BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ AÇISINDAN SUÇA
İTİLMİŞ ÇOCUĞUN HAKLARINA BİR BAKIŞ ve BİR ÖNERİ
Mustafa SALDIRIM
Samsat C. Savcısı
GĠRĠġ
Çocuk hakları alanında ilk adım 1924 tarihinde Milletler Cemiyeti döneminde
Cenevre’de beĢ ilkeden oluĢan bir bildirge ile atılmıĢtır. Bu bildirge daha sonra BirleĢmiĢ
Milletler Genel Kurulu tarafından benimsenerek 20 Kasım 1959 tarih ve 1386 (XIV) sayılı
kararı dönüĢtürüldü. Uluslararası Çocuk Yılı kabul edilen 1978’de Polonya, 1959 tarihli
Genel Kurul kararına dayanarak MirleĢmiĢ Milletler’e Çocuk Hakları Üzerine Bir SözleĢme
Taslağı sundu. BirleĢmiĢ Milletler Ġnsan Hakları Komisyonu içinde bir çalıĢma gurubu
1987’ye kadar süren çalıĢmalar sonunda sözleĢme hazırlıklarında ilerleme sağlandı. Taslak
BirleĢmiĢ Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’nin 30 uncu Yıldönümü olan 1989’da Genel
Kurul’a sunuldu ve 20 Kasım 1989’da kabul edildi.
Çocuk Hakları SözleĢmesi, Türkiye adına 14.09.1990 tarihinde imzalanmıĢ, 9 Aralık
1994 tarihinde 4058 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuĢ ve Bakanlar Kurulu
tarafından 23 Aralık 1994 tarihinde 94/6423 sayılı kararla onaylanarak 27 Ocak 1995 gün ve
22184 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiĢtir. Dünya çocuklarının
haklarının korunmasını ve geliĢtirilmesini amaçlayan bu SözleĢme ile çocuk hakları
konusunda evrensel standartlar getirilmeye çalıĢılmıĢtır.
Türkiye, SözleĢmeyi imzalamakla bir takım yükümlülükler altına da girmiĢ
bulunmaktadır. SözleĢmenin bazı hükümleri doğrudan doğruya uygulanabilir olduğu halde,
SözleĢmede yer alan bazı hükümlerin uygulanabilmesi için yeni yasal düzenlemeler yapmak
gerekecektir. Diğer taraftan mevzuatamızda yer alan sözleĢmeye aykırı bazı hükümlerin de
yürürlükten kaldırılması zorunludur. Biz bu çalıĢmamızda suça itilmiĢ çocuğun haklarına
BirleĢmiĢ Milletler Çocuk Hakları SözleĢmesi açıĢından bakacağız.
A. SOSYAL AÇIDAN SUÇ OLGUSU
Suç olgusu tarih boyunca tüm toplumlarda yaĢanan sosyal bir olgudur. Toplumsal
değiĢme ve geliĢmeye bağlı olarak, suçların algılanıĢ biçimi, suç türleri, suç iĢleyen bireye
karĢı gösterilecek yaklaĢımlar da değiĢmektedir. Önceleri suç iĢleyen bireyler, kötü, saldırgan
olarak görülmekte, bu nedenle toplum dıĢına itilmekte, çok katı cezalara maruz kalmakta iken
ve suç iĢleyen bireyin hakkından sözedilmezken, çağımızda suç iĢleyen bireye yönelik daha
modern ve insan onuruna yakıĢan yaklaĢımlar sergilenmeye baĢlanmıĢtır. Artık kasıtlı veya
taksirli olarak, hukuk kurallarına uymayıp suç iĢleyen bireyin de yaĢadığı toplumun bir
parçası olarak görülmesi, insan olmalarından dolayı bazı hakları olduğu bilinci toplumlarda
yerleĢmeye baĢlamıĢtır. Bu anlayıĢ değiĢikliği, toplumların suç nedenleri konusundaki
düĢüncelerinin değiĢmesi ile bağlantılıdır. Önceleri suçu iĢleyen birey suç ile ilgili olarak tek
baĢına ele alınmakta ve tüm sorumluluğun ona ait olduğu düĢünülmekteyken, bugün bireyi
suça yönelten nedenler pekçok faktörle açıklanmaya çalıĢılmaktadır. Toplumlar da artık
içlerinde bulunan suç iĢlemiĢ bireylerden sorumluluk duymaktadırlar.
