Araştırma Yöntemleri
2- Bilimsel bilgiye dair
bazı yaklaşımlar
Başlamadan önce…
• Bilgilerimizin kaynakları
• Milgram Deneyi
• Gelecek hafta için… bkz.
– Nicel ve nitel araştırma nedir?
Özet geçmiş
• Modern bilimin kökenleri 1500-1750 arasında gelişmiştir
(bilimsel devrim)
• İlk önemli adım: Kopernik devrimi
– 1542’de Kopernik yayınladığı bir kitapta dünya merkezli evren
görüşüne (Batlamyus modeli) saldırdı. Kopernik, dünyanın değil
güneşin sabit olduğunu ve dünya dahil diğer gezegenlerin onun
etrafında döndüklerini öne sürdü.
• Kepler (gezegenlerin yörüngelerinin şekli) ve Galile
(teleskopun öncülerinden), çalışmalarıyla Kopernik’in açtığı
yolu genişlettiler.
• Descartes, Isaac Newton, Darwin
Aydınlanma nedir?
• Kendi hatasından dolayı olgunlaşmamışlık hali
• Aklını kullanma cesaretini gösterememe
– Korkaklık ve tembellikten dolayı
– Olgunlaşmamışlık hali çok rahattır
• Bu durumda vasiler, onları o şekilde kalmaları için elinden
gelini yaparlar
– Olgunlaşmanın sıkıntılı ve tehlikeli olduğunu göstermeye
çalışırlar
– Bkz. KÖY
• İkinci bir doğa olarak olgunlaşmama
• Aydınlanma için gereken tek şey özgürlük: aklı kullanma
özgürlüğü
• Aydınlanmış çağ değil aydınlanma çağı (Kant zamanı)
Pozitivist (olgucu) bilim yaklaşımı
• Kökleri 15. yüzyıla kadar geri gider. Amacı metafiziği insan
bilgisinden dışlamak ve deneysel bilginin gücünü arttırmaktı.
• Aydınlanma hareketi (Akıl Çağı, The Age of Reason) ile
güçlenmiştir. Bu hareket akıl ve mantık yoluyla gerçeğin
bulunabileceği ve bu gerçeğin insanı özgür kılacağı inancına
dayanıyordu.
• Bu yaklaşım Newton mekaniğine dayanmaktaydı: Evren bir
saat gibi çalışmakta ve bundan dolayı da bu mekaniğin nereye
varacağı yani evrenin geleceği önceden kestirilebilirdi.
• Pozitivizme göre bizim dışımızda bağımsız sosyal bir dünya
vardır ve buna ait özellikler nesnel yöntemler kullanılarak
ölçülmelidir.
• Burada gerçeklik dışsal ve nesneldir. Bilgi, şayet bu dışsal
gerçekliğin gözlemlerine dayalıysa gerçek bilgidir.
• Pozitivist anlayışa göre bilimsel bilgi, nesnel
gerçekliğin insan zihni tarafından kavranmasıdır.
– Bir diğer deyişle bilimsel bilgi, bilen ile bilinen
arasında bir ayrıma dayanmakta ve nesnenin
özünün insan zihni tarafından edinimini ifade
etmektedir.
– Pozitivist anlayışa göre bilginin bilimselliğinin
temel ölçütü; bilgiyi dile getiren önermenin olgusal
olarak sınanabilirliğidir.
– Bilimsel olmayan olgu ya da önermeler olgusal
olmadıkları için sınanamazlar.
• Pozitivizme göre bilimselliğin temelinde gözlem
yatar.
– Gözlemi beş duyu organımızla yaparız.
• Pozitivizmin duyusal algılamayı kabul ederek
araştırmalar yapması, onun “burada ve şimdi” olan
konularla ilgilenmesi sonucunu doğurmuştur.
İnceleme konusu burada ve şimdi olan olaylar ve
olgulardır. Pozitivizme göre duyusal algılamaların
dışında bir gerçeklik yoktur.
