=%
‚) 4) L 5.(=! , =s
! , "İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi; fakat o,
Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi;
müşriklerden de değildi."43
41-Âl-i İmrân, 100.
42-En'âm, 14.
43-Âl-i İmrân, 67.
Tekfirci Vahabiler ■ 28
İman da genel olarak küfrün karşısında kullanılır:
Yüce Allah Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurur:
/ 5De! @? !T +/Ÿ
9 F 3 , K = 7 Q ! S9D6) "Kim imanı küfre değişirse, şüphesiz dosdoğru
yoldan sapmış olur."44
Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:
, K & L 4 b
= ! *¡ P
) = 7 Q & L .
"Onlar o gün imandan çok kâfirliğe yakın idiler."45
Fakat "İslam" başka manalara da gelmektedir:
1-İman Karşısındaki İslam
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
& T ! ! Q ( !
B L / (! b
!=' ! L Q & M , K! / H 9 )
"Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman
etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman
kalplerinize yerleşmedi."46
2-Dille Teslim Olmak ve Kalple Tasdik Etmek
Yüce Allah Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurur:
44-Bakara, 108.
45-Âl-i İmrân, 167.
46-Hucurat, 14.
29 ■ Mukaddime
&e
! B) !
! )*+!
"Ey ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarım!"47
3-Kalbî Tasdik Ötesinde Teslim Olmak
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
L~ L 4 5 = …
m 53 †Q$
) >C6: , ) O
|" &3 ƒ5&eB !†&e
) 5 
ƒY= : L 4 e7 ! M !9…
)
"Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan
anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da
verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman
etmiş olmazlar."48
Allah (c.c) başka bir ayette ise şöyle buyurmaktadır:
0! |b= & T ! S L & T ! ; I" ; S o !
"Çünkü Rabbi ona, 'Müslüman ol', demiş, o da:
'Âlemlerin Rabbine boyun eğdim', demişti."49
47-Zuhruf, 69.
48-Nisa, 65.
49-Bakara, 131.
İMAN EDİLMESİ GEREKEN KONULAR
İman etmenin terim anlamı hakkında denir ki:
Kalp ile onaylamak ve dil ile ikrar etmek, imanın iki
temel rüknüdür. İmana bağlı olan şeyler nedir?
Kalbimizle tasdik etmemiz gereken şeyler nedir?
Kalp ile tasdik etme iki kısımdır: Genel olarak
Peygamber'in (s.a.a) haber verdiği şeyleri tasdik
etmeliyiz. Diğeri ise ayrıntılı bir şekilde tasdik
etmemiz gereken şeylerdir. Örneğin:
1-Allah'ın varlığı, tevhit ve O'nun bir benzeri ve
eşi olmadığı.
2-Yaratıcılıkta tevhit ve bu âlem için O'ndan
başka yaratıcının olmadığı.
3-Rububiyet ve tedbirde tevhit ve bu âlem için
O'ndan başka müstakil bir müdebbirin olmadığı.
4-İbadette tevhit ve O'ndan başka mabudun
olmadığı.
5-Peygamber'in (s.a.a) nübüvveti.
6-Mead ve ceza günü.
Tekfirci Vahabiler ■ 32
KÜFRÜN SÖZLÜK ANLAMI
Küfrün sözlük anlamı, örtmektir. Çiftçiye de kâfir
denmektedir; çünkü o, tohumu toprağın altında
gizlemektedir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
; BD " +7Q ! N
…
' ! ¤
¡ 5 £ / • "Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider."1
KÜFRÜN TERİM ANLAMI
Küfrün terimsel anlamı, iman edilmesi gereken bir
şeye iman etmemektir. Örneğin; Allah'a, O'nun
birliğine, Peygamber'in (s.a.a) nübüvvetine ve kıyamet gününe inanmamak.
1-İbn-i Hacer Askalanî şöyle der:
"Küfrün şeriattaki anlamı, dinde şer'i zaruret
olarak bilinen bir şeyin inkâr edilmesidir."2
2-İbn-i Teymiye şöyle der:
"Küfür, şer'i literatürde imanın zıddıdır."3
3-Üstat Hasan Hudeybî şöyle demektedir:
"Küfür, Allah Teâlâ'nın iman edilmesini farz
1-Hadid, 20.
2-Fethu'l-Bari, İbn-i Hacer Askalanî, c.10, s.466, Mektebetu'r-Riyaz.
3-Mecmau'l-Fetâvâ, c.7, s.639.
33 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
kıldığı bir şeyin, şer'i hüccet-delille ispatlandıktan
sonra inkâr eden kimselerin sıfatıdır."4
4-İbnu'l-Vezir şöyle demektedir:
"Küfür, Allah'ın veya O'nun peygamberlerinden birisinin bilinen kitaplarından bir şeyi bilerek
inkâr etmek veya onların getirmiş olduğu ve
dinde zarureti sabit olan düsturları reddetmektir."5
5-Kadı İcî şöyle demektedir:
"Küfür, imanın tersidir ve bize göre küfür,
Peygamber'den (s.a.a) geldiğine dair yakin edilen
hususlarda Peygamberi (s.a.a) onaylamamaktır."6
6-İbn-i Meysem Bahranî şöyle demektedir:
"Küfür, Peygamber'in (s.a.a) doğruluğunu ve
ondan geldiğine dair yakinimiz olan bir şeyi inkâr
etmektir."7
7-Fazıl Miktad da şöyle demektedir:
"Küfrün terim anlamı, Peygamber'den (s.a.a)
geldiğine dair zaruri bir ilmin oluştuğu şeyleri
inkâr etmektir."8
8-Seyyid Yezdî, Peygamber'in (s.a.a) haber
4-Duâtun la Gudât, Hudeybî, s.61, Daru'l-İslam Beyrut,
ikinci baskı, 1398 h.k.
5-İsaru'l-Hak alâ'l-Halk, Muhammed b. Murtaza Yemanî,
İbnu'l-Vezir olarak meşhurdur; s.415, el-Adab ve'l- Mueyyid
baskısı, Mısır, 1318.
6-el-Mevâkıf, 388.
7-Kavâidu'l-Merâm, s.171.
8-İrşadu't Talibin, s.443.
Tekfirci Vahabiler ■ 34
verdiği konulara işaret ederek şöyle demektedir:
"Kâfir; Allah'ın ilahlığını, tevhidi, nübüvveti
veya dinin zaruri konularından birisini örneğin;
nübüvveti inkâr etmeyi gerektirdiği takdirde inkâr
eden kimsedir."9
KÂFİRİN, KÜFÜRLE ADLANDIRILMASININ
NEDENİ
Kâfirin isimlendirilmesi ve onun "Küfür" sıfatıyla
sıfatlandırılmasının nedeni ile ilgili bazı yorumlar
yapılmıştır.
Bazıları şöyle der:
"Kâfir, Allah Teâlâ'nın nimetlerinin üzerini
örttüğü için kâfir olarak isimlendirilmiştir. O'nun
nimetleri, O'nun tevhidine delalet eden ayetlerdir.
Kâfirin üzerini öttüğü nimetler, akıl sahiplerine,
yaratıcılarının bir olduğu ve ortağı ve benzerinin
olmadığını ifade eden ayetlerdir. Aynı şekilde
peygamberlerin mucizelerle gönderilmesi, nazil
olan kitaplar ve açık burhanlar O'nun açık
nimetlerindendir. Bu yüzden onları onaylamayan
ve reddeden birisi, kesinlikle Allah'ın nimetine
kâfir olmuştur; yani onun üzerini örtmüş ve
nefsinden uzak tutmuştur."10
9-el-Urvetu'l-Vuska, Kitabu't-Taharet, Necasetler Konusu.
10-Mucem-i Makayisu'l-Lüğat, c.5, s.191; el-Mufredat fi
Ğaribi'l-Kur'an, s.435.
35 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
KUR'ANKUR'AN-I KERİM'DE "KÜFÜR" MEFHUMU
"Küfür" kelimesi, bir şeyin görülmeyecek şekilde
üzerinin örtülmesi anlamına gelmektedir. Çiftçiye,
tohumu toprağın altında üzerini örtmesinden dolayı
kâfir denmektedir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
, Q) L~ !‚=7 %
; )(=63 ¥
54) L~ ; BD " +7Q ! N
…
' ! ¤
¡ 5 £ / • ƒ
\:
"Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin
hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı
olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur."11
Aynı şekilde günahların tekfir edilmesi de onların
örtülmesi anlamına gelmektedir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
L 4 B¦|5T L 4 ' = +7Q !F B! !
(! b
6Q ! / . ! +,! "Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini
örterdik…"12
Aynı şekilde önceki sevgi ve muhabbetin üzerini
örtmek anlamında da kullanılmıştır.
Evs ve Hazrec kabileleri, cahiliyet zamanındaki
kavga ve tartışmalarını hatırlayarak birbirlerine kılıç
çektiklerinde Allah Teâlâ şu ayeti nazil etmiştir:
11-Hadid, 20.
12-Mâide, 65.
Tekfirci Vahabiler ■ 36
; T" L Q 53 ; (<&! #
)(! L Q 5 & ' >(&6 B L 6! , =7 Q B k
5 "Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah
Resûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız?"13
Allah Teâlâ aynı şekilde şöyle buyurmaktadır:

0 D L Q 
0 = 7 Q ) Z (5F ! _ ) L~
"Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr
edip tanımayacak…"14
Allah Teâlâ aynı şekilde şeytanın ağzından şöyle
buyurmaktadır:
L- 5! b
- !*' L 4 +}! +,! / D , 6 = m ! #
= 7 >C!
"Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak
koşmanızı reddettim. Şüphesiz zalimler için elem
verici bir azap vardır."15
KUR'ANKUR'AN-I KERİM AÇISINDAN KÜFRÜN
ÇEŞİTLERİ
Kur'an ayetlerinde geçen küfür kelimesi iki çeşit
olarak kullanılmıştır:
1-İslam Dininden Çıkmak
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
13-Âl-i İmrân, 101.
14-Ankebût, 25.
15-İbrahim, 22.
37 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
_ ‫ * "ه‬B L _ ! L 4 B" * !@? L 4 5 & ' @€ !T !=7 )*+! +,!
, )
"Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan
da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler."16
Taberî, bu ayetin tefsirinde şöyle söylemektedir:
"D:]! <,! Oo y$x! ;C3 Z)§! Œ =7Q! ¨0
! ' [=6T (; ;5&' R! A&) 9r
UD !9$Y Z)9! 4)
/! .L.@! ,3=0) ;3=0) L. [=
! !6 yn!
45! "D:]! O*Q3 ...@is! Z5\2B :b=0! 9' =7Q!
L4&' J
n! ' [6 (; ;5&' R! A&)
9r =
! !<\£
.L4D6 Π;67 Y ;BD
"Bu ayetteki küfür kelimesi inkâr anlamına
gelmektedir. Bunun delili şudur: Medine'deki
Yahudiler, Hz. Muhammed'in (s.a.a) peygamberliğini inkâr ederek insanlardan gizlemişlerdir ve
onu, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanımaktaydılar. Araplarda küfür kelimesinin aslı, bir
şeyin üzerini örtmek anlamındadır. Yahudi
âlimleri, Hz. Muhammed'in (s.a.a) peygamberliğini, kendi kitaplarında onun peygamberliği ve
sıfatları geçmesine rağmen insanlardan gizleyerek
üzerini örtmüşlerdir."17
16-Bakara, 6.
17-Camiu'l-Beyân fi Tefsirî'l-Kur'an, Taberî, Daru'l-Fikr,
Tekfirci Vahabiler ■ 38
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
>(! ˆ
5&! «! !9…
e
3 _ ( !9…
T ! Z Q P(& & & o ! )=3Q! , = DQ 6T !
"Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde
edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz
çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden
oldu."18
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
O
& ! ; +&! [ B , ; |" i3 L 5.!=g ‰: ›*+! >g = B L 5
i5: S 5) i5$
) ›*+! i |" L 5.!=g S o g
4 #
h 3 œ
= s
! ˆ
s iBh ) ; +&! +,q3 L 5.!=g S +}! _ F ! ›94 ) a ; +&! = 7 ›*+! 4 D3 b
= 2 !
"Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik)
verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile
tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o
zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir,
demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim,
demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun
üzerine kâfir kalakaldı. Allah zalim kimseleri
hidayete erdirmez."19
Beyrut, c.1, s.110.
18-Bakara, 34.
19-Bakara, 258.
39 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
3 / L )= ! `
5e ! . ; +&! +,g ! )*+! = 7 9 F ; L )= ! `
5e ! O
& 4 ) , !" , g {P5m ; +&! O
& )
z & ¬
) 45 ™"?]! #
!e! O
& ; +& {05Y ™"?]! i3
=- )9 @® i m †/ >&' ; +&! @­ s) "«Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesîh'dir» diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: Öyleyse
Allah, Meryem oğlu Mesîh'i, annesini ve yeryüzündekilerin hepsini yok etmek isterse Allah'a kim bir
şey yapabilecektir (O'na kim engel olabilecektir)!
Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin
mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah
her şeye tam manasıyla kadirdir."20
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
9- : ! ;- g +ag ;g Z~X~ ¤
~ R
? ! +,g ! )*+! = 7 9 F L- 5 b
- !*' L 4 !=7 )*+! e 5 , F) C' !46) L + ,g
"Andolsun, "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler
kâfir oldu. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh
yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkâr edenlere elbette, elem dolu bir
azap dokunacaktır."21
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
20-Mâide, 17.
21-Mâide, 73.
Tekfirci Vahabiler ■ 40
4F7 5e
3 ; +&! / 5DT ' !I9%
5 L 4 !
, F7 ) !=7 )*+! +,g
, =s
$
) L 4 Y ¢g !=7 )*+! , D& 2 ) L~ U{ = e
: L 4 5 & ' , QB L~
"Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları)
Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da
harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı
olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehennemde toplanacaklardır."22
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
o g 5 ~! i ~ !=7 )*+! ; Y = H o g ; +&! [ = %
9 F 3 [ =%
B +ag
; +&! S h3 0
; +&! +,g , $
B a ; D: % S F) o g " 2! i3 .
!=7 )*+! Z & / 0 Y .= B L ¡ …
[ 9 ) ; 5 & ' ; 65QT
L- 5Q: - ) ' ; +&! 5&0 ! i . ; +&! Z & >&7Ie!
"Siz ona yardım etmezseniz hatırlayın o zamanı ki
kâfirler, onu yurdundan çıkardıkları zaman yardım
etmişti ona. O, iki kişinin ikincisiydi ve hani ikisi de
mağaradaydılar; arkadaşına, mahzun olma demişti,
şüphe yok ki Allah, bizimle beraberdir. Şüphe yok ki
Allah, ona manevi bir kuvvet ve huzur vermişti ve
onu, sizin görmediğiniz ordularla kuvvetlendirmişti
ve kâfir olanların sözlerini alçaltmıştı, Allah'ın
sözüyse zaten yüceydi ve Allah, her şeye üstündür,
hüküm ve hikmet sâhibidir."23
22-Enfâl, 36.
23-Tevbe, 40.
41 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
$
63 .¯Y !og >6: !{=
‡ L 4 Y ¢g !=7 )*+! z 5T #
) L Q 5 & ' , &6 ) L Q /° T " L Q Bh) L 46 H L 4 S 4!
Z & +F: Q >& ! !*. L Q ) @? F L Q "* ) L Q |"
)=3 Q! >&' b
!*0!
"İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır
ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: "Size
içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu
gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" Onlar da, "Evet geldi" derler.
Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir."24
2-İslam Dininden Çıkılmaması
Kurân-ı Kerim'de küfür kelimesi bazen İslam
dininden çıkmanın dışında da kullanılmıştır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
, =7 Q B a i !=Q m ! L = o i= o3
"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi
anayım. Nimetlerime şükredin de nankörlük yaparak
küfre varmayın."25
24-Zümer, 71.
25-Bakara, 152.
Tekfirci Vahabiler ■ 42
Müfessirlerin birçoğu, bu ayetteki küfür kelimesini, ilahî ayetleri yalanlama değil de nimetlerin
üzerini örtme anlamında kullanıldığını söylemektedirler.26
Kurtubî, bu ayet hakkında şöyle demektedir:
"Benim, size olan ihsanımı inkâr etmeyin ve
size inayet ettiğim nimetlerime küfranda bulunmayın."27
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
b
6Q! !B )*+! {F)=3 !05\B , g !
 )*+! 4I) )
>&6B L 6 , =7 Q B k
5 * )=3 L Q Kg 9 0 L I= )
¢g ›
9 . 9 F 3 ; +& L %
60 ) ; T" L Q 53 ; +&! #
) L Q 5 & '
L 5F6e
²
¡ !=
"Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden
herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi
döndürüp kâfir yaparlar. Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın Resûlü de aranızda iken
dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı
bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir."28
Bu ayetin nüzul sebebine baktığımızda, bu ayetteki küfür kelimesinin İslam dininden çıkma anlamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ayette zikredilen
26-Tefsir-i Kurtubî, c.2, s.122; Fethu'l-Kadir, Şevkanî, c.1,
s.157.
27-a.g.e.
28-Âl-i İmrân, 100-101.
43 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
küfrün anlamı; İslam dininin ahlakıyla uyuşmayan
kâfirlerin ahlak ve amellerine göre amel edilmesidir.29
Aynı şekilde Allah Teâlâ, Hz. Süleyman'ın (a.s)
dilinden şöyle buyurmaktadır:
O
5 g 9B= ) , / D ; O
5B b
6Q ! L- & ' [ 9 ' ›*+! S _ = Q m i & D 5 i|" / 
3 !*. S [ 9 ' !‚=F 6e [ " & 3 O
3 = 1
³- = ´i£ i|" +,q3 = 7 ; e 7 = Q s ) q3 = Q m = 7 "Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan
kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana
getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını)
yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi,
şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim
diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği)
lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş
olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin
hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir."30
Ayetteki küfür kelimesinin anlamı; Allah'ın nimetlerine, fazl ve keremine şükretmemektir. Şekvanî, Taberanî ve Sabunî'nin bu ayetin tefsirinde beyan
ettikleri gibi ayette geçen küfür, inkâr etmek
manasında değildir.
29-Tefsir-i Taberî, c.3, s.5, Esbab-u Nuzuli'l-Kuran, Nişaburî, Dar-u Zahrân, Kahire, 1404, s.85; ; Fethu'l-Kadir, Şekvanî, c.1, s.367 ve 368.
30-Neml, 40.
Tekfirci Vahabiler ■ 44
3-Kurân-ı Kerim ve Müslümanların Tekfir
Edilmelerinin Yasaklanması
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
{
e
_ Xe! L Q 5 g >F !FB a "Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek «Sen mümin değilsin» demeyin."31
Yüce Allah, bu ayette Müslümanları her hangi bir
sebepten dolayı başkalarını tekfir etmemeleri gerektiğini emretmektedir.
4-Peygamber (s.a.a) ve Tekfir Etmenin
Yasaklanması
1)İbn-i Ömer, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
S , , g y‘9: 4 @? 9F3 =3 ) ; 5H] S µ
=
! 4I)
;5&' 0Y" <ag
"Sizden herhangi bir kimse, din kardeşine: "Ey
Kâfir" derse, bu tekfir sebebiyle ikisinden biri kâfir
olur. Eğer o kimsenin söylediği gibiyse o kâfir
olur. Fakat (o kimse dediği gibi kâfir değilse işte o
zaman söylemiş olduğu) söz kendisine geri döner."32
2)İbn-i Mesud, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
31-Nisa, 94.
32-Sahih-i Müslim, İman Kitabı, h.71.
45 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Z& ;D:% ‘9: S !oq3 R! =6T 45 <ag &e
‘9: =7 9F3 =3 ) S !og yR! =6T œ=H =….
"İki Müslüman aralarında Allah tarafından
bir perde vardır; ama bu ikisinden birisi, diğerine
kötü bir söz söylediğinde, bu ilahi perdeyi yırtar
ve "Ey kâfir" derse, ikisinden birisi kâfirdir."33
3)İmran b. Husayn, Peygamber'in (s.a.a) şöyle
buyurduğunu nakletmektedir:
;&6F 43 =3 ) ;5H] /Y=! S !og
"Kim kardeşine, "Ey kâfir" derse, sanki onu
öldürmüş gibidir."34
4)Enes, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu
nakletmektedir:
; ›*<! L&e! O*3 6$5o /! 6&D /DF6T! BX A<& .;6
o Œ R! !=7¬B X3 y;T" Z
o R! Z
o
"Her kim bizim namazımızı kılar, kıblemize
yönelir ve kestiğimizi de yerse, işte o, Allah ve
Resulü'nün emânında olan bir Müslüman'dır.
Öyleyse Allah'ın zimme-emânına hıyanet etmeyiniz."35
5)Aynı şekilde Enes, Peygamber'in (s.a.a) şöyle
buyurduğunu nakletmektedir:
33-Mecmau'z-Zevâid, c.12, s.76.
34-a.g.e., c.8, s.76.
35-Sahih-i Buhari, Kitabu's-Salât, Kıbleye Yönelmenin Fazileti Babı, h.391.
Tekfirci Vahabiler ■ 46
!<& . !oq3 yR! <ag ;g a !F) AC6: n! /B! ,! #=
!
L.¯
5&' =: 9F3 6$5o !&! 6&D !&DF6T! BX
.R! A&' Lte: 4Fu <ag Ld!
! "İnsanlar lâ ilahe illallâh (Allah'tan başka hakk
ilah yok) deyinceye kadar, onlarla savaş etmeye
emrolundum. Onlar bunu söyledikleri, namazımızı kıldıkları, kıblemize yöneldikleri ve kestiklerimizi yedikleri zaman, artık onların kanları ve
malları bize haram olmuştur, (İslam'ın) hakkı
hariç, artık hesapları da Allah'a kalmıştır."36
6)Aynı şekilde Hamid, şöyle nakletmektedir:
Meymûn b. Siyah, Enes b. Malik'e şöyle sormuştur:
<ag ;g a , 94m :S ¸;
9D0! _ _=W ![ ¶ )
; yL&e! 43 6$5o /! BX A<& 6&D /DF6T! R!
.L&e! A&' ;5&' L&e& "Ey Eba Hamza! Kulun kanını ve malını haram
kılan şey nedir, dedi. Enes: 'Kim lâ ilahe illallah
(Allah'tan başka ilah yoktur) esasına şehâdet eder,
kıblemize yönelir, namazımızı kılar ve kestiğimiz
hayvanı yerse, işte o Müslüman'dır. Artık Müslüman'ın lehine olan, onun da lehine; müslümânın
aleyhine olan, onun da aleyhinedir' dedi."37
36-Sahih-i Buhari, Kitabu's-Salât, Kıbleye Yönelmenin Fazileti Babı, h.392.
37-Sahih-i Buhari, Kitabu's-Salât, Kıbleye Yönelmenin Fazileti Babı, h.393.
47 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
İbn-i Hacer, Enes'in naklettiği birinci hadisin
açıklamasında şöyle yazmaktadır:
A&' Zr n! "
! <,! ;53 :¤)9˜! ...BX A<& ;
=4}) j ;&.! _Q:! ;5&' )= Y )9! "0m =4„! 3 y=.}!
.Oo ¹XH
"Bu hadisin anlamı, insanların işlerinin zahire
göre değerlendirilmesidir. Müslüman olduğunu
izhar eden herkes hakkında, bunun tam tersini
izhar edene kadar, Müslümanlık hükmü geçerlidir."38
7)Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
;5&' ": <ag yO* ˆ5 yR !{9' S ! =7Q XY" ' ...
.;5&' =7Q! JY" ›
"Kim birine kâfir der veya ona Allah'ın düşmanı olarak seslenirse, eğer gerçekte bu şekilde
değilse, bu küfür kendisine döner."39
8)Ömer b. Hattab, Cebrail'in (a.s) Peygambere
(s.a.a) İslam hakkında soru sorduğunu ve onun da
şöyle cevap verdiğini nakletmektedir:
UX%! L5FB R! ST" !{9r <,! R! <ag ;g a ,! 94sB ,! _XTº!
:S .X5DT ;5g 0\6T! ,! 5D! ¥» ,
" _%B U ! ¼B
.;9%) ;he) ; D…03 :S .9
38-Fethu'l-Bari c.1, s.497.
39-Muhtasar-u Sahih-i Müslim, Hafız Munzerî, c.1, s.190.
Tekfirci Vahabiler ■ 48
;&T" ;D6 ;6Q8X
R B ,! :S ¸,Kº! ' –^H3 :S
.9 :S .[C=m [‹H "9F B =H§! _5!
[!=B QB j ,3 [!=B OCh R! 9D0B ,! :S ¸,e:º! ' –^H3 :S
… !=) ;C3
Peygamberimiz (s.a.a): "İslam; Allah'ın birliğine ve Muhammed'in peygamberliğinin O'nun
tarafından olduğuna dair şehâdet etmen, namaz
kılman, zekât vermen, Ramazan ayının orucunu
tutman, eğer imkânın olursa hacca gitmendir."
Cebrail (a.s): "Doğru söyledin."
O şöyle dedi: Biz, Cebrail'in (a.s) önce Peygamber'e (s.a.a) soru sormasına ve sonra da onu
onaylamasına şaşırmıştık.
Cebrail (a.s) şöyle dedi: "İmanın ne olduğunu
söyle."
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah'a, meleklerine, Allah'ın kitaplarına ve peygamberlerine
ve kıyamet gününe iman etmen ve O'nun hayır ve
şer olan kaderine inanmandır."
Cebrail (a.s) şöyle dedi: "İhsanın ne olduğunu
söyle."
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah, seni
görüyormuş gibi O'na ibadet etmendir; eğer sen
O'nu görmüyorsan, O'nun seni gördüğünü bilmendir."40
40-Sünen-i Ebi Davut, c.2, s.412.
49 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
9)Buhari de bu rivayetin aynısını Ebu Hureyre'den, "İman Kitabı"nın "Cebrail'in (a.s) Peygamber'e
(s.a.a), iman, İslam ve ihsan hakkındaki soruları"
babında nakletmektedir.41
10)Abdullah b. Ömer şöyle söylemektedir: Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum:
yR! ST" !{9r <, R! <ag ;g a , U4m :ˆ¾ A&' _XTº! ž
.,
" _ ¥˜! U ! @6)! UX%! _
"İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'tan
başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun
elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak,
zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu
tutmak."42
11)Buhari kendi senediyle İbn-i Abbas'tan şöyle
nakletmektedir:
¸_F! :S (; ;5&' R! A&)¿! !B! < ˆ5F! 9D' 93 <,!
) :! .A
!9 a )! H ‹£ 93 _F {D:=
:S .Z05" :! ¸93!
i˜! !*. O5 5 _!=˜!=4s! Œ <ag O5BhB ,! J5\6ea C! !R! ST"
L.=
! ...Zx! ; /H9 8!" ; ^¬ /%3 =
=3 y=
"7 ;T" R! :! ¸[9: R ,Kº! ,"9B! :S .[9: R ,Kº
UX%! _ yR! ST" !{9r <, R! <ag ;g a , U4m :S .L&'!
...ˆc! L2! !\0B ,! ,
" =4m _5 U ! @6)!
41-Sahih-i Buhari, c.1, s.18.
42- Sahih-i Buhari, c.1, s.8; Sahih-i Müslim, c.1, s.34.
Tekfirci Vahabiler ■ 50
Abdu'l-Kays heyeti (Bahreyn taraflarından) Peygamber'in (s.a.a) yanına geldikleri zaman, Peygamber (s.a.a):
"Sizler kimlerdensiniz" veya "Hangi kabiledensiniz?" diye sordu.
Onlar: "Biz Rabîa kabilesindeniz" dediler.
Peygamberimiz (s.a.a): "Hoşgeldiniz, Allah sizleri utandırmasın, pişman etmesin" buyurdu.
Bunun üzerine, onlar: "Ey Allah'ın Resulü! Biz
sana yalnız haram ayda gelebiliriz. Seninle aramızda
kâfir olan Mudar kabilelerinden (bir) topluluk vardır.
O halde bize hülasa bir şey emret de geride kalanlarımıza haber verelim; o sebeble de cennete girelim" dediler. Peygamber'e (s.a.a) içkileri de sordular.
Peygamber (s.a.a) onlara dört şey emretti, dört
şeyden de nehy etti. Onlara yalnız Allah'a imanı
emrettikten sonra:
"Yalnız Allah'a iman etmek ne demektir, bilir
misiniz?" diye sordu.
Onlar: Allah ve Resulü en iyi bilendir, dediler.
Peygamber (s.a.a):
"Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet etmek,
namazı dosdoğru kılmak, zekâtı eda etmek,
Ramazan orucunu tutmak ve ganimetin beşte
birini vermenizdir."buyurdu.43
43- Sahih-i Buhari, c.1, s.19; Sahih-i Müslim, c.1, s.35.
51 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
12)İbn-i Abbas şöyle nakletmektedir: Peygamber
(s.a.a), Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken ona
şöyle buyurmuştur:
<ag ;g a , !94s) , Ag L4'3 L6PY !oq3 yb6 /.! {
¼h6T O!
™=3 9 R! <,! L.^Hh3 O* O !'1! L. ,q3 yR! ST" !{9r <, R!
<,! L.^H3 O* O !'1! L. ,3 yZ&5 _) </ Œ #!& ˆ¾ L45&'
...L48!=F3 A&' =63 L485£! *HB Z9 L45&' ™=3 9 R!
"Sen çok kısa bir süre içinde Ehl-i Kitap olan
bir kavme doğru gideceksin. Onların yanına gittiğin zaman onları, Allah'ın birliğine ve Muhammed'in O'nun peygamberi olduğuna dair şehâdet
etmeye davet et. Eğer onlar sana, bu davetinde
itaat ederlerse, onlara Allah'ın günde beş vakit
namaz kılmayı emrettiğini haber ver. Onlar sana
bu hususta itaat ettikleri zaman onlara, Allah'ın,
zenginlerden alınarak fakirlere verilmek üzere
sadakayı farz ettiğini haber ver."44
13)Ubeydullah b. Udiyy b. Hıyâr şöyle der:
[C"e3 ˆ&À Œ (; ;5&' R! A&) ¿! AB ;C! ;~C9: "%]! XY" <,!
:SF3 (; ;5&' R! A&)R! ST" =4…3 .F3! /Y" /6 Œ ;oh6e)
.; U4m a yR! ST" ) A& :Á"%]! SF3 ¸R! <ag ;g a , 94s) ˆ5!
a yA& :S ¸(; ;5&' R! A&) R! ST" !{9r <,! 94s) ˆ5 :SF3
A“ )*! OP :S .; UX a yA& :S ¸i<&%) ˆ5 :S .U4m
.L4&6 ' R!
44-Sahih-i Buhari, c.1, s.11 ve 12; Sahih-i Müslim, c.1, s.38.
Tekfirci Vahabiler ■ 52
Ensar'dan birisi, bir mecliste Peygamber'in (s.a.a)
yanına giderek gizli bir şekilde ondan, münafıklardan birisini öldürmek için izin istediğini anlatmıştır.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) açık bir şekilde
şöyle buyurmuştur: "Acaba o, Allah'ın birliğine
şehâdet etmiyor mu?"
Ensarlı: "Evet, şehâdet ediyor; ama onun şehadetinin bir faydası yoktur."
Peygamber (s.a.a): "Acaba o, Muhammed'in Allah'ın peygamberi olduğuna şehâdet etmiyor mu?"
Ensarlı: "Evet, ama onun şehâdetinin bir faydası
yoktur."
Peygamber (s.a.a): "Acaba o, namaz kılmıyor
mu?"
Ensarlı: "Evet, ama onun kıldığı namazın bir
faydası yoktur."
Peygamber (s.a.a): "O ve onun gibiler, Allah'ın
öldürülmelerini yasakladığı kimselerdir." diye
buyurdu.45
14)Buharî, kendi senediyle Enes'in şöyle dediğini
nakletmektedir:
AC6: 2 ) j {
! £ !og
(; ;5&' R! A&)
R! ST" ,
90 "£! {!o! Je) j ,! yOe
{!o! JÂ !oq3 y`D%)
.X5 ^5H Ã3 .`D%)
45-Müsned-i Şafii, c.1, s.13; Müsned-i Ahmed, c.5, s.432.
53 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
"Peygamber (s.a.a) bir kavimle savaşacağı
zaman, sabah oluncaya kadar savaşı başlatmazdı.
Eğer karşı tarafta ezan okunduğunu duysa, savaşmaktan vazgeçerdi ve eğer ezan okunmazsa sabah olduktan sonra savaşı başlatırdı. Hayber'e
gece vakitlerinde girmiştik."46
Bu rivayetten ezanın, İslam'ın ve Müslümanlığın
alameti olduğunu ve Müslüman ile savaşılmaması
gerektiğini anlamaktayız. Çünkü Peygamber (s.a.a),
karşı tarafta ezan okunduğunu duyar duymaz savaşı
bırakırdı.
15)Müslim de Enes'in şöyle söylediğini nakleder:
J6e) , y=…7! J&1 !og ‹2) (; ;5&' R! A&) R! ST" ,
R! ^! R! :SF) XY" Je3 ."£! <ag Oe
! {!o! JÂ ,3 y,!o]!
a , 94m :S l .U=\7! >&' (; ;5&' R! A&) R! ST" SF3 y^!
:(; ;5&' R! A&) R! ST" SF3 .R! <ag ;g a , 94m yR! <ag ;g
.Á 0
i'!" . !oq3 !=}3 ."! Y=H
"Peygamber (s.a.a), fecir vakti olduğu zaman
savaşı başlatırdı ve ezan okunup okunmadığına
dikkat ederdi. Eğer ezan okunursa, savaştan
çekilirdi ve eğer ezan okunmazsa saldırırdı.
Peygamber (s.a.a), birisinin "Allah-u ekber, Allahu ekber" dediğini duyduğunda "Fıtrat doğrultusundadır" diye buyurdu. "Eşhedü en lâ ilâhe
illallâh, eşhedü en lâ ilâhe illallâh" dediği zaman
46-Sahih-i Buhari, c.4, s.5.
Tekfirci Vahabiler ■ 54
"Cehennem ateşinden kurtuldun" diye buyurdu.
Dikkatlice baktıklarında bu şahsın koyun çobanı
olduğunu gördüler."47
16)Abdullah b. Ömer şöyle nakletmektedir:
Ag L.'93 ZK*Yž Ag 95! 9H (; ;5&' R! A&) ¿! ¤0
yhD yhD :,F) !&0…3 y&T! :!F) ,! !eW L&3 _XTº!
!og AC6: y[‹T! C
/Y" / Ag J3 y=Th) L4
/6F) 9H /0…3
/6! a R! :&F3 .[‹T! C
/Y" / /6F) ,! 9H =
! _) ,
R! A&)
¿! A&' 9 AC6: [‹T! V$! /Y" /6F)a ›‹T!
=! iC! L4<& :SF3 ;)9) (; ;5&' R! A&) ¿! J3=3 [=*3 y(; ;5&'
.B=
9H J CÄ
"Peygamber (s.a.a), Halid b. Velid'i, İslam'a
davet etmesi için Ben-i Cüzeyme kabilesine
gönderdi. Ama onlar, düzgün bir şekilde "Biz
Müslüman olduk" diyemediler ve "teslim olduk,
teslim olduk" demeye başladılar. Halid, onları
öldürmeye ve esir almaya başladı ve bizlerden her
birimize bir esir verdi. Daha sonra bize, vermiş
olduğu o esirleri öldürmemizi emretti. Ben,
"Allah'a andolsun ki kendi esirimi öldürmeyeceğim ve benim dostlarımdan olan hiç kimse de
kendi esirini öldürmesin" dedim. Bu şekilde Peygamber'in (s.a.a) yanına gittik. Olayı Peygambere
(s.a.a) anlattım. O ellerini yukarı kaldırarak iki
defa şöyle söyledi:
47- Sahih-i Müslim, c.2, s.4.
55 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
"Allah'ım! Ben, Halid'in yapmış olduğu
bu işten uzağım."48
17)İsam Meznî şöyle demektedir:
L6)" !og :SF) Z)=e! ¤0 !og
(; ;5&' R! A&)
¿! ,
.!{9:! !&6FBX3 {)
L60 !{9…e
"Peygamber (s.a.a) her zaman bir orduyu göndereceği zaman şöyle buyururdu: "Eğer bir
mescit görürseniz veya ezan sesi duyarsanız,
hiç kimseyi öldürmeyin."49
18)Ubâde b. Sâmit, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
[9D' !{9r <, ; O)=m a [9: R! <ag ;g a , 94m y;
w" ³=
Ag .F! ;6& ;T" R!9D' Ae5' <, y;T"
./0! , A&' Zx! R! ;&H! z: "! z: Zx! <,! "Kim La İlahe İllallah'a şehâdet edip, Allah'ın
tek olduğuna ve ibadette hiçbir ortağı bulunmadığına, Muhammedin'in O'nun kulu ve resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, resulü ve Meryem'e
yöneltilen kelimesi olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse ne yaparsa
yapsın, Allah onu cennete sokar."50
48-Sahih-i Buhari, c.5, s.107.