Konuyla ilgili çalıĢma yapan diğer yazarlardan farklı olarak “suçlu çocuklar ”(1)
veya “çocuk suçlular”(2) ifadesi yerine “suça itilmiĢ çocuklar” ifadesini kullanmayı daha
uygun buluyoruz. Hukuksal bir olay olduğu kadar aynı zamanda toplumsal bir olay da olan
suç, çoğu zaman çeĢitli etkenlerin meydana getirdiği uygunsuz sosyal ortamların ürünüdür.
“Suçu cemiyet hazırlar, fert iĢler” Ģeklindeki Alfieri’nin sözü çocuk yaĢta olmayan suçlular
bakımından biraz iddialı olarak kabul edilse bile suça itilmiĢ çocuklar için çok yerinde bir
saptamadır.(3), Bakım ve korunmaya muhtaç, fiziksel ve zihinsel geliĢimlerinin
tamamlayamamıĢ, toplumun onları eğitmekle yükümlü olduğu çocukların suç iĢlediklerinden
değil ancak toplumun onları suça ittiğinden sözedilebilir.
B- ÇOCUK MAHKEMELERĠNĠN KURULUġU, GÖREV VE YARGILAMA
USULLERĠ HAKKINDA KANUNA GÖRE SUÇA ĠTĠLMĠġ ÇOCUĞUN HAKLARI
1 Haziran 1982 tarihinde yürürlüğe giren 7 Kasım 1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk
Mahkemelerinin KuruluĢu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile suça itilmiĢ
çocukların muhakemesi için ayrı bir yargılama usulü kabul edilmiĢ ve çocuk suçluluğu ile
ilgili çok önemli bir adım atılmıĢtır. Bu Kanunun 1 inci maddesinde her ilde ve merkez
nüfusu 100.000’in üzerinde olan ilçelerde çocuk mahkemelerinin kurulması, bu
mahkemelerde görev yapacak hâkimlerin, suça itilmiĢ çocukların yargılanmasını gerekli
Ģekilde yapabilmeleri ve onların suç iĢlemelerinin altında yatan nedenleri daha iyi saptayıp
değerlendirebilmeleri için iĢin mahiyetinin gerektirdiği bazı niteliklere sahip olması, Kanunun
30 uncu maddesinde mahkeme nezdinde çocukların yargılanması sırasında yardımcı olmak
üzere yeteri kadar sosyal hizmet uzmanı, psiolog, pedagog veya psikiyatrın görevlendirilmesi
ve bu Ģekilde çocuk mahkemelerinin alıĢılmıĢın ötesinde çocuk yargılanmasının gerektirdiği
bir kadroya sahip olması öngörülmüĢtür.
Kanunun 44 üncü maddesinde hakkında tedbir kararı uygulanmasına karar verilen
küçükler hakkında, bu tedbirin uygulanmasına özgü resmi kurumların oluĢturulması, bu
çocukların infazdan sonraki durumlarının nasıl bir düzene konulacağı, eğitimi güç olan
çocukların nasıl eğitileceği, küçüklerin iĢe yerleĢtirilmesi ile ilgili hususlar düzenlenmiĢtir.
Suça itilmiĢ çocuklar hakkındaki soruĢturma Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılır.
(m.19/1) Fiili iĢlediği zaman onbir yaĢını bitirmemiĢ olanlar ile onbeĢ yaĢını bitirmemiĢ sağır
ve dilsizlere ceza verilmesi Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Mahkemelerinin KuruluĢ, Görev ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile yasaklandığından bu kiĢiler suç nedeniyle
yakalanamaz. Ancak fiil Kanunen bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı
gerektiren bir cürüm ise kimlik ve suç tespiti amacıyla yakalama yapılabilir. Kimlik
tespitinden hemen sonra küçük serbest bırakılır. Suç tespitinde küçük hiçbir suretle
kullanılmaz (Yakalama, Gözaltına Alma ve Ġfade Alma Yönetmeliği).(4) Küçüklerle ilgili
iĢlemler mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilir. Küçüklere
kelepçe takılmaz. (Yönt.M. 18/c- 10)
Dava açılması üzerine kollektif bir faaliyet olan muhakeme baĢlar. Suça itilmiĢ
çocukların durumu gözönüne alındığında bu muhakemenin büyüklerinkinden farklı olması bir
zorunluluktur.