• Pozitivizm; bilimde gözlem ve deneye dayalı bir
objektiflik ilkesini yerleştirmekle “ideolojiden
arındırılmış sosyal bilim” anlayışının temellerini
atmıştır.
• Pozitivizmin bir özelliği olarak deneycilik
– Tabula rasa
• En kısa anlatımıyla ampirizim (deneycilik); bilgi
kuramında tüm bilgi ve kanılarımızın
deneyimsel ve gözlemsel verilere dayandığı
görüşü.
– Buna göre herşey duyulardan, gözlemden ve
deneyden gelir.
– Zihinde bulunan tüm bilgiler deney kaynaklıdır.
İnsan zihninde deneyden gelmeyen hiçbir şey
yoktur. Bu minvalde olmak üzere gözlem ve deney
emin ve kesin ampirik bilginin tek kaynağıdır.
• Deneyciliğin temelinde rasyonalist bilim felsefesine bir tepkinin yattığını
görmekteyiz. Rasyonalistlerin insanın doğumundan itibaren bazı bilgilere sahip
olduğu iddiası deneyci filozofların karşı çıktıkları temel önermedir.
• Deneycilere göre insan, doğuşuyla birlikte herhangi bir bilgi getirmez. İnsanın
bilgisinin kaynağı içinde bulunduğu dünyadır, doğadır. İnsan doğa ile sınırlı
olduğuna göre; dünyadan bağımsız bir gerçekliğin var olması da sözkonusu
olamaz. O halde gerçek bilgi en yalın ifadeyle, doğada karşılığı olan bilgidir.
• İnsanın doğayı tanımlayabilmesi ve anlamlandırabilmesi duyu organlarıyla
olduğuna göre, duyumsal olarak algılanamayan, bilinemeyen bir takım
önermeleri, bilimsel anlamda bilgi olarak kabul etmek bilim dışı bir davranış
olacaktır.
• Deneyci anlayışta doğa, düzensiz ve başıboş hareket eden ve meydana gelen
olaylar arasında herhangi bir ilişkinin olmadığı bir gerçeklik değildir. Aksine doğa,
belirli düzenlikleri içinde barındıran ve kaosa sebebiyet vermeyen işleyişlerle
varlık bulmuş olan bir gerçekliktir. Bu minvalde olmak üzere gerçek bilgi de
doğada var olan bu ilişkiler örüntüsünün ortaya çıkarılmasından başka bir şey
olmayacaktır. Bu da ancak deney yolu ile mümkündür.
• Pozitivist felsefenin iki ayrı döneminden söz
etmek mümkündür. İlk dönem Saint Simon’la
ikincisi ise Viyana Çevresi düşünürleriyle
başlamıştır.
– Saint Simon’un kullandığı anlamıyla pozitivizm,
toplumsal yapıyı bilimsel çalışmalar vasıtasıyla ve
bilimsel yöntemler kullanarak yeniden düzenlemeyi
amaç edinen bir tutumun adıdır.
– Viyana çevresi (mantıksal pozitivizm): Burada yeniolguculuğun (mantıkçı pozitivizmin) iki temel
amacından söz edilebilir. İlki, bilimi metafizik ve teoloji
gibi etkinliklerden ayırmak, diğeri ise felsefeye
bilimsel bir kesinlik kazandırabilmek.
• Pozitivist bilim anlayışının temel varsayımları
– Bilimsel ilerleme birikimseldir.
– Bilimsel bilgi tek meşru bilgidir. Metafizik iddialar, değer
yargıları ve kanaatler meşru bilgi değildir.
– Görgül verilerin derlenmesi ve değerlendirilmesinde,
kuram oluşturulmasında normatif bakış açılarına, değer
yargılarına, kanaatlere ve kişisel bakış açılarına yer yoktur.
– Meşru bilgiye ancak mantık ve matematiği kullanarak, doğa
bilimlerinin yöntemleriyle ulaşılabilir. Kavramlar gerçeklerin
sayısal olarak ölçülmesine olanak tanıyacak şekilde işlevsel
hale getirilmelidir.