49-Müsned-i Ahmed, c.3, s.448.
50-Sahih-i Buhari, c.4, s.139; Sahih-i Müslim, c.1, s.43.
Tekfirci Vahabiler ■ 56
19)Enes b. Malik, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
N* [=<7Qa R! <ag ;g a :S C' kQ! :,Kº! /! ÅX~
.../0 _XTº! ;Y=Æ a
"Üç şey vardır ki imanın aslındandır: Allah'ın
birliğine şehâdet eden birisine saldırmamak: Biz
onu günahlarından dolayı tekfir etmemekteyiz ve
onu, yapmış olduğu hiçbir amelden dolayı İslam'dan çıkartmamaktayız…"51
20)Ebu Hureyre şöyle der:
ST" S ¸Z5F! _) O6'7s n! 90T! !R! ST" ) :/5
¤)9˜! !*. ' žhe)a ,! U=)=. ) „ 9F :(; ;5&' R! A&) R!
Ž'7s n! 90T! .¤)9˜! A&' O=: )" < yO
S! 9:
.;e7 ;D& {%H R! <ag ;g a :S Peygamber'e (s.a.a) şöyle soruldu: Ey Allah'ın
Resulü! Kıyamet günü senin şefaatine nail olacak en
saadetli kimse kim olacak? Peygamber (s.a.a) şöyle
buyurdu: "Ey Ebu Hureyre! Ben, zaten bu konuda
senden önce hiç kimsenin bu soruyu sormayacağını düşünüyordum; çünkü senin hadis hususundaki hırsını görüyordum. Benim şefaatime ulaşacak kimsenin kalbi ve nefsi ihlâslı bir şekilde, La
İlahe İllallah, demelidir."52
51-Sünen-i Ebi Davut, c.3, s.8.
52-Sahih-i Buhari, c.1, s.33.
57 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Bu rivayetlerin genelinden, birisinin canının ve
malının korunmasına neden olacak şekilde İslam'a
girmesi için bu iki şehâdeti söylemesinin yeterli
olduğunu, onun asıl niyetinin ne olduğunu araştırmanın bize vazife olmadığını, hayali yorumlarla, özellikle sözleri İslam, tevhit ve iman üzerine olduğu ve
amellerinin de tevhit ve iman karşıtı olmadığı sürece
onları tekfir ederek kanlarını dökmeye hakkımızın
olmadığını anlamaktayız.
SAHABELERDEN
SAHABELERDEN BAZILARININ TEKFİRİ
YASAKLAMASI
1-Ebu Ya'lâ Müsned'de ve Taberanî de el-Mucemu'l-Kebir'de şöyle nakletmektedirler:
S ¸{=s
Z&DF! /.! !{9:! ,'9B L6 /. :!{=Y ShT XY" <,!
.a :S ¸{!=3 L4
!{9:! ,'9B L6 /. :S .O* Ç 73 .R! o0
"Birisi Cabir'e şöyle sordu: Acaba siz kıbleye
doğru namaz kılan birisine müşrik diyor
musunuz? Cabir şöyle cevap verdi: "Böyle bir
şeyden Allah'a sığınırız." O, bu cevaba çok
şaşırdı. Bir daha sordu: Acaba siz, kıble ehlini
kâfir biliyor musunuz? Cabir, "Hiçbir zaman"
diye cevap verdi."53
2-Ebu Ya'lâ, Yezit b. Rakâşî'den Enes b. Malik'e
şöyle dediğini nakletmektedir:
53-Mecmau'z-Zevâid, c.1, s.107.
Tekfirci Vahabiler ■ 58
:S ¸ =s! =7Q 5&' ,94s) {T <,! !U ¶! )
.ZF5&c! z&c! C=m OP
"Ey Ebu Hamza! İnsanlardan bazıları, bizim,
kâfir ve müşrik olduğumuza dair şehâdet etmektedirler. O şöyle cevap verdi: Onlar, insanların en
kötüleridirler."54
3-İmam Ali'nin (a.s), Haricilere karşı olan tavır ve
yöntemi bizim için en iyi derstir. Hz. Ali (a.s) ilk
önce kendisi onlarla münazara etti ve daha sonra
İbn-i Abbas'ı, onlarla münazara etmesi için gönderdi.
Hz. Ali (a.s) onların ortaya koymuş oldukları şüpheleri dinledikten sonra delil getirerek cevap verdi.
Bunun sonucunda birçok kimse, bazı nakillere göre
iki bin kişi, ğuluv ve aşırıcılık düşüncesinden vazgeçerek doğru yolu seçtiler.
Hz. Ali (a.s) onlara şöyle buyurdu:
LQ0È <a .0
LQ)9)! !
{P53 LQ0È <a :{~X~ 5&' LQ <,!
.¯9DB AC6: S6F L9D <a yR! 9Ye
"Sizin için bizim üzerimize üç şey vardır: Elleriniz bizimle olduğu sürece sizleri Beytulmaldan
mahrum etmemek, Allah'ın mescitlerine girmenizi yasaklamamak ve siz savaşı başlatmadığınız
sürece size karşı savaş açmamak."55
54-Mecmau'z-Zevâid, c.1, s.107.
55-el-Bidâye ve n-Nihâye, c.7, s.282 ve 285.
59 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Evet, Hariciler, düşüncelerini amele geçirdiklerinde; günahsız kimselerin kanını döktüklerinde, halkın namusuna saldırdıklarında, yol keserek emniyeti
yok ettiklerinde ve fesada yol açtıklarında Hz. Ali
(a.s) onlarla savaşmıştır.
DİN ÂLİMLERİ VE TEKFİRİN
YASAKLANMASI
1-Ahme b. Hanbel'den şöyle nakledilmektedir:
Ag . z5e76! ‹7Q6! bF0! b!•! ³=$6! bšº! <,!
;DY! bš! n! A&' C! LQ: !*. Œ 9:] ˆ5 y;T" R!
; R! ^H! z)9%B y;T" R! ;
C=: ³=» y;T" R!
.;T" "Farz etmek, haram kılmak, sevap vermek,
cezalandırmak ve tekfir etmek Allah'a ve O'nun
Resulüne aittir ve hiç kimse bu konuda hüküm
veremez. İnsanların görevi, Allah'ın ve O'nun
Resulü'nün farz kıldığı şeyleri farz bilmek, Allah'ın ve O'nun Resulü'nün haram kıldığı şeyleri
haram bilmek ve Allah'ın ve O'nun Resulü'nün
haber verdiği şeyleri ise onaylamaktır."56
2-Tahâvi şöyle demektedir:
œ7 a =s a =7Q L45&' 94s a Z&DF! /. L.
ÉA0B R! Ag L.=8!=T "* yOo @im L4
=4}) j
56-Mecmau'l-Fetâvâ, c.5, s.554.
Tekfirci Vahabiler ■ 60
ÇDB! C}! ' 5“ =.}! LQ˜ =
9 C] Oo .L&' ; ˆ5 "Onlar kıble ehlidirler ve biz de onların aleyhine kâfir, müşrik ve münafık olduklarına dair, bu
hususlardan birisini açığa vurmadıkları sürece
şehâdet etmiyoruz. Onların kalbi itikatlarını Allah
Teâlâ bilir. Çünkü biz, zahire göre hüküm vermekle yükümlüyüz ve kat'i ilmin dışındaki zanlara
göre amel etmekten de sakındırılmışız."57
3-Gazali şöyle demektedir:
‹7Q6! ‡!=6:a! :;5! /%Ê! /5K ,! i2D) ›*<! Ag <&%! S!
]! @
9! Z:D6T! <,3 ÉX5DT ;5g 9Y
yh\H [R! ST" 9Cr yR! <ag ;g a] :SF :=%! Z&DF!
O7T Œ h\c! ,.! U5˜! Œ =3 k! =B Œ h\c! .L&e
_ Z…r
"Tahsil görmüş bir kimsenin, yapmış oldukları
amellerinin yoruma açık olduğu sürece diğerlerini
tekfir etmekten sakınması gerekir. Çünkü iki
şehâdeti söyleyerek kıbleye doğru namaz kılan
kimselerin kanlarını ve mallarını mübah kılmak
oldukça yanlıştır. Binlerce kâfiri hayatta bırakma
yanlışlığı, bir Müslüman'ın kanını dökme yanlışlığından daha iyidir."58
57-el-Akidetu't-Tahâviyye, s.427.
58-el-İktisad fi'l-İtikad, s.157.
61 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
4-İbn-i Betîn şöyle demektedir:
[*. Œ L&Q6) a ,! ;e7 `% A&' N…53 Z&x /Y" ‰!=H! "*$5 yR! ,.= L&0 <ag Zhe!
/Y" ‰!=H! <,3 É;&F' ,e$6T! ;43 =Í _XTº!
...)9! "
L}'! ;53 ;H! _XTº!
"Kendisini düşünen birisinin, bu hususta kat'i
ilim ve delili olmadan konuşmaması ve birisini,
sadece kendi anlayışına ve aklına dayanarak İslam'ın
dışına çıkartmaktan sakınması gerekmek-tedir.
Çünkü birisini, İslam dininden çıkartmak ve dâhil
etmek, dinin en önemli konularındandır…"59
5-İbn-i Hazm şöyle demektedir:
ΠS SF L&e
ze7) a =«7 Q) a ;! Ag Z781 D.o
Á" Î ,!93 Oo @im Œ 946Y! / <,! y563 F6'!
h\H! ,! ,!=Yh3 b! ,! yS: / A&' "Yh
;C3 ÉCz˜! ;C!
i03s! Z75:V! A&5V! ! S !*. .9:! =Yh3
a ; 3=' / S . yi&' ! ›"•! ,57T .X! Oo Œ {3XH L4
L&0 a Z$%! Zhe! [*. Œ
"Bir grup şöyle inanmaktadır: Müslüman'ın
tekfir edilmemesi ve onun münafık olduğu söylenmemesi gerekmektedir. Eğer özel bir itikadı
veya bir fetvası varsa ve bu konuda içtihat ederek
onun hak olduğu sonucunu çıkartmışsa, her
59-Risaletu'l-Küfr, s.21.
Tekfirci Vahabiler ■ 62
halükarda mazurdur. Eğer doğruyu bulmuşsa iki
sevabı vardır ve eğer doğruyu bulamamışsa bir
sevabı vardır. Bu görüş; İbn-i Ebi Leylâ, Ebu
Hanife, Şafii, Süfyan-ı Sevrî, Davut b. Ali ve bu
konuda sözü olduğunu bildiğimiz bütün sahabelerin görüşüdür ve bu hususta onlar arasında bir
ihtilaf olduğunu görmedik."60
6-Takiyuddin Subkî şöyle demektedir:
Œ , / y{!9Y =- e' ! ‹7QB A&' _!9º! <,!
:Ld J
yÇ9D! @!.]! /.! ‹7Q6 SF! L}06e) ,Kg ;D&
L5}' /8. =
! ‹7Q6! <,3 ÉR! ST" 9Cr yR! <ag ;g a
...=\c!
"Müminleri tekfir etmek, gerçekten de zor bir
iştir ve kalbinde iman olan herkes, nefsi istekleri
peşinde gidenleri ve bid'at ehli olanları, iki
şehâdeti söyledikleri sürece tekfir etmeyi zor
görür. Çünkü tekfir etmek, önemli ve büyük
tehlikeleri olan bir konudur… "61
7-Seyyid Muhammed Reşit Rıza şöyle der:
{0 L40 i
" Z5
XTº! œ=7! ; 5& L}'! <,!
!* Î z$& S! </Q! 9% <,! J
=7Q! ze7
h\H! ,! 946Í! y;5! U'9! [F6'! [95)h6 L.94Y
."*0
60-el-Fasl, c.3, s.247.
61-el-Yevâkit ve`l-Cevâhir, s.58 (ondan naklen).
63 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
"İslami fırkaların müptela oldukları en büyük
musibet, birbirlerini kâfir ve fasık olarak görmeleridir. Çünkü onların hepsinin amacı; teyitleri,
itikatları ve ona olan davetleri doğrultusunda çaba
harcayarak hakkı bulmaktır. Müçtehit hata etse
dahi mazurdur."62
8-Muhammed b. Suud Üniversitesinin Usul ve
Fıkıh bölümünde öğretmen olan Dr. Tâhâ Cabir
Feyyaz Elvânî şöyle demektedir:
Ag ,De6) )=H Z57&e! Ag ,De6) {Dm Á= 9
,'C9) )=H Z5D.*! Ag ,De6) {F)=3 ¤)9˜! /.!
Z7&6¬! #
Ïa! SD6B OP @a. yZ5D.*
X!
Z0! ¹!=к! Z'9D! Ag ZDe! z5e76! ‹7Q6!
ySu ;5! [H! Ne) ,! L&eÎ z5&) a CÄ yOo Ð ˆe…6!
&3£ y/8T ;)9 </Q n& ;&0) ,! ' X3
=\H! S%P6T! #ar _XTº! ; ™=06) <,! ' &326
...#3X6Hº! O&B Z
]! A&'
"Bazı gençler kendilerini Selefiye'ye, bazıları
Ehl-i Hadise ve bazıları da kendilerini diğer mezheplere nispet vermektedirler. Bazıları mezhepsizlik iddiasında bulunmaktadırlar ve bunlar
içinde birbirlerini kâfirlik, fasıklık, bid'atçilik,
düşmanın adamı olmak, casusluk ve bunun gibi
sözlerle itham etmektedirler. Bir Müslüman'ın
62-el-Menâr, c.7, s.44.
Tekfirci Vahabiler ■ 64
kendi kardeşine böylesi nispetleri vermesi maslahat değildir ve çeşitli vesilelerle açık bir şekilde
bu ithamları yaymaları daha da kötüdür. Bu
şahıslar, bu gibi işlerin İslam dinine zararının,
yapılan itham ve ihtilaflardan çok daha fazla
olduğundan gafildirler veya bunu bilmezlikten
gelmektedirler."63
9-Muhammed b. Alevî Malikî şöyle der:
"!9! =s! =7Q! J)‡B Œ %%Ñ Z'Ò 5&6! 9F
A&' z&\B ,! z5&) a `%) a ¹! bF] _Q:]!
...R! ST" !{9Cr <, R! <ag ;g a , 94s) L&e
"Küfür ve şirki yaymada ve iki şehâdeti
söyleyen bir Müslümana yakışmayan lakap ve
sıfatlarla hüküm vermede uzman olan bir gruba
müptela olmuşuz."64
Yine, şöyle demektedir:
ZF5F: L43 Œ Ó R! L4$&! Ó n! ‹• Ô\Š
;5&' NYB _XTº! U=8! ' 4D: ‰=Ñ Ž! bDT]!
=7Q L&e! A&' LQ˜! Ag ,'"e) L.!=63 y=7Q LQ˜!
./5& <ag ™"]! ;Y A&' &e! zD) j AC6: Z7¬! =Í
Ze: L46C5 </0 :SF C}& {5e» "*0! @ad ˆ6& Ð 63-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, Muhammed b.
Alevi Maliki, s.6 ve 7 (ondan naklen).
64-a.g.e., s.8.
65 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
LÏ3 Q y=Q! ' i4! ¹=0 =
]! NY! J3! ;8!! Œ C9a =Q! ' i4! ¹=0 =
a! NY! <,!
,! Nš ZÍ! =
]! A6! !og yZe˜! Z}'! ZQ˜!
Z Q $
O
|" / 5DT ¢g Ç
! :A0B ; ye:! i. ,QB
i'! Oo y e
: i . i6+ L 4 Y Z e
$
! Z } ' ! .Z¶ h\H ;67Õ yS
h! A&' S%$& b=! SDF! Ag
;
"r N6š R! 8!=3 ›C) i<&%) {&e
#' !og {F: [!=B =
Ag y[9.0
L5F) [9Ye
95s) ;B' =s) {K9 k&6Õ @&0! ;53 ›=! yO3XH A&' . [!=) ;67Õ =Í =7Q ;65
=3 yO)" ΠO'\) L&3 y{!"Q! !{"!=!
R! ;' “ y{!g !{=
! 5B! y@!=Q Z5}' 3" 9F3 O)=
.Ae˜! ZQ˜ ;53 *H]! Ag '
"İnsanların birçoğu -Allah onları ıslah etsinsahibini İslam dışına çıkartan ve ona kâfir hükmünün verilmesine neden olan sebeplerin hakikatini anlamada hata etmektedirler. Onları,
birisinin en ufak muhalefetinde dahi ona kâfir
hükmü vermede acele ettiklerini görürsün. Bu
şekilde onlara göre yeryüzünde çok az bir gruptan
başka Müslüman kalmamaktadır. Biz ise onlara
hüsnü zan besleyerek bahane bulup şöyle demekteyiz: Onların niyeti belki paktır ve iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmanın farz oluşundan
dolayı belki bu işi yapmaktadırlar; ama iyiliği
Tekfirci Vahabiler ■ 66
emretme ve kötülükten sakındırma görevinin hikmetle ve güzel nasihat etmekle olması gerektiğini
ve eğer bu görev tartışmayı gerektirirse, güzel bir
şekilde olması gerektiğini bilmemektedirler. Allah
da bu hususta şöyle buyurmaktadır:
Z e
$
! Z } ' ! Z Q $
O
|" / 5DT >(! Ç
!
e
: ! > . E+ L 4 Y
(Ey Muhammed! Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel
öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.)
Bu hakkın kabul görmesinde ve sonuca ulaşmada daha etkilidir ve onlarla muhalefet etmek,
oldukça yanlış bir iştir.
Namaz kılan, ilahî farzları yerine getiren,
haramlardan kaçınan ve Allah'a davet ederek O'nun mescitlerini bina eden bir Müslüman'ı, senin
hak zannettiğin, ama onun senin görüşünden
farklı gördüğü -bu konunun inkârı ve kabulü
hususunda eski âlimlerin görüşleri de muhteliftirve senin görüşünü kabul etmediği bir yola davet
etmektesin. Eğer sen, ona küfür nispeti verirsen,
senin görüşüne muhalefet ettiği an büyük bir
günaha mürtekip olmuş olursun ve Allah'ın
yasakladığı uygun olmayan bir işi yapmış olursun.
Çünkü Allah, insanlardan işlerinde iyi ve hikmet
üzere olmalarını istemiştir."65
Yine, şöyle demektedir:
65-a.g.e., s.31.
67 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
S!! yZe! b6Q! Ö% zDT CÄ `B3
9F6! @&0! k&e! z)=1 A&' "T Z$%!
_XTº! ) ' ‰=c L&e! A&' LQ˜! <,! y)=Hh6!
_5! R ) L&e
;5&' _9F ) ,! i2D)a =7Q! ΠSH9!
[=7 D~ AC6: y"4! ˆ× `Ÿ! ,.^ <ag =H§!
J
=7Q ;5&' LQÐ C3 y{:! !{=7 ;
)=3 `Ÿ! ,.^
b6Q! ;F&1! ›*! œX1º! ›906 X3 yØ7&! Œ ‡=» ²56:!
,Ÿ=0) ! 9F3 y‹7Q6! Œ k&e! ¥4
›906a Ze! !9Y ,3 ÉZe! b6Q! Œ @Y A&' n! =4„ A&' !Q: !7B !9š j ,! y[F&1! =7Q! œX1! 453
!*. =e76e) ;C! l .L5}0! N*! h\c /'7! /8F!
;5&' LQ: =7Q! 9)=) ;C! `B! ,3 É[!=
' /'7! /8F!
, ;5&' ze7! Z7¬! h\c! œX1q A76! <ag y;
.›F6'º! ‹7Q6!
"Bahsettiğimiz Kur'an ayetlerinden, Peygamber'in (s.a.a) sünnetinden ve sahabenin ve selefin
yolunu takip eden geçmişteki ve günümüzdeki
âlimlerin sözlerinden, Allah'a ve kıyamet gününe
inanan birisinin, bir Müslüman'a "İslam dininden
çıkarak kâfir oldu" hükmünü vermesinin yakışmadığı anlaşılmaktadır. Ancak aydınlık havadaki
Güneşten daha açık olan bir delil ve burhanla
kâfir olduğu ispatlanabilir ve böylesi bir durumda
dahi onun küfrüne ihtiyatlı bir şekilde hüküm
Tekfirci Vahabiler ■ 68
vermeliyiz; Kurân-ı Kerim'in ve Peygamber'in
(s.a.a) sünnetine dikkat ederek onlardan öteye
gitmemeliyiz ve selefin tekfir hususundaki yönteminden ileri geçmemeliyiz. Çünkü selef, insanların zahirinde gördükleri şeyleri Kur'an ve sünnete sunmakta ve eğer Kur'an ve sünnette küfre
atfedilecek bir şey bulduklarında o kimsenin
küfrüne hüküm vermekteydiler. Eğer Kur'an ve
sünnette böyle bir şey bulamazlarsa, o işi yapana
veya söyleyene, "Hata etmiştir" veya "Büyük
günah işlemiştir", hükmünü vermekteydiler. O
sözü söyleyene veya o işi yapana, "senin bundan
maksadın neydi" diye sorulurdu. Eğer açık bir
şekilde, maksadının küfür olduğunu söylerse, o
şekilde hükmedilir ve eğer bunu söylemezse, hata,
muhalefet veya fısk hükmüyle yetinmekte ve ona
küfür hükmünü vermemekteydiler."66
10-Muhammed Kutub, Müslümanların tekfiri
hususunda şöyle demektedir:
S9x! ¹Xc! Z:e
^! Z5F! [*. &2m
¹=\6! C9: Ag n! 453 N.o ...Z7&6¬! œ=7!
j 43 R! <ag ;g a :S :L40 SF3 É64x!
/]! <,! :,=H S ._XTº! S'! !{9:! X' /0)
A&' ,QW ,C]! .Oo ˆQ' D•) j
=7Q! _5! n! Œ
/0 ,QW ,=H§! y/0! , .9: ZC5 n!
66-a.g.e., s.39 ve 40.
69 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Z7&6Õ k!
Œ ,=H k yZ5! ' =}! ¹=% [9:
... !o ¹=\! !*. "Bu olay, çeşitli fırkalar arasındaki ihtilaflar ve
mücadelelerde en çok paya sahiptir… ve her iki
tarafta da insanlar bu hususta oldukça ileri
gitmişlerdir. Bazıları şöyle demektedir: Tevhit
kelimesini söyleyen herkes, İslam'ın gerektirdiği
amellerden hiçbirisini yapmasa dahi, mümindir.
Bazıları da şöyle demektedir: Günümüz insanlarının durumlarındaki temel kural, aksi sabit
olmadığı sürece kâfir olduklarıdır. Birinci grup,
amele değil niyete göre hükmetmektedirler ve
ikinci grup ise niyeti göz önünde bulundurmaksızın sadece amele göre hükmetmektedirler.
Ama bir diğer grup ise ihtilaflı durumlarda bu iki
grup arasında tevakkuf etmişlerdir-durmuşlardır..."67
Vahabiler, Seyyid Kutub'un bu taksiminde (ayrımında) ikinci gruptan sayılırlar ve ifratçılar-aşırıcılar
diye anılmaktadırlar.
TEKFİRİN TEHLİKESİ
Şevkanî şöyle der:
.{P5m Z
Xe S90 a =\H b ‹7Q6! b :@&0! S
"Âlimler şöyle demişlerdir: Tekfir konusu,
67-Vakiuna'l-Muâsır, s.439.
Tekfirci Vahabiler ■ 70
tehlikeli bir konudur ve hiçbir zaman sulhu ve
barışı, onunla değiştirmeyiz."68
Ebu Hamid Gazali şöyle demektedir:
;g a :&8 !
!
OQ
! Z&DF! /.! ' Oe Ck
)Ù Z! yd 
‹£ yR! ST" 9r yR! <ag
=\H ;53 ‹7Q6! <,3 É(; ;5&' R! A&) R! ST" A&' b*Q!
.;53 =\H a #Qe!
"Ehli kıble, lâ ilâhe illallâh ve Muhammedun
Resulullah, dediği ve onu nakzetmediği (bozmadığı) sürece onlara dil uzatmaktan kaçın. Bu şehadeti nakzetmeleri ise Peygamber'i (s.a.a) yalanlamalarıdır. Çünkü tekfirde çok büyük tehlike
vardır ve susmakta ise hiçbir tehlike yoktur."69
O, aynı konuda yine şöyle demektedir:
A ‹7Q6! ' ;53 k3 =B /%: 4
"Ne zaman tereddüt-şek hâsıl olursa, tevakkuf
etmek-durmak tekfir etmekten daha iyidir."70
GAZALİ'YE GÖRE TEKFİRDE İFRAT ETMEK
Ebu Hamid Gazali şöyle demektedir:
;5&' R! A&)ST=!
N)*QB ;5g NeB 47Õ =7QB Z=3 /
68-Neylü'l-Evtâr, Şevkanî, c.7, s.353.
69-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam
Hamid Gazali, s.85.
70-a.g.e., s.90.
ve'z-Zındıka,
Ebu
71 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
#D~! ST=! b* ;C! {'!‡ ›=0m]! =7Q) i&D˜3 :(;
[=7Q) ›=0m]! .Ú=0! A&' @!6Ta! Œ yA0B R œ7!
ˆ5 ;C! Œ
(; ;5&' R! A&)
ST=! b* ;Ds
;C! {'!‡
ST=! b* ;C! {'!‡ — 60! =7Q) ›=0m]! .@im ;&•
L&0! #D~! Œ yA0B R! Z)¯" ‡!Y Œ
(; ;5&' R! A&)
#D~! <,! {'!‡ ›=0m]! =7Q) — 60! .; #7%! U"9F!
Œ
(; ;5&' R! A&)
ST=& N)*QB @
9F& ‹•QB #7%!
.‹7Q6! Œ ¹!=T! &£ ;<& !*. .95:6!
"Her fırka, kendisine muhalif olan fırkayı tekfir etmekte ve ona Peygamber'i (s.a.a) yalanlama
nispeti vermektedir. Örneğin; Hanbelî, Allah
Teâlâ'nın yukarıda bulunmasını ve arşa istiva
etmesini ispatlayarak Peygamber'i (s.a.a) yalanladı
diye, Eş'ari'yi tekfir etmektedir.
Eş'ari, bir ortağı ve benzeri olmamasına rağmen Allah'ı mahlûkata benzeterek Peygamber'i
(s.a.a) yalanladı diye, Hanbelî'yi tekfir etmektedir.
Eş'ari, Allah'ın görülebileceğini ve O'nun için
ilim, kudret ve diğer sıfatların olduğunu söyleyerek Peygamber'i (s.a.a) yalanladı diye, Mutezileyi
tekfir etmektedir.
Mutezile, Allah için sıfatların ispatlanmasını
kadimlerin teksirine neden olduğunu ve Peygamber'i (s.a.a) tevhitte yalanlamak anlamına geldiğini
zannederek, Eş'ariyi tekfir etmektedir.
Tekfirci Vahabiler ■ 72
Bunların hepsi, tekfir hususunda aşırıcılık ve
ileri gitmedir."71
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
_!' !=<7 &Q6! Z781 {3!=T! !{&£ n! C9m! 98F0! !3=0) j L463=0Î _XQ! ¹=0)a <,! !'‡ &e!
R! Z¶" !FC5Ÿ @a43 .=3 43 ."=: Ž! L46h Z5'=s!
U‹e) Z
oC=m A&' {7 Zx! !&0Y a! [D' A&' Z0T!!
...{5~ Ze! =B!B !&4Y l y&Q6!
"Bu hususta en ileri olan ve aşırı gidenler
kelamcılardan bir gruptur; onlar, Müslüman
halkın, kendileri gibi itikadi konuları delilleriyle
tanımadıkları için kâfir olduklarına inanmaktadırlar. Onlar, öncelikle kapsayıcı olan ilahî
rahmeti kısıtlayarak cenneti sadece az bir grup
olan kelamcılara özel bilmişlerdir ve ikinci olarak
da mütevatir hadislere karşı cahillerdir..."72
TEKFİRDE İYİCE DÜŞÜNMENİN VE DİKKATLİ
OLMANIN FARZ OLUŞU
Ebu Hamid Gazali bu hususta şöyle demektedir:
É"
z&06) ‹7Q6! Œ =}! <,!
/. [=.„ ' ; S9' ›*! i'=s! ”! <,! :S]! =
]!
71-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam ve'z-Zındıka, s.49.
72-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam ve'z-Zındıka, s.97.
73 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
¸950 _ N)= . /43 /)h6! /6:! ,3 ¸a _ /)h6! /6W
</F6e)a / yC5d ˆ5 /)h6! /DF)a
/)h6! /DF) Z3=0
b=0! U0 <l dh ¹"0! Z2&! L&' Œ œo˜! =.! <ag ;
.S06Tº! Œ
¸Ç! ;5&' _ : _ =B!6
=6! ”! /. :–•! =
]!
S!:! Û)"!6! N6 ' ,•:D! <ag Oo !" </F6e)a ;!"3 Ǐº! .SY=! S!:! ¤):]! N6 ,=F!
.@5m]! £! ¸a _ Ǐº! =B!6! ;& =Q! /. :¤•! =
]!
. =.}! Z7Õ A&' ; ¤'D! ;&5 Œ =}! :J!=! =
]!
Œ ”H" {01 , ,! ,.^! <,3 ¸a _ ,.^! ²=m A&'
/)hB Œ ”H=) j {01 Q) j !oq3 É{!950 , ,! /)h6!
.L47! Ag zT
."=Ÿ L}0) /. ZF! O&B =o <,! Œ =}! :ˆ
c! =
]!
y/4T! ;53 =
]3 )9! Œ ["=Ÿ L}0)a <,3 ¸a _ )9! Œ
,! i2D)a ;C! :%F! .,X\D! =.„ {05m SF! , ,!
.,X\D! =.„ , ,! ,)*. </Q =7Q)
Tekfir hükmünün verilmesi şu konulara bağlıdır:
1-Göz önünde bulundurulan şer'i nasın zahirinin, tevil edilip edilemeyeceğine bakılmalıdır.
Tekfirci Vahabiler ■ 74
Eğer tevil ihtimali veriliyorsa, yakın mı yoksa
uzak mı olduğuna bakılmalıdır. Tevile olanağı
olan ve tevile olanağı olmayan şeyleri tanımak
kolay değildir. Lügat ve usul ilimlerinde usta olan
ve bu kelimenin Arap âdetinde nasıl kullanıldığını
bilen bir kimse bunu yapabilir.
2-Acaba terk edilen nas, mütevatir haber mi
yoksa vahit haber mi veya hakkında icma var mı?
Onu sadece tarih ve çağların durumlarından
bahseden kitaplarda, hadis ve ravilerin durumlarını bildiren kitaplarda araştırma ve inceleme
yapan birisi anlayabilir. Bu yüzden onu anlamak
en zor işlerden birisidir.
3-Acaba onu inkâr etmek, tevatür ve icma
haddine ulaşmış mı yoksa ulaşmamış mı?
4-Zahiri ile muhalefet edilmesine neden olan
delile dikkat etmek gerekmektedir. Yani onun
burhan özelliği taşıyıp taşımadığına bakmak gerekmektedir. Çünkü eğer kesin delil olursa uzak
olsa bile tevil edilmesine izin verilmiştir. Ama
eğer kesin delil olmazsa tevil edilmesine izin verilmemiştir.
5-O sözün dine büyük bir zarar verip vermediğine bakılması gerekmektedir. Çünkü dine büyük
zararlar vermeyen konularda iş daha kolaydır. O
söz, kötü ve zahiri batıl olsa dahi her türlü hezeyandan dolayı birisini tekfir etmek doğru değildir.
Bu şartlara dikkat edildiğinde, herkesin her
sözünü küfre hamlederek onu tekfir edemeyiz.73
73-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam ve'z-Zındıka, s.91-95.
75 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
İFRATİ TEKFİR DÜŞÜNCESİNİN
DÜŞÜNCESİNİN ORTAYA
ÇIKIŞ NEDENLERİ
İfratî tekfir düşüncesinin çeşitli nedenleri vardır:
1. Cahillik
Tekfir düşüncesinin ortaya çıkışının iç nedenlerinden birisi, Kur'an ayetlerine, Peygamber'in ve
masum İmamlar'ın (a.s) rivayetlerine ve hatta din
âlimlerinin sözlerine olan cahilliktir. Bu cahillik,
onun inancından olmayan kimseleri tekfir edip
onların öldürülmelerine hükmederek uygulamaya
geçirilmesine neden olmaktadır.
Ebu Hamid Gazali şöyle demektedir:
L45&' N&2) ÇD1 A&' N&2B C! ‹7Q6! Ag U"D! ./4x!
"Tekfir etmede acele etmek, tabiatları cahil
olan kimselerde daha çoktur."74
O aynı şekilde şöyle demektedir:
‹7Q6! Œ ™Š ;F7! =À ;6' ›*! ;5F7! )" !oq3
›9$6! <,3 ÉOe OD& ; /2sB a ;' ™='3 /5&6!
¹Xc! =• ;&Y] yS4x! ;' ^%)a yJD\ U )=£ _&0
.n! 74-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam ve'z-Zındıka, s.90.
Tekfirci Vahabiler ■ 76
"Sadece fıkıhla uğraşan ve insanlara sapıklık
nispeti vererek onları tekfir eden bir fakihi gördüğünde ondan uzaklaş ve kalbini ve dilini onunla
meşgul etme; çünkü ilimle mücadele etme isteği
tabiattan kaynaklanmaktadır ve cahillerin ona
sabrı yoktur. Bu yüzden insanlar arasındaki ihtilaflar çoktur."75
Muhammed b. Alevî Malikî şöyle demektedir:
90! L. yZ57&e! i'9) CÄ t 5& Ž! Ü7! L}'! N6 _5! Z:e! A&' =4})
t! 4F8F: ' n!
¤:DÎ L4&2sB y_!0! L.=•! n! /2sB #!=Ÿr
&Ÿ y_!9]! 453 ‡ ¤:D
yU95F0! ΠZ&Qs
Z%)'
..._X']! Z8]! <ag 453 D~ y_43]! 453
"Müptela olduğumuz en büyük fitnelerden birisi, Selefiye olduklarını iddia etmelerine rağmen
selefin edep ve gerçeklerinden uzak olan kimselerdir. Günümüz toplumunda kitaplarda ve konuşmalarda ortaya çıkarak genellikle avam olan
halkı kendileri ile meşgul etmişlerdir. Onlar bu
halkı tartışmalı konular ve inançsal sorunlarla
meşgul etmişlerdir. Bu konularda ayaklar kaymakta ve anlayışlar sapmakta ve sadece yüce önderler
onda sabit kalmaktadır."76
O aynı şekilde şöyle demektedir:
75-a.g.e., s.95.
76-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, s.52.
77 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Z5&.! Ag ‰6» Ž! Z5&0! U95F0! /8eÎ _!0! S26m3
L40
L403 N…53 yÜ7& #!‹•! . y#3§! L}'!
...Oo
/.! ¹XY]! Z5e! _!0 !=! ˆ5 :@&0! S
¹e&57! ›$! N)]! _!0! ž0
Œ / yÝF3 !e!
yZ3=0! "u Œ Z:De! L&0 )=…6! ÁT j' / / yL&Q6!
59! ' L4.Y 3"%! y;5&' L."'! )=F!
y#!*&! =8T z&c! [x! S! ' Ÿ=0! y#!4s!
9: J5Ò 8F! yS']! _&0! Œ A0B R %&¬!
£=7! y#!=Q! =B #'\ _5F! Œ t! Z0)=s!
NY Œ U=HÞ / 59& )=F$6e! yR!‹£ ' Z&x Lt&
Oo J
L. yZ5&.]! Z3=0! /.! L. @a43 yA0B R! ZDr
9:! 90e) ,! Ag Z0eB U=s0! O&4) L5}' =\H A&' ;&
.D! `67! )9! ;F7! Z3=0 L4
"Avam halkın, ilmî ehliyetin olması gereken
ilmi itikadi konularla uğraşması en büyük afetlerden birisidir. Bu olay, ortaya fitne çıkartmaktadır; bu yüzden onların, bu konulara girmelerinin engellenmesi farzdır."
"Âlimler şöyle demişlerdir: Avamdan maksat,
sadece esnaflar ve sıradan insanlar değildir.