2253 sayılı Yasaya göre çocukların muhakemesinde Ģikayetin geri alınmasının kamu
davasını düĢürmemesi, Ģahsî dava açılamaması, aĢağı haddi üç yılı aĢmayan hürriyeti
bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan dolayı tutuklama kararı verilememesi, yargılamanın
gizli yapılması ve hükmün dahi gizli tefhim edilmesi (m.12,19,23,24,25) gibi farklılıklar
dıĢında genel kuralların uygulanması esastır. (m.18)
Çocuk mahkemelerinde yargılanacak olan çocuklan onbeĢ yaĢını doldurmamıĢ
olanlardır. Bunlar da iki ayrı guruba ayrılmıĢtır.
1- 11-15 yaĢ grubu arasında olanlar : Bu gruba giren çocuklardan iĢlediği suçun
anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olanlar, yasada o eylem için öngörülen cezanın
1/3’ü ile cezalandırılır. Eğer çocuk iĢlediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayamıyorsa
hakkında 10 uncu maddedeki tedbirler uygulanabilir.
2- 11 yaĢından küçük gruba girenler : 11 yaĢından küçük olanlara ise sadece tedbir
uygulanır. Bunlara ceza verilmez. (M.10)
Çocuk mahkemeleri sadece suça itilmiĢ çocukların davalarına bakmaz. Beden, ruh,
ahlak geliĢimleri veya Ģahsî güvenlikleri tehlikede olan, anne ve babasına karĢı ağır
itaatsizliklerde bulunan küçükler hakkında da veli, vasi veya bakmakla yükümlü olduğu kiĢi
veya savcının isteğiyle 10 uncu maddede yazılı veya diğer Kanunlarda gösterilen tedbirler
alınabilir.
C. ÇOCUK HAKLARINA DAĠR BĠRLEġMĠġ MĠLLETLER SÖZLEġMESĠ ĠLE
2253 SAYILI YASANIN KARġILAġTIRILMASI
1- Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 1 inci maddesine göre “Bu sözleĢme uyarınca
çocuğa uygulanabilecek olan Kanuna göre daha erken yaĢta reĢit olma durumu hariç, onsekiz
yaĢına kadar herkes çocuk sayılıdır.” 2253 sayılı Yasaya göre ise 15 yaĢını bitirmeyen
küçükler tarafından iĢlenen ve genel mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili davalara
çocuk mahkemelerinde bakılır. (m.6) Bu husus Çocuk Haklarına Dair SözleĢmeye uygun
değildir. Diğer taraftan 1997 tarihli Ceza Kanunu Öntasarısında da yaĢ hadleriyle ilgili ilginç
düzenlemeler ve tanımlamalar da getirilmiĢtir. Tasarının 101 inci maddesinin son fıkrasına
göre “Bu kısımdaki hükümlerin uygulanmasında küçük deyiminden, suçun iĢlediği sırada
onaltı yaĢını bitirmiĢ olup onsekiz yaĢını doldurmamıĢ bulunanlar; çocuk deyiminden ise,
oniki yaĢını doldurmuĢ onaltı yaĢını bitirmemiĢ olanlar anlaĢılır.” Maddeden anlaĢıldığı üzere
tasarıyla çocuk sayılma yaĢı onbeĢten onaltıya, sorumluluk yaĢı da onbirden onikiye
çıkarılmaktadır. DeğiĢiklik gerekçesinde bu değiĢikliğin temelinde bulunması gereken
istatistiki ve bilimsel sebeplerin açıklanması yerine yaĢ sınırını değiĢtirmeninin önemli bir
değiĢiklik olduğundan sözedilmekle yetinilmiĢtir. Halbuki ceza ehliyeti açısından sözleĢmede
asgarî bir yaĢ belirtilmemiĢtir. SözleĢmenin 40/3-a maddesi uyarınca sözleĢmeye taraf
devletlere sadece Ceza Yasasının ihlâli konusunda asgari bir yaĢ sınırı belirleme yükümlülüğü
yüklenmiĢtir. Bu açılardan bakıldığında tasarının yaĢ hadlerini hangi standartlara göre tespit
ettiği anlaĢılmaktadır. Ayrıca cezaî hükümlerin uygulanması açısından çocuk sayılma yaĢının
18’e çıkarılmamıĢ olmasını da insan hakları açısından bir eksiklik olarak görüyoruz.