– Bilimin amacı neden-sonuç ilişkilerini açığa çıkarmak ve
düzenlilikleri açıklayan kanunlar ortaya koymaktır.
• Pozitivist bilim anlayışının temel amacı bilimi felsefi
spekülasyonlardan kurtarmaktır (bunu sağlayan
yöntem ise bilimsel deney ve net cevaplar bulma
arayışıdır).
• Bilimselliğin ölçütü doğrulanabilirliktir. Bu ilkeye göre
bir önermenin doğru olup olmadığı, o önermenin
ilişkin olduğu ve öngördüğü duyumların ortaya çıkıp
çıkmadığına bağlıdır.
Karl Popper: Yanlışlanabilirlik
• Popper’ı “yanlışlanabilirlik
ilkesi”ne ulaştıran veriler:
– Einstein'ın görelilik
kuramı
– Marx'ın tarih, Frued'un
psikanaliz ve Alfred
Adler'in `bireysel
psikoloji' kuramları
• 1919 yılındaki bir gelişme
Einstein’in kuramının test
edilme imkanını sağladı.
Karl Popper: Yanlışlanabilirlik (2)
• 1919 yılı, görelilik kuramı bakımından anlamlı bir yıldı.
• Bu kurama göre, güneşin yakınından geçen ışık ışınları;
güneşin yerçekimi alanının etkisine girerek eğilmeye uğrarlar.
• O yıl, bu kuramı sınamaya elveren bir güneş tutulması oldu.
– Uzaydaki bir yıldızın yerini önce gece, sonra gündüz saptama yoluyla,
yıldızın güneşe yakın olması halinde, gönderdiği ışınları güneş
tarafından eğilip eğilmediği araştırılabilecekti.
– Ölçümlerin verdiği sonuçlar söz konusu, ışınların eğildiğini
gösteriyordu.
• Popper'i büyük ölçüde etkileyen, kuramın ön-deyişinin doğru
çıkması değildi. Onu asıl ilgilendiren şuydu: Ön-deyinin doğru
çıkmaması halinde, genel görelilik kuramı derhal
reddedilecekti.
Karl Popper: Yanlışlanabilirlik (3)
• Popper bu tutumla, diğer üç kuramın savunucularının tutumlarını karşılaştırdı.
• Bunlar belirli bir olayın kuramlarına nasıl uygun düştüğünü her zaman kolaylıkla
açıklayabiliyorlardı; ama hangi koşulların gerçekleşmesi halinde kuramlarını
savunmaktan vazgeçeceklerini asla belirtmiyorlardı.
• Doğrulayıcıları çok olan fakat yanlışlayıcıları belirsiz olan bu kuramlar ona göre
bilimsel olmayan kuramlardı. Popper, hangi kuram olursa olsun belli koşullarda
deneysel destek bulmanın kolay olduğunu; bilimselliğin ampirik destek
sağlamada değil, kuramın hangi koşullar altında yanlış olduğunu belirlemeyi
esas aldı.
• Popper, hangi kurama 'olursa olsun ampirik destek bulmanın kolay olduğunu;
bilimselliğin ampirik destek sağlamada değil, kuramın hangi koşullar altında
yanlış olduğunu belirlemede yattığını düşünmeye başladı.
• Eğer bir kuram yanlışlanabilir ise, bilimseldir, dedi. Böylelikle Popper
“yanlışlanabilirlik ilkesini” getiriyordu.
• Popper’e göre, tümevarım ilkesinin geçersizliği nedeniyle, kuramlar hiçbir zaman
deneysel olarak doğrulanamaz. Ama yanlışlanabilir.
Analitik ve Sentetik Önermeler
Kaynak: Cevdet Coşkun, Atatürk Ünv.
• Analitik önerme: Yüklemi öznesi hakkında yeni bir
bilgi vermez. Genellikle totolojiktirler. Yanlışlanma
riski taşımazlar.
– Bütün babalar erkektir.
– Bütün keller saçsızdır.
– Bir telin uzunluğu onun yarısının iki katıdır.
