Işıl Özgentürk
Şiddet ve Yoksulluk İlişkisi
Bir ülkede şiddet neden kol gezer? Diyelim ki, ülkemiz gerçek
potansiyelini kullanan, tarımda kendi üretimini yapan, sanayisi
gelişmiş bir ülke olsun. Bunun anlamı şudur, insanların cebine
giren para artmıştır. Herkesin iş güvencesi vardır. Gelecek
kaygısı nispeten hafiflemiştir. Aileler, çocuk çocuk pikniğe
giderler, mangalda mis gibi et kokusu çevreye yayılır. Babalar
çocuklarıyla top oynarlar anneler, teyzeler tatlı bir dedikoduya
dalarlar, evin büyük kızı doktor çıkmış, evlenmek üzeredir.
Aileler kredi almadan, onlara bir ev döşeyecekleri için
mutludurlar. Kızın da kocasının da işleri garantidir.
Hayal ediyoruz ya, ülke kendi tarımını kendi kontrol ettiğinden,
şimdilerde uluslararası şirketler istediği için ekilmeyen tütün ve
haşhaş bitkisi Ege’nin çok verimli ovalarında rüzgara karşı
salınmaktadır. Özellikle de Türk haşhaşı
çok değerli
olduğundan,
Ege
köylüleri
giderek
zenginleşmişlerdir.
Memleketlerini çok severler, kimsenin aklına büyük kentlere
göç etmek gelmez. Yazı bağ evlerinde tütün kırarak ve hasatta
en güzel giysilerini giyip, zeybek oynayarak
yeni bir yılı
karşılarlar. Çocukları toprağın ve onun verdiklerinin değerini
küçük yaşlarda kavradıkları için, kendilerini adeta toprağa
atarlar ve
en büyük rekabet daha fazla haşhaş bitkisi
yetiştirmek içindir.
Şimdi ülkenin bir başka ucuna gidelim. Suruç’a, en uçta, kıyasıya
çatışmaların devam ettiği Kobene’ye on adım mesafede.
Şimdilerde burada kimsenin tarımla uğraştığı yok oysa Suruç’un
simgesi nar! Çünkü bir zamanlar buraları narın anavatanıymış.
Suruç ovası da yüzyıllar boyunca en iyi sulu tarımın yapıldığı bir
ovaymış. Şimdi bu ova kupkuru ve Suruç’ta tarımla uğraşan
yok. Gençler kendilerini büyük kentlere atmışlar, en azından
büyük kentlerle kol kuvvetiyle yapılan işlerde çalışmak mümkün.
Ne olmuş da yüzyıllar boyu tüm zamanların en iyi tarımın
yapıldığı Suruç ovası kurumuş ? Atatürk Barajı yapıldığında yer
altı sularının yolları değişmiş. Kuruma başlamış, daha sonra da
ovaya su verilmemiş. Susuz kalan toprak ne olur ?
araştırıldığında ailenin gırtlağına kadar borca battığı
görülmektedir. Kapitalist sistemin yeni kurtuluş yolu, herkesi
ister işçi, ister beyaz yakalı, ister işsiz, ister emekli olsun herkesi
ama herkesi borçlandırma üstünedir. Ve öyle bir an gelir ki, kişi
çaresiz kalır ve ölüm bir çare olarak görülebilir.
Öte yandan, yoksulluk en çok toplumun en küçük hücresi aileyi
etkiler. Evine ekmek götüremeyen baba, temelde karısı ve
çocukları karşısında her daim eziktir. Ve bu eziklik çok zaman
kadına ve çocuklara şiddeti getirir. Ezikliği en çok unutturan şey,
alkol ve uyuşturuculardır. Ülkemiz özellikle büyük kentlerin
varoşlarında uyuşturucu ve alkolün kol gezdiği bir ülke olma
yolundadır. Bazı bölgelerde tüm aile uyuşturucu işinde
çalışmaktadır. Polis buralara giremez ve buna karşı çıkan
insanlar da şiddetin bir öznesi haline gelirler. Bunun örnekleri
ülkemizde görülmeye başlanmıştır.
Cebine yeterince para girmeyen, çocuklarını nasıl okutacağını
düşünen, bazen ev kirasını veremeyen bir insan temelde
düzene öfkelidir. Ancak bu öfke ne yazık ki, ülkemizde yanlış
yerlere yönelmektedir. Boşanan kadınlar öldürülür, baklava
çalan çocuklar, taş atan çocuklar tutuklanır ve tutukevlerinde
ses geçirmeyen, kamera olmayan “Mavi Odalarda “ dövülür,
tecavüz edilir.
Bu düzeni sürdürmek isteyen iktidarlar ise, böyle verimli bir
ortamda insanları sürekli ötekileştirerek, kendi seçmen kitlesini
ötekine karşı tahrik ederler, öfkenin yön değiştirmesini
sağlarlar.
Kısaca şiddet, yoksulluğun ortaya çıkardığı bir olgudur.
Yokedilmesi kesinlikle ülkenin ekonomik olarak gelişmesiyle
ilgilidir. Ve biz seçime giren partilerin ekonomik olarak ne
önerdiğine bakmalıyız. Ne öneriyorlar ?
Oysa o güzelim, toprağı çok verimli ova kurumamış olsaydı,
bugün Suruç ve çevresi tarım zengini bir bölge olacaktı. Bu
zenginlik bütün bölgeye yayılacaktı. Kimse durup dururken
kentini bırakıp büyük kentlere göçmez. Bölge ayrıca kadim bir
medeniyet bölgesidir. Gerçek anlamda bir turizm projesi bu
bölgeyi, tümüyle bir başka gelir düzeyine atlatabilir !
Ve turizmin girdiği bölgelerde dincilerin olumsuz etkisi
kendiliğinden hafifler, dağa çıkmak da daha farklı bir tercih olur.
Gelelim şiddete, şiddet temelde başarılamamış bir varoluşun
dışavurumudur. Örneğin çocuklarıyla birlikte eşini vuran ve
intihar eden, insanların hikayelerine göz attığımızda temelde
ekonomik bir neden görmekteyiz. Eylemi gerçekleştiren kişiler
http://www.mgkmedya.com
Pazar, Mart 1, 2015 - Sayfa 1 / 1
Download

Şiddet ve Yoksulluk İlişkisi