2- SözleĢmenin 12 nci maddesinin 2 nci bendine göre “...çocuğu etkileyen herhangi
bir adlî veya idarî kovuĢturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun
bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule iliĢkin kurallarına uygun olarak
çocuğa özellikle sağlanacaktır. Bizim hukumumuzda 2253 sayılı Yasada yer alan ayrıksı
hükümler dıĢında CMUK’a göre yargılama yapıldığından bu yasaya bakmak gerekir.
CMUK’un 138 inci maddesine göre 18 yaĢını bitirmeyen sanıklara talepleri olmasa dahi
müdafii tayini gerektiğinden bu hususta sözleĢmeye aykırılık bulunmadığı gibi sözleĢmede
öngörülenin de ötesinde çocuklara hukuksal yardım sağlanmaktadır. Ayrıca Yakalama,
Gözaltına Alma ve Ġfade Alma Yönetmeliği’nin 18 inci maddesinde suça itilmiĢ çocuklar
lehine bir takım hükümler de getirilmiĢtir.
3- Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 37 nci maddesinin (a) bendine göre “Hiçbir
çocuk, iĢkence veya diğer zalimce, insanlık dıĢı veya aĢağılayıcı muamele ve cezaya tâbi
tutulamayacaktır. Onsekiz yaĢından küçük olanlara, iĢledikleri suçlar nedeniyle idam cezası
verilemeyeceği gibi, salıverme koĢulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da
verilmeyecektir.” Anayasamızın 17 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Kimseye iĢkence
ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaĢmayan bir cezaya veya muameleye tâbi
tutulamaz.” Bugün yasalarımızda insanlık dıĢı cezalar bulunmadığı gibi yine insan haklarına
aykırı muamelede bulunulmasına yasal olanak yoktur. Bu tür eylemler Kanunlarımızda ağır
bir Ģekilde cezaî yaptırıma bağlanmıĢtır. (Bkz. TCK. m. 243)
Hukukumuzda idam cezası halen varlığını korusa da uygulamada TBMM tarafından
bu cezaların infazına karar verilmediği için fiilen bu cezaların ortadan kalktığını
söyleyebiliriz. Özellikle onsekiz yaĢından küçük olanlar için idam cezası verilmesi yasal
açıdan da mümkün değildir. Onsekiz ile onbeĢ yaĢ arasında olanlara idam cezası yerine 20
yıldan az olmamak koĢuluyla ağır hapis (TCK, m. 55/1), onbir ile onbeĢ yaĢ arasında olanlara
15 sene ağır hapis cezası verilmesi gerekir. (2253 sayılı Kanun, m. 12/1)
Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 37 nci maddesinin (b) bendine göre “Hiçbir
çocuk yasadıĢı veya keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun
tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son baĢvurulacak bir
önlem olarak düĢünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.” Bu kural “hiç
kimse kesinleĢmiĢ bir mahkeme kararı olmaksızın suçlu olarak kabul edilemez” Ģeklindeki
temel insan hakları ve usul hukuku prensibinin doğal sonucudur. CMUK’un 104 üncü
maddesinde 3842 sayılı Yasa ile yapılan değiĢiklikten sonra sanıkların tutuklanma Ģartları
ağırlaĢtırılmıĢtır. Ayrıca 2253 sayılı Yasada 15 yaĢından küçük olan çocukların 3 yılı aĢmayan
hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiillerinden dolayı tutuklanamayacakları açıkca
belirtilmiĢtir. (m.19/2)
Diğer taraftan Yakalama, Gözaltına Alma ve Ġfade Alma Yönetmeliğine göre, “ Fiili
iĢlediği zaman onbir yaĢını bitirmemiĢ olanlar ile onbeĢ yaĢını bitirmemiĢ sağır ve dilsizlere
ceza verilmesi TCK ve Çocuk Mahkemelerinin KuruluĢ, Görev ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun ile yasaklandığından bu kiĢiler suç nedeniyle yakalanamaz. Ancak fiil
Kanunen bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı gerektiren bir cürüm ise
kimlik ve suç tespiti amacıyla yakalama yapılabilir. Kimlik tespitinden hemen sonra küçük
serbest bırakılır. (m.18/a)” Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesine göre de “Gözaltına alınıp da
serbest bırakılan kiĢi, yakalamaya konu olan fiil sebebiyle yeni ve yeterli delil elde
edilmedikçe ve Cumhuriyet Savcısının emri olmadıkça aynı fiilden dolayı bir daha
yakalanamaz ve gözaltına alınamaz.”