Edebiyatçı, nahivci, filozof ve mütekellim gibi
kimseler dahi avamdır. Kısacası ilim ve marifet
Tekfirci Vahabiler ■ 78
deryasına dalmış, ömrünü bu yolda harcamış,
yüzünü dünyadan, şehvetlerden, maldan ve makamdan çeviren, Allah için ihlâslı ilim ve ameli
olan, O'nun farzlarını yerine getirmek ve haramlarından sakınmak için hareket eden, kalbini
Allah'tan başka her şeyden boşaltan ve hatta
ahireti dahi Allah'ın muhabbeti yanında küçük
gören kimselerin dışındaki herkes avamdır. Bunlar, ilmî ehliyeti olan kimselerdir; ama buna
rağmen onlar dahi büyük bir tehlikeyle karşı
karşıyadırlar. Onların on kişisinden dokuzu helak
olmakta ve sadece birisi; marifet, fıkıh, din ve
açık bir kurtuluş hususunda saadete ulaşmaktadır."77
2. Taassup
Taassup ile dini tasallüp (dinde sabitkadem
olmak, direnmek) arasında fark vardır. Eğer birisi
hakkı bulmuşsa, o hak üzerinde dirençli olmalıdır;
ama dini taassup yerilmektedir. Doğru yollardan elde
etmemesine rağmen kendi hayal ve zanlarını hak
bilerek diğerlerinin söyledikleri her şeyi batıl ve
vehim bilmektedir ve sonunda da karşı tarafı tekfir
edip kendisini Müslüman bilmekte ve bu şekilde
kendisine muhalif olanları öldürmeye yeltenmektedir. Bu olay, kesinlikle Allah ve Resulü (s.a.a)
tarafından yerilmekte ve akıl tarafından da kabul
görmemektedir.
77 -et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, s.54.
79 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
3. Kitapları Mütalaa (İnceleme) Etmekle
Yetinmek
Kişinin, diğerlerini tekfir etmesine neden olan
diğer sorunlardan birisi de Kurân-ı Kerim'i ve sünneti mütalaa ederek, doğru araç ve gereçleri kullanmadan ve büyük din âlimlerinin ve İslam dini uzmanlarının görüşlerine teveccüh etmeden sadece
kendi şahsi anlayışına göre hüküm vermesidir. Bu,
ifrati tekfir düşüncesine neden olan en büyük nedenlerden birisidir.
4. Ucuplanmak Kibir (Ucb) ve Kendini Büyük
Görmek
Tekfir düşüncesinin iç nedenlerinden birisi, insanın kendisini, amellerini ve ilmini büyük görmesidir.
Muhammed b. Alevî Malikî bu hususta şöyle der:
&e& ,=7Q! @a. t 5ß Ž! Z$Ÿ!! =.!}! L4Ÿ"0) ! L47Š / ‹7QB Ag ,'"e! @a. :/ L4e7 Lt…'! y=QBa Ž! =.!}! É,9F60) ! ,=) 53
_XTº! ;' i“ z&H `D] U‹\H Z)!9 . N…0! .Ld'! ˆ5&! . z&c! Œ =3 S ; 5ß ›*! ^Q! ;C! y;
"<*: 95" ;53 ; , y;&0 N…' _ ‹
- H ;C! ›" ¤5:
.L5}' 46Y! ‹D
"Müslümanları tekfir edenlerin, yani onların
görüşlerine ve itikatlarına muhalif olan kimseleri
Tekfirci Vahabiler ■ 80
kâfir bilenlerin en açık ve inkâr edilemez durumlarından birisi, onların kendilerini ve amellerini
beğenmeleridir. Kibirlenmek, İslam dininin yasakladığı ve insanları sakındırdığı en kötü bir
sıfatın başlangıcıdır. Büyüklenmek, mahlûkatın ilk
küfre sapanı olan Şeytanın sıfatıdır ve kibirdir.
Şeytan kendisini Hz. Âdem'den üstün görerek
kendi amelini beğenmiştir ve bu, Şeytan'ın imtihan edildiği sıfatıdır."78
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
"Bu kibir (ucb) sıfatı, Şeytan'ı sadece kendisini
görmeye yönelten bir sıfattır. Şeytan şöyle
demiştir:
(Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten
yarattın, onu ise çamurdan yarattın.) Hz. Âdem'i
küçük görerek kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
ˆ
5&! «! !9…
e
3 _ ( !9…
T ! Z Q P(& & & o ! )=3Q! , = DQ 6T ! >(!
"Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin,
demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve
büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu."79/ 80
Mütekebbir (kibirli), Allah'ın düşmanı sayılmaktadır ve Allah Teâlâ, onu sevmemektedir. Allah
78-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, s.55.
79-Bakara, 34.
80-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, s.56.
81 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
Teâlâ, Kurân-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
)=DQ 6e
! IN$
) a ; g
"O, büyüklük taslayanları asla sevmez."81
Allah Teâlâ, aynı şekilde şöyle buyurmaktadır:
!{"¬3 a{ 6¬
, IN$
) a R
? ! +,g
"Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip du/ran kimseyi sevmez."82
Allah Teâlâ, aynı şekilde şöyle buyurmaktadır:
" DY = |DQ 6
N
& †/ >&' R
­ ! J D\ ) O
*
"Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini
işte böyle mühürler."83
Allah Teâlâ, aynı şekilde şöyle buyurmaktadır:
|z$
! = 5 2 ™
" ]? ! i3 , =DQ 6) )*+! i B) ' ¹
= hT "Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları
âyetlerimden uzaklaştıracağım."84
Allah Teâlâ, aynı şekilde şöyle buyurmaktadır:
)=H ! L 4 Y , &H 9 5T iB D' ' , =DQ 6e
) )*+! +,g
81-Nahl, 23.
82-Nisa, 36.
83-Mü'min, 35.
84-A'raf, 146.
Tekfirci Vahabiler ■ 82
"Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler
aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir."85
Ebu Hureyre, Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
!{9:! ž'‡ 3 y›"!‡g Z}0! i8!" @)^Q! :A0B R! SF)
.—! a L4Y Œ ;65F! 4
"Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Büyüklük
benim örtüm ve azamet benim elbisemdir. Her kim
benimle bu iki hususta çatışırsa, onu cehenneme
atarım ve bunu yapmaktan da hiç çekinmem."86
Müslim kendi senediyle Abdullah b. Mesud'dan
Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
Œ 9: Zx! /H9) a y,Kg ZD: SF•
;D& Π9: "! /H9)a
.@)^ S=H ZD: SF•
;D&
"Kalbinde hardal tanesi kadar dahi olsa iman
olan birisi cehenneme girmeyecektir ve kalbinde
hardal tanesi kadar dahi tekebbür olan birisi de
cennete girmeyecektir."87
Kibir, tekebbür ve ucbun yeri kalpte olsa da
zahirde ona delalet eden alametleri vardır. Örneğin:
a) En önde oturmaya ve her şeyde önde olma
isteği duyması: Mütekebbir, herkesten önde olmayı
85-Mü'min, 60.
86-Sünen-i İbn-i Mace, c.2, s.1398.
87-Sahih-i Müslim, c.1, s.65.
83 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
istemekte ve sözünün reddedilmesinden ise rahatsız
olmaktadır. Eleştirilmeyi kabul etmemekte ve diğerlerini küçük ve değersiz görmektedir.
b) Kendisini beğenme ve övme: Peygamber'in
(s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:
A&' T] a yV=' A&' i…0 a i…' A&' V=0 /3 a a
.ÁF6 <ag T A&' =¶] a y=¶!
"Biliniz ki hiçbir zaman Arabın Aceme, Acemin Araba, siyahın beyaza ve beyazın da siyaha
bir üstünlüğü yoktur; sadece takva üstünlüğü
vardır."88
Ucuplanmak-Kibirlenmek o kadar yerilmektedir
ki; Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurmaktadır:
L Q 6 D…
' o g 5 : _ ) U¡ ‹
• 1 !
M ; (<&! L = %
9 F D: " ™
" ! L Q 5 & ' Ÿ {P5m L Q ' 2 B L & 3 L Q B= • )=9 L 65 + L~
"Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı
gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size
kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir
yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen
size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye
dönüp kaçmıştınız."89
88-Mecmau'z-Zevâid, c.3, s.266.
89-Tevbe, 25.
Tekfirci Vahabiler ■ 84
Aynı şekilde kâfirlerin, yüksek binaları ve şanlarıyla övünmeleri hususunda yüce Allah şöyle buyurur:
¤
5 : R
­ ! L . Bh3 R
 ! L 4 %: L 4 60 L 4 !I„ !De
 6$
) L "Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi."90
Aynı şekilde amelde ucuplanmakla-kibirlenmekle
ilgili şöyle buyurmaktadır:
L 4 ! , De
$
) L . 5I9! U (5$
! >3 L 4 50 T +/Ÿ
)*+!
ƒ0 , e
$
)
"Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı."91
Bu ümmetin fitnelerinden birisi, yanlış görüşte
ucuba-kibre kapılmaktır. Peygamber'in (s.a.a) şöyle
buyurduğu nakledilmektedir:
b…'! U=~
5 {0D6
Á. {'\
{$m )" !oq3
.Oe7 Zà O5&03 ;)= ›o /
"Cimrilik ve hırs itaat edildiği, nefsi isteklerin
peşinden gidildiği, dünyanın galip ve herkesin
90-Haşr, 2.
91-Kehf, 104.
85 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
kendi görüşünde kibirlendiğini gördüğün zaman
kendi ahlakî ve nefsanî özelliklerini düzeltmelisin."92
TEKFİRİN ETKİLERİ
Tekfir düşüncesinin toplum içinde bazı etkileri
vardır ve bunlardan bazıları şöyledir:
1-Tekfir edilen kimselerin kanı ve malının mubah
kılınması; bu şekilde düşünce fiiliyata geçerek tekfir
edilen kimseler öldürülmektedir.
2-Tekfir edilen kimselerin malları yağmalanmaktadır.
3-Kâfir olan kimsenin nikâh akdinin batıl olduğu
ve eşine ve kızlarına velayeti olmadığı gerekçesiyle
tekfir edilen kimselerin, namuslarına saygısızlık
yapılmaktadır.
4-Çocuklarının yetkisi velisinin elinden alınmakta
ve yetkisi dışına çıkılmaktadır.
5-Eğer hâkim ise İslami toplumdaki yetki ve velayeti yok olmaktadır.
6-Mürtet hükmünün uygulanması için onun,
İslami mahkemelerde yargılanması gerekmektedir.
7-Kişi öldükten sonra gusül, kefen, defin ve miras
gibi Müslümanlara ait olan hükümleri onun hakkında
yapılmamaktadır.
92-el-Mucemu'l-Kebir, c.22, s.220.
Tekfirci Vahabiler ■ 86
8-Kişi öldükten sonra ilahi rahmetten uzak olma
ve ebedi cehennemlik olma hükmü verilmektedir.
9-Islah etme ve geliştirme yerine topluma zarar
vermek ve emniyetsiz bir ortam yaratılmaktadır.
10-Kişinin, toplumsal işlere katılımına engel olunmakta ve küfre bağlı iktidarı ya da devleti güçlendirmesi açısından hükümetle ilgili olan görevlerini
terk etmesi farz bilinmektedir.
11-Dış düşmanlar ve küfre bağlı devlet ve taraftarları ile mücadele terk edilmektedir.
12-Toplumun ıslahı terk edilmektedir. İyi ve
olumlu iş yapmak yerine insanları tekfir ederek onların öldürülmelerine hükmedilmektedir.
13-Toplumda ihtilaf ve ikilik oluşturmak.
14-İnsanlara dini kötü göstererek onları dinden
soğutmak.
15-Kâfirlerin ve din düşmanlarının, bu gibi insanları İslam'a zarar vermek için kullanmaları.
TEKFİR DÜŞÜNCESİNİN DÜZELTİLMESİ
DÜZELTİLMESİ
İfratî tekfir düşüncesini ortadan kaldırmak için bir
takım yollar vardır ki onlardan bazıları şunlardır:
1. Tekfir nedenlerini ortadan kaldırmak
Toplumdaki veya bireydeki bir derdi iyileştirmenin yollarından birisi, onun ortaya çıkmasına neden
olan sebeplerin yok edilmesidir. Tekfir düşüncesinin
87 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
ortaya çıkmasına neden olan sebeplerden birisi,
Allah'ın indirdiği hükümler dışındaki şeylere göre
hüküm vermek, sapık düşüncelere dayanmak ve
kitapları ve özellikle muhaliflerin kitaplarını âlimsiz
mütalaa (inceleme) etmektir. İlk merhalede, tekfir
düşüncesinin toplum bireylerinden uzaklaşması için
bu konuların ıslah edilmesi gerekmektedir.
Seyyid Kutub, Mısır devletine hitaben şöyle
demektedir:
A&' @F! QKa ;C! wŸ .o! Œ =F6e) ,! Nš
_Q˜! Z…6T › y;5g Z03!9! Z5F5F˜! ;DT! Z!‡ <ag ¹=\6!
' kQ! /5&F! / Œ R! S ! Î !QW ,! Ld R! =
]
Z0)=m L5Q$6 ,D\) )*! t ,&
0) Ž! Z5s:! Z&
0!
9)9Y i. ™"]! Œ &e& _FB Zu*
/ <,! .R!
.R! @m Ag C96K ¹=\6&
"İfrati düşüncelerin, insanları bu düşünceye
yönelten onların gerçek nedenlerini ortadan kaldırmadan yok edilemeyeceği, zihinlerimizde yer
etmesi gerekmektedir. Yani hâkimlerin ilahi
emirlere icabet ederek Allah'ın indirmiş olduğu
şeylere göre hüküm vermeleri veya en azından
hoyratça olan amellerden el çekmeleri gerekmektedir. Yeryüzünde meydana gelen her mezbahakurban yeri, ifratçılar için yeni bir yakıttır."93
93-Vakiuna'l-Muâsır, Muhammed Kutub, s.522.
Tekfirci Vahabiler ■ 88
2. Rahat ve Özgürce Konuşma Ortamı
Toplumda ifrati-aşırı tekfir düşüncesini ortadan
kaldırmanın yollarından bir tanesi de bu gibi şahıslarla yüz yüze ve özgürce konuşmalarda bulunmaktır.
Ezher şeyhi Cadu'l-Hak bu hususta şöyle demektedir:
#!=ŸÊ a "!˜! Zs)0 ¹=\6! ‰X'
"Aşırıcılığın tedavisi, oturumlarda değil muaşeret ve söyleşidedir."94
Aynı şekilde el-Ezher âlimlerinden bir grup şöyle
demektedirler:
/T=! ;0DB! . y"!˜ ACe) . /•
]! ‰X0! C!
.L4
!! U' Œ
"En iyi tedavi yolu, söyleşidir ve bu yolu,
peygamberler ailelerini hak yola davet ederlerken
kullanmışlardır."95
Nedvetu'l-Ulema üyelerinin şöyle dedikleri
nakledilmektedir:
;9F60) `5$%6 z)=1 /3! bDs! J
"!˜!
"Gençlerle söyleşi yapmak, onların itikatlarını
düzeltmedeki en doğru yoldur."96
94-Ceridetu'l-Cumhuriyet, 2.4.1992 tarihli sayısı.
95-Beyanun li'n-Nâs, Camiatul Ezher, s.41.
96-Mecelle-i Hürriyeti, 12.14.1992 tarihli sayısı.
89 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
3. Toplumdaki Kültürel Boşlukları
Doldurmak
İfratî tekfir düşüncesi, toplumda ve gençler arasında, onların zihinleri boş olduğu ve doğru kültür ve
orta yoldan habersiz oldukları için yayılmaktadır.
Gerçek İslamî kültürün, toplumun çeşitli tabakalarında ve özellikle gençler arasında yayılması, tekfir
düşüncesinin topluma nüfuz etmesini engellemede
önemli bir rolü vardır.
Mısırlı Abdullatif Faid şöyle demektedir:
<,3 O* .#0
x! ΠZ5
XTa! Z3F•! b5£ ¹=\6! NDT
_' 9F0! =ߐ! Œ Z5B "9! 9 Z5=0! #0
x! »!
Z5&0! #5&Q! </Q Z5
XTa! Z3F•! ¥.
ˆ)"96 _1978
.Z)=}!
"İfratçılığın nedeni, üniversitelerde İslami kültürün yok olmasıdır. Bu yüzden Arap Üniversiteleri Birliği, 1978 yılında düzenlenen bir konferansta, bütün üniversitelerde İslami kültür esasınca eğitim ve öğretim yapılması için bir açıklamada
bulunmuştur."97
Ezher şeyhi Cadu'l Hak, ifratçılık ve onun yok
edilmesi hakkında şöyle demektedir:
‰X0 #0
x! n"!9! Œ Z&\
Z5)9! Z5=6 Z)0!
.U=.}! [*.
97- Ceridetu'l-Cumhuriyet, 18.10.1991 tarihli sayısı.
Tekfirci Vahabiler ■ 90
"Tekfir düşüncesinin ortadan kaldırılması için
okullarda ve üniversitelerde dini eğitime önem
verilmesi gerekmektedir."98
4. Uzmanlığa Saygı Duymak
Toplumdaki tekfir düşüncesinin ortadan kaldırılmasındaki bir diğer yol da, din ve şeriat alanında
uzman olan kimselerin görüşlerine saygı göstermektir. Küfre, dinden çıkmaya, fasıklık ve günah hakkında hüküm vermek, şer'i konulardandır. Bu yüzden bu
tür konularda uzman âlimlere başvurulmalı ve
herhangi bir uzmanlık, ilim ve yakine sahip olmadan
bu konular hakkında görüşte bulunulmamalıdır.
Bu konu hakkında şöyle denilmiştir:
SX˜! _Q:]! ,5 Q y{05 &e& )96!
.@&0! L. ; Ö%6Hº! /.] _!=˜!
"Dindarlık, bütün Müslümanların vazifesidir;
ancak hükümlerin, helal ve haramların beyanı,
dinde uzman olanlara yani din âlimlerine mahsustur."99
Dr. Yusuf Kardavî şöyle demektedir:
‰" N. </Q {:D
X Z0)=s! L&' ,Q) ,! ‡š a
.n! ZP3 A&' !{=Q: ˆ5 _XTº! <,! Á'9 n! 98-Ceridetu'l-Cumhuriyet, 2.4.1992 tarihli sayısı.
99- Reddi'l-Müfti alâ Ketibi'l-Fariza el-Gaibe fi'l-Fetava'lİslamiye, c.10, s.3735.
91 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
"Şeriat ilminin, İslam dininin insanların belli
bir kesimine has olmadığı iddiasıyla halkın her
tabakasına mübah olması caiz değildir."100
Allah Teâlâ kavimlere şöyle nasihatte bulunmaktadır:
)*+! ; & 0 L 4 = ]? ! i ¢g S T=! >g [ I" L 4 ; \D 6e
)
"Hâlbuki Peygambere ve içlerinden emre salâhiyeti olanlara başvursalardı bu haberi arayıp duyarak yayanlar, elbette onlardan gerçeğini öğrenirlerdi."101
İbn-i Kayyim el-Cevzîye şöyle demektedir:
U"\H 4&F~ ' @&0! Å9» 9 yZ
! R! ) Π@63a! <,!
.["9 =
å "9F) ,! i2D53 y“hm
"Doğrusu, Allah'ın dininde fetva vermek bir
emanettir ve âlimler bu konunun önem ve değerine kendi sözlerinde değinmişlerdir. Bu yüzden
bu konu için bir takım ölçülerin belir-lenmesi
gerekmektedir."102
Dr. Yusuf Kardavî ifrat eden kimselere karşı
bulunduğu nasihatte şöyle demektedir:
100-es Sahvetu'l-İslamiye beyne'l-Cuhud ve't-Teterruf, Yusuf Kardavî, s.203.
101-Nisa, 83.
102-İ'lamu'l-Muvakkıîn, İbn-i Kayyim el-Cevzîye, c.1, s.11.
Tekfirci Vahabiler ■ 92
; <,! y{! L&0! N&\ <,! U=.}! b$! "9) ,! i2D53
j a! y4&5%» A&' !=36) j #!! i'=s! L&0& <,! y{!
LÏ! L470eBa #XQ
{'=3 yt056T! 463=0Î !T=6)
b6Q! L47) ,! 9)=)  A£ a ;C! ...d !£=76) ,! Ld'! a
!
9H CÄ [email protected]! ;F3 yw!=s! w=m )=e7! ‹e7B ' Ze!
{~!=B !7&H yÇ=7! !'C=3 yS]! !&C! yZe! b6Q!
."=2
! /.Y <ag ™=0)a {)='
"Zahirci kimseler (hadislerin zahirini kabul
eden ve içtihat ehli olmayan kimseler) şunu
bilmelidirler: İlmi talep etmenin bir takım
adapları olduğu gibi bölümleri de vardır. Aynı
şekilde şeriat ilminin de bir takım gereçleri vardır;
ancak onlara ulaşmamışlardır, bir takım usulleri
vardır; ancak onları tanıma ve öğrenme konusunda bir girişimde bulunmamışlardır, bir takım
detay ve üst aşamaları vardır; ancak onların vakit
ve amelleri bu konularla meşgul olmalarına fırsat
vermemiştir… Kur'an ve sünneti anlamak isteyen
her bir kimse; müfessirlerin tefsirlerine, şerh
edenlerin şerhine, fakihlerin fıkhına, Kur'an ve
sünnete hizmet etmiş, usulleri tesis eden ve
detaylarla uğraşan ve bizler için oldukça değerli
miras bırakan kimselere muhtaç olduğunu
anlamalıdır ve bu kimselere cahil veya gururlu
kimselerden başka hiç kimse yüz çevirmez."103
103-es-Sahvetu'l-İslamiye beyne'l-Cuhud ve't-Teterruf, Yusuf Kardavî, s.206 ve 207.
93 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
5. Fikirlerin Eleştirisi İçin Ortam
Oluşturulması
Aşırıcı tekfir düşüncesinin oluşmasını ve yayılmasını engelleyebilecek yöntemlerden bir diğeri de,
fikirlerin eleştirisi ve münazarası için toplu iletişim
araçlarının yardımı ile ortam oluşturulmasıdır. Böylece bütün herkes farklı söz ve yorumları duyacak ve
en doğru olanını seçecektir.
Ayrıca doğru söz, doğru olmayandan ayrılacak ve
batıl olduğu ortaya çıkarak ortadan kalkacaktır.
6. Toplumda Aklı Kullanma Seviyesinin
Yükseltilmesi
Toplumda yer alan aşırıcı görüş ve uygulamalara
karşı alınacak tavır konusundaki bir diğer yöntem
ise, toplumda aklı kullanma seviyesinin yükseltilmesidir. Önce göz önünde bulundurulup daha sonra
hakkında hüküm edilmesi gereken ve mühim maslahatların var olduğu konusu halka izah edilmelidir.
Herkes şunu bilmelidir ki; eğer her birey, düşünceleri ve fikirleri kendi fikirleri ile aynı olmayan
kimseleri tekfir edip onları öldürecek olursa, geride
Müslüman kalmayacaktır. Çünkü herkes birbirinin
eliyle öldürülecektir. Diğer taraftan, onların sözlerinin doğru ve diğer bütün Müslümanların sözlerinin
batıl ve doğru olmadığı ne malumdur? Onların
sözlerinin batıl olmadığını iddia edebilir miyiz?!
Tekfirci Vahabiler ■ 94
7. Peygamber'in (s.a.a) Siresinin Doğru Bir
Şekilde Tahlil Edilmesi
Tekfirciler, Peygamber Efendimizin (s.a.a) yaşamının çeşitli boyut ve alanlarını göz önünde bulundurmalılardır. Onlar, Peygamber Efendimizin (s.a.a)
Kelime-i Şehâdet'i getiren herkesi hatta Allah
Teâlâ'nın haklarında…
L 4 & 0 $
L 4 & 0 B a
"Sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz."104
…şeklinde buyurduğu ashap içinde yer alan münafıkları dahi kabul ettiğini mülahaza etmelilerdir.
Peygamber (s.a.a) ile birlikte olan bazı kimseler
vardı ve Peygamber (s.a.a) onların davranışları hususunda onlardan razı değildi ve onlara bu davranışları
hakkında uyarıda bulunurdu; ancak hiçbir zaman
onların öldürülmesine veya tekfir edilmelerine hükmetmemiştir. Hatta Peygamber Efendimize (s.a.a)
onun adaletsiz oluşu gibi çirkin ve yakışıksız hakaretlerde bulunan kimseler vardı ve ashaptan bazıları
bu kimseleri öldürmeye yeltendiğinde dahi o hazret
buna mani oluyor ve bazen de bu kimseler hakkında
"Belki namaz kılıyordur" diye buyuruyordu.
8. Kahır, Gazap ve Cihat Ayetlerinin Doğru
Tahlil Edilmesi
Aşırıcı, sert tutumlu ve tekfirci kimseler, tek bir
104-Tevbe, 101.
95 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
bakış açısına sahiptirler ve sadece kahır, gazap ve
cihada delalet eden ayetleri okumakta ve bu ayetleri
Müslümanlara uygulamaktadırlar; hâlbuki bu gibi
ayetler müşriklerle ilgilidir. Hakeza öncelikle toplumda hükümlerin insanlara anlatılması için grupsal
bir tebliğe ihtiyaç vardır. Ne yazık ki bu gibi şahıslar, ikrah ve zorlamayı yasaklayan ayetlere teveccüh
etmemektedir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
|i2 ! 9 m I=! 5DB 9 )|9! i3 [ !=g a
"Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik
birbirinden ayrılmıştır."105
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
!{"7 g !{=m g / 5De! [ )9 . g
"Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster
şükredici olsun ister nankör."106
Aynı şekilde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
=\5 %
L 4 5 & ' e
* =- †* g = †* 3 "O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak
öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin."107
105-Bakara, 256.
106-İnsan, 3.
107-Gâşiye, 21-22.
Tekfirci Vahabiler ■ 96
GENÇLER VE TEKFİR DÜŞÜNCESİNİN
DÜŞÜNCESİNİN
TEHLİKESİ
Tekfirci grupları incelediğimizde bu düşünceyi
takip edenlerin çoğunun, fıkıh ilmine vakıf olmayan,
girmiş oldukları işte uzmanlıkları olmayan ve duygusal gençler olduğunu görmekteyiz. Çünkü böylesi
kimseler, görünüşte tekfir olan dış nedenlerle karşılaştıklarında hemen tekfir düşüncesine yönelmektedirler. Bu yüzden, âlimlerin, görevlilerin ve toplum
içinde nüfuzu olan kimselerin, bu gibi şahıslarla,
konuları mantıklı ve akli olarak değerlendirerek onların orta yollu olmalarını sağlamaları gerekmektedir.
Çünkü bunlar ya cahildirler ya da Vahabilerin
yazmış olduğu ifrat içerikli kitapları okumaktalar
veya ifratçı şahıslarla irtibat halindedirler. Diğerlerini tekfir etmekte ve sadece kendilerini hak olarak
görmektedirler. Bununla da yetinmemekte ve şimdi
cahiliyet zamanı diyerek diğer Müslümanların
canlarına kastetmekte ve mallarını yağmalamaktadırlar. Bu durumu Peygamber (s.a.a) yıllar öncesinde
haber vermiştir.
Sahih-i Buhari kendi senediyle İmam Ali'nin (a.s)
şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
=H ,?å3
(; ;5&' R! A&)
R! ST" ' LQ6~9: !og
ž5 53 LQ6~C9: !og y;5&' b*! ,! Ag CN:! @e!
(; ;5&' R! A&)R!
ST" 0 .Z'9H b=˜! <,3 ÉLQ5
97 ■ İman Edilmesi Gereken Konular
y_X:]! @47T y,T]! @~9: _ ,
! =H Œ ¼h) :SF)
L4e! œ=K _XTº! ,=K yZ)^! S ‹H ,F)
yL.&63 L.65F )h3 yL.=Y: L“K! ‡ša yZ5
=! .Z
5F! _) L4&6  =Y! L4&6 <,3
"Ben size Resulullah'tan (s.a.a) bir hadis söyleyince, Allah'a yemin olsun, Allah Resulü'nün
(s.a.a) söylemediği bir şeyi söylemektense gökten atılmayı tercih ederim. Ancak benimle sizin
aranızda cereyan eden şeyler hakkında konuşunca, bilesiniz harp/ savaş hiledir. Zira ben Resulullah'ın (s.a.a) şöyle söylediğini işittim:
Ahir zamanda yaşça küçük, akılca sığ
birtakım gençler çıkacak. Yaratılmışın en
hayırlısının sözünü söylerler, Kurân'ı okurlar.
İmanları gırtlaklarından öteye geçmez. Okun
avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar. Onlara
nerede rastlarsanız onları öldürün. Zira onları
öldürene, kıyamet günü Allah'ın vereceği
ücret vardır."108
108-Sahih-i Buhari, el-Menakıp Kitabı.
TEKFİR DÜŞÜNCESİ VE PEYGAMBER'İN
(S.A.A) ONUNLA MÜCADELESİ
Tarih ve hadis kitaplarından, bazı sahabenin tekfir
düşüncesine sahip olduğu, Peygamber'in (s.a.a)
onların düşünceleriyle mücadele ettiği ve onların
tekfir düşüncesi üzerine amel etmelerine engel
olduğu anlaşılmaktadır. Şimdi bunların bazı örneklerine kısaca değineceğiz:
1. HALİD BİN VELİD
Ebu Sâid Hudrî şöyle demektedir:
ZD5.*
(; ;5&' R! A&)¿!
Ag [_Xe! ;5&'] A&' ¤0
yi0mÍ! l i&}˜! ˆ: Ç=]! :Z0"]! 4eF3
ZF&' ,4D ž 9:! l yi8\! 9)‡ ›"! 7!"9 Z55'
y"%]! f)= D23 ybX ž 9:! l y›=
0! Z~X'
/D3 .L47hB C! :S !'9) 9æ /. 9) i\0) :!
yZ5$&! ¤ yDx! ÔB y6Y! ¹=s
y50! =8£ /Y"
y5%' ,! R! J\) :SF3 !9r ) R! zB! :SF3 yœ&r
Tekfirci Vahabiler ■ 100
;De:! y;&6 /Y" ;he3 .–
hB X3 ™"]! /. A&' R! ž
h)
Ó !*. ԍPŸ <,! :S — C&3 y;03 y95! 9H
,=K yL.=Y: ‡ša ,=F! ,¯=F) {
Ó !*. NF' Œ
,'9) y_XTº! /. ,&6F) yZ5
=! L4e! œ=
)9!
.' /6 L4&6] L46"! ! P y,~]! / .
"Hz. Ali (a.s), Peygamber'e (s.a.a) küçük bir
parça altın gönderdi ve Peygamber (s.a.a) de onu
dört kişi arasında paylaştırdı: Akra' b. Habis
Hanzeli sonra Mecaşiî, Uyeyne b. Bedr Fezârî,
Zeyd Taî daha sonra Ben-i Nebhân kabilesinden
birisi ve Alkame b. Alase Amirî daha sonra Ben-i
Kilab kabilesinden birisine verdi. Kureyş ve
Ensar bu taksime sinirlenerek şöyle dediler: Necd
ehline pay vermekte ama bize vermemektedir.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:
'Ben bunu yaparak onların kalplerini kazanıyorum.' Sonra gözleri içine çökmüş, elmacık
kemikleri dışarı çıkmış, uzun sakallı ve saçı tıraşlı
birisi gelerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Takvalı
ol.
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: 'Eğer ben
de Allah'a itaatsizlik etmişsem başka kim
O'na itaat eder?! Acaba Allah Teala, beni
yeryüzü ehli için emin ve güvenilir karar
kılmadı mı?!'
Birisi, sanırım Halid b. Velid, Peygamber'den
(s.a.a) o şahsı öldürme izni istedi. Peygamber
101 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
(s.a.a) ona engel oldu ve şöyle buyurdu: 'Onun
taraftarı olarak bir kavim çıkacak ki Kur'an
okuyacaklar ama okudukları boğazlarından
aşağıya geçmeyecek; onlar, okun yaydan
çıktığı gibi dinden çıkacaklardır; onlar Müslümanları öldürecekler ama putperestleri serbest bırakacaklar ve eğer ben onların zamanını görürsem, onları, Ad Kavmi gibi öldürürüm."1
2. ÖMER BİN HATTAB
Cabir b. Abdullah şöyle demektedir:
b~ Π: ;3= %
Z!=0x R! ST" /Y" AB
.n! i\0) 4
DF) (; ;5&' R! A&)R! ST" yZ3 SX
¸S9'! ! j !og S90) !O&) :S .S9'! !9r ) :SF3
:b\c! =' SF3 .S9'! ! j ,! #
=eH DH 9F
Å9$6) ,! R! o0
:SF3 .z3! !*. /63 R! ST" ) ž'
‡ša ,=F! ,@=F) ;$! !*. <,! yV$! /6! iCg n!
.Z5
=! L4e! œ=K ;
,=K yL.=Y:
"Resulullah (s.a.a.), Huneyn'den döndüğü
zaman Cirane mevkiinde iken, kendisine bir
kimse geldi. Bu sırada Bilal'in elbisesi gümüş dolu
olup, Resulüllah (s.a.a) da bundan avuçlayarak
insanlara veriyordu. O kimse: Ey Muhammed!
1-Sahih-i Buhari, h.3344 ve 4667; Sahih-i Müslim, h.1064.
Tekfirci Vahabiler ■ 102
Adaletle davran, dedi. Hz. Peygamber: "Sana
yazıklar olsun! Ben de adaletle hükmetmezsem, artık kim âdil olabilir? Ben adaletle
davranmasaydım (sen âdil olmayan bir insana
tabi'olduğun için) muhakkak eli boş kalmış ve
zarar etmiş olurdun" buyurdu. Bunun üzerine
Ömer b. Hattab "Ey Allah'ın Resulü! Bana
müsaade et de şu münafığı öldüreyim" dedi.
Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a): "İnsanların, Muhammed arkadaşlarını öldürtüyor,
demelerinden Allah'a sığınırım. Muhakkak
bu ve benzeri şahıslar Kurân'ı okurlar. Fakat
okudukları Kurân boğazlarından geçmez.
Onlar, Kurân'ın emirlerinden, okun avdan
(delip) çıktığı gibi çıkarlar" buyurdu.2
HARİCİLER, SADRSADR-I İSLAM'IN TEKFİRCİLERİ
Şehristanî, Haricilerin tanımında şöyle yazar:
"Cemaatin ittifak ettiği hak olan bir imama
karşı çıkan herkes haricidir."3
Dr. Ömer Abdullah el-Kâmil de bu konuda şöyle
yazar:
"Onlardan maksat, ilk önce müminlerin emiri,
serverimiz ve hulefa-i raşidinin dördüncüsü olan
Ali b. Ebu Talib'e (a.s) karşı karşı çıkan özel bir
grup ve taifedir. Kurân-ı Kerim, bizlere onların
2-Sahih-i Müslim, h. 1063.
3-el-Milel ve'n-Nihal, Şehristanî, s.105.
103 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
kimliklerini açıklamış ve nebevi sünnet de onların
insanları sapıklığa sürükleyen fırkalarını ve yollarını rüsva etmiştir…"4
HARİCİLERİN ÖZELLİKLERİ
Haricilerin tarihlerini incelediğimizde, onların,
İslam'dan çıkmalarına neden olan bazı sıfatlara sahip
olduklarını görmekteyiz ve bu özelliklerin aynısını
günümüzdeki Vahabilerde de müşahede etmekteyiz.
Burada bu özelliklerin bazılarına değinerek onları,
günümüzdeki Vahabilerle değerlendireceğiz:
1-Adil İmama İtiraz Etmek ve Kınamak
Haricilerin özelliklerinden birisi, adil olan
imamlara karşı itiraz etmeleri ve onları kınamalarıdır. Zu'l-Huveysere adındaki şahıs, Peygamber'e
(s.a.a) karşı itiraz ederek "Adaletli ol" demiştir. Aynı
şekilde Hariciler de Hz. Ali'yi (a.s) kınayarak onu
tövbe etmeye zorlamışlardır.
Biz de bugünkü Vahabilerin şimdi dahi Hz. Ali'yi
(a.s), yapmış olduğu savaşlar hususunda eleştirdiklerini görmekteyiz.
2-Suizan
Haricilerin bir diğer özelliği de müminlere karşı
suizan etmeleridir. Zu'l-Huveysere, Beytülmal'ın
4-el-Muteterrufune Havaricu'l-Asr, Ömer Abdullah Kâmil,
s.29 ve 30.
Tekfirci Vahabiler ■ 104
taksiminde suizan etmiş ve hariciler de Hz. Ali'ye
(a.s), Muaviye ile yapmış olduğu barıştan dolayı
suizan etmişlerdir. Günümüzdeki Vahabiler de bütün
Müslümanlara suizan ederek kendileri gibi düşünmeyenleri küfür ve fasıklıkla suçlamaktadırlar ve
onların amellerini doğru görmemektedirler.