• Sentetik önerme: Yüklemi özneye yeni bir bilgi
yükler. Yanlışlanma riski taşırlar.Bilimsel önermeler
sentetiktir.
– Bütün metaller ısıyı iletir.
– Dünya Güneşin etrafında döner.
Örnekler
• Dünya ya yuvarlaktır, ya da değildir.
– Bir bilgi vermez.
– Analitiktir.
– Yanlışlanma riski taşımaz.
•
•
•
•
•
•
A) Yağmur yağacak.
B) Bugün yağmur yağacak.
C) Bugün Türkiye’de yağmur yağacak.
D) Bugün Erzurum’da yağmur yağacak.
E) Bugün Erzurum şehir merkezinde yağmur yağacak.
F) Bugün Erzurum şehir merkezinde saat 12’ de yağmur
yağacak.
– Yanlışlanma riski artar.
– Bilgi verici içeriği artar
– Sentetiktir
Örnekler
• Bütün kuğular beyazdır
• Önümüzdeki perşembe günü şiddetli yağmur yağacak.
• Garajımdaki ejderha –yanlışlanamayan bir açıklama- (kaynak: Carl Sagan’a
atfen İTÜ Sözlük)
– -garajımda alev püskürten bir ejderha var.
-a, ne ilginç! hadi gidip görelim.
-göremeyiz, o görünmez bir ejderha.
-hmm, peki o zaman yere un serpelim ayak izlerini görürüz.
-bu ejderha uçuyor ama.
-kızıl ötesi kamera kuralım o zaman, yaydığı ısıyı kaydederiz.
-iyi olurdu ama bu ejderha ısı yaymıyor, soğuk alev püskürtüyor.
-havaya boya sıkalım madem, üstüne yapışır?
-ıh, bu ejderha maddî değil, üstünde boya durmaz.
Thomas Kuhn: Paradigma
• Bilim adamları topluluğunun bilimsel sorunlara nasıl
yaklaşacağını belirleyen, bilimsel araştırmanın yolunu
yordamını gösteren, içinde iş görenleriyle birlikte bütün bir
bilimin bakış açısını yönlendiren kalıplaşmış örnekçe dizisi
olduğunu ifade eder.
• Kuhn'a göre bilim iki şekilde yapılabilir. Ya bir paradigma veri
kabul edilir ve “normal bilim” ( “normal science” ) yapılır; ya
da paradigma değiştirilmeye çalışılır ve “devrimci bilim”
(revolutionary science) yapılır.
• Normal bilim, bilimsellikle ilgili görülen özelliklerin çoğunu
gösterirken; devrimci bilim felsefe olma eğilimindedir.
• Bir yaklaşım nasıl paradigma halini alır? Paradigma
öncesi dönemde birtakım okullar söz konusu bilim
dalına hakim olmak için rekabet ederler.
• Daha sonra kayda değer bir bilimsel çalışmanın
gerçekleşmesiyle okullardan biri öne geçer ve bu
okulun fikirleri paradigmayı oluşturur.
• Yaptıkları araştırma ortak bir paradigma üzerine
kurulu olan araştırmacılar aynı kurallara ve ölçülere
bağıdır.
• Bu bağlılık sonucunda ortaya çıkan görüş birliği belli
bir araştırma geleneğinin oluşması ve sürmesi için ön
şarttır.
• Normal bilim döneminde problemler nasıl çözülür?
Normal bilim dönemlerinde kuramlar değil, bilim
adamları sınanır.
• Bu dönemlerde bilim adamları bulmaca çözmeye
çalışan kimselere benzer.
• Bulmacanın; sorunu çözmek için gerekli olan, tüm
parçacıkları baştan verilmiştir.
• Bütün iş, parçacıkları doğru yerlerine oturtmaktan
ibarettir.
• Kuhn'a göre her zaman için bir paradigma vardır; ama
her zaman normal bilim yapılmaz.
• Paradigmalar arası geçiş (devrimci bilim): Bazen
paradigma değişir. Örneğin, Ptolemaios astronomisinin
yerini Kopernik astronomisi almış; Aristoteles dinamiği
yerini Newton dinamiğine, o da yerini görelilik
kuramına bırakmıştır.