Çocuk SözleĢmesinin 37 nci maddesinin (c) ve (d) bentlerinde de çocukların hangi
koĢullar altında tutukluluk hallerini ve cezalarını geçirecekleri düzenlenmiĢtir. Bu nedenle
ülkemizde çocuklar için çocuk ıslahevleri adı altında ceza infaz kurumları kurulmuĢtur.
4) Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 40 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendine
göre “... iĢlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamıĢ bir eylem veya
ihmal nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasanı ihlâl ettiği iddiası veya ithamı öne
sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilemeyecektir.” Bu kural
“kanunsuz suç ve ceza olamaz” Ģeklindeki temel hukuk ilkesinin bir ifadesi olup hem
Anayasamızda hem de Ceza Kanunumuzda Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren kabul
edilmiĢ bir ilkedir. Anayasamızın 38 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre, “Kimse, iĢlendiği
zaman yürürlükte bulunan Kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suç iĢlediği zaman kanunda o suç için konulmuĢ olan cezadan daha ağır bir ceza
verilemez.” Türk Ceza Kanununun l inci maddesine göre de “Kanunun sarih olarak suç
saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan baĢka bir ceza ile
kimse cezalandırılamaz.” Görüldüğü gibi “ Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi hem
Anayasamızda hem de Ceza Kanunumuzda tam anlamıyla yer almaktadır.
Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 40 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasının (b) bendinde
masumluk karinesi, savunma hakkı, çocuğun yakınlarına tutuklandığının veya gözaltına
alındığının haber verilmesi, bağımsız mahkemeler tarafından yargılanması, bu yargılama
sonucunda verilen karara karĢı Kanun yollarına üst mercilerde baĢvurda bulunulabilmesi,
ifadesi alınırken iradesini bozan etkilerden korunması, yargılandığı dili anlamaması halinde
ücretsiz tercümandan yararlanması, kavuĢturmanın her aĢamasında özel hayatın gizliliğine
saygı gösterilmesi, düzenlenmiĢtir. Suça itilmiĢ çocuğa sözleĢmede yer alan bu hakları tanıyan
hükümler baĢta Anayasamız olmak üzere Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda ve
Yakalama, Gözaltına Alma ve Ġfade Alma Yönetmeliğinde yer almaktadır. Ancak daha önce
de değindiğimiz gibi çocuk sayılma yaĢının sözleĢme uyarınca onsekiz olması gerekirken
onbeĢ olması önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.
5) Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 40 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrasının (a)
bendine göre “Ceza Yasasının ihlâli konusunda asgarî bir yaĢ sınırı belirlenerek, bu yaĢ
sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü” öngörülmektedir. 2253 sayılı
Yasaya göre onbir yaĢından küçük olanların ceza ehliyetlerinin olmadığı kabul edilmektedir.
(m.11/1).
Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin (b) bendine göre de bu çocuklar hakkında önlem
alınabileceği belirtilmiĢtir. Aynı düzenleme 2253 sayılı yasada da vardır. (m.10)
Çocuk Haklarına Dair SözleĢmenin 40 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrasına göre
“Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danıĢmanlık, Ģartlı salıverilme, bakım için
yerleĢtirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi
çeĢitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocukların durumları ve suçları ile orantılı ve kendi
esenliklerine olacak Ģekilde muamele edilmesi sağlanacaktır.” Bu madde ile parelel bir hüküm
2253 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde düzenlenmiĢtir.
D. ÇOCUK HAKLARINA DAĠR SÖLEġME ĠLE ÇOCUK YASASININ GENEL
BĠR DEĞERLENDĠRĠLMESĠ
Suç ve suçlu sadece usul yasalarıyla yargılanıp matematiksel cezalarla önlenecek bir
olgu ve özne değildir. Hukuksal bir olay olduğu kadar aynı zamanda toplumsal bir olay da
olan suç, çoğu zaman çeĢitli etkenlerin meydana getirdiği uygunsuz sosyal ortamların
ürünüdür. Çünkü “ağaç yaĢ iken eğilir.” Ģeklindeki bir atasözümüzde de ifade edildiği gibi
insanların çocuk yaĢlarda eğitilmeleri, toplumsal değerlere bağlı uyumlu bir birey olarak
yetiĢtirilmeleri daha kolaydır. Bu konuda da sözleĢme önemli hükümler getirmektedir. Yasal
olarak çocuğun suç iĢlemesinden sonra uygulanacak tedbirler açısından sözleĢme ile
uyumsuzluğun bulunmadığı yukarıda belirtmiĢti. Ancak itiraf etmek gerekir ki çocuklara suç
iĢlemelerinden sonra uygulanacak tedbirler konusunda yasanın öngördüğü altyapı hâlâ
oluĢturulmamamıĢtır. Bu nedenle de daha önce suç iĢleyen çocukların tekrar tekrar suç
iĢleyerek önümüze geldiğini, yaĢları büyüdüğü zaman da özgülüğü bağlayıcı cezalara
çaptırıldıklarını gözlemlemekteyiz.