3-İbadette Mübalağa Etmeleri
Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilir:
[email protected] L468!= Ag LQ68!= ˆ5 y,=F! ,¯=F) Ɏ
! _ ‰=Š
.@is L4
5 Ag LQ
5 a [email protected] LÏX Ag LQBX a "Ümmetinden bir grup huruç edecektir. Onlar,
Kur'an okuyacaklar ve sizin Kur'an okumanız
onların yanında hiç sayılacaktır ve aynı şekilde
sizin oruçlarınız ve namazlarınız da onların
oruçları ve namazları yanında hiç sayılacaktır."5
Bu durumu, Hz. Ali (a.s) zamanındaki haricilerde
gördüğümüz gibi günümüzdeki Vahabilerde de
görmekteyiz.
4-Müslümanlara Karşı Şiddetli Olmaları
Hariciler, Müslümanlara karşı katı kalpli ve
şiddetli olarak tanınmışlardır. Kendilerine muhalif
oların birçoğunu öldürmüşler ve onların mallarını
yağmalamışlardır.
5-Sahih-i Müslim, h. 1066.
105 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
Peygamber (s.a.a), haricilerin bu sıfatları hakkında
şöyle buyurduğu nakledilmektedir:
,~]! /. ,'9) _XTº! /. ,&6F)
"Onlar Müslümanları öldürmekte ve putperestleri serbest bırakmaktadırlar."6
Bu sıfatların aynısını bugünkü Vahabilerde de
görmekteyiz. Onlar ve onların taraftarları, Irak'ta,
Pakistan'da, Afganistan'da ve İran'da Müslümanları,
bombalı saldırılarla öldürmektedirler; ama şimdiye
kadar bir Siyonist'i öldürdükleri duyulmamıştır.
5-Sığ Akıllı Olmaları
Haricilerin özelliklerinden bir diğeri de sığ akıllı
ve yanlış anlayışlı olmalarıdır. Çünkü kâfirler ve
müşrikler hakkında olan ayetleri, Müslümanlara ve
müminlere yorumlamaktaydılar.
İbn-i Hacer, "Kurân-ı Kerim'i okumaktadırlar,
ama okudukları boğazlarından aşağıya inmemektedir" hadisinin şerhinde Nevevî'den şöyle nakletmektedir:
Ag /%) a yL“e A&' ["=
<ag <Ø: ;53 Ld ˆ5 L4C! !=!
[=C9B ;&F0B b&\! <,a ÉLt& Ag /%) ,! ' X3 yL4
F&:
L“K! ‡š a) :{) L453 ; /•
. :& .N&F! Π;'
.Lt&F “3=0)a B4s ,F\) ›! y(L.=Y:
6-Sahih-i Buhari, h. 3344 ve 4667.
Tekfirci Vahabiler ■ 106
"Maksat şudur: Onların, Kurân-ı Kerim'i dillerinde zemzeme etmekten başka bir faydaları
yoktur. Kurân, onların boğazlarına dahi ulaşmamaktadır ki kalplerine yerleşsin. Çünkü hedef;
Kurân'ın akıl edilmesi, düşünülmesi ve kalbe
yerleşmesidir. Şöyle demekteyiz: Aynı Peygamber'in (s.a.a) buyurduğu şu söz gibi: 'İman
onların boğazlarından aşağıya inmez.' Yani,
onlar iki şehâdeti söylemekteler, ama kalpleriyle
ona marifetleri yoktur."7
Nafi'in şöyle söylediği nakledilmektedir:
&e! ,=7Q) :S U"=˜! ' /PT !og , =' ! <,!
yL.9' Π@e! ,$Q) yLd!
! L.@
,&$6e) z:! !{9:! L&'! X3 y‰‡ d L4
/Y=! 4$Q53 U=! L45BhB
.L4
S6F
"Abdullah b. Ömer'e, Harure (Haricilerin
fırkalarından birisi) hakkında sorulduğunda şöyle
cevap vermiştir: Onlar Müslümanları tekfir
etmekte ve onların mallarını mübah bilmektedirler. Müslümanların hanımlarıyla idde bekleme
sürelerinde nikâh yapmaktadırlar. Bir kadın onların yanına geldiğinde, kocası olmasına rağmen
onunla evlenmektedirler. Bu yüzden onların
öldürülmesinden daha layık başka kimseleri
bilmiyorum."8
7-Fethu'l-Bari, c.12, s.293.
8-el-İ'tisam, c.2, s.183.
107 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
HARİCİLER VE MÜSLÜMANLARIN
TEKFİR EDİLMESİ
Elbânî şöyle demektedir:
Q$& / ÝF3 _<Q$& a Ó {
' ‹7Q6! Zhe
<,3
Z5
XTa! œ=7! Z=3 46DB ZK9 Z5}' Z63 i. Ó {)
.(‰"!c!)Ó Z3=0! i. ZK9F!
"Tekfir konusu genel olarak sadece hâkimler
için değil mahkûmlar için de büyük ve eski bir
fitnedir ve bunu, Hariciler olarak tanınan eski
İslami fırkalardan birisi oluşturmuştur."9
Emin Hacı Muhammed Ahmed şöyle demektedir:
9) A&' _XTº! Œ #=4„ Ž<! Ç9D! /8!! ‹7Q6! U=.„
ÉSC]! ›=…d! ,=F! S]! k%! Œ Oo , y‰"!c!
Z0
90 Å9: ›*<! L5Q$6! 90 A&' _
º! A&' !Y=H 9F3
.&C%73 "7Q! Œ Z5= #) Ag !F&\! 9F3 y<7
!‹
! !=7 9F3 .&e! Z8! "D A&' L48!.! Ne:
...N1V i&'
"Tekfir konusu, ilk bidatlerden biridir ve
İslam'da hicri yılın birinci asrının ilk yarısında
Hariciler tarafından ortaya çıkartılmıştır. Hariciler, Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı'ndan sonra
Hz. Ali'ye (a.s) karşı çıkarak kâfirler hakkında
9-Fitnetu't-Tekfir, s.14.
Tekfirci Vahabiler ■ 108
nazil olan ayetleri, kendi nefsi istekleri doğrultusunda Müslümanların büyük önderlerine uygulamışlardır ve bu temel üzerine Hz. Ali'yi (a.s)
tekfir etmişlerdir."10
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
L<Q: ;C! i&' _
º! A&' .*H! Ž<! ‰"!c! #.=B ...R <ag LQ: a SY=!
"Haricilerin, İmam Ali'nin (a.s) aleyhinde
söyledikleri en çirkin sözler şudur: O insanları
hakem karar kılmıştır, ama gerçekte Allah'tan
başkasının hüküm verme hakkı yoktur."11
HARİCİLERİN TEKRAR ORTAYA ÇIKIŞLARI
Ebu Berze Eslemî'ye şöyle söylendi:
L0 :SF3 ¸‰"!c! =*) (; ;5&' R! A&) R! ST" 0 /.
R! ST" ¼ yž50 ;6)" –oh (; ;5&' R! A&) R! ST" 0Â
y;× A&' ;5K A&' A\'h3 y;eF3 SÎ (; ;5&' R! A&)
9' !9r ) :SF3 ;8!" /Y" _F3 .{P5m ;8!" Ý0) j
N23 Ó ,5! ,~ ;5&' =0s! _\
²T! /Y" Ó ZeF! Œ
S9'! . XY" ›90 ,9Ù a R!) :S !{9)9m {D£ R! ST"
,¯=F) yL4
!*. <,h _ ,
! =H Œ ‰=Š) :S l .(iC
L4e! œ=K _XTº! ,=K yL45!=B ‡š a ,=F!
10-Zahireti't-Tekfir, s.9.
11-Zahireti't-Tekfir, s.12.
109 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
J
L.=H ‰=Š AC6: ,Y=Š ,! )a yz5&$6! L.5T yZ5
=!
.ZF5&c! z&c! C=m L. L.&63 L.65F !oq3 ySY9! `5e!
"Acaba Peygamber'in (s.a.a) Haricilerden bahsettiğini duydun mu? Şöyle cevap verdi: Evet,
Peygamber'den (s.a.a) şu iki kulağımla duydum ve
şu iki gözümle gördüm. Peygamber'e (s.a.a) bir
miktar mal getirdiler ve o da onları insanlar
arasında taksim ederek sağında ve solunda olan
kimselere verdi. Ama arkasında olanlara bir şey
vermedi. Siyah çehreli, sık saçlı ve beyaz bir elbise
giymiş birisi, Peygamber'in (s.a.a) arkasından
kalkarak şöyle dedi: Ey Muhammed! Paylaştırmada adaletli olmadın! Peygamber (s.a.a) sinirlenerek şöyle buyurdu: 'Allah'a andolsun ki
benden sonra benden daha adaletli birisini
bulamayacaksınız.' Daha sonra şöyle buyurdu:
Ahir zamanda bir kavim ortaya çıkacak ve
sanki bu şahıs onlardandır. Onlar Kur'an
okuyacaklar ama okudukları boğazlarından
aşağıya inmeyecek; onlar, aynı okun yaydan
çıktığı gibi İslam dininden çıkacaklardır.
Onların alametleri, saçlarını tıraş etmeleridir.
Onlar sürekli dinden çıkacaklar ve sonuncuları Hz. İsa (a.s) ve Deccal'le ortaya çıkacaktır. Onları gördüğünüz zaman öldürün;
çünkü onlar mahlûkatın en kötüleridirler."12
Heysemî, kendi senediyle Peygamber'in (s.a.a)
şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
12-Sünen-i Nesâî, c.7, s.199; Camiu'l-Usul, c.10, s.91 ve 92.
Tekfirci Vahabiler ■ 110
‡ša ,=F! ,¯=F) yS']! ,P5e) _ Ž
! ‰=Š
yL4&' Ag ;&' L9:! =FW :S ;C! <ag ;&'! a :9) ) S .L.=Y:
!og l yL.&63 !Y=H !og yL.&63 !Y=H !oq3 y_XTº! /. ,&6F)
L4
J&1 <& y[&6  A1 L4&6  A\3 .L.&63 !Y=H
)=s'
(; ;5&' R! A&)
R! ST" Oo =3 .</YC ' R! ;0\ ,=
.JÂ! UC=
"Ümmetim arasından, kötü işler yapacak bir
kavim ortaya çıkacaktır. Kur'an okuyacaklar
ama okudukları boğazlarından aşağıya inmeyecektir… Sizlerden birisinin amelleri onların
amelleri yanında küçük ve değersiz sayılacaktır.
Onlar, Müslümanları öldürecekler. Onlar ortaya
çıktıkları vakit, onları öldürün. Huruç ettikleri
zaman onları öldürün. Eğer tekrar huruç ederlerse onları öldürün. Onları öldürecek kimseye ne
mutlu! Onlar tarafından öldürülen kimseye de ne
mutlu! Onlardan bir dal çıktığı zaman Allah
Teâlâ, o dalı kıracaktır." Peygamber (s.a.a) bunu
yirmi defa tekrarladı ve ben de onu yazdım.13
Abdullah b. Amr b. As şöyle demektedir:
/D Ž
! n! ‰=¬5T :SF) (; ;5&' R! A&) R! ST" 0Â
AC6: J\ ,= L4
‰=H <& yL45!=B ‡ša ,=F! ,¯=F) yœ=s!
.L465F Œ SY9! ‰=Š
13-Mecmau'z-Zevâid, c.6, s.229.
111 ■ Tekfir Düşüncesi ve Peygamber'in Mücadelesi
Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum:
"Kısa bir süre içinde ümmetimin içinden doğudan bir grup ortaya çıkacaktır. Onlar Kur'an
okuyacaklar ama okudukları boğazlarından aşağıya inmeyecektir. Onlardan bir dal ortaya çıktığı
zaman kırılmalıdır ve bu durum Deccal onlar
arasından çıkıncaya kadar devam edecektir."14
Hz. Ali'nin (a.s) ashabından olan Ebu Cafer Fer'a
şöyle demektedir:
y‰9¬! !D&1! :S L4&6 ' ç=3 C&3 y=4! A&' A&' J
#94m
U9. Œ [9Y3 Z% /56 / A&' JŸ) ,! =
! y[9š L&3 [D&\3
;5&' ›9•! ZP54 [9) JŸ
Œ y`)=! Ü
T! /Y" y@
JF6
Œ
C
! ;5 Á9: Je3 y;T" R! œ9 :S ;5! =} C&3 y#)=0m
(; ;5&' R! A&) !{9r w!"! ›*! R9˜! :SF) e˜! ! e˜!
Z~X~ <ag
(; ;5&' R! A&)
9r Z
! zD) j :SF3 .Z%0! [*.
.@e! _:"! SY=! bX! i7 L4C! @a. ›" A&' L.9:! ,Q
"Bir nehrin kenarında Hz. Ali ile (a.s) birlikteydik. Hz. Ali (a.s), onların birçoğunu öldürdükten
sonra şöyle buyurdu: "Mehdec'i bulun." Aradılar
ama onu bulamadılar. Hz. Ali (a.s), her cesedin
başına birisini dikti ve sonunda onu, pis suyun
biriktiği bir çukurda buldular. O siyah yüzlü ve kötü
kokulu birisiydi ve ellerinde memeye benzer üzeri
tüylü et parçaları vardı. Hz. Ali (a.s), onu gördü14-Müsned-i Ahmed, h. 6885.
Tekfirci Vahabiler ■ 112
ğünde şöyle buyurdu: "Allah ve O'nun Peygamberi
doğru söylemiştir." Daha sonra Hz. Ali'nin (a.s) iki
evladı olan Hz. Hasan (a.s) veya Hz. Hüseyin (a.s)
babalarının şöyle buyurduğunu duymuştur: "Allah'a
hamdolsun ki Hz. Muhammed'i bu cemaatin
elinden kurtarmıştır." Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:
"Eğer Muhammed'in ümmetinden üç kişi kalacak olsa onlardan birisi, bu insanların inancı
üzerine olacaktır; onlar erkeklerin sulbünde ve
kadınların rahimlerindedir."15
15-Mecmau'z-Zevâid, c.6, s.245.
IV. ASRIN TEKFİRCİLERİ
Müslümanların ve birçok İslam âliminin sıkıntısına neden olan tekfir düşüncesinin üçüncü merhalesi, Bağdat Hanbelîleri diye meşhur olan hicri
dördüncü asrın tekfircileridir.
Ehlisünnetin büyük âlimlerinden olan Muhammed
b. Cerir Taberî (310 h.k), Hanbelîlerin ve Ehl-i Hadisin yapmış oldukları eziyetlerden nasibini almıştır.
Hatib-i Bağdadî, Hüseyin b. Ali Nişaburî'nin
şöyle dediğini nakletmektedir:
=)=Y 9r ' D6 :S ZK H ! žhT S!
y=4})a , ;Ca :& ¸L :S .a :& ¸›^\!
N6QB j O65 y&03 ˆP :S .;5&' SH9! Jß Z&˜!
.=70YV 0Â L4' D6 </ '
"İbn-i Huzeyme'nin bana sorduğu ilk şey şu
idi: Muhammed b. Cerir Taberî'den hadis yazdın
mı? Şöyle cevap verdim: Hayır, yazmadım. Bana
şöyle dedi: Neden yazmadın? Ben şöyle cevap
verdim: Çünkü halkın içine çıkmıyordu ve
Tekfirci Vahabiler ■ 114
Hanbelîler, birilerinin onun yanına gitmesine
engel oluyorlardı. Bunun üzerine şöyle dedi:
Kötü bir iş yapmaktaymışsın. Keşke hadis yazmış
olduğun kimselerden hadis yazmasaydın da sadece Ebu Cafer'i dinleseydin."1
Ebu Bekir b. Baluye şöyle demektedir:
™"]! ³! A&' L&'! :SF) ZK H ! Z8]! _
! 0Â
.Z&˜! ;6&„ 9F y=)=Y 9r L&'!
"İmamların imamı olan İbn-i Huzeyme'nin
şöyle dediğini duydum: Yeryüzünde Muhammed
b. Cerir Taberî'den daha bilgili birisini tanımıyorum, ama Hanbelîler ona zulmettiler."2
Zehebî, Taberî hakkında şöyle demektedir:
/¶ yLH =)9£ ¤)9: Œ L<&QB ! =Q <,! ;2&  A&' L<&QB y)9m!=! @7&c! /7 9D3 y/87! b6
b : Z&˜! y;$5$%6 ¥6:! y=)9£ ¤)9: `5$%B
Áo! ; y=)=Y ! A&' !D2m !=•Q3 y!V =QV
.Ád! R o0 .;65 _ "Ebu Bekir b. Davut'un Gadir-i Hum hadisi
hakkında eleştirisel sözler söylediği haberi ona
ulaştığında Faziletler kitabını alarak Raşit Halifelerin faziletlerini beyan etti ve açık bir şekilde
Gadir-i Hum hadisinin sahih olduğunu naklet1-Tarih-i Bağdad, c.2, s.164.
2-Tarih-i Bağdad, c.2, s.164.
115 ■ IV. Asrın Tekfircileri
meye başladı. Bu hadisin doğruluğu için deliller
getirdi. Ebu Bekir b. Davut'un hizbinden olan
Hanbelîler bir araya gelerek İbn-i Cerir'in evine
saldırdılar ve ona eziyet ederek onu ev hapsine
mahkûm ettiler. Nefsi isteklerden Allah'a sığınırım."3
İbn-i Esir, Taberî hakkında şöyle demektedir:
!03 yL.‹£ L40DB y;53 !0 !DC%0B Z&˜! 0 <,!
.["!9 X5 3 y{!"“ ;3 "Bazı Hanbelîler taassuplarından dolayı ona
saldırdılar ve diğerleri de onlara uydular. Onun
cenazesinin gündüz defnedilmesine engel oldular
ve bu yüzden onu geceleyin evinde defnettiler."4
Hatib-i Bağdadî ise onun hakkında şöyle demektedir:
y;&3 ;63=0 ;)" Ag JY=) y;F LQW y@&0! Z8! 9:!
.[=%' /.! 9: ;53 ;"s) j _&0! J 9 ,
"O, âlimlerin imamlarından-öncülerinden birisidir; onun sözüne göre hüküm verilmekte ve
marifetli ve faziletli olduğu için görüşü alınmaktaydı. O, kendi zamanındaki hiçbir âlimin onunla
ortak olamadığı ilimleri bir araya getirmiştir."5
3-Siyer-u Âlami'n-Nubela, c.14, s.277; Tarihi'l-İslam (311320 h.k), s.283.
4-el-Kâmil fi't-Tarih, c.8, s.134.
5-Tarih-i Bağdad, c.2, s.163.
Tekfirci Vahabiler ■ 116
Zehebî, onun hakkında şöyle demektedir:
;F7! Π{
! y‹e76! Œ {T" y{}3: { yZF~ , {3"' yn! _) Û)"6! Œ Z
X' y¹X6Hº! Ǐº!
.Oo ‹£ Z2& ,=F
"O; güvenilir, doğru sözlü, hafız, tefsir önderlerinden, fıkıh ve icma imamıydı. Tarih ve insanların geçmişleri hususunda allame idi ve Kur'an'a
ve Arapça diline vakıf bir insandı."6
İbn-i Esir Hicri Kameri 447. yılı olayları hakkında
şöyle yazmaktadır:
y!92D Z&˜! Z503s! @4F7! Z67! 0 [*. Œ
Z
0! L40DB yi56! ! @!C=7! i&' Z&˜! _9F
!0
yL5:=! ¶=! R! LeD =4x! !=Q! y‹72! CLx!
Ag Z&˜! AB ...=…7! Œ #F! y,!o]! Œ J5Y=6!
‰=H3 yZ&eD =4x! ' ;
! !43 y‹0s! b 9…e
..&B! a AC6: k$%! .&)‡! :S y{7$%
"Bu yılda Şafii ve Hanbelî fakihler arasında
Bağdat'ta bir fitne ortaya çıktı ve Hanbelîlerin
önde gelenleri, Ebu Ali b. Ferrâ ve İbn-i Teymiye
idi. Avam halkın birçoğu onlara uymaktaydı.
Onlar, "Bismillahirrahmanirrahim" cümlesinin
sesli (cehri) okunmasını inkâr ettiler ve ezanın
makamla okunmasını ve sabah namazında kunut
6-Siyer-u Âlami'n-Nubela, c.14, s.270.
117 ■ IV. Asrın Tekfircileri
tutulmasını yasakladılar… Hanbelîler, Babu'ş-Şair
mescidine gelerek cemaat imamını, "Bismillahirrahmanirrahim" cümlesinin sesli (cehri) okumaktan menettiler. O, bir Kur'an getirerek ondan
"Bismillahirrahmanirrahim"i silin ki ben onu
okumayayım, dedi."7
Aynı şekilde Hicri Kameri 469. yılı olayları
hakkında şöyle yazmaktadır:
LTF!V o6T]! =% !92 " Ze! [*. Œ
Œ yn! Ø0) Z5
}! ZT"9! Œ ˆ&Y y{CY: ›‹sF!
A&' L<&QB ;Ca ÉÜ3 Z&˜! J
; Á=Y yp5s! Û5m ²"
9% y; ,D%06! ;'DB! =• [=% y›=0m]! N.*
!&6 yZ5
}! ZT"9! œT yL40DB Z&˜! ;
%H
.Z'
"Bu yılda Ebu Nasır b. Üstat Ebu'l Kasım
Kuşeyrî, hac amelini yaptıktan sonra Bağdat'a
geldi ve Nizamiye Medresesi ile Şeyhu'ş-Şuyuh'un
kervansarayında insanlara vaaz etmeye başladı.
Hanbelîlerle çatıştı. Çünkü o, Eş'ari mezhebi
üzerine konuşuyor ve onu destekliyordu. Ona sıkı
bir şekilde bağlananların sayısı fazlalaştı. Hanbelîlerden bir grup düşmanı, Nizamiye Medresesi'nde onu öldürmek istediler ve bu olayda birçok
kimseyi öldürdüler."8
7-el-Kâmil fi't-Tarih, c.9, s.614.
8-a.g.e., c.10, s.104.
Tekfirci Vahabiler ■ 118
İbn-i Esir Hicri Kameri 323'üncü yılı olaylarındaki Hanbelîlerin Bağdat'taki fitnedeki konumu hakkında şöyle yazmaktadır:
,eDQ) !" yL46m ) Z&˜! =
! L}' 453 !9Y ,! y[!"! !{*5D !9Y ,! yZ
0! !F! " y@!=s! J5D! Œ !Ÿ=6'! [email protected]! Z !=e .=Ÿ Z52
' [hT Oo !" !oq3 y,5D%! @e! J
SY=! is
N: Ag [&¶ [=Ÿ <ag yL.^H3 y. ;0
›*!
.!92 !…."3 yZs:7 ;5&' !94m yZ1=s!
› =m' yZ1=s! N: . žm=c! "9 N=3
›"t ^! 9rV b$! Œ !92 ¿Y Œ Á yU=H§!
i<&%)a L4D.*
Œ !=„6) a ,~! L4
J6š <ag Z&˜!
`D%! UX Œ L5:=! ¶=! R! LeD =4Y !og <ag _
! L4
!=4}6T! yL4663 L.C=m !‡ yL453 97) L&3 y)@s0!
i03m Lt C=
!og ! y9Ye! ,h) ! )*! ,50
.#K Q) AC6: L4C5%0 ;=53 y,50! ; ! '! N.*!
yL4&03 L45&' =Q) Z&˜! A&' =F) Î iŸ!=! J5B ‰=¬3
<,! ,' B LQC! U"B ;3 y[‹£ ;5Ds6! F6' L4¬C) y0! Cb" S•
A&' Z…e! Z$5DF! LQ.Y U"
&Y=! J]! CkQ! ,=*B y;6P5. A&' Zo=! LQ6P5.
@e! Ag 0%! Ý\F! =0s! yDC.*! &0! 119 ■ IV. Asrın Tekfircileri
!{&' ,9:x! ,}! SF) C' R! "DB y59! Ag SÃ!
A&)9r
S Z05m LQ6De Z8]! "5H A&' LQ01 <l .!{‹D
Ag &e! L¯'96T! l ySX! =7Q! Ag (; ;5&' R!
y,=F! t 94sBa Ž! U=Y7! N.!*! U=.}! Ç9D )9!
yÇ!96a ."!C‡ A&' LQ05sB yZ8]! "D U")‡ L"Q! ›* ˆ5 _!0! /Y" ^ U")‡ A&' ,06Ù Oo J
L6! ,=
hB y(; ;5&' R! A&)R! ST= NDT a Ne a ¹=m
R! 0&3 [email protected]]! #
!= @5D]! #! …0
; ,'C9B ;B") .[!£! #!=Q! [*. LQ C)‡ {\5m
"Bu yılda Hanbelîlerin işleri oldukça ilerledi ve
azametleri arttı. Emniyet güçlerinin ve halkın
evlerine saldırmaya başladılar. Nebiz (üzüm suyu)
bulduklarında onu yere dökmekteydiler; şarkı
söyleyen birisini gördüklerinde onu dövmekte ve
çalgı aletlerini kırmaktaydılar; insanların kazançlarına ve eşleri ve çocuklarıyla beraber yürümelerine engel olmaktaydılar. Bir kadınla bir erkeğin
beraber yolda yürüdüklerini gördüklerinde erkeğe
yanındaki bu kadın kim diye soruyorlar, eğer
doğru cevap verirse bırakıyorlar ama eğer yanlış
bir cevap verirse onu döverek tutuklayıp polis
amirinin yanına götürüyorlar ve ona kadın tüccarı
damgası vuruyorlardı. Bu yüzden Bağdat'ta
karışıklık baş gösterdi.
Bağdat polis amiri Bedru'l-Harşenî, Cemaziyelahir ayının onunda atına binerek Bağdat'ın iki
Tekfirci Vahabiler ■ 120
yanına haber gönderdi ve dedi ki; "Hanbelîlerden
olan Ebu Muhammed Berbeharî'nin yarenlerinden hatta iki kişinin dahi bir araya gelmeye,
kendi mezhepleri üzerine tartışmada bulunmaya
ve "Bismillahirrahmanirrahim"i sabah, akşam ve
yatsı namazlarında sesli (cehri) okumadıkları
sürece cemaat imamı olmaya hakları yoktur."
Ama bu tehdidin onlara bir etkisi olmadı ve
onların şerleri ve fitneleri daha da arttı. Mescide
sığınan körlerden yardım aldılar ve Şafii mezhebine mensup olan birisi oradan geçtiğinde bu
körleri ona karşı tahrik ediyorlardı; onlar da o
şahsı bastonlarıyla öldüresiye dövüyordular.
Abbasi halifesi Râzı-Billâh tarafından bir
ferman yayınlandı. Bu fermanda Hanbelîlere
hitap ederek onların davranışlarından rahatsız
olduğunu ifade edip teşbih ve diğer inançları
yüzünden onları azarladı. O fermanında şöyle
diyordu: Bu yanlış inançlarınızdan bazıları, sizin
pis ve çirkin yüzlerinizin âlemlerin rabbine ve
şekillerinizin Allah'a benzediğine inanmanızdır.
Siz Allah'ın eli, parmakları, ayakları, altın ayakkabısı, kıvırcık saçları olduğuna ve gökyüzüne
çıktığına ve dünyaya indiğine inanmaktasınız.
Allah Teâlâ, zalimlerin ve kâfirlerin söylediklerinden yüce ve münezzehtir. Sizler kendiniz
Peygamber'le (s.a.a) hiçbir nispeti olmayan sıradan birisinin kabrini ziyaret ederek diğer insanları
da onun kabrini ziyaret etmeye davet ettiğiniz ve
onun, peygamberlerdeki mucize ve kerametlere
121 ■ IV. Asrın Tekfircileri
sahip olduğunu iddia ettiğiniz halde; insanların en
iyileri olan İmamlar'ı (a.s) kınayıp ayıplamakta,
Âl-i Muhammed (s.a.a) takipçilerine küfür ve
dalalet atfetmekte, Müslümanları zahir bid'atlerle
dolu bir dine ve Kurân-ı Kerim'in şehâdet etmediği sapık yollara davet etmekte, İmamlar'ın (a.s)
kabirlerinin ziyaret edilmesini inkâr etmekte ve
onların kabirlerini ziyaret eden ziyaretçileri bid'at
ehli olarak suçlamaktasınız. Öyleyse Allah'ın
laneti, sizlere bu sapıklıkları süsleyen ve sizleri
dalalete duçar eden şeytana olsun."9
9-el-Kamil, İbn-i Esir, c.8, s.308 (323 yılı olayları).
İBN-İ TEYMİYE, VIII. ASRIN
TEKFİRCİSİ
İfrati tekfir düşüncesinin dördüncü merhalesi,
hicri sekizinci asırda yaşayan İbn-i Teymiye Harrânî
ile alakalıdır.
O, Vahabilerin özel teveccüh ettiği ve ilmi açıdan
onun için oldukça çok değer verilen bir kimsedir.
İbn-i Teymiye, Vahabilerin fikir babasıdır. Vahabiler
onun için ilmî kongreler düzenlemekte ve onu metheden ve onun ilmî şahsiyet ve konumunu anlatan
kitaplar yayınlamışlardır. Her ne kadar zahirde inkâr
etseler de kendilerini Selefi olarak adlandırsalar da
gerçekte onu, mezheplerinin kurucusu olarak bilmektedirler.
İBNİBN-İ TEYMİYE'NİN SOYU
Biyografi kitap yazarları İbn-i Teymiye'nin soyu
hakkında şöyle demektedirler:
"O, Ahmed b. Abdulhalim b. Abdusselam b.
Abdullah b. Hızır, Takiyuddin, Ebu'l-Abbas, İbn-i
Teymiye, el-Harrânî, el-Hanbelî'dir. O, Hicri
Tekfirci Vahabiler ■ 124
Kameri 661 yılında Harrân'da doğmuş ve Hicri
Kameri 728 yılında ise Şam'da vefat etmiştir. O,
bir asırdan fazla Hanbelî mezhebinin savunuculuğunu yapmış bir evde yetişmiştir."1
O, altı yıl sonra diğer aile fertleri ile birlikte Tatarlıların saldırılarından dolayı- Şam'a göç etmişlerdir. Büyük Şam Mescidi'nde ders verme ortamı
oluşmasıyla, babası orada öğrenci yetiştirmekle
meşgul olmuştur.
ÖĞRENİME BAŞLAMASI
Öncelikle babasından eğitim almıştır. Daha sonra
bazı üstatları seçerek onlardan faydalanmıştır. Bu
üstatların bazıları şunlardır:
1-Ahmed b. Abduddâim Makdisî.
2-Ebu Zekeriya Seyfuddin Yahya b. Abdurrahman
Hanbelî
3-İbni Ebu'1-Yusr et-Tenûhî.
4-Abdullah b. Muhammed b. Ata Hanefî
5-Ebu Zekeriya Kemaluddin Yahya b. Ebu Mensur b. Ebi'l-Fetih Harrânî.
6-Abdurrahman b. Ebu Ömer, İbn-i Kudâme Makdisî Hanbelî
O, bazı kadın üstatların yanında da eğitim almıştır
ve bu üstatların isimleri şöyledir:
1-Tezkiretü'l-Huffâz, c.4, s.1496; el-Vâfî bi'l-Vefayât, c.7,
s.15; Şezerâtu'z-Zeheb, c.6, s.80.
125 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
1-Ummu'l-Arap, Fatıma, Binti Ebi'l-Kasım b.
Kasım b. Ali (İbn-i Asakir olarak meşhurdur).
2-Ummu'l-Hayr, Sittu'l-Arap, Binti Yahya b.
Kaymâz.
3-Zeynep, Binti Ahmed Makdisîyye.
4-Zeynep, Binti Mekki Harrâniyye.
Onun en sonuncu üstadı, ona fetva verme iznini
veren Şerefuddin Ahmed b. Nime el-Makdisî'dir. (ö.
694 h.k)2
CÜRET VE CESARET
Babası onu, içtihat sahibi olması ve ders verme
makamına ulaşması için hazırlamıştı. Babasının
vefatından sonra Büyük Şam Mescidi'nde ders
vermeye başlamış ve derslerini tefsir, fıkıh ve akide
gibi çeşitli alanlarda genişletmiştir. Ancak daha
sonraları sapık düşüncelerinden dolayı Müslümanlar
arasında yaygın olan akait ve inançlarla ve aynı
şekilde o zamanda yaygın olan mezheplerle muhalefet etmeye başladı. Onun inançsal ve fıkhi fetva ve
görüşleri onun için sorun yaratmaya başladı. Yazmış
olduğu cevaplarda ve konuşmalarında, Müslümanların genelinin inançlarıyla çelişen itikatlarını (tecessüm, peygamberlerin kabirlerini ziyaret etmenin
haram oluşu, Allah'ın veli kullarının ruhlarından
yardım dilemenin haram oluşu, şefaatin haram oluşu,
tevessülün haram oluşu vb. konular) açıkça beyan
etmekteydi.
2-İbn-i Teymiyye Hayatuhu ve Akaiduhu, s.57.
Tekfirci Vahabiler ■ 126
Onun inançları ve düşünceleri kendi zamanındaki
âlimlere ulaştığında bu âlimler, ona muhalefet ederek
onun düşünceleri ve inançlarının yayılmasını engellemeye çalışmışlardır.
İbn-i Kesir (İbn-i Teymiye'nin öğrencilerinden)
şöyle demektedir:
"Şaban Ayının yedinci gününde Şam hâkiminin sarayında bir oturum düzenlendi. Orada
herkes, İbn-i Teymiye eğer batıl düşüncelerinden
vazgeçmezse onu zindana atalım, diye ortak karar
aldılar. Onu, kadıların huzurunda Mısır'daki bir
kaleye gönderdiler. Şemsuddin Adnan, onunla
bazı konuları bahsetti. O tartışmada kendi
inançlarını ortaya koydu. Kadının hükmüyle onu
birkaç gün bir kalede hapsettiler ve daha sonra da
Cebb isimli meşhur bir zindana gönderildi…"3
O aynı şekilde şöyle demektedir:
"O yılın Ramazan Bayramı gecesi Mısır'ın
emiri Seyfuddin, üç mezhebin kadılarını bir grup
fakihle yanına davet etti ve onların önerileri
üzerine İbn-i Teymiye'nin, kendi inançlarından
vazgeçmesi şartı ile zindandan serbest bırakılmasına karar verildi. Birisini bu hususta konuşması
için onun yanına gönderdiler. Ama o, onların bu
şartını kabul etmedi. Sonraki yılda da İbn-i
Teymiye, Mısır'ın el-Cebel kalesinde zindanda idi.
Rebiyülevvel ayının 23'ünde Cuma günü zindandan çıkarıldı ve Mısır'da kalmakla kendi vatanı
3-el-Bidâye ve n-Nihâye, c.14, s.4.
127 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
olan Şam'a dönmek arasında serbest bırakıldı. O,
Mısır'da kalmayı seçti, ama kendi düşünce ve
inançlarından vazgeçmedi.
Hicri Kameri 707 yılında tekrar onun düşüncelerinin yayılmasından dolayı onu şikâyet ettiler.
Bir oturumda İbn-i Ata, onun aleyhine dava açtı.
Kadı Bedruddin b. Cema'a, İbn-i Teymiye'nin
Peygamber'e (s.a.a) karşı küstahlık ettiğinin
farkına vardı. Bu yüzden onun bulunduğu şehrin
kadısına bir mektup yazarak şer'i emirlere uygun
bir şekilde ona muamele edilmesi emrini verdi.
Kadının hükmüyle tekrar zindana girdi, ama bir
yıl sonra serbest bırakıldı. Hicri Kameri 709 yılına
kadar Kahire'de kaldı ve sonra İskenderiye
şehrine sürgün edildi. Orada sekiz ay kaldı ve
daha sonra ortamın değişmesinden dolayı Hirci
Kameri 709 yılının Ramazan Bayramı günü tekrar
Kahire'ye döndü. Hicri Kameri 712 yılına kadar
Kahire'de kaldı ve sonra Şam'a döndü."4
İbn-i Teymiye, Hicri Kameri 718 yılında Şam'da
fetva ve ders verme makamını üstlendi ve orada da
kendi nadir fetva ve inançlarını konu etti. Bu haber,
âlimlere, kadılara ve hükümet yetkililerine ulaştığında onu, çağırarak bir kalede beş ay boyunca
zindana attılar. En sonunda Hicri Kameri 721 yılının
Pazartesiye denk gelen Aşura gününde zindandan
serbest bırakıldı. Serbest bırakıldıktan sonra Hicri
Kameri 726 yılına kadar ders verme makamında
4-el-Bidâye ve n-Nihâye, c.14, s.52.