• İki ayrı paradigmanın kavramlarının karşılaştırılamazlığı,
Kuhn'un paradigma değişmesinin bir dinden başka bir
dine geçişe benzediği görüşünü vurgular.
• Farklı paradigmaları savunanlar arasında, ancak kısmî
bir haberleşme (communication) olabilir.
• Birinin dilinin diğerinin dilinde karşılığı yoktur.
• Biri diğerini anladığını söylüyorsa, bu, onun diğerinin
dediklerini kendi diline çevirmesi ve dolayısıyla diğerini
(kısmen) yanılış anlaması demektir.
Tartışma
• Paradigma kavramı sosyal bilimlerde kullanılabilir mi?
• Sosyal bilimcilerin üzerinde anlaşabileceği tek bir paradigmayı tespit
etmek veya bulmak son derece zordur. Çünkü herhangi bir
araştırma ortamında mevcut bütün sosyolojik paradigmalar
kullanılabilir. Onların hiçbiri ne doğrudur ne yanlıştır;hatta ne daha
iyidir,ne daha kötüdür. Tek bir paradigma yerine iki veya daha fazla
paradigma kullanılması sosyal bilimler için daha uygundur. Her bir
paradigma kendi içinde entelektüel gelişimini sağlamalıdır. Ancak bu
sayede belli bir paradigmanın egemenlik kurmasının önüne
geçilebilir. Aynı gelişmeler gerçek teorik farklılaşmanın ve
çoğulculuğun garantisidir. Bu yolla epistemolojik ve teorik
emperyalizm ve baskı önlenmiş olur.
Paul Karl Feyerabend: Anarşist bilgi
kuramı
• Tek ve kesin olarak geçerli bir bilimsel
yöntemin olmayışı, herhangi bir teorinin ancak
kaba ve yaklaşık biçimde geçerli olabilmesi ve
nihayet herhangi bir alanda birden fazla
teoriye yer verilmesi Feyerabend ile “teorik
çoğulculuk” görüşünün gündeme gelmesine
yol açmıştır. Feyerabend, teorik çoğulculuğu
savunur.
• Yönteme hayır: Feyerabend “bilimsel yöntem” diye
bir şeyin bulunmadığını savunur: bilimsel pratiğin ona
göre yönetildiği ya da yönetilmesi gereken evrensel
olarak geçerli yöntem bilgisel bir ilke yoktur.
• Eğer illa ki böyle bir ilkenin bulunması gerektiğinde
ısrarlıysak, Feyerabend’e göre bu ilke, kendisinin de
inanmadığını ve usçuların içinde bulunduğu durumun
alaycı bir özeti olduğunu söylediği: “ne olsa uyar”
(anything goes) ilkesidir.
•
Kaynak: http://www.genbilim.com/content/view/1683/86
Okuma listesi
• Kaynaklar ve okuma önerileri
• http://www.kalem.biz/yazi.asp?islem=yazidetay&id=1092&db=20&konusu=P
OZ%DDT%DDV%DDZM%20NED%DDR%20NE%20DE%D0%DDLD%DDR
– Ayşe Hür: Türk Kanı Taşımayanlar, Taraf Gazetesi
– Komplo teorisi
– Genetiğin kullanımı ve suistimali
– Psikanaliz ve Astroloji bilim midir?
– Immanuel Kant: Aydınlanma Nedir?
– Paul Feyerabend: Özgür Bir Toplumda Bilim, Ayrıntı Yayınları
– Paul Feyerabend: Yönteme Hayır, Ayrıntı Yayınları
– Thomas Kuhn: Bilimsel Devrimlerin Yapısı
– A. Chalmers: Bilim Dedikleri, Vadi Yayınları
– Karl Popper: Bilimsel Araştırmanın Mantığı, YKY
– Daniel Klein, Thomas Cathert: Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle
Bara Girer, Aylak Kitap
Download

Araştırma Yöntemleri