ġu ana kadarki açıklamalarımızdan uygulamadaki eksikleri bir yana bırakırsak çocuk
sözleĢmesi ile mevzuatımız arasında temelde bir uyumluluk olduğunu dolayısıyla
yasalarımızın birkaç istisna dıĢında sözleĢmedeki standartları aĢağı yukarı yakalamıĢ
olduğunu söyleye biliriz. Ancak unutmamak gerekir ki Türkiye, BirleĢmiĢ Milletlere üye olan
devletler arasında insan hakları açısından vasat bir üçüncü dünya ülkesi değildir. Kendisine
batılı geliĢmiĢ toplumların insan hakları standartlarını hedef almıĢ ve bu standartları devlet
politikası olarak uygulayacağını taahhüt etmiĢ bir ülkedir. Bu nedenle kendimizi dünya
devletleriyle kıyasladığımızda olumlu bir tablo görebiliriz ama bunu yeterli kabul etmemek ve
ülkemizdeki çocukların, haklarının en üstün standartlarına layık olduğunu düĢünerek bu
konuda çalıĢmak gerekmektedir. Avrupa’da ilk çocuk mahkemelerinin bu yüzyılın baĢında
kurulmaya baĢlandığını düĢünecek olursak alınması gereken mesafenin ne kadar uzun olduğu
konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.
E. SUÇA ĠTĠLMĠġ ÇOCUKLAR ĠÇĠN BĠR PROJE
Diğer insan hakları sorunları gibi çocuk haklarıyla ilgili sorunların da yalnızca yasa
yapmakla çözülemeyeceği gerçeğini iyi anlamak gerekmektedir. Nitekim 2253 sayılı
Kanunun yürürlüğü girdiği 1982 yılından bu yana Kanunla emredilen yerlerde çocuk
mahkemeleri birkaç istisna dıĢında kurulmadığı gibi Kanunda öngörülen tedbirlerin
uygulanacağı kurumlar da ihdas edilememiĢ, öngörülen altyapı oluĢturulamadağı gibi bu
konuda çaba da gösterilmemiĢtir. Ancak bu olanaksızlıklara rağmen uygulamacı bir çözüm
yolu bulabilir. Bu bağlamda Çanakkale Sosyal Hizmetler Ġl Müdürlüğü tarafından
uygulanmaya baĢlanan “Suçlu Çocukların Yeniden Sosyalizasyonu Projesi” Türkiye’de ilk
olma özelliği itibariyle baĢarılı bir atılımdır. Bu projeyi yürüten toplum merkezinde suça
itilmiĢ çocuklara ve ailelerine yardım edilmekte, onların topluma kazandırılması için
uzmanlar çalıĢmaktadır. Ayrıca bu proje kapsamında ceza mahkemelerinin talepte
bulunmaları halinde 2253 sayılı Yasanın 20 nci maddesine göre inceleme yapılabilmektedir.
Toplum merkezinin hizmet bölgesinde ikamet eden 11-18 yaĢ döneminde suç iĢlemiĢ çocuklar
ve onların aileleri bu projenin hedef kitlesini oluĢturmaktadır. Bir çocuğun suç iĢlediği adliye
tarafından toplum merkezine bildirilmekte ve en kısa süre içinde toplum merkezinde çalıĢan
uzmanlar tarafından suça itilmiĢ çocuk ve ailesi ile görüĢülerek çocuğun rehabilitasyonu için
gerekli çalıĢmalara baĢlanılmaktadır ve gerektiğinde çocuğun ailesine maddî ve manevî
destekte de bulunulmaktadır. Suça itilmiĢ çocuğun yeniden sosyalizasyonu sırasında adliye ile
de iĢbirliği yapılmaktadır.