Tekfirci Vahabiler ■ 128
kaldı. Yine kendi düşünce ve inançlarını yaymada
ısrar etmesinden dolayı bir önceki kaleye götürülerek
hapsedildi. Bu sürede kitap yazmakla uğraştı. Ama
belli bir süre sonra yazmaktan ve mütalaa etmekten
de menedildi ve yanında olan bütün kitapları,
defterleri ve kalemleri elinden alındı.5
Yafiî şöyle der:
"İbn-i Teymiye o kalede vefat etti ve ölmeden
beş ay öncesinden kalem ve kâğıttan mahrum
edilmişti."6
İBNİBN-İ TEYMİYE'NİN ORTAYA ÇIKIŞ ASRI
İslam dinin Avrupa'da yayılması ve İspanya'nın
(Endülüs) ele geçmesi Haçlı Batılılara çok ağır
gelmişti. Onlar, bunun intikamını alma planları yapmaya başladılar ve beşinci asrın sonlarına doğru
Rum Papasıyla Filistin'e (Müslümanların ilk kıblesi)
hamle edilmesi emri ile kin dolu yüz binlerce Hıristiyan haçlı ordusu olarak yola koyuldular ve Kudüs'e
kadar gördükleri bütün Müslümanları öldürdüler.
Bununla yaklaşık iki yüz yıl süren (489- 690)
meşhur haçlı savaşlarında milyonlarca insan öldü
veya yaralandı. Mısır ve Şam'ın haçlı ordularıyla
çatıştığı o zor günlerde İslam ümmeti, daha ağır bir
tufanla yani önderliğini Cengiz'in yaptığı Moğol
istilasıyla karşı karşıya kaldı ve Moğollar değerli
5-el-Menhelu's-Safi ve'l-Müstevfa ba'de'l-Vafi, s.340.
6-Mirâtu'l-Cinân, c.4, s.277.
129 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
İslami kaynakları ya yok ettiler ya da yağmaladılar.
Bundan elli yıl sonra (656 h.k) Cengiz'in torunu
olan Hulaku tarafından, Bağdat alt üst edilerek ele
geçirildi ve Abbasi Hilafeti ortadan kalktı. Daha
sonra Hulaku, Bağdat'ın başına getirdiği belayı
Halep ve Musul'un başına da (657-660 h.k) getirdi.
Meşhur Ehlisünnet tarihçisi İbn-i Esir şöyle
yazmaktadır:
"Moğollar tarafından Müslümanların başına
gelen musibetler, onları yazamayacak kadar çok
ve ağırdı ve keşke annem beni doğurmamış
olsaydı."7
Moğolların sultası boyunca sultanların gönderdikleri kimseler sürekli Moğolların görüşlerini kazanarak ve onlarla işbirliği yaparak İslam ümmetini her
taraftan tarumar etmeye çalışmışlardır.
Buna ilave olarak; Hulaku'nun annesi, eşi ve
Şam'daki büyük ordu komutanı (Kitu Boğa) Hıristiyan idiler.
Aynı şekilde Hulaku'nun oğlu Abaka Han (663680 h.k) Doğu Rum İmparatorunun kızı ile evlendi
ve Papa ve Fransa ve İngiltere'nin padişahları ile
Müslümanların aleyhine birleşerek Mısır'a ve Şam'a
askeri çıkartma yaptı.
Bundan daha da kötüsü Halaku'nun torunu olan
Ergün (683-690 h.k) Yahudi veziri Sa'du'd-Devle
Ebherî'nin vesvesesi ile Mekke'yi ele geçirerek orayı
7-el-Kâmil fi't-Tarih, c.12, s.358.
Tekfirci Vahabiler ■ 130
puthane yapma fikrine koyuldu. Bu düşüncesinin ön
hazırlıklarını yapmıştı ama çok şükür Ergün'ün hastalığı ve Sa'du'd-Devle'nin öldürülmesi ile bu fitnenin önü alınmış oldu. Elhamdülillah.
İslam ülkeleri böylesi varlık yokluk savaşları verirken ve Müslümanlara batıdan ve doğudan namertçe saldırılar varken İbn-i Teymiye, İslam ümmeti
içinde büyük bir ayrılık oluşturdu.
Ehlisünnetin büyük âlimlerinden olan Şevkanî
şöyle demektedir:
;0)9D6 841 ZT A36! i7˜! ›"¬D! 9Cr 9Cr w=
! A&' SF! z&1 , :;e&À Œ w=%) " <l y[‹7QB <l
.=3 œX1a! !*t 43 _XTº! Û5m ; ;55B
"Muhammed b. Muhammed b. Buhari Hanefî
(ö.841 h.k) İbn-i Teymiye'nin bid'at çıkartması ve
tekfir etmesi hakkında hiçbir şeyden çekinmeden
açık ve net konuşmalar yapmıştır. Hatta kendi
meclisinde İbn-i Teymiye'ye "Şeyhülislam" tabirini kullanan kimsenin kâfir olduğunu ilan etti."8
İBNİBN-İ TEYMİYE'NİN TEKFİR
TEKFİR ÖRNEKLERİ
İbn-i Teymiye birçok insanı, grubu ve mezhebi
tekfir ederek dinden çıktıklarını söylemiştir. Burada
onun sözlerini eleştirmek istemiyoruz sadece onun
tekfir etmede ifratçı davranışlarını ispatlamak için
8-el-Bedru't-Tâli', c.2, s.260.
131 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
bazı örneklere değineceğiz:
1-Kendisi ile Allah arasında vasıta karar kılarak onu çağırması: İbn-i Teymiye şöyle demektedir:
"Şirkin kısımlarından birisi, bir kimsenin dünyadan giden birisine şöyle demesidir: 'Beni derk
et, bana yardım et, bana düşmanıma karşı yardımcı ol ve bunun gibi sadece Allah'ın kadir olduğu şeyleri ondan istemesidir.'"9
2-İslam'ın rükünlerinden birini tamamen terk
eden kişiyi tekfir etmesi: İbn-i Teymiye, namazı
terken eden kimsenin, inkâr etmese dahi kâfir
olduğunu iddia etmektedir ve o bu hususta şöyle
demektedir:
06! Z$%! k&e! "4 ' "~h! "4s! .UX%! "B ‹7QB
"Sahabe ve Tabiinin genelinden bize ulaşan
meşhur görüş namazı terk eden kimsenin tekfiridir."10
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
, . y1D =.}! ²DB"! A&' Z5D
Zhe! [*. <,!
...U‹• /]! !*. A&' Z]! y{!F6'! X' a ,Kº!
"Bu konu, zahirin batınla olan irtibatına bağlıdır ve bu irtibat, imanın; söz, amel ve inançtan
9-el-Hediyyetu's-Seniyye, s.40.
10-Mecmau'l-Fetâvâ, c.20, s.97; c.28, s.308.
Tekfirci Vahabiler ■ 132
ibaret oluşudur ve buna delalet eden birçok delil
vardır."11
)|9! i3 L Q !Hq3 U ! !B U X%! !
!B , q3 , & 0 ) _ F #
)§! / |%7 "Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir
kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız."12
O, yukarıdaki ayet hakkında şöyle söylemektedir:
yU ! @6)g UX%! _g ˆ7 A&' )9! Œ UH]! z<&'
76! Oo A76! !oq3 y=7Q! Z6! A&' Oo z&' .UH]!
"Din kardeşliği, namazın kılınması ve zekâtın
verilmesine bağlıdır ve aynı şekilde o, küfürden
tövbe etmeye bağlı kılınmıştır. Ne zaman bunlar
ortadan kalkarsa din kardeşliği de ortadan
kalkar."13
3-Mütevatir ve icma edilmiş bir konuyu inkâr
eden kimseyi tekfir etmesi: İbn-i Teymiye şöyle
demektedir:
"Q U"=Ÿ )9! L&' "Q ,Q) C! =7Q! .Oo Ð 45&' JÍ! U=B!6! _Q:]!
11-Mecmau'l-Fetâvâ, c.7, s.611.
12-Tevbe, 11.
13-Mecmau'l-Fetâvâ, c.7, s.613.
133 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
"Küfür, zaruri olduğu malum olan bir şeyin
inkâr edilmesi ile ve aynı şekilde mütevatir ve
icmai hükümler gibi konuları inkâr etmekle hâsıl
olur."14
O, icmanın tanımında şöyle demektedir:
LQ: A&' "%0! =%' Œ &e! @&' J6š ,! ;C
._Q:]! "İcma, her asırdaki Müslüman âlimlerin bir
hüküm hakkında aynı görüşe sahip olmalarıdır."15
O, başka bir yerde ise şöyle demektedir:
kÕ =7Q) y;7Õ =7Q) _&0! Ǐa! <,! z5F$6! .; ”! #D~ L&' 53 <ag ,Q) a !*. Q y;=6 ”!
C
! .JF)a !*43 453 C” a Zhe
Œ Ǐa! #D• L&0! C
! ,X5 ”! J
Ǐº3 *P5: .[‹7QB J653 _&0! ‹£
.Ze! b6Q
"Üzerinde icma edildiği bilinen bir hükme
karşı muhalefet etmek, küfre neden olur ve aynı
şekilde nassı terk ederek ona muhalefet eden
kimse de kâfir olur, ama bu durum bu nassın
icma vesilesiyle sabit olmasına bağlıdır. Ama
hakkında nas olmayan bir konuda icmanın sabit
olduğuna dair ilim gerçekleşmez ve malum
olmayan bir hususta da tekfir olmaz. Çünkü nas
14-Mecmau'l-Fetâvâ, c.1, s.106.
15-Mecmau'l-Fetâvâ, c.20, s.10.
Tekfirci Vahabiler ■ 134
ile birlikte olan icma, Kur'an ve sünnet gibi iki
ayrı delildir."16
O, bu iddiasında şu ayeti delil olarak getirmektedir:
= 5 £ J D6) G94! ; 5DB 9 0 S T=! z s) !{‹%
#
@? T L 4 Y ; & %
>+ B ;† ! / 5DT
"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim
Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan
başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve
cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir."17
4-Kâfirlere benzeyen kimseleri tekfir etmesi:
İbn-i Teymiye…
L4
43 _F ;DsB "Kim kendisini bir kavme benzetirse, o kavimden olur."18 hadisini naklettikten sonra şöyle demektedir:
,! yLt ;Ds6! ³=» i6F) ,! ;!:! </! ¤)9˜! !*.
:; Œ yLt ;Ds6! =7 i6F) [=.„ ,
L 4 ; q3 L Q L 4 + 6)
"Bu hadis en azından, kâfirlere benzemenin
haram oluşuna delalet etmektedir. Gerçi bu
16-Mecmau'l-Fetâvâ, c.19, s.270.
17-Nisa, 115.
18-Sünen-i Ebi Davut, h.4031.
135 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
hadisin zahiri, Allah Teâlâ'nın "İçinizden onları dost
tutanlar, onlardandır."19 ayetinde söz ettiği gibi kendisini kâfirlere benzeten kimselerin kâfir olduklarına delalet etmektedir."20
O, başka bir yerde ise şöyle demektedir:
y;&.! ,0&! y/1D! )9! ;C3 ;0!B 950! C
! ...
.;F' R! ݬT bDT! ; , 56) 53 ZF3!
;53 ZF3!!
"… Ancak bayram ve onunla ilgili olan her şey
batıl dindendir. Onun savunucuları melundurlar
ve onu kabul etmek, ilahi gazap ve cezaya
sebebiyet vermektedir."21
5-Yahudileri ve Hıristiyanları tekfir etmeyen
kimseleri tekfir etmesi: İbn-i Teymiye şöyle demektedir:
çT L.=7 Œ COm Á"%! 45! =7Q) j 3
.=3 43 Z&1 #!F6'! ;5&' L. `C$ L4) ÇDB!
"Yahudileri ve Hıristiyanları tekfir etmeyen
veya onların küfrü konusunda şek eden veya
onların dinlerinin takipçisi olmayı caiz bilen veya
onların batıl inançlarını doğru sayan bir kimse
kâfirdir."22
19-Mâide, 51.
20-İktizau's-Sırati'l-Müstakim, s.237 ve 238.
21-a.g.e., s.471 ve 472.
22-Mecmau'l-Fetâvâ, c.2, s.367; c.12, s.337 ve 338.
Tekfirci Vahabiler ■ 136
6-Kâfirlerle dost olan kimseleri tekfir etmesi:
İbn-i Teymiye şöyle demektedir:
43 ZF3!! L5}06! ZDÊ L485: LÏ!
A<B ...L4
"Her kim kâfirlerin ölülerine veya yaşayanlarına muhabbet beslerse ve onlara saygıda bulunur ve onlarla muvafık olursa, onlardan sayılır."23
O, bu hükmüne delil olarak şu ayeti getirmektedir:
@? 5 G"%! 45! !*¬
6B a !
 )*+! 4I) )
›94 ) a R
? ! +,g L 4 ; q3 L Q L 4 + 6) 
0 @­ 5 L 4 
0 +}! _ F !
"Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim
onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez."24
7-Filozofları tekfir etmesi: İbn-i Teymiye şöyle
demektedir:
y,5dº! L. Ó Z7TX7! N.!*
Ó ¤•! LeF!
L. yˆ51\T" ,1X3! ²!=FT /•
y,=CHh6! L. ! ,! @a. yZK9 Z&' ' ["9 j0! _9F ,&8F!
!*. J /5\0B . Ld ZF5F: <,! <ag yj0! !*. Ç9DÎ )C=F
23-Mecmau'l-Fetâvâ, c.28, s.201 ve 202.
24-Mâide, 51.
137 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
L. @a. y#)=7Q! ‹• A&' L4D.*
/6m! 9 yj0!
5T y_XTº! 90 !9Y )*! Z7e&76! L4' *H! )*!
.d•
! V!"7! "Üçüncü kısım, âlemin kadim olduğuna ve
onun da kadim illetten (sebep) gerçekleştiğine
inanan felsefi mezheplerden olan Sokrat, Eflatun
ve Aristo gibi son ilahiyatçılardır. Bu kimseler,
âlemin bir yaratıcısı olduğuna inanmalarına rağmen onların sözlerinin hakikati bu âlemi yaratanın kendisini kenara çektiğidir. Çünkü onların
mezhepleri, küfür içerikli inançlarla doludur.
Onlar, Farabi ve İbn-i Sina gibi İslami felsefecilerin, ilimlerini aldıkları kimselerdir."25
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
.,Kº! /. œ7B L4&6 Nš "7 Z7e&76! @a. <,!
"Bu felsefe savunucuları kâfirdirler ve onları
öldürmek, iman ehlinin görüş birliğine göre vaciptir."26
O, filozofların kâfir olduklarının hükmünü şu
şekilde izah etmektedir:
b!*0! L50! <,! :,F53 y,!9a! 0
;7TX7! =QB ,'9) yb*0) a L0) a ,9D! <,! w=! A&' <ag ,Q) a
25-Mecmau'l-Fetâvâ, c.12, s.516; Menhec-i İbn-i Teymiye
fi Meseleti't-Tekfir, s.351 ve 352.
26-Mecmau'l-Fetâvâ, c.4, s.283; c.9, s.39; Menhec-i İbn-i
Teymiye fi Meseleti't-Tekfir, s.352.
Tekfirci Vahabiler ■ 138
i. C! Ze! ,=F! Ö% –9D! 0! Œ " <,!
O* SF) =7 !*. y–:=! 0! L47 =Ÿ S•
!
{01 {53m {5 Oo C5 9
(; ;5&' R! A&)¿!
<,3 É=3
.4
' 4H ;6C
9' Oo =B!B y"*0&
"Filozoflar, cismi meadı inkâr etmektedirler.
Onlar, "Nimet ve azap sadece ruha verilmektedir
ve bedene verilmemektedir." diye söylemekte ve
şöyle iddia etmektedirler: "Kur'an ve sünnette,
cismi mead hakkında geçen ayetlerin hepsi, ruhi
meadı anlamamız için birer örnektirler." Onların
bu sözleri küfürdür ve her kim buna inanırsa
kâfirdir. Zira Peygamber (s.a.a) bu konuyu hiç
kimsenin anlamada özrünün olmaması için
oldukça açık ve yeterli bir şekilde beyan etmiştir
ve bu konu, İslam ümmetinin âlim ve avam
halkının yanında mütevatirdir."27
Aynı şekilde bu konu hakkında şöyle demektedir:
<,! yZC5‡! ZK9 4C! U=s0! SF0! i. ZQ8X! <,! !'C!
ZDY
Z&' ' "9 ³9 /F0! !*. <,! [!T Cb" /F0!
SF' U=s' _ß Ag y/F' <l /F' <l /F' ;' "9 ;C! y;B!*
S B j Cb=! J
Z5‡! 4e7 Z8 =.!Y !6D~! yˆ7! Z0eB /&! /.! œ7B =7 !*. ..._90 ZDe
QB j ;0
S! B a
.L4&
27- Mecmau'l-Fetâvâ, c.4, s.314 ve 315.
139 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
"Onlar (filozoflar), meleklerin kadim ve ezeli olan
"On Akıl" olduklarını iddia etmektedirler. Akıl, Allah'tan başka olan bir Allah'tır ve bu akıl, kadimdir ve
Vacib-i Bizzat'tan türemiştir. Bu akıldan diğer "On
Akıl" ve "Dokuz Nefis" meydana gelmiştir. Onlar,
kendi nefsine kaim olan ve Allah ile ezeli ve sürekli
olan cevherleri ispatlamışlardır ve bu cevherlerin yokluk geçmişleri yoktur… Bu söz, bütün dinlere göre
küfürdür."28
8-Vahdet-i Vücûd ve Sûfilik düşüncesine inananları tekfir etmesi: İbn-i Teymiye, Vahdet-i
Vücûd konusundaki anlayışı üzerine ona inanlar
hakkında şöyle demektedir:
˜! & #96
! Z=3 Y! U9: b$! <,!
R! <, ! ]! <,! og É,!7 L4x! ÇDB A]! Z54x!
. R! <,! :!F3 L}'! . Î [email protected] @a. #&¬! ÝÕ
L4…6& XQ
˜º! =7Q! !*. ,Q3 y#&¬! '
' i. #8Q! Y <,g :Z&8F! i. Z78\! [*. <,! ...SC]!
...Z6D! [!T @im a [‹£ .Y ˆ5 A0B R! Y
"Vahdet-i Vücûd'a inanan bir fırka vardır ki
onların sözleri, Cehm b. Safvan'ın takipçileri olan
Cehmiye fırkasının küfür sözlerinin devamıdır.
Onlar, Allah'ın kendi mahlûkatı ile iç içe olduğuna inanmaktaydılar ama bunlar daha ileri
giderek şöyle demektedirler: Allah, mahlûkatın ta
28 -Mecmau'l-Fetâvâ, c.9, s.104 ve 105.
Tekfirci Vahabiler ■ 140
kendisidir. Bu önceki Cehmiye fırkasının sapık ve
kâfirce olan inançlarının tamamlayıcısıdır… Bunlar şu sözü söyleyen gruptur: Mahlûkatın varlığı,
Allah'ın varlığının aynısıdır; O'ndan başka hiç bir
şeyin vücudu yoktur ve O'ndan başka bir şey
yoktur."29
O, İbn-i Arabî, Tilmesanî, İbn-i Fârız, Sadruddin
Konyevî ve diğer birçok kimseyi sûfilerin başları
olarak bilerek onlar hakkında şöyle demiştir:
=Ÿ <ag !B ,q3 ,66e) y"7 U9:X
@a. <,! ...
L4'!
"Bu kimseler, sapık ve kâfirdirler ve tövbe
etmeleri gerekmektedir ve eğer tövbe etmezlerse
başlarının vurulması gerekir."30
9-Allah'ın veli kullarından yardım dileyenleri
tekfir etmesi: İbn-i Teymiye şöyle der:
"Şirkin kısımlarından birisi de; kişinin ölmüş
ve dünyadan göç etmiş birisine şöyle demesidir:
Beni derk et, bana yardım et, bana şefaat et, bana
düşmanlarıma karşı yardım et ve buna benzer
sadece Allah'ın kadir olduğu şeyleri istemesidir."31
Başka bir yerde ise bu gibi isteklerde bulunmayı
açık şirk olarak beyan edip şöyle söylemektedir:
29-Mecmau'l-Fetâvâ, c.2, s.140.
30-Mecmau'l-Fetâvâ, c.2, s.490; c.3, s.393; Menhec-i İbn-i
Teymiye fi Meseleti't-Tekfir, s.399 ve 400.
31-el-Hediyyetu's-Seniyye, s.40.
141 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
"Bu şekilde söyleyen birisinin tövbe etmesi
gerekmektedir ve eğer tövbe etmezse öldürülmesi
farzdır."32
ZEHEBÎ'NİN
ZEHEBÎ'NİN İBNİBN-İ TEYMİYE'YE NASİHATİ
Şemsuddin Muhammed b. Ahmed Zehebî, (ö.748
h.k) Ehlisünnetin büyük âlimlerinden ve İbn-i Teymiye'nin de öğrencilerindendir. O, üstadının Müslümanları tekfir ettiğini gördüğünde ona nasihatte
bulunarak bazı noktaları hatırlatmıştır. En-Nasihatu'z-Zehebîye ila İbn-i Teymiye diye bilinen bu
nasihat kitabı ayrı bir şekilde araştırma ile birlikte
basılmıştır. Burada kitabın metnini ve tercümesini
getireceğiz:
ž& ž¶"! Cb" ) yŽ<o A&' R9˜! yL5:=! ¶=! R! Le
Ze! A&' [7T ! y– : Z& A&' [ :! y–K! A&' Ø7:! ¼=•'
! [email protected]! A&' ž0) ,!H! Ag [m! y4&.! b.o .#!‹c! ‡ ÁF6! /.! L&0! `5%
! n! 9F3 A&' [ :
.ˆ
p SX: L." Y A&' [
n! b5' ;&2m  {DB yn! b5' ' ;D5' ;&2m  A1
Ag ¸O5' Œ Ç*x! ieB O5H! ' Œ U!*F! Á=B L Ag y;D5' '
#!"' JD6B @&0! _*B OB!"D' OFmFm Oe7 w9ß L
<ag LB
!=*Ba) :(; ;5&' R! A&)ST=! i4 O&' J
n!
32-Ziyareti'l-Kubur, s.17 ve 18.
Tekfirci Vahabiler ■ 142
=%6 — SFB OC! ¹='! A& y (!
9
Ag !39 L4C3 ɋà
!3=' a _XTº! Z$8!" !<×
)*! @a. ΠZ05! C! yOe7
!og CÄ !{‹H !3=' R! i& y4Y . (; ;5&' R! A&) 9Cr ; @Y
e: ) : .L450)a CÄ !{‹• {P5m !&4Y ‡3 9F3 9D0! ; /'
. (;50)a
;=B @=! _XT!
C=FBa ,e&! L5&' ‰
- …r OC3 ÉC' Ck O5&' R !/Y" )
/8e! (; ;5&' R! A&)OC5D [= .)9! Œ #1&£]! L)! y_Ba
/ ŽC
! A&' ¹H! ¹H! <,!) :S S!e! U=• ' A“ t'
Œ , !og N&F! ieFB /5 ‹2 _XQ! U=• .(,e&! L5&' z3
O&B Z7TX7! Z5e5! #!"D0! Œ , !og k5Q3 _!=˜! SX˜!
L —q3 .Y! Œ ZQ$Ÿ =9 R! !b&F! i0B Ž! #)=7Q!
0& 9 !/Y" ) .F0 45&' C= Z57e&7! #)=7Q! z8 fDB
45&' 9 ) _e! S06T! U=•Q y#!C=
LÏ7%
Z7TX7! _Â
y=C96 UXB ;53 ˆ&À Ag [m! .,9D! Œ R! QB Lex!
=o 903 ."!=]! ;53 =*) ˆ&Í {.! .=<Q76 y=*6 Z5sH
.Z0&! @!"‡º ,=*) ˜%! =o 9' a yZ¶=! SÃB ˜%!
<&H R .465 H ! F5Fm _ : ! ,e ‰…˜! k5T ,
{T" .90 C Ç9 =o Œ !9Y ybD˜! /! ˆ5c! Z'9 =o
43=0) j y95:6! nT! Ze! r i. #" 9 SX! Á"%! 90B .,'=3 =7! 43 =<7Q) j y"¶ =3 43
.950T 3 B4s OK! O L&T ,! Qm b&F! Œ R! .&•
143 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
, !og C5Ta ySXÐa! Z9 & ™C=0
;C3 O0DB! ZD5H )
[95 O' 9.š O07) ;CQ y{5!4m {C51 )9! L&0! /5&
950 <ag O'DB L}0
/43 .;D& ;u O C9' 1D! Π;e
L4sC673 ž9%B j ,3 yL47! ³9' é km ! y/F0! k57H ²=
.S90 L“‡
›0B 4%B L Ag yOe7 w9 OB4m "¶ _9! !L&e
)
=2%B 4}0B L Ag y"!=] ›" B 49%B L Ag ¸"5H]!
Z575Q O
X w9ß Ž
Ag y. ! Fß 4&Ñ Ž
Ag yD0!
O
L&eB $5$%! ¤):! 5 ) .$5$%! ¤):! R! t w9ßa
."Qº! /)h6 ! "!9.º! k506 45&' =C52B / Œ /
Œ ! ¸N5B b6B ,! O ,: ¸›'=B ,! O , / y#! =*B OC! =o R! i& ./5:=! b= 9 0De! =s'
yi}' Ag i2%Ba — A&' /DFB OC„! 3 y#! =*) Î ›" B
y_XQ! bo — J\FB #!9&…Î Z"! [*. F Œ U‹D Z<‘ O /
.6QT Z6D! O S! AC6: =%6B S! Ba
,Q) k5Q3 yC!! CNÊ! œ7s! ›9' O: !*. , !oq3
[email protected] @XF' @$& L453 R! O8!9' yO8!9'! 9' O:
.=F "' Z&\ Z&4Y Z* U=…3 L453 O85! <,!
!{=
! R! L:") :!{=T ŽFÎ J76B Z5X' žCDeB ,h O
5Ÿ" 9
a ,! — /)! yb*! ) ' yb50! ‹• iC3 y(V5' Ag Á9.!
Tekfirci Vahabiler ■ 144
;6re
R!7' i8! yb52! _<X' Ž$53! ybB
9Cr 9C5T A&' R! A<& y0! Cb" R9˜! y;6)!9. ;F53B
.0! ;D$ ;g A&' 5D! êH
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd
Allah'a mahsustur. Ey rabbim! Bana merhamet
et, sürçmelerimin üzerini ört, imanımı koru.
Yazıklar olsun hüznümün azlığına; sünnete ve
sünnet ehlinin kalmamasına ne kadar da yanarım
vah!... Ağlamak için bana yardımcı olacak mü'min
kardeşlere ne kadar müştakım!...İlmin kandilleri,
takva ehli ve hazine dolu âlimleri kaybetmekten
dolayı ne kadar da hüzünlüyüm. Ah!...Helal bir
dirhem, munis bir kardeş bulabilsem!
Ne mutlu kendi kusuru, âlemin kusurlarını
görmekten alıkoyana! Yazık âlemin kusurları,
kendi kusurlarını görmeye engel olana!
Ey adam, kendi gözündeki çöp parçasını
unutarak, din kardeşinin gözündeki çapağı ne
zamana kadar görecek, ne zamana kadar fesahatini ve sözlerini övecek, alimleri zemmedecekaşağılayacak ve başkalarının kusurlarını araştıracaksın?! Hâlbuki sen, Peygamber'in (s.a.a) bu işi
yasakladığını çok iyi bilirsin. Zira o hazret şöyle
buyurmuştur: "Ölülerinizi hayırdan başka bir
şeyle yâd etmeyin; çünkü onlar, önceden
gönderdikleri şeylere ulaştılar."33
33-Sahih-i Buhari, Cenazeler kitabı, ölülere sövmek ve kötülemekten nehyedilmesi babı.
145 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
Hayır! Bilirim bana; "Sen kendini kurtar,
benim zemmim, ancak şu İslam'ın kokusunu
duymayanlara, Muhammed'in (s.a.a) getirdiğini
bilmeyenlere mahsustur" diyeceksin. Hayır! Vallahi onlar, bir kulun amel ettiği zaman, muhakkak
kurtulacağı şeylerden pek çok hayrı bildiler.
Kendilerini alâkadar etmeyen şeylerin birçoğunu
bilmediler. Zaten "Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, İslam'ının güzelliğindendir."34
Ey adam! Allah aşkına bizimle uğraşma! Sen,
çok sivri dilli ve tartışma ehlisin; dur durağın yok.
Dinde yanlış yapmaktan sakın! Zira Peygamber'in
(s.a.a), bu tür soruları çirkin sayıyor ve ayıp
biliyordu ve başkalarının ayıplarını araştırmayı
yasaklayarak şöyle buyurmuştur: "Ben sizler için
konuşmasını bilen dilli münafıktan korkarım."35
Haram ve helaller hakkında delilsiz konuşmak
kalbi katılaştırır ve bundan daha da öte Yunusiye
ve felsefe ibaretlerinde ve bu küfür içerikli
konularda delilsiz konuşmak kalbi kör eder.
Allah'a andolsun ki biz, bu âlemde gülünç
olduk. Acaba biz red cevabı verelim diye, felsefi
inkârların inceliklerini ne zamana kadar ortaya
atıp duracaksın?
34-Sahih-i Tirmizi, Zühd kitabı, bab.11.
35-Müsned-i Ahmed, c.1, s.22.
Tekfirci Vahabiler ■ 146
Ey adam! Filozofların zehirlerini ve acı eserlerini yuttun! Zehirleri çok kullanmakla, vücud
ona alışır ve Allah Teâlâya yemîn ederim ki, o
zehir vücudda gizlenir. Kurân-ı Kerim'in tefekkürle, huşu ile okunduğu meclislerde olmayı ne
kadar da arzulamaktayım. İyilerin zikredildiği
meclislerde olmayı ne kadar da çok arzu etmekteyim; çünkü salih kimseler anıldığında bereket
nazil olmaktadır; salihler anıldığında onları lanetle
anmaktan uzak durmak gerek. Eskiden Haccac'ın
kılıcı ile İbn-i Hazm'in dili iki arkadaş gibiydi ve
sen onları bir araya getirdin.
Billahi, Perşembe bid'atini ve hububat yemeğini anmaktan vazgeçiniz.36 Bizim vaktiyle doğrudan doğruya sapıklık saydığımız bid'atleri, halis
sünnet ve tevhidin esası saydın. Bunları bilmeyen,
kâfir veya eşektir. Kim bid'atleri güzel görürse
Firavun'dan daha kâfir olur ve Hıristiyanlar da
bizim gibi sayılmaktadırlar.
Allah'a andolsun! Kalplerde öyle şekler vardır
ki eğer imanın iki kelimeyi şehâdetle beraber
sağlam kalırsa saadete ermişsin demektir. Vay
sana tâbi olanın hüsranına! Zirâ o zındıklığa ve
bozulmağa ma'rûzdur. Hele de ilmi ve dini az,
şehvetperest ve uzun arzuları var ise!.. Ama böyle
birisinin sana faydası vardır ve elleri ve dili ile
36-Ölümü takip eden ilk Perşembe akşamı bazı yerlerde
ölen için çadır kurmak, yemekler vermek adet olmuştur. Perşembe bid'atı budur. Hububat bid'ati de; ölünün arkasından
helva dağıtmak gibi şeylerdir. Çev.
147 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
seni savunmaktadır; ama gerçekte kalbi ve durumu ile senin düşmanındır. Ekseriyetle sana bağlananlar, hareketsiz, hafif; akıllı veya yalancı cahiller, aklı ermezler, hilesi kuvvetli veya yavan, iyi
fakat anlayışsız kimselerdir. Şayet beni tasdik
etmezsen, onları bir teftiş et, adaletle tart!
Ey Müslüman! Şehvet eşeğini, kendini övmesi
için öne sürme. Ne zamana kadar nefsanî isteklerine uyacak ve iyi kimselerle düşmanlık edeceksin? Ne zamana kadar nefsanî isteklerine tabi
olup iyi insanları alçak sayacaksın? Ne zamana
kadar nefsinin arzularını büyük ve Allah'ın
kullarını küçük sayacaksın? Ne zamana kadar
nefsi isteklerini hemdem ve dost görüp, takva
ehline karşı düşmanlık edeceksin? Allah'a andolsun ki, kendi sözünü kutsayıp övdüğün kadar
"Sahiheyn'in (Sahih-i Buharî ve Sahih-i Müslim'in)"
sözünü kutsayıp övmüyorsun! Keşke Sahiheyndeki hadisler senin elinden güvende kalsaydı.
Aksine sen, bu hadislere saldırıyor onları tevil
veya inkar ederek ya zayıflatıyor ya da inkar
ediyorsun!...Senin için daha tövbe etme zamanı
gelmedi mi? Bak, artık yetmişli yaşlardasın. Ahiret
yolculuğu yaklaşmıştır. Vallahi sanmıyorum ki,
sen ölümü hatırlayasın. Sen tam tersine ölümü
anan herkesi yermekteydin. Benim sözlerimi
kabul edeceğini ve nasihatlerimi dinleyeceğini hiç
zannetmiyorum; çünkü senin, bu benim yazdığım
sayfayı nakzetmek için birkaç cilt kitap yazmaya
yüksek himmetin vardır ve bu, beni sözlerime
Tekfirci Vahabiler ■ 148
devam etmekten alıkoymaktadır. Ta sana, "Ben
sustum" diyene kadar sürekli kendini savunmaktasın.
Eğer samimi bir dostum ve kardeşim olarak
senin benim yanımda vaziyet ve durumun böyleyse senin düşmanın sayılan bir kimsenin
yanında vaziyet ve halin nice olur?!
Allah'a yemin olsun ki; senin düşmanlarının
arasında salih, akıllı ve faziletli kimseler bulunmaktadır; aynı şekilde dostlarının arasında da
fasık, yalancı, cahil, batıl, kör ve inek (kafası
basmayan) kimseler vardır.
Senin bana aşikâre olarak sövmene, gizliden
gizliye de sözümden istifade etmene ben râzıyım.
Rivayette geldiğü üzere; "Bana kusurlarımı
söyleyip-hediye eden kimseye, Allah Teâlâ
rahmet eylesin." Zira ben kusurları çok, günahları fazla bir kimseyim, eğer tövbe etmezsem vay
halime! Gaybı bilen Allah'ın yanında rezil olursam; vay halime! Benim dermanım, Allah'ın affı,
bağışlaması, inayeti ve hidayetidir. Şükür, âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur ve Allah'ın
selamı peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed'e (s.a.a), onun Âl-i'ne (a.s) ve ashabına olsun!
NASİHAT MEKTUBUNUN İNCELENMESİ
Bu mektubun hattını fakih İbn-i Gazi Şehbe,
hâkimlerin hâkimi Gazi Burhaneddin b. Cema'a'dan
almıştır. İbn-i Cema'a da Hafız Ebu Said'in yazı-
149 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
sından, Hafız Ebu Said de Zehebî'den almıştır.
Mektubun orijinal metni Kahire'deki Daru'l-Kutubi'lMısriye'de (b-18823) no ile bulunmaktadır.
Fakih İbn-i Gazi Şehbe; tarihçi Ebu Bekir b.
Ahmed b. Muhammed b. Ömer Esedî Dımışkî
Şafii'dir ki Hicri Kameri 779 yılında Şam'da doğmuştur. O, fetva ve ders verme görevlerini yapmış ve
kendi evinde ve Beytü'l-Mukaddes'te hadis nakletmiştir. Onun yazmış olduğu eserlerden bazıları
şunlardır: Tabakâtu'l-Fukahai'ş-Şâfiiyye ve Şerh-i
Minhacu't-Tâlibin.37
İbn-i Cema'a, hâkimlerin hâkimi ve müfessir
Burhaneddin İbrahim b. Abdurrahim b. Muhammed
b. Sa'dullah b. Cema'a'nın ta kendisidir. O, Mısır'da
Hicri Kameri 725 (h.k) dünyaya gelmiştir. Şam'a
olan seferinde Mezzî ve Zehebî ile birlikteydi ve
onlardan birçok hadis nakletmiştir. Daha sonra
âlimlerin başkanı olarak seçilmiş ve o, Mısır ve Şam
hâkimlerinin başkanı olmuştur. Bu yüzden o,
"fakih", "muhaddis" ve "müfid" olarak isimlendirilmiştir.38
Hafız Ebu Said A'lâî, usulcü ve fakih olan Ebu
Said Salahaddin Halil b. Keykeldi A'lâî Dımışkî
Şafii'nin ta kendisidir ve Hicri Kameri 694 yılında
Şam'da dünyaya gelmiştir. O, birçok âlimden istifade
etmiştir. Şam ve Kudüs'ün çeşitli medreselerinde
37-Bkz: Şezerâtu'z-Zeheb, c.7, s.269.
38-ed Dureru'l-Kâmine, c.1, s.38.
Tekfirci Vahabiler ■ 150
ders verme sorumluluğunu üstlenmiştir. Hadis ilmini
Şam, Mısır ve Hicaz'da öğrenmiştir.39 O, fetva ehli
ve yazardı.
Bu nasihat mektubunun diğer bir nüshası, Şam'da
"Daru'l-Mektebetu'z-Zahiriye" adlı merkezde "1347"
sayısıyla mevcuttur.
Şüphe
Bazıları şöyle demektedirler: Zehebî tarafından
İbn-i Teymiye'ye yazılan bu nasihat mektubunun aslı
yoktur ve doğru değildir. Çünkü Zehebî kendi
kitaplarında İbn-i Teymiye'yi methetmiş ve ona
övgülerde bulunmuştur. Ayrıca İbn-i Gazi Şehbe,
onun düşmanlarındandı. Bu yüzden onun, böyle bir
nasihat mektubunun varlığına dair şehâdeti kabul
edilemez.
Cevap
Birincisi: Kişinin, başka birisini önce methedip
daha sonra onun hatalı işlerini görmesiyle o kimse
hakkındaki görüşlerini değiştirmesi uzak bir ihtimal
değildir ve Zehebî'nin durumu da bu türdendir.
İkincisi: Zehebî'nin İbn-i Teymiye hakkındaki
diğer düşünceleri ardından, onun İbn-i Teymiye
hakkında görüşünün değiştiği anlaşılmaktadır.
Zehebî, Beyan-u Zağlu'l-İlmi ve't-Taleb adlı risalesinde şahsın birisine hitaben şöyle yazmaktadır:
39-a.g.e., c.2, s.90; Şezerâtu'z-Zeheb, c.6, s.190; Tabakâtu'ş-Şâfiiyye, c.6, s.104.
151 ■ İbn-i Teymiye, VIII. Asrın Tekfircisi
ZQ˜! z\! 40!B S]! Œ '= ,3
Oo J
%6'! SF0! #!"r /8!]! @!" Z7e&7!
y/F! /F0! F7 yk&e! S! Ze! b6Q
)" 9 .t"FB R! a Z55B ! ZDB" ë&DB Oo Œ OC„! 3
‹7Q6! /5&6! =…d! ;5&' <ݘ! ;5! [=
S Z'%! [*. Œ /H9) ,! /D , 9F3 ./1D Czu N)*Q6!
{3eQ
{&}
" l yk&e! @5T [C5$
A&' {P5
!{"C
9' !{=3 {<3! aCY yn! z8XH 9' Z6 ;5&'
...;8!9'!
"Eğer sen, usulde ve onun mantıktaki dallarında, felsefede, hikmette, geçmiştekilerin görüşlerinde ve akli konularda uzmanlaşmışsan,
bunlarla Kur'an'a, sünnete ve selefin sözlerine
dayanarak delil getiriyorsan ve akıl ile nâkili
birleştiriyorsan, bu konularda İbn-i Teymiye'nin
derecesine ulaştığını veya onun ilmine yakınlaştığını zannetmiyorum. Sen, onun işinin nerelere
vardığını, nasıl zelil olduğunu ve onu hak ve batıl
olarak küfre, yalancılığa ve sapıklığa nispet
verdiklerini gördün. O, bu işe girmeden önce
nurlu idi ve yüzünde selefin alameti vardı. Ama o,
halk içinde karanlık ve sönük bir hale geldi ve
düşmanları tarafından Deccal, iftiracı ve kâfir
olarak tanındı…"40
40-Beyan-u Zağlu'l-İlmi ve't-Taleb, s.23.
Tekfirci Vahabiler ■ 152
Hafız b. Hacer Askalanî, Zehebî'nin İbn-i Teymiye hakkında şöyle dediğini nakletmektedir:
Z5&! /8e
Œ ; kÕ / yZ%' ;53 9F6'! a .Z5'=3
"Ben, onda ismet ve masumluk olduğunu
inanmıyorum; ben, temel ve feri konularda ona
muhalifim."41
41-ed Dureru'l-Kâmine, c.1, s.151.
XII. ASRIN TEKFİRCİSİ MUHAMMED BİN
ABDÜLVAHHAB
İslam âlemindeki aşırıcı tekfir düşüncesinin beşinci merhalesi on ikinci asırdır.
Müslümanların çoğunluğunun karşısında yer alan
fırkalardan birisi, "Vahabiyet" diye tanınan fırkadır.
Bu fırka, onun kurucusu olan Muhammed b. Abdülvahhab b. Süleyman Necdî'ye dayanmaktadır. O,
tevhidi ve Selefiliği ihya etmek için Arap Yarımadası'nda İbn-i Teymiye'nin düşüncelerini ve inançlarını hayata geçirdi. Suud Ailesi de onun uygulayıcısı oldu. Bu fırka on ikinci asırdan günümüze
kadar gelmiştir ve Müslümanların genelini tekfir
etmektedir.
MUHAMMED BİN ABDÜLVAHHAB'IN
ÖZGEÇMİŞİ
Muhammed b. Abdülvahhab Hicri Kameri 1111
yılında doğmuş ve Hicri Kameri 1206 yılında ise
dünyadan göçmüştür. Çocukluk dönemini kendi
şehri olan Necd'de (Uyeyne) geçirmiştir. Bir süre
Tekfirci Vahabiler ■ 154
sonra Hanbelîlerin ilmi medresesine gitmiştir ve
"Uyeyne" âlimleri yanında ilim öğrenmeye başlamıştır. Derslerini tamamlamak için Medine-i Münevvere'ye gitmiştir. Daha sonra İslami ülkelere yolculuğa başlamıştır; dört yıl Basra'da ve beş yıl da Bağdat'ta kalmıştır.
O, babası ile birlikte Hureymele şehrine göç
etmiştir ve babası dünyadan gidene kadar orada
ikamet etmiştir; ama babası ondan hiçbir zaman razı
olmamıştır.
Muhammed b. Abdülvahhab, Müslümanların genelinin tersine olan kendi hurafeli inançlarını, yani
gerçekte İbn-i Teymiye'nin inançlarını yaymaktaydı.
Babasının vefatından sonra onu öldürmek istediler
ama kendi şehri olan Uyeyne'ye kaçarak canını
kurtarmıştır.
Bulunduğu şehrin valisi Osman b. Muammer, ona
düşüncelerini ve inançlarını Arap Yarımadası'nda
yayabilmesi için yardım etmeyi kararlaştırdı. Bu
anlaşmanın pekiştirilmesi için Osman b. Muammer,
kız kardeşi Cevhere'yi Muhammed b. Abdülvahhab
ile evlendirdi. Ama bu evlilik ve bu antlaşmanın
devamı gelmedi. O, Osman b. Muammer'ın onu
öldürtmesinden korktuğu için Müseyleme-i Kezzab'ın şehri olan Diriye'ye kaçtı.
Uyeyne şehrindeyken şehrin valisinin yardımı ile
kendi inanç ve düşüncelerini uygulamaya başlamıştı;
bunun için Zeyd b. Hattab'ın kabrini yıktırdı ve bu
olay fitne ve karışıklığın çıkmasına neden oldu.
155 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Diriye şehrinde de bu şehrin valisi olan Muhammed
b. Suud (Suud Ailesinin atası) ile görüşmede
bulundu. Muhammed b. Suud'un ona yardım etmesi
ve onun da Muhammed b. Suud'un hükümetini
onaylaması üzerine antlaştılar.
Muhammed b. Suud da bu sözünü teyit etmek için
kızlarından birisini onunla evlendirdi. Onun ilk işi,
Uyeyne valisinin kâfir ve müşrik olduğuna ve onun
öldürülmesi gerektiğine hüküm vermek oldu. Daha
sonra Suud Ailesi'ni, Uyeyne'ye saldırması için
teşvik etti. Bu saldırıda birçok kimseyi öldürdüler,
evlerini viran ettiler ve namuslarına tecavüz ettiler.
Vahabiler tevhidi ihya etmek ve bid'at ve şirkle
mücadele etmek adı ile bu şekilde hareketlerine
başladılar.
Muhammed b. Abdülvahhab, bütün Müslümanları, istisnasız tekfir etmekteydi. Peygamber'e (s.a.a)
tevessül ettikleri, Allah'ın veli kullarının kabirlerine
kubbe yaptıkları ve kabir ziyareti kastı ile yolculuk
yapmaları ve onlardan şefaat dilemeleri yüzünden
onları tekfir etmekteydi.1
Uyeyne'ye karşı muzaffer olduktan sonra diğer
ülkelere de askeri çıkarmalarda bulundu ve tevhidi
yaymak ve bidati ve şirki yasaklama bahanesi ile
Necd ve etrafındaki diyarlardan Yemen, Hicaz,
Suriye ve Irak gibi ülkelere de savaş açtı ve onun
1-Bkz: Tarih-i Necd, Alusi; Sevaiku'l-İlahiyye, Süleyman b.
Abdulvahab; Fitnetu'l-Vahabiye.
Tekfirci Vahabiler ■ 156
inançlarını kabul etmeyen her şehri yağmaladılar ve
o şehirde yaşayan insanları öldürdüler.2
"Ahsa" çevresinde olan "Fusul" kasabasına girdiklerinde halka kendi inançlarını sundular ama yerli
halk onların inançlarını kabul etmediler. Bu yüzden
bu kasabanın erkelerinden üç yüz kişiyi öldürdüler
ve mallarını yağmaladılar.3
Vahabiler, bu katı ve sert düşünceleriyle Müslümanlar arasında ihtilaf ve çatışmalara neden oldular.
Bu şekilde sömürgeci güçleri sevindirdiler. Hatta
Lord Curzon, Vahabilerin inancını "İnsanlara
sunulan en iyi ve en güzel din"4 diye tanımlar.
Muhammed b. Abdülvahhab dünyadan gitmesine
rağmen doğu bilimcileri ve sömürgeciler sürekli
onun düşüncelerini savunmaktadırlar. Hatta Yahudi
müsteşrik (doğu bilimci) olan İgnaz Goldziher, onun
Hicaz'ın peygamberi olduğunu söylemiş ve düşüncelerini takip etmeleri için insanları teşvik etmiştir.5
MUHAMMED B. ABDÜLVAHHAB'IN
TEKFİR ETMEDEKİ İFRATI
Vahabilerin ve onların başında gelen Muhammed
b. Abdülvahhab'ın özelliklerinden birisi, tekfir etmede ifratçı olmalarıdır.
2-Cezireti'l-Arap fi Karni'l-İşrin, s.341.
3-Tarih-i Memleketi'l-Arabiyye es-Suûdiyye, c.1, s.51.
4-el-Muhattatati'l-İsti'mâriye li'l-Mukâfahati'l-İslam, s.78.
5-a.g.e., s.105.
157 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Muhammed b. Abdülvahhab'ın kitaplarını -Kasîm
ahalisine yazmış olduğu mektubu hariç- okuyan
birisi, onun Müslümanları tekfir etmede ne kadar
ifratçı olduğunu ve tekfirin dairesini ne denli geniş
tuttuğunu anlayacaktır. Bu kitaplar ve mektuplar,
Abdurrahman b. Muhammed b. Kasım Hanbelî
Necdî'ye ait ed-Dureru's-Seniye kitabında zikredilmiştir.
1-Ârız Âlimlerinin Tekfiri
Muhammed b. Abdülvahhab şöyle demektedir:
a yR! <ag ;g a A0
¹=' a ! Oo Œ ...
O* y; R! C
›*<! ‹c! !*. /D _XTº! ) ¹='
™"0! @&' L'‡ 3 yOo ¹=' /Y" L4
iŠs
! !*. /D _XTº! A0
R! <ag ;g a A0
¹=' ;C
ˆD Á=63! b* 9F3 yLQo ¹=' !{9: <, ;Šs
L'‡
.;53 ˆ5 Î ;e7 w9
n! A&'
"…Ben, Allah bana minnet edip de bu hayrı
vermeden önce "Lâ ilâhe illallâh" kelimesinin
anlamını bilmiyordum ve İslam dinini anlamıyordum. Aynı şekilde üstatlarım arasında da bu
manayı anlayan hiç kimse yoktu. Bu yüzden eğer
"Ârız" bölgesindeki âlimlerden birisi "Lâ ilâhe
illallâh" kelimesini derk ettiğini veya İslam dinini
bundan önce anladığını zannederse ya da büyük
âlimlerden birisinin bu manayı derk ettiğini
Tekfirci Vahabiler ■ 158
düşünürse, yalan söylemiştir, bizim işimizde halkı
yanıltmıştır ve kendisini onda olmayan bir şeyle
övmüştür."6
Muhammed b. Abdülvahhab'ın bu sözlerinden;
onun, kendinden ve davetinden önceki bütün insanları kâfir olarak kabul ettiği, tevhidi sadece onun
getirdiği ve onun davetinden önce hiç kimsenin
tevhit kelimesini anlamamış olduğu anlaşılmaktadır.
Muhammed b. Abdülvahhab, fakihlerin, onun
anladığının dışındaki bir şeye inandıklarını ona delil
getiren İbn-i İsa'ya hitap ederek yazmış olduğu
mektubunda şu ayeti cevap olarak getirmiştir:
; (<&! , ƒ" ! L 4 D. " L . " D: ! !*¬
B!
"(Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab
edindiler."7
Sonra şöyle diyor:
"Bu ayeti Allah Resulü (s.a.a) ve ondan sonra
gelen önderler, sizlerin onu "fıkıh" diye adlandırdığınız şey olarak tefsir etmişlerdir. Bu "fıkh"ı
Allah Teâlâ şirk olarak adlandırmış ve Allah'tan
başka bir mabudu seçme olarak tanıtmıştır. Ben,
müfessirler arasında bu ayetin manası hakkında
hiçbir ihtilaf görmüyorum…"8
6-ed-Dureru's-Seniye, c.10, s.51.
7-Tevbe, 31.
8-ed-Dureru's-Seniye, c.2, s.59.
159 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
2-İslam Âlimlerinin ve Büyüklerinin Tekfiri
Muhammed b. Abdülvahhab, başka bir yerde ise
İslam âlimleri, büyükleri ve üstatları hakkında şöyle
demektedir:
=' ) (; ;5&' R! A&)
9Cr ) ! C5K j ...
.`5$ ) L.9' =' ) / yb=0& ;0Ÿ ›*<! i˜ "Onlar, Muhammed'in (s.a.a) dini ile Amr b.
Luhay'ın Araplar için karar kıldığı din arasında hiç
bir ayrım yapmamışlardır; aksine Amr'ın dini
onların yanında doğru bir dindir."9
Ancak Amr b. Luhay'ın kim olduğu konusunda,
İbn-i Hişam'dan nakledilen şu rivayete dikkat ediniz.
O şöyle söylemektedir:
"Mekke ve Mekke'nin etrafına putperestliği
getiren ilk kişi, Amr b. Luhay'dır. O, Şam'ın bir
bölgesi olan Bel'kâ'ya yapmış olduğu bir seferi
sırasında oradaki halkın putlara ibadet ettiğini
görür. Onlara bu amellerinin ne olduğu hakkında
sorduğunda, oradaki halk ona şöyle cevap verir:
"Biz bu putlara ibadet etmekteyiz. Onlardan, ne
zaman yağmur yağdırmalarını ve bizlere yardım
etmelerini istesek bizlere yağmur yağdırır ve
yardım ederler." Amr b. Luhay ise onlara; "Acaba
onları kendimle Arap topraklarına götürüp onlara
tapmamız için bu putlardan bize de verebilir
misiniz?" şeklinde diyerek kendisiyle birlikte
9-ed-Dureru's-Seniye, c.10, s.51.
Tekfirci Vahabiler ■ 160
"Hübel" isimli büyük bir putu Mekke'ye getirir.
Onu Kâbe'nin üzerine koyar ve halkı da ona
ibadet etmeye davet eder."10
Muhammed b. Abdülvahhab'ın ibareti; avam halk
bir kenara, açık ve net bir şekilde Müslüman
âlimlerin hatta kendi büyüklerinin ve üstatlarının
tekfirine delalet etmektedir. Yani, her kim tevhit
konusu hakkında onun anladığının dışında bir şey
söyler ve ona inanırsa, kâfirdir ve İslam dini üzere
değil, Amr b. Luhay'ın dini üzeredir. Evet, Muhammed b. Abdülvahhab; teberrük, Allah'ın vefat etmiş
evliyalarından yardım isteme ve buna benzer inançlarından dolayı bütün Müslümanları ve İslam
âlimlerini tekfir etmektedir.
Muhammed b. Abdülvahhab, Hanbelî âlimlerinden olan Şeyh Süleyman b. Sehîm'e hitaben yazdığı
bir mektupta şöyle demektedir:
=s! =7Q ,:C=%
OC! O =*
X5 )9! !*. U!9' Œ ,!946À ...!!œ7!
A&' =7Q! "6Õ yL&' A&' <SŸ 90
/Y" OCg...!!!{"“
.!!L=7 ;53 LQ6 !*. ...!!_XTº!
"Sen ve baban; kesin bir şekilde küfre, şirke ve
nifaka tasrihte bulunduğunuz için seni uyarıyorum!... Sen ve baban, gece ve gündüz demeden
bu dinin düşmanlığı konusunda elinizden gelen
10-es-Sireti'n-Nebeviyye, İbn-i Haşim, c.1, s.79.
161 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
bütün çaba ve gayreti gösteriyorsunuz!.. Doğrusu
sen, ilme sahip olduğun halde inatçı ve dinden
sapmış bir kişisin ve küfrü İslam'a tercih etmişsin!.. Ve sizin bu kitabınız sizin küfrünüzü ispat
etmektedir."11
Muhammed b. Abdülvahhab aynı şekilde şöyle
demektedir:
ZDe3 z&\
! z7' ! k5\&!9D' ! C
h3
._XTº! Ag Lt= . ‡‹3 ! ...!95:6&
"İbn-i Abdullatif, İbn-i Afâlik ve İbn-i Mutlak;
bunlar tevhide küfür eden kimselerdir!.. İbn-i
Firuz bunların hepsinden İslam'a daha yakındır."12
Hâlbuki Muhammed b. Abdülvahhab'ın bizzat
kendisi, İbn-i Firuz'un Hanbelî mezhebinden, İbn-i
Teymiye ve İbn-i Kayyim el-Cevzîye'nin takipçilerinden olduğunu itiraf etmiştir.
Başka bir yerde İbn-i Firuz hakkında şöyle
demektedir:
"O, kendisini İslam ümmetinden dışarı çıkaran
azim bir küfür içerisindedir."13
Eğer İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyim el-Cevzîye'nin takipçilerinden olan İbn-i Firuz'un durumu
Muhammed b. Abdülvahhab'ın yanında böyle ise,
11-ed-Dureru's-Seniye, c.10, s.31.
12-ed-Dureru's-Seniye, s.78.
13-a.g.e., c.10, s.63.
Tekfirci Vahabiler ■ 162
diğer Şia ve Sünni alimlerin durumu onun yanında
nasıl idi, Allah bilir!..
Muhammed b. Abdülvahhab başka bir yerde halkın çoğunluğunu, bi'set ve kıyameti inkâr edenler
olarak tanıtmıştır.14
Ahmed b. Abdulkerim, Şeyh Muhammed b.
Abdülvahhab ile muhalefet ettiği için Muhammed b.
Abdülvahhab ona bir mektup gönderir ve mektubunda şöyle yazar:
L5.!=g Z<&
#C^B [‹£ _£ ! A&' $1...
...=s! ÇDB Oe7 A&' LÏ94m
"…Sen İbn-i Ginâm ve diğerlerini dalalete
düşürdün ve İbrahim'in dininden teberri ettin.
Onları, müşriklerin takipçisi olduğuna dair şahit
tuttun…"15
Muhammed b. Abdülvahhab, kendi davetini kabul
etmeyen ve kendisine itaat etmeyen her ülke ve
şehri, müşriklerin topraklarının zümresinden olduğuna inanmaktaydı ve hiçbir şehri bu konuda istisna
etmemişti.16 İbn-i Arabî'yi tekfir etmiş ve onu
Firavun'dan daha kâfir biri olarak tanıtmıştı. Ayrıca
"Onu tekfir etmeyen herkes kâfirdir!" dedikten sonra
hızını alamamış, şu cümleyi de ilave etmişti:
14-a.g.e., s.43.
15-a.g.e., s.64.
16-a.g.e., c.10, s.12, 64, 75, 77 ve 86.
163 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
"Onun kâfir olduğu konusunda şüphe eden
herkes kâfirdir."17
Muhammed b. Abdülvahhab, başka bir yerde Sevad-ı A'zem'i yani Müslümanların çoğunluğunu,
kendi inançlarıyla birliktelik etmediklerinden ve kendi inançlarına muhalefet ettiklerinden dolayı tekfir
etmiştir.18
O hatta takipçilerini "Harici" olarak adlandıranları ve kendisinin düşmanlarıyla birliktelik edenleri
de muvahhit olsalar bile kendi davetini inkâr
ettiklerinden dolayı tekfir etmiştir.19
O, meşhur et-Tefsiru'l-Kebir tefsir kitabının yazarı
olan Fahri Razî'yi tekfir etmiş ve onun hakkında
şöyle söylemiştir:
.N!Q! UD' ;53 eW {6 k< !*. ›‡!=! <,g
"Fahri Razî, bir kitap telif etmiştir ve o kitapta,
yıldızlara tapmayı iyi bir şey olarak saymıştır."20
Hâlbuki Fahri Razî; kitabında yıldızların faydalarını ve onların çiftçiliğe ve diğer şeylere olan
etkilerini anlatmıştır. Ancak Muhammed b. Abdülvahhab ondan böyle yanlış bir mana algılamıştır.
Muhammed b. Abdülvahhab, kelamcıların tekfirine dair icma olduğu iddiasında bulunmuştur21 ve
17- a.g.e., s.25.
18-a.g.e., s.8.
19-a.g.e., c.1, s.63.
20-ed-Dureru's-Seniye, c.10, s.355.
21-a.g.e., c.1, s.53.
Tekfirci Vahabiler ■ 164
onun sözünün zahirinden tekfir edilen bu kelamcıların, kâfir kelamcılar değil; İslami kelamcılar olduğu anlaşılmaktadır. O; Zehebî, Darukutnî, Beyhakî
ve diğer kimselerin de kelamcıları tekfir ettiklerini
iddia etmiştir. Hâlbuki Zehebî'nin Siyer-u Âlami'nNubela adlı kitabını okuyanlar, onun İslam kelamcılarının öz geçmişlerinden ne denli güzel bahisler
ettiğini ve onlardan herhangi birinin küfrüne işaret
eden bir cümle sarf etmediğini görecektir. Evet; bazı
kelamî fırkaların hata ve yanlışa düştüğü görülmüştür, ancak onların hepsini küfürle suçlayamayız.
3-Bazı Bölgelerin Bölge Halklarının Tekfir
Edilmesi
Muhammed b. Abdülvahhab bazı bölgeleri, özellikle onların isimlerini zikrederek tekfir etmiştir. O
bölgeler şunlardır:
a-) Mekke Halkının Tekfiri
O, Mekke halkını tekfir ederek şöyle der:
.;' "!*º R! ST" ¤0 ›*<! . L4) <,g
"Doğrusu Mekke halkının dini, (yani kendi
zamanında olan kimselerden Allah Resulü'nün
(s.a.a) zamanına kadar olan kimseler) Allah Resulü'nün (s.a.a) halkı ondan korkutmak için seçildiği
dindir."
b-) "Bedv" Ahalisi
O şöyle der:
165 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
"Onlar, Yahudi ve Hıristiyanlardan daha kâfirlerdir. Her ne kadar şehadeteyni söylemiş olsalar
da İslam dininden bir kıl kadar dahi bir şey
onların yanında yoktur."22
c-) "Veşm" Ahalisi
O, "Veşm" ahalisinin âlimleri ve avam halkı içinde olmak üzere hepsini tekfir etmiştir.23
d-) "Sedir" Ahalisi
O, "Sedir" ahalisinin âlimleri ve avam halkı içinde
olmak üzere hepsini tekfir etmiştir.24
e-) "Ahsa" Ahalisi
O şöyle demektedir:
"Doğrusu "Ahsa" halkı, kendi zamanlarında
putlara tapmaktadırlar."25
f-) "Uneyze" Kabilesi
O, "Uneyze" kabilesi hakkında şöyle demektedir:
"Onlar kıyamet gününe inanmamaktadırlar."26
g-) "Zafîr" Kabilesi
O, bu kabile hakkında da aynı tabirleri kullanmıştır.27
22-a.g.e., c.9, s.2 ve 238; c.10, s.113-114; c.8, s.117-119.
23-a.g.e., c.2, s.77.
24-ed-Dureru's-Seniye, c.2, s.77.
25-a.g.e., s.54.
26-a.g.e., c.10, s.113.
27-a.g.e.
Tekfirci Vahabiler ■ 166
h-) "Uyeyne ve Diriye" Kabilesi
O, kendisine ve fikirlerine muhalif olan İbn-i
Sehîm ve onun "Uyeyne ve Diriye" kabilesinden
olan takipçilerini tekfir etmiştir.28
O, Necd bölgesinin her yerinde insanların Allah'ın
yerine taptıkları bir put olduğuna inanmaktadır.29
Muhammed b. Abdülvahhab kendi zamanındaki
Müslümanlar hakkında şöyle demektedir:
/D. <ag UD0! Zd§! ¹=0) a ,
! /. ‹•
;43 Y ,q3 !!U
ÁC 0! #X! !{=e œ0) Å2)
.Ð =…˜! =…s! =sD! _5! UD0! #
F! <, ¹='
.4
L.Ð U9)9: ˆ)"g ,e× /•
"Bu zamandaki insanların birçoğu; Hübel,
Yağus, Nesr, Lat, Uzza ve Menat dışında tapılacak başka bir ilahların olmadığını zannediyorlar!
Fakat eğer iyi düşünecek olurlarsa; bugün tapılan
insandan, ağaçtan, taştan, güneşten, aydan, İdris'ten, Ebu Hadide'den ve bunun gibi makamların
puta tapmaktan bir farkının olmadığını bilirlerdi."30
O, şöyle demektedir:
_5! n! ‹• =m , f)= "7 =m
28-a.g.e., c.8, s.57.
29-a.g.e., c.10, s.193.
30-a.g.e., c.1, s.117.
167 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
"Kureyşli kâfirlerin şirklerinin derecesi, bugünkü insanların şirklerinin derecesinden daha azdır."31
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
L4C &' n! =• ;5&' &' !*. &' !oq3
(Ö)¿! L4&B )*<! =s! {=m !{=7 L}'
"Bu konuyu ve insanlarının çoğunun bu
şekilde olduklarını öğrendiğin için bugünkü
insanların şirklerinin, Peygamber (s.a.a) zamanında onunla savaşan müşriklerinkinden daha fazla
olduğunu anlarsın."32
O, başka bir yerde şöyle demektedir:
Z…Ê! ; $Ÿ Cz$& B' ;62& <ag =<7Qa
_5! L4&BF N2 y{!90
!{^Q6e
C= Z…˜! ;5&'
#DY!! /03 ,06K !=ma! Oo A&' ,=%)
...#
=Ê! =8DQ! S03h ,=.}6)
"Biz; hak davetimizin ulaştığı, burhan ve delilin ona açık olduğu ve hüccetin onda tamamlandığı halde inat ederek kendi inancında ısrar
eden kimseden başkasını tekfir etmemekteyiz. Bu
kimseler, günümüzde onlarla mücadele ettiğimiz
insanlardır. Onlar kendi şirklerinde ısrar etmektedirler. Vacipleri yerine getirmekten kaçınarak
31-ed-Dureru's-Seniye, c.1, s.120.
32 a.g.e., s.160.
Tekfirci Vahabiler ■ 168
büyük haramlara duçar olmaktadırlar."33
Muhammed b. Abdülvahhab'a göre; Allah'ın veli
kullarından yardım dilemek ve onların kabirlerden
bereket isteminde bulunmak (teberrük), şirktir.
GÜNÜMÜZ TEKFİRCİLERİNDEN
TEKFİRCİLERİNDEN
MÜFTÜ BİN BAZ
Şeyh Abdulaziz b. Baz, Vahabiler tarafından
teveccüh edilen Arabistan'ın son dönem müftülerindendir ve bir süre önce vefat etmiştir. O şöyle
demektedir:
!R! ST" ) :™"]! ÇF Z0F › Œ n! S 3
ž7m! –=%! ž"! ž•£! 9r ) R! ¿ ) ;Dm! L46Ÿ 9.! &e! ™=
km! O6
! =%!
.UD0! ΠR {Q)=m ;&0Y 9F3 Oo
"Dünyanın herhangi bir yerindeki bir kimse,
"Ey Allah'ın Resulü! Ey Allah'ın Nebisi! Ey
Muhammed! Bana yardım et, beni derk et, bana
şifa ver, ümmetine yardım et, Müslümanların
hastalarına şifa ver ve yollarını kaybeden Müslümanları hidayet et!" derse Allah'a ibadetinde şirke
düşmüş olur."34
O, başka bir yerde şöyle demektedir:
33-a.g.e., s.234.
34-Mecmau'l-Fetâvâ bin Baz, c.2, s.549.
169 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
[‹2 (; ;5&' R! A&)¿
•526e! <,! Om a
,0e) L“! )9F60
Oo !&03 È! x! @5D]! @5]!
Ç!! [*. yLd!:! ,&0) L“! yL46Y: ,F) L.@'
<,a y</YC ' R! <ag ;&0) a N52! <,a É^]! =s! .59! j' Œ LÏ3=%B Ld' 0\F! 9 #!
]!
"Peygamber'den (s.a.a), Allah'ın veli kullarından, meleklerden veya cinlerden yardım dileyen
kimseler bu işi, onların; dualarını duyduklarına,
hallerinden haberdar olduklarına ve istediklerini
vereceklerine inanarak yapmaktadırlar. Bu bir
çeşit büyük şirktir. Çünkü gaybı Allah'tan başka
kimse bilmemektedir ve aynı şekilde peygamber
olan veya olmayan ölülerin bu dünyadaki etkileri,
ölümleriyle birlikte sona ermektedir."35
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
Oo /Q3 y;
9! N&1 ; Z~26Tº! 5! @' C
!
R! A&)¿!
94' Π,~a! D' /' . y^]! =s!
...(; ;5&'
"Ölüye seslenmek ve ondan yardım dilemek,
büyük şirklerden birisidir ve Peygamber (s.a.a)
zamanında puta tapan kimselerin ibadetlerindendir."36
35-a.g.e., s.552.
36-a.g.e., c.2, s.746.
Tekfirci Vahabiler ■ 170
VAHABİLER VE HARİCİLERİN
KARŞILAŞTIRILMASI
Haricilerin tarihlerine müracaat ettiğimizde ve
onların durumlarını incelediğimizde bu iki fırkanın
çeşitli konularda birbirlerine benzedikleri ortaya
çıkmaktadır. Bu ortak noktaların bazıları şunlardır:
1-Haricilerin, "büyük günah işleyen kâfirdir" gibi
meşhurun aksine nadir görüşleri olduğu gibi Vahabilerin de böylesi görüşleri vardır.
2-Hariciler, Daru'l-İslam'da yaşayanların büyük
günah işledikleri takdirde Daru'l-Küfür diye adlandırılabileceğine inanmaktadırlar. Vahabiler de aynı
şekilde inanmaktadırlar.
3-Dini zorlaştırmada, sabit ve bağnaz din anlayışında birbirlerine benzemektedirler. Hariciler, "Lâ
hükme illâ lillâh" (Allah'tan başkasının hüküm verme
hakkı yoktur) cümlesine dayanarak (kendilerince)
İmam Ali'yi (a.s) hükümetten azlettiler. Vahabiler de
aynı şekilde sadece bazı ayetleri baz alarak ama
diğer ayetleri göz ardı ederek Müslümanları tekfir
etmektedirler.
4-Haricilerin dinden çıktıkları gibi Vahabiler de
hurafeli ve batıl inançları ile dinden çıkmışlardır.
Sahih-i Buhari'de onlara tatbik edilen şu hadis geçmektedir:
Buhari kendi senedi ile Peygamber'in (s.a.a) şöyle
buyurduğunu nakletmektedir:
171 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
"Doğudan bazı kimseler çıkacaktır; onlar
Kurân okuyacaklar, ama okudukları boğazlarından aşağıya inmeyecektir; onlar, okun yaydan
çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Onların nişanesi
saçlarını tıraş etmeleridir."37
Kastalani İrşadu's-Sâri38 kitabında bu hadisin
şerhinde şöyle yazmaktadır:
"Doğu tarafından" maksat, Medine'nin doğusu
yani Necd ve onun gibi yerlerdir."
Necd'in, Vahabilerin oradan diğer bölgelere dağıldıkları asıl vatanları olduğunu bilmekteyiz. Aynı
şekilde saçlarını tıraş etmeleri ve sakallarını uzatmaları onların sembollerindendir.
5-Haricilerin özellikleri hakkında şöyle okumaktayız: "Onlar, Müslümanları öldürmekte ama putperestleri serbest bırakmaktadırlar."39 Bu amelin aynısı
Vahabilerde de görülmektedir.
6-Abdullah b. Ömer, Haricilerin özellikleri hakkında şöyle demektedir: "Onlar, kâfirler hakkında
inen ayetleri baz alarak müminler için yorumlamaktaydılar."
Bu amelin aynısı Vahabilerde de görülmektedir.
37 -Sahih-i Buhari, h. 7123.
38 -İrşadu's-Sâri, c.15, s.626.
39 -Mecmau'l-Fetâvâ, İbn-i Teymiye, c.13, s.32.
Tekfirci Vahabiler ■ 172
EHLİSÜNNET ÂLİMLERİNİN VAHABİLERİ
HARİCİLERE BENZETMELERİ
Sâvî, Suyuti'nin Celaleyn Tefsiri'ne yazmış olduğu haşiyesinde-ekinde…
ƒ05Y Z ' 7s! ; (<& / "De ki: Şefaat tümüyle Allah'a aittir."40
…ayetinin altında, bu ayetin maksadının, Kur'an
ve sünneti tahrif eden ve Müslümanların kanlarını ve
mallarını helal sayan Hariciler olduğunu yazmıştır.
O, şöyle demektedir:
Ze! b6Q! /)hB ,3=W )*! ‰"!c! Œ 4C!
Π9.s
. yLd!
&e! @
O* ,<&$6e)
...Z5.! Ld SF) Z=3 L. L.=8}
"Bu ayet, Kurân-ı Kerim'i ve sünneti tevil
ederek Müslümanların kanlarını ve mallarını helal
sayan Hariciler hakkında nazil olmuştur. Aynı
şekilde günümüzde onlara benzeyen Vahabi
adında bir fırka vardır."41
O, aynı şekilde Vahabilerin âlimleri hakkında
şöyle demektedir:
"Onlar kendilerini bir şey zannetmektedirler;
dikkat edin çünkü onlar yalan söylemektedirler."42
40-Zümer, 44.
41-Haşiyetu's-Sâvî alâ Tefsiri'l-Celaleyn, c.3, s.307 ve 308.
42 a.g.e.
173 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Hanefi mezhebinden olan İbn-i Abidin de Muhammed b. Abdülvahhab'ın takipçilerinin Haricilerden olduğuna inanmaktadır.43
Mısır'daki el-Ezher Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Başkanı Muhammed Ebu Zühre, Vahabiler hakkında
şöyle demektedir:
N*! NQB=
,=7Q) ! )*! ‰"!c! ,4Ds) !
"Onlar, büyük günah işleyenleri kâfir bilen
Hariciler'e benzemektedirler."44
EHLİSÜNNET'E GÖRE
TEKFİRCİ VAHABİLER
Ehlisünnet de Vahabilerin tekfirci olduklarını söylemektedirler. Burada Ehlisünnet âlimlerinin bazılarının bu konu hakkındaki sözlerine değineceğiz:
1-Şeyh Ahmed Zeynî Dehlân
O, şöyle demektedir:
:,F) Z)9 b.!9D' ! Û)s
‹• , =
]! , y[Fm! [90! ; R! </) ! !*. </5T
›*! N.*! !*t [!=
<,! b.!9D' 9Cr L'‡ .O*
! n! <,! y =s! ›^6! 95:6! ÖXH! ;'96!
/¶ yL4) n& C9Y ;C! yZT Z86T *
=s! A&'
43-Reddu'l-Muhtar, İbn-i Abidin, c.4, s.262.
44-Tarihi-i Mezahibi'l-İslamiye, c.1, s.236.
Tekfirci Vahabiler ■ 174
...95:6! /.! A&' =s! Œ Ž! Z5=F! #)§!
"Muhammed b. Abdülvahhab'ın Medine'deki
üstatlarının birçoğu şöyle demektedir: Bu şahıs
kısa bir süre için yoldan çıkacaktır ve Allah Teâlâ,
kendisinden uzaklaştırdığı ve rahmetini kestiği
kimseleri onun vesilesiyle sapıklığa duçar edecektir. Onların bu öngörüleri, doğru çıktı. Muhammed b. Abdülvahhab, ortaya çıkartmış olduğu bu fırkanın hedefinin, halis tevhit ve şirkten
uzaklaşma olduğunu zannetmiştir. İnsanların altı
yüz yıl boyunca müşrik olduklarına ve kendisinin
onların dinini yenilediğine inanmaktadır. O, müşrikler ve kâfirler hakkında nazil olan Kurân
ayetlerini tevhit ehline yorumlamıştır."45
Muhammed b. Abdülvahhab ile aynı zamanda
yaşayan Şeyh Ahmed, o ve onun takipçileri hakkında
şöyle demektedir:
AC6: ,!o]! 90 =! A&' (Ö)¿! A&' UX%! ,0K 90 (Ö)¿! A&' A<& {<o
, A'! , {˜ XY" <,!
b.!9D' 9Cr Ag ; !B3 yL4
J! , ,! 90 ,!o]!
S•
! ;&07) !
O 0D6B ./6F3 /6F) ,! ; =
h3
.Z)7Q! "9F! !*. Œ yœ!"]! =B39! #å Oo
"Onlar, insanların, ezan okunduktan sonra
minberlerde Peygamber'e (s.a.a) salâvat göndermelerini engellemekteydiler. Hatta mümin ve kör
45-ed-Dureru's-Seniye, s.67.
175 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
olan salih birisi, bu yasaktan sonra, ezan okunduktan sonra Peygamber'e (s.a.a) salâvat gönderdiği için Muhammed b. Abdülvahhab'ın yanına
getirdiler ve o da onun öldürülmesi emrini verdi.
Eğer ben, onların bu gibi yapmış oldukları işleri
anlatacak olsam, defterler ve sayfalarda yazmaya
yer kalmaz; ama bu kadarı şimdilik yeterlidir."46
2-Şeyh Muhammed b. Abdullah Necdî
Mekke'deki Hanbelî müftüsü, Hicri Kameri 1295
yılında Muhammed b. Abdülvahhab'ın babası
hakkında es-Sehbu'l-Vabile alâ Zarâihi'l-Hanâbile
kitabında şöyle yazmıştır:
yœ3§! Œ ."=m =s6! Ž! U'9! N: y9Cr 9! . #
90 <ag U'9 =.}6) j !{9Cr <,! J
y)DB 45 Q =' C' yL&0! /. 0 ' y;65F 0 –^H! y[9!
j ;Q É9Cr [9 A&' ,D£ , ;C! !*. b.!9D' Û5s!
,! ;53 n=76) y;64Y /. ;3XTh ;F7 /26s) ,! ™=)
.C=s! 9Cr ,=B ) :n& SF) ,Q3 y=
;
Å9W
9Cr Û5s! H! ,5&T ;! O* ." " ,! R! "C9F3
y"~§! #)§ !{9C5Y !{C" ;5&' C" ;B' Œ ; {53
,
{
C9F6
j' _X Ag 76&)a ‘!T /DF)a ;5&' =! ,Q
[*5&B Z55B )9! iFB Û5s!‹£ y, {8 !{=Hh6
!
46-ed-Dureru's-Seniye, s.77.
Tekfirci Vahabiler ■ 176
A&' ; S%) y/)h6! /DF)a {% 4
X Á=) ;C3 ÉL5F! !
,5&T Û5s! ACÂ .L47)
‹£ A&' 4
X , ,! n!
(b.!9D' 9Cr A&' C=! Πb\c! /%3) ;5H! A&' [C"
D'" Ž! Z&8d! Z%! O&B J
[=Q
[C=m R! ;<&T ;&6 A&' "9F) j ;5&' C" 9:! ;) !og , ;C3 y9']!
;F yX5 œe! Œ ;m!=3 Œ ;62) ;5g /T=) U=.À
U9& Œ , {À <,! :/5 .;&6 ;X$6T! ;7H ‹7Q6
,! 9Cr =
h3 ywXe ;4Y! b=) ,! ;B' 9…e! Œ . ,5&T Û5s! ;5H A&' /H9) {75T A\0)
A
=3 ;
¹H ,5&T Û5s! [" C&3 y;5&' /H3 y[9:
OC! kÑa !,5&T ) :SF) " [9) k5e! ,Í!
.#
!=Q! [*. <,! Oma y{!"!=
."C=Q) y
§!
"Muhammed b. Abdülvahhab'ın babası, şerri
bütün âlemi kaplayan bir davetin sahibidir; ama
baba ve oğul arasında zıtlık vardı. Muhammed,
babasının ölümünden sonra kendi davasını açığa
çıkartmıştır. Muhammed'in babası olan Şeyh
Abdülvahhab ile aynı zamanda yaşayan ilim ehli
olan bazı kimseler, Abdülvahhab'ın oğlu Muhammed'e sinirlendiğini gördüklerini haber vermişlerdir. Çünkü o, oğlunun öncekiler gibi fıkıh dersi
okumasına razı değildi. Onun bid'at çıkartacağı ve
sapık bir yol tutacağını anlamıştı. Bu yüzden
insanlara şöyle demekteydi: 'Çok yakında onun
bir şer ortaya çıkartacağını göreceksiniz.' Allah
177 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Teâlâ takdir edilen şeyi gerçekleştirdi. Aynı
şekilde Muhammed b. Abdülvahhab'ın kardeşi
Süleyman da onun bu düşüncelerine muhalif idi
ve ayet ve rivayetlerden faydalanarak ona bir
reddiye yazmıştır. Çünkü o sadece ayet ve
rivayetleri kabul etmekte ve eski ve yeni hiçbir
âlimin sözüne itina etmemekteydi. O sadece
Takiyuddin b. Teymiye ve onun öğrencisi İbn-i
Kayyim'in sözlerine değer vermekteydi; çünkü
onların sözlerini, tevil edilemez nas olarak
görmekteydi. O ikisinin sözleriyle, insanlara saldırmaktaydı. Süleyman, kardeşine yazmış olduğu
reddiyenin adını Faslu'l-Hitap fi'r Reddi alâ Muhammed b. Abdülvahhab diye adlandırmıştır. Allah
Teâlâ, onu (Süleyman), hatta o korkunç kalıbıyla
yabancı kimseleri dahi korkutan kardeşinin hile
ve şerrinden korumuştur.
Eğer birisi onunla muhalefet etse veya ona bir
reddiye yazsa, eğer onu aleni bir şekilde
öldürmeye gücü yetmezse birisini göndererek
onu ya gece yatağında öldürtmekte ya da pazarda
onu öldürtmekteydi. Çünkü o, muhaliflerini tekfir
etmekte ve öldürülmelerini caiz bilmekteydi. Bir
şehirde silahla da olsa insanların yüzüne vuran bir
deli vardı. Muhammed b. Abdülvahhab bir gün
onun eline bir kılıç vererek mescitte tek başına
olan kardeşi Süleyman'ın yanına gitmesini
emretti. Onu mescide soktu; Şeyh Süleyman bu
deli adamı bu şekilde görünce korktu; o sırada bu
deli adam elindeki kılıcı yere atarak konuşmaya
Tekfirci Vahabiler ■ 178
başladı: 'Ey Süleyman! Korkma, sen güvendesin.'
Bu sözünü tekrar ediyordu. Hiç şüphesiz bu olay
onun kerametlerinden sayılmaktadır."47
3-İbn-i Abidin Hanefî
İbn-i Abidin Hanefî şöyle demektedir:
) :; .
‡ Œ ‰"!c! yb.!9D' ! ÇDB! Œ N&\
Œ ²=m‹£ !*. <,! &' ((; ;5&' R! A&)5D b$! ,=7Q)
<ag [Ç] i&' 95T A&' !Y=H  ,5 . / y‰"!c! ACe
Œ ‡ Œ J y;5&' !Y=H =7 L.F6'! L453 i7Q53
y
=˜! A&' !D<&2B 9æ !Y=H )*! b.!9D' 9Cr ÇDB!
,&e! L. L4C! !9F6'! L4CQ yZ&˜! N.*
,&$6) ! Ze! /.! /6 O* !:D6T! y,=s
L.F6'! kH <,!
Lt =7„ L.X bC=H L46m R! =e AC6: L48&' /6
.k! 68
~X~ ÅX~ _' &e! =e'
"Günümüz Haricileri olan Muhammed b. Abdülvahhab'ın takipçileri hakkındaki sözü şudur:
(Peygamberimiz'in (s.a.a) ashabını tekfir etmektedirler.) Bu (ashabın tekfir edilmesi) Harici olarak
isimlendirilmesi şart değildir. Hariciler, bizim serverimiz Hz. Ali'ye (a.s) karşı ayaklananlardır. Zira
onlar hakkında, ona karşı ayaklananların kâfir
olduklarına inanmak yeterlidir. Aynı şey günümüzdeki Muhammed b. Abdülvahhab'ın takip47-es-Sehbu'l-Vabile alâ Zarâihi'l-Hanâbile, 275.
179 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
çileri hakkında gerçekleşmiştir. Onlar Necd'den
çıktılar ve Harameyn'e galip gelerek Hanbelî
mezhebini kendilerine mensup kıldılar. Ama sadece kendilerinin Müslüman olduğuna ve onların
inançlarına muhalif olanların ise kâfir olduklarına
inanmaktaydılar. Bu şekilde Ehlisünnet'i ve onların âlimlerini öldürmeyi caiz bildiler. Bu süreç
Allah onların güçlerini kırıncaya, şehirlerini darmadağın edinceye ve Müslüman ordusunu 1233
yılında onlara karşı muzaffer kılıncaya kadar
devam etmiştir."48
4-Şeyh Ahmed Sâvî
Şeyh Ahmed Sâvî Malikî, Celaleyn Tefsiri'nin
haşiyesinde Muhammed b. Abdülvahhab hakkında
şöyle yazmaktadır:
b6Q! /)hB ,3=W )*! ‰"!c! Œ Z)§! [*. :/5 9.s
. yLd!
&e! @
O* ,&$6e) Ze! Z5.! Ld SF) ‡…˜! ™"h Z=3 L. yL.=8} Œ ,§!
o $
6T ! * , o Q! L . L 4 g a [email protected] A&' L4C! ,DeW
+,g a , \5s! b
: O
P ; +&! = o L . eh3 , \5s! L 4 5 & '
.L.=! J\F) ,! ³=Q! R! She , =T ¬! L . , \5s! b
:
"…Ve bu ayetler, Kur'an ve sünneti tahrif
eden, bu yolla Müslümanların kanlarını dökmeyi
ve mallarına el koymayı helal sayan Hariciler
48-Reddu'l-Muhtar ale'd-Durru'l-Muhtar, c.4, s.262.
Tekfirci Vahabiler ■ 180
hakkındadır. Günümüzde de onların benzerlerini
müşahede etmekteyiz. Onlar, Hicaz topraklarında
Vahabiyet adı altında kendilerini bir şey sanan bir
fırkanın mensubudurlar.
"İyi bilin ki, onlar yalan-cıların ta kendileridir."49
"Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı
anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında
olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana
uğrayanların ta kendileridir."50
Kerim olan Allah'tan, onların kök-lerini
kurutmasını diliyorum.51
5-Şah Fazl Resul Kadirî
O, Vahabiler hakkında şöyle demektedir:
R! _=u 1221 ZT _C=Ê! =4m JT Z0x! U$Ÿ " 9F3
A&' yU9 45g 9…! 15m 9Y y_=Q! R! 5 _=6Ê!
yU9m!" ‹£ Zs:
"DH]! U9T3 L8! ' yZ•5DH #C5
...¿e! N4! /6F! k8\ !&03
"1221 yılının Muharrem Ayı'nın yedinci günü
(Cuma günü) öğle vaktinde Allah'ın saygın
haremi olan evine geldiler. Necd'in şeytani
ordusu, orayı kötü ve fesat niyeti ile hedef aldı.
Oradan herkesi dehşete düşüren korkunç ve kötü
49 -Mücadele, 18.
50 -Mücadele, 19.
51-Haşiyetu's-Sâvî alâ Tefsiri'l-Celaleyn, c.3, s.307 ve 308.
181 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
haberler geldi. Taif'de insanları öldürdüler, mallarını yağmaladılar ve bazılarını da esir aldılar..."52
6-Ebu Hamid b. Merzûk
O, Muhammed b. Abdülvahhab hakkında şöyle
demektedir:
k5í6 ;)9<&F
A&' ;5&' Z0"]! Z8]! ÇDB! 0 C" 9 ...
,5&T [H! :Z&˜! ;5&' C" CÄ .U9C5Y U‹•
i
C9F!9D' Û5s! i<\s! S :_s! Z&: .b.!9D'
R! A&)¿!
U")‡ :65: Œ Z'D\
4<& y;6&:" Πie&!
J
;C! :! y;6C
! ˜% ; /T6! (; ;5&'
95e! zFÊ! Z
X0! :!*. A&' C” CÄ .‰"!c! ;)9<&F
Œ ("6¬! "9! Œ "6Ê! C") :;65m: Œ )9' ! 9Cr
ÉXx! A&' ;65m: Œ ›=%! ›%! Û5s! yU2D! b
<,! Om a .;)= yR! ST" 9Cr yR! <ag ;g a /.! [‹7Q6
L4)" i7Õ ,=7Q) )*! Z'96D! </ ‰"!c! Z ‹7Q6!
...Z&DF! /.! "Dört mezhep imamlarının bazı takipçileri,
ona ve onun takipçilerine birçok yeterli ve kâmil
reddiye yazmışlardır. Hanbelî olan onun kardeşi
Süleyman b. Abdülvahhab ve Şam Hanbelîlerinden olan Âl-i Şettî ve Şeyh Abdulkadumi Nablûsî
52- Seyfu'l Cebbari'l-Meslul alâ A'dai'l-Ebrar, s.2.
Tekfirci Vahabiler ■ 182
gibi kimseler ona reddiye yazmışlardır. Onların
hepsi iki noktayı vurgulamışlardır: Birisi Peygamber'in (s.a.a) kabrinin ziyareti ve diğeri Peygamber'e (s.a.a) ve onun ümmetinden salih kullara
tevessül etmek. Onlar şöyle demişlerdir: O (Muhammed b. Abdülvahhab) ve mukallitleri (taklit
edenleri) Hariciler'dendir. Bu konuya (Vahabilerin Haricilerden oldukları) Allame Muhakkik
Seyyid Muhammed Emin b. Abidin Reddu'l-Muhtar ale'd-Durru'l-Muhtar kitabının Buğât babının
haşiyesinde ve Şeyh Sâvî Mısrî de Celaleyn Tefsiri
kitabının haşiyesinde değinmişlerdir. Muhammed
b. Abdülvahhab, "Lâ ilâhe illallâh ve Muhammedun Resulullah" ehlini kendi görüşüne göre
tekfir etmiştir. Hiç şüphesiz tekfir etmek
Hariciler'in ve kendi inançlarına muhalif olan
kıble ehlini tekfir eden her bid'atçinin nişanelerindendir."53
7-Halil Ahmed Hanefî
O, Muhammed b. Abdülvahhab hakkında şöyle
demektedir:
!D&2B 9æ !Y=H )*! b.!9D' 9Cr ÇDB! ...
!9F6'! L4CQ yZ&˜! N.*
,&$6) ! =˜! A&'
!:D6T! ,=s
L.F6'! kH <,! ,&e! L. L4C!
...L46m R!=Ce AC6: L.@&' /6 Ze! /.! /6 O*
53-et-Tevessül bi'n-Nebi ve bi's-Salihin, s.1.
183 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Muhammed b. Abdülvahhab'ın takipçileri
Necd'den çıktılar ve Harameyn'e galip gelerek
Hanbelî mezhebini kendilerine mensup kıldılar.
Ama sadece kendilerinin Müslüman olduğuna ve
onların inançlarına muhalif olanların ise kâfir
olduklarına inanmaktaydılar. Bu şekilde Ehlisünnet'i ve onların âlimlerini öldürmeyi caiz bildiler.
Bu süreç, Allah onların güçlerini kırıncaya kadar
devam etmiştir."54
8-Cemil Sıdkı Zehavi Hanefî
O da aynı şekilde şöyle demektedir:
CÄ &e! ‹7QB =
! </ Œ ÁC=$6B 4C! yZ5.! R! /B
/CT6) =<7QB .!=63 y‹£a L.‹7QB . ^]! 4<‘ <,! D•)
@ A&' A0B R! Ag ;'7s6T 06e) ;C5D A0B R! Ag
46Y: @ A&' =7Q! Z9 06eB og /…Ña i. y;…8!:
.L.%' zm Lt=: &e!=4 i. Ž!
"Allah, bu Vahabileri öldürsün; her işin başında Müslümanları tekfir etmekteler. Sanki en
büyük işleri ve himmetleri Müslümanları tekfir
etmektir. Onları, Peygamber'e (s.a.a) tevessül
eden ve Allah katında hacetleri için Peygamber'den (s.a.a) şefaat dileyen kimseleri tekfir
ederken görürsün. Onlar, kendi isteklerine ulaşmak için Müslüman ülkelerle savaş halinde olan
54 -a.g.e., s.99.
Tekfirci Vahabiler ■ 184
ve onları yok etmek isteyen düşman kâfir
devletlerinden yardım dilemekten utanmamaktadırlar."55
9-Hâce Şeyh Hafız Muhammed Hasan Hanefî
O, şöyle demektedir:
Œ Z5.! Z57˜! !{‹• {3X6H! ,
! !*. Π)" iCg
ZF&06! Z0)=s! /8e
ZT=! #5dº! Œ AC6: y98F0!
Z
]! =63! y{0 0D! ‹7QB Ag L43X6H! C=æ! y98F0
...{s:3 {!=63!
"Ben bu zamanda Hanefiler ile Vahabiler
arasında inançta, ilahiyatta, peygamberlikte ve
inançla ilgili şer'i konularda çok fazla ihtilaf
olduğunu görmekteyim. Aralarındaki ihtilaf,
birbirlerini tekfir etme ve İslam ümmeti arasında
ayrılık çıkartma haddine kadar ilerlemiştir…"56
10-Muhammed b. Abdülvahhab'ın
Üstatlarından olan Ş. Muhammed b.
Süleyman Kürdî
Mekke Müftüsü Seyyid Ahmed b. Zeynî Dehlân
onun, Muhammed b. Abdülvahhab'ın reddinde ona
hitap ederek şöyle yazdığını nakletmektedir:
55-a.g.e., s.73.
56-el-Akaidi's-Sahiha fi Terdid-i Vahabiyeti'n-Necdîye, s.5.
185 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
R O$%! iC3 yÁ9d! JDB! A&' _XT !b.!9D' )
!e! ‹7QB Ag O /5DT a ...&e! ' Oe CkQB ,!
=7Q! ZDe3 yL}']! !e! ' <om &e! L}']!
/5DT ‹£ JDB! ;Ca Éb=! L}']! !e! ' <*m Ag
; 5DB 9 0 S T=! z s) :A0B R! S .
!
L 4 Y ; & %
>+ B ; † ! / 5DT = 5 £ J D6) G94!
.Z5F! L2! N8*! /h) C! y!{‹%
#
@? T
"Ey Abdülvahhab'ın oğlu! Hidayet üzere olan
herkese selam olsun. Ben, seni Allah rızası için
dilini Müslümanlardan uzak tutman için nasihat
ediyorum…
Müslümanların genelini tekfir etmeye hakkın
yoktur; çünkü sen de bu ümmetin bir ferdisin ve
Müslümanların genelinin dışına çıkan birisinin
küfre nispet verilmesi gerçeğe daha yakındır.
Çünkü böylesi birisi müminlerin yolunun dışında
başka bir yolu tutmuştur. Allah Teâlâ şöyle
buyurur: "Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli
olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mümin-lerin
yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız
ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir."57
Kurtlar, koyun sürüsünden geride kalanları
yerler."58
57-Nisa, 115.
58-Hulasatu'l-Kelam' fi Beyan-i Umarai'l-Beledi'l-Haram,
c.2, s.260.
Tekfirci Vahabiler ■ 186
11-Seyyid İbrahim Râvi Rufâî Hanefî Irakî
O, Vahabilerin reddinde şöyle demektedir:
XD! /. L47H L4C! kT]! NY) CÄ ...
&e! LÏ! £ Œ !DQB"! 9 y5F Œ=1 A&' Z5
XTº!
!&6 AC6: S!
]! N&T ˆ7]! /6 Z5}' #!=Q
+ag !9& ) a "<7 @a. :Oo 9' ,F) yS71]!
L.!9' ,=<7Q) L4C! L4' =46m! 9 .!{"+7 !{=Y3
AC6: n! /B! ,! #=
!) :; L45&' œ9%) )*! &e!
!5F) ;T" [9D' !{9Cr <,! R! <ag ;g a ,! !94s)
L.¯
iC
!%' Oo !&03 !oq3 yU ! !B) UX%!
.(R! A&' Lte: y_XTº! zu <ag Ld!
!
._XTa! Czu <ag :; <ag L&e
!* y›"¬D! [!"
!F) AC6: n! /B! ,! #=
) :ˆ ' –!^\! ›" yk8\! LdX6:! 9' [DQB"! L}'! ...(R! <ag ;g a
i
XTº! j0! d C 6.! Ž! U9&D! O&B /.h .&03 Ž! Z&07!
y)9! @&' 9' L453 &e! #P! L4&6 Û5s! yZ
C=Q! ZQÎ Z503s! Ž7
›! ! R!9D' 95e
yL.‹£ ¿5s! =70Y Û5s! ZQ
iŸ ‹c!! R!9D'
Q) j ;C! /5 9 .LÏ5 b!! 9' L.
! 90 L.uo
N4! [&03
C
! .@!=
]! @3=0! 9: 4! J
187 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
yS!
]! #•DÕ "4„º SY=! ‹• N)*0B N&e! !~0 ,0! Ld 0T ! AŸ"! .‰=:a ;' ÅC9$3
...,!9&D! Á=F! Z5FD
"Teessüf edilecek şeylerden birisi, Vahabiler ve
onların Müslüman ülkelerindeki muhaliflerinin
bir birleri ile zıtlaşmalarıdır. Vahabiler, Müslümanlarla olan savaşlarında insanları öldürmek,
onların mallarını yağmalamak ve hatta küçük
çocukları dahi öldürmek gibi büyük günahlara
bulaşmışlardır. Onlar bu işleri yaparken şöyle
demektedirler: "Bunlar ve bunların dünyaya gelen
çocukları kâfirdirler." Onların kendilerinden başka
diğer Müslümanları kâfir bildikleri meşhurdur.
Ama Peygamber (s.a.a) bu Müslümanlar hakkında
şöyle buyurmuştur: (Ben, insanlar, Allah'ın
birliğine ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi
olduğuna dair şehâdet edene, namaz kılana ve
zekât verene kadar onlarla savaşmakla görevlendirildim. İnsanlar bu şekilde yaptıkları için
onların canları ve malları hak ve İslam yolunda
benim tarafımdan korunmuştur ve hesapları
Allah'a aittir.) Bu rivayeti Buhari nakletmiştir ve
Müslim de onu (hak ve İslam yolunda) cümlesini
getirmeden nakletmiştir. Aynı şekilde Taberanî,
Enes'ten Peygamber'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu
nakletmektedir: "Ben, insanlarla, La İlahe İllallah
cümlesini diyene kadar savaşmakla görevliyim."
Taif Şehri ile savaşırken onların yaptıkları en
büyük iş, İslam âlemini sarsacak kadar büyük bir
Tekfirci Vahabiler ■ 188
cinayet işlemeleridir. Bu öldürmüş oldukları
yüzlerce kişi arasında Mekke'deki Şafiilerin
Müftüsü Seyyid Abdullah Zevâvî, Mekke Kadısı
Şeyh Abdullah Ebu'l-Hayr, Şeyh Cafer Şeybî ve
bunlar gibi diğer büyük âlimler de vardı.
Vahabiler, onlara evleri önünde aman verdikten
sonra hepsinin başlarını kestiler. Bu saldırganlar
arasında kabile büyüklerinden ve emirlerden hiç
kimse yoktu. Birçok kimsenin malını çaldılar ve
yağmaladılar ve onlara eziyet ettiler; ama onların
gizlemiş oldukları mallarının yerlerini öğrenmek
için onlara, "Ne istiyorsan söyle sana bir sıkıntı
yok" dediler. Eğer İbn-i Suud onların önünü
almasaydı, diğer şehirleri ve kasabaları da
yağmalayıp katliam edeceklerdi…"59
12-Muhammed Fakih b. Abdulcebbar Câvî
O, Muhammed b. Abdülvahhab hakkında şöyle
demektedir:
UD! A'! "DH! Z0\Î {0
[=
! SC! Π, ...
Z$&1 ie0! T]! w…T b!<*Q! Z&5e {o
yUD! Á' ;e7 Œ =) ,Q3 yLt!=Ÿ! ›9T]!
C¥: 9 , 9: ;0DB !og ..=4„] Á'9! [*. "4„! ;Q
!
46&03 A]! O6C…: <,3 {5~ C¥: :; SF) _XTº! Z…:
, 9: !" !og .™=7! O' ÝFeB a y/DFBX3 =s
59-el-Evraki'l-Bağdadiye fi'l-Havadisi'n-Necdiye, s.2-4.
189 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Oe7 A&' 94m! :B4s ,5Ba! 90 ; SF) ;) Π/H9)
94m! y)=3 B
4C! O)9! A&' 94m! !{=3 OC!
@&0! =! Z' ; ie) Ó ,X3 ,X3 A&'
.L4&6F =
! <ag L4&D !94m ,3 y{!"7 ! L4C! Ó Ÿ!
</ =<7Q) , .ZT Z86T *
Z
]! ‹7Q6 wC=%) , =s
L45Ce53 yF6! AFB! , ,! ;0D6)a , ,! ;0DB!  ,Kº! D•) yLd!
! L.@
</$6e)
!{‹•
(; ;5&' R! A&)¿!
”F6) , yFT7! ze3!
.95:6! A&' Z}3Ê! [9% <,! L' ) Z7&6Õ #!"D0
"O, ömrünün ilk yıllarında Müseyleme-i
Kezzab, Seccâh, Esved-i Enesî, Talha Esedî ve
bunlar gibi peygamberlik iddiasında bulunan
yalancı kimselerin hikâyelerini çokça okurdu.
Zihninde peygamberlik iddiasında bulunmayı
şekillendirmekteydi ve eğer böylesi bir şeyi iddia
edebilseydi onu izhar ederdi. Birisi onun takipçisi
olduğu zaman farz olan haccı yerine getirdiğinde
ona şöyle derdi: "Tekrar hacca gel; çünkü birinci
haccı yaparken şirk üzereydin, bu yüzden bu
yapmış olduğun hac, boynunda olan farz hac
yerine kabul olmamıştır." Birisi onun dinine
girerek şehadeteyni söyledikten sonra ona şöyle
diyordu: "Kendinin önceden kâfir olduğuna
şehâdet et ve anne ve babanın kâfir olarak
öldüklerine de şehâdet et. Aynı şekilde falan
kişilerin kâfir olduklarına dair de şehâdet et" ve o
Tekfirci Vahabiler ■ 190
daha sonra geçmiş büyük âlimlerden olan bu
kimselerin isimlerini sayıyordu. Eğer bu kimse,
böyle şehâdet getirirse onu kabul ediyordu; ama
bunun aksi olduğu zaman bu kimsenin öldürülmesini emrediyordu. O, İslam ümmetinin altı yüz
yıl boyunca kâfir olduğunu vurguluyordu ve onu
takip etmeyen herkesi, en takvalı kimselerden
olsalar bile tekfir ediyordu. Onları müşrik olarak
adlandırıyor ve onların kanlarının dökülmesini ve
mallarına el konulmasını mübah kılıyordu. İmanın sadece, insanların en kötülerinden sayılsalar
bile, kendini takip eden kimselerde sabit olduğuna inanıyordu. O birçok yerde, çeşitli ibaretlerle
Peygamber'in (s.a.a) eksikliklerinin olduğunu söylüyordu ve bunu yapmaktan kasıt ve hedefinin,
tevhidi koruma olduğunu zannediyordu."60
13-Şeyh Abdulmutaâl Saîdî Mısrî
O, Vahabiler hakkında şöyle demektedir:
É_XTº! Z: A&' !*t ‰=Ñ Z5.! U'9! <,! Om a
9' <ag S6F! Ag h…&Ba Zr Z5&T Z5
XTa! U'9! <,a
Z&
0! [*. ;57Õ /
' 9 _XTº! , !og ...U"=!
U'9! A&' , ;C3 y{W= !{=7 ; ,=7Q) L. Z$e!
L. y;57Õ ; _XTº! /
' /•Î 457Õ /
0B ,! Z5.!
60-en-Nusûsu'l-İslamiye fi'r-Reddi alâ Mezhebi'l-Vahabiye,
s.40.41.
191 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
,! ;T" R ,
) L4Ca É{0\ L4&•
=7Q! Π!e5
@ L“he) Lt ,•526e) AB! ,'9) !*. J
!
ë&D)a ;C3 =m ;C! L<&T !*. <,a É#=Q! ¥)=7B #Y˜!
...;T" R )a =m
"Şüphesiz, Vahabilerin bu kadar katılık içeren
davetleri, İslam dininin müsamaha anlayışına
aykırıdır. Çünkü İslami davet, anlaşma arayışı
içindedir ve asla zaruret hali dışında savaşa
yönelmez… Eğer İslam dini, kâfir olan kimselere
bu şekilde anlaşma yoluyla muamelede bulunuyorsa, Vahabilerin davetlerindeki vazifeleri de
kendileriyle muhalefet eden kimselere tıpkı bu
şekilde muamelede bulunmalarıdır. Ayrıca kesinlikle bu kimseler, küfürleri aleni olan kâfirler gibi
değillerdir; çünkü onlar her ne kadar ölüleri
çağırıp onlardan yardım isteseler ve onlardan
hacetlerini karşılamaları ve sıkıntılarını gidermeleri için dilekte bulunsalar da, Allah ve Resulü'ne
(s.a.a) iman etmektedirler. Zira onların bu
işlerinin şirk olduğunu farz etsek dahi, onların bu
şirkleri, Allah'a ve O'nun Resulü'ne (s.a.a) iman
etmeyen kimselerin şirklerine ulaşmaz."61
VAHABİLERİN PİŞMANLIK İTİRAFLARI
Vahabilerin geçmiş âlimleri, başlangıçta oldukça
ileri gitmiş ve kendi muhaliflerini tekfir etmişlerdir;
61-el-Muceddidun fi'l-İslam, Abdulmutaâl Saîdî, s.44.
Tekfirci Vahabiler ■ 192
ancak ömürlerinin sonlarında, bu amellerinden
dolayı pişmanlık duymuş ve yapmış oldukları
yanlışlıkların ve hataların farkına varmışlardır. Şimdi
bu itiraflardan bazılarına işaret edeceğiz:
1-İbn-i Teymiye'nin İtirafı
Tekfircilerin başı olan ve Vahabilerin onu
önderleri olarak bildiği İbn-i Teymiye, ömrünün son
anlarında bu yanlışından geri dönmüştür. Zehebî
şöyle der:
yiF45D! .!" Z6~ i. ž6D…'! Z& ›=0må )" < :SF) ieH=e! 9¶! =.!‡ 0 y›"9D0! _ : ! 0Â
–' !92D ›"! Œ ›=0m]! e˜! V /Y! ": b=
<,a ÉZ&DF! /. !{9: =<7! a iC! A&' 94m! :SF3 ;65Bh3
.#!"D0! ¹X6H! ;<& !*. C! y9:! D0
Ag ,‹s) </Q!
=H!! Œ Z55B ! ¬5m , !* y) !*. $ :&
R! A&)¿!
S :SF) Z
]! !{9:! =7! a :SF) ;
)!
#!&%! _‡a 3 y(
<ag @Ÿ! A&' Ø3W a) :(; ;5&'
...L&e
43 @Ÿ
"Eş'ari'nin çok ilginç bir sözünü gördüm; bu
sözü Beyhakî, Ebu Hazm Abderî'den ve o da
Zahid b. Ahmed Sarehsî'den şöyle nakletmektedir: Ebu'l Hasan Eş'ari'nin benim Bağdat'taki
evimde ölümü yaklaştığında beni, yanına çağırarak bana şöyle dedi: "Benim için, kıble ehli olan
193 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
hiç kimseyi tekfir etmediğime dair şehâdet et;
çünkü herkes bir ilaha işaret etmektedirler ve
bunların hepsi tabirlerin ihtilafından kaynaklanmaktadır."
Ben şöyle dedim: Benim görüşüm de böyledir.
Aynı şekilde üstadım İbn-i Teymiye de ömrünün
sonlarında şöyle demekteydi: "Ben bu ümmetin
hiçbir ferdini tekfir etmiyorum; çünkü Peygamber
(s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin, abdestini
koruyan-dikkat eden kimsedir." Bu yüzden namazın gereği olan abdesti alan herkes Müslüman'dır."62
2-Muhammed b. Abdülvahhab'ın İtirafı
Muhammed b. Abdülvahhab, kendi inancına muhalif olanlara atmış olduğu onca iftiralara ve onları
tekfir etmesine rağmen ömrünün sonunda yaptıklarından pişman olmuş ve çeşitli bölgelere yazdığı
mektuplarında bu yanlışını itiraf etmiştir. Bu, onun
Vahabilerden ve Selefilerden olan takipçilerine,
onların da bu şekilde gelişigüzel konuşarak sonra
pişman olmamaları için büyük bir derstir. Şimdi
onun bu husustaki bazı mektuplarına işaret edeceğiz:
Muhammed b. Abdülvahhab, halkın ona nispet
verdikleri şeyler hakkında soru soran Irak âlimlerinden olan Suveydî'ye yazmış olduğu mektupta
şöyle demektedir:
62-Siyer-u Âlami'n-Nubela, c.11, s.542.
Tekfirci Vahabiler ■ 194
,! ' X3 ;5QW ,! /0! i$6e) CÄ ,64D! Z'm! <,!
{D…' ) yž0DB! <ag n! J5 =7! žC! :L6& CÄ ;)=67)
...¸L&e
!*. SF) /. y/' /F' Π!*. /H9) k5
) :;F ›‹D! =7! y˜% /TB =<7! žC! :L6&
U")‡ =Q! y(; ;5&' R! A&)¿! ^ U")‡ =Q! yz&c! _=!
A&' V!Y .R! ‹2 k&: =7! yL.‹£ )9!! "D
.L- 5}' ,° 64 !*. O
$DT :S! Oo
"Töhmetin yayılması, akıl sahibinin anlatmaktan utanacağı bir şeydir ve sizin söylediklerinizi,
yani benim, beni takip eden kimselerden başkasını kâfir bilmemi iftira atması daha kötüdür. Bu
konuyu, akıl sahibi birisi nasıl kabul edebilir?
Acaba Müslüman birisi böyle konuşabilir mi? Siz
şöyle demektesiniz: "Ben, Allah'ın veli kullarına
tevessül eden kimseleri tekfir etmekteyim.
Bûsi-rî'yi, Peygamber'e (s.a.a) "Ya Ekreme'lHalk" diye seslendiği için tekfir etmişim; Peygamber'in (s.a.a) kabrini ve diğer insanların anne
ve babalarının kabirlerini ziyaret etmelerini inkâr
etmekteyim ve aynı şekilde Allah'tan başkasının
adını anarak yemin eden kimseleri tekfir etmekteyim." Bunların cevabı şudur: Allah her şeyden
münezzehtir, bunların hepsi büyük bir töhmettir."63
63-er-Resaili'ş-Şahsiye, Şeyh Muhammed b. Abdulvahab'ın, kitaplarından s.37.
195 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
O, bu itirafların aynısını, Kasîm ahalisine gönderdiği olduğu mektupta yazmıştır.64
Muhammed b. Abdülvahhab'ın mektuplarından,
onun ömrünün sonlarında İbn-i Teymiye gibi Müslümanları tekfir etmekten pişman olduğu anlaşılmaktadır.
O, Kasîm halkına yazmış olduğu mektubunda
şöyle demektedir:
#h) j 4&! j !{"
! A&' Á=63! /Y=! <,! L&0) R! ...
y˜% /TB =7! iC! :; :43 ...y— A&' .=•!
"9! :S! iC! z&c! _=! ) :;F ›‹D! =7! iC! A&' "9! y46
9d (; ;5&' R! A&)R! ST" ZD _9. A&'
_C=:! iC! yNsH {! 5
d &0Y t! 5
#*H] ZD0Q!
)9!! ^ U")‡ =Q! iC! (; ;5&' R! A&)¿! ^ U")‡
™"7! ! =7! iC! yR!‹2 k&: =7! iC! ‘‹£
!*. O
$DT :S! ,! /8e! [*. ' V!Y ...V=' !
...L- 5}' ,° 64
"Bu adam bana, inanmadığım ve çoğunluğunun aklımdan dahi geçmediği konuları iftira
atmaktadır. Bu konulardan birisi, benim Allah'ın
veli kullarına tevessül eden kimseleri tekfir
64 -Muhammed b. Abdulvahab'ın kendi özel mektuplarından birincisi, Muhammed b. Suud Üniversitesi tarafından basılan onun külliyatlarının zimmîndedir. Özel bölüm, s.37.
Tekfirci Vahabiler ■ 196
etmem ve Bûsirî'yi, Peygamber'e (s.a.a) "Ya
Ekreme'l-Halk" diye seslendiği için tekfir etmemdir. Eğer Peygamber'in (s.a.a) kabri üzerindeki
kubbeyi yıkmaya gücüm yetse onu yıkacağımı
söylemişim. Eğer Kâbe'yi elime geçirebilsem
onun oluğunu çıkartarak yerine ağaçtan oluk
koyacakmışım. Ben Peygamber'in (s.a.a) kabrini
ve birisinin annesinin ve babasının kabrini ziyaret
etmesini haram etmişim. Allah'tan başkasının
adını anarak yemin eden kimseleri tekfir etmişim.
Aynı şekilde İbn-i Fârız ve İbn-i Arabî'yi kâfir
ilan etmişim. Benim bunlara cevabım şudur:
Allah her şeyden münezzehtir, bunların hepsi
büyük bir töhmettir."65
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
;C%Š L40 ˜% /T6 ”H=) 0 ,Q3 ...
y;.=Q) Oo ' A4) @&0! =•! y(; ;5&' R! A&)¿
S 9' b!%! , ,! ;F7! /8e
Zhe! !*43
/8e
Π"Q!a ;&03 A&' =QX3 y[=Q
;C! "4x!
R! '9) CÄ L}'! œ&¬ ' A&' "Q! Q y46Yº!
[‹£ "F!9D' Û5s! `)=Ÿ 9' ÇC=6) ^F! 9%F) A0B
y#D£=! @\'! #74&! Z~£! #=Q! ¥)=7B ;53 N&\)
Q !{9: R! J
'9)a )9! ; {%&Õ R! '9) CÄ !*. )h3
65- Muhammed b. Abdulvahab'ın kendi özel mektuplarından birincisi, Muhammed b. Suud Üniversitesi tarafından basılan onun külliyatlarının zimmîndedir. Beşinci bölüm.
197 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
˜%! D0 &T= O5D OhT :;8' Œ SF)
{%&Õ R! <ag '9)a Q y[9' '9) [‹£ {3=0
{!^ 9%F)
.;53 Ð CÄ !*. )3 y)9! ;
"Bazıları Allah'ın veli ve salih kullarına tevessül
etmeyi caiz bilmekte ve bazıları da tevessül etmeyi sadece Peygamber'e (s.a.a) has bilmektedir;
âlimlerin çoğunluğu bunu yasaklayarak mekruh
bilmektedirler. Bu fıkhi konulardandır ve doğru
olan görüş, cumhurun görüşü yani mekruh oluşudur. Çünkü biz, bu konu içtihadi konulardan
olduğundan dolayı evliya kullara tevessül edenleri
kâfir bilmiyoruz. Bizim itirazımız, mahlûkatı
Allah'tan daha çok anması, kabrine gitmesi ve
şeyh Abdulkadir Geylânî veya diğer âlimlerin
kabirleri yanında huzulu bir şekilde onlardan
sıkıntılarını gidermesini, musibetler anında ona
yardımcı olmasını ve hacetlerini ona vermesini
istemesinedir. Bu nerede ve Allah'a halis bir
şekilde hiç kimseyi duada O'na ortak koşmayan
kimse nerede?! Duasında şöyle demektedir:
"Senden, Peygamber'in (s.a.a) hürmetine, göndermiş olduğun diğer peygamberler hürmetine veya
salih kulların hürmetine istemekteyim." Bilinen
veya bilinmeyen birsinin türbesine giderek Allah
için halis dua etmektedir. Bu nerede ve bizim
içinde olduğumuz durum nerede?!"66
Vahabilik fırkasının kurucusu Muhammed b.
66-Muhammed b. Abdulvahab'ın Külliyatı, 3. bölüm, s.68.
Tekfirci Vahabiler ■ 198
Abdülvahhab'ın bu sözlerine baktığımızda, kendileri
dışındakileri tekfir eden bugünkü Vahabilerin, kendi
önderlerinin sözlerini dahi anlamadıkları veya
anladıkları halde ondan öne geçtikleri görülmektedir.
Onlar cüret ederek Müslümanları tekfir etmektedirler.
3-Hicaz'ın Büyük Âlimlerinin İtirafları
Hicri Kameri 1419 yılının Zilkade ayının Perşembe günü, Hicaz'ın büyük âlimleri bir bildiri
yayınladılar; bu bildiri o zamanki bütün gazetelerde
yayınlanmıştır. Bu bildiride Müslümanların tekfir
edilmesi yasaklanmıştır. Bu bildiride şöyle geçmektedir:
<ag =<7Q ,! š j ;T" R! Ag ‹7Q6! LQ: C=
, < C=À Oo Œ i7Q) X3 yZ$Ÿ! Za [=7 A&' Ze! b6Q! <S
...U‹\c! _Q:]! Oo A&' NCB=6)  C}! Z4Ds!
/0! SF! !*. <,! ;
L47) Ze! b6Q! Π=) 9 ;C!
...[=7 JK J
Y ; k%B! =7Q) a y=7 F6'º! =7Q) X3 y‘Ð N£ w=3 ZD&2 y=7Q L&e! z\) 9 ›9D' CL4<&) :S ›*<! Z% Œ y9%F! _90 yt
"
! ;5&' NB=6) ‹7Q6! Œ Ç=e6! .w=7! UC9m h\H! (OC"
wQ! Ûe3 Å"!6! J
S! _9! SX$6T! U‹\H
;5&' _9F) ,! & çe) k5Q3 .U=! A&' NB=6) CÄ ‘‹£ ...¸Z4Dm A]
199 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
"Tekfir etme hükmü Allah'a ve Peygamber'e
(s.a.a) döndüğü için, Kur'an ve sünnetin açık bir
şekilde küfrüne delalet etmediği kimselerin tekfir
edilmesi caiz değildir. Tekfir etmenin çok kötü ve
ağır etkileri olduğu için sadece şüphe ve zanla bir
kimse tekfir edilemez.
Bazen Kur'an ve sünnette, şu amelin veya
sözün ya da inancın küfür olduğunu ifade eden
tabirler olmaktadır; ama yine de bu işi yapan ve
bu inanca sahip olan kimseyi tekfir edemeyiz,
çünkü onda, onun küfrünü engelleyen bir mani
vardır…
Bazen de bir Müslüman, sevincinden ya da
sinirinden küfrü ifade eden sözler söylemek-tedir;
ama bu yüzden onu tekfir edemeyiz; çünkü o, bu
söylediklerini kastetmemiştir.
Örneğin birisi, "Allah'ım! Sen benim kulumsun ve ben de senin rabbinim" derse hemen onu
tekfir etmeye hakkımız yoktur; çünkü o, aşırı
sevincinden dolayı böylesi bir hataya düşmüştür.
İnsanları tekfir etmede acele etmek; bir Müslüman'ın kanını ve malını helal saymak, miras
almasını engellemek, nikâhını batıl bilmek gibi
tehlikeli mürtetlerin hükmü olan sonuçlara neden
olmaktadır.
Durum böyleyken nasıl olur da bir Müslüman,
en ufak bir şüpheyle hemen din kardeşini tekfir
edebilir?!"67
67-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, mukaddime.
Tekfirci Vahabiler ■ 200
4-Doktor Taha Cabir Feyyaz Elvânî'nin İtirafı
Dr. Taha Cabir, Suudi Arabistan'da Muhammed b.
Suud Üniversitesinin usul ve fıkıh bölümünde üstattır. O, Vahabi ve ifratçı gençlere hitap ederek şöyle
demektedir:
w=x! NB!=
Z3=0
SY= L&0! ;e7 Ne) L4
‹• n" 9 ,Q) ,! 90)a Oo Œ . ySY=! Û)"B /)906! i&60) ,! ;e7 wh3 y !o ! ǟ! !*. Œ _F! N6 {6
...46Yº! ^
"Onların çoğu; rical ilmini, cerh ve ta'dil
mertebelerini ve ravilerin tarihini bildiklerini iddia
etmektedirler; ama gerçekte bu konularda bir
kitabı dahi öğrenmemişlerdir. Ama buna rağmen
kendilerine içtihat minberine çıkma izni vermektedirler."68
5-Şeyh Salih b. Abdullah b. Hamid'in İtirafı
Mescid-i Haram'ın imamı ve hatibi olan Şeyh
Salih b. Abdullah b. Hamid, kitabında şöyle yazmaktadır:
iF6&6 ZF˜! Z5
XTa! UH]! @5:! /Y! i0e! Œ C9x! Nš
R @î a ;53 {D: R! ) U=% A&' Ï' 487 Z
]!
Œ b\c! [email protected]! / A&' i&06e) @6! (; ;5&' R! A&);T= ZD&1 @&' ...=Q7! L&0! /.! Ag ;- Y
UHº! 4C) @F&! !*.
68-et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, s.7 ve 8.
201 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Œ 94x! S*D) y¤$D! ²e A&' /8e! )F! w=\B ...L&'
{P\Õ , @!T É946À / ›" _=6W yh\c! b!%! 55ß
y"Q
L&0! ΠO&e
;W=Ù 946Í! A&' /
$6! y{D5%
@^& N)0! ˆ&B çe) a y;Ÿ=' /5! `5D) a [h\H .n L46! œ% i4s6! ˆ5&3 y;5! ,'9) Z5 !5D6e) ,! U'9! L&0! /.! A&' <,!
"9%
,Q) , ‡š a ›=! Œ ¹Xc! yO&e
A&' !{=Q: z˜!
!*. ¥86 y!7&6Š , )946Í! ,hm <,! .N£ ! ZYx
A&' žD) ,! ‹£ yN%0B a ¥sB ‹£ ZDF
¹X6Hº!
!{=Q: z˜! /0š a 9F! Cz: <,! .F:! ;DDe i
6B yœFm !*.
.9! A&'
Ag =}! #4Y Œ ¹Xc! S$6) ,! "%F! kT! 9D) ,! iQD! yCz: @!9' Ag ¼!o "%6! i%¬m '
9'! _XTº! S Œ _4CBº! Ag i‹3 U‹2 Z5'=3 Œ ¹Xc!
.Z)9!
SX$6T! ;$] çe) U=„! S9x! Œ b]! @T <,!
JD6B Ag _6.a! S$653 yU'9! @&0! 5Ta &e! ™!='!
...#!=•0! ˆ&B #a !
"İslam ümmetinin Allah'ın dinine yardım
etmede birlik olana dek ve Allah'ın ve Peygamber'in (s.a.a) emri altına girerek kendilerini İslam'a
nispet verene kadar Müslüman kardeşliği ihya
etmek için çalışması farzdır. Benim bu sözüm -ey
Tekfirci Vahabiler ■ 202
kardeşlerim!- ilim ve düşünce ehline yöneliktir…
Âlimler ve ilim talebelerinin hepsi… Olaylar ve
konular, masaya yatırılarak bahsedilmelidir; doğruyu yanlıştan ayırmak için elden gelen bütün
çabayı harcamak gerekir ve her müçtehidin
görüşüne, doğruya ulaşmış olsun veya hata etmiş
olsun saygı duyulmalıdır. Bir müçtehide saldırmak
veya ona saygısızlık etmek, ilim âleminde hoş
olmayan bir iştir. Onun hatası, onun rezil edilmesine neden olmamalıdır ve ayıpları günahsız
insanlara yüklemeyi ve insanlara töhmet etmeyi
caiz kılmaz.
İlim ehlinin ve tebliğcilerin, hakkın sadece bir
inancın ve bir yolun olmadığının anlaşılması için
davet ettikleri şeyin değerini açıklamaları gerekmektedir. Görüşte ihtilafın olması, inatlaşmayı ve
sinirlenmeyi caiz kılmamaktadır. Müçtehitlerin
görüşte ihtilaf etmeleri oldukça normal bir şeydir
ve onların görüşlerinin sonucu taassuba ve ayrılığa düşmeden ve kinlenmeden kabul edilmelidir. Eleştirmenin hakkı, hakkın sadece eleştirene
ait olmamasıdır.
Ne yazık ki insanların dar görüşlü olmaları,
görüşteki ihtilafları şahsi düşmanlığa ve inada
çevirmektedir. İnsanı yaralayan bir diğer konu da
ihtilafların küçük feri bir konudan başlaması,
yavaş yavaş artması ve sonunda da İslam usulünde ve dinin temellerinde töhmete kadar ilerlemesidir. Tartışmalarda edepsizlik etmek, Müslüman kimselerin ve özellikle de din âlimlerinin
203 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
alçalmasına neden olmaktadır; çünkü onların
bütün hedefleri ve çabaları, karşı tarafın yanlışlarını ve hatalarını bularak ortaya koymaktır."69
6-Şeyh Muhammed b. Salih Useymîn'in İtirafı
O, Kasîm şehrindeki Şeriat ve Usul, Din ve Arap
İlimleri ve Sosyoloji Üniversitesi'ndeki öğrencilerine
olan vasiyetinde, ilim öğrenmede ilahî takvayı
tavsiye ettikten sonra onlara, kendi muhaliflerini
tekfir etme vadisine girmelerini yasaklamıştır ve bu
konuyu ispatlamak için Kur'an ve sünnetten delil
getirmiştir. Ona göre bir Müslüman'ın kâfir olduğuna
hükmeden birisinin gerçekte karşıdakinin değil de
kendisinin kâfir olduğudur.
O, şiddetli bir şekilde talebelerini, hâkimleri ve
âlimleri tekfir etmekten sakındırmaktaydı. Çünkü
onlara böylesi iftiralarla saldırmak, bütün İslam
ümmetinin zararınadır.70
TEKFİRİN KURALLARI
İnsanların tekfir edilmesinin bazı şartları ve
kuralları vardır ve bunlar olmadan hiç kimseye küfür
nispeti verilemez.
1-Araştırma ve İnceleme
Birisine küfür nispeti vermeden önce onun söz69-Edebu'l-Hilâf, Şeyh Salih b. Abdullah b. Hamid, s.6 -8.
70-Akkaz Gazetesi, sayı 10874, Salı, 4 Muharrem, 1417 h.k.
Tekfirci Vahabiler ■ 204
lerinde, davranışlarında ve inançlarında araştırma ve
inceleme yapılması gerekmektedir ve onun sözlerini,
inançlarını ve davranışlarını naklederken de adaletli
olunmalıdır.
Şevkanî şöyle yazmaktadır:
_XTº! ) ' ;Y=à L&e
/Y" A&' LQ˜! <,! L&'!
, =H§! _5! R ) L&e i2D)a =7Q! ) Œ ;H
..."4! ˆ× `Ÿ! ,.^ <ag ;5&' _9F)
"Allah'tan ve kıyamet gününden korkan bir
Müslüman'ın, bir diğer Müslüman'ı İslam dininden çıkarak kâfir olduğu hükmünü vermesi doğru
değildir. Ancak güneşten daha aydın bir delili
olursa bunu yapabilir."71
İbn-i Hacer Heytemî şöyle yazmaktadır:
ZD&£ [=~! L5}0 ;Q
! ‹7Q6! Œ ²6W ,! Ž7& i2D)
Ó Z503s! ž0) Ó 68! S!‡ a y_!0! C5T [9% _9'
.{•)9: {K9 Oo A&'
"Fetva veren birisinin, insanları tekfir etmede
gücü yettiğince ihtiyat etmesi gerekir; çünkü tekfir
etmenin çok ağır ve önemli etkileri ve sonuçları
vardır ve genellikle avam halk söylediklerini kastetmemektedirler. Bizim geçmişteki ve yeni Şafii
imamlarımız, bu şekilde amel etmişlerdir."72
71-es-Seylu'l-Cerâr, c.4, s.578.
72- Tuhfetu'l-Muhtac fi Şerhi'l-Minhac, c.9, s.88.
205 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
2-Bilinçlilik
Bir kimseyi tekfir etmeden önce küfrün nedenlerini ve aynı şekilde o kimsenin de bu küfrü gerektirecek işleri bilerek ve kasten yaptığını bilmek
gerekmektedir.
İbn-i Teymiye şöyle demektedir:
R! A&)
¿! [=
! Ç% '%! Ç  SX O* ...
z5e76! =! / LQ: Oo A&' NCB=) j y[C= (; ;5&'
.³=$6 ;&' _90 ÉØ5&26! 0&! "Bilal, iki sâ' (bir sâ' üç kilodur) malı bir sâ' mal
karşılığında satmıştı. Peygamber (s.a.a), ona bu
alışverişini bozmasını emretti, ama ona, fasıklık
ve lanet gibi faiz yiyen kimsenin hükmünü uygulamadı. Çünkü o, faizin haram olduğunu bilmiyordu."73
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
#
9 0 B Q ; L Bh \ H 53 w
- Y L Q 5 & ' ˆ
5 L Q &
"Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah
yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah
vardır."74
Peygamberimizden (s.a.a) şöyle nakledilir:
73 -Mecmau'l-Fetâvâ, c.20, s.253.
74-Ahzâb, 5.
Tekfirci Vahabiler ■ 206
.,5e! h\c! ŽC
! ' — ‡Ù R! <,!
"Allah Teâlâ, benim için ümmetimin hatalarından ve unuttukları şeylerden geçmiştir."75
İbn-i Teymiye, bu hadisin şerhinde şöyle der:
.Z5&0! /8e! Z5F! Z)^c! /8e! Œ h\c! L0) Oo 94s) j y/8e! [*. ‹• Œ ,'‡6) k&e! S!‡ .Z5%0Î a ze7 a =7Q a 9: A&' L4
9:
"Bu, sözlü haberlerde ve ameli konulardaki
hataları kapsamaktadır. Eski âlimler, bu konuların
çoğunda tartışmaktaydılar, ama hiçbirisi birbirine
kâfir, fasık veya günahkâr unvanını vermemekteydi."76
3-Kasıt ve İrade
Kâfir olmaya neden olan bir işi kasıtlı ve iradeli
bir şekilde yapan veya zorunlu olmadığı halde diliyle
söyleyen bir kimseye küfür nispeti verilebilir.
İbn-i Hacer Heysemî şöyle demektedir:
;5&' LQW a =7Q& /6$Î L<&QB <,! 68! ; wC= ›*!
.=e76e) AC6:
"İmamlarımızın tasrih-izah ettikleri ve vurguladıkları şey, küfür ihtimali olan bir sözü söyleyen
75-Sünen-i İbn-i Mace, h. 2043.
76-Mecmau'l-Fetâvâ, c.3, s.229.
207 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
bir kimseye, sözlerini açıklayarak tefsir etmesi
istenmeden, küfür nispeti verilmemesidir."77
Molla Ali Kâri şöyle demektedir:
=<7Q a ,! k&c! k&e! @&' )=•]! 9' b!%!
,a Éi
! &6T! a `)= =7Q !B ,! <ag @!.]! Ç9D! /.
...N.*Î ˆ5 N.*! _‡a <,! `a!
"Eski ve yeni âlimlere göre doğru olan şey,
bid'at ehli ve nefsi isteklerine uyan kimseyi, açık
bir şekilde küfrünü ortaya koymadığı sürece tekfir
etmemektir. Çünkü en açık olan şey, mezhebin
gereği olan şeyin, mezhep sayılmadığıdır."78
O, aynı şekilde Şerh-i Fıkhi'l-Ekber kitabının
şerhinde şöyle yazmaktadır:
,0eB Z0eB d , !og =7Q ZF&06! Zhe! <,! !=o
iŸF! Ž7& A]3 y;57 Œ 9:! S6:! =7Q& a6:!
,. =3 k! @F! Œ h\c! <,a Ɍ! S6:º /0) ,!
.9:! L&e
@3! Πh\c!
"Tekfir konusunda şöyle söylenmektedir: Eğer
birisinin yapmış olduğu bir iş hususunda yüzde
doksan dokuz küfür ihtimali olsa ve sadece yüzde
bir küfür olmama ihtimali olsa, müftü veya
kadının o yüzde birlik ihtimali yani küfür olmama
77-el-Fetâva'l-Kubra, c.4, s.239.
78-Şerh-i Sünen-i Tirmizi, Mebar Kefuri, c.6, s.362, Şerhi'lMişkat'ten naklen, Molla Ali Kâri.
Tekfirci Vahabiler ■ 208
ihtimalini değerlendirmesi daha uydundur. Çünkü
hatadan dolayı bin tane kâfiri hayatta bırakmak,
hatadan dolayı bir Müslüman'ı öldürmekten daha
iyidir."79
4-İkrahın ve Zorlamanın Olmaması
Tekfirin şartlarından bir diğeri de bir şeyin
yapılmasında veya söylenmesinde insanın serbest
bırakılması ve ikrah ve mecbur edilmemesidir.
Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurmaktadır:
´P \ ; D& [ = +ag ; Kg 9 0 R
 = 7 R
 ! N
- 
£ L 4 5 & 0 3 !{"9
= 7 Q w
= m Q , Kº
L- 5}' b
- !*' L 4 "Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan
başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın
gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır."80
Peygamberimizden (s.a.a) şöyle nakledilir:
.;5&' !.=Q6T! ,5e! h\c! ŽC
! ' JŸ R! <,!
"Allah Teâlâ, hata, unutkanlık ve zorlama
nedeniyle işlenen fiillerin günahını ümmetimden
kaldırmıştır."81
79-Şerh-i Fıkhi'l-Ekber, s.162.
80-Nahl, 106
81-Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.659.
209 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
5-Sözün Gerekli Kıldığı Şeyler Üzerine
Hüküm Vermemek
İbn-i Teymiye şöyle demektedir:
...N.*! N: ;
&6e) , <ag N.*Î ˆ5 N.*! _‡X3...
"Mezhebin gerekli kıldığı şey, o mezhebin
mensubunun o şeye kendisini bağlamadığı sürece
mezhebin inançlarının bir kısmı sayılmamaktadır."82
O, aynı şekilde şöyle demektedir:
y;
6&) j !og ; N.*Î ˆ5 ,eº! N.*
<,! b!%3
...;5&' {* ;5g ;63Ÿ! [7 [=Q! 9 , !og ;C3
"Kişi, bir mezhebin emrettiğine bağlı olduğu
zaman o mezhebe mensup olmuş olur. Ama eğer
o mezhebi inkâr ederek nefyederse, onun o
mezhebe mensup olduğunu söylemek, o kimse
hakkında söylenen bir yalandır"83
Muhammed Halil Herâs, İbn-i Kayyim el-Cevzîye'nin Nuniye Tefsiri'nde şöyle demektedir:
_‡!&! LQ˜! Œ ,=7)a L4C! Z8]! _X =4}) ›*!
_‡X! ' /.*) 9 ,eº! <,3 ÉZ57c! _‡!&! U=.}! ZC5D!
!oq3 É4
D~ Ž! ZC5D! _‡!&! ' L4
X N£ / yN)=F!
.A b Z57c3 4
_9' t U*H!! _9' D~
82-Mecmau'l-Fetâvâ, c.5, s.306.
83-a.g.e., c.20, s.217 ve 218.
Tekfirci Vahabiler ■ 210
"İmamların sözlerinden anlaşılan şey; onların
bir şeyin aşikâr ve zahir olan gerekleri ile gizli ve
örtülü olan gerekleri arasında -insanların bir şeye
mensup edilmesinde- bir fark gözetmedikleridir.
Çünkü insan bazen bir şeyin yakın gereklerinden
gafil olmaktadır. İnsanın sözlerinin geneli, bir
şeyin aşikâr ve zahir olan gereklerindendir ve o da
sabittir. Eğer bir kimseyi yapmış olduğu veya
söylemiş olduğu bir şeyin aşikâr ve zahir olan
gereklerinden dolayı cezalandıramıyorsak, o şeyin
gizli ve örtülü olan gereklerinden dolayı hiç bir
şekilde cezalandıramayız."84
VAHABİLİK VE MÜSLÜMANLAR
Vahabiler, içinde kendilerinin fikirleri ile uyumlu
olmayan işlerin olduğu bir toplumu, cahil bir toplum
bilmekte; onu şirk ve küfür gibi olan sıfatlarla
tanımlamaktadırlar. Oysa cahiliyet çağındaki kişiler
ve aynı zamanda o yüzyıl ve zamandaki kuşak, öyle
özellikler ve durumlar sahibi idiler ki hiçbir zaman o
özellikler ve durumlar şimdiki Müslüman toplumlarda bulunmamaktadır. Bunun için cahil bir kavmi
kınama konusunda gelen ve nazil olan ayetleri,
İslami bir topluma ve Müslümanlara tatbik etmek
olanaksızdır.
Peygamberimizden (s.a.a) gelen birçok rivayete
göre, hakikatte ve içinde başka bir inanç sahibi olsa
da kelime-i şehâdeti dili ile söyleyen bir kimsenin
84-Şerh-i Nuniye-i İbn-i Kayyim, c.2, s.235.
211 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
Müslüman olduğuna hüküm vermek farzdır.
Peygamberimizin (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
<, yR! <ag ;g a , !94s) AC6: n! /B! ,! #=
!
!%' 9F3 . !oq3 y(;
;5&' R! A&)
R! ST" !{9r
...Ld!
L.@
"Bana, Allah'ın birliğine ve Muhammed'in elçiliğine şehâdet getirinceye kadar insanlar ile
savaşmam gerektiği; böyle söyledikleri zaman
kanlarının ve mallarının korunacağı emredilmiştir."85
Yine bir hadiste Peygamberimizin (s.a.a) şöyle
buyurduğu nakledilmiştir:
.R! <ag ;g a :S "! ‰=Š
"Kim tevhit kelimesini söylerse cehennem
ateşinden kurtulur."86
İslamî şeriat esasına göre, kelime-i şehâdeti itiraf
ettiği ve dinin zaruretlerinden bir zarureti inkâr
etmediği sürece, delilsiz ve senetsiz bir şekilde
İslami mezheplerden herhangi bir mezhebi küfür
içinde görmek doğru değildir.
Bu konu, Müslümanlarla çok fazla bağlantılı
olmasa bile, İslamî şeriata en küçük ilgi sahibi olan
kimsenin haberdar olduğu konulardandır. Lakin
85-Sahih-i Buhari, h. 25.
86-Sahih Buhari, h. 44.
Tekfirci Vahabiler ■ 212
Vahabiler Müslümanları tekfir ederek onların canına
kast ediyorlar. Bu, istikbar ve istismarın razı olduğu
ve bu yolla Müslümanlar üzerindeki istilasını sürdürdüğü bir iştir.
Fakihler ve kelamcıların geneli şu şekilde inanmaktadırlar:
Kıble ehli olan, ona doğru namaz kılan, kelime-i şehâdeti ikrar eden ve dinin zaruretlerinden
bir zarureti inkâr etmeyen bir kişiyi tekfir etmeye
hiç kimsenin hakkı yoktur.
1-Kadı Subkî şöyle söylemektedir:
"Müminleri tekfir etmek gerçekten zordur.
Kalbinde iman olan kimse, kelime-i şehâdeti ikrar
eden heva ve bid'at ehlini tekfir etmeyi çok zor
bilir. Zira tekfir çok zor ve tehlikeli bir konudur."87
2-Kadı Îcî şöyle söylemektedir:
"Kelamcılar ve fakihlerin genelinin şu konuda
ittifakları vardır: Kıble ehlinden bir kimseyi tekfir
etmek mümkün değildir."88
3-Taftazanî şöyle söylemektedir:
"Âlemin sonradan var oluşu ve ölülerin haşredileceği gibi, dinin zaruretlerinden bir zarureti
inkâr etmediği sürece kıble ehlinden hakka
muhalif olan kişi kâfir değildir.89
87-el-Yevâkit ve`l-Cevâhir, s.58.
88-el-Mevâkıf, s.392.
89-Şerhu'l-Makasid, c.5, s.227.
213 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
4-İbn-i Abidin şöyle söylemektedir:
"Mezhep sahiplerinin kelimelerinde başkalarını
tekfir etmesi karşılaşılan bir durumdur, ama böyle
tabirler müçtehit fakihlerin kelamından değildir.
Fakihlerden başkasına itibar edilmeyeceği de çok
açıktır."90
Tekfirci Vahabiler, insanı İslam dairesinden çıkaran ve küfür ile sıfatlanmasına neden olan sebepler
ve etkenlerin hakikatini anlama konusunda, yanlış ve
çıkmaz bir yola girmişlerdir. Bunun için insanları
anlamsız bir şekilde küfür ile suçlamaktadırlar.
Onlar, hükümlerinin sonucunda Müslümanlardan
azı dışında hiçbir kimsenin İslam dini üzere
kalmayacağı bir şekilde ifrat etmektedirler, (onlara
göre) bu çağda ve zamanda İslam dini üzere kalan
kişilerin en açık mısdakı ise sadece Vahabilerdir.
Onlar, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak amacıyla böyle bir nispeti Müslümanlara vermektedirler, ama bu farzı eda etmekte hikmete
dikkat etmenin ve güzel öğüte önem vermenin
zorunlu olduğunu bilmeleri gerekmektedir. Nitekim
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
L 4 Y Z e
$
! Z } ' ! Z Q $
O
|" / 5DT ¢! Ç
!
e
: ! > . E+
90-Reddu'l-Muhtar ale'd-Durru'l-Muhtar, c.4, s.237
Tekfirci Vahabiler ■ 214
"Hikmet ve güzel öğüt ile Rabbinin yoluna davet
et; onlara karşı en güzel yöntemle delil göster ve
münazara et."91
Bu yol ve yöntem, mücadelede karşı tarafın kabul
etmesine daha yakındır. Bunun için eğer kişi; namaz
kılan, dinin farzlarını yerine getiren ve ilahî haramlardan kaçınan bir Müslüman'ı, kendisine göre hak
olan konulara davet ederse, fakat karşı taraf onun
inancına muhalif ve onun dediklerini kabul etmezse,
onu küfür ve şirk ile suçlamaması gerekir. Zira
eskiden beri âlimlerin ve halkın görüşleri muhtelif
idi ve davet zamanında bazen birbirlerinin akidelerini kabul etmiyorlardı. Bunun için bir cemaate
göre hak olan bir inancı kabul etmediği an, bir
Müslüman'ı küfür ve dinsizlik ile suçlamak mümkün
değildir.
Haddâd lakabıyla meşhur Allame İmam Seyyid
Ahmed şöyle söylemektedir:
Î <ag Z&DF! /. 9: ‹7QB J
A&' Ǐº! 9F0! 9
/)h6! /6Wa i&Y =m X' </Y "F! J%! i7 ;53
=B!6
"Qg U"= )9! L&' "Qg UD! "Qg
.)9! U"=Ÿ ;5&' JÀ "Kıble ehlinden olan kimseyi tekfir etmek
mümkün değildir" konusu üzerinde kat'i icma
vardır. Ancak Allah Teâlâ'yı reddetmeye neden
91-Nahl, 125.
215 ■ XII. Asrın Tekfircisi Muhammed b. Abdulvahhab
olan bir inanç içinde olan veya açıklama ihtimali
olmayan apaçık bir şirk içinde bulunan veya
nübüvveti inkâr eden veya dinin zaruretlerinden
bir şeyi inkâr eden veya kendisinin zaruri olduğu
meselesi üzerinde icma olan bir konuyu inkâr
eden bir kişi bunun dışındadır."92
Bu konuların dışında Müslüman bir kimseye kâfir
hükmü vermek tehlikeli bir iştir.
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
.‘9: t @í 9F3 =3 ) ;5H] /Y=! S !og
"Herhangi bir kimse din kardeşine 'Ey kâfir!'
derse bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak
küfre döner."93
Yani eğer o kişi gerçekten kâfir ise söylediği
doğrudur, aksi takdirde o nispeti veren kişi kâfirliğe
daha layıktır.
HAKKA DAVETTE ŞEFKATLİ DAVRANMAYA
RİAYET ETMEK
Hakkı kabul etme ve halkın onu izleyip itaat
etmesi konusunda yumuşak davranmak, şefkatli
olmak, iyilik etmek, katı davranmaktan ve aşırıya
kaçmaktan uzak durmak önemli bir esastır.
Bunun için kim iyiliği emretmek ve kötülükten
sakındırmak istiyorsa bu yoldan gitmesi gerekir.
92-Mefahimun Yecibu an Tusahhih, s.72 (Onun nakline göre)
93-Sahih-i Buhari, c.7, s.579.
Tekfirci Vahabiler ■ 216
Nitekim Allah Resulü'nün (s.a.a) şöyle buyurduğu
nakledilmiştir:
.;m <ag @im Ç a y;!‡ <ag @im Œ , z3=! <,!
"Şüphesiz ki, yumuşaklık bir şeyde bulunursa,
onu güzelleştir ve bir şeyden de alınırsa, onu
çirkinleştirir."94
Yüce Allah, Resulü'ne (s.a.a) şöye hitapta bulunmuştur:
N
& F ! Ø
5&£ ï}3 L 4 R
 ! Z¡ : " D3 O
: !I7 a
"Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı
yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi."95
94-Sahih-i Müslim, c.8, s.22 (Mütercim: Şefkatli davranmak, işi güzelleştirir ve olmaması çirkinleştirir.)
95-Âl-i İmrân, 159.
KAYNAK
1-İbn-i Teymiyye Hayatuhu ve Akaiduhu, Saib
Abdulhamit, Kum, el-Kadir li'd- Dirasati'l-İslamiye.
2-El-Evraki'l-Bağdadiyye fi Havadisi'n-Necdîye,
Seyyid İbrahim Râvi Rufâî Hanefî Irakî, Bağdat, enNecâh baskısı.
3-Et-Tahzir mine'l-Mucazefeti bi't-Tekfir, Muhammed b. Alevî Malikî, Dar-u Kadı Iyaz li't-Turas.
4-Et-Tevessül bi'n-Nebi ve bi's-Salihin, Ebu
Hamid b. Merzûk, İstanbul, 1984 m.
5-Hulasatu'l-Kelam' fi Beyan-i Umarai'l-Beledi'lHaram, Şeyh Muhammed b. Süleyman Kürdî, Mısır.
6-Der'u Tearuzi'l-Akl ve'n Nakl, İbn-i Teymiye,
Daru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrut.
7-Ed Dureru'l-Kâmine, İbn-i Hacer Askalanî,
Daru'l-Kutubi'l-İlmiyye, Beyrut.
8-Siyer-u Âlami'n-Nubela, Şemsuddin Zehebî,
Daru'l-Fikr, Beyrut.
9-Seyfu'l Cebbari'l-Meslul alâ A'dai'l-Ebrar, Şah
Fazl Resul Kadirî, İstanbul.
Tekfirci Vahabiler ■ 218
10-El-Akaidi's-Sahiha fi Terdid-i Vahabiyeti'nNecdîye, Hâce Hafız Muhammed Hasan Hanefî,
Fakih baskısı, Hindistan, 1360 h.k.
11-Faysalu't-Tefrika beyne'l-İslam ve'z-Zındıka,
Ebu Hamid Gazali, Daru'l-Hikmet, Beyrut, 1407 h.k.
12-el-Muteterrufune Havaricu'l-Asr, Ömer Abdullah Kâmil, Beyrut, Bisan-u li'n-Neşri ve't-Tevzi' ve'l
A'lam.
13-El-Muceddidun fi'l-İslam, Abdulmutaâl Saîdî,
Mısır.
14-Mecmau'l-Fetâvâ, İbn-i Teymiye, Mektebet-u
İbn-i Teymiye.
15-Mecmau'l-Fetâvâ bin Baz, Şeyh Abdulaziz b.
Abdullah b. Baz, Riyaz, Daru'l-Vatan.
16-Muhtasar-u Sahih-i Müslim, Hafız Munzerî,
Vezaret-i Avkâf ve Şuuni'l-İslami, Kuveyt, 1389 h.k.
17-Mefahimun Yecibu an Tusahhih, Muhammed
b. Alevî Malikî, Dubai.
18-Menhec-i İbn-i Teymiye fi Meseleti't-Tekfir, 1.
baskı, Mektebet-u Azvai's-Selef, Riyad, 1418.
19-En-Nusûsu'l-İslamiye fi'r-Reddi alâ Mezhebi'lVahabiye, Muhammed Fakih b. Abdulcebbar Câvî,
Mısır, 1992 m.
Download

tekf rc vahab ler