Türkiye’de suça itilmiĢ çocuklarla ilgili normal adlî iĢler dıĢında yapılan bir çalıĢma
yoktur. Suç iĢleyen çocuklar 2253 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde öngörülen kurumların
halen oluĢturulmaması nedeniyle iĢledikleri suçun anlam ve sonuçlarını kavrayamayacak
durumdaysalar mahkeme tarafından velilerine teslim edilmekte diğer bir anlatımla suç
ortamına geri gönderilmektedirler. Çocukların iĢledikleri suçun anlam ve sonuçlarını
kavrayabilecek durumda olmaları halinde ise onlara sadece hapis veya para cezası
verilebilmektedir. Mahkemelerin bu konuda baĢka türlü tedbir uygulama olanakları da yoktur.
Kısaca özetlenen bu sistem içerisinde çocuk, iĢlediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayacak
kadar büyüyünceye kadar birkaç kez üstelik mahkeme kararıyla veliye teslim edilerek suç
ortamına itilmekte, suç ortamına itilen çocuktan ise suç iĢlememesi beklenmektedir. Çocuğu
ailesinin mi? arkadaĢlarının mı? ya da yanında kaldığı herhangi bir kimsenin suça itmiĢ
olduğu, çocuğun suç iĢlemesinin ardında yatan sebepler hiç araĢtırılmamaktadır. Diğer
taraftan suç iĢleyen çocuğun suç ortamından kurtulması için ona el uzatılmamakta, kötü
sosyal koĢulların vahĢi ortamına terkedilmektedir.
Suça itilmiĢ çocukların topluma kazandırılması için Türkiye’nin bir politikasının
olmaması büyük bir eksikliktir. Bu eksikliğin giderilmesi için her ilde Sosyal Hizmetler Ġl
Müdürlüğüne bağlı “Suça ĠtilmiĢ Çocukların Topluma Kazandırılması Merkezi” kurulmalıdır.
Bu merkezde yeterli sayıda sosyal hizmet uzmanı, pedegog ve psikolog çalıĢtırılmalıdır. Bu
merkezin çalıĢma ilkeleri Ģu Ģekilde olmalıdır.
1- Suça itilmiĢ çocukların yeniden sosyalizasyonu için yapılan tüm çalıĢmalarda
çocuk haklarına saygı gösterilmelidir.
2- Kendileri ile ilgili yapılacak tüm çalıĢmalarda suça itilmiĢ çocukların ve ailelerin
istekleri dikkate alınmalıdır.
3- Çocuğun suç iĢlemesinden dolayı toplumdan dıĢlanmaması için gerekli önlemler
alınmalıdır.
4- Toplumda suça itilmiĢ çocuklara karĢı sorumluluk duygusu geliĢtirilmelidir.
5- Diğer gönüllü ve resmî kuruluĢlarla koordinasyon sağlanarak çalıĢma
yütürülmelidir.
6- Adalet Bakanlığı, sosyal hizmetlerden sorumlu Bakanlıkla iĢbirliği yaparak
olabildiğince Cumhuriyet BaĢsavcılıklarının da Suça ĠtilmiĢ Çocukların Topluma
Kazandırılması Merkezi’ne yardımcı olmasını sağlamalıdır.
7- ÇalıĢmalarda özel hayatın gizliliğine saygı gösterilmelidir.
SONUÇ
Toplum olarak çocukların suç iĢlememeleri için gerekli sosyal, ekenomik, eğitsel
politikaların ciddi Ģekilde saptanarak, kararlılık içerisinde uygulanmasına çalıĢılması
gerekmektedir. Bu konuda sadece kamu kuruluĢlarına değil, bugünkü çoğulcu demokrasinin
tanımına uygun olarak toplumun her kesimine önemli görevler düĢmektedir. “Zaman ve
koĢulların elverdiği en etkili tedbirlerle bir suçun önlenmesine çaba gösterilmemiĢse o suçun
cezalandırılması haklı görülemez” Ģeklindeki Beccari’nin sözüne katılmamak mümkün
değildir. Özellikle suçlunun bir tanımının da “baĢkasını hesaba katmayan kiĢi olduğu” dikkate
alındığında çocukları hesaba katmayan bir toplumun da çocuklara karĢı suç iĢlediğini
söylemekte herhangi bir yanlıĢlık göremiyorum.
Download